T ile biten FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 10.004 başlık/FaRk ile birlikte,
10.004 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(33/41)
- ŞEFKÂT ve/> KEMÂL
( Şefkatimiz tüm âlemi kaplamadıkça olgunluğa/kemâle eremeyiz. )
- ŞEFKÂT ile MERHAMET
( COMPASSION vs. MERCY )
( CHARITÉ avec ... )
( CARITAS cum ... )
- ŞEFKAT ile ŞEFKATLİ/LİK ile ŞEFKATSİZ/LİK
- ŞEFKÂT >< ŞEHVET
- ŞEFKÂT değil/yerine/= SEVECENLİK
- ŞEFKÂT ile/ve YARDIMSEVERLİK
( Şefkat, kişinin eline verilmiş sevgidir. )
( Eskiden papağanlara ezberletilen üç söz!
* ŞEFKATLİ OL! ŞEFKATLİ OL! ŞEFKATLİ OL! ŞEFKATLİ OL! ŞEFKATLİ OL! ŞEFKATLİ OL!
* DÜRÜST OL! DÜRÜST OL! DÜRÜST OL! DÜRÜST OL! DÜRÜST OL! DÜRÜST OL!
* İYİLİK YAP! İYİLİK YAP! İYİLİK YAP! İYİLİK YAP! İYİLİK YAP! İYİLİK YAP! )
- ŞEFLİK ile/||/<> DEVLET
( Şeflik kişisel otorite İLE devlet kurumsal otoritedir. Şeflik Neolitik İLE devlet Bronz Çağı'nda ortaya çıktı. Çatalhöyük şeflik öncesi İLE eşitlikçi yapı gösterir. )
- SEGMENT[İng.] değil/yerine/= BÖLÜM | KESİT | PARÇA
- SEGMENT :/yerine PARÇA
- PARÇA/SEGMENT[İng.] ile/ve/değil/||/<> SEKME/TAB[İng.]
( Bölüm. | Kesit. | Parça. İLE/VE/DEĞİL/||/<> Bölüm. )
- ŞEHÂDET/ŞEHİT ile/ve SIDDIKİYET/SIDDIK
( Kesbî. İLE/VE Vehbî. [Allah seçer.] )
( Bir an kendini/canını fedâ eden. İLE/VE Her an, nefis cihadında Allah'a kendini kul eden. )
- ŞEHÂDET["ŞAADET" değil!] ile ŞAHÂDET
( Tanıklık etmek, şahitlik etmek. | Bir şeyin doğruluğuna inanmak. | Delâlet, alâmet, işaret. | Gözle görülen şeyler. İLE Sevgili. | Güzel. )
- ŞEHÂDET ile/ve ŞEFAAT
- ŞEHADET ile ŞEHADET PARMAĞI
- ŞEHÂDET ile/||/<> TASDİK
- ŞEHÂMET[Ar.] ile CEZÂLET[Ar.]
- ŞEHÎD ile ...
( DİN YA DA YÜKSEK BİR ÜLKÜ UĞRUNDA ÖLEN KİMSE, SAVAŞTA ÖLEN | ALLAH YOLUNDA CAN VEREN | ÖLMEMİŞ OLDUKLARINA ŞEHÂDET EDİLEN )
- ŞEHİR/YOL BİSİKLETİ ile/ve DAĞ BİSİKLETİ ile/ve YOKUŞ AŞAĞI(DOWNHILL) BİSİKLETİ ile/ve SABİT(FIX) BİSİKLET ile/ve YARIŞ(SPOR) BİSİKLETİ
- ŞEHİR ile/değil EYALET
- ŞEHİR/MEDİNE[Ar.] değil/yerine/= KENT[< KAND]
( Kişinin katıldığı, hayatı tüm yönleriyle yaşadığını hissedebildiği yer. | Konutların, araçların birarada bulunduğu yer. )
( YATUK )
( POLİS )
( BURG/BURJUVA )
( TEMEDDÜN: Kentleşme. )
( SEMERKAND: Semer'in kenti. )
( )
( ŞÂR )
- ŞEHİR ve/<> MEDENİYET
- ŞEHİT ile/ve/||/<>/< GAZİ
( Nurlu. İLE/VE/||/<>/< Onurlu. )
( Toplum ve hizmet için canından vazgeçen. İLE/VE/||/<>/< Toplum ve hizmet için yola çıkan. )
- ŞEHR[çoğ. EŞHÜR, ŞÜHÛR] ile ŞEHÎR[Ar. < ŞÖHRET] ile ŞEHİR/ŞEHR[Fars.]
( Yeni ay, hilâl. | Otuz günlük zaman. İLE Ünlü, namlı, şöhret. İLE Kent, il, büyük belde. )
- SEHV[Ar.] ile GAFLET[Ar.]
- ŞEHVET ile ...
( AŞIRI İSTEK | MADDEYE OLAN BAĞIMLILIK | NEFİS )
- ŞEHVET ile/ve/değil/yerine AŞK
( Tüm canlılar arasında. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/< Kişiden/insandan, her şeye yönelik. )
( Herkes, dur der! İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/< Herkes, kabul eder. )
- ŞEHVET ile CARİYE
( CONCUPISCENCE vs. CONCUPISCIBLE )
( نفس اماره ile هوس انگيز )
( NAFS EMAREH ile TEOOS ENGYZ )
- ŞEHVET ile CİMRİLİK
( Maddeye olan bağımlılık. İLE Elisıkılık, Elindekikini sakınma/paylaşmama. )
( İnsanı mağlup eden her arzu şehvettir. )
( ŞEHVET: Nefsin aldığı tüm paylar. )
( ŞEHVET: Allah'ın varlığını bildiğin halde kendi varoluşunu gözardı edememek. )
- ŞEHVET ile/ve/ne yazık ki/||/<>/> FAHİŞ/FUHUŞ
- ŞEHVET ile/ve/||/<>/> GULMET
( Maddeye olan bağımlılık. | Anımsamak - imgelemek - ummak/beklentide olmak. İLE/VE/||/<>/> Şehvet fazlalığı. )
- ŞEHVET ve/> İFFET/UT
- ŞEHVET ile/ve İFRAT/İFRÂD
- ŞEHVET[Ar.]/LİBİDO değil/yerine/= KÖSNÜ
( Eşeysel enerji. )
- ŞEHVET[Ar.] ile LEZZET[Ar.]
- ŞEHVET ile ŞEHVETLİ/LİK ile ŞEHVETSİZ/LİK
- ŞEHVET ve ŞİDDET
- ŞEHVET ile/ve/<> ŞÖHRET
( Gençlikteki kölelik/esâret. İLE/VE/<> Yaşlılıktaki kölelik/esâret. )
- SEKANT[Fr.] değil/yerine/= KESEN
( Trigonometride, bir açının keseni.[Bu açının, kosinüsünün tersi.] )
- ŞEKİL ve/<> KANIT
- SEKÎNET ile VAKÂR
( Kalbin/gönlün huzuru/sessizliği. İLE Çevrede sessizlik ve ortamda az hareket etmek. )
- SELÂHİYET ile/ve İCÂZET
- SELÂM ve/<> TEVHİD
- SELÂMET ve DONANIM
- SELÂMET değil/yerine/= ESENLİK
( SÂLİMLİK, EMİNLİK, KORKU VE ENDİŞEDEN UZAK OLMA | SELÂMETE ÇIKMA, KURTULMA | İYİ SONUÇ | KURTULMA | TÜMCENİN DÜZGÜN VE DOĞRU OLMASI )
- SELÂMET ve MUHAFAZA
- SELAMETLEMEK ile SELAMET
- ŞELAT ile/||/<> KOMPLEKS
( Şelat çok dişli ligand İLE kompleks genel koordinasyon bileşiğidir )
( Formül: EDTA İLE [Cu(NH₃)₄]²⁺ )
- SELECT :/yerine SEÇMEK
- SELF-ASSESSMENT[İng.] değil/yerine/= ÖZ DEĞERLENDİRİM
- SELF-ADJOİNT ile/||/<> NORMAL OPERATOR
( Self-adjoint T*=T, normal TT*=T*T komütatif. )
( Formül: Self-equal adjoint İLE commutes adjoint )
- SELF-INTEREST vs. BENEFIT
( BENEFIT instead of SELF-INTEREST )
- SELÎS[Ar.] ile SELÎS[Ar. < SELÂSET]
( SELÎS-ÜL-BEVL: Sidiğin sürekli akıntısı. | Sidiğini tutamayan. )
( Kolay, yumuşak. | Bağlı, boyun eğmiş. İLE Düzgün, akıcı. | Türk halk şiiri ve müziğinin XIX. yüzyıl başlarında meydana çıktığı anlaşılan bir şekli. )
- SELLA/CELLA ile/||/<> APSİS ile/||/<> TRANSEPT ile/||/<> ÇAN KULESİ ile/||/<> PİETA
( Eski Yunan ve Roma'da içinde kült heykelinin korunduğu, tapınağın en kutsal bölümü. İLE/||/<> Kiliselerde korunun arkasında bulunan ve camilerdeki mihrap bölümünün karşılığı olan, tonoz ya da kubbe ile örtülü bölüm. İLE/||/<> Örtü sisteminde nefleri dik açı ile kesen ve altyapıya da yansıyan birim. Kiliselerde apsisin önünde nefleri dik olarak kesen uzun mekân. Kilisenin planını bir haç biçimine sokan bu mekânda kral galerisi ve kilise orgu da yer alır. Bazı kiliselerde haç biçimli planın doğusunda da ek bir transept bulunur. İLE/||/<> Kilise çanının bulunduğu yapı. Başlı başına bir mimari yapı sayılabilecek örneklerine de rastlanır. İLE/||/<> İsa'nın betimleniş türlerinden biri.[Ölü İsa'nın gövdesi annesinin kucağında ya da kolları arasındadır.][Kökeni XIV. yüzyıl Almanya'sına dayanır. Daha çok resim sanatında rastlanır. Heykel alanında da bilinen örnekleri vardır.] )
- SELOFAN ile SELÜLOİT
( Selülozdan yapılmış, ince, saydam, ambalaj yapımında kullanılan tabaka. İLE Nitroselüloz ile kâfurdan oluşan, fotoğraf kâğıdı, sinema filmi, bilardo yuvarlağı, tarak gibi şeylerin yapımında kullanılan plastik madde. )
- SELÜLİT ile CAPITON
- SELÜLİT ile/değil KARINÇATLAĞI
- SEMÂ/SİMÂ(İŞİTME) KAYDI'NDA:
KIRK AMBAR ile/ve/||/<> MURAKAAT ile/ve/||/<> TELİF
- SEMÂ'[Ar. < SÜMÜVV | çoğ. SEMÂVÂT] ile SEMÂ'[Ar.]
( Gökyüzü. İLE İşitme, duyma. | Mevlevî âyinlerinde tarikat mensublarının cezbe haliyle ayakta dönmesi, zikretmesi. )
- SEMBOLLEŞMEK ile SEMBOLLEŞTİRMEK ile SEMBOLLEŞTİRİLMEK ile SEMBOL ile SEMBOLİK/LİK ile SEMBOLİST ile SEMBOLİZM
- SEMELEŞMEK ile SEM ile SEMA ile SEME ile SEMT ile SEME TAVUK
- SEMEN ile SEMENT ile SEMENT
(
SEMEN ile SEMENT arasındaki FaRkLaR
Temel Özellikler Karşılaştırması
| Özellik | SEMEN TIP | SEMENT YAPI/İNŞAAT | SEMENT DİRİMBİLİM/TIP |
|---|---|---|---|
| Türkçe Adı | Meni | Çimento | Diş Sementi / Kemik Sementi |
| İngilizce Adı | Semen | Cement | Cementum / Bone Cement |
| Tanım | Eril üreme düzeninden salgılanan dirimsel sıvı. | Su ile sertleşen yapı nesnesi. | Diş kökünü kaplayan doku ya da protez yapıştırıcısı. |
| Kullanım Alanı | Üroloji, Androloji, IVF | Yapı/İnşaat, Mimarlık, Mühendislik | Diş Hekimliği, Ortopedi |
| Köken | Latince (semen = tohum) | Latince (caementum) | Latince (cementum) |
| Nesne Türü | Dirimsel sıvı | Dirimsiz toz/katı[kuru durumda] |
• Diş: Dirimsel doku • Kemik: Sentetik polimer |
| Bileşim |
• Sperm gözeleri • Fruktoz • Proteinler • Enzimler |
• Kireçtaşı • Kil • Demir oksit • Silisyum oksit |
Diş: • Hidroksiapatit [%50] • Kolajen Kemik: • PMMA polimer |
| İşlev | Üreme, sperm taşıma | Yapı ögelerini bağlama |
• Diş: Kök koruma, bağlantı • Kemik: Protez sabitleme |
| Fiziksel Durum | Viskoz sıvı | Toz [kuru] / Hamur [ıslak] |
• Diş: Sert doku • Kemik: Hamur > Katı |
| pH Değeri | 7.2 - 8.0 [hafif bazik] | 12 - 13 [kuvvetli bazik] |
• Diş: ~7 [nötr] • Kemik: 7 - 8 |
| Renk | Beyazımsı-gri | Gri |
• Diş: Sarımsı • Kemik: Beyaz/Şeffaf |
Ayrıntılı Kullanım Alanları
| SEMEN (Meni) | SEMENT (Çimento) | SEMENT (Tıbbi) |
|---|---|---|
|
|
Diş Sementi:
|
İlişkiler ve Karşılaştırma
| SEMEN <> İnşaat SEMENTİ | SEMEN <> Tıbbi SEMENT | İnşaat SEMENTİ <> Tıbbi SEMENT |
|---|---|---|
|
Benzerlikler: • Ses benzerliği • Latince köken • Yabancı dilden geçme |
Benzerlikler: • İkisi dirimbilim terimi • Tıp alanında kullanım • Latince köken |
Benzerlikler: • "Sement" adını taşıma • Sertleşme özelliği • Bağlayıcı işlev |
|
FaRkLaR: • Dirimli >< Dirimsiz • Tıp >< İnşaat • Sıvı >< Katı |
FaRkLaR: • Üreme >< Yapısal • Sıvı >< Katı doku • Geçici >< Kalıcı • Gözesel >< Gözesiz |
FaRkLaR: • İnşaat >< Tıp • Yapı >< İnsan gövdesi • Büyük ölçek >< Mikro ölçek • Dış mekân >< Gövde içi |
Özet ve Önemli Noktalar
| Ölçüt | SEMEN | SEMENT [İnşaat] | SEMENT [Tıp] |
|---|---|---|---|
| Ana Alan | Sağlık - Üreme | Yapı/İnşaat | Sağlık - Diş/Ortopedi |
| Doğal/Yapay | Doğal | Yapay | Doğal (diş) / Yapay (kemik) |
| Dirimlilik İlişkisi | Dirimli ürünü | Dirimsiz nesne | Dirimli doku / Dirimsel uyumlu nesne |
| Yenilenme | Sürekli üretilir | Tek kullanımlık | Yenilenmez (diş) / Tek kullanım (kemik) |
| Sıcaklık Dayanımı | Gövde sıcaklığı [37°C] | Yüksek [>1000°C üretim] | Gövde sıcaklığı [37°C] |
| Araştırma Alanı | Androloji, Embriyoloji | Nesne Mühendisliği | Periodontoloji, Ortopedi |
- Günlük kullanımda: Genellikle inşaat malzemesi olan çimento
- Diş hekimliğinde: Diş kökünü kaplayan doğal doku
- Ortopedide: Protez sabitleme nesnesi
- SEMEN ise: Sadece üreme düzeni ile ilgili tıbbi terim
- SEMENT ile/ve/||/<> PERIODENTAL LİGAMENT
(
SEMENT ile PERİODONTAL LİGAMENT arasındaki FaRkLaR
ALVEOL KEMİĞİ < [PERİODONTAL LİGAMENT] > [SEMENT] > DİŞ KÖKÜ
\___________________ SHARPEY LİFLERİ ___________________/
Periodontal ligament lifleri, sement içine gömülü olarak sonlanır
SEMENT
Sert Doku
Mineralize Yapı
Lif Tutunma Yüzeyi
PERİODONTAL LİGAMENT
Yumuşak Doku
Fibröz Yapı
Esnek Bağlantı
Temel Özellikler Karşılaştırması
| Özellik | SEMENT Sert Doku | PERİODONTAL LİGAMENT Yumuşak Doku |
|---|---|---|
| Tanım | Diş kökünü kaplayan kemik benzeri sert doku | Diş kökü ile alveol kemiği arasındaki fibröz bağ dokusu |
| Latince Adı | Cementum | Ligamentum periodontale |
| Doku Tipi | Sert, mineralize bağ dokusu | Yumuşak, fibröz bağ dokusu |
| Konsistans | Katı, kemikten daha yumuşak | Esnek, lifli, elastik |
| Yerelleştirme | Diş kökü yüzeyinde [dentin üzerinde] | Sement ile alveol kemiği arası boşluk [0.2 - 0.4 mm] |
| Kalınlık |
• Servikal: 50 - 60 μm • Apikal: 150 - 200 μm • Yaşla artar |
• Ortalama: 0.15 - 0.38 mm • En dar: Orta 1/3 • En geniş: Apikal ve servikal |
| Bileşim |
• %45 - 50 İnorganik [hidroksiapatit] • %50 - 55 Organik [tip I kolajen] • Su |
• %70 Su • Tip I ve III kolajen lifler • Elastin, oksitalan lifleri • Glikozaminoglikanlar |
| Ana Gözeler |
• Sementoblastlar [yüzeyde] • Sementositler [içeride] • Sementoklastlar [rezorpsiyon] |
• Fibroblastlar (en çok) • Osteoblastlar • Sementoblastlar • Makrofajlar • Epitelyal artıklar [Malassez] |
| Vaskülarizasyon |
Avasküler Kan damarı içermez |
Zengin vasküler Superior/inferior alveolar arterlerden beslenir |
| İnervasyon |
Sinir yok Ağrı duyumsamaz |
Zengin sinir ağı • Mekanoreseptörler • Proprioseptif lifler • Ağrı alıcıları |
| Yenilenme Hızı |
• Çok yavaş • Yaşam boyu yavaşça birikir |
• Çok hızlı • Turnover: ~21 gün |
| Rejenerasyon | Sınırlı rejenerasyon kapasitesi | Yüksek rejenerasyon kapasitesi |
İşlevsel Özellikler
| İşlev | SEMENT | PERİODONTAL LİGAMENT |
|---|---|---|
| Ana İşlev |
• Periodontal liflerin tutunma yüzeyi • Diş kökünü koruma • Dentin duyarlılığını önleme |
• Dişi alveol kemiğine bağlama • Çiğneme gücünü iletme ve dağıtma • Şok emilimi |
| Mekanik Rol |
• Edilgen destek • Sert tutunma yüzeyi sağlama |
• Etkin destek • Devingen asıltı düzeni |
| Çiğnemede |
• Sabit dayanak noktası • Güç aktarımında ara yüzey |
• Hidrolik damper görevi • Güç dağıtımı ve emilimi |
| Adaptasyon |
Yaşla kalınlaşma Aşınmaya karşı giderim |
• İşlevsel uyum • Güce göre yeniden düzenlenme |
| Beslenme | Periodontal ligamentten difüzyonla | Kendi damar ağından doğrudan |
Histolojik Özellikler
| Parametre | SEMENT | PERİODONTAL LİGAMENT |
|---|---|---|
| Tip |
• Aselüler [üst 2/3] • Selüler [apikal 1/3] • Karışık |
• Düzenli fibröz bağ dokusu • Yoğun kolajen lif demetleri |
| Lif Düzeni |
İçinde Sharpey lifleri gömülü (Ekstrensek lifler) |
5 ana lif öbeği: • Alveolar krest • Horizontal • Oblik (en çok) • Apikal • İnterradiküler |
| Matriks |
• Mineralize matriks • Kemik benzeri kompozisyon |
• Hidrate yumuşak matriks • Proteoglikan zengin |
İlişkiler ve Etkileşimler
| ANATOMİK VE İŞLEVSEL İLİŞKİLER | |
|---|---|
| Birlikte Çalışma: |
• İkisi birlikte "Periodonsiyum" düzeninin parçasıdır • Dişin çenede tutunmasını sağlar • Sharpey lifleri ile fiziksel bağlantı • Çiğneme gücünü birlikte karşılar |
| Bağlantı Biçimi: |
• PDL lifleri > Sement içine 5-10 μm gömülür • Bu lifler, "Sharpey lifleri" olarak mineralize olur • Sement yüzeyinde sementoblastlar PDL'den kaynaklıdır • PDL'nin vasküler ağı sementi besler |
| Karşılıklı Etki: |
• PDL hasarı > Sement rezorpsiyonu • Sement kaybı > PDL ataçmanı kaybı • PDL inflamasyonu > Sement hiperplazisi • Sement tamiri > PDL'den göze göçü |
Klinik Önem ve Uygulamalar
| Klinik Durum | SEMENT | PERİODONTAL LİGAMENT |
|---|---|---|
| Periodontitis |
• Yüzey kontaminasyonu • Endotoksin birikimi • Taş tutunması |
• İnflamasyon ve yıkım • Ataçman kaybı • Cep oluşumu |
| Ortodontik Tedavi |
• Genellikle dengeli • Nadiren rezorpsiyon riski • Yeni sement yapımı |
• Etkin yeniden biçimlenme • Basınç tarafı: Rezorpsiyon • Gerilim tarafı: Yapım • Diş hareketi sağlar |
| Travma |
• Çatlak/kırık olabilir • Yüzeysel hasar • Rezorpsiyon başlayabilir |
• Yırtılma(avulsiyon) • Ezilme(intrüzyon) • Gerilme(ekstrüzyon) • Mobilite artışı |
| Yenileyici Sağaltım |
• Yeni sement biçimlenmesi kolay değil • Büyüme etmenleri gerekli • Sementogenez indüksiyonu |
• İyi yenileyici gizil gücü • GTR ile yenilenebilir • Kök göze kaynağı |
| Yaşlanma |
• Kalınlaşma(hipersemantozis) • Aselüler sement artışı • Permeabilite azalması |
• İncelme • Göze sayısı azalması • Vaskülarite azalması • Elastisite kaybı |
Karşılaştırmalı Özet
| TEMEL FaRkLaR VE BENZERLİKLER | ||
|---|---|---|
| Benzerlikler |
• İkisi de periodonsiyumun parçası • İkisi de mezenkimal kökenli • İkisi de diş desteğinde kritik • İkisi de yaşam boyu etkin • İkisi de periodontal sayrılıktan etkilenir |
|
| Ana FaRkLaR |
SEMENT: ✓ Sert doku ✓ Avasküler ✓ Sinir yok ✓ Yavaş değişim ✓ Durağan destek |
PDL: ✓ Yumuşak doku ✓ Zengin damar ağı ✓ Sinir lifleri var ✓ Hızlı yenilenme ✓ Devingen destek |
| Metafor |
"Çapa Yeri" Geminin çapa attığı zemin gibi |
"Asma Köprü" Esnek ama güçlü bağlantı |
- Sement olmadan: Periodontal ligament lifleri tutunamaz
- PDL olmadan: Diş çene kemiğine bağlanamaz
- İkisi birlikte: Dişin hem sabit, hem de esnek tutunmasını sağlar
- SEMERKANT ile/= MARAKANDA
( Semiz/bereketli anlamınadır. İLE/= Sogdiane devletinin başkenti olduğu, M.Ö. IV. yüzyıldaki adı. )
- SEMİZOT ile SEMİZOTU
- ŞEMME[Ar.] ile (ŞEMME-İ MUHAMMED) ile ...
( Bir kere koklama. | Pek az şey, zerre. İLE Koku. (HZ. MUHAMMED'İN KOKUSU) )
- SEMPTOMATİK TEDAVİ/SYMPTOMATIC TREATMENT[İng.] değil/yerine/= BELİRTİ SAĞALTIMI
- ŞEMS-İ MUTLAK ile/ve ŞEMS-İ MUKAYYET
- ŞEMSİYE ile TİMKAT
( ... İLE Kudüs'te kullanılan rengârenk şemsiyelere verilen ad. )
- SEMT ile/ve MAHALLE
( Coğrafyası/topografisi belirler. İLE/VE Mescid belirler. )
- SEMT değil/yerine/= YÖNCE
- SEN ile SENA ile SENE/LİK ile SENT ile SENELERCE
- SENDİKAL ile SENDİKALİST ile SENDİKALİZM
- SENET ile HEDİYE SENETİ
( DEED vs. DEED OF GIFT )
( کنش ile فعل ile باقباله واگذار کردن ile هبه نامه )
( KONASH ile FEL ile BAGHABALEH VAGOZAR KARDAN ile NPABEH NAMEH )
- SENETLEŞMEK ile SENET ile SENETLİ ile SENETSİZ ile SENET SEPET ile SENETLİ SEPETLİ ile SENETSİZ SEPETSİZ
- ŞE'NÎ[Ar.] ile ŞENÎ'[Ar. < ŞENÂAT]
( Gerçek. İLE Kötü, fena, ayıp, utanılacak. )
- SENİN, İÇİN FESAT değil/yerine ÖKÜZ ALTINDA, BUZAĞI ARAMAMAK GEREK
- SENT ile MERKEZ ile AĞIRLIK MERKEZİ ile MERKEZLER ile YÜZÜNCÜ SAYI
( CENT vs. CENTER vs. CENTER OF GRAVITY vs. CENTERS vs. CENTESIMAL )
( يک صدم ile وسط ile مرکز ile سايت ile ميانه ile ستاد ile ناف ile کانون ile مرکز ثقل ile مراکز ile يکصدم ile صدقسمتي )
( YK SADAM ile VAST ile MARKZ ile SAYT ile MYANEH ile SETAD ile NAF ile KANON ile MARKZ SAGHAL ile MARAKZ ile YKASDAM ile صدقسمتي )
- SEPARATENESS vs./and THE LAST/FINAL/END/RESULT
- SEPELEMEK ile SEPETLEMEK ile SEPETLENMEK ile SEPETLEYEBİLMEK ile SEPEK ile SEPET/LİK ile SEPETLİ ile SEPETÇİ/LİK ile SEPETSİZ ile SEPET TOPU ile SEPET KAFALI ile SEPET SANDIK ile SEPETÇİ KAVAĞI ile SEPETÇİ SÖĞÜDÜ ile SEPETLİ MOTOSİKLET
- SEPET ile BOTSWANA SEPETİ
( ... İLE Ünlü olan bu sepetlerin üzerindeki süslemeler, "zürafanın gözyaşları", "boğa sidiği izi", "zebra ahı" gibi ilginç adlar taşımaktadır. )
- SEPET ile İŞPORTA[İt.]
( ... İLE Gezici satıcıların mallarını koymaya yarayan, yayvan sepet ya da bu işi gören, ona benzer araç, sergi, tezgâh. | Açıkta yapılan satış. )
- SEPET ile KAZEVİ[Ar. < GAZEVÎ]
( ... İLE Saz ya da kamıştan örülmüş büyük sepet. )
- SEPET ile SEPET YAPIMI ile SEPET BENZERİ ile SEPET İŞİ
( BASKET vs. BASKET MAKING vs. BASKET-LIKE vs. BASKETWORK )
( سبد ile زنبيل ile درسبد ريختن ile سبدبافي ile سبدي ile سبدسازي )
( SABAD ile ZANBYLE ile DARASBAD RYKHTAN ile SABADBAFY ile سبدي ile SABADSAZY )
- SEPTAL DEFEKT/SEPTAL DEFECT[İng.] değil/yerine/= ARA BÖLME AÇIKLIĞI
- ŞERAİT ile/ve/<> ŞERİAT
( Koşullar. İLE/VE/<> Yasalar. )
( Koşullar, yasaları harekete geçirir. )
- SERAMİK[Fr. < Yun.] ile PORSELEN[İt.]
( Yüksek ısıda pişirilmiş toprak, fayans, porselen yapımıyla ilgili olan. | Yüksek ısıda pişirilmiş topraktan yapılan vazo, çanak, çömlek gibi nesne. İLE Kaolinden yapılma, beyaz, sert ve yarı saydam çömlek hamuru. | Bu hamurdan yapılmış çanak, çömlek. )
- ŞERAT[Ar. çoğ. EŞRÂT] ile ŞERÂİT[Ar. < ŞART/ŞARÎTA] ile ŞERÎAT[Ar. < ŞER | çoğ. ŞERÂİ]
( Nişan, iz, alâmet. | Bir şeyin bayağısı, en aşağısı. İLE Şartlar, koşullar. İLE Doğru yol. | Allah'ın emri. | Âyet, hadîs ve icmâ-i ümmet esaslarına dayanan din kaideleri. )
- SERBEST ile/||/<> DÜŞME
( Serbest düşme yasaları )
( Galileo Galilei tarafından 1604 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1564-1642) (Ülke: İtalya) (Alan: Fizik, Astronomi) (Önemli katkıları: Teleskop, Jüpiter uyduları, serbest düşme) )
- SER-BEST ile/ve SER-ÂZÂD
( Başı[ser] bağlı[best], sorumluluğunu alan/üstlenen, bağlamını ve çevresini dikkate alan. | Engelsiz. | "Başıboş, kayıtsız." | "İstediği gibi hareket eden." | "Sıkılmayan." İLE/VE Serbest, hür, başıboş. | Rahat, dertsiz. )
- SER-BEST[Ar.] ile/ve SER-BESTE[Ar.]
( Başıboş, kayıtsız. | İstediği gibi hareket eden. | Sıkılmayan. | Engelsiz. İLE/VE Başı bağlı. | Başı toplu, aklını başına toplamış. | Örtülü, gizli, kapalı. )
- SER-BEST ile/ve/> SER-MEST
- SERBESTLEMEK ile SERBESTLEŞMEK ile SERBESTLEŞTİRMEK ile SERBEST/LİK ile SERBESTİ ile SERBESTÇE ile SERBEST SU ile SERBEST YÜK ile SERBEST KART ile SERBEST BÖLGE ile SERBEST GÜREŞ ile SERBEST NAZIM ile SERBEST VURUŞ ile SERBEST ECZACI ile SERBEST ENERJİ ile SERBEST MESLEK ile SERBEST EKONOMİ ile SERBEST MINTIKA ile SERBEST ELEKTRON ile SERBEST PİYASA EKONOMİSİ
- ŞERBET ve/gibi/kadar ŞELÂLE
- ŞERBET ile/ve/değil/||/<>/< "ŞERBET"
( Boğazdan akan. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Dilden dökülen. )
- ŞERBET ile SOMATA[Yun.]
( ... İLE Bademden yapılan bir şerbet, badem sübyesi. )
- ŞERBET ile SÜBYE[İt.]
( ... İLE Badem içi, kavun çekirdeği gibi şeylerden yapılan, boza koyuluğundaki şerbet. )
- ŞERBET[Ar.] ile ŞURUP[Ar.]
( Meyve suyu ile şekerli su karıştırılarak yapılan içecek. | Belirli törenlerde, konuklara sunulan şekerli içecek. | Bazı maddelerin suda eritilmişi. | Sözlenmek ya da nişanlanmak üzere tarafların antlaşması durumunda tören yapılarak içilen içecek. İLE Çok kaynatılarak koyulaştırılmış şerbet.| Çeşitli meyve özleri ve şekerin kaynatılmasıyla elde edilen içecek. | İçinde çok miktarda şeker bulunan, koyu sıvı kıvamda olan ilâç. )
- SERÇE ile/değil BECET
( ... İLE/DEĞİL Serçegillerden, küçük bir kuş. )
( ... cum PASSER )
- SERD[Ar.] ile SERD[Ar.] ile SERD[Fars.]
( Sözü, düzgün ve uygun söyleme. İLE Doğrama, doğranma. İLE Soğuk. | Sert, haşin, çirkin. | Sert, kaba, hoyrat. )
- ONUR = ŞEREF[Ar.] = HONOUR[İng.] = HONNEUR[Fr.] = EHRE[Alm.] = ONORE[İt.] = HONOR[İsp.]
- ŞEREF[Ar.] ile/ve/değil/yerine/<>/= ONUR[Fr. HONNEUR | İng. HONOR ] (HAYSİYET)
( Toplumsal. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/<>/= Bireysel. )
( Mal, mülk ve makamla, kişinin toplumsal konumuyla ilişkilidir. [Şerefim, develerimin sırtındadır.] )
( ŞEREFİYE: Bir kişinin geldiği makam şerefine dağıttığı bahşiş. | Kamunun karar ve etkinlikleri sonucunda, belirli bir yerdeki taşınmaz malların artan değerleri üzerinden yerel yönetimlerin aldığı bir tür taşınmaz vergisi. )
( Kendi özüne bağlılık. )
( Başkasının, birine gösterdiği saygının dayandığı kişisel değer, onur. | Toplumca benimsenmiş iyi ün. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/<>/= Kişinin, kendine karşı duyduğu saygı, şeref, öz saygı, haysiyet, izzet-i nefis. | Başkalarının gösterdiği saygının dayandığı kişisel değer, şeref, itibar. )
- SERENAT[Fr. < İt.]
( Sesli olarak söylenen ya da müzik aracılığıyla çalınan serbest biçimli müzik parçası. | Geceleyin, açık havada sevgi duyulan biri için bir müzik aracıyla verilen küçük konser. )
( SÉRÉNADE )
- SERGÜZEŞT ile SERGÜZEŞTÇİ/LİK
- (ŞER'Î) ADLÎ DELİL:
MADDENİN VUCUDA GETİRDİĞİ ile/ve/||/<> KANUN TESİS ETMİŞ BULUNAN ile/ve/||/<> ŞEHADET ile/ve/||/<> KARİNE ile/ve/||/<> YEMİN
( PREUVES JUDICIAIRES )
- SİYASET:
ŞER'Î ile/ve/değil/yerine/||/<>/< AKLÎ
- ŞERİAT ile/ve DEMİR
- ŞERİAT ile/ve/||/<>/> FIKIH
- ŞERİAT ile/ve/||/<> HAKİKAT
( Gündüz. İLE/VE/||/<> Gece. )
- ŞERİAT ile/ve HİKMET-İ TEŞRÎ
( Şeriat şeraite[koşullara] göredir. )
- ŞERİAT ve/<> İTAAT
- ŞERİAT ile/değil "KÖKTEN DİNCİLİK"
- ŞERİAT ile ŞERİATÇI/LIK
- ŞERİAT ile/ve/değil ŞERİAT-I/ŞER-İ ŞERÎF
- ŞERİAT ile/ve/<>/> TARİKAT ile/ve/<>/> HAKİKAT ile/ve/<>/> MÂRİFET
( Mal/mülk. İLE/VE/<>/> Ben/Benim. İLE/VE/<>/> Ahlâk. İLE/VE/<>/> Gönüllülük. )
( Fedâ. İLE/VE/<>/> Ferâgat. İLE/VE/<>/> Aşk. İLE/VE/<>/> Hizmet. )
( Kişinin elindedir. İLE/VE/<>/> Kişinin elindedir. İLE/VE/<>/> Kişinin elinde değildir. Ancak kişiye iner/nüzûl eder. İLE/VE/<>/> Kişinin gönlünde ve gönüllülüktedir. )
( Hz. Mûsa. İLE/VE/<>/> Hz. Davud. İLE/VE/<>/> Hz. Îsâ. İLE/VE/<>/> Hz. Muhammed. )
( Varoluş/varolanlar. İLE/VE/<>/> Benlik. İLE/VE/<>/> Varlık. İLE/VE/<>/> Oluş. )
( Sabır. İLE/VE/<>/> Rızâ. İLE/VE/<>/> Aşk. İLE/VE/<>/> Hizmet. )
( Şeriatı tut, hakikati yut! )
( Korur. İLE/VE/<>/> Yürütür, ulaştırır. İLE/VE/<>/> Öldürür. İLE/VE/<>/> Diriltir. )
- ŞERİAT ve/değil/=/<> TÜZE(HUKUK)/HAK/ADÂLET
- SERIOUS/BIG MISTAKE vs. MISTAKE/HAPPEN/BEHAVE IN REGRET
- ŞERİT ile ÇİZGİ
- ŞERİTLEMEK ile ŞERİT ile ŞERİTLİ ile ŞERİTÇİ/LİK ile ŞERİTLER ile ŞERİTSİZ ile ŞERİT METRE ile ŞERİT PERDE ile ŞERİT BALIĞI ile ŞERİT İHLALİ ile ŞERİT MAKARNA
- SERMED ile/ve DEHR ile/ve ZAMAN
( Sabitin, sabite orantılandırılması/nispeti. İLE/VE Sabitin, değişene/mütegayire orantılandırılması/nispeti. İLE/VE Değişenin/ütegayirin, değişene/mütegayire orantılandırılması/nispeti. )
- SERPANTİN ile/||/<> ÇEROİT
( Yeşil tonlarında ve genellikle benekli bir mineral. İLE/||/<> Mor renkte desenli bir mineral. )
- SER-SER-Î ile/>/değil/yerine SER-BEST
( Başıboş. Kendi kendine/kendiyle. İLE/>/DEĞİL/YERİNE Başıboş, kayıtsız. | İstediği gibi hareket eden. | Sıkılmayan. | Engelsiz. )
- SERSERİ[Fars.]
ile/değil/yerine/><
SERBEST[Fars.] ile/ve/||/<>/> SERMEST[Fars.]
( Çırak. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< | Kalfa. İLE/VE/||/<>/> Usta. )
( Başı boş.[baş başa/başı başında/başına buyruk][kendi kendine] İLE/DEĞİL/YERİNE/>< | Başı bağlı/düğümlü, sorumluluk almış olan.[boş değil!] İLE/VE/||/<>/> Başı hoş, yetkin, deneyimli. | )
- SERT[Fars. < SERD: Soğuk.] ile/ve AĞIR
- SERT ile HAŞİN[Ar.]
( ... İLE Sert, kırıcı, gönül kırıcı olan. )
- SERT ile KALIN
- SERT ile/değil/yerine MERT
- SERT ile/ve/değil PÜRÜZLÜ/TIRTIKLI
- SERT ile SERT HUYLU ile SERTLİK
( HARSH vs. HARSH TEMPERED vs. HARSHNESS )
( تند ile تند زبان ile درشت ile درشت خو ile تندي ile گوشخراشي ile تشدد )
( TAND ile TAND ZABAN ile DARSHT ile DARSHT KHO ile TANDY ile GUSHKHARASHY ile تشدد )
- SERT ile SIKI
( HARD vs. TIGHT )
- SERVET ile/ve/değil/yerine İLİM
( Sen korursun. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Seni korur. )
- SERVET ile/ve/değil/yerine/||/<>/< NİMET
- SERVET[Ar.] ile/değil/yerine/hem de/||/<>/>< SERMAYE[Fars.]
( FORTUNA: Kader. | Servet. )
( WEALTH/FORTUNE vs. CAPITAL )
( ... mit VERMÖGEN )
( ... avec FORTUNE/BIENS )
- SERVET ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SERMAYE
( Hangi amaç ve/ya da bağlamda kullanılmasına bağlıdır. )
- SERVET ile SERVET SAHİBİ
- SERVET[Ar.] değil/yerine/= VARLIK
- SERVICE :/yerine HİZMET
- SES DUVARINI GEÇEN İLK UÇAK VE PİLOT -ile
( BELL XI - CHUCK YEAGER [1947] )
- SES ile/ve/değil/yerine SESSİZLİK(SÜKÛNET)
( Sessizlik, baş etmendir. )
( Sessizlikle Bilgelik, Davranışlarla Krallık. )
( Sessizlik ve sükûn - öte yol budur. )
( Sessizlikten başka hiçbir belirli düşünce, zihnin doğal hali olamaz. )
( Sessizliğe ulaştığınızda, herşey doğal biçimde, sizin tarafınızdan bir girişim olmaksızın kendiliğinden oluşacaktır. )
( Aklın, davranışlardaki en açık belirtisi sükûnet ile zarâfettir. )
( Sessizlik ve sükûnet içinde, gelişirsiniz. )
( Sükûnet ve sessizlik içinde, büyürsünüz. )
( Size yardım edecek olan, sessizliktir. )
( Sükûnet ve sessizlik içinde "Ben" kabuğu erir ve iç ile dış bir olur. )
( Umudunuz, zihninizde sessiz ve gönlünüzde sakin kalmakta yatar. )
( Öteye varabilmek için sessizliğe râzı olmalısınız. )
( Tüm gereksinimim(iz), SESSİZLİK. )
( Kendinize tam bir sessizlik içinde bakın, kendinizi tanımlamayın/tarif etmeyin. )
( Sessiz ve sakin kalın. )
( Gerçeğe varmış olan kişiler çok sessizlerdir. )
( İlim, hâle inkılâp edince ses çıkmaz. )
( Sadece aslî olanda sükûn ve huzur vardır. )
( Sessizlik bir kez idrak edildiğinde, o, değişebilir olanı derin biçimde etkiler, kendi etkilenmeden kalarak. )
( Sessizlik hakkındaki tüm konuşmalar, gürültüden ibarettir. )
( YAZIT
Gürültü patırtının ortasında sükûnetle dolaş; sessizliğin içinde, huzur bulunduğunu unutma! Başka türlü davranmak, açıkça gerekmedikçe, herkesle dost olmaya çalış. Sana bir kötülük yapıldığında verebileceğin en iyi karşılık, unutmak olsun. Bağışla ve unut! Fakat kimseye teslim olma! İçten ol; telâşsız, kısa ve açık seçik konuş. Başkalarına da kulak ver. Aptal ve cahil oldukları zaman bile dinle onları; çünkü, dünyada, herkesin bir öyküsü vardır.
Yalnız planlarının değil, başarılarının da tadını çıkarmaya çalış. İşinle ne kadar küçük olursa olsun ilgilen; yaşamdaki dayanağın odur. Seveceğin bir iş seçersen, yaşamında bir an bile çalışmış ve yorulmuş olmazsın. İşini öyle seveceksin ki, başarıların, gövdeni ve yüreğini güçlendirirken, verdiklerinle de yepyeni yaşamlar başlatmış olacaksın.
Olduğun gibi görün ve göründüğün gibi ol. Sevmediğin zaman sever gibi yapma. Çevrene, önerilerde bulun fakat hükmetme. Kişileri yargılarsan, onları sevmeye zamanın kalmaz. Ve unutma ki, insanlığın, yüzyıllardır öğrendikleri, sonsuz uzunlukta bir kumsaldaki tek bir kum taneciğinden daha fazla değildir.
Aşka burun kıvırma sakın; o, çöl ortasındaki yemyeşil bir bahçedir. O bahçeye uygun bir bahçıvan olmak için her bitkinin sürekli bakıma gereksinimi olduğunu unutma.
Kaybetmeyi, ahlâksız kazanca yeğle. İlkinin acısı bir an, ötekinin vicdan azâbı, yaşam boyu sürer. Bazı idealler, o kadar değerlidir ki, o yolda yenilmen bile zafer sayılır. Bu dünyada bırakacağın en büyük miras, dürüstlüktür.
Yılların geçmesine öfkelenme; gençliğe yakışan şeyleri gülümseyerek teslim et geçmişe. Yapamayacağın şeylerin, yapabileceklerini engellemesine izin verme.
Rüzgârın yönünü değiştiremediğin zaman, yelkenlerini, rüzgâra göre ayarla. Çünkü dünya, karşılaştığın fırtınalarla değil gemiyi, limana getirip getiremediğinle ilgilenir. Ara sıra isyana yönelecek olsan da anımsa ki, evreni yargılamak olanaksızdır. Ondan dolayı, kavgalarını sürdürürken bile kendinle barış içinde ol.
Anımsar mısın doğduğun zamanları: Sen ağlarken, herkes, sevinçle gülüşüyordu. Öyle bir yaşam geçir ki, herkes ağlasın öldüğünde, sen mutlulukla gülümse. :) Sabırlı, sevecen, erdemli ol. Önünde sonunda, tüm servetin, sensin. Görmeye çalış ki, tüm pisliğine ve kalleşliğine karşın, dünya, yine de kişinin biricik güzel mekânıdır.
Eski Bir Tapınak Yazıtı (Xsenius İ.Ö. IX. yy.) )
( HÂMÛŞÂN[Fars.]: Sessizler, susmuşlar. | Mevlevî mezarlıkları. )
( SAVT ile/ve/değil/yerine SAMT )
( [not] SOUND vs./and/but QUITENESS
QUITENESS instead of SOUND
Silence is the main factor.
Wisdom in Silence, Kingdom in Behaviour.
Silence and peace - this is the way beyond.
In peace and silence, you grow.
In peace and silence the skin of the 'I' dissolves and the inner and the outer become one.
What helps is silence.
No particular thought can be mind's natural state, only silence.
Your hope lies in keeping silent in your mind and quiet in your heart.
To go beyond, you must consent to silence.
ALL I/WE NEED IS SILENCE!
Look at yourself in total silence, do not describe yourself.
Keep quiet.
Realised people are very quiet.
There is peace only in the essential.
Once you are quiet, things will begin to happen spontaneously and quite naturally without any interference on your part.
All talk about silence is mere noise. )
( SABDA ile/ve/değil/yerine ... )
- SESBİLİMSEL ÖLÇÜT ile ...
- SESSİZ ADÂLET ile/ve SESLİ ADÂLET
( Para. İLE/VE Yöneticiler. )
( QUIET JUSTICE vs./and VOICED JUSTICE
Money. WITH/AND Directors. )
- SES'TE/SELEN'DE:
YÜKSEKLİK/PERDE ile/ve ŞİDDET ile/ve TON
- SET RESTAURANT :
( Kireçburnu'nunda bulunan ve çok ünlü restaurantlardan biridir. )
- SET :/yerine AYARLAMAK, SET
- SET ile SET ÜSTÜ OCAK
- SET[Ar.] ile SET[İng.]
( Toprağın kayıp akmasını ya da suyun yayılmasını önlemek için yapılan kalın duvar. | Bulunulan yerden daha yüksekte kalan düzlük. | Seki. | Ateşli silahlarda, namlunun içindeki helisin çıkıntı bölümü. İLE Oyunlarda, karşılaşmanın her bir bölümü. )
- ŞETARET ile ŞETARETLİ
- SETTLEMENT :/yerine YERLEŞİM, ANLAŞMA
- SEVDİĞİNE "İTAAT" ile/ve/||/<> "İTAAT ETTİĞİNİ" SEVMEK
- SEVECENLİK = ŞEFKÂT = COMPASSION[İng.] = MISÉRICORDE[Fr.] = BARMHERZIGKEIT, MITGEFÜHL[Alm.] = MISERICORDIA[Lat.]
- SEVGİ > İTİDAL ve/||/<>/< ADÂLET
( Kişide/Kişiye. VE/||/<>/< Toplumda. )
- SEVGİ:
İYİLİK ve/||/<> MERHAMET ve/||/<> NEŞE ve/||/<> SAKİNLİK
- SEVGİ-SAYGI ile/ve/<> TESLİMİYET
( LOVE-RESPECT vs./and/<> SUBMISSION )
- SEVGİ VE SADELİK ve/||/<>/< GÜLÜMSEME :) VE SAMİMİYET
- SEVGİ ve/||/<>/> BİREŞİM(TEVHÎD)
- SEVGİ ile/ve DİKKAT
( LOVE vs./and ATTENTION )
- SEVGİ ile/ve/değil MİNNET
- SEVGİ ile/ve/<> SEVİ/ŞEFKÂT
( İstenç/irâde dışı. İLE/VE/<> İstençli/irâdeli. )
( Şefkatli ol! Bil ki, karşılaştığın herkes, kolay olmayan bir yaşam mücadelesi veriyor. )
( ŞEFKAT: İmbikten geçirilmiş aşk. )
( ... İLE/VE/<> Kişiyi, içeriden, kurtuluşa erdiren. )
( Sadece şefkat, iyileştiricidir. Çünkü, kişinin içindeki tüm hastalıklar, sevginin eksikliğinden kaynaklanmaktadır. )
( Without will. VS./AND/<> Strong-willed. )
( LOVE vs./and/<> COMPASSION )
- SEVGİ ve/||/<> SÜCÛD
- SEVGİ >< TAKLİT
( Taklitte, sevgi ahlâkı tecellî etmez. )
- SEVGİDE:
"İSPAT" değil İKNÂ
- SEVGİ/MUHABBET VE SAYGILI OLMAMAK/SAYGISIZLIK/HÜRMETSİZLİK ile/yerine MUHABBET VE SAYGI/HÜRMET
( Önceki halden daha kötü duruma getirir. İLE/YERİNE Muhabbetsiz saygı, bir yere ulaştırmaz fakat kişiyi de bozmaz. )
- SEVİNÇ = JOY, GLADNESS[İng.] = ÉPANOUISSEMENT[Fr.] = FREUDE[Alm.] = GAUDIUM[Lat.]
- SEVİŞME ile/ve/||/<> ŞEFKAT
- ŞEVK ve/||/<> ŞEHVET
- ŞEVKÂT[Ar. < ŞEVK | çoğ. EŞVÂK] ile/değil ŞEFKÂT/ŞEFÂKÂT[Ar.]
( Şiddetli istek, keyif, neşe, sevinç. İLE/DEĞİL Sevecenlik. | Acıyarak, esirgeyerek, merhamet ederek sevme. )
- ŞEVKET[Ar.] değil/yerine/= BÜYÜKLÜK, ULULUK, YÜCELİK
- ŞEVKET ile ŞEVKETLİ
- ŞEY ile/ve/= SABİT
- SEYÂHAT[Ar. < SİYAHAT] değil/yerine/= GEZİ/YOLCULUK
- SEYAHAT ile KALFA
( JOURNEY vs. JOURNEYMAN )
( رحيل ile مسافرت ile کارگر ماهر )
( رحيل ile MOSAFRAT ile KARGAR MANPAR )
- SEYAHAT ile SEYAHAT ACENTESİ
- SEYEHAT değil SEYAHAT
- SEYEHAT değil SEYAHAT[Ar. < SİYAHAT]
- ŞEYH ile/ve ŞEYHÛHET
( Yaşlı insan. | Bir tekke ya da zâviyede önderlik eden ve müritleri bulunan. | Kâbile ya da aşiret önderi. İLE/VE Yaşlılık. )
( SHEIKH/MASTER vs./and OLD AGE/SENILITY )
- SEYİR[Ar.] ile/değil/yerine GİDİŞAT
- SEYRİYYÂT
- SEYYAH[Ar.]/TURİST[İng.] değil/yerine/= GEZGİN
- SEYYAH/TURİST değil/yerine/= GEZGİN
- SEYYİAT ile/değil/yerine/>< HASENAT
- SEYYIAT-I SUBÛD ile SEYYIAT-I VÜCÛD
- SEYYİD BEY ve/||/<> ADÂLET
( Osmanlı Meclis-i Mebusanı'nın 1., 2., 3. Dönem İzmir ve 22 Ekim 1916'da Ayan Âzâsı, II. Dönem İzmir Milletvekili ve V. İcra Vekilleri Heyeti ile I. TC Hükûmeti'nde Adâlet Bakanı.[1873 - 08 Mart 1925] )
- SEYYİD ile ...
( EFENDİ, BEY; AĞA; İLERİ GELEN, BAŞ, BAŞKAN | HZ. MUHAMMED'İN TORUNU HZ. HASAN'IN SOYUNDAN OLAN KİMSE )
- SEYYİD[Ar.] ile HUMÂM[Ar.]
- SEYYİD[Ar.] ile MÂLİK[Ar.]
- SEYYİD ile/ve ŞERİF
( Hz. Hüseyin'in çocuk ve torunlarına verilen ad/değer. İLE/VE Hz. Hasan'ın çocuk ve torunlarına verilen ad/değer. )
( NAKÎB-ÜL EŞRÂF )
- SEZGİ ile/ve TEVHİD
- SƏNƏT[Azr.] = SANAT[Tr.]
- SHAPE/FORM vs./and CONTENT
- SHAT ile/ve/<> ANK ile/ve/<> KA ile/ve/<> HATI ile/ve/<> SHEYBI ile/ve/<> BAI ile/ve/<> KON
( Maddi gövde. İLE/VE/<> Hayat kuvveti. İLE/VE/<> Astral Nur, Kalp. İLE/VE/<> Hayvansal Ruh. İLE/VE/<> Kutsal Ruh. İLE/VE/<> Akli Ruh. İLE/VE/<> İlâhi Ruh. )
- SHEET :/yerine ÇARŞAF, SAYFA
- SHIFT :/yerine VARDİYA, DEĞİŞTİRMEK
- SHIRT :/yerine GÖMLEK
- SHIT :/yerine BOK
- SHOOT :/yerine ÇEKİM YAPMAK, VURMAK
- SHORT :/yerine KISA
- SHOT :/yerine ATIŞ, ŞUT
- SHOUT :/yerine BAĞIRMAK
- SHUNT[İng.] değil/yerine/= ŞANT
- SHUT :/yerine KAPATMAK
- ŞÎ'A[Ar.] ile CEMÂ'AT[Ar.]
- SİBER SAMİMİYET ile/ve/||/<> STERİL TEMAS
- SICAK ve/||/<>/< KARBONDİOKSİT
- ŞİDDET[Ar.] ile CELED[Ar.]
- ŞİDDET" ></< "İKTİDAR"
( "iktidarın bitmeye başladığı yerde, şiddet başlar." )
- ŞİDDET ve/||/<> KÜFÜR
( [ne yazık ki] Kalbinde, muhabbet olmayanın (b)elinde. VE/||/<> Aklında, düşünce olmayanın dilinde. )
- ŞİDDET değil/yerine/>< ÖZEN
- ŞİDDET =/||/<>/>/< ÖZENSİZLİK
- ŞİDDET[Ar.] ile SALÂBET[Ar.]
- ŞİDDET[Ar.] ile SU'ÛBET[Ar.]
- [ne yazık ki]
ŞİDDET ve/||/<> TERBİYESİZLİK
- ŞİDDET[Ar. < ŞEDD] değil/yerine/= YEĞİNLİK
( Yeğin olma durumu. | Bir etkinliğin ya da bir gücün derecesi. | Bir ses çıkarılırken algılanan ve titreşimlerin genliğinden kaynaklanan özellik. )
- ŞİDDET ile/ve/değil/||/<>/< ZORLAMA
- ŞİDDETLENMEK ile ŞİDDETLENDİRMEK ile ŞİDDET ile ŞİDDETLİ/LİK ile ŞİDDET OLAYI ile ŞİDDETLİ FIRTINA
- SIDE vs. SIGHT
- SİDERİT[Fr. < Lat. < Yun.] ile SİDEROZ[Fr.]
( İçinde, sadece demir ve nikel bulunan göktaşı. İLE Çoğunlukla kahverengi demir karbonat bileşimli, demir cevheri. )
- SIDK ve/ EMÂNET ve/ FETÂNET ve/ TEBLİĞ ve/ İSMET
( Peygamberin olmazsa olmaz sıfatları. [ve ümmetinin de!] )
- SİDON SET ile/||/<> SUM-FREE SET
( Sidon tüm toplamlar farklı, sum-free a+b≠c koşulu. )
( Formül: Distinct sums İLE no internal sum )
- SİDRET-ÜL MÜNTEHÂ ile/ve/||/<> AŞK-I MÜNTEHA/MÜNEZZEH
( Yaratılmışlığın sınırı. | Son sedir ağacı. | Kâmilin kaşı, kirpiği. İLE Sınırsız/sonsuz/bitimsiz aşk. | Yalnızlar cenneti/çölü. | Yedi cennet/beyza ve/artı sekizinci cennet. )
- SİF[İng. COST-INSURANCE-FREIGHT] değil/yerine/= MALİYET
( Bir malın fiyatı, sigortası ve navlunu birlikte olmak üzere maliyeti. )
- ŞİFÂ ile/ve ÂFİYET
- ŞİFÂ[çoğ. EŞFİYET] ile ŞİFÂH[< ŞEFE]
( İyileşme, iyi olma, hastalıktan kurtulma, sağalma. İLE Dudaklar. )
- ŞİFAİ ile/ve/||/<> PRAKRİT
( [Aktarım biçimi] Ağızdan ağıza, sözlü gelenek. İLE/VE/||/<> Halk arasında, konuşmada.
[Yazılılık durumu] Yazıya sonradan geçirilir. İLE/VE/||/<> Yazılı Hintçe’nin karşısında sözlü kökenlidir.
[Toplumsal düzey] Halk, ozan, meddah, halk bilgesi. İLE/VE/||/<> Halk, köylü, sıradan konuşur.
[Üst düzey dil karşılığı] Yazılı - edebî - medrese dili [Arapça/Osmanlıca]. İLE/VE/||/<> Hintçe [kutsal ve yazılı dil].
[İşlevi] Halk kültürünü, duyguyu, doğrudan anlatımı taşır. İLE/VE/||/<> Doğal konuşma, halk edebiyatı, sade tanım. )
- SIFAT[Ar.] ile HÂL[Ar.]
- SIFAT[Ar.] ile HEY'ET[Ar.]
- SIFAT ile/ve KAYIT
( CAPACITY vs./and ENTRY/RECORD )
- SIFAT[Ar.] ile NA'T[Ar.]
- SIFAT ile NİTELİK
( CAPACITY vs. QUALITY )
- SIFAT değil/yerine/= NİTEM
- SIFAT ile SIFAT
( ADJECTIVAL vs. ADJECTIVE )
( صفتي ile وصفي ile صفت )
( SAFTY ile VASFY ile SAFT )
- SIFAT ile SIFAT TÜMCECİĞİ
( ADJECTIVE vs. RELATIVE CLAUSE )
- SIFAT[Ar.] ile TAHLİYE[Ar.]
- SIFAT[Ar.] ile VASF[Ar.]
- SIFATLANDIRMAK ile SIFATLAŞTIRMAK ile SIFAT ile SIFATLI ile SIFATSIZ ile SIFAT TAKIMI ile SIFAT TAMLAMASI
- ŞİFRELEMEK ile ŞİFRELENMEK ile ŞİFRELETMEK ile ŞİFRE ile ŞİFRECİ/LİK ile ŞİFRELİ ile ŞİFRELİ KASA ile ŞİFRELİ HESAP ile ŞİFRELİ KİLİT ile ŞİFRELİ ÇANTA ile ŞİFRE ANAHTARI ile ŞİFRELİ TELGRAF
- SIĞ ile FİLET[İt.]
( ... İLE Derinliği aynı olan sığ su alanı. )
- SIGHT :/yerine GÖRÜŞ, MANZARA
- SIGMUND FREUD ile/ve/||/<> DONALD WINNICOTT
- SIGMUND FREUD ile/ve/||/<> HEINZ KOHUT
( Birbirine sadece selâm verecek kadar görüşmüşler. )
- SIGNAL :/yerine SİNYAL, İŞARET
- SIGNIFICANT :/yerine ÖNEMLİ
- SIHHAT[Ar.] ile 'ÂFİYET[Ar.]
- SIHHAT[Ar.] değil/yerine/= SAĞLIK
- SIHHAT[Ar.] ile SELÂMET[Ar.]
- SIHHAT ile SIHHATLİ/LİK ile SIHHATSİZ/LİK
- SIHHÎ TESİSAT değil/yerine/= SAĞIL DÖŞENEK
- SIHHİ ile SIHHİ İMDAT ile SIHHİ TESİSAT ile SIHHİ TESİSATÇI/LIK
- ŞİİR ile/ve/||/<> BALAD[Fr. < BALLADE]/BALAT
( ... İLE/VE/||/<> Orta Çağ'da, üç bentten oluşan bir Batı şiiri türü. | Batı'da, belirli danslara eşlik eden bir şarkı türü. | Serbest biçimli, romantik, müzik araçlarıyla çalınan ya da şarkı olarak okunan yapıt. )
- ŞİİR = POEM[İng.] = POÈME[Fr.] = GEDICHT[Alm.] = POEMA[İt., İsp.]
- SİİRT ile SİİRTLİ/LİK ile SİİRT BATTANİYESİ
- ŞİKÂYÂT ile/değil HİKÂYÂT
( Bizimki şikâyât değil, hikâyât. )
(1996'dan beri)