Bugün[10 Nisan 2026]
itibarı ile 15.203 başlık/FaRk ile birlikte,
15.203 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(9/62)


- BİFURASYON ile/||/<> ANASTOMOZ

( Bir damar ya da tüpün iki dala ayrılması. İLE/||/<> İki damar ya da tüpün cerrahi olarak birleştirilmesi. )


- BİFÜRKASYON/BİFURCATION değil/yerine/= ÇATALLANMA


- BİFURKASYO/N ile/||/<> BİFAZİK

( Çatallanma. İLE/||/<> İki evreli. )


- BİFURKASYON ile BİFİD

( ikiye ayrılma. İLE ikiye bölünmüş. )


- BİFURKASYON ile/||/<> FAZ GEÇİŞİ

( Bifurkasyon dinamik değişim İLE faz geçişi termodinamik. )

( Formül: Period doubling İLE 1./2. derece )


- BİHTER/EK[Fars.] ile BİHTERÎ[Fars.] ile BİHTERÎN[Fars.]

( Daha, en, pek iyi. İLE En iyi olma, üstünlük. İLE En iyi, pek iyi. )


- BİJEN[Fars.] ile BİJENG[Fars.]

( İran söylencesinde(mitolojisinde] kahraman ünlü Rüstem'in kızkardeşinin oğlu. [Efrâsyab'ın kızı Münije'ye âşık olmasından dolayı Efrâsyab tarafından bir kuyuya hapsedilmişse de Münije'nin yardımıyla Rüstem tarafından kurtarılmıştır.] İLE Kapı anahtarı. )


- BIKIN/BIQIN =/> KALÇA
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]


- BİL BAKALIM ...:
BEN KİMİM? ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SEN KİMSİN?


- Bİ'L-MUTÂBAKA ile Bİ'T-TAZAMMUN ile Bİ'L-İLTİZÂM

( Örtüşme. İLE İçlem. İLE Gereklilik. )


- BİLÂ ile/||/<> BİLÂ-ZEVC ile/||/<> BİLÂ-ZEVCE ile/||/<> BİLÂ-VELED ile/||/<> BİLÂ-EBEVEYN

( -sız ekinin görevinde olmak üzere Arapça sözcüklerin başına getirilerek sıfat yapar ve bitişik yazılır. İLE/||/<> Kocasız, kocası sağ olmadığı halde. İLE/||/<> Karısız, karısı sağ olmadığı halde. İLE/||/<> Çocuksuz, çocuğu olmayan. İLE/||/<> Anası ve babası olmayan. )


- BİLDİĞİMİZİ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< BİLMEDİĞİMİZİ

( Bilmeyelim! İLE/VE/||/<>/< Bilelim! )


- BİLDİĞİN GİBİ ve/||/<> SEVDİĞİN GİBİ ve/||/<>
DİLEDİĞİN GİBİ
... OLSUN!:

( AS ...:
YOU WISH and/||/<> YOU LIKE and/||/<> YOU WISH )


- BİLDİĞİNDEN DOLAYI KONUŞMAYAN ile BİLMEDİĞİNDEN DOLAYI KONUŞMAYAN

( Bilgelik/le, bilgelikte. İLE Özgüvensizlik/ten, taklitte. )

( THE PERSON DOES NOT TO TALK BY/IN THE WISDOM vs. THE PERSON DOES NOT TO TALK IN IGNORANCE )


- BİLDİĞİNE GİDEN ile/ve/değil/yerine/<> BİLMEDİĞİNE GİDEN


- BİLDİĞİNİ:
YAPMAZSAN ile/değil/yerine YAPARSAN

( Sadece zihnin, bir miktar/bölüm bilir. İLE/DEĞİL/YERİNE Her/bir yerin (tam) bilir/yetkindir. )

( Yetersizdir. İLE/DEĞİL/YERİNE Yeterlidir. )


- BİLDİKLERİMİZ ve/||/<>/> BİLMEDİKLERİMİZ

( Bildiğinizle amel/hizmet edin; bilmedikleriniz, size sunulacaktır. )

( Damla. VE/||/<>/> Okyanus. )


- BILDIRCIN ile BILDIRCIN KILAVUZU

( ... İLE Afrika'dan, İskoçya'ya göçerler. )


- BILDIRCIN ile KEKLİK

( FERİK: Keklik, bıldırcın gibi kuşların yumurtadan yeni çıkmış yavruları. )

( Tavukgillerden, boz renkli, benekli, göçebe kuş. İLE Sülüngillerden, güvercin büyüklüğünde, tüyü boz, ayakları ve gagası kırmızı renkte bir kuş. )

( SEMÂN ile [eril] HIRT, YA'KUB[çoğ. YEÂKİB] )

( BÛDENE, SEMÂNE ile KEBK/KEBG
KEBG-İ DERÎ: Bir tür keklik. )

( QUAIL vs. PARTRIDGE )

( COTURNIX COTURNIX cum ALECTORIS CHUKAR, PERDRIX, PERDIX PERDIX )


- BİLDİREN ile/ve/değil/yerine BULDURAN


- DİN:
BİLDİRİLMİŞ ile/ve/||/<> İNDİRİLMİŞ

( İnsan. İLE/VE/||/<> Doğa. )


- BİLEN" değil ... BİLE


- BİLEN ile/ve/||/<> NÂKİL


- BİLEN ile/ve/||/<> ÖĞRENEN ile/ve/||/<> DİNLEYEN

( ÂLİM ile/ve/||/<> MÜTEALLİM ile/ve/||/<> MÜSTEMİ' )


- BİLEŞEN ile BİLEŞENLER

( COMPONENT vs. COMPONENTS )

( مولفه ile اجزا )

( MOLFEH ile EJZA )


- BİLEŞEN ile BİLEŞİK ile BİLEŞİM ile BİLEŞKE

( Fizikte ve dilde. İLE Kimyada, doğada, dilde, felsefede. İLE Kimyada. İLE Fizikte. )

( Bir bileşke oluşturan güçlerin her biri. | Bir bileşiğin molekülündeki ögeler ya da alt öbeklerden her biri. | Bir karışımın ögeleri. | Bileşim yoluyla bir sözcüğün yapısına giren sözcük. [örn. sivrisinek] İLE Bileşerek oluşmuş, basit olmayan, mürekkep. | Kİmyasal tepkimeler sonucunda, iki ya da daha çok öğeden oluşan ve bunlardan bağımsız, fiziksel, kimyasal nitelikler gösteren özdek/madde. [örn. su] | Ses ve görüntünün birlikte yer aldığı film parçası. İLE İki ya da daha çok ögenin biraraya gelerek yeni bir öğe oluşturması, terkip. | İki ya da daha fazla nesnenin belirli oranlarda tepkimeye girerek oluşturduğu ve özellikleri kendini oluşturan nesnelerden farklı ve bileşenlerinin fiziksel yollarla birbirinden ayrılamadığı nesne. | Bir nesnenin, hangi kimyasal türlerden oluştuğun belirleyen verilerin tümü. | Bileşme sonucu oluşan nesne. İLE Bir nesneye uygulanan birkaç gücün toplam etkisine eşit olan tek güç. | Bir nesneyi oluşturan ögeler ya da bileşikler. )

( CONSTITUENT, COMPONENT vs. COMPOUND vs. COMPOSITION vs. ... )


- BİLEŞEN ile İÇİNDEKİLER

( INGREDIENT vs. INGREDIENTS )

( جزء ترکيبي ile جزء ile اجزا )

( JOZ TARKYBEY ile JOZ ile EJZA )


- MÜREKKİB[Osm.] / COMPONENT, CONSTITUENT[İng.] / COMPOSANT[Fr.] / KOMPONENTE[Alm.] ile/değil/yerine/= BİLEŞEN


- TERKİP[Osm.] / SYNTHESIS, SYNTHESIZE, COMPOSITION[İng.] / COMPOSITION, SYNTHÉSE[Fr.] / SYNTHESE, SYNTHESIEREN, ZUSAMMENSETZUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= BİLEŞİM, SENTEZ/LEMEK


- BİLGE KRAL ile/ve/||/<>/> TİMOKRASİ ile/ve/||/<>/> OLİGARŞİ ile/ve/||/<>/> DEMOKRASİ ile/ve/||/<>/> TİRAN


- BİLGE ile/ve İLERİ GELEN

( el-HUKEMÂ ile/ve er-RUESÂ )


- BİLGE/LİK / İRFAN ile BİLGİLİ/LİK

( WISDOM/GNOSIS/MOKSHA vs. KNOWLEDGE )


- BİLGE/LİK / İRFAN ile/ve BİLGİLİ/LİK

( Devirsel kalıpları anlamak. İLE/VE Bilgi sahibi olmak. )

( Gerçek olmayanın, gerçek olmadığını görmek bilgeliktir. )

( Mutlu olmak için kendimizi (özümüzü) bilmek dışında hiçbir şeye gereksinimimiz olmadığını bilmek, bilgeliktir. )

( Bilgeliğin önemli koşulu, düzen kurmaktır. )

( O, asla vazgeçmez. )

( Bilgelik, kişinin doğuştan gelen yetilerinin üstüne kurulur ve bunların kazanılmış yetilerle beslenerek geliştirilmesi amaçlanır. )

( Bilgelik/Aydınlanma yolunda Arınma'da amaç: 1. İçgüdüler'i de içine alan duygular'ın uyumlandırılması, coşku ile yaşam sevinci'ne kavuşmak. 2. Duyarlılık Yetisi'nin eğitilmesiyle, algı yolları'nın yetkinleştirilmesi. 3. Sezgi ve buluş yollarının açılması. )

( Bilgelik, "altın orta yol"u izlemek. Aşırılığı, tutumsuzluğu ve tutkunluğu yok edebilmektir. [TAO] )

( Tüm ezoterik okullarda Arınma, Aydınlanma ve Sevgi, Bilgeliğin Yöntemi, ortak bir tutum olarak benimsenmiştir. )

( Kişi, ağzından çıkan sözlerini ve zihnini kontrol etmeli ve kendi gövdesine hiçbir zarar vermemelidir. Ancak bu davranışları saf olursa bilgelik yolunda ilerleyebilir. )

( To see the unreal is wisdom.
To know that you need nothing to be happy, except self-knowledge, is wisdom.
Will never give up. )

( WISDOM/GNOSIS/MOKSHA vs./and KNOWLEDGE )


- BİLGELİK ve/> TEMKİN


- BİLGEN ile BİRGEN

( HABÎR ile VAHHAB )


- BİLGİ/(B)İLİM/GÖRGÜ:
NAKLETMEK İÇİN ile/ve/değil/||/<>/< NAKŞETMEK İÇİN


- [BİLGİ/SÖZ]
"KULAĞINDAN":
GİRMEYEN ile GİRİP-ÇIKAN ile ZİHNİNE[/"KALBİNE"] ULAŞAN

( Hiçbir biçimde dinlemeyen/anla(ya)mayan. İLE Anlasa/Dinlese de unutan, kayıtsız kalan. İLE Tutan/kaydeden, dönüştüren, işleyen, uygulayan. )


- BİLGİ VERMEK ile RESMİ OLMAYAN ile GAYRİ RESMİ OLARAK ile MUHBİR ile BİLİŞİM ile BİLGİ ile BİLGİ MASASI ile BİLGİLENDİRİCİ ile BİLGİLENDİRİLMİŞ ile MUHBİR

( INFORM vs. INFORMAL vs. INFORMALLY vs. INFORMANT vs. INFORMATICS vs. INFORMATION vs. INFORMATION DESK vs. INFORMATIVE vs. INFORMED vs. INFORMER )

( مطلع کردن ile خبر داشتن ile واقف کردن ile مسبوق کردن ile خبردار کردن ile آگاهانيدن ile آگاه کردن ile در جريان قرار دادن ile آگاه ساختن ile آگاهي دادن ile اخبار دادن ile خبر دادن ile اطلاع دادن ile بي تشرفات ile غيررسمي ile بي تکلف ile غير رسمي ile خصوصي ile بطور غير رسمي ile آگاهگر ile شکل دهنده ile خودکاري آگاهانه ile انفورماتيک ile اطلاعاتي ile آگاهي ile اطلاع ile خبر ile اطلاعات ile وقوف ile پرسشگاه ile آموزنده ile پرخبر ile خبري ile مطلع ile مستحذر ile باخبر ile دانا ile خبرچين ile آگاهي دهنده ile سخنچين ile نمام ile خفيه نويس )

( MOTAL KARDAN ile KHBAR DASHTAN ile VAGHOF KARDAN ile MASBOGH KARDAN ile KHBARDAR KARDAN ile AGAEHANYDAN ile AGAH KARDAN ile DAR JARYAN GHARAR DADAN ile AGAH SAKHTAN ile AGAHY DADAN ile AKHABAR DADAN ile KHBAR DADAN ile ETLA DADAN ile BEY TASHARFAT ile GHYRARSAMY ile BEY TAKOLF ile غير رسمي ile KHSUSY ile BETOR GHYR RASMY ile AGANGGAR ile SHEKL DAHANDEH ile KHODKARY AGAEHANEH ile ENFORMATYK ile ETLAATY ile AGAHY ile ETLA ile KHBAR ile ETLAAT ile VAGHOOF ile PORSESHGAH ile AMUZANDEH ile پرخبر ile KHBARY ile MOTAL ile مستحذر ile BAKHBAR ile DANA ile خبرچين ile AGAHY DAHANDEH ile سخنچين ile نمام ile KHOFYYEH NOYS )


- BİLGİ ile BİLGİ OLMAYAN

( Bilgi ile bilgi olmayanı ayıramamak, ne yazık ki, bilgi üretmemekten kaynaklanmaktadır. )


- BİLGİ = KNOWLEDGE, COGNITION[İng.] = CONNAISSANCE[Fr.] = die ERKENNTNIS, die KENNTNIS[Alm.] = COGNITIO[Lat.] = HË GNÕSIS[Yun.] = CONOCIMIENTO[İsp.]


- BİLGİ ve/||/<>/>/< NEDEN

( INFORMATION and/||/<>/>/< CAUSE/REASON )


- BİLGİÇ ile/ve/değil/yerine/||/<>/> BİLGİN ile/ve/değil/yerine/||/<>/> BİLGE

( Bildiğini zannetme, gereksiz/yararsız/yersiz bilgi sahibi olma, zamansız/bağlantısız paylaşma çabası. Bilgi obezi.[Malûmat-füruş/luk] İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Âlim. Derin ve geniş bilgilere sahip olan. )

( [Söz(cük)lerin...] Gerçek anlamlarını kullanarak anlaşırlar. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Mecaz anlamlarıyla anlaşırlar. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Kinâye yoluyla anlaşırlar. )

( Bilge olmaya cesaret et![Sapere aude!] / Aklını kullanma cesaretini göster! )

( PEDANT vs. SCHOLAR )


- BİLGİDE/BİLİMDE, ALANDA/KONUDA ASLOLAN/ÖNCELİKLİ OLAN:
"BİLMEMİZ GEREKEN" ile/ve/||/değil/yerine/>< TAKİP EDEBİLMEMİZ/ETMEYE ÇALIŞMAMIZ


- BİLGİN ile/ve/değil/<>/> BİLGE

( Âlim. İLE/VE/DEĞİL/<>/> Ârif. )

( Bilge, kendi bilincinde, insan doğasının sezgisel bilgi ve uygulayımsal bilgisini birleştirmiş kişidir. )

( Bilge kişi yaşamını, bir çiçeğin özünü alıp onun kokusuna ve güzelliğine zarar vermeksizin uçup giden bir arı gibi sürdürür. )

( Bilge kişi tedbirli, içine kapanık ve ölçülüdür. )

( Su yolları yapan kişiler, o suları kontrolleri altına alır; marangozlar, ağaçlardan nasıl yararlanacaklarını bilir; bilge kişiler de aynı biçimde kendi zihnini kontrol eder. )

( Karşılaştığı konuları bir acelecilik içinde değerlendirmeye ve çözümlemeye çalışan kişi, doğruluk yolunda değildir. Bilge kişi, herşeyi acele etmeden huzur içinde düşünür ve değerlendirir. Bu kişi, Gerçek'i korur, Gerçek de onu. )

( Çok konuşan kişiye değil huzur içinde korkusuzca konuşan kişiye "Bilge" adı verilir. )

( BİLGE: Seni, sana bildiren. )

( Bilgin ol ki, kişileri, "büyük" görme. İLE/VE/DEĞİL/<>/> Bilge ol ki, kişileri, "küçük" görme. )

( [not] SCHOLAR vs./and/but/<>/> WISE )


- BİLİM[İng. SCIENCE] ile/||/<> ADEN- ile/||/<> AERODİNAMİK[İng. AERODYNAMICS] ile/||/<> ALOMETRİ[İng. ALLOMETRY] ile/||/<> ALOPATRİK MODEL[İng. ALLOPATRIC MODEL] ile/||/<> ANATOMİ[İng. ANATOMY] ile/||/<> ETOLOJİ[İng. ETHOLOGY] ile/||/<> FİZYOLOJİ[İng. PHYSIOLOGY]

( Evrendeki doğal olguları deney ve gözlemlerden elde edilen verilerle sistematik bir biçimde inceleyerek açıklamaya çalışan entelektüel ve pratik disiplin. Natüralist bir metodoloji ile doğru bilgiye ulaşmayı amaçlar. Bu alandaki araştırmacılara "bilim insanı" denir. Fizik, kimya, biyoloji ve jeoloji gibi çeşitli dalları bulunur. Bu alanda elde edilen bilgiler zaman içinde güncel veriler ışığında değişebilir, genişletilebilir ya da çürütülebilir. @@ "Bez" anlamına gelen bir ön ektir. Örneğin, "adenoloji" sözcüğü "bez bilimi" anlamına gelmektedir. @@ Hareket halinde olan bir cisim üzerinde havanın yarattığı etkileri inceleyen bilim dalıdır. Genellikle akışkanların ve spesifik olarak gazların hareketini inceler. @@ Vücut büyüklüğünün vücudun şekline, anatomiye, fizyolojiye ve davranışa bağlı olan ilişkisini inceleyen bilim dalıdır. Çoğu zaman, bir canlının gelişimi sırasında farklı parçalarının ya da boyutlarının farklı büyüme miktarı göstermesi için kullanılsa da sadece asimetrik büyüme analizini içermez. Bir organizmanın vücut biçimi, gelişim süresince farklı parçalarının oransal büyüme hızına bağlıdır. Vücudun kendine özgü şeklini almasını sağlayan bu orantılı büyümeye alometrik büyüme denir. Örneğin baş; insanın gelişimi sırasında vücuda oranla daha yavaş, bacaklar ise daha hızlı gelişmektedir. @@ Bir popülasyonun izole olduğunda seçilimin ve sürüklenmenin izolasyonun iki yanındaki popülasyonlara bağımsız olarak etki etmesi yoluyla türleşmenin gerçekleştiğini ileri süren hipotezdir. Günümüzde bilimsel gerçek olarak görülmektedir. @@ Canlıların vücut yapısını ve düzenlerini tanımlayan ve inceleyen bilim dalıdır. @@ Hayvan davranışlarını inceleyen zooloji alt dalıdır. Davranışçılık akımından farklı olarak, hayvanların doğal ortamlarında gözlenmesi gerektiği ekolüne sahiptirler; ancak artık ikisini de kapsayıcı bir çatı olarak görülmektedir. Etoloji, özellikle evrim, nöroanatomi ve ekoloji gibi bazı bilim dallarıyla sıkı işbirliği içinde yürütülen, laboratuvar ve alan çalışmalarını kapsar. Etolojinin amacı belirli bir hayvan grubunu değil, onların davranışlarını incelemektir ve çoğu kez tek bir davranış kalıbının, örneğin saldırganlığın değişik hayvanlarda nasıl ortaya çıktığını araştırır. Nöroetoloji olarak ayrılmış, sinirbilimin daha aktif dahil olduğu bir dalı bulunur. Özellikle etoloji üzerinde çalışan zoologlara etolog adı verilir.Modern etolojinin 1930 senesinde Hollandalı Nikolaas Tinbergen ile Avusturyalı etologlar Konrad Lorenz ve Karl von Frisch'in çalışmalarıyla başladığı kabul edilmektedir. Üçlü, yaptıkları çalışmalardan ötürü 1973 Nobel Fizyoloji Ödülü'nü paylaşmışlardır. @@ Canlı organizmaları ve sistemlerinin parçalarının işlevlerini inceleyen bilim dalıdır. Organizmaların, organ sistemlerinin, organların, gözelerin ve biyomoleküllerin canlı sistemi içinde işlevlerini nasıl yerine getirdiklerini ve birbirleriyle olan ilişkilerini kapsar.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- BİLİM ile/ve AHLÂK ile/ve DİN

( KANT'IN ÜÇ SORUSUNDA: NE BİLEBİLİRİM? ile/ve NE YAPMALIYIM? ile/ve NEYİ ÜMİT EDEBİLİRİM? )


- BİLİM ile AKSİYOMATİK ZEMİN


- BİLİM ile/ve/değil/||/<>/< BİLİNEN


- BİLİM ile/ve/değil DİSİPLİN


- BİLİM ve/||/<> FELSEFE ve/||/<> DİN

( Zihnin yürüyüşü. VE/||/<> Aklın yürüyüşü. VE/||/<> Özün/ruhun yürüyüşü. )


- BİLİM ile FEN


- BİLİM ile/ve/||/<> SÖZDE BİLİM ile/ve/||/<> BİLİM OLMAYAN


- BİLİMCİ ile/ve/<>/> ÖKE ile/ve/<>/> BİLGER ile/ve/<>/> BİLGEN ile/ve/<>/> BİLMEN ile/ve/<>/> YETİLBEY ile/ve/<>/> BİLİMBEY

( Biliminsanı, akademisyen. İLE/VE/<>/> Doktor. İLE/VE/<>/> Yardımcı doçent. İLE/VE/<>/> Doçent. İLE/VE/<>/> Profesör. İLE/VE/<>/> Dekan. İLE/VE/<>/> Rektör. )


- BİLİMDE:
KLASİK ile/ve/<> MODERN ile/ve/<> POSTMODERN

( Belirlilik. İLE/VE/<> Belirsizlik. İLE/VE/<> Karmaşa. )

( Newton Fiziği. İLE/VE/<> Kuantum Fiziği. İLE/VE/<> Kaos kuramı. )

( Başlangıç koşulları sonucu belirler. İLE/VE/<> Olasılıkların toplamı %100 belirlidir. İLE/VE/<> Başlangıç koşullarındaki küçük farklar, sona doğru çok büyük farklar oluşturabilir. )


- BİLİMDE YERALAN ile/ve/değil BİLİMDE DE YERALAN


- BİLİMDEN/İLİMDEN YARARLANANLAR:
SORAN ile/ve/||/<> YANITLAYAN ile/ve/||/<> DİNLEYEN ile/ve/||/<> SEVGİSİ/İLGİSİ OLAN


- BİLİMSEL DEVRİM:
KOPERNİK ve/<> BRAHE ve/<> KEPLER ve/<> GALILEO ve/<> NEWTON

( KOPERNİK: "Modern astronominin ilk temsilcisi" DEĞİL Antik evren anlayışının son temsilcisi. )

( KEPLER YASALARI (EPITOME | 1618 - 1621) )


- BİLİNÇ = ŞUUR = CONSCIOUSNESS[İng.] = CONSCIENCE[Fr.] = BEWUSSTSEIN[Alm.] = CONSCIENTIA[Lat.] = SYNEIDESIS[Yun.] = CONCIENCIA[İsp.]


- BİLİNCE KONU OLAN ile/ve DIŞSALLIK


- BİLİNÇLİ MAKİNE ile VİCDAN ile VİCDANLI ile MAKUL BİR ŞEKİLDE ile BİLİNÇLİ ile BİLİNÇ

( CONSCIOUS MACHINE vs. CONSCIENCE vs. CONSCIENTIOUS vs. CONSCIONABLY vs. CONSCIOUS vs. CONSCIOUSNESS )

( وجدان ile باطن ile ضمير ile ذمير مستشعر ile ضمير مستشعر ile وجداني ile وظيفه شناس ile باوجدان ile وجداناً ile ملتفت ile بهوش ile واقف ile هوشيا ile ماشين آگاه ile هوش ile ضمير خودآگاه ile هوشياري )

( VAJDAN ile BATAN ile ZAMYR ile ذمير مستشعر ile ضمير مستشعر ile VAJDANY ile VAZYFAH SHENAS ile BAVOJDAN ile VAJDANAN ile MOLTEFT ile BACPEHOSH ile VAGHOF ile TEOOSHYA ile MASHYNE AGAH ile TEOOSH ile ZAMYR KHODAGAH ile TEOOSHYARY )


- BİLİNÇLİ ile/ve/değil KASTEN


- BİLİNÇLİ ile/değil TEK BİLİNEN


- BİLİNÇSİZLİK ile BİLİNÇSİZ ile ARDIŞIK OLMAYAN ile ÖNEMSİZ ile ÖNEMSİZ ile DÜŞÜNCESİZ ile DÜŞÜNCESİZLİK ile TUTARSIZ ile TUTARSIZLIK ile TUTARSIZLIK ile TESELLİ EDİLEMEZ ile AHENKSİZLİK ile GÖZE ÇARPMAYAN ile TUTARSIZLIK ile TUTARSIZ

( INCONSCIENCE vs. INCONSCIENT vs. INCONSECUTIVE vs. INCONSEQUENT vs. INCONSEQUENTIAL vs. INCONSIDERATE vs. INCONSIDERATION vs. INCONSISTANT vs. INCONSISTENCE vs. INCONSISTENCY vs. INCONSOLABLE vs. INCONSONANCE vs. INCONSPICUOUS vs. INCONSTANCY vs. INCONSTANT )

( ذمير غير مستشعر ile غير آگاه ile ناخود آگاه ile غير معقول ile غير منطقي ile بي محابا ile بي فکر ile بي ملاحظه ile سهل انگار ile بي ملاحظگي ile منافي ile نا سازگاري ile نا استواري ile تسلي ناپذير ile عدم سنخيت ile عدم توافق ile غيرمحسوس ile ناپيدا ile غير برجسته ile عدمثبات ile تلون مزاج )

( ذمير غير مستشعر ile GHYR AGAH ile NAKHOD AGAH ile غير معقول ile غير منطقي ile BEY MOHABA ile BEY FEKAR ile BEY MOLAHEZEH ile SONPAL ENGAR ile BEY MOLAHEZAGY ile MENAFY ile NA SAZGARY ile NA ESTAVARY ile TASLY NAPAZYR ile ADAM SANAKHYT ile ADAM TAVAFEGH ile غيرمحسوس ile ناپيدا ile GHYR BARJASTEH ile عدمثبات ile تلون مزاج )


- BİLİNEBİLİR OLDUĞU ZANNEDİLEN/İDDİA EDİLEN ile/değil/yerine BİLİNEBİLİR OLAN


- BİLİNEBİLİR ile BİLEN

( KNOWABLE vs. KNOWER )

( دانستني ile داننده )

( DANSTANY ile DANANDEH )


- BİLİNEMEYEN ile/ve/değil SÖYLENİLEMEYEN

( [not] AGNOSTIC vs./and/but NOT ABLE TO BE EXPRESSED )


- BİLİNEN ile/ve/||/<>/> BİLİNMEYEN

( Sonsuzdur. İLE/VE/||/<>/> Sonsuzlukların sonsuzluğudur. )

( Bilinenlerin hepsi, bilinmeyenleri işaret eder. )

( Bilinen üzerine bir kez daha bilgi aramak anlamsızdır. )

( Bilinmeyen, tüm "olmuştu ya da olmuş olabilirdi" ve "olacak ya da olacaktı"ları içerir. )

( Bilinenin, tam ve doğru bilgisidir bizi bilinmeyene götürecek olan. )

( Bilinenin içinde yaşamak bağımlılıktır, bilinmeyenin içinde yaşamak özgürleşmedir. )

( Bilinmez olan hakkında ancak sessizlik konuşur. )

( Zihin ancak bildiği hakkında konuşabilir. )

( Eğer bilinebilir olanı gayretle incelerseniz, o eriyip gider, geriye bilinmez olan kalır. )

( "Bilinmeyeni" bilmek için önce, bilineni bilmek gerek. )

( I do not claim to know what you do not.
It is the full and correct knowledge of the known that takes you to the unknown.
To live in the known is bondage, to live in the unknown is liberation.
Of the unknowable only silence talks.
The mind can talk only of what it knows.
If you diligently investigate the knowable, it dissolves and only the unknowable remains. )

( Bilinmeyenler, bilinenlerden her zaman çok daha fazladır. Her bilinen, yine bilinmeyenleri daha çok artırarak gelişir, ilerler. )

( Bilmediğiniz şeyi bildiğimi iddia etmiyorum. )

( KNOWN vs./and/||/<>/> UNKNOWN )


- BİLİNEN ile OLARAK BİLİNİR

( KNOWN vs. KNOWN AS )

( شناخته ile دانسته ile معلوم ile شناخته شده ile برملا ile متصف ile موسوم به )

( SHENAKHTEH ile DANSTEH ile MALUM ile SHENAKHTEH SHODEH ile BARMALA ile MOTESF ile MOSOM BAH )


- BİLİNEN ile/ve ORADA/BURADA BULUNMAYAN

( KNOWN vs./and UNCOMMON )


- BİLİNEN ile/ve/<> ZAMAN

( KNOWN vs./and/<> TIME )


- BİLİNMEYEN ile/ve UYGUN BİLİNMEYEN


- BILIRUBIN[İng.] / BILIRUBINE[Fr.] / BILIRUBIN[Alm.] ile/değil/yerine/= BİLİRUBİN


- BILIVERDIN[İng.] / BILIVERDIN[Alm.] ile/değil/yerine/= BİLİVERDİN


- BILIVERDINE[Fr.] ile/değil/yerine/= BİLİVEREDİN


- BİLİYER ile BİLİYER DÜZEN

( Safra ile ilgili. İLE Safra düzeni. )


- BİLL CLİNTON ile FATURA ile FATURA ÇİZİMİ ile BOŞANMA BELGESİ ile MAL FATURASI ile SAĞLIK FATURASI ile İDDİANAME ile KONŞİMENTO ile FATURALANDIRMA ile MİLYAR ile FATURALAR ile KAMBİYO SENETLERİ

( BILL CLINTON vs. BILL vs. BILL DRAWING vs. BILL OF DIVORCE vs. BILL OF GOODS vs. BILL OF HEALTH vs. BILL OF INDICTMENT vs. BILL OF LADING vs. BILLING vs. BILLION vs. BILLS vs. BILLS OF EXCHANGE )

( فاکتور ile لايحه ile اسکناس ile سياهه ile صورت کردن ile بارنامه ile صورت حساب ile بيل کلينتون ile برات کشي ile طلاق نامه ile فهرست تجارتي ile گواهي بهداشت ile کيفر خواست ile ستمي کشتي ile صدور صورتحساب ile بيليون ile ميليارد ile لوايح ile بروات )

( FAKTOR ile LAYHEH ile ESKENAS ile سياهه ile SORT KARDAN ile BARNAMEH ile SORT HASAB ile BEYLE KELYNETON ile BARAT KESHY ile TALAGH NAMEH ile FANPAREST TAJARTY ile GOVAHY BACPEHDASHT ile KYFAR KHAST ile SETAMY KESHTY ile SADVAR SORTAHSAB ile بيليون ile MYLEYORD ile LAVAYHE ile BARVAT )


- BILLION :/yerine MİLYAR


- BİLMEK/BİLİNEN ile/ve/<> VAR ETMEK/VAROLAN


- BİLMEK ve/<>/> ÂKIBET/SON

( Yeterli ve yetkin bilgiyle. VE/<>/> Değiştirilebilir. )


- BİLMEYEN ile/değil/yerine BİLEN

( Direnir, isyan eder.[hemen hemen her şeye] İLE/DEĞİL/YERİNE Tâbi olur/olabilir.[doğaya, evrene, düzene, bilgiye, insana ...] )


- BİLYON[Fr. < BILLION] değil/yerine/= MİLYAR


- 1000 TARAKTA BEZİ OLMAK/OLAN ile/değil/yerine/>< 10 PARMAĞINDA, 10 MARİFET(İ OLAN)


- BİN[Ar.] ile BİN-[Ar.] ile BİN[Ar. çoğ. BENÎ] ile BÎN[Ar. çoğ. BÜYÛN] ile -BÎN[Ar.]

( Bin sayısı. | Bir şeye çıkmak, binmek. İLE -e, -de, -ile hallerini karşılar ve şemsiye harfleriyle başlayan sözcükleri zarf yapar. [BİN-NETÎCE: Sonuç olarak.] İLE Oğul, oğlu. İLE Bölge, mıntıka. İLE Gören, görücü. [DÛR-BÎN: Uzaktan gören, dürbün.] )


- BİN ile BİNA ile BİNİ ile BİNİCİ/LİK ile BİN KEZ ile BİN KERE ile BİN TÜRLÜ ile BİN ÇEŞİT


- BİN[Ar.] ile BİNT[Ar.]

( Oğul, oğlu. İLE Kız, kızı. )


- Bİ-NİŞAN[Fars.] değil/yerine/= NİŞANSIZ


- BINOMIAL DISTRIBUTION[İng.] / DISTRIBUTION BINOMIALE[Fr.] / BINOMIALE-VERTEILUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= BİNOM DAĞILIMI


- BİNPİŞMAN


- BIOT-FOURIER EQUATION[İng.] / BIOT-FOURIERE-GLEICHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= BİOT-FOURİER DENKLEMİ


- BİR ARADA VAR OLMAK ile BİR ARADA YAŞAMA ile BİR ARADA VAR OLAN

( COEXIST vs. COEXISTENCE vs. COEXISTENT )

( همزيستي کردن ile همزيگري ile همزيستي ile هم ذات )

( NPAMZYSETY KARDAN ile NPAMZYGARY ile NPAMZYSETY ile NPAM ZAT )


- BİR BEN VAR BENDE, BENDEN İÇERU" OLAN) "BEN" ile/ve/<> "ben"

( Bir gövdede odaklanmış, sonsuz olanız. )

( We are the infinite, focussed in a body. )

( - Seni gördüm, daha iyi oldum.
- Beni görürsen, bana da göster. )

( I vs./and ME )

( ZÂT ile/ve/<> SIFAT )


- BİR DAMLA SUDA FIRTINA KOPARMAK ile/ve/||/<>/>/< BİR ÇUVAL İNCİRİ BERBAT ETMEK ile/ve/||/<>/>/< İNCİR ÇEKİRDEĞİNİ DOLDURMAYACAK "BAHANE/SORUN" ile/ve/||/<>/>/< İMAM OSURURSA CEMAAT SIÇAR ile/ve/||/<>/>/< OSURUKTAN NEM KAPMAK


- BİR DİĞER ile BAŞKA BİR TAHMİN ile BİR TANE DAHA ile BAŞKA ZAMAN

( ANOTHER vs. ANOTHER GUESS vs. ANOTHER ONE vs. ANOTHER TIME )

( ديگري ile شخص ديگر ile خودتان ile دگر ile قسمتي ديگر ile يکي ديگر ile دگر بار ile بار دگر )

( DYGARY ile SHKHS DYGAR ile KHODETAN ile DEGAR ile GHASMATY DYGAR ile YKY DYGAR ile DEGAR BAR ile BAR DEGAR )


- BİR DÜŞÜNCEYİ "SAVUNAN" ile/değil/yerine/>< BİR DÜŞÜNCEYE SAHİP OLAN

( Ötekileştirir, ayrıştırır. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Bizleştirir ve birleştirir. )


- 1 HAFTA:
7 GÜN ile/değil/<> 5 GÜN

( ... İLE/DEĞİL/<> Mali'nin, Dogon bölgesinin Tireli köyünde, 1 hafta, 5 gün olarak değerlendirilmektedir.[Pazarları da, beş günde bir kurulmaktadır.] )


- BİR) HATA YAPMADAN ... ile/değil (PEK/ÇOK) FAZLA HATA YAPMADAN ...


- BİR İŞİ:
BİLEN ile AZ BİLEN ile BİLMEYEN ile YAPAMAYAN

( Yapar. İLE Akıl verir. İLE Eleştirir. İLE Çamur atar. )


- GÜLYAĞI [1 kg.] İÇİN:
10 - 12 ton değil/yerine 3 - 4 ton

( Eski olanaksızlıklarla, 10 - 12 ton, gül gerekirdi. DEĞİL/YERİNE Günümüzdeki olanaklarla[teknoloji ve gülcülüğün gelişimiyle] 3 - 4 ton, gül yetmektedir. )

( Gülsuyu ve gülyağı çıkarmak için yılda, sadece bir ay [Mayıs'ın ortası ile Haziran ortası arasında] gece-gündüz, 24 saat durmaksızın yoğun çalışılır. )


- 1 KİLO PAMUK = 1 KİLO/KIYYE DEMİR/KURŞUN


- BİR KİTAP OKUYAN ile/ve/<> İKİ KİTAP OKUYAN ile/ve/<> ÜÇ KİTAP OKUYAN

( Herşeyi bildiğini sanar. İLE/VE/<> Kuşkuya düşer. İLE/VE/<> Hiçbir şey bilmediğini anlar. )


- BİR NEBZE ile/ve/<> NİSPETEN


- BİR ŞEYE/ŞEYLERE) KARŞI OLMAK İÇİN/ÜZERE ile/ve/değil/yerine (BİR/BİRÇOK) YANLIŞA İŞARET ETMEK İÇİN/ÜZERE


- BİR ŞEYİ ...:
YAPARKEN ile/değil YAPMADAN ÖNCE


- BİR ŞEYİN, ...:
[ne] SADECE BAŞINA ne de SADECE SONUNA İNAN


- BİR YERE KADAR ile BİR AÇIDAN


- 1 YIL ile 1 TUN


- BİR/BÜTÜN ile/ve AYNI

( Çok sayıda deneyimci, bölünmemiş ve bölünemez olan farkındalığın içinde ortaya çıkar. Her biri, bellekte ayrı ama özde bir ve aynıdır. )

( INTEGRATED vs./and SAME )


- BİR ile/ve/||/<>/>/< BİN


- BİR ile/ve/||/<>/> BİN ile/ve/||/<>/> MİLYON ile/ve/||/<>/> MİLYAR ile/ve/||/<>/> TRİLYON ile/ve/||/<>/> KATRİLYON ile/ve/||/<>/> KENTİLYON ile/ve/||/<>/> SEKSTİLYON ile/ve/||/<>/> SEPTİLYON ile/ve/||/<>/> OKTİLYON ile/ve/||/<>/> NONTİLYON

( ... ile~> 3 ile~> 6 ile~> 9 ile~> 12 ile~> 15 ile~> 18 ile~> 21 ile~> 24 ile~> 27 ile~> 30 [0/Sıfır] )


- BİRAZ TOPARLASIN ile/değil BİRAZ TOPARLANSIN


- BİRAZ ile BİT KONUMU ile ACI ile ACI DÜŞMAN ile ACI GÖZYAŞLARI

( BIT vs. BIT POSITION vs. BITTER vs. BITTER ENEMY vs. BITTER TEARS )

( ذره ile پاره ile خرده ile موقعيت ذره ile تلخ ile طعنه آميز ile مر ile دشمن جاني ile خونابه )

( ZAREH ile PAREH ile KHARDEH ile MOQEYT ZAREH ile TALKH ile TANEH AMYZ ile MAR ile DASHMAN JANY ile KHONABEH )


- BİRAZ" ... ile/değil TAMAMEN ...


- BİRBİRİNE DÖNÜŞEMEME/DÖNÜŞEMEYEN ile İLİŞKİSİZ/LİK


- BİRBİRİNLE(N) değil BİRBİRİYLE


- BİRBİRLERİMİZLE/BİRBİRLERİNDEN değil BİRBİRİMİZLE/BİRBİRİNDEN


- BİRBİRLERİNİZ(l)E değil BİRBİRİNİZ(L)E (ANLATIN/ANLAŞIN/KONUŞUN/GÖSTERİN)


- BİREŞİM/TEVHİD:
AKIL ve/||/<> BEN ve/||/<> GÖNÜL


- BİREŞİM/TEVHÎD İLKESİ:
TOPLUM İÇİN ve/||/<> BİREY İÇİN

( Adâlet. VE/||/<> İtidal. )


- BİREY İLE POPÜLASYON İLE KOMÜNİTE İLE EKOSİSTEM ile/||/<> EKOLOJİK ORGANİZASYON

( Canlıların organizasyon seviyeleri tek bireyden ekosisteme doğru genişler. )

( Formül: Birey < Popülasyon < Komünite < Ekosistem )


- BİREYSEL DİN ile/ve/değil/yerine DİNİN, BİREYSEL OLAN YÖNÜ/YAN(LAR)I


- BİRİ YARDIMCI OLSUN değil BELKİ BİRİ YARDIMCI OLUR


- BUILD-UP FACTOR[İng.] / FACTEUR D'ACCUMULATION[Fr.] ile/değil/yerine/= BİRİKİM FAKTÖRÜ


- BİR-İKİMİ/N" değil BİRİKİMİN


- ELECTRODE OF THE FIRST KIND[İng.] / ERSTARREN, GEFRIEREN[Alm.] ile/değil/yerine/= BİRİNCİ SINIF ELEKTROT


- 1. TAAYYÜN ile/ve/> 2. TAAYYÜN ile/ve/> SEHER(/EZAN) ile/ve/> ZUHÛR

( Ruh. İLE/VE/> Beden. İLE/VE/> ... İLE/VE/> ... )

( [MUHAMMED] I. mim ile. İLE/VE/> II. mim ile. İLE/VE/> ... İLE/VE/> ... )


- SUPRACONDUCTEUR DE TYPE I[Fr.] ile/değil/yerine/= BİRİNCİ TİP AŞIRI İLETKEN


- TYPE I SUPERCONDUCTOR[İng.] / TYP-I-SUPRALEITER[Alm.] ile/değil/yerine/= BİRİNCİ TİP SÜPER İLETKEN


- BİRİNCİ ile İLK SEBEP ile BİRİNCİ SINIF ile İLK VİTES ile ÜSTEĞMEN ile ÖNCELİKLE ile BİRİNCİ SINIF ile İLK DİZE ile AKLIMA İLK GELEN ŞEY ile İLK ELDEN ile İLK ÖNCE

( FIRST vs. FIRST CAUSE vs. FIRST CLASS vs. FIRST GEAR vs. FIRST LIEUTENANT vs. FIRST OF ALL vs. FIRST RATE vs. FIRST STRING vs. FIRST THING COMING TO MIND vs. FIRSTHAND vs. FIRSTLY )

( نخستين ile اولي ile اولين ile اول ile نخست ile اول آنکه ile ابتدا ile نزست ile علت اوليه ile درجهاول ile دنده يک ile ناوبان يکم ile اولاً ile درجه اول ile درجه يک ile متبادر بذهن ile دست اول ile درمرحله اول )

( NAKHASTYNE ile OLY ile OLYNE ile OL ile NAKHAST ile OL ANKEH ile EBTEDA ile نزست ile ALAT OLYYEH ile DARJEKAVEL ile DANDEH YK ile ناوبان يکم ile OLAN ile DARJEH OL ile DARJEH YK ile MOTBADAR BEZEAN ile DAST OL ile DARMARHALEH OL )


- PRIMARY ELECTRONS[İng.] / ÉLECTRONS PRIMAIRES[Fr.] / PRIMÄRELEKTRONEN[Alm.] ile/değil/yerine/= BİRİNCİL ELEKTRONLAR


- PRIMARY RADIATION[İng.] / RAYONNEMENT PRIMAIRE[Fr.] / PRIMÄRE STRAHLUNG, PRIMÄRSTRAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= BİRİNCİL IŞINIM


- BİRİNCİL OLAN ile/ve/<> İKİNCİL OLAN

( Hayatımızda, zihnimizde, dilimizde ve pratikte yerini almış kullanımların, uygulamaların ve bilgilerin uygun zamanda, yerinde kullanımı, iletişim ve paylaşımlarımızın en temel gerekenlerindendir. Seçtiğimiz konu/kavram ve soruların, önemi ve uygunluğu üzerinde sorumluluk sahibiyiz ya da olmamız gerekmektedir. Dolayısıyla, bir konunun ve/ya da soru-nun önceliğini de göz önünde bulundurmak gerekir. Kavramların nitelikleri ve duruma uygunluğunu gözlemleyip, ona göre yerinde ve sırasında kullanmamız gereken sorular/konular olabilir. Bu noktada, neyin, hangi konuda/ortamda uygun olup-olmadığı üzerine, öncelikli olup-olmadığı üzerine önceden bir düşünüş ve çalışma yapma/yapmış olma gerekliliği vardır. )


- BİRİNCİL OLAN(/Olma[ma]sı Gereken) ile İKİNCİL OLAN(/Olma[ma]sı Gereken)


- PRIMARY EMISSION[İng.] / ÉMISSION PRIMAIRE[Fr.] / PRIMÄREMISSION[Alm.] ile/değil/yerine/= BİRİNCİL SALIM/YAYIM


- BİRİNCİL VE İKİNCİL DUYULAR'DA:
İNSAN ile HAYVAN

( İnsanda, birincil duyular, görme ve işitme örgenleri üzerindedir. İLE Hayvanın türüne göre değişir. )


- BİRİSİ / BİRİSİNİN değil BİRİ / BİRİNİN


- BİRKAÇ SAATLİĞİNE ile/değil BİRKAÇ SAAT İÇİN


- BİRLEŞİK/LİK ile BİRLEŞİK AD ile BİRLEŞİK KAP ile BİRLEŞİK FİİL ile BİRLEŞİK İSİM ile BİRLEŞİK CÜMLE ile BİRLEŞİK TÜMCE ile BİRLEŞİK ZAMAN ile BİRLEŞİK KAPLAR ile BİRLEŞİK KELİME ile BİRLEŞİK OTURUM ile BİRLEŞİK OY PUSULASI


- VITESSE DE RECOMBINAISON[Fr.] ile/değil/yerine/= BİRLEŞME HIZI


- COMBINATION[İng.] / COMBINATION[Fr.] / VERBINDEN[Alm.] ile/değil/yerine/= BİRLEŞME


- BİRLEŞME/KONJÜGASYON/CONJUGATION[İng.] ile/ve/||/<> DÖNÜŞÜM/TRANSFORMASYON

( Bakteriler arasında doğrudan genetik nesne aktarımı. İLE/VE/||/<> Bakterilerin, çevresel DNA'yı alması. )


- BM'NİN KURALLARI:
KÜRESEL DÜZENİ SAĞLAMAK İÇİN ile/ve/||/<> KENDİ İÇ DÜZENİNİ SAĞLAMAK İÇİN

( JUS COGENS: Uluslararası hukukta, emredici kurallar. )


- BİRLEŞTİRİLEBİLİRLİK ile KOMBİNASYON ile KOMBİNE ile BİRLEŞTİRİCİ ile BİRLEŞTİRME

( COMBINABILITY vs. COMBINATION vs. COMBINED vs. COMBINER vs. COMBINING )

( قابليت ترکيب ile ترکيب ile اختلاط ile آميخته ile تلفيق کننده ile تلفيقي ile تلفيق )

( GHABELYT TARKYBE ile TARKYBE ile AKHTELAT ile AMYKHTEH ile TALFYGH KONANDEH ile TALFYGHY ile TALFYGH )


- BİRLİK ve DÜZEN ve KURALLILIK


- BİRLİK ile/ve FARK/LAR, FURKAN

( İçte. İLE/VE Dışta. )

( UNITY vs./and DIFFERENCES
Inside. WITH/AND Outer. )


- BİRLİK ve/||/<> NOKTA ve/||/<> AN ve/||/<> AŞK

( Varlığın ilkesi/zirvesi. VE/||/<> Mekânın ilkesi/zirvesi. VE/||/<> Zamanın ilkesi/zirvesi. VE/||/<> Göreliliğin ilkesi/zirvesi. )


- BİRLİK ile/ve/<> SINIR/HADD/DEN

( UNITY vs./and/<> LIMIT )


- COPRECIPITATION[İng.] / KOPREZIPATION[Alm.] ile/değil/yerine/= BİRLİKTE ÇÖKME


- BİRLİKTE YAŞAMAK ile BİRLİKTE YAŞAYAN ile BİRLİKTE YAŞAMA

( COHABIT vs. COHABITANT vs. COHABITATION )

( هم بستر شدن ile بغل خواب ile همخوابگي ile هم بستري )

( NPAM BASTER SHODAN ile BAGHEL KHAB ile NPAMKHABGY ile NPAM BASTERY )


- BİRR[Ar.] ile KURBÂN[Ar.]


- BIRTH AS HUMAN vs./and BEING HUMAN


- BİRÛN -ile

( Taşra. )


- BİRYAN ile BİRYANCI/LIK ile BİRYAN YAĞI ile BİRYAN PİLAVI


- BİSİKLET:
KARBON ile ÇELİK ALAŞIMLI

( Karbon mu daha hızlı, çelik mi? [Okumak için burayı tıklayınız...] )


- BİSİKLET:
UZAK YERLER İÇİN ile/ve/değil/yerine/||/<> YAKIN YERLER İÇİN

( 5-6 km. çapındaki tüm çevrenize, hiçbir zorlanma ve sıkıntı çekmeden, çevreyi de gereksiz yere kirletmeden bisikletle ulaşmak olanaklıdır. )


- BİSİKLET ve/<> DÜZEN


- BİSİKLET ve/<> HEYECAN


- BİSİKLET ve/<> ZAMAN


- BİSİKLETİ, METROBÜSTE KİLİTLEMEK:
ÇALINMAMASI İÇİN ile/ve/değil/||/<> DÜŞMEMESİ İÇİN


- BİSİKLETİ, TEHLİKE YARATMAYACAK ŞEKİLDE KULLANMAK: [hem/öncelikle] KENDİ İÇİN ve/hem de ÇEVRESİ(NDEKİLER) İÇİN


- BİSİKLETTE DENGE:
BEYİN ile/ve/||/<>/< KULAK ile/ve/||/<>/< BACAK/KIÇ | AYAK


- BİSİKLETTE:
ELDİVEN ve/değil/yerine KESİK PARMAKLI ELDİVEN

( Soğukta. VE/DEĞİL/YERİNE Her koşulda. )


- BİSİKLETTE:
ÖN FREN ile/ve/değil/yerine ARKA FREN

( )


- BISMARCK BROWN[İng.] / BISMARCK BRAUN[Alm.] ile/değil/yerine/= BİSMARK KAHVERENGİSİ


- BITCOIN ile/ve/||/<> ALTCOIN


- BITCOIN ve/||/<> BLOCKCHAIN


- BITCOIN değil/yerine/= DİJITAL PARA BİRİMİ


- BITCOIN ile ETHEREUM


- BİTEVİYE/MÜTEMADİYEN[Ar.] değil/yerine/= ARALIKSIZ, SÜREKLİ


- BİTEY/FLORA ile/ve VEJETASYON ile/ve HABİTAT

( Bir bölgede yaşayan tüm bitkisel canlıların düzenli olarak sınıflandırılması. İLE/VE Bir bölgedeki bitki topluluğunun oluşturduğu örtü. [Orman, bozkır, çayırlık vb.] Herhangi coğrafi bölgenin bir kesimi üzerinde, yaşam koşulları birbirine benzeyen bitkilerin bir arada toplanma biçimi. | Bitkinin, tohumdan gelişip tekrar tohum verecek duruma gelene kadar geçen dönemi. İLE/VE Bir canlı türünü ya da canlı birliklerini barındıran ve kendine özgü özellikler gösteren yaşama ortamı. )


- POINT D'ACHÈVEMENT[Fr.] / ENDOTHERMISCHE REAKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= BİTİM NOKTASI


- BİTİŞİK | BENZER/HOMOJEN >< AYRIŞIK/HETEROJEN

( JOINT >< DISJOINT )


- BİTİŞİK ile BİTİŞKEN

( Birbirine dokunacak kadar yakınlaşmış ya da yan yana olan. | Yandaki ev, komşu. | Yan, yandaki. İLE Sözcük üretim ve çekiminde ekler getirilirken, kökü ya da gövdesi değişikliğe uğramayan dil. )


- BİTİŞKEN ile BÜKÜLGEN

( AGGLUTINANT vs. FLEXIBLE )

( İLTİSÂKÎ ile İNHİNÂÎ )


- BİTKİ/AĞAÇ DİKENLERİ:
"KORUNMAK İÇİN" değil HAVADAN, SU TOPLAMAK İÇİN


- BİTKİ ile PLANTASYON[Fr.]

( ... İLE Sanayide kullanılan bazı bitkilerin, geniş ölçüde yetiştirildiği işletme. )


- BİTKİLERİN SINIFLANDIRILMASI/TAKSİMİ = NEBÂTÂTIN TAKSÎMİ = DIVISION, CLASSIFICATION


- BİTKİLEŞMEK ile BİTKİNLEŞMEK ile BİTKİ ile BİTKİN/LİK ile BİTKİCİ/LİK ile BİTKİNCE ile BİTKİSEL/LİK ile BİTKİ SÜTÜ ile BİTKİ NAKLİ ile BİTKİ BİLİMİ ile BİTKİ ÖRTÜSÜ ile BİTKİSEL YAĞ ile BİTKİ BİLİMCİ ile BİTKİ BİTLERİ ile BİTKİSEL HAYAT ile BİTKİ TOPLULUĞU ile BİTKİSEL KAZEİN ile BİTKİ COĞRAFYASI ile BİTKİ PATOLOJİSİ


- BITN[Ar.] ile BITNA[Ar.]

( Zengin. | Bodur. | Obur. | Şaşkın. | Sadece kendi çıkarını düşünen kişi. İLE Mide dolgunluğu. | Malın ve paranın çokluğundan doğan sevinç. )


- BITUMEN[İng.] / BITUME[Fr.] / BITUMEN[Alm.] ile/değil/yerine/= BİTUM


- BIOCONVERSION[İng.] / BIOCONVERSION[Fr.] / BIOKONVERSION[Alm.] ile/değil/yerine/= BİYODÖNÜŞÜM


- BİYOLOJİK SAAT değil/yerine/= DİRİMSEL ÖYEN


- BIOLOGICAL CLASSIFICATION[İng.] / CLASSIFICATION BIOLOGIQUE[Fr.] / BIOLOGISCHES KLASSIFIKATION[Alm.] ile/değil/yerine/= BİYOLOJİK SINIFLANDIRMA


- BİYOM ile EKO DÜZEN

( Benzer iklim ve bitki örtüsüne sahip geniş coğrafi bölgeler. Benzer ekodüzenlerin bir araya gelerek oluşturduğu geniş yaşam alanları. İLE Belirli bir bölgede yaşayan canlı ve cansız bileşenlerin, çevresinin oluşturduğu bir düzen. )


- BIOMINERALIZATION[İng.] ile/değil/yerine/= BİYOMİNERALİZASYON


- BIOMINÉRALIZATION[Fr.] / BIOMINERALISATION[Alm.] ile/değil/yerine/= BİYOMİNERALLEŞME


- KENDİNDE/Bİ-ZÂTİHİ ile/ve/||/<> ÖZCE(/ÖZÜ İTİBARI İLE)/ZÂT-EN[<>/||/>< SIFAT-EN]


- BİZE KATILAN ile/ve/||/<> BİZİM KATILDIĞIMIZ


- BİZ(İM İÇİN) ile/değil/||/<>/< KİŞİ (İÇİN)


- BİZİM OLAN:
"BİRİKTİRDİĞİMİZ" değil PAYLAŞTIĞIMIZ


- BİZİM ... ile/ve/değil/||/<> BİZİM DÖNEMİN ...SI


- BİZİM ile/ve/değil/yerine/||/<>/< İKİMİZ/İN / ÜÇÜMÜZ/ÜN ...

( )


- BLACK HOLE INFORMATION ile/||/<> NO-HAİR TEOREMİ

( Black hole information paradoksu bilgi kaybını sorguparken İLE no-hair teoremi kara deliklerin basitliğini savunur )

( Formül: S_BH = A/4G )


- BLAGDEN'S LAW[İng.] / LOI DE BLAGDEN[Fr.] / BLAGDENSCHES GESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= BLAGDEN YASASI


- BLASCHKE PRODUCT ile/||/<> INNER FUNCTİON

( Blaschke sıfır yerleştirme, inner |f|≤1 ve boundary 1. )

( Formül: Zero placement İLE boundary modulus )


- BLOCH EQUATIONS[İng.] / ÉQUATIONS DE BLOCH[Fr.] / BLOCH-GLEICHUNGEN[Alm.] ile/değil/yerine/= BLOCH DENKLEMLERİ


- BLOCH FUNCTION[İng.] / FONCTION DE BLOCH[Fr.] / BLOCH-FUNKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= BLOCH İŞLEVİ/FONKSİYONU


- BLOCKCHAIN değil/yerine/= BLOK ZİNCİR


- BLOOD :/yerine KAN


- BLOOD[İng.] değil/yerine/= KAN

( Atardamar, toplardamar ve kılcal damarlardan oluşan damar ağı içinde dolaşan, akıcı, plazma ve gözelerden (alyuvar, akyuvar ve kan pulcukları) meydana gelen genellikle kırmızı renkte sıvı. Kana latincede "hema", kanı inceleyen bilime ise "hematoloji" adı verilir. Homojen görünebilir ancak heterojen. Erişkinlerde vücut ağırlığının 1/13'ünü oluşturur.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- B'NİN ile/değil BEYNİN


- COILING[İng.] / BOBINAGE[Fr.] / AUFSPULEN[Alm.] ile/değil/yerine/= BOBİN SARMA, BOBİNAJ


- BEKERE, BEKKÂRE[Osm.] / BOBBIN, COIL[İng.] / BOBINE[Fr.] / BOBINE[Alm.] ile/değil/yerine/= BOBİN


- BOBİN ile BOBİN KIRICI


- NIERENSTEIN REAKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= BÖBREK TAŞI REAKSİYONU


- BÖCEK ile BÖCEK İLACI ile BÖCEK İLACI ile BÖCEK YİYEN

( INSECT vs. INSECTICID vs. INSECTICIDE vs. INSECTIVORE )

( کرم ريز ile حشره ile امشي ile حشره کش ile جمنده خوار ile حشره خوار )

( KARAM RYZ ile HASHAREH ile امشي ile HASHAREH KESH ile JAMANDEH KHAR ile HASHAREH KHAR )


- BÖCEK ile GÜMÜŞÇÜN

( ... İLE Püskülkuyruklulardan, eski kitap sayfalarında, döşeme aralıklarında, şekerli maddeler ve tahta kırıntıları yiyerek yaşayan, gövdeleri küçük parlak pullarla örtülü, kanatsız böcek. )

( ... cum LEPISMA SACEHARINA )


- BÖCEK ile KULAĞAKAÇAN

( ... İLE Düz kanatlılardan, karnında çatal biçiminde iki uzantı bulunan, meyve ve sebzelere zarar veren otçul bir böcek. )


- BÖCEKKAPAN ile DROSERA

( Bazı örgenleri, böcek yakalamaya ve sindirmeye uygun olan bitkilerin ortak adı. İLE Bunlara örnek bir bitki. )


- BOD ile BODUN/BOYUN
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Boy. İLE Halk, tebaa, avam. )


- RÉACTION DE BAUDOUN[Fr.] ile/değil/yerine/= BODVİN TESTİ


- BOG ile/> YIĞIN
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Bir mal yığını ya da çıkını. )


- BOĞA ile/ve/||/<> EŞEK ile/ve/||/<> YILAN ile/ve/||/<> BİLGİSİZ/CAHİL

( [...'ya yaklaşma!]
Ön tarafından. İLE/VE/||/<> Arka tarafından. İLE/VE/||/<> Yanından. İLE/VE/||/<> Hiçbir tarafından. )


- BOĞANOTU ile/ve/||/<> İTBOĞAN/KAPLANBOĞAN

( ... İLE/VE/||/<> Boğanotunun bir türü. )

( ACONITUM cum ACONITUM NAPELLUS )


- BÖGEN ile BÖGEN
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( İktidarsız. İLE Körbagırsak. )


- BOGIM ile/> BOGIN
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Parmak eklemi. | Kamışın ya da hulfa otunun boğumları. İLE Eklem. )


- BLACK DAMP[İng.] / MOFETTE, ANHYDRIDE CARBONIQUE[Fr.] / NACHSCHWADEN[Alm.] ile/değil/yerine/= BOĞUCU GAZ


- SESTE/SELENDE:
BOĞUK ile/ve/||/<> BOZUK


- BÖĞÜRTLEN ile MERMER BÖĞÜRTLENİ


- BUNDLE[İng.] / EMPAQUETTER[Fr.] / BÜNDELN[Alm.] ile/değil/yerine/= BOHÇA


- BOHÇALAMAK ile BOHÇALANMAK ile BOHÇALATMAK ile BOHÇA ile BOHÇACI/LIK ile BOHÇA BÖREĞİ ile BOHÇACI KADIN


- BOHR MAGNETON[İng.] / MAGNÉTON DE BOHR[Fr.] / BOHRSCHEN MAGNETON[Alm.] ile/değil/yerine/= BOHR MANYETONU


- BOHR-VAN LEEUWEN NAZARİYESİ[Osm.] / BOHR-VAN LEEUWEN THEORY[İng.] / THÉORIE DE BOHR-VAN LEEUWEN[Fr.] / BOHR-VAN LEEUWEN-THEORIE[Alm.] ile/değil/yerine/= BOHR-VAN LEEUWEN KURAMI


- BOKSİT[Fr. < BAUXITE] değil/yerine/= KORİNDON


- BOL ile BOLU ile BOLİÇE ile BOLULU/LUK ile BOL BOL ile BOL PAÇA ile BOL KEPÇE ile BOL BOLAMAT ile BOL BULAMAÇ ile BOL KESEDEN ile BOL KEPÇEDEN


- BOL- ile/||/<> -CERN

( Parça. İLE/||/<> Ayrı. )


- BÖLEBİLMEK ile BÖLE ile BÖLEN


- DOMAIN[İng.] / DOMAINE[Fr.] / ZONE[Alm.] ile/değil/yerine/= BÖLGE, ALAN


- ZONENSCHMELZVERFAHREN[Alm.] ile/değil/yerine/= BÖLGE ERGİTME YÖNTEMİ


- ZONENSCHMELZEN[Alm.] ile/değil/yerine/= BÖLGE ERGİTME


- DOMÄNENROTATION[Alm.] ile/değil/yerine/= BÖLGECİK/KÜMELENME DÖNMESİ


- BOLTZMANN DISTRIBUTION[İng.] / DISTRIBUTION DE BOLTZMANN[Fr.] / BOLTZMANN-DISTRIBUTION, BOLTZMANNSCHE VERTEILUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= BOLTZMANN DAĞILIMI


- BOLTZMANN ENTROPY HYPOTHESIS[İng.] / HYPOTHÈSE D'ENTROPIE DE BOLTZMANN[Fr.] / BOLTZMANNSCHE ENTROPIEHYPOTHESE[Alm.] ile/değil/yerine/= BOLTZMANN ENTROPİ HİPOTEZİ


- BOLTZMANN'S FORMULA[İng.] / FORMULE DE BOLTZMANN[Fr.] / BOLTZMANNSCHE FORMEL[Alm.] ile/değil/yerine/= BOLTZMANN FORMÜLÜ


- BOLTZMANN H THEOREM[İng.] / THÉORÈME H DE BOLTZMANN[Fr.] / BOLTZMANNSCHE H-THEORIE[Alm.] ile/değil/yerine/= BOLTZMANN H KURAMI/TEOREMİ


- BOLTZMANN'S CONSTANT[İng.] / CONSTANTE DE BOLTZMANN[Fr.] / BOLTZMANN-KONSTANTE[Alm.] ile/değil/yerine/= BOLTZMANN SABİTİ


- BOLTZMANN TRANSPORT EQUATION[İng.] / ÉQUATION DE TRANSPORT DE BOLTZMANN[Fr.] ile/değil/yerine/= BOLTZMANN TAŞINIM DENKLEMİ


- BOLTZMANN-VLASOV EQUATIONS[İng.] / ÉQUATIONS DE BOLTZMANN-VLASOV[Fr.] / BOLTZMANN-VLASOV-GLEICHUNGEN[Alm.] ile/değil/yerine/= BOLTZMANN-VLASOV DENKLEMLERİ


- BÖLÜK-İ RUMİYAN -ile

( Anadolular Bölüğü. )


- BÖLÜNEMEYEN -ile

( INDIVISIBLE )


- FISSION BARRIER[İng.] / BARRICADE DE LA FISSION[Fr.] / SPALTUNGSBARRIERE[Alm.] ile/değil/yerine/= BÖLÜNME ENGELİ


- FISSION YIELD[İng.] / PRODUITS/RENDEMENT DE FISSION[Fr.] / SPALTAUSBEUTE[Alm.] ile/değil/yerine/= BÖLÜNME VERİMİ/ÜRÜNLERİ


- SCISSION[İng.] / SCISSION[Fr.] ile/değil/yerine/= BÖLÜNME


- BÖLÜNMEYEN/BÖLÜNEMEYEN BÖLÜNEN/BÖLÜNEBİLEN


- PARTITION NOISE[İng.] / BRUIT DE LA PARTITION[Fr.] / PARTITIONSRAUSCHEN[Alm.] ile/değil/yerine/= BÖLÜŞÜM GÜRÜLTÜSÜ


- PARTITION FUNCTION[İng.] / FONCTION DE PARTITION[Fr.] ile/değil/yerine/= BÖLÜŞÜM İŞLEVİ/FONKSİYONU


- DOMAIN ROTATION[İng.] ile/değil/yerine/= BÖLÜT DÖNMESİ


- DOMAIN[İng.] ile/değil/yerine/= BÖLÜT


- BOMBA ile BOMBARDIMAN ile BOMBARDIMAN ile BOMBARDIMAN UÇAĞI ile BOMBALAMA

( BOMB vs. BOMBARD vs. BOMBARDMENT vs. BOMBER vs. BOMBING )

( بمباران کردن ile بمب ile بتوپ بستن ile به توپ بستن ile توپ زدن ile بمباران ile بمب افکن ile بمب انداز ile بمبگذاري )

( BAMBARAN KARDAN ile BAMB ile BETOP BASTAN ile BAH TOP BASTAN ile TOP ZADAN ile BAMBARAN ile BAMB AFKAN ile BAMB ANDAZ ile BAMBEGOZARY )


- BOMBA ile MAYIN

( ... İLE Toprak altına, üstüne ya da suyun içine yerleştirilen, doğrudan doğruya ya da basınç etkisiyle patlayarak zarara yol açan patlayıcı madde. )


- BOMBARDIMAN ile BOMBARDIMAN UÇAĞI