Bugün[21 Şubat 2026]
itibarı ile 25.496 başlık/FaRk ile birlikte,
25.496 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(69/103)


- OCAK/LIK ile OCAKLI ile OCAKÇI/LIK ile OCAKSIZ ile OCAK KATI ile OCAK KAŞI ile OCAK TAŞI


- OÇAK/OÇAQ ile/ve/||/<>/> OÇAKLIK/OÇAQLIK


- OCCUPY :/yerine İŞGAL ETMEK


- OCCUR :/yerine MEYDANA GELMEK


- OD ile OD OCAK


- ODACIK ile TİCARET ODASI ile KAHYA

( CHAMBER vs. CHAMBER OF COMMERCE vs. CHAMBERLAIN )

( مجلسي ile حجره ile اتاق بازرگاني ile اطاق بازرگاني ile پرده دار ile حاجب )

( MOJALSY ile HAJREH ile OTAGH BAZORGANY ile OTAGH BAZORGANY ile PARDEH DAR ile HAJEB )


- ODACI/LIK ile ODACIK


- ODAK ile TEMEL

( FOCAL POINT vs. BASE )


- ODAKLAMAK ile ODAKLANMAK ile ODAKLAŞMAK ile ODAKLANDIRMAK ile ODAKLAŞTIRMAK ile ODAKLANABİLMEK ile ODAKLAYABİLMEK ile ODA ile ODAK ile ODA HAPSİ ile ODA MÜZİĞİ ile ODA SPREYİ ile ODAK NOKTASI


- ODAKLANMAK ile/ve KOŞULLANMAK

( FOCUSING vs./and CONDITIONING )


- ODAKLAŞMAK değil ODAKLANMAK


- ODALI ile ODALIK


- ÖDEM/EDEMA[İng.] değil/yerine/= ŞİŞLİK


- ÖDENEK ile ÖDENEKLİ ile ÖDENEKSİZ/LİK ile ÖDENEKLİ TİYATRO


- ÖDENMEK ile ÖDENCE ile ÖDENCE DAVASI


- ÖDENTİ ile/<> ÖDENEK ile/<> ÖDEME

( AİDAT ile/<> TAHSİSAT ile/<> TEDİYE )


- ÖDEŞMEK ile/ve/<> BOY ÖLÇÜŞMEK


- ÖDEŞMEK ile ÖDEŞTİRMEK


- ÖDETMEK ile ÖDETİLMEK ile ÖDETTİRMEK ile ÖDETEBİLMEK


- ÖDEVLENDİRMEK ile ÖDEV ile ÖDEVLİ ile ÖDEV BİLİMİ ile ÖDEV BİLİMSEL


- ÖDEYEBİLMEK ile ÖDEYİVERMEK


- ÖDE(YE)MEMEK ile/ve ZORUNLU BORÇ ALMAK


- ÖDLEK/LİK ile ÖDLEKÇE


- ÖDÜLLENDİRMEK ile ÖDÜL


- ODUN ÖZÜ, SERT ODUN, GÖVDE ODUNUNUN MERKESİ KISMI = HAŞEB-İ SÂDIK = COEUR DU BOIS


- ÖDÜN VERMEK ile/ve/||/<> AĞIR BEDELLER ÖDEMEK


- ÖDÜN VERMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ALTTAN ALMAK


- ÖDÜN VERMEK ile/değil/yerine ÖNCELİK YÖNETİMİ


- ÖDÜNÇ VERMEK ile BORÇ VEREN

( LEND vs. LENDER )

( وام دادن ile قرض دادن ile وام ده )

( VAM DADAN ile GHARZ DADAN ile VAM DAH )


- ODUNLAŞMAK ile ODUN/LUK ile ODUNCU/LUK ile ODUNLU ile ODUN ÖZÜ ile ODUN BİLİMİ ile ODUN KÖMÜRÜ ile ODUN SOBASI ile ODUN BİLİMSEL


- ÖDÜNLEMEK ile ÖDÜNÇLEMEK ile ÖDÜNÇLENMEK ile ÖDÜNÇLEŞMEK ile ÖDÜN ile ÖDÜNÇ ile ÖDÜNCÜ/LÜK ile ÖDÜNLÜ/LÜK ile ÖDÜNSÜZ/LÜK ile ÖDÜNSÜZCE


- OEDIPUS:
ŞİŞ AYAK ile/ve/||/<> BİLEN AYAK(KİŞİ)

( )


- OFFER :/yerine TEKLİF ETMEK


- ÖFKE" ile/değil/yerine/||/>< AŞK


- ÖFKE ile/ve/=/||/<> BİR ATIMLIK BARUT/OK


- ÖFKE ile/ve/değil/||/<>/< ÇARESİZLİK


- ÖFKE ile/ve/||/<>/> GERGİNLİK


- [hem] "ÖFKE" ile/ve/hem de/||/<>/>< "HAYRANLIK"


- ÖFKELENMEK ile ÖFKELENDİRMEK ile ÖFKELENEBİLMEK ile ÖFKE ile ÖFKELİ/LİK ile ÖFKESİZ/LİK


- OFLAMAK ile OFLAZ


- ÖFLEYİP PÜFLEMEK / OFLAYIP PUFLAMAK


- OFSET ile OFSETÇİ/LİK


- OFTALMOLOJİ/K değil/yerine/= GÖZBİLİM/SEL


- OFTEN :/yerine SIK SIK


- OĞ ile/<> OĞURÇAK ile/<> OĞURDAK ile/<> OĞRAK ile/<> OĞUR

( An. İLE/VE/||/<>/> Salise. İLE/VE/||/<>/> Saniye. İLE/VE/||/<>/> Dakika. İLE/VE/||/<>/> Saat. )


- ÖGE/ÖĞE ile/ve/||/<>/> BİLEŞİK ile/ve/||/<>/> TEK GÖZELİ/HÜCRELİ ile/ve/||/<>/> CANLI ile/ve/||/<>/> ÇOK GÖZELİ/HÜCRELİ ile/ve/||/<>/> İNSAN

( Kimyasal olarak ayrıştırılamayan saf nesneler. İLE/VE/||/<>/> Bir ya da daha fazla ögenin kimyasal olarak birleşmesiyle oluşur. İLE/VE/||/<>/> Bir gözeden oluşan organizmalar. İLE/VE/||/<>/> ... İLE/VE/||/<>/> Birden fazla gözeden oluşan organizmalar. İLE/VE/||/<>/> ... )


- ÖGE/ELEMENT ile BİLEŞİK

( Aynı tür atomlardan oluşan saf nesne. İLE Farklı tür atomlardan oluşan saf nesne. )


- OĞLAKLAMAK ile OĞLAK ile OĞLAK DÖNENCESİ


- OĞLAN ile OĞLANCI/LIK


- ÖĞLE ile ÖĞLEN ile ÖĞLENCİ/LİK ile ÖĞLE ARASI ile ÖĞLE EZANI ile ÖĞLE VAKTİ ile ÖĞLE NAMAZI ile ÖĞLE TATİLİ ile ÖĞLE UYKUSU ile ÖĞLE YEMEĞİ ile ÖĞLE PAYDOSU ile ÖĞLEN ÇEMBERİ


- SAYGI DUYMAK/GÖSTERMEK | DUYAN/GÖSTEREN:
ÖĞRENCİ(N)DEN değil ÖĞRENCİ(N/Y)E


- ÖĞRENİLEN ÖZGÜRLÜK ile/değil/yerine ÖZGÜRLÜK

( [not] LEARNED FREEDOM vs./but FREEDOM
FREEDOM instead of LEARNED FREEDOM )


- ÖĞRENİLEREK ile/ve/değil SORGULANARAK


- ÖĞRENME ve/<> EKSİKLİK

( Öğrenebilmek için eksiklik -ve de eksikliğinin farkındalığı- gerekir. )


- ÖĞRENMEK/ANIMSAMAK ile/ve/değil/yerine YARATMAK

( [not] TO LEARN/REMIND vs./and/but TO CREATE
TO CREATE instead of TO LEARN/REMIND )


- ÖĞRENMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/> ALIŞMAK


- ÖĞRENMEK ile/ve BAĞLANMAK

( TO LEARN vs./and TO BE CONNECTED )


- ÖĞRENMEK ile/ve/> BECERMEK

( TO LEARN vs./and/> TO MANAGE )


- ÖĞRENMEK ile/ve/<> BİLGİ EDİNMEK

( TO LEARN vs./and/<> TO GET INFORMATION )


- ÖĞRENMEK ile BİR KEZ DAHA GÖRMEK

( TO LEARN vs./and TO SEE AGAIN )


- ÖĞRENMEK ile/ve/değil/<> DEĞER KAZANMAK


- ÖĞRENMEK ile/ve EDİNMEK

( TO LEARN vs./and TO GET/ACQUIRE/OBTAIN )


- ÖĞRENMEK ile/ve/<>/> "KALPTE BULMAK"


- ÖĞRENMEK ile/değil/yerine/||/<>/< KAVRAMAK


- ÖĞRENMEK ile/ve/<>/değil/yerine KEŞFETMEK

( [not] TO LEARN vs./and/<>/but TO DISCOVER
TO DISCOVER instead of TO LEARN )

( ... ile/ve/<>/değil/yerine FAXIAN )


- ÖĞRENMEK ile/ve ÖĞRENDİĞİNİ GÖRMEK

( TO LEARN vs./and TO SEE WHAT YOU LEARNED )


- ÖĞRENMEK ile ÖĞRENİLEBİLİR ile ÖĞRENİLDİ ile BİLGİLİ İNSANLAR ile ÖĞRENİLMİŞ BİR ŞEKİLDE ile ÖĞRENCİ ile ÖĞRENME ile ÖĞRENMELER

( LEARN vs. LEARNABLE vs. LEARNED vs. LEARNED PEOPLE vs. LEARNEDLY vs. LEARNER vs. LEARNING vs. LEARNINGS )

( تعلم کردن ile روان کردن ile فرا گرفتن ile تعليم گرفتن ile بلد شدن ile ياد گرفتن ile درس آموختن ile يادگرفتني ile پر مايه ile مکتسب ile نحرير ile فرزان ile عالم ile فاضل ile علام ile عارف ile فاضلانه ile فراگرفته ile عالمانه ile مايه دار ile فضلا ile يادگيرنده ile فضل وکمال ile فرا گيري ile تعلم ile يادگيري ile فراگيري ile معارف )

( TALAM KARDAN ile RAVAN KARDAN ile FARA GARAFTAN ile TAELYM GARAFTAN ile BOLD SHODAN ile YAD GARAFTAN ile DARS AMUKHTAN ile YADGARAFTANY ile PAR MAYYEH ile مکتسب ile نحرير ile FARZAN ile ALAM ile FAZEL ile ALAM ile AREF ile فاضلانه ile FARAGARAFTEH ile ALMANEH ile MAYYEH DAR ile فضلا ile YADEGYRANDEH ile FAZL VOKMAL ile FARA GYRY ile تعلم ile YADEGYRY ile FARAGYRY ile MOAREF )


- ÖĞRENMEK ile ÖĞRENİLMEK ile ÖĞRENEBİLMEK ile ÖĞRENİVERMEK ile ÖĞRENCE/LİK ile ÖĞRENCİ/LİK ile ÖĞRENCİ YURDU ile ÖĞRENCİ BİLETİ ile ÖĞRENCİ BELGESİ ile ÖĞRENCİ KİMLİĞİ


- ÖĞRENMEK/ÖĞRENMEMEK ile/ve/ya da "ÇİLESİNİ ÇEKMEK"


- ÖĞRETİ = DOCTRINE[İng., Fr.] = LEHRE[Alm.] = DOCTRINA < DOCERE:ÖĞRETMEK[Lat.] = DOCTRINA[İsp.]


- ÖĞRETİM BİLGİSİ = FENN-İ TALİM-Ü TEDRİS = DIDACTICS[İng.] = DIDACTIQUE[Fr.] = DIDAKTIK[Alm.] = DIDACTICA[Lat.] = DIDASKEIN[Yun.] = DIDÁCTICO/CA[İsp.]


- ÖĞRETME ile ÖĞRETMEN/LİK


- ÖĞRETMEK ile/ve/değil/yerine AKTARMAK


- ÖĞRETMEK ile/ve/<>/değil/yerine ANLA(T)MAK

( En iyi öğrettiğin şey en çok öğrenmen gereken şeydir. )

( Bir kişiye bilgimin bir bölümünü öğrettiğimde, o kişi, bunun öteki üç bölümünü öğrenemezse, dersimi bir kez daha yinelemem. )

( Hocanın derdi öğretmektir, küstürmek değil! )

( [not] TO TEACH vs./and/<>/but TO EXPLAIN
TO EXPLAIN instead of TO TEACH )

( JIAO ile/değil/yerine ... )


- ÖĞRETMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< DÜŞÜNMELERİNİ SAĞLAMAK


- ÖĞRETMEK ile/ve/<> FARK ETMEK/ETTİRMEK

( Öğretmek, başkalarına senin kadar iyi bildiklerini anımsatmaktır. )

( EACH ONE, TEACH ONE )

( TO TEACH vs./and/<> TO AWARE/TO MAKE SOMEBODY AWARE OF )


- ÖĞRETMEK ile/ve/<>/değil/yerine GÖSTERMEK

( [not] TO TEACH vs./and/<>/but TO SHOW
TO SHOW instead of TO TEACH )


- ÖĞRETMEK ile/ve/değil/yerine KEŞF ETTİRMEK

( [not] TO TEACH vs./and/but TO GET DISCOVER
TO GET DISCOVER instead of TO TEACH )


- ÖĞRETMEK ile/ve/değil/yerine/||/=/<>/< ÖĞRENMEK

( Öğretirken, kendini araya sokmamalı; öğrenirken, "ben varım" dememeli. )

( Öğretirken alçakgönüllülük, öğrenirken o bile değil [tam teslimiyet!(bilgiye tabii! kişiye değil!)]. )

( [öğrenmek] İki kere. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/=/<>/< Bir kere. )

( Ne yazık ki bildiğini kullanmayanların/uygulamayanların, aklını kullanmayanların/kullanmayacakların kapıldığı. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/=/<>/< Aklını kullananların/kullanacakların önceliği. )

( TO TEACH and/||/=/<>/< TO LEARN )


- ÖĞRETMEK ile ÖĞRETİLMEK ile ÖĞRETEBİLMEK ile ÖĞRETİ ile ÖĞRETİCİ/LİK


- ÖĞRETMENİN/HOCANIN SAĞLAYABİLECEKLERİ:
EMNİYETİ SAĞLAMAK ile/ve BAŞLANGIÇTA UYGUN OLAN(LAR)I SUNMAK


- OĞULLANMAK ile OĞUL/LUK ile OĞULLU ile OĞULSUZ ile OĞUL OTU ile OĞUL BALI ile OĞUL OĞUL ile OĞUL UŞAK


- ÖĞÜRMEK ile ÖĞÜRTMEK ile ÖĞÜRLEŞMEK ile ÖĞÜRTLEMEK ile ÖĞÜR/LÜK


- ÖĞÜT VERMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< İYİ/DOĞRU ÖRNEK OLMAK/GÖSTERMEK

( Yolu uzun. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Yolu kısa. )

( Kolay. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< "Kolay değil". )


- ÖĞÜT ile/ve/değil/yerine/||/<> (İYİ/YETERLİ/NİTELİKLİ) ÖRNEK

( Yolu, uzundur. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<> Yolu, kısa ve etkilidir. )


- ÖĞÜT ve/||/<>/> MERAK


- ÖĞÜT ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ÖRNEK

( Yolu/süreci uzundur. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Yolu/süreci kısa ve etkilidir. )


- ÖĞÜTMEK ile ÖĞÜTLEMEK ile ÖĞÜTÜLMEK ile ÖĞÜTEBİLMEK ile ÖĞÜTLEYEBİLMEK ile ÖĞÜT ile ÖĞÜTÇÜ/LÜK ile ÖĞÜTÜCÜ/LÜK ile ÖĞÜTÜCÜ DİŞ


- ÖĞÜTMEK ile ÖĞÜTÜCÜ ile BİLEĞİ TAŞI

( GRIND vs. GRINDER vs. GRINDSTONE )

( سخت کارکردن ile کار يکنواخت ile آسياب شدن ile سودن ile آسياب کردن ile خاييدن ile تيز کننده ile تيز کن ile طاحنه ile کوبنده ile لهکننده ile سنگاب ile سنگآسياب ile سنگ سمباده )

( SOKHT KARKARDAN ile KAR YKONAVAKHT ile ASYAB SHODAN ile سودن ile ASYAB KARDAN ile خاييدن ile TYZ KONANDEH ile TYZ KON ile طاحنه ile KOBANDEH ile لهکننده ile SANGAB ile سنگآسياب ile SANG SAMBADEH )


- ÖĞÜTMEK ile/ve SİNDİRMEK

( Ağızda. İLE/VE Midede ve sonrasında. )

( Yediğinizi için, içtiğinizi yiyin! )

( NÂCÎ[Ar.]: Sindirimi kolay yiyecek. )


- ÖĞÜTMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/>< ÜRETMEK


- ÖJENİK ile ÖJENİK

( EUGENIC vs. EUGENICS )

( صحيح النسب ile به نژادي ile اصلاح نژادي )

( صحيح النسب ile BAH NEJADY ile ESLAH NEJADY )


- OK ile OK ÇENTİĞİ

( ARROW vs. ARROW NOTCH )

( خدنگ ile پيکان ile تير ile سوفار )

( KHODANG ile PEYKAN ile TYR ile سوفار )


- OK ile OK YILANI ile OK MEYDANI


- OK :/yerine TAMAM


- OK ve TUZ

( Delikanlılığı simgeler. VE Dostluğu simgeler. [Tuzun kolay kolay çürümemesi ve çürütmemesinden dolayı.] )

( Eskiden barış amacıyla kullanılırdı. )


- ÖK ile/yerine US

( Akıl. İLE/YERİNE İtaat eden. )


- OK ve YAY

( İlk Selçuklu sultanı, Tuğrul Bey, tüm resmî vesikalarında olduğu gibi gönderdiği mektupların başında yay ve ok işaretlerini koyar ve içine de kendi unvanlarını yazardı. Buna Tuğra deniliyordu. Sonraları bu ok ve yay işaretleri kaldırılmış ise de sultanların ad ve unvanlarını ok ve yay biçiminde gösteren tuğra yöntemi Osmanlı İmparatorluğu'nun sonuna kadar devam etmiştir. )

( Oku ileri atmanın yolu, yayı geri çekmektir... )

( ARROW and BOW/ARC )


- ÖKE/DEHÂ ve/||/+/<>/> GÜZELLİK


- ÖKELİK = DÂHİLİK = GENIALITÉ[Fr.] = GENIALITÄT[Alm.]


- OKIMAK/OQIMAQ ile OKIMAK/OQIMAQ ile OKIMAK/OQIMAQ/OGIMAK ile OKUT/OQUT
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Çağırmak. İLE Okumak. İLE Kusmak. İLE Bir yemeğe katılmaya ya da beyin huzuruna çıkmak üzere alınan çağrı/davet. )


- OKKALAMAK ile OKKA/LIK ile OKKALI ile OKKALI KAHVE


- OKLAMAK ile OKLANMAK


- OKLUK ile OKLU KİRPİ


- OKSALİK[Fr.] değil/yerine/= KUZUKULAĞI ASİDİ

( Kuzukulağı gibi çoğu bitkide rastlanılan, özellikle temizleme maddesi olarak kullanılan, keskin, zehirli asit anlamında kullanılır. [HOCO-COOH] )


- OKSALİK ile OKSALİK ASİT


- OKŞAMAK ile EL YORDAMIYLA

( GROPE vs. GROPING )

( کورمالي کردن ile کورمالي )

( KORMALY KARDAN ile KORMALY )


- OKŞAMAK ile OKŞAMAK

( FONDLE vs. FONDLING )

( نوازش کردن ile ناز و نياز کردن ile نوازش )

( NAVAZESH KARDAN ile NAZ VE NEYAZ KARDAN ile NAVAZESH )


- OKŞAMAK ile OKŞANMAK ile OKŞATMAK ile OKŞAYABİLMEK ile OKŞAYIVERMEK


- OKŞAMAK ile/ve/değil/||/<> OVMAK


- OKŞAMAK ile SIVAZLAMAK

( Sevgi ya da şefkat belirtisi olarak, elini, bir şeyin üzerinde yavaş yavaş gezdirmek ya da ona hafifçe vurmak. | Hafifçe dövmek. | Benzemek, andırmak. | Birini hoşnut etmek. İLE Bir şeyin üstünde, yavaş yavaş, hafifçe, el gezdirmek. )

( BÎMÂR: Bir yetimin başını okşamak, bir kimsesizin sırtını sıvazlamak. )


- ÖKSEMEK ile ÖKSELEMEK ile ÖKSE ile ÖKSE OTU ile ÖKSE KUŞU ile ÖKSE ÇUBUĞU ile ÖKSE OTUGİLLER


- OKSİJEN[Fr. < Yun. OKSYS: Ekşi. | GENNAN: Doğurmak.] ile OZON[Yun.]

( Hidrojenle birleşerek suyu oluşturan, atom ağırlığı 16, rengi, kokusu ve tadı olmayan, havada, %20 oranında bulunan bir gaz.[Sıvı ve katı hallerinde soluk mavi renk ile görünür.] [Simgesi: O] İLE Molekülünde üç atom bulunan oksijenden oluşan, ağır kokulu, gaz durumundaki basit öğe.[Simgesi: O3] )


- OKSİJENLEMEK ile OKSİJENLENMEK ile OKSİJEN ile OKSİJENLİ ile OKSİJENSİZ ile OKSİJENLİ SU ile OKSİJEN ÇADIRI


- OKSİT ile MÜRDESENK[Fars.]

( ... İLE Doğal kurşun oksit. [Simgesi: PbO] )


- OKSİT değil/yerine/= YÜKSELTİK


- OKSİTLEMEK ile OKSİTLENMEK ile OKSİT ile OKSİDE ile OKSİTLİ ile OKSİDASYON


- OKSİYÜR değil/yerine/= SİVRİKUYRUK

( 3-12 mm. uzunluğunda, insanın, özellikle çocukların bağırsaklarında yaşayan, küçük bir solucan. )


- OKSU YAPRAK = VARAK-I SEHMÎ = FEUILLE SAGITTÉE


- ÖKSÜRMEK ile ÖKSÜRTMEK


- ÖKSÜRÜK ile KURU ÖKSÜRÜK


- ÖKSÜRÜK ile ÖKSÜRÜKLÜ ile ÖKSÜRÜK OTU ile ÖKSÜRÜK TIKSIRIK ile ÖKSÜRÜKLÜ TIKSIRIKLI


- ÖKSÜZ/LÜK ile ÖKSÜZ ANASI ile ÖKSÜZ BABASI


- OKUL ile/ve TAPINAK


- OKULLAŞMAK ile OKULLULAŞMAK ile OKUL ile OKULLU/LUK ile OKUL KAÇAĞI ile OKUL ÇOCUĞU ile OKUL ÖNCESİ ile OKUL SONRASI ile OKULLAR ARASI ile OKUL KOOPERATİFİ


- OKUMA YAPMAK" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< YORUM YAPMAK


- OKUMA ile/ve/||/<>/> UZMANLIK


- OKUMAK ve/<> BİRARAYA GELMEK/GETİRMEK

( Anlamak için okursun, anlarsan okursun! )

( TO READ and/<> TO BRING TOGETHER )


- OKUMAK ile/ve/||/<>/></< DİNLEMEK

( Kişileri ayrıştırır. İLE/VE/||/<>/


- OKUMAK ile/ve/değil/||/<>/= DUYURMAK/İLETMEK


- OKUMAK ile/ve/değil EŞİK


- OKUMAK ve/||/<> KONUŞMAK ve/||/<> YAZMAK

( Tamamlar. VE/||/<> Hazırlar. VE/||/<> Olgunlaştırır. )


- OKUMAK ile OKUMA SAATİ ile OKUMA VAKTİ ile OKUMA YAZMA ile OKUMA KİTABI ile OKUMA YİTİMİ ile OKUMA BAYRAMI


- OKUMAK! ile/ve/değil/||/<>/> OKUMAK! ile/ve/değil/||/<>/> OKUMAK!

( Duyduğumu unuturum, gördüğümü anımsarım, okuduğumu anlarım. )

( Kurnaz kişiler, okumayı küçümser; basit kişiler, ona hayran olur; akıllı kişiler ise ondan yararlanır. )

( Okumak bir kişiyi doldurur, kişilerle konuşmak hazırlar, yazmak ise olgunlaştırır. )

( Kişi kendini yetiştirmek/terbiye etmek için okumalıdır! [Başkalarına bilgi satmak için değil!] )

( Kitap okumak, sevgilinin fotoğrafına bakmak gibidir. )

(

Büyük buluş! )

( )

( image )

( Bir kitabı okurken geçen iki saatin, yaşamımın çoğu yılından daha dolu olduğunu fark edince, bir kişinin yaşamının ürkütücü hiçliğini düşünürüm.

Sabahattin Ali )

( "Okuma Alışkanlığı Üzerine" yazısını okumak için burayı tıklayınız... )

( READING! and READING! and READING! )


- OKUMAK ile/ve/değil/||/<>/< OKUYABİLMEK


- OKUMAYA DEĞER ŞEYLER YAZMAK ve/||/<> YAZILMAYA DEĞER ŞEYLER YAŞA(T)MAK


- OKUN "YAYDAN ÇIKMASI" ile "YIRTIK DONDAN ÇIKMAK"


- OKUNAKLI/LIK ile OKUNAKSIZ/LIK


- OKUNAKSIZLIK ile GAYRİ MEŞRULUK ile GAYRİ MEŞRU

( ILLEGIBILITY vs. ILLEGITIMACY vs. ILLEGITIMATE )

( خوانده نشدني ile حرامزادگي ile غير مشروع ile نامشروع )

( KHANDEH NESHODANY ile HARAMZADEGY ile غير مشروع ile NAMESHRU )


- OKUNMAK ile OKUNULMAK ile OKUNABİLMEK


- OKUR-YAZARLIK ile/ve/<> SAYISAL OKUR-YAZARLIK

( ... İLE/VE/<> Sayıları kavrayabilme ve kullanabilme yetisi.[düzeyler, basamaklar, zaman algısı] )

( LITERACY vs./and/<> NUMERIC LITERACY )

( WHIPPLES ve ABCC Endeksleri )


- OKUTMA ile OKUTMAN/LIK


- OKUTMAK ile OKUTULMAK ile OKUTABİLMEK


- OKUTTURMAK ile OKUTTURABİLMEK


- OKUYABİLMEK ile OKUYUVERMEK ile OKUYUCU/LUK


- ÖKÜZ ile/değil ÇITAK

( ... İLE/DEĞİL Boynuzları düzgün, ay biçiminde öküz. | Dağda yaşayan ve geçimini odun satarak sağlayan kişi. | Kaba, huysuz, kavgacı kişi. )


- ÖKÜZ ile İNEK

( ... İLE Gebelik süreleri 275-285 gündür. )

( ... ile İnek )

( OX vs. COW )


- ÖKÜZ ile TİBET ÖKÜZÜ/YAK

( OX vs. YAK )

( ... cum BOS GRUNNIENS )


- ÖKÜZ/LÜK ile ÖKÜZ DAMI ile ÖKÜZ BALIĞI ile ÖKÜZ SOĞUĞU ile ÖKÜZ ARABASI


- OKYANUSU AŞMAK ve/ne yazık ki/||/<>/> DEREDE BOĞULMAK


- OKYANUSU GEÇİP DEREDE BOĞULMAK" ile/ve/||/<> "BİR KAŞIK SUDA FIRTINA KOPARMAK"


- (OLABİLDİĞİNCE) ÖNLERDE OTURMAK ile/ve (OLABİLDİĞİNCE) ARKALARDA VE ORTALARDA OTURMAK

( Tiyatroda. İLE/VE Sinemada ve konserlerde. )


- OLABİLECEKLERİN OLMASI İÇİN UĞRAŞMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< OLMAYABİLECEKLERİN OLABİLMESİ İÇİN SABRETMEK


- ... OLABİLİR ile/ve ... OLSA GEREK ile/ve ... OLMALI


- OLABİLİR yerine ZAMAN GÖSTERECEK


- OLABİLİRLİK değil OLASILIK


- OLABİLİTE değil OLASILIK


- OLABİLMEK ile KAPAK OLABİLİR ile KONSERVE ile KONSERVE YİYECEK ile KONSERVE FABRİKASI

( CAN vs. CAN LID vs. CANNED vs. CANNED FOOD vs. CANNERY )

( توانستن ile قوطي کنسرو ile قوطي ile درقوطي ريختن ile در قوطي ile مست باده ile کنسرو ile کنسروسازي )

( TAVANSTAN ile QOTY KONSORO ile QOTY ile DARQOTY RYKHTAN ile DAR QOTY ile MOST BADEH ile KONSORO ile KONSOROSAZY )


- OLAĞANLAŞMAK ile OLAĞANLAŞTIRMAK ile OLAĞAN/LIK ile OLAĞAN DIŞI/LIK


- OLAĞANÜSTÜ/LÜK ile OLAĞANÜSTÜ HAL


- OL(A)MADIĞIMIZ GİBİ OLMAK/OLMAYA ÇALIŞMAK ile/değil/yerine OLDUĞUMUZ GİBİ OLMAK


- OLAN ile/ve VARLIK

( BEING vs./and EXISTENCE )


- OLAN ile VARLIK


- ... OLANAĞI ..:
SUNMAK ile/ve/||/<> TANIMAK


- OLANAK SAĞLAMAK ile/ve OLANAKLARI SEFERBER ETMEK


- OLANAK ile/ve/||/<> BENZERLİK


- OLANAK ile/ve/değil/<>/> ÇÖZÜLME


- OLANAK ile/ve FIRSAT

( Tutum, fırsatı kendine çeker. )

( Attitude attracts opportunity. )

( POSSIBILITY vs./and OPPORTUNITY )


- OLANAK = İMKÂN = POSSIBILITY[İng.] = POSSIBILITÉ[Fr.] = MÖGLICHKEIT[Alm.] = POSSIBILITAS, POTENTIA[Lat.] = POSIBILIDAD[İsp.]

( İMKÂN: Mekân yaratmak. )


- OLANAK ile OLASILIK

( Durum/koşul belirtir. İLE Belirginliğe/belirsizliğe işaret eder. )

( İMKÂN: Mekân yaratmak. | İki tarafa da nispeti eşit olan. )

( POSSIBILITY vs. PROBABILITY )

( İMKÂN ile İHTİMAL )


- OLANAK ve/<> VAROLAN(MEVCUT)


- OLANAKLARIN/KAZANIMLARIN/SORUNLARIN:
İÇİNDE ile/ve/değil/yerine/||/<>/< EŞİĞİNDE
(OLMAK/OLMAMAK)


- OLANAKLI:
GENÇLİĞİNDE, YALNIZLIĞINI VE YAŞLILIĞINI YAŞAMAK ile/ve/||/<> YAŞLILIĞINDA, TOPLUMSALLIĞINI VE GENÇLİĞİNİ YAŞAMAK


- OLANAKLILIK ile/ve/<> GEÇERLİLİK


- OLANAKLILIK ile/ve/<> GERÇEKLİK


- OLANAKLI/LIK ile/ve KENDİ/LİK

( POSSIBLE/POSSIBILITY vs./and SELF )


- OLANAKLILIK ile/ve KENDİNDELİK


- OLANAK/LILIK ile/ve/<> KOLAYLIK

( POSSIBILITY vs./and/<> EASINESS )


- OLANAKLI/LIK ile/ve/||/<> SONSUZ/LUK


- OLANAKLILIK ile/ve UYGUNLUK

( POSSIBILITY vs./and APPROPRIATENESS )


- OLANAKLILIK/OLANAKSIZLIK ile/ve/değil/||/<>/< YETERLİLİK/YETERSİZLİK

( POSSIBILITY/IMPOSSIBILITY vs./and SUFFICIENCY/INSUFFICIENCY )


- OLANAKSIZI İSTEMEK


- OLANAKSIZLAŞMAK ile OLANAKSIZLAŞTIRMAK ile OLANAK ile OLANAKLI/LIK ile OLANAKSIZ/LIK


- OLANAKSIZLIK/İMKÂNSIZLIK ile/değil/yerine ZORLUK ("ZORLUK" değil/yerine KOLAY OLAMAMA)


- OLANAKSIZ/LIK / OLANAKLI/LIK ve/<> KARARLI/LIK

( Aralarındaki tek fark, kararlılık derecesindedir. )


- OLANAKSIZLIK ile/değil İZİN VERMEME

( [not] IMPOSSIBILITY vs./but NOT TO ALLOW )


- OLANAKSIZ/LIK ile/değil/yerine OLANAKLI/LIK

( Aralarındaki tek fark, kararlılık derecesindedir. )


- OLANI/ELDEKİNİ:
BEĞENMEMEK ile/ve/<>/değil/yerine DAHA İYİSİNİ İSTEMEK


- OLANI BİLMEK ve/||/<>/>/< ORANI BİLMEK


- OLANLA(RLA) / OLDUĞU KADARIYLA:
TATMİN/MUTMAİN OLMA(MA)K ile/ve/değil/yerine/||/<> YETİNME(ME)K


- ...:
OLARAK GÖRMEMEK ile/ve/||/<>/< KABUL ETMEMEK


- ... OLARAK ile/değil/yerine ... OLARAK DA


- ... OLARAK ile/yerine/değil ... SIFATIYLA


- ... OLARAK GÖRMEK ile ... OLARAK KABUL ETMEK

( )


- OLASI) BİR OLUMSUZLUĞU/KAYIBI:
"ESAS ALMAK" değil/yerine ...'YI DA ÖNGÖRMEK/DEĞERLENDİRMEK


- OLASILIĞI DÜŞÜNMEYE BAŞLAMAK ile/ve OLASILIĞIN YÜKSEK OLMASI

( TO BEGIN TO THINK ABOUT PROBABILITY vs./and HIGH PROBABILITY )


- OLASILIK DIŞILIK ile OLASILIK DIŞI ile OLASILIKSIZLIK

( IMPROBABILITY vs. IMPROBABLE vs. IMPROBITY )

( استبعاد ile بعيد ile غير محتمل ile مستبعد ile نا پاکي )

( استبعاد ile بعيد ile غير محتمل ile مستبعد ile نا پاکي )


- OLASILIK ile/ve/değil BULANIK MANTIK

( Bilgisizlikte. İLE/VE/DEĞİL Bilgiye dayalı. )

( [not] PROBABILITY vs./and/but FUZZY LOGIC )


- OLASILIK ile/ve/değil BULANIK MANTIK

( Bilgisizlikte. İLE/VE/DEĞİL Bilgiye dayalı. )


- OLASILIK ile/ve/değil/yerine/||/<>/>< DENEYİM


- OLASI/LIK ile/ve/||/<> GÖRELİ/LİK


- OLASILIK = İHTİMALİYET = PROBABILITY[İng.] = PROBABILITÉ[Fr.] = WAHRSCHEINLICHKEIT[Alm.] = PROBABILITAS[Lat.] = PROBABILIDAD[İsp.]


- OLASILIK ile/||/<> KOMBİNASYON

( Olasılık ve Kombinasyon arasındaki ilişki )


- OLASILIK ile/||/<> KURAM

( Olasılık kuramınin analitik yaklaşımı )

( Pierre-Simon Laplace tarafından 1812 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1749-1827) (Ülke: Fransa) (Alan: Matematik, Astronomi) (Önemli katkıları: Laplace dönüşümü, olasılık teorisi) )


- OLASILIK ile/ve KUVVE


- OLASILIK ile MARKOV ZİNCİRİ/SÜRECİ

( Bir Markov zinciri ya da Markov süreci, her olayın olasılığının yalnızca önceki olayda elde edilen duruma bağlı olduğu olası olaylar dizisini tanımlayan rastlantısal[stokastik] bir modeldir. Zincirin ayrık[discrete] zaman adımlarında durumu hareket ettirdiği, sonsuz[countably infinite] bir dizi, ayrık zamanlı bir Markov zinciri [DTMC] verir. Sürekli zamanlı bir süreç, sürekli zamanlı Markov zinciri [CTMC] olarak adlandırılır. Adını Rus matematikçi Andrey Markov'dan almıştır.

Markov zincirleri, gerçek dünya süreçlerinin istatistiksel modelleri olarak birçok uygulamaya sahiptir, örneğin motorlu taşıtlardaki hız kontrol düzenlerini, bir havaalanına gelen müşteri kuyruklarını ya da hatlarını, döviz kurlarını ve hayvan popülasyonu devinimleri gibi konuları incelemek için kullanılabilir.

Markov süreçleri, karmaşık olasılık dağılımlarından örneklemeyi simüle etmek için kullanılan ve Bayes istatistikleri, termodinamik, istatistiksel mekanik, fizik, kimya, ekonomi, finans, sinyal alanlarında uygulama bulan Markov zinciri Monte Carlo olarak bilinen genel rastlantısal[stokastik] simülasyon yöntemlerinin ve işleme, bilgi kuramı ve konuşma işlemenin temelidir.

Markovian ve Markov sıfatları, Markov süreci ile ilgili bir şeyi tanımlamak için kullanılır. )


- OLASILIK ile MİLYONDA BİR OLASILIK

( Ümitsiz. İLE Çok küçük olsa da bir ümit. )


- OLASILIK ile/ve/değil/ne yazık ki "NİYET OKUMASI"


- OLASI/LIK ile OLASICI/LIK ile OLASILI ile OLASILIK HESABI


- OLASILIK ile/ve POTANSİYEL

( PROBABILITY vs./and POTENTIAL )


- OLASILIK ile/ve/||/<>/> TEDBİR


- OLASILIKLARA "GÜVENMEK" ile/ve/değil/yerine KENDİMİZE GÜVENMEK

( Anımsa ki, her zaman şanslı olmayabilirsin! )

( [not] TO TRUST THE CHANCE vs./and/but TO TRUST THE SELF
TO TRUST THE SELF instead of TO TRUST THE CHANCE
Remind that, you might not lucky every time! )


- OLASILIKLARI DÜŞÜNMEK/HESAPLAMAK ile "ŞOM AĞIZLILIK"


- OLAY UFKU ile/||/<> TEKİLLİK

( Olay ufku dönüş noktası olmayan sınır İLE tekillik sonsuz yoğunluk noktasıdır. Olay ufku gözlemlenebilir İLE tekillik matematiksel kavramdır. Schwarzschild yarıçapı olay ufku büyüklüğü İLE tekillik merkezde yer alır. )

( Karl Schwarzschild tarafından 1916 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1873-1916) (Ülke: Almanya) (Alan: Astrofizik, Matematik) (Önemli katkıları: Schwarzschild yarıçapı, Einstein alan denklemlerinin ilk tam çözümü, kara delik teorisinin matematiği) )


- OLAY ve/<> GELİŞİGÜZEL/LİK


- OLAYLAR'DA:
ARDIŞIKLIK ve BENZERLİK

( En büyük ahmaklık, olayı[vak'ayı] duygularla bozmaktır[tahrib etmektir]. )


- OLAYLARDA/SORUNLARDA:
İZİN VERME(ME)K ile/ve/değil/||/<> İZLEME(ME)K


- OLAYLAŞTIRMAK ile OLAY ile OLAYCI/LIK ile OLAYLI ile OLAYSIZ ile OLAYLAMA ile OLAY BİLİMİ ile OLAY BİLİMSEL


- ÖLÇEK ile/ve/değil EŞİK


- ÖLÇEK ile/ve/<> NİCELİK

( vs./and/||/<> QUALITY )


- ÖLÇEK ile/ve/<> NİTELİK

( vs./and/||/<> ATTRIBUTE )


- ÖLÇEK ile ÖLÇEKLİ ile ÖLÇEKSİZ/LİK ile ÖLÇEK ÇİZGİSİ


- ÖLÇEK ile VERNİYE[< VERNIER adından]

( ... İLE Doğrusal ya da dairesel boyutların ölçülmesinde, ölçme duyarlılığını artıran, çok küçük boyutların ölçülebilmesini sağlayan düzenek. )


- ÖLÇERMEK ile ÖLÇER


- ÖLÇMEK ile/ve HESAPLAMAK

( TO CONSIDER vs./and TO COMPUTE )


- ÖLÇMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< TARTMAK


- ÖLÇMEK ile/ve/<> "YÜKLEMEK"


- ÖLÇÜ ile/ve/değil EŞİK


- ÖLÇÜ ile/ve/<> ÖLÇÜT ile/ve/<> ÖLÇEK

( MEASURE vs./and/<> CRITERION vs./and/<> SCALE )


- ÖLÇÜ ile/ve/||/<> ORAN ile/ve/||/<> MATEMATİK

( Bilim/de. İLE/VE/||/<> Sanat/ta. İLE/VE/||/<> Müzik/te. )

( MEASURE vs./and/||/<> RATIO vs./and/||/<> MATHEMATICS )


- ÖLÇÜLEBİLİRLİK ile/ve ÖLÇÜLEMEZLİK

( Sanat, evrenin ölçülemezliği ile uğraşır. )

( MEASURABILITY vs./and DISMEASURABILITY
Art interest to dismeasurability of universe. )


- ÖLÇÜLEMEZLER VE TARTILAMAZLAR:
ISI ile/ve/||/<> IŞIK ile/ve/||/<> ELEKTRİK ile/ve/||/<> MANYETİZMA


- ÖLÇÜLEMEZLİK ile/ve AKTARILANIN ÖLÇÜLEBİLİRLİĞİ

( UNMEASURABILITY vs./and MEASURABILITY OF TRANSMISSING )


- ÖLÇÜLEMEZLİK ile BULAŞICI

( INCOMMENSURABILITY vs. INCOMMUNICABLE )

( سنجش ناپذيري ile عدم تقارن ile غيرقابل پخش )

( SANJESH NAPAZYRY ile ADAM TAGHARAN ile GHYRAGHABEL POKHSH )


- ÖLÇÜLEMEZLİK ile ÖLÇÜLEMEZ

( IMPONDERABILITY vs. IMPONDERABLE )

( غير محسوسي ile نا انديشيدني )

( غير محسوسي ile NA ANDYSHYDANY )


- ÖLÇÜLÜLÜK ile/ve/<> DENGE

( MODERATION vs./and/<> BALANCE )


- ÖLÇÜP BİÇMEK


- ÖLÇÜSÜZ/LÜK ile/ve/değil/||/<> "GEMSİZ/LİK"


- OLDU-BİTTİ(YE GETİRMEK)


- OLDU ile OLUYOR ile OLACAK

( Daha önce defalarca olmuş olsa bile; olmaya devam ediyor ya da edecek "görünse" bile; olacağı "kesin" diye beklenilse bile olmaya devam edecek anlamına gelmez/getirilemez. )


- OLDUĞUN GİBİ GÖRÜNMEK/KONUŞMAK ile/ve/<> GÖRÜNDÜĞÜN/KONUŞTUĞUN GİBİ OLMAK

( Kendinizi olduğunuz gibi bilmek için tüm fikirlerden vazgeçiniz. )

( TO VISUALIZE LIKE HOW/WHAT YOU ARE vs./and/<> TO BE LIKE HOW/WHAT YOU ARE
To know yourself as you are, give up all ideas. )


- OLDUĞUN GİBİ OLMAK ile/ve/değil/||/<>/< YALINLIK


- VER(EBİL)MEK:
OLDUĞUNDA/BOLLUKTA ile/ve/değil/yerine/||/<>/< OLMADIĞINDA/KITLIKTA/ZORLUKTA/YOKLUKTA


- OLDUKÇA ÇOK ZORLANMAK değil OLDUKÇA ZORLANMAK


- OLDURMAK ile OLDU ile OLDUKÇA ile OLDUM OLASI ile OLDUM BİTTİM ile OLDUM OLASIYA


- ÖLDÜRMEK ile BİRBİRİMİZİ ÖLDÜRMEK ile ZAMANI ÖLDÜRMEK

( KILL vs. KILL EACH OTHER vs. KILL TIME )

( بقتل رساندن ile به قتل رساندن ile ذبح کردن ile کشتار کردن ile مقاتله کردن ile وقت کشتن )

( BAGHTEL RESANDAN ile BAH GHTEL RESANDAN ile ZEBH KARDAN ile KESHTAR KARDAN ile MOGHATLEH KARDAN ile VAGHT KESHTAN )


- ÖLDÜRMEK ile ÖLDÜRTMEK ile ÖLDÜRÜLMEK ile ÖLDÜREBİLMEK ile ÖLDÜRTEBİLMEK ile ÖLDÜRÜCÜ/LÜK


- ÖLDÜRÜCÜ ile ÖLDÜRÜCÜLÜK

( LETHAL vs. LETHALITY )

( مرگ آور ile کشنده بودن )

( MORG AVAR ile KESHANDEH BODAN )


- ÖLEBİLMEK ile ÖLET ile ÖLE DİRİLE


- OLEİK ile OLEİK ASİT