N ile biten FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 15.203 başlık/FaRk ile birlikte,
15.203 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(53/62)
- SUHAN[Fars.] ile SÛHÂN[Fars.]
( Söz, lakırdı. İLE Törpü. )
- SUHNÂN[Fars.] ile ...
( Sıcak gün. | Sıcak, kızgın. )
- SUHÛN[Ar. < SAHNE] ile SUHUN/SUHAN[Fars.]
( Sahneler. İLE Söz, lakırdı. )
- SÛ-İ ZANN ile BUĞZ
( Zan gitmedikçe, korkudan kurtulamayız. )
( Zan, düşmanımız, azrailimizdir. )
- SÛ-İ ZANN ile/değil/yerine HÜSN Ü ZANN
( Zan gitmeden insan âşık olamaz. )
( HÜSN-Ü ZANN İLE BAK
GÖRDÜĞÜN RAHMAN OLUR )
- SÜJESTİYON/SUGGESTION[İng.] değil/yerine/= DÜŞÜNCE AŞILAMA, TELKIN
- SUKCESYON ile/||/<> KLİMAKS
( Sukcesyon değişim süreci İLE klimaks denge durumudur )
( Formül: Süreç İLE son aşama )
- ŞÜKRAN değil/yerine/= ÖVŞEN
- SÛK-U ÂRİFAN ile ...
( ÂRİFLER PAZARI )
- SÜKÛN/SÜKÛNET değil/yerine/= DİNGİNLİK/DURGUNLUK/SESSİZLİK
- SÜKÛN SÜKÛT
- SÜKÛN ve/<> UYUM, BÜTÜNLÜK
( UYUM: Hareketin dinginliği. )
( QUIETNESS and/<> HARMONY, INTEGRITY )
- SÜKÛN ile/ve YOKLUK
( QUIETNESS vs./and NON-BEING )
- SUKÛT-U HAYAL/HÜSRAN değil/yerine/= DÜŞ KIRIKLIĞI/DÜŞ YIKIMI
- SULAMA YAPMAK ile SULANAN ile SULU TARIM ile SULAMA ile SULAMA CİHAZI
( IRRIGATE vs. IRRIGATED vs. IRRIGATED FARMING vs. IRRIGATION vs. IRRIGATOR )
( سيراب کردن ile مشروب کردن ile آبياري کردن ile مشروب ile زراعت آبي ile آبياري ile آبيار )
( SYRAB KARDAN ile MOSHROB KARDAN ile ABYARY KARDAN ile MOSHROB ile ZARAAT ABY ile ABYARY ile ABYAR )
- SULAMAK ile SULANMAK ile SULATMAK ile SULANDIRMAK ile SULAYABİLMEK ile SULANDIRILMAK ile SULAK/LIK ile SULAK ALAN
- WÄSSERUNGSFRANSEN[Alm.] ile/değil/yerine/= SULANDIRMA SAÇAKLARI
- SÜLEYMAN ile ...
( Barışın hikmetini bilen. )
- SÜLEYMAN ve/<> SUNULLAH ve/<> FEYZULLAH ve/<> ÂLÎ ve/<> PÎRÎ ve/<> NEV'Î
( Kanûni Sultan Süleyman. VE/<> Sunullah Efendi. VE Feyzullah Efendi. VE Gelibolu'lu Âlî. VE Piri Reis. VE Yahya Efendi. )
( Sultan. VE/<> Şeyhülislâm. VE Muhaddis. VE Tarihçi. VE Denizci. VE Şair. )
( Kanûni Sultan Süleyman ve/<> sınıf arkadaşları. )
- SÜLFAT ile MASKANYİN[Fr.]
( ... İLE Doğal amonyum sülfat. )
- SULPHONATION[İng.] / SULFONATION[Fr.] / SULFURFUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜLFONASYON
- SÜLFÜR ile ZİNCİFRE[Ar.]/SÜLÜĞEN
( ... İLE Kırmızı renkli, doğal cıva sülfür. | Kırmızı kurşun oksit. )
- SULH ve/||/<> SÜKÛN
- SULTÂN ile ...
( SULTAN, HÜKÜMDAR | HÜKÜMDAR AİLESİNDEN OLAN (ANNE, KIZ KARDEŞ, KIZ ÇOCUK GİBİ) KADINLARDAN HER BİRİ | BÂZI BEKTÂŞÎ BÜYÜKLERİNE VERİLEN AD )
- SULTAN ile/ve/||/<>/> HALİFE
( Güçlü olabilir/olmayabilir. İLE/VE/||/<>/> Zayıf olabilir/olmayabilir. )
- SULTAN ile İDDİASI OLAN SULTAN
( ... İLE Astronomiye önem veren, rasathane kurduran. )
- SULTAN ile/ve/||/<> İMAM
- SULTAN ile/ve/||/<>/> MAJESTE[Fr. < Lat.] ile/ve/||/<>/> EKSELANS[Fr./İng. < EXCELLENCE]
( "Yönetici, güç/iktidar sahibi". [Tarihte pek çok farklı anlamda kullanılmış olan, genelde bağımsızlığını duyuran İslâm hükümdarları tarafından kullanılmıştır. İslâm devletlerinde, hükümdara verilen unvan. “Padişah, hakan, han, hükümdar” anlamlarındadır. Sultan sözcüğü, müslüman hükümdarlarının özellikle sünnî inancına ait bir unvandır. Daha sonraları, hakimiyet, delil ve burhan anlamına da geçmiştir.][Sultan unvanını ilk kez II. yüzyılın ilk yıllarında, Gazne'de hükümdar bulunan Mahmud İbn-il Emir Sebük tekin kullanmıştır.] İLE/VE/||/<>/> Hükümdarlara ya da devlet başkanlarına verilen unvan. İLE/VE/||/<>/> Bakan ve elçiden başlayarak cumhurbaşkanlığına kadar yükselen, yüksek makam sahibi yabancılara verilen şeref ünvanı. )
- SULTÂN[Ar.] ile/ve/||/<> MELİK[Ar.]
( Yönetimi/hükmü/sultayı elinde tutan. İLE/VE/||/<> Araziyi elinde tutan, toprak/ülke sahibi. )
- SULTAN ile/ve/||/<> NAİP
( ... İLE/VE/||/<> Tahtta, sultan olmadığı zaman ya da sultanın çocukluğu sırasında devleti yöneten. )
- SULTAN[Ar.] ile SULTAN ile "SULTAN"
( Müslüman, özellikle Sünni hükümdarların kullandıkları unvan, padişah. | Sultanların erkek ve kız çocukları ile anne ve eşlerine verilen unvan. İLE Bektaşi azizi. İLE Belirli bir alanda en üst düzeyde olanlar için kullanılan bir söz. )
- SULTAN değil/yerine/= YETKEMEN
- SULU YEMEK ile SULULAŞMAK ile SULU/LUK ile SULUK ile SULU GÖZ ile SULU KAR ile SULU BOYA ile SULU GÖZLÜ/LÜK ile SULU TARIM ile SULU SEPKEN ile SULU ZİRAAT ile SULU ZIRTLAK ile SULUK ZİNCİRİ
- SÜLÜĞEN
( Erimiş kurşunun, bir hava akımında yükseltgenmesiyle üretilen, çok yoğun ve zehirli, pas önleyici astar boyaların hazırlanmasında kullanılan kırmızı boya. )
- SÜLÜN ile ALTIN SÜLÜN
- SÜLÜN ile/ve RALİC
( ... İLE/VE Borneo dağlarında yaşar. )
- SÜLÜN ile TEPELİ TAVUK/HOATZİN["watsin" olarak okunur]
( Sülüngillerden, kuyruğu çok uzun bir kuş. İLE Kursağı(ön mide), midesinden 50 kat büyüktür. [Toplam gövde ağırlıklarının 1/3'ünü oluşturur.][Bir öğünü sindirmeleri 2 gün sürer.][Ağaçlara tırmanırlar.][Güney Amerika'da yaşarlar.] )
( ... İLE Kursağı, uçma kaslarını çalıştırmak için gereksinim duyduğu alanı kısıtladığından dolayı kötü uçuculardır. )
( ... İLE Dengelerini sağlamak için kursağının alt tarafında kayışımsı bir çıkıntı bulunur. [Bir dal üzerine tünediğinde buna yaslanır.] )
( ... İLE En ağır hareket eden kuş türüdür. )
( ... İLE "Pis kokulu kuş" olarak da bilinirler. [Yağ asitlerinin kursakta mayalanmasına bağlı olarak.] )
( ... İLE Hiç durmadan homurdanır, hırıltılar çıkarır ve ıslık çalarlar. )
( OPISTHOCOMIFORMES )
( [Astek dilinde] ... ile UAZIN [Sülün demektir] )
( ... ile
)
( ... İLE Yavrularının, kuşların atası olarak kabul edilen Archaeopteryx fosiliyle paylaştığı ortak bir özelliği vardır. [Kanadın ilk iki "parmağı" iki pençe biçiminde biçimlenir.] )
( TEDRUC ile ... )
( BÛR/TEZERV ile ... )
( ... vs. HOATZIN )
( PHASIANUS COLCHICUS cum OPISTHOCOMUS HOAZIN )
- SÜLÜN ile TRAGOPAN SÜLÜNÜ
(
)
( Anavatanları kuzeydoğu Hindistan, Burma, kuzey Vietnam ve orta Çin'e kadar geniş yayılım alanı gösterir. )
- SÜLÜN ile TURAÇ/DÜRRÂC/ÇİL KUŞU
( Sülün, tavuksular takımında bulunan büyük bir kuş grubundaki kuşlara verilen genel addır. 11 cinsi ve 35 türü bulunan sülünlerin erilleri ve dişileri birbirine benzemez. Eril sülünlerin daha parlak renkli tüyleri ve uzun kuyrukları vardır. İLE Sülüngillerden, uzunluğu 34 santimetre olan, soyu azalmış bir tür kuş. )
(
)
( TEDRUC ile DÜRRÂC/E )
( MÜRG-İ ZERRÎN, HURÛS-İ SAHRÂİ ile ... )
( PHEASANT vs. ... )
( ... cum TETRAO FRANCOLINUS / FRANCOLINUS FRANCOLINUS )
- SUMAK'TA:
TÜRK ile/ve İRAN ile/ve RUS
- SUMASYON/SUMMATION[İng.] değil/yerine/= EKLENME
- SÜMÜKLÜBÖCEK ile SOLUCAN
( BÜZZÂKA, HALEZUUN ile HURTUUN )
( SLUG vs. EARTHWORM )
( LIMAX cum LUMBRICUS TERRESTRIS )
- ŞUMUL ile TAZAMMUN
( Kaplam. İLE İçlem. )
- SUN :/yerine GÜNEŞ
- SUNA YAKIN değil SUNAY AKIN
- SUNAY AKIN ve/||/<> OYUNCAK MÜZESİ
( Sunay Akın VE/||/<> Oyuncak Müzesi )
- SUPERFLUID[İng.] / SUPRAFLÜSSIG[Alm.] ile/değil/yerine/= SUPER AKIŞKAN
- SÜPER EGO ile/değil ÜST BEN
- SUPERCONDUCTOR[İng.] / SUPRALEITER, ÜBERMÄSSIGLEITER[Alm.] ile/değil/yerine/= SUPER İLETKEN
- SÜPER İLETKEN ile/<> YALITKAN
( Elektrik direnci sıfır olan nesneler. İLE/<> Elektrik akımını iletmeyen nesneler. )
- SUPERGRAVITATION[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜPER KÜTLEÇEKİM
- SÜPER SARMAL / SÜPER BÜKÜLMÜŞ DNA[İng. SUPERCOILED DNA] ile/||/<> SÜPERANTİJEN[İng. SUPERANTIGEN]
( Genellikle bu DNA mölekülünün içi yoğun bir biçimde bükülmüş formdadır. Canlılarda görülen burulmuş DNA, sol-elli (negatif) olacak biçimde görülür. Sağ-elli (pozitif) burulma canlılarda gözlenmemiştir. @@ MHC sınıf II moleküllerinin polimorfik olmayan kısımlarına (antijen bağlayıcı yarık dışına) bağlanan ve T gözesi reseptörünün Vb alanı ile etkileşen bir virüsün ya da bakterilerin bir antijenidir. Bu yolla, uygun Vb'yi taşıyan (belirli bir klon yerine) T gözelerinin tüm bir alt grubunu aktive ederler ve ardından süperantijene maruz kaldıklarında aktive edilmiş T gözeleri silinir. Bir süper antijen, yardımcı T göze repertuarının %20'sine kadarını aktive edebilir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- SÜPER ile SÜPER LİSE ile SÜPER BENZİN ile SÜPER ÇİMENTO
- SÜPERENFEKSİYON/SUPERINFECTION[İng.] değil/yerine/= EKLENİK BULAŞ
- SÜPERİLETKEN ile/||/<> MÜKEMMEL İLETKEN
( Süperiletken R=0 ve Meissner etkisi, mükemmel sadece R=0. )
( Formül: Cooper çiftleri İLE serbest e )
- SÜPERİLETKEN ile/||/<> NORMAL İLETKEN
( Süperiletken sıfır direnç, normal iletken sonlu direnç )
( Formül: R = 0 (T < Tc) İLE R > 0 (normal) )
- SÜPERKRİTİK AKIŞKAN ile PLAZMA
( Hem sıvı, hem de gaz özellikleri gösteren nesne. İLE Yüksek enerjili iyonize gaz. )
- SÜPERKRİTİK AKİŞKAN ile/||/<> PLAZMA
( )
( Langmuir tarafından 1928 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1881-1957) (Ülke: ABD) (Alan: Kimya, Fizik) (Önemli katkıları: Plazma terimi, yüzey kimyası) (Nobel: 1932) )
- SÜPERKRİTİK AKIŞKAN ile SIVI
( Kritik sıcaklık ve basınç üzerinde bulunan nesne durumu. İLE Belirli bir oylumu ve biçimi olan nesne durumu. )
- SÜPERPOZİSYON/SUPERPOSITION[İng.] değil/yerine/= BİNİŞİM
- SÜPERPOZİSYON ile/||/<> KARIŞIK DURUM
( Süperpozisyon saf durum İLE karışık durum istatistiksel karışımdır )
( Formül: |ψ⟩ = α|0⟩ + β|1⟩ İLE ρ = Σpi|ψi⟩⟨ψi| )
- SÜPERVİZÖR/"SÜPERVAYZIR"[İng. < SUPERVISOR] değil/yerine/= GÖZETMEN
- ŞÜPHECİLİK[İng. SKEPTICISM] ile/||/<> ÖNBASKI[İng. PREPRINT] ile/||/<> ŞAHİTLİK[İng. TESTIMONY] ile/||/<> YANILSAMA[İng. ILLUSION]
( Sezgilerimize yaslanarak neleri bildiğimizi düşünürsek birçok şeyi bildiğimiz sonucunu çıkarmamız zor olmaz. Kendimle, çevredeki şeylerle ya da geçmiş ve gelecek ile ilgili şeyleri bildiğimizi varsayan yaklaşım bir derece sezgilere dayanır ve şüpheci pozisyonu ikinci plana iter. Şu an önümde bir alışveriş merkezi olduğunu görüyorum ancak bundan ne kadar emin olabilirim? Gerçekten önümde bir alışveriş merkezi olduğundan şüphe duymak ve sanrı görüyorum olabileceğim hesaplamak ne kadar ileriye götürülebilir bir anlayıştır? Takınacağımız şüpheci tavır doğru inançlarımızı gerekçelendirmiş olsak dahi makul müdür? Önümde alışveriş merkezi olabilir ve hatalı bir şüphecilik içinde olabilirim, önümde alışveriş merkezi olmayabilir ve doğru bir şüphecilik içinde olabilirim; aynı zamanda sanrı görüyor olabileceğimin farkındayım. Bilgi olmasalar dahi temeli sanrılara dayanan gerekçelendirilmiş inançlara sahip olma olasılığımız hiç de düşük değilmiş gibi görünüyor. O halde biz; inandığımız şeylerin sanrı olabileceği, gerekçelendirmenin sanrıların varlığını azaltmadığı ve hatadan kaçınma arzumuz gibi etmenlerle şüphecilik pozisyonuna yöneltebiliriz. Bu pozisyon “eğer varsa çok az bilgi vardır.” ifadesine sahip olursa bilgi kuşkuculuğu adını alır. Bilgiye dönüşen inançlarımızın gerekçelendirilmiş inançlarımızdan daha fazla olmadığı yönünde bir varsayımla hareket eden bir kuşkuculuk “eğer varsa inançlar için çok az gerekçelendirmemiz vardır.” ifadesiyle hareket eder; buna gerekçelendirme kuşkuculuğu denir. Tüm bu kuşkucu sorular bedenlerimizin gerçekten var olup olmadığı sorusunu da beraberinde getirir. Eğer yalnızca kendimizin gerçekten var olduğunu kabul edersek bu yaklaşım bizi felsefecilerin kaçınma eğilimi sergilediği solipsizme götürür. Diğer yandan Descartesçi bir bizim her şeyin gerçekliğinden ve doğruluğundan kuşku duyarsam, sahip olduğum bu kuşkudan kuşku duyup duymadığım sorusu gün yüzüne çıkar. Eğer kuşku duyduğumdan kuşku duymazsam, kuşku duyulmayacak en az bir şey bulmuş olurum gibi görünüyor ancak zihin hallerimden kuşku duyuyor olmam gerçekten kuşku duyup duymadığım konusunda kesin bir bilgi içermez; belki de zihin hallerimin hepsi (kuşku da dahil olmak üzere) bilgi üretmeyen ve gerçekten var olmayan şeyler olabilir? Bu soru nasıl cevaplanabilir? Soru daha farklı sorulabilir, dış dünyanın ya da diğer zihinlerin var olmayabileceği yönünde bir kuşku, emin olunabilir bir soru mu? Eğer diğer zihinlerin ya da dış dünyanın varlığından kuşku duyuyorsak bu kuşku, kabul edilebilir olmak için kendine kesin bir temellendirme bulabilmiş midir? Kuşku duymanın makul olduğuna bizi kesinlikle ikna eden nedir? Nasıl ki kuşkucular bazı şeylerin varlığını kesinlikle gösteremememizden yola çıkıyorsa biz de kuşkuculuğun kendisinin kesinlikle doğru olduğunun gösterilememişinin kanıtlarsak kuşkuculuk karşıtı bir argüman kurmamız mümkün olabilir. Kuşku duyuyor olmamızın gerekçelendirilmesi kesin değilse bu kuşkuculuk karşıtı güçlü bir argüman olabilir mi? Bu soruyu destek ilkesi ile daha açık hale getirebiliriz; “P inancı ancak kişinin P ile tutarsız olan bir önermenin yanlışlığını biliyor olmasıyla bilgiye dönüşür.” Önümde bir alışveriş merkezi vardır önermesine inanıyorsam, o zaman bu önerme benim bir alışveriş sadece sanrısını görüyor olmamla tutarsız olacağı için, ben bu önermeyi ancak sanrı görmüyor olduğunu bilmem durumunda bilirim. Şimdi bunu kuşkuculuğu yöneltelim; dünyanın döndüğünden kuşku duyuyorsam yani dünyanın dönmüyor olabileceğine inanıyorsam, bu önerme dünyanın döndüğünün bir sanrı değil de gerçek olmasıyla tutarsız olacağı için, ben bu önermeyi ancak dünyanın döndüğü yanlışlanırsa bilebilirim. Dünyanın döndüğü yanlışlana dek döndüğünden şüphe duymak makul değildir. Felsefeciler tarih boyunca ahlak, din, zihin, varlık vb. birçok farklı alana dair çeşitli sorular sormuştur. İnsanların büyük bir kısmının hem fikir olduğu belirli türden konu başlıklarında dahi felsefeciler arasında ciddi görüş farklılıkları ve tartışmalar ortaya çıkmıştır. Öyle ki bu tartışmalar bir noktada soruyu soran kişinin gerçekten var olup olmadığına dahi yönelmiştir. Peki bu ne anlama gelir? Gerçekten var olup olmamak ya da başka bir “şeyin” yanılsaması olup olmamak ne tür bir tartışmayı içerir? İnandığımız şeylerin sanrı olabileceği, gerekçelendirmenin sanrıların varlığını azaltmadığı ve hatadan kaçınma arzumuz gibi etmenlerle şüphecilik pozisyonuna yöneltebiliriz. Bu pozisyon “eğer varsa çok az bilgi vardır.” ifadesine sahip olursa “bilgi kuşkuculuğu” adını alır. Bilgiye dönüşen inançlarımızın gerekçelendirilmiş inançlarımızdan daha fazla olmadığı yönünde bir varsayımla hareket eden bir kuşkuculuk “eğer varsa inançlar için çok az gerekçelendirmemiz vardır.” ifadesiyle hareket eder; buna ise “gerekçelendirme kuşkuculuğu” denir. Bilen kişinin C tipi önermelerin bilgisine ulaşıp ulaşamayacağını düşünelim. O halde bu bahse dair üç farklı yaklaşım söz konusu olur. @@ Akademik yayıncılıkta kullanılan önbaskı terimi, akademik bir makalenin resmî hakem denetiminden geçip de hakemli bir dergide yayınlanmadan önce internet üzerinden okumaya açılması anlamına gelmektedir. Önbaskı olarak yayınlanan makaleler hakemli dergilerde sonradan yayınlanabileceği gibi, kimi zaman reddedilerek hiçbir zaman yayınlanmayabilir ya da ciddi düzenlemeler ve değişikliklerle yayınlanabilir. Önbaskı konumundaki makalelere ekstra şüphecilikle yaklaşmakta fayda vardır. @@ Şahitlik, muhakeme, algı, hafıza ya da iç-gözlem gibi bilişsel bir sistem değildir. Bu yüzden epistemik kaynaklar içinde kendine özel bir yeri vardır. Şahitlik, en basit haliyle, başka insanların ifade ettiği inançlara dayanır. Şahitliğin en yaygın bilgi kaynağı olduğu düşünülür. İletişim, medya ve eğitim gibi günlük hayatımızı kuşatan pek çok şey, şahitlik sonucu bilgi edinmemizi sağlar. Alp Dağları’na ilişkin birinci elden bir deneyimimiz olmasa da coğrafya kitaplarını, blogları ya da ansiklopedileri inceleyerek Alp Dağları’na dair bilgi edinebilir. Şahitlik sonucu gerçekten bilgi edinip edinmediğimiz önemli bir tartışma konusudur. Bir kişinin, doğru olanı ifade edip etmediğini her zaman kestirmek mümkün değildir. Bazı dışsalcılar için bu bir tartışma konusu olmayabilir. Doğru yolla nedensel bir biçimde inancımız oluştuysa, bu inancın epistemik statüsü çok tartışmaya açık değildir. Ancak, şahitliğin, tıpkı algı gibi, güvenilir olup olmadığı tartışması hala devam etmektedir. Şahitliğin güvenilir olmadığı ve bundan ötürü bilgi üreten bir mekanizma olamayacağı konusunda şüpheci görüşler vardır. Bu tarz bir şüphecilik, bilginin kesin ve doğru olmasına dayandığından, şahitlik kaynaklı bilgilerimizin büyük bir bölümünü dışarıda bırakır. Şahitlik hakkındaki şüphecilik doğruysa eğer, şahitlik sadece yüksek ihtimalli inançlar sağlayabilir. Ancak, kesinlik taşımadığından ötürü, yanıltıcıdır. Bu şüpheci pozisyon, epistemologlar arasında yaygın bir biçimde kabul görmez. Şahitliğin özel statüsüne yönelik bir diğer eleştiri ise, şahitliğin tek başına bilgi oluşturmak için yeterli olmadığıdır. Diğer bir deyişle, şahitlik aslen algı ya da hafıza gibi başka bilgi kaynaklarına bağlıdır. Özne, daha önce algı, hafıza ya da diğer yollarla edindiği inançlar doğrultusunda şahitliğe dair bir inancın doğruluğunu garanti altına alabilir. Şahitlik, bu birincil bilgi kaynaklarından geçmediği sürece, tek başına gerçekleşemez. Bu indirgemeci pozisyona karşı çıkanlar, şahitliğin bilişsel bir yeti olmamasına karşın tıpkı algı, hafıza, iç-gözlem gibi bilgi üreten temel bir mekanizma olduğunu düşünürler. İndirgemecilik karşıtlarının, öznenin daha önceden şahitlik yaptığı kişinin deklare ettiği inançların doğruluğuna dair sahip olduğu gözlemlerin, şahitliğin bilgi oluşturması için gerekli olmadığını kanıtlaması gerekir. Eğer, şahitlik ettiğimiz kişiye dair önceki gözlemlerimiz, şahitliğimizin oluşması için gerekli bir kriter ise, şahitlik tek başına bilgi-üreten bir mekanizma olamaz. Şahitlik ile ilgili ilginç konulardan bir tanesi, sosyal epistemoloji olarak adlandırdığımız alan içinde merkezi öneme sahip olmasıdır. Daha önceden bahsettiğimiz epistemoloji tartışmalar, bireyin, başka bireylerle ilişkileri olmaksızın sahip olduğu bilgi ve bunları üreten süreçlerle ilgiliydi. Sosyal epistemoloji, bilginin tek başına bireysel bir şey olmadığını, insanlar arası ilişkilerin ve iletişimin bilginin oluşması konusunda önemli pay sahibi olduğunu iddia eder. Şahitlik ise bunun bir parçası olması itibariyle, sosyal epistemolojinin ana elementlerinden biri haline gelir. Sosyal epistemolojiye ilişkin tartışmalar, birden çok birey arasındaki iletişimin ya da şahitliğin bilginin doğası ile olan ilişkisini, sosyal ilişkilerin bilginin doğruluğuna olan etkisini, toplumsal ve kültürel yapıların bilgi üretme süreçlerine müdahale edip etmediğini inceler. Bu sosyal epistemoloji alanı dışında, çağdaş epistemolojide pek çok yeni yaklaşım da geliştirilmiştir. @@ Algılanan ilişkilerle gerçekte olan ilişkilerin birbirine uymamasıdır.Kısa algılanan bir çizgi, gerçekte algılama alanında bulunan diğer çizgilerle aynı uzunlukta olabilir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- SUPINASYON/SUPINATION[İng.] değil/yerine/= DIŞA DÖNME
- SUPLEMAN[Fr.] değil/yerine/= EK
( Ek olarak yayımlanan yapıt. )
- SUPPOSED :/yerine SÖZDE, VARSAYILAN
- SÜPRESYON/SUPPRESSION[İng.] değil/yerine/= BASKILAMA
- SÛR[Ar. çoğ. ESVÂR, SÎRÂN] ile SÛR[Ar.] ile SU'R[Ar. çoğ. ES'ÂR] ile SÛR[Ar.]
( Şehrin etrafına çekilen yüksek duvar, kale, hisar. İLE Boynuzdan yapılmış büyük boru. | Kıyamette, Hz. İsrâfil'in üfleyeceği boru. İLE Artık.[yiyecek-içecek için] İLE Düğün. | Ziyafet. | Şenlik. )
- SURE :/yerine EMİN
- SÜRE = MÜDDET, SAYRURE = DURATION[İng.] = DURÉE[Fr.] = DAUER[Alm.] = DURATIO[Lat.] = DURACIÓN[İsp.]
- SÜREÇ ile SÜREGİDEN
( PROCESS vs. DURABLE )
- SÜREĞEN/KRONİK[Fr.] ile/||/<> İVEĞEN//AKUT[Fr./İng. < Lat.]
( Üzerinden zaman geçmiş sayrılık. İLE/||/<> İlerlemiş sayrılık. )
( Kısa süreli ve ani başlangıçlı sayrılıkları tanımlar. İLE/||/<> Uzun süreli ve yavaş ilerleyen sayrılıkları tanımlar. )
( MÜZMİN[< ZAMAN] ile/||/<> HAD )
( CHRONIQUE avec/||/<> ... )
- SÜREĞEN MİGREN ile/||/<> EPİSODİK MİGREN
( Ayda 15 ya da daha fazla gün süren baş ağrıları. İLE/||/<> Ayda 14 ya da daha az gün süren baş ağrıları. )
- SÜREKLİ FONKSİYON ile/||/<> HOMEOMORFİZM
( Sürekli açık küme ters görüntüsü açık, homeo bijektif sürekli. )
( Formül: One-way İLE two-way continuity )
- SÜREKLİ RÜZGÂRLAR ile/ve MEVSİMLİK RÜZGÂRLAR (MUSON) ile/ve YEREL RÜZGÂRLAR
( Tüm yıl boyunca birbirine ters yönde eserler ve okyanus akıntılarına neden olurlar. İLE/VE Muson yağmurlarında, yön değiştirdikleri Ocak ve Temmuz aylarında dev dalgalar olur. İLE/VE ... )
- CONTINUOUS OSCILLATION[İng.] ile/değil/yerine/= SÜREKLİ SALINIM
- SÜREKLİ/HABİRE ile DURMADAN
- SÜREKLİLİK ile/ve GÜVEN
( Sürekliliği sağlayan, zihindir. )
( CONTINUITY vs./and TRUST/CONFIDENCE )
- SÜREKLİLİKTE:
NESNE/CİSİM ile/ve/||/<>/> DEVİM/HAREKET ile/ve/||/<>/> ZAMAN
( ... İLE/VE/||/<>/> Süreklilik bağlamı/kavramı olmadan da düşünülebilir. İLE/VE/||/<>/> Süreklilik bağlamı/kavramı olmadan düşünülemez. )
- SURETA[Ar.] değil/yerine/= GÖRÜNÜŞE GÖRE, GÖRÜNÜŞTE | YALANDAN
- ZAMAN = TIME[İng.] = TEMPS[Fr.] = ZEIT[Alm.] = TEMPUS[Lat.] = KHRONOS[Yun.] = TIEMPO[İsp.]
- SÜRGÜ ile TAPAN
( ... İLE Tarlaya atılan tohumu örtmek için gezdirilen, ağaçtan geniş araç, sürgü. )
- SÜRGÜN ETMEK ile SÜRGÜN
( BANISH vs. BANISHMENT )
( دور کردن ile نفي بلد کردن ile اخراج بلد کردن ile نفي ile نفي بلد ile تبعيد )
( DOR KARDAN ile NAFY BOLD KARDAN ile AKHARAJ BOLD KARDAN ile NAFY ile نفي بلد ile TABYD )
- SURMISE vs. HALLUCINATION
- ANGLE OF FRICTION[İng.] / ANGLE DU FROTTEMENT[Fr.] / REIBUNGSWINKEL[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜRTÜNME AÇISI
- FRICTIONAL ELECTRICITY[İng.] / ÉLECTRICITÉ DE FRICTION[Fr.] / REIBUNGSELEKTRIZITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜRTÜNME ELEKTRİĞİ
- DELK EMSÂLI[Osm.] / COEFFICIENT OF FRICTION[İng.] / COEFFICIENT DU FROTTEMENT[Fr.] / REIBUNGSBEIWERT, REIBUNGSKOEFFIZIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜRTÜNME KATSAYISI
- DELK[Osm.] / FRICTION[İng.] / FRICTION, FROTTEMENT[Fr.] / FRIKTION/REIBUNG, REIBUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜRTÜNME
- INVISCID FLUID[İng.] ile/değil/yerine/= SÜRTÜNMESİZ AKIŞKAN
- SÜRÜ ile ÇOBAN ile ÇOBAN
( HERD vs. HERDER vs. HERDSMAN )
( گله ile رمه ile گله بان ile دامدار ile عواء ile گله دار ile دامپرور ile رمه دار )
( GOLEH ile RAMEH ile GOLEH BAN ile DAMDAR ile عواء ile GOLEH DAR ile DAMPROR ile RAMEH DAR )
- SÜRÜDEN:
AYRILAN ile/değil/yerine/>< AYRI OLAN
( Kurt kapar. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Kurtulur. )
- SÜRÜNGEN ile SÜRÜNGEN
( Sürünerek giden hayvan. İLE Yere, yatay olarak uzanan sap ya da kök. )
- SÜRÜNME ile SÜRÜNEN ile SÜRÜNEREK
( CREEP vs. CREEPING vs. CREEPINGLY )
( خزيدن ile خزنده ile جنبنده ile سينه مال )
( خزيدن ile KHZANDEH ile JONBANDEH ile SYNAH MAL )
- SURVIVOR :/yerine HAYATTA KALAN
- SUS!!! ve düşün! -ve
- SUŞ/STRAIN[İng.] değil/yerine/= SOY
- SUSAM ile SUSAM/SÜSEN
( Susamgillerden, sıcak bölgelerde yetişen küçük bir bitki. | Bu bitkinin yağ çıkarılan, öğütülerek tahin elde edilen ve simit vb.nin üzerine serpilen küçük sarımtırak tohumu. İLE Süsen bitkisi. )
( SESAMUM INDICUM cum ... )
- SUSAN ile/değil/yerine SUSABİLEN
- SÜSEN[Fars.] ile/ve SARI SÜSEN
( Süsengillerden, yaprakları kılıç biçiminde, çiçekleri iri ve mor renkli, güzel görünüşlü ve kokulu, çok yıllık bir süs bitkisi, susam. İLE ... )
( IRIS vs./and YELLOW IRIS )
( IRIS cum/et IRIS XANTHOSPURIA )
- SUSKUN ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SUSAN ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SUSABİLEN
- SÜSLEMEK ile DEKORE EDİLMİŞ ile DEKORASYON ile DEKORATİF ile DEKORATÖR
( DECORATE vs. DECORATED vs. DECORATING vs. DECORATIVE vs. DECORATOR )
( آراستن ile آرايش کردن ile آذين کردن ile تزيين کردن ile زينت کاري کردن ile پيراستن ile مزينکردن ile زينت کردن ile مزين فرمودن ile مزين کردن ile آرايش دادن ile آذين بستن ile مزين ile پيراسته ile آراسته ile پرزينت ile آرايش دهنده ile زينت بخش ile زينتي ile آذيني ile تزييني ile آراي ile آذينگر ile آرايشگر ile پيرايشگر )
( ARASTAN ile ARAYSH KARDAN ile AZYNE KARDAN ile TEZYYNE KARDAN ile ZYNAT KARY KARDAN ile PEYRASTAN ile MOZYNAKARDAN ile ZYNAT KARDAN ile MOZYNE FARMODAN ile MOZYNE KARDAN ile ARAYSH DADAN ile AZYNE BASTAN ile MOZYNE ile PEYRASTEH ile ARASTEH ile PARZYNAT ile ARAYSH DAHANDEH ile ZYNAT BAKHSH ile ZYNATY ile AZYNEY ile TEZYYNEY ile ARAY ile AZYNEGAR ile ARAYSHGAR ile PEYRAYSHGAR )
- SUSMAK/KAVGA/SAVAŞTAN ÖNCEKİ SON SÖZCÜKLER:
BÖYLE ile/ve/||/<> BU DA VAR ile/ve/||/<> SEN/BEN
- SÜSPANSİYON/SUSPENSION[İng.] değil/yerine/= ASILTILI ÇÖZELTİ
- SÜSPANSİYON[Fr.] değil/yerine/= ASILTI
- SÜSPANSİYON ile EMÜLSİYON
( Katı partiküllerin sıvı içinde askıda kaldığı karışım. İLE İki sıvının birbiri içinde dağılmasıyla oluşan karışım. )
- SUSPENSION[Fr.] / SUSPENSION[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜSPANSİYON
- SUSTAIN :/yerine SÜRDÜRMEK, DESTEKLEMEK
- SÜT-LİMAN ile TOZ-PEMBE
- SÜTLEĞEN ile TIGALA
( ... İLE Hekimlikte kullanılan, sütleğengillerden bir bitkinin verdiği zamk ve öz su. )
- SÜTUN[Fars.] ile/ve/<> ANTE[Lat.]
( ... İLE/VE/<> Eski Yunan ve Roma mimarlıklarında, bir duvarın köşesinde ya da ucunda yer alan sütun ya da duvar ayağı. )
- SÜTUN[Fars.]/KOLON[Fr. ] = DİKME
( Herhangi bir maddeden yapılan, zaman zaman üstünde çıkıntılı bir bölüm olan, genellikle bir altlığa, bazen doğrudan doğruya yere dayalı silindir biçiminde düşey destek. | Gazete, dergi, kitap vb. yazılı şeylerde, sayfanın yukarıdan aşağıya doğru ayrılmış olduğu dar bölümlerden her biri, kolon. | Alt alta sıralanmış şeyler dizisi. | Oldukça yükseğe çıkan ve silindire benzeyen şey. | [matematik] Bir tablo ya da grafikte düşey durumdaki yüzey. = Sütun. | Katlardaki döşemeleri birbirine bağlayan düşey boru. )
( Sütun Nedir ve Çeşitleri Nelerdir? )
- SÜTUN[Fars.] ile/değil PARAÇOL/PARAŞOL[İt. < Yun.]
( ... İLE/DEĞİL Gemi çatmasında, eğri parça. | Cumba vb. altına destek olarak konulan eğri ağaç. )
- SÜTUN ile/||/<> SÜTUNÇE
( Genellikle mermerden, yekpare, taşıyıcı mimari öge. İLE/||/<> Küçük sütun.[Mihrap ve portal gibi yerlerde daha çok dekoratif amaçla kullanılır.] )
- SÜTUN ile SÜTUNLU
- SUTYEN
- SUTYEN ile/değil BİKİNİ
( Görünmeyen. İLE/DEĞİL Görünen. )
- SÜTYEN ile SÜTYENCİ/LİK
- SÜZEREN ile/ve/||/<> VASSAL ile/ve/||/<> UC BEYLERİ ile/ve/||/<> ULEMÂ AİLELERİ
- FILTRATION[İng.] / FILTRATION[Fr.] / FILTRAT[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜZME
- SÜZME ile/||/<> REABSORPSİYON
( Süzme süzme İLE reabsorpsiyon geri emilimdir )
( Formül: Böbrek süzme İLE geri alım )
- SVD ile/||/<> SPECTRAL DECOMPOSITION
( SVD A=UΣVᵀ genel, spectral Aᵀ=A için özel. )
( Formül: General İLE symmetric case )
- SYNONYMOUS (SILENT) SUBSTITUTION[İng.] değil/yerine/= EŞ ANLAMLI (SESSİZ) BAZ DEĞİŞİMİ
( Bu tip mutasyonda, nükleotit sırasındaki değişim amino asid değişimine neden olmaz.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- TAAFFÜN[< UFÛNET] değil/yerine/= ÇÜRÜYÜP KOKMA, KOKUŞMA | YANGI/İLTİHAP
- TAAMMÜDEN[Ar.] değil/yerine/= KASTEN
- TAAMMÜDEN değil/yerine/= TASARLAYIP/TASARLICA
- TAAMMÜT[Ar.] ile/<> TAAMMÜDEN
( Bir işi ya da suçu bile bile, tasarlayarak yapma. | İşlenecek bir suçun, daha önceden tasarlanması. İLE/<> Kasten. )
- TAASSÎ[Ar. < İSYÂN] ile TAAŞŞÎ[Ar.]
( Ayaklanma, boyun eğmeme, isyân etme. İLE Akşam yemeği yeme. )
- TAAYYÜN[< AYN] ile ...
( MEYDANA ÇIKMA, ÂŞİKÂR OLMA | BELİRLİ OLMA | BELİRME | ŞEKİL | ÂYAN SIRASINA GİRME, ÎTİBARLANMA, BELİRLİ BAŞLI ADAM OLMA )
- TAAYYÜN ve/> TEŞEKKÜL
- KATMAN/TABAKA[Ar.] ile BÖLÜM
- TABAKA[Ar.] ile/ve/||/<> KATMAN
- TANNING[İng.] / TANNAGE[Fr.] / GERBUNG, GERBEN[Alm.] ile/değil/yerine/= TABAKLAMA
- TABAN TABANA ile/ve/değil/yerine/||/<>/< TAMAMEN
- BASE[İng.] / BASE[Fr.] / BASE[Alm.] ile/değil/yerine/= TABAN
- TAB'AN[Ar. < TAB] ile TÂBÂN[Fars.] ile TABAN[Tr.][>< TAVAN}[Ar.]
( Doğal/tabiî olarak, kendiliğinden. İLE Işıklı, parlak. İLE Ayağın alt yüzü, aya. | Üstü kapalı bir yerin gezinilen, ayakla basılan yüzü, tavan karşıtı. | Ayakkabının alt bölümü. | Kaide. | Bir şeyin en alt bölümü. | Değerlendirmede en alt derece. | Bir toplumu, bir kuruluşu oluşturan, yönetime katılmadan etkili olan kitle. | Temel. | Bir ırmağın en derin olan orta yeri. | Dikey duran direk, çubuk, seren vb.nin alt bölümü. | Bir cismin ya da bir biçimin yüksekliğini ölçmek için aşağıdan yukarıya doğru başlama noktası olarak alınan yüzey ya da çizgi, kaide. | Üslü sayılarda kuvveti alınan sayı. | Tarlanın düz ve verimli kesimi. | Kılıç vb. yapımında kullanılan iyi cins demir. )
( AS NATURE vs. BRIGHT vs. BASE )
- TÂBA'TU ZEYDEN[Ar.] ile VÂFAKTUHÛ[Ar.]
- TABİÎ ÂFET[Ar.] değil/yerine/= DOĞAL KIRAN
- TABİÎYYUN ile/ve TALİMÎYYUN
( Aristotelesciler. İLE/VE Platoncular. )
- TABİP/TABİB/HEKİM/DOKTOR değil/yerine/= SAĞAN/SAĞALTMAN/SAGUN/ONULTMAN
- TABLESPOON :/yerine YEMEK KAŞIĞI
- CROWN[İng.] / COURONNE[Fr.] / KRONE[Alm.] ile/değil/yerine/= TAÇ
- TÂC ile/değil İSTEFAN
- TAHASSUN[Ar.] değil/yerine/= SIĞINMA
( Korunmak için bir yere çekilme. )
- TAHIL ile/ve/||/<> GLÜTEN[Lat.]
( ... İLE/VE/||/<> Katı cisimlerin parçalarını birbirine yapıştıran madde. | Tahıl unlarından, nişasta çıkarıldıktan sonra geri kalan, albüminli madde. )
- TAHİN[Ar. < TAHÎN] -<
( TAHN: Öğütme, öğütülme, öğütülmüş tahıl anlamından hareketle, daha çok pekmezle karıştırılarak ya da helvası yapılarak kullanılan "öğütülmüş susam" olarak yerleşmiş gıda ürünü. )
- TAHİN ile/ve/<> PEKMEZ
( ... İLE/VE/<> GÛŞÂB/GÛŞÂN )
- TAHİNLİ EKMEK ile TAHİN ile TAHİNİ ile TAHİNLİ ile TAHİNSİZ ile TAHİN RENGİ ile TAHİN HELVASI
- TAHMİN ile/ve/değil/yerine GÖRÜŞ
( [not] TO GUESS vs./and/but OPINION
OPINION instead of TO GUESS )
- TAHMİN ile KANAAT
- TAHMİN değil/yerine/= KESTİRMEK/KESTİRİM
- TAHMİN değil/yerine/= ÖNDEYİ
- TAHMİN ile/ve/değil/yerine ÖNGÖRÜ
( [not] TO GUESS vs./and/but FORSIGHT
FORSIGHT instead of TO GUESS )
- TAHMİN ile/ve/değil/yerine/||/<>/< TAHAMMÜL
- TAHMİN ile TAHMİNİ ile TAHMİNCİ/LİK
- TAHMİN ile/ve/değil TEMENNİ/DİLEK
- TAHMİN ile/değil YAKIŞTIRMA
- TAHMİN ile/ve/değil ZAN
( [not] TO GUESS/ESTIMATE vs./and/but SUPPOSITION/TO SURMISE )
- TAHMİNEN değil/yerine/= ÖNDEYİCE
- TAHMÎNEN[Ar.] ile TAHMÎNÎ[Ar.]
( Aşağı yukarı. İLE Tahmine ait, tahminle ilgili, aşağı yukarı hesaplanan. )
- TAHRÎM[< HIRMAN]: < HARAM KILMA, KILINMA
- TAHRİK[Ar.]/PROVOKASYON[Fr.] / PROVOCATION/PROVOKE[İng.]["PROVAKE" değil!] değil/yerine/= KIŞKIRTMA/KIŞKIRTI
( INCITEMENT / PROVOKE )
- TAHRİR[Ar.] ile YAZMA, KİTABET, KOMPOZİSYON
( Sahife dört kenarına çekilen çizgiye denir. )
- TAHRİRAT ile TAHRİREN
( Resmî bir daire tarafından yazılan yazılar ve mektuplar. İLE Yazıyla, yazılı olarak. )
- TAHRÎREN[Ar.] ile TAHRÎRÎ[Ar.]
( Yazı ile, yazarak. İLE Yazı ile, yazı ile ilgili. )
- TAHSÎN[< HÜSN] ile TAHSÎN[< HISN]
( Güzel bulup takdir etme, beğenip alkışlama. | Güzelleştirme, güzel kılma. İLE Kale gibi sağlamlaştırma. )
- TAHSÎN[Ar. < HÜSN | çoğ. TAHSÎNÂT] ile TAHSÎN[Ar. < HISN] ile TAHZİN[Ar.]
( Güzel bulup takdir etme, beğenip alkışlama. | Güzelleştirme, güzel kılma. İLE Kale gibi sağlamlaştırma. İLE ... )
- TAHSÎN[Ar.] ile TASHÎN[Ar. < SAHN]
( ... İLE Sahneye koyma, sahnede oynanacak şekle koyma. )
- TAHT değil/yerine/= ŞIN
- TAHTALAŞMAK ile TAHT ile TAHTA ile TAHTACI/LIK ile TAHTALI ile TAHTA BİTİ ile TAHTA GÖĞÜS ile TAHTA KAŞIK ile TAHTA KURDU ile TAHTA PAMUK ile TAHTA PERDE ile TAHTA GÖĞÜSLÜ ile TAHTALI GÜVERCİN
- TAHTEREVALLİ[Ar.]/ÇÖĞÜNCEK değil/yerine/= TAHTIREVAN[Fars.]
( İki ucuna, birer kişi oturup karşılıklı olarak havada yükselip inerek eğlenmeyi sağlayan, ortasından bir yere dayalı tahta ya da metal araç. İLE Omuzda götürülen, üstü örtülü, insan taşınan araç. )
- TAHYİL ile YAKÎN
( Câzim değil sabit değil vakıaya mutabık değil. İLE Câzim, sâbit, vakıaya mutabık. )
- TAHZÎN[Ar. < HÜZN] ile TAHZÎN[Ar.] ile TAHSÎN[Ar.]
( Kederlendirme, tasalandırma. | Hazin hazin Kur'an-ı Kerîm okuma. İLE Hazinede saklama. İLE ... )
- TÂİL[Ar.] ile TÂİR[Ar. < TAYERÂN]
( Yarar. İLE Uçucu, uçan. | Kuş. )
- TÂK[Ar. çoğ. TÂKAT, ETVÂK, TÎKAN] ile TÂK[Ar.]
( Bina kemeri. | Yarım daire biçiminde kapı ve pencere üstü. | Kubbe, künbet. İLE Asma, üzüm kütüğü. )
- TAKATTUR[Ar. < KATR, KUTÛR, KATARAN] ile TAKATUR/TEKATUR[Ar. < KATRE]["ka" uzun okunur]
( Damlama, damla damla akma. İLE ... )
- TAKDİR ile/ve TAYİN
- TAKDİRE ŞAYAN ile AMİRAL ile AMİRALLİK ile HAYRANLIK ile BEĞENMEK ile HAYRAN
( ADMIRABLE vs. ADMIRAL vs. ADMIRALTY vs. ADMIRATION vs. ADMIRE vs. ADMIRER )
( ستودني ile هژير ile پسنديده ile قابل تحسين ile قابل پسند ile درياسالار ile دريابيگي ile درياسالاري ile تحسين ile پسند ile پسنديدن ile متعجب ساختن ile تحسين کردن ile ستينده ile تحسينکننده ile ستيشگر )
( SETODANY ile هژير ile پسنديده ile GHABEL TAHASYNE ile GHABEL PASAND ile DARYASALAR ile DARYABYGY ile DARYASALARY ile تحسين ile پسند ile PASANDYDAN ile MOTAJAB SAKHTAN ile TAHASYNE KARDAN ile ستينده ile TAHASYNAKONANDEH ile ستيشگر )
- TAKDİRE ŞÂYÂN değil/yerine/= ÖVGÜYE DEĞER
- TAKDÎR-İ SEMEN ile/ve/||/<> TAYÎN-İ SEMEN
( Değer biçme. İLE/VE/||/<> Değerini belirtme. )
- TAKÎ[Ar.] ile MUTTAKÎ[Ar.] ile MÜ'MİN[Ar.]
- TAKİBEN[Ar.] ile TAKRİBEN[Ar.]
- TAKİN/KEÇİ ANTİLOBU ile ALTIN TAKİN
( 
)
( Afrika antilobunun boynuzlarına, Mus geyiğinin burnuna, ayının kuyruğuna ve bir bizonun gövdesine sahip iri, kaslı, toynaklı hayvan, keçi ve antiloba benzeyen özelliklerinden dolayı yer yer "keçi antilobu" olarak da adlandırılır. )
- TAKINTI OBSESYON ile/ve/> SİNİRCE TAASSUB NEVROZ ile/ve/> ÇILDIRI/PSİKOZ
- TAKIRDAMAK ile TAKIRDAYAN
( CLATTER vs. CLATTERING )
( زغ زغ کردن ile زغ زغ )
( ZAGH ZAGH KARDAN ile زغ زغ )
- TAKLA ile TAKLACI/LIK ile TAKLA BÖCEĞİ ile TAKLA BÖCEKLERİ ile TAKLACI GÜVERCİN
- TAKLAMAKAN -ile
( "GİDERSİN AMA ASLA DÖNEMEZSİN" [Uygur dilinde] )
- TAKLÎD[Ar.] ile ZANN[Ar.]
- TAKLÎDEN[Ar.] ile TAKLÎDÎ[Ar.]
( Tıpkısını, benzerini yaparak. | Gülünç tarafını belirterek. İLE Taklitle yapılan.[SAVT-İ TAKLÎDÎ | Fr. ONOMATOPÉE] )
- TAKLİDÎ "İMAN" ile/değil/yerine TAHKİKÎ İMAN
- TAKRÎBEN ile TAKRÎBÎ
( Aşağı yukarı, yaklaşık olarak. İLE Yaklaşık. )
- TAKRİBÎ/TAKRÎBEN değil/yerine/= YAKLAŞIK
- TAKSİM ETMEK[Osm.] / TO DIVIDE[İng.] / TEILEN[Alm.] ile/değil/yerine/= TAKSİM ETMEK
- TAXIS[İng.] / TACTISME[Fr.] / TAXIEN[Alm.] ile/değil/yerine/= TAKSİS
- TAKSON[İng. TAXON] ile/||/<> COPE'UN ÖZELLEŞMEME YASASI[İng. COPES RULE OF THE UNSPECIALIZED] ile/||/<> DIŞ GRUP[İng. OUTGROUP] ile/||/<> EPİTET[İng. SPECIFIC EPITHET] ile/||/<> EVRİMSEL BİYOLOJİ[İng. EVOLUTIONARY BIOLOGY] ile/||/<> İKİLİ ADLANDIRMA[İng. BINOMIAL NOMENCLATURE] ile/||/<> TAKSONOMİ[İng. TAXONOMY] ile/||/<> ÜÇLÜ ADLANDIRMA[İng. TRINOMIAL NOMENCLATURE]
( Taksonomide, organizma gruplarının her birine verilen addır. Çoğulu taksa (İng: taxa) olarak bilinir. @@ Yeni büyük takson ile ilişkili evrimsel yeniliklerin atalarının genel özelliklerine benzemesi, özelleşmesinden daha muhtemeldir. Yani evrimsel süreç bu yasaya göre özelleşme için çaba sarf etmez farklılaşmalar zaman içinde olur. @@ Bir filogenetik analizde, diğer taksonlardan daha önce türleşen, farklılaşan, evrimleşen öbeğe verilen addır. Hominidlerin evrimi analiz edilecek olursa, hilobatlar ve gibonlar dış grup olacaklardır. @@ Taksonomi biliminde, türleri isimlendirmek için kullanılan ikili adlandırmanın ikinci kelimesi. Türü tanımlayan kelimedir ve cins isminden sonra gelir. Örneğin, Homo sapiens türü için "sapiens" epitet addır. @@ Canlılar arasındaki genetik çeşitliliği, türlerin hangi atalardan türediklerini ve evrimsel süreçte geçirdikleri biyolojik değişimleri inceleyen bilim dalı. Bu alanda çalışan bilim insanlarına "evrimsel biyolog" denir. Evrimsel biyoloji doğrudan bireylerin hayatları boyunca geçirdikleri değişimlere odaklanmaz, popülasyonların nesiller boyunca geçirdiği süreçleri inceler. Biyolojinin bir alt dalı olmakla beraber popülasyon genetiği, moleküler evrim, taksonomi, evrimsel ekoloji ve evrimsel tıp gibi birçok alt dalı bulunmaktadır. @@ Taksonomi biliminde, tür adlarının iki kelimeden oluşacak biçimde gösterilmesi. Carl Linnaeus tarafından geliştirilmiştir. İsimlendirmelerde ilk kelime cins adını ifade ederken, ikinci kelime ise epitet ismini ifade eder. İki kelimenin birleşimi tür adını verir. Örneğin, günümüzde nesli devam eden tek insan türü olan Homo sapiens için "Homo", cins ismi iken; "sapiens" ise epitet ismidir. "Homo sapiens" kullanımı ise türü temsil eder. İkili adlandırmaya akademik kaynaklarda ve çeşitli taksonomi yazılarında "binomial nomenklatür" de denmektedir. @@ Geniş anlamda sınıflandırma bilimi. Daha ayrıntılı bir tanımlama ise; yaşayan ve yok olmuş organizmaların sınıflandırılması-yani biyolojik sınıflandırma. Terim, Yunanca taxis ("düzenleme") ve nomos ("kanun") türemiştir. @@ Taksonomi biliminde, alttürleri ve alttür altı taksonları ifade etmek için kullanılan bir isimlendirme biçimi. Örneğin, Panthera pardus pardus alttürü bu biçimde ifade edilmiştir. Üçlü adlandırmaya, akademik kaynaklarda ve bazı taksonomi yazılarında "trinomial nomenklatür" de denmektedir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- TAKSON ile/||/<> KATEGORİ
( Takson grubu adı İLE kategori hiyerarşik seviye. )
( Formül: Named group İLE hierarchical level )
- TAKUNYA[Yun. TAKOUNI] ile/ve NALIN[Ar.]
( Tahta terlik. İLE/VE Takunyanın yüksek olanı. )
( [kökeni/etimolojisi] Tiyatrolarda giyilen üstten bağlı tahta ayakkabı. Anadolu Türkçesi'ne, Anadolu'da konuşulan, Rumca'dan halk söyleyişiyle geçmiştir. )
( SANDALE DE BOIS avec/et ... )
( HOLZPANTOFFEL(ağaç terlik) mit/und ... )
( SOCCULUS(< SOCCUS) cum/et ... )
( ZOCCOLO con/e ... )
- TAKYON ile/ve/<> FOTON
( TAKYOFOTON )
- TACHYON[İng.] / TACHYON[Fr.] / TACHYON[Alm.] ile/değil/yerine/= TAKYON
- TALAN[Fars.]/İHTİKÂR[Ar.]/ÇAPUL/PLAÇKA[< Arnavutça] değil/yerine/= YAĞMA/VURGUN
- TALANLAMAK ile TALAN ile TALANCI/LIK
- TALENT[Yun. TALANTON] ile/||/<>/> STATER
( 26 kg. @@ Para birimi Talent'ten üç mina daha ağır yapılarak, aradaki fark ağırlık talenti'nin birimlerine paylaştırılmıştır. Bu birim stater'dir. [873,2 gram] ve eski sikkeye yani 'Didrahmi'ye denk sayılacak bir ağırlık birimidir, ayrıca askatları vardır. )
( Atina'da alışverişte kullanılan Talent 36,39 kilogramdı. Para birimi olarak ağırlığı ise 25,92 kilogramdı. Talanton'un altmışta biri de mİna'ydı.[436,60 gram]. )
- TALEP/TÂLİP değil/yerine/= İSTEK/İSTEYEN
- TA'LÎM[Ar.] ile TELKÎN[Ar.]
- TALİMAT VERMEK ile TALİMAT ile ÖĞRETİCİ ile ÖĞRETİCİ ile EĞİTMEN ile ENSTRÜMAN ile ENSTRÜMANTAL ile ALETLERİ
( INSTRUCT vs. INSTRUCTION vs. INSTRUCTIONAL vs. INSTRUCTIVE vs. INSTRUCTOR vs. INSTRUMENT vs. INSTRUMENTAL vs. INSTRUMENTS )
( آموزاندن ile تعليم دادن ile آموختن به ile آموختن ile دستورالعمل ile آموزش ile دستور ile تعليم ile تدريس ile درس ile دستورگان ile آموزگاري ile ياد دهنده ile آموختار ile آموزنده ile آموزگار ile آلت ile ابزار ile وسيله ile اسباب ile اوزار ile قابل استفاده ile وسيله ساز ile سازي ile ادوات ile آلات )
( AMOZANDAN ile TAELYM DADAN ile AMUKHTAN BAH ile AMUKHTAN ile DASTOROLAMEL ile AMUZESH ile DASTOR ile تعليم ile TADARYS ile DARS ile DASTORGAN ile AMUZGARY ile YAD DAHANDEH ile AMUKHTAR ile AMUZANDEH ile AMUZGAR ile ALT ile ABZAR ile VESYLAH ile ASBAB ile اوزار ile GHABEL ESTEFADEH ile VESYLAH SAZ ile SAZY ile EDVAT ile ALAT )
- TÂLİP değil/yerine/= İSTEYEN
- TAM ALGI = İDRAK-İ DAKİK = APPERCEPTION[İng., Fr., Alm.] = PERCIPERE[Lat.]
- TAM DOLU ile TAM UYARI ile TAM KAN ile TAM GELİŞMİŞ ile TAM GÖVDELİ ile TAM EL ile DOLUNAY ile DOLU ile DELİKLERLE DOLU ile TAM PARÇA ile TAM FİYAT ile TAM DURAK ile TAM ZAMANLI ile DAHA DOLGUN ile DOLGUNLUK
( FULL vs. FULL ALERT vs. FULL BLOOD vs. FULL BLOWN vs. FULL BODIED vs. FULL HAND vs. FULL MOON vs. FULL OF vs. FULL OF HOLES vs. FULL PIECE vs. FULL PRICE vs. FULL STOP vs. FULL TIME vs. FULLER vs. FULLNESS )
( سير ile تام ile آگندن ile مملو ile ممتلي ile مشبع ile مفصل ile پر ile حال آماده باش ile نژاد خالص ile کاملا افراشته ile عظيم الجثه ile اوچ و پس ile ماه شب چهارده ile بدر ile پر از ile سوراخ سوراخ ile قواره ile تمام شده ile وقفه کامل ile تمام وقت ile سنگين کننده ile لکه گير ile امتلاء ile پري ile سيري )
( SYR ile TAM ile AGANDAN ile MOMLU ile ممتلي ile مشبع ile MAFASL ile PAR ile HAL AMADEH BASH ile NEJAD KHALES ile KAMELA AFRASHTEH ile AZYM OLJOSEH ile OOCH VE PES ile MAH SHAB CHEHARDEH ile BADAR ile PAR AZ ile SORAKH SORAKH ile GHAVAREH ile TAMAM SHODEH ile VAQFEH KAMEL ile TAMAM VAGHT ile SANGYNE KONANDEH ile LAKEH GYR ile امتلاء ile پري ile SYRY )
- TOTAL EXTRACTION[İng.] ile/değil/yerine/= TAM ÖZÜTLEME
- TAM PANSİYON ile/||/<> YARIM PANSİYON
( Kahvaltı ve akşam yemeği verilir. İLE/||/<> Öğle yemeğinin de olmasıdır.[İşletmeye göre değişkenlik gösterir.] )
- TAMAMEN ile/değil/yerine BÜYÜK ORANDA
- TAMAMEN ile SADECE
- TAMAMEN ile SONUNA KADAR
- TAMÂMEN[Ar.] ile TAMÂMÎ[Ar.]
( Büsbütün. | Tam ve eksiksiz olarak, tümüyle. İLE Eksik tamamlamaya özgü, onunla ilgili. Tamamlayan, bölünmeyen. )
- COMPLEMENT[İng.] / KOMPLEMENTÄR[Alm.] ile/değil/yerine/= TAMAMLAYAN
- TAMAMLAYICI ile TAMAMLAYICI FORMU ile TAMAMLAYICILIK ile TAMAMLAYICI ile TAMAMLAYICI AÇILAR ile TAMAMLAMA ile TAMAMLAMAK ile TAM ŞİİRSEL ÇALIŞMA ile TAMAMLANMIŞ ile TAMAMEN ile TAMAMEN ÇIPLAK ile TAMAMLAMA ile KARMAŞIK ile KARMAŞIK SAYI ile CİLT ile TEN RENGİ ile KARMAŞIKLIK
( COMPLEMENT vs. COMPLEMENT FORM vs. COMPLEMENTARITY vs. COMPLEMENTARY vs. COMPLEMENTARY ANGLES vs. COMPLEMENTATION vs. COMPLETE vs. COMPLETE POETICAL WORK vs. COMPLETED vs. COMPLETELY vs. COMPLETELY NAKED vs. COMPLETION vs. COMPLEX vs. COMPLEX NUMBER vs. COMPLEXION vs. COMPLEXIONED vs. COMPLEXITY )
( متمم ile متمم گرفتن ile صورت متممي ile اصل متمميت ile مکمل ile متممي ile زواياي متمم ile متمم گيري ile تکميل ile کامل کردن ile تکميل کردن ile کامل ile تام ile پرکردن ile به پايان بردن ile تمام عيار ile بحداکثر ile درسته ile ديوان ile پرکرده ile از حر حيث ile کاملا ile بالکل ile تکميلاً ile لخت مادر زاد ile اکمال ile اتمام ile تکمل ile انجام ile پيچيده ile تو در تو ile مجتمع ile عقده ile هم تافت ile گروهه ile عدد مختلط ile بشره ile چرده ile پيچيدگي ile درهمي )
( MATMAM ile MATMAM GARAFTAN ile SORT MATMAMY ile ESL MATMAMYT ile MOKMEL ile متممي ile ZAVAYAY MATMAM ile MATMAM GYRY ile TAKAMYLE ile KAMEL KARDAN ile TAKAMYLE KARDAN ile KAMEL ile TAM ile PORKARDAN ile BAH PAYAN BARDAN ile TAMAM EYAR ile BAHDAKSAR ile DARESTEH ile DYVAN ile PORKARDEH ile AZ HAR HEYS ile KAMELA ile بالکل ile تکميلاً ile LAKHT MADAR ZAD ile AKAMAL ile ETMAM ile تکمل ile ENJAM ile PEYCHYDAH ile TO DAR TO ile MOJTAM ile AGHODEH ile NPAM TAFT ile گروهه ile عدد مختلط ile BESHAREH ile CHARDEH ile PEYCHYDEGY ile DAREAMY )
- TAMARİN ile PAMUK BAŞLI TAMARİN
( ... İLE Kuzey Kolombiya’nın ormanlarında yaşarlar. )
(
)
( ... cum SAGUINUS OEDIPUS )
( gfgdsfgdf )
- TAMGALARDA:
ON ve/||/<> OK
( Evren, varoluş. VE/||/<> İnsan. )
- TAMİRCİ değil/yerine/= ONARGAN
- TAMLAMA ile TAMLAYAN ile TAMLANAN
( Bir adın, başka bir ad, adıl[zamir] ya da ön adla[sıfat] birlikte oluşturduğu sözcük öbeği, düzenleme[terkip]. İLE Tamlamalarda temel olan bir adın anlamını açıklayan ad, adıl[zamir] ya da adıl[sıfat], belirten. İLE Tamlamada anlamı belirtilen, açıklanan ad, belirtilen, mevsuf. )
( (SYNTACTIC) COMPOUND )
- TAMLAYAN ile TAMLANAN
( DETERMINING vs. DETERMINED )
- TAMLAYAN ile TAMLAYAN DURUMU
- TAMPON ÇÖZELTİ/BUFFER SOLUTION[İng.] değil/yerine/= DENGELEYİCİ ÇÖZELTİ
- BUFFER SOLUTION[İng.] / SOLUTION TAMPON[Fr.] / PUFFERLÖSUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= TAMPON ÇÖZELTİ
- BUFFER CAPACITY[İng.] / CAPACITÉ DE TAMPON[Fr.] / PUFFER KAPAZITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= TAMPON KAPASİTESİ
- BUFFER[İng.] / TAMPON[Fr.] / PUFFER[Alm.] ile/değil/yerine/= TAMPON
- TAMPON ile KALKAN
- TAMPON[Fr.] değil/yerine/= TIKAÇ | BASKIT | DENGELEYİCİ
( Bir deliği kapamaya yarayan, herhangi bir nesneden yapılmış büyük tıkaç. | Bir darbenin şiddetini azaltmaya yarayan, içi yumuşak nesneyle dolu şey. | Çarpışmaların etkisini azaltmak için vagonların, otomobillerin ön ve arkalarında bulunan donanım. | Kanı silmek, durdurmak için kullanılan gazlı bez yumağı ya da sterilize edilmiş pamuklu özel parça. | Bir darbenin, çatışmanın şiddetini azaltan etken. )
- TAMPON[İng.] değil/yerine/= TIKAÇ | BASKIT | DENGELEYİCİ
- TAMPONLAMAK ile TAMPON ile TAMPON BÖLGE ile TAMPON DEVLET
- TA'N ile ...
( SÖVME, YERME | AYIPLAMA | ALEYHTE DEDİKODU )
- TANBURÎ CEMİL BEY ile/ve/||/<> ŞERİF MUHİDDİN TARGAN
- TANBÛRÎ/TANBÛRÂNÎ ile TANBÛR-ZEN[Ar.]
( Tamburu çok güzel çalan mûsikî üstadı. İLE Tambur çalan. )
- TANI/TEŞHİS[Ar.] ile SAĞALTIM/ONDURMA/REHABİLİTASYON/REHABILITATION[İng.]
- TANIDIK ile TANINAN
( Benim/senin [tanıdığı]. İLE Bizim [tanıdığımız]. )
- TANIM, TARİF = TA'RÎF = DÉFINITION
- TANIM ile/ve/<> NEDEN
( Tanım, nedene giden, en kısa yoldur. )
( DEFINITION vs./and/<> CAUSE/REASON )
- TANIM = TARİF = DEFINITION[İng., Alm.] = DÉFINITION[Fr.] = DEFINITIO[Lat.] = HOROS, HORISMOS[Yun.] = DEFINICIÓN[İsp.]
- TANIMA:
ERKEK ve/||/<> KADIN ve/||/<> ÇOCUK ve/||/<> KARDEŞ ve/||/<> ARKADAŞ ve/||/<> DOST
( Toklukta. VE/||/<> Yoklukta. VE/||/<> Yaşlılıkta. VE/||/<> Mirasta. VE/||/<> Yolculukta. VE/||/<> Zor durumda. [GÖRÜLÜR / BELİRLİ/BELİRGİN OLUR] )
- TANIMAK ile TANELEMEK ile TANILAMAK ile TANELENMEK ile TAN ile TANE ile TANK ile TANI ile TANELİ ile TANKÇI/LIK ile TAN TUN ile TANESİZ ile TANISIZ/LIK ile TAN YELİ ile TAN YERİ ile TANE TANE
- TANIMLANMA[İng. IDENTIFICATION] ile/||/<> DNAZ AYAK İZİ[İng. DNASE I FOOTPRINTING] ile/||/<> GÜVENİLİRLİK[İng. RELIABILITY] ile/||/<> JEOLOJİK KOLON[İng. GEOLOGIC COLUMN] ile/||/<> KANDELA[İng. CANDELA]
( bkz. Genomik tanımlanma @@ Proteinlerin bağlandıkları DNA bölgesinde protein tarafından kapatılan fosfodiester bağlarının deoksiribonükleaz yıkımına karşı korunacağı fikrinden yola çıkılarak belirli bir proteine bağlanan bir DNA dizisinin tanımlanmasını sağlayan teknik. @@ Güvenilirlik, inançlarımızı oluştururken ve doğru inançlarımızı bilgi haline getirirken izlenilen süreçlerin uygunluğuna işaret etmektedir. Çoğunlukla dışsalcı bir yaklaşım olan güvenilirciliğin ön plana çıkardığı bir kavram olan güvenilirlik, epistemik öznenin herhangi bir inancını güvenilir nedenlere, mekanizmalara ya da süreçlere dayanarak oluşturmasını ifade etmektedir. Böylelikle doğru inancın bilgiyi oluşturmasındaki şans etmeni engellenmiş ve bilgi ortaya çıkmış olacaktır. Bu bakımdan güvenilirlik, bilginin tanımına eklenecek dördüncü koşul olarak karşımıza çıkmaktadır. Dışsalcı kuramların güvenilirliği dördüncü koşul olarak ileri sürmelerinin bir nedeni de içselcilerin kullandığı kavramların normatif olduğunu düşünmeleri ve bilgi kuramlarını sadeleştirmek istemeleridir. Bu bağlamda bilginin dördüncü ya da teminat koşulu, dışsalcılar için güvenilirlik olarak adlandırılmaktadır. Örneğin güvenilirciliğe göre bir inancın doğru olması ve gerekçelendirilmesi için bu inancın, güvenilir algılar ve tanıklar doğrultusunda oluşturulmuş olması gerekmektedir. Başka bir ifadeye güvenilircilik, bir inancın oluşturulmasındaki sürecin güvenilirliğine odaklanmaktadır. Şu halde bilgi, güvenilir süreçlerle gerekçelendirilmiş doğru inanç biçiminde tanımlanmaktadır. Bu bakımdan sürecin güvenilirliğini sağlayacak olan unsurlar; uygun bilişsel yetiler, dış dünyanın uygunluğu, yanıltıcı herhangi bir etkenin bulunmaması, algıların güvenilir olması ve tanıkların güvenilir olması biçiminde sıralanabilir. Dolayısıyla güvenilirlik koşulu, dışsalcı kuramlar açısından, bilginin meydana gelmesindeki önemli şartlardan biri olarak kabul edilmektedir. Nitekim güvenilirlik, dışsalcı kuramların kabul ettiği gibi her zaman bilginin meydana gelmesi için yeterli ve uygun bir süreç olmayabilir. Örneğin içselci yaklaşıma sahip olan Audi, güvenilir süreçlere dayanmanın, şans faktörünü dışarıda bırakamayacağı örnekler verilebileceğini dile getirmektedir. (Ayrıntılı bilgi için bkz: Robert Audi, Epistemoloji: Bilgi Teorisine Çağdaş Bir Giriş, çev. Melis Tuncel). @@ Belli bir bölgedeki jeolojik olayların, kayaların karışık ve gençten yaşlıya doğru oluşumlarıyla tanımlanmasıdır.Herhangi bir bölgede, yüzeyden Dünya'nın merkezine doğru kazı yapılacak olursa, derinlere inildikçe daha gençten (yeniden) daha yaşlıya (eskiye) giden jeolojik bir oluşum sırası gözlenecektir. İşte bu, jeolojik kolondur. @@ Işık şiddetinin SI (Uluslararası Birim Sistemi) birimidir. Bir ışık kaynağından bir yöne doğru yayılan ışık akısının 1/683 Watt/sr olduğu noktadaki ışık şiddeti biçiminde tanımlanmaktadır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- TANIMLAR ile KESİN ile KESİNLİKLE ile TANIM ile KESİN ile KESİNLİKLE
( DEFINIENS vs. DEFINITE vs. DEFINITELY vs. DEFINITION vs. DEFINITIVE vs. DEFINITLY )
( جمله تعريفي ile موکد ile حکماً ile تعريف ile معين کننده ile موکدا )
( JOMLEH TARYFEY ile MOKAD ile حکماً ile TARYFE ile MAYNE KONANDEH ile MOKDA )
- TANIMLAYAN ile/ve/değil/yerine TANIYAN
- TANİN[Fr.] değil/yerine/= TANEN
( Birçok bitkide bulunan, tıpta kullanılan, tadı buruk bir nesne. )
- TANİN ile TANİNLİ
- TANIŞIKLIK ve/<> GÜVEN
- TANITLAMA = BURHAN = DEMONSTRATION[İng., Alm.] = DÉMONSTRATION[Fr.] = DEMONSTRATIO[Lat.] = DEMOSTRAR[İsp.]
- TANRI/OĞAN = ALLAH = GOD[İng.] = DIEU[Fr.] = GOTT[Alm.] = DEUS[Lat.] = THEOS[Yun.] = DIOS[İsp.]
- TANRI ile/||/<> EVREN ile/||/<> RUH
( Saltık ilke. İLE/|| Uyum/düzen. İLE/|| Bütünlük. )
( Zât. İLE/|| Sıfat. İLE/|| Ef'al/fiil. )
- TANRI = OĞAN
- TANRI ile TANRI SENİ KORUSUN ile TANRI KORUSUN ile TANRI BÜYÜKTÜR ile EN İYİSİNİ ALLAH BİLİR ile TANRI BİZİ KORUSUN ile LANET OLSUN ONA ile TANRI KORKUSU ile TÜRLERİN TANRISI ile TANRIYA TAPAN
( GOD vs. GOD BLESS YOU vs. GOD FORBID vs. GOD IS GREAT vs. GOD KNOWS THE BEST vs. GOD SAVE US vs. GOD DAMN HIM vs. GOD FEARING vs. GOD OF SPECIES vs. GOD WORSHIPPER )
( جل الخالق ile خداوند ile رب ile حق تعالي ile خدا ile الرحيم ile جهانبان ile جان آفرين ile مفتح الابواب ile جانافرين ile الرحمن ile مغني ile غفور ile جهان آفرين ile الله ile اله ile يزدان ile پروردگار ile مالک يوم الدين ile قادر مطلق ile خداوندگار ile آفريدگار ile آفريننده ile منان ile روزي ده ile مستعان ile ايزد ile رزاق ile باريتعالي ile خدا شکرت بده ile خدا شکرتبده ile خدا لعنتشکند ile خدا لعنتش کند ile خدا ترس ile خدا نکند ile خداي ناخواسته ile استغفرالله ile خدا بزرگ است ile والله اعلم ile ربالنوع ile پناه بر خدا ile حق پرست )
( جل الخالق ile KHODAVAND ile RAB ile حق تعالي ile KHODA ile الرحيم ile JACPEHANBAN ile JAN AFARYNE ile مفتح الابواب ile JANAFERYNE ile الرحمن ile مغني ile GHFOR ile JACPEHAN AFARYNE ile OLLAH ile ALEH ile YZADAN ile PRORDEGAR ile MALK YVAM ALDYNE ile GHADAR MOTALGH ile KHODAVANDEGAR ile AFARYDEGAR ile AFARYNANDEH ile MENAN ile RUZY DAH ile MOSTEAN ile AYZAD ile REZAQ ile باريتعالي ile KHODA SHKARAT BADEH ile KHODA SHKARTABADEH ile KHODA LANTESHKAND ile KHODA LANTESH KAND ile KHODA TARS ile KHODA NAKAND ile KHODAY NAKHASTEH ile ESTEGHAFAROLA ile KHODA BOZORG EST ile والله اعلم ile ربالنوع ile PENAH BAR KHODA ile HAGH PAREST )
(1996'dan beri)