Bugün[02 Ocak 2026]
itibarı ile 6.060 başlık/FaRk ile birlikte,
6.060 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(8/26)


- EL ile/değil/yerine/>< EV

( Yaralar. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Sarmalar. )


- EL ve GÖZ

( COVID-19 relief for businesses Message: Hi, Due to the current economic crisis, we're on a mission to help businesses. If you could benefit from having more visitors on your website, we can help you immediately: https://keywordtraffic.top/up/?=farklar.net Because of COVID-19, we're offering a completely free trial, with the option to receive an additional 5,000-30,000 targeted visitors per month if you decide to keep going. Katie Dematto Targeted Visitor Specialist Keyword Traffic Club 410 E Santa Clara Street Unit #814 San Jose, CA 95113 If you are unintersted in this type of marketing: https://keywordtraffic.top/unsubscribe.php/?site=farklar.net )


- EL = KİŞİ


- EL ve/<> TÜM ÖRGENLER


- ELBİSE/LİBAS ile/değil HÜLLE/HAL

( LİBAS/ELBİSE/İBLİS )

( Hem saklar/perdeler, hem de gösterir. )

( TEBLİS: Yanıltıcı. )


- EL-BURHÂN ile CEDEL ile HATÂBE(T) ile ŞİİR ile MUĞÂLATA/SAFSATA

( İspat. Kesin sonuç olmak amacıyla kesinlik taşıyan öncüllerden oluşturulan kıyas. İLE Diyalektik. Yaygın olarak bilinen önermelerden oluşan kıyas. İLE Retorik. Güvene bağlı olarak kabullenilen(makbûlât) önermelerden oluşan kıyas. İLE Poetik. İnsan ruhunu mutluluğa ya da mutsuzluğa yöneltici etkisi olan önermelerden oluşan kıyas. İLE Sofistik. Gerçeğe benzer ya da yaygınlık kazanmış yalan ya da kuruntudan oluşan önermelerden oluşan kıyas. )

( Safsata Türleri )


- ELECTRIC vs. ELECTRICAL


- ELEK ile/değil GIRBÂL[Ar. çoğ. GARÂBİL]

( ... İLE/DEĞİL İri delikli elek. )


- ELEKTRİK DİPOL ile/||/<> MANYETİK DİPOL

( Elektrik dipol +/- yük çifti İLE manyetik dipol N/S kutup çiftidir. )

( Formül: p = qd İLE m = IA )


- ELEKTRİK DİPOL ile/||/<> MANYETİK DİPOL (İKİLİ KARŞILAŞTIRMA)

( Elektrik dipol +/- yük çifti, manyetik dipol N/S kutup çiftidir )

( Formül: p=qd İLE μ=IA )


- ELEKTRİK ile/||/<> PİL

( İlk elektrik pili (Volta pili) )

( Alessandro Volta tarafından 1800 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1745-1827) (Ülke: İtalya) (Alan: Fizik) (Önemli katkıları: Elektrik pili, volt birimi) )


- ELEKTRİKSEL POTANSİYEL ile/ve/||/<> ELEKTRİKSEL ALAN

( Birim yük başına düşen potansiyel enerji. İLE/VE/||/<> Birim yük başına düşen güç. )


- ELEKTRİKSEL POTANSİYEL ile/ve/||/<> ELEKTRİKSEL POTANSİYEL ENERJİ

( Birim yük başına düşen potansiyel enerji. İLE/VE/||/<> Bir yükün elektriksel potansiyel nedeniyle sahip olduğu enerji. )


- ELEKTROFİL İLE NÜKLEOFİL İLE RADİKAL ile/||/<> REAKTİF TÜRLER

( Organik reaksiyonlarda rol alan reaktif parçacıklar. )

( Formül: Nu:⁻ + E⁺ → Nu-E )


- ELEKTROFİL ile NÜKLEOFİL

( Elektronları kabul eden kimyasal tür. İLE Elektronları bağışlayan kimyasal tür. )


- ELEKTROFİL ile/||/<> NÜKLEOFİL

( Elektrofil elektron sever İLE nükleofil elektron verir )

( Formül: H⁺ İLE OH⁻ )


- ELEKTROKİMYA ile/||/<> PİL

( Kuru pil öncüsü elektrokimyasal pil )

( Johann Wilhelm Ritter tarafından 1802 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1776-1810) (Ülke: Almanya) (Alan: Fizik) (Önemli katkıları: Ultraviyole ışınların keşfi) )


- ELEMAN ile TEMEL ile ELEMANLAR

( ELEMENT vs. ELEMENTAL vs. ELEMENTS )

( اصل ile جسم بسيط ile ماده ile عنصر ile عنصري ile عوامل ile مقدمات ile عناصر )

( ESL ile جسم بسيط ile MADEH ile ONSER ile ONSERY ile AVAMEL ile MOGHODAMAT ile ANASER )


- ELEMENTARY :/yerine TEMEL, İLKOKUL


- ELEŞTİRİ = TENKİT = CRITICAL[İng.] = CRITIQUE[Fr.] = KRITIK[Alm.] = KRITIKE[Yun.] = CRÍTICO[İsp.]


- ELİF:
GÖVDE değil AKIL


- ELİPS ile/||/<> HİPERBOL

( Elips odak uzaklıkları toplamı sabit İLE hiperbol odak uzaklıkları farkı sabit )

( Formül: x²/a² + y²/b² = 1 (elips) İLE x²/a² - y²/b² = 1 (hiperbol) )


- ELLIPTICAL değil/yerine/= SÖBÜCÜL


- E-MAIL yerine E-POSTA


- EMEL ile/ve/||/<>/< TEMEL


- EMEL ile TÛLE EMEL


- EMERJENSİ/EMERCENSİ[İng. < EMERGENCY] değil/yerine/= ACİL


- EMHÂR[Ar. < MEHR] ile EMHÂR[Ar. < MÜHR] ile EMHÂL[Ar. < MEHL]

( Nikâh bedelleri, ayrılma durumunda, hanım eşe verilecek, nikâhta kararlaştırılan para vs. İLE Taylar, at yavruları. İLE Bir şeyin yapılması için verilen fazla zamanlar, mühletler, vâdeler. )


- EMİR ile/değil KOŞUL


- EMİR ile/ve/değil/<> ENGEL


- EMOTIONAL :/yerine DUYGUSAL


- EMPİRİK FORMÜL ile MOLEKÜLER FORMÜL

( Bileşiğin en basit oranını gösteren formül. İLE Bileşiğin gerçek atom sayısını gösteren formül. )


- EMRAM/ELECTRONIC MEDICAL RECORD ADOPTION MODEL[İng.] değil/yerine/= ELEKTRONİK TIBBİ KAYIT BENIMSEME MODELİ


- EMRETMEK ile EMİR VE TEDBİR ile KOMUT DİLİ ile KOMUTAN ile KOMUTAN GENERAL ile BAŞKOMUTAN ile BAŞKOMUTAN ile KOMUTANLIK ile KOMUTANLIK ile KOMANDO ile KOMUTLAR ile KOMUTAN

( COMMAND vs. COMMAND AND INJUNCTION vs. COMMAND LANGUAGE vs. COMMANDER vs. COMMANDER GENERAL vs. COMMANDER IN CHIEF vs. COMMANDER-IN-CHIEF vs. COMMANDERSHIP vs. COMMANDERY vs. COMMANDO vs. COMMANDS vs. COMMANER )

( فرمودن ile تحکم ile امر ile فرمان ile فرماندهي کردن ile امر و نهي ile زبان فرماندهي ile فرمانده ile سردار ile امير ile امر کننده ile فرماندهي کل ile سرفرمانده ile سپهسالار ile سرداري ile محل فرماندهي ile تکاور ile احکام ile آمر )

( FARMODAN ile TAHKAM ile EMR ile FARMAN ile FARMANDEHY KARDAN ile EMR VE NAHY ile ZABAN FARMANDEHY ile FARMANDEH ile SARDAR ile AMYR ile EMR KONANDEH ile FARMANDEHY KEL ile SARFARMANDEH ile SAPPEHSALAR ile سرداري ile MOHAL FARMANDEHY ile TAKAVAR ile AHKAM ile AMAR )


- EMSÂL[Ar. < MESEL] ile EMSÂL[Ar. < MİSL]

( Destanlar, öyküler, kıssalar. İLE Örnekler, nümûneler. | Eş, benzer. | Eşler, benzerler. | Katsayı. Kaç katı/misli alınacağını bildiren sayı. )


- EMSAL ile EMSALSİZ/LİK


- EMSAL ile/ve/||/<> HABERCİ


- EMSAL[Ar.]/COEFFICIENT[İng.] değil/yerine/= KATSAYI


- EMSÂL ile NUMUNE

( BENZER ile ÖRNEK )


- EN BÜYÜK HAYAL değil/yerine EN BÜYÜK ZENGİNLİK

( "Zenginlik". DEĞİL/YERİNE Hayal. )


- EN CAHİL -ile

( BİLDİĞİNİ EN DOĞRU KABUL EDEN )

( CEHL-İ MİK'AB )


- EN ÇEVRECİ OTEL:
KANDALAMA HOTEL

( Sri Lanka'nın Dambulla kasabasında bulunan otel, Sri Lanka'lı mimar Jeffrey Baova'nın, doğayı bozmamak üzere büyük özen göster(il)mesiyle, otelin yapımı sırasında, inşaata dozer sokulmadan ve hiç ağaç kesilmeden tamamlanmıştır. İnşaat, doğanın izin verdiği ölçüde ve yönde ilerlemiş. Bu yüzden, otelin görünümü, düzgün bir geometriye sahip değildir. Koridorlar, doğanın çizgisinde, zikzaklı bir biçimde sürmektedir.

Otelin atık suları, arıtıldıktan sonra, kapalı devre kullanılmaktadır. Yemek artıkları ise her gün civardaki çiftliklere gönderilmektedir.[Otel, bu uygulamayla, iki yıl üst üste çevre ödülü de almıştır.][Tebrikler ve teşekkürler!!!] )


- EN ...:
DERİN GÖL ile BÜYÜK GÖL/DENİZ

( BAYKAL GÖLÜ [1645 m.] [400 metrede oksijen bulunmaktadır.] ile HAZAR GÖLÜ/DENİZİ[Alan: 371.000 km² | Ortalama derinlik: 187 m. / En derin noktası: 1025 m | Oylum: 78.200 km³] )


- EN OPTİMAL değil OPTİMAL ya da/daha iyisi/Türkçe'si EN ÇOK/YÜKSEK (SEVİYEDE)


- ENDOKRİNOLOJİ/K değil/yerine/= İÇSALGIBİLİM/SEL


- ENDÜSTRİYEL[İng. INDUSTRIAL]/SINAİ[Ar.] değil/yerine/= URANSAL/İŞLEYİMSEL


- ENDÜSTRİYEL ile ENDÜSTRİYEL ATIK


- ENDÜSTRİYEL ile ENDÜSTRİYEL YÖNETİM ile ENDÜSTRİ OKULU ile SANAYİ İŞÇİSİ ile SANAYİLEŞMEK ile ENDÜSTRİLER ile ÇALIŞKAN ile ENDÜSTRİ

( INDUSTRIAL vs. INDUSTRIAL MANAGEMENT vs. INDUSTRIAL SCHOOL vs. INDUSTRIAL WORKER vs. INDUSTRIALIZE vs. INDUSTRIES vs. INDUSTRIOUS vs. INDUSTRY )

( صنعتي ile اهل صنعت ile مديريت صنعتي ile مدرسهصنعتي ile صنعتکار ile صنعتي کردن ile صنايع ile زبر دست ile کار کن ile کوشارو ile صناعت ile صنعت )

( SANATY ile HAL SANAT ile MADYRYT SANATY ile مدرسهصنعتي ile صنعتکار ile SANATY KARDAN ile SANAYE ile ZABAR DAST ile KAR KON ile KOOSHARO ile SANAAT ile SANAT )


- ENFÂL[Ar. < NEFEL] ile ENFÂR[Ar. < NEFÎR]

( Ganimetler, düşmandan alınan mallar, emeksiz kazançlar. İLE Kalabalıklar, halk, cemâatler. )


- ENFÜSÎ[Ar.]/SÜBJEKTİF[Fr./İng.] değil/yerine/= ÖZNEL


- ENGEL

( HANDICAP/BARRIER )


- ENGEL ile BESLENME


- ENGEL ile/ve ÇENGEL


- ENGEL değil/yerine/>< DEVRİM

( Boş konuşan kişiler arasında, dilsizlik(susmak), engel değil devrimdir. )


- ENGEL(") ile/ve/değil/yerine/||/<> ENGEBE

( Bir şeyin gerçekleşmesini önleyen neden. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<> Deprem, yel, sel vb. iç ve dış etmenlerin etkisiyle oluşan yayla, ova, koyak, çukur, dağ vb. biçimlerin bütünü, yüzey biçimleri. )


- ENGEL ile ENGEL

( IMPEDIMENT vs. IMPEDIMENTA )

( رادع ile بنه سفر ile توشه سفر )

( رادع ile BANEH SAFAR ile TOOSHEH SAFAR )


- ENGEL ile ENGELLİ YARIŞI

( HURDLE vs. HURDLE RACE )

( چارچوب پريدن ile سبدترکه اي ile دو با مانع )

( CHARCHUB PARYDAN ile SABADTARKEH AY ile DO BA MANE )


- [hem, ne] ENGEL ile/ve/değil/yerine/hem de/ne de/||/<>/> KAYNAK

( [hem, ne] Kendimizden başka yoktur. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/HEM DE/NE DE/||/<>/> Kendimizden başka yoktur. )


- ENGEL ile/ve KESİNTİ

( OBSTACLE vs./and INTERRUPTION )


- ENGEL ile/ve MÜHÜR

( OBSTACLE vs./and SEAL )


- ENGEL ile/ve/değil/yerine/||/<>/< OLANAK


- ENGEL ile/ve PEKENT

( ... İLE/VE Geçit vermeyen doğal engel. )


- ENGEL ile PEKENT

( ... İLE Kolayca geçit vermeyen, aşılması çok güç doğal engel. )


- ENGEL ile PERDE

( Engeller yaratmayabilirsiniz. )

( Engeller aşılabilir. )

( Engellerin en yıldırıcısı kişinin kendidir. )

( Engeller bir ölçüde kalktığında, O, bir anda içinize doğar. )

( Onu tümüyle alın! Buradadır, istemeniz yeter. Fakat istemezsiniz. İsteseniz bile almazsınız. Almanızı engelleyen nedir, onu bulun. )

( Obstacles can be overcome. )

( You can avoid creating obstacles.
It will dawn on you suddenly, when the obstacles are removed to some extent.
Take the whole of it! It is here for the asking. But you do not ask. Even when you ask, you do not take. Find out what prevents you from taking. )

( OBSTACLE vs. VEIL/CURTAIN )


- ENGEL ile SANSÜR


- ENGEL ile/ve TUZAK

( BARRIER vs./and TRAP )


- ENGEL ile/ve ZAHMET

( OBSTACLE vs./and BOTHER )


- ENGELLEMEK ile ENGELLENMEK ile ENGELLETMEK ile ENGELLEYEBİLMEK ile ENGEL ile ENGELLİ/LİK ile ENGELSİZ/LİK ile ENGEL BALIĞI ile ENGEL SINAVI ile ENGELLİ KOŞU


- ENLEM ile/ve BOYLAM/TUL[Ar.]

( )

( Enlem Farkı[111 km.] ile Uzaklık Hesaplama

Enlem farkı bulunurken verilen merkezler aynı yarımkürede ise büyük olan enlem derecesinden küçük olan çıkarılır. İLE/VE/>< Farklı yarımkürede olurlarsa enlem dereceleri toplanır.

A - B = ?
50 - 20 = 30 [enlem farkı]
30 x 111 = 3330 km.

İLE/VE/><

B + D = ?
20 + 15 = 35 [enlem farkı]
35 x 111 = 3885 km.

)

( LATITUDE vs./and LONGITUDE )


- ENLEMSEL ile GENİŞ GÖRÜŞLÜLÜK

( LATITUDINARIAN vs. LATITUDINARIANISM )

( گسترده فکر ile متساهل ile وسيع نظري )

( GOSTARDEH FEKAR ile متساهل ile VESYE NAZARY )


- ENSÂL[Ar. < NESL] ile ENSÂR[Ar. < NÂSIR]

( Soylar, evlâtlar, sülâleler. İLE Yardımcılar/muavinler, koruyucular/müdâfîler. )


- ENSÂL[Ar. < NESL] ile ENZÂL[Ar. < NEZL/NEZÎL]

( Soylar, evlâtlar, sülâleler. İLE Soysuzlar, alçaklar, aşağılıklar. )


- ENSEMBLE METHOD ile/||/<> SINGLE MODEL

( Ensemble çoklu model, single tek model. )

( Formül: Multiple İLE single model )


- ENSTRÜMANTAL değil/yerine/= ÇALGISAL


- ENSTRÜMANTAL ile ENSTRÜMANTALİZM ile ENSTRÜMANTAL MÜZİK


- ENTEL ile ENTELEKTÜEL


- ENTELEKHEIA = KEMÂL-İ EVVEL = ENTELECHY[İng.] = ENTÉLÉCHIE[Fr.] = ENTELECHIE[Alm.] = ENTELEKHEIA[Yun.]


- ENTELEKTÜEL ile/ve/değil/yerine AYDIN

( [Bilgiyi/düşünceyi] Tüketen. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Üreten. )


- ENTENTION vs. AIM/PURPOSE/GOAL


- ENTERNASYONAL ile ENTERNASYONALCİ/LİK ile ENTERNASYONALİST ile ENTERNASYONALİZM


- ENTERNASYONAL değil/yerine/= ULUSLARARASI


- ENVIRONMENTAL[İng.] değil/yerine/= ÇEVRESEL


- ENVIRONMENTAL :/yerine ÇEVRESEL


- ENZÂL[Ar. < NEZL/NEZÎL] ile ENZÂR[Ar. < NAZAR]

( Soysuzlar, alçaklar, aşağılıklar. İLE Bakışlar, bakmalar. )


- EPHEMERAL vs. PERISHABLE vs. PROVISIONAL vs. TOPICAL vs. TRANSIENT vs. TRANSITIONAL


- EPİDERMAL ile EPİDERMİS

( EPIDERMAL vs. EPIDERMIS )

( بشره اي ile روپوست )

( BESHAREH AY ile ROPOST )


- EPİDERM/İS ile EPİDERMAL

( Üst deri. İLE Deriden. )


- ANESTEZİ[Fr. < ANESTHESIE]:
EPİDURAL ile SPİNAL

( )

( Canlı gövdesinin tümünde ya da bir bölgesinde ağrı, ısı, ışık ve dokunma gibi tüm duyuların ortadan kaldırılması, duyu yitimi. | Belirli bir sinirin hasarına bağlı olarak gövdedeki ilgili bölgesinde ortaya çıkan duyu olmaması. )


- EPİTELYAL ile EPİTELOİD ile EPİTELİZE ETMEK

( EPITHELIAL vs. EPITHELIOID vs. EPITHELIZE )

( برپوشي ile شبيه بشره اي ile بافت پوششي شدن )

( BARPUSHY ile SHABYYEH BESHAREH AY ile BAFT PUSHESHY SHODAN )


- EQUAL :/yerine EŞİT


- EQUIPOTENTIAL değil/yerine/= EŞGİZİLGÜÇ


- ERÂZÎ/ARÂZÎ[Ar.] ile ERÂZİL[Ar. < ERZEL]

( Yerler, topraklar. İLE Reziller, namussuzlar, yüzsüzler. )


- EREK ile EREKÇİ/LİK ile EREĞLİ ile EREKSEL/LİK ile EREKLİLİK ile EREK BİLİMİ ile EREK BİLİMSEL ile EREKSEL NEDEN


- ERGON/OMİK değil/yerine/= İŞLEV/SEL


- ERİL -ile

( MASCULINE )


- ERİL ile/ve DİŞİL

( Yaprağı daha küçük olur. Meyve vermez. İLE/VE Yaprağı erile göre daha büyük olur. Meyve verir. )


- ERKAPTAN (ERSİN), İCLAL :

( Yeniköy'de ikamet eden, Erkan - ı Harbiye mirlivalığından emekli Ali Rıza Paşa'nın kızı olup, cumhuriyetin ilk iktisat doktoru ve ilk banka müdürüdür. )


- ERKEK değil/yerine ERİL


- EROZYON["EREZYON" değil!]//EROSION[İng.]/EROSİYON[Fr.]/İTİKAL[Ar.] değil/yerine/= AŞINMA


- ERTİK ile YOL
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( İşlek yol. İLE ... )


- EŞ GÖNDERİM ile EŞ GÖNDERİMSEL

( CO-REFERENCE vs. CO-REFERENTIAL )


- EŞ ile/ve/<> EHİL

( İyi eş, ötekini, "çantada keklik" görmez. Başkalarıyla birlikteyken, kendine özenen ama eşiyle baş başayken yeterince özenmeyen eş, "ötekini çantada keklik" "görmeye" başlamış demektir. Ötekine karşı (bakımına, görünüşüne, duruşuna) özen göstermemek, ötekini etkilemeye ve ara sıra -yani sık sık- yeniden elde etmeye çalışmamak, ilişkinin zeminini dinamitlemekle birdir. İlişki, sürekli yenilik ve tazelikle beslenmesi gereken canlı bir varlıktır. Onu, kendi haline ya da ötekinin insafına bırakmak, güçsüz düşüp ölmesini seyretmekle birdir.

İyi eş, ilişkisini, yaşamın öteki parçalarından önde tutar. Herkesin işi, gücü, kariyeri, evi, anası, babası, tamir edilecek eşyası, ödenecek faturası var. Bunlar, kimseyi ayrıcalıklı kılmaz. Hayat memat konularını, ilişkisine dayanarak ya da sürekli sırasını kaydırarak halletmeye çalışan eş, ilişkiyi öldürür. İyi eş, yaşam konularından, ilişkisini beslemeye çalışan ve ilişkisinden güç alan eştir.

İyi eş, ötekinin gereksinimlerini anlamaya ve karşılamaya isteklidir. Kediler, çiçekler ve çocuklar gereksinimlerini önceden ifade edemezler. İfade edebildiklerinde, iş işten çoktan geçmiş olur. Bu yüzden, varolanların gereksinimleri, önceden sezilmeli ve zamanında ilgilenilmelidir. Yoksa ölürler. İyi eş; ilgi, özen, şefkat gereksinimlerini önceden sezmeye istekli ve bunların söylenmesine gerek bırakmadan karşılamaya hevesli eştir.

İyi eş, ne zaman hareket etmek, ne zaman durmak gerektiğini bilir. Bazen yaşamda ve ilişkide, bize bırakılsa asla öyle yapmayacağımız işleri yapmakla, bazen de bizim için yapılmasında hiç de sakınca olmayan ama deneyim kabımızda olmayan durumlarla karşı karşıya kalırız. Esneklik gösterip yeni koşullara uyum sağlamayla, olduğu gibi durup etrafı kendine göre biçimlendirme arasındaki çizgiyi koruyabilen eş, iyi eştir.

İyi eş, kendine değer verir. Yokluk üzerinden aşk, kendi eksiğini, ötekinin "tamlığından", tamamlamaya çalışmak demektir. Varlık üzerinden aşk ise "olmuş" bir benliği, ötekiyle birlikte daha da zenginleştirmektir. Kendilik değerini, öteki üzerinden tamamlamaya çalışan eş, bunun sonucunda, hayal kırıklığına uğrayacaktır. İlişkideki kişilerin birbirini geliştirip büyütmesi ne kadar zenginleştiriciyse, birinin, öteki üzerinden tamamlanması o kadar fakirleştiricidir. Yokluk üzerinden âşık olandan, iyi eş çıkmaz.

İyi eş, zihnindeki bir ideali değil, olduğu haliyle ötekini sever. Kusursuz âşık arayan, aşksız kalacaktır. Bir süre idare etse bile her türlü idealleştirme, günün birinde hayal kırıklığı olarak dönecektir. Gerçek kişi, kusurlu, mantıksız ve fevri olabilir. Aklıyla değil, duygularıyla karar verebilir. İnatçıdır ve sözünden dönmeyi beceremeyecek kadar boş gururludur. Tıpkı, sizin ve benim gibi.

İyi eş, değiştiremeyeceği şeyleri sevmeyi (ya da vazgeçmeyi) bilir. Pek çok öğretiye göre en büyük bilgelik, kişinin neyi değiştirip neyi değiştiremeyeceğini bilmesidir. Eğer eşinizin boyundan, bazı huyundan, bazı alışkanlıklarından pek de memnun değilseniz, ya bunlarla beraber olmayı öğreneceksiniz ya da bu ilişkiyi sürdürmeyeceksiniz. Buradaki öğrenme, kesinlikle tahammül etmeyle karıştırılmamalı. Tahammül, er ya da geç patlayacak bir bombadır. Eğer farklı bir şeyi sevebilme beceriniz varsa, bu becerinizden bu "değişmeyecek" özellikleri sevmeyi öğrenmekte yararların. Yok eğer bunlara tahammül etmekte olduğunuzu hissederseniz, derhal yolunuzu değiştirin. Ne dikene dokunun, ne de gülü incitin.

İyi eş, ötekine açıktır. Nasıl ki, öteki, "ideal" değil "gerçek" bir insansa, ilişkideki kişi olarak biz de ideal değiliz. Hedef bu olabilir. Çıtayı düşürmek gerekmez. Ama çıtanın bulunduğu yerle olduğumuz yer arasındaki mesafeyi iyi belirlemek ve bunu açıkça ortaya koymak, ilişkinin sürmesi için olmazsa olmaz koşuldur. Yoksa, yaşamımız "-mış gibi" oyunuyla geçer. Bu da çok enerji ve çok tahammül gerektirir. Yani er ya da geç patlar. Açıklık, pek çok stres kaynağının ve iletişim kopukluğunun kökünü kurutan, sağlam bir ilâçtır.

İyi eş, zamanı iyi geçirmek için uğraşır ve kötü zamanlara birlikte direnmeyi bilir. İyi eş, iyi zaman geçirmek ve zamanı iyi geçirmek için fırsatların, ayağına gelmesini beklemez. Fırsat yaratır. Kötü zamanlar ise, iyi eş için, birlikte öğrenme, büyüme ve güçlenme zamanlarıdır. Dahası, yaşamı ve birbirini daha iyi tanıma ve yakınlaşma fırsatlarıdır.

İyi eş, ötekinin, kendine nasıl davranmasını istiyorsa, ona, öyle davranır. Almanın, vermekten çok daha kolay olduğu bir dünyada, ötekine denk ve eşit davranmak, gerçekten ciddi çaba ister. Ama ötekinin yerine kendini koyabilmek, empati yapabilmek, önden sezebilmek; bunları isteyebilmenin, bunları elde edebilmenin -koşulu değil ama- karşılığı. İyi eş, koşul sürmeyen ama karşılığın ne olduğunu bilen eştir. )


- ESANSİYEL/ESSENTIAL[İng.] değil/yerine/= TEMEL | NEDENİ BİLİNMEYEN


- EŞANTİYON/PROMOTIONAL MATERIAL[İng.] değil/yerine/= TANITMALIK


- ESAS değil/yerine/= ÖZÜL


- ESAS ile TEMELDE ile TEMEL

( FUNDAMENTAL vs. FUNDAMENTALLY vs. FUNDAMETAL )

( عنصري ile سازماني ile ريشهاي ile بنيادي ile اصولي ile اساسي ile از پي ile اصلي ile بنياني )

( ONSERY ile SAZMANY ile RYSHESAY ile بنيادي ile OSOLY ile ASASY ile AZ PEY ile ESLY ile بنياني )


- ESAS/ASIL ile/ve/||/<> DAYANAK


- EŞDEĞERLİ = MUADİL = EQUIVALENT[İng.] = ÉQUIVALENT[Fr.] = ÄQUÏVALENT[Alm.] = AEQUIVALENS[Lat.] = EQUIVALENTE[İsp.]


- EŞGAL[Ar. < ŞUGL] ile EŞGAL[Ar. < MEŞGUL] ile EŞKÂL[Ar. < ŞEKL]

( İşler. İLE Çok işi olan. İLE Şekiller, biçimler, sûretler, tarzlar. )


- GAL ile EŞL


- EŞGEÇERLİ = MUADİL = EQUIPOLLENT[İng.] = ÉQUIPOLLENT[Fr.] = ÄQUIPOLLENT[Alm.] = AEQUIPOLLENS[Lat.]


- EŞHEL[Ar.] ile EŞHER[Ar. < ŞEHÎR]

( Koyun gözlü, elâ gözlü adam, kırmızı ile karışık koyu mavi, elâ.[dişili/müennes ŞEHLÂ] İLE En/pek ünlü, çok iyi tanınmış. )


- ESÎL[Ar.] ile ESÎL[Ar.]

( Uzun, dolgun ve parlak yüz. | Doğru şey. İLE Şerefli ve otoriter kişi. )


- ESKAL[Ar. < SIKAL]["ka" uzun okunur] ile ESKAL[Ar. < SAKİL]

( Ağır yükler/şeyler. İLE Daha sakil, en ağır. | En çirkin. | Kaba, can sıkıcı. )


- ESKİ DİL ile TEMEL DİL


- ESKİMEK ile ESKİTMEK ile ESKİLEŞMEK ile ESKİTİLMEK ile ESKİTEBİLMEK ile ESKİYEBİLMEK ile ESKİ/LİK ile ESKİL ile ESKİZ ile ESKİCE ile ESKİCİ/LİK ile ESKİ ÇAĞ ile ESKİ KURT ile ESKİ YAZI ile ESKİ DÜNYA ile ESKİ PÜSKÜ ile ESKİ TÜFEK ile ESKİ KAFALI/LIK ile ESKİ TOPRAK ile ESKİ ESERLER ile ESKİ GÖZ AĞRISI


- EŞLEMEK ile EŞLENMEK ile EŞLEŞMEK ile EŞLEŞTİRMEK ile EŞLEŞEBİLMEK ile EŞLEK ile EŞLEM ile EŞLEKSEL


- ESNEK ile EVRENSEL


- ESNEME'DE[İng.]:
AÇLIKTAN ile CAN SIKINTISINDAN/MELAL[Ar.] ile SİNİR YORGUNLUĞUNDAN ile OKSİJENSİZLİKTEN


- ESSENTIAL :/yerine GEREKLİ, ESAS


- EŞSESLİ = EQUIVOCAL[İng.] = ÉQUIVOQUE[Fr.] = ÄQUIVOK[Alm.] = AEQUIVOCUS < AEQUUS[Lat.]


- ESTETİK değil/yerine/= GÖRKEYSEL


- EŞYA KULLANMAK[VİTRİNDE/SANDIKTA/... TUTMAK/SAKLAMAK değil!]


- EŞYA ile MAL

( FURNITURE vs. PROPERTY )


- ETÇİ/LİK ile ETÇİK ile ETÇİL ile ETÇİLLER


- ETİ ile ETİK ile ETİL ile ETİL ALKOL ile ETİK BİLİMİ


- ETİL = VOLGA
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Kıfçak ülkesinde akan, Bulgar denizine dökülen bir ırmağın adı. )


- ETİYOLOJİK/ETIOLOGICAL[İng.] değil/yerine/= NEDENSEL


- ETKEN/ETMEN = ÂMİL = FACTOR[İng., İsp.] = FACTEUR[Fr.] = FAKTOR[Alm.]


- ETKEN/LİK ile ETKEN FİİL ile ETKEN MADDE


- ETKİ ile/ve BEDEL

( EFFECT vs./and WORTH )


- ETKİ ile/ve/<> DENETİM

( EFFECT vs./and/<> CONTROL )


- ETKİMEK ile ETKİLEMEK ile ETKİLENMEK ile ETKİLEŞMEK ile ETKİNLEŞMEK ile ETKİLEŞTİRMEK ile ETKİSİZLEŞMEK ile ETKİLENEBİLMEK ile ETKİLEYEBİLMEK ile ETKİLEŞEBİLMEK ile ETKİNLEŞTİRMEK ile ETKİNLEŞEBİLMEK ile ETKİSİZLEŞTİRMEK ile ETKİ ile ETKİN/LİK ile ETKİLİ/LİK ile ETKİNCİ/LİK ile ETKİSİZ/LİK ile ETKİSİZCE ile ETKİN OKUL ile ETKİLİ MADDE ile ETKİN ÖĞRETİM ile ETKİNLİK MERKEZİ


- ETKİN = FAAL = ACTIVE[İng.] = ACTIF[Fr.] = AKTIV[Alm.] = ACTIVO[İsp.]


- ETKİN/AKTİF METAL ile/||/<>/>< SOY METAL

( Kolay tepkimeye girer. İLE/VE/||/>< Zor tepkimeye girer. )


- ETKİNLİK/FİİL ile/ve DAVRANIŞ ile/ve EYLEM

( İş üretir. Durumu değiştirmektir. İLE/VE Psişik durumların dışavurumu. İLE/VE Bilinçli, amaçlı etkinlik. )


- ETMEN = ÅMİL = AGENT[İng., Fr.] = AGENS, DAS WIRKENDE[Alm.] = AGENS[Lat.] = AGENTE[İsp.]


- ETNİK/ETHNIC[İng.] değil/yerine/= BUDUNSAL


- ETTİRGEN/LİK ile ETTİRGEN FİİL ile ETTİRGEN ÇATI


- EVCEL[Ar.] ile EVCER[Ar.]

( Çok korkak. İLE Çok çekingen. )


- EVCİL ile EVCİMEN


- EVCİL ile/ve/değil/<> İNSANCIL


- EVİN/EWİN ile TAHIL
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Tahıl tanesi, tohum. İLE ... )


- EVLÂD-I İNÂS ile/||/<> EVLÂD-I YOL

( Kız çocukları.[vakfiyelerde geçer] İLE/||/<> Çoluk çocuk.[vakfiyelerde geçer] )


- EVOK POTANSİYEL/EVOKED POTENTIAL[İng.] değil/yerine/= UYARILMIŞ GİZİL GÜÇ


- EVRENSEL AKIL ile/ve/<> BİREYSEL AKIL


- EVRENSEL ile/ve DOLAYLILIK


- EVRENSEL ile KÜRESEL/KÜREVİ

( ÂLEM-ŞÜMÛL ile ... )

( UNIVERSAL vs. GLOBAL )


- EVRENSEL ile/ve ORTAK

( UNIVERSAL vs./and COMMON )


- EVRENSEL ile ORTAK

( UNIVERSAL vs. COMMON )


- EVRENSEL ile/ve/değil/yerine PAYLAŞILAN

( [not] UNIVERSAL vs./and/but SHARED
SHARED instead of UNIVERSAL )


- EVRENSEL ile/ve/değil/yerine PAYLAŞILAN

( [not] UNIVERSAL vs./and SHARED
SHARED instead of UNIVERSAL )


- EVRENSEL ile/değil TÜMEL


- EVRENSEL = UNIVERSAL[İng., Alm.] = GÉNÉRALE[Fr.] = UNIVERSALIS[Lat.]


- EVRENSELLEŞMEK ile EVRENSELLEŞTİRMEK ile EVRENSELLEŞEBİLMEK ile EVRENSELLEŞTİRİLMEK ile EVRE ile EVREN ile EVRENSEL/LİK ile EVREN PULU ile EVREN BİLİMİ ile EVREN DOĞUMU ile EVREN BİLİMSEL


- EVRİM:
DİRİMSEL ile/değil TARİHSEL


- EVRİM ile EVRİMSEL ile EVRİMSEL EĞİLİM

( EVOLUTION vs. EVOLUTIONARY vs. EVOLUTIONARY TREND )

( تکامل ile ريشه گيري ile تکامل تدريجي ile سير تکاملي ile فرگشتي ile تکاملي ile سير تکامل )

( TAKAMEL ile RYSHEH GYRY ile TAKAMEL TADARYJY ile SYR TAKAMELY ile FARGASHTY ile TAKAMELY ile SYR TAKAMEL )


- EVRİM/SEL ile/ve/değil/yerine/||/<>/< GELİŞİM/SEL

( )

( [not] EVOLUTION vs./and/but/||/<> PROGRESS/DEVELOPMENT
PROGRESS/DEVELOPMENT instead of EVOLUTION )


- EVRİM = TEKÂMÜL = EVOLUTION[İng.] = ÉVOLUTION[Fr.] = ENTWICKLUNG, EVOLUTION[Alm.] = EVOLUTIO[Lat.] = EVOLUCIÓN[İsp.]


- EVVEL ile/ve ÂHİR

( Bâtın. İLE/VE Zâhir. )


- EVVEL[Ar.] ile KABLE[Ar.]


- EXCEL ile MÜKEMMELLİK

( EXCEL vs. EXCELLENCE )

( بهتربودن از ile فضيلت ile سبق ile نغزي ile رجحان ile جودت ile شگرفي ile کمال )

( BACPEHTARBUDAN AZ ile FAZYLAT ile سبق ile نغزي ile رجحان ile JOODAT ile SHGARFY ile KAMAL )


- EXCELLENT :/yerine MÜKEMMEL


- EXTERIOR vs. EXTERNAL


- EXTERNAL :/yerine DIŞ


- EYLEM/FİİL ile/ve ETKİNLİK/FAALİYET

( Tek. İLE/VE Çok. )

( Somut. İLE/VE Soyut. )

( Fizikteki simgesi: S )

( ACTION vs./and ACTIVITY )


- EYLEM:
US/AKIL ve/+/||/<> İSTENÇ/İRÂDE


- EYLEM ile/||/<> EK EYLEM/MECHÛL ile/||/<> EYLEMLİK ile/||/<> ETKEN/EDEN ile/||/<> EDİLGEN EYLEM ile/||/<> BUYRUM ile/||/<> ORTAÇ/FERÎ FİL ile/||/<> GEÇİŞLİ/MÜTEADDÎ ile/||/<> GEÇİŞSİZ/LÂZIM ile/||/<> KİŞİSİZ/MEÇHUL

( ... İLE/||/<> Ad soylu dil birimlerinin yüklem işlevi üstlenmesini sağlayan eylem. İLE/||/<> Başlıca işlevi, eylemin belirttiği oluşu göstermek olan ad özellikli eylemsi. İLE/||/<> Etken biçimde oluşa katılan öğe. İLE/||/<> Öznenin, yapılan işin etkisi altında kaldığını belirten çatıyla kurulan eylem. İLE/||/<> Eylemin yapılması gerektiğini buyurarak anlatan isteme kipi. İLE/||/<> Eylemden türemiş, çoğunlukla ön ad/sıfat, bazen de ad olarak kullanılan eylemsi. İLE/||/<> Nesneyle kullanılan eylem. İLE/||/<> Nesnesiz kullanılan eylem. İLE/||/<> Kişi belirtisi olmayan eylem kipleri ile üçüncü tekil kişi çekimlerinde öznesi belirli olmayan eylem biçimleri için kullanılan bir tanım.+ Diller/Arapca )


- EYLEM = FİİL = ACTION, ACTIVITY[İng.] = ACTION[Fr.] = AKTION, HANDLUNG[Alm.] = ACTION[Lat.] = ACCIÓN[İsp.]


- EYLEM/FİİL ve/> KEMÂL


- EYLEMSİZLİK ile DEVRE DIŞI BIRAKMAK ile AKTİF DEĞİL ile HAREKETSİZLİK

( INACTION vs. INACTIVATE vs. INACTIVE vs. INACTIVITY )

( ناکنش ile بي کاري ile غير فعال کردن ile بي جنبش ile غير فعال ile ناکنش ور ile ناداير ile بدون فعاليت ile کم تحرک ile شل و ول ile بي کاره ile عدم فعاليت ile بي جنبشي )

( NAKONASH ile BEY KARY ile GHYR FAAL KARDAN ile BEY JONBASH ile غير فعال ile NAKONASH VAR ile ناداير ile BEDON FAALYT ile KAM TAHRAK ile SHEL VE VEL ile BEY KAREH ile ADAM FAALYT ile BEY JONBASHY )


- EYTİŞİM ile EYTİŞİMSEL


- EYTİŞİM = FENN-İ MÜNAZARA, İLMİ- CEDEL, İLM-İ HİLAF Ü CEDEL = DIALECTIC[İng.] = DIALECTIQUE[Fr.] = DIALEKTIK[Alm.] = DIALEKTIKE[Yun.] = DIALECTO[İsp.]


- EYTİŞİM/DİYALEKTİK:
DOĞAL ile/ve/||/<> TARİHSEL


- EZ-BER[Fars.] ile EZ-DİL[Fars.]

( Zihinde tutma, unutmamaya çalışma. [EZ: -den. | BER: Göğüs. EZ-BER: Göğüsten.(Kalpten/kalbe anlamına!)]["ezberden" değildir/yanlıştır!] İLE Gönülden. )


- EZEL ile EZELİ/LİK ile EZEL EBET ile EZELİ TAKDİR ile EZELİ REKABET


- EZEL[Ar.] ile EZELL[Ar. < ZELÎL]

( Başlangıcı olmayan geçmiş zaman, öncesizlik. İLE Daha/pek/çok aşağılık kişi. )


- EZEL ile KADÎM


- EZEL değil/yerine/= ÖNCESİZLİK


- EZHEL[Ar.] ile EZHER[Ar.]

( Pek dalgın ve unutkan. Gaflette çok bulunan. İLE Pek beyaz, güzel ve parlak. )


- EZOTERİK RİTÜEL ile/ve/<> DİNSEL RİTÜEL

( İçselliği geliştirici. İLE/VE/<> Dışsallaştırıcı. )


- FAAL FİİL ve AYNEL FİİL ve LÂ'MEL FİİL

( SAĞDAN SOLA!: Birinci/baştaki harf. VE İkinci/ortadaki harf. VE Üçüncü/sondaki harf. )

( VEZİN - MEVZUN )


- FABL değil/yerine/= ÖYKÜNCE


- FADL -ile

( DÜNYADA RIZK, ÂHİRETTE CENNET )


- FAHRî değil/yerine/= ONURSAL


- FAHRÎ[Ar.] değil/yerine/= SAYGIL


- FAİL ile ÂMİL


- FAIL :/yerine BAŞARISIZ OLMAK


- FAİL değil/yerine/= EDİMCİ


- FÂİL ile FÂİL

( İŞLEYEN, YAPAN, EDEN ile ETKİLİ/TE'SİRLİ )


- FAİL ve KÂBİL


- FAİL ile MEF'UL

( Etken, müessir. İLE Edilgen, müteessir. )


- FAİLİ MEÇHUL değil/yerine/= EDİMCİSİ BELİRSİZ/EDİMCİSİ BİLİNMEYEN


- FAİL/LİK ile FAİLİ MEÇHUL


- FAIR :/yerine ADİL


- [gökbilim] FAKÜL[Fr.] değil/yerine/= BENEK


- FAL ile FAL TAŞI


- FALAFEL -ile

( Kızarmış soğanlı nohut ezmesi. [Lübnan mutfağı mezelerinden] )


- FALL :/yerine DÜŞMEK, SONBAHAR


- FAMİLYA ile FAMİLYAL

( Aile. İLE Ailesel. )


- FAMILYAL/FAMILIAL[İng.] değil/yerine/= AİLEVİ


- FARE ile/ve GERBİL


- FARENKS/FARİNKS ile FARİNGEAL

( Boğaz, yutak. İLE Boğaz [ile ilgili], yutak [ile ilgili]. )


- FARK[Ar.] ile FASL[Ar.]


- FARK-I EVVEL ile FARK-I SÂNÎ


- FARKLI ile FARK ile GÖRÜŞ AYRILIĞI ile FARKLI ile FARKLILAŞMA ile TÜREVLENEBİLİR ile DİFERANSİYEL ile DİFERANSİYEL DİŞLİ ile FARKLILAŞTIRMAK ile FARKLILAŞMA ile FARKLILAŞTIRICI ile FARKLI

( DIFFER vs. DIFFERENCE vs. DIFFERENCE OF OPINION vs. DIFFERENT vs. DIFFERENTIA vs. DIFFERENTIABLE vs. DIFFERENTIAL vs. DIFFERENTIAL GEAR vs. DIFFERENTIATE vs. DIFFERENTIATION vs. DIFFERENTIATOR vs. DIFFERENTLY )

( متفاوت بودن ile تفاوت داشتن ile تباين داشتن ile اختلاف داشتن ile تمايز ile مابه التفاوت ile تباين ile تفاضل ile تفاوت ile فرق ile اختلاف ile اختلاف عقيده ile اختلاف نظري ile جوربجور ile غيريکسان ile ناهمانند ile مختلف ile متباين ile متفاوت ile متمايز ile وجه امتياز ile قابل تشخيص ile فرق گذاشتني ile تفاضلي ile افتراقي ile ديفرانسيل ile فرق گذاشتن ile مشتغ گيري ile فرق گذاري ile فرق گذار ile بطور متفاوت )

( MOTEFAVAT BODAN ile TAFAVAT DASHTAN ile TABAYNE DASHTAN ile AKHTELAF DASHTAN ile TAMAYZ ile MABEH ELTEFAVAT ile تباين ile TAFAZEL ile TAFAVAT ile FARGH ile AKHTELAF ile AKHTELAF AGHYDAH ile AKHTELAF NAZARY ile جوربجور ile GHYRYKESAN ile ناهمانند ile MOKHTELF ile متباين ile MOTEFAVAT ile MOTEMAYZ ile VAJEH EMTYAZ ile GHABEL TASHKHYSE ile FARGH GOZASHTANY ile تفاضلي ile AFTARAGHY ile DYFARANSYLE ile FARGH GOZASHTAN ile MOSHTAGH GYRY ile FARGH GOZARY ile FARGH GOZAR ile BETOR MOTEFAVAT )


- FARKLI ile/ve ÖZEL

( DIFFERENT vs./and SPECIAL )


- FARMAKOLOJİK değil/yerine/= EMBİLİMSEL/EMSEL


- FARZ-I MAHAL değil FARZIMUHAL(OLMAYACAK ŞEY YA!)


- FASİD ile BÂTIL


- FASIL[Ar. çoğ. FUSÛL] ile FÂSIL[Ar. < FASL]

( Fasl. | Bir bestekârın aynı makamdan bestelediği iki beste. | Türk müziğinde klasik bir konser programı. İLE Ayıran, bölen, fasleden. )


- FASIL ile FASILA ile FASILALI ile FASILASIZ ile FASIL HEYETİ


- FASİYAL/FACIAL[İng.] değil/yerine/= YÜZ (İLİŞKİLİ)


- FASL[< FUSÛL] -ile

( AYIRMA, AYRILMA | KESİNTİ | BÖLÜM )


- FASL[Ar.] ile FETH[Ar.]


- FASL[Ar.] ile FETK[Ar.]


- FASL[Ar.] ile KAT'[Ar.]


- FASL-VASL ile/ve HAŞR-NEŞR


- FASON ile FASONE ile FASON MAL ile FASON İMALAT ile FASON ÜRETİM


- FATAL değil/yerine/= ÖLDÜRÜCÜ


- FATR[Ar.] ile Fİ'L[Ar.]


- FAUL ile FAUL YAPMAK

( FOUL vs. FOUL PLAY )

( ناجوانمردانه ile چرک شدن ile گير ناپاک ile ناجوانمردي ile کار نادرست )

( NAJAVANMARDANEH ile CHARK SHODAN ile GYR NAPAK ile NAJAVANMARDY ile KAR NADREST )


- FAUL ile FAULLÜ ile FAULSÜZ


- FÂZIL[Ar.] değil/yerine/= ERDEMLİ KİŞİ


- FAZL[Ar.] ile İHSÂN[Ar.]


- [ne yazık ki]
(FAZLA) BASKI ve/||/<>/>/< İHMAL


- FEDERAL :/yerine FEDERAL


- FEDERAL ile FEDERALİZM ile FEDERASYON ile FEDERASYON

( FEDERAL vs. FEDERALISM vs. FEDERATE vs. FEDERATION )

( فدرال ile اتحادي ile فدراليسم ile متعهد کرد ile فدراسيون )

( FADRAL ile اتحادي ile فدراليسم ile MOTEAD KARD ile FADRASYVAN )


- FEDERALLEŞMEK ile FEDERAL ile FEDERALİST ile FEDERALİZM


- FEEL :/yerine HİSSETMEK


- FEHM ile/ve/||/<> AKIL ile/ve/||/<> İLLET ile/ve/||/<> HİKMET

( Kavram. İLE/VE/||/<> Bağlam. İLE/VE/||/<> Neden/içsel. İLE/VE/||/<> Dışsal. )


- FEKAL ile FEKAL-ORAL YOL

( Dışkısal. İLE Dışkı-ağız yolu. )


- FEL ile FELÇ ile FELÇLİ/LİK


- FELEK ile/ve/||/<> ON/UNCU AKIL


- FELSEFE/KAVRAM ANSİKLOPEDİSİNDE:
ARİSTOTELES ile/ve HEGEL


- FELSEFE ile/ve/||/<>/< DİL

( Dilin dil bilgisi. İLE/VE/||/<>/< Aklın dil bilgisi.
Aklın dil bilgisi. İLE/VE/||/<>/< Dilin dil bilgisi. )


- FELSEFE ile/ve KURAMSAL/TEORİK AKIL


- FELSEFÎ ile/ve BİLİMSEL

( An. Cairos. İLE/VE Zaman. Chronos. )


- FELSEFÎ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KAVRAMSAL


- FELSEFÎ ile/değil/yerine YORUMSAL


- FEMORAL ile FEMUR

( Uyluk [ile ilgili], uyluksal. İLE Uyluk kemiği. )


- FENAFİŞŞEYH ile FENAFİRRESUL ile FENAFİLLÂH


- FENOTİP/İK / PHENOTYP/IC[İng.] değil/yerine/= DIŞ GÖRÜNÜM/SEL


- FEODAL ile FEODALİZM ile FEODALİTE

( FEUDAL vs. FEUDALISM vs. FEUDALITY )

( ملوک الطوايفي ile ملوک الطوافي ile تيولي ile تيول )

( MOLOK OLTAVAYFEY ile MOLOK OLTAVAFY ile TYVELY ile TYVEL )


- FEODAL < VIEH[Alm.][:
Mal = Davar]


- FERÂĞ ile/||/<> VEFÂEN FERÂĞ ile/||/<> MERHÛN ile/||/<> GAYR-İ MENKÛL ile/||/<> MEVRÛS MAL ile/||/<> İNTİFÂ ile/||/<> MERİYET/MERİYYET ile/||/<> SÜBÛT-I-ŞERİ

( Satış[Bir mülkün tasarruf, sahip, olma hakkını başkasına terk etme. | Arazi yasasında ise mîrî ya da vakıf arazisinin yararlanma hakkının satışı. İLE/||/<> Taşınmaz mal rehni. İLE/||/<> Rehnedilen mal. İLE/||/<> Taşınmaz mal. İLE/||/<> Miras yolu ile edinilen mal. İLE/||/<> Yararlanma, kullanma. İLE/||/<> Yürürlük. İLE/||/<> Şer'i esaslara göre sabit olan haklar. )


- FERÂGAT(BEZL) ile TERK

( Canına kıymazsan, seyahat etme! )

( ABNEGATION vs. ABANDONMENT )


- FERDÎ değil/yerine/= BİREYSEL/KİŞİSEL


- FERHÂL[Fars.] -ile

( Kıvırcık ve dolaşık olmayan uzun saç. )


- FERTİL ile FERTİLİZASYON

( Döllenebilen, dölleyebilen. İLE Döllenme, dölleme. )