Bugün[02 Ocak 2026]
itibarı ile 10.004 başlık/FaRk ile birlikte,
10.004 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(28/41)


- NİHÂVEND[Fars.] ile NİHÂVEND[Fars.]

( İran'ın batısında bulunan ünlü bir şehir. İLE Türk müziğinde bir makam. )


- NİHÂYET/ÂKIBET değil/yerine/= SONUNDA/ÖNÜNDE SONUNDA


- NİHAYETLENMEK ile NİHAYETLENDİRMEK ile NİHAYET ile NİHAYETSİZ/LİK


- NİHİLİST değil NİHİLE OLMAK


- NİKABET[Ar. < NAKABET | çoğ. NUKABÂ] ile NİKÂBET[Ar.]

( Bir kavim ya da kabilenin reisi ya da vekili. | Bir tekkede, şeyhin, yardımcısı olan en eski dervişi ya da dedesi. İLE Rüzgârın, ters yönlerden esmesi. )


- NİKAHTA:
TANIKLIK/ŞEHÂDET ve/||/<>/> İHİTİYÂR/RIZÂ ve/||/<>/> SÜRESİZLİK


- NİKAT[Ar. < NOKTA]["ka" uzun okunur] ile NİKÂT[Ar. < NÜKTE]

( Noktalar. İLE Herkesin anlayamadığı ince anlamlar. | İnce anlamlı, zarif ve şakalı sözler. )


- NİKMET ile/> HİKMET


- NİMBUS[Lat.] değil/yerine/= KARA BULUT


- NİMET[Ar.] değil/yerine/= ERGİ


- NİMET ile HAYIRSEVER ile HAYIRSEVER KADIN

( BENEFACTION vs. BENEFACTOR vs. BENEFACTRESS )

( احسان ile هبه ile صاحب خير ile باني خير ile نيکوکار ile ولينعمت ile صاحب کرم ile واقف ile زن نيوکار )

( EHSAN ile NPABEH ile SAHEB KHYR ile باني خير ile NEYKOKAR ile ولينعمت ile SAHEB KARAM ile VAGHOF ile ZAN NEYVEKAR )


- NİMET ile LÜTUF ORTAKLIĞI

( BOON vs. BOON COPPANION )

( هم پياله ile هم بزم )

( NPAM PEYALEH ile NPAM BOZM )


- NİMET ve/<> MEZİYET


- NİMET ve MUHABBET

( Kalıba. VE Ruha. )


- NİMET ile NİKMET

( ... İLE Şiddetli cezâ. )


- NİMET[Ar.] ve/<> RAHMET[Ar.]


- NİMET ve/<> ŞÜKÜR

( Nimetin şükrü, nimetten daha değerlidir. )

( Bir nimetin çok olması, onun nimet olmadığını göstermez. )


- NİMET değil/yerine/= YİYGİ


- NİŞ ile HABİTAT

( Bir organizmanın ekodüzendeki rolü. İLE Bir organizmanın yaşadığı çevre. )


- NİŞ ile/||/<> HABİTAT

( Niş ekolojik rol İLE habitat yaşam yeridir )

( Formül: İşlev İLE yer )


- NİSPET ile GÖRE

( RATIO vs. ACCORDING TO )


- NİSPET ile GÖRELİLİK/İZÂFET

( Bir değişkenin bir sabite oranı. İLE İki değişkenin birbirine bağlı oranı. )

( Birinin değişkenliğinde. İLE İkisinin de değişkenliğinde. )

( RATIO vs. RELATIVITY )


- NİSPET ile ÎTİBAR

( RATIO vs. CONSIDERATION )


- NİSPET ile/ve İZÂFE


- NİSPET ile KIYAS

( Hind felsefesindeki temel kavram RTA, Yol (Rota, route, road) anlamına gelmektedir. Ratio'nun kaynağı olan Ratis ise, Lâtince'de, bağ çubuklarını boylarına göre düzlemektir, denk etmektir. Eski Yunan'da, muntazam dizilmiş kolye anlamında, "cosmos", düzenli evren ("Cosmos") ile, akıl, dil, "Logos (uyumlu dil ve Akıl)", "Nomos", "Ethos" [yüce değerlere yönelme] arasındaki eşdeğerlik demektir. Japonların "Kannagara no michi"si, Arapların "Şeria"sı da aynı, doğru yol, anlamındadır. )

( RATIO vs. TO COMPARE )


- NİSPET ile NİSPETLİ ile NİSPETÇİ/LİK ile NİSPETSİZ/LİK ile NİSPET EKİ


- NİSPET ile/ve ŞART


- NİSYAN ile GAFLET

( Kendi muhtaç himmete, bir dede
Nerede kaldı, gayrıya himmet ede )


- [NİTELİĞİN GÖSTERGESİNDE]
DOST ile ÂŞIK

( Kavgada belirli olur. İLE Vedâda belirli olur. )


- NİTELİK = KEYFİYET = QUALITY[İng.] = QUALITÉ[Fr.] = QUALITÄT, BESCHAFFENHEIT[Alm.] = QUALITAS[Lat.] = POIOTES[Yun.] = CALIDAD[İsp.]


- NİTELİK ile/ve KUDRET

( QUALITY vs./and CAPABLE )


- NİTELİK/LER ile/ve BOYUT

( QUALITY vs./and DIMENSION )


- NİTELİKLİ/KAPSAMLI YANIT ve/||/<>/>/< NİTELİKLİ SORU


- NİTRAT ile NİTRATLI ile NİTRATLAŞMA


- NİTRİK ASİT ile/değil NİTRİK OKSİT


- NİTRİK ASİT ile NİTRİK OKSİT


- NİTRİK ASİT ile/ve/<>/> PİKRİK ASİT[Fr. < Yun.]

( ... İLE/VE/<>/> Nitrik asidin, anilin, ipek vb. maddelere etkimesiyle elde edilen asit.[OH-C6H2 (NO2)3 [Boyacılıkta, patlayıcı maddeler yapımında ve tıpta kullanılır.] )


- NİTROJEN/NİTROGEN[İng.] değil/yerine/= AZOT


- NİTROJEN[Fr.] değil/yerine/= AZOT(Az)


- NİTROZAMİT ile/ve/||/<> NİTROZAMİN


- NİYÂBE[Ar.] ile NİYÂBET[Ar.]

( Nöbet. İLE Vekillik, vekâlet, nâiblik. | Kadı vekilliği, kadılık. )


- NİYET ile ...

( NİYET, MERAM | FİİL VE HAREKET | DÜNYA LEZZETLERİNİ TERK EDEREK İBADETLE ALLAH'A YÖNELMEK )


- NİYET ve/<>/= ABDEST


- NİYET ve/> ÂKIBET


- NİYET ile/ve AKLINDA TUTMAK

( INTENTION vs./and TO KEEP IN MIND )


- NİYET ile/ve AMEL

( Niyet, kalbin ubudiyeti. İLE Amel, azaların/uzuvların ubudiyeti. )

( Önce Niyet, sonra Amel. )

( Niyet hayır, akıbet hayır. )

( Niyet bâtın, amel zâhirdir. )

( Müminin niyeti amelinden üstündür. )

( NİYET: Âdet ile ibâdeti ayıran şey. )


- NİYET ile/ve/<> BAŞARI/MUVAFFAKİYET

( Kendinden/senden. İLE/VE/<> Oradan. )

( INTENTION vs./and/<> SUCCESS )


- NİYET ile/ve CİDDİYET

( INTENTION vs./and SERIOUSNESS )


- NİYET ile/ve/||/<>/> DİYET


- NİYET ile/ve EĞİLİM

( INTENTION vs./and TENDENCY )


- NİYET ile/ve/<>/>/< EYLEM

( Niyet, eylemden önceliklidir. )

( Eylem, içtenliğin kanıtıdır. )

( Eylem, gerçeğin mihenk taşıdır. )

( Berraklık ve sevecenlik eylemdir. )

( Eylem konusunda tasa çekmeyin, aklınıza ve gönlünüze özen gösterin. )

( Gerçeği bulmak için günlük hayatınızın en küçük eylemlerinde gerçek olmalısınız. )

( Gerçek, samimi eylemin meyvesidir. )

( Kalbi değiştiren eylemdir. )

( Sağlam bir anlayışa sahip bir kişi, eylemden sakınmaz. )

( İmgenin ardında ve ötesinde olan idrak ve eylem gücüsünüz. )

( Eylem, gizli, bilinmeyen, bilinemez olandır. Sadece onun meyvesini bilebilirsiniz. )

( Hiç kimse, bir başkası adına eylemde bulunamaz. )

( Vazgeçme! Üşenme! Erteleme! )

( Nobody can act for another. )

( Do not give up! Do not dilatory! Do not delay! )

( Action is a proof of earnestness.
Action is the touchstone of reality.
Clarity and charity is action.
You need not worry about action, look after your mind and heart.
Action is hidden, unknown, unknowable. You can only know the fruit.
A man of steady understanding will not refrain from action. )

( INTENTION vs./and/<>/>/< ACTION )


- NİYET ile/ve EYLEM

( Eylem, içtenliğin kanıtıdır. )

( INTENTION vs./and ACTION )


- NİYET EYLEM


- NİYET ve/||/<> GAYRET ve/||/<> DİRÂYET[YETENEK]


- NİYET ile GELİŞİGÜZEL/LİK, GÖRELİ/LİK


- NİYET ile/ve/<> GEREKSİNİM

( INTENTION vs./and/<> NEED )


- NİYET ve/> GİRİŞİM


- NİYET ile/ve/||/<> GİZEM


- NİYET ile/ve/değil/yerine/||/<>/< HEDEF


- NİYET +/=/> İDRAK +/=/> İLİM


- NİYET ve/>/< İDRAK ve/>/< İMAN


- NİYET ve/< İDRAK ve/< İMAN


- NİYET ile/ve İRÂDE

( INTENTION vs./and WILLPOWER )


- NİYET ile/ve İRÂDE

( Kişi, Ahsen-i Takvim'dir, iradesi elindedir. İsterse yakasını bu âlemden kurtarır, isterse içine düşer. )


- NİYET ve İSTEK/TALEP


- NİYET ile/ve/||/<> İZLENİM


- NİYET ve/||/<>/> KARAR ve/||/<>/> UYGULAMA

( INTENTION and/||/<>/> DECISION and/||/<>/> APPLICATION )


- NİYET ile KASIT/AMD

( INTENTION vs. PURPOSE )


- NİYET ile KASTETMEK


- NİYET ile/ve KIBLE


- NİYET ile/ve KIBLE


- NİYET ve/||/<>/< MECÂL


- NİYET ve/||/<> NAZAR ve/||/<> MÂNÂ-İ HARF ve/||/<> MÂNÂ-İ İSİM


- NİYET ve/<> NAZAR(BAKIŞ AÇISI)

( INTENTION and/<> PARADIGM )


- NİYET ile NİYET ile KASITLI ile KASITLI YAPAN ile KASITLI OLARAK ile NİYETLER

( INTENT vs. INTENTION vs. INTENTIONAL vs. INTENTIONAL DOER vs. INTENTIONALLY vs. INTENTIONS )

( مرام ile آهنگ ile منظور ile مقصود ile عزم ile منوي ile عمد ile سگال ile صرافت ile غرض ile نيت ile تعمد ile خيال ile قصد ile عمدي ile تعمدي ile متعمد ile عمدا ile تعمدا ile اغراض ile نيات )

( MARAM ile AHANG ile MANZUR ile MOGHSUD ile AZM ile MONOY ile AMAD ile SEGAL ile SARAFT ile GHARZ ile NEYT ile TAMAD ile خيال ile GHSAD ile AMADY ile تعمدي ile متعمد ile OMDA ile TAMDA ile EGHARAZ ile NEYAT )


- NİYET ve/<> TERCİH


- NİYET ile/ve ÜSLÛB


- NİYET ile/ve/değil YAKLAŞIM

( [not] INTENTION vs./and/but APPROACH )


- NİYET ile/ve YÖN

( INTENTION vs./and DIRECTION )


- NİYET ile/ve YÖNELİM

( INTENTION vs./and TO TEND )


- NİYET YÖNELİM


- NİYET ile/ve/<> YÖNELİM/EĞİLİM/MEYL


- NİYET ve/||/<> YÖNELİM ve/||/<> BAĞLILIKLAR ve/||/<> YATKINLIKLAR


- NİYET ile/ve YÖNELİŞ


- NİYET ile/ve/<> YÖNTEM


- NİYETLENMEK ile NİYE ile NİYET ile NİYETLİ/LİK ile NİYETÇİ/LİK ile NİYETSİZ/LİK


- NİYET'TE:
SAMİMİYET, İÇTENLİK, YAKINLIK
ve
TUTUM'DA:
RESMİYET, MESAFE, CİDDİYET

( SINCERELY, SINCERITY, NEARNESS :ON INTENTION and SOLEMNITY, DISTANCE, SERIOUSNESS :ON ATTITUDE )


- no.[Lat. < NUMERO] değil/yerine/= SAYI, ADET


- NÖBET[Ar.] değil/yerine/= KEŞİK


- NÖBET ile/ve/değil/yerine MESAİ


- NÖBETLEŞMEK ile NÖBET ile NÖBETÇİ/LİK ile NÖBET ŞEKERİ


- NODÜL ile KİST

( İçi dolu kitle. İLE İçi boş kitle. )

( ŞÂMİHA: Beyinde, kemikte ve gövdenin çeşitli yerlerinde doğal olarak görülen çıkıntılar. )


- NOHUT ile/değil/||/<>/> KUDAMA/ZILK/SARMASIN/ŞIHIL/MAHŞİDE

( ... İLE/DEĞİL/||/<>/> İkiye ayrılmış nohut. )


- NOHUT ile KURU FASULYE

( CHICKPEA vs. HARICOT BEAN )

( CICER ARIETINUM cum PHASEOLUS VULGARIS )


- NOHUT ile NOHUTLU ile NOHUTSUZ ile NOHUT RENGİ


- NOKTA ile/ve/||/<>/> ÇİZGİ ile/ve/||/<>/> ÜÇGEN ile/ve/||/<>/> PİRAMİT

( Tek nokta. İLE/VE/||/<>/> İki nokta. İLE/VE/||/<>/> Üç nokta. İLE/VE/||/<>/> Dört nokta. )


- NOMİNAL ÜCRET ile GERÇEK ÜCRET


- NONSENSE ile/||/<> FRAMESHİFT

( Nonsense erken stop İLE frameshift çerçeve kayması. )

( Formül: Stop kodon İLE okuma çerçevesi )


- NORMAL ile STANDART

( Bilge bir kişi, günün havasına göre değil, kendi standartlarına göre davranmalıdır. )

( NORMAL vs. STANDARD )

( ... ile GANG )


- NORMALLEŞMEK ile NORMALLEŞTİRMEK ile NORMAL/LİK ile NORMAL FİYAT


- NÖRO-BEHÇET ile/||/<> MULTİPL SKLEROZ

( Nöro-Behçet beyin sapı tutulumu İLE multipl skleroz beyaz cevher lezyonlarıdır. Nöro-Behçet vaskülit tabanlı İLE MS demiyelinizasyondur. İkisi de nörolojik semptomlar İLE farklı patolojik mekanizmalar gösterir. )

( Hulusi Behçet tarafından 1937 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1889-1948) (Ülke: Türkiye) (Alan: Dermatoloji, İmmünoloji) (Önemli katkıları: Behçet hastalığını 1937 yılında tanımladı. Üçlü semptom kompleksini (ağız yaraları, genital yaralar, göz iltihabı) bir hastalık olarak ortaya koydu. İsmini taşıyan ilk Türk doktor.) )


- NOSTALJİ[NOST: Eve dönüş. | ALGIA: Özlem/hasret.] değil/yerine/= YURTSAMA

( Sıla/memleket özlemi. Vatan özleminin hastalık haline gelişi. )


- NOT vs. EVEN NOT


- [not] (NOT) TO UNDERSTAND vs. (NOT) TO ACCEPT


- NOT :/yerine DEĞİL


- NOT[Azr.] = NOTA[Tr.]


- NOT = NOTE[İng.] = SCOLIE[Fr.] = ANMERKUNG[Alm.] = SCHOLIUM[Lat.]


- NOTALAMAK ile NOT ile NOTA


- NÖTR ile ATÂLET


- NÜBÜVVET ve/> İLİM


- NÜBÜVVET ile/ve RİSÂLET

( Kendine. İLE/VE Ümmetine. )


- NUHÂT[Ar. < NÂHÎ] ile NUHÂT[Ar.]

( Sözdizimi/nahiv/sentaks âlimleri. İLE Hıçkırma. )


- NÜHÜFT[Fars.] ile ...

( Türk müziğinde, bir bileşik makam. )


- NUKABÂ ile NÜCEBÂ ile HALÎFE ile MÜRŞİD

( Reis ya da vekil. İLE Pak olan kimse, erenler. İLE Temsil etmeye, talebe yetiştirmeye yetkisi olan. İLE Hak yolunun kılavuzu. )

( Yaşam, bizi bilinçlendirir fakat mürşit bizi farkında kılar. )

( Mürşit'in her sözü dinlenir, bir tek sözü dinlenmez: "Mukabeleye gelinmeye" )

( ... ile ... ile ... ile TERSÂ-BEÇE )


- NÜKET[Ar. < NÜKTE] ile NÜKHET/NEKHET[Ar.]

( Nükteler, herkesin anlayamayacağı ince, zarif, anlamlı sözler. İLE Koku. | Ağız kokusu. )


- NUMARA değil/yerine/= SAYIT


- NÜMUNE[Fars.]/MOSTRALIK[İt.] değil/yerine/= GÖSTERMELİK

( Göstermelik. | Kötü ya da yersiz davranışlarıyla göze batan kişi. )


- NÛR ve/<> HİDÂYET

( İman. VE/<> İslâm. )


- NUR ve/||/<> HİDÂYET(KILAVUZLAMA)

( Tevrat'ta. / İncil'de. / Kur'ân-ı Kerîm'de. / Kişide. )

( PHILO ve/||/<> SOPHOS )


- NUR ile/ve KUDRET


- NUR ile/ve/<> ŞEFKÂT

( İlâhî sevgi. İLE/VE/<> ... )


- NUS değil NUSH[Ar.](ÖĞÜT/NASİHAT)


- NÜSK/NÜSUK ile İBÂDET


- NUT :/yerine KURUYEMİŞ, FINDIK


- NUTUK ile/ve/değil/yerine/<>/=/||/hem de ÖĞÜT


- NÜZHE[Ar.] ile NÜZHET[Ar.]

( Kanuna benzer bir saz. İLE Neşe, eğlence, eğlenilecek yerlere gidip gezme. | Tazelik, sevinç, ferahlık. )


- NÜZÛL-RÜCÛ ile HUBÛT-SU'ÛD


- O BU ile O ARA/LIK ile O SAAT ile O HALDE ile O YOLDA ile O AÇIDAN ile O DAKİKA ile O SAATTE ile O SIRADA ile O YÖNDEN ile O YÜZDEN ile O BAKIMDAN ile O TAKDİRDE


- OBJE[Fr./İng. < OBJECT] değil/yerine/= NESNE


- OBJECT :/yerine NESNE


- OBJECT vs. OBJECT

( Özne/kişi/birey/denek. İLE Nesne. )


- OBJEKTİFTE:
STANDART ile/ve DSLR


- OBJEKTİVİST değil/yerine/= NESNELCİ


- OBLIGATION vs. IF NOT BE, WILL NOT


- OBSİDYEN ile/||/<> BASANİT

( Volkanik cam. İLE/||/<> Volkanik kayaç. )


- OBSİDYEN ile/||/<> BAZALT

( Volkanik cam. İLE/||/<> Volkanik kayaç. )


- OBSİDYEN ile/||/<> KUNZİT

( Volkanik cam. İLE/||/<> Pembe ila mor renkte bir spoddumen. )


- OBSİDYEN ile/||/<> PERLİT

( Volkanik cam. İLE/||/<> Volkanik camın hidrasyonu sonucu oluşan bir mineral. )


- OBSİDYEN ile/||/<> RODONİT

( Volkanik cam. İLE/||/<> Pembe ve siyah renkli bir mineral. )


- ÖBÜR DÜNYA BİLGİSİ = İLM-ÜL-AHİRET = ESCHATOLOGY[İng.] = ESCHATOLOGIE[Fr., Alm.] = ESCHATON:SON LOGOS[Yun.]


- ÖD ile ÖD ile ÖT

( Safra. İLE Hz. Muhammed'in ruhaniyetine işarettir. İLE Kuşların ötmesi. | [argo] Konuşmak/konuşturmak, itiraf etmek/ettirmek[ötmek/öttürmek]. )


- OD ile/ve/=/||/<>/< OT

( Ateş. İLE/VE/||/<> Toprak üstündeki bölümleri odunlaşmayıp yumuşak kalan, ilkbaharda bitip bir iki mevsim sonra kuruyan küçük bitkiler. | Ateş. )

( FIRE vs./and/=/||/<>/< GRASS/HERB )


- ÖDEV = VAZİFE = DUTY[İng.] = DEVOIR[Fr.] = PFLICHT[Alm.] = DEON, KATHETON[Yun.] = OFFICIUM[Lat.] = DEBER[İsp.]


- ODİT/AUDIT ile/||/<> ODİTÖR/AUDITOR

( Dinleyiciler. İLE/||/<> İşitsel. )


- OFFAL/SAKATAT değil/yerine/= DÜŞÜT


- OFİKLEİT ile ...

( Nefesli bir çalgı. )


- ÖFKE:
KUDRET ile/ve/değil/yerine ŞECAAT


- ÖFKE ile/değil/yerine/>< ŞECÂAT

( ... İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Haksızlığa karşı olan öfke. | Yiğitlik, yüreklilik. )

( Öfkeyi, şecaate çeviren, merhamettir. )

( Merd-i kıptî, şecaat arz ederken sirkatin söylermiş. )


- ÖFKE ile/değil/yerine/>< ŞEFKÂT

( Uzaklaştırır. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Yakınlaştırır. )


- ÖFKE ile/<> SUSMA/SÜKÛT

( Kızmış olduğunun göstergesidir. İLE/<> Kırılmış olduğunun göstergesidir. )


- OFSET ile OFSETÇİ/LİK


- OFTALMİ ile/||/<> OTİT

( Göz yangısı. İLE/||/<> Kulak yangısı. )


- ÖĞE = UNSUR = ELEMENT[İng., Alm.] = ÉLÉMENT[Fr.] = ELEMENTUM[Lat.] = ELEMENTO[İsp.]


- ÖGE/ELEMENT ile BİLEŞİK

( Aynı tür atomlardan oluşan saf nesne. İLE Farklı tür atomlardan oluşan saf nesne. )


- OGTT/ORAL GLİKOZ TOLERANS TESTİ ORAL GLUCOSE TOLERANCE TEST[İng.] değil/yerine/= ŞEKER YÜKLEME TESTİ


- ÖĞÜT ile/ve/||/<>/> ESİNLENME


- ÖĞÜT ile/ve/<>/>< HAKARET

( Bir insana, başkaları yanında verilen "öğüt", öğüt değil "küçük düşürme", "aşağılama" ya da "hakaret" olabilir/olur[bazen/çoğunlukla]. Kimseye ve de özellikle çocuklara, ne kıyas, ne de öğüt, doğru/uygun zaman, zemin ve koşullar oluş(turul)madıkça, yapılmamalıdır. )


- ÖĞÜT ile/ve/değil/yerine/||/<> (İYİ/YETERLİ/NİTELİKLİ) ÖRNEK

( Yolu, uzundur. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<> Yolu, kısa ve etkilidir. )


- ÖĞÜT ve/||/<>/> MERAK


- ÖĞÜT ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ÖRNEK

( Yolu/süreci uzundur. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Yolu/süreci kısa ve etkilidir. )


- ÖĞÜTMEK ile ÖĞÜTLEMEK ile ÖĞÜTÜLMEK ile ÖĞÜTEBİLMEK ile ÖĞÜTLEYEBİLMEK ile ÖĞÜT ile ÖĞÜTÇÜ/LÜK ile ÖĞÜTÜCÜ/LÜK ile ÖĞÜTÜCÜ DİŞ


- OHCA/OUT OF HOSPITAL CARDİAC ARREST[İng.] değil/yerine/= HASTAHANE DIŞI KALP DURMASI


- OHM İLE JOULE İLE WATT ile/||/<> ELEKTRİK GÜÇ YASALARI

( Elektrik devrelerinde güç ve enerji ilişkileri. )

( Formül: P = V²/R = I²R = VI )

( Georg Ohm tarafından 1827 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1789-1854) (Ülke: Almanya) (Alan: Fizik) (Önemli katkıları: Ohm yasası, elektrik direnci) )


- ÖKARYOT değil/yerine/= GERÇEK ÇEKİRDEKLİ


- GÖZE/HÜCRE:
ÖKARYOT ile PROKARYOT

( image )

( )

( Çekirdeği olan. İLE Çekirdeği olmayan. )


- OKIMAK/OQIMAQ ile OKIMAK/OQIMAQ ile OKIMAK/OQIMAQ/OGIMAK ile OKUT/OQUT
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Çağırmak. İLE Okumak. İLE Kusmak. İLE Bir yemeğe katılmaya ya da beyin huzuruna çıkmak üzere alınan çağrı/davet. )


- ÖKLİD ve/||/<>/> POSTULATLARI

( 1- Bir noktadan, bir noktaya, tek bir doğru çizilebilir.

2- Sonlu bir doğru, yine bir doğru olarak uzatılabilir.

3- Bir merkez ve bir mesafe, çemberi tanımlar.

4- Tüm dik açılar, birbirine eşittir.

5- Eğer bir doğru, iki doğruyu kesiyorsa iç açıları toplamı, iki dik açıdan küçük olan tarafta iki doğru kesişir.

(Bir doğruya, dışındaki bir noktadan yalnız bir tek paralel doğru çizilebilir.[John Playfair]) )


- OKSALAT < KALSİYUM OKSALAT[Fr. < Yun.]

( Billurları sidikte bulunabilen ve sidik yollarında taş yapan kalsiyum oksalatın kısa biçimi. < ... )


- OKSALİK ile OKSALİK ASİT


- OKSİDAN/OXIDANT[İng.] değil/yerine/= OKSİTLEYİCİ


- OKSİT ile MASİKO[Fr.]

( ... İLE Rengi, kırmızı ile sarı arasında değişen, doğal kurşun oksit.[Simgesi: PbO] )


- OKSİT ile MÜRDESENK[Fars.]

( ... İLE Doğal kurşun oksit. [Simgesi: PbO] )


- OKSİT[Fr. < Yun.] ile OKSİLİT[Fr. < Yun.] ile ONEJİT[Fr.]

( Oksijenli bir öğe ya da kökle bileşmesiyle oluşan madde. İLE Suyla birleştirğinde, oksijen açığa çıkaran, bileşiminde nikel ve bakır tozları bulunan, sodyum ve potasyum peroksit. İLE Hidratlı doğal oksit. )


- OKSİT ile PEROKSİT[Fr. < Yun.]

( ... İLE Bileşiminde normal oksitlerden daha çok oksijen bulunan oksitlerin genel adı. )


- OKSİT ile/||/<> PEROKSİT

( Oksijenin -2 değerlikli olduğu bileşikler. İLE/||/<> Oksijenin -1 değerlikli olduğu bileşikler. )


- OKSİT ile/||/<> PEROKSİT

( Oksit O²⁻ İLE peroksit O₂²⁻ içerir )

( Formül: MgO İLE H₂O₂ )


- OKSİT değil/yerine/= YÜKSELTİK


- OKSİTLEMEK ile OKSİTLENMEK ile OKSİT ile OKSİDE ile OKSİTLİ ile OKSİDASYON


- OKTAN ile OKTANT


- OKTAV ile/ve/< GAM ile/ve/< AKOR(D)[< Lat. ADCORDIS: Akıl ve gönüle doğru.]

( İki Do arası. Sekiz sesten oluşan ses. İLE/VE Notaların baştan sona ve/ya da sondan başa tek solukta okunması. [ DO-RE-Mİ-FA-SOL-LA-Sİ--D0--Sİ-LA-SOL-FA-Mİ-RE-DO ] İLE/VE Üç ya da daha çok sesten oluşan üçlü aralıklar biçiminde dizilebilen her uyum. | En az üç sesin aynı anda çalınması. )

( Türk mûsikîsinde Akord Ney'e göre yapılır. )

( OCTAVE vs./and SCALE(/HEXACHORD) vs./and ACCORD )


- OKÜLT ile/ve MANİFEST

( Nesnenin içkin gizil gücü. İLE/VE Bu gizil gücün dışavurumu. )


- OKUR, SERVET :

( Sarıyerli, Refah Partisinde de siyaset yaptı 1994/1999 ve 1999 - 2004 dönemlerinde Belediye Meclisine Refah Partisi listesinden üye olara seaçildi. )


- OKYANUS/FELEK/MUHÎT[< HAVT] değil/yerine/= ÇEVRE

( Herşeyi kuşatan. )


- OLANAK ile/ve FIRSAT

( Tutum, fırsatı kendine çeker. )

( Attitude attracts opportunity. )

( POSSIBILITY vs./and OPPORTUNITY )


- OLANAK = İMKÂN = POSSIBILITY[İng.] = POSSIBILITÉ[Fr.] = MÖGLICHKEIT[Alm.] = POSSIBILITAS, POTENTIA[Lat.] = POSIBILIDAD[İsp.]

( İMKÂN: Mekân yaratmak. )


- OLASILIK = İHTİMALİYET = PROBABILITY[İng.] = PROBABILITÉ[Fr.] = WAHRSCHEINLICHKEIT[Alm.] = PROBABILITAS[Lat.] = PROBABILIDAD[İsp.]


- ÖLÇÜ = MEASURE[İng.] = MESURE[Fr.] = MAß[Alm.] = MISURA[İt.] = MEDIDA[İsp.]


- ÖLÇÜ ile/ve/<> ÖLÇÜT ile/ve/<> ÖLÇEK

( MEASURE vs./and/<> CRITERION vs./and/<> SCALE )


- ÖLÇÜ ile/ve YASALLIK/MEŞRUİYET

( TO CONSIDER vs./and LEGALITY )


- ÖLÇÜDE:
HECE ile/ve/<> SERBEST ile/ve/<> ARUZ

( )


- ÖLÇÜ/T ile/ve/değil/<> ÇERÇEVE


- ÖLÇÜT ile/ve/||/<> GEREKÇE


- ÖLÇÜT = MISDAK, MİYAR, KISTAS = CRITERION[İng.] = CRITÉRIUM, CRITÈRE[Fr.] = KRITERIUM[Alm.] = KRITERION < KRINEIN:AYIRMA, YARGILAMA[Yun.] = CRITERIO[İsp.]


- ÖLEBİLMEK ile ÖLET ile ÖLE DİRİLE


- OLEİK ile OLEİK ASİT


- OLGU = VAKIA = FACT[İng.] = FAIT[Fr.] = FAKTUM[Alm.] = FACTUM[Lat.] = HECHO[İsp.]


- OLGUNLAŞMA(KEMÂLÂT) ve SABİTLİK ve TEKRAR


- OLGUNLUK/KEMÂLÂT ve SÜKÛT

( Kemâlâtın sonu, sükûttur. )

( KEMÂL: YEKSAN-REKSAN )

( KEM-ÂLÂTLA, KEMÂLÂT OLMAZ )

( Cemal görmek, kemal bulmak. )

( Belirli bir seviyeye (olgunluğa/kemale) ulaşmadan dönüşüm gerçekleşemez fakat dönüştürücü öğe/ler içeridedir. )


- OLGUSALLIK = REALITY[İng.] = RÉALITÉ[Fr.] = REALITÄT[Alm.] = REALITATIS[Lat.]


- OLİGODENDROSİT İLE SCHWANN İLE ASTROSİT ile/||/<> GLİA GÖZELERİ

( Sinir sisteminin destek gözeleri. )

( Formül: Miyelin: 20x hız artışı )


- OLİGODENDROSİT ile/||/<> SCHWANN HÜCRESİ

( Oligodendro CNS çoklu, Schwann PNS tekli. )

( Formül: Central multiple İLE peripheral single )


- [Fr. < Yun.] OLİGOKLAZ ile OLİJİST

( Billur kütlelerde, serpme durumunda bulunan, beyazımtrak bir tür feldispat. İLE Kızıl renkli, kayaçlarda rastlanılan, doğal demir oksidi. )


- OLİVİN/PERİDO(T)[Fr.] ile ZEBERCET/KRİZOLİT[Fr. < CHRYSOLITE]

( Sarımsı yeşil renkli, cam parıltılı, magnezyum ve demirli silikat. İLE Değerli olan olivin. )


- ÖLÜ ile/ve/değil ŞEHİT


- OLUK/OLUQ ile OLUK/OLUQ / OLAK/OLAQ ile OLUK/OLUQ ile OLUK/OLUQ ile OLUT ile OPRI ile OYTURMAK/OYTURMAQ ile OYUŞMAK/OYUŞMAQ ile OYULMAK/OYULMAQ ile OYUQ[Oğuz]
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Dayanıklı, azimli kişi. İLE Ağaç kütüğünün içi oyularak yapılmış herhangi bir şey. | Yalak. İLE Küçük kayık.[Ağaç kütüğünün içi oyularak yapılmış olan.] İLE Eskimiş ve yıpranmış [giyecek]. İLE Yetişkin. | Olgunluk evresini yaşayan kişi. İLE Çukur ya da oyuk. İLE İçini boşaltmak. İLE İçini boşaltmada karşılıklılık, yardımlaşma. İLE Zeminin/toprağın çökmesi. İLE Korkuluk. | Yolu işaret eden taş. )


- ÖLÜM ile/ve/değil/< AYRILIK/MEHCÛR[Ar. < HİCR]/HİCRET

( Bir kere ölmek. İLE/VE/DEĞİL Her an ölüp ölüp dirilmek. )

( İnsan/kişi ancak öldükten sonra bilince konu olur/olabilir. )


- ÖLÜM ile/||/<> KIYIM/CİNAYET[Ar.] ile/||/<> ÖZKIYIM/İNTİHAR[Ar.]


- ÖLÜM ile/ve/yerine RABITA-I MEVT


- ÖLÜM ile/ve/||/<>/> TEMEVVÜT[Ar. < MEVT]

( ... İLE/VE/||/<> Bir örgenin çürüyüp ölü duruma geçmesi. )


- ÖLÜM yerine/değil VEFÂT


- OLUMLU YANIT ile KARŞILIK


- OLUMSAL = MÜMKÜN = CONTINGENT[İng., Fr.] = KONTINGENT, ZUFÄLLIG[Alm.] = CONTINGENS[Lat.] = CONTINGENTE[İsp.]


- OLUMSALLIK = MÜMKÜNÂT = CONTINGENCY(ing.,) = CONTINGENCE[Fr.] = ZUFÄLLIGKEIT[Alm.] = CONTINGENTIA[Lat.]


- OLUMSUZ MANEVİYAT ile/değil/yerine OLUMLU MANEVİYAT

( Varlığının deneyimi. İLE/DEĞİL/YERİNE Hizmet. )


- OLUMSUZ OLASILIK ile/ve TEHDİT

( NEGATIVE PROBABILITY vs./and THREAT )


- ÖLÜMSÜZ YAPITLAR:
ÇOCUK ve KİTAP ve HAYRAT


- OLUŞ (VUCUD)


- OLUŞ'TA(KEVN): SÜKÛN ve/||/<> HAREKET ve/||/<> ELVAN ve/||/<> ASVAT ve/||/<> TUUM(TADLAR) ve/||/<> REVAYİH(KOKULAR) ve/||/<> İTİMAT ve/||/<> HARARET ve/||/<> BÜRÛDET ve/||/<> RUTÛBET ve/||/<> YÜBÛSET(KURULUK) ve/||/<> TELİF ve/||/<> HAYAT ve/||/<> ELEM ve/||/<> KUDRET ve/||/<> İRADET ve/||/<> KERÂHET ve/||/<> ŞEHVET ve/||/<> NEFRET ve/||/<> İTİKAT ve/||/<> ZAN

( LA STABILITE et/||/<> LE MOUVEMENT et/||/<> LES COULEURES et/||/<> LES SONS et/||/<> LES GOUTA et/||/<> LES ODEURS et/||/<> L'APPUI et/||/<> LA CHALEUR et/||/<> LE FROID et/||/<> L'HUMIDITE et/||/<> LA SECHERESSE et/||/<> L'ACCORD et/||/<> LA VIE et/||/<> LA DOULEUR et/||/<> LA PUISSANCE et/||/<> LA VOLONTE et/||/<> LA REPUGNANCE et/||/<> LE DESIR SEXUEL et/||/<> L'AVERSION et/||/<> LA CONVICTION et/||/<> L'AVIS )


- OLYMPIC :/yerine OLİMPİYAT


- omn. hor.[Lat. < OMNI HORA] değil/yerine/= HER SAAT


- ÖMÜR:
KAMET ile/ve/<> EZAN ARASI

( Cenaze namazı kılınırken, "Er kişi niyetine" denildikten hemen sonra, "Allah-u Ekber" denilerek devam edilir.
["Allah-u Ekber" demeden önce "Ezanını okusaydık" diyene...
"Doğduğunda okunmuştu" diyerek, ezanın karşılığı anımsatılır.] )


- ON vs. AT


- ÖN ÖDEME ile TAKSİT

( ME'HÛZÂT: Alınan para. | Alınan paranın defterde yazıldığı hane. )


- ONA AİT ile/ve/değil/yerine ONUN ÜZERİNE


- ONANMAK ile ONARMAK ile ONATMAK ile ONAŞMAK ile ONARILMAK ile ONAYLAMAK ile ONAYLANMAK ile ONAYLATMAK ile ONARABİLMEK ile ONARIVERMEK ile ONAYABİLMEK ile ONAYLATABİLMEK ile ONAYLAYABİLMEK ile ONA ile ONAR ile ONAT ile ONAY ile ONARLI ile ONAYLI ile ONANİZM ile ONAYSIZ ile ONA BUNA


- ONAY ile/ve/değil TESPİT

( [not] APPROVAL vs./and/but ESTABLISHING )


- ONAYLAMAMA (RAFD)


- ONBİR BOYUT ile/ve/||/<> "PARALEL EVRENLER"


- [önce] UMUT" sonra UNUT!"


- ÖNCEDEN BİLDİRMEK ile KEHANET ile KEHANET

( FORETELL vs. FORETELLER vs. FORETELLING )

( پيشگوئي کردن ile نبوت کردن ile غيب گفتن ile ازپيش آگاهي دادن ile پيشگو ile پيشگوئي )

( PEYSHGOIY KARDAN ile NABUT KARDAN ile GHYBE GOFTAN ile AZPYSH AGAHY DADAN ile PEYSHGO ile پيشگوئي )


- ÖNCEL = MUKADDEM = ANTECEDENT[İng.] = ANTÉCÉDENT[Fr.] = ANTECEDENT[Alm.] = ANTECEDENS[Lat.]


- ÖNCELİK = PRIORITY/PRECEDENCE[İng.] = [Fr.] = [Alm.] = [İt.] = [İsp.]


- ÖNCESİZLİK-SONRASIZLIK = EZELİYET-EBEDİYET = ETERNITY[İng.] = ÉTERNITÉ[Fr.] = EWIGKEIT[Alm.] = AETERNITAS[Lat.] = ETERNIDAD[İsp.]


- ÖNCÜLLER = MUKADDEMAT = PREMISS[İng.] = PRÉMISSES[Fr.] = PRÄMISSE[Alm.] = PRAEMISSA[Lat.] = ESTABLECIMIENTO[İsp.]


- ÖNDER:
YARATICI ile/ve/değil/||/<>/< NARSİSİST


- ÖNDER ile/ve/||/<>/> MİLLET

( Taşın arkasına saklanırsa. İLE/VE/||/<>/> Dağın arkasına saklanır. )


- ONDÜLAN/UNDULANT[İng.] değil/yerine/= DÜZENLİ DALGALI


- ÖNERİ ile ÖĞÜT

( NUSH İLE USLANMAYANI ETMELİ TEKDÎR TEKDÎR İLE USLANMAYANIN HAKKI KÖTEKTİR )

( ... ile NUSH, IZA, MEV'İZE[< VA'Z] )

( ... ile PEND )

( SUGGESTION vs. ADVICE )


- 12 İMAM ve/<> 14 MÂSÛM-U PÂK ve/<> 17 KEMERBEST


- ONİKS ile/||/<> HEMATİT

( Siyah ve beyaz şeritlere sahiptir. İLE/||/<> Metalik gri ya da siyah renkte olan bir taş. )


- ONİKS ile/||/<> RODOKROZİT

( Siyah ve beyaz şeritlere sahiptir. İLE/||/<> Pembe ile beyaz çizgili bir karbonat. )


- ONLY ... vs. JUST ...


- ÖNSEZİ = HİS-İ KABL EL-VUKÛ = PRESENTIMENT[İng., Fr.] = AHNUNG[Alm.]


- ONTOLOGY vs. ONTOEXPERIMENT


- ONUR/ŞEREF ve CESÂRET


- ONUR = HAYSİYET = DIGNITY[İng.] = DIGNITÉ (HUMAINE)[Fr.] = WÜRDE, MENSCHENWÜRDE[Alm.] = DIGNITAS[Lat.] = DIGNIDAD[İsp.]


- ÖNYARGI ile TESPİT

( PREJUDICE vs. TO DETERMINE )


- OP./OPERATION[İng.] değil/yerine/= AMELİYAT


- OPAK[İng. OPAQUE]/MAT[Fr.] değil/yerine/= DONUK[>< PARLAK]


- OPAL ile/||/<> GARNET

( Işığı farklı açılardan farklı renklerde yansıtır. İLE/||/<> Genellikle kırmızı tonlarda olan bir taş. )