Bugün[10 Nisan 2026]
itibarı ile 15.203 başlık/FaRk ile birlikte,
15.203 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(13/62)


- HALLETMEK[Osm.] / TO DISSOLVE[İng.] / LÖSEN[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇÖZMEK


- MUHALLİL[Osm.] / SOLVENT[İng.] / SOLVANT, DISSOLVANT[Fr.] / LÖSUNGSMITTEL[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇÖZÜCÜ, ÇÖZEN, ÇÖZGEN


- EXTRACTION PAR SOLVANT[Fr.] / LÖSUNGSMITTEL EXTRAKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇÖZÜCÜ EKSTRAKSİYONU


- SOLVENT EXTRACTION[İng.] ile/değil/yerine/= ÇÖZÜCÜ ÖZÜTLEMESİ


- ÇÖZÜCÜ ile ÇÖZÜNEN

( Çözeltiyi oluşturan nesne. İLE Çözelti içinde çözülen nesne. )


- ÇÖZÜCÜ ile/||/<> ÇÖZÜNEN

( Çözücü fazla olan, çözünen az olan )

( Formül: Çözelti = Çözücü + Çözünen )


- THÉORIE DE L'UNICITÉ DE LA SOLUTION[Fr.] ile/değil/yerine/= ÇÖZÜM TEKLİĞİ KURAMI


- ÇÖZÜM ile/ve OYUN

( SOLUTION vs./and GAME )


- ÇÖZÜM = SOLUTION[İng.] = SOLUTION[Fr.] = LÖSUNG[Alm.] = SOLUZIONE[İt.] = SOLUCIÓN[İsp.]


- ÇÖZÜMLEME = TAHLİL[Ar.] = ANALYSIS[İng.] = ANALYSE[Fr.] = ANALYSE[Alm.] = ANALYSIS < ANALYEIN[Yun.] = ANALIZAR[İsp.]


- TAHLİL ETMEK[Osm.] / TO ANALYSE[İng.] / ANALYSE[Fr.] / ANALYSE, ANALYSIEREN[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇÖZÜMLEMEK, ANALİZ ETMEK


- ÇÖZÜMSÜZ ÇATIŞKI = TESAVİ-İ NAKİZEYN = ANTINOMY[İng.] = ANTINOMIE[Fr.] = ANTINOMIE[Alm.] = ANTI-NOMIA[Yun.]


- ÇÖZÜNEN ile/||/<> ÇÖZÜCÜ

( Çözünen dağılan madde, çözücü dağıtan ortamdır )

( Formül: Tuz (çözünen) İLE su (çözücü) )


- SOLUTE[İng.] / SOLUTÉ[Fr.] / AUFGELÖSTER STOFF[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇÖZÜNEN


- CHALEUR DE LA SOLUTION[Fr.] / AUFLÖSUNGSWÄRME[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇÖZÜNME ISISI


- DISSOLUTION[İng.] / DISSOLUTION[Fr.] / AUFLÖSEN[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇÖZÜNME


- İNHİLAL ETMEK[Osm.] / TO BE DISSOLVED[İng.] / SICH LÖSEN[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇÖZÜNMEK


- INSOLUBLE[İng.] ile/değil/yerine/= ÇÖZÜNMEZ, ÇÖZÜNMEYEN


- CPR/CARDIOPULMONARY RESUSCITATION KARDİYOPULMONER RESÜSITASYON değil/yerine/= KALP-AKCİĞER CANLANDIRMASI


- CRACKING ile/||/<> REFORMING ile/||/<> ALKYLATION ile/||/<> RAFİNERİ SÜREÇLERİ

( Petrol işleme teknolojileri. )

( Formül: C₁₆ → C₈ + C₈ )


- CREATION :/yerine YARATILIŞ


- CREATION vs./and TRANSFORMATION


- CREPUSCULAR ANIMAL[İng.] değil/yerine/= KREPÜSKÜLER HAYVAN

( Krepüsküler hayvanlar, alacakaranlıkta (şafak ve alacakaranlık dönemlerinde) aktif olan hayvanlardır. Bununla birlikte, terim kesin değildir, çünkü bazı krepüsküler hayvanlar ay ışığı olan bir gecede ya da bulutlu bir gün boyunca aktif olabilirler. Matutinal terimi, sadece gün doğmadan önce aktif olan hayvanlar için kullanılırken, vespertin terimi sadece gün batımından sonra aktif olanlar için kullanılır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- CRITIC :/yerine ELEŞTİRMEN


- CRITIQUE vs. EVALUATION


- CRITIQUE vs. REJECTION


- CRITIQUE vs./and CREATION


- CROCCO'S EQUATION[İng.] / ÉQUATION DE CROCCO[Fr.] ile/değil/yerine/= CROCCO DENKLEMİ


- CROSS-VALİDATION ile/||/<> HOLDOUT

( Cross-validation k-fold İLE holdout tek bölme. )

( Formül: k-fold İLE single split )


- CRUELTY vs. COMPULSION


- CSPR/COMPUTER SUPPORT PATIENT REGISTRATION değil/yerine/= BİLGİSAYAR DESTEKLİ SAYRI KAYDI


- ÇÛBÎN/E[Fars.] ile ÇÛBÎN[Fars.]

( Ağaçtan yapılan şey. Değnek gibi kuru nesne. İLE Nûşirevân'a karşı ayaklanmış olan, Hürmüz'ün seraskeri Behrâm'ın takma adı. )


- ÇÜÇUNEK/XUÇUNEK ile KAVUN
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Üzeri çizgili bir kavun.[tatlı ve hoş kokulu] İLE ... )


- CÛD ile/ve/> VÜCÛD ile/ve/> MEVCÛD ile/ve/> VİCDAN["VİJDAN" değil!]

( Taşma, coşma. İLE/VE/> Varlık, varoluş. İLE/VE/> Varolan. İLE/VE/> Bulunç, bulma/buluş. )

( VİCDAN: Görünmez/semâvî mâbed. )


- ÇUGURDAN ile ÇULİMAN[Kençek]
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Uçurum. | Suyun önüne çekilen duvar. İLE İçinden çıkılamayan. | Durgun su. )


- ÇUKMİN/ÇUQMİN ile EKMEK
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Çömleğin içinde buharla pişirilen, küçük yuvarlak ekmek. İLE ... )


- ÇUKUR/KAPAN GEREKTİRMEDEN YAKALANAN TEK HAYVAN -ile

( MAYMUN )


- ÇUKUR ile BARAN

( ... İLE Bağda, omça sırası. | Sebze fidesi ve üzüm çubuğu ekmek için hazırlanan çukur. )


- CUMA GÜNÜ değil CUMA('LARI)(TOPLANILAN) GÜN


- CÜMLETEN yerine HERKESE


- ÇÜN ile PES


- CÜNBÂN[Fars.] ile -CÜNBÂN[Fars.]

( Sallayan, kımıldayan, hareket eden. İLE Kımıldanan, kımıldatan, sallanan, oynayan, oynatan anlamlarına sıfatlar oluşturur.[DÜNBÂLE-CÜNBÂN: Kuyruk sallayan.] )


- ÇÜNKÜ-NİYE/NEDEN? yerine NİYE/NEDEN? ÇÜNKÜ ...


- ÇÜNKÜ ile YÜZÜNDEN

( BECAUSE vs. BECAUSE OF )

( چو ile بواسطه ile زيراکه ile زانکه ile زيرا ile چرا که ile چه ile چراکه ile چون ile براياينکه ile چونانکه ile چونکه ile به خاطر ile براثر ile در اثر ile از براي ile به دليل ile بدليل ile از دست ile ازبهر )

( CHO ile BOSTEH ile زيراکه ile ZANKEH ile ZYRA ile CHARA KEH ile CHEH ile CHARAKEH ile CHON ile براياينکه ile چونانکه ile CHONKEH ile BAH KHATER ile BARASAR ile DAR ASAR ile AZ BARAY ile BAH DELYLE ile BEDELYLE ile AZ DAST ile OZBEHAR )


- CÜNÛN -ile

( DELİRME, ÇILDIRMA | AŞKIN GALİP GELMESİ )


- CÜNÛN ile/ve/||/<>/> FÜNÛN ile/ve/||/<>/> SÜKÛN

( Coşkunluk. [Aşkın öncesi]. İLE İlim. [Aşkın ortası]. İLE Sakinlik. [Aşkın sonu]. )


- CUP :/yerine FİNCAN


- ÇUPAN ile YARDIMCI
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Köyün başının yardımcısı. İLE ... )


- CURÇAN ile ...
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Çin yolu üzerindeki Müslüman sınırlarından biri. İLE ... )


- CÜRMÜN KADAR YER YAKARSIN değil CİRMİN KADAR YER YAKARSIN

( CÜRM: Suç.
CİRM: Oylum/hacim, nesne/cisim. )


- CUSHİNG ile/||/<> ADDİSON

( Gövdede aşırı kortizol üretimi. İLE/||/<> Gövdede yetersiz kortizol üretimi. )


- CUT AND BURN[İng.] değil/yerine/= KES VE YAK

( geleneksel tarla açama yöntemi. Ağaçlar ve yoğun bitki örtüsünün önce baltalar, palalarla kesilip; ardından yakılması işlemi. Yakılmış bitki örtüsünün külü; kalan güdük ağaçların dibine ekilen tarımsal ürünlere gübre oluyor. Herhangi başka bir gübre kullanılmadığı için; hasat miktarı azaldığı için arsalar birkaç yıl sonra terk ediliyor, açıklandırma başka bir yere taşınıyor.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- CUT DOWN ile CUT-OFF

( Damar açımı. İLE Sınır değer, ayrım değeri. )


- CYCLOHEXANE[İng.] değil/yerine/= SİKLOHEKZAN

( C₆H₁₂ moleküler formülüne sahip bir sikloalkandır. Renksiz, yanıcı bir sıvıdır. Parlama noktası -20 C°, özkütlesi 779 kg/m3, molar kütlesi ise 84,16 g/mol'dür. Naylon yapımında, adipik asit ve kaprolaktam üretiminde kullanılır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- D-LINES[İng.] / RAIES D[Fr.] / D-ZEILEN, D-LINIEN[Alm.] ile/değil/yerine/= D ÇİZGİLERİ


- D-ELECTRON[İng.] / ÉLECTRON D[Fr.] / D-ELEKTRON[Alm.] ile/değil/yerine/= D ELEKTRONU


- DAĞ ile BALKAN

( ... İLE Sarp ve ormanlık sıradağlar. )


- DAĞ ile BÎSÜTÛN

( Şîrîn'in emriyle, Ferhad'ın deldiği dağ. Bugün Bağdat ile Hamedan arasında Kirman Şâh'ın 30 km. doğusunda kalır. Dik, kayalık ve sarp bir dağdır. )


- DISTRIBUTION FUNCTION[İng.]FONKSIYONU / FONCTION DE DISTRIBUTION[Fr.] / DISIPATIONSFUNKTION, VERTEILUNGSFUNKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= DAĞILIM/DAĞILMA İŞLEVİ/FONKSİYONU


- İNTİŞÂR[Osm.] / DISPERSION (LONDON) FORCES[İng.] / DISPERSION[Fr.] / DISPERSION[Alm.] ile/değil/yerine/= DAĞILIM, DİFÜZYON, YAYILMA, SAÇILMA, DİSPERSİYON (LONDON) KUVVETLERİ


- VERTEILUNGSRAUSCHEN[Alm.] ile/değil/yerine/= DAĞILIM GÜRÜLTÜSÜ


- LOI DE DISPERSION[Fr.] ile/değil/yerine/= DAĞILIM YASASI


- DISTRIBUTION, DISPERSION[İng.] / DISTRIBUTION[Fr.] / DISIPATION, DISPOSITION, DISTRIBUTION, DISPERSION, VERTEILUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DAĞILIM


- FACTEUR DE DISSIPATION[Fr.] / DISIPATION-FAKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= DAĞILMA/DAĞILIM FAKTÖRÜ


- PERTE PAR DISSIPATION[Fr.] ile/değil/yerine/= DAĞILMA KAYBI


- DISPERSION FORCE[İng.] / FORCE DE DISPERSION[Fr.] ile/değil/yerine/= DAĞILMA KUVVETİ


- COEFFICIENT DE DISTRIBUTION[Fr.] / TEILUNGS VERHÄLTNIS, TEILUNGSKOEFFIZIENT, VERTEILUNGSKONSTANTE[Alm.] ile/değil/yerine/= DAĞILMA ORANI, DAĞILMA KATSAYISI


- DISSIPATION[Fr.] / DISSIPATION[Alm.] ile/değil/yerine/= DAĞILMA, YİTİM


- DIFFUSE TRANSMISSION[İng.] / TRANSMISSION DIFFUSE[Fr.] ile/değil/yerine/= DAĞINIK İLETİM


- DIFFUSE RADIATION[İng.] / RAYONNEMENT DIFFUS[Fr.] / DIFFUSE STRAHLUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DAĞINIK IŞINIM


- DIFFUSE REFLECTION[İng.] / RÉFLEXION DIFFUSE[Fr.] / DIFFUSE REFLEXION[Alm.] ile/değil/yerine/= DAĞINIK YANSIMA


- PERTE PAR DISTRIBUTION[Fr.] ile/değil/yerine/= DAĞITIM KAYBI


- Dâğıstân[Ar.] ile DÂĞISTAN[Ar.]

( Kafkas dağlarının kuzeyinde ve Hazar Denizi'nin batı kıyısında bulunan bir bölge. İLE Dağlık yer. )


- DAHA AZ DÜŞÜN! ile/ve/<> DAHA ÇOK DÜŞÜN!

( [Düşündüğün...] Kendini, kötü hissettiriyorsa/hissett(ir)diğinde. İLE/VE/<> Kendini, iyi hissettiriyorsa/hissett(ir)diğinde. )


- DAHA ÇOK SEVEN ile/ve/||/<>/< DAHA AZ SEVEN

( Sevdiğine ve hemen hemen her söylediğine/istediğine/kararına, onu kaybetmemek için "Olur." der. İLE/VE/||/<>/< Bu nedenle de ilişkiyi yönetir. )


- DAHA İYİ OLAN ile/ve/||/<> DAHA İYİ HİSSETTİREN


- DAHA/EN) KORKUNÇ/VAHİM OLAN:
SOKAKTAKİ KARGAŞA ile/değil DİLDEKİ KARMAŞA

( Yaşamdaki en korkunç "durum" ya da deneyim, birini çok sevmektir.
[Sevgi kadar değerli bir duygunun nesi, nasıl korkunç olabilir? O sevgimizin yoğunluğunun o kişiyi kendimizden kaçırma olasılığının artırması ve ölümünün duyulmasından dolayı her an için geçerli ve etkisi yüksek olan çok korkutucu bir durumdur.] )


- DAHA ÖZEL ALGILA/YORUMLA! ile/ve/<> DAHA GENEL DÜŞÜN

( Kendini, iyi hissettiğinde. İLE/VE/<> Kendini, kötü hissettiğinde. )


- DAHA UYGUN ile/ve/||/<> SONRAKİ ile/ve/||/<> ÖZEL

( LEX SUPERIOR vs./||/<> LEX POSTERIOR vs./||/<> LEX SPECIALIS )


- [ne yazık ki]
"DAHA FAZLASI" değil/yerine/>< GEREKLİ/YETERLİ OLAN

( En büyük suçlar ve hatalar, gerekli olanı değil daha fazlasını elde etmek için işlenir. )


- DAHİLEN[Ar.] ile DAHİLİ[Ar.]

( İçeriden, içten. | İçilerek, yutularak. İLE İçle ilgili, içsel. )


- DAİRE ile/ve ÜÇGEN ile/ve KARE

( Hareketli. İLE/VE Etkin. İLE/VE Durağan. )


- DAİRE ile/||/<>/> BAHİR ile/||/<>/> VEZİN

( Bir kısa hece ve üç uzun hece. @@ ... @@ ... )


- DAİRE[Ar.] ile/değil/=/||/<>/< SONSUZ/ÇOK KÖŞELİ/LİK / SONSUZ KENARLI ÇOKGEN


- DAİREDE:
İÇ ALAN ile/ve/<> DIŞ ALAN


- DEVRÎ TAKATTUB, TAKATTUB-İ DEVRÎ[Osm.] / CIRCULAR POLARIZATION[İng.] / POLARISATION CIRCULAIRE[Fr.] / KREISFÖRMIGE POLARISATION, ZIRKULARPOLARISATION[Alm.] ile/değil/yerine/= DAİRESEL KUTUPLANMA


- DAİRESEL ile DAİRESEL DİZİN ile DAİRE TESTERE ile DOLAŞIMA SOKMAK ile DOLAŞAN ile DOLAŞAN ile DOLAŞIMDAKİ DEPOLAMA ile DOLAŞIM

( CIRCULAR vs. CIRCULAR LIST vs. CIRCULAR SAW vs. CIRCULATE vs. CIRCULATED vs. CIRCULATING vs. CIRCULATING STORAGE vs. CIRCULATION )

( حلقهاي ile دايره وار ile متحدالمآل ile دايرهاي ile دايرهوار ile حلقوي ile مدور ile بشکل دايره ile ليست دايره اي ile اره گرد ile منتشر کردن ile گردش کردن ile نشر کردن ile رايج کردن ile گرديدن ile تبليغ شدن ile منتشر ile ساري ile انباره گردشي ile ترويج ile گردش ile تيراژ )

( HALGHESAY ile DAYRAH VAR ile MOTEHADOLMAL ile DAYRAYAAY ile دايرهوار ile HALGHOY ile MADVAR ile BESHEKL DAYRAH ile LEYSET DAYRAH AY ile AREH GARD ile MONTESHAR KARDAN ile GARDASH KARDAN ile NESHAR KARDAN ile RAYJ KARDAN ile GARDYDAN ile TABLYGH SHODAN ile MONTESHAR ile SARY ile ANBAREH GARDASHY ile TROYJ ile GARDASH ile TYRAZH )


- DAL ile FIŞKIN

( ... İLE Bir ağacın dibinden süren, ince dal. | Asma kütüğünde, hereğin üst yanında biten dal. )


- DAL ve/||/<> İNSAN

( )


- DALAK ile/||/<> ERİTROBLAST FETALİS[İng. ERYTHROBLASTOSIS FETALIS] ile/||/<> SPLEN

( Kırmızı kan gözeleri yapımı, akyuvar yapımı, kırmızı gözelerin yapımı, kan deposu ve hastalıklarda kullanılan, karnın sol tarafında, mide ile diyafram arasında bulunan, süngerimsi yapıda, damarsal lenfoid organ. @@ Annenin anti-Rh+ antikorlarının bebeğin Rh+ kanındaki alyuvarları patlatması. Semptomları; Hayatı tehdit eden anemi, sarılık, ateş, ödem ve şişmiş dalak ve karaciğer. Ciddi vakalar kan değişimi ile tedavi edilir. @@ DalakDiyaframın altında, karın boşluğunda, yaklaşık bir yumruk büyüklüğünde yumuşak bir organdır. Dalak, dolaşım sistemine bağlı bir çıkmaz sokağa benzetilebilir. Kan, dalak içerisindeki geniş kanallar ve damarlar sisteminde yol alırken, dalak gözeleri ile muhatap olur. Dalak, kan fizyolojisi ile yakından alakalıdır. Dalağın vücut savunmasında aldığı rol büyüktür.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- DALAMA ile DALAMAN


- DALANMAK ile DALAN ile DALANCI/LIK


- IMMERSION[İng.] / IMMERSION[Fr.] ile/değil/yerine/= DALDIRMA


- DALFİDAN ile DALFİDAN BOYLU


- WAVE EQUATIONS[İng.] / ÉQUATIONS D'ONDE[Fr.] / WELLENGLEICHUNGEN[Alm.] ile/değil/yerine/= DALGA DENKLEMLERİ


- DALGA-DÜMEN


- WAVE MOTION[İng.] / MOUVEMENT DE L'ONDE, MOUVEMENT ONDULATOIRE[Fr.] / WELLENBEWEGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DALGA HAREKETİ


- FLUCTUATION[İng.] / ONDULATION[Fr.] / FLUKTUATION[Alm.] ile/değil/yerine/= DALGALANMA


- DALGIN ile DALGIN ile DALGINLIK

( ABSENT-MINDED vs. ABSENTMINDED vs. ABSENTMINDEDNESS )

( کم حافظه ile بي حواس ile حواسپرت ile حواس پرتي )

( KAM HAFEZEH ile BEY HAVAS ile HAVASPERT ile HAVAS PORTY )


- DALGIN ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/>/< DALYARAK


- DALGINLAŞMAK ile DALGINLAŞTIRMAK ile DALGINLAŞABİLMEK ile DALGI ile DALGIN/LIK ile DALGIR ile DALGIÇ/LIK ile DALGINCA ile DALGIÇ KUŞU ile DALGIÇ TÜPÜ ile DALGIN DALGIN ile DALGIÇ GÖZLÜĞÜ ile DALGIÇ KUŞLARI ile DALGIÇ BÖCEKLER ile DALGIÇ ELBİSESİ ile DALGIÇ KUŞUGİLLER


- DALINÇ/İSTİĞRAK ile KONSANTRASYON


- DALIŞ ile TRAMPLEN

( DIVING vs. DIVING BOARD )

( غواصي ile غوص ile غوطه ile تخته شيرجه )

( GHAVASY ile GHOOS ile GHUTEH ile TAKHTEH SHYRAJEH )


- DALKIRAN ile DALKIRAN

( Kabuk böcekleri ailesinden, fındık ağaçlarında yaşayan, kınkanatlı böcek. İLE Zorlu esen yel/rüzgâr. )

( ANISANDRUS DISPAR cum ... )


- DALKIRAN ile DALKURUTAN

( Kabuk böcekleri ailesinden, fındık ağaçlarında yaşayan, kınkanatlı böcek. İLE Kabuk altındaki odun katında oyuklar açarak dişbudak sürgünlerini ve zeytin dallarını kurutan, kınkanatlı böcek. )

( ANISANDRUS DISPAR cum HYLESINUS OLEIPERDA )


- BRANCHING FRACTION[İng.] / FRACTION DE BRANCHEMENT[Fr.] ile/değil/yerine/= DALLANMA KESRİ


- BRANCHED ALKANE[İng.] ile/değil/yerine/= DALLANMIŞ ALKAN


- BRANCHED CARBON CHAIN[İng.] ile/değil/yerine/= DALLANMIŞ KARBON ZİNCİRİ


- DALMADAN ile/değil/yerine DAĞILMADAN


- DALTON TEMPERATURE SCALE[İng.] / ÉCHELLE DE TEMPÉRATURE DE DALTON[Fr.] / DALTONSCHE TEMPERATURSKALA[Alm.] ile/değil/yerine/= DALTON SICAKLIK ÖLÇEĞİ


- DALTON'S LAW[İng.] / LOI DE DALTON[Fr.] / DALTONSCHES GESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= DALTON YASASI


- DALTON[İng.] ile/değil/yerine/= DALTON


- DALYA ile DALYAN ile DALYANCI/LIK ile DALYAN AĞI ile DALYAN YERİ ile DALYAN SEPETİ ile DALYAN KÖFTESİ ile DALYAN TARLASI ile DALYAN ÇORBASI


- DALYASAN değil TAYLASÂN


- DAMÂN[Ar.] ile KEFÂLET[Ar.]


- DAMAR ile SUREDÂN[Ar.]

( ... İLE Dil altında bulunan iki siyah damar. )


- DAMARDAN" değil/yerine DOĞRUDAN


- DAMÎN[Ar.] ile HAMÎL[Ar.]


- TAKRÎR[Osm.] / DISTILLATION[İng.] / DISTILLATION[Fr.] / DESTILLIEREN[Alm.] ile/değil/yerine/= DAMITMA


- DAMLA ile/ve/||/<>/> GUTASYON

( ... İLE/VE/||/<>/> Bitkilerde su basıncının arttığı zamanlarda yapraklarda "hidadot" denilen özel yapılardan, ksilem özsuyunun damlalar durumunda dışarı çıkması. )

( )


- KATRE[Osm.] / DROP[İng.] / GOUTTE[Fr.] / TROPFEN[Alm.] ile/değil/yerine/= DAMLA


- DAMLAMA ile DAMLAYAN ile DAMLAYAN

( DRIP vs. DRIPPING vs. DRIPPY )

( چکه کردن ile چکاچک کردن ile چکيدن ile چکاندن ile جزغال ile هواي گرفته ile کسل کننده )

( CHEKEH KARDAN ile CHEKACHAK KARDAN ile CHAKYDAN ile CHEKANDAN ile جزغال ile NPAVAY GARAFTEH ile KASL KONANDEH )


- ...'DAN:
BERİ ile İTİBAREN


- ...'DA/N:
"NE ANLADIĞIN" ile/ve/değil "NE BEKLEDİĞİN"


- -DÂN[Fars.] ile DÂN[Fars.]

( Arapça, Farsça, bazen de Türkçe sözcüklere takılarak, yer, mahfaza, kab anlamına sözcükler oluşturur. [CÜZ-DÂN vs.] | Bilen, bilir.[SUHAN-DÂN: Söz bilir. | NA-DÂN: Cahil.] İLE Tâne. )


- DANA ile DANE ile DANG ile DANK ile DANS ile DANACI ile DANSLI ile DANSÇI/LIK ile DAN DAN ile DAN DUN ile DANSSIZ ile DANA ETİ ile DANA DERİSİ ile DANS SALONU ile DANA HUMMASI


- DANDRUFF vs. BRAN


- DANİEL ile DANİEL DOLİN ile DANİEL SULLİVAN

( DANIEL vs. DANIEL DOLIN vs. DANIEL SULLIVAN )

( دانيال ile دانيل ile دانيل دولين ile دانيل ساليوان )

( دانيال ile DANYLE ile DANYLE DOLYNE ile DANYLE SALYVAN )


- DANIŞAN ve/||/<>/> CO-TERAPİST ve/||/<>/> OTOTERAPİST


- DANIŞMAN ile/ve/||/<> DANIŞAN


- DANIŞMAN ile/ve/değil/||/<>/< DANIŞILAN


- DANIŞMAN ile DANIŞMA

( ADVISOR vs. ADVISORY )

( مستشار ile مشاور ile استاد راهنما ile مشورتي ile نصيحت آميز ile نصيحتي )

( MOSTESHAR ile MOSHAVAR ile ESTAD RANPANNAMA ile MOSHORTY ile NASYHAT AMYZ ile نصيحتي )


- DANIŞTAY ile/||/<>/< DÎVÂN-I HÜMÂYÛN

( Yönetim davâlarına bakmak, bakanlar kurulunca gönderilen yasa ve tüzük tasarıları ile imtiyaz sözleşmeleri üzerinde düşüncelerini bildirmek gibi görevleri olan, üyeleri Anayasa Mahkemesi'nce seçilen bağımsız anayasa kuruluşu. İLE/||/<>/< Eskiden İslâm devletlerinde, devlet işlerinin görüşülüp karara bağlandığı kurul.[Başlangıçta bir devlet dairesi olan dîvân, İran devlet geleneğinin de etkisiyle sonradan kurul biçimine dönüşmüştür] )


- DANS = DANCE[İng.] = DANSER[Fr.] = TANZEN[Alm.] = BALLARE[İt.] = BAILAR/DANZAR[İsp.]


- DANS ile KANKAN

( ... İLE Kadınların oynadığı hareketli bir Fransız dansı. )


- DAR GÖRÜŞLÜ ile YALITMAK ile YALITIM ile İZOLASYON ile YALITKAN

( INSULAR vs. INSULATE vs. INSULATING vs. INSULATION vs. INSULATOR )

( جزيرهاي ile غير آزاد ile روپوش دار کردن ile عايق دار کردن ile عايق کردن ile عايق ile ماده عايق ile عايق گذاري ile نارسانا ile بندآور ile مقره ile عايق کننده )

( JAZYRAYAAY ile غير آزاد ile ROPOSH DAR KARDAN ile AYGH DAR KARDAN ile AYGH KARDAN ile AYGH ile MADEH AYGH ile AYGH GOZARY ile NARSANA ile بندآور ile MOGHAREH ile AYGH KONANDEH )


- DAR ile DARA ile DARP ile DARU ile DARI ile DARICA ile DAR AÇI ile DAR HAT ile DARASIZ ile DAR PAÇA ile DAR ÜNLÜ ile DARA DAR ile DAR BOĞAZ ile DAR VAKİT ile DAR ZAMAN ile DAR ARALIK ile DAR DARINA ile DAR KAFALI/LIK ile DAR GELİRLİ/LİK ile DAR GÖRÜŞLÜ/LÜK ile DARI DARINA


- DARALTILMIŞ OLAN ile ODAKLANILMIŞ OLAN


- FORME D'IMPULSION[Fr.] / PULSFORM[Alm.] ile/değil/yerine/= DARBE BİÇİMİ


- PULSE TRAIN[İng.] / TRAIN D'IMPULSIONS[Fr.] / PULSZUG[Alm.] ile/değil/yerine/= DARBE DİZİSİ


- PULSE DECAY TIME[İng.] / TEMPS DE DESCENTE D'IMPULSION[Fr.] ile/değil/yerine/= DARBE DÜŞME SÜRESİ


- PULSE WIDTH[İng.] / ÉTENDUE D'IMPULSION, LARGEUR D'IMPULSION[Fr.] / PULSBREITE[Alm.] ile/değil/yerine/= DARBE GENİŞLİĞİ


- PULSE AMPLITUDE MODULATION[İng.] / MODULATION D'IMPULSIONS EN AMPLITUDE[Fr.] / PULSAMPLITUDENMODULATION[Alm.] ile/değil/yerine/= DARBE GENLİK KİPLEMESİ/MODÜLASYONU


- PULSE MODULATION[İng.] / MODULATION D'IMPULSION[Fr.] / PULSMODULATION[Alm.] ile/değil/yerine/= DARBE KİPLEMESİ/MODÜLASYONU


- PULSE CODE MODULATION[İng.] / MODULATION PAR IMPULSIONS CODÉES[Fr.] ile/değil/yerine/= DARBE KOD KİPLEMESİ


- PULSCODEMODULATION[Alm.] ile/değil/yerine/= DARBE KODU MODÜLASYONU


- PULSE CODE[İng.] / CODE D'IMPULSION[Fr.] / PULSCODE[Alm.] ile/değil/yerine/= DARBE KODU


- PULSE REGENERATION[İng.] / PULSREGENERIERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DARBE YENİLEMESİ


- PULSE HEIGHT[İng.] / HAUTEUR D'IMPULSION[Fr.] / PULSHÖHE[Alm.] ile/değil/yerine/= DARBE YÜKSEKLİĞİ


- PULSE RISE TIME[İng.] / TEMPS DE MONTÉE D'IMPULSION[Fr.] ile/değil/yerine/= DARBE YÜKSELME SÜRESİ


- PULSE-TIME MODULATION[İng.] / MODULATION D'IMPULSIONS DANS LE TEMPS[Fr.] / PULSZEITMODULATION[Alm.] ile/değil/yerine/= DARBE ZAMAN KİPLEMESİ/MODÜLASYONU


- RÉGÉNÉRATION D'IMPULSION[Fr.] ile/değil/yerine/= DARBENİN YENİLENMESİ


- DARCY NUMBERS[İng.] / DARCY-ZAHLEN[Alm.] ile/değil/yerine/= DARCY SAYILARI


- DARCY-WEISBACH EQUATION[İng.] / ÉQUATION DE DARCY-WEISBACH[Fr.] / DARCY-WEISBACH-GLEICHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DARCY-WEİSBACH DENKLEMİ


- DÂREYN değil/yerine/= DÜNYA İLE ÂHİRET, İKİ ÂLEM

( )


- DARGIN/LIK ile/ve KIRGIN/LIK


- DARMADUMAN


- DÂR-ÜL ACEZE ile/||/<> DÂR-ÜL BEDÂYİ ile/||/<> DÂR-ÜL ELHAN ile/||/<> DÂR-ÜL FÜNÛN ile/||/<> DÂR-ÜL MUALLİMAT ile/||/<> DÂR-ÜL MUALLİMİN ile/||/<> DARÜŞŞAFAKA ile/||/<> DARÜŞŞİFA

( Düşkünler evi.[1895] İLE/||/<> İstanbul Belediyesi'ne ait ilk tiyatro.[1913] İLE/||/<> İstanbul'da kurulan ilk müzik okulu.[1917] İLE/||/<> Üniversite, fenler evi.[1845] İLE/||/<> İstanbul'da kurulan ilk kız öğretmen okulu.[1869] İLE/||/<> İstanbul Fatih'te kurulan erkek öğretmen okulu.[1848] İLE/||/<> İstanbul Fatih'te, Abdülaziz'in desteğiyle kurulan yoksul, öksüz ve yetimlere ait yatılı lise. İLE/||/<> Sağlık yurdu. )


- DÂRÜLFÜNÛN ile/ve DÂRÜLFÜNÛN

( Basın Müzesi. İLE/VE Ayasofya'da bulunan üniversite binasıydı. )

( 1828 - 1930 yılları arası süreli yayınlar bulunmaktadır. Ayrıca çeşitli kurslar ve sergiler düzenlenmektedir. İLE/VE ... )

( Çemberlitaş'ta, II. Mahmud Türbesi yanında. İLE/VE Yanarak 1933'te yok olmuştur. )

( 1865 yılında inşa edilmiştir. 1988'den beri müze olarak kullanılmaktadır. İLE/VE ... )


- DARÜŞŞİFA:
FATİH ile/ve/||/<> HASEKİ ile/ve/||/<> SÜLEYMANİYE ile/ve/||/<> ATİK VÂLİDE SULTAN ile/ve/||/<> SULTAN AHMED ile/ve/||/<> TOPKAPI SARAYI ENDERUN


- DARVAN ile/ve/<> SANÂ

( Sanâ'ya 2 fersah mesafede. [Yemen] )


- DARWIN ile/ve/||/<>/> MİTHAT EFENDİ

( ... İLE/VE/||/<>/> Kitaplarının ilk Türkçe çevirilerini yapan. )


- DARWIN'İN (")İSABETLİLİĞİ("):
ZİHİN İÇİN ile/değil GÖVDE İÇİN


- DARWIN/İZM ile/değil SPENCER/İZM


- DASEİN ile/||/<> DAS MAN

( Varlık ve Zaman )

( Martin Heidegger tarafından 1927 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1889-1976) (Ülke: Almanya) (Alan: Felsefe) (Önemli katkıları: Varlık ve Zaman, Dasein) )


- DAVRANIŞ = BEHAVIOUR[İng.] = COMPORTEMENT[Fr.] = VERHALTEN[Alm.] = COMPORTARSE[İsp.]


- DAVRANMAK ile ARABULUCU OLARAK HAREKET ETMEK ile DİKKATSİZCE HAREKET ETMEK ile DİKKATLİ DAVRAN ile İHTİYATLI DAVRANMAK ile ÇEKİNGEN DAVRANMAK ile DELİ GİBİ DAVRANMAK ile ALDATICI DAVRANMAK ile DÜRÜST OLMAYAN BİR ŞEKİLDE DAVRANMAK ile APTALCA DAVRANMAK ile NAZİK DAVRAN ile SERT DAVRANMAK ile TEDBİRSİZCE DAVRANMAK ile ALÇAKÇA DAVRANMAK ile BECERİKSİZCE DAVRANMAK ile AHLAKSIZCA DAVRANMAK ile CİMRİ DAVRANMAK ile HAREKETE GEÇMEK ile APTALCA DAVRANMAK

( ACT vs. ACT AS MEDIATOR vs. ACT CARELESSLY vs. ACT CAUTIOUSLY vs. ACT CONSERVATIVELY vs. ACT COYLY vs. ACT CRAZY vs. ACT DECEITFULLY vs. ACT DISHONESTLY vs. ACT FOOLISHLY vs. ACT GENTLY vs. ACT HARSHLY vs. ACT IMPRUDENTLY vs. ACT IN A DASTARDLY WAY vs. ACT INEXPERTLY vs. ACT LEWDLY vs. ACT MISERLY vs. ACT OUT vs. ACT STUPIDLY )

( پرده ile يفا کردن ile اقدام کردن ile اقدام به عمل آوردن ile روح دادن ile واسطه شدن ile سهل انگاري کردن ile مدارا کردن ile محافظه کاري کردن ile ناز کردن ile غر دادن ile خل بازي در آوردن ile خل گري کردن ile نادرستي کردن ile احمقانه رفتار کردن ile مليمت کردن ile درشتي کردن ile خشونت کردن ile دست از پا خطا کردن ile ناجوانمردي کردن ile ناشيگري کردن ile هرزه گي کردن ile خست ورزيدن ile تقليد کردن ile حماقت کردن ile خريت کردن )

( PARDEH ile YFA KARDAN ile EGDAM KARDAN ile EGDAM BAH AMEL AVARDAN ile RUH DADAN ile VASETEH SHODAN ile SONPAL ENGARY KARDAN ile MADARA KARDAN ile MOHAFEZEH KARY KARDAN ile NAZ KARDAN ile GHAR DADAN ile KHAL BAZY DAR AVARDAN ile KHAL GARY KARDAN ile NADRESTY KARDAN ile AHMAGHANEH RAFTAR KARDAN ile MOLYMAT KARDAN ile DARSHTY KARDAN ile KHSHOONT KARDAN ile DAST AZ PA KHATA KARDAN ile NAJAVANMARDY KARDAN ile NASHYGARY KARDAN ile NPARZEH GY KARDAN ile KHAST VARZYDAN ile TAGHALYD KARDAN ile HAMAGHT KARDAN ile KHARYT KARDAN )


- DAVULLAR'DA:
TSUZIMI ile/ve MIRDANGA/MRIDANGA/MRIDANGAM ile/ve DUNDUN

( Japonya'ya özgü. İLE/VE Hindistan'a özgü. İLE/VE Nijerya'ya özgü. )


- DAY :/yerine GÜN


- DAYALOĞLU, ŞERAFETTİN :

( Zekeriyaköy'lüdür. 1968 - 1973 yılları arasında muhtar olarak görev yaptı. )


- DAYANAK ile/ve ARKAPLAN

( SUPPORT vs./and BACKGROUND )


- DAYANAK = MABİH-İL-KIVAM = SUBSTRATUM[İng.] = SUBSTRAT[Fr., Alm.] = SUBSTSRATUM[Lat.] = HYPOKEIMENON[Yun.] = LECHO[İsp.]


- DAYANIŞMA ile/ve/<> GÜVEN

( Kişiler, kendilerine değil birbiriyle dayanışma içindelerse güven duyabilir ve yansıtabilir. [özellikle de eşler ve ortaklar!] )

( Aslanlar [ve birçok güçlü görünen hayvan] bile tek başına yeterli güçte değildir. Ancak birlikte ve dayanışmayla ayakta kalırlar. )

( Loncaları inceleyiniz. )

( SOLIDARITY vs./and/<> TRUST/CONFIDENCE )


- DAYATILAN" ile/değil/yerine/>< ANLATILAN


- DAYATILAN ile/değil/yerine BENİMSETİLEN


- [ne yazık ki]
DAYATMA ile/ve/||/<>/> İSYAN

( Etki. İLE/VE/||/<>/> Tepki. )


- DBU/DBS DEEP BRAIN STIMULATION[İng.] değil/yerine/= DERİN BEYİN UYARIMI


- DE BROGLIE WAVES[İng.] / ONDES DE DE BROGLIE[Fr.] / DE-BROGLIE-WELLEN[Alm.] ile/değil/yerine/= DE BROGLİE DALGALARI


- DE BROGLIE EQUATION[İng.] / ÉQUATION DE DE BROGLIE[Fr.] / DE-BROGLIE-GLEICHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DE BROGLİE DENKLEMİ


- DE HAAS-VAN ALPHEN EFFECT[İng.] / EFFET DE HAAS-VAN ALPHEN[Fr.] ile/değil/yerine/= DE HAAS-VAN ALPHEN ETKİSİ


- DE NOVO değil/yerine/= YENİ | YENİDEN


- DE NOVO[İng.] değil/yerine/= YENİDEN


- DEBİL ile DEBİLİTAN ile DEBİLİTE

( Bitkin, halsiz, güçsüz. İLE Bitkinleştirici, güçsüzleştirici. İLE Bitkinlik, halsizlik, güçsüzlük. )


- DEBRİDMAN ile DEBULKİNG

( Yara temizliği/kazıması. İLE Kitle/oylum azaltıcı. )


- DEBRİDMAN değil/yerine/= ÖLÜ DOKU TEMİZLİĞİ, KAZIMA


- DEBYE-FALKENHAGEN EFFECT[İng.] / EFFET DEBYE-FALKENHAGEN[Fr.] ile/değil/yerine/= DEBYE-FALKENHAGEN ETKİSİ


- DEBYE-HUCKEL EQUATION[İng.] ile/değil/yerine/= DEBYE-HÜCKEL EŞİTLİĞİ


- DEBYE İLE LARMOR İLE CYCLOTRON ile/||/<> PLAZMA ÖLÇEKLERİ

( Plazmadaki karakteristik uzunluk ve frekanslar. )

( Formül: λD = √(ε₀kT/ne²) )


- DEBYE-JAUNCEY SCATTERING[İng.] / DIFFUSION DE DEBYE-JAUNCEY[Fr.] / DEBYE-JAUNCEYSCHES ZERTSTREUEN[Alm.] ile/değil/yerine/= DEBYE-JAUNCEY SAÇILMASI


- DECARBOXYLATION[İng.] değil/yerine/= DEKARBOKSİLASYON

( Bir organik bileşikten bir COOH (karboksil) grubunun ayrılması olayıdır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- DECENTRALIZED[İng.] değil/yerine/= MERKEZİ OLMAYAN


- DECISION and DIRECTIVE and OPINION and RECOMMENDATION and REGULATION and RESOLUTION

( Karar. VE Yönerge. VE Görüş. VE Tavsiye kararı. VE Tüzük. VE İlke kararı. )


- DECISION :/yerine KARAR


- DECOMPRESSION SICKNESS[İng.] değil/yerine/= VURGUN

( Yüksek basınçlı bir bölgeden alçak basınçlı bir bölgeye geçilmesi durumunda vücutta gaz kabarcıklarının oluşması durumudur. Basınç azalması anlamına gelen bir terimdir. Bu durum dalgıçlarda ve pilotlarda daha çok görülmektedir. Dalgıçlar, suda derine doğru inip, normalde olması gerekenden hızlı bir biçimde yükselirse vurgun durumunu yaşayabilir. Bu durum eklem ağrıları, kızarıklık gibi semptomlardan felç hatta ölüme kadar gidebilmektedir fakat kişiden kişiye değişmektedir. Bazı bireyleri çok ciddi etkilerken, bazı bireyleri nerdeyse hiç etkilememektedir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- DEDEKTİF/HAFİYE değil/yerine/= İZSÜREN


- DEDE/NİNE
ile/ve/||/<>/>
ANNE/BABA
ile/ve/||/<>/>
ABLA/AĞABEY
ile/ve/||/<>/>
BEN
ile/ve/||/<>/>
ERKEK/KIZ KARDEŞ

( )

( SOFU/SOBO to/||/<>/> HAHA/ÇİÇİ to/||/<>/> ANİ/ANE to/||/<>/> WATAŞİ to/||/<>/> OTOTO/İMOTO )


- DEEP :/yerine DERİN


- DEEPLY :/yerine DERİNDEN


- DEF ile DEFA ile DEFİ ile DEFO ile DEFOLU ile DEFOSUZ ile DEFALARCA ile DEFLASYON


- DEFATEN[Ar. DEF-AT[çoğ.] + Fars. -EN] ile/değil DEFAATLE[Ar. DEFA-AT[çoğ.] + Tr. İLE]

( Ansızın, bir kerede, bir çırpıda. İLE/DEĞİL Yineleyerek/tekrarlayarak, defalarca. )


- DEF'ATEN[Ar.] ile DEF'ATEYN[Ar.]

( Bir defada, birden. İLE Şöhret, azamet. )


- DEFAULT[İng.] değil/yerine/= VARSAYILAN


- DEFEKASYON değil/yerine/= DIŞKILAMA


- DEFİBRİNASYON değil/yerine/= FİBRİNSİZLEŞ(TİR)ME


- DEFİN ile DEFİNE ile DEFİNECİ/LİK ile DEFİN RUHSATI


- DEFINITION vs. DIFFERENTATION


- DEFINITION vs. LIMITING


- DEFINITION :/yerine TANIM


- DEFINITION vs./and CAUSE/REASON


- DEFLASYON[Fr. < DÉFLATION] değil/yerine/= PARA KISITLAMASI


- DEFLEKSİYON/DEFLECTION[İng.] değil/yerine/= SAPIŞ


- DEFLEKSİYON/DEFLECTION[İng.] değil/yerine/= SAPIŞ


- DEFORMASYON[Fr. < DÉFORMATION] değil/yerine/= BİÇİMİ BOZULMA, BİÇİMSİZLEŞME


- DEFORMASYON/DEFORMATION[İng.] değil/yerine/= BİÇİMSİZLEŞME


- COURBE DE DÉFORMATION[Fr.] ile/değil/yerine/= DEFORMASYON EĞRİSİ


- DEFORMASYON değil/yerine BİÇİM BOZULMASI


- DEFORMASYON ile DEFORME ile DEFORMİTE

( Biçim bozukluğu, biçimini bozmak. İLE Bozuk biçimli, biçimsiz. İLE Biçim bozukluğu. )


- DEFORME/LİK ile DEFORMASYON


- DEFTERDAR değil/yerine/= İLSAYMAN


- DEGENERATION[İng.] değil/yerine/= DEJENERASYON

( Bozulma.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- DEĞER ile/değil YÖN

( [not] VALUE vs./but DIRECTION )


- DEĞERİ OLMAYAN ile/ve/değil DEĞERİNİ ÖLÇME OLANAĞI BULUNMAYAN


- DEĞER/İNİ BİLMEK:
SAHİP OLMADAN ÖNCE ile SAHİP İKEN ile KAYBETTİKTEN SONRA

( )

( )

( )

( )


- DEĞERİNİ/Zİ BİLİN!

( DEĞERİNİ/Zİ BİLİN!

Kırlangıç, bir adama âşık olmuş.

Penceresinin önüne konmuş, tüm cesâretini toplamış, tüylerini kabartmış, güzel durduğuna iknâ olduktan sonra...

Küçük, sevimli gagasıyla cama vurmuş.

Tık... tık... tık...

Adam, cama bakmış. Ama içeride kendi işleriyle ugraşıyormuş. Bir meşgulmüş, bir meşgulmüş! Kimmiş, onu işinden alıkoyan?

Minik bir kırlangıç!

Heyecanlı kırlangıç, telâşını bastırmaya çalışarak, deriiin bir soluk almış, şirin gagasını açmış, sözcükler dökülmeye başlamış:

- Hey adam! Ben seni seviyorum. Nedenini, niçinini sorma. Uzun zamandır, seni izliyorum. Bugün, cesâret buldum konuşmaya. Lütfen, pencereyi aç ve beni içeri al. Birlikte yaşayalım.

Adam birden parlamış.

- Yok daha neler?

- Durduk yerde sen de nereden çıktın şimdi? Olmaz alamam! demiş.

Gerekçesi de sersemceymiş:

- Sen kuşsun! Hiç kuş insana aşık olur mu?

Kırlangıç mahçup olmuş. Başını önüne eğmiş. Ama pes etmemiş, bir süre sonra tekrar pencereye gelmiş, gülümseyerek bir kez daha şansını denemiş:

- Adam, adam! Haydi aç artık şu pencereni. Al beni içeri! Ben, sana dost olurum. Hiç canını sıkmam.

Adam, kararlı; adam, ısrarlı:

- "Yok, yok ben seni içeri alamam" demiş. Biraz da kabaymış, sözü kısa kesmiş:

- "İşim gücüm var, git başımdan!"

Aradan bir zaman geçmiş. Kırlangıç, son kez adamın penceresine gitmiş:

- "Bak! Soğuklar da başladı, üşüyorum dışarıda. Aç şu pencereyi, al beni içeri! Yoksa, sıcak yerlere göç etmek zorunda kalırım. Çünkü, ben ancak sıcakta yaşarım. Pişman olmazsın, seni eğlendiririm. Birlikte yemek yeriz, bak hem sen de yalnızsın! Yalnızlığını paylaşırım..." demiş.

Bazıları, gerçekleri duymayı sevmezmiş. Adam, bu yalnızlık sorununa içerlemiş. Pek bir sinirlenmiş.

- "Ben, yalnızlığımdan memnunum!" demiş... Kuştan, onu rahat bırakmasını istemiş. Düpedüz kovmuş. Kırlangıç, son denemesinden de başarısızlıkla çıkınca, başını önüne eğmiş, çekip gitmiş.

Yine aradan zaman geçmiş. Adam, önce düşünmüş, sonra itiraf etmiş:

- "Hay benim akılsız başım" demiş.

- "Ne kadar aptallık ettim! Beklenmedik bir anda karşıma çıkan bir dostluk fırsatını teptim. Niye onun teklifini kabul etmedim ki? Şimdi böyle kös kös oturacağıma, zevkli vakit geçirirdik birlikte."

Pişman olmuş olmasına ama iş işten geçmiş. Yine de kendini rahatlatmayı ihmal etmemiş:

- "Sıcaklar başlayınca, kırlangıcım nasıl olsa yine gelir. Ben de onu içeri alır, mutlu bir yaşam sürerim."

Ve çok uzunca bir süre, sıcakların gelmesini beklemiş. Gözü yollardaymış. Yaz gelmiş, başka kırlangıçlar gelmiş. Ama... Onunki hiç görünmemiş!

Yazın sonuna kadar penceresi açık beklemiş ama boşuna. Kırlangıç, yokmuş!

Gelen başka kırlangıçlara sormuş ama gören olmamış. Sonunda, danışmak ve bilgi almak için bir bilge kişiye gitmiş.

Olanları anlatmış. Bilge kişi, gözlerini adama dikmiş ve demiş ki:

- "Kırlangıçların yaşamı, altı aydır..."

* * * * *

Yaşamda bazı fırsatlar vardır, yalnızca bir kez elimize geçer ve değerlendiremezsek uçup gider.

Yaşamda bazı kişiler vardır, sadece bir kez karşımıza çıkar, değerini bilemezsek kaçıp gider. Ve asla geri gelmezler. )


- VALENCE ELECTRONS[İng.] / ÉLECTRONS DE VALENCE[Fr.] / VALENZELEKTRONEN[Alm.] ile/değil/yerine/= DEĞERLİK ELEKTRONLARI


- VALENZELEKTRON[Alm.] ile/değil/yerine/= DEĞERLİK ELEKTRONU


- VALENCE TRANSITION[İng.] / TRANSITION DE VALENCE[Fr.] / VALENZÜBERGANG[Alm.] ile/değil/yerine/= DEĞERLİK GEÇİŞİ


- DEĞİL ile OLMAYAN

( NOT vs. UN )


- DEĞİLLEME = NEFİY, İNKÂR, SELB = NEGATION[İng., Fr., Alm.] = NEGATIO[Lat.] = APOPHASIS[Yun.]


- DEĞİN ile DEĞİN ile DEĞGİN

( "...'ya kadar/dek" gibi bir işin/durumun sona erdiği/ereceği zamanı/yeri gösteren sözcük. İLE Sincap. İLE İlişkin, üstüne, ait, dair. )


- DEĞİN ile DENLİ


- DEĞİNMEK ile DEĞİNİLMEK ile DEĞİNEBİLMEK ile DEĞİNİVERMEK ile DEĞİN ile DEĞİNİ


- DEĞİŞEN ile/ve/<> DEĞİŞMEYEN

( Değişmeyen de değişecek olanın/değişmesi gerekenin değişimine etkide/katkıda bulunabilir. )

( Değişme gereksiniminde olan nasılsa değişecektir. )

( İçinizde değişmeyen nedir? )

( Değişmez olan, ancak sessizlik içinde idrak edilebilir. )

( Doğrulukta, değişmez oluruz. )

( Değişmez olan, işimize yaramaz. )

( Değişmeyenin bilincinde olamayız. )

( Değişmez-olanı anlamak, değişmez-olan olmak demektir. )

( Kendinizi değişmek olarak, değişken zihnin tanığı olarak bilin. Bu yeterlidir. )

( Hareket eden'in içinde devinimsiz olan'ı, değişenin içinde değişmez olanı ayırt edebilmeyi öğrenelim, ta ki tüm farkların sadece görünüşte olduğunu ve birliğin gerçek olduğunu idrak edinceye kadar. )

( Değişmez ve mutluluk-verici olanı bulmak için değişen ve acı verici olana sarılmayı bırakmak zorundasınız. )

( TÜREV: Değişkenin değişkeni. )

( What needs changing shall change anyhow.
What is it in you that does not change?
The unchangeable can only be realised in silence.
You become immovable in reticence.
You cannot be conscious of what does not change.
To realise the immovable means to become immovable.
Know yourself to be the changeless witness of the changeful mind. That's enough.
Learn to distinguish the immovable in the movable, the unchanging in the changing, till you realise that all differences are in appearance only and oneness is a fact.
To find the immutable and blissful you must give up your hold on the mutable and painful. )

( DEĞİŞENDE DEĞİŞMEYEN: ORAN )

( IN THE TERM OF CHANGE vs./and/<> NOT IN THE TERM OF CHANGE )


- DEĞİŞEN ile/ve/değil DÖNÜŞEN

( Doğa. İLE/VE/DEĞİL Zekâ. )


- DEĞİŞİK "AÇILARDAN/YÖNLERDEN" değil ÇEŞİTLİ AÇILARDAN/YÖNLERDEN


- DEĞİŞİM = ALTERATION/VARIATION[İng.] = VARIATION[Fr.] = UNTERSCHIED[Alm.] = VARIAZIONE[İt.] = VARIACIÓN[İsp.]


- DEĞİŞİM ve/||/<> DEĞİŞİMDE DEĞİŞMEYEN ve/||/<> CANLI-CANSIZ ve/||/<> KÜTLE/YER ÇEKİMİ


- DEĞİŞİM ile DEĞİŞİNİM/MUTASYON

( Bir süreç içindeki değişikliklerin tümü. | Yeni döllerin, atalarına tıpatıp benzememesini sağlayan özelliklerin tümü. | Üretilen malların, başka mallar ya da para karşılığı takası. | Bir niceliğin, birbirinden ayrı değerler alması ya da böyle iki değer arasındaki ayrım. | Rüzgârın yön değiştirmesi. @@ Doğada ve toplumda, niteliksel değişmelerin, yavaş yavaş değil birdenbire olması, bir şeyin, ortam ve koşullarını bulduğunda, birdenbire nitelik değiştirmesi. )

( ALTERATION/VARIATION vs. MUTATION )


- VARIATION[Fr.] ile/değil/yerine/= DEĞİŞİM


- DEĞİŞİMLERDE, DEĞİŞMEDEN KALAN ile DEĞİŞMEZ OLANLARIN, DEĞİŞİMLERDE ORTAYA ÇIKMASI

( Hareket eden'in, içinde devinimsiz olan'ı, değişenin içinde değişmez olanı ayırt edebilmeyi öğrenelim, ta ki tüm farkların sadece görünüşte olduğunu ve birliğin gerçek olduğunu idrak edinceye kadar. )

( Yunan Düşüncesi: Değişkenliğin içindeki değişmezliği[subûtiyeti] aramak. )

( Harekete neden olan, hareket etmeyen/ler. )

( LEFT BEHIND THE ALTERATION WITHOUT CHANGE vs. APPEARING OF CONSTANTS IN ALTERATION )


- DEĞİŞKE/VARYANT[Fr. VARIANTE | İNG. VARIANT] ile/||/<> SÜRÜM/VERSİYON[Fr./İNG. VERSION]

( Bir yol ağı üzerinde, belirli bir noktadan ayrılarak başka bir noktadan aynı yolla birleşen ikinci derecedeki yol. | Masal, efsane, bilmece, oyun, gelenek vb. bir metnin, bir yapıtın, bir olayın aslından az çok ayrılan değişik biçimli olanı. | Değişke. İLE/||/<> Yorum. | Sürüm. )


- MÜTENÂVİB CEREYAN[Osm.] / ALTERNATING CURRENT[İng.] ile/değil/yerine/= DEĞİŞKEN AKIM


- SYNCHROTRON À GRADIENT ALTERNÉ[Fr.] ile/değil/yerine/= DEĞİŞKEN EĞİMLİ SİNKROTRON


- WECHSELGRADIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= DEĞİŞKEN GRADYAN


- SYNCHROTRON MIT ALTERNIERENDEM GRADIENTEN, WECHSELGRADIENTENSYNCHROTRON[Alm.] ile/değil/yerine/= DEĞİŞKEN GRADYANLI SENKROTRON


- ALTERNATING GRADIENT SYNCHROTRON[İng.] ile/değil/yerine/= DEĞİŞKEN YÖNELMELİ SİNKROTRON


- DEĞİŞKEN ile/||/<> BAĞLAMSAL


- DEĞİŞKEN ile DALGALANMA ile DALGALANAN ile DALGALANMA

( FLUCTUANT vs. FLUCTUATE vs. FLUCTUATING vs. FLUCTUATION )

( نوساني ile نوسان کردن ile نوسان داشتن ile مواج ile نوسان )

( نوساني ile NOSAN KARDAN ile NOSAN DASHTAN ile MOVAJ ile NOSAN )


- DEĞİŞKEN ile/ve DEĞİŞKİ

( VARIABLE vs./and ... )

( ... cum/et AFFECTION )


- DEĞİŞKEN ile/ve GİZLİ DEĞİŞKEN

( VARIABLE vs. HIDDEN VARIABLE )