Bugün[09 Nisan 2026]
itibarı ile 3.037 başlık/FaRk ile birlikte,
3.037 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(13/14)


- TROMBEKTOMİ/THROMBECTOMY[İng.] değil/yerine/= KAN PIHTISI ÇIKARIMI


- TROMBOJENİTE/THROMBOGENICITY[İng.] değil/yerine/= PIHTILAŞTIRICILIK


- TROPHIC REDUNDANCY[İng.] değil/yerine/= TROFİK YEDEKLİLİK

( Bir ekosistem içinde farklı türlerin benzer beslenme rollerini üstlenmesi anlamına gelir. Bu durum, ekosistemdeki herhangi bir türün ortadan kalkması durumunda, onun ekolojik fonksiyonlarını devralabilecek ve benzer beslenme alışkanlıklarına sahip diğer türlerin varlığına işaret etmekte. Bu kavram, ekosistemlerin direncini ve sağlığını destekleyen önemli bir faktör. Çünkü türler arasında diyet örtüşmesinin yüksek olması, bir türün yok olması halinde ekosistemin işlevselliğinin korunmasına yardımcı olur. Başka bir deyişle, trofik yedeklilik ne kadar yüksekse, ekosistem o kadar dirençli olur. Türler arasındaki diyet örtüşmesi arttıkça trofik yedeklilik artar.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- TROPİCAL GEOMETRY ile/||/<> TORIC GEOMETRY

( Tropical geometry max-plus cebirine dayalı geometriyken İLE toric geometry torus etkili cebirsel çeşitlerdir )

( Formül: Min-plus operations )


- TRUE vs. REALITY


- TRULY :/yerine GERÇEKTEN


- TRUST vs./and PLAUSIBILITY


- TRUSTFUL vs. TRUSTWORTHY


- TRY :/yerine DENEMEK


- TSL/TRANSPORT LAYER SECURITY[İng.] değil/yerine/= AKTARIM KATMANI GÜVENLİĞİ


- TTE/TRANSTORASİK EKOKARDİYOGRAFİ TRANSTHORACİC ECHOCARDIOGRAPHY[İng.] değil/yerine/= GÖĞÜS DUVARINDAN EKOKARDİYOGRAFİ


- TÜM HER ŞEY" değil TÜMÜ YA DA HER ŞEY


- SPECIES MOLARITY[İng.] ile/değil/yerine/= TÜR MOLARİTESİ


- TURKEY/Turkey vs. turkey


- TURNUVA değil/yerine/= YARIŞTAY


- TUTACAK BİR DAL/ŞEY değil TUTUNACAK BİR DAL/ŞEY


- TÜY/TÜS ile/ve AYVA TÜYÜ

( ... İLE/VE İlk çıkan tüyler. )

( [Divan edebiyatında] AYVA TÜYLERİ: Harf, yazı. )

( Âşıkların alınyazısı, sevgililerinin yanaklarında yazılıdır. )


- TÜY ile/değil ÇAKŞIR

( ... İLE/DEĞİL Kuşların ayağında bulunan ve süs gibi görünen tüy. | Bir çeşit erkek şalvarı. )


- TÜY ile/ve/değil/||/<> KIL

( Kuşlardaki "kalın/ince" ve/ya da "sert/yumuşak" olan deri uzantısı. İLE/VE/DEĞİL/||/<> Tüm kara ve deniz canlılarındaki "kalın/ince" ve/ya da "sert/yumuşak" olan deri uzantısı. )

( )

( MÛY, MÛ )

( FEATHER vs. BRISTLE )


- TÜY ile/değil ÖLKER/ÜLGER

( ... İLE/DEĞİL Kadife, şeftali vb.'nin üzerinde bulunan ince tüy. )


- TÜY ile SORGUÇ

( ... İLE Bazı kuşların tepelerinde bulunan, uzunca tüy. | Serpuşların ön tarafına takılan tüy ya da püskül biçimindeki süs. )

( ... ile OTÂGA )


- TÜY ile/ve/değil TELEK

( ... İLE/VE/DEĞİL Kuşların gövde, kanat ve kuyruğunda bulunan, uçma, örtü ve kuyruk telekleri olarak üçe ayrılan, çeşitli renklerde kalın eksenli tüy. )

( [not] PLUME vs./and QUILL )


- TÜY ile TÜY KENARI ile TÜYLER ile TÜYLÜ

( FEATHER vs. FEATHEREDGE vs. FEATHERS vs. FEATHERY )

( پر ile با پر پوشاندن ile بال دادن ile باپرآراستن ile لبه نازک ile کناره تيز ile پروبال ile پر مانند ile شبيه به پر )

( PAR ile BA PAR PUSHANDAN ile BAL DADAN ile BAPARARASTAN ile LABEH NAZAK ile KONAREH TYZ ile PROBAL ile PAR MANAND ile SHABYYEH BAH PAR )


- TÜY ile TÜYO ile TÜY TÜS ile TÜY SIKLET ile TÜYÜ BOZUK/LUK ile TÜY AĞIRLIK


- TÜY ile/değil ZELFE

( ... İLE/DEĞİL Yeni çıkmaya başlayan kanat tüyü. )


- TUZ GÖLÜ ile LÛT GÖLÜ ile LA'NGA CO GÖLÜ ile SALT LAKE CITY

( Ankara ile Konya arasında bulunan göl. İLE Ürdün ile İsrail sınırındadır. [Normal denizlerden 10 kat daha tuzludur.] [24 farklı mineral içeren bu gölden, Potasyum minerali elde edilmektedir.] İLE Tibet'tedir. İLE Amerika'nın, Utah eyaletindedir.[Batı yarıküresinin en büyük tuzlu su kütlesi ve dünyadaki tuzluluk oranı en yüksek iç su kütlelerinden biridir.] [Tuz gölleri, balık ve bitkiden yoksundur.] )

( ... ile ... ile ile ... )


- SALINITY[İng.] / SALINITÉ, SALURE[Fr.] / SALZIGKEIT, SALZGEHALT[Alm.] ile/değil/yerine/= TUZLULUK


- TWENTY :/yerine YİRMİ


- TWİSTOR THEORY ile/||/<> SPİNOR ALANLARI

( Twistor theory karmaşık uzay-zaman geometrisiyken İLE spinor alanları Lorentz grubunun temsilidir )

( Formül: Z^A = (π^A İLE ω^{A′}) )


- TYPE I İLE TYPE IIA/IIB İLE HETEROTİC İLE M-THEORY ile/||/<> STRİNG KURAMLERİ

( Süpersicim kuramı versiyonları. )

( Formül: D = 10 (string) İLE 11 (M) )


- TYPICALLY :/yerine TİPİK OLARAK


- ÜÇ İSTANBUL <> MİTHAT CEMAL KUNTAY

( kitabını da okumanızı salık veririz. )


- VOLATILITY[İng.] / VOLATILITÉ[Fr.] / VOLATILITY, FLÜCHTIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= UÇUCULUK


- BUTYLCARBINOL, TERTIARY[İng.] / BUTYLCARBINOL, TERTIAIRE[Fr.] / TERTIÄRER, TERTIÄRES[Alm.] ile/değil/yerine/= ÜÇÜNCÜL, TERSİYER, BÜTİLKARBİNOL


- UFUK ile YATAY

( HORIZON vs. HORIZONTAL )

( کرانه آسماني ile افق فکري ile افق ile سطح افقي ile ترازي ile افقي )

( KARANEH ASMANY ile AFEGH FEKARY ile AFEGH ile SATH AFEGHY ile TARAZY ile AFEGHY )


- UGLY :/yerine ÇİRKİN


- ULTIMATELY :/yerine NİHAİ, SON / NİHAYETİNDE


- ULTRASONOGRAFİ/ULTRASONOGRAPHY[İng.] değil/yerine/= SES ÖTESİ GÖREÇLEME


- UNFORTUNATELY :/yerine NE YAZIK Kİ


- UNIMPORTANT vs. SECONDARY


- UNIPARENTAL DISOMY[İng.] değil/yerine/= TEK EBEVEYNLİ DİSOMİ

( Bir ebeveynden karşılık gelen homologun kaybıyla, diğer ebeveynden gelen bir kromozomun her iki homologunun katılımı. Mol gebelik, ebeveyin disomi bozukluğudur.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- UNIQUE vs. HARMONY


- UNIQUE vs. ONLY


- UNİTARY OPERATOR ile/||/<> ISOMETRY

( Unitary TT*=T*T=I, isometry ||Tx||=||x||. )

( Formül: Bijective isometry İLE norm preserving )


- UNITY vs. DISCRIMINATED UNITY


- UNITY vs. IDENTITY


- UNITY vs. INTEGRITY


- UNIVERSITY :/yerine ÜNİVERSİTE


- UNLARDA:
BUĞDAY ile/||/<> TAM BUĞDAY ile/||/<> KARABUĞDAY/GREÇKA ile/||/<> KIRMIZI BUĞDAY ile/||/<> KEPEKLİ ile/||/<> SİYEZ ile/||/<> KAVILCA ile/||/<> KUNDUR ile/||/<> YULAF ile/||/<> ÇAVDAR ile/||/<> ARPA ile/||/<> MISIR ile/||/<> KİNOA ile/||/<> TEFF ile/||/<> AMARANT ile/||/<> NOHUT ile/||/<> KESTANE ile/||/<> KEÇİBOYNUZU ile/||/<> BADEM ile/||/<> CEVİZ ile/||/<> FINDIK ile/||/<> ANTEPFISTIĞI ile/||/<> ARAROT ile/||/<> DİNKEL[Alm.]/FARRO[İt.]

( Kabuğundan ve kepeğinden ayrılarak kullanılan, işlenmiş buğday unundan [beyaz ekmek] yapılır. İLE/||/<> Buğday tanesinin kabuğuyla birlikte öğütülerek elde edilir. Besin değerleri, öteki rafine unlara göre daha yüksektir.[Glüten içerir.] İLE/||/<> ... İLE/||/<> Anadolu'nun, en eski çeşitlerindendir.[Genetiği bozulmamış, nitelikli bir undur.] Ekmek yapımına çok uygundur.[Kepeği ile öğütülmüş olanını yeğlenmelidir.][Glüteni düşüktür.] İLE/||/<> Kepeğinden ayrılmamış undur. İLE/||/<> Kastamonu bölgesinin unudur. Tüm unlarla karıştırılabilir. Aroması "keskin" gelebilir.[Genetiği bozulmamış, nitelikli bir undur.][Glüteni çok düşüktür. Çok sağlıklıdır.] İLE/||/<> Kars'ta yetişen bir buğdaydır. Kökeni, Kastamonu'dur. [Genetiği bozulmamış, nitelikli bir undur.][Her türlü iklime dayanıklı, güçlü bir yapısı olduğundan, kabuk bölümü kalındır. Kabuk bölümünün kalınlığı, tanelerinin ufak kalmasına ve glüten içeriğinin, öteki buğday türlerine göre daha olmasını sağlamıştır ve bu nedenle de glisemik indeksi düşüktür.] İLE/||/<> Güneydoğu Anadolu bölgesi buğdayıdır. İLE/||/<> Glüten alerjisi olanlar için iyi bir seçenektir. [Deri ve bağırsak sorunu olanların, yulaf ununu yeğleyebilir.][Yüksek besin değerine sahip ve glisemik indeksi düşüktür.] İLE/||/<> Bol proteinlidir.[Yüksek glüten içerir.][Soğuk iklime dayanıklıdır.] İLE/||/<> Çok eski bir buğday türüdür. İLE/||/<> ... İLE/||/<> Güney Amerika'da, And Dağları'nda, doğal olarak yetişen, otumsu bir bitkinin, kurutulmuş tohumudur.[Unu da, tohumları gibi yüksek demir ve besin değerlerine sahiptir ve çok lezzetlidir.][Tek başına ya da tüm unlarla karıştırılabilir.] İLE/||/<> ... İLE/||/<> Amarant[horozibiği] bitkisinin tohumlarından elde edilir.[Tüm unlar içinde, en yüksek proteine sahiptir.][Glüten içermez ve glisemik indeksi düşüktür.][Tadı, ekşi ve keskin olduğundan, lezzeti görecelidir.] İLE/||/<> ... İLE/||/<> ... İLE/||/<> ... İLE/||/<> ... İLE/||/<> ... İLE/||/<> ... İLE/||/<> ... İLE/||/<> Sıcak iklimlerde yetişen maranta adlı kamıştan ve başka bitkilerin kökünden çıkarılan un. [Çocuk maması yapılan un.] İLE/||/<> Siyez ile benzerlik taşır.[İçeriğindeki protein yapısı daha kırılgan ve çözünebilir olduğundan, tüm tahıl unları içinde, siyez kadar düşük glütene sahiptir.][Genetiği değişmemiş bir çeşittir.][Her türlü hamur işinde kullanılabilir.] )

( ... İLE/||/<> Glüten içerir. İLE/||/<> ... İLE/||/<> Glüteni düşüktür. İLE/||/<> ... İLE/||/<> Glüteni çok düşüktür. İLE/||/<> Glüteni düşüktür. İLE/||/<> ... İLE/||/<> Glüten alerjisi olanlar için iyi bir seçenektir. İLE/||/<> Yüksek glüten içerir. İLE/||/<> ... İLE/||/<> ... İLE/||/<> ... İLE/||/<> Glüten içermez. İLE/||/<> ... İLE/||/<> ... İLE/||/<> ... İLE/||/<> ... İLE/||/<> ... İLE/||/<> ... İLE/||/<> ... İLE/||/<> ... İLE/||/<> ... İLE/||/<> Düşük glütene sahiptir. )


- UNLIKELY :/yerine OLASI OLMAYAN


- UPS/UNINTERRUPTIBLE POWER SUPPLY[İng.] değil/yerine/= KESİNTISİZ GÜÇ KAYNAĞI


- URAL ALTAY ile URAL DİLLERİ


- URAL ile/ve/||/<> TÜRK

(

Ural ve Türk Dillerin Sınıflandırması

  • Ural Dilleri
    • Fin-Ugor
      • Fince
      • Estonca
      • Macarca
    • Samoyedik
      • Neenetsçe
      • Enetsçe
      • Ngansanca
  • Altay Dilleri
    (Kuramsal bir aile olup Türkçe, Moğolca, Tunguzca, Korece ve Japonca’yı içerdiği iddia edilmiştir ancak bu bağlantılar kanıtlanamamıştır.)
    (Sümerce, Elamca, Etrüskçe gibi dillerin Altay ya da Ural dilleriyle ilişkilendirilmesi sadece spekülatif kuramlarla desteklenmiş, genel kabul görmemiştir.)
    • Türk Dilleri
      (Türk dilleri, ayrı bir aile olarak kabul edilir.)
      • Oğuz
        • Türkçe
        • Azerice
        • Türkmence
      • Kıpçak
        • Kazakça
        • Kırgızca
        • Tatarca
      • Karluk
        • Özbekçe
        • Uygurca
      • Öteki
        • Çuvaşça
        • Yakutça
    • Moğol Dilleri
      • Moğolca
      • Buryatça
      • Kalmakça
    • Tunguz Dilleri
      • Mançuca
      • Evenkice
    • Tartışmalı
      • Korece
      • Japonca
)


- ÜREME[İng. REPRODUCTION] ile/||/<> ADAPTİF DAVRANIŞ[İng. ADAPTIVE BEHAVIOR] ile/||/<> ALELOPATİ[İng. ALLELOPATHY] ile/||/<> ANİZOGAMİ[İng. ANISOGAMY] ile/||/<> ANJİYOSPERM[İng. ANGIOSPERM] ile/||/<> ÇİÇEK[İng. FLOWER] ile/||/<> EŞEYLİ ÜREME[İng. SEXUAL REPRODUCTION] ile/||/<> GAMET ile/||/<> HYPOTRİCH

( Canlı organizmalardan kendilerine benzeyen başka canlılar oluşması; çoğalma. Üreme sadece canlılarda görülen, cansız cisimlerde bulunmayan bir niteliktir.Canlılarda görülen çeşitli üreme yolları başlıca "eşeysiz üreme" ve "eşeyli üreme" adını alan 2 ana öbekte toplanır. @@ Bir hayvanın belirli bir durum ya da çevreye uymasını sağlayan ve hayvanın uzun dönem yaşamkalımını ve üremesini destekleyen herhangi bir davranış. @@ Bir canlının salgıladığı kimyasallardan ötürü başka canlı üzerinde özellikle büyüme, hayatta kalma ve üreme açılarından olumlu ya da olumsuz etkilere neden olmasıdır. Genellikle bitkilerde, alglerde, bakterilerde, resiflerde ve mantarlarda görülür. Bu etkiye neden olan kimyasallara alelokimyasallar denir. Bunlar arasında karbonhidratlar, lipitler, alkaloidler, azot içerikli bileşikler, flavonoid fenolikler başta olmak üzere bazı diğer fenolikler ve terpenoidler bulunur. @@ Bir cinsiyetin diğerinden daha büyük eşey gözesi (yumurta ya da sperm) ürettiği eşeyli üreme şeklidir. Heterogami olarak da bilinir. @@ Üreme organları çiçeklerinde bulunan ve en yakın tarihte evrimleşmiş bitki grubudur. Ayrıntılı bilgiyi buradan alabilirsiniz. @@ Tohumlu bitkilerde eşeysel üreme organlarını bulunduran yapıdır. Tam çiçek ve eksik çiçek olmak üzere iki çeşit çiçek vardır. @@ Mayotik bölünmenin ürünü olan cinsiyet gözelerinin (gamet) birleşmesini gerektiren üreme türü. Her yavru, mayoz sırasındaki bağımsız kromozom dağılımı nedeniyle benzersiz bir genetik kompozisyona sahiptir. @@ Eşeyli üremede öncül eşey gözelerinin mayoz bölünmesi sonucunda oluşan özelleşmiş haploit gözedir. Eşeyli üremede sperm ve yumurtanın birleşmesi yeni bir bireyin gelişimini başlatır. @@ Eşeyli üreyen ya da bölünerek çoğalan Ciliate takımına ait bir protozoa. Eşeyli üremesi konjugasyon ya da gamet füzyonu dolayısıyla olabilir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- ÜROFLOMETRİ/UROFLOWMETRY[İng.] değil/yerine/= İDRAR AKIM ÖLÇÜMÜ


- ÜROGRAFİ/UROGRAPHY[İng.] değil/yerine/= BOŞALTIM SİSTEMİ GÖRÜNTÜLEMESİ


- URUGUAY ile ...

( Kuşları barındıran ırmak. )


- URUGUAY ve/<> MONTEVIDEO

( URUGUAY: Kuşları barındıran ırmak. VE/<> "Bir dağ gördüm[Macellan'ın gemisindeki denizcilerden birinin, sahile yaklaşırken bağırarak söylediği söz.][Uruguay'ın başkenti.] )


- URUGUAY ile PARAGUAY

( URUGUAY: Kuşları barındıran ırmak. İLE ... )


- USG/ULTRASONOGRAFİ ULTRASONOGRAPHY[İng.] değil/yerine/= SES ÖTESİ YANSILANIM


- USKUMRUKÖY :

( İlçenin deniz sahili olmayan köylerindendir. Bahçeköy Zekeriyaköy, Gümüşdere, Kilyos, Demirciköy ve Bahçeköy'den sınır alır. Köyün ismi ile ilgili iki efsaneye göre; Bir ermiş kişi atı ile giderken tökezlenip düşmüş. Yardıma gelenlere burası neresidir diye sormuş "Kumru" cevabını alınca "O halde köyün adı Uskumruköy olsun" demiş. Bir diğer söylenceye göre köyün ismi "Us" tan ileri gelmektedir. "Us" akıl olduğuna göre akıllı insanların köyü anlamına Uskumruköy denilmiş. 1992 nüfus sayımına göre köyün nüfusu 1.412'dir. )


- EXPONENTIAL EXPERIMENT[İng.] / EXPÉRIENCE EXPONENTIELLE[Fr.] / EXPONENTIALEXPERIMENT, EXPONENTIALVERSUCH[Alm.] ile/değil/yerine/= ÜSTEL DENEY


- EXPONENTIAL ASSEMBLY[İng.] / ASSEMBLAGE EXPONENTIELLE[Fr.] / EXPONENTIALSYSTEM[Alm.] ile/değil/yerine/= ÜSTEL SİSTEM


- ÜSTİNSAN" ile/||/<> SON İNSAN

( Tanrı öldü tezi )

( Friedrich Nietzsche tarafından 1883 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1844-1900) (Ülke: Almanya) (Alan: Felsefe) (Önemli katkıları: Üstinsan, güç istenci, nihilizm) )


- USUALLY :/yerine GENELLİKLE


- USVS/NATIONAL HEALTH DATA DICTIONARY[İng.] değil/yerine/= ULUSAL SAĞLIK VERİ SÖZLÜĞÜ


- UTILITY :/yerine FAYDA, HİZMET


- ÜVEY ile/ve/<> TAYGELDİ

( ... İLE/VE/<> İkinci kez evlenen kadının, beraberinde getirdiği çocuk/lar. )


- ÜVEYMEK ile ÜVEY ile ÜVEY ANA ile ÜVEY KIZ ile ÜVEY ANNE ile ÜVEY BABA ile ÜVEY OĞUL ile ÜVEY EVLAT ile ÜVEY ÇOCUK ile ÜVEY KARDEŞ


- EXCITATION ENERGY[İng.] / ÉNERGIE D'EXCITATION[Fr.] / ANREGUNGSENERGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= UYARMA ENERJİSİ


- UYUM BAŞARISI[İng. FITNESS] ile/||/<> AKRABA SEÇİLİMİ[İng. KIN SELECTION] ile/||/<> DİREKT UYUM BAŞARISI[İng. DIRECT FITNESS] ile/||/<> DOLAYLI UYUM BAŞARISI[İng. INDIRECT FITNESS] ile/||/<> EBEVEYN YATIRIM TEORİSİ[İng. PARENTAL INVESTMENT THEORY] ile/||/<> KAPSAYICI UYUM BAŞARISI[İng. INCLUSIVE FITNESS]

( Bir türün gelecek nesillere ne kadar gen aktardığını gösteren ya da gelecek nesillere aktaracağı gen performansının ölçülmesinde kullanılan, ömür boyu eşeysel başarıyı ve hayatta kalma becerisini gösteren terimdir. @@ Tür içindeki bireylerin yalnızca kendi uyum başarılarına yönelik değil, aynı zamanda akrabalarının uyum başarısına yönelik olarak da deneyimledikleri seçilim tipidir. Akrabaların hayatta kalıp üreyebilmesi, bireylerin kendisi tarafından paylaşılan genlerin de başarısı olduğundan dolaylı uyum başarısı ile ilişkilidir. @@ Yavru üretebilme becerisiyle ilişkili olan uyum başarısıdır. Hayatta kalabilmeye ve üremeye doğrudan katkı sağlayan her özellik, direkt uyum başarısını arttırmaktadır. @@ Bir bireyin akrabalarının üreme başarısındaki artıştan ötürü, kendisine benzer genlerin nesiller içerisindeki başarısının artmasına bağlı olarak, ilgilenilen bireyin uyum başarısının artmasıdır.Bir birey (F) düşünün. Bireyin annesi (A), babası (B), kuzeni (K) olsun. Bireyin anne ve babasıyla paylaştığı genlerin benzerliği oldukça yüksektir (0.5 olarak ifade edilir). Kuzeni ile paylaştığı genler de önemli düzeydedir (0.25 olarak ifade edilir). Bu akrabaların evrimsel süreç içerisindeki başarılarının yüksek olması, dolaylı olarak bireyin kendi evrimsel uyum başarısını da arttırmaktadır. Çünkü akrabaları başarılı olup üredikçe, kendisinde bulunan genleri de aktarabilmektedirler. @@ Ebeveyn yatırımı (PI: parental investment), ebeveynin soyunun devam edebilmesi dolayısıyla kendi özelliklerinin doğada sürdürülebilmesi için yavru bakımına yaptığı harcamalardır. Zaman ve enerji en önemli ebeveyn yatırımlarıdır. Ebeveynler, bu teori sayesinde anlaşıldığı gibi, aslında yavrularına "karşılıksız" bir sevgi beslemezler ve "karşılıksız" olarak bakımda bulunmazlar. Evrimsel açıdan bu emeklerinin karşılığı, kendi genlerini büyük oranda taşıyan yavrularının hayatta kalıp, kendilerindeki genleri yaymalarıyla, uyum başarısının dolaylı olarak artması biçiminde döner. @@ En basit tanımıyla direkt uyum başarısı, bireyin üreme ve hayatta kalma başarısı ile dolaylı uyum başarısının (bireyin akrabalarının üreme başarısından kaynaklı evrimsel başarısıdır) toplamıdır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- UYUM = AHENK = HARMONY[İng.] = HARMANIE[Fr.] = HARMONIE[Alm.] = HARMONIA[Yun. Zarafet ve uyum tanrıçası.] = ARMONÍA[İsp.]


- HARMONY[İng.] / CONSONANCE[Fr.] / HARMONIE[Alm.] ile/değil/yerine/= UYUM


- UZAM/UZAY <-> ZAMAN <-> ÖZDEK <-> DEVİM <-> İVME <-> GÜÇ


- UZAMLI ŞEY = EXTENDED THING[İng.] = CHOSE ÉTENDUE[Fr.] = AUSGEDEHNTE DING[Alm.] = RES EXTENSA[Lat.]


- UZAY ile/ve/||/<> ALT UZAY


- UZAY DÜNYA


- UZAY ile EVREN

( Varolanların tümü. İLE Varolan ve düşünülebilenlerin tümü. )

( )


- UZAY ile/ve/||/<> FAZ UZAYI

( ... @@ Sonsuz boyutlu zaman ve nesne[nin yorumlanabilmesi]. )


- FEZA[Osm.] / SPACE[İng.] / ESPACE[Fr.] / RAUMGITTER[Alm.] ile/değil/yerine/= UZAY


- UZAY = MEKÂN = SPACE[İng.] = ESPACE[Fr.] = RAUM[Alm.] = SPATIUM[Lat.] = ESPACIO[İsp.]


- UZAY ile/ve/+/||/<> SIKIŞTIRMA UZAYI

( Dört boyut. İLE/VE/+/||/<> 6 boyut. )


- UZAY ile/ve/||/<>/> UZAM/MEKÂN

(

UZAM[PLACE] ve UZAY[SPACE] arasındaki FaRkLaR...
Kavram Açıklama Örnek Kullanım
SPACE Fiziksel ya da kavramsal boşluk. Devim, düşünme ve etkileşim olanağı sunar. Sınıfların düzenlenişi öğrencilere daha fazla uzay[space] sunmalıdır.
PLACE Fiziksel mekânın kimlik, anlam ve aidiyetle yüklenmiş durumu. Yalnızca konum değil ilişkisel bir bağdır. Okul, sadece bir bina değil öğrenciler için bir uzam[place] durumuna gelmelidir.
PLACE and SPACE Mekânın anlamlı duruma gelmesi için fiziksel alanın[space] toplumsal, ekinsel ve duygusal boyutlarla ilişkilendirilmesi gerekir [place]. Bir kenti yaşanabilir kılan, yalnızca uzay[space] değil bireylerin onunla kurduğu uzam[place] ilişkisidir.
)

(

Başlık KHŌRA (χώρα) TOPOS (τόπος)
Köken Antik Yunanca Antik Yunanca
Temel anlam Yer açan alan, alıcı zemin, barındırıcı boşluk Yer, konum, mevki
Felsefi bağlam Platon - Timaeos Aristoteles - Fizik, Mantık
Ontolojik statü Var olan olmayan, aracı ilke Var olana ait somut konum
Belirlilik Belirsiz, tanımlanamaz Belirli, tanımlanabilir
Ölçülebilirlik Ölçülemez Ölçülebilir
Biçim ile ilişkisi Biçimsizdir; biçimleri yalnızca kabul eder Biçimli var olanların yeridir
İşlev Yer verme, olanaklı kılma Konum belirleme
Zamansallık Önsel (önceden varsayılan) Sonradan belirlenen
Nesne ile ilişki Nesneden bağımsız bir olanak alanı Nesneye doğrudan bağlı
Kavramsal karşılık Koşul Sonuç
Kısa tanım Bir şeyin yer alabilmesini olanaklı kılan, fakat kendi yer olmayan alan Bir şeyin devinerek bulunduğu, sınırları belirli yer
)

( SPACE vs. PLACE )

( KHORA ile TOPOS )


- VA'D[Ar.] ile VE'Y[Ar.]


- VAHİ[Ar.] ile/değil/>< VAHİY[Ar.]

( Boş, saçma. İLE/DEĞİL/>< Tanrı tarafından, bir buyruk ya da düşüncenin, peygambere bildirilmesi. )


- VAHİH değil VAHİY


- VAHİY ile HADİS(-İ KUTSÎ)


- VAHİY ile İLHÂMÂT ile RÜYÂ ile FERÂSET

( Cebrail ile gelen. İLE Cebrail'siz gelen. İLE Cebrail'siz gelen. İLE Kendi öngördüğün. )


- VAHİY ile/ve "KUTSAL" METİN


- VAHİY ile/ve/||/<>/> TEBLİĞ


- VAHY ile ...

( BİR FİKRİN YA DA BİR EMRİN ALLAH TARAFINDAN BİR PEYGAMBERE BİLDİRİLMESİ )


- VALİDİTE/VALIDITY[İng.] değil/yerine/= GEÇERLİLİK


- VALLEY :/yerine VADİ


- VARIETY :/yerine ÇEŞİT


- VARİYETE/VARIETY[İng.] değil/yerine/= ÇEŞİTLİLİK


- VARLIKBİLİM = MEHBAS-İ VÜCUT = ONTOLOGY[İng.] = ONTOLOGIE[Fr., Alm.] = ONTOLOGIA[Lat.] = ON, ONTOS[Yun.]


- VARY :/yerine DEĞİŞMEK


- VARYABILITE/VARIABILITY[İng.] değil/yerine/= DEĞİŞEBİLİRLİK


- VASECTOMY[İng.] değil/yerine/= VASEKTOMİ

( Bir erkeğin spermini taşıyan tüpleri, hamileliği kalıcı olarak önlemek için kesmek ya da kapatmak amacıyla yapılan cerrahi bir işlemdir. Genellikle lokal anestezi altında yapılır. İşlemin gerçekleşmesi yaklaşık olarak 15 dakika sürer.[1]

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- VATANDAŞ ile/ve/<> BİREY


- VATM[Ar.] ile VATY[Ar.]

( Ayakla çiğneme. | Perdeyi salıverme. İLE Ayakla çiğneme. | Birleşme, birlikte olma, eşeysel ilişkiye girme. )


- VATS/VIDEO ASSISTED THORACOSCOPIC SURGERY[İng.] değil/yerine/= VİDEO YARDIMLI GÖĞÜS BOŞLUĞU GÖREÇLEME CERRAHİSİ


- VAY ... ile/||/<>/> BAY ...


- VEKTÖR UZAYI ile/||/<> AFİN UZAY

( Vektör orijin var toplama, afin nokta farkı vektör. )

( Formül: Origin İLE point differences )


- VELOCITY[İng.] değil/yerine/= HIZ

( Hareketli cisimlerin birim zamanda yaptığı yer değiştirmedir. Vektörel bir büyüklük olup "v⃗\vec{v} v " ile gösterilir. Hızın SI birimi "m/s"dir. Bunun yanında "km/h" ve "cm/s" gibi birimler de kullanılabilir. Hızın matematiksel formülü şu şekildedir:

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- VELOSİTE/VELOCITY[İng.] değil/yerine/= HIZ


- VENOGRAFİ/VENOGRAPHY[İng.] değil/yerine/= TOPLARDAMAR GÖRÜNTÜLEMESİ


- FÂİDE[Osm.] / EFFICIENCY[İng.] / RENDEMENT EN QUANTITÉ[Fr.] / GUTEVER, WIRKUNGSGRAD[Alm.] ile/değil/yerine/= VERİMLİLİK


- VERTEX ALGEBRA ile/||/<> CONFORMAL FİELD THEORY

( Vertex algebra cebirsel conformal field theory yapısıyken İLE CFT fiziksel conformal field theory modelidir )

( Formül: Operator product expansion )


- VERY :/yerine ÇOK


- VİCDAN ile/ve/<> VAHİY


- VICTORY :/yerine ZAFER


- VIDEO FREQUENCY[İng.] / FRÉQUENCE VIDÉO[Fr.] / VIDEOFREQUENZ[Alm.] ile/değil/yerine/= VİDEO FREKANSI


- VİETNAM'IN:
ADALARI ve/<> HA LONG BAY

( [Vietnam'ın] Doğal güzelliği ile Tayland, Malezya ya da Filipinler ile rekabet edecek durumda 3000 adası bulunmaktadır.[Ancak 1600'ünün adı bulunmaktadır.] VE/<> Etkileyecilikleri çok yüksek olan turistik adaları. )


- VILLAGE :/yerine KÖY


- VİRTOPSİ/VIRTOPSY[İng.] değil/yerine/= KAPALI ÖLÜ TANILAMA


- VİRTUAL REALITY TERAPİSİ/VIRTUAL REALITY THERAPY[İng.] değil/yerine/= SANAL GERÇEKLİK SAĞALTIMI


- VIRTUAL REALITY[İng.] değil/yerine/= SANAL GERÇEKLİK


- VIRTUALLY :/yerine NEREDEYSE


- VIRTUE EPISTEMOLOGY[İng.] değil/yerine/= ERDEM EPİSTEMOLOJİSİ

( Çağdaş analitik felsefe geleneğinde Ernest Sosa ve Linda Zagzebski tarafından temsil edilen bir yaklaşım. Etik bir yaklaşım olan ve kökenleri Aristoteles’e kadar giden erdem etiği ile epistemik gerekçelendirme kuramları arasında kurulan köprü bir köprüdür. Bu yaklaşım, bilme eylemini kişi ve kişinin sahip olduğu belirli türden epistemik yetilerin kendisiyle ilişkilendirir. Ahlaken doğru davranan biri nasıl ki bu doğru davranışını sahip olduğu karakter özelliklerine borçluysa, bu yaklaşıma da göre de bilen kişinin bu bilme eylemini, sahip olduğu epistemik yetilere sahiptir. Ülkemizde Kemal Batak tarafından temsil edilmektedir. Daha fazla bilgi için şu yazımızı okuyabilirsiniz.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- VISCOELASTICITY[İng.] ile/değil/yerine/= VİSKOELASTİSİTE


- VISCOUS ELASTICITY[İng.] / ÉLASTICITÉ VISQUEUSE[Fr.] ile/değil/yerine/= VİSKOZ ESNEKLİK


- VISCOUS PLASTICITY[İng.] ile/değil/yerine/= VİSKOZ PLASTİSİTE


- VİSKOZİTE/VISCOSITY[İng.] değil/yerine/= AKIŞMAZLIK


- VITAL KAPASİTE/VITAL CAPACITY[İng.] değil/yerine/= YAŞAMSAL SIĞA


- VITALİTE/VITALITY[İng.] değil/yerine/= YAŞAMA GÜCÜ


- VİTRAY[Fr.] değil/yerine/= REVZEN[Fars.]

( Birbirine bağlı kurşun bölmelere yerleştirilmiş, renkli cam parçalarından oluşan, saydam pencere süslemesi ya da resim. )


- VİYABILITE/VIABILITY[İng.] değil/yerine/= YAŞAYABİLİRLİK, CANLILIK


- VK/VİTAL KAPASİTE/VITAL CAPACITY[İng.] değil/yerine/= YAŞAMSAL SIĞA


- VOG/VİDEO OKÜLOGRAFİ/VIDEO OCULOGRAPHY[İng.] değil/yerine/= VİDEO GÖZ ÇİZGELEMESİ


- VOLONTER/VOLUNTARY[İng.] değil/yerine/= GÖNÜLLÜ


- VOLTAMMETRY[İng.] ile/değil/yerine/= VOLTAMETRİ


- VÖRKŞOP[İng. < WORKSHOP] değil/yerine/= ÇALIŞTAY


- VORTICITY[İng.] ile/değil/yerine/= VORTİSİTE, GİRDAPLIK


- VR/VIRTUAL REALITY[İng.] değil/yerine/= SANAL GERÇEKLİK


- VUCA:
VOLATILITY | UNCERTAINTY | COMPLEXITY | AMBIGUITY ile/değil/yerine/>/>< VISION | UNDERSTANDING | CLARITY | AGILITY

( Değişkenlik, Oynaklık | Belirsizlik | Karmaşıklık | Anlaşılmazlık İLE/DEĞİL/YERİNE/>/>< İleri Görüş/Ülkü | Anlayış | Belirginlik | Kavrayış, Çeviklik )

( image )


- WAY :/yerine YOL, YÖNTEM


- WEAK TOPOLOGY ile/||/<> STRONG TOPOLOGY

( Weak linear functional, strong norm topolojisi. )

( Formül: Functional İLE norm topology )


- WEALTHY :/yerine VARLIKLI, ZENGİN


- WEEK/LY :/yerine HAFTA/LIK


- WEISS THEORY[İng.] / THÉORIE DE WEISS[Fr.] / WEISS-THEORIE[Alm.] ile/değil/yerine/= WEİSS KURAMI


- WEST PHILOSOPHY vs./and MIND PHILOSOPHY

( MIND PHILOSOPHY instead of WEST PHILOSOPHY )


- WHEELER-FEYNMAN THEORY[İng.] / THÉORIE DE WHEELER-FEYNMAN[Fr.] / WHEELER-FEYNMAN-THEORIE[Alm.] ile/değil/yerine/= WHEELER-FEYNMAN KURAMI


- WHY :/yerine NEDEN


- WI-FI/WIRELESS FIDELITY[İng.] değil/yerine/= KABLOSUZ BAĞLANTI ALANI


- WIDE OPEN vs. CLEAR(NESS)/CERTAINTY


- WIDELY :/yerine YAYGIN OLARAK


- WORKING vs. PRODUCTIVITY


- WORKSHOP[İng.] değil/yerine/= ÇALIŞTAY


- WORRY :/yerine ENDİŞELENMEK


- WRONG/FALSE vs. INCOHERENCY/INCONSISTENCY


- WT/WEARABLE TECHNOLOGY[İng.] değil/yerine/= GİYİLEBİLİR TEKNOLOJİ


- X-RAY PHOTOELECTRON SPECTROSCOPY[İng.] / RÖNTGEN-PHOTOELEKTRONENSPEKTROSKOPIE ile/değil/yerine/= X IŞINI FOTOELEKTRON SPEKTROSKOPİSİ


- X-RAY[İng.] / RAYON X[Fr.] / XEROTHALEN, RÖNTGENSTRAHLEN[Alm.] ile/değil/yerine/= X-IŞINI


- X-RAY[İng.] değil/yerine/= RÖNTGEN AYGITI, DİREKT GRAFİ


- Y-AXIS[İng.] / AXE-Y[Fr.] / Y-ACHSE[Alm.] ile/değil/yerine/= Y EKSENİ


- Y ile Y ile y

( Türk abecesinin yirmisekizinci harfi. Sesbilim bakımından, öndamak ünsüzlerinin ötümlüsüdür. İLE İtriyum'un simgesi. İLE Bilinmeyen, ikinci niceliği gösterir. )


- Y[Ar.] ile YÂ[Ar.] ile YÂ[Ar.] ile YÂ[Ar.]

( Osmanlı abecesinin 31. harfidir.[Ebced hesabında 10 sayısının karşılığıdır.] İLE Ye harfinin adı. İLE Ey! Hey! Arapça'da, başına geldiği türevin ilk sözcüğünü üstün(meftuh) okutur.[YÂ-RABB-EL-ÂLEMÎN] | Tek sözcüğün başına gelirse o sözcüğün son harfini ötre(mazmun) okutur.[YÂ AHMEDÜ] İLE O halde, öyleyse. )

( Yafta, bir malın cinsini, fiyatını vs. belirten kâğıt. İLE "Bulmuş, bulunmuş, bulunan" anlamlarına gelerek birleşik sözcükler yapar.[ŞEREF-YÂFTE: Şeref bulmuş.] )


- [ya]
İSTİKLÂL ya da ÖLÜM

( )


- YADERKLİK = İĞTİYAR = HETERONOMY[İng.] = HÉTÉRONOMIE[Fr.] = HETERONOMIE[Alm.] = HETEROS:BAŞKASI, NOMOS:YASA[Yun.]


- YADSIMA = NEFİY/NEFY = NEGATION = NÉGATION[Fr.] = NEGATION[Alm.] = NEGATIO[Lat.] = APOPHASIS[Yun.] = NEGACION[İsp.]


- INCENDIARY[İng.] / BRANDSTIFTER[Alm.] ile/değil/yerine/= YAKICI


- DIELECTRIC VISCOSITY[İng.] / VISCOSITÉ DIÉLECTRIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= YALITKAN AĞDALILIĞI


- DIELECTRIC SUSCEPTIBILITY[İng.] / SUSCEPTIBILITÉ DIÉLECTRIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= YALITKAN ALINGANLIĞI


- YAMAÇ ile/ve GÜZEY

( ... İLE Az güneş alan çok gölgeli kuzey yamaç. )

( Dağların güzeyindeki karlar geç erir. )


- SIDE CHAIN ISOMERY[İng.] ile/değil/yerine/= YAN ZİNCİR İZOMERİSİ


- YANAL ile YANAL YÜZEY


- YANAY ile YANAY DOĞRUSU ile YANAY DÜZLEMİ


- YANAY >< YATAY

( Bir nesnenin, düşey kesiti. | Katmanları gösteren kesit. >< ... )


- YANIT ile ONAY

( ANSWER vs. APPROVAL )


- REFLECTION DENSITY[İng.] / DENSITÉ DE RÉFLEXION[Fr.] / REFLEXIONSDICHTE[Alm.] ile/değil/yerine/= YANSIMA YOĞUNLUĞU


- REFLECTIVITY[İng.] / RÉFLECTIVITÉ[Fr.] / REFLEXIONSVERMÖGEN[Alm.] ile/değil/yerine/= YANSITICILIK


- ARTIFICIAL RADIOACTIVITY[İng.] / INDUZIERTE RADIOAKTIVITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= YAPAY RADYOAKTİFLİK


- YAPAY ile/ve/değil/||/<> KURGU/SAL


- YAPAY ile SUNİ TOHUMLAMA ile YAPAY ZEKA ile YAPAY DİL ile YAPAY UZUVLAR

( ARTIFICIAL vs. ARTIFICIAL INSEMINATION vs. ARTIFICIAL INTELLIGENCE vs. ARTIFICIAL LANGUAGE vs. ARTIFICIAL LIMBS )

( مصنوعي ile ساختگي ile غيرطبيعي ile تلقيح مصنوعي ile بارورسازي مصنوعي ile هوش مصنوعي ile اطلاعات ساختگي ile زبان مصنوعي ile اندام مصنوعي )

( MASNOY ile SAKHTGY ile GHYROTBYEY ile TALGHYHE MASNOY ile BAROORSAZY MASNOY ile TEOOSH MASNOY ile ETLAAT SAKHTGY ile ZABAN MASNOY ile ANDAM MASNOY )


- SUNÎ[Osm.] / ARTIFICIAL[İng.] / ARTIFICIELLE[Fr.] / KÜNSTLICH[Alm.] ile/değil/yerine/= YAPAY


- YAPAY ile YAPMACIK


- YAPMA/YAPAY ile SAHTE/ÇAKMA[argo]


- YARARCILIKTA/PRAGMATİZMDE:
JOHN STUART MILL ve/||/<>/> CHARLES SANDERS PEIRCE ve/||/<>/> WILLIAM JAMES ve/||/<>/> JOHN DEWEY

( 20 Mayıs 1806 - 08 Mayıs 1873 ve/||/<>/> 10 Eylül 1839 - 19 Nisan 1914 ve/||/<>/> 11 Ocak 1842 - 26 Ağustos 1910 ve/||/<>/> 20 Ekim 1859 - 01 Haziran 1952 )


- YARBAY ile YARBAY

( Orduda, rütbesi, binbaşı ile albay arasında olan üstsubay. İLE Kaymakam. )


- YARGITAY =/<>/< MAHKEME-İ TEMYÎZ =/<>/< DÎVÂN-I AHKÂM

( 1923'te/n itibaren. =/<>/< 1879'da/n itibaren. =/<>/< 1868'de/n itibaren. )


- HEMIHEDRAL SYMMETRY[İng.] ile/değil/yerine/= YARI YÜZLÜ BAKIŞIM


- SPLITTING, DECAY[İng.] / DESINTÉGRATION[Fr.] / ZERFALL[Alm.] ile/değil/yerine/= YARILIM/BOZUNMA


- YARIM ile YARIM VE YARIM ile YARIM KAN ile ÜVEY ERKEK KARDEŞ ile YARI PİŞMİŞ ile YARI ÖLÜ ile YARIM KUBBE ile YARISI BİTTİ ile YARIM DÜĞÜM ile YARIM UZUNLUK ile YARIM DİREK ile YARIM AY ile YARI AÇIK ile YARI AÇIK ile YARI YÜKSELTİLMİŞ ile ÜVEY KIZ KARDEŞ ile YARIM KAYMA ile YARIM TABAN ile YARI ZAMANLI ile ÜVEY KIZ KARDEŞ ile YARI YOLDA

( HALF vs. HALF AND HALF vs. HALF BLOOD vs. HALF BROTHER vs. HALF COOKED vs. HALF DEAD vs. HALF DOME vs. HALF FINISHED vs. HALF KNOT vs. HALF LENGTH vs. HALF MAST vs. HALF MOON vs. HALF OPEN vs. HALF OPENED vs. HALF RAISED vs. HALF SISTER vs. HALF SLIP vs. HALF SOLE vs. HALF TIME vs. HALFSISTER vs. HALFWAY )

( نيم ile نيمي ile بطور ناقص ile نصف ile نيمه ile نصفا نصف ile ناتني ile نيم پخته ile نيم پز کردن ile نيم جان ile نيم تاق ile نصفه کاره ile گره خفتي ile نصف درازا ile نيم افراشتن ile زن قحبه ile نيم باز ile نيم خيز ile خواهر ناتني ile زير پيراهني ile نيم تخت زدن ile نيم تخت انداختن ile نيم وقت ile ناخواهري ile نيمه راه )

( NEYM ile NEYMY ile BETOR NAGHS ile NASF ile NEYMAH ile نصفا نصف ile ناتني ile NEYM POKHTEH ile NEYM PEZ KARDAN ile NEYM JAN ile NEYM TAGH ile NASFEH KAREH ile GAREH KHOFTY ile NASF DARAZA ile NEYM AFRASHTAN ile ZAN QAHBEH ile NEYM BAZ ile NEYM KHYZ ile KHAHAR NATANY ile ZYR PEYRANPANY ile NEYM TAKHT ZADAN ile NEYM TAKHT ANDAKHTAN ile NEYM VAGHT ile NAKHAHARY ile NEYMAH RAH )


- YARMAK ile YARMALAMAK ile YARMALIK ile YARMA AŞI ile YARMA BUĞDAY ile YARMA KÜTÜĞÜ ile YARMA KERESTE ile YARMA ÇORBASI ile YARMA ŞEFTALİ ile YARMA TAARRUZU ile YARMA SALDIRISI


- YASA = KANUN = LAW[İng.] = LOI[Fr.] = GESETZ[Alm.] = LEX[Lat.] = NOMOS[Yun.] = LEY[İsp.]


- YAŞAM ile/ve HERŞEY

( LIFE vs./and EVERYTHING )


- YAŞAYAN EN BÜYÜK ŞEY -ile

( BİR MANTAR )


- YATAY/DİKEY ile PARALEL

( ARZÎ/UFKÎ / TÛLÎ/ŞÂKULÎ ile ... )

( HORIZONTAL / VERITICAL vs. PARALLEL )


- YATAY ile/ve DİKEY/DÜŞEY

( UFKÎ ile/ve ŞÂKULÎ["ku" uzun okunur] )

( HORIZONTAL vs./and VERTICAL )

( HORIZONTAL avec/et VERTICAL )


- UFKÎ[Osm.] / HORIZONTAL[İng.] / HORIZONTAL[Fr.] / HORIZONTAL[Alm.] ile/değil/yerine/= YATAY


- YATAY/UFKÎ ile/ve/değil YASSI

( Durgun bir su yüzeyine koşut, düşey doğrultusuna dikey olan. İLE/VE/DEĞİL Yayvan ve düz. )


- YATAY ile YATAY GEÇİŞ ile YATAY SEREN


- YATAY ile YATIK


- YAY ile BOYUN EĞMEK ile YAY VAY

( BOW vs. BOW DOWN vs. BOW WOW )

( آرشه ile پاپيون ile دماغه ile تعظيم کردن ile تعظيم بجا آوردن ile وق وق )

( ARSHEH ile پاپيون ile DAMAGHEH ile TAZYM KARDAN ile TAZYM BEJA AVARDAN ile VAGH VAGH )


- YAY ile/||/<> KEPAZE[Fars.]

( ... İLE Çalışma yaparken kullanılan gevşek ok yayı. )


- YAY ile/||/<> TATAR YAYI/ÇELİK YAY/KUNDAKLI YAY/TETİKLİ YAY/ARBALET[Fr. < ARBALÈTE]


- YAY ile YAY BUKETİ

( ARC vs. ARC BOUTANT )

( کمان ile ستون قوسي ile قوس اتکاء )

( KAMAN ile SETON GHOOSY ile GHOOS ETKA )


- YAYALAŞTIRMAK ile YAY ile YAYA/LIK ile YAYILI ile YAY KOLU ile YAY AYRAÇ ile YAYA YOLU ile YAY KABZASI ile YAYA GEÇİDİ ile YAYA ÇİVİSİ ile YAYA KÖPRÜSÜ ile YAYA KALDIRIMI


- YAY/LI ile/ve/değil TEL/Lİ

( Eldeki. İLE/VE/DEĞİL Kemanın üzerindekiler. )

( At kuyruğundan. İLE/VE/DEĞİL Bağırsak, naylon ve çelik karışımından. )

( STRADIVARIUS: Meşhur keman yapımcısı tarafından yapılmış keman. [1643 - 1737] )


- INTENSITY[İng.] ile/değil/yerine/= YEĞİNLİK


- YENİ SARAY ile YENİ SARAY / SOKOLLU SARAYI / MEHMED PAŞA SARAYI

( ... İLE Sultanahmed Camisi yerindeydi fakat artık yerinde yoktur. )

( ... İLE XVI. yüzyılda, Sadrazam Sokollu Mehmed Paşa tarafından yaptırılmıştı. )


- RECOMBINATION ENERGY[İng.] / ÉNERGIE DE RECOMBINAISON[Fr.] / REKOMBINATIONSENERGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= YENİDEN BİRLEŞME ENERJİSİ


- YEŞİLLENMEK ile YEŞİLLENDİRMEK ile YEŞİL/LİK ile YEŞİLLİ ile YEŞİL OY ile YEŞİL ALAN ile YEŞİL KART ile YEŞİL SAAT ile YEŞİL SAHA ile YEŞİL IŞIK ile YEŞİL DALGA ile YEŞİL KUŞAK ile YEŞİL SALATA ile YEŞİL PASAPORT


- YESTERDAY :/yerine DÜN


- YETİ = MELEKE = FACULTY[İng.] = FACULTÉ[Fr.] = VERMÖGEN, FÄHIGKEIT[Alm.] = FACULTAS[Lat.] = FACULTAD[İsp.]


- YETİŞKİN[İng. ADULT] ile/||/<> NEOTENİ[İng. NEOTENY] ile/||/<> PEDOMORFOZ[İng. PEDOMORPHOSIS] ile/||/<> PLURİPOTENT KÖK HÜCRE[İng. PLURIPOTENT STEM CELL]

( Latincede adultus sözcüğünden köken alan bu sözcük, insanların genellikle cinsel üreme yaşına gelmesiyle edindikleri yaş durumuna işaret eder. Yetişkin, erişkin olarak kullanılır. Psikolojide ise, doğru zamanda, doğru biçimde davranmanın öğrenildiği zamana denk gelir. @@ Yetişkin hayvanlarda yavruluk özelliklerinin korunması durumu. @@ Gelişim biyolojisi alanında çalışılan bir konudur. Gençlerde görülen özelliklerin yetişkinlerde de değişmeden görülmesidir. @@ Pluripotent kök gözeler, bölünerek kendini yenileme ve erken dönem embriyonun üç birincil germ göze katmanının hepsine ve dolayısıyla yetişkin vücudunun tüm gözelerine dönüşme kapasitesine sahip (plasenta gibi ekstra-embriyonik dokular hariç). Embriyonik kök gözeler ve uyarılmış pluripotent kök gözeler pluripotent kök gözelerdir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- BULK DENSITY[İng.] / DENSITÉ EN URAC, MASSE VOLUMIQUE APPARENTE[Fr.] / SCHÜTTE[Alm.] ile/değil/yerine/= YIĞIN YOĞUNLUĞU, DÖKME MALZEME YOĞUNLUĞU


- YLD/YEARS LOST TO DISABILITY[İng.] değil/yerine/= YETİ YİTİMİNE BAĞLI KAYBEDİLMİŞ YAŞAM YILLARI


- YOĞUNLUK[İng. DENSITY] ile/||/<> İZOTONİK ÇÖZELTİ[İng. ISOTONIC SOLUTION] ile/||/<> PİROKLASTİK AKINTI[İng. PYROCLASTIC FLOW] ile/||/<> SUBTERAPÖTİK[İng. SUBTHERAPEUTIC] ile/||/<> SUPRATERAPÖTİK[İng. SUPRATHERAPEUTIC]

( Yoğunluk, diğer adıyla özkütle, belirli sıcaklık ve basınç koşullarında birim hacimdeki madde miktarıdır. Madde için ayırt edici bir özelliktir. SI birimi kg/m3'tür. p p ya da d d harfi ile gösterilir. @@ Ozmotik basıncı göze içi ile aynı olan çözeltilere verilen addır. Bir hayvan gözesi izotonik bir ortama konulduğunda plazmolize ya da hemolize uğramaz. Çünkü göze içi ve göze dışı yoğunluklar eşit olduğundan gözenin su dengesi bozulmamış olur. @@ Piroklastik akıntı, yüksek yoğunluklu bir sıcak, parçalanmış katı madde ve genişleyen gaz karışımıdır. Saatte 100 kilometreden (saatte 60 mil) daha yüksek hızlara ve 200° ile 700° Santigrat (392° ile 1292° Fahrenheit) arasındaki sıcaklıklara ulaşan piroklastik akıntılar, tüm volkanik tehlikeler arasında en ölümcül olanı kabul edilir. @@ Tıbbi bir tedavide terapötik konsantrasyondan ya da minimum dozdan daha düşük ilaç miktarları ya da bunlarla ilgili kullanılan terim. Bir ilacın ya da tedavinin önerilen tedavi aralığının altında bir dozda ya da yoğunlukta kullanılması. @@ Tıp ve farmakoloji alanında kullanılan terim. Bir ilacın ya da tedavinin önerilen tedavi aralığının üstünde bir dozda ya da yoğunlukta kullanılması.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- SPECIFIC RESISTIVITY OF DENSITY[İng.] / RÉSISTIVITÉ SPÉCIFIQUE DE DENSITÉ[Fr.] / DICHTEPEZIFISCHEWIDERSTAND, SPEZIFISCHER DICHTEWIDERSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= YOĞUNLUK ÖZGÜL DİRENCİ


- İZÂFÎ SIKLET, KESÂFET[Osm.] / DENSITY[İng.] / DENSITÉ[Fr.] / DICHTE[Alm.] ile/değil/yerine/= YOĞUNLUK


- VECTEUR[Fr.] ile/değil/yerine/= YÖNEY


- YÖNTEMBİLİM = USULİYAT = METHODOLOGY[İng.] = MÉTHODOLOGIE[Fr.] = METHODOLOGIE, METHODENLEHRE[Alm.]


- ORBITAL SYMMETRY[İng.] / AUGENBÖHLENSYMMETRIE[Alm.] ile/değil/yerine/= YÖRÜNGESEL BAKIŞIM


- ORBITAL DECAY[İng.] / DÉSINTÉGRATION ORBITALE[Fr.] / AUGENBÖHLENZERFALL[Alm.] ile/değil/yerine/= YÖRÜNGESEL BOZUNUM


- ORBITAL PARITY[İng.] / PARITÉ ORBITALE[Fr.] / AUGENBÖHLENPARITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= YÖRÜNGESEL PARİTE


- YOU ARE GOING TO SAY ... vs. YOU SHOULD SAY ...


- TEREDDÎ[Osm.] / DEGENERACY[İng.] / DÉGÉNÉRESCENCE[Fr.] / DEGENERATION, ENTARTUNG, ERMÜDUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= YOZLAŞMA


- YÜCEGÖNÜLLÜLÜK = GENEROSITY[İng.] = GÉNÉROSITÉ[Fr.] = EDELMUT[Alm.] = GENEROSITAS[Lat.]


- CHARGE ENERGY[İng.] / ÉNERGIE DE CHARGE[Fr.] / LADUNGSENERGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜK ENERJİSİ


- PARITÉ DE CHARGE-CONJUGAISON[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜK-EŞLENİK PARİTESİCHARGE CONJUGATİON PARİTY


- CHARGE CARRIER DENSITY[İng.] / DENSITÉ DE PORTEURS DE CHARGE[Fr.] / LADUNGSTRÄGERDICHTE[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜK TAŞIYICI YOĞUNLUĞU


- CHARGE NEUTRALITY[İng.] / NEUTRALITÉ DE CHARGE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜK YANSIZLIĞI


- CHARGE DENSITY[İng.] ile/değil/yerine/= YÜK YOĞUNLUĞU


- CHARGED CONDUCTOR ENERGY[İng.] / ÉNERGIE DU CONDUCTEUR CHARGÉ[Fr.] / BELASTETE LEITERENERGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKLÜ İLETKEN ENERJİSİ


- TEVÂLÎ-İ ÂLİ[Osm.] / HIGH FREQUENCY[İng.] / FRÉQUENCE HAUTE[Fr.] / HOCHFREQUENZ[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK FREKANS


- HIGH-PERFORMANCE ADSORPTION CHROMATOGRAPHY[İng.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK PERFORMANSLI ADSORPSİYON KROMATOGRAFİSİ


- HIGH PERFORMANCE ION-EXCHANGE CHROMATOGRAPHY[İng.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK PERFORMANSLI İYON DEĞİŞİM KROMATOGRAFİSİ


- HIGH PERFORMANCE LIQUID CHROMATOGRAPHY[İng.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK PERFORMANSLI SIVI KROMATOGRAFİSİ, HPLC


- YÜKSEK RÜTBELİ ile YÜKSEK RÜTBELİ SUBAY

( HIGH-RANKING vs. HIGH-RANKING OFFICER )

( بالارتبه ile عالي مقام ile عاليرتبه ile بلند مرتبه ile تيمسار )

( بالارتبه ile ALY MOGHAM ile ALYRATBEH ile BALAND MORTABEH ile TYMOSAR )


- YUMUŞAMAK ile YUMUŞATMAK ile YUMUŞATILMAK ile YUMUŞAK DAMAK ile YUMUŞAKLAŞMAK ile YUMUŞATABİLMEK ile YUMUŞAYABİLMEK ile YUMUŞAK/LIK ile YUMUŞAKÇA ile YUMUŞAK SU ile YUMUŞAK İNİŞ ile YUMUŞAKÇALAR ile YUMUŞAK BAŞLI ile YUMUŞAK KARIN ile YUMUŞAK YÜZLÜ/LÜK ile YUMUŞAK ÜNSÜZ ile YUMUŞAK AĞIZLI ile YUMUŞAK BUĞDAY


- YUSUFPAŞA ile/ve AKSARAY


- MUKÂVEMET-İ SATHÎ[Osm.] / SURFACE RESISTIVITY[İng.] / RÉSISTIVITÉ DE SURFACE[Fr.] / OBERFLÄCHENWIDERSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜZEY DİRENCİ


- SURFACE ENERGY[İng.] / ÉNERGIE DE SURFACE[Fr.] / OBERFLÄCHENENERGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜZEY ENERJİSİ


- SURFACE DENSITY[İng.] / DENSITÉ SUPERFICIELLE[Fr.] / OBERFLÄCHENDICHTE[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜZEY YOĞUNLUĞU


- YÜZEY ile/ve DÜZLEM

( Derinlik varsa. İLE En ve boydan oluşuyorsa. )

( Şeklin parçası olarak yorumlanması ile. İLE/VE Sonsuz. )

( SURFACE vs./and PLANE )


- YÜZEY ile/ve DÜZLEM

( Derinlik varsa. İLE En ve boydan oluşuyorsa. )

( Şeklin parçası olarak yorumlanması ile. İLE/VE Sonsuz. )

( SURFACE vs./and PLANE )


- SURFACE[İng.] / SURFACE[Fr.] / FIXIERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜZEY


- SURFACE RECOMBINATION VELOCITY[İng.] ile/değil/yerine/= YÜZEYDE BİRLEŞME HIZI


- YÜZEYLEŞMEK ile YÜZEYSELLEŞMEK ile YÜZEYSELLEŞTİRMEK ile YÜZEY ile YÜZEYLİ ile YÜZEYSEL ile YÜZEY BİLİMİ ile YÜZEY BİLİMCİ ile YÜZEY ŞEKİLLERİ ile YÜZEY ARAŞTIRMASI


- SURFACE CHARGE DENSITY[İng.] ile/değil/yerine/= YÜZEYSEL YÜK YOĞUNLUĞU


- BUOYANCY[İng.] / POUSSEE[Fr.] / AUFFRIEB[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜZME KAPASİTESİ


- ZÂ[Ar.] ile -ZÂ[Ar.] ile ZÂ[Ar.] ile ZÂ[Ar.] ile -ZÂ/ZÂY[Ar.] ile ZEL/ZELL[Ar.] ile ZI[Ar.]

( "Ze" harfinin adı. İLE "Bu, şu" anlamlarına gelerek birleşik sözcükler oluşturur.[BA-DE-ZÂ: Bundan sonra. | HÂ-KE-ZÂ: İşte bunun gibi.] İLE "Sahip, mâlik" anlamlarına gelerek, Eski Türkçe'de zî/zû biçimleriyle kullanılır. İLE "Zı" harfinin bir adı. İLE "Doğuran" anlamlarına gelerek birleşik sözcükler yapar.[NÂDİRE-ZÂ: Nadir, bulunmaz şey oluşturan. | SUHAN-ZÂ: Söz doğuran, icad eden.] İLE Osmanlı abecesinin 11. harfidir.[Ebced hesabında 700 sayısının karşılığıdır.] İLE Osmanlı abecesinin 20. harfidir.[Ebced hesabında 900 sayısının karşılığıdır.] )


- ZAMAN değil/yerine/= SÜREY


- ZAMAN ve/<> UZAY

( Zaman ve uzayın kökeni, her bir neden-sonuç zincirinin ilk nedeni olarak deneyimlenebilir. )

( Bir kez zaman ve uzayı gerçek olarak kabul etmişseniz, kendinizi de ufacık, önemsiz ve kısa ömürlü sayacaksınız. )

( Zaman ve uzayın içinde değilsiniz, zaman ve uzay sizin içinizdedir. )

( Tüm uzay ve zaman, zihindedir. )

( Siz, uzay ve zaman ötesisiniz! )

( Zaman ve uzay zihinde, zihne ait olduklarından, siz zaman ve uzayın ötesindesiniz, ebedi ve her yerde hazır olan. )

( The origin and the end of all manifestation, the root of time and space, the prime cause in every chain of causation.
Once you accept time and space as real, you will consider yourself minute and short-lived.
Space and time are in you and not you in space and time.
All space and time are in the mind.
You are beyond space and time.
Time and space are in the mind, you are beyond time and space, eternal and omnipresent. )

( Sonsal Sınıflama[Kategori] değildir![bkz. KANT] )

( TIME and/<> SPACE )


- ZAMAN ile/||/<> UZAY

( Einstein'ın görelilik kuramıne göre zaman ve uzay birbirinden bağımsız değildir İLE uzay-zaman sürekliliği oluşturur )

( Albert Einstein tarafından 1905 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1879-1955) (Ülke: Almanya/ABD) (Alan: Fizik) (Önemli katkıları: Görelilik teorisi, fotoelektrik etki) (Nobel: 1921) )


- ZAN:
"ÖNE SÜRÜLEBİLECEK BİR ŞEY"
değil
ANCAK, KABUL EDİLECEK BİR ŞEY


- ZATEN ile/ve/||/<> HER ŞEY


- ZEN ile/ve/<> HERHANGİ BİR ŞEY

( ZEN vs./and/<> ANYTHING )