Bugün[08 Nisan 2026]
itibarı ile 8.640 başlık/FaRk ile birlikte,
8.640 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(14/36)


- CEREYÂN-İ GALVÂNÎ[Osm.] / GALVANIC CURRENT[İng.] / COURANT GALVANIQUE[Fr.] / GALVANISCHER STROM, GALVANISCHER STROM[Alm.] ile/değil/yerine/= GALVANİK AKIM


- GALVANO ile GALVANİZM


- GALLIUM[İng.] / GALLIUM[Fr.] / GALLIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= GALYUM


- GAM ile GAMA ile GAMALI ile GAMA IŞINLARI


- GAM[Ar.] ile GAM[Yun.] ile/değil/yerine KÂM[Ar.]

( Tasa, kaygı, üzüntü.
İLE
Notaların baştan sona [kalından inceye] ve/ya da sondan başa [inceden kalına], tek solukta okunması. [ DO-RE-Mİ-FA-SOL-LA-Sİ--D0--Sİ-LA-SOL-FA-Mİ-RE-DO ] İLE/DEĞİL/YERİNE Ağzın üstü, damak. | Meram, arzu, emel, istek. | Lezzet, zevk. )


- GAM ile/değil/yerine KAYGI

( Uyku getirir. İLE Uyutmaz. )

( Kalbe zarar verenler. )


- GAM ile MAJÖR GAM

( Notaların baştan sona ve/ya da sondan başa tek solukta okunması. [ DO-RE-Mİ-FA-SOL-LA-Sİ--D0--Sİ-LA-SOL-FA-Mİ-RE-DO ] İLE Beş tonla iki yarım tondan oluşan gam. )


- GAMMA-RAY SPECTRUM[İng.] ile/değil/yerine/= GAMA IŞINI TAYFI


- GAMET/SPERM ile/||/<> GAMET HAVUZU ile/||/<> GAMETOFİT

( Eril üreme gözesi. Eşeyli üremede öncül eşey gözelerinin mayoz bölünmesi sonucunda oluşan özelleşmiş haploit göze. İLE/||/<> Bir popülasyonda, gelecek popülasyona aktarılabilecek olan ya da bu konuda potansiyeli olan tüm gamet genotiplerinin tüm kopyaları.[Popülasyon içinde var olan gametlerin tamamı olarak düşünülebilir.] İLE/||/<> Döl almaşında haploid kuşak.[Haploid gametleri[yumurta ve sperm] üretir.] )


- GAMM[Ar.] ile HEMM[Ar.]


- GAP JUNCTİON ile/||/<> PLAZMODESM

( Gap hayvan hücre iletişimi, plazmodesm bitki. )

( Formül: Protein kanal İLE sitoplazmatik )


- GARİBİM ile/değil KARÎBİM


- GASTRONOM ile GASTRONOMİ


- GAVS ile GAVS-I ÂZÂM

( ... İLE İki kutbiyet makamında da bulunan zât. )

( YARDIMCI, İMDÂDA YETİŞEN | VELÎYULLAH | MEDET, NUSRET ile ABDÜLKADİR-İ GEYLÂNÎ (KUTB) )


- GAVS-I ÂZÂM / KUTB-U ÂLEM


- GAYDA/TULUM ile KALİNKA

( ... İLE Rus gaydası. )


- GAYRET ile GERİLİM


- GAYTA[Ar.] ile/değil/yerine GAYDA[Bulgarca]/TULUM

( İnsan dışkısı. İLE/DEĞİL Müzik aleti.[Trakya'lı, Bulgar, Makedon ve İskoçlar'ın ulusal çalgısı.] )

( ... ile/değil DANKİYO )

( ... ile/değil TSIMPONA )

( [Lazca] ... ile/değil GUDA )


- GAS CURRENT[İng.] / COURANT GAZEUX[Fr.] / GASSTROM[Alm.] ile/değil/yerine/= GAZ AKIMI


- GAS DYNAMICS[İng.] ile/değil/yerine/= GAZ DEVİNBİLİM


- GAS KINEMATICS[İng.] ile/değil/yerine/= GAZ DEVİNİM


- GAZAB[Ar.] ile İRÂDETÜ'L-İNTİKÂM[Ar.]


- GECE ve/<> İÇ ÂLEM


- GEÇERLEMEK ile GEÇERLENMEK ile GEÇERLETMEK ile GEÇERSİZLEŞMEK ile GEÇERSİZLEŞTİRMEK ile GEÇER/LİK ile GEÇERLİ/LİK ile GEÇERSİZ/LİK ile GEÇER NOT ile GEÇER AKÇE ile GEÇER DEĞER ile GEÇERLİ DURUM


- GEÇİCİ ÇÖZÜM ile/ve/değil/||/<>/< ARA ÇÖZÜM


- ÉTAT TRANSITOIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= GEÇİCİ DURUM


- GEÇİCİ ile ETKİLEŞİM

( COACT vs. COACTION )

( باهم نمايش دادن ile همکنش کردن ile همکنش )

( BANPAM NAMAYSH DADAN ile NPAMKONASH KARDAN ile NPAMKONASH )


- VERZÖGERTE ÜBEREINSTIMMUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= GECİKMİŞ UYUM


- GEÇİM yoksa SEÇİM


- TRANSPARENT[İng./Fr.] / DURCHSICHTIG, TRANSPARENT[Alm.] ile/değil/yerine/= GEÇİRGEN, SAYDAM


- GEÇİRGEN ile/ve/||/<> SAYDAM


- GEÇİRİM ile GEÇİRİMLİ/LİK ile GEÇİRİMSİZ/LİK


- TRANSMISSION ELECTRON MICROSCOPE (TEM)[İng.] / MICROSCOPE ÉLECTRONIQUE À TRANSMISSION[Fr.] / ÜBERTRAGUNGSELEKTRONENMIKROSKOP[Alm.] ile/değil/yerine/= GEÇİRMELİ ELEKTRON MİKROSKOBU


- GEÇİŞ ile AYRIM


- GEÇİŞ ile/ve/||/<> KIRILIM


- GEÇİT ile MUHTEŞEM

( GORGE vs. GORGEOUS )

( پر خوري کردن ile دره تنگ ile پر خوردن ile زياد تپاندن ile با جلوه )

( PAR KHORY KARDAN ile DAREH TANG ile PAR KHORDAN ile ZYAD TAPANDAN ile BA JALVEH )


- GECKO İLE LOTUS İLE VELCRO ile/||/<> DOĞADAN İLHAM

( Biyolojik sistemlerin taklit edilmesi. )

( Formül: Süperhidrofobik θ > 150° )


- GEÇMEK ile ÇAPRAZ ÇUBUK ANAHTARI ile ÇAPRAZ ÇUBUK SİSTEMİ ile MEMLEKET BOYUNCA ile ŞAŞI ile ÇAPRAZ BESLEME ile ÇAPRAZ GÜBRELEME ile ÇAPRAZ İNDEKS ile GEÇİŞ NOKTASI ile ÇAPRAZ AMAÇ ile ÇAPRAZ REFERANS ile ENİNE KESİT ile ÇAPRAZ KESİM ile GEÇİŞ ile ÇAPRAZ OLARAK

( CROSS vs. CROSS BAR SWITCH vs. CROSS BAR SYSTEM vs. CROSS COUNTRY vs. CROSS EYED vs. CROSS FEED vs. CROSS FERTILIZATION vs. CROSS INDEX vs. CROSS OVER POINT vs. CROSS PURPOSE vs. CROSS REFER vs. CROSS SECTION vs. CROSSCUT vs. CROSSING vs. CROSSWISE )

( ضربدر ile خاج ile عبور کردن ile از هم گذشتن ile صليب ile چليپا ile چارميخ ile گزينه شطرنجي ile سيستم شطرنجي ile ورزش هاي ile چپ چشم ile خورد متقابل ile لقاح متقابل ile فهرست تقابلي ile شاخص متقابل ile نقطه همگذري ile قصد متقابل ile مراجعه متقابل کردن ile مقطع عرضي ile ميان بر ile محل تقاطع ile متقاطع ile گذرگاه ile همگذري ile از پهنا )

( ZARBADAR ile KHAJ ile OBUR KARDAN ile AZ NPAM GOZASHTAN ile SELYBE ile چليپا ile چارميخ ile GOZYNAH SHATRANJY ile SYSETAM SHATRANJY ile VARZESH CPEHAY ile CHAP CHESHAM ile KHORD MOTEGHABEL ile LAGHAH MOTEGHABEL ile FANPAREST TAQABELY ile SHAKHS MOTEGHABEL ile NAGHTEH CPEHMGOZARY ile GHSAD MOTEGHABEL ile MARAJEEH MOTEGHABEL KARDAN ile مقطع عرضي ile MYAN BAR ile MOHAL TAQATE ile MOTEQATE ile GOZARGAH ile CPEHMGOZARY ile AZ PPEHNA )


- GEÇMİŞ YAŞAM değil GEÇMİŞ YAŞANTI


- GEÇMİŞE YÜRÜMEZLİK/TEK YÖNDE DEĞİŞİM ile/ve/=/||/<> TERSİNEMEZLİK


- GELECEK ile GELECEK NESİL ile GELECEĞİ OLMAYAN ile FÜTÜRİZM ile İLERİSİ

( FUTURE vs. FUTURE GENERATION vs. FUTURELESS vs. FUTURISM vs. FUTURITY )

( آخرت ile آتيه ile بعد آينده ile آينده ile مستقبل ile استقبالي ile مظارع ile مضارع ile آتي ile پسينيان ile بي آتيه ile خيال پرستي ile نسل آينده ile عاقبت ile عقبي )

( AKHRAT ile ATYYEH ile BAD AYNADEH ile AYNADEH ile مستقبل ile استقبالي ile مظارع ile MAZARE ile ATY ile PESYNEYAN ile BEY ATYYEH ile خيال پرستي ile NESEL AYNADEH ile AGHBAT ile AGHABY )


- GELGELELİM


- GELİŞİM

( DEVELOPMENT )


- GELİŞİM ve/||/<> ARINMA ve/||/<> YOZLAŞMAMA


- GELİŞİM ile/ve/<> DERİNLEŞME

( DEVELOPMENT vs./and/<> DEEPEN )


- GELİŞİM = DEVELOPMENT[İng.] = DÉVELOPPEMENT[Fr.] = ENTWICKLUNG[Alm.] = SVILUPPO[İt.] = DESARROLLO[İsp.]


- GELİŞİM ile/ve DÖNÜŞÜM

( DEVELOPMENT/IMPROVEMENT/PROGRESS vs./and TRANSFORMATION )


- GELİŞİM ile GELİŞİMCİ/LİK


- GELİŞİM ile/ve/||/<> GELİŞMEK

( DEVELOPMENT vs./and/||/<> EVOLVE )


- GELİŞİM ile/ve/> İLERLEME

( Yaptığı işi iyi yapan kişi ilerleyecektir. )

( İlerleme ancak hazırlık aşamasında olur. )

( Kişinin daha da ilerlemesi için olanca cesârete gereksinimi vardır. )

( Sessizlik ve Sükûnet içinde, gelişirsiniz. )

( Nasıl ilerlemeli? İki kâse pirinç feda edilerek. )

( Doğru yönde ilerlediğimi nereden bileceğim? Göreviniz hakkında gösterdiğiniz azim, kararlılık, berraklık ve sadakatte ilerleyişinizle. )

( Olgun kişi, atalarının bilgelik ve deyişlerini inceleyerek kişiliğini geliştirir. )

( İlerlemenin işaretleri nelerdir? Tüm endişelerden kurtulmuşluk, bir rahatlık ve sevinç hali, içte derin bir huzur, dışta bol enerji. )

( Yükselen güneş, ilerlemeyi simgeler. )

( Senden ileride olanlara gelişmek için, geride olanlara da rahatlamak için bak. )

( One needs all the courage to go further.
In Silence and Peace, you grow.
How shall I know that I am moving in the right direction? By your progress in intentness, in clarity and devotion to the task.
What are the signs of progress? Freedom from anxiety; a sense of ease and joy; deep peace within and abundant energy without. )

( DEVELOPMENT/IMPROVEMENT vs./and/> PROGRESS )


- GELİŞİM ile/ve/||/<>/> KALKINMA


- GELİŞİM ile/ve/||/<>/> OLGUNLAŞMA


- GELİŞİM ile/ve OLUŞUM

( DEVELOPMENT vs./and FORMATION/CONSTITUTION )


- GELİŞİM ile/ve SIRADÜZEN

( DEVELOPMENT vs./and HIERARCHY )


- GELİŞİM ile/ve TAMAMLANMA

( DEVELOPMENT vs./and TO GET COMPLETE, COMPLEMENT )


- GELİŞİM ile/ve/||/<>/> UYGARLIK


- GELİŞİM ve/||/<>/>/< UYGULAMA


- GELİŞİM ile/ve/> YENİLİK

( DEVELOPMENT/IMPROVEMENT vs./and/> INNOVATION/REFORM/NEWNESS )


- RÉACTEUR AVANCÉ REFROIDI AU GAZ[Fr.] ile/değil/yerine/= GELİŞMİŞ GAZ SOĞUTMALI TEPKİLEŞİM


- GELİŞTİRİLEBİLİRLİK ile GELİŞTİRİLEBİLİR ile GELİŞİM ile TEDBİRSİZLİK ile DOĞAÇLAMA ile DOĞAÇLAMA ile DOĞAÇLAMACI ile DOĞAÇLAMA YAPMAK ile DOĞAÇLAMA ile DOĞAÇLAMACI

( IMPROVABILITY vs. IMPROVABLE vs. IMPROVEMENT vs. IMPROVIDENCE vs. IMPROVISATIN vs. IMPROVISATION vs. IMPROVISATOR vs. IMPROVISE vs. IMPROVISED vs. IMPROVISER )

( اصلاح شدني ile اصلاح پذير ile بهبود ile ترقي ile بهتري ile بهبودي ile پيشرفت ile افاقه ile بهسازي ile عاقبت نينديشي ile اقتراح ile تعبيه ile بديهه گويي ile بداهتا ile بداهت ile بديههسازي ile بديهه ile بديهه گو ile مقترح ile آنا ساختن ile ارتجال کردن ile اقتراح کردن ile بالبداهه گفتن ile بالبداهه ساختن ile ابتکار کردن ile في البديهه ile بالبداهه ile تعبيهکننده )

( ESLAH SHODANY ile ESLAH PAZYR ile BACPEHBUD ile ترقي ile BACPEHTARY ile BACPEHBUDY ile PEYSHRAFT ile AFAGHEH ile BACPEHSAZY ile AGHBAT NEYNADYSHY ile اقتراح ile TABYYEH ile BADYNPANEH GOYY ile بداهتا ile BEDANPAT ile بديههسازي ile بديهه ile BADYNPANEH GO ile مقترح ile ANA SAKHTAN ile ERTAJAL KARDAN ile EGTERAH KARDAN ile BALBEDANPANEH GOFTAN ile BALBEDANPANEH SAKHTAN ile EBTEKAR KARDAN ile في البديهه ile بالبداهه ile TABYCPEHKONANDEH )


- GELİŞTİRMEK ile BİR HASTALIK GELİŞTİRMEK ile GELİŞTİRMEK ile GELİŞME ile GELİŞEN ile GELİŞİM ile GELİŞİMSEL

( DEVELOP vs. DEVELOP A DISEASE vs. DEVELOPE vs. DEVELOPEMENT vs. DEVELOPING vs. DEVELOPMENT vs. DEVELOPMENTAL )

( ضاهر ساختن ile راقي ile بسط يافتن ile ظاهر کردن ile نضج گرفتن ile بسط دادن ile مرض گرفتن ile نشو و نما کردن ile عمران ile رو به ترقي ile توسعه ile در حال توسعه ile تکامل ile گسترش ile معموريت ile نضج ile عمراني )

( ZANPAR SAKHTAN ile راقي ile BAST YAFTAN ile ZANPAR KARDAN ile NAZAJ GARAFTAN ile BAST DADAN ile MARZ GARAFTAN ile NESHO VE NAMA KARDAN ile OMRAN ile RO BAH TARGHY ile TOSEEH ile DAR HAL TOSEEH ile TAKAMEL ile GOSTARSH ile معموريت ile NAZAJ ile OMRANY )


- GELMİYİM" değil GELMEYEYİM


- GEM ile GEMİ/LİK ile GEMİCİ/LİK ile GEMİ LEŞİ ile GEMİ ADAMI ile GEMİ BOZMA ile GEMİ ASLANI ile GEMİ ENKAZI ile GEMİ MÜDÜRÜ ile GEMİ TAKIMI ile GEMİ YATAĞI ile GEMİ ÇIKIŞI ile GEMİCİ NURU ile GEMİ İSKELETİ ile GEMİ IZGARASI


- GEM ile GEMİ/LİK ile GEMİCİ/LİK ile GEMİ LEŞİ ile GEMİ ADAMI ile GEMİ BOZMA ile GEMİ ASLANI ile GEMİ ENKAZI ile GEMİ MÜDÜRÜ ile GEMİ TAKIMI ile GEMİ YATAĞI ile GEMİ ÇIKIŞI ile GEMİCİ NURU ile GEMİ İSKELETİ ile GEMİ IZGARASI


- GEN ve/<> HOLOGRAM


- GEN ile/ve/||/<>/> KROMOZOM

( DNA'nın işlevsel bir birimi. İLE/VE/||/<>/> Genleri taşıyan yapı. )

( GENE vs./and/||/<>/> CHROMOSOME )


- GEN ile/||/<> KROMOZOM

( Gen kalıtsal birim İLE kromozom genleri taşıyan yapıdır )

( Formül: BRCA1 geni İLE 46 kromozom )


- GENEL İDARE değil/yerine/= GENEL YÖNETİM


- GENEL/UMUM ile MUTLAK

( GENERAL vs. ABSOLUTE )


- GENEL ile GENEL İSİM ile GENEL DURUM

( GENERIC vs. GENERIC NOUN vs. GENERIC STATE )

( جنسي ile اسم جنس ile جنسيت )

( JENSY ile اسم جنس ile JENSYT )


- GENEL ile TÜM

( GENERAL vs. WHOLE )


- GENELCİ BİTKİLER[İng. GENERALIST PLANTS] ile/||/<> GENETİK AKRABALIK (R)[İng. GENETIC RELATEDNESS] ile/||/<> GENETİK BAĞLANTI[İng. GENETIC LINKAGE] ile/||/<> GENETİK DETERMİNİZM[İng. GENETIC DETERMINISM] ile/||/<> GENETİK HARİTALAMA[İng. GENETIC MAPPING] ile/||/<> GENETİK YÜK[İng. GENETIC LOAD]

( Geniş bir kaynak tabanına sahip organizma; genelci otçullar tek bir bitkinin savunmasına karşı iyi bir adaptasyon geliştirmez. @@ Bireyler arasındaki genetik akrabalığın sayısal ölçüsüdür. Diploit türlerde, tam kardeşler ya da ebeveyn çocuk arasında r = 1/2; üvey kardeşlerde, hala, amca ile yeğenler arasında, büyük anne büyük baba ile torunlar arasında r = 1/4; birinci kuzenlerde r = 1/8; akraba olmayanlarda r = 0 @@ İki ya da daha fazla genin birlikte bir birim olarak ayrılması durumudur. Genetik bağlantı birlikte daha iyi görev yapabilen genleri bir araya getirmek için ortaya çıktığı düşünülür. Genetik bağlantı iki gen arasındaki miyotik çapraz geçişin yokluğunu ifade eder. @@ Genlerin fiziksel ve davranışsal fenotipleri belirlediği görüşüdür. Bir canlının özelliklerinin tamamının genlerce belirlendiği düşüncesidir. Büyük oranda doğru olsa da, modern bilim dahilinde, çevrenin etkisi de tartışılmaz bir değere sahiptir. @@ Bir genin ya da genetik işaretin, kromozomdaki fiziksel yerini tespit etme işidir. Daha önceleri genetik bağlanma ve ilişkilendirme yoluyla yapılan bu yöntem, genom projelerinın bir genomdaki aşağı yukarı bütün genleri tespit etmesi sayesinde daha kolay yapılmaktadır. @@ Popülasyon genetiğinde seçilimin ya da mutasyonların sebep olduğu alel kayıplarının maliyetinin ölçüsüdür. 0 ile 1 arasında bir değer ile ifade edilir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- GENELLEME" ile/değil/yerine/>< AYRIM/TANIM


- GENELLEME ile ÇIKARIM

( GENERALIZATION vs. INFERENCE )


- GENELLEME ile/ve EKSİK TÜMEVARIM

( Her şeyi genelleştirmeyi seven kişi, çoğunlukla yalan söyler. )


- GENELLEME ile TOPTANCI TUTUM

( GENERALIZATION vs. WHOLENESS ATTITUDE )


- GENELLEME ile/ve/değil/yerine/||/<>/< YORUM


- GENERALIZED MOMENTUM[İng.] ile/değil/yerine/= GENELLEŞTİRİLMİŞ DEVİNİRLİK


- ÉLAN GÉNÉRALISÉ[Fr.] / GENERALISIERTES MOMENTUM, VERALLGEMEINERTER IMPULS[Alm.] ile/değil/yerine/= GENELLEŞTİRİLMİŞ MOMENTUM


- GENELLEŞTİRME = TAMİM = GENERALIZATION[İng.] = GÉNÉRALISATION[Fr.] = GENERALISATION[Alm.] = GENERALIS[Lat.]


- GENERAL ABDUL MALEK ile GENERAL ABDUL RAŞİD DUSTAM ile GENERAL ABDÜLKERİM ile GENERAL MÜŞERREF ile GENEL MOTORLAR ile ÜRETİLEBİLİR ile GENEL ile GENERAL NAZAR HAZARCI ile GENEL KABUL ile GENEL KURUL ile GENELKURMAY ile GENEL GREV ile GENELCİLİK ile GENELLİK ile GENELLEME ile GENELLEŞTİRMEK ile GENEL OLARAK ile GENERALLİK ile NESİL ile NESİLDEN NESİLE ile ÜRETKEN ile JENERATÖR ile CÖMERT

( GENERAL ABDUL MALEK vs. GENERAL ABDUL RASHID DUSTAM vs. GENERAL ABDUL KARIM vs. GENERAL MOSHARRAF vs. GENERAL MOTORS vs. GENERABLE vs. GENERAL vs. GENERAL NAZAR KHAZARJI vs. GENERAL ACCEPTATION vs. GENERAL ASSEMBLY vs. GENERAL STAFF vs. GENERAL STRIKE vs. GENERALISM vs. GENERALITY vs. GENERALIZATION vs. GENERALIZE vs. GENERALLY vs. GENERALSHIP vs. GENERATION vs. GENERATION AFTER GENERATION vs. GENERATIVE vs. GENERATOR vs. GENEROUS )

( زايش پذير ile جنرال ile ژنرال ile کلي ile عمومي ile عام ile ژنرال عبدالکريم ile ژنرال عبدالملک ile ژنرال عبد الرشيد دوستم ile اطلاق ile مجمع عمومي ile ژنرال مشرف ile جنرال موتورز ile جنرال نزار خزرجي ile ارکان حرب ile اعتصاب عمومي ile ژنراليسيم ile عموميت ile اصل کلي ile نکته کلي ile تعميم ile تعميم دادن ile تعميم کردن ile عمومي کردن ile کليت بخشيدن ile عموميت دادن ile عموما ile بطور اعم ile معمولا ile روي هم رفته ile سرتيپي ile سرلشکري ile علم لشکرکشي ile نسل ile ذريه ile توليد ile زاد ile پشت در پشت ile توليدي ile نسلي ile مولد ile لوطي ile نبيل ile کريم ile بي دريغ ile نظر بلند ile باسخاوت ile سخاوتمند ile حاتم ile راددست ile بزرگ منش ile با مروت ile عطابخش ile نيکمرد ile کرام ile صاحب کرم ile راد دست ile وهلب ile سخي )

( ZAYSH PAZYR ile JONARAL ile ZHNERAL ile KELY ile AMOMY ile عام ile ZHNERAL ABDOLKARYM ile ZHNERAL ABDOLMOLK ile ZHNERAL ABD ELERESHYD DOSTAM ile ETLAGH ile MAJMA AMOMY ile ZHNERAL MOSHARF ile جنرال موتورز ile JONARAL NEZAR KHZARJY ile ARKAN HARB ile ETESAB AMOMY ile ZHNERALYSYM ile AMOMYT ile ESL KELY ile NEKTEH KELY ile TAMYM ile TAMYM DADAN ile TAMYM KARDAN ile AMOMY KARDAN ile KELYT BAKHSHYDAN ile AMOMYT DADAN ile AMOMA ile BETOR AM ile MAMOLA ile ROY NPAM RAFTEH ile سرتيپي ile SARLASHKARY ile ALAM LASHKARKESHY ile NESEL ile ZARYYEH ile TOLYD ile ZAD ile POSHT DAR POSHT ile TOLYDY ile NESELY ile MOLD ile لوطي ile نبيل ile KARYM ile BEY DARYGH ile NAZAR BALAND ile BASOKHAVAT ile SOKHAVATMAND ile HATAM ile RADDAST ile BOZORG MONASH ile BA MOROT ile عطابخش ile نيکمرد ile کرام ile SAHEB KARAM ile RAD DAST ile وهلب ile سخي )


- GENETİK SEKANS/GENETIC SEQUENCE[İng.] değil/yerine/= GENETİK DİZİ/DİZİLIM


- GENETİK[Alm./İng.] değil/yerine/= KALITIMBİLİM

( Kalıtım bilimi.| Genlerle ilgili, genlerin belirlediği, genlerle geçen. | Genlerle ilgili, kalıtımla ilgili. )


- GENETİK ile/||/<> TERİM

( Genetik terimini ilk kullanan )

( William Bateson tarafından 1905 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1861-1926) (Ülke: İngiltere) (Alan: Genetik) (Önemli katkıları: Genetik terimini icat etti, Mendel yasalarını destekledi) )


- GENİŞ KAVRAM" ile "DERİN KAVRAM"

( "WIDE CONCEPT" vs. "DEEP CONCEPT" )


- GENİŞ KAVRAM ile DERİN KAVRAM

( WIDE CONCEPT vs. DEEP CONCEPT )


- BROAD SPECTRUM ANTIBIOTIC[İng.] / ANTIBIOTIQUES[Fr.] / BREITBAND-ANTIBIOTIKUM[Alm.] ile/değil/yerine/= GENİŞ TAYFLI/SPEKTRUMLU ANTİBİYOTİK


- GENOM İLE TRANSKRİPTOM İLE PROTEOM İLE METABOLOM ile/||/<> OMİK BİLİMLER

( Sistem seviyesinde biyolojik analiz. )

( Formül: Sistem = Σ(bileşenler + etkileşimler) )

( Craig Venter tarafından 2003 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1946-) (Ülke: ABD) (Alan: Genetik) (Önemli katkıları: İnsan genomu projesi, sentetik yaşam) )


- GENOM ile PROTEOM

( Bir organizmanın tüm genetik nesnesi. İLE Bir organizmanın ürettiği tüm proteinlerin toplamı. )


- GENOM ile/||/<> PROTEOM

( Genom tüm DNA İLE proteom tüm protein. )

( Formül: Sabit İLE değişken )


- GEOMETRİ ile GEOMETRİK ile GEOMETRİK YER ile GEOMETRİK DİZİ ile GEOMETRİK ÇİZİM


- GEOMETRİ ve/||/<> RİTİM


- GEOMETRİ değil/yerine/= UZAMBİLİM


- GEOMETRIC DISTRIBUTION[İng.] / DISTRIBUTION GÉOMÉTRIQUE[Fr.] / GEOMETRISCHE VERTEILUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= GEOMETRİK DAĞILIM


- GERÇEK YAŞAM ile/ve/<> SİNEMA

( Gerçek yaşamda, taklit ederiz. İLE/VE/<> Sinemada, gerçek oluruz. )


- GERÇEK ile/ve ÖLÇÜ/M

( [Sans.] ... ile/ve PRAMANA )

( REALITY vs./and MEASUREMENT )

( ... ile/ve LIANG )


- GERÇEK" ile/ve/değil/yerine "SAĞLAM"


- GERÇEKÇİ YAKLAŞIM ile/ve/||/<> AKLÎ GÖRÜ


- GERÇEKLEŞ(TİR)MEK ile/ve/<> KAZANIM


- GERÇEKLİK ve/||/<> EYLEM


- GERÇEKLİK ile/ve/değil/||/<>/< GEREKSİNİM


- GERÇEKLİK ile/ve (TOPLUMSAL) UZLAŞIM

( REALITY vs./and [SOCIAL] COMPROMISE )


- GEREKÇELENDİRME[İng. JUSTIFICATION] ile/||/<> ÇIKARIM[İng. INFERENCE] ile/||/<> DEGETTİERİZASYON[İng. DEGETTIERIZATION] ile/||/<> DEONTOLOJİK GEREKÇELENDİRME[İng. DEONTOLOGICAL JUSTIFICATION] ile/||/<> DİNİ EPİSTEMOLOJİ[İng. RELIGIOUS EPISTEMOLOGY] ile/||/<> GERİ GİDİŞ TEZİ[İng. REGRESS ARGUMENT] ile/||/<> GÜVENİLİRCİLİK[İng. RELIABILISM] ile/||/<> İNANÇ[İng. BELIEF] ile/||/<> TEMİNAT KOŞULU[İng. WARRANT CONDITION]

( “Meşrulaştırma” gibi kullanımı çok nadiren olsa da kullanımdadır. Sait Reçber gibi hocalarımızın ise “haklı çıkarım” olarak kullandığını bildiğimiz bu kavram Gettier’in etkisiyle çağdaş epistemolojinin en tartışmalı kavramlarından biri olmuştur. Doğru inancı bilgiye dönüştüren bir unsur olarak görülen bir kavram bilgiye epistemik sorumluluk ve güvence katan bir işleve sahiptir. Daha fazla bilgi için şu yazımızı okuyabilirsiniz. @@ Mevcut öncüller ile varılan sonuç. Çıkarım yapmak, mevcut kanıtlarla varılan sonuçlara atıfta bulunmak için kullanılır ve akıl yürütme ile bir sonuca varma süreci olarak da ifade edilir. Doğru öncüllerden doğru çıkarımlar yapılabileceği gibi doğru öncüllerden yanlış çıkarımlar yapmak ya da yanlış öncülden doğru çıkarımlar yapmak mümkündür. @@ Gettier’in ‘Gerekçelendirilmiş İnanç Bilgi Midir?’ adlı makalesinden sonra çağdaş epistemoloji, gerekçelendirme unsuruna odaklanmıştır. Bu makalesinde Gettier, geleneksel bilgi tanımında yer alan gerekçelendirme unsurunun, doğru inancın bilgi haline gelmesinde şans faktörünü dışarıda bırakamadığına yönelik eleştiriler yapmıştır. Bu da çağdaş epistemolojide gerekçelendirmenin doğasına yönelik sorgulamalara yol açmış ve Gettier sorunu olarak bilinen problemin üzerine yoğunlaşılmasına neden olmuştur. Degettierizasyon ise Gettier’in ortaya koyduğu problemin çözülmesi ve gerekçelendirme unsurunu sağlamlaştırma çabasını ifade etmektedir. @@ Epistemik olmayan gerekçelendirme türleri arasında yer alan deontolojik gerekçelendirme, çoğunlukla geleneksel epistemolojide kullanılsa da çağdaş epistemolojideki düşünürler tarafından da kullanılmıştır. Deontolojik gerekçelendirme, öznenin, bir önermeye inanma yükümlülüğünü ifade etmektedir. Bu da gerekçelendirmenin, normatif bir unsur olduğu anlamına gelmektedir. Başka bir deyişle öznenin, p önermesinin doğruluğuna inanması için yeterli ve geçerli kanıtlara sahipse bu önermeye inanması onun için bir yükümlülük haline gelmektedir. Öznenin p önermesine inanması, ahlaki bir yükümlülük olmaktadır. Dolayısıyla deontolojik gerekçelendirme, normatif unsurlara dayanmaktadır. Çağdaş epistemolojide deontolojik gerekçelendirmeye yönelik tutumlar, içselcilik ve dışsalcılık yaklaşımları altında çeşitlilik göstermektedir. Örneğin dışsalcı yaklaşım altında kuramlarını sınıflandırdığımız Goldman ve Plantinga gibi isimler, gerekçelendirme kavramının normatif özelliğinden kaçınmak adına teminat koşulu gibi ifadeleri daha uygun bulurlar. Ancak Chisholm ve Clifford gibi içselci yaklaşıma sahip isimler ise gerekçelendirmenin normatif bir unsur olduğunu ileri sürüp öznenin, bir inanca inanma yükümlülüğü olduğunu savunurlar. Bu bağlamda deontolojik gerekçelendirmenin iki çeşidi vardır: Kanıtlanmış bir inanca inanma yükümlülüğü ile inanılan önermeye göre davranmak. Bunlardan ilki, öznenin, herkesin ulaşabileceği türden kanıtlara dayanarak bir inancın gerekçelerini ortaya koyması ve bu inanca yönelik sağlam gerekçeleri bulunduğu için inanma yükümlülüğüne tabi olması biçiminde açıklanabilir. İkincisi ise Clifford’ın yaklaşımından hareketle savunulan radikal bir deontolojik gerekçelendirme türüdür. Buna göre gerekçelendirme, yalnızca inançlara dair sağlam nedenler ortaya koymak değil, söz konusu nedenlerden hareketle inançlara göre davranmayı da gerektirir. Yani öznenin, hem inançlarının kanıtlarına inanması hem de bu kanıtların gerektirdiği biçimde davranması ahlaki bir sorumluluktur. Bu da gerekçelendirmenin normatif bir unsur olduğunu gösteren yaklaşımlardan biridir. @@ Dini inançların da diğer inançlar gibi aynı epistemik statüye sahip olduğunu savunan dini epistemoloji, dini inançların rasyonelliğini gösterme çabasından çok bu inançlarında rasyonel olarak tartışılabileceği bir alandır. Dini Epistemoloji’nin en ünlü savunucularından biri Plantinga ve Swinburne’dur. Bu yaklaşım özünde Delilciliğe bir tepki niteliği taşır ve kökenleri John Calvin, Herman Bavinck ve Karl Barth gibi isimlerle ilişkilendirilir. Dini Epistemolojiyi, Reformcu Epistemoloji ile karıştırmamak önemlidir. Reformcu Epistemoloji’yi Dini Epistemoloji’nin alt alanı olarak görmek mümkündür., önermesel bir delile ihtiyacımız olmak zorunda değildir.” Reformist epistemoloji, delilcilik (evidentialism) ve klasik temelselcilik (classical foundationalism) yaklaşımlarına ateşli bir karşı çıkışa işaret eder ve bu sorulara Reformist Epistemoloji en temelde şöyle cevap verir; “Teistik inancın gerekçelendirilmesinde önermesel bir delile ihtiyacımız olmak zorunda değildir.” Birçok dini ve reformcu epistemolog için Tanrı inancı; rasyoneldir, gerekçelendirilebilir, epistemik olarak temeldir, gerekçelendirme için temeldir. Konuya dair şu, şu, şu, ve şu yazımızı okuyabilirsiniz. @@ Geri gidiş tezi, bir inancın gerekçelendirmesinin bir başka inanca dayanması nedeniyle sonsuza kadar geri gidebileceğini ileri süren kuşkucu yaklaşıma yönelik, temele güvenilir bir inanç koyarak bu gerilemeyi durdurmak anlamına gelmektedir. Descartes’tan bu yana temelciliğin esas noktası olan temel inançlar, kendinden gerekçeli ve doğruluğu başka bir inanca dayanmayan inançlar oldukları için, gerekçelendirmenin sonsuz geriye gidiş problemine bir çözüm olarak ileri sürülmüştür. Tüm inançlar, söz konusu temel inançlardan çıkarım yoluyla elde edilir. Böylelikle kuşkuculuğun sonsuz geriye gidiş eleştirilerine yönelik bir çözüm olarak temel inançları ortaya koyan temelciliğe göre, gerekçelendirme sonsuza kadar geriye gidemez. Çünkü her inanç, en nihayetinde, temel bir inançtan çıkarımla elde edilmiştir. Bir inancın temel inanç olması ise başka inançlara dayanmaksızın kendinden gerekçeli olması anlamına gelmektedir. Söz konusu geriye gidiş, temel inançlara ulaşıncaya dek devam etmektedir. Geri gidiş tezini benimsemiş olan temelciliğe yöneltilen itirazlar, temel inançların mahiyetine ilişkin olmakla birlikte, epistemik gerileme argümanı ve kavramsal gerileme argümanı olarak iki biçimde ifade edilebilir. (Ayrıntılı bilgi için bkz: Richard Fumerton, Gerekçelendirme Teorileri, Çev. Ayşenur Üngür Tabur.) @@ Dışsalcılığın ılımlı bir türü olan güvenilircilik, epistemik gerekçelendirme sorununa çözüm olarak ortaya atılan bir kuramdır. Bu kuram, bilme araçlarından hareketle elde ettiğimiz inançların, oluşturulma süreçlerinin güvenilirliğine odaklanır ve bilginin, bu sürecin güvenilirliği neticesinde meydana geldiğini ileri sürmektedir. Güvenilir süreçler, epistemik öznenin doğru inanç oluşturması için gerekli olan esas koşuldur. Söz konusu süreçlere özellikle duyum ve algıyı ekleyen güvenilircilik; dış koşulların uygun olması, olguların ve önceki inançların şu an oluşturulan inançla olan sebebe dayalı ilişkisinin sekteye uğramaması ve mantıksal çıkarım gibi koşulların da sürecin güvenilirliğinde önemli bir rol oynadığını ileri sürmektedir. Güvenilirciliğin dışsalcı olmasının nedeni, öznenin, güvenilir süreçleri farkında olmasını ya da bu süreçlere bilişsel erişimin olmasını gerekli görmemesidir. Burada önemli olan nokta, güvenilirliğin kendisidir. Ilımlı olmasının nedeni ise hem dışsal koşulları hem de öznenin bilişsel yetilerinin güvenilirliğini dikkate almasından kaynaklanmaktadır. Başka bir deyişle güvenilircilik, zihinsel faaliyetleri tamamen saf dışı bırakmamakla birlikte, bir inancı teminat altına alınmasını sağlayabilecek asıl unsurların dışsal koşullarda aranması gerektiğini ileri sürmektedir. Güvenilirciliğin kayda değer temsilcilerinden biri olan Alvin I. Goldman, ‘Gerekçelendirilmiş İnanç Nedir?’ ve ‘Bilgide Sebebe Dayanma Koşulu’ adlı makalelerinde, kuramın ana hatlarını belirtmiştir. Bu doğrultuda güvenilircilik, iki farklı teminat koşulu ortaya koymuştur: Sürecin güvenilirliği (Bkz: Güvenilirlik) ve sebebe dayanma. Sebebe dayanma koşulu, bilgiyi, ‘sebebe dayalı olarak gerekçelendirilmiş doğru inanç’ olarak tanımlar ve sınırlar. Goldman’a göre uygun sebebe dayalı süreçler, öznenin duyum, algı, çıkarım yapma, daha önceki inançları arasında değerlendirme yapma ve hatırlama gibi içsel durumların birbiriyle olan ilişkisini ifade etmektedir. Yani öznenin, fizik nesneleri duyumsarken ya da algılarken oluşturduğu inançları ile bu inançların oluşturulduğu kaynak olan fizik nesne arasındaki uyumluluk, uygun sebebe dayalı süreçlerden meydana gelmiştir. Dolayısıyla özne, söz konusu süreçlerin güvenilir olduğuna karar verirken yalnızca o anki deneyiminden değil, geçmiş deneyimlerinden de yararlanarak sürecin güvenilirliğini denetler. Söz konusu iki farklı teminat koşulu, birbirinden bağımsız olmanın aksine beraber çalıştıkları sürece bilginin meydana gelmesine olanak sağlamaktadır. O halde güvenilirciliğin ana hatları: Olgu ile inanç arasındaki karşılıklı ilişki, önceki inançlar ile sonraki inançlar arasında sebebe dayalı bir ilişki, inançları oluştururken güvenilir süreçlere dayanmak, inancı teminat altına alacak olan unsurların özenin dışında olması ve söz konusu sebebe dayanma koşulunu doğru bir biçimde yeniden inşa etme süreci olarak sıralayabiliriz. Daha fazla bilgi için şu yazımızı okuyabilirsiniz. @@ “Gerekçelendirilmiş doğru inanç” şeklindeki geleneksel üç parçalı bilgi tanımımızdaki inanç unsuru bilgi içerisindeki öznel ve psikoloji-zihin temelli unsura işaret eder. Burada inanç ifadesinden kastımız, kabul etmekle eşdeğerdir. S kişisinin, Q’ya inanması demek S’in Q’yu kabul ettiği anlamına gelir. Örneğin, elimi ileri ve yukarı doğru kaldırıp elimdeki kalemi bırakmayı planlıyorum. Bu durumda hem kalemin düşeceğine inanırım hem de düşeceğini kabul ederim. Türkçe’de inanma farklı anlam çağrışımlarına sebep olduğu için, inancı salt dini anlamda ya da dayanak sahibi olmaksızın kabul etme anlamında kullanmadığımızı belirtmek isteriz; kast ettiğimiz şey iman (faith) değildir. Diğer yandan, inanç kavramına dair önermesel olmayan inanç türünü işaret etmediğimizi eklemek isteriz; burada inanç derken önermesel olan ve kabule dayanan bir zihin halinden söz ediyoruz. Örneğin “Dünyanın düz olduğuna inanmıyorum.” ile “Dünyanın düz olduğunu kabul etmiyorum.” ifadeleri buradaki inanç tanımına göre eşdeğerdir. Böylece öznenin bir önermenin doğruluğunu tasdik etmeye dairi zihinsel durumuna inanç ya da kabul, bilgiye dair söz konusu koşula da İnanç/Kabul Koşulu ismini verebiliriz. Epistemoloji tarihinde birçok düşünür için inancın bilgiye kıyasla daha alt bir zihinsel durum biçimi olarak görüldüğünü eklemekte fayda var. Çünkü bilginin salt inanç sahipliğine kıyasla sahip olunması daha iyi ve tercih edilebilir olduğu kabul edilir. Önermesel inanç, bir önermenin içeriğinin doğruluğunu kabul etmeye dayanır. “İstanbul’daki seçimleri X’in kazanacağına inanıyorum.” ifadesinde, önermenin içeriğinin doğruluğuna inanmayı kast ediyoruz. Aynı zamanda, bu inanca yönelmemizde seçim anketleri, medyadaki etki ya da genel kamuoyu gibi bazı nedenler etkili olabilir. Kanıt ya da bilme araçlarının güvenilirliğine bağlı olarak inancı oluşturan koşullardaki değişim, inanç seviyesini de değiştirebilir. Diğer yandan, S’nin Q olduğunu bilmesi, S’nin Q olduğuna inanmasının bir türüyse; bu türü bizzat inancın kendisinden nasıl ayıracağız? S’in Q’ya dair sahip olduğu inançların doğru olması tek başına yeterli değildir. S kişisinin Q’ya dair doğru inancını oluştururken bu inancını gerekçelendirme biçimi, S’in Q’ya dair sahip olduğu bilgi için temeldir. @@ Teminat koşulu, bildiğini bilmeyi (knowing that one knows) sağlayan ve gerekçelendirmenin normatif anlamı nedeniyle dışsalcılar tarafından bir alternatif olarak sunulan dördüncü koşuldur. Dördüncü koşul, gerekçelendirmenin şans faktörünü engelleyememesi açısından bilgiyi koruma altına alacak olan koşul olarak düşünülmüştür. Bu bağlamda teminat koşulu, bir degettierizasyon çabası olarak karşımıza çıkmaktadır. Yani teminat koşulu ile amaçlanan şey, gerekçelendirmeyi sınırlamak ve bilginin üç koşulunun yetmediği durumlarda bilgiden emin olmayı sağlamaktır. Çağdaş epistemolojideki gerekçelendirme kuramlarını, dördüncü koşul üzerinden tanımlamak mümkündür. Örneğin içselcilik, geleneksel gerekçelendirme koşulunu benimseyerek öznenin bilişsel yetileri doğrultusunda teminat koşulunu ele alır. Başka bir ifadeyle içselcilik, epistemik öznenin bildiğinden emin olmasını sağlayacak unsurların, yine epistemik öznenin zihninde bulunacağını ve öznenin bu unsurlara erişimi olduğunu savunmaktadır. Bu doğrultuda teminat koşulunu sağlayan dördüncü koşullar; sarsılmazlık, sağlam dayanaklar, doğruluğa götüren nedenler ve olması gerektiği gibi çalışan bilişsel yetiler olarak sıralanabilir. Dışsalcıların teminat koşuluna yaklaşımı ise daha farklıdır. Gerekçelendirmenin normatif anlamından uzaklaşmak isteyen dışscalcılar, dördüncü koşul için teminat/güvence (warrant) ya da güvenilirlik unsurlarını gerekli görmüşlerdir. Örneğin Plantinga’nın uygun işlevselcilik kuramına göre teminat koşulu; epistemik öznenin bilişsel yetilerinin uygun çalışıyor olmasına ve bilişsel yetilerin uygun çalışması için uygun bir çevrenin olmasına dayanmaktadır. Burada önemli olan nokta, inançların kanıtlarının ya da gerekçelerinin zihnin dışında aranması ve inançlar ile olgu durumları arasında uyumluluk olmasıdır. Dolayısıyla içselcilerin teminat koşulunu epistemik öznenin zihninde aramasından farklı olarak dışsalcılar dördüncü koşulu, dışsal süreçlerin uygunluğuna ve güvenilirliğine dayandırmışlardır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- GEREKLİLİK ile/ve GEREKSİNİM

( NECESSITY vs./and NEED )


- GEREKSİNİM ile/ve BEKLENTİ


- GEREKSİNİM ile/ve/||/<> ÇÖZÜMSÜZLÜK/ÇARESİZLİK


- GEREKSİNİM ile/ve/> DAVET

( NEED vs./and/> TO INVITE )


- GEREKSİNİM ve/||/<>/> DİLE GETİRMEK

( Gereksinimi olduğu halde dile getirmeyen, dilsiz kalsa daha iyidir. )


- GEREKSİNİM ile/ve/<> DOYUM

( NEED vs./and/<> SATISFACTION )


- GEREKSİNİM ve/> EYLEM

( NEED and/> ACTION )


- GEREKSİNİM ile/ve GEREKLİLİK

( Gereksiniminiz olduğuna inandıklarınız, gereksiniminiz olanlar değildir. )

( Eğer gereksiniminiz olmayanları istemezseniz gereksiniminiz olan şeyler size gelecektir. )

( Kendiniz olmaktan başka hiçbir şeye gereksiniminiz yok. )

( Gereksiniminiz olan her şey, sizin içinizde. )

( NEED vs./and NECESSITY
What you believe you need is not what you need.
What you need will come to you, if you do not ask for what you do not need.
You need nothing except to be what you are.
All you need is already within you. )


- GEREKSİNİM ile/ve İLERLEME

( NEED vs./and PROGRESS )


- GEREKSİNİM ile/ve/<> İŞE YARARLIK


- GEREKSİNİM ile İTİLİM


- GEREKSİNİM ile/ve/<> KİŞİ/İNSAN

( ... İLE/VE/<> Gereksinimlerinin gereksinimi(/hedefi) durumuna getirilmiş/düşürülmüş olan. )


- GEREKSİNİM ile MUTLAKLIK

( Tüm gereksinimimiz, gereksinim duyuyor olmamızın gerekliliği ve bunun kabulüdür. )

( NEED vs. ABSOLUTENESS )


- GEREKSİNİM ile/ve/değil/||/<>/< TAMAMLAYICI/LIK


- GEREKSİNİM ile/ve/> UYGARLIK

( Gereksinim, uygarlığın dinamosudur. )

( NEED vs./and/> CIVILIZATION )


- GEREKSİNİM ile ZORUNLULUK

( NEED vs. OBLIGATION )


- GERİ ADIM ile/değil GERİLEME


- RECOIL ATOM[İng.] / ATOME DU RECUL[Fr.] / RÜCKSTOSSATOM[Alm.] ile/değil/yerine/= GERİ TEPME ATOMU


- GERİBİLDİRİM ve/<> DİRİMLİLİK

( )

( FEEDBACK and/<> LIFE )


- GERİBİLDİRİM ile/ve "GİT-GEL"


- GERİBİLDİRİM'DE:
"HIIIIII" ile/değil/>< HMMM

( Dinleyenin, küçümseyici/reddedici, kinâyeli bir tutum göstererek çıkardığı ses. İLE/DEĞİL/>< Dinleyenin, sözü/konuyu, tam olarak anlamasıyla çıkardığı ses. )


- GERİKAZANMA ile/ve/değil/||/<>/< GERİDÖNÜŞÜM


- GERİLİM ile/||/<> AKIM

( Gerilim potansiyel farkı İLE akım yük akış hızıdır )

( Formül: V=IR İLE I=Q/t )

( Georg Ohm tarafından 1827 yılında keşfedildi/formüle edildi. )


- GERİLİM ile/ve/değil/yerine/||/<>/> DENGE

( [not] TENSION/STRESS vs./and/but/||/<>/> BALANCE/EQUILIBRIUM
BALANCE/EQUILIBRIUM instead of TENSION/STRESS )


- GERİLİM ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< DENGE

( [not] TENSION/STRESS vs./and/but/||/<>/>/< BALANCE/EQUILIBRIUM
BALANCE/EQUILIBRIUM instead of TENSION/STRESS )


- GERİLİM ile/ve/||/<> GERİLİM YAYI/KEMERİ

( ... İLE/VE/||/<> Bireyin, hırsları ve tutkuları tarafından itilerek düşüncelerinin peşinden gitmesi ile yaşanan iki kutup arasındaki gerilim.[Yaşamda kalmamızı, yaşama tutunmamızı sağlar.][Kohut] )

( ... vs./and/||/<> TENSION ARC )


- GERİLİM ile GERİLİMLİ ile GERİLİMSİZ/LİK ile GERİLİM ÖLÇÜMÜ


- GERİLİM ile/ve/değil/||/<>/< GİDİŞ-GELİŞ


- GERİLİM ile/ve/değil/||/<> İKİLEM


- GERİLİM ile/ve/değil/yerine SALINIM


- TEVETTÜR[Osm.] / TENSION, VOLTAGE[İng.] / VOLTAGE, TENSION[Fr.] / SPANNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= GERİLİM


- GERİLME ile/||/<> GERİNİM

( Gerilme birim alan kuvvet σ=F/A İLE gerinim boyut değişimi ε=ΔL/L. )

( Formül: σ [Pa] İLE ε [boyutsuz] )


- GERİOLUŞUM -ile

( BACKFORMATION )


- GERMANIUM DIODE[İng.] / DIODE AU GERMANIUM[Fr.] / GERMANIUMDIODE[Alm.] ile/değil/yerine/= GERMANYUM DİYOT


- GERMANIUM TRANSISTOR[İng.] / TRANSISTOR AU GERMANIUM[Fr.] / GERMANIUMTRANSISTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= GERMANYUM TRANSİSTÖR


- GERMANIUM[İng.] / GERMANIUM[Fr.] / GERMANIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= GERMANYUM


- GERMINAL MOSAICISM[İng.] değil/yerine/= GERMİNAL MOZAİKLİK

( Yumurta gözelerinin farklı sayıdaki kromozomların karışması ya da diğer kromozomal anormallikler. Germinal mozaiklik fenotip olarak normal olan ebeveynlerden farklı kromozom sayısına sahip olan bireyler meydana gelmesine sebep olabilir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- GERUNDIUM[Lat.] değil/yerine ULAÇ

( Belirteç olarak kullanılan, eylem kökenli sözcükler. [Koşa koşa / güle güle vb...] )


- GESTALT[İng.] değil/yerine/= BİÇİM


- GETİRİM ile GETİRİMCİ/LİK ile GETİRİMLİ


- GETTİER PROBLEMİ[İng. GETTIER PROBLEM] ile/||/<> DOĞRULUĞU İZLEME KURAMI[İng. TRUTH TRACKING THEORY]

( Edmund Gettier’in 1963 yılında kaleme aldığı “Gerekçelendirilmiş Doğru İnanç Bilgi midir?” adlı makalesiyle ortaya konan problemdir. Yalnızca 3 sayfalık bu makale çağdaş epistemolojide çok ses getirecek ve birçok farklı tartışmanın fitilini ateşleyecektir, çünkü bu makale üç parçalı bilgi tanımının muhtemelen en etkili eleştirisini ortaya koymuştur. Bu kritik, literatürde Gettier Problemi adı ile yer etmiştir ve epistemolojide öyle etkili olmuştur ki 20. yy'nin 2. yarısından itibaren epistemolojinin başlıca konusunun Gettier Problemi olduğu söylenebilir. Gettier eleştirdiği üç parçalı bilgi tanımını makalesinde şöyle ifade eder: @@ Robert Nozick’in sistemleştirdiği Doğruyu İzleme Kuramı'na göre, inancın bilgi sayılabilmesi için gerekçelendirilmiş doğru inanca sahip olmak yerine söz konusu inanca farklı koşullarda da sahip olabilmek gerekmektedir. Örneğin Steve adında bir araştırmacı uzak bir noktada çalılıklar arasında yalnızca ayaklarını gördüğü bir hayvan öbeği olduğunu keşfetmiştir. İlk bakışta bu hayvanların ayakları ziyah-beyaz şeritli olduğu için onların zebra olduğunu düşünmek oldukça olasıdır. Peki onların gerçekten zebra mı yoksa okapi mi olduğunu nasıl bilebiliriz? (Okapilerinde ayakları zebralar gibi siyah-beyaz şeritlidir ama zebralarda farklı bir türlerdir.) Bu kurama göre, Steve okapiler arasındaki zebranın, zebra olduğuna inanmasının bilgi olabilmesi için o zebranın da okapi olması durumunda onun zebra olduğuna inanmamasını gerektirmektedir. Eğer bir zebra bir okapi olsaydı da Steve onun zebra olduğuna inansaydı Steve okapiler arasındaki zebranın zebra olduğunu bilmiyor demektir. Yani mümkün başka koşullar altında Steve’nin söz konusu inancı (bu hayvanlar zebradır!) değişmezse, o inanç doğrudur. Farklı mümkün durumlarda her zaman doğru çıkan ve doğruyu izleyen bir inanç bilgi olarak kabul edilebilir. Unutmamak gerekir Nozick bu kuramına gelebilecek şüpheci eleştirileri (kavanozdaki beyinler, kötü şeytan vb. bunlara yazımızda değineceğiz) devre dışı bırakmak için mümkün dünyalara başvurmuştur. Buna göre, Steve’in zebranın zebra olduğuna dair sahip olduğu inancın bilgiye dönüşmesi, en yakın mümkün dünya da ya da yakın mümkün dünyalarda da bu inancın doğruluğu izlediğini varsayarak sağlanabilir. Nozick’in kuramı, Gettier problemini tam olarak ortadan kaldırmamakla beraber sezgisel olarak makul görünmektedir. Ancak şöylesi bir eleştiri metni mevcuttur. Daha fazla bilgi için şu yazımızı okuyabilirsiniz.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- GEZEGENLERDEKİ YAĞIŞ TÜRLERİNDE:
SU ile SÜLFÜRİK ASİT ile METAN ile ELMAS ile CAM ile SIVI DEMİR

( Dünya'da. İLE Venüs'te. İLE Titan'da. İLE Neptün'de. İLE HD189733b'de. İLE OGLE-TR-56b'de. )

( )


- GHASEM ile GHASEM ALİ

( GHASEM vs. GHASEM ALI )

( قاسم ile قاسمعلي )

( GHASM ile GHASEMALY )


- GIBBS SYSTEM[İng.] ile/değil/yerine/= GİBBS DİZGESİ


- GIBBS-DUHEM EQUATION[İng.] / ÉQUATION DE GIBBS-DUHEM[Fr.] / GIBBS-DUHEM-GLEICHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= GİBBS-DUHEM DENKLEMİ


- GIBBS-SYSTEM[Alm.] ile/değil/yerine/= GİBBS SİSTEMİ


- GIBBS ADSORPTION ISOTHERM[İng.] / ISOTHERME D'ADSORPTION DE GIBBS[Fr.] ile/değil/yerine/= GİBBS YÜZEYE TUTUNMA İZOTERMİ, GİBBS YÜZEY SOĞURMA EĞRİSİ


- GİBBS-DUHEM ile/||/<> GİBBS-HELMHOLTZ

( G-D kompozisyon ilişkisi, G-H sıcaklık bağımlılığı. )

( Formül: SdT - VdP + Σnᵢdμᵢ = 0 )

( Josiah Willard Gibbs tarafından 1876 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1839-1903) (Ülke: ABD) (Alan: Kimya, Fizik) (Önemli katkıları: Kimyasal termodinamik, Gibbs serbest enerjisi) )


- GİBİM" değil GİBİ


- GIDIKLAMAK ile GIDIKLANMAK ile GIDIK ile GIDIM ile GIDI GIDI ile GIDIM GIDIM


- GİRDİ ile/ve/||/<>/> KAZANIM


- GİRİŞ ile/ve/||/<> BAĞLAM


- INTERFERENCE SPECTRUM[İng.] / SPECTRE D'INTERFÉRENCE[Fr.] / EINNMISCHUNG SPEKTRUM, INTERFERENZ SPEKTRUM[Alm.] ile/değil/yerine/= GİRİŞİM TAYFI/SPEKTRUMU


- GİRİŞİM ile/ve ATILIM


- GİRİŞİM ile GİRİŞİM

( Adım atmak, bir şey yapmaya başlamak, cesaret göstermek. İLE "Benim girme sürecim." )


- GİRİŞİM ile GİRİŞİMCİ/LİK ile GİRİŞİMSEL ile GİRİŞİM ÖLÇME


- GİRİŞİM ile/||/<> KIRINIM

( Girişim dalgaların üst üste binmesi İLE kırınım engel etrafından bükülmesidir )

( Formül: Yapıcı girişim: Δ = nλ\nYıkıcı girişim: Δ = (n+½)λ\nKırınım: asinθ = nλ )


- GİRİŞİM ile ÖLDÜRMEYE TEŞEBBÜS ile TEŞEBBÜS

( ATTEMPT vs. ATTEMPT TO KILL vs. ATTEMPTING )

( کوشش ile سعي ile سوءقصد ile مبادرت )

( کوشش ile SAEY ile SUEQSAD ile MOBADRAT )


- GİRİŞİM ile/ve PARLAMA

( ENTERPRISE vs./and TO SHINE/BRIGHTEN UP )


- GIS/GASTROINTESTINAL SYSTEM[İng.] değil/yerine/= SİNDİRİM DÜZENİ, SİNDİRİM SİSTEMİ, GASTROİNTESTİNAL SİSTEM


- GIS/GEOGRAPHIC INFORMATION SYSTEM[İng.] değil/yerine/= COĞRAFİ BİLGİ SİSTEMİ


- GIYABÎ HÜKÜM[Ar.] değil/yerine/= IRAKÇIL YARGI


- GIYABİ ile GIYABİ HÜKÜM ile GIYABİ TUTUKLAMA


- GİYİM ile GİYİMLİ ile GİYİM KUŞAM ile GİYİM GÖSTERİSİ ile GİYİMLİ KUŞAMLI


- GİYSİ/KIYAFET ile/ve KOSTÜM


- GİZEM ile/değil BELİRSİZLİK


- GİZEM ile/ve/değil/yerine GENELE/HERKESE AÇIK OLMAYAN

( [not] MYSTERIOUS vs./and/but NOT OPEN TO ALL/PEOPLE/GENERAL
NOT OPEN TO ALL/PEOPLE/GENERAL instead of MYSTERIOUS )


- GİZEM ile GİZEMCİ/LİK ile GİZEMLİ/LİK ile GİZEMSEL/LİK ile GİZEMSİZ/LİK


- GİZEM = SIR = MYSTERY[İng.] = MYSTÈRE[Fr.] = MYSTERIUM, GEHEIMNIS[Alm.] = MYSTERION[Yun.] = MISTERIO[İsp.]


- GİZEMCİLİK = TASAVVUF = MYSTICISM[İng.] = MYSTICISME[Fr.] = MYSTIZISMUS[Alm.]


- GİZEMCİLİK(MİSTİSİZM) ile/ve TASAVVUF


- GİZLİ = SECRET[İng.] = SECRET[Fr.] = GEHEIM[Alm.] = SEGRETO[İt.] = SECRETO[İsp.]


- GİZLİ/LİK ile GİZLİCE ile GİZLİ OY ile GİZLİ DİL ile GİZLİ DİN ile GİZLİ YAMA ile GİZLİCİLİK ile GİZLİ CELSE ile GİZLİ SITMA ile GİZLİ ŞEKER ile GİZLİ DERNEK ile GİZLİ OTURUM ile GİZLİ REKLAM ile GİZLİ SERVİS ile GİZLİ CEMİYET ile GİZLİ DURUŞMA ile GİZLİ KAPAKLI


- GLOKOM[Fr.] değil/yerine KARASU

( Ağır akan su. | Çoğunlukla gözün iç basıncının çoğalmasıyla kendini gösteren, körlüğe neden olabilen bir göz sayrılığı. )


- GLOKOM ile/||/<> KATARAKT

( Göz içi basıncının artmasıyla optik sinir hasarına neden olan bir sayrılık. İLE/||/<> Göz merceğinin bulanıklaşmasıyla görme kaybı. )


- GLOMERÜLONEFRİT ile/||/<> NEFROTİK SENDROM

( Böbrek glomerüllerinin yangılanması. İLE/||/<> Böbreklerde protein kaybı ve ödem. )


- GNO-/-GNOSİA/-GNOSİS/-GNOSY ile/||/<> -GRAM ile/||/<> -GRAPH/GRAPHO-/-GRAPHY

( Bilmek, biliş, anlayış, anlamak, tanıma, bilgi dalı, özelleşmiş dal. İLE/||/<> Belirgin, yazılan, beliren, ortaya çıkan, çizme, işaretleme, iz bırakma, yazdırma. İLE/||/<> Yazdırma, film ya da makale halinde ortaya koyma, yazıcı araç. )


- GNOSTİK ile KADÎM


- GNOSTİSİZM ile/ve HERMETİZM


- GÖÇ ile GÖÇÜM

( ... İLE Bazı kimyasal maddelerin ya da ışık, ısı, elektrik gibi güçlerin etkisiyle protoplazmanın, yanaşma ya da uzaklaşma biçiminde olan yer değiştirmesi. )

( ... avec TAKSİ )


- GÖKBİLİM = ASTRONOMY[İng.] = ASTRONOMIE[Fr., Alm.] = ASTRONOMIA[İt.] = ASTRONOMÍA[İsp.]


- GÖL OLMAYA ÇALIŞALIM!

( Yaşlı bir usta, çırağının sürekli herşeyden şikâyet etmesinden bıkmıştı. Bir gün çırağını tuz almaya gönderir.

Yaşamındaki herşeyden mutsuz olan çırak döndüğünde, yaşlı usta ona, bir avuç tuzu, bir bardak suya atıp içmesini söyler.

Çırak, yaşlı adamın söylediğini yaptı ama içer içmez ağzındakileri tükürmeye başlar. "Tadı nasıl?" diye soran yaşlı adama öfkeyle "acı" diye yanıt verdi.

Usta, kıkırdayarak çırağını kolundan tuttu ve dışarı çıkardı. Sessizce, az ilerideki gölün kıyısına götürdü ve çırağına bu kez de bir avuç tuzu göle atıp, gölden su içmesini söyledi. Söyleneni yapan çırak, ağzının kenarlarından akan suyu koluyla silerken aynı soruyu sordu:
- "Tadı nasıl?"
- "Ferahlatıcı" diye yanıt verir genç çırak.
- "Tuzun tadını aldın mı?" diye sordu yaşlı adam.
- "Hayır" diye yanıtlar çırağı.

Bunun üzerine, yaşlı adam, suyun yanına diz çökmüş olan çırağının yanına oturur ve şöyle der:
- "Yaşamdaki ıstıraplar tuz gibidir, ne azdır, ne de çok. Istırabın miktarı hep aynıdır. Ancak bu ıstırabın acılığı, neyin içine konulduğuna bağlıdır. Istırabın olduğunda yapman gereken tek şey, ıstırap veren şeyle ilgili hislerini genişletmektir.
Onun için sen de artık bardak olmayı bırak,

Göl olmaya çalış!" )


- GÖLGE ile İZDÜŞÜM


- GÖLGELEMEK ile GÖLGELENMEK ile GÖLGELENDİRMEK ile GÖLGELEYEBİLMEK ile GÖLGE/LİK ile GÖLGELİ ile GÖLGESİZ/LİK ile GÖLGE OLAY ile GÖLGE OYUNU ile GÖLGE BALIĞI ile GÖLGE OLAYCI/LIK ile GÖLGELİ RESİM ile GÖLGE TİYATROSU ile GÖLGE BALIĞIGİLLER


- GOLGİ AYGITI ile/||/<> ENDOPLAZMİK RETİKULUM

( Golgi paketleme-salgı, ER sentez-taşıma )

( Formül: Cis-trans yüzler (Golgi) İLE RER ve SER tipleri )


- GÖNDERİM -ile

( REFERENCE )


- GÖNDERME ile/ve/değil/||/<>/< ÇAĞRIŞIM


- GÖNÜLLÜLÜK:
ÜCRETSİZ YAPILAN İŞ/LER değil KARŞILIKSIZ GELİŞİM


- RELATIVISTIC MOMENTUM[İng.] ile/değil/yerine/= GÖRELİ DEVİNİRLİK


- İZÂFÎ VEZNİYET[Osm.] / ÉLAN RELATIVISTE[Fr.] / RELATIVISTISCHER IMPULS[Alm.] ile/değil/yerine/= GÖRELİ MOMENTUM


- GÖRELİLİK = İZAFİYET = RELATIVITY[İng.] = RELATIVITÉ[Fr.] = RELATIVITÄT[Alm.]


- GÖRELİLİK(İZÂFİYET) ile KUVANTUM


- GÖRKEM ile GÖRK

( Göz alıcı ve gösterişli olma durumu. İLE Güzellik, gösteriş. )


- GÖRKEM ile GÖRKEMLİ/LİK ile GÖRKEMSİZ/LİK


- GÖRMEDE:
HAREKET ve/||/<> BİÇİM ve/||/<> RENK


- APPARENT VOLUME[İng.] ile/değil/yerine/= GÖRÜNEN HACİM


- GÖRÜNEN UYUM ile/ve/değil/yerine/||/<>/< GÖRÜNMEYEN UYUM


- GÖRÜNGÜBİLİM = PHENOMENOLOGY[İng.] = PHENOMÉNOLOGIE[Fr.] = PHÄNOMENOLOGIE[Alm.] = PHAINOMENON[Yun.]


- GÖRÜNTÜ ile/ve/değil GÖRÜNÜM


- GÖRÜNTÜ ile GÖRÜNÜM


- GÖRÜNÜM ile/ve/değil GÖRÜNGÜ

( [not] APPEARANCE vs./and/but PHENOMENON )


- GÖRÜNÜM ile GÖRÜNÜMLÜ


- VOLUME APPARENT[Fr.] / SCHEINBARES VOLUMEN[Alm.] ile/değil/yerine/= GÖRÜNÜR HACİM


- VISIBLE RADIATION[İng.] / RAYONNEMENT VISIBLE[Fr.] / SICHTBARE STRAHLUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= GÖRÜNÜR IŞINIM


- VISIBLE SPECTRUM[İng.] / SICHTBARES SPEKTRUM[Alm.] ile/değil/yerine/= GÖRÜNÜR TAYF/SPEKTRUM


- GÖRÜNÜŞ ile/ve ANLAM

( APPEARANCE vs./and MEANING )


- GÖRÜRSEM ile GÖRDÜĞÜMDE


- GÖRÜŞ ile/ve/değil/yerine KAVRAM

( [not] OPINION vs./and/but CONCEPT
CONCEPT instead of OPINION )


- GÖRÜŞ ile/ve/||/<> YORUM


- GÖRÜŞMEDEN ÇIKTIM:
"GÖRÜŞMEDEN ÇIKTIM" ile "ÇIKTIM, GÖRÜŞMEDEN"

( Görüşmenin yapıldığı yeri ve/ya da görüşmeyi merkeze aldığını vurgular. İLE Bulunduğun yerden çıktığını ve görüşmediğini vurgular. )


- GÖSTERGE = İŞARET = SIGN[İng.] = SIGNE[Fr.] = ZEICHEN[Alm.] = SIGNUM[Lat.] = SENAL[İsp.]


- GÖSTERGEBİLİM = SEMIOTIC[İng.] = SÉMIOTIQUE, SÉMIOLOGIE[Fr.] = SEMIOTIK[Alm.] = SEMA, SEMEION[Yun.]


- GÖSTERİ ile/ve/değil GÖSTERİM


- GÖSTERİM ile GÖSTERİŞ

( PROJECTION vs. DEMONSTRATING )


- GÖSTERİM ile GÖSTERİŞ

( Görüntülerin gösterici yardımıyla bir yüzeye yansıtılması işi. | Sinema, tiyatro, konser gibi sanat dallarında verilen gösterilerden her biri, seans. İLE Gösterme eylemi ya da biçimi. | Başkalarını aldatmak, şaşırtmak, korkutmak ya da kendini beğendirmek için birinin yaptığı yapay davranış. | Göze çarpıcı nitelik, göz alıcılık. )


- NOTATION[İng.] / NOTATION[Fr.] / NOTATION, DEFINITIONSWEISE[Alm.] ile/değil/yerine/= GÖSTERİM


- GÖSTERİ(M) ile PAYLAŞIM

( PROJECTION vs. SHARING )


- GÖTÜRÜ ile GÖTÜRÜM ile GÖTÜRÜŞ

( Para ile satın alınan şeyler ya da para karşılığında yapılan işler için toptan fiyat vererek. İLE Dayanma. İLE Götürme eylemi ya da biçimi. )

( ... ile TAHAMMÜL )


- GÖTÜRÜM ile GÖTÜRÜMLÜ ile GÖTÜRÜMSÜZ


- GÖVDE = BEDEN = BODY[İng.] = CORPS[Fr.] = DAS LEIB, DER KÖRPER[Alm.] = IL CORPO[İt.] = EL CUERPO[İsp.] = CORPUS[Lat.] = TO SOMA, HO KHROS[Yun.] = CİSM, CESED, CURM[Ar.] = BEDEN[Fars.] = HET LICHAAM[Felm.] = DEHA[Sansk.]


- GÖVDE/MİZ:
OKSİJEN ve/||/<> KARBON ve/||/<> HİDROJEN ve/||/<> NİTROJEN ve/||/<>
KALSİYUM ve/||/<> FOSFOR ve/||/<> + 54 ÖĞE

( %65 ve/||/<> %18 ve/||/<> %10 ve/||/<> %3 ve/||/<> %1.4 ve/||/<> %1.1 ve/||/<> + %0 - 0.99 )

( OXYGEN and/||/<> CARBON and/||/<> HYDROGEN and/||/<> NITROGEN and/||/<> CALCIUM and/||/<> PHOSPHORUS and/||/<> + 54 ELEMENTS )


- GÖVEM ile GÖVEM ERİĞİ


- SPONGY PLATINUM[İng.] / MOUSSE DE PLATINE[Fr.] / GÖZENEKLI PLATIN[Alm.] ile/değil/yerine/= GÖZENEKLİ PLATİN


- GÖZETİM ile/ve/<> DENETİM


- GÖZLEM İLE HİPOTEZ İLE DENEY İLE KURAM İLE YASA İLE PARADİGMA ile/||/<> BİLİMSEL YÖNTEM

( Bilimsel bilgi üretiminin altı temel aşaması. )

( Formül: Gözlem → Hipotez → Test → Sonuç )


- GÖZLEM İLE HİPOTEZ İLE DENEY İLE KURAM ile/||/<> BİLİMSEL YÖNTEM

( Bilimsel araştırma süreci. )

( Formül: Falsifiability )


- GÖZLEM ve/||/<>/> DENEY ve/||/<>/> ÖLÇÜM


- GÖZLEM ile HESAP

( vs./and/||/<> CALCULATION )


- GÖZLEM ile/ve/> İÇ KONUŞMA


- GÖZLEM ile/ve/yerine KATILIM

( Düşüncelerinizi, duygularınızı, sözlerinizi ve eylemlerinizi gözlemleyin. )

( OBSERVATION vs./and PARTICIPATION
PARTICIPATION instead of OBSERVATION )


- GÖZLEM = MÜŞAHEDE = OBSERVATION[İng., Fr.] = BEOBACHTUNG[Alm.] = OBSERVAR, MIRAR[İsp.]


- MÜŞÂHEDE[Osm.] / OBSERVATION[İng.] / OBSERVATION[Fr.] / BEOBACHTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= GÖZLEM


- GÖZLEM ile/ve/değil/||/<> ÖNGÖRÜ


- GÖZLEMEK ile GÖZLENMEK ile GÖZLETMEK ile GÖZLEMLEMEK ile GÖZLENEBİLMEK ile GÖZLEYEBİLMEK ile GÖZLEMLEYEBİLMEK ile GÖZLEM ile GÖZLEMCİ/LİK


- GÖZÜNÜ:
"SEVİM" değil SEVEYİM


- GPS/GLOBAL POSITIONING SYSTEM[İng.] değil/yerine/= KÜRESEL KONUMLAMA DÜZENİ


- GRADUALISM[İng.] değil/yerine/= GRADUALİZM

( Küçük çapta değişikliklerin sürekli, kararlı birikimine dayalı evrim modelidir. Giderek, yavaş yavaş evrimleşme olarak da bilinir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- GRADUALISM[İng.] değil/yerine/= KADEMECİLİK

( Küçük çapta değişikliklerin sürekli, kararlı birikimine dayalı evrim modelidir. Giderek, yavaş yavaş evrimleşme olarak da bilinir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- GRAETZ PROBLEM[İng.] / GRAETZ-PROBLEM[Alm.] ile/değil/yerine/= GRAETZ SORUNU


- GRAHAM'S DIFFUSION LAW[İng.] / LOI DE LA DIFFUSION DE GRAHAM[Fr.] ile/değil/yerine/= GRAHAM DİFÜZYON YASASI


- GRAM[İng.] / GRAMME[Fr.] / GRAMM[Alm.] ile/değil/yerine/= GRAM


- GRASS :/yerine ÇİM


- GREEN THEOREM ile/||/<> STOKES THEOREM

( Green 2D çizgi-alan, Stokes 3D eğri-yüzey. )

( Formül: 2D circulation İLE 3D circulation )


- GRİ ile GRİ KUMAŞ ile GRİ TAZI ile GRİ MERHEM

( GREY vs. GREY CLOTH vs. GREY HOUND vs. GREY UNGUENT )

( خنگ ile خاکستري ile سفيد شدن ile ارمک ile سگ بازي ile مرهم خاکستري )

( KHANG ile KHAKSTERY ile SEFYD SHODAN ile ارمک ile SAG BAZY ile MAREAM KHAKSTERY )


- GRİGNARD REAKTİFİ ile/||/<> ORGANOLİTYUM

( Grignard RMgX daha kararlı, organolityum RLi daha reaktif. )

( Formül: RMgX İLE RLi

)

( Victor Grignard tarafından 1900 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1871-1935) (Ülke: Fransa) (Alan: Kimya) (Önemli katkıları: Grignard reaktifleri) (Nobel: 1912) )


- GROTRIAN DIAGRAM[İng.] / DIAGRAMME DE GROTRIAN[Fr.] / GROTRIAN-DIAGRAMM[Alm.] ile/değil/yerine/= GROTRİAN ÇİZGESİ/DİYAGRAMI


- GÜÇ ile/ve/<>/değil/yerine DONANIM