Bugün[09 Nisan 2026]
itibarı ile 7.035 başlık/FaRk ile birlikte,
7.035 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(16/30)


- GÖREV ile/ve İŞ

( Kişinin görev üstlenmesinde kazanç vardır. )

( TASK vs./and WORK )


- GÖREV ve/değil/||/<> İŞLEV


- GÖREV ile/ve/değil/yerine/||/<> ÖDEV


- GÖREV ile/ve ROL


- GÖREV ile/ve/<>/değil SORUMLULUK

( [not] TASK vs./and/<>/but RESPONSIBILITY )


- GÖREV = VAZİFE, ÜFULE = FUNCTION[İng.] = FONCTION[Fr.] = FUNKTION[Alm.] = FUNCTIO[Lat.] = FUNCIÓN[İsp.]


- GÖREV ile/ve/<> YETENEK

( TASK vs./and/<> TALENT )


- GÖREV/İMİZ:
"SİYASET" değil TESİS-İ ADÂLET


- GÖREVİNİ YAPMAK ile/ve/değil/yerine/||/<> GEREĞİNİ YAPMAK


- GÖREVLER ile SAYGILI

( DUTIES vs. DUTIFUL )

( تکاليف ile وظايف ile وظيفه شناس )

( TAKALYFE ile VAZAYFE ile VAZYFAH SHENAS )


- GÖRE:V/Lİ değil GÖREV/Lİ

( Açık e değildir ve/ya da uzatarak söylenmez! )


- GÖREVLİ ile MANDARİN[Portekizce < Sans.]

( ... İLE Avrupa'lıların, Çin devlet görevlilerine verdikleri ad. | İmparatorun emrinde çalışan en yüksek dereceli Çin devlet memurlarına verilen unvan. )


- GÖRGÜ ile/ve/||/<> TERBİYE


- GÖRGÜ ile/ve/> UFUK

( Görgülü kuşlar, gördüğünü işler. )


- GÖRGÜLENMEK ile GÖRGÜ ile GÖRGÜL ile GÖRGÜCÜ/LÜK ile GÖRGÜLÜ ile GÖRGÜSÜZ/LÜK ile GÖRGÜLÜCE ile GÖRGÜSÜZCE ile GÖRGÜ TANIĞI ile GÖRGÜ FUKARASI ile GÖRGÜ KURALLARI


- GÖRGÜLÜ, SERCAN (HIZIRŞAH/DATÇA, 1960) :

( Zonguldakspor'dan transfer edildi. On sezon (1985 - 1995) Sarıyer Spor Kulübünde tescilli kaldı, uzun yıllar kaptan olarak görev yaptı. 1990/91 sezonu ortasında Fenerbahçe'ye transfer oldu, sezon sonu tekrar Sarıyer'e geri döndü. Bu süre içinde Sarıyer forması altında 251 lig, 19 kupa, 4 turnuva maçı olmak üzere 274 resmi ve 86 özel maçla birlikte toplam olarak 360 maçta Sarıyer formasını giydi. Sarıyer S.K. de en çok maç oynayan futbolcular arasında ilk on sırada bulunmaktadır. Lig maçlarında 69, kupa maçlarında 8. turnuva maçlarında 1 olmak üzere resmi maçlarda 78 ve özel maçlarda 42 gol olmak üzere toplam olarak takımına 120 gol kazandırdı. Teknik eleman olarak Sarıyer ve değişik kulüplerde görev yapmaktadır. 2 A Milli, 2 Ümit Milli ve 1 kez de Olimpik milli takım formasını giydi. )


- GÖRGÜSÜZ/LÜK ile/değil/yerine BİLGİSİZ/LİK

( Bilgisizlik, görgüsüzlükten daha ağırdır ve görgüsüzlüğe yeğdir. )

( Görgü, sürekliliğin, kalıcılığa dönüşmesiyle gerçekleşir. )


- GORİL[Fr. GORILLE] ile ORANGUTAN[< (Malayca), ORANG: İnsan. UTAN: Orman.]

( Ekvator bölgesinde ormanlarda yaşar. Maymunların en iri ve en güçlü olanıdır. İLE Sumatra ve Borneo'da yaşar. İnsana benzer. )

( Dişilleri ve genç olanları ağaçlarda, eriller ve gümüşsırt(silverback) denilenleri yerde uyumayı tercih eder. )

( Goriller, yüzemez. )

( ... İLE Yavrularının annesini/bölgesini terk etmesi belirli donanımları edinmesiyle ya da edinmeleri için en az 9 yıl gerektirir. [200 çeşit meyveyi/otu ayırd edebilmelilerdir] )

( ... İLE 50 yıl kadar yaşayabilirler. )

( 48 kromozomları vardır. [İnsandan 2 fazla] )

( Goril ile Orangutan )

( ... İLE Erilleri, dişillerine oranla, 2 kat daha iridir. )

( GURİLLÂ ile ... )

( GORILLA vs. ORANGUTAN, ORANG-OUTANG
)

( TROGLODYTES/GORILLA GORILLA cum PONGO PYGMAEUS, SIMIA SATYRUS )


- GORİLLER ile İNSAN

( [Grip olunca] Ölüyorlar. İLE Ölmüyoruz. )

( [Ebola olunca] Ölmüyorlar. İLE Ölüyoruz. )

( Yüzemez.[Bellerini geçen yere/suya de gitmezler.] İLE Yüzebilir. )


- GÖRK ile GÖRKLÜ/LÜK


- GÖRKEM:
BAKILANDA ile/ve/değil/||/<>/< BAKIŞTA


- GÖRKEM ile GÖRK

( Göz alıcı ve gösterişli olma durumu. İLE Güzellik, gösteriş. )


- GÖRKEM ile GÖRKEMLİ/LİK ile GÖRKEMSİZ/LİK


- GÖRKEME BAŞVURMAK değil/yerine/>< YALINLAŞMAK

( Zayıf "kişilikler"de. DEĞİL/YERİNE/>< Güçlü kişiliklerde. )


- GÖRKEMLİ KONUŞMA ile GÖRKEMLİ ile GÖRKEMLİ

( GRANDILOQUENCE vs. GRANDILOQUENT vs. GRANDIOSE )

( بلند پروازي ile گزاف گوي ile عالي نما )

( BALAND PARVAZY ile GOZAF GOY ile ALY NAMA )


- GÖRKLÜ = GÜZEL, MÜBÂREK


- GÖRME ile/ve/<> NÜFÛZ ETME


- GÖRME >< ŞİZOFRENİ

( Doğuştan görme engelli olan kişiler, şizofreni hastalığına yakalanmıyor. )


- GÖRMEDE:
HAREKET ve/||/<> BİÇİM ve/||/<> RENK


- GÖRMEDİĞİM, SADECE ARKAMIN OLUĞU KALDI" ile/ve/||/<> "SİKİLMEDİK, SADECE KULAĞIMIN ARKASI KALDI"


- GÖRMEK/BAKMAK KATILMAK


- GÖRMEK (BAKMAK) = REGARD[İng.] = CONSIDÉRER[Fr.] = BETRACHTEN[Alm.] = CONTEMPLOR[Lat.]


- GÖRMEK/DUYMAK ile/ve BAKMAK/DİNLEMEK

( İşlevsel. İLE/VE Niyetle. )


- Görmek için SUS!!!


- GÖRMEK ile/ve/||/<>/> BAKMAK

( İşlevsel/lik. İLE/VE/||/<>/> Niyetli, bilinçli, amaçlı. )

( GÖRMEK: Can kulağıyla dinlemek. )

( Görmek, dinlemek ile başlar. )

( image )

( İnsanın her bir gözü, doğrudan doğruya karşıya baktığı zaman, burundan dışarı doğru 95 derecelik bir görüş alanına sahiptir.

Ayrıca, gözlerimiz sayesinde burundan aşağıya doğru 75 derece, burna doğruysa 60 derecelik bir açıyı görebiliriz.

İki gözün görüş açısının, yani sol gözümüzün burna ve sağa doğru 60 derecelik görüş alanıyla, sağ gözümüzün burna ve sola doğru 60 derecelik görüş alanının çakıştığı bölge, kabaca 3 boyutlu görüş alanımızdır.

Bu 3 boyutlu görüş alanı, sadece 114 derecelik bir alanı kapsar. Bu iki alanın çakışması sayesinde derinlik algılanabilir. 114 derecenin geri kalan alanında teknik olarak 2 boyutlu görebiliriz ve derinlik algısı yok denecek kadar azdır.

İki göz hesaba katıldığında, insanın yatayda (göz ekseninde) 180 dereceden birazcık büyük bir görüş alanı vardır. Bunun üzerine göz hareketleri de görüş alanını değiştirir. Her bir gözümüz, yuvası içinde 90 dereceye yakın bir açıyla sola ya da sağa dönebilir. Bu sayede, kafamızı hareket ettirmeksizin, görüş alanımız göz ekseninde 270 dereceye kadar ulaşabilir. Kafamız da 100-130 dereceye kadar sağa ya da sola dönebilir. Bu sayede görüş alanımızı toplamda 340-350 dereceye kadar çıkarmamız mümkündür. Kafa ve boyun hareketine, göğüs ve bel dönüşü (rotasyonu) da eklenirse, bacakları hareket ettirmeksizin 360 dereceyi görmemiz olanaklıdır.

Her bir gözümüzde, dimdik ileri baktığımızda 12-15 derece dışa, 1.5 derece aşağıya denk gelecek biçimde optik sinirin retinayı yararak girdiği kör nokta bulunur. Bu kör nokta, görüş alanını gövde eksenimizde 7.5 derece, göz eksenimizde 5.5 derece kısıtlayan bir evrimsel kusurdur. )

( BASAR ile/ve/||/<>/> NAZAR )

( DÎDÂR: Görme, görüş gücü. İLE/VE/||/<>/> ... )

( TO SEE vs./and/||/<>/> TO LOOK )


- GÖRMEK ile/ve/||/<>/> BAKMAK ile/ve/||/<>/> İZLEMEK

( Denk gelerek, istemeden de görülmüş olabilir. İLE/VE/||/<>/> Dikkati yönelterek. İLE/VE/||/<>/> Bakışı kararlı bir biçimde sürdürerek. )

( BASAR ile/ve/||/<>/> NAZAR ile/ve/||/<>/> SEYİR/SEYR )

( TO SEE vs./and/||/<>/> TO LOOK vs./and/||/<>/> TO WATCH )


- GÖRMEK ile/ve/<> BİLMEK

( Görüyorum demek, göz ile değil
Biliyorum demek, dil ile değil! )

( Duyduğumu unuturum, gördüğümü anımsarım, okuduğumu anlarım. )

( TO SEE vs./and/<> TO KNOW )


- GÖRMEK ile/ve/değil EŞİK


- GÖRMEK ile/ve GÖRENİ GÖRMEK

( Gözümüzü iyi görmeye ve iyiyi görmeye alıştırmalıyız. )

( GÖRMEK: Nur'un Nur'a olan iştiyakı. )


- GÖRMEK ile GÖRMEZ/LİK ile GÖRMECE ile GÖRME AÇISI ile GÖRME GÖZESİ ile GÖRME ENGELLİ/LİK ile GÖRME HÜCRESİ


- GÖRMEK ile GÖRÜŞMEK


- GÖRMEK ile/ve/<> İLGİ

( Göz görmeyince, gönül katlanır. )

( Gözden ırak/uzak, gönülden ırak/uzak olur/kalır. )

( TO SEE vs./and/<> INTEREST )


- GÖRMEK ile/ve KABUL ETMEK

( "TO SEE" vs./and TO ACCEPT )


- GÖRMEK ve/||/<>/> ÖRMEK

( Kazâ. VE/||/<>/> Kader. )


- GÖRMELİ!


- GÖRMEMEK ile GÖRÜNENİ GÖRENİ GÖRMEMEK

( Nakışa bak, nakkaşı anla! )


- GÖRMEMEK ile/ve/değil "KATLANMAK"


- GÖRMEMEZLİKTEN GELMEK ile/ve/<> KAÇMAK


- GÖRMEMEZLİKTEN GELMEK ile/ve/||/<> YOK SAYMAK


- GÖRMEMEZLİKTEN GELMEK ile/ve YUTTURMAK


- Görmesen de DİNLE!!!


- GÖRMESİN! ile/ve/değil/yerine/<> GÖSTERME!


- GÖRME/TATMA/KOKLAMA/DOKUNMA ile/ve/değil/||/<>/< DUYMA

( Uyur. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Uyumaz. )

( Dirençli/ihtiyârî. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Dirençsiz/gayr-ı ihtiyârî. )


- GÖRMEYE DEĞER değil GÖRÜLMEYE DEĞER


- [önce] | "GÖRMEMEZLİKTEN GELİRLER"
sonra
"ALAY EDERLER"
sonra
"SAVAŞIRLAR" |
ile/değil/yerine/||/>/><
[sonunda]
KAZANIRSIN


- GÖRMEZDEN GELMEK ile CEHALET ile CAHİL ile CAHİL İNSANLAR ile CAHİLCE ile CAHİLLER ile GÖRMEZDEN GELİNDİ

( IGNOR vs. IGNORANCE vs. IGNORANT vs. IGNORANT PEOPLE vs. IGNORANTLY vs. IGNORANTS vs. IGNORED )

( ناديده گرفتن ile ناداني ile ناشناسي ile جاهليت ile بيدانشي ile جهالت ile بي خبري ile جهل ile جاهل ile نادان ile جهول ile بيانش ile بيعلم ile بي معرفت ile لايعلم ile تيره دل ile بي مايه ile جهلا ile جاهلانه ile جهال ile ازقلم افتاده )

( NADYDAH GARAFTAN ile NADANY ile NASHENASY ile JAOLYT ile بيدانشي ile JACPEHELT ile BEY KHBARY ile JOHAL ile JAOL ile NADAN ile جهول ile BEYENSH ile بيعلم ile BEY MARAFT ile لايعلم ile TYRAH DEL ile BEY MAYYEH ile جهلا ile JAOLANEH ile جهال ile AZGHALAM AFTADEH )


- GÖRMEZLİKTEN GELMEK ile/değil GÖRMEMEZLİKTEN GELMEK


- GÖRMÜŞ, NUMAN N. :

( Sarıyer altyapısından yetişti profesyonel takım kadrosuna alındı. Dört sezon (1974 - 1978) kadroda kaldı. Bu süre içinde 24 lig, 3 kupa, 3 turnuva ve 57 amatör lig maçı olmak üzere 87 resmi ve 27 özel maçla birlikte toplam olarak 114 maçta Sarıyer formasını giydi. Takıma 5 gol kazandırdı. Anadoluhisarı İdman Yurdu kulübüne transfer ederek Sarıyer'den ayrıldı. )


- GÖRMÜŞ-GEÇİRMİŞ (OLMAK)

( BÂRÂN-DÎDE )


- GÖRMÜŞLÜK ile GÖRMÜŞ GEÇİRMİŞ/LİK ile GÖRMÜŞLÜK HİSSİ ile GÖRMÜŞLÜK DUYGUSU


- GÖRSEL/LİK ile DIŞSAL/LIK

( DIŞSALLIĞI İLE ALGINDA, İÇSELLİĞİ İLE AKLINDA )

( VISUAL/NESS vs. EXTERIOR/NESS )


- GÖRSEL/LİK ile GÖRSEL ETKİLEME ile GÖRSEL SANATLAR


- GÖRÜ AKSİYONLARI ile/ve/||/<> ALGI ÖNGÖRÜLERİ ile/ve/||/<> DENEYİM ANALOJİLERİ ile/ve/||/<> AMPİRİK DENEYİMİN POSTULATLARI[genel]


- GÖRÜ:
BÜTÜNSEL ile/ve/=/||/<> TANRISAL


- GÖRÜ = HADS, TEHADDÜS = INTUITION[İng., Fr.] = ANSCHAUUNG[Alm.] = INTUITIO, INTUITUS < INTUERI[Lat.] = INTUICIÓN[İsp.]


- GÖRÜ ile/ve TANIKLIK


- GÖRÜLEN ile/ve GÖRÜLMEYEN

( VISIBLE vs./and INVISIBLE )


- GÖRÜLEN ile/ve/||/<>/< GÖRÜNEN


- GÖRÜLME SIKLIĞI ile OLAY ile TESADÜFEN

( INCIDENCE vs. INCIDENT vs. INCIDENTALLY )

( شيوع مرض ile بروز ile اتفاق ile روي داد ile واقعه ile ماجرايي ile ماجرا ile ضمنا )

( شيوع مرض ile BORUZ ile ETEFAGH ile ROY DAD ile VAGHEH ile MAJERAYY ile MAJERA ile ZAMNA )


- GÖRÜLME/GÖRÜLÜYOR ile KABUL ETMEK/EDİLİYOR


- GÖRÜLMEK ile GÖRÜNMEK ile GÖRÜŞMEK ile GÖRÜŞÜLMEK ile GÖRÜLEBİLMEK ile GÖRÜNEBİLMEK ile GÖRÜNÜVERMEK ile GÖRÜŞEBİLMEK ile GÖRÜ ile GÖRÜM/LÜK ile GÖRÜŞ ile GÖRÜCÜ/LÜK ile GÖRÜMCE/LİK ile GÖRÜŞLÜ/LÜK ile GÖRÜŞSÜZ/LÜK ile GÖRÜŞ AÇISI ile GÖRÜŞ SAHİBİ ile GÖRÜŞ BİRLİĞİ ile GÖRÜŞ AYRILIĞI


- GÖRÜLMEMİŞ HASTALIK ile/ve/<> GÖRÜLMÜŞ OLSA DA TEDAVİ EDİLEMEYEN HASTALIK


- GÖRÜM" (DİYE) değil GÖREYİM (DİYE)


- GÖRÜMCE ile BALDIZ


- APPARENT WEIGHT[İng.] ile/değil/yerine/= GÖRÜNEN AĞIRLIK


- GÖRÜNEN/BİLİNEN/DUYULAN ile/ve/yerine GÖRÜNENİN/BİLİNENİN/DUYULANIN ÖTESİ


- APPARENT EXPANSION[İng.] ile/değil/yerine/= GÖRÜNEN GENLEŞME


- APPARENT POWER[İng.] ile/değil/yerine/= GÖRÜNEN GÜÇ


- APPARENT VOLUME[İng.] ile/değil/yerine/= GÖRÜNEN HACİM


- APPARENT ADDITIONAL MASS[İng.] ile/değil/yerine/= GÖRÜNEN İLÂVE KÜTLE


- APPARENT FORCE[İng.] ile/değil/yerine/= GÖRÜNEN KUVVET


- APPARENT CANDLE POWER[İng.] ile/değil/yerine/= GÖRÜNEN MUM GÜCÜ


- GÖRÜNEN UYUM ile/ve/değil/yerine/||/<>/< GÖRÜNMEYEN UYUM


- GÖRÜNEN ile/ve/fakat/||/<>/> (")DOKUNULAMAYAN(")

( Gölge | Bulut | Yıldız | Yıldırım | Yılan || [dolaylı] Yalan | Ahlâk | Baldız | Alev )


- GÖRÜNEN/DEN BLİNEN/E ile/ve/||/<>/> BİLİNEN/DEN GÖRÜNEN/E


- GÖRÜNGÜ BİLİM/FENOMENOLOJİ ile YORUMBİLİM/HERMENEUTİK

( Bilinç ve deneyimlerin yapısını inceleyen felsefi yaklaşım. İLE Metinlerin ve anlamların yorumlanması üzerine odaklanan felsefi yaklaşım. )


- GÖRÜNGÜ BİLİMİ/FENOMENOLOJİ ile VAROLUŞÇULUK

( Bilinç ve deneyimlerin yapısını inceleyen felsefi yaklaşım. İLE Bireyin özgürlüğünü, sorumluluğunu ve varoluşsal anlamını vurgulayan felsefi yaklaşım. )


- GÖRÜNGÜ ile GÖRÜNGÜCÜ/LÜK ile GÖRÜNGÜ BİLİMİ ile GÖRÜNGÜ BİLİMSEL


- GÖRÜNGÜ = HADİSE = PHENOMENON, APPEARANCE[İng.] = PHÉNOMÈNE[Fr.] = ERSCHEINUNG[Alm.] = PHAINOMENON[Yun.] = FENOMENO[İsp.]


- GÖRÜNGÜBİLİM = PHENOMENOLOGY[İng.] = PHENOMÉNOLOGIE[Fr.] = PHÄNOMENOLOGIE[Alm.] = PHAINOMENON[Yun.]


- GÖRÜNME ile GÖRÜNMEZ/LİK ile GÖRÜNMEZ KAZA


- GÖRÜNME ile/ve YAKIŞMA


- ... GÖRÜNMEK ile/ve OLMAK

( "TO APPEAR AS ..." vs./and TO BE )


- GÖRÜNMEYEN [PAYLAŞILAMIYOR/PAYLAŞILMIYOR]


- GÖRÜNMEZ KAZA" ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/< GÖRÜNÜR(ÖNGÖRÜLEBİLİR) "GÖRÜNMEZ KAZA"


- GÖRÜNMEZ GÖRÜNÜR


- GÖRÜNMEZ ile/ve/<> MELEKÎ


- GÖRÜNMEZLİK ile GÖRÜNMEZ

( INVISIBILITY vs. INVISIBLE )

( ناپديدي ile غيرقابل مشاهده ile ناپيدا ile ناپديد ile غير مرئي ile غير محسوس ile غيبي ile غيرقابل تشخيص ile نا مرئي ile غيب ile نامرئي )

( NAPADYDY ile GHYRAGHABEL MOSHADEH ile ناپيدا ile NAPADYD ile غير مرئي ile غير محسوس ile GHYBEY ile GHYRAGHABEL TASHKHYSE ile نا مرئي ile GHYBE ile NAMRAYEY )


- GÖRÜNTÜ


- IMAGE TRANSFER COEFFICIENT[İng.] ile/değil/yerine/= GÖRÜNTÜ AKTARIM KATSAYISI


- IMAGE TRANSFER CONSTANT[İng.] / COEFFICIENT DU TRANSFERT DE L'IMAGE[Fr.] / BILDES ÜBERTRAGUNG KONSTANTE, BILDÜBERGANGSKOEFFIZIENT/BILDÜBERGANGSKONSTANTTE[Alm.] ile/değil/yerine/= GÖRÜNTÜ AKTARIM SABİTİ


- IMAGE ANTENNA[İng.] / ANTENNE DE L'IMAGE[Fr.] / BILDANTENNE[Alm.] ile/değil/yerine/= GÖRÜNTÜ ANTENİ


- GÖRÜNTÜ/FOTOĞRAF:
ÇEKMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< TASARLAMAK


- IMAGE IMPEDANCE[İng.] / IMPÉDANCE IMAGE[Fr.] / BILDIMPEDANZ[Alm.] ile/değil/yerine/= GÖRÜNTÜ EMPEDANSI


- IMAGE EFFECT[İng.] / EFFET D'IMAGE[Fr.] / BILDEFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= GÖRÜNTÜ ETKİSİ


- IMAGE PHASE CONSTANT[İng.] ile/değil/yerine/= GÖRÜNTÜ EVRE SABİTİ


- CONSTANTE DE PHASE DE L'IMAGE[Fr.] / BILDPHASE-KONSTANTE/BILDPHASENKONSISTENTE[Alm.] ile/değil/yerine/= GÖRÜNTÜ FAZ SABİTİ


- IMAGE INTENSIFIER[İng.] ile/değil/yerine/= GÖRÜNTÜ GÜÇLENDİRİCİ


- GÖRÜNTÜ (HUZUR)


- GÖRÜNTÜ PANELLERİNDE:
TN ile VA ile IPS


- FARAZÎ TEVETTÜR[Osm.] / FICTITIOUS POTENTIAL[İng.] / POTENTIEL FICTIF, POTENTIEL IMAGE[Fr.] / EINGEBILDETES POTENTIAL[Alm.] ile/değil/yerine/= GÖRÜNTÜ POTANSİYEL


- BILDVERSTÄRKER[Alm.] ile/değil/yerine/= GÖRÜNTÜ ŞİDDETLENDİRİCİ


- FICTITIOUS CHARGE[İng.] / CHARGE FACTICE, CHARGE IMAGINAIRE[Fr.] / EINGEBILDETE-AUFLADUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= GÖRÜNTÜ YÜK


- GÖRÜNTÜ ile/ve/değil EŞİK


- GÖRÜNTÜ ile GÖRSEL


- GÖRÜNTÜ ile/ve/değil GÖRÜNÜM


- GÖRÜNTÜ ile GÖRÜNÜM


- GÖRÜNTÜ ile/ve GÜZELLİK

( Rüya. İLE/VE Gerçek. )

( APPEARANCE vs./and BEAUTY )


- HAYAL[Osm.] / IMAGE, PHANTOM[İng.]IMAGE, FANTÔME[Fr.] / BILD[Alm.] ile/değil/yerine/= GÖRÜNTÜ


- GÖRÜNTÜ ile/yerine RAHATLIK (+ GÖRÜNTÜ)

( Ayna, görüntüyü yansıtır ama görüntü, aynayı düzeltmez. )


- GÖRÜNTÜLEMEK ile GÖRÜNTÜLENMEK ile GÖRÜNTÜLETMEK ile GÖRÜNTÜLEYEBİLMEK ile GÖRÜNTÜ/LÜK ile GÖRÜNTÜLÜ ile GÖRÜNTÜSEL ile GÖRÜNTÜSÜZ


- GÖRÜNTÜNÜN/MANZARANIN:
EN ÇİRKİNİ/KORKUNCU ile/değil/yerine/>< EN GÜZELİ

( Somurtan bir "yüz". İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Gülen bir yüz. :) )

( Gülen İnsan Yüzünün Görsel FaRkLaR'ı için burayı tıklayınız... )

( Kara delik. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Güneş. )

(

ile/değil/yerine/><

)


- GÖRÜNTÜNÜN:
BULANIK (OLMASI) ile/ve/değil/||/<>/< BUZLU (OLMASI)


- GÖRÜNTÜSEL YANSITICI ile/ve/||/<> SAYMACA UZLAŞIMSAL GÖSTERGELER


- GÖRÜNTÜSELLİK -ile

( ICONICITY )


- GÖRÜNTÜSÜ ile/ve/değil/yerine İŞLEVSELLİĞİ

( [Beynin] Sağ yarımküresi. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Sol yarımküresi. )


- GÖRÜNÜM ile/ve/değil GÖRÜNGÜ

( [not] APPEARANCE vs./and/but PHENOMENON )


- GÖRÜNÜM ile GÖRÜNÜMLÜ


- POIDS APPARENT[Fr.] / SCHEINBARES GEWICHT[Alm.] ile/değil/yerine/= GÖRÜNÜR AĞIRLIK


- VISIBLE REGION[İng.] / RÉGION VISIBLE[Fr.] / SICHTBARE REGION[Alm.] ile/değil/yerine/= GÖRÜNÜR BÖLGE


- APPARENT MAGNITUDE[İng.] / MAGNITUDE APPARENTE[Fr.] / SCHEINBARE GRÖSSE[Alm.] ile/değil/yerine/= GÖRÜNÜR BÜYÜKLÜK


- MASSE AJOUTÉE APPARENTE[Fr.] / SCHEINBARE ZUSATZMASSE[Alm.] ile/değil/yerine/= GÖRÜNÜR EK KÜTLE


- EXPANSION APPARENTE[Fr.] / SCHEINBARE EXPANSION[Alm.] ile/değil/yerine/= GÖRÜNÜR GENLEŞME


- PUISSANCE APPARENTE[Fr.] / SCHEINBARE LEISTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= GÖRÜNÜR GÜÇ


- VOLUME APPARENT[Fr.] / SCHEINBARES VOLUMEN[Alm.] ile/değil/yerine/= GÖRÜNÜR HACİM


- GÖRÜNÜR HAREKET ile/ve GERÇEK HAREKET

( VISIUAL/EXTERNAL MOVEMENT vs./and REAL MOVEMENT )


- GÖRÜNÜR HAREKET ile/ve GERÇEK HAREKET


- VISIBLE LIGHT[İng.] / SICHTBARES LICHT[Alm.] ile/değil/yerine/= GÖRÜNÜR IŞIK/IŞIN


- SCHEINBARE LICHTSTÄRKE[Alm.] ile/değil/yerine/= GÖRÜNÜR IŞIK YEĞİNLİĞİ


- VISIBLE RADIATION[İng.] / RAYONNEMENT VISIBLE[Fr.] / SICHTBARE STRAHLUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= GÖRÜNÜR IŞINIM


- FORCE APPARENTE[Fr.] / SCHEINBARE KRAFT[Alm.] ile/değil/yerine/= GÖRÜNÜR KUVVET


- PUISSANCE APPARENTE D'UNE BOUGIE[Fr.] ile/değil/yerine/= GÖRÜNÜR MUM GÜCÜ


- VISIBLE SPECTRUM[İng.] / SICHTBARES SPEKTRUM[Alm.] ile/değil/yerine/= GÖRÜNÜR TAYF/SPEKTRUM


- GÖRÜNÜRDE değil GÖRÜNÜŞTE


- GÖRÜNÜRLÜK ile/ve/<> SAYDAMLIK


- GÖRÜNÜŞ -ile

( ASPECT )

( APPEARANCE )


- GÖRÜNÜŞ ile/ve ANLAM

( APPEARANCE vs./and MEANING )


- GÖRÜNÜŞ ile/ve DUYARLILIK

( APPEARANCE vs./and SENSITIVITY )


- ÖZ ile/ve/||/<>/> GÖRÜNÜŞ ile/ve/||/<>/> EDİMSELLİK


- GÖRÜNÜŞ ile FENOMEN

( APPEARANCE vs. PHENOMENON )


- GÖRÜNÜŞ ile GÖRÜNTÜ


- GÖRÜNÜŞ ile GÖRÜNÜŞLÜ


- GÖRÜNÜŞ/LER ile/ve/değil/yerine/||/<>/< HAREKET/LER


- [ne yazık ki]
GÖRÜNÜŞTE ile/ve/||/<> SÖZDE


- GÖRÜRSEM ile GÖRDÜĞÜMDE


- ESPACE DE VISION[Fr.] / ANBLICKPLATZ[Alm.] ile/değil/yerine/= GÖRÜŞ ALANI


- SIGHT SPACE[İng.] ile/değil/yerine/= GÖRÜŞ UZAYI


- GÖRÜŞ ile/ve/||/<>/< GÖRMÜŞ/LÜK


- GÖRÜŞ ile/ve/değil/yerine KAVRAM

( [not] OPINION vs./and/but CONCEPT
CONCEPT instead of OPINION )


- GÖRÜŞ ile/ve/||/<> YORUM


- GÖRÜŞME ile GÖRÜŞMECİ/LİK


- GÖRÜŞMEDEN ÇIKTIM:
"GÖRÜŞMEDEN ÇIKTIM" ile "ÇIKTIM, GÖRÜŞMEDEN"

( Görüşmenin yapıldığı yeri ve/ya da görüşmeyi merkeze aldığını vurgular. İLE Bulunduğun yerden çıktığını ve görüşmediğini vurgular. )


- GÖRÜŞME/EYLEME:
"UYGUN OLDUĞUN(UZ)DA ..."
ile/ve/değil/yerine/<>/>
"UYGUN OLURSAN(IZ) ..."


- GÖRÜŞTÜĞÜN/GÖRÜŞTÜKLERİN değil YANINDA OLDUĞUN/OLMASINI/OLMAK İSTEDİĞİN

( Kimle/rle görüştüğün değil kimin yanında olduğundur belirleyici olan! )


- GÖRÜŞTÜRMEK ile GÖRÜŞTÜRÜLMEK ile GÖRÜŞTÜREBİLMEK


- GOSSYPOL[İng.] ile/değil/yerine/= GOSSYPOL


- GÖSTERGE [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]


- GÖSTERGE [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]


- GÖSTERGE ile/ve BELİRTİ

( INDICATOR vs./and SIGN )


- GÖSTERGE ile/ve GARANTİ

( INDICATOR vs./and GUARANTY )


- GÖSTERGE ile GÖSTERGE ile BELİRTMEK ile BELİRTİLEN ile GÖSTEREN ile GÖSTERGE ile GÖSTERGE NİTELİĞİNDE ile GÖSTERGE

( INDICAN vs. INDICANT vs. INDICATE vs. INDICATED vs. INDICATING vs. INDICATION vs. INDICATIVE vs. INDICATOR )

( ماده سازنده نيل ile نشان دهنده ile حکايت داشتن ile حاک بودن ile دلالت داشتن ile حاکي بودن ile مشار ile مشعر ile وجنه ile اشارت ile اشاره ile اشارهکننده ile اخباري ile حاکي ile دال بر ile مشعر بر ile شاخص ile دفتر نماينده ile فشار سنج ile انديکاتور ile اشاره نما )

( MADEH SAZANDEH NEYLE ile NESHAN DAHANDEH ile HOKAYT DASHTAN ile HAK BODAN ile DELALT DASHTAN ile HAKY BODAN ile MOSHAR ile MOSHER ile وجنه ile ESHART ile ESHAREH ile ESHARECKONANDEH ile AKHABARY ile HAKY ile DAL BAR ile MOSHER BAR ile SHAKHS ile DAFTAR NAMAYNADEH ile FESHAR SANJ ile ANDYKATOR ile ESHAREH NAMA )


- GÖSTERGE ile GÖSTERGEÇ ile GÖSTERGE BİLİMİ


- GÖSTERGE = İŞARET = SIGN[İng.] = SIGNE[Fr.] = ZEICHEN[Alm.] = SIGNUM[Lat.] = SENAL[İsp.]


- GÖSTERGE ile/değil/||/<>/> KANA[İt. < CANNA]

( ... İLE/DEĞİL/||/<>/> Geminin çektiği suyu göstermek için baş ve kıç bodoslamaları üzerine konulan işaretler. )


- GÖSTERGE ile/ve/değil/||/<> ÖLÇÜT

( [not] INDICATOR vs./and/||/<>/but/< CRITERION
CRITERION instead of INDICATOR )


- GÖSTERGE ile/ve/||/<> PARAKETE[İt.]

( ... İLE/VE/||/<> Geminin saatteki [deniz mili] hızını anlamak için kullanılan araç. )


- GÖSTERGE ile/ve/değil UZANTI

( [not] INDICATOR vs./and/but EXTENSION )


- GÖSTERGEBİLİM = SEMIOTIC[İng.] = SÉMIOTIQUE, SÉMIOLOGIE[Fr.] = SEMIOTIK[Alm.] = SEMA, SEMEION[Yun.]


- GÖSTERİ İLE SİMÜLASYON İLE HANDS-ON ile/||/<> FİZİK ÖĞRETİM YÖNTEMLERİ

( Etkili fizik eğitimi yaklaşımları. )

( Formül: Active learning )


- GÖSTERİ ile/ve/değil DİNLETİ


- GÖSTERİ ile/ve/değil GÖSTERİM


- GÖSTERİ ile GÖSTERİŞ (YAPMAK)


- GÖSTERİM ile GÖSTERİŞ

( PROJECTION vs. DEMONSTRATING )


- GÖSTERİM ile GÖSTERİŞ

( Görüntülerin gösterici yardımıyla bir yüzeye yansıtılması işi. | Sinema, tiyatro, konser gibi sanat dallarında verilen gösterilerden her biri, seans. İLE Gösterme eylemi ya da biçimi. | Başkalarını aldatmak, şaşırtmak, korkutmak ya da kendini beğendirmek için birinin yaptığı yapay davranış. | Göze çarpıcı nitelik, göz alıcılık. )


- NOTATION[İng.] / NOTATION[Fr.] / NOTATION, DEFINITIONSWEISE[Alm.] ile/değil/yerine/= GÖSTERİM


- GÖSTERİ(M) ile PAYLAŞIM

( PROJECTION vs. SHARING )


- GÖSTERİMİ OLAN ile GÖSTERİMİ OLMAYAN


- GÖSTERİMİ OLAN ile GÖSTERİMİ OLMAYAN


- GÖSTERİMSEL -ile

( DEICTIC )


- GÖSTERİŞ YAPMAK ile GÖSTERİŞLİ

( FLAUNT vs. FLAUNTY )

( نازيدن ile جولان دادن ile پزده )

( نازيدن ile JOOLAN DADAN ile PAZDEH )


- GÖSTERİŞ ile GÖSTERİŞ ile GÖSTERİŞLİ

( FLAMBOYANCE vs. FLAMBOYANCY vs. FLAMBOYANT )

( زرق وبرق ile شعله مانند )

( ZARGH VEBARGH ile SHOLEH MANAND )


- GÖSTERİŞ ile GÖSTERİŞLİ/LİK ile GÖSTERİŞÇİ/LİK ile GÖSTERİŞSİZ/LİK ile GÖSTERİŞLİCE


- GÖSTERME (TASVİH)


- GÖSTERME ile/ve/değil/yerine İMLEMEK/İŞARET (ETME)

( [not] TO SHOW vs./and/but TO INDICATE
TO INDICATE instead of TO SHOW )


- GÖSTERMEK ile GÖSTERTMEK ile GÖSTERİLMEK ile GÖSTEREBİLMEK ile GÖSTERİVERMEK ile GÖSTERİ ile GÖSTERİCİ/LİK ile GÖSTERİ ADAMI ile GÖSTERİ YÜRÜYÜŞÜ


- GÖSTERMEK ile/ve KANITLAMAK

( TO SHOW vs./and TO PROVE )


- GÖSTERMEK ile ORTAYA KOYMAK

( TO SHOW vs. TO PUT FORWARD, TO EXPOSE )


- GÖSTERMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ÖRTEREK GÖSTERMEK

( ... İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>< Sanat. )


- GÖSTERMEK ile RESİMLİ ile İLLÜSTRASYON ile AÇIKLAYICI ile İLLÜSTRATÖR

( ILLUSTRATE vs. ILLUSTRATED vs. ILLUSTRATION vs. ILLUSTRATIVE vs. ILLUSTRATOR )

( با تصوير نشان دادن ile بامثال روشنساختن ile مصور کردن ile مصور ile عکسا دار ile نمايش ile روشنگر ile توضيح دهنده ile ترسيمي )

( BA TASOOYR NESHAN DADAN ile BAMSAL ROSHENSAKHTAN ile MOSUR KARDAN ile MOSUR ile AKSA DAR ile NAMAYSH ile ROSHANGAR ile TOZYHE DAHANDEH ile ترسيمي )


- GÖSTERMEK ile/ve/değil/yerine/<> SİMGELERLE/ÖYKÜLERLE/MASALLARLA ANLATMAK


- GÖSTERMEK ile/ve/değil/yerine SUNMAK

( [not] TO SHOW vs./and/but TO PRESENT
TO PRESENT instead of TO SHOW )


- GÖSTERMEK ile/ve/||/<> TANITMAK


- GÖSTERMEK ile/ve/değil/yerine YAŞAMAK

( [not] TO SHOW vs./and/but TO LIVE/VALUE
TO LIVE/VALUE instead of TO SHOW )


- GÖSTERME/LİK ile GÖSTERMECİ/LİK ile GÖSTERME HAKKI ile GÖSTERME ZARFI ile GÖSTERME SIFATI ile GÖSTERME ZAMİRİ ile GÖSTERME PARMAĞI ile GÖSTERME HASTALIĞI


- GÖT-GÖBEK (SALMAK, BÜYÜTMEK)


- GÖT KOKUSU değil/yerine/||/<>/< TER ya da BOK KOKUSU


- GOTİK ile GOTİK SANAT ile GOTİK HARFLER


- GOTİK ile/||/<> ULUSLARARASI GOTİK ile/||/<> STİL GALANTE

( Avrupa'da Ortaçağ mimarisine verilen ad. XII. yüzyılın ortasından Rönesans'a kadar süreci içeren Gotik, resim ve heykel de kapsayan geniş bir sanat akımıdır. Geç Gotik, Uluslararası Gotik (Bkz. "Bkz." ile geçen madde) altı bir dönemi niteler. İLE/||/<> XIV. yüzyıl sonunda ilk kez Fransız sarayında beliren bir sanat üslûbu. Bir üslûp olarak temelde Gotik'e bağlı olan bu anlayışta özellikle manzara ayrıntılarına, hayvanlara ve giysilere gerçekçi bir yaklaşım söz konusudur. Ama bu gerçekçilik, daha geç dönemin esinini doğadan alan ve Masaccio ile Donatello'nun yapıtlarında anlatımını bulan gerçekçi yaklaşımdan farklıdır. İLE/||/<> Zarif üslûp. Almanya'da XIV. yüzyıl sonu ile XV. yüzyıl başında egemen olmuş bir sanat anlayışı. Uluslararası Gotik'le sıkı sıkıya ilişkili olan bu anlayışta, figürler yumuşak, zarif ve incelikli bir biçimde betimlenir, sıcak renklerle boyanırdı. )


- GOTO PAIR[İng.] / PAIRE DE GOTO[Fr.] / GOTO-PAAR[Alm.] ile/değil/yerine/= GOTO ÇİFTİ


- GÖTÜ-BAŞI (AÇIKTA GEZMEK/AYRI OYNAMAK)


- GÖTÜ KALKMAK ile/ve/değil/yerine KANI BİTLENMEK


- GÖTÜN GÖTÜN (UZAKLAŞMAK/KAÇMAK)


- GÖTÜNLE" GÜLMEK değil GÖTÜYLE GÜLMEK


- GÖTÜRMEK ile DEVİRMEK


- GÖTÜRMEK ile GÖTÜRTMEK ile GÖTÜRÜLMEK ile GÖTÜREBİLMEK ile GÖTÜRÜ ile GÖTÜRÜ İŞ ile GÖTÜRÜ TUR ile GÖTÜRÜ PAZARLIK


- GÖTÜRMEK ile YÜRÜTMEK


- GÖTÜRÜ ile GÖTÜRÜM ile GÖTÜRÜŞ

( Para ile satın alınan şeyler ya da para karşılığında yapılan işler için toptan fiyat vererek. İLE Dayanma. İLE Götürme eylemi ya da biçimi. )

( ... ile TAHAMMÜL )


- GÖTÜRÜLMEK ile/ve/değil/yerine GİTMEK


- GÖTÜRÜM ile GÖTÜRÜMLÜ ile GÖTÜRÜMSÜZ


- GÖVDE -ile

( STEM )


- GÖVDE AMELİYATI ile/ve/||/<> MANEVİ AMELİYAT

( [Kişinin] Uyut(ul)ması gerekir. İLE/VE/||/<> Uyan(dırıl)ması gerekir. )


- GÖVDE GELİŞTİRME ile/değil/yerine FITNESS

( )


- GÖVDE/İNSAN ile/ve/<> NEY

( İNSAN ve NEY: 60 )


- GÖVDE ISISINDA:
41/42 ÜSTÜ ile/ve/||/<> 34.5 ALTI ile/ve/||/<> 31 ALTI

( Tehlikelidir. İLE/VE/||/<> Tehlikelidir. İLE/VE/||/<> Ölümcüldür. )


- GÖVDE VE DALLAR = SÂK VE A'ZÂ = TIGE ET RAMEAUX


- GÖVDE ve/||/<>/> ANLIK ve/||/<>/> BİR/LİK


- GÖVDE ve/||/<> ANLIK(ZİHİN) ve/||/<> TİN

( Çap/çeper. VE/||/<> Yarıçap. VE/||/<> Merkez. )


- GÖVDE = BEDEN = BODY[İng.] = CORPS[Fr.] = DAS LEIB, DER KÖRPER[Alm.] = IL CORPO[İt.] = EL CUERPO[İsp.] = CORPUS[Lat.] = TO SOMA, HO KHROS[Yun.] = CİSM, CESED, CURM[Ar.] = BEDEN[Fars.] = HET LICHAAM[Felm.] = DEHA[Sansk.]


- GÖVDE ile/ve/değil/yerine/||/<>/< BEN

( Gövde ve gövdeyle özdeşlik duygusu var oldukça, düş kırıklıkları kaçınılmazdır. )

( Gövde olmadığında siz gövdeden ayrılmış değilsiniz - sadece Siz'siniz. )

( Gövde, üzerinde aşırı konsantrasyon kendi amacına ters düşer ve aksi sonuç verir. )

( Kendinin, gövde ve zihin olmadığını bilen bir kişi, bencil olamaz. Çünkü, bencillik nedeni olabilecek bir şeye sahip değildir. )

( Benlik, öylesine kendinden emindir ki, cesâreti tümüyle kırılmadıkça vazgeçmez. )

( Bir gövdede odaklanmış sonsuz olansınız. )

( "Ben Gövde'yim" düşüncesini yok edin, o zaman iç ve dış bir olacak. )

( "Ben Gövde'yim" düşüncesinin ötesine geçin. )

( Gövde ve zihin sınırlılardır, onun için de incinmeye açıklardır, onların, korunmaya gereksinimleri vardır ve bu da korkuya yol açar. )

( Gövde ve zihin içinde olmadığınızı, fakat her birinin de farkında olduğunuzu bilmek, kendini-biliştir. )

( Sükûnet ve sessizlik içinde "Ben" kabuğu erir ve iç ile dış bir olur. )

( Her kim, varoluşu hakkında bir yanıt arayarak düşünürse ve kendi kaynağını bulmayı içtenlikle isterse, her zaman mevcut olan "Ben-im" duygusunu kavrayabilir ve zihni karartan bulutlar dağılıp, varlığın özü tüm ihtişamıyla görününceye dek onun üzerinde büyük dikkatle ve sabırla durabilir. )

( As long as there is the body and the sense of identity vs. the body, frustration is inevitable.
Without the body you are not disembodied - you Just are.
The self is so self confident, that unless it is totally discouraged, it will not give up.
Go beyond the I-am-the-body idea.
The body and the mind are limited and therefore vulnerable; they need protection which gives rise to fear.
Whoever is puzzled by his very existence as a conscious being and earnestly wants to find his own source, can grasp the ever-present sense of I am and dwell on it assiduously and patiently, till the clouds obscuring the mind dissolve and the heart of being is seen in all its glory. )

( [not] BODY vs./and/<>/but I
I instead of BODY )

( ZÂT ile/ve/<>/değil VÜCÛD/SIFAT )


- GÖVDE ile/ve ben


- GÖVDE ile/ve/||/<> BİLİNÇ

( Zuhur/tezahür. İLE/VE/||/<> Tecelli. )

( Kişi, önce gövdesine bakmalıdır. )

( İnsan gövdesi, doktoru, eczanesi kendinde olan bir yapıya sahiptir. )

( MENZİL-İ CÂN: İnsan gövdesi. | Ulvî âlem. )

( TENÂVÜR[Ar.]: İri gövdeli kişi. )


- GÖVDE ile/ve/<> BÜNYE[Ar.]


- GÖVDE ve/||/<> EV ve/||/<> EVREN

( Bilinç. VE/||/<> Kişi. VE/||/<> Yaşam. )

( Tohum. VE/||/<> Ağaç. VE/||/<> Meyve. )


- GÖVDE ile KONGÖVDE

( ... İLE Palmiyelerde olduğu gibi, üzerinde yaprak kalıntıları, izleri bulunan dalsız, budaksız gövde. )


- GÖVDE ve/<> MÂBED

( Mâbedine[gövdesine] bakmayan, mâbâdına[kıçına] bakmak zorunda kalır. )

( Akılsız başın cezasını, ayaklar çeker. )


- GÖVDE = SÂK = TIGE


- GÖVDE ile/ve/<> ZİHİN

( Gövde ile gövdede barınan bilinç arasında zihin yer alır. )

( Gövde, ölçüsünü bilir, ama zihin bilmez. )

( Gövde ve zihin sınırlılardır, onun için de incinmeye açıklardır, onların, korunmaya gereksinimleri vardır ve bu da korkuya yol açar. )

( Gövde, dış varlığı, bilinç iç varlığı tanımlar, saf farkındalık halinde ise En Yüce Olan'la temas kurulur. )

( Gövdenin ötesine geçmek için sağlıklı olmalısınız; zihnin ötesine geçmek için ise zihniniz kusursuz bir düzen içinde olmalı. )

( BODY vs./and/<> MIND
Between the body and the indwelling consciousness lies the mind.
The body knows its measure, but the mind does not.
The body defines the outer self, consciousness the inner, and in pure awareness the Supreme is contacted.
To go beyond the body you must be healthy; to go beyond the mind, you must have your mind in perfect order. )


- GÖVDE ve/||/<> ZİHİN ve/||/<> KALP ve/||/<> HİÇ

( Deneyim aradığımızda. VE/||/<> Bilgiyi aradığımızda. VE/||/<> Tanrı'yı aradığımızda. VE/||/<> Hakikati aradığımızda. )


- GÖVDE/BEDEN [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]


- DİNLENME:
GÖVDEDE ile/ve/||/<> BEYİNDE ile/ve/||/<> GÖNÜLDE

( Uzanarak. İLE/VE/||/<> Uyuyarak. İLE/VE/||/<> Paylaşarak![Aynı zaman ve mekânda, aynı durumları paylaşarak!] [Söyleşerek DEĞİL susuşabilerek!] )


- ÖLMEK:
GÖVDEDE ile/ve/değil/yerine/<>/< KENDİNDE


- GÖVDE/DE:
YIĞILMA ile/ve/değil/||/<> ASILMA

( Doku. @@ Kas ve fasya. )


- GÖVDEDEN DOĞMAK/DOĞAN ile/ve TOPLUMDAN DOĞMAK/DOĞAN ile/ve KENDİNDEN DOĞMAK/DOĞAN


- GÖVDELENMEK ile GÖVDE ile GÖVDELİ/LİK ile GÖVDESEL ile GÖVDESİZ/LİK ile GÖVDE GÖSTERİSİ


- GÖVDE/MİZ:
OKSİJEN ve/||/<> KARBON ve/||/<> HİDROJEN ve/||/<> NİTROJEN ve/||/<>
KALSİYUM ve/||/<> FOSFOR ve/||/<> + 54 ÖĞE

( %65 ve/||/<> %18 ve/||/<> %10 ve/||/<> %3 ve/||/<> %1.4 ve/||/<> %1.1 ve/||/<> + %0 - 0.99 )

( OXYGEN and/||/<> CARBON and/||/<> HYDROGEN and/||/<> NITROGEN and/||/<> CALCIUM and/||/<> PHOSPHORUS and/||/<> + 54 ELEMENTS )


- GÖVDEMİZİ ...:
(YETERİNCE) KULLANMAMAK ile/ve/değil/ne yazık ki/=/||/<>/> KÖTÜYE KULLANMAK


- GÖVDE(N):
[ne] ATMAK ve [ne de] TAPMAK


- GÖVDENİN/TEN'İN ABDESTİ ile/ve AKIL'IN/VİCDANIN ABDESTİ ile/ve NEFS'İN ABDESTİ

( Su ile. İLE/VE Gözyaşı ile. İLE/VE Kelâm/sohbet ile. )


- GÖVDE'NİN:
ABDESTİ ile/ve KULLUĞU

( Su ile. İLE/VE İşlevi ile. )


- GÖVDENİN ANATOMİK YAPISI = SÂKIN İNTİSÂC-I TEŞRÎHÎSİ = STRUCTURE ANATOMIQUE DE LA TIGE