Y ile biten FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 3.037 başlık/FaRk ile birlikte,
3.037 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(12/14)
- SOY/HEALTH LITERACY[İng.] değil/yerine/= SAĞLIK OKUR-YAZARLIĞI
- SOY ve/<> İLİM
( "Soy", ancak ilme tâbi olmakladır. )
- SOY[İng.] değil/yerine/= SOY
( Belli bir ortak atadan evrimleşen ata ve torun türlerden oluşan gruptur. Bir türün evrimsel geçmişindeki akrabalarını belirtmek için kullanılır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- SOY ile SOYA ile SOY SOP ile SOY İSMİ ile SOY OLUŞ ile SOYA ETİ ile SOYA UNU ile SOYA LORU ile SOYA SÜTÜ ile SOYA YAĞI ile SOY GAZLAR ile SOY KÜTÜĞÜ ile SOY YAPISI ile SOYA ÇEKİM ile SOYA FİLİZİ ile SOYA FASULYESİ
- SOY ile "SOYLU"
( Adamın biri, Sokrat'ı, soy üzerinden aşağılamaya çalışınca, Sokrat şöyle dedi: "Senin soyun sende bitti, benimki ise benden başlar". )
( ANCESTRY vs. "NOBLE" )
- SOY değil/yerine YOL
- SOYAKTARAN:
Y ile/ve/||/<> X
(
)
- ŞÖYLE DÜŞÜNMEK ve/||/<>/>/< DENEY
- SÖYLENCEBİLİM = İLM-İ ESATİR = MYTHOLOGY[İng.] = MYTHOLOGIE[Fr., Alm.] = MYTHOLOGIA[Yun.] = MITOLOGIA[İsp.]
- SÖZLÜK = LÛGAT/KAMUS = DICTIONARY[İng.] = DICTIONNAIRE[Fr.] = WÖRTERBUCH[Alm.] = DIZIONARIO[İt.] = DICCIONARIO[İsp.]
- SPACE BIOLOGY ile/||/<> TERRESTRIAL BIOLOGY
( Space biology uzay koşullarında yaşam süreçlerini incelerken İLE terrestrial biology Dünya koşullarındaki yaşamı inceler )
( Formül: Microgravity effects )
- SPACE :/yerine UZAY
- SPECIFIC GRAVITY[İng.] değil/yerine/= ÖZGÜL AĞIRLIK
- SPECIFICALLY :/yerine ÖZELLİKLE
- SPECT/TEK FOTON EMISYON BİLGİSAYARLI TOMOGRAFİ/SINGLE PHOTON EMISSION COMPUTERIZED TOMOGRAPHY[İng.] değil/yerine/= TEK FOTON SAÇILIMLI BİLGİSAYARLI KESITÇEKİM
- SPEKTROFOTOMETRİ/SPECTROPHOTOMETRY[İng.] değil/yerine/= İZGESEL IŞIL ÖLÇÜMÜ
- SPECTROCHEMISTRY[İng.] ile/değil/yerine/= SPEKTROKİMYA
- SPEKTROSKOPİ[İng. SPECTROSCOPY] ile/||/<> ANALİTİK KİMYA[İng. ANALYTICAL CHEMISTRY]
( Işık ve maddenin etkileşimini inceleyen bilim dalı. Maddenin özelliklerini; ışık, ses, soğrulan ve salınan parçacıklar aracılığı ile inceler ve yorum yapar. Yaygın olarak tayf bilimi olarak da bilinmektedir. Moleküler biyoloji ve analitik kimyada maddelerin ışık aracılığı ile tanımlanmasında kullanılmaktadır. Astronomi ve astronomiye bağlı dallar, kimya ve fizik gibi alanları ile beraber çalışmakta ve sık kullanılmaktadır. @@ Maddenin kimyasal bileşenlerini, madde içerisindeki miktarlarını nicel ve nitel olarak inceleyen bilim dalıdır. Analitik kimya ile yiyeceklerin besin içeriği, kan tahlili, idrar tahlili, suyun içerisindeki minerallerin miktarları, sertlik derecesi ve pH değeri hesaplanabilir. Cevherlerdeki mineral türlerinin de tespiti yapılabilir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- SPEKTROSKOPİ/SPECTROSCOPY[İng.] değil/yerine/= İZGESEL GÖRÜNTÜLEME
- SPECTROSCOPIC ENTROPY[İng.] ile/değil/yerine/= SPEKTROSKOPİK ENTROPİ
- SPELEOLOGY ile ...
( Mağaraları inceleyen bilim dalı. )
- SPESIFISITE/SPECİFICITY[İng.] değil/yerine/= ÖZGÜLLÜK
- SPEYS/SPACE değil/yerine/= UZAY
- SPIROMETRİ/SPIROMETRY[İng.] değil/yerine/= SOLUK ÖLÇÜMÜ
- SPREY[İng. SPRAY] değil/yerine/= PÜSKÜRTÜCÜ
( Bir püskürtücü yardımıyla çok ince damlacıklar durumunda püskürtülen sıvı. | Püskürtücü. )
- SPRING :/yerine İLKBAHAR, YAY
- SRT/STEROTAKTİK RADYOTERAPİ STEREOTACTIC RADIOTHERAPY[İng.] değil/yerine/= STEROTAKTİK IŞIN SAĞALTIMI
- STABILITE/STABILITY[İng.] değil/yerine/= DENGELİLİK
- STABILITY :/yerine İSTİKRAR
- STABILOMETRİ/STABILOMETRY[İng.] değil/yerine/= DENGE ÖLÇÜMÜ
- STABLE HOMOTOPY ile/||/<> UNSTABLE HOMOTOPY
( Stable homotopy yüksek dimensional limitken İLE unstable homotopy dimension bağımlı grup yapısıdır )
( Formül: Suspension isomorphism )
- STAI/STATE-TRAIT ANXIETY INVENTORY[İng.] değil/yerine/= DURUM-SÜREKLİ KAYGI DÖKÜMÜ
- STAKE :/yerine KAZIK, PAY
- STAN LAUREL ve/||/<> OLIVER HARDY
- STAND-BY[İng.] değil/yerine/= HAZIRDA
- STATHENRY[İng.] / STATHENRY[Fr.] / STATHERNIE[Alm.] ile/değil/yerine/= STATHENRY
- STATIONERY vs. STATIONARY
- STAY :/yerine KALMAK
- STEADY :/yerine İSTİKRARLI
- STEREOSCOPY ile ...
( Nesnelerin üç boyutlu görünüşü. )
- STEROCHEMISTRY[İng.] ile/değil/yerine/= STEROKİMYA
- STHENO- ile/||/<> -TONİA/TONO-/-TONY
( Güç. İLE/||/<> Tonus ya da basınçla ilgili. )
- STOICHIOMETRY[İng.] / STOECHIOMETRIQUE[Fr.] / STÖCHIOMETRIE[Alm.] ile/değil/yerine/= STOKİYOMETRİ
- STORY :/yerine HİKAYE
- STRANGE ATTRACTOR İLE CHAOS İLE BUTTERFLY ile/||/<> KAOTİK SİSTEMLER
( Deterministik kaos ve fraktallar. )
( Formül: x_{n+1} = rx_n(1-x_n) )
- STRATEGY :/yerine STRATEJİ
- STRICT LIABILITY vs. MATERIAL MISTAKE vs. TORT
( Kusursuz sorumluluk. İLE Esaslı hata. İLE Haksız fiil. )
- STRİNG DUALİTESİ ile/||/<> MİRROR SYMMETRY
( String dualitesi fiziksel eşdeğerlik ilişkisiyken İLE mirror symmetry geometrik dualite kavramıdır )
( Formül: Type IIA ↔ IIB )
- STRONGLY :/yerine GÜÇLÜ ŞEKİLDE
- STUDY :/yerine ÇALIŞMAK, DERS
- SU SIĞIRI yerine TONBAY
- ŞÛ/ŞÛY[Fars.] ile -ŞÛ/-ŞÛY[Fars.]
( Yıkama. İLE "yıkayan, temizleyen" anlamlarına gelerek birleşik sözcükler yapar.[CÂME-ŞÛY: Çamaşır yıkayan.] )
- SÛ'[Ar.] ile SÛ/Y[Ar.]
( Kötülük, fenalık. | Kötü, fena. İLE Yan, taraf, cihet. )
- SU3 SYMMETRY[İng.] / SYMÉTRIE SU₃[Fr.] ile/değil/yerine/= SU3 SİMETRİSİ
- SUBAY[Azr.] = BEKÂR[Tr.]
- SUBAY ile HASEKİ
( ... İLE Osmanlı Devleti'nde, bir görevde uzunca kalmış olanlara verilen san. | Bostancı ocağının küçük aşamalı subayları. | Osmanlı sarayında, karavaşlar arasından seçilen sultan gözdesi. )
- SUBAY ile/<> KURMAY/ERKÂN-I HARP
( Silahlı kuvvetlerde, asteğmenden orgeneral ya da oramirale kadar rütbedeki asker. İLE/VE/||/<>/> Harp akademilerine girerek eğitimlerini başarıyla tamamlamış subay. | Kurmaylık yetkisi ve niteliği olan subay. )
- SUBSTRAT DÜZEY ile/||/<> OKSİDATİF FOSFORİLASYON
( Substrat direkt ADP→ATP, oksidatif ETC gradyan. )
( Formül: PEP→piruvat İLE H⁺ gradyan )
- SUÇ ile PAY
- SUCCESSFULLY :/yerine BAŞARIYLA
- SUDDENLY :/yerine ANİDEN
- SÜJESTIBİLİTE/SUGGESTIBILITY[İng.] değil/yerine/= TELKINE YATKINLIK
- SULTA[Ar.]/OTORİTE/AUTORITE[Fr.]/AUTHORITY[İng.] ile BASKI | YETKE
( Baskı. | Yetke. [Fr. AUTORITE] )
- SUNİ[Ar.] değil/yerine/= YAPAY
- SUPERFLUIDITY[İng.] / SUPRAFLÜSSIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= SUPER AKIŞKANLIK
- SUPERGRAVITY[İng.] ile/değil/yerine/= SUPER GRAVİTE
- SUPERCONDUCTIVITY[İng.] / SUPERCONDUCTIVITE[Fr.] / SUPERLEITUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜPER İLETKENLİK
- SUPERCRITICALITY[İng.] / SUPERKRITIKALITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= SUPER KRİTİKLİK
- SUPERHIGH FREQUENCY[İng.] / FRÉQUENCE SUPERHAUTE[Fr.] / SUPERHOHE FREQUENZ[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜPER YÜKSEK FREKANS
- SUPERCONDUCTİVİTY ile/||/<> SUPERFLUİDİTY
( Superconductivity sıfır elektrik direnciyken İLE superfluidity sıfır viskozite akışkanlıktır )
( Formül: Cooper pairs )
- ŞÜPHECİLİK[İng. SKEPTICISM] ile/||/<> ÖNBASKI[İng. PREPRINT] ile/||/<> ŞAHİTLİK[İng. TESTIMONY] ile/||/<> YANILSAMA[İng. ILLUSION]
( Sezgilerimize yaslanarak neleri bildiğimizi düşünürsek birçok şeyi bildiğimiz sonucunu çıkarmamız zor olmaz. Kendimle, çevredeki şeylerle ya da geçmiş ve gelecek ile ilgili şeyleri bildiğimizi varsayan yaklaşım bir derece sezgilere dayanır ve şüpheci pozisyonu ikinci plana iter. Şu an önümde bir alışveriş merkezi olduğunu görüyorum ancak bundan ne kadar emin olabilirim? Gerçekten önümde bir alışveriş merkezi olduğundan şüphe duymak ve sanrı görüyorum olabileceğim hesaplamak ne kadar ileriye götürülebilir bir anlayıştır? Takınacağımız şüpheci tavır doğru inançlarımızı gerekçelendirmiş olsak dahi makul müdür? Önümde alışveriş merkezi olabilir ve hatalı bir şüphecilik içinde olabilirim, önümde alışveriş merkezi olmayabilir ve doğru bir şüphecilik içinde olabilirim; aynı zamanda sanrı görüyor olabileceğimin farkındayım. Bilgi olmasalar dahi temeli sanrılara dayanan gerekçelendirilmiş inançlara sahip olma olasılığımız hiç de düşük değilmiş gibi görünüyor. O halde biz; inandığımız şeylerin sanrı olabileceği, gerekçelendirmenin sanrıların varlığını azaltmadığı ve hatadan kaçınma arzumuz gibi etmenlerle şüphecilik pozisyonuna yöneltebiliriz. Bu pozisyon “eğer varsa çok az bilgi vardır.” ifadesine sahip olursa bilgi kuşkuculuğu adını alır. Bilgiye dönüşen inançlarımızın gerekçelendirilmiş inançlarımızdan daha fazla olmadığı yönünde bir varsayımla hareket eden bir kuşkuculuk “eğer varsa inançlar için çok az gerekçelendirmemiz vardır.” ifadesiyle hareket eder; buna gerekçelendirme kuşkuculuğu denir. Tüm bu kuşkucu sorular bedenlerimizin gerçekten var olup olmadığı sorusunu da beraberinde getirir. Eğer yalnızca kendimizin gerçekten var olduğunu kabul edersek bu yaklaşım bizi felsefecilerin kaçınma eğilimi sergilediği solipsizme götürür. Diğer yandan Descartesçi bir bizim her şeyin gerçekliğinden ve doğruluğundan kuşku duyarsam, sahip olduğum bu kuşkudan kuşku duyup duymadığım sorusu gün yüzüne çıkar. Eğer kuşku duyduğumdan kuşku duymazsam, kuşku duyulmayacak en az bir şey bulmuş olurum gibi görünüyor ancak zihin hallerimden kuşku duyuyor olmam gerçekten kuşku duyup duymadığım konusunda kesin bir bilgi içermez; belki de zihin hallerimin hepsi (kuşku da dahil olmak üzere) bilgi üretmeyen ve gerçekten var olmayan şeyler olabilir? Bu soru nasıl cevaplanabilir? Soru daha farklı sorulabilir, dış dünyanın ya da diğer zihinlerin var olmayabileceği yönünde bir kuşku, emin olunabilir bir soru mu? Eğer diğer zihinlerin ya da dış dünyanın varlığından kuşku duyuyorsak bu kuşku, kabul edilebilir olmak için kendine kesin bir temellendirme bulabilmiş midir? Kuşku duymanın makul olduğuna bizi kesinlikle ikna eden nedir? Nasıl ki kuşkucular bazı şeylerin varlığını kesinlikle gösteremememizden yola çıkıyorsa biz de kuşkuculuğun kendisinin kesinlikle doğru olduğunun gösterilememişinin kanıtlarsak kuşkuculuk karşıtı bir argüman kurmamız mümkün olabilir. Kuşku duyuyor olmamızın gerekçelendirilmesi kesin değilse bu kuşkuculuk karşıtı güçlü bir argüman olabilir mi? Bu soruyu destek ilkesi ile daha açık hale getirebiliriz; “P inancı ancak kişinin P ile tutarsız olan bir önermenin yanlışlığını biliyor olmasıyla bilgiye dönüşür.” Önümde bir alışveriş merkezi vardır önermesine inanıyorsam, o zaman bu önerme benim bir alışveriş sadece sanrısını görüyor olmamla tutarsız olacağı için, ben bu önermeyi ancak sanrı görmüyor olduğunu bilmem durumunda bilirim. Şimdi bunu kuşkuculuğu yöneltelim; dünyanın döndüğünden kuşku duyuyorsam yani dünyanın dönmüyor olabileceğine inanıyorsam, bu önerme dünyanın döndüğünün bir sanrı değil de gerçek olmasıyla tutarsız olacağı için, ben bu önermeyi ancak dünyanın döndüğü yanlışlanırsa bilebilirim. Dünyanın döndüğü yanlışlana dek döndüğünden şüphe duymak makul değildir. Felsefeciler tarih boyunca ahlak, din, zihin, varlık vb. birçok farklı alana dair çeşitli sorular sormuştur. İnsanların büyük bir kısmının hem fikir olduğu belirli türden konu başlıklarında dahi felsefeciler arasında ciddi görüş farklılıkları ve tartışmalar ortaya çıkmıştır. Öyle ki bu tartışmalar bir noktada soruyu soran kişinin gerçekten var olup olmadığına dahi yönelmiştir. Peki bu ne anlama gelir? Gerçekten var olup olmamak ya da başka bir “şeyin” yanılsaması olup olmamak ne tür bir tartışmayı içerir? İnandığımız şeylerin sanrı olabileceği, gerekçelendirmenin sanrıların varlığını azaltmadığı ve hatadan kaçınma arzumuz gibi etmenlerle şüphecilik pozisyonuna yöneltebiliriz. Bu pozisyon “eğer varsa çok az bilgi vardır.” ifadesine sahip olursa “bilgi kuşkuculuğu” adını alır. Bilgiye dönüşen inançlarımızın gerekçelendirilmiş inançlarımızdan daha fazla olmadığı yönünde bir varsayımla hareket eden bir kuşkuculuk “eğer varsa inançlar için çok az gerekçelendirmemiz vardır.” ifadesiyle hareket eder; buna ise “gerekçelendirme kuşkuculuğu” denir. Bilen kişinin C tipi önermelerin bilgisine ulaşıp ulaşamayacağını düşünelim. O halde bu bahse dair üç farklı yaklaşım söz konusu olur. @@ Akademik yayıncılıkta kullanılan önbaskı terimi, akademik bir makalenin resmî hakem denetiminden geçip de hakemli bir dergide yayınlanmadan önce internet üzerinden okumaya açılması anlamına gelmektedir. Önbaskı olarak yayınlanan makaleler hakemli dergilerde sonradan yayınlanabileceği gibi, kimi zaman reddedilerek hiçbir zaman yayınlanmayabilir ya da ciddi düzenlemeler ve değişikliklerle yayınlanabilir. Önbaskı konumundaki makalelere ekstra şüphecilikle yaklaşmakta fayda vardır. @@ Şahitlik, muhakeme, algı, hafıza ya da iç-gözlem gibi bilişsel bir sistem değildir. Bu yüzden epistemik kaynaklar içinde kendine özel bir yeri vardır. Şahitlik, en basit haliyle, başka insanların ifade ettiği inançlara dayanır. Şahitliğin en yaygın bilgi kaynağı olduğu düşünülür. İletişim, medya ve eğitim gibi günlük hayatımızı kuşatan pek çok şey, şahitlik sonucu bilgi edinmemizi sağlar. Alp Dağları’na ilişkin birinci elden bir deneyimimiz olmasa da coğrafya kitaplarını, blogları ya da ansiklopedileri inceleyerek Alp Dağları’na dair bilgi edinebilir. Şahitlik sonucu gerçekten bilgi edinip edinmediğimiz önemli bir tartışma konusudur. Bir kişinin, doğru olanı ifade edip etmediğini her zaman kestirmek mümkün değildir. Bazı dışsalcılar için bu bir tartışma konusu olmayabilir. Doğru yolla nedensel bir biçimde inancımız oluştuysa, bu inancın epistemik statüsü çok tartışmaya açık değildir. Ancak, şahitliğin, tıpkı algı gibi, güvenilir olup olmadığı tartışması hala devam etmektedir. Şahitliğin güvenilir olmadığı ve bundan ötürü bilgi üreten bir mekanizma olamayacağı konusunda şüpheci görüşler vardır. Bu tarz bir şüphecilik, bilginin kesin ve doğru olmasına dayandığından, şahitlik kaynaklı bilgilerimizin büyük bir bölümünü dışarıda bırakır. Şahitlik hakkındaki şüphecilik doğruysa eğer, şahitlik sadece yüksek ihtimalli inançlar sağlayabilir. Ancak, kesinlik taşımadığından ötürü, yanıltıcıdır. Bu şüpheci pozisyon, epistemologlar arasında yaygın bir biçimde kabul görmez. Şahitliğin özel statüsüne yönelik bir diğer eleştiri ise, şahitliğin tek başına bilgi oluşturmak için yeterli olmadığıdır. Diğer bir deyişle, şahitlik aslen algı ya da hafıza gibi başka bilgi kaynaklarına bağlıdır. Özne, daha önce algı, hafıza ya da diğer yollarla edindiği inançlar doğrultusunda şahitliğe dair bir inancın doğruluğunu garanti altına alabilir. Şahitlik, bu birincil bilgi kaynaklarından geçmediği sürece, tek başına gerçekleşemez. Bu indirgemeci pozisyona karşı çıkanlar, şahitliğin bilişsel bir yeti olmamasına karşın tıpkı algı, hafıza, iç-gözlem gibi bilgi üreten temel bir mekanizma olduğunu düşünürler. İndirgemecilik karşıtlarının, öznenin daha önceden şahitlik yaptığı kişinin deklare ettiği inançların doğruluğuna dair sahip olduğu gözlemlerin, şahitliğin bilgi oluşturması için gerekli olmadığını kanıtlaması gerekir. Eğer, şahitlik ettiğimiz kişiye dair önceki gözlemlerimiz, şahitliğimizin oluşması için gerekli bir kriter ise, şahitlik tek başına bilgi-üreten bir mekanizma olamaz. Şahitlik ile ilgili ilginç konulardan bir tanesi, sosyal epistemoloji olarak adlandırdığımız alan içinde merkezi öneme sahip olmasıdır. Daha önceden bahsettiğimiz epistemoloji tartışmalar, bireyin, başka bireylerle ilişkileri olmaksızın sahip olduğu bilgi ve bunları üreten süreçlerle ilgiliydi. Sosyal epistemoloji, bilginin tek başına bireysel bir şey olmadığını, insanlar arası ilişkilerin ve iletişimin bilginin oluşması konusunda önemli pay sahibi olduğunu iddia eder. Şahitlik ise bunun bir parçası olması itibariyle, sosyal epistemolojinin ana elementlerinden biri haline gelir. Sosyal epistemolojiye ilişkin tartışmalar, birden çok birey arasındaki iletişimin ya da şahitliğin bilginin doğası ile olan ilişkisini, sosyal ilişkilerin bilginin doğruluğuna olan etkisini, toplumsal ve kültürel yapıların bilgi üretme süreçlerine müdahale edip etmediğini inceler. Bu sosyal epistemoloji alanı dışında, çağdaş epistemolojide pek çok yeni yaklaşım da geliştirilmiştir. @@ Algılanan ilişkilerle gerçekte olan ilişkilerin birbirine uymamasıdır.Kısa algılanan bir çizgi, gerçekte algılama alanında bulunan diğer çizgilerle aynı uzunlukta olabilir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- SUPPLY :/yerine TEDARİK ETMEK
- CONTINUITY[İng.] / CONTINUITÉ[Fr.] / DURCHGANG[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜREKLİLİK
- SÜREKLİLİK = TEMADİ = CONTINUITY[İng.] = CONTINUITÉ[Fr.] = KONTINUITÄT[Alm.] = CONTINUITAS[Lat.]
- DISCONTINUITY[İng.] / DISCONTINUITÉ[Fr.] ile/değil/yerine/= SÜREKSİZLİK
- SURELY :/yerine KESİNLİKLE
- SÛRET değil/yerine/= PAY
- SURFACE :/yerine YÜZEY
- SURGERY :/yerine AMELİYAT
- SURPRISINGLY :/yerine ŞAŞIRTICI ŞEKİLDE
- FRICTIONAL ELECTRICITY[İng.] / ÉLECTRICITÉ DE FRICTION[Fr.] / REIBUNGSELEKTRIZITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜRTÜNME ELEKTRİĞİ
- SÜRÜ BAĞIŞIKLIĞI/HERD IMMUNITY[İng.] değil/yerine/= KİTLE BAĞIŞIKLIĞI
- DRIFT MOBILITY[İng.] ile/değil/yerine/= SÜRÜKLENME DEVİNİRLİĞİ
- DRIFT SPEED, DRIFT VELOCITY[İng.] / VITESSE DE DÉRIVE[Fr.] / DRIFTGESCHWINDIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜRÜKLENME HIZI
- SÜRVEY/SURVEY[İng.] değil/yerine/= ANKET, TARAMA
- SURVEY :/yerine ANKET, ARAŞTIRMA
- SUŞ/STRAIN[İng.] değil/yerine/= SOY
- SU'ÛD[Ar.] ile RUKİYY[Ar.]
( Yukarı çıkmak, tırmanmak. İLE Aşama aşama, adım adım çıkmak, yükselmek. )
- SWOT:
STRENGTH ve/||/<> WEAKNESS ve/||/<> OPPORTUNITY ve/||/<> THREAT
( Güçlü yönler. VE/||/<> Zayıf yönler. VE/||/<> Fırsatlar. VE/||/<> Tehditler. )
- SYMPLECTİC TOPOLOGY ile/||/<> CONTACT TOPOLOGY
( Symplectic topology kapalı 2-form geometrisiyken İLE contact topology maksimal integrallenemez 1-form geometrisidir )
( Formül: Symplectic form ω )
- SYNCHRONICITY ile SIMULTANEISM
- SYNGAMY[İng.] değil/yerine/= SYNGAMY
( Zigotun tek (diploit) çekirdeğini oluşturmak üzere iki gamet çekirdeğin birbiri içine kaynaması, birleşmesi sonucu oluşan durumdur.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- SYNTENY[İng.] değil/yerine/= SİNTENİ
( Ele alınan bir genomun, belirli gruplarla bağlantılı genleri korunmuş bölgeleridir. Farelerde 17 kromozom ve insanlarda 6 kromozom parçası sinteniktir. Mayoz sırasında ortak olarak ayrışırlar, dolayısıyla genom üzerinde birbirlerine yakın konumlanmışlardır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- SYNTHETİC BİOLOGY ile/||/<> SYSTEMS BİOLOGY
( Synthetic biology yeni biyolojik sistem tasarlarken İLE systems biology mevcut biyolojik sistemleri analiz eder )
( Formül: BioBrick parts )
- SYNTHETİC GEOMETRY ile/||/<> ANALYTİC GEOMETRY
( Synthetic koordinatsız, analytic koordinat sistemi. )
( Formül: Coordinate-free İLE coordinate system )
- SYSTEMATICS ile/ve TAXONOMY
( Bitkiler ve hayvanların sınıflandırma işleriyle uğraşan bilim dalı. İLE/VE Doğal bağlantılarına göre bitkileri ve hayvanları çeşitli sınıflara koymakla uğraşan bilim dalı. )
- SYSTEMS PHARMACOLOGY ile/||/<> TRADITIONAL PHARMACOLOGY
( Systems pharmacology ilaç etkisini sistem düzeyinde analiz ederken İLE traditional pharmacology tek hedef odaklı yaklaşım kullanır )
( Formül: Network pharmacology )
- TAC- ile/||/<> -TAXIS/-TAXY ile/||/<> COSM-
( Düzenleme, sıra. İLE/||/<> Sıra, düzenlenme, etki. İLE/||/<> Kozmetik, güzellik, düzenli. )
- TAHİYYÂT[< HAYY] ile ...
( SELÂMLAR, HAYIRLI DUALAR | NAMAZIN KA'DELERİNDE OKUNAN "ETTEHİYYÂTÜ" DUASI )
- TAHİYYE[< HAYY] ile ...
( HAYAT DUASI ("ALLAH ÖMÜR VERSİN!") | SELÂM VERME, HAYIR DUA ETME | MÜLK, MÂLİKİYYET )
- TAHLİYE[Ar. < HALY] ile TAHLİYE[Ar. < HALÂ, HALVET, HALV]
( Süsleme, donatma, bezeme. | Bir madde içine, özelliğini ya da kokusunu değiştirmek üzere şeker, baharat vb. gibi şeyler katma. İLE Boşaltma, boş bırakma. | Serbest bırakma, salıverme. )
- TAHŞİYE[Ar. < HAŞY] ile TAHŞİYE[Ar. < HAŞYET]
( Hâşiye yazma. | Dipnot yazma, çıkma yapma. İLE Ürperme, ürpertilme. )
- TAKIMERKİ = OLIGARCHY[İng.] = OLIGARCHIE[Fr., Alm.] = OLIGARKHIA < OLIGOI:BİRKAÇ KİŞİ, ARKHEIN:EGEMEN OLMA[Yun.]
- TAKIMYILDIZI:
GÜNEY ile/ve/||/<> KUZEY
- TAKLİT[İng. MIMIC] ile/||/<> MİMİKRİ[İng. MIMICRY]
( Bir canlı türünün başka bir canlı türünü morfolojik ya da davranışsal olarak taklit etmesi. Sesiidae ailesinden Podosesia syringae türü kül güveleri, sıradan eşekarılarını fiziksel olarak taklit edecek biçimde evrimleşmiş. Ancak bir iğnesi bulunmaz. Eşekarısı iğnesinden daha önce başı belaya girmiş bir avcı tür, aynı zamanda kül güvelerinden de uzak durur. Böylece güve, sadece taklit ederek, fazla bir enerji harcamadan avlanmaktan kurtulabilir. @@ Bazı hayvan ve bitki türlerinin başka hayvan, bitki türlerine ve içinde yaşadıkları doğal ortamdaki objelere benzemesi, bir canlı türünün başka bir canlı türünü morfolojik ya da davranışsal olarak taklit etmesi. Sesiidae ailesinden Podosesia syringae türü kül güveleri, sıradan eşekarılarını fiziksel olarak taklit edecek biçimde evrimleşmiştir ancak bir iğnesi bulunmaz. Eşekarısı iğnesinden daha önce başı belaya girmiş bir avcı tür, aynı zamanda kül güvelerinden de uzak durur. Böylece güve, sadece taklit ederek, fazla bir enerji harcamadan avlanmaktan kurtulabilir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- TAKSON[İng. TAXON] ile/||/<> COPE'UN ÖZELLEŞMEME YASASI[İng. COPES RULE OF THE UNSPECIALIZED] ile/||/<> DIŞ GRUP[İng. OUTGROUP] ile/||/<> EPİTET[İng. SPECIFIC EPITHET] ile/||/<> EVRİMSEL BİYOLOJİ[İng. EVOLUTIONARY BIOLOGY] ile/||/<> İKİLİ ADLANDIRMA[İng. BINOMIAL NOMENCLATURE] ile/||/<> TAKSONOMİ[İng. TAXONOMY] ile/||/<> ÜÇLÜ ADLANDIRMA[İng. TRINOMIAL NOMENCLATURE]
( Taksonomide, organizma gruplarının her birine verilen addır. Çoğulu taksa (İng: taxa) olarak bilinir. @@ Yeni büyük takson ile ilişkili evrimsel yeniliklerin atalarının genel özelliklerine benzemesi, özelleşmesinden daha muhtemeldir. Yani evrimsel süreç bu yasaya göre özelleşme için çaba sarf etmez farklılaşmalar zaman içinde olur. @@ Bir filogenetik analizde, diğer taksonlardan daha önce türleşen, farklılaşan, evrimleşen öbeğe verilen addır. Hominidlerin evrimi analiz edilecek olursa, hilobatlar ve gibonlar dış grup olacaklardır. @@ Taksonomi biliminde, türleri isimlendirmek için kullanılan ikili adlandırmanın ikinci kelimesi. Türü tanımlayan kelimedir ve cins isminden sonra gelir. Örneğin, Homo sapiens türü için "sapiens" epitet addır. @@ Canlılar arasındaki genetik çeşitliliği, türlerin hangi atalardan türediklerini ve evrimsel süreçte geçirdikleri biyolojik değişimleri inceleyen bilim dalı. Bu alanda çalışan bilim insanlarına "evrimsel biyolog" denir. Evrimsel biyoloji doğrudan bireylerin hayatları boyunca geçirdikleri değişimlere odaklanmaz, popülasyonların nesiller boyunca geçirdiği süreçleri inceler. Biyolojinin bir alt dalı olmakla beraber popülasyon genetiği, moleküler evrim, taksonomi, evrimsel ekoloji ve evrimsel tıp gibi birçok alt dalı bulunmaktadır. @@ Taksonomi biliminde, tür adlarının iki kelimeden oluşacak biçimde gösterilmesi. Carl Linnaeus tarafından geliştirilmiştir. İsimlendirmelerde ilk kelime cins adını ifade ederken, ikinci kelime ise epitet ismini ifade eder. İki kelimenin birleşimi tür adını verir. Örneğin, günümüzde nesli devam eden tek insan türü olan Homo sapiens için "Homo", cins ismi iken; "sapiens" ise epitet ismidir. "Homo sapiens" kullanımı ise türü temsil eder. İkili adlandırmaya akademik kaynaklarda ve çeşitli taksonomi yazılarında "binomial nomenklatür" de denmektedir. @@ Geniş anlamda sınıflandırma bilimi. Daha ayrıntılı bir tanımlama ise; yaşayan ve yok olmuş organizmaların sınıflandırılması-yani biyolojik sınıflandırma. Terim, Yunanca taxis ("düzenleme") ve nomos ("kanun") türemiştir. @@ Taksonomi biliminde, alttürleri ve alttür altı taksonları ifade etmek için kullanılan bir isimlendirme biçimi. Örneğin, Panthera pardus pardus alttürü bu biçimde ifade edilmiştir. Üçlü adlandırmaya, akademik kaynaklarda ve bazı taksonomi yazılarında "trinomial nomenklatür" de denmektedir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- TAKSONOMİ/TAXONOMY[İng.] değil/yerine/= BÖLÜMLEME, SINIFLANDIRMA, SINIFLANDIRMA KURALLARI
- TAM BUĞDAY TAM TAHIL
( Tam buğday tanesi kullanılır ve tam buğday unu içerir. İLE Arpa, mısır, çavdar, kinoa, buğday gibi ürünler de kullanılır. )
( Tam tahıllıdır. İLE Tüm tam tahıllı ürünler, tam buğday değildir.[Çok tahıllılar, İki ya da daha fazla tahıldan yapılmıştır. Tam tahıl değildir.] )
( Kepek, ruşeym ve endosperm ve tam buğday tanesinden yapılmıştır. İLE Bir ya da daha fazla tahıldan [buğday, yulaf, pirinç, mısır, arpa, darı, çavdar vb.] yapılır ve tüm tahıl çekirdeğini içerir. )
- TAM DOLU ile TAM UYARI ile TAM KAN ile TAM GELİŞMİŞ ile TAM GÖVDELİ ile TAM EL ile DOLUNAY ile DOLU ile DELİKLERLE DOLU ile TAM PARÇA ile TAM FİYAT ile TAM DURAK ile TAM ZAMANLI ile DAHA DOLGUN ile DOLGUNLUK
( FULL vs. FULL ALERT vs. FULL BLOOD vs. FULL BLOWN vs. FULL BODIED vs. FULL HAND vs. FULL MOON vs. FULL OF vs. FULL OF HOLES vs. FULL PIECE vs. FULL PRICE vs. FULL STOP vs. FULL TIME vs. FULLER vs. FULLNESS )
( سير ile تام ile آگندن ile مملو ile ممتلي ile مشبع ile مفصل ile پر ile حال آماده باش ile نژاد خالص ile کاملا افراشته ile عظيم الجثه ile اوچ و پس ile ماه شب چهارده ile بدر ile پر از ile سوراخ سوراخ ile قواره ile تمام شده ile وقفه کامل ile تمام وقت ile سنگين کننده ile لکه گير ile امتلاء ile پري ile سيري )
( SYR ile TAM ile AGANDAN ile MOMLU ile ممتلي ile مشبع ile MAFASL ile PAR ile HAL AMADEH BASH ile NEJAD KHALES ile KAMELA AFRASHTEH ile AZYM OLJOSEH ile OOCH VE PES ile MAH SHAB CHEHARDEH ile BADAR ile PAR AZ ile SORAKH SORAKH ile GHAVAREH ile TAMAM SHODEH ile VAQFEH KAMEL ile TAMAM VAGHT ile SANGYNE KONANDEH ile LAKEH GYR ile امتلاء ile پري ile SYRY )
- BUFFER CAPACITY[İng.] / CAPACITÉ DE TAMPON[Fr.] / PUFFER KAPAZITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= TAMPON KAPASİTESİ
- TANBURÎ CEMİL BEY ile/ve/||/<> ŞERİF MUHİDDİN TARGAN
- TANDEM MASS SPEKTROMETRİ/TANDEM MASS SPECTROMETRY[İng.] değil/yerine/= ARDIŞIK KÜTLE İZGE ÖLÇÜMÜ
- TANI[İng. DIAGNOSIS] ile/||/<> ABELL YARIÇAPI[İng. ABELL RADIUS] ile/||/<> AKIM[İng. CURRENT] ile/||/<> AKROMAT[İng. ACHROMATIC] ile/||/<> AKTİF BAĞIŞIKLIK[İng. ACTIVE IMMUNITY] ile/||/<> ANTİKOR[İng. ANTIBODY] ile/||/<> ASTERİZM[İng. ASTERISM] ile/||/<> B HÜCRELERİ[İng. B CELLS]
( Doğada, herhangi bir şeyin nedenini tanımlama işidir. Genellikle hastalıkların tanımlanması olarak kullanılır. @@ Astronomide Abell kataloğundaki gökada kümelerinden hareketle, uzunluğu 2,14 megaparsek kabul edilen, tipik bir gökada kümesinin yarıçapı olarak tanımlanır. @@ Tanımlanabilir bir yönde hareket eden su ya da hava gibi bir akışkanın hareketidir. Elektrikte, belirli bir süre boyunca bir noktadan geçen elektrik akışı ya da elektrik miktarını tanımlamak için kullanılır. @@ Renk körlüğüne sahip kişileri tanımlamak için kullanılan terim. @@ Hastalığa maruz kalınması ile kazanılan bağışıklıktır. Hastalığa sebep olan organizmalara direkt maruz kalma ile ya da organizmanın zayıflatılmış ya da öldürülmüş halinin aşı yolu ile vücuda verilmesi ile oluşur. Her iki durumda da bağışıklığı kazanmış bir kişi ileride hastalık ile karşılaştığında bağışıklık sistemi hastalığı tanıyacaktır ve gerekli antikorları üretecektir. Aktif bağışıklık uzun ömürlüdür ve ömür boyu sürebilmektedir. @@ Antijen adı verilen yabancı bir maddenin varlığına yanıt olarak bağışıklık sistemi tarafından üretilen ve bu etkenlerin patojenik (hastalık yapıcı) yeteneklerini önleyen koruyucu bir protein. Antikorlar antijenleri tanır ve vücuttan uzaklaştırmak için onlara tutunur. @@ Gece gökyüzünde net bir biçimde gözlemlenebilen, belirgin ve tanıdık şekiller oluşturan popüler yıldız gruplarıdır. Üyeleri aynı takımyıldızında yer alabileceği gibi farklı takımyıldızlarından da olabilir. Büyükayı takımyıldızının bir parçası olan Büyük Kepçe ile Vega, Altair ve Deneb üçlüsünün oluşturduğu "yaz üçgeni" örnek olarak verilebilir. @@ Adaptif bağışıklığın bir parçası olarak antijen spesifik hümoral bağışıklıktan sorumlu olan lenfositlerin büyük bir ailesi. Onların antijen reseptörleri yüzey immünoglobülinleridir (antikorlar). Plazma gözelerine farklılaşarak peptidleri doğrudan tanıyıp antikorları salgılarlar. Ayrıca uzun ömürlü hafıza gözeleri olarak bulunurlar.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- TANIMLANMA[İng. IDENTIFICATION] ile/||/<> DNAZ AYAK İZİ[İng. DNASE I FOOTPRINTING] ile/||/<> GÜVENİLİRLİK[İng. RELIABILITY] ile/||/<> JEOLOJİK KOLON[İng. GEOLOGIC COLUMN] ile/||/<> KANDELA[İng. CANDELA]
( bkz. Genomik tanımlanma @@ Proteinlerin bağlandıkları DNA bölgesinde protein tarafından kapatılan fosfodiester bağlarının deoksiribonükleaz yıkımına karşı korunacağı fikrinden yola çıkılarak belirli bir proteine bağlanan bir DNA dizisinin tanımlanmasını sağlayan teknik. @@ Güvenilirlik, inançlarımızı oluştururken ve doğru inançlarımızı bilgi haline getirirken izlenilen süreçlerin uygunluğuna işaret etmektedir. Çoğunlukla dışsalcı bir yaklaşım olan güvenilirciliğin ön plana çıkardığı bir kavram olan güvenilirlik, epistemik öznenin herhangi bir inancını güvenilir nedenlere, mekanizmalara ya da süreçlere dayanarak oluşturmasını ifade etmektedir. Böylelikle doğru inancın bilgiyi oluşturmasındaki şans etmeni engellenmiş ve bilgi ortaya çıkmış olacaktır. Bu bakımdan güvenilirlik, bilginin tanımına eklenecek dördüncü koşul olarak karşımıza çıkmaktadır. Dışsalcı kuramların güvenilirliği dördüncü koşul olarak ileri sürmelerinin bir nedeni de içselcilerin kullandığı kavramların normatif olduğunu düşünmeleri ve bilgi kuramlarını sadeleştirmek istemeleridir. Bu bağlamda bilginin dördüncü ya da teminat koşulu, dışsalcılar için güvenilirlik olarak adlandırılmaktadır. Örneğin güvenilirciliğe göre bir inancın doğru olması ve gerekçelendirilmesi için bu inancın, güvenilir algılar ve tanıklar doğrultusunda oluşturulmuş olması gerekmektedir. Başka bir ifadeye güvenilircilik, bir inancın oluşturulmasındaki sürecin güvenilirliğine odaklanmaktadır. Şu halde bilgi, güvenilir süreçlerle gerekçelendirilmiş doğru inanç biçiminde tanımlanmaktadır. Bu bakımdan sürecin güvenilirliğini sağlayacak olan unsurlar; uygun bilişsel yetiler, dış dünyanın uygunluğu, yanıltıcı herhangi bir etkenin bulunmaması, algıların güvenilir olması ve tanıkların güvenilir olması biçiminde sıralanabilir. Dolayısıyla güvenilirlik koşulu, dışsalcı kuramlar açısından, bilginin meydana gelmesindeki önemli şartlardan biri olarak kabul edilmektedir. Nitekim güvenilirlik, dışsalcı kuramların kabul ettiği gibi her zaman bilginin meydana gelmesi için yeterli ve uygun bir süreç olmayabilir. Örneğin içselci yaklaşıma sahip olan Audi, güvenilir süreçlere dayanmanın, şans faktörünü dışarıda bırakamayacağı örnekler verilebileceğini dile getirmektedir. (Ayrıntılı bilgi için bkz: Robert Audi, Epistemoloji: Bilgi Teorisine Çağdaş Bir Giriş, çev. Melis Tuncel). @@ Belli bir bölgedeki jeolojik olayların, kayaların karışık ve gençten yaşlıya doğru oluşumlarıyla tanımlanmasıdır.Herhangi bir bölgede, yüzeyden Dünya'nın merkezine doğru kazı yapılacak olursa, derinlere inildikçe daha gençten (yeniden) daha yaşlıya (eskiye) giden jeolojik bir oluşum sırası gözlenecektir. İşte bu, jeolojik kolondur. @@ Işık şiddetinin SI (Uluslararası Birim Sistemi) birimidir. Bir ışık kaynağından bir yöne doğru yayılan ışık akısının 1/683 Watt/sr olduğu noktadaki ışık şiddeti biçiminde tanımlanmaktadır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- TANJANSİYALITE/TANGENTIALITY[İng.] değil/yerine/= ÇEVRESEL KONUŞMA
- TANRIBİLİM = İLÂHİYAT = THEOLOGY[İng.] = THÉOLOGIE[Fr.] = THEOLOGIE[Alm.] = TEOLOGIA[İsp.]
- TAPINAKLARDA:
GÖBEKLİTEPE ve/||/<> NEVALİ-ÇORİ ve/||/<> JERF EL AHMAR ve/||/<> ARKAİM ve/||/<> GİLGAL ve/||/<> MALTA ADASI ve/||/<> CUICUILCO ve/||/<> KURGANLAR ve/||/<> SOLOVETSY ADALARI ve/||/<> STONEHENGE ve/||/<> AVEBURRY ve/||/<> CASTLERIGG ve/||/<> NEWGRANGE
( Urfa'da. VE/||/<> Urfa'da. VE/||/<> Suriye'de. VE/||/<> Rusya'da[Kazakistan'ın kuzeyinde]. VE/||/<> Golan tepelerinde.[İsrail'in doğusu] VE/||/<> Malta'da. VE/||/<> Meksika'da. VE/||/<> Altay Dağları'nda. VE/||/<> Rusya'da. VE/||/<> İngiltere'de VE/||/<> İngiltere'de VE/||/<> İngiltere'de VE/||/<> İrlanda'da. )
- TAPINCA/PUT[Fars. < BUT]/İDOLE[Fr.]:
SOY ile/ve/||/<> MAĞARA ile/ve/||/<> ÇARŞI ile/ve/||/<> TİYATRO
( bkz. Francis Bacon )
( IDOLA TRIBUS avec IDOLA SPECUS avec IDOLA FORI avec IDOLA THEATRI )
- GÜNEK | ESKİNÇ = TARİH[Ar.] = HISTORY[İng.] = HISTOIRE[Fr.] = GESCHICHTE[Alm.] = HISTORI < HISTOREIN:BİLMEYE ÇALIŞMAK, BİLMEK, ANLATMAK[Yun.] = HISTORIA[İsp.]
- TASDÎK değil/yerine/= ONAY
- TEVÂLÎ-İ ASLÎ[Osm.] / CARRIER FREQUENCY[İng.] / FRÉQUENCE PORTEUSE[Fr.] / TRÄGERFREQUENZ[Alm.] ile/değil/yerine/= TAŞIYICI FREKANS
- CARRIER DENSITY[İng.] / DENSITÉ DE PORTEURS[Fr.] / TRÄGERDICHTE[Alm.] ile/değil/yerine/= TAŞIYICI YOĞUNLUĞU
- TASVİP/ONAMA ile/ve TASDİK/ONAY
- [not] TAXONOMY ile/ve/değil/yerine/<>/> CLADISTIC TAXONOMY
( Sınıflandırma. İLE Kladistik sınıflandırma. )
( LINNAEUS/LINNE vs./and/<>/>/but HELLING[1966] )
- TAY ile GÜRE
( Üç yaşına kadar olan at yavrusu. İLE Çiftleşmek isteyen kısrak ya da dişi eşek. | Bir yaşından, üç yaşına kadar olan tay. | Güçlü, dinç. | Çekingen, korkak, ürkek. )
- TAY/TAYLAK ile SIPA[Abazaca < SPAU: Çocuk.]/KODOK/KURRAG[Fars.]
( At yavrusu. [Üç yaşına kadar] İLE Eşek yavrusu. )
( GULİN ile ... )
( MÜHR[çoğ. EMHÂR, MİHÂR] ile KÜRRE )
( KÜRRE ile KÜRRE-İ HAR )
( COLT/FOAL vs. DONKEY-FOAL )
( HIPPOMAN: Yeni doğan tayın alnındaki küçük siyah zar. )
- TAY ile TAY[Fars.]
( Üç yaşına kadar olan at yavrusu. İLE Denk, eşit, eş. | Hayvanın bir yanındaki yük. )
- TAY ile TAYA/LIK ile TAYF ile TAYT ile TAY TAY ile TAYF ÖLÇÜMÜ ile TAY TAY ARABASI
- SPECTROSCOPY[İng.] / SPECTROSCOPIE[Fr.] ile/değil/yerine/= TAYF BİLGİSİ/BİLİMİ
- SPECTROSCOPE, SPECTROSCOPY[İng.] / SPECTROSCOPE[Fr.] / SPEKTROSKOP[Alm.] ile/değil/yerine/= TAYFGÖZER/TAYFÖLÇER, SPEKTROSKOP
- SPECTRAL SENSITIVITY[İng.] / SENSIBILITÉ SPECTRALE[Fr.] / SPEKTRALE EMPFINDLICHKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= TAYFSAL DUYARLILIK
- SPECTRAL LUMINOUS EFFICACY[İng.] ile/değil/yerine/= TAYFSAL IŞIK ETKİNLİĞİ
- SPECTRAL LUMINOUS EFFICIENCY[İng.] / RENDEMENT LUMINEUX SPECTRAL[Fr.] / SPEKTRALE LICHTAUSBEUTE[Alm.] ile/değil/yerine/= TAYFSAL IŞIK VERİMİ
- SPEKTRAL YOĞUNLUK[Osm.] / SPECTRAL DENSITY[İng.] / DENSITÉ SPECTRALE[Fr.] / SPEKTRALE DICHTE[Alm.] ile/değil/yerine/= TAYFSAL YOĞUNLUK
- TAYYETMEK[Ar.< TAYY] değil/yerine/= ÇIKARMAK | ARADAN ÇIKARMAK, YOK ETMEK
- TAZI ile/ve BORZOY
( ... İLE/VE Rus tazısı. )
- TBI/TOTAL BODY IRRADİATION | TRAUMATIC BRAIN İNJURY[İng.] değil/yerine/= TÜM GÖVDE IŞINLAMASI | TRAVMATİK BEYİN HASARI
- TEA :/yerine ÇAY
- TECHNOLOGY :/yerine TEKNOLOJİ
- PERTURBATION THEORY[İng.] / THÉORIE DES PERTURBATIONS[Fr.] ile/değil/yerine/= TEDİRGENME KURAMI
- TEE/TRANSÖZOFAGEAL EKOKARDİYOGRAFİ TRANSOESOPHAGEAL ECHOCARDIOGRAPHY[İng.] değil/yerine/= YEMEK BORUSUNDAN EKOKARDİYOGRAFİ
- ODD PARITY[İng.] / PARITÉ IMPAIRE[Fr.] / UNGERADE PARITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK PARİTE
- TEK TEK ŞEY ile HER ŞEY
- TELEMETRİ/TELEMETRY[İng.] değil/yerine/= UZAKTAN ÖLÇÜM
- TELEOLOJİ[İng. TELEOLOGY] ile/||/<> TELEOST
( Teleoloji, Yunanca telos (amaç) sözcüğünden, doğanın işleyişinin arkasında bir amaç ya da tasarım olduğunu düşünce biçimi. @@ İyi bir biçimde gelişmiş kemiklere sahip olan kemikli balıklardır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- TELEONOMİ[İng. TELEONOMY] ile/||/<> BASTIRMA[İng. REPRESSION] ile/||/<> VERİM[İng. EFFICIENCY]
( Organizmanın başarısına katkıda bulunan bütün yapılar, bütün edimler ve bütün etkinlikleri kapsayan düzenek/düzen. Teleonomi, "amaca uygunluk" gibi keyfi bir tanımdan doğan ve bilim felsefesi tartışmalarında canlıları tanımlamak için kullanılan bir bütünsel kavramdır. Ancak tek başına canlılığın yeter şartı olduğu söylenemez.Teleonomi ve teleonomik yapı kavramları tanımı gereği biyolojide "canlılara" ve diğer başka alanlarda da "cansız yapılara" uygulanabilir. Bu sebepten sıkça yaratılışçılar tarafından "tasarım" iddiasına delil olarak kullanılmaktadır. Çakmak taşından üretilmiş, avın et ve kemiğini ayırmaya yarayan ilkel bir el baltası, çocuklara alfabeyi öğretmekte kullanılan akılda kalıcı bir tekerleme, evcil kedi yavrularının anne sütünü daha fazla ve kolay emmek için emzirme sırasında ön ayaklarıyla yaptığı ritmik pençe bastırma hareketi ya da ışığı en verimli biçimde toplamak için üretilmiş bir fotoğraf lensi teleonomik bir yapıdır/etkinliktir. @@ Hoş olmayan düşünce ve duyguları bastırıp, düşünmeme ve bilinç altına itme eğilimidir. @@ Bir sistemde yapılan işin harcanan enerjiye oranıdır. Yüzde olarak gösterilir ve %100'e yakın olduğunda sistemdeki enerji kayıpları en düşük düzeydedir. Ancak pratik olarak herhangi bir sistemde enerji kayıpları kaçınılmazdır. Dolayısıyla %100 verim mümkün değil.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- TELEPORTATION İLE DENSE CODİNG İLE CRYPTOGRAPHY ile/||/<> KUANTUM İLETİŞİM
( Kuantum bilgi transfer protokolleri. )
( Formül: |ψ⟩AB → |ψ⟩C )
- TELERADYOGRAFİ/TELERADIOGRAPHY[İng.] değil/yerine/= UZAKTAN X-IŞINLI GÖRÜNTÜLEME
- FUNDAMENTAL FREQUENCY[İng.] / FRÉQUENCE FONDAMENTALE[Fr.] / GRUNDFREQUENZ[Alm.] ile/değil/yerine/= TEMEL FREKANS
- TEMPORARY :/yerine GEÇİCİ
- TEMYİZ KUDRETİ/HUKUKİ EHLİYET/CIVIL RESPONSIBILITY[İng.] değil/yerine/= AYIRTIM GÜCÜ
- YARGITAY/TEMYÎZ[< MEYZ] ile İSTÎNÂF
( Ayırma, ayrılma, seçme, seçilme. | İyiyi, kötüden ayırt etme. İLE Yeniden başlama. | Bidâyet mahkemesi tarafından verilen kararın, bir üst mahkemeye başvurarak kaldırılmasını isteme. | Sözün başlangıcı, söz başı. )
( Yasa yolunda, üst mahkeme, hukuka aykırı olan kararı, sadece bozar, kendi yeniden yargılama yaparak karar veremez. İLE Yasa yolu incelemesi sonunda, hukuka aykırı bulunan yerel mahkeme kararı yerine üst mahkemece, yeniden yargılama yapılarak yeni bir karar verilir. )
- TENDENCY :/yerine EĞİLİM
- TENGÂY[Fars.] ile TENGNÂ[Fars.]
( Boğaz, vadi. İLE Dar yer, geçit, boğaz. | Mezar. )
- TENKİT ile/ve/<> TENKIYE[< NAKY]
( Temizleme, fenâsını atma. İLE/VE/<> Ayıklayıp temizleme. | Kalın bağırsağa su verme ve bu iş için kullanılan araç.[HUKNE: Şırınga.][İHTİKAN | Fr. LAVMAN] )
- TENOTOMY[İng.] değil/yerine/= TENOTOMİ
( Vücuttaki tendonlardan birindeki ağrıyı tedavi etmek için kullanılan bir tedavi yöntemidir. Halk arasında "tendon bölünmesi" olarak da bilinir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- TEPKİ NORMU[İng. REACTION NORM] ile/||/<> FENOTİPİK ESNEKLİK[İng. PHENOTYPIC PLASTICITY]
( Bir genotip tarafından gösterilen fenotipik esneklik şablonudur. @@ Genotipe bağlı olarak oluşan fenotipin, çevresel etmenlerin etkisiyle çeşitlilik göstermesidir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- REACTIVITY[İng.] / RÉACTIVITÉ[Fr.] ile/değil/yerine/= TEPKİNLİK
- TERAKKİ[< RAKY] ile ...
( YUKARI KALKMA, YÜKSELME | İLERLEME | HALLERDE, MAKAMLARDA, BİLGİLERDE İLERLEME )
- TERAPİ/THERAPY[İng.] değil/yerine/= SAĞALTIM
- TEREDDİ[Ar. < REDY] değil/yerine/= SOYSUZLAŞMA, YOZLAŞMA
- TERMINOLOJİ/TERMINOLOGY[İng.] değil/yerine/= TERİM BİLİMİ
- TERMODİNAMİK[İng. THERMODYNAMICS] ile/||/<> ADYABATİK DENGE[İng. ADIABATIC EQUILIBRIUM] ile/||/<> ENTALPİ[İng. ENTHALPY] ile/||/<> ENTROPİ[İng. ENTROPY] ile/||/<> FİZİKOKİMYA[İng. PHYSICAL CHEMISTRY]
( Termodinamik; ısı, sıcaklık, enerji ve iş arasındaki ilişkiyi inceleyen ve araştıran bilim dalıdır. Daha kapsamlı bir ifadeyle termodinamik; ısı, sıcaklık, entropi, entalpi, termodinamik yasaları, sıcaklık, iş ve enerji konularını inceler. Etimolojik olarak termodinamik sözcüğü Yunancada ısı anlamına gelen "θερμο" ile dinamik anlamına gelen "δυναμική" sözcüklerinin birleşiminden oluşmuştur. Ek olarak Sadi Carnot, termodinamik biliminin kurucusu olarak kabul edilir. Fransız fizikçi Sadi Carnot 1824 yılında ısı motoru çevrimi kavramını ve tersinmezlik ilkesini ortaya atmıştır. Sadi Carnot'un fikirlerini o yüzyılın sonlarında Alman fizikçi ve matematikçi Rudolf Clausius geliştirmiştir. @@ Termodinamikte bir sistemin sınırlarından ısı akışının gerçekleşmediği ya da giren ısının çıkan ısıya eşit olduğu denge durumudur. @@ Entalpi, maddenin yapısında depoladığı enerjinin tanımıdır. Sembolü H'dir. Entalpi, iç enerji, basınç ve hacme bağlıdır. Sıcaklık arttıkça molekül iç etkileşimleri de artacağı için entalpi de artacaktır. @@ Fizikte entropi, bir sistemin mekanik işe çevrilemeyecek termal (ısıl) enerjisini temsil eden termodinamik birimdir. Çoğunlukla bir sistemdeki rastgelelik ve düzensizlik olarak tanımlanır ve istatistikten teolojiye birçok alanda yararlanılır. Sembolü S'dir. Sistemlerdeki düzensizlik arttıkça, entropi de artar. Bu durum da faydalı (iş yapabilir) enerji miktarını azaltır. Faydasız enerjiyi (entropi) arttırır. @@ Kimyasal sistemlerin özellik ve davranışlarını inceleyen, bu özellik ve davranışların sonucunda ortaya çıkan yasaları belirleyen bilim dalıdır. Fizikokimya; sıcaklık, basınç, hacim, derişim gibi fiziksel etmenlerin kimyasal tepkimelere etkilerini inceler. Sistemlerdeki ısı ve iş dönüşümlerini, tepkime hızlarını ve tepkime mekanizmalarını matematiksel ifadelerle teorilere dönüştürür. Elektrokimya, termodinamik, kimyasal kinetik alanlarını da kapsar.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- THERMOELECTRICITY[İng.] / THERMOÉLECTRICITÉ[Fr.] / THERMOELEKTRIZITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= TERMOELEKTRİKLİK
- THERMOGRAVIMETRY[İng.] / THERMOGRAVIMÉTRIE[Fr.] / THERMOGRAVIMETRIE[Alm.] ile/değil/yerine/= TERMOGRAVİMETRİ
- THERMO CHEMISTRY[İng.] / THERMOCHIMIE[Fr.] / THERMOCHEMIE, WÄRMECHENIE[Alm.] ile/değil/yerine/= TERMOKİMYA
- TERMOMETRİ/THERMOMETRY[İng.] değil/yerine/= SICAKLIK ÖLÇÜMÜ
- THERMOMETRY[İng.] / THERMOMÉTRIE[Fr.] / THERMOMETRIE[Alm.] ile/değil/yerine/= TERMOMETRİ
- TERMOTERAPİ/THERMOTHERAPY[İng.] değil/yerine/= SICAKLA SAĞALTIM
- TERRITORY :/yerine BÖLGE, TOPRAK
- INVERSE SYMMETRY[İng.] ile/değil/yerine/= TERS BAKIŞIM
- INVERSE BETA DECAY[İng.] / DÉCROISSANCE BÊTA INVERSE[Fr.] / INVERSER BETA-ZERFALL[Alm.] ile/değil/yerine/= TERS BETA BOZUNUMU
- REVERSED-PHASE PARTITION CHROMATOGRAPHY[İng.] ile/değil/yerine/= TERS-FAZ DAĞILIM KROMATOGRAFİSİ
- TERSİYER/TERTİARY[İng.] değil/yerine/= ÜÇÜNCÜL, ÜÇÜNCÜ
- TE'SÎR[Ar. < İSR | çoğ. TE'SÎRÂT] ile/ve TES'ÎR[Ar. < SA'R] ile/ve TESHÎR[Ar. < SİHRİYY] ile/ve TESHÎR[Ar. < SİHR/SEHHAR | çoğ. TESHÎRÂT]
( Alâmet, nişan bırakma. | İşleme, dokunma, içe işleme. | Kederlendirme. İLE/VE Değer/kıymet/narh koyma. | Ateşi yakıp alevlendirme. İLE/VE Zapt ve istila etme, ele geçirme, elde etme. İLE/VE Büyü yapma, büyüleme, aldatma/aldatılma, kendini bağlama. )
- TESTIFY :/yerine TANIKLIK ETMEK
- TESTIMONY :/yerine TANIKLIK, İFADE
- TESTİS ile/||/<> KLİNEFELTER SENDROMU[İng. KLINEFELTER SYNDROME] ile/||/<> MAMMİLLER CİSİM[İng. MAMMILARY BODY] ile/||/<> PENİS ile/||/<> SPERMATOSİT[İng. SPERMATOCYTE]
( Testis, hayvanlarda, sperm ve erkek hormonları olan androjenleri üreten organ. İnsanlarda testisler iki tanedir ve oval şekilindedir. Bunlar, penisin hemen arkasında ve anüsün önünde bulunan skrotal kesede bulunurlar. @@ Erkek bireylerde görünen birden fazla X kromozomunun olması durumu. Genelde genotipleri XY yerine XXY olur. Aynı zamanda bu kişilerde büyük göğüsler, küçük testisler, kısırlık ve hafif mental gerilik görülür. @@ Hipotalamusun posteroinferior yüzündeki beyin sapı çekirdeklerine mammiller cisim adı verilir. Beynin alt tarafındaki iki küresel yapı olarak gözlemlenirler, başlangıçta beynin testisleri olarak adlandırılan bu yapılar daha sonra beynin göğüsleri olarak bilinmeye başlandı. Hafıza ile ilgili bilgiler forniks aracılığıyla Mammiller cisimlere iletilir, bu cisimler bellek bilgilerinin iletilmesinin ötesinde tegmentum ile olan bağlantıları yoluyla uygun davranışsal tepkilerin yaratılmasını kolaylaştırmaya yardım eder. @@ Penis, memelilerde erkeklerinin çiftleşme organıdır ve genellikle idrarın vücuttan çıktığı kanalı barındırır. @@ Mayoz bölünmenin de oluştuğu gelişimin spermatogenez evresinde, spermatogonyumdan üretilen erkek gametositidir. Testislerin sperm kanalcıklarında üretilir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- TETANİ/TETANY[İng.] değil/yerine/= KASINIM
- TETRAHEDRAL SYMMETRY[İng.] / TETRAEDERSYMMETRIE[Alm.] ile/değil/yerine/= TETRAHEDRAL SİMETRİ
- TETRALOJİ/TETRALOGY[İng.] değil/yerine/= DÖRTLÜK | DÖRTLEME
- TEVÂLÎ[Ar. < VELY] ile TEVÂRÎ
( Birbiri ardından gelme, arası kesilmeksizin devam etme, sürme. İLE Bir şeyin arkasına saklanıp görünmez olma, gizlenme. )
- TEVELLÂ/TEVELLÎ[< VELY] değil/yerine/= BİRİNE YANAŞMA | BİRİNİ DOST TUTMA | İYİ AHLÂK | EHL-İ BEYT'İ, HZ. ALİ'Yİ SEVME, ONLARDAN MEDET VE ŞEFÂAT İSTEME, KENDİLERİNE OLAN YAKINLIK, BAĞLILIK
- TEYZE / KÜKÜ/Y[dvnlgttrk] ile/ve/||/<> ANNE
( [Biyolojik açıdan] Anneyle kardeşlik bağlantısı olan dişil gövdeli kişi/ye verilen ad. İLE/VE/||/<> Yaşama, karnında(uterus'ta/rahim'de) gelişerek başlanılan kişi. )
( AUNT vs./and MOTHER )
- TF-IDF/TERM FREQUENCY-İNVERSE DOCUMENT FREQUENCY[İng.] değil/yerine/= TERİM SIKLIĞI – TERS BELGE SIKLIĞI
- TF/TERM FREQUENCY[İng.] değil/yerine/= TERİM SIKLIĞI
- [not] THE LOVE/HATE OF HISTORY vs. INFORMATION/KNOWLEDGE OF HISTORY
- THEODICY[İng.] değil/yerine/= TEODİSE
( Din felsefesinde; her şeyi bilen ve mutlak iyi olan Tanrı'nın kötülüğe neden izin verdiğini açıklamaya dair çabaların tümü. Kelime, Yunanca theos "tanrı" ve dikē "adalet" kelimelerinin bir araya gelmesinden meydana gelir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- THEORY :/yerine TEORİ
- THERAPY :/yerine TERAPİ
- THEY :/yerine ONLAR
- THING ile ENTITY
- THING :/yerine ŞEY
- THIRTY :/yerine OTUZ
- THOMAS HENRY HUXLEY ile
( 04 Mayıs 1825 - 29 Haziran 1895 İLE 26 Temmuz 1894 - 22 Kasım 1963 )
- THIXOTROPY[İng.] ile/değil/yerine/= TİKSOTROPİ
- TIME vs. HISTORY
- TINY :/yerine UFACIK
- TİRB[Ar.] ile/ve/||/<> ZEMÎL[Ar.] ile/ve/||/<> SEMÎR[Ar.] ile/ve/||/<> SAHİB[Ar.] ile/ve/||/<> REFÎK[Ar.] ile/ve/||/<> HİLL[Ar.] ile/ve/||/<> NECİY[Ar.]
( Bizimle aynı yaşta olan. İLE/VE/||/<> İş arkadaşımız. İLE/VE/||/<> Oturduğumuz yerde bize arkadaşlık eden. İLE/VE/||/<> Bizimle geceleri konuşan. İLE/VE/||/<> Uzun süre bizimle arkadaşlık eden. İLE/VE/||/<> Yolculuk arkadaşımız. İLE/VE/||/<> Bizi kalbine yerleştiren. İLE/VE/||/<> Sırdaş. )
- TITRIMETRY[İng.] ile/değil/yerine/= TİTRİMETRİ
- TO ASK vs. TO SAY
- TO BE INSUFFICIENT vs. INCAPACITY
- TO CONTROL AT THE END vs. TO CONTROL AT THE BEGINNING AND CONTINUOUSLY
( TO CONTROL AT THE BEGINNING AND CONTINUOUSLY instead of TO CONTROL AT THE END )
- TO GENERALIZE vs. (VALUE) TO BE AS POSSIBILITY
( [VALUE] TO BE AS POSSIBILITY instead of TO GENERALIZE )
- TO GET FURTHER/BEYOND vs. TO POSTPONE/DELAY
- TO GIVE PERMISSION vs. TO GIVE AN OPPORTUNITY
- TO GIVE UP vs. TO POSTPONE/DELAY
- [not] TO PASS THE DAY instead LIVE THE DAY
- TO SAY DIRECTLY vs. TO SAY/TALK FRANKLY/OPENLY
- [not] TO SEE WORTHLESS/LITTLE vs. TO (HAD) BEEN FARAWAY
- TO TALK vs. TO TALK IN NECESSITY
( TO TALK IN NECESSITY instead of TO TALK )
- [not] TO TALK/WRITE vs./and/also TO DO(/MAKE)/TO APPLY
- TO UNDERSTAND WHAT HE/SHE SAID vs. TO UNDERSTAND WHAT HE/SHE MEANT TO SAY
- TODAY :/yerine BUGÜN
- TOKSİKOLOJİ[İng. TOXICOLOGY] ile/||/<> EĞİTİM[İng. EDUCATION] ile/||/<> İN VİTRO[İng. IN VITRO] ile/||/<> ORTAK KÜLTÜR[İng. CO-CULTURE] ile/||/<> PATOLOJİ[İng. PATHOLOGY]
( Zehirleri ve zehirlerin biyolojik organizmalara olan etkilerini inceleyen bilim dalıdır. Biyokimya, histoloji, farmakoloji, patoloji ve diğer birçok disiplinle etkileşim halindedir. Toksik yani zehirli maddelerin incelenmesi ve sınıflandırılması ilk olarak 19. yüzyılda Mathieu Orfila tarafından gerçekleştirilmiştir. Mathieu Joseph Bonaventure Orfila, sıklıkla "Toksikolojinin Babası" olarak anılırdı. 19. yüzyılın ilk büyük adli tıp uzmanı olan Mathieu Orfila, kimyasal analizi adli tıbbın rutin bir parçası haline getirmek için çalıştı. Orfila aynı zamanda halk sağlığı sistemlerini ve tıp eğitimini geliştirmek için de çalıştı. @@ Eğitim insanın doğasında var olan bütün bilgi ve kabiliyetleri baz alarak onu yönlendirmek, geleceğe hazırlamak, hayatı boyunca gerekli bilgiyi nasıl elde edeceğini öğrenmesine yardımcı olmaktır. @@ Latince "cam içinde" demektir. Hayvan ya da bitki gözelerinin/dokularının canlı dışında ; petri, ependorf tüpü, kültür flaskı içinde yaşam döngülerine devam ettiği ortamlardır. Bu ortamlar üzerinde, ilaç sanayisi, toksikoloji deneyleri, fizyoloji çalışmaları yapılmaktadır, bu biçimde hayvan deneyleri azaltılıp kültür ortamına geçişi amaçlamaktadır. @@ Organ-Organ etkileşimi olan organların (Karaciğer-Böbrek, Mide-Bağırsak, Akciğer-Karaciğer vb.) sinerjisini, gelişim fizyolojisini, toksikolojisini ve metabolizmasının göze kültürü ortamına ko-kültür ya da ortak kültür denir. Ko-kültür iki monokültürün (tekli göze kültürü) aynı mekanizmada (ortamda) bulunmasıdır. @@ Hastalıkların başlangıç nedenleri (etiyolojileri), adım adım ilerlemeleri (patogenez) ve normal yapı ve işlev üzerindeki etkileri ile ilgilenen bilim dalı ya da hastalık, hasta şikayetleri (semptomlar) ve/veya dikkatli bir gözlemcinin ölçümleri (belirtiler) ile ortaya çıkan, normal bir fenotipten (genom ve çevreye bağlı gözlemlenebilir özellikler) tanımlanabilir bir sapma.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- TOLSTOY ile TOLSTOY
( Lev İLE Aleksey Nikolayeviç )
( 09 Eylül 1828 - 20 Kasım 1910 ile 10 Ocak 1883 - 23 Şubat 1945 )
- TOMOGRAFİ/TOMOGRAPHY[İng.] değil/yerine/= KESIT ÇEKİM
- TOMOGRAPHY[İng.] / TOMOGRAPHIE[Fr.] / TOMOGRAPHIE[Alm.] ile/değil/yerine/= TOMOGRAFİ
- TOMORROW vs. THE NEXT DAY
- TOMOTERAPİ/TOMOTHERAPY[İng.] değil/yerine/= KESIT SAĞALTIM
- TONİSITE/TONICITY[İng.] değil/yerine/= GERGİ
- TOPLUM = CEMİYET = SOCIETY[İng.] = SOCIÉTÉ[Fr.] = GESELLSCHAFT[Alm.] = SOCIETAS[Lat.] = SOCIEDAD[İsp.]
- TOPLUMBİLİM = İÇTİMAİYAT = SOCIOLOGY[İng.] = SOCIOLOGIE[Fr.] = SOZIOLOGIE[Alm.] = SOCIOLOGIA[İsp.]
- TOPOGRAFİ/TOPOGRAPHY[İng.] değil/yerine/= BÖLGESEL ANATOMİ ÇİZGELEMESİ
- TOPOLOGİCAL QUANTUM FİELD THEORY ile/||/<> CONFORMAL FİELD THEORY
( TQFT topolojik invariant quantum field theoriyken, CFT konformal invariant field theorisidir )
( Formül: Atiyah-Segal axioms )
- TOPOS ile/||/<> CATEGORY
( Topos mantık yapısı İLE category ok ve nesne. )
( Formül: Logic structure İLE arrows objects )
- TORBALAMAK ile TORBALANMAK ile TORBA ile TORBALI ile TORBASIZ ile TORBA ÇAY ile TORBA KADRO ile TORBA YOĞURDU
- TORISCHE FLÄCHE[Alm.] ile/değil/yerine/= TORİK YÜZEY
- TORTİYOZİTE/TORTUOSITY[İng.] değil/yerine/= KIVRIMLILIK
- TOTALLY :/yerine TAMAMEN
- TOXICOGENOMICS ile/||/<> CLASSICAL TOXICOLOGY
( Toxicogenomics toksik maddelerin gen ifadesine etkisini incelerken İLE classical toxicology genel toksisite mekanizmalarını inceler )
( Formül: Dose-response genomics )
- TOY[Azr.] = DÜĞÜN[Tr.]
- TOY ile TOY ile TOY ile TOY ile TOY[İng.]
( Gençliği nedeniyle görgüsüz ve beceriksiz olan. İLE İLE Devlet işlerinin görüşüldüğü kurultay[meclis], büyük ziyafet, şölen ya da şenlik. İLE Kızıl tüylü bir kuş.[Lat. OTIS TARDA] İLE Tuz Gölü yakınında, Kütahya ve Doğu Anadolu'da bulunur. İLE Oyuncak. )
- TOY ile/||/<>/> TOYDAN
( Kızıl tüylü bir kuş.[Lat. OTIS TARDA] @@ Bir tür iri toy. )
- TRACEABILITY[İng.] değil/yerine/= İZLENEBİLİRLİK
- TRACER İLE DATING İLE THERAPY ile/||/<> RADYOİZOTOP UYGULAMALARI
( Radyoaktif izotop kullanımları. )
( Formül: λ = ln2/t½ )
- TRAGEDY :/yerine TRAJEDİ
- TRAMVAY ile TRAMVAY HATTI
- TRANSFORMATION ile/||/<> ISOMETRY
( Transformation genel dönüşüm İLE isometry mesafe koruyan. )
( Formül: General İLE distance preserving )
- TRANSPARENCY/TRANSPARENCY[İng.] değil/yerine/= SAYDAMLIK
- TRANSPARENCY vs. FLEXIBILITY
( Saydamlık/şeffaflık. İLE Esneklik. )
- TREATY :/yerine ANTLAŞMA
- TREATY =/<> CONTRACT =/<> AGREEMENT =/<> CONVENTION =/<> COVENANT
( Antlaşma. )
- TREN ile HIZLI TREN ile TRAMVAY ile HIZLI TRAMVAY ile METRO ile FÜNİKÜLER
- -TRİBE ile/||/<> -TRİPSY
( Ezici, ovucu, aşındırıcı, bastırıcı araç. İLE/||/<> Ezici ameliyat, parçalama. )
- TRIBOLOGY[İng.] / TRIBOLOGIE[Fr.] / TRIBOLOGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= TRİBOLOJİ
- TRİLOJİ/TRİLOGY[İng.] değil/yerine/= ÜÇLÜK
- TRİMESTER[İng.] değil/yerine/= ÜÇ AY
- TRISOMY[İng.] değil/yerine/= TRİZOMİ
( Belirli bir kromozomda 3 kopya bulunmasıdır. En yaygın trizomi 21. kromozomdadır. 18. kromozomda da mümkündür.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
(1996'dan beri)