N ile biten FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 11.561 başlık/FaRk ile birlikte,
11.561 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(31/48)
- MÜSEMMEN[Ar. < SEMN] ile MÜSENNEM[Ar.]
( Sekiz renkli. | Sekizli, sekiz parçadan oluşan. | Sekizgen.[Fr. OCTOGONE] | Değer biçilmiş ya da biçilen değer karşılığında satılmış şey. | Sekizer mısrâlı bendlerden oluşan şiir/nâzım. İLE Ev çatısı biçiminde olan. | Kabartma, kabartmalı olarak hakkedilmiş olan. )
- MUSICIAN :/yerine MÜZİSYEN
- MÜŞ'İR[Ar. < ŞUÛR] ile MÜŞÎR[Ar. < ŞEVR | çoğ. MÜŞÎRÂN]
( Yazı ile haber veren, bildiren, iş'âr eden. | [fizik] Gösterge. İLE Emir ve işâret eden. | En yüksek aşamadaki asker, Mareşal[Fr. < Cerm.]. )
- MUSLIM :/yerine MÜSLÜMAN
- MÜSLÜMAN ile ...
( KENDİNDEKİ EMÂNETE İHÂNET ETMEYEN | İSLÂM OLMUŞ, SELÂMETE ERMİŞ, KURTULMUŞ, TESLİM OLMUŞ )
- MÜSLÜMAN ile/ve/<> DERVİŞ
( Rikkatli kişi. İLE/VE/<> Rikkatli müslüman. )
( MUSLIM vs./and/<> DERVISH )
- MÜSLÜMAN ile/yerine DİNÎ DUYARLILIĞI YÜKSEK OLAN
- MÜSLÜMAN ile HRİSTİYAN
( Abdestini alan. İLE Abdesti aldıran. )
- MÜSLÜMAN ile/ve MÜ'MİN
( Müminler kınayanın kınamasından korkmazlar. )
( Mümin'in: Yakası bitten, paçası itten, başı yezidden kurtulmazmış. )
( Mü'min ölmez, bir evden bir eve göçer. )
- MÜSLÜMAN ile/ve MÜVAHHİT
- MÜSLÜMAN ile/ve SALİH
- MUSON ile MUSON İKLİMİ
- MÜSRİF[Ar.] değil/yerine/= SAYPAK/TUTUMSUZ/SAVURGAN
- MUSTAFA SAMİ ve/||/<>/> MONGERİ ve/||/<>/> RAŞİT TAHSİN BEY[1870 - 1936] ve/||/<>/> MAZHAR OSMAN
( Serriyat-ı Akliye Dersleri )
- MÜSTA'Fİ[Ar. < AFV] ile MÜSTAGFİR[Ar. < GUFRÂN]
( İstifa eden, işinden kendi isteğiyle ayrılarına. | Suçunun bağışlanmasını isteyen. İLE İstiğfar eden, günahlarının bağışlanmasını Allah'tan dileyen. )
- MÜSTAHFAZ[Ar. < HIFZ | çoğ. MÜSTAHFAZÎN] ile MÜSTAHFİZ[Ar. < HIFZ]
( Koruyan, hıfz eden. | [Tanzîmat'tan sonra] Kırk yaşını aşmış olan yurttaşların ve -muvazzaf ve rediflikten sonraki- askerlik hizmeti. İLE Koruyan, koruyucu. )
- MÜSTAHSAL[Ar. < HÂSIL | çoğ. MÜSTAHSALÂT] ile MÜSTAHSİL[Ar. < HÂSIL | çoğ. MÜSTAHSİLÎN]
( Yetiştirilmiş, üretilmiş, hâsıl olmuş, istihsâl edilmiş. İLE Yetiştiren, yetiştirici, üretici, istihsâl eden, husûle getiren. )
- MÜSTAHSİL[Ar. < HÂSIL | çoğ. MÜSTAHSİLÎN] ile MÜSTAHSİR[Ar.]
( Yetiştiren, yetiştirici, üretici, istihsâl eden, husûle getiren. İLE Yorulup halsiz düşen. )
- MÜSTAKBEL[Ar. < KABL] ile MÜSTAHKİM[Ar. < KABL | çoğ. MÜSTAKBİLÎN]
( Karşılanan, istikbal edilen. | Önde bulunan, ilerideki, gelecek. | Gelecek zaman, istikbal sîgası. İLE Karşılayan, istikbâl eden. | Kıbleye dönen. )
- MÜSTAKİLEN ile/||/<> MÜŞTEMİLÂT
( Yalnız, kendine ait. İLE/||/<> Taşınmazın kullanılmasını kolaylaştıran ek yapı. )
- MÜSTA'MEL[Ar. < AMEL] ile MÜSTA'MER[Ar. < UMRÂN]
( Kullanılmış. | Eski, köhne. İLE Göçmen yerleştirerek, ma'mur, şen, bayındır bir duruma getirilen yer. [Fr. COLONIE] )
- MÜSTA'MER[Ar. < UMRÂN] ile MÜSTA'MİR[Ar. < UMRÂN]
( Göçmen yerleştirerek, ma'mur, şen, bayındır bir duruma getirilen yer. [Fr. COLONIE] İLE Bir yere göçmen yerleştirerek, orayı, ma'mur, şen, bayındır bir duruma getiren, sömüren, sömürgeci. [Fr. COLONISATEUR] )
- MÜSTA'MİL[Ar. < AMEL] ile MÜSTA'MİR[Ar. < UMRÂN]
( Kullanan, isti'mâl eden. İLE Bir yere göçmen yerleştirerek, orayı, ma'mur, şen, bayındır bir duruma getiren, sömüren, sömürgeci. [Fr. COLONISATEUR] )
- MUSTATÎL değil/yerine/= DİKDÖRTGEN
- MÜSTE'CİR[Ar. < ECR | çoğ. MÜSTE'CİRÎN] ile MÜSTECÎR[Ar. < CİVÂR]
( Kira ile tutan, isticâr eden. | Kiracı. İLE Aman dileyen, koruma bekleyen, isticâre eden. )
- MÜSTE'CİREN[Ar.] ile MÜSTE'CİRÎN[Ar. < MÜSTE'CİR]
( Kiracı olarak. İLE Kira ile tutanlar. | Kiracılar. )
- MÜSTEFİT[Ar.] değil/yerine/= YARARLANAN
- MÜSTEHÂM[Ar.] ile MÜSTEHÂN[Ar.]
( Şaşırmış, şaşa kalmış. İLE Alçak, değersiz, âdî. )
- MÜSTEHCEN[< HÜCNET] değil/yerine/= AÇIK SAÇIK
- MÜSTEHLİK[Ar. < HELÂK] değil/yerine/= TÜKETİCİ | YİYİP İÇEREK TÜKETEN, BİTİREN
- MÜSTEKÎN[Ar.] ile MÜSTEKİNN[Ar. < KENN]
( Alçakgönüllülük gösteren. İLE Gizlenen/saklanan, istiknân eden. )
- MÜSTEKMİL[Ar. < KEMÂL] ile MÜSTEKMİN[Ar. < KEMN ve KÜMÛN]
( Tam, olgun bir duruma getiren, eksiksiz olarak bitiren, istikmâl eden. İLE Gizlenen, saklanan. )
- MÜSTELZİM[Ar.] değil/yerine/= GEREKTİREN | GEREKEN/GEREKLİ OLAN
- MÜSTEMEDD ile MÜSTEMEN[Ar. < EMN] ile MÜSTEMEND[Fars.]
( Kendine yardım edilen, edilmiş olan. İLE Kendine aman verilmiş olan. | Yabancı olan. İLE Üzüntülü, kederli, hüzünlü. | Çaresiz, zavallı. | Talihsiz, mutsuz. )
- MÜSTEMİ'[Ar. < SEM | çoğ. MÜSTEMLÎN] ile MÜSTEMİRR[Ar. < MÜRÛR]
( Dinleyen, dinleyici, işiten, istimâ eden. | Bir okula, sadece dinleyici olarak devam eden. İLE Uzayıp giden, istimrâr eden. | Sürekli, devamlı. )
- MÜSTEMİİN[Ar. < SEM | < MÜSTEMİ] ile MÜSTE'MİN[Ar. < EMN]
( Dinleyiciler. İLE Aman dileyen, istimân eden. | Zamanında, yabancılara verilen bir unvan. | Sığınan, canını kurtarmak koşuluyla teslim olan. )
- MÜŞTEMİL[Ar.] ile KAPSAYAN, İÇEREN, ŞÂMİL OLAN
( KAPSAYAN, İÇEREN, ŞÂMİL OLAN )
- MÜSTENSİH[Ar. < NESH] değil/yerine/= ÇOĞALTAN
- MÜŞTEREK[Ar.] değil/yerine/= BİRLİKTE, ORTAK/LAŞA
- MÜŞTERÎ[Ar. < ŞİRÂ | çoğ. MÜŞTERÎÎN] ile Müşterî/SA'D-İ EKBER[Ar.]
( Satın alan, alıcı, iştirâ eden. | Alışverişte bulunan. | İstekli. İLE Sakıt / Erendiz / Jüpiter gezegeni. )
( ... İLE Sakıt, Erendiz, Jüpiter, Mars. )
- MÜSTEŞÂR[Ar. < MEŞVERET] değil/yerine/= DANIŞILAN/DANIŞMAN
- MÜSTESNÂ[Ar. < SENY] değil/yerine/= AYRI TUTULAN
( İSTİSNÂ EDİLEN, KURAL DIŞI BIRAKILAN | ÜSTÜN | AYRI TUTULAN | BENZERLERİNDEN BASKIN )
- MÜSTEVLÎ[Ar. < VELY] değil/yerine/= SALGIN
( İstilâ eden, ele geçiren, idaresi altına alan. | Yayılan, her tarafı kaplayan. | Salgın. )
- MÜSTE'ZEN[Ar. < İZN] ile MÜSTE'ZİN[Ar. < İZN]
( Kendinden izin istenilmiş kişi. İLE İzin isteyen. )
- MÜSTEZİLL[Ar. < ZELÎL] ile MÜSTE'ZİN[Ar. < İZN]
( Birini, hor, hakîr, zelîl gören, istizlâl eden. İLE İzin isteyen. )
- MÜSVEDDE ile/ve SEVAD ile/ve RİSÂLE ile/ve FEVAİD ile/ve ŞUKKA ile/ve TAİRE ile/ve KÜLLİYET ile/ve MECMUA ile/ve SEFİNE ile/ve KEŞKÜL ile/ve CÖNK ile/ve DİVÂN ile/ve MURAKKA
- MUTÂBAKAT(Mantık) ile/ve TAZAMMUN ile/ve İLTİZAM
( Hakikat.(Dil) İLE Mecaz. İLE Kinâye. )
( Kuşatma. İLE/VE İçerme. )
( Kavramla nesnenin örtüşmesi. İLE/VE Bir kısmı dışarıda kalırsa. İLE/VE Bir anlamın bir kavrama bitiştirilmesi. )
( Mantık mutabakat üzerine yapılır. İLE/VE Tazammun ve iltizam ile edebiyat yapılır. )
( İnsan: Hayvan-ı Nâtık.(Kök) İLE İnsan: -Hayvan, -Nâtık.(Akıl) İLE Gerekli görme.(Çağrışım ile karıştırılmamalı) (İnsan: "İlim ve yazma kabiliyeti olandır.") )
( Vaz'i Lafzî Delâlet. )
( Vaz: Sesi anlama bitiştirme. )
- MUTABAKAT[Ar.] ile/ve/||/<> ENTEGRASYON[İng. INTEGRATION]
- MU'TÂDEN[Ar.] ile MU'TÂDÎ[Ar.]
( Alışıldığı üzere. İLE Alışılmış, her zamanki. )
- MUTAJEN ile KARSİNOJEN
( DNA'da, mutasyonlara neden olan nesneler. İLE Kansere neden olan nesneler. )
- MUTÂLİ'[Ar. < TULÛ | çoğ. MUTÂLİÎN] ile MUTÂLİÎN[Ar. < MUTÂLİ]
( Kitap okuyan, mütâlâ eden. İLE Kitap okuyanlar, mütâlâa edenler. )
- MUTALLAKA[Ar.] değil/yerine/= DUL (KADIN)
( Boşanarak dul kalmış kadın. )
- MUTANT[İng.] değil/yerine/= DEĞİŞMİŞ GEN
- MUTASADDI'[Ar. < SAD] ile MUTASADDIR[Ar. < SADR | çoğ. SADDIRÎN] ile MUTASADDÎ[Ar. < SADV]
( Dağılan. | Yarılıp çatlayan. İLE Baş sedire geçip oturan, baş köşeye kurulan. İLE Bir işe girişen, tasaddî eden. | Başkasına saldıran. )
- MUTASYON ile/||/<> KURAM
( Mutasyon kuramı ve sıçramalı evrim )
( Hugo de Vries tarafından 1901 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1848-1935) (Ülke: Hollanda) (Alan: Botanik, Genetik) (Önemli katkıları: Mutasyon teorisi) )
- DEĞİŞİNİM/MUTASYON ile DEĞİŞKE/MODİFİKASYON
( Genlerin yapısında[DNA] oluşan kalıtsal ve kalıcı değişiklik. İLE Genlerin işleyişinde ve çevresel etmenlerin etkisiyle oluşan kalıtsal değişiklik. )
( [neden olan etken ortadan kalktığında] Eski durumuna dönmez. İLE Eski durumuna döner. )
( Üreme gözelerinde oluşan değişimler kalıtsaldır. İLE Hiçbiri kalıtımsal değişim değildir. )
( ... İLE Bazı değişke örnekleri:
- Güneşlendiğimizde, ten rengimizin koyulaşması.
- Spor yapan birinin kaslarının gelişmesi.
- Çuha çiçeğinin, 30-35 °C beyaz renkli olması, 15-20 °C kırmızı renk alması.
- 16 °C ısıda, sirke sineğinin kanatlarının düz, 25 °C'de kanatların kıvrık olması.
- Kovan arılarının sütle beslenen kraliçe arı, polen ile beslenen arının işçi arı olması.
- Eğrelti otunun deniz seviyesinde 2 metre, kurak bölgede 30-40 cm. olması. )
- MUTASYON ile MUTASYONİST ile MUTASYONİZM
- MUTASYON ile PERMUTASYON
( MUTATION vs. PERMUTATION )
- MUTASYON ile/||/<> POLİMORFİZM
( Mutasyon nadir değişim İLE polimorfizm yaygın varyant. )
( Formül: 1 den az İLE 1 den fazla )
- MUTASYON ile/||/<> VARYASYON
( Mutasyon DNA değişimi İLE varyasyon çeşitliliktir )
( Formül: Nokta mutasyon İLE boy farkı )
- MUTAT[Ar.] değil/yerine/= ALIŞILMIŞ/ALIŞILAN
- MUTATION vs. PERMUTATION
- MUTAZARRI'[Ar. < ZER | çoğ. MUTAZARRÎN] ile MUTAZARRIR/MUTAZARRİR[Ar. < ZARR, ZURR]
( Yalvarıp yakaran, tazarru' eden. İLE Zarar gören, zarara uğrayan. )
- MU'TAZIB[Ar.] ile BİRBİRİNE YARDIM EDEN
( BİRBİRİNE YARDIM EDEN )
- MÜTEADDÎ[Ar. < UDVÂN] ile MÜTEÂDÎ[Ar. < ADÛ]
( Saldıran, zulm eden, taaddî eden. | Geçişli fiil.[düşündürmek, anlatmak vb.] | Türk müziğinin en az altı yüzyıllık bir mürekkep makamı olup, zamanımıza kalmış bir örneği bulunmamaktadır. İLE Düşmanlık eden, teâdî eden. )
- MÜTEÂKIB[< AKAB] değil/yerine/= BİRBİRİ ARDINDAN GELEN (SIRA İLE) | ARDINDAN GELEN, ARKASI SIRA BELİREN
- MÜTEALLİK[< ALAKA] ile ASILI, BAĞLI, İLGİLİ, İLİŞİĞİ OLAN
( ASILI, BAĞLI, İLGİLİ, İLİŞİĞİ OLAN )
- MÜTEÂNNİD[Ar. < İNÂD | çoğ. MÜTEANNİDÎN] ile MÜTEANNİT[Ar. < ANÎT]
( Dediğinden dönmeyen, direnen, inad/taannüd eden. İLE Yanlış arayan, şunun bunun yanlışını bulma merâkında olan, taannüt eden. )
- MÜTEBÂHHİR[Ar. < BUHÂR] ile MÜTEBÂHHİR[Ar. < BAHR | çoğ. MÜTEBAHHİRÎN] ile MÜTEBÂHÎ[Ar. < BEHÂ]
( Buharlaşan, buğu haline gelen, dumanlanan, tütsülenen, tebahhur eden. İLE Bilgisi, deniz gibi engin olan. İLE Övünen. )
- MÜTEBAHHİR[Ar.] değil/yerine/= GENİŞ/DERİN BİLGİSİ OLAN
- MUTEBER değil/yerine/= SAYGIN
- [ne yazık ki]
!MÜTECÂVİZ[Ar.] değil/yerine/= SALDIRGAN/SALDIRICI/SATAŞKAN
- MÜTEDEYYİN[Ar.]/RELIGIOUS[İng.] değil/yerine/= DİNDAR/KÖNECİL
( ILIMLI (İNSAN) | DİNDAR. | DİN İLE GÖREVLİ. | BORÇLU OLAN )
- MUTEDİL[Ar.] değil/yerine/= DENGELİ | ILIMAN
- MÜTEESSİF[Ar.] değil/yerine/= ÜZÜLEN, ACIYAN
- MÜTEFENNİN[Ar. < FENN] değil/yerine/= TEKNİK BİLGİ SAHİBİ, FEN BİLGİNİ
- MÜTEFER'İN[Ar.] ile MÜTEFERRİ'[Ar. < FER]
( Firavunlaşan, firavun tavrı takınan, firavun kesilen. | Kibirli. İLE Bir kökten ayrılan, dal budak salan, tefeccür eden. | Bir kökle ilgili olan. )
- MÜTEHAMMİL[Ar. < HAML | çoğ. MÜTEHAMMİLÎN] ile MÜTEHAMMİR[Ar. < HAMR]
( Dayanan, tahammül eden, yük altında bulunup ses çıkarmayan, tahammül eden. İLE Mayalanan, ekşiyen, tahammür eden. )
- MÜTEHANNİ[Ar.] ile MÜTEHANNİN[Ar.]
( Eğrilen, münhanî olan. İLE Çok göreceği gelen, özleyen. )
- MÜTEHANNİN[Ar.] ile MÜTEHASSİR[Ar. < HASR]
( Çok göreceği gelen, özleyen. İLE Özleyen, hasret çeken. )
- MÜTEHARRİK[Ar.] değil/yerine/= DEVİNGEN | İŞLEYEN/ÇALIŞAN
- MÜTEKADDİMÎN ile/ve MÜTEAHHİRÎN
- MÜTEKÂSİL[Ar. < KESEL | çoğ. MÜTEKÂSİLÎN] ile MÜTEKÂSİR[Ar. < KESRET]
( Üşenen, üşengeç, tembelce davranan, tekâsül gösteren. İLE Çoğalan, çoğalmış, çok, tekâsür eden. | Aruz ölçüsü. )
- MUTEKİT/MÜMİN[Ar.] değil/yerine/= DİNDAR
- MÜTEMADİYEN ile BİTEVİYE ile NAMÜTENAHİ
- MÜTEMAHHIZ[< MÜTEMAHHIZÎN] ile İNANARAK, CAN VE GÖNÜLDEN ÇALIŞAN
- MÜTEMERRİD değil/yerine/= DİRENGEN
- MÜ'TEMİN[Ar.] ile MÜTEMMİM/E[Ar. < TEMÂM]
( Güvenen, emniyet eden. İLE Tamamlayan, bitiren, itmâm eden. | Tümleç, herhangi bir sözcüğün anlamını tamamlayan. | Bütünler, bütün duruma getiren. )
- MUTENA[Ar.]/MÜMTAZ[Ar.]/GÜZİDE[Fars.]/ELİT[Fr./İng. < ELITE] değil/yerine/= ÖZENİLMİŞ | SEÇİLMİŞ, SEÇKİN, BEĞENİLMİŞ, ÖNEMLİ | AYRI/ÜSTÜN
- MÜTENÂDÎ[< NİDÂ] ile BİRBİRİNİ ÇAĞIRAN, BİRBİRİNE NİDÂ EDEN
- MÜTENÂKIS[Ar. < NOKSÂN] ile MÜTENÂKIZ[Ar. < NAKZ]
( Eksilen, gittikçe azalan, tenâkus eden. İLE Zıt olan, birbirine muhâlif, tenâkuz eden. | İkinci sözü, birinci sözüne zıt olan, uymayan. | Çelişik. )
- MÜTENEKKİRÂNE[Ar.] ile MÜTENEKKİREN[Ar.]
( Giysi değiştirerek kendini gizleyene yaraşır biçimde, mütenekkire. İLE Giysi değiştirerek kendini gizleyen, mütenekkir olarak. )
- MÜTENEZZİLÂNE[Ar.] ile MÜTENEZZİLEN[Ar.]
( Alçalana, mütenezzil olana yaraşır yolda. İLE Alçalarak, tenezzül eden. )
- MÜTERCİM[Ar.] değil/yerine/= ÇEVİRMEN
- MÜTERCİM/TERCÜMAN değil/yerine/= ÇEVİRMEN/DİLMAÇ
- MÜTEŞÂBİH[Ar. < ŞEBEH ve ŞİBH | çoğ. MÜTEŞEBBİHÂT] ile MÜTEŞEBBİH[Ar. < ŞEBEH ve ŞİBH | çoğ. MÜTEŞEBBİHÎN]
( Birbirine benzeyen. | Kur'ân-ı Kerîm'in mecâzî anlama elverişli âyeti. İLE Benzeyen, andıran, teşebbüh eden. )
- MÜTESÂVÎ EL-EDLÂ ile/||/<> MÜTESÂVÎ ES-SÂKEYN ile/||/<> MUHTELİFÜ'L-EDLÂ ile/||/<> MENŞÛR
( Eşkenar üçgen. İLE/||/<> İkizkenar üçgen. İLE/||/<> Çeşitkenar üçgen. İLE/||/<> Üçgen prizması. )
- MÜTESEHHİR[Ar. çoğ. MÜTESEHHİRÎN] ile MÜTESE'İL[Ar. < SU'AL]
( Gece uyuyamayıp sabahlayan. İLE Dilenen, dilenci, tesâül eden. )
- MÜTESELLİ[Ar. < SÜLVÂN] ile MÜTESELLİH[Ar. çoğ. MÜTESELLİHÎN]
( Avunan, acıyı/kederi unutur gibi olan, teselli bulan. İLE Silahlanan, silah kuşanan. )
- MÜTESELSİLEN[Ar.] ile SIRA İLE, BİRBİRİ PEŞİ SIRA, ZİNCİRLEME
( SIRA İLE, BİRBİRİ PEŞİ SIRA, ZİNCİRLEME )
- MÜTESEMMÎ[Ar.] ile MÜTESEMMİM[Ar. < SEMM] ile MÜTESEMMİN[Ar.]
( Bir ad ile adlanan, müsemmâ olan. İLE Zehirlenen, tesemmüm eden. İLE Semiren, semen kazanan, tesemmün eden. )
- MÜTEŞEYYİ[Ar. < ŞÎÂ | çoğ. MÜTEŞEYYİÎN] ile MÜTEŞEYYİH[Ar.]
( Şîî mezhebine girmiş olan, Şîî, Şîîlik taslayan, teşeyyü eden. İLE Şeyh gibi görünen, şeyh tavrı takınan, saha şeyh ya da ihtiyâr. )
- MÜTEVASSIL değil/yerine/= VÂSIL OLAN, KAVUŞAN | MÜNÂSEBET VE YAKINLIK KURAN
- MÜTEVÂZI[Ar. < VAZ | çoğ. MÜTEVÂZIÎN] ile MÜTEVÂZİ[Ar. < VEZY] ile MÜTEVÂZZÎ[Ar.]
( Alçakgönüllü, kibirsiz, tevâzu gösteren. | Gösterişsiz. İLE Birbirine muvâzî olan. | Paralel. İLE Abdest alan. )
- MÜTEVAZİ ile MÜTEVAZİN
- MÜTEVECCİ[Ar.] ile MÜTEVECCİH[Ar. < VECH | çoğ. MÜTEVECCİHÎN]
( Ağrı duyan, veca'lanan. | Sıkıntılı, dertli. İLE Bir yöne/cihete, tarafa dönen, yönelen, teveccüh eden. | Birine yönelik sevgisi ve iyi düşünceleri olan. | Bir tarafa gitmeye kalkan. )
- MÜTEVEFFÂ değil/yerine/= ÖLEN
- MÜTEZÂHİF[Ar. çoğ. MÜTEZÂHİFÎN] ile MÜTEZÂİF[Ar. < ZIF]
( Savaşta, birbirinin üzerine yürüyüp çatan. İLE Kat kat artan, iki ya da daha çok katı olan, tezâüf eden. )
- MÜTEZÂVİL[Ar.] ile MÜTEZÂVİR[Ar. çoğ. MÜTEZÂVİRÎN]
( Bir şeyi, bir şeye yaklaştıran, tezâvül eden. | Bir şey ortaya çıkarmaya çalışan. İLE Birbirini ziyaret eden, birbirini gidip gören. )
- MÜTEZAYİT[Ar.] değil/yerine/= ARTAN/ÇOĞALAN
- MUTILASYON/MUTILATION[İng.] değil/yerine/= SAKATLAMA
- MUTLAK MEKÂN ile/ve FİZİKÎ MEKÂN
- MUTLAK UZAY ile/||/<> MUTLAK MEKÂN
( )
( Bilinmiyor tarafından keşfedildi/formüle edildi. )
- MUTLAK UZAY ile/ve/||/<> MUTLAK MEKÂN ile/ve/||/<> MUTLAK ZAMAN
- MUTLAK ZAMAN ile/ve MUKAYYET ZAMAN ile/ve PSİKOLOJİK ZAMAN
- MUTLU İKEN ile ÜZÜNTÜLÜ İKEN ile ÖFKELİ İKEN
( Söz verme! İLE Yanıt verme! İLE Karar verme. )
- MUTLU ile/ve/<> MEMNUN
( Başarının sırrı nedir bilmiyorum fakat başarısızlığın sırrı herkesi memnun etmeye çalışmaktır. )
( HAPPY vs. PLEASED/GLAD )
- MUTLU ile MUTLU SONUÇ ile MUTLU GÜN ile MUTLU GİT ŞANSLI ile MUTLU HAYAT ile MUTLU YILLAR
( HAPPY vs. HAPPY CONCLUSION vs. HAPPY DAY vs. HAPPY GO LUCKY vs. HAPPY LIFE vs. HAPPY NEW YEAR )
( سردماغ ile خوشبخت ile سرخوش ile خوشحال ile خوش ile مشعوف ile خوش اهوال ile سرحال ile شادکام ile شاديبخش ile دلخوش ile شاداب ile دلشاد ile دل زنده ile شادمان ile بانشاط ile بشاش ile شاد دل ile مسرور ile شاد بهر ile خوشنود ile خوشوقت ile فرخنده ile ذوق زده ile فرخ ile شنگول ile شاد ile حست ختام ile روز شادي ile لا ابالي ile زندگي خرم ile سال نو مبارک )
( SARDAMAGH ile KHOSHBAKHT ile SARKHOSH ile KHOSHHAL ile KHOSH ile MOSHOOF ile KHOSH HAVAL ile SARHAL ile SHADKAM ile شاديبخش ile DELKHOSH ile SHADAB ile DELESHAD ile DEL ZANDEH ile SHADMAN ile BANESHAT ile BESHASH ile SHAD DEL ile MOSROR ile SHAD BACPER ile KHOSHNOD ile KHOSHOGHT ile FARKHANDEH ile ZOGH ZADEH ile FARKH ile SHANGOL ile SHAD ile حست ختام ile RUZ SHADY ile لا ابالي ile ZANDEGY KHRAM ile SAL NO MOBARK )
- MUTLULUK:
İSTASYON ile/değil/yerine/>< YOLCULUK
- MUTLULUK:
SEROTONİN ve/||/<> OKSİTOSİN ve/||/<> MELATONİN ve/||/<>
NORADRENALİN ve/||/<> FENİLETİLAMİN ve/||/<>
DOPAMİN ve/||/<> ENDORFİN ve/||/<> ASETİLKOLİN
( Özsaygı ve uyku hormonu. VE/||/<> Güven hormonu. VE/||/<> Coşku hormonu. VE/||/<> Heyecan hormonu. VE/||/<> Mutluluk hormonu. VE/||/<> Ödül hormonu. VE/||/<> Ağrı kesici hormon. VE/||/<> Uyanıklık hormonu. )
(
)
- MUTLULUK ile/ve/||/<>/>/< SÜKÛN
- MUVAFFAK ile/ve YAKÎN
- MUVÂZENE[< VEZN] ile ...
( DENK OLMA, KARŞILIKLI İKİ ŞEYİN UYGUNLUĞU | KIYAS, ÖLÇÜ | DENGE )
- MÜVEKKİL değil/yerine/= YETKİVEREN
- MUYAN ile MUYANÇILIK/MUYANÇILIQ
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Sevap. İLE Arabuluculuk, yatıştırma, iki kişiyi uzlaştırma. )
- MUZ ile YAYLA/DAĞ MUZU (IŞGIN)
( Kanserden korunma haberi için burayı tıklayınız... )
( ... ile
)
( ... ile IŞKIN/AŞGIN/AŞKIN/EŞKİN/EŞGİN/IÇGIN/IÇKIN/UÇGUN/UÇKUN/UŞGUN/UŞKUN )
( ... cum RHEUM RIBES )
- MUZAFFER-ÂNE[Ar.] ile MUZAFFEREN[Ar.] ile MUZAFFERİYET[Ar.]
( Muzaffer olana yakışır biçimde. İLE Üstünlük kazanarak, üstün gelerek, muzaffer olarak. İLE Üstünlük, düşmana üstün gelme. Bir işi, gerektiği gibi başarma. )
- MUZAHİR[Ar.] değil/yerine/= DESTEKLEYEN, YARDIM EDEN
- MÜZÂYEDE[Ar. < ZİYÂDE] ile/ve/||/<> MÜNÂKAŞA ile/ve/||/<> EMÂNETEN
( Açık artırma. İLE/VE/||/<> Açık eksiltme. İLE/VE/||/<> Kim uygun görülürse. )
- MÜZEVİR/MUZEVVİR[Ar.] değil/yerine/= ARABOZAN
( İki kişinin arasındaki dostluğu ya da geçimi bozan "kişi". )
- MÜZİK ve/||/<> BEYİN
(
)
- MÜZİK ve DİN
- MÜZİKÇİ/MÜZİSYEN[Fr.] ile MÜZİKSEVER
( Müzik yapan. İLE Müzik tutkusu olan, müziği seven kişi. )
- MUZİP değil/yerine/= TAKILGAN
- MUZIRLAŞMAK ile MUZIR/LIK ile MUZIR YAYIN
- MÜZİSYEN değil/yerine/= KÜYCÜ, KÜĞCÜ
- MÜZİSYEN ile/ve/ya da MÛSİKÎŞİNAS
- MÜZİSYEN ile VİRTÜÖZ
( MUSICIAN vs. VIRTUOSO )
- MÜZİSYEN ile VİRTÜÖZ
( MUSICIAN vs. VIRTUOSO )
- MÜZMEN[Ar. < ZAMAN] ile MÜZMİN/E[Ar. < ZAMAN]
( Müzmin duruma gelmiş. | [mecaz] Zayıflamış, halsiz düşmüş. İLE Üzerinden zaman geçmiş, eskimiş, süreğen hastalık. )
- MÜZMİN[Ar.]/CHRONIC[İng.]/KRONİK[Fr.] değil/yerine/= SÜREĞEN/SÜREGEN
( Ne kadar süreceği belirli olmaksızın sürüp giden. | Uzun zamandan beri süren. | Uzun zamandan beri süren, uzun süreli olan (hastalık). )
- MYSTERION[< Yun. MYEIN] ile ...
( Gözleri ve dudakları kapatmak.] İnisiye olan kişiye mystes, adayı öneren kişiye mystagogos adı verilir. )
- N-GLYCAN İLE O-GLYCAN İLE GPI ile/||/<> GLİKOZİLASYON
( Protein şeker modifikasyonu. )
( Formül: Asn-X-Ser/Thr motifi )
- N-TİPİ YARIİLETKEN ile/||/<> P-TİPİ YARIİLETKEN
( N-tipi fazla elektron, P-tipi fazla delik )
( Formül: Donor (N) İLE Akseptör (P) )
- n x v
( KÜTLE x HIZ )
- NÂBÎ[Ar.] ile NÂBİ'/NÂBİA[Ar. < NEBEÂN] ile Nâbî[Ar.]
( Haberci, haber veren. İLE Yerden çıkıp fışkıran, kaynayan, akan. İLE Büyük Türk şairi.[1626 - 1712][müzikte, Seyyid Nuh takma/müstear adıyla besteleri vardır.] )
- NABIZ ile/||/<> TANSİYON
( Nabız kalp atım sayısı İLE tansiyon basınç )
( Formül: Atım/dakika İLE mmHg )
- NABZI/M/N ve/||/<>/> KALBİ/M/N
( [atsın, ...] Seksen. VE/||/<>/> Tek sen. )
- NÂDÂN[Fars.] ile/değil/yerine/>< DÂNÂ[Fars.]
( Bilmez. | Nobran, kaba, terbiyesi kıt. | Kendini beğenmiş, kibirli. >< Bilen, bilici, bilgiç. )
- NÂDÂN değil/yerine/>< YÂRÂN
- NADİM[Ar.]/PİŞMAN[Fars. < PAŞMAN PAŞEMAN] değil/yerine/= ÖKÜNÇLÜ
- ENDER / NÂDİR/EN[Ar.] ile İSTİSNÂ/Î[Ar.]
- NADİREN ile YERİ GELDİĞİNDE
( RARELY vs. CONGRUOUS )
- NAFTA[Fr.] ile NAFTALİN[Fr. < Doğu dillerinden]
( 100 - 250 °C'ler arasında damıtılan ürün. İLE Madenkömürü katranının, kuru kuruya damıtılmasından elde edilen, özel kokulu, beyaz, 1.158 yoğunluğunda, 80 °C'de ergiyen, 218 °C'de kaynayan, suda ergimeyen, alkol, benzol ve eterde, kolaylıkla eriyen, antiseptik bir hidrokarbon. )
- NAFTALİNLEMEK ile NAFTALİNLENMEK ile NAFTALİN
- NAG ile NAG YILAN ile NAG YILI
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Timsah. İLE "Ejderha". İLE Türk takviminin oniki yılından biri. )
- NAKDEN[Ar.] ile NAKDÎ[Ar.]
( Para olarak, para ile. | Peşin, elden. İLE Nakitle ilgili, para bakımından olan, paraca, nakde mensup. )
- NÂKIL[Ar. < NAKL | çoğ. NÂKILÂN] ile NÂKIR["ka" uzun okunur]
( Taşıyan. | Geçiren. | Çeviren.[bir dilden] | Duyduğunu anlatan. | İletken.[Fr. CONDUCTEUR] İLE Nişana isabet olan ok. | Delen, oyan, kazan. )
- NAKÎS[Ar. < NOKSÂN] ile NÂKİS[Ar. < NEKS | çoğ. NEVÂKİS] ile NAKÎZ[Ar. < NAKZ]
( Eksik. İLE Başını sürekli öne eğen kişi. | Alçak, adi, bayağı. İLE Karşı, zıt. )
- NAKLEN ile NAKLEN YAYIN ile NAKLEN YAYIN ARACI
- NAKLEN[Ar.] ile NAKLÎ[Ar.]
( Nakil yoluyla. | Anlatma ya da öykü yoluyla. İLE Akla değil, nakle dayanan. )
- NÂLÂN[Fars.] değil/yerine/>< HANDÂN[Fars.]
( İnleyici, inleyen. DEĞİL/YERİNE/>< Gülen, gülücü, güler, sevinçli. )
( "Son Hıçkırık"[Hülya Koçyiğit - Kartal Tibet] filmini de izlemenizi salık veririz. )
- NÂLE[Fars.], MOAN[İng.] değil/yerine/= İNLEME
- NALIN ile NALINCI/LIK ile NALINLI ile NALINSIZ ile NALINCI KESERİ
- NAMAZ ve/<> ZAMAN
( ... VE/<> Tersten okunuşu ile. )
- NAMUS ile/ve GÜVEN
- NAN ile ...
( EKMEK )
- NAN ile NANE/LİK ile NANELİ ile NANESİZ ile NANE RUHU ile NANE SUYU ile NANE ŞEKERİ
- NANO-EMÜLSİYON ile/||/<> MİKRO-EMÜLSİYON
( Nano kinetik kararlı 20-200nm, mikro termodinamik <100nm. )
( Formül: Metastabil İLE kararlı )
- NAPOLYON ile/ve/<> VIII. HENRY
- NARBÜLBÜLÜ/ARDIÇKUŞU(TURDUS PILARIS[Lat.], ROBIN[İng.], Avrupa ve Asya ormanlarında yaşar.) ile/ve BAYIR KUŞU ile/ve ÇALI KUŞU ile/ve ÇAMURCUN ile/ve DALGIÇ KUŞU ile/ve DEVEKUŞU ile/ve FIRTINA KUŞU ile/ve GELİNKUŞU[Lat. OTOCORIS PENCILLATUS] ile/ve İNCİRKUŞU[Lat. ANTHUS TRIVIALIS] ile/ve İSHAK KUŞU/BATAKLIKBAYKUŞU[Fars. ŞEB-ÂVÎZ][ayağından asılarak başaşağı sarkar ve öter] ile/ve KARDİNALKUŞU ile/ve KARİYAMA(Güney Amerika'da) ile/ve KAŞIK GAGA ile/ve KAŞIKCI KUŞU ile/ve KEDİKUŞU ile/ve KELAYNAK[Sadece bu üç yerde: BİRECİK-URFA, FAS, PALMİRA ÇÖLLERİ-SURİYE][Lat. GERONTICUS EREMITA]17 Şubat, Birecik'te, Kelaynak Günü'dür! ile/ve KUYRUKKAKAN[Afrika ile/ve Asya'da][Lat. SAXICOLA] ile/ve MALURUS[Avustralya'da] ile/ve MAMO[Hawaii'de] ile/ve MANAKİN[Amerika'da] ile/ve MİNO[Asya'da] ile/ve MOA ile/ve MOHO ile/ve MUHABBET KUŞU ile/ve ÖRÜMCEK KUŞU[Lat. LANIUS] ile/ve TARLA KUŞU ile/ve YAĞMUR KUŞU ile/ve ALICI KUŞ ile/ve BOĞMAKLI KUŞ ile/ve MAKARALI KUŞ ile/ve SAKSAĞAN(AK'AK[Ar.], PÎSE[Fars.], PICA PICA[Lat.]) ile/ve SAKARMEKE ile/ve SIĞIRCIK(MÜRG-İ ZÎREK/ZÎREK-SÂR, LÂLESAR[Fars.], STURNUS VULGARIS[Lat.]) ile/ve İBİBİK, ÇAVUŞ KUŞU, HÜDHÜD[çoğ. HEDÂHİD][HÛC-I HÜDHÜD:
İbibik ibiği.](EBÜRREBÎ', UPUPA EPOPS[Lat.]) ile/ve ÖZKUŞU ile/ve PAPUÇGAGA[Afrika'da] ile/ve POTU(Güney Amerika'da) ile/ve POYRAZKUŞU ile/ve SUBAKALI ile/ve TORGU ile/ve TURAKO/MUZCUL(Afrika'da yaşar.) ile/ve UZUNBACAK ile/ve ÜVEYİK(TURTLE DOVE[İng.], STREPTOPELIA TURTUR[Lat.]) ile/ve YEŞİLBAŞ
( Kolombiya'da, dünyadaki tüm ülkelerdeki kuş türlerinden daha fazla kuş türü bulunur. )
- NARİN/NAZENİN değil/yerine/= İNCEYİN/YEPELEK
- NARİN ile/ve/||/<> NAZİK
- NARU = YÖN
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
- NASARA ile/ve NÂSİRUN
( Yardım etmek. İLE/VE Yardım edici. )
- NASIL OLURSA OLSUN ile/değil NASIL OLMUŞ OLURSA OLSUN
- NASİP ile/ve İHSAN
- NÂS(I)R[Ar.] ile YARDIMCI, YARDIM EDEN
( YARDIMCI, YARDIM EDEN )
- NÂSİRÛN ile/ve MENSURUN
( Yardım eden. İLE/VE Yardım edilen. )
- NASRANİ[Ar.] değil/yerine/= HRİSTİYAN
- NÂTIK değil/yerine/= SÖZMEN
- NATION :/yerine MİLLET
- NATION( < NATARE):
DOĞAN
- NATURAL ALTERATION vs. ARTIFICIAL ALTERATION
- NATURAL İLE YONEDA İLE KAN ile/||/<> KATEGORİ TEOREMLERİ
( Temel kategori kuramı sonuçları. )
( Formül: Nat(Hom(A ile-) İLE F) ≅ F(A) )
- NAVİGASYON/NAVİGATION[İng.] değil/yerine/= YOL BUL, SEYİR
- NAVİGASYON değil/yerine/= YOL BUL/YOL GÖSTERİCİ
- NAYLON ile NAYLON KIZ ile NAYLON FATURA
- NAZIM ile NAZIM PLAN ile NAZIM TÜRÜ ile NAZIM BİRİMİ
- NAZLI ile/ve/değil/yerine/||/<>/</>< NAZENİN
- [ne] AGNOSTİSİZM ile/ve/değil/yerine/hem de/ne de ZEN
- [ne] ANLAŞILABİLİR ile/ve/||/<> [ne] KAVRANABİLİR ile/ve/||/<> [ne de] KABUL EDİLEBİLİR OLAN
- NE ARAYACAĞIMIZI BİLMEDEN ile/ve/||/<>/> NE BULACAĞIMIZI BİLMEMEK
- NE DEMEYE ...? ile/değil/yerine/||/<>/< NEDEN ...?
- NE DERSİN? ile/ve/<> NE EDERSİN?
( N DERSİN? <> N EDERSİN? )
( Ne edersen onu dersin, ne dersen onu edersin! )
- NE HALE GELMİŞSİN! ile/ve/değil/yerine NE KADAR DEĞİŞMİŞSİN!
- NE HALİN/İZ VARSA GÖR/ÜN! ile/değil/yerine/||/<>/< NE HALİN/İZ VARSA GÜL/ÜN!
( "Gülmek, yaşamın en güzel eylemidir! Sizi bundan alıkoyan her ne varsa on(lar)dan vazgeçin!" )
- NE İÇİNDE? ile HANGİ YOLLA? ile NE İÇİN?
- NE KADAR:
("ÇOK"/"AZ") YEDİĞİN ile/değil/yerine/||/<>/< ÇOK ÇİĞNEDİĞİN
( Yediğini, iç; içtiğini, ye!
[ O kadar çok ve uzun süre çiğne ki, lokmanı, katı değil sıvı duruma gelene gelsin ve yediğin şeyi yutma ve ancak içmiş ol! İçtiklerini de, yavaş yavaş, çiğniyormuş gibi yut! ]
)
- NE OLDUĞUN ile/değil/yerine NE OLACAĞIN
( Belirlidir. İLE/DEĞİL/YERİNE Belirli değildir. )
- NE OLDUĞU/N ile/ve/<>/değil/yerine NE OLMADIĞI/N
( Bize ancak ne olmadığımız söylenilebilir. )
( Ne olmadığımızı bilme yoluyla gerçek kimliğimizi tanırız. )
( By knowing what we are not, we come to know ourselves.
The way back to ourselves is through refusal and rejection.
Can only tell us what we are not.
By knowing what we are not, we come to know ourselves. )
( Aslımıza geri dönüş yolu, reddetme ve geri çevirmeden geçer. )
( [not] HAPPENNED WHAT / WHAT YOU ARE vs./and/<>/but NOT HAPPENNED WHAT / WHAT YOU ARE NOT
NOT HAPPENNED WHAT / WHAT YOU ARE NOT instead of HAPPENNED WHAT / WHAT YOU ARE )
- NE OLURSA OLSUN ile SOLUNAMAZ ile SORUMSUZ
( IRRESPECTIVE vs. IRRESPIRABLE vs. IRRESPONSIBLE )
( صرفنظر از ile دمنزدني ile وظيفهنشناس )
( SARFANZAR AZ ile DAMANZDANY ile وظيفهنشناس )
- NE YAPARSAN YAP değil SEN BİLİRSİN
- NAPIYOSUN?" ile "NE YAPIYORSUN?"
( Yapılan işin ne olduğu ile ilgili soru. İLE Merhabalaşma niteliğinde "soru". )
- [ne yazık ki]
ATSAN ile/ve/||/<> SATSAN
( Atılmaz. İLE/VE/||/<> Satılmaz. )
- NE ZAMAN ile/ve/değil/yerine HANGİ KOŞULLARDA/ŞARTLARDA
- NE? ve/||/<>/>/< NASIL? ve/||/<>/>/< NEDEN? ve/||/<>/>/< NİÇİN?
( Hangi şey? VE/||/<>/>/< Ne asıl? VE/||/<>/>/< Ne'den? VE/||/<>/>/< Ne için? )
( Evren/doğa/nesne/insan. VE/||/<>/>/< Bilim. VE/||/<>/>/< Felsefe/Sanat. VE/||/<>/>/< Sanat/Felsefe. )
( Nedir sorusu, metafizik bir sorudur. )
( "What is?" question is metaphysical question. )
( Cosmos/nature/matter/human. VS./AND/||/<>/>/< Science. VS./AND/||/<>/>/< Philosophy/Art. VS./AND/||/<>/>/< Art/Philosophy. )
( WHAT? vs./||/<>/>/< HOW? vs./||/<>/>/< WHY? vs./||/<>/>/< WHAT FOR? )
- NEAR :/yerine YAKIN
- NECK :/yerine BOYUN
- NEDEN?(NE'DEN?) ile NASIL?(NE ASIL?)
( Bilimin sorularıdır. )
( Önemli[öncelikli] olan, neyi yaşadığınız değil, nasıl yaşadığınızdır. )
( WHY? vs. HOW?
Questions of the science.
It's not the issue what you live, it is how you live. )
- NEDEN ile BAĞLANTI
( REASON vs. CONNECTION )
- NEDEN ile BAHÂNE[Fars.]
( ... İLE Neden, sebep, vesile. | Eksik, noksan, kusur, garaz. | Yalandan özür. )
( REASON vs. PRETEXT )
- NEDEN ile HİKMET
- NEDEN ile/değil İLLET
( ... İLE/DEĞİL Varoluş nedeni. )
- NEDEN = İLLET, SEBEP = CAUSE, REASON[İng.] = CAUSE, RAISON[Fr.] = URSACHE, GRUND[Alm.] = CAUSA, RATIO[Lat.] = CAUSA, RAZON[İsp.]
- NEDEN ile KANIT
( Tek kanıtınız kendinizsiniz. )
( REASON vs. PROOF
Your only proof is in yourself. )
- NEDEN ile/ve KENDİNİN NEDENİ
( Hiçbir şey, kendinin nedeni olamaz. )
( CAUSE vs./and CAUSE OF THE SELF )
( ... cum/et CAUSA SUI )
- NEDEN ile/ve KENDİNİN NEDENİ
( CAUSE vs./and REASON OF THE SELF )
( ... cum/et CAUSA SUI )
- NEDEN ile/ve "MADEN"
- NEDEN? ile/ve/<> NASIL?
( Bilimin sorularıdır. )
( Nedeni olan, nasıla katlanır. )
- NEDEN ile/ve/||/<>/> NEDEN ÖBEĞİ/GRUBU
- NEDEN ile NEDENLİ ile NEDENSEL/LİK ile NEDENSİZ/LİK ile NEDEN SONRA ile NEDEN BİLİMİ ile NEDEN BİLİMSEL ile NEDENLİ NEDENSİZ ile NEDENSELLİK İLKESİ
- NEDEN ile/ve/değil/||/<> NEYE GÖRE
- NEDEN? ile NİÇİN?
( Ne'den? İLE Ne için? )
( WHY? vs. WHAT FOR? )
- NEDEN? ile NİÇİN?
( Ne'den? İLE Ne için? )
( Hangi şey? VE Ne asıl? VE Ne'den? VE Ne için? )
( Nedir sorusu, metafizik bir sorudur. )
( Her biri bir ötekinin nedenidir. )
( ŞERAİT ile/ve/<> ŞERİAT )
( ... İLE Neden, sebep, vesile. | Eksik, noksan, kusur, garaz. | Yalandan özür. )
( Çocuk sorusu. İLE/VE Yetişkin sorusu. )
( "Ne?", doğa yasalarıyla bilinebilir. Ya "Kim?" )
( Felsefe ve din alanının sorularıdır. )
( Ne'den? İLE Ne için? )
( WHY? vs. WHAT FOR?
WHAT? vs. HOW? vs. WHY? vs. WHAT FOR?
"What is?" question is metaphysical question.
[not] CAUSE OF vs./but ONE OF THE CAUSES
ONE OF THE CAUSES instead of CAUSE OF
Each is the cause of the other.
[not] THE FIRST CAUSE vs./and/but ONE OF THE CAUSES
ONE OF THE CAUSES instead of THE FIRST CAUSE
CAUSE/S vs./and/<> CONDITION/S
REASON vs. PRETEXT
HOW? vs. HOW MUCH?
WHAT (IS) THIS? vs./and WHAT WORTH OF THIS?
Question of child. WITH/AND Question of adult.
WHAT? vs./and WHO?
It's able to know "What?" by nature laws. So "Who?"
WHO? vs. FOR/TO WHAT?
Questions of the philosophy and religion.
FROM WHAT? vs. WHY? )
- NEDEN ile/ve ÖZGÜR NEDEN
( CAUSE vs./and FREE CAUSE )
( ... cum/et CAUSA LIBERA )
- NEDEN ile SAİK
- NEDEN ile TETİKLEYİCİ
( Her şey kendi kendinin nedenidir. )
( REASON vs. TRIGGER
Everything is its own cause. )
- NEDENİ:
KENDİNDE OLAN ile/ve/||/<> KENDİNDE OLMAYAN
( Tekil. İLE/VE/||/<> Sonsuz. )
- NEDENLENMEMİŞ, ZORUNLU VAROLAN ile/ve/<> NEDENLENMİŞ, ZORUNLU VAROLAN
- NEDENSEL ile NEDENSELLİK ile NEDEN ile KAYBA NEDEN OLMAK ile SEBEP VE SONUÇ ile RAHATSIZLIĞA NEDEN OLMAK ile GECİKMEYE NEDEN OLMAK ile ZORLUK ÇIKARMAK ile ANLAŞMAZLIĞA NEDEN OLMAK ile RAHATSIZLIĞA NEDEN OLMAK ile RAHATSIZLIK NEDENİ ile RAHATSIZLIK NEDENİ ile İLİŞKİLENDİRMEYE NEDEN OLMAK ile DANS ETMEYE NEDEN OLMAK ile ÇÜRÜMEYE NEDEN OLMAK ile ORTADAN KAYBOLMASINA NEDEN OLMAK ile KAÇMASINA NEDEN OLMAK ile UÇMAYA NEDEN OLMAK ile VEBAYA NEDEN OLMAK ile GÖÇ ETMEYE NEDEN OLMAK ile GEÇMESİNE NEDEN OLMAK ile SALLANMASINA NEDEN OLMAK ile AYAKTA DURMAYA NEDEN OLMAK ile AĞLAMAYA NEDEN OLMAK ile SORUN ÇIKARMAK ile CAUSER ile NEDENLERİ ile ŞÖHRETİN NEDENLERİ ile SEBEP OLMAK ile SORUN ÇIKARMAK ile CAUSİNG TROUBLES
( CAUSAL vs. CAUSALITY vs. CAUSE vs. CAUSE A LOSS vs. CAUSE AND EFFECT vs. CAUSE ANNOYANCE vs. CAUSE DELAY vs. CAUSE DIFFICULTY vs. CAUSE DISCORD vs. CAUSE INCONVENIENCE vs. CAUSE OF ANNOYANCE vs. CAUSE OF INCONVENIENCE vs. CAUSE TO ASSOCIATE vs. CAUSE TO DANCE vs. CAUSE TO DECAY vs. CAUSE TO DISAPPEAR vs. CAUSE TO ESCAPE vs. CAUSE TO FLY vs. CAUSE TO GET PLAGUE vs. CAUSE TO MIGRATE vs. CAUSE TO PASS vs. CAUSE TO SHAKE vs. CAUSE TO STAND vs. CAUSE TO WEEP vs. CAUSE TROUBLE vs. CAUSER vs. CAUSES vs. CAUSES OF GLORY vs. CAUSING vs. CAUSING TROUBLE vs. CAUSING TROUBLES )
( سببي ile علتي ile سببيت ile عليت ile مورث ile موجد ile باعث شدن ile باعث گرديدن ile موجب شدن ile مسسب شدن ile باني شدن ile موجب ile نهضت ile به بار آوردن ile سبب ساز ile سبب ile مسبب ile سبب شدن ile سلسله جنبان ile باعث ile علت ile ضرر زدن ile علت و معلول ile کدورت ايجاد کردن ile وقفه ايجاد کردن ile باعث تاخير شدن ile پيسي بالا آوردن ile دوبهمزني کردن ile تفرقه انداختن ile مزاحمت دادن ile مزاحمت فراهم کردن ile مايهء کدورت ile اسباب ناراحتي ile محشور کردن ile محشور ساختن ile رقصاندن ile پوساندن ile ناپديد ساختن ile متواري کردن ile پراندن ile دچار طاعون کردن ile کوچانيدن ile عبور دادن ile مرتعش ساختن ile ايستاندن ile گرياندن ile سبب اختلاف شدن ile تفتين کردن ile مفسده برپا کردن ile مفسده برانگيختن ile آشوب بپا کردن ile دسته گل به آب دادن ile آشوب کردن ile ايجاد کننده ile عوامل ile علل ile مفاخر ile منتج ile تفتين ile پردردسر )
( SABEBY ile ALATY ile سببيت ile ALYT ile MOORS ile MOJED ile BAES SHODAN ile BAES GARDYDAN ile MOJEB SHODAN ile MOSASB SHODAN ile BANY SHODAN ile MOJEB ile NAHAZAT ile BAH BAR AVARDAN ile SABEB SAZ ile SABEB ile MASBEB ile SABEB SHODAN ile SALSALEH JONBAN ile BAES ile ALAT ile ZAR ZADAN ile ALAT VE MALOOL ile KODORT AYJAD KARDAN ile VAQFEH AYJAD KARDAN ile BAES TAKHYR SHODAN ile PEYSY BALA AVARDAN ile DOBEBMZANY KARDAN ile TAFARGHEH ANDAKHTAN ile MOZAHMAT DADAN ile MOZAHMAT FARANPAM KARDAN ile MAYCPEYE KODORT ile ASBAB NARAHATY ile MAHSHOR KARDAN ile MAHSHOR SAKHTAN ile رقصاندن ile POOSANDAN ile NAPADYD SAKHTAN ile MOTVARY KARDAN ile PARANDAN ile DOCHAR TAOON KARDAN ile کوچانيدن ile OBUR DADAN ile MORTEASH SAKHTAN ile AYSETANDAN ile GARYANDAN ile SABEB AKHTELAF SHODAN ile TAFTYNE KARDAN ile MOFSADEH BARPA KARDAN ile MOFSADEH BARANGYKHTAN ile ASHUB BEPA KARDAN ile DASTEH GOL BAH AB DADAN ile ASHUB KARDAN ile AYJAD KONANDEH ile AVAMEL ile ALAL ile MOFAKHAR ile MONTEJ ile تفتين ile PARDARDASAR )
- NEDENSELLİK GEÇERLİLİĞİ ile/ve/||/<> RAHATSIZ EDİLMEYEN DÜZEN
- NEDENSELLİK ile/ve YETER NEDEN
- NEED vs. OBLIGATION
- NEFES VEREN ile NEFES VERME ile NEFES VERMEK
( EXHALANT vs. EXHALATION vs. EXHALE )
( بيرون دهنده ile زفير ile زفير کردن )
( BEYRON DAHANDEH ile زفير ile ZEFYR KARDAN )
- NEFHÂ-YI RAHMAN ile/ve NEFHÂ-YI RAHÎM
( Oksijen. İLE/VE ... )
( Bu iki nefhanın birleşmesi Bismillahirrahmanirrahim'dir. )
- NEFRON/NEPHRON[İng.] değil/yerine/= BÖBREK BİRİM
- NEFS:
(BENİ/SENİ/ONU) İDARE ETMEK İÇİN değil/yerine İDARE EDİLMEK İÇİN
- NEFS/KAN ve/> GÖNÜL
( ... VE/> Nefsin imana gelmiş hali. )
( SELF/BLOOD and/> HEART )
- NEFS ile/ve/<> KAN
- NEFS ile ŞEYTAN
( ... İLE Kötülüğe meyl/"emir" eden nefs. )
- NEFS ile/ve/<> VİCDAN
( Öğretmeni ol! İLE/VE/<> Öğrencisi ol! )
- NEFSİNİ:
"SİLEN" değil/yerine/>< BİLEN
- NEGOTIATION :/yerine MÜZÂKERE
- NEHİR ile NEHİR ROMAN
- NELER DOĞAR ve/||/<>/< GÜN DOĞMADAN
( Gün doğmadan, neler doğar. )
- NEM ile GÖNEN
( ... İLE Ekilecek toprağın sulandırılması. | Nem, rutubet. | Nemli toprak. )
(1996'dan beri)