K ile biten FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 25.222 başlık/FaRk ile birlikte,
25.222 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(12/102)
- BAŞLIK ile IŞKIRLAK
( ... İLE Karagöz'ün başlığı. )
- BAŞLIK ile KUKULETA[İt. < COCOLETTA]
( ... İLE Yağmur, soğuk vb. dış etkilere karşı başa geçirilen, giysiye dikili ya da ayrı olarak kullanılan başlık. )
- BAŞLIK ile TAMLAMA
( TITLE vs. NOUN/PROPOSITIONAL PHRASE )
- BASMA ile BASMAK
( Basmak eylemi. | Gazete, dergi, kitap vb. bası ile hazırlanmış yazılı şeyler, matbua. | İskambil kâğıdı ile oynanan bir oyun. | Üzerinde bası ile yapılmış renkli biçimler bulunan pamuklu kumaş. | Bu kumaştan yapılan. | Yerin alçalmasıyla bu yeri örten deniz sularının yükselmesi, çekilme karşıtı. | Basılmış, matbu. | Gübre, tezek. İLE Gövdenin ağırlığını verecek bir biçimde ayak tabanını bir yere ya da bir şeyin üzerine koymak. | Küçük çocuklar ayakta durabilmek. | Bir şeyi, üzerine kuvvet vererek itmek. | Sıkıştırarak yerleştirmek. | Bası işi yapmak, tabetmek. | Örtmek, bürümek, kaplamak. | Bir şey üzerinde kalıp, mühür vb.yle iz yapmak. | Baskın yapmak. | Yaş almak. | Dumanın, sisin vb. çevreyi kaplaması, çökmesi. | Basınç yaparak sıvı ve gazları itmek. | Kümes hayvanları kuluçkaya yatması. | Uygunsuz vaziyette yakalamak. | Bir şeyin etkisinde kalıp eziklik, üzüntü ve ağırlık duymak. )
- BASMAK ile BASMACI/LIK ile BASMALI ile BASMALIK ile BASMA KALIBI
- BAŞMAK ile/ve/||/<> BAŞMAKLIK
( ... İLE Camide ayakkabı konulan yer. | Sultanın anne, kız kardeş, kız ve hasekilerine bağlanan ödenek, has. )
- BASMAK" ile/ve "TEPELEMEK"
- BASMAKALIPLAŞMAK ile BASMAKALIP/LIK
- BAŞMAK/LIK ile BAŞMAKÇI/LIK
- BAŞÖRTÜ ile BAŞÖRTÜLÜ/LÜK
- BAŞŞEHİR ile BAŞŞEHİRLİ/LİK
- BAŞTA ile BAŞTAN ile BAŞTAN BAŞA ile BAŞTAN SONA ile BAŞTAN AŞAĞI ile BAŞTAN SAVMA ile BAŞTAN SAVMACI/LIK
- BAŞTAN ANLATMAK ile/yerine SORULURSA ANLATMAK
( EXPLAINING AT THE BEGINNING vs. EXPLAINING IF SOMEBODY ASKS
EXPLAINING IF SOMEBODY ASKS instead of EXPLAINING AT THE BEGINNING )
- BAŞTAN BAŞA (SARMAK, DOLAŞMAK)
( SER-Â-PÂ, SER-TE-SER )
- BAŞTAN ÇIKARMAK ile/ve YOLDAN ÇIKARMAK
- BAŞTAN ÇIKMAK ile/ve/||/<>/> YOLDAN ÇIKMAK
- BAŞTAN DÜŞÜNMEK ile/ve/değil/yerine/||/<> ZAMANINDA DÜŞÜNMEK
- BASTIR(IL)MAK ile SİNDİR(İL)MEK
( TO (GET) SURPASS vs. TO (GET) CROUCH DOWN )
- BASTIRILMIŞ/LIK ile/ve VAZGEÇMİŞ/LİK
( Kişiler, neden/nasıl vazgeçerler?
( Why people give up? )
Hızlı sonuç beklediklerinden dolayı...
( Expect fast results... )
Kendilerine inançlarını kestiklerinden dolayı...
( Stop believing in themselves... )
Geçmişe saplanıp kalmalarından dolayı...
( Get stuck in the past... )
Hatalarında yaşadıklarından dolayı...
( Dwell on mistakes... )
Gelecekten korktuklarından dolayı...
( Fear the future... )
Değişime direndiklerinden dolayı...
( Resist the change/alteration... )
Güçlerinden vazgeçtiklerinden dolayı...
( Give up the power... )
Güçsüzlüklerine inandıklarından dolayı...
( Believe in their weaknesses... )
Dünyaya sahip oldukları zannından dolayı...
( Feel the world owes them something... )
Başarıyı istemekten çok, hata yapma korkularından dolayı...
( Fear failure more than desire success... )
Nelerin olanaklar içinde olduğunu görememelerinden dolayı...
( Never visualize what is possible... )
Kaybedecek şeylerinin çok olduğu zannından dolayı...
( Feel they have something to lose... )
Fazla çalışmaktan dolayı...
( Overwork... )
Sorunlarının sadece kendilerine özgü ve biricik olduğunu zannetmelerinden dolayı...
( Assume their problems are unique... )
Geri dönmenin ve geri dön işaretinin,
hata yaptıkları anlamına geldiğini zannetmelerinden dolayı...
( See failure as the signal to turn back... )
Kendilerini, üzgün, güçsüz, acınası hissetmelerinden dolayı...
( Feel sorry for themselves... )
)
- BASTIRMAK ile BASTIRILMAK ile BASTIRABİLMEK ile BASTIRIVERMEK ile BASTI ile BASTIK
- BASTIRMAK ile/ve/<> GÖZARDI ETMEK
- BASTIRMAK ile/ve/değil/||/<>/>/< TUTMAK
- BASTIRMAK ile ÜSTÜNÜ ÖRTMEK
- BASTIRMAK ile YATIŞTIRICI ile DEPRESİF ile DEPRESYON ile DEPRESİF
( DEPRESS vs. DEPRESSANT vs. DEPRESSED vs. DEPRESSION vs. DEPRESSIVE )
( دلسرد شدن ile افسردن ile دژم ساز ile فرورفته ile دژم ile افسرده ile غر ile ملول ile منکسر ile گود شدگي ile فرورفتگي ile پريشاني ile فرودافت ile افسرده کننده )
( DELSARD SHODAN ile AFSARDAN ile دژم ساز ile FARVARAFTEH ile دژم ile AFSARDEH ile GHAR ile MOLOL ile منکسر ile GOD SHODEGY ile FARVARAFTAGY ile پريشاني ile FORODAFT ile AFSARDEH KONANDEH )
- BASTON ile BASTONCU/LUK ile BASTONLU ile BASTONSUZ ile BASTON KİLİDİ ile BASTON KÖSTEĞİ ile BASTON FRANCALA
- BASTON ile DEĞNEK
- BAŞVURMAK ile BAŞVURULMAK ile BAŞVURDURMAK ile BAŞVURABİLMEK ile BAŞVURU ile BAŞVURUCU
- BATA-ÇIKA (BUGÜNLERE GELMEK)
- BATABİLMEK ile BATAK/LIK ile BATAR ile BATAKÇI/LIK ile BATA ÇIKA ile BATAKLIK GAZI ile BATAKLIK ARDICI ile BATAKLIK KETENİ ile BATAKLIK BAYKUŞU ile BATAKLIK KUŞLARI ile BATAKLIK NERGİSİ ile BATAKLIK ÇULLUĞU ile BATAKLIK KIRLANGICI
- BATAKLIK ve/||/<> BATAKÇIL
( ... VE/||/<> Bataklıkları seven, bataklıklarda yaşayan bitki ya da hayvan. )
- BATAKLIK ile KARAKURBAĞASI
( FEN vs. FENNY )
( سياه آب ile زمين آبگير ile لجن زار )
( SYAH AB ile ZAMYNE ABGYR ile LAJAN ZAR )
- BATAKLIKTA SİNEK AVLAMAK değil/yerine BATAKLIĞI KURUTMAK
- BATİ ile BATİK
- BATİK ile ÇİTENGE
( ... İLE Zambiya'da, 2 m.'lik, göz alıcı renklerle yapılan tek parçalı, pamuk batik. )
- BÂTIL[< BUTLÂN] ile/değil/yerine/>< HAK
- BATI/LI(uygarlık) = GARB/Î = OCCIDENT/AL[İng., Fr.] = DAS ABENDLAND/ABENDLÄNDISCH[Alm.] = OCCIDENTE/OCCIDENTAL(E)[İt., İsp.] = VESPER, OCCIDENS, TERRÆ OCCIDENTEM VERSUS SITÆ[Lat.] = HE PROS HELIOU DÜSMAS[Yun.] = el-MAĞRİB[Ar.] = GARBÎ[Fars.] = HET AVONDLAND/S[Felm.]
- BATINİ/EZOTERİK değil/yerine/= İÇREK
- BÂTINÎ >< ZÂHİRÎ değil/yerine/= İÇREK >< DIŞRAK
- BÂTINÎ ile/değil HERETİK
( Kendi dininin içindeki "sapmalar". İLE/DEĞİL Dinin dışına yönelik "sapmalar". )
( ... İLE/DEĞİL Ortodoksluk içinde ve sonrasında oluşmuşluğuyla ad bulmuştur. )
( [not] ESOTERIC vs./but HERETIC )
- BÂTINÎ/LİK = ESOTERIC/ISM[İng.] = ÉSOTÉRIQUE/ÉSOTÉRISME[Fr.] = ESOTERISCH/ESOTERISMUS[Alm.] = ESOTERISMO[İt., İsp.] = ESOTERICUS[Lat.] = ESOTERIKOS[Yun.] = BÂTİNİ/YYE, SİRRİ/YYE[Ar.] = BÂTİNÎ/GERÎ[Fars.] = ESOTERISCH/ESOTERISME[Felm.]
- BATIRMAK ile BANDIRMAK
- BATIRMAK ile BATIRILMAK ile BATILILAŞMAK ile BATIRABİLMEK ile BATIRIVERMEK ile BATILILAŞTIRMAK ile BATILILAŞABİLMEK ile BATILILAŞTIRILMAK ile BATI ile BATIK ile BATIL/LIK ile BATIN ile BATIŞ ile BATICI/LIK ile BATILI/LIK ile BATILICA ile BATI BLOKU ile BATIL İNANÇ ile BATIL İTİKAT ile BATI TÜRKÇESİ ile BATILILAŞMACI/LIK
- BATIRMAK ile DALDIRMA
( IMMERSE vs. IMMERSION )
( غسل ارتماسي دادن ile زير آب گرفتن ile زير آب کردن ile غوطهوري )
( GHASL ERTAMASY DADAN ile ZYR AB GARAFTAN ile ZYR AB KARDAN ile GHUTEHORY )
- BATKI/HÜSRAN ile PİŞMANLIK
- BATKI/HÜSRAN[Ar.] ile/değil/yerine ŞAŞIRMA/ŞAŞKINLIK
- BATKI ile BATKIN/LIK
- BATMADAN YÜZMEK ile YÜZER
( FLOAT vs. FLOATING )
( غوطهورساختن ile بهوا راندن ile شناور ساختن ile شناور شدن ile غوطهدادن ile غوطهوري ile شناور ile غوطه ور ile غوطهورسازي )
( GHUTEHORSAKHTAN ile BACPEHVA RANDAN ile SHENAVAR SAKHTAN ile SHENAVAR SHODAN ile غوطهدادن ile GHUTEHORY ile SHENAVAR ile GHUTEH VAR ile GHUTEHORSAZY )
- BATMAK ile BATMAN ile BATMANLI/LIK
- BATTALLAŞMAK ile BATTAL/LIK ile BATTAL BOY ile BATTAL BEDEN
- BAVLIMAK ile BAVLI
- BAVUL ile BAVULCU/LUK ile BAVULLU ile BAVULSUZ ile BAVUL TİCARETİ
- BAY ile BAYİ/LİK
- BAYAĞILAŞMAK ile BAYAĞILAŞTIRMAK ile BAYAĞI/LIK ile BAYAĞI KESİR
- BAYATLAMAK ile BAYATLATMAK ile BAYAT/LIK ile BAYATİ ile BAYATI
- BAYATSIMAK ile BAYATSI
- BAYBURT ile BAYBURTLU/LUK
- BAYGINLAŞMAK ile BAYGIN/LIK
- BAYILMAK ile/ve/değil/yerine/<>/> AYILMAK
- BAYILMAK ile BAYILTMAK ile BAYILTILMAK ile BAYILABİLMEK ile BAYILTTIRMAK ile BAYILA BAYILA
- BAYILMAK ile DAHA SOLUK ile BAYILMA ile BAYGINLIK
( FAINT vs. FAINTER vs. FAINTING vs. FAINTNESS )
( کم نور ile غش کردن ile غشي شدن ile مدهوش شدن ile از حال رفتن ile ضعف کردن ile پس افتادن ile از پا افتادن ile غش ile غشي ile اغماء ile بي هوشي ile هوش بري ile ضعف ile بي حالي )
( KAM NOR ile GHESH KARDAN ile GHESHY SHODAN ile MODEHOSH SHODAN ile AZ HAL RAFTAN ile ZAF KARDAN ile PES AFTADAN ile AZ PA AFTADAN ile GHESH ile غشي ile EGHMA ile BEY TEOOSHY ile TEOOSH BARY ile ZAF ile BEY HALY )
- BAYILMAK ile KENDİNDEN GEÇMEK
( İGMÂ )
- BAYILMAK ile KOMA
( Kısa süreli, yüzeysel ve geçici bilinç kaybıdır. Beyne giden kan akışının azalması sonucu oluşur. İLE Yutkunma ve öksürük gibi reflekslerin ve dışarıdan gelen uyarılara karşı tepkinin azalması ya da yok olması ile ortaya çıkan uzun süreli bilinç kaybıdır. )
( [Bayılma nedenleri]
- Korku, aşırı heyecan.
- Sıcak, yorgunluk.
- Kapalı ortam, kirli hava.
- Aniden ayağa kalkma.
- Kan şekerinin düşmesi.
- Şiddetli enfeksiyonlar.
[Bayılma belirtileri]
- Baş dönmesi, baygınlık, yere düşme.
- Bacaklarda uyuşma.
- Bilinçte bulanıklık.
- Yüzde solgunluk.
- Üşüme, terleme.
- Hızlı ve zayıf nabız.
İLE
[Koma nedenleri]
- Düşme ya da şiddetli darbe.
- Özellikle kafa travmaları.
- Zehirlenmeler.
- Aşırı alkol, uyuşturucu kullanımı.
- Şeker hastalığı.
- Karaciğer hastalıkları.
- Havale gibi ateşli hastalıklar.
[Koma belirtileri]
- Yutkunma, öksürük gibi tepkilerin kaybolması.
- Sesli ve ağrılı dürtülere tepki olmaması.
- İdrar ve dışkı kaçırma. )
( [Koma duruşu(yarı yüzükoyun-yan tutuş)]
- Sesli ya da omzundan hafif sarsarak, uyarı verilerek bilinç kontrol edilir.
- Sıkan giysiler, gevşetilir.
- Ağız içinde yabancı nesne olup olmadığı kontrol edilir.
- Bak, dinle, duyumsa yöntemi ile solunum kontrol edilir.
- Şah damarından nabız kontrol edilir.
- Hastanın/yaralının döndürüleceği tarafa diz çökülür.
- Hastanın/yaralının karşı tarafta kalan kolu karşı omzunun üzerine konur.
- Karşı taraftaki bacağı, dik açı yapacak biçimde kıvrılır.
- İlk yardımcıya yakın kolu, baş hizasında omuzdan yukarı uzatılır.
- Karşı taraf, omuz ve kalçasından tutularak bir hamlede çevrilir.
- Üstteki bacak, kalça ve dizden bükülerek öne doğru destek yapılır.
- Alttaki bacak, hafif dizden bükülerek arkaya destek yapılır.
- Başı uzatılan kolun üzerine yan duruşta hafif öne eğik konur.
- Tıbbî yardım[112] gelinceye kadar bu duruşta tutulur.
- 3–5 dakika ara ile solunum ve nabız kontrol edilir.
)
- BAYINDIRLAŞMAK ile BAYINDIRLAŞTIRMAK ile BAYINDIRLAŞTIRABİLMEK ile BAYINDIR/LIK ile BAYINDIRCI/LIK
- BAYIR DERSEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/> BAĞ DERSEK
( Bayır olur. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Bağ olur. )
- BAYIR DERSEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/> HAYIR(!) DERSEK
( Bayır olur. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Hayır olur. )
- BAYIRLAŞMAK ile BAYIR ile BAYIR KUŞU ile BAYIR AŞAĞI ile BAYIR TURPU ile BAYIR YUKARI
- BAYKUŞ ile YAPALAK
- BAYLANMAK ile BAYLAN/LIK
- BAYLARDA:
AYAKTA İŞEMEK ile/yerine OTURARAK/ÇÖMELEREK İŞEMEK
- BAYRAK ile BANDIRA[< İt. < Alm.]
( ... İLE Geminin hangi devlete ait olduğunu gösteren bayrak. | Yabancı devlet bayrağı. )
- BAYRAK ile MISIR BAYRAĞI
- BAYRAK ile/ve/||/<>/< SANCAK/LİVA[Ar. çoğ. ELVİYE]
( Bir ulusun, belirli bir topluluğun ya da bir örgütün simgesi olarak kullanılan, renk ve biçimle özelleştirilmiş, genellikle dikdörtgen biçiminde kumaş. | Öncü. | Simge. İLE/VE/||/<>/< Bayrak. | Çoğunlukla askeri birliklere verilen, yazı işlemeli, kenarları saçaklı ve gönderli bayrak. | Osmanlı yönetim örgütünde, illerle ilçeler arasında yer alan yönetim bölümü, mutasarrıflık. | Gemilerin sağ yanı. )
( Vatanı simgeler. İLE/VE/||/<>/< Dili(mizi) simgeler. )
( Simgelerin işlevi, anlamı ve değeri çok büyüktür. Bayrak ve Sancak gibi.
Bayrağımız, toprağımızı, vatanımızı ve özgürlüğü simgeler! Sancağımız ise o topraklardaki varlığımızın/birliğimizin göstergesi olan dilimizi!
Bayrak düşerse vatan kaybedilmiş sayılmaz ama Sancak düşmüşse herşey kaybedilmiş demektir! )
( )
( RÂYET/ALEM )
- BAYRAK ile UÇUN
( ... İLE Bayrağın gönder/uçkurluk karşısındaki kenarı. )
- BAYRAK ile ZAYIF ile BAYRAKÇI ile AMİRAL GEMİSİ ile KALDIRIM TAŞI
( FLAG vs. FLAGGY vs. FLAGMAN vs. FLAGSHIP vs. FLAGSTONE )
( بيرق ile رايت ile پرچم ile شل وول ile جگن زار ile پرچمدار ile کشتي دريادار ile تخته سنگ ile سنگ فرش کردن )
( BEYRAGH ile RAYT ile PARCHAM ile SHEL VUL ile جگن زار ile PARCHAMDAR ile KESHTY DARYEDAR ile TAKHTEH SANG ile SANG FARSH KARDAN )
- BAYRAKÇIK, VEKSİLLUM, PAPILIONACEAE FAMİLYASINDA ÇİÇEĞİN ÜST PETALİ = BAYRAK = PAVILLON, ÉTENDARD
- BAYRAKLAŞMAK ile BAYRAKLAŞTIRMAK ile BAYRAKLAŞABİLMEK ile BAYRAKLAŞTIRILMAK ile BAYRAK/LIK ile BAYRAKLI ile BAYRAKÇI/LIK ile BAYRAK BİLİMİ ile BAYRAK DİREĞİ ile BAYRAK TÖRENİ ile BAYRAK YARIŞI ile BAYRAK BİLİMCİ ile BAYRAK MERASİMİ
- BAYRAKTA:
UÇKURLUK ile/ve/||/<>/> UÇUM
( Direğe yakın olan ve ipe bağlı olan eni. İLE/VE/||/<>/> Öteki taraftaki eni. )
- BAYRAMLAŞMAK ile BAYRAMLAŞABİLMEK ile BAYRAM/LIK ile BAYRAMİ/LİK ile BAYRAM AYI ile BAYRAM GÜNÜ ile BAYRAM TOPU ile BAYRAM YERİ ile BAYRAM ALAYI ile BAYRAMLIK AD ile BAYRAM HAVASI ile BAYRAM NAMAZI ile BAYRAM ÇOCUĞU ile BAYRAM ŞEKERİ ile BAYRAM TEBRİĞİ ile BAYRAMLIK AĞIZ ile BAYRAM GAZETESİ ile BAYRAM HEDİYESİ ile BAYRAM ZİYARETİ
- BAZ ile BAZA ile BAZI ile BAZALI ile BAZİÇE ile BAZ YÜK ile BAZASIZ ile BAZI BAZI ile BAZ LOSYON ile BAZ MORFİN
- BAZEN ve BAZI "DURUMLARI/KABULLERİ":
"KURMAK/SÜRDÜRMEK" ile/ve/değil/yerine/||/<>/> YIKMAK/BOZMAK
- BAZI ŞEYLERİ ...
ANLADIKTAN SONRA YAŞAMAK ile/ve/<>/değil/yerine YAŞADIKTAN SONRA ANLAMAK
- BAZI AYRINTILARI ...:
ÖĞRENDİKTEN SONRA YAŞAMAK ile/ve/<>/değil/yerine YAŞADIKTAN SONRA ÖĞRENMEK
( [not] TO REALIZE SOMETHING BEFORE TO LEARN vs./and/but TO LEARN SOMETHING BEFORE TO REALIZE
TO LEARN SOMETHING BEFORE TO REALIZE instead of TO REALIZE SOMETHING BEFORE TO LEARN )
- BAZI BEYİN/PSİKOJENİK HASTALIKLAR ile/ve/||/<>/> YARATICILIK
- BAZI BİLGİLERİN SUNUMUNDA:
TAÇLANMAK ile/ve/değil/<>/></< TAŞLANMAK
( Taşlanılmadan, taçlanılmaz! )
- BAZI DEĞERLERİ/İLKELERİ:
"ALMIŞ/ALMAMIŞ" OLMAK ile/ve/değil/yerine/||/<> ANLAMIŞ OLMAK
- BAZI DUYGULAR/DURUMLAR:
DİLLENDİR(E)MESEK DE ... ile/ve/değil/||/<>/>/< DİLLENDİRİRSEK
( ... de (")olur("). İLE/VE/DEĞİL/||/<>/>/< Bambaşka[tatlı/değerli/etkil(eşiml)i/karşılıklı/coşkulu/sevimli/sevecen] olur. )
- BAZI) DUYGULARI/NI:
SÜREKLİ YAŞAMAK/DUYUMSAMAK ile/ve/değil YOĞUN YAŞAMAK/DUYUMSAMAK
- BAZI KAVRAMLARI:
KOPYALA-YAPIŞTIR değil/yerine TEKRAR TEKRAR DA OLSA YAZMAK
- BAZI KİŞİLER(E/DEN):
UZAK DUR(!)MAK ile/ve/değil/yerine/||/<> (FAZLA) YAKIN OLMAMAK
- BİR ŞEY/BAZI ŞEYLER) BİLİYOR OLMAK ile/ve/değil/yerine (DERİNLEMESİNE) BİLİYOR OLMAK
( [not] TO KNOW (SOMETHING) vs./and/but TO KNOW (DEEPLY)
TO KNOW (DEEPLY) instead of TO KNOW (SOMETHING) )
- BİR/BAZI ŞEY/LER YAPMAK:
BİRİLERİYLE/BAŞKALARIYLA ve/||/<>/> BİRİLERİ/BAŞKALARI İÇİN
- BAZI ŞEYLERİ:
ÇIRPINARAK SİLMEK ile/değil/yerine/>< BİR ÇIRPIDA SİLMEK
- BAZI ŞEYLERİ ...
UNUTMAYA ÇALIŞMAK ile/değil/yerine/>
HİÇ YAŞAMAMAK/YAŞAMAMAYA ÇALIŞMAK
- (BAZI) TROPİKAL MEYVELERİN[AVOKADO, MANGO, KİVİ VB.] YUMUŞATILMASINDA:
PİRİNCİN İÇİNE YATIRMAK ve/||/<> BUZDOLABININ ÜSTÜNE KOYMAK
- BAZİK ile BAZİK OKSİTLER
- Bazı durumları) Tecrübe ederek anlamak yerine SUS!!!
- BAZOFİL ile BAZOFİL ile BAZOFİLİK
( BASOPHIL vs. BASOPHILE vs. BASOPHILIC )
( ماده قليادوست ile بازدوست )
( MADEH GHALYADOST ile BAZDOST )
- BE :/yerine OLMAK
- BEAT :/yerine YENMEK
- BEAUTY :/yerine GÜZELLİK
- BEBEK/ÇOCUK ile APALAK
( ... İLE Tombul, gürbüz, iri bebek ya da küçük çocuk. )
- BEBEK ile BEBEK DİŞİ
( BABY vs. BABY TOOTH )
( طفل ile طفل شيرخوار ile کودک ile کودک شيرخوار ile رضيع ile نوزاده ile نوزاد ile بچه ile دندان شيري )
( TAFEL ile TAFEL SHYRAKHAR ile KOODAK ile KOODAK SHYRAKHAR ile رضيع ile NOZADEH ile NOZAD ile BECHEH ile DANDAN SHYRY )
- BEBEK ile BEBEK ÖLDÜRME ile ÇOCUKSU ile PİYADE
( INFANT vs. INFANTICIDE vs. INFANTILE vs. INFANTRY )
( بچه ile طفل ile خردسال ile خرد سال ile بچه کشي ile کودکانه ile پياده نظام ile پياده )
( BECHEH ile TAFEL ile KHARDSAL ile KHARD SAL ile BECHEH KESHY ile KOODKANEH ile PEYADEH NEZAM ile PEYADEH )
- BEBEK ile/ve/<>/> ÇOCUK
( Ortalama 1 yaşına ulaşana kadar "Bebek", daha sonra "Çocuk" tanımına geçer. )
( ÇAĞA: Çocuk, bebek. )
( BABY vs./and/<>/> CHILD )
- BEBEK ile/ve/<>/> ÇOCUK ile/ve/<>/> ERGEN ile/ve/<>/> GENÇ ile/ve/<>/> ORTA YAŞ ile/ve/<>/> YAŞLI
( [yaş arası] 0-1 İLE/VE/<>/> 1-12. İLE/VE/<>/> 12-18. İLE/VE/<>/> 18-65. İLE/VE/<>/> 66-79. İLE/VE/<>/> 79-99.[Dünya Sağlık Örgütü'nün kabulü olarak] )
- BEBEK ile TAŞ BEBEK
( ... İLE Genellikle alçı vb. yapılmış oyuncak bebek. | Yaşı ilerlemiş olmasına karşın genç görünen kişi. )
- BEBEK ile/ve/değil YENİ DOĞAN
( Yeni doğan bebekler, 440 hz yüksekliğinde ve la notasıyla ağlar. )
( ... ile/ve/değil NEVZAT )
( RADIUN ile/ve/değil ... )
- BEBEK ile/ve/<> ÇOCUK/İN[Türkçe]
( Coşturur. İLE/VE/<> Eğlendirir. )
( Ortalama 1 yaşına ulaşana kadar "Bebek", daha sonra "Çocuk" tanımına geçer. )
( ... ile EN: Büyük çocuk, yetişkin kişi. )
( Çocuktan al haberi! )
( RADÎ'[< REDÂ/REZÂ]: Süt emen bebek. ile TIFIL[çoğ. ETFÂL] )
- BEBEKLEŞMEK ile BEBE ile BEBEK/LİK ile BEBEKÇE ile BEBEK ÖLÜMÜ ile BEBE ASPİRİNİ
- BEBEK/LİK EVRELERİ/NDE:
OTİSTİK ile/ve/> SİMBİYOTİK ile/ve/> AYRIŞMA VE BİREYLEŞME
( 0-2 ay. İLE/VE/> 2-5 ay. İLE/VE/> 6-30 ay. İLE/VE/> 30 ay sonrası. )
( NORMAL AUTISTIC PHASE vs./and/> NORMAL SYMBIOTIC PHASE vs./and/> SEPERATION-INDIVIDUATION PHASE )
- BEBEKTE:
BOŞLUK DUYUSU ile/ve/||/<> YÜKSEKLİK
- BEÇÇE/BEÇE[Fars.] ile ENİK, ENCİK ile CERV[Ar.]
( İnsan ya da hayvan yavrusuna verilen genel ad. İLE Kedi, köpek gibi çok memeli hayvanların yavrusu. | [Ar. ENÎK] Güzel, sevimli, şirin şey. İLE Yırtıcı hayvan yavrusu. )
- BEÇENEK ile BEÇENEK
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Rum ülkesi yakınında yaşayan bir Türk kavmi. İLE Oğuzların bir kolu. )
- BECERİ:
SÖYLEMEK değil/yerine DİNLEMEK
( Dinlemeyenler, öğrenemezler.
Öğrenemeyenler, bilemezler.
Bilemeyenler, olamazlar. )
- BECERİ ile/ve/||/<>/< YETKİNLİK
- BECERİKSİZCE ile BECERİKSİZLİK
( CLUMSILY vs. CLUMSINESS )
( شلخته وار ile ناشيانه ile ناشيگري ile بي عرضگي )
( SHALKHTEH VAR ile NASHYANEH ile ناشيگري ile BEY ARZAGY )
- BECERİKSİZLEŞMEK ile BECERİKLİ/LİK ile BECERİKSİZ/LİK ile BECERİKSİZCE
- BECERİKSİZ/LİK ile/değil TİTİZ/LİK
( [not] CLUMSINESS/INCOMPETENCE vs./but FASTIDIOUSNESS/FUSSINESS )
- BECERMEK ile BECERTMEK ile BECERİLMEK ile BECEREBİLMEK ile BECERİVERMEK ile BECERİ ile BECERİ YİTİMİ
- BECERMEK ile SAĞLAMAK
- BECOME :/yerine OLMAK
- BED ile BET ile BET SURATLI/LIK
- BED :/yerine YATAK
- BEDAVA ile BEDAVALIK
( GRATIS vs. GRATISNESS )
( مجانا ile رايگان ile مفت ile رايگاني )
( مجانا ile RAYGAN ile مفت ile RAYGANY )
- BEDAVALAŞMAK ile BEDAVA/LIK ile BEDAVACI
- BEDAVAYA GETİRMEYE ÇALIŞMAK ile/değil PARASIZLIK(TAN)
- BEDBAHTLIK değil/yerine/= MUTSUZLUK
- BEDBİNLEŞMEK ile BEDBİNLEŞTİRMEK ile BEDBİN/LİK
- BEDEL (ÖDEMEK) ile/ve/<>/değil/yerine KEFÂLET (ÖDEMEK)
- BEDEL ile BEDELCİ ile BEDELLİ ile BEDELSİZ/LİK ile BEDELLİ ASKERLİK ile BEDELSİZ İTHALAT
- BEDEL ile KARŞILIK
( Olumsuz(lar)da. Ödenir. İLE Olumlu(lar)da. Sağlanır/Bulunur. )
( PRICE vs. EQUIVALENT )
( ... ile ALOFA )
- BEDELİ/HARCAMAYI:
KABUL ETMEK ile/ve/<> GÖZDEN ÇIKARMAK
- BEDENDE (OLMAK) ile/ve/değil BEDENDEN (OLMAMAK)
- BEDENLEŞMEK ile BEDEN ile BEDENİ ile BEDENCE ile BEDENCİ ile BEDENSEL/LİK ile BEDEN DİLİ ile BEDEN CEZASI ile BEDEN İŞÇİSİ ile BEDEN EĞİTİMİ ile BEDEN TERBİYESİ
- BEDİİLEŞMEK ile BEDİİLİK
- BEDİRLENMEK ile BEDİR
- BEDÜK = BÜYÜK
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
- BEĞENDİRTMEK ile BEĞENDİREBİLMEK
- BEĞENİ ALMAK değil/yerine BEĞENİLMEK
- BEĞENİ ile ÇEKEMEMEZLİK
- BEĞENİ ile HOŞLANMAK
- BEĞENİ ile/ve/<> İÇERİK
( LIKING vs./and/<> CONTENT )
- BEĞENİ ile UMURSAMAZLIK
( UMÛR[Ar.< EMR]: İşler, hususlar, maddeler, şeyler. | Önem verme, aldırma, üzerinde durma, iş sayma/edinme. )
- BEĞENİLMEK ve/||/<>/>/< KABUL EDİLMEK
- BEĞENİP BEĞENMEMEK değil/yerine BECERİP BECERMEMEK
( Yapılması gerekenlerin ya da düşünülmesi gerekenlerin, beğenilip beğenilmemesi değil becerip becerememek ya da ne kadar becerebildiğindir öncelikli(önemli) olan. )
- BEĞENİR/LİK ile BEĞENİRLİLİK
- BEĞENME ile BEĞENMEZLİK
- BEĞENMEK ile BEĞENİLMEK ile BEĞENDİRMEK ile BEĞENEBİLMEK ile BEĞENİVERMEK ile BEĞENDİRİLMEK ile BEĞENİ ile BEĞENCE ile BEĞENİLİ ile BEĞENİSİZ
- BEĞENMEK ile/ve/<> BENİMSEMEK
( TO LIKE vs./and/<> TO MAKE ONE'S OWN )
- BEĞENMEK ile/ve/<> SEVMEK
( TO LIKE vs./and/<> TO LOVE )
- BEĞENMEMEK ile GÖZÜ TUTMAMAK
- BEGIN :/yerine BAŞLAMAK
- BEHAVIORISM değil/yerine/= DAVRANIŞÇILIK
- BEING :/yerine VARLIK
- BEK ile BEK[İng. < BACK] ile BEK[Fr. < BEC]
( Sert, katı. | Sağlam. İLE Savunma oyuncusu. İLE Hava gazı lambasının ucu. )
- BEK ile BEKA
- BEKÂ BULMAK değil/yerine/= KALICILAŞMAK/KALICI OLMAK
- BEKÂ değil/yerine/= KALIM/KALICILIK
- BEKAR/LIK ile BEKAR ODASI
- BEKAS[Fr. < BÉCASSE] değil/yerine/= ÇULLUK
( Çullukgillerden, Avrupa, Asya ve Kuzey Afrika'da yaşayan, 32 cm. uzunluğunda, tüyleri kahverengi ve kül rengi, göçebe, uzun gagalı bir kuş. )
( SCOLOPAX RUSTICOLA )
- BEKÇİ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< BAHÇIVAN[Fars. < BAĞÇEVAN] OLMAK
- BEKLEME:
GEVŞEK ile/ve/||/<> SIKI ile/ve/||/<> SAF
- BEKLEMEK ile BEKLENMEK ile BEKLETMEK ile BEKLEŞMEK ile BEKLENİLMEK ile BEKLETİLMEK ile BEKLENEBİLMEK ile BEKLETEBİLMEK ile BEKLETİVERMEK ile BEKLEYEBİLMEK ile BEKLEYİVERMEK
- BEKLEMEK ile BEKLENTİ ile ÖNGÖRÜLÜ
( ANTICIPATE vs. ANTICIPATION vs. ANTICIPATIVE )
( پيشدستي کردن ile پيشبيني کردن ile انتظار داشتن ile پيشدستي ile درحالت انتظار )
( PEYSHODASTY KARDAN ile PEYSHABYNEY KARDAN ile ENTEZAR DASHTAN ile PEYSHODASTY ile DARHALT ENTEZAR )
- BEKLEMEK ile BEKLEYEN ile BEKLENTİ ile BEKLENEN ile BEKLEMEK ile BALGAM SÖKTÜRÜCÜ ile BALGAM ÇIKARMA
( EXPECT vs. EXPECTANT vs. EXPECTATION vs. EXPECTED vs. EXPECTING vs. EXPECTORANT vs. EXPECTORATIONS )
( چشم اميد داشتن ile متوقع بودن ile توقع داشتن ile منتظر شدن ile انتظار داشتن ile در انتظار ile آبستن ile ترصد ile چشم داشت ile انتظار ile توقع ile مترقبه ile مورد انتظار ile مترقب ile منتظر ile متوقع ile مترصد ile اميدوار ile بلغم آور ile کف آور ile اخلاط آور ile اخلاط )
( CHESHAM AMYD DASHTAN ile MOTOQE BODAN ile TOQE DASHTAN ile MONTAZAR SHODAN ile ENTEZAR DASHTAN ile DAR ENTEZAR ile ABSTAN ile ترصد ile CHESHAM DASHT ile ENTEZAR ile TOQE ile MOTERGHABEH ile MOORD ENTEZAR ile مترقب ile MONTAZAR ile متوقع ile MOTARSAD ile AMYDAVAR ile BOLGHAM AVAR ile KOF AVAR ile AKHLAT AVAR ile AKHLAT )
- BEKLEMEK ile/ve/değil/yerine/||/<> DAYANÇ/SABIR
- BEKLEMEK" ile/ve İSTEMEK
- BEKLEMEK ile İSTEMEK
( TO WAIT vs. REQUEST )
- BEKLEMEK ile NÖBET
- BEKLEMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ÖNGÖRMEK
- BEKLEMEK ve/> SORGULAMA
- BEKLEMEK ve/= TERBİYE
- BEKLEMEK ve/= TERBİYE
( TO WAIT and/= TRAINING )
- BEKLEMEK ve/> YORGUNLUK
- BEKLENME ile BEKLENMEZ/LİK ile BEKLENMEZLİK FİİLİ
- BEKLENMEDİK ... ile HİÇ BEKLENMEDİK ...
- BEKLENMEDİK ile/ve/<> SIRADIŞI
- BEKLENTİ İÇİNDE OLMAK ile/değil/yerine İSTEDİĞİN ŞEY İÇİN GEREKENİ YAPMAK
- BEKLENTİ İÇİNDE OLMAK ile/yerine PLANLAMA YAPMAK
( TO BE IN EXPECTATION vs. TO PLAN
TO PLAN instead of TO BE IN EXPECTATION )
- BEKLENTİ İÇİNDE SORMAK ile/değil/yerine ANLAMAK ÜZERE SORMAK
( Doğru biçimde anlamak için -inceleyin, araştırın. )
( Anlamak için öteki kişilere güvenmek, iyileşmek için doktorlara güvenmeye benzer. Onlardan, sadece var oldukları ve doğru oldukları zaman yararlanabiliriz. Yok olmuşlarsa ya da yanlışlarsa şanssızız demektir. Fakat bunun yerine, eğer tüm yaşamı, bildiklerimizi nasıl anlayacağımızı öğrenmeye harcarsak, içsel olarak kendini bilme sürekli bizimle birlikte olur, yanlış olduğu zaman ise hemen hemen her zaman işe yarayana kadar onu değiştirebiliriz. )
- [ne yazık ki]
BEKLENTİ ile/ve/değil/yerine/> ANLAMDAN/DEĞERDEN UZAK DÜŞMEK
- BEKLENTİ ile/yerine BEKLEMEK
( Beklenti içinde olmamak esastır. )
( EXPECTATION vs. TO WAIT
TO WAIT instead of EXPECTATION )
- BEKLENTİ ile/ve/<>/değil YÜKSEK EŞİK
( [not] EXPECTATION, ANTICIPATION vs./and/<>/but HIGH EDGE )
- BEKLENTİ(DE OLMAK) değil/yerine/>< KABUL (ETMEK)
( Hiçbir şey için! DEĞİL/YERİNE/>< Her şeyi. )
( Expect(ation) (for) nothing but accept(ion) (for) everything! )
( not EXPECTATION but/>< ACCEPTION
ACCEPTION instead of EXPECTATION )
- BEKLENTİDE OLMA(MA)K ile/ve/değil/yerine/>< "RAHATLIK"
- BEKLENTİDE/İSTEKTE:
YENİ/Sİ ile/ve/<> DAHA FAZLASI/ÇOK
- BEKLENTİYE YANIT ARAMAK ile/yerine (SADECE ANLAMAK İÇİN/ÜZERE) SORU SORMAK
( Yeter ki, soru sormasını bil! Taşlar bile seninle konuşur. )
( TO SEARCH FOR EXPECTATION vs. TO ASK [JUST TO UNDERSTAND]
TO ASK [JUST TO UNDERSTAND] instead of TO SEARCH FOR EXPECTATION )
- BEKLENTİYİ YÖNETMEYE ODAKLANMAK ile/ve/değil/yerine/||/<> ÇÖZÜM ÜRETMEYE ÇABALAMAK
- BEKLETMEK ile GECİKTİRMEK
- BEKTAŞİ/LİK ile BEKTAŞİ SIRRI ile BEKTAŞİ ÜZÜMÜ ile BEKTAŞİ BABASI ile BEKTAŞİ DEDESİ
- BEL[Azr.] = KÜREK[Tr.]
- BELÂ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< AŞK
( Bin. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Bir. )
- BELAGAT/RETORİK değil/yerine/= SÖZDEM
- BELDE değil/yerine/= İLÇİK
- BELDİR = DORUK
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
- BELEDİYE/LİK ile BELEDİYECİ/LİK ile BELEDİYE REİSİ ile BELEDİYE NİKAHI ile BELEDİYE POLİSİ ile BELEDİYE SARAYI ile BELEDİYE ÇAVUŞU ile BELEDİYE BAŞKANI ile BELEDİYE MECLİSİ ile BELEDİYE ENCÜMENİ ile BELEDİYE ZABITASI ile BELEDİYE TEŞKİLATI
- BELEK ile BELEK/BÖLEK ile BELEK ile BELEK/BELİK ile BELEK ile BELEK ile BELEK
ile/değil
BELLEK
( Çocuk bezi. | Kundak. | Beşiğe konulan yatak. İLE Armağan. | Düğün armağanı, çeyiz. | Kumaş, yazma. İLE Korku, korkak. İLE Alacalı, karışık renkli. İLE Üzerinden yol geçen tepe. İLE Saç örgüsü. İLE Antalya'nın bir ilçesi. İLE/DEĞİL Yaşantıları, öğrenilen konuları, bunların geçmişle ilişkisini, bilinçli olarak anlıkta saklama olanağı/gücü, hafıza. | Bir bilgisayarda, programı değişmeyen verileri, yapılacak iş için gerekli olan ara sonuçları toplayan bölüm. )
- BELEMEK ile BEL ile BELA ile BELİ ile BELALI ile BEL BEL ile BELASIZ/LIK ile BEL BAĞI ile BEL AĞRISI ile BEL EVLADI ile BEL FITIĞI ile BEL KEMERİ ile BEL KEMİĞİ ile BELİ BÜKÜK/LÜK ile BEL KÜNDESİ
- BELENMEK ile BELEN
- BELERMEK ile BELERTMEK
- BELEŞ/Çİ/LİK ile/ve/<> OTLAKÇI/LIK
- BELEŞ/LİK ile BELEŞE ile BELEŞÇİ/LİK
- BELGELEMEK ile BELGELENMEK ile BELGELETMEK ile BELGEÇLEMEK ile BELGEÇLETMEK ile BELGELENDİRMEK ile BELGELENEBİLMEK ile BELGELEYEBİLMEK ile BELGE/LİK ile BELGEÇ ile BELGECİ/LİK ile BELGELİ ile BELGESEL ile BELGESİZ/LİK ile BELGELİKÇİ/LİK ile BELGESELCİ/LİK ile BELGESEL FİLM
- BELGİLEMEK ile BELGİ ile BELGİN/LİK ile BELGİT ile BELGİLİ ile BELGİSİZ/LİK ile BELGİSİZ SIFAT ile BELGİSİZ ZAMİR
- BELIEVE :/yerine İNANMAK
- BELİĞ ile BELİK
( Belagati olan, belagatli. İLE Saç örgüsü. )
- BELİKLEMEK ile BELİK ile BELİĞ
- BELİRGİN ile AYRIM ile AYIRT EDİCİ ile FARKLILIK ile SEÇKİN ile SEÇKİN SEMBOL
( DISTINCT vs. DISTINCTION vs. DISTINCTIVE vs. DISTINCTNESS vs. DISTINGUISHED vs. DISTINGUISHED SYMBOL )
( شمرده ile متباين ile فرقان ile فرق ile تشخص ile تشخيص ile امتياز ile منش نما ile شمردگي ile متشخص ile شخيص ile مشخص ile برجسته ile متمايز ile نماد متمايز )
( SHMARDEH ile متباين ile FARGHAN ile FARGH ile TASHKHS ile TASHKHYSE ile EMTYAZ ile MONASH NAMA ile شمردگي ile MOTESHKHS ile شخيص ile MOSHKHS ile BARJASTEH ile MOTEMAYZ ile NAMAD MOTEMAYZ )
- BELİRGİNLEŞMEK ile BELİRGİNLEŞTİRMEK ile BELİRGİNLEŞEBİLMEK ile BELİRGİNLEŞTİRİLMEK ile BELİRGİNLEŞTİRİLEBİLMEK ile BELİRGİN/LİK
- BELİRGİN/LİK ile KESİN/LİK
( CLARITY vs. CERTAINTY )
- BELİRGİN/LİK ile/ve SABİT/LİK
( CLARITY vs./and CONSTANCY )
- BELİRGİN/LİK ile/ve SÜREKLİ/LİK
( CLARITY vs./and CONTINUITY )
- BELİRLEME ile/ve/> BİRARADA TUTMAK
( TO DETERMINE vs./and/> TO KEEP TOGETHER )
- BELİRLEMEK ile "AYARLAMAK"
( TO DETERMINE vs. "TO ARRANGE" )
- BELİRLEMEK ile GÖRÜNÜŞLER
( APPERTAIN vs. APPERTENANCES )
( مربوط بودن ile لواحق )
( MARBUT BODAN ile لواحق )
- BELİRLEMEK ile/ve KARAR VERMEK
( TO DETERMINE vs./and TO DECIDE )
- BELİRLEMEK ile/ve NETLEŞTİRMEK
( TO DETERMINE vs./and TO CLEAR )
- BELİRLEMEK ile NİTELEMEK
( BELİRLEMEK: Nedene dayandırmak. )
( DESIGNATION vs. TO QUALIFY )
- BELİRLEMEK ile NİTELEMEK
- BELİRLENEBİLİR ile BELİRLEYİCİ ile KARARLILIK ile BELİRLEYİCİ ile BELİRLEMEK ile AZİMLİ ile BELİRLEYİCİ ile DETERMİNİZM
( DETERMINABLE vs. DETERMINANT vs. DETERMINATION vs. DETERMINATIVE vs. DETERMINE vs. DETERMINED vs. DETERMINER vs. DETERMINISM )
( انقضاء پذير ile معلوم کردني ile جازم ile اراده ile تعيين ile عزم ile محدود کننده ile فيصل دادن ile مشخص کردن ile تعيين کردن ile مصمم شدن ile معين کردن ile مصمم ile مشخص کننده ile فلسفه تقديري )
( ENGHAZA PAZYR ile MALUM KARDANY ile JAZM ile ARADEH ile TAEYYNE ile AZM ile MAHDUD KONANDEH ile FEYSEL DADAN ile MOSHKHS KARDAN ile TAEYYNE KARDAN ile MASMAM SHODAN ile MAYNE KARDAN ile MASMAM ile MOSHKHS KONANDEH ile FELSEFEH TAGHADYRY )
- BELİRLENEMEYEN ile BELİRSİZLİK ile BELİRSİZ
( INDETERMINABLE vs. INDETERMINACY vs. INDETERMINATE )
( نا محدود ile نا مشخصي ile نا معلومي ile نامعين ile نا معين ile پادر هوا ile نا مشخص )
( NA MAHDUD ile NA MOSHKHSY ile نا معلومي ile نامعين ile نا معين ile پادر هوا ile NA MOSHKHS )
- BELİRLENİM ile BELİRLENİMCİ/LİK
- BELİRLENİM ile/ve/||/<> İLİŞKİSELLİK
- BELİRLENİM ile/ve ZORUNLULUK
( DETERMINATION vs./and OBLIGATION )
- BELİRLENİM ile/ve/||/<> ZORUNLULUK
- BELİRLENİMSİZ/LİK ile/ve OLANAKLI/LIK
- BELİRLENMİŞ/LİK ile/ve/değil BELİRGİN/LİK
- BELİRLENMİŞLİK ile KOŞULLANMIŞLIK
( DETERMINED vs. TO BECOME CONDITIONED )
- BELİRLENMİŞLİK ile/ve SEÇİLMİŞ/LİK
( DETERMINED vs./and SELECTED/NESS )
- BELİRLENMİŞLİK ile/ve/||/<> SONSUZLUĞUN OLANAKSIZLIĞI
- BELİRLEYİCİ/LİK ile/ve BAĞLAYICI/LIK
- BELİRLEYİCİ/LİK ile/ve/<> OYALAYICI/LIK
- BELİRLİ BİR ALANDA/KONUDA:
BİN KİTAP OKUMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/>< (YETKİN) BİR KİTABI, BİN KEZ OKUMAK
- BELİRLİ) BİR MİKDAR ile BİR ÖLÇEK
- BELİRLİ BİR YERDELİK ile/ve/||/<>/> SIRALILIK
- BELİRLİ/LİK ile/ve BAĞIMLI/LIK
( DETERMINEDNESS vs./and DEPENDENT/DEPENDENCE )
- BELİRLİ/LİK ile/ve BELKİLİ/LİK
( Olanaklı/lık. İLE/VE Olası/lık. )
- BELİRLİLİK ile/ve BİLİNEBİLİRLİK
( DETERMINEDNESS vs./and ABLE TO KNOW )
- BELİRLİ/LİK ile MUTLAK
( DETERMINED/NESS vs. ABSOLUTE )
- BELİRLİ/LİK ile/ve ZORUNLU/LUK
( DETERMINEDNESS vs./and OBLIGATION )
- BELİRSİZ ile KARIŞIK
( INDEFINITE vs. COMPLICATED )
- BELİRSİZ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ÖRTÜK
- BELİRSİZ ile/ve/||/<>/> SONSUZ ile/ve/||/<>/> TEK
( Tek aynada. İLE/VE/||/<>/> Karşılıklı aynanın arasında. İLE/VE/||/<>/> Birbirine bakan üç aynanın[üçgen içinde] ortasında. )
- BELİRSİZLİK/KARARSIZLIK ile/değil/yerine/>< "EN KÖTÜ KARAR/ZARAR"
( Alınacak/alınabilecek "en kötü karar" ya da "en büyük zarar" bile zihnin kaldıramayacağı/taşıyamayacağı belirsizlik ve kararsızlıktan çok daha iyidir. )
- BELİRSİZLİK SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI:
GÖNDERMELİ ile/ve/||/<> VURGULAMA ile/ve/||/<> ÇOK ANLAMLILIK
( FALLACY OF: EQUIVOCATION vs./and/||/<> ACCENT vs./and/||/<> AMPHIBOLY )
- BELİRSİZLİK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ARA DURUMLAR
- BELİRSİZLİK ile/ve/||/<> ARADA KALMAK
- BELİRSİZLİK ile/ve/<> (")BAŞEDİLEMEZLİK(")
( Zihnin(/kişinin) başedemeyeceği tek olgu/durum. )
- BELİRSİZ/LİK ile/ve/değil/yerine/||/<>/> BELİRGİN/LİK
( Zihnin baş edemediği ve neredeyse her an tükenebileceği tek durum. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Zihnin ve sürecin rahatlayabildiği ve yaşayabildiği tek durum. )
(1996'dan beri)