Bugün[02 Ocak 2026]
itibarı ile 11.561 başlık/FaRk ile birlikte,
11.561 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(11/48)


- DEEPLY :/yerine DERİNDEN


- DEF ile DEFA ile DEFİ ile DEFO ile DEFOLU ile DEFOSUZ ile DEFALARCA ile DEFLASYON


- DEFATEN[Ar. DEF-AT[çoğ.] + Fars. -EN] ile/değil DEFAATLE[Ar. DEFA-AT[çoğ.] + Tr. İLE]

( Ansızın, bir kerede, bir çırpıda. İLE/DEĞİL Yineleyerek/tekrarlayarak, defalarca. )


- DEF'ATEN[Ar.] ile DEF'ATEYN[Ar.]

( Bir defada, birden. İLE Şöhret, azamet. )


- DEFAULT[İng.] değil/yerine/= VARSAYILAN


- DEFEKASYON değil/yerine/= DIŞKILAMA


- DEFİBRİNASYON değil/yerine/= FİBRİNSİZLEŞ(TİR)ME


- DEFİN ile DEFİNE ile DEFİNECİ/LİK ile DEFİN RUHSATI


- DEFINITION vs. DIFFERENTATION


- DEFINITION vs. LIMITING


- DEFINITION :/yerine TANIM


- DEFINITION vs./and CAUSE/REASON


- DEFLEKSİYON/DEFLECTION[İng.] değil/yerine/= SAPIŞ


- DEFLEKSİYON/DEFLECTION[İng.] değil/yerine/= SAPIŞ


- DEFORMASYON/DEFORMATION[İng.] değil/yerine/= BİÇİMSİZLEŞME


- DEFORMASYON değil/yerine BİÇİM BOZULMASI


- DEFORMASYON ile DEFORME ile DEFORMİTE

( Biçim bozukluğu, biçimini bozmak. İLE Bozuk biçimli, biçimsiz. İLE Biçim bozukluğu. )


- DEFORME/LİK ile DEFORMASYON


- DEFTERDAR değil/yerine/= İLSAYMAN


- DEĞER ile/değil YÖN

( [not] VALUE vs./but DIRECTION )


- DEĞERİ OLMAYAN ile/ve/değil DEĞERİNİ ÖLÇME OLANAĞI BULUNMAYAN


- DEĞER/İNİ BİLMEK:
SAHİP OLMADAN ÖNCE ile SAHİP İKEN ile KAYBETTİKTEN SONRA

( )

( )

( )

( )


- DEĞERİNİ/Zİ BİLİN!

( DEĞERİNİ/Zİ BİLİN!

Kırlangıç, bir adama âşık olmuş.

Penceresinin önüne konmuş, tüm cesâretini toplamış, tüylerini kabartmış, güzel durduğuna iknâ olduktan sonra...

Küçük, sevimli gagasıyla cama vurmuş.

Tık... tık... tık...

Adam, cama bakmış. Ama içeride kendi işleriyle ugraşıyormuş. Bir meşgulmüş, bir meşgulmüş! Kimmiş, onu işinden alıkoyan?

Minik bir kırlangıç!

Heyecanlı kırlangıç, telâşını bastırmaya çalışarak, deriiin bir soluk almış, şirin gagasını açmış, sözcükler dökülmeye başlamış:

- Hey adam! Ben seni seviyorum. Nedenini, niçinini sorma. Uzun zamandır, seni izliyorum. Bugün, cesâret buldum konuşmaya. Lütfen, pencereyi aç ve beni içeri al. Birlikte yaşayalım.

Adam birden parlamış.

- Yok daha neler?

- Durduk yerde sen de nereden çıktın şimdi? Olmaz alamam! demiş.

Gerekçesi de sersemceymiş:

- Sen kuşsun! Hiç kuş insana aşık olur mu?

Kırlangıç mahçup olmuş. Başını önüne eğmiş. Ama pes etmemiş, bir süre sonra tekrar pencereye gelmiş, gülümseyerek bir kez daha şansını denemiş:

- Adam, adam! Haydi aç artık şu pencereni. Al beni içeri! Ben, sana dost olurum. Hiç canını sıkmam.

Adam, kararlı; adam, ısrarlı:

- "Yok, yok ben seni içeri alamam" demiş. Biraz da kabaymış, sözü kısa kesmiş:

- "İşim gücüm var, git başımdan!"

Aradan bir zaman geçmiş. Kırlangıç, son kez adamın penceresine gitmiş:

- "Bak! Soğuklar da başladı, üşüyorum dışarıda. Aç şu pencereyi, al beni içeri! Yoksa, sıcak yerlere göç etmek zorunda kalırım. Çünkü, ben ancak sıcakta yaşarım. Pişman olmazsın, seni eğlendiririm. Birlikte yemek yeriz, bak hem sen de yalnızsın! Yalnızlığını paylaşırım..." demiş.

Bazıları, gerçekleri duymayı sevmezmiş. Adam, bu yalnızlık sorununa içerlemiş. Pek bir sinirlenmiş.

- "Ben, yalnızlığımdan memnunum!" demiş... Kuştan, onu rahat bırakmasını istemiş. Düpedüz kovmuş. Kırlangıç, son denemesinden de başarısızlıkla çıkınca, başını önüne eğmiş, çekip gitmiş.

Yine aradan zaman geçmiş. Adam, önce düşünmüş, sonra itiraf etmiş:

- "Hay benim akılsız başım" demiş.

- "Ne kadar aptallık ettim! Beklenmedik bir anda karşıma çıkan bir dostluk fırsatını teptim. Niye onun teklifini kabul etmedim ki? Şimdi böyle kös kös oturacağıma, zevkli vakit geçirirdik birlikte."

Pişman olmuş olmasına ama iş işten geçmiş. Yine de kendini rahatlatmayı ihmal etmemiş:

- "Sıcaklar başlayınca, kırlangıcım nasıl olsa yine gelir. Ben de onu içeri alır, mutlu bir yaşam sürerim."

Ve çok uzunca bir süre, sıcakların gelmesini beklemiş. Gözü yollardaymış. Yaz gelmiş, başka kırlangıçlar gelmiş. Ama... Onunki hiç görünmemiş!

Yazın sonuna kadar penceresi açık beklemiş ama boşuna. Kırlangıç, yokmuş!

Gelen başka kırlangıçlara sormuş ama gören olmamış. Sonunda, danışmak ve bilgi almak için bir bilge kişiye gitmiş.

Olanları anlatmış. Bilge kişi, gözlerini adama dikmiş ve demiş ki:

- "Kırlangıçların yaşamı, altı aydır..."

* * * * *

Yaşamda bazı fırsatlar vardır, yalnızca bir kez elimize geçer ve değerlendiremezsek uçup gider.

Yaşamda bazı kişiler vardır, sadece bir kez karşımıza çıkar, değerini bilemezsek kaçıp gider. Ve asla geri gelmezler. )


- DEĞİL ile OLMAYAN

( NOT vs. UN )


- DEĞİLLEME = NEFİY, İNKÂR, SELB = NEGATION[İng., Fr., Alm.] = NEGATIO[Lat.] = APOPHASIS[Yun.]


- DEĞİN ile DEĞİN ile DEĞGİN

( "...'ya kadar/dek" gibi bir işin/durumun sona erdiği/ereceği zamanı/yeri gösteren sözcük. İLE Sincap. İLE İlişkin, üstüne, ait, dair. )


- DEĞİN ile DENLİ


- DEĞİNMEK ile DEĞİNİLMEK ile DEĞİNEBİLMEK ile DEĞİNİVERMEK ile DEĞİN ile DEĞİNİ


- DEĞİŞEN ile/ve/<> DEĞİŞMEYEN

( Değişmeyen de değişecek olanın/değişmesi gerekenin değişimine etkide/katkıda bulunabilir. )

( Değişme gereksiniminde olan nasılsa değişecektir. )

( İçinizde değişmeyen nedir? )

( Değişmez olan, ancak sessizlik içinde idrak edilebilir. )

( Doğrulukta, değişmez oluruz. )

( Değişmez olan, işimize yaramaz. )

( Değişmeyenin bilincinde olamayız. )

( Değişmez-olanı anlamak, değişmez-olan olmak demektir. )

( Kendinizi değişmek olarak, değişken zihnin tanığı olarak bilin. Bu yeterlidir. )

( Hareket eden'in içinde devinimsiz olan'ı, değişenin içinde değişmez olanı ayırt edebilmeyi öğrenelim, ta ki tüm farkların sadece görünüşte olduğunu ve birliğin gerçek olduğunu idrak edinceye kadar. )

( Değişmez ve mutluluk-verici olanı bulmak için değişen ve acı verici olana sarılmayı bırakmak zorundasınız. )

( TÜREV: Değişkenin değişkeni. )

( What needs changing shall change anyhow.
What is it in you that does not change?
The unchangeable can only be realised in silence.
You become immovable in reticence.
You cannot be conscious of what does not change.
To realise the immovable means to become immovable.
Know yourself to be the changeless witness of the changeful mind. That's enough.
Learn to distinguish the immovable in the movable, the unchanging in the changing, till you realise that all differences are in appearance only and oneness is a fact.
To find the immutable and blissful you must give up your hold on the mutable and painful. )

( DEĞİŞENDE DEĞİŞMEYEN: ORAN )

( IN THE TERM OF CHANGE vs./and/<> NOT IN THE TERM OF CHANGE )


- DEĞİŞEN ile/ve/değil DÖNÜŞEN

( Doğa. İLE/VE/DEĞİL Zekâ. )


- DEĞİŞİK "AÇILARDAN/YÖNLERDEN" değil ÇEŞİTLİ AÇILARDAN/YÖNLERDEN


- DEĞİŞİM = ALTERATION/VARIATION[İng.] = VARIATION[Fr.] = UNTERSCHIED[Alm.] = VARIAZIONE[İt.] = VARIACIÓN[İsp.]


- DEĞİŞİM ve/||/<> DEĞİŞİMDE DEĞİŞMEYEN ve/||/<> CANLI-CANSIZ ve/||/<> KÜTLE/YER ÇEKİMİ


- DEĞİŞİM ile DEĞİŞİNİM/MUTASYON

( Bir süreç içindeki değişikliklerin tümü. | Yeni döllerin, atalarına tıpatıp benzememesini sağlayan özelliklerin tümü. | Üretilen malların, başka mallar ya da para karşılığı takası. | Bir niceliğin, birbirinden ayrı değerler alması ya da böyle iki değer arasındaki ayrım. | Rüzgârın yön değiştirmesi. İLE Doğada ve toplumda, niteliksel değişmelerin, yavaş yavaş değil birdenbire olması, bir şeyin, ortam ve koşullarını bulduğunda, birdenbire nitelik değiştirmesi. )

( ALTERATION/VARIATION vs. MUTATION )


- DEĞİŞİMLERDE, DEĞİŞMEDEN KALAN ile DEĞİŞMEZ OLANLARIN, DEĞİŞİMLERDE ORTAYA ÇIKMASI

( Hareket eden'in, içinde devinimsiz olan'ı, değişenin içinde değişmez olanı ayırt edebilmeyi öğrenelim, ta ki tüm farkların sadece görünüşte olduğunu ve birliğin gerçek olduğunu idrak edinceye kadar. )

( Yunan Düşüncesi: Değişkenliğin içindeki değişmezliği[subûtiyeti] aramak. )

( Harekete neden olan, hareket etmeyen/ler. )

( LEFT BEHIND THE ALTERATION WITHOUT CHANGE vs. APPEARING OF CONSTANTS IN ALTERATION )


- DEĞİŞKE/VARYANT[FR. VARIANTE | İNG. VARIANT] ile/||/<> SÜRÜM/VERSİYON[FR./İNG. VERSION]

( Bir yol ağı üzerinde, belirli bir noktadan ayrılarak başka bir noktadan aynı yolla birleşen ikinci derecedeki yol. | Masal, efsane, bilmece, oyun, gelenek vb. bir metnin, bir yapıtın, bir olayın aslından az çok ayrılan değişik biçimli olanı. | Değişke. İLE/||/<> Yorum. | Sürüm. )


- DEĞİŞKEN ile DALGALANMA ile DALGALANAN ile DALGALANMA

( FLUCTUANT vs. FLUCTUATE vs. FLUCTUATING vs. FLUCTUATION )

( نوساني ile نوسان کردن ile نوسان داشتن ile مواج ile نوسان )

( نوساني ile NOSAN KARDAN ile NOSAN DASHTAN ile MOVAJ ile NOSAN )


- DEĞİŞKEN ile/ve DEĞİŞKİ

( VARIABLE vs./and ... )

( ... cum/et AFFECTION )


- DEĞİŞKEN ile/ve GİZLİ DEĞİŞKEN

( VARIABLE vs. HIDDEN VARIABLE )


- DEĞİŞKEN ile/ve/değil/||/<>/< OLASILIK

( [not] VARIABLE vs./and/||/<>/and/but/< PROBABILITY
PROBABILITY instead of VARIABLE )


- DEĞİŞKEN ile/||/<> SABİT

( Değişken bilinmeyen İLE sabit belirli değerdir )

( Formül: x İLE 5 )


- DEĞİŞKEN ile/ve/değil/||/<>/< VERİ

( Her değişken, bir veridir fakat her veri bir değişken değildir. )

( [not] VARIABLE vs./and/||/<>/but/< DATA
DATA instead of VARIABLE )


- DEĞİŞMEYEN ile/ve/>/değil/yerine DÖNÜŞÜMDE, DEĞİŞMEYEN


- DEĞİŞMEYEN ile/ve/değil/||/<> ORTAK


- DEĞİŞMEYEN/LER ile/ve DEĞİŞENLERDE DEĞİŞMEYEN


- DEĞİŞTİRGEN -ile

( PARAMETER )


- DEGRADASYON/DEGRADATION[İng.] değil/yerine/= BOZUNMA | YIKILIM


- DEGRADASYON değil/yerine/= BOZUNMA, YIKIM


- DEGRADASYON ile DEGRANÜLASYON ile DEJAVU

( Yıkım, parçalanma. İLE Tanecik boşalımı. İLE Görmüş gibilik, yaşanmışlık yanılsaması. )


- DEGRADE ile GRADYEN


- DEGRADER İLE PROTAC İLE MOLECULAR GLUE ile/||/<> PROTEİN DEGRADASYON

( Hedefli protein yıkımı. )

( Formül: POI-PROTAC-E3 )


- DEHÂN[Fars.] ile DEHEN[Fars.]

( Ağız. İLE Ağız. )


- DEHİDRATASYON/DEHYDRATION[İng.] değil/yerine/= SU-YÜKÜN YİTIMİ/SU KAYBI


- DEHÛN[Fars.] ile DEH-ÜM[Fars.]

( Ezber okuma, anımsama. İLE Onuncu. )


- DEJENERASYON ile ASİMİLASYON


- DEJENERASYON ile DEJENERATİF ile DEJENERE

( Yozlaşma, bozulma. İLE Yozlaştırıcı, bozucu. İLE Yoz, yozlaşmış. )


- DEJENERASYON/DEGENERATION[İng.] değil/yerine/= YOZLAŞMA | BOZUNMA


- DEJENERATİF/DEGENERATIVE[İng.] değil/yerine/= BOZUNDURAN


- DEJENERE ile DEJENERASYON ile DEJENERATİF

( DEGENERATE vs. DEGENERATION vs. DEGENERATIVE )

( ناخلف ile انحطاط ile فساد ile فاسد کننده )

( NAKHOLF ile ENHETAT ile FESAD ile FASAD KONANDEH )


- DEJENERELEŞMEK ile DEJENERE/LİK ile DEJENERASYON


- DEKALSİFİKASYON değil/yerine/= KİREÇSİZLEŞME


- DEKAN değil/yerine/= YETİLBEY

( Mâlî Papaz. DEĞİL/YERİNE ... )


- DEKATLON ile DEKATLONCU


- [Yun.] DEKATLON ile TRİATLON ile PENTATLON

( 100 m. koşusu, uzun atlama, gülle atma, yüksek atlama, 400 m. koşusu, 110 m. engelli koşu, disk atma, sırıkla yüksek atlama, cirit atma, 1500 m. koşularını içeren atletizm yarışması. İLE Üç ayrı sporun[sırasıyla, yüzme, bisiklet ve koşu] yapıldığı yarışma. İLE Eski Yunan'da, koşu, uzun atlama, cirit atma, disk atma ve güreşi kapsayan atletizm yarışması. | Beş spor dalını [uzun atlama, mızrak atma, 200 m. koşusu, disk atma, 1500 m. koşusu] kapsayan atletizm yarışması. )


- DEKLARASYON değil/yerine/= BİLDİRİM


- DEKLARE ile DEKLARASYON


- DEKOLMAN değil/yerine/= AYRILMA


- DEKOMPANSASYON ile/||/<> DEKOMPANSE

( Dengelenememe. | Ödünleyememe. İLE/VE/|| Dengelenememiş. | Ödünlenememiş. )


- DEKOMPANSASYON ile DEKOMPANSE

( Dengelenememe, telâfi edilememe, yetmezlik. İLE Dengelenememiş, telâfi edilememiş, yetmez. )


- DEKOMPANZASYON/DECOMPENSATION[İng.] değil/yerine/= DENGELENEMEME | DAĞILMA


- DEKOMPOZE OLMAK ile DEKOMPOZİSYON

( Ayrışmak, parçalanmak. İLE Ayrışım, parçalanma. )


- DEKOMPRESYON/DECOMPRESSION SICKNESS[İng.] değil/yerine/= BASI GİDERME | BASINÇ GİDERME | VURGUN


- DEKONJESTAN ile DEKONJESYONE ETMEK

( Kan dolum/göllenme giderici. İLE Kan dolumunu/göllenmeyi gidermek. )


- DEKOR ile DEKORASYON ile TERBİYELİ

( DECOR vs. DECORATION vs. DECOROUS )

( دکور ile تزيين ile تراز ile آرايشگري ile آرايش ile پيراستگي ile پيرايش ile آذين بندي ile پيرايه ile دکر ile زينت دار )

( DOKOR ile TEZYYNE ile TARAZ ile ARAYSHGARY ile ARAYSH ile PEYRASTGY ile PEYRAYSH ile AZYNE BANDY ile پيرايه ile DEKAR ile ZYNAT DAR )


- DEKOR ile DEKORE ile DEKORCU/LUK ile DEKORASYON


- DEKREŞENDO/DECRESCENDO[İng.] değil/yerine/= GİDEREK AZALAN


- DEKREŞENDO değil/yerine/= GİDEREK AZALAN


- DELÂLETEN ile/ve/<> İŞÂRETEN

( Doğrudan. İLE Dolaylı. )


- DELÂLETU'L-KELÂM[Ar.] ile DELÂLETU'L-BURHÂN[Ar.]


- DELEGE/LİK ile DELEGASYON


- DELESYON değil/yerine/= SİLİNME | YİTİM


- DELİK ile AVGIN

( ... İLE Duvarda, suyun geçmesine yarayan delik. | Üstü kapalı su yolu. )


- DELİK ile/değil BARBAKAN

( ... İLE/DEĞİL Kale duvarlarında, düşmana ok atmak üzere açılmış delik. )


- DELİKANLI ile MERDİVEN

( LAD vs. LADDER )

( جوانک ile پسرک ile نردبان بکار بردن ile نردبان ile نردبان ساختن )

( JAVANK ile PASARK ile NARDBAN BEKAR BARDAN ile NARDBAN ile NARDBAN SAKHTAN )


- DELİLİK ile/ve/değil İNANÇ/İMAN


- DELİSİ OLMAK/OLAN ile/değil/yerine DÜŞKÜN


- DELMEK ile MATKAP BASIN ile SONDAJ ile SONDAJ KULESİ

( DRILL vs. DRILL PRESS vs. DRILLING vs. DRILLING DERRICK )

( مته زدن ile دريل ile مته ile متهزدن ile مته کردن ile تمرين ile مشق نظامي ile متهکردن ile مثقب ile بامته سوراخ کردن ile مته فشاري ile مته زني ile برج چاه )

( MOTEH ZADAN ile دريل ile MOTEH ile MOTEHAZDAN ile MOTEH KARDAN ile TAMARYNE ile MOSHGH NEZAMY ile MOTEHKARDAN ile مثقب ile BAMETEH SORAKH KARDAN ile MOTEH FESHARY ile MOTEH ZANY ile BARJ CHAH )


- HEZEYAN[Ar.]/DELÜZYON/DELUSION[İng.] değil/yerine/= SANRI


- DEM'ÂN[Ar.] ile DEMÂN[Ar.]

( İçi pek dolu, ağzına kadar dolu kap. İLE Heyecanlı, hiddetli. | Kükremiş. | Bağırıp çığırma. | Heybetli, zorlu. | Vakit, zaman. )


- DEMARKASYON değil/yerine/= AYRIM ÇİZGİSİ


- DEMARKASYON ile DEMARKE

( Sınır. İLE Sınırlı, ayrık. )


- DEMON ile DAIMON


- DEMONSTRASYON/DEMONSTRATION[İng.] değil/yerine/= TANITIM GÖSTERİSİ


- DEMONSTRASYON ile/||/<> DEMONSTRATİF

( Gösterme. | Görsel anlatım. İLE/VE/|| Tanıtıcı. )


- DEMONSTRATION :/yerine GÖSTERİ


- DEMORALİZASYON değil/yerine/= ÖZCÜL GÜÇ YİTİMİ


- DEMORALİZE ile DEMORALİZASYON


- DEN- ile/||/<> DENT-/DENTA-/DENTİ-/DENTİA-/DENTO-

( Diş. İLE/||/<> Diş, dişlerle ilgili. )


- DENATÜRASYON ile/||/<> DENATÜRE

( Bozunma. İLE/VE/|| Bozunmuş. )


- DENATÜRASYON ile DENATÜRE

( Bozunma, bozulma. İLE Bozunmuş, bozulmuş. )


- DENDEN ile DENDEN İŞARETİ


- DENDRİMER İLE KALİXAREN İLE SİKLODEKSTRİN ile/||/<> SUPRAMOLEKÜLER YAPI TAŞLARI

( Host molekül platformları. )

( Formül: α-CD (6) İLE β-CD (7) İLE γ-CD (8) )


- DENERVASYON ile DENOVO/DE NOVO

( Sinirsizleş[tir]me. İLE Yeni, kendi olarak, kendiliğinden. )


- DENERVASYON değil/yerine/= SİNİRSİZLEŞME


- DENETLEME:
ÜRETİM ÜZERİNDEN ile/ve/değil/||/<>/< TÜKETİM ÜZERİNDEN


- DENEYEN ile/ve/değil/yerine/||/<>/< GÖZLEMLEYEN ile/ve/değil/yerine/||/<>/< DİNLEYEN

( "Aptal/ahmak". İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< "Yarı akıllı". İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Akıllı. )

( DİNLEYEN, DİNLENİR [DİNLEYENİ, DİNLERLER]
DİNLEYEN, DİNLENİR [DİNLEYEN, RAHAT EDER]
DİNLEYEN, DİNLENİR [DİNLEYEN, DİN SAHİBİ OLUR] )


- DENEYİM ile/ve/||/<> DENEYİMLENİLEN


- DENEYİM ile İLM-İ LEDÜN

( Kendi öğrendiğin. İLE Allah'ın öğrettiği. )


- DENEYİMLENİLEBİLECEK OLANIN "İSTENİLMESİ/BEKLENİLMESİ" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< DENEYİMLEMEKTE OLUNAN


- DENEYİMLEYEN ile/ve/||/<> DENEYİMLEME BAĞI ile/ve/||/<> DENEYİMLENİLEN


- DENGE ve/||/<>/> KONFOR[=> ÇÜRÜME] ve/||/<>/> SORUN ve/||/<>/> KARMAŞA ve/||/<>/> ÇÖZÜMLER/ÇARELER

( En "dengeli" ya da eşit durum, ölümdür. VE/||/<>/> En konforlu durum, çürümedir ve mezarlıktadır. VE/||/<>/> En büyük/ciddi "sorunlar" ile harekete geçilir. VE/||/<>/> En hareketli ortamlarda karmaşa ve kargaşa oluşur. VE/||/<>/> Daha iyi/nitelikli/isabetli çözümler oluş(tur)maya başlarız. )


- DENGİNİ ARAMAK/ARAYAN ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KENDİNİ ARAMAK/ARAYAN

( "Küçük zihinliler". DEĞİL/YERİNE İleri zihinliler. )


- DENİZ KAPLUMBAĞALARI ALT SINIFLARINDA:
SİNİ ile D.KAPLUMBAĞASIGİLLER ile ZEYTİN RENKLİ ile ARCHELON ile PROTOSTEGA ile TOXOCHELYIDAE ile THALASSEMYDIDAE ile PROTOSTEGIDAE

( İki yılda bir çiftleşirler.[Altı yuvaya kadar, her yuvaya yüzden fazla yumurta bırakabilir.][Yavrular, yaklaşık altmış günde yumurtalarından çıkar.] İLE ... İLE ... İLE ... İLE ... İLE ... İLE ... )


- DENİZ ile/||/<> NAVİGASYON

( Kitab-ı Bahriye İLE Akdeniz navigasyon rehberi )

( Piri Reis tarafından 1521 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1465-1553) (Ülke: Osmanlı) (Önemli katkıları: Dünya haritası, Kitab-ı Bahriye denizcilik ansiklopedisi) )


- [ne yazık ki] :( ((((((
DENİZ GEZMİŞ ve/||/<> YUSUF ASLAN ve/||/<> HÜSEYİN İNAN

( image )


- DENİZLİ[< DONGUZLU] ile/ve VAN ile/ve MALATYA ile/ve NİĞDE ile/ve UŞAK ile/ve ISPARTA


- DENOUNCE/DISSOLUTION >< RATIFICATION

( Fesih. >< Onay. )


- DENY vs. REJECTION vs. OBJECTION


- DEPARTMAN değil/yerine/= BÖLÜM | ANA BİLİM DALI


- DEPİLASYON ile DEPİLATÖR

( Kılsızlaştırma. İLE Kıl dökücü/sökücü. )


- DEPLESYON/DEPLETION[İng.] değil/yerine/= TÜKENME | SİLINME


- DEPLESYON değil/yerine/= TÜKENME


- DEPOLARİZASYON/DEPOLARIZATION[İng.] değil/yerine/= KUTUPSUZLAŞMA


- DEPOLARİZASYON ile/||/<> HİPERPOLARİZASYON

( Depolarizasyon pozitife İLE hiperpolarizasyon negatife kaymadır )

( Formül: Uyarılma İLE baskılanma )


- DEPOLARİZASYON değil/yerine/= KUTUPSUZLAŞMA


- DEPRESAN değil/yerine/= BASKILAYICI


- DEPRESÖR/DEPRESSOR[İng.] değil/yerine/= AŞAĞI ÇEKEN


- DEPRESSION :/yerine DEPRESYON


- DEPRESYON ile/||/<> DEPRESİF

( Çökkünlük. | Çökme. İLE/VE/|| Çökkün. )


- DEPRESYON ile MELANKOLİ ile HİSTERİ/K["İSTERİK" değil!]

( Modern çağda. İLE Ortaçağda. İLE Antik çağda. )

( Daha çok kadınlarda görülen ortak hastalıklardan. )

( Dünyada her yıl, kadınların %10'u, beylerin %3-4'ü ciddi boyutta depresyona girmektedir. )


- DEPRESYON ile MUTSUZ OLMA

( )


- DEPRESYON ile/ve/değil/||/<>/< STRES


- DERDE:
DERMAN ile/ve/değil/yerine/||/<> TESELLİ


- DERDEME = YEDİ GEZEGEN


- [ne yazık ki]
DERDİ DÜNYA OLAN ve/||/<>/> DÜNYA KADAR DERDİ OLAN


- DERECE İLE RADYAN İLE GRADYAN ile/||/<> AÇI ÖLÇÜ BİRİMLERİ

( Açı ölçüm sistemleri. )

( Formül: 1 rad = 180°/π )


- DERGİ ile/değil BELLETEN

( ... İLE/DEĞİL Bilim kurumlarının çalışmaları ile ilgili yazı ve haberlerin yayımlandığı dergi, bilim dergisi. )


- DERİ ile KORUN

( ... İLE Üst derinin en dış tabakası. )


- DERİN OLAN değil KISA OLAN

( Kuyu. DEĞİL İp. )


- DERİN ile DERİN KARANLIK ile DERİNLEŞTİRMEK ile DERİNDEN

( DEEP vs. DEEP DARKNESS vs. DEEPEN vs. DEEPLY )

( سير ile عميق ile ژرف ile عميقانه ile گود ile عمقي ile ضلمات ile تعميق کردن ile گود شدن ile عمقي شدن ile گود کردن ile عميقا )

( SYR ile AMYGH ile ZHERF ile عميقانه ile GOD ile OMGHY ile ضلمات ile TAMYGH KARDAN ile GOD SHODAN ile OMGHY SHODAN ile GOD KARDAN ile AMYGHA )


- DERİN ile/ve/değil SAKİN

( [not] DEEP vs./and/but CALM )


- DERİNDEN ile DERİNDEN DERİNE


- DERİNLETMEK ile DERİNLEŞMEK ile DERİNLEŞTİRMEK ile DERİNLEŞEBİLMEK ile DERİNLEŞTİRİLMEK ile DERİNLEŞTİRİLEBİLMEK ile DERİN/LİK ile DERİNCE ile DERİN UYKU ile DERİNLİKLİ ile DERİN DERİN ile DERİNLİKSİZ ile DERİN DEVLET ile DERİN SOĞUTMA ile DERİN SOĞUTUCU ile DERİN DONDURUCU ile DERİNLİK ÖLÇÜMÜ ile DERİNLİK KAYAÇLARI


- DERİVASYON/DERIVATION[İng.] değil/yerine/= ELEKTRİK GERILIM FARKI | TÜRETME


- DERİVASYON ile/||/<> DERİVATİF

( Türev. İLE/VE/|| Türemiş. )


- DERİVASYON ile DERİVATİF/DERİVE

( Türev, türeme, türetme, köken. İLE Türev, türemiş. )


- DERMA/DERMATO/DERMO- ile DERMAL/DERMATİK ile DERMABRAZYON ile DERMATOGLİFİKS ile DERMATOLOG ile DERMATOLOJİ ile DERMATOLOJİK ile DERMATOM ile DERMATOZ ile DERMİS ile DERMOAKTİF ile DERMOİD

( Deri [ile ilgili]. İLE Deri [ile ilgili]. İLE Deri kazıma. İLE Deri çizgileri, deri çizgibilim. İLE Deri sayrılıkları uzmanı. İLE Deri sayrılıkları bilimi. İLE Deri sayrılıkları [ile ilgili]. İLE Duyu alanı. İLE Deri sayrılığı. İLE Alt deri. İLE Deriyi etkileyen. İLE Derimsi. )


- DERMAN ile/ve/değil/yerine/||/<>/< DEVRÂN


- DERMAN ile ŞİFÂ


- DERMANSIZLAŞMAK ile DERMAN ile DERMANSIZ/LIK ile DERMANSIZCA


- DER-MİYÂN[Fars.] ile DER-NİYÂM[Fars.]

( Ortada, arada. İLE Kında, kılıfta, kına sokulmuş. )


- DEROGASYON ile DETACHMENT

( Ayrıklık. İLE [yerinden] Ayrılma. )


- DERS OLSUN ile/ve/||/<>/> (KULAĞ[IM][IZ]A) KÜPE OLSUN


- DERT ve/<> DERMAN

( DERMAN ARARDIM, DERDİME
DERDİM, BANA DERMAN İMİŞ

BURHAN ARARDIM, ASLIMA
ASLIM, BANA BURHAN İMİŞ )

( SÖYLEMEM KİMSEYE DERDİMİ,
DERMANIM OLMASIN DİYE! )

( Derdini bilen, dermanını bulmuş demektir. )

( Derdine derman olmayacak ortamda derdini konuşmak edepsizliktir! )

( I was seeking the recipe to my trouble...
I saw that, my trouble was the recipe...

I was seeking the evidence to my essense...
I saw that, my essense was the evidence... )


- DERT ile SORUN

( TROUBLE vs. PROBLEM )


- DERTLERİ "ÇOK/BÜYÜK" OLAN ve/||/<>/> GÜLÜŞÜ SICAK OLAN :)


- DERTLERİNİ PAYLAŞMAK ile TAZİYE ile KOMİSER ile KOMİSERLİK ile KOMİSYON ile KOMİSYON ÜCRETİ ile ARABULUCULUK ile ORTAK

( COMMISERATE vs. COMMISERATION vs. COMMISSAR vs. COMMISSARIAT vs. COMMISSION vs. COMMISSION FEE vs. COMMISSURE vs. COMMISURAL )

( اظهار تاسف کردن ile اظهارتاسف ile کميسر ile کميساريا ile کميسيون ile حقالعمل کار ile کارمزد ile ماموريت دادن ile حقالعمل ile محل تلاقي ile درزي )

( EZEHAR TASEF KARDAN ile EZEHARTASEF ile KAMYSAR ile کميساريا ile KAMYSYVAN ile HAGHALEMAL KAR ile KARAMZAD ile MAMORYT DADAN ile HAGHALEMAL ile MOHAL TALAGHY ile درزي )


- DERUN ile DERUNİ


- DERÛN ile/||/<> HÂVÎ ile/||/<> MUHTEVİ ile/||/<> MENÂFİ

( İçinde. İLE/||/<> İçine alan, içeren, ihtiva eden. İLE/||/<> İçinde bulunan, ihtiva eden. İLE/||/<> Menfaatler. )


- DERVİŞ:
DÜNYA ve/||/<> İKİYÜZLÜLÜK ve/||/<> VARLIK ve/||/<> YALAN ve/||/<> KÖSNÜ/ŞEHVET

( DERVİŞ: DAL ve/||/<> RA ve/||/<> VAV ve/||/<> YE ve/||/<> ŞIN )


- DERVİŞ =/||/<>/< DÜŞMANI OLMAYAN


- DESANDAN/DESCENDING[İng.] değil/yerine/= INEN, AZALAN


- DESANDAN değil/yerine/= İNEN


- DESCRIPTION :/yerine AÇIKLAMA


- DESCRIPTION vs./and EXPECTATION


- DEŞEKSİYON değil/yerine/= HAREKET SAPMASI


- DESELERASYON/DECELERATION[İng.] değil/yerine/= YAVAŞLAMA


- DESELERASYON değil/yerine/= YAVAŞLAMA


- DESEN ile/ve DAİRE/GEOMETRİ/NESNE

( NOKTA-ÇİZGİ ile/ve NOKTA-ALAN )


- DESEN ile/ve/değil/<> RENK


- DESENDAN ile DESENSUS

( İnen, inici. İLE İniş. )


- DESENLEMEK ile DESEN ile DESENCİ/LİK ile DESENLİ ile DESENSİZ ile DESENLİ KAPLAMA


- DESENSİTİZASYON/DESENSITIZATION[İng.] değil/yerine/= DUYARSIZLAŞTIRMA


- DESENSİTİZASYON değil/yerine/= DUYARSIZLAŞMA, DUYARSIZLAŞTIRMA


- DESİBEL İLE FON İLE SON ile/||/<> SES ŞİDDETİ BİRİMLERİ

( Ses şiddeti ölçüm birimleri. )

( Formül: dB = 10 log(I/I₀) )


- DESIGN :/yerine TASARLAMAK


- DESIGNATION vs. LIMITING


- DESİKANT ile DESİKASYON ile DESİKATÖR

( Kuru tutan, nem alıcı. İLE Kuru tutma. İLE Kurutucu. )


- DESİNLER DİYE YAPMAK değil/yerine İŞLET FİİLİN, DUYSUN KULAĞIN


- DESKALASYON ile DESKUAMASYON ile DESKUAMATİF

( Azalım. İLE Kepeklenme, kavlama, soyulma. İLE Kepeklenen, pul pul dökülen. )


- DESKUAMASYON değil/yerine/= DÖKÜLME


- DESPITE :/yerine RAĞMEN


- DESPOT[Fr.] değil/yerine/= BUYURGAN


- DESTÂN[Fars.]/EPOPE[Fr. < Yun.] değil/yerine/= OZYIR


- DESTAN:
YAPAY ile DOĞAL


- DESTÂN[Fars.] ile DESTÂN[Fars.]

( Eller. İLE Öykü/hikâye, kıssa. | Hîle, mekr, tezvîr. [Fr. ÉPOPÉE] )


- DESTAN > HALK ÖYKÜSÜ > MESNEVÎ > ROMAN


- DESTAN[Fars.] ile KISSA[Ar.]


- DESTELEMEK ile DESTEKLEMEK ile DESTELENMEK ile DESTELETMEK ile DESTEKLENMEK ile DESTEKLETMEK ile DESTEKLEŞMEK ile DESTELEYEBİLMEK ile DESTEKLENEBİLMEK ile DESTEKLEYEBİLMEK ile DESTE ile DESTEK ile DESTECİ/LİK ile DESTEKLİ/LİK ile DESTEKÇİ/LİK ile DESTEKSİZ/LİK ile DESTEK DOKU ile DESTEK OYUN ile DESTEKLİ BÜTÇE ile DESTEKLEME ALIMI


- DESTİNASYON ile DESTİNASYON TURİZMİ


- DESTRUCTION :/yerine YIKIM


- DESTRÜKSİYON/DESTRUCTION[İng.] değil/yerine/= YIKIM


- DESTRÜKSİYON ile/||/<> DESTRÜKTİF

( Yıkım. İLE/VE/|| Yıkıcı. )


- DESTRÜKSİYON ile DESTRÜKTİF

( Yıkım. İLE Yıkıcı. )


- det.[Lat. < DETUR] değil/yerine/= VERİLSİN


- DETAIL vs. DIFFERENTIATION


- DETERJAN ile DETERJANCI/LIK


- DETERMİNAN/T ile DETERMİNASYON ile DETERMİNE ile DETERMİNE ETMEK

( Belirleyen, belirleyici. İLE Belirlenim, belirleme, belirleyicilik. İLE Belirlenmiş, belirli. İLE Belirlemek. )


- DETERMİNASYON/DETERMINATION[İng.] değil/yerine/= BELİRLEME


- DETERMİNASYON ile/||/<> DETERMİNAN

( Belirleme. İLE/VE/|| Belirleyici. )


- DETERMINATION vs./and OBLIGATION


- DETERMİNİST ile DETERMİNİZM ile DETERMİNASYON


- DETERMINUS ile/ve/değil/||/<>/< PERIAKTEON

( Karadakileri[sabitleri] ayırmada. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Kara[sabit] ile denizi[değişkeni] ayırmada. [sahne değiştirme] )


- DETOKSİFİKASYON/DETOXIFICATION[İng.] değil/yerine/= ARINDIRMA


- DEVÂ ile DERMAN


- DEVALÜASYON/DEVALUATION[İng.] değil/yerine/= DEĞERSİZLEŞTİRME


- DEVALÜASYON değil/yerine/= DEĞER DÜŞÜRÜMÜ


- DEVALÜE ile DEVALÜASYON


- DEVAM EDEN değil/yerine/= SÜREGELEN


- DEVÂM[Ar.] ile DEVÂN[Ar.]

( Sürekli/daim olma, bir halde bulunma, sürme. | Sebat. | Bir işe, bir me'muriyete gidip gelme. İLE Koşan, seğirten, hızlı yürüyen. | Koşarak, hızla/sür'atle. )


- DEVAMEN değil/yerine/= SÜREYİNDE


- DEVE ile/ve/||/<> "ASLAN" ile/ve/değil/yerine/||/<>/> BEBEK


- DEVE ile DEHN

( ... İLE Az süt veren deve. )


- DEVE ile KAYGIN

( ... İLE Gebe deve. )


- DEVEDİKENİ / KARAYANDIK / MUGAYLÂN[Fars.] ile DEVETABANI

( Bileşikgillerden, yaprakları dikenli, çeşitli türleri içine alan bir kır bitkisi. İLE Bileşikgillerden, geniş yapraklı bir süs bitkisi. )

( CARDUUS / CIRCIUM / ONOPORDEN cum PHLODENTRON )


- DEVEKUŞU ile REA/DARWIN NANDUSU

( STRUTHIO CAMELUS cum RHEA DARWINII )


- DEVELOPING :/yerine GELİŞEN


- DEVELOPMENT vs. TO STRENGTHEN


- DEVELOPMENT vs./and FORMATION/CONSTITUTION


- DEVİM = MOTION[İng.] = MOUVEMENT[Fr.] = BEWEGUNG[Alm.] = MOTUS[Lat.]


- DEVİNİMSEL = DYNAMISCH[Alm.] = DYNAMIS TEN[Yun.]


- DEVİ(Y)ASYON ile DEVİTALİZASYON

( Sapma, eğrilme. İLE Öldürme, cansızlaştırma, duyarsızlaştırma. )


- DEVİYASYON değil/yerine/= SAPMA


- DEVRAN ile/ve/||/<> SEYRAN ile/ve/||/<> HAYRET ile/ve/||/<> MERAK ile/ve/||/<> İLİM


- DEVREDİLEN ile HEYET

( DELEGATED vs. DELEGATION )

( موکل ile نمايندگي ile هيات نمايندگان ile هيات نمايندگي ile وکالت )

( MOKL ile NAMAYNADEGY ile YEHYAT NAMAYNADEGAN ile YEHYAT NAMAYNADEGY ile VEKALT )


- DEVRETMEK ile DEVREDİLMEK ile DEVRE ile DEVREK ile DEVREN ile DEVRE DIŞI ile DEVRE MÜLK ile DEVRE ARASI ile DEVRE KESİCİ ile DEVRE VOLTAJI ile DEVRE POTANSİYELİ


- [Ar.] DEVR-İ REVÂN ile DEVR-İ REVÂN

( Usûl. İLE Dünya. | Devir eden devrân. )


- DEVRİK ANTİKLİNAL ile DEVRİK KANAT ile DEVRİK KATMAN ile DEVRİK KIVRIM ile DEVRİK SENKLİNAL ile DEVRİK (STRATİGRAFİK) İSTİF

( Kanatlarından birinin eğim açısının 90 dereceyi aşarak bu kanattaki katmanların devrik konum kazandığı antiklinal. İLE Kıvrımlanma sürecinde, eğim açısı 90 dereceyi aşarak devrik konum kazanan bir istif ya da katmanlardan oluşan, öteki kanat ve kıvrım eksen düzlemi ile aynı yönde eğimli olan kıvrım kanadı. İLE Çökel kayaçlarda istiflenme kuramına uymayan, daha yaşlı olan alt yüzeyi üstte, daha genç olan üst yüzeyinin altta olacak biçimde ters yüz olmuş katman. İLE Kıvrımlanma sürecinde, kanatlarından biri, eğim açısının 90 dereceyi aşmasıyla devrik konum kazanan ve dolayısıyla iki kanadı ve eksen düzlemi aynı yönde eğimli olan jeolojik kıvrım. İLE Kanatlarından birinin eğim açısının 90 dereceyi aşarak bu kanattaki katmanların devrik konum kazandığı senklinal. İLE Üst üstelik ilkesine göre yatay olarak çökelmiş ancak sonraki jeolojik süreçlerde aynı yönde artarak 90 dereceyi aşan bir eğim açısı kazanmış, yaşlı üstte, genç altta olacak biçimde ters yüz olmuş istif. )

( OVERTURNED ANTICLINE vs. OVERTURNED LIMB vs. OVERTURNED BED vs. INVERTED FOLD/OVERFOLD/OVERTURNED FOLD/REVERSED FOLD vs. OVERTURNED SYNCLINE vs. INVERTED STRATIFICATION/OVERTURNED STRATIFICATION )

( ANTICLINAL DEVERSÉ/ANTICLINAL RENVERSÉ avec FLANC INVERSE avec STRATIFICATION RENVERSÉE avec PLI DéVERSÉ/PLI OBLIQUE/PLI RÉNVERSÉ avec SYNCLINAL DEVERSÉ/SYNCLINAL RENVERSÉ avec STRATIFICATION RENVERSÉE )

( GEKIPPTE ANTIKLINE mit INVERSSCHENKEL/LIEGENDSCHENKEL/ÜBERKİPPTER FALTENFLÜGEL/ÜBERKIPPTER FALTENSCHENKEL/VERKEHRT SCHENKEL mit ÜBERKIPPTES BETT mit GEKIPPTE FALTE/ÜBERKIPPTE FALTE mit GEKIPPTE SYNKLINE mit ÜBERKIPPTE AUFSCHICHTUNG )


- DEVRİM = İNKILÂP = REVOLUTION[İng.] = RÉVOLUTION[Fr.] = REVOLUTION UMWÄLZUNG[Alm.] = REVOLUCION[İsp.]


- DEYİRMEN değil DEĞİRMEN


- DEYN ile/||/<> DÂYİN

( Borç. İLE/||/<> Alacaklı. )


- DEYN[Ar.] ile KARZ[Ar.]


- DEZENFEKSİYON/DISINFECTION[İng.] değil/yerine/= BULAŞ SAVMA


- DEZENFEKSİYON ile/||/<> DEZENFEKTAN

( Mikropsuzlaştırma. İLE/VE/|| Mikrop savan. )


- DEZENFEKSİYON ile DEZENFEKTAN ile DEZENFEKTE ETMEK

( Bulaşsızlaştırma. İLE Bulaşım kıran. İLE Bulaşsızlaştırmak. )


- DEZENFEKTE ETMEK ile DEZENFEKTAN ile DEZENFEKSİYON ile ENFLASYONUN DÜŞÜRÜLMESİ

( DISINFECT vs. DISINFECTANT vs. DISINFECTION vs. DISINFLATION )

( گندزدائي کردن ile ضد عفوني کردن ile ماده گندزدا ile گندزدا ile گندزدائي ile ضد عفوني ile کاهش ورم )

( GANDOZDAYEY KARDAN ile ZED OFONY KARDAN ile MADEH GANDOZDA ile GANDOZDA ile GANDOZDAYEY ile ZED OFONY ile KANPASH VARAM )


- DEZENFORMASYON değil/yerine/= BİLGİ ÇARPITMA


- DEZENTEGRASYON/DISİNTEGRATION[İng.] değil/yerine/= PARÇALANMA | BENLİK DAĞILMA


- DEZORYANTASYON/DISORIENTATION[İng.] değil/yerine/= YÖNELIM BOZUKLUĞU


- DEZORYANTASYON değil/yerine/= YÖNELİM KAYBI


- DƏRMAN[Azr.] = İLAÇ[Tr. < Ar.]


- D-HİDROKSİLASETALDEHİT ile D-HİDROKSİASETOFENON

( Aldehit öbeğina sahip bir ketoz. İLE Keton öbeğina sahip bir ketoz. )


- DHYANA[Sansk.] = CH'AN[Çince] = ZEN[Jap.]


- DHYANA[Sansk.](CH'AN[Çince], ZEN[Jap.]) -ile

( İleri seviyede meditasyon uygulamasında erişilen bir zihin hâli. Hatalı düşüncelerin giremeyeceği derin saflık, temizlik, soyutlama. )


- DİAGONALİZATION ile/||/<> JORDAN FORM

( Diagonalization köşegen benzer, Jordan üst üçgen blok. )

( Formül: P⁻¹AP diagonal İLE Jordan blocks )


- DİASPOR ile/||/<> AMETRİN

( Işık altında renk değiştiren bir mineral. İLE/||/<> Ametist ve citrin karışımı. )

( Mohs Sertlik Derecesi: 6.5-7 İLE/||/<> 7
Işık Kırma İndisi: 1.70-1.75 İLE/||/<> 1.54-1.55
Rengi: Renk değiştiren İLE/||/<> Mor ve sarı
Molekül yapısı: AlO(OH) İLE/||/<> SiO² )


- DİASPOR ile/||/<> ZİRKON

( Işık altında renk değiştiren bir mineral. İLE/||/<> Çeşitli renklerde bulunabilen bir taş. )

( Mohs Sertlik Derecesi: 6.5-7 İLE/||/<> 7.5
Işık Kırma İndisi: 1.70-1.75 İLE/||/<> 1.92-1.98
Rengi: Renk değiştiren İLE/||/<> Kahverengi, kırmızı, yeşil
Molekül yapısı: AlO(OH) İLE/||/<> ZrSiO4 )


- DİDON ile DİDONA ile DİDON SAKAL ile DİDON SAKALLI ile DİDONA SAKALLI


- DIET vs. REGIMEN


- DİFERANSİYASYON/DIFFERENTIATION[İng.] değil/yerine/= FARKLILAŞMA