Bugün[03 Nisan 2026]
itibarı ile 4.933 başlık/FaRk ile birlikte,
4.933 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(15/21)


- ONGUN ile ONGUN/TOTEM[Fr.]

( Çok verimli, bol, eksiksiz. | Yarar duruma gelmiş, | bayındır. | Mutlu. | Kutlu, uğurlu. İLE İlkel toplumlarda topluluğun kendinden türediği sanılarak kutsal sayılan hayvan, ağaç, rüzgâr vb. doğal nesne ya da olay. | Arma[İt.]. )


- ÖNİŞ, YUSUF ZİYA (İST. 1892 - 1960) :

( Galatasaray'da futbola başladı. Tahsil için İsviçre'ye gittiğinde Servette takımında oynadı. Yurda döndüğünde İsviçre'den beraberinde getirdiği yönetmelikleri Türkçe'ye çevirerek İdman Cemiyetleri İttifakının kurulmasına öncülük etti.1923'te ilk futbol federasyonunun kurulması çalışmalarına katıldı ve ilk başkanı olarak görev yaptı. 1926'ya kadar bu görevi üç kez üstlendi. 1933'te Galatasaray'dan ayrılarak çok büyük başarılar elde eden Güneş Kulübü'nü kurdu ve 1938'e kadar bu kulüp başkanlığını yaptı. Güneş Kulübü'nün kapanması üzerine tekrar Galatasaray'a döndü ve 1950 - 1952 döneminde başkanlığını yaptı. İşinin ehli ve çok otoriter olması nedeniyle "İmparator" lakabıyla anılan Yusuf Ziya Öniş, yalısının bulunduğu Sarıyer'in adını taşıdığı kulüpte Fahri Başkanlık yaptı. vefâtından sonra Sarıyer Stadına "Yusuf Ziya Öniş Stadı" ismi verildi. )


- OPERA BİNASI <>/< SERGİ EVİ

( Ankara'da. )


- OPERA SALONU değil/yerine/= ÜNGÜTEY


- ORAN ile/ve BAKIŞIM/SİMETRİ

( PROPORTION vs./and SYMMETRY )


- ORAN ile/ve/||/<> YERLEŞTİRME


- ORANG = VARANG
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Rum ülkesi yakınlarında bir yer adı.[Rum ülkesiyle karşılaştırıldığında kuzeyde yer alır.] )


- ORANGUTAN ile/||/<> SUMATRA ORANGUTANI


- ORDI[< ORMAK/ORMAQ] ile ORDU ile ORDU ile ORDU/FERRAŞ ile ORDU ile ORDU/ARDUTAL
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Bir tarlayı ya da başka bir şeyi biçmek. İLE Bir Hakan'ın yaşadığı yer/yapı [sarayı].[KAŞGAR = ORDU KENT/ORDU KEND: Hakan'ların oturduğu kent.] İLE Balâsâgün yakınlarında bir yer. İLE Hakan'ın kalacağı yeri, yatağını düzenleyen, derleyen toplayan kişi. İLE Bir hayvanın yeraltındaki yuvası.[Sıçanın kovuğu, gelinciğin deliği] İLE Hamamotu.[Tüy dökücü bir nesnenin yapımında kullanılır.] )


- ORDU ile ORDU

( En üst askeri birlik. İLE Karadeniz'de bir il. )


- ORDUEVİ :

( Yenimahalle Pazarbaşı mevkiindeki ve deniz kenarındadır. Burada daha önceleri iki katlı bir dalyan evi bulunuyordu. Bu alan bilahare Deniz astsubay Orduevi olarak hizmet vermeye başladı. Kampus içinde misafirhanesi, restaurantı, çay bahçesi, gazinosu ile plajı ile hizmet veren bir orduevidir. )


- ÖREKE KAYALIKLARI :

( Rumelifeneri Köyünün denize olan en uç noktasıdır. Bu kayalara Orakiye Kayalıkları, Öreke Taşı, Kanlı Kayalar, Kocataş, Körtaş, Mavi ve Kayalar denildiği gibi halk ağzı ile Roke Kayalıkları da denilmektedir. Efsanelere konu olan Öreke kayalıkları Rumelifeneri ile birlikte anılmaktadır. Bu kayalıklara antik çağda Kyanaeis ya da Symplegades, değişik zamanlarda Geant veya Bavonene kayalıkları da deniliyordu. Bizanslar döneminde bu kayalıkların en yüksek noktasına bir sütün dikilmiştir. Bu sütuna Pompeus sütunu veya İmparator Hadrianus'a ait olduğu da söylenmektedir. Bu sütun deniz kazalarının önlenmesi amacı ile dikilmiş, en tepe noktasına ateş yapılarak gemilere yol gösterici olmuştur. Sütun zamanla yıkılmış olup, üzerinde Latince yazılar olan kaidesi kalmıştır. Öreke kayalıklarına Symplegades denilmesinin nedeni sabit olan bu kayaların hareket ettiğini sanılması, birbirlerine yaklaştıklarına inanılmasından ileri geliyordu. Oysa bu olay med - cezir denilen suların yükselip çekilmesinden başka bir şey değildi. )


- ORG. EMİN ALPKAYA İLKÖĞRETİM OKULU :

( Yeniköy, Org. Emin Alpkaya İlköğretim okulu 1974'te Bağlar Baraka İlkokulu adıyla eğitim ve öğretime açıldı. Okulun adı bilahare Org. Emin Alpkaya İlköğretim Okulu olarak değiştirildi. )


- ÖRGÜ ile/ve/<> ÖRÜ

( Örnek eylemi ya da biçimi. | Tığ ya da şişlerle, ilmiklerin yan yana getirimesiyle örülerek yapılmış şey. | Örülmüş saç bölüğü, belik. | Dokumacılıkta atık ve çözgü ipliklerinin, dokumayı oluşturacak biçimde belirli bir desene göre kesişmesi. | Bazı sinir ya da damarların birbirine geçip dolaşmasından ortaya çıkan oluşum. | İletişim, ulaşım vb.'nin ülke yüzeyinde yayılmış biçimi. | Konunun ana çizgisi, oyunun işlenişi ya da çatısı. | Örülerek yapılmış olan. İLE Örnek işi. | Otlak. | Tarlalarda, sele karşı yapılmış set. | Yama olarak yapılan örgü. )


- ORKİDE:
"CENNET KUŞU" ile/ve/<> "KARDAN ATEŞ" ile/ve/<> "DANS EDEN KIZ" ile/ve/<> "YIKANAN ÇOCUK"

( Singapur'un başkenti Singapur'da bulunan Orkide Bahçesi'nde, orkide çeşitleri ve yerel dilde orkide çeşitlerine verilen adlar. )

( Singapur, yılda 10 milyon $'lık orkide ihraç etmektedir. )


- ORMAN FAKÜLTESİ :

( İlçedeki en önemli kurumlardan biri olan İ.Ü. Orman Fakültesi 1857'de Orman Mektebi Alisi olarak kuruldu. 1880'de Maden Mektebi ile birleşti ve Orman ve Maadin Mektebi adını aldı. 1893'te okul kapatıldı ve Orman dersleri Halkalı Ziraat Mektebine verildi. 1903'te okulun adı Halkalı Ziraat Mektebi oldu. 1910 yılında ise Orman Mektebi Alisi adıyla bir orman okulu kuruldu. Okul Sultanahmet Akbıyık'ta faaliyet gösterdikten sonra Sarıyer'deki Horozoğlu Konağına (Sarıyer Kültür Merkezi) daha sonra da Bahçeköy'e taşındı. 1919'da Muhtar Paşa Çiftliğinde sonra da Sarıyer'deki Yedi Sekiz Hasan Paşa Köşkü Orman Mektebi Alisi binası olarak kullanıldı. 1922'de tekrar Bahçeköy'e taşındı. Halen Bahçeköy'deki 17 hektarlık alana yayılan kampüsünde eğitim ve öğretime devam edilmektedir. Orman Mektebi Alisi 1934'te Orman Fakültesi adını aldı. Orman Mühendisliği ile birlikte 1982 yılında Orman Endüstri Mühendisliği, 1985 yılında ise Peyzaj Mimarlığı Bölümleri açılmıştır. Orman Fakültesi İstanbul üniversitesine bağlıdır. )


- ORMAN MEMBA SUYU :

( Kazım Karabekir mahallesi sınırları içinde olan ve üst kısımlarında bulunan orman içinden çıkan bir memba suyudur. )


- ORMAN, MEHMET (İST. 1952) :

( Emirganspor Kulübünden transfer edildi ve aralıklı olarak beş sezon (1973 - 1976 ve 1981 - 1982) Sarıyer'de tescilli kaldı. Bu süre içinde 148 lig, 8 kupa ve 2 turnuva maçı olmak üzere 158 resmi ve 44 özel maçla birlikte toplam olarak 202 maçta oynadı. Lig maçlarında 18 ve özel maçlarda 17 olmak üzere takımına 35 kazandırdı. )


- ORMAN ile/ve IGAPO

( ... İLE/VE Amazon'un sık ormanları. )


- ORMAN/MEŞE ile KORU


- ORMAN ile/ve/değil MİLLÎ PARK


- ORMAN ile/ve/değil/||/<>/> ÖRÜMCEK ORMANI

( ... İLE/VE/DEĞİL/||/<>/> Gümüşhane'dedir. )


- ORMAN ile TAYGA

( ... İLE Doğu Sibirya ormanları. )


- ORMANCILIK MESLEK YÜKSEK OKULU :

( Ormancılık Yüksek Okulu Orman Fakültesi bünyesinde 2000'de açılarak mesleki eğitim ve öğretim vermektedir. )


- ORMANLAR:
TROPİK ile/ve/değil/||/<> KUZEY (BOREAL) ile/ve/değil/||/<> ILIMAN ile/ve/değil/||/<> ALT TROPİK/SUBTROPİK

( %45 @@ %27 @@ %16 @@ %12 )

( )


- DAĞ OLUŞ/OROJENİ[Fr. < Yun. OROS: Dağ. | GNOS: Doğuş.] ile/ve DAĞCILIK/ALPİNİZM[Fr.]

( Dağ oluş. | Dağ bilimi. İLE/VE Dağcılık. )


- ORTA AMERİKA CUMHURİYETİ:
EL SALVADOR ve/<> HONDURAS ve/<> GUATEMALA ve/<> NİKARAGUA ve/<> KOSTA RİKA

( Orta Amerika Cumhuriyeti, 1843 yılında, beş ayrı ülkeye bölündü. )


- ORTA ile/ve/değil MERKEZ


- ORTA ile/ve/||/<> ORTAY/MERKEZ[Ar.]


- ORTAÇEŞME (HACI SALİH PAŞA ÇEŞMESİ) :

( Sarıyer'den Maden Mahallesine giderken, mezarları geçtikten sonra yol ayrımında bulunmaktadır. Asırlık çınar ağaçlarının karşısında ve büyük dişbudak ağacının dibinde çukurdadır. Kitabesinde: Sahib - ül hayrat vel - hasenat/Elhac Salih Paşa Sadr - ı ali hala" (1238) yazısı vardır. Sarıyer Vakıf memba suyunun ulaştığı ilk çeşmedir. Bakımsızlıktan, gelen suyun yol seviyesinin çok altında kalması nedeniyle su akışı iptal edilmiştir. Çeşme bakımsız ve harap haldedir. )


- ORTAÇEŞME CADDESİ :

( Taşiskele'den başlayarak, üç mezarlığı geçtikten sonra Ortaçeşme de son bulur. Sarıyer'in en eski caddesidir. Sarıyer'in en görkemli Köşkü bu cadde üzerindedir. Sahibi Erzurum Milletvekili Alb. Dr. Fehmi Çobanoğlu muhteşem köşkünü Sarıyer Verem Savaş Derneğine bağışladı. Cadde ismini, mezarlıkların kuzey tarafında bulunan ve oradaki maslaktan Sarıyer'deki çeşmelere su veren Orta Çeşmeden almış olabilir. )


- ORTADA ile/ve/değil ORTALIKTA


- ORTAK (ALAN/PARA/BİLGİ vs.) ile/ve/değil TOPLAM (ALAN/PARA/BİLGİ vs.)


- ORTAK ALAN ile/ve ORTAK NOKTA

( COMMON FIELD vs./and COMMON POINT )


- ORTAKLIK ile/ve/<> AYRIM


- ORTAK/LIK ile KOŞUT/LUK


- ORTAM:
HAREKETİ TETİKLEMEZ ile/değil/hatta/>< ENGELLER


- ORTAM İÇİN:
KOKU/YOR ile/ve/değil/yerine/=/||/<>/> HAVA/SIZ


- ORTAM ile/değil ORTAĞIM


- ORTAM ile/ve/değil/<> ORTALIK


- ORTAMA GİRMEK ile/ve/<> ORTAMDAN ÇIKMAK

( Ortamda bulunan kişilerin, sizin orada/aralarında bulunup bulunmamanıza göre gösterdikleri memnuniyet ya da rahatsızlıklarıyla orantılıdır. )


- ORTASINDA ile ARASINDA

( Bacaklarının ortasında ne vardır?: Diz/ler! [arasında değil!] ;) )


- ORTU ile OTRA
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Herhangi bir şeyin ortası. İLE Herhangi bir şeyin ortası ya da kenarları olan herhangi bir şeyin ortası. )


- OSMAN AĞA ÇEŞMESİ :

( Uskumruköy'ün aşağı mahallesinde olduğu "İstanbul Çeşmeleri" kitabında belirtilen bu çeşme yerinde yoktur (H.1198 - M.1783). )


- OSMAN KABİL CAMİİ :

( Pınar mahallesindeki Osman Kabil Camii 1977'de yapılan ve tarihi özelliği olmayan bir camidir. )


- OSMAN REİS CAMİİ :

( Derya Reislerinden Osman Ağa tarafından 1635'te yaptırılan cami Köybaşı Caddesi üzerindedir. Cami 1903'te Ahmet Arif (Afif) Paşa tarafından bugünkü durumu ile yeniden inşâ edildi. )


- OSMAN REİS MEZARLIĞI :

( Tarabya'da bulunan küçük bir mezarlığın adıdır. Deniz yolu ile kum taşıyan Osman Reis ile arkadaşları fırtınaya yakalanıp tekneleri batkınca hepsi boğulmuşlar ve Garaj Restaurantın bulunduğu yerin arka tarafındaki yamaca gömülmüşler. Mezar taşları mevcuttur. Bu mezarlıkta gömü yapılmamaktadır. )


- OSMAN SAÇMACI İLK ÖĞRETİM OKULU :

( Emirgan'da Osman Saçmacı İlköğretim Okulu 1964/1965 öğretim yılında Karacapaşa İlkokulu adı ile açıldı. 1997/1998'de yeni ilavelerle büyütülen okulun adı Osman Saçmacı İlköğretim okulu olarak değiştirildi. )


- OSMANELİ(BİLECİK) < LEFKE


- OSMANLI MEZARLIĞI :

( Rumelihisarı'nın üst kısımlarında ve Küçükdere Ayazmasının yakınında bulunan bu mezarlık yıllar önce ortadan kaldırıldı. )


- OSNABRUCKER ve/||/<> ÇANAKKALE

( Çanakkale Anıtı bulunmaktadır. VE/||/<> Almanya'nın, Osnabrucker kenti adına bir park bulunmaktadır. )


- OTAĞTEPE PİKNİK YERİ : OTAĞ TEPE

( Belgrad Ormanında ve Büyük Bendin yakınındadır. Otağtepe'nin bir adı da Otağı Hümayün Tepedir. Fatih Sultan Mehmet İstanbul'a gelince otağını bu tepeye kurdurttuğu için bu ismi almıştır. Eşsiz bir güzelliğe sahip olan Otağtepe hemen yakınındaki Büyük Bend ile gelenler için mükemmel bir yerdir. )


- ÖTEKİ KITALAR ile/ve/değil/||/<>/< AFRİKA

( Çoğu dünya haritası, Afrika'yı gerçekte olduğundan çok daha küçük gösterir. Örneğin ünlü Mercator projeksiyonu, Afrika'daki birkaç ülke de dahil olmak üzere ekvator yakınındaki bölgelerin boyutunu en aza indirir. Gerçekte, kıta bitişik ABD, Çin, Hindistan, Japonya ve çeşitli Avrupa ülkelerini sınırları içine sığdıracak kadar büyüktür. )

( )


- OTMAR, AHMET DEHA (ÜSKÜDAR, 1943) :

( Yüksek öğrenimini İngiltere'de tamamladı. İşe başladığı Ünilever Grubundan emekli oldu. Göz Nurunu Koruma Vakfı, Lions Vakfı, Türk Kimya Vakfı ve Cağaloğlu Lions Kulübü kurucu üyesidir. Sarıyer Spor Kulübü'nde 2 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. Kulübün Divan Kurulu Üyesidir. Fenerbahçe Spor Kulübü ve Büyük Kulüp üyesidir. )


- OTOBÜS DURAKLARINI OTOBÜS NUMARALARINI/HATLARINI


- ÖTÜKEN ile ...

( Tanrı'nın seçtiği yer. )


- OTURMA!:
TAŞA ile YAŞA ile BAŞA

( Taşa, başa, yaşa oturmamak gerek. )

( Do not sit/stand on/at stone, wet, front! )

( STONE vs. WET vs. FRONT )


- OTURUM ile OTURUŞ

( Bir meclis ya da kurulun, çözümlenmesi ve/ya da çözülmesi gereken sorunları görüşüp tartışmak üzere yaptığı toplantı, celse. | Yasama meclislerinin birleşimlerinden her biri. İLE Oturma eylemi ya da biçimi. )


- OTUZBİR PLAJI :

( Rumelikavağı limanı batısında ve limana bitişik olup, mesirenin deniz kıyısıdır. Sahili midyeciler tarafından işgal edildikten sonra plaj olma durumu ortadan kalktı. )


- OTUZBİR SUYU DALYANI :

( Rumelikavağı'nda limanın batı kısmında ve Otuzbir Suyu mesiresi önünde kurulan bu dalyan uzun bir süreden beri kurulmamaktadır. )


- OTUZBİR SUYU MESİRESİ :

( Otuzbir suyu mesiresi, aynı ismi taşıyan yokuşun deniz tarafındadır. Asırlık çınar ağaçlarının bulunduğu mesirenin deniz tarafının bir kısmı yakın zamana kadar kumluk olduğu için plaj olarak değerlendiriliyordu. Kayalıklar arasından aynı ismi taşıyan memba suyu çıkıyordu. Mesire yeri olmaktan çıktı. Deniz sahili midye tezgahları, ağaç altları da balıkçı tekneleri çekilerek işgal edilmiştir. Mesire; 93 harbi (1877 Rus Harbi) sırasında buraya 31.Tümenin konuşlanması üzerine bu ismi aldığı söylenmektedir. )


- OTUZBİR YOKUŞU :

( Rumelikavak'tan Yenimahalle'ye giderken, limanın bitimi ile başlayan yokuşa otuzbir yokuşu denilmektedir. Yokuşun deniz tarafındaki yamacı ve deniz kıyısı da Otuzbir suyu mesiresidir. )


- OVA/YAZI ile/değil ÇATALAĞIZ

( ... İLE/DEĞİL Bir ırmağın, denize kavuştuğu yerde, lığların birikmesiyle oluşan, üçgen biçimli ova. )

( [not] SAVANNA and/but DELTA )


- OVADA ve/ya da YAYLADA
ile/ve/değil/yerine/||/<>/<
DAĞDA/YOLDA


- OVIDIUS KULESİ :

( Uskumruköy'deki Ovıdıus kulesi benzeri bulunmayan kulelerden biridir. Kare biçiminde yapılan kulenin gözetleme amacı ile yapılmış olması nedeni ile kuleye "Gözetleme kulesi" de denilmektedir. Kule efsanelere konu olmuş M. 8.yy. da Roma İmparatoru Augustus, açık saçık şiirler yazan şair Ovıdıus'u sürgün etmiş. Deniz yolu ile geçen Ovıdıus kuleyi görmüş ve bu nedenle kule onun ismi ile anılır olmuş. Bu kulenin Kilyos kalesi yapıldığı yıllarda yapıldığı zannedilmektedir. )


- OYAK SİTESİ ŞEHİT KUR. BNB. HÜSEYİN PARKI :

( Huzur Mahallesindedir. 1.475,23 m²'lik bir alan üzerindedir, 811,03 m² yeşil alanı, 126,70 m²'lik çocuk oyun alanı bulunmaktadır. )


- OYLUM ile/ve/<> EKOYLUM

( ... İLE/VE/<> Camilerde, yarım kubbelerin iki ya da üç yanında, küçük yarım kubbelerle yapılan oylum eklemeleri. )


- OYMYAKON = DONMAYAN SU

( Rusya'nın kuzeyinde yer alan ve "Donmayan Su" anlamına gelen Oymyakon, dünyanın en soğuk yerleşim yerlerinden biridir.[1924'te, -71.2 °C] )


- OYNAGU ile OYNAK/OYNAQ ile OYNAŞ
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Oyun alanı, eğlence yeri. İLE Oynak kadın. İLE Evlilikdışı olarak bir adamla sevişen kadın. )


- OYUNCAK MÜZESİ ve/||/<> OYUN MÜZESİ ve/||/<> MASAL MÜZESİ

( Göztepe'de. VE/||/<> Ataşehir'de, Mimar Sinan Parkı'nda. VE/||/<> İleride. )


- ÖZ SARIYER DERGİSİ :

( 1953 yılında Nurhan Erman, İbrahim Balcı, Cezmi Baydar ve İsmail Yıldırım tarafından yayın hayatına kazandırıldı. Sarıyer İlçesinde yayınlanan ilk dergi ve gazetedir. Ancak dört sayı çıktıktan sonra yayın hayatını sonlandırdı. )


- ÖZAL, TURGUT HALİL (MALATYA, 1927 - 1993) :

( Yeniköy'de ikamet etti. İlköğretimine Söğüt/Bilecik başladı, ortaokulu Mardin'de tamamladı. Konya'da başladığı lise eğitimini Kayseri'de tamamladı. İ.T.Ü. Elektrik Mühendisliğini bitirerek 1950 mezun oldu. Evlendikten sonra ABD giderek ekonomi dalında eğitim aldı. Türkiye'ye döndüğünde EİEİ Gene Müdür Yardımcısı olarak görev yaptı. 1959'da Ordonat Okulunda yedek subaylığını yaptı. Askerlikten sonra Devlet Planlama Teşkilatında görev yaptı ve 1967'de bu kuruluşun Müsteşarı oldu. 12 Mart 1971 darbesinden sonra 1973 yılına kadar Dünya Bankası Sanayi Dairesinde danışman olarak görev yaptı. Buradan döndükten sonra birçok şirkette üst düzeyde yöneticilik yaptı. 43. Hükümet döneminde Başbakanlık Müsteşarlığı ile DPT Müsteşar vekilliğini görevlerine getirildi. 12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra Bülent Ulusu Hükümetinde Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcılığına getirildi. 14.07.1984'te bu görevinden istifa ederek ayrıldı. 20.05.1983'te Anavatan Partisini kurdu ve Başkanı oldu. 06.11.1983 seçimleri kazanarak tek başına iktidar oldu ve 45. Hükümetin Başbakanlığına getirildi. 1987'de genel seçimlerinde yine başarılı oldu mecliste çoğunluğu elde ederek tekrar Başbakan oldu. 18.06.1988 günü Anavatan Partisi'nin 2. olağan genel kurul toplantısında kendisine suikast yapıldı ve sağ elinden yaralandı. Suikastçı yakalandı ve aldığı ömür boyu hapis cezası 20 yıla indirildi. Suikastçı Kartal Demirağ'ı cumhurbaşkanlığı döneminde affetti. 31.10.1989'da Cumhurbaşkanlığına seçildi ve 9.11.1989'da göreve başladı. 17.04.1993'te vefât etti. )


- ÖZALP, HÜSEYİN (VAKFIKEBİR, 1923) :

( İ.Ü. Orman Fakültesini bitirdi. Fakülteyi bitirene kadar Sarıyer Spor Kulübünde futbol oynadı, "Küçük Hüseyin" lakabı ile tanınır. Adalet Partisinde siyasete başlamış ve XII., XIV., XV, XVIII ve XIX. Dönem Samsun Milletvekilliği, TBMM Başkanlık Divanı İdare Amirliği ile Orman ve Ulaştırma Bakanlıkları yaptı. )


- ÖZALP, PROF. DR. GÜLEN (MUĞLA, 1957) :

( Sarıyerli, Akedemisyen, öğretim üyesi. İ.Ü. Orman Fakültesinden mezun oldu. Yüksek Lisansını "Fakülte bahçesindeki yerli ve yabancı sarıçam orijinlerinde çiçekleme - sıcaklık ilişkileri" konulu tezi ile yaptı. "Çitdere (Yenice - Zonguldak) bölgesindeki Orman Toplumları ve Silvikültürel Değerlendirmesi" konulu Doktorasını İ.Ü. Orman Fakültesi Orman Mühendisliği Bölümünde yaptı (1983 - 1990) "Doktor" unvanını aldı. 2002 de "Profesör" unvanını aldı. Silvikültür Ana Bilim Dalı Başkanı olarak görevine devam ediyor. İ.Ü. Orman Fakültesinde Dekan Yardımcılığı (2004 - 2010), İ.Ü. Rektör Yardımcılığı (2008 - 2009), Rektörlüğe Bağlı Koordinatörlük görevini yürütüyor (2010 - ...). )


- ÖZAN, GALİP (SARIYER/GÜMÜŞDERE, 1938) :

( Çiftçi. Gümüşdere İlkokulunu bitirdi. Dört dönem (1974 - 1977 ve 1984 - 1999) muhtarlık yaptı. Sarıyer Ziraat Odası Başkanlığı görevini 2007'de devretti. )


- ÖZATLAR, CAVİT CAN (ESKİŞEHİR, 1939) :

( Eskişehir Demirspor'dan transfer edildi. 5 Sezon (1958—1963) Sarıyer'de tescilli kaldı. Bu süre içinde 39 lig, 3 özel olmak üzere 42 maçta oynadı. Lig maçlarında takımına 9 gol kazandırdı. )


- ÖZBALTA, CEMİL (OF, 1973) :

( Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesini bitirdi. İş hayatına büyük bir firmada muhasebeci olarak başladı bilahare mali müşavirlik yapmaya ve bir menkul kıymetler firmasında yönetim kurulu üyesi olarak görev yapmaktadır. AKP'de siyaset yapmakta olup iki dönem Sarıyer Belediye Meclisine üye seçildi. Yerel M. Sentez Gazetesinde köşe yazıları yazdı, Pek çok sosyal ve sportif sivil toplum kuruluşlarında yönetici ve Başkan olarak görev yaptı. )


- ÖZBAY, F. LEYLA (İST. 1934) :

( Öğrenimini Notre Dame Sion Fransız Okulu ve Erenköy Kız Lisesinde tamamladı. Prof. Dr. Süheyl Ünver'in Topkapı Sarayı'ndaki Tezhip ve Minyatür atölyesinde çalıştı. Sarıyerli Gazeteci Nazım Özbay ile 1957 yılında evlendi. Yazın hayatına 1957'de Günlük Spor Gazetesinde başladı. Bilahare eşi Nazım Özbay'ın da ortakları arasında olduğu Son Saat Gazetesinde devam etti. Halen bu gazetede köşe yazılarına devam etmektedir. Üye olduğu Türkiye Yardım Sevenler Derneği Sarıyer Şubesinde yönetim kurulu üyesi ve faal üye olarak 1967 yılından beri çalışmaktadır. Aşrıca 1970 yılından bu yana çok değişik sosyal amaçlı yardım derneklerinde aktif olarak görev almaya devam etmektedir. Resim çalışmalarını da 1989 yılından beri sürdürmekte "Yağlı Boya" ve "Karma Yağlı Boya" sergilerinde resimleri sergilenmiştir. İlk kitabı "Beyaz Güversin" i 2013'te yayımladı, yeni eserler vermeğe devam etmektedir. )


- ÖZBAY, FAHRETTİN (1900 - 1966) :

( İstanbul Belediyesi Tahakkuk Memurluğundan emekli oldu. Sarıyer Spor Kulübü'nün 14 kurucusundan biridir. Kulüpte bir dönem başkanlık yaptı. )


- ÖZBAY, M. FATİH (İST. 1958) :

( Öğrenimini tamamladıktan sonra Gümrük Komisyonculuğu yaparak iş hayatına atladı. Sarıyer Spor Kulübü'nde 1 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. )


- ÖZBAY, NAZIM (İST. 1926 - 1999) :

( Yüksek Gazetecilik Okulu'nu bitirdi. Futbola Sarıyer'de başladı ve ilk takımda kaleci olarak yer aldı. Okullar arası bir maçta sakatlanarak futbolu bıraktı. Sarıyer Spor Kulübü'nden 3 dönem başkanlık ve ayrıca 2 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. Divan Kurulu üyesi idi. Uzun yıllar gazeteci olarak çalıştıktan sonra Günlük Spor Gazetesini kurup (1956) yönetti. Bilahare Son Saat Gazetesi sahibi oldu. Basın Şeref Kartı sahibi idi. Basınla ilgili çeşitli mesleki kuruluş ve basınla ilgili sendikalarda yöneticilik ve başkanlık yaptı. FİEJ Dünya Gazete Sahipleri Sendikası üyesi ve delegesi olarak Tokyo, Washington ve İstanbul Kongrelerinde Türkiye'yi temsil etti. Hasan Polat Başkanlığındaki Türkiye Futbol Federasyonunda (1969 - 1976) Asbaşkan ve Milli Takımlar sorumlusu olarak görev yaptı. Bilahare Prof. Dr. Ali Uras Başkanlığında Futbol Federasyonunda ikinci kez Asbaşkanlık görevi aldı. Mahzar Zorlu Federasyonunda ise üye olarak görev yaptı. Türkiye Futbol Adamları Derneği'ni kurdu (1988) ve ölene kadar başkanlığını yaptı. Gazete Sahipleri Sendikası ve Büyükdere Yüzme İhtisas Spor Kulübü, Türkiye Futbol Adamları Derneği kurucudur. )


- ÖZBAYKAL, HALİT (İST. 1909 - 1982) :

( Ticaretle uğraştı. Sarıyer Spor Kulübü'nde 1 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. )


- ÖZBEKİSTAN ve/<> KARAKALPAK CUMHURİYETİ

( ... VE/<> Özbekistan'ın içinde bulunan özerk bir bölge. [Başkenti Nukus'tur.][Aral Gölü, bu bölgede yer almaktadır.] )


- ÖZBEY, NEDİM (İST. 1955) :

( Voleybol antröneri. Emirgan'lıdır. Değişik kulüplerde voleybol oynadı. Bu spor bıraktıktan sonra antrenörlüge başladı. Başarı merdivenlerini tek tek çıkarak İst. B. ŞY. Bele diye Galatasaray da başantrenörlük yaptı. Bilahare Türk Voleybol milli takımın başına getirildi ve yıllardan beri Voleybol milli takımının başantröneri olarak görev yapmaktadır. )


- ÖZBİLGİN, HULUSİ (İST. Ö:1976) :

( Sarıyerlidir. Fatih Camii Başimamı M. Rasim Efendi'nin oğludur. Sarıyer 14. İlkokul (Pertevniyal İlkokulu) da emekli olana kadar öğretmen olarak görev yaptı. Korkunç disiplini, eğiticiliği ile Sarıyer'de efsane olmuş öğretmenlerden biridir. )


- ÖZBİLGİN, M. RASİM (Ö. 1937) :

( Sarıyerlidir. Çok iyi eğitim aldı ve diyanet saflarında görev yaptı. Fatih Camii Başimamı olarak sayısız öğrenci yetiştirdi. )


- ÖZCAN, ADNAN (DÜZCE, 1942) :

( Düzce'de futbola başladı. Antalya Forro Krom kulübünden transfer edildi ve 4 sezon (1965 - 1969) Sarıyer'de tescilli kaldı. Bu süre içinde 116 lig,16 kupa ve 8 turnuva olmak üzere 140 resmi ve ayrıca 15 özel maçla birlikte toplam olarak155 maçta oynadı. Lig maçlarında 3 ve özel maçlara 2 gol kaydetti. Beykoz'a giderek Sarıyer'den ayrıldı. Tekel Kibrit Fabrikasında işçi temsilcisi olarak uzun yıllar görev yaptıktan sonra Petrol - İş Sendikası Boğaziçi Şubesinin Kurucu Başkanı ve bilahare Petrol İş Yönetim Kurulu Üyesi, Mali Genel Sekreteri ve Genel Başkanı olarak görev yaptı. Sarıyer Spor Kulübünde antrenör ve yönetim kurulu üyesi olarak da görev aldı. Sarıyer Spor Kulübü Divan Kurulu üyesidir. Profesyonel Futbolcular Derneği, Türk Futbol Vakfı ve Türkiye Futbol Adamları Derneği üyesidir. Bu derneklerin yönetim kurullarında görev aldı. )


- ÖZÇELİK, PROF. DR. NECATİ (ÜSKÜDAR, 1922 - 1988) :

( Üniversite Öğretim Üyesi. İlk ve ortaokulu Üsküdar'da okudu. Haydarpaşa Lisesinden mezun oldu. Ankara Yüksek Ziraat Enstitüsü Orman Fakültesinden 1943 yılında Orman Mühendisi olarak mezun oldu ve bir süre Orman İşletme Müdürlüğü teşkilatında çalıştı. 1944 - 1946 yılları arasında askerlik görevini yaptıktan sonra Çerkezköy Devlet Orman Müdürlüğünde Bölge Şefi daha sonra Or. Gen. Müdürlüğü Teknik Büro Mühendis ve Orman Amenajman heyetlerinde görev yaptı. Bu sırada açılan sınavı kazanarak İ.Ü. Orman Fakültesi Orman İşletme İnşaatı Kürsüsünde aszistan olarak göreve başladı. "Düzce, Bolu, Gerede, Kızılcahamam Ormanlarının İçindeki otlak ve Çayırlarının İslahı Üzerine Araştırmalar" konulu tezi ile 1954'te "Doktor" unvanını aldı. Bu arada yurtdışına giderek çalışmalarına devam etti. "Karadeniz Orman Mıntıkası Köy Evlerinde Ağaç Malzemesi İçin Rasyonel Kullanılması Üzerine Araştırmalar" konulu tezi ile "Üniversite Doçenti" unvan ve yetkisini aldı (1962). Yurtiçi ve yurtdışında çalışmalara devam etti ve 1969'da Profesörlüğe yükseltildi. 1) Düzce, Bolu, Gerede, Kızılcahamam Ormanları İçindeki Otlak ve Çayırların Islahı Üzerine Araştırmalar" 2) Teknik Tersimat, 3) Sellerin Önlenmesinde Ormanların Rolü, 4) Karadeniz Orman Mıntıkası Köy Evlerinde Ağaç Malzemenin (Ahşap'ın) Rasyonel Kullanılması Üzerine Araştırmalar, 5) İnşaat Bilgisi, 6) Teknik Resim Bilgisi, 7) Teknik Resim, 8)İnşaat Bilgisi kitaplarını yayımladı ve ayrıca pem çok bilimsel makale ve rapor yazdı. )


- ÖZDEMİR LEYLA (İST. 1932) :

( Sarıyerlidir. Lise öğrenimini tamamladıktan sonra bir süre vekil öğretmenlik yaptı. Bilahare bankacılık mesleğini tercih etti. Güzel sanatlara ilgi duydu, resim ve elişleri ile uğraştı. İlk kitabını olan "Eski Sarıyer ve Sarıyerliler'i (2004) yayımladı. İkinci kitabı olan "Anılarla Geçen Yıllar" ı (2007) yayımladı. )


- ÖZDEMİR SABANCI LİSESİ :

( Emirgan ve ilçenin en eski okulu olan Özdemir Sabancı Lisesi, Emirgan Kestane Sokaktaki tarihi taş binadadır. Bu tarihi bina Mısır Valisi Kavalalı M. Ali Paşa'nın torunu Hidiv İsmail Paşa tarafından 1867'de yaptırılarak Maarif Vekâletine hibe edildi. Bina da Inras - ı Mirgün Mekteb - i İptida - i (İlkokul) adı ile 1910'a kadar kız ve daha sonra erkek öğrencilere ilkokul olarak hizmet verdi. 1934'te ortaokul oldu. 26.12.1978'de yanan okul Hacı Ömer Sabancı Vakfı tarafından yeni binalar yaptırıldı ve 1982 - 1983 ders yılında Özdemir Sabancı Ortaokulu adı ile tekrar eğitim vermeye başladı. 1992/1993 öğretim yılında okulun ismi Özel Özdemir Sabancı Emirgân Lisesi oldu. )


- ÖZDEMİR, HAYDAR (KRD. EREĞLİ, 1977) :

( Çaykur Rizespor'dan kiralandı (2000/2001). 30 lig ve 8 özel maçla birlikte toplam 38 maçta forma giydi. Lig maçlarında 3 ve özel maçlarda 4 gol atarak takımına 7 gol kazandırdı. )


- ÖZDEMİR, SERKAN (İSTANBUL, 1976) :

( Lüleburgazspor Kulübünden transfer edildi ve üç sezon (1997 - 2000) tescilli kaldığı Sarıyer takımında 89 lig, 5 kupa maçı olmak üzere 94 resmi ve 25 özel maçla birlikte toplam olarak 119 maçta oynadı. Lig maçlarında 10, kupa maçlarında 1 ve özel maçlarda 4 olmak üzere takımına 15 gol kazandırdı. Rizespor'a transfer ederek Sarıyer'den ayrıldı. )


- ÖZDOĞAN, SUAT H. (İST. 1944) :

( Aydınspor'dan transfer edildi ve üç sezon (1972 - 1975) Sarıyer'de tescilli kaldı. Bu süre içinde 41 lig ve ayrıca 23 özel maçla birlikte toplam olarak 64 maçta oynadı. Özel maçlarda 2 gol kaydetti. )


- ÖZDÖNMEZ, PROF. DR. METİN (İST. 1933) :

( Üniversite Öğretim Üyesi, profesör. İlk ve orta öğrenimini İstanbul'da tamamladı. 1956'da İ.Ü. Orman Fakültesinden mezun oldu. İ.Ü. Or. Fak. Ormancılık Politikası ve Amenajman Enstitüsü ve Kürsüsüne asistan atandı. 1963'te "Türkiye'de Orman Suçları, Nevileri, Sebepleri ve Önlenmesi Çareleri Üzerine Araştırmalar" tezi ile "Ormancılık İlimleri Doktoru" unvanını aldı. 1964'te Ormancılık Politikası ve Amenajman Kürsüsünün, Ormancılık Politikası ve Orman Amenajmanı Kürsüsü olarak iki ayrı kürsüye ayrılması üzerine Ormancılık Politikası Kürsüsünde görevini sürdürdü. 1969 yılında "Türkiye'nin Ağaçlandırma Problemleri Üzerinde Ormancılık Politikası Yönünden Araştırmalar" tezi ile "Üniversite Doçenti" unvanını aldı 1975 ve 1976 K. T. Ü. O. F. Orman Mühendisliği Bölümü ile Orman Endüstri Mühendisliği Bölümünde ders verdi. 1978 yılında da Profesör kadrosuna atandı.. Yayınlanmış 17 kitabı ve pek çok bilimsel makalesi var. Kitapla: 1. Türkiye'de Orman Suçları, Nevileri, Sebepleri ve Önlenmesi Çareleri Üzerine Araştırmalar. İst. 1965. 2. Türkiye'nin Yapacak Odun Dış Ticareti Bakımından Komşu ve Diğer Bazı Ülkeler Karşısındaki Durumu. İst. 1970 (Doç. Dr. Bekir Sıtkı Evcimen ile). 3. Türkiye'nin Ağaçlandırma Problemleri Üzerinde Ormancılık Politikası Yönünden Araştırmalar, İst. 1971, 4. Cumhuriyetimizin 50. Yılı Münasebetiyle Türkiye'de Ormancılık Öğretimi ve Eğitiminin Gelişimi ile İ.Ü. Orman Fakültesi Kürsü Kuruluşları ve Çalışmaları, İst. 1973 (B. Pamay, H. Çanakçıoğlu ve T. İstanbullu ile), 5. Türkiye'de Orman İşçiliği ve Sorunları. İst. 1977, 6. Türkiye'de Orman Ürünleri Endüstrisi. İst. 1979 (T. İstanbullu 7. Orman İdare (Yönetim) Bilgisi. İs. 1980 (İ. Gülen ile), 8. Ormancılık Politikası Ders Kitabı İst.1981 (T. İstanbullu ille), 9. Türkiye'de Orman Yan Ürünleri İst. 1982 (Y.Bozkurt ve F. Yaltırık ile), 10. Türkiye'de Koruma Ormanları (Yönetim ve Amenajman Esasları). İst l 1983 (H.Cahit Şad ile), 11. Ormancılık Yönetim Bilgisi. İst. 1987 (İ. Gülen ile), 12. Ormancılık Politikası, İst.1989 (T. İstanbullu ve A. Akesen ile), 13. Ormancılık Politikası. İst.1996 (T. İstanbullu, A.Akesen ve A. Ekizoğlu ile), 14. Personel Yönetimi. İst. 1996 (İ.Gülen ile) , 15. Yönetim ve Organizasyon, İst. 1998 (A. Akesen ve A. Ekizoğlu ile), 16. Ormancılık Yönetim Bilgisi. İst. 1998 (A. Akesen ve A. Ekizoğlu ile), 17. Halkla İlişkiler. İst. 1999 (A. Akesen ve A. Ekizoğlu ile). )


- ÖZEK/MERKEZ[Ar.] ile/ve ODAK

( CENTER vs./and FOCAL POINT )


- ÖZEL ACARLAR ANAOKULU VE İLKÖĞRETİM OKULU :

( Zekeriyaköy sınırları içindeki Acarlar Sitesi içinde bulunan Acarlar Ana ve İlköğretim okulu 1998'de öğretim ve eğitime başladı. 1999'da Özel Acarlar Ana Okulu ve Acarlar İlköğretim Okulu olarak isim değiştirdi. (DOĞA KOLEJİ OLDU!!! )


- ÖZEL ACARLAR LİSESİ/DOST OKULLARI :

( Zekeriyaköy'de Acarlar sitesi içindedir. Özel Acarlar Lisesi 2000 yılında eğitim ve öğretime başlamış, 2006'da lise el değiştirmiş ve ismi Dost Okulları olmuştur. (DOĞA KOLEJİ OLDU!!! )


- ÖZEL BÜYÜKDERE KADIN HASTALIKLARI MERKEZİ :

( Büyükdere Çayırbaşı caddesi üzerindedir. )


- ÖZEL CENT KOLEJİ :

( Tarabya Şalçıkır Caddesi üzerindedir. 1991 yılında Süha Cent tarafından açılmıştır. Ana okulu, ilkokul, ortaokul ve lise eğitimi verilmektedir. )


- ÖZEL ENKA OKULLARI :

( Enka Şirketler Grubuna ait bir binada ilkokul ve Enka Spor Kulübü'ne ait Sadi Gülçelik Spor kompleksi içinde ana okul olarak eğitime başladı. Enka özel okulları 1997/1998 öğretim yılından beri faaliyetlerini Sadi Gülçelik Spor Kompleksi içindeki yeni binasında sürdürmektedir. )


- ÖZEL HÜRRİYET AYATA YÜKSEK ÖĞRENİM KIZ YURDU :

( Yavuz Sultan Selim mahallesinde Ufuk Sema Eğitim ve Ticaret Kurumuna ait olan ve 1998'de açılan kız yurdu üniversite öğrencilerine hizmet vermektedir. )


- ÖZEL İSTEK KEMAL ATATÜRK OKULLARI ANADOLU LİSESİ :

( Tarabya Bayır caddesi üzerindedir. 1985 yılında eski İstanbul Belediye Başkanı Bedrettin Dalan tarafından kurulan İstek Vakfı bünyesindedir. Orta kısmı da vardır. )


- ÖZEL MAHMUT BAYRAM ERKEK ÖĞRENCİ YURDU :

( Poligon mahallesinde bulunan Özel Mahmut Bayram Erkek Öğrenci Yurdu 1996'dan beri hizmet vermektedir. )


- ÖZEL TARABYA RUM İLKOKULU :

( Özel Tarabya Rum İlköğretim Okulu İstanbul'da eğitim veren okullardan biridir. )


- ÖZEL YÜZ YIL IŞIL OKULLARI :

( Özel Yüz Yıl Işıl Okulu 1992'de Bahçeköy'de açıldı. 1995'te Yüz Yıl Işıl High School, 1997'de de ilkokul bölümü, Özel Yüz Yıl öğretim okulu olarak eğitime başladı. (AÇI OKULLARI OLDU !!!! )


- ÖZEL ile/ve/||/<> AYRICALIK/LI


- ÖZEL ile/ve/||/<> SINIRLANDIRICI


- ÖZER, M. ERHAN :

( Çaykur Rizespor'dan kiralandı (2000/2001) ve Sarıyer takımında 28 lig, 1 Türkiye Kupası olma üzere 29 resmi ve 10 özel maçla birlikte toplam olarak 39 müsabaka oynadı. Lig maçlarında 3, Türkiye Kupası maçında 1 ve özel maçlarda 4 olmak üzere 8 gol kaydetti. )


- ÖZERKLİK = MUHTARİYET = AUTONOMY[İng.] = AUTONOMIE[Fr., Alm.] = AUTOS:KENDİ, NOMOS:YASA[Yun.] = AUTONOMÍA[İsp.]

( İçişlerinde özgür, dışişlerinde merkeze bağlı olma durumu. )


- ÖZGECAN ASLAN KADIN DANIŞMA MERKEZİ :

( Sarıyer Belediye Başkanlığı bünyesindedir. Belediye Meclisinin 2015 yılında aldığı bir karar doğrultusunda ilçede yaşayan kadınların sorunlarına kalıcı çözümler bulmak amacı ile kurulmuştur. )


- ÖZGEN, PROF. DR. YALÇIN (İST. 1946) :

( Üniversite öğretim üyesi. Lise öğrenimini İstanbul'da tamamladı. 1973'te İ.Ü. Orman Fakültesinden mezun oldu. Aynı yıl Karadeniz Teknik Üniversitesine Asistan olarak atandı. "Doğu Karadeniz Bölgesinde Ordu - Hopa Arası Kıyı Yolunun Peyzaj Mimarlığı Açısından Ortaya Koyduğu Sorunlar ve Çözümü Üzerine Bir Araştırma" konulu tezi ile "Üniversite Bilimleri Doktoru" unvanını aldı ve Peyzaj Mimarlığı Bölümüne Araştırma Görevlisi olarak atandı. 1984'te "Adana Kültür ve Eğlence Vadisi Ulusal Proje Yarışması'nda birlikte katıldığı ekiple üçüncülük ödülü aldı. 1985'te Yardımcı Doçentliğe atandı. 1989'da "Gaziantep 100. Yıl Atatürk Fuarı Kentsel Tasarım Yarışması'nda birlikte katıldığı ekiple ikincilik ödülü aldı. 1990'da sınavları başarı ile vererek "Üniversite Doçenti" unvanını aldı. 1991'de "Ankara Kent Omurgası Tasarım'ı yarışmasında danışmanlığını yaptığı ekiple birincilik, bir diğerinde ise ikincilik ödülünü kazandı. 1997'de profesörlüğe yükseltildi. 2004'te emekli oldu ve bu tarihe kadar Peyzaj Mimarlığı Bölüm Başkanlığı yaptı. )


- ÖZGER, REZAN (ANKARA, 1945) :

( Avukat, Ressam ve Yazar. Kilyosludur. İstanbul Hukuk Fakültesinden mezun oldu ve uzun yıllar avukatlık yaptı. Milenyumla birlikte avukatlık hayatını noktaladı ve sanata yöneldi. Tanınmış ressamların atölyelerinde çaılışarak resim tekniğini geliştirdi. Avukatlık yıllarında dava dilekçeleri yanında deneme yazıları ve öyküler yazdı. 2005 - 2019 yıllara arasında çeşitli galerilerde 19 kişisel Sergi açtı. Aralarında ikisi İtalya Roma'da, biri Amerika New York'ta olmak üzere çok sayıda karma Sergi'ye, yurtiçi ve yurt dışında sürekli olarak fuarlara katıldı. Yurt içinde 2010 - 2019 yılları arasında Tüyap Artist Uluslararası Sanat Fuarı; EuroExoArnt Fair; Immagina Moderno Reggio Emilia Fiere; Reggio Emilia Fierea; Vernice Art Fair; Forli Fiera; ARTEXPO Modern ve Çağdaş Sanat Fuarı; Arezzo Fuarı ve Amerikada 2017 - 2018 yıllarında Art Expo New York Fuar'larına katıldı. Resim yanında öykülerr, denemeler ve güncel konularda blog yazıları yazdı. "Şimdi Bu Aşk mı?" ve "Benim Karım Bir Melektir" isimli iki öykü kitabı yayımlandı. 2019'da üçüncü kitabı olan "İstanbul'u Geri İstiyorum – M.Ö. 7. Yüzyıldan 21. Yüzyıla" isimli kitabı yayımlandı. Çalışmalarına Kilyos'taki atölyesinde devam etmektedir. )


- ÖZGERÇEK, HAKAN (İST. 1959) :

( Yıldız Spor Kulübünden transfer edildi ve 11 sezon (1980 - 1991) Sarıyer Spor Kulübünde tescilli kaldı. Bu süre içinde 242 lig, 34 kupa, 16 turnuva maçı olmak üzere 292 resmi ve ayrıca 89 özel maçla birlikte toplam olarak 381 maçta forma giydi. Lig maçlarında 20, kupa maçlarında 2, turnuva maçlarında 6 olmak üzere resmi maçlarda 28 ve özel maçlarda attığı 7 golle toplam olarak 35 gol kaydetti. Sarıyer'de en çok oynayan futbolcular sıralamasında ilk on sporcu arasında bulunmaktadır. 1991'de D.Ç. Karabükspor'a transfer ederek Sarıyer'den ayrıldı. )


- ÖZGÜR, AV AZİZ (İST. ...) :

( Sarıyerlidir. Hukuk tahsil etti. Sarıyer 14. İlkokul (Pertevniyal İlkokulu) Müdür olarak görev yaptı. Milli Mücadele sırasında Sarıyer'de Müdafaa - i Milliye Teşkilatının (M.M.Grubu) kurulması görevini üstlendi. Kısa sürede güçlü bir kadro oluşturdu. Anadolu'ya silah, cephane ve insan kaçırılması, Sarıyer ilçesinde ve köylerdeki yerli Rum ve işbirlikçilerin temizlenmesi işinde görev yaptı. İngilizler tarafından tutuklanarak Yusuf İzzettin Efendi ile birlikte Kroker Otelinde günlerce işkence gördü. Kayınpederi Dede Yusuf Bey'in gayretleri ile kurtarıldı. Ama yine mücadelesine devam etti. İkinci defa Kayınpederi ile birlikte tutuklandılar ve idam talebi ile yargılandılarsa da kurtulmayı bildiler. Zaferden sonra bir süre okuldaki görevine devam etti. Bilahare İstanbul Belediyesine Sarıyer Meclisi Umumi Azalığına seçildi. Çok uzun yıllar bu görevi üstlendi. Sarıyer'e elektrik, su getirilmesi ve alt yapısının yapılması, piyasa caddesinin inşası onunun görevli olduğu dönemde yapıldı. Öğretmenliği bıraktıktan sonra ölene kadar Avukatlık mesleğine devam etti. Sarıyer'de bir sokağa "Av. Ziz Özgür Sokağı" ismi verildi. )


- ÖZGÜRLÜK/BELEDİYE MEYDANI ile/ve/<> SAN FRANSISCO MEYDANI

( Ekvador'un başkenti Quito'nun, iki önemli meydanı. )

( PLAZA DE LA INDEPENDACIA / PLAZA MAYOR con/et/<> PLAZA SAN FRANSISCO )


- ÖZHİM, EYŞAN (İST. 1970) :

( Sarıyerlidir. Sarıyer Kız Meslek Lisesi Resim Bölümünü bitirdikten sonra Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümünden mezun oldu. Arkadaşları ve öğretmenlerinin ısrarı ile mankenliğe başladı ve 1990'da katıldığı Güzellik yarışmasına ikinci oldu. Mankenliği kendisine meslek edinerek profesyonel olarak çalıştı. TRT tarafından hazırlanan belgesel filmlerde oynadı. TV dizileri ve belgesel dışındaki filmlerde de oynamaktadır. Oynadığı önemli filmler; Kutsal Damacana, Emret Komutanım, Kısık Ateşte 15 Dakika, Kader İyi Ki Varsın. )


- ÖZİNÇ, ENDER (İÇEL, 1970) :

( Diyarbakırspor'dan transfer edildi ve altı sezon (1996 - 2002) Sarıyer'de tescilli kaldı. Bu süre içinde 134 lig, 6 kupa, 2 turnuva maçı olmak üzere 142 resmi ve ayrıca 55 özel maçla birlikte toplam olarak 197 maçta oynadı. Lig maçlarında 5, kupa maçlarında 1 ve özel maçlarda 4 olmak üzere takımı adına 10 gol kaydetti. Sivas Spor'a kiralanarak Sarıyer'den ayrıldı. )


- ÖZİŞ, HİKMET (KADIRGA/İST. 1931) :

( Liseyi bitirdikten sonra bir süre İktisat Fakültesine devam etti. Fakat tercihi futbol olunca üniversiteyi bitiremedi. Çocuk yaşta Çayırbaşı'ndaki Tekel Kibrit Fabrikasında çalışmaya başladı. Bu sırada fabrika takımında da futbol oynadı. Futbolu beğenildiği için Sarıyer takımına alındı. 16 yaşında Sarıyer takımında lisanslı futbolcu olarak oynamaya başladı ve başarılı futbolu sonunda 1949'da I. Lig takımlarından Beykoz'a transfer oldu. Başarılı futbolunu devam ettirince Galatasaray tarafından transfer edildi ve bu takımda Gündüz Kılıç, Turgay Şeren, Çoşkun Özarı, Rober Eryol, Muzaffer Tokaç, Naci Özkaya ve Musa Sezer gibi şöhretli futbolcularla birlikte oynadı. Futbol yaşamını ise İETT noktaladı. Sarıyer'de oynarken çok küçük olduğu için ona "Küçümen" dediler ve ismi "Küçümen Hikmet" olarak kaldı. Sporla siyaseti birlikte yürüttü. 1957'de CHP saflarında siyasete başladı. Halkevlerindeki her türlü etkinliklere katıldı. CHP sinde İlçe Yönetim Kurulu Üyeliği, İlçe Başkanlığı (1970) yaptı. Sonraki yıllarda İstanbul belediye Meclis Üyeliği ve İl Genel Meclis Üyeliği yaptı. Türk Ticaret Bankasına çalışırken Bank - İş Sendikasının kurucuları arasında yer aldı ve bu sendikada üst düzey yöneticilik yaptı. Önce futbol oynadığı ve daha sonra da yöneticiliğini yaptığı Büyükdere Spor Kulübünde uzun süre başkanlık yaptı. Sarıyer Spor Kulübü Divan Kurulu Üyesidir. Son İskele Büyükdere (2009) isimli belgesel bir anı kitabı vardır. )


- ÖZKAN SAHİLHANESİ :

( Boyacıköy'deki tarihi eserlerden biri de 1873'te yaptırılan ve son sahibi olan Mustafa Özkan'ın adı ile anılan Özkan sahilhanesidir. Bu görkemli yapı 1999'da yenilendi. )


- ÖZKAN SOKAK :

( Çayırbaşı Mahallesi sokaklarından biridir. Çayırbaşı'ndan Bahçeköy'e giderken futbol sahasına kadar olan alan ekim alanı idi. Bu alan Hamit Özkan isimli biri tarafından parsellenerek satıldı ve yerleşim alanı meydana geldi. Bu şahsin adına meydana gelen sokağa "Özkan Sokak" adı verildi. )


- ÖZKAN, HAŞİM :

( Refah Partisihde siyaset yaptı ve 1994/199 döneminde Ferah partisi listesinden hem Sarıyer ve hemde İstanbul Büyük Şehir Belediye Meclisine üye olarak seçildi. )


- ÖZKANSPOR KULÜBÜ :

( Çayırbaşı'nda Özkanspor adı ile 1992'de kuruldu. Futbol dalında faaliyetini İstanbul Amatör Liginde devam ettirmektedir. )


- ÖZKAYA, SEMRA :

( Zekeriyaköylüdür. 2014 - 2019 döneminde muhtar olarak görev yaptı ve 2019 - 2024 döneminde ikinci kez muhtar seçildi . )


- ÖZKESEN, ÖZCAN (İZMİR. 1969 - 2009) :

( Zekeriyaköy'de ikamet eden Ekonomik Çözüm Gazetesi Genel Yayın yönetmeni olarak görev yaptı. Gazeteciliğe 1990'da başladı. Ankara Ticaret Gazetesinde İzmir Temsilciliği yaptı. Ekonomik Çözüm Gazetesinde aynı zamanda başyazarlık yaptı. )


- ÖZLEM ile/ve/||/<> ÖZENTİ


- ÖZSERT, ÖZER (İST. 1980) :

( Çayırbaşılıdır. Türk müziği sanatçısıdır. Türkiye, İtalya arasında turistik seferler yapan lüks yolcu seferlerinde Türk Sanat Müziği fasılları düzenler. İ.Ü. Devlet Konservatuar hocası Emel Şenocaklı'dan ders aldı. Beşiktaş Kültür Merkezinde müzik eğitimcisi olarak çalışmaktadır. )


- ÖZSERT, SERHAT (1952 - 2015) :

( Hakkı Koşar'ın yanında karate çalışmaya başladı. Sert ve güçlü yapısına uygun olarak daha gerçekçi bir dövüş metodu olan bir karate stili arayışına girdi. 1971 yılında dünya karate tarihinin en büyük ustalarından biri olan Sensei Masutatsu Oyama ile temasa geçti. Bu ustanın daveti üzerine yurtdışında kurslara katılarak Kyokushinkai stilinde eğitim gördü. Bu stilin Türkiye şefi oldu ve Türkiye'de öğretmeye başladı. Böylece Türkiye'de vuruşlu karatenin kurucusu oldu. Güç ve dayanıklılık gerektiren gösterilerle tanındı. 2 cm kalınlığında demirdöküm kalıbını kırarak büyük sükse yaptı. Bu aynı zamanda bir dünya rekoru idi. Büyük cesareti ve geniş hoşgörüsüyle Türk karatecileri arasında sevilen bir usta oldu. Karatenin tanınıp yayılması için büyük fedakarlıklarda bulunan ustalarımızdan biridir. Daha sonraları kyokushinkai stilinde ortaya çıkan bölünmede ashihara karate stilini tercih etti. Bu stilin Türkiye sorumlusu oldu. Böylece ikinci bir vuruşlu karate stilinin daha Türkiye'ye gelmesini sağladı. )


- ÖZSOY, SEDAT (SARIYER, 1955) :

( Sarıyerlidir. İlk, orta ve lise öğrenimini Sarıyer'de tamamladı. İ.T.İ. Fakültesi (Aksaray) mezunudur. 1981 - 1983 arasında askerlik görevini yaptı. Ticaret ve ayrıca madencilik yapmaktadır. Siyasete Anavatan (ANAP) saflarında başladı İlçe Yönetim Kurulu Üyesi ve İlçe Başkanı olarak görev yaptı. Aynı Partiden Sarıyer Belediye Başkanlığına seçildi (1999 - 2004). Sarıyer Spor Kulübünde 3 dönem yönetim kurulu üyesi ve 5 dönemde Kulüp Başkanı olarak görev yaptı. Sosyal, kültürel ve sportif çalışmalar yapan pek çok dernekte üyedir. Birçok sivil toplam kuruluşlarında aktif olarak görev yapmaktadır. )


- ÖZSÜER, A. NURİ (İST.,1961) :

( Yüksek öğrenimini tamamladıktan sonra sanayici ve inşaat müteahhidi olarak iş hayatına atıldı. Sarıyer Spor Kulübü'nde bir dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. )


- ÖZTEKİN, MARAL (FATSA, 1940) :

( İ.Ü. İktisat Fakültesi ve İşletme Fakültesi İşletme İktisadı Enstitüsünden mezun oldu. İşletme İktisadı dalında master yaptı. Pek çok büyük şirkette üst düzeyde yöneticilik yaptı. Elektrik ve Elektronik Sanayi Ürdünleri İhracatçıları Birliği (EESÜİB), Elektronik Cihazlar İmalatçıları Derneği (ECİD), Türk Böbrek Vakfı, Türk Tanıtma Vakfı (TÜTAV), Polis Vakfı (TEYEV), Sarıyer Lions Kulübü gibi pek çok derneğin kurucusu olup, Sarıyer Spor Kulübü'nde 6 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. Kulübün Divan Kur ulu üyesidir. Beşiktaş Jimnastik Kulübü'nde Genel Koordinatör olarak görev yaptı. )


- ÖZTOP, ATIF (İST. 1918 - ?) :

( Sarıyerlidir, Üyesi olduğu Sarıyer Spor Kulübünde bir dönem (1948 - 1049) Yönetim kurulu Üyesi olarak görev yaptı. ABD'ne gitti ve bir daha dönmedi. )


- ÖZTÜRK, BORA (İST.1955 - 1997) :

( Profesyonel futbolcu ve anrtrenör. Rumelikavaklı olup çocuk yaşta İstanbul takımlarında Kulespor'da oynamaya başladı. Kısa zamanda kendisini kabul ettirdi ve profesyonelliğe geçti. Sakaryaspor, Şekerspor, Göztepe, Altay'a transfer oldu. Bu takımda çok başarılı olunca Beşiktaş tarafından transfer edildi. Sonraları Adanaspor, Antalyaspor ve Zonguldakspor takımlarında oynadı. Son olarak Sümerbank Beykoz Spor kulübünde oynadıktan sonra 1988/89 sezonu sonunda futbolu bıraktı. Adanaspor'da kiralık oynarken 1980/81 sezonunda 15 gol atarak Türkiye gol kralı oldu. Beşiktaş'ta oynarken 1982 ve 1986 yıllarında elde edilen şampiyonlukların kazanılmasında futbolcu olarak katkısı oldu. 1 kez A milli takım formasını giydi. Katıldığı antrenörlük kurslarını başarı ile geçti ve lisansını alarak TFF bünyesinde antrenörlük hayatına başladı. Genç Milli Takım antrenörlügü yaptı, yaş gruplarında çalıştı. 1994 yılında Avrupa şampiyonu olan 16 Yaş altı takımın antrenörü idi. )


- ÖZTÜRK, BÜLENT (URFA, 1974) :

( Karşıyaka'dan transfer edildi ve bir yıl tescilli (1999 - 2000) kaldı. Sarıyer forması altında 24 lig ve ayrıca 6 özel maçla birlikte 30 müsabaka oynadı. Lig maçlarında 14 ve özel maçlarda 1 olmak üzere 15 gol kaydetti. Sezon sonunda Altay'a transfer ederek Sarıyer'den ayrıldı. )


- ÖZTÜRK, HASAN SAİM (İST. 1947) :

( Hukukçu ve Emirgan'lıdır, İlk ve ortaokulu Bolu Göynük, liseyi İstanbul Kabataş Lisesinde okudu, İ.Ü. Hukuk Fakültesinden 1971'de mezun oldu ve iki yıllı avukatlık stajı yaptıktan sonra Yd. Sb olarak askerlik görevi sonunda sınavla Askeri Hâkim olarak TSK de görev aldı. Tugay, Tümen ve Ordu Mahkemelerinde görev aldı. 1990'da MSB da Hukuk Müşaviri, D:GM. Hâkimliğinden sonra 1997'de Genel Kurmay Başsavcılığına atandı. 12 Yıla yakın Albay rütbesi ile bu görevi sürdürdü ve tarihi soruşturmalarla olaylara tanık oldu.2006'da Devlet Denetçiler derneğinin temiz topluma katkı ödülünü aldı. 2008 yılında yeniden İstanbul barosuna kaydını yaptırdı ve avukatlığa başladı. 2008'de CHP ye kaydoldu ve çeşitli görevler aldı, almaya devam ediyor. )


- ÖZÜNDE ile ARKASINDA ile ALTINDA

( IN THE ESSENCE vs. BEHIND OF vs. BELOW )


- ÖZYUVACI, PROF. DR. NECDET (İST. 1938) :

( Üniversite Öğretim Üyesi. İlk, orta ve lise öğrenimini aynı şehirde tamamladıktan sonra 1956 yılında girdiği İ.Ü.Orman Fakültesinden 1960 yılında Orman Yüksek Mühendisi olarak mezun odu. Bir süre Ormancılık teşkilatında çalıştıktan sonra açılan sınavı kazanarak İ.Ü. Orman Fak. Ormancılık Coğrafyası ve Yakın Şark Ormancılığı Küsüsünde asistan oldu. "Arnavutköy Deresi Yağış Havzasında Hidrolojik Durumu Etkileyen Bazı Bitki Toprak - Su İlişkileri" adlı tezi ile "Orman Bilimleri Doktoru" unvanını aldı. 1974'te "Kocaeli Yarımadası Topraklarında Erozyon Eğiliminin Hidrolojik Toprak Özelliklerine Bağlı Olarak Değişimi" tezi ile "Üniversite Doçenti" unvanını akazandı. 1982'de ise "Derelerde Akım Ölçmeleri İstasyonlarının Kurulma, Çalıştırılma ve Bakım Esasları" adlı tezini tamamlayarak profesörlüğe yükseltildi. 1982 - 1992 yılları arasında İ.Ü. Orman Fakültesi Dekan Yardımcılığı, 1992 - 1995 arasında Dekanlık, 2000 - 2004 yılları arasında İ.Ü. Senatörlüğü, İ.Ü. Yönetim Kurulu Fen Bilimleri temsilciliği görevlerinde bulundu ve 1995'te emekli oldu. Yayınlanmış 6 kitabı, dördü çeviri olmak üzere 24 makale ve 29 adet tebliği bulunmaktadır. )


- PADA ile ...

( Adım, basamak, yol. )


- PAK EDELİM! ve/||/<>/< HAK EDELİM!

( Bulunduğumuz/vardığımız yeri. VE/||/<>/< Yediğimiz lokmayı. )


- PAK[Fars.] değil/yerine/= TEMİZ


- PALABIYIK, GAFFUR (KEMALİYE, 1949) :

( Fenerbahçe'den transfer edildi ve üç sezon (1974 - 1977) Sarıyer S. K. de tescilli kaldı. Bu süre içinde 55 lig, 5 kupa ve 3 turnuva maçı olmak üzere 63 resmi ve 25 özel maçla birlikte toplam olarak 88 maçta Sarıyer forması giydi takımına 2 gol kazandırdı. )


- PALESTRA ile/ve/||/<>/> GMYNASIUM

( Çalışma alanı. İLE/VE/||/<>/> Yarışma alanı. )

( Sadece sporcuların alanı. İLE/VE/||/<>/> Sporcuların ve izleyicilerin alanı. )


- PALET - 2 :

( Palet - 2 Restaurant tarihi Tarabya plajı bitişiğindedir. Tarabya'da aynı ismi taşıyan bir restaurant daha vardır. )


- PAMAY, PROF. DR. BESALET (KONYA 1921 - 2004) :

( Üniversite Öğretim Üyesi. 1935 yılında Akşehir'de İlköğrenimini Akşehir'de, orta öğrenimini Konya'da tamamlamıştır. 1939 yılında YZE Orman Fakültesine girmiş ve 1943 yılında bu fakülteden mezun olmuştur. Askerlik görevini 1946 yılında tamamladıktan sonra Karaisalı. Pozantı ve Ulukışla Orman Bölge Şefliği görevlerinde bulunmuş ve i947 yılında Fakültemiz Silvikültür Kürsüsü asistanlığına atanmıştır. i951 yılında hazırlamış olduğu "Dursunbey - Alaçam Ormanları Yangın Sahalarının Ağaçlandırılması İmkanları" adlı çalışması ile Doktor unvanını kazanmıştır. 1954 - 1955 yıllarında Fransa'da bilimsel etkinliklerde bulunmuştur. Yurda döndükten sonra, "Batı ve Doğu Karadeniz Ardı Orman Kuşağında Sarıçam Yayılış Alanı içinde Saf ve Karışık Ormanlarda Sarıçamın Doğal Gençleşme Olanakları" adlı tezi ile 1957 yılında Doçent olmuştur. 1963 - 1964 yılları arasında Münih'te çalışmalarda bulunmuştur. 1966 yılında Profesörlüğe yükseltilmiştir. 15 1968 yılında Orman Fakültesinde kurulan Park - Bahçe ve Peyzaj Mimarisi Kürsüsünün başkanlığına seçilmiştir. 1971 - 1972 yılları arasında İngiltere'de peyzaj mimarlığına ilişkin incelemelerde bulunmuştur. Kendi isteği ile emekli olduğu 1981 yılına kadar Fakültemizde, KTÜ Orman Fakültesinde, İTÜ ve YTÜ Mimarlık Fakültelerinde Peyzaj Mimarlığı dersleri okutmuştur. )


- PAMFİLYA ve/||/<>/> PERGE

( Perge, M.ö. 1200 yıllarında, Pamfilya'nın kültür merkeziydi. )


- PAMİR, REŞAT (1908 - 1981) :

( PTT idaresinde memur olarak göreve başladı ve bu kurumdan müdür olarak emekli oldu. Sarıyer Spor Kulübü (1940) nün 14 kurucusundan biri olup 4 dönem başkan olarak görev yaptı. 1946'da bir grup arkadaşı ile birlikte Büyükdere Spor Kulübü'nü (1946) kurdu ve başkanlığını yaptı. )


- PAMİROĞLU, CEM (İST. 1957) :

( Fenerbahçe'den kiralandı (1986) sonra da transfer edildi ve dört sezon (1986 - 1990) Sarıyer S. K. de tescilli kaldı. Bu süre içinde 86 lig, 13 kupa olmak üzere 99 resmi ve 43 özel maçla birlikte toplam olarak 142 maçta Sarıyer takımında oynadı. Futbol yaşamı boyunca 14 A Genç Milli, 7 Ümit Milli ve 24 A Milli olmak üzere 44 kez Türk Milli takım formasını giydi. Milli takım kaptanı olarak görev yaptı. A teknik direktör diplomasına sahip olup Fenerbahçe'de, Türkiye Futbol Federasyonu ve Türkiye Liglerinde oynayan kulüplerde antrenör ve teknik direktör olarak görev yaptı. )


- PANAMA KANALI:
ATLANTİK GEÇİDİ ve/||/<>/>/< GATUN GÖLÜ ve/||/<>/>/< GAILLARD GEÇİDİ


- PANAMA ile Panama

( Orta Amerika'da yetişen bir bitkinin yapraklarından örülmüş yumuşak hasır şapka. | Özel olarak dokunmuş bir kumaş türü. İLE Güney Amerika'da bir ülke. )


- PANAYİA EVANGELİSTRİA KİLİSESİ :

( Reşitpaşa Mahallesi sınırları içinde olup tarihi eser bir kilisedir. )


- PANAYİA KUMARİOTİSA KİLİSESİ :

( Panayia Kumariotisa Kilisesi Meryem Anaya ithaf edilmiş olup yapılış tarihi kesin olarak bilinmiyor. 1772'de yanan kilise ikinci kez inşâ edilmiş ve 1821 yılına kadar kullanılmış. 1821'de Mora isyanı nedeni ile bir kısım kilise ile birlikte bu kilise de yıkıldı. 1836'da İstanbul'da salgın kolera hastalığını karantina sistemini kurarak önleyen Yeniköylü Kara Teodori Paşa'ya Sultan II. Mahmut (1808 - 1839) izin verince kilise yeniden 1837'de inşâ edildi. Bu kilisenin bahçesindeki üç katlı çan kulesi dikkat çeker. )


- PANAYİA TİSFATNİS (FOTNİ MERYEM\'İ) AYAZMASI :

( Hz. İsa'nın doğduğu ahıra atfedilen bu ayazmaya Fanti Meryem - i Ayazması de deniliyordu. Su dolabı Sokağında bulunan ayazla 1940 yılına kadar taştan yapılmıştı. 1950'de yeniden ve küçük kilise görünümünde yeniden yapıldı. Hala ziyaret edilmektedir. )


- PAPALIK ile/||/<> PAPA

( Katolik Hıristiyanlığın başkanlığı. Vatikan Kilisesi. İLE/VE/||/<> Katolik Kilisesi'nin, bir kurul tarafından seçilen, Vatikan'da oturan ve Hz. İsa'nın vekili sayılan başkanı. )


- PAPAZBURNU DALYANI :

( Rumelifener ile Garipçe arasındadır. Boğaziçine geçişleri önlemek için burada savunma amaçlı tabya inşâ edildi. Tabya'da Cami, kışlak binası, depo gibi binalar vardı. Tabyanın 1790 - 1802 yılları arasında inşâ edildiği, 1607 yılında inşaatın tamamlanarak asker sayısının arttırılmasına dair belgeden anlaşıyıyor. Tabya kalıntıları mevcuttur. )


- PAPAZBURNU :

( Rumelifeneri sınırları içindedir. Rumelifeneri ile Garipçe arasında ve yeni mezarlığın batısında, Bağlaraltı Dalyanının arkasındaki dik kayalıklara Papazburnu denilmektedir. Burada Osmanlılar döneminde Sultan IV. Murat (1623 - 1640) tarafından kale yaptırılmıştır. Kale içerisinde 60 asker evine, Sultan IV. Murad adına yaptırılmış bir cami, 100 adet büyük küçük top, kale muhafızı ve 300 asker bulunuyordu. Kıble yönüne bakan bir demir kapısı vardı. Günümüzde yıkıntı bir duvardan başka hiçbir şey yok. )


- PARA ile/değil DOBRAS

( ... @@ Sao Tome'nin para birimi.[1$ = 17 Dobras] )


- PARA ile/||/<> KİNA

( ... @@ Deniz kabuğu. | Papua Yeni Gine'nin para birimi.[1$ = 2 Kina | 1 Kina = 10 Tona][2011] )


- PARA ile/||/<> METİKEŞ

( ... @@ Mozambik'in para birimi. )


- PARA ile/||/<> UGİYA

( ... @@ Moritanya'nın para birimi.[Paranın üzerinde, geleneksel desenler bulunur.] )


- PARANLA "VEZİR", AKLINLA REZİL OLMAK
ile/değil/yerine/><
PARANLA "REZİL", AKLINLA "VEZİR" OLMAK


- PARATVA ile ...

( Uzaklık, terkedilmişlik. )


- PARAVAN[Fr. < PARAVENT] ile/ve/değil/||/<> KALKAN


- PARK ÇEŞMESİ :

( Sarıyer'de Vapur iskelesi yanındaki Mehmet Akif Ersoy Parkı'nın içindedir.1987 yılında Türkiye Gazetesi tarafından yaptırılmıştır. Mermerden yapılmıştır, kubbelidir ve kubbe üzerinde alemi vardır. Köşeli çeşmenin her köşesinden musluğu vardır. Firdola mermer yalağı vardır. )


- PARK VE BAHÇELER MÜDÜRLÜĞÜ :

( Yeniköy Mahallesindedir. 6.300,00 m²'lik bir alanı kapsamaktadır. 2.517,00 m²'lik yeşil alanı bulunmaktadır. )


- PARSELLER CAMİİ :

( Parseller Camii Huzur Mahallesinde olup Çimen sokaktadır ve kapı no.su: 4'tür. )


- PAŞA KEMERİ :

( Belgrad Ormanı içindeki kemerlerden biri olup Bahçeköy - Kemerburgaz arasındadır. Mimar Sinan tarafında 1563/1564 yılları arasında yapıldığı, kemerin mimarisinden anlaşılmaktadır. Kemere Balıkzade kemeri de denilmektedir. Kırkçeşme isale hattının Nakkaş Osman Efendi tarafından yapılan minyatüründeki yazıdan anlaşılmaktadır. )


- PASAJ[Fr.] ile/değil/yerine ÇARŞI

( İçinde dükkânlar bulunan, üzeri kapalı ya da açık, aynı zamanda yol olarak kullanılan ve geçiş yapılan çarşı. | Bir yazıdan, bir yapıttan alınan bölüm, parça. İLE/DEĞİL/YERİNE ... )


- PASAJ/PASSAGE[İng.] değil/yerine/= GEÇİŞ | GEÇİT


- PAŞALAR DAİRESİ :

( Kasr - ı Hümayün'ün kuzey doğusundadır. Bu bina Maslak Kasırları binalarını korumakla görevliler için yaptırıldığı sanılmaktadır. )


- PASAPORT[Fr.] ile PASAVAN[Fr.]

( Yabancı ülkelere gidecek olanlara, yetkili kurumca verilen, yabancı ülke yetkililerinin kimlik incelemesinde geçerli olan belge. İLE Türkiye Cumhuriyet ile sınırları olan ülkelerin, sınır bölgeleri içinde oturan Türk vatandaşlarına serbestçe gidip gelmeleri için verilen belge. )


- PASİFİK OKYANUSU:
MALENEZYA ile/ve/<> MİKRONEZYA ile/ve/<> POLONEZYA

( Dumont d'Ureille adlı bir denizci, 1827 yılında bu coğrafyaya ulaşmayı başarmıştır. Pasifik Okyanusu'nu bu 3 bölgeye ayırmıştır. )


- PASİFİK OKYANUSU'NUN ile ...

( Belleği yoktur. [Meksika'lıların deyişi] )


- PATA ile PATA[İt.]

( Büyük ayaklı. [PATAGONYA < PATA] İLE Oyunda, yenen ve yenilen olmaması, berabere kalma. )


- PATİKA ile/ve BOĞAZ


- PATİKA ile PARKUR


- PATIR, GÜRBÜZ (İZMİT, 1939) :

( Feriköy'den kaleci olarak transfer edildi ve iki sezon (1963 - 1965) Sarıyer'de tescilli kaldı. Sarıyer takımında 42 lig, 4 kupa olmak üzere 46 resmi ve 8 özel maçla birlikte toplam olarak 54 kez forma giydi. Lig maçlarında 45, kupa maçlarında 4 ve özel maçlarda 0 olmak üzere toplam olarak 58 gol yedi. Kocaeli Petrolspor'a transfer ederek Sarıyer'den ayrıldı. )


- PAYAN[Fars.] ile PAYANDA[Fars.]

( Son, sonuç, uç, kenar. İLE Yerinden oynamış bir nesnenin düşmemesi için konulan eğik ya da düz destek, dayak. )


- PAYİTAHT[Fars.] değil/yerine/= BAŞKENT


- PAZAR ile/ve/||/<> ARKADIUS(AVRAD) PAZARI

( ... İLE/VE/||/<> Cerrahpaşa'da kurulurdu. )


- PAZAR ile KENT

( Ticaret/alışveriş sabit değilse. İLE Ticaret/alışveriş sabitse. )


- PAZAR ile MERKATA

( ... İLE Etiyopya'nın başkenti Addis Ababa'da bulunan pazar, Afrika'nın en büyük pazarıdır.[20 km²] )

( ... con MERCATO )


- PAZAR ile MEYVE-İTER PAZARI


- PAZAR ile/ve/||/<> PANAYIR[Yun. < PAN AGHIOS]

( Haftalık ve/ya da belirli günlerde kurulan. İLE/VE/||/<> Yılda 1-2 kez kurulan/yapılan, sergi niteliği de taşıyan pazar. )


- PAZAR ile PASAR MALAM

( Yerde, tezgâh ya da bir şeylerin üzerinde. İLE Brunei'nin başkenti Bandar Seri Begawan'da, yerli halkın, kayıklarının içinde çeşitli tropikal meyveler sattığı bir pazar. )


- PAZAR ile/||/<> SATAK

( ... İLE/||/<> Çarşı, pazar yerleri. )


- PAZARBAŞI DALYANI :

( Yenimahalle'nin Pazarbaşı mevkii denizinde kurulan bir dalyandı. 1965 yılına kadar kurulan dalyan Hamamcıoğulları'na aitti. )


- PAZAR/pazar ile/ve/değil/||/<> Pazar

( Ürünlerin satıldığı yer. İLE/VE/DEĞİL/||/<> Haftanın son günü. )


- PEHLİVAN, MÜCELLİP (LÜLEBURGAZ, 1954) :

( Boluspor'dan transfer edildi ve iki sezon (1083 - 1983) Sarıyer'de tescilli kaldı. Bu süre içinde 41 lig, 2 kupa olmak üzere 43 resmi ve 14 özel maçla birlikte toplam olarak 57 maçta Sarıyer forması giydi. Lig maçlarında 5, özel maçlarda 1 olmak üzere takımına 6 gol kazandırdı. Lüleburgazspor'a transfer ederek Sarıyer'den ayrıldı. )


- PEKİN ÖRDEĞİ ÜRETİM SAHASI :

( Belgrad Ormanı içindedir. Çok çabuk gelişen Pekin örnekleri kuluçka makinelerinde üretilerek diğer işletmelere dağıtımı yapılmaktadır. )


- PEKİŞ, İLKSUN (...) :

( Sarıyer Belediyespor Kulübü karate takım sporcusu olup; 2005'te Yalova'da yapılan Türkiye Avrupa Bölgesel Takım Şampiyonasında birinci olan takımın elemanı olarak yarıştı. )


- PELOURINHO ile ...

( Eski şehir. [UNESCO dünya mirası arasındadır.] )


- PERDELE(N)ME ile/ve/||/<> BULANIKLAŞ(TIR)MA


- PERGOLA[İt.] değil/yerine/= GÖLGELİK/ÇARDAK


- PERİFERİ[Fr. < PÉRİPHÉRİE] değil/yerine/= KIYI | ÇEVRE | UC


- PERİLİ KÖŞK ile ...

( Emirgân'dadır. [XIX. yy.] )


- PERTEVNİYAL SULTAN KONAĞI/HOROZOĞLU KONAĞI :

( Merkez Sarıyer'de Şehit Mithat Yılmaz (Eski Dereboyu) Caddesi üzerindedir. Sultan II. Mahmut'un (1803 - 1839) aşık olup haremine aldığı Besime hanımın adı hareme girdikten sonra Pertevniyal Sultan, çocuk sahibi olduktan sonra da "Valde" yani yeni ismiyle Pertevniyal Valde Sultan oldu (ö. 1883). Pertevniyal Valde Sultan İstanbul'un değişik semtlerine yaptığı hayır işleriyle tanınır. Tapu kayıtlarında Pertevniyal Valde Sultan Vakfının malı olarak görünen Konak mahkeme kararı ile 1954 yılında İstanbul Valiliği emrine devredildi. Daha sonra da Sarıyer Belediyesi'nin mülkiyetine geçen konaktan 1960 yılına kadar okul olarak yararlanıldı. Cumhuriyet öncesi "Süleyman Şah Binkaya Alp Numune - i İnnaz Mektebi" adı ile eğitim verirken, cumhuriyet döneminde Sarıyer 14. İlkokul, Sarıyer Pertevniyal İlkokulu olarak eğitim verildi. Bir süre kadar boş tutulan bina 1961'de Sarıyer Halk Eğitim Merkezi emrine tahsis edildi. Yeni Halk Eğitim Binasının yapılması üzerine birkaç yıl boş kalan ve birkaç kez yangın ve yıkılma tehlikesi geçiren bina Sarıyer Belediyesi Kültür Merkezi yapıldı. )


- PERU ve/||/<> MISIR

( )


- PEŞ[Fars.] ile PEŞ[Fars.]

( Arka. İLE Bazı giysilerin bol olması için yanlarına eklenen kumaş parçası. )


- PEŞİNDE ile ARDINDA


- PES Ü DÎVÂR[Fars.] ile/ve/değil/||/<>/< PES Ü PERDE[Fars.]

( Duvarın arkası. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Perdenin arkası. )


- PETRA KÖYÜ :

( Bizanslar döneminde Belgrad Ormanları içerisinde bir köydü. Zamanla terk edimdi. Bu köye bilahare, Kanuni Sultan Süleyman (1520 - 1566), Belgrad Seferi sırasında aldığı Sırp esirleri yerleştirdi ve köyün adı da Belgrad köyü oldu (bkz. Belgrad köyü). )


- PHI PHI DON ile/ve/<> PHI PHI LEE

( Büyük olan ve konaklama olanaklarının bulunduğu ada. İLE/VE/<> Maya Beach'in bulunduğu ada. [Leonardo DiCaprio'nun oynadığı The Beach filminin çekildiği yer.] )

( Tayland'ın ünlü iki adası. [Phuket ve Krabi'den turlarla da gidilebilmektedir.] )


- PİÇ ile GÖBEL

( ... İLE Babası belirli olmayan çocuk. | Kimsesiz, başıboş çocuk. | Çocuk. | Sınırları ayırmak için tarla kenarlarında yapılan toprak tepecikler. )


- PİGME'LERDE:
KAYIK yerine KÖPRÜ


- PİKNİK (YAPMAK) değil/yerine/= KIR'A GİTMEK


- PİLAVKAYA :

( Kilyos kalesinin batısında ve Çukurdeniz'i'e bakan kıyı şeridinde kayalıkların bulunduğu yerde, denizle arası iki üç metre kadar açık olan kaya parçasıdır. Bu isimle birçok küçük adacık bulunmaktadır. )


- PINAR MAHALLESİ :

( İlçenin gecekondu mahallelerinden biridir. 1962'de İstinye'den ayrılarak mahalle oldu. Pınar Mahallesi; Reşitpaşa, Poligon ve Darüşşafaka Mahalleleri ile Büyükdere Caddesinden sınır alır. Mahalle ismini mahalle sınırları içinde bulunan pınar'dan almaktadır. 1992 nüfus sayımına göre mahallenin nüfusu 9.321'dir. )


- PINAR MEMBA SUYU :

( Pınar mahallesi parkının yakınlarından çıkan ve mahalleye ismini veren Pınar memba suyu içme suyu olarak kullanılmaktadır. )


- PINARA ile/ve PATARA


- PINARSPOR KULÜBÜ :

( Pınar Mahallesinde kurulan spor kulübüdür. 2006 yılında Akın Soyak (Kurucu Başkan), Aydın Şentürk, Rıza Ötürk, Murat Öztürk, Devrim Özdemir, Fatih Alacücük ve Halim Çiçek tarafından kuruldu. Renkleri kırmızı - beyaz'dır. Amblemi çift başlı kartaldır ve Anadolu Selçuklu Devletini simgeler.Başkanlık görevini 14 yıl süre ile Akın Soyak yaptı, yerini 2019'da Aydın Şentürk'e bıraktı. Kulüp futbol da üç kategoride ve ayrıca kız futbol takımı ve Kickbox dalında faaliyet göstermektedir. İstanbul amatör 2. küme de yer almaktadır. )


- PİRAMİT ile KIZIL/KIRMIZI PİRAMİT


- PİRAMİTLER:
[BOSNA ile GİZA ile TİKAL ile MAURITIUS ile KOHKER ile GUIMAK ile ENDONEZYA ile JİLİN ile BEYAZ ile KUKULKAN ile SUDAN ile SUALTI ile KÜBA ile YONAGUNİ ile BALİ ile MAYA ile JAVA ile KAMBOÇYA ile AVUSTRALYA ile GUATEMALA] ile
MODERN PİRAMİTLER
[MOSKOVA ile KANADA ile CEITUS ile MEMPHIS ile LAS VEGAS]

( [Bosna'da. İLE Mısır'da. İLE Guatemala'da. İLE Mauritius'ta. İLE Kamboçya'da. İLE Kanarya Adaları'nda. İLE Endonezya'da. İLE Kuzeydoğu Çin'de. İLE Çin'de. İLE Meksika'da. İLE Sudan'da. İLE Portekiz açıklarında. İLE Küba açıklarında. İLE Japonya'da. İLE Bali adalarında. İLE Güney Amerika'da. İLE Java adalarında. İLE Kamboçya'da. İLE Avustralya'da. İLE Guatemala'da.]
İLE
Modern:
[Rusya'da. İLE Kanada'da. İLE Roma(İtalya)'da. İLE Amerika'da. İLE Amerika'da.] )

( En çok piramitin bulunduğu ülke, Mısır değil Sudan'dır[220 piramit bulunmaktadır.] )


- PİRÎ PAŞA MEDRESESİ MESCİDİ / SOĞUKKUYU MESCİDİ / KANLI MEDRESE MESCİDİ ile PİRÎ PAŞA MESCİDİ

( Zeyrek'te, Pirî Paşa Sokağı'ndadır. İLE Hasköy, Sütlüce'dedir. )

( 1543'te, Pirî Paşa tarafından. İLE 1520'de, Sadrazam Pirî Mehmed Paşa tarafından. )


- PIRNAL, ARİF (İST. 1949) :

( Taksim S. K. den transfer edildi ve bir sezon (1972/73) Sarıyer'de tescilli kaldı. 27 lig ve 6 özel maç olmak üzere 33 maçta oynadı. Lig maçlarında 1 gol kaydetti. 4 kez Amatör Milli takım forması giydi ve Zonguldakspor'a transfer ederek Sarıyer'den ayrıldı. )


- PIRNAL, İBRAHİM (RUMELİFENERİ, 1936) :

( Sarıyer'in amatör ve profesyonel takımında oynayan birkaç futbolcudan biridir. Profesyonelliğin kabul edildiği 1956/1957 sezonunda Sarıyer forması altında 12 lig maçı oynadı ve çok genç yaşta futbolu bıraktı. )


- PIRNAL, MUSTAFA (İSTANBUL, 1947) :

( Sarıyer altyapısından yetişti, Cihangir takımına transfer oldu ve bu takımdan tekrar Sarıyer'e döndü (1966). Dört sezon (1966 - 1968 ve 1970 - 1972) Sarıyer'de tescilli kaldı. Bu süre içinde 85 lig, 5 kupa ve 3 turnuva maçı olmak üzere 93 resmi ve 20 özel maçla birlikte toplam olarak 113 maçta oynadı. Lig maçlarında 9, turnuva maçlarında 1 ve özel maçlarda 16 olmak üzere takımına 26 gol kazandırdı. Sarıyer forması altında bir maçta en çok gol atan futbolcudur. 1971/72 sezonunda Kasımpaşa ile oynanan özel maçta takımının sekiz golünden 7' sini kaydederek güzel bir rekora sahip oldu. Kocaelispor'a transfer ederek Sarıyer'den ayrıldı. )


- PIRNAL, MUSTAFA (SARIYER, 1947) :

( Sarıyer altyapısında futbola başladı, yaş gruplarında oynadıktan sonra profesyonel takımda yer aldı. Sarıyer, Denizgücü, Altay, Kocaeli, Düzce, Feriköy ve Cihangir'de futbol oynadı. Sarıyer Spor Kulübü'nde 2 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. Kulübün Divan Kurulu Üyesidir. )


- PÎŞ Ü PES[Fars.] ile PES Ü PÎŞ[Fars.]

( Ön ve arka. İLE Arka ve ön. )


- PISA KULESİ ve/<> SÜYÜMBİKE KULESİ ve/<> ASİNELLİ VE GARİSENDA KULESİ

( Üçü de eğri olmasıyla ünlüdür. )

( ... VE/<> Kazan'ın simgesi olan ve Kazan Hanlığı'ndan kalan tek yapıttır. 1552 yılında, Kazan Hanlığı'nı istilâ eden korkunç Ivan'a karşı kahramanca direnen, çok küçük olan oğlu yerine hanlığın başına geçen kadın hükümdar Süyüm[Sevim] Bike'nin anısına dikilmiştir. [Kırmızı tuğladan yapılmış kule, 7 katlı ve 35 m. yüksekliğindedir.] VE/<> [Bazı kaynaklara göre] İki aile arasında bir yarışma olduğu 1119 inşâ edilmiş olduğu bilinmektedir. Kentin en belirgin simgelerindendir... Uzun boylu olanın adı Asinelli, daha küçük ve daha eğimli kulenin adı ise Garisenda'dır. Dönemin güçlü ailelerinin adlarını taşıyor. Asinelli Kulesi 97.2 m. yüksekliğindedir.[Zamanında bir hapishane ve küçük kale olarak kullanılmış.] Garisenda Kulesi ise 48 m. yüksekliğe sahiptir. )

( VE/<> VE/<> )


- PİST[Fr. < PISTE] ile/ve/||/<> KULVAR[Fr. < COULOIR]

( Gösteri yapmak, dans etmek vb. için düzenlenmiş, genellikle yuvarlak yer. | Bir havaalanında uçakların kalkıp inmesine, park yerlerine gidip gelmesine yarayan özel olarak hazırlanmış şerit. | Motorlu araçların yarışları ve koşular için özel olarak düzenlenmiş yer, yarışlık. İLE/VE/||/<> Yüzme ve atletizm yarışmalarında her yarışçıya ayrılan şerit. | İçinde bulunduğu ya da ilgili olduğu alan. )


- PİYADE KARAKOLU BİNASI :

( Yenimahalle, Pazarbaşı mevkiinde yokuşa çıkmadan sol taraftadır. Bu tarihi bina 1893'te Sultan II. Abdülhamid (1876 - 190) döneminde inşâ edildi. Bu karakol 1930'dan beri Sarıyer İlçesi Jandarma Karakol Komutanlığı olarak hizmet vermektedir. )


- PİYASA ile PAZAR


- PLACE vs. PALACE


- PLATO[Fr. < Lat.] değil/yerine/= YAYLA

( UPLAND/HIGH PLATEAU vs. PLATEAU )


- POLİGON CAMİİ :

( Osmanlı mimari tarzında yapılan Poligon camiinin tarihi özelliği yoktur. )


- POLİGON MAHALLESİ :

( Sarıyer ilçesinin yeni gecekondu mahallelerinden biri olan Poligon mahallesi; İstinye, Darüşşafaka, Reşitpaşa ve Pınar Mahallelerinden sınır alır. İsmini mahalle sınırları içinde olan Atış poligonundan almaktadır. 1987'de ilçenin yeni bir mahallesi olarak tescil edildi. 1992 nüfus sayımına göre mahallenin nüfusu 4.186' dır. )


- POLİGON SPOR KULÜBÜ :

( Çok kısa bir süre önce kurulan bir spor kulübü olup futbol dalında İstanbul Amatör Liginde faaliyet göstermektedir. )


- POLİGON değil/yerine/= ATIŞ ALANI


- POLİS MORAL EĞİTİM MERKEZİ :

( Boyacıköy'de bulunan en önemli müesseselerden biri Polis Moral Eğitim Merkezi'dir. Ana cadde üzerinde ve deniz cephelidir. Matbaacı İsmail Akgün tarafından Akgün Koleji olarak açılmıştır. İsmail Akgün tarafından bina Emniyet teşkilatına hibe edilmesi üzerine Polis Moral Eğitim Merkezi yapıldı. Deniz cepheli ve çok amaçlı bir moral eğitim merkezidir. )


- POLİS = KENT/ŞEHİR

( Sözcük anlamıyla "Kent/Şehir" demektir. Şehirde ve bir arada yaşamanın gerektirdiği koşulları ilk elden sağlayan ve takipçisi, dayanakça gücü olandır. )


- POLİS[Yun.] ile/||/<> SİT/SİTE[İng. < CITY < Yun.]

( Çevresinde sur bulunan, aşağı kent ve gerisindeki akropolis adı verilen iki tepeden oluşan kent (site) devletidir. İLE/||/<> Kapalı bir öbek oluşturan yapı toplulukları, birbirinden ayrılmadan korunması gereken alan. )


- POLONYA BÜYÜKELÇİLİĞİ :

( Yeniköy Tarabya yolu üzerindedir. 19. yy. başlarında inşâ edilen yalı İkinci Dünya Savaşından önce Polonya Büyükelçiliği idi. Ancak Rusya'nın Polonya'yı II. Dünya Savaşında ilhak etmesi üzerine yalı satılıyor. İlhan Özdemiroğlu tarafından alınan yalı bir süre Savoy oteli ismi ile otel olarak hizmet verdi. 1960 yılında Sarıyer adliye binası olarak 15 Ocak 1972 yılına kadar kullanıldı. Aynı tarihte binanın yanması üzerine Adliye bir başka binaya gitti. )


- PORSELEN ile SAKSONYA[Saksonya yer adından]

( ... İLE Almanya'da, Saksonya bölgesinde yapılan, iyi nitelikli porselen tabak vb. türden kap. )


- PORTAKAL ile YAFA[< YAFA kenti] PORTAKALI

( ... İLE Kalın kabuklu, çekirdekli bir portakal türü. )


- PORTAKALYON YALISI :

( Büyükdere, Piyasa Caddesi üzerindedir. 19. yy. sonlarında yapılmış ve "Portakalyon Yalısı" olarak tanınır. Yalının son sahibi ise Erol Aksoy olup 1990'da büyük onarım gördü. )


- PORTO RİKO(BORICUAS) ile ...

( 50 ırmak ve 1200 dere yer almaktadır. )


- PORTOLAN HARİTA ile AZİMUTAL HARİTA


- POSİDON\'UN HEYKELİ :

( Aziz Prodromos Kilisesinin olduğu yerde, antik çağda denizcilerin koruyucusu olan Posidon'un bir heykeli bulunuyordu. )


- POSTACI ile/değil/yerine POSTA KUTUSU

( Papua Yeni Gine'de, hiç postacı bulunmuyor. Ancak posta kutusu kiralayabiliyorsunuz. )


- POZİSYONLA(N/DIR)MAK değil/yerine/= KONUMLA(N/DIR)MAK


- PRAG < PRAHA[:
Eşik][Çek dili]

( "Altın Şehir", "Yüz Kuleli Kent", "Şehirlerin Anası", "Kuzeyin Roma'sı" adlarıyla da anılır. )


- PRATİK BAHÇIVAN YETİŞTİRME YURDU :

( Büyükdere Fidanlığında kurulan Pratik Bahçıvan Yetiştirme Okulu 1936'da açıldı. 2001'de ise Fidanlığın özel şahsa kiralanması üzerine okulun faaliyetine son verildi. )


- PREVANTORYUM[Fr. < Lat.]

( Gövdelerine verem mikrobu girmesine karşın henüz hastalığa yakalanmamış zayıf kişilerin, vereme yakalanmasını önlemek amacıyla bakıldıkları sağlık kurumu. [Maslak Kasırları'nda.] )


- PROF. DR. AZİZ SANCAR NOBEL PARKI :

( Reşitpaşa Mahallesindedir. 2.984,98 m²'lik bİr Alanı kapsar, 643,97 m²'lik yeşil alanı, 125,15 m²'lik çocuk oyun alanı bulunmaktadır. )


- PTT EVLERİ GARİPLER CAMİİ :

( Mahallenin tek camii olup, Osmanlı mimarı tarzında yapılmış olup, tarihi bir özelliği yoktur. )


- PTT EVLERİ SAĞLIK OCAĞI :

( Sarıyer Sağlık Grup Başkanlığına bağlı olarak PTT Evleri Sağlık Ocağı olarak sağlık hizmeti vermektedir. )


- PTT EVLERİ UĞUR MUMCU PARKI :

( PTT Evleri mahallesinde Sarıyer Belediyesi tarafından yapılan ve hizmete açılan bir parktı. Parkta oyun alanları, jimnastik aletleri, basketbsol sahası ve çocuk oyun grubu var. )


- PTT. EVLERİ MAHALLESİ :

( İlçenin yeni bir gecekondu yerleşim bölgesidir. Kozdere adıyla Çayırbaşı Muhtarlığına bağlı iken 1989'da PTT Evleri adını alarak yeni bir mahalle olarak tescil edildi. PTT Evleri; Bahçeköy, Çayırbaşı, Hacı Osman Yolu'ndan sınır alır. Nüfusu 1997 sayımına göre 4.501 dir. )


- PUAN MUN JON:
KUZEY KORE ve/<> GÜNEY KORE

( Kore'yi ikiye bölen, 38. paralelde bulunan bir köy. )

( [o dönemde] Sovyetler Birliği'nin egemenliğindeydi. VE/<> ABD'nin egemenliğindeydi. )

( Kuzey Kore ile Güney Kore arasındaki bazı FaRkLaR'ı görmek için burayı tıklayınız... )


- PULUR, HASAN (ZEKERİYAKÖY/SARIYER; 1932) :

( Gazeteci - Köşe yazarı. Babası subay olduğu için İlkokulu değişik yer ve okullarda okudu. Yatılı okuduğu Kabataş Lisesinden mezun okudu. Genç yaşta gazeteciliğe başladı (1954) ve bir başka işi olmadı. Sırasıyla Son Saat, Yeni İstanbul, Vatan, Havadis, Akşam, Milliyet, Hürriyet ve Güneş Gazetelerinde çalıştı ve çeşitli görevler üstlendi. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ve Türkiye Gazeteciler Sendikasının yarışmalarında başarı ödülleri kazandı. Yedisi köşe yazılarını içeren sekiz kitabı yayınlandı. )


- PURSANTAJ[İng. < PERCENTAGE]["PURSUNTAJ" değil!] değil/yerine/= YÜZDE

( Filmlerin sinema salonlarında gösterildiği süre boyunca elde edilen bilet gelirlerinin dağıtım oranı. [Bu oran, yapımcılar, dağıtımcılar ve sinema salonları arasında bilet satışlarından elde edilen kazancın nasıl paylaştırılacağını belirler.] [Pursantaj oranı, genellikle film gösteriminin ilk haftalarında yüksek olur, ardından zamanla düşebilir.] )

ELLER HAVAYA!!!

Sen! Yalnız adam!
Duy sesimizi!
Paran yetmez,
Yıkmaya direncimizi!

Çek git yakamızdan, çek git ülkene!
Uç uç, bu dünyadan bir daha gelme!

Eller, eller, eller, eller, eller havaya!
Bergama'dan çıktık yola, Akkuyu'ya!
Eller, eller, eller, eller, eller havaya!
Gerekirse yürümeli, Ankara'ya!

Politik söylemleriniz, parasal güçleriniz,
Kuruyan nehirler, göller sizin eseriniz!
Bu köylü, bu toprak, bu ağaç bizim!
Benim ülkem çöplük değil!
Çektirin gidin!

Eller, eller, eller, eller, eller havaya!
Bergama'dan çıktık yola, Akkuyu'ya!
Eller, eller, eller, eller, eller havaya!
Gerekirse yürümeli, Ankara'ya!

Eller, eller, eller, eller, eller havaya!
Bergama'dan çıktık yola, Akkuyu'ya!
Eller, eller, eller, eller, eller havaya!
Gerekirse yürümeli, Ankara'ya!

Teşekkürler! Sevgili, Haluk LEVENT!


Rio de Janerio: Yaklaşık 400 yaşındaki kentin yaslandığı tepelerden Corcovado dağında bulunan, 30 metre yüksekliğindeki ve dünyanın en geniş heykellerinden biri olan ''Christ the Redeemer'', karnavallarıyla ünlü Rio'yu ve halkını her türlü kötülüklere karşı koruyor. Brezilya'nın 10 milyon nüfuslu bu ikinci büyük kenti, koloni dönemindeki Afrikalı, Avrupalı ve Güney Amerikalı toplumların birlikte yaşamalarıyla ve hatta aralarında yaptıkları evliliklerle şimdiki kültürel yapısına kavuştuğundan, aynı heykel ''tüm ataların ve anaların'' da ortak simgesi...



Brüksel: Kentin tanıtımında en ünlü simge olan ''İşeyen Çocuk Çeşmesi'' nin de siyasi ya da dinsel tarihle hiçbir ilgisi yok. 1619 yılında Jerome Duquesnoy tarafından yapılan çeşme, Belçikalıların eski bir kent söylencesine ait... Zengin bir Brükselli, ulusal şenlikler sırasında tek ve biricik oğlunu kaybeder. Çocuk beş gün sonra Rue de l'Etuve denen ve ''soyluların'' oturdukları sokağın köşesine ''işerken'' bulunur. Sonra da aynı köşeye, bu çocuksu cesareti ''kent belleğine'' taşımak için bronz bir heykeli dikilir.



Londra: Bizde, örneğin Galata Köprüsü yerine Boğaziçi Köprüsü'nü İstanbul'un simgesi sayan ''muhafazakâr'lar ile İngiliz muhafazakârlığı arasındaki farkın en çarpıcı göstergesi, Londralıların aynı konuda tarihi 'Tower Bridge'i yeğlemeleri...



New York: Kentle birlikte ABD'yi de simgeleyen 45 metrelik ''Özgürlük Anıtı'' 28 Ekim 1886 tarihinde açıldı. Amerika'nın siyasal özgürlüğünü kutlamak ve bunu da 'Fırsatlar Şehri'ne armağan etmek amacıyla 1865'te yapımına karar verildikten 21 yıl sonra tamamlanabilen anıt-heykelin seyir katına 354 basamak çıkıyor...



Paris: Adını, tasarımcısı Gustave Eiffel' den alan ve 1930'a kadar dünyanın en yüksek yapısı olan Eyfel Kulesi (320 m.), 19. yüzyılın çelik sanayisini de anıtlaştırmıştır. Paris'in en güzel bu kuleden görünmesinin nedeni olarak; ''Çünkü Eyfel'en bakınca kendisini göremezsiniz'' denilmesi de ''zarifliğiyle'' ünlü kent halkının çelikten ''simgelerine'' yönelik nazik eleştirisidir...



Sydney: Bu kenti de bir ''mimarlık gösterisi'' simgelemekte; Opera Binası... Yelkene benzeyen çatısıyla ün yapan binayı mimar Jorn Utzon tasarladı ve 1959-1973 yılları arasında inşa edildi. Ne var ki Utzon, kendi tasarımına tümüyle uyulmadığı için 1966 yılında projeden ayrıldı. Binayı daha sonra Avustralyalı bir grup tamamladı. Sydney'in hemen tüm kartpostallarında Opera Binası yer almakta...



Kopenhag: Kuzey Avrupa'nın soğuk denizlerinde gemicilerin düşü olan ''denizkızı'' bu kentin simgesi. Danimarkalı yazar Andersen' in dünyaca ünlü öykülerinden esinlenilerek limana yapılan küçük heykel, âşık olduğu prensle ancak kıyıya çıkarak görüşebilen denizkızını anlatıyor...




YUNANİSTAN

II. Mahmut'tan Yunan İsyanına Destek
Nisan 1821, Fener Patrikhanesi


Alemdar Mustafa Paşa Rumeli askeriyle Topkapı Sarayı'nın kapısına dayandığında padişah IV. Mustafa hem III. Selim'in, hem de II. Mahmut'un öldürülmesi emrini vermişti. Selim öldürüldü ama Mahmut haremdeki kadınların yardımıyla kurtuldu ve ardından tahta geçti. Napolyon'un çağdaşı olan II. Mahmut, Fransız imparatorunun Rusya'nın üzerine yürümesinden memnundu.

Napolyon'un başarıları yüzyıllardır Ruslarla savaşmakta olan Osmanlıların işine geliyordu. Dolayısıyla Fransızlarla Osmanlıların ilişkileri bu dönemde hayli gelişecekti. Avrupa ve Rusya Napolyon'la uğraşırken II. Mahmut da Osmanlı İmparatorluğunda bazı reformlar yapma olanağını bulacaktı.

Ancak Fransa sadece Avrupa ve Rusya'nın başına bela olacak bir Napolyon'u çıkarmakla kalmamıştı, aynı zamanda 1789 devrimini de gerçekleştirmiş ve bu devrimin rüzgarı Osmanlının egemenliği altındaki topraklara kadar ulaşmıştı. Fransız devriminin yaydığı fikirler, başta Balkanlar olmak üzere, Osmanlıların da canının sıkılmasına neden olan milliyetçi akımları birçok yerde güçlendirecekti. Bunlardan biri de Yunanistan'dı. Ortodoks dininin egemen olduğu Balkanları kendi hegemonya alanı olarak gören Rusların, Sırbistan ve Yunanistan'ın bağımsızlığı için uğraşmaları anlaşılır bir şeydi.

Nitekim 1814'de, Rusya'daki Yunan tüccarları tarafından Odesa'da kurulan "Philiki Hetairia" örgütü Yunan bağımsızlığı için önemli bir adım olacaktı. Bir süre sonra Osmanlılardan bağımsızlık kazanmak için Balkanlarda başlatılmak istenen savaş hemen sonuçlarını vermeyecekti ama artık fitil de tutuşturulmuş oluyordu.

Aslında kendilerini Bizans İmparatorluğunun varisi olarak gören Rumların Osmanlı egemenliği altında hayli ayrıcalıklı bir statüsü vardı. Başkent İstanbul'un nüfusunun önemli bir kesimini oluşturan Rumlar dış ilişkiler başta olmak üzere Osmanlı devletinin birçok önemli mevkisini işgal ediyordu. Osmanlı devletinin Avrupa ülkeleriyle diplomatik ilişkilerinde kullandığı dil esas olarak Yunancaydı. Tabii en önemlisi de Fener Patrikhanesi'nin İstanbul'da bulunmasıydı. Ortodoks kilisesinin merkezinin İstanbul'da olması ve varlıklı Fener aristokrasisinin Osmanlı sultanlarıyla iyi geçinmeyi temel alan ilişkileri Osmanlının Yunan/Rum tebaasıyla olan ilişkileri açısından da belirleyici bir öneme sahipti.

Ama ne olursa olsun, sonuçta Yunanistan yüzlerce yıldır Osmanlı'nın egemenliği altındaydı ve artık çağ ulusal esaslara göre yeni devletlerin mantar gibi fışkırdığı, ulus-devlet modelinin evrenselleşmeye başladığı bir çağdı. Dolayısıyla Yunanistan'ın da kendi bağımsızlığı için ayaklanması ve savaşmaya başlaması doğaldı. Uzunca bir zamandan beri Yunanistan ve Arnavutluk'un bir bölümünde fiilen hükümranlık kurmuş Tepedelenli Ali Paşa'nın II. Mahmut'un orduları tarafından tepelenmeye çalışılmasını fırsat bilen Yunan milliyetçileri Mart 1821'de ayaklandılar.

Asıl destek adalardaki tüccarlardan, orta sınıftan ve köylülerden geliyordu. Özellikle deniz ticaretiyle uğraşan Yunan adaları hem zenginleşmiş, hem de başta Marsilya olmak üzere Fransa ile olan yoğun ilişkileri çerçevesinde milliyetçi fikirlere açık hale gelmişti. Bir yandan Tepedelenli Ali Paşa, diğer yandan da İran'la savaş halinde olan Osmanlı orduları ilk aşamada isyanı bastırmakta güçlük çektiler.

Böyle bir ayaklanmayı pek beklemeyen II. Mahmut büyük bir öfkeye ve paniğe kapıldı. Paniklemişti, çünkü Rumlar hep birlikte ayaklandıklarında İstanbul'u, en azından Galata ve Beyoğlu'nu ele geçirirler diye korkuyordu. Nitekim gizli bir emir vererek İstanbul'daki Müslüman ahalinin böyle bir Rum ayaklanmasına karşı koymak üzere silahlanmasını istedi. Yeniçeri kışlalarına da gerektiğinde sivil halka dağıtılmak üzere yeteri kadar silah bulundurmalarını emretti.

Öfkesini ise Fener Patrikhanesi'nden çıkaracaktı. Evet, yüzlerce yıldır ataları da her türlü başkaldırıyı kan dökerek, şiddetle bastırmıştı ve atalarından bildiği yolu izlemesi şaşırtıcı değildi. Ayrıca o sıralarda aşınmış olan merkezi otoriteyi, yani kendi otoritesini güçlendirmek için yerel otoritelerin ve ayaklanmaların üzerine şiddetle giderek despotlukta bir hayli ün de kazanmıştı. Ama yine de öyle akılsızca hareket edecekti ki, karşısındaki güçleri birleştirmekle kalmayacak, durduk yerde bir din şehidi yaratacak ve kendisine karşı mücadele edenlere etkili bir bayrak armağan edecekti.

Dönemine göre bir "aydın" olduğu söylenebilecek padişahın "aydın despotluğunu" annesi "Fransız Sultan"dan aldığı ileri sürülmüştü. Ve kan dökmeye alışık bu "aydın" Sultan, Yunan ayaklanmasının arkasında Ortodoks kilisesinin olduğuna inanıyordu. Öyleyse önce kilisenin önde gelenlerini cezalandırarak işe başlamak gerekir, diye düşünüyordu. Oysa Fener Patrikhanesinin patlak veren ayaklanmanın arkasında olduğu kanıtlanamazdı. Evet, kimi yoksul papazlar ve din görevlileri isyancılarla beraber olabilirdi, ama Fener yöneticileri, patrik ve piskoposlar bu hareketten rahatsızdılar ve kendi konumlarını da tehlikeye attığının bilincindeydiler.

Nitekim Mora'da ayaklanma başladıktan sonra Fener Patrikhanesi Ortodoks Kilisesi adına resmi bir açıklama yapacak ve ayaklanmayı kınarken Sultan'a bağlılığını bir kez daha vurgulayacaktı. Ancak II. Mahmut açısından bunların hepsi oyundu. Fener Patrikhanesi hem ayaklanmayı gizlice destekliyor, hem de kendisini kurtarmak için bu tür açıklamalar yapıyordu. Oysa durum böyle olsa bile, bu açıklamanın ayaklanan güçleri bölmek için bir silah olarak kullanılması mümkünken öfkesinin esiri olan padişah budalaca hareket edecekti.

İşte böylece, Mora'daki ayaklanmanın başlamasından birkaç hafta sonra, 22 Nisan 1821'de yaklaşan Paskalya için ayin yapılırken silahlı askerler Haliç'in kıyısındaki Fener Patrikhanesi'ne daldılar. Ayinin bitmesini sabırsızca beklemeyi nasıl akıl ettiler Allah bilir, ama ayin biter bitmez tören cüppeleri içindeki Patrik Gregorius ve beraberindeki piskoposlarla papazları yakaladılar. Bir anda ortaya çıkan cellatlar kementlerini Patrikle diğerlerinin boynuna dolayıverdiler. Sürüklenerek Patrikhanenin kapısına getirilen Gregorius buradaki bir çengele asılıverdi. Tüm Rumlara gözdağı vermek için Patriğin cesedi üç gün boyunca orada asılı kalırken, diğer piskoposlar da İstanbul'un çeşitli semtlerinde aynı şekilde asılarak günlerce teşhir edildi. Sultan Mahmut bu katliamın ardından Rumların tepki gösterebileceğini de düşünmüş ve İstanbul'a dışarıdan askeri birlikler getirtmeyi ihmal etmemişti.

Ayrıca Müslüman halk da Rumlara ve Hıristiyanlara karşı silahlandırılıp, kışkırtıldı. Gözü dönmüş topluluklar günlerce İstanbul'un altını üstüne getirerek terör estirdiler; insanları öldürdüler, kiliseleri yağmaladılar, hatta Patriğin tahtını bile parçaladılar.

Bu arada Sultan Mahmut'un da öfkesi dinmek bilmiyordu. İyice çileden çıkmış olan Padişah, Ortodoks Hıristiyanları daha da aşağılamak ve küçük düşürmek için Patriğin cesedinin Yahudilere verilmesini ve bir pazar yerinde Yahudiler tarafından ayağından sürüklendikten sonra bir taşa bağlanıp Haliç'e atılmasını emredecekti.

Böylece Osmanlı Sultanı İstanbul'daki Rumların herhangi bir harekete kalkışmasını belki önlemişti ama bir anda imparatorluk topraklarında yaşayanların dörtte birini, sadece Rumları değil bütün Ortodoks Hıristiyanları kendisine düşman etmeyi başarmıştı.

Olanlara kayıtsız kalmayan Avrupa devletleri Osmanlı devleti üzerinde ağır bir baskı kurdu. Bu arada zaten geleneksel olarak eski Yunan uygarlığından gelen hayranlık ve bağlılık duygulan artık tüm Avrupa'da Yunanistan'ın bağımsızlık savaşının daha büyük ölçüde desteklenmesini getirecekti. "Barbar Türkler" "Uygar Yunanlıları" böylesine vahşice katlederken Avrupa'nın hareketsiz kalması mümkün değildi. Ve sonuçta çok geçmeden Yunanistan tam da bu destek sayesinde, Avrupa'nın Hıristiyan devletlerinin eliyle bağımsızlığını kazanacaktı.

Yunanistan'daki ayaklanmalar Mısır Valisi Mehmet Ali Paşa'nın oğlu İbrahim Paşa'nın ordusuyla bastırılacaktı ama Rusya ve diğer büyük devletler yapılanları unutmayacak ve Yunan davasının zafere ulaşmasını sağlayacaklardı. 1827'de Navarin'de Osmanlı-Mısır donanması ağır bir yenilgiye uğratıldıktan ve Ruslar yine Balkanlara indikten sonra Eylül 1827'de Edirne'de yapılan anlaşma ile Yunanistan'ın bağımsızlığı resmen tanınacaktı.

Öte yandan cesedi Haliç'in sularına atılan Gregorius'un hikayesi orada bitmedi. Bağlandığı taştan kurtularak suyun yüzeyine çıkan ceset Rusya'ya tahıl götüren bir Rum gemisi tarafından bulundu. Bunun "din şehidi" Patrik için ilahi bir mesaj olarak algılanması kadar doğal bir şey olamazdı. Gemi Odesa'ya ulaştığında Gregorius dini ve vatanı uğruna şehit olmuş kutsal bir kişi, bir "aziz" olarak büyük bir törenle toprağa verildi. Aslında Osmanlıya bağlı olan ve ayaklanmacılara karşı çıkan talihsiz adam artık bağımsızlık mücadelesi verenlerin elinde bir meşale olacak ve hep öyle kalacaktı. Yarım yüzyıl sonra Ruslar Ortodoks kiliseleri arasındaki ilişkileri geliştirmek için Patriğin kemiklerini anavatanı Yunanistan'a gönderdiler. Atina'daki Metropol katedralinin girişine defnedilen Patriğin mezarı o gün bugündür dindar Yunanlılarca bir türbe gibi ziyaret ediliyor.




DİKENLİ TELLER

Madenlerden tel ekme tekniğini bulmakla yetinmeyen insan, bu icadından çeşitli sanat ve sanayi dalları yarattı. Kafes ve kümes telinden, gelin ve telgraf teline uzanan tel türlerinden birisi de dikenli teldir. Kadayıf telinden çok devedikenine benzeyen dikenli tele "teldikeni" de denebilirmiş ama, adı konmuş bir kere, değişmesi zor. Bozkırda sığır güden kovboylar için üretilen dikenli tel, savaşlarda toplama kamplarında kullanılmış. Kimi ülkeler telin üretimini, kimi ticaretini yasaklamış; ötekiler de tüketimi. Ülkemizde dikenli telle ilgili yasal kısıtlamalar olup olmadığı kesin bilinmiyor. Ancak nerede "yasak" levhası varsa onun yakınında dikenli tel örgü bulunması yabancı konuklarımızın hemen dikkatini çekiyor. Çünkü, yasak ya da tehlikeli bölge simgesi olan dikenli telin tüketim düzeyi, ülkenin kültür düzeyi ile yapısal ve açısal sorunlarını gösteriyor. Filtreli sigara ve Calcium(kuvvet) iğnesi türünden Frenk icatlarına fazlaca düşkün olan milletlerin dikenli tel tüketme eğiliminin giderek yükseldiği saptanmış. Yakın geleceğin üst düzey devlet yöneticiliğine aday olan sevgili evlatlarımıza karşı dikenli telin saldırganca kullanıldığı da anlaşılmış. Üstelik, eskiçağlarda "dikendutu" olarak bilinen böğürtlen çitleri yerine, günümüzde dikenli telörgüler kullanılması da çocuklarımızı hiç mutlu etmiyormuş. Nüfusunun yüzde elli oranında şehirli, yüzde yetmiş oranında okuryazar olmasıyla övünen Türkiye'deki dikenli tel tüketimi, plancılarla iktisatçıların tüylerini diken diken eden bir artış hızına ulaşmış. Kesin olmayan ilk hesaplamalara göre yıllık yüzde yüzyirmisekiz dolayındaki tüketim artışı, resmi enflasyon rakamlarını üçe katlayabilen tek tüketim kalemidir.

Bu denemede, dikenli telin şehir halkı ile topluma etkileri üzerinde durulmakta, güncelleşen milli soruna medeni bir çözüm yolu aranmaktadır.

Dikenli telin güvenilir tarihçesi ne yazık ki hâlâ yazılmamış. Tüm bildiklerimiz, yabancı dillerdeki ünlü ansiklopedilerden aktarılıyor. İlk üretim patenti 1874 yılında alınmış. Amerikalı mucit, madeni tele diken takmanın teknik kolayını (aletini) bulmuş. Erkeksi görüntüsünü vurgulamak için, bu yeni icada "sakallı tel" adı verilmiş. Çoğu sakallı olan yiğitlerimiz, Birinci Dünya Savaşı sırasında Mısır'da tanıştıkları yeni silaha "dikenli tel" adını koymuşlar. Sakalın traş çaresi var da dikeninki yok. Dikenli tel örgüler, o gün bugündür, düşmanlara, kaçakçılara, hırsızlara, savaş esirlerine tutuklulara, gözaltına alınanlara karşı bir güvenlik önlemi (aracı) olarak, inşaat şantiyelerinde, Hazine'den tahsisli resmi konutlarda, spor-eğitim ve turizm tesislerinde, yasak ve hassas bölgelerde, saray, köşk, müze ve çocuk bahçelerinde kullanılıyor. Kendi ülkelerinde dikenli teli belki hiç görmemiş olan kimi diplomatlar, bizdeki yaygın kullanıma özenerek, Kançılarya ve Rezidansların bahçe duvarlarını dikenli tellerle takviye etmeye başlamışlar. Bilinen çoğu örnek olaylar, dikenli tel çitlerin, aslında etkili olmadığını ve sadece "yasak" anlamında kullanıldığını ortaya koyuyormuş.

Genellikle güvenilir kaynaklardan alınan derlenen doğrulanmamış bilgilere göre, 1890'da 2000 ton olan dünya dikenli tel üretimi, 1930'da yaklaşık 200.000 tona, 1980'de 22.888.900 metrik tona ulaşmış. Avrupa, Akdeniz ve İslam ülkeleri arasındaki tüketim hızı artışında Türkiye yıllardır ilk sıraları koruyormuş. BM istatistikleri, sanayi ülkelerinde üretilen üstün kaliteli dikenli tellerin daha çok gelişmekte olan ülkelerde tüketildiğini gösteriyormuş. Sivil amaçlı projelerde, DT-7-ASA 9000 TSE standardına uygun (galvanizli çelikten yapılmış) piyasada "Kirpi" mal diye bilinen ithal mallar ihracatında adı geçen ülkeler, dikenli tel kullanılmasını tümden yasaklamışlar. Hatta, et ve süt paketleri üzerinde "Dikenli telsiz çiftliklerde üretilmiştir" damgası vuruluyormuş. Afrika İnsan Hakları Derneği'nin 1986 tarihli araştırması da, dikenli telin hayvanlardan çok yurttaşlara ve şehirlilere karşı kullanıldığı gerçeğini ortaya koymuş.

İlk "Dikenli Tel Yasası" 1894'te İngiltere'de yürürlüğe girmiş. Yasa, dikenli telin insanlara ve hayvanlara zarar verecek şekilde kullanılmasını yasaklamış. Meskûn yerlerde ve yol kenarında kurulu tel örgüler kaldırılmış, yasaya uymayan kişi ve kurumlara ağır cezalar kesilmiş. Yasa başarılı olmuş. Medeni ülkelere sokulmayan dikenli teller, günümüzde artık medeniyet merkezi sayılan şehirlerde görülüyor. "Gülü seven dikenine katlanır" sözü uyarınca, dikenl tel, en çok da, anıt ve sanat yapıları, okullar, luna-parklar ile çocuk bahçelerinde "yasak" (girilmez/geçilmez/dokunulmaz) anlamında kullanılıyor. Kime karşı, neden yasak? Malı mı koruduğu yoksa canı mı sakındığı? belirsiz olan yasağın kendisi, tehlikesinden büyük bir simge! "Dikkat Köpek Var!" ihbarı gibi, "Dikkat Dikenli Tel" diye uyarmak gerekir hemşerileri.

Dikenli telden korunmak için neler yapılabilir? Telin dikenlerini traşlayan elektriklitraş makine patenti 1974'te alınmışsa da, yapılan pazar araştırmaları sonunda, talep azlığı nedeniyle üretime geçilememiş. Uluslararası Hayvanları Koruma Derneği'nin dergisine göre, en basit ve ucuzundan bir tel makası ve iki kalifiye işçi ile yaklaşık 200.000 metrelik tel örgünün üç günde kesilip kaldırılacağı; diken-traş makinelerine hiç ihtiyaç bulunmadığı anlaşılmış. Bu yüzden diken traşlama makinesi yerine, çim-biçme makineleri alınması tavsiye ediliyor.

En kolay ve etkili çözümü Türk çocukları bulmuş. Dikenli telleri, birer yay teli gibi gerip birbirine bağlayarak tel örgülerde 40-50 santimetrelik pencereler açmayı öğrenmişler. Çok büyük değil ama geçmeye yetiyor. Gönüller şen olsun! Büyüklerce tasarlanan tel engellerin çocuklara karşı etkili olmadığı görülüyor. Uzun sözün kısası, dikenli tel, öyle aşılmaz, geçilmez, sağlam ya da dayanıklı bir engel değildir. Tırmalar, yaralar, belki sakatlar ama kararlı kişileri durduramaz. Hele bizim mahalle çocuklarını asla!

Dikenli telle yıllardır içli-dışlı yaşamaya alışmış bir toplumdaki dikenli tel alışkanlığı nasıl giderilebilir? Günlük hayatımızın parçası olan tellerden vazgeçilebilir mi? Şili, Peru ve Uruguay'daki ilk denemeler, yasağın karaborsaya yol açtığı ve milli standarda uymayan malların piyasaya sürüldüğünü göstermiş. Halkın taklitlerden sakınması güçleşmiş. Ayrca, "Dikenli tel kullanmak yasaktır" levhalarının dikenli telle çevrilmesi de -resmi tüketimin artmasına yol açarken- muhalefet basınında çıkan karikatürlere konu olmuş.

Dikenli telin sakıncası yalnızca ele-göze batmasından, gelip geçen vatandaşların elbise ve eteklerini yırtmasından, her ay yüzler ve binlerce çocuğa yok yere tetanoz serumu yapılmasından ibaret değildir. Asıl üzerinde durulması gereken sorun, dikenli telin gelişigüzel kullanımından doğan duygusal tepki ve manevi yıkıntılardır. AT ülkeleri, Belediyeler Biriği Genel Kurulu, dikenli telle korunmuş kent mekânlarının, hemşeriye hakaret, çocuklara saldırı, milli onura saygısızlık, kamu yararına "muzır" olduğuna karar vermiş.

Güney Amerika'da 1985'te yapılan bir kamuoyu yoklamasına göre, dikenli telli şehirlerde yetişen çocukların, küçüklerini sevmediği, büyüklerini saymadığı, vatandaşlık görevlerini yerine getirmediği görülmüş.* Yakın Doğu'nun Sincan özerk yöresinde at koşturan soydaşlarımızla geçen yaz yapılan bilimsel söyleşide, Uygurlar'ın dikenli tel örgüleri hiç bilmedikleri anlaşılmış. New York Belediyesi de, Batı Yakası'nın Öyküsü filminden sonra okul bahçeleri çevresindeki tel örgüleri tümden kaldırmaya karar vermiş. Çünkü bu okullarda yetişmiş çocukların 2-3 katlı binalara merdivensiz tırmandıkları görülmüş.

Dikenli telden yapılmış en ünlü engel, Birinci Savaş'ta Avusturya (Alp) Cephesi'nde savaşan ve zafer kazanan İtalyan piyadelerinin "Konçertino" (Küçük Konçerto) adını verdikleri istihkam (savaş) aracıdır. Akordiyon körüğü gibi açılıp kapanabilen, rüzgarlı kış gecelerinde, memleket ezgilerini anımsatan özlem dolu sesler çıkaran dikenli kangallar bir dönem Napoliten serenadlar kadar ün kazanmış. İtalyan savaşçılarn kara mizahı, medeniyet yolunda ilerleyen insanlık onuru için görkemli bir esin kaynağı olabilir mi? diye düşünüyorum.

Fantastik çözüm yolları geliyor insanların aklına. Önce, dikenli tel örgülerin önünde ya da arkasına yerleştirilecek sanayi tipi, kuvvetli hava üfüren vantilatörlerle, dikenli tellerin müzik yapma gücü kanıtlanabilir ve amatör müzikseverlerin bu telleri dev akordiyonlar gibi çalması sağlanabilir. İkinci ve daha etkili çözüm yolu olarak şehir merkezi (Centrum) çevresinden sökülecek dikenli tellerden yapılacak Santurlar, Belediye konservatuvar öğrencilerine parasız dağıtılabilir. Hele bir düşünün, değerli dostlarım: "Konser ya da Konçerto alanı: Giriş Serbesttir! Alışageldiğimiz, dikenli yasaklar yerine kulağa ne kadar hoş geliyor, değil mi?

Yasaklar konusunu işleyip de, dikenli tel örgülere yer vermeyen kimi usta sanatçılarımıza buradan kişisel bir çağrıda bulunmak istiyorum. Yaşar Kemal gibi yazarlar dikenli tel yasaklarına karşı bir kampanya açabilirler. Kampanyanın koordinatörlüğünü belirlemek üzere uluslararası yarışmalar da düzenlenebilr. Belediye Başkanlığı, İl Eğitim Müdürlüğü ile İlçe Zabıta Amirliği'nin açılacak yarışmaya danışman olarak katılması sağlanabilir. En çok (kilo veya kilometre) dikenli teli en kısa zamanda söküp kaldıran yerel örgüte, çocuk ve yaşlı hemşerilerden kurulu yarışma jürisi tarafından Büyük Belde Belediyeler Birliği (BBBB)'nin Başarı Beratı (BB) verilebilir. Yarışmayı kazanan örgüt bandosu ile Konservatuvar Santur Heyeti'nin şehir merkezinde konserler vermesi de düşünülebilir. Tanıtma Vakıflarımız, yeni spor dalının, Akdeniz ve Balkan Oyunları ile Olimpiyat programına alınması için harekete geçirilebilir. Uluslararası yarışmalardaki ulusal başarılara yıllardır özlem duyan ülkemiz, bir yandan altın madalyaları toplarken, barışcı çabalarındaki başarısından dolayı Nobel'e aday da olabilir. Belki hayal denecek ama dikenli tel örgülerimizin kaldırılabileceğini ve şehir merkezlerinin dikensiz, toplu-taşıma raylar ile örülebileceğini sanıyorum. Dikensiz şehir merkezlerinde yetişen kuşakların güllere karşı daha duyarlı ve saygılı olacaklarını da hayal ediyorum.

Dikenli tel, ekili tarlaları, başıboş sürülere karşı başarıyla korumuştur. Endüstrileşen ülkelerde bostana giren danalar tasarım önlemleriyle durduruldu. Zamana ayak uyduramayan ve geri kalmış ülkelerde, şehirlerin konut, eğitim, sağlık, üretim, ulaşım, dinlenme ve savunma bölgeleri birbirine karışınca, tel örgülü yasaklar kaçınılmaz olmuş. Çağdaş Belediyeler, savaşı anımsatan yasakları yaşatmak yerine dikensiz mekanlar yaratmak yolunu seçti. Kent bölgeleri yasalarla belirlenince dikenli tel yasaklara gerek kalmamış. Parklarda, hipodromda, Hisarda, stadyumda, okulda ve otoyoldaki dikenli "yasak"ların yerini biz de deneyebiliriz. Halk dilinde "köşeyi dönmek" başarmak anlamına gelir. Oysa Hemşeri, köşeleri değil, kestirmelerin dikkenarlardan yaklaşık, üçte-bir oranında daha kısa ve kârlı olduğunu keşfetmiştir. Dikdörtgen prizmanın köşegenleri yaya trafiğe açılınca, köşeleri bekleyen dikenler işlevsiz kalır. Böylece, uygar davranışa duyarlı şehir tasarımı, dikenli telin kullanma gerekçesini ortadan kaldırır. Dikenli tele çözüm bulan Belediye (Başkanı), "Gidemediğin yer senin değildir." sözüyle ünlü Sivas Valisi Halil Rıfat Paşa gibi, tarihe geçebilir. Gidilen her yer belediyenin, vatandaşın malı olur, vatan olur. Bu öneri de, kuşkusuz, biraz hayal-kurgudur ama gerçek-üstü kuruntu değildir.

Vatandaşımıza, "Girebildiğin her yer senindir. Bu vatan senindir" diyebilmeliyiz.

* Manuel Scorza, Dikenli Tel adlı belgesel romanında (Türkçesi 1975), dikenli teli bir silah gibi kullanan sömürgecilere yenik düşen ve tüm otlaklarını yitiren Peru'lu köylülerin öyküsünü anlatır. Köyün rahibi, dikenli tel örgüyü "Şeytanla top oynayan kişinin işine", Yerli-köylülerse, "Tanrı'nın Gazabına" benzetmişler, Tanrı'ya yalvarmışlarsa da sonuç hiç değişmemiş!

Sayın Bozkurt Güvenç'in, İnsan ve Kültür adlı kitabından...




Sayın İhsan FAZLIOĞLU'na, İlber ORTAYLI'ya, Orhan KURAL'a, Gezginler Kulübü'ne, Sunay AKIN'a, Doğan HASOL'a...
Evliya ÇELEBİ'ye, İbn Battuta'ya, STRABON'a...
sözlük ve yayınlarından yararlandığımız yazarlara, paylaşımları/katkıları için çok teşekkür ederiz.