T ile biten FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 12.749 başlık/FaRk ile birlikte,
12.749 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(32/52)
- MEŞHÛRÂT ile MAKBÛLÂT
( İnsan ile var olanlar arasında ilişki kuran kabûller. İLE İnsan ile Tanrı arasında ilişki kuran kabûller. )
- MEŞHUT ile MEŞHUT SUÇ ile MEŞHUT CÜRÜMLER MAHKEMESİ
- MEŞÎHAT ile ...
( Şeyhülislâmlık makamı. | Şeyhlik. )
- MEŞİ(Y)(Y)ET[Ar.] ile/ve/||/<>/> İRÂDE[Ar.]/İSTENÇ ile/ve/değil/yerine/önce/+/||/<>/>/< İHTİYÂR
( Sürekli istenç/irâde. | Belirleyicilik. [İrâdeden önce gelir.] İLE/VE/||/<>/> "Yapma/yönelme[gözünü/dilini/elini uzatma] gücü/olanağı/isteği." @@ Yapmayabilme[tartma/değerlendirme, gözünü/dilini/elini geri çek(ebil)me, iyiye/hayıra yönelme, yeğleme/tercih etme] bilinci/olanağı. )
( Dirimlilik/canlılık gereği. İLE/VE/||/<>/> Bitki, hayvan/behaim ve insan gövdesinde. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/ÖNCE/+/||/<>/>/< Kişinin zihninde, düşünebilme önceliğinde. )
( Temel, asgari, organik. İLE/VE/||/<>/> Denetlenemeyen, kapalı donanım/yazılım gibi. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/ÖNCE/+/||/<>/>/< Sürekli denetlenebilir ve asgari seviyede. )
( Bitki, hayvan ve insanın gövdesinde. [dirimsiz/cansız/inorganik olmama] İLE/VE/||/<>/> Çocuk, meczup, bunamış, Alzheimer olanlarda. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/ÖNCE/+/||/<>/>/< Başlangıç ve alıştırma olarak 13 yaşından gün almış [hak, fiil ve cezai ehliyet sahibi] olanlarda. > 17 yaşından gün almış [anne/baba bilgisi ve onayıyla pasaport alma olanağıyla tek başına ülke dışına çıkabilme hakkı] olanlarda. > 18 yaşından gün almış [anne/baba bilgisi ve onayıyla evlenebilme hakkı] olanlarda. > 19 yaşından gün almış ve ölene kadar [yaşlılık ve aklî meleke engeli olmama koşuluyla] kendi hakkında her türlü karar verebilme, imza atabilme, mülk sahibi olabilme, kendine ve başkasına zarar vermeyecek biçimde/kadar temel haklarıyla yaşamını sürdürebilenlerde. )
- MEŞİYET ile/ve/||/<> TEVEKKÜL
( Sürekli istenç/irâde. | Belirleyicilik. )
- MESKENET[Ar.] ile MÂZERET[Ar.]
( "Meskenet, mâzeret teşkil eder mi?" )
- MESKENET[Ar.] değil/yerine/= YOKSULLUK
( Miskinlik, beceriksizlik. | Yoksulluk. )
- MEŞKÛR[Ar. < ŞÜKR] ile MEMDÛH/A[Ar. < MEDH | çoğ. MEMDÛHÂT]
( Şükre, teşekküre değer, beğenilmiş, övülmüş, makbul. İLE Övülmüş, övülecek, medh olunmuş. )
- MESNET ile MESNETLİ ile MESNETSİZ/LİK
- MEŞRUBAT ile MEŞRUBATÇI/LIK
- MESRÛD[Ar. < SERD] ile MESRÛD[Fars.]
( Söylenilmiş, bildirilmiş, serd olunmuş. İLE Büyü, sihir, efsun. )
- MEŞRUİYET ile MEŞRU ile MEŞRULAŞTIRMAK
( LEGITIMACY vs. LEGITIMATE vs. LEGITIMIZE )
( برحق بودن ile حقانيت ile مشروعيت ile قانوني بودن ile حق ile حلال زاده ile حلال ile مشروع ile رسميت دادن به ile مشروع کردن )
( BARHAGH BODAN ile HAGHANYT ile MOSHRUYT ile GHANONY BODAN ile HAGH ile HALAL ZADEH ile HALAL ile مشروع ile RASMYT DADAN BAH ile MOSHRU KARDAN )
- MEŞRÛİYET ile MEŞRÛTİYET
( Yasanın, kamu vicdanının ve dinin doğru bulduğu. İLE Hükümdarla yönetilen bir ülkede, hükümdarın başkanlığı altında parlamento yönetimine dayanan hükümet biçimi. | Osmanlı döneminde, 1876 anayasasıyla başlayan ve 1918 Mondros Antlaşması'na kadar süren ve I. ve II. Meşrutiyet dönemi adlarıyla anılan süre. )
- MEŞRULAŞMAK ile MEŞRULAŞTIRMAK ile MEŞRULAŞABİLMEK ile MEŞRULAŞTIRABİLMEK ile MEŞRU/LUK ile MEŞRUT ile MEŞRU MÜDAFAA
- MEŞRÛTİYET[Ar.] değil/yerine/= KOŞULLULUK
- MEŞRUTİYET ile MEŞRUTİYETÇİ/LİK
- MEŞŞÂT[Ar.] ile MEŞŞÂTA[Ar.]
( Tarak yapan, tarakçı. İLE Gelini süsleyen, gelin giysisi yapan kadın. )
- MEST ile/ve KAMARÇİN
( Ayağa giyilen. İLE/VE Mest'in üzerine giyilen. )
- MEST ile/ve MESH
( Ayağa giyilen. İLE/VE Bir şeyi el ile sığama. )
- MEST[Ar.] ile MEST[Fars. çoğ. MESTÂN]
( Mesh edilen ve üzerine pabuç giyilen, kısa konçlu, hafif ve yumuşak ayakkabı. İLE Sarhoş. )
- MESÛD ile SÜRÛRÎ
- MESÛL ve/||/<>/> MESÛD
- MESULİYET ile MESULİYETLİ ile MESULİYETSİZ/LİK ile MESULİYETSİZCE
- MESÛL(İYET)[Ar.] yerine SORUMLU/LUK
- MEŞ'ÛR[Ar. çoğ. MEŞ'ÛRÂT] ile MEŞHUR[Ar. < ŞÖHRET | çoğ. MEŞÂHÎR]
( Bilinçlenilmiş olan, bilinç[uygulama] durumuna geçmiş/yükselmiş olan. İLE Ünlü, ün kazanmış/almış/salmış. )
- MESUT ile MESUTÇA
- MEŞVERET[Ar.] değil/yerine/= DANIŞMA
( Danışma, bir iş üzerinde konuşma. )
( CONSULTATION )
- MEŞVERET[Ar.] ve/||/<>/< USÛL-Ü MEŞVERET[Ar.]
- MET değil/yerine/= KABARMA
- MET ile META/LİK ile METELİK ile METİLİK ile METELİKSİZ/LİK ile METALİK BOYA ile METALİK RENK
- META:
ÖTE ile/ve/değil ÜST
- METÂ'[Ar.] ile MENFA'AT[Ar.]
- META ile TRANSANDANT
- METAPHOSPHATE[İng.] / MÉTA-PHOSPATE[Fr.] / METAPHOSPHAT[Alm.] ile/değil/yerine/= METAFOSFAT
- ACID MÉTAPHOSPHORIQUE[Fr.] / METAPHOSPHORSÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= METAFOSFORİK ASİT
- METHACRYLAMIDE[İng.] ile/değil/yerine/= METAKRİLAMİT
- METHACRYLIC ACID[İng.] / ACIDE MÉTHACRYLIQUE[Fr.] / METHAKRYLSÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= METAKRİLİK ASİT
- METAL OXIDE SEMICONDUCTOR FIELD EFFECT TRANSISTOR[İng.] / MOS-FET[Alm.] ile/değil/yerine/= METAL OKSİT YARIİLETKEN ALAN ETKİLİ TRANSİSTÖR
- METAL OXIDE SEMICONDUCTOR LOGIC CIRCUIT[İng.] / MOS-LOGIKSCHALTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= METAL OKSİT YARIİLETKEN MANTIK DEVRESİ
- METAL OXIDE SEMICONDUCTOR INTEGRATED CIRCUIT[İng.] / CIRCUIT INTÉGRÉ MOS[Fr.] ile/değil/yerine/= METAL-OKSİT-YARIİLETKEN TÜMDEVRE
- METALDEHYDE[İng.] / MÉTALDÉHYDE[Fr.] / METALDEHYD[Alm.] ile/değil/yerine/= METALDEHİT
- METALİK CNT ile/||/<> YARIİLETKEN CNT
( Metalik (n,m) n-m = 3k, yarıiletken diğer. )
( Formül: İletken İLE band gap )
- METALİK/METALOİT[Fr.] değil/yerine/= MADENSEL
- METALLOID[Alm.] ile/değil/yerine/= METALOİT
- METAMORPHISM vs. DEVELOPMENT
- METHANE ARSENIC ACID[İng.] ile/değil/yerine/= METAN ARSENİK ASİT
- METHANE CARBOXYLIC ACID[İng.] ile/değil/yerine/= METAN KARBOKSİLİK ASİT
- METHANE SULPHONIC ACID, METHANESULFONIC ACID[İng.] ile/değil/yerine/= METAN SÜLFONİK ASİT
- METANET değil/yerine/= DAYANIKLIK/SAĞLAMLIK
- METÂNET[Ar.] değil/yerine/= DAYANIKLILIK
( Dayanıklılık, güçlü olma, metin olma, sağlamlık, muhkemlik. )
- METANET ile METANETLİ/LİK ile METANETSİZ/LİK
- METANILIC ACID[İng.] / ACIDE MÉTANILIQUE, ACID MÉTANILIQUE[Fr.] / METANILSÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= METANİL ASİT, METANİLİK ASİT
- METANOL[İng. METHANOL] ile/||/<> ANTİDOT[İng. ANTIDOTE] ile/||/<> ETANOL[İng. ETHANOL] ile/||/<> KAYNAMA NOKTASI[İng. BOILING POINT] ile/||/<> PANZEHİR[İng. ANTIDOTE]
( Bir metil ve alkol öbeği içeren en basit yapılı alkol. Metil alkolün kimyasal formülü CH3OH, molar kütlesi 32.042 g/mol'dür. Metanol ya da metil alkol insanlar için son derece toksiktir. Metanolün erime noktası -97,6 °C, kaynama noktası 64.7 °C'dir. Yoğunluğu ise 0.792 g/cm3tür. Metanol, eskiden odunun damıtılmasıyla elde edildiğinden odun alkolü olarak da bilinir. Günümüzde ise metanol, karbonmonoksit ile hidrojenin reaksiyonundan elde edilir. @@ Bir zehir ya da ilacın zararlı etkisini engelleyen ya da ortadan kaldıran madde. Panzehir olarak da bilinir. Örneğin metanol zehirlenmesine karşı kullanılan etanol, bir antidot görevi görmektedir. @@ Renksiz ve kokusuz bir kimyasal bileşendir. Yanıcı bir bileşendir ve günışığında belirli olmayan, mavimsi bir renkte ve dumansız bir biçimde yanar. Aynı zamanda antiseptik, tıbbi çözücü, panzehir gibi görevlerde de kullanılır. Alkollü içeceklerde kullanılan tek alkol türüdür. Diğer alkol türlerinin kullanımı büyük risk oluşturmaktadır. @@ Saf bir maddenin belirli bir basınçta sıvı halden gaz haline geçtiği sıcaklıktır. Sıvı haldeki bir maddeye enerji verildiğinde sıcaklığı artar. Ancak bir süre sonra sıcaklığı değişmemeye ve madde kaynamaya başlar. Kaynama belirli bir basınçta sadece belirli bir sıcaklıkta gerçekleşir. Kaynamanın gerçekleştiği bu sıcaklık "kaynama noktası" ya da "kaynama sıcaklığı" olarak isimlendirilir. @@ Herhangi bir zehir ya da ilacın zararlı etkisini engelleyen ya da ortadan kaldıran madde, antidot. Metanol zehirlenmesine karşı kullanılan etanol bir panzehir görevi görmektedir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ACID MÉTHANE SULFONIQUE[Fr.] / METHANSULFONSÄURE, METHYLSULFONSÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= METANOSÜLFONİK ASİT
- METASILICATE[İng.] / MÉTA-SILICATE[Fr.] / METASILIKAT[Alm.] ile/değil/yerine/= METASİLİKAT
- METASILICIC ACID[İng.] ile/değil/yerine/= METASİLİSİK ASİT
- ACID MÉTASILISILICIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= METASİLİSİLİK ASİT
- METAKIESELSÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= METASİLİSTLİK ASİT
- METASTANNIC ACID[İng.] / ACIDE MÉTASTANNIQUE[Fr.] / METAZINNSÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= METASTANNİK ASİT
- METELİKSİZ/ZÜĞÜRT/KOKOZ[argo] değil/yerine/= PARASIZ
- METEOR ile METEOROİT
- METHYL ACRYLATE[İng.] / ACRYLATE DE MÉTHYLE[Fr.] / METHYLACRYLAT[Alm.] ile/değil/yerine/= METİL AKRİLAT, METİLAKRİLAT
- METHYL ACETATE[İng.] / METHYLAZETAT[Alm.] ile/değil/yerine/= METİL ASETAT
- METHYL BUTYRATE[İng.] / MÉTHYLBUTYRATE[Fr.] / BUTTERSÄUREMETHYLESTER[Alm.] ile/değil/yerine/= METİL BÜTİRAT
- METHYL RED[İng.] / ROUGEDE MÉTHYLE[Fr.] / METHYLROT[Alm.] ile/değil/yerine/= METİL KIRMIZISI
- METHYL BENZOATE[İng.] / BENZOATE DE MÉTHYLE[Fr.] / METHYLBENZOAT[Alm.] ile/değil/yerine/= METİLBENZOAT
- METİN[Ar. < METN]/TEKST/TEXT/TEKSTİL[İng./Fr. < TEXTILE] değil/yerine/= ÖRÜT | DOKUMACILIK DOKUMA
- METÎN/E[Ar. < METÂNET] ile METN[Ar. < MÜTÛN]
( Sağlam, dayanaklı, metânetli. İLE Bir yazıyı, biçim ve noktalama özellikleriyle birlikte oluşturan sözcüklerin tümü. )
- METHIONIC ACID[İng.] ile/değil/yerine/= METİONİK ASİT
- METHIDE[İng.] ile/değil/yerine/= METİT
- USÛL/METOD/OLOJİ[Fr. < Yun.] değil/yerine/= YÖNTEMBİLİM
- METOT ile METOTLU/LUK ile METOTSUZ/LUK
- METOT(/D)//METHOD[İng.] değil/yerine/= YÖNTEM
- METROPOLİT[Fr. < Yun.] değil/yerine/= ...
( Ortodoksların Patrik'ten sonra gelen ve bir bölgenin din işleriyle uğraşan din adamı. )
- MEVÂİD[Ar. < MÂİDE] ile MEVÂİD[Ar. < MEV'İD] ile MEVÂİD[Ar. < MEV'ÛD/MÎÂD]
( Sofralar. İLE Söz verilen yerler, söz vermeler, vaidler. İLE Va'd olunmuş şeyler. | Belirli, muayyen şeyler. | Belirli zamanlar. )
- MEVÂKIT[Ar. < MEVKIT] ile MEVÂKİT[Ar. < MÎKAT]
( Önceden belirtilmiş zamanlar. İLE Bir iş için belirlenen vakitler. | Hacıların, ehrâma büründükleri yerler. )
- MEVÂLİD[Ar. < MEVLİD] ile MEVÂLÎD[Ar. < MEVLÛD]
( Doğulan yerler, mevlitler. İLE Yeni doğmuş bebekler. | Mevcutlar. )
- MEVCÛD ve/||/<>/> İCÂD
( Varolanlar olmadan, türetme[/icâd] olmaz. )
( İnsan. VE/||/<>/> Ürettikleri/üretilenler. )
- MEVCÛD[Ar.] ile KÂİN[Ar.]
- MEVCUD ile/ve/değil MÜTEAYYİN
( Varolan. İLE/VE/DEĞİL Meydanda olan, meydana çıkan, belirli. Göze konu olan. )
- MEVCUD ile/ve/değil MÜTEHAYYİZ
( Varolan. İLE/VE/DEĞİL Yer kaplayan. )
- MEVCUD ile/ve/<>/= ŞEY
- MEVCUT ile/değil GEÇERLİ
( EXIST vs./and VALID )
- MEVCUT ile HÂDİS
( EXIST vs. BEING )
- MEVCUT ile ZÂHİR
- MEVDUAT ile MEVDUAT DEFTERİ
- MEVDUAT ile PARA YATIRMAK ile YATIRILDI ile BİRİKTİRME ile MEVDUAT SAHİBİ ile EMANETÇİ
( DEPOSIT vs. DEPOSIT MONEY vs. DEPOSITED vs. DEPOSITION vs. DEPOSITOR vs. DEPOSITORY )
( ته نشين شدن ile ته نشست ile نهشت ile وديعه ile پول سپردن ile امانتي ile سپرده ile عزل ile خلع ile ورقه استشهاد ile سپارنده ile وديعه گذار ile امانت گذار ile مخزن ile گنجينه )
( TAH NESHYNE SHODAN ile TAH NESHAST ile NAHASHT ile VADYE ile POL SEPARDAN ile امانتي ile SEPARDEH ile AZL ile KHAL ile VARGHEH ESTESHEHAD ile SEPARANDEH ile VADYE GOZAR ile EMANT GOZAR ile MOKHZAN ile GONJYNAH )
- MEVDUAT[Ar.] değil/yerine/= YATIRIM
( Belirli bir süre sonunda ya da istenildiğinde geri alınmak üzere, bankalara yatırılan para. )
- MEVEDDET[Ar.] ile/ve/||/<> HUB[Ar.]
( Kişiye özgü sevgi. İLE/VE/||/<> Sevgi. )
- MEVKUT ile MEVKUTE
- MEVLEVÎ/MEVLEVİYE[Ar.] ile MEVLEVİYE/T[Ar.]
( Mevlâya mensup. | Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî'nin tarikati, yolu ve bu tarikatten olan kişi. İLE Mevlevîlik. | Mollalık. | Müderrislikten sonraki ilmiye pâyesi. )
- MEVLİD[Ar. < VELÂDET | çoğ. MEVÂLİD] ile MEVLÛD[Ar. < ELÂDET | çoğ. MEVÂLİD]
( Kişinin doğduğu yer. | Doğma, dünyaya gelme. | Doğulan zaman. | Hz. Muhammed'in doğumunu anlatan manzum eser.[en yaygın olanı, Süleyman Çelebi'nin yazdığı kitaptır.] İLE Yeni doğmuş bebek. | [galat] Mevlid. )
- MEVLİD[Ar. < VELÂDET | çoğ. MEVÂLİD] ile MEVRİD[Ar. < VÜRÛD | çoğ. MEVÂRİD]
( Kişinin doğduğu yer. | Doğma, dünyaya gelme. | Doğulan zaman. | Hz. Muhammed'in doğumunu anlatan manzum eser.[en yaygın olanı, Süleyman Çelebi'nin yazdığı kitaptır.] İLE Varılacak yer/yol. )
- MEVLİD[< VELÂDET] ile ...
( İNSANIN DOĞDUĞU YER | DOĞMA, DÜNYAYA GELME | DOĞULAN ZAMAN | HZ. MUHAMMED'İN DOĞUMUNU ANLATAN MANZUM ESER )
- MEVLİD ile MİRÂCİYE
( VESİLETÜN NECÂD ile ... )
- MEVLİT ile MEVLİT ALAYI ile MEVLİT ŞEKERİ ile MEVLİT KANDİLİ
- MEVT ile/ve/değil/||/<>/< FEVT
( Kişilerin/toplumun huzurundan kaybolmak. İLE/VE/DEĞİL/<>/< Allah'ın huzurundan kaybolmak. | Bir daha ele geçememek üzere kaybetme, elden çıkarma, kaçırma. )
( Geçmiş. İLE/VE/DEĞİL/<>/< Gelecek. )
( Matem. İLE/VE/DEĞİL/<>/< Hüzün. )
( Ayrılık, ölümden beterdir. )
( Fevt, mevt'ten daha zordur.
[Kaybedecek olduğunu bilmek, kaybetmekten daha zordur.] )
( [not] DEATH vs./and/but/||/<>/< LOSS )
- MEVT ile MEVTA
- MEVTÂ[Ar. < MEYT, MEYYİT]["MEFTA" değil!] ile MEVTÂ'[Ar.]
( Ölüler, ölmüşler. İLE Ayağın bastığı yer. )
- MEVT-İ EBYED ile/ve MEVT-İ AHMER ile/ve MEVT-İ AHTER ile/ve MEVT-İ ESVED
( BEYAZ ÖLÜM ile/ve KIRMIZI ÖLÜM ile/ve YEŞİL ÖLÜM ile/ve SİYAH ÖLÜM )
( Yeme-içmeyi tutmak/kesmek. İLE/VE Şehveti tutmak/kesmek. İLE/VE Dış görünüşe önem vermemek. [hem başkalarının, hem de kendinin] İLE/VE Halkın arasına karışmak. [TERK-İ TERK] )
- MEVZU - MAHMUL - ZAMAN - MEKÂN - İZÂFET - KUVVE - FİİL - CÜZ - KÜLL - ŞART
- MEVZUAT[Ar.] değil/yerine/= KONUDAM/KONULAKLAR
( Bir ülkede, yürürlükte olan yasa, tüzük, yönetmelik vb.'nin tümü. )
- MEVZUAT ile YASAMA ile YASAMA ORGANI ile YASAMA KONSEYİ ile YASA KOYUCU ile YASAMA ORGANI
( LEGISLATION vs. LEGISLATIVE vs. LEGISLATIVE BRANCH vs. LEGISLATIVE COUNCIL vs. LEGISLATOR vs. LEGISLATURE )
( قانونگذاري ile قانون گذاري ile تقنين ile مقننه ile تقنيني ile قوه مقنن ile مجلس مقننه ile قانونگذار ile شارع ile مقنن ile قانون گذار ile قوه مقننه )
( GHANONGOZARY ile GHANON GOZARY ile تقنين ile MOGHANANEH ile تقنيني ile GHOOH MOGHANAN ile MOJALS MOGHANANEH ile GHANONGOZAR ile SHARE ile MOGHANAN ile GHANON GOZAR ile GHOOH MOGHANANEH )
- MEY'A[Ar.] ile MEY'A/T[Ar.]
( [bitkibilim] Karagünlük. İLE Bir şeyin, tazelik zamanı. | Yere dökülen nesnenin akıp gitmesi. )
- MEYÂMİN[Ar. < MEYMENET] ile MEYÂMÎN[Ar. < MEYMÛN]
( Bereketler, uğurlar, mutluluklar. İLE Bereketliler, uğurlular, kutlular. )
- MEYÂSİR[Ar. < MEYSERE] ile MEYÂSÎR[Ar. < MEYSÛR/E < YÜSR | çoğ. MEYSÛRÂT] ile MEYÂZİR/MEÂZİR[Ar. < Mİ'ZER]
( Zenginlikler. | Sol kanatlar/cenahlar. Ordunun sol kanadı. İLE Kolaylanmış, kolaylatılmış, kolay. İLE Güzel eserler, nişanlar, izler. )
- MEYDAN OKUNAMAZLAR:
YEL ve/||/<> SÖZLÜK ve/||/<> SEVGİ/Lİ / MÂSUM
- MEYL/TEMÂYÜL ile/ve/> HAREKET
( Hareketten önceki ilk durum, hareketin başlangıcı. İLE/VE/> ... )
- MEYL ve/> MUHABBET ve/> AŞK ve/> BULMAK VE OLMAK
( MÜEBBED MUHABBET )
- MEYL ve MUHABBET ve EHİL
- MEYMENE[Ar.] ile MEYMENET[Ar. < YÜMN | çoğ. MEYÂMİN][>< NÜHÛSET]
( Ordunun sol kanadı/cenahı. İLE Bereket, mutluluk/saadet, uğurluluk. )
- MEYMENET ile MEYMENETLİ/LİK ile MEYMENETSİZ/LİK ile MEYMENETSİZCE
- ME'YÛS[< YE'S]/NEVMÎD[Fars. < NÂ-ÜMÎD] değil/yerine/= ÜMİTSİZ
- MEYVE = SEMERE = FRUIT
- MEZÂR[Ar. < ZİYÂRET | çoğ. MEZÂRÂT] ile MEZÂRR/MAZARR[Ar. < MAZARRAT]
( Ziyaret yeri. | Ölünün gömüldüğü yer, kabir, sin. İLE Zararlar, ziyanlar. )
- MEZAT[Ar.] değil/yerine/= AÇIK ARTIRMA
- MEZAT ile MEZATÇI/LIK ile MEZAT MALI
- MEZELLET[Ar.] değil/yerine/= ALÇALMA, BAYAĞILAŞMA
- MEZÎD ile/||/<> MEZÎD ALEYH
( Artırılan İLE/||/<> Artan. )
- MEZİYET ile MEZİYETLİ/LİK ile MEZİYETSİZ/LİK
- MEZİYET ile/ve YETENEK
( Bir kişiyi ya da nesneyi benzerinden üstün gösteren nitelik. İLE/VE Bir şeyi anlama/yapabilme niteliği. | Bir duruma uyma konusunda kişide bulunan ve doğuştan gelen güç. | Kişinin kalıtımsal olarak öğrenmesini çerçeveleyen sınır. | Dışarıdan gelen etkiyi alabilme gücü. )
( Yeteneklerinin farkedilmemesi, kişide üzüntü, çevresindekilerdeyse kayba yol açar. )
( MERIT vs./and TALENT/CAPACITY )
- MEZRÛ'[Ar. < ZER | çoğ. MEZÂRİ'] ile MEZRÛ'[Ar. çoğ. MEZRÛÂT]
( Ziraat olunmuş, ekilmiş, çift sürülüp tohum atılmış. İLE Arşınla ölçülmüş olan. )
- MEZUNİYET ile EMEKLİLİK
- MİÂD[Ar. < VA'D çoğ. MEVÂİD]["MİYAD" değil!] değil/yerine/= SÜRECİNİ TAMAMLADI
- MİAD[Ar.] ile MÎÂD[Ar.]
( Mîdeler, kursaklar. İLE Belirtilen [yıpranma süresi] zaman ya da yer. | Bir şeyin yapılması için tanınan süre. )
- MICHELSON-MORLEY EXPERIMENT[İng.] / EXPÉRIENCE DE MICHELSON-MORLEY[Fr.] / MICHELSON-MORLEY-EXPERIMENT[Alm.] ile/değil/yerine/= MİCHELSON-MORLEY DENEYİ
- MİCROREACTOR İLE CONTİNUOUS FLOW İLE DROPLET ile/||/<> AKIŞ KİMYASI
( Sürekli akış reaktör sistemleri. )
( Formül: Re < 100 (laminar) )
- MIDDLE vs. MIDST
- MIGHT :/yerine -EBİLİR
- MİGMATİT[Fr. < Yun.] değil/yerine/= KAYAÇ
( Tortul katmanlar arasına magma girmesiyle oluşan değişim kayacı. )
- MİHAN[Ar. < MİHNET] ile MİHÂN[Fars. < MİH]
( Sıkıntılar. İLE Büyükler, ulular. )
- MİHNET ve MEŞAKKAT
( Zevk edinmek, tevhiddir. )
( İrfanın gerekleri. )
- MİHNET ile MİHNETLİ ile MİHNETSİZ
- MİHNET(SIKINTI) ile/değil/yerine/<>/></< MİNNET
- MİHNET[Ar.] değil/yerine/= SIKINTI/ÜZÜNTÜ
( ZAHMET, EZİYET | GAM, KEDER, SIKINTI, DERT | BELÂ, MUSİBET )
- MİHNET ile/ve/<> TÂKAT
- MİHSAD[Ar.] ile MİNCEL[Ar. < MENÂCİL] ile MİŞVEL[Ar. < ŞEVLET: Yuvarlak kuyruk.]
( Ekin orağı. İLE Ekin orağı. İLE Küçük orak, orakcık. )
- MİKA[Fr.] ile BİYOTİT[< Biot]
( Püskürük ve başkalaşmış kayalar içinde bulunan, alüminyum silikat ile potasyumdan oluşmuş, yapraklar durumunda ayrılabilen parlak bir mineral, evrenpulu. | Bu mineralden yapılmış olan. İLE Bir çeşit kara renkli mika. )
- MİKA ile MİKAP ile MİKALI ile MİKAŞİST ile MİKALI CAM
- MÎKAT[Ar. < VAKT | çoğ. MEVÂKÎT]["ka" uzun okunur] ile Mîkat["ka" uzun okunur]
( Bir iş için belirtilen vakit/zaman ya da yer. İLE Mekke yolu üzerinde, hacıların, ihrâma girdikleri yer. )
- EQUIVALENT LENGTH OF A MAGNET[İng.] / LONGUEUR ÉQUIVALENTE D'AIMANT[Fr.] ile/değil/yerine/= MIKNATIS EŞDEĞER UZUNLUĞU
- MAGNET[İng.] / AIMANT[Fr.] / MAGNET[Alm.] ile/değil/yerine/= MIKNATIS
- MAGNETIZING CURRENT[İng.] / MAGNETISIERENDER STROM[Alm.] ile/değil/yerine/= MIKNATISLAMA AKIMI
- COURANT MAGNÉTISANT[Fr.] ile/değil/yerine/= MIKNATISLAYICI AKIM
- MİKOLOJİST[İng. MYCOLOGIST] ile/||/<> MİKORİZA[İng. MYCORRHIZA]
( Mikoloji (mantar bilimi) üzerinde uzmanlaşmış kişi. @@ Bazı bitkilerin kökleri ile topraktaki özel mantarların oluşturduğu simbiyotik birlik. Ektomikoriza ve endomikoriza olmak üzere iki tipi bulunur.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- MİKROBESİN[İng. MICRONUTRIENT] ile/||/<> MİKROBİYOTA[İng. MICROBIOTA] ile/||/<> MİKROENJEKSİYON[İng. MICROINJECTION] ile/||/<> MİKROHABİTAT[İng. MICROHABITAT] ile/||/<> MİKROİKLİM[İng. MICROCLIMATE] ile/||/<> MİKROKLİMA[İng. MICROCLIMATE] ile/||/<> MİKROLİMFOSİTOTOKSİSİTE ANALİZİ[İng. MICROLYMPHOCYTOTOXICITY ASSAY] ile/||/<> MİKROMER[İng. MICROMER] ile/||/<> MİKRON[İng. MICRON] ile/||/<> MİKROSEFALİ[İng. MICROCEPHALY] ile/||/<> MİKROTOM[İng. MICROTOME] ile/||/<> MİKROTRİKYA ile/||/<> MİKROZOM[İng. MICROSOME]
( Fizyolojik işlevleri sürdürebilmek adına az miktarda gereksinim duyulan besin. @@ Herhangi bir ekolojik sistemde özellikle toprak gibi ortamlardaki bakteriler, tek gözeli algler, mantarlar, protozoonlar gibi mikroskobik organizmalar popülasyonu. @@ Özel mikropipetlerle tek bir gözenin içine madde sokulması. @@ Özelleşmiş, çok küçük habitatlar. Genellikle çok dar bir alanı simgeler. Çürüyen bir akasya ağacının üzeri. @@ Küçük coğrafi ölçeklerde (tipik olarak <1 m) değişebilen sıcaklık, nemlilik gibi iklim koşulları. @@ Belli bir küçük habitat ya da alandaki iklim. @@ HLA moleküllerinin belirlenmesinde kullanılan bir yöntem. @@ Eşit dağılmış vitellüs maddesine sahip olmayan yumurtanın segmentasyonu sırasında üst tarafta kalan küçük blastomerler. @@ Milimetrenin binde biri büyüklüğünde mikroskobik ölçü birimi. Mikrometre ile eşanlamlıdır. @@ Oldukça nadir genetik bir rahatsızlık. Bebekler son derece küçük kafa ve beyinle doğarlar. Bu ölümcül rahatsızlık sadece Pennsylvania'daki 23 Eski Amiş ailesinde görülüyor. @@ Keskin bir metal bıçağı olan ve dokuyu mikroskopta inceleyebilmek için çok ince kesit almaya yarayan alet. @@ Böcek kanatlarındaki birbirleriyle bağlantısı olmayan kıllar. @@ Ultrasantrifüjle göze homojenizatından ayrılabilen en küçük parçalar, özellikle ribozomla kaplı endoplazmik retikulum parçaları.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- MICROELECTRODE[İng.] / MIKROELEKTRODE[Alm.] ile/değil/yerine/= MİKROELEKTROT
- MİKROFİLAMENT değil/yerine/= İPÇİK
- MİKROFİLAMENT ile MİKROTÜBÜL
( Göze iskeletinde ince iplikçikler. İLE Göze iskeletinde kalın tüpler. )
- MİKROFİLAMENT ile/||/<> MİKROTÜBÜL
( Mikrofilament aktin İLE mikrotübül tübülin proteinidir )
( Formül: 7nm İLE 25nm )
- MİKROGLİA ile/||/<> ASTROSİT
( Mikroglia bağışıklık fagositoz İLE astrosit destek kan-beyin. )
( Formül: Immune İLE support )
- MICROCOSMIC SALT[İng.] ile/değil/yerine/= MİKROKOSMİC TUZ
- MİKROTÜBÜL ile MİKROFİLAMENT
( Göze iskeletini oluşturan boru biçimindeki protein yapıları. İLE Göze iskeletini oluşturan ince ipliksi protein yapıları. )
- MİKROTÜBÜL ile/||/<> MİKROFİLAMENT
( Mikrotübül tübulin kalın İLE mikrofilament aktin ince. )
( Formül: 25nm İLE 7nm )
- MİKTAR/MİKDAR ile ADET
( Geometrik (büyüklük). [Atomik değildir.] [Sürekli parçalara ayrıldığından dolayı] İLE Aritmetik. )
- MİLÂD ile/ve 0 (SIFIR[Ar. < SİFR])
- MİLÂD ile KIRILMA
- MİLÂD[Ar.] (I DOLMAK ile/ve/değil/||/<> MİÂD[Ar.]["MİYAD" değil!] (I DOLMAK)
( Herhangi bir olayın başlangıcı. | Öncesi ve sonrası. | Hz. İsa'nın doğduğu gün. İLE/VE/DEĞİL/||/<> Belirtilen süre, sürecini tamamlamak. )
- MİLÂD ile/ve/> MİHENK
- MİLİTARİST değil/yerine/= ORDUCU/SÜERCİ
- MILK :/yerine SÜT
- MİLKAT[Ar.] ile MİLKAT[Ar.]
( Cerrah maşası. İLE Bir yerden, bir şey almaya yarayan âlet. )
- MILLER EFFECT[İng.] / EFFET MILLER[Fr.] / MILLERSCHER EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= MİLLER ETKİSİ
- MİLLET ile/ve/||/<>/> İLLET
- MİLLET ile/ve/||/<> MİLLİYET
- MİLLET ile/ve/||/<>/> MİNNET
- MİLLET[Ar.] değil/yerine/= ULUS
- MİLLET ile/ve ÜMMET ile/ve MEZHEB
( Bir dine bağlı/tâbi olmak. İLE/VE Bir peygambere bağlı/tâbi olmak. İLE/VE Bir imama bağlı/tâbi olmak. | Bir müctehidin çıkardığı hükümlerin tümü. )
- MİLLETLEŞMEK ile MİLLET ile MİLLETÇE ile MİLLET MECLİSİ
- MILLIKAN OIL DROP EXPERIMENT[İng.] / EXPÉRIENCE DE LA GOUTTE D'HUILE DE MILLIKAN[Fr.] / MILLIKAN-ÖLTRÖPFCHEN-VERSUCH[Alm.] ile/değil/yerine/= MİLLİKAN YAĞ DAMLASI DENEYİ
- MİLLİLEŞMEK ile MİLLİLEŞTİRMEK ile MİLLİLEŞTİRİLMEK ile MİLLİ/LİK ile MİLLİCİ/LİK ile MİLLİ DİL ile MİLLİ MARŞ ile MİLLİ PARK ile MİLLİ DEĞER ile MİLLİ GELİR ile MİLLİ İRADE ile MİLLİ MİSAK ile MİLLİ TAKIM ile MİLLİ EĞİTİM ile MİLLİ KİMLİK ile MİLLİ VARLIK ile MİLLİ EKONOMİ ile MİLLİ HÜVİYET ile MİLLİ İKTİSAT ile MİLLİ MÜDAFAA ile MİLLİ SAVUNMA ile MİLLİ GÜVENLİK ile MİLLİ MÜCADELE
- MİLLİYET ile MİLLİYETÇİ/LİK ile MİLLİYETSİZ/LİK
- MİM ile/ve VÜCÛD
( Vücûd mim'le bilinir ve MEVCÛD olur. )
- MİMAR SİNAN(SİNAN-I CEDİD) ile/ve SİNAN-I ATİK
( ... İLE/VE Fatih Camii'nin mimarı. [Fatih'in yaptırdığı ilk yapıttır.] )
( Kanunî Sultan Süleyman ve II. Selim döneminde yaşayan. İLE/VE Fatih Sultan Mehmet döneminde yaşayan. )
- MİMAR ve/ TERİM ve/ KURUM ve/ TEKKE/TARİKÂT
- MİMARLIK ile/ve/||/<>/> İNŞAAT
- MİNHÛVÂT[Ar.] ile/ve/||/<> SAH/H[Ar.] KAYDI
( Müellif tarafından derkenara alınan kayıtlar. @@ "Doğrudur, aslı budur, tashih edilmiştir" anlamı taşıyan, doğrulama/onay kaydı. )
( [işlevi]
Ana metne girmesi uygun görülmeyen: ek açıklamalar | ek/farklı görüşler | sonradan fark edilen ayrıntılar [Metni genişletir, fakat çekirdeğini bozmaz.] @@ Metindeki bir yanlışlığı düzeltmek. | Bir sözcüğün, ibarenin ya da tümcenin doğru biçimini göstermek. | Metnin güvenilirliğini onaylamak. )
( [özellikleri]
Bilgi içeriği vardır. | Müellif tercihini yansıtır. | Metnin anlam ufkunu genişletir. @@ Genellikle tek sözcük ya da çok kısa ibaredir. | Çoğu zaman... Yanlış sözcüğün yanına, satır üstüne, derkenara yazılır. [Düzeltme yapar, yeni bilgi eklemez.] )
( [ikisi de ...| Çoğunlukla derkenarda bulunur. | Ana metnin dışındadır. | Yazma geleneğinin denetim ve düşünce katmanını gösterir. )
- MİNNET ile/ve/<> İSTİGNÂ'[< GINÂ]
( İyiliğe karşı duyulan şükür hissi. | Birine, iyilik etmek. | Yapılan iyilikleri sayarak başa kakmak. | İyilik karşısında kendini borçlu hissetmek. | Yapılan bir iyiliği, verilen bir şeyi başa kakma [Minnetin bu bölümü, İslâm'da yasaklanmıştır.] | Görülen iyiliğe karşı teşekkür etme. | Allah-u teâlâya, hamd ve senâ etmek, şükretmek. | Nîmete kendi eliyle, kendi çalışmasıyla kavuşmadığını, Allah-u teâlânın lütfu ve ihsânı. | İyiliğe karşı duyulan şükür hissi, başa kakma. | Yapılan bir iyiliği, başa kakma. İLE/VE/<> Cenab-ı Hakk'tan başka kimsenin minneti altına girmemek. | Gönül tokluğu. | Elindekini kâfi bulmak. | Zenginlik istememek. | Muhtaç olmayıp zengin olmak. | Nazlanmak. | Azâmet ve tekebbür etmek. )
- MİNNET ile MİNNETSİZ/LİK ile MİNNETSİZCE
- MİNNET[Ar.] ile Nİ'MET[Ar.]
- MİNNET[Ar.] ile/ve ŞÜKRAN[Ar.]
( Bir iyiliğe, bir iyilik yapana yönelik, kendini borçlu görme. | Görülen iyiliğe yönelik teşekkürde bulunma. İLE/VE İyilik bilme, gönül borcu. )
- MİNNET/TARLIK = GRATITUDE, GRATEFULNESS[İng.] = RECONNAISSANCE, OUGRATITUDE[Fr.] = DANK ODER DANKBARKEIT[Alm.] = GRATIA SEU GRATITUDO[Lat.]
- MİRÂC ile/ve MİRÂT
( Mîrâc mîrât ile oluşur. )
- MİRAS/TEREKE ile/değil İNAM/EMÂNET
( EMÂNET VE İLTİZAM USULLERİ )
( STUART MILL [1806-1873]: Kişinin malı üzerindeki tasarruf hakkının sınırsız ve kayıtsız olarak tanınmasını fakat miras yoluyla servet edinme hakkının sıkı biçimde sınırlanması gerektiğini belirtir. [Mirasın yarattığı eşitsizlikle yaşam mücadelesinin doğal şartlarının bozulduğunu, en beceriklinin değil servetçe ayrıcalıklıların üstünlük sağladıklarına işaret eder.] )
( [not] INHERITANCE vs./but DEPOSIT )
- MİRAS ile/değil EMÂNET
( [not] INHERITANCE vs. DEPOSIT )
- KALIT/MİRAS[Ar.] ile/ve/||/<> TEREKE/METRÛKÂT[Ar.]
( Ölen kişiden kalanlar. İLE/VE/||/<> Ölen birinin bıraktığı şeyler. )
- MİR'ÂT ile MİR'AT-I HAKÎKÎYE
( Ayna. | Ünlü bir çeşit lâle. İLE Hakikat aynası. )
- MİRKET ile/değil ÇİZGİLİ FİRAVUN FARESİ
- MİRSÂD/MİRSAD[Ar. çoğ. MERÂSİD] ile MİRSÂT[Ar. çoğ. MERÂSÎ]
( Gözetme yeri. | İlk 3 sayısının başyazarı, Muallim Naci olan ve 26 Mart 1891'de yayımlanmış olan haftalık edebiyat dergisi. İLE Gemi demiri, lenger. )
- MISIR GEVREĞİ ile HUBUBAT
( CEREAL vs. CEREALS )
( گياهان گندمي ile غله ile حبوبات ile بقول ile بنشن )
( GYANPANAN GANDAMY ile GHALEH ile HEBOOBAT ile BAGHOL ile BONASHEN )
- MISIR'DA:
42 EYALET ile/ve/<> 42 TANRI
- MİSKET ile CİCOZ
( ... İLE Cam ya da toprak bilyelerle oynanan çocuk oyunu. | Bu oyundaki bilyelerin her biri. | [argo] Hiç yok. )
- MİSKET ile MİSKET OYUNU ile MİSKET ÜZÜMÜ ile MİSKET ELMASI ile MİSKET DOMATES
- MİSKET[Fr. < Ar.] ile MİSKET[Fr. < İt.] ile BİLYE[İt. < BIGLIA]
( Hoş kokulu meyveleri nitelemek için kullanılır. İLE Bomba ve şarapnellerin içinde bulunan kurşun ya da demir tanelerin adı. | Bilye. )
- MİSKET ile ZEYBEK
( ... İLE Özellikle Batı Anadolu efelerine verilen ad. | Efelere özgü, yerel oyun ve bu oyunun müziği. )
- MİSL/MİSİL[Ar.] değil/yerine/= KAT
( Eş, benzer. | Miktar. | Kat. )
- MISTAKE vs. BLANK/DEFICIT
- MISTAKE vs. DEFICIT
- MİSTİSİZM ve ŞİİR ve SANAT
- MİT ile/ve KADER
( Kültürün alışkanlıklarımızdaki karşılığı. İLE/VE ... )
- MİT ile/ve KOLLEKTİF BİLİNÇALTI
- MİT ile/ve/<> KUTSAL/LIK
- MİT ile/ve/||/<>/> LEJANT
( ... @@ Zamanla biçim değiştirmiş tarih olayı. | Para ve madalyon gibi şeyler üzerindeki yazı. )
- MİT ile/ve/||/<> MASAL
( Evrenseldir. İLE/VE/||/<> Toplumsal öğeler egemendir. )
( Belirli ya da belirsiz bir zaman söz konusudur. İLE/VE/||/<> Zaman önemli değildir. )
( Olaylar, kısmen de olsa gerçeğe dayanır. İLE/VE/||/<> Olaylar düş ürünüdür. )
( Yer öğesi bazen gerçek, bazen de düşseldir. İLE/VE/||/<> Olaylar, düş ürünü yerlerde geçer. Ülkenin birinde geçmiş olması yeterlidir. )
( Bilgi vermeyi amaç edinmiştir. İLE/VE/||/<> Aktöre/ahlâk değerlerini öne çıkarır. Arkadaşlık, sadakat, vefâ gibi duygular, kavramlar öne çıkarılır. )
- MİT ile M.İ.T.
( ... İLE Milli İstihbarat Teşkilâtı. )
- MİT/MİTOS[Fr. < Yun.] ile/ve/||/<>/> MİTOLOJİ[Fr. < Yun.]/ESÂTÎR[Ar.]
( Tarih öncesine dayanan efsane. Dirimli öykü. Şiirsel felsefe. | Geleneksel olarak yayılan ya da toplumun hayal gücü etkisiyle biçim değiştiren, tanrı, tanrıça, evrenin doğuşu ile ilgili imgesel, alegorik bir anlatımı olan halk öyküsü. İLE/VE/<>/> Mitleri, doğuşlarını, anlamlarını yorumlayan, inceleyen bilim. | Bir ulusa, bir dine, özellikle Yunan, Latin uygarlığına ilişkin mitlerin, efsanelerin tümü. )
( Antik Yunan'da Ksenophanes (M.Ö. 565-470), Homeros ve Hesiodos'un tanrısal mitos anlatımlarını eleştirmiş ve yadsımıştır. Bu eleştiri sonucunda mitler, din ve metafizikten arındırılmış ve bağımsız bir mitos öğretisi ortaya çıkmıştır. Ancak yaşamdan yansıtılarak oluşturulmuş mitoslar, bu kez, yaşamdan kopuk ansal kurgular biçimini almıştır. )
( Toplumların yaratıp yaşattığı mitler, geleneği yaşatmakla birlikte, özlem, umut ve beklentilerin yansıtıldığı bir geleceğin dünyası niteliğine de bürünmektedir. Bu tür mitler, gerçek yaşamın zorlukları karşısında bunalan bireylerin, özledikleri yaşamı kurmayı gelecek kuşaklara bıraktığı birtakım tasarımlar niteliğindedir. Bireysel olarak ele alındığında mitos dönemi, ana rahminden konuşmanın başlamasına kadar geçen ve bebeklik süreci olarak adlandırılan döneme karşılık gelmektedir. )
( Bir mit duygusal bağlılık yönünden içi boşaldığında masala dönüşür. Duyguları etkileme gücünü yitirir. Ansal yorumlama ile de kurgu biçimini alır. )
( Mit ilk önce metafiziksel kozmogoni ile aşılmıştır. Artık mitsel simgeler arasındaki anlamlı bağ (ritus) yerini düşünceler arasındaki anlam bağına, mantık'a(düşünbiçim) bırakmıştır. Metafiziksel kozmogoni bir yandan felsefi spekülasyon biçimini alırken öte yandan miti dine dönüştürmüştür. Dinsel mit ise "tarih bilinci" ile aşılmıştır. Kişinin varoluşu, tarihsel bilinç yoluyla, gerçek ve olgusal kavranışına yükselmiştir. )
( Paganist (putperest) mitler, kişinin karşısında eşyayı, doğa parçalarını ve hayvanları yüceltmiş ve kutsallaştırmıştır. Buna karşın imgesel (imgetapar, hayalperest) mitler, doğaüstü imgeleri kişinin karşısında yüceltmiş ve kutsallaştırmıştır. Aydınlanmaya temel oluşturan mitler ise, insan yaşamını ve özellikle insan aklının tutsaklıktan ve yanılsamadan kurtuluşunu simgelemiş olanlardır. Ezoterik okullar bu tür mitlerden yararlanmışlardır. )
( Yaşamdan yansıtılarak oluşturulmalarına karşın mitler tarihsel değildir. Bir başka deyişle, tarihsel bir zaman ve mekân göstermezler. Mitlerin zamanı ve mekânı aşkındır. Mitler okunduğunda ya da ritüel eşliğinde canlandırıldığında, kişi mitsel zaman ve mekâna geçer. Mite katılır ve onu coşkuyla yaşar. Tarihsel olaylar bir kere olur ve geri dönüşsüzdür. Oysa mitler, canlandırılıp yaşanabilir. )
( Günümüzde, psikolojide ortaya çıkan gelişmeler, insan davranışlarının arkasında simgesel (arketipal) bir altyapının etkin olduğunu ortaya çıkarttığı için, mitos yeniden önem kazanmıştır. Artık mitosa, bir zamanlar olmuş bitmiş fantastik masallar gözüyle bakılmamakta, aksine, yaşayıp gelen ve halen yaşamakta olan, insan davranışlarını etkileyen ve yaşamın anlamlandırılmasında etkinliği olan bir öğe gözüyle bakılmaktadır. )
( Mitosu, bireyin duygu ve hayal dünyasında oluşan, gelişen bir psişik gereksinim olarak ele aldığımızda, modern toplumların modern mitlerin halen önemini koruduğu anlaşılmaktadır. )
( Mitoloji, evrendeki(insandaki/doğadaki) kaderi araştırma işidir. )
( Mitoloji, kişinin bulunduğu yeri anlamlandırma işidir. )
( Mitler yazıldıklarından itibaren mit olmaktan çıkmaya başlamıştır. )
( Mitte tipoloji yoktur, arkeler vardır. )
( Mitler, düzyazıya döküldüğü anda doktrindir. )
( Sanatçıların hazinesi. İLE/VE/||/<>/> Filozofların hazinesi. )
- MİT ile/ve/değil PROPAGANDA ARACI
- MİT ile/ve/<> PUT/TOTEM
( Doğru düşünmeyi engeller. İLE/VE/<> Doğru inancı engeller. )
- MİT ile/ve/||/<> SAKLAMA
- MİT ile/ve TARİH ÖNCESİ
- MİT ve/||/<>/> ÜMİT
- MİTOKONDRİ ile/ve/||/<>/< KLOROPLAST
( Gözelerde enerji üreten organel ve enerji üretim merkezi. İLE/VE/||/<>/< Bitki gözelerinde fotosentezi gerçekleştiren organel. )
- MİTOKONDRİ ile KLOROPLAST
( Gözenin enerji santrali olarak bilinen organeli. İLE Fotosentez için gerekli olan yeşil pigmentleri içeren organel. )
- MİTOKONDRİ ile/||/<> KLOROPLAST
( Mitokondri ATP üretir İLE kloroplast fotosentez yapar )
( Formül: Solunum İLE fotosentez )
( Lynn Margulis tarafından 1967 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1938-2011) (Ülke: ABD) (Alan: Biyoloji) (Önemli katkıları: Endosimbiyotik teori) )
- MİYOKARD[İng. MYOCARDIUM] ile/||/<> KARDİYAK ARREST[İng. CARDIAC ARREST] ile/||/<> KARDİYOLOJİ[İng. CARDIOLOGY] ile/||/<> MİYOKARD İNFARKTÜSÜ[İng. MYOCARDIAL INFARCTION] ile/||/<> MİYOKARDİT[İng. MYOCARDITIS]
( Omurgalılarda yalnızca kalpte bulunan üç ana kas türünden biridir. Kalp kası olarak da bilinir. Miyokard yani kalp kası, sarkomer olarak bilinen kontraktil birimlere sahip olması bakımından başka bir ana kas türü olan iskelet kasına benzer; ancak kalp kasının bu özelliği onu üçüncü kas tipi olan düz kastan ayırır. Kalp kasının ritmik bir biçimde kasılması, kalbin kalp pili görevi gören sinoatriyal düğümü tarafından düzenlenir. @@ Kardiyak arrest ya da yaygın adıyla kalp durması, kalbin kan pompalama işlevini yerine getirememesidir. Daha ayrıntılı olarak kardiyak arrest miyokardın sistol ve diastol işlemlerini yerine getirememesi olarak tanımlanır. Tıpta kardiyak arrestin beklenmediği durumlarda gerçekleşmesi ise akut kardiyak arrest (İng: "Sudden Cardiac Arrest") olarak isimlendirilir. Miyokard yani kalp kası sistol (kasılma) ve diastol (gevşeme) işlemlerini yerine getiremediği için kalp işlevini yitirir. Kalbin işlevini yitirmesi durumunda organlara kan pompalanamaz. Kardiyak arrest geçiren bir hastanın kalp ritmini geri getirmek için hastaya kardiyopulmoner resüsitasyon yani kalp masajı ve defibrilasyon uygulanır. @@ Kardiyoloji, kalp ve dolaşım sistemi hastalıklarını inceleyen bilim dalıdır. Öncelerinde iç hastalıkları (dâhiliye) bölümünün alt dalı olan kardiyoloji, günümüzde ayrı bir anabilim dalıdır. Bu alanda uzmanlaşmış doktorlara kardiyolog adı verilir. Kardiyoloji biliminin incelediği ve tedavi etmek için çalıştığı hastalıklardan bazılarını; koroner arter hastalığı, kalp ritim bozuklukları, inflamatuar kalp hastalığı, kalp yetmezliği, perikardit, miyokardit, trisküspit stenozu, aort yetmezliği ve miyokart enfarktüsü biçiminde sıralayabiliriz. Ekokardiyografi, elektrokardiyografi, kardiyak kateterizasyon ve miyokart perfüzyon sintigrafisi gibi teşhis yöntemleri kardiyovasküler hastalıkların tanısında kullanılır. @@ Miyokard infarktüsü ya da yaygın adıyla kalp krizi, kalbe kan akışının azalması ya da engellenmesi sonucunda gelişen, ölümle sonuçlanabilecek patolojik durumdur. Tüm organlar gibi kalbin de düzgün çalışabilmesi için oksijen ve besin kaynağına ihtiyacı vardır. Koroner arterler olarak bilinen kan damarları kalp kasının (miyokardın) yüzeyinde bulunur, ve kalbe oksijenli kan sağlar. İşte bu koroner arterlerden biri tıkandığında ve kalbe kan akışı sağlanamadığında kalp krizi meydana gelir. @@ Çeşitli sebeplerden ötürü miyokardın iltihaplanmasıdır. Miyokard ya da kalp kası, kalbin büyük bir bölümünü oluşturmaktadır. Kalp kası da diğer kaslar gibi iltihaplanabilir. Kalp kası iltihabı belirtileri hemen görülmeyebilir. İlk başlarda belirtiler diğer hastalıklara benzeyebilir. Genelde belirtiler grip ve zatürre gibi hastalıklara benzer. Kalp kası iltihabının belirtilerinden bazılarını şu biçimde sıralamak mümkündür:
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- MİYOKARDİT ile/||/<> ENDOKARDİT
( Kalp kasının yangılanması. İLE/||/<> Kalp iç zarının yangılanması. )
- MİYOKARDİT ile/||/<> PERİKARDİT
( Kalp kasının yangılanması. İLE/||/<> Kalp zarının yangılanması. )
- MİYOKART[Fr.] değil/yerine/= YÜREK KASI
- MİZAÇ(HASLET) ile/ve KARAKTER
( Doğuştan gelen özellikler. İLE/VE Sonradan oluşan kişisel özellikler. )
( Kişiler, iyi öğrenciler gibi, karakterlerini, açıklıkla ve devamlılıkla geliştirmelidir. )
( ĞARîZİTU'T-TAB ile/ve MUKTESEBETUN TUTBE' LEHA )
( TEMPERAMENT/DISPOSITION vs./and CHARACTER )
- Mİ'ZÂD/Mİ'ZED[Ar.] ile MÎZÂD[Ar.]
( Ağaç budama bıçağı. | Kolçak, pazvant. İLE Sevinç, neşe/sürûr. )
- MIZIKA[İt.] ile/ve/değil/<> HAMUS
( Bando. | Armonika. İLE/VE/DEĞİL/<> Yakutistan'da, Şamanlar'ın çaldığı mızıka. )
- MODA ile TREND
- MODEL/LİK ile MODELCİ/LİK ile MODELİST ile MODEL SALONU
- MODERN SANAT ile/ve YUNAN/KLASİK SANAT
( İzlenim. İLE Düşünce. )
- MODERNLEŞMEK ile MODERNLEŞTİRMEK ile MODERNLEŞEBİLMEK ile MODERN/LİK ile MODERNİST ile MODERNİZM ile MODERN MANTIK ile MODERN MOBİLYA
- MODEST :/yerine MÜTEVAZI
- MODİST ile ŞAPKA YAPICISI
( Şapka yapıcısı. | Moda eşyası satan. )
- MOHR'S SALT[İng.] / MOHR SALTZ[Alm.] ile/değil/yerine/= MOHR TUZU
- MOIST vs. WET
- POINT[İng.] ile/değil/yerine/= MOKTA
- MOLEKÜL ÇEKİSİ[Osm.] / POISMOLECULAIRE[Fr.] / MOLEKULAR GEWICHT[Alm.] ile/değil/yerine/= MOL KÜTLESİ
- MOLA[İt.] değil/yerine/= ARA
( Yorgunluğu gidermek için duraklama. | Koyverme. | Takımların, oyun arasında aldıkları birer dakikalık dinlenme süresi, ara. )
- MOLALITY[İng.] / MOLALITÉ[Fr.] / MOLALITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= MOLALİTE
- MOLAR SUSCEPTIBILITY[İng.] / SUSCEPTIBILITÉ MOLAIRE[Fr.] / MOLARE SUSZEPTIBILITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= MOLAR ALINGANLIK
- MOLAR CONDUCTIVITY[İng.] / CONDUCTIBILITÉ MOLAIRE[Fr.] / MOLARE LEITFÄHIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= MOLAR İLETKENLİK
- MOLAR HEAT CAPACITY[İng.] / CAPACITÉ DE LA CHALEUR MOLAIRE[Fr.] / MOLARE WÄRMEKAPAZITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= MOLAR ISI SIĞASI
- MOLAR SPECIFIC HEAT[İng.] / CHALEUR SPÉCIFIQUE MOLAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= MOLAR ÖZGÜL ISI
- MOLECULAR WEIGHT[İng.] / POIDS MOLÉCULAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= MOLEKÜL AĞIRLIĞI/KÜTLESİ
- MOLEKÜLBINDUNGSKRAFT[Alm.] ile/değil/yerine/= MOLEKÜL BAĞ KUVVETİ
- MOLECULAR IMPACT[İng.] ile/değil/yerine/= MOLEKÜL ÇARPIŞMASI
- MOLEKULARGEWICHT[Alm.] ile/değil/yerine/= MOLEKÜLER AĞIRLIK
- MOLECULAR BEAM[İng.] / FAISCEAU MOLÉCULAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= MOLEKÜLER DEMET
- MOLECULAR CONDUCTIVITY[İng.] / CONDUCTIVITÉ MOLÉCULAIRE[Fr.] / MOLEKULARE LEITFÄHIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= MOLEKÜLER İLETKENLİK
- MOLECULAR HEAT[İng.] ile/değil/yerine/= MOLEKÜLER ISI
- POLARISABILITÉ MOLÉCULAIRE[Fr.] / MOLEKULARE POLARISIERBARKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= MOLEKÜLER KUTUPLANABİLİRLİK
- MOLECULAR MAGNET[İng.] / MOLEKULARER MAGNET[Alm.] ile/değil/yerine/= MOLEKÜLER MIKNATIS
- MOLEKÜLER SAAT ile/||/<> KALİBRASYON
( Moleküler saat mutasyon hızı İLE kalibrasyon fosil tarih. )
( Formül: Rate İLE reference )
- INTERMOLECULAR FORCE[İng.] ile/değil/yerine/= MOLEKÜLLER ARASI KUVVET
- MOMENT[Lat./Alm.]
( Kuvvetin, bir cismi, bir nokta ya da bir eksen yörüngesinde döndürme etkisini belirleyen vektör niceliği. )
(1996'dan beri)