Bugün[08 Nisan 2026]
itibarı ile 10.858 başlık/FaRk ile birlikte,
10.858 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(7/45)


- EREKBİLİM = MEBHAS-I GAYAT = TELEOLOGY[İng.] = TÉLÉOLOGIE[Fr.] = TELEOLOGIE[Alm.]


- TEMEYYÜ, ZEVEBAN[Osm.] / FUSION, MELT, MELTING[İng.] / FUSION[Fr.] / FUSION, SCHMELZEN, SCHMELZUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ERGİME/ERİME, KAYNAŞMA, FÜZYON


- TO FUSE, LIQUIFY[İng.] ile/değil/yerine/= ERGİTMEK, SIVILAŞTIRMAK


- ERİK ile TÜRBE


- ERİNÇ, DİNGİNLİK = PEACE, REPOSE[İng.] = TRAQUILLITÉ[Fr.] = BERUHIGUNG[Alm.] = QUIETUS[Lat.]


- İZABE ETMEK[Osm.] / TO MELT[İng.] ile/değil/yerine/= ERİTMEK


- EROS ve/||/<> LİBİDO
ile/ve/||/<>/<
TANATOS ve/||/<> DESTRUDO

( Eşeysel ve varoluş yönünde dürtü ve güdü. İLE/VE/||/<>/< Varoluşsal dürtü ve güdü. )

( SIGMUND FREUD ile/ve/||/<>/< EDOARDO WEISS )


- EROS ile TANATOS


- EŞ ÖZDEŞİM ile TAMAMLAYICI ÖZDEŞİM


- EŞ ile/ve/değil/||/<>/< TAMAMLAYACI/TAMAMLAYAN


- ESANSİYEL/ESSENTIAL[İng.] değil/yerine/= TEMEL | NEDENİ BİLİNMEYEN


- EŞANTİYON/PROMOTIONAL MATERIAL[İng.] değil/yerine/= TANITMALIK


- ESÂRET[Ar.]/YÛG[Fars.] değil/yerine/= TUTSAKLIK/BOYUNDURUK(/YÜK)


- ESAS ile TAMAMLAYICI

( BASE vs. COMPLEMENTARY )


- ESAS ile TEMELDE ile TEMEL

( FUNDAMENTAL vs. FUNDAMENTALLY vs. FUNDAMETAL )

( عنصري ile سازماني ile ريشهاي ile بنيادي ile اصولي ile اساسي ile از پي ile اصلي ile بنياني )

( ONSERY ile SAZMANY ile RYSHESAY ile بنيادي ile OSOLY ile ASASY ile AZ PEY ile ESLY ile بنياني )


- EQUIVALENT TEMPERATURE[İng.] / TEMPÉRATURE ÉQUIVALENTE[Fr.] / GLEICHWERTIGE TEMPERATUR, ÄQUIVALENTTEMPERATUR[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞDEĞER SICAKLIK


- TRACE ELEMENTS[İng.] / TRACE ÉLÉMENT[Fr.] ile/değil/yerine/= ESER ELEMENTLER


- THRESHOLD WAVELENGTH[İng.] / LONGUEUR D'ONDE DE SEUIL[Fr.] / SCHWELLENWELLENLÄNGE[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞİK DALGA BOYU


- THRESHOLD FREQUENCY[İng.] / FRÉQUENCE SEUIL[Fr.] / SCHWELLENFREQUENZ[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞİK FREKANSI


- THRESHOLD VOLTAGE[İng.] / TENSION DE SEUIL[Fr.] / EINSATZSPANNUNG, SCHWELLENSPANNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞİK GERİLİM


- THRESHOLD[İng.] ile/değil/yerine/= EŞİK


- ESİR DÜŞMEK değil TESLİM OLMAMAK


- ESÎR[Ar.] değil/yerine/= TUTSAK


- EŞİT OLAMAMA ile/ve/||/<> TAYİN EDİLEMEME


- EŞİTLİK/MÜSÂVAT ile/ve/değil/yerine/< TÜRE/ADÂLET

( ... İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/< Güçsüzün hakkının/haklarının savunulması/korunması. )

( Kişilerin eşitliği, sadece adâletin [en kısa sürede] sağlanması için [tüze/hukuk önünde] geçerlidir. [ille de bir farkı olacaksa/oldurulacaksa, sadece bilgileri/bildikleri/marifetleri iledir/kadardır.] )

( )

( )

( [CHAT GPT >]

Eşitlik, ırklarına, cinsiyetlerine, dinlerine ya da öteki özelliklerine bakılmaksızın tüm bireylere aynı biçimde davranılması gerektiği düşüncesini belirtir. Bu, herkesin aynı fırsatlara ve haklara sahip olması ve kimliğinden dolayı dezavantajlı ya da ayrımcılığa uğramaması gerektiği anlamına gelir.

Öte yandan, adâlet, yasaların âdil ve uygun biçimde yönetilmesini ve de âdil bir toplumun sürdürülmesini ifade eder. Bireylerin hukuka ve ahlâkî ilkelere göre haklarını almasını ve yanlış davranışın cezalandırılmasını içerir.

Eşitlik ve adâlet, genellikle birbiriyle ilişkili olsa ve örtüşebilse de aynı şey değildir. Eşitlik, herkese aynı biçimde davranmakla ilgiliyken, adâlet, bireylerin hak ettiklerini almasını ve yanlışların ele alınmasını sağlamakla ilgilidir. Bir toplumun eşit olup da âdil olmaması ya da tam eşitlik olmadan adâletin olması olanaklıdır.



[English]

Equality refers to the idea that all people should be treated the same, regardless of their race, gender, religion, or other characteristics. It means that everyone should have the same opportunities and rights, and should not be disadvantaged or discriminated against based on their identity.

Justice, on the other hand, refers to the fair and proper administration of laws and the maintenance of a just society. It involves ensuring that individuals receive what they are due, according to the law and moral principles, and that wrongdoing is punished.

While equality and justice are often related and can overlap, they are not the same thing. Equality is about treating everyone the same, while justice is about ensuring that people receive what they are entitled to and that wrongdoing is addressed. It is possible for a society to be equal but not just, or for there to be justice without complete equality. )

( [not] EQUALITY vs./and/but/< JUSTICE
JUSTICE instead of EQUALITY )


- EŞİTLİK/TESÂVÎ ile TESÂVUK


- ESKİ DİL ile TEMEL DİL


- ESKİZ değil/yerine/= TASLAK


- ESKİZ değil/yerine/= TASLAK


- COUPLED TRANSISTORS[İng.] / TRANSISTORS COUPLÉS[Fr.] / GEKOPPELTE TRANSISTOREN[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞLENİK TRANSİSTÖRLER


- EŞSİZ ile UYUMSUZLUK ile UYUMSUZ ile BECERİKSİZLİK ile BECERİKSİZLİK ile BECERİKSİZ ile TAMAMLANMAMIŞ ile EKSİK ile EKSİKLİK ile UYUMSUZ ile ANLAŞILMAZ ile ANLAYIŞSIZLIK ile SIKIŞTIRILAMAZ

( INCOMPARABLE vs. INCOMPATIBILITY vs. INCOMPATIBLE vs. INCOMPETENCE vs. INCOMPETENCY vs. INCOMPETENT vs. INCOMPLETE vs. INCOMPLETELY vs. INCOMPLETENESS vs. INCOMPLIANT vs. INCOMPREHENSIBLE vs. INCOMPREHENSION vs. INCOMPRESSIBLE )

( بي همتا ile بي چون ile بي قياس ile غير قابل مقايسه ile ناجوربودن ile ناسازگاري ile منافات ile ناجوري ile نا موافق ile ناسازگار ile بي کفايتي ile بي ظرفيتي ile بي عرضگي ile ناشايستگي ile نااهل ile بي کفايت ile غير کافي ile بي عرضه ile بيدست وپا ile ناشايسته ile نالايق ile ناقص ile ناتمام ile پر نشده ile نيمه تمام ile ناکامل ile ناتمامي ile تسليمنشو ile نا هموار ile نا محدود ile درک نکردني ile نامفهوم ile نفهميدني ile لايدرک ile عدم درک ile کوچک نشدني ile خلاصهنشدني ile فشرده نشدني )

( BEY CPEHMETA ile BEY CHON ile بي قياس ile GHYR GHABEL MOGHAYSEH ile NAJORBUDAN ile NASAZGARY ile MENAFAT ile ناجوري ile NA MOVAFEGH ile NASAZGAR ile BEY KAFAYTY ile BEY ZARFYTY ile BEY ARZAGY ile NASHAYSATGY ile NAANPAL ile BEY KAFAYT ile GHYR KAFY ile BEY ARZEH ile BEYDAST VAPA ile NASHAYSETEH ile نالايق ile NAGHS ile NATMAM ile PAR NESHODEH ile NEYMAH TAMAM ile NAKAMEL ile NATMAMY ile تسليمنشو ile NA NPAMVAR ile NA MAHDUD ile DARK NAKARDANY ile NAMAFAOOM ile NAFEHAMYDANY ile لايدرک ile ADAM DARK ile KUCHAK NESHODANY ile KHLASEANESHODANY ile FESHARDEH NESHODANY )


- EŞSÖZ = İADE-İ MÂNÅ = TAUTOLOGY[İng.] = TAUTOLOGIE[Fr., Alm.] = TAUTOLOGIA[Yun.] = COSA FINALIS


- ESTETİK ile/ve/||/<> TARİH


- ESTIMATE :/yerine TAHMİN ETMEK


- ETEK ile/ve TARLATAN[Fr.]

( ... İLE Kabarık görüntü vermek için değişik malzemelerle yapılan bir tür iç giysisi. )


- ETEK ile TÜTÜ

( ... İLE Balerin eteği. )


- ETENELİLER[İng. PLACENTAL MAMMALS] ile/||/<> TEK DELİKLİLER[İng. MONOTREMES]

( Plasentalı Memeliler. Memeliler Sınıfının alt sınıflar.(diğer alt sınıflar tek delikliler ve keseliler). Embriyo ve fetus plasenta ile beslenir. Bu hayvanlar doğurucudurlar. (Yumurta bırakmak yerine çocuklarını doğururlar). Uzun bir gebelik dönemi geçirirler ve çocuk, tam olarak gelişmemiş doğar.İnsanlar, köpekler, balinalar. @@ Tek delikliler oldukça değişik hayvanlardır. Sadece iki tip tek delikli vardır; ekidna ve ornitorenk. Sıcak kanlı, tüylüler ve memeliler gibi yavrularını sütle beslerler. Onları değişik kılan yavruları doğurmak yerine yumurtlarlar. Memeliler'in Sürüngenler'den evrimleştiğinin en net, yaşayan kanıtlarıdırlar.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- ETKİ ile/ve/<> TEPKİ

( EFFECT vs./and/<> REACTION )


- ETKİLEMEK ile/ve/<> "TAMAMLAMAK


- ALE ETKİSİ ile/||/<> ALLEE ETKİSİ ile/||/<> BULMER ETKİ ile/||/<> POZİSYON ETKİSİ ile/||/<> TETRİS ETKİSİ ile/||/<> WAHLUND ETKİSİ ile/||/<> YANLIŞ ORTAKLIK ETKİSİ

( Bireylerin kendi türünden bireylerin varoluşundan sağladığı kazancı. İLE/||/<> Tür içindeki bireylerin, aynı türde olanların çevresinde olmasından dolayı kazandığı avantaj.[İlk olarak, 1930 yılında, Warder Clyde Allee tarafından ileri sürülmüştür.] İLE/||/<> Seçilim sürdükçe genetik çeşitlilik azalır, çünkü çeşitlilik doğa tarafından seçilip azaltılır. Bu azalma, ebeveynlerin populasyona göre fenotip çeşitlilik miktarı ile doğru orantılıdır. Çeşitliliğin artışı ise genetik mekanizmalar aracılığıyla sağlanır. İLE/||/<> Genin dışavurumuna [ve fenotipe olan etkisinin] genellikle komşu genlerle olan etkileşiminden etkilendiği ve genlerin mekansal yerleri değiştiğinde (translokasyonda olduğu gibi) ekpresyonunun da değiştiği genetik etki. İLE/||/<> Bireylerin bir etkinliğe çok fazla zaman harcaması sonucu bu etkinliğin düşüncelerini, zihinsel imajını ve düşlerini etkilemesi. İLE/||/<> Bir popülasyon içinde bulunan alt popülasyonlardaki alel frekansının dağılımından ötürü, popülasyon genelinde heterozigotluğun kuşaklar içinde azalması.[1928 - Sten Wahlund] İLE/||/<> Başka kişilerle davranış, tutum, inanç bakımından benzerliklerinin abartılması. )


- ETKİLEŞME ENERJİSİ ile/ve/||/<> TEPKİME HIZI

( Kimyasal etkileşimin başlaması için gerekli olan enerji miktarı. İLE/VE/||/<> Birim zamanda gerçekleşen kimyasal değişim hızını tanımlar. )


- EFFECTIVE VOLTAGE[İng.] / TENSION ACTIVE, TENSION EFFICACE[Fr.] / EFFEKTIVE SPANNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ETKİN GERİLİM


- -EURYSIS ile/||/<> TENS- ile/||/<> TRACT-

( Gerilme, genişletici ameliyat. İLE/||/<> Gerilme. İLE/||/<> Çekme, germe. )


- EVEREST ile DURMADAN ile DAİMA KALICI ile TERS ÇEVRİLEBİLİR ile EVERSİYON

( EVEREST vs. EVER vs. EVER LASTING vs. EVERSIBLE vs. EVERSION )

( درهر صورت ile هرگز ile مادام الحيات ile مادام العمر ile مخلد ile اورست ile واژگون شدني ile واژگون سازي )

( DAREAR SORT ile NPARGOZ ile مادام الحيات ile مادام العمر ile MOKHOLD ile OREST ile VAJGON SHODANY ile VAJGON SAZY )


- EVİN/EWİN ile TAHIL
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Tahıl tanesi, tohum. İLE ... )


- EVLAT EDİNMEK ile TAKMA AD BENİMSEMEK ile EVLAT EDİNME

( ADOPT vs. ADOPT A PEN NAME vs. ADOPTION )

( فرا گرفتن ile اتخاذ کردن ile تخلص کردن ile تبني ile اتخاذ )

( FARA GARAFTAN ile ETEKHAZ KARDAN ile TAKHLES KARDAN ile تبني ile ETEKHAZ )


- EVLİ/YİM ile/ve/değil/yerine TÖVBELİ/YİM


- PHASE TRANSFORMATION[İng.] / TRANSFORMATION DE PHASE[Fr.] ile/değil/yerine/= EVRE DÖNÜŞÜMÜ


- PHASE TRANSITION[İng.] / TRANSITION DE PHASE[Fr.] ile/değil/yerine/= EVRE GEÇİŞİ


- EVRENSEL ile/değil TÜMEL


- EVRİM:
DİRİMSEL ile/değil TARİHSEL


- EVRİM = TEKÂMÜL = EVOLUTION[İng.] = ÉVOLUTION[Fr.] = ENTWICKLUNG, EVOLUTION[Alm.] = EVOLUTIO[Lat.] = EVOLUCIÓN[İsp.]


- EWING THEORY OF FERROMAGNETISM[İng.] / THÉORIE DU FERROMAGNÉTISME D'EWING[Fr.] / EWING-FERROMAGNETISMUS-THEORIE[Alm.] ile/değil/yerine/= EWİNG FERROMANYETİZMA KURAMI


- EXACT :/yerine TAM, KESİN


- EXACTLY :/yerine TAM OLARAK


- EXECUTION vs. TO FASTEN


- EXPENDITURE and PUBLIC EXPENDITURE and TAX EXPENDITURE

( Gider, harcama, masraf. VE Kamu giderleri. VE Vergi gideri. )


- EXPORT PROMOTION and EXPORT RESTRICTIONS and EXPORT SUBSIDY and EXPORT VOLUME and TEMPORARY EXPORT

( İhracatın teşviki. VE İhracat sınırlamaları. VE İhracat sübvansiyonu. VE İhracat hacmi. VE Geçici ihracat. )


- TRÄGHEITSFLUSS[Alm.] ile/değil/yerine/= EYLEMSİZLİK AKIŞI


- MEVC-İ ATÂLET[Osm.] / INERTIA WAVE[İng.] / ONDE D'INERTIE[Fr.] / TRÄGHEITSWELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= EYLEMSİZLİK DALGASI


- TENSEUR D'INERTIE[Fr.] ile/değil/yerine/= EYLEMSİZLİK GERGİSİ


- KÂİDE-İ ATÂLET[Osm.] / PRINCIPLE OF INERTIA[İng.] / PRINCIPE D'INERTIE[Fr.] / TRÄGHEITSPRINZIP[Alm.] ile/değil/yerine/= EYLEMSİZLİK İLKESİ


- INERTIA MATRIX[İng.] / MATRICE D'INERTIE[Fr.] / TRÄGHEITSMATRIX[Alm.] ile/değil/yerine/= EYLEMSİZLİK MATRİSİ


- MOMENT OF INERTIA[İng.] / MOMENT D'INERTIE[Fr.] / TRÄGHEITSMOMENT[Alm.] ile/değil/yerine/= EYLEMSİZLİK MOMENTİ


- TRÄGHEITSTENSOR[Alm.] ile/değil/yerine/= EYLEMSİZLİK TENSÖRÜ


- EYRING THEORY[İng.] / THÉORIE D'EYRING[Fr.] / EYRING-THEORIE[Alm.] ile/değil/yerine/= EYRİNG KURAMI


- EYTİŞİM/DİYALEKTİK:
DOĞAL ile/ve/||/<> TARİHSEL


- EYTİŞİM/DİYALEKTİK ile/ve/||/<> TARİH


- EZBER ile/ve/||/<> TAKLİT


- F ve/||/<> S ve/||/<> T ve/||/<> K ve/||/<> Ç ve/||/<> Ş ve/||/<> H ve/||/<> P
[FISTIKÇI ŞAHAP]

( Bu harfler, ayrık de'lerin kullanımı dışında, ancak, buradaki öteki harflerle kullanılır.
Levent'te | Erdinç'te | Sınıfta | Geçitte, Geçişte | Sancak'ta | Sehpada | Edip'te | Sevinçte, Sevinç'te | Elektrikçi )


- FACEBOOK ile X/TWITTER ile YOUTUBE ile LINKEDIN ile INSTAGRAM["INSTANGRAM" değil!] ile PINTEREST ile BLOG ile FOUR SQUARE

( Kurabiye yemeyi seviyorum. İLE Kurabiye yiyorum. İLE Bakın nasıl da yiyorum kurabiyeyi. İLE Nasıl kurabiye canavarı oldum? İLE Buyurun, kurabiye yerkenki fotoğrafım. İLE Kurabiye tarifimi de paylaşayım. İLE Kurabiye yapma/yeme anılarım. İLE Şurada, kurabiye yiyorum. )

( I like eating cookie. VS. I'm eating cookie. VS. This is how I eat my cookie. VS. My skills include eating cookie. VS. Here's a photo of the cookie I eat. VS. Here's my recipe for the cookie. VS. Here's my cookie eating experience. VS. This is where I am eating the cookie. )


- FACILITY :/yerine TESİS, OLANAK


- FAKSİMİLE[Fr. < FACSIMILÉ] değil/yerine/= TIPKIBASIM


- FAMILIAR :/yerine TANIDIK


- FANATİKLEŞ(TİR)ME ile/ve/||/<> TARAFTARLAŞ(TIR)MA


- FARADAY TUBE[İng.] / TUBE DE FARADAY[Fr.] / FARADAY-RÖHRE, FARADAY-TUBE[Alm.] ile/değil/yerine/= FARADAY TÜPÜ


- FARE ile/ve/||/<> TAVŞAN


- FARK[Ar.] ile TEFRÎK[Ar.]


- FARKINDALIK ve/||/<> TUTUM ve/||/<> ÖZGÜNLÜK

( AWARENESS and/||/<> ATTITUDE and/||/<> AUTHENTICITY )


- TEMYİZ ETMEK[Osm.] ile/değil/yerine/= FARKLANDIRMAK


- FARKLAR ile/ve/<>/değil/yerine TEMEL/BELİRLEYİCİ FARKLAR


- FARKLI ile BENZEŞME ile TAKLİT

( DISSIMILAR vs. DISSIMILATION vs. DISSIMULATION )

( ناهمسان ile ناهمگن ile غير متجانس ile عدم تشابه ile تقيه )

( NANPAMSAN ile NANPAMGAN ile غير متجانس ile عدم تشابه ile TAGHYYEH )


- FARKLI ile FARK ile GÖRÜŞ AYRILIĞI ile FARKLI ile FARKLILAŞMA ile TÜREVLENEBİLİR ile DİFERANSİYEL ile DİFERANSİYEL DİŞLİ ile FARKLILAŞTIRMAK ile FARKLILAŞMA ile FARKLILAŞTIRICI ile FARKLI

( DIFFER vs. DIFFERENCE vs. DIFFERENCE OF OPINION vs. DIFFERENT vs. DIFFERENTIA vs. DIFFERENTIABLE vs. DIFFERENTIAL vs. DIFFERENTIAL GEAR vs. DIFFERENTIATE vs. DIFFERENTIATION vs. DIFFERENTIATOR vs. DIFFERENTLY )

( متفاوت بودن ile تفاوت داشتن ile تباين داشتن ile اختلاف داشتن ile تمايز ile مابه التفاوت ile تباين ile تفاضل ile تفاوت ile فرق ile اختلاف ile اختلاف عقيده ile اختلاف نظري ile جوربجور ile غيريکسان ile ناهمانند ile مختلف ile متباين ile متفاوت ile متمايز ile وجه امتياز ile قابل تشخيص ile فرق گذاشتني ile تفاضلي ile افتراقي ile ديفرانسيل ile فرق گذاشتن ile مشتغ گيري ile فرق گذاري ile فرق گذار ile بطور متفاوت )

( MOTEFAVAT BODAN ile TAFAVAT DASHTAN ile TABAYNE DASHTAN ile AKHTELAF DASHTAN ile TAMAYZ ile MABEH ELTEFAVAT ile تباين ile TAFAZEL ile TAFAVAT ile FARGH ile AKHTELAF ile AKHTELAF AGHYDAH ile AKHTELAF NAZARY ile جوربجور ile GHYRYKESAN ile ناهمانند ile MOKHTELF ile متباين ile MOTEFAVAT ile MOTEMAYZ ile VAJEH EMTYAZ ile GHABEL TASHKHYSE ile FARGH GOZASHTANY ile تفاضلي ile AFTARAGHY ile DYFARANSYLE ile FARGH GOZASHTAN ile MOSHTAGH GYRY ile FARGH GOZARY ile FARGH GOZAR ile BETOR MOTEFAVAT )


- FARMAKOLOJİ ile TOKSİKOLOJİ

( İlaçların nasıl çalıştığını ve gövdeyi nasıl etkilediğini inceleyen bir bilim dalı. İLE Zehirlerin nasıl çalıştığını ve gövdeye nasıl zarar verdiğini inceleyen bir bilim dalı. Bu iki dalın kesiştiği noktada, yeni ilaçlar ve tedaviler geliştirilmekte ve zehirlenmelerin önlenmesi ve tedavisi için çalışmalar yapılmaktadır. )


- FARMAKOLOJİ ile/||/<> TOKSİKOLOJİ

( İlaçların etkilerini ve kullanımını inceleyen bilim dalı. İLE/||/<> Zehirlerin etkilerini ve tedavisini inceleyen bilim dalı. )


- FARMASÖTİK KİMYA ile/||/<> TOKSİKOLOJİ

( İlaçların kimyasını ve etkilerini inceleyen bilim dalı. İLE/||/<> Zehirli nesnelerin kimyasını ve etkilerini inceleyen bilim dalı. )


- FASİYAL PARALİZİ ile/||/<> TRİGEMİNAL NEVRALJİ

( Yüz kaslarının zayıflığı ya da kötürümlüğü. İLE/||/<> Yüzde ani ve şiddetli ağrı atakları. )


- FASON ile/ve TAŞERON


- FAZ DEĞİŞİM MALZEMESİ ile/||/<> TERMOELEKTRİK MALZEME

( Faz değişim malzemesi ısıyı gizli ısı olarak depolarken İLE termoelektrik malzeme ısıyı elektriğe çevirir )

( Formül: Parafin mumu )


- FAZ UZAYI ile/ve/||/<> TERSİNEMEZLİK

( ... ile/ve/||/<> 10[üzeri 10 üzeri 25] [olasılıksızlık] )

( m = 3, n= 3 [1/4060]
m = 4, n= 4 [1/10.000]
m = 5, n= 5 [1/100.000] )


- FAZ UZAYI ile/||/<> TERSİNEMEZLİK

( )

( Bilinmiyor tarafından keşfedildi/formüle edildi. )


- FEATURE OF EARTH değil/yerine/= TOPAN


- FECİR değil/yerine/= TAN


- FEHM ile TEDEKKÜR ile TEFEKKUH


- FELDİSPAT[Alm.] ile TRAKİT[Fr. TRACHYTE]

( Silikatlı mineral grubu. İLE Yanardağ kayalıkları arasında bulunan bir feldispat türü. )


- FELSEFE TARİHİ ile/ve/=/||/<>/>/< TARİH FELSEFESİ


- FELSEFE ve/||/<>/> İDEOLOJİ ve/||/<>/> TÜZE

( Başlar. VE/||/<>/> Deneyimlenir. VE/||/<>/> Düzenlenir. )


- FELSEFE ile/ve/<> TARİH


- FELSEFE ile/ve TASAVVUF

( Akla, biçim verir. İLE/VE Nefse, biçim verir.["Akıl kârı" değildir.] )


- FELSEFE ve/<> TASAVVUF

( Aklın hikmetli dilidir. VE/<> Ahlâkın hikmetli dilidir. )


- FELSEFE ile TEFELSÜF


- FELSEFE ve/<> TIP ve/<> TARİH

( Tabakât Literatürü Üzerine Bir İnceleme
[ www.klasikyayinlari.com/ebooks/default.aspx?kitapid=123 ] )


- FELSEFE ile/ve/||/<> TÜMEL/LİK

( FELSEFE: Tümel anlama ve açıklama. )


- FELSEFE ve/<> TUTKU

( Kişi, felsefeyi, ancak tutkuyla yaşama katar. )

( PHILOSOPHY and/<> PASSION )


- FELSEFE ve TÜZE(HUKUK)

( Yunan ökesi/dehası. VE Roma ökesi/dehası. )


- FELSEFİ İNSANBİLİM/ANTROPOLOJİ ile TOPLUMBİLİM/SOSYOLOJİ

( İnsanın doğası, anlamı ve varoluşu üzerine felsefi sorgulama. İLE Toplum, sosyal ilişkiler ve kurumlar üzerine bilimsel inceleme. )


- FELSEFİ ÖZDEKÇİLİK/MATERYALİZM ile TARİHSEL ÖZDEKÇİLİK/MATERYALİZM

( Gerçekliğin nesnel unsurlardan oluştuğunu savunan felsefi görüş. İLE Tarihin sınıf çatışmaları ve ekonomik etmenlerle biçimlendiğini savunan görüş. )


- FERÂCE ile TENNÛRE

( =KİSÂ=HIRKA=ABÂ=HULLE=BÜRDE=FERACÂ ile =KAMÎS=GÖMLEK=ENTÂRİ )

( ... İLE Mevlevî dervişlerinin, semâ âyini sırasında giydikleri geniş eteklik. )


- FERÂGAT(BEZL) ile TERK

( Canına kıymazsan, seyahat etme! )

( ABNEGATION vs. ABANDONMENT )


- FERÂGAT ile/ve/<> TESLİMİYET


- FERMAN[Fars.] ile/ve/||/<> TEVKİ[Ar.]

( ... İLE/VE/||/<> Sultan fermanlarına çekilen tuğra. | Bu tuğrayı taşıyan ferman. )


- FERMAN ile/ve/değil TOMAR


- FERMI BETA DECAY THEORY[İng.] / THÉORIE DE LA DÉSINTÉGRATION BÊTA DE FERMI[Fr.] / FERMI-BETAZERFALLSTHEORIE[Alm.] ile/değil/yerine/= FERMİ BETA BOZUNUMU KURAMI


- TROU DE FERMI[Fr.] / FERMI-LOCH[Alm.] ile/değil/yerine/= FERMİ DELİĞİ


- FERMI TRANSITION[İng.] / TRANSITION DE FERMI[Fr.] / FERMI-ÜBERGANG[Alm.] ile/değil/yerine/= FERMİ GEÇİŞİ


- FERMI TEMPERATURE[İng.] / TEMPÉRATURE DE FERMI[Fr.] / FERMI-TEMPERATUR[Alm.] ile/değil/yerine/= FERMİ SICAKLIĞI


- FERMI AGE THEORY[İng.] / THÉORIE DE L'ÂGE DE FERMI[Fr.] / FERMI-ALTERSTHEORIE[Alm.] ile/değil/yerine/= FERMİ YAŞ KURAMI


- FESİH ile/||/<> İLGÂ[Ar. < LAĞV] ile/||/<> TASFİYE[Ar. < SAFVET/SAFÂ: Saf, duru olmak.]

( Verilmiş bir yargıyı kaldırma, bozma. | Dağıtma, dağıtılma, lağıv. İLE Bir şeyin varlığını ortadan kaldırma. İLE Arıtma/arıtım/arıtılma, ayıklama, temizleme, saflaştırma/saflaştırılma. | Bir kuruluşun iflâsı ya da kapanması sonunda hesaplarının kapatılıp kalan maddî varlığın, mal ve paranın alacaklılara dağıtılması. | Bir kuruluşta işçi ve memur çıkarma. | Görevine son verme. )


- FESTİVAL ile/değil TURNUVA


- FETHA ile/ve/<> KESRE/ESRE/HAFZ ile/ve/<> HEMZE ile/ve/<> ÖTRE/ZAMME ile/ve/<> ŞEDDE/TEŞDÎD ile/ve/<> TENVÎN ile/ve/<> NASB ile/ve/<> REF ile/ve/<> İLLET ile/ve/<> MEDD/E ile/ve/<> MEDD-İ LÎN ile/ve/<> LÎN ile/ve/<> VAV-I ATIFA

( a ya da e [düz ve geniş ünlü] okutan üstün imi. İLE/VE/||/<> ı ya da i [düz ve dar ünlü] okutan im. İLE/VE/||/<> Elif, vav, ye, he üzerine konan işaret - gırtlak vuruşu; elifin adı. İLE/VE/||/<> o, ö, u, ü [yuvarlak ünlü] okutan ötre imi. İLE/VE/||/<> Bir yazacı çift okutan ve şedde denilen im. İLE/VE/||/<> Sözcüğün sonunu, nun gibi okutmak üzere konan iki üstün[-en], iki esre[­-in], iki ötre[-ün]. İLE/VE/||/<> Yazacın etha'lıymış gibi a ya da e'yle okunması. İLE/VE/||/<> Bir sözcüğü zammeli[ötre - yuvarlak ünlülü (o, ö, u, ü)] okuma. İLE/VE/||/<> Çeker harfleri[matres lectionis] elif, vav, ye yazaçlarından biri. İLE/VE/||/<> elif, vav, y e'yi çekerek uzatma. İLE/VE/||/<> vav ile ye sesçil imsiz[harekesiz] olup kendinden önceki yazaç üstün imi almışsa medd-i lîn olur. İLE/VE/||/<> Yumuşatarak çekme. İLE/VE/||/<> Atıf vavı. Bağlaç. Arapça ya da Farsça iki sözcüğü birbirine bağlarken, ilk sözcük ünsüzle bitmişse bu yazacı ü gibi okutur [ilim ve irfan~ilm ü irfan], ünlüyle bitmişse iki sözcüğü bağlayan vav, vü biçiminde okunur [kaza ve kader / kaza vü kader]. )


- FETİŞ ile TAPMA/TAPINMA, TAPINCAK

( FETISH vs. TO ADORE/WORSHIP )

( ... cum DEVOTIO )


- FETVÂ ile/ve TAKVÂ


- FEYEZAN/SEYLAP değil/yerine/= TAŞKIN


- FEYNMAN SUPERFLUIDITY THEORY[İng.] / THÉORIE DE LA SUPERFLUIDITÉ DE FEYNMAN[Fr.] ile/değil/yerine/= FEYNMAN AŞIRI AKIŞKANLIK KURAMI


- FFP/FRESH FROZEN PLASMA | FİLTERING FACE PİECE[İng.] değil/yerine/= TAZE DONMUŞ PLAZMA | YÜZE SÜZGEÇLENEN PARÇA


- FIBONACCI ile/ve/||/<>/> TARTAN

( ... İLE/VE/DEĞİL/||/<> Aşağıda ve sıkça gördüğünüz kumaş, dönem dönem moda olan, genelde battaniyelerde karşımıza çıkan, geleneksel "İskoç deseni"ni de anımsatıyor. Bu tarz desenlere, "tartan" adı veriliyor.

Geçtiğimiz yıllarda bu tartanlardaki çizgilerin kalınlığının 1,1,2,3,5,8,13,21... biçiminde devam eden Fibonacci sayılarına göre oluşturulduğu fark edildi.

İlk tasarımcıların neden bu biçimde döşeme yaptığıyla ilgili bir bilgimiz olmasa da böyle bir ilişki olduğunu görmek çok heyecan verici... )

( )


- FİDAN:
AÇIK KÖKLÜ ile TÜPLÜ

( )


- FİİLLERDE:
MEMNÛ ile/ve/||/<> TAVSİYEYE ŞÂYÂN / GAYR-I ŞÂYÂN ile/ve/||/<> MUBAH


- FIKIH ile TARİHÎ BİLGİ

( Olması/Olmaması Gereken İLE "Ne olmuş" olduğu )


- FIKIH ve/> TASAVVUF

( "Tasnif'ul Ulûum" kitabında Tasavvuf: "İmanın meyvesi ve İslâm'ın neticesi."/"Hüve semeretül iman ve neticetü'l-İslâm" )

( İman ve itikadı anlatan geniş ve derin ilim.[Bu ilmi anlatan kitaplara AKÂİD de denilir.] VE Gövde ile yapılacak ahkâm-ı islâmiye'yi bildiren ilim ve kitapları. VE Halk için, tahsili olmayanlar için yazılmış olan ve herkesin bilmesi, inanması ve yapması gereken kelâm, ahlâk ve fıkıh bilgilerini kısaca ve açıkça anlatan ilim ve kitapları. )


- FİKİR ile TEZÂHÜR

( IDEA vs. TO APPEAR )


- FİKS MENÜ[Fr. < FIXE MENU] değil/yerine/= TEK DİZİN


- Fİ'L[Ar.] ile HALK[Ar.] ile TAĞYÎR[Ar.]


- FİLİZ ile TOMURCUK

( Tohumdan ya da tomurcuktan çıkan körpe ve küçük dal, sürgün, ışkın, eşkin, cımbar, çıvgın, şıvgın. İLE Bir bitkinin üzerinde bulunan ve ileride sap, çiçek ya da yaprak verecek olan filiz. | Çiçek açacak gonca. )


- FİLİZLEMEK ile FİLİZLENME ile FİLİZLENMEK ile TOMURMAK

( Bitkilerin, gereğinden çok olan filizlerini kırmak. İLE Yumruların üzerinde, ince uzun filizlerin belirmesi biçiminde görülen patates hastalığı. İLE Filiz vermek. | Gelişmeye, büyümeye başlamak. İLE Ağacı dibinden kesmek. | Ağaç ve asmalarda filiz vermek üzere gözler kabarmak, tomurcuklanmak. | Şişip kabarmak. )


- FİLOGENİ ile/||/<> TAKSONOMİ

( Filogeni evrimsel akrabalık İLE taksonomi sınıflandırma. )

( Formül: Relationships İLE categorization )


- FİLOZOF BİLİM İNSANI ile TEKNİK BİLİM İNSANI


- FIRKA:
SİYASİ PARTİ ile/||/<> TÜMEN


- FIRTINA ile TURNAGEÇİDİ

( ... İLE Baharda esen bir fırtına. )


- FISH (FLORESAN İN SİTU HİBRİDİZASYON)[İng. FISH (FLUORESCENCE IN SITU HYBRIDIZATION)] ile/||/<> ANOMALİ[İng. ANOMALY] ile/||/<> TRANSLOKASYON[İng. TRANSLOCATION]

( Floresan probların uygulandığı doku ve göze örneklerinde translokasyon, inversiyon, delesyon ve diğer yapısal ve sayısal kromozom anomalileri gibi spesifik DNA ya da RNA dizilerinin belirlenmesi için kullanılan birçok teknikten biridir. Hem bölünen hem de bölünmeyen gözelere uygulanabilir. @@ Beklenen değer, kural ya da özellikten sapma; doğuştan kusurlu oluşum ya da normalin dışında olmak anlamlarına gelen bir terim. @@ Kromozomlar (genellikla karşılıklı olanlar) arasındaki kromozomal metaryalin aktarımıdır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- FISILTI ile KONUŞMA ile TRAFİK ile AĞRI DUYUSU

( 1 - 40 dB İLE 40 - 80 dB İLE 80 - 120 dB İLE 120 dB üstü )

( MUHÂCEZE: Fısıldamak. )


- FISILTI ile KONUŞMA ile TRAFİK ile AĞRI DUYUSU:
1 - 40 dB İLE 40 - 80 dB İLE 80 - 120 dB İLE 120 dB üstü.


- FİSKE ile TİTREME ile TİTREK

( FLICK vs. FLICKER vs. FLICKERING )

( تلنگر ile سوسو زدن ile سوسو ile سوسوزن )

( TALANGAR ile SOSO ZADAN ile SOSO ile SOSOZAN )


- FİTNE ile/ve TEŞVİŞ


- FIX :/yerine TAMİR ETMEK


- FİZİK ile KUVANTUM FİZİĞİ ile TERMO DİNAMİK


- FİZİKSEL KİMYA ile/||/<> TERMODİNAMİK

( Kimyasal süreçlerin fiziksel özelliklerini inceleyen bilim dalı. İLE/||/<> Enerji ve nesne arasındaki ilişkileri inceleyen bilim dalı. )


- FİZİKSEL KİMYA ile/||/<> TERMODİNAMİK

( )

( Bilinmiyor tarafından keşfedildi/formüle edildi. )


- FLAVOR :/yerine TAT


- FLEDGE[İng.] değil/yerine/= TÜYLENME

( Kuşlar yumurtadan çıktıkları ilk dönemlerde zıplama, sekme, kanat çırpma, yürüme ve bazı beden hareketlerini yapabilme yetilerine sahiptir. Bu yetiler ile uçabilme yetisi arasında kalan zaman diliminde kuşlar, ''Yavru''olarak nitelendirilebilirler. Kuşlar tüysüz ya da çok az tüysüz olarak yumurtadan çıkarlar. Bu dönemde kuşların zamanla kasları gelişir ve uçma yeteneğini kazanırlar. Yumurtadan çıktıkları dönem ile tüylerinin tam olarak çıkması, ardından uçabilme yeteneğini kazanması arasında kalan zaman dilimi ''Tüylenme'' olarak adlandırılır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- FLEMING TUBE[İng.] / TUBE DE FLEMING[Fr.] / FLEMING-RÖHRE[Alm.] ile/değil/yerine/= FLEMİNG TÜPÜ


- FOLKLOR[Fr. < FOLKLORE]/HALKİYAT[Ar.] değil/yerine/= TUYBİLİM/HALKBİLİM


- FOLKLORİK değil/yerine/= TUYBİLİMSEL


- FOLKSONOMİ/FOLKSONOMY[İng.] değil/yerine/= TOPLUMSAL SINIFLANDIRMA


- FOLLOW :/yerine TAKİP ETMEK


- FONOTELGRAF[Fr. < PHONOTÉLÉGRAPHE] değil/yerine/= TELEFONLA İLETİLEN TELGRAF


- FORSEPS/FORCEPS[İng.] değil/yerine/= TUT ÇEK


- FORSEPS[Fr. < FORCEPS] değil/yerine/= TUTÇEK


- FORUM[Lat.] değil/yerine/= TOPLU TARTIŞI/TARTIŞMA


- FOSFOLİPİT[İng. PHOSPHOLIPID] ile/||/<> GLİSERİT[İng. GLYCERIDE] ile/||/<> GLİSEROL[İng. GLYCEROL] ile/||/<> KOLİN[İng. CHOLINE] ile/||/<> TRİGLİSERİT[İng. TRIGLYCERIDE] ile/||/<> YAĞ ASİDİ[İng. FATTY ACID]

( Hücre zarının yapısında bulunan lipit çeşididir. Fosfolipitler, trigliseritlerden farklı olarak 2 yağ asidi, 1 fosforik asit, 1 gliserol molekülü ve kolin bazından oluşur. Bu moleküller suya bırakıldığı zaman çift katlı bir tabaka oluşturur. Fosfolipitler göze zarının yapısına katılarak göze zarının iki tabakalı bir yapıya sahip olmasını sağlar. Fosfolipit moleküllerinin dış ortama ve gözenin içine bakan baş kısımları hidrofilik, göze zarının iç kısmındaki kuyruk bölgeleri ise hidrofobik yapıdadır. @@ Gliserinin bir esteri. Bir molekül gliserine bir yağ asidi ya da yağ asitlerinin bağlandığı sıvı ve katı yağlar. @@ Lipitlerin yapısında bulunan üç karbonlu bir alkol. Gliserin. @@ Bir zar fosfoliti olan fosfatidilkolinde ve B vitamin kompleksinde bulunan, bir nörotransmitter olan asetilkolinin, asetillenmemiş hali. @@ Bitki ve hayvan gözelerinde lipitlerin depo şeklidir. Nötral yağ olarak da bilinir. İnsan vücuduna alınan lipitlerin fazlası, nötral yağlara dönüştürülerek deri altında ve organların etrafında depolanır. Nötral yağlar, üç molekül yağ asidi ile bir molekül gliserolün arasında ester bağlarının kurulması sonucu oluşur. Ester bağlarının kurulması olayı bir dehidrasyon tepkimesidir. Bu tepkime sonucunda üç molekül su açığa çıkar. @@ Esterlerle bileşik yapıp yağ molekülü meydana getiren kimyasaldır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- FOSİLBİLİM değil/yerine/= TAŞILBİLİM


- FOSİLLEŞME değil/yerine/= TAŞILLAŞMA


- FOTOĞRAF ile TEMSİL


- FOTOKİMYA ile/||/<> TERMOKİMYA

( Kimyasal süreçlerdeki ışık etkilerini ya da ışık etkisiyle gerçekleşen kimyasal süreçleri inceleyen bilim dalı. İLE/||/<> Isı etkisiyle gerçekleşen kimyasal süreçleri ya da kimyasal süreçlerdeki ısı değişimlerini inceleyen bilim dalı. )


- FOTOKOPİ[Fr. < PHOTOCOPIE] değil/yerine/= TIPKIÇEKİM


- PHOTON THEORY[İng.] / THÉORIE DU PHOTON[Fr.] ile/değil/yerine/= FOTON KURAMI


- FOTOTAKSİ ile/ve TROPİZM

( Işığa doğru hareket. İLE/VE Işık, ısı gibi dış etkilerle bir organizmanın belirli bir yöne doğru yer değiştirmesi. Doğrulum. )


- FOTOVOLTAİK KİMYA ile/||/<> TERMOELEKTRİK KİMYA

( Işığı elektrik enerjisine dönüştüren kimyasal süreçleri inceleyen bilim dalı. İLE/||/<> Isıyı elektrik enerjisine dönüştüren kimyasal süreçleri inceleyen bilim dalı. )


- FOTOVOLTAİK ile/||/<> TERMAL GÜNEŞ

( PV doğrudan elektrik pn, termal ısı toplayıcı buhar. )

( Formül: Yarıiletken İLE ısı )


- FOUNDATION :/yerine TEMEL, VAKIF


- FRAGMAN[Fr. < FRAGMENT] değil/yerine/= TANITMA FİLMİ


- FRAKSİYONEL KUANTUM HALL ile/||/<> TAMSAYI KUANTUM HALL

( Fraksiyonel kuantum Hall güçlü elektronlar arası etkileşimden kaynaklanırken, tamsayı hali tek elektron etkisidir )

( Formül: ν = 1/3 )


- FRECHET ile/||/<> TÜREVİ

( Fréchet türevi )

( Maurice Fréchet tarafından 1925 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1878-1973) (Ülke: Fransa) (Alan: Matematik) (Önemli katkıları: Metrik uzaylar, fonksiyonel analiz) )


- FRESH :/yerine TAZE


- FRESK ile/||/<> KÖŞEBENT ile/||/<> KEMER ile/||/<> TEPELİK

( Yaş sıva üstüne boya ile yapılan resim ve süsleme. İLE/||/<> Dikdörtgen ve kare formlu biçimlerde köşelere yapılan süsleme. İLE/||/<> Dairesel, örgülü ara taşıyıcı ve bezeme öğesi. Düşey güçleri yatay güçlere çevirip kemer ayaklarından zemine taşıyan geçiş ögesi. İLE/||/<> Kompozisyonu oluşturan süs düzeninin üst ya da tepe bölümlerinde bulunan motifler. )


- ft. pulv.[Lat. < FIAT PULVIS] değil/yerine/= TOZ DURUMUNA GETİRİNİZ


- FULL-TIME[İng.] değil/yerine/= TAM GÜN


- FULLER'S EARTH[İng.] / TERRE À FOVLON[Fr.] / FULLERERDE[Alm.] ile/değil/yerine/= FULLER TOPRAĞI


- FULLY :/yerine TAMAMEN


- FULMINAN/FULMINANT[İng.] değil/yerine/= TEZ KÖTÜLEŞEN


- FULTAYM değil/yerine/= TÜM GÜN/TÜM SÜRE


- FUNDAMENTAL :/yerine TEMEL


- FURGON[Fr. < FOURGON] ile/ve/||/<> TORNET[Fr. < TOURNETTE]

( Yolcu katarlarına eklenen yük vagonu. İLE Bilyeli tekerlekler ve küçük bir sandıktan oluşan basit taşıma aracı. )


- FURKAN ile/ve/<> TEFRİK


- G ile/ve/||/<> V ile/ve/||/<> a ile/ve/||/<> (x,y,z ile/ve/||/<> t)

( Gama. İLE/VE/||/<> Hız. İLE/VE/||/<> İvme. İLE/VE/||/<> Mekân. İLE/VE/||/<> Zaman. )


- GAFLET ile/ve/değil TESADÜF


- GAGA ile TUMŞUK/TOMŞUK

( ... İLE Papağan, kartal vb. kuşların kemerli gagası. )


- GALAKSİLER ARASI ile TÜRLER ARASI ile İÇ BÜYÜME

( INTERGALACTIC vs. INTERGENERIC vs. INTERGROWTH )

( بين کهکشاني ile بين طبقهاي ile بين گونهاي ile رويش توام )

( BEYNE KEKKESHANY ile بين طبقهاي ile BEYNE GONEYAY ile ROYSH TAVAM )


- GALILEI TRANSFORMATION[İng.] / TRANSFORMATION DE GALILÉE[Fr.] / GALILEI-TRANSFORMATION[Alm.] ile/değil/yerine/= GALİLEİ DÖNÜŞÜMÜ


- GALILEAN TELESCOPE[İng.] / TÉLESCOPE DE GALILÉE[Fr.] / GALILEI-FERNROHR, GALILEI-TELESKOP[Alm.] ile/değil/yerine/= GALİLEİ TELESKOBU


- GALILEO AÇMAZI ile/ve/||/<> HILBERT OTELİ AÇMAZI ile/ve/||/<> TRISTRAM SHANDY AÇMAZI ile/ve/||/<> CANTOR AÇMAZI


- GAMBOT[İng. < GUN-BOAT] değil/yerine/= TOPÇEKER / SAVAŞ GEMİSİ

( Ağır top taşıyan küçük savaş gemisi. | Top çeken araç. )


- GAMMA ÇEŞİTLİLİK ile/||/<> TÜRLEŞME

( Gamma bölgesel toplam, türleşme yeni tür oluşumu. )

( Formül: Coğrafi İLE evrimsel )


- GAMOW-CONDON-GURNEY THEORY[İng.] / THÉORIE DE GAMOW-CONDON-GURNEY[Fr.] / GAMOW-CONDON-GURNEY-THEORIE[Alm.] ile/değil/yerine/= GAMOW-CONDON-GURNEY KURAMI


- GARANTİ ile/ve/değil/yerine TEDBİR

( [not] GUARANTEE vs./and/but PRECAUTION
PRECAUTION instead of GUARANTEE )


- GATHER :/yerine TOPLAMAK


- GAUSS İLE EİSENSTEİN İLE HURWİTZ ile/||/<> TAM SAYI HALKALARI

( Farklı sayı sistemlerindeki tam sayılar. )

( Formül: N(a+bi) = a² + b² )

( Carl Friedrich Gauss tarafından 1801 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1777-1855) (Ülke: Almanya) (Alan: Matematik) (Önemli katkıları: Sayılar teorisi, istatistik, manyetizma) )


- GAUSS THEORY[İng.] / THÉORIE DE GAUSS[Fr.] / GAUSSFLUSSGESETZ, GAUSSTHEORIE[Alm.] ile/değil/yerine/= GAUSS KURAMI


- GAY(HOMO/"İBNE") ile TRAVESTİ/TRANSVESTİ ile TRANSEKSÜEL("DÖNME")

( Gay: Homoseksüel. Lezbiyenler için de kullanılır. Gay(Daha çok bilinen): Eril görünümde olup, öteki eril görünümlü kişilerle yakın ilişki kuran ve eşeysel/anal(pasif ve/ya da aktif) ilişkiye giren kişilere verilen ad. İLE Tra(ns)vesti: Eril gövde doğumlu olup, daha sonra dış görünümünde dişilliğe bürünen fakat penis ve testisleri(ya da sadece penisleri) yerinde durmaya devam eden(bazılarının testislerin olduğu bölgeye, (penis aynı yerinde kalarak) penisin altına, görünümü ve işlevselliğini taşıyan vajina oluşturan, eril gövdelerle ilişkiye(daha çok para/maddi çıkar karşılığı) giren kişilere verilen ad. İLE Transeksüel: Gövdesini tamamen öteki gövdenin biçimine büründürmüş, göğüs ve eşeysel örgenlerini tamamıyla ve birebir değiştiren, çeşitli "homoseksüel" ilişkiler kuran kişilere verilen ad. )


- GAYRET ile/ve TAHSİL

( Kişiden. İLE/VE Allah'tan. )


- GAYRET ve/<> TEVEKKÜL


- GAYRET ile/ve/> TEVHİD


- GAYRİMENKUL[Ar.] değil/yerine/= TAŞINMAZ


- GAZETE ile TAKVİM-İ VEKÂYİ

( ... İLE Osmanlı Devleti'nin ilk resmi gazetesi. 01 Kasım 1831'de yayımlamaya başlamıştır. Siyasal haberlerin ve bildirilerin yanı sıra, yasaları, tüzükleri de tam metin verir, ayrıca iç ve dış önemli olaylarla fen, sanat, ticaret ve ziraat İLE ilgili haberler de içerirdi. )


- GAS FILLED TRIODE[İng.] / TRIODE À GAZ[Fr.] / GASGEFÜLLTETRIODE[Alm.] ile/değil/yerine/= GAZLI TRİYOT


- GEÇERLİLİK ve/||/<> TUTARLILIK ve/||/<> TARİHSELLİK


- TRANSIENT MOTION[İng.] / MOUVEMENT TRANSITOIRE[Fr.] / TRANSIENTE BEWEGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= GEÇİCİ HAREKET


- GEÇİCİ = TRANSITIENT, TRANSITIVE[İng.] = TRANSITIF[Fr.] = ÜBERGEHEND[Alm.] = TRANSIENS[Lat.]


- TRANSPARENT[İng./Fr.] / DURCHSICHTIG, TRANSPARENT[Alm.] ile/değil/yerine/= GEÇİRGEN, SAYDAM


- TRANSPARENCE[Fr.] ile/değil/yerine/= GEÇİRGENLİK ÖZELLİĞİ


- TRANSMISSION ELECTRON MICROSCOPE (TEM)[İng.] / MICROSCOPE ÉLECTRONIQUE À TRANSMISSION[Fr.] / ÜBERTRAGUNGSELEKTRONENMIKROSKOP[Alm.] ile/değil/yerine/= GEÇİRMELİ ELEKTRON MİKROSKOBU


- MUKADDEMAT[Osm.] / TRANSITION STATE[İng.] / ÜBERGANGSZUSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= GEÇİŞ DURUMU


- TRANSITION ELEMENT[İng.] ile/değil/yerine/= GEÇİŞ ELEMENTİ


- TRANSITION ENTROPY[İng.] / ENTROPIE DE TRANSITION[Fr.] / ÜBERGANGSENTROPIE[Alm.] ile/değil/yerine/= GEÇİŞ ENTROPİSİ


- TRANSITION MOMENT[İng.] / MOMENT DE TRANSITION[Fr.] / ÜBERGANGSMOMENT[Alm.] ile/değil/yerine/= GEÇİŞ MOMENTİ


- TRANSITION PH RANGE[İng.] / PH ÜBERGANG[Alm.] ile/değil/yerine/= GEÇİŞ PH ARALIĞI


- TRANSITION POTENTIAL[İng.] / GEÇIŞ POTANSIYELI[Alm.] ile/değil/yerine/= GEÇİŞ POTANSİYELİ


- TRANSITION TEMPERATURE[İng.] / TEMPÉRATURE DE TRANSITION[Fr.] / ÜBERGANGSTEMPERATUR[Alm.] ile/değil/yerine/= GEÇİŞ SICAKLIĞI


- TRANSITION TIME[İng.] / DURÉE DE TRANSITION[Fr.] / TRANSITIONZEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= GEÇİŞ SÜRESİ


- TRANSITION[İng.] / TRANSITION[Fr.] / ÜBERGANG[Alm.] ile/değil/yerine/= GEÇİŞ


- TRANSIT TIME[İng.] / TEMPS DE PARCOURS[Fr.] / DURCHFAHRTZEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= GEÇME SÜRESİ


- GEÇMİŞE YÜRÜMEZLİK/TEK YÖNDE DEĞİŞİM ile/ve/=/||/<> TERSİNEMEZLİK


- GEISSLER TUBE[İng.] / TUBE DE GEISSLER[Fr.] / GEISSLERSCHES RÖHRE[Alm.] ile/değil/yerine/= GEİSSLER TÜPÜ


- GELENEKTE:
SÜREKLİLİK ile/ve/<> TUTARLILIK

( CONTINUITY vs./and/<> CONSISTENCE :IN TRADITION )


- GELİŞİM ile/ve TAMAMLANMA

( DEVELOPMENT vs./and TO GET COMPLETE, COMPLEMENT )


- GELİŞTİRİLEBİLİRLİK ile GELİŞTİRİLEBİLİR ile GELİŞİM ile TEDBİRSİZLİK ile DOĞAÇLAMA ile DOĞAÇLAMA ile DOĞAÇLAMACI ile DOĞAÇLAMA YAPMAK ile DOĞAÇLAMA ile DOĞAÇLAMACI

( IMPROVABILITY vs. IMPROVABLE vs. IMPROVEMENT vs. IMPROVIDENCE vs. IMPROVISATIN vs. IMPROVISATION vs. IMPROVISATOR vs. IMPROVISE vs. IMPROVISED vs. IMPROVISER )

( اصلاح شدني ile اصلاح پذير ile بهبود ile ترقي ile بهتري ile بهبودي ile پيشرفت ile افاقه ile بهسازي ile عاقبت نينديشي ile اقتراح ile تعبيه ile بديهه گويي ile بداهتا ile بداهت ile بديههسازي ile بديهه ile بديهه گو ile مقترح ile آنا ساختن ile ارتجال کردن ile اقتراح کردن ile بالبداهه گفتن ile بالبداهه ساختن ile ابتکار کردن ile في البديهه ile بالبداهه ile تعبيهکننده )

( ESLAH SHODANY ile ESLAH PAZYR ile BACPEHBUD ile ترقي ile BACPEHTARY ile BACPEHBUDY ile PEYSHRAFT ile AFAGHEH ile BACPEHSAZY ile AGHBAT NEYNADYSHY ile اقتراح ile TABYYEH ile BADYNPANEH GOYY ile بداهتا ile BEDANPAT ile بديههسازي ile بديهه ile BADYNPANEH GO ile مقترح ile ANA SAKHTAN ile ERTAJAL KARDAN ile EGTERAH KARDAN ile BALBEDANPANEH GOFTAN ile BALBEDANPANEH SAKHTAN ile EBTEKAR KARDAN ile في البديهه ile بالبداهه ile TABYCPEHKONANDEH )


- GEMİ ile TRANSATLANTİK

( SİRİUS: Atlas okyanusunu aşan ilk buharlı gemi. )


- GENÇ GÖVDE, GÖVDECİK = RÎŞ = TIGELLE


- GENDER[İng.] değil/yerine/= TOPLUMSAL CINSİYET


- GENEL ile/ve TEMEL

( Uzlaşım. İLE/VE Zorunluluk. )

( GENERAL vs./and BASIC )


- GENEL ile TÜM

( GENERAL vs. WHOLE )


- GENEL ile/ve TÜMEL

( Vahdet. İLE/VE Ahad. )

( Zorunluluk yoktur/olmaz! İLE/VE Zorunluluk vardır, aranır ve/ya da bulunmak zorundadır. )

( GENERAL vs./and UNIVERSAL )


- GENELDE ile/ve/değil TEMELDE


- [ne yazık ki]
GENELLEME ile/ve/ya da/||/<>/= İNDİRGEME ile/ve/ya da/||/<>/= ÖZDEŞLEŞTİRME ile/ve/ya da/||/<>/= "KÖKTENCİLİK" ile/ve/ya da/||/<>/= "TOPTANCILIK" ile/ve/ya da/||/<>/= "SONUÇ ODAKLILIK"

( Tüm genelleme ya da indirgemeler, tamamen yanlıştır! )

( GENERALIZATION vs./and TO REDUCE, REDUCTION vs./and IDENTIFICATION vs./and RADICALISM vs./and WHOLENESS vs./and FOCUSING TO CONSEQUENCE/RESULT )


- GENELLEME ile TOPTANCI TUTUM

( GENERALIZATION vs. WHOLENESS ATTITUDE )


- GENELLEŞTİRME = TAMİM = GENERALIZATION[İng.] = GÉNÉRALISATION[Fr.] = GENERALISATION[Alm.] = GENERALIS[Lat.]


- GENETİK ile/||/<> TERİM

( Genetik terimini ilk kullanan )

( William Bateson tarafından 1905 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1861-1926) (Ülke: İngiltere) (Alan: Genetik) (Önemli katkıları: Genetik terimini icat etti, Mendel yasalarını destekledi) )


- THEORY OF EXPANDING UNIVERSE[İng.] / THÉORIE DE L'UNIVERS EN EXPANSION[Fr.] / EXPANDIERENDE WELTALL THEORIE, ERWEITERNTHEORIE, ERWEITERNUNIVERSUMTHEORIE[Alm.] ile/değil/yerine/= GENİŞLEYEN EVREN KURAMI


- GEO- ile/||/<> TOP-/TOPO-/-TOPY

( Yer, toprak. İLE/||/<> Yer, yerleşim, lokalize. )


- GEOMETRİ[Fr./İng. < Yun.] ile/ve TOPOLOJİ[Fr./İng. < Yun.]

( İki nokta arasındaki en yakın mesafeye, doğru denir. )

( Bir şey, yıkılınca, prizmatik durur. )

( Nokta, çizgi, açı, yüzey ve nesnelerin birbiriyle ilişkilerini, ölçümlerini, özelliklerini inceleyen matematik dalı. | Bu konu ile ilgili olan kitap ya da ders. İLE Geometrik nesnelerin nitelikleriyle ilgili özelliklerini ve bağıl konumlarını, biçim ve büyüklüklerinden ayrı olarak alıp inceleyen geometri dalı. )


- GERÇEK "BİR ..." ile/değil "TAM BİR ..."


- GERÇEK KİŞİ/LİK ile TÜZEL KİŞİ/LİK


- INTRINSIC TRACER[İng.] / TRACEUR INTRINSÈQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= GERÇEK/ÖZ İZLEYİCİ


- GERÇEKLEŞEN NİŞ ile/||/<> TEMEL NİŞ

( Gerçekleşen rekabet sınırlı, temel maksimum potansiyel. )

( Formül: Actual İLE fundamental )


- GERÇEKLİK ile/ve (TOPLUMSAL) UZLAŞIM

( REALITY vs./and [SOCIAL] COMPROMISE )


- GERÇEKLİK = TRUTH[İng.] = VÉRITÉ[Fr.] = WAHRHEIT[Alm.] = VERITAS[Lat.]


- GERÇEKLİK/HAKİKAT:
ÇÜRÜTEMEDİĞİMİZ ve/||/<> TÜKETEMEDİĞİMİZ


- GERDEK/GİRDEK[Fars.]/ZİFÂF, ARÎS[Ar.]/EVANGADİ[Etiyopya'da] ile/ve/> TÜM GÜN VE GECELER

( TAHCÎL[Ar. < HACLE]: Gerdeğe sokma. | HACLE: Gelin odası. )


- GEREKÇELENDİRME[İng. JUSTIFICATION] ile/||/<> ÇIKARIM[İng. INFERENCE] ile/||/<> DEGETTİERİZASYON[İng. DEGETTIERIZATION] ile/||/<> DEONTOLOJİK GEREKÇELENDİRME[İng. DEONTOLOGICAL JUSTIFICATION] ile/||/<> DİNİ EPİSTEMOLOJİ[İng. RELIGIOUS EPISTEMOLOGY] ile/||/<> GERİ GİDİŞ TEZİ[İng. REGRESS ARGUMENT] ile/||/<> GÜVENİLİRCİLİK[İng. RELIABILISM] ile/||/<> İNANÇ[İng. BELIEF] ile/||/<> TEMİNAT KOŞULU[İng. WARRANT CONDITION]

( “Meşrulaştırma” gibi kullanımı çok nadiren olsa da kullanımdadır. Sait Reçber gibi hocalarımızın ise “haklı çıkarım” olarak kullandığını bildiğimiz bu kavram Gettier’in etkisiyle çağdaş epistemolojinin en tartışmalı kavramlarından biri olmuştur. Doğru inancı bilgiye dönüştüren bir unsur olarak görülen bir kavram bilgiye epistemik sorumluluk ve güvence katan bir işleve sahiptir. Daha fazla bilgi için şu yazımızı okuyabilirsiniz. @@ Mevcut öncüller ile varılan sonuç. Çıkarım yapmak, mevcut kanıtlarla varılan sonuçlara atıfta bulunmak için kullanılır ve akıl yürütme ile bir sonuca varma süreci olarak da ifade edilir. Doğru öncüllerden doğru çıkarımlar yapılabileceği gibi doğru öncüllerden yanlış çıkarımlar yapmak ya da yanlış öncülden doğru çıkarımlar yapmak mümkündür. @@ Gettier’in ‘Gerekçelendirilmiş İnanç Bilgi Midir?’ adlı makalesinden sonra çağdaş epistemoloji, gerekçelendirme unsuruna odaklanmıştır. Bu makalesinde Gettier, geleneksel bilgi tanımında yer alan gerekçelendirme unsurunun, doğru inancın bilgi haline gelmesinde şans faktörünü dışarıda bırakamadığına yönelik eleştiriler yapmıştır. Bu da çağdaş epistemolojide gerekçelendirmenin doğasına yönelik sorgulamalara yol açmış ve Gettier sorunu olarak bilinen problemin üzerine yoğunlaşılmasına neden olmuştur. Degettierizasyon ise Gettier’in ortaya koyduğu problemin çözülmesi ve gerekçelendirme unsurunu sağlamlaştırma çabasını ifade etmektedir. @@ Epistemik olmayan gerekçelendirme türleri arasında yer alan deontolojik gerekçelendirme, çoğunlukla geleneksel epistemolojide kullanılsa da çağdaş epistemolojideki düşünürler tarafından da kullanılmıştır. Deontolojik gerekçelendirme, öznenin, bir önermeye inanma yükümlülüğünü ifade etmektedir. Bu da gerekçelendirmenin, normatif bir unsur olduğu anlamına gelmektedir. Başka bir deyişle öznenin, p önermesinin doğruluğuna inanması için yeterli ve geçerli kanıtlara sahipse bu önermeye inanması onun için bir yükümlülük haline gelmektedir. Öznenin p önermesine inanması, ahlaki bir yükümlülük olmaktadır. Dolayısıyla deontolojik gerekçelendirme, normatif unsurlara dayanmaktadır. Çağdaş epistemolojide deontolojik gerekçelendirmeye yönelik tutumlar, içselcilik ve dışsalcılık yaklaşımları altında çeşitlilik göstermektedir. Örneğin dışsalcı yaklaşım altında kuramlarını sınıflandırdığımız Goldman ve Plantinga gibi isimler, gerekçelendirme kavramının normatif özelliğinden kaçınmak adına teminat koşulu gibi ifadeleri daha uygun bulurlar. Ancak Chisholm ve Clifford gibi içselci yaklaşıma sahip isimler ise gerekçelendirmenin normatif bir unsur olduğunu ileri sürüp öznenin, bir inanca inanma yükümlülüğü olduğunu savunurlar. Bu bağlamda deontolojik gerekçelendirmenin iki çeşidi vardır: Kanıtlanmış bir inanca inanma yükümlülüğü ile inanılan önermeye göre davranmak. Bunlardan ilki, öznenin, herkesin ulaşabileceği türden kanıtlara dayanarak bir inancın gerekçelerini ortaya koyması ve bu inanca yönelik sağlam gerekçeleri bulunduğu için inanma yükümlülüğüne tabi olması biçiminde açıklanabilir. İkincisi ise Clifford’ın yaklaşımından hareketle savunulan radikal bir deontolojik gerekçelendirme türüdür. Buna göre gerekçelendirme, yalnızca inançlara dair sağlam nedenler ortaya koymak değil, söz konusu nedenlerden hareketle inançlara göre davranmayı da gerektirir. Yani öznenin, hem inançlarının kanıtlarına inanması hem de bu kanıtların gerektirdiği biçimde davranması ahlaki bir sorumluluktur. Bu da gerekçelendirmenin normatif bir unsur olduğunu gösteren yaklaşımlardan biridir. @@ Dini inançların da diğer inançlar gibi aynı epistemik statüye sahip olduğunu savunan dini epistemoloji, dini inançların rasyonelliğini gösterme çabasından çok bu inançlarında rasyonel olarak tartışılabileceği bir alandır. Dini Epistemoloji’nin en ünlü savunucularından biri Plantinga ve Swinburne’dur. Bu yaklaşım özünde Delilciliğe bir tepki niteliği taşır ve kökenleri John Calvin, Herman Bavinck ve Karl Barth gibi isimlerle ilişkilendirilir. Dini Epistemolojiyi, Reformcu Epistemoloji ile karıştırmamak önemlidir. Reformcu Epistemoloji’yi Dini Epistemoloji’nin alt alanı olarak görmek mümkündür., önermesel bir delile ihtiyacımız olmak zorunda değildir.” Reformist epistemoloji, delilcilik (evidentialism) ve klasik temelselcilik (classical foundationalism) yaklaşımlarına ateşli bir karşı çıkışa işaret eder ve bu sorulara Reformist Epistemoloji en temelde şöyle cevap verir; “Teistik inancın gerekçelendirilmesinde önermesel bir delile ihtiyacımız olmak zorunda değildir.” Birçok dini ve reformcu epistemolog için Tanrı inancı; rasyoneldir, gerekçelendirilebilir, epistemik olarak temeldir, gerekçelendirme için temeldir. Konuya dair şu, şu, şu, ve şu yazımızı okuyabilirsiniz. @@ Geri gidiş tezi, bir inancın gerekçelendirmesinin bir başka inanca dayanması nedeniyle sonsuza kadar geri gidebileceğini ileri süren kuşkucu yaklaşıma yönelik, temele güvenilir bir inanç koyarak bu gerilemeyi durdurmak anlamına gelmektedir. Descartes’tan bu yana temelciliğin esas noktası olan temel inançlar, kendinden gerekçeli ve doğruluğu başka bir inanca dayanmayan inançlar oldukları için, gerekçelendirmenin sonsuz geriye gidiş problemine bir çözüm olarak ileri sürülmüştür. Tüm inançlar, söz konusu temel inançlardan çıkarım yoluyla elde edilir. Böylelikle kuşkuculuğun sonsuz geriye gidiş eleştirilerine yönelik bir çözüm olarak temel inançları ortaya koyan temelciliğe göre, gerekçelendirme sonsuza kadar geriye gidemez. Çünkü her inanç, en nihayetinde, temel bir inançtan çıkarımla elde edilmiştir. Bir inancın temel inanç olması ise başka inançlara dayanmaksızın kendinden gerekçeli olması anlamına gelmektedir. Söz konusu geriye gidiş, temel inançlara ulaşıncaya dek devam etmektedir. Geri gidiş tezini benimsemiş olan temelciliğe yöneltilen itirazlar, temel inançların mahiyetine ilişkin olmakla birlikte, epistemik gerileme argümanı ve kavramsal gerileme argümanı olarak iki biçimde ifade edilebilir. (Ayrıntılı bilgi için bkz: Richard Fumerton, Gerekçelendirme Teorileri, Çev. Ayşenur Üngür Tabur.) @@ Dışsalcılığın ılımlı bir türü olan güvenilircilik, epistemik gerekçelendirme sorununa çözüm olarak ortaya atılan bir kuramdır. Bu kuram, bilme araçlarından hareketle elde ettiğimiz inançların, oluşturulma süreçlerinin güvenilirliğine odaklanır ve bilginin, bu sürecin güvenilirliği neticesinde meydana geldiğini ileri sürmektedir. Güvenilir süreçler, epistemik öznenin doğru inanç oluşturması için gerekli olan esas koşuldur. Söz konusu süreçlere özellikle duyum ve algıyı ekleyen güvenilircilik; dış koşulların uygun olması, olguların ve önceki inançların şu an oluşturulan inançla olan sebebe dayalı ilişkisinin sekteye uğramaması ve mantıksal çıkarım gibi koşulların da sürecin güvenilirliğinde önemli bir rol oynadığını ileri sürmektedir. Güvenilirciliğin dışsalcı olmasının nedeni, öznenin, güvenilir süreçleri farkında olmasını ya da bu süreçlere bilişsel erişimin olmasını gerekli görmemesidir. Burada önemli olan nokta, güvenilirliğin kendisidir. Ilımlı olmasının nedeni ise hem dışsal koşulları hem de öznenin bilişsel yetilerinin güvenilirliğini dikkate almasından kaynaklanmaktadır. Başka bir deyişle güvenilircilik, zihinsel faaliyetleri tamamen saf dışı bırakmamakla birlikte, bir inancı teminat altına alınmasını sağlayabilecek asıl unsurların dışsal koşullarda aranması gerektiğini ileri sürmektedir. Güvenilirciliğin kayda değer temsilcilerinden biri olan Alvin I. Goldman, ‘Gerekçelendirilmiş İnanç Nedir?’ ve ‘Bilgide Sebebe Dayanma Koşulu’ adlı makalelerinde, kuramın ana hatlarını belirtmiştir. Bu doğrultuda güvenilircilik, iki farklı teminat koşulu ortaya koymuştur: Sürecin güvenilirliği (Bkz: Güvenilirlik) ve sebebe dayanma. Sebebe dayanma koşulu, bilgiyi, ‘sebebe dayalı olarak gerekçelendirilmiş doğru inanç’ olarak tanımlar ve sınırlar. Goldman’a göre uygun sebebe dayalı süreçler, öznenin duyum, algı, çıkarım yapma, daha önceki inançları arasında değerlendirme yapma ve hatırlama gibi içsel durumların birbiriyle olan ilişkisini ifade etmektedir. Yani öznenin, fizik nesneleri duyumsarken ya da algılarken oluşturduğu inançları ile bu inançların oluşturulduğu kaynak olan fizik nesne arasındaki uyumluluk, uygun sebebe dayalı süreçlerden meydana gelmiştir. Dolayısıyla özne, söz konusu süreçlerin güvenilir olduğuna karar verirken yalnızca o anki deneyiminden değil, geçmiş deneyimlerinden de yararlanarak sürecin güvenilirliğini denetler. Söz konusu iki farklı teminat koşulu, birbirinden bağımsız olmanın aksine beraber çalıştıkları sürece bilginin meydana gelmesine olanak sağlamaktadır. O halde güvenilirciliğin ana hatları: Olgu ile inanç arasındaki karşılıklı ilişki, önceki inançlar ile sonraki inançlar arasında sebebe dayalı bir ilişki, inançları oluştururken güvenilir süreçlere dayanmak, inancı teminat altına alacak olan unsurların özenin dışında olması ve söz konusu sebebe dayanma koşulunu doğru bir biçimde yeniden inşa etme süreci olarak sıralayabiliriz. Daha fazla bilgi için şu yazımızı okuyabilirsiniz. @@ “Gerekçelendirilmiş doğru inanç” şeklindeki geleneksel üç parçalı bilgi tanımımızdaki inanç unsuru bilgi içerisindeki öznel ve psikoloji-zihin temelli unsura işaret eder. Burada inanç ifadesinden kastımız, kabul etmekle eşdeğerdir. S kişisinin, Q’ya inanması demek S’in Q’yu kabul ettiği anlamına gelir. Örneğin, elimi ileri ve yukarı doğru kaldırıp elimdeki kalemi bırakmayı planlıyorum. Bu durumda hem kalemin düşeceğine inanırım hem de düşeceğini kabul ederim. Türkçe’de inanma farklı anlam çağrışımlarına sebep olduğu için, inancı salt dini anlamda ya da dayanak sahibi olmaksızın kabul etme anlamında kullanmadığımızı belirtmek isteriz; kast ettiğimiz şey iman (faith) değildir. Diğer yandan, inanç kavramına dair önermesel olmayan inanç türünü işaret etmediğimizi eklemek isteriz; burada inanç derken önermesel olan ve kabule dayanan bir zihin halinden söz ediyoruz. Örneğin “Dünyanın düz olduğuna inanmıyorum.” ile “Dünyanın düz olduğunu kabul etmiyorum.” ifadeleri buradaki inanç tanımına göre eşdeğerdir. Böylece öznenin bir önermenin doğruluğunu tasdik etmeye dairi zihinsel durumuna inanç ya da kabul, bilgiye dair söz konusu koşula da İnanç/Kabul Koşulu ismini verebiliriz. Epistemoloji tarihinde birçok düşünür için inancın bilgiye kıyasla daha alt bir zihinsel durum biçimi olarak görüldüğünü eklemekte fayda var. Çünkü bilginin salt inanç sahipliğine kıyasla sahip olunması daha iyi ve tercih edilebilir olduğu kabul edilir. Önermesel inanç, bir önermenin içeriğinin doğruluğunu kabul etmeye dayanır. “İstanbul’daki seçimleri X’in kazanacağına inanıyorum.” ifadesinde, önermenin içeriğinin doğruluğuna inanmayı kast ediyoruz. Aynı zamanda, bu inanca yönelmemizde seçim anketleri, medyadaki etki ya da genel kamuoyu gibi bazı nedenler etkili olabilir. Kanıt ya da bilme araçlarının güvenilirliğine bağlı olarak inancı oluşturan koşullardaki değişim, inanç seviyesini de değiştirebilir. Diğer yandan, S’nin Q olduğunu bilmesi, S’nin Q olduğuna inanmasının bir türüyse; bu türü bizzat inancın kendisinden nasıl ayıracağız? S’in Q’ya dair sahip olduğu inançların doğru olması tek başına yeterli değildir. S kişisinin Q’ya dair doğru inancını oluştururken bu inancını gerekçelendirme biçimi, S’in Q’ya dair sahip olduğu bilgi için temeldir. @@ Teminat koşulu, bildiğini bilmeyi (knowing that one knows) sağlayan ve gerekçelendirmenin normatif anlamı nedeniyle dışsalcılar tarafından bir alternatif olarak sunulan dördüncü koşuldur. Dördüncü koşul, gerekçelendirmenin şans faktörünü engelleyememesi açısından bilgiyi koruma altına alacak olan koşul olarak düşünülmüştür. Bu bağlamda teminat koşulu, bir degettierizasyon çabası olarak karşımıza çıkmaktadır. Yani teminat koşulu ile amaçlanan şey, gerekçelendirmeyi sınırlamak ve bilginin üç koşulunun yetmediği durumlarda bilgiden emin olmayı sağlamaktır. Çağdaş epistemolojideki gerekçelendirme kuramlarını, dördüncü koşul üzerinden tanımlamak mümkündür. Örneğin içselcilik, geleneksel gerekçelendirme koşulunu benimseyerek öznenin bilişsel yetileri doğrultusunda teminat koşulunu ele alır. Başka bir ifadeyle içselcilik, epistemik öznenin bildiğinden emin olmasını sağlayacak unsurların, yine epistemik öznenin zihninde bulunacağını ve öznenin bu unsurlara erişimi olduğunu savunmaktadır. Bu doğrultuda teminat koşulunu sağlayan dördüncü koşullar; sarsılmazlık, sağlam dayanaklar, doğruluğa götüren nedenler ve olması gerektiği gibi çalışan bilişsel yetiler olarak sıralanabilir. Dışsalcıların teminat koşuluna yaklaşımı ise daha farklıdır. Gerekçelendirmenin normatif anlamından uzaklaşmak isteyen dışscalcılar, dördüncü koşul için teminat/güvence (warrant) ya da güvenilirlik unsurlarını gerekli görmüşlerdir. Örneğin Plantinga’nın uygun işlevselcilik kuramına göre teminat koşulu; epistemik öznenin bilişsel yetilerinin uygun çalışıyor olmasına ve bilişsel yetilerin uygun çalışması için uygun bir çevrenin olmasına dayanmaktadır. Burada önemli olan nokta, inançların kanıtlarının ya da gerekçelerinin zihnin dışında aranması ve inançlar ile olgu durumları arasında uyumluluk olmasıdır. Dolayısıyla içselcilerin teminat koşulunu epistemik öznenin zihninde aramasından farklı olarak dışsalcılar dördüncü koşulu, dışsal süreçlerin uygunluğuna ve güvenilirliğine dayandırmışlardır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- GEREKSİNİM/AÇLIK:
UYARILMA ile/ve/||/<>/> TANINMA ile/ve/||/<>/> YAPILANDIRMA