K ile biten FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 25.222 başlık/FaRk ile birlikte,
25.222 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(13/102)
- BELİRSİZ/LİK ile/ve/değil BULANIK/LIK
- BELİRSİZLİK <>/>< BÜTÜNLÜK
( INDEFINITENESS <>/>< INTEGRITY )
- BELİRSİZ/LİK ile/ve/=/||/<> DEĞERSİZ/LİK
- BELİRSİZLİK ile/ve/değil/||/<>/< GERİLİM
( [not] UNCERTAINTY vs./and/||/<>/but VOLTAGE
VOLTAGE instead of UNCERTAINTY )
- BELİRSİZLİK ile/ve/<> GİZEM
- BELİRSİZLİK ile/ve/||/<>/> KARARSIZLIK
- BELİRSİZLİK ile/ve/<> KARMAŞIKLIK
( Nesnesizlikten/kavramsızlıktan. İLE/VE/<> Yöntemsizlikten. )
- BELİRSİZ/LİK ile KEYFÎ/LİK
( INDEFINITE/NESS vs./and ARBITRARY/INESS )
- BELİRSİZLİK ile/ve/<> KUŞKU
- BELİRSİZ/LİK ile MUTLAK
( INDEFINITENESS vs. ABSOLUTE )
- BELİRSİZLİK ile/ve/||/<>/>/< OLANAKSIZLIK
- BELİRSİZ/LİK ile/ve/||/<> OLUMSUZ/LUK
( Zihnin, işleyebildiği tek durum/koşul belirginlik; rahat edemediği tek durum ise belirsizliktir. )
- BELİRSİZ/LİK ile/ve/||/<>/< ÖNGÖRÜLEMEZ/LİK
- BELİRSİZLİK ile RASTGELELİK
( INDEFINITENESS vs. RANDOM )
- BELİRSİZLİK ile/ve/||/<>/> TEDİRGİNLİK
- BELİRSİZLİK ile/ve/değil/yerine/<> ÜMİT
- BELİRSİZLİK ile/ve/||/<> ÜMİTSİZLİK
( Dışarıda, bazı/çoğu şeyde olabilir. İLE/VE (FAKAT)/||/<> İçeride ve hiçbir "şey/durum" için olmamalıdır! )
- BELİRSİZLİKLER ile BELİRSİZLİK ile BELİRSİZ ile BELİRSİZ DİL
( AMBIGUITIES vs. AMBIGUITY vs. AMBIGUOUS vs. AMBIGUOUS LANGUAGE )
( مبهمات ile ابهام ile مبهم ile زبان مبهم )
( MOBAOMAT ile ABEHAM ile MOBEHAM ile ZABAN MOBEHAM )
- BELİRTİ ile ÖZELLİK
( SIGN vs. FEATURE )
- BELİRTİLEBİLMEK ile BELİRTİ ile BELİRTİK ile BELİRTİŞ ile BELİRTİLİ/LİK ile BELİRTİSİZ/LİK ile BELİRTİ BİLİMİ ile BELİRTİLİ NESNE ile BELİRTİ BİLİMSEL ile BELİRTİSİZ NESNE ile BELİRTİLİ TAMLAMA ile BELİRTİSİZ TAMLAMA
- BELİRTMEK ile/ve "ALTINI ÇİZMEK"
- BELİT/AKSİYOM ile/ve/değil EŞİK
- BELİT/AKSİYOM(ATİK) = AXIOM[İng.] = AXIOME/AXIOMATIQUE[Fr.] = AXIOM, GRUNDWAHRHEIT[Alm.] = ASSIOMA[İt.] = AXIOMA[İsp.] = PRONUNTIATUM[Lat.] = AKS.OMA[Yun.] = BEDÎHİYYE, MÜSELLEM[Ar.] = ASLÎ MUTEÂREF[Fars.] = AXIOMA[Felm.]
- BELİTLEMEK ile BELİTLENEBİLMEK ile BELİT
- BELLEĞİNDEN SİLMEK ile/ve/> ETKİSİNDEN/"BÜYÜSÜNDEN" KURTULMAK
( REMOVE FROM MEMORY vs./and/> RELEASE FROM EFFECT/CHARMING )
- BELLEK YİTİMİ ile DUYUM YİTİMİ ile ACI YİTİMİ ile SÖZ YİTİMİ ile HAREKETLERDEKİ DÜZENSİZLİK
( ZIYÂ-İ HÂFIZA ile ZIYÂ-İ HİSS ile ZIYÂ-İ ELEM ile ZIYÂ-İ KELÂM ile ZIYÂ-İ İNTİZÂM )
( AMNÉSIE avec ANESTHÉSIE avec ANALGÉSIE avec APHASIE avec ATAXIE )
- BELLEK ile/ve/<> ALGI
( KUVVE-İ ZÂKİRE ile/ve/<> İDRAK )
( Algı bir örgütlemedir. )
( Bellek Haritası )
( MEMORY vs./and/<> PERCEPTION )
- BELLEK ve/||/<> DİL
( MEMORY and/||/<> TONGUE )
- BELLEK ile/ve GELECEK
- BELLEK ile/ve GÖRÜ
- BELLEK = HÂFIZA = MEMORY[İng.] = MÉMOIRE[Fr.] = GEDÄCHTNIS[Alm.] = MEMORIA[dissil/f.]/RECUERDO[eril/m.][İsp.]
- BELLEK ile/ve/değil İLGİ
- BELLEK ile/<> MNEMOTEKNİ[Fr. < Yun. MNEME: Bellek. | TEKHNE: Sanat.]
( ... İLE/<> Bazı alıştırma ve çağrışımlardan yararlanarak, belleği geliştirme yöntemi. )
- BELLEK ile/ve/değil ÖNCELİK
- BELLEK ile/ve TARİH
( Bellek, sadece benzerlik ve sürekliliği temel alırken, tarih farklılık ve düzensizlikleri önemser. )
( Bellek, geçmişi sözlü gelenek içinde yaşatırken, tarih, geçmişi, yazıyla sergilemektedir. )
( Collingwood, anılar ile tarih arasında farkı, düzenli ve çıkarımsal olup olmamasına bağlamıştır. Tarih düzenli ve çıkarıma dayanan bilgi çeşididir. Anılar ise çoğu zaman bu özelliğe sahip değildir; dolayısıyla onlar tarih değillerdir.
MEMORY vs./and HISTORY )
- BELLEK ile/ve/||/<> TOPLUMSAL BELLEK
- BELLEK ile/ve/yerine/||/<> US/AKIL
( Katıksız aklın, belleğe gereksinimi yoktur. )
( Sahip olunan etkin/aktif ya da pasif bilgilerin, şimdiki zamanda, uygulanabilir/pratik bilgi olarak, hızla ortaya çıkartılabilmesi Us'a[akla/akıllı olmaya] işaret etmez. Beynin çalışma yapıları özerklik gösterdiğinden, içinde bulunulan topludurum[konjonktür] gereği beynin nasıl çalışabileceği önceden bilinebilir/tespit edilebilir değildir. )
( Bellek, süreklilik, yanılsama verir, tekrarlanış ise nedensellik düşüncesini oluşturur. )
( Bellek ve beklenti olmadıkça zaman da yoktur. )
( Bellek, iyi bir hizmetkârdır fakat kötü bir efendidir. )
( Memory gives the illusion of continuity and repetitiveness creates the idea of causality.
Memory is a good servant, but a bad master. )
( MEMORIA cum/et/||/<> ... )
( MEMORY vs./and/||/<> REASON
REASON instead of MEMORY )
- BELLEKTE TAŞIMAK ile/değil/yerine BİLMEK
( Bilgi 2'dir. 1. Hakkında veri sahibi olmak. 2. Nerede bulacağını/bulabileceğini bilmek. [Bu çağda olması gereken ve öncelikli olan nerede bulabileceğini bilmektir.] )
( [not] TO CARRY ON MEMORY vs. TO KNOW
TO KNOW instead of TO CARRY ON MEMORY )
- BELLEKTE TUTMAK/TAŞIMAK değil/>< BİLMEK
- BELLEKTE TUTMAYA ÇALIŞMAK ile/ve/değil/yerine "HEYBEYE ATMAK"
- BELLEME ile BELLEME
( Öğrenip akılda tutmak. | Sanmak. İLE Bel denilen araçla toprağı işlemek. )
- BELLEMEK ile BELLEMEK
( Öğrenip akılda tutmak: | Öğrenmek. İLE Bel denilen araçla toprağı işlemek, aktarmak. )
- BELLEMEK ile BELLENMEK ile BELLETMEK ile BELLETİLMEK ile BELLETTİRMEK ile BELLENEBİLMEK ile BELLETEBİLMEK ile BELLEYEBİLMEK ile BELLEYİVERMEK ile BELLEK ile BELLEM ile BELLEKLİ ile BELLEKSİZ/LİK ile BELLEK KAYBI ile BELLEK YİTİMİ ile BELLEK KÖRLÜĞÜ ile BELLEK DARALMASI ile BELLEK KARIŞIKLIĞI
- BELLEMEK ile/ve/yerine EZBERLEMEK[Fars.]
( ... İLE/VE/YERİNE Kalbe yazmak. )
- BELLEMEK ile/yerine SORGULAMAK/DÜŞÜNMEK
( Sormaz ki bilsin, sorsa bilir; bilmez ki sorsun, bilse sorar. )
( TO MEMORIZE vs. INTERROGATE/TO THINK
INTERROGATE/TO THINK instead of TO MEMORIZE )
- BELLETİCİ AHLÂK ile/yerine DÖNÜŞTÜRÜCÜ AHLÂK
( MORALS OF MEMORIZE vs. TRANSFORMAL MORALS
TRANSFORMAL MORALS instead of MORALS OF MEMORIZE )
- BELLETİLEBİLMEK ile BELLETİCİ/LİK
- BELLİ OLMAK ile DIŞ GÖRÜNÜŞ
( APPEAR vs. APPEARANCE )
( بنظرآمدن ile نميان شدن ile تجلي کردن ile ظاهر شدن ile نمودار شدن ile آفتابي شدن ile عيان شدن ile پديد شدن ile مرئي شدن ile پديدار شدن ile بروز کردن ile بروز ile ظاهر ile ظهور ile پيديش ile منظره ile جلوه ile پک و پوز ile تجلي ile ريخت ile نمود ile طلوع ile منظر ile سيما )
( BANZARAMADAN ile NAMYAN SHODAN ile TAJELY KARDAN ile ZANPAR SHODAN ile NEMODAR SHODAN ile AFTABY SHODAN ile EYAN SHODAN ile PADYD SHODAN ile MARAYEY SHODAN ile PADYDAR SHODAN ile BORUZ KARDAN ile BORUZ ile ZANPAR ile ZEHOR ile پيديش ile MONAZAREH ile JALVEH ile PAK VE POZ ile TAJELY ile RYKHT ile NEMUD ile TALAVO ile MONAZAR ile SYMA )
- BELLİ/LİK ile BELLİK ile BELLİSİZ ile BELLİ BAŞLI ile BELLİ BELİRSİZ/LİK
- BELONG :/yerine AİT OLMAK
- BEMBEYAZ APAK
( ... İLE Bembeyaz. | Çok ak bir biçimde. )
- BEN OLDUM DELİSİ OLMAK ile/yerine NE OLDUM DELİSİ OLMAK ile/yerine BEN/NE OLDUM DELİSİ OLMAMAK(/BU DURUMA DÜŞMEMEK)
- BEN ile/ve/<>/> BİZ ile/ve/<>/> KENDİ/LİK
- BENCİ/LİK ile BENCİL/LİK
( Bencillik, parçanın adına ve bütünün zararına, açgözlülük etmek, ele geçirmek, biriktirmek demektir. )
( Kişi, iç gerçeklerini gözardı eder etmez bencilliğe sürüklenebilir. )
( Dar görüşlü, çiğ kişiler, varlığı bencilce kullanırken, büyük kişiler sahip olduklarını başkalarının yararına değerlendirirler. )
( Başkalarına yararlı olabilmek için esneklik, bencillikten kurtulmak ve insan doğasını anlamak gerekir. )
( Bencillik ıstırabın nedenidir. )
( Bencillik tüm kötülüklerin kaynağıdır. )
( Kendinin, gövde ve zihin olmadığını bilen bir kişi, bencil olamaz. Çünkü, bencillik nedeni olabilecek bir şeye sahip değildir. )
( Savunmak zorunda olduğunuz bir egonuz olduğu sürece şiddet kullanmak zorundasınız. )
( Tek kötülük, budalalık ve bencilliktir. )
( Bencillik merkezi yok olduğu zaman, tüm haz arzusu ve ıstırap korkusu biter. )
( Kişi, kendini sürekli yenilemeli ve başkalarını da meziyetiyle etkileyerek bencillikten uzaklaşmalıdır. )
( Selfishness is the source of all evil.
That as long as you have a self to defend, you must be violent. )
( SELF-SATISFIED(/SELF-SATISFACTION) vs. EGOIST(/EGOISM) / SELFISHNESS )
- [ne yazık ki]
!"BENCİL/LİK / BENCİL/LEŞMEK" ile/değil/yerine/||/<>/< BİREY/LİK / BİREY(SEL)LEŞMEK
- BENCİLLEŞMEK ile BENCİLLEŞEBİLMEK ile BENCİ/LİK ile BENCİL/LİK ile BENCİLCE
- BENCİL/LİK ile/değil/yerine BİREYSEL/LİK
- BENCİL/LİK ile ÇIKARCI/LIK
( AFERİST: Çıkarcı, vurguncu, dalavereci. )
- BENCİLLİK değil/yerine/>< DAYANIŞMA
- BENCİLLİK ile/>< ELEŞTİRİ
- BENCİLLİK ile/değil/>< KENDİNİ ÖNCELİKLENDİRMEK
( Gereksinimlerinin karşılanmasına alışık olmayana, kendini önceliklendirmek, "bencillik" gibi gelebilir. )
- [ne yazık ki]
BENCİLLİK ile/ve/değil/||/<>/< KEYFİLİK
- BENCİLLİK ile/değil/yerine KİŞİLİK/ŞAHSİYET
( Kişi, kendini dışarıdan/ötekinden koruyan değil, dışarıyı/ötekini kendinden koruyan kişidir. )
- [ne yazık ki]
BENCİLLİK ile/ve/||/<>/> NEFRET VE DÜŞMANLIK
- BENCİL/LİK ile/ve/> SAHTEKÂR/LIK
- BENCİL/LİK ile/ve/> SORUMSUZ/LUK
- [ne yazık ki]
BENCİL/LİK ile/ve/<>/değil SORUMSUZ/LUK
- BEND :/yerine EĞMEK
- BENEK[Argu] ile BENEK
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Tahıl tanesi. İLE Bakır para. )
- BENEK ile AK BENEK
( ... İLE Gözün saydam tabakasında bir yara ya da çıban sonucunda oluşmuş, görmeyi derece derece azaltan beyaz benek. )
- BENEK[Ar.] ile BENEK[Tr.]
( Atlas zemin üzerine sırma işlemeli bir tür kumaş. İLE Herhangi bir şey üzerindeki ufak leke. )
- BENEK ile/değil ÇİL
( [not] FLECK vs./but FRECKLE )
- BENEKLENMEK ile BENEKLEŞMEK ile BENEKLENEBİLMEK ile BENEK ile BENEKLİ/LİK ile BENEKLİ KÖPEK BALIĞI
- BENGİLEŞMEK ile BENGİLEŞTİRMEK ile BENGİ/LİK ile BENGİ SU
- BENÎKA[Ar. | çoğ. BENÂYIK] -ile
( Giysinin koltukaltındaki parçası. )
- BEN-İM:
BENLİK ile/ve/değil ÖZNE
( Kendini merkeze koymak. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Başkalarından/ötekilerden ayrı olan. )
- BENİMSEMEK ve/||/<> ANIMSAMAK
- BENİMSEMEK ile BENİMSENMEK ile BENİMSETMEK ile BENİMSETİLMEK ile BENİMSETTİRMEK ile BENİMSENEBİLMEK ile BENİMSENİVERMEK ile BENİMSETEBİLMEK ile BENİMSEYEBİLMEK ile BENİMSEYİVERMEK
- BENİMSEMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KABUL ETMEK
- BENİMSEMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/> KARŞI ÇIKABİLMEK
- BENİMSEMEK ile/ve/değil/yerine/<> ÖZÜMSEMEK
- BENİMSEMEK ile "SAHİP ÇIKMAK"
- BENİMSEMEK ile/ve/<> SAVUNMAK
- BENİMSEMEK ile "TUTMAK"
( TO ADOPT vs. "TO SUPPORT/LIKE" )
- BENİMSEMEK ile "TUTMAK"
- BENLİ ile BENLİK ile BENLİKÇİ/LİK ile BENLİK DAVASI ile BENLİK YİTİMİ ile BENLİK ÇATIŞMASI ile BENLİK İKİLEŞMESİ
- BEN/LİK >< ALÇAKGÖNÜLLÜ/LÜK
( NEFS >< TEVÂZÛ )
- BEN/LİK ile/ve/<>/> KENDİ/LİK
- BENLİK/EGO ile/ve/||/<> KENDİLİK(BENLİK KİMLİĞİ)
- BENLİK ile/ve/||/<>/> ÖYKÜSEL BENLİK
- BENLİK ile/ve/değil/yerine/<>/>< VARLIK
- BENLİKTE ÖLMEK ve/||/<>/> HAKİKATTE DİRİLMEK
- BENLİKTEN/EGODAN VAZGEÇMEMEK ve/ne yazık ki/> KENDİNDEN VAZGEÇMEK
- BENMERKEZCİ/LİK ile/ve/değil/||/<> BENMERKEZLİ/LİK
- BENMERKEZCİ/LİK ile/değil/yerine/>< EVRENSELLİK
- BENZEME ile BENZEMEZ/LİK
- BENZEMEK ile/ve ANDIRMAK
- BENZEMEK/LİK ile BENZETMEK ile BENZEŞMEK ile BENZETİLMEK ile BENZEŞTİRMEK ile BENZETEBİLMEK ile BENZEYEBİLMEK ile BENZERSİZLEŞMEK ile BENZEN ile BENZER/LİK ile BENZEŞ/LİK ile BENZERSİZ/LİK ile BENZER ŞEKİLLER
- BENZEMEZLİK ile/ve/||/<>/< BİRİCİKLİK
- BENZER ile BENZERLİK
( ALIKE vs. ALIKENESS )
( يکجور ile همرنگ ile همشکل ile بتساوي ile همسان ile مانندهم ile يکجوري )
( YKOJUR ile CPEHMARANG ile CPEHMASHEKL ile بتساوي ile NPAMSAN ile MANANDEHAM ile يکجوري )
- BENZER ile BENZEŞEN ile BENZEŞİM ile BENZEŞLİK ile BENZEŞME ile BENZETİ ile BENZETME ile BENZEYİŞ
- BENZER/LİK ile/değil AYRIM/LAR
( Belirleyici olan/olması gereken benzerlik değil ayrımlardır! )
- BENZERLİK ile/ve/değil/||/<>/< DOLAYLILIK
- BENZERLİK ile "MODA"
- BENZER/LİK ile/ve/değil/||/<> PARALEL/LİK
- BENZER/LİK ile TUTARLI/LIK
- BENZER/LİK ile "YAKIN/LIK"
- BENZER/LİK ile/ve YAKLAŞIK/LIK
( SIMILAR/NESS vs./and APPROXIMATE/NESS )
- BENZERLİKTE:
AYNILIK ile/ve/||/<> FARKLILIK
- BENZERSİZLEŞTİRME ile/ve/değil/yerine "FARKLILIK"/"ÖZGÜNLÜK" ATFETMEK
- BENZEŞİM ile/değil BAKIŞIKLIK
- BENZEŞ/LİK ile EŞİT/LİK
( ASSIMILATION vs. EQUALITY )
- BENZEŞLİK ile ÖZDEŞLİK
( ASSIMILATION vs. IDENTITY )
- BENZEŞ/LİK ile ÖZDEŞ/LİK
( ASSIMILATION vs. IDENTITY )
- BENZEŞME ile BENZEŞMEZLİK
- BENZETİLEBİLMEK ile BENZETİ ile BENZETİM ile BENZETİŞ ile BENZETİ RESSAMI ile BENZETİCİ RESSAM
- BENZETMEK ile UZLAŞMAK
( TO SIMILE vs. TO COMPROMISE )
- BENZEYİŞ ile BENZEYİŞSİZLİK
- BENZİNLEMEK ile BENZİN/LİK ile BENZİNCİ/LİK ile BENZİNLİ ile BENZİN POMPASI ile BENZİN İSTASYONU ile BENZİN GÖSTERGESİ
- BENZOİD AROMATİKLİK ile/||/<> NON-BENZOİD AROMATİKLİK
( Benzoid aromatiklik benzene benzeri halka yapısıyken, non-benzoid heteroatomlu halka sistemleridir )
( Formül: Hückel kuralı 4n+2 )
- BER'[Ar.] ile HALK[Ar.]
- BERABER/LİK ile BERABERCE ile BERABERLİK MÜZİĞİ
- BERABERLİK ile HAŞR OLMAK
- BERBER/LİK ile BERBERİ ile BERBERİCE ile BERBER BALIĞI ile BERBER SALONU ile BERBER KOLTUĞU
- BERE ile BERTİK
( Vurma ve incitme sonucunda, gövdenin herhangi bir yerinde oluşan çürük. | Herhangi bir şeyde görülen çizik, ezik. İLE Yara, bere. | İncinmiş, burkulmuş. | Deride mor leke, çürük. )
- BEREKET ALMAK ve EL TUTMAK
- BEREKET ile/ve/||/<> BOLLUK
- BEREKET ile/ve OLANAK
- BEREKET ile/ve OLANAK
- BEREKETLENMEK ile BEREKETLENDİRMEK ile BEREKETSİZLEŞMEK ile BEREKETLENEBİLMEK ile BEREKET ile BEREKETLİ/LİK ile BEREKETSİZ/LİK
- BERELEMEK ile BERELENMEK ile BERELENEBİLMEK ile BERELEYEBİLMEK ile BERE ile BERELİ
- BERG[Fars.] ile BERK[Ar.]
( Yaprak. İLE Şimşek. )
- BERÎK[Ar.] ile BERÎK/E, BÜRÛK[Ar.]
( Işık, parıltı. İLE Un helvası. )
- BERKİMEK ile BERK/LİK
- BERKİMEK ile/ve/||/<> SAĞLAMLAŞMAK, PEKİŞMEK, GÜÇ KAZANMAK
- BERKİTMEK ile BERKİTİLMEK
- BERRAK[Ar.] ile/ve NET[Fr.]
( Berraklık ve yardımseverlik elele gider - her biri hem öbürüne muhtaçtır, hem de öbürünü güçlendirir. )
( Ayna, güneşi çekmek için hiçbir şey yapamaz. O sadece parlaklığını koruyabilir. )
( Durumunuzu berrak bir biçimde görelim, bu berraklık, bizi serbest[sorumlu özgür] duruma getirecektir. )
( Bizi, insan yapacak olan, berraklık ve yardımseverliktir. )
( Clarity and charity go together - each needs and strengthens the other.
The mirror can do nothing to attract the sun. It can only keep bright.
See clearly your condition, your very clarity will release you.
It is 'clarity and charity' that make us human. )
( Aydınlık, açık. | Duru, temiz. İLE Tüm çizgileri belirgin olan, gözün tüm ayrıntılarıyla algılanan, iyi görünen. | İyi duyulan ses. | Kesintilerden sonra geri kalan miktarda olan, safi. | Açık seçik olan, anlaşılmaz yanı bulunmayan. | Tenis, masa tenisi gibi oyunlarda servis atışlarında topun karşı sahaya geçerken fileye değdiğini belirtmek için kullanılan bir söz. )
( LIMPID vs./and CLEAR )
- BERRAKLAŞMAK ile BERRAKLAŞTIRMAK ile BERRAKLAŞABİLMEK ile BERRAKLAŞTIRILMAK ile BERRAKLAŞTIRABİLMEK ile BERRAK/LIK
- BERRAK[Ar.]/LIK değil/yerine/= DURU/LUK / AYDIN LIK / AÇIK/LIK / APAÇIK/LIK
- BERR-İ ATÎK ile/ve BERR-İ CEDÎD
( Eski karalar/topraklar. [Asya, Avrupa, Afrika] İLE/VE Yeni karalar/topraklar. [Amerika, Avustralya] )
- BERTARAF ETMEK değil/yerine/= ORTADAN KALDIRMAK
- BERTMEK ile BERTİLMEK
- BERZAH ile/ve/değil EŞİK
- BEŞ ile BEŞ ON ile BEŞ ÜÇ ile BEŞ BİR ile BEŞ İKİ ile BEŞ DUYU ile BEŞ DÖRT ile BEŞ PARA/LIK ile BEŞ BETER ile BEŞ VAKİT ile BEŞ YÜZLÜ ile BEŞ BİNLİK ile BEŞ YÜZLÜK ile BEŞ PARASIZ/LIK ile BEŞ MİLYONLUK
- BEŞER DOĞMAK ile/ve/> KİŞİ/İNSAN OLMAK
( BEŞER İKEN BÎ-ŞER OLMAKTIR İNSAN OLMAK )
( BIRTH AS HUMAN vs./and/> BEING HUMAN )
- BEŞER ile/değil/yerine/||/<>/> İNSAN (OLABİLMEK)
( Kendini tanımayan, görünüş bazında, "insan" etiketine sahip olan, sınırlı ve âtıl durumda yaşayan.
İLE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>
Kendini gerçekleştirmiş, Bilim, Sanat, Felsefe, Zam/an, Doğa, Ayırdındalık/Farkındalık, Yeğleme/Tercih kavramlarının bağlantılarını oluşturabilmiş, oturtabilmiş ve uygulama durumunda olan bir var olan. )
( Hayvanlıktan ayağa kalkmış olan. İLE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Bilinçte ayağa kalkmış olan. )
( Dayanmayan/dayanamayan, sabretmeyen/sabredemeyen. Sabra dayanamayan. İLE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Dayana(bile)n, sabrede(bile)n. )
( Konuşabilen. İLE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Konuşmayabilen, konuşabildiği gibi konuşmamayı ve/ya da [gereğince] susabilmeyi de becerebilen. )
( Başkasının sözünü bile aktaramayan. İLE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Kendi sözünü söyleyebilen/söyleyen. )
( Kişi, kişinin kurdu ise. İLE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Kişi, kişinin dostu ise. )
( [birbirimize] Yaklaşmak/yaklaşan. İLE/ÖNCELİKLE/||/<>/>< Yaklaşmamak/yaklaşmayan. )
( Görünür. İLE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Görünmez. )
( Görünürlük. İLE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Görebilirlik. )
( Herhangi/belirli biri. İLE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Sanatsal biri. )
( ... İLE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Doya doya, insanlığını yaşayan. )
( Gaflet uykusundan uyanan kişi, beşerdir. Beşer, nefsine mahkûm olan kişidir. Beşer, Allah'ı anlamadan, insan olamaz. İnsan/kişi de bu konuyu hallederse Âdem olur. )
( Dostu bul, ona kavuş. Fakat bunu sindiremeyecek olanlara gösterme! )
( Yapmamız gereken, farkında olmanın farkında olmaktır. )
( Anadan doğma insan yoktur. )
( Beşer iken bî-şer olmaktır, insan olmak. )
( Melekler, insan olamadığından dolayı üzgün; şeytan ise insan olmadığından dolayı memnunmuş. )
( What we need is to be aware of being aware. )
( Kendini kabul etmeyen, itirazı çok ve çeşitli olan. İLE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Kendini kabul eden, kendiyle barışan, itirazları olmayan ya da azalmış olan. )
(
İnsanın Evrimsel Süreci
| Dönem | Tür | Özellikler | Zaman |
|---|---|---|---|
| İlk İnsan Benzeri Atalar | Sahelanthropus tchadensis | İnsan ve şempanze ayrımı; çift ayaklılık belirtileri | 7 - 6 milyon yıl önce |
| Erken Homininler | Orrorin tugenensis | Çift ayaklılık adaptasyonu | 6 - 4 milyon yıl önce |
| Erken Homininler | Ardipithecus ramidus | Ağaçta yaşama ve yerde hareket etme yeteneği | 4,4 milyon yıl önce |
| Australopithecus Dönemi | Australopithecus afarensis | Çift ayaklı yürüyüş, küçük beyin; "Lucy" fosili | 4 - 3 milyon yıl önce |
| Australopithecus Dönemi | Australopithecus africanus | Daha gelişmiş çene yapısı | 3 - 2 milyon yıl önce |
| Erken Homo Türleri | Homo habilis | İlk taş araç kullanımı | 2,5 - 1,8 milyon yıl önce |
| Erken Homo Türleri | Homo rudolfensis | Daha büyük beyin oylumu | 2 - 1,8 milyon yıl önce |
| Orta Homo Türleri | Homo erectus | Afrika'dan göç, ateşin denetimi | 1,8 milyon - 500.000 yıl önce |
| Neandertaller | Homo neanderthalensis | Avrupa ve Asya'da yaşamış, modern insanlarla genetik aktarım | 400.000 - 30.000 yıl önce |
| Modern İnsan | Homo sapiens | Anatomik modern insan, Afrika kökenli | 300.000 yıl önce |
| Modern İnsan | Homo sapiens sapiens | Davranışsal modern insan, ekinsel devrim | 40.000 yıl önce - günümüz |
(
İnsan(Homo) Türlerinin Evrimi
| Dönem | Tür | Özellikler | Zaman |
|---|---|---|---|
| Erken Homo | Homo habilis | İlk taş araç kullanımı, çift ayaklılık | 2,5 - 1,8 milyon yıl önce |
| Erken Homo | Homo rudolfensis | Daha büyük beyin oylumu, uzun yüz yapısı | 2 - 1,8 milyon yıl önce |
| Orta Homo | Homo erectus | Ateşin denetimi, karmaşık araç yapımı | 1,8 milyon - 110.000 yıl önce |
| Orta Homo | Homo heidelbergensis | Barınak yapımı, avlanma stratejileri | 700.000 - 200.000 yıl önce |
| Geç Homo | Homo naledi | Bilinçli gömme davranışı | 335.000 - 236.000 yıl önce |
| Geç Homo | Homo neanderthalensis | Avrupa'da yaşamış, modern insanlarla genetik aktarım | 400.000 - 30.000 yıl önce |
| Geç Homo | Denisova İnsanları | Genetik çözümlemeyle tanımlandı, sınırlı fosil bulguları | 200.000 - 30.000 yıl önce |
| Modern İnsan | Homo sapiens | Anatomik modern insan, Afrika kökenli | 300.000 yıl önce |
| Modern İnsan | Homo sapiens sapiens | Davranışsal modern insan, ekinsel devrim | 40.000 yıl önce - günümüz |
( HUMANUS cum/||/<>/> HOMO )
- BEŞERİYET ile BEŞERİYETÇİ/LİK
- BESİ ile BESİN ile BESİCİ/LİK ile BESİLİ ile BESİNLİ ile BESİ ÖRÜ ile BESİNSİZ/LİK ile BESİ DOKU ile BESİ SUYU ile BESİ YERİ ile BESİ DOKULU ile BESİ DOKUSU ile BESİ MERASI ile BESİ DOKUSUZ ile BESİ HAYVANI
- ... değil BEŞİBİRLİK
- BEŞİK/LİK ile BEŞİKÇİ/LİK ile BEŞİK ÖLÜMÜ ile BEŞİK KERTME ile BEŞİK KERTİĞİ ile BEŞİK SALINCAK
- BEŞİNCİ ile BEŞİNCİ OLARAK
( FIFTH vs. FIFTHLY )
( خامس ile خمس ile خامسا )
( KHAMES ile KHAMS ile خامسا )
- BEŞİNCİ/LİK ile BEŞİNCİ KOL ile BEŞİNCİ AYAK
- BESLEMEK ile/ve/<> BESLENMEK
( ... ile/ve/<> TAGADDÎ/TAGAZZÎ[< GIDÂ/GIZÂ][çoğ. TAGADDİYYÂT/TAGAZZİYYÂT]/TAGDİYE[< GIDA] )
( FEED vs./and/<> NUTRITION/NOURISHMENT/ALIMENT )
- BESLEMEK ile BESLENMEK ile BESLETMEK ile BESLENİLMEK ile BESLENEBİLMEK ile BESLETEBİLMEK ile BESLEYEBİLMEK ile BESLEK
- BESLEMEK ile/ve/<> BESTELEMEK
- BESLEMEK ile/ve/||/<>/> BİÇİMLENDİRMEK
- BESLEMEK ile/ve/<> DESTEKLEMEK
- BESLEMEK ve/||/<> DESTEKLEMEK
- BESLEMEK ile YEM TORBASI ile BESLENMEK ile GERİ BİLDİRİM ile BESLEYİCİ ile BESLEME
( FEED vs. FEED BAG vs. FEED ON vs. FEEDBACK vs. FEEDER vs. FEEDING )
( تغذيه کردن ile خوراک دادن ile عليق دادن ile غذا دادن ile سير کردن ile خوراندن ile توبره ile خوراک کردن ile پس خوراند ile سوخت رسان ile خوراک دهنده ile اطعام )
( TAGHZYYEH KARDAN ile KHORAK DADAN ile ALYGH DADAN ile GHZA DADAN ile SYR KARDAN ile KHORANDAN ile TOBREH ile KHORAK KARDAN ile PES KHORAND ile SOKHT RESAN ile KHORAK DAHANDEH ile ATAM )
- BESLEME/LİK ile BESLEME KIZ ile BESLEME BASIN ile BESLEME BASINCI ile BESLEME NOKTASI ile BESLEME GERİLİMİ
- BESLENME BİLİMİ ile TIBBİ DİYETETİK
( Besinlerin gövdede nasıl kullanıldığını ve insan sağlığını nasıl etkilediğini inceleyen bir bilim dalı. İLE Hastalıkları önlemek ve tedavi etmek için beslenme planları geliştirmeye odaklanan bir sağlık mesleği. Bu iki dalın kesiştiği noktada, bireylere ve hastalara özel beslenme planları oluşturulmaktadır. )
- BESLEYİŞ ile BESLEYİCİ/LİK
- BEŞLİ ile BEŞLİK ile BEŞLİ GANYAN
- BESMELE ile/ve/değil/> ZAMAN/FIRSAT/BOŞLUK
( Herhangi bir eylem öncesinde kullanılan Besmele sadece bir söz değil, günlük hayattaki (zihinsel) koşuşturmanın içinde küçük aralar vererek kontrollü/farkındalıklı olmayı, kendine/zihnine ve olaya/olguya [birkaç salise/saniye olsa bile] fırsat/zaman/boşluk sunmayı sağlar. )
- BEŞPARMAK ile BEŞPARMAK OTU
- BESTE YAPMAK ile ŞİİR YAZ ile BESTELENMİŞ ile BESTECİ ile BİRLEŞTİRMEK ile BESTE YAPMAK ile ŞARKI SÖZÜ BESTELEMEK ile DİZGİ HARF YATAĞI ile KOMPOZİSYON ile KOMPOZİSYONLAR ile KOMPOST
( COMPOSE vs. COMPOSE POEM vs. COMPOSED vs. COMPOSER vs. COMPOSIATE vs. COMPOSING vs. COMPOSING LYRIC vs. COMPOSING STICK vs. COMPOSITION vs. COMPOSITIONS vs. COMPOST )
( تصنيف کردن ile آهنگ ساختن ile تلفيق کردن ile برشته در آوردن ile سرودن ile برشته نظم درآوردن ile شعر گفتن ile خاطرجمع ile متشکل ile نواساز ile مصنف ile تنظيم کننده ile آهنگساز ile آهنگ ساز ile مرکبان ile تاليف ile غزل سرائي ile ورساد ile انشاء ile تصنيف ile قطعه هنري ile ساخت ile تحرير ile مصنفات ile کود گياهي )
( TASNYFE KARDAN ile AHANG SAKHTAN ile TALFYGH KARDAN ile BARSHTEH DAR AVARDAN ile SORUDAN ile BARSHTEH NAZAM DARAVARDAN ile SHER GOFTAN ile KHATRAJMA ile MOTESHEKL ile نواساز ile مصنف ile TANZYM KONANDEH ile AHANGSAZ ile AHANG SAZ ile MARKABAN ile TALYFE ile غزل سرائي ile ورساد ile ENSHA ile تصنيف ile GHATE NPANNARY ile SAKHT ile تحرير ile MASNOFAT ile KOOD GYAHY )
- BESTELEMEK ile BESTELENMEK ile BESTELETMEK ile BESTELENEBİLMEK ile BESTELEYEBİLMEK ile BESTE/LİK ile BESTECİ/LİK ile BESTELİ ile BESTESİZ
- BET :/yerine BAHSE GİRMEK
- BET-BEREKET (ARAMAK)
- BETELENMEK ile BETERLEŞMEK ile BETERLEŞEBİLMEK ile BETER
- BETELENMEK = KARŞI GELMEK, DİKLEŞMEK, KAFA TUTMAK
- BETİ-BENZİ (ATMAK)
- BETİK = KİTAP = BOOK[İng.] = LIVRE[Fr.] = BUCH[Alm.] = LIBRO[İt., İsp.]
- BETİK ve/||/<>/< TAMAMLANDIĞI YERDE BAŞLAYAN
- BETİMLEMEK ile BETİMLENMEK ile BETİMLENEBİLMEK ile BETİMLEYEBİLMEK ile BETİ ile BETİK ile BETİM ile BETİLİ ile BETİSİZ ile BETİMSEL/LİK ile BETİMLEMECİ/LİK ile BETİMLEMELİ ile BETİLİ SANAT ile BETİSİZ SANAT ile BETİMSEL DİL BİLGİSİ ile BETİMLEMELİ DİL BİLGİSİ
- BETİMLEMEK ile/ve PLANLAMAK
( TO DESCRIBE vs./and TO PLAN )
- BETİMLEYİCİ ETİK ile/ve/||/<> NORMATİF ETİK ile/ve/||/<> ÇÖZÜMLEYİCİ ETİK
- BETONLAŞMAK ile BETONLAŞTIRMAK ile BETON ile BETONCU/LUK ile BETONLU ile BETON SOĞUTMA ile BETON SANTRALİ
- BETONU DELMEK ile BETONU SAĞLAMLAŞTIRMAK
- BETÛK[Ar.] ile BETÛK[Ar.]
( Çok keskin. İLE Yuvarlak tabla, bakkal sepeti. )
- BEVLİYE ile BEVLİYECİ/LİK
- BEVZ[Ar.] ile BEVZ / BEVZEK[Ar.]
( Sürekli oturuş. | Kaybolan çillerden sonra yüzün güzelleşmesi. İLE Nem dolayısıyla yiyeyecek ve giyeceklerde oluşan yeşil küf. | Eşek arısı. | Ağacın köküne yakın olan yerleri. )
- BEYAN EDİLEBİLİR ile BEYAN ile BİLDİRİMSEL ile BİLDİRİMSEL ANLAMDA ile İLAN ETMEK ile İLAN EDİLDİ ile BEYAN SAHİBİ
( DECLARABLE vs. DECLARATION vs. DECLARATIVE vs. DECLARATIVE SENSE vs. DECLARE vs. DECLARED vs. DECLAROR )
( اظهارکردني ile قطع نامه ile اظهار ile اظهاريه ile اظهاري ile وجه اخباري ile بصراحت گفتن ile اظهارکردن ile اعلاميه دادن ile اعلان کردن ile اعلام داشتن ile اعلام نمودن ile اظهار شده ile اعلان شده ile اظهارکننده )
( EZEHARKARDANY ile GHATE NAMEH ile EZEHAR ile اظهاريه ile اظهاري ile VAJEH AKHABARY ile BASRAHAT GOFTAN ile EZEHARKARDAN ile ELAMYYEH DADAN ile ELAN KARDAN ile ELAM DASHTAN ile ELAM NEMUDAN ile EZEHAR SHODEH ile ELAN SHODEH ile EZEHARKONANDEH )
- BEYÂN ETMEK ile/ve/değil AKTARMAK/NAKLETMEK
- BEYÂTÎ[Fars.] ile BEYÂTÎ-ARABÂN ile BEYÂTÎ-ARABÂN-PÛSELİK ile BEYÂTÎ-PÛSELİK
( Türk müziğinin en eski makamlarındandır. İLE Türk müziğinin mürekkep makamlarındandır. İLE Fahri efendinin düzenlediği bir makamdır. İLE Zekâi Dede'nin düzenlediği bir mürekkep makamdır. )
- BEYÂTÎ-PÛSELİK[Fars.] ile BEYÂTÎ-ARABÂN-PÛSELİK[Fars.]
( Fahri efendinin düzenlediği bir makamdır. )
- BEYAZ PİRİNÇ yerine/değil KABUKLU/KEPEKLİ PİRİNÇ, ÇELMİK
- [ne yazık ki]
BEYAZ DONLA YÜZMEK ile/değil/yerine/>< MAYO/ŞORT İLE YÜZMEK
( Ayrık ve bitişik 'de/da'ları, "ki'leri, "mi'leri, gerektiği gibi yaz(a)mayan/yayınlamayanların, görüntü kirliliği yaratanların "tutumu". İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Yazım kurallarına uyarak ve noktalamalara özen göstererek, okuyuculara ve dilimize saygı gösterenlerin, görüntü kirliliği yaratmayanların tutumu. )
(
)
(
)
(
)
(
)
(
)
(
)
(
)
(
)
(
)
(
)
- BEYAZKÖŞK :
( Yeniköy, Köybaşı Caddesinden İstinye'ye girişte sağ baştaki Beyaz Köşk, mimari tarzı ile dikkat çeker. Ne zaman ve kim tarafından yaptırıldığı bilinmeyen köşk, tarihi eserlerdendir. )
- BEYAZLATILMAK ile BEYAZLATICI
- BEYDAK[Ar. çoğ. -ile
( BEYÂDIKA] )
- BEYGİR/LİK ile BEYGİRCİ/LİK ile BEYGİRLİ ile BEYGİRSİZ ile BEYGİR GÜCÜ
- BEYHUDELEŞMEK ile BEYHUDELEŞTİRMEK ile BEYHUDE/LİK ile BEYHUDE YERE
- BEYİN:
AUSTRALOPİTEK ile/ve/||/<>/> HOMO ERGASTER ile/ve/||/<>/> HOMO SAPİENS SAPİENS
( 400 cm³ İLE/VE/||/<>/> 800 cm³ İLE/VE/||/<>/> 1200 cm³ )
- BEYİN ile/ve/<> BEYİNCİK
( ... ile/ve/<> MUHEYH )
- BEYİN ile BEYİNLİ ile BEYİNSEL/LİK ile BEYİNSİZ/LİK ile BEYİN GÖÇÜ ile BEYİN GÜCÜ ile BEYİN ZARI ile BEYİNSİZCE ile BEYİN KABUĞU ile BEYİN TAKIMI ile BEYİN ÜÇGENİ ile BEYİN CERRAHI ile BEYİN YANGISI ile BEYİN ZARLARI ile BEYİN ÇİZGESİ ile BEYİN KANAMASI ile BEYİN CERRAHİSİ ile BEYİN FIRTINASI ile BEYİN JİMNASTİĞİ ile BEYİN KARINCIKLARI ile BEYİN OMURİLİK SIVISI ile BEYİN ÇİZGESİ YÖNTEMİ
- BEYİN ile BEYİNSİZ ile BEYİNSİZLİK ile BEYİN YIKAMA
( BRAIN vs. BRAINLESS vs. BRAINLESSNESS vs. BRAINWASH )
( مغزي ile مخ ile مغز ile بي مغز ile بي مخ ile بي مغزي ile شستشويمغزي )
( MOGHZY ile MOKH ile MOGHZ ile BEY MOGHZ ile BEY MOKH ile BEY MOGHZY ile SHASTESHOYMOGHZY )
- BEYİN[Ar.] değil/yerine EMİK
- BEYLİK ile/||/<> BEYLERBEYİ ile/||/<> DAYI
( Bir beyin yönetimi altındaki ülke, küçük devlet.[Anadolu beylikleri, Eretna Beyliği, Erdel Beyliği] İLE/||/<> Sancak beylerine verilen ad ya da san. İLE/||/<> Tunus ve Cezayir Bey'lerine verilen ad.[1711 - 1730] )
- BEYLİK ile BEYLİK
( Bey olma durumu. | Herkesin kullandığı, herkesin bildiği. | Basmakalıp. | Devletle ilgili, devlete özgü olan, devlet malı olan, mirî. | Bir tür küçük ve ince asker battaniyesi. | Rahat yaşama. | Merkeze tam bağlı olmayarak bir beyin yönetimi altındaki ülke, emîrlik, emaret, mirlik. | Hükûmet. )
- BEYLİK ile BEYLİKÇİ ile BEYLİK SÖZ ile BEYLİK TABANCA
- BEYNELMİLEL ile BEYNELMİLELCİ/LİK
- BEYNİN/ZİHNİN İŞLEYİŞİNDE:
TEKRAR ile/ve/||/<> PARALELLİK ile/ve/||/<> MOZAİK
- BEYTÂRÂ[Ar.]/VETERİNERLİK -ile
( Hayvan hekimliği. )
- BEYZBOL ile BEYZBOLCU/LUK ile BEYZBOL SOPASI
- [ne yazık ki]
BEZDİRİDE/YILDIRMADA/MOBBING'DE:
AMAÇLILILIK ile/ve/||/<> SÜREKLİLİK ile/ve/||/<> DÜZENLİLİK
- BEZDİRMEK ile BEZDİRİLMEK ile BEZDİREBİLMEK ile BEZDİRİ ile BEZDİRİCİ
- BEZE ile BEZECİK
( Kolda bir çıban çıksa, koltuğumuzun altında bir beze meydana gelir. Bu beze, gövdenin kendini korumak için oluşturduğu kaledir. Beze ya da bezeler mikropları tutup onların kana karışmasını ve tüm gövdeyi işgal etmesini engellemeye çalışır. )
( NODE vs. NODULE )
- BEZEK =/> BOYAMA/SÜSLEME
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
- BEZEKLEMEK ile BEZEK ile BEZEKLİ ile BEZEKÇİ/LİK
- BEZEME ile/||/<> ARABESK[Fr.]
( ... İLE/||/<> Plastik sanatlarda geometrik görünüşte biçimlerden oluşan bezeme çizgileri, girişik bezeme. | Bir müzik türü. )
- BEZEME ile BEZEMECİ/LİK ile BEZEMELİ
- BEZEMEK ile BEZELEMEK ile BEZ ile BEZE ile BEZM ile BEZELİ ile BEZ TÜYLER
- BEZENMEK ile BEZENEBİLMEK ile BEZEN
- BEZGEK ile BEZİG
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Titreme. | Titremeli humma. İLE Ürperti. )
- BEZGİNLEŞMEK ile BEZGİ ile BEZGİN/LİK ile BEZGİNCE
- BEZGİN/LİK ile/ve DELİ/LİK
- BEZGİN/LİK ile/ve/||/<>/>/< ÜMİTSİZ/LİK
( MEFTÛR[< FÜTÛR] ile/ve/||/<>/>/< ME'YÛS[< YE'S] )
- BEZİLMEK ile BEZİLEBİLMEK
- BEZİRLEMEK ile BEZİR ile BEZİR YAĞI
- BEZK[Fars.] değil/yerine/= TESPİHBÖCEĞİ
- BEZL değil/yerine/= SAÇMAK, DAĞITMAK
- BEZLEMEK ile BEZLETMEK
- BİBERLEMEK ile BİBER/LİK ile BİBERCİ/LİK ile BİBERLİ ile BİBERSİZ ile BİBER GAZI ile BİBER DOLMASI ile BİBER SALÇASI
- BİBERON değil/yerine/= EMZİK
- BİBLİYOGRAFYA YAZARI ile KAYNAKÇA ile KİTAPLIK
( BIBLIOGRAPHER vs. BIBLIOGRAPHY vs. BIBLIOTHECA )
( کتاب شناس ile کتاب شناسي ile فهرست کتب )
( KETAB SHENAS ile KETAB SHENASY ile FANPAREST KETAB )
- BİBLİYOTEK ile BİBLİYOTEKÇİ/LİK
- BIÇAK SIRTI ile/ve/değil EŞİK
- BIÇAK ile/||/<> AKVA
( ... İLE/||/<> Osmanlı'da ileri gelenlerin kullandığı bir bıçak türü. )
- BIÇAK ile BIÇAK DEĞİRMENİ ile BIÇAK BIÇAKLAYICI ile BIÇAK SAPLAMA ile BIÇAKÇI
( KNIFE vs. KNIFE GRINDER vs. KNIFE STABBER vs. KNIFE STABBING vs. KNIFESMITH )
( کارد ile چاقو زدن ile چاقو ile چاقو تيز کن ile چاقو کش ile چاقو کشي ile کارساز )
( KARD ile CHAGHO ZADAN ile CHAGHO ile CHAGHO TYZ KON ile CHAGHO KESH ile CHAGHO KESHY ile KARSAZ )
- BIÇAK ile/ve/||/<> BİTKİ ile/ve/||/<> SÖZ
( Hem olumlu, hem de olumsuz yönde kullanılabilir. )
- BIÇAK ile EKMEK BIÇAĞI
- BIÇAK ile FALÇETA/FALÇETE[İt.]
( ... İLE Eğri, kunduracı bıçağı. )
- BIÇAK ile IŞKI
( ... İLE Kazımakta kullanılan, iki ucunda da sapı olan eğri bıçak. )
- BIÇAK ile JİLET
( KNIFE vs. RAZOR )
( MÛS, SİKKÎN ile ... )
( KÂRD ile ... )
- BIÇAK ile KAMA
( ... İLE Silah olarak kullanılan, ucu sivri, iki ağzı da keskin uzun bıçak. | Açılmış olan boşluklarda tavan ve yanlardan taş ya da cevher parçalarının düşmesini önlemek amacıyla tahkimat öğeleri üstüne ya da arkasına yerleştirilen bir tahkimat parçası. | Kütüğü yarmak için kullanılan ucu sivri, yassı, enli çivi, takoz, kıskı. | Topun gerisini kapayan kapak. | Oyunda kazanılan her parti. | Oyunda sayı. )
- BIÇAK ile KASATURA[İt. < CACCIATORA]
( ... İLE Süngü gibi tüfeğin namlusu ucuna takılan ya da bel kayışına asılı olarak taşınan bir bıçak türü. )
- BIÇAK ile KESKİ
( ... İLE Ağaç, taş, metal vb. yontmaya yarayan, bir ucu keskin çelik araç. | Demir ve sac kesmek için üzerine çekiçle vurularak yürütülen keskin araç, tırnak. | Pulluk gövdesi önüne takılan ve toprağı kesip ayıran, bıçak ya da disk biçiminde çelikten yapılmış pulluk parçası. )
- BIÇAK yerine KESKİN
- BIÇAK ile/ve/||/<> MASAT[Ar. MİŞHAZ]
( ... İLE/VE/||/<> Bıçak bilemeye yarayan, çelikten, çubuk biçiminde araç. )
- BIÇAK ile/ve/<> PIRAZVANA[Fars.]
( ... İLE/VE/<> Kılıç, bıçak gibi saplı şeylerin, sap içinde kalan bölümü. )
- BIÇAK ile/değil TAHRA
( ... İLE Bir tür eğri budama bıçağı. )
- BIÇAK ile YATAĞAN
( ... İLE Namlusu eğimli, iki yanı da kesici, bir tür uzun savaş bıçağı. )
- BIÇAK ile YÜLGÜ/YÜLİGÜ/KEREY/USTURA
( ... İLE Tıraş için kullanılan bıçak. )
(1996'dan beri)