M ile biten FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 7.253 başlık/FaRk ile birlikte,
7.253 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(5/30)
- BASÎRET[Ar.] ile 'ILM/İLM[Ar.]
- BASİT KAPİTULUM = KIMMÎYE-İ ÂDÎYE = CAPITULE
- BASİT SALKIM = ANKÛD-I ÂDÎ = GRAPPE
- BASİT TOPLUM ile/||/<> KARMAŞIK TOPLUM
( Basit toplum eşitlikçi küçük gruplar İLE karmaşık toplum hiyerarşik büyük yapılardır. Basit toplum avcı-toplayıcı İLE karmaşık toplum tarımsal-kentsel toplumdur. Göbeklitepe anıtsal mimari İLE basit toplumda karmaşıklık gösterir. )
- BASİT/KÜÇÜK/ÖNEMSİZ HATA ile/ve/değil/yerine/||/<> BENİM ÖZENSİZLİĞİM/DİKKATSİZLİĞİM!
- BASİTLEŞMEK ile BASİTLEŞTİRMEK ile BASİTLEŞEBİLMEK ile BASİTLEŞTİRİLMEK ile BASİT/LİK ile BASİTÇE ile BASİT FAİZ ile BASİT RENK ile BASİT CİSİM ile BASİT CÜMLE ile BASİT KESİR ile BASİT TÜMCE ile BASİT KELİME
- BAŞKA ALTERNATİF değil ALTERNATİF (ya da BAŞKA ÇÖZÜM)
- BAŞKA (BİR ÇÖZÜM) ile/ve/değil YENİ (BİR ÇÖZÜM)
- BAŞKALAŞIM ile/ve/||/<> (")CANLANMA(")
- BAŞKALAŞIM ile/ve DEĞİŞİM
( METAMORPHISM vs./and ALTERATION )
( İSTİHÂLE ile/ve ... )
- BAŞKALAŞIM ile GELİŞİM
( METAMORPHISM vs. PROGRESS/DEVELOPMENT )
- BAŞKALAŞIM ile İÇBAŞKALAŞIM
( ... İLE Püskürük magmaların, soğurdukları kültelerin/kayaçların etkisi altında, bileşimlerinde oluşan başkalaşım. )
- BAŞKALAŞIM ile YARIBAŞKALAŞIM ile TÜMBAŞKALAŞIM
( ... İLE Böceklerde, kurtçuk evresi görülmeyen başkalaşma türü. İLE Böceklerde, kurtçuk ve koza evresi geçiren başkalaşma türü. )
- BAŞKENT ile SERMAYE STOĞU ile KAPİTALİZM ile KAPİTALİST ile BÜYÜK HARFLE YAZMAK ile TESLİM OLMAK
( CAPITAL vs. CAPITAL STOCK vs. CAPITALISM vs. CAPITALIST vs. CAPITALIZE vs. CAPITATE )
( دست مايه ile دارالسلطنه ile دارالخلافه ile راسي ile مالالتجاره ile سرمايه ile کبيره ile سرلولهبخاري ile پايتخت ile سرستون ile سهام درآمده ile کاپيتاليسم ile سرمايهداري ile سرمايه داري ile سرمايه دار ile سرمايه گراي ile سرمايه جمع کردن ile مانند سر )
( DAST MAYYEH ile DAROSSALTANEH ile DAROLKHLAFEH ile راسي ile MALALTEJAREH ile SARMAYYEH ile KABYRAH ile سرلولهبخاري ile PAYTAKHT ile SARESTON ile SACPEHAM DARAMODEH ile KAPYTALYSAM ile SARMAYCPEHDARY ile SARMAYYEH DARY ile SARMAYYEH DAR ile SARMAYYEH GERAY ile SARMAYYEH JAM KARDAN ile MANAND SAR )
- BASKI ile/değil/yerine DENETİM
- BASKILAMAK ile BASKILANMAK ile BASKI/LIK ile BASKIN/LIK ile BASKICI/LIK ile BASKILI ile BASKINCI/LIK ile BASKISIZ/LIK ile BASKISIZCA ile BASKI GRUBU ile BASKI RESİM ile BASKI KALIBI ile BASKI SAYISI
- BASKILAYICI TUTUM ile/değil/yerine SINIRLAYICI TUTUM
- BAŞLANGIÇ:
EYLEM ile/ve/değil/||/<>/< ÖRTÜK EYLEM
- BAŞLANGIÇ ile/ve/||/<>/> GELİŞİM
- BAŞLANGIÇ ile/ve/||/<> KÖKEN ile/ve/||/<> DOĞUM
- BAŞLANGIÇ ile ÖVGÜYE DEĞER ile ÖVGÜ ile ÖVEN ile KOMMENSAL ile ÖLÇÜLEBİLİRLİK ile YORUM ile YORUM KARTI ile YORUM ile YORUMCU
( COMMENCEMENT vs. COMMENDABLE vs. COMMENDATION vs. COMMENDATORY vs. COMMENSAL vs. COMMENSURABILITY vs. COMMENT vs. COMMENT CARD vs. COMMENTARY vs. COMMENTATOR )
( فتح ile قابل تعريف ile سفارش ile تقريظ ile تعريفي ile تقديري ile هم سفره ile هم مقياسي ile قابليت قياس ile هم اندازگي ile همپيمانگي ile گفتن ile نظر دادن ile آزادانه بيان کردن ile کارت توضيحي ile سفرنگ ile مفسر ile سفرنگ گر ile شارح )
( FATH ile GHABEL TARYFE ile SEFARSH ile تقريظ ile TARYFEY ile تقديري ile NPAM SAFAREH ile NPAM MOGHYASY ile GHABELYT GHYAS ile NPAM ANDAZGY ile NPAMPYMANGY ile GOFTAN ile NAZAR DADAN ile AZADANEH BEYAN KARDAN ile KART TOZYHEY ile SEFRANG ile MOFSAR ile SEFRANG GAR ile SHAREH )
- BAŞLANGIÇ ve/=/||/<>/> VARSAYIM
- BAŞTAN SONA ile TÜMEVARIM
- BATHROOM :/yerine BANYO
- BÂTIL ile ZULÜM
( Kendi dışında haklılık kabul etmeyen. İLE Sonuçları. )
- BATI/LI(coğrafya) = KEDİN, KURIYAKI = WEST/ERN[İng.] = OUEST, OCCIDENT/AL[Fr.] = DER WESTEN/WESTLICH[Alm.] = OCCIDENTE/OCCIDENTAL(E)[İt., İsp.] = OCCIDENS/OCCIDENTEM[Lat.] = HE DÜZIS/PROS HELION DÜZIN[Yun.] = el-ĞARB/ĞARBÎ[Ar.] = BÂKHTER/Î[Fars.] = HET WESTEN/WESTELIJK[Felm.]
- BATI/LI(uygarlık) = GARB/Î = OCCIDENT/AL[İng., Fr.] = DAS ABENDLAND/ABENDLÄNDISCH[Alm.] = OCCIDENTE/OCCIDENTAL(E)[İt., İsp.] = VESPER, OCCIDENS, TERRÆ OCCIDENTEM VERSUS SITÆ[Lat.] = HE PROS HELIOU DÜSMAS[Yun.] = el-MAĞRİB[Ar.] = GARBÎ[Fars.] = HET AVONDLAND/S[Felm.]
- BÂTINÎ/LİK = ESOTERIC/ISM[İng.] = ÉSOTÉRIQUE/ÉSOTÉRISME[Fr.] = ESOTERISCH/ESOTERISMUS[Alm.] = ESOTERISMO[İt., İsp.] = ESOTERICUS[Lat.] = ESOTERIKOS[Yun.] = BÂTİNİ/YYE, SİRRİ/YYE[Ar.] = BÂTİNÎ/GERÎ[Fars.] = ESOTERISCH/ESOTERISME[Felm.]
- BATKI/SİTEM[Fars.] ile YAKINMA/SERZENİŞ[Fars.]
- BAYES TEOREMİ ile/||/<> FREKANSÇI YAKLAŞIM
( Bayes önsel bilgi günceller, frekansçı uzun dönem sıklık )
( Formül: P(A|B) = P(B|A)P(A)/P(B) )
( Thomas Bayes tarafından 1763 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1701-1761) (Ülke: İngiltere) (Alan: Matematik) (Önemli katkıları: Bayes teoremi, olasılık teorisi) )
- BAYRAKTA:
UÇKURLUK ile/ve/||/<>/> UÇUM
( Direğe yakın olan ve ipe bağlı olan eni. İLE/VE/||/<>/> Öteki taraftaki eni. )
- BAYRAM ile/= BADRAM
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Toplumun hep birlikte yaşadığı sevinç ve eğlence durumu. )
( badram yer/lâtif toprak: Çiçeklerle bezenmiş toprak/yer. )
- BAYRAM ile/ve/değil/||/<>/< BAYRAM ÖZLEMİ
- BAYRAM ile FESTİVAL
( FESTAL vs. FESTIVE )
( جشني ile بزمي )
( JASHENY ile بزمي )
- BAYRAM ile POTLAÇ[Fr. < POTLATCH < K. Amerika yerli dilinden]
( ... İLE Amerikan yerlilerinin birbirine armağanlar verdikleri dinsel bayram. )
- [BAZI/ÇOĞU DURUM/SORUN/HATA/ZORLUKTA]
"(BEN) İNSANIM" ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/< "İNSANIM" DÜŞÜNCESİNE/SÖZCÜĞÜNE SIĞINMIŞSIN/KAÇMIŞSIN/SAKLANMIŞSIN
- BAZI[Ar.] ile KİMİ, BİRTAKIM
- BAZI[Ar.] değil/yerine/= KİMİ/BİRTAKIM
- BB CLOUD COMPUTING | BIOMEDICAL INFORMATICS değil/yerine/= BULUT BİLİŞİM | BİYOMEDİKAL BİLİŞİM
- BB) KREM ile FONDÖTEN
( Günün her saatinde sürülebilen, günlük ve sade makyajda kullanabilecek renkli bir nemlendiricidir. Hafif kızarıklık ya da donuk bir cilt varsa BB krem daha iyidir. Cilt tonunu eşitleyerek kusurları gizlemeye yardımcı olur. Günlük makyajda ilk yeğlenilecek olmalıdır. Cilde doğal bir görünüm vererek cilt rengini eşitler. Öte yandan, güneş koruyucu özelliğine de sahip olduğundan, cildi güneş ışınlarından korur. Ayrıca, cildin parlamasını ve yağ dengesini kontrol altında tutar.
İLE
Genellikle BB kremden daha fazla kapsama alanı sunar. Daha lekeli bir cilt yapısı ya da gizlenmek istenen bölgeler varsa yoğun kapatıcılığı nedeniyle yeğlenmelidir. Kusursuz makyajın en önemli özelliğidir. Bu nedenle, ten makyajında yoğun kapatıcılık, pürüzsüz ve iddialı bir görünüm aranıldığında kullanılır. Günlük olarak kullanılması pek tavsiye edilmez. Daha yoğun bir içeriğe sahip olduğundan, her gün fondöten kullanmak cildi yoracak, yaşlanma belirtilerine neden olacaktır. Öte yandan, fondöten ya da BB krem fark etmeksizin, cilde makyaj uygulandığında iyice temizlemeyi boşlamamalıdır. )
- BDE/BIG DATA ECOSYSTEM değil/yerine/= BÜYÜK VERİ EKOSİSTEMİ
- BECEREMEDİM" ile/değil/yerine/>< OLMADI
- BECEREMİYORUM değil/yerine YÜZ VERME!
- BEÇKÜM = SOFA
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
- BEDELSİZ İTHALAT değil/yerine/= ÖDEŞSİZ DIŞALIM
- BEDENSEL ile KATLİAM
( CARNAL vs. CARNALITY )
( شهواني ile نفساني ile نفسانيت ile شهوانيت )
( SHEHAVANY ile NAFSANY ile NAFSANYT ile SHEHAVANYT )
- BED-RÂM[Fars.] ile BED-RÂN[Fars.]
( Sert başlı at. | Sürekli/dâima. | Hoş, lâtif, yakışıklı, süslü. İLE İşleri kötü yöneten. | Çapkın. [kadın] | Orospu. )
- BEDROOM :/yerine YATAK ODASI
- BEHAİM[Ar.] ile/ve EN'AM
( İnsan dışındaki tüm hareket edebilen canlılar. İLE/VE Yararı olan hayvanlar. [At, deve, sığır, koyun vs.] )
- BEHAVIORISM değil/yerine/= DAVRANIŞÇILIK
- BEHÇET GÖZ TUTULUMU ile/||/<> BEHÇET VASKÜLER TUTULUM
( Göz tutulumu görme kaybına yol açar İLE vasküler tutulum organ infarktına neden olur. Göz tutulumu üveit şeklinde İLE vasküler tutulum tromboz ve anevrizma şeklinde görülür. İkisi de majör morbidite nedeni İLE hızlı tedavi gerektirir. )
( Hulusi Behçet tarafından 1937 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1889-1948) (Ülke: Türkiye) (Alan: Dermatoloji, İmmünoloji) (Önemli katkıları: Behçet hastalığını 1937 yılında tanımladı. Üçlü semptom kompleksini (ağız yaraları, genital yaralar, göz iltihabı) bir hastalık olarak ortaya koydu. İsmini taşıyan ilk Türk doktor.) )
- [Ar.] BEHÎM ile BEHÎME
( Düz siyah şey, alacasız hayvan. İLE ... )
- BEKLENTİ değil/yerine/>< EYLEM
- BELÂ ile BELÂ-Yİ MÜBREM
( ... İLE Kaçınılmaz belâ. )
- BELÂ[Ar.] ile NE'AM[Ar.]
- BELAGAT/RETORİK değil/yerine/= SÖZDEM
- BELGELEMEK ile BELGELENMEK ile BELGELETMEK ile BELGEÇLEMEK ile BELGEÇLETMEK ile BELGELENDİRMEK ile BELGELENEBİLMEK ile BELGELEYEBİLMEK ile BELGE/LİK ile BELGEÇ ile BELGECİ/LİK ile BELGELİ ile BELGESEL ile BELGESİZ/LİK ile BELGELİKÇİ/LİK ile BELGESELCİ/LİK ile BELGESEL FİLM
- BELİRGE/SENDROM[Fr. < Yun.] ile TRAVMA[Yun.]
( Özel bir bozukluğu belirleyen, birarada görülen, tanıyı kolaylaştıran bulgu ve belirtilerin tümü. İLE Bir doku ya da örgenin yapısını ya da biçimini bozan ve dıştan, mekanik bir etki sonucu oluşan yerel yara. )
( SYNDROME vs. TRAUMA )
- BELİRGİN ile AYRIM ile AYIRT EDİCİ ile FARKLILIK ile SEÇKİN ile SEÇKİN SEMBOL
( DISTINCT vs. DISTINCTION vs. DISTINCTIVE vs. DISTINCTNESS vs. DISTINGUISHED vs. DISTINGUISHED SYMBOL )
( شمرده ile متباين ile فرقان ile فرق ile تشخص ile تشخيص ile امتياز ile منش نما ile شمردگي ile متشخص ile شخيص ile مشخص ile برجسته ile متمايز ile نماد متمايز )
( SHMARDEH ile متباين ile FARGHAN ile FARGH ile TASHKHS ile TASHKHYSE ile EMTYAZ ile MONASH NAMA ile شمردگي ile MOTESHKHS ile شخيص ile MOSHKHS ile BARJASTEH ile MOTEMAYZ ile NAMAD MOTEMAYZ )
- BELİRLENEBİLİR ile BELİRLEYİCİ ile KARARLILIK ile BELİRLEYİCİ ile BELİRLEMEK ile AZİMLİ ile BELİRLEYİCİ ile DETERMİNİZM
( DETERMINABLE vs. DETERMINANT vs. DETERMINATION vs. DETERMINATIVE vs. DETERMINE vs. DETERMINED vs. DETERMINER vs. DETERMINISM )
( انقضاء پذير ile معلوم کردني ile جازم ile اراده ile تعيين ile عزم ile محدود کننده ile فيصل دادن ile مشخص کردن ile تعيين کردن ile مصمم شدن ile معين کردن ile مصمم ile مشخص کننده ile فلسفه تقديري )
( ENGHAZA PAZYR ile MALUM KARDANY ile JAZM ile ARADEH ile TAEYYNE ile AZM ile MAHDUD KONANDEH ile FEYSEL DADAN ile MOSHKHS KARDAN ile TAEYYNE KARDAN ile MASMAM SHODAN ile MAYNE KARDAN ile MASMAM ile MOSHKHS KONANDEH ile FELSEFEH TAGHADYRY )
- BELİRLENİM ile BELİRLENİMCİ/LİK
- BELİRLENİM ile/ve DIŞTAN BELİRLENİM
( DETERMINATION vs./and EXTERNAL DETERMINATION )
- BELİRLENİM ile/ve/||/<> İLİŞKİSELLİK
- BELİRLENİM ile/değil İLKE
( ... İLE/DEĞİL Farkları birliğe getirici olan. )
( Birliğe getiren herşey ilkedir. )
( [not] DESIGNATION vs./but PRINCIPLE )
- BELİRLENİM ile/ve KABUL
( DETERMINATION vs./and TO ACCEPT )
- BELİRLENİM ile/ve ZORUNLULUK
( DETERMINATION vs./and OBLIGATION )
- BELİRLENİM ile/ve/||/<> ZORUNLULUK
- BELİRLENİMCİLİK/DETERMİNİZM ile/>< RASTLANTISALCILIK/İNDETERMİNİZM
( Tüm olayların önceden belirlenmiş neden-sonuç ilişkilerine bağlı olduğunu savunan görüş. İLE Olayların tamamen rastgele ya da öngörülemez olduğunu savunan görüş. )
- BELİRLE(N)ME, BELİRLENİM = DETERMINATION[İng.] = DÉTERMINATION[Fr.] = DAS BESTIMMEN[Alm.] = DETERMINAZIONE[İt.] = DETERMINACION[İsp.] = CONSTITUTIO, DEFINITIO, DETERMINATIO[Lat.] = HO HORISMOS, HE TAKSIS[Yun.] = VUCHA(T), MÂL[Ar.] = TAYÎN[Fars.] = BEPALING[Felm.]
- BELİRSİZ SÖZ/MUĞLAK İFADE ile/değil/yerine KAVRAM
- BELİRSİZLİK /= TEHLİKE:
EN KÖTÜ ile/ve/||/<>/> EN İYİ ile/ve/||/<>/> EN OLASI
- BELİRSİZLİK ile/ve/değil/||/<>/< GERİLİM
( [not] UNCERTAINTY vs./and/||/<>/but VOLTAGE
VOLTAGE instead of UNCERTAINTY )
- BELİRSİZLİK ile/ve/<> GİZEM
- BELİT/AKSİYOM ile/ve/değil EŞİK
- BELİT/AKSİYOM ile/ve KOYUT/ÖN DOĞRU/POSTULA(T)
( İnsan zihninin, tümel kuralları. İLE/VE Herhangi bir bilimin, tümel kuralları. )
( Kendiliğinden apaçık olan ve böyle olduğu için öteki önermelerin ön dayanağı olan temel önerme. İLE/VE Ön doğru. )
( Belitler/aksiyomlar, temellendirilmez. )
( Kendileri kanıtlanmayan, kanıtları kanıtlanmaya gereksinim duyulmayacak ilk ilkelere verilen ad. | Tüm bilimler için uyulması gereken temel kurallar. İLE/VE Bir bilim dalının [üyesinin] kabul ettiği temel kurallar. )
( ÖZDEŞLİK İLKESİ | ÇELİŞMEZLİK İLKESİ | ÜÇÜNCÜ OLASININ/ŞIKKIN OLANAKSIZLIĞI [ARISTOTELES] )
( KOINAI ENNOIAI ile/ve AITEMATA )
( MÜTEARİFE/MÜSELLEMÂT/MÜSELLEMÛN ile/ve MEVZUA[ÖN KABUL]/MÜSÂDERÂT )
( AXIOME[Fr. < Yun.] ile/ve POSTULATUM[Lat.] )
- BELİT/AKSİYOM(ATİK) = AXIOM[İng.] = AXIOME/AXIOMATIQUE[Fr.] = AXIOM, GRUNDWAHRHEIT[Alm.] = ASSIOMA[İt.] = AXIOMA[İsp.] = PRONUNTIATUM[Lat.] = AKS.OMA[Yun.] = BEDÎHİYYE, MÜSELLEM[Ar.] = ASLÎ MUTEÂREF[Fars.] = AXIOMA[Felm.]
- BELKİ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SANIRIM
- BELLEK = HÂFIZA = MEMORY[İng.] = MÉMOIRE[Fr.] = GEDÄCHTNIS[Alm.] = MEMORIA[dissil/f.]/RECUERDO[eril/m.][İsp.]
- BELLEMEK ile BELLENMEK ile BELLETMEK ile BELLETİLMEK ile BELLETTİRMEK ile BELLENEBİLMEK ile BELLETEBİLMEK ile BELLEYEBİLMEK ile BELLEYİVERMEK ile BELLEK ile BELLEM ile BELLEKLİ ile BELLEKSİZ/LİK ile BELLEK KAYBI ile BELLEK YİTİMİ ile BELLEK KÖRLÜĞÜ ile BELLEK DARALMASI ile BELLEK KARIŞIKLIĞI
- BEMM[Ar.] -ile
( Kanun, tambur gibi çalgılara takılan tel. | Pes perde. )
- BEN DE SİZDENİM ve/||/<>/> BENİM GİBİ/DURUMUMDA OLAN BAŞKA BİRİ DAHA VAR MI?
( Çok sıradışı bir ortamda/bölgede/toplumda/durumda, kişinin ilk düşündükleri. )
- BEN:
"ŞUYUM/BUYUM, BU/ŞU KADARIM!" ile/ve/değil/yerine/||/<>/></>/< BEN'İM
- BEN ... ile/ve/değil/yerine ADIM ...
( [not] "I AM ..." vs./and/but "MY NAME IS ..."
"MY NAME IS ..." instead of "I AM ..." )
- BEN ve/||/<>/> BEN'İ (NASIL KURTARABİLİRİM?)
- BEN ile/ve BEN-İM
( "Ben" düşüncesi ve duyumsaması, her zaman bizimledir. Ne var ki, ona "gövde, düşünceler, duygular, sahip olunan mal-mülk vb. bin türlü "ekleme ve yükleme"de bulunmuşuz. Kendimizi "özdeşleştirdiğimiz" tüm bu "eklemeler" yanıltıcıdır. Onlardan dolayı kendimizi, olmadığımız şeyler olarak sanmaktayız. )
( Sense "I am" is always with us. Only we have attached all kinds of things to it -body, thoughts, feelings, ideas, possessions etc.- All these self-identifications are misleading. Because of them, we take ourselves to be what we are not. )
( I/ME vs./and I AM )
- ben = me[İng.] = JE[Fr.] = ICH[Alm.] = IO[İt.] = YO[İsp.] = EGO[Lat., Yun.] = ANÂ[Ar.] = MÄN[Fars.] = IK[Felm.]
- [Ar.] BENÂM ile BENÂN
( Parmak ucu. İLE Parmaklar, parmak ucları. )
( SER-İ ENGÜŞT/SER-ENGÜŞT ile ... )
- BENCE/BANA GÖRE/BENİM İÇİN değil/yerine SANIRIM
- BENDE KUSUR VAR değil BİR HATA YAPMIŞIM
- BENİM DE CANIM VAR, BEN DE İNSANIM ile/ve/||/<> BENİM CANIM YOK MU? BEN İNSAN DEĞİL MİYİM?
- BENİM YEĞLEDİĞİM/TERCİHİM ile/ve/değil/yerine/||/<> BİLİMİN YEĞLEDİĞİ/TERCİHİ
- BEN-İM ile BENİM
( "Benim" bir kişiye özgü, ötekileri hesaba katmayan ayrımcılık demektir. )
( BENİM!
Uzun boylu, ay yüzlü bir kız vardı kasabanın birinde. Onun sevgisiyle herkes yolunu yitirmişti. İşi gücü dilberlikti, bez yıkarken saçlarını çözer, eteğini beline toplar, âşıklarının gönüllerine ateş çalardı.
Kemâle ermiş, yaşını başını almış bir adam da âşık oldu ona ve tez vakitte kemâlini yitirdi, tecrübeli aklı deliliğe yaklaştı, yüzünün aşkıyla beli iki kat olup gönlü belâ zinciriyle bir girdapta kaldı. Sonunda dayanamadı, kendini ona vakfetti, her işi onun için, herşeyi onun adına yapmaya başladı. Ücretle iş yapsa kazancını ona sunar, eline altın geçse gider o gümüş gövdeliye verirdi. Bir gün genç kız kendine dedi ki:
- Yanışın her an biraz daha artmada ama aşkta masraf ziyâde gerek, sendeki sermaye yalnızca âşk olursa mutfak boş kalır, daha fazlaya gücün yetmezse geç bu sevdadan, davul dengi dengine demişler...
- Sevgili, dedi âşık, gövdemde bir avuç ilikten, bir parça deriden başka bir şey kalmadı yolunda harcayacak. Bari beni sat da elde ettiğinle bir müddet daha hoş ol.
- Genç kız âşığını derhal Mısır'a götürdü, orada bir kürsü kurmuşlar, âdet etmişler, satıcı kürsüye oturur, kölesi ayakta durup müşteri beklerdi. Bir müddet beklediler. Adam hiç üzüntü göstermiyor, hiç boynunu bükmüyor, hatta müşteri çıktığı vakit baş gösterecek ayrılığı da aklına getirmiyordu. Bir adam gelip genç kıza sordu:
- Şu ayakta bekleyen yaşlı adam senin kulun mu?
- Evet, benim kulumdur!...
O sırada, yaşlı adam, bayılıp düştü. Adam pazarlık ile onu satın aldı ve kendine geldiğinde şehrin dışında bir mezarlığa götürdü. Meğer o adamın babası ölmüş, o da babasının ruhu için bir köle azâd etmeyi ahdetmiş, yaşlı adamı satın alması bundanmış. Mezarın başında zavallı yaşlı adamı azâd edip cebini de altınla doldurduktan sonra gönlünü şâd etmek için dedi ki:
- Diliyorsan ey yaşlı adam. Mısır'da kal! Malın eksilmez, seni gözetirim. Dilersen de var git, çünkü artık özgürsün, kendinin sultanısın.
Yaşlı adam, teşekkür ederek genç kızın ardınca koşup yetişti ve altınları avucuna sayıp gönlünü alana yine gönlünü teslim etti. Dünyayı onun yüzünde apaydın görüyordu ve dedi ki:
- A sevgili! Şu gönül, senin için satılmaktan aldığı lezzeti bugüne dek hiçbir şeyden almadı. Hele "benim kulumdur" dediğin andaki saadetim, sanmam ki başka bir kimsede olsun!
Haydi yine beni pazara götürüp sat ki,
tekrar "Benim!" dediğini duyayım! )
( "Mine" implies exclusivity. )
( "Ben-im" bilinci bile, yararlı bir yön gösterici de olsa sürekli değildir.[Nerede aranması gerektiğini gösterir. Neyin aranması gerektiğini değil.] )
( Even the consiousness "I am" is not continuous, though it is a useful pointer.[It shows where to seek, but not what to seek.] )
( I AM vs. MINE/MY )
- BENZER ile BENZEŞEN ile BENZEŞİM ile BENZEŞLİK ile BENZEŞME ile BENZETİ ile BENZETME ile BENZEYİŞ
- BENZEŞİM ile/değil BAKIŞIKLIK
- BENZEŞİM ile BENZEŞİM ORANI
- BENZETİLEBİLMEK ile BENZETİ ile BENZETİM ile BENZETİŞ ile BENZETİ RESSAMI ile BENZETİCİ RESSAM
- BENZETME ile/||/<> ÇAĞRIŞIM
- BENZETME ile/ve/değil/yerine/||/<>/< TANIM
( "Ağyârını câmî, efrâdını mânî." İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Ağyârını mânî, efrâdını câmî. )
- BEREKET ve/<>/< PAYLAŞIM
- BEREM[Fars.] -ile
( Üzüm çubuklarının altına konulan çatal ağaç, herek. | Asma ve kabak çardağı. )
- BERGE ile BERGÜ/BERİM
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Değnek. İLE Borç. )
- BER-HURDÂR[Fars. < BERHÛR] ile MUTLU
( Hisse, nasip, pay.)] )
- BERKELYUM -ile
( Atom numarası 97, atom ağırlığı 294 olan yapay öğe. [simgesi: Bk] )
- BERVÂZE[Fars.] ile BESÎM[Fars.]
( Gezinti için tertiplenen yemek. İLE Hazırlık, yol/sefer hazırlığı. | Yol azığı. )
- BEŞ VAKİT:
SABAH ve/ ÖĞLE ve/ İKİNDİ ve/ AKŞAM ve/ YATSI
- BEŞ ile BEŞ GRAM ile BEŞ YÜZ ile BEŞ DUYU
( FIVE vs. FIVE GRAMS vs. FIVE HUNDRED vs. FIVE SENSES )
( پنج ile بش ile مثقال ile پانصد ile حواس پنجگانه )
( PANJ ile BESH ile MOSAGHAL ile PANSAD ile HAVAS PANJGANEH )
- BEŞER ile/değil/yerine/>< ÂDEM
( [Kendi sorumluluğunu] Al(a)mayan/alamamış. İLE Alan/almış. )
- BESLEMEK ile YEM TORBASI ile BESLENMEK ile GERİ BİLDİRİM ile BESLEYİCİ ile BESLEME
( FEED vs. FEED BAG vs. FEED ON vs. FEEDBACK vs. FEEDER vs. FEEDING )
( تغذيه کردن ile خوراک دادن ile عليق دادن ile غذا دادن ile سير کردن ile خوراندن ile توبره ile خوراک کردن ile پس خوراند ile سوخت رسان ile خوراک دهنده ile اطعام )
( TAGHZYYEH KARDAN ile KHORAK DADAN ile ALYGH DADAN ile GHZA DADAN ile SYR KARDAN ile KHORANDAN ile TOBREH ile KHORAK KARDAN ile PES KHORAND ile SOKHT RESAN ile KHORAK DAHANDEH ile ATAM )
- BETHLEHEM -ile
( Ekmeğin evi. Kudüs'ün güneyindedir. [Hz. İsa'nın doğduğu ve son yedi gününü geçirdiği bölge.] )
- BETİMLEME ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KAVRAM
( CONCEPT vs./and/<> TO DESCRIBE )
- BETİMLEMEK ile BETİMLENMEK ile BETİMLENEBİLMEK ile BETİMLEYEBİLMEK ile BETİ ile BETİK ile BETİM ile BETİLİ ile BETİSİZ ile BETİMSEL/LİK ile BETİMLEMECİ/LİK ile BETİMLEMELİ ile BETİLİ SANAT ile BETİSİZ SANAT ile BETİMSEL DİL BİLGİSİ ile BETİMLEMELİ DİL BİLGİSİ
- BETON ile SOMUT İSİM ile BETON DÖKÜMÜ ile BETONLAŞMA
( CONCRETE vs. CONCRETE NOUN vs. CONCRETE POURING vs. CONCRETION )
( ساروج شني ile جامد ile بتوني ile بتن ile بتون ile شفته ile بهم چسبيده ile اسم ذات ile اسم جامد ile شفته ريزي ile سنگال )
( SAROJ SHENY ile JAMAD ile BETONY ile BATAN ile BETON ile SHOFTEH ile BACPAM CHASBYDAH ile ESM ZAT ile ESM JAMAD ile SHOFTEH RYZY ile SANGAL )
- BEYİN = BRAIN[İng.] = CERVEAU[Fr.] = DAS GEHIRN[Alm.] = CERVELLO[İt.] = CEREBRO[İsp.] = CEREBRUM[Lat.] = HO EGKEFALOS[Yun.] = MUKH[Ar.] = MAĞZ[Fars.] = HET HERSENEN[Felm.]
- BEZ ile LEKELİ ile RUAM ile BEZLER
( GLAND vs. GLANDERED vs. GLANDERS vs. GLANDS )
( دشبل ile دژپيه ile غده ile بظر زن ile غده عرقي ile مشمشه اي ile مشمشهاي ile مشمشه ile سراجه ile غدد )
( دشبل ile دژپيه ile GHODEH ile BAZAR ZAN ile GHODEH ARAGHY ile MOSHMASHEH AY ile MOSHMASHESAY ile MOSHMASHEH ile سراجه ile GHODAD )
- BEZ ile/değil MUŞAMBA[Ar.]/LİNOLYUM[Lat.]
( ... İLE/DEĞİL Bir tarafına kauçuk ya da yağlıboya sürülerek su geçirmeyecek duruma getirilen kalın bez. | Bu bezden yapılmış olan. | Su geçirmeyecek biçimde yapılmış yağmurluk. | Yer döşemesi olarak kullanılan, üzeri ketenyağı ve mantar tozuyla kaplanmış jüt bezi, linolyum. )
- BEZEMEK ile BEZELEMEK ile BEZ ile BEZE ile BEZM ile BEZELİ ile BEZ TÜYLER
- BEZÎM[Ar.] ile BEZÎN[Fars. < BEZÎDEN]
( Kuvvetli, zorlu kişi. İLE Esici, esen, esnek. )
- BEZM ile/ve REZM
- BG/BYZANTINE GENERALS PROBLEM değil/yerine/= BİZANS GENERALLERİ SORUNU
- BI/BIOMEDICAL INFORMATICS değil/yerine/= BİYOMEDİKAL BİLİŞİM
- BİÇEMLEMEK ile BİÇEM ile BİÇEM BİLİMİ ile BİÇEM BİLİMCİ
- BİÇİM -ile
( MORPH, FORM )
- BİÇİM ile BİÇEM
( Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü. | Biçme işi. İLE Anlatma, oluş, deyiş ya da yapış biçimi, tarz, üslûp. )
- BIÇIM =/> DİLİM
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
- BİÇİM ile/ve DÜZEN
( Çoklukta, birlik olan/olduran. )
( SHAPE/MORPH vs./and ORDER/REGULARITY )
- BİÇİM ile/ve/||/<> İÇERİK
( Bir şey bir şeyin içeriğiyse, içeriği olduğu şey onun biçimidir. )
( FORM/MORPH vs./and/<> CONTENT )
- BİÇİM ile/ve/||/<> İDOLA/PUT/SANEM
( EIDOS ile/ve/||/<> EIDOLON )
- BİÇİM ile KİP
- BİÇİM ile NASIR OLUŞTURMAK ile APSE OLUŞTURMAK ile BİR İZLENİM OLUŞTURMAK ile KORKUNÇ BİÇİM ile RESMİ ile BİÇİMSEL MANTIK ile FORMALİTELER ile FORMALİTE ile RESMEN ile FORMASYON ile ÖNCEKİ ile ESKİ SOVYETLER BİRLİĞİ ile ESKİDEN ile FORMİK KOL ile RESMİ EVRAK
( FORM vs. FORM A CALLUS vs. FORM AN ABSCESS vs. FORM AN IMPRESSION vs. FORM FRIGHTFUL vs. FORMAL vs. FORMAL LOGIC vs. FORMALITIES vs. FORMALITY vs. FORMALLY vs. FORMATION vs. FORMER vs. FORMER SOVIET UNION vs. FORMERLY vs. FORMICARM vs. FORMICARY )
( فرم ile تشکيل يافتن ile تشکيل دادن ile ورقه ile سرشتن ile شکل گرفتن ile صيغه ile شکل ile شکل دادن ile وجه ile پينه زدن ile پيله کردن ile نقش بستن ile وهم کردن ile رسمي ile مجلسي ile تشريفاتي ile قرار دادي ile منطق رمزي ile تشريفات ile تکلف ile رسميت ile رسما ile تشکل ile تشکيل ile تکون ile قالب گير ile سابقي ile اسبق ile پيشين ile سابق ile شوروي سابق ile سابقا ile پيشتر ile لانه مور )
( FARAM ile TASHKYLE YAFTAN ile TASHKYLE DADAN ile VARGHEH ile سرشتن ile SHEKL GARAFTAN ile SEYGHEH ile SHEKL ile SHEKL DADAN ile VAJEH ile PEYNAH ZADAN ile PEYLAH KARDAN ile NAQSH BASTAN ile VAHAM KARDAN ile RASMY ile MOJALSY ile TASHARYFATY ile GHARAR DADY ile منطق رمزي ile TASHARYFAT ile TAKOLF ile RASMYT ile RASMA ile TASHEKL ile TASHKYLE ile TAKON ile GHALEB GYR ile سابقي ile ASBAGH ile PEYSHYNE ile SABAGH ile SHOROY SABAGH ile سابقا ile PEYSHTAR ile LANEH MOOR )
- BİÇİM ile/ve ÖZ
( SHAPE/MORPH vs./and ESSENCE )
- BİÇİM = SÛRET = FORM[İng.] = FORME[Fr.] = FORM[Alm.] = FORMA[Lat.] = MORPHE, EIDOS[Yun.] = FORMA[İsp.]
- BİÇİMBİLİM -ile
( MORPHOLOGY )
- BİÇİMBİRİM ile BİÇİMBİRİMSEL
( MORPHEME vs. MORPHEMIC )
- [... BİÇİMİNDE ...]
... DÜŞÜNMEK/DÜŞÜNÜYORUM" ile/ve/değil/||/<>/< ... VARSAYMAK/VARSAYIYORUM
- BİÇİMLEMEK ile BİÇİMLENMEK ile BİÇİMLENDİRMEK ile BİÇİMSİZLEŞMEK ile BİÇİMLENEBİLMEK ile BİÇİMSELLEŞTİRMEK ile BİÇİMSİZLEŞTİRMEK ile BİÇİMSİZLEŞEBİLMEK ile BİÇİMSİZLEŞTİRİLMEK ile BİÇİM ile BİÇİMCE ile BİÇİMCİ/LİK ile BİÇİMLİ/LİK ile BİÇİMSEL/LİK ile BİÇİMSİZ/LİK ile BİÇİMSİZCE ile BİÇİM BİLİMİ ile BİÇİM BİRİMİ
- BİÇİMSEL SESBİLİM ile BİÇİMSEL SESBİRİM
( MORPHOPHONOLOGY, MORPHOPHONEMICS vs. MORPHOPHONEME )
- BİÇİMSEL SİSTEM ile/||/<> DOĞAL DİL MANTIĞI
( Biçimsel sistem aksiyom ve kurallarla tanımlı İLE doğal dil mantığı sezgisel anlayışa dayanır. Biçimsel sistem kesin ve belirsizliksiz İLE doğal dil belirsizlik içerebilir. Biçimsel sistem matematiksel İLE doğal dil günlük konuşmada kullanılır. )
( David Hilbert tarafından 1900 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1862-1943) (Ülke: Almanya) (Alan: Matematik) (Önemli katkıları: Hilbert uzayı, 23 problem) )
- BİHİM[Ar.] ile BİHÎN/E[Ar.]
( O, onları, onlara, onlardan, onlarla. İLE Pek/en iyi, seçkin. | Hallaç. )
- BİL BAKALIM ...:
BEN KİMİM? ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SEN KİMSİN?
- Bİ'L-MUTÂBAKA ile Bİ'T-TAZAMMUN ile Bİ'L-İLTİZÂM
( Örtüşme. İLE İçlem. İLE Gereklilik. )
- BİLÂD-I RÛM -ile
( Osmanlı Devleti içinde bulunan kentler. Anadolu. )
- BİLARDO MASASININ:
BOYU ile/ve/<> ENİ
( 284 cm. İLE/VE/<> 142 cm. )
- BİLDİĞİM/İNANDIĞIM ŞEYİ YAPARIM ile/değil BİLDİĞİM/İNANDIĞIM ŞEYİ, YAPARIM
- BİLDİĞİNİ/BİLMEDİĞİNİ GÖSTERMEK İÇİN KONUŞMAK değil/yerine GERİBİLDİRİM
( [not] TO TALK FOR TO SHOW YOUR INFORMATION but FEEDBACK
FEEDBACK instead of TO TALK FOR TO SHOW YOUR INFORMATION )
- BİLDİRGE ile/ve/değil PAYLAŞIM
( [not] DECLARATION vs./and/but TO SHARE )
- BİLDİRİM ile BİLDİRİM ÖDENCESİ
- BİLDİRİM ile İŞAR[Ar.]
( ... İLE Yazı ile bildirme. )
- BİLEMEM ile ALLAH BİLİR
- BİLEŞEN ile BİLEŞİK ile BİLEŞİM ile BİLEŞKE
( Fizikte ve dilde. İLE Kimyada, doğada, dilde, felsefede. İLE Kimyada. İLE Fizikte. )
( Bir bileşke oluşturan güçlerin her biri. | Bir bileşiğin molekülündeki ögeler ya da alt öbeklerden her biri. | Bir karışımın ögeleri. | Bileşim yoluyla bir sözcüğün yapısına giren sözcük. [örn. sivrisinek] İLE Bileşerek oluşmuş, basit olmayan, mürekkep. | Kİmyasal tepkimeler sonucunda, iki ya da daha çok öğeden oluşan ve bunlardan bağımsız, fiziksel, kimyasal nitelikler gösteren özdek/madde. [örn. su] | Ses ve görüntünün birlikte yer aldığı film parçası. İLE İki ya da daha çok ögenin biraraya gelerek yeni bir öğe oluşturması, terkip. | İki ya da daha fazla nesnenin belirli oranlarda tepkimeye girerek oluşturduğu ve özellikleri kendini oluşturan nesnelerden farklı ve bileşenlerinin fiziksel yollarla birbirinden ayrılamadığı nesne. | Bir nesnenin, hangi kimyasal türlerden oluştuğun belirleyen verilerin tümü. | Bileşme sonucu oluşan nesne. İLE Bir nesneye uygulanan birkaç gücün toplam etkisine eşit olan tek güç. | Bir nesneyi oluşturan ögeler ya da bileşikler. )
( CONSTITUENT, COMPONENT vs. COMPOUND vs. COMPOSITION vs. ... )
- BİLEŞİK ÇİÇEK DURUMU, KAPİTULUM = EZHÂR-I MÜREKKEBE = CALATHIDE, CAPITULE
- BİLEŞİK ile KARIŞIM
( Aynı cins moleküllerden oluşur. İLE Farklı cins atom ya da moleküllerden oluşur. )
( Kimyasal yollarla ayrıştırılırlar. İLE Fiziksel yollarla ayrıştırılırlar. )
( Saftır. İLE Saf değildir. )
( Yapısındaki öğeler, belirli kütle oranlarında birleşir. İLE Belirli bir oran yoktur. )
( Yoğunlukları karakteristiktir. İLE Yoğunlukları karışımdaki maddelerin karışma miktarına bağlı olarak değişir. )
( MÜREKKEB/P ile MEZC/MAHLUP )
( COMPOUND vs. MIXTURE )
- BİLEŞİM ile BİLEŞİMLİ
- BİLEŞİM ile BİREŞİM(/KURGUL)/TEVHİD
( Kimyasal. İLE Kavramsal. )
- BİLEŞİM ile BİRLEŞİM
( Bileşme durumu. | İki ya da daha çok ögenin bir araya gelerek yeni bir öge oluşturması, terkip. | Bir nesnenin hangi kimyasal türlerden oluştuğunu belirleyen verilerin tamamı. | Bileşme sonucu oluşan nesne. İLE Birleşme durumu. | Bir topluluğun, bir gün içindeki toplanmaları, inikat. | Döllenmek için erille dişil hayvanın bir araya gelmesi. )
- BİLEŞKE ile/ve/||/<> TOPLAM
- BİLGE/ÂRİF ile BİLİM İNSANI/ÂLİM ile AYDINLANMIŞ ile CAHİL ile AHMAK
( İzler/seyreder. İLE Söz söyler, konuşur. İLE Susar. İLE İnat eder. İLE Laklak eder. )
( Âlimler, mesafe/menzil alır; cahiller, yolun başında birinin gelip kendini götürmesini bekler. )
( Cahilin kalbi, dudağında; âlimin/ârifin ağzı/dili, kalbindedir. )
( Âlimin sözü incidir; cahilin sözü, günde, bin can incitir. )
( Asıl güneş, âşıkların, âriflerin kalplerinden, gözlerinden doğan güneştir. )
( Bilen/bilge kişi konuşur, çünkü söyleyebileceği bir şeyleri vardır. Cahil kişi konuşur, çünkü "bir şeyler söylemek zorundadır". )
( Wise people talk, because they have something to say; fools talks, because they "have to say something". )
( [hatasını gösterdiğimizde] Teşekkür eder. İLE Anlayışla kabul eder ve gülümser. İLE Yararlanır. İLE Küfür/hakaret eder. İLE ... bile görmez. )
( Akıllı, şakadan bile öğüt alır; ahmak, her öğüdü, şaka sanar. )
( Ancak yaşadıklarına/deneyimleyebildiklerine hükm eder. İLE Yaşamadıklarına da hükm eder ya da etmeye çabalar. İLE ... İLE ... İLE ... )
( Bilenle ya da bilmeyenle tartışılabilir. Fakat bildiğini sananla tartışmak, ahmaklıktır. )
- BİLGELİK = HİKMET = WISDOM[İng.] = PRAJNA/MOKSHA[Sansk.]
- BİLGELİK ile/değil MİSTİK DENEYİM
- BİLGİ VERMEK ile RESMİ OLMAYAN ile GAYRİ RESMİ OLARAK ile MUHBİR ile BİLİŞİM ile BİLGİ ile BİLGİ MASASI ile BİLGİLENDİRİCİ ile BİLGİLENDİRİLMİŞ ile MUHBİR
( INFORM vs. INFORMAL vs. INFORMALLY vs. INFORMANT vs. INFORMATICS vs. INFORMATION vs. INFORMATION DESK vs. INFORMATIVE vs. INFORMED vs. INFORMER )
( مطلع کردن ile خبر داشتن ile واقف کردن ile مسبوق کردن ile خبردار کردن ile آگاهانيدن ile آگاه کردن ile در جريان قرار دادن ile آگاه ساختن ile آگاهي دادن ile اخبار دادن ile خبر دادن ile اطلاع دادن ile بي تشرفات ile غيررسمي ile بي تکلف ile غير رسمي ile خصوصي ile بطور غير رسمي ile آگاهگر ile شکل دهنده ile خودکاري آگاهانه ile انفورماتيک ile اطلاعاتي ile آگاهي ile اطلاع ile خبر ile اطلاعات ile وقوف ile پرسشگاه ile آموزنده ile پرخبر ile خبري ile مطلع ile مستحذر ile باخبر ile دانا ile خبرچين ile آگاهي دهنده ile سخنچين ile نمام ile خفيه نويس )
( MOTAL KARDAN ile KHBAR DASHTAN ile VAGHOF KARDAN ile MASBOGH KARDAN ile KHBARDAR KARDAN ile AGAEHANYDAN ile AGAH KARDAN ile DAR JARYAN GHARAR DADAN ile AGAH SAKHTAN ile AGAHY DADAN ile AKHABAR DADAN ile KHBAR DADAN ile ETLA DADAN ile BEY TASHARFAT ile GHYRARSAMY ile BEY TAKOLF ile غير رسمي ile KHSUSY ile BETOR GHYR RASMY ile AGANGGAR ile SHEKL DAHANDEH ile KHODKARY AGAEHANEH ile ENFORMATYK ile ETLAATY ile AGAHY ile ETLA ile KHBAR ile ETLAAT ile VAGHOOF ile PORSESHGAH ile AMUZANDEH ile پرخبر ile KHBARY ile MOTAL ile مستحذر ile BAKHBAR ile DANA ile خبرچين ile AGAHY DAHANDEH ile سخنچين ile نمام ile KHOFYYEH NOYS )
- BİLGİ ile/ve/<> BİLİM
( İşlenen/kullanılan/uygulanan veri/deneyim. İLE/VE/<> Yöntemli bilgi. )
( BÜCDET )
( KNOWLEDGE vs./and/<> SCIENCE )
- BİLGİ ve/||/<>/> BİLİM ve/||/<>/> DAYANÇ(SABIR) ve/||/<>/> YETİNME
( Anamal/sermaye. VE/||/<>/> Silah. VE/||/<>/> Giysi. VE/||/<>/> Kazanç. )
- BİLGİ ile/ve/||/<>/>/< BİRGİ/BİREŞİM
- BİLGİ ile/ve BİRİKİM
( Kişiler, başağa benzer. İçi boşken havadadır, doldukça eğrilir. )
( Bilgi tohumdur. Bire yüz verir. Verdigi yüzün her biri bir tohumdur ki, sana bilgelik, torunlarına da ilham verir. )
( Deneyimi olmayan kavram yetersiz, kavramı olmayan deneyim boştur. )
( Zihinsel bilgi sürecinde 5 aşama:
1. Genel deneyim.
2. Özel deneyim.
3. Olgusal Bilim.
a. Deney ve Gözlem,
b. Kuram oluşturma,
4. Günlük Bilim.
5. Aşkın Bilimler. )
( KNOWLEDGE vs./and ACCUMULATION )
- BİLGİ ve DEĞİŞİM
( KNOWLEDGE and ALTERATION )
- BİLGİ ve/<>/= DENEYİM
( Birine, gökyüzünde 300 trilyon yıldız olduğunu söylerseniz inanır/kabul eder ama "Şu masa, boyalı!" derseniz gidip önce bir eller. )
( ... VE/<>/= Farklı durumları görmek. )
( KNOWLEDGE and/<>/= EXPERIENCE )
- BİLGİ ile/ve/||/<>/> DENEYİM ile/ve/||/<>/> YARATICILIK
(
)
( KNOWLEDGE vs./and/||/<>/> EXPERIENCE vs./and/||/<>/> CREATIVITY )
- BİLGİ ve EDİM
( Mahsusun, makul duruma getirilmesi. VE Amaca bağlı davranışlar. )
- BİLGİ ve/<> EMEK/EYLEM
( İşe taşınmayan bir bilgi, kişinin sahip olduğu bir bilgi değildir. )
- BİLGİ ile/ve/= ERDEM
( KNOWLEDGE vs./and/= VIRTUE )
- BİLGİ ve/||/<>/> ERDEM ve/||/<>/> MUTLULUK ve/||/<>/> BİLGELİK
- BİLGİ(EL-İLM) ile ÖĞRENİM(TE'ALLÜM) ile ÖĞRETİM(TA'LÎM)
( İhvân'ın Îsâgûcî'de ele aldığı konulardan biridir. Ona göre; "Bilgi, bilinenin(nesne) bilenin(özne) zihnindeki suretinden; sanat ise bilen sanatkârın zihindeki bu suretleri dışa vurup maddeye uygulamasından başka bir şey değildir." Öbür taraftan, öğreticinin nefsi(zihin) fiil halinde, öğrencininki ise güç halinde "bilen"(allâme)'dir. Bu durumda öğretim , güç halindeki bilgiyi fiil haline çıkarma, öğrenim ise güç halindeki bilginin fiil haline çıkmasından öte bir şey değildir. Hal böyle olunca özü itibariyle güç halinde bilen durumundaki cüz'î insan nefislerinin fiil halinde bilen felekî-küllî nefs tarafından fiil haline geçirilmesi gerekmektedir. )
- BİLGİ ile/ve/> SEÇİM
( INFORMATION vs./and/> CHOICE )
- BİLGİ ile/ve/yerine YÖNTEM
( INFORMATION vs./and METHOD
METHOD instead of INFORMATION )
- BİLGİBİLİM/GNOSEOLOJİ[Fr.] ile/değil/yerine EPİSTEMOLOJİ
- BİLGİLEN(DİR)ME ile/ve/<> EĞİTİM
( Kanuni Sultan Süleyman döneminde eğitim bütçesi toplam bütçenin dörtte biri kadardı. )
( TO (GET) INFORM(ATION) vs./and/<> EDUCATION )
- BİLGİLEN(DİR)ME ile/ve/<> ÖĞREN(/T)İM
( Düşünmeden öğrenmek, yitirilmiş bir emektir. )
( Öğrenensiniz, yapansınız, öğretensiniz. )
( TO (GET) INFORM(ATION) vs./and/<> TO TEACH/LEARN )
- BİLGİLENMEK ile BİLGİNLEŞMEK ile BİLGİLENDİRMEK ile BİLGİSİZLEŞMEK ile BİLGİLENEBİLMEK ile BİLGİ/LİK ile BİLGİN/LİK ile BİLGİÇ/LİK ile BİLGİCE ile BİLGİCİ/LİK ile BİLGİLİ/LİK ile BİLGİNCE ile BİLGİSİZ/LİK ile BİLGİSİZCE ile BİLGİ İŞLEM ile BİLGİ KURAMI ile BİLGİ ŞÖLENİ ile BİLGİ TOPLUMU ile BİLGİ ÇARPITMA ile BİLGİ TEKNOLOJİLERİ
- BİLGİNİN VE ÜNİVERSİTENİN ÖNCELİKLİ İŞLEVLERİNDE:
ARAŞTIRMA ve/||/<>/> AKTARIM
- BİLGİSAYAR:
VERİ ve/+ PROGRAM > ÇIKTI
ile/ve/değil/||/<>/>
VERİ ve/+ ÇIKTI > PROGRAM
( "Yapay zekâ"ya kadarki bilinç/yaklaşım/teknoloji. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/> "Yapay zekâ" bilinci/yaklaşımı/teknolojisi. )
- BİLGİSİZLİK/CEHALET >< BİLİMSEL TUTUM ve BAĞNAZLIK >< FELSEFİ ANLAYIŞ ve GÜÇ/ŞİDDET >< SANATSAL DUYARLILIK
- BİLGİYE ERİŞİM:
GÖZLEM ve/+/||/<>/>/< SEZGİ ve/+/||/<>/>/< FARKINDALIK
- Bİ-L-İHTİMÂM[Ar.] ile Bİ-L-İHTİRÂM[Ar.]
( Özenerek, özenle, dikkat ederek, dikkatle. İLE Saygı duyarak, saygıyla. )
- BİLİM/İLİM ile SİYASET
( İlim artıran, dert artırır. )
( İlmin en yükseği, aczini ve özrünü bilmektir. )
- BİLİM VE SANAT'TA ÜÇ DÖNEM:
KLASİK ile/ve/||/<>/> MODERN ile/ve/||/<>/> MODERN SONRASI(POSTMODERN)
( 600 - 1600 arası. İLE/VE/||/<>/> 1600 - 1950 arası. İLE/VE/||/<>/> 1950 ve sonrası. )
- BİLİM ile/ve AÇIKLAMA
( vs./and/||/<> EXPLANATION )
- BİLİM ile/ve AHLÂK ile/ve DİN
( KANT'IN ÜÇ SORUSUNDA: NE BİLEBİLİRİM? ile/ve NE YAPMALIYIM? ile/ve NEYİ ÜMİT EDEBİLİRİM? )
- BİLİM ile AKSİYOMATİK ZEMİN
- BİLİM ve/||/<>/> BİLİMİN BİLİMİ
( )
- BİLİM ile/ve BİLİMİN FELSEFESİ
- BİLİM ile/ve BİLİMSEL
( Bilimsel çalışma sözlüksüz, haritasız ve tarihsiz yapılmaz! )
( Bilim/ilim hayretle başlar. )
( Bilim, yalnızca cehaletimizin sınırlarını geriye iter. )
( Bilim/ilim olasılıklara dayanmaz. )
( Bilim hakikatlerle uğraşmaz, tümel ilişkilerle uğraşır. )
( Bilimi destekleyen de, engelleyen de bilim olabilir/olur. )
( Amelsiz ilim, kitap yüklü eşeğe benzer. )
( Edep olmadan ilim olmaz. )
( İlim, bir ağacın meyvesini yetiştirmek gibidir. O meyveyi yemedikten sonra, ha yetiştirmişsin, ha yetiştirmemişsin. )
( İlmî birikimde katkısı olanlar, sevinmek ve övünmek hakkına sahiptir. )
( İlmin en yükseği, aczini ve özrünü bilmektir. )
( İlmin kral yolu yoktur. )
( İlim hâle inkılâp edince ses çıkmaz. )
( İlimler, konularının birbirinden ayrılmasıyla sağlanır. )
( Takdir edilmeyen ilim, göç eder. )
( Dış[zahir] ve iç[bâtın] tüm ilimler, ahlâkın arkasındadır. )
( BİLİM/BİLİMDE/BİLİMSELLİKTE:
(ÖNCELİKLE) VAR OLANIN[MEVCUD/ONTOS] ve/||/<>/> DOĞANIN ve/||/<>/> DOĞAL)
NESNE ve/||/<>/> OLAY ve/||/<>/> OLGU ve/||/<>/> DURUM ve/||/<>/> İLİŞKİLERİN
(VE ANCAK DAHA SONRA) ÜRETİLMİŞ NESNELERİN
(VE EN SON OLARAK) KİŞİLERİN ve/||/<>/> TOPLULUKLARIN ve/||/<>/> TOPLUMUN/TOPLUMLARDA YAŞANMIŞ/YAŞANAN/YAŞANABİLEN
OLAY ve/||/<>/> OLGU ve/||/<>/> DURUM ve/||/<>/> İLİŞKİLERİN
(ÖNCEDEN TANIMLANMIŞ ve/||/<>/> BELİRLENMİŞ BİR YÖNTEM ve/||/<>/> ARACA BAĞLI OLARAK)
(İSTİDLÂLÎ/RASYONEL [AKIL İLE])
ÖLÇÜLÜ ve/||/<>/> ÖLÇÜLEBİLİR/ÖLÇÜMLENEBİLİR
NEDENSEL ve/||/<>/> KAVRAMSAL ve/||/<>/> ELEŞTİREL (OLANAK ve/||/<>/> SINIRLARI İÇİNDE)
KANITLI ve/||/<>/> DÜZENLİ ve/||/<>/> TUTARLI (BİR BİÇİMDE)
KAMUSAL/LIK ve/||/<>/> TEKRARLANABİLİR/LİK ve/||/<>/> DENETLENEBİLİR/LİK ve/||/<>/> PAYLAŞILABİLİR/LİK (KOŞULLARINDA)
TANIM ve/||/<>/> İŞLEV ve/||/<>/> YARARA (KONU OLABİLEN/OLABİLECEK)
VERİ ve/||/<>/> BİLİ ve/||/<>/> BİLGİ/Sİ )
( Science merely pushes back the frontiers of our ignorance. )
( SCIENCE vs./and SCIENTIFIC )
- BİLİM ile/değil/yerine BİLİMSEL BİLGİ
- BİLİM ile/ve/değil/||/<>/< BİLİNEN
- BİLİM ile/ve/||/<> BİRİKİM
- BİLİM ile/ve/değil DİSİPLİN
- BİLİM ile/ve/<> DOĞA
( SCIENCE vs./and/<> NATURE )
- BİLİM ile/değil DOĞA FELSEFESİ
- BİLİM ile/ve/<> FELSEFE
( Şey üzerine düşünme. İLE/VE/<> Düşünme üzerine düşünme. )
( Şeylerin/eşyanın zihinde/akılda oluşan sûreti/bilinci. İLE/VE/<> Bilincin bilinci. )
( Dış/zahir. İLE/VE/<> İç/bâtın. )
( Açık-seçik kavramların bilinci[< bilgisi]. )
( Nesne, olay/olgu ya da durumlara, nesnelerle bakar. İLE/VE/<> Kavramlara, kavramlarla bakar. )
( FELSEFE: Varolanı açıklama bilimi. )
( Uygulayıcı. İLE/VE/<> Sorgulayıcı. )
( Süreci araştırmak. İLE/VE/<> Başı, süreci ve sonu araştırmak. )
( [başlangıç] Vardır. İLE/VE/||/<>/>< Yoktur. )
( SCIENCE vs./and/<> PHILOSOPHY )
- BİLİM ile/ve/değil FELSEFE-BİLİM
- BİLİM ve/||/<> FELSEFE ve/||/<> DİN
( Zihnin yürüyüşü. VE/||/<> Aklın yürüyüşü. VE/||/<> Özün/ruhun yürüyüşü. )
- BİLİM ile FEN
- BİLİM ile/ve GEÇERLİLİK
( vs./and/||/<>/and VALIDITY )
- BİLİM ile/ve GELENEK
- BİLİM ile/ve İLİM
( + DÜZEN(KOZMOS) + NEDENSELLİK + ÖLÇME * MATEMATİK * DİLSEL + HESAP ETMEK * GEOMETRİ * ARİTMETİK * ŞİİR * MÜZİK + KEŞİF * GÖZLEM * KAYIT (İLK KAYIT: MISIR RASATHANELERİ M.Ö. 2500) + TAKLİT )
( İLİM: Yaşamın ahireti. )
( SCIENCE vs./and SCIENCE/KNOWLEDGE )
- BİLİM = İLİM = SCIENCE[İng., Fr.] = WISSENSCHAFT[Alm.] = SCIENZA[İt.] = CIENCIA[İsp.]
- BİLİM ile/ve/değil KABUL GÖRMÜŞ BİLİM
- BİLİM ile/ve KELÂM
( Kelâm ilmi, öteki ilimlerin şemsiyesidir. )
- BİLİM ve/< KORKU
- BİLİM ile/ve KÜLTÜR
- BİLİM ve/=/> ÖNGÖRÜ
( and FORECAST )
- BİLİM ve/<> SANAT
( Nesneler için. VE/<> İnsan için. )
( Bilim/ilim olmaksızın, sanat, bir hiçtir!
[Lat.][Ars sine scienta nihil est!] )
( Bir kuşun, iki kanadı gibidir. Bu iki kanadı kullanabilen toplumlar, uçar ve özgür olur. Uçamayanlar ise "tavuk" olur... "Tavuk toplum", önüne atılan bir avuç yemi gagalarken, arkadan yumurtalarının alındığının farkında bile olmaz. )
- BİLİM ile/ve/<> SANAT (VE HAYAL ETME (YETİSİ)[MUHAYYİLE])
( Olanı kavramak. İLE/VE/<> "Olmayanı" getirmek. )
- BİLİM ile/ve/||/<> SANAT ile/ve/||/<> FELSEFE
( İnsan olmayan her şeyden söz eder. İLE/VE/||/<> İnsanı anlatır. İLE/VE/||/<> Kişinin varoluşunu anlatır. )
( Varolan. İLE/VE/||/<> Var olması gereken. İLE/VE/||/<> Hayal ettiğini/n gerçekleştir(il)me(si). )
( Herhangi bir işi: Bilimsellikle başlat, sanatsallıkla destekle, felsefeyle tamamla! )
( Sanatın özü, içsel bir deneyimi iletebilmek için dış formları kullanmaktır. )
( Sanatı olmayan millet, her zaman dilencidir. )
( Sanat: Mekânı/zamanı iyi kullanmak. | Görüp göstermek. )
( Birleştirmek/birlikte tutmak gerekiyor. )
( MİFTÂHÜ'S-SAÂDE ve MİSBÂHÜ'S-SİYÂDE )
( FELSEFE: Aklı kullanma sanatı. )
( The essence of art is to use the outer form to convey an inner experience. )
( Sanat, dekoltedir. )
( Sanatın yolu, sanattır. )
( SANAT: Ben'in, yaratıcı gücünü keşfetmek. )
( Sanat, bir şeyi, başka bir şey olarak görme çabasıdır. | Başka bir şey olma olanağı tanımaktır. )
( Felsefe, kimsenin, itibar edip etmemesine, itibar etmeyendir/etmemektir. )
( Felsefe, olan ile olması gereken arasındaki kavramsal düzendir. )
( Felsefe, düşüncenin merdiveni ve mirâcıdır. )
( Felsefe, ekinin/kültürün bilincine varmaktır. )
( ya, ya da[0 / I] İLE/VE/||/<> hem, hem de İLE/VE/||/<> hem, hem de | ne, ne de )
( "Öğrenilmiş sanat" olmaz! )
( Felsefenin en büyük özelliği, hakikat dışındaki herşeyden uzak tutabilmesidir. )
( Felsefe, üçlülük üzerinedir/üzerindendir. )
( Felsefe, mantık bilimidir. )
( FELSEFE = MUHABBET'ÜL/İSÂR'ÜL HİKMET )
( PHILO SOPHOS:
BİLGELİĞİ SEVMEK değil TANRI'YI SEVMEK )
( Her şeyi kaybetmiş sayılmayız. Her şeyi gösteren müziğimizi/sanatımızı kaybetmediğimiz sürece... )
( Verinin/bilinin/bilginin iyileşmesi/iyileştirilmesi/geliştirilmesi. İLE/VE/||/<> Zekânın iyileşmesi/iyileştirilmesi/geliştirilmesi. İLE/VE/||/<> Aklın iyileşmesi/iyileştirilmesi/geliştirilmesi. )
( SCIENCE vs./and/||/<> PHILOSOPHY vs./and/||/<> ART )
- BİLİM ile/ve SEVGİ
( SCIENCE vs./and LOVE )
- BİLİM ve/||/<> ŞİİR
( Aklın şiiri. VE/||/<> Kalbin bilimi. )
- BİLİM ile/ve/||/<> SÖZDE BİLİM ile/ve/||/<> BİLİM OLMAYAN
- BİLİM ile/ve SU
( Bilim, Su ile simgelendirilmiştir. )
- BİLİM ile/ve/||/<> TARİH
( BİLİM TARİHİ KILAVUZU - NOBEL YAY. )
( Tanrının yapıp etmelerini inceler. İLE/VE/||/<> Kişinin yapıp etmelerini inceler. )
( Türleri inceler. İLE/VE/||/<> Kişileri konuş(tur)ur. )
- BİLİM ile/ve TEEMMÜL
- BİLİM ile/ve/||/<> TEKNİK
( ... İLE/VE/||/<> Bir sanat, bir bilim, bir meslek dalında kullanılan yöntemlerin hepsi. | Fizik, kimya, matematik vb. bilimlerden elde edilen verileri iş ve yapım alanında uygulama. | Bu uygulamaya dayanan, bu uygulamaya ilişkin. | Yol, beceri, yöntem. )
( SCIENCE vs./and/||/<> TECHNICS )
- BİLİM ile TEKNOLOJİ
( SCIENCE vs. TECHNOLOGY )
- BİLİM > TEKNOLOJİ > KONFOR(MİZM)
- BİLİM ve/||/<>/< TÜMEVARIM
( SCIENCE and/||/<>/< INDUCTION )
- BİLİM ve YAŞAM
( Cinslerle. VE Bireylerle. )
( SCIENCE and LIFE )
- BİLİM ile/ve/||/<> YÖNTEM
( SCIENCE vs./and/||/<> METHOD )
- BİLİM ile/ve YORUMBİLİM/HERMENEUTİK
- (B)İLİM ve/||/<> ZİKİR ve/||/<> AŞK
( Aklın gereği/terbiyesi/zekâtı. VE/||/<> Sözün gereği/terbiyesi/zekâtı. VE/||/<> Gönlün gereği/terbiyesi/zekâtı. )
- BİLİM/İLİM ile İKTİSAT
- BİLİM(LER)DE:
EVRİM ile/ve/değil/||/<>/< DEVRİM
- BİLİMSEL BİLGİ ile/ve BİLİMSEL TUTUM
- BİLİMSEL İLETİŞİM ile BİLİMSEL ELEŞTİREL DÜŞÜNME
( Bilimsel bulguların ve fikirlerin etkili bir biçimde aktarılması ve paylaşılması. İLE Bilimsel bilgilere karşı eleştirel bir bakış açısıyla yaklaşmayı ve bu bilgileri değerlendirmeyi gerektirir. )
- BİLİMSEL KURAM ile/ve/||/<>/> BİLİMSEL YÖNTEM
- BİLİMSEL TERİM ile BİR BİLİM DALINA AİT TERİMLER
( SCIENTIFIC TERM vs. NOMENCLATURE )
- BİLİMSEL TUTUM/DURUŞ ve/||/<> FELSEFÎ ANLAYIŞ ve/||/<> SANATSAL/ESTETİK DUYARLILIK ve/||/<> HAREKETLİ(SPORCUL) YAŞAM
( Hayret. VE/||/<> Hayranlık. VE/||/<> Aşk. VE/||/<> Coşku. )
- BİLİMSEL TUTUM ve/<> BİLİMSEL TARTIŞMA
- BİLİMSEL YÖNTEM ile/ve/değil/yerine/<>/< BİLİMSEL TUTUM
- BİLİNÇ ile/ve/değil/||/<>/< BİRİKİM
- BİLİNÇ ve/=/||/<> EDİM/EYLEM ve/=/||/<> OLANAK/LI/LIK
- BİLİNÇ ve/||/<> KİŞİ ve/||/<> YAŞAM
( Gövde. VE/||/<> Kişi. VE/||/<> Yaşam. )
( Tohum. VE/||/<> Ağaç. VE/||/<> Meyve. )
- BİLİNÇ ile/ve/değil YAKLAŞIM
- BİLİNÇALTI ile BİLİNÇALTI REKLAM
- İŞLEM:
BİLİNÇTE ile/ve/||/<>/< BİLİNÇALTINDA
( [saniyede] 5-9 ile/ve/||/<>/< 1300 )
- BİLİNEAR FORM ile/||/<> QUADRATİC FORM
( Bilinear B(u,v) iki değişken, quadratic Q(v) tek değişken. )
( Formül: Two variables İLE one variable )
- BİLİNMEYİ "İSTEDİM/İSTEMEK" değil BİLİNMEYİ SEVDİM/SEVERİM
- BİLİŞİM ile BİLİŞİMCİ/LİK ile BİLİŞİM AĞI ile BİLİŞİM TEKNOLOJİSİ
- BİLLURLAŞMAK ile BİLLURLAŞTIRMAK ile BİLLURLAŞABİLMEK ile BİLLURLAŞTIRABİLMEK ile BİLLUR ile BİLLURİ ile BİLLURLU ile BİLLUR CİSİM
- BİLMEK:
GÖRÜ ile/ve/||/<> KAVRAM
( ANSHAUUNG mit/und/||/<> BEGRIFF )
- BİLMEK ile/ve/<> ANLAM
( Gözyaşı kaynağının ne olduğu sorusu ve yanıtı. İLE/VE/<> Gözyaşının düşünce ve duygulalarla bağlantılarının ne olduğu sorusu ve yanıtı. )
( TO KNOW vs./and/<> MEANING )
- BİLMEME BİLGİSİ = DOCTA IGNORANTIA[Lat.] (SCIO ME NIHIL SCIRE = EN İYİ BİLDİĞİM ŞEY, HİÇBİR ŞEY BİLMEDİĞİM)
- BİLMİYORUM ile/ve/değil/yerine/||/<>/< BİLİMYORUM
- BİLMİYORUM ile/ve/||/<>/< BİLİYORUM
( Sorarsan. İLE/VE/||/<>/< Sormazsan. )
(1996'dan beri)