Bugün[04 Nisan 2026]
itibarı ile 4.933 başlık/FaRk ile birlikte,
4.933 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(7/21)


- DUATEPE :

( Rumelihisar'ın üst kısımlarında bulunuyor. Boğaza hakim noktadadır. )


- DUBLİN'İN:
KUZEY'İ ile/ve/<> GÜNEY'İ

( İrlanda'nın başkenti Dublin'i, Liffey Irmağı, ikiye ayırmaktadır.[LIFFEY: Çitli ırmak geçidi.] )


- DUBROVNİK -ile

( Meşe ağacı. )


- DUMLUPINAR (AŞK VEYSEL PARKI) :

( Fatih Sultan Mehmet Mahallesindedir. 2.974,04 m²'lik bir alanı kapsamaktadır. 1.506,68 m²lik yeşil alana sahip olup, 120,00 m²lik çocuk oyun alanı bulunmaktadır. )


- DUMLUPINAR İLKÖĞRETİM OKULU :

( Fatih Sultan Mahallesinde 1984/1985' de eğitim ve öğretime başlayan Dumlupınar İlkokulu mahalle sakinlerince yaptırıldı fakat yeterli olmayınca Milli Eğitim Vakfınca desteklenerek yeni bir okul yapılmış ve MEB. Dumlupınar İlköğretim Okulu adı ile 1993/1994 ders yılında eğitime başlamıştır. )


- DÜNDAR, PROF. DR. MÜNİR (TRABZON 1931 - 2002) :

( İlk ve ortaokulu Trabzon'da Liseyi İstanbul Beyoğlu Erkek Lisesinde okudu ve girdiği İ.Ü. Orman Fakültesinden 1960 mezun oldu. yılında Bir süre Orman Teşkilatı'nda görev almış, daha sonra Federal Almanya'da DAAD bursu ile çalışmış, Türkiye'ye dönüşünde Ankara'da Ormancılık Araştırma Enstitüsü'nde görevlendirilmiştir. 1972'de doktor unvanı aldı ve 1974'te İ.Ü. Orman Fakültesi Toprak İlmi ve Ekoloji Kürsüsünde asistan oldu. 1978'de doçent, 1989'da profesör oldu. 29 yayını var ve bunlardan 15 ‘şi kendi adı altında, 14' ü de ortak yayınlardır. Ayrıca pek çok rapor ve bilimsel makalesi yayınlanmıştır. )


- DÜNYA BANKASI ile IMF


- DÜNYA VATANDAŞI ile/ve VATANSIZ/HAYMATLOS


- DÜNYA ve/||/<> DÖNÜŞ HIZLARI

( image )


- DÜNYA ile/||/<>/< ESKİ DÜNYA

( ... İLE/||/<>/< Asya, Avrupa ve Afrika'ya topluca verilen ad. )


- DÜNYA ve/ TÜRKİYE ve/ İSTANBUL ve/ FATİH

( Gövde. VE Yüz. VE Göz. VE Gönül. )


- DÜNYA[Ar.] ile/değil/yerine/||/<>/> YERYÜZÜ / ACUN / YERTİNÇ


- EN'LER:
DÜNYADA ve/||/<>/>/< EVRENDE

( İçerik için burayı tıklayınız... )


- DÜNYANIN ÇEVRESİNİ DOLAŞAN İLK KİŞİ:
MACELLAN değil HENRY

( Ferdinand Macellan, dünyanın etrafındaki turunu tamamlayamadı. 1521'de, Filipinler'de henüz turun yarısındayken öldürüldü. [Macellan, 1511'de, Portekiz'den çıkıp Hint Okyanusu'nu geçerek önce Uzakdoğu'yu ziyaret etti. Henry'i, 1511'de, Malezya'daki bir köle pazarında buldu ve onu geldiği yoldan Lizbon'a götürdü. 1519'da çıkılan dünya turu girişimi de dahil olmak üzere bundan sonraki tüm yolculuklarında Henry, Macellan'ın yanında gitti. Bu yolculuk, öteki yönden, yani Atlas Okyanusu'nu ve Büyük Okyanus'u geçerek gerçekleşti. Bu yüzden, 1521'de Uzakdoğu'ya vardıklarında, Henry dünyanın etrafını tam olarak dolaşmış olan ilk kişi oldu. )


- DÜNYANIN EN SOĞUK YERİ:
OLMYAKON

( Orta Yakutistan'da bulunan Olmyakon'da ölçülen en düşük ısı, -71 °C'dir. )


- DÜNYANIN YARIÇAPI -ile

( 6371 km. )


- DURAĞIN ORADA ile DURAKTA


- DURAL, ŞÜKRÜ (SAMSUN/LADİK, 1956) :

( Yıldız Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Makine Bölümünden Makine Mühendisi olarak mezun oldu. Türkiye Gemi Sanayi A.Ş. İstinye ve Pendik tersanelerinde 1974 ve 1987 yılları arasında çalıştı. 1987 ve 1994 yılları arasında serbest gemi tamir ve bakım işleriyle ilgilendi. Siyasete Fazilet Partisinde başladı ve 1991 - 1994 yılları arasında Fazilet Sarıyer İlçe Başkanı olarak görev yaptı. İstanbul Büyükşehir ve Sarıyer Belediye Meclis Üyeliği ve Başkan Yardımcılığı görevlerinde bulundu. )


- DURAN, OKTAY (İST. 1949) :

( Şişli İktisadi Ticari İlimler Akademisinden mezun oldu. Ayakkabı sanayinde işe atıldı, bilahare ateşe mukavim malzemeler üreticisi, matbaacılık ve ambalaj sanayi ve mümessillik gibi işlerle ilgilendi. Sarıyer Spor Kulübü'nde 6 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. Kulübün Divan Kurulu üyesi olup, meslek kuruluşlarında ve Türkiye Jimnastik Federasyonu üyeliği görevlerinde bulundu. )


- DURAN, YAŞAR (HACIBEKİR, 1955) :

( Malatyaspor'dan kaleci olarak transfer edildi ve iki sezon (1988 - 1990) tescilli kaldığı Sarıyer Spor Kulübü'nün 46 lig ve 7 kupa olmak üzere 53 resmi ve ayrıca 23 özel maçla birlikte toplam olarak 76 maçında oynadı. Lig maçlarında 58, kupa maçlarında 8 olmak üzere resmi maçlarda 66 ve ayrıca özel maçlarda 18 gol olmak üzere toplam olarak 84 gol yedi. 11 kez A Milli tıkım formasını giydi. Futbol bıraktıktan sonra kursları tamamlayarak antrenör lisansı aldığı ve Sarıyer dahil değişik kulüplerde görev yaptı. )


- DÜRBÜN[Fars. < DÜR:Uzak. + BÎN: Gören(/gösteren).] değil/yerine/= BAKAÇ

( Uzaktaki nesnelerin görüntülerini büyütmeye ya da yaklaştırmaya yarayan, objektif ve oküler adlı iki mercekten oluşan optik araç. | Gözetleme deliği. )


- DURMAZ, CAHİT (İST. 1916 - 1983) :

( Berber olarak uzun yıllar Sarıyer'de çalıştı. Kulübün 14 kurucusundan biri olup 7 dönem yönetim kurulunda görev yaptı. )


- DURMUŞ DEDE DERGÂHI :

( Rumelihisar'dadır. Son şeyhi Şeyh Eşref Efendi olup Halvetiye tarikatı mensubudur. )


- DURMUŞ DEDE SOKAK :

( Rumelihisarı Mahallesi sokaklarından biridir. Kayalar mezarlığının üst kısımlarında bulunan Tekke 17. yy başlarında buraya gelen Durmuş Baba tarafından kurulmuş, öldükten sonra da müritleri tarafından kendisine tekke yapılmıştır. Şeyh Durmuş ve tarihi eser özelliği taşıyan tekke ve türbesi unutulmamış ve sokağa "Durmuş Dede Sokak" ismi verilmiştir. )


- DURMUŞ DEDE TEKKESİ :

( Rumelihisar kalesinin güney, kayalar mescidinin üst tarafındaydı. Sefere çıkar denizcilerin ziyaret ettikleri bir tekke idi. )


- DÜRR-Ü YEKTÂ -ile

( YEGÂNE İNCİ )


- DURSUN FAKİH SOKAK :

( Merkez Sarıyer Mahallesinin en uzun sokaklarından biridir. Bu sokak köşkleri, konakları, evleri ile eskiyi hatırlatır. Adeta Osmanlıyı günümüze taşır. Sarıyer'in ekabirleri, okumuşları bu sokakta bulunuyordu. Sokağa "Dursun Fakih Sokak" denmesinin nedeni budur. Bu sokaktaki önemli isim ise Milli Mücadelenin büyük isimlerinden Mareşal Fevki Çakmak'ın İlkokulu buradaki Özel Hayriye okulunda (Hakkı Paşa Konağında - okuldu) okumuş olmasıdır. Tabii ki bu sokakta pek çok paşa ikamet ettiği gibi, işgal günlerinin önemli milislerinden de bu sokakta pek çok kişi vardı. Muhtar Hacı Müezzin Mehmet Raci Efendi bunlardan biriydi. )


- DURSUN, SEFER (İST. 1980) :

( Sarıyer altyapısından yetişti ve yaş gruplarında oynarken profesyonel takım kadrosuna alındı. 10 Sezon (1977 - 2006 ve 2007 - 2008) Sarıyer profesyonel takım kadrosunda bulundu. Bu süre içinde 120 lig, 6 kupa olmak üzere 126 resmi ve 60 özel maçla birlikte 186 kez lacivert - beyazlı formayı giydi. Lig maçlarında 39, kupa maçlarında 5 olmak üzere resmi maçlarda 44 ve özel maçlarda attığı 17 golle birlikte toplam olarak takımına 61 gol kazandırdı. Futbol yaşamını devam ettirmektedir. )


- DURUL, ORHAN (SARIYER, 1944) :

( Öğrenimini tamamladıktan sonra Fransa'da mesleği ile ilgili tekstil planlama ve işletme eğitimi gördü. Göz Nurunu Koruma Vakfı kurucu üyesi olup, Sarıyer Spor Kulübü'nde 1 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. Ayrıca Fethiye Spor Kulübü'nde 3 dönem yönetimi kurulu tüyesi ve 5 dönem başkanlık yaptı. Sarıyer Spor kulübü Divan Kurulu Üyesidir. )


- DURUŞMA ile/ve/||/<> TENSİB DURUŞMASI/İSTİNÂBE

( ... İLE/VE/||/<> Davanın görülmekte olduğu mahkemeye gönderilmek için başka bir yerde bulunan bir tanığın, oradaki mahkemece ifadesinin alınması. )


- DÜŞ/HAYAL[Ar.]:
KESİNTİLİ/MUNFASIL[Ar.] ile/değil/yerine/>< KESİNTİSİZ/MUTTASIL[Ar.]


- DUŞAMBE -ile

( Pazartesi. )


- DÜŞMAN ve DELİ ile/değil/yerine/||/>< DOST ve ÂŞIK

( İşine geleni söyler. VE Ağzına geleni söyler. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Gerçekleri söyler. VE Gönlünden geçeni söyler. )


- DÜŞME KAYGISI ile/ve/||/<> YÜKSEK SES KAYGISI

( İnsanın, doğduğunda,sahip olduğu, sadece iki korku. [Öteki tüm korku ve kaygıları sonradan öğrenir.] )


- DÜŞÜNSEL ile/ve/||/<> UZAMSAL


- DÜZ[Azr.] ile/ve/=/||/<> DOĞRU[Tr.]


- DÜZEN = NİZAM = ORDER[İng.] = ORDRE[Fr.] = ORDNUNG[Alm.] = ORDEN[İsp.] = ORDO[Lat.]


- DÜZEN ve/||/<>/>/< SÜKÛNET


- DÜZENLEME ile TOPARLAMA

( TO ORGANIZE vs. SUMMARIZE )


- DÜZGÜN ile/ve/değil/||/<>/< DÜZ

( Bilgiye uzanan yol, hiçbir zaman, düz ve düzgün olmamıştır. )


- DÜZGÜN ile/ve/||/<> DÜZENLİ


- DÜZGÜNEŞ, ORHAN PROF. DR. (SARIYER/RUMELİKAVAĞI, (1917 - 1996) :

( Bilim adamı. İlkokulu Gerede'de (1928), Liseyi Kastamonu'da (1934), üniversiteyi de Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesinde okudu (1938). Askerlik hizmetini yedek subay olarak yaptıktan sonra A.Ü. Ziraat Fakültesine asistan oldu (1940). İkinci kez askere alındı ve 1942'de yeniden fakülteye döndü. Okuduğu bütün okulları birincilikle bitirdi. 1946'da ABD. Kaliforniya Üniversitesine gönderildi. 1950 yılına kadar burada kaldı ve genetik, biyometri ve hayvan ıslahı konularında ihtisas yaptı. 1951'de doçent, 1957'de profesör oldu. Ziraat Fakültesi, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi, Harp Okulu ve Gülhane Askeri Tıp Akademisinde genetik ve istatistik dersleri okuttu. Ayrıca Ankara, İzmir ve Erzurum Ziraat Fakültelerinde genetik ve biyometri dersleri verdi. TÜBİTAK'ta 7 yıl süre ile Veteriner ve Hayvancılık Grubu üyeliği yaptı. 1986'da TÜBİTAK Hizmet Ödülünü aldı. 1968'de yılında Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dekanlığı, 1965 yılında Türk Mühendisleri Oda Başkanlığı, Ülkücü Öğretmen ve Öğretim Üyeleri Derneği Genel başkanlığı, Türk Ziraat Yüksek Mühendisleri Birliği ve Vakıf Genel Başkanlığı, Ankara Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Müdürlüğü, Ankara Türk Ocağı Şube Başkanlığı ve 20 yıl süre ile Türk Ocakları Genel Başkanlığı yaptı. Hayvancılık dalında verdiği hizmetler nedeni ile 50. Yıl Ödülüne layık görüldü. Mesleki çalışmalarının arasında ders kitaplarından başka dış ülkelerde yayınlanan makale ve raporları bulunuyor. )


- EB'AD[Ar. < BA'D] ile EB'ÂD[Ar. < BU'D]

( Daha uzak. İLE Uzaklıklar, uzunluklar. )


- EBUBEKİR CAMİİ :

( Çamlıtepe (Derbent) mahalle meydanındaki cami yeni yapılan camilerden olup, Osmanlı mimarı tarzındadır ve tarihi özelliği yoktur. )


- EBÜLFETİH CAMİİ :

( Rumelihisarı Kalesi içinde Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılan Ebülfetih Camii zamanla yıkıldı. )


- ECZACIBAŞI DİSPANSERİ :

( Tarabya çarşısı içinde bulunan Eczacıbaşı Dispanseri, Eczacıbaşı ailesi tarafından yaptırıldığı için bu isimle anılmakta olup, hizmet vermeye devam etmektedir. )


- ECZACIBAŞI SAHİLHANESİ :

( Yeniköy Tarabya Yolu üzerindedir. 19. yy. ın sonlarında da inşâ edilen yalının ilk sahibi Mobil Şirketi Balkanlar Umum Müdürü A.V. Walter'di. Bu nedenle Walter Yalısı olarak da bilinir. Yalıyı bilahare Eczacıbaşı ailesi satın aldı ve onların adı ile tanındı. )


- EDİZ ile EDİZ TAG ile EDİZ YER ile EDİZLİK
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Herhangi bir şeyin yükselmiş durumu. İLE Aşılamayan dağ. İLE Yüksek yer. [Yüksek başka bir şey için de kullanılabilir.] İLE Yükselti, yükseklik. )


- EFE, PROF. DR. ASUMAN (ARDAHAN, 1955 - 2010) :

( İ.Ü. Orman Fakültesi Öğretim Üyesi. İlkokul, Ortaokul ve Lise öğrenimini Ereğli'de (Zonguldak) tamamladı. 1972'de girdiği İ.Ü. Fen Fakültesi Botanik Bölümünden 1976 yılında mezun oldu. 1978'de İ.Ü. Orman Fakültesi Orman Botaniği Kürsüsünde Araştırma Görevlisi olarak çalışmaya başladı. Bilahare açılan sınavları kazanarak aynı kürsüde asistan oldu. 1981'de "Liquidambar orientalis Mill. (Sığla Ağacı) ın Morfolojik ve Palinolojik Özellikleri Üzerine Araştırmalar" konulu doktora çalışması ile 1986 da "Orman Botariği dalında "Doktor" unvanını aldı. 1990'da Doçent ve 1996 yılında da Profesör oldu. 08.06.2010 tarihinde meydana gelen kazada hayatını kaybetti. Otsu Bitkiler Sistematiği Ders Kitabı 1989, F. Yaltırık ile birlikte, "İstanbul Adalarının Doğal ve Egzotik Bitkileri, 1993. F. Yaltırık ile birlikte", "Dendroloji Ders Kitabı, 1994, F. Yaltırık ile birlikte" isimli kitapları var. )


- EGE DENİZİ değil ADALAR DENİZİ


- EĞİLİMLİ ile/değil EĞİMLİ


- EĞİM ile/ve/||/<> ALAN

( SLOPE/INCLINATION vs./and/||/<> AREA )


- EĞİM ile EĞİN

( Eğilmiş olma durumu. | Bir yüzeyin, yatay düzleme doğru eğilmesi, eğiklik. İLE Arka, sırt. | Gövde. | Boy bos, endam. )


- EĞRİ KEMER :

( Belgrad Ormanları içindeki kemerlerden biri olup Kemerburgaz girişindedir. Bu kemere Kovuk Kemer'de denilmektedir. Kemer Bizans İmparatoru Andronikos tarafından yaptırılan kemer 1563 yılındaki büyük selden zarar görünce Mimar Sinan tarafından yıkılan kemerin temelleri üzerine 1563/1564) yıllarında yeniden inşâ edildi. )


- EĞRİDİR değil EĞİRDİR (GÖLÜ)


- EKBİÇ SOKAK :

( Çayırbaşı Mahallesi sokaklarından biridir. Çayırbaşı büyük çayırlığı ile bilinen bir yerdi. Bu büyük ve verimli alan hem ekim alanı hem de mesire olarak kullanılıyordu. Bu nedenle burada meydana gelen sokaklardan birine "Ekbiç Sokak" adı verildi. )


- EKİNCİ KÖŞKÜ :

( Yenimahalle'nin üst kısmında olup Özengi Ağası sokağındadır. Köşkün 19. yy sonlarında yapıldığı sanılıyor. Köşk el değiştirmiş olup bakıma muhtaçtır. )


- EKİNCİ YALISI :

( Tarabya'da Kireçburnu Caddesi üzerindedir. Yalı sahibi olan Ali Rıza Ekinci'nin adı ile anılmaktadır. )


- EKİNCİ, MUSTAFA (SEYHAN, 1943) :

( Üniversite öğreniminden sonra iş hayatına başladı. Şirketlerini Ekinciler Holding bünyesinde topladı. Sarıyer Spor Kulübü'nde 1 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. )


- EKİNCİ, YUSUF ZİYA (ERZURUM, 1887 - 1949) :

( Sarıyer/Yenimahallelidir. Askeri okulları bitirdikten sonra Kurmay subay olarak orduya katıldı. Ulusal Kurtuluş Savaşı'nda Kurmay Binbaşı rütbesi ile 4. Kolordu Kurmay Başkanı olarak görev yaptı. Tümgeneral rütbesi ile emekli oldu. )


- EKİZOĞLU, PROF. DR. ABDİ (MARMARİS, 1947) :

( İ.Ü. Orman Fakültesi Öğretim Üyesi. İlk ve orta öğrenimini Marmaris'te yaptı. 1965'te Edremit Lisesinden mezun oldu ve girdiği İ.Ü. Orman Fakültesinden 1969'da Orman Yüksek Mühendisi olarak mezun oldu. Değişik yerlerde görev yaptıktan ve askerliğini bitirdikten sonra 1975'te İ.Ü. Orman Fakültesi Ormancılık Politikası Kürsüsüne asistan olarak atandı. 1976'da girdiği İ.Ü. İktisat Fakültesi Maliye ve Sosyal Siyaset Bölümünden lisans öğrenimini tamamlayarak 1981'de mezun oldu. 1985'te "Türkiye'de Yonga Levha Endüstrisi, Sorunları ve Çözüm Yolları" adlı tezi ile "Orman Ekonomisi Bilim Dalında Doktor" unvanını aldı. 1989'da Doçent ve 1995'te de Profesör oldu. 1998'de Orman Mühendisliği Bölüm Başkanlığı görevine atandı ve bu görevini üst üste iki kez 2004 tarihine kadar yürüttü. 2004 - 2007 yılları arasında İ.Ü. Fen Bilimleri Enstitüsü Yönetim Kurulu Üyeliği görevini üstlendi. Bilahare üç yıl için aynı göreve bir kez daha seçildi. 2008'de İ.Ü. Senato üyeliğine seçildi ve bu görevini 2009'a kadar devam ettirdi. Ekizoğlu'nun 7 kitabı ve pek çok bilimsel makalesi var. Kitapları: Türkiye'de Yonga Levha Endüstrisi Sorunları ve Çözüm Yolları, 1985", "Türkiye'de Parke Endüstrisinin Bugünkü Yapısı ve Sorunları (R. Kantay ile birlikte) 1989", "Ormancılık Politikası (M. Özdönmez, T. İstanbullu, A. Akesen ile birlikte), 1996", "Yönetim ve Organizasyon (M. Özdönmez, A. Akesen ile birlikte) 1998", "Ormancılık Yönetim Bilgisi (M. Özdönmez, A. Akesen ile birlikte) 1998", "Halkla İlişkiler (M. Özdönmez, A. Akesen ile birlikte) 1999" ve "Ormancılık Politikası (C. Erdönmez, S. Özden, E. Atmış, A. Akesen ve Y. Kuvan ile birlikte) 2010" ve ayrıca pek çok bilimsel makalesi var. )


- EKMEK ile/= GOLOT

( ... İLE Küçük, somun ekmek. )

( ... İLE Gümüşhane'de, verilen adı. )


- EKOKÖYLERDE...

( Dünyanın En Güzel Ekoköyleri... )


- EKSEN/MİHVER[Ar. çoğ. MAHÂVİR] ile/<> ORTAY

( Bir cismi, iki eşit parçaya bölen, gerçek ya da sanal çizgi. | Üzerinde bir pozitif yön varsayılan sonsuz doğru. | Dingil. İLE/<> [mat.] Bir düzlem biçimin aynı yöndeki koşut tüm kirişlerini eşit parçalara bölen çizgi. | Bir uzayı, bir yüzeyi, iki eşit parçaya bölen çizgi/düzlem. )

( MİHVER ile/<> ... )


- EKSERCİ SOKAK :

( Büyükdere Mahallesi sokaklarından biridir. Bu sokakta çivi yapan dükkân ve ustalar bulunuyordu. Bu nedenle sokağa "Çivi Sokak" ismi verilmişse de bilahare sokağın ismi "Ekserci Sokak" olarak değiştirildi. Ekser'in karşılığı da "Büyük Çivi" olduğu için her iki isim birbirine uyum gösterir. )


- EKŞİ, OKTAY (MESUDİYE, 1932) :

( Yeniköylüdür. Çok genç yaşta bir özel ajansta gazeteciliğe başladı (1952). Bir süre sonra Dünya Gazetesine geçerek muhabirliğe başladı. 22 yaşında Dünya Gazetesinin Ankara temsilcisi oldu ve bu görevini 1960 yılına kadar sürdürdü. 27.05.1960 ihtilalini takiben Dünya Gazetesinden ayrılarak Öncü Gazetesinde istihbarat şefi olarak göreve başladı. 1961 Anayasasını hazırlamak için kurulmuş olan Kurucu Meclis'e Basın Temsilcisi olarak görev aldı. Kurucu Meclis üyeliğinden sonra Ulus Gazetesinde bir yıl süre ile istihbarat şefi olarak çalıştı. İngiltere'ye lisan öğrenmek için gitti ve üç yıl süre ile Londra'daki Türkiye Başkonsolosluğunda yerel kâtiplik yaptı. 1966'da yurda döndü ve Yeni Gazete'nin Ankara temsilcisi oldu. Bu görevini sürdürürken, yoğun işleri nedeniyle yarım kalan üniversite öğrenimini tamamlamaya çalıştı ve 1967'de A.Ü. Hukuk Fakültesinden mezun oldu. Çok uzun bir dönemden beri Hürriyet Gazetesi Başyazarı olarak çalışmaktadır. )


- EKSİK/LİK ile/ve/değil/yerine ÖRTÜK/LÜK


- EKVADOR:
KIYI ve/<> ANDLAR ve/<> AMAZONLAR

( Ekvador, Sahil bölümü, And Platosu ve Amazonlar olmak üzere üç doğal coğrafi bölgede oluşmuş bir ülkedir. )


- EKVADOR ile/ve/<> GALAPAGOS ADALARI

( ... İLE/VE/<> Ekvador'un yaklaşık 1000 km. açığında, Büyük Okyanus'tadır. )

( ... İLE/VE/<> Rastgele serpiştirilmiş gibi duran ve irili ufaklı, 42 adadan oluşmaktadır. En büyük adası Isabela, en küçük adası ise Plazasur'dur.[13 km²] )

( ... İLE/VE/<> Ekvador Cumhuriyeti'nin bir ilini oluşturmaktadır.[Yönetim merkezi, San Cristobal adasında yer alan Puerto Baquerizo'dur.] )

( ... İLE/VE/<> İspanyolca'da, Kaplumbağa anlamına gelmektedir. )

( ... İLE/VE/<> Adaların tamamı volkaniktir. En büyüğü olan Isabella üzerinde, 2000'den fazla sönmüş yanardağ bulunmaktadır. Ferdinanda adasında, 1977'den beri 53 adet volkanik patlama tespit edilmiştir. )

( ... İLE/VE/<> Jeolojik yaşları, 70.000 - 3 milyon yıl arasında değişmektedir.[Daha genç olanlarda, toprak rengi daha koyudur.] )

( ... İLE/VE/<> 1535 yılında, Panama Psikoposu Thomas de Berlanga tarafından, yollarını kaybederek tesadüfen keşfedilmiştir. Daha sonra unutularak korsanların ve ne yazık ki, balina avcılarının barınağı olmuş. 1932 yılında ise Albay Hernandez komutasındaki bir Ekvador Birliği, adaları, Ekvador topraklarına katmıştır. 1959 yılında ise, ulusal parka dönüştürülmüştür. )

( ... İLE/VE/<> Kuzey ve Güney'inde farklı iklimler sürmektedir. )

( ... İLE/VE/<> Etobur yırtıcı hayvan bulunmadığında, dünyanın hiçbir yerinde bulunmayan türler, bugüne kadar bu coğrafyada yaşamını sürdürmüştür. Hiçbiri, insanı düşman olarak algılamamakta ve insandan korkmamaktadır. )

( ... İLE/VE/<> İnsan yerleşimi, tüm adaların yüzölçümünün sadece %4'ü ile sınırlıdır.[Adaya giden turistler, ya 8 - 100 yolcu alabilen 80 gemiden birine binip 5 - 7 günlük adalar turuna çıkmaktadır ya da Santa Cruz adasındaki turistik merkez Puerto Ayora liman kentinde kalıp günlük turlara katılabilmektedir.] )

( ... İLE/VE/<> Charles Darwin, bilimsel araştırma ve gözlemlerini bu adalardan bazılarında yapmıştır. )

( ... İLE/VE/<> Soğuk suları, mercan oluşumuna izin vermemektedir ve çok zengin bir dirimsel[biyolojik] çeşitlilik bulunmamaktadır. )

( ECUADOR cont/et/<> GALAPAGOS[Tr. Kaplumbağa] )


- EKVADOR ve/<> QUITO

( Güney Amerika ülkesi. VE/<> Ekvador'un başkenti. )

( Yanardağlar Ülkesi. VE/<> Sönmüş bir yanardağın eteklerinde, deniz seviyesinden 2800 m. yükseklikte kurulmuş bir başkent. )

( ... VE/<> Ekvator çizgisine 22 km. mesafede bulunan başkentte, gece ve gündüzlerin uzunlukları yıl boyunca aynıdır. )

( ... VE/<> Dört mevsim değil iki mevsim yaşanmaktadır.[Kış aylarında, 10 °C'nin altına inmemektedir.][Yaz aylarında, gündüz sıcaktan pişerken, gece soğuktan donabiliyorsunuz.] )

( ... VE/<> Yüksekliğinden dolayı, birkaç gün, halsizlik, isteksizlik ve baş ağrısı çekilebilmektedir. )


- EL SALLAMA! ve/||/<> BEL BAĞLAMA!

( Dönecek olana. VE/||/<> Dönmeyecek olana. )


- EL SALVADOR'DA PARA:
KENDİ PARASI değil/yerine AMERİKAN DOLARI

( El Salvador'un kendi parası bulunmuyor. Tamamen Amerikan Doları kullanılıyor.[Amerika'da yaşayan 3 milyona yakın El Salvador'lu, ülkelerine yolladıkları dövizler ya da bu ülkede yaptıkları yatırımlar, ülkelerine can veriyor.] )


- EL ile EL ile EL ile EL
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( İl, ülke. İLE Avlu, açıklık. İLE Atlar. İLE İki hakan arasındaki barış durumu. )


- el-AN[Ar.] ile/ve/||/<>/> el-AN KEMÂKÂN

( Şu anda bile. İLE/VE/||/<>/> Eskiden olduğu gibi. )


- ELBE ÖZEL ORMANI :

( Tekel Kibrit Fabrikasına ait ve fabrika sınırları içindedir. Fabrika dahil bütün alan 325 ha. dır. Ormanlık alan 110 ha. dır. )


- ELBİRLİĞİ MÜLKİYETİ ile PAYLI MÜLKİYET

( Zorunlu olarak kurulmuş ortaklıklardır. Elbirliği mülkiyeti ile kurulmuş ortaklığa sahip bir gayrimenkulün satılması da tüm ortakların ortak kararı ile olabilir. Belirli olmayan paylar üzerinde taraflar tek başına tasarruf yetkisine sahip değildir. [Genellikle elbirliği mülkiyeti ile kurulan ortaklıklar, mülkiyet devrinden sonra bozularak paylı mülkiyete dönüştürülmektedir. Bu biçimde yapılan işlemin ardından kimin hangi paya sahip olduğu da belirlenmiş olur. Bu gayrimenkulleri satmak da yine elbirliği mülkiyetine göre daha kolay olabilecektir.] İLE Ortaklar, gayrimenkul üzerindeki hangi paya sahip olduğunu bilir. Mülkiyetin tamamı ortaktır ancak hangi ortağın hangi paya sahip olduğu belirlidir. [Hisse payı satışı yapmak daha kolay bir işlemdir.] Tarafların isteği ile oluşabilir. [Miras yoluyla ortaklık oluşması durumunda, o gayrimenkul, başlangıçta elbirliği mülkiyetindedir. Ortaklar elbirliği mülkiyetini daha sonradan paylı mülkiyete çevirebilir.] )


- ELBÜRZ[Ar.] ile ELBÜZ[Ar.]

( Kafkas sıradağlarının en yükseği. | Hakkında türlü hûrafeler anlatılan Kaf Dağı. | Uzun boylu, yakışıklı. İLE Yüce, yüksek, bâlâ. | Kafkas Dağı'nın tepesi. )


- ELEVİT YAYLASI ve POLEVİT YAYLASI


- ELGÜN, NAKİYE (RUMELİFENERİ/SARIYER; 1880 - 1964) :

( Türkiye'nin en eski eğitimcilerinden biridir. Kız Muallim Mektebini bitirdi ve bu mektepte edebiyat öğretmenliği yaptı. II. Meşrutiyet'ten sonra Fevziye Lisesinde Müdür oldu ve Cumhuriyet kurulana kadar görev yaptı. İzmir'in işgali üzerine, ülkenin değişik yerlerinde başlayan hareketlere destek verdi. İstanbul'daki mitinglere katıldı ve konuşmalar yaptı. Sultanahmet mitinginde kadınları da erkeklerle beraber milli mücadeleye katılmaya çağırdı. Muallimler Cemiyeti Başkanlığı yaptı. Cumhuriyetin kurulmasını takiben Türk Ocağı, halkevi, Kızılay ve Türk Hava Kurumuna üye oldu. Bir süre İstanbul Kız Lisesi Müdürlüğünde bulundu. 1930'da İstanbul Şehir Meclisine üye olarak seçildi. Daimi Encümen Üyesi olarak 5 yıl görev yaptıktan sonra V. VI. Ve VII. Dönem Erzurum milletvekili olarak TBMM de bulundu. )


- ELİÇİN, GÖKHAN PROF. DR. (KARS, 1935) :

( 1954 lise, 1959'da İ.Ü. Orman Fakültesinden Orman Yüksek Mühendisi olarak mezun oldu. 1959 - 1963 yılları arasında askerlik görevini yaptı ve Orman İşletme Şefi olarak çalıştı. 1963 yılı içinde Almanya'da Goethe Enstitüsünde Almanca kurslarına katıldı ve aynı İ.Ü. Orman Fakültesi Orman Botaniği Kürsüsünde asistan oldu. 1966 - 1968 Paris ve Nancy'de konusu ile ilgili çalışmalar yaptı, 1969'da hazırladığı "Türkiye Sarıçamlarında Morfogenetik Araştırmalar" adlı tezi ile Doktor unvanını aldı. 1975'te "Türkiye Ardıç Taksonlarının Yayılışları ile Önemli Morfolojik ve Anatomik Özellikleri Üzerinde Araştırmalar" adlı çalışması ile Doçent unvanını aldı. 1982'de Profesörlüğe yükseltildi. 1988 - 1995 yılları arasında İ.Ü. Orman Fakültesi Dekan Yardımcılığı görevini üstlendi. 2002'de yaş haddinden emekli oldu. )


- EL(İNDE) ile/ve EV(İNDE)


- ELİNİN KÖRÜ değil/< ÖLÜNÜN GÛRU(MEZARI)[Fars.]


- ELMAS, UĞURCAN (SARIYER, 1937 - 2005) :

( İş hayatına çocuk yaşta başladı. Sarıyer'deki Uğurcan Balık Restaurant ve Canlı Balık Gazinosunun İşletmeciliğini yaptı. Sarıyer Spor Kulübü'nde 3 dönem başkan olarak görev yaptı, Kulübün divan kurulu üyesiydi. )


- ELMAS, YAŞAR (RUMELİFENERİ, 1957) :

( Sarıyer altyapısından yetişti ve profesyonel kadroya alındı (1974). Üç sezon (1974 - 1977) tescilli kaldığı Sarıyer'den Beşiktaş'a transfer ederek ayrıldı. Bilahare tekrar Sarıyer'e döndü ve bir sezon (1984/85) daha oynadı. Sarıyer forması altında 42 lig, 7 kupa, 5 turnuva ve 43 amatör lig olmak üzere 97 resmi ve 27 özel maçla birlikte toplam olarak 124 müsabaka oynadı. Kupa maçlarında 1, amatör lig maçlarında 6 ve özel maçlarda 2 olmak üzere takımına 9 gol kazandırdı. 3 kez Ümit Milli takım formasını giydi. Antrenör ve teknik direktör olarak Sarıyer ve başka kulüplerde görev yaptı. )


- ELMASKUM PLAJI :

( Rumelikavağı sınırları içindedir. Altınkum'a bitişik ve batı tarafındadır. Her yıl binlerce insan bu plaj ve tesislerden yararlanmaktadır. Giriş ücretlidir. )


- ELÜAŞVİLİ, ALBERT (İST. 1949) :

( Üniversite öğrenimini tamamladıktan sonra kendi şirketleri olan Hasköy Yün İplik Fabrikasında iş hayatına atıldı. Sarıyer Spor Kulübü'nde 3 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. )


- EMANET, A. MEHMET (SARIYER, 1964): :

( Sarıyerlidir. Sarıyer İlkokulu, Sarıyer Ortaokulu ve Sarıyer Lisesinden mezun oldu. İş hayatına aile ortaklığı olan Karadeniz A. Ş. Firmasında Balık kabzımalı olarak başladı. Bilahare bu işinden ayrıldı. Sarıyer Spor Kulübü, Sarıyerliler Derneği (SA - DER), 1940 Sarıyerli Sporcular Derneği, Yenimahalle Spor Kulübü'nde üye olup, bir dönem (2007/2008)yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. Sarıyer Spor Kulübü, 1940 Sarıyerli Sporcular Derneği ve Yenimahalle Spor Kulübünde Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yaptı. )


- EMANET, SAİM (İST, 1928) :

( Haydarpaşa Lisesinden mezun oldu. Askerlikten sonra ticari hayata Kabzımallık Şirketinde başladı. Sarıyer Spor Kulübü'nde 7 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. Kulübün Divan Kurulu üyesidir. )


- EMANET, SALİM (KASIMPAŞA, 1929) :

( Bankacı olarak iş hayatına atıldı ve özel teşebbüste çalıştıktan sonra emekli oldu. Sarıyer Spor Kulübü'nde 1 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. )


- EMEK SOKAK PARKI :

( Kazım Karabekir Mahallesindedir. 777,18 m²lik bir alanı kapsamakta olup, 516,26 m²lik yeşil alanı, 44,62 m²lik çocuk oyun alanı bulunmaktadır. )


- EMETULLAH HATUN ÇEŞMESİ :

( Zekeriyaköy muhtarlığı karşısında bulunan bu çeşmenin eski çeşme ile hiçbir benzerliği yok (H. 1158, M. 1745). "İstanbul Çeşmeleri" kitabında cami karşısında olduğu belirtilen bu çeşme, muhtarlık binası karşısında ve ulu çınarın dibindedir. "İstanbul Çeşme ve Sebilleri" kitabında çeşmenin yerinde bulunmadığı belirtilmiş olmasına karşın çeşmenin mevcudiyeti tespit edilmiştir. Çeşme iki üç kez onarım görünce eski hüviyetini kaybetti. Son onarım 1994 yılında Göçmen ailesi tarafından mermerden yapıldı ve çeşme bütünüyle değişti. Kitabede"Hayrat 1994" yazısı yer almaktadır. Çeşme Soğuksu memba suyundan akış almaktadır. Çeşmenin ilk kitabesi, muhtarlık binasında sergilenmekte olup kitabede şöyle yazmaktadır: Sahib - ül hayrat vel - hasenat el muhtaç ilâ/ Rahmet - i Rabbih - il gafur merhume ve mağfure/ Emetullah Hatun ruhuna el fâtiha" (115). )


- EMİRGAN ERMENİ MEZARLIĞI :

( Reşitpaşa mahallesinin çarşı içinde olup Rum ve Müslüman mezarlıkları ile yan yanadır. Tarihi mezarlıklardan biridir. )


- EMİRGAN İLKÖĞRETİM OKULU :

( Sarıyer'in en eski okullarından biri olup 1870'de Hidiv İsmail Paşa tarafından yaptırıldı. Önceleri dini eğitim verilen bir okuldu. 1881'de modern eğitime başladı. Bu okulda Mirgün - i Mektebi Rüştiye - i Zekkürin adı ile erkek ortaokulu olarak da eğitim verildi. 1934'te karma eğitime geçildi. 1960'da meydana gelen bir çökme nedeni ile okul kapatılmış 1970'de tekrar ilkokul olarak eğitim ve öğretime başlamış, 1986'da büyük onarım gören okul modern hale getirilmiş, bilahare ilköğretim okuluna dönüştürüldü. Üç katlı okul binası Emirgan'daki önemli tarihi eserlerdendir. )


- EMİRGAN KORUSU :

( Emirgan Korusu İstanbul'un önemli mesirelerinden biridir. Koru, Emirgan'ın kuzey batısındaki yamaç ve tepe üzerinde yer alır. Bu alan Bizans ve Osmanlılar dönemin servi ormanı ile kaplı idi. Bu alan 16. yy. da Nişancı Feridun Bey'e verilmiş ve "Feridun Paşa Bahçesi" olarak isimlendirilmişti. Sultan IV. Murat bahçeyi Emirgünoğlu Yusuf Paşa'ya vermiş ve burası "Emirgüne bahçesi", "Mirgün bahçesi", ve "Mirgün" olarak değişik isimle anılmıştır. Bu isimler zamanla Emirgan'a dönüşerek semtin ismi olarak kaldı. 19. yy.ın ikinci yarısında Sultan Abdülaziz (1861 - 1871) bu büyük araziye Mısır Hidivi İsmail Paşa'ya vermiş, Paşa da bu büyük alana 1871 - 1878 yılları arasında Sarı Köşk, Pembe Köşk ve Beyaz Köşk'ü yaptırdı. 472.000 m²'lik koruluk, İsmail Paşa'nın varislerinden Satvet Lütfi Tozan'dan, İstanbul Belediyesince 1943'te satın alınarak halka açıldı. İstanbul ve Sarıyer'in en gözde dinlence yeri olarak ihtiyaca cevap verecek biçimde tanzim edildi. Koruluk içindeki köşklerden Sarı Köşk 1979, Pembe Köşk 1982 ve Beyaz Köşk 1983'te restore edildiler. İçinde iki de gölet bulunan korulukta her yıl "Lale Bayramı" şenlikleri yapılmaktadır. Koruluk içinde 120 den fazla ağaç türü bulunmaktadır. )


- EMİRGAN MAHALLESİ :

( İlçenin deniz sahili mahallelerinden biri olup Baltalimanı, Fatih Sultan Mehmet, Reşitpaşa ve İstinye'den sınır alır. Bizans döneminde ismi Kiparodis olan (Kyparodes) idi. İsmin karşılığı ise "Servi" idi. Bu ismin verilmesinin nedeni yörenin servi ormanı ile çevrilmiş olmasıydı. Sultan IV. Murat (1623 - 1640) Revan seferine gittiğinde (1635), Revan Kumandanı Emirgüneoğlu Tahmasp Kulu Han hiç savaşmadan Osmanlılar safına geçti ve kaleyi teslim etti. Bu olaydan sonra IV. Murat Emirgüneoğlu'na vezirlik rütbesi vermiş, ismini de Yusuf Paşa olarak değiştirdi. Emirgan'daki büyük Nişancı Feridun Bey'in bahçesini ona bağışladı. Bahçeye'de Emirgüne Bahçesi" denildi. Semtin adı da Emirgan oldu. 1933 - 1934 yılları arasında Emirgan'a "Uluköy"adı verilmişse de bu isim tutmamış ve "Mirgün" olarak değiştirildi. Bilahare Emirgan'a dönüştü. 1992 nüfus sayımına göne mahallenin nüfusu 8.204'tür. )


- EMİRGAN MÜSLÜMAN MEZARLIĞI :

( Emirgan mezarlığı olarak bilinen Müslüman mezarlığı, Reşitpaşa mahallesi çarşı içindedir. Türk, Rum ve Ermeni mezarlıklarının üçü bir arada olup, tarihi mezarlardır. )


- EMİRGAN RUM MEZARLIĞI :

( Reşitpaşa mahallesinin çarşı içinde olup Müslüman ve Ermeni mezarlıkları ile yan yana olup, tarihi bir mezarlıktır. )


- EMİRGAN SPOR KULÜBÜ :

( 1949'da Hüseyin Sakaoğlu, Kemal Dalgıç, İsmail Ergün, Ahmet Sakaoğlu ve Todori Hocis tarafından kuruldu. Futbol ve voleybol dalında faaliyet gösteren kulüp, halen sadece futbol dalında yarışmalara katılmaktadır. Bu kulüpten; İsmail Alemdaroğlu, Mehmet Orman, Cevat Cantez, Şeref Köklü, Erdoğan Cantez, Adnan Kıstas, Ayhan Örslü gibi sporcular yetişti. )


- EMİRGAN VAPUR İSKELESİ :

( Emirgan vapur iskelesi semtin tarihi eserlerinden biriydi. Emirgan'da ilk vapur iskelesi 1851'de Şirket - i Hayriye vapurlarının Boğaziçi'ne yolcu taşımaları için ahşap olarak Emirgan Hamid - i Evvel Camii önündeki arsada yapılmış, 1900'da bugünkü yerine yenisi yapılmıştır. 1989'a kadar kullanılan iskele, sahil yolu düzenlemesi sırasında yıkıldı ise de 2001'de yeni vapur iskelesi yapılarak hizmete girdi. )


- EMİRGANI SEVENLER DERNEĞİ :

( Emirgan'da kurulan bir dernek olup, uzun zamandan beri her hangi bir çalışma yapmamakta olup gayri faaldir. )


- EMİRGANLILAR DERNEĞİ :

( 2008 yılında Kaya Soysal ile bir grup arkadaşı tarafından kurulan ve sosyal çalışmalar yapan bir dernektir. İlk Başkanı Kaya Soysal (2008 - 2010), sonraki altı dönem (2010 - 2016) Başkanlık yapan Hasan Saim Öztürk, halen başkanlık görevini ise Cafer Hergünsel 2016‘dan beri yürütmektedir. )


- EMİROĞLU, NEDİM (SARIYER, 1931) :

( Minibüs işletmeciliği yaptı. Uzun süre futbol oynadığı Sarıyer Spor Kulübü'nde 1 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. Kulübün Divan Kurulu Üyesidir. )


- EN BÜYÜK AÇIK HAVA MÜZESİ:
PETRA

( Ürdün'ün başkenti Amman'a 350 km. uzaklıkta bulunmaktadır. )


- EN BÜYÜK İN/MAĞARA -ile

( DEER CAVE ( Mulu - Borneo'da )


- EN BÜYÜK KENT ile EN BÜYÜK SURLU KENTLER

( HONOLULU
[Hawaii eyaletinde 1907'de çıkarılmış bir yasaya göre Honolulu Kenti ve Honolulu İdari Bölgesi(County) aynı yeri ifade ediyor. Honolulu kentinin Büyük Okyanus'ta, 2.400 km. boyunca uzanan Kuzeybatı Hawaii adalarının kalanını da kapsadığı ve 5.509 km²'yle en büyük yüzölçümüne sahip kent olduğu anlamına geliyor.]

İLE

* İSTANBUL
* ANTAKYA
* DİYARBAKIR )


- EN BÜYÜK (KERPİÇ) HÖYÜK -ile

( TEL BASAR HÖYÜĞÜ )


- EN BÜYÜK KUŞ HEYKELİ : JUDAYUPARA

( 61 m.[200 fit] uzunluğunda, 46 m.[150 fit] genişliğinde, 21 m.[70 fit] yüksekliğindedir ve 15.000 metrekarelik bir alanı kaplar. )

( )


- EN BÜYÜK MEYDAN -ile

( NAKŞE CİHAN [İRAN]
( ŞAH MEYDANI ya da İMAM MEYDANI olarak da bilinir. )
( Süsleri ve güzelliği ile ünlüdür. ) )


- EN BÜYÜK MONOLİT KİLİSE:
BİETA MEHDAN-I ÂLEM

( "Dünyanın kurtarıcısının evi" anlamına gelen kilise, Etiyopya'da bulunmaktadır. )


- EN BÜYÜK PAZAR -ile

( ÇARŞAMBA PAZARI (FATİH) )


- EN BÜYÜK RESİF:
CAIRNS

( Avustralya'dadır.
[İkincisi ise Yeni Kaledonya'nın en büyük adası olan Grande Terre'dedir.][65 milyon yıl önce Avustralya Gondwana Karası'ndan kopmuştur.] )


- EN BÜYÜK SARAY:
ISTANA SARAYI (BRUNEİ)

( 1980 - 1983 yılları arasında, Sultan Hassanal Bolkiah tarafından, 400 milyon dolar harcanarak yapılan saray, 16 hektarlık bir alan üzerinde inşâ edilmiş. )

( Sarayın 1788 odası ve 1500 araçlık park yeri bulunmaktadır. )

( Yemek salonunda aynı anda 500 kişi yemek yiyebilmektedir. )

( Korunması için kara ya da su yoluyla yaklaşılması bile olanaksız saray, sadece Ramazan ayı sonrasında ve sultanın "İyi ki varsın!" günü olan 15 Temmuz'da halka açılmaktadır. )

( Sarayın önünde, 1 km. uzunluğundaki Asean Parkı'nda, 5 Asya ülkesinin heykeltraşının birer yapıtı bulunmaktadır. )


- EN ÇEVRECİ OTEL:
KANDALAMA HOTEL

( Sri Lanka'nın Dambulla kasabasında bulunan otel, Sri Lanka'lı mimar Jeffrey Baova'nın, doğayı bozmamak üzere büyük özen göster(il)mesiyle, otelin yapımı sırasında, inşaata dozer sokulmadan ve hiç ağaç kesilmeden tamamlanmıştır. İnşaat, doğanın izin verdiği ölçüde ve yönde ilerlemiş. Bu yüzden, otelin görünümü, düzgün bir geometriye sahip değildir. Koridorlar, doğanın çizgisinde, zikzaklı bir biçimde sürmektedir.

Otelin atık suları, arıtıldıktan sonra, kapalı devre kullanılmaktadır. Yemek artıkları ise her gün civardaki çiftliklere gönderilmektedir.[Otel, bu uygulamayla, iki yıl üst üste çevre ödülü de almıştır.][Tebrikler ve teşekkürler!!!] )


- EN ÇOK ÖZKIYIM/İNTİHAR EDİLEN ÜLKE -ile

( LİTVANYA [2003'te Yüz binde 42][Dünya ortalamasının 3 katıdır.] )


- EN ÇOK KAPLANIN BULUNDUĞU YER -ile

( AMERİKA )


- EN ÇOK VEREN FAKAT EN AZ ALAN KENT:
POTOSİ

( Eskiden, Bolivya'nın Potosi kentindeki madenlerden, tonlarca altın, gümüş ve kalay çıkarılıyor olmasına karşın, aşırı gösteriş ve savurganlık hastalığındaki İspanyol toplumu, burada yaşayan halkı, dünyanın en yoksul kenti durumuna düşürmüştür.[500 yıl boyunca ve 1660 yılına kadar 185 ton altın, 16 milyon kilo gümüş taşınmış.][Ve en önemlisi, çok ağır/kötü çalışma şartlarına dayanamayan 8 milyon yerlinin de ölümüne neden olmuştur.][Altiplano'da, kentin dışında bulunan, "Cerro Rico"(Zengin Tepe) adındaki tepede, bu kişilere mezar olmuş 5.000 galeri bulunmaktadır.] )


- EN ÇOK YAĞMUR YAĞAN YER -ile

( ÇERAPUNÇİ [Yıllık ortalama 12.000 mm. yağış alır.] )

( Hindistan'ın Kuzeydoğu'sundadır. )


- EN ESKİ YERLEŞİM MERKEZİ -ile

( YARIMBURGAZ MAĞARASI )


- EN GÜZEL/ÖZEL YER/LER -ile

( * KAŞMİR )


- EN İYİ ile/ve/<>/>< EN KÖTÜ

( Çalışmaz. İLE/VE/<>/>< İşlemez. )

( Ümit et! İLE/VE/<>/>< Hazırlıklı ol! )

( Not works. VS./AND/<>/>< Not runs. )

( THE BEST vs./and/<>/>< THE WORST )


- EN KALABALIK KENT/LER:
MUMBAI ile TOKYO

( 12,8 milyonluk nüfusu ve 440 km²'lik yüzölçümüyle km² başına 29,042 kişi!

İLE

13,500 km² üzerinde yaşayan 35,2 milyon kişi.[eğer bütün anakent alanı dahil edilirse] )


- EN ÖNEMLİ MÜZE -ile

( ARKEOLOJİ MÜZESİ )


- EN SESSİZ ODA

( Dünya'nın En Sessiz Odası )


- EN UC NOKTA:
PUNTO ARENAS

( Güney Amerika'nın en uc noktasıdır ve Şili'nin, Antartika'ya açılan kapısıdır. )


- EN YÜKSEK YAPI:
BURJ KHALIFA

( 830 m. | Dubai - Birleşik Arap Emirlikleri )


- EN ile EN
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Aşağıya doğru eğimli yer. İLE Herhangi bir şeyin genişliği. )


- ENDER VİLLA OTELİ :

( Çayırbaşı'nda küçük parkın karşısında ve eski Çayırbaşı caddesi üzerinde Evrenos yalısı karşısında bulunan üç katlı taş bina uzun zaman Ender Villa adı ile otel olarak kullanıldı. Daha sonraları gazino ve daha değişik amaçlarla kullanılan bina mahallenin en bakımlı ve görkemli binalarından biri olup halen işyeri olarak kullanılmaktadır. )


- ENDERUN ile/||/<> ENDERÛN MEKTEBİ

( Devlet görevlilerini yetiştiren okul. İLE/||/<> Osmanlı Devleti'nde devlet görevlilerini yetiştirmek için sarayda açılan ve sadece devşirmelerin alındığı okul. )


- ENDERÛN[Fars.] ile/ve MÂBEYN[Ar.] ile/ve BİRÛN[Fars.]

( Saray mensubu. İLE/VE Arada olanlar. İLE/VE Taşra. )

( Demokrasi, yürütücü tetikçilerin gürültüsü [BİRÛN]; yönetici elitlerin derin sessizliğidir.[ENDERÛN] )

( Saraylarda, harem ve hazine dairelerinin bulunduğu yer. | Büyük sarayların iç bölümü. | Devlet görevlilerini yetiştiren okul. İLE/VE Ara. | Eski konaklarda, Harem ile Selâmlık arasındaki daire. | Sultan sarayında, mabeyncilerin bulunduğu daire. | Sultan sarayı. | İki kişi arasındaki soğukluk. İLE/VE Dışarı. | Dış, harici. | Fazla, dışarıda, hariçte. )


- ENE, ORHUN (ERZURUM, 1967) :

( Milli basketbolcu ve basketbol antrenörü. Büyükderelidir. Galatasaray Lisesinden mezun oldu. Basketbol kariyeri nedeni ile ekonomi tahsilini yarıda bıraktı. Çocuk yaşta basketbola başladı ve kısa zamanda milli takım formasını giydi. Basketbol yaşamı boyunca Ortaköy, Eczacıbaşı, Paşabahçe, Fenerbahçe, Ülkerspor, Galatasaray ve İTÜ takımlarında oynadı. 1988 ve 1989'da Eczacıbaşı ve 1995'te Ülkerspor'da oynarken üç kez şampiyonluk yaşadı. 1990 ve 1992'de Paşabahçe'de, 1993'te Fenerbahçe, 1994 ve 1996'da ise Ülkerspor'da oynarken play - off finali oynadı. 2003'te oyuncu olarak basketbol yaşamını noktaladı ve antrenörlük hayatına atıldı. Basketbol oynadığı süre içinde 202 kez milli takım formasını giyme başarısını gösterdi. 1987 yılında Lazkiye (Suriye) şehrinde düzenlenen Akdeniz Oyunlarında şampiyon olan takımda yer aldı ve altın madalya kazandı. 2001'de Avrupa Şampiyonasında ikinci olan takımda yer aldı ve gümüş madalya aldı. Ümit Milli Takım Baş Antrenörlüğü görevini uzun süre devam ettirdi. Ayrıca A. Milli takım antrenörlüğü daha sonrada A Milli Takım Baş antrenörü ve Banvit takımı Baş Antrenörü olarak görev yaptı. )


- ENES[< ÜNS >< VAHŞET] ile ENEZ(/E)

( Bağlantı/yakınlık kuran, bağlantıda olan. İLE Edirne'nin bir ilçesi. | Cılız, zayıf, güçsüz. )


- ENGEL(") ile/ve/değil/yerine/||/<> ENGEBE

( Bir şeyin gerçekleşmesini önleyen neden. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<> Deprem, yel, sel vb. iç ve dış etmenlerin etkisiyle oluşan yayla, ova, koyak, çukur, dağ vb. biçimlerin bütünü, yüzey biçimleri. )


- [hem, ne] ENGEL ile/ve/değil/yerine/hem de/ne de/||/<>/> KAYNAK

( [hem, ne] Kendimizden başka yoktur. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/HEM DE/NE DE/||/<>/> Kendimizden başka yoktur. )


- ENGEL ile PEKENT

( ... İLE Kolayca geçit vermeyen, aşılması çok güç doğal engel. )


- ENGES ile ...
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Yabancıymış gibi sağına soluna bakınan kişi. İLE ... )


- ENGİN, MEHMET FAHRİ EM. TUĞAMİRAL (SARIYER 1888 - 1970) :

( Sarıyer'de doğdu (1888). İlk ve orta öğrenimini tamamladıktan sonra 1902'de Bahriye Mektebi İdadisine girdi. 1906'da Bahriye Sınıfına geçti 1908'de Sınıf birincisi teğmen olarak mezun oldu. Mesudiye ve Asarı Tevfik zırhlıları ve Sultaniye vapuru ile Necmi Şevket Zırhlısında görev yaptı. 1910'de öğrenim için İngiltere'ye gitti. Rauf Orbay'ın komuta ettiği gemi ile Kızıldeniz, Akdeniz ve Adriyatik hareketlerine katıldı. Başarıları nedeni ile "Hamidiye Krovazörü Madalyası" ile ödüllendirildiler. İngiltere'ye ısmarlanan savaş gemilerine almak için giden ekipte yer aldı. İngiltere gemilere el koyunca yurda dönenler arasında oldu. Çanakkale Savaşları sırasında Barbaros Zırhlısında görev yaptı. 1917'de Alman Bahriyesinde incelemelerde bulunmak üzere Almanya'ya gönderildi. Hamidiye Gemisi Komutanlığı yaptı. Bir süre Padişah Vahdettin'in yaverliğini yaptı. Bu göreve Padişah'ın İstanbul'dan kaçışına kadar devam etti. Milli mücadeleye katılmadığı iddiası ile 1923'te açığa alındı. İtirazı üzerine tekrarlanan inceleme zorunda tekrar kendisine görev verildi ve çeşitli görevler üstlendi. Yavuz Zırhlısı Komutanı oldu. Deniz Harp Akademileri Komutanlığına getirildi.1936'da başlayan Montreux çalışmalarında Türk Delegasyonunun Danışmanlığını yaptı. Marmara Üssübahri ve Kocaeli Mevki Komutanı olarak görevlendirildi 1938'de ise emekli oldu. VI ve VII. Dönem de Samsun Milletvekili olarak görev yaptı. Refik Saydam Hükümetinde Ulaştırma Bakanlığı yaptı. Yazın hayatı da olan Fahri Engin'in yazıları Yakın Tarihimizin 3 ve 4. Ciltlerinde yayınlandı. 1970'de vefât etti. Rumelihisar'daki aile kabristanında gömülüdür. )


- ENGİN, MEHMET FAHRİ TÜMAMİRAL (1888 - 1970) :

( Bahriye mektebinden sonra İngiltere'de Portsmouth Mektebi'ni bitirdi. Donanma Deniz Harp Akademisi Komutanlığı (1928 - 1930), Denizbank Müşavirliği, V., VI. Ve VII. Dönem Samsun Milletvekilliği (1935 - 1946) ve Ulaştırma Bakanlığı (1941 - 1943) yaptı. )


- ENGİN ile ENGİN

( Ucu bucağı görünmeyecek kadar geniş. | Denizin kıyıdan çok uzaklarda bulunan geniş bölümü, açık deniz. İLE Değer ve fiyatı düşük olan. | Yüksekte olmayan, alçak yer. )


- ENHAR TIP MERKEZİ :

( Cumhuriyet mahallesinde olup sağlık hizmeti vermektedir. )


- ENKA SPOR KULÜBÜ :

( Enka Spor Kulübü 1983'te Enka Şirketi sahipleri Tarık Şara ve Sadi Gülçelik tarafından kuruldu. Tenis, Atletizm, Yüzme, Sutopu, Voleybol ve basketbol dallarında faaliyet göstermektedir. Enka spor Kulübü bünyesinde Türkiye, Avrupa ve Dünya çapında dereceler yapmış sporcular bulunmaktadır. 5 bin ve 10 metrede Olimpiyat ikinciliği kazanan Elvan Abeylegeese, yine çok dereceleri bulunan Tezeda Denyersa, Selahattin Çobanoğlu, Candeğer Kılıç, Eşref Apak, Binnaz Uslu, Serdar Tamaç, Berk Tuna, Esen Kızıldağ, Zübeyde Yıldız, Şevket Taş, Öznur Dursun, Pınar Saka gibi sporculara sahiptir. )


- ENKA VAKFI :

( ENKA Şirketi içinde kurulmuş olup faaliyetini burada sürdürmektedir. )


- ENLEM ile/ve BOYLAM/TUL[Ar.]

( )

( Enlem Farkı[111 km.] ile Uzaklık Hesaplama

Enlem farkı bulunurken verilen merkezler aynı yarımkürede ise büyük olan enlem derecesinden küçük olan çıkarılır. İLE/VE/>< Farklı yarımkürede olurlarsa enlem dereceleri toplanır.

A - B = ?
50 - 20 = 30 [enlem farkı]
30 x 111 = 3330 km.

İLE/VE/><

B + D = ?
20 + 15 = 35 [enlem farkı]
35 x 111 = 3885 km.

)

( LATITUDE vs./and LONGITUDE )


- ENTERNASYONAL değil/yerine/= ULUSLARARASI


- ENÜSTÜN, KAMURAN (İST. 1961) :

( Anadolu Gençlik kulübünden transfer edildi (1976) ve beş sezon (1976 - 1981) tescilli kaldığı Sarıyer'de 95 lig, 3 B takımlar ligi, 9 kupa olmak üzere 107 resmi ve 43 özel maçla birlikte toplam olarak 150 müsabaka oynadı. Lig maçlarında 10, kupa maçlarında 4 ve özel maçlarda da 14 gol ile birlikte toplam kulübü adına 28 gol kaydetti. )


- ERASLAN, PROF. DR. İSMAİL (AFYON, 1917 - 2008) :

( Üniversitesi öğretim üyesi. İlkokul, ortaokul öğrenimini Afyon'da tamamladı. 1934 yılında Yüksek Ziraat Enstitüsü Orman Fakültesinden 1938'de mezun oldu. Bir yıl süren askerlik görev inden sonra 30.12.1939'da Orman Fakültesi Orman Mahsullerini Kıymetlendirme Enstitüsünde asistan olarak göreve başladı. 31.03.1947'de "Doğu Ladininin Teknik Vasıfları ve k>ulanma Yerleri Hakkında Araştırmalar" adlı doktora tezini doktor unvanını aldı. Bu doktora çalışması İ.Ü. Orman Fakültesinde hazırlanan ilk doktora çalışmasıdır. Doktora sonrası 05.01.1948 tarihinde Orman Politikası ve Orman Amenajmanı Enstitüsü asistanlığına nakledildi. 1952 yılında "Trakya ve Bilhassa Demirköy Mıntıkası Meşe Ormanlarının Amenajman Esasları Hakkında Araştırmalar" adlı doçentlik tezini hazırlayarak doçent unvanını kazandı. 21.04.1959'da Profesörlüğe yükseltildi. Asistanlığı döneminde Prof. Dr. Weber, Prof. Dr. A. Chenchin'in ve Prof. Dr. F. Heske gibi yabancı hocaların derslerini ve ders notlarını Türkçeye çevirdi. Akademik çalışmalarının yanı sıra Orman Fakültesi yönetiminde de çok çeşitli görevler üstlendi. 1966 - 1967 yıllarında Fakülte Yönetim Kurulu Üyeliği, 1972 - 1974 tarihleri arasında Dekanlık görevi yaptı ve 1959 - 1973 yolları arasında üç dönem İstanbul Üniversitesi Senatosu üyeliği görevinde bulundu. Ayrıca Ünivesitelerarası Kurul tarafından 1976 yılında Orman Eğitim Konseyi Başkanlığına seçilmiş ve bu görevini 1981 yılına kadar sürdürmüştür. Kitapları: Tensil Sahası Amenajmanı Metodunun Fransa'da ve Türkiye'de Tatbikatı ile varılan sonuçlar", "Yaş Sınıfları Uygulaması", " Orman Amenajmanı", "Umumi ve Türkiye'de Amenajman Bilgisi", "Aynı Yaşlı Ormanlarda Minimal İşletme Sınıfı Alanının Tespiti Hakkında Araştırmalar", "Belgrad Ormanının Amenajmanında Uygulanan Envanter Metotları (Abdülkadir Kalıpsız ile birlikte)", "Aynı Yaşlı Ormanlarda İç Taksimatın Yapılması Esasları ve Tekniği", "Türkiye'deki Devlet Ormanlarında İdare Amaçları Tespitinin Hukuki Teorik ve Pratik Esasları". Ayrıca pek çok bilimsel makalesi yayımlandı. )


- ERATOSTHENES ve/||/<>/> STRABON

( M.Ö. 276 - 194 ve/||/<>/> M.Ö. 63 - M.S. 23 )

( Ἐρατοσθένης VE/||/<>/> Στράβων )


- ERÂZÎ/ARÂZÎ[Ar.] ile ERÂZİL[Ar. < ERZEL]

( Yerler, topraklar. İLE Reziller, namussuzlar, yüzsüzler. )


- ERBAA -ile

( DÖRT )


- ERBAA ile/||/<> ETRÂF-I ERBAASI

( Dört. İLE/||/<> Dört tarafı. )


- ERBAŞ, MUZAFFER (İST. 1918 - 1978) :

( Sarıyerli, kunduracı. Sarıyer Spor Kulübünün on dört kurucusundan biridir. Üyesi olduğu Sarıyer S. K. de 8 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. Hem amatörlük ve hem de profesyonellik dönemlerinde kulüpte yöneticilik yapan birkaç kişiden biridir. Sarıyer Spor Kulübünün Divan Üyesiydi ve kulüpten "Hizmet Armağanı" ödülünü aldı (1970). )


- ERBİL, CİHAT (ALPULU, 1946) :

( Alpulu Şekerspor'dan transfer edildi. Sarıyer'de bir sezon tescilli kaldı ve 29 lig, 4 kupa ve 2 turnuva maçı olmak üzere 35 resmi ve 4 özel maçla birlikte 39 müsabaka oynadı. Lig maçlarında takımına 1 gol kazandırdı. Mersin İdman Yurdu Kulübüne transfer ederek Sarıyer'den ayrıldı. Antrenör ve teknik adam olarak değişik kulüplerde görev yaptı. )


- ERBİL, MEHMET ALİ (İST. 1957) :

( Yeniköylü olup, Tiyatro sanatçısı Saadettin Erbil'in oğludur. İlk ve orta öğretimini İstanbul, Ankara ve Balıkesir'de yaptı. 1970'de Ankara Devlet Konservatuarı Tiyatro Yüksek Bölümüne yatılı olarak girdi. Bu dönemde Devlet Tiyatrosunda konuk oyuncu olarak başrolde "En İyi Tiyatro Ödülü" nü kazandı. Mezun olduktan sonda Devlet Tiyatrosunda çalıştı ve başta "Küheylan" olmak üzere pek çok oyunda oynadı. TRT ve özel kanallarda ATV, İnterStar, Kanal D, Kanal 6, Show ve Fox gibi kanallarda show programları yaptı. Pek çok TV dizisinde rol aldı. Dünyada sadece 100 kişide bulunan "Kaçış sendromu" hastasıdır. Oynadığı önemli tiyatrolar. Artiz Mektebi, Bin Yıl Önce Bin yıl Sonra, Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım ve Küheylan. Ayrıca; Aşkım Aşkım, Maskeli Beşler, Yıldızlar Savaşı, Emret Komutanım, Dünyayı Kurtaran Adamın Oğlu, Keloğlan Karaprens'e Karşı, Hababam Sınıfı Üçbuçuk, Maskeli Beşler İntikam Peşinde, Hırsız Var, Hababam Sınıfı Askerde, Habamam Sınıfı Merhaba, Teberik Şanssız, Ömercip, Büyümüş de Küçülmüş, En Son Babalar Duyar, Hastayım Doktor, Hemşo, Kahpe Bizans, Tatlı Kaçıklar, Bay E, Hülya, Hababam Sınıfı Güle Güle, Aş Dediğin Laftır, Şıpsevdi, Harakiri, Sevmek ve Ölmek Zamanı ve Ece gibi dizi ve filmlerde oynadı. )


- ERBİL, SAADETTİN (İST. 1925 - 1997) :

( Yeniköylüdür. Kabataş Lisesinden mezun oldu. Tiyatroya Sarıyer Halkevinde başladı. 1940 yılında Sarıyer halkevinde oynadığı "Kanun Adamı" oyunu ile sahne hayatı başladı. 1943'te İstanbul Şehir Tiyatrolarına girdi. 1954'te Raşit Rıza topluluğuna geçti, 1957'de Aziz Basmacı, Kenan Büke ile birlikte Bulvar Tiyatrosunu kurdular. Ses Tiyatrosu, Küçük Tiyatro ve Münir Özkul tiyatrolarında çalıştı. Tiyatro dışında sinemada da çalıştı. Çizgi Film ve televizyon dizilerine kadar seslendirme ve seslendirme yönetmenliği yaptı. Tiyatro'da oynadığı oyunlar arasında; Cimri, Sevgili Gölge, Nasıl Hoşunuza Giderse, Garsonyer, Bana Çiçek Yollama, Atinalı Simon ve Leyla'nın Ömrü oyunları özel bir yer tutar. Sinemada ise; Bana Çiçek yolla, Dokuz Dağın Efesi, Kalpaklılar, Halk Çocuğu, Yedi Kocalı Hürmüz gibi filmlerde rol aldı. Pek çok sanatçıyı seslendirdi. )


- ERBİLGİN YALISI :

( Yeniköy Köybaşı Caddesi üzerinde 141 kapı No.lu yalı Boğaziçi'nin en muhteşem yalısıdır. Yalı 1880'de yapılmış ilk sahibi Varki Vartaks Efendi'dir. Bina 1912'de büyük onarım gördü. Sahibinin ölümü üzerine yalıya Teşkilat - ı Umumiye Nazırı Ahmet Münip Paşa sahip oldu. Sultan II. Abdülhamid 1911'de yalıyı oğlu Şehzade Burhanettin Efendi için satın aldı. Burhanettin Efendi İstanbul'dan ayrılmadan önce yalıyı Mısırlı Ahmet İhsan Beye sattı. 1984'te yalı satın alma yoluyla Müfit Erbilgin'e geçti. Yalı Erbilgin tarafından 1987'de onarıma ayındı ve 1999'de tamamlandı. Yalı önce Şehzade Burhanettin Yalısı, sonra Mısırlılar Yalısı ve daha sonra da Erbilgin yalısı olarak tanındı. Yalının 64 odası ve 60 metrelik rıhtımı bulunmaktadır. Dünyanın en pahalı on yalısından biridir. Yalı yüksek fiyatla Katarlılara satılarak elden çıkarıldı. )


- ERCAN, M. HASİP (GAZİANTEP, 1942) :

( Ankara Yüksek Teknik Öğretmen Okulunu bitirdi. Milli Eğitim Bakanlığı Teşkilatında değişik görevlerde bulundu. Kemal Ulusu başkanlığındaki Futbol Federasyonunda yönetim kurulu üyesi olarak çalıştı. Sarıyer Spor Kulübü'nde 3 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. Kulübün Divan Kurulu Üyesidir. )


- ERDA, İLHAMİ (TAVŞANLI, 1932) :

( Altay'dan transfer edildi ve dört sezon (1958 - 1962) Sarıyer'de tescilli kaldı. Sarıyer'de 62 lig, 1 kupa olmak üzere 63 resmi ve 8 özel maçla birlikte 71 maçta forma giydi. Lig maçlarında takımına 1 gol kazandırdı. )


- ERDEM, ÇETİN (DÜZCE, 1937) :

( Üniversite Yöneticisi. İlk ve orta öğrenimini Düzce'de yaptı, Liseyi Bolu'da okudu ve 1957'de Gazi Eğitim Enstitüsünün Beden Eğitimi Bölümünde okudu ve 1960'da mezun oldu. Bir süre Aksaray Lisesinde çalıştıktan sonra askerlik görevini yaptı, terhisi ile birlikte tekrar aynı okula öğretmen olarak atandı. Bu görevinden istifa ederek 1965'te Orman Bakanlığının Düzce'deki Orman Tekniker Okuluna geçti ve bu okul kapanana kadar burada görev yaptı. Bilahare gelen teklif üzerine İ.Ü. Orman Fakültesi, Fakülte Sekreterliğine 1972'de atandı ve bu görevini emekli olduğu 1999 yılına kadar devam ettirdi. Fakülte tüm yönetimini sağlarken aynı zamanda fakülte futbol takımının başında antrenör olarak bulundu ve 1985 ve 1992 yıllarında iki kez üniversite şampiyonluğunun kazanılmasını sağladı. Düzcespor kulübünde profesyonel futbolcu (Kaleci) olarak yıllarca oynadı ve futbolu bıraktıktan sonra bu kulübün teknik heyetinde yer alarak takımın çalışmalarına öğretici ve eğitici olarak görev yaptı. )


- ERDEM, İSMAİL (SİVAS, 1967) :

( Mali müşavir. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi İşletme Bölümünden mezun oldu ve mali müşavir olarak (1989)iş hayatına atıldı. 1999'da kendi müşavirlik bürosunu kurdu. Siyasete CHP saflarında başladı ve 2004 - 2009 döneminde CHP den Çekmeköy Belediye Meclis üyesi olarak seçildi. 2014 - 2019 yerel seçimlerinde bu kez Sarıyer'de CHP Belediye Meclisi üyesi seçildi. Dönem boyunca Sarıyer Belediye Başkan Yardımcısı olarak görev yaptı. Her dönem Sosyal hayatın içinde oldu ve Kangal Dernekler Federasyonunun, Sivas Platformunun ve Sivas Konfederasyonunun kurucu üyesi olarak görev yaptı. )


- ERDEM, NECDET (İST. 1914) :

( Ankara Hukuk Fakültesi'nden mezun oldu. Uzun süre Fenerbahçe'de futbol oynadı. Galatasaray'da kulübüne transfer oldu ve futbol, voleybol, basketbol, atletizm, yelken ve kürek dallarında yarışmalara katıldı. Bükreş'te yapılan VIII. Balkan oyunlarında atletizm milli takımında yüksek ve cirit dallarında yarışarak milli formayı giydi (1937). Galatasaray'da yönetim kurulu üyesi olarak hizmet yaptı. Sarıyer Spor Kulübü'nde 1 dönem yönetim kurulu üyesi 1 dönemde kulüp başkanı olarak görev yaptı. Sarıyer, Fenerbahçe, Galatasaray, Vefa, İstanbul Spor ve Feriköy kulüplerinde antrenör ve teknik direktörlük yaptı. Hasan Polat (1955) ve Faik Gökay (1960)'n Başkanı olduğu futbol federasyonunda yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. Sarıyer Spor Kulübü Divan Kurulu üyesidir. )


- ERDEM, PROF. DR. REFİK (İST. 1912 - 1998) :

( Üniversite öğretim üyesi. İlk ve orta öğretimini İstanbul'da tamamladı. 1931 yılında girdiği Yüksek Orman Okulundan 1934'te Yüksek Orman Mühendisi olarak mezun oldu. 1935'te Almanya'ya gönderildi ve Dresten kentinde Tharandt Yüksek Orman Okulundan mezun oldu. Aynı okulda Prof. Dr. Heinrich Prell'in yanında "Türkiye'de Çamkese Böceği Mücadelesine Esas Teşkil Etmek Üzere Temas Zehirlerinin thaumetopoea pinivora Tırtıllları Üzerindeki Tesirine Ait Araştırmalar" çalışmasına başladı. Bu sırada II. Dünya Savaşı başlayınca doktora çalışmasını yarıda bırakarak yurda döndü. 1940'da tekrar Almanya'ya gitti ve 1941'de doktora çalışmasını tamamlayarak "Doktor" unvanını aldı. 1940'da tekrar Almanya'ya gitti ve 1941'de doktora çalışmasını tamamlayarak "Doktor" unvanını aldı. Yurda döndükten sonra bir süre YZE. Orman Fakültesinde bir süre asistan olarak çalıştı ve 1941 - 1944 yılları arasında askerlik göreni yerine getirdi. Askerliğini takiben 1946'da Şef asistanlığa atandı. 1950'de hazırladığı "Türkiye'de Kestane Sebepleri ve ve Savaş İmkânları" konulu Doçentlik çalışması ile "Doçent" unvanını aldı. 10.02.2958 tarihinde profesörlüğe yükseltildi. Akademik çalışmaları yanında 1962 - 1964 arasında Orman Fakültesi Dekanlığı yaptı. Ayrıca Orman Fakültesi Yönetim Kurulu üyeliği, İ. Ü. Senato Üyeliği, Orman Entomoloji ve Koruma Kürsüsü Başkanlığı görevlerinde bulundu. )


- ERDEM, ZEYNEL ABİDİN (MARDİN, 1944) :

( Üniversite öğrenimini tamamladıktan sonra Mühendis olarak iş hayatına atıldı. Şirketlerini Erdem Holding bünyesinde topladı. Sarıyer Spor Kulübü'nde 1 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. )


- ERDİNÇ, H. YILDIRIM (SARIYER, 1934) :

( Sarıyer altyapısından yetişti. Hem amatörlük ve hem de profesyonellik döneminde Sarıyer'de oynayan futbolcularından biridir. Profesyonelliğin kabul edildiği ilk sezonda (1956/57) takımının 15 lig maçında oynadı. Aynı sezon futbolu bıraktı. )


- ERDİNÇ, YUSUF İZZETTİN (YALOVA, 1892 - 1962) :

( Sarıyerlidir. Bakkallık yapıyordu. Hacı Müezzin Mehmet Raci Efendi'den muhtarlığı devralmış (1938) ve uzun yıllar (1957) devam ettirdi. Milli Mücadele sırasında Sarıyer'de M.M. Grubu içinde yoğun çalışmalar yaptı. Anadolu'ya silah ve cephane kaçırılmasında görev aldı. Av. Aziz Özgür ile birlikte İngilizlerce tutuklanıp Kroker Otelinde günlerce işkence gördü. Kürt Nemrut Mustafa'nın Başkanı olduğu Harp Divanında idam talebi ile yargılandı. Dede Yusuf'un gayretleri ile kurtarıldılar. )


- ERDOĞAN, HALİL (İST. 1953) :

( Anadolu Gençlik Kulübünden transfer edildi ve bir sezon (1976/77) tescilli kaldığı Sarıyer'de 24 lig ve 2 özel maç olmak üzere 25 maçta oynadı. Lig maçlarında 3 özel maçlarda 1 olmak üzere 4 gol takımına kazandırdı. )


- ERDOĞAN, M. ALİ (GÜNEYSU, 1963) :

( Sarıyer/Kilyos'ta ikamet etmektedir. Ticaretle uğraşmakta olup, İl Genel Meclis üyesidir. )


- EREN, ERDEN (BİTLİS, 1955) :

( Beşiktaş'tan kiralandı ve bir sezon (1975/76) Sarıyer'de tescilli kaldı. 26 lig ve 4 kupa maçı olmak üzere 30 resmi ve 6 özel maçla birlikte toplam 36 maçta Sarıyer forması giydi. Lig maçlarında 3, özel maçlarda 2 olmak üzere takımına 5 gol kazandırdı. Teknik eleman olarak görev yapmaktadır. )


- ERER, TEKİN (ARTVİN, 1921 - 1997) :

( İlkokulu Artvin'de, Ortaokulu Kars'ta, Liseyi İstanbul'da bitirdi. İstanbul Üniversitesinde öğrenim gördü. 1937 yılında Vatan gazetesinde gazeteciliğe başladı. Uzun yıllar Havadis Gazetesinde köşe yazıları yazdı. 1965 seçimlerinde İstanbul'dan Adalet Partisi milletvekili seçildi ve iki dönem milletvekilliği yaptı. Gazeteciler Cemiyeti'nin 1992'de Burhan Felek Basın Hizmet Ödülüne layık görüldü. Basında Kavgalar, Türkiye'de Parti Kavgaları, Yassıada ve Sonrası, Kızıl Tehlike I ve II, Çin'de Neler Gördüm, Lider Demirel, Hayatımdan Esintiler isimlerini taşıyan otuzdan fazla kitabı var. Uzun yıllar Büyükdere'de ikamet etti. )


- ERGENÇ, ASLI AYDIN (İST. 1977) :

( Rumelihisarlıdır. Yüksek Öğrenimini atletizm ile birlikte yürüttü. Fenerbahçe Spor Kulübünde atletizm yaptı. 110 m engellide rekortmen atletlerden biridir. Pek çok kez milli formayı giydi. )


- ERGİN, CEVAT (İNEBOLU, 1962) :

( Okmeydanı Spor Kulübünden transfer edildi ve iki sezon (1981 - 1983) tescilli kaldığı Sarıyer S.K. nün 21 lig, 4 kupa ve 2 turnuva olmak üzere 27 resmi ve ayrıca 17 özel maçla birlikte toplam olarak 44 maçında oynadı. Kupa maçlarında 1 ve özel maçlarda 2 gol atarak takımına üç gol kazandırdı. )


- ERGİN, ŞEMSETTİN (ÇARŞAMBA/SAMSUN, 1957) :

( Sarıyer Belediyesinin düzenlediği Edebiyat Günlerine katılan Sarıyerli yazarlardan biridir. İmam Hatip lisesini bitirdikten sonra bir süre Medrese eğitimi gördü. Bilahare Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesinden mezun oldu (1979). Müzikli de ilgilendi. Yurt dışında Din Görevlisi olarak bulundu ve Münih ile Viyana'da görev yaptı. Viyana'da kaldığı yıllarda Federasyon Başkanlığı ve müşavirlik vekaletlerinde bulundu. Avrupa Diyanet dergisinde dört yıl muhabirlik yaptı. Hakses Dergisinde makale ve hutbeleri yayınlanmaktadır. Uzun bir zamandan beri Emirgan'daki Emirgan Camii olarak da bilinen Hamid - i Evvel Camiinde İmam Hatip olarak görev yapmaktadır. "Emirgan Cami Tarihçesi ve Emirgan Tarihi 2010", "Telli Baba 2012", "Ana ve Baba'ya İtaat" ve "Ayetler ve Hadisler Işığında Genç Adaklar Sohbetler 2014" kitapları yayınlanmıştır. )


- ERGİN, SİNAN (AKÇAABAT, 1964) :

( Ankaragücü'nden transfer edildi ve bir sezon (1993/94) Sarıyer'de tescilli kaldı. 14 lig ve 17 özel maç olmak üzere 31 maçta oynadı. Özel maçlarda 6 gol attı. 2 kez Ümit, 3 kez Amatör ve 7 kez de A Genç Milli takım forması olmak üzere 134 kez milli oldu. TFF da yaş gruplarında ve değişik kulüplerde teknik elemen ve Beşiktaş'ta menajer, yorumcu olarak TV'lerde görev yaptı. )


- ERGÜL, HÜSEYİN :

( Çayırbaşı Mahallesinde muhtar olarak görev yaptı. )


- ERGÜVEN, SERGAL (İST. 1943) :

( İnşaat Mühendisi olarak iş hayatına atıldı. Profilo Holding'te göreve başladı ve halen bu görevini aynı yerde devam ettirmektedir. Sarıyer Spor Kulübü'ne Bandırmaspor'dan kiralandı. Sonra da transfer edildi ve 6 sezon (1966 - 1972) Sarıyer'de tescilli kaldı. Bu süre içinde 71 lig, 1 B takımlar ligi, 4 kupa, 1 turnuva olmak üzere 77 resmi ve 7 özel maçla birlikte toplam olarak 84 maçta Sarıyer forması giydi. )


- ERGÜVEN, ŞEVKİ (İST. 1968) :

( Sarıyer altyapısından yetişti ve profesyonel takım kadrosuna alındı (1968). 27 lig, 17 amatör lig, 2 kupa maçı olmak üzere 46 resmi ve 28 özel maçla birlikte 74 maçta Sarıyer forması giydi. Takımına 11 gol kazandırdı. )


- ERİK ile/ve/||/<> YÖRÜK

( Bahçeden uzak. İLE/VE/||/<> Kentten uzak. )


- ERİM ile ERİM

( Bir şeyin erebileceği uzaklık, menzil. İLE İyi bir şeye işaret olan durum, beşaret. )


- ERİMLİ, SABRİ (SARIYER, 1923 - 1999) :

( Sarıyer'in kuruluşundaki ilk takımında futbol oynadı. Uzun Süre Zonguldak'ta Kömürspor'da oynadıktan sonra Sarıyer'e döndü ve 2 dönem yönetim kurulunda bulundu. Sarıyer Spor Kulübü Divan Kurulu Üyesiydi. )


- ERİMTAN, NEJAT (İST. 1917 - 1998) :

( Yüksek tahsilini Almanya'da yaptı. Uzun yıllar Galatasaray Spor Kulübü'nde yönetici olarak görev yaptı. Sarıyer Spor Kulübü'nde 1 dönem başkanlık yaptı. )


- ERİŞİRGİL KÖŞKÜ :

( Yenimahalle çarşı içinde Kaptan - ı Derya Gazi Hasan Paşa Çeşmesi karşısındadır. Bir Rum'a ait olan bu köşk Prof. Dr. Emin Erişirgil tarafından satın alındı. Köşk birkaç kez el değiştirdi. Köşkün 20. yy. başında yapıldığı sanılıyor. )


- ERİŞMEK ile/ve/||/<> YETİŞMEK


- ERKAN, H. HALDUN (KONYA, 1928) :

( Üniversiteden Kimya Mühendisi olarak mezun oldu. Çeşitli kurumlarda üst düzeyde yönetici olarak çalıştı. Sarıyer Spor Kulübü'nde 2 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. Kulübün Divan Kurulu Üyesidir. )


- ERKAN, M. ALİ (İST. 1920 - 1986) :

( Üniversite tahsilini tamamladıktan sonra bankacı olarak iş hayatına atıldı ve emekli oldu. Sarıyer Spor Kulübü'nde bir dönem başkan olarak görev yaptı. )


- ERKAN, MUSTAFA ALİ (İST. 1920 - 1986) :

( Sarıyerlidir. Üniversite eğitimini tamamladıktan sonra bankacı olarak iş hayatına atıldı ve emekli oldu. Emekliliği sırasında Bodrum'da restaurant açarak iş hayatına serbest olarak devam etti. Sarıyer Spor Kulübünde iki dönem görev yaptı. Birinci döneminde (1957 - 1958) yönetici olarak, ikinci döneminde (1958 - 1059) kulüp başkanlığı görevini yürüttü. )


- ERKAN, SEDAT (BALIKESİR, 1970) :

( Kütahyaspor'dan transfer edildi ve iki sezon (1998 - 2000) Sarıyer'de tescilli kaldı. Bu süre içerisinde 44 lig, 4 kupa, 1 turnuva maçı olmak üzere 49 resmi ve ayrıca 24 özel maçla birlikte toplam olarak 73 maçta lacivert - beyazlı formayı giydi. )


- ERKAPTAN (ERSİN), İCLAL :

( Yeniköy'de ikamet eden, Erkan - ı Harbiye mirlivalığından emekli Ali Rıza Paşa'nın kızı olup, cumhuriyetin ilk iktisat doktoru ve ilk banka müdürüdür. )


- ERKETE[argo] -ile

( Dikiz. [Erketeye yatmak.] | Gözcü. )


- ERKİN, ENGİN (ZONGULDAK, 1936) :

( İlkokulu Zonguldak'ta, orta ve liseyi İstanbul'da tamamladı. 1960'da MSÜ. Güzel Sanatlar Mimarlık Fakültesinden mezun oldu. İstanbul Belediyesi İmar Müdürlüğünde 1 yıl çalıştı. 1961 - 1964 Almanya'da çeşitli belediyelerde yapı bölümlerinde proje mimarı olarak çalıştı. 1964 - 1973 yılları arasında İmar İskan Bakanlığında Planlama ve İmar Genel Müdür ve Bölge Planlama Proje Baş Uzmanlığı yaptı. 1979 - 1983 yılları arasında ODTÜ ve 1984 - 1997 de MSÜ. de öğretim görevlisi olarak çalıştı. Yayınlanmış 1 kitabı ve 3 tebliği var. Siyasete CHP'de başladı ve Kadınlar kolunda çalıştı. Sarıyer Belediye Meclisi ve İstanbul B.Ş.Belediye Meclis Üyesidir. )


- ERKİN, KEMAL PROF. DR. (BÜYÜKADA, 1910 - 1989) :

( 1930'da Galatasaray Lisesini bitirdikten sonra Fransa'da "Ecole Naitonale des Eaux et Forets" de ormancılık öğrenimi gördü. Buradan 1933 yılında mezun oldu. Münih Teknik Üniversitesinde, Ölçme Bilgisi Bölümüne devam etti ve 1935'te yurda döndü. 1937 yılına kadar Orman Genel Müdürlüğünde görev yaptı. Bu dönemde 3116 sayılı Orman Kanununun çıkarılması çalışmalarında etkin rol üstlendi ve kanunun çıkarılması sağlandı. Askerlik görevini tamamladıktan sonra Bolu'da açılmış olan "Orta Orman Mektebi" ne atandı ve okulda 1944 yılına kadar görev yaptı. 1948'de "Seben Mıntıkası Sarıçamları Üzerinde Hacım, Şekil Modu ve Genel Olarak Hasılat Araştırmaları" adlı tezi "Doktor", 1954'te "Barometrik Nivetman Çifte İstasyon Metodu" konulu tezi ile de Doçent unvanını aldı. 1960 profesörlüğe yükseltildi, 1961'de Geodezi ve Fotogrametri Kürsüsü Başkanlığına atandı. 1960 ve 1968 tarihlerinde iki kez Orman Fakültesi Dekanlığına seçildi. 1980'de emekli oldu. )


- ERKİN, PROF. DR. KEMAL (BÜYÜKADA/İST. 1910 - 1989) :

( Büyükada da (İstanbul) doğdu (1910). Yenimahalle/Sarıyerlidir. Galatasaray lisesini bitirdi (1930), aynı yıl gittiği Fransa'da Nancy'da "Ecole Naitornale des Eaux et Forets" de ormancılık öğrenimi gördü, buradan 1933'te mezun oldu sonra da Almanya'ya gitti. Almanya'da Münih Teknik Üniversitesinde, Ölçme Bilgisi Bölümüne devam etti ve 1935 yılında yurda döndü. 3116 sayılı Orman Yasasının hazırlanmasına yardımcı oldu. 1938'de Bolu'da açılmış olan "Orta Orman Mektebi" ne atandı. Bu okulda 1944 yılına kadar görev yaptı."Seben Mıntıkası Sarıçamları Üzerinde Hacim. Şekil Modu ve Genel Olarak Hasılat Araştırmaları" adlı tezi ile doktor, 1954'te de "Barometrik Nivelman Çifte İstasyon Metodu" adlı tezi ile Doçent ünvanını aldı. 1960 yılında profesörlüğe yükseltildi. 1961'de Geodezi ve Fotogrametri Kürsüsüne Başkan olarak atandı. 2 dönem İ.Ü. Orman Fakültesi Dekanlığı yaptı, 1980'de emekli oldu. )


- ERKOVAN, ADİL (İST. 1915 – 1991) :

( Büyükderelidir. Şöhretli bir berberdi, Gençliğinde Fenerbahçe'de futbol oynadı. Sarıyer Gençlik Mahfilinde de oynadıktan sonra 1946 da kurulan Büyükdere spor Kulübünde oynadı, zamanla yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. Üyesi olduğu Sarıyer Spor Kulübünde bir dönem (1947 - 1948) görev yaptı. )


- ERKSİN, REŞİT (İST. 1916 - ?) :

( Sarıyerlidir. Armatör olarak iş hayatı sırasında üyesi olduğu Sarıyer Spor Kulübünde bir dönem (1948 - 1949) Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yaptı. )


- ERMAN, AYHAN (BURDUR, 1928 - 1996) :

( Sarıyer'de futbola başladı ve Fenerbahçe'ye transfer etti. 1950'de yine Sarıyer'e geldi. Sarıyer'in hem amatör ve hem de profesyonellik döneminde oynayan birkaç futbolcudan biridir. 1967 yılına kadar Sarıyer'de tescilli kaldı. Sarıyer'de 64 lig ve 27 özel maç olmak üzere 91 maçta lacivert - beyazlı formayı giydi. Antrenör olarak Sarıyer, Beykoz ve Beşiktaş'ta çalıştı. Bilahare Teknik Direktör olarak uzun yıllar Sarıyer'de görev yaptı. Yine yıllarca Sağır ve Dilsizler Milli Takımlar Teknik Direktörlüğünde bulundu. TFF'nun tertiplediği antrenör ve teknik direktör kurslarında öğretim görevlisi ve kurs direktörü, Sarıyer Spor Kulübü yönetim kurulunda 7 dönem yönetici olarak görev yaptı. Sarıyer Spor Kulübü Divan Kurulu üyesidir. Futbol Antrenörleri Derneği kurucularından biridir. İASKF (İstanbul Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu) dan "Türk Futboluna Hizmet", Sarıyer Spor Kulübünden "Hizmet Armağanı" ve "Onur Plaketi" ödüllerini aldı. )


- ERMENİ KİLİSESİ AYAZMASI :

( Büyükdere'de Çayırbaşı caddesi üzerinde ve Sarıyer Belediyesi Hekimliğinin karşısındaki bahçe içindeki iki katlı küçük bir evin içindedir. )


- ERMENİ KİLİSESİ ÇEŞMESİ :

( Boyacıköy Ermeni Kilisesinin karşısındaki bahçe duvarında bulunan çeşmenin (M.1854) düz iki mermer sütun arasına sade bir ayna taşı vardır. Çeşmenin sütun başlıklarının üzerine Ermenice yazılmış olan kitabesi yer almaktadır. )


- ERMENİ MEZARLIĞI :

( Rumelihisarı'ndaki Ermeni mezarlığı üst kısımlarda, Durmuş Dede sokaktaki Santukhd (Surp) Ermeni Kilisesi kampüsü içindedir. )


- ERMENİ MEZARLIĞI :

( Yeniköy'ün üst kısımlarında ve şehitliğin arkasında hakim bir tepenin üzerindedir. )


- ERMENİLERİN YALISI/ ÖMER KIRAN YALISI :

( Yenimahalle Karakütük caddesi üzerindeki bu yalıya Ermenilerin yalısı denirdi. II. Dünya Savaşı sırasında bu yalı 58. Alayın karargâhı olarak kullanıldı. Alt katında askeri fırın bulunuyordu. Yalı bilahare Ömer Kıran tarafından satın alındı ve aslına sadık kalınarak onarıldı. )


- ERMETİN, İSMET (İST. 1927 - ) :

( Eskişehir Pilot Okulunda Okudu. Sarıyer Spor Kulübü'nde futbol oynadı, ayrıca bir dönem yönetim kurulunda görev aldı. İstanbul Belediye Meclisi üyesi olarak üç dönem görev yaptı. )


- EROL GÜNAYDIN YAŞAM PARKI :

( Darüşşafaka Mahallesindedir. 2.291,43 m²'lik bir alanı kapsamaktadır. 1.459,00 m²'lik yeşil alana sahiptir, 173,88 m²'lik çocuk oyun alanı, 167,67 m²'lik spor alanı bulunmaktadır. )


- EROL, RIZA (ÇAYELİ/RİZE, 1975) :

( Uzun yıllardan beri Sarıyer'de ikamet etmekte olup Gıda Güvenliği uzmanıdır. İlk ve orta öğrenimini Sarıyer'de, Lise öğrenim Şişli Endüstri Meslek Lisesinde tamamladı. 1999 Trakya Üniversitesi Tekirdağ Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi bölümünden Ziraat Mühendisi olarak mezun oldu. 2006'da Yüksek Lisans öğrenimini "Gıda Dış Ticareti" konulu çalışması ile yaptı ve Yüksek Ziraat Mühendisi unvanını aldı. 2009 yılında doktora çalışmasına başlamıştır. Avrupa Yakası Çayeliler Derneği Üyeliği, TZYMB İstanbul Şube Yönetim Kurulu Üyeliği, Karadeniz Eğitim Kültür Sanat ve Dayanışma Dernekler Birliği'nin Genel başkan Yardımcılığı gibi görevler üstlendi. 12 Haziran 2011 genel seçimlerde MHP den İstanbul 2. Bölge Milletvekili Adayı oldu. )


- ERSİN, ALİ RIZA (PAŞA) (Ö. 1935) :

( Harbiye'den 1861'de Erkanı harp olarak mezun oldu. 4. Ordu Erkanı Harbinde görevlendirildi. 1866'da Mektebi Harbiye Erkânı sınıflarında öğretmen olarak görevlendirildi. Askeri haritaların yapımında görev aldı. Yurt dışında Fransa'da mesleği ile ilgili dersler aldı Coğrafya Mühendisi oldu. 1906'da Konya Liva Komutanlığına atandı. Görev sonrası İstanbul'a dönmüşse de 1918'de tekrar Konya'ya bu kez Vali olarak gönderildi. 1926'da Adana'da 1930'da Bursa'da Su İşleri ve Mıntıka mühendisliklerinde bulunmuştur. Yeniköy'de ikamet ediyordu. )


- ERSOY, MEHMET (SİNOP/BOYABAT, 1964) :

( İlk, Orta ve Lise öğrenimini Boyabat'ta tamamladı. 1982'de Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü'nden 1986'da mezun oldu. 1987'de Kastamonu Kaymakamı adayı olarak mesleğe kabul edildi. 1988'de bir yıl süre ile İngiltere'ye gönderildi. Kemalpaşa (İzmir) Kaymakam vekilliği görevinden sonra 1990'da kaymakamlık kursunu başarı ile tamamladı ve İvrindi (Balıkesir) kaymakamlığına atandı. Sırasıyla; Çeltik (Konya), Nizamiye (Tunceli) Kaymakamlıkları; Mardin Vali Yardımcılığı; Buldan (Denizli), Kozan (Adana), Çatalca ve Sarıyer (İstanbul) Kaymakamlıklarında bulundu. Sarıyer'den, Yalova'ya Vali olarak ayrıldı. )


- ERSOY, SELAMİ (KARAMÜRSEL, 1959) :

( K.D.Ç. Karabükspor'dan transfer edildi ve dört sezon (1982 - 1986) Sarıyer'de tescilli kaldı. Bu süre içinde 83 lig, 10 kupa, 2 turnuva maçı olmak üzere 95 resmi ve 26 özel maçla birlikte 121 müsabakada Sarıyer formasını giydi. Takımına 2 gol kazandırdı. Sakatlanarak futboldan koptu. )


- ERTAUL, ERDOĞAN (İSTANBUL, 1945) :

( Sarıyer futbol okulundan yetişti ve değişik tarihlerde altı sezon (1961 - 1965 ve 1972 - 1974) Sarıyer'de kaldı. Sarıyer forması altında 59 lig, 4 kupa maçı olmak üzere 63 resmi, 28 özel maçla birlikte 91 maçta oynadı. Lig maçlarında 12, kupa maçlarında 1 ve özel maçlarda 9 olmak üzere takımına 22 gol kazandırdı. 10 kez A Genç Milli, 1 kez Ümit Milli ve 10 kez de Amatör Milli olmak üzere 21 kez Milli Takım forması giydi. )


- ERTEM, ERHAN (M. K. PAŞA, 1942 - 1997) :

( Adalar Spor Kulübünden transfer edildi ve iki sezon (1963 - 1965) tescilli kaldığı Sarıyer'in 25 lig, 4 kupa maçı olmak üzere 29 resmi ve ayrıca 8 özel olmak üzere 37 maçında forma giydi. Lig maçlarında 4, kupa maçlarında 4 ve özel maçlarda 3 olmak üzere takımına 11 gol kazandırdı. )


- ERTUL, NURTEN (İST.) :

( Büyükdereli. Araştırmacı - yazar ve edebiyatçı. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi mezunudur. Çeşitli gazete, dergi ve kurumsal yayınların muhabirlik, editörlük ve genel yayın yönetmenliği yaptı. Ekonomi Basın Tarihi adlı Prestij Yayınlarının editörlüğünü de yapan Nurten Ertül'ün; Elveda Kapadokya, Beyaz Zambak ve Kostantin'in Mirası (Miras) adlı belgesel araştırma tekniklerine göre hazırlanarak yayınlanan üç romanı bulunmaktadır. )


- ERTÜL, YAMAN (...) :

( Çayırbaşı Mahallesinde muhtar olarak görev yaptı. )


- ERÜSTÜN, ALİ RAİK (1956) :

( Galatasaray'dan transfer edildi iki sezon (1970 - 1972) tescilli kaldığı Sarıyer'in 45 lig, 3 B takımlar ligi ve 2 kupa maçı olmak üzere 50 resmi ve 10 özel maçla birlikte toplam olarak 60 maçında yer aldı. Lig maçlarında 3, özel maçlarda 8 olmak üzere takımına 11 gol kazandırdı. )


- ERYOL, ROBER (MERSİN 1930 - 2000) :

( Galatasaraylı milli futbolcudur. Futbola 1947'de Galatasaray'da başladı. 1955, 1956, 1957 ve 1958 de Profesyonel Lig Şampiyonlukları yaşadı. 9 kez A ve 2 kez de B. Milli takım forması giydi. 1954'te FİFA Dünya Kupası maçlarında Türk Milli takımının oynadığı 3 maçta da yer aldı. Musevi bir ailenin çocuğu olup evlendikten sonra İsrail'e gitti. Bir süre burada kaldıktan sonra tekrar Türkiye'ye döndü ve eşinden ayrıldıktan sonra Büyükdere'de ikamet etti. )


- ERZİK, ŞENES (GİRESUN, 1942) :

( Rumelihisarlıdır. Liseyi Robert Kolej'de okudu. Eğitimini Boğaziçi Üniversitesi'nden mezun olarak tamamladı. İş hayatına Sınai Yatırım ve Kredi Bank'ta bankacılık işleri ve Birleşmiş Milletlerin bazı projelerinin liderliğini yaptı. Fenerbahçe Spor Kulübü'nde yönetim kurulu üyesi olarak görev aldı, Bilahare Türkiye Futbol Federasyonunda yönetim kurulu üyesi olarak çalıştıktan sonra 1989'da Türkiye Futbol Federasyonu Başkanlığına seçildi. 1990'da UEFA' da göreve başladı. 2006 yılı itibariyle UEFA da asbaşkanlık görevini yapmaktadır. Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Onursal Başkanı olarak kabul edildi. UEFA'da bugüne kadar en uzun süre ile yöneticilik yapan kişi unvanını elinde bulundurmaktadır. )


- ERZURUMLU NENE HATUN PARKI :

( Bu park 1.600 m² üzerinde kuruldu. 130 m² çocuk oyun alanı, 260 m² basketbol sahası, 50 m² jimnastik alanı, 544 m² yeşil alan ve 623 m² yürüyüş parkuru ve dinlence alanı var. )


- ESEN, HİLAL (İSTANBUL, 1962 - 2011) :

( Sarıyerli sinema sanatçısı. Çocuk yaşta setlerle buluştu ve çocuk filmlerinde oynadı. Kısa sürede kendini kabul ettirdi ve "Gönül Ferman Dinlemez", "Çiçeksiz Bahçe", "Şafak Yıldızı" ve "Canım enim" gibi pek çok dizi ve sinema filminde başarı ile oynadı. 2011'de genç yaşta vefât etti. )


- ESEN, KAZIM (1895 - 1975) :

( Öğretmen Okulunu bitirdi. Öğretmen olarak uzun yıllar Sarıyer 14. İlkokulunda görev yaptı ve Müdür olarak emekli oldu. Sarıyer'in 14 kurucusundan birdir. Ulusal kurtuluş Savaşı sırasında Sarıyer'deki direniş örgütünün kurulmasında aktif görev üstlendi. )


- ESER ESEYAN YALISI/GÜLAĞA BALABAN YALISI :

( Sarıyer'de Mesarburnu Caddesi üzerindedir. 1871 yılında inşâ edilmiştir. Yalı el değiştirmiş ve Söylemezoğlu ailesine geçmiştir. Son sahibi ise Gülağa Balaban olmuş ve yalıyı satın almıştır. Yalı bu isimle anılmaktadır. )


- EŞHEL[Ar.] ile EŞHER[Ar. < ŞEHÎR]

( Koyun gözlü, elâ gözlü adam, kırmızı ile karışık koyu mavi, elâ.[dişili/müennes ŞEHLÂ] İLE En/pek ünlü, çok iyi tanınmış. )


- EŞİK ile/ve/||/<> ARALIK


- ESKİ OTO SANAYİ ATATÜRK PARKI :

( Huzur Mahallesindedir. 395,00 m²'lik bir alanı kapsamaktadır.150,00 m²'lik yeşil alanı bulunmaktadır. )


- ESKİ QUITO ile/ve/<> YENİ QUITO

( Yaşayan hazine olarak tanımlanan eski Quito, 1978 yılında, Dünya Miras Dizini'ne giren, dünyadaki ilk kenttir.[İkinci sırada giren ise Polonya'nın Krakov kentidir.] İLE/VE/<> Ekvador'un başkenti. )


- ESKİ SULAR CADDESİ :

( Kaptan Sokaktan başlayan ve Hünkarsuyu ve Kestanesuyu Fabrikalarına giden caddedir. Bu cadde ilçenin ilk asfaltlanan caddesidir. )


- ESKİ ZAPTİYE (POLİS) KARAKOLU/ASKERLİK ŞUBESİ :

( Yeniköy, Köybaşı Caddesi üzerindeki 203 kapı No.lu bina 19. yy. sonlarında yapılmış Zaptiye (Polis) Karakolu binasıdır. Bu binanın eşleri; Büyükdere Topçu Karakolu, Sarıyer Orduevi ve Yenimahalle/Pazarbaşı'ndaki Jandarma karakolu binasıdır. Aynı amaç için yapılan bu binalardan Yeniköy Eski Zaptiye (Polis) Karakolu 1923 yılında Askerlik Şubesi yapılmış halen aynı amaçla kullanılıyor. )


- EŞLEK/EKVATOR ile EKVADOR

( Güney ile Kuzey yarım küreyi ayıran enlem. İLE Güney Amerika'daki ülke. )

( EKVATOR: HATT-I İSTİVA )

( Fransız bilimkişilerinin, 8 yıl süren çalışmaları sonucunda, 21 Mart ve 21 Eylül günlerinde, güneş ışınlarının hiç gölge yapmadan, tamamen dik olarak geldiğini tespit ettikleri ve dolayısıyla da dünyanın tam orta noktasında bulunduğunu onayladıkları yer, Ekvador'un başkenti Quito'nun San Fransisco Meydanı'ndaki Ekvator Anıtı'nın bulunduğu yerdir.[Yıllar sonra, daha hassas aletlerle yapılan hesaplarla, Ekvator çizgisi birkaç kilometre kaydırılmıştır. Bu yeni çizgi etrafında ve üzerinde çeşitli deneyler yapılmaktadır. Bir kabın içindeki su, Ekvator çizgisi üzerinde, tam dikey dökülürken, bir cm. ötede, kuzey ve güney yarım kürede, sağa ya da sola doğru girdaplar yaptığı görülmektedir.] )

( Gezimanya - Ekvador Sayfası )

( MITAD DEL MUNDU con ECUADOR )


- ESTETİK ile/ve/||/<> BAKIŞIM(SİMETRİ)


- ESTETİK ile/ve SİLÜET

( AESTHETICS vs./and SILHOUETTE )


- EŞZAMANLI/LIK ile/ve/||/<> KOŞUT/LUK


- ETEM PAŞA SEYMEN PARKI :

( Kilyos Mahallesinde olup, 500,99 m²'lik bir alanı kapsamakta olup, 250 m²'lik yeşil alanı bulunmaktadır. )


- ETİLER ile ETİLER

( Ankara'da. İLE İstanbul'da )


- ETKİ ile/ve/||/<> İTKİ

( Dışarıda/n. İLE/VE/||/<> Dışarıda/n ve/ya da içeride/n. )

( Nesnelerde/n. İLE/VE/||/<> Hayvan ve insanda/n. )


- ETKİLİ UZAKLIK ile UZAK UZAKLIK

( Kısa uzaklıkta sinyal ya da etkilerin iletilmesi. İLE Uzun uzaklıktaki sinyal ya da etkilerin iletilmesi. )


- ETNOGRAFYA MÜZESİ <>/< ANKARA HALK EVİ


- ETOPYA değil ETİYOPYA


- ETRAF[< TARAF] ile UC/LAR


- ETÜZ SİNEMASI :

( Rumelihisarı'ndaki ikinci sinema idi. 1970/1971 yıllarında Nedim Etüz Bey tarafından açılan bu sinema sadece üç yıl hizmet verdi ve 1973'te kapandı. )


- EV-BARK (SAHİBİ OLMAK)


- EV ile/||/<> AİLE


- EV ve/||/<>/> EVRE

( HOME/HOUSE and/||/<>/> PHASE/STAGE )


- EV ile/ve HÂNE


- EV ile/ve/değil/||/<>/< HÜCERÂT


- EV ile/ve/||/<> KONUT

( Öncelikle "ev" ve "konut" sözcükleri ele alınmalı... Türkçe'de konut sözcüğünün kökeni olan "kon", geçici olarak bir yerde bulunmayı tanımlamaktadır. Edim olarak kon-mak biçiminde kullanılır. Eskiden atlarla bir günde alınan yola de "konak" denilirmiş. Örneğin, "buradan orası 10 konak" denildiğinde arası on gün demekmiş. "Gündüzün şer'i, gecenin hayr'ından evlâdır" denilir. Gece yolculuğu yeğlenmez ve bir yerlerde konaklamak gerekirmiş. O yüzden, geceyi geçirmek için inilen, konaklanılan yerlere de konak denilmiş. Zarif, estetik konaklar, kervansaraylar yapmış eskiler...

Ev sözcüğü, konut sözcüğünün tam tersine, kalıcılığı yani yerleşmeyi simgelemektedir. Örnek olarak, Dîvân-ı Lugâti't-Türk'te, "evlenmek" sözcüğünün karşılığı olarak "ev edinmek, yerleşmek" tanımı kullanılır. "Konut ve ev" sözcüğünün kökenlerine baktığımızda ikisinin arasında anlam bakımından çok önemli bir uçurum olduğu rahatlıkla görülebilir. İlk dikkatimizi çekmesi gereken konu şudur. Konut, bir yer üzerinde geçiciliği tanımlar, ev ise yerleşikliği tanımlamaktadır. Konut üzerinde gerçekleşen konmak eylemi herhangi bir yer üzerinde olanaklıyken, evin toprağa oturduğunu (yerleştiğini) fark etmişizdir. Yani "ev" demek, toprakla bağ demektir.

Geçiciliğin simgesi olan konutlarda anılar yoktur, konutlarda anı bulamayız. Anı yoktur, çünkü 40 - 50 yıl içinde yıkılarak yerine yenisi yapılacak beton yapılarca işgal edilmiş topraklardır. Bahçeleri de yoktur... Bağ bahçe olmadığından da çocukluk anılarımız ol(a)maz. Evde ise anılar vardır. Birliktelik vardır, komşuluk vardır, aidiyet vardır. Evde, dedeimiz ninemiz, anne ve babamızla anılarımız yaşar. Üç kuşak bir arada bulunabilir. Huzur ve heyecanımız olur...

Evde, dallarında salıncak yaptığımız ve mevsimi geldiğine meyvelerini yediğimiz doğal ağaçlar vardır. Konutlarda ise GDO'lu ürünler... Uzun bir süre raflarda bozulmadan dursun diye yapay, GDO'lu, hormonlu ve kimyasal katkılı gıdalar ancak konutlarda bulunmaktadır. Evlerin sokakları araba katliamına da uğramaz; çünkü, daracık alanda yirmi ailenin arabası park etmek zorunda değildir. Dolayısıyla evlerin sokakları/mahalleleri çocuklara aittir. Konutların mahallelerinde sokaklar arabalarca işgal edilir, egzoz dumanı da armağanı. Evlerde sadece anne baba ve çocuklar değil dede ve nineler de kendine yer bulabilir. Konutlar ise yaşlıları, dedeleri ve nineleri birlikte barındırmaya yetmez. Onlar, artık "huzur evine gönderilmek zorundadır"...

Evler, nasıl konut oldu?

Diyelim ki, on katlı bir binada 150 m² konut edindik... Bu bina da 500 m² üzerine oturtulan bir alana sahiptir. Binadaki daire sayısı ise yaklaşık yirmi dolayında. Daire başına düşen toprak miktarı en fazla 25 m² gibi görünse de gerçekte toprakla artık bağınız kalmamıştır. Hayali bir topraktır o... Zira hiçbir dairenin topraktan ve onun üzerindeki üretim gücünden, verimliliğinden ve huzurundan yararlanılması olanaklı değildir. Ailelerin toprakla bağı kesilince onları rahatlıkla her şeyi satın alan/almakta zorunda olan tüketim toplulukları durumuna getirilir. Ev üzerinde yerleştiği toprakla bütünleşir ve üretim aracı olur. Konutlar ise birer borç üretimi, yani borçlanma merkezidir. Konutları hem satın alırken, hem de üzerinde yaşamımızı sürdürmeye çalışırken bağımlı, tüketici ve hasta bireyler durumuna düşeriz. Konutlarda doğanın sunduklarından yararlanamayız. Üstelik bu konutların planlı eskitme nedeniyle "bilimsel" süresi 60 - 70 yıl. Kullanım süreleri de 40 - 50 yıldır. 40 - 50 yaş aralığında sahip olduğunuz konutlarda ortalama yirmi yıl yaşamıyoruz bile... Bize üzerinde geçici olarak konulacak kapitalist düzenin dayattığı borç üreten merkezler değil toprak ile bütünleşik gerçek evler gerek. )


- EV ile/ve/değil RAB

( ... İLE/VE/DEĞİL Mısır'da. )


- EVCİMEN, BEKİR SITKI PROF. DR. (İST. 1926 - 1979) :

( Büyükdereli olup, ilk ve orta öğretimini burada tamamlamış, askerlik görevini takiben 1951'de kayıt olduğu İ.Ü. Üniversitesi Orman Fakültesinden 1955'te Orman Yüksek Mühendisi olarak mezun oldu. 1956'da İ.Ü. Orman Fakültesi Ormancılık Politikası ve Amenajman Kürsüsüne asistan olarak atandı. 1961 yılında hazırladığı "Türkiye Sedir Ormanlarının Ekonomik Önemi ve Amenajman Esasları" adlı çalışması ile Doktor unvanını aldı. İngiltere ve ABD de çalışma konuları ile ilgili olarak bilimsel araştırma ve incelemelerde bulundu. 1966'da "Türkiye'deki Aynı Yaşlı Ormanların Optimal Kuruluşa Götürülmesi İmkânları Hakkında Araştırmalar" konulu tezi hazırladı ve Doçent unvanını aldı. 1973 - 1974 arasında Almanya'da Freiburg ve Göttingen Üniversitesi Orman Fakültesinde bilimsel çalışmalarda bulundu. 1976'da Profesörlük unvanını aldı, 1979'da vefât etti. )


- EVDE BAKIM ile/ve/||/<> HASTAHANEDE BAKIM


- EVREN/EVRAN ile EVRENG[Fars.] ile Evren

( Gök var olanların bütünü. kâinat, cihan, âlem, kozmos. | Düzenli ve uyumlu bir bütün olarak düşünülen tüm var olanlar. kâinat. | Büyük yılan. | Kişinin içinde yaşadığı, ilişkide bulunduğu ortam. İLE Taht. İLE Ankara iline bağlı ilçelerden biri. )


- EVRENOS YALISI :

( Çayırbaşı'ndaki yalılarından biri de 1940'lı yıllarda yapılan Evrenos yalısıdır. Kazıklı yol ile eski Çayırbaşı Caddesi arasında ve bahçe içindeki yalı Evrenos yalısı olarak bilinir. )


- EVRİM:
DOĞAL SEÇİLİM KURAMI/ÖRNEĞİ ile/ve/değil/yerine/<>/>< DAYANIŞMA(SYMBIOSIS) KURAMI/ÖRNEĞİ

( Ekvator bölgesinde. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/<>/>< Sibirya'da. )

( CHARLES DARWIN ile/ve/değil/yerine/<>/>< PYOTR KROPOTKIN[09 Aralık 1842 - 08 Şubat 1921] )


- EXIT[Tr.] değil/yerine/= ÇIKIŞ


- EYÂLÂT[Ar. < EYÂLET] ile EYÂLET[Ar.]

( Vâlîlerin yönetimi altında bulunan bölgeler. İLE Bir vâlînin yönetimi altında bulunan bölge. )


- EYALET ile/ve/değil COMMONWEALTH

( ... İLE/VE/DEĞİL Ortak rızayla oluşturulmuş siyasi topluluk. ["İngiliz Uluslar Topluluğu" değil!] )

( Amerika'da 46 eyalet vardır. İLE/VE/DEĞİL Virginia, Kentucky, Pennsylvania ve Massachusetts birer Commonwealth'tir.
Virginia [(Virgin: Bakire) Kraliçe I. Elizabeth'ten] Amerika'nın kuruluşundaki 13 eyaletten [Amerikan bayrağındaki 13 çizgi] biriydi. Kendisini Commonwealth olarak ilân eden ilk bölgeydi. )


- EYİCEOĞLU, CELAL (İST. 1914) :

( Deniz Harp Okulunu bitirdikten sonra değişik askeri görevler üstlendi, Donanma Komutanlığı, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı görevlerinde bulundu ve Oramiral iken emekli oldu. Sarıyer Spor Kulübü'nde 1 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. )


- EYÜP ODABAŞI SPORCULAR PARKI :

( Yenimahalle meydanında ve eski vapur iskelesinin önündeki alanda yapılan bir parktır. Sarıyer S. K. nün eski milli futbolcusu ve Yöneticisi; Yenimahalle spor Kulübünün kurucularından ve başkanlarından Eyüp Odabaşı'nın adı verilen bir parktır. 650,00 m²'lik bir alan üzerindedir. 160 m²'lik yeşil alanı ve 90 m²'lik çocuk oyun alanı bulunmaktadır. )


- EYÜP PAŞA YALISI :

( Yeniköy vapur iskelesinin hemen yanında ve İstinye tarafındaki yalıdır. İlk sahibi Eyüp Paşa (Ermeni)'dır. Hacı Parsık İhmalyan tarafından satın alınmış olup, uzun yıllar restaurant olarak kullanılmıştır. Halen kaderine terk edilmiş durumdadır. )

ELLER HAVAYA!!!

Sen! Yalnız adam!
Duy sesimizi!
Paran yetmez,
Yıkmaya direncimizi!

Çek git yakamızdan, çek git ülkene!
Uç uç, bu dünyadan bir daha gelme!

Eller, eller, eller, eller, eller havaya!
Bergama'dan çıktık yola, Akkuyu'ya!
Eller, eller, eller, eller, eller havaya!
Gerekirse yürümeli, Ankara'ya!

Politik söylemleriniz, parasal güçleriniz,
Kuruyan nehirler, göller sizin eseriniz!
Bu köylü, bu toprak, bu ağaç bizim!
Benim ülkem çöplük değil!
Çektirin gidin!

Eller, eller, eller, eller, eller havaya!
Bergama'dan çıktık yola, Akkuyu'ya!
Eller, eller, eller, eller, eller havaya!
Gerekirse yürümeli, Ankara'ya!

Eller, eller, eller, eller, eller havaya!
Bergama'dan çıktık yola, Akkuyu'ya!
Eller, eller, eller, eller, eller havaya!
Gerekirse yürümeli, Ankara'ya!

Teşekkürler! Sevgili, Haluk LEVENT!


Rio de Janerio: Yaklaşık 400 yaşındaki kentin yaslandığı tepelerden Corcovado dağında bulunan, 30 metre yüksekliğindeki ve dünyanın en geniş heykellerinden biri olan ''Christ the Redeemer'', karnavallarıyla ünlü Rio'yu ve halkını her türlü kötülüklere karşı koruyor. Brezilya'nın 10 milyon nüfuslu bu ikinci büyük kenti, koloni dönemindeki Afrikalı, Avrupalı ve Güney Amerikalı toplumların birlikte yaşamalarıyla ve hatta aralarında yaptıkları evliliklerle şimdiki kültürel yapısına kavuştuğundan, aynı heykel ''tüm ataların ve anaların'' da ortak simgesi...



Brüksel: Kentin tanıtımında en ünlü simge olan ''İşeyen Çocuk Çeşmesi'' nin de siyasi ya da dinsel tarihle hiçbir ilgisi yok. 1619 yılında Jerome Duquesnoy tarafından yapılan çeşme, Belçikalıların eski bir kent söylencesine ait... Zengin bir Brükselli, ulusal şenlikler sırasında tek ve biricik oğlunu kaybeder. Çocuk beş gün sonra Rue de l'Etuve denen ve ''soyluların'' oturdukları sokağın köşesine ''işerken'' bulunur. Sonra da aynı köşeye, bu çocuksu cesareti ''kent belleğine'' taşımak için bronz bir heykeli dikilir.



Londra: Bizde, örneğin Galata Köprüsü yerine Boğaziçi Köprüsü'nü İstanbul'un simgesi sayan ''muhafazakâr'lar ile İngiliz muhafazakârlığı arasındaki farkın en çarpıcı göstergesi, Londralıların aynı konuda tarihi 'Tower Bridge'i yeğlemeleri...



New York: Kentle birlikte ABD'yi de simgeleyen 45 metrelik ''Özgürlük Anıtı'' 28 Ekim 1886 tarihinde açıldı. Amerika'nın siyasal özgürlüğünü kutlamak ve bunu da 'Fırsatlar Şehri'ne armağan etmek amacıyla 1865'te yapımına karar verildikten 21 yıl sonra tamamlanabilen anıt-heykelin seyir katına 354 basamak çıkıyor...



Paris: Adını, tasarımcısı Gustave Eiffel' den alan ve 1930'a kadar dünyanın en yüksek yapısı olan Eyfel Kulesi (320 m.), 19. yüzyılın çelik sanayisini de anıtlaştırmıştır. Paris'in en güzel bu kuleden görünmesinin nedeni olarak; ''Çünkü Eyfel'en bakınca kendisini göremezsiniz'' denilmesi de ''zarifliğiyle'' ünlü kent halkının çelikten ''simgelerine'' yönelik nazik eleştirisidir...



Sydney: Bu kenti de bir ''mimarlık gösterisi'' simgelemekte; Opera Binası... Yelkene benzeyen çatısıyla ün yapan binayı mimar Jorn Utzon tasarladı ve 1959-1973 yılları arasında inşa edildi. Ne var ki Utzon, kendi tasarımına tümüyle uyulmadığı için 1966 yılında projeden ayrıldı. Binayı daha sonra Avustralyalı bir grup tamamladı. Sydney'in hemen tüm kartpostallarında Opera Binası yer almakta...



Kopenhag: Kuzey Avrupa'nın soğuk denizlerinde gemicilerin düşü olan ''denizkızı'' bu kentin simgesi. Danimarkalı yazar Andersen' in dünyaca ünlü öykülerinden esinlenilerek limana yapılan küçük heykel, âşık olduğu prensle ancak kıyıya çıkarak görüşebilen denizkızını anlatıyor...




YUNANİSTAN

II. Mahmut'tan Yunan İsyanına Destek
Nisan 1821, Fener Patrikhanesi


Alemdar Mustafa Paşa Rumeli askeriyle Topkapı Sarayı'nın kapısına dayandığında padişah IV. Mustafa hem III. Selim'in, hem de II. Mahmut'un öldürülmesi emrini vermişti. Selim öldürüldü ama Mahmut haremdeki kadınların yardımıyla kurtuldu ve ardından tahta geçti. Napolyon'un çağdaşı olan II. Mahmut, Fransız imparatorunun Rusya'nın üzerine yürümesinden memnundu.

Napolyon'un başarıları yüzyıllardır Ruslarla savaşmakta olan Osmanlıların işine geliyordu. Dolayısıyla Fransızlarla Osmanlıların ilişkileri bu dönemde hayli gelişecekti. Avrupa ve Rusya Napolyon'la uğraşırken II. Mahmut da Osmanlı İmparatorluğunda bazı reformlar yapma olanağını bulacaktı.

Ancak Fransa sadece Avrupa ve Rusya'nın başına bela olacak bir Napolyon'u çıkarmakla kalmamıştı, aynı zamanda 1789 devrimini de gerçekleştirmiş ve bu devrimin rüzgarı Osmanlının egemenliği altındaki topraklara kadar ulaşmıştı. Fransız devriminin yaydığı fikirler, başta Balkanlar olmak üzere, Osmanlıların da canının sıkılmasına neden olan milliyetçi akımları birçok yerde güçlendirecekti. Bunlardan biri de Yunanistan'dı. Ortodoks dininin egemen olduğu Balkanları kendi hegemonya alanı olarak gören Rusların, Sırbistan ve Yunanistan'ın bağımsızlığı için uğraşmaları anlaşılır bir şeydi.

Nitekim 1814'de, Rusya'daki Yunan tüccarları tarafından Odesa'da kurulan "Philiki Hetairia" örgütü Yunan bağımsızlığı için önemli bir adım olacaktı. Bir süre sonra Osmanlılardan bağımsızlık kazanmak için Balkanlarda başlatılmak istenen savaş hemen sonuçlarını vermeyecekti ama artık fitil de tutuşturulmuş oluyordu.

Aslında kendilerini Bizans İmparatorluğunun varisi olarak gören Rumların Osmanlı egemenliği altında hayli ayrıcalıklı bir statüsü vardı. Başkent İstanbul'un nüfusunun önemli bir kesimini oluşturan Rumlar dış ilişkiler başta olmak üzere Osmanlı devletinin birçok önemli mevkisini işgal ediyordu. Osmanlı devletinin Avrupa ülkeleriyle diplomatik ilişkilerinde kullandığı dil esas olarak Yunancaydı. Tabii en önemlisi de Fener Patrikhanesi'nin İstanbul'da bulunmasıydı. Ortodoks kilisesinin merkezinin İstanbul'da olması ve varlıklı Fener aristokrasisinin Osmanlı sultanlarıyla iyi geçinmeyi temel alan ilişkileri Osmanlının Yunan/Rum tebaasıyla olan ilişkileri açısından da belirleyici bir öneme sahipti.

Ama ne olursa olsun, sonuçta Yunanistan yüzlerce yıldır Osmanlı'nın egemenliği altındaydı ve artık çağ ulusal esaslara göre yeni devletlerin mantar gibi fışkırdığı, ulus-devlet modelinin evrenselleşmeye başladığı bir çağdı. Dolayısıyla Yunanistan'ın da kendi bağımsızlığı için ayaklanması ve savaşmaya başlaması doğaldı. Uzunca bir zamandan beri Yunanistan ve Arnavutluk'un bir bölümünde fiilen hükümranlık kurmuş Tepedelenli Ali Paşa'nın II. Mahmut'un orduları tarafından tepelenmeye çalışılmasını fırsat bilen Yunan milliyetçileri Mart 1821'de ayaklandılar.

Asıl destek adalardaki tüccarlardan, orta sınıftan ve köylülerden geliyordu. Özellikle deniz ticaretiyle uğraşan Yunan adaları hem zenginleşmiş, hem de başta Marsilya olmak üzere Fransa ile olan yoğun ilişkileri çerçevesinde milliyetçi fikirlere açık hale gelmişti. Bir yandan Tepedelenli Ali Paşa, diğer yandan da İran'la savaş halinde olan Osmanlı orduları ilk aşamada isyanı bastırmakta güçlük çektiler.

Böyle bir ayaklanmayı pek beklemeyen II. Mahmut büyük bir öfkeye ve paniğe kapıldı. Paniklemişti, çünkü Rumlar hep birlikte ayaklandıklarında İstanbul'u, en azından Galata ve Beyoğlu'nu ele geçirirler diye korkuyordu. Nitekim gizli bir emir vererek İstanbul'daki Müslüman ahalinin böyle bir Rum ayaklanmasına karşı koymak üzere silahlanmasını istedi. Yeniçeri kışlalarına da gerektiğinde sivil halka dağıtılmak üzere yeteri kadar silah bulundurmalarını emretti.

Öfkesini ise Fener Patrikhanesi'nden çıkaracaktı. Evet, yüzlerce yıldır ataları da her türlü başkaldırıyı kan dökerek, şiddetle bastırmıştı ve atalarından bildiği yolu izlemesi şaşırtıcı değildi. Ayrıca o sıralarda aşınmış olan merkezi otoriteyi, yani kendi otoritesini güçlendirmek için yerel otoritelerin ve ayaklanmaların üzerine şiddetle giderek despotlukta bir hayli ün de kazanmıştı. Ama yine de öyle akılsızca hareket edecekti ki, karşısındaki güçleri birleştirmekle kalmayacak, durduk yerde bir din şehidi yaratacak ve kendisine karşı mücadele edenlere etkili bir bayrak armağan edecekti.

Dönemine göre bir "aydın" olduğu söylenebilecek padişahın "aydın despotluğunu" annesi "Fransız Sultan"dan aldığı ileri sürülmüştü. Ve kan dökmeye alışık bu "aydın" Sultan, Yunan ayaklanmasının arkasında Ortodoks kilisesinin olduğuna inanıyordu. Öyleyse önce kilisenin önde gelenlerini cezalandırarak işe başlamak gerekir, diye düşünüyordu. Oysa Fener Patrikhanesinin patlak veren ayaklanmanın arkasında olduğu kanıtlanamazdı. Evet, kimi yoksul papazlar ve din görevlileri isyancılarla beraber olabilirdi, ama Fener yöneticileri, patrik ve piskoposlar bu hareketten rahatsızdılar ve kendi konumlarını da tehlikeye attığının bilincindeydiler.

Nitekim Mora'da ayaklanma başladıktan sonra Fener Patrikhanesi Ortodoks Kilisesi adına resmi bir açıklama yapacak ve ayaklanmayı kınarken Sultan'a bağlılığını bir kez daha vurgulayacaktı. Ancak II. Mahmut açısından bunların hepsi oyundu. Fener Patrikhanesi hem ayaklanmayı gizlice destekliyor, hem de kendisini kurtarmak için bu tür açıklamalar yapıyordu. Oysa durum böyle olsa bile, bu açıklamanın ayaklanan güçleri bölmek için bir silah olarak kullanılması mümkünken öfkesinin esiri olan padişah budalaca hareket edecekti.

İşte böylece, Mora'daki ayaklanmanın başlamasından birkaç hafta sonra, 22 Nisan 1821'de yaklaşan Paskalya için ayin yapılırken silahlı askerler Haliç'in kıyısındaki Fener Patrikhanesi'ne daldılar. Ayinin bitmesini sabırsızca beklemeyi nasıl akıl ettiler Allah bilir, ama ayin biter bitmez tören cüppeleri içindeki Patrik Gregorius ve beraberindeki piskoposlarla papazları yakaladılar. Bir anda ortaya çıkan cellatlar kementlerini Patrikle diğerlerinin boynuna dolayıverdiler. Sürüklenerek Patrikhanenin kapısına getirilen Gregorius buradaki bir çengele asılıverdi. Tüm Rumlara gözdağı vermek için Patriğin cesedi üç gün boyunca orada asılı kalırken, diğer piskoposlar da İstanbul'un çeşitli semtlerinde aynı şekilde asılarak günlerce teşhir edildi. Sultan Mahmut bu katliamın ardından Rumların tepki gösterebileceğini de düşünmüş ve İstanbul'a dışarıdan askeri birlikler getirtmeyi ihmal etmemişti.

Ayrıca Müslüman halk da Rumlara ve Hıristiyanlara karşı silahlandırılıp, kışkırtıldı. Gözü dönmüş topluluklar günlerce İstanbul'un altını üstüne getirerek terör estirdiler; insanları öldürdüler, kiliseleri yağmaladılar, hatta Patriğin tahtını bile parçaladılar.

Bu arada Sultan Mahmut'un da öfkesi dinmek bilmiyordu. İyice çileden çıkmış olan Padişah, Ortodoks Hıristiyanları daha da aşağılamak ve küçük düşürmek için Patriğin cesedinin Yahudilere verilmesini ve bir pazar yerinde Yahudiler tarafından ayağından sürüklendikten sonra bir taşa bağlanıp Haliç'e atılmasını emredecekti.

Böylece Osmanlı Sultanı İstanbul'daki Rumların herhangi bir harekete kalkışmasını belki önlemişti ama bir anda imparatorluk topraklarında yaşayanların dörtte birini, sadece Rumları değil bütün Ortodoks Hıristiyanları kendisine düşman etmeyi başarmıştı.

Olanlara kayıtsız kalmayan Avrupa devletleri Osmanlı devleti üzerinde ağır bir baskı kurdu. Bu arada zaten geleneksel olarak eski Yunan uygarlığından gelen hayranlık ve bağlılık duygulan artık tüm Avrupa'da Yunanistan'ın bağımsızlık savaşının daha büyük ölçüde desteklenmesini getirecekti. "Barbar Türkler" "Uygar Yunanlıları" böylesine vahşice katlederken Avrupa'nın hareketsiz kalması mümkün değildi. Ve sonuçta çok geçmeden Yunanistan tam da bu destek sayesinde, Avrupa'nın Hıristiyan devletlerinin eliyle bağımsızlığını kazanacaktı.

Yunanistan'daki ayaklanmalar Mısır Valisi Mehmet Ali Paşa'nın oğlu İbrahim Paşa'nın ordusuyla bastırılacaktı ama Rusya ve diğer büyük devletler yapılanları unutmayacak ve Yunan davasının zafere ulaşmasını sağlayacaklardı. 1827'de Navarin'de Osmanlı-Mısır donanması ağır bir yenilgiye uğratıldıktan ve Ruslar yine Balkanlara indikten sonra Eylül 1827'de Edirne'de yapılan anlaşma ile Yunanistan'ın bağımsızlığı resmen tanınacaktı.

Öte yandan cesedi Haliç'in sularına atılan Gregorius'un hikayesi orada bitmedi. Bağlandığı taştan kurtularak suyun yüzeyine çıkan ceset Rusya'ya tahıl götüren bir Rum gemisi tarafından bulundu. Bunun "din şehidi" Patrik için ilahi bir mesaj olarak algılanması kadar doğal bir şey olamazdı. Gemi Odesa'ya ulaştığında Gregorius dini ve vatanı uğruna şehit olmuş kutsal bir kişi, bir "aziz" olarak büyük bir törenle toprağa verildi. Aslında Osmanlıya bağlı olan ve ayaklanmacılara karşı çıkan talihsiz adam artık bağımsızlık mücadelesi verenlerin elinde bir meşale olacak ve hep öyle kalacaktı. Yarım yüzyıl sonra Ruslar Ortodoks kiliseleri arasındaki ilişkileri geliştirmek için Patriğin kemiklerini anavatanı Yunanistan'a gönderdiler. Atina'daki Metropol katedralinin girişine defnedilen Patriğin mezarı o gün bugündür dindar Yunanlılarca bir türbe gibi ziyaret ediliyor.




DİKENLİ TELLER

Madenlerden tel ekme tekniğini bulmakla yetinmeyen insan, bu icadından çeşitli sanat ve sanayi dalları yarattı. Kafes ve kümes telinden, gelin ve telgraf teline uzanan tel türlerinden birisi de dikenli teldir. Kadayıf telinden çok devedikenine benzeyen dikenli tele "teldikeni" de denebilirmiş ama, adı konmuş bir kere, değişmesi zor. Bozkırda sığır güden kovboylar için üretilen dikenli tel, savaşlarda toplama kamplarında kullanılmış. Kimi ülkeler telin üretimini, kimi ticaretini yasaklamış; ötekiler de tüketimi. Ülkemizde dikenli telle ilgili yasal kısıtlamalar olup olmadığı kesin bilinmiyor. Ancak nerede "yasak" levhası varsa onun yakınında dikenli tel örgü bulunması yabancı konuklarımızın hemen dikkatini çekiyor. Çünkü, yasak ya da tehlikeli bölge simgesi olan dikenli telin tüketim düzeyi, ülkenin kültür düzeyi ile yapısal ve açısal sorunlarını gösteriyor. Filtreli sigara ve Calcium(kuvvet) iğnesi türünden Frenk icatlarına fazlaca düşkün olan milletlerin dikenli tel tüketme eğiliminin giderek yükseldiği saptanmış. Yakın geleceğin üst düzey devlet yöneticiliğine aday olan sevgili evlatlarımıza karşı dikenli telin saldırganca kullanıldığı da anlaşılmış. Üstelik, eskiçağlarda "dikendutu" olarak bilinen böğürtlen çitleri yerine, günümüzde dikenli telörgüler kullanılması da çocuklarımızı hiç mutlu etmiyormuş. Nüfusunun yüzde elli oranında şehirli, yüzde yetmiş oranında okuryazar olmasıyla övünen Türkiye'deki dikenli tel tüketimi, plancılarla iktisatçıların tüylerini diken diken eden bir artış hızına ulaşmış. Kesin olmayan ilk hesaplamalara göre yıllık yüzde yüzyirmisekiz dolayındaki tüketim artışı, resmi enflasyon rakamlarını üçe katlayabilen tek tüketim kalemidir.

Bu denemede, dikenli telin şehir halkı ile topluma etkileri üzerinde durulmakta, güncelleşen milli soruna medeni bir çözüm yolu aranmaktadır.

Dikenli telin güvenilir tarihçesi ne yazık ki hâlâ yazılmamış. Tüm bildiklerimiz, yabancı dillerdeki ünlü ansiklopedilerden aktarılıyor. İlk üretim patenti 1874 yılında alınmış. Amerikalı mucit, madeni tele diken takmanın teknik kolayını (aletini) bulmuş. Erkeksi görüntüsünü vurgulamak için, bu yeni icada "sakallı tel" adı verilmiş. Çoğu sakallı olan yiğitlerimiz, Birinci Dünya Savaşı sırasında Mısır'da tanıştıkları yeni silaha "dikenli tel" adını koymuşlar. Sakalın traş çaresi var da dikeninki yok. Dikenli tel örgüler, o gün bugündür, düşmanlara, kaçakçılara, hırsızlara, savaş esirlerine tutuklulara, gözaltına alınanlara karşı bir güvenlik önlemi (aracı) olarak, inşaat şantiyelerinde, Hazine'den tahsisli resmi konutlarda, spor-eğitim ve turizm tesislerinde, yasak ve hassas bölgelerde, saray, köşk, müze ve çocuk bahçelerinde kullanılıyor. Kendi ülkelerinde dikenli teli belki hiç görmemiş olan kimi diplomatlar, bizdeki yaygın kullanıma özenerek, Kançılarya ve Rezidansların bahçe duvarlarını dikenli tellerle takviye etmeye başlamışlar. Bilinen çoğu örnek olaylar, dikenli tel çitlerin, aslında etkili olmadığını ve sadece "yasak" anlamında kullanıldığını ortaya koyuyormuş.

Genellikle güvenilir kaynaklardan alınan derlenen doğrulanmamış bilgilere göre, 1890'da 2000 ton olan dünya dikenli tel üretimi, 1930'da yaklaşık 200.000 tona, 1980'de 22.888.900 metrik tona ulaşmış. Avrupa, Akdeniz ve İslam ülkeleri arasındaki tüketim hızı artışında Türkiye yıllardır ilk sıraları koruyormuş. BM istatistikleri, sanayi ülkelerinde üretilen üstün kaliteli dikenli tellerin daha çok gelişmekte olan ülkelerde tüketildiğini gösteriyormuş. Sivil amaçlı projelerde, DT-7-ASA 9000 TSE standardına uygun (galvanizli çelikten yapılmış) piyasada "Kirpi" mal diye bilinen ithal mallar ihracatında adı geçen ülkeler, dikenli tel kullanılmasını tümden yasaklamışlar. Hatta, et ve süt paketleri üzerinde "Dikenli telsiz çiftliklerde üretilmiştir" damgası vuruluyormuş. Afrika İnsan Hakları Derneği'nin 1986 tarihli araştırması da, dikenli telin hayvanlardan çok yurttaşlara ve şehirlilere karşı kullanıldığı gerçeğini ortaya koymuş.

İlk "Dikenli Tel Yasası" 1894'te İngiltere'de yürürlüğe girmiş. Yasa, dikenli telin insanlara ve hayvanlara zarar verecek şekilde kullanılmasını yasaklamış. Meskûn yerlerde ve yol kenarında kurulu tel örgüler kaldırılmış, yasaya uymayan kişi ve kurumlara ağır cezalar kesilmiş. Yasa başarılı olmuş. Medeni ülkelere sokulmayan dikenli teller, günümüzde artık medeniyet merkezi sayılan şehirlerde görülüyor. "Gülü seven dikenine katlanır" sözü uyarınca, dikenl tel, en çok da, anıt ve sanat yapıları, okullar, luna-parklar ile çocuk bahçelerinde "yasak" (girilmez/geçilmez/dokunulmaz) anlamında kullanılıyor. Kime karşı, neden yasak? Malı mı koruduğu yoksa canı mı sakındığı? belirsiz olan yasağın kendisi, tehlikesinden büyük bir simge! "Dikkat Köpek Var!" ihbarı gibi, "Dikkat Dikenli Tel" diye uyarmak gerekir hemşerileri.

Dikenli telden korunmak için neler yapılabilir? Telin dikenlerini traşlayan elektriklitraş makine patenti 1974'te alınmışsa da, yapılan pazar araştırmaları sonunda, talep azlığı nedeniyle üretime geçilememiş. Uluslararası Hayvanları Koruma Derneği'nin dergisine göre, en basit ve ucuzundan bir tel makası ve iki kalifiye işçi ile yaklaşık 200.000 metrelik tel örgünün üç günde kesilip kaldırılacağı; diken-traş makinelerine hiç ihtiyaç bulunmadığı anlaşılmış. Bu yüzden diken traşlama makinesi yerine, çim-biçme makineleri alınması tavsiye ediliyor.

En kolay ve etkili çözümü Türk çocukları bulmuş. Dikenli telleri, birer yay teli gibi gerip birbirine bağlayarak tel örgülerde 40-50 santimetrelik pencereler açmayı öğrenmişler. Çok büyük değil ama geçmeye yetiyor. Gönüller şen olsun! Büyüklerce tasarlanan tel engellerin çocuklara karşı etkili olmadığı görülüyor. Uzun sözün kısası, dikenli tel, öyle aşılmaz, geçilmez, sağlam ya da dayanıklı bir engel değildir. Tırmalar, yaralar, belki sakatlar ama kararlı kişileri durduramaz. Hele bizim mahalle çocuklarını asla!

Dikenli telle yıllardır içli-dışlı yaşamaya alışmış bir toplumdaki dikenli tel alışkanlığı nasıl giderilebilir? Günlük hayatımızın parçası olan tellerden vazgeçilebilir mi? Şili, Peru ve Uruguay'daki ilk denemeler, yasağın karaborsaya yol açtığı ve milli standarda uymayan malların piyasaya sürüldüğünü göstermiş. Halkın taklitlerden sakınması güçleşmiş. Ayrca, "Dikenli tel kullanmak yasaktır" levhalarının dikenli telle çevrilmesi de -resmi tüketimin artmasına yol açarken- muhalefet basınında çıkan karikatürlere konu olmuş.

Dikenli telin sakıncası yalnızca ele-göze batmasından, gelip geçen vatandaşların elbise ve eteklerini yırtmasından, her ay yüzler ve binlerce çocuğa yok yere tetanoz serumu yapılmasından ibaret değildir. Asıl üzerinde durulması gereken sorun, dikenli telin gelişigüzel kullanımından doğan duygusal tepki ve manevi yıkıntılardır. AT ülkeleri, Belediyeler Biriği Genel Kurulu, dikenli telle korunmuş kent mekânlarının, hemşeriye hakaret, çocuklara saldırı, milli onura saygısızlık, kamu yararına "muzır" olduğuna karar vermiş.

Güney Amerika'da 1985'te yapılan bir kamuoyu yoklamasına göre, dikenli telli şehirlerde yetişen çocukların, küçüklerini sevmediği, büyüklerini saymadığı, vatandaşlık görevlerini yerine getirmediği görülmüş.* Yakın Doğu'nun Sincan özerk yöresinde at koşturan soydaşlarımızla geçen yaz yapılan bilimsel söyleşide, Uygurlar'ın dikenli tel örgüleri hiç bilmedikleri anlaşılmış. New York Belediyesi de, Batı Yakası'nın Öyküsü filminden sonra okul bahçeleri çevresindeki tel örgüleri tümden kaldırmaya karar vermiş. Çünkü bu okullarda yetişmiş çocukların 2-3 katlı binalara merdivensiz tırmandıkları görülmüş.

Dikenli telden yapılmış en ünlü engel, Birinci Savaş'ta Avusturya (Alp) Cephesi'nde savaşan ve zafer kazanan İtalyan piyadelerinin "Konçertino" (Küçük Konçerto) adını verdikleri istihkam (savaş) aracıdır. Akordiyon körüğü gibi açılıp kapanabilen, rüzgarlı kış gecelerinde, memleket ezgilerini anımsatan özlem dolu sesler çıkaran dikenli kangallar bir dönem Napoliten serenadlar kadar ün kazanmış. İtalyan savaşçılarn kara mizahı, medeniyet yolunda ilerleyen insanlık onuru için görkemli bir esin kaynağı olabilir mi? diye düşünüyorum.

Fantastik çözüm yolları geliyor insanların aklına. Önce, dikenli tel örgülerin önünde ya da arkasına yerleştirilecek sanayi tipi, kuvvetli hava üfüren vantilatörlerle, dikenli tellerin müzik yapma gücü kanıtlanabilir ve amatör müzikseverlerin bu telleri dev akordiyonlar gibi çalması sağlanabilir. İkinci ve daha etkili çözüm yolu olarak şehir merkezi (Centrum) çevresinden sökülecek dikenli tellerden yapılacak Santurlar, Belediye konservatuvar öğrencilerine parasız dağıtılabilir. Hele bir düşünün, değerli dostlarım: "Konser ya da Konçerto alanı: Giriş Serbesttir! Alışageldiğimiz, dikenli yasaklar yerine kulağa ne kadar hoş geliyor, değil mi?

Yasaklar konusunu işleyip de, dikenli tel örgülere yer vermeyen kimi usta sanatçılarımıza buradan kişisel bir çağrıda bulunmak istiyorum. Yaşar Kemal gibi yazarlar dikenli tel yasaklarına karşı bir kampanya açabilirler. Kampanyanın koordinatörlüğünü belirlemek üzere uluslararası yarışmalar da düzenlenebilr. Belediye Başkanlığı, İl Eğitim Müdürlüğü ile İlçe Zabıta Amirliği'nin açılacak yarışmaya danışman olarak katılması sağlanabilir. En çok (kilo veya kilometre) dikenli teli en kısa zamanda söküp kaldıran yerel örgüte, çocuk ve yaşlı hemşerilerden kurulu yarışma jürisi tarafından Büyük Belde Belediyeler Birliği (BBBB)'nin Başarı Beratı (BB) verilebilir. Yarışmayı kazanan örgüt bandosu ile Konservatuvar Santur Heyeti'nin şehir merkezinde konserler vermesi de düşünülebilir. Tanıtma Vakıflarımız, yeni spor dalının, Akdeniz ve Balkan Oyunları ile Olimpiyat programına alınması için harekete geçirilebilir. Uluslararası yarışmalardaki ulusal başarılara yıllardır özlem duyan ülkemiz, bir yandan altın madalyaları toplarken, barışcı çabalarındaki başarısından dolayı Nobel'e aday da olabilir. Belki hayal denecek ama dikenli tel örgülerimizin kaldırılabileceğini ve şehir merkezlerinin dikensiz, toplu-taşıma raylar ile örülebileceğini sanıyorum. Dikensiz şehir merkezlerinde yetişen kuşakların güllere karşı daha duyarlı ve saygılı olacaklarını da hayal ediyorum.

Dikenli tel, ekili tarlaları, başıboş sürülere karşı başarıyla korumuştur. Endüstrileşen ülkelerde bostana giren danalar tasarım önlemleriyle durduruldu. Zamana ayak uyduramayan ve geri kalmış ülkelerde, şehirlerin konut, eğitim, sağlık, üretim, ulaşım, dinlenme ve savunma bölgeleri birbirine karışınca, tel örgülü yasaklar kaçınılmaz olmuş. Çağdaş Belediyeler, savaşı anımsatan yasakları yaşatmak yerine dikensiz mekanlar yaratmak yolunu seçti. Kent bölgeleri yasalarla belirlenince dikenli tel yasaklara gerek kalmamış. Parklarda, hipodromda, Hisarda, stadyumda, okulda ve otoyoldaki dikenli "yasak"ların yerini biz de deneyebiliriz. Halk dilinde "köşeyi dönmek" başarmak anlamına gelir. Oysa Hemşeri, köşeleri değil, kestirmelerin dikkenarlardan yaklaşık, üçte-bir oranında daha kısa ve kârlı olduğunu keşfetmiştir. Dikdörtgen prizmanın köşegenleri yaya trafiğe açılınca, köşeleri bekleyen dikenler işlevsiz kalır. Böylece, uygar davranışa duyarlı şehir tasarımı, dikenli telin kullanma gerekçesini ortadan kaldırır. Dikenli tele çözüm bulan Belediye (Başkanı), "Gidemediğin yer senin değildir." sözüyle ünlü Sivas Valisi Halil Rıfat Paşa gibi, tarihe geçebilir. Gidilen her yer belediyenin, vatandaşın malı olur, vatan olur. Bu öneri de, kuşkusuz, biraz hayal-kurgudur ama gerçek-üstü kuruntu değildir.

Vatandaşımıza, "Girebildiğin her yer senindir. Bu vatan senindir" diyebilmeliyiz.

* Manuel Scorza, Dikenli Tel adlı belgesel romanında (Türkçesi 1975), dikenli teli bir silah gibi kullanan sömürgecilere yenik düşen ve tüm otlaklarını yitiren Peru'lu köylülerin öyküsünü anlatır. Köyün rahibi, dikenli tel örgüyü "Şeytanla top oynayan kişinin işine", Yerli-köylülerse, "Tanrı'nın Gazabına" benzetmişler, Tanrı'ya yalvarmışlarsa da sonuç hiç değişmemiş!

Sayın Bozkurt Güvenç'in, İnsan ve Kültür adlı kitabından...




Sayın İhsan FAZLIOĞLU'na, İlber ORTAYLI'ya, Orhan KURAL'a, Gezginler Kulübü'ne, Sunay AKIN'a, Doğan HASOL'a...
Evliya ÇELEBİ'ye, İbn Battuta'ya, STRABON'a...
sözlük ve yayınlarından yararlandığımız yazarlara, paylaşımları/katkıları için çok teşekkür ederiz.