Y ile biten FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 3.037 başlık/FaRk ile birlikte,
3.037 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(4/14)
- DALÂL[Ar.] ile GAYY[Ar.]
- DALDIRMA ile DALDIRMA ÇAY
- DALE/DISABILITY ADJUSTED LIFE EXPECTANCY[İng.] değil/yerine/= YETİ YİTIMINE AYARLANMIŞ YAŞAM BEKLENTISİ
- WAVE INTENSITY[İng.] / INTENSITÉ DE L'ONDE[Fr.] / WELLENINTENSITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= DALGA ŞİDDETİ
- FLUCTUATION THEORY[İng.] / THÉORIE DES FLUCTUATIONS[Fr.] / FLUKTUATIONSTHEORIE[Alm.] ile/değil/yerine/= DALGALANMA KURAMI
- DANGEROUS vs. RISKY
- DANIŞTAY ile/||/<>/< DÎVÂN-I HÜMÂYÛN
( Yönetim davâlarına bakmak, bakanlar kurulunca gönderilen yasa ve tüzük tasarıları ile imtiyaz sözleşmeleri üzerinde düşüncelerini bildirmek gibi görevleri olan, üyeleri Anayasa Mahkemesi'nce seçilen bağımsız anayasa kuruluşu. İLE/||/<>/< Eskiden İslâm devletlerinde, devlet işlerinin görüşülüp karara bağlandığı kurul.[Başlangıçta bir devlet dairesi olan dîvân, İran devlet geleneğinin de etkisiyle sonradan kurul biçimine dönüşmüştür] )
- NOMBRE DE DARCY[Fr.] ile/değil/yerine/= DARCY SAYISI
- DARCY'S LAW[İng.] / LOI DE DARCY[Fr.] ile/değil/yerine/= DARCY YASASI
- DARK MATTER ile/||/<> DARK ENERGY
( Dark matter görülmeyen kütle etkisi yaparken İLE dark energy evrenin hızlanan genişlemesine neden olur )
( Formül: Λ-CDM model )
- DARCY[İng.] / DARC[Fr.] / DARCY[Alm.] ile/değil/yerine/= DARSİ
- DATA INTEGRITY[İng.] değil/yerine/= VERİ BÜTÜNLÜĞÜ
- DAY :/yerine GÜN
- DE BROGLIE THEORY[İng.] / THÉORIE DE DE BROGLIE[Fr.] / DE-BROGLIE-THEORIE[Alm.] ile/değil/yerine/= DE BROGLİE KURAMI
- DE RHAM COHOMOLOGY ile/||/<> ČECH COHOMOLOGY
( de Rham diferansiyel form, Čech örtü intersection. )
( Formül: Differential forms İLE cover intersections )
- DE SAUTY'S BRIDGE[İng.] / PONT DE DE SAUTY[Fr.] ile/değil/yerine/= DE SAUTY KÖPRÜSÜ
- DEBDEBELİ/HAŞMETLİ/İHTİŞAMLI/MUHTEŞEM/ŞAŞAALI/ŞATAFATLI/HACCAL/TANTANALI/LÜKS değil/yerine/= GÖRKLÜ/GÖRKEMLİ/GÖSTERİŞLİ/IŞIGÖRKLÜ/İRİGÖRKLÜ
- [not] DEBT vs. LOYALTY
- DEBYE-JAUNCEY SCATTERING[İng.] / DIFFUSION DE DEBYE-JAUNCEY[Fr.] / DEBYE-JAUNCEYSCHES ZERTSTREUEN[Alm.] ile/değil/yerine/= DEBYE-JAUNCEY SAÇILMASI
- DEBYE FREQUENCY[İng.] ile/değil/yerine/= DEBYE SIKLIĞI
- DECISIVENESS vs. OBSTINACY
- DETECTOR EFFICIENCY[İng.] / RENDEMENT DU DÉTECTEUR[Fr.] / DETEKTOR-LEISTUNGSFÄHIGKEIT, DETEKTORWIRKUNGSGRAD[Alm.] ile/değil/yerine/= DEDEKTÖR VERİMİ
- DEEP ECOLOGY değil/yerine/= DERİN ÇEVREBİLİM
- DEEPLY :/yerine DERİNDEN
- DEFINITELY :/yerine KESİNLİKLE
- DEFORMİTE/DEFORMITY[İng.] değil/yerine/= BİÇİM BOZUKLUĞU
- DEFORMITY[İng.] değil/yerine/= DEFORMİTE
( Şekil bozukluğu.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- VALANCE BOND THEORY[İng.] ile/değil/yerine/= DEĞERLİK BAĞI KURAMI
- VALENCE SHELL ELECTRON PAIR REPULSION (VSEPR) THEORY[İng.] ile/değil/yerine/= DEĞERLİK KABUĞU ELEKTRON ÇİFTİ İTMESİ (VSEPR) KURAMI
- KIYMETLİ[Osm.] / VALENCE, VALENCY[İng.] / VALENCE[Fr.] / WERTIGKEIT[Alm.] / VALENZ[Alm.] ile/değil/yerine/= DEĞERLİK, VALANS
- KIYMETLİ[Osm.] / VALENT, VALENCY[İng.] / WERTIG, WERTIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= DEĞERLİKLİ, DEĞERLİK
- DEĞİŞMEYEN TEK ŞEY -ile
( DEĞİŞİM )
- DEITY -ile
( Meleksi varlık. )
- DEKAN değil/yerine/= YETİLBEY
( Mâlî Papaz. DEĞİL/YERİNE ... )
- DELAY :/yerine GECİKME
- DELIVERY :/yerine TESLİMAT
- DEMİRCİKÖY :
( İlçenin deniz sahili olan köylerindendir. Kilyos, Rumelifeneri, Uskumruköy ve Zekeriyaköy'den sınır alır. Son on beş yıldan beri arazilerin imara açılması nedeni ile köy olmaktan çıkmıştır. Pek çok site, Demirciköy'ü köy havasından uzaklaştırmış, sayfiye yeri haline getirmiştir. 1992 nüfus sayımına göre köy nüfusu 547 dir. )
- DEMOCRACY :/yerine DEMOKRASİ
- DEMOGRAFİ/K / DEMOGRAPHY/DEMOGRAPHIC[İng.] değil/yerine/= ÇOĞA BİLİMİ
- DENDRİTİK DİKEN[İng. DENDRITIC SPINE] ile/||/<> DENDROKRONOLOJİ[İng. DENDROCHRONOLOGY]
( Dendritlerin üzerinde bulunan küçük çıkıntılardır. Bu dikenler, sinaptik bağlantılar aracılığıyla diğer sinir gözelerinden gelen uyarıları yakalar. Dendritik dikenlerin varlığı, nöronların diğer sinir gözeleriyle etkileşim kurabilme ve sinirsel bilginin iletilmesi için önemli bir mekanizmadır. @@ Dendrokronoloji, odunsu ağaçlarda ve çalılarda ağaç halkalarının tarihlendirilmesi ve incelenmesiyle ilgilenen bilim dalıdır. Büyüme halkaları, kabuğa yakın bir göze tabakası olan vasküler kambiyumun her yıl gerçekleştirdiği sekonder büyüme sonucu oluşur.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- DENEY ile/ve/değil DENEME
( [not] EXPERIMENT vs./and/||/<>/but/< TRIAL
TRIAL instead of EXPERIMENT )
- DENEY ile/ve/||/<>/> DENETIMLİ DENEY
- DENEY ile/ve DENEYİM
( Dışta. İLE/VE İçte. )
( En önemli sözcüklerden biri, "Denemek"tir. )
( Yoğun bir deneyim yaşayan kişi, güven ve cesâret yayar. )
( Geçmiş deneyimlere göre davranmayalım, yeniden ve tekrar tekrar deneyelim. )
( Doğrudan deneyim, en son kanıttır. )
( Deneyim eşsizdir/benzersizdir, kuşku götürmez ve yanlış anlaşılmaz. )
( Sürekli olan deneyimlenemez, çünkü onun sınırları yoktur. )
( Tüm deneyim, zihindedir. )
( Denemezsek, saplanıp kalırız. )
( Deneyelim! Her seferinde, bir adım daha kolaydır. )
( Deneyin ve yine deneyin! )
( Tekrar deneyin! Denemeye devam edersek, bir şey olabilir. )
( Başarıncaya kadar, denemeye devam edelim! )
( Laboratuvarda. İLE/VE Kişi(ler)de/ki. )
( Outside. VS./AND Inside.
Experiment anew, don't go by past experience.
Direct experience is the final proof.
The experience is unique and unmistakable.
The continuous cannot be experienced, for it has no borders.
All experience is in the mind.
If you don't try, you are stuck.
Try. One step at a time is easy.
Try and try again.
Try again. If you keep on trying, something may happen.
You just keep on trying until you succeed. )
( Nesnel. İLE/VE Öznel. )
( EXPERIMENT vs./and EXPERIENCE )
- DENEY ile/ve DÜZENEK
( vs./and/||/<> APPARATUS )
- EXPERIMENT[İng.] / EXPÉRIMENTONS[Fr.] / EXOTHERMISCHE REAKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= DENEY
- DENEY ile/ve/değil/yerine/||/<>/< GİRİŞİM
( vs./and/||/<>/but/< INTERFERENCE
INTERFERENCE instead of EXPERIMENT )
- DENEY ile/ve GÖZLEM
( EXPERIMENT vs. OBSERVATION )
- DENEY ile/ve/<> SORU
( EXPERIMENT vs./and/<> QUESTION )
- DENEY = TECRÜBE = EXPERIENCE, EXPERIMENT[İng.] = EXPÉRIENCE[Fr.] = ERFAHRUNG[Alm.] = EXPERIENTIA[Lat.] = EMPEIRIA[Yun.] = EXPERIENCIA[İsp.]
- DENEY ile TEST
( Bilimsel bir gerçeği göstermek, bir yasayı doğrulamak, bir varsayımı kanıtlamak amacıyla yapılan işlem. İLE Birinin, bir topluluğun doğal ya da sonradan kazanılmış yeteneklerini, bilgi ve becerilerini ölçmeye ve anlamaya yarayan sınama. | Doğru yanıtın, seçenekler arasından bulunmasına dayanan bir sınav türü. | Biyolojik bir işlevi ya da değişmez bir niteliği incelenen bireyin tepkisini, örnek olarak alınan normal bireyinkiyle karşılaştırarak ölçmeye ve değerlendirmeye yarayan yoklama. | Bir hastalığın varoluşunu ve niteliğini anlamak için yapılan laboratuvar araştırması. )
( EXPERIMENT vs. TEST )
- DENEY ile/ve/||/<>/> YASA
( EXPERIMENT and LAW )
- DENEYİM ile DENEYİMLİ ile TECRÜBE ile DENEYİMLER ile DENEYSEL ile DENEY ile DENEYSEL ile DENEYSEL PSİKOLOJİ ile DENEME
( EXPERIENCE vs. EXPERIENCED vs. EXPERIENCEDNESS vs. EXPERIENCES vs. EXPERIENTIAL vs. EXPERIMENT vs. EXPERIMENTAL vs. EXPERIMENTAL PSYCHOLOGY vs. EXPERIMENTATION )
( تجربه ile آزمودگي ile تجربه کردن ile ورزيدگي ile خبرگي ile با تجربه ile پخته ile باران ديده ile سابقه دار ile دنيا ديده ile مجرب ile کارديده ile کارکشته ile کارکرده ile آزموده ile ورزيده ile کار آزموده ile پختگي ile تجارب ile تجربي ile آزمودن ile آزمايشي ile روان شناسي تجربي ile آزمايه ile آزمايش )
( TAJROBEH ile آزمودگي ile TAJROBEH KARDAN ile ورزيدگي ile KHBARGY ile BA TAJROBEH ile POKHTEH ile BARAN DYDAH ile SABAGHEH DAR ile DANYA DYDAH ile MOJROB ile KARDYDAH ile KARKESHTEH ile KARKARDEH ile AZMODEH ile VARZYDAH ile KAR AZMODEH ile POKHTGY ile TAJARB ile TAJROBY ile AZMODAN ile AZMAYSHY ile RAVAN SHENASY TAJROBY ile AZMAYYEH ile AZMAYSH )
- EQUILIBRIUM MOLARITY[İng.] / GLEICHGEWICHTS[Alm.] ile/değil/yerine/= DENGE MOLARİTESİ
- DENİZ OTOBÜSLERİNDE:
AUTHORISED PERSONNEL ONLY yerine ANCAK YETKİLİ KİŞİ GİREBİLİR
- DENSE vs. BUSY
- DENSE vs. "HEAVY"
- DENY :/yerine İNKAR ETMEK
- DEONTOLOJİ/DEONTOLOGY[İng.] değil/yerine/= DAVRANIŞ KURALLARI BİLİMİ MESLEK AHLÂKI BİLİMİ, DAVRANIŞ KURALLARI BİLİMİ
- DEONTOLOJİ(ÖDEV BİLİMİ) = İLM-İ VEZAİF = DEONTOLOGY[İng.] = DÉONTOLOGIE[Fr.] = DEONTOLOGIE[Alm.]
- DEPRESYON[İng. DEPRESSION] ile/||/<> LOBOTOMİ[İng. LOBOTOMY] ile/||/<> MÜZİK TERAPİSİ[İng. MUSIC THERAPY] ile/||/<> PSİKOTERAPİ[İng. PSYCHOTHERAPY] ile/||/<> SEROTONİN
( Devamlı olarak üzüntü ve ilgi kaybına neden olan psikolojik rahatsızlık. Depresyon; kişinin hislerini, duygularını ve fiziksel davranışlarını etkileyebilir. Kişi günlük aktivitelerini gerçekleştirmekte zorlanabilir ve intihara yatkın olabilir. Depresyon; alanında uzman bir hekimin yönlendirmesi ile psikoterapi ve/veya ilaç tedavisi ile tedavi edilebilir. @@ Bir hastanın beyin lobunun bir ya da birkaç bölümünün kesilmesi yoluyla yapılan psikocerrahi yöntem. Eski dönemlerde şizofreni, bipolar bozukluk ya da depresyon hastalarının semptomlarını azaltmayı amaçlayan oldukça radikal bir tedavi yöntemidir. @@ Kalp rahatsızlıkları, depresyon, otizm, madde bağımlılığı ve Alzheimer hastalığı gibi çeşitli rahatsızlıklara yardımcı olan kanıta dayalı bir tedavi yöntemidir. Hafızaya yardımcı olabilir, kan basıncını düşürebilir, başa çıkmayı iyileştirebilir, stresi azaltabilir ve benlik saygısını artırabilir. @@ Bir ruh sağlığı uzmanıyla konuşarak sağlıksız duygu, düşünce ve davranışları belirlemeyi ve değiştirmeyi amaçlayan tedavi yöntemidir. Psikoterapi, stres ve ilişki sorunlarından zihinsel sağlık koşullarına kadar birçok farklı konuda yardımcı olabilir. @@ İnsanlarda bağırsaklarda ve beyinde üretilen bir nörotransmitter. Kimyasal formülü 5-hydroxytryptamine (5-HT) olan serotonin, sinir gözeleri arasında sinyaller gönderir ve hormon görevi görür. Serotonin azlığı anksiyete ve depresyon gibi birçok sorun ile ilişkilendirilmiştir. Vücutta çok fazla serotonin bulunması durumunda "serotonin sendromu" adı verilen tehlikeli bir durum oluşabilir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- DEPUTY :/yerine VEKİL
- DERÂ[Fars.] ile -DERÂ/DERÂY[Fars.]
( Çan, çıngırak. İLE "Durmadan söylenen" anlamına sıfat yapar.[HERZE-DERÂY/YÂVE-DERÂY: Saçma sapan şeyler söyleyen.] )
- DERE ile ÇAY ile IRMAK
( BROOK vs ... vs. RIVER )
- KESÂFET[Osm.] / DENSITY[İng.] / CONCENTRATION, DENSITÉ[Fr.] / KONZENTRATION[Alm.] ile/değil/yerine/= DERİŞİM, YOĞUNLUK, KONSANTRASYON
- DERİVED ALGEBRAİC GEOMETRY ile/||/<> CLASSICAL ALGEBRAİC GEOMETRY
( Derived algebraic geometry homotopical bilgi içeren şemalarken İLE classical algebraic geometry standart komütatif cebirsel geometridir )
( Formül: Simplicial commutative rings )
- DERİVED CATEGORY ile/||/<> TRİANGULATED CATEGORY
( Derived category kompleks kohomoloji kategorisiyken İLE triangulated category axiomatik üçgen yapı taşır )
( Formül: Exact triangle )
- DESCRİPTİVE SET THEORY ile/||/<> CLASSICAL SET THEORY
( Descriptive set theory Borel ve analytic kümeleri incelerken İLE classical set theory genel küme aksiyomlarını inceler )
( Formül: Projective hierarchy )
- HOLE MOBILITY[İng.] / MOBILITÉ DES TROUS[Fr.] / LÖCHERBEWEGLICHKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= DEŞİK DEVİNİRLİĞİ/HAREKETLİLİĞİ
- DESTAN:
YAPAY ile DOĞAL
- DESTROY :/yerine YOK ETMEK
- DETAIL vs. DELICACY
- DETAIL :/yerine DETAY
- DETAY[İng./Fr. < DETAIL]/TEFERRUAT[Ar.] değil/yerine/= AYRINTI/LAR
- DETAY ile AYRINTILI ile DETAYLI HESAP ile DETAYLAR
( DETAIL vs. DETAILED vs. DETAILED ACCOUNT vs. DETAILS )
( بتفصيل شرح دادن ile تفصيل ile بتفصيل بيان کردن ile مشروح ile با آب و تاب ile تفصيلي ile مفصل ile شرح مبسوط ile جزييات ile جزئيات ile شروح ile جزعيات )
( BATAFSYLE SHARH DADAN ile تفصيل ile BATAFSYLE BEYAN KARDAN ile MOSHRUH ile BA AB VE TAB ile تفصيلي ile MAFASL ile SHARH MOBASOOT ile JAZYYAT ile JOZIYAT ile SHRUH ile جزعيات )
- DETAYLANDIRMAK ile DETAY ile DETAYLI/LIK ile DETAYSIZ/LIK ile DETAYSIZCA
- DETOKSİFİKASYON[İng. DETOXIFICATION] ile/||/<> DETOKSİFİYE[İng. DETOXIFY]
( Zehirli kimyasalların etkisini azaltma ya da yok etme sürecidir. Alternatif tıp yöntemi olarak kullanıldığı gibi, aynı zamanda göze içinde gerçekleştirilebilen de bir yöntemdir. @@ Zehirli etkisi giderilmiş yapılar için kullanılır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- DEVA ile/||/<> DEİTY ile/||/<> ASURA ile/||/<> PRETA
( Doğaüstü güçleri olan varlık. Göksel varlık. @@ Meleksi varlık. @@ Titan'a ya da düşmüş bir meleğe benzeyen bir varlık. @@ Kötü karması tarafından üzücü varoluş durumuna sokulmuş aç hayalet. )
- DEVAM değil/yerine/= SÜREY
- DEVARDA'S ALLOY[İng.] / DEVARDA LEGIERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DEVARDA ALAŞIMI
- DYNAMIC FLUIDITY[İng.] / FLUIDITÉ DYNAMIQUE[Fr.] / DYNAMISCHE FLIESSFÄHIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= DEVİNBİLİM/DİNAMİK AKIŞKANLIK
- DYNAMIC SYMMETRY[İng.] / SYMÉTRIE DYNAMIQUE[Fr.] / DYNAMISCHES SYMMETRIE[Alm.] ile/değil/yerine/= DEVİNGEN/DİNAMİK BAKIŞIM/SİMETRİ
- DYNAMIC SIMILARITY[İng.] / SIMILARITÉ DYNAMIQUE[Fr.] / DYNAMISCHE ÄHNLICHKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= DEVİNGEN/DİNAMİK BENZERLİK
- DYNAMIC ANALOGY[İng.] / ANALOGIQUE DYNAMIQUE[Fr.] / DYNAMISCHES ANALOGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= DEVİNGEN/DİNAMİK BENZETME/BENZEŞİMİ
- DYNAMIC SENSITIVITY[İng.] / SENSIBILITÉ DYNAMIQUE[Fr.] / DYNAMISCHE EMPFINDLICHKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= DEVİNGEN/DİNAMİK DUYARLILIK
- KUDRET-İ HAREKÂT[Osm.] / KINETIC ENERGY[İng.] / ÉNERGIE CINÉTIQUE[Fr.] / KINETISCHE ENERGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= DEVİNİM ENERJİSİ/KİNETİK ENERJİ
- KINETIC THEORY[İng.] ile/değil/yerine/= DEVİNİM KURAMI
- KINEMATIC VISCOSITY[İng.] ile/değil/yerine/= DEVİNİMSEL AĞDALILIK
- KINEMATIC FLUIDITY[İng.] ile/değil/yerine/= DEVİNİMSEL AKIŞKANLIK
- DF/DOCUMENT FREQUENCY[İng.] değil/yerine/= BELGE SIKLIĞI
- DG/DIRECT RADIOGRAPHY[İng.] değil/yerine/= DİREKT GRAFİ, DOĞRUDAN X-IŞINLI GÖRÜNTÜLEME
- DICHOTOMY[İng.] değil/yerine/= DİKOTOMİ
( Genellikle birbiriyle çelişkili kısımlar, kategoriler ya da fikirlere olmak üzere, ikiye bölünme demektir.
Bir değişkenin ancak birbirinin zıddı iki değer alabilmesidir.
Cinsiyetin kadın ya da erkek olmak üzere iki kategoriye ayrılabilmesi.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- DICTIONARY vs./and ENCYCLOPEDIC DICTIONARY
- DIFFERENTIAL PULSE POLAROGRAPHY[İng.] ile/değil/yerine/= DİFERANSİYEL PULS POLAROGRAFİSİ
- DIFFERENCE vs. PECULIARITY
- DIFFERENT/DIFFERENCY vs. DIFFERENCE/Y OF QUALITY
- DIFFERENTIAL GALOİS THEORY ile/||/<> CLASSICAL GALOIS THEORY
( Differential Galois theory diferansiyel denklem çözümlerinin Galois kuramıyken İLE classical Galois theory polinom denklem çözümlerinin kuramıdir )
( Formül: Picard-Vessiot extension )
- DIFFERENTLY :/yerine FARKLI ŞEKİLDE
- DIFFICULT vs. "HEAVY"
- DIFFICULTY :/yerine ZORLUK
- DIFFUSION VELOCITY[İng.] / VITESSE DE DIFFUSION[Fr.] ile/değil/yerine/= DİFÜZYON HIZI
- DİGİTAL BİOLOGY ile/||/<> ANALOG BİOLOGY
( Digital biology dijital teknoloji entegrasyonu ile biyoloji yaparken İLE analog biology geleneksel non-digital yöntemler kullanır )
( Formül: Digital biomarkers )
- DIGITAL DIARY ile DATABANK
- DİKEY ile DÜŞEY
( PERPENDICULAR vs. VERTICAL )
- ORTHOGONAL[Fr.] ile/değil/yerine/= DİKEY
- DİKEY ile YATAY
( AMUDİ ile UFKIY )
( VIRITICAL vs. HORIZONTAL )
- DİKKAT ile CAUTİONARY ile DİKKATLİ ile DİKKATLE
( CAUTION vs. CAUTIONARY vs. CAUTIOUS vs. CAUTIOUSLY )
( زنهار ile احتياط ile مبالات ile تحذير ile عبرتآور ile اخطارآميز ile محتاط ile محترز ile از روياحتياط )
( ZANEHAR ile EHTYAT ile MOBALAT ile تحذير ile EBRATAVAR ile اخطارآميز ile MOHTAT ile محترز ile AZ ROYEHTYAT )
- DİKOTOMİ/[İng. DICHOTOMY] değil/yerine/= İKİLİK | İKİLEM/Lİ / İKİLEMSEL
- DIKW/DATA-INFORMATION-KNOWLEGDE-WISDOM HIERARCHY[İng.] değil/yerine/= VERİ-BİLİ-BİLGİ-BİLGELİK SIRADÜZENİ
- DİLATÖR/DİLATORY[İng.] değil/yerine/= GENİŞLETEN
- DILTHEY
- DILTHEY ve/<> GADAMER
- DIRAC THEORY[İng.] / THÉORIE DE DIRAC[Fr.] / DIRAC-THEORIE[Alm.] ile/değil/yerine/= DİRAC KURAMI
- DIRECTLY :/yerine DOĞRUDAN
- DİREMEK ile DİRENMEK ile DİRETMEK ile DİREŞMEK ile DİRENİLMEK ile DİRENLEMEK ile DİRENEBİLMEK ile DİRETEBİLMEK ile DİREK/LİK ile DİREN ile DİREY ile DİREKLİ ile DİREKÇİ/LİK ile DİREKSİZ
- DİREY ile/ve BİREY
- DİRİMBİLİM/DİRİLBİLİM = BIOLOGY[İng.] = BIOLOGIE[Fr.] = BIOLOGIE[Alm.] = BIOLOGIA[İt.] = BIOLOGÍA[İsp.]
- DIRTY :/yerine KİRLİ
- DİSABİLİTE/DISABILITY[İng.] değil/yerine/= ENGELLİLİK | YETİ YİTIMİ
- DISABILITY :/yerine ENGELLİLİK
- DIŞBÜKEY ile DIŞBÜKEYLİK
( CONVEX vs. CONVEXITY )
( محذب ile گردهماهي ile خرپشت ile محدب ile تحدب ile کوژي ile حدبه )
( محذب ile GARDEHAMAHY ile KHARPASHT ile MAHDAB ile TAHDAB ile KOZHY ile حدبه )
- DISCOVERY :/yerine KEŞİF
- DISPLAY :/yerine GÖSTERMEK, EKRAN
- DISPOSABLE SOMA THEORY[İng.] değil/yerine/= TEK KULLANIMLIK SOMA TEORİSİ
( 1977'de, Thomas Kirkwood adlı bir istatistikçi tarafından ortaya atılan, organizmaların yalnızca üreme faaliyetleri ile organizmanın üreme-olmayan yönlerinin korunması (soma) arasında bölünmesi gereken sınırlı miktarda enerjiye sahip olduğunu açıkladığı teorisi. Bu teori, bir organizmanın üreme yeteneğini kazandığı yaştan sonraki ek ömrün evrimsel değerinin düştüğü fikrine dayanır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- DİSRAFİ/DISRAPHY[İng.] değil/yerine/= BİTİŞİM BOZUKLUĞU
- DISTRESS/BOREDOM vs./and REMEDY
- DİSTROFİ/DYSTROPHY[İng.] değil/yerine/= YOZLAŞIM, YOZLAŞMA
- DİVÂN-I MUHASEBAT[Ar.] değil/yerine/= SAYIŞTAY
- DIVERSITY :/yerine ÇEŞİTLİLİK
- DIAMAGNETIC SUSCEPTIBILITY[İng.] / SUSCEPTIBILITÉ DIAMAGNÉTIQUE[Fr.] / DIAMAGNETISCHE ANFÄLLIGKEIT/SUSZEPTIBILITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= DİYAMANYETİK ALINGANLIK
- DIAMAGNETIC FARADAY EFFECT[İng.] / EFFET DIAMAGNÉTIQUE DE FARADAY[Fr.] ile/değil/yerine/= DİYAMANYETİK FARADAY ETKİSİ
- DİYATERMİ/DİATHERMY[İng.] değil/yerine/= ISI UYGULAMASI
- DIATHERMY[İng.] / DIATHERMIE[Fr.] ile/değil/yerine/= DİYATERMİ
- DIODE THEORY[İng.] / THÉORIE DE LA DIODE[Fr.] / DIODENTHEORIE[Alm.] ile/değil/yerine/= DİYOT KURAMI
- DLT/DISTRİBUTED LEDGER TECHNOLOGY[İng.] değil/yerine/= DAĞITIK DEFTER TEKNOLOJİSİ
- DNA İLE FİNGERPRİNT İLE TOXICOLOGY ile/||/<> ADLİ BİLİMLER
( Suç araştırmalarında bilimsel yöntemler. )
( Formül: CODIS: 20 STR locus )
- NATURAL ANTENNA FREQUENCY[İng.] ile/değil/yerine/= DOĞAL ANTEN SIKLIĞI
- NATURAL FREQUENCY[İng.] ile/değil/yerine/= DOĞAL SIKLIK
- DOĞRU ile AÇIORTAY
( ... İLE Bir açısal bölgeyi, ölçüleri birbirine eşit olan iki açısal bölgeye ayıran doğru. )
- DOĞRULAMAK = VERIFY[İng.] = VÉRIFIER[Fr.] = VERIFIZIEREN[Alm.]
- DOĞRULUK[İng. TRUTH] ile/||/<> EĞİM[İng. SLOPE] ile/||/<> EPİSTEMİK GEREKÇELENDİRME[İng. EPISTEMIC JUSTIFICATION] ile/||/<> EPİSTEMİK SORUMLULUK[İng. EPISTEMIC RESPONSIBILITY] ile/||/<> EPİSTEMOLOJİK BAŞARI[İng. EPISTEMOLOGICAL SUCCESS] ile/||/<> NORMATİF EPİSTEMOLOJİ[İng. NORMATIVE EPISTEMOLOGY]
( Doğruluk, gerekçelendirme ve inanç/kabul ile beraber bilginin doğasında yer aldığı düşünülen bir unsurdur. Doğru olmayan bir şey bilinebilir mi? Çoğu epistemolog bu soruya vereceğimiz hayır cevabının, doğruluk unsurunun epistemik önemine işaret edeceğini düşünmektedir. Doğruluk unsuru metafizik ve mantık ile ilişkili olup bilme sürecinin nesnel içeriğine denk düşmektedir. Aristoteles’in Metafizik (1011b25) kitabında şöyle söyler; “Var olanın ve meydana gelenin var olması ile var olmayanın ve meydana gelmeyen şeyin olmaması.” Bu haliyle doğruluk insan zihni dışındaki gerçekliğe işaret eder. @@ Matematikte bir doğru için dikey yönde değişimin yatay yönde değişime oranıdır. @@ Epistemik gerekçelendirme, doğru inancın bilgi haline gelme sürecinde, doğruluk ve inanç koşulları arasında rasyonel bir bağlantı kurmayı ifade etmektedir. Bu durumda gerekçelendirme ile epistemik gerekçelendirme kavramları arasındaki belirleyici unsur rasyonellik olmaktadır. Başka bir ifade ile gerekçelendirme, bir inancı biliyor olduğumuzu gösteren dayanakları ortaya koymak anlamına gelirken epistemik gerekçelendirme, söz konusu dayanakları ortaya koyarken öznenin, bilinçli bir biçimde hareket ettiğini ifade etmektedir. Bunun yanında gerekçelendirme kavramı, yalnızca epistemoloji içinde değil, ahlak felsefesi gibi alanlarda da kullanılan bir kavram olduğu için epistemik gerekçelendirme ile epistemik olmayan gerekçelendirme arasında ayrım yapılmaktadır. Epistemik gerekçelendirmedeki rasyonellik, bilginin şans eseri bir biçimde oluşmadığını, aksine belirli bilişsel koşullar, yani bilişsel başarı nedeniyle meydana geldiğini göstermektedir. Bilişsel başarı faktörü, bilen öznenin, biliyor olduğunu bilmesini, bunu farkında olmasını ve açıklamasını ifade etmektedir. Böylelikle inançla doğruluk arasındaki ilişki şans eseri değil, rasyonel ve bilinçli biçimde kurulmuş olmaktadır. Daha açık bir ifadeyle bir inancın bilen özne tarafından bilindiğinin iddia edilmesi için, bilen öznenin, söz konusu inancı nasıl bildiğini açıklaması gerekmektedir ki bu da epistemik gerekçelendirme koşulundaki bilişsel başarı faktörüne dayanarak yapılmaktadır. Dolayısıyla epistemik gerekçelendirme, bilişsel başarıyı gözeten ve şans faktörünü dışarıda tutan temel unsur konumundadır. @@ Epistemik sorumluluk, daha çok epistemik deontoloji gibi yaklaşımların savunduğu içselci düşünürler tarafından öne çıkarılmıştır. Bu yaklaşımlara göre gerekçelendirme, inancımızın doğruluğuna yönelik sağlam kanıtlar ortaya koyarak bu kanıtlara göre davranmayı gerektirmektedir. Bu bakımdan doğruluk kavramı ön plana çıkmaktadır. Bilen özne, doğruluğuna inandığı kanıtları kabul eder ve bu kanıtların gerektirdiği biçimde hareket ederek epistemik sorumluluğunu gerçekleştirmiş olur. Örneğin içselci bir düşünür olarak BonJour, sağlam kanıtlara dayanmaksızın inanılan bir inancın, epistemik açıdan sorumsuz bir tutum olduğunu belirtir. Epistemik sorumluluk düşüncesi, yalnızca inancın kanıtlarının doğruluğuna inanmayı değil, aynı zamanda doğru inançlara erişirken yapılması gerekenleri de ifade etmektedir. Dolayısıyla epistemik gerekçelendirmenin getirisi olarak epistemik sorumluluk, normatif bir yapıya sahiptir. Bu bağlamda epistemik sorumluluğa yönelik yapılması gerekenler, inançların doğruluğuna dair her kanıtın es geçilmeden değerlendirilmesi, güvenilir kanıtların kabul edilmesi ve buna göre davranılmasıdır. Bu düşünceyi savunanlara göre bilen öznenin bir inancı gerekçelendirmesi demek, o öznenin kendi inançlarından sorumlu olması anlamına gelmektedir. O halde epistemik sorumluluk, öznenin içsel süreçlerine ulaşabilmesini gerektirmektedir. Böylelikle özne, bilgi oluşturma sürecinde etkin bir rol oynamış olmaktadır. @@ Bilişsel başarı kavramı, Gettier problemi ile birlikte çağdaş epistemolojiye kazandırılmış olan yeni kavramlardan biridir. Bu kavram, bilen öznenin, bilgiyi meydana getiren unsurları farkında olmasını ve bilginin oluşma sürecindeki bilinçli rolünü ifade etmektedir. Başka bir deyişle bilişsel başarı, bilme araçları aracılığıyla meydana gelen doğru inançların, bilgiye dönüşmesinde zihnin aldığı rolü ortaya koymaktadır. Bu bağlamda bilişsel başarı, epistemik gerekçelendirme kavramıyla doğrudan ilişkilidir. Epistemik gerekçelendirme, bir inancın şans eseri doğru olmasını engelleyen koşuldur. Yani bilginin meydana gelmesi için, şans faktörünün dışarıda bırakılması gerekmektedir. Bu da inanç ile doğruluk arasında kurulan rasyonel bir bağlantıya işaret etmektedir. İnanç ile doğruluk arasındaki rasyonel bağlantının temeli ise bilişsel başarıdır. Bilen özne, sahip olduğu inancının doğruluğuna yönelik kanıtları ortaya koymuşsa, bilme araçlarından hareketle elde ettiği inancının meşruluğunu yeterli nedenlerle açıklamışsa, inancını güvenilir süreçlere dayanarak oluşturmuşsa ve doğru inancının bilgi haline gelebilmesi için geçerli gerekçeler sunmuşsa söz konusu doğru inanç, bilişsel başarı ile elde edilmiş demektir. Bu durumda özne, doğru inançlara sahip olması bakımından bilişsel başarıya sahip olmaktadır. O halde epistemik gerekçelendirme ile bilişsel başarının birlikte çalıştığını söylemek yanlış olmayacaktır. Bu bağlamda biliyor olduğumuzu iddia ettiğimiz doğru inanç, bilişsel başarı olmaksızın şans eseri oluşmuş olacaktır. @@ Normatif epistemoloji, bilginin doğasının ve sınırlarının nasıl olması gerektiğini araştıran alandır. Genellikle geleneksel epistemolojinin bir özelliği olarak kabul edilen normatiflik, bilginin a priori temellere dayanarak nasıl kurulacağını göstermektedir. Epistemolojik olarak doğru olanın ne olduğunu araştırmak ve yanlış olanı dışarıda bırakmaya çalışmak, normatif bir tavrın göstergesidir. Ancak epistemolojinin normatif tavrı, yalnızca geleneksel epistemolojide değil, çağdaş epistemolojide de karşımıza çıkmaktadır. Çağdaş epistemolojideki normatiflik, dışsalcılar tarafından eleştiriye tabi tutulurken içselciler tarafından benimsenen bir unsurdur. Söz konusu normatiflik, epistemik özneye sorumluluk yükler ve etkin olmasını gerektirir. Örneğin epistemik sorumluluk, epistemik suç ve gerekçelendirmenin kendisi başta olmak üzere bazı gerekçelendirme türleri normatiflik unsurunu içinde barındıran kavramlar olarak görülmüştür. Aynı biçimde içselcilerin geleneksel epistemolojiyi takip ederek kullandıkları gerekçelendirme kavramının, dışsalcılar tarafından normatif bir kavram olarak kabul edilip bunun yerine teminat kavramını kullanmalarının nedeni budur. Bu bağlamda Quine’ın doğallaştırılmış epistemolojiden hareketle normatif epistemoloji hakkındaki görüşlerine bakmak yararlı olacaktır. Quine, epistemolojinin normatif niteliğe sahip olması bakımından empirik ve betimsel olmadığını ileri sürmekte ve epistemolojinin gerekçelendirmeyi temel alarak daha fazla normatiflik barındırmaması gerektiğini savunmaktadır. Quine’ın bu görüşüne yönelik temel eleştirilerden biri ‘gerekçelendirme’, ‘doğruluk’ ve ‘rasyonellik’ gibi kavramların normatif olması açısından epistemolojinin en temelde normatif bir etkinlik olduğudur. Dolayısıyla gerekçelendirmeyi epistemolojinin inceleme alanından çıkarmak demek, epistemolojinin normatifliğini dışarıda bırakmak anlamına gelmektedir. Ancak Quine, epistemolojideki normatif unsurları tamamen dışarıda bırakmayıp epistemolojideki teorilerin yeniden gözden geçirilmesi ve yeni teoriler oluşturulması doğrultusunda normatif unsurları yönlendirici bir mekanizma olarak ele almıştır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ACCURACY[İng.] / GENAUIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRULUK
- LINEAR SCAN VOLTAMMETRY[İng.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL TARAMALI VOLTAMETRİ
- DOLUNAY ile/ve/<> DÖRDÜN
( ... İLE/VE/<> Ay ya da benzeri gök nesneleri[cirim] tekerlerinin yarısının aydınlık olduğu evre, yarımay. )
( ... ile/ve/<> TERBİ )
- DOLUNAY/NUR/BEDİR[Ar. < BEDR] ile YARIMAY/DÖRDÜN ile YENİAY/AYÇA/HİLÂL[Ar.]
- DÖNENCEL ile DÖNENCEL AY ile DÖNENCEL YIL
- ENTHALPY OF FREEZING[İng.] / GEFRIER ENTALPHY[Alm.] ile/değil/yerine/= DONMA ENTALPİSİ
- ROTATIONAL STABILITY[İng.] / STABILITÉ DE ROTATION[Fr.] / ROTATIONSSTABILITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= DÖNME KARARLILIĞI
- SPIN-SPIN ENERGY[İng.] ile/değil/yerine/= DÖNÜ-DÖNÜ ENERJİSİ
- QUADRUPOLE, FOUR ENDED[İng.] / QUADRIPÔLE[Fr.] / VIERPOL[Alm.] ile/değil/yerine/= DÖRT UÇLU/DÖRTUÇAY
- SATURATED ACTIVITY[İng.] ile/değil/yerine/= DOYMUŞ ETKİNLİK
- SATURATED SPECIFIC HUMIDITY[İng.] / HUMIDITÉ SPÉCIFIQUE SATURÉE[Fr.] / GESÄTTIGTESPEZIFISCHEFEUCHTIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= DOYMUŞ ÖZGÜL NEM
- DRAMATICALLY :/yerine ÇARPICI BİÇİMDE
- DRY :/yerine KURU, KURUTMAK
- DSA/DİJİTAL SUBTRAKSİYON ANJİYOGRAFİ/DONOR SPECIFIC ANTIGEN | DIGITAL SUBTRACTION ANGIOGRAPHY[İng.] değil/yerine/= VERİCİ ÖZGÜL ANTİJEN | SAYISAL ÇIKARIMLI DAMAR GÖRÜNTÜLEMESİ
- DUA ile İSTİSKA'[< SAKY]
( ... İLE Yoğun bir biçimde su gereksinimi duyma. | Yağmur duası. | Gövdenin bir yerinde ya da karında su birikmesi. )
- DUA ile VAHİY
( Bizden çıkan. İLE Ondan gelen. )
( Kulun, Allah'la konuşması. İLE Allah'ın, kul ile konuşması. )
- DUCHENNE MUSCULAR DYSTROPHY[İng.] değil/yerine/= DUCHENNE KAS DİSTROFİSİ (DMD)
( X e bağlı çekinik hastalık. İlerleyen kas yitimi. Genelde çocuk 3-5 yaşlarına gelene kadar tanı koyacak belirti vermez. Modern tıbba karşın 20'li yaşların başında ölümcül olur.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- DUDE vs. BUDDY
- DÜNYA ve/||/<> AY
( İlgili konuşmayı izlemek için burayı tıklayınız... )
( [çapı] 12.756 km.[çevresi 40.000 km.] VE/||/<> 3474 km.[4/1] )
( Arasındaki uzaklık, 356.000 - 406.000 km. )
( Ay, her yıl 4 cm. kadar dünyadan uzaklaşmaktadır. )
( Işıkla ulaşma uzaklığı, gönderim süresiyle 1.27 saniye, dönüşüyle birlikte toplam 2.54 saniyedir. )
( ... VE/||/<> -233 ile 123 °C arasındadır.[Atmosferin olmaması nedeniyle] )
( ... VE/||/<> Aydaki yerçekimi, dünyanın altıda biridir. [60 kg. = 10 kg.] )
( ... VE/||/<> Güneş Sistemi içinde beşinci büyük doğal uydudur. Dünya'nın yörüngesindeki dönüşünü 27.3 günde tamamlar ve her 29.5 günde tekrar eden Ay'ın evreleri oluşur. )
( ... VE/||/<> Ay'ın yüzeyi, çoğunlukla oksijen, silikon, magnezyum, demir, kalsiyum, alüminyum ve titanyumdan oluşur. )
( İnsan eliyle yapılmış hiçbir yapı, aydan çıplak gözle görülemez. )
- DÜNYANIN ÇEVRESİNİ DOLAŞAN İLK KİŞİ:
MACELLAN değil HENRY
( Ferdinand Macellan, dünyanın etrafındaki turunu tamamlayamadı. 1521'de, Filipinler'de henüz turun yarısındayken öldürüldü. [Macellan, 1511'de, Portekiz'den çıkıp Hint Okyanusu'nu geçerek önce Uzakdoğu'yu ziyaret etti. Henry'i, 1511'de, Malezya'daki bir köle pazarında buldu ve onu geldiği yoldan Lizbon'a götürdü. 1519'da çıkılan dünya turu girişimi de dahil olmak üzere bundan sonraki tüm yolculuklarında Henry, Macellan'ın yanında gitti. Bu yolculuk, öteki yönden, yani Atlas Okyanusu'nu ve Büyük Okyanus'u geçerek gerçekleşti. Bu yüzden, 1521'de Uzakdoğu'ya vardıklarında, Henry dünyanın etrafını tam olarak dolaşmış olan ilk kişi oldu. )
- DURABILITY[İng.] değil/yerine/= DAYANIKLILIK, SAĞLAMLIK
- DÛR-BÎN[Fars.] ile DÛR-NÜMÂ/Y[Fars.]
( Uzağı/ileriyi/geleceği gören. İLE Uzağı gösteren. )
- REST MASS ENERGY[İng.] / ÉNERGIE DE MASSE AU REPOS[Fr.] / RUHEENERGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= DURGUN KÜTLE ENERJİSİ
- REST DENSITY[İng.] / DENSITÉ AU REPOS[Fr.] / RUHEDICHTE[Alm.] ile/değil/yerine/= DURGUN YOĞUNLUK
- ŞAKULÎ[Osm.] / VERTICAL[İng.] / SENKRECHT[Alm.] ile/değil/yerine/= DÜŞEY
- DÜŞLEM = HAYAL = FANTASY[İng.] = FANTAISIE[Fr.] = EINBILDUNG, PHANTASIE[Alm.] = PHANTASIA[Lat., Yun.] = FANTASÍA[İsp.]
- DUTY :/yerine GÖREV
- DUY ile DUYU ile DUYUSAL/LIK ile DUY PRİZ ile DUYU YİTİMİ
- DUYARLILIK = HASSASİYET = SENSIBILITY[İng.] = SENSIBILITÉ[Fr.] = SENSIBILITÄT, SINNLICHKEIT[Alm.] = SENSIBILIDAD[İsp.]
- SENSITIVENESS, SENSITIVITY[İng.] / SENSIBILITÉ[Fr.] / EMPFINDLICHKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= DUYARLILIK
- DUYGUDAŞLIK = TECAZÜP = SYMPATHY[İng.] = SYMPATHIE[Fr., Alm.] = SYMPATHEIA[Yun.] = SIMPETIA[İsp.]
- ORGANOLEPTIC TEST[İng.] / ORGANOLEPTISCHE PRÜFUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DUYUSAL DENEY
- DÜZEN ile/ve/||/<>/> DÜZEY
- DÜZENLEYİCİ GENLER[İng. REGULATORY GENES] ile/||/<> DÜZENLİLİĞİN SEÇİLİMİ[İng. SELECTION OF REGULATORY]
( Başka genlerin görevini başlatan ya da sonlandıran genler. İnsanlarda ve diğer organizmalarda bu genler bazı kimyasalların salınma zamanını kontrol ediyor. Döllenmeden biraz sonra bu genler vücut parçalarının zamanlı oluşumunu kontrol ediyorlar. Aynı zamanda yaşlandıkça vücudumuzda oluşan değişiklikler bu genlerin sorumluluğunda. Düzenleyici genler aynı zamanda homeotik gen de denir. @@ Bir popülasyon içindeki genetik çeşitliliğin belirli bir yönde düzenlenmesi süreci. Düzenliliğin seçilimi, genetik özelliklerle canlının görünüşünü düzenlendiği ve bu düzenlemeler yoluyla da canlının bazı avantajlar sağladığı bir süreçtir. Bu durum, genellikle popülasyonun belirli çevresel koşullara uyum sağlamasıyla ortaya çıkmaktadır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- DÜZEY ile DERECE
- DÜZEY ile DÜZEYLİ/LİK ile DÜZEYSİZ/LİK ile DÜZEYSİZCE
- DÜZEY ile MUTLAK
( LEVEL vs. ABSOLUTE )
- SURFACE PLANE RÉFRACTANTE[Fr.] ile/değil/yerine/= DÜZLEM KIRICI YÜZEY
- PLANAR CHROMATOGRAPHY[İng.] ile/değil/yerine/= DÜZLEMSEL KROMATOGRAFİ
- EACH vs. EVERY
- EARLY :/yerine ERKEN
- EARNSHAW NAZARİYESİ[Osm.] / EARNSHAW THEORY[İng.] / THÉORIE D'EARNSHAW[Fr.] / EARNSHAW-THEOREM, EARNSHAWSCHE THEORIE[Alm.] ile/değil/yerine/= EARNSHAW KURAMI
- EASILY :/yerine KOLAYCA
- EASY vs. ORDINARY
- EASY :/yerine KOLAY
- EBULLIOSCOPY[İng.] / ÉBULLIOSCOPIE[Fr.] / EBULLIOSKOPIE[Alm.] ile/değil/yerine/= EBULYOSKOPİ
- ECONOMICS vs. ECONOMY
- ECONOMY :/yerine EKONOMİ
- ECT-/ECTO- ile/||/<> -ECTASİA/-ECTASİS ile/||/<> -ECTOMİZE ile/||/<> -ECTOMY ile/||/<> -CENOSİS ile/||/<> -STEREİSİS ile/||/<> ECTRO-
( Dış, dışta, olmaksızın. İLE/||/<> Dilatasyon, genişleme. İLE/||/<> Eksizyondan uğrama. İLE/||/<> Cerrahi olarak çıkarma. İLE/||/<> Akıntı, cerrahi olarak çıkarma. İLE/||/<> Bir bölümün cerrahi olarak çıkarılması, eksiklik. İLE/||/<> Doğuştan, konjenital olarak eksik. )
- EDİMSEL/LİK = BİLFİİL = ACTUAL/ITY[İng.] = ACTUEL/ITÉ[Fr.] = AKTUELL, WIRKLICHKEIT[Alm.] = ACTUALITAS[Lat.] = EFECTIVO[İsp.]
- EDISON BATTERY[İng.] / BATTERIE D'EDISON[Fr.] ile/değil/yerine/= EDİSON BATARYASI
- EDMUND HALLEY ile/ve/||/<> ROBERT HOOKE ile/ve/||/<> CRISTOPHER WREN
- EFFECTIVELY :/yerine ETKİLİ ŞEKİLDE
- EFFICACY ile EFLÜKS/EFFLUX
( Etkinlik. İLE Dış atım. )
- EFFICIENCY :/yerine VERİMLİLİK
- EFSÂNE CÛ/Y[Fars.] ile EFSÂNE GÛ/Y[Fars.]
( Efsâne arayan/arayıcı. Boş vakit geçirmek isteyen. İLE Masal söyleyen, saçmasapan söyleyen. )
- EĞLENCE ile TOY
( ... İLE Yemekli eğlence. )
- EHRENFEST NAZARİYESİ[Osm.] / EHRENFEST'S THEORY[İng.] / THÉORIE D'EHRENFEST[Fr.] / EHRENFEST/SCHE-THEOREM/THEORIE[Alm.] ile/değil/yerine/= EHRENFEST KURAMI
- EİNSTEİN UMÛMÎ İZÂFİYET NAZARİYESİ[Osm.] / EINSTEIN'S GENERAL THEORY OF RELATIVITY[İng.] / THÉORIE DE LA RELATIVITÉ GÉNÉRALE D'EINSTEIN[Fr.] / EINSTEIN/SCHE ALLGEMEINE RELATIVITÄTSTHEORIE[Alm.] ile/değil/yerine/= EİNSTEİN GENEL GÖRELİLİK KURAMI
- EINSTEIN'S SPECIAL THEORY OF RELATIVITY[İng.] / THÉORIE DE LA RELATIVITÉ RESTREINTE D'EINSTEIN[Fr.] / EINSTEIN/SCHE SPEZIELLE RELATIVITÄTSTHEORIE[Alm.] ile/değil/yerine/= EİNSTEİN ÖZEL GÖRELİLİK KURAMI
- EINSTEIN'S FREQUENCY[İng.] ile/değil/yerine/= EİNSTEİN SIKLIĞI
- EKİP ile/ve/değil KONVOY
- EKO/ECHO ECHOCARDIOGRAPHY[İng.] değil/yerine/= EKOKARDİYOGRAFİ
- EKOKARDİYOGRAFİ/ECHOCARDIOGRAPHY[İng.] değil/yerine/= SES ÖTESİ DALGALARLA YÜREK GÖRÜNTÜLENMESİ
- EKOLOJİ[İng. ECOLOGY] ile/||/<> ARDILLIK[İng. SUCCESSION] ile/||/<> BEİJERİNCK PRENSİBİ[İng. BEIJERINCK PRINCIPLE] ile/||/<> BİEJERNİK PRENSİBİ[İng. BIEJERNIK'S PRINCIPLE] ile/||/<> ÇEVREBİLİM[İng. ECOLOGY]
( Canlı varlıkları yaşadıkları doğal ortamla ilişkileri (toprağın fiziksel kimyasal etmenleri, iklim, barınakların topografyası ve görünüşü, hayvan ve bitki rekabeti) bakımından inceleyen bilimdir. Bunun yanı sıra sosyolojide ve psikolojide de insanların toplumsal ve kültürel çevreleriyle bağlantılarını incelenmesinde de ekolojiye yer verilmiştir. @@ Ortamdan (canlı yaşamayan alan) çevreye (canlıların yaşayabildiği alan) dönüşen bir alandaki bitki örtüsünün, ortamın ekolojik koşullarının değişmesiyle sıralı değişimidir. Süksesyon olarak da isimlendirilir. @@ Mikrobiyolog Martinus Beijerinck tarafından öne sürülen bir prensiptir. Mikrobiyal ekoloji üzerinde çalışan Beiderinck'e göre her şey her yerdedir; çevre seçer. Yani seçilim sadece makro düzeyde değil mikro düzeyde de geçerlidir. @@ Biejernik'in mikrobiyel ekoloji prensibi de denir Her şey her yerdedir, çevre seçer. @@ Canlı varlıkları yaşadıkları doğal ortamla ilişkileri (toprağın fiziksel kimyasal etmenleri, iklim, barınakların topografyası ve görünüşü, hayvan ve bitki rekabeti) bakımından inceleyen bilimdir. Bunun yanı sıra sosyolojide ve psikolojide de insanların toplumsal ve kültürel çevreleriyle bağlantılarını incelenmesinde de ekolojiye yer verilmiştir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- EKOLOJİ/ECOLOGY[İng.] değil/yerine/= ÇEVRE BİLİMİ
- ECOLOGY[İng.] ile/değil/yerine/= EKOLOJİ
- EKOTİP/EKOLOJİK IRK değil/yerine/= ÇEVRETÜR/ÇEVRESEL SOY
- EKREM REŞİT REY ve/||/<> CEMAL REŞİT REY
( ["Lüküs Hayat" oyununun]
Yazarı. VE/||/<> Müzik yapımcısı. )
- NEGATIVE ION VACANCY[İng.] / LACUNE D'ION NÉGATIF[Fr.] ile/değil/yerine/= EKSİ İYON BOŞLUĞU
- ELECTRON MULTIPLICITY[İng.] ile/değil/yerine/= EKSİCİK ÇOKLULUĞU
- ELECTRON MOBILITY[İng.] ile/değil/yerine/= EKSİCİK DEVİNİRLİĞİ
- ELECTRON SPIN DENSITY[İng.] ile/değil/yerine/= EKSİCİK DÖNÜ YOĞUNLUĞU
- ELECTRON AFFINITY[İng.] / AFFINITÉ D'ÉLECTRON[Fr.] / ELEKTRONENAFFINITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= EKSİCİK/ELEKTRON İLGİSİ
- ELECTRON SPECTROSCOPY[İng.] ile/değil/yerine/= EKSİCİK TAYF BİLGİSİ
- ELECTRON DENSITY[İng.] ile/değil/yerine/= EKSİCİK YOĞUNLUĞU
- EKSPERİMENT/EXPERIMENT[İng.] değil/yerine/= DENEY
- EKSPİRATUVAR/EXPIRATORY[İng.] değil/yerine/= SOLUKVERİM (İLİŞKİLİ)
- EKSPLORATUVAR/EXPLORATORY[İng.] değil/yerine/= INCELEYİCİ | GÖZDEN GEÇİRICİ
- EKSTAZİ/ECSTASY[İng.] değil/yerine/= ESRİME
- EXTENSIVE PROPERTY[İng.] ile/değil/yerine/= EKSTENSİF ÖZELLİK
- EKSTRAMEDÜLER/EXTRAMEDULLARY[İng.] değil/yerine/= KEMİK İLİĞİ DIŞI
- EKT/ELECTROCONVULSIVE THERAPY[İng.] değil/yerine/= ELEKTROKONVÜLZİF TEDAVİ, ELEKTROŞOK TEDAVİSİ
- EKTOPİ/ECTOPY[İng.] değil/yerine/= KONUM DIŞI
- ELASTISITE/ELASTICITY[İng.] değil/yerine/= ESNEKLİK
- ELDER vs. ELDERLY
- ELDERLY :/yerine YAŞLI
- ELECTRICITY :/yerine ELEKTRİK
- ELECTROCHEMISTRY ile/||/<> CHEMICAL REDUCTION
( Electrochemistry elektrik enerjisiyle redoks reaksiyonu yaparken İLE chemical reduction kimyasal indirgeyici kullanır )
( Formül: Electrode potential )
- ELEKTRİK AKISI[İng. ELECTRIC FLUX] ile/||/<> ELEKTRİKSEL İLETKEN[İng. ELECTRICAL CONDUCTOR] ile/||/<> ELEKTROMANYETİK ALAN[İng. ELECTROMAGNETIC FIELD] ile/||/<> ELEKTROMOTOR KUVVET[İng. ELECTROMOTIVE FORCE] ile/||/<> ELEKTRON SPİN REZONANSI[İng. ELECTRON SPIN RESONANCE] ile/||/<> ELEKTRONEGATİFLİK[İng. ELECTRONEGATIVITY] ile/||/<> ELEKTROSKOP[İng. ELECTROSCOPE]
( Almanca @@ Elektrischer fluss @@ Fransızca @@ Flux Électrique @@ Bir elektrik alanının bir yüzeyden geçişini nicel olarak ifade eden fiziksel bir büyüklük. Bu büyüklük, elektrik alanın şiddetine, yüzeyin boyutuna ve alan ile yüzey arasındaki açının etkisine bağlıdır. Elektrik alan çizgilerinin yüzeyle olan etkileşimini ve yoğunluğunu anlamamıza olanak tanır. @@ Elektriği ileten maddelerdir. İletken katı maddelere; bakır, gümüş, altın, krom, grafit ve platin örnek verilebilirken iletken sıvı maddelere ise tuzlu su, limonlu su ve sıvı cıva örnek verilebilir. @@ Zamanla değişen elektrik ve manyetik alanların oluşturduğu birleşik bir alan. Elektrik yüklerinin hareketi ve değişen manyetik alanlar tarafından üretilir. Elektromanyetik dalgalar olarak bilinen ışık, radyo dalgaları, mikrodalgalar ve X-ışınları gibi çeşitli enerji formlarının yayılmasına neden olur. Maxwell denklemleriyle tanımlanır ve bu alanların özellikleri ve davranışları bu denklemlerle açıklanır. Boşlukta ışık hızıyla hareket eden dalgalar biçiminde yayılır ve hem elektrik hem de manyetik bileşenleri periyodik olarak değişir. @@ Bir üretecin devre dışında, uçları arasında ölçülen değerdir.[1] Bir elektrik devresinde akımın olmadığı açık devre durumunda, üretecin uçlarındaki potansiyel farka "elektromotor kuvvet" denir. Elektromotor kuvvet EMK harfleri ile gösterilir, sembolü "E", birimi ise Volttur. EMK kaynakları bir devreye enerji verirler, bu enerjiyi başka enerjiden alarak elektrik enerjisine dönüştürür. Bu dönüştürme işlemi tersinirdir. Yani elektrik enerjisi de başka enerji çeşitlerine dönüştürülebilir. Bir kaynağın EMK'si birim yük başına yapılan iş olarak tanımlanır. @@ Atomların manyetik alanındaki ya da dönüşündeki (spin) değişimi ölçme yöntemidir. Atomların dönüşündeki değişim, radyasyonun bir sonucu olarak elektronların normal konumlarını terk edip mineralin kristal yapısında bulunan kusurlardaki konumlara geçmesi ve buralarda birikmesinden kaynaklanır. @@ Bir bileşikteki atomun kimyasal bir bağı oluşturan elektronları çekme kuvvetinin bağıl ölçüsüdür.[1] Bileşikteki atomun elektronegatifliği ne kadar büyük ise bağ elektronlarını diğerlerine göre o kadar daha fazla çekecektir. @@ Elektrik yüklerini ve potansiyel farklarını ölçmede kullanılan elektrostatik bir alet.[1]
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ELECTRIC FIELD INTENSITY[İng.] / ELEKTRISCHE FELDSTÄRKE[Alm.] ile/değil/yerine/= ELEKTRİK ALAN YEĞİNLİĞİ
- ELEKTRİK (ALANI) ve/||/<>/> MANYETİK (ALAN)
( 1831 - FARADAY )
( Elektrik yüklerinin çevresinde oluşan güç alanı. VE/||/<>/> Mıknatısların çevresinde oluşan güç alanı. )
(1996'dan beri)