Söz(cük)leri/ni ve tutumu/nu değiştir... Dünya/n değişsin!

Bu nedir? | Nasıl kullanılır? | Nasıl okumalı/anlamalı? | Sıkça Sorulan Sorular | Yenilikler | İletişim

NESNELER/KAVRAMLAR'DA

KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!

(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)



EN SON YAPILMIŞ OLAN EKLEMELER
[ 06 Temmuz - 23 Temmuz 2024 arasında... ]

[23 Temmuz 2024]
Bugün itibariyle yapılmış olan eklemeler aşağıdaki gibidir.
[ 06 Temmuz - 23 Temmuz 2024 arasında... ]
( 44 yeni ekleme, 38 katkı(bilgi/açıklama) )

- YENİLENEBİLİR ENERJİ KAYNAKLARI ile FOSİL YAKITLAR
[Eklenme Tarih ve Saati: 18 Temmuz | 00:14 ]
[www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/68051(Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Yenilenebilir enerji kaynakları, doğal yollarla yenilenebilen ve tükenmeyen enerji kaynaklarıdır[güneş enerjisi, yel enerjisi]. İLE Kömür, petrol ve doğalgaz gibi yeraltında bulunan ve sınırlı miktarda olan enerji kaynakları. )

- BİRBİRİNE PARALEL değil PARALEL
[Eklenme Tarih ve Saati: 16 Temmuz | 15:43 ]
[www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/67880(Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- HARAÇ ile/değil/yerine/>< ARAÇ
[Eklenme Tarih ve Saati: 14 Temmuz | 20:16 ]
[www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/67878(Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- OLUR"
ile/ve/değil/||/<>/><
NA OLUR ve/||/<> NAH OLUR

[Eklenme Tarih ve Saati: 13 Temmuz | 00:44 ]
[www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/67872(Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- KULLANIM/SAL ile/ve/değil/yerine/||/<>/< İŞLEV/SEL
[Eklenme Tarih ve Saati: 12 Temmuz | 13:34 ]
[www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/67861(Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- PAY (AL[DIR]MAK) ile/ve/değil/||/<>/< İLİŞKİ/LEN[DİR]MEK
[Eklenme Tarih ve Saati: 12 Temmuz | 13:22 ]
[www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/67860(Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- GÜÇLEN(DİR)ME ile/ve/||/<>/< DEVİN(DİR)ME/HAREKETLEN(DİR)ME
[Eklenme Tarih ve Saati: 12 Temmuz | 12:58 ]
[www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/67859(Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- GÜÇ ile/ve/||/<> BASINÇ
[Eklenme Tarih ve Saati: 11 Temmuz | 00:03 ]
[www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/67604(Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Bir cisme etki eden itme ya da çekme. İLE/VE/||/<> Birim yüzeye düşen Güç. )

- PROTON ile/ve/||/<>/>< ELEKTRON
[Eklenme Tarih ve Saati: 10 Temmuz | 18:01 ]
[www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/67597(Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Pozitif yüklü parçacık. İLE/VE/||/>< Negatif yüklü parçacık. )

- KATALİZÖR ile/>< İNHİBİTOR
[Eklenme Tarih ve Saati: 10 Temmuz | 18:01 ]
[www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/67586(Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Tepkime hızını artıran nesne. İLE/>< Tepkime hızını azaltan nesne. )

- İNDİRGENME/REDÜKSİYON ile/>< OKSİDASYON
[Eklenme Tarih ve Saati: 10 Temmuz | 18:01 ]
[www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/67585(Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Elektron kazanan tepkime. İLE/>< Elektron kaybeden tepkime. )

- ELEKTROLİT ile/ve/||/<> MOLALİTE
[Eklenme Tarih ve Saati: 10 Temmuz | 18:01 ]
[www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/67582(Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Sulu çözeltilerde iyonlarına ayrışabilen nesne. İLE/VE/||/<> Çözeltideki mol sayısını belirten bir yoğunlaşma birimi. )

- GİBBS SERBEST ENERJİ ile/||/<> ENTALPİ
[Eklenme Tarih ve Saati: 10 Temmuz | 18:01 ]
[www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/67581(Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Etkileşimin gerçekleşebilirliğini belirler. İLE/||/<> Isı enerjisi değişimi. )

( Bir kimyasal etkileşimin kendiliğinden olup olmadığını belirler. İLE/||/<> Bir yapı ve süreçteki toplam enerji miktarını tanımlar. )

- NÖTRALİZASYON (ETKİLEŞİMİ) ile/||/<> OKSİDASYON (ETKİLEŞİMİ)
[Eklenme Tarih ve Saati: 10 Temmuz | 18:01 ]
[www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/67579(Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Asit ve bazın etkileşimi/tepkimesi. İLE/||/<> Bir nesnenin elektron kaybetmesi ya da oksijenle etkileşime/tepkimeye girme süreci. )

- ETKİLEŞME ENERJİSİ ile/ve/||/<> TEPKİME HIZI
[Eklenme Tarih ve Saati: 10 Temmuz | 18:01 ]
[www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/67573(Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Kimyasal etkileşimin başlaması için gerekli olan enerji miktarı. İLE/VE/||/<> Birim zamanda gerçekleşen kimyasal değişim hızını tanımlar. )

- FİZİKSEL DEĞİŞİM ile/ve/||/<> KİMYASAL DEĞİŞİM
[Eklenme Tarih ve Saati: 10 Temmuz | 18:01 ]
[www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/67571(Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Nesne, kimyasal olarak değişmez fakat fiziksel durumu değişir. İLE/VE/||/<> Yeni nesnelerin oluştuğu tepkime. )

- HETEROJEN (KARIŞIMLAR) ile HOMOJEN (KARIŞIMLAR)
[Eklenme Tarih ve Saati: 10 Temmuz | 18:01 ]
[www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/67570(Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Gözle ayırt edilebilen farklı fazlardan oluşur. İLE Tek bir fazda homojen bir biçimde dağılmış nesnelerden oluşur. )

- İYONİK BAĞ ile/ve/||/<> KOVALENT BAĞ
[Eklenme Tarih ve Saati: 10 Temmuz | 18:01 ]
[www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/67568(Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( İki atom arasında elektron aktarımı/alışverişi ile oluşan bağlar. İLE/VE/||/<> Elektron paylaşımıyla oluşan bağlar. )

- ÖGE ile/ve/||/<>/> BİLEŞİK
[Eklenme Tarih ve Saati: 10 Temmuz | 18:01 ]
[www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/67567(Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Kimyasal olarak ayrıştırılamayan saf nesneler. İLE/VE/||/<>/> Bir ya da daha fazla ögenin kimyasal olarak birleşmesiyle oluşur. )

- İNCE ve/||/<> İNCİ
[Eklenme Tarih ve Saati: 10 Temmuz | 11:24 ]
[www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/67564(Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- GEÇİRMEK ile/ve/değil/||/<>/< ULAŞTIRMAK
[Eklenme Tarih ve Saati: 08 Temmuz | 16:58 ]
[www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/67552(Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- GAZETE ile TAKVİM-İ VEKÂYİ
[Eklenme Tarih ve Saati: 08 Temmuz | 00:34 ]
[www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/67547(Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( ... İLE Osmanlı Devleti'nin ilk resmi gazetesi. 01 Kasım 1831'de yayımlamaya başlamıştır. Siyasal haberlerin ve bildirilerin yanı sıra, yasaları, tüzükleri de tam metin verir, ayrıca iç ve dış önemli olaylarla fen, sanat, ticaret ve ziraat İLE ilgili haberler de içerirdi. )

- TOP ile/değil/||/<> ÇAKALOZ ile/değil/||/<> DEHEN ile/değil/||/<> KRUP
[Eklenme Tarih ve Saati: 08 Temmuz | 00:03 ]
[www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/67537(Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( ... İLE/DEĞİL/||/<> Mermi yerine çakıl taşı atan bir tür top. İLE/DEĞİL/||/<> Osmanlı ordusunun kullandığı bir tür top. İLE/DEĞİL/||/<> 1888 tarihinden başlayarak Osmanlıda kullanılan bir top. )

- SİPER ile/değil/||/<> ÇARKIFELEK
[Eklenme Tarih ve Saati: 08 Temmuz | 00:03 ]
[www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/67532(Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( ... İLE/DEĞİL/||/<> Kale kuşatmalarında kullanılan bir tür siper. )

- SERAMİK ile/||/<> LAKABİ
[Eklenme Tarih ve Saati: 08 Temmuz | 00:03 ]
[www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/67529(Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( ... On ikinci yüzyılda Selçuklular döneminde İran'ın Kaşan kentinde üretilen bir tür seramik. )

- MÜHR-Ü HÜMÂYÛN ile/||/<> TUĞRA ile/||/<> SERİR
[Eklenme Tarih ve Saati: 08 Temmuz | 00:03 ]
[www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/67514(Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Padişah mührü. İLE/||/<> Osmanlı padişahlarının imza yerine kullandıkları, özel bir biçime sahip simgeselleşmiş işaret. İLE/||/<> Padişahlarının makam koltuğuna verilen ad. )

- KAİME ile/||/<>/> DARPHANE
[Eklenme Tarih ve Saati: 08 Temmuz | 00:03 ]
[www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/67496(Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Kâğıt para ya da hazine bonosu. İLE/||/<>/> Para ve değerli kâğıt basılan yer. )

( MUKATAA: Osmanlı maliye tarihinin en önemli konularından biri, devlet harcamalarında finansman aracı olan Mukataa Kurumudur.[Osmanlı maliyecileri, bu kurum aracılığıyla devletin nakit gereksinimi karşılama, iç borçlanmayı sağlama ve özel sektörü finansman sürecine katma amacını öngörmüşlerdir. Hazînenin gelir kaynaklarından biri, Devlet'e âit bir arâzi ya da gelirin bir bedel karşılığında kiraya verilmesi ya da geçici olarak devredilmesidir. Devlete gelir getiren kaynakları kiralayanlara ise "mültezim" adı veriliyordu. Mukâtaanın önemine göre, mültezim, bir birey olabileceği gibi, bir ortaklık da olabilmekte ya da birkaç mukâtaa topluca bir mültezime verilmekteydi. Ayrıca mukataa topraklarının gelirleri doğrudan hazineye aktarılmaktaydı.] )

- HİRFET ile/||/<> HAKKAK
[Eklenme Tarih ve Saati: 08 Temmuz | 00:02 ]
[www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/67491(Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Osmanlı'da, kunduracılık, duvarcılık, demircilik, marangozluk, dokumacılık gibi küçük el sanatlarına verilen ad. İLE/||/<> Tahta, taş ya da maden üzerine yazı ya da biçim kazıyan sanatçı. )

- HAZİNE ile/||/<> BEYTÜL MAL ile/||/<> İRÂD-I CEDÎD ile/||/<> HAZİNEDAR
[Eklenme Tarih ve Saati: 08 Temmuz | 00:02 ]
[www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/67489(Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Sarayın para ve değerli eşyasının korunduğu yer. Devlet malı. İLE/||/<> Devlet hazinesi. İLE/||/<> III. Selim'in Nizam-ı Cedîd Ordusu için oluşturduğu, bazı vergileri kapsayan hazine. İLE/||/<>Saray hazinesini yöneten memur. )

- BIÇAK ile/||/<> AKVA
[Eklenme Tarih ve Saati: 07 Temmuz | 23:52 ]
[www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/67458(Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( ... İLE/||/<> Osmanlı'da ileri gelenlerin kullandığı bir bıçak türü. )

- ÂHÎLİK ile/||/<> AHİLER ile/||/<> BÂCİYÂN-I RUM
[Eklenme Tarih ve Saati: 07 Temmuz | 23:46 ]
[www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/67450(Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Ahilik, dayanışma teşkilatıdır. Aslen Horasan kökenli olup Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde Anadolu'da yaşayan Türkmen halkın sanat, ticaret, ekonomi gibi çeşitli meslek alanlarında yetişmelerini sağlayan, onları hem ekonomik hem de ahlâkî yönden yetiştiren, çalışma yaşamını ve iyi bireylerin becerilerini esas alarak düzenleyen bir örgütlenmedir. Kendi kural ve kurulları vardır. Günümüzün esnaf odalarına benzer bir işlevi olan Ahilik, iyi ahlâkın, doğruluğun, kardeşliğin, yardımseverliğin kısacası tüm güzel becerilerin birleştiği bir sosyo-ekonomik düzendir. Ahi Evran Hazretlerine Ahi Baba da denir. Ahiler, 1290 yılında, Ankara'da kurulan bir Anadolu beyliğidir. 1354 yılında Osmanlı egemenliğine giren Ahiler, varlıklarını Osmanlı Devleti içerisinde sürdürmüşlerdir. Ahi Evran tarafından kurulmuştur. Ahiler, gerek Anadolu Selçuklularında gerekse Osmanlılarda önemli ekonomik etkinliklere sahipti. İLE/||/<> Anadolu Selçukluları Döneminde ortaya çıkan, esnaf örgütü. İLE/||/<> Anadolu Selçukluları Döneminde ortaya çıkan, esnaf örgütü. İLE/||/<> Anadolu kadınları birliği Ahilerin kadınlar kolu olarak yetim, kimsesiz genç kızları korumasına almış, onların eğitiminde, ev bark sahibi olmalarından, sorumlu olmuşlardır. Bunun dışında kimsesi kalmayan yaşlı kadınların bakımı, genç kızların evlendirilmesi gibi bazı toplumsal hizmetlerde bulunmuşlar, maddî sıkıntıda olanlara yardım etmişlerdir. Ahi zâviyesinde gelen konuklara yemek hazırlamada, savaş zamanlarında ordunun gereksinimi olan giysi ve savaş malzemelerinin bakımında ve onarımında yardımcı olmuşlardır. Anadolu kadınları örgütü, üyelerine şu telkinde bulunurdu. “İşine, aşına, eşine sahip ol!” Bu söz, Âhî kadın örgütünün ana ilkesi olmuştur. \"İşine sahip ol!\" yani bilge ve becerikli ol ki, evinin düzenini koruyabilesin. Tasarruf et, fazla savurgan olma ki, ocağın devamlı tütsün. Eşine sahip ol ki, evine bağlı kalsın. Anadolu kadınları sosyal yardımlar yanında ekonomiye önemli katlı sağlayan çeşitli el sanatlarında uğraşı vermişlerdir. Çadırcılık, keçecilik, halı, nakışçılık, örgücülük, kilim dokumacılık, oya dantelcilik ve kumaş üretiminde ve bunlardan giysi yapılmasında etkinlik göstermişlerdir. )

- AKALEM ile/||/<> AKALEM
[Eklenme Tarih ve Saati: 07 Temmuz | 23:29 ]
[www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/67438(Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Saltanat sancağı. İLE/||/<> Yedi Osmanlı saltanat sancağından birinin adı. )

- KİMYA/FİZİK/DOĞA/NESNE:
ORGANİK (KİMYA)(BİLEŞİK/LER)
ile/ve/||/<>/>< İNORGANİK/ANORGANİK (KİMYA)(BİLEŞİK/LER)
[Eklenme Tarih ve Saati: 11 Temmuz | 19:42 ]
[www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/67288(Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Karbon bileşiklerini inceleyen kimya dalı. İLE/VE/||/<>/>< Karbon dışındaki ögelerin bileşiklerini inceleyen kimya dalı. )

- İSTİHKAM SINIFI[Ar.] değil/yerine/= (SÜEL) SAVUNAK
[Eklenme Tarih ve Saati: 06 Temmuz | 14:36 ]
[www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/59313(Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Savunma oluşturma. )

- İLETKEN ile/değil/yerine/||/&gt;&lt;/< YALITKAN
[Eklenme Tarih ve Saati: 10 Temmuz | 18:59 ]
[www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/57654(Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Elektrik akımını kolayca geçiren nesne. İLE/DEĞİL/YERİNE/||/>

- IŞIĞIN:
YANSIMASI
ile/ve/değil/||/<>/> KIRILMASI ile/ve/değil/||/<>/> SAÇILMASI
[Eklenme Tarih ve Saati: 10 Temmuz | 22:34 ]
[www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/53006(Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Bir dalganın bir yüzeye çarparak geri dönmesi. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/> Bir dalganın bir ortamdan başka bir ortama geçerken yön değiştirmesi. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/> Işığın farklı yönlere dağılması. )

( REFLECTION vs./and/||/<>/> REFRACTION vs./and/||/<>/> SCATTERING :OF LIGHT )

- POTANSİYEL ENERJİ ile/ve/||/<> KİNETİK ENERJİ
[Eklenme Tarih ve Saati: 10 Temmuz | 18:48 ]
[www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49197(Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Yükseklik ya da konumdan kaynaklanan enerji. İLE/VE/||/<> Bir nesnenin deviminden kaynaklanan ve bundan dolayı sahip olduğu enerji. )

- ÖGE ile/ve/||/<>/> BİLEŞİK ile/ve/||/<>/> TEK GÖZELİ/HÜCRELİ ile/ve/||/<>/> CANLI ile/ve/||/<>/> ÇOK GÖZELİ/HÜCRELİ ile/ve/||/<>/> İNSAN
[Eklenme Tarih ve Saati: 17 Temmuz | 01:47 ]
[www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/48657(Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( ... İLE/VE/||/<>/> ... İLE/VE/||/<>/> Bir gözeden oluşan organizmalar. İLE/VE/||/<>/> ... İLE/VE/||/<>/> Birden fazla gözeden oluşan organizmalar. İLE/VE/||/<>/> ... )

- İNORGANİK[İng.]/ANORGANİK[Fr.] ile/||/<>/> KİMYASAL ile/||/<>/> ORGANİK
[Eklenme Tarih ve Saati: 11 Temmuz | 15:05 ]
[www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/45950(Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Karbon dışındaki ögelerin bileşiklerini inceleyen kimya dalı. İLE/||/<>/> ... İLE/||/<>/> Karbon bileşiklerini inceleyen kimya dalı. )

- ARTI UC/ANOT[Fr. < ANODE] ile/ve/||/<>/>< EKSİ UC/KATOT[Fr. < CATHODE] ile/ve/||/<>/>< ANTİKATOT[Fr. < ANTICATHODE]
[Eklenme Tarih ve Saati: 10 Temmuz | 16:40 ]
[www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/35274(Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Elektronların çıktığı elektrot. İLE/VE/||/<>/>< Elektronların girdiği elektrot. İLE/VE/||/<>/>< X-ışını tüplerinde elektronların hedef aldığı elektrot. )

( [Yun.] ANOHODOS[ANO: Yukarı. HODOS: Yol.] ile/ve/||/<>/>< KATAHODOS[KATA: Aşağı. HODOS: Yol.] )

- ADIN(İSMİN) DURUMLARI(HALLERİ):
YALIN
ile/ve/<> -İ HALLERİ ile/ve/<> -E HALİ ile/ve/<> -DE HALİ ile/ve/<> -DEN HALİ ile/ve/<> -İN HALİ
[Eklenme Tarih ve Saati: 13 Temmuz | 12:13 ]
[www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/32335(Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( [Lat./İng./Fr.] Nominatif. İLE/VE/<> Akuzatif. İLE/VE/<> Datif. İLE/VE/<> Lokatif. İLE/VE/<> Ablatif. İLE/VE/<> Genitif. )

- MİL ile/ve/=/||/<> KİLOMETRE[KM] ile/ve/=/||/<> FERSAH
[Eklenme Tarih ve Saati: 13 Temmuz | 21:09 ]
[www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/14499(Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( )

- KATI ile/>< SIVI
[Eklenme Tarih ve Saati: 10 Temmuz | 17:15 ]
[www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/13782(Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Belirli biçim ve oyluma sahip nesne. İLE/>< Belirli biçimi olmayan, akışkan nesne. )

( SOLIDS vs./>< LIQUIDS )

- AYRIŞIK/HETEROJEN[İng., Fr.] (KARIŞIMLAR) ile/ve/||/<>/>< BAĞDAŞIK/MÜTECÂNİS[Ar.]/HOMOJEN[İng., Fr.] (KARIŞIMLAR)
[Eklenme Tarih ve Saati: 10 Temmuz | 17:52 ]
[www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/8039(Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Gözle ayırt edilebilen farklı fazlardan oluşur. İLE/VE/||/<>/>< Tek bir fazda homojen bir biçimde dağılmış nesnelerden oluşur. )



 


 



- NESNE: NE İSE NE
( NESNE: Bilgiye konu olan herşey. )
( Bir nesnenin bilinci kendisidir. )
( Nesne, işi ve işleviyle tanımlanır. )
( İncelemek, araştırmak amacıyla seçilen bir varolan'ın, dikkatin odağı kılınan. )
( CEMÂDAT: NESNELER )
( [Fars.] BERMÛDE )

- NESNE:
( * TEKTİR
* DÜZENLİDİR
* SÜREKLİDİR
* TÜRDEŞTİR )

- NESNENİN KENDİ ile/ve/değil AYRILMIŞ/UZAKLAŞMIŞ OLMASI

- NESNELER ile/ve NESNELERİN İLİŞKİLERİ ile/ve DEĞERLERİ

- DOĞA NESNELERİ ile/ve/değil KÜLTÜR NESNELERİ

- NESNE ile/ve/değil SİMGE

- NESNE ile/ve/<> İNSAN

( Nesneyi bilmek, nesnenin aynasında kendini bilmektir. )

- NESNE ile/ve TANIM ile/ve KAVRAM

- NESNE ile/ve VERİ/MA'LÛMÂT

- NESNE ile/ve/değil NİMET

- MADDE
: UZANAN(YER KAPLAYAN) | Sürekli gözlemlenebilen, çözümlemeye açık olan temel birimler.

- CİSM-İ TABİİ ile CİSM-İ TÂLÎMÎ
( Doğal cisim. İLE Matematiksel cisim. )
( Tüm cisimler ya devim ya da dinginliktedir. )
( Cisimler birbirlerinden tözde değil fakat devim ve dinginlikte ayrılırlar. )
( Cisimlerin etkileşimleri doğalarına bağlıdır. )

- ŞEY/EŞYA[çoğulu] ile/ve "DIŞ DÜNYA"

- KULLANIM DEĞERİ ile/ve/değil DEĞİŞİM DEĞERİ

- KİŞİSEL MÜLK ile/ve/değil/yerine VAKIF MÜLKÜ

- MÜBÂYÂ-I EŞYÂ ile NEFY-İ MÜLK ile HİBE

- ALOTROPİ
: Ayrı biçimlenme.

- NOKTA ve/> ÇİZGİ

- DESEN ile/ve DAİRE/GEOMETRİ/NESNE

( NOKTA-ÇİZGİ ile/ve NOKTA-ALAN )

- YÜZEY ile/ve DÜZLEM
( Derinlik varsa. İLE En ve boydan oluşuyorsa. )
( Şeklin parçası olarak yorumlanması ile. İLE/VE Sonsuz. )
( SURFACE with/and PLANE )

- YALIN CİSİM ile/ve BİLEŞİK CİSİM
( [Lat.] CORPORA SIMPLICISSIMA cum/et CORPORA COMPOSITA )

- EBAD ile/ve/<> CİSİM

- YAZININ KALICILIĞI ile/ve TAŞIN KALICILIĞI

- TARİH değil SÜREÇ

( Nesnelerin tarihi olmaz, süreci olur. )

- TEREKE DEFTERLERİ ile/ve/değil MUHÂLEFÂT DEFTERLERİ

- ÖNCESİ-SONRASI: TEKERLEK ve YELKEN ve YAZI

- AIRBUS A320 ile BOEING 747


- HAMMADDE ile ÜRÜN

- HAMMADDE ile SERMAYE

- MALZEME ile/ve VERİ

- KÜRE ile/ve KÜME

- ÜRÜN ile/ve/> DİZGESELLİK

- ARAÇ ile/ve GEREÇ

- ARAÇ ile AYGIT

- KATI ile SIVI

( SOLIDS with LIQUIDS )

- KATI ile/ve/değil YOĞUN
( [not] SOLIDS with/and DENSE )

- YOĞUNLAŞMA ile/ve/<> SEYRELME
( [Ar.] TEKÂSÜF[< KESÂFET] ile/ve TAHALLÜL[< HALL | çoğ. TAHALLÜLÂT][: Hallolma, parçaları birbirinden ayrılma. | [kimya] Ayrışma. ] )

- TAHALLÜL[< HALEL | çoğ. TAHALLÜLÂT] ile/değil TAHALLÜL[< HALL | çoğ. TAHALLÜLÂT]
( Bozulma, halel bulma. | Ekşime, sirkeleşme. | Araya girme. İLE Hallolma, parçaları birbirinden ayrılma. | [kimya] Ayrışma. )
( [ile] TAHALHUL[< HALHAL]: Ayağa bilezik/halhal takma. | Hava cereyânı olması. | Bir nesnenin, hacminin kabarıp şişmesi. )

- KARIŞIMLAR('I) ile/ve BİLEŞİMLER('İ)
( MIXTURES with/and COMPOSITIONS )

- KARIŞIM ile/ve/değil ALAŞIM
( [not] MIXTURE with/and ALLOY )

- KARIŞTIRMAK ile/ve ÇALKALAMAK
( TO MIX with/and TO SHAKE )

- KOROZYON ile/ve ENTROPİ/ENTROPY[ing.]

- OKSİTLENME/OKSİDASYON ile KOROZYON

- DEVİNİM ile DEVİR

( Organik. İLE Mekanik. )

- STEREOSCOPY: Nesnelerin üç boyutlu görünüşü.

- DÜZEN ile DÜZENEK

- KUKLA ile/ve ROBOT

- YASSI ile YATIK

- ALNAÇ/CEPHE
: Bir şeyin ön tarafı/yüzü.

- EV ile/ve HANE

- BARAKA ile IGLOO/APUTIAK

( ... İLE Eskimoların kar ve buzdan yaptıkları ev. )

- EŞYA ile ZIMBIRTI

- MÜZEDEKİ EŞYANIN: ÖZELLİĞİ OLMASI ile/ve KULLANIM DEĞERİNİ KAYBETMİŞ OLMASI

- NAHIL
[Ar. < NAHL]: Anıtsal süs. Gümüş ya da mumdan yapılarak gelinlerin önünde götürülmesi ve sonra gelin odasına konulması zamanında âdet olan süs ağacı. | Hurma ağacı.

- AVADANLIK: Alet takımı.

- MİNİK ile UFAK
( TINY wiht SMALL )

- BÜYÜK/KÜÇÜK ile ETKİSİ
( Küçük büyür, büyük ölür. )
( ARTAL[Ar.]: Benzerlerinden çok daha iri olan. )

- KÜÇÜK ile GÜDÜK

- BÜYÜK ile GENİŞ

- BÜYÜK/LÜK ile/ve/değil BÜTÜN/LÜK

( Parçalar arasındadır. DEĞİL Küçüğü olmayan büyük(lük)tür. )
( Büyük, küçülebilendir. )
( Büyüğün büyüklüğü, küçüğünü düşünmesindedir, sevmesindedir. )
( Ne kadar seviyor ve düşünüyorsa o kadar büyüktür. )
( İnsan maneviyette büyümezse, isterse 500 yıl yaşasın, yine çocuktur. )
( Yaşayanın değil, düşünenin ve anlayanın yaşı büyüktür. )
( Büyük, küçüğü sevmeye memurdur. )

- BÜTÜN ile/ve/değil/<> PARÇA
( [Fars.] ... ile/ve/değil/<> BERH: Parça, az şey, hisse, nasip. | Su birikintisi. | Şimşek. | Yaş odunun yanarken çıkardığı yaşlık. | Balık. )
( Bir kavramın bireylerinin toplamı bütünü vermez. )
( Bütün, parçaların toplamından daha fazla birşeydir. )

- "GÖRÜNTÜSÜ" ile/ve/değil/yerine İŞLEVSELLİĞİ

- GEREKSİNİM ile/ve/<> İŞE YARARLIK

- ASİMETRİ ile/değil YAMUKLUK

- PERVERDE
[Fars.]: Beslenmiş, terbiye edilip yetiştirilmiş, büyütülmüş. | Besili. | Üzüm şırasından yapılan bir çeşit tatlı

- LENDUHA: Çok iri ve kaba şey.

- UYARI ile DERECESİ

- +/- ile/ve </>

- Terazi İLE terazi

( Burç. İLE Ölçme/tartma aleti. )

- [Fars.] PELE ile PELLE
( Terazi kefesi. | Merdiven basamağı. | Çark dişi. İLE Pele. | Derece. | Merdiven basamağı. )

- TERAZİ ile KABBÂN[Ar.] (< KEPAN[Fars.])
( ... İLE Büyük terazi. )

- SU TERAZİSİ ile HORTUM TERAZİSİ
( Açı ölçer. İLE Eğim/düzlük ölçer. )

- MİKTAR/MİKDAR ile ADET
( Geometrik (büyüklük). [Atomik değildir.] [Sürekli parçalara ayrıldığından dolayı] İLE Aritmetik. )

- TANE ile/değil DANE

- KİLO HESABI ile TANE HESABI

- ALIŞVERİŞ/TİCARET ile/ve DEĞİŞTOKUŞ/TAKAS/TRAMPA
[İt.]
( [Ar.] ŞİRÂUN ile/ve BEY'-İ MUKAYAZA, RÜKN'ÜL BEY )
( TRADE with/and BARTER )
( ABRA: Değiştokuşta üste verilen. )

- DOĞAL FİYAT ile/ve PİYASA FİYATI

- FİYAT ile/ve ÖNEM

- FİYAT ile/ve ÜCRET

- ETİKET ile PETEKA

( ... İLE Eşya üzerine ve kumaş topları arasına konulan fiyat etiketi. )

- KENDİ FİYATINI VERMEK ile KANDIRMAK/"KAZIKLAMAK"

- ÇARŞI ile PAZAR

- PİYASA ile PAZAR

- BİT PAZARI değil BAT(HIZLI/ANİDEN) PAZARI

- GALERİ ile FUAR

- PAZAR ile AKŞAM PAZARI

- TOPTAN ile PERAKENDE

- TOPTAN ile SPOT

- İRSALİYE ile FATURA

- FATURA ile İRSALİYELİ FATURA

- MAL ALMAK ile MAL ÇEKMEK

- 0 ile/ve 2. EL

- KULLANILMIŞ ile/ve İKİNCİ(2.) EL

- 2. EL ile ÇALINTI

- ÇALINTI ile/değil ALINTI

- ELEKTRONİK ile ÇALINTI

- DİNLEME CİHAZI ile/değil KAYIT CİHAZI

- BRÜT ÜCRET ile/ve NET ÜCRET

- PAZARLIK PAYI ile/ve/değil/yerine İNDİRİM PAYI

- İNDİRİM/ISKONTO[İt.][İSKONTO değil!] ile/ve/değil/yerine "İYİLEŞTİRME"

- KOMİSYON ile RÜŞVET

( COMMISION with BRIBE )

- HEDİYE ile RÜŞVET
( PRESENT with BRIBE )

- YOLSUZLUK ve RÜŞVET
( [Ar.] İRTİKÂB ve İRTİŞÂ'[< RİŞVET] )

- PAKET ile AMBALAJ

- YAPMA/YAPAY ile SAHTE/ÇAKMA[argo]

- PÖRSÜME ile KOFLUK

- BOZMAK ile DEĞİŞTİRMEK

( Tahrife, tarif gerekmez. )

- YAPIŞMAK ile SİNMEK

- SIZAN ile TAŞAN

- SIZAN ile/ve/değil SÜZÜLEN

- TAŞMA ile/ve BULAŞMA

- TARAMA ile SÜPÜRME

- DARALTMA ile SIKIŞTIRMA

- SIKIŞTIRMAK ile BASTIRMAK

- SIKIŞTIRMAK ile PAKETLEMEK

- SIKIŞMA ile/ve BÜZÜŞME

- YIPRATMAK ile ZEDELEMEK

- ÖRSELEMEK ile TIRMALAMAK

- SIKMAK ile/ve EZMEK

- BASKI ile/ve BASINÇ

( Tek bir yönden. İLE/VE Her yönden. )
( Baskı yapan şeyi/nesneyi gösterir/düşündürür. İLE/VE Baskı olunan şeyi/nesneyi/durumu gösterir/düşündürür. )

- ZAR ile PERDE

- KILIF ile KAP

- KAP ile MAHRA

( ... İLE/VE Üzüm taşımada kullanılan kap. )

- KOVA ile/ve KÜLEK
( ... İLE/VE Tahta kova. )

- AYRAÇ ile/ve MİKLEB
( ... İLE/VE Eski ciltli kitapların kapaklarında sabit bulunan ayraç. )

- MURAKKÂ ile MURAKKÂ
( Kağıtların üst üste yapıştırılıp mukavva kalınlığına getirilmesi. İLE Dervişlerin giydiği yamalı hırka. )
( Hattatların meşknâmesi. Bir kâğıt üzerine karışık olarak yazılan yazılar. )

- ESER ile KİTAP
( [Sansk.] ... ile PİTAKA )

- ESER ile/ve İŞÂRET

- TERCÜME ile/ve/<>/değil/yerine TE'LİF

- ÂBİDE ile NUMÛNE

- KLÂSİK KİTAP ile DERS KİTABI

- DERGİ ile/ve KİTAP DERGİ

( MEVKUTE: Süreli yayın. )

- KİTAP ile SUBARA
( ... İLE Osmanlılar'da okul kitaplarına verilen genel ad. )

- KİTAP ile/ve/değil RİSÂLE
( ... İLE/VE/DEĞİL Kısa yazılmış küçük kitap. )

- KİTAP ile/ve/değil TOMAR

- FERMAN ile/ve/değil TOMAR

- FERMAN ile/değil MENŞÛR

( ... İLE/DEĞİL Vezirlik ya da mareşallik rütbesi için çıkarılan ferman. )

- YAZMA ile/ve MATBÛ

- KİTÂBE
: INSCRIPTION[İng.]

- RIH[Fars.]: Yazıdaki mürekkebi kurutmak için dökülen çok ince ve renkli bir tür kum.

- SUPARA: Osmanlılar'da okul kitabı.

- ŞÎRÂZE[Fars.]: Ciltçilikte, kitap yapraklarını düzgün tutmaya yarayan ibrişimden örülmüş ince şerit.

- VASSALE: Eski kitapların onarılması.

- ANSİKLOPEDİ ile SÖZLÜK

- ESER ile/ve/değil KALINTI

- MİRAS ile/değil EMANET

( [not] INHERITANCE with DEPOSIT )

- ANSİKLOPEDİ ile/yerine INTERNET
( ENCYCLOPEDIA with INTERNET )
( INTERNET instead of ENCYCLOPEDIA )

- TELEVİZYON ile/ve/değil/yerine İNTERNET
( BİZİM ÇOCUKLARIN PUTU
KÖŞEDEKİ KARAKUTU
EHL-İ KÜFÜR ÇEKTİ ŞUTU
KALEMİZE GOL EYLEDİ )
( Gün boyunca televizyon izlesen, bir sayfa kitap okumak kadar değeri/etkisi/katkısı olmaz. )

- KAĞIT ile PAPİRUS
( PAPER with PAPYRUS )

- KALEM ile/ve DOLMA KALEM
( [Fars.] HÂME ile/ve ... )
( PENCIL with/and PEN )

- KALEM ile KAMIŞ

- İS MÜREKKEBİ ile/ve ZER/ALTIN MÜREKKEBİ

- DOSYA ile/ve KLASÖR

( FILE with/and FOLDER )

- PRİZ ile/ve FİŞ

- HEYKEL ile ANIT

( STATUE with MONUMENT )

- ANIT ve/<> KANIT

- BÜST[Fr.] ile TORS

( Yontu sanatında başı, göğsü, kimi zaman da omuzları içine alan yontu türü. İLE Gövde heykeli. )

- BÜST ile HERME

- YAPI ile ESER

- YAPI ile MİMARÎ YAPI

- TÂDİLAT ile/ve DEKORASYON

- TÂDİLAT ile/ve TAMİRAT

- MERMER'DE/HARA: AFYON ile/ve BEJ

- GRANİT ile/ve PEGMATİT/PROTOJİN

- KIRILMA ile DAĞILMA

- DAĞILMA ile/ve/değil YAYILMA

- ERİME ile YAYILMA

- SEREYANÎ ile CİVÂRÎ

- DUVARDA: KİREÇ HARÇLI ile/ve HORASAN HARÇLI

( Horasan harçlının yıkımı üç kat daha fazla maliyetlidir. )

- SABİTLEMEK ile OTURTMAK

- ÇÖZÜLME ile DAĞILMA

- SERT ile KALIN

- KALIN ile/ve GENİŞ

- SERT ile SIKI

( HARD with TIGHT )

- YUMUŞAK/NERM[Fars.] ile İNCE

- İNCELME ile BİLLURLAŞMA

- TABAKA ile BÖLÜM

- KİTLE ile KÜTLE

- DELİK ile/ve/değil/< GEDİK

- DELİK ile OYUK

- DELİK ile AÇIKLIK

- DELİK ile YARIK

- DELİK ile AYRIK

- DELİK ile ÇİZİK

- DELİK ile KESİK

- ÇEŞME ile MUSLUK/BURMA

( FOUNTAIN with TAP )

- MASURA[Fars. < Yun.]: Çeşme zıvanası. | Bir akarsu ölçü birimi. )

- DEĞİRMEN ile YELDEĞİRMENİ
( MILL with WINDMILL )

- NEMLİ ile ISLAK
"( Nemlide, sıkıldığında damla akmayabilir; ıslakta ise sıkılırsa damlalar oluşur. )"

- ISLAK ile/ve YAŞ

- PORTATİF ile MOBİL

- MODEL ile KALIP

- GECEKONDU ile/ve/değil VİLLAKONDU

- KİLER ile DEPO

- MAHZEN ile DEPO

- ANTREPO(ARDİYE[Ar.]) ile DEPO

( Vergileri ödenmemiş, gümrüğe ait malların korunması için kurulan depo. İLE ... )

- KALORİFER ile RADYATÖR

- KUPÜR ile KUPUR

- MERDİVEN ile/ve BASAMAK

( [Ar.] SÜLLEM ile/ve ATEBE )
( STAIRS with/and STEP )

- BASAMAK ile ASANSÖR

- SÜTUN ile DİREK

( PILLAR with POLE )

- HATIL: Duvarı sağlamlaştırmak için konulan direkler.

- ZIVANA[Fars.]: İki ucu açık küçük boru. | Bir kilit dilinin yerleşmesi için açılmış delik.
( ZIVANADAN ÇIKMAK: Çok sinirlenmek, öfkelenmek. )

- KABLO ile TEL

- RAMA ile/ve SİCİM

- FARIL
: Keçi kılından yapılmış ip.

- KALÇETE: Örülerek yapılan ip.

- URGAN ile/ve HALAT ile/ve PALAMAR/YUNA
( Sicimlerin üç-beşinin biraraya getirilmesiyle. İLE/VE Urganların biraraya getirilmesiyle. İLE/VE Halatların biraraya getirilmesiyle. )
( Matta, Markos ve Luka İncil'lerinin, "Zengin birinin cennete gitmesi, bir devenin iğne deliğinden geçmesinden daha zordur" şeklindeki ünlü sözleri büyük olasılıkla yanlış bir çeviridir. "Kalın halat" anlamına gelen Aramca "gamta" sözcüğü, "deve" anlamına gelen "gamla" sözcüğüyle karıştırılmıştır. )
( RESEN[Fars.]: İp, urgan, halat. )

- PERMEÇE ile/ve FİLADUR
( İnce halat. İLE/VE İnce ve katranlı halat. )

- HALAT'LARDA: BRAGA/MARSPET/PATRISA ile/ve GOMANA ile/ve KANDİLİSA ile/ve İSTRUMAÇA ile/ve VARAGELE ile/ve YOMA
( Gemilerde kullanılan halat. İLE/VE Gemi demirinin bağlı olduğu halat. İLE/VE Gemideki serenleri kaldırmaya yarayan halat. İLE/VE Birbirine takılmış halat. İLE/VE Bir şeyi bir yerden başka bir yere çekmek için kullanılan halat. İLE/VE 3-4 kat kol bükülmüş halat. )

- HALAT ile/ve SART
( ... İLE/VE Hasır halat. )

- BADARNA: Halat sargısı.

- BENE[Fars.]: İnce urgan, palamar, ip.

- ÇIMA: Halat ucu.

- GOMBA: Hasır halat.

- ISKALARYA: Halat basamakları.

- LİGATURA/LİKADURA: Gemide kullanılan bir ip.

- PANYA: Kayık bağlayacak kıç ipi.

- RODA[İt.]: Düzgün sarılmış halat yumağı.

- SAVLA: Gemide kullanılan ince ip.

- VARAGELE: Bir şeyi bir yerden başka bir yere çekmek için kullanılan halat.

- AVİZE ile LAMBA
( CHANDELIER with LAMP )

- LAMBA ile FENER
( LAMP with LANTERN )

- LAMBA ile STROBOSKOP

- LAMBA ile IŞIK

( [Yun.] GLAUKOS ve KYANOS: Işığın ve karanlığın göreli yoğunluğunu ifade etmek için kullanılırdı. )

- ŞA'ŞAA: Parlaklık, parlama. | Gösteriş, yaldız.

- ANA KAYNAKLAR ile/ve İKİNCİL KAYNAKLAR
( Petrol, Doğalgaz, Uranyum. İLE/VE Güneş, akarsu, rüzgâr, jeotermal, hidrojen. )

- PETROL ile/ve AĞIR PETROL
( Kendiliğinden.[yüzeye nisptene yakın derinlikten] İLE/VE 300 ºC buhar basıncıyla.[en az 1000 - 2000 metreden] )

- MEŞE ile MEŞE
( Misket. İLE Ağaç. )

- BONCUK ile İNCİ
( [Ar.] ... ile LÜ'LÜ', DÜRR )
( İnciyi kuyumcuya götürmek gerek, semerciye götürürsen takar bir yere, boncuk diye. )
( BEAD with PEARL )

- SEDEF ile İNCİ
( MOTHER OF PEARL with PEARL )

- İNCİ ile/ve AZRA
( ... İLE/VE Delinmemiş inci. )

- KÜPE ile/ve/değil MENGUŞ

- SERTİFİKA ile DİPLOMA

- SERTİFİKA ile BRÖVE

- ULUSAL STANDARTLAR ile/ve ULUSLARARASI STANDARTLAR ile/ve AVRUPA STANDARTLARI

( British Standards | Published Documents İLE/VE
ISO Standartları | IEC Standartları | Kamuya Açık Özellikler - Publicly Available Specification (ISO/PAS, IEC/PAS)
Teknik Spesifikasyonlar - Technical Specification (ISO/TS, IEC/TS)
Teknik Raporlar - Technical Report (ISO/TR, IEC/TR) İLE/VE
CEN | CENELEC | ETSI | ECISS | AECMA )

- ANTEN ile/ve UYDU ANTENİ

- KOYU ile DOLGUN

- KIYAFET ile/ve KOSTÜM

- SMOKİN ile FRAG

( İkisi de siyah(çok nadir beyaz ve/veya tonları), papyon takmak gerekir. Kuyruğu olan Frag'dır. Çok özel davetlerde(resepsiyon)/kutlamalarda kullanılır. )

- ŞAPKA ile KASKET

- ŞAPKA ile KEP

- ŞAPKA ile RELÖVE

( ... İLE Kenarı yüksek şapka. )

- KALPAK ile/ve PAPAK
( ... İLE/VE Uzun tüylü kalpak. )

- KALPAK ile/ve ŞUBARA

- FES ÇEŞİTLERİ ile/ve KAVUK ÇEŞİTLERİ

( * AZİZİYE
* HAMİDİYE
* MECİDİYE ile/ve ... )

- SARIK ile/ve/değil KAVUK

- TAÇ ile/ve KALAK

( ... İLE/VE Gelin tacı. )

- TAÇ ile STEFANUS

- TİARA
: Papalık'ın simgesi olan üç katlı taç.

- MODİST: Şapka yapıcısı. | Moda eşyası satan.

- TUİGA[Samoa dilinde]: Baş süsü.

- HAVUT/ÇU: Osmanlı'da, deve süsleme sanatı/sanatçısı.

- ATKI ile/ve ETOL
( ... İLE/VE Uzun omuz atkısı. )

- SERÂSER[Fars.]: Altın ya da gümüş telle dokunmuş ipek kumaş.

- GÜNCEK/ŞEMSİYE ile/ve YAĞMURLUK
( [kökeni/etimolojisi] [Ar.] ŞEMS: Güneş. > ŞEMSİYYE: Güneşlik, güneşle ilgili. İLE/VE ... )

- PARDESÜ ile CÜPPE
( [Ar.] Mİ'TAF ile ... )

- BOT ile ÇİZME

- EDİK ve SOKMAN

( Kısa çizme. VE Uzun konçlu çizme. )

- DÜZ ÇİZME ile/ve/yerine KÖRÜKLÜ ÇİZME

- AYAKKABI ile AYAKAPI

( ... İLE Fener-Balat'taki kapı. )

- ÇEDİK: Bir tür ayakkabı.

- KELİK: Eski ayakkabı.

- POTİN[Fr.]: Koncu ayak bileğini örtecek kadar uzun olan, bağcıklı ya da yan tarafı lastikli ayakkabı.

- SABO[Fr.]: Genellikle birçok Avrupa ülkesinde giyilen tahta ayakkabı.

- SAYA: Ayakkabının yumuşak olan üst bölümü.

- MASKARATA: Ayakkabının üst yüzünün ön tarafında dikişle ayrılan burun bölümü.

- NALÇA: Ayakkabıların altına çakılan demir.

- KES: Jimnastik ayakkabısı.

- LOSTRA[İt.]: Ayakkabı boyama.

- TERLİK/ŞIPIDIK[argo] ile/ve PANTUFLA[Yun.]

- TERLİK ile/ve TAKUNYA

- TAKUNYA
[Yun. TAKOUNI] ile/ve NALIN[Ar.]
( Tahta terlik. İLE/VE Takunyanın yüksek olanı. )
( [kökeni/etimolojisi] Tiyatrolarda giyilen üstten bağlı tahta ayakkabı.
Anadolu Türkçesi'ne, Anadolu'da konuşulan, Rumca'dan halk söyleyişiyle geçmiştir. )
( [Lat.] SOCCULUS(< SOCCUS) cum/et ... )
( [Fr.] SANDALE DE BOIS avec/et ... )
( [İt.] ZOCCOLO con/e ... )
( [Alm.] HOLZPANTOFFEL(ağaç terlik) mit/und ... )

- KEMER ile KUŞAK

- BER-TENG
[Fars.]: At koşumunun sırt kayışı. | Cübbe ya da ferâce kuşağı. | Küçük çocuğu annesinin sırtına bağlamaya yarayan göğüs kuşağı.

- KEMER ile/ve/değil KAMBERİYE

- MAHYA
: Çatılarda iki eğik yüzeyin birleştiği bölüm.

- ATLET[Fr.] ile/ve FANİLA[İt.]
( Kolsuz. İLE/VE Kollu. )

- FANİLA ile/ve VELENSE

- KISA KOLLU ile KISA, KISA KOLLU ile OMUZ ALTI ile KOLSUZ

- GÖMLEK ile BLUZ

( CHEMISE[< KÂMİS(Ar.)] ile ... )
( [Divân şiirinde] Âşığın bağrındaki ve gövdesindeki yaralar ile kendi teni bir pîrâhen olarak düşünülür. Ayrıca sevgilinin pîrâheni aşık tarafından kıskanılır. Çünkü o, sevgiliyi sarıp kucaklamıştır. )
( [Fars.] PÎRÂHEN ile ... )

- YELEK ile/ve HIRKA

- HIRKA/BÜRDE
[Fars.] ile/ve LİBÂDE
( ... İLE/VE Kısa hırka. )

- YELEK ile CEKET

- YELEK ile JİLE

- SALTA ile SETRE

( Kısa ceket. İLE Uzun ceket. )

- PANTOLON ile ŞALVAR

- KUMAŞ PANTOLON İZİ ile KOT PANTOLON İZİ

( Kot pantolona kumaş pantolon izi yapılmaması daha yerinde olur. )

- DÜĞME ile/ve ÇITÇIT

- DÜĞME ile/ve BENDENE
[Fars.]

- [Fars.] BENDENE ile/ve BENDÎME/BENDÎNE
( Giysinin bazı yerlerine dikilen düğme, kopça. İLE/VE Düğme, ilik. | Giysi yakasına ve kollarına açılan ufak delik. )

- DÜĞME ile KOPÇA

- ÇITÇIT ile/ve FERMUAR

- DİKİŞ ile TEYEL

( [Fars.] BAHYE [BAHYE-ZEN: Terzi.] )

- ELİFİYE-ELÎFÎ: Kıç kısmında şalvar benzeri bollaşan bir çeşit pantolon.

- GERGEF[Fars.]: Üzerine kumaş gerilerek nakış işlemeye yarar, çoğu dikdörtgen biçiminde olan çerçeve.

- GEYÜT: Gelinin akrabalara hediye olarak götürdüğü giysiler.

- KUMAŞ = KÂLÂ, BÂFT[Fars.] (BÂFTE: Dokunmuş.)

- BÂKEND: Renkli ipeklerle dokunmuş kumaş.

- BENDİŞ[Fars.]: Altın ve gümüş üzerine işlenilen nakış, savat.

- BENDUKÎ[Ar.]: Keten bezinin en iyisi.

- BENEK[Fars.]: Atlas zemin üzerine sırma işlemeli bir tür kumaş.

- BENG[Fars.]: Atlas zemin üzerine işlenmiş sırma çiçekli bir tür kumaş.

- BEREND[Fars.]: Nakışsız ipek kumaş.

- BİDAK[Fars.]: Don, pantolon gibi ayaktan giyilenlerin paçası.

- KALİKO: Bir tür pamuklu kumaş.

- MENEVREK: Bir tür kumaş.

- MUSLİN[Fr. < Musul kentinin adından]: Seyrek dokunmuş bir bez.

- NİLA: Bir tür Hint kumaşı.

- NİPİ: Muzağacı lifinden yapılan bez.

- ORGANTİN[Fr.]: Seyrek dokunmuş, ince, sert bir kumaş.

- ORGANZE[İt.]: İpek ya da keten iplikle dokunmuş, tülbent inceliğinde bir çeşit kolalı kumaş.

- TÂFTE[Fars.]: Tafta, düz ve donuk olan bir çeşit ipekli kumaş.

- TARAZ: Taramak. | İpek gibi düz ve parlak bir kumaşın üzerinde bulunan tel tel iplik. Dokumanın taraktan geçirilirken kopan ipliklerinden oluşan kabartılar. | (Saç için) Dağınık, biçim verilmemiş, kabarık. | Taraz sözcüğü Anadolu halk ağzında daraz biçiminde de söylenir. Bu sözcüğün kökünde daralmak, sıkılmak, dağılmak, kopmak, üşümekten tüyleri dikilmek vb. anlamlar vardır.

- TARAZLAMAK: Tezgâhtan çıkan kumaşın tarazlarını ayıklamak.

- TELES[Ar. TALLİS]: Yıpranmış, tel tel iplikleri çıkmış kumaş.

- TÜRK KIRMIZISI ile/= EDİRNE KIRMIZISI

- TORBA ile/ve ZEMBİL

( ... İLE/VE Hasırdan kulplu torba. )
( [Fars.] HEMYÂN ile/ve ... )

- ÇUVAL ile/ve TELİS/JÜT
( ... İLE/VE Bitkisel tellerden yapılmış, kaba örgülü büyük çuval. )
( JÜT[Bengal dilinden], [Lat. CORCHORUS CAPSULARIS]: Ihlamurgillerden, Hindistan ve Bangladeş'te yetişen, ip ve çuval yapımında kullanılan, liflerinden yararlanılan bir bitki. | Bu bitkinin liflerinden yapılan dokuma. )

- ROZET ile İĞNE

- İĞNE ile TOPLU İĞNE

( NEEDLE with PIN )

- İĞNE ile/değil ÇUVALDIZ[< Fars. CÜVÂL-DÛZ, BENDERZ]
( Dikim sağlayan alet. İLE/DEĞİL Çuval gibi şeyleri dikmekte kullanılan büyük iğne. )
( İğneyi başkasına, çuvaldızı kendine batıracaksın! )

- İĞNE ile KIYIK
( ... İLE Kalın yorgan iğnesi. )

- İĞNE ile BİZ
( ... İLE Meşin gibi şeyler dikilirken iğneye yol açmak için kullanılan, bir sapa çakılmış ince çivi gibi, kalın iğne. )

- YURDU: İğne deliği.

- ŞİŞ ile/ve TIĞ

- İP ile/ve İPLİK

( [Fars.] ÂVEND ile/ve RİŞTE )
( Divân şiirinde sevgilinin saçı ve canı iplik gibi düşünülür. )

- İP ile/ve SİCİM
( ... İLE/VE Keten, kenevir gibi bitkilerin liflerinden yapılan ince ip. )

- İP ile/ve TENEF/HAYTA
( ... İLE/VE Çadır ipi. )

- İP ile/ve KATKÜT
( ... İLE/VE Cerrahide/ameliyatta kullanılan ip. )

- İP ile/ve ŞİRÂZE[Fars.]
( ... İLE/VE Kitap ciltlerinin iki ucunda bulunan ve yaprakları düzenli tutan, ibrişimden örülmüş ince şerit. )

- MOHER ile LEN ile KEÇE
( %15 ile %50 ile %100 )

- ANGORA: AKRİLİK ve MOHER
( %50 ve %50 )

- AKRİLİK/ACRYLIC / OLEFIN:
( %100 POLYESTER )

- EYEF ile/ve EYER
( İp yayı. İLE/VE İnsan yayı. )
( M.Ö. 6000-8000 zamanlarının en önemli teknolojik buluşlarından biridir. İLE/VE ... )
( Yük taşımaya yarayan urganın ayrılmaz parçası olan oval iki uçlu bir aygıt. İLE/VE ... )
( Teknik özellikleri:
* Eyef olmazsa ekin sapı, budanmış bağ çubukları, okluk ve yaylık gibi çubukların yakacak için çalı çırpının taşınması neredeyse olanaksızdır. Çubukların kayıp düşmelerine engel olur.
* Eyef'te düğüm yoktur. Karda kışta düğüm donduğundan dolayı yükü boşaltamazsınız. İple bağlanmış olsa ipi kesmek zorunda kalırsınız. Bu da yapılması zor ve zahmetli olan bir malzemenin kaybıdır.
* Ağır bir yükü ikinci bir kişinin yardımına gerek kalmadan sırtınıza alabilir ve indirebilirsiniz.
* Düğüm olmadığı için yükü indirmek ve boşaltmak çok kolaydır. İpin/eyefin ucunu salıvermeniz yeterlidir.
* Yüklerin devrilmesi söz konusu olmadığı için kervanın sağlıklı akışını sağlar. Kesinti ve duraklamaya neden olmaz.
* Çalı çırpının ve insanların düzgün, tertipli bir disiplinle a noktasından b noktasına ulaşmasını sağlar.
* Düğüm yapmak ve ipi kesmek gibi bir sorunu temelli ortadan kaldırmıştır.
* Alet, yetişkin bir insanın açık eli kadardır.
* Oval biçimlidir.
* Ucları dışarı taşarak üst üste oturur, gerektiğinde uclar aralanabilir. )
( BU/BUU/BUĞ ile/ve ... )

- LEKENDE ile/ve OYULGA
( Kaba dikiş. İLE/VE El ile yapılan gelişigüzel/eğreti dikiş. )

- ÖREKE: Yün eğirirken kullanılan ucu çatal değnek.

- PERESE: Duvarcıların doğrultu bulmakta kullandıkları çekül ipi.

- İBRE ile/ve İBRE
( Ölçü aletlerinde sayı ya da im göstermeye yarayan devingen iğne. İLE/VE Çam, ardıç, sedir gibi ağaçların yaprağı. )

- BASTON ile DEĞNEK

- ARDA ile/ve BAGET

( Uzun değnek. İLE/VE İnce kısa değnek. )

- ÇÖTELE: Tehlikeyi belirtmek için dikilen değnek.

- BERE ile ŞAPKA

- KAPŞONLU ile/değil TOGA

- BAŞÖRTÜSÜ ile/ve/değil YEMENİ

- BAŞÖRTÜSÜ ile TÜRBAN

- TÜRBAN ile VUAL

- YAŞMAK ile PEÇE/NİKAB

- BURKA ile/değil BÜRKA'
[Ar.]
( ... İLE/DEĞİL Peçe, tül, yaşmak, yüzörtüsü. )

- FULAR ile EŞARP
( FOULARD with SCARF )

- FULAR ile ŞAL

- PELERİN ile PANÇO

- PAREO ile ETEK

( [Ar.] ... ile ZEYL )
( [Fars.] ... ile DÂMEN )

- ETEK ile TÜTÜ
( ... İLE Balerin eteği. )

- ETEK ile/ve TARLATAN

- SUTYEN ile/değil BİKİNİ

( Görünmeyen. İLE/DEĞİL Görünen. )

- KADİFE/VELUR[Fr.] ile/ve ÇATMA

- ÜLGER
: Kadife üzerindeki ince tüyler.

- İPEK/İBRİŞİM ile/ve KEMHA

- İPEK ile/ve KUTNU

( ... İLE/VE İpekle karışık pamuklu kumaş. )

- İPEK ile/ve KAZZ[Ar.]
( ... İLE/VE Ham ipek. )

- İPEK ile LÂS[Fars.]
( ... İLE Âdî ipek. )

- PELERİN ile/ve PANÇO

- KHITON ile/ve HIMATION

( İçteki. İLE/VE Dıştaki. )

- BENÎKA[Ar. | çoğ. BENÂYIK]: Giysinin koltukaltındaki parçası.

- EVAZE: Etek ucuna doğru genişleyen giysi.

- DOMİNA: Baloda giyilen kukuletalı giysi.

- HASSE: Bir çeşit pamuklu kumaş.

- KÂLE: Desenli kumaş.

- KLAPA: Yakanın göğüse doğru inen devrik bölümü.

- LAMPASA: Uzun yırtmaçlı etek.

- LASTİKOTİN[İng.]: İnce iplik ile çok sık dokunmuş yünlü, parlak bir kumaş.

- PAO: Çin'e özgü bir giysi.

- PATOLA: Hindistan'a özgü bir bayan giysisi.

- ROBA[İt.]: Giysi. | Bir giyeceğin göğüsle omuz arasında kalan bölümüne eklenen parça.

- SUBRA[Fr.]: Koltukaltına dikilen parça.

- ŞÎRÂZE[Fars.]: Pehlivan kispetinin paçası.

- TİLAKA: Hint kadınlarının alınlarına taktığı süs.

- TOGA: Bol ve kıvrımlı Roma giysisi.

- YIRTIK ile SÖKÜK

- YIRTILMA ile/değil KOPMA

- BAĞLAMAK ile/ve DÜĞÜM

( [Ar.] ... ile/ve UKDE[çoğ. UKAD] )
( [Fars.] ... ile/ve BEST )

- YÜKSÜK: THIMBLE

- CIMBIZ: TWEEZERS

- YÖNÜ TERS ile YÜZEYİ TERS

- ŞERİT ile ÇİZGİ

- PERUK ile SAÇ

- DUVAK ile CİBİNLİK

- SİM ile/ve PUL

- FİLATELİ
: Pul bilimi.

- HAVLU ile PEŞKİL

- HAVLU ile PEŞTEMÂL
[< Fars. PÜŞT-MÂL)/MİZER[Ar.]
( [Fars.] PÎŞ-GÎR[PEŞKİR şeklinde galat olarak kullanılmıştır.] ile PÜŞT-MÂL[: Arka örten/silen şey.] )

- PEŞTEMÂL ile ÂB-ÇÎN[Ar.]
( ... İLE Ölü yıkayıcıya ait ve ölü kurulamaya yarayan peştemal, bez. )

- MİZER ile FUTA[Ar.]
( ... İLE İpek peştemal. )

- BORNOZ[< Ar. BURNÛS/BORNÛZ: Elbise üzerine giyilen giyecek.] ile/ve HAVLU

- ROPDÖŞAMBR ile/ve FAMDÖŞAMBR

( [Fr.] Robe de chambre. İLE/VE Femme de chambre. )

- NOKTA ile/değil PUAN

- ŞORT ile TAYT

- TARAK ile SAÇ FIRÇASI

( ŞÂNE ile ... )

- RUJ ile DUDAK KREMİ

- MAKYAJ ile/ve/değil BOYA

( [not] MAKE-UP with/and PAINT )

- SABUN ile/ve ŞAMPUAN
( [Fars.] BERHÛH ile/ve ... )
( SOAP with/and SHAMPOO )

- SABUN ile BUZ
( SOAP with ICE )

- SABUN ve KİL

- KREM ile İLÂÇ

( CREAM with MEDICINE )

- KAYDIRICI ile/ve/değil KAYGANLAŞTIRICI

- ÇAMAŞIR SUYU ile KEZZAP
[< Fars. TÎZ-ÂB(TÎZ: Tez, çabuk. | Keskin. | Sık.)]
( Sodyum hipoklorit. [NaClO] İLE Nitrik asit. [HNO3] )

- ÇORAP ile PATİK

- PATİK ile/= ÇETİK

( Anadolu'da. İLE/= Trakya'da. )

- ÇORAP ile BENÎK
( ... İLE Çoğu zaman çorap yapılan adi ipek. )

- TANGA KÜLOT ile SLIP KÜLOT ile G STRING

- RİDÂ ile/ve İZÂR

( Belden yukarı örtülen örtü. İLE/VE Belden aşağı örtülen örtü. )
( Kibir. İLE/VE Azâmet. )

- ÖRTÜ ile PERDE
( CLOTH with CURTAIN )

- PERDE ile/ve TARABA
( ... İLE/VE Tahta perde. )

- JALUZİ ile JAKUZİ

- KÜVET ile JAKUZİ

- LEKE ile İZ

( [Ar.] ŞAİBE[< ŞEVB] )

- BALKON ile VERANDA

- ÇAMAŞIR YIKAMADA: RENKLİLER ile BEYAZLAR

- ÜTÜLÜ ile/ve KATLI

- OKLAVA ile MERDÂNE

- TABAK ile ÇANAK

- KÂSE ile TABAK

- GOLGOTA: KUTSAL KÂSE (KAFATASI)

- PİYÂLE/SÂGAR
[Büyük kadeh.] ile/ve ÇEMAN/RITL-GİRÂN[Fars. En büyük kadeh.]
( İçki kadehi. İLE/VE Şarap kadehi. )

- KADEH: TOPRAK ile/ve METAL ile/ve CÂM
( XV. yy.'da. İLE/VE XVI. yy.'da. İLE/VE XVII. yy.'da. | İçi şarap dolu kadeh. )

- PEYMÂNE[Fars.]: Büyük kadeh. | Kalp. (Eskiden kadehleri kalp biçiminde yaparlarmış.)

- BÜLBÜL YUVASI: Küçük kadeh.

- PİYATA[İt.]: Yassı ve büyük yemek tabağı.

- TAS ile/ve NİSAN TASI

- PARÇ
: Büyük bakır tas.

- RİTON: Antik tas.

- HUNİ: FUNNEL[İng.]

- ÇÖMLEK ile/ve ÜZLÜK

( ... İLE/VE Topraktan, kulpsuz, küçük çömlek. )

- TESTİ ile/ve AMFORA/AMFOR[Lat. < Yun.]
( ... İLE/VE İki kulplu, dibi sivri, dar boyunlu, karnı geniş testi. )

- TESTİ ile/ve BODUÇ
( ... İLE/VE Ağaç testi. )
( [Fars.] SEBÛ ile/ve ... )

- TESTİ ile/ve CERE/CERRE
( ... İLE/VE Toprak testi. )

- TESTİ ile/ve GARGAR
( ... İLE/VE Süzgeçli testi. )

- TESTİ ile/ve KANATA
( ... İLE/VE Ağzı geniş tek kulplu testi. )

- TESTİ ile/ve KUMKUMA
( ... İLE/VE Küçük testi. )

- TESTİ ile/ve KÛZE[Fars.]
( ... İLE/VE Su testisi. )

- TESTİ ile/ve LENGER
( ... İLE/VE Yayvan bakır testi. )

- TESTİ ile/ve SENEK
( ... İLE/VE Çam ağacından yapılmış su testisi. )

- TESTİ ile/ve SU KABAĞI/SUSAK

- KÜP: KÖP ETMEK[Eski Türkçe]/KOP[Kofti] ile HUMBARA/HUM-PÂRE
[Fars.]
( Ayrıca "Copy"[İng.] sözcüğünün de köp ile bağlantılı olduğu düşünülmektedir. İLE Küçük küp. Kumbara. )
( Hititler döneminde kapalı bir alanda büyük küpler yere gömülürdü. Yiyeceklerin aynı ısı ortamında uzun zaman, bozulmadan kalmasını sağlayan bu yöntemde ne kadar çok küpünüz varsa o kadar zenginsinizdir. Baysınız, beysinizdir. En çok küpü olan yani köpetli/kuvvatlı olan şüphesiz ki devletin başı, aynı zamanda Tanrı vekili olan kraldır. )

- SAKSI ile VAZO
( Toprak bulunur. İLE En fazla su bulunur. )
( Geniş. İLE İnce. )

- HUMBARA: Havan topu.

- HUMHÂNE: Meyhane. | Şarap fıçısı.

- ELEK ile/ve TEPİR/LEÇER
( ... İLE/VE Tahılı saman ve kavuzlardan ayırmaya yarayan, kıldan ya da kamıştan yapılmış elek. )

- ELEK ile/ve SÜZGEÇ

- ÂRDEN
[Fars.]: Süzgü. | Kevgir.

- FİLTRE ile/ve/değil/yerine ELEK

- HADDE
: İMBİK, SÜZGEÇ

- FIŞKIR(T)MA ile/ve/değil PÜSKÜR(T)ME

- DÜRD
: TORTU

- KAŞ: Kemerli ve çıkıntılı şey ya da yer.

- EŞYALARI: VİTRİNDE/SANDIKTA/... TUTMAK/SAKLAMAK ile/yerine/değil KULLANMAK
( "Bir gün kullanılır", "Misafir için" vb. düşünceler yerine kullanın! )

- KAZAN ile TENCERE

- OCAK ile FIRIN

( COOKSTOVE/RANGE with OVEN )

- SU BARDAĞI ile ŞARAP BARDAĞI

- RAKI BARDAĞI değil ŞERBET/LİMONATA BARDAĞI

( Rakı bardağı olarak [yanlış] bilinen bardağın başlangıcı ve kullanım amacı şerbet ya da limonata içindi. )

- "AJDA BARDAĞI" değil AİDA BARDAĞI

- BIÇAK ile EKMEK BIÇAĞI

- KESİLECEK ŞEYİN ÜZERİNDE BIÇAĞI: İTMEK/BASTIRMAK değil/yerine ÇEVİRMEK

- TAHTA KAŞIK'TA: ŞİMŞİR ile/ve/değil/yerine SANDAL AĞACINDAN

- ÇÖMÇE ile/ve MABLAK/MİL'AKA

( Tahta kepçe. İLE/VE Uzun saplı ve yayvan uçlu tahta kepçe/kaşık. )

- KONSERVE KAPAĞININ AÇILMASINDA KAPAĞI: KENDİNE DOĞRU ÇEKMEK değil/yerine İLERİYE DOĞRU İTMEK
( Çok dikkat etmek gerek. Hiç farkında olmadan elinizi kesebilirsiniz! )

- RAF ile/ve MUSANDIRA
( ... İLE/VE Mutfakta geniş ve yüksek raf, kiler rafı. )

- SÜZMEK ile DAMITMAK

- ÜFLEÇ/KAMIŞ/PİPET[Fr.] ile ŞALÜMO

( Sıvıları solukla içine çekmeye yarayan yapay boru/lar. İLE
Sıvıları solukla içine çekmeye yarayan, saman ya da saz çöpünden kullanılan kamış. )

- TAKA: Duvarın içindeki kapaksız dolap.

- ASKI ile SAP

- KOL ile/ve SAP

- ÇERÇEVE ile KASNAK

( [Fars.] ÇÂR-ÇÛBE [ÇÂR: Dört. | ÇÛBE: Oklava.] ile ... )

- TIĞ ile ŞİŞ

- DANTEL ile SUTAŞI

- KUKA
: Dantel ipliği yumağı.

- MİNE: İnce, parlak nakış.

- MENDİL/ULATU ile/ve/değil DESTMÂL
( ... İLE/VE/DEĞİL Nakışlı, süslemeli mendil. )

- ATLAS ile/ve/yerine LACİVERT ATLAS
( Kırmızıdır. İLE/VE/YERİNE Nadirdir. )

- BATTANİYE ile/ve PİKE

- BATTANİYE ile VELENSE[İsp.]

- YAYGI ile SUMAK

( ... İLE Düz yaygı. )

- YAYGI ile PALA
( ... İLE Adi yaygı. )

- KILIF ile KIRLENT

- YASTIKTA: KILIF ile/ve/değil MİTİL

-
[Fars.] BÂLÎN ile BÂLİŞ
( Yastık. | Koltuk. İLE Yastık, yüz yastığı. )

- YATAK ile/ve BELEK
( ... İLE/VE Beşiğe konulan yatak. )

- YATAK ile/ve BERHÂBE[Fars.]
( ... İLE/VE Minder, döşek, yatak. | Bir döşekte birlikte yatılan kişi. )

- YATAK ODASI değil/yerine UYKU/UYUMA ODASI

- YATAK ve SANDALYE ve AYAKKABI

( Zamanımızın en uzun süre üzerinde geçtiği nesneler. )
( Olabildiğince nitelikli olanlarını tercih etmek ve kullanmakta yarar vardır! )
( [Fars.] ... ve ... ve PAPUÇ[< PÂ-PÛŞ: Ayak örten.][PÂ: Ayak.] )
( [Fars.] PÂY-GÂH[: Derece, rütbe.| Ayakkabılık.][Türkçe'de PEYKE şeklinde galat olarak kullanılmıştır.][PEYKE: Genellikle eski evlerde bulunan, duvara bitişik, alçak, tahta sedir, kerevet.][KEREVET(Rus.): Üzerine şilte serilerek oturmaya ya da yatmaya yarayan tahtadan seki, sedir.] )

- MADAM RÉCAMIER KOLTUK ile JOSEPHINE KOLTUK

- AYAKKABI ile POSTAL

( [Ar.] HAFF ile ... )
( [Fars.] PAPUÇ ile PÂLENG )

- SEHPA ile MASA

- ZİGON SEHPA ile FİSKOS SEHPA

( İçiçe geçmeli servis sehpası. İLE İki tekli koltuk arasında bulunan sehpa. )

- GÖZGÜ: AYNA

- TUVALET AYNASI ile BOY AYNASI

- AVİZE ile/ve/değil AHİZE

- ZELBER
: Yük üstüne atılan öteberi.

- CÂRÛ/CÂRUB[Fars.]: Süpürge.

- SANDALYE ile İSKEMLE

- MAKAT
[Ar.]: Minderli alçak sedir.

- "BACAK" ile "AYAK"
( "LEG" with "FOOT" )

- MOAI ile/ve MİNTANDİ
( Küçük ahşap figür. İLE/VE Sabuntaşından oyma figür. )

- OYMAK ile/ve OYALAMAK

- SU/HAVA GEÇİRMEZ ile SU/HAVA ETKİ ETMEZ

( IMPERMEABLE with IMPERVIOUS )

- TUTUŞTURMAK ile YAKMAK/GÖYÜNDÜRMEK
( KINDLE with BURN )

- KATLA(N)MAK ile BÜK(ÜL)MEK

- DÜRMEK ile KATLAMAK

- ÇÖKME ile/ve GÖÇME

- İMECE ile KERMES

- KÜRSÜ ile PODYUM

- HOTEL ile HOSTEL

- HOTEL ile PANSİYON

- HOTEL ile APART HOTEL

- ODA ile KOĞUŞ

( ROOM with WARD )

- TEFRÎŞ, TEFRÎŞÂT[Ar. < FERŞ]: Döşeme, döşenme, yayma. | Ev eşyasını düzenleme.

- SAYFA ile YAPRAK
( PAGE with PAPER )

- KATALOG ile FİHRİST

- RENK/AKIL KÜPÜ ile RUBİKS

- BİLET ile DAVETİYE

( TICKET with INVITATION )

- BİLET ile AKBİL

- OTOBÜS DURAKLARINI

- OTOBÜS NUMARALARINI/HATLARINI

- OTOBÜS/TREN/UÇAKTA: KOLTUĞU ile/ve BAŞLIĞI

( ... İLE/VE Otobüs (Pulman) koltuklarındaki ense kısmının boş olması, yolcunun rahatının düşünülmemesi değil olası bir kaza ya da çarpma durumunda kafanın arkaya çarpmasıyla boynun kırılmamasını ve kafatasının çarptığı yerin sağlam olması gerekliliği içindir. )

- BELEDİYE OTOBÜSLERİ ile ÖZEL HALK OTOBÜSLERİ

- AMBULANS SİRENİ ile POLİS SİRENİ ile İTFAİYE SİRENİ

- MOTOR ile LOKOMOTİF

- VAGON ile/ve FURGON
[Fr.]
( ... İLE/VE Eşya vagonu. )

- METRO/POLİTEN ile/ve TREN
( Kentiçi yeraltı treni. İLE ... )

- METRO ile HIZLI TRAMVAY

- VATMAN
: Tramvay sürücüsü.

- RİKŞA: BİSİKLET-MOTOR (HİNDİSTAN'DA)

- E5 ile/ve TEM
( E5 otoyolu. İLE/VE Avrupa otoyolu. [Transportation European Motorway] )

- OTOMATİK VİTESLER'DE:
P: PARK
R: GERİ
N: BOŞ
D: SÜR(ÜŞ)

- LIMOUSINE ile/değil HUMVEE
( Uzun, konforlu araç. İLE/DEĞİL Çok uzun, konforlu araç. )

- KARAVAN ile/ve/değil CAMPER

- ÇADIR ile/ve HİBA

( ... İLE/VE Göçebe çadırı. )

- ÇADIR(< ÇETR[Fars.]) ile/ve OTAĞ
( Gölgelik. İLE/VE Padişah ve vezirlere ait çadırlara verilen addır. Bu çadırlara otağ denmesinin nedeni, içinde "od" yani ateş yakılabilmesidir. )
( [Yun. (Türkçe'den)] ÇADÍRİ [Dağınık ev ya da oda.] ile/ve ... )
( [Çince (Türkçe'den)] CHÁDIÉ'ÉR ile/ve ... )
( [Urduca (Türkçe'den)] ÇATR [Padişah için kullanılan büyük şemsiye.] ile/ve ... )

- ÇADIR ile/ve SÂYE-BÂN[Fars.]
( ... İLE/VE Büyük çadır. | Gölgelik, tente, sayvan. )

- HELİKOPTER ile/ve ORNİTOPTER
( ... İLE/VE Kanat çırpacak şekilde düzenlenmiş hava taşıtı. )

- VAPUR ile GEMİ
( [Ar.] SÂBÎHA[< SİBÂHAT], SEFÎNE[çoğ. SEFÂİN, SÜFÜN] )
( MELLÂH: Denizci, gemici, kaptan. )
( [Kofti] ... ile KAY )
( STEAMER with SHIP )

- GEMİ ile KALİTE
( ... İLE Osmanlılar'da bir tür gemi. )

- GEMİ ile KARAKA
( ... İLE Osmanlılar'da bir tür gemi. )

- GEMİ ile TRANSATLANTİK
( SİRİUS: Atlas okyanusunu aşan ilk buharlı gemi. )

- GEMİ ile SÜNBEKİ
( ... İLE Bir tür kayık, küçük gemi. )

- GEMİ ile ŞİLEP
( ... İLE Yük gemisi. )

- KADIRGA ile/ve/<> KALYON
( Kürekçilerle giden gemi. İLE/VE/<> Rüzgârla giden yelkenli gemi. )

- VAPUR ile ÇATANA/İSTİMBOT
( ... İLE Küçük vapur. )

- TEKNE ile MAVNA

- FİLİKA ile BÜYÜK FİLİKA

( ... with PINNACE )

- SANCAK ile/ve İSKELE
( Sağ taraf. İLE/VE Sol taraf. )
( STARBOARD with/and PORT/PIER )
( Right side. WITH/AND Left side. )

- ORSA ile/ve POCA
( Geminin rüzgâr alan yanı. İLE/VE Geminin rüzgâr almayan yanı. )

- BORDA ile/ve PRUVA ile/ve ALABANDA
( Geminin yanı. İLE/VE Geminin önü. İLE/VE Teknenin iç tarafı. )

- KASARA ile/ve TAVLON
( Gemideki kısa güverte. İLE/VE Sintinenin üstündeki güverte. )

- BÜYÜK AVARYA ile/ve KÜÇÜK AVARYA
( AVARYA: Gemiye ya da yüke sonradan gelen maddi hasar ile umulmayan masraflar. )
( Tüm malların ortaklaşa kurtuluşunu sağlamak amacıyla yapılan akla uygun fakat olağanüstü giderler. İLE/VE
Yolculuğun gereği olarak ortaya çıkabilen hasar ve giderlerdir. [Sahibine aittir.] )
( Gemiyi batmaktan korumak için bazı yüklerin denize atılması. İLE/VE Geminin karaya oturması ya da gemideki yükün dalgalar tarafından alınması. )

- ABORDA: Teknenin yanını vererek yanaşması.

- ABRAMAK: Deniz taşıtlarını yönetmek.

- ARŞÂ: Güverte.

- MAVUNA: Rıhtıma yanaşamayan gemilerin yükünü taşıyan araç.

- CİVADRA ile/ve GRANDİ ile/ve MİZANA ile/ve GABYA
( Geminin baş tarafındaki yatık direk. İLE/VE Geminin ortasındaki büyük direk. İLE/VE Yelkenli gemilerdeki arka direk. İLE/VE Üç direkli gemilerdeki orta direk. )

- BEL: Geminin orta bölümü.

- BOSA, MANTİLYE: Gemide kullanılan bir zincir.

- FRIBORD: Geminin su üstündeki bölümü.

- GAGALI: Bir tür Karadeniz yelkenlisi.

- ISTRUMAÇA: Birbirine takılmış zincir.

- KAPON: Gemi demiri üzerindeki zincir.

- KALOMA: Gemi zincirinin su içinde kalan bölümü.

- KARINA: Gemi teknesinin su içinde kalan bölümü.

- KARTEL: Gemilerde içme suyu konulan küçük fıçı.

- KASARA: Gemideki kısa güverte.

- LASTA: Gemi yüklerine uygulanan ağırlık ölçüsü birimi. Geminin alabildiği yük.

- LOK: Gemileri farklı iki su düzeyinin birinden öbürüne aşırmak için yapılmış ara havuz. (PANAMA KANALI)

- MASTURİ[Yun.]: Geminin en geniş yeri.

- MATAFYON[İt.]: Yelkenlere ve tentelere açılan delik.

- PARAKETE[İt.]: Geminin saatteki hızını ölçmek üzere bir ucu denize atılan alet.

- BOCA: Geminin rüzgâr almayan yönü.

- DOSA: Yanaşan gemiye konan iskele.

- FONDA: Denizcilikte demir atma komutu.

- FORA: Denizcilikte açılma komutu.

- SİNTİNE: Geminin içinde en alt bölüm.

- SOM: Rıhtımın su üstünde olan bölümü.

- TAHT EL BAHİR: DENİZALTI

- KAYIK ile GONDOL
( ... İLE Venedik'te, kanal içinde insan taşıyan, uzun, süslü, romantizmin simgelerinden biri olmuş kayık. )

- KAYIK ile/ve DAK
( ... İLE/VE Ganj Nehri'nde kullanılan bir sandal. )

- KAYIK ile/ve KAYAK
( ... İLE/VE Eskimoların kullandığı tek kişilik kayık. )

- KAYIK ile/ve KUFA
( ... İLE/VE Dicle'ye özgü bir kayık. )

- KAYIK ile/ve TOMBAZ
( ... İLE/VE Irmaklarda işleyen, altı düz kayık. Üzerinde köprü kurulan, altı düz, kayık biçiminde duba. )

- KAYIK ile/ve ZEVRÂK
( ... İLE/VE Suya en dayanaklı olan sandal ağacından, hiç çivi kullanmadan yapılır. [Atatürk'ün kullandığı -fotoğraftaki- kayık.] )

- SANDAL ile/ve DAK
( ... İLE/VE Ganj Nehri'nde kullanılan sandal. )

- DİNGİ: Hindistan'a özgü tekne.

- YELKEN/ŞİRÂ'[Ar.]/BÂD-BÂN[Fars.] ile/ve KÜREK

- KARGODA: HASARLI MAL ile EKSİK MAL

- PİGME'LERDE: KAYIK yerine KÖPRÜ

- KEMER ile KÖPRÜ

( AQUEDUCT with BRIDGE )

- KÖPRÜ ile VİYADÜK

- KÖPRÜ ile ASMA KÖPRÜ

( BRIDGE with SUSPENSION BRIDGE )

- DOĞAN ile ŞAHİN GÖRÜNÜMLÜ DOĞAN

- KATI ile SERT

- BÜK(ÜL)MEK ile EĞ(İL)MEK

- KASK ile BARET

- TAHTA ile AHŞAP

- TAHTA ile SUNTA

- TAHTA ile BALAR

( ... İLE İnce tahta. )

- TAHTA ile BİNİT
( ... İLE Hamur durumundaki ekmeklerin, fırına atılmadan önce, içine konulduğu oyuk gözlü tahta. )

- TAHTA ile BORGATA
( ... İLE Halat kalınlığını ölçen delikli tahta. )

- TAHTA ile HARTA
( ... İLE Kiremit altına konulan ince tahta. )

- TAHTA ile KAPAK
( ... İLE Biçilen ağaç kütüklerinin iki yanından çıkan tahta. )

- TAHTA ile LATA
( ... İLE Kalın ve dar tahta. )

- TAHTA ile MİRA
( ... İLE Arazi üzerinde seçilmiş bir işaret noktasının düşeyini (çekül doğrultusunu) gösteren, yön belirtmek için uzaktan gözlenen, geometrik biçimli tahta lata. )

- TAHTA ile OKTANT
( ... İLE Yükseklik tahtası. )

- TAHTA ile PADAVRA[Yun.]
( ... İLE Köknar ve ladin ağaçlarından elde edilen, çatı örtüsü olarak kullanılan ince tahta. )

- TAHTA ile PLANÇETA
( ... İLE Ölçme tahtası. )

- TAHTA ile TIRIZ
( ... İLE Ensiz ya da kaplamalık tahta. )

- TAHTA ile SENİT, YASTAĞAÇ/YASDIĞAÇ
( ... İLE Ensiz ya da kaplamalık tahta. )

- TALAŞ ile/ve REZE
( ... İLE/VE İnce talaş. )

- TAKOZ/KISKI ile KAMA
( QUOIN with WEDGE/DAGGER/DIRK )

- SOPA ile MAŞA
( STICK/CUDGEL with TONGS )

- SOPA ile ASA
( SOPA: ÂLET-İ TEDİB[: Edeplendirme aleti.] )

- ASA ile KUREKEION

- SIRIK ile/ve TERAZİ

( ... İLE/VE İp cambazlarının kullandığı uzun sırık. )

- TUĞLA ile BRİKET
( [Ar.] ÂCER, ÂCİR, ÂCÜRR ile ... )
( BRICK with BRIQUETTE )

- TUĞLA ile ASMOLEN
( ... İLE Delikli tuğla. )
( [Fars.] HIŞT ile ... )

- TUĞLA ile/ve HATIL
( ... İLE/VE Surlarda kullanılmış olan tuğla. )

- TEBEŞİR ile/değil ALÇITAŞI
( Kalsiyum karbonat. İLE/DEĞİL Kalsiyum sülfat dihidrat. )
( ... İLE/DEĞİL En az 4000 yıldır çıkarılmaktadır. Çıkarılan tüm alçıtaşının %75'i alçı ve ondan yapılan kartonpiyer, fayans ve ortopedide kullanılır. )
( ... İLE/DEĞİL Çimentonun çok önemli bir bileşenidir. Gübre, kağıt ve kumaş üretiminde de kullanılmaktadır. )
( Piramit'lerin içindeki sıvalar alçıtaşıyla yapılmıştır. Bina sıvaları da alçıtaşındandır. )
( GYPSOS[Yun.] > GYPSUM[İng.] )

- ALÇITAŞI ile/değil ALBATR
( ... İLE/DEĞİL Kar beyazı ve yarı şeffaftır. Heykel/büst ve vazo yapımında kullanılır. )
( ... İLE/DEĞİL Yapay olarak boyanabilir. Pişirilerek mermere benzetilebilir. )

- ALÇI ile PARİS ALÇISI
( ... İLE Kırık-çıkıklarda kullanılan alçıdır. [Paris ve özellikle Montmartre'de bulunan killi toprağın alçıtaşında çok zengin olmasından] )

- DEMİR ile ÇELİK
( ... İLE Demire %2 karbon katılarak. )
( IRON with STEEL )
( HESPAIDOS: Demir tanrısı. )

- ÇELİK ile PASLANMAZ ÇELİK
( ... İLE Çeliğe %10-30 krom katılarak. )

- DEMİR ile HERDA
( ... İLE Hurda demir. )

- SAFÎHA: Düz, yassı yüz. | Madeni levha, sac.

- DEMİR ile/ve ATEŞ

- ŞERER
: KIVILCIM

- EKŞİ: Ateş karıştırmaya yarayan demir.

- AMYANT[Yun.]: Kulayca bükülen ve ateşe dayananan, liflerden oluşmuş, bir tür ak asbest.

- ALEV ALMAMAK ile/ve YANMAMAK

- YANMAK ve/<> PARLAMAK

- KANCA ile/ve KARMUK

( ... İLE/VE Büyük kanca. )

- ÇENGEL ile/ve/değil KANCA

- DEMİR ile BAKIR/TUÇ

( ... İLE Atom numarası: 29 | Atom ağırlığı: Cu = 63,54 )
( Bakır/Bronz/Demir üretimin tarihsel gelişimi:
M.Ö. 20.000: Cilâlı Taş Devri
M.Ö. 10.000: Buzul çağının sona ermesi.
M.Ö. 6.000: TÜRKİSTAN/ANO'da bakır devri.
M.Ö. 5.500: ELAM'da bakır devri.
M.Ö. 5.000: MISIR'da bakır devri.
M.Ö. 4.500: TÜRKİSTAN/ULU-KEM'de bronz devri.
M.Ö. 2.000: MISIR'da bronz devri.
M.Ö. 1.200: MISIR'da demir devri.
M.Ö. 1.200: TRUVA'da demir devri. )
( IRON with COPPER )

- TÜM METALLER ile/ve CIVA
( Erir. | Katı halden başlar. İLE/VE Buharlaşır. | Sıvı halden başlar. )

- CIVA ve/<> İNSAN

- LEHİM ile BRONZ/TUNÇ ile FAKFON ile KUPRONİKEL ile PERMALLOY

( Kalay ve kurşun alaşımı. İLE Bakır ve kalay alaşımı. İLE Bakır, çinko ve nikel alaşımı. İLE Bakır ve nikel alaşımı. İLE Demir ve nikel alaşımı. )

- MADEN/LİNYİT KÖMÜRÜ ile/değil ODUN KÖMÜRÜ
( Madenleri odunla, maden kömürüyle ya da linyit kömürüyle eritmek olanaklı değil/di. İLE/DEĞİL
Maden ancak odun kömürüyle eritilebilir/di. )
( [Fars.] ... ile/değil ÂLÂS )

- MIKNATIS ile/ve GİRDAP
( ÂHEN-RÜBÂ ile/ve ... )
( MAGNET with/and WHIRLPOOL, EDDY )

- MİKROFON ile/ve HİDROFON
( ... İLE/VE Sualtında kullanılan mikrofon. )

- MAKARA ile ÇARK
( PULLEY with WHEEL )

- KÖRÜK ile/ve HAMLAÇ[Ar.]
( Ateşi canlandırmak için kullanılan araç. İLE/VE Küçük körük. )

- YELPÂZE ile KÖRÜK
( ... İLE Köpeklerin burnuna hava tutulur -ya da bir şekilde üflenirse- kaçarlar. )
( [Ar.] MİRVAHA[< RÎH] ile ... )
( [Fars.] BÂD-BÂZ ile ... )

- ÇAN ile NÂKÛS
( ... İLE Kilise çanı. )
( [Ar.] CERES ile ... )

- ÇAN ile BOR (NİĞDE) ÇANI

- PENSE ile KERPETEN

( PLIERS with PINCERS )

- KERPETEN ile DAVYA
( ... İLE Diş çekme kerpeteni. )

- KÜF ile PAS
( [Fars.] ... ile ÂJÎH )
( MOULD/MILDEW with RUST )

- BIÇAK ile JİLET
( KNIFE with RAZOR )

- ÇİVİ ile/ve EKSER/ENSER/MIH/MİSMÂR[Ar.]
( ... İLE Büyük çivi. )

- MİKA ile CAM
( MICA with GLASS )

- BUĞULU CAM ile BUZLU CAM

- SABAN/PULLUK[Rusça PLOUG] ile SAPAN

( Toprağı sürmek için kullanılan tarım aracı. İLE ... )
( [Alm.] PLOUGH ile ... )
( [İt.] ARATRO ile ... )
( [Yun.] AROTRON ile ... )
( [Lat.] ARATRUM ile ... )
( [Sansk.] PELEUGH ile ... )
( [Fars.] GIBÂZ ile ... )
( [Ar.] NEVCER ile ... )

- PULLUK ile/ve KUTAN
( ... İLE Büyük pulluk. )

- ORAK ile/ve/değil TIRPAN
( Sapı kısa olan. İLE/VE/DEĞİL Sapı uzun olan. )
( [Fars.] DÂS, DÂSE ile/ve/değil ... )

- ORAK ile/ve KOSA
( ... İLE/VE Uzun saplı orak. )

- TESTERE ile/ve MÛŞER[Ar.]
( ... İLE/VE Bir çeşit eğri testere. )

- BALTALARDA: KERKİ ile/ve NACAK ile/ve İVGİ/TEBERZİN
( Büyük olan. İLE/VE Küçük balta. Kısa saplı odun baltası. İLE/VE Ağaç oymada kullanılan kesici araç. )

- BALTA ile ÇEKİÇ

- ÇEKİÇ ile/ve VARYOS
[Lat.]
( ... İLE/VE Taş kırmak için kullanılan, iki ucu az keskin büyük çekiç. )

- YABA ile ERGEÇ/ISIRAN
( Harman küreği. İLE Fırıncı küreği. )

- SKRAPER: Toprak kazmada kullanılan alet.

- TİŞE: Kazma, keser.

- KAZMA ile/ve TIRPIT
( ... İLE/VE Bir tür kazma. )

- TIRMIK ile/ve KARTUK
( ... İLE/VE Büyük tarla tarağı. )

- KAZMAK ile KAZIMAK

- SİLME ile KAZIMA

- KEVEN ve TEZEK

- KURU ÇİÇEK ile BAŞAK

- PARAFİNDEN YAPILMIŞ MUM ile/yerine %100 STEARİN YA DA DONYAĞI İÇEREN MUM

( Yenmez. İLE Acil durumlarda yenebilir.)

- MUM ile TUB'ÂN
( ... İLE Mühür mumu. )

- ŞAMDAN ile MENORA
( ... İLE Museviliğin simgesi olan sekiz kollu şamdan. )

- TURUNCU ve FOSFOR
( Uzaktan en iyi fark edilen renk. VE Havadan en iyi farkedilen. )

- HELYOGRAF ve RADAR YANSITICI BALON
( 30 km.ye kadar yansıtıcı. VE 38 km.ye kadar, özel folyo malzemeden, 5 güne kadar şişik kalan yer belirleyici. )

- YUVARLAK PUSULA ile "SİLVA" TİPİ PUSULA
( Küçük ve yuvarlak. İLE Harita ile birlikte kullanılır. )

- KREM FONDOTEN ile/yerine TOZ FONDOTEN

- YÜZÜK ile YÜZÜK

( Halka şeklinde parmağa geçirilen. İLE Dikiş için parmak ucuna takılan. )
( RING with THIMBLE )

- YÜZÜK ile HÂTEM[Ar.]
( Halka şeklinde parmağa geçirilen. İLE Mühür, üstü mühürlü yüzük. )
( [Fars.] ENGÜŞTER ile ... )

- RİŞTE, TAR, TEL ile FLOŞ
( İplik. İLE Cerrahide kullanılan iplik. )

- KAMERA ile KAMARA
( Görüntüleme aracı. İLE Gemi Odası. )

- DÜRBÜN ile TELESKOP
( BINOCULARS with TELESCOPE )

- DÜRBÜN ile/değil BÜYÜTEÇ
( [not] BINOCULARS with MAGNIFYING GLASS )

- DİYAFRAM ile ENSTANTANE

- SAYDAM/TRANSPARAN ile YARI ŞEFFAT, YARI SAYDAM

( TRANSPARENT with TRANSLUCENT )

- HAVALANDIRMA ile ISITMA

- ISITMAK ile/ve/değil/yerine SICAK TUTMAK

- ISITMA ile/ve/<> IŞITMA

- ISINMA ile/ve SOĞUMA

( [Ar.] TESAHHUN[< SUHÛNE | çoğ. TESAHHUNÂT] ile/ve TEBERRÜD[< BERD | çoğ. TEBERRÜDÂT][: Soğuma. | Soğuk suya girme. ] )

- EŞYA ile MAL
( FURNITURE with PROPERTY )

- EMTİA[Ar. < METÂ]: Ticaretin konusu olan her türlü taşınır mallar. Satılacak şeyler. | Kumaşlar.

- LUKATA: Buluntu mal.

- CİHAZ: Çeyiz, kadının evlenirken birlikte getirdiği mallar.

- MENTEŞE ile EKLEM
( [Ar.] REZE ile ... )
( HINGE with JOINT )

- (TORNA) VİDALARDA: DÜZ ile YILDIZ
( ON SCREW(DRIVER): SLOTTED with PHILIPS )

- DÖNDÜRMEK ile EVİRMEK

- DÖNDÜRMEK ile ÇEVİRMEK

- DÖNDÜRME ile YUVARLAMA

- BÜKMEK ile BURMAK

- SAVURMAK ile SALLAMAK

- EŞELEMEK ile DEŞMEK

( TO SCRATCH with TO DIG UP )

- EŞMEK ile KAZMAK

- DİDİKLEMEK ile TİFTİKLEMEK

- BÖLMEK ile KATLAMAK

- BÖLMEK ile/ve DOĞRAMAK

- KESMEK ile/ve KIRPMAK

- KESMEK ile/değil BUDAMAK

- İNCELTMEK ile/değil SEYRELTMEK

- DÖKMEK ile/değil AKITMAK

( Katılarda. İLE/DEĞİL Sıvılarda. )
( [not] TO POUR with TO FLOW )
( [not] Solids. WITH Liquids. )

- AKINTI ile SIZINTI
( FLOW with LEAK/OOZE )

- VANTUZ ile VAKUM

- ATIK ile ARTIK

- ATIK ile ÇÖP

( WASTE with GARBAGE )

- ÇÖP ile POSA

- ÇER-ÇÖP ile İNCİ

( Denizin üstünde. İLE Denizin dibinde. )

- PİS KOKU ile "AĞIR KOKU"

- BENNE
[Ar. çoğ. BİNÂN]: Güzel koku.

- DURAĞAN ile HANTAL

- YARIŞ ile REKABET

( CONTEST/RACE with COMPETITION )

- MODA ile AKIM

- MODA ile TREND

- MODA ile/ve/değil DÖNEM

- MODA ile POPÜLER

- MODA ile/ve DAYATILAN

- MODA ile STİL

- TREND ile FURYA

- YATAY ile/ve DÜŞEY

( [Ar.] ... ile/ve ŞÂKULÎ )
( HORIZONTAL with/and VERTICAL )
( [Fr.] HORIZONTAL avec/et VERTICAL, VERTCIAL )

- DİKEY ile DÜŞEY
( PERPENDICULAR with VERTICAL )

- YATAY/DİKEY ile PARALEL
( HORIZONTAL/VERTICAL with PARALLEL )

- ALICI ile İLETKEN

- DÜŞÜRMEK ile ATMAK

- ATMAK ile/ve FIRLATMAK

- BOZULMA ile/değil TAKILMA

- BOZULMA/TAGAYYÜR[Ar. < GAYR] ile/ve/değil ÇÜRÜME

- BOZUK ile SORUNLU

- TOPLAMA ile YIĞMA

- KOORDİNAT ile İZDÜŞÜM

- PEÇİÇ
: Deniz kabuklarıyla oynanan bir oyun.

- ÇITALI UÇURTMA ile/ve ŞEYTAN UÇURTMASI

- SKI ile SNOWBOARD

- LEKEN
: Kara batmamak için ayağa takılan palet.

- BÂZÎÇE[Fars.]: Oyuncak. | Oyun, eğlence.

- PATEN ile ROLLERBLADE

- ISTAKA'DA: ŞAFT ile/ve DİP

- YOYO ile DİYABOLA

- LEGO ile PUZZLE

- ATLI KARINCA < AT ile KARACA
[Erkek çocuklar atlara, kız çocukları Karaca'ya bindirmekten!]

- PATEN ile PATENT

- PATENT ile MARKA

- MARKA YARATMAK ile/ve MARKA YAŞATMAK

- AMBLEM ile LOGO

( Çizgi ve resimle yapılan işaretler. İLE Bir ürünün, şirketin ya da hizmetin adının, harf ve resimsel öğeler kullanılarak simgeleştirilmesidir. )

- FASON ile/ve TAŞERON

- VİZE ile FİNAL

- "ESARETİN BEDELİ"(SHAWSHANK REDEMPTION) FİLMİ ile ÖTEKİLER

- SAHİBİYİM ile/yerine (BU/ŞU/BURASI) BANA AİT

- BAYRAK ile SANCAK

( [Ar.] RÂYET/ALEM )

- BAYRAK ile FLÂMA

- GÖNDER
: Bayrak direği.

- UÇUN: Bayrağın gönder/uçkurluk karşısındaki kenarı.

- SAYFA ile/ve/değil YAPRAK

- İMZA ile/ve PARAF

- İMZAYI: ADIN ALTINA ATMAK ile/ve/değil/yerine ÜSTÜNE ATMAK

- İMZA ile CEMAL SÜREYYA'NIN İMZASI

- DAMGA ile/ve MÜHÜR

- MÜHÜR ile/ve HATEM

( ... İLE/VE Yüzük gibi parmağa takılan mühür. )

- ARMA ve TUĞRA

- TUĞRA ile/ve TERS TUĞRA

( ... İLE/VE Ayasofya, İmâret Kapısı'nda! )

- ŞÂHÂNE: Padişah'ın kullandığı herşey bu adla birlikte kullanılırdı. [Padişah'ın "Minder-i Şâhânesi" gibi.]

- KUTSAL NESNELERİ TUTMADA: ELLE ile/ve/değil/yerine KUMAŞLA

- ŞİFRE ile/ve/değil KAPI

- KAPI ile/ve SÖVE

( ... İLE/VE Kapının yerleştiği kasa, çerçeve. | Eşik. )

- KAPI ile/ve ÇIKRIK[Yörük]
( ... İLE/VE Bahçe kapısı. )

- KAPI TOKMAKLARINDA: BÜYÜK HALKA ile/ve KÜÇÜK HALKA
( Baylar için. Çalanın/misafirin bay olduğunu anlamak için. İLE/VE
Bayanlar için. Çalanın/misafirin bayan olduğunu anlamak için. )

- VİTRAY[Fr.] değil/yerine REVZEN[Fars.]

- TAKA ile/ve VASİSTAS[Alm.]
( Tavana yakın ufak pencere. İLE/VE Pencere ya da kapının üst yanında bulunan ve havanın değişimine yarayan, üstten açılır kapanır bölüm. )

- LENTO[Fr.]: Kapı ve pencerelerin üst eşiği, boyunduruk/yük.

- PARAPET[İt.]: Gemi küpeştesi[Yun.]. | Korkuluk. | Pencere önlerindeki dar çıkıntı.

- TURNUSOL (KÂĞIDI) ile MİHENK (TAŞI)
( Birtakım bitkilerden elde edilen mavi boya maddesi. İLE Altının gerçeğini sahtesinden ayırmak ve ayarını belirlemek üzere kullanılan sert ve siyah taş. )

- KESİT ile/ve KATMAN
( CROSS-SECTION with/and LAYER )

- KATMAN ile KAT
( Yatay. İLE Dikey. )

- RUHSAT ile/ve EHLİYET

- MAVİ PASAPORT ile YEŞİL PASAPORT ile KIRMIZI PASAPORT

- PASAPORT ile/ve LESEPASE

( ... İLE/VE Sınırı geçmek için verilen yazılı izin. )

- LESEPASE ile/ve PRATİKA
( Sınırı geçmek için verilen yazılı izin. İLE/VE Gemilere verilen giriş ve çıkış izni. )

- DİPLOMASİ ile/ve STRATEJİ

- OK ve TUZ

( Delikanlılığı simgeler. VE Dostluğu simgeler. [Tuzun kolay kolay çürümemesi ve çürütmemesinden dolayı.] )
( Eskiden barış amacıyla kullanılırdı. )

- OK ve YAY
( İlk Selçuklu sultanı, Tuğrul Bey, tüm resmî vesikalarında olduğu gibi gönderdiği mektupların başında yay ve ok işaretlerini koyar ve içerisine de kendi unvanlarını yazardı. Buna Tuğra deniliyordu. Sonraları bu ok ve yay işaretleri kaldırılmış ise de sultanların ad ve unvanlarını ok ve yay biçiminde gösteren tuğra usulü Osmanlı İmparatorluğu'nun sonuna kadar devam etmiştir. )

- ŞİRKET ADI ile MARKA

- ÇÖZÜM ORTAKLIĞI ile YATIRIM ORTAKLIĞI

- SPONSOR ile REKLÂM VEREN

- TABELA ile PANKART

( [Ar.] ... ile LAFİTE )

- KARNAVAL ile FESTİVAL

- VAKIF[Ar. < VAKF: Duruş, durma.]/TESİS ile/and DERNEK/CEMİYET

( Bir mülkü kamu yararına -satılmamak kaydıyla- sonsuz olarak tahsis etmek. İLE
Çıkarlarını savunmak, belirli ve ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere kurulan yasal topluluk. )
( FOUNDATION with/and ASSOCIATION )

- KURUMSAL DEVLET ile KİŞİ DEVLET

- DEVLET ve ÖMÜR

- BÜYÜK DEVLET ile/ve/değil/yerine KÜÇÜK DEVLET

- DOLAYLI ELERKİ(DEMOKRASİ) ile/değil/yerine DOLAYSIZ/TEMSİLSİZ ELERKİ(DEMOKRASİ)

- CUMHURİYET ile/ve ELERKİ

- ELERKİ ile/ve/yerine MERİTOKRASİ

- !IRKÇILIK ile MİLLİYETÇİLİK

- MEŞRUTİYET ile MEŞRUİYET

- HÜKÜMET ile HANEDAN

( GOVERNMENT with DYNASTY )

- RİTÜEL ile PROTOKOL

- ELO
: Bir değerlendirme ve sınıflandırma sistemi.

- MERİ[Ar.]: Yürürlükte olan, geçerli olan.

- REFERANDUM[Lat.]/PLEBİSİT[Fr.]: Bir kimse ya da bir sorun için halkın olumlu ya da olumsuz kanısının belirmesi amacıyla yapılan oylama.

- FAKSİYON: KURUMLAR

- ANAYASA ile/ve MEDÎNE VESÎKASI

- SEYAHATNÂME ile/ve SEFÂRETNÂME

- SİYASETNÂME ile ISLAHATNÂME

- MEKTUP ile/ve FERMAN

( BİTİK/G[Sözün yakalanıp saklandığı, muhafaza edildiği yer. | Sözün bittiği(türediği), ozlaştığı yer.] ile/ve YARLIĞ )

- FERMAN ile/ve FETVÂ

- MEKTUP ile SİRKÜLER

( ... İLE Birçok kişiye ulaştırılmak üzere çoğaltılmış mektup. )

- BELGE ile/ve KAYIT

- DEVRE-İ ÛLÂ 1 - 1. SINIF
DEVRE-İ ÛLÂ 2 - 2. SINIF
DEVRE-İ MUTAVASSITA 1 - 3. SINIF
DEVRE-İ MUTAVASSITA 2 - 4. SINIF
DEVRE-İ ÂLÎ 1 - 5. SINIF
DEVRE-İ ÂLÎ 2 - 6. SINIF

- BM ile NATO

- KIZILAY ile KIZILHAÇ

( RED CRESENT with RED CROSS )

- DÜNYA BANKASI ile IMF

- HİSSE SENEDİ ile TAHVİL

( Ortaklık. İLE Borç/Alacak Senedi. )

- ŞÜYÛ'[Ar.]: Ortaklardan birinin aralarındaki ortak malların her bir parçasının üzerine hisselerinin yayılmış olması.

- ŞÜF'A[Ar.]: Bir mülk kaça satın alınmışsa, o mülke o para ile sahip olma.

- NÜMİZMATİK: Metal paraları inceleyen bilim dalı.

- LİRA[< İt. Altın para]: Yüz kuruş değerinde, Türkiye para birimi.

- LEV ile LEVA
( Romanya para birimi. İLE Bulgar para birimi. )

- RİYAL ile RİYAL
( İspanya madeni paralarındandı. İLE Saudi Arabistan para birimi. )

- MANAT/MANET: Rus parası, ruble.

- PEÇETA: İspanyol para birimi.

- ENFLASYON ile/ve STAGFLASYON
( ... İLE/VE Ekonominin durgunluk zamanındaki enflasyon. )

- VERGİ ile HARÇ
( [Fars.] BÂC )

- RÜSÛM: Vergiler. | Gelenek, töre. | Usûl, merâsim.

- HAZİNE ile DEFİNE
( [Fars.] GENC )
( Divan şiirinde birçok güzellik unsuru hazineye benzetilmiştir. )

- ORGANİK GIDA SERTİFİKASI'NDA:
GEÇİŞ DÖNEMİ ile/ve SERTİFİKA DÖNEMİ

( 3-5 yıl sürebilir. İLE/VE Her yıl yenilenerek. )

- AYAR[Madeni parada]: Basılı madeni paranın içerdiği değerli maden miktarının karışıma olan oranı.

- AYAR ile KIRAT
( Değerli maddelerin saflık derecesi. İLE
Elmas, zümrüt vb. değerli taşların tartısında kullanılan, 0,20043 g. olan ağırlık ölçü birimi. )

- ELMAS ve PLATİN[PT]
( [Fars.] ÂB-GÎNE ve ... )

- ELMAS PARÇASI ile CAM KIRIĞI

- FOYA
[İt.]: Parıltısını artırmak için elmas taşlarının altlarına konulan ince metal yaprak. | ("Foyası ortaya çıktı" deyiminde geçer.)

- PIRLANTA[BİRİYYAN < Fr. BRILLANT: Parlayıcı.] ile/ve ELMAS
( İşlenmiş elmas. İLE/VE Saf karbondan meydana gelir. Yerin 160 - 480 km. altında oluşur. [Tüm elmaslar yerin altında yüksek ısı ve basınç altında oluşur ve yer yüzeyine volkanik patlamalar sonucu gelir.] )
( Kaşıkçı Elmas'ı 86 Kırat'tır ve etrafında 49 küçük elmas bulunur. )
( Hollanda'da Elmas Müzesi'ni ziyaret edebilirsiniz. )
( Kudüs, elmasın merkezidir. )
( ... İLE/VE Işık elmasın içinden saniyede ancak 130.000 km. hızla geçer. )

- ELMAS ile GRAFİT
( ... İLE Kurşun kaleminin ucunun yapıldığı madde. )
( İkisi de karbondan oluşur fakat grafitin karbon atomları farklı şekilde dizilmiştir. )
( Mohs Sertlik Skalası'nda 10 değerine sahiptir. VE Mohs Sertlik Skalası'nda 1,5 değerine sahiptir. )
( Smithson Tennant [1761-1815], elmasın saf kömürün bir biçimi olduğunu gösteren ilk kişidir. )

- ELMAS ile ACNR
( Doğadaki en sert maddedir. İLE ACNR[AGGREGATED CARBON NANOROD: TOPLANMIŞ KARBON NANO ÇUBUK] Çok güçlü karbon moleküllerini sıkıştırıp 2226 C'ye kadar ısıtarak meydana getirildi. [2005'te!][Moleküllerden her biri, beşgen ve altıgen biçiminde içiçe geçen 60 atom içerir. ] )
( Elması ancak elmas ya da ACNR çizebilir. )
( En sert/sağlam şeyler: Elmas, çelik ve Kendini Tanımak/Bilmek! )

- PERO ve FAÇETA[İt.]
( Armut şeklinde tek parça elmas. VE Elmasın yontulmuş her bir yüzü. )

- ELMAS'TA: SIRÇA ile/ve KARAVANA ile/ve PERO ile/ve ROZA ile/ve CULLINAN
( Ham. İLE/VE Yassı ve ince. İLE/VE Armut şeklinde tek parça. İLE/VE Pembe. Hollanda taşı. İLE/VE Dünyanın en büyük elması. Afrika yıldızı. Yapuk. )

- ELMAS ve TIRNAK
( Elmas doğadaki/doğal en sert maddedir. Elması eritebilen tek şey, gözyaşıdır. VE Gözyaşının eritemediği tek şey ise tırnaktır. )
( Gözyaşı, göze kaçan birçok maddeyi eritebilecek keskinliktedir. Geceleri tırnak kesilmemesinin nedeni ise gözyaşının tırnağı eritememesinden dolayı sıçrayıp da göze kaçmaması/batmaması içindir. [Yani, hurafe/bâtıl inanç değildir, dikkat etmek gerekir.] )
( Tavukların kursağı bile tırnağı eritemez. )
( Cam kesiminde elmas kullanılır. )

- ZÜMRÜT ile ZEBERCED
( ... İLE Zümrütten daha açık yeşil olan fakat zümrüt kadar değeri olmayan bir süs taşı. )

- ZÜMRÜT ile BÎRÛZ[Fars.]
( ... İLE Zümrüte benzer, değersiz yeşil bir taş. Gökzümrüt, yalancı zümrüt. | Kısmetsiz. )

- AKİK: AGA'TE

- FİRÛZE[Ar.]/PİRÛZE[Fars.]: Nişabur'da çıkarılan açık mavi renkli bir mücevher.

- KÂN: Değerli madenlerin çıkarıldığı ocak.

- GÖDENE TAŞI(KONYA-KARATAY MÜZESİ'NDE)

- LÂ'L
: KIRMIZI YAKUT

- TOPAZ[Yun.]/SARIYAKUT: Alüminyum silikatı ve flüorinden oluşan, kahverengi ya da soluk sarı renkte değerli bir taş.

- ASORTİ: Birbirine uygun renk ve yapıda olan.

- ARTAL: Benzerlerinden daha büyük olan.

- MESÂHA ETMEK[doğrusu MİSÂHA/T]: Ölçmek.

- İKTİYÂL: Ölçü ile, ölçek ile ölçme.

- ÖLÇÜLER('İ)
( [Ar.] EVZÂN[< VEZN]: Tartılar, ağırlıklar, ölçüler. )
( [Ar.] MESÂHA/MİSÂHA/MİSÂHAT: Ölçme.[yer] )
( * EVZÂN-I ARÛZİYE: Arûz vezinleri.
* EVZÂN-I ATÎKA: Eski tartılar.
* EVZÂN-I Şİ'RİYE: Şiirin ölçüleri. )

- MESÂFE[Ar. çoğ. MESÂFÂT, MÜSÂF] ile KAT'-I MESAFE
( Ara, uzaklık. İLE Yol alma. | [jeod.] Bir tür arazi ölçme ve hesaplama yöntemi. )

- GÖZ KARARI ile/ve EL KARARI

- GÖZ KARARI ile/değil/yerine ÖLÇÜ

- KEZ değil GEZ

( Kere. DEĞİL 66 cm. [özellikle okçulukta kullanılan bir ölçü] )

- OSMANLI'DA: UZUNLUK ÖLÇÜLERİ ile/ve ALAN ÖLÇÜLERİ ile/ve AĞIRLIK ÖLÇÜLERİ
( Parmak, hat, nokta, kulaç, zirai mimari(zirai, mimari arşını), fersah, kara mili, berid (menzil), merhale, çarşı arşını, rubu (urup), kirah, endaze. İLE/VE
Arşın kare(zirai kare), yeni dönüm, büyük dönüm, atik dönüm, atik evlek, yeni evlek, cerip, ayak kare, parmak kare, hat kare, çarşı arşın kare (çarşı arşını kare), urup kare, kirah kare, endaze kare. İLE/VE
Okka(kıyye), batman, kantar, ludre, çeki, tonilato, dirhem, dünük, kırat, bakray, fitil, nekir, kıtmir, zerre. )
( Bazı XIV. yüzyıl kaynakları, İran-İlhanlı ağırlık birimi olarak kullanılan Lodra, Kantar, Okka ve Batman'ın[menn], hububat ölçüsü olarak kullanılan Kile ve Müdd'ün, Osmanlı öncesi Anadolu'da ölçü sisteminin temelini oluşturduğunu belirtmektedir. )

- BAZI ESKİ ÖLÇÜLER
( 1 MERHALE = 45480 m.
1 FERSAH = 5685 m.
1 ESKİ MİL = 1895 m.
1 BERİD = 227 m.
1 KULAÇ = 1.89 m.
1 ZİRAİ MİMARİ (24 PARMAK) = 75.35 cm.
1 ARŞIN = 8 URUP = 68 cm.
1 ENDAZE = 65 cm.
1 URUP = 8.5 cm.
1 HAT = 0.268 cm. )

- MİMARİ ARŞIN(/BİNA ARŞINI) ile/ve ÇARŞI ARŞINI ile/ve ENDAZE

( [75,8 cm.][1 mimari arşın = 24 parmak = 288 hat = 3456 nokta'dır] Çarşı arşınından ve endazeden daha uzundur. Metrenin ¾ kadarıdır. İki mimari arşın, bir buçuk metreden biraz fazladır. [Şimşir, abanoz, fildişi, demir ya da çelikten yapılır ve üstüne parmak bölümlenmesi çizilirdi.] İLE/VE

- PARMAK ile/ve HAT ile/ve NOKTA
( Bir mimari arşının 1/24'ü.[3,158 cm.] İLE/VE Bir parmağın 1/12'si.[0,263 cm.] İLE/VE Bir hat'ın 1/12'si.[0,0219 cm.] )
( 1 mimari arşın = 24 parmak = 288 hat = 3456 nokta'dır. )

- 1/4(ÇEYREK)[< Fars.]) ile 1/3
( Dörtte bir. İLE Üçte bir. )
( [Fars.] ÇÂR-YEK [ÇÂR: Dört. | YEK: Tek, bir.] ile ... )

- ÖLÇEKLER/MİKYÂS[< KIYÂS]: Ölçü aleti, kıyas edecek alet. | Uzunluk ölçeği.
( BAHÂR[Ar.]: Ölçek. )
( * MİKYÂS-I AMEL/ERGOGRAF: Kas gücünü ölçmekte kullanılan âlet.
* MİKYÂS-I AMÛDÎ: İki nokta arasındaki dikey[şâkulî] mesafeyi belirlemeye yarayan âlet.
* MİKYÂS-I GAZ/MANOMETRE: Gaz ölçmekte kullanılan âlet.
* MİKYÂS-I HACM: Hacim ölçüleri.
* MİKYÂS-I HAMZ: Asit ölçmekte kullanılan âlet.
* MİKYÂS-I HİSS: Duyumölçer.
* MİKYÂS-I HURDEBÎNÎ: Mikrometre.
* MİKYÂS-I İNHİNÂ/MEYL: Eğimölçer.
* MİKYÂS-I İRTİFÂ'/ALTIMETRE: Yükseklikölçer.
* MİKYÂS-I KALEVÎ: Alkol derecesini ölçmekte kullanılan âlet.
* MİKYÂS-I KESÂFET/DENSIMETRE: Yoğunlukölçer.
* MİKYÂS-I KLOR: Klorölçer, klorimetre.
* MİKYÂS-I KUVVET: Kuvvetölçer, dinamometre.
* MİKYÂS-I KÜRE: Küreölçer.
* MİKYÂS-I KÜÛL: Alkollü bir sıvıda alkol yüzdesini gösteren âlet.
* MİKYÂS-I MÂ: Hidrometre.
* MİKYÂS-I MÂYİÂT: Sıvıölçer, areometre.
* MİKYÂS-I MEYL: Eğim ölçüsü.
* MİKYÂS-I NÂR: Ateşölçer, pirametre.
* MİKYÂS-I RİYÂH: Yelölçer, anemometre.
* MİKYÂS-I RÜTÛBET: Havanın rütûbet derecesini ölçen âlet.
* MİKYÂS-I SAFFET-İ HEVÂ: Odyometre.
* MİKYÂS-I SEDÂ: Sedânın[insan sesinin] uyumunu ve şiddetini ölçmeye yarayan âlet.
* MİKYÂS-I ZELÂZİL: Yer sarsıntısının şiddetini ve yönünü gösteren âletler, sismograf.
* MİKYÂS-ÜL-GAZÂT: Gazölçer, manometre.
* MİKYÂS-ÜL-HARÂRE: Termometre.
* MİKYÂS-ÜL-LEVN: Renkölçer, kolorimetre.
* MİKYÂS-ÜL-MATAR: Bir yılda yağan yağmur mikdarını gösteren âlet, pluviometre. )

- DÎNÂR ile/ve DİRHEM[Ar.]
( Çeyrek altın değerindeki para. İLE/VE Gümüş. | Bir okkanın dörtyüzde biri olarak kabul edilmiştir. | Bir miskal, dört gram ve seksen santigram. )
( GOLD with/and SILVER )

- DİRHEM-İ CEYYİD ile DİRHEM-İ HÂLİS ile DİRHEM-İ MAĞŞÛŞ ile DİRHEM-İ ÖRFÎ ile DİRHEM-İ RÂYİC ile DİRHEM-İ ŞER'Î ile DİRHEM-İ ZÜYÛF
( Bozuk, karışık olmayan. İLE Saf gümüşten olup başka bir maden ile karışık olmayan. İLE Başka madenlerden oluşan. İLE Onaltı kırattan ibaret olan. İLE Gerek ceyyid, gerek züyûf olsun, halk arasında alınıp verilen. İLE Ondört kırattan ibaret olan.[Zekâtta, mehirde, diyette, nisâb-ı sirkatte geçerli olan.] İLE Bakır ya da başka madenlerle karıştırılmış gümüş sikke. )

- DÂNİK[Ar.] ile DÂNG[Fars.]
( Mangır, para. | Bir dirhemin dörtte biri. İLE Bir dirhemin altıda biri. )

- AĞIRLIK ile/ve AĞIRŞAK

- HİTİT'LERDE AĞIRLIK VE ÖLÇÜLER

- SELÇUKLU VE BEYLİKLER DÖNEMİ'NDE:
ARTIK
: Bir yükün yarısı.
KIRKLIM: İstif yığma ölçüsü.
SAGU: Hububat ölçüsü. )
( Ukiyye(Vukiyye), İrdeb, Mûd ve Batman, Selçuklu dönemi ağırlık ve ölçüm sisteminin temel birimleriydi. )

- OSMANLI PARALARI'NDA

- ESKİ YUNAN'DA: SIVI HACİM ÖLÇÜLERİ ile/ve KATI HACİM ÖLÇÜLERİ

( Katule[0,27 litre] ve amphora[19,44 litre]. İLE/VE Khoniks[1,08 litre] ve Medimnos[51,84 litre] )

- CUMHURİYET ALTINI ile REŞAT ALTINI
( Öteki altınlarla arasında fark yoktur! İkisi de 24 ayar ve 6.66 gramdır. )
( ... İLE Sultan Mehmet Reşat'ın [1844-1918] iktidarı sırasında çıkarılmış altın. )
( Değeri daha fazladır. İLE İlk çıkarıldığında değeri 108 kuruştu. Zamanla kâğıt para ile arası açılmıştır. )

- ALTIN ile BUNDUKÎ[Fars.]
( ... İLE Bir altın para. [Türkçe'de "Fındık altını" denilen Bundukî adı, Venedik şehrinin Arapça adı olan Bundukiyye'den gelmiştir.] )

- ALTIN ile TİLLE[Fars.]
( ... İLE İşlenmemiş altın. )

- ALTIN ile/ve FLORİ[İt.]
( ... İLE/VE Altın para. )

- ALTIN ile GULDEN
( ... İLE Hollanda altını. )

- ALTIN ile KREMİÇ
( ... İLE Avusturya altını. )

- ALTIN ve CİVA
( Civa, altının kardeşidir. )

- ALTIN ile/ve İPEK

- ALTIN ile YALDIZ

- ALTIN KAPLAMA ile LAKE

- ALTIN ve GÜMÜŞ

( ... VE En iyi iletkendir. )
( [Ar.] ZEHEB, NAZAR/NAZÂRET ve FIDDA )
( [Ar.] NESÎK[: Altın. | Gümüş.] )
( [Fars.] ZER ve SÎM )
( GOLD and SILVER )

- GÜMÜŞ ile NUKRE/NUKRA
( ... İLE Külçe halinde gümüş. )

- ARSLÂNÎ[Fars.]: Arslanlı. [eski kuruş para]

- DUKA: XIII. yüzyılda Venedik'te çıkarılmış altın para.
( Osmanlı Devleti de kullanmıştır. )

- KURFORSE: Bir paraya hükümetçe verilen (belirtilen) değer.

- MESKÛKÂT[< MESKÛK]: Sikke haline getirilmiş madeni paralar.

- MECÎDİYYE: Sultan Abdülmecit'in tahta çıkışının altıncı yılında [1844] onun adına kesilmiş olan altın ve gümüş sikkeler.[daha çok 20 kuruşluk gümüş sikkelere verilen bir addır]

- MECÎDİYYE ALTINI: Sultan Abdülmecit zamanında çıkarılmış altın Lira.

- MECÎDİYYE ÇEYREĞİ: Beş kuruşluk gümüş para.

- METELİK: İlk kez 1828'de basılmış, on para değerindeki bakır sikke. [Sultan Reşat zamanında basılan son metelik nikeldir]

- SERTEN: Bir ülkenin/devletin parasını başka bir ülkenin parasıyla ifade etme yöntemi.

- SÎM MECÎDİYYE: Yirmi kuruş değerinde gümüş para.

- TİBR: Sikke haline sokulmamış altın ve gümüş. | Toz halinde altın. | Altın külçesi.

- ZER-İ DEH-PENCÎ[Fars.]: Yarısı bakır olan altın.[onda beşi]

- ZER-İ KAMER-TÂB[Fars.]: Üzerinde ay simgesi bulunan bir altın para.

- ZER-İ KÂMİL[Fars.]: Tam, hâlis, ayarı tamam altın.

- ZER-İ MAGRİBÎ[Fars.]: Hâlis ve iyi altın.

- ZER-İ MAHBÛB[Fars.]: Yirmibeş kuruş değerinde bir altın para.[1787'de 3,5 kuruş değer konulmuş ve II. Mustafa devrinde çıkarılmıştı.]

- ZER-İ MAKLÛB[Fars.]: Kalıp altın.

- ZER-İ SÂV/SÂVE[Fars.]: Ayarı tam altın ya da kırıntısı.

- ZER-İ ŞEŞ-SERÎ/VÎJE[Fars.]: Hâlis altın.

- NİSANTAŞI ile NİŞANTAŞI

- LİTRE ile RATL

( ... İLE Litreye yakın bir sıvı ölçeği. )

- TENEKE ile/ve KİLE
( 13-14 kilo alır. İLE/VE
Tahıl ölçümlerinde kullanılır. Tenekeden 5 cm. daha kısadır. 10-12 kilo alır. )
( KEYL[çoğ. EKYÂL]: Ölçme. | Kile ile ölçmek. | Tahıl, hubûbat ölçüsü, ölçek. | KEYLÎ: Kile ile ölçülen. | TEKYÎL[Ar. < KİLE]: Kile ile ölçme. )
( [Çince] ... ile/ve YÜ [bir kile], FU [kilenin dörtte biri] )

- DEVE ile/ve MUT
( 20 Teneke. İLE/VE 20 Kile. 50 şiniklik[8 kilo] tahıl ölçeği. )

- EMİNA ile/ve İZE
( Tahıllar için eski bir ağırlık ölçüsü. İLE/VE Bir tahıl ölçüsü. )

- KARIŞ ile/ve KULAÇ
( Parmaklar birbirinden uzak ve açık duracak biçimde gergin duran elde, başparmak ve serçe parmağın ucları arasındaki açıklık/mesafe. İLE/VE Gerilerek açılmış iki kolun parmak ucları arasındaki uzaklık/mesafe. )
( ... İLE/VE İki buçuk mimari arşın.[Hafriyatta, kuyu açanlar arasında ve suların derinliğini belirtmekte kullanılan bir ölçüdür] )
( [Yunan çağında, Anadolu'da] ... İLE/VE 6 ayak ya da 4 dirsek, 1,776 metre. )
( [Ar.] ŞİBR ile/ve BEV' )
( [Fars.] BİDİST, BEDEST ile/ve ... )

- MİL ile/ve FERSAH
( 100 kulaç. 2500 mimari arşın. İLE/VE 3 mil. 7500 mimari arşın.[Bir kişinin normal bir yürüyüşle yaklaşık bir saatte aldığı mesafe olarak kabul edilmiştir.] )

- BERİT/MENZİL ile/ve MERHALE
( 4 Fersah. İLE/VE 2 Berit.[8 Fersah] )

- MESÂHA-İ MUHÎTİYYE ile/ve MESÂHA-İ SATHİYYE
( Taban çevresi. İLE Bir yerin, toprağın yüzünün ölçümü, yüzölçümü. )

- ADIM ile/ve AYAK
( Yürümek üzere yapılan ayak atışlarının her biri. | Bir adımda alınan yol. [75 cm. olarak kabul edilir.] İLE/VE Yarım arşın ya da 30.5 cm. uzunluğundaki ölçü birimi. | Buzdolabı ölçülerinde -İngiliz ölçüsü fut'un- kübü alınarak hesaplanan değer. )
( [Yunan çağında, Anadolu'da] ... İLE/VE 0,296 metre. )

- TALENT[Yun. TALANTON] ile/ve/> STATER
( 26 kg. İLE/VE/> Para birimi Talent'ten üç mina daha ağır yapılarak, aradaki fark ağırlık talenti'nin birimlerine paylaştırılmıştır. Bu birim stater'dir. [873,2 gram] ve eski sikkeye yani 'Didrahmi'ye denk sayılacak bir ağırlık birimidir, ayrıca askatları vardır. ) ( Atina'da alışverişte kullanılan Talent 36,39 kilogramdı. Para birimi olarak ağırlığı ise 25,92 kilogramdı. Talanton'un altmışta biri de mİna'ydı.[436,60 gram]. )

- FOND: 103 litreye eşit bir ölçü.

- SUBRE[Ar.]: Yığın, birikinti. [tahıl, buğday yığını gibi.]

- AKR: 52 ar değerinde, eski bir Fransız/İngiliz yer ölçüsü.[Günümüzde, İngiltere'de, 1 akr = 4840 yarda kareye yani 40,47 ar'a, 4046,724 m²'ye eşittir.]

- BAREM(BARREME[Fr.]): Hazır cetvellerin sonucuna dayanılarak yapılan hesaplar için kullanılan terim.
( Fransız matematikçisi François Barreme'den gelmiştir. )

- BAT/BATH/EPRAH[İbr.]: Bir hacim ölçüsü.

- BÂZ[Fars.]: Bir kulaç boyu. | Karış.

- BEHREC: Eksik ya da ayarı bozuk para.

- BRACCIA: 1 m. = 1.64 Braccia

- CERÎB: Eskiden Arap ülkelerinde kullanılan [aşağı-yukarı] 216 litrelik bir hacim ölçüsü. | Tarla ve arazi ölçüsü. | Dönüm.

- CERÎB-üt-TAÂM: Dört kâfiz arpa ve buğday alan bir ölçek.

- CEVÎ[Fars.]: Bir arpa ölçüsündeki ağırlık.

- CHANG: Çin'de eski bir uzunluk ölçüsü.

- CUBİT: Dirsekten orta parmağın ucuna kadar olan eski bir uzunluk ölçüsü. 50 cm.

- ÇENTİK: Bir şeyin kenarında kesilerek ya da kırılarak açılan küçük kertik, tırtık. | Küçük oyuk. | Basım sırasında basım aygıtının diyaframını belirli bir açıklığa getirecek düzeni işletmek için filmin kenarına yapılan çukurluk.

- DÂNİK[Ar.]: Bir dirhemin dörtte(/altıda) biri. | Mangır.

- DİRSEK[Yunan çağında, Anadolu'da]: 1.5 ayak, 0,444 metre.

- ENDÂZE[Fars.]/ARŞIN: 60/65/68 cm.lik, eski bir uzunluk ölçüsü.

- ENSÂB: Logaritma cetvellerinin sayıları. [CEYB(SINUS), TECEYB(COSINUS), MÜMÂS(TANGENT), TAMAM MÜMÂS(COTANGENT), KATI'(SÉQUENCE), TAMAM KATI'(COSÉQUENCE)

- ERDEB: Arap şehirlerinde kullanılan ve İstanbul kilesiyle 9 kileyi karşılayan bir ölçek.

- GABARİ[Fr.]: Köprülerin yüksekliklerini belirten ölçüler.

- GALON: 4.5 litrelik Anglo-Sakson sıvı ölçüsü.

- GRADO[İt.]: Bir sıvının içindeki alkol/ispirto derecesi. | Derece.

- GROSA[İt.]: 12 desteden meydana gelen düzine. 144[12x12] tane.

- HACM-İ İSTİÂBÎ: Bir şeyin içine alabildiği miktar.

- HATT: Parmağın onikide biri olan bir ölçü.

- İSBA[Ar.]: Arapların uzunluk ölçüsü.[kadem'in 1/12'si].

- İZRÂ'[Ar.]: Arşınlama.

- JUL: Bir enerji birimi. [ 1J = .239 cal | 1cal = 4.184 ]

- KADEM[Ar.]: Yarım arşın uzunluğunda bir ölçü. | Mimari arşının yarısı kadardır ve 12 parmak uzunluğundadır.[Hafriyatlarda kullanılırdı]

- KATRAT: Basımcılıkta dizgi işinde kullanılan bir ölçü birimi. | Dizgide harfler arasına konulan yazısız metal parçası.

- KENTAL: Bir kütle ölçüsü birimi.

- KERTE: İşaret için yapılmış çentik ya da iz, kerti.

- KERTE[İt.]: Gemi pusulasında kadranın ayrılmış olduğu on bir derece ve on beş dakika ölçüsünde bir açıya eşit olan otuz iki bölümden her biri. | Derece, radde[Ar.].

- KESE/BEDRE: 500 kuruş.

- KEYL[çoğ. EKYÂL]: Ölçme. | Kile ile ölçmek. | Tahıl, hubûbat ölçüsü, ölçek.

- KEYLÎ: Kile ile ölçülen.

- KIRÂN[Fars.]: 1848'den 1927'ye kadar İran'da kullanılan bir gümüş para.[1.25 Dolar değerindeydi. 10 kıran, 1 toman ederdi.]

- KISTÂS: Büyük terazi. | Ölçü.

- KULLETEYN: 1200 Irak ratlı(2564 gr. ağırlığında bir ölçü) su alan iki büyük küp.

- KUART: Amerika ve İngiltere'de kullanılan katı ve sıvı hacim ölçüsü.

- KÜBİT: 45 cm.

- LİBRE: Fransa'da 500 gr., İngiltere'de 454 gr. gelen ağırlık ölçüsü.

- MAD: Bir tahıl ölçüsü.

- MAHREK[Ar., mat.]: Hareketli bir noktanın güttüğü yol.

- MAKSİ[Fr.]: Uzun.

- MEGA: Önüne geldiği birimi bir milyonla çarpan önek.

- MEGAPASKAL[MPa]: 10 atmosferlik basınca eşit basınç birimi.

- MENZİL[Ar. < NÜZÛL | çoğ. MENÂZİL]: Bir günlük yol. | Mesafe.

- MENZİL-İ KÜLLÎ[Ar.]: Mahrekin en son noktasına kadar olan mesafe.

- MEZRÛ': Arşınla ölçülen şey.

- MİKYÂL[Ar. | çoğ. MEKÂYİL]: Ölçekler, tahıl ölçekleri.

- MİNA: En eski ağırlık birimi.

- MİSKAL[Ar. çoğ. MESÂKÎL]: Yirmidört kıratlık bir ağırlık ölçüsü. [yüz arpa ağırlığındadır][ondört kırat, bir şer'î dirhemin karşılığıdır] | 1.43 dirhemlik ağırlık ölçüsü.

- MİSL: Benzer, kat. | Mikdar. | Ön, yan, huzur. | Tekrarlanan bir sayının toplamı.

- MİSLİ: Sayı, tartı ve ölçü ile belirlenebilen.

- MODÜL: Çap, ölçü. | Orantı ölçüsü. Bir yapının çeşitli bölümleri arasında orantıyı sağlamak için kullanılan ölçü birimi.

- MOL: Bir maddenin kendi moleküler ağırlığına dalton cinsinde eşit olan gram miktarı. [Avogadro sayısı kadar molekül içerir.]

- NISF[Ar.]/NİM[Fars.]: Bir şeyin yarısı.

- OKKA/KIYYE[Ar.]: Eski bir ağırlık ölçüsü birimi. (1283 gr.) (400 Dirhem = 1 Okka)

- ÖŞR: Onda bir, ondalık, onda biri alınan vergi. | Kur'ân-ı Kerim'den 10 âyetlik kısım.

- ÖZGÜL ISI: 1 gram maddenin sıcaklığını 1 ºC değiştirmek için emilmesi ya da kaybedilmesi gereken su miktarı.

- PALMA[Yunan çağında, Anadolu'da]: 4 Palma 1 ayak, 6 Palma 1 dirsektir.

- PARASANG[İran ölçüsü][Yunan çağında, Anadolu'da]: 30 stadion'a eşittir. [5 kilometre, 328 metre]

- PARMAK: Bitişik ve dışı içine gelecek şekilde dizilmiş altı arpa tanesi uzunluğunda bir mesafe. | [Yunan çağında, Anadolu'da] Ayağın on altıda biri, 0,0185 metre.

- PLETHRON[Yunan çağında, Anadolu'da]: 100 ayak.

- RITL[< İt. ROTOLO]: Cam ağırlık. Günümüze tam olarak ulaşmış bir parça bulunmadığından tam ağırlığı saptanamamıştır ancak elde bulunan parçalardan çapının 110 mm. kadar olduğu anlaşılmaktadır. [Emevi, Abbasi, Eyyubi, Fatımi dönemlerinde kullanılmıştır.][Abbasi döneminden kalma 842-847 tarihli çifte rıtl denilen ağırlık 759.79 gramdır.]

- RİN: Japonya'da küçük para birimi.

- PÛJÎNE[Fars.]: 1240 gr. ağırlığında bir ölçü. | Kantar.

- RELÖVE: Ölçülü plan ya da resim.

- SÂ': Bin dirhemlik bir hubûbat ölçeği.

- SARPIN: Tahıl kuyusu, zahire ambarı.

- SENCE: Cam ağırlıklardır ve paraya ölçü oluştururlardı. Değerli madenden basılan sikkeye ölçü oluşturmak amacıyla yapılmış ağırlık ölçüleridir. [Bizans sencelerin Bizans dinarı solidus ile aynı ağırlıkta olduğu ve 68 habbeye[4,406 gram], Araplar'daki Dirhem'in ise 66 Habbe'ye[4,276 grama] karşılık geldiğini göstermektedir.][İslâmî Sence'ler, zamanla gelişerek klasik biçimlerine kavuşmuştur. Kimilerinin üstünde halife, vali, imam ya da şurta adlarıyla Aslahü Allah, Ekremehü Allah, Emta' Allah Lehü gibi Arapça yazılar ve Kur'an'dan ibareler yer alır. Genelde sadece tek yüzüne damga vurulan Senceler'in iki yüzünün de damgalanmasına Abbasiler döneminde başlanılmıştır. Bu dönemde sikkenin bir yüzüne Kelime-i Tevhid, öteki yüzüne halife, vali, imam, şurta, vb. adları basılırdı. Sencelerdeki renkler, üretim sırasında katılan hammaddeye göre değişiklik göstermiş, mavi renkteki senceler krom oksitten, kehribar rengi kükürt ve karbondan, koyu mavi senceler ise manganezden elde edilmiştir.]

- SKENES[Mısır ölçüsü][Yunan çağında, Anadolu'da]: 60 stadion'a eşittir. [10 kilometre, 656 metre]

- STADION: 185 metre. | 600 ayak. Atina stadion'u 77,6 metredir.

- SÜDS/SÜDÜS: Altıda bir. [1/6]

- ŞİNİK[Yun.]: Tahıl için kullanılan sekiz kiloluk ölçek.

- ŞİRÂZE[Fars.]: Esas, düzen, nizam.

- TÂB-NÜMÂ[Fars.]: Güç/kuvvet ölçer.

- TAKEOMETRE: Harita alma işinde kullanılan ölçü aleti.

- TEKYÎL[Ar. KİLE]: Kile ile ölçme.

- TINAZ: Yığın. | Savrulmak için hazırlanan dövülmüş ekin yığını.

- TO: Japonya'da eski bir hacim ölçüsü.

- TÛL: Uzunluk. [Tûl perde] | Zaman çokluğu, uzun süre. | Boylam. [TÛL DAİRESİ: Meridyen]

- TÛLÂNÎ: Uzunluğuna.

- URUP[Ar.]: Arşının sekizde bir uzunluğundaki ölçü.

- ÜNİTE: Birim, vahit, ölçü.

- VEZNECİLER: Adını, barut ölçüsünden[vezne < vezn] ve bu ölçüyle barut satan dükkanların bulunduğu bölgeden almıştır.

- YARDA: İngiliz uzunluk ölçü birimi.

- ZER'Î/ZER'İYYÂT[Ar.]: Arşınla ölçülen şey.

- ZERİK: Eski İran'da, Dariüs devrinde bastırılmış altın para.

- ZI'F: İki kat.

- ZİRÂ'[Ar.]: Dirsekten orta parmak ucuna kadar olan bir uzunluk ölçüsü. Arşın. | Ay menzillerinden biri.

- ZİRÂ-İ A'ŞÂRÎ[Ar.]: Metre.

- ZİRÂ-İ AMME[Ar.]: Altı kabza, yani yirmidört parmak miktarı olan arşın.[karesi 576 parmak]

- ZİRÂ-İ KİRBÂSÎ[Ar.]: Yedi kabza, yani yirmisekiz parmak miktarı olan arşın.[bezlerde, kumaşlarda kullanılırdı]

- ZİRÂ-İ KİSRÂ/MELİK[Ar.]: Yedi kabza, yani yirmisekiz parmak miktarı olan arşın.

- ZİRÂ-İ MESAHA[Ar.]: Yedi kabza ile bir dikili parmak miktarı olan arşın.[Arazide kullanılırdı]

- ZİRÂ-I Mİ'MÂRÎ[Ar.]: Arşın.[Arşın'ın Eski Türkçe'deki kullanımı.] | Kalfa ve marangozların(dülgerlerin) kullandıkları yirmidört parmaktan oluşan bir uzunluk ölçüsü.

- ZİRÂÂT[Ar. < ZİRÂ]: Uzunluk ölçüleri.

- ZOLOTA: Osmanlı zamanında geçerli olan Leh parası.

- KEPAZE: Gevşek ok yayı.

- PARATONER: Yıldırımsavar.

- RADAR: RADIO DETECTING AND RANGING

- YARIM: NÎM[Fars.]

- TİRAJ ile RATING
( Kitap, gazete, kitap gibi şeylerin baskı sayısı. İLE Televizyon programlarının izlenme/izleyici oranı. )

- CERÎDE[Ar.]: Dergi, gazete gibi belli aralıklarla yapılan yayımlar.

- BOY ile/ve KARAKTERİSTİK UZUNLUK

- UZUNLUK ile/ve YÜKSEKLİK

( İki nokta arasında. İLE/VE Zeminden hareket ederek. )
( LENGTH with/and HEIGHT )

- KISALIK ile/ve DARLIK
( İki nokta arasında. İLE/VE Alanlarda. )
( cm. ile tanımlanır. İLE/VE cm² ya da cm³ ile tanımlanır. )
( SHORTNESS with/and NARROWNESS )

- KUTR ve KADR
( Boy. VE Çap. )

- ÇAP ile/ve ÇEVRE

- EĞİM ile/ve/değil YÜKSEKLİK

- YÜKSEL(T)ME ile YÜCEL(T)ME

- SİLİNDİR ile/ve YUNGU TAŞI

- SİLİNDİR ile/ve LOĞ/YUVGUZ

( ... İLE/VE Taş silindir. )

- TAŞ ile/ve BALAST
( ... İLE/VE Demiryoluna döşenen taş kırıkları. )

- BALAST ile MICIR/MUCUR
( ... İLE Kömür kırıntısı. )

- UYGARLIK BANKASI ile İLKEL KABİLE BANKASI

- SERVET ile SERMAYE

- KAPİTALİZM ile/ve SAVAŞ

- TABUT ile LAHİT

( COFFIN with FUNERARY )

- PAPİRUS - KÜREK KEMİĞİ - CEYLAN DERİSİ - KİL TABLETLERİ

- KEOPS ile KEFREN ile MİKORİNOS

HALI'DA
( ON CARPET/RUGS )

- DÜĞÜMLENMİŞ ile DOKUNMUŞ ile İŞLENMİŞ

- DÜĞÜMÜ ile/ve ATKISI ile/ve SAÇAĞI

- KÖK BOYALI ile/ve DOĞAL BOYALI ile/ve KİMYASAL BOYALI

- HALI ile/ve KİLİM ile/ve SUMAK

- HALI/KİLİM ile/ve BERCED
[Ar.]
( ... İLE/VE Kalın kilim. | Türk halısı. )

- HEREKE ile/ve KAYSERİ ile/ve BÜNYAN ile/ve YAHYALI ile/ve TAŞPINAR ile/ve SİVAS ile/ve KARS ile/ve BERGAMA ile/ve LADİK ile/ve MİLAS ile/ve ISPARTA

- İPEK'TE: KAYSERİ ile/ve HEREKE

- KELLE
[Fars.]: 3x4 m² olan halı.

- NAH[Fars.]: Değerli kumaşlardan yapılan bir çeşit halı, kilim.

 

KİLİM'DE:
( Kilim, dünyanın en süslemeli "mektup"ları ve anı "kitap"larıdır. Son derece kullanışlıdır. Duvara asılır, yere serilir. Sözleşme yerine de kullanılır/dı. )

- DENİZLİ ile/ve VAN ile/ve MALATYA ile/ve NİĞDE ile/ve UŞAK ile/ve ISPARTA

- TAŞPINAR ile/ve KARS

- HEREKE ile/ve SİVAS

- DÜZ (DOKUNMUŞ) ile/ve SUMAK ile/ve CECİM/CİCİM ile/ve ZİLİ ile/ve HEYBE

( ... İLE/VE ... İLE/VE Nakışlı ve ince. Sivas/Divriği bölgesinde. İLE/VE Ağrı/Patnos, Çanakkale bölgelerinde. İLE/VE Urfa bölgesinde. )

- SUMAK'TA: TÜRK ile/ve İRAN ile/ve RUS

- KİLİM ile/ve SAVAN

( ... İLE/VE Pamuk ipliğinden yapılan kalınca kilim. )

- KİLİM ile/ve PALA
( ... İLE/VE Adi kilim, yaygı. )

- KİLİM ile/ve SİLİ
( ... İLE/VE Bir tür yaygı. )

- KİLİM ile/ve TATAMİ
( ... İLE/VE Japon kilimi. )

- KİLİM ile BİSÂT[Ar. çoğ. BUSAT]
( ... İLE Kilim, minder, döşeme, keçe, yaygı. )

- ISDAR/ISTAR: Halı, kilim dokunan tezgâh.

- KİRKİT: Dokumacılıkta atkı ipliğini sıkıştırmak için kullanılan, demirden ya da ağaçtan yapılmış dişli araç. | Halı dokunurken kullanılan el tarağı.

- [Ar.] BÂRRÎ ile BÂRİYY
( İnce kumaştan örülen hasır. İLE Hasır. )

- SERAMİK'TE: İZNİK ile/ve KÜTAHYA

- SERAMİK ile/ve ÇİNİ

- SERAMİK ile PORSELEN

- SERAMİK ile RAKU

( ... İLE Japon işi seramik kap. )

- ARITA/IMARI PORSELENİ ile/ve NABESHIMA PORSELENİ

- ARITA PORSELENİ ile KOPYALARI

( ... İLE 3 çeşittir. )

- MIKAWACHI PORSELENİ ile HASAMI PORSELENİ ile SETO PORSELENİ

- KYOTO PORSELENİ ile KUTANI PORSELENİ

- MESNÛN
: Şekillendirilen, fırınlanmamış çamur. | Bilenmiş bıçak/çakı. | Sünnet olan şey.[EMR-İ MESNÛN: Sünnet sayılan iş.] | Âdet edilen şey. | Yıllanmış şey.



SÖZLÜK

Sözcük/terim/kavram...







SÖZLER

Nesnelerle uyum içinde yaşayın.

Kem âletle kemâlât olmaz.



TAŞLANMIŞ KOTLAR

Leyleğin yuvadan attığı yavruları; kot taşlama işçileri

İzlediğiniz her şey kadar gerçek, yaşamın vaad ettikleri kadar sıradan bir yaşamdı benimkisi… Sizin için rakam olan, yanındaki sıfırlarla çoğalttığınız yaşamlarımızı değişim rüzgârlarına yitirdik… Kaç bin olsun, kaç yüz daha ciddi bir kamuoyu yaratmak için bilemem ama birimizin canı, bir anlam ifade etmedikçe bizi unuttunuz… Biz yeni düzenin değişim rüzgârlarıyız... Soğuk esen ve insanı düzenin gerçekliği ile buz gibi çarpan… Şimdi yaşam hikâyelerimiz yerine ölümlerimizi konuşurken yakaladık sizi...

Bir gaz odasında kaybettim yaşamı... Değişimi vaat edenlere hizmet etmek için yola çıktığım kentin basık havasız bir atölyesinde ciğerime dolan zehirle yaşamak için çalışırken kaybettiniz beni... Beni ölüme götüren değişim rüzgârlarıydı...

Yeni düzende herkese yer vardı, katı olmadan buharlaşan yaşamlarımız adına inandık bu vaade… Bu vaatle avuttuk işsizlerimizi, topraksızlarımızı… Köylerimizden kaybedecek hiçbir şeyi kalmayan gencecik bedenlerimizle çıktık yola… Zonguldak'tan, Siirt'ten, Erzurum'dan, Tokat'tan, Bingöl'den, Çorum'dan İstanbul'a gelmiştik… Öyle ışıklı öyle güzel caddelerden geçerek geldiğim köyümün benzeri varoşlardı… Ekmek için, ekmeğimin peşinde Sultançiftliği'nde, İkitelli'de, Küçükköy'de, Halkalı'da, Alibeyköy'de, ne 8 saat çalışmaya, ne sigortaya, ne sendikaya bakmaksızın binlerce saat çalıştık hep birlikte… Yaşama dair hatırladım tek şeyin çalıştığım tozlu atölyede, sıcak bir ev özlemiyle gün doldurduğumdur... Atölyede tek kanun vardı "işleri yetiştirmek için durmadan çalışmak"...

Sadece çalışmak için yaşadığımız İstanbul'da gizli bir elin sakladığı değişim rüzgârının sessiz yaprakları gibi kimseye dokunmadan giden yaşamlarımızı bu rüzgâr bir kez daha savurdu… Bilmem kaç ay dayanabildi ciğerlerim tozla karışık kum parçalarına… Her gün daha sert esen değişim rüzgârları sanki hep bana karşı esiyordu… Ne çok çalıştım günler boyu karanlık izbe bir atölyede… Elime tutuşturulan bir liralık ince sarı maskenin ne faydası vardı bilemedim... Üstelik bin kot yaptığımız günleri bilirim, ağrılarım arttı nefesim tıkandı… Doktora gitmek için ne sigorta ne para hiçbir çare bulamadım, bir esir kampına dönmüştü yaşam… ve esir kampının gaz odasında yaşamımı bırakıp gidemedim, köyüme çaresizce döndüm. Bir döşekte ölüme terk edilip, o büyük ilanların altında kaldı bedenim...

Sigortasız, iş güvencesiz çalıştığım zaman boyunca başıma gelecekleri bilmedim, bildiğim zaman çaresiz, çocuklarımın gözleri önünde ölümü beklemeye başlamıştım, yavaş yavaş eriyerek… Işıltılı şehrin güzel mağazalarına yaraşan kotları beyazlatırken, ben yavaş yavaş eridim… Ben erirken siz bilinen markaların modası sandınız taşlanmış kotlarınızı almak için mağazalara girdiniz. Bilemezdiniz her kotta bir yaşam vardı. Şehirde binlerce işçi gece-gündüz birbirine karışan vardiyalarda çalışmıştık. Yeni bir dönem açılmıştı, ihracatta rekorlar, yerli taşeronlar ve çok uluslu firmalarla esen değişim rüzgârları vardı, bizden yana esti sandık, inanmak için tek neden "ekmek"ti. Ekmek kana bulandı; kocaman reklamlar, afişler arasında emeklerimizle özdeşleşen yaşamlarımız ufacık bir yer bulabildi sütunlarda...

Değişim rüzgârıyla yelkenlerini doldurup engin denizlere açılan, tekstil atölyelerinde, tersanelerde, maden ocaklarında, dökümhanelerde, fabrikalarda binlerce faili meçhulun ardında kalan emekleriyle ihracat şampiyonu olan işadamlarına, politikacılara ve yaşananlara susarak göz yuman vatandaşlara soramadım: Bizim yaşam nereye düşer?

Başak Ergüder



ÖLÇÜM ARAÇLARI

AKSELEROMETRE
( İvme ölçer. )

AREOMETRE:
( Sıvı ölçer. )

BAROMETRE
( Basınç ölçer. )

BOLOMETRE
( Işım ölçer. )

EBÜLYOSKOP
( Cisimlerin kaynama noktasını ölçer. )

GALVANOMETRE
( Miliamper/mikroamper gibi çok küçük elektrik akım değerlerini ölçer. )

HİGROMETRE/NEMÖLÇER
( Havanın nemini ölçer. )

HİPSOMETRE
( Yükselti ölçer. )

HİRAN/TELEMETRE
( Uzaklık ölçer. )

KLİNOMETRE/EĞİMÖLÇER
( Eğim ölçer. )

KRONOMETRE
( Süre ölçer. )

MANOMETRE
( Bası ölçer. )

ONDMETRE
( Dalga ölçer. )

STADYA
( İki nokta arasındaki mesafeyi ölçer. )

STETOSKOP
( Örgenleri dinlemekte kullanılır. )

OFTALMOSKOP
( Göz muayenesinde kullanılır. )

- METROLOJİ: Ölçüm bilimi.

- BIPM: Uluslararası Ağırlık ve Ölçüler Bürosu

- MİNA: Bilinen en eski ağırlık birimi.



RAKAM/NUMARA ÖNEKLERİ

Yotta(Y) = 1,000,000,000,000,000,000,000,000

Zetta(Z) = 1,000,000,000,000,000,000,000

Exa(E) = 1,000,000,000,000,000,000

Peta(P) = 1,000,000,000,000,000

Tera(T) = 1,000,000,000,000

Giga(G) = 1,000,000,000

Mega(M) = 1,000,000

Kilo(k) = 1,000

Hecto(h) = 100

Deca(da) = 10

Unit = 1

Deci(d) = 0.1

Centi(c) = 0.01

Milli(m) = 0.001

Micro(µ) = 0.000 001

Nano(n) = 0.000 000 001

Pico(p) = 0.000 000 000 001

Femto(f) = 0.000 000 000 000 001

Atto(a) = 0.000 000 000 000 000 001

Zepto(z) = 0.000 000 000 000 000 000 001

Yocto(y) = 0.000 000 000 000 000 000 000 001



KAĞIT ÖLÇÜLERİ

(mm. | inch)

Uluslararası Standartlar
A0 841×1189 | 33.11×46.81
A1 594×841 | 23.39×33.1
A2 420x594 | 16.54x23.39
A3 297×420 | 11.69×16.54
A4 210×297 | 8.27×11.69
A5 148×210 | 5.83×8.27
A6 105×148 | 4.13×5.83
A7 74×105 | 2.91×4.13
A8 52×74 | 2.05×2.91

B0 1000×1414 | 39.37×55.67
B1 707×1000 | 27.83×39.37
B2 500×707 | 19.68×27.83
B3 353×500 | 13.90×19.68
B4 250×353 | 9.84×13.90
B5 176×250 | 6.93×9.84

C0 917×1297 | 36.00×51.20
C1 648×917 | 25.60×36.00
C2 458×648 | 18.00×25.60
C3 324×458 | 12.80×18.00
C4 229×324 | 9.00×12.80
C5 162×229 | 6.40×9.0
DL 110×220 | 4.33×8.66

Kuzey Amerika
Ledger 431.8×279.4 | 17.0×11.00
Legal 215.9×355.6 | 8.50×14.00
Letter 215.9×279.4 | 8.50×11.00
Executive 184.1×266.7 | 7.25×10.5

İngiliz
Quarto 254×203 | 10.00×8.00
Foolscap 343×432 | 13.50×17.00
Crown 381×508 | 15.00×20.00
Large post 419×533 | 16.50×21.00
Demy 445×572 | 17.50×22.50
Medium 457×584 | 18.00×23.00
Royal 508×635 | 20.00×25.00
Elephant 508×686 | 20.00×27.00
Imperial 559×762 | 22.00×30.00



TIKANDI BABA

Sultan Mahmut kılık kıyafetini değiştirip dolaşmaya başlamış. Dolaşırken bir kahvehaneye girmiş oturmuş. Herkes bir şeyler istiyor.

"Tıkandı baba, çay getir! Tıkandı baba, oralet getir!" vb.

Bu durum Sultan Mahmut'un dikkatini çekmiş.

Baba hele anlat bakalım, nedir bu "Tıkandı Baba" meselesi?

"Uzun mesele evlât" demiş, Tıkandı Baba.

"Anlat baba anlat, merak ettim" deyip çekmiş sandalyeyi. Tıkandı Baba da peki deyip başlamış anlatmaya...

"Bir gece rüyamda birçok insan gördüm ve her birinin bir çeşmesi vardı ve hepsi de akıyordu. Benimki de akıyordu ama az akıyordu. 'Benimki de onlarınki kadar aksın' diye içimden geçirdim. Bir çomak aldım ve oluğu açmaya çalıştım. Ben uğraşırken çomak kırıldı ve akan su damlamaya başladı.
Bu sefer içimden 'Onlarınki kadar akmasa da olur, yeter ki eskisi kadar aksın' dedim ve uğraşırken oluk tamamen tıkandı ve hiç akmamaya başladı. Ben yine açmak için uğraşırken Cebrail göründü ve 'Tıkandı Baba, tıkandı. Uğraşma artık' dedi.

O gün bu gün adım "Tıkandı Baba"ya çıktı ve hangi işe elimi attıysam olmadı. Şimdi de burada çaycılık yapıp geçinmeye çalışıyoruz."

Tıkandı Baba'nın anlattıkları Sultan Mahmut'un dikkatini çekmiş. Çayını içtikten sonra dışarı çıkmış ve adamlarına...

"Hergün bu adama bir tepsi baklava getireceksiniz. Her dilimin altına bir altın koyacaksınız ve bir ay boyunca buna devam edeceksiniz."

Sultan Mahmut'un adamları peki demişler ve ertesi akşam bir tepsi baklavayı getirmişler. Tıkandı Baba'ya baklavaları vermişler.

Tıkandı Baba baklavayı almış, bakmış baklava nefis.

"Uzun zamandır tatlı da yiyememiştik. Şöyle ağız tadıyla bir güzel yiyelim" diye içinden geçirmiş. Baklava tepsisini almış evin yolunu tutmuş.

Yolda giderken "Ben en iyisi bu baklavayı satayım evin gereksinimlerini gidereyim" demiş ve işlek bir yol kenarına geçip başlamış bağırmaya...

"Taze baklava, güzel baklava!"

Bu esnada oradan geçen bir Yahudi, baklavaları beğenmiş. Üç aşağı beş yukarı antlaşmışlar ve Tıkandı Baba baklavayı satıp elde ettiği para ile evin gereksinimlerinin bir kısmını karşılamış.

Yahudi baklavayı alıp evine gitmiş. Bir dilim baklava almış, yerken ağzına bir şey gelmiş. Bir bakmış ki altın. Şaşırmış, öteki dilim öteki dilim derken bir bakmış her dilimin altında altın...

Ertesi akşam, Yahudi, acaba yine gelir mi diye aynı yere geçip başlamış beklemeye.

Sultan'ın adamları ertesi akşam yine bir tepsi baklavayı getirmişler. Tıkandı Baba yine baklavayı satıp evin öbür gereksinimlerini karşılamak için aynı yere gitmiş.

Yahudi, hiçbir şey olmamış gibi,

"Baba baklavan güzeldi. Biraz indirim yaparsan her akşam senden alırım", demiş.

Tıkandı Baba da, "Peki" demiş ve antlaşmışlar. Tıkandı Baba'ya her akşam baklavalar gelmiş ve Yahudi de her akşam Tıkandı Baba'dan baklavaları satın almış.

Aradan bir ay geçince Sultan Mahmut;

"Bizim Tıkandı Baba'ya bir bakalım" deyip Tıkandı Baba'nın yanına gitmiş. Bu sefer padişah kıyafetleri ile içeri girmiş. Girmiş girmesine ama bir de ne görsün, Tıkandı Baba eskisi gibi darmadağın.

Sultan;

"Tıkandı Baba sana baklavalar gelmedi mi?" demiş.

"Geldi sultanım."

"Peki ne yaptın sen o kadar baklavayı?"

"Satıp evin gereksinimlerini giderdim, sağolasınız, duacınızım."

Sultan şöyle bir tebessüm etmiş.

"Anlaşıldı Tıkandı Baba anlaşıldı, hadi benimle gel", deyip almış ve devletin hazine odasına götürmüş.

"Baba şuradan küreği al ve hazinenin içine daldır, küreğine ne kadar gelirse hepsi senindir" demiş.

Tıkandı Baba o heyecanla küreği tersten hazinenin içine bir daldırıp çıkarmış ama bir tane altın küreğin ucunda düştü düşecek.

Sultan;

"Baba senin buradan da nasibin yok. Sen bizim şu askerlerle beraber git onlar sana ne yapacağını anlatırlar" demiş ve askerlerden birini çağırmış.

"Alın bu adamı Üsküdar'ın en güzel yerine götürün ve bir tane taş beğensin. O taşı ne kadar uzağa atarsa o mesafe arasını ona verin" demiş.

Padişahın adamları peki deyip adamı alıp Üsküdar'a götürmüşler.

"Baba hele şuradan bir taş beğen bakalım", demişler. Baba,

"Niçin?" demiş. Askerler,

"Hele sen bir beğen bakalım" demişler.

Tıkandı Baba şu yamuk, bu küçük, derken kocaman bir kayayı beğenip almış eline.

"Ne olacak şimdi?" demiş.

"Baba sen bu taşı atacaksın ne kadar uzağa giderse o mesafe arasını padişahımız sana bağışladı" demiş.

Tıkandı Baba taşı kaldırmış tam atacakken taş elinden kayıp başına düşmüş. Adamcağız oracıkta ölmüş.

Askerler bu durumu Padişah'a haber vermişler. İşte o zaman, Sultan Mahmut o meşhur sözünü söylemiş;

"VERMEYİNCE MABÛD, NEYLESİN SULTAN MAHMUT"



Çeşmenizin suyu bol olsun.

   



Bugün[ 23 Temmuz 2024 ]
itibariyle 6030 başlık/FaRk ile birlikte,
6545 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.

(1/6)


- - ile/ve/+/< >


- !KUNDAK ile !KUNDAK[Yun.]

( Yeni doğmuş çocuğu ilk aylarda sıkıca sarıp sarmalamaya yarayan geniş bez. | Bu bezle sarılmış bebek. | Saçları yemeninin içine alıp bağlama. | Korunmak için sıkı sıkıya sarılmış şey. İLE Yangın çıkarmak için bir yere konulan tutuşmuş yağlı bez parçası vb.| Tüfek gibi bazı ateşli silahlarda bunları çeşitli yönlere çevirmeye yarayan, namlunun altında bulunan ağaç ya DA metal bölüm. | Arabalarda dingil yatağı. | Ara bozma, fitne, fesat. )


- !SİLAH ile !ARKEBÜZ[Fr. < ARQUEBUSE]

( ... İLE XV. yüzyılda, Fransa'da kullanılmaya başlanan, taşınabilir ateşli silah. )


- !TÜFEK ile !MAVZER[< MAUSER'in adından]

( ... İLE Atış hızı, dakikada, ortalama altı mermi olan ve orduda kullanılan bir tüfek. )


- !VANDALLIK ile !BARATARYA

( Miladın, başlangıç yıllarında yaşayan ve Roma İmparatorluğu ile yaptığı savaşlarda, acımasızlığı ile ün salan bir Doğu Germen halkı. | Eski kültür ve sanat anıtlarını yakıp yıkan; bunların değerini bilmeyen kişi ya da halk. İLE Kaptanın, tayfaların, gemi sahibine, armatöre ya da sigorta ortaklığına, bilerek verdikleri zarar. )


- ... (FİZİKİ UNSURUN) HER BİRİSİNİ ... değil ... (FİZİKİ UNSURUN) HER BİRİNİ ...


- ... GERÇEKLİK:
EVRENSEL/BÜTÜNCÜL ... ile/ve/||/<> FİZİKSEL ... ile/ve/||/<> ZİHİNSEL ... ile/ve/||/<> ÖZNEL ... ile/ve/||/<> İLİŞKİSEL ...


- ... GİBİ ile ...'YA GÖRE


- ... GİBİLERİNDEN değil ... GİBİ


- ... İŞLERİ ile/ve/||/<> ... İLİŞKİLERİ


- ... OLDUĞU İÇİN ile/ve/değil/yerine ...(DAN) (OLDUĞUNDAN) DOLAYI

( [adın/ismin] -e hali. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE -den hali. )

( DOYMAK İÇİN ile/ve/değil/yerine ACIKTIĞIMDAN DOLAYI )


- ..., ...'NIN:
"GÖSTERİSİ" değil GÖSTERGESİ


- ...:
"BÖLÜMÜ" ile/ve/||/<> ... "YANI"


- ...'LARI:
SAYMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SIRALAMAK


- ...'NIN ...:
"BİTECEĞİ" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SÜRMEYEBİLECEĞİ


- ...'NIN:
"KARŞITI" ile/değil DIŞINDA KALAN/BIRAKILAN


- ...'NIN:
KANITI ile/değil GÖSTERGESİ


- ...'YI:
"UZATMAK" ile/değil/yerine SÜRDÜRMEK


- ...
SALMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/> SAÇMAK


- ...KA... ile/ve/değil/||/<>/> ...KÂ...

( ikamet, istikamet, tekabül, mukabil, enkaz/ı, Erkan İLE/VE/DEĞİL/||/<>/> tekâmül, kâğıt, erkân, iskân, eşkâl )

(

)


- ...MIŞ GİBİ ile/ve/değil BİLE DEĞİL


- ...NIN "DOKUNMA/SI" ile/ve/yerine ...NIN ETKİ ETME/Sİ


- ...NIN KARŞITI ile/değil ...NIN KARŞILIĞI


- ...NIN:
"ÜRÜNÜLER" değil ÜRÜNLERİ


- (...'NIN) ALTI ile 6 (ALTI)


- (BB) KREM ile FONDÖTEN

( Günün her saatinde sürülebilen, günlük ve sade makyajda kullanabilecek renkli bir nemlendiricidir. Hafif kızarıklık ya da donuk bir cilt varsa BB krem daha iyidir. Cilt tonunu eşitleyerek kusurları gizlemeye yardımcı olur. Günlük makyajda ilk yeğlenilecek olmalıdır. Cilde doğal bir görünüm vererek cilt rengini eşitler. Öte yandan, güneş koruyucu özelliğine de sahip olduğundan, cildi güneş ışınlarından korur. Ayrıca, cildin parlamasını ve yağ dengesini kontrol altında tutar.

İLE

Genellikle BB kremden daha fazla kapsama alanı sunar. Daha lekeli bir cilt yapısı ya da gizlenmek istenen bölgeler varsa yoğun kapatıcılığı nedeniyle yeğlenmelidir. Kusursuz makyajın en önemli özelliğidir. Bu nedenle, ten makyajında yoğun kapatıcılık, pürüzsüz ve iddialı bir görünüm aranıldığında kullanılır. Günlük olarak kullanılması pek tavsiye edilmez. Daha yoğun bir içeriğe sahip olduğundan, her gün fondöten kullanmak cildi yoracak, yaşlanma belirtilerine neden olacaktır. Öte yandan, fondöten ya da BB krem fark etmeksizin, cilde makyaj uygulandığında iyice temizlemeyi boşlamamalıdır. )


- (BİR ŞEYDEN[ÜRÜN/HİZMET]) MEMNUN OLMAK ile/ve/değil/yerine/||/<> (BİR ŞEYİN[ÜRÜN/HİZMET]) (SİZİN İÇİN) UYGUN OLMASI


- (BİRİNİ, BİR ŞEYİ) "GÜZEL BULMAK" ile/değil/yerine GÜZELİ BULMAK

( Yanılabilirsin. İLE/DEĞİL/YERİNE Yanılmazsın. )


- (not GROUND) GROUNDS


- (not HARMFUL FOR) HARMFUL TO


- (TORNA) VİDALARDA:
DÜZ ile YILDIZ

( ON SCREW(DRIVER): SLOTTED vs. PHILIPS )


- [...'NIN ...]
... DUYUMSANDIĞI/HİSSEDİLDİĞİ ile/ve/değil/||/<>/< ... YANSIDIĞI


- [Ar.] KADEM[Ar.] ile KADEM[Ar.]

( Kıdem, derece. İLE Yarım arşın uzunluğunda bir ölçü. | Mimari arşının yarısı kadardır ve 12 parmak uzunluğundadır.[Hafriyatlarda kullanılırdı] | Ayak. )


- [Ar.] MIZRAK ile HARBE

( Uzun saplı ve sivri demir uclu silah. İLE Kısa mızrak. | Harbi. )


- [Ar.] SANDIK ile SANDUKA

( İçine türlü şeyler konulan, tahtadan, dört köşe, kapaklı ev eşyası. | Bir kurumda, para alınıp verilen yer. | Banka. | Yapılarda, kum, çakıl gibi şeyleri ölçmek için kullanılan, üstü ve altı açık, dört köşeli tahtadan ölçü. | Mahalle tulumbacılarının, omuzda taşıdıkları, sandık biçimi tulumba. İLE Mezarın üzerine yerleştirilmiş, tabut büyüklüğünde tahta ya da mermer sandık. )


- [Fr. < Yun.] MENİSK ile MENİSK

( Bir yüzü içbükey, öbür yüzü dışbükey olan mercek. İLE Bazı eklemlerde, kemik arasında bulunan kıkırdak bölüm. )


- [Fr. < Cerm.] MARŞ ile MARŞ

( Askerlikte, yürüyüşe geçmek için verilen komut. | Ritmi, yürüyen birinin ya da topluluğun adımlarını anımsatan müzik parçası. | Bir topluluğu simgelemek için düzenlenmiş müzik parçası. İLE Otomobil, kamyon gibi motorlu araçlarda, motoru işletme düzeneği. )


- [Fr. < Yun.] METRE ile/ve/<>/< MİKRON

( ... İLE/VE/<>/< Bir metrenin milyonda biri, milimetrenin binde biri. )


- [Fr.] MELANİT ile MELANİT[< Lat.]

( Doğal demir ve kalsiyum silikat. İLE Aslı pikrik asit olan patlayıcı bir madde. )


- [Fr.] MİLİMETRE ile MİNİMETRE

( Metrenin binde birine eşit uzunluk ölçü birimi. [mm.] İLE Silindir biçimindeki nesnelerin iç çaplarını denetlemekte kullanılan ölçü aygıtı. )


- [Fr.] SANTİAR ile/ve/<> SANTİGRAM ile/ve/<> SANTİGRAT ile/ve/<> SANTİLİTRE ile/ve/<> SANTİM ile/ve/<> SANTİMETRE

( Bir ar'ın, yüzde biri, bir metrekare. İLE/VE/<> Bir gramın, yüzde biri, bir desigramın onda biri. İLE/VE/<> Suyun, buz olma noktasını sıfır, buharlaşma noktasını 100 sayarak, arası, derece olarak adlandırılan yüz eşit kısma bölme yoluyla bulunan ısı ölçeği. İLE/VE/<> Bir litrenin, yüzde biri. İLE/VE/<> Herhangi bir birimin, yüzde biri. İLE/VE/<> Bir metrenin, yüzde biri. )


- [Fr.] SORTİ ile SORTİ

( Elektrik tesisatında, lamba ya da fiş konacak kolların her biri. İLE [askeriye] Çıkış. )


- [HANGİ]
(")HAKLA?(") (HİZMET)
ile/ve/değil/yerine/||/<>
AKLA? (HİZMET)


- [hem, ne] ENGEL ile/ve/değil/yerine/hem de/ne de/||/<>/> KAYNAK

( [hem, ne] Kendimizden başka yoktur. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/HEM DE/NE DE/||/<>/> Kendimizden başka yoktur. )


- [İng.] PİKAP ile PİKAP[< PICK-UP]

( Elektrikle ya da pille çalışan, plak dinlemekte kullanılan aygıt. İLE Küçük kamyon, kamyonet. )


- [İt.] ORSA ile/ve ORSA ALABANDA ile/ve ORSA POCA/BOCA

( Yelkenleri, rüzgârın estiği yöne çevirmekte kullanılan, iki taraftan, yelkenlinin ortasına bağlanan ip. | Geminin rüzgâr alan yanı, rüzgâr üstü. İLE/VE Gemiyi birdenbire rüzgârın üstüne çevirme. İLE/VE Geminin, bazı rüzgâr yönüne yaklaşarak, bazen rüzgârdan uzaklaşarak yol alması. | Geminin rüzgâr almayan yanı. | [mecaz] Bata çıka, iyi kötü. )


- [İt.] PASTA ile PASTA

( İçine katılmış türlü maddelerle özel bir tat verilmiş, fırında ya da başka bir yolla pişirilerek hazırlanmış bir tür hamur tatlısı. İLE Giysilerde dikişli kıvrım. )


- [KAMUSAL MAL'DA] KÖY ORTA MALLARI:
OTLAK ile/ve/||/<> YAYLAK ile/ve/||/<> KIŞLAK ile/ve/||/<> BALTALIK


- [Lat.] CARITAS ve/||/<>/>/< CUPIDITAS

( Tanrı[uhrevî] sevgisi. VE/||/<>/>/< Kişi/nesne/dünya sevgisi. )


- [Lat.] MINIMUM vs. MAXIMUM

( Bir şey için gerekli en küçük derece, nicelik. | Değişebilen bir niceliğin, varabileceği en küçük olan sınır. İLE Bir şey için gerekli, en büyük derece, nicelik. | Değişebilen bir niceliğin, varabileceği en yüksek olan sınır. )


- [ne yazık ki]
!TAHRİF[< HARF] ile/ve/<>/> !TAHRİB[< HARÂB]

( [ne yazık ki] Harflerin yerini değiştirme, bozma, kalem oynatma, değiştirme. | Bir tanımın anlamını değiştirme. İLE/VE/<>/> Yıkıp bozma. )


- [ne yazık ki]
MUHTEKİR[Ar.]/SPEKÜLATÖR[İng.] değil/yerine/= VURGUNCU

( Yolsuz kazanç elde eden, vurguncu, istifçi, ihtikâr yapan. )


- [ne yazık ki]
!ÇÖP ATMAK =/||/<> !"ÇÖP BIRAKMAK"


- [ne yazık ki]
"DAHA FAZLASI" değil/yerine/>< GEREKLİ/YETERLİ OLAN

( En büyük suçlar ve hatalar, gerekli olanı değil daha fazlasını elde etmek için işlenir. )


- [ne yazık ki]
"KOKULU" ŞAMPUANLARLA:
"YIKANMAK" değil KİRLENMEK/KÖTÜ/AĞIR KOKMAK


- [ne yazık ki]
BEYAZ DONLA YÜZMEK ile/değil/yerine/>< MAYO/ŞORT İLE YÜZMEK

( Ayrık ve bitişik 'de/da'ları, "ki'leri, "mi'leri, gerektiği gibi yaz(a)mayan/yayınlamayanların, görüntü kirliliği yaratanların "tutumu". İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Yazım kurallarına uyarak ve noktalamalara özen göstererek, okuyuculara ve dilimize saygı gösterenlerin, görüntü kirliliği yaratmayanların tutumu. )

( )

( )

( )

( )

( )

( )

( )

( )

( )

( )


- [ne yazık ki]
CENDEREYE ALMAK SOKMAK ile/ve/<> KISKACINA ALMAK


- [ne yazık ki]
DİKENLİ TELLER JİLETLİ TELLER

( DİKENLİ TELLER

Madenlerden tel ekme tekniğini bulmakla yetinmeyen kişi, bu icadından çeşitli sanat ve sanayi dalları yarattı. Kafes ve kümes telinden, gelin ve telgraf teline uzanan tel türlerinden biri de dikenli teldir. Kadayıf telinden çok devedikenine benzeyen dikenli tele "teldikeni" de denebilirmiş ama, adı konmuş bir kere, değişmesi zor. Bozkırda sığır güden kovboylar için üretilen dikenli tel, savaşlarda toplama kamplarında kullanılmış. Kimi ülkeler telin üretimini, kimi ticaretini yasaklamış; ötekiler de tüketimi. Ülkemizde dikenli telle ilgili yasal kısıtlamalar olup olmadığı kesin bilinmiyor. Ancak nerede "yasak" levhası varsa onun yakınında dikenli tel örgü bulunması yabancı konuklarımızın hemen dikkatini çekiyor. Çünkü, yasak ya da tehlikeli bölge simgesi olan dikenli telin tüketim düzeyi, ülkenin kültür düzeyi ile yapısal ve açısal sorunlarını gösteriyor. Filtreli sigara ve Calcium(kuvvet) iğnesi türünden Frenk icatlarına fazlaca düşkün olan milletlerin dikenli tel tüketme eğiliminin giderek yükseldiği saptanmış. Yakın geleceğin üst düzey devlet yöneticiliğine aday olan sevgili evlatlarımıza karşı dikenli telin saldırganca kullanıldığı da anlaşılmış. Üstelik, eskiçağlarda "dikendutu" olarak bilinen böğürtlen çitleri yerine, günümüzde dikenli telörgüler kullanılması da çocuklarımızı hiç mutlu etmiyormuş. Nüfusunun yüzde elli oranında şehirli, yüzde yetmiş oranında okuryazar olmasıyla övünen Türkiye'deki dikenli tel tüketimi, plancılarla iktisatçıların tüylerini diken diken eden bir artış hızına ulaşmış. Kesin olmayan ilk hesaplamalara göre yıllık yüzde yüzyirmisekiz dolayındaki tüketim artışı, resmi enflasyon rakamlarını üçe katlayabilen tek tüketim kalemidir.

Bu denemede, dikenli telin şehir halkı ile topluma etkileri üzerinde durulmakta, güncelleşen milli soruna medeni bir çözüm yolu aranmaktadır.

Dikenli telin güvenilir tarihçesi ne yazık ki hâlâ yazılmamış. Tüm bildiklerimiz, yabancı dillerdeki ünlü ansiklopedilerden aktarılıyor. İlk üretim patenti 1874 yılında alınmış. Amerikalı mucit, madeni tele diken takmanın teknik kolayını (aletini) bulmuş. Erkeksi görüntüsünü vurgulamak için, bu yeni icada "sakallı tel" adı verilmiş. Çoğu sakallı olan yiğitlerimiz, Birinci Dünya Savaşı sırasında Mısır'da tanıştıkları yeni silaha "dikenli tel" adını koymuşlar. Sakalın traş çaresi var da dikeninki yok. Dikenli tel örgüler, o gün bugündür, düşmanlara, kaçakçılara, hırsızlara, savaş esirlerine tutuklulara, gözaltına alınanlara karşı bir güvenlik önlemi (aracı) olarak, inşaat şantiyelerinde, Hazine'den tahsisli resmi konutlarda, spor-eğitim ve turizm tesislerinde, yasak ve hassas bölgelerde, saray, köşk, müze ve çocuk bahçelerinde kullanılıyor. Kendi ülkelerinde dikenli teli belki hiç görmemiş olan kimi diplomatlar, bizdeki yaygın kullanıma özenerek, Kançılarya ve Rezidansların bahçe duvarlarını dikenli tellerle takviye etmeye başlamışlar. Bilinen çoğu örnek olaylar, dikenli tel çitlerin, aslında etkili olmadığını ve sadece "yasak" anlamında kullanıldığını ortaya koyuyormuş.

Genellikle güvenilir kaynaklardan alınan derlenen doğrulanmamış bilgilere göre, 1890'da 2000 ton olan dünya dikenli tel üretimi, 1930'da yaklaşık 200.000 tona, 1980'de 22.888.900 metrik tona ulaşmış. Avrupa, Akdeniz ve İslam ülkeleri arasındaki tüketim hızı artışında Türkiye yıllardır ilk sıraları koruyormuş. BM istatistikleri, sanayi ülkelerinde üretilen üstün nitelikli dikenli tellerin daha çok gelişmekte olan ülkelerde tüketildiğini gösteriyormuş. Sivil amaçlı projelerde, DT-7-ASA 9000 TSE standardına uygun (galvanizli çelikten yapılmış) piyasada "Kirpi" mal diye bilinen ithal mallar ihracatında adı geçen ülkeler, dikenli tel kullanılmasını tümden yasaklamışlar. Hatta, et ve süt paketleri üzerinde "Dikenli telsiz çiftliklerde üretilmiştir" damgası vuruluyormuş. Afrika İnsan Hakları Derneği'nin 1986 tarihli araştırması da, dikenli telin hayvanlardan çok yurttaşlara ve şehirlilere karşı kullanıldığı gerçeğini ortaya koymuş.

İlk "Dikenli Tel Yasası" 1894'te İngiltere'de yürürlüğe girmiş. Yasa, dikenli telin insana ve hayvanlara zarar verecek biçimde kullanılmasını yasaklamış. Meskûn yerlerde ve yol kenarında kurulu tel örgüler kaldırılmış, yasaya uymayan kişi ve kurumlara ağır cezalar kesilmiş. Yasa başarılı olmuş. Medeni ülkelere sokulmayan dikenli teller, günümüzde artık medeniyet merkezi sayılan şehirlerde görülüyor. "Gülü seven dikenine katlanır" sözü uyarınca, dikenl tel, en çok da, anıt ve sanat yapıları, okullar, luna-parklar ile çocuk bahçelerinde "yasak" (girilmez/geçilmez/dokunulmaz) anlamında kullanılıyor. Kime karşı, neden yasak? Malı mı koruduğu yoksa canı mı sakındığı? belirsiz olan yasağın kendi, tehlikesinden büyük bir simge! "Dikkat Köpek Var!" ihbarı gibi, "Dikkat Dikenli Tel" diye uyarmak gerekir hemşerileri.

Dikenli telden korunmak için neler yapılabilir? Telin dikenlerini traşlayan elektriklitraş makine patenti 1974'te alınmışsa da, yapılan pazar araştırmaları sonunda, talep azlığı nedeniyle üretime geçilememiş. Uluslararası Hayvanları Koruma Derneği'nin dergisine göre, en basit ve ucuzundan bir tel makası ve iki kalifiye işçi ile yaklaşık 200.000 metrelik tel örgünün üç günde kesilip kaldırılacağı; diken-traş makinelerine hiç ihtiyaç bulunmadığı anlaşılmış. Bu yüzden diken traşlama makinesi yerine, çim-biçme makineleri alınması tavsiye ediliyor.

En kolay ve etkili çözümü Türk çocukları bulmuş. Dikenli telleri, birer yay teli gibi gerip birbirine bağlayarak tel örgülerde 40-50 santimetrelik pencereler açmayı öğrenmişler. Çok büyük değil ama geçmeye yetiyor. Gönüller şen olsun! Büyüklerce tasarlanan tel engellerin çocuklara karşı etkili olmadığı görülüyor. Uzun sözün kısası, dikenli tel, öyle aşılmaz, geçilmez, sağlam ya da dayanıklı bir engel değildir. Tırmalar, yaralar, belki sakatlar ama kararlı kişileri durduramaz. Hele bizim mahalle çocuklarını asla!

Dikenli telle yıllardır içli-dışlı yaşamaya alışmış bir toplumdaki dikenli tel alışkanlığı nasıl giderilebilir? Günlük yaşamımızın parçası olan tellerden vazgeçilebilir mi? Şili, Peru ve Uruguay'daki ilk denemeler, yasağın karaborsaya yol açtığı ve milli standarda uymayan malların piyasaya sürüldüğünü göstermiş. Halkın taklitlerden sakınması güçleşmiş. Ayrca, "Dikenli tel kullanmak yasaktır" levhalarının dikenli telle çevrilmesi de -resmi tüketimin artmasına yol açarken- muhalefet basınında çıkan karikatürlere konu olmuş.

Dikenli telin sakıncası yalnızca ele-göze batmasından, gelip geçen vatandaşların elbise ve eteklerini yırtmasından, her ay yüzler ve binlerce çocuğa yok yere tetanoz serumu yapılmasından ibaret değildir. Asıl üzerinde durulması gereken sorun, dikenli telin gelişigüzel kullanımından doğan duygusal tepki ve manevi yıkıntılardır. AT ülkeleri, Belediyeler Biriği Genel Kurulu, dikenli telle korunmuş kent mekânlarının, hemşeriye hakaret, çocuklara saldırı, milli onura saygısızlık, kamu yararına "muzır" olduğuna karar vermiş.

Güney Amerika'da 1985'te yapılan bir kamuoyu yoklamasına göre, dikenli telli şehirlerde yetişen çocukların, küçüklerini sevmediği, büyüklerini saymadığı, vatandaşlık görevlerini yerine getirmediği görülmüş.* Yakın Doğu'nun Sincan özerk yöresinde at koşturan soydaşlarımızla geçen yaz yapılan bilimsel söyleşide, Uygurlar'ın dikenli tel örgüleri hiç bilmedikleri anlaşılmış. New York Belediyesi de, Batı Yakası'nın Öyküsü filminden sonra okul bahçeleri çevresindeki tel örgüleri tümden kaldırmaya karar vermiş. Çünkü bu okullarda yetişmiş çocukların 2-3 katlı binalara merdivensiz tırmandıkları görülmüş.

Dikenli telden yapılmış en ünlü engel, Birinci Savaş'ta Avusturya (Alp) Cephesi'nde savaşan ve zafer kazanan İtalyan piyadelerinin "Konçertino" (Küçük Konçerto) adını verdikleri istihkam (savaş) aracıdır. Akordiyon körüğü gibi açılıp kapanabilen, rüzgarlı kış gecelerinde, memleket ezgilerini anımsatan özlem dolu sesler çıkaran dikenli kangallar bir dönem Napoliten serenadlar kadar ün kazanmış. İtalyan savaşçılarn kara mizahı, medeniyet yolunda ilerleyen insanlık onuru için görkemli bir esin kaynağı olabilir mi? diye düşünüyorum.

Fantastik çözüm yolları geliyor insanın aklına. Önce, dikenli tel örgülerin önünde ya da arkasına yerleştirilecek sanayi tipi, kuvvetli hava üfüren vantilatörlerle, dikenli tellerin müzik yapma gücü kanıtlanabilir ve amatör müzikseverlerin bu telleri dev akordiyonlar gibi çalması sağlanabilir. İkinci ve daha etkili çözüm yolu olarak şehir merkezi (Centrum) çevresinden sökülecek dikenli tellerden yapılacak Santurlar, Belediye konservatuvar öğrencilerine parasız dağıtılabilir. Hele bir düşünün, değerli dostlarım: "Konser ya da Konçerto alanı: Giriş Serbesttir! Alışageldiğimiz, dikenli yasaklar yerine kulağa ne kadar hoş geliyor, değil mi?

Yasaklar konusunu işleyip de, dikenli tel örgülere yer vermeyen kimi usta sanatçılarımıza buradan kişisel bir çağrıda bulunmak istiyorum. Yaşar Kemal gibi yazarlar, dikenli tel yasaklarına karşı bir kampanya açabilir. Kampanyanın koordinatörlüğünü belirlemek üzere uluslararası yarışmalar da düzenlenebilir. Belediye Başkanlığı, İl Eğitim Müdürlüğü ile İlçe Zabıta Amirliği'nin açılacak yarışmaya danışman olarak katılması sağlanabilir. En çok (kilo ya da kilometre) dikenli teli en kısa zamanda söküp kaldıran yerel örgüte, çocuk ve yaşlı hemşerilerden kurulu yarışma jürisi tarafından Büyük Belde Belediyeler Birliği (BBBB)'nin Başarı Beratı (BB) verilebilir. Yarışmayı kazanan örgüt bandosu ile Konservatuvar Santur Heyeti'nin şehir merkezinde konserler vermesi de düşünülebilir. Tanıtma Vakıflarımız, yeni spor dalının, Akdeniz ve Balkan Oyunları ile Olimpiyat programına alınması için harekete geçirilebilir. Uluslararası yarışmalardaki ulusal başarılara yıllardır özlem duyan ülkemiz, bir yandan altın madalyaları toplarken, barışcı çabalarındaki başarısından dolayı Nobel'e aday da olabilir. Belki hayal denecek ama dikenli tel örgülerimizin kaldırılabileceğini ve şehir merkezlerinin dikensiz, toplu-taşıma raylar ile örülebileceğini sanıyorum. Dikensiz şehir merkezlerinde yetişen kuşakların güllere karşı daha duyarlı ve saygılı olacaklarını da hayal ediyorum.

Dikenli tel, ekili tarlaları, başıboş sürülere karşı başarıyla korumuştur. Endüstrileşen ülkelerde bostana giren danalar tasarım önlemleriyle durduruldu. Zamana ayak uyduramayan ve geri kalmış ülkelerde, şehirlerin konut, eğitim, sağlık, üretim, ulaşım, dinlenme ve savunma bölgeleri birbirine karışınca, tel örgülü yasaklar kaçınılmaz olmuş. Çağdaş Belediyeler, savaşı anımsatan yasakları yaşatmak yerine dikensiz mekanlar yaratmak yolunu seçti. Kent bölgeleri yasalarla belirlenince dikenli tel yasaklara gerek kalmamış. Parklarda, hipodromda, Hisarda, stadyumda, okulda ve otoyoldaki dikenli "yasak"ların yerini biz de deneyebiliriz. Halk dilinde "köşeyi dönmek" başarmak anlamına gelir. Oysa Hemşeri, köşeleri değil, kestirmelerin dikkenarlardan yaklaşık, üçte-bir oranında daha kısa ve kârlı olduğunu keşfetmiştir. Dikdörtgen prizmanın köşegenleri yaya trafiğe açılınca, köşeleri bekleyen dikenler işlevsiz kalır. Böylece, uygar davranışa duyarlı şehir tasarımı, dikenli telin kullanma gerekçesini ortadan kaldırır. Dikenli tele çözüm bulan Belediye (Başkanı), "Gidemediğin yer senin değildir." sözüyle ünlü Sivas Valisi Halil Rıfat Paşa gibi, tarihe geçebilir. Gidilen her yer belediyenin, vatandaşın malı olur, vatan olur. Bu öneri de, kuşkusuz, biraz hayal-kurgudur ama gerçek-üstü kuruntu değildir.

Vatandaşımıza, "Girebildiğin her yer senindir. Bu vatan senindir" diyebilmeliyiz.

* Manuel Scorza, Dikenli Tel adlı belgesel romanında (Türkçesi 1975), dikenli teli bir silah gibi kullanan sömürgecilere yenik düşen ve tüm otlaklarını yitiren Peru'lu köylülerin öyküsünü anlatır. Köyün rahibi, dikenli tel örgüyü "Şeytanla top oynayan kişinin işine", Yerli-köylülerse, "Tanrı'nın Gazabına" benzetmişler, Tanrı'ya yalvarmışlarsa da sonuç hiç değişmemiş!

Sayın Bozkurt Güvenç'in, İnsan ve Kültür adlı kitabından... )

( image )


- [ne yazık ki]
DİRENÇ ile/ve/değil/yerine/<>/> TEPKİ


- [ne yazık ki]
GARİBAN ile/ve/değil/||/<> GARİBE

( Kimsesiz, zavallı, garip olan. İLE/VE/DEĞİL/<> Şaşılacak şey, yadırganacak şey. )


- [ne yazık ki]
GEMİNİN BATMASI ile/ve/değil/||/<>/> SULARIN ÇEKİLMESİ

( Her zaman gemiler batmaz. Bu kez sular çekildi. )


- [ne yazık ki]
GÜRÜLTÜ ÇIKARMAK/KORNA ÇALMAK ile/değil/yerine/>< SUSMAK/SESSİZLİĞİ YEĞLEMEK

( [ne yazık ki] Bilgisizlik ne kadarsa o kadar çok ve yüksektir. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Bilgelik ve zarâfet ne kadar derinse/yüksekse. )


- [ne yazık ki]
İSRAF ve/||/<>/> İFLÂS


- [ne yazık ki]
İSRAF ile/ve/||/<> ŞİDDET


- [ne yazık ki]
KAYIP ile KOPUK


- [ne yazık ki]
NEYİ
BÖLÜŞEMİYORUZ? ve/||/<> NİYE DÖVÜŞÜYORUZ?

( Hiçbir mal, bizim değil! VE/||/<> Hiçbir can, bizim değil! )


- [ne yazık ki]
NİCELİK EGEMENLİĞİ ile/ve/<> DEĞERSİZLİK ile/ve/<> GÖRELİLİK


- [ne yazık ki]
SAHTE[Fars.] değil/yerine/= YAPAY/YAPMA, DÜZMECE

( Sahte olan, zaman ve uzay ile sınırlıdır ve koşulların ürettiğidir. )

( Bir an gerçek gibi görünmek, sahte olanın doğasıdır. )

( Sahte olanı yıkamazsınız, çünkü onu durmadan yaratıyorsunuz. )

( Sahtenin sahteliği anlaşıldığında, o, kendi kendine erir gider. )

( Sahte olanı sahte olarak görmek ve sahte olanı terk etmek, gerçeği getirecektir. )

( Sahte olduğunu gördüğünüz her ne ise o eriyip kaybolur. )

( Sahte olandan vazgeçin, doğru olan kendi yerini bulacaktır. )

( Sahte olanın zamana gereksinimi olduğunu ve zamana gereksinimi olanın sahte olduğunu bir kez anlarsanız, zaman ötesi ve hep şimdi'de olan Gerçek'e yakınlaşmış olursunuz. )

( Gerçeğin görülmesini o kadar zorlaştıran, sahte olana tutunup ondan kopamamaktır. )

( Gerçek, sahtenin reddi ve inkârı ile ifade edilebilir -eylemle. )

( Gerçek, herkes için birdir, ancak sahte olan kişiseldir. )

( Sahte olanı fark edip onu reddetmek, gerçeğe giden yolu açar. )

( Sahte olanlar gittiğinde, geride kalan, gerçek olandır. )

( Doğru kendini öne sürmez, o sahtenin sahte olarak görülmesi ve reddedilmesinde yatar. Zihin, sahte olan tarafından kör edilmişken, doğruyu aramak yararsızdır. Doğru olanın sezilebilmesi için önce sahtenin tamamen temizlenip yok edilmesi gerekir. )

( Sahte olanın keşfedilip terk edilmesi, gerçek olanın zihne girişini sağlar. )

( Sahte olanın yıkımı, şiddet değildir. )

( Sahte olanın reddi, özgürleştirici ve enerji vericidir. )

( Sahte olan "Ben-im" duygusu değil, fakat kendinizi ne sandığınızdır. )

( The false is limited in time and space and is produced by circumstances.
It is the nature of the false that it appears real for a moment.
You cannot destroy the false, for you are creating it all the time.
To see the false as false and abandon the false brings reality into being.
It is the discarding the false that opens the way to the true.
What you see as false, dissolves.
Once you understand that the false needs time and what needs time is false, you are nearer the Reality, which is timeless, ever in the now.
It is the clinging to the false that makes the true so difficult to see.
Reality is common to all. Only the false is personal.
The false dissolves when it is discovered.
The discovery and abandonment of the false remove what prevents the real entering the mind.
The destruction of the false is not violence.
Renunciation of the false is liberating and energizing.
It is not the "I am" that is false, but what you take yourself to be. )

( KALP )

( ARTIFICIAL vs. FAKE )


- [ne yazık ki]
SERA GAZI SALIMINDA:
1990 ile/ve/||/<>/> 2002 ile/ve/||/<>/> 2016

( )



(1/6)

FaRkLaR'ın devamı için burayı tıklayınız...
( Click here to see further differences!... )



İlişkili Kılavuzlar


Bu sayfa 01 Ocak 2024 itibariyle 61 kez incelenmiş/okunmuştur.