O ve Ö ile başlayan FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 6.423 başlık/FaRk ile birlikte,
6.423 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(21/27)
- OVOGON ile OVOGON DAĞARCIĞI
- OVOLOJİ ile ...
( Yumurtaların oluşumlarını inceleyen bilim dalı. )
- OVÜL, TOHUM TASLAĞI, YUMURTACIK = MÜVEYZENE = OVULE
- OVÜLLER, TOHUM TASLAKLARI = MÜVEYZENÂT = OVULES
- ÖVÜLMEK ile ÖVÜLEBİLMEK
- OVUM[Fr. < Yun.] ile/değil/<> OVOGON[Fr. < Yun. ]
( Yumurta. İLE/DEĞİL/<> İlkel bitkilerde, dişillik gözesi. )
( OVOGON DAĞARCIĞI: Çiçeksiz bitkilerin çoğunda, üreme örgenlerini barındıran boşluk. )
- OVUM[Fr. < Yun.] ile OVOLİT[Fr. < Yun. OVUM: Yumurta. | LITHOS: Taş. ]
( Yumurta. İLE İç içe mineral kabuklardan oluşan balık yumurtası biçiminde kalker. )
- OVUM[İng.] değil/yerine/= OVUM
( Ovum, insan fizyolojisinde, bir sperm gözesi ile döllendiğinde yeni bir organizma haline gelebilen, dişi üreme organlarından birinden salınan tek göze, yumurtadır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ÖVÜNÇ ile KÜFÜR
- ÖVÜNME ile/ve/değil "KORKUTMA" (ÇABASI/ZANNI)
- ÖVÜNME ile ÖVÜNME
( BOAST vs. BOASTING )
( لاف زدن ile باد کردن ile بهرخ کشيدن ile منم زدن ile باليدن ile لاف ile افاده کردن ile مني ile منم ile شاه اندازي ile لافزني ile بخود باليدن )
( LAF ZADAN ile BAD KARDAN ile BACPARKH KESHYDAN ile MONAM ZADAN ile باليدن ile LAF ile AFADEH KARDAN ile مني ile MONAM ile SHAH ANDAZY ile لافزني ile BAKHOD BALYDAN )
- ÖVÜNMEK/"HAVA BASMAK" ile/değil MUTLULUĞUN DIŞAVURUMU
( [not] TO BOAST vs./but EXPRESSION OF HAPPINESS )
- ÖVÜNMEK İÇİN ile/değil/yerine (BİR) (DAMLA) (DAHA) İYİLİK/GÜZELLİK OLSUN DİYE
( İyiliğimizi yaptık, Good4Trust.org denizine attık...
Tüm ekibi, iyilikleri ve emekleri için tebrik ediyoruz...
Biz de böylesi hoş bir düşünce ve girişim için tüm ekibe teşekkürlerimizle sarılıyor ve yansımalı/dönüştürücü iyiliklerimizi paylaşmaya devam ediyoruz...
İyiliksever arkadaşlar! Siz de bu birlikteliğe katılabilirsiniz...
www.Good4Trust.org )
- ÖVÜNMEK İÇİN ile/ve/değil/yerine LÂYIK OLMAK İÇİN
- ÖVÜNMEK ile/ve AVUNMAK
- ÖVÜNMEK ile BÖBÜRLENMEK
- ÖVÜNMEK ile BÖBÜRLENMEK
- ÖVÜNMEK ile ÖVÜNEBİLMEK ile ÖVÜNEDURMAK ile ÖVÜNÇ ile ÖVÜNCE ile ÖVÜNÇ ÇİZELGESİ
- ÖVÜNMEK ile ÖVÜNEN ile PALAVRA
( BRAG vs. BRAGGER vs. BRAGGING )
( لاف ile باليدن ile فخر کردن ile لاف زدن ile باتکبر هرف زدن ile لافزن ile لافزني ile شاه اندازي ile رجز خواني )
( LAF ile باليدن ile FAKHAR KARDAN ile LAF ZADAN ile BATAKBAR NPARF ZADAN ile لافزن ile لافزني ile SHAH ANDAZY ile RAJZ KHANY )
- OWE :/yerine BORÇLU OLMAK
- OWEN BRIDGE[İng.] / PONT D'OWEN[Fr.] / OWEN-BRÜCKE[Alm.] ile/değil/yerine/= OWEN KÖPRÜSÜ
- OWN :/yerine SAHİP OLMAK, KENDİ
- OWNER :/yerine SAHİP
- OXFORDIAN EPOCH[İng.] değil/yerine/= OKSFORDİYAN EPOKU
( Günümüzden 163.500.000 ile 157.300.000 yıl öncesi arasını kapsayan jeolojik zaman dilimidir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- OXŞAMAQ[Azr.] = BENZEMEK[Tr.]
- OXY ile/||/<> ESTHE-/ESTHESİO- ile/||/<> TACHEO-/TACHO-/TACHY- ile/||/<> BRADY-
( Akut, şiddetle algılanan, keskin şiddetli, çabuk, hızlı. İLE/||/<> Duyma, hissetme, duyulanım, algılayıcı oluşumlarla ilgili. İLE/||/<> Hız, kayma, hızla ilgili, hızlı, çabuk. İLE/||/<> Yavaş, yavaşlama. )
- OXYMORON ile EUPHEMISM(ÖFEMİZM)/ÖRTMECE
( Abartılı pekiştirme. İLE Kaba ya da ağır bir söz yerine aynı anlamı veren daha hafif bir söz. )
( "OXYMORON"LAR
* NEDENSİZ NEDEN
* FARKINDALIĞIN DUYARLILIĞI
* YOĞUNLUĞUNDAN ALGILANAMAMA
* "KORKUNÇ GÜZEL"
* "KORKUNÇ KOMİK"
* "KORKUNÇ TİTİZ"
* "DEHŞET GÜZEL"
* "DEHŞET ÖRNEK"
* "DEHŞET ÖNEMLİ"
* "MÜTHİŞ KÖTÜ"
* "MANYAK İYİ"
* "MANYAK BİŞEY"
* "AŞIRI SAĞLIKLI"
* "AŞIRI SEVGİ/SEVMEK"
* "ACAYİP BEĞENMEK"
* "ACAYİP ZEVKLİ"
* "ACAYİP MUHTEŞEM"
* "ACAYİP ÇOK"
* "AŞIRI UYGUN"
* "MUHTEŞEM ŞAİBE"
* "ŞİDDETLE İSTEMEK"
* "ŞİDDETLE ÖNERMEK"
* "ŞİDDETLİ SEVGİ"
* "ŞİDDETLİ DİKKAT"
* "SIKI YAĞMAK"
* "FELÂKET GÜZEL"
* FELÂKET DİNLENDİRİCİ
* "FENA ALBÜM"
* "KÖTÜ OLMAK"
* "KÖTÜ DEZAVANTAJ"
* "PİS ÇARPMAK/BAKMAK"
* "PİS YAKALADIN"
* "PİS (BİR) DURUM"
* "AKILLARA ZARAR ..."
* "DELİ PARA"
* "KÖPEK PARA"
* "TATLI BELA"
* "TATLI ACI"
* "ÇOK AZ"
* "PİS AĞRI"
* "PİS ATLAMAK/BAKMAK/ÇARPMAK"
* "HİÇ YOK"
* "BİRAZ FAZLA"
* "GEVEZE SUSUŞ"
* "DOLU BOŞLUK"
* "ZERREDEKİ OKYANUS"
* "NOKTANIN SONSUZLUĞU"
* "MUHTEŞEM HATA"
* "MÜTHİŞ FELÂKET"
* "FELÂKET MUHTEŞEM"
* "FEVKALÂDE RAHATSIZ EDİCİ"
* "VALLAHİ ÖYLE GALİBA"
* (GÜZEL İÇİN:) "ÂFET"
* "FUCK'N UNBELIEVABLE"
* "DEAFENING SILENCE"
* "MOURNFUL OPTIMIST" )
[Yukarıdakilerin hiçbiri zorlama, uydurma sözcükler değil bir biçimde, bazı yerlerde kullanılmış, görülmüş/duyulmuş "tamlama"lardır.] )
- OXYMORON ile REDUNDANCE
( Abartılı pekiştirme. İLE Gereksiz tekrar. | Ağdalı ifade. )
( Yukarıdakilerin hiçbiri zorlama, uydurma sözcükler değil bir biçimde, bir yerlerde kullanılmış, görülmüş/duyulmuş "tamlama"lardır. )
( "OXYMORON"LAR
* NEDENSİZ NEDEN
* FARKINDALIĞIN DUYARLILIĞI
* YOĞUNLUĞUNDAN ALGILANAMAMA
* "KORKUNÇ GÜZEL"
* "KORKUNÇ KOMİK"
* "KORKUNÇ TİTİZ"
* "DEHŞET GÜZEL"
* "DEHŞET ÖRNEK"
* "DEHŞET ÖNEMLİ"
* "MÜTHİŞ KÖTÜ"
* "MANYAK İYİ"
* "MANYAK BİŞEY"
* "AŞIRI SAĞLIKLI"
* "AŞIRI SEVGİ/SEVMEK"
* "ACAYİP BEĞENMEK"
* "ACAYİP ZEVKLİ"
* "ACAYİP MUHTEŞEM"
* "ACAYİP ÇOK"
* "AŞIRI UYGUN"
* "MUHTEŞEM ŞAİBE"
* "ŞİDDETLE İSTEMEK"
* "ŞİDDETLE ÖNERMEK"
* "ŞİDDETLİ SEVGİ"
* "ŞİDDETLİ DİKKAT"
* "SIKI YAĞMAK"
* "FELÂKET GÜZEL"
* FELÂKET DİNLENDİRİCİ
* "FENA ALBÜM"
* "KÖTÜ OLMAK"
* "KÖTÜ DEZAVANTAJ"
* "PİS ÇARPMAK/BAKMAK"
* "PİS YAKALADIN"
* "PİS (BİR) DURUM"
* "AKILLARA ZARAR ..."
* "DELİ PARA"
* "KÖPEK PARA"
* "TATLI BELA"
* "TATLI ACI"
* "ÇOK AZ"
* "PİS AĞRI"
* "PİS ATLAMAK/BAKMAK/ÇARPMAK"
* "HİÇ YOK"
* "BİRAZ FAZLA"
* "GEVEZE SUSUŞ"
* "DOLU BOŞLUK"
* "ZERREDEKİ OKYANUS"
* "NOKTANIN SONSUZLUĞU"
* "MUHTEŞEM HATA"
* "MÜTHİŞ FELÂKET"
* "FELÂKET MUHTEŞEM"
* "FEVKALÂDE RAHATSIZ EDİCİ"
* "VALLAHİ ÖYLE GALİBA"
* (GÜZEL İÇİN:) "ÂFET"
* "FUCK'N UNBELIEVABLE"
* "DEAFENING SILENCE"
* "MOURNFUL OPTIMIST" )
- OXYMORON ile TEZAT
- OXYMYOGLOBIN[Fr.] ile/değil/yerine/= OXYMYOGLOBİN
- OY ÇEŞİTLERİ'NDE:
BEYAZ ile YEŞİL ile KIRMIZI
( Kabul. İLE Çekimser. İLE Red. )
- OY ÇOKLUĞU ile/ve/değil/yerine OY BİRLİĞİ
( Aptal, bir oylamanın, sonucunun, "Oy çokluğu" ile alınmasına sevinir. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Abdal, "Oy birliği" ile alınmasını bekler/ister. )
( [not] BY A LARGE MAJORITY vs./and/but UNANIMITY
UNANIMITY instead of BY A LARGE MAJORITY )
- OY PUSULASI ile OY SANDIĞI
( BALLOT vs. BALLOT BOX )
( ورقه راي ile صندوق آرا )
( VARGHEH RAY ile SANDOGH ARA )
- OY ŞEKİLLERİ'NDE:
İŞARİ ile AÇIK ile KAPALI/GİZLİ
( El kaldırarak ya da ayağa kalkarak. İLE Adının yazılı olduğu kağıtla. İLE Adsız ve işaretsiz kağıtla. )
- OY ile/ve/||/<> "KAFA/KELLE"
- OY ile OY
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Dik yamaçlı, derin vadi. İLE Kül renginde.[at] )
- OY ile OY HAKKI ile OY KAĞIDI ile OY BİRLİĞİ ile OY SANDIĞI ile OY ÇOKLUĞU ile OY PUSULASI
- OY ile/ve/||/<> PARA
- OYA ile/ve/<> MİNE
- OYABİLMEK ile OYA ile OYA AĞACI ile OYA ÇİÇEĞİ
- OYAK SİTESİ ŞEHİT KUR. BNB. HÜSEYİN PARKI :
( Huzur Mahallesindedir. 1.475,23 m²'lik bir alan üzerindedir, 811,03 m² yeşil alanı, 126,70 m²'lik çocuk oyun alanı bulunmaktadır. )
- OYALAMAK/DİNZİRMEK ile/ve/<> AVUTMAK
- OYALAMAK ile OYALANMAK ile OYALANDIRMAK ile OYALANABİLMEK ile OYALAYABİLMEK
- OYALAMAK ile TASARIMLI NAKIŞ YAPMAK ile NAKIŞÇI ile NAKIŞ ile NAKIŞ ile KARMAKARIŞIK ETMEK
( EMBROIDER vs. EMBROIDER WITH DESIGN vs. EMBROIDERER vs. EMBROIDERY vs. EMBROIDING vs. EMBROIL )
( گلدوزي کردن ile نقش انداختن ile گلدوز ile برودري ile گلدوزي ile برودرهدوزي ile دچار کردن )
( GOLDOZY KARDAN ile NAQSH ANDAKHTAN ile GOLDOZ ile برودري ile GOLDOZY ile برودرهدوزي ile DOCHAR KARDAN )
- [ne yazık ki]
OYALAMAK ile/ve/||/<> "UYUTMAK"
- OYALANMA ile/ve/değil/||/<> OYUN
- OYALANMAK ile DÜŞKÜ/HOBİ
( TO DAWDLE vs. HOBBY )
- OYALANMAK ile/ve/değil/yerine YOĞUNLAŞMAK
- OYALIYOR ile OY ALIYOR
( Geciktiriyor. İLE Oy desteği yüksek ya da belirli bir oranda olan kişinin durumu. )
- OYDAŞMAK ile OYDAŞ/LIK
- Öykü DİNLE!!!
- ÖYKÜ ile/ve/||/<> ANLATI
- ÖYKÜ ile/||/<> APOLOG[Fr.]
( ... İLE/||/<> Ahlâkî bir öğütle sonuçlanan öykü. )
- ÖYKÜ ile KISSA
- ÖYKÜ ile/ve/<> ÖVGÜ
- ÖYKÜ/HİKÂYE ile ROMAN
( TAHKİYE[< HİKÂYE]: Hikâye etme, anlatma. )
( )
( STORY vs. ARTICLE )
- ÖYKÜ ile ŞİİR
( Her kişinin bir öyküsü vardır fakat şiiri yoktur. )
- ÖYKÜCÜ ile "SİYASETÇİ"
( "Ben öykücüyüm, isterseniz inanmayabilirsiniz!" derler. İLE ... [Burayı, gerektiği gibi kendiniz dolduruyorsunuzdur (umarız).] )
- ÖYKÜDE:
MİTOLOJİK KAHRAMAN ile ROL KAHRAMAN
( Anti-tinle karşılaştığında, kendini bilir. İLE Anti-tin ile karşılaştığında, ona dönüşür. )
- ÖYKÜ(LEME)DE:
MAUPASSANT BİÇİMİ ile ÇEHOV BİÇİMİ
( Aslolan, olaydır. Okuyucunun, öyküyü çok fazla yorumlamasına, hayal etmesine olanak tanınmaz.[Öyküdeki olay, mantıklı bir akış takip eder.][Kişiler, özenli ve ayrıntılı bir biçimde gösterilir.] İLE Aslolan, olay değildir. Öykü tamamlandığında, herşey bitmiş değildir. [Özellikle aktarımın sonrasında başlar.][Kişiler, her yönüyle tanıtılmadığından ve olaylarda kesinlik bulunmadığından dolayı okuyucu/izleyicinin hayal kurması ve kendine göre yorumlar yapabilmesi beklenilir.] )
( )
- ÖYKÜLEME ile BETİMLEME
( Olaylara daha çok sık yer verilir ve nesnel bir dil kullanılır. İLE Olaylardan çok kişisel düşüncelere, gözlemlere ve izlenimlere dayanır. )
( Yaşanılan olayları, "giriş - gelişme - sonuç" bölümlerine ayırarak anlatmak için başvurulur. İLE Bir karakterin fizikî ya da karakteristik özellikleri anlatılır. )
- ÖYKÜNCE(FABL) ve ÇEŞİTLERİ
( KELÎLE ve DİMNE (BEYDEBÂ/BİDPÂY[Fars.]) ve MARTI (Richard BACH) adlı kitapları okumanızı salık veririz. )
- ÖYKÜNME ile/ve/değil/<> ETKİLENME
- ÖYKÜNME ile ÖYKÜNMECİ/LİK
- ÖYKÜNME = TAKLİT = IMITATION[İng., Fr.] = NACHAHMUNG[Alm.] = IMITATIO[Lat.] = MIMESIS[Yun.] = IMITACIÓN[İsp.]
- ÖYKÜNME ile YAPMACIK
( TETABBU' ile TEKELLÜF )
( TO IMITATE vs. TO PRETEND )
- ÖYKÜNMEK ile EMÜLATÖR
( EMULATE vs. EMULATOR )
( هم چشمي کردن ile هم چشم )
( NPAM CHESHAMY KARDAN ile NPAM CHESHAM )
- ÖYKÜNMEK ile ÖYKÜLEMEK ile ÖYKÜLEŞTİRMEK ile ÖYKÜ ile ÖYKÜCÜ/LÜK ile ÖYKÜNCE
- ... ÖYKÜ/SÜ değil ... SÜRECİ
- OYLAMAK ile OYLANMAK ile OYLATMAK ile OYLAŞMAK ile OYLAYABİLMEK
- OYLAŞMA/MÜZÂKERE:
MUHALEFETTE ile/ve/||/<>/> MAĞDURİYETTE
- ÖYLE ANLAŞILDI ile/değil/||/<>/< ANLAŞILAN OYDU Kİ ...
- ÖYLE ARAÇLAR KULLANACAĞIZ değil ARAÇLARI, ÖYLE KULLANACAĞIZ
- ÖYLE BİR DURUM/SORUN OLMADIĞI "YANLIŞLANDI"("YALANLANDI" DA DEĞİL!) değil ÖYLE BİR DURUM/SORUN OLMADIĞI DOĞRULANDI
(YA DA ÖYLE BİR DURUM/SORUN OLDUĞU YANLIŞLANDI/YALANLANDI)
( "ne ..., ne de ..." örneğindeki gibi olumsuzdan sonra tekrar olumsuz olmaz. )
- ÖYLE BİRİSİNLE ... değil ÖYLE BİRİYLE ...
- ÖYLE BÖYLE (DEĞİL)
- ÖYLE DEMEK ile ÖYLE BİLMEK
- ÖYLE DEMEK ile ÖYLE BİLMEK
- ÖYLE GÖRMEK ile ÖYLE GÖRMEMEK
- ÖYLE OLDUĞU ANLAMINA GELMEK ile ÖYLE OLDUĞU ANLAMINA GELMEMEK
- ÖYLE, ÖYLE, ÖYLE, ... ile ÖYLE (DE) DEĞİL
- ÖYLE, ÖYLE, ÖYLE, ... ile ÖYLE (DE) DEĞİL
- ÖYLE YARATILMIŞLIK ile/değil HAK ETMİŞLİK
- ÖYLE["ÖLE/EYLE" değil!] ile BÖYLE["BÖLE/BEYLE" değil!]
( Oradaki/zihindeki/paylaşılmaz. İLE Buradaki/görünür/görünür varsayma/paylaşılır. )
( Konuşma sırasında araya giren gereksiz/yerli-yersiz "Böyle" eklemelerine dikkat edilmeli, sakınılmalı/kaçınılmalıdır, yer verilmemelidir/kullanılmamalıdır. Kendi zihninizdeki süreci "Böyle" sözcüğünü kullanarak "anlatabildiğiniz düşüncesi"nden vazgeçmek gerekiyor. )
( [LIKE] THAT vs. [LIKE] THIS )
- ÖYLE ile ÖYLECE ile ÖYLE ÖYLE
- ÖYLE ile/ve/||/<> YANİ
- Öylece SUS!!!
- ÖYLECE ile/ve AYNEN
- Öylesine SUS!!!
- ÖYLESİNE ... ile/değil ÖYLESİ ...
- ÖYLESİNE ile SIRADAN
- ÖYLESİNE ile ŞÖYLESİNE
- Öyleyi Böyle yapmak için DİNLE!!!
- Öyleyi Böyle yapmak için SUS!!!
- CHANGE OF VOLUME[İng.] / CHANGEMENT DE VOLUME[Fr.] ile/değil/yerine/= OYLUM DEĞİŞİMİ
- OYLUM/HACİM DEĞİŞTİRME ile/ve YER DEĞİŞTİRME
- OYLUM ile/ve/<> EKOYLUM
( ... İLE/VE/<> Camilerde, yarım kubbelerin iki ya da üç yanında, küçük yarım kubbelerle yapılan oylum eklemeleri. )
- OYLUM/HACİM[Ar.] ile/ve KAPASİTE
( VOLUME vs./and CAPACITY )
- VOLUME PERCENTAGE[İng.] / POURCENTAGE EN VOLUME[Fr.] ile/değil/yerine/= OYLUMCA YÜZDE
- OYLUM/HACİM[Ar.] ile KÜTLE[Ar.]
(
)
- OYLUMLAMAK ile OYLUM ile OYLUMLU ile OYLUMSUZ/LUK ile OYLUMLUCA ile OYLUM OYLUM
- OYMA ile KUMLAMA
( ... İLE Çam türü ağaçlarda yıl halkaları arasındaki görüntü ayrımını daha da belirtmek için yüzeye, hava basıncından yararlanarak kum püskürtme. | Oyma işlerinde, çukurda kalan yüzeyleri özel dişli araçlarla pürüzlü duruma getirme. )
- OYMA ile OYLUMLAMA/MODELAJ[Fr.]
( Bir nesnenin yüzeyini, özel araçlarla oyarak ya da delerek, türlü biçimler verme. | Oyularak yapılan süsleme. | Oyularak yapılmış olan. İLE Resim ve yontu sanatında, öğelere oylum duygusu ve biçim verme işi. )
- OYMAK ile/ve OYALAMAK
- OYMAK ile OYMACI/LIK ile OYMALI ile OYMA AKIL ile OYMA BASKI ile OYMALI YAPRAK
- OYMAK ile OYMAK ile OYMAK
( Keskin, sivri uclu bir nesneyle bir şeyi yontarak, kazıyarak ya da delerek çukur oluşturmak. | Kumaş gibi bir şeyi, girintili bir biçimde kesmek. İLE Dil ve kültür yönünden büyük bir türdeşlik gösteren, birçok boydan oluşan, yapısındaki aileler arasında, toplum, ekonomi, din, kan ya da evlilik bağları bulunan, göçebe ya da yerleşik nitelikteki topluluk, aşiret. | İzcilikte, küçük birlik. İLE Hemen hemen aynı tür yıldızlardan oluşmuş, Samanyolu'nun seyrek yapılı genç kümelerinden her biri. )
- OYMAK ile TAŞ OYMAK ile OYMACI
( CARVE vs. CARVE STONE vs. CARVER )
( حجاري کردن ile تراش دادن ile کندهکاري کردن ile برجسته کردن ile کنده کاري کردن ile منقوش کردن ile تراشه کردن ile سنگتراشي کردن ile سنگ تراش )
( HOJARY KARDAN ile TARASH DADAN ile KANDEHKARY KARDAN ile BARJASTEH KARDAN ile KANDEH KARY KARDAN ile MONAGHOSH KARDAN ile TARASHEH KARDAN ile SANGTARASHY KARDAN ile SANG TARASH )
- OYMAK ile/ve/<>/değil/yerine YONTMAK
- OYMAKLAR ile BOYLAR ile ALT BOYLAR
( TRIBUS vs. CLANS vs. SOUSCLANS )
- OYMYAKON = DONMAYAN SU
( Rusya'nın kuzeyinde yer alan ve "Donmayan Su" anlamına gelen Oymyakon, dünyanın en soğuk yerleşim yerlerinden biridir.[1924'te, -71.2 °C] )
- OYNAGU ile OYNAK/OYNAQ ile OYNAŞ
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Oyun alanı, eğlence yeri. İLE Oynak kadın. İLE Evlilikdışı olarak bir adamla sevişen kadın. )
- OYNAMAK ile/ve/değil/||/<>/< KURCALAMAK
- OYNAMAK ile OYNANMAK ile OYNATMAK ile OYNAŞMAK ile OYNATILMAK ile OYNATTIRMAK ile OYNANABİLMEK ile OYNATABİLMEK ile OYNATIVERMEK ile OYNAYABİLMEK ile OYNAYIVERMEK ile OYNAK/LIK ile OYNAŞ/LIK ile OYNAKÇA ile OYNAK KEMİĞİ
- OYNAMAK ile OYUN OYNAMAK
- OYNAMAZ EKLEM ile/ve AZ OYNAR EKLEM ile/ve OYNAR EKLEM
( SYNARTHROSIS JOINT vs./and SYMPHYSE JOINT vs./and SYNOVIAL JOINT )
- OYNATIM ile OYNATIMCI/LIK
- OYNAYAN/LAR ile/yerine GİBİ YAPANLAR
- CAVITY, CAVITATION[İng.] / CAVITACION, TROU[Fr.] / GESCHENKOHRAUM, HOHLRAUM[Alm.] ile/değil/yerine/= OYUK, BOŞLUK, DEŞİK
- HOHLRAUMSTRAHLUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= OYUK IŞINIMI
- HOLLOW CATHODE LAMP[İng.] ile/değil/yerine/= OYUK KATOT LAMBASI
- CAVITY RESONATOR[İng.] / RÉSONATEUR À CAVITÉ[Fr.] / HOHLRAUMRESONATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= OYUK REZONATÖR
- OYUK ile BOŞLUK ile KÂSE
( HOLLOW vs. HOLLOWNESS vs. HOLLOWWARE )
( جوف ile پوک کردن ile ميالن تهي ile گودافتاده ile اجوف ile غير صميمي ile توگود ile گودشده ile تهي ile تو خالي ile بي حقيقت ile پوچ ile پوک ile مجوف ile پوکي ile ادوات فلزي )
( JOOF ile PUK KARDAN ile MYELEN TAHY ile GODAFTADEH ile AJOF ile غير صميمي ile TOGOD ile GODSHODEH ile TAHY ile TO KHALY ile BEY HAGHYGHT ile POOCH ile PUK ile MOJOOF ile پوکي ile EDVAT FELZY )
- OYUK ile/ve/||/<> HÖYÜK
( HOLLOW vs./and/||/<> MOUND )
- OYUK ile/ve/değil/||/<>/> KAKLIK/MAĞARA[Ar. < MAGARE]
( İçi boş ve çukur olan. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/> Taşın/dağın içindeki geniş oyuk. )
- OYUK ile OYUKLU
- OYUK ile/ve/değil/||/<>/> YARIK
- OYUKLULAR/SÖLOMLULAR
( Bir gövde boşluğu bulunan hayvanlar. )
- OYULGAMAK ile OYULGANMAK ile OYULGALAMAK ile OYULGALANMAK ile OYULGA
- OYUMLAMAK ile OYUM
- OYUN HAVASI ile KÖÇEKÇE
( ... İLE Çoğu karcığar ya da ağırlama makamında, kıvrak ve şen oyun havası. )
- OYUN HAVASI ile LONGA[Romence]
( ... İLE Türk müziğinde, yörük özellik taşıyan oyun havası. )
- OYUN VE OYUNCAKTA:
TAKIL ve/||/<> KATIL ve/||/<> ATIL
- OYUN VE OYUNCAKTA:
TAŞ ile/ve/||/<> TOPRAK ile/ve/||/<> TUĞLA
- OYUN VE OYUNCAKTA:
TON[RENK] ile/ve/||/<> TINI ile/ve/||/<> TANIŞ
- OYUN ve/<> AYNAZ
( ... VE/<> Köy oyunlarını yöneten kişi. )
- OYUN ile/ve/değil CİLVE
- OYUN ile DÜMEN
- OYUN ile KANASTA
( ... İLE Bir tür kâğıt oyunu. )
- OYUN ile/||/<> KURAMSİ
( Oyun kuramı ve ekonomik davranış )
( John von Neumann tarafından 1944 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1903-1957) (Ülke: Macaristan/ABD) (Alan: Matematik, Bilgisayar) (Önemli katkıları: Oyun teorisi, bilgisayar mimarisi) )
- OYUN ile MERMER OYUNU ile AV BEKÇİSİ ile EĞLENCELİ
( GAME vs. GAME OF MARBLE vs. GAMEKEEPER vs. GAMESOME )
( لعب ile جانور شکاري ile تيله بازي ile شکاربان ile زنده روح )
( لعب ile JANOR SHKARY ile TYLAH BAZY ile شکاربان ile ZANDEH RUH )
- OYUN ile/||/<> ÖGÜN/ÖĞÜN
( Zaman. İLE/||/<> Kez, belirli bir zaman.[yemek için] )
- OYUN ile/ve/||/<> SANAT
- OYUN ile/ve/||/<> ŞÖLEN
- OYUN ile TAMZARA
( ... İLE Doğu Anadolu'da, toplu olarak oynanan bir halk oyunu. | Bu oyunun müziği. )
- OYUN ile/ve/değil/yerine/||/<>/< YANILSAMA
- OYUNA GELMEK ile/ve/||/<> TAKLAYA GELMEK
- OYUNA GE(TİRİ)LME! değil/yerine/>< KENDİNE GEL!!!
- OYUNCAK BEBEK ile DOLAR
( DOLL vs. DOLLAR )
( عروسک ile دلاري ile دلار )
( AROOSK ile DELARY ile DELAR )
- OYUNCAK MÜZESİ ve/||/<> OYUN MÜZESİ ve/||/<> MASAL MÜZESİ
( Göztepe'de. VE/||/<> Ataşehir'de, Mimar Sinan Parkı'nda. VE/||/<> İleride. )
- OYUNCAK ile OYUNCAKLI ile OYUNCAKÇI/LIK
- OYUNCU:
İSTEKLİ ile YETENEKLİ ile HEM İSTEKLİ, HEM DE YETENEKLİ
- OYUNCU:
"TEŞHİRCİ" değil/yerine UTANMAYABİLEN
- OYUNCULUK ile DELİ GİBİ DAVRANMAK
( ACTING vs. ACTING CRAZY )
( يفي نميش ile بازيگري ile کفالت کننده ile خل بازي ile خل گري )
( يفي نميش ile BAZYGARY ile KAFALT KONANDEH ile KHAL BAZY ile KHAL GARY )
- OYUNDA:
SU ve/||/<> KUM ve/||/<> TAHTA
- OYUNLAR [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]
- OYUNLAR [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]
- OYUNLAŞTIRMAK ile OYUNLAŞTIRILMAK ile OYUN/LUK ile OYUNCU/LUK ile OYUN ALANI ile OYUN EBESİ ile OYUN HAVASI ile OYUN KAĞIDI ile OYUN KURUCU ile OYUN MASASI ile OYUN SAHASI ile OYUN SALONU ile OYUN YAZARI ile OYUN YAZARLIĞI ile OYUNCU KADROSU ile OYUN KURUCULUĞU
- OYUNUN KURALLARINI ÖĞRENMEK ve/||/<>/> OYNAMAK
( Önce. VE/||/<>/> Sonra. )
- ASLÎ LÜZÛCET[Osm.] / INTRINSIC VISCOSITY[İng.] / VISCOSITÉ INTRINSÈQUE[Fr.] / GROSSER FEHLER[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖZ AĞDALILIK, İNTRİNSİK/LİMİT VİSKOZİTE
- ZÂTÎ TAZYİK[Osm.] / INTRINSIC PRESSURE[İng.] / PRESSION INTRINSÈQUE[Fr.] / EIGENTLICHER DRUCK[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖZ BASINÇ
- KIYMET-İ ZÂTÎ[Osm.] / EIGENVALUE[İng.] / VALEUR PROPRE[Fr.] / EIGENWERT[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖZ DEĞER
- INTRINSIC MOBILITY[İng.] ile/değil/yerine/= ÖZ DEVİNİRLİK
- MUKÂVEMET-İ ASLÎ, MUKÂVEMET-İ ZÂTÎ, ZÂTÎ MUKÂVEMET[Osm.] / RÉSISTANCE SPÉCIFIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ÖZ DİRENÇ
- RÉSISTIVITÉ SPÉCIFIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ÖZ DİRENÇLİLİK
- EIGENSTATE[İng.] / ÉTAT PROPRE[Fr.] / EIGENZUSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖZ DURUM
- SELBSTINDUKTIONS-EMK[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖZ ENDÜKSİYON ELEKTROMOTOR KUVVETİ
- EIGENINDUKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖZ ENDÜKSİYON, KATKISIZ İNDÜKLEME
- SELBSTINDUKTIONSKOEFFIZIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖZ ENDÜKSİYON KATSAYISI
- SELBSTINDUKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖZ ENDÜKSİYON
- SELF-INDUCTANCE[İng.] / INDUCTANCE PROPRE[Fr.] / EIGENINDUKTIVITÄT, INDUKTIVITÄT, SELBSTINDUKTIVITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖZ ENDÜKTANS/İNDÜKTANS
- INTRINSIC-BARRIER DIODE[İng.] / DIODE À BARRIÈRE INTRINSÈQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ÖZ ENGELLİ DİYOT
- INTRINSIC-BARRIER TRANSISTOR[İng.] / TRANSISTOR À BARRIÈRE INTRINSÈQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ÖZ ENGELLİ TRANSİSTÖR
- FILTRAGE INHÉRENT[Fr.] / INHARENTE FILTRATION[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖZ FİLTRELEME
- INTRINSIC PHOTOCONDUCTIVITY[İng.] / PHOTOCONDUCTIVITÉ INTRINSÈQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ÖZ FOTOİLETKENLİK
- TEVÂLÎ-İ ZÂTÎ[Osm.] / FRÉQUENCE PROPRE[Fr.] / EIGENFREQUENZ[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖZ FREKANS
- MOBILITÉ INTRINSÈQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ÖZ HAREKETLİLİK
- ÖZ İKİCİLİĞİ ile/ve NİTELİK İKİCİLİĞİ
- INTRINSIC CONDUCTIVITY, SELF-CONDUCTANCE[İng.] / CONDUCTIVITÉ INTRINSÈQUE, CONDUCTIVITÉ PROPRE[Fr.] ile/değil/yerine/= ÖZ İLETKENLİK
- SELF-INDUCTION ELECTROMOTIVE FORCE[İng.] ile/değil/yerine/= ÖZ İNDÜKLEME ELEKTROMOTOR KUVVETİ
- SELF-INDUCTION COEFFICIENT[İng.] ile/değil/yerine/= ÖZ İNDÜKLEME KATSAYISI
- INTRINSIC INDUCTION, SELF-INDUCTION[İng.] / INDUCTION INTRINSÈQUE, INDUCTION PROPRE[Fr.] ile/değil/yerine/= ÖZ İNDÜKLEME
- ÖZ IŞINLARI = EŞİ'A-İ NUHÂÎYE = PROLONGEMENTS MÉDULLAIRES, RAYONS MÉDULLAIRES
- EIGENFUNCTION[İng.] / FONCTION PROPRE[Fr.] / EIGENFUNKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖZ İŞLEV
- INTRINSIC PHOTOEMISSION[İng.] / PHOTOÉMISSION INTRINSÈQUE[Fr.] / EIGENPHOTOEMISSION[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖZ/KATKISIZ FOTO SALIM/YAYINI
- EIGENLEITFÄHIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖZ/KATKISIZ İLETKENLİK
- INTRINSIC LAYER[İng.] ile/değil/yerine/= ÖZ KATMAN
- ÖZ KİŞİLİK ile/ve HEDEF KİŞİLİK
- INTRINSIC PARITY[İng.] / PARITÉ INTRINSÈQUE[Fr.] / EIGENPARITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖZ PARİTE
- ÖZ SARIYER DERGİSİ :
( 1953 yılında Nurhan Erman, İbrahim Balcı, Cezmi Baydar ve İsmail Yıldırım tarafından yayın hayatına kazandırıldı. Sarıyer İlçesinde yayınlanan ilk dergi ve gazetedir. Ancak dört sayı çıktıktan sonra yayın hayatını sonlandırdı. )
- INTRINSIC TEMPERATURE RANGE[İng.] / INTERVALLE DE TEMPÉRATURE INTRINSÈQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ÖZ SICAKLIK ARALIĞI
- SELF-CAPACITANCE[İng.] / CAPACITÉ PROPRE[Fr.] / EIGENKAPAZITÄT, SELBSTKAPAZITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖZ SIĞA
- EIGENFREQUENCY[İng.] ile/değil/yerine/= ÖZ SIKLIK
- INHERENT FILTRATION[İng.] ile/değil/yerine/= ÖZ SÜZME
- INTRINSIC CONTACT POTENTIAL DIFFERENCE[İng.] / DIFFÉRENCE DE POTENTIEL DE CONTACT INTRINSÈQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ÖZ TEMAS POTANSİYEL FARKI
- ÖZ TÜRKÇE ile/ve/değil/yerine/||/<> TAM TÜRKÇE
- EIGENVECTOR[İng.] / VECTEUR PROPRE[Fr.] / EIGENVEKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖZ VEKTÖR
- INTRINSIC SEMICONDUCTOR[İng.] / SEMI-CONDUCTEUR INTRINSÈQUE[Fr.] / EIGENHALBLEITER[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖZ YARI İLETKEN, KATKISIZ YARI İLETKENLER
- INTRINSIC SEMICONDUCTORS[İng.] ile/değil/yerine/= ÖZ YARIİLETKENLER
- ÖZ-ONARIM POLİMER ile/||/<> ŞEKİL HAFIZA POLİMERİ
( Öz-onarım polimer hasarı otomatik onarırken, şekil hafıza polimeri uyarıyla orijinal şeklini alır )
( Formül: Mikrokapsül )
- ÖZ ile/ve/değil ANA ÇİZGİLER/HAT
- ÖZ ile/ve/<> ARAÇ
( ESSENCE vs./and/<> VEHICLE/TOOL )
- ÖZ ile AŞKIN
( ESSENCE vs. TRANSCENDENT )
- ÖZ ile BİÇİM
( ESSENCE vs. FORM )
- ÖZ ile/ve ÇEKİRDEK
( ESSENCE vs./and CORE )
- ÖZ DIŞAVURUM
( ESSENCE
EXPRESSION )
- ÖZ ile/ve/||/<>/< DOĞA/Kİ[Sümer]/ERŞETUM[Akad]
( ESSENCE vs./and NATURE )
- ÖZ ve/||/<>/= DÜŞÜNCE
- ÖZ ile/ve ENGİN
( ESSENCE vs./and VAST )
- ÖZ ile EVİN
( ... İLE Bir şeyin içindeki öz, lüp. | Buğday danesinin olgunlaşmış içi, özü, habbe. )
- ÖZ ile/ve EVRENSEL ÖZ
( ESSENCE vs./and UNIVERSAL ESSENCE )
- ÖZ ile/ve/||/<> EVRENSEL/LİK
- ÖZ ve/=/||/<>/>/< GÖZ ve/=/||/<>/>/< SÖZ
( Özü ağlamayanın, gözü ağlamaz. )
( Benzi sarı, gözleri yaş; hali bilen, dertli kar(ın)daş/arkadaş. )
- ÖZ ile/ve İÇ
( ESSENCE vs./and INSIDE )
- ÖZ ile/ve/||/<>/> İZ
- ÖZ KALIP
( ESSENCE
MATRIX )
- ÖZ ile/değil KISACA
( [not] ESSENCE vs./but BRIEFLY/SHORTLY )
- ÖZ ile MARKET
( ESSENCE vs. MARKET )
- ÖZ = MUH, LİFÂFE-İ MUHHÎYE = ÉTUI MÉDULLAIRE
- ÖZ NE
- ÖZ ile/ve/<> NİTELİK
( ESSENCE vs./and/<> QUALITY )
- ÖZ ile/ve NOKTA
( ESSENCE vs./and POINT )
- OZ ile/ve/||/<>/< ONS
(
OZ ve ONS
Etimolojik Köken ve Dilsel Evrim
ONS (Ounce) Sözcüğünün Yolculuğu:
UNCIA (Latince) > UNCE (Eski Fransızca) > OUNCE (Orta İngilizce) > OUNCE (Modern İngilizce)
OZ Kısaltmasının Kökeni:
UNCIA (Latince) > ONZA (İtalyanca) > OZ (Kısaltma)
| Dil/Dönem | Terim | Anlamı | Tarihsel Bağlam |
|---|---|---|---|
| Klasik Latince | uncia | "On ikide bir" (1/12) | Roma pound'u (libra) 12 uncia'ya bölünürdü |
| Orta Çağ Latincesi | untia/onza | Ağırlık birimi | Ticaret dilinde standardizasyon |
| Eski Fransızca (12. yy) | unce | 1/12 pound | Norman İstilası ile İngiltere'ye geçiş |
| İtalyanca (13. yy) | onza/oncia | Ağırlık ve oylum birimi | Venedik ve Ceneviz ticaret ağları |
| Orta İngilizce (14. yy) | ounce/unce | Ağırlık birimi | Ticaret ve zanaat gildelerinde kullanım |
| Modern Kullanım | ounce (oz) | 28.35 gram (avoirdupois) | Uluslararası ticaret standardı |
Neden "OZ" Kısaltması Kullanılır?
| Neden | Açıklama | Örnek/Ayrıntı |
|---|---|---|
| Ticari Köken | İtalyan ticaret cumhuriyetlerinin etkisi | 13 - 15. yy Venedik, Cenova, Floransa ticaret ağları "onza" terimini yaydı |
| Karışıklık Önleme | "on" kısaltması sayı ile karışabilirdi | "10 on" yazımı → "10" mu "10 ons" mu belirsizliği |
| Standardizasyon | Uluslararası kabul görmüş kısaltma | ISO standartlarında "oz" kabul edilmiştir |
| Çoğul Kullanım | Tekil ve çoğul için aynı biçim | 1 oz, 16 oz (ozs ya da ozes denmez) |
Farklı Ons Düzenleri ve Kullanım Alanları
| Düzen | Simge | Gram | Mililitre | Pound İlişkisi | Kullanım Alanı |
|---|---|---|---|---|---|
| Avoirdupois Ons | oz / oz av | 28.349523125 g | - | 1 lb = 16 oz | Genel ağırlık (ABD/İngiltere) |
| Troy Ons | oz t / ozt | 31.1034768 g | - | 1 lb t = 12 oz t | Altın, gümüş, platin fiyatlaması |
| Sıvı Ons (ABD) | fl oz (US) | - | 29.5735295625 ml | 1 US gal = 128 fl oz | ABD sıvı ölçümleri |
| Sıvı Ons (İmparatorluk) | fl oz (Imp) | - | 28.4130625 ml | 1 Imp gal = 160 fl oz | İngiltere sıvı ölçümleri |
| Apothecary Ons | ℥ / oz ap | 31.1034768 g | — | 1 lb ap = 12 ℥ | Tarihi eczacılık (artık kullanılmıyor) |
| Maria Theresa Ons | oz MT | 28.0668 g | - | - | Etiyopya, Eritre (tarihi) |
Değerli Metal Ticaretinde Troy Ons
| Metal | Piyasa Simgesi | Standart Bar Ağırlığı | Fiyatlama | Saflık Standardı |
|---|---|---|---|---|
| Altın | XAU/USD | 400 oz t (12.4 kg) | $/oz t | 999.9 (24 karat) |
| Gümüş | XAG/USD | 1000 oz t (31.1 kg) | $/oz t | 999.0 |
| Platin | XPT/USD | 50 oz t (1.55 kg) | $/oz t | 999.5 |
| Paladyum | XPD/USD | 100 oz t (3.11 kg) | $/oz t | 999.5 |
Uygulama Dönüşüm Tablosu
Dünya Genelinde Kullanım
| Ülke/Bölge | Resmi Düzen | Ons Kullanımı | Özel Durumlar |
|---|---|---|---|
| ABD | Imperial/US Customary | Yaygın kullanım | Gıda etiketlerinde hem oz, hem de gram |
| İngiltere | Metrik (resmi) | Halk arasında hâlâ kullanımda | Bira imperial pint (20 fl oz) ile satılır |
| Kanada | Metrik | ABD ürünlerinde | Çift etiketleme zorunlu |
| Avrupa Birliği | Metrik | Sadece değerli metaller | Troy ons altın ticaretinde |
| Türkiye | Metrik | Altın piyasasında | "Ons altın" tabiri yaygın |
| Çin | Metrik | Uluslararası ticarette | Geleneksel "liang" (两) hâlâ kullanımda |
Tarihsel Gelişim Kronolojisi
Hassas Matematiksel Dönüşümler
Temel Dönüşüm Formülleri:
Avoirdupois: 1 oz = 28.349523125 gram (tam değer)
Troy: 1 oz t = 31.1034768 gram (tam değer)
Troy/Avoirdupois oranı: 1 oz t = 1.09714286 oz av
1 pound (av) = 16 oz = 453.59237 gram
1 pound (troy) = 12 oz t = 373.2417216 gram
1 kilogram = 35.27396195 oz (avoirdupois)
1 kilogram = 32.15074657 oz t (troy)
Mutfak ve Gıda Alanında Kullanım
| Ürün Sınıfı | Tipik Ölçüler (oz) | Metrik Karşılık | Örnek Ürünler |
|---|---|---|---|
| İçecekler (Kutu) | 12 fl oz | 355 ml | Meyve suyu |
| Bebek Maması | 4 oz, 8 oz, 32 oz | 113 g, 227 g, 907 g | Hazır mama, biberon ölçüleri |
Önemli Veri ve İpuçları:
- Altın Alımında: Daima troy ons (31.1 gram) kullanılır, avoirdupois ons (28.35 gram) değil!
- İlaç Dozajında: Modern tıpta gram/miligram kullanılır, eski apothecary ons artık kullanılmaz.
- Havacılıkta: Yakıt ağırlığı hâlâ pound/ons ile ölçülür (özellikle ABD yapımı uçaklarda).
- E-ticaret: Uluslararası kargo ağırlıkları genelde iki düzende de belirtilir.
- Spor Ekipmanları: Boks eldivenleri, bowling topları hâlâ oz ile ölçülür (10 oz, 12 oz, 16 oz eldiven gibi).
- Parfüm Endüstrisi: Sıvı ons (fl oz) yaygın kullanımdadır (1.7 fl oz, 3.4 fl oz şişeler).
Bilimsel ve Teknik Alanlarda Kullanım
| Alan | Kullanım Biçimi | Standart | Bilgi |
|---|---|---|---|
| Kimya | Nadiren | SI (gram/mol) | Sadece eski Amerikan literatüründe |
| Farmasötik | Tarihi referans | Metrik | FDA etiketlerinde gram zorunlu |
| Havacılık | Yaygın | Pound/Ons | Fuel weight, payload calculations |
| Metalurji | Değerli metaller | Troy ons | LBMA, COMEX standartları |
| Gıda Bilimi | ABD/İngiltere | Çift düzen | Beslenme etiketlerinde ikisi de |
- -OUS[İng.] ile/değil/yerine/= -ÖZ
- ÖZ ile ÖZ ÇEŞİTLERİ
( ESSENCE vs. ESSENCE KINDS )
- ÖZ ile ÖZ ile ÖZ
( Bir kişinin benliği, kendi manevi varlığı. İLE Bir şeyin temel öğesi. | Kendi. | Kendi anlamında birleşik sözcükler türetir. | Bir şeyin en güçlü ya da kıvamlı bölümü. | Bitkilerin kök, gövde ve dallarının, boydan boya ortasında bulunan, hahif, gevrek ve çoğu yumuşak bölüm. | Çıbanların içinde, ölmüş dokudan oluşan irinle birlikte çıkan parça. İLE Kan bağı ile bağlı, üvey olmayan. | İçine, arılığını bozacak hiçbir şey karışmamış olan, arı. İLE Dere, çay. | Sulak yer. )
( ESSENCE vs. ESSENCE vs. ESSENCE )
- ÖZ ile ÖZET
( ZÜBDE )
( ESSENCE vs. SUMMARY )
- ÖZ ile/ve/<> SONRADAN OLAN
( Kişiyi özünden uzaklaştıran, kişinin dünyasıdır. )
( ... ile/ve/<> LÂHİK )
( ESSENCE vs./and/<> LATER )
- ÖZ ile/ve/değil SÜREKLİLİK
- ÖZ ile TEMEL
( ESSENCE vs. BASE )
- ÖZ ile/ve/||/<>/>/< TÖZ
( Özgürlük. İLE/VE/||/<>/>/< Zorunluluk. )
( Mâhiyet. İLE/VE/||/<>/>/< Cevher. )
( Güneş nasıl karanlığı bilmezse, Öz de Öz Olmayan'ı bilmez. )
( Mutluluk, özünüzden (gerçek varlığınızdan) gelir ve ancak onda bulunabilir. )
( Benlik sevgisinin yerine Öz'ün sevgisini koyun, o zaman manzara değişir. )
( Var olan herşeyin özü ve cevherisiniz. )
( Töz, kendinde olan ve kavranandır. )
( Töz, bir çokluk olamaz. )
( ÖZ: CEVHER[filozoflarda] | MÂHİYET[mantıkçılarda] | ZÂT[kelâmcılarda] | LÜBB[sufilerde] | EGO/SELF/NOMEN[psikolojide] )
( As the sun knows not darkness, so does the self know not the non-self.
Happiness comes from the self and can be found in the self only.
Replace self-love by love of the Self and the picture changes.
Understand that you are both, the essence and the substance of all there is. )
( Tözün gerçekleşmesi. )
( ESSENCE vs./and/||/<>/>/< SUBSTANCE )
( SUBSTRATUM cum/et/||/<>/>/< SUBSTANTIA )
( OUSIA ile/ve/||/<>/>/< ... )
( XING ile/ve/||/<>/>/< ... )
- ÖZ ile/ve/değil UZAM
( Özde, hareket aranmaz/"bulunmaz". )
( [not] ESSENCE vs./and/but EXTENT )
- ÖZ = ZÂT, MAHİYET = ESSENCE/CRUX/KERNEL[İng., Fr.] = WESEN[Alm.] = ESSENTIA[Lat.] = OUSIA[Yun.] = ESENCIA[İsp.]
- OZA ile TARİH
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Eski zamanlar. İLE ... )
- ÖZAL, TURGUT HALİL (MALATYA, 1927 - 1993) :
( Yeniköy'de ikamet etti. İlköğretimine Söğüt/Bilecik başladı, ortaokulu Mardin'de tamamladı. Konya'da başladığı lise eğitimini Kayseri'de tamamladı. İ.T.Ü. Elektrik Mühendisliğini bitirerek 1950 mezun oldu. Evlendikten sonra ABD giderek ekonomi dalında eğitim aldı. Türkiye'ye döndüğünde EİEİ Gene Müdür Yardımcısı olarak görev yaptı. 1959'da Ordonat Okulunda yedek subaylığını yaptı. Askerlikten sonra Devlet Planlama Teşkilatında görev yaptı ve 1967'de bu kuruluşun Müsteşarı oldu. 12 Mart 1971 darbesinden sonra 1973 yılına kadar Dünya Bankası Sanayi Dairesinde danışman olarak görev yaptı. Buradan döndükten sonra birçok şirkette üst düzeyde yöneticilik yaptı. 43. Hükümet döneminde Başbakanlık Müsteşarlığı ile DPT Müsteşar vekilliğini görevlerine getirildi. 12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra Bülent Ulusu Hükümetinde Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcılığına getirildi. 14.07.1984'te bu görevinden istifa ederek ayrıldı. 20.05.1983'te Anavatan Partisini kurdu ve Başkanı oldu. 06.11.1983 seçimleri kazanarak tek başına iktidar oldu ve 45. Hükümetin Başbakanlığına getirildi. 1987'de genel seçimlerinde yine başarılı oldu mecliste çoğunluğu elde ederek tekrar Başbakan oldu. 18.06.1988 günü Anavatan Partisi'nin 2. olağan genel kurul toplantısında kendisine suikast yapıldı ve sağ elinden yaralandı. Suikastçı yakalandı ve aldığı ömür boyu hapis cezası 20 yıla indirildi. Suikastçı Kartal Demirağ'ı cumhurbaşkanlığı döneminde affetti. 31.10.1989'da Cumhurbaşkanlığına seçildi ve 9.11.1989'da göreve başladı. 17.04.1993'te vefât etti. )
- OZALİT ile OZALİTÇİ/LİK
- ÖZALP, HÜSEYİN (VAKFIKEBİR, 1923) :
( İ.Ü. Orman Fakültesini bitirdi. Fakülteyi bitirene kadar Sarıyer Spor Kulübünde futbol oynadı, "Küçük Hüseyin" lakabı ile tanınır. Adalet Partisinde siyasete başlamış ve XII., XIV., XV, XVIII ve XIX. Dönem Samsun Milletvekilliği, TBMM Başkanlık Divanı İdare Amirliği ile Orman ve Ulaştırma Bakanlıkları yaptı. )
- ÖZALP, PROF. DR. GÜLEN (MUĞLA, 1957) :
( Sarıyerli, Akedemisyen, öğretim üyesi. İ.Ü. Orman Fakültesinden mezun oldu. Yüksek Lisansını "Fakülte bahçesindeki yerli ve yabancı sarıçam orijinlerinde çiçekleme - sıcaklık ilişkileri" konulu tezi ile yaptı. "Çitdere (Yenice - Zonguldak) bölgesindeki Orman Toplumları ve Silvikültürel Değerlendirmesi" konulu Doktorasını İ.Ü. Orman Fakültesi Orman Mühendisliği Bölümünde yaptı (1983 - 1990) "Doktor" unvanını aldı. 2002 de "Profesör" unvanını aldı. Silvikültür Ana Bilim Dalı Başkanı olarak görevine devam ediyor. İ.Ü. Orman Fakültesinde Dekan Yardımcılığı (2004 - 2010), İ.Ü. Rektör Yardımcılığı (2008 - 2009), Rektörlüğe Bağlı Koordinatörlük görevini yürütüyor (2010 - ...). )
- ÖZAN, GALİP (SARIYER/GÜMÜŞDERE, 1938) :
( Çiftçi. Gümüşdere İlkokulunu bitirdi. Dört dönem (1974 - 1977 ve 1984 - 1999) muhtarlık yaptı. Sarıyer Ziraat Odası Başkanlığı görevini 2007'de devretti. )
- OZAN ile/ve EZAN
- Ozanı DİNLE!!!
- OZANLAŞMAK ile OZAN/LIK ile OZANCA
- ÖZATLAR, CAVİT CAN (ESKİŞEHİR, 1939) :
( Eskişehir Demirspor'dan transfer edildi. 5 Sezon (1958—1963) Sarıyer'de tescilli kaldı. Bu süre içinde 39 lig, 3 özel olmak üzere 42 maçta oynadı. Lig maçlarında takımına 9 gol kazandırdı. )
- ÖZBALTA, CEMİL (OF, 1973) :
( Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesini bitirdi. İş hayatına büyük bir firmada muhasebeci olarak başladı bilahare mali müşavirlik yapmaya ve bir menkul kıymetler firmasında yönetim kurulu üyesi olarak görev yapmaktadır. AKP'de siyaset yapmakta olup iki dönem Sarıyer Belediye Meclisine üye seçildi. Yerel M. Sentez Gazetesinde köşe yazıları yazdı, Pek çok sosyal ve sportif sivil toplum kuruluşlarında yönetici ve Başkan olarak görev yaptı. )
- ÖZBAY, F. LEYLA (İST. 1934) :
( Öğrenimini Notre Dame Sion Fransız Okulu ve Erenköy Kız Lisesinde tamamladı. Prof. Dr. Süheyl Ünver'in Topkapı Sarayı'ndaki Tezhip ve Minyatür atölyesinde çalıştı. Sarıyerli Gazeteci Nazım Özbay ile 1957 yılında evlendi. Yazın hayatına 1957'de Günlük Spor Gazetesinde başladı. Bilahare eşi Nazım Özbay'ın da ortakları arasında olduğu Son Saat Gazetesinde devam etti. Halen bu gazetede köşe yazılarına devam etmektedir. Üye olduğu Türkiye Yardım Sevenler Derneği Sarıyer Şubesinde yönetim kurulu üyesi ve faal üye olarak 1967 yılından beri çalışmaktadır. Aşrıca 1970 yılından bu yana çok değişik sosyal amaçlı yardım derneklerinde aktif olarak görev almaya devam etmektedir. Resim çalışmalarını da 1989 yılından beri sürdürmekte "Yağlı Boya" ve "Karma Yağlı Boya" sergilerinde resimleri sergilenmiştir. İlk kitabı "Beyaz Güversin" i 2013'te yayımladı, yeni eserler vermeğe devam etmektedir. )
- ÖZBAY, FAHRETTİN (1900 - 1966) :
( İstanbul Belediyesi Tahakkuk Memurluğundan emekli oldu. Sarıyer Spor Kulübü'nün 14 kurucusundan biridir. Kulüpte bir dönem başkanlık yaptı. )
- ÖZBAY, M. FATİH (İST. 1958) :
( Öğrenimini tamamladıktan sonra Gümrük Komisyonculuğu yaparak iş hayatına atladı. Sarıyer Spor Kulübü'nde 1 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. )
- ÖZBAY, NAZIM (İST. 1926 - 1999) :
( Yüksek Gazetecilik Okulu'nu bitirdi. Futbola Sarıyer'de başladı ve ilk takımda kaleci olarak yer aldı. Okullar arası bir maçta sakatlanarak futbolu bıraktı. Sarıyer Spor Kulübü'nden 3 dönem başkanlık ve ayrıca 2 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. Divan Kurulu üyesi idi. Uzun yıllar gazeteci olarak çalıştıktan sonra Günlük Spor Gazetesini kurup (1956) yönetti. Bilahare Son Saat Gazetesi sahibi oldu. Basın Şeref Kartı sahibi idi. Basınla ilgili çeşitli mesleki kuruluş ve basınla ilgili sendikalarda yöneticilik ve başkanlık yaptı. FİEJ Dünya Gazete Sahipleri Sendikası üyesi ve delegesi olarak Tokyo, Washington ve İstanbul Kongrelerinde Türkiye'yi temsil etti. Hasan Polat Başkanlığındaki Türkiye Futbol Federasyonunda (1969 - 1976) Asbaşkan ve Milli Takımlar sorumlusu olarak görev yaptı. Bilahare Prof. Dr. Ali Uras Başkanlığında Futbol Federasyonunda ikinci kez Asbaşkanlık görevi aldı. Mahzar Zorlu Federasyonunda ise üye olarak görev yaptı. Türkiye Futbol Adamları Derneği'ni kurdu (1988) ve ölene kadar başkanlığını yaptı. Gazete Sahipleri Sendikası ve Büyükdere Yüzme İhtisas Spor Kulübü, Türkiye Futbol Adamları Derneği kurucudur. )
- ÖZBAYKAL, HALİT (İST. 1909 - 1982) :
( Ticaretle uğraştı. Sarıyer Spor Kulübü'nde 1 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. )
- ÖZBEK ile ÖZBEKÇE ile ÖZBEK PİLAVI
- ÖZBEKÇE ile TÜRKÇE
( İÇKİ İŞLERİ BAKANLIĞI = İÇİŞLERİ BAKANLIĞI
DÖNEK = BARDAK
AHMAK = DURAK
KERHANE = İŞYERİ
YAMAN = KÖTÜ, YARAMAZ )
(1996'dan beri)