E ile biten FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 20.314 başlık/FaRk ile birlikte,
20.314 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(57/83)
- FILTRE NEUTRE[Fr.] / NEUTRALES FILTER[Alm.] ile/değil/yerine/= NÖTR SÜZGEÇ
- NÖTRALİZASYON/NEUTRALIZATION[İng.] değil/yerine/= YÜKSÜZLEŞTİRME | ETKİSİZLEŞTİRME
- NEUTRALISATION, NEUTRALISIERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= NÖTRLEME
- NEUTRODYNE[İng.] / NEUTRODYNE[Fr.] / NEUTRODYNE[Alm.] ile/değil/yerine/= NÖTRODİN
- NEUTRONENFLUSSDICHTE[Alm.] ile/değil/yerine/= NÖTRON AKI YOĞUNLUĞU
- NEUTRON FLUX DENSITY[İng.] / DENSITÉ DE FLUX NEUTRONIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= NÖTRON AKISI YOĞUNLUĞU
- ANALYSE DE L'ACTIVATION DU NEUTRON[Fr.] / NEUTRONENAKTIVIERUNGSANALYSE[Alm.] ile/değil/yerine/= NÖTRON AKTİVASYON ÇÖZÜMLEMESİ/ANALİZİ
- NEUTRON BINDING ENERGY[İng.] / ÉNERGIE DE LIAISON DU NEUTRON[Fr.] / NEUTRONENBINDUNGSENERGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= NÖTRON BAĞLANMA ENERJİSİ
- NEUTRON BOMB[İng.] / BOMBE DU NEUTRON[Fr.] / NEUTRONENBOMBE[Alm.] ile/değil/yerine/= NÖTRON BOMBASI
- NEUTRON CYCLE[İng.] / CYCLE DU NEUTRON[Fr.] / NEUTRONENZYKLUS[Alm.] ile/değil/yerine/= NÖTRON ÇEVRİMİ
- NEUTRON ECONOMY[İng.] / ÉCONOMIE DE NEUTRONS[Fr.] / NEUTRONENÖKONOMIE[Alm.] ile/değil/yerine/= NÖTRON EKONOMİSİ
- NEUTRON ACTIVATION ANALYSIS[İng.] / NEUTRON ACTIVATION ANALYSE[Fr.] ile/değil/yerine/= NÖTRON ETKİNLEŞTİRME ÇÖZÜMLEMESİ
- NEUTRON SOURCES[İng.] / SOURCES DE NEUTRONS[Fr.] / NEUTRONENQUELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= NÖTRON KAYNAKLARI
- NEUTRON DIFFRACTION METHOD[İng.] / MÉTHODE DE DIFFRACTION DES NEUTRONS[Fr.] / NEUTRONENBEUGUNGSMETHODE[Alm.] ile/değil/yerine/= NÖTRON KIRINIMI YÖNTEMİ
- NEUTRON OPTICS[İng.] / OPTIQUE NEUTRONIQUE[Fr.] / NEUTRONENOPTIK[Alm.] ile/değil/yerine/= NÖTRON OPTİĞİ
- NEUTRONENRADIOGRAPHIE[Alm.] ile/değil/yerine/= NÖTRON RADYOGRAFİSİ
- NEUTRON SPECTRUM[İng.] / SPECTRE NEUTRONIQUE[Fr.] / NEUTRONENSPEKTRUM[Alm.] ile/değil/yerine/= NÖTRON TAYFI/SPEKTRUMU
- NEUTRON CROSS SECTION[İng.] / SECTION EFFICACE NEUTRONIQUE[Fr.] / NEUTRONENQUERSCHNITT[Alm.] ile/değil/yerine/= NÖTRON TESİR KESİTİ
- NEUTRON HOWITZER[İng.] / OBUS À NEUTRONS[Fr.] / NEUTRONENHAUBITZE[Alm.] ile/değil/yerine/= NÖTRON TOPU
- NEUTRON CAPTURE[İng.] / CAPTURE NEUTRON[Fr.] / EINFANGEN VON NEUTRONEN, NEUTRONENEINFANG[Alm.] ile/değil/yerine/= NÖTRON YAKALAMA/YAKALANMASI
- NEUTRON CAPTURE CROSS SECTION[İng.] / SECTION EFFICACE DE CAPTURE NEUTRONIQUE[Fr.] / NEUTRONENEINFANGSQUERSCHNITT[Alm.] ile/değil/yerine/= NÖTRON YAKALA(N)MA TESİR KESİTİ
- NEUTRON AGE[İng.] / NEUTRONENALTER[Alm.] ile/değil/yerine/= NÖTRON YAŞI
- SLOWING DOWN AREA OF NEUTRON[İng.] / NEUTRONENBREMSFLÄCHE[Alm.] ile/değil/yerine/= NÖTRON YAVAŞLA(T)MA ALANI
- NEUTRON DENSITY[İng.] / DENSITÉ NEUTRONIQUE[Fr.] / NEUTRONENDICHTE[Alm.] ile/değil/yerine/= NÖTRON YOĞUNLUĞU
- NOUVELLE ile/ve NOVELETTE ile/ve NOVELLA
- NOWHERE :/yerine HİÇBİR YERDE
- BEC[Fr.] / DÜSE[Alm.] ile/değil/yerine/= NOZÜL
- NÜANS[Fr. < NUANCE] değil/yerine/= AYRINTI
- NÜBÜVVET[< NEBE] ile ...
( PEYGAMBERLİK, NEBÎLİK )
- PENETRATION DEPTH[İng.] / PROFONDEUR DE PÉNÉTRATION[Fr.] / DURCHGRIFFTIEFE, EINDRINGTIEFE, EINWIRKTIEFE[Alm.] ile/değil/yerine/= NÜFUZ DERİNLİĞİ
- PENETRATION[İng.] / PÉNÉTRATION[Fr.] / DURCHDRINGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= NÜFUZ ETME
- NUHLE[Ar.] ile NUHRE[Ar.]
( Din şubesi, mezhep. | Çeyiz, düğün hediyesi. İLE Kemik dokusunun çürümesi. )
- NUKABÂ ile NÜCEBÂ ile HALÎFE ile MÜRŞİD
( Reis ya da vekil. İLE Pak olan kimse, erenler. İLE Temsil etmeye, talebe yetiştirmeye yetkisi olan. İLE Hak yolunun kılavuzu. )
( Yaşam, bizi bilinçlendirir fakat mürşit bizi farkında kılar. )
( Mürşit'in her sözü dinlenir, bir tek sözü dinlenmez: "Mukabeleye gelinmeye" )
( ... ile ... ile ... ile TERSÂ-BEÇE )
- NÜKET[Ar. < NÜKTE] ile NÜKHET/NEKHET[Ar.]
( Nükteler, herkesin anlayamayacağı ince, zarif, anlamlı sözler. İLE Koku. | Ağız kokusu. )
- NÜKLEAZ[İng. NUCLEASE] ile/||/<> EGZONÜKLEAZ[İng. EXONUCLEASE] ile/||/<> RESTRİKSİYON PARÇA UZUNLUK POLİMORFİZMİ (RFLP)[İng. RESTRICTION FRAGMENT LENGTH POLYMORPHISM]
( Nükleik asitlerdeki bağları kıran bir enzim. Deoksiribonükleaz (DNAase) ve Ribonükleaz (RNAase). @@ Fosfodiester bağının hidrolizinde katalizör görevi gören bir çeşit nükleaz. DNA polymeraz I'in 3' dan 5' a doğru egzonükleaz aktivitesi vardır. @@ Restriksiyon (kısaltma) görevli belirli endonükleaz enzimlerinin (EcoRI, PstI, BglII gibi) DNA parçalarını oluşturması ile belirlenen genetik çok sayıda çeşitlilik. Homolog DNA dizilerindeki bu farklılık, DNA'nın restriksiyon enzimleriyle parçalanması ve ardından işaretlenerek analizinin yapılması ile tespit edilir. İşaretlemede kullanılan problar konumlara özgüdür.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- NUCLEASE[İng.] ile/değil/yerine/= NÜKLEAZ
- ÉNERGIE NUCLÉAIRE[Fr.] / KERNENERGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= NÜKLEER ENERJİ
- NÜKLEER FİZİK[İng. NUCLEAR PHYSICS] ile/||/<> NÜKLEOZOM[İng. NUCLEOSOME]
( Atom çekirdeğinin fiziksel ve kimyasal özelliklerini, yapısını ve etkileşimlerini inceleyen bilim dalıdır.[1] Çekirdek fiziği olarak da bilinir. Fosillerin yaşı ve Dünya'nın kendisi de dahil olmak üzere kayaların ve diğer jeolojik özelliklerin yaşını tayin ederken kullanılan radyometrik tarihleme yöntemi, nükleer enerji santralleri, atom bombaları nükleer fiziğin uygulamalarından bazılarıdır. @@ Ökaryotik kromozomların boncuk benzeri bir yapısı. Sekiz histon molekülünden oluşan bir çekirdekten ve yaklaşık 150 baz çifti içeren bir DNA parçasından oluşur. Her bir nükleozom yaklaşık 50 baz çifti içeren bir bağlayıcı DNA dizisi ile birbirinden ayrılır. Nükleozom yapısı, interfaz sırasında DNA'yı kopmak formuna getirmeye yardımcı olur. Aksi takdirde, bir kromozomun doğrusal uzunluğu, çekirdeğin çapından daha büyük olur.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- NUCLEAR POWER PLANT[İng.] / CENTRALE DE LA PUISSANCE NUCLÉAIRE[Fr.] / KERNKRAFTWERK[Alm.] ile/değil/yerine/= NÜKLEER GÜÇ SANTRALİ
- CYCLE DU COMBUSTIBLE NUCLÉAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= NÜKLEER YAKIT ÇEVRİMİ
- BACK-END OF NUCLEAR FUEL CYCLE[İng.] ile/değil/yerine/= NÜKLEER YAKIT ÇEVRİMİNİN SON AŞAMASI
- COMBUSTIBLE NUCLÉAIRE[Fr.] / KERNBRENNSTOFF[Alm.] ile/değil/yerine/= NÜKLEER YAKIT
- NUCLEIDIC MASS[İng.] ile/değil/yerine/= NÜKLEİDİK KÜTLE
- NÜKLEİK ASİT[İng. NUCLEIC ACID] ile/||/<> ANTİANLAMLI DNA/RNA[İng. ANTISENSE DNA/RNA] ile/||/<> DENATÜRASYON[İng. DENATURATION] ile/||/<> FLOROFOR[İng. FLUOROPHORE] ile/||/<> GENETİK HİBRİTLEŞTİRME[İng. GENETIC HYBRIDIZATION]
( Canlılardaki en büyük molekül tipi. Proteinleri kodlayan ve nükleotit zinciri. Nükleik asit çeşitleri; DNA ve RNA. @@ Bir genin kodlayan/anlamlı sarmalını tamamlayan tek sarmallı nükleik asit. Aynı zamanda aynı genden üretilen mRNA'ya da tamamlayıcıdır. @@ Bir makromolekülük geri dönüşümü olmaksızın yapısının bozulması ya da değişimidir.
Primer yapısını bozmadan bir protein, nükleik asit ya da bir başka makromolekülün fiziksel özelliklerinin ve üç boyutlu yapısının değişimidir. Isıtma, yüksek basınç ve tuz derişimi gibi etkenler proteinlerin yapısını bozar. Bu olaya denatürasyon denir. Yapısı bozulan protein artık biyolojik olarak aktif olmayan proteindir. @@ Işığı belirli bir dalga boyunda emme ve daha sonra daha uzun bir dalga boyunda ışık yayma yeteneğine sahip moleküllerdir. Bu süreç "floresan" olarak adlandırılır. Proteinler, nükleik asitler ve küçük organik moleküller dahil olmak üzere çok çeşitli molekül florofor olabilir. Floresin, rodamin, siyanin, GFP çeşitli florofor örnekleridir. @@ Birbirini tamamlayan nükleik asit dizilerinin belirli bir düzende yeniden eşleştirilmesi. Genetik olarak uzak popülasyonlardaki bireylerin hibrit oluiturması için çiftleştirilmesi.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- NUCLEIN[İng.] / NUCLÉINE[Fr.] / NUKLEIN[Alm.] ile/değil/yerine/= NÜKLEİN
- NÜKLEOTİT[İng. NUCLEOTIDE] ile/||/<> ARTIK BİLEŞİK[İng. RESIDUE] ile/||/<> CHARGAFF KURALI[İng. CHARGAFF RULE] ile/||/<> DEOKSİRİBOZ[İng. DEOXYRIBOSE] ile/||/<> ENDONÜKLEAZ[İng. ENDONUCLEASE]
( Nükleik asitlerin yapı taşı. Riboz ya da deoksiriboza bağlı herhangi bir pürin ya da pürimidinden oluşur. @@ Daha büyük bir molekülün parçası oldukları zaman, aminoasitlere ya da nükleotitlere verilen isim. @@ Herhangi bir türe ait DNA'nın nükleotite parçalandığında ortamda bulunan toplam adenin miktarının timine, guanin miktarının sitozine eşit olması durumudur. @@ Beş karbonlu bir şekerdir. @@ Polinükleotit zincirindeki nükleotitler arasındaki fosfodiester bağını kesen bir nükleaz. Restirikriyon endonükleazı; DNA yı belirli yerlerden kesen bir endonükleazdır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- NÜKLEOTİT/NUCLEOTİDE[İng.] değil/yerine/= ÇEKİRDEK YAPI TAŞI
- NUCLIDE[İng.] / NUCLÉIDE[Fr.] ile/değil/yerine/= NÜKLİT
- NÜKS/RECURRENCE[İng.] değil/yerine/= YINELENME
- NÜKTE ile ...
( HERKESİN ANLAYAMADIĞI İNCE ANLAM, İNCELİK, İNCE ANLAMLI, ZARİF VE ŞAKALI SÖZ )
- NÜKTE ile KİNÂYE
- NÜKTE ile NÜKTECİ/LİK ile NÜKTELİ ile NÜKTESİZ
- NÜMİSMATİKTE[Fr. NUMISMATIQUE < Lat. < NUMISMA / Yun. < NOMISMA]:
KAVRAMLAR ile TERİMLER ile TARİHÇE
( Metal paraları inceleyen bilim dalı. )
( )
( )
- NÜMÜLER/NUMMULAR[İng.] değil/yerine/= PARA BÜYÜKLÜĞÜNDE VE BİÇİMINDE
- NUMUNE/SAMPLE[İng.] değil/yerine/= ÖRNEK
- NÜMÛNE ile ÖRNEK
- NUN vs. NONE
- NURSE :/yerine HEMŞİRE
- NUTFE ile/ve/<>/> ALAKA ile/ve/<>/> MUDĞA
- NUTRİGENOMICS ile/||/<> NUTRİTİON SCIENCE
( Nutrigenomics beslenmenin gen ifadesine etkisini incelerken İLE nutrition science genel beslenme ve sağlık ilişkisini inceler )
( Formül: Gene-diet interaction )
- NÜTRİSYON/NUTRITION[İng.] değil/yerine/= BESLENME
- NUTUK/HİTÂBE/DİSKUR değil/yerine/= SÖYLEV/SÖYLERGE
( ATATÜRK'ÜN GENÇLİĞE HİTABI
Ey Türk gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk cumhuriyetini, ilelebet
muhafaza ve müdafaa etmektir.
Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur.
Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir.
İstikbalde dahi, seni, bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahili ve harici bedhahların olacaktır.
Bir gün, istiklâl ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraatini düşünmeyeceksin!
Bu imkân ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir.
İstiklâl ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, tüm dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler.
Cebren ve hile ile aziz vatanın, tüm kaleleri zapt edilmiş, tüm tersanelerine girilmiş, tüm orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.
Tüm bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler.
Hatta bu iktidar sahipleri, şahsi menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhid edebilirler.
Millet, fakr u zarûret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.
Ey Türk istikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi, vazifen;
Türk istiklâl ve cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda, mevcuttur!
ATATÜRK
(Nutuk, 20 Ekim 1927)
)
- NÜVE değil/yerine/= ÇEKİRDEK
- NÜVE değil/yerine/= NENÖZ
- NÜVE ile ÖZ | ÇEKİRDEK, GÖZE HÜCRE
( ÖZ | ÇEKİRDEK, HÜCRE )
- NÜZHE[Ar.] ile NÜZHET[Ar.]
( Kanuna benzer bir saz. İLE Neşe, eğlence, eğlenilecek yerlere gidip gezme. | Tazelik, sevinç, ferahlık. )
- NÜZÛL[Ar.] ile İNME
- O BU ile O ARA/LIK ile O SAAT ile O HALDE ile O YOLDA ile O AÇIDAN ile O DAKİKA ile O SAATTE ile O SIRADA ile O YÖNDEN ile O YÜZDEN ile O BAKIMDAN ile O TAKDİRDE
- O-LINE[İng.] / RAIE O[Fr.] / O-LINIE[Alm.] ile/değil/yerine/= O ÇİZGİSİ
- O DÖNEMDE, ... ile/değil O DÖNEM DE, ...
( Dahi anlamındaki "de" ayrı yazılır! Lütfen! Sadece biraz (daha) özen! )
( Konfüçyüs: "Eğer konuşulan dil doğru değilse, o zaman söylenilen şey, söylenilmek istenen şey olmaz. O zaman, yapılması gereken yapılmaz ve eğer işler yapılmadan kalırsa, maneviyat ve sanat bozulur. O zaman, adâlet, sahtekârlıkla yürür. Eğer bu olursa, kişiler, kendini umutsuz bir karmaşanın içinde bulur. Bu nedenle, söylenilen şey, her şeyden önemlidir ve bu konuda dikkatsizlik yapılmamalıdır." )
- O HALDE ile DOLAYISIYLA
- O ortamda uyuyacak olsan da git ve DİNLE!!! -ve
- O SEBEPTEN yerine O NEDENLE
- O TARİHTE ile/ve/||/<> O DÖNEMDE
- O-TOLIDINE[İng.] / O-TOLIDINE[Fr.] / O-TOLIDIN[Alm.] ile/değil/yerine/= O-TOLİDİN
- O ZAMAN ile/ve/yerine O HALDE
- O ZAMAN ile/ve/değil/yerine O TAKDİRDE
- O.D./OCULUS DEXTER[İng.] değil/yerine/= SAĞ GÖZE
- O.S./OCULUS SİNISTER[İng.] değil/yerine/= SOL GÖZE
- ÖBEK = GROUP[İng.] = GROUPE[Fr.] = GRUPPE[Alm.] = GRUPO[İsp.]
- OBERMAYER'S TEST[İng.] / TEST DE OBERMAYER[Fr.] / OBERMAYER'S PRÜFUNG (PROBE)[Alm.] ile/değil/yerine/= OBERMAYER DENEYİ
- OBEZ[Fr. < OBÉSE] değil/yerine/= ÇOK ŞİŞMAN
- OBEZ/OBESE[İng.] değil/yerine/= ŞİŞMAN
- OBEZİTE[Fr. < OBÉSITÉ] değil/yerine/= ÇOK ŞİŞMANLIK
- OBEZİTE ile/||/<> KAŞEKSİ
( Aşırı gövde yağı birikimi. İLE/||/<> Aşırı kilo kaybı ve kas erimesi. )
- OBEZİTE ile/||/<> METABOLİK BELİRGE/SENDROM
( Aşırı gövde yağı birikimi. İLE/||/<> Birlikte görülen yüksek tansiyon, yüksek kan şekeri ve olağandışı kolesterol seviyeleri. )
- OBJE[Fr. < OBJET] değil/yerine/= NESNE
- OBJE[Fr./İng. < OBJECT] değil/yerine/= NESNE
- OBJECT :/yerine NESNE
- OBJECTIVE :/yerine AMAÇ, NESNEL
- OBJEKTİF["OBJEKTİV" değil!]/OBJECTIVE[İng.] değil/yerine/= NESNEL | MERCEK DÜZENEĞİ
- OBJEKTİVİTE[Fr. < OBJECTIVITÉ] değil/yerine/= NESNELLİK
- OBSERVATION vs. OBSERVANCE
- OBSERVE :/yerine GÖZLEMLEMEK
- OBSTRUSIVE vs. OBSTRUCTIVE
- ÖBÜR/ÖTEKİ DİLLER ile/ve/<>/değil/yerine TÜRKÇE
( [not] OTHER LANGUAGES vs./and/<>/but TURKISH )
- ÖBÜR DÜNYA BİLGİSİ = İLM-ÜL-AHİRET = ESCHATOLOGY[İng.] = ESCHATOLOGIE[Fr., Alm.] = ESCHATON:SON LOGOS[Yun.]
- PİŞİRME:
OCAKTA ile/ve FIRINDA ile/ve GÜNEŞİN ISITTIĞI TAŞTA
- OCCASION :/yerine FIRSAT, VESİLE
- OCCIPITAL LOBE[İng.] değil/yerine/= ARTKAFA LOBU
( Beyin kabuğunun görme işlevinde kullanılan bölümüdür.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- OCCIPITAL LOBE[İng.] değil/yerine/= OKSİPİTAL LOP
( Beyin kabuğunun görme işlevinde kullanılan bölümüdür.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- OCCUPATIONAL DISEASE[İng.] değil/yerine/= MESLEK HASTALIĞI
- ODA ile/ve/||/<> OTAĞ/ÇERGE
( Evin ya da herhangi bir yapının oturma, çalışma, yatma gibi işlere yarayan, banyo, salon, giriş vb. dışında kalan, bir ya da birden fazla çıkışı olan bölmesi; göz. | Serbest meslek adamlarını içinde toplayan resmî birlik. | Yeniçeri kışlası. | Köy odası. | Daire. İLE Büyük ve süslü çadır. )
- FOCAL SPOT[İng.] / TACHE FOCALE[Fr.] / BRENNPUNKTFLECH[Alm.] ile/değil/yerine/= ODAK BENEĞİ
- ZOOM DISTANCE[İng.] / DISTANCE DE LA ZOOM[Fr.] ile/değil/yerine/= ODAK DERİNLİĞİ
- FOCAL AXIS[İng.] / AXE FOCALE[Fr.] / BRENNPUNKTACHSE, FOKUSACHSE[Alm.] ile/değil/yerine/= ODAK EKSENİ
- ODAK NOKTASI/NESNE ile/ve/değil/||/<>/< ZİHİNDEKİ(BELLEKTEKİ) ULAŞILMAZLIĞI
- FOCAL DISTANCE[İng.] / DISTANCE FOCALE[Fr.] / BRENNWEITE, FOKALDISTANZ[Alm.] ile/değil/yerine/= ODAK UZAKLIĞI
- ODAKLANMA ile/ve/<> KÜMELEME
- FOCUSING ANODE[İng.] / ANODE SE FOCALISANTE[Fr.] / FOKUSSIERENDE ANODE[Alm.] ile/değil/yerine/= ODAKLAYICI ANOT
- FOCUSING COIL[İng.] / BOBINE SE FOCALISANTE[Fr.] / FOKUSSIERENDE SPULE[Alm.] ile/değil/yerine/= ODAKLAYICI BOBİN
- FOCUSING ELECTRODE[İng.] / ÉLECTRODE FOCALISATRICE[Fr.] / FOKUSSIERENDE ELEKTRODE[Alm.] ile/değil/yerine/= ODAKLAYICI ELEKTROT
- ODE İLE PDE İLE STOCHASTİC ile/||/<> BİYOLOJİK MODELLEME
( Matematiksel biyoloji yaklaşımları. )
( Formül: dX/dt = αX - βXY )
- ÖDEM[Fr. < Yun.] ile BEZE
( Bazı hastalıklarda yüzde, ellerde ve ayaklarda görülen yangısız şiş. İLE Yara ya da çıban nedeniyle gövdenin herhangi bir yerinde oluşan şişkinlik. )
( ... ile GUDDE )
- ÖDEM ile ÖDEME ile ÖDEMLİ ile ÖDEMELİ ile ÖDEME EMRİ ile ÖDEME KARTI ile ÖDEME BELGESİ
- ÖDEME ile/||/<> APEL[Fr. < APPEL]
( ... İLE//||/<> Bankacılıkta, şirket sermayesinin ödenmeyen bölümü için yapılan ödeme çağrısı. | Briçte, oyuncunun ortağından oynamasını istediği kâğıt. )
- ÖDEME ve/||/<>/> AVİSTO[İt. < A VISTA]
( ... VE/||/<>/> Ödenmesi gereken poliçelere yazılan ve "görüldüğünde" anlamına gelen bir terim. )
- ÖDEME ile CEREME/CERİME
( ... İLE Başkası tarafından yapılan ya da kaza sonucu ortaya çıkan zararı ödeme. )
- ÖDENMEK ile ÖDENCE ile ÖDENCE DAVASI
- ÖDENTİ ile/<> ÖDENEK ile/<> ÖDEME
( AİDAT ile/<> TAHSİSAT ile/<> TEDİYE )
- ÖDEV = VAZİFE = DUTY[İng.] = DEVOIR[Fr.] = PFLICHT[Alm.] = DEON, KATHETON[Yun.] = OFFICIUM[Lat.] = DEBER[İsp.]
- AUDIOGRAM[İng.] / AUDIOGRAMME[Fr.] / AUDIOGRAMM[Alm.] ile/değil/yerine/= ODİYOGRAM/ODYOGRAM
- ÖDLEK/LİK ile ÖDLEKÇE
- ODUN HALKALARI = HALAKÂT-I HAŞEBÎYE = ANNEAUX LIGNEUX
- CHARCOAL[İng.] / CARBON DE BOIS, BRAISE[Fr.] / HOLZKOHLE[Alm.] ile/değil/yerine/= ODUN KÖMÜRÜ
- XYLOSE, WOOD SUGAR[İng.] / XYLOSE, SUCRE DEBOISE[Fr.] / XYLOSE, HOLZZUCKER[Alm.] ile/değil/yerine/= ODUN ŞEKERİ
- ODUN TABAKASI, KSİLEM = TABAKA-İ HAŞEBÎYE = BOIS
- ÖDÜNÇLEME ile ...
( BORROWING )
- ÖDÜNLEMEK ile ÖDÜNÇLEMEK ile ÖDÜNÇLENMEK ile ÖDÜNÇLEŞMEK ile ÖDÜN ile ÖDÜNÇ ile ÖDÜNCÜ/LÜK ile ÖDÜNLÜ/LÜK ile ÖDÜNSÜZ/LÜK ile ÖDÜNSÜZCE
- OF ŞOR[İng. < OFF SHORE] değil/yerine/= KIYI BANKACILIĞI
- OFANS[Fr. < OFFENCE] değil/yerine/= ATAK
- OFFENSE :/yerine SUÇ, SALDIRI
- OFFENSIVE :/yerine SALDIRGAN
- OFFEROR ile OFFEREE
( İcapçı. İLE Kabulcü. )
- OFFICE :/yerine OFİS
- OFİS değil/yerine/= İŞLİK, İŞ YERİ, YAZIHANE
- OFİS[İng. < OFFICE] değil/yerine/= YAZIHANE
- ÖFKE = ANGER[İng.] = COLËRE[Fr.] = ZORN[Alm.] = ira[Lat.]
- ÖFKE ile/ve/değil/yerine/>< ANLAMA
( Öfkenin olduğu yerde anlama, anlamanın olduğu yerde öfke barın(a)maz. )
- ÖFKE" ile/değil/yerine/||/>< AŞK
- ÖFKE ile/değil BATKI/HÜSRAN
- ÖFKE ile/ve/değil/||/<>/< "BEKLENTİ"
- ÖFKE ile/ve/=/||/<> BİR ATIMLIK BARUT/OK
- ÖFKE ile/ve/değil/||/<>/< ÇARESİZLİK
- ÖFKE/GADAP ile CELÂLLENME
( Hiçbir şeyi gözü görmeyecek biçimde kızmak. İLE Haksızlığa karşı haklı olarak gösterilen tepki. )
- ÖFKE ile/ve/değil/||/<>/< ENGELLENME
- ÖFKE ile/ve/||/<>/> GERGİNLİK
- ÖFKE ile/değil/yerine/>< GÜLÜMSEME :)
( Öfkenin uzaklaştırdığını, gülücükler geri getiremez. )
- [hem] "ÖFKE" ile/ve/hem de/||/<>/>< "HAYRANLIK"
- ÖFKE ile/ve/||/<> HIRS
( [gelirse/yönetilemezse ...]
Akıl gider. İLE/VE/||/<> Edep gider. )
- ÖFKE ile HIŞIM/HIŞM[Fars.]
( Öfkeyi sükûnetle, kötülüğü iyilikle, cimriliği cömertlikle ve yalanı gerçekle yenin. )
( Öfkeyi/gadabı tatmin etmek, hayvanlıktır. )
( Ancak öfkesini/hışmını yenen, yiğittir. )
( GAYZ, GAZAB ile TEECCÜM )
( ÂRÛDE: Öfkeli, kızgın, hırslı., RÎS ile HIŞIM )
( ANGER )
( IRA cum ... )
- ÖFKE yerine HÜZÜN
- [ne yazık ki]
ÖFKE ile/ve/||/<> İFRİT[Ar.]
( ... İLE/VE/||/<> Doğu masal ve efsanelerinde kötü, korkunç yaratık. | Öfkeli, ortalığı birbirine katan kişi. | İçini kemiren, meşgul eden şey. )
- ÖFKE ile/ve/||/<>/> KAYGI
( ANGER vs./and/||/<>/> ANXIETY )
- ÖFKE ile/ve/||/<> KEDER ile/ve/||/<> ÜZÜNTÜ ile/ve/||/<> STRES ile/ve/||/<> KORKU
( Karaciğeri yorar ve hasta eder. İLE/VE/||/<> Akciğeri yorar ve hasta eder. İLE/VE/||/<> Mideyi yorar ve hasta eder. İLE/VE/||/<> Kalbi ve beyni yorar ve hasta eder. İLE/VE/||/<> Böbrekleri yorar ve hasta eder. )
- ÖFKE ile/değil/yerine/>< ÖKE
- ÖFKE" ile/ve/değil/yerine/||/<>/>< ÖZNE
- ÖFKE ile/ve/değil/||/<>/< REFLEKS
- ÖFKE ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SAĞLIKLI ÖFKE
- ÖFKE ile/ve/ne yazık ki/> SALDIRI
- ÖFKE =/||/<> SAMAN ALEVİ
- ÖFKE ile/değil/yerine/>< ŞECÂAT
( ... İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Haksızlığa karşı olan öfke. | Yiğitlik, yüreklilik. )
( Öfkeyi, şecaate çeviren, merhamettir. )
( Merd-i kıptî, şecaat arz ederken sirkatin söylermiş. )
- ÖFKE ile/değil/yerine/>< ŞEFKÂT
( Uzaklaştırır. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Yakınlaştırır. )
- ÖFKE ile/ve/||/<>/> SIKINTI
- ÖFKE ile/ve/||/<>/> SUÇLULUK DÜŞÜNCESİ VE DUYGUSU
- ÖFKE ile/<> SUSMA/SÜKÛT
( Kızmış olduğunun göstergesidir. İLE/<> Kırılmış olduğunun göstergesidir. )
- ÖFKE ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< "TEPKİ"
- ÖFKE ile/ve/||/<> TİKSİNME
- ÖFKE ile/ve/> UTANMAK
( Öfke gelir, göz kararır; öfke gider, yüz kızarır. )
( SCHALTER mit SCHALTER mit SCHALTER )
- ÖFKE ile/ve/değil/||/<>/< YOK SAYILMA
- [ne yazık ki]
ÖFKE ile/ve/||/>/<>/>< ZARAR
( Öfkeyle kalkan, zararla oturur. )
- ÖFKELENMEK ile ÖFKELENDİRMEK ile ÖFKELENEBİLMEK ile ÖFKE ile ÖFKELİ/LİK ile ÖFKESİZ/LİK
- OFTALMOSKOP/OPHTALMOSCOPE[İng.] değil/yerine/= GÖZ İÇİ GÖRECİ
- ELEMENTAL ANALYSIS[İng.] / ELEMENTARE ANALYSE[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖGE/ELEMENT ÇÖZÜMLEMESİ/ANALİZİ
- ÖGE(UNSUR) ile MUTLAK
( Daha altına inilemeyen. İLE ... )
( ELEMENT vs. ABSOLUTE )
- ÖGE/ÖĞE ile/ve/||/<>/> BİLEŞİK ile/ve/||/<>/> TEK GÖZELİ/HÜCRELİ ile/ve/||/<>/> CANLI ile/ve/||/<>/> ÇOK GÖZELİ/HÜCRELİ ile/ve/||/<>/> İNSAN
( Kimyasal olarak ayrıştırılamayan saf nesneler. İLE/VE/||/<>/> Bir ya da daha fazla ögenin kimyasal olarak birleşmesiyle oluşur. İLE/VE/||/<>/> Bir gözeden oluşan organizmalar. İLE/VE/||/<>/> ... İLE/VE/||/<>/> Birden fazla gözeden oluşan organizmalar. İLE/VE/||/<>/> ... )
- ÖĞE ile ÖĞELER
( ITEM vs. ITEMS )
( فقره ile کالا ile رقم ile اقلام ile فقرات )
( FAGHAREH ile KALA ile RAGHAM ile EGHALAM ile FAGHARAT )
- ÖGE ile/değil/yerine/||/<> ÖZNE
- ÖĞE ile PARÇA
( ELEMENT vs. PART )
- ÖĞE ile SONUNCUL ÖĞE
( CONSTITUENT vs. ULTIMATE CONSTITUENT )
- ÖĞE = UNSUR = ELEMENT[İng., Alm.] = ÉLÉMENT[Fr.] = ELEMENTUM[Lat.] = ELEMENTO[İsp.]
- ÖĞELER, UNSURLAR, ELEMENTLER = CEVÂHİR-İ BASÎTE = ORGANES ÉLÉMENTAIRES
- ÖĞLE VAKTİ ile/ve ÖĞLEDEN ÖNCE ile/ve ÖĞLEDEN SONRA
- ÖĞLE ile/ve/||/<> İKİNDİ
( Gölgesizlik. İLE/VE/||/<> Gün geçişi. )
- ÖĞLE ile ÖĞLEN ile ÖĞLENCİ/LİK ile ÖĞLE ARASI ile ÖĞLE EZANI ile ÖĞLE VAKTİ ile ÖĞLE NAMAZI ile ÖĞLE TATİLİ ile ÖĞLE UYKUSU ile ÖĞLE YEMEĞİ ile ÖĞLE PAYDOSU ile ÖĞLEN ÇEMBERİ
- ÖĞLE ile ÖYLE
- Öğrencileri DİNLE!!!
- ÖĞRENME ile/ve/<>/yerine ANLAMA
( Yapmak, onu bildiğini göstermektir. )
( Bir şeyi iyi anlayın, ulaşmışsınız demektir. )
( Öğrenmek, bildiğini fark etmektir. )
( Tekrarın etkili olabilmesi için anlamlı bir biçimde ve istekle yapılması gerekir. )
( Okuyarak ve/ya da gözlemleyerek ve/ya da deneyimleyerek. İLE/VE/<>/YERİNE Severek. )
( Understand one thing well, and you have arrived. )
( TO LEARN vs./and/<> MEANING
MEANING instead of TO LEARN )
- ÖĞRENME ile/ve/> DÖNÜŞME
( TO LEARN vs./and/> TRANSFORMATION )
- ÖĞRENME ve/<> EKSİKLİK
( Öğrenebilmek için eksiklik -ve de eksikliğinin farkındalığı- gerekir. )
- ÖĞRENME ile/ve/değil/yerine KOŞULLANMA
( DISCIPULUS: ÖĞRENME/LEARNING | DISCIPULA: DÜZEN TAKİBİ/MAINTAINANCE OF ORDER
[not] LEARNING vs./and/but CONDITIONING
CONDITIONING instead of LEARNING )
- ÖĞRENME ile/ve/||/<>/> PAYLAŞMA
- ÖĞRENME ile/ve/değil/<> SÜZME
- ÖĞRENME'DE:
KLASİK ile/ve EDİMSEL ile/ve PEKİŞTİRME ile/ve BİLİŞSEL ile/ve BİLGİSAYAR YARDIMIYLA
- Öğrenmek için DİNLE!!!
- ÖĞRENMEK ile ÖĞRENİLEBİLİR ile ÖĞRENİLDİ ile BİLGİLİ İNSANLAR ile ÖĞRENİLMİŞ BİR ŞEKİLDE ile ÖĞRENCİ ile ÖĞRENME ile ÖĞRENMELER
( LEARN vs. LEARNABLE vs. LEARNED vs. LEARNED PEOPLE vs. LEARNEDLY vs. LEARNER vs. LEARNING vs. LEARNINGS )
( تعلم کردن ile روان کردن ile فرا گرفتن ile تعليم گرفتن ile بلد شدن ile ياد گرفتن ile درس آموختن ile يادگرفتني ile پر مايه ile مکتسب ile نحرير ile فرزان ile عالم ile فاضل ile علام ile عارف ile فاضلانه ile فراگرفته ile عالمانه ile مايه دار ile فضلا ile يادگيرنده ile فضل وکمال ile فرا گيري ile تعلم ile يادگيري ile فراگيري ile معارف )
( TALAM KARDAN ile RAVAN KARDAN ile FARA GARAFTAN ile TAELYM GARAFTAN ile BOLD SHODAN ile YAD GARAFTAN ile DARS AMUKHTAN ile YADGARAFTANY ile PAR MAYYEH ile مکتسب ile نحرير ile FARZAN ile ALAM ile FAZEL ile ALAM ile AREF ile فاضلانه ile FARAGARAFTEH ile ALMANEH ile MAYYEH DAR ile فضلا ile YADEGYRANDEH ile FAZL VOKMAL ile FARA GYRY ile تعلم ile YADEGYRY ile FARAGYRY ile MOAREF )
- [ne yazık ki]
ÖĞRENMEME ve/||/<>/> ÖĞRENİLEN YANLIŞLARDAN VAZGEÇMEME ve/||/<>/> YENİDEN ÖĞRENMEME
- ÖĞRETİ = DOCTRINE[İng., Fr.] = LEHRE[Alm.] = DOCTRINA < DOCERE:ÖĞRETMEK[Lat.] = DOCTRINA[İsp.]
- ÖĞRETİM BİLGİSİ = FENN-İ TALİM-Ü TEDRİS = DIDACTICS[İng.] = DIDACTIQUE[Fr.] = DIDAKTIK[Alm.] = DIDACTICA[Lat.] = DIDASKEIN[Yun.] = DIDÁCTICO/CA[İsp.]
- ÖĞRETME ile ÖĞRETMEN/LİK
- Öğretmek için DİNLE!!!
- Öğretmeni DİNLE!!!
- ÖĞÜT ile/ve/||/<>/> ESİNLENME
- MILL[İng.] / MOULIN, BROYEUR[Fr.] / MÜHLE[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖĞÜTME DEĞİRMENİ, ÖĞÜTMEK
- MOU DRE, BROYAGE[Fr.] / MAHLEN[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖĞÜTME
- ÖĞÜTME ile ÖĞÜTME HAZNESİ
- MOUDRE[Fr.] ile/değil/yerine/= OĞÜTMEK
- OHMMETER[İng.] değil/yerine/= OHMMETRE
( Bir elektrik devresindeki devre elemanlarının elektrik akımına karşı gösterdiği direnci ölçmek için kullanılan ölçüm aleti.[1]
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- OJE[Fr. < ONGLÉ] değil/yerine/= TIRNAK PARLATICISI
- OK vs. DONE
- ÖKARYOT/EUKARYOTE[İng.] değil/yerine/= ÇEKİRDEKLİ
- GÖZE/HÜCRE:
ÖKARYOT ile PROKARYOT
(
)
(
)
( Çekirdeği olan. İLE Çekirdeği olmayan. )
- ÖKÇE ile ÖKÇELİ ile ÖKÇESİZ ile ÖKÇE ÇENE
- ÖKE = DÂHİ = GENIUS[İng.] = GÉNIE[Fr.] = GENIE[Alm.] = GENIUS < GIGNO:YARATIYORUM[Lat.] = GENIO[İsp.]
- ÖKELİK = DÂHİLİK = GENIALITÉ[Fr.] = GENIALITÄT[Alm.]
- OKKA/KIYYE[Ar.] ile HOKKA
( Eski bir ağırlık ölçüsü birimi. (1283 gr.) (400 Dirhem = 1 Okka) )
- OKKALAMAK ile OKKA/LIK ile OKKALI ile OKKALI KAHVE
- OKLÜZİV/OCCLUSIVE[İng.] değil/yerine/= TIKAYICI
- ÖKSE ile ÖKSEOTU
( Ökseotu saplarından ya da çobanpüskülü kabuklarından çıkardan yapışkan macun. | Erkekleri kendine bağlamasını bilen çok alımlı kadın. İLE Ökseotugillerden, elma, armut, ıhlamur, kiraz, erik gibi ağaçların dalları üzerinde asalak olarak yaşayan, üzüme benzer yemiş veren, saplarından ökse çıkarılan zararlı bir bitki. )
( ... cum VISCUM ALBUM )
- ÖKSEMEK ile ÖKSELEMEK ile ÖKSE ile ÖKSE OTU ile ÖKSE KUŞU ile ÖKSE ÇUBUĞU ile ÖKSE OTUGİLLER
- OKSİDASYON/OKSİTLE(N)ME/OXIDATION[İng.] değil/yerine/= YÜKSELTGE(N)ME
- OKSİDATİF/OXIDATIVE[İng.] değil/yerine/= OKSITLEYEN
- OXYHÉMOGLOBINE[Fr.] / OXYMOGOLOBIN[Alm.] ile/değil/yerine/= OKSİHEMOGLOBİN
- SAUERSTOFFWELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= OKSİJEN DALGASI
- FLUORURES DE OXYGÈNE[Fr.] / SAUERSTOFF FLUORIDE[Alm.] ile/değil/yerine/= OKSİJEN FLORÜRLER
- KNALLGASGEBLÄSE[Alm.] ile/değil/yerine/= OKSİJEN HAMILAÇ
- CHALUMMEAU DE OXYGÉNE[Fr.] ile/değil/yerine/= OKSİJEN HAMLACI
- OXYGÈNE FLAMME[Fr.] / SAUERSTOFF FLAMME[Alm.] ile/değil/yerine/= OKSİJEN KAYNAĞI
- OXYGEN POINT[İng.] / POINT D'OXYGÈNE[Fr.] / SAUERSTOFFPUNKT[Alm.] ile/değil/yerine/= OKSİJEN NOKTASI
- ABSORBANT DE OXYGÈNE[Fr.] / SAUERSTOFF ABSORPTIONSMITTEL[Alm.] ile/değil/yerine/= OKSİJEN TUTUCU
- MÜVELLİD-ÜL HÜMÛZA[Osm.] / OXYGEN[İng.] / OXYGÈNE[Fr.] / SAUERSTOFF[Alm.] ile/değil/yerine/= OKSİJEN
- OXYGÉNASE[Fr.] / ATMUNGSFERMENT[Alm.] ile/değil/yerine/= OKSİJENAZ
- OKSİJENİZASYON/OXYGENATION[İng.] değil/yerine/= OKSİJENLENME
- MÜVELLİDULHUMUZALI SU[Osm.] / HYDROGEN PEROXIDE, HYDROGEN DIOXIDE, OXYGEN WATER[İng.] / EAU OXYGÉNÉE, EAU OXYGÉNÉ[Fr.] / WASSERSTOFFSUPEROXYD, WASSERSTOFFPEROXYD[Alm.] ile/değil/yerine/= HİDROJEN PEROKSİT, OKSİJENLİ SU
- OXYMONOMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= OKSİJENOMETRE
- OXINE[İng.] ile/değil/yerine/= OKSİN
- ONITRILASE[İng.] ile/değil/yerine/= OKSİNİTRİLAZ
- HUMZ[Osm.] / OXIDE[İng.] / OXYDE[Fr.] / OXID[Alm.] ile/değil/yerine/= OKSİT
- OKSİTANYA ile/ve/> TOULOUSE
( XII. yüzyılda, Paris'teki kralın yasalarına uymayan baronlarının egemenliğinde yaşamış olan coğrafya. İLE/VE/> Oksitanya'nın merkezi ve Fransa'nın dördüncü büyük şehri olan Toulouse'nin bir başka adı da, "Pembe Kent"tir.[Bu kent, gün doğumunda pembe, öğlen kırmızı, gün batımında ise leylak rengi alırmış.]
[Oksitanya'da yaşayan halk, OC diye adlandırılıyor.]
[Kendilerine özgü, yine OC dili adına bir dil konuşuyorlar. Toulouse'da, tüm sokak adları hem Fransızca, hem de OC dilinde yazılıyor.]
Toulouse'a, 1460-1500 yılları arasında altın çağını yaşatan ve tekstil sanayisinde kullanılan mavi rengi sağlayan bitkinin adı "Pastel"dir.[Güney Amerika'dan gelen İndigo bitkisi, pastelin ününü sona erdirmiş.] )
- OXYGÉNATION[Fr.] ile/değil/yerine/= OKSİTLEME
- OKSİTLEMEK ile OKSİTLENMEK ile OKSİT ile OKSİDE ile OKSİTLİ ile OKSİDASYON
- OXYGENIZE[İng.] ile/değil/yerine/= OKSİTLEMEK
- OKSİTLENME ile/||/<> İNDİRGENME
( Oksitlenme elektron verme, indirgenme elektron almadır )
( Formül: Fe→Fe²⁺+2e⁻ İLE Cu²⁺+2e⁻→Cu )
(1996'dan beri)