Bugün[04 Ocak 2026]
itibarı ile 8.234 başlık/FaRk ile birlikte,
8.234 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(16/34)


- IMMATÜR/IMMATURE[İng.] değil/yerine/= OLGUNLAŞMAMIŞ


- IMMEDIATE :/yerine DERHAL, HEMEN


- IMMEDIATELY ALTERATION vs. SUDDEN ALTERATION


- IMMIGRANT :/yerine GÖÇMEN


- IMMIGRATE vs. EMIGRATE


- IMMIGRATION :/yerine GÖÇ


- IMMINENT vs. IMMANENT


- IMMOBIL/IMMOBILE[İng.] değil/yerine/= HAREKETSİZ


- IMMOBİLİZASYON/IMMOBILIZATION[İng.] değil/yerine/= SABİTLEME


- İMMORAL ile İMMORALİZM


- IMMORAL/ITY[Fr./İng.] değil/yerine/= TÖRETANIMAZ/LIK

( Daha üstün saydığı bir töre adına geçerli töreyi tanımayan. | Töre kurallarına aykırı olan. )


- IMMÜN/IMMUNE[İng.] değil/yerine/= BAĞIŞIK


- IMMUNE-MEDIATED/IMMUNE-MEDIATED[İng.] değil/yerine/= BAĞIŞIKLIK ARACILI


- IMMÜNİTE/IMMUNITY[İng.] değil/yerine/= BAĞIŞIKLIK


- IMMÜNİZASYON/IMMUNIZATION[İng.] değil/yerine/= BAĞIŞIKLAMA


- IMMUNOENGİNEERİNG ile/||/<> NATURAL IMMUNİTY

( Immunoengineering bağışıklık sisteminin mühendislik yaklaşımla düzenlenmesiyken İLE natural immunity doğal bağışıklık yanıttır )

( Formül: CAR-T therapy )


- IMMUNOFLUORESCENCE ile/||/<> IMMUNOHISTOCHEMISTRY

( Immunofluorescence floresan işaretleme kullanırken İLE immunohistochemistry enzim işaretleme kullanır )

( Formül: Antikor lokalizasyon )


- IMMÜNOJENİK/IMMUNOGENIC[İng.] değil/yerine/= BAĞIŞIKLAŞTIRAN


- IMMÜNOJENİTE/IMMUNOGENICITY[İng.] değil/yerine/= BAĞIŞIKLILIK YETISİ


- IMMÜNOLOJİ/IMMUNOLOGY[İng.] değil/yerine/= BAĞIŞIKLIK BİLİMİ


- İMMÜNOLOJİ ile/||/<> MİKROBİYOLOJİ

( Bağışıklık düzenini ve işlevlerini inceleyen bilim dalı. İLE/||/<> Mikroorganizmaları inceleyen bilim dalı. )

( vs./and/||/<> MICROBIOLOGY )


- IMMÜNOMEDİYATÖR/IMMUNE-MEDIATED[İng.] değil/yerine/= BAĞIŞIKLIK ARACILI


- IMMÜNOMODÜLASYON/IMMUNOMODULATION[İng.] değil/yerine/= BAĞIŞIKLIK UYUMLAMASI


- IMMÜNOMODÜLATÖR/IMMUNOMODULATORY[İng.] değil/yerine/= BAĞIŞIKLIK UYUMLAŞTIRICI


- IMMÜNOSÜPRESİF/IMMUNOSUPPRESSIVE[İng.] değil/yerine/= BAĞIŞIKLIK BASKILAYICI


- IMMÜNOTERAPİ/IMMUNOTHERAPY[İng.] değil/yerine/= AŞI TEDAVİSİ, BAĞIŞIKLIK SAĞALTIMI


- İMMUNOTERAPİE ile/||/<> KEMOTERAPİ

( İmmunoterapie bağışıklık sistemini kullanırken İLE kemoterapi doğrudan hücre toksisitesi sağlar )

( Formül: Checkpoint inhibitor )


- IMMUTABLE[İng.] değil/yerine/= DEĞİŞMEZ


- IMPACT :/yerine ETKİ


- İMPAKSİYON/IMPACTION[İng.] değil/yerine/= TAKILMA


- İMPAKT/IMPACT[İng.] değil/yerine/= ETKİ


- İMPALA ve BABUNLAR

( Aslanların, olası saldırılarına karşı, aralarında, dayanışma ve uyarı amaçlı iletişim bulunmaktadır. )


- İMPARATOR PENGUENİ ile/değil ADELİE PENGUENİ

( Güney Kutbu'nda yaşarlar. )


- İMPARATOR[İt. < IMPARATORE] değil/yerine/= İLHAN


- İMPARATOR ile/||/<> KAYSER[Ar. < KAYSAR]

( ... İLE Roma ve Bizans imparatorlarına verilen san/unvan. )


- İMPARATORİÇELİK değil/yerine/= İLHATUN/LUK


- İMPARATORLUK ile AMPİRİK ile AMPİRİK

( EMPIRE vs. EMPIRIC vs. EMPIRICAL )

( فرمانروايي ile امپراتوري ile غيرعلمي ile تجربي )

( FARMANARVAYY ile EMPERATORY ile غيرعلمي ile TAJROBY )


- İMPARATORLUK ile/değil BÜYÜK KRALLIK


- İMPARATORLUK ile EMPERYALİZM


- İMPARATORLUK değil/yerine/= İLHANLIK


- İMPARATOR/LUK ile İMPARATORİÇE/LİK ile İMPARATOR OTU


- İMPARATORLUK ile İMPARATORLUK İYİLİKLERİ ile EMPERYALİZM ile EMPERYALİST ile EMPERYALİST ile TEHLİKE ile BUYURGAN ile BUYURGAN BİR ŞEKİLDE

( IMPERIAL vs. IMPERIAL FAVORS vs. IMPERIALISM vs. IMPERIALIST vs. IMPERIALISTIC vs. IMPERIL vs. IMPERIOUS vs. IMPERIOUSLY )

( امپراتوري ile همايوني ile شاهنشاهي ile همايون ile سلطنتي ile مراحم ملوکانه ile امپرياليسم ile استعمار طلبي ile امپرياليست ile بهره جويانه ile استعمار گراي ile درخطر انداختن ile اماره ile آمرانه )

( EMPERATORY ile همايوني ile SHANESHAHY ile CPEHMAYVAN ile SALTANTY ile MARAHAM MOLOKANEH ile EMPERYALYSAM ile ESTEMAR TALABY ile EMPERYALYSET ile BACPAREH JOYANEH ile ESTEMAR GERAY ile DARKHATAR ANDAKHTAN ile EMAREH ile AMRANEH )


- İMPARATORLUK ile YENİ EMPERYALİZM


- İMPARİPİNNAT ile EŞİTSİZLİK

( IMPARIPINNATE vs. IMPARITY )

( تک شانه ile عدم تجانس )

( TAK SHANEH ile عدم تجانس )


- İMPEDANS/IMPEDANCE[İng.] değil/yerine/= DİRENÇ


- İMPEDANS SPEKTROSKOPİ ile/||/<> DC TEKNİKLER

( EIS AC frekans bağımlı, DC sabit potansiyel/akım. )

( Formül: Nyquist İLE i-V )


- İMPERMEABL/IMPERMEABLE[İng.] değil/yerine/= GEÇİRİMSİZ


- İMPETİGO ile/||/<> FOLİKÜLİT

( Deride kabarcıklar ve kabuklanma ile ilişkili bir bakteriyel bulaş. İLE/||/<> Kıl köklerinin yangılanması. )


- İMPETİGO ile/||/<> SELÜLİT

( Deride kabarcıklar ve kabuklanma ile ilişkili bir bakteriyel bulaş. İLE/||/<> Deri altı dokuların yangılanması ile ilişkili bir bakteriyel bulaş. )


- IMPLANT[İng.] değil/yerine/= EKİT, DOKU EKİMİ


- İMPLANTASYON/IMPLANTATION değil/yerine/= EKİM


- İMPLANTASYON ile İMPLANTE EDİLMİŞ

( IMPLANTATION vs. IMPLANTED )

( جايگيري ile مرکوز )

( جايگيري ile مرکوز )


- IMPLEMENT :/yerine UYGULAMAK


- IMPLICATION vs. IMPLICIT


- IMPLICATION :/yerine İMA, SONUÇ


- IMPLİCİT FUNCTİON ile/||/<> PARAMETRIC FUNCTİON

( Implicit F(x,y)=0, parametric x=f(t), y=g(t). )

( Formül: Relation İLE parameter )


- İMPLİSİT BİLGİ/IMPLICIT KNOWLEDGE[İng.] değil/yerine/= ÖRTÜK BİLGİ


- İMPLİSİT/IMPLICIT[İng.] değil/yerine/= ÖRTÜK


- IMPLY :/yerine İMA ETMEK


- IMPORT and DISCOUNTED IMPORTS and IMPORT LEVY and IMPORT REGIME and IMPORT SUBSTITUTION and SAFETY CONTROLS ON IMPORTS and SUBSIDISED IMPORTS

( İthalat. VE Dampingli ithalat. VE İthalat prelevmanı. VE İthalat rejimi. VE İthalat ikâmesi. VE İthalattaki güvenlik kontrolleri. VE Sübvansyonlu ithalat. )


- IMPORTANCE :/yerine ÖNEM


- IMPORTANT vs. PRECIOUS


- IMPORTANT vs. SPECIAL/PRIVATE


- IMPORTANT :/yerine ÖNEMLİ


- IMPORTANT vs./and SERIOUS


- IMPOSE :/yerine DAYATMAK


- IMPOSSIBLE :/yerine İMKANSIZ


- IMPRESS :/yerine ETKİLEMEK


- IMPRESSION :/yerine İZLENİM


- IMPRESSIVE :/yerine ETKİLEYİCİ


- IMPRESSIVE vs./and DETERMINER


- İMPRESYON/IMPRESSION[İng.] değil/yerine/= İZLENİM | ÇÖKÜNTÜ, | BASI İZİ


- IMPRINTING[İng.] değil/yerine/= BASIMLAMA


- İMPRİNTING ile/||/<> X-İNAKTİVASYON

( İmprinting ebeveyn özel, X-inaktivasyon dozaj. )

( Formül: Parent-specific İLE dosage compensation )


- IMPROVE :/yerine GELİŞTİRMEK


- IMPROVEMENT vs. CONTINUITY


- IMPROVEMENT :/yerine GELİŞME, İYİLEŞME


- İMPULS İLE MOMENTUM İLE AÇISAL MOMENTUM İLE TORK ile/||/<> HAREKET BÜYÜKLÜKLERİ

( Doğrusal ve dönel hareketin temel nicelikleri. )

( Formül: J = Δp İLE τ = dL/dt )


- İMPULS İLE MOMENTUM İLE AÇISAL MOMENTUM ile/||/<> HAREKET BÜYÜKLÜKLERİ

( Korunum yasalarıyla ilişkili nicelikler. )

( Formül: J = ∫F dt = Δp )


- İMPULS/IMPULSE[İng.] değil/yerine/= UYARI | DÜRTÜ


- İMPULS[İng. < IMPULSE] değil/yerine/= UYARIM/UYARAN


- IMPULSE and/||/<>/> AFFECT and/||/<>/> COGNITIVE


- İMPULSİF/IMPULSIVE[İng.] değil/yerine/= DÜRTÜSEL


- İMRAHOR ile İMRAHOR ile İMRAHOR

( Hasköy'ün kuzeyinde bulunan bir semt. İLE Üsküdar İskelesi - Doğancılar arasında bir semt. İLE Yedikule'de bir semt. )

( ... İLE ... İLE Adını Sultan II. Bayezıd'ın imrahoru[has ahırların bakıcısı] İlyas Bey'in Bizans kilisesinden çevirttiği bir camiden alır. [Mirahor, İlyas Bey Mescidi olarak da tanınır.] )


- İMRENMEK ile/ve/||/<>/> İÇ ÇEKMEK


- İMRENMEK ile İMRENİLMEK ile İMRENDİRMEK ile İMREN ile İMRENCE


- İMRENMEK ile/ve TELÂHHUZ[Ar.]

( ... İLE/VE İmrenerek ağzın sulanması. )


- İMSÂK[< MİSK] -ile

( BİR ŞEYDEN EL ÇEKME, PERHİZ | ORUCA BAŞLAMA ZAMANI | CİMRİLİK, PİNTİLİK | YALANCI SABAH )


- İMSAK ile İMSAK VAKTİ


- İMSAK ile İMSAK ile İMSAK

( Bir şeyden el çekerek, kendine hakim olma, perhiz. İLE Oruca başlama zamanı. İLE Cimrilik. )


- İMSÂS[Ar. < MASS] ile İMSÂS[Ar.]

( Emdirme/emdirilme. | Suda erimiş ilâcı şırınga etme. İLE Değdirme, elle tutup sevme, messettirme. )


- İMSÂS[Ar. < MASS] ile İMTİSÂS[Ar. < MASS]

( Emdirme/emdirilme. | Suda erimiş ilâcı şırınga etme. İLE Emme, emerek çekme, soğurma. | [biyolojide] Soğurulma, emilme.[İng. ABSORPTION | Fr. ABSORBTION] )


- İMTİDÂD[< MEDD] değil/yerine/= UZAMA, UZANMA; YAYILMA, UZUN SÜRME | UZAY | NESNE (RES EXTENSA)


- İMTİHAN ile/ve/değil/yerine/||/<>/< İMKÂN


- İMTİHAN ile İMTİHANSIZ


- İMTİHÂN[Ar. < MEHN] değil/yerine/= DENEME, SINAMA | SINAV


- İMTİNÂ (ETMEK) ile/ve/||/<>/>/< İHTİYÂR (ETMEK)


- İMTİNA ETMEK değil/yerine/= KAÇINMAK/SAKINMAK/GERİ DURMAK


- İMTİNA ile/ve/||/<>/< HAYÂ


- İMTİNÂ ile/ve/||/<> İHTİYAT

( Feragat edip geri durma. İLE/VE/||/<> İleriyi düşünürek/görerek davranma. | Sakınma. | Yedek. )


- İMTİNA[Ar.] ile İMTİSAL[Ar. < MİSL]

( Kaçınma, sakınma, çekinme. İLE Gerekeni yapma. | Bir örneğe göre davranma, uyma, benzemeye çalışma. | Alınan buyruğa tümüyle uyma. [İNKIYÂD] )


- İMTİNÂ[Ar.] ile İSTİNKÂF[Ar.]

( Çekinme. İLE Çekinme, geri durma, sakınma. )


- İMTİNÂ değil/yerine/= KAÇINMA/SAKINMA/ÇEKİNME/GERİ DURMA


- İMTİNÂ-İ ÂDÎ ile/ve/<> İMTİNÂ-İ HAKİKÎ

( Bir şeyin, varoluşunun olanaksızlığı. İLE/VE/<> Bir şeyin, yokluğunun, akılsal olarak olanaksızlığı. )

( Birinin, başka birinin çocuğu olduğu bilinen biri için, "benim çocuğumdur" demesi gibi. İLE/VE/<> Birinin, kendinden yaşça büyük biri için, "benim çocuğumdur" demesi gibi. [davası edil(e)mez/dinlenmez] )


- İMTİYÂZ[Ar.] değil/yerine/= AYRICALIK | FARKLI OLMAK


- İMTİYAZ ile İMTİYAZ SAHİBİ ile İMTİYAZ SAHİBİ ile İMTİYAZLI

( CONCESSION vs. CONCESSIONAIRE vs. CONCESSIONER vs. CONCESSIVE )

( امتياز ile امتيازنامه ile امتياز دهنده ile صاحب امتياز ile تصديقي )

( EMTYAZ ile EMTYAZNAMEH ile EMTYAZ DAHANDEH ile SAHEB EMTYAZ ile تصديقي )


- İMTİYAZ ile İMTİYAZLI/LIK ile İMTİYAZSIZ/LIK ile İMTİYAZLICA ile İMTİYAZSIZCA


- İMTİZÂC[< MEZC] ile KARIŞABİLME | BİRBİRİNİ TUTMA, UYGUNLUK | UYUM SAĞLAMAK, İYİ GEÇİNME


- İMTİZAÇ ile İMTİZAÇLI ile İMTİZAÇSIZ/LIK


- İMZA ATMAK ADIN ÜSTÜNE ATMAK[altına değil!]


- İMZA BEYANNÂMESİ ile/ve/||/<>/> İMZA SİRKÜLERİ/SİRKÜSÜ

( Gerçek kişi için, bireysel. İLE/VE/||/<>/> Tüzel kişi/kuruluş için. )


- İMZA KOYMAK değil İMZA ATMAK


- İMZA ile CEMAL SÜREYYA'NIN İMZASI


- İMZA[Ar.] ile/ve/||/<> İMCE/PARAF[Fr. < PARAPHE]

( ... İLE/VE/||/<> Sadece baş harflerle yazılan, kısa imza. )


- İMZA ile NİŞAN

( INSIGNE vs. INSIGNIA )

( نشان افتخار ile مدال رسمي ile نشان رسمي ile آرم )

( NESHAN AFTAKHAR ile MADAL RASMY ile NESHAN RASMY ile ARM )


- İMZALAMAK ile İMZALANMAK ile İMZALATMAK ile İMZALATABİLMEK ile İMZALAYABİLMEK ile İMZA ile İMZALI ile İMZASIZ/LIK ile İMZA GÜNÜ ile İMZA BEYTİ ile İMZA KAĞIDI ile İMZA SAHİBİ ile İMZA TÖRENİ ile İMZA SİRKÜLERİ ile İMZA ÇİZELGESİ


- İMZA/SİGNATÜR değil/yerine/= ÖZİM


- İMZAYI:
ADIN ALTINA ATMAK ile/ve/değil/yerine ÜSTÜNE ATMAK


- (not IN AVERAGE) ON AVERAGE


- ÎN/İYN[Ar. < AYNÂ] ile ÎN[Fars.]

( İri ve güzel gözlüler. İLE Bu. )


- IN BACK OF vs. IN THE BACK OF


- IN CASE OF vs. IN THE CASE OF


- in d[Lat. < IN DIES] değil/yerine/= HER GÜN


- IN FUTURE vs. IN THE FUTURE


- İN/MAĞARA ile BÜYÜK/DERİN İN/MAĞARA

( CAVE ile CAVERN )


- İN/MAĞARA ile SON GOONG

( ... İLE Vietnam'da bulunan, dünyanın en büyük mağarası, başkent Hanoi'den 450 kilometre uzaklıkta, Phon Nhake Bang Doğal Yaşam Parkı'nın içinde yer alıyor. Mağaranın genişliği, yaklaşık olarak 146 kilometre. Son Goong, Vietnam dilinde, "Dağı ve ırmağı olan mağara" anlamına geliyor. )


- [IN] ONE DAY vs. [IN] SAME DAY


- IN SILICO[İng.] değil/yerine/= SANAL ORTAMDA


- IN SITU[İng.] değil/yerine/= YERİNDE


- (not IN THAT/THIS MOMENT) AT THAT/THIS MOMENT


- IN THE BALANCE vs. ON BALANCE


- IN THE ESSENCE vs. AT THE BEHIND OF vs. BELOW


- IN THE NAME OF ... vs. FOR/TO ...


- IN THE TERM OF CHANGE vs./and NOT IN THE TERM OF CHANGE


- IN THIS/THAT CASE vs. IN THIS/THAT RESPECT(POINT)


- IN TIME vs. ON TIME


- İN VİTRO ile/||/<> İN VİVO

( in vitro laboratuvar ortamı İLE in vivo canlı organizma )

( Formül: Petri kabı İLE canlı vücut )


- IN VITRO[İng.] değil/yerine/= ORGANİZMA DIŞINDA


- İN VİVO DESENSITİZASYON/IN VIVO DESENSITIZATION[İng.] değil/yerine/= ORGANİZMADA DUYARSIZLAŞTIRMA


- IN VIVO EKSPOJUR[İng.] değil/yerine/= ORGANİZMADA KARŞI KARŞIYA GELME


- IN VIVO ile/ve/||/<>/>< IN VITRO

( Dirimlide/canlıda. İLE/VE/||/<>/>< Organizma dışında, canlı dışı, yapay ortamda. )

( Gövdeyi bütün olarak ele alır ve bu bağlamda araştırma gerçekleştirme olanağı sağlar. İLE/VE/||/<>/>< Gövdenin belirli parçalarını ele alan ve bu doğrultuda araştırma gerçekleştiren yapı. )


- IN vs. WHITIN


- IN-SİTU ile/||/<> EX-SİTU

( In-situ doğal habitatta İLE ex-situ habitat dışında. )

( Formül: Natural İLE artificial )


- İN ile/ve/değil/||/<> AY İNİ

( )


- IN :/yerine İÇİNDE


- İN ile İn ile İN

( Yaban hayvanlarının, kendilerine yuva edindikleri kovuk. | Mağara. İLE İndiyum'un simgesi. İLE İnsan. )


- İNÂ'[Ar. < EVÂNÎ] ile İ'NÂ[Ar.] ile ÎNÂ'[Ar.] ile ÎNÂ'[Ar.]

( Kap kacak. İLE Zahmete uğratma. İLE Yemiş toplama zamanının gelmesi. İLE Geciktirme, alıkoyma. )


- İNÂBET ile/ve EVBE


- İNÂBE/T ile İNTİSÂB

( GÜNAHLARA TÖVBE EDİP HAKK YOLUNA DÖNME | BİR MÜRŞİDE BAŞVURUP, TARÎKATA GİRME )


- INACCESSİBLE İLE MEASURABLE İLE WOODİN ile/||/<> BÜYÜK KARDİNALLER

( Set kuramı büyük sonsuzluklar. )

( Formül: Con(ZFC + LC) )


- İNAK ile İNAKÇI/LIK ile İNAKSAL


- İNAK = NASS = DOGMA[İng., Alm.] = DOGME[Fr.] = DOGMA[Yun.]


- İNAKTİF/İNACTIVE[İng.] değil/yerine/= EYLEMSİZ | ETKİSİZ


- İNAKTIVASYON/INACTIVATION[İng.] değil/yerine/= ETKINSİZLEŞME


- İNAL -ile

( Kendine inanılan kimse, mutemet. )


- İNAL, PROF. DR. SELAHATTİN (TARSUS, 1909 - 1996) :

( Üniversite öğretim üyesi. İlk, orta ve lise öğrenimini Adana7da yaptı. 1933'te Yüksek Orman Mektebinden mezun oldu. Bir süre Eskişehir Merkez Orman Mühendisliği görevinde bulundu. 1935 yılında ormancılık öğrenimini tamamlamak ve Doktora yapmak üzere Viyana'ya gönderildi. 1939'da "Viyana'da "Hochschule für Budenkultur"u tamamlayarak Orman Mühendisi unvanını aldı. II. Dünya Savaşı başlayınca 1939'da yurda döndü ve Y. Z. Enstitüsü Orman Fakültesinde Ormancılık Politikası ve Amenajman Kürsüsünde asistanlığa atandı. 1940 doktorasını tamamlamak üzere tekrar Viyana'ya gitti ve "Meşe Ağacı Kabuğundaki Tanen Miktarının Yetişme Muhiti ile Olan İlgisi" tezini tamamlayarak doktor unvanını aldı ve yurda döndü.1942 - 1944 tarihleri arasında başasistan olarak görev yaptı. 12.06.1950'de "Palamut Meşesi Ormanlarının Coğrafi Dağılışı, Ekonomik Önemi ve Amenajmanı Esasları". Tezi ile Doçent oldu. 27.02.1956'da profesörlüğe yükseltildi. 1960 - 1962 yılları arasında İ.Ü. Orman Fakültesinde Dekanlık görevini yürüttü. Bir ay süre ile Rektör Vekilliği yaptı. 18.97.1966 tarihinde Türkiye Bilimsel Araştırma Kurumu'nun Tarım ve ormancılık Grubu Yürütme Komitesi Üyeliğine seçildi.. Bu görevi Nihat Erim Hükümetinde Orman Bakanı olarak atandığı 26.03.1971 tarihine kadar yaptı. Bakanlık görevinde iken kendi isteği ile emekli oldu.16.04.1073 Naim Talu KOALİSYON Hükümetinin kurulması ve Bakanlık görevinin sona ermesini takiben 16.05.1975 günü SEKA Genel Müdürlüğü Yönetim Kurulu üyeliğine atandı ve görevi altı yıl sürdürdü. )


- İN'ÂM[< Nİ'MET | çoğ. İN'ÂMÂT] ile NÎMET VERMEK, İYİLİK ETMEK

( NÎMET VERME, İYİLİK ETME )


- İN'ÂM[Ar.] ile İHSÂN[Ar.]


- İN'ÂM[Ar.] ile TEMETTU'[Ar.]


- İNAN, NEJAT (İST. 1956) :

( Giresunspor'dan transfer edildi ve dört sezon (1976 - 1977 ve 1078 - 1981) Sarıyer'de tescilli kaldı. Bu süre içinde 27 lig, 2 B takımlar ligi, 2 kupa maçı olmak üzere 31 resmi ve ayrıca 33 özel maçla birlikte toplam olarak 64 maçta Sarıyer forması giydi. Lig maçlarında 2 ve özel maçlarda 8 gol kaydetti. )


- İNAN ile İMAN

( DO BELIEVE vs. FAITH/FULLNESS )


- İNAN = İMAN = FAITH[İng.] = FOI[Fr.] = GLAUBE[Alm.] = FIDES[Lat.] = FE[İsp.]


- İNAN / İNANCA ile/ve/<>/> İNANÇ

( Süreç. İLE/VE/<>/> Sonuç. )

( Bireysel. İLE/VE/<>/> Toplumsal. )


- İNANAN ile KÂFİR


- | "İNANAN" ile/ve/>< "KUŞKULANAN" |
değil/yerine/>
BAKMAYI BİLEN

( | "Mutludur." ile/ve/>< (")Bilgilidir.(") | DEĞİL/YERİNE Anlayandır. )


- [İNANÇ +] İLİM ile/ve/||/<> İRFAN ile/ve/||/<> HÜZÜN ile/ve/||/<> NEŞE ile/ve/||/<> [bunlar yoksa]

( Hikmet. İLE/VE/||/<> Rahmet. İLE/VE/||/<> Zarâfet. İLE/VE/||/<> Muhabbet. İLE/VE/||/<> Şiddet. )


- İNANÇ/İNANDIRILMA ile KOŞULLANMA/KOŞULLANDIRILMA

( BELIEF vs. CONDITIONING )


- İNANÇ(İTİKAT) ile/ve/değil/yerine/<>/>< MÜŞÂHEDE


- [İNANÇ +]
KUŞKU ile/ve/||/<> CEHALET ile/ve/||/<> GAFLET ile/ve/||/<> HIRS ile/ve/||/<> KİBİR

( Nifak. İLE/VE/||/<> Taassub. İLE/VE/||/<> Gösteriş. İLE/VE/||/<> Fesad. İLE/VE/||/<> Zulüm. )


- İNANÇ(PISTIS) ile GNOSIS


- İNANÇ ile/ve/<>/değil AKLINA/ÇIKARLARINA UYGUNLUK


- İNANÇ ile/ve/değil/yerine "BAKIŞ/GÖRÜŞ"


- İNANÇ ile/ve BELİRSİZLİK

( BELIEF vs./and INDEFINITENESS )


- İNANÇ ile/ve/değil/||/<> DAVRANIŞ

( Seni, daha iyi bir insan yapan, "inançların" değil davranışlarındır. )


- İNANÇ ile DEĞER

( FAITH/BELIEF vs. WORTH/VALUE )


- İNANÇ ile GÜVEN

( FAITH/BELIEF vs. CONFIDENCE/TRUST )


- İNANÇ ile/ve/<> İBÂDET ile/ve/<> AHLÂK


- İNANÇ ile/değil/yerine İLKE


- İNANÇ ile/ve/<> İMAN

( Düşüncenin pekişmişliği. İLE/VE/<> İnancın pekişmişliği. )

( Herşeyin başlangıcı ve kaynağı olan düşünce, inancın da imanın da başlangıcı ve kaynağıdır. İLE/VE/<> İnanç, düşüncenin pekişmiş/yoğunlaşmış hali, iman da inancın pekişmiş/yoğunlaşmış halidir. )

( Kuramı, uygulamaya geçiren tek ve en önemli olgu. İLE/VE/<> ... )

( BELIEF vs./and/<> FAITH )


- İNANÇ ile İNANÇLAR

( BELIEF vs. BELIEFS )

( ايمان ile اعتقاد ile باور ile معتقدات )

( AYMAN ile ETEGAD ile BAVAR ile MOTAGHDAT )


- İNANÇ ile İNANÇLAR

( CREED vs. CREEDS )

( کيش ile مسالک )

( KYSH ile MOSALK )


- İNANÇ" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< İNSANLIK

( Sadece kişiyi ilgilendiriyor. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Herkesi ilgilendiriyor. )

( )


- İNANÇ ve/<> ISRAR

( BELIEF and/<> INSISTENCE )


- İNANÇ ile/ve/değil/yerine/<>/>/< İTİBAR


- İNANÇ = İTİKAT = BELIEF[İng.] = CROYANCE[Fr.] = GLAUBE[Alm.] = FE, CREENCIA[İsp.]


- İNANÇ ile/ve/<>/değil KABUL

( [not] BELIEF vs./and/<>/but ACCEPTANCE )


- İNANÇ ile/ve/||/<> KÖK İNANÇ / ŞEMA


- İNANÇ ile/ve/değil/||/<>/< KURUNTU/VEHİM


- İNANÇ ile/ve METAFİZİK

( FAITH/BELIEF vs./and METAPHYSICS )


- İNANÇ ile SADIK ile SADAKAT ile İNANÇSIZ ile SADAKATSİZLİK ile İNANÇLAR

( FAITH vs. FAITHFUL vs. FAITHFULNESS vs. FAITHLESS vs. FAITHLESSNESS vs. FAITHS )

( اعتقاد ile ايمان ile کيش ile مومن ile عقيده مند ile باوفا ile باصفت ile وفادار ile باايمان ile وفاداري ile وفا ile بي وفا ile بي اعتقاد ile بي ايمان ile بي ايماني ile شرايع )

( ETEGAD ile AYMAN ile KYSH ile MOMEN ile AGHYDAH MAND ile BAVAFA ile باصفت ile VAFADAR ile باايمان ile VAFADARY ile VAFA ile BEY VAFA ile BEY ETEGAD ile BEY AYMAN ile BEY AYMANY ile SHARAYE )


- İNANÇ ile/ve/<> SEVGİ ile/ve/<> BİLGİ

( Toplumsal yönetimde, kişiler üzerinde oynanan alanlar. )

( BELIEF vs./and/<> LOVE vs./and/<> KNOWLEDGE )


- İNANÇ ile TAKVÂ


- İNANÇ ile/ve TESLİMİYET


- İNANÇ ile/ve/değil/yerine TESPİT

( [not] BELIEF vs./and/but ESTABLISHING
ESTABLISHING instead of BELIEF )


- İNANÇ ile/ve UĞRAŞ

( BELIEF vs./and STRUGGLE )


- İNANÇ ile/ve/<> ÜMİT

( İkisi de geleceğe yöneliktir. )

( Both of them are directed to the future. )

( BELIEF vs./and/<> HOPE )


- İNANÇ ile/ve/değil/||/<>/< VARSAYIM


- İNANÇ ile/ve YAŞAM

( BELIEF/FAITH vs./and LIFE )


- İNANÇ" ile/ve/değil/||/<>/< "YORUM"


- İNANÇLAR ile/ve/||/<> TEMEL İNANÇLAR


- İNANÇLAR(IM) İÇİN (YAŞIYORUM) ile/değil/yerine İNANÇLAR(IMIN) DOĞRULTUSUNDA (YAŞIYORUM)


- İNANÇSIZLIK ile İNANMAMAK

( DISBELIEF vs. DISBELIEVE )

( ناباوري ile بي اعتقادي ile دروغ پنداشتن ile اعتقاد نکردن )

( NABAVARY ile BEY ETEGADY ile DROGH PANDASHTAN ile ETEGAD NAKARDAN )


- İNANÇ/SIZLIK ile/ve/||/<> KUŞKU/ŞÜPHE

( Ne çıplaklık, ne dağınık saçlar, ne pislik, ne günlerce oruç tutmak, ne yerde yatmak, ne de bağdaş kurarak saatlerce bir yerde oturmak, kuşku ve isteklerden arınmamış bir kişiyi kurtarmaz. )

( DISBELIEF vs. DOUBT/SUSPICION )


- İNANÇ"TA:
KATI "AKILCILIK" ile/||/<> "İMANCILIK" |
ile/değil/yerine/><
ELEŞTİRİCİ AKILCILIK


- İNANDIĞI NOKTAYA ÇEKMEK İÇİN SORMAK ile SADECE SORU OLARAK SORU SORMAK

( Saptırma/çarpıtma. İLE Gerçeğe/doğruya olan bağlılıkla. )

( Kötü niyetli ya da bilgisizce. İLE Doğruyu bulmaya yönelik. )


- İNANDIĞINI BİLMEK" ile/ve/değil/yerine/||/<>/></< BİLDİĞİNE İNANMAK


- İNANDIRABİLMEK ile İNANDIRIVERMEK ile İNANDIRICI/LIK


- İNANDIRICI ile İNANMAK ile OLASILIĞA İNANMAK ile MÜMİN ile ESHRAGH'A İNANAN

( BELIEVABLE vs. BELIEVE vs. BELIEVE IN THE POSSIBILITY vs. BELIEVER vs. BELIEVER OF ESHRAGH )

( باور کردني ile قابل قبول ile باور کردن ile اعتقاد کردن ile گمان کردن ile ايمان داشتن ile اعتقاد داشتن ile عقيدهداشتن ile معتقد بودن ile اعتقادکردن ile بر اين باور بودن ile اعتقادداشتن ile ايمان آوردن ile گمان داشتن ile احتمال دادن ile باور کننده ile اهل ايمان ile مومن ile معتقد ile اشراقي )

( BAVAR KARDANY ile GHABEL GHABOL ile BAVAR KARDAN ile ETEGAD KARDAN ile GOMAN KARDAN ile AYMAN DASHTAN ile ETEGAD DASHTAN ile AGHYDEDDASHTAN ile MOTAGHAD BODAN ile ETEGADKARDAN ile BAR AYNE BAVAR BODAN ile ETEGADDASHTAN ile AYMAN AVARDAN ile GOMAN DASHTAN ile EHTAMAL DADAN ile BAVAR KONANDEH ile اهل ايمان ile MOMEN ile MOTAGHAD ile ESHARAGHY )


- İNANILACAK BİLİM değil/yerine GÜVENİLİR BİLİM


- İNANILACAK (OLAN) ile/ve ALKIŞLANILACAK (OLAN)

( Alkışı, en sessiz biçimde karşılayan, alkışı, hak etmiş demektir. )


- ... İNANILIR ile/değil ... KABUL EDİLİR


- İNANILMA ile İNANILMAZ/LIK


- İNANILMAZ BİR ŞEY/İŞ YAPMAMIZ ile/değil/yerine YAPTIĞIMIZ ŞEYİ/İŞİ, İNANILMAZ BİR BİÇİMDE YAPMAMIZ


- İNANILMAZ ile DELİLİK

( INSANE vs. INSANITY )

( مجنون ile ديوانه ile بي مغز ile بي عقل ile رواني ile بي مغزي ile جنون ile ديوانگي ile بي عقلي )

( MAJNUN ile DYVANEH ile BEY MOGHZ ile BEY AGHAL ile RAVANY ile BEY MOGHZY ile JENON ile DYVANGY ile BEY AGHALY )


- İNANIR ile/ve/<> ÖFKELİ İNANIR


- İNANMA ile/ve/değil/||/<>/>/< BIKMA


- İNANMA +/+/+ BİLME +/+/+ DÜŞÜNME +/+/+ GÜZELLİK

( Din. + Bilim. + Felsefe. + Estetik. )


- İNANMA ile İNANMAZLIK


- İNANMADAN AİT OLMAK" ile/değil AİT OLMADAN İNANMAK

( [not] "BELONG WITHOUT BELIEVE" vs./but BELIEVE WITHOUT BELONG )


- İNANMAK/İNANÇ" ile/ve/değil/yerine/||/<> ÖNGÖRMEK/ÖNGÖRÜ/TAHMİN


- İNANMA(MA)K ve/<> SEVME(ME)K

( (NOT) TO BELIEVE and/<> (NOT) TO LOVE )


- İNANMAK ile/ve/değil/yerine AKLETMEK

( [not] TO BELIEVE vs./and/but TO REALIZE
TO REALIZE instead of TO BELIEVE )


- İNANMAK" ile/değil/yerine/>< ANLAMAK

( MEANING vs./and TO BELIEVE )


- İNANMAK ile/ve BEKLEYİŞ/BEKLENTİ

( TO BELIEVE vs./and EXPECTATION )


- İNANMAK ile/değil/yerine/>< BİLMEK

( [not] TO BELIEVE vs./but/>< TO KNOW
TO KNOW instead of TO BELIEVE )


- İNANMAK ile/ve/||/<> İKNA OLMAK


- İNANMAK ile İNANILMAK ile İNANDIRMAK ile İNANABİLMEK ile İNANIVERMEK ile İNANDIRILMAK ile İNAN ile İNANÇ ile İNANCA ile İNANCI/LIK ile İNANLI ile İNANSIZ/LIK ile İNANÇLI/LIK ile İNANÇSIZ/LIK ile İNANÇLICA ile İNANÇSIZCA


- İNANMAK ile/ve İNANMAK İSTEMEK

( TO BELIEVE vs./and WANT TO BELIEVE )


- İNANMAK ile/ve/değil/||/<>/< KABUL ETMEK


- İNANMAK ile/değil/yerine KABUL ETME(ME)K


- İNANMAK ile "KAPTIRMAK"


- İNANMAK ile/ve/değil KATILMAK

( [not] TO BELIEVE vs./and/but TO JOIN )


- İNANMAK ile/> KENDİNİ KAPTIRMAK

( TO BELIEVE vs./> TO GET CARRIED AWAY )


- İNANMAK ile KONDURMAK

( BELIEF vs. TO ATTRIBUTE TO )


- İNANMAK ile/ve KUŞKU/ŞÜPHE

( TO BELIEVE vs./and DOUBT/SUSPICION )


- İNANMAK ile/yerine TEMEL ALMAK

( TO BELIEVE vs. TO GET BASE
TO GET BASE instead of TO BELIEVE )


- İNANMAK ve/<> ÜMİT ETMEK

( TO BELIEVE and/<> TO HOPE )


- İNANMAK ile/ve/||/<> "YEMEK"/"YUTMAK"


- İNANMAKLA değil İNANARAK


- İNANMA/MA ile/ve/||/<> İTİBAR/SIZ


- İNANMAMAK ile/ve/<> REDDETMEK

( NOT TO BELIEVE vs./ve/<> TO REJECT )


- İNANMIŞ ile DELİ


- İNANMIŞ/LIK ile/ve/değil İNANDIRILMIŞ/LIK


- ÎNÂS[Ar. < ÜNSÂ] ile ÎNÂS[Ar. < ÜNS]

( Bayanlar. İLE Alıştırma/alıştırılma. | Görme, bilme. )


- Nasılsa diyerek çıkarlarını öncellemeden KONUŞ!!!


- İNAT (ETMEK/EDEN) ile/ve/değil/yerine/<> DİRENÇ/İHTİYÂR[< HAYIR] (GÖSTERMEK/GÖSTEREN)


- İNAT ETMEK değil/yerine/= DİRETMEK


- İNAT ETMEK ile/ve/||/<> PES ETMEMEK ile/ve/||/<> VAZGEÇMEMEK


- İNAT ETMEK ile/ve/yerine VAZGEÇMEMEK


- İNAT ile/ve CEHALET