M ile biten FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 8.640 başlık/FaRk ile birlikte,
8.640 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(24/36)
- MUHABBET ile/ve/<> İLİM
- MUHABBETİN/AŞKIN DERECELERİ'NDE:
MEYL ile/||/<>/> ARZU ile/||/<>/> SAHÂBET ile/||/<>/> GARÂM ile/||/<>/> VEDÂD ile/||/<>/> ŞEGAF ile/||/<>/> TEFÎN ile/||/<>/> TEABBÜD ile/||/<>/> HULLET ile/||/<>/> IŞK
( Öteki dillerde bizim "muhabbet" gibi çok anlamlı bir sözcük var mıdır bilmem. Ama şu kadarını söyleyeyim... Bizi bilmek demek, biraz da bu sözcüğü tüm anlamlarıyla bilmek demek...
Muhabbeti; sevgi, aşk, sevdâ, dostluk, bağlılık, sohbet, yârenlik etmek anlamlarında kullanıyoruz. Birini sevdiğimizde ona muhabbet besleriz. Sevdiğimizle oturup konuştuğumuzda muhabbet etmiş oluruz. Bir erkek ile bir kadının birbirini tanımasına ve sevmesine vesile olanlara "muhabbet tellâlı" deriz. Ama konu tasavvuf olunca sözcük farklı anlamlar kazanmaya başlar.
Eskiler, muhabbeti, şiddetine göre on dereceye ayırmış. Öncesi ilgi duymak, sonrası muhabbetin şiddetiyle yok olmak olan muhabbet olmaz ise yolculuk da olmaz. Sırayla açıklayalım...
1. MEYL: Sözlükte bir yöne doğru yönelmek, eğilmek, eğik duruma gelmek anlamı verilmiş. Biz ise birine ya da bir şeye yönelmek, sevgi, ilgi göstermek, istek ve arzu duymak anlamlarında kullanıyoruz. Tasavvufta yolun en başındakilere muhib deriz. Muhib, ilgi duyan kişidir. Yolun başı ise ilgi duymaktır. O yüzden;
Âşık oldur kim kılar cânın fedâ cânânına
Meyl-i cânân itmesin her kim ki kıymaz cânına
(Fuzûlî)
İlgi duymaya başladığımız anda yolculuğumuz başlar. Çünkü meyl ile başlayan yolculuğun sonu bu uğurda canını vermektir.
2. ARZU: Meyl, irâdeye yükselirse arzu adını alır. İrâdeye yükselmesi ise yâri istemek ile olur. Ama bunun da bir bedeli vardır.
Cân la’lin eyler arzû yâr içmek ister kanımı
Yârâb ne vâdîdir bu kim cân teşne cânân teşnedir
(Bâkî)
3. SAHÂBET: Benimseyip koruma, kayırma suretiyle sâhiplenme, sâhip çıkma anlamlarında kullandığımız sözcük, Arapça olmasına karşın anlamını Türkçe'de kazanmış. Kişinin arzu ettiği kişiye karşı, gönlünden bir akış, bir eğilim peyda olması sonucunda da korumaya, sahiplenmeye başlar.
4. GARÂM: Olağanüstü sevgi, şiddetli arzu ve iştiyâk, büyük aşk anlamına gelen garâm, sevginin gönle âdeta yapışmasıdır.
Cenap Şehabeddin;
Uyan ey bister-i sînemde yatan tıfl-ı garâm
derken âşık olmaya başladığını ya da âşık olmak arzusunu dile getiriyordu.
5. VEDÂD: Sevgi, dostluk, muhabbet anlamlarına gelen vedâd, muhabbetin saf ve katıksız durumu. Gönülden öteki eşya ve kişilere olan ilginin atılması durumu. Aynı sözcükten türeyen vedûd ise “Kullarını çok seven, onları lûtfa, ihsâna gark eden; sevilmeye lâyık ve müstahak yalnız kendi olan” anlamında Allah’ın adlarındandır.
6. ŞEGAF: Sevginin kalbi istilâ etmesi, aşırı sevgi, mecnûnca, çılgınca sevme. Kalp, sevilen şey dışındakilerden temizlenince bu sefer sevgi coşmaya başlar, kalbin tamamını fetheder, istilâ eder.
7. TEFÎN: Örümcek ağı demek olan tefîn, aşkın bir üst derecesi. Kalbin her yanını istilâ eden sevgi, kalpten taşmaya başlar. Kalpten taşmaya başlaması ise kontrolün aşk sahibinin elinden çıkıp aşkın eline geçmeye başlamasıdır. Öyle ki aşk, örümceğin ördüğü ağ gibi kişinin her tarafını kapsar, örer, onu âdeta sıkı sıkı bağlar.
8. TEABBÜD: Kul köle olmak, tapınmak anlamındaki teabbüd, kişinin artık aşkın elinde oyuncak olduğu haldir. Bu durumdaki âşığı, Hayretî şöyle anlatır:
Gam yeriz kan yutarız kûşe-i mihnette müdâm
Sanma biz kevser-i cennât-ı naîmin kuluyuz
9. HULLET: Gerçek dostluk anlamındaki hullet, sevgiliden başka kimsenin kalmadığı durumu açıklamak için kullanılır. Hullette iki özellik bulunur. Biri sadâkât yani doğruluk, öteki de samimiyet. Aşkın sondan bir önceki durumudur. Artık aşkın gerçek olduğundan, heves ya da yanılsama olmadığından emin olunmuştur.
10. IŞK: Muhabbetin en son hali ve en aşırı derecesidir. Halkanın tamamlandığı son zincir. Zât, sıfata meylettiğinde, kalpte ortaya çıkarak tüm damarlarda akıp tüm organlara yayılan aşırı muhabbet. Hallâc’ın her tarafı kesildiğinde, kanının yerlere Allah Allah diyerek akmasının nedeni de Züleyha’nın kanının Yusuf diye diye akmasının nedeni de budur. Işk öyle bir durumdur ki kişinin nazarında, sevdiğinden başka bir şey olmaz ve tüm ilgisini sevdiğine gösterir. Sadece gözleriyle ve gönlüyle değil baştan ayağa tüm âzâsıyla sevdiğini müşâhede eyler.
Tasavvuf, meyl ile başlayıp ışk ile biten bir yolculuktur. O yüzden,
Muhabbet bir kef-i Dâvud’dur pûlâdı mûm eyler
(Suzî-i Prizrenî)
ve
Muhabbet öyle bir sırdır ki bin setr et nihân olmaz
(Îzzet Molla)
Işk sahipleri nerede olursa olsun hemen bilinir.
Son sözü de Fuzûlî söylesin:
Aşk imiş her ne vâr âlemde
Muhabbetiniz daim, aşkınız bâkî ve dâim olsun.
İsmail Güleç (Prof.Dr.) | www.ismailgulec.net
)
( Aşk Merdiveni [Diotima]

6. Basamak: Aşkın kendine duyulan aşktır. Kişi, güzelliği kendi biçiminde görür ve aşkın güzelliğini olduğu gibi sever. Her özel ve güzel olan, bu biçimle bağlantısı nedeniyle güzeldir.
5. Basamak: Genel olarak bilgiye duyulan aşktır.
4. Basamak: Yasalara ve kurumlara duyulan aşktır.
3. Basamak: Nefs sevgisidir. Bu, fiziksel özelliklerin bir kenara bırakıldığı, manevi ve ahlâkî güzelliğin sevgiyi tetiklediği aşamadır. Bu adımda, kişi, nitelikli zihinlere âşık olacaktır.
2. Basamak: Tüm güzel gövdelerin sevgisidir. Kişi, tüm gövdesindeki güzelliği görür ve farkları sevmeyi öğrenir.
1. Basamak: Tek bir gövdenin sevgisidir. Bu aşk, belirli bir gövdeye duyulur. Fiziksel özelliklere duyulan bir istektir. )
- MUHABERE SINIFI değil/yerine/= SÜEL İLETİŞİM
- MUHABERE/KOMÜNİKASYON değil/yerine/= İLETİŞİM/ÇAVLAŞIM/BİLDİRİŞİM
- MUHÂCİM[Ar. < HÜCUM] değil/yerine/= SALDIRAN/SALDIRICI
- MUHAFAZA[Ar.] değil/yerine/= KORUMA/KORUNUM/SAKLAMA
- MUHAKEME[İng. REFLECTION] ile/||/<> ERİŞİMCİLİK[İng. ACCESSIBILISM]
( Aklın bir yetisi olarak muhakeme, dış dünyayı algılayıp çıkarımlarda bulunma ve aklın kendi kendini denetlemesi anlamına gelmektedir. Muhakeme yetisi sayesinde bellekte hali hazırda bulunan bilgiler ile yeni deneyimler doğrultusunda elde edilen bilgiler denetlenir, karşılaştırılır, çıkarımlar yapılır, bilgilerin doğruluğu üzerine düşünülür ve her ikisinin bir bütün oluşturduğu bir bilgi ağı meydana getirilir. Bu işlevleri doğrultusunda muhakeme bir denetleme ve çıkarım mekanizması olarak görülebilir. Epistemik özne, daha önce edindiği bilgilerin doğruluğu ile yeni edinmiş olduğu bilgilerin doğruluğunu muhakeme yetisi ile denetler. Bu denetleme sonucunda epistemik özne, hangi inançların doğru olduğu bilgisini edinir ve inançlarını biliyor olduğunu bilme bilgisine ulaşabilir. Bu anlamda muhakeme, öznenin bilinçli bir etkinliğidir. @@ İçselciliğin bir türü olan bu yaklaşım bir öznenin sahip olduğu inancın epistemik gerekçelendirmesini, öznenin zihnindeki bazı özel erişim türleri ile belirlenebileceğini iddia eder. Bir doğru inancı gerekçelendiren etkenlerin her an erişime ve muhakeme etmeye açık olması, öznenin bakış açısına içsel olan etkenlerin önemine vurgu yapar. BonJour, Audi ve Chisholm’un savunduğu bu yaklaşımda, bir şeyle ilgili tam deneyime sahipsek bilinç, içe bakış ve muhakeme ile bilgiye ulaşabiliriz; inanç ve algı deneyimlerimizin çoğuna muhakeme yeteneğini ile ulaşırız.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- MUHÂLLİM[Ar. < HİLM] ile MUALLİM[Ar. < İLM]
( Sakin. Yavaş kılan, halîm eden. İLE Öğreten, öğretmen, hoca, tâlim ettiren. | Muallim Naci'nin, 1886'da basılmış, Tercemân-ı Hakîkat gazetesinin edebî sayfasındaki şiirlere yazdığı tenkitleri topladığı bir yapıtı. )
- MUHARREM[Ar.] değil/yerine/= AŞÛRE AYI
( Ay takviminin birinci ayı. )
- MUHAŞŞİM[Ar.] ile MUHAŞŞİN[Ar.]
( Keskinliği dolayısıyla sarhoş edici şey. İLE Gücendiren, öfkelendiren. )
- MUHDES ve/||/<> MANZUM ve/||/<> MALÛL ve/||/<> MAKÛL ve/||/<> MAHDUT ve/||/<> MÜSPET
- MÜHEYYEM/TEHYİM değil/yerine/= AŞIRI AŞK
- MÜHİM[Ar.] değil/yerine/= ÖNEMLİ
- MÜHİMM[Ar. < HEMM] ile MÜHÎN[Ar. < HEVN]
( Önemli, ehemmiyetli. | Düşündüren, düşündürücü. | Gerekli. İLE İhânet eden, hor gören. | Hor, hakir, alçak. | Hayin. )
- HARFLER:
MUHKEM ile/ve/||/<> MUKATTA
- MUHKEM ile/ve MÜTEŞÂBİH
- MUHKEM[Ar.] değil/yerine/= SAĞLAM/LAŞTRILMIŞ
- MUHTEREM[Ar. < İHTİRÂM/HÜRMET] değil/yerine/= SAYGIDEĞER/SAYIN
( Saygıdeğer, sayın, ihtirâm olunmuş. )
- MUHTEŞEM[Ar. < HAŞMET] ile/ve MUAZZAM[Ar. < AZM]
( Görkemli, ihtişamlı, tantanalı, debdebeli. İLE/VE Kocaman, koca. | Ulu, koskoca. | Önemli, ağır. )
- MUHTEŞEM[Ar.] değil/yerine/= GÖRKEMLİ/GÖSTERİŞLİ
- MUHTEŞEM ve/> SAÇMALIK
( Mutheşemlikten, saçmalığa, sadece bir adım vardır.
[En'ler, uc'lar, tek'ler, peşinde koşulacak, hedef tutulacak noktalar değildir! Neyin müşterisi olup olmadığın ise en önemli eşiktir.] )
- MUHTIRA[Ar.]/MEMORANDUM[İng.] değil/yerine/= YÖNERGE/ANDAÇ/GÜNLÜK
( Herhangi bir şeyi anımsatma, uyarma amacıyla yazılan yazı. | Bir devletin, başka bir develete, siyasal sorunlarla ilgili olarak yolladığı uyarı yazısı, diplomatik nota. | Andaç. | Günlük. )
- MÜHÜR ile/ve HATEM
( ... İLE/VE Yüzük gibi parmağa takılan mühür. )
- MUKADDEM ile MUKADDEMA
- MUKADDEM değil/yerine/= ÖNCÜL
- MUKADDEM ile/ve/+ TÂLÎ
( Mantık ilmini tasavvur etmezsen İLE/VE/+ mutlak mechûlün tâlibi olursun! )
( Tâlî olan bâtılsa, mukaddem de bâtıldır! )
( Öncül. İLE/VE/+ Sonuç. )
- [ne yazık ki]
MÜKÂLEBE[< KELB] ile/değil/yerine/>< MÜKÂLEME[< KELÂM]
( Dalaşma. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Konuşma. | Antlaşma. )
- MUKARRİR ile MUALLİM ile MÜDERRİS
( OKUTMAN/ÖĞRETİM GÖREVLİSİ ile DOKTOR/DOÇENT ile PROFESÖR )
- MUKASSEM[Ar.] değil/yerine/= AYRILMIŞ, BÖLÜNMÜŞ
- MUKÂVİM[Ar.] değil/yerine/= DİRENÇLİ
( Dayanıklı, güçlü, dirençli. | Karşı koyan, başkaldıran. )
- MÜKEMMELLİK/KEMÂL ile/ve ÖLÜM
( Ölmeden önce ölün! - MÛTÛ KABLE EN TE-MÛT )
( Ölüm, ölüler için! Diriler için ölüm yok. )
( ÂŞIKLAR ÖLMEZ YERDE ÇÜRÜMEZ ÖLEN, HAYVAN İMİŞ )
- MUKÎM ile KÂİM
( Sürekli aynı işi yapan kişi. İLE O anda, geçici. )
- MUKİM ile SAKİN
( Bir evde oturan, ikamet eden. İLE Durgun, dingin. | Sessiz. | Kimseyi rahatsız etmeyen, kızgınlık göstermeyen. | Huysuzluğu, rahatsızlığı azalmış ya da geçmiş. | Bir yerde oturan. )
- MÜKREM[Ar. < KEREM] ile MÜKRİM[Ar. < KEREM]
( Ağırlanmış, ikrâm olunmuş. İLE Ağırlayan, ağırlayıcı, misafirsever, ikrâmcı, ikrâm eden. )
- MÜKRİM[Ar.] değil/yerine/= KONUKSEVER
- MÜLAHHAM[Ar.] değil/yerine/= ŞİŞMAN
- MÜLÂYİM[Ar.] değil/yerine/= UYGUN | YUMUŞAK HUYLU
- MÜLEMMA'[Ar. < LEM] değil/yerine/= ALACA RENKLİ | KOŞUK | BULAŞMIŞ
( Bir kısmı Türkçe, bir kısmı Arapça ya da Farsça söylenmiş/yazılmış olan şiir/manzûme. )
- MÜLEMMA'[Ar. < LEM] ile MÜLEVVEN[Ar. < LEVN]
( Parlak, telmi' edilmiş. | Alaca, renk renk. | Bir bölümü Türkçe, bir bölümü Arapça ya da Farsça söylenmiş manzûme. | Bulaşmış, sıvanmış. İLE Renkli, renk renk, türlü türlü. | Boyalı, boyanmış. )
- MÜLHEM[Ar.] değil/yerine/= İÇE DOĞMUŞ, ESİNLENİLMİŞ
- MÜLHİME[Ar. < LEHM] ile MÜLİMME[Ar. < ELEM]
( İçine doğduran, ilhâm eden. İLE Felâket. )
- MU'LİM[Ar. < ELEM] ile MU'LİN[Ar. < ALEN]
( Ağrıtan, sızlatan, inciten, elem veren. İLE İlân eden, genele bildiren, haber veren. )
- MÜLTEMİS[Ar. < LEMS | çoğ. MÜLTEMİSÎN] ile MÜLTESİM[Ar.]
( Kayıran, iltimas eden. İLE Yaşmaklı. )
- MULTİMEDYA[İng. < MULTIMEDIA] değil/yerine/= ÇOKLUORTAM
- MÜLZİM/E[Ar. < LÜZÛM] ile MÜLZİME[Ar.]
( Bir konuda baskın çıkarak susturan, susturucu kişi. | Gerekli gören, gerektiren. İLE Masa üzerindeki kâğıdın dağılmaması, uçmaması için üzerine konulan bir araç. )
- KANDİL[Osm.] / WAX[İng.] / CIRE[Fr.] / WACHS[Alm.] ile/değil/yerine/= MUM
- MUM ile MUM AMPUL ile MUM AĞACI ile MUM DİREK ile MUM BOYASI ile MUM CİLASI ile MUM DURUŞU ile MUM ÇİÇEĞİ ile MUM PALMİYESİ
- MUM ile MUM YAPIMCISI ile ŞAMDAN
( CANDLE vs. CANDLEMAKER vs. CANDLESTICK )
( شمع ile شمع ساختن ile شماع ile شمعدان ile پايه شمعدان )
( SHAM ile SHAM SAKHTAN ile شماع ile SHAMDAN ile PAYYEH SHAMDAN )
- MUM ile TUB'ÂN
( ... İLE Mühür mumu. )
- MÜMİN ile/ve/<> İSLÂM ile/ve/<> İHSAN
( Elinden, dilinden ve belinden emin olan/olunan. İLE/VE/<> ... İLE/VE/<> ... )
- MÜNÂDİM[Ar. < NEDÎM] ile MÜN'ADİM[Ar. < ADEM]
( Ortam arkadaşı, nedimlik eden. İLE Yok olan, in'idâm eden. )
- MÜNECCİM değil/yerine/= ÖNBİLİCİ/BİLİCİ/YUMCU
- MÜNHATT ile MÜNHEDİM[< HEDM] ile METRÛK[< TERK]
( Alçak, çukur. İLE Yıkılan, yıkılmış. İLE Terk edilmiş, bırakılmış, kullanmaktan vazgeçilmiş. )
( Arazide. İLE Binalarda. İLE Binalarda. )
- MÜNHEDİM[Ar. < HEDM] ile MÜNHEZİM[Ar. < HEZÎMET | çoğ. MÜNHEZİMÎN]
( Yıkılan, yıkılmış, harab olmuş, inhidâm eden. İLE Bozguna uğrayan/uğramış, bozgun, hezîmete uğrayan, inhizâm eden. )
- MUNTAZAM[Ar.] değil/yerine/= DÜZGÜN/DÜZENLİ
- MUNZAM[Ar.] değil/yerine/= KATILMIŞ, EKLENMİŞ
- MUONIC ATOM[İng.] / ATOME MUONIQUE[Fr.] / MYONISCHES ATOM[Alm.] ile/değil/yerine/= MÜONLU ATOM
- MUONIUM[İng.] / MUONIUM[Fr.] / MUONIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= MÜONYUM
- MÜPHEM ile ...
( BELİRSİZ, KAPALI, ÖRTÜLÜ | ANLAŞILMAZ, KAPALICA )
- MÜPHEM ile MEÇHUL
- MÜPHEM[Ar.] ile/değil/yerine/||/<>/< MÜLHEM[Ar.]
- MÜPHEM[Ar.] ile/ve/||/<> ŞAİBE/Lİ[Ar.]
- MURAKKAM[Ar. < RAKAM] ile MURAKKAN[Ar.]
( Yazılmış, yazılı. | Sayı/rakam konulmuş, numaralanmış, numaralı. İLE Bozulmuş, aradan çıkarılmış, terkîn edilmiş. )
- MURAKKIM[< RAKAM] ile ...
( Pusulanın iğnesi. )
- MÜRDÜM ile MÜRDÜM ERİĞİ
- MÜRTESEM/İRTİSAM[Ar.]/PROJEKSİYON[Fr., İng.] değil/yerine/= İZDÜŞÜM
- MÜŞÂHEDE[Ar. < ŞUHÛD] değil/yerine/= GÖRME | GÖZLEM
- MÜSÂLAHA[Ar. < SULH | çoğ. MÜSÂLAHÂT] ile MÜSÂLEME(T)[Ar. < SİLM]
( Barışma, uzlaşma. | Barış, güvenlik. İLE Barış içinde olma, barışlık, barışıklık. )
- MÜSÂVEME[< SEVM] ile ...
( Pazarlık etme. | Bir malın önceki değerini dikkate almadan herhangi bir değer ile satmak. )
- MÜSEKKİN/MÜNEVVİM[< NEVM] ile/>< MÜNEBBİH[< NEBEH]
( Sakinleştirici, uyutucu/uyutan. İLE/>< Uyarıcı. )
- MUSEUM :/yerine MÜZE
- MUSHAF ile/ve/<>/değil KUR'AN-I KERİM
( Kağıtların biraradalığı. İLE/DEĞİL Okunması gereken. )
( Aşk yoktur. İLE/VE/<>/DEĞİL Aşk vardır/olur. )
( Öznesi yoktur. İLE/VE/<>/DEĞİL Öznesi vardır. )
- MUSLIM :/yerine MÜSLÜMAN
- MÜSLÜMANLAŞTIRMAK ile MÜSLÜMAN/LIK ile MÜSLÜMAN ADAM
- MÜSTAHKEM[Ar. < HÜKM] ile MÜSTAHKİM[Ar. < HÜKM]
( Sağlamlaştırılmış, sağlam, istihkâm edilmiş, istihkâmlı. İLE Sağlamlaştıran, istihkâm eden. )
- MÜSTAHKEM ile MÜSTAHKEM MEVKİ
- MÜSTAKİL ile ÖZERK/OTONOM
- MÜSTAKÎM[Ar. < KIYÂM] değil/yerine/= DOĞRU, DÜZ, DİK | TEMİZ, NAMUSLU
- MUSTAKÎM[Ar.] ile SAHÎH[Ar.] ile SAVÂB[Ar.]
- MÜSTEDÎM[Ar. < DEVÂM] ile MÜSTEDÎN[Ar. < DEYN]
( Devamını isteyen, istidâme eden. Sürekli.[Fr. RÉMANENT] İLE Borç alan, istidâne eden. )
- MÜSTEFHEM[Ar. < FEHM] ile MÜSTEFHİM[Ar. < FEHM]
( Anlaşılan. İLE Anlamak isteyen, soran. )
- MÜSTEHÂM[Ar.] ile MÜSTEHÂN[Ar.]
( Şaşırmış, şaşa kalmış. İLE Alçak, değersiz, âdî. )
- MÜSTELZİM[Ar.] değil/yerine/= GEREKTİREN | GEREKEN/GEREKLİ OLAN
- MÜSTERHAM[Ar. < RAHM ve RUHUM] ile MÜSTERHİM[Ar. < RAHM]
( Yalvarılmış, yalvarılan, niyâz olunmuş, istirhâm edilmiş. İLE Yalvaran, niyâz eden, istirhâm eden. | Merhamet dileyen. )
- MÜSTERHÎ[Ar. < REHÂ] ile MÜSTERHİM[Ar. < RAHM] ile MÜSTERHİN[Ar. < REHN]
( Gevşek, sarkık, sölpük, istirhâ eden. İLE Yalvaran, niyâz eden, istirhâm eden. | Merhamet dileyen. İLE Rehin alan, rehin isteyen, istirhân eden. )
- MÜSTEVÎ[Ar.] değil/yerine/= DÜZ | DÜZLEM
- MÜSTEVÎ[Ar.] değil/yerine/= DÜZLEM
- MÜTALAA İRDELEM
- MUTASYON ile/||/<> KURAM
( Mutasyon kuramı ve sıçramalı evrim )
( Hugo de Vries tarafından 1901 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1848-1935) (Ülke: Hollanda) (Alan: Botanik, Genetik) (Önemli katkıları: Mutasyon teorisi) )
- MUTASYON ile MUTASYONİST ile MUTASYONİZM
- MUTASYON ile/||/<> POLİMORFİZM
( Mutasyon nadir değişim İLE polimorfizm yaygın varyant. )
( Formül: 1 den az İLE 1 den fazla )
- MUTÇULUK = İSTİSADİYE = EUDAEMONISM[İng.] = EUDÉMONISME[Fr.] = EUDÄMONISMUS[Alm.] = EUDAIMONISMOS[Yun.]
- MÜTEALİYE[Ar.]/TRANSANDANTALİZM[İng..] değil/yerine/= DENEY ÜSTÜCÜLÜK/AŞKINCILIK
- MÜTEÂZIM[Ar.] ile MÜTEAZZIM[Ar. < AZAMET]
( Gözde büyüyen, göze büyük görünen, taâzum eden. İLE Benlik gösteren, büyüklük taslayan, taazzum eden. )
- MUTEBER[Ar.] ile/ve/||/<> MUHTEREM[Ar.]
- MÜTEBESSİM[< BESM] değil/yerine/= GÜLÜMSEYEN/GÜLEÇ :)
- MÜTEBESSİM[Ar. < BESM] ile MÜTEBEŞBİŞ[Ar.]
( Gülümseyen, gülen, tebessüm eden. İLE Güler yüz gösteren, tebeşbüş eden. )
- MÜTEKELLİM[Ar.] ile KİLMÂNÎ[Ar.]
- MÜTEKELLİM ile/ve MUHATAP ile/ve GAİP
( Ben. İLE/VE Sen. İLE/VE O. )
- MÜTEMMİM[Ar. < TEMÂM] ile TAMAMLAYICI
( Tümleç. Herhangi bir sözcüğün anlamını tamamlayan. | Bütün haline getiren. )
- MÜTEMMİM[Ar.] değil/yerine/= TÜMLEÇ
( COMPLEMENT )
( Tamamlayan, bütünleyen, bitiren. | [mat.] Bütünler. | Tümleç. )
- MÜTENÂDİM[Ar.] ile SÂKÎ[< SAKY | çoğ. SUKAT]
( Bir ortamda, arkadaşlık eden, nedimlik eden, tenâdüm eden. İLE Su veren/dağıtan. | Kadeh, içki sunan. | Baldıra, ya da baldır kemiğiyle ilgili. | Kişilere, Allah sevgisi/nuru saçan kişi. )
- MÜTENAHHİM[Ar.] ile MÜTENA'İM[Ar. < Nİ'MET | çoğ. MÜTENA'İMÎN]
( Balgam çıkaran. İLE Varlık içinde ve nazlı büyüyen. )
- MÜTERÂDİF[< RİDF]/SİNONİM[İng.] değil/yerine/= EŞANLAMLI
( TERÂDÜF EDEN, BİRBİRİNİN ARDI SIRA GİDEN | YAZILIŞI AYRI, ANLAMI BİR OLAN, ANLAMDAŞ [İng., Fr. SYNONYME] )
- MÜTERCİM[Ar.] değil/yerine/= ÇEVİRMEN
- MÜTESEMMÎ[Ar.] ile MÜTESEMMİM[Ar. < SEMM] ile MÜTESEMMİN[Ar.]
( Bir ad ile adlanan, müsemmâ olan. İLE Zehirlenen, tesemmüm eden. İLE Semiren, semen kazanan, tesemmün eden. )
- MÜTEVEFFÂ ile/değil/yerine MERHUM
- MUTİZM/MUTISM[İng.] değil/yerine/= KONUŞMAZLIK
- ABSOLUTE CONCENTRATION[İng.] / CONCENTRATION ABSOLUE[Fr.] / ABSOLUTE KONZENTRATION[Alm.] ile/değil/yerine/= MUTLAK DERİŞİM
- ABSOLUTE HUMIDITY[İng.] / HUMIDITÉ ABSOLUE[Fr.] ile/değil/yerine/= MUTLAK NEM
- ABSOLUTE VACUUM[İng.] / VIDE ABSOLU[Fr.] / ABSOLUTE UNTERDRUCK, ABSOLUTES VAKUUM[Alm.] ile/değil/yerine/= MUTLAK VAKUM
- MUTLAK ve/=/||/<> ADEM
- MUTLAK ile MUTLAKA ile MUTLAKÇI/LIK ile MUTLAK NEM ile MUTLAK MERA ile MUTLAK DEĞER ile MUTLAK SIFIR ile MUTLAK SICAKLIK
- MUTUALISM[İng.] değil/yerine/= MUTUALİZM
( Genellikle iki ayrı türden olan, iki ayrı bireyin, birbirleriyle olan etkileşimlerinden ikisinin de faydalanması durumu.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- MUTUALİZM İLE KOMMENSALİZM İLE PARAZİTİZM ile/||/<> SİMBİOZ TÜRLERİ
( Türler arası ilişkiler. )
( Formül: Mantar + Alg = Liken )
- MUTUALİZM İLE KOMMENSALİZM İLE PARAZİTİZM ile/||/<> SİMBİYOZ TÜRLERİ
( Türler arası etkileşim tipleri. )
( Formül: +/+ İLE +/0 İLE +/- )
- MUTUALİZM ile/||/<> PARASİTİZM
( Mutualizm +/+ iki fayda İLE parasitizm +/- tek fayda. )
( Formül: Win-win İLE exploitasyon )
- MUTUALİZM ile/||/<> PARAZİTİZM
( Mutualizm karşılıklı yarar İLE parazitizm tek taraflı yarar )
( Formül: +/+ (mutualizm) İLE +/- (parazitizm) )
- MÜVECCİBE[Ar.] değil/yerine/= TALKIM
( Ana sapın bir çiçekle sonuçlandığı, büyümeyi yan sapların sürdürdüğü bir tür uzama biçimi. )
- MÜVELLİDÜLHUMUZA[Osm. Tr.] = OKSİJEN[Fr. < Yun. OKSYS: Ekşi. | GENNAN: Doğurmak.]
( Hidrojenle birleşerek suyu oluşturan, atom ağırlığı 16, rengi, kokusu ve tadı olmayan, havada, %20 oranında bulunan bir gaz. [Simgesi: O] )
- MUZ ile KANDOM
( ... İLE Tatsız, şişman bir muz. [Papua Yeni Gine'de] )
- MUZLİM[Ar.] değil/yerine/= KARANLIK | GİZLİ/BELİRSİZ
- MY :/yerine BENİM
- MYS/MODEL MANAGEMENT SYSTEM[İng.] değil/yerine/= MODEL YÖNETİM DÜZENİ
- MYSELF :/yerine KENDİM
- MYSTERY :/yerine GİZEM
- GERMANIUM DE TYPE N[Fr.] ile/değil/yerine/= N TİPİ GERMANYUM
- NÂDİM ile ...
( PİŞMÂN OLAN )
- NÂİM[< NEVM] ile ...
( LEZZETİ ALINAN HER TÜRLÜ NİMET, BOLLUKTA YAŞAYIŞ | CENNETİN BİR KISMI | UYUYAN )
- NÂİM[Ar. < NEVM | çoğ. NÂİMÎN, NİYÂM, NÜVVÂM, NÜVVEM, NÜYYEM] ile NÂİM[Ar. < Nİ'M] ile NAÎM[Ar.]
( Lezzeti alınan her türlü yiyecek, bollukta yaşayış. | Cennetin bir bölümü. | Uyuyan, uykuda bulunan. İLE Taze, körpe. | Yumuşak, kemiksiz şey. İLE Bollukta yaşayış. | Cennetin bir bölümü. )
- NAKDİ ile NAKDİ CEZA ile NAKDİ VERGİ ile NAKDİ KIYMET ile NAKDİ YARDIM ile NAKDİ TEMİNAT
- NAKŞ (ETMEK):
HARF[HRF] ile/ve/<> RAKAM[RKM] ile/ve/<> KİTAP/KETEBE[KTB]
( Üçünün de anlamı, "Kazıyarak nakşetmek"tir. )
- NAKZ ile/ve/||/<> TAHSİS ile/ve/||/<> TAMİM ile/ve/||/<> İCMÂL ile/ve/||/<> TEFSİR
( ANNULATION avec LA RESTRICTION DU SENS OU DE LA PORTEE avec EXTENSION DU SENS OU DE LA PORTEE avec COLLECTIF avec ANNOTATION )
- NAM ile NAME ile NAMECİ
- NAME :/yerine İSİM
- NÂMÎ[Ar. < NÜMÜVV] ile NÂMÎ[Ar. < Fars. NÂM]
( Yerden biten, yetişen, büyüyen, artan. İLE Ünlü, namlı, şöhretli. )
- NAPALM[İng.] ile/değil/yerine/= NAPALM
- NAPALM ile NAPALM BOMBASI
- NAPALM değil/yerine/= YANGIN KÖPÜĞÜ
( Yangın tüplerinin doldurulmasında kullanılan, alüminyum ya da sodyum palmitatla kıvamlaştırılmış madde. [Sodyum ve Palmitat] )
- NARSİSİZM/NARSİSİST ile SOLİPSİZM/SOLİPSİST
- NARSİSİZM ile AŞAĞILIK DÜŞÜNCE VE DUYGUSU
- NARSİSİZM ile/ve/||/<> KÖTÜCÜL(MALIGNANT) NARSİSİZM
- NARSİSİZM ile NARSİSTLİK
- NARSİSİZM değil/yerine/= ÖZSEVERLİK
- NASH EQUILIBRIUM[İng.] değil/yerine/= NASH DENGESİ
( Oyun teorisinde bir tarafın karşı tarafın seçimini bildiği için stratejisini değiştirmek istemediği özel durum. Yani birinci taraf, ikinci tarafın seçimini göz önünde bulundurarak kendi seçimini belirler. Adını Amerikalı matematikçi ve iktisatçı John Forbes Nash'ten alır. Nash dengesinin görüldüğü en meşhur sistemlerden biri mahkûm ikilemidir. Mahkûm ikileminde her ne kadar tek bir nash dengesi olsa da farklı sistemlerde birden fazla bulunabilir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- NASIL YARARLANIRIM? değil/yerine/>< NASIL YARARLI OLABİLİRİM?
- NASİP ile/ve/değil/yerine AZİM
( Nasip bilmeyip, azim biliriz. )
- NASYONALİST ile NASYONALİZM ile NASYONAL SOSYALİZM
- NASYONALİZM ile/||/<>/> KONSERVATİZM ile/||/<>/> LİBERALİZM ile/||/<>/> SOSYALİZM
- NATÜR ile NATÜRİST ile NATÜRİZM
- NATURALISM[İng.] değil/yerine/= NATÜRALİZM
( Her şeyin doğal nedenlerden ve sebeplerden kaynaklandığını, her türlü doğaüstü ve ruhani açıklamaların yanlış olduğunu ya da görmezden gelinebileceğini ileri süren felsefi tutumdur.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- NATÜRALİZM değil/yerine/= DOĞALCILIK
- NATÜRİZM değil/yerine/= DOĞACILIK
- NAZAR BERKADEM ile BAKIŞLAR, AYAK ÜZERİNE
( BAKIŞLAR AYAK ÜZERİNE )
- NAZARÎ ERDEM ile/ve FİKRÎ ERDEM ile/ve HULKÎ ERDEM ile/ve AMELÎ ERDEM(SANATLAR)
- NAZIM ile NÂZIM
( Manzume. İLE Düzenleyen. )
- NAZIM ile NAZIM PLAN ile NAZIM TÜRÜ ile NAZIM BİRİMİ
- NAZZÂM ile ...
( ÇEKİRDEK MADDE )
- [ne] AGNOSTİSİZM ile/ve/değil/yerine/hem de/ne de ZEN
- NE DESEM/SÖYLESEM, ANLATAMAM (SANIRIM) ile/değil/yerine/||/<>/< SÖZCÜKLER, ANLATMAYA YETMİYOR
- NE ÖĞRENDİMSE/YAPTIMSA değil NE ÖĞRENDİYSEM/YAPTIYSAM
- NE OLDUM! ile/değil/yerine NE OLACAĞIM?
- ne TARAFIYIM ne de (TARAFI) DEĞİLİM değil ne TARAFIYIM ne de KARŞISINDAYIM
( Olumsuzdan[ne/ne de] sonra tekrar olumsuzluk sözcüğü ya da eki olmuyor/olmaz. )
- [ne] "VARLIĞA YERİNİRİM" ne de "YOKLUĞA ERİNİRİM"
( Ancak, yokluğu birebir, kendin deneyimle(yebil)dikten sonra söyleyebilirsin/söylemelisin! )
- NE YAPABİLİRİM? ve/> NASIL YAPABİLİRİM?
( Kişinin, kendine sorabileceği en temel sorulardır! )
( WHAT I CAN DO? and/> HOW I CAN DO? )
- NE YAPARSAK/YAZARSAK YAPALIM/YAZALIM,
HİÇBİR KONUDA:
ACELE ETME(YELİM)! ve/||/<>/> ÖZEN GÖSTER(ELİM)!
( )
- [ne yazık ki]
AYNI HAMAM ile/ve/||/<> AYNI TAS
- [ne yazık ki]
DESPOTİZM ile/ve/değil/||/<>/< YUMUŞAK DESPOTİZM
- [ne yazık ki]
FAHİŞE ve/||/<>/< PEZEVENK ve/||/<>/< MÜŞTERİ ve/||/<>/< TOPLUM
( [Suç/hata ve sorumluluk]
"1" ise. VE/||/<>/< İki katı. VE/||/<>/< Üç katı. VE/||/<>/< Dört katı. )
- [ne yazık ki]
LİNÇ ile/ve/değil/||/<> İZDİHAM
- [ne yazık ki]
ZULÜM ile/değil/yerine/||/<>/< TAHAKKÜM
- NE? ile/ve KİM?
( "Ne?", doğa yasalarıyla bilinebilir. Ya "Kim?" )
( WHAT? vs./and WHO?
It's able to know "What?" by nature laws. So "Who?" )
- NEC(İ)M ile ...
( SÖNÜP-YANAN YILDIZ, VAKİT, ÜLKER YILDIZI | KUR'AN-I KERİM )
- NECM ile KEVKEB
( Sönüp-yanan yıldız. İLE Sürekli yanan gezegen. )
- NEDÂMET ile LEVM
- NEDEM[Ar.] ile TEVBE[Ar.]
- NEDEN ARAMADIN?" ile/değil/yerine/||/<>/< YOĞUNDUN SANIRIM
- Neden ve nasılsız SUSuyorum! -ve
- NEDÎM ile ...
( Yeniçeri ocağına yeni yazılan. )
- NEDÎM[Ar.] ile Nedîm
( Meclis/sohbet arkadaşı. | Büyükleri, fıkra ve öyküleriyle eğlendiren. | Güzel, öykü anlatan, tatlı konuşan. | Yeniçeri ocağına yeni yazılan. İLE Osmanlı şairlerindendir. [öl. 1730] )
- NEDİM ile NEDİME
- NEFHÂ-YI RAHMAN ile/ve NEFHÂ-YI RAHÎM
( Oksijen. İLE/VE ... )
( Bu iki nefhanın birleşmesi Bismillahirrahmanirrahim'dir. )
- NEFRON/NEPHRON[İng.] değil/yerine/= BÖBREK BİRİM
- NEFROTİK SENDROM ile/||/<> NEFRİTİK SENDROM
( Böbreklerde protein kaybı ve ödem. İLE/||/<> Böbreklerde yangılanma ve kanama. )
- NEGATİVİZM/NEGATIVISM[İng.] değil/yerine/= OLMAZCILIK
- NEHÂR[Ar.] ile YEVM[Ar.]
- NEHM[Ar.] ile ...
( Horlayarak soluma, hırıltılı soluk alma. | Kükreme. )
- NEKROZ/NECROSIS[İng.] değil/yerine/= DOKU ÖLÜM
- NEM ile BAĞIL NEM
( ... İLE Bir m³ hava içinde bulunan su buharı ağırlığının, aynı koşullardaki havanın doymuş su buharının ağırlığına oranı. )
- NEM <> GAM
( Duvarı yıkar. <> İnsanı yıkar/bitirir[/öldürür]. )
( HUMIDITY/MOISTURE <> SORROW )
- NEM ile GÖNEN
( ... İLE Ekilecek toprağın sulandırılması. | Nem, rutubet. | Nemli toprak. )
- NEM ile NEM/NEYİM
- NEM ile ÖL/HÖL
( ... İLE Toprağın nemi, yaşlık. )
- RUTÛBET[Osm.] / HUMIDITY[İng.] / HUMIDITÉ[Fr.] / FEUCHTE, FEUCHTIGKEIT, FETTSÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= NEM
- NEMALANMAK ile NEMALANDIRMAK ile NEM ile NEMA ile NEMF ile NEME GEREK ile NEME LAZIM ile NEME GEREKÇİ/LİK ile NEME LAZIMCI/LIK ile NEME YÖNELİM
- NEME" değil NEYİME LÂZIM?
- NEMLENDİRİCİ ile NEMLENDİRİCİ KREM
- NEMLİ ile NEMLENDİRİCİ ile NEM
( HUMID vs. HUMIDISTAT vs. HUMIDITY )
( نمدار ile داراي رطوبت ile رطوبي ile نمناک ile شرجي ile مرطوب ile نم سنج ile نمداري ile رطوبت )
( NAMDAR ile DARAY ROTUBAT ile ROTUBY ile NAMNAK ile شرجي ile MORTUB ile NAM SANJ ile نمداري ile ROTUBAT )
- NEMLİ ile NEMLENDİRMEK ile SÖNÜMLEMEK ile NEM
( DAMP vs. DAMP OFF vs. DAMPEN vs. DAMPNESS )
( مرطوب ساختن ile داراي رطوبت ile نمدار ile نمناک ile نمسار ile رطوبت پس دادن ile نم زدن ile مرطوب شدن ile نمدار کردن ile مرطوب کردن ile نمناک کردن ile نمساري ile نمناکي ile رطوبت )
( MORTUB SAKHTAN ile DARAY ROTUBAT ile NAMDAR ile NAMNAK ile نمسار ile ROTUBAT PES DADAN ile NAM ZADAN ile MORTUB SHODAN ile NAMDAR KARDAN ile MORTUB KARDAN ile NAMNAK KARDAN ile نمساري ile NAMNAKY ile ROTUBAT )
- NEODYMIUM[İng.] / NÉODYME[Fr.] / NEODYM[Alm.] ile/değil/yerine/= NEODİMYUM
- NEO-KLASİK (TÜRK) ile/||/<> NEO-KLASİSİZM
( XIX. yüzyıl sonları ve XX. yüzyıl başlarında bir sanat akımı. Eski Türk ve İslâm sanatından alınmış mimari ve süsleme öğelerinin kullanılması ile ortaya çıkan ilk ulusal akım. İLE/||/<> XVIII. yüzyılın ikinci yarısında Almanya'da ortaya çıkan, ancak Fransa'da daha çok uygulanma olanağı bulan ve antikiteden esinlenerek klasik formlara dönüşü amaçlayan sanat anlayışı ve üslûbu. )
- NEOLİBERALİZM ve/=/||/<> "ZENGİNLER İÇİN SOSYALİZM"
- NEOLİTİK DEVRİM ile/||/<> SANAYİ DEVRİMİ
( Neolitik devrim tarıma geçiş İLE Sanayi Devrimi makineleşme geçişidir. Neolitik devrim 10 bin yıl sürdü İLE Sanayi Devrimi 200 yılda gerçekleşti. İki devrim insan yaşamını kökten değiştirdi İLE Neolitik devrim yerleşik yaşam İLE Sanayi Devrimi kentleşme getirdi. )
( V. Gordon Childe tarafından 1936 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1892-1957) (Ülke: Avustralya/İngiltere) (Alan: Arkeoloji) (Önemli katkıları: Neolitik Devrim kavramını ortaya attı, kentsel devrim teorisi, kültürel evrim yaklaşımı) )
- NEOLİTİK ZİHİNSEL DEVRİM ile/||/<> NEOLİTİK EKONOMİK DEVRİM
( Neolitik zihinsel devrim bilişsel ve sembolik dönüşüm İLE neolitik ekonomik devrim tarım ve hayvancılık geçişidir. Cauvin zihinsel devrim tarım öncesi İLE Childe ekonomik baskı zihinsel değişime yol açtı der. Göbeklitepe zihinsel devrim İLE geleneksel görüş ekonomik devrim önceliği verir. )
( Jacques Cauvin tarafından 1994 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1930-2001) (Ülke: Fransa) (Alan: Arkeoloji, Prehistorya) (Önemli katkıları: Neolitik zihinsel devrim teorisi, sembolicizmin tarım öncesi gelişimi, Yakındoğu Neolitik Çağı araştırmaları) )
- NEONAZİ ile NEONAZİZM
- NEPOTİZM ile PATRONAJ ile KAYIRMA
- NEPTUNIUM SERIES[İng.] / SÉRIE DU NEPTUNIUM[Fr.] / NEPTUNIUMREIHE, NEPTUNIUMSERIE[Alm.] ile/değil/yerine/= NEPTÜNYUM DİZİSİ/SERİSİ
- NEPTUNIUM[İng.] / NEPTUNIUM[Fr.] / NEPTUNIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= NEPTÜNYUM
- NESİ ile NESİH ile NESİL ile NESİM ile NESİR ile NESİÇ
- NEŞİR[Ar.] değil/yerine/= YAYIM
- NESNE/KAVRAM ile/ve/> OLAY ile/ve/> OLGU
( Çıraklık. İLE/VE/> Kalfalık. İLE/VE/> Ustalık. )
( Duyusal. İLE/VE/> Tasarımsal. İLE/VE/> Düşünsel. )
( Kağıt, yazı değildir; fakat o, yazıyı taşır. )
( SUBJECT vs./and/> EVENT vs./and/> FACT )
- NESNE:NE İSE NE = ŞEY = OBJECT[İng.] = OBJET[Fr.] = OBJEKT, GEGENSTAND[Alm.] = OBJECTUM[Lat.] = OBJETO[İsp.]
- NESNE ve/||/<>/> AD/KAVRAM ve/||/<>/> DÖNEM/KOŞUL ve/||/<>/> BAĞLAM/ANLAM/DEĞER
( ONTOLOJİ/K ve/||/<>/> EPİSTEMOLOJİ/K ve/||/<>/> KRONOLOJİ/K ve/||/<>/> AKSİYOLOJİ/K )
- NESNE ile/ve/değil/yerine/<>/>< KAVRAM
( Yıkılabilen ve yıkanabilen. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/<>/>< Yıkılamayan ve yıkanamayan. )
( vs./and/||/<>/and/but/< CONCEPT
CONCEPT instead of OBJECT )
- NESNE ile/ve/değil SERT NESNE
- NESNE ile/ve TANIM ile/ve KAVRAM
( OBJECT vs./and DEFINITION vs./and CONCEPT )
- NESNEL = AFAKİ, ŞEY'Î = OBJECTIVE[İng.] = OBJECTIF[Fr.] = OBJEKTIV[Alm.]
- NESNENİN DURUMLARINDA:
KATI ile/ve AMORF KATI ile/ve SIVI ile/ve GAZ ile/ve PLAZMA ile/ve SÜPER AKIŞKAN ile/ve SÜPER KATI ile/ve DEJENERE KATI ile/ve NÖTRONYUM ile/ve GÜÇLÜ SİMETRİK NESNE ile/ve ZAYIF SİMETRİK NESNE ile/ve KUARK-GLUON PLAZMA ile/ve FERMİYONİK YOĞUNLAŞTIRMA ile/ve BOSE-EINSTEIN YOĞUNLAŞTIRMASI ile/ve ACAYİP NESNE
( ... İLE/VE ... İLE/VE ... İLE/VE ... İLE/VE Bir gaz boşalma tüpünde, elektron ve artı iyonları, yaklaşık olarak eşit sayıda içeren, iyonlaşmış gaz ortamı. | Güneşteki ısıl nükleer tepkimelerin oluştuğu, çok yüksek sıcaklıkta oldukça yüksek derecede iyonlanmış, maddenin dördüncü durumu olarak da tanımlanan akışkan ortam. İLE/VE ... İLE/VE ... İLE/VE ... İLE/VE ... İLE/VE ... İLE/VE ... İLE/VE ... İLE/VE ... İLE/VE ... İLE/VE ... İLE/VE ... )
( )
- NESNESİNE/KONUSUNA GÖRE İLİM ile/ve AMACINA GÖRE İLİM
- NESSLER PRÜFUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= NESSLER DENKLEM
- NETİCELENMEK ile NETİCELEŞMEK ile NETİCELENDİRMEK ile NET ile NETİCE ile NET RESİM ile NET ÜCRET ile NETİCESİZ/LİK
- NEUROCRANIUM[İng.] değil/yerine/= NÖROKRANYUM
( Baş iskeletinin beyin ve duyu organlarını saran ve koruyan kıkırdak ve kemik dokusudur. Beyni çevreleyen "frontal", "occipital", "sphenoid", "ethimoid" isimli tek kemiklerden ve "temporal", "parietal" isimli çift sayıda kemikten oluşur. Toplam 8 tanedir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- NEUTRAL İLE NEARLY NEUTRAL İLE SELECTİON ile/||/<> MOLEKÜLER EVRİM
( Evrim kuramları. )
( Formül: Ne·s << 1 (neutral) )
- NEVRES-İ KADÎM ile/ve/değil/||/<> NEVRES-İ CEDÎD
( )
( ABDÜRREZZAK NEVRES ile/ve/değil/||/<> OSMAN NEVRES )
( XVIII. yüzyılda yaşamıştır. İLE/VE/DEĞİL/||/<> XIX. yüzyılda yaşamıştır. )
- NEWTONIAN SYSTEM[İng.] / SYSTÈME NEWTONIEN[Fr.] ile/değil/yerine/= NEWTON DİZGESİ
- NEWTONSCHES SYSTEM[Alm.] ile/değil/yerine/= NEWTON SİSTEMİ
- NEZÂRET değil/yerine/= GÖZALTI/GÖZETİM
- NEZLE/DUMAĞI/TUMAĞI/İNGİN/ZÜKÂM[Ar.] ile ALERJİ
- NICOTIANA RUSTICA ile NICOTIANA TABAKUM
( Rusya ve Hindistan'da yetişir. İLE Dünyanın çoğu bölgesinde bulunanın adıdır. )
- NİHÂYET-İ AZM[Ar.] değil/yerine/= KEMİK UCU
( Kemik ucu. )
- BATTERIE DE NICKEL-CADMIUM[Fr.] ile/değil/yerine/= NİKEL KADMİYUM BATARYA
- NICHROME[İng.] ile/değil/yerine/= NİKROM
- NÎM[Fars.] ile NÎM[Fars.]
( Makam. İLE Yarı, yarım, buçuk. )
- NISF[Ar.]/NİM[Fars.] ile/ve/||/<>/> ADL/ADÂLET
( Bir şeyin yarısı. İLE/VE/||/<>/> Hakkın/payın doğru dağıtılması, ait olduğu yere/kişiye teslim edilmesi. )
- NİTELİK ile/ve ANLAM
( vs./and/||/<> MEANING )
- NİTELİK/Lİ ile/ve/değil/||/<>/< KAPSAM/LI
- NİYÂM[Ar. < NEVM, NÂİM] ile NİYÂM[Fars.]
( Uyuyanlar, uykuda olanlar. İLE Kın, kılıö kını, kılıf. )
- NİYET ETMEK ile GİTMEYE NİYETLİYİM ile AMAÇLANAN
( INTEND vs. INTEND TO GO vs. INTENDED )
( قصد داشتن ile خيال داشتن ile بسيجيدن ile قصد کردن ile آهنگ رفتن کردن ile منوي ile مورد نظر )
( GHSAD DASHTAN ile KHYAL DASHTAN ile بسيجيدن ile GHSAD KARDAN ile AHANG RAFTAN KARDAN ile MONOY ile MOORD NAZAR )
- NİYET ile/ve EĞİLİM
( INTENTION vs./and TENDENCY )
- NİYET ile/ve/<>/>/< EYLEM
( Niyet, eylemden önceliklidir. )
( Eylem, içtenliğin kanıtıdır. )
( Eylem, gerçeğin mihenk taşıdır. )
( Berraklık ve sevecenlik eylemdir. )
( Eylem konusunda tasa çekmeyin, aklınıza ve gönlünüze özen gösterin. )
( Gerçeği bulmak için günlük hayatınızın en küçük eylemlerinde gerçek olmalısınız. )
( Gerçek, samimi eylemin meyvesidir. )
( Kalbi değiştiren eylemdir. )
( Sağlam bir anlayışa sahip bir kişi, eylemden sakınmaz. )
( İmgenin ardında ve ötesinde olan idrak ve eylem gücüsünüz. )
( Eylem, gizli, bilinmeyen, bilinemez olandır. Sadece onun meyvesini bilebilirsiniz. )
( Hiç kimse, bir başkası adına eylemde bulunamaz. )
( Vazgeçme! Üşenme! Erteleme! )
( Nobody can act for another. )
( Do not give up! Do not dilatory! Do not delay! )
( Action is a proof of earnestness.
Action is the touchstone of reality.
Clarity and charity is action.
You need not worry about action, look after your mind and heart.
Action is hidden, unknown, unknowable. You can only know the fruit.
A man of steady understanding will not refrain from action. )
( INTENTION vs./and/<>/>/< ACTION )
- NİYET ile/ve EYLEM
( Eylem, içtenliğin kanıtıdır. )
( INTENTION vs./and ACTION )
- NİYET EYLEM
- NİYET ile/ve/<> GEREKSİNİM
( INTENTION vs./and/<> NEED )
- NİYET ve/> GİRİŞİM
- NİYET ile/ve/||/<> GİZEM
- NİYET +/=/> İDRAK +/=/> İLİM
- NİYET ile/ve/||/<> İZLENİM
- NİYET ve/||/<> NAZAR ve/||/<> MÂNÂ-İ HARF ve/||/<> MÂNÂ-İ İSİM
- NİYET ile/ve/değil YAKLAŞIM
( [not] INTENTION vs./and/but APPROACH )
- NİYET ile/ve YÖNELİM
( INTENTION vs./and TO TEND )
(1996'dan beri)