T ile biten FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 12.749 başlık/FaRk ile birlikte,
12.749 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(16/52)
- FAITH/BELIEF vs. CONFIDENCE/TRUST
- FAİZ ile HİZMET
( INTEREST vs. SERVICE )
- FAKAT ile/yerine/değil AYNI ZAMANDA
- FAKAT değil AYNI ZAMANDA
- FAKAT[Ar.] ile FAKD[Ar.] ile FAKÎD[Ar.]
( Yalnız, ancak, lâkin, ama, şu da var ki. İLE Yokluk, bulunmama. İLE Nadir bulunan.[nesne] )
- FAKİH ile MÜCTEHİD
- FAKİR ile ZÜĞÜRT
- FAKR[Ar.] ile HÂCET[Ar.]
- FAKR[Ar.] ile MESKENET[Ar.]
- FALAN ile FALANJ ile FALANCA ile FALANJİST ile FALAN FİLAN ile FALAN FISTIK ile FALAN FESTEKİZ ile FALAN FEŞMEKAN
- FALCATE[İng.] değil/yerine/= FALKAT
( Ayası orak biçiminde kıvrık olan basit yaprak.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- FALİYET değil FAALİYET
- FALSE CONSENSUS EFFECT[İng.] değil/yerine/= YANLIŞ ORTAKLIK ETKİSİ
( Başka insanlarla; davranış, tutum, inanç bakımından benzerliklerinin abartılması durumudur.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- FANNING FRICTION FACTOR[İng.] / FACTEUR DE FROTTEMENT DE FANNING[Fr.] / FANNING-REIBUNGSKOEFFIZIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= FANNİNG SÜRTÜNME KATSAYISI
- FANTEZİ ile FANTEZİST
- FANTOM[Fr. < FANTÔME] değil/yerine/= HAYALET
- FANTOM/PHANTOM[İng.] değil/yerine/= HAYALET
- FARADAIC CURRENT[İng.] ile/değil/yerine/= FARADAY AKIMI
- FARADAY EFFECT[İng.] / EFFET FARADAY[Fr.] / FARADAY-EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= FARADAY ETKİSİ
- FARADAY CONSTANT[İng.] ile/değil/yerine/= FARADAY SABİTİ
- NONFARADIAC CURRENT[İng.] ile/değil/yerine/= FARADAYİK OLMAYAN AKIM
- FARADIC CURRENT[İng.] / COURANT FARADIQUE[Fr.] / FARADISCHER STROM, INDUKTIONSSTROM[Alm.] ile/değil/yerine/= FARADİK AKIM
- FARE, FİL, ASLAN, KEDİ, KURT ile/ve ÖTEKİ HAYVANLAR
( Kurt, haseti simgeler. )
- FARENJİT/ANJİN[Fr.] ile/ve/<> LARENJİT[Fr.]
( Yutak yangısı. Boğaz mukozasının şişmesi, boğak. İLE/VE/<> Gırtlaktaki aşırı ve süreğen yangı. )
( HUNNAK ile/ve/<> ... )
- FÂRİG[< FERAĞ] ile VAZGEÇMİŞ, ÇEKİLMİŞ | RAHAT
( VAZGEÇMİŞ, ÇEKİLMİŞ | RAHAT )
- FARIMAK ile FARKLILAŞMAK ile FARKSIZLAŞMAK ile FARKLILAŞTIRMAK ile FAR ile FARE ile FARK ile FARS ile FARZ ile FARKLI/LIK ile FARSÇA ile FARKSIZ/LIK ile FARE OTU ile FARKLICA ile FARKSIZCA ile FART FURT ile FARE DELİĞİ
- FARK ET! ve/||/<> HAK ET!
- FARK ile/ve/<> CEM/TEVHİD
( Süreli. İLE/VE Süresiz. )
( Denize girip çıkar gibi sürekli denizde kal(a)madan kıyıda/farkta yaşarsın. [Yüzmeyi de bilmek gerek.] )
- FARK ile/ve/=/||/<> DİKKAT
( DIFFERENCE vs./and/=/||/<> ATTENTION )
- FARK ile ZIT
( DIFFERENCE vs. THE OPPOSITE )
- FARKINDALIK ve/<> ÜMİT
( Paylaş! VE/<> Aşıla! )
( Yeni yılda da, sağlıklı ve mutlu AN'lar yaşamak üzere, Farkındalık'larımızı paylaşıyor ve birbirimize, -en azından gülümseyerek :)- Ümit aşılamaya devam ediyoruz... :) )
- FARKLI FARKLI ile ÇEŞİT ÇEŞİT
- FARKLI ile BENZEŞME ile TAKLİT
( DISSIMILAR vs. DISSIMILATION vs. DISSIMULATION )
( ناهمسان ile ناهمگن ile غير متجانس ile عدم تشابه ile تقيه )
( NANPAMSAN ile NANPAMGAN ile غير متجانس ile عدم تشابه ile TAGHYYEH )
- FARKLI ile İKİLİ(/ÇİFT)
- FARZ ile SÜNNET
- FARZ ile/ve/||/<>/> VÂCİB ( ile/ve/||/<>/> SÜNNET)
( ... İLE/VE/||/<>/> Farza yakın sünnet./Sünnete yakın farz. İLE/VE/||/<>/> ... )
- FASÂHAT[Ar.] ile FAZÂHAT[Ar.]
( İyi ve açık konuşma, iyi söz söyleme becerisi, uzdillilik. İLE Alçaklık, edepsizlik. )
- FASET/FACET(TE)[İng.] değil/yerine/= DÜZ, PÜRÜZSÜZ YÜZEY
- FASİD ile BÂTIL
- FÂSILA-YI SALTANAT -ile
( Yıldırım Beyazıt'ın esir düşmesinden sonra Çelebi Mehmet'in sultan olmasına kadar geçen süre. )
- FAŞİZAN[Fr. < FASCISANT] değil/yerine/= FAŞİST EĞİLİMLİ
- FASL[Ar.] ile KAT'[Ar.]
- FASON ile FASONE ile FASON MAL ile FASON İMALAT ile FASON ÜRETİM
- FAST :/yerine HIZLI
- FASTA FORMAT[İng.] değil/yerine/= FASTA FORMATI
( DNA ve protein sekansları için evrensel yazı formatıdır. ">" işareti ile başlayıp tek satırlık tanımlamadan sonra sekans bilgileri ile devam eder.>gi|129295|sp|P01013|OVAX_CHICK GENE X PROTEIN (OVALBUMIN-RELATED)
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- FAT :/yerine ŞİŞMAN, YAĞ
- FATİH SULTAN MEHMET
- FATİH SULTAN MEHMET ve AKŞEMSETTİN
- FATİH SULTAN MEHMET ve/< NİMEL[< Nİ AMEL] CEYŞ
( ... VE Fetihte şehit olan askerler. )
( 18 SEKBANLAR: Şehzâde Camii [Saraçhane'de] karşısında, [eski] Nikah Dairesi'nin yanındaki mezarlıklar. )
- FATÎN/E[Ar. < FITNAT] ile FÂTİN[Ar. < FİTNE]
( Zeki, akıllı, uyanık, anlayışlı, kavrayışlı. İLE Fitneci. )
- FATURALAMAK ile FATURALATMAK ile FATURALANDIRMAK ile FATURA ile FATURALI ile FATURASIZ/LIK ile FATURALI HAT ile FATURASIZ HAT ile FATURALI YAŞAM
- FAULT :/yerine HATA, KUSUR
- USEFUL BEAM[İng.] / FAISCEAU UTILE[Fr.] ile/değil/yerine/= FAYDALI DEMET
- PHASE EQUILIBRIA[İng.] / ÉQUILIBRE DE PHASE[Fr.] / PHASENGLEICHGEWICHT[Alm.] ile/değil/yerine/= FAZ DENGESİ
- PHASENGESCHWINDIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= FAZ HIZI
- PHASENSTABILITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= FAZ KARARLILIĞI
- FAZİLET ile/ve EDÂ
- FAZÎLET[Ar.] değil/yerine/= ERDEM
- FAZİLET ile FAZİLETLİ/LİK ile FAZİLETSİZ/LİK
- FAZÎLET ile/ve/||/<> MENFAAT ile/ve/||/<> MASLAHAT
( Bireyde. İLE/VE/||/<> Toplulukta. İLE/VE/||/<> Toplumda. )
- FAZLA SAFLIK ile/ve/> İHÂNET
( Bazen fazla saflık da ihanetin nedeni/kaynağı olabilir. )
- FAZLA SAMİMİYET ile/ve/||/<> ÇOK SEVGİ ile/ve/||/<> ÇOK İYİLİK
( Saygıyı azaltır. İLE/VE/||/<> Nankörlük getirir ve sevileni uzaklaştırır. İLE/VE/||/<> Suistimal edilir. )
- FAZLALIK ile/ve AİDİYET
( EXCESS vs./and STATE OF BELONGING )
- [not] FEAR vs./and FACT
- FECAÂT ile VEHÂMET
- FECR-İ ÂTÎ ile/ve/<>/> MİLLÎ EDEBİYAT
( )
( )
- FEDÂ(KÂRLIK) ile/<> FERÂGAT
( Sadakat. İLE/VE/||/<> Sevgi. )
( Mal/dan vermek. İLE/VE/||/<> "Can vermek" ve candan vermek. )
( Babadan gelen. İLE/VE/||/<> Anneden gelen. )
( Bedel ödemek. İLE/VE/||/<> Muhabbet. )
- FEDÂKÂRLIK > FERÂGAT > AŞK
- FEDERAL DEVLET ile/||/<> FEDERASYON
( İçişlerinde geniş ölçüde bağımsız, dışişlerinde ortak bir kuruluşla temsil edilen devletlerin birleşmesinden oluşan devlet türü. İLE/||/<> Küçük devletlerin tek bir devlet konumuna gelmek için yaptığı ortaklık, devletler birliği. )
- FEDERALLEŞMEK ile FEDERAL ile FEDERALİST ile FEDERALİZM
- FEE :/yerine ÜCRET
- (not FEEL GUILTY FOR) FEEL GUILTY ABOUT
- FEELING LIKE vs. BEING THAT
- FEHAMET ile FEHAMETLİ
- FEHM ile/ve/||/<> AKIL ile/ve/||/<> İLLET ile/ve/||/<> HİKMET
( Kavram. İLE/VE/||/<> Bağlam. İLE/VE/||/<> Neden/içsel. İLE/VE/||/<> Dışsal. )
- FELAKET ile FELAKET NİTELİĞİNDE
( CATASTROPHE vs. CATASTROPHIC )
( بلاي ناگهاني ile مصيبت ile فاجعه انگيز )
( BELAY NAGEHANY ile MOSYBAT ile FAJEEH ENGYZ )
- FELAKET ile FELAKETLER ile FELAKET
( DISASTER vs. DISASTERS vs. DISASTROUS )
( فجيعح ile نائبه ile فاجعه ile ستاره بدبختي ile مصيبت ile فجايع ile مصيبت آميز )
( فجيعح ile نائبه ile FAJEEH ile SETAREH BADBAKHTY ile MOSYBAT ile FEJAYE ile MOSYBAT AMYZ )
- FELAKET ile FELAKETLİ
- FELÂKET ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< SELÂMET
- FELÂKET değil/yerine/= YIKIM/YIKINÇ
- FELAKETLER ile FELAKET ile FELAKET
( CALAMITIES vs. CALAMITOUS vs. CALAMITY )
( بليات ile مصائب ile مصيبت بار ile پربلا ile ويل ile بلا ile بليه ile آفت )
( بليات ile MOSAEB ile MOSYBAT BAR ile پربلا ile ويل ile BELA ile بليه ile AFT )
- FELDİSPAT ile PLAJİYOKLAZ[Fr. < Yun.]
( ... İLE Dilinimleri bribirine göre eğik bir durumda kalsiyum ve sodyum içeren feldispat. )
- FELDİSPAT ile SANİDİN[Fr. < Yun.]
( ... İLE Volkanik kayaçlarda bulunan, ortoz feldispat türü. )
- FELDİSPAT[Alm.] ile TRAKİT[Fr. TRACHYTE]
( Silikatlı mineral grubu. İLE Yanardağ kayalıkları arasında bulunan bir feldispat türü. )
- FELLOW :/yerine ARKADAŞ, DOST
- FELSEFE:
NİYET ve/||/<>/+ OLGU
- FELSEFE YANINDA/KARŞISINDA:
[ne] KEYFİYET ne de SANAT
- FELSEFE ve/||/<> AŞK ve/||/<> SANAT
( "Evet!" diyememektir. VE/||/<> "Hayır!" diyememektir. VE/||/<> Soruyu anımsayamamaktır. )
- FELSEFE ile/ve BELAĞAT
- FELSEFE ve/||/<> DEVLET
( Aklın/düşüncenin, gelişmişlikteki son seviyesi. VE/||/<> Kurumların/toplumun, gelişmişlikteki son seviyesi. )
- FELSEFE ile/ve EDEBİYAT
( Zihne/akla hitap/etki eder. İLE/VE Kalbe hitap/etki eder. )
( Edebî olmayanı, kalbe hitap/etki etmez. İLE/VE Felsefî olmayanı, zihne/akla hitap/etki etmez. )
- FELSEFE ile/ve/= HİKMET
( Hikmet teolojik, illet metafizik, sebep fizik nedenleri aramaktır. )
( Hikmet: Nasıl ise onu o biçimde bilmek. )
( Hikmet: Varolanların kendini nasılsa o biçimde tâkatı kadar bilmek. )
( Hikmet: Olgunlaşmayı istemek. )
( Hikmet: Doğada ve zamanda illetlendirmek. )
( Hikmet: Gizil halde, tüM erdemlerin hepsini içerir. )
( Hikmet Tanrısı: ENKİ )
( Hikmet: İstikmal el-Nefs. )
( Hikmet: "En Yüksek Hikmet". Onu kazanmış olmaya(onun iktinâ'ına) "'İlm", o ilme meleke kazanmış olmaya "Felsefe". )
( FELSEFE: KAVLÎ HİKMET )
( PHIL0-SOPHOS ile/ve SOPHOS )
( el-Hikmet: ilmun bi-a'yan'il-mevcudât alâ ma hiye fi'nefs'il emr bi-kaderi takat'il-beşeriyye )
- FELSEFE ve SANAT ve GÖRELİLİK
- FELSEFE ve/||/<> SANAT ve/||/<> KEŞİF
( Soyutlayarak[tenzih ederek]. VE/||/<> Benzeterek[teşbih ederek]. VE/||/<> Bireştirerek[tevhîd ederek]. )
( Akıl ile. VE/||/<> Hayal ile. VE/||/<> Kalp ile. )
- FELSEFE ile/ve/||/<>/< ŞAŞMA/HAYRET
( Felsefenin başlangıcı, şaşmadır/hayrettir. )
( )
- FELSEFE ile/ve SOHBET
- FELSEFE'DE:
SORUN ÇÖZMEK ile/ve ETKİNLİK/FAALİYET
- FELSEFESİZ ...:
BİLİM ile SANAT ile HUKUK/DİN ile YAŞAM
( Kör. İLE "Süsleme". İLE "Kural". İLE Yaşanmamış. )
- FELSEFESİZ SANAT ve FELSEFESİZ BİLİM ve FELSEFESİZ FELSEFE
( Zanaat. VE Teknokrasi, işçilik. VE İdeoloji. )
- FELSEFÎ ANLAYIŞ VE BİLİMSEL TUTUM/DURUŞ VE SANATSAL DUYARLILIK ve/< BEREKET
- FELSEFÎ MİT ile/ve/<> ŞİİRSEL MİT
- FELSEFİ ile SOYUT
- FEMİNİST değil/yerine/= DİŞİCİ
- FENÂ ile/||/<> FELÂKET
- FENALAŞMAK ile FENALAŞTIRMAK ile FEN ile FENA/LIK ile FENT ile FEN BİLİMİ ile FENA HALDE ile FENA KALPLİ/LİK ile FEN BİLİMLERİ
- FENCE :/yerine ÇİT
- FENOMEN ile FENOMENİST ile FENOMENİZM
- FENOTİP[İng. PHENOTYPE] ile/||/<> ALBİNİZM[İng. ALBINISM] ile/||/<> BOMBAY FENOTİPİ[İng. BOMBAY PHENOTYPE] ile/||/<> BULMER ETKİSİ[İng. BULMER EFFECT] ile/||/<> CİNSEL ÇİFTBİÇİMLİLİK[İng. SEXUAL DIMORPHISM]
( Dışyapı. Genetik ve çevresel etkenlerin yarattığı özelliklerin canlının dış görünüşündeki yansımasıdır. Fenotip çoğunlukla genler tarafından belirlenir; ancak bazı koşullarda diğer etkenler, fenotipin genotipe yüzde yüz uymasını engelleyebilir (bkz: hipomorfizm). Fenotip, zaman içinde değişebilir. Birden çok genle kontrol edilen özelliklerin fenotipleri de karmaşıklık gösterir. Genlerin durumuna göre çeşitlilik gösteren fenotip sınıflarına pleiotropik fenotip adı verilir. Biyolojik sınıflandırmanın ilkel aşamasında kullanılan sınıflandırma yöntemi, canlıların görünüşleri; yani fenotipleri üzerine kurulmuştu. Ancak genetik biliminin gelişmesi sonucunda moleküler düzeyde sınıflandırmaya geçilmiştir. Ortak fenotipe sahip canlılar, her zaman evrimsel olarak ortak atadan gelmezler. Yakınsak evrim, fenotiplerin birbirine benzemesini doğurabilir. Modern genetik terminolojisinde, herhangi bir mutasyonun yarattığı değişime de mutant fenotip adı verilir. @@ Deri, saç ve gözlerdeki pigment eksikliğinden kaynaklanan ve kalıtsal bir hastalık. Bu özelliklere sahip kişilere albino denir. Albinizm geni resesif olduğu için fenotip sadece homozigot çekinik durumlarda gözlenir. Albinoların güneşe duyarlı deri ve gözleri vardır. Bu kişilerde göz ve deri kanseri oluşumu daha muhtemeldir. @@ ABO kan öbeği antijen sistemini etkileyen nadir bir durum. Bu fenotipi gösteren bireylerin genotipleri ifade edilememiş A ya da B allelerini bulunduruyor. Fakat kırmızı kan gözeleri bu antijeni göstermiyor, kan grupları O görünüyor. @@ Seçilim sürdükçe genetik çeşitlilik azalır, çünkü çeşitlilik doğa tarafından seçilip azaltılır. Bu azalma ebeveynlerin populasyona göre fenotip çeşitlilik miktarı ile doğru orantılıdır. Çeşitliliği artışı ise genetik mekanizmalar aracılığıyla sağlanır. @@ Bir popülasyon ya da tür içerisindeki bireylerin erkekleri ile dişileri arasındaki fenotipik özelliklerin farklılık göstermesi durumudur.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- FER ile FERİ ile FERT ile FERZ ile FERÇ ile FERACE/LİK ile FERACELİ ile FERACESİZ
- FER'[Ar. çoğ. FÜRÛ/FÜRÛAT] ile FERR[Ar.] ile FER[Ar.] ile FER[Fars.]
( Dal, budak. | Tomurcuk. Bir kökten, bir asıldan ayrılan kolların her biri, asıl olmayan, şûbe. | Bir aslın sonucu. | İkinci derecede önemli olan. İLE Kaçma, firâr. [KERR Ü FERR: Saldırma ve çekilme.("KELLİ-FELLİ" değil KERLİ-FERLİ!)] İLE Türk mûsikîsinde on altı zamanlı, on iki vuruşlu, donanımdan sonra 16/4 biçiminde yazılıp gösterilen bir büyük usûl. İLE Parlaklık, aydınlık, nur [özellikle göz için kullanılır]. | Zîynet, süs, bezek. | Kuvvet, nüfuz, iktidar. )
- FERÂĞ ile/||/<> VEFÂEN FERÂĞ ile/||/<> MERHÛN ile/||/<> GAYR-İ MENKÛL ile/||/<> MEVRÛS MAL ile/||/<> İNTİFÂ ile/||/<> MERİYET/MERİYYET ile/||/<> SÜBÛT-I-ŞERİ
( Satış[Bir mülkün tasarruf, sahip, olma hakkını başkasına terk etme. | Arazi yasasında ise mîrî ya da vakıf arazisinin yararlanma hakkının satışı. İLE/||/<> Taşınmaz mal rehni. İLE/||/<> Rehnedilen mal. İLE/||/<> Taşınmaz mal. İLE/||/<> Miras yolu ile edinilen mal. İLE/||/<> Yararlanma, kullanma. İLE/||/<> Yürürlük. İLE/||/<> Şer'i esaslara göre sabit olan haklar. )
- FERAGAT ETMEK ile FERAGAT ile FERAGAT EDEN
( ABNEGATE vs. ABNEGATION vs. ABNEGATOR )
( بخود حرام کردن ile کف نفس ile منکر )
( BAKHOD HARAM KARDAN ile KOF NAFS ile MANKER )
- FERÂGAT ve DÖNÜŞÜM
- FERÂGAT değil/yerine/= ELÇEKİ
- FERAGAT ile FERAGATLİ
- FERÂGAT ve/> İŞTİYÂK ve/> AŞK
- FERÂGAT(BEZL) ile TERK
( Canına kıymazsan, seyahat etme! )
( ABNEGATION vs. ABANDONMENT )
- FERÂGAT ile/ve/<> TESLİMİYET
- FERAGAT ile VAZGEÇMEK
( ABJURATION vs. ABJURE )
( ارتداد ile عهد شکني ile سوگند شکني ile نقض عهد ile رافضي شدن )
( ERTEDAD ile EAD SHKANY ile SOGAND SHKANY ile NAQZ EAD ile RAFAZY SHODAN )
- FERAH FAHUR/FERİH FAHUR[Fars.] ile/ve/||/<>/> FERAH-DEST[Fars.]
( Rahat rahat, geniş geniş, ferah ferah. @@ Eli açık, cömert. )
- FERÂSET ile/ve ÂGÂH ile/ve ZİKİR
( Gözün uyanıklığı. İLE/VE Kulağın uyanıklığı. İLE/VE Kalbin uyanıklığı. )
- FERÂSET/FİRÂSET[Ar.] ile FERÂŞET[Ar.]
( Anlayışlılık, çabuk seziş. | Binicilik, at yetiştirme bilgisi. | Yiğitlik, mertlik. İLE Kâbe süpürücüsünün hizmeti. )
- FERASET ile FERASETLİ ile FERASETSİZ/LİK
- FERÂSET[< FERES] ile/ve/||/<>/> SALÂT
( 1. ile/ve/||/<>/> 2. )
- FERÂSET[Ar. < FERES(Çok hızlı giden at)] değil/yerine/= SEZGİ/SEZİ/SEZİŞ/ANLAYIŞ
( ZEKÂNIN İNCELMİŞ VE HIZLANMIŞI | EDEB'İN KALBE İNİŞİ | ANLAYIŞTA ÖNE GEÇME | ZEKÂNIN GÖVDEYİ KONTROL ALTINA ALMIŞ ŞEKLİ. (AKIL-ZEKÂ-FERASET) [AYNI ŞEYİN DEĞİŞİK MERTEBELERDE ALDIĞI ADLAR] )
- FERDÎ HİKMET[Ar.] değil/yerine/= BİREYSEL BİLGELİK/AYDINLANMA/UYANIŞ/ARINMA
- FERDİYET ile FERDİYETÇİ/LİK
- FERDİYET-İ SELÂSE:
ZÂT ve/||/<>/> İHTİYÂR/İRÂDE ve/||/<>/> SÖZ/EYLEM
- FERHAT[Ar.] ile FERHÂD[Ar.]
( Sevinç, neşe. İLE Ferhâd ve Şîrîn adıyla ünlü olan eski bir öykünün erkek kahramanı olup Şîrîn'in âşıkıdır. )
- FERÎD[Ar. < FERD] ile FERÎD[Fars.]
( Tek, eşsiz, eşi olmayan. Tasım/kıyas kabul etmez, ölçüsüz. Üstün. İLE Avcı kuş. | Donmuş, katılaşmış şey. )
- FERMANTASYON (SÜT) ile/||/<> BOZULMA (SÜT)
( Fermantasyon yararlı bakterilerin kontrollü üremesi İLE bozulma istenmeyen mikroorganizmaların üremesidir. Fermantasyon yoğurt ve peynir üretir İLE bozulma gıdayı kullanılamaz hale getirir. Pasteur fermantasyonu kontrol etmeyi öğretti İLE gıda endüstrisini dönüştürdü. )
( Louis Pasteur tarafından 1857 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1822-1895) (Ülke: Fransa) (Alan: Biyoloji, Kimya) (Önemli katkıları: Mikrop teorisi, pastörizasyon, aşı geliştirme (kuduz, şarbon), spontan üreme teorisini çürüttü, fermantasyon süreçlerini açıkladı, antisepsi kavramını tıbba kazandırdı) )
- FERMAT PRINCIPLE[İng.] / PRINCIPE DE FERMAT[Fr.] / FERMATSCHES PRINZIP[Alm.] ile/değil/yerine/= FERMAT İLKESİ
- FERMEJÜP[Fr. < FERMÉJUP] değil/yerine/= ÇITÇIT
- FERMENT[Fr. < FERMENT] değil/yerine/= MAYA
- FERMENT[İng.] / FERMENT[Fr.] / FELD[Alm.] ile/değil/yerine/= FERMENT
- FERMENT ile FERMENTASYON
( Maya. İLE Mayalanma. )
- FERMENT[İng.] değil/yerine/= MAYA
- FERMI-PLOT[Alm.] ile/değil/yerine/= FERMİ GRAFİĞİ
- FERMI CONSTANT[İng.] / CONSTANTE DE FERMI[Fr.] / FERMI-KONSTANTE[Alm.] ile/değil/yerine/= FERMİ SABİTİ
- FERMI LIQUID[İng.] / LIQUIDE DE FERMI[Fr.] / FERMI-FLÜSSIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= FERMİ SIVISI
- FERRANTI EFFECT[İng.] / EFFET FERRANTI[Fr.] / FERRANTISCHER EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= FERRANTİ ETKİSİ
- FERROELECTRIC DOMAIN[İng.] / DOMAINE FERROÉLECTRIQUE[Fr.] / FERROELEKTRISCHER BEREICH[Alm.] ile/değil/yerine/= FERROELEKTRİK BÖLGE/BÖLÜT
- FERROELECTRICITY[İng.] / FERROÉLECTRICITÉ[Fr.] / FERROELEKTRIZITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= FERROELEKTRİKLİK
- FERROCHROMIUM[İng.] / FERROCHÔME[Fr.] / FERMENT[Alm.] ile/değil/yerine/= FERROKROM
- FERROMAGNETIC DOMAIN[İng.] / DOMAINE FERROMAGNÉTIQUE[Fr.] / FERROMAGNETISCHE DOMÄNE, FERROMAGNETISCHER BEREICH[Alm.] ile/değil/yerine/= FERROMANYETİK BÖLGE/BÖLÜT
- FERSAH FERSAH değil/yerine/= KAT KAT
- FERYAT ile FERYAT FİGAN
- FESAD ile/||/<> FENÂ
- FESÂD[Ar.] ile GAYY[Ar.]
- FESÂD[Ar.] ile KABÎH[Ar.]
- FESÂHÂT değil FASÂHÂT
( Hoş ve açık konuşma, uzdillilik, iyi söz söyleme becerisi. )
- FESAHAT[Ar.] ile/ve/||/<> FETAHAT[Ar.] ile/ve/||/<> FETAKAT
( Dilin açıklığı. İLE/VE/||/<> Birinin kapıyı/kutuyu vb. açması. İLE/VE/||/<> Bir nesnenin gevşeyip açılması. )
- FESAT ile PARANOYAK
( İçi fesat olanın işi kesat olur. )
- FETHA ile/ve/<> KESRE/ESRE/HAFZ ile/ve/<> HEMZE ile/ve/<> ÖTRE/ZAMME ile/ve/<> ŞEDDE/TEŞDÎD ile/ve/<> TENVÎN ile/ve/<> NASB ile/ve/<> REF ile/ve/<> İLLET ile/ve/<> MEDD/E ile/ve/<> MEDD-İ LÎN ile/ve/<> LÎN ile/ve/<> VAV-I ATIFA
( a ya da e [düz ve geniş ünlü] okutan üstün imi. İLE/VE/||/<> ı ya da i [düz ve dar ünlü] okutan im. İLE/VE/||/<> Elif, vav, ye, he üzerine konan işaret - gırtlak vuruşu; elifin adı. İLE/VE/||/<> o, ö, u, ü [yuvarlak ünlü] okutan ötre imi. İLE/VE/||/<> Bir yazacı çift okutan ve şedde denilen im. İLE/VE/||/<> Sözcüğün sonunu, nun gibi okutmak üzere konan iki üstün[-en], iki esre[-in], iki ötre[-ün]. İLE/VE/||/<> Yazacın etha'lıymış gibi a ya da e'yle okunması. İLE/VE/||/<> Bir sözcüğü zammeli[ötre - yuvarlak ünlülü (o, ö, u, ü)] okuma. İLE/VE/||/<> Çeker harfleri[matres lectionis] elif, vav, ye yazaçlarından biri. İLE/VE/||/<> elif, vav, y e'yi çekerek uzatma. İLE/VE/||/<> vav ile ye sesçil imsiz[harekesiz] olup kendinden önceki yazaç üstün imi almışsa medd-i lîn olur. İLE/VE/||/<> Yumuşatarak çekme. İLE/VE/||/<> Atıf vavı. Bağlaç. Arapça ya da Farsça iki sözcüğü birbirine bağlarken, ilk sözcük ünsüzle bitmişse bu yazacı ü gibi okutur [ilim ve irfan~ilm ü irfan], ünlüyle bitmişse iki sözcüğü bağlayan vav, vü biçiminde okunur [kaza ve kader / kaza vü kader]. )
- FETİH ile/||/<> FÜTUHAT ile/||/<> FETİHNÂME[İng. MESSAGE ANNOUNCING A CONQUEST | FR. MESSAGEM DE COMQUETE | ALM. BERICH (M) ÜBER EINE EROBERUNG] ile/||/<> FATİH
( Bir kenti ya da ülkeyi savaşarak alma. İLE/||/<> Fetihler, zaferler. İLE/||/<> Savaşlar sonunda kazanılan zaferleri, bir yerin alındığını müjdelemek için hükümdarların, fethedilen yerleri, komşu hükümdarlara, yabancı devlet adamlarına, hanlara, prenslere/şehzâdelere ve valilere bildirmek üzere yazılan resmi mektup. İLE/||/<> Fetheden, İslâm devletlerinde bir ülkeyi ya da kenti savaşarak alan hükümdar ya da komutana verilen san. )
- FETİŞ ile FETİŞİST ile FETİŞİZM
- FETRET ile/||/<> FETRET DEVRİ/FÂSILA-İ SALTANAT:
- FETVÂ ile/ve/||/<>/< İCTİHÂD
( ... İLE/VE/||/<> Müçtehitler tarafından kabul[ittihaz] edilen ictihâdın ifade biçimi. | İctihâd ile ortaya çıkan sonuçların, ifade edilmesinde bir araç. )
( EFFORT VEGISLATIF avec AVIS DOCTRINAL )
- FEVT ile/ve/||/<> "HELÂK"
( [Osmanlı mahkeme kayıtlarında] Vefât etmiş müslümanlar için kullanılan. İLE/VE/||/<> Vefât etmiş müslüman olmayanlar için kullanılan. )
- FEVT ile/||/<> MEMÂT ile/||/<> MATÛH/E
( Ölüm. İLE/||/<> Ölüm. İLE/||/<> Bunamış, bunak. | Sakat, kötürüm, amelmânde. )
- FEVZ[Ar.] ile NECÂT[Ar.]
- GANÎMET[Ar.] ile FEY'[Ar.]
- FEYZ ile BEREKET
- FEZA'[Ar.] ile HAŞYET[Ar.] ile HAZER[Ar.] ile HAVF[Ar.]
- FEZZ[Ar.] ile VÂHİD[Ar.]
- FFT İLE DFT İLE DCT ile/||/<> SPEKTRAL DÖNÜŞÜMLER
( Dijital sinyal işleme dönüşümleri. )
( Formül: O(NlogN) İLE O(N²) )
- FFT ile/||/<> DFT
( FFT hızlı O(NlogN) İLE DFT doğrudan O(N²). )
( Formül: Cooley-Tukey İLE tanım )
- FİAT" değil FİYAT
( Alım ya da satımda bir nesnenin/hizmetin para karşılığındaki değeri. [bedel, eder, armağan/hediye, kemal, paha] | Bir mal ya da hizmet için uygun görülen para karşılığı. | Bir değer ile para birimi arasındaki ilişki. )
- FİBER ile FİBRİL ile FİBRÖZ ile FİLAMENT ile FİLAMENTÖZ ile FİLİFORM ile FİLUM ile FİLUM TERMİNALE
( Lif, iplik. İLE Lifçik, iplikçik. İLE Lifli, ipliksi. İLE İplik, tel. İLE İpliksi. İLE İpliksi. İLE İplik, budun. İLE Uç iplik. )
- FİBROMİYALJİ ile/||/<> ARTRİT
( Yaygın kas ağrısı ve duyarlılık. İLE/||/<> Eklem yangısı. )
- FIÇI ile FOTA[İt.]
( ... İLE İçinde şarap yapılan, bir çeşit fıçı. )
- FİDELEMEK ile FİDE/LİK ile FİDECİ/LİK ile FİDEİST ile FİDEİZM
- Fİ'E[Ar.] ile CEMÂ'AT[Ar.]
- FIFO/FIRST IN FIRST OUT[İng.] değil/yerine/= İLK GİREN, İLK ÇIKAR
- FIGHT vs. ARGUE
- FIGHT :/yerine KAVGA ETMEK
- FİGÜRATİF ile FİGÜRATİF SANAT
- FİİL EHLİYETİ/CAPACITY TO ACT[İng.] değil/yerine/= AYIRT ETME GÜCÜ/EDİM UZLUĞU
- FİİL ile FİİLİ ile FİİL KÖKÜ ile FİİL TABANI ile FİİL ÇEKİMİ ile FİİLİ BOZUK ile FİİL CÜMLESİ ile FİİL GÖVDESİ ile FİİL TASRİFİ ile FİİLİ HİZMET ile FİİLİ HİZMET ZAMMI
- FIKRA[Ar. çoğ. FIKARÂT] ile FIRKA[Ar. çoğ. FIRAK]
( Omurga kemiklerinden bir boğum, omur. | Bend, madde, paragraf. | Kısa öykü, masal, kıssa. | Yasa maddelerinin paragraflarından her biri. | Bölüm, kısım, fasıl.[kitap ya da eserde] | Yazılmış kısa bir haber. | Gazetelerde, gündelik olayların kısa ve temiz bir üslûpla yazılmış şekli.[Fr. CHRONIQUE] İLE İnsan kalabalığı, öbeği/grubu. | Siyâset partisi. | Tümen. )
- FİKRİYAT değil/yerine/= DÜŞÜNLER/DÜŞÜNCELER
- FİKS/FIXED[İng.] değil/yerine/= SABİT
- FILAMENT[İng.] / FILAMENT[Fr.] / FEURING, GLÜHEND[Alm.] ile/değil/yerine/= FİLAMAN, FİTİL
- FİLAMENT/FİLAMENT[İng.] değil/yerine/= İĞCİK
- FİLAMENT = HAYT = FILET
- FİLAMENT değil/yerine/= İPLİK, İP
- FİLATELİ ile FİLATELİST
- Fİ'LEN[Ar.] ile Fİ'LÎ[Ar. çoğ. Fİ'LİYYÂT]
( Hakikatte, gerçekten, işleyerek. İLE Fiille ilgili, gerçekten yapılan iş. )
- FİLET -ile
( Derinliği aynı olan su alanı, sığ su. )
- FİLET ile FİLETO
- FİLİZ RESTAURANT :
( Tarabya koyunda ana cadde üzerinde olan ünlü restaurantlardan biri olup, en iyi balık yenilen on restaurant arasında gösterilmektedir. )
- FİLİZ[Ar. < Yun.] ile FİLİZZ[Ar. çoğ. FİLİZZÂT]
( Yeni sürmüş körpe ve küçük dal ya da yaprak, sürgün. İLE Eritilip temizlenmemiş olan altın, gümüş, bakır, demir gibi ham mâden, külçe. | Erimiş bakır. )
- FILM[İng.] / PELLICULE, FEUILLE[Fr.] / FILAMENT[Alm.] ile/değil/yerine/= FİLM
- FİLOCOĞRAFYA[İng. PHYLOGEOGRAPHY] ile/||/<> FİLOFOBİ[İng. PHILOPHOBIA] ile/||/<> FİLOGENETİK AYAKİZİ[İng. PHYLOGENETIC FOOTPRINT] ile/||/<> FİLOGENETİK DAL[İng. PHYLOGENETIC BRANCH] ile/||/<> FİLOGENİ (SOY OLUŞ)[İng. PHYLOGENY] ile/||/<> FİLOLOJİ[İng. PHILOLOGY] ile/||/<> FİLOPODYUM[İng. FILOPODIUM]
( Organizmaların coğrafi dağılımlarına dair soruları cevaplandırabilmek adına, evrim ağaçlarının kullanılmasıdır. @@ Âşık olma fobisi olarak bilinen, Yunanca'da "sevmek" anlamlarına gelen φιλέω ("phileo") ve "korku" anlamına gelen φόβος ("phobos") kelimelerinden oluşan bir terim. @@ Filogenetik karşılaştırmalarda korunmuş işlev ögelerini göstermek için kullanılır. @@ Evrim Ağacı üzerindeki dalların her bir parçasıdır. Bu çizgiler, belirli bir popülasyonu ya da taksonomik öbeğin zaman içerisindeki değişimini temsil eder. @@ Türlerin ve tür içi popülasyonların geçmişlerini ve diğer türler ile tür içi popülasyonlarla olan evrimsel ilişkilerinin tümüne verilen isimdir. Evrim Ağacı ya da Yaşam Ağacı ile temsil edilir. Aşağıdaki görselde, geniş canlı grupları arasındaki ilişkiler (filogeni), bir evrim ağacı üzerinde gösterilmektedir: @@ Filoloji, bir dilin tarihsel süreç içerisindeki hâlini ve geçmişini, yapısını, öbür dillerle olan benzerliklerini ve farklılıklarını inceleyen bilim dalıdır. Kelime, köken olarak Yunancada kelime sevgisi anlamına gelen "Philos" ve "Logos" kelimelerinden oluşmuştur.[1] @@ İnce ve aktin bakımından zengin göze zarı uzatısı. Hücre göçünde, yaraların iyileşmesinde ve nörit büyümesinde önemli bir role sahiptir. Nöronlarda dendritik dallar için precursor (öncü madde) görevi görür.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- FİLTRASYON ile FİLTRAT ile FİLTRE
( Süzme, süzülme. İLE Süzüntü. İLE Süzgeç, süzek. )
- FİNAL ile FİNALİST ile FİNALİZM
- FIR ile FIRT ile FIR FIR ile FIRT FIRT
- FIRAK[< FIRKA] ile FİRKAT[Ar.] ile FIRKA[Ar. çoğ. FIRAK]
- FIRKA-İ NÂCİYE ve/<> NECÂT
- FIRSAT ile/ve/||/<> BAHANE
- FIRSAT ile/ve/<> CESÂRET
- FIRSAT ile FIRSATÇI/LIK ile FIRSAT DÜŞKÜNÜ ile FIRSAT YOKSULU ile FIRSAT EŞİTLİĞİ ile FIRSAT DÜŞKÜNLÜĞÜ
- FIRSAT ile/ve ORTAM
( OPPORTUNITY vs./and AMBIENCE IN POTENTIAL )
- FIRSAT ile/ve ŞANS
( OPPORTUNITY vs./and CHANCE )
- FIRSAT ile/ve VESİLE
( OPPORTUNITY vs./and CAUSE )
- FIRST :/yerine İLK
- FİT[İng.] değil/yerine/= ATAK, NÖBET | UYMA
- FİT[Azr.] = ISLIK, DÜDÜK[Tr.]
- FIT :/yerine UYMAK, UYGUN
- FITNAT[Ar.] ile FITRAT[Ar.]
( Zihnin her şeyi çabuk anlayışı, zihin açıklığı, zeyreklik. İLE Yaratılış, doğa/tabiat, mizaç, huy. )
- FITNAT[Ar.] ile HİZK[Ar.] ile KEYS[Ar.]
- FITNAT[Ar.] ile 'ILM/İLM[Ar.]
- FITNAT[Ar.] ile NEFÂZ[Ar.]
- FITNAT[Ar.] ile ZEKÂ[Ar.]
- FİTNE ile/ve CEHALET
- FITRAT[Ar.] değil/yerine/= DOĞA
( Varoluş özellikleri. )
- FITRAT ve/= EŞİK
- FITRAT ile/ve/>< FİTRET/FETRET
- FITRAT ve HANİF
( Donanım. Varlık. VE Birliğe getirmek. )
( Aslî olan, kişinin fıtratında varolandır. )
- DOĞA/FITRAT ve/<> İLKELİLİK
- FITRİYAT ile EVVELİYAT
- FİYAT/I ile/ve/değil/yerine/||/<>/< DEĞER/İ
( Nesnelere verilen. İLE/VE İnsana/kişiye verilen. )
( [... olmayana]
"Çöp" denilir. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< "Çıkarken kapıyı kapat" denilir. )
( Her şeyin olur. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Bazı şeylerin ve kişilerin olur. )
( ... ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SEMEN )
( [not] PRICE vs./and/but/||/<>/< VALUE
VALUE instead of PRICE )
- FİYAT değil/yerine/= EDER
- FİYAT ile/ve ÖNEM
- FİYAT ile/ve/||/<> ÜCRET
( Bir malın ya da ürünün, para olarak karşılığı. @@ Emek ya da hizmet karşılığı ödenen para. )
- FİYAT ile ÜCRET
( ... İLE Emeğin satış bedelidir. İşgücünün gelir dağılımındaki payıdır. )
- FİYATLANMAK ile FİYATLANDIRMAK ile FİYAT ile FİYATLI/LIK
- FİZYOLOG[Fr. < PHYSIOLOGUE] değil/yerine/= FİZYOLOJİST
- FİZYOLOJİ ile FİZYOLOJİST
- FİZYOTERAPİ ile FİZYOTERAPİST
- FİZYOTERAPİST değil/yerine/= İŞLEVONUMCU
- [Fıkıh'ta] AYN ile/ve MENFAAT
( [Kelâm'da] CEVHER ile/ve ARAZ )
- FLAMA[İt.] değil/yerine/= BAYRAK
- FLANDRA[İt.] ile FLANDRA/KURDELEBALIĞI
( Genellikle ince bezden yapılmış, uçkurluk bölümü dar, kurdele biçiminde bayrak. İLE Kurdelebalığıgillerden, uzun, yassı gövdeli, pulları çok küçük, kuyruk yüzgeci ipliğe benzeyen, kemikli bir Akdeniz balığı. )
( ... cum CEPOLA RUBESCENS )
- FLASTER ADHESIVE TAPE[İng.] değil/yerine/= YAPIŞKAN ŞERIT
- FLAT :/yerine DÜZ, DAİRE
- FLAVOR :/yerine TAT
- FLEBO- ile FLEBOLİT
( Toplardamar [ile ilgili]. İLE Toplardamar taşı. )
- FLESH vs. MEAT
- FLESHY FRUIT[İng.] değil/yerine/= ETLİ MEYVE
( Perikarpı kalın, etli ve su bakımından zengin meyve.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
(1996'dan beri)