E ile biten FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 20.315 başlık/FaRk ile birlikte,
20.315 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(75/83)
- TEYZE / KÜKÜ/Y[dvnlgttrk] ile/ve/||/<> ANNE
( [Biyolojik açıdan] Anneyle kardeşlik bağlantısı olan dişil gövdeli kişi/ye verilen ad. İLE/VE/||/<> Yaşama, karnında(uterus'ta/rahim'de) gelişerek başlanılan kişi. )
( AUNT vs./and MOTHER )
- TEYZE ile YENGE/BULA
( Annenin kız kardeşi ya da ablası. İLE Amca ya da dayının eşi.[< "yeni gelen" ya da "yanına gelen"] )
- TEYZEZÂDE[Tr. + Fars.]/KUZEN[İng. < COUSIN] değil/yerine/= TEYZENİN OĞLU
- TEZ ile TEZ BERİ ile TEZ CANLI/LIK ile TEZ VAKİT ile TEZ VAKİTTE
- TEZAHÜRAT ile NEŞELEN ile NEŞELİ ile NEŞELİ GÜN ile NEŞE ile ŞEREFE
( CHEER vs. CHEER UP vs. CHEERFUL vs. CHEERFUL DAY vs. CHEERFULNESS vs. CHEERS )
( فريادوهلهله آفرين ile دلخوشي دادن ile هلهله کردن ile ابرو گشادن ile دلباز ile دل زنده ile شنگول ile خرم ile متبسم ile خوش روي ile بشاش ile سرحال ile خوشدل ile انبساطي ile گشاده رو ile روز خرم ile شنگولي ile بهجت ile بشاشت ile شنگي ile انبساط ile خوشدلي ile بسلامتي ile هلهله )
( فريادوهلهله آفرين ile DELKHOSHY DADAN ile NPALELLEH KARDAN ile EBRO GOSHADAN ile DELBAZ ile DEL ZANDEH ile SHANGOL ile KHRAM ile MOTBASM ile KHOSH ROY ile BESHASH ile SARHAL ile KHOSHODEL ile ANBASATY ile GOSHADEH RO ile RUZ KHRAM ile SHANGOLY ile BACPEHJAT ile بشاشت ile SHANGY ile ANBASAT ile KHOSHODELY ile BASLAMETY ile NPALELLEH )
- TEZENELİ SAZLARDA:
[büyükten küçüğe] MEYDAN SAZI ile/ve DİVAN SAZI ile/ve KARA DÜZEN SAZ(BOZUK DÜZEN) ile/ve TAMBURA/DÜNBÜRE/DÜNBÛRE[Fars.] ile/ve BAĞLAMA ile/ve CURA ile/ve TAR
- TEZHİB'DE:
ZÂHRİYE ile/ve/||/<> BAŞLIK ile/ve/||/<> SER LEVHA ile/ve/||/<> HÂTİME ile/ve/||/<> CETVEL ile/ve/||/<> HARİTA ile/ve/||/<> MİNYATÜR
- TEZKERE ile TEZKERECİ/LİK
- TEZKERE değil/yerine/= TÜMERLİK
- [ne yazık ki]
TEZYÎF[Ar. < ZEYF] değil/yerine/= DEĞERSİZ GÖSTERME | ALAY ETME
- THAM TRIS-(HYDROXYMETHYL) AMINOMETHANE[İng.] ile/değil/yerine/= THAM TRİS-(HİDROKSİMETİL) AMİNOMETAN
- THE MOST vs. UNIQUE
- THE PERSON DOES NOT TO TALK BY/IN THE WISDOM vs. THE PERSON DOES NOT TO TALK IN IGNORANCE
- THE :/yerine (BELİRLİ ARTİKEL)
- THEME :/yerine TEMA
- THEODICY[İng.] değil/yerine/= TEODİSE
( Din felsefesinde; her şeyi bilen ve mutlak iyi olan Tanrı'nın kötülüğe neden izin verdiğini açıklamaya dair çabaların tümü. Kelime, Yunanca theos "tanrı" ve dikē "adalet" kelimelerinin bir araya gelmesinden meydana gelir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- THEORY vs. PRACTICE
- THERE :/yerine ORADA
- THEREFOR vs. THEREFORE
- THEREFORE :/yerine BU NEDENLE
- THERMOPHİLE İLE PSYCHROPHİLE İLE HALOPHİLE İLE ACİDOPHİLE ile/||/<> EKSTREMOFİLLER
( Ekstrem ortam organizmaları. )
( Formül: Tmax = 122°C )
- THESE :/yerine BUNLAR
- THIN :/yerine İNCE
- THINKING :/yerine DÜŞÜNME
- BASIC SLAG[İng.] / SCOIRE BASIQUE, SCORIE THOMAS[Fr.] / THOMASCHEL, BASISCHE SCHLACKE[Alm.] ile/değil/yerine/= THOMAS CÜRUFU
- THOMAS PAINE ile/ve/||/<>/>< EDMUND BURKE
- THOMSON VOLTAGE[İng.] / TENSION DE THOMSON[Fr.] / THOMSON-SPANNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= THOMSON GERİLİMİ
- THOSE :/yerine ŞUNLAR
- THOUGHT ECHO/ÉCHO DE LA PENSÉE[İng.] değil/yerine/= DÜŞÜNCE YANKILANMASI
- THOUGHT :/yerine DÜŞÜNCE
- THREE :/yerine ÜÇ
- THROMBOCYTE[İng.] değil/yerine/= TROMBOSİT
( Trombosit, kan pıhtılaşmasında önemli bir rol oynayan ve kemik iliğinde üretilen küçük kan bileşenleridır. Trombositlerin temel işlevi yaralı kan damarlarındaki kanamayı durdurmaktır. Memelilerde trombositler çekirdeksiz, platelet denilen gözelerdir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- THUS :/yerine BÖYLECE
- TIBBİ İLÜSTRASYON/MEDICAL ILLUSTRATION[İng.] değil/yerine/= TIBBİ GÖRSELLEME
- TIBBİYE ile TIBBİYELİ/LİK
- TİBETLİ ile TİBETÇE ile TİBET ÖKÜZÜ ile TİBET SIĞIRI
- TIC/MEDICAL MONİTORING DEVICE[İng.] değil/yerine/= TIBBİ İZLEME AYGITLARI
- TİCARET, BİLİM VS. ile SANAT ve FELSEFE
( Ortalama akıl, yeterlidir. İLE Ortalama akıl, yetmez. )
- TİCARET:
T ile/ve/||/<> İ ile/ve/||/<> C ile/ve/||/<> A ile/ve/||/<> R ile/ve/||/<> E ile/ve/||/<> T
( Tecrübe/deneyim. İLE/VE/||/<> İtibar/saygınlık. İLE/VE/||/<> Cesaret. İLE/VE/||/<> Risk. İLE/VE/||/<> Emek. İLE/VE/||/<> Tedbir. )
- TİCARET ile/ve/||/<> TÜZE
- TİCARETGÂH/TİCARETHANE değil/yerine/= TECİMEVİ
- TİCARİLEŞMEK ile TİCARİ ile TİCARİ DAVA ile TİCARİ ATAŞE ile TİCARİ UNVAN ile TİCARİ TÜKETİM
- t.i.d.[Lat. < TER IN DIE] değil/yerine/= GÜNDE 3 KEZ
- TİDAL VOLÜM/TIDAL VOLUME[İng.] değil/yerine/= SOLUK OYLUMU/HACMİ
- TIDAL VOLUME ile ...
( Bir hayvanın her soluk alış-verişinde aldığı havanın hacmi. )
- TIE :/yerine BAĞLAMAK, KRAVAT
- TİK ile TİKE ile TİK TAK ile TİK AĞACI ile TİKE KEBABI
- TIKANMA ile/ve/||/<> ENGELLENME
- TİKEL/LİK ile TİKEL ÖNERME
- THYLACOIDE[Fr.] ile/değil/yerine/= TİLAKOİT
- TİLLE[Ar.] ile TİLLE[Ar.]
( Basamak. | Sıradağ. İLE İşlenmemiş altın. )
- CHARMED QUARK[İng.] / QUARK CHARMÉ[Fr.] ile/değil/yerine/= TILSIMLI KUARK
- TİMBRE değil/yerine/= TINI, SOLUK
- TIME :/yerine ZAMAN
- THYMINE[İng.] / THYMIN, THYMINE[Alm.] ile/değil/yerine/= TİMİN
- TİMSAL[Ar.] değil/yerine/= SİMGE
- TİN:
DUYARLILIK ile/ve/||/<> HAYAL GÜCÜ ile/ve/||/<> İRÂDE
- TİN[Azr.] = KÖŞE[Tr.]
- TEINTURE[Fr.] ile/değil/yerine/= TİNKTÜR
- TINMAK ile TINMAZ MELAİKE
- TİNNİTUS ile/||/<> MENİERE
( Kulakta çınlama ya da uğultu. İLE/||/<> İç kulakta sıvı birikimi ile baş dönmesi ve duyma kaybı. )
- TIP vs. SIDE
- TIP = MEDICINE[İng.] = MÉDECINE[Fr.] = ARZNEI[Alm.] = MEDICINA[İt., İsp.]
- TIP TIP = KÜÇÜK VE HAFİF BİÇİMDE
- TIP ile/||/<> FELSEFE
( Tıp ve felsefeyi birleştiren bütüncül yaklaşım )
( İbn Sina (Avicenna) tarafından 1025 yılında keşfedildi/formüle edildi. (980-1037) (Ülke: İran/Buhara) (Alan: biyoloji) (Önemli katkıları: El-Kanun fi Tıb kitabı, tıp ansiklopedisi, felsefe ve mantık çalışmaları) )
- TİP[Fr./İng. < TYPE] ile TİPLEME
( Öykü, roman, tiyatro gibi uzun anlatıma dayalı edebî yapıtlarda kişi kadrosu içinde yer alan ve belirli bir düşüncenin, topluluğun zihniyetini ve ideolojinin temsilciliğini yüklenen kişi. | Kendine özgü kişiliği olmayan, genellikle bilinen kalıplardaki kişileri gösteren oyun kişisi. İLE Belirli bir tipin tüm çapraşık özelliklerini, bunu en iyi, en rahat, en inandırıcı biçimde temsil edebilecek kişiyle canlandırmak. )
- TİPOLOJİK TASNİF değil/yerine/= KİŞİTÜRLEMSEL ÖBEKLEME
- TIPTA:
GENEL CERRAHİ ile/ve/||/<> İÇ(DAHİLİYE) ile/ve/||/<> KADIN-DOĞUM ile/ve/||/<> ÇOCUK HASTALIKLARI
- TİRAJ[Fr. < TIRAGE] ile RATING[İng.]
( Kitap, gazete, kitap gibi şeylerin baskı sayısı. İLE Televizyon programlarının izlenme/izleyici oranı. )
- TIRAK ile -TIRAK/TRAK[Fr. < TRAC] ile TRAKA[İt.] ile TRAKE[TRACHÉE < Lat. < Yun.] ile TRAKİT[Fr. TRACHYTE < Yun.] ile TRAKTÖR[Fr. TRACTEUR < Lat.] ile TRAKUNYA[Yun. DRANKONTION]
( Çarpan ya da kırılan bir şeyin çıkardığı tok ses. İLE Benzer/yaklaşık.[mavimsi / kırmızımsı vb.] | Oyuncunun sahneye çıkacağı sırada ya da oyun sırasında, kaygıya ve/ya da korkuya kapılması, rolünü unutması. İLE Yelkenli teknelerde bir mandar aracılığıyla çekilerek direğe çıkıp bakım ve onarım yapılan oturaklı sepet. İLE Soluk borusu. | Eklem bacaklılarda bulunan solunum kanalı. İLE Fazla miktarda feldispat, çok az kuvarz içeren, kırılınca pürüzlü bir yüzeye sâhip olan açık renkli volkan taşı. İLE Tekerlekleri arâzi ve sürülmüş tarla gibi yumuşak zeminde dönebilen/devinebilen, genellikle çift sürmede kullanılan, arkasına römork takılarak kamyon görevi gören motorlu taşıt. İLE Çarpan balık. )
- TİRAT[Fr. < TİRADE] değil/yerine/= UZUN KONUŞMA
( Bir tiyatro oyununda, oyunculardan birinin uzun uzun konuşması, bir defada söylediği parça. | Yazı ya da konuşmada bir düşüncenin kesintisiz gelişimi. | Uzun ve tumturaklı konuşma. )
- THYRATRON GATE[İng.] / THYRATRON-GATTER[Alm.] ile/değil/yerine/= TİRATRON KAPISI
- -(TİRE) ile -(EKSİ)
- TİRE ile/değil İLÂ
- TIRE :/yerine LASTİK, YORMAK
- TİRE[Ar.] ile Tire[Ar.] ile TIRE[Fr. < TIRET] ile TIRE[İng. < TIRE]
( Dikişte kullanılan pamuk ipliği. | Pamuk ipliğinden yapılmış olan. İLE İzmir iline bağlı ilçelerden biri. İLE Kısa çizgi. | Uzun çizgi. İLE Tekerlek çemberi ya da lastiği. )
( ... vs. ... vs. HYPEN )
- TİRELEMEK ile TİRE ile TİR TİR
- TİRENT/TİREND"[İng. < TREND] ile/değil TİRAT/TİRAD[Fr. < TIRADE]
( Eğilim. @@ Bir tiyatro oyununda oyuncuların bir kerede söylediği parça. | Yazı ya da konuşmada bir düşüncenin kesintisiz gelişimi. | Uzun ve tumturaklı konuşma. )
- TIRMÎZÎ ile/ve/değil TİLMÎZİ[Ar. | çoğ. TELÂMÎZ/E]
( ... İLE/VE/DEĞİL Öğrencisi/talebesi. | Çırağı. )
- TIRNAK İÇİNDE ile/ve/||/<> KENDİ İÇİNDE
- TIRNAK ile CIRNAK/PENÇE
( ... İLE Yırtıcı hayvan tırnağı. )
- TİROİT[Fr./İng. < THRYOIDE] değil/yerine/= KALKAN BEZİ
( Gırtlağın ön ve alt bölümünde bulunan, çok damarlı, salgısını kana veren bir bez. )
- TİROİT[Fr./İng.] ile/ve/||/<> TİROKALSİTONİN[Fr./İng. < THYROCALCITONINE] ile/ve/||/<> TİROKSİN[Fr./İng. < THYROXINE]
( ... İLE/VE/||/<> Kalkan[tiroit] bezinden salgılanan, kandaki kalsiyumu azaltan hormon. İLE/VE/||/<> Tiroit hormonlarının ilk keşfedileni. )
- TİRŞELEŞMEK ile TİRŞE ile TİRŞE GÖZLÜ
- TİŞE ile ...
( Kazma, keser. )
- TISSUE :/yerine DOKU, KÂĞIT MENDİL
- TITANITE[İng.] / TITANITE[Fr.] / TITANIT[Alm.] ile/değil/yerine/= TİTANİT
- TITANIUM[İng.] / TITANE[Fr.] / TITAN[Alm.] ile/değil/yerine/= TİTANYUM
- TİTİZ ile TİTİZLİKLE
( FASTIDIOUS vs. FASTIDIOUSLY )
( مشکل پسند ile ايراد گير ile ايرادگير ile باريک بين ile بدمنش ile باريک بيني )
( مشکل پسند ile AYRAD GYR ile ايرادگير ile BARYK BEYNE ile بدمنش ile BARYK BEYNEY )
- TİTİZLENMEK ile TİTİZLEŞMEK ile TİTİZ/LİK ile TİTİZCE
- TITLE vs. NOUN/PROPOSITIONAL PHRASE
- TITLE :/yerine BAŞLIK, UNVAN
- TITRATION CURVE[İng.] / TITRIERUNG KURVE[Alm.] ile/değil/yerine/= TİTRASYON EĞRİSİ
- TİTRASYON/TİTRATION[İng.] değil/yerine/= EŞ DEĞERLEME
- TITRATION[İng.] / TITRAGE[Fr.] / TITRIERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= TİTRASYON
- TITRE[İng.] / TITRE[Fr.] / TITER[Alm.] ile/değil/yerine/= TİTRE
- TİTREME ile ISPAZMOZ[Yun.]
( ... İLE Aşırı titreme, kasılma. )
- TİTREME ile TİTREŞİM
( İHTİZÂZ ile ... )
( VIBRATION vs./and FLUCTUATION )
- TİTREMLEMEK ile TİTREM ile TİTREME
- VIBRATION MODE[İng.] / MODE DE VIBRATION[Fr.] / SCHWINGUNGSMODE, VIBRATIONSMODUS[Alm.] ile/değil/yerine/= TİTREŞİM KİPİ
- VIBRATION GALVANOMETER[İng.] / GALVANOMÈTRE À VIBRATION[Fr.] / SCHWINGUNGSGALVANOMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= TİTREŞİMLİ GALVANOMETRE
- THIAMINE[İng.] / THIAMINE[Fr.] / THIAMINE[Alm.] ile/değil/yerine/= TİYAMİN
- THIOLS, MERCAPTANS[İng.] / MERCAPTANS, THIOLACCOLOS[Fr.] / MERCAPTANE, THIOALKOHOLE[Alm.] ile/değil/yerine/= TİYOLLER, TİYOALKOLLER, MERKAPTANLAR
- THIONINE[İng.] / THIONINE[Fr.] / THIONINE[Alm.] ile/değil/yerine/= TİYONİN
- THIOCYANATE[İng.] ile/değil/yerine/= TİYOSİYANAT
- THIOUREA[İng.] ile/değil/yerine/= TİYOÜRE
- Tıkandığında DİNLE!!!
- Tırnak içinde "DİNLE"!!!
- TM için DİNLE!!!
- TO ADOPT vs. "TO SUPPORT/LIKE"
- TO ASCRIBE vs. TO RECONCILE
- TO ASK/REQUIRE vs./and TO BELIEVE
- TO ASSIMILATE vs. TO SIMULATE
- TO ASSUME vs. TO PRESUME
- TO ASSURE vs. TO ENSURE vs. TO INSURE
- TO BE DEVIDED vs. TO DISPERSE
- TO BECOME LOFTY, (TO EXALT/SUBLIMATE) vs. TO RISE/INCREASE, (TO PROMOTE)
- TO BEGIN-TO FINISH vs. TO BEGIN-TO COMPLETE
- TO BELIEVE vs. TO AGREE
- TO BELIEVE vs. TO GET BASE
( TO BELIEVE instead of TO GET BASE )
- TO BELIEVE vs. WANT TO BELIEVE
- [not] TO BLAME vs. TO CRITICIZE
- TO BLAME vs. TO DETERMINE
( TO DETERMINE instead of TO BLAME )
- TO CALL/TO SEEK/TO SEARCH vs./and TO SHARE
- TO CENSOR vs. TO CENSURE
- TO CHANGE vs. TO GET (NOT) (ABLE TO) CHANGE
- TO COLLAPSE vs. TO DISPERSE
- TO COME ACROSS vs. BEING ON THE SAME PLANE
- TO COMPOSE vs. TO COMPRISE
- TO CONFUSE vs. TO COMPARE
- TO CONFUSE vs. TO DELVE
- TO CONFUSE vs. TO LOSE
- TO CONFUSE vs. TO NOT CONFUSE
- TO CONFUSE vs. TO RECONCILE
- TO CONFUSE vs. TO REPLACE
- TO CONFUSE vs. TO UNITE
- TO CONFUSE vs. TO SMUDGE
- TO CONSTITUTE to(with) TO SHAPE
- TO CONTINUE vs. TO LIVE
- TO CONVINCE vs. TO PERSUADE PERSUASION
- (TO) DECREASE vs./and (TO) INCREASE
- TO DEFINE vs. LIMITING
- TO DELUDE vs. TO DECEIVE
- TO DETERMINE vs. "TO ARRANGE"
- TO DISCLOSE vs. TO EXPOSE/TO REVEAL vs. TO DIVULGE
- TO DIVIDE vs. TO SEPARATE
- TO END/FINISH vs. TO COMPLETE
- TO EVALUATE vs. TO CHARACTERIZE/TO DESCRIBE
- TO EXAGGERATE vs./and TO GENERALIZE
- TO EXCEED vs. TO OVERCOME
- TO EXCITE vs. TO INCITE
- TO EXCLUDE vs. TO PRETEND NOT TO SEE/TO TURN A BLIND EYE
- [not] TO FACILITATE vs./and TO ESCAPE
- TO FINISH vs. TO CONSUME
- TO FINISH vs. "TO PUNCTUATE"
- TO FINISH vs. TO SOLVE
- TO FIT WELL vs. HARMONIZE
- TO FOLLOW vs. TO CONTINUE
- TO FORGET vs. NEGLIGENCE
- TO GET ANGRY vs. TO GRUMBLE
- TO (GET) COMPLETE vs. TO BE
- TO (GET) DEVOTE vs./and TO DONATE
- TO GET FINISH vs. TO RELEASE
- TO GET IMPRESS vs. TO TAKE
- TO GIVE COLOR vs./and TO COMPLETE
- [not] TO GIVE vs. TO GIVE IN RIGHT TIME
- TO GIVE vs. TO TAKE
- TO HIDE vs. TO SAVE
- TO INTERFERE/MEDDLE vs. TO INTERVENE
- TO KNOW vs. TO BE
- TO KNOW vs./and TO BELIEVE
- TO KNOW vs./and TO KNOW THE HISTORY OF YOU KNOW/KNOWLEDGE
- TO LISTEN/PRETEND TO LISTEN vs. INDIFFERENCE/UNCONCERN/NEGLIGENCE
- TO LIVE THE PERSONAL LIFE vs. TO LIVE IN THE PERSONAL LIFE
- TO MAKE NONEXISTENCE TO THE EXISTENCE vs. TO MAKE NONEXISTENCE TO THE NONEXISTENCE
- TO MAKE WAY FOR vs. TO CAUSE
- TO MEET vs. TO HARMONIZE
- TO MIX vs. GET INSIDE
- TO ORGANIZE vs. SUMMARIZE
- TO OVERDO vs. TO EXAGGERATE
- TO PERISH vs. TO DEGENERATE
- TO PRODUCE vs. TO CREATE
- TO PROGRESS vs. TO CONSOLIDATE
- TO PROJECT vs. TO ARRANGE
- TO PUT vs. TO LEAVE
- TO QUIT vs. ABANDONMENT/FORSAKE/RENOUNCE/LEAVE
- TO REDUCE vs./and NEGLIGENCE
- TO SALUTE vs./and LOVE
- TO SAY vs. TO DETERMINE
- TO SEARCH vs./and TO SHARE
- TO SEE vs./and TO PERCEIVE
- TO SEPARATE vs. CATEGORIZE
- [not] "TO SHOW OFF" vs. TO SHARE
- [not] TO SHOW vs./and TO LIVE/VALUE
- TO SIMILE vs. TO COMPROMISE
- TO SMOOTH; TO CORRECT vs. TO PACK/TIDY UP; SUMMARIZE
- TO SPEND vs. TO CONSUME
- TO STATE vs. TO EXPOSE
- TO SUPPORT vs. TO ADVERTISE
- [not] TO TALK vs./and TO PROVE
- TO THANK vs. TO APPRECIATE
- TO THINK vs. TO APPRECIATE/EVALUATE
- TO THINK vs. TO CALCULATE
- TO THINK vs. TO IMAGINE
- TO TRANSFORM vs. TO CHANGE
- TO TRUST vs./and TO CONSOLIDATE
- TO TURN INSIDE OUT vs. TO REPLACE
- TO UNDERSTAND vs./and TO APPRECIATE
- TO UNITE vs. TO COMPLETE
- TO UNITE vs. TO INTEGRATE
- TO VISUALIZE LIKE HOW/WHAT YOU ARE vs. TO BE LIKE HOW/WHAT YOU ARE
- TO WASTE vs. EXTRAVAGANCE
- TO WORK vs. TO PRODUCE
- TOE :/yerine AYAK PARMAĞI
- TOGETHER :/yerine BİRLİKTE
- TOHUM, BEZİR = BEZR = GRAINE
- SEMEN[İng.] / SPERME[Fr.] / SAMEN[Alm.] ile/değil/yerine/= TOHUM, MENİ, SPERMA
- TOHUM[İng. SEED] ile/||/<> AÇIK TOHUMLU[İng. GYMNOSPERM] ile/||/<> FRUİTARYAN[İng. FRUITARIAN] ile/||/<> MALTOZ[İng. MALTOSE] ile/||/<> MEYVE ile/||/<> MEYVECİL[İng. FRUITARIAN] ile/||/<> NİŞASTA[İng. STARCH] ile/||/<> YALANCI MEYVE[İng. PSEUDOCARP (FALSE FRUIT)]
( Ekildiğinde yeni bir bitki haline gelecek döllenmiş ve olgun bir yumurta. Besleyici göze olan endospermi (ya da perisperm) içerir ve genelde bir tane döllenmiş ovum (embryo) bulundurur. @@ Yaşamının haploit ve diploit evresi eşit olan ve meyve yaprağındaki tohum taslağının etrafı çevrili olmayan odunsu bitkiler. Polen tohum taslağının yüzeyinde filizlenir. @@ Dini, siyasi, çevresel, kültürel, estetik ve ekonomik gibi nedenlerle hayvansal ürünler ve tahıllar olmadan meyve, sebze, kabuklu yemişler ve tohumlar içeren bir diyet uygulayan kişi. Kuru erik, fındık, hurma, domates, limon, mandalina, armut ve kabak gibi besinleri tüketir. @@ Çimlenmiş arpada, patates tohumlarında görülen bir disakkarittir. Moleküler formülü C12H22O11 olarak gösterilmektedir. Suda iyi çözünen bir disakkarittir ve tatlı bir tada sahiptir. Hidroliz yolu ile iki glikoz molekülüne ayrılır. Aynı zamanda alkol üretiminde önemli rol oynamaktadır. @@ Tohumlu bitkilerde döllenmeden sonra karpellerin gelişip olgunlaşması ile meydana gelen yapı. @@ Dini, siyasi, çevresel, kültürel, estetik ve ekonomik gibi nedenlerle hayvansal ürünler ve tahıllar olmadan meyve, sebze, kabuklu yemişler ve tohumlar içeren bir diyet uygulayan kişi. Kuru erik, fındık, hurma, domates, limon, mandalina, armut ve kabak gibi besinleri tüketir. @@ Deposal polisakkaritlerden biridir. Bitkilerde fotosentez sonucu üretilen glikozun fazlası nişastaya dönüştürülür. Bu nişasta; bitkinin kök, gövde, yaprak, meyve ve tohum gibi organlarında depolanır. Aynı zamanda patates, pirinç, arpa, buğday ve yulaf gibi besinlerde bol miktarda bulunur. @@ Bir çiçeğin yumurtalık haricindeki, bir başka bölümünün gelişmesi ile oluşan etli yerdir. Böyle meyvelerin etli bölümleri çiçek sapı, çiçek tablası, hatta çiçek örtüsü (çanakyapraklar ya da taçyapraklar) gibi parçaların gelişmesi ile ortaya çıkarlar. Elma, armut ve ayva örnek olarak verilebilir. Bir elmanın yenen bölümü etlenmiş çiçek tablasıdır. Tohumları içeren yumurtalık ise meyvenin ortasında bulunur; bu bölüm yenmez.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- TOHUM YAPRAKLARI, KOTİLEDONLAR, ÇENEKLER = EVRÂK-I BEZRÎYE = FEUILLES SÉMINALES, COTYLÉDONS
- TOHUM:
YUMURTA ile/ve/değil/||/<>/< DÜŞÜNCE
- TOHUM ile FİLİZLENEN ile ÇİMLENMEK ile ÇİMLENME
( GERMINAL vs. GERMINANT vs. GERMINATE vs. GERMINATION )
( نطفهاي ile جوانه زننده ile سبز شونده ile تنديدن ile جوانه زني ile جوانه زايي )
( NOTFEHYAY ile JAVANEH ZANANDEH ile SABZ SHVANDEH ile TANDYDAN ile JAVANEH ZANY ile JAVANEH ZAYY )
- TOHUM ve/||/<> MEYVE ve/||/<> ÇEKİRDEK/ÇİĞDEM[Ege'de]
- TOKA ile FİRKETE[İt.]
( ... İLE Kadınların, saçlarını tutturmak için kullandığı, U biçimindeki naylon, tel ya da bağdan saç tokası. )
- TÖKEZLEME ile/ve/değil/||/<>/< SÜRÇME
- TOKLUK (DUYUSU):
MİDE DUVARINDA ve BEYİNDE
( Önce mide duvarında ve şişkinlikle yaşanır. 20 dakika sonra da beyinde. )
- TOCOPHEROL[İng.] / TOCOPHÉROLS[Fr.] / TOCOPHEROLE[Alm.] ile/değil/yerine/= TOKOFEROL
- TOKONOMA ile/ve/||/<> TOKOVAKİ ile/ve/||/<> ZAŞİKİ ile/ve/||/<> OŞİİRE
(
Tokonoma [ 床の間 ]
Tanım: Geleneksel Japon odalarında[washitsu] bulunan, zeminden hafifçe yüksek, dekoratif bir niş ya da alandır.
Özellikleri:
- Genellikle bir kakemono[asılı resim/hat] ya da ikebana[çiçek düzenleme9 sergilenir.
- Alt bölümünde shikkui[sıva] ya da ahşap bir zemin bulunur.
- Konukların onur konuğu ["kamiza" tarafı9 tokonomaya bakacak biçimde oturur.
İlişki: Japon estetiğinde "ma"[boşluk] ve sadelikle bağlantılıdır.
Tokovaki [ 床脇 ]
Tanım: Tokonoma'nın yanında bulunan ikincil niş ya da depolama alanıdır.
Özellikleri:
- Genellikle chigaidana[asılı raflar] ya da tsukeshoin[yazı masası] içerir.
- Tokonoma'nın aksine daha işlevsel amaçlıdır [kitap, çay seti vb. koymak için].
Fark: Tokonoma dekoratifken, tokovaki uygulamalı kullanım içindir.
Zaşiki [ 座敷 ]
Tanım: Geleneksel Japon tarzında döşenmiş, tatami kaplı ana oturma odasıdır.
Özellikleri:
- Tokonoma ve tokovaki genellikle bu odada bulunur.
- Konuk ağırlama, çay törenleri ya da dinlenme için kullanılır.
İlişki: Tokonoma, zaşiki'nin bir parçasıdır.
Oşiire [ 押入 ]
Tanım: Geleneksel Japon evlerinde tatami odalarında bulunan, fusuma[sürme kapılı] depolama alanıdır.
Özellikleri:
- Yatak[futon], yorgan ya da eşya saklanır.
- Modern dolabın Japon biçimidir.
Fark: Tokonoma, sergileme amaçlıyken; oşiire, tamamen depolama içindir.
Tokonoma, Tokovaki, Zaşiki ve Oşiire arasındaki FaRkLaR...
| Terim | İşlev | Konum | Dekoratif mi? |
|---|---|---|---|
| Tokonoma | Sergi [sanat/çiçek] | Zaşiki içinde | Evet |
| Tokovaki | Depolama/yardımcı alan | Tokonoma'nın yanı | Kısmen |
| Zaşiki | Oturma odası | Ana oda | Hayır [mekânın kendi] |
| Oşiire | Depolama [eşya/futon] | Duvar içi | Hayır |
- Tokonoma ve tokovaki, sukiya-zukuri[çay evi mimarisi] ile popülerleşmiştir.
- Oşiire, modern wardrobe'un atası sayılırken; tokonoma, Batı'daki "şömine nişi"ne benzer simgesel bir rol üstlenir.
- Japon estetiğinde bu alanlar, wabi-sabi[mükemmelsizlikteki güzellik] ve yohaku no bi[boşluğun güzelliği] gibi kavramlarla da ilişkilidir.
- TOXAPHENE[İng.] / TOXAPHÈNE[Fr.] / TOXAPHEN[Alm.] ile/değil/yerine/= TOKSAFEN
- TOXIC DOSE[İng.] ile/değil/yerine/= TOKSİK DOZ
- TOKSİKOLOJİ[İng. TOXICOLOGY] ile/||/<> EĞİTİM[İng. EDUCATION] ile/||/<> İN VİTRO[İng. IN VITRO] ile/||/<> ORTAK KÜLTÜR[İng. CO-CULTURE] ile/||/<> PATOLOJİ[İng. PATHOLOGY]
( Zehirleri ve zehirlerin biyolojik organizmalara olan etkilerini inceleyen bilim dalıdır. Biyokimya, histoloji, farmakoloji, patoloji ve diğer birçok disiplinle etkileşim halindedir. Toksik yani zehirli maddelerin incelenmesi ve sınıflandırılması ilk olarak 19. yüzyılda Mathieu Orfila tarafından gerçekleştirilmiştir. Mathieu Joseph Bonaventure Orfila, sıklıkla "Toksikolojinin Babası" olarak anılırdı. 19. yüzyılın ilk büyük adli tıp uzmanı olan Mathieu Orfila, kimyasal analizi adli tıbbın rutin bir parçası haline getirmek için çalıştı. Orfila aynı zamanda halk sağlığı sistemlerini ve tıp eğitimini geliştirmek için de çalıştı. @@ Eğitim insanın doğasında var olan bütün bilgi ve kabiliyetleri baz alarak onu yönlendirmek, geleceğe hazırlamak, hayatı boyunca gerekli bilgiyi nasıl elde edeceğini öğrenmesine yardımcı olmaktır. @@ Latince "cam içinde" demektir. Hayvan ya da bitki gözelerinin/dokularının canlı dışında ; petri, ependorf tüpü, kültür flaskı içinde yaşam döngülerine devam ettiği ortamlardır. Bu ortamlar üzerinde, ilaç sanayisi, toksikoloji deneyleri, fizyoloji çalışmaları yapılmaktadır, bu biçimde hayvan deneyleri azaltılıp kültür ortamına geçişi amaçlamaktadır. @@ Organ-Organ etkileşimi olan organların (Karaciğer-Böbrek, Mide-Bağırsak, Akciğer-Karaciğer vb.) sinerjisini, gelişim fizyolojisini, toksikolojisini ve metabolizmasının göze kültürü ortamına ko-kültür ya da ortak kültür denir. Ko-kültür iki monokültürün (tekli göze kültürü) aynı mekanizmada (ortamda) bulunmasıdır. @@ Hastalıkların başlangıç nedenleri (etiyolojileri), adım adım ilerlemeleri (patogenez) ve normal yapı ve işlev üzerindeki etkileri ile ilgilenen bilim dalı ya da hastalık, hasta şikayetleri (semptomlar) ve/veya dikkatli bir gözlemcinin ölçümleri (belirtiler) ile ortaya çıkan, normal bir fenotipten (genom ve çevreye bağlı gözlemlenebilir özellikler) tanımlanabilir bir sapma.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- TOXICITY, TOXIC EQUIVALENT[İng.] ile/değil/yerine/= TOKSİSİTE
- TOLANE[İng.] / TOLANE[Fr.] / TOLAN[Alm.] ile/değil/yerine/= TOLAN
- TOLAZOLINE HYDROCHLORIDE[İng.] / CHLORHYDRATE DE TOLAZOLINE[Fr.] / TOLAZOLINHYDROCHLORID[Alm.] ile/değil/yerine/= TOLAZOLİN HİDROKLORÜR
- TOLERANS[Fr./İng. < TOLERANCE] değil/yerine/= HOŞGÖRÜ | YANITSIZLIK | KATLANIM | DAYANABİLİRLİK | ALIŞMA
( Hoşgörü. | İşlenmiş bir parçanın yapım ölçüsünde olabilecek özür payı. | Yüksek dozda verilen herhangi bir ilâca karşı gövdenin gösterdiği dayanma gücü. | Sürekli aynı dozun kullanılması sonucu bir ilâcın etkilerinin giderek azalması durumu. )
- TOLÜEN[Fr. < TOLUENE] ile KREZOL[Fr. < CRESOL]/LİZOL[Fr. < LYSOL]
( Madenkömürü katranında, benzinle birlikte bulunan, eritici ve leke çıkarıcı olarak kullanılan, yanabilir sıvı hidrokarbür. C7H8 İLE Tolüenden türeyen üç fenol izomerinden biri. )
- TOLUENE, TOLUL[İng.] / TOLUÉNE[Fr.] / TOLUOL[Alm.] ile/değil/yerine/= TOLUEN
- TOLUIDINE[İng.] / TOLUIDINE[Fr.] / TOLUIDIN[Alm.] ile/değil/yerine/= TOLUİDİN
- TOLUIC ACID[İng.] / ACIDE TOLUIQUE[Fr.] / TOLUYLSÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= TOLUİK ASİT
- TOMOGRAPHY[İng.] / TOMOGRAPHIE[Fr.] / TOMOGRAPHIE[Alm.] ile/değil/yerine/= TOMOGRAFİ
- TOMURCUK ile GONCA[Fars. < GONÇE]/KONCA
( ... İLE Açılmamış çiçek. )
( Divan edebiyatında sevgilinin ağzı yerine kullanılır ve açılmamışlık özelliğiyle kendini gösterir. )
- TOMURCUKLANMA[İng. BUDDING] ile/||/<> EŞEYSİZ ÜREME[İng. ASEXUAL REPRODUCTION] ile/||/<> VEJETATİF[İng. VEGETATIVE]
( Ana canlıdan çıkıntı oluşması yoluyla gerçekleşen eşeysiz üreme biçimi. Oluşan çıkıntı yeterince büyüdükten sonra ana canlıdan ayrılır ya da ana canlıya bağlı kalarak koloni oluşturur. Bu üreme biçimi hidra ya da maya mantarlarında görülebilir. @@ Cinsel bir işleme bağlı olmayan herhangi bir üreme biçimi. Tek bir bireyi içerir. Hücre bölünmesi, parçalanma ya da tomurcuklanma ile çoğalma. @@ (Biyolojide) Doğal (tomurcuklanma, rizomlar, koşucular, vb.) ya da yapay (aşılama, katmanlama ya da çelik alma) olarak eşeyli üreme haricindeki yollarla elde edilen bitkinin büyümesi ve gelişiminin belirli bir aşaması ya da özelliğiyle ilgili.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- TON[Fr. < TONNE] ile KİLOTON[Fr.]
( Bir metreküp hacminde ve + 4 °C'deki arı suyun ağırlığı. | Bin kilogramlık ağırlık birimi. İLE Değeri bin ton olan kütle birimi. )
- TON[Fr. < TONNE] ile TON[Fr. < TON]
( Bir metreküp oylumda ve + 4 °C'deki arı suyun ağırlığı. | Bin kilogramlık ağırlık birimi. İLE İnsan seleninin ya da çalgı sesinin yükseklik, alçaklık derecesi. | Konuşmada selenin duyguları belirtecek biçimde çıkması. | Bir rengin koyuluk ya da açıklık derecesi. )
- TON/TONE[İng.] değil/yerine/= TINI, TİTREM
- TON[Fr. < TONNE] değil/yerine/= BENİZ | RENK | SES AĞIRLIĞI
- TON[Fr. < TONNE] ile TON[Fr. < TON]
( Bir metreküp hacminde ve + 4 °C'deki arı suyun ağırlığı. | Bin kilogramlık ağırlık birimi. İLE İnsan ya da çalgı sesinin yükseklik, alçaklık derecesi. | Konuşmada sesin duyguları belirtecek biçimde çıkması. | Bir rengin koyuluk ya da açıklık derecesi. | Ses titreşimlerinin yükselip alçalması, titrem. )
- TONE[İng.] / VIRER, TON[Fr.] / TÖNEN[Alm.] ile/değil/yerine/= TON
- TONAJ[Fr. < TONAGE] ile TONALİTE[Fr.]
( Bir taşıtın alabildiği ton miktarı. | Bir ticaret gemisinin iç hacminin hesaplanmasıyla bulunan taşıma kapasitesi. İLE Belirli bir tonda yazılmış müzik parçasının niteliği. | İnsan sesinin rengi. )
(1996'dan beri)