Mekânlar'daki FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 4.933 başlık/FaRk ile birlikte,
4.933 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(4/21)
- BALTALİMANI MAHALLESİ :
( Baltalimanı Rumelihisarı muhtarlığına bağlı bir yerleşim bölgesi idi. 1997 yılında yapılan bir düzenleme ile Rumelihisarı'ndan ayrılmış ve ayrı bir muhtarlık olmuştur. Emirgan, Rumelihisarı ve Fatih Sultan Mehmet mahallelerinden sınır alır. Baltalimanı adını Fatih Sultan Mehmet'in (1444 - 1481) Kaptan - ı Deryası Baltaoğlu Süleyman Bey'in adından almaktadır. Kaptan - ı Derya Süleyman Bey İstanbul'un fethine çok büyük katkı sağlayan gemileri Marmara denizinden buraya getirerek koruma altına tutmuş, bu gemilerden bir kısmı yağlı tekerlekli kızaklar üzerinde Haliç'e indirildiği için semte Baltalimanı denilmiştir. 1992 nüfus sayımına göre mahallenin nüfusu 6.287'dir. )
- BALTALİMANI MERKEZ CAMİİ :
( Baltalimanı Merkez Camii 2000'de yapıldı ve tarihi özelliği yoktur. )
- BALTALİMANI MESİRESİ :
( Baltalimanı mesiresi olarak bilinen büyük çayırlık alanın bir ismi de Baltalimanı çayırlığı idi. İstanbul'un en büyük mesirelerinden biriydi. Baltalimanı Hastanesinin karşısından, Levent'in alt kısımlarına kadar uzanan ormanı bol bir alandı. Eskiden dere çevresinde ve devrin ileri gelenlerinin köşk ve konakları bulunuyordu. Baltalimanı deresinin bol suyu, geniş çayırlık alan; çam ve çınar ile ceviz, dut, armut ve elma gibi meyve ağaçlarıyla doluydu. Halen bu büyük alanın bir kısmı mesire olarak kullanılmaktadır. 1965'li yıllara kadar Baltalimanı çayırlığının liseye yakın yeri futbol sahası olarak kullanılmakta idi. )
- BALTALİMANI SAHİL SARAYI :
( Çok önemli tarihi eserlerden biridir. Büyük Reşit Paşa (1800 - 1858) tarafından 19.yy'ın ikinci yarısının başlarında (1853 - 1863) inşâ edilmiştir. Reşit Paşa'nın oğlu Galip Paşa Sultan Abdülmecit'in kızı ile evlenince Baltalamanı Sahil Sarayına Fatma Sultan Sarayı denildi. Bu saray daha sonra Abdülmecid'in diğer kızı Mediha Sultan'a tahsis edildi. Mediha Sultan'ın kocası Ferit Paşa (1853 - 1923) sadrazam olunca saray Sadrazam Sarayı olarak kabul edilmiş ve öyle kullanılmış, bu nedenle de saraya Mediha Sultan Sarayı denilmiştir. Ulusal Kurtuluş mücadelesi başladıktan sonra Damat Ferit Paşa sarayı terk etmiş ve saray bir süre boş kaldıktan sonra Cumhuriyet döneminde Tarım Bakanlığına bağlı Balıkçılık Enstitüsüne verilmiştir. Milli saraylardan olan bina 1943 yılında Sağlık Bakanlığına devredildi ve 19.6.1944 yılında 85 yataklı Kemik Hastalıkları Hastanesi olarak açıldı. Hastane 1960'da Baltalimanı Kemik Hastalıkları Hastanesi adını aldı. 2000 yılında Sağlık Bakanlığı ile Hacı Ömer Sabancı Vakfı arasında yapılan protokol gereğince restore edildi. Sağlık Bakanlığının 21.12.2001 tarihli kararı ile hastane özel Dal Eğitim Hastanesi statüsünde alınmış olup, ismi T.C.Sağlık Bakanlığı Metin Sabancı Baltalimanı Kemik Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi olarak değiştirildi. )
- BALTALİMANI SARNICI :
( Baltalimanı'nın üst kısımlarında ve Boyacıköy Hakkak Yümnü sokakta, kayalar üzerine 6.yy. sonları ile 7.yy. başlarında yapılmıştır. Foneos Manastırının sarnıcı olarak yapıldığı zannedilmektedir. Sarnıcın kalıntıları üzerinde binalar yapılmıştır. Sarnıç binaların bodrum katındadır. 20x40 m ebadında 5 m. derinliktedir. Kalıntıları hala görülebilen sarnıç Reşit Paşa Mahallesi sınırları içindedir. )
- BALTALİMANI SERHAZİN SÜLEYMAN AĞA CAMİ :
( Baltalimanı deresi kenarına Serhazin Süleyman Ağa tarafından yaptırılan cami yıkılmış olup aynı yere değişik mimaride Zahire Nazırı Arif Bey tarafından 1827'de mevcut cami yaptırılmış olup 1953 yılında büyük onarım görmüştür. Cami Emirgan Mahallesi sınırları içinde kalır. )
- BALTALİMANI TABYASI :
( Baltalimanı tabyası olarak isimlendirilen tabla Sultan II. Mahmut tarafından yaptırılmıştır (1820/1821). )
- BALTALİMANI TAŞOCAKLARI :
( Baltalimanı vadisinin üst kısımlarındaydı. Uzun yıllar işletildi, bilahare de terk edildi. )
- BALU ile BALU BALU
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Arguların küçük bir kentinin adı. İLE Bebeklerini beşikte uyutmak için annenin tekrarladığı, ninnimsi bir söz. )
- BANDIRMA ile GÜVENİLİR LİMAN
( Güvenilir liman. )
- BANGKOK -ile
( Zeytin/Erik Köyü. [BANG: Köy. | MAKOK: Zeytin ya da erik ya da ikisinin karışımı.] )
- BAR ile BAR ile BAR[< İng.] ile BAR[< Yun.]
( Anadolu'nun, doğu ve kuzey bölgelerinde, en çok da Erzurum bölgesinde el ele tutuşularak oynanan bir oyun. [Hançer/bilezik barı.] İLE Kaplarda, su nedeniyle oluşan tortu. | Yağmurdan sonra toprağın yüzeyinde görülen beyaz tabaka. | Sayrılık sırasında, dil üzerinde görülen beyaz renkli tabaka. İLE Danslı, içkili eğlence yeri. | Ayaküstü içki içilen meyhane. | Bir salonda, içki içmek için hazırlanmış köşe. İLE Hava basıncı birimi. )
- BAR ile/||/<> BARİYER ile/||/<> BANT
( Çubuk. İLE/VE/|| Engel. İLE/VE/|| Şerit. )
- BARA DALYANI :
( Rumelifeneri kıyılarında kurulan bu dalyan uzun zamandan beri kurulmamaktadır. )
- BARAKA ile TAVHÂNE[Fars.]
( ... İLE Limonluk. | Yoksulların sığındığı sıcak yer. )
- BARAN, DURSUN ALİ (ÇAYIRBAŞI, 1935) :
( Sarıyer'de futbola başladı (1952). Bir sezon profesyonel takımda 22 lig ve bir özel olmak üzere 23 kez forma giydi. Galatasaray'a transfer oldu. )
- BARAN, EMİR BERKİ (İST. 1970) :
( Alman Lisesini bitirdi ve Boğaziçi Üniversitesi İnşaat Mühendisliğinden mezun oldu. Aynı okulda lisans ve sonra da doktora yaptı. Siyasete AKP saflarında katıldı. Sarıyer Belediye Meclisi ve İstanbul Büyük Şehir Belediye Meclisi üyesi olarak görev yaptı (2004 - 2009). )
- BARBAROSOĞLU YALISI :
( Sarıyer'de Yenimahalle Caddesi üzerinde ve deniz kenarındadır. 19. yy. son çeyreğinde yapılan yalılardan olduğu zannediliyor. Gerek içi ve gerekse dış durumu ile örnek tarihi eser yapılardandır. Barbarosoğlu ailesine ait olan yalı bilahare el değiştirdi ve Torlak ailesine geçti. )
- BARBAROSOĞLU, HAYRETTİN (ÜSKÜDAR, 1942) :
( Alpulu Şekerspor'dan transfer edildi ve 2 sezon (1964 - 1966) Sarıyer'de tescilli kaldı. Bu süre içinde 29 lig, 5 kupa, 2 turnuva ve 7 özel olmak üzere toplam olarak 43 maçta oynadı. Lig maçlarında 2, kupa maçlarında 1 ve turnuva maçlarında 1 olmak üzere takımına 4 gol kazandırdı. )
- BARBAROSOĞLU, İBRAHİM HAYRETTİN CELADET (İST. 1903 - 1955) :
( Sarıyerli'dir. Kaptan - ı Derya Barbaros Hayrettin Paşa'nın soyundandır. Sarıyer'de sporun ve kulüpçülüğün gelişmesine öncülük etti. Sarıyer Gençler Cemiyeti, Sarıyer Gençlik Mahveli kurucu ve yöneticilerindendi. Sarıyer Spor Kulübünün kuruluş çalışmalarına katıldı. İlk Sarıyer Futbol takımını sahaya çıkaran kişidir. Şair olup şiirleri bestelenmiştir. "Gel gitme kadın ruhumu hicranına yakma"; "Cevrin yeter artık bu kadar olma sitemkâr" ve "Yıllarca yazık boş yere hülyalara kandım" isimli şarkıları onun şiirlerinden bestelendi. Memuriyet hayatında Gümrükler Genel Müdürlüğüne kadar yükseldi. Bu görevde iken Şurayı Devlet (Danıştay) üyeliğine seçildi. )
- BARÇA ile BARÇAN ile BARÇUK/BARÇUQ
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Tümü, hepsi. İLE Bir yer adı. İLE Afrasiyab'ın kurduğu bir kent. )
- BARIG ile BARIG ile SASIG BARIG ile BARIK/BARIQ
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Varmak/ulaşmak, vardı/gitti. İLE Pis kokan herhangi bir şey. İLE İkileme. İLE Kişilere yönelik davranış ve tutum. )
- BARIGSADI ile BARIMSINDI ile BARINDI ile BARINDI ile BARIŞDI
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Gitmek istedi. İLE Gidermiş gibi yaptı.[Gerçekte gitmedi.] İLE Gidiyormuş gibi göründü. İLE Çıktı. İLE Onlar, birbirine gitti.[Yardımlaşmayı ya da rekabet etmeyi anlatmak üzere] )
- BARİKAT[Fr. < BARRICADE] değil/yerine/= ENGEL
( Bir yolu ya da geçidi kapamak için her türlü araçtan yararlanılarak yapılan engel. )
- BARIŞ MANÇO KÜLTÜR MERKEZİ ile BARIŞ MANÇO KÜLTÜR MERKEZİ
( Kadıköy'de. İLE Avcılar'da. )
- BARK/BARQ[EV BARK/EW BARQ] ile BARQIN
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Yalnız başına kullanılmaz ancak ikilemeyle anlamlanır. İLE Hiçbir şeyin kendini yolundan alıkoyamadığı kişi/yolcu. )
- BARKSAN/BARXAN ile/||/<> BARKSAN/BARXAN
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Aşağı Çin. İLE/||/<> Kaşgar yakınlarındaki bir dağın tepesinde bulunan bir kale. )
- BARLAS, CEMİL SAİT (İST. 1905 - 1964) :
( İ.Ü. Hukuk Fakültesinden sonra Almanya'da Heidelberf Hukuk Fakültesini bitirdi. Hukuk Doktoru unvanı aldı. Etibank Hukuk Müşavirliği, İstanbul Asliyle Mahkemesi Azalığı, VII - VIII. Dönem Gaziantep Milletvekilliği, Kurucu Meclis Cumhuriyet Halk Partisi Temsilciliği (6.O1.1961 - 25.10.1961) ile Ticaret, Ekonomi ve Devlet Bakanlıkları yaptı. Yeniköylüdür. )
- BARUT, MİNHACETTİN (İST. 1936 - 1999) :
( Sakarya Kulübünden transfer edildi. Dört sezon Sarıyer'de oynadı. Sarıyer forması altında 57 Lig, 2 Kupa maçı olmak üzere 59 resmi ve 7 özel maçla birlikte 66 maç oynadı. Takımı adına 11'i lig 2 özel maçta olmak üzere 13 gol kaydetti. Bir maçta (1956/57 Hasköy maçı) kafa ile dört gol atarak bir rekor yaptı. Futbolu bıraktıktan sonra antrenör ve teknik direktör olarak görev yaptı. Sarıyer S.K. de de teknik direktörlük yaptı. 1999 depreminde Çınarcık'ta enkaz altına kalarak eşi ile birlikte hayatını kaybetti. )
- BAŞ, PROF. DR. REFİK (EDİRNE, 1929) :
( Üniversite Öğretim Üyesi. İlk, orta ve Lise öğrenimini Edirne'de okudu. 1947'de Ankara Yüksek Ziraat Enstitüsü Orman Fakültesine girdi ve 1951'de Orman Mühendisi olarak mezun oldu. Bir süre Orman Genel müdürlüğü bünyesinde çalıştıktan sonra askerliğini yaptı. Açılan asistanlık sınavını kazanarak 1959'da İ.Ü. Orman Fakültesi Orman Entomolojisi Kürsüsünde asistan oldu. "Türkiye'de Orman Yangınları Problemi ve Bazı Klimatik Faktörlerin Yangınlara Etkileri Üzerine Araştırmalar" konulu tezi ile ve Pekiyi derece ile "Ormancılık İlimleri Doktoru" unvanını aldı. Yurtdışına giderek inceleme ve araştırmalarda bulundu. "Türkiye'de Orman Ağaçları ve Zarar yapan zar kanatlılar (Hymenoptera) Üzerine Araştırmalar" tezi ile "Üniversite Doçenti" unvanını aldı. "Türkiye İçin Yeni Bir Bitki Zararlısı Hyphantria Cunca (Drury) Lepidop tera Arctiidae" konulu tezi ile Profesörlüğe yükseldi. İ.Ü. Orman Fakültesi Orman Entomolojisi Anabilim Dalı Başkanlığı da yaptı. Yayınları: 1) "Türkiye'de Orman Yangınları ve Bazı Klimatik Faktörlerin Yangınlara Etkileri Üzerine Araştırmalar", 2) " Türkiye'de Orman Ağaçarnda Zarar Yapan Kanatlılar" , 3) Marmara Bölgesinde 1971 - 1972 Kış Soğuklarının Hızlı Gelişen Ekzotik Orman Ağacı Türlerine Etkileri Üzerine Araştırmalar", 49 Türkiye'de Kıl Keçi ve Orman İlişkileri" kitaplarını yayınladı ve ayrıca yayınlanmış pek çok bilimse makale ve raporu var. )
- BASAMAK ile/ve/değil/||/<> KATMAN
- BAŞAR, SAMİ (MALATYA, 1973 - 2000) :
( Vanspor'dan transfer edildi. İki sezon (1993 - 1995) tescilli kaldı. 25 Lig, 3 Kupa maçı olmak üzere 28 resmi ve 24 özel maçla birlikte 52 maçta Sarıyer forması giydi. 2000 de trafik kazasında hayatını kaybetti. )
- BAŞARAN, TURAN :
( Refah Partisinde de siyasete atıldı ve 1994/1999 döneminde Sarıyer Belediye Meclisine üye olarak seçilerek görev yaptı. )
- BASIK ile KISIK
( Basılmış, yassılaşmış. | Çok yüksek olmayan, alçak. | Kısık. İLE Kısılmış olan. | Boğuk, güçlükle çıkan ses. | Hafifçe aralanmış, yumulmuş olan göz kapağı. | Kanyon. )
- BAŞKA ile/ve/değil/yerine/||/<>/< YENİ
- BAŞKENT ile/ve/<> ÖTEKİ ŞEHİRLER
( Ankara[< ]
Ankyra
İLE/VE/<>
Anadolu[< Anatolia]
Amasya[< Amaseia]
Antakya[< Antiokheia]
Antalya[< Attaleia]
Bursa[< Prusa]
Çankırı[< Gangra]
Giresun[< Kerasus]
İzmir[< Smryna]
Kayseri[< Kaesarea]
Konya[< İkonion]
Ordu[< Kotyora]
İznik[< Nikea]
Malatya[< Meliddu]
Manisa[< Magnesia]
Maraş[< Markasi]
Mardin[< Marde]
Sinop[< Sinope]
Trabzon[< Trapezus] )
- BAŞLANGIÇ ile/ve/||/<> ZEMİN
- BAŞLISU :
( İstinye sınırları içinden çıkan içimi çok iyi olan bir memba suyudur. )
- BAŞMAK ile/ve/||/<> BAŞMAKLIK
( ... İLE Camide ayakkabı konulan yer. | Sultanın anne, kız kardeş, kız ve hasekilerine bağlanan ödenek, has. )
- BAŞOĞLU, FERİT (KEFELİKÖY, 1958 - 2008) :
( Sarıyerli. Pertevniyal ilkokulundan sonra Tophane Sanat Okulundan mezun oldu. Elektrik teknisyeni olarak iş hayatına atıldı. Siyasete ANAVATAN saflarında başladı ve 1984 yerel seçimlerinden Anavatan partisinden Sarıyer Belediye Meclisine üye seçildi ve bir dönem (1984 - 1989) bu görevi yaptı. Sarıyer Spor Kulübü üyesidir. )
- BAŞOKÇU/İFFET HANIM YALISI :
( Rumelihisarı Baltalimanı Caddesi üzerindedir. Sultan II. Mahmut döneminde (1808 - 1839) yapılmıştır. 1988'de kagir olarak yeniden inşâ edildi ve üzeri ahşap kaplama ile kaplandı. )
- BAŞTAN BAŞA ile BOYDAN BOYA
- BAŞTAN SONA, SONDAN BAŞA ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SOLDAN SAĞA, SAĞDAN SOLA / YUKARIDAN AŞAĞI, AŞAĞIDAN YUKARI
- BAŞTİMAR, BURHANETTİN (1912 - 1082) :
( Sarıyerlidir. Ticaretle iştigal etti. Uzun süre Sarıyer'i temsilen İstanbul Belediyesinde Belediye Meclis Üyesi olarak görev yaptı. )
- BATHÂ'[Ar. çoğ. BİTÂH] ile BATÎHA[Ar.]
( Çakıl taşlı büyük dere. | Mekke'de dağ arasında bulunan bir dere. | Dağ arasındaki dere. | Mekke-i Mükerreme. İLE Sazlı, kamışlı dere. )
- BATI/LI ile BATI/LI
( Coğrafya. İLE Uygarlık. )
- BATI/LI(coğrafya) = KEDİN, KURIYAKI = WEST/ERN[İng.] = OUEST, OCCIDENT/AL[Fr.] = DER WESTEN/WESTLICH[Alm.] = OCCIDENTE/OCCIDENTAL(E)[İt., İsp.] = OCCIDENS/OCCIDENTEM[Lat.] = HE DÜZIS/PROS HELION DÜZIN[Yun.] = el-ĞARB/ĞARBÎ[Ar.] = BÂKHTER/Î[Fars.] = HET WESTEN/WESTELIJK[Felm.]
- BATIN/BATN[Ar. çoğ. BUTÛN, EBTÂN] ile BÂTIN[Ar. çoğ. BEVÂTIN] ile BATÎN[Ar.]
( Karın. | Nesil, soy. İLE İç. | İç yüz. | Gizli, görünmeyen nesne. | Tanrı. | İçteki. | Çukur, kuytu yer. İLE Büyük karınlı. | Uzak yer. )
- BATI-NIN ile BÂTIN-IN
- BATMAN, YAVUZ (TAMZARA/ŞEBİNKARAHİSAR, 1843) :
( Reşitpaşa'da ikamet etmektedir. İlk ve Ortaokulu Şabinkarahisar'da okudu. İş hayatına atıldı ve CHP de siyasete atıldı (1968). 1999 yerel seçimlerinde CHP'den Sarıyer Belediye Meclis üyesi seçildi ve Meclis Başkanvekili seçildi, Ayrıca Belediye Başkan Vekili olarak da görev yaptı. Edebiyatla ilgileniyor ve şiir yazmaya devam ediyor. "Işığın Çocukları" adını taşıyan bir şiir kitabı var. )
- BATUR, UĞUR (BÜYÜKDERE, 1963) :
( Büyükdereli olup, ünlü bir müzayedecidir. "Uğur Antik Müzayede Evi" şirketinin sahibidir. )
- BAY, ALİCAN (...) :
( Büyükdereli milli sporcu. Açık Karate sporu yapmaktadır. Başarılı bir sporcu olarak milli takıma seçildi ve 17 - 18 Kasım 2018 tarihleri arasında Moldova/Kişinev'de düzenlenen 17. Kyokushin Avrupa Açık Karate Şampiyonası'nda ümit erkekler kategorisinde 70 kiloda birinciliği elde ederek altın madalya kazandı. )
- BAY ile BAY YIGÂÇ
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Zengin. İLE Kuça kentiyle Uç kenti arasında, Uç'a yakın bir yerin adı. )
- BAYBURT, ETHEM (AKÇAABAT, 1984) :
( Sarıyer Spor Kulübü profesyonel futbolcusu. Büyükdereli'dir. Sarıyer alt yapısında futbola başladı ve futbol yaşamını Sarıyer Spor Kulübünde kaleci olarak devam ettiriyor. )
- BAYBURT ile BABERT
( Türkiye'de. İLE Irak'ta. )
- BAYBURT ile BAYBURT
- BAYÇU SAHİLHANESİ :
( Prof. Dr. Turan Bayçu ve Orhan Bayçu sahilhanesi 1882'de yapılan tarihi bir yalıdır. Sahilhane eski Kefeliköy otelinin müştemilatı olarak gösteriliyorsa da ayrı bir bahçe içinde olması bunu doğrulamıyor. Sahilhane birçok defa el değiştirdi, son sahibi olan Bayçu'ların adı ile anılmaktadır. )
- BAYDAR, CEZMİ (İST. 1932 - 2010) :
( Sarıyer'de futbola başladı. Profesyonelliğin kabulü ile kadroya alındı (1956/57). l5 lig maçında oynadı. Futbolu bıraktıktan sonra genç takım antrenörü olarak görev yaptı. )
- BAYDAR, OYA (İST. 1940) :
( Yazar ve sosyolog. Notre Dame Sion Fransız Lisesi ve İ.Ü. Sosyoloji Bölümünü bitirdi. Aynı bölümde asistan oldu. "Türkiye'de İşçi Sınıfının Doğuşu" konulu doktora tezi iki kez reddedilince, öğrenciler bu kararı protesto etmek için üniversiteyi işgal ettiler. Bu olay Üniversite'nin ilk işgaliydi. Oya Baydar daha sonra Ankara Hacettepe Üniversitesi'nde asistan olarak görev yaptı.1971'deki 12 Mart Darbesini takiben Türkiye İşçi Partisi ve Türkiye Öğretmenler Sendikası (TÖS) üyesi olarak, sosyalist kimliği nedeni ile tutuklandı ve üniversiteden ayrıldı. Yeni Ortam ve Politika Gazetelerinde köşe yazarlığı yaptı. İlke Dergisini kurdu, sosyalist yazar, araştırmacı ve eylem kadını olarak tanındı. 12 Eylül Darbesi sırasında yurtdışına çıktı ve 12 yıl süre ile Almanya'da sürgünde kaldı. 1992 yılında Türkiye'ye döndü. Tarih Vakfı ve Kültür Bakanlığı'nın ortak yayını olan İstanbul Ansiklopedisinde redaktör ve Türkiye Sendikacılık Ansiklopedisi'nde genel yayın yönetmeni olarak çalıştı. Kedi Mektupları ile Yunus Nadi Roman Ödülü (1993), Sıcak Külleri Kaldı ile Orhan Kemal Roman Ödülü (2001), Erguvan Kapısı ile Cevdet Kudret Edebiyat Ödülü (2004) ve Hiçbir Yere Düşüş ile Akdeniz Kültür (2011) ödüllerini kazandı. )
- BAYDUR, MİTHAT PROF. DR. (İST. 1957) :
( Özbe öz Sarıyerli dediklerinden biridir Mithat Baydur. Sarıyerliler ona "Mithat Hoca" der. Mithat Baydur Sarıyer'de doğdu (1957). İlk ve orta öğrenimini Sarıyer Pertevniyal Okulunda okudu. Lise öğrenimini Kuleli Askeri Lisesinde tamamladı. Bir süre Orta Doğu Teknik Üniversitesi sosyoloji bölümünde okuduktan sonra Boğaziçi Üniversitesine geçti ve eğitimini burada tamamladı. Yine bu okulda yüksek lisans diplomasını aldıktan sonra doktora çalışmasını da burada yaptı ve "Küreselleşme Ekseninde Değişen Milliyetçilik Kavramı" teziyle doktor unvanını aldı. 1996 yılında doçent, 2003 yılında da profesör oldu. Boğaziçi Üniversitesi, Marmara Üniversitesi, Abant İzzet Baysal Üniversitelerinde öğretim üyesi olarak görev yaptı. Üniversitelerde Bölüm Başkanlığı gibi görevler üstlendi. Üsküdar Üniversitesinde Uluslararası İlişkiler ve Siyaset Bilimi Bölümünde dersler verdi. Başbakan Bülent Ecevit'in Danışmanlığını yaptı (1999 - 2000). Eylül 2018'de Okan Üniversitesi Dekanlığına getirildi. Türk ve yabancı medyanın aranılan konuşmacılarından biridir. )
- BÂYİ[Ar.] ile/ve/||/<> ŞÛBE[Ar.]
- BAYKAL GÖLÜ değil/< BAY-GAL GÖLÜ
( Ateş/Aşk Denizi[< BAY-GAL][Yakut dilinden]
Zengin Deniz[Moğollar ve Buryatların dilinde]
Baykal Denizi[göl olarak görmeyenler/değerlendirmeyenler]
Sibirya'nın Gözü
Boyu 648 km., eni 40 ilâ 80 km. arasında değişiyor.
31.000 km2'lik bir alanı kaplar ve 23.000 km3'lük bir su hacmi vardır.
En derin yeri 1637 metredir.[daha derin noktalarının olduğu da söyleniyor]
Göle akan 336 ırmak bulunmaktadır. [Fazla suyunu akıtan tek ırmak ise Angara Irmağı.]
25 milyon yaşında olduğu belirtiliyor. )
- BAYKAL GÖLÜ ve/<> LENA IRMAĞI
( ... VE/<> Baykal Gölü'nden doğup 4400 km. sonra kuzey buz denizine dökülen ve dünyanın en uzun 11. ırmağıdır.[Yılda 540 km³ suyu denize akıtır. İrili ufaklı, 240.000 su kütlesiyle buluşur.][Lena ve kolları, tam 50.000 km² alanı kaplar.][Genişliği bazen 40 km.'ye ulaşır.] )
( ... VE/<> 1000 yıldır aynı yolu çizmektedir. Üzerinde herhangi bir baraj ya da bir elektrik santrali yapılmamıştır. Böylece, ekoloji, dünyanın bu bölgesinde korunmaktadır. 67 milyon yaşında olan Lena'nın suyu hâlâ içilebilir ve dünyanın en temiz ırmağıdır. )
( ... VE/<> Kışın, 210 gün boyunca donar. Üzerinde açılan yoldan trafik işler. Bu caddeye, "Yakut Asfaltı" derler. )
- BAYKAL GÖLÜ ile/ve TANGANİKA GÖLÜ
( Sibirya'da. İLE/VE Tanzanya'da. )
( [dünyadaki] En derin göl. İLE/VE İkinci en derin göl. )
( Baykal Gölü'nün suyu, rahatlıkla içilebilecek kadar temizdir. İLE/VE ... )
( Baykal Gölü'nün, 31.000 km²'lik alanı, 23.000 km³'lük hacmi vardır.[Dünyadaki tüm ırmaklar Baykal Gölü'ne aksa, bu hacmi, ancak bir yılda doldurabilirmiş.] )
- BAYKAR MAKİNA SAN. TİC. A.Ş :
( Sarıyerli işadamı Özdemir Bayraktar tarafından 1984'te İstanbul'da kurulan ve faaliyete geçirilen havacılık ve savunma alanlarında hizmet veren bir şirkettir. Yüzlerce çalışanı ve teknik kadrosu ile Otomativ Yan Sanayi Hassas Talaşlı İmalat ile işe başladı (1984). Her geçen gün yeni araştırmalarla Türk havacılık sanayine büyük katkı vermeye devam etti. Ar - Ge ile sürekli yeniliklere adım attı ve İnsansız Hava Aracı Sistem ve Alt Sistemleri geliştirme çalışmalarını başlattı (2000); Milli ve Özgün Elektronik ve Yazılım Sistemleri ile ilk Otomatik Uçuş Denemesi yapıldı (2004); TAİ Tesislerinde Prototip Bayraktar Mini İHA I - Otomatik Uçuş gösterimi sunumu yaptılar (2005); Bayraktar Mini İHA Geliştirme ve Üretim sürecine başlandı (2006); Malazgirt Döner Kanat Saha denemelerine başlandı (2007); Taktik sınıfı İHA Sistemi Ar–Ge çalışmalarına başlandı (2007); Bayraktar Mini İHA'ların ilk teslimatı gerçekleştirildi (2007); Bayraktar mini İHA Saha Tecrübeleri ve Eğitimi Faaliyetleri yapıldı (2008); Malazgirt Döne Kanat Mini İHA Üretimine başlandı (2008); Malazgirt Döner Kanat Mini İHA teslimatı yapıldı; Katar Silahlı Kuvvetleri için Mini İHA Üretimine başlandı (2011); Mini İHA T - teslimatı yapıldı, eğitimi verildi (2012); Bayraktar TB2 ilk tam Otomatik Uçuş testi yapıldı (2014); Bayraktar TB2 ilk seri teslimatı yapıldı)2014); Cansız Mühimmat ile ilk atış gerçekleştirildi (2015); Bayraktar TB2'nin ilk ihracatı Katar'a yapıldı (2018); Ukrayna'ya Bayraktar TB2 ihraç edildi (2018); Kuveyt ile TB2 ile 27 saat 3 dakikalık uçuş rekoru kırıldı (2019).Baykar Makinaları San. Tiç. A.Ş. nin Yönetim Kurulu; Özdemir Bayraktar, Haluk Bayraktar, Selçuk Bayraktar ve Ahmet Bayraktar'dan meydana gelmektedir. )
- BAYKENT PLAJI :
( İstanbul'un ünlü plajlarından biridir. Seymenazı koyunda yer alır. Bu plajın kumu istiridye kabuğu kırıklarının incelerek kuma dönüşmesinden meydana gelir. Plajda modern tesisler vardır. )
- BAYOĞLU, PROF. DR. SELÇUK (KARS, 1930) :
( Üniversite Öğretim Üyesi. İlk ve ortaokulu Trabzon'da tamamladı, 1947'de Trabzon Lisesini Fen kolundan mezun oldu. İ. Ü. Orman Fakültesini 1951'de bitirdi. 1954'te sınavı kazanarak İ.Ü. Orman Fakültesi İnşaat Kürsüsünde asistan olarak atandı. 1959'da "Çangal Bölgesinde Orman Nakliyatı ve Yol Sistemi Üzerine Araştırmalar" konulu tezi ile "Ormancılık Bilimleri Doktoru" unvanını aldı. 1964'te hazırladığı "Orman yolları Yapımında Toprak İşleri Üzerine Araştırmalar" konulu tezi ile "Üniversite Doçenti" unvanına sahip oldu. 1971'de de "Türkiye'de Orman Nakliyatı ve Geliştirilmesi İmkânları Üzerine Bir Etüd" konulu tezi ile Profesör oldu. 1972'iki yıl süre ile İstanbul Üniversitesi Senatosu üyeliği görevini yürüttü. 1973'te iki yıl süre K.T.Ü. Orman Fakültesinde Dekanlık görevini yürüttü. 1980'de üç yıl süre ile seçildiği Orman Fakültesi Dekanlığına, 1985'te ikinci kez seçildi. 1988'de Orman İnşaatı ve Transportu Anabilim Dalı Başkanlını oldu ve bu görevi emekli olana kadar sürdürdü. Yurt içinde ve yurtdışında çok kez kongre ve bilimsel toplantılara ve araştırmalara katıldı. Bir kaçı anonim olmak üzere 17 yayınlanmış kitabı ve çok sayıda bilimsel makalesi, bildirisi var. )
- BAYRAK, ALİ :
( Çok uzun yıllar Büylükdere Mahallesinde muhtar olarak görev yaptı. )
- BAYRAK, HİKMET (İST. 1931 - 1992) :
( Büyükderelidir. 1965'te Babasının ölmesi ile devraldığı muhtarlığı, ara rejimler hariç, 29 Mart 2009 seçimlerine kadar 40 yıl devam ettirdi. Büyükdere Spor Kulübü'nde futbol oynadı ve yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. Büyükdere'de ki derneklerin hemen hepsinde üyeliği bulunmaktadır. Muhtarlık görevini 29 Mart 2009 seçimlerinde aday olan Hanımına devretti. Adına Büyükdere'de Hikmet Bayrak Muhtar Park'ı açıldı. )
- BAYRAK, NAHİDE GÜL (ÇANAKKALE, 1956) :
( Bebek Tevfik Fikret İlkokulu ve Beşiktaş Kız Lisesinden mezun oldu. Uzun yıllardan beri Büyükdere muhtarı olan eşi Muhtar Hikmet Bayrak'ın ofis işlerinin yürütülmesinde yardımcı oluyordu. Eşinin vefâtı üzerine 2009 yerel seçimlerinde aday oldu ve muhtarlığı kazandı. Sonraki yerel seçimde aday olmadı. Böylece Büyükdere'de; Baba, oğul ve gelin olmak üzere üç kuşak aynı aile 75 – 80 yıl süre ile muhtarlık yaptılar. )
- BAYRAK ile MISIR BAYRAĞI
- BAYRAKLI ÇEŞME :
( Rumelifeneri Köy içinden Dere Mahallesine inerken soldadır. Yaptıran ve yapılış tarihi belli değil. Kitabesinde bayrak resmedildiği için "Bayraklı Çeşme" olarak isimlendirilmiştir. )
- BAYRAKTAR, CEVDET :
( Rumelikavakta iki dönem muhtarlık yaptı. CHP saflarında siyaset yaptı. )
- BAYRAKTAR, HACI MEHMET (ÇARŞAMBA/SAMSUN, 1953) :
( 1962 yılından beri Sarıyer'de ikamet etmektedir. İlk ve ortaokulu Sarıyer'de bitirdi. Çeşitli işlerde çalıştı. Askerliğini Ankara Zırhlı Birlikler Okulunda yaptı. 1974 yılında Kıbrıs Barış harekâtına katıldı. Gazi oldu. Askerlik sonrasında Sarıyer'de turistik eşya satan bir mağaza açtı. Bilâhare Emlakçılık yaptı, sonrasında Otobüs işletmeciliğinde bulundu, halen Metro firmasının acentesi olarak hizmet vermektedir. Sarıyer Turizm ve Güzelleştirme Derneği üyesi olarak Yönetim Kurulunda görev yaptı. 1978'den beri Sarıyer Spor Kulübü üyesidir. Ayrıca Sarıyerliler Derneği (SA - Der) (1992),Çağda Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD), Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD),THK Kurumu Sarıyer Şubesi üyesi ve Yönetim Kurulu üyesi ve Kurultay Delegesi. İstanbul Ticaret Odası Emlak Müşavirleri Meclis Üyeliği (üç dönem), Çarşambalılar Derneği (ÇA - DEF) üyesi, Samsun Dernekler Federasyonu Kurultay Delegesi CHP üyesidir. Ayrıca Sarıyer Kent Konseyi Yürütme Kurulu üyesi olarak görev yapmaktadır. Sarıyer Belediye Meclisinde bir dönem (2009 - 2014) Belediye Meclis üyesi olarak görev yaptı. Bu görevde iken Marmara Belediyeler Birliği Meclis üyesi olarak görev aldı. Ayrıca halen Kent Konseyi Yönetim Kurulu üyesi olarak görev yapmaktadır. )
- BAYRAKTAR, HALUK (...) :
( Sarıyer Yenimahalleli'dir. Endüstri Mühendisidir. 2000 yılında ODTÜ Endüstri Mühendisliği'nden lisans derecesini almış olup, 2002 yılında Columbia Üniversitesi'nde aynı alanda yüksek lisans eğitimini tamamlamıştır. 2004 yılında Boğaziçi Üniversitesi'nde İşletme alanında doktora çalışmalarına başlamıştır. Aynı dönemde aile şirketi bünyesinde, Milli ve Özgün İnsansız Hava Aracı Sistemleri geliştirilmesine yönelik çalışmaların projelendirme aşamalarında mühendislik yöneticiliği görevini yürütmüştür. Bu süreç içerisinde kavramsal tasarımdan, prototip, test, üretim ve eğitim aşamaları vb. ürün yaşam döngüsü kapsamında devam eden iş süreçlerinde görev almıştır. Aile Şirketi Olan Baykar Makine San. Tic. A.Ş. de görev yaparken Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile Türkiye Bilimsel Araştırma Kurumu (TUBİTAK) yönetim kuruluna atandı. )
- BAYRAKTAR, İZZET (SARIYER 1952) :
( Sarıyerli. Pertevniyal İlkokulunu Sarıyer'de okuduktan sonra Ortaokulu ile liseyi İstanbul Erkek Lisesinde okudu. İ.Ü. İktisat Fakültesine devam etti ama bitirmedi. Siyasete CHP saflarında başladı. Sarıyer İlçesi Gençlik Kolu Başkanlığı, uzun yıllar İlçe Yönetim Kurulu üyeliği ve CHP Sarıyer İlçe Başkanlığı gibi görevlerde bulundu. CHP nin kapatılması üzerine SODEP'te siyaset yaptı ve 1984 - 1989 dönemi yerel seçimlerinde Sarıyer İlçesini temsilen SODEP' ten İstanbul İl Genel Meclisi üyeliğine seçildi. )
- BAYRAKTAR, MEHMET (SARIYER, 1936) :
( Sarıyer'de futbola başladı. Profesyonelliğin kabulü ile kadroya alındı (1956/57). Beylerbeyi ile oynanan maçta hakemi dövdüğü için ömür boyu hak mahrumiyeti aldı. 27 Mayıs 1960 ihtilalini takiben çıkarılan Af Yasasından yararlanarak tekrar sahalara döndü. İlk lig maçında karşısına dövdüğü hakem (Semih Zoroğlu) çıktı. Saha ortasında barıştılar. 1966/67 sezonu sonunda futbolu bıraktı. Sarıyer forması altında 97 Lig, 5 Kupa olmak üzere 102 resmi ve 34 özel maç olmak üzere toplam 136 maçta yer aldı, özel maçlarda 3 gol attı. "Deli Mehmet" olarak tanınır. Takım kaptanı olarak görev yaptı, Sarıyer S.K. nün üyesidir. )
- BAYRAKTAR, MEHMET DR. (GARİPÇE/SARIYER, 1954) :
( Tıp doktorudur. Sarıyer/Yenimahalle'de ikamet eder. İlkokul, Ortaokul ve Lise öğrenimini Sarıyer'de tamamladı. Üniversite öğrenime İ.Ü. İktisat Fakültesinde başladı ancak İ.Ü. Çapa Tıp Fakültesine geçti (1974) ve bu fakülteden Tıp Doktoru olarak mezun oldu (1980). Bir süre Kandıra'da Hükümet Tabipliği yaptıktan sonra askere giderek vatani görevini yaptı. Askerliğini takiben iki yıl süre ile İstanbul Esnaf Hastanesinde çalıştı. Daha sonra İstinye Tersanesi doktorluğunu yaptı. Uzmanlık sınavını kazanarak (1985) SSK Samatya Hastanesinde ihtisas yaptı ve 1989'da ihtisasını tamamlayarak Genel Cerrahi Uzmanı olarak Sarıyer İsmail Akgün Devlet Hastanesinde göreve başladı. İki yıl süre ile İstinye Devlet Hastanesi Başhakemliği görevini yürüttükten sonra tekrar Sarıyer İsmail Akgün Devlet Hastanesine döndü ve buradan emekli oldu (2012). Bir süre Sarıyer Spor Kulübünde futbol oynadı. Mesleki dernekler ve Sarıyer Spor Kulübünde üyelikleri vardır. )
- BAYRAKTAR, MUSTAFA (İSTANBUL, 1966) :
( Yenimahallelidir. İlk, orta ve lise öğrenimini Sarıyer'de tamamladı. Yıldız Teknik Üniversitesinden İnşaat Mühendisi olarak mezun oldu. Müteahhitlik yaptı. 1997'de KİPTAŞ da göreve başladı ve 6 yıl çalıştı. Siyasi hayata AKP saflarında başladı. Sarıyer İlçe yönetim kurulu üyeliği, İlçe Başkan Yardımcılığı ve yerel yönetimler birim başkanlığı görevlerinde bulundu. Ayrıca AKP Siyaset Akademisi'ni bitirdi. Sarıyer Belediye Meclisi Üyesidir. )
- BAYRAKTAR, SELÇUK (İSTANBUL/SARIYER. 1979) :
( Sarıyerli İşadamı. İlkokulu Sarıyer İlköğretim okulunda okudu. Robert Kolejden mezun oldu (1997). İTÜ Elektronik ve Haberleşme Mühendisliği Bölümünde (1997 - 2002 yılları arasında) lisans eğitimine devam etti. Eğitim sırasında Üniversity of Pennsylvania (UPenn) GRASP Laboratuvarında staj kabulü aldı. Yüksek lisans Eğitimini 2002 - 2004 arasında Elektrik Mühendisliği Bölümünde UPenn'de sürdürdü. Dünyada ilk kez İHA'ların formasyon uçuşu deneyleri, hava - yer robot takımlarının koordinasyonu uçuş kontrol ve güdüm sistemleri konularında bilimsel yayınlara konu olan çalışmalar gerçekleştirdi. ABD'deki doktora çalışmasını yarım bırakarak Türkiye'ye döndü ve BAYKAR bünyesinde başlayan milli ve özgün insansız hava aracı teknolojileri geliştirme faaliyetlerine destek vermek amacı ile 2007 yılından bu yana BAYKAR bünyesinde teknik müdürlük (CTO) görevini yürütüyor, BAYKAR bünyesinde milli ve özgün olarak geliştirilen İnsansız Hava Aracı Sistemlerinin Aviyonik Sistem Mimarisi, Uçuş kontrol, seyrüsefer algoritmalarının geliştirilmesi, sistem kinematiği ve dinamikleri, elektronik donanım ve gömülü yazılım geliştirme vb. konularda çalışıyor. Ayrıca kurucusu olduğu Türkiye Teknoloji takımı Vakfında (T3), yetenekli gençlerin yetiştirilmesine katkı veriyor. Bu vakfın Mütevelli Heyet Başkanlığını yürütüyor. Milli Havacılık rekorlarına imza atan Bayraktar TB2 İnsansız Hava Aracı Sistemi'nin güdüm ve kontrol sistemi tasarımı. Türk Silahlı Kuvvetleri envanterine giren ilk Milli İHA unvanına sahip Bayrakttar Mini İHA'nın tasarımı; Bayraktar TB2 İHA Sistemi ile Milli Füze atışının başarı ile tamamlama ve Türkiye'nin ilk döner kanat İHA Sistemi Malazgirt İHA'nın tasarımlarını gerçekleştirme başarısının mimarıdır. )
- BAYRAKTAR :
( Heron tipi insansız uzay aracı. Yenimahalle/Sarıyerli Makine Mühendisi Özdemir Bayraktar ile iki oğlu tarafından üretimine 2004'te başlanan insansız uzay aracı çeşitli deneme uçuşlarından sonra Efes 2010 tatbikatında kullanılarak Genel Kurmay Başkanlığından tam not aldı. 450 kilo ağırlığında olan bu uzay aracı, 12 saat havada kalabiliyor, üzerinde bulunan termal ve gündüz kameraları ile görüntüler alarak 120 km mesafedeki kontrol merkezine iletebiliyor. )
- BAYRAM KAPTAN (HACI) ÇEŞMESİ :
( İstinye sahil yolundaki Mahmut Çavuş Camii yakınındaki bahçe duvarına bitişiktir (H 1318, M. 1900. Çeşmenin kitabesi şöyledir: Sahib - ül hayrat vel hasenat/ Rizeli Hacı Bayram Kaptanın Vakfıdır. Ruhu için rizaen feale el - fatiha (Sene 1318, sene 1316). )
- BAYRAM, ESAT (ŞAHİNLER, 1964) :
( Bursaspor'dan transfer edildi (1988). Dokuz sezon Sarıyer'de futbol oynadı. 239 Lig, 22 Kupa, 4 Balkan Kupası ve 3 Turnuva maçı olmak üzere 268 resmi ve 104 özel maç olmak üzere 372 maçta oynadı. Takımına lig maçlarında 10, kupa maçlarında 7 ve özel maçlarda 4 olmak üzere 21 gol kazandırdı. En çok oynayan on futbolcular arasındadır. 2 kez Ordu Milli oldu. Futbolu Sarıyer'de bıraktı. Antrenörlük lisansı var. )
- BAZİLİKA ile/||/<> ŞAPEL ile/||/<> KATEDRAL
( Hristiyanlığa geçişte ve ilk Bizans devrinde ortaya çıkan bir kilise biçimi. Bu tip yapılar doğu-batı ekseninde oldukça çok sayıda yapılmış bir kilise gösterir. Doğu bölümünde yarım yuvarlak biçiminde uzanan dikdörtgen bir kilise planının önünde tören yapılan kısma benzeyen bir bölümü yer alır. Bazilikalarda orta nefi giriş mekânları bulunur. Narteks'in önünde ise atrium denilen bir avlu yer alır. İLE/||/<> Tek mekânlı küçük kilise. | Büyük bir kilise ya da katedralde bir kutsal kişiye adanmış dua mekânı. İLE/||/<> Piskoposluk kilisesi.[Genellikle boyut açısından normal kiliselerden daha büyüktür.] )
- BEBEK YAPALIM MI? ile "BEBEK YAPALIM" MI?
( Bebek sahibi olma ya da sevişme önerisi/sorusu. İLE Bebek semtine gitme önerisi/sorusu. )
- BEBEKTE:
BOŞLUK DUYUSU ile/ve/||/<> YÜKSEKLİK
- BEÇ[Macarca < BÉCS] TAVUĞU ile DAĞ TAVUĞU ile ORMAN TAVUĞU ile SUDAN TAVUĞU
(
ile ... ile ... ile ... )
( Anavatanı, Afrika'dır. Boyları, 40 – 71 cm. ve ağırlıkları 700 - 1600 gram arasında değişir. İLE ... İLE ... İLE ... )
( Osmanlılar döneminde, Viyana'dan getirildiğinden dolayı Viyana tavuğu anlamına gelen "Beç Tavuğu" denilmiştir. "Beç", Osmanlı Türkçesi'nde, Viyana'nın adı olup Türkçe'ye, Macarca Bécs adından geçmiştir. İLE ... İLE ... İLE ... )
( NUMIDA MELEAGRIS cum ... cum ... cum ... )
- BEDDÂL[Ar.] değil/yerine/= BAKKAL
- BEHÇET KEMAL ÇAĞLAR LİSESİ :
( Baltalimanı mesiresi içinde yapılan lise 1969/1970 ders yılında eğitim ve öğretime açıldı. 1993/1994 ders yılında yabancı dilde öğretim ve eğitim vermeye başladı. )
- BEHÇET, HULUSİ, PROF. DR. (İST. 1889 - 1948) :
( Öğrenimine maarif müdürü olan babası ile gittiği Beyrut'ta bir Fransız okulunda başladı. 1901'de Kuleli Askeri Tıbbiye İdadisi'ne girdi. 1910'da Askeri Tıbbiye'yi bitirdi. 1911 - 1914 arasında Gülhane Askeri Tatbikat Okulu'nda Cildiye Kliniği Muallimi Eşref Ruşen'in asistanlığını yaptı. 1914 - 1918 arasında çeşitli askeri hastanelerde (Eskişehir, Edirne, Kırklareli) görev yaptı. 1918 - 1921 arasında Budapeşte ve Berlin'de değişik hastanelerin deri hastalıkları ve frengi kliniklerinde çalıştı. 1923'te İstanbul Enraz - ı Zühreviye (Zührevi hastalıklar) Hastanesi Başhekimliğine, 1924'te Gureba Hastanesi Kliniği Şifliğine atandı. 1933'te İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Deri Hastalıkları ve Frengi Kliniğinde Profesörlüğe yükseltildi ve kürsü başkanlığına getirildi. Mustafa Kemal Atatürk kendisine "Behçet" soyadını verdi. 1939'da Ordinaryüs Profesör unvanını aldı. Bazı deri hastalıkları ile ilgili olarak tüm dünyada kabul gören ve tıp literatürüne giren önemli buluşlar yaptı. Şark çıbanında çivi arazını saptadı. Bu hastalığa diatermi ile tedavi yöntemini getirdi. Türkiye'de çok sık görülen arpa uyuzu hastalığına Pediculoide ventricosusun neden olduğunu kanıtladı. İncir dermatiti üzerindeki araştırmalarıyla bu hastalığı dünyaya tanıttı. Actinomycetacee familyasından mantarların dizidroza benzer ekzemalara neden olan türlerini tanımladı. Bu buluşu nedeniyle 1935'te Budapeşte'de toplanan Uluslararası Dermatoloji Kongresi'nde ödüllendirildi. Belirtilerini ağızda aft, genital bölgede ülserasyon ve gözde hipopiyonli iridasiklit olarak tanımladığı hastalığa, 1947'de İsviçre'de toplanan Uluslararası Dermatoloji Kongresi'nde "Behçet hastalığı" adı verildi. 1934 - 1947 yılları arasında Deri Hastalıkları ve Frengi Arşivi dermatoloji dergisini yayınladı. Emraz - ı Cildiyede Laboratuarın Kıymet ve Ehemmiyeti (1922), Frengi Tedavisi Hakkında Beynelmilel Anketlerim (1922), Wassermann Hakkında Nokta - i Nazar ve Frengi Tedavisinde Düşünceler (N. Ramih ile birlikte, 1924), Frenfi İptidai Karhası ve Hurdebini (1926), Halep Çıbanlarının Diyatremi ile Tedavisi (1926), Memleketimizde Arpa Uyuzlarının Menşei Hakkında Etüdler (M. Hodara ve Süreyya ile birlikte, 1927), İrsi Frengi Kliniği (1929), Frengi Dersleri (1936), Klinikte ve Pratikte Frengi Teşhisi ve Benzeri Deri Hastalıkları (1940), başlıca eserleridir. Frengi hastalığı ile mücadelesi ve Behçet hastalığı ile ilgili çalışmaları nedeniyle ölümünden sonra kendisine TÜBİTAK Hizmet Ödülü verildi. Hulusi Behçet Yeniköy'de ikamet ediyordu. )
- BEKAR[Fr. < BÉCARRE] ile BEKÂR[Ar.] ile BÎ-KÂR[Fars.]
( Diyez'li ya da bemol'lü bir sesin eski durumuna getirilmesini gösteren nota imi. İLE Evlenmemiş/evli olmayan kişi. İLE İşsiz, güçsüz.["BEKÂR" değil BÎ-KÂR'lar evi] )
- BEKARDERE :
( Sarıyer deresi çıkış noktasını takiben dereye batı yamaçtan Kılıçpınar deresi, kuzey doğu yamaçtan Arap Öldüren deresi karışır. Bu birleşmenin olduğu yerden, Çırçır mesiresi önüne kadar olan Bekardere'dir. Bu alan Bekardere mevkii de denir. )
- BEKAROĞLU, DR. AHMET (TONYA, 1963) :
( Sarıyer/Rumelikvak'ta ikamet etmektedir. Tonya Şehit Ayhan Gülmer İlkokulunu bitirdikten sonra Türkiye'de alanında bir ilk olan İstanbul İmam Hatip Lisesinden mezun oldu (1960). Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesinden 1980'de mezun oldu. Askerliğini Şırnak Uludere Yıldız Hudut Karakol komutanı olarak yaptı. Diyanet İşleri Başkanlığı İstanbul Haseki Eğitim Merkezi'nin Arapça Müftü ve Vaizler İhtisas Kursunu bitirerek müftü ve vaizlik müktesebi aldı. Ebu'l Velid bin Ahmed bin Rüşd'ün Eğitim Anlaşıyı isimli tezi ile Yüksek Lisans ve "Eğitim Açısından Kur'an - ı Kerim'de Akıl Kavramı" teziyle Doktor unvanını aldı. Sarıyer Spor Kulübü Kongre ve Divan Kurulu üyesi, Sarıyerliler Derneği, Rumelikavak Spor Kulübü, Tellibaba Güzelleştirme, Yaptırma ve Yaşatma Dernekleri üyesidir. Rumelikavağı Yusufağa Camii İmam Hatipliği (Otuz beş yıl, 2019 itibariyle) yaptı. Sarıyer Kız Meslek Lisesi, Sarıyer Lisesi, Sarıyer Hüseyin Kalkavan Lisesi, Sarıyer İlköğretim Okulu, Rumelikavağı Güney Kıldıran İlköğretim Okulu, Vehbi Koç Vakfı Lisesi, Mehmet Şam Ticaret Lisesi, Doğa Koleji, Beşiktaş Boğaziçi Temel Lisesi, Ali Alkanat Anadolu Meslek Liselerinde uzun yıllardan beri Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi ve Felsefe Grubu derslerine girdi. Sarıyer Müftü Vekilliği yaptı. Marmara Sentez, Tonya Haber, Günebakış, Sarıyer Haber gazeteleri ve Haber7.com. da köşe yazarlığı yaptı. Yazılarına devam etmekte olup, basıma hazır iki kitabı bulunuyor. )
- BEKTAŞ, BAYRAM K. (TRABZON, 1974) :
( Bilecikspor'dan transfer edildi ve iki sezon (1995 - 1997) Sarıyer'de kaldı. 54 lig, 6 kupa olmak üzere 60 resmi ve 28 özel maçla birlikte 88 maçta forma giydi. Lig maçlarında 5, Kupa maçlarında i ve özel maçlarda 2 olmak üzere 8 gol kaydetti. Antalyaspor'a transfer etti bilahare Beşiktaş'ta da futbol oynadı. )
- BEKTAŞ, İBRAHİM (...) :
( Çayırbaşı Mahallesinde muhtar olarak görev yaptı. )
- BEL ile BEL ile BEL ile BEL
( İm, işaret. İLE İnsan gövdesinde, göğüs ile karın arasında, daralmış bölüm. | Bu bölümün, sırtın altına denk gelen bölgesi. | Hayvanlarda, omuz başı ile sağrı arası. | Dağ sırtlarında, geçit veren çukur yer. | Atmık, meni. | Geminin orta bölümü. İLE Toprağı kazmaya ya da kirizma yapmaya yarayan, uzun saplı, ayakla basılacak yeri tahta, ucu sivri kürek ya da çatal biçiminde bir tarım aracı. İLE Ses şiddetiyle ilgili birim.[< Graham Bell] | İletişim teknolojisinde iki farklı güç ya da şiddet değerini ya da bir gücün, bir referans güce oranını karşılaştırmak için kullanılan bir logaritmik birim. İki güç değeri P1 ve P2 ise aralarındaki fark, N = log10[p2 / p1] kadardır. Simgesi: B, b )
- BELE, TANSU (FİLİZ TANSU) (KURUÇEŞME, 1944) :
( Çocukluğu Sarıyer'de geçti. Yazar olup, gerçek ismi Filiz Tansu, daha çok yazar ismi olan Tansu Bele adını kullanır. İtalyan Lisesi ve Ata Kolejinde okudu. İ.Ü. Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümünü 1972'de bitirdi. Yazın hayatına 1962 yılında şiirle girdi (Kırşehir Gazetesi). İlk Öykü ve denemeleri Sanat Olayı dergisinde yayınlandı. Pek çok yayın organında öykü, şiir, deneme, sosyal konular, dil, felsefe ve kitap tanıtımı yazıları yazdı. Türk Dili Dergisinde sürekli olarak yazmaktadır. 1995 - 1997 İ.Ü. Sosyal Bilimler Kadın Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi'nde yüksek lisans (master) çalışması yaptı. Çalışmasını "Erkek Yazınında Kadın" adı ile kitaplaştı ve T.C. Kültür Bakanlığı 75. Yıl Eser Yarışmaları İnceleme Dalı'nda başarı ödülü kazandı. ÇYDD Çocuk Kulübü'nün çalışmaları kapsamında Felsefeyi güncelleştirmek konulu söyleşiler yaptı. Yayınlanmış 45 eseri bulunmaktadır. 1984'te Sanat Olayı Dergisi Öykü Birinciliği, 1991 Türk Hava Kurumu Öykü İkinciliği, 1998 Kültür Bakanlığı 75. Yıl Eser Yarışmaları İnceleme Dalı Başarı Ödülü, 2003 de Eyüpoğlu Vakfı - Sabahattin Eyüpoğlu Deneme Ödül'lerini aldı. )
- BELEDİYE DÜKKANLARI OYUN PARKI :
( Ayazağa Mahallesindedir. 1.382,15 m²'lik bir alanı kapsar,626,05 m²'lik yeşil alanı ve 193,49 m² çocuk oyun alanı vardır. )
- BELEDİYE SOSYAL TESİSLERİ :
( İstinye'de İtfaiyenin yanında ve ana cadde üzerindedir. )
- BELEDİYE ile/||/<> İHTİSAB ile/||/<> ŞEHR EMİNİ
( ... İLE/||/<> Osmanlı döneminde belediyenin işlevini yerine getiren yönetim birimi. İLE/||/<> Belediye başkanı. )
- BELEDİYE[Ar.] değil/yerine/= URAY
- BELEK ile BELEK/BÖLEK ile BELEK ile BELEK/BELİK ile BELEK ile BELEK ile BELEK
ile/değil
BELLEK
( Çocuk bezi. | Kundak. | Beşiğe konulan yatak. İLE Armağan. | Düğün armağanı, çeyiz. | Kumaş, yazma. İLE Korku, korkak. İLE Alacalı, karışık renkli. İLE Üzerinden yol geçen tepe. İLE Saç örgüsü. İLE Antalya'nın bir ilçesi. İLE/DEĞİL Yaşantıları, öğrenilen konuları, bunların geçmişle ilişkisini, bilinçli olarak anlıkta saklama olanağı/gücü, hafıza. | Bir bilgisayarda, programı değişmeyen verileri, yapılacak iş için gerekli olan ara sonuçları toplayan bölüm. )
- BELEN KÖŞKÜ :
( Çayırbaşı, Bahçeköy Caddesi üzerindedir. Ulusal Kurtuluş Savaşı komutanlarından E. Korg. General Fahri Belen'e ait köşk tarihi özelliği olmamasına rağmen semtin en iyi binalarından biri olup köşkün son sahibi Hayati Kaptanoğlu'dur. )
- BELEN, FAHRETTİN (BOLU, 1892 - 1964) :
( Harp Okulu ve Harp Akademisinde okudu. Kurtuluş savaşında doğu cephesinde 12. tümen, batı cephesinde de 23. tümen kurmay başkanlığı yaptı ve tümenle büyük taarruza katıldı. Çeşitli görevlerde bulunduktan sonra korgeneral rütbesi ile askerlikten ayrılarak siyasete atıldı ve 1950 - 1957 yılları arasında Bolu milletvekili, birinci Adnan Menderes Hükümetinde bir süre Bayındırlık Bakanlığı yaptı. Milli Birlik Komitesi tarafından Temsilciler meclisine seçildi (1961). Tarihçi ve araştırmacı yazar olup: Çanakkale Savaşı (1935), Büyük Türk Zaferi (1962), Atatürk'ün Askeri Kişiliği (1963), Birinci Cihan Harbinde Türk Harbi (5 Cilt, 1963 - 1967) adlı eserleri vardır. )
- BELGİN DORUK SEYİR PARKI :
( Büyükdere Mahallesindedir. 150,00 m² lik bir alanı kapsar, 100,00 m²'lik yeşil alanı bulunmaktadır. )
- BELGRAD KÖYÜ :
( Bizanslar döneminde Belgrad ormanı içinde bulunan Petra köyünün terk edilmesi ve yıllar sonra bu köye Kanuni Sultan Süleyman'ın (1520 - 1566) Belgrad Seferinden getirdiği Sırp esirleri yerleştirdi ve köyde Belgrad Köyü adını aldı. Belgrad Köyü kalıntıları Belgrad Ormanları içindedir. Bu köy de 1894'te kaldırılarak, Bahçeköy olarak bilinen yere nakledildi (bkz. Bahçeköy). )
- BELGRAD ORMANI :
( Sarıyer sınırları içinde Büyükdere'nin 6 kilometre batısındadır. Adını Padişah Kanuni Sultan Süleyman (1495 - 1566) ‘ın Belgrad Seferi (1521)'inden getirdiği esirleri yerleştirmiş olduğu köyün isminden almıştır. Köy 1894 yılından orman içinden bugünkü yerine getirilerek ortadan kaldırılmıştır. Belgrad Ormanı 5300 hektardır. Belgrad Ormanının asli ağaç türü meşedir. Meşeler Belgrad Ormanının yüzde yetmiş beşini kaplar. Diğer ağaç türleri ise kayın, gürgen, kızılağaç, çam, söğüt, kavak, ıhlamur, akçaağaç, üvez'dir. Ağaççık ve çalılardan, muşmula, geyik dikeni, çalı süpürgesi, fındık, kızılcık, katırtırnağı, defne, laden çok miktarda bulunur. Belgrad Ormanı Bakanlar Kurulunun 12.12.1924 tarihli kararı ile Muhafaza Ormanı olarak koruma altına alındı. Belgrad Ormanının denizden ortalama yüksekliği 190 metredir. En yüksek noktası kuzeyde Büyük Kartaltepe 230 m, en alçak noktası güneyde Kurudere' 40 m.'dır. )
- BELİ ile/değil BERİ
( Evet.[Fars.] | Bele işaret eden. @@ Konuşanın önündeki iki uzaklıktan kendine daha yakın olanı belirten bir söz. | Bu uzaklıkta bulunan. | ...-den bu yana. )
- BELİRLİ BİR:
SÜREYLE ile/ve/||/<>/>/< SIRAYLA
- BELLİ ile/değil "BELLİ"[< BELİRLİ]
( Beli olan, bel vermek, bel vermiş olan. @@ Belirli, belirgin. )
- BELVİRANLI, AHMET ZİYA (KONYA, 1948) :
( İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun oldu. Bir süre Vakıflar Bölge Müdürlüğünde çalıştı. Serbest avukatlık yaptı. Bir Dönem Milli Selamet partisi Sarıyer İlçe Başkanlığı yaptı. 1994'te Sarıyer Belediye Meclisi Üyeliğine seçildi ve Başkan Yardımcısı olarak görev yaptı. )
- BEN OLMA GEREKSİNİMİ ile/ve/||/<>/> AİT OLMA GEREKSİNİMİ
( En temel/öncelikli gereksinimler. )
- BENAYYAT, YILDIRIM (K. EREĞLİ, 1945) :
( Galatasaray'dan voleybolcu olarak transfer edildi (1970) ama futbolcu olarak profesyonel takımda 15 maç oynadı 4 gol attı. 1970/71 sezonu sonunda Galatasaray'a transfer oldu. )
- BENLİK ile ZİHİN:
YER/MEKÂN ile/ve/||/<> AKTÖRE/AHLÂK ile/ve/||/<> DAVRANIŞ/TUTUM ile/ve/||/<> TÜZE/HUKUK
( [Gövdede yeri ...]
Yoktur. @@ Vardır. )
( [Aktöre/de / Ahlâk/ta ...]
Konu edilmez. @@ Konusudur. )
( [Tutum ...] Kabul ya da reddetmek. @@ Mantıklı/ölçülü söz söylemek. )
( [Tüze/hukuk ...] Uygulanır. @@ Uygulanmaz. )
( Benlik, zihin değildir. )
- BENLİZADE AHMET RAŞİT EFENDİ ÇEŞMESİ :
( Rumelihisarı'nda Hacı Kemalettin Camii bahçesi içinde ve batı kısımdadır (H.1191, M.1777). Çeşmeyi İstanbul ve Anadolu payelerini almış Müderris Ahmet Raşit Efendi yaptırmıştır. Bu şahsın Çamlıca ve Anadoluhisarı'nda yaptırdığı çeşmeler vardır. )
- BENSON, M. FİKRİ (ÜSKÜDAR, 1900 - 1977) :
( Sarıyerlidir. PTT Kurumu Posta Telgraf Kurumundan emekli oldu. Sarıyer Gençler Mahfili kurucularından biridir. Gençlik mahfilinde hem yönetici ve hem de sporcu olarak görev yaptı. Futbol, voleybol ve bisiklet dallarında faaliyet gösterdi. Altınordu (İstanbul) futbol oynadı. Sarıyer Spor Kulübü'nün 14 kurucusundan biridir. Kulüpte bir dönem (1946/1947) başkanlık yaptı. )
- BERHANE[Ar.] ile/ve/||/<> METRUK[Ar.]
- BERİ ile BERRİ
( Konuşanın, önündeki iki uzaklıktan, kendine daha yakın olanı. | Bu uzaklıkta bulunan. | Çıkma durumundaki sözcüklerden sonra getirilerek bir işin başlangıcını gösterir. İLE Kara ile toprakla ilgili, karasal. )
- BERİ ile GERİ
- BERİVAN, SOKAK PARKI (G.7) :
( Fatih Sultan Mehmet Mahallesindedir. 898,52 m²'lik bir alan üzerindedir. 558,06 m²'lik yeşil alanı ve 144,39 m²'lik çocuk oyun alanı bulunmaktadır. )
- BERKEL, PROF. DR. ADNAN (ERGANİ MADEN, 1908 - 1988) :
( Üniversite öğretim üyesi, İlk ve orta öğrenimini İstanbul'da tamamladı. O zamanki Yüksek Orman Mektebi olan Orman Mektebi Âlisi'ne girdi ve 1927 yılında pekiyi derece ile mezun oldu. Mezuniyetinden sonra kısa bir süre fen memurluğu ve orman Mektebi Âlisinde öğretim elemanı olarak bulundu. İki yıl sonra devlet tarafından Ormancılık öğretimi görmek ve uzmanlaşmak üzere Almanya'ya gönderildi. Almanya'da Münih Üniversitesi Devlet İlimler Fakültesi Ormancılık Bölümünde Ormancılık Lisansı Öğrenimini bitirerek diplomasını aldıktan sonra, aynı Üniversitede Prof. Dr. V. Schüpfer'in yanında çalışarak "Untersuchungen über Fragen der Ertragsregelung in der Waldungen der Türkei" adlı. Doktora Tezini tamamlayarak Doktor unvanı aldı. Yurda döndükten sonra 01.12.1935 tarihinde Ankara Yüksek Ziraat Enstitüsüne Başasistan olarak atandı, Prof. Dr. Osler'in yanında çalışarak kendisine ders ve uygulamalarda yardımcı oldu. 1936 - 1937 yıllarında askerlik görevini yaptı. Bunu takiben 28.10.1927 tarihinde Yüksek Ziraat Enstitüsü Orman Fakültesi Orman Mahsullerini Kıymetlendirme Enstitüsü'ne Başasistan olarak atandı, burada Almanya'nın Hannoverich - Münden Yüksek Okulu Profesörlerinden olan ve üç yıllık bir antlaşma ile Enstitü Müdürlüğüne getirilmiş bulunan Prof. Dr. Mayer - Wegelin ile birlikte çalıştı. Berkel Meyer - Wegelin başta olmak üzere öbür Alman profesörlerinden bazılarının da dersler ini Türkçe'ye çevirdi. "Doğu Kayınının Teknolojik Vasıfları ve ulanış Yerleri Hakkında Araştırmalar" adlı doçentlik tezi ile 29.06.1940 tarihinde Doçentlik yetkisini aldı. Prof. Dr. Mayer - Wegelin, sözleşmesinin sona ermezi üzer ine 23.05.1940 tarihinde memleketine dönmüş, bu tarihten sonra bütün etkinlikleri kendisi yürüttü. Ziraat Enstitüsü Senato Kararı ile 20.12.1945 tarihinde Profesörlüğe yükseltildi. Orman Fakültesinin 1948 yılında İstanbul Üniversitesine bağlanmasından sonra Üniversite Senatosunun 13.06.1949 tarihinde aldığı karar ile " Orman Mahsullerini Değerlendirme" yönetimine memur edildi. Daha sonra da bu Enstitünün adı "Orman Mahsullerini Değerlendirme Kürsüsü" adını almış, emekli olduğu 1978 yılına kadar bu kürsünün başkanlığını yaptı. Akademik çalışma hayatı içinde 1958 - 1959 yıllarında Dekanlık dana sonra Senatörlük ve Fakülte Yönetim Kurulu üyeliklerinde bulundu ve 13.07.1978 de emekli oldu. Kitapla: Ağaç Malzeme Teknolojisi cilt 1 ve 2, Kavak Kitabı, Ormanda Kesim ve Taşıma, Ormancılık İş Bilgisi, Lübnan Sedirinin Vasıfları. Ayrıca pek çok bilimsel makalesi yayınlandı. )
- BERMEK, AYHAN (SAMSUN, 1944) :
( Rumelihisar'lıdır. İ.Ü. İktisat Fakültesini bitirdi. Rumelihisar Kulübünde futbol oynadı ve bu kulüpte Başkan olarak görev yaptı. Ayrıca 1963 - 1968 yılları arasında Vefa ve Beyoğluspor'da oynadı. Erdenay Oflas'ın Türkiye Futbol Başkanlığı döneminde Federasyon üyesi, Halim Çorbalı Federasyonunda Asbaşkan olarak görev yaptı. 1989 - 1996 tarihleri arasındaki 1. ve 2. Şenes Erzik Federasyonunda yönetim kurulu üyesi ve Milli Takımlar Sorumlusu olarak görev yaptı. )
- BEYAZ MARTILAR AYLIK SPOR DERGİSİ :
( Sarıyer Spor Kulübü Taraftarları ve Spor Kültürünü Yaygınlaştırma Derneği'nin yayın organı olarak Haziran 1993'te yayın hayatına başladı. Fakat yedi sayı çıktıktan sonra yayın hayatından çekildi. )
- BEYAZ NİL ile/ve/<> MAVİ NİL
( Uganda'da bulunan, bölgesindeki ırmaklar, yeraltı suları, kaynaklar ve yağmurlarından beslenen Victoria Gölü, Beyaz Nil adını alan bölümün başlangıcıdır. İLE/VE/<> Etiyopya'nın Tana Gölü'nden doğan Mavi Nil[Abey], Sudan'ın başkenti Hartum'da Beyaz Nil ile buluşup, Mısır'a hayat verdikten sonra Akdeniz'e dökülmektedir.[Dünyada, güneyden, kuzeye doğru akan tek ırmaktır.] )
- BEYAZ NİL ile/ve/<> MAVİ NİL
- BEYAZ PARK GAZİNOSU VE PLAJI :
( Büyükdere, Piyasa Caddesi üzerindedir. 13.8.1926'da açıldı. Plajın açılışı bazı çevrelerce normal karşılanmadığından "Ahlak ve edep dışı" telakki edilerek devamlı şikâyet ediliyor ve kapatılmak isteniyordu. Şikâyetin nedeni erkeklerle hanımların birlikte bir arada denize girmeleriydi. Şikâyetlerin yoğunlaştığı bir sırada Atatürk Büyükdere'ye gelir gazinoyu ve plajı gezer ve plajın yerini ve suyunu beğendiğini söyler. Kapatılmak istendiği Atatürk'ü duyurulur. Mustafa Kemal "Kadın, erkek ayrımı da ne oluyor? Burada doğru olan şey, aradaki mesafenin azlığı değil deniz hamamında hala haremlik ve selamlık aranmasıdır" diyerek, gazino ve plajın yıkılmasına mani oldu. Gazino ile plaj yan yana idi. Beyaz Park Gazinosu İstanbul'un en şöhretli ve önemli gazinolarından biriydi. Plajı da çok aranılan plajlardandır. 198l yılında hem gazino, hem de plaj yıkıldı. )
- BEYAZ YALI OTELİ :
( Yeniköy'de 1949 yılında açılan Beyaz Yalı Oteli çok uzun ömürlü olmadı ve kapandı. )
- BEYAZCIYAN YALISI :
( Büyükdere'de Çayırbaşı Caddesinde deniz cepheliydi. 1841 yılında inşâ edilen yalı zamanla Milli Emlak'a geçmişti. Bina uzun bir süre Sarıyer Kaymakamlık binası olarak kullanılan yalı, Kaymakamlık, Sarıyer'e taşındıktan sonra kaderine terk edildi ve daha sonra bir yangınla yok olup gitti. )
( Yeniköy Köybaşı Caddesi üzerindeki 127 kapı No. lu yalı Mıgırdıç Beyazcıyan'a ait olup 19. yy. ortalarında yapılmıştır. Bu tarihi eser yalının son sahibi İzzet Bayraktar'dır. )
- BEYAZKÖŞK :
( Yeniköy, Köybaşı Caddesinden İstinye'ye girişte sağ baştaki Beyaz Köşk, mimari tarzı ile dikkat çeker. Ne zaman ve kim tarafından yaptırıldığı bilinmeyen köşk, tarihi eserlerdendir. )
- BEYLERBEYİ ile BEYLERBEYİ
( Sancak beylerinin başı. İLE Üsküdar'da bulunan bir semt. )
- BEYT-İ ANKEBÛT, BEYT-ÜL-ANKEBÛT[Ar.] -ile
( Örümcek yuvası. | [mecaz] Derme-çatma ev. )
- BEZ ile SALAŞPUR[Hindistan'daki Şalpur kentinin adından]
( ... İLE Seyrek dokunmuş, astarlık, ince bez. )
- BEZME[Ar.] ile BEZME[Ar.] ile BEZME/K[Tr.]/BİZÂR
( Gündüz yenilen bir öğün yemek. İLE Sohbet ve muhabbet meclisinin bir köşesi. İLE Yaşama ya da iş görme isteğini yitirme ya da yitirmiş bir biçimde. | Devingenliğini/canlılığını yitirme. )
- BEZMELELİK[< Fars. BEZM]:
İçkili, eğlenceli ortam/meclis. -<
- BEZMİ ÂLEM VALİDE SULTAN ÇEŞMESİ :
( Tarabya Hayat Çeşme Sokağında bulunan bu çeşme tek yüzlü duvar çeşmesidir. Çeşmeyi Sultan Abdülmecit'in annesi Bezmi Âlem Valide Sultan yaptırdığı için bu isimle anılmaktadır (H.1269, 1852). Çeşmede memba suyu kullanılmaktadır. Çeşmenin çatısının ön cephesinin ortasında süslemeli bir padişah tuğrası, daha alt kısımda ise kitabesi yer alıyor. Kitabesinde şöyle yazıyor: Saye'i Sultan Hamid Handa Oldu ma'mur Bezmi Âlem Çeşmesi" (Eddâi: 1319 Lütfi, 1903)" Bu Çeşme Bezmi Âlem Valide Sultan tarafından 1269 (1853) tarihinde yaptırılmış, Abdülhamit Han II. Tarafından da 1319 (1901)'de onarılmıştır. )
- BIANNA -ile
( VİYANA [Kıtlık yüzünden Girit Adası'ndan kaçan genç bir kız, adını bu şehre vermiştir.] )
- BİBEROĞLU, OSMAN :
( Ticaret adamı. Anavatan Partisinde siyasete atıldı. Teşkilatın çeşitli kademelerinde İlçe Başkanlığı gibi çeşitli görevler yaptı. 1994/1999 yerel seçimlerinde Anavatan Partisi listesinden Sarıyer Belediye Meclisine üye seçildi. )
- BİÇİMDE/YAMUKTA:
ALT ALAN ile/ve/<> ÜST ALAN
- BİDAYUH ile/ve/<> İBAN ile/ve/<> ORANG-ULU ile/ve/<> RUMAH TİNGGİ ile/ve/<> MALAY
( Kara Dayak uzun evi. İLE/VE/<> Irmak Dayak uzun evi. İLE/VE/<> Melanav evi. İLE/VE/<> Malay evi. )
( Malezya'nın Borneo Adası'nda bulunan Sarawak eyaletindeki, Sarawak Kültür Köyü'nde hepsi birarada görülebilmektedir. )
- BİL, MUZAFFER ( ? - 1949) :
( Uzun yıllar Rumelihisarı'nda oturdu. Galatasaray Lisesinden sonra mimarlık okudu. Dolmabahçe'deki İnönü Stadının yapımını gerçekleştiren mimarlardan birisidir. )
- BİLÂD-I AŞERE ile BİLÂD-I ERBAA ile BİLÂDI-I İSNÂ AŞER
( 10 şehir. [İzmir, Eyüp, Kandiye, Halep, Selânik, Sofya, Trabzon, Galata, Kudüs, Lârisa] İLE 4 şehir. [Edirne, Bursa, Şam, Kahire] İLE 12 şehir. [Adana, Erzurum, Bağdat, Beyrut, Diyarbakır, Rusçuk, Bosnasaray, Sivas, Maraş, Trablusgarp, Antep, Çankırı] )
- BİLÂD-I AŞERE ile BİLÂD-I ERBAA ile BİLÂDI-I İSNÂ AŞER
( 10 şehir. [İzmir, Eyüp, Kandiye, Halep, Selânik, Sofya, Trabzon, Galata, Kudüs, Lârisa] İLE 4 şehir. [Edirne, Bursa, Şam, Kahire] İLE 12 şehir. [Adana, Erzurum, Bağdat, Beyrut, Diyarbakır, Rusçuk, Bosnasaray, Sivas, Maraş, Trablusgarp, Antep, Çankırı] )
- BİLÂD-I RÛM -ile
( Osmanlı Devleti içinde bulunan kentler. Anadolu. )
- BİLBAŞAR, SEMİRAL (SARIYER, 1932 - ?) :
( İstanbul Erkek Lisesinden mezun oldu. Bir süre üniversite tahsili gördükten sonra gazeteciliği seçti ve genç yaşta haftalık "Hafta" ve "Ses" dergilerinde çalıştı. Daha sonra "Hayat" ve "Ses" dergilerinde görev yaptı. Hürriyet, Milliyet, Tercüman ve Akşam gazetelerinde spor ve magazin kısmında çalıştı. 1963 yılında reklamcılığa geçti. Basın Organizasyon Reklam Ajansını kurdu ve uzun yıllar hizmet verdi. Dünyanın ünlü firmalarının reklamlarını yaptı. Avrupa'da Rizolli Reklamcılık yarışmasında 2 kez birincilik ödülü aldı. Ayrıca üyesi olduğu Türkiye Gazeteciler Cemiyetinin düzenlediği yarışmalarda Mizanpaj ve ayrıca Burhan Felek Basın Hizmet ödülüne lâyık görüldü. Avrupa'nın önemli reklam firmalarından eğitim aldı. İngiliz ITV, Granada TV kanallarında TV program yapımı üzerinde staj yaptı. Hobi olarak at yetiştiriciliği yaptı. Türkiye Jokey kulübünde yönetim kurullarında görev yaptı. )
- BİLECİK ÇİFTLİĞİ :
( Demirciköy Bilecik Çiftliği İstanbul'un önemli mesire yerlerinden biriydi. Padişahlar avlanmaya geldiklerinde istirahata çekildikleri önemli bir çiftlikti. Birkaç kez el değiştirdikten sonra çiftlik havasından uzaklaştı. )
- BİLECİK:
DÖRT COĞRAFÎ BÖLGEYE SINIRI OLAN TEK KENT
( Hem Marmara, hem Ege, hem İç Anadolu, hem de Karadeniz'de toprağı bulunan tek kent, Osmanlı'nın kurulduğu kent olan Bilecik'tir. )
- BİLECİK < BELEKOMA
- BİLECİK ile BİRECİK
( İl. İLE İlçe.[Urfa] )
( ... İLE Kelaynak kuşlarının koruma altına alındığı bölge. )
- BİLET[Fr. < BILLET] ile/||/<> APEKS[Lat. < APEX]
( Para ile alınan ve konser, sinema, tiyatro vb. eğlence yerlerine girme, ulaşım araçlarına binme ya da bir şans oyununa katılma olanağını veren belge. İLE/||/<> Tarihi değiştirilemez özel bir gidiş-geliş bilet türü. )
- BİLEZİKÇİ ÇİFTLİĞİ :
( Bilezikçi Çiftliği kuzeyde Belgrad Ormanı, güneydoğuda Elbe Ormanı (Tekel'e ait), Tekel Çay - Kur Tesisleri, güneyde Bahçeköy - Fatih Ormanı üst yolu, güney batıda Mehmet Akif Ersoy Dinlenme Tesisi ve Piknik alanı ve batıda Sultan II. Mahmut (Bahçeköy) Kemeri ile sınırlıdır. Ermeni sarraf Bilezikçiyan'a ait olan ve av sahası olarak kullanılan çiftliği 1910'da Abraham Paşa (Dönme İbrahim Paşa) satın aldı. 1913'te çiftliğin mülkiyeti Enver Paşa'nın (1881 - 1922) eşi Naciye Sultan'ın mülkiyetine geçti. Daha sonraları Mısırlı Mahmut Paşanın eşi Nimetullah Hanım tarafından satın alındı. Bilahare de Çelepçi Ahmet Kara ve Mehmet Levent çiftliğe sahip oldular. 1945'te Çiftlik devletleştirildi ise de davası uzun yıllar devam etti ve kesin sonuç sağlanamadı. İ.Ü. Orman Fakültesinin ısrarlı takibi sonucunda 1980'de Orman Fakültesinin "Eğitim ve Araştırma Ormanı" olarak kamulaştırıldı. Bilezikçi Çiftliği 806 hektarlık büyük bir alanı kaplar, Bilezikçi Çiftliği ormanları yakacak odun üreten sürgünden yetişen ormanlardır. Bu ormanlar çiftliğin %82 sini kaplar. Açık alanları %11, koruluk alanı %5, tarım alanı ise %2 dir. Bilezikçi Çiftliğinin en yüksek tepesi 236 metre ile Büyükdoğan tepesidir. En alçak noktası ise 20 metre ile Fıstık suyudur. )
- BİLGE SOKAK PARKI :
( Fatih Sultan Mehmet (Armutlu) Mahallesinden bulunan parklardan biridir. )
- BİLGİ ile/ve/||/<> BAĞDAT
( )
- BİLGİN, HÜSEYİN (RİZE, 1958) :
( Sarıyer Demirciköylü'dür. İlköğretimini takiben iş hayatına atıldı. Müteahhit olarak hizmet vermektedir. Sarıyer İşadamları Derneği Başkanıdır. )
- BİLGİN, İBRAHİM (İST. 1897 - 1963) :
( Ticaretle uğraştı. Sarıyer Spor Kulübü'nün 14 kurucusundan biridir. 3 dönem yönetim kurulunda bulundu. )
- BİLGİNER, EMİN (İST.) :
( Sarıyerlidir. Bakkaldı. Hacı Müezzin Mehmet Raci Efendi'nin vefâtı üzerine bir süre muhtar olarak görev yaptı. )
- BİLGİTEY(LİSE) ile/ve/<>/> BİLİMTEY(ÜNİVERSİTE)
- BİLİMİN GELİŞİMİNDE:
AKADEMİLER ve ARAŞTIRMA MERKEZLERİ ve MÜZELER(KÜLLİYE)
- BİLİMTEY = MEDRESE = UNIVERSITY[İng.] = UNIVERSITÉ[Fr.] = UNIVERSITÄT[Alm.] = UNIVERSITÀ[İt.] = UNIVERSIDAD[İsp.]
- [hem] BİLMEK ile/ve/hem de/||/<>/> YAPMAK
( Yapmak, onu bildiğini göstermektir. )
( Bilmek, yapabilmektir. )
( Kişi, bildiklerini, yönetir/yönetmelidir: bilmedikleri tarafından yönetilir. )
( [ne yazık ki]

- Yapabilen istemiyor,
- İsteyen yapamıyor,
- Bilen yapmıyor,
- Yapan bilmiyor ve
Dünya böyle kötüye gidiyor...
Ascoli Piceno, İtalya [1529] )
( TO KNOW vs./and/also/||/<>/> TO DO )
- BİLSEL, İ. İLKER (ANK. 1945) :
( Lise öğreniminden sonra denizcilik alanında iş hayatına atıldı. Bilsel Denizcilik Şirketini kurdu. Sarıyer Spor Kulübü'nde 3 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. Kemal Ulusu Başkanlığındaki Futbol Federasyonunda üye olarak bulundu. )
- BİNGÖL PARK SİNEMASI :
( Sarıyer'de Ortaçeşme caddesi üzerinde ve Hidayetinbağı Parkının karşısında Bingöl Park isimli büyük bahçe içinde bulunuyordu. Bingöl Park Sineması 1970 - 1978 yılları arasında faaliyet gösterdi. Sahipleri Erol – Erdal Aksoy kardeşlerdi. )
- BİNGÖL PARK :
( Ortaçeşme Caddesi üzerinde ve Zümrütevler'e giderken soldu bulunan yerleşim bölgesi Bingöl Park adını taşıyan bir mesireydi. Asırlık ağaçlarla geniş alanı kapsayan çay bahçesi olarak 1945 yılından 1955 yıllarına kadar çay bahçesi olarak kullanıldı. Zamanla imara açılarak inşaat yapıldı ve mesire ortaan kalktı. )
- BİNGÖL, GALİP :
( İstanbul 6. noteriydi. Üyesi olduğu Sarıyer Spor Kulübünde bir dönem (1945 - 1946) Kulüp Başkanı olarak görev yaptı. )
- BİNGÖL, İSMAİL :
( Zekeriyaköylü'dür. 1927 - 1930 ve 1952 yılına kadar aralıklı olarak muhtarlık yaptı. )
- BİNGÖL, MUSTAFA :
( Zekeriyaköylü'dür. 1984 - 2009 yılları arasında 25 yıl süre ile muhtarlık yaptı. )
- BİNGÖL, NİHAT :
( Zekeriyaköylü'dür. 1964 - 1968 ve 1973 - 1984 yılları arasında muhtar olarak 15 yıl görev yaptı. )
- BİR ORTAMDA "TAKILMAK" ile/değil/yerine BİR/KAÇ ORTAMA KATILMAK
- BİR ŞEYİN:
"YOK OLMASI" ile/değil YER/BİÇİM DEĞİŞTİRMESİ
- BİR ŞEYİN/YERİN, ...:
YÖNETİMİ/YÖNETİLMESİ ile/ve/||/<> "MUTFAĞI"
- BİRBİRİNE PARALEL değil PARALEL
- BİRİCİK/LİK ile/ve/<> FARKLI/LIK
- BİRİNİ:
YOLDA BIRAKMAK ile
YOLUNDA BIRAKMAK/İNDİRMEK
- BİRLEŞİK ARAP EMİRLİĞİ'NDE:
SHARJAH ile/ve/değil/yerine/||/<> ÖTEKİ ALTI EMİRLİK
( En sert İslâmî/şerî kuralların uygulandığı emirlik. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<> ... )
- BİRLİKEVLER CAMİİ :
( Tarabya'da Birlikevler yerleşim bölgesinde yapılan bir cami olup, tarihi bir özelliği yoktur. )
- BİRLİKTE EVE ...
"GELİYORDUK" değil GİDİYORDUK/DÖNÜYORDUK
- BİRMANYA/BURMA değil/yerine/= MYANMAR
( MYANMAR: Güçlü ve hızlı insan/kişiler ülkesi. )
- BİROL, ŞENOL (RİZE, 1936) :
( Rize Güneşspor'dan transfer edildi. 21 lig ve 4 özel maçta oynadı. Lig maçlarında 20, özel maçlarda 3 gol attı. Maç başı en çok gol atan futbolcudur. Sarıyer'den Beşiktaş'a transfer etti.9 kez A, 2 kez B olmak üzere 11 kez Milli takım forması giydi. Değişik kulüplerde antrenör futbolcu ve teknik direktör olarak çalıştı. )
- BİSİKLET ve/<> DOĞALLIK
- BİSİKLET ve/<> ENERJİ
- BİSİKLET ile/ve/||/<> FaRkLaR
- BİSİKLET ve/||/<> MUSTAFA KEMAL
( )
- BİSİKLETTE DENGE:
BEYİN ile/ve/||/<>/< KULAK ile/ve/||/<>/< BACAK/KIÇ | AYAK
- BİTİŞİK ile BİTİŞKEN
( Birbirine dokunacak kadar yakınlaşmış ya da yan yana olan. | Yandaki ev, komşu. | Yan, yandaki. İLE Sözcük üretim ve çekiminde ekler getirilirken, kökü ya da gövdesi değişikliğe uğramayan dil. )
- BİTİŞİK/LİK ile/ve/||/<> ÖNSEL/LİK
- BİTKİ ÖRTÜSÜ ile TUNDRA[Fr. < TOUNDRA]
( ... İLE Kutuplara yakın bölgelerin bitki örtüsü. | Bu bitkilerle kaplı geniş alan, kutup bozkırı. )
- BİTKİ ile PLANTASYON[Fr.]
( ... İLE Sanayide kullanılan bazı bitkilerin, geniş ölçüde yetiştirildiği işletme. )
- BIYIKLI, SELÇUK (İST. 1966) :
( Karagümrük S.K. den transfer edildi (1991). Dört Sezon Sarıyer'de kaldı (1991 - 1995). 97 Lig 13 Kupa ve 4 Turnuva olmak üzere 114 resmi ve 32 özel maçla birlikte toplam olarak 146 kez forma giydi. Takımına 4 gol kazandırdı. )
- BLOK ile/||/<> BLOKE ile/||/<> BLOKER ile/||/<> BLOKAJ
( Engel. | Durma | Kalıp. İLE/VE/|| Engellenmiş. İLE/VE/|| Engelleyici. İLE/VE/|| Engel/leme. )
- MAĞARALAR'DA:
BODGAYA ve HİRA
( ... VE HİRA: Arayış. )
- BODRUM KAT ile/ve/<> TAVAN ARASI
( "Travmalar". İLE/VE/<> "Hoş anılar". )
- BODRUM ile/ve/<> ÇEŞME
- BODUR, TANER (GÜMÜŞHANE, 1971) :
( Lüleburgazspor'dan transfer edildi ve dört sezon (1995 - 1999) Sarıyer'de tescilli kaldı. 84 Lig, 9 Kupa ve 1 Turnuva olmak üzere 94 resmi ve 30 özel olmak üzere 124 kez forma giydi. Lig maçlarında 18, Kupa maçlarında 6, Turnuva maçlarında 1 ve özel maçlarda 10 olmak üzere takımına 35 gol kazandırdı. )
- BOĞAZ\'IN İNCİSİ SARIYER GAZETESİ :
( Aydın Ünsal tarafından 2001'de yayın hayatına başladı ve aralıklı olarak çıkmasına devamlılık gösteremedi 2004'te yayın hayatından çekildi. )
- BOĞAZ ile İSTANBUL BOĞAZI
( İNEKGEÇİDİ, BOSPHORUS[İng.] )
- BOĞAZİÇİ CAMİİ :
( İstinye'de Koru yerleşim bölgesinde bulunan Boğaziçi Camii yeni bir cami olup tarihi bir özelliği yoktur. )
- BOĞAZİÇİ FATİH SULTAN MEHMET CAMİİ :
( Maden Mahallesinin üst kısmında bulunmaktadır. )
- BOĞAZİÇİ GAZETESİ :
( İlçede yayınlanan ilk siyasi gazetedir. Adnan Kop tarafından çıkarılan gazete üç yıl kadar yayın hayatını devam ettirebildi. )
- BOĞAZİÇİ KÖPRÜSÜ :
( Beylerbeyi ile Ortaköy arasında Boğazın iki yakısını birleştiren ilk asma köprüdür. İnşaatına 20 Şubat 1970'de başlandı ve 29 Ekim 1973'te trafiğe açıldı. Toplam uzunluğu 1.560 m, orta açıklığı 1.074 m, genişliği 33,40 m, denizden yüksekliği 64 m'dir. Avrupa'nın en büyük asma köprüsü olup dünyanın da 4. en büyük köprüsüdür. Bu köprüye 1. Köprü denilir. )
- BOĞAZİÇİ OTELİ :
( Yeniköy, Tarabya yolu üzerinde ve balıkçı barınağının karşısında 1960'da açıldı. Otel çok uzun ömürlü olmadı. Halen market olarak faaliyet gösteriyor. )
- BOĞAZİÇİ SARIYER ERKEK ÖĞRENCİ YURDU :
( Maden Tepeüstü mevkiinin alt tarafında ve Şifa Camiinin üst kısmında olup 1997'de hizmete açıldı. Boğaziçi İlim ve Kültür Vakfı'na bağlıdır. )
- BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ KAMPÜSÜ :
( Boğaziçi Üniversitesinin Kilyos'taki kampüsü görülmeğe değerdir. Hemen her türlü etkinliğin yapılabileceği bir yerdir. 2004'te Kiteboard (Dünya uçurtma) Şampiyonası üçüncü kez bu kampüste yapıldı. )
- BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ KÜTÜPHANESİ :
( Boğaziçi Üniversitesi Kütüphanesi aslında Robert Kolejin kütüphanesidir. Robert Kolej üniversiteye dönüştürülünce ve Boğaziçi adını alınca haliyle kütüphane de aynı ismi aldı. 1863 yılında Harward Gollege'nin bağışladığı 200 kitapla temeli atılan kütüphane 1900'larda 10 bin, 1937'de 40 bin kitap sayısına ulaştı. 1982'de yeni kütüphane binası açıldı. Türkçe ve yabancı dillerde 250 bine yakın kitapla Türkiye'nin en önemli kütüphanelerinden biridir. )
- BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ :
( Rumelihisarı'nda bulunan Boğaziçi Üniversitesi, 1871'den beri eğitim ve öğretim veren Robert Kolejin devamıdır. 1971'de Milli Eğitim Bakanlığına devredilen Robert Kolej, o tarihten beri Boğaziçi Üniversitesi olarak eğitim ve öğretim vermektedir (bkz. Robert Kolej). Boğaziçi Üniversitesi'nin Hisarüstü'ndeki yerleşim yerinden başka Kilyos'ta kampüsü bulunmaktadır. Üniversitenin alanı 1.880.128 m2'dir. )
- BOĞAZİÇİ\'NİN RUMELİ KIYISI :
( Boğaziçi'nin Rumeli kıyısı, Rumelifeneri'nden başlar Haliç'e kadar gider. Çok girinti ve çıkıntılı olduğu için uzunluğu Haliç dahil 55 km. dir. )
- BOĞAZİÇİ :
( Avrupa ile Asya kıtası arasında, İstanbul üzerinden Karadeniz'i Marmara denizine bağlayan boğazdır. Karadeniz Boğazı'na "Nehr - i Aziz" yani "Sevgili Nehir; Güzel Nehir" denildiği gibi "Halici Bahr - i Siyah" yani "Karadeniz Halici" de denildiği gibi "Bahr - i Siyah" yani "Karadeniz" de deniliyor ve bu isim gerçek ismi oluyordu. Yabancılar ise "Bosphor" diyorlardı. Boğazın Rumeli ve Anadolu yakalarında yer alan Anadolu ve Rumelifener ile Üsküdar, Beşiktaş arasında kalan büyük denizalanı Boğaziçi'dir. Boğazın uzunluğu 31,5 km, en dar yeri Aşiyan burnu ile Kanlıca arası 698 m, en geniş yeri, Çayırbaşı ile Umuryeri arası 3.420 m, en derin yeri 120 m, ortalama derinliği 65 m, dir. Boğaz üzerinde iki büyük ama köprü bulunmaktadır. Birinci köprü Boğaziçi Köprüsü'dür ve 1973'te, ikinci köprü Fatih Sultan Mehmet Köprüsü olup 1978'de ve üçüncü köprü Yavuz Sultan Selim Köprüsü de 2016'da trafiğe açıldı. )
- BOĞAZİÇİNDEKİ İLK KÖPRÜ :
( Tarihçi Heradot'a göre Pers İmparatoru Darius, M.Ö. 512 yılında İskitlerle savaşa giderken Samoslu Mandrokles'in yaptığı Boğaz köprüsünden geçmiştir. Birbirine bağlı dev dubalar üzerinde duran bu köprü Boğaz'ın Avrupa ve Asya yakalarını birleştiren ilk köprüdür. )
- BÖGRÜL ile BÖĞÜR ile BÖĞÜR
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Beyaz beneklere sahip hayvanlar. İLE Böğür. İLE Kuça kenti ile Uygur ülkesi arasında bulunan bir dağın doruğunda bulunan bir kale.[sınır noktasıdır] )
- BOLAK, A. AYDIN (BALIKESİR, 1925 - 2004) :
( İ.Ü. Hukuk Fakültesini bitirdi. Mahiyet Memuru ve Kaymakam Vekili olarak görev yaparken meslekten ayrılarak avukatlığa başladı. Bir siyası partinin kurucuları arasında yer aldı. Bir dönem Balıkesir Milletvekili olarak TBMM de bulundu. Üst düzey yönetici olarak görevler üstlendi. Pek çok derneğin kurucusu oldu. Sarıyer Spor Kulübü'nde 1 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. )
- BÖLGE ile/ve/||/<>/< BAĞLAM
- BÖLGE ile/ve/<> İÇBÖLGE
( ... İLE/VE/<> Bir limanı, dışalım ve dışsatım etkinlikleri bakımından besleyen, ona çeşitli ulaşım yollarıyla bağlı, dar ya da geniş bölge. )
- BOLİVYA <> VELLAGRANDE
( Adını, İspanyollar'a karşı verdiği bağımsızlık mücadelesinin önderi olan Simon Bolivar'dan almıştır. <> Bu kasaba, adını, 1967'de, Bolivya dağlarında öldürülen Che Guevara için, yaklaşık 8.000 kişinin yaşadığı Vellagrande'de, ölümünün 30. yılında düzenlediği törenlerle, tüm dünyaya duyurmuş oldu.[Vellagrande sakinleri, evlerinin duvarlarını Che'nin portresi ve "Che yaşıyor!" sözüyle kaplamışlar.] )
- ...:
"BÖLÜMÜ" ile/ve/||/<> ... "YANI"
- BORDUZ = BOSTAN | SEBZE/MEYVE BAHÇESİ
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
- BÖRK değil/yerine/= KALPAK[Tataristan'da]
- BORNEO ADASI:
SARAWAK ve SABAH ile/ve KALİMANTAN
( Malezya'ya ait. İLE/VE Endonezya'ya ait. )
- BORNEO ve/<> KİNABALU TEPESİ
( Borneo Adası'nın en yüksek tepesi, 4101 m. yüksekliğiyle, Sabah eyalatinin başkenti olan Kota Kinabalu kentindedir. )
- BORNEO ile/ve/<> SABAH (EYALETİ)
( ... İLE/VE/<> Yerel dildeki "Sabah"ın sözcük anlamı, "rüzgârın altındaki kara" olarak çevrilmektedir. )
( ... İLE/VE/<> Arazinin dağlık ve ormanla kaplı olmasından dolayı, nüfusun %75'i [1.5 milyon], sahillerdeki ovalarda yaşamaktadır. )
( ... İLE/VE/<> Çin ile Sabah arasındaki ticaret ilişkileri, Song Hanedanı döneminde başlamış. XVII. yüzyılda, Sabah, Brunei Sultanlığı'nın bir parçasıymış ve günümüzde Filipinler'e ait olan doğu bölgesi, çıkan kargaşa sonunda, Sulu Sultanı'na verilmiş. 1877'de, İngiliz donanmasının, bölgedeki korsanlığa son vermesinden sonra, Borneo'nun kuzeyi, Brunei ve Sulu tarafından Avusturya'lı baron Johann Overbeck'e bırakılmış, o da burayı, [İngiliz] Dent kardeşlere satmış.
II. Dünya Savaşı sırasında, Japonlar tarafından işgal edilen Sabah [ya da o dönemdeki adıyla Kuzey Borneo], 16 Eylül 1963'te, [Londra'nın da etkisiyle] Malezya'ya katılmıştır. )
- BORSA ARACI KURUMLAR YÖNETİCİLERİ DERNEĞİ :
( İstinye'deki İMKB binası içinde ve zemin katında faaliyet göstermektedir. Atilla Nizamoğlu, Münir Emekli, Zeki Döşlüoğlu, Türkay Ergun, Derviş Temel, Osman Semih Yıldız, İbrahim Kenan Atasavun, Mustafa Oğuz Yazman tarafından kuruldu. )
- BORSA AŞAĞISI TRAFO YANI YENİ PARK :
( Reşitpaşa Mahallesindedir. 400,00 m²lik bir alan üzerindedir. 80,00 m²lik yeşil alanı bulunmaktadır. )
- BORU ile/ve/değil/yerine/||/<> HORTUM
- BORUK, DOĞAN (İST. 1936) :
( Vefa'dan transfer edildi (1967). Dört sezon kadroda kaldı. 61 resmi ve 6 özel maç olmak üzere 67 maçta oynadı. Lig maçlarında 17, özel maçlarda 2 olmak üzere 19 gol kaydetti. Yeşildirek Kulübüne transfer etti. )
- BOŞ ile TENHA
- BOSFOR GAZİNOSU :
( Büyükdere, Çayırbaşı caddesi üzerinde ve İspanya Büyükelçiliği yazlık binasının karşısında idi. Çok uzun yıllar Boğaziçi'nin en nezih gazinosu olarak hizmet verdi. Sonraları pek çok el değiştirdi ve eski şöhretini de kaybetti. )
- BOSFOR GAZİNOSU :
( İstinye'nin en eski ve ünlü gazinosu olan Niko'nun Bosfor Gazinosu 1936 - 1951 yılları arasında faaliyette bulundu. )
- BOŞGUT = ÇIRAK
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
- BOŞLUK ile/ve/değil ARALIK
- BOŞLUK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KALAN
- BOSNA PİRAMİTLERİ'NDE:
GÜNEŞ ile/ve/||/<> AY
( Düz. İLE/VE/||/<> Basamaklı. )
( 8 piramit bulunmaktadır. En yükseği, 220 m.'dir.[12.000 yıl önceye tarihlendirilmektedir.] )
- BOSTAN, MEHMET :
( Çayırbaşı'nda muhtar olarak görev yaptı. )
- BOSTAN, MUSTAFA (SARIYER, 1949 - 2019) :
( Sarıyer/Yenimahalleli'dir. Gemi kurtarmada kaptan olarak çalıştı ve bu müesseseden emekli oldu. Sendika temsilciliği görevinde bulundu. Sarıyer yeni Merkez Camii yönetim kurulunda üç dönem görev yaptı. )
- BOSTAN, RECEP (İST. 1945 - 1998) :
( Nişantaşı kulübünden transfer edildi dört sezon (1965 - 1969) tescilli kaldı. 47 Lig, 3 Kupa olmak üzere 50 lig ve 9 özel maç olmak üzere 59 maçta yer aldı. Lig maçlarında 12, Kupa maçlarında 1, özel maçlarda 1 olmak üzere 14 gol kaydetti. )
- BOTANİK PARKI :
( Kilyos Mahallesinde olup 248,06 m2 lik bir alan üzerinde olup, 155,38 m2 lik yeşil alanı bulunmaktadır. )
- BOY ile BOY
( Bir şeyin tabanı ile en yüksek noktası arasındaki uzaklık. | Bir yüzeyde, en sayılan iki kenar arasındaki uzaklık. | Uzunluk. | Yol, ırmak, deniz kıyısı. | Kumaş için ölçü. İLE Ortak bir atadan türediklerine inanan, birbiriyle kan yakınlığı bulunduğuna inanarak evlenmeyen, toplumsal ve ekonomik ilişkilerini anaerkil ve/ya da ataerkil anlayışa uygulayan, geleneksel topluluk. Kabile, klan. )
( LENGTH/HEIGHT vs. LENGTH/HEIGHT )
- BOYA, HURŞİT (ERCİŞ, 1954) :
( Muradiye S. K. den transfer edildi ve 4 sezon tescilli kaldı (1976 - 1980). 89 Lig, 4 amatör lig ve 7 Kupa olmak üzere 100 resmi, 42 özel maçla birlikte toplam olarak 142 maçta yer aldı. Takımına 4 gol kazandırdı. )
- BOYACI ÇEŞME SOKAKTAKİ ÇEŞME :
( Boyacıköy Hekim Ata Caddesinden çarşı içine girişte solda bulunan bir duvar çeşmesidir. Kim tarafından ve ne zaman yapıldığı bilinmemektedir. )
- BOYACIKÖY ECZANESİ :
( Sarıyer'in en eski eczanesi, İstanbul'un da en eski eczanelerinden biridir. Boyacıköy Hekim Ata Caddesi üzerinde olup açılış tarihi 1875'di. )
- BOYACIKÖY SIRTINDAKİ ÇEŞME :
( Boyacıköy sırtında ve Şirin Sokağın tam ortasındaki bu çeşme dört yüzü mermerle kaplı olup, köşelere yuvarlak bir biçim verilmiştir. Heykel kaidesini andıran bir meydan çeşmesidir. Çeşmenin 1876 yılında yapıldığı 14.9.1999 tarihli Hürriyet Gazetesinin İstanbul ekindeki bir yazıdan anlıyoruz. Çeşme 2000 de onarıldı. )
- BOYACIKÖY VAPUR İSKELESİ :
( Şirket - i Hayriye tarafından yaptırılan Boyacıköy vapur iskelesi 1930 yılına kadar hizmet verdi, bu tarihte kaldırıldı. )
- BOYACIKÖY :
( Boyacıköy, Emirgan'dan ayrı bir mahalle gibi algılansa da Emirgan'a bağlı bir eski yerleşim bölgesidir. Sultan III. Selim tarafından "Kırkkilise" denilen Kırklareli'den 1806 - 1807 yılları arasında şayak ve benzeri kumaşları boyamak ve boyama sanatını yaygınlaştırmak amacı ile getirttiği 40 kişilik Kafroriyofi (Kafkaryadı, Kafkariyadi) ailesinin buraya yerleştirilmesi nedeni ile semtin adı Boyacıköy oldu. )
- BOYDAK, MELİH (ELAZIĞ, 1943) :
( 1964 yılında İ.Ü. Orman Fakültesi'nden birincilikle mezun oldu. Aynı Fakültede Ormancılık Bilimleri Doktoru (1975), Doçent (1979) ve Profesör (1988) ünvanlarını aldı. İ.Ü. Orman Fakültesi'nde Asistan Temsilciliği, Anabilim Dalı Başkanlığı, Bölüm Başkanlığı, Dekanlık ve t.ü, Rektör Yardımcılığı görevlerinde bulundu. 11 adedi kitap (4 adedi İngilizce) halinde olmak üzere, 140'1 aşkın ulusal ve uluslararası bilimsel yayını bulunmaktadır. Araştırmaları ile ülkemizin bazı ağaçlandırma, tohum ve ağaç ıslahı sorunlarına uygulamalı çözümler üretti ve yeni bulgularıyla biyolojik çeşitliliğe katkılar yaptı. Halk bilimi konusunda da bazı yayınları ve "Anadolu Kadını" adlı bir şiir kitabı bulunmaktadır (2006). Sporun çeşitli daIlarıyla aktif olarak ilgilenmiştir. Birçok ulusal ve uluslararası bilimsel, sosyal ve kültürel içerikli dernek ve vakfın üyesidir. İngiltere'de, Finlandiya Eğitim Bakanlığı Bursu ile Finlandiya'da, Fulbright Bursu ile ABD'de, Rockefeller Vakfı Bursu ile İtalya'da bilimsel çalışmalar yaptı. Helsinki, Washington, Maine, Yale Üniversitelerinde ve İran'da, istek üzerine konferanslar verdi. Birleşmiş Milletler Çevre Onur Ödülü (1998), İstanbul Üniversitesi Bilim Ödülü (1998), TÜBİTAK Teşvik Ödülü (1981) ve Orman Bakanlığı Plaketi (2002) aldı. 25 Eylül 2010 tarihinde emekli oldu. )
- BOYUT ile/ve/<> DERİNLİK
( vs./and/||/<> DEPTH )
- BOYUT ile/ve EVREN
( DIMENSION vs. UNIVERSE )
- BOYUT ile/ve/değil/||/<> YAN
- BOZACI ZEYNEL SOKAK :
( Eskiden çok tüketilen Boza imalathanelerinden biri de Yenimahalle'de bulunuyordu. En ünlü bozacı da Zeynel Efendi olduğu için bu sokağa "Bozacı Zeynel Sokak" ismi verildi. )
- BOZAN, İBRAHİM (İZMİR, ...) :
( Emekli Tapu Memurudur. İlk ve ortaokul öğrenimini İzmir'de tamamladıktan sonra Ankara'da Tapu ve Kadastro Meslek Lisesini bitirdi. Rize ve Uşak Kadastro Müdürlüklerinde çalışırken yüksek öğrenimine devam ederek 1983'te Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tapu Kadastro Bölümünden mezun oldu. Aynı yıl Tapu Sicil Müdürü olarak Edirne iline atandı. Edirne Tapu Sicil Müdürlüğünden sonra sırası ile İstanbul'da Fatih, Beşiktaş, Şişli, Kadıköy ve Sarıyer ilçelerinde Tapu ve Sicil Müdürü ve İstanbul Tapu ve Kadastro Bölge Müdür Yardımcısı olarak görev yaptı. Emekli olduktan sonra Tapu Kadastrolular Dernek Başkanlığı görevini yürüttü. 1994'te Harp Akademileri Komutanlığı Milli Güvenlik Akademisini bitirdi. Edirne Tapu Sicil Müdürlüğü sırasında Trakya Üniversitesinde Gayrimenkul Mevzuatı ve Tapu Sicili Uygulamaları dersleri verdi. Çeşitli panel ve konferanslara konuşmacı olarak Gayrimenkul sektörüne katkıda bulundu. Bu konuda çeşitli makale ve yazıları yayınlandı. Ulusal Güvenlik ve Stratejik Araştırmalar Derneği (UGSAD) üyesi olan İbrahim Bozan, bir dönem Faal futbol hakemliği ve hakem gözlemciliği yapmanın yanı sıra Sarıyer Spor Kulübünde Yönetim Kurulu üyesi (2006/2007) ve Kulüp Başkanı (2009/2010) olarak görev yaptı. Halen Galatasaray ve Sarıyer Spor Kulübü Genel Kurul üyesi olup spora katkılarını sürdürmektedir. )
- BOZKIR/STEP[İng.,Fr.,Alm. < STEPPE] ile Bozkır
( Kurakçıl otsu bitkilerden oluşan, sıcak ve ılıman iklimlerdeki ağaçsız doğal alan. | Soğuk kış ve kurak yaz mevsiminin görüldüğü, bitki örtüsünün kısa, boz renkli olduğu, genellikle kurakçıl otsuların yer aldığı ağaçsız geniş alan. İLE Konya iline bağlı ilçelerden biri. )
- BOZKURT, PROF. DR. YILMAZ (ÇANAKKALE, 1927 - 2017) :
( İlk ve orta eğitimini Çanakkale'de tamamladı, Edirne Fen Lisesini bitirdi. İ.Ü. Orman Fakültesinden 1950'de "Orman Yüksek Mühendisi"olarak mezun oldu. Orman Teşkilatında değişik görevlerde bulundu ve 1955'te açılan sınavı kazanarak İ.Ü. Orman Fakültesi Orman Ürünlerinden Faydalanma Kürsüsüne asistan olarak tayin oldu. 1959'da "Belgrad Ormanında Önemli Bazı Ağaç Türlerinde Yıllık Halka Gelişimi Üzerine Araştırmalar" tezi ile "Ormancılık Bilimleri Doktoru" unvanını aldı. 1965 yılında "Türkiye'de Bazı Önemli Orman Ürünlerinin Standardizasyonu Üzerine Araştırmalar" konulu tezi ile "Üniversite Doçenti" oldu. 1972'de "Toros Göknarı (Abies cilicica Cart'nın Teknolojik Özellikleri Üzerine Araştırmalar" tezi ile profesörlüğe yükseltildi. 1978'de Orman Ürünlerinden Faydalanma Kürsüsü Başkanlığına atandı. 1982'de Orman Endüstri Mühendisliği Başkanı oldu. Ayrıca Orman Biyolojisi ve Orman Koruma Teknolojisi, Odun Mekaniği ve Teknolojisi, Orman Endüstri Makineleri ve İşletme Anabilim Dalı Başkanlıklarını yürüttü. İ.Ü. Orman Fakültesi Yönetim Kurulunda ve Fakülteyi temsilen İ.Ü. Senatosunda bulundu. 1994'te emekli oldu. Ders kitapları ve pek çok bilimsel makalesi var. )
- BOZULMA ile/ve/||/<> YIKILMA
- BREZİLYA -ile
( PAU BRASILIS adlı ağaçtan. [Portekiz'li ALVAREZ CABROL tarafından, 22 Nisan 1500'de] )
- BRITISH SCHOL PARKI :
( Demirköy Mahallesindedir. 1.500,00 m²'lik bir alanı kapsamaktadır. Tamamı yeşil alandır. )
ELLER HAVAYA!!!
Sen! Yalnız adam!Duy sesimizi!
Paran yetmez,
Yıkmaya direncimizi!
Çek git yakamızdan, çek git ülkene!
Uç uç, bu dünyadan bir daha gelme!
Eller, eller, eller, eller, eller havaya!
Bergama'dan çıktık yola, Akkuyu'ya!
Eller, eller, eller, eller, eller havaya!
Gerekirse yürümeli, Ankara'ya!
Politik söylemleriniz, parasal güçleriniz,
Kuruyan nehirler, göller sizin eseriniz!
Bu köylü, bu toprak, bu ağaç bizim!
Benim ülkem çöplük değil!
Çektirin gidin!
Eller, eller, eller, eller, eller havaya!
Bergama'dan çıktık yola, Akkuyu'ya!
Eller, eller, eller, eller, eller havaya!
Gerekirse yürümeli, Ankara'ya!
Eller, eller, eller, eller, eller havaya!
Bergama'dan çıktık yola, Akkuyu'ya!
Eller, eller, eller, eller, eller havaya!
Gerekirse yürümeli, Ankara'ya!
Teşekkürler! Sevgili, Haluk LEVENT!
Rio de Janerio: Yaklaşık 400 yaşındaki kentin yaslandığı tepelerden Corcovado dağında bulunan, 30 metre yüksekliğindeki ve dünyanın en geniş heykellerinden biri olan ''Christ the Redeemer'', karnavallarıyla ünlü Rio'yu ve halkını her türlü kötülüklere karşı koruyor. Brezilya'nın 10 milyon nüfuslu bu ikinci büyük kenti, koloni dönemindeki Afrikalı, Avrupalı ve Güney Amerikalı toplumların birlikte yaşamalarıyla ve hatta aralarında yaptıkları evliliklerle şimdiki kültürel yapısına kavuştuğundan, aynı heykel ''tüm ataların ve anaların'' da ortak simgesi...
Brüksel: Kentin tanıtımında en ünlü simge olan ''İşeyen Çocuk Çeşmesi'' nin de siyasi ya da dinsel tarihle hiçbir ilgisi yok. 1619 yılında Jerome Duquesnoy tarafından yapılan çeşme, Belçikalıların eski bir kent söylencesine ait... Zengin bir Brükselli, ulusal şenlikler sırasında tek ve biricik oğlunu kaybeder. Çocuk beş gün sonra Rue de l'Etuve denen ve ''soyluların'' oturdukları sokağın köşesine ''işerken'' bulunur. Sonra da aynı köşeye, bu çocuksu cesareti ''kent belleğine'' taşımak için bronz bir heykeli dikilir.
Londra: Bizde, örneğin Galata Köprüsü yerine Boğaziçi Köprüsü'nü İstanbul'un simgesi sayan ''muhafazakâr'lar ile İngiliz muhafazakârlığı arasındaki farkın en çarpıcı göstergesi, Londralıların aynı konuda tarihi 'Tower Bridge'i yeğlemeleri...
New York: Kentle birlikte ABD'yi de simgeleyen 45 metrelik ''Özgürlük Anıtı'' 28 Ekim 1886 tarihinde açıldı. Amerika'nın siyasal özgürlüğünü kutlamak ve bunu da 'Fırsatlar Şehri'ne armağan etmek amacıyla 1865'te yapımına karar verildikten 21 yıl sonra tamamlanabilen anıt-heykelin seyir katına 354 basamak çıkıyor...
Paris: Adını, tasarımcısı Gustave Eiffel' den alan ve 1930'a kadar dünyanın en yüksek yapısı olan Eyfel Kulesi (320 m.), 19. yüzyılın çelik sanayisini de anıtlaştırmıştır. Paris'in en güzel bu kuleden görünmesinin nedeni olarak; ''Çünkü Eyfel'en bakınca kendisini göremezsiniz'' denilmesi de ''zarifliğiyle'' ünlü kent halkının çelikten ''simgelerine'' yönelik nazik eleştirisidir...
Sydney: Bu kenti de bir ''mimarlık gösterisi'' simgelemekte; Opera Binası... Yelkene benzeyen çatısıyla ün yapan binayı mimar Jorn Utzon tasarladı ve 1959-1973 yılları arasında inşa edildi. Ne var ki Utzon, kendi tasarımına tümüyle uyulmadığı için 1966 yılında projeden ayrıldı. Binayı daha sonra Avustralyalı bir grup tamamladı. Sydney'in hemen tüm kartpostallarında Opera Binası yer almakta...
Kopenhag: Kuzey Avrupa'nın soğuk denizlerinde gemicilerin düşü olan ''denizkızı'' bu kentin simgesi. Danimarkalı yazar Andersen' in dünyaca ünlü öykülerinden esinlenilerek limana yapılan küçük heykel, âşık olduğu prensle ancak kıyıya çıkarak görüşebilen denizkızını anlatıyor...
YUNANİSTAN
II. Mahmut'tan Yunan İsyanına DestekNisan 1821, Fener Patrikhanesi
Alemdar Mustafa Paşa Rumeli askeriyle Topkapı Sarayı'nın kapısına dayandığında padişah IV. Mustafa hem III. Selim'in, hem de II. Mahmut'un öldürülmesi emrini vermişti. Selim öldürüldü ama Mahmut haremdeki kadınların yardımıyla kurtuldu ve ardından tahta geçti. Napolyon'un çağdaşı olan II. Mahmut, Fransız imparatorunun Rusya'nın üzerine yürümesinden memnundu.
Napolyon'un başarıları yüzyıllardır Ruslarla savaşmakta olan Osmanlıların işine geliyordu. Dolayısıyla Fransızlarla Osmanlıların ilişkileri bu dönemde hayli gelişecekti. Avrupa ve Rusya Napolyon'la uğraşırken II. Mahmut da Osmanlı İmparatorluğunda bazı reformlar yapma olanağını bulacaktı.
Ancak Fransa sadece Avrupa ve Rusya'nın başına bela olacak bir Napolyon'u çıkarmakla kalmamıştı, aynı zamanda 1789 devrimini de gerçekleştirmiş ve bu devrimin rüzgarı Osmanlının egemenliği altındaki topraklara kadar ulaşmıştı. Fransız devriminin yaydığı fikirler, başta Balkanlar olmak üzere, Osmanlıların da canının sıkılmasına neden olan milliyetçi akımları birçok yerde güçlendirecekti. Bunlardan biri de Yunanistan'dı. Ortodoks dininin egemen olduğu Balkanları kendi hegemonya alanı olarak gören Rusların, Sırbistan ve Yunanistan'ın bağımsızlığı için uğraşmaları anlaşılır bir şeydi.
Nitekim 1814'de, Rusya'daki Yunan tüccarları tarafından Odesa'da kurulan "Philiki Hetairia" örgütü Yunan bağımsızlığı için önemli bir adım olacaktı. Bir süre sonra Osmanlılardan bağımsızlık kazanmak için Balkanlarda başlatılmak istenen savaş hemen sonuçlarını vermeyecekti ama artık fitil de tutuşturulmuş oluyordu.
Aslında kendilerini Bizans İmparatorluğunun varisi olarak gören Rumların Osmanlı egemenliği altında hayli ayrıcalıklı bir statüsü vardı. Başkent İstanbul'un nüfusunun önemli bir kesimini oluşturan Rumlar dış ilişkiler başta olmak üzere Osmanlı devletinin birçok önemli mevkisini işgal ediyordu. Osmanlı devletinin Avrupa ülkeleriyle diplomatik ilişkilerinde kullandığı dil esas olarak Yunancaydı. Tabii en önemlisi de Fener Patrikhanesi'nin İstanbul'da bulunmasıydı. Ortodoks kilisesinin merkezinin İstanbul'da olması ve varlıklı Fener aristokrasisinin Osmanlı sultanlarıyla iyi geçinmeyi temel alan ilişkileri Osmanlının Yunan/Rum tebaasıyla olan ilişkileri açısından da belirleyici bir öneme sahipti.
Ama ne olursa olsun, sonuçta Yunanistan yüzlerce yıldır Osmanlı'nın egemenliği altındaydı ve artık çağ ulusal esaslara göre yeni devletlerin mantar gibi fışkırdığı, ulus-devlet modelinin evrenselleşmeye başladığı bir çağdı. Dolayısıyla Yunanistan'ın da kendi bağımsızlığı için ayaklanması ve savaşmaya başlaması doğaldı. Uzunca bir zamandan beri Yunanistan ve Arnavutluk'un bir bölümünde fiilen hükümranlık kurmuş Tepedelenli Ali Paşa'nın II. Mahmut'un orduları tarafından tepelenmeye çalışılmasını fırsat bilen Yunan milliyetçileri Mart 1821'de ayaklandılar.
Asıl destek adalardaki tüccarlardan, orta sınıftan ve köylülerden geliyordu. Özellikle deniz ticaretiyle uğraşan Yunan adaları hem zenginleşmiş, hem de başta Marsilya olmak üzere Fransa ile olan yoğun ilişkileri çerçevesinde milliyetçi fikirlere açık hale gelmişti. Bir yandan Tepedelenli Ali Paşa, diğer yandan da İran'la savaş halinde olan Osmanlı orduları ilk aşamada isyanı bastırmakta güçlük çektiler.
Böyle bir ayaklanmayı pek beklemeyen II. Mahmut büyük bir öfkeye ve paniğe kapıldı. Paniklemişti, çünkü Rumlar hep birlikte ayaklandıklarında İstanbul'u, en azından Galata ve Beyoğlu'nu ele geçirirler diye korkuyordu. Nitekim gizli bir emir vererek İstanbul'daki Müslüman ahalinin böyle bir Rum ayaklanmasına karşı koymak üzere silahlanmasını istedi. Yeniçeri kışlalarına da gerektiğinde sivil halka dağıtılmak üzere yeteri kadar silah bulundurmalarını emretti.
Öfkesini ise Fener Patrikhanesi'nden çıkaracaktı. Evet, yüzlerce yıldır ataları da her türlü başkaldırıyı kan dökerek, şiddetle bastırmıştı ve atalarından bildiği yolu izlemesi şaşırtıcı değildi. Ayrıca o sıralarda aşınmış olan merkezi otoriteyi, yani kendi otoritesini güçlendirmek için yerel otoritelerin ve ayaklanmaların üzerine şiddetle giderek despotlukta bir hayli ün de kazanmıştı. Ama yine de öyle akılsızca hareket edecekti ki, karşısındaki güçleri birleştirmekle kalmayacak, durduk yerde bir din şehidi yaratacak ve kendisine karşı mücadele edenlere etkili bir bayrak armağan edecekti.
Dönemine göre bir "aydın" olduğu söylenebilecek padişahın "aydın despotluğunu" annesi "Fransız Sultan"dan aldığı ileri sürülmüştü. Ve kan dökmeye alışık bu "aydın" Sultan, Yunan ayaklanmasının arkasında Ortodoks kilisesinin olduğuna inanıyordu. Öyleyse önce kilisenin önde gelenlerini cezalandırarak işe başlamak gerekir, diye düşünüyordu. Oysa Fener Patrikhanesinin patlak veren ayaklanmanın arkasında olduğu kanıtlanamazdı. Evet, kimi yoksul papazlar ve din görevlileri isyancılarla beraber olabilirdi, ama Fener yöneticileri, patrik ve piskoposlar bu hareketten rahatsızdılar ve kendi konumlarını da tehlikeye attığının bilincindeydiler.
Nitekim Mora'da ayaklanma başladıktan sonra Fener Patrikhanesi Ortodoks Kilisesi adına resmi bir açıklama yapacak ve ayaklanmayı kınarken Sultan'a bağlılığını bir kez daha vurgulayacaktı. Ancak II. Mahmut açısından bunların hepsi oyundu. Fener Patrikhanesi hem ayaklanmayı gizlice destekliyor, hem de kendisini kurtarmak için bu tür açıklamalar yapıyordu. Oysa durum böyle olsa bile, bu açıklamanın ayaklanan güçleri bölmek için bir silah olarak kullanılması mümkünken öfkesinin esiri olan padişah budalaca hareket edecekti.
İşte böylece, Mora'daki ayaklanmanın başlamasından birkaç hafta sonra, 22 Nisan 1821'de yaklaşan Paskalya için ayin yapılırken silahlı askerler Haliç'in kıyısındaki Fener Patrikhanesi'ne daldılar. Ayinin bitmesini sabırsızca beklemeyi nasıl akıl ettiler Allah bilir, ama ayin biter bitmez tören cüppeleri içindeki Patrik Gregorius ve beraberindeki piskoposlarla papazları yakaladılar. Bir anda ortaya çıkan cellatlar kementlerini Patrikle diğerlerinin boynuna dolayıverdiler. Sürüklenerek Patrikhanenin kapısına getirilen Gregorius buradaki bir çengele asılıverdi. Tüm Rumlara gözdağı vermek için Patriğin cesedi üç gün boyunca orada asılı kalırken, diğer piskoposlar da İstanbul'un çeşitli semtlerinde aynı şekilde asılarak günlerce teşhir edildi. Sultan Mahmut bu katliamın ardından Rumların tepki gösterebileceğini de düşünmüş ve İstanbul'a dışarıdan askeri birlikler getirtmeyi ihmal etmemişti.
Ayrıca Müslüman halk da Rumlara ve Hıristiyanlara karşı silahlandırılıp, kışkırtıldı. Gözü dönmüş topluluklar günlerce İstanbul'un altını üstüne getirerek terör estirdiler; insanları öldürdüler, kiliseleri yağmaladılar, hatta Patriğin tahtını bile parçaladılar.
Bu arada Sultan Mahmut'un da öfkesi dinmek bilmiyordu. İyice çileden çıkmış olan Padişah, Ortodoks Hıristiyanları daha da aşağılamak ve küçük düşürmek için Patriğin cesedinin Yahudilere verilmesini ve bir pazar yerinde Yahudiler tarafından ayağından sürüklendikten sonra bir taşa bağlanıp Haliç'e atılmasını emredecekti.
Böylece Osmanlı Sultanı İstanbul'daki Rumların herhangi bir harekete kalkışmasını belki önlemişti ama bir anda imparatorluk topraklarında yaşayanların dörtte birini, sadece Rumları değil bütün Ortodoks Hıristiyanları kendisine düşman etmeyi başarmıştı.
Olanlara kayıtsız kalmayan Avrupa devletleri Osmanlı devleti üzerinde ağır bir baskı kurdu. Bu arada zaten geleneksel olarak eski Yunan uygarlığından gelen hayranlık ve bağlılık duygulan artık tüm Avrupa'da Yunanistan'ın bağımsızlık savaşının daha büyük ölçüde desteklenmesini getirecekti. "Barbar Türkler" "Uygar Yunanlıları" böylesine vahşice katlederken Avrupa'nın hareketsiz kalması mümkün değildi. Ve sonuçta çok geçmeden Yunanistan tam da bu destek sayesinde, Avrupa'nın Hıristiyan devletlerinin eliyle bağımsızlığını kazanacaktı.
Yunanistan'daki ayaklanmalar Mısır Valisi Mehmet Ali Paşa'nın oğlu İbrahim Paşa'nın ordusuyla bastırılacaktı ama Rusya ve diğer büyük devletler yapılanları unutmayacak ve Yunan davasının zafere ulaşmasını sağlayacaklardı. 1827'de Navarin'de Osmanlı-Mısır donanması ağır bir yenilgiye uğratıldıktan ve Ruslar yine Balkanlara indikten sonra Eylül 1827'de Edirne'de yapılan anlaşma ile Yunanistan'ın bağımsızlığı resmen tanınacaktı.
Öte yandan cesedi Haliç'in sularına atılan Gregorius'un hikayesi orada bitmedi. Bağlandığı taştan kurtularak suyun yüzeyine çıkan ceset Rusya'ya tahıl götüren bir Rum gemisi tarafından bulundu. Bunun "din şehidi" Patrik için ilahi bir mesaj olarak algılanması kadar doğal bir şey olamazdı. Gemi Odesa'ya ulaştığında Gregorius dini ve vatanı uğruna şehit olmuş kutsal bir kişi, bir "aziz" olarak büyük bir törenle toprağa verildi. Aslında Osmanlıya bağlı olan ve ayaklanmacılara karşı çıkan talihsiz adam artık bağımsızlık mücadelesi verenlerin elinde bir meşale olacak ve hep öyle kalacaktı. Yarım yüzyıl sonra Ruslar Ortodoks kiliseleri arasındaki ilişkileri geliştirmek için Patriğin kemiklerini anavatanı Yunanistan'a gönderdiler. Atina'daki Metropol katedralinin girişine defnedilen Patriğin mezarı o gün bugündür dindar Yunanlılarca bir türbe gibi ziyaret ediliyor.
DİKENLİ TELLER
Madenlerden tel ekme tekniğini bulmakla yetinmeyen insan, bu icadından çeşitli sanat ve sanayi dalları yarattı. Kafes ve kümes telinden, gelin ve telgraf teline uzanan tel türlerinden birisi de dikenli teldir. Kadayıf telinden çok devedikenine benzeyen dikenli tele "teldikeni" de denebilirmiş ama, adı konmuş bir kere, değişmesi zor. Bozkırda sığır güden kovboylar için üretilen dikenli tel, savaşlarda toplama kamplarında kullanılmış. Kimi ülkeler telin üretimini, kimi ticaretini yasaklamış; ötekiler de tüketimi. Ülkemizde dikenli telle ilgili yasal kısıtlamalar olup olmadığı kesin bilinmiyor. Ancak nerede "yasak" levhası varsa onun yakınında dikenli tel örgü bulunması yabancı konuklarımızın hemen dikkatini çekiyor. Çünkü, yasak ya da tehlikeli bölge simgesi olan dikenli telin tüketim düzeyi, ülkenin kültür düzeyi ile yapısal ve açısal sorunlarını gösteriyor. Filtreli sigara ve Calcium(kuvvet) iğnesi türünden Frenk icatlarına fazlaca düşkün olan milletlerin dikenli tel tüketme eğiliminin giderek yükseldiği saptanmış. Yakın geleceğin üst düzey devlet yöneticiliğine aday olan sevgili evlatlarımıza karşı dikenli telin saldırganca kullanıldığı da anlaşılmış. Üstelik, eskiçağlarda "dikendutu" olarak bilinen böğürtlen çitleri yerine, günümüzde dikenli telörgüler kullanılması da çocuklarımızı hiç mutlu etmiyormuş. Nüfusunun yüzde elli oranında şehirli, yüzde yetmiş oranında okuryazar olmasıyla övünen Türkiye'deki dikenli tel tüketimi, plancılarla iktisatçıların tüylerini diken diken eden bir artış hızına ulaşmış. Kesin olmayan ilk hesaplamalara göre yıllık yüzde yüzyirmisekiz dolayındaki tüketim artışı, resmi enflasyon rakamlarını üçe katlayabilen tek tüketim kalemidir.Bu denemede, dikenli telin şehir halkı ile topluma etkileri üzerinde durulmakta, güncelleşen milli soruna medeni bir çözüm yolu aranmaktadır.
Dikenli telin güvenilir tarihçesi ne yazık ki hâlâ yazılmamış. Tüm bildiklerimiz, yabancı dillerdeki ünlü ansiklopedilerden aktarılıyor. İlk üretim patenti 1874 yılında alınmış. Amerikalı mucit, madeni tele diken takmanın teknik kolayını (aletini) bulmuş. Erkeksi görüntüsünü vurgulamak için, bu yeni icada "sakallı tel" adı verilmiş. Çoğu sakallı olan yiğitlerimiz, Birinci Dünya Savaşı sırasında Mısır'da tanıştıkları yeni silaha "dikenli tel" adını koymuşlar. Sakalın traş çaresi var da dikeninki yok. Dikenli tel örgüler, o gün bugündür, düşmanlara, kaçakçılara, hırsızlara, savaş esirlerine tutuklulara, gözaltına alınanlara karşı bir güvenlik önlemi (aracı) olarak, inşaat şantiyelerinde, Hazine'den tahsisli resmi konutlarda, spor-eğitim ve turizm tesislerinde, yasak ve hassas bölgelerde, saray, köşk, müze ve çocuk bahçelerinde kullanılıyor. Kendi ülkelerinde dikenli teli belki hiç görmemiş olan kimi diplomatlar, bizdeki yaygın kullanıma özenerek, Kançılarya ve Rezidansların bahçe duvarlarını dikenli tellerle takviye etmeye başlamışlar. Bilinen çoğu örnek olaylar, dikenli tel çitlerin, aslında etkili olmadığını ve sadece "yasak" anlamında kullanıldığını ortaya koyuyormuş.
Genellikle güvenilir kaynaklardan alınan derlenen doğrulanmamış bilgilere göre, 1890'da 2000 ton olan dünya dikenli tel üretimi, 1930'da yaklaşık 200.000 tona, 1980'de 22.888.900 metrik tona ulaşmış. Avrupa, Akdeniz ve İslam ülkeleri arasındaki tüketim hızı artışında Türkiye yıllardır ilk sıraları koruyormuş. BM istatistikleri, sanayi ülkelerinde üretilen üstün kaliteli dikenli tellerin daha çok gelişmekte olan ülkelerde tüketildiğini gösteriyormuş. Sivil amaçlı projelerde, DT-7-ASA 9000 TSE standardına uygun (galvanizli çelikten yapılmış) piyasada "Kirpi" mal diye bilinen ithal mallar ihracatında adı geçen ülkeler, dikenli tel kullanılmasını tümden yasaklamışlar. Hatta, et ve süt paketleri üzerinde "Dikenli telsiz çiftliklerde üretilmiştir" damgası vuruluyormuş. Afrika İnsan Hakları Derneği'nin 1986 tarihli araştırması da, dikenli telin hayvanlardan çok yurttaşlara ve şehirlilere karşı kullanıldığı gerçeğini ortaya koymuş.
İlk "Dikenli Tel Yasası" 1894'te İngiltere'de yürürlüğe girmiş. Yasa, dikenli telin insanlara ve hayvanlara zarar verecek şekilde kullanılmasını yasaklamış. Meskûn yerlerde ve yol kenarında kurulu tel örgüler kaldırılmış, yasaya uymayan kişi ve kurumlara ağır cezalar kesilmiş. Yasa başarılı olmuş. Medeni ülkelere sokulmayan dikenli teller, günümüzde artık medeniyet merkezi sayılan şehirlerde görülüyor. "Gülü seven dikenine katlanır" sözü uyarınca, dikenl tel, en çok da, anıt ve sanat yapıları, okullar, luna-parklar ile çocuk bahçelerinde "yasak" (girilmez/geçilmez/dokunulmaz) anlamında kullanılıyor. Kime karşı, neden yasak? Malı mı koruduğu yoksa canı mı sakındığı? belirsiz olan yasağın kendisi, tehlikesinden büyük bir simge! "Dikkat Köpek Var!" ihbarı gibi, "Dikkat Dikenli Tel" diye uyarmak gerekir hemşerileri.
Dikenli telden korunmak için neler yapılabilir? Telin dikenlerini traşlayan elektriklitraş makine patenti 1974'te alınmışsa da, yapılan pazar araştırmaları sonunda, talep azlığı nedeniyle üretime geçilememiş. Uluslararası Hayvanları Koruma Derneği'nin dergisine göre, en basit ve ucuzundan bir tel makası ve iki kalifiye işçi ile yaklaşık 200.000 metrelik tel örgünün üç günde kesilip kaldırılacağı; diken-traş makinelerine hiç ihtiyaç bulunmadığı anlaşılmış. Bu yüzden diken traşlama makinesi yerine, çim-biçme makineleri alınması tavsiye ediliyor.
En kolay ve etkili çözümü Türk çocukları bulmuş. Dikenli telleri, birer yay teli gibi gerip birbirine bağlayarak tel örgülerde 40-50 santimetrelik pencereler açmayı öğrenmişler. Çok büyük değil ama geçmeye yetiyor. Gönüller şen olsun! Büyüklerce tasarlanan tel engellerin çocuklara karşı etkili olmadığı görülüyor. Uzun sözün kısası, dikenli tel, öyle aşılmaz, geçilmez, sağlam ya da dayanıklı bir engel değildir. Tırmalar, yaralar, belki sakatlar ama kararlı kişileri durduramaz. Hele bizim mahalle çocuklarını asla!
Dikenli telle yıllardır içli-dışlı yaşamaya alışmış bir toplumdaki dikenli tel alışkanlığı nasıl giderilebilir? Günlük hayatımızın parçası olan tellerden vazgeçilebilir mi? Şili, Peru ve Uruguay'daki ilk denemeler, yasağın karaborsaya yol açtığı ve milli standarda uymayan malların piyasaya sürüldüğünü göstermiş. Halkın taklitlerden sakınması güçleşmiş. Ayrca, "Dikenli tel kullanmak yasaktır" levhalarının dikenli telle çevrilmesi de -resmi tüketimin artmasına yol açarken- muhalefet basınında çıkan karikatürlere konu olmuş.
Dikenli telin sakıncası yalnızca ele-göze batmasından, gelip geçen vatandaşların elbise ve eteklerini yırtmasından, her ay yüzler ve binlerce çocuğa yok yere tetanoz serumu yapılmasından ibaret değildir. Asıl üzerinde durulması gereken sorun, dikenli telin gelişigüzel kullanımından doğan duygusal tepki ve manevi yıkıntılardır. AT ülkeleri, Belediyeler Biriği Genel Kurulu, dikenli telle korunmuş kent mekânlarının, hemşeriye hakaret, çocuklara saldırı, milli onura saygısızlık, kamu yararına "muzır" olduğuna karar vermiş.
Güney Amerika'da 1985'te yapılan bir kamuoyu yoklamasına göre, dikenli telli şehirlerde yetişen çocukların, küçüklerini sevmediği, büyüklerini saymadığı, vatandaşlık görevlerini yerine getirmediği görülmüş.* Yakın Doğu'nun Sincan özerk yöresinde at koşturan soydaşlarımızla geçen yaz yapılan bilimsel söyleşide, Uygurlar'ın dikenli tel örgüleri hiç bilmedikleri anlaşılmış. New York Belediyesi de, Batı Yakası'nın Öyküsü filminden sonra okul bahçeleri çevresindeki tel örgüleri tümden kaldırmaya karar vermiş. Çünkü bu okullarda yetişmiş çocukların 2-3 katlı binalara merdivensiz tırmandıkları görülmüş.
Dikenli telden yapılmış en ünlü engel, Birinci Savaş'ta Avusturya (Alp) Cephesi'nde savaşan ve zafer kazanan İtalyan piyadelerinin "Konçertino" (Küçük Konçerto) adını verdikleri istihkam (savaş) aracıdır. Akordiyon körüğü gibi açılıp kapanabilen, rüzgarlı kış gecelerinde, memleket ezgilerini anımsatan özlem dolu sesler çıkaran dikenli kangallar bir dönem Napoliten serenadlar kadar ün kazanmış. İtalyan savaşçılarn kara mizahı, medeniyet yolunda ilerleyen insanlık onuru için görkemli bir esin kaynağı olabilir mi? diye düşünüyorum.
Fantastik çözüm yolları geliyor insanların aklına. Önce, dikenli tel örgülerin önünde ya da arkasına yerleştirilecek sanayi tipi, kuvvetli hava üfüren vantilatörlerle, dikenli tellerin müzik yapma gücü kanıtlanabilir ve amatör müzikseverlerin bu telleri dev akordiyonlar gibi çalması sağlanabilir. İkinci ve daha etkili çözüm yolu olarak şehir merkezi (Centrum) çevresinden sökülecek dikenli tellerden yapılacak Santurlar, Belediye konservatuvar öğrencilerine parasız dağıtılabilir. Hele bir düşünün, değerli dostlarım: "Konser ya da Konçerto alanı: Giriş Serbesttir! Alışageldiğimiz, dikenli yasaklar yerine kulağa ne kadar hoş geliyor, değil mi?
Yasaklar konusunu işleyip de, dikenli tel örgülere yer vermeyen kimi usta sanatçılarımıza buradan kişisel bir çağrıda bulunmak istiyorum. Yaşar Kemal gibi yazarlar dikenli tel yasaklarına karşı bir kampanya açabilirler. Kampanyanın koordinatörlüğünü belirlemek üzere uluslararası yarışmalar da düzenlenebilr. Belediye Başkanlığı, İl Eğitim Müdürlüğü ile İlçe Zabıta Amirliği'nin açılacak yarışmaya danışman olarak katılması sağlanabilir. En çok (kilo veya kilometre) dikenli teli en kısa zamanda söküp kaldıran yerel örgüte, çocuk ve yaşlı hemşerilerden kurulu yarışma jürisi tarafından Büyük Belde Belediyeler Birliği (BBBB)'nin Başarı Beratı (BB) verilebilir. Yarışmayı kazanan örgüt bandosu ile Konservatuvar Santur Heyeti'nin şehir merkezinde konserler vermesi de düşünülebilir. Tanıtma Vakıflarımız, yeni spor dalının, Akdeniz ve Balkan Oyunları ile Olimpiyat programına alınması için harekete geçirilebilir. Uluslararası yarışmalardaki ulusal başarılara yıllardır özlem duyan ülkemiz, bir yandan altın madalyaları toplarken, barışcı çabalarındaki başarısından dolayı Nobel'e aday da olabilir. Belki hayal denecek ama dikenli tel örgülerimizin kaldırılabileceğini ve şehir merkezlerinin dikensiz, toplu-taşıma raylar ile örülebileceğini sanıyorum. Dikensiz şehir merkezlerinde yetişen kuşakların güllere karşı daha duyarlı ve saygılı olacaklarını da hayal ediyorum.
Dikenli tel, ekili tarlaları, başıboş sürülere karşı başarıyla korumuştur. Endüstrileşen ülkelerde bostana giren danalar tasarım önlemleriyle durduruldu. Zamana ayak uyduramayan ve geri kalmış ülkelerde, şehirlerin konut, eğitim, sağlık, üretim, ulaşım, dinlenme ve savunma bölgeleri birbirine karışınca, tel örgülü yasaklar kaçınılmaz olmuş. Çağdaş Belediyeler, savaşı anımsatan yasakları yaşatmak yerine dikensiz mekanlar yaratmak yolunu seçti. Kent bölgeleri yasalarla belirlenince dikenli tel yasaklara gerek kalmamış. Parklarda, hipodromda, Hisarda, stadyumda, okulda ve otoyoldaki dikenli "yasak"ların yerini biz de deneyebiliriz. Halk dilinde "köşeyi dönmek" başarmak anlamına gelir. Oysa Hemşeri, köşeleri değil, kestirmelerin dikkenarlardan yaklaşık, üçte-bir oranında daha kısa ve kârlı olduğunu keşfetmiştir. Dikdörtgen prizmanın köşegenleri yaya trafiğe açılınca, köşeleri bekleyen dikenler işlevsiz kalır. Böylece, uygar davranışa duyarlı şehir tasarımı, dikenli telin kullanma gerekçesini ortadan kaldırır. Dikenli tele çözüm bulan Belediye (Başkanı), "Gidemediğin yer senin değildir." sözüyle ünlü Sivas Valisi Halil Rıfat Paşa gibi, tarihe geçebilir. Gidilen her yer belediyenin, vatandaşın malı olur, vatan olur. Bu öneri de, kuşkusuz, biraz hayal-kurgudur ama gerçek-üstü kuruntu değildir.
Vatandaşımıza, "Girebildiğin her yer senindir. Bu vatan senindir" diyebilmeliyiz.
* Manuel Scorza, Dikenli Tel adlı belgesel romanında (Türkçesi 1975), dikenli teli bir silah gibi kullanan sömürgecilere yenik düşen ve tüm otlaklarını yitiren Peru'lu köylülerin öyküsünü anlatır. Köyün rahibi, dikenli tel örgüyü "Şeytanla top oynayan kişinin işine", Yerli-köylülerse, "Tanrı'nın Gazabına" benzetmişler, Tanrı'ya yalvarmışlarsa da sonuç hiç değişmemiş!
Sayın Bozkurt Güvenç'in, İnsan ve Kültür adlı kitabından...
Evliya ÇELEBİ'ye, İbn Battuta'ya, STRABON'a...
sözlük ve yayınlarından yararlandığımız yazarlara, paylaşımları/katkıları için çok teşekkür ederiz.
(1996'dan beri)