Bugün[09 Nisan 2026]
itibarı ile 7.239 başlık/FaRk ile birlikte,
7.239 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(16/30)


- YAKIN İLİŞKİ ile/ve/||/<> YOĞUN İLİŞKİ


- YAKIN KAYBI ve/||/<>/> KAYIP KAYGISI


- YAKÎN:
KESİN/LİK ile/ve/değil YAKLAŞIK/LIK


- NEAR INFRARED RADIATION[İng.] / RAYONNEMENT PROCHE INFRAROUGE[Fr.] ile/değil/yerine/= YAKIN KIZILÖTESİ IŞINIM


- NEAR-ULTRAVIOLET RADIATION[İng.] / RAYONNEMENT PROCHE ULTRAVIOLET[Fr.] ile/değil/yerine/= YAKIN MORÖTESİ IŞINIM


- YAKIN NEDEN ile UZAK NEDEN

( Kuyudaki bir kurbağa, gökteki kuşlar hakkında hiçbir şey bilmez. )

( NEAR CAUSE vs. FAR CAUSE
A frog in a well knows nothing about the birds in the sky. )


- YAKIN NEDEN ile UZAK NEDEN


- YAKIN OLMAK:
"ASRA" ile/değil ASLA


- YAKIN ile/ve/değil ARDIŞIK

( [not] NEAR vs./and/but CONSECUTIVE )


- YAKÎN ile/ve BURHAN


- YAKÎN ile/ve/değil CEZM


- YAKIN ile EŞ

( "NEAR/CLOSE" vs. MATCH )


- YAKÎN ile/ve/<> KEŞF


- YAKIN ile/ve UZAK

( NEAR vs./and FAR/DISTANT )


- YAKIN ile/ve/değil/<>/> UZAK DURULAN/TUTULAN "YAKIN"


- YAKIN/YAKINEN ile YAKÎN[< YAKN]/YAKÎNEN

( Yakın: Uzaklık/mesafeyle ilgilidir[uzakta olmayan] | Muhabbet ve sevgi duyulan, dayanışma içinde olunan kişi/ler. İLE/DEĞİL Kesinlik, eminlik. | Ölüm. | İlm-el-Yakîn > Ayn-el-Yakîn > Hakk-el-Yakîn )

( Yakından tanımak/bilmek, bir yakını olarak değerlendirmek. İLE/DEĞİL Kesin veri/bilgi ile değerlendirmek/bilmek. )

( YAKÎN ile ZANN ile ŞEKK ile VEHM
[ %100 İLE %50 üzeri. İLE %50 İLE %50 altı. ] )


- YAKÎN ve ZANN


- YAKINDA ile YAKINDAN


- YAKINDIĞIMIZ" ile/ve/değil/yerine/ne yazık ki/||/<>/< (")YAKINIMIZ(")


- YAKİNEN[Ar.] ile YAKİNÎ[Ar.]

( Kesin/kat'î olarak, hiç şüphe edilecek bir tarafı bulunmaksızın. İLE Kesin/kat'î, şüphe edilmeyecek bilgiye ait, onunla ilgili. )

( Sığır boynuzu. İLE Otlağa salınmış hayvan sürüsü. | Güçlü, saldırıcı. | Koşucu, koşan. )


- YAKÎNÎ ile NAZARÎ

( Kesin(lik). [Bedihiyat-ı Akliye, Bedihiyat-ı Hissiye]. İLE Teorik. )


- YAKÎNİYÂT ile/ve MEŞHÛRÂT ile/ve MÜSELLEMÂT ile/ve MAKBÛLÂT ile/ve ZANNİYÂT ile/ve MUHAYYELÂT ile/ve VEHMİYÂT

( Yakîniyât: En üst derecedeki önerme. - Bedihiye. - Nazariye.

Bedihiye: Apaçık. - Bedâhet-i Akliye. - Bedâhet-i Hissiye.

Bedâhet-i Akliye: - Evveliyât. - Fıtriyât.

Bedâhet-i Hissiye: - Müşâhedât. - Hadsiyât. - Mücerrebât. - Mütevâtirât. )

( VÂHİME: Gerçekliği/karşılığı olmayan "değerler" "üretmek". )


- YAKINLAŞMA ile/ve/||/<>/> BEKLENTİ > HÜSRAN ile/ve/||/<>/> ÖFKE


- YAKINLAŞMA ile/ve/||/<>/> UZAKLAŞMA GEREKSİNİMİ


- YAKINLAŞMA ve/<> YAKINSAMA


- YAK(IN)LAŞMAK ve/< TÖVBE (ET/MEK)


- YAKINLAŞMAK ile YAKINSAMA ile YAKINSAK ile YAKINSAK ile KONUŞULABİLİR ile KONUŞMA ile SOHBET ETMEK ile TERSİNE ile DÖNÜŞÜMSEL ile DÖNÜŞTÜRMEK ile DÖNÜŞTÜRÜCÜ ile ÜSTÜ AÇIK ARABA ile DÖNÜŞTÜRÜCÜ

( CONVERGE vs. CONVERGENCE vs. CONVERGENT vs. CONVERGING vs. CONVERSABLE vs. CONVERSATION vs. CONVERSE vs. CONVERSELY vs. CONVERSIONAL vs. CONVERT vs. CONVERTER vs. CONVERTIBLE vs. CONVERTOR )

( متقارب شدن ile همگرا بودن ile تقارب ile همگرائي ile همگرا ile متقارب ile قابل معاشرت ile مفاوضه ile مکالمه ile گفت و گو ile صحبت ile محاوره ile گفتگو ile گفت و شنود ile محاوره کردن ile بالعکس ile تسعيري ile نقد کردن ile مقلب ile قابل تسعير ile برگرداننده )

( MOTEGHARB SHODAN ile CPEHMGARA BODAN ile تقارب ile CPEHMGARAYEY ile CPEHMGARA ile MOTEGHARB ile GHABEL MOASHRAT ile مفاوضه ile MAKALMEH ile GOFT VE GO ile SAHBAT ile MOHAVAREH ile GOFTEGO ile GOFT VE SHNOD ile MOHAVAREH KARDAN ile BALAX ile تسعيري ile NAGHAD KARDAN ile MOGHALAB ile قابل تسعير ile BARGARDANANDEH )


- YAKINLAŞMAK ve/||/<> YALINLAŞMAK


- YAKINLAŞTIRMA ile YAKIŞTIRMA


- YAKINLIK[< KURBİYET / KURBAN] BAYRAMIMIZ:
HAYVAN KESEREK / CAN ALARAK değil/yerine
SEVDİKLERİMİZİ, BİRBİRİMİZİ ANLAMAK VE
YAKINLAŞMAK[< KURBİYET / KURBAN] İÇİN BİR ŞEYLER(İN)DEN VAZGEÇEREK/VEREREK...


- YAKINLIK:
SIKICI ile/ve/değil/||/<>/< BOĞUCU

( Kavuşmada[vuslatta], bıkma/sıkılma[gına] vardır. )


- YAKINLIK ile/ve/<>/değil ACIMA


- YAKIN/LIK ile SICAK/LIK

( CLOSENESS vs. WARMTH )


- YAKINLIK ile YAKINLIK ile YAKIN

( IMMINENCE vs. IMMINENCY vs. IMMINENT )

( مشرف بودن ile قريب الوقوع ile مشرف )

( MOSHARF BODAN ile قريب الوقوع ile MOSHARF )


- YAKIN/LIK ile/ve/<> YATKIN/LIK


- YAKINLIK/KURBİYET ile/ve KAVUŞMA/VUSLAT


- YAKINLIK-UZAKLIK ile/ve/||/<> BAŞATLIK-ÇEKİNGENLİK


- YAKINMA/ŞİKÂYET" değil/yerine/>< CESARET


- YAKINMA ile/değil/yerine "DİLE GETİRME"


- YAKINMA ile/ve/değil/||/<>/> DÜŞ KIRIKLIĞI


- YAKINMA ile YAKINMASIZ ile YAKINMA KUTUSU


- YAKINMAK ile YAKINLAŞMAK ile YAKINABİLMEK ile YAKINLAŞTIRMAK ile YAKINLAŞABİLMEK ile YAKINLAŞTIRABİLMEK ile YAKIN/LIK ile YAKIN ÇAĞ ile YAKIN DOST ile YAKIN DOĞU ile YAKIN ŞARK ile YAKIN SESLİ ile YAKIN TAKİP ile YAKIN AKRABA ile YAKIN KORUMA ile YAKIN ANLAMLI/LIK ile YAKIN GÖÇÜŞME ile YAKIN BENZEŞME ile YAKINLIK FİİLİ ile YAKINLIK EYLEMİ ile YAKINLIK DERECESİ ile YAKIN BENZEŞMEZLİK


- ADESE-İ MUHADDEB, ADESE-İ MÜTEKÂRİB[Osm.] / CONVERGING LENS[İng.] / LENTILLE CONVERGENTE[Fr.] ile/değil/yerine/= YAKINSAK MERCEK


- YAKINSAK MERCEK ile/||/<> IRAKSAK MERCEK

( Yakınsak toplar, ıraksak dağıtır )

( Formül: f>0 İLE f<0 )


- YAKINSAK SERİ ile/||/<> IRAKSAK SERİ

( Yakınsak seri sonlu limite gider, ıraksak seri sonsuza gider )

( Formül: lim S_n = L (yakınsak) İLE lim S_n = ∞ (ıraksak) )


- YAKINSAK ile/||/<> IRAKSAK

( Yakınsak limite gider, ıraksak sonsuza gider )

( Formül: Converge İLE diverge )


- CONVERGENCE COIL[İng.] / BOBINE DE LA CONVERGENCE, ENROULEMENT DE CONVERGENCE[Fr.] / KONVERGENZSPULE[Alm.] ile/değil/yerine/= YAKINSAMA BOBİNİ


- CONVERGENCE ELECTRODE[İng.] / ÉLECTRODE DE CONVERGENCE[Fr.] / KONVERGENZELEKTRODE[Alm.] ile/değil/yerine/= YAKINSAMA ELEKTRODU


- CONVERGENCE MAGNET[İng.] / AIMANT DE LA CONVERGENCE[Fr.] / KONVERGENZMAGNET[Alm.] ile/değil/yerine/= YAKINSAMA MIKNATISI


- TEKÂRÜB[Osm.] / CONVERGENCE[İng.] / KONVERGENZ[Alm.] ile/değil/yerine/= YAKINSAMA


- YAKINSAMA ile/ve/||/<> YAKLAŞMA


- YAKINSAMAK ile YAKINSAK/LIK


- YAKIP YIKMAK


- YAKIŞAN/YAKIŞMAYAN" ile/ve/değil/||/<>/< UYGUN DÜŞEN/DÜŞMEYEN


- YAKIŞIK ile YAKIŞIKLI/LIK ile YAKIŞIKSIZ/LIK


- YAKIŞIKLI ile CENNETTE YAŞAYAN YAKIŞIKLI DELİKANLILAR

( HANDSOME vs. HANDSOME LADS DWELLING IN PARADISE )

( جميل ile نيک منظر ile وسيم ile خوبرو ile غلمان )

( جميل ile NEYK MONAZAR ile وسيم ile خوبرو ile GHALMAN )


- YAKIŞIKLI ile GÜZEL

( Baylar için kullanılır. İLE Bayanlar için kullanılır. Yüz güzelliği için özel bir sözcük vardır["Sabâhat"]. [Nadiren erkekler için de kullanılıyor.] ( Öz Türkçe'de "Göz-el"dir. Göze hitap eden. Zamanla "Güzel"e dönüşmüştür. )

( HANDSOME vs. BEAUTIFUL )


- YAKIŞIKLI/LIK ile/ve ŞIK/LIK


- YAKIŞMAK ile YAKIŞTIRMAK ile YAKIŞABİLMEK ile YAKIŞTIRILMAK ile YAKIŞ


- YAKIŞMAMA ile/ve/değil/||/<>/< ALIŞMAMA


- YAKIŞTIRMA ile YAKIŞTIRMACA


- YAKIŞ(TIR)MAK ile BAĞDAŞ(TIR)MAK

( TO ASCRIBE vs. TO RECONCILE )


- YAKIŞTIRMAK" ile/ve/ne yazık ki/||/<>/> KARALAMAK


- YAKIŞTIRMAK ile/ve "YAPIŞTIRMAK"

( ASCRIPTION vs./and "TO STICK" )


- KERNBRENNSTOFFKREISLAUF, KERNBRENNSTOFFZYKLUS, KERNKRAFTSTOFFSCHLEIFE, KRAFTSTOFFZYKLUS[Alm.] ile/değil/yerine/= YAKIT ÇEVRİMİ


- FUEL ROD[İng.] / BARRE DU FUEL[Fr.] / BRENNSTAB[Alm.] ile/değil/yerine/= YAKIT ÇUBUĞU


- FUEL CLUSTER[İng.] / FAISCEAU DE COMBUSTIBLE[Fr.] / KRAFTSTOFFBLOCK[Alm.] ile/değil/yerine/= YAKIT DEMETİ


- FUEL ELEMENT[İng.] / ÉLÉMENT COMBUSTIBLE[Fr.] / BRENNELEMENTE[Alm.] ile/değil/yerine/= YAKIT ELEMANI


- FUEL PELLET[İng.] / GRANULE DE COMBUSTIBLE[Fr.] / KRAFTSTOFFTABLETTE[Alm.] ile/değil/yerine/= YAKIT PELETİ


- FUEL CELL[İng.] ile/değil/yerine/= YAKIT PİLİ


- MAHRUKAT[Osm.] / FUEL[İng.] / BRENNSTOFF, KRAFTSTOFF[Alm.] ile/değil/yerine/= YAKIT, YAKACAK


- YAKIT ile AKARYAKIT ile YAKIT DOLDURMAK

( FUEL vs. FUEL OIL vs. FUEL UP )

( سوخت گيري کردن ile سوخت ile سوختي ile نفت سياه ile بنزين گرفتن )

( SOKHT GYRY KARDAN ile SOKHT ile SOKHTY ile NAFT SYAH ile BENZYNE GARAFTAN )


- YAKIT ile YAKITÇI/LIK ile YAKIT DEPOSU ile YAKIT PARASI ile YAKIT GÖSTERGESİ


- YAKLAŞIK DEĞER ile TAM DEĞER


- YAKLAŞIK OLARAK ile/ve/||/<>/> SONSUZ İŞ/GÖREV

( Newton. İLE/VE/||/<>/> Kant. )

( QUAM PROXIME > INFINITE TASK )


- YAKLAŞIK ile YAKLAŞIK BİLGİ ile YAKLAŞIK DEĞER


- YAKLAŞIK ile YAKLAŞIK OLARAK ile YAKLAŞIM

( APPROXIMATE vs. APPROXIMATELY vs. APPROXIMATION )

( تقريبي ile تقريب زدن ile تخميني ile تقريبا ile تخميناً ile بطور تقريب ile تقريب )

( TAGHARYBEY ile TAGHARYBE ZADAN ile تخميني ile TAGHARYBA ile تخميناً ile BETOR TAGHARYBE ile تقريب )


- YAKLAŞIK/LIK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< (YÜKSEK/DÜŞÜK) OLASILIK (İLE)

( [not] APPROXIMATE/LY vs./and/but/||/<>/< PROBABILITY
PROBABILITY instead of APPROXIMATE/LY )


- YAKLAŞIM ile/ve DÜZEN

( APPROACH vs./and SYSTEM )


- YAKLAŞIM ile/ve/değil/<> İRDELEME


- YAKLAŞIM ile/ve/||/<> TARZ


- YAKLAŞIM ile TEPKİ

( Sonsuz oluştaki su, meziyete karşı olgun yaklaşımı simgeler. )

( Kişi, olaylara, iç gerçeğinin ve mantığının belirlediği biçimde tepki vermelidir. )

( APPROACH vs. REACTION )


- YAKLAŞMA ile YAKLAŞMA FİİLİ ile YAKLAŞMA EYLEMİ


- YAKLAŞMAK ile/ve/değil/<>/> YAKINLAŞMAK

( [not] TO GET CLOSE vs./and/but/<>/> TO GET CLOSER )


- YAKLAŞMAK ile YAKLAŞILMAK ile YAKLAŞTIRMAK ile YAKLAŞABİLMEK ile YAKLAŞIVERMEK


- YAKLAŞMAK ile/ve YANAŞMAK


- COMBUSTION-TUBE METHODS[İng.] ile/değil/yerine/= YAKMA BORUSU YÖNTEMLERİ


- BRENNOFEN, KALZINIEREIFEN[Alm.] ile/değil/yerine/= YAKMA FIRINI


- COMBUSTION TUBE[İng.] / TUBE A FUSION[Fr.] / EINSCHMELZRÖHRE[Alm.] ile/değil/yerine/= YAKMA TÜPÜ


- YAKMAK ile KAVURMAK ile/değil/yerine/>< ISITMAK


- YAKMAK ile/ve/değil/||/<> DAĞLAMAK


- YAKMAK ile DALAMAK


- YAKMAK ile GECE YARISI YAĞINI YAK ile YANAN ile YANMA ETKİSİ ile YANAN CAM ile YANIK İZİ ile YAKICI

( BURN vs. BURN THE MIDNIGHT OIL vs. BURNING vs. BURNING EFFECT vs. BURNING GLASS vs. BURNMARK vs. BURNOUS )

( سوخته کردن ile سوزش ile سوز زدن ile سوخته ile سوختگي ile سوزاندن ile آتش کشيدن ile آتش زدن ile آتش گرفتن ile محترق شدن ile به آتش کشيدن ile سوختن ile دود چراغ خوردن ile شب بسر بردن ile سوزنده ile محرق ile افروخته ile محرقه ile سوز ile سوزاني ile سوزان ile سوزندگي ile عينک جوشکاري ile اثر سوختگي ile برنوس )

( SOKHTEH KARDAN ile SOZESH ile SOZ ZADAN ile SOKHTEH ile SOKHTGY ile SOZANDAN ile ATASH KESHYDAN ile ATASH ZADAN ile ATASH GARAFTAN ile MOHTARGH SHODAN ile BAH ATASH KESHYDAN ile SOKHTAN ile DOD CHARAGH KHORDAN ile SHAB BASAR BARDAN ile SOZANDEH ile محرق ile AFROKHTEH ile محرقه ile SOZ ile سوزاني ile SOZAN ile سوزندگي ile EYNAK JOOSHKARY ile ASAR SOKHTGY ile BARNOS )


- YAKMAK ile "RUHUNU KURTARMAK"


- YAKMAK ile YAKMA ile YAKMA FIRINI

( INCINERATE vs. INCINERATION vs. INCINERATOR )

( خاکستر کردن ile ترميد ile کوره )

( KHAKSTER KARDAN ile ترميد ile KOREH )


- YAKMAK ile YAKMAÇ ile YAKMALIK ile YAKMA RESİM


- YAKMAK ile YAKMAK

( Yanmasını sağlamak ya da yanmasına yol açmak, tutuşturmak. | Ateşle yok etmek. | Işık vermesini sağlamak. | Isı etkisiyle bozmak. | Keskin, sert ve ısırıcı bir duyum vermek. | Yanıyormuş gibi bir etki yapmak. | Güçlü sevgi uyandırmak. | Kurutmak, zarar vermek. | Çok sıcak olmak. | Karartmak. | Çok üşütmek. | Acıtmak. | Silahla vurmak. | Yıkıma, zarara yol açmak, büyük bir zarara uğratmak. İLE Koymak, sürmek. | Düzenlemek, bestelemek. )


- YAKOMOZ değil YAKAMOZ


- YAKTIRMAK ile YAKTIRABİLMEK


- YAKUP KAPTAN TOPÇULA PARKI :

( Yenimahalle'nin Havantepe yerleşim bölgesinin üst tarafındaki parktır. 2.003.91 m²'lik bir alanı kapsamaktadır. 988,69 m²'lik yeşil alanı, 293,81 m²'lik çocuk oyun alanı ve 213,68 m²'lik spor alanı bulunmaktadır. )


- YAKUP/JACOB > İSRAEL


- YAKUT[Ar.]/KIZILTAŞ/ALTAŞ ile YAKUT

( Pembe ya da erguvan tonları ile karışık, koyu kırmızı renkte, saydam bir korindon türü olan değerli taş. | Yakuttan yapılmış ya da yakutla süslenmiş olan. İLE Kuzeydoğu Sibirya'da yaşayan bir Türk topluluğu ya da bu topluluktan olan kişi. | Bu topluluğa özgü olan, bu toplulukla ilgili. )


- YAKUT ile YAKUTÇA


- YAKUT ile/||/<> ZÜMRÜT

( Kırmızı renkteki değerli taş. İLE/||/<> Yeşil renkteki değerli taş. )


- YAKUTİSTAN'DA:
KUŞLAR ve BALIKLAR

( 350 cins. VE 50 çeşit. )


- YAKUTİSTAN'IN İKİ RESMİ DİLİ:
YAKUTÇA ile/ve/<> RUSÇA

( Yakutça, Türk dilinin kuzey grubundan S kolu olarak kabul ediliyor.[YAZ=SAS, YOL=SOL] )


- YAL DERVİŞİ/EHLİ ile KAL DERVİŞİ/EHLİ ile HAL DERVİŞİ/EHLİ

( YAL: Yol yiyeceği. )

( Derviş, iyi niyetini bilgeliğiyle birleştirebilmiş insandır. )

( ELE GELENİ YERSİN
DİLE GELENİ DERSİN
BÖYLE DERVİŞLİK DURSUN
SEN DERVİŞ OLAMAZSIN )

( DERVİŞİN...
HER SÖYLEDİĞİ DOĞRU OLMALI
HER DOĞRUYU SÖYLEMEK DOĞRU DEĞİLDİR
HER SÖYLEDİĞİ HAKK OLMALI
HER HAKK'I SÖYLEMEK HAKKIN DEĞİLDİR )

( Keşkül Dergisi'nden: Derviş I, Derviş II )


- Yâl ehline SUS!!!


- Yâl ehliyle de (gerektiği kadar) KONUŞ!!!


- Yâl için DİNLE!!!


- YÂL U BÂL ile BOY-POS

( BOY-POS )


- YALABIMAK ile YALABIK


- YALAK ile YALAKA/LIK


- YALAKACI değil YALAKA


- [ne yazık ki]
YALAKA/LIK/DALKAVUK/LUK ile/ve/<> YARDAKÇI/LIK

( ... İLE/VE/<> Özellikle kötü işlerde birine yardım eden kişi. )

( TEKÂPÛ ile/ve/<> ... )


- YALAKA/LIK ile/değil/yerine/>< SAYGI/LI


- YALAMA ile YALAMA UÇUŞ ile YALAMA YAZI


- YALAMA ile/ve/||/<> YALANCI


- YALAMAK ile "DİL ATMAK"


- YALAMAK ile YAL ile YALI ile YALI YAR ile YALI BOYU ile YALI AĞASI ile YALI UŞAĞI ile YALI BÜLBÜLÜ


- YALAN:
HATA değil İHANET


- YALAN KONUŞMAK değil YALAN SÖYLEMEK


- YALAN (MI?) ile YANLIŞ (MI?)


- YALAN:
SAFSATA ile/ve/<> MECAZ ile/ve/<> PROPAGANDA ile/ve/<> REKLAM ile/ve/<> HABER

( Felsefede. İLE/VE/<> Yazında(edebiyatta). İLE/VE/<> Siyasette. İLE/VE/<> Ticarette. İLE/VE/<> Gazetecilikte. )


- YALAN SÖYLEME! ile/değil/yerine DOĞRUYU SÖYLE!

( Suçlamak. İLE/DEĞİL/YERİNE Yol göstermek. )


- YALAN SÖYLEMEK ile/ve/değil DOĞRUYU SÖYLEYEMEMEK

( [not] TO LIE vs./and/but NOT TO SAY THE TRUTH )


- YALAN SÖYLEMEK ile/ve/değil/<> DUYMAK İSTENİLENİ (İSTENİLDİĞİ BİÇİMDE) SÖYLEMEK


- [ne yazık ki]
YALAN SÖYLEMEK ile/ve/||/<> GERÇEĞİ ÇARPITMAK


- YALAN SÖYLEMEK ile/değil/yerine/>< GERÇEĞİ SÖYLEMEK

( Geleceğinizin önemli/belirleyici bir parçası olur. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Geçmişinizdeki (herhangi) bir parçadır. )

( If you tell the truth, it becomes a part of your past. If you lie, it becomes a part of your future. )

( [not] TO LIE vs./but/>< TO SAY THE TRUTH
TO SAY THE TRUTH instead of TO LIE )


- YALAN SÖYLEMEK ile/ve/değil/<>/< GİZLEMEK


- [ne yazık ki]
YALAN SÖYLEMEK ile/ve/||/<>/> KENDİ YALANINA İNANMAK


- YALAN SÖYLEMEMEYİ ÖĞRENMEK/BİLMEK ile/ve/<> YALAN SÖYLEYEMEMEYİ ÖĞRENMEK/BİLMEK

( Öğrenmiş ve uyguluyor olmak gerek. İLE/VE/<> [hâlâ öğrenilemediyse] Özellikle çocuklardan öğrenilebilir. )


- [ne yazık ki]
YALAN SÖYLEYEN ile/değil/yerine/>< DOĞRU SÖYLEYEN

( İkna etmeye çalışır. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Sadece anlatır. )

( Yalan söyleyen/ler, doğru söyleyen(ler)e inanmaz. )


- YALAN SÖYLEYİP UTANMAK değil/yerine/>< DOĞRUYU SÖYLEYİP/DÜRÜST OLUP "KAYBETMEK"(/KAZANMAK)


- YALAN SÖYLÜYORSUN! ile/değil/yerine HATA EDİYORSUN


- YALAN SÖYLÜYORSUN! değil YALAN!

( Doğru/yanlış, tüm bireylere ve olguya/olaylara tâbidir. Dolayısıyla doğrudan ya da "dolaylı" olarak belirli/bir kişiyle sınırlanamaz/odaklanamaz! )


- YALAN-YANLIŞ


- YALAN ile AD/TANIM DEĞİŞTİRMEK

( LIE vs. TO RENAME )


- YALAN ile/ve/değil/||/<>/> ALDATMA


- YALAN ile BAHÂNE


- YALAN ile/değil (BAŞKASINI İLGİLENDİRMEYEN) AYRINTI/"BİLGİ"


- YALAN ile/değil BİR ŞEY SÖYLEMEMEK


- YALAN ile/ve/=/||/<> ÇÖP


- YALAN ile DOĞASINA UYGUN DAVRANMAK

( LIE vs. BEHAVE IN THE SELF OF NATURE )


- YALAN ile/değil/yerine/>< DOĞRU

( [ne yazık ki] Yalan, öyle işlemiş ki bireylerin diline, "doğruyu söylemek gerekirse" diye bir kalıp "var". )

( Ocağını batırır. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Onurunu artırır. )

( Doğruları biliyorsak, yalanları dinlemek, eğlencelidir. )


- YALAN ile/ve/değil/||/<> ESKİ


- YALAN ile FARKLILAŞTIRMA


- YALAN ile/ve/değil/yerine FELSEFE

( [not] LIE vs./and/but PHILOSOPHY
PHILOSOPHY instead of LIE )


- YALAN ile/değil/yerine/>< GERÇEK

( Yüksek sesle çıkar, gürültülüdür ve çok söz söyletir. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Sessizdir ve az söz söyletir. )


- YALAN ile HAKARET


- YALAN ile İFTİRA


- YALAN ile IĞRIP

( ... İLE Yalan, düzen. )


- YALAN ile/ve İLGİLENMEME/UĞRAŞMAMA (İSTEĞİ)

( LIE vs./and (INCLINATION OF) NOT TO INTEREST )


- YALAN ile KAMUFLAJ

( LIE vs. CAMOUFLAGE )


- [ne yazık ki]
YALAN ile/ve/||/<> KAŞKARİKO[argo]

( ... İLE/VE/||/<> Oyun, dolap, düzen. | Yalan. )


- YALAN ile/ve/değil/||/<>/>/< KAYGI


- YALAN ile/ve/değil/yerine/||/<> KISMEN "DOĞRU"


- YALAN ile KITIR

( ... İLE Uydurma söz. )

( LIE vs. FICTITIOUS WORD )


- YALAN ile/||/<> KÖTÜ YALAN

( Kötüdür. İLE/||/<> Daha kötüdür. )


- YALAN ile/ve/||/<> KURT MASALI

( ... İLE/VE/||/<> Birini oyalamak, kendini suçsuz göstermek için ileri sürülen gereksiz, inandırıcı olmayan sözler. )


- YALAN ile/değil/yerine MASAL

( Portakalı soydum
Başucuma koydum
Ben bir yalan uydurdum. İLE/DEĞİL/YERİNE Ben bir masal uydurdum. )


- YALAN ile/ve/değil OYALAN

( "O yalan, bu yalan"... Var, biraz da sen oyalan! )


- YALAN ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ÖZVERİ

( )


- YALAN ile/ve PALAVRA[İsp. < PALABRA]/MARTAVAL[argo]

( ... İLE [eskiden] Genellikle posta vapurlarında, üst güvertenin altındaki güverte. | [argo] Herhangi bir konuda, gerçeğe aykırı, uydurma söz ya da haber. Uzun ve boş konuşma. )


- YALAN ile ŞAKA

( Dürûg-zen(yalancı) olursa bir evde, düzen olmaz o evde. )

( Zekâ, doğruluk Hürmüz'ün; cehalet, yalan ise Ehrimen'in sıfatlarıdır. )

( LIE vs. JOKE )


- YALAN ile/ve/değil/<> SANAL


- YALAN ile/ve/=/<>/< ŞİRK


- YALAN ile/ve/||/<>/> TALAN


- YALAN ile/değil ÜSTLENME

( [not] LIE vs./but TO TAKE ON )


- YALAN ile/ve/||/<>/> UTAN(DIR/IL)MAK


- YALAN ile/ve/değil/||/<> YANLIŞ

( İzin verilmez. İLE/VE İzin verilebilir. )

( [argo] MAVAL[: Uydurma söz.] ile/ve ... )

( "Yalan söylemişim" ve "Yanlış anlattım" diyemeyiz.["Yalan söyledim" ve "Yanlış anlatmışım" diyebiliriz.]
"Zannedersem" de diyemeyiz.["Zannediyorum/zannederim" diyebiliriz.] )

( MEYN ile/ve GALAT
BECEL: Yalan, iftirâ. | Şaşma.
BEHÎTE: İftirâ, yalan söz. )

( LIE vs./and WRONG )

( MAVAL[: Uydurma söz.] ile/ve ... )


- YALAN ile/ve/||/<>/> YAVAN


- YALANCI(EPİMENİDES) AÇMAZI ile/ve/||/<> KENDİNİ DEĞİŞTİRME AÇMAZI ile/ve/||/<> CURRY AÇMAZI


- YALANCI İLAÇ AÇMAZI ile/ve/||/<> KENDİNİ GERÇEKLEŞTİREN İNANÇ AÇMAZI


- YALANCI PARADOKSU ile/||/<> DOĞRULUK PARADOKSU

( Yalancı paradoksu "Bu tümce yanlıştır" önermesi İLE doğruluk paradoksu öz-göndergeli tümcelerin paradoksudur. Yalancı paradoksu doğruysa yanlış, yanlışsa doğru İLE bu klasik mantık için sorun yaratır. Tarski doğruluğun meta-dilde tanımlanması gerektiğini gösterdi. )

( Alfred Tarski tarafından 1936 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1901-1983) (Ülke: Polonya/ABD) (Alan: Matematik, Mantık) (Önemli katkıları: Semantik doğruluk teorisi, model teorisi, biçimsel dillerde doğruluk tanımı) )


- YALANCI ŞEMSİYE, KORİMBUS = EZHÂR-I HUZMÎYE = CORYMBE


- YALANCI yerine SAHTE


- YALAN/CI ile/ve/değil/||/<>/< YABAN/CI


- YALANCI ile/değil YANILICI


- YALANCI/LIK ile/değil/yerine/>< DOĞRULUK / DÜRÜST/LÜK[Fars.]

( Haksız da olsa hiç susmaz. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< İncitilirse, bir daha hiç konuşmaz. )


- YALANCI/LIK ile MİTOMAN/İ

( ... İLE Kendi söylediği yalana inanma sayrılığı. )


- YALAN-DOLAN


- Yalanı DİNLE!!!


- YALANLAMAK ile/değil/yerine YANLIŞLAMAK


- YALANLAR:
AYAKKABICIDA ile/ve/||/<> EMLÂKÇIDA ile/ve/||/<> ÖĞRETMENLERDE ile/ve/||/<> ESNAFTA ile/ve/||/<> GALERİCİDE ile/ve/||/<> MEMURDA

( "Giydikçe açılır." İLE/VE/||/<> "Merkeze 10 dk." İLE/VE/||/<> "Zeki ama çalışmıyor." İLE/VE/||/<> "Bana gelişi bu." İLE/VE/||/<> "Dosta gider." İLE/VE/||/<> "Sistem gitti." )


- [ne yazık ki]
YALANLARLA OYALANMAK ile/değil/yerine/>< GERÇEKLERLE "YARALANMAK"


- Yalansız KONUŞ!!!


- YALAN/YANLIŞ ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<> "ÇOK AKILLICA OLAN"/KANDIRMA

( Yapılmaması gereken [yapılmamalı!]. İLE/VE/DEĞİL/NE YAZIK Kİ/||/<> Yapılan, yapılmaya çalışılan. )


- [ne yazık ki]
YALAP-ŞAP / YALAP ŞALAP YARIM-YAMALAK (İŞ YAPMAK)

( Baştan savma, üstünkörü, yarım yamalak. )


- YALAP YALAP

( Parıl parıl, parıldayarak. )


- YALAP YALAP ile YALAP ŞALAP


- YALATMAK ile YALATABİLMEK


- YALAYIP YUTMAK

( EZBERLEMEK )


- YALAZLAMAK ile YALAZLANMAK ile YALAZ ile YALAZA


- YALÇIN, DR. M. İHSAN (AKŞEHİR, 1938) :

( A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesinden mezun oldu. Maiyet Memurluğu, Ilgaz - Belören Nahiye Müdürlüğü, Ayaş, Çay, Gerede, Yenimahalle, Yığılca, Ahlat Bismil kaymakamlıkları yaptı. İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Şube Müdür Müdürü, Genel Müdür Yardımcılığı, daha sonra Ankara Vali Yardımcılıklarında bulundu, Siirt Vali Vekilliğinden sonra İstanbul Vali Yardımcılığı görevlerini yaptı. Emekli olduktan sonra yerel seçimlerde Sarıyer Belediye Başkanlığına seçildi. Sarıyer Spor Kulübü'nde 5 dönem başkan olarak görev yaptı. Futbol Adamları Derneğinde uzun süreden beri yönetim kurulu üyesi olarak görev yapmaktadır. Pek çok mesleki ve sosyal, sportif amaçlı dernekte üyedir. )


- YALÇIN, SÜLEYMAN (RUMELİKAVAK, 1957) :

( Rumelyikavaklı, profeszyonel futbolcu ve antrenör. Rumelikavak'ta yetişti. Bu takımda oynadıktan sonra amatör ve profesyonel olarak Davutpaşa, Beykoz, Çor u, Polatlı, Hatay, Tokat kulüplerinde oynadı. TFF tarafından açılan kursu tamamlayarak antrenörlük diploması sahibi oldu. Öğretici olarak görev yapmaktadır. )


- YALÇIN ile/ve KAYGAN


- YALÇIN ile SARP/DİK


- YALÇIN ile YALMAN ile YALPAK ile YALPI ile YALPIK ile YALPILI

( Düz, sarp. | Düz, kaygan. İLE Eğik, eğinik. | Sarp, dik. | Kesici ve batıcı araçların, kesen ya da batan bölümü. İLE Sokulgan, cana yakın. | Yüze gülücü, dalkavuk. | Sarp yer, uçurum. İLE Eğimli yüzey, yamaç. | İki tepe arasındaki düzlük. İLE Derinliği az ve geniş olan, yayvan. İLE Bir yanı, öbüründen yüksek ya da kalın. )


- YALÇINKAYA SOKAK :

( Merkez Sarıyer'de Kocataş dağ silsilesinin eteğinde ve Kayadibi Sokağın az ilerisindedir. Bu alanda eski yıllarca taş ocağı olduğundan, bu sokağa taşı çağrıştıran Yalçınkaya Sokak adı verilmiştir. )


- YALÇINKAYA, MACİT (SARIYER, 1951) :

( İ.Ü. İktisat Fakültesinden mezun olduktan sonra ticaret hayatına atıldı. Sarıyer Spor Kulübü'nde 3 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. )


- YALÇINLAŞMAK ile YALÇIN


- YALDIZLAMAK ile YALDIZLANMAK ile YALDIZLATMAK ile YALDIZ ile YALDIZCI/LIK ile YALDIZLI ile YALDIZSIZ ile YALDIZLI HAP


- YÂLE[Fars.] ile ...

( Sığır boynuzu. )


- YALI ÇAPKINI ile MADAGASKAR YALI ÇAPKINI


- YALI, FAZLI (ÇANKIRI, 1941 -) :

( İthalat ve ihracatçı olarak iş hayatına atıldı. Sarıyer Spor Kulübü'nde 1 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. Kulübün Divan Kurulu Üyesidir. )


- YALI ile/değil SAHİLHANE


- YALIÇAPKINI/EMİRCİK/İSKELEKUŞU ile CÜCE YALIÇAPKINI

( ALCEDO ATTHIS vs. ... )

( COMMON KINGFISHER vs. ... )


- YALILAR'I


- YALIM/YALIN ile YALIM

( Alev. İLE Bıçak gibi kesici araçların, keskin yüzü, keskinlik. )


- YALIM ile YALIMI ALÇAK


- YALIN DURUM ile ...

( NOMINATIVE CASE )


- YALIN DÜŞÜNCE ve/||/<>/> SEZGİ ve/||/<>/> TASARIM ve/||/<>/> KAVRAM


- YALIN KARBONHİDRAT ile/ve/||/<>/> KARMAŞIK KARBONHİDRAT

( Kısa zincirli şeker molekülleri. İLE/VE/||/<>/> Uzun zincirli şeker molekülleri. )


- YALIN NESNE ile/ve BİLEŞİK NESNE

( CORPORA SIMPLICISSIMA cum/et CORPORA COMPOSITA )


- YALIN (ÖNERME) = VAKİİYE = ASSERTORIC[İng.] = ASSERTORIQUE[Fr.] = ASSERTORISCH[Alm.] = ASSERERE[Lat.]


- YALIN ÜNDEŞ ile/ve/<> YAPIŞIK ÜNDEŞ

( B - D - G - L ile/ve/<> LB - LD - LG - LL | NB - ND - NG - NL | RB - RD - RG - RL [hem başta, hem de sonda] )


- YALIN ile BASİT

( BARE vs. SIMPLE )


- YALIN ile OLAĞAN

( BARE vs. USUAL )


- YALIN ile YALIN

( Alev. İLE Gösterişsiz, süssüz, sade. | Çıplak. )


- YALIN ile YALINÇ

( ... İLE Birleşik olmayan, yalnız bir maddeden oluşan. | Karışık olmayan, basit. )


- YALIN/BASİT[Ar.] ile/ve/değil/||/<>/>< BİLEŞİK/MÜREKKEP[Ar.]


- YALINGAÇ ile YALINKAT

( Kabuğu çatlayıp soyulan. İLE Tek katı olan. | Sağlam olmayan, dayanıksız. | Basit, derinliği olmayan, üstünkörü. )


- YALINGÖZ ile YALINGÖZ

( Gözkapakları olmayan. İLE Bir tür kertenkele. )


- YALINLAŞMAK ile YALINLAŞTIRMAK ile YALIN/LIK ile YALINÇ ile YALIN AD ile YALIN HAL ile YALIN KAT ile YALIN AYAK ile YALIN İSİM ile YALIN ZARF ile YALIN CÜMLE ile YALIN DURUM ile YALIN KILIÇ ile YALIN SIFAT ile YALIN TÜMCE ile YALIN ZAMAN ile YALIN ÜSLUP ile YALIN KELİME ile YALIN YAPILDAK


- YALINLIK ve AKIL

( BARE and REASON )


- YALINLIK ile/ve/||/<> BİREYLİK


- YALINLIK ile/ve BİRLİK

( BARE vs./and UNITY )


- YALIN/LIK ile/ve/<> DURU/LUK


- YALIN/LIK ve/||/<> ESNEK/LİK


- YALIN/LIK ve/<> GÜZEL/LİK

( SIMPLE/SIMPLICITY and BEAUTY )


- YALIN/LIK ile/||/<> KAVŞAK


- YALIN/LIK ile/ve/||/<>/>/< ŞIK/LIK


- YALIN/LIK ile/ve/<> YETKİN/LİK


- YALIN/LIK ile/ve/<> ZARİF/ZARÂFET


- | YALIN VE DOLAYSIZ ve/||/<> AYRIM VE DOLAYLI BİRLİK |
ve/||/<>
BUNLARIN BİRLİKTELİĞİ


- ISOLATOR[İng.] ile/değil/yerine/= YALITICI


- ISOLATED SYSTEM[İng.] / ISOLIERTE SYSTEME[Alm.] ile/değil/yerine/= YALITILMIŞ SİSTEM


- YALITILMIŞLIK ile/ve İKİLİK

( INSULATED vs./and DUALITY )


- YALITILMIŞ/LIK ile/ve/<> TEK YANLI/LIK


- YALITILMIŞLIK ile/ve/yerine YALNIZLIK

( INSULATEDNESS vs./and LONELINESS
LONELINESS instead of INSULATEDNESS )


- TECRİD[Osm.] / ISOLATION[İng.] / ISOLIERUNG, ISOLATION[Alm.] ile/değil/yerine/= YALITIM/İZOLASYON


- YALITIM ile/ve DUYARSIZLIK

( INSULATION vs./and INSENSITIVITY )


- YALITIM ile/ve SOYUTLAMA

( ISOLATION vs./and ABSTRACTION )


- YALITIM ile YALITIMLI


- DIELECTRIC VISCOSITY[İng.] / VISCOSITÉ DIÉLECTRIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= YALITKAN AĞDALILIĞI


- DIELECTRIC SUSCEPTIBILITY[İng.] / SUSCEPTIBILITÉ DIÉLECTRIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= YALITKAN ALINGANLIĞI


- DIELECTRIC ANTENNA[İng.] ile/değil/yerine/= YALITKAN ANTEN


- DIELECTRIC WAVE GUIDES[İng.] ile/değil/yerine/= YALITKAN DALGA KILAVUZLARI


- DIELECTRIC STRENGTH[İng.] ile/değil/yerine/= YALITKAN DAYANIMI