T ile biten FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 12.749 başlık/FaRk ile birlikte,
12.749 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(17/52)
- FLÖRT ile FLÖRT ETMEK
( FLIRT vs. FLIRTING )
( لاس زدن ile طناز ile عشوه گر ile عشوه گري کردن ile عشوهگري ile لاس ile طنازي )
( LAS ZADAN ile TANAZ ile ESHOOH GAR ile ESHOOH GARY KARDAN ile ESHVEHGARY ile لاس ile طنازي )
- FLÖRT ile GÖSTERİŞ ile KOKET ile FLÖRT ile CİLVELİ
( COQUET vs. COQUETRY vs. COQUETTE vs. COQUETTING vs. COQUETTISH )
( عشوه گر ile عشوه گري کردن ile طنازي کردن ile عشوه ile زن لاسي ile عشوهگري ile اطواري )
( ESHOOH GAR ile ESHOOH GARY KARDAN ile TANAZY KARDAN ile ESHOOH ile ZAN LASY ile ESHVEHGARY ile اطواري )
- FLÜKTÜAN/FLUCTUANT[İng.] değil/yerine/= ÇALKANTILI
- FLÜORİT[Lat.] ile FLÜORÜR[Fr.]
( Kalsiyum flüorür bileşiminde, çeşitli renkleri olan bir mineral. İLE Flüorun başka elementle verdiği ikili bileşik. )
- FLUOROPHORE İLE FRET İLE BRET ile/||/<> BİYOLOJİK GÖRÜNTÜLEME
( Hücre içi olayları izleme. )
( Formül: E = 1/(1+(r/R₀)⁶) )
- FLÜT ile/ve FİFRE[Alm.]
( DİLLİ DÜDÜK ile/ve Büyük flüt. | Yanlamasına çalınan, 6 deliği bulunan, tahtadan bir tür flüt. )
- FLÜT ile FLÜT AŞILAMA ile FLÜT ile FLÜTÇÜ
( FLUTE vs. FLUTE GRAFTING vs. FLUTING vs. FLUTIST )
( مزمار ile ني زدن ile زماره ile فلوت زدن ile پيوند لوله اي ile نيزني ile آرايش شياري ile خياره ile ني زن )
( مزمار ile NEY ZADAN ile زماره ile FELOT ZADAN ile PEYVAND LOLEH AY ile نيزني ile ARAYSH SHYARY ile خياره ile NEY ZAN )
- FLÜT ile FLÜTÇÜ/LÜK
- FLÜT/FLAVTA[İt.] ile/ve PAN FLÜT
- FLÜT ile/ve PICCOLO FLÜT
- FLÜT ile/değil/||/<> PUNGİ
( ... @@ Kobra yılanlarını uyarmak üzere kullanılan.[Yılanlar duymaz, ancak görerek hareketi takip eder. "Müzik/ses", izleyicileri yanıltır.] )
- FLÜT ile/ve YAN FLÜT
- FMRI İLE EEG İLE MEG İLE PET ile/||/<> BEYİN GÖRÜNTÜLEME
( Beyin aktivitesi ölçüm teknikleri. )
( Formül: BOLD ∝ ΔHb/Hb )
- FOLİK ASİT ile FOLAT
- FOLKLOR ile FOLKLORCU/LUK ile FOLKLORİST
- FOLKLOR[Fr. < FOLKLORE]/HALKİYAT[Ar.] değil/yerine/= TUYBİLİM/HALKBİLİM
- FON ile FONT ile FON KAĞIDI ile FON MÜZİĞİ
- FONOLİT değil/yerine/= SESLİTAŞ
( Vurulduğunda, çınlama sesi veren, gri ya da yeşil renkli, ortoklazlı yanardağ kayası. )
- FONT[Fr.] ile FONT[İng.]
( Dökme, demir, pik. İLE Yazı tipi. )
- FOOT :/yerine AYAK
- FOR vs. AT
- FORAMİNAT ile FORAMİNİFERLER
( FORAMINATE vs. FORAMINIFERS )
( روزن دار ile روزن داران )
( RUZAN DAR ile RUZAN DARAN )
- FOREBODE vs. FORECAST vs. FORESEE vs. FORESHADOW W FORETELL vs. PREDICT
- FOREDO ile ÖN KIYAMET
( FOREDO vs. FOREDOOM )
( ويران ساختن ile محکوميت قبلي )
( VEYRAN SAKHTAN ile MOHKOMYT GHABLY )
- FOREST :/yerine ORMAN
- FORGET :/yerine UNUTMAK
- FORMALDEHYDE[İng.] / ALDÉHYDE FORMIQUE[Fr.] / FORMALDEHYD[Alm.] ile/değil/yerine/= FORMALDEHİT
- FORMATE[İng.] ile/değil/yerine/= FORMAT, FORMİYAT
- FORMATLAMAK ile FORMATLATMAK ile FORMAT ile FORMATLI ile FORMATSIZ/LIK
- FORM/FORMAT ile FORMAL ile FORMASYON ile FORMAT ile FORME ile FORMÜLA ile FORMÜLASYON ile FORMÜLE ETMEK ile FORMÜLERİ
( Biçim. İLE Resmi, biçimsel. İLE Biçimlenme, oluşum. İLE Biçem. İLE Biçimli. İLE Hazır mama, tecimsel mama. İLE Biçimlendirme. İLE Biçimlendirmek. İLE İlaç kılavuzu. )
- FORMIC ACID[İng.] / ACIDE FORMIQUE[Fr.] / AMEISENSÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= FORMİK ASİT
- FORMİKA ile FORMİK ASİT
- FORMULA UNIT[İng.] ile/değil/yerine/= FORMÜL BİRİMİ
- FOŞET değil POŞET
- FOSFAT ile KAPNİSİT
( ... İLE Hidratlı doğal alüminyum fosfat. )
- PHOSPHATE[İng.] / PHOSPHATE[Fr.] / PHOSPHAT[Alm.] ile/değil/yerine/= FOSFAT
- FOSFAT ile PLANERİT[Fr.]
( ... İLE Hidratlı, doğal alüminyum fosfat. )
- FOSFATLAMAK ile FOSFATLATMAK ile FOSFAT ile FOSFATLI ile FOSFATSIZ
- FOSFOR ile FOSFORİK ASİT ile FOSFAT[Fr. < Yun.]
( Atom numarası 15, atom ağırlığı 30.97 olan, yarısaydam, balmumu kıvamında, karanlıkta ışıldayan, sarımsak kokulu, 1.83 yoğunluğunda, zehirli bir öğe. [Simgesi P] İLE Sabun, deterjan yapımında ve eczacılıkta kullanılan, renksiz sıvı anlamına gelen madde. [H3PO4] İLE Fosforik asidin tuzu ya da esteri. )
- PHOT[İng.] / PHOT[Fr.] / PHOT[Alm.] ile/değil/yerine/= FOT
- PHOTOCURRENT[İng.] / PHOTOCOURANT[Fr.] ile/değil/yerine/= FOTOAKIM
- PHOTODIODE[İng.] / PHOTODIODE[Fr.] ile/değil/yerine/= FOTODİYOT
- PHOTOÉLECTRET[Fr.] ile/değil/yerine/= FOTOELEKTRET
- PHOTOELECTRIC CURRENT[İng.] / COURANT PHOTOÉLECTRIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= FOTOELEKTRİK AKIM
- PHOTOELECTRIC EFFECT[İng.] / FOTOELEKTRIK ETKI[Alm.] ile/değil/yerine/= FOTOELEKTRİK ETKİ
- PHOTOELECTRIC CONSTANT[İng.] / CONSTANTE PHOTOVOLTAÏQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= FOTOELEKTRİK SABİTİ
- PHOTOELECTROMAGNETIC EFFECT[İng.] / EFFET PEM, EFFET PHOTOÉLECTROMAGNÉTIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= FOTOELEKTROMANYETİK ETKİ
- PHOTOELECTROMOTIVE FORCE[İng.] / FORCE PHOTOÉLECTROMOTRICE[Fr.] ile/değil/yerine/= FOTOELEKTROMOTOR KUVVET
- LICHTEMPFINDLICHKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= FOTOHASSASİYET
- PHOTOCONDUCTIVITY[İng.] / PHOTOCONDUCTIVITÉ[Fr.] / PHOTO LEITFÄHIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= FOTOİLETKENLİK
- PHOTOCATALYST[İng.] / FOTOKATALIZÖR[Alm.] ile/değil/yerine/= FOTOKATALİZÖR
- PHOTOCATHODE[İng.] / PHOTOCATHODE[Fr.] ile/değil/yerine/= FOTOKATOT
- PHOTOCHEMICAL EQUIVALENT[İng.] ile/değil/yerine/= FOTOKİMYASAL EŞDEĞER
- PHOTOCHEMICAL EFFECT[İng.] / FOTOKIMYASAL ETKI[Alm.] ile/değil/yerine/= FOTOKİMYASAL ETKİ
- PHOTOLYTE[İng.] ile/değil/yerine/= FOTOLİT
- PHOTOMAGNETIC EFFECT[İng.] / EFFET PHOTOMAGNÉTIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= FOTOMANYETİK ETKİ
- PHOTOMAGNETOELECTRIC EFFECT[İng.] / EFFET PHOTOMAGNÉTOÉLECTRIQUE, EFFET PME[Fr.] ile/değil/yerine/= FOTOMANYETOELEKTRİK ETKİ
- PHOTOPERIYOT[İng.] / PHOTOPÉRIODE[Fr.] ile/değil/yerine/= FOTOPERİYOT
- FOTOSENTETİK PİGMENT ile KLOROFİL
( Bitkilerin ışığı emip enerjiye dönüştüren pigmentleri. İLE Fotosentezde en önemli rolü oynayan yeşil pigment. )
- FOTOTROF ile/ve HELYOFİT
( Enerji kaynağı olarak güneş ışığını kullanan organizmalar. İLE/VE Gelişmelerini en iyi güneş ışığı altında yapan bitkiler. )
- PHOTOPRODUCT[İng.] / PHOTOPRODUKT[Alm.] ile/değil/yerine/= FOTOÜRÜN
- PHOTOVOLTAIC EFFECT[İng.] / EFFET PHOTOVOLTAÏQUE[Fr.] / FOTOVOLTAIK ETKI[Alm.] ile/değil/yerine/= FOTOVOLTAİK ETKİ
- FOUCAULT ÂYİNESİ[Osm.] / FOUCAULT'S MIRROR[İng.] / MIROIR DE FOUCAULT[Fr.] / FOUCAULTSCHER SPIEGEL[Alm.] ile/değil/yerine/= FOUCAULT AYNASI
- FOUCAULT RAKKASI[Osm.] / FOUCAULT'S PENDULUM[İng.] / PENDULE DE FOUCAULT[Fr.] / FOUCAULTSCHES PENDEL, GYROSKOPISCHES PENDEL[Alm.] ile/değil/yerine/= FOUCAULT SARKACI
- FOUR :/yerine DÖRT
- FOURİER İLE WAVELET İLE GABOR İLE CHİRPLET ile/||/<> SİNYAL DÖNÜŞÜMLERİ
( Zaman-frekans analiz yöntemleri. )
( Formül: f̂(ω) = ∫f(t)e^(-iωt)dt )
( Joseph Fourier tarafından 1822 yılında keşfedildi/formüle edildi. )
- FOURIER ile/ve/||/<>/> CAUCHY ile/ve/||/<>/> DIRICHLET
( 1807 ile/ve/||/<>/> 1853 ile/ve/||/<>/> 1859 )
- FRAGMAN[Fr. < FRAGMENT] değil/yerine/= TANITMA FİLMİ
- FRAGMENTASYON ile/||/<> EDGE EFFECT
( Fragmentasyon parçalanma, edge kenar etkisi. )
( Formül: Habitat bütünlüğü İLE sınır )
- FRAKTALLERDE:
KOCH ile/ve LORENZ ile/ve MANDELBROT
- FRANCK-HERTZ EXPERIMENT[İng.] / EXPÉRIENCE DE FRANCK-HERTZ[Fr.] / FRANCK-HERTZ-VERSUCH[Alm.] ile/değil/yerine/= FRANCK-HERTZ DENEYİ
- FRANZ ANTON MESMER ve/||/<> JOSEF BREUER ve/||/<> PHILIP PINEL ve/||/<> JEAN MARTIN CHARCOT
- FRANZ KAFKA ile/ve/||/<> NÂZIM HİKMET
( 03 Temmuz 1883 - 03 Haziran 1924 İLE/VE/||/<> 15 Ocak 1902 - 03 Haziran 1963 )
(
)
( )
(
)
( )
- FRANZ-KELDYSH EFFECT[İng.] / EFFET FRANZ-KELDYSH[Fr.] / FRANZ-KELDYSH-EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= FRANZ-KELDYSH ETKİSİ
- FRECHET ile/||/<> TÜREVİ
( Fréchet türevi )
( Maurice Fréchet tarafından 1925 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1878-1973) (Ülke: Fransa) (Alan: Matematik) (Önemli katkıları: Metrik uzaylar, fonksiyonel analiz) )
- [not] FREE vs. TRANSCENDENT
- FREEDOM vs. BEHAVING IN HOWEVER YOU WANT
- FREEDOM vs. DOING WHATEVER YOU WANT
- FREEDOM OF CONTRACT vs. BREACH OF CONTRACT vs. UNJUST ENRICHMENT
( Sözleşme serbestisi. İLE Sözleşmeye aykırılık. İLE Nedensiz zenginleşme. )
- FREEDOM OF PRESS vs./and FREEDOM OF JOURNALIST
- FREIBERGITE[İng.] / FREIBERGITE[Fr.] / FREIBERG, SILBERFAHRLER[Alm.] ile/değil/yerine/= FREİBERGİT
- FREQUENCY STABILITY[İng.] / STABILITÉ DE FRÉQUENCE[Fr.] / FREQUENZSTABILITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= FREKANS KARARLILIĞI
- FREQUENCY SHIFT[İng.] / GLISSEMENT DE FRÉQUENCE[Fr.] / FREQUENZVERSCHIEBUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= FREKANS KAYMASI
- FREKANS ile/||/<> PERİYOT
( Frekans birim zamandaki salınım İLE periyot bir salınım süresi )
( Formül: f = 1/T İLE ω = 2πf )
- FRENKEL DEFECT[İng.] / DÉFAUT DE FRENKEL[Fr.] / FRENKEL-DEFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= FRENKEL KUSURU
- FREQUENT :/yerine SIK
- FREQUENTİST ile/||/<> BAYESİAN
( Frequentist uzun dönem frekans İLE Bayesian subjektif inanç. )
( Formül: Long-run frequency İLE subjective belief )
- FRESK ile/||/<> KÖŞEBENT ile/||/<> KEMER ile/||/<> TEPELİK
( Yaş sıva üstüne boya ile yapılan resim ve süsleme. İLE/||/<> Dikdörtgen ve kare formlu biçimlerde köşelere yapılan süsleme. İLE/||/<> Dairesel, örgülü ara taşıyıcı ve bezeme öğesi. Düşey güçleri yatay güçlere çevirip kemer ayaklarından zemine taşıyan geçiş ögesi. İLE/||/<> Kompozisyonu oluşturan süs düzeninin üst ya da tepe bölümlerinde bulunan motifler. )
- FRESNEL REGION[İng.] / RÉGION DE FRESNEL[Fr.] / FRESNELSCHE REGION, FRESNELSCHES GEBIET[Alm.] ile/değil/yerine/= FRESNEL BÖLGESİ
- FRESNEL DRAG COEFFICIENT[İng.] ile/değil/yerine/= FRESNEL SÜRÜKLEME KATSAYISI
- COEFFICIENT DU TRAÎNEMENT DE FRESNEL[Fr.] / FRESNEL-WIDERSTANDSBEIWERT/STRÖMUNGSWIDERSTANDSBEIWERT[Alm.] ile/değil/yerine/= FRESNEL SÜRÜKLENME KATSAYISI
- FRET ile/||/<> FRAP
( FRET enerji transferi mesafe İLE FRAP difüzyon hızı ölçümü. )
( Formül: R⁶ bağımlı İLE D ölçümü )
- FRIEDRICH HEINRICH JACOBI ile/değil IMMANUEL KANT
( 
ile/değil
)
( "Kant'ın Görseli" yazısı için burayı tıklayınız... )
- FRONT :/yerine ÖN, ÖN TARAF
- FRUIT :/yerine MEYVE
- FUÂD ile/ve/<> KALB
( Öze yönelik (ise). İLE/VE/<> Duyulara yönelik (ise). )
( Telvin. İLE/VE/<> Temkin. )
( Kalp, yürek, gönül, kalpteki yaşam noktası. [Nokta-yı süveyda, Nazargâh-ı ilâhî] İLE ... )
- FUEL :/yerine YAKIT
- FUEL-OIL[İng.] değil/yerine/= YAĞYAKIT
- FULMINAN/FULMINANT[İng.] değil/yerine/= TEZ KÖTÜLEŞEN
- FULMINANT[İng.] değil/yerine/= FULMİNAN
( Aniden ortaya çıkan, hızla büyüyen ve ölümcül olacak kadar yoğun ve şiddetli olan herhangi bir olay ya da süreç.
Tıbbi bağlamda, aniden başlayan ve yaşamı ya da uzuvları tehdit eden tıbbi durumlar.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- FULMINATE[İng.] / FULMINATE[Fr.] / FULMINAT[Alm.] ile/değil/yerine/= FULMİNAT
- FUMARIC ACID[İng.] / ACID FUMARIQUE[Fr.] / FUMARSÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= FUMARİK ASİT
- FUMİGANT ile DEZENFEKTE ETMEK ile FÜMİGASYON
( FUMIGANT vs. FUMIGATE vs. FUMIGATION )
( تدخيني ile بخور دادن ile بخار دادن ile بخور ile تدخين )
( تدخيني ile BAKHOR DADAN ile BAKHAR DADAN ile BAKHOR ile تدخين )
- FUNDAMENTALİST değil/yerine/= KÖKTENKÖNECİ
- FUNGICIDE[Fr.] / FUNGIZIDE, SCHIMMELVERNICHTUNGSMITTEL[Alm.] ile/değil/yerine/= FUNGİSİT
- FUNNEL EFFECT[İng.] değil/yerine/= HUNİ ETKİSİ
- FURSAT -ile
( UYGUN ZAMAN, ELVERİŞLİ DURUM [Dilimizde bir yanlış olarak, "fırsat" olarak yaygındır] )
- FUT ile FUTA
- FÜTUHAT ile FÜTUHATÇI/LIK
- FÜTÛHÂT ile SÜTÛHAT
- FÜTÜRİST değil/yerine/= GELECEKÇİ
- FÜTÜVVET -ile
( CÖMERTLİK )
- FÜZE ile/ve/||/<> ROKET
- G-PARITY[İng.] / PARITÉ G[Fr.] / G-PARITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= G PARİTESİ
- G ile/ve/||/<> V ile/ve/||/<> a ile/ve/||/<> (x,y,z ile/ve/||/<> t)
( Gama. İLE/VE/||/<> Hız. İLE/VE/||/<> İvme. İLE/VE/||/<> Mekân. İLE/VE/||/<> Zaman. )
- GABT/GEBT/ĞEBT[Ar.] ile HASED[Ar.]
( Yoksulluk/fakirlik. [Genellikle kişinin maddi zorluk içinde olduğu ya da yoksul olduğu bir durumu ifade etmek için kullanılır.] İLE ... )
( [Kur'ân-ı Kerîm'de[Nur Suresi, 55]
Kişilerin Allah'ın hükmüne karşı döndüğü ya da inkâr ettiği durumu ifade etmek için kullanılmıştır.] İLE ... )
- GACIRT ile HAŞIRT
- GADÂT -ile
( Sabahın erken zamanı. )
- GADÂT[Ar. çoğ. GADAVÂT] ile GADÂT[Ar. < GUDVE]
( Sabahın erken zamanı. | Kuşluk yemeği. İLE Sabahla güneş doğması arasındaki zaman. )
- GADOLINITE[İng.] / GADOLINITE[Fr.] / GADOLINIT[Alm.] ile/değil/yerine/= GADOLİNİT
- GAFLET ile GAFLET UYKUSU
- [ne yazık ki]:
GAFLET ile/değil/yerine/||/> İHÂNET
- GAFLET ile/ve KİBİR
- GAFLET ile/ve SEYYİAT
- GAFLET ile/ve/değil TESADÜF
- GAFLET ile/ve UYUŞUKLUK
- GAFLET >< VAHDET
( Gitsin! >< Gelsin! )
- GAG[Fr.] değil/yerine/= GÜLÜT
- GALA ile GALAT
- GALAT[Ar.] ile HATA[Ar.]
- GALEBE[Ar.] ile KUDRET[Ar.]
- GALİBİYET ve/> BOZGUN
( Yenilen kişi mutsuz olduğundan, galibiyet nefreti doğurur. Bu nedenle, galibiyeti ve bozgunu terkeden kişi, sevinci bulur. )
( VICTORY/TRIUMPH vs./> ROUT/DEFEAT )
- GALİBİYET ile/ve/değil/yerine FETİH
( [not] VICTORY/TRIUMPH vs./and/but CONQUEST
CONQUEST instead of VICTORY/TRIUMPH )
- GALİBİYET[Ar.] değil/yerine/= YENGİ
( Yenmek, utku, zafer. )
- CEREYÂN-İ GALVÂNÎ[Osm.] / GALVANIC CURRENT[İng.] / COURANT GALVANIQUE[Fr.] / GALVANISCHER STROM, GALVANISCHER STROM[Alm.] ile/değil/yerine/= GALVANİK AKIM
- GALVANIC COUPLE[İng.] / COUPLE GALVANIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= GALVANİK ÇİFT
- GALVANOMAGNETIC EFFECT[İng.] / EFFET GALVANOMAGNÉTIQUE[Fr.] / GALVANOMAGNETISCHER EFFEKT, GALVANOMAGNETISCHER EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= GALVANOMANYETİK ETKİ
- GALVANOMETER CONSTANT[İng.] / CONSTANTE DU GALVANOMÈTRE[Fr.] / GALVANOMETERKONSTANTE[Alm.] ile/değil/yerine/= GALVANOMETRE SABİTİ
- GAMBOT[İng. < GUN-BOAT] değil/yerine/= TOPÇEKER / SAVAŞ GEMİSİ
( Ağır top taşıyan küçük savaş gemisi. | Top çeken araç. )
- GAMET ile GAMETLİ ile GAMETSİZ
- GAMET/SPERM ile/||/<> GAMET HAVUZU ile/||/<> GAMETOFİT
( Eril üreme gözesi. Eşeyli üremede öncül eşey gözelerinin mayoz bölünmesi sonucunda oluşan özelleşmiş haploit göze. İLE/||/<> Bir popülasyonda, gelecek popülasyona aktarılabilecek olan ya da bu konuda potansiyeli olan tüm gamet genotiplerinin tüm kopyaları.[Popülasyon içinde var olan gametlerin tamamı olarak düşünülebilir.] İLE/||/<> Döl almaşında haploid kuşak.[Haploid gametleri[yumurta ve sperm] üretir.] )
- GANİMET[Ar.] değil/yerine/= ELDELİK
- GANİMET[Ar.] ile NEFEL[Ar.]
- GARÂBET[Ar.] ile KARABET
( Yadırganacak yönü olma, gariplik, tuhaflık. | Ne demek olduğu herkesçe anlışılmayacak sözcük ve tâbirlerin söz arasında kullanılması. İLE Yakınlık. | Hısımlık. )
- GARAJ RESTAURANT :
( Tarabya koyundadır. Uzun yıllardan beri restaurant olarak hizmet vermektedir. )
- GARÎB[Ar. < GURBET/GARÂBET] ile GARİB[Ar. < GURÛB | "ga" uzun okunur]
( Kimsesiz, zavallı. | Gurbette, kendi memleketinin dışında bulunan, yabancı. | Tuhaf, şaşılacak, bambaşka. | Dokunaklı. İLE Batan. )
- GARİZ" değil GALİZ[Ar. < GILZET]
( Kaba ve çirkin, nezâket ve terbiye dışı. "Kalın, sert, katı" olmak. | Kalın, sık, yoğun/kesif. )
- GARK ve/> VECD ve/> MEVT
- GARNET ile/||/<> SUGİLİT
( Genellikle kırmızı tonlarda olan bir taş. İLE/||/<> Mor renkli nadir bir mineral. )
- GART ile JARTİYER
( GART vs. GARTER )
( گارت ile بند زدن )
( GART ile BAND ZADAN )
- GASP değil/yerine/>< FERÂGAT
- GASTRALJİ ile GASTREKTOMİ ile GASTRİT ile GASTROİNTESTİNAL ile GASTROENTEROLOG ile GASTROENTEROLOJİ ile GASTROİNTESTİNAL TRAKT ile GASTROPLASTİ ile GASTROSKOPİ
( Mide ağrısı. İLE Mide çıkarımı. İLE Mide yangısı. İLE Mide/bağırsak [ile ilgili] sindirim dizgesi, sindirim yolları. İLE Sindirimbilim uzmanı. İLE Sindirimbilim. İLE Sindirim dizgesi, sindirim yolları. İLE Mide onarımı. İLE Mide bakısı. )
- GASTRİT ile/||/<> GASTROENTERİT
( Mide zarının yangılanması ile mide ağrısı ve hazımsızlık. İLE/||/<> Mide ve bağırsakların yangılanması ile sürgün ve kusma. )
- GASTRİT ile/||/<> PEPTİK ÜLSER
( Mide zarının yangılanması ile mide ağrısı ve hazımsızlık. İLE/||/<> Mide ya da onikiparmak bağırsağında açık yaralar. )
- GASTRİT ile/||/<> ÜLSER
( Mide zarının yangılanması. İLE/||/<> Mide ya da bağırsak duvarında yara oluşması. )
- GASTRİT[Fr.] ile ÜLSER[Fr.]/KARHA[Ar.]
( Ansiklomedi'deki açıklamaları okumak için burayı tıklayınız... )
( Mide mukozası yangısı. İLE Sindirim örgenlerinde ve özellikle mide ile onikiparmak bağırsağında görülen yara. )
- GASTROENTERİT ile/||/<> GASTROÖZOFAGEAL REFLÜ
( Mide ve bağırsakların yangılanması ile sürgün ve kusma. İLE/||/<> Mide asidinin yemek borusuna geri kaçması. )
- GASTROENTERİT ile/||/<> GASTROÖZOFAGEAL REFLÜ
( Mide ve bağırsakların yangılanması ile sürgün ve kusma. İLE/||/<> Mide asidinin yemek borusuna geri kaçması. )
- GATE :/yerine KAPI, GEÇİT
- GAVÎ[Ar. çoğ. GAVÛN, GUVÂT | "ga" uzun okunur] ile GAVÎ[Ar.]
( Azgın, azmış, yoldan çıkmış adam. İLE Çok azmış, çok azgın. )
- GAYE ile GAYET ile GAYELİ/LİK ile GAYESİZ/LİK
- GÂYE/LİMİT değil/yerine/= SINIR
- GAYET[Ar.] değil/yerine/= PEK
- GAYRET[Ar.]/EFOR[Fr./İng. < EFFORT] (ETMEK) değil/yerine/= ÇABA/LAMAK
- GAYRET ile/ve GAYÛR
( Kişinin/kulun uğraşları. İLE/VE Allah'ın kulu için uğraşı. )
- GAYRET ile GERİLİM
- GAYRET ve/||/<>/< HAYRET
- GAYRET ve/||/<>/> RİAYET
- GAYRET ile/ve TAHSİL
( Kişiden. İLE/VE Allah'tan. )
- GAYRET ve/<> TEVEKKÜL
- GAYRET ile/ve/> TEVHİD
- GAYRETLENMEK ile GAYRETLENDİRMEK ile GAYRET ile GAYRETLİ/LİK ile GAYRETSİZ/LİK ile GAYRET KUŞAĞI
- GAYRİSAFİ ile GAYRİSAFİ HASILAT ile GAYRİSAFİ MİLLİ HASILA
- GAYÛR[< GAYRET] değil/yerine/= GAYRETLİ, ÇOK ÇALIŞKAN | DAYANIKLI [GAYYÛR değil!]
- GAS CURRENT[İng.] / COURANT GAZEUX[Fr.] / GASSTROM[Alm.] ile/değil/yerine/= GAZ AKIMI
- GAS SOLUBILITY[İng.] / SOLUBILITÉ D'UN GAZ[Fr.] / GASLÖSBARKEIT, GASLÖSLICHKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= GAZ ÇÖZÜNÜRLÜĞÜ
- GAS EXPANSION COEFFICIENT[İng.] ile/değil/yerine/= GAZ GENLEŞME KATSAYISI
- GAZ MOLEKÜLÜNDE:
SICAKLIĞIN YÜKSELMESİ ile/ve/||/<>/> HIZLI HAREKET
( Bir gazın molekülleri, sıcaklık yükseldikçe daha hızlı hareket eder. Bununla birlikte, moleküllerin arasındaki çarpışmasnın şiddeti de artar. Moleküllerin ortalama hızı, mutlak sıcaklğın kare köküyle orantılıdır. )
( Artan sıcaklığın, Güneş'in atasında bulunan hidrojen gazı üzerindeki ilk etkisi, çarpışmalar sonucunda hidrojen moleküllerinin [H2] ayrı ayrı hidrojen atomlarından oluşan bir gaz [H] üretmek üzere parçalanması olmuştur. )
- GAS CONSTANT[İng.] / CONSTANTE DU GAZ[Fr.] / GASKONSTANTE[Alm.] ile/değil/yerine/= GAZ SABİTİ
- FUEL GAS[İng.] / HEIZ GAS[Alm.] ile/değil/yerine/= GAZ YAKIT
- GAZ[Fr. < Lat. CHAOS[Van Helmont] | "ga" uzun okunur] ile GAZ[Fr. < GAZE] ile GÂZ[Ar.]
( Normal basınç ve sıcaklıkta, olduğu gibi kalan, içinde bulunduğu kabın her yanına yayılma ve bu kabın iç yüzeyinin her noktasına basınç yapmak özelliğinde olan akışkan nesne. İLE Tül. İLE Diş. | Dişle tutma, ısırma. )
- GAZÂ[Ar.] ile/||/<> CİHAD[Ar.]
- GAZAB[Ar.] ile İŞTİYÂT[Ar.]
- GAZAB[Ar.] ile SUHT-SAHT[Ar.]
- GASVISKOSITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= GAZLARIN AĞDALLIĞI
- COEFFICIENT DE L'EXPANSION DES GAZ[Fr.] / GASEXPANTION-KOEEFIZIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= GAZLARIN GENLEŞME KATSAYISI
- GAS FILLED DIODE[İng.] / DIODE REMPLIE DE GAZ[Fr.] / GASGEFÜLLTEDIODE[Alm.] ile/değil/yerine/= GAZLI DİYOT
- GAS FILLED TRIODE[İng.] / TRIODE À GAZ[Fr.] / GASGEFÜLLTETRIODE[Alm.] ile/değil/yerine/= GAZLI TRİYOT
- GEBERMEK/MÜRT[Fars.]/CIZLAMI ÇEKMEK[argo] ile ÖLMEK
( Hayvanlar üzerine/için. İLE Kişiler üzerine/için. )
- GEÇ GELEN/KALAN "ADÂLET" ile/değil/>< ADÂLET
( Geç gelen "adâlet", adâlet değildir! )
- GEÇ ile GEÇE ile GEÇELİ ile GEÇİCİ/LİK ile GEÇİCİ İŞÇİ/LİK ile GEÇİCİ MADDE ile GEÇİCİ PLAKA ile GEÇİCİ TEMİNAT ile GEÇİCİ PERSONEL
- GEÇ ile GEÇE ile GEÇELİ ile GEÇİCİ/LİK ile GEÇİCİ İŞÇİ/LİK ile GEÇİCİ MADDE ile GEÇİCİ PLAKA ile GEÇİCİ TEMİNAT ile GEÇİCİ PERSONEL
- GEÇERLEMEK ile GEÇERLENMEK ile GEÇERLETMEK ile GEÇERSİZLEŞMEK ile GEÇERSİZLEŞTİRMEK ile GEÇER/LİK ile GEÇERLİ/LİK ile GEÇERSİZ/LİK ile GEÇER NOT ile GEÇER AKÇE ile GEÇER DEĞER ile GEÇERLİ DURUM
- GEÇERLİ DURUM/KONJONKTÜR ile BAĞLAM/KONTEKST
- TRANSIENT MOTION[İng.] / MOUVEMENT TRANSITOIRE[Fr.] / TRANSIENTE BEWEGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= GEÇİCİ HAREKET
- PROVISIONAL PATENT[İng.] ile/değil/yerine/= GEÇİCİ PATENT
- [ne yazık ki]
(")GECİKEN/GECİKMİŞ ADÂLET(") =/||/> ADÂLETSİZLİK
- CRITICITÉ RETARDÉE[Fr.] / VERZÖGERTE KRITIKALITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= GECİKMİŞ KRİTİKLİK
- COMPATIBILITY, TOLERANCE[İng.] / COMPATIBILITÉ, TOLÉRANCE[Fr.] / VERTRÄGLICHKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= GEÇİMLİLİK, TOLERANS
- TRANSPARENT[İng./Fr.] / DURCHSICHTIG, TRANSPARENT[Alm.] ile/değil/yerine/= GEÇİRGEN, SAYDAM
- PERMEABILITY, PERMITTIVITY[İng.] / PERMÉABILITÉ, TRANSMISSIVITÉ, TRANSMITTANCE[Fr.] / DUCHLÄSSIGKEIT, DURCHLÄSSIGKEIT, TRANSMISSIVITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= GEÇİRGENLİK
- MUKADDEMAT[Osm.] / TRANSITION STATE[İng.] / ÜBERGANGSZUSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= GEÇİŞ DURUMU
- TRANSITION ELEMENT[İng.] ile/değil/yerine/= GEÇİŞ ELEMENTİ
- TRANSITION MOMENT[İng.] / MOMENT DE TRANSITION[Fr.] / ÜBERGANGSMOMENT[Alm.] ile/değil/yerine/= GEÇİŞ MOMENTİ
- TRANSITION TIME[İng.] / DURÉE DE TRANSITION[Fr.] / TRANSITIONZEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= GEÇİŞ SÜRESİ
- GATE CIRCUIT[İng.] / CIRCUIT À DÉCLENCHEMENT[Fr.] ile/değil/yerine/= GEÇİT DEVRESİ
- GEÇİT ile AŞIT
( ... İLE Siper, kuytu yer. | Aşılacak yer. | Dağ geçidi. )
- GEÇİT ile/ve/değil EŞİK
- GEÇİT ile GEÇİŞ
- GEÇİT ile GEÇİT
( GATE vs. GATEWAY )
( دروازه ile باب ile مدخل )
( DARVAZEH ile BAB ile MADKHAL )
- GEÇİT ile GEÇİT HAKKI ile GEÇİT RESMİ ile GEÇİT TÖRENİ
- GEÇİT ile/ve KOYAK/KISIK/KLÜZ
( ... ile/ve VADİ )
- GEÇİT ile MUHTEŞEM
( GORGE vs. GORGEOUS )
( پر خوري کردن ile دره تنگ ile پر خوردن ile زياد تپاندن ile با جلوه )
( PAR KHORY KARDAN ile DAREH TANG ile PAR KHORDAN ile ZYAD TAPANDAN ile BA JALVEH )
- TRANSIT TIME[İng.] / TEMPS DE PARCOURS[Fr.] / DURCHFAHRTZEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= GEÇME SÜRESİ
- GEÇMEK ile ÇAPRAZ ÇUBUK ANAHTARI ile ÇAPRAZ ÇUBUK SİSTEMİ ile MEMLEKET BOYUNCA ile ŞAŞI ile ÇAPRAZ BESLEME ile ÇAPRAZ GÜBRELEME ile ÇAPRAZ İNDEKS ile GEÇİŞ NOKTASI ile ÇAPRAZ AMAÇ ile ÇAPRAZ REFERANS ile ENİNE KESİT ile ÇAPRAZ KESİM ile GEÇİŞ ile ÇAPRAZ OLARAK
( CROSS vs. CROSS BAR SWITCH vs. CROSS BAR SYSTEM vs. CROSS COUNTRY vs. CROSS EYED vs. CROSS FEED vs. CROSS FERTILIZATION vs. CROSS INDEX vs. CROSS OVER POINT vs. CROSS PURPOSE vs. CROSS REFER vs. CROSS SECTION vs. CROSSCUT vs. CROSSING vs. CROSSWISE )
( ضربدر ile خاج ile عبور کردن ile از هم گذشتن ile صليب ile چليپا ile چارميخ ile گزينه شطرنجي ile سيستم شطرنجي ile ورزش هاي ile چپ چشم ile خورد متقابل ile لقاح متقابل ile فهرست تقابلي ile شاخص متقابل ile نقطه همگذري ile قصد متقابل ile مراجعه متقابل کردن ile مقطع عرضي ile ميان بر ile محل تقاطع ile متقاطع ile گذرگاه ile همگذري ile از پهنا )
( ZARBADAR ile KHAJ ile OBUR KARDAN ile AZ NPAM GOZASHTAN ile SELYBE ile چليپا ile چارميخ ile GOZYNAH SHATRANJY ile SYSETAM SHATRANJY ile VARZESH CPEHAY ile CHAP CHESHAM ile KHORD MOTEGHABEL ile LAGHAH MOTEGHABEL ile FANPAREST TAQABELY ile SHAKHS MOTEGHABEL ile NAGHTEH CPEHMGOZARY ile GHSAD MOTEGHABEL ile MARAJEEH MOTEGHABEL KARDAN ile مقطع عرضي ile MYAN BAR ile MOHAL TAQATE ile MOTEQATE ile GOZARGAH ile CPEHMGOZARY ile AZ PPEHNA )
- GEÇMEK ile GEÇMEZ/LİK ile GEÇMELİ ile GEÇMELİK ile GEÇMEZ NOT ile GEÇMEZ AKÇE
- DURCHSICHTIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= GEGRÜNDLİCH ÖZELLİGİ
- GEIST[Alm.] ile GEMÜT[Alm.] ile SEELE[Alm.]
- GEL-GİT/MED-CEZİR ile BEŞ GÜNDE BİR OLAN GEL-GİT
( TIDE vs. NEAP TIDE )
- GEL-GİT ile/ve/||/<> GİT-GEL
- GELİN-DAMAT ve/||/<> SAĞDIÇ
( ... VE/||/<> Düğünde, gelin ya da güveye kılavuzluk eden kişi. )
- GELİŞ ile MACERACI ile MACERA ile MACERACI ile MACERAPEREST ile MACERACI
( ADVENT vs. ADVENTIVE vs. ADVENTURE vs. ADVENTURER vs. ADVENTURESS vs. ADVENTUROUS )
( ظهور ile نابومي ile خوان ile ماجريي ile ماجرا ile ماجراجو ile ماجرا جو ile حادثه جو ile زن جسور ile پرماجرا ile پر سرگذشت ile مخاطره آميز ile ماجراجويانه ile مخاطره طلب )
( ZEHOR ile نابومي ile KHAN ile ماجريي ile MAJERA ile MAJERAJO ile ماجرا جو ile HADESEH JO ile ZAN JASOR ile PORMAJERA ile PAR SARGOZASHT ile MOKHATEREH AMYZ ile MAJERAJOYANEH ile MOKHATEREH TALAB )
- GELİŞİM = DEVELOPMENT[İng.] = DÉVELOPPEMENT[Fr.] = ENTWICKLUNG[Alm.] = SVILUPPO[İt.] = DESARROLLO[İsp.]
- GELİŞİMDE:
ZORUNLULUK ile/ve/||/<> CESÂRET
- GELİŞİP BÜYÜME = NEŞV Ü NEMÂ = DÉVELOPPEMENT
- GELİŞMİŞLİĞİN, OLGUNLUĞUN/KEMÂLÂTIN SONU:
YALINLIK ve/||/<> SÜKÛT
- GEMİ ile SALAPURYA[İt.]
( ... İLE Ticaret eşyası taşımakta kullanılan, 10-15 tonluk, üçgen biçiminde yelkeni olan deniz taşıtı. )
- GEN KNOCKOUT ile/||/<> GEN KNOCKDOWN
( Knockout tam inaktive, knockdown kısmi azaltma. )
( Formül: Complete İLE partial inactivation )
- GENÇ ve/<> BİSİKLET
- GENDER :/yerine CİNSİYET
- GENDER[İng.] değil/yerine/= TOPLUMSAL CINSİYET
- GENELLEME ile/değil/yerine/>< İCTİHÂD
- GENERALIZED VELOCITY[İng.] / GENERALISIERTE GESCHWINDIGKEIT, VERALLGEMEINERTE GESCHWINDIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= GENELLEŞTİRİLMİŞ HIZ
- GENELLEŞTİRİLMİŞ KOORDİNAT ile/||/<> KARTEZYEN KOORDİNAT
( Genelleştirilmiş q_i sistemin doğal koordinatları, kartezyen x,y,z. )
( Formül: q_i (θ iler ileφ vb) İLE (x iley ilez) )
- GENERALIZED FORCE[İng.] / GENERALISIERTE KRAFT, VERALLGEMEINERTE KRAFT[Alm.] ile/değil/yerine/= GENELLEŞTİRİLMİŞ KUVVET
- GENERAL ABDUL MALEK ile GENERAL ABDUL RAŞİD DUSTAM ile GENERAL ABDÜLKERİM ile GENERAL MÜŞERREF ile GENEL MOTORLAR ile ÜRETİLEBİLİR ile GENEL ile GENERAL NAZAR HAZARCI ile GENEL KABUL ile GENEL KURUL ile GENELKURMAY ile GENEL GREV ile GENELCİLİK ile GENELLİK ile GENELLEME ile GENELLEŞTİRMEK ile GENEL OLARAK ile GENERALLİK ile NESİL ile NESİLDEN NESİLE ile ÜRETKEN ile JENERATÖR ile CÖMERT
( GENERAL ABDUL MALEK vs. GENERAL ABDUL RASHID DUSTAM vs. GENERAL ABDUL KARIM vs. GENERAL MOSHARRAF vs. GENERAL MOTORS vs. GENERABLE vs. GENERAL vs. GENERAL NAZAR KHAZARJI vs. GENERAL ACCEPTATION vs. GENERAL ASSEMBLY vs. GENERAL STAFF vs. GENERAL STRIKE vs. GENERALISM vs. GENERALITY vs. GENERALIZATION vs. GENERALIZE vs. GENERALLY vs. GENERALSHIP vs. GENERATION vs. GENERATION AFTER GENERATION vs. GENERATIVE vs. GENERATOR vs. GENEROUS )
( زايش پذير ile جنرال ile ژنرال ile کلي ile عمومي ile عام ile ژنرال عبدالکريم ile ژنرال عبدالملک ile ژنرال عبد الرشيد دوستم ile اطلاق ile مجمع عمومي ile ژنرال مشرف ile جنرال موتورز ile جنرال نزار خزرجي ile ارکان حرب ile اعتصاب عمومي ile ژنراليسيم ile عموميت ile اصل کلي ile نکته کلي ile تعميم ile تعميم دادن ile تعميم کردن ile عمومي کردن ile کليت بخشيدن ile عموميت دادن ile عموما ile بطور اعم ile معمولا ile روي هم رفته ile سرتيپي ile سرلشکري ile علم لشکرکشي ile نسل ile ذريه ile توليد ile زاد ile پشت در پشت ile توليدي ile نسلي ile مولد ile لوطي ile نبيل ile کريم ile بي دريغ ile نظر بلند ile باسخاوت ile سخاوتمند ile حاتم ile راددست ile بزرگ منش ile با مروت ile عطابخش ile نيکمرد ile کرام ile صاحب کرم ile راد دست ile وهلب ile سخي )
( ZAYSH PAZYR ile JONARAL ile ZHNERAL ile KELY ile AMOMY ile عام ile ZHNERAL ABDOLKARYM ile ZHNERAL ABDOLMOLK ile ZHNERAL ABD ELERESHYD DOSTAM ile ETLAGH ile MAJMA AMOMY ile ZHNERAL MOSHARF ile جنرال موتورز ile JONARAL NEZAR KHZARJY ile ARKAN HARB ile ETESAB AMOMY ile ZHNERALYSYM ile AMOMYT ile ESL KELY ile NEKTEH KELY ile TAMYM ile TAMYM DADAN ile TAMYM KARDAN ile AMOMY KARDAN ile KELYT BAKHSHYDAN ile AMOMYT DADAN ile AMOMA ile BETOR AM ile MAMOLA ile ROY NPAM RAFTEH ile سرتيپي ile SARLASHKARY ile ALAM LASHKARKESHY ile NESEL ile ZARYYEH ile TOLYD ile ZAD ile POSHT DAR POSHT ile TOLYDY ile NESELY ile MOLD ile لوطي ile نبيل ile KARYM ile BEY DARYGH ile NAZAR BALAND ile BASOKHAVAT ile SOKHAVATMAND ile HATAM ile RADDAST ile BOZORG MONASH ile BA MOROT ile عطابخش ile نيکمرد ile کرام ile SAHEB KARAM ile RAD DAST ile وهلب ile سخي )
- GENERK/DEVLET[Ar.] ile/ve/değil/||/<>/< ULUS/MİLLET[Ar.]
- GENETİK DAĞILIM[İng. GENETIC VARIANCES] ile/||/<> GENETİK HETEROJENİTE[İng. GENETIC HETEROGENEITY] ile/||/<> KAŞİF ETKİSİ[İng. FOUNDER EFFECT]
( Bir popülasyondaki genetik heterojenitenin sebep olduğu fenotipik dağılım. @@ Birkaç farklı genotipin varlığının o genotipin hastalığının bileşenlerine katkı sağlamasıdır. Aynı hastalığa sebep olan çeşitli gen bozukluklarının varlığı, ki bu bozukluklar aynı genin farklı pozisyonlarındaki mutasyon sebebiyle oluşmuş olabilir, genetik heterojenite ile ilişkilidir. Alzheimer hastalığı, kistik fibroz ve lipoprotein lipaz rahatsızlıkları. @@ Başlangıçtaki bir popülasyondan rastgele seçilen (ya da doğal yollarla izole olan) daha küçük öbekteki bireylerin genetik dağılımlarından ötürü, bu küçük popülasyondan gelecekte oluşacak büyük popülasyondaki bireylerin, rastgele seçilen bireylerin genetik yapısını temsil ediyor olmasıdır. Genetik sürüklenmenin ana unsurlarından biridir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- GENETİK DRİFT ile GENETİK ŞİFRE
( Küçük popülasyonlarda gen frekanslarının rastgele değişmesi. İLE DNA'nın protein sentezi için taşıdığı veriler. )
- GENETİK[İng. GENETICS] ile/||/<> ADAPTASYON[İng. ADAPTATION] ile/||/<> AMNİYOSENTEZ[İng. AMNIOCENTESIS] ile/||/<> ANNE ETKİSİ[İng. MATERNAL EFFECT] ile/||/<> APOPTOZ[İng. APOPTOSIS] ile/||/<> CAENORHABDİTİS ELEGANS ile/||/<> DOĞUM ÖNCESİ TANI[İng. PRENATAL DIAGNOSIS] ile/||/<> DOWN SENDROMU[İng. DOWN SYNDROME]
( Biyolojinin organizmalardaki kalıtım ve çeşitliliği inceleyen bilim dalıdır. "Genesis", yani "köken" sözcüğünden gelmektedir. Kalıtım bilimi olarak da bilinir. Biyolojinin bir alt dalı olup, canlı organizmalardaki kalıtım ve çeşitliliğin bilimidir. Canlıların özelliklerinin kalıtsal olduğunun bilinci ile, tarih öncesi çağlardan beri bitki ve hayvanlar ıslah edilmiştir. Bununla birlikte, kalıtımsal aktarım mekanizmalarını anlamaya çalışan modern genetik bilimi ancak 19. yüzyılın ortalarında, Gregor Mendel'in çalışmasıyla başlamıştır. Mendel, kalıtımın fiziksel temelini bilemediyse de, bu özelliklerin ayrık (kesikli) bir tarzda aktarıldığını gözlemlemiştir ve günümüzde bu kalıtım birimlerine "gen" adı verilmektedir. @@ Genetik dağılım üzerine uzun süreli etki eden doğal seçilim sonucunda, türlerin çevresel ihtiyaçlara uygun özellikler kazanması ya da var olan özelliklerin değişimidir. Örneğin, yassı balıkların atalarında, gözler çift taraflı simetriye uygun olarak gözün iki yanında bulunmaktayken balıkların nesiller boyunca okyanus tabanlarında ve yatay biçimde yaşamaya adapte olmaları nedeniyle gözlerden tabana bakan, vücudun diğer tarafında okyanusun içine bakan gözün yanına doğru kaymıştır. Yassı balıklar, okyanus tabanında yaşadıkları için sadece yukarıdan gelebilecek saldırılara karşı bu biçimde bir adaptasyon geçirmişlerdir. @@ Genellikle hamileliğin ikinci ya da üçüncü trimesterinde yapılan doğum öncesi test. Fetüsteki Down sendromu gibi genetik bozukluklar ya da kromozonal bir durum olup olmadığının teşhis edilebilmesi için kullanılır. Amniyosentez sırasında fetüsü çevreleyen amniyotik keseden az miktarda amniyotik sıvıyı çıkarmak için ince bir iğne kullanılır. Bu sıvı örneği daha sonra laboratuvarda test edilir. Hamilelik sırasında fetüs, amniyotik kesenin içinde büyür. Amniyotik sıvı, fetüsü çevreler ve korur. Ayrıca fetüsün bazı gözelerini de içerir. @@ Bireylerin sadece annelerinden kaynaklı, genetik olmayan etkilerden ötürü tür içinde çeşitliliğin oluşması durumudur. @@ Hücrelerin genetik olarak embroyonik morfogenez ve gelişim, metamorfoz ve imün sisteminin B ve T gözelerinin gelişimi sırasında, belirli zamanlarda programlı bir biçimde ölümü. Apoptozdaki bozukluklar, kanserle ilişkilendirilebilir. Anti-apoptoz proteinleri Bcl-2 ve HSP ailelerini kapsar. Apoptoz genellikle tümör nekroz etmen reseptör (TNFR) ailesine ait ölüm reseptörlerinin (DR) aktivasyonu ile tetiklenir. @@ Normalde kendi kendisini dölleyen, gelişim genetiği ayrıntılı olarak çalışılmış bir kara nematodu. Uzunluğu 1 mm kadardır. Mayotik ayrılma sırasında kaybolan X kormozomu erkeklerin olmuşmasına sebep olur. Apoptozun (planlı göze ölümü) genetik temelleri ilk defa 1986 yılında C.elegans üstünde gösterilmiştir. Eşit boyda 5 kromozomu bulunur ve 1998 yılında bütün genomu dizilmiştir. 97 Mbp uzunluğundaki genomu 19.000 gen bulundurur. İnsan geninin %74’ünün C.elegans genomunda homoloğu bulunur. @@ Tek gen hastalıkları ya da diğer genetik anormalliklerin görülme olasılığının yüksek olduğu gebeliklerde amniyosentez 16-18 haftalık gebelik ya da cvs, 10-12 haftalık gebelik hakkında elde edilen gözeleri DNA`yı kullanarak tanılama. @@ Ekstradan 21.kromozomun kalıtılmasıyla oluşan zihinsel özürlülüğe sebep olan genetik hastalık. Down sendromlu bireyler genelde; kısa ve uzuvları bodur olur. Geniş ve yuvarlak suratları, eyer biçimli burunları, genelde ağızlarından sarkan kalın dilleri vardır. Down sendromunun olasılığı annenin artan yaşı ile hızla artar, özellikle 40 yaşından sonra.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- GENİFLOW ile GENETİK DRİFT
( Popülasyonlar arasında gen alışverişi. İLE Rastgele olaylar sonucu gen frekanslarının değişmesi. )
- EXPANSION COEFFICIENT[İng.] / AUSDEHNUNGSKOEFFIZIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= GENLEŞME KATSAYISI
- İNBİSAT[Osm.] / EXPANSION[İng.] / DILATATION, EXPANSION[Fr.] / AUSDEHNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= GENLEŞME
- AMPLITUDE GATE CIRCUIT[İng.] ile/değil/yerine/= GENLİK KAPI DEVRESİ
- [ne yazık ki]
!GENOSİT[İng./Fr. < GENOCIDE] değil/yerine/= SOYKIRIM
- GEOİD değil/yerine/= YERGİN, YERİMSİ
- GEOMETRİK ADÂLET ile/ve/||/<>/> ARİTMETİK ADÂLET
- GEOMETRICAL SIMILARITY[İng.] / SIMILITUDE GÉOMÉTRIQUE[Fr.] / GEOMETRISCHE ÄHNLICHKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= GEOMETRİK BENZERLİK
- GEOMETRIC MOMENT OF INERTIA[İng.] / MOMENT D'INERTIE GÉOMÉTRIQUE[Fr.] / GEOMETRISCHEN TRÄGHEITSMOMENT[Alm.] ile/değil/yerine/= GEOMETRİK EYLEMSİZLİK MOMENTİ
- GERÇEK/LİK ile/ve HAKİKAT[Ar.]
( Çok. İLE/VE Tek. )
( Varoluş. İLE/VE Varlık. | İlke. )
( Bilimde. İLE/VE Felsefede. )
( ... İLE/VE Var'ı var, yok'u yok olarak bilmektir. )
( ... İLE/VE Varoluşu kişinin iradesine bağlı olmayan. )
( Sürekli değişen, değişmeye mahkum olan. / Olup da bitmeye yönelmiş olan. İLE/VE Ebedî olan. Üstündeki örtü [peçe/lethia(Yun. > alethia)] kaldırılıp altındaki biçimin ortaya çıkması. )
( Beklenmeyen ve tahmin edilemez olan, gerçektir. )
( Saf, karışımsız ve bağımsız olan gerçektir. )
( Gerçek, en yüce mutluluktur. )
( Gerçekten söz etmek bile mutluluktur. )
( Gerçek, kavranamaz olandır. )
( Gerçek olan, sürekli sözsüzdür. )
( Gerçek, gerçek-olmayanda gerçeği görür. )
( Sahte olanlar gittiğinde, geride kalan, gerçek olandır. )
( Geçicilik, gerçekdışılığın en iyi kanıtıdır. )
( Gerçek, herhangi bir amaca hizmet edemez. )
( Gerçek, herkes için her zaman geçerlidir. )
( Gerçek, bilen ve bilinen ikileminin ötesindedir. )
( Gerçek, ŞU AN'da ve BURADA olandır. )
( Gerçeği bilmek, onunla uyum içinde olmak demektir. )
( Gerçeği bilmeye uğraşmayalım. Çünkü zihin yoluyla edinilen bilgi, gerçek bilgi değildir. )
( Gerçeğe varış, bizim bir kişi olmadığımız olgusunun fark edilmesidir. )
( Gerçeğe varmış olan kişiler, çok sessizdir. )
( Gerçeği bir formüle bağlama isteğimiz, onu inkâr demek oluyor, çünkü o sözcüklere sığdırılamaz. )
( Gerçek, bir şeyi ister gibi istenemez. )
( Gerçek, herkes için birdir, ancak sahte olan kişiseldir. )
( Gerçeğin deneyimi diye bir şey yoktur. Gerçek, deneyim ötesidir. )
( Gerçeğin zihinde yansıması için zihnin berraklığı ve sessizliği gereklidir. )
( Ancak, hayrette olduğumuz zaman, gerçeği bilebiliriz. )
( Ancak, gerçeğin kendi olduğumuzda, gerçeği bilebiliriz. )
( Gerçek, keşiftedir, keşfedilmişte değil. )
( Eğer anlatabilirsek, o, gerçek olan değildir. )
( Sözler, sözleri yaratır; gerçek ise sessizdir. )
( Gerçek olmayanı yaratan, zihindir ve sahtenin, sahte olduğunu gören de zihindir. )
( Zaman ve uzay ile sınırlı ve bir tek kişi için geçerli olan, gerçek değildir. )
( Gerçek, sahtenin reddi ve inkârı ile ifade edilebilir -eylemle. )
( Neyin gerçek olmadığını bilebiliriz -ki bu da sahte olandan kurtulmamıza yeter. )
( Gerçeğe varmış kişi, egosuzdur. )
( Neyle aşırı meşgulseniz, onun gerçekliğine inanırsınız. )
( Gereksiniminiz olan tek şey, gerçeğe duyulan samimi özlemdir. )
( Gerçeğin bilinmesi için "ben" ve "benimki" fikirleri gitmelidir. )
( Gerçeğin, zihinde yansıması için zihnin berraklığı ve sessizliği gereklidir. )
( Gerçeği keşfettiğimi ne zaman anlarım? "Bu doğru", "Bu doğru değil" fikri ortaya çıkmadığı zaman. )
( Gerçeği bulmak için günlük yaşamımızın en küçük eylemlerinde gerçek olmalıyız. )
( Gerçeği aramak, üstlenilen tüm işler arasında en tehlikeli olandır, çünkü o içinde yaşadığımız dünyayı yıkar. )
( Gerçeğin aranışında, yalan ve hile olamaz. )
( Eğer amacımız gerçek sevgisi ve yaşam sevgisi ise korkmamıza gerek yoktur. )
( Kendinizi yeterli ve emin hissettiğiniz sürece, gerçek, sizin ulaşamayacağınız yerdedir. )
( Söylenilecek yalan bulamayanların başvurduğu son çözüm, gerçektir. )
( Hakiki olmayanın hakiki olmadığını fark eder ve onu atarsınız. )
( Hakiki olan, zarın hem içinde, hem de dışındadır. )
( Hakikat, gerçekliğin ardında duran dayanakçadır. )
( Hakikat, olguları birliğe getiren ilkedir. )
( Hakikat, "betimlenemez" olduğu ölçüde kendini ortaya koyar; karmaşıktır, anlamı belirsizdir, varlığını karşıtların buluşmasına dayalı olarak sürdürür ve ancak erginleme vahiyleri yoluyla dile getirilebilir. )
( Hakikatin üzerindeki perdelerden biri, dildir. )
( Adâlet, ancak hakikatten; saadet, ancak adâletten doğabilir. )
( HODOS TES ALETHEIA: Hakîkate götüren yol. )
( Hem, hem de. İLE/VE Ne, ne de. )
( Olduğu biçimde. İLE/VE Etkisi itibariyle. )
( The unexpected and unpredictable is real.
What is pure, unalloyed, unattached is real.
The real is bliss supreme.
Even to talk of real is happiness.
The real is inconceivable.
The fact is always non-verbal.
The real sees the real in the unreal.
What remains when the false is no more, is real.
Transiency is the best proof of unreality.
Reality is beyond the duality of the knower and the known.
The real is for all and forever.
Reality is beyond the duality of the knower and the known.
The real is, what is RIGHT NOW and RIGHT HERE.
To know reality is to be in harmony with it.
Do not try to know the truth, for knowledge by the mind is not true knowledge.
Realisation is of the fact that you are not a person.
Realised people are very quiet.
Your very desire to formulate truth denies it, because it cannot be contained in words.
The real cannot be wanted, as a thing is wanted.
Reality is common to all. Only the false is personal.
There is no such thing as the experience of the real. The real is beyond experience.
Clarity and silence of the mind are necessary for the reflection of reality to appear in the mind.
You can know reality only when you are astonished.
You know the real by being real.
Truth is in the discovery not in the discovered.
If you can convey, it is not the real thing.
Words create words, reality is silent.
It is the mind that creates the unreal and it is the mind that sees the false as false.
What is limited in time and space, and applicable to one person only, is not real.
Truth can be expressed only by the denial of the false -in action.
You can know what is not true - which is enough to liberate you from the false.
The realised man is egoless.
Whatever you are engrossed in you take to be real.
All you need is a sincere longing for reality.
For reality to be, the ideas of 'me' and 'mine' must go.
Clarity and silence of the mind are necessary for the reflection of reality to appear in the mind.
When do I know that I have discovered truth?
When the idea 'this is true', 'that is true' does not arise.
To find reality you must be real in the smallest daily action.
The search for reality is the most dangerous of all undertakings for it will destroy the world in which you live.
There can be no deceit in the search for truth.
If your motive is love of truth and life, you need not be afraid.
As long as you feel competent and confident, reality is beyond your reach.
You can see the unreal as unreal and discard it.
The real is both within and without the skin. )
( 1- Gözlemleyebilsek de, gözlemleyemesek de varolanların, varoluşu.
2- Tutarlı gözlemlerden ya da deneylerden, genel sonuçlar çıkarmanın meşrû olduğu.
3- Hiçbir etkinin, ışık hızından daha hızlı yayılamayacağı.[YERELLİK/LOCALITY]
[Bernard D'Espagnat] )
( Kendinde olan. | Evrensel. | Yalansızlık. )
( Gerçekliğin ötesine ulaşmaya cesaret edemeyen, hakikati fethedemez. )
( REALITY vs./and TRUTH )
( WIRKLICHKEIT mit/und WAHRHEIT )
( ... ile/ve ALETHEIA )
(1996'dan beri)