E ile biten FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 20.313 başlık/FaRk ile birlikte,
20.313 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(37/83)
- İLERLEME/TERAKKİ ve/||/<>/< TAKLİT
( Taklit, ilerlemenin/terakkinin motorudur. )
- İLERLEME = TERAKKİ = PROGRESS[İng.] = PROGRÈS[Fr.] = FORTSCHRITT[Alm.] = PROGRESSUS < GRESSUS:YÜRÜME, ADIM. PRO:ÖNDE, İLERİYE[Lat.] = PROGRESO[İsp.]
- İLERLEME ile/ve/değil YOL ALIŞ
- İLERLEMEK ile AVANS ÜCRETİ ile AVANS PARASI ile PEŞİN ÖDEME ile PEŞİN SATIN ALMA ile AVANS ÜCRETİ ile GELİŞMİŞ ile İLERLEME ile İLERLEYEN
( ADVANCE vs. ADVANCE FARE vs. ADVANCE MONEY vs. ADVANCE PAYMENT vs. ADVANCE PURCHASE vs. ADVANCE WAGE vs. ADVANCED vs. ADVANCEMENT vs. ADVANCING )
( پيش افتادن ile پيشرفت کردن ile جلو افتادن ile جلو آمدن ile جلو رفتن ile ترقي دادن ile جلو بردن ile ترقي کردن ile راقي ile پيش رفتن ile پيشروي ile پيشروي کردن ile پيش کريه ile سلم ile پيش پرداخت ile مساعده ile سلف خري ile پيش مزد ile پيشرفته ile ترفيع ile پيشرفتگي ile پيشرفت )
( PEYSH AFTADAN ile PEYSHRAFT KARDAN ile JELO AFTADAN ile JELO AMADAN ile JELO RAFTAN ile TARGHY DADAN ile JELO BARDAN ile TARGHY KARDAN ile راقي ile PEYSH RAFTAN ile PEYSHROY ile PEYSHROY KARDAN ile PEYSH KARYYEH ile SALAM ile PEYSH PARDAKHT ile مساعده ile SOLF KHARY ile PEYSH MOZD ile PEYSHRAFTEH ile TARFYE ile PEYSHRAFTAGY ile PEYSHRAFT )
- ADVANCED POTENTIALS[İng.] / POTENTIELS AVANCÉS[Fr.] / FORTGESCHRITTENE POTENTIALE[Alm.] ile/değil/yerine/= İLERLEMİŞ POTANSİYELLER
- PROGRESSIVE WAVE TUBE[İng.] / TUBE À ONDES PROGRESSIVES[Fr.] / FORTSCHREITENDE WELLENRÖHRE[Alm.] ile/değil/yerine/= İLERLEYEN DALGA TÜPÜ
- PROGRESSIVE WAVE[İng.] / ONDE PROGRESSIVE[Fr.] / FORTLAUFENDE WELLE, FORTSCHREITENDE WELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= İLERLEYEN DALGA
- İlerleyenleri DİNLE!!!
- İLERLEYİŞ ile İLERLEYİCİ BENZEŞME
- TRANSMITTANCE[İng.] / BEFÖRDERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= İLETİCİLİK
- BANDE DE LA CONDUCTIBILITÉ[Fr.] / LEITFÄHIGKEITSBAND[Alm.] / CONDUCTION BAND[İng.] ile/değil/yerine/= İLETİM/İLETKENLİK BANDI
- İletişim için DİNLE!!!
- NAKLEDEN, NAKLETMEK[Osm.] / CONDUCTOR, CONDUCTANCE, CONDUCTIVITY[İng.] / CONDUCTEUR, CONDUCTIBILITÉ[Fr.] / LEITER, LEITFÄHIG[Alm.] ile/değil/yerine/= İLETKEN/LİK
- CONDUCTOMETRIC ANALYSIS[İng.] / KONDUKTOMETRISCHE ANALYSE[Alm.] ile/değil/yerine/= İLETKENLİK ÇÖZÜMLEMESİ/ANALİZİ
- ANALYSE CONDUCTOMÉTRIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= İLETKENLİK ÇÖZÜMLEMESİ
- CONDUCTIVITY BRIDGE[İng.] / PONT DE CONDUCTIVITÉ[Fr.] / LEITFÄHIGKEITSBRÜCKE[Alm.] ile/değil/yerine/= İLETKENLİK KÖPRÜSÜ
- NAKİL[Osm.] ile/değil/yerine/= İLETME
- İLGİLEMEK ile İLGİLENMEK ile İLGİLENDİRMEK ile İLGİLENEBİLMEK ile İLGİ ile İLGİLİ/LİK ile İLGİSİZ/LİK ile İLGİ EKİ ile İLGİSİZCE ile İLGİ ALANI ile İLGİ ÇEKİCİ/LİK
- İLGİLENME ile/ve/||/<> İLİŞKİLENME
- İLHÂM[Ar.] ile MA'RİFETU'Z-ZARÛRİYE[Ar.]
- İLHÂM/AT ile VESVESE
- İlim için DİNLE!!!
- İLİM ve İRÂDE ve KUDRET
- İLİM-İRFAN ve FİKİR-FELSEFE ve GÜZEL SANATLAR
- ILIMLILIK = TEMPERANCE[İng.] = TEMPÉRANCE[Fr.] = MÄßIGHEIT[Alm.] = TEMPERANTIA[Lat.]
- İLİNEK = ARAZ = ACCIDENT[İng., Fr.] = AKZIDENZ[Alm.] = ACCIDENS[Lat.] = SYMBEBEKOS[Yun.] = ACCIDENTE[İsp.]
- İLİŞKİ-ÇELİŞKİ-İLERLEME
- İlişki için DİNLE!!!
- İLİŞKİ ile/ve VE
( RELATION vs./and AND )
- İLİŞKİLENDİRME ile/ve/<> ESİNLENDİRME
- İLİŞKİLENDİRME ile/ve ORANLAMA
- İLİŞKİLİ ile/ve/<> BÜTÜNLÜKTE
- İLK DÜĞME ile/ve/||/<>/> SONRAKİ DÜĞMELER
( İlk ilikleme yanlışsa gerisi de yanlış olacaktır. )
- İLK ERGİNLEŞME ile/ve/||/<>/> İKİNCİ ERGİNLEŞME ile/ve/||/<>/> ERGENLİK ile/ve/||/<>/> ERİŞKİNLİK ile/ve/||/<>/> YETİŞKİNLİK ile/ve/||/<>/> OLGUNLUK
( 4 yaşında. İLE/VE/||/<>/> 9 yaşında. İLE/VE/||/<>/> 13-15 yaşında. İLE/VE/||/<>/> 18-21 arasında. İLE/VE/||/<>/> 21-24 sonrasında. İLE/VE/||/<>/> 40 yaşından sonra. )
- İLK FELSEFE ile/ve İKİNCİ FELSEFE
( Metafizik. İLE Fizik. )
- İLK "GECE"
- İLK HAMAMNÂME
- SÜRAT-İ EVVEL[Osm.] / VITESSE INITIALE[Fr.] / ANFANGSGESCHWINDIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= İLK HIZ
- İLK İLKE ile/ve/||/<>/< EVREN ile/ve/||/<>/< İNSAN
( Kişi, evrenin kilit taşıdır. )
( ... İLE/VE/||/<>/< Büyük insan. İLE/VE/||/<>/< Küçük evren. )
- İLK KONULU TÜRK FİLMİ:
PENÇE ve/||/<>/> CASUS
( Sedat Simavi[1917] )
- MEBDE[Osm.] / POSITION INITIALE[Fr.] / ANFANGSPOSITION, ANFANGSSTELLUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= İLK KONUM
- İLK KOPYA (ÇEKME)
- İLK KORKU[PRIMAL FEAR] ile/ve/||/<>/> UNBREAKABLE ile/ve/||/<>/> SPLIT ile/ve/||/<>/> GLASS
( Dört filmi de sırasıyla izlemenizi salık veririz... )
(
|
)
- İLK MÜZE
- İLK ÖĞE -ile
( IMMEDIATE CONSTITUENT )
- İLK ÖNEMSENMEME
- İLK SEVİŞME
- İLK SÛRE
- İLK TELEVİZYON İZLEYEMEME
- İLK YARDIMDA, AĞIZ/BOĞAZ DENETİMİ/KONTROLÜ:
ÇOCUKTA ile/ve/||/<> BEBEKTE
( İşaret parmağıyla. İLE/VE/||/<> Serçe parmağıyla. )
- İLK YARDIMDA ARAÇ ÖNLEM ARALIĞI:
KENT İÇİNDE ile/ve/||/<> TEM'DE
( 50 m. İLE/VE/||/<> 100 m. )
- İLK YARDIMDA ÖNCELİKLİLER:
YETİŞKİNDE ile ÇOCUKTA/BEBEKTE
( Kalbin çalışmasını sağlamak.[Yetişkinde: Çift el ile. | Çocukta: Tek el ile.] İLE Solunumunu sağlamak. )
- İLK YARDIMDA:
SOLUK VERME ve/||/<>/> KALP MASAJI
( İki kere. VE/||/<>/> Otuz kere.[Kalp çalışıncaya kadar, tıbbî yardım gelene kadar ve yalnızsak, yoruluncaya kadar] )
- İLK YARDIMIN TEMELİ(KBK):
KORUMA ile/ve/||/<>/> BİLDİRME ile/ve/||/<>/> KURTARMA
- İLKE ile/ve/||/<>/>/< ARKE ile/ve/||/<>/>/< ERKE
( PRINCIPLE vs./and ARCHE vs./and AIM )
- İLKE ile/ve BELİT/AKSİYOM
( Fizik'te. İLE/VE Matematik'te. )
( ... İLE/VE Geriye götürülemeyen ilke. )
( On physics. WITH/AND On mathematics. )
( PRINCIPLE vs./and AXIOM )
- İLKE ile/ve/<> BÜTÜNSELLİK/BÜTÜNLÜK
( PRINCIPLE vs./and/<> INTEGRITY )
- İLKE ile/ve/||/<> DAYANAK
- İLKE ile/ve/değil DOĞRU
( [not] PRINCIPLE vs./and/but RIGHT )
- İLKE ile/ve/<> DÖNÜŞÜM
( PRINCIPLE vs./and/<> TRANSFORMATION )
- İLKE ile/ve/||/<> DÜZEN
( İlkelerimizin ışığında dünyaya katılamazsak, ilkelerimize karşın dünyaya katılmak zorunda kalırız. )
( Olgun kişiler, ilkesiz davranmaktan vazgeçerek kendilerine olan güveni ve meziyetlerini sağlamlaştırır. )
( PRINCIPLE vs./and/||/<> SETTING/ORDER/REGULARITY )
- İLKE ile/ve/||/<> ERDEM
( PRINCIPLE vs./and/||/<> VIRTUE )
- İLKE ve/=/<>/> HAKİKAT
( PRINCIPLE and/=/<>/> TRUTH )
- İLKE ile/ve/||/<>/< İSTİKRAR[Ar.]
- İLKE ile/ve KIBLE
- İLKE ile/ve/<> KİŞİ/İNSAN
( Bazen, bir ilke için herkesten, bazen bir kişi/insan için tüm ilkeler(imiz)den vazgeçebiliriz/vazgeçebilmeliyiz! )
- İLKE ile/ve/||/<> KURUM
- İLKE = MEBDE, UMDE = PRINCIPLE[İng.] = PRINCIPE[Fr.] = PRINZIP, GRUNDSATZ[Alm.] = PRINCIPIUM[Lat.] = ARKHE[Yun.] = PRINCIPIO[İsp.]
- İLKE ile/ve/<> ÖNKABUL
( PRINCIPLE vs./and/<> PREACCEPTANCE )
- İLKE ile/ve REFERANS
( PRINCIPLE vs./and REFERENCE )
- İLKE ve/<> SİMGE
( İp. VE/<> Uçurtma.
İlke[ip] yoksa simge[uçurtma] da olmaz. )
( PRINCIPLE and/<> SYMBOL )
- İLKE ile/ve/<> SIRADÜZEN
( PRINCIPLE vs./and/<> HIERARCHY )
- İLKE ile/ve/||/<> TROPLAR
( ... İLE Antik Çağ kuşkucularının varolanlar hakkında nesnel bilgi edinebilmenin olanaksızlığını kanıtlamak için kullandıkları ilkeler. )
- İLKE ve/||/<>/= ÜST SOYUTLAMA
- İLKE ile/ve VARSAYIM
( PRINCIPLE vs./and HYPOTHESIS )
- İLKE ile/ve/||/<> ZEMİN
- PRIMITIVE LATTICE[İng.] / RÉSEAU PRIMITIF[Fr.] ile/değil/yerine/= İLKEL ÖRGÜ
- İLKEL = İPTİDAİ = PRIMITIVE[İng.] = PRIMITIF[Fr.] = PRIMITIV[Alm.] = PRIMITIVUS < PRIMUS[Lat.] = PRIMITIVO[İsp.]
- MADDE-İ İPTİDAİYE[Osm.] ile/değil/yerine/= İLKELER NESNE
- İLKELLEŞMEK ile İLKELLEŞTİRMEK ile İLKEL/LİK ile İLKELCE ile İLKELCİ/LİK ile İLKEL TOPLUM ile İLKEL MEMELİLER
- AUSGANGSSTOFF[Alm.] ile/değil/yerine/= İLKEN NESNE
- İLKÖRNEK = ENMUZEC-İ EVVEL = ARCHETYP[İng.] = ARCHÉTYPE[Fr.] = ARCHETYP[Alm.] = ARKHÉTYPOS[Yun.]
- İLLE ile İLLET ile İLLETLİ/LİK ile İLLE VELAKİN
- ILLEGIBLE vs. ELIGIBLE
- İLLET ile İLKE
- İLLET-İ MADDİYE ile/ve İLLET-İ SÛRİYE ile/ve İLLET-İ FAİLE ile/ve İLLET-İ GAİYE
( Ne'den/Hangi şeyden? İLE/VE Nasıl?/Ne surette? İLE/VE Kim? İLE/VE Ne için/Niçin? )
- İLLET'TEN MALÛL'A ile MALÛL'DAN İLLET'E
( Delil. İLE Burhan-ı İnnî. )
- ILLIPE[İng.] ile/değil/yerine/= İLLİPE
- ILLUSTRATE :/yerine ÖRNEKLEMEK
- ILLUSTRE ile/ve CARDINALE ile/ve REGALE ile/ve CURIALE
( Işık saçan dil. İLE/VE Kılavuz ve kural işlevi gören dil. İLE/VE Ulusal bir hükümdarlığın sarayında yer almaya lâyık dil. İLE/VE Hükümetin, yargının, bilgeliğin dili. )
- İLLÜZYONİST[Fr. < ILLUSIONISTE] değil/yerine/= GÖZ BAĞCI
- İLLÜZYONİZM[Fr. < ILLUSIONISME] değil/yerine/= GÖZ BAĞCILIK
- ILMEHITE[İng.] ile/değil/yerine/= İLMENİT
- İLMİ EĞİTİM ve/<> İRFÂNÎ TERBİYE
- İLTİFAT ile/ve KİNÂYE
- İLÜZYON değil/yerine GÖZBAĞI
- ILVAITE[İng.] / ILVAIT[Alm.] ile/değil/yerine/= İLVAİT
- İMÂ ile/ve/||/<> KİNÂYE
- IMAGE :/yerine İMAJ, GÖRÜNTÜ
- IMAGINARY vs. IMAGINATIVE
- IMAGINE :/yerine HAYAL ETMEK
- İMAJ/IMAGE[İng.] değil/yerine/= GÖRÜNTÜ | İMGE
- IMAGE STONE[İng.] ile/değil/yerine/= İMAJ TAŞI
- İMÂLATHANE değil/yerine/= İŞLEYİMEVİ
- İMÂLE[Ar.] ile İMÂLE[Ar.]
( Meylettirme, bir tarafa eğme, yatırma. | Vezne uydurmak için, kısa heceyi gereğinden fazla uzun okuma. İLE [eskiden] İşçilere ödenen gündelik ücret. )
- ÎMÂLE[< MEYL] ile MEYL
( Bir tarafa eğme, yatırma, meyl ettirme. | Ölçüye/vezne uydurmak için kısa heceyi, gereğinden fazla uzun okuma. İLE/< Gönül akışı, sevme. | Hareketin başlangıcı.[Eğilim değil!] )
- İMÂLE ve ZİHÂF
( ... VE İbarede uzun okunması gereken bir sesli harfin vezin zorunluluğuyla kısa okunması. )
- İMAM[Ar.] ile/||/<> HALİFE[Ar.]
- İMAME ile İMAMET
- İMÂME[Ar.] ile İMÂMET[Ar.]
( Sarık. | Tespih, çubuk gibi şeylerin baş tarafına geçirilen, çoğu kehribardan yapılmış olan uzunca bölüm, başlık. | Fildişi oyma ve kakmalarda görünüşü tâcı ve imâmeyi andıran motif. İLE İmamlık. )
- İMÂMET ile İMÂM[< EİMME]
- İMAN ve/<> MÜŞÂHEDE
( Bağlanırsın. VE/<> Nefsinle, iman edilir ve kemâl olunur. )
- İMAN ile/ve/<> SALİH AMEL ile/ve/<> HAKKI TAVSİYE ile/ve/<> SABRI TAVSİYE
- IMAZINE[İng.] ile/değil/yerine/= İMAZİN
- İMECE ile FASON(/FERLAKS SİSTEMİ-FRANSIZ/PUTTING-OUT SİSTEMİ)
- İMECE ile KERMES
- İMECE ve/||/<> KUBAŞMAK
( Kırsal topluluklarda köyün zorunlu ve isteğe bağlı işlerinin köylülerce eşit şartlarda emek birliğiyle gerçekleştirilmesi. | Çok sayıda kişinin toplanıp el birliğiyle birinin ya da bir topluluğun işini görmesi ve böylece işlerin sıra ile bitirilmesi. VE/||/<> İmece ile iş yapmak, yardımlaşmak. )
- İMGE = HAYAL = IMAGE[İng., Fr.] = BILD, VORSTELLUNG[Alm.] = IMAGEN[İsp.]
- İMGE ile İÇGÖRÜ
- İMGE ile/>< İLKE
( Çoğaltır. İLE Azaltır. )
- İMGE ile/ve/<> İMGE
( Patlayana kadar zamanla dolu olan. )
( IMAGE vs./and IMAGE )
- İMGE/LEME ile/ve/||/<> NESNE TAKLİDİ
- İMGE ile/ve/değil/<> SİMGE
( Zihinde ve zihnin tanımlanamaz ayrıntılarındaki/derinliklerindeki karşılığı/varlığı. İLE/VE/<> Zihindeki ayrıntıların ve kombinasyonların işaret, çizim, resim ve fotoğraflandırılmış, kabalaştırılmış[kesifleştirilmiş] hali. )
( [eski dönemlerde][> İMGE] IMAGO: Ölen (önemli) kişinin/kralın, -ölmeden önce- balmumundan yapılmış sûreti. | Çifte varoluş, ölümle yaşam arasında varolan. [Ölüme de gönderme yapan!] İLE/VE/<> ... )
( [M.S. I. yüzyıldaki kayıtlardan] Uzaklara giden sevdiği kişinin gölgesinin hatlarını/konturunu çıkarma. İLE/VE/<> ... )
( [modern dönemde] Anlamı, kendine sabitleyen, öznesine göndermeyen. [TEMSİL | İng. REPRESENTATION] İLE/VE/<> ... )
( Buluşturan/buluşturur. İLE Ayrıştıran/ayrıştırır ve buluşturan/buluşturur. )
( Kavramayı sağlatan. İLE Birliği sağlatan. )
( Aklın bilgiye ve hikmete kavuşması, neredeyse tüm uygarlıklarda ortak olarak Güneş, Işık, Nur simgeleri ile belirtilmektedir. )
( İmgeleme ve arzunun son bulmasıyla birlikte varlık da sona erer ve şu ya da bu oluş saf varoluşla kaynaşıp birleşir, ki onu tarif olanaklı değildir, o ancak yaşanabilir. )
( İşitilen ve okunan sözler ancak zihnimizde imgeler yaratır fakat biz zihinsel bir imge değiliz. )
( Gerçek olmayanı yaratan imgelemedir, onu devam ettiren ise arzudur. )
( İmgenin ardında ve ötesinde olan idrak ve eylem gücüsünüz. )
( Simgeler, tek bir anlama indirgenemez. )
( Simgenin imgesi olmaz ama imgenin simgesi olur. )
( Zihnimizin aynasında imgeler görünür ve kaybolur. Ayna kalır. )
( RÂBITA: İmge ile simgenin buluşturulması. )
( Sürekli dolaşımda olan/kalan/bırakılan. [JACQUES DERIDA (ö. 1930)] )
( The innards created by imagination and perpetuated by desire.
Words, heard or read, will only create images in your mind, but you are not a mental image.
You are the power of perception and action behind and beyond the image.
In the mirror of your mind images appear and disappear. The mirror remains. )
( IMAGE vs./and/<> SYMBOL )
( XINGXIANG ile/ve/<> ... )
- İMGE ile/ve SİMGE
( Zihinde ve zihnin tanımlanamaz ayrıntılarındaki/derinliklerindeki karşılığı/varlığı. İLE/VE Zihindeki ayrıntıların ve kombinasyonların işaret, çizim, resim ve fotoğraflandırılmış, kesifleştirilmiş(kabalaştırılmış) hali. )
( ... İLE/VE Çoklu yorum. )
( Eylem'e yöneliktir. İmgelediğine yönelir. İLE/VE Düşünme'ye yöneliktir. )
( ... İLE/VE İnsan için en temel simge, cogito kaynaklı "ben" simgesidir. )
( ... İLE/VE * Yansıtıcıdır.
* Gösterirken gizleyen bir özelliğe sahiptir.
* İzleyiciyi düşünsel etkinliğe çağırır.
* Temsil ettiği soyut ve aşkın değerlerin anımsanmasını, anlaşılmasını ve paylaşılmasını sağlayan bir anahtardır.
* Bilenler arasında tanıma, tanışma ve anlaşma aracı olarak işlev görür.
* Belirli bilgi ve anlayışı, âşina olmayanların zihninden gizler ve âşina olanlara açar.
* Sezginin ve keşfin anahtarıdır.
* Arketipleri(ilk örnekleri) gösterdiği gibi onları yeniden üretir. )
( ... İLE/VE Zamandan ve mekândan bağımsız bir hakikati gösterirler.[Zaman-mekânı aşkın bir ide/ilke'yi gösterebilmek sadece simge ile olanaklıdır.] )
( ... İLE/VE Farklı zaman ve mekânda ortak doğası olan nesneleri gösterebilmesidir. )
( ... İLE/VE 3 temel özelliği...
* Bir ilkeyi gösteriyor olması.
* Farkları birliğe getirmesi.
* Çok anlamlılığa açık olması. )
( ... İLE/VE "Zamanda olan"ı, "zamana aşkın olan" ilişkilendirmede önemli bir rol oynar. )
( IMAGE vs./and SYMBOL
IMAGE vs./and IMAGE
SYMBOL vs./and SYMBOL )
- İMGELEM = MUHAYYİLE = IMAGINATION[İng., Fr.] = EINBILDUNGSKRAFT[Alm.] = IMAGINATIO[Lat.] = PHANTASIA[Yun.] = IMAGINACIÓN[İsp.]
- İMGELEMEK ile İMGELENMEK ile İMGE ile İMGECİ/LİK ile İMGELİ ile İMGESEL/LİK
- IMHOFF SLUDGE[İng.] / IMHOFF SCHLAMM[Alm.] ile/değil/yerine/= İMHOFF ÇAMURU
- IMIDAZOLE[İng.] / IMIDAZOLE, GLYOXALINE[Fr.] / IMIDAZOL, GLYOXLIN[Alm.] ile/değil/yerine/= İMİDAZOL
- IMIDAZOLETRIONE[İng.] ile/değil/yerine/= İMİDAZOLETRİON
- HYDRATION, IMIDAZOLEDIONE[İng.] / HYDRATATION[Fr.] / HYDRATION, HYDRATATION[Alm.] ile/değil/yerine/= İMİDAZOLİDİON, HİDRASYON, HİDRATASYON
- IMIDAZOLONE[İng.] ile/değil/yerine/= İMİDAZOLON
- IMIDO CARBAMIDE[İng.] ile/değil/yerine/= İMİDO KARBAMİT
- IMINE[İng.] / IMIN[Alm.] ile/değil/yerine/= İMİN
- IMINONTIRILE[İng.] ile/değil/yerine/= İMİNO NİTRİL
- IMIPROMINE[İng.] ile/değil/yerine/= İMİPRAMİN
- IMIDE CHLORIDE[İng.] ile/değil/yerine/= İMİT KLORÜR
- IMIDE[İng.] / IMIDE[Fr.] / IMIDE[Alm.] ile/değil/yerine/= İMİT
- IMMATÜR/IMMATURE[İng.] değil/yerine/= OLGUNLAŞMAMIŞ
- IMMEDIATE :/yerine DERHAL, HEMEN
- IMMIGRATE vs. EMIGRATE
- IMMOBIL/IMMOBILE[İng.] değil/yerine/= HAREKETSİZ
- IMMOBİLİZASYON/IMMOBILIZATION[İng.] değil/yerine/= SABİTLEME
- IMMÜN/IMMUNE[İng.] değil/yerine/= BAĞIŞIK
- IMMUNOFLUORESCENCE ile/||/<> IMMUNOHISTOCHEMISTRY
( Immunofluorescence floresan işaretleme kullanırken İLE immunohistochemistry enzim işaretleme kullanır )
( Formül: Antikor lokalizasyon )
- IMMÜNOSÜPRESİF/IMMUNOSUPPRESSIVE[İng.] değil/yerine/= BAĞIŞIKLIK BASKILAYICI
- İMMUNOTERAPİE ile/||/<> KEMOTERAPİ
( İmmunoterapie bağışıklık sistemini kullanırken İLE kemoterapi doğrudan hücre toksisitesi sağlar )
( Formül: Checkpoint inhibitor )
- IMMUTABLE[İng.] değil/yerine/= DEĞİŞMEZ
- IMPERIAL JODE[İng.] ile/değil/yerine/= İMPARATOR YEŞİMİ
- İMPARATOR[İt. < IMPARATORE] değil/yerine/= İLHAN
- İMPARATORLUK ile İMPARATORLUK İYİLİKLERİ ile EMPERYALİZM ile EMPERYALİST ile EMPERYALİST ile TEHLİKE ile BUYURGAN ile BUYURGAN BİR ŞEKİLDE
( IMPERIAL vs. IMPERIAL FAVORS vs. IMPERIALISM vs. IMPERIALIST vs. IMPERIALISTIC vs. IMPERIL vs. IMPERIOUS vs. IMPERIOUSLY )
( امپراتوري ile همايوني ile شاهنشاهي ile همايون ile سلطنتي ile مراحم ملوکانه ile امپرياليسم ile استعمار طلبي ile امپرياليست ile بهره جويانه ile استعمار گراي ile درخطر انداختن ile اماره ile آمرانه )
( EMPERATORY ile همايوني ile SHANESHAHY ile CPEHMAYVAN ile SALTANTY ile MARAHAM MOLOKANEH ile EMPERYALYSAM ile ESTEMAR TALABY ile EMPERYALYSET ile BACPAREH JOYANEH ile ESTEMAR GERAY ile DARKHATAR ANDAKHTAN ile EMAREH ile AMRANEH )
- IMPATT DIODE[İng.] / DIODE D'IMPATT[Fr.] / IMPATT-DIODE[Alm.] ile/değil/yerine/= IMPATT DİYOT
- İMPEDANS/IMPEDANCE[İng.] değil/yerine/= DİRENÇ
- IMPERIALINE[İng.] / IMPERIALIN[Alm.] ile/değil/yerine/= İMPERİALİN
- İMPERMEABL/IMPERMEABLE[İng.] değil/yerine/= GEÇİRİMSİZ
- İMPLİSİT BİLGİ/IMPLICIT KNOWLEDGE[İng.] değil/yerine/= ÖRTÜK BİLGİ
- IMPORT and DISCOUNTED IMPORTS and IMPORT LEVY and IMPORT REGIME and IMPORT SUBSTITUTION and SAFETY CONTROLS ON IMPORTS and SUBSIDISED IMPORTS
( İthalat. VE Dampingli ithalat. VE İthalat prelevmanı. VE İthalat rejimi. VE İthalat ikâmesi. VE İthalattaki güvenlik kontrolleri. VE Sübvansyonlu ithalat. )
- IMPORTANCE :/yerine ÖNEM
- IMPORTANT vs. SPECIAL/PRIVATE
- IMPOSE :/yerine DAYATMAK
- IMPOSSIBLE :/yerine İMKANSIZ
- IMPRESSIVE :/yerine ETKİLEYİCİ
- IMPROVE :/yerine GELİŞTİRMEK
- IMPROVEMENT :/yerine GELİŞME, İYİLEŞME
- İMPULS/IMPULSE[İng.] değil/yerine/= UYARI | DÜRTÜ
- İMPULS[İng. < IMPULSE] değil/yerine/= UYARIM/UYARAN
- IMPULSE and/||/<>/> AFFECT and/||/<>/> COGNITIVE
- İMPULSİF/IMPULSIVE[İng.] değil/yerine/= DÜRTÜSEL
- İMRENMEK ile İMRENİLMEK ile İMRENDİRMEK ile İMREN ile İMRENCE
- İMTİZÂC[< MEZC] ile KARIŞABİLME | BİRBİRİNİ TUTMA, UYGUNLUK | UYUM SAĞLAMAK, İYİ GEÇİNME
- (not IN AVERAGE) ON AVERAGE
- IN FUTURE vs. IN THE FUTURE
- IN SITU[İng.] değil/yerine/= YERİNDE
- IN THE BALANCE vs. ON BALANCE
- IN THE TERM OF CHANGE vs./and NOT IN THE TERM OF CHANGE
- IN TIME vs. ON TIME
- IN VIVO EKSPOJUR[İng.] değil/yerine/= ORGANİZMADA KARŞI KARŞIYA GELME
- IN :/yerine İÇİNDE
- İNÂBET ile/ve EVBE
- İNAK = NASS = DOGMA[İng., Alm.] = DOGME[Fr.] = DOGMA[Yun.]
- İNAKTİF/İNACTIVE[İng.] değil/yerine/= EYLEMSİZ | ETKİSİZ
- İNAKTIVASYON/INACTIVATION[İng.] değil/yerine/= ETKINSİZLEŞME
- İNAN = İMAN = FAITH[İng.] = FOI[Fr.] = GLAUBE[Alm.] = FIDES[Lat.] = FE[İsp.]
- [İNANÇ +] İLİM ile/ve/||/<> İRFAN ile/ve/||/<> HÜZÜN ile/ve/||/<> NEŞE ile/ve/||/<> [bunlar yoksa]
( Hikmet. İLE/VE/||/<> Rahmet. İLE/VE/||/<> Zarâfet. İLE/VE/||/<> Muhabbet. İLE/VE/||/<> Şiddet. )
- İNANÇ(İTİKAT) ile/ve/değil/yerine/<>/>< MÜŞÂHEDE
- İNANÇ ile/değil/yerine İLKE
- İNANÇ = İTİKAT = BELIEF[İng.] = CROYANCE[Fr.] = GLAUBE[Alm.] = FE, CREENCIA[İsp.]
- İNANÇ ile/ve/değil/||/<>/< KURUNTU/VEHİM
- İNANÇ/SIZLIK ile/ve/||/<> KUŞKU/ŞÜPHE
( Ne çıplaklık, ne dağınık saçlar, ne pislik, ne günlerce oruç tutmak, ne yerde yatmak, ne de bağdaş kurarak saatlerce bir yerde oturmak, kuşku ve isteklerden arınmamış bir kişiyi kurtarmaz. )
( DISBELIEF vs. DOUBT/SUSPICION )
- İNANMA +/+/+ BİLME +/+/+ DÜŞÜNME +/+/+ GÜZELLİK
( Din. + Bilim. + Felsefe. + Estetik. )
- İNANMAK ile/ve KUŞKU/ŞÜPHE
( TO BELIEVE vs./and DOUBT/SUSPICION )
- İNAT yerine İRÂDE
- İNATLA değil/yerine/= DİRETİYLE
- INCANDESCENCE[İng.] değil/yerine/= AKKORLUK
( Bir cismin sıcaklığından dolayı ışık yaymasıdır. Bir nesne yeterince sıcak olduğunda kızılötesi ve ultraviyole radyasyon gibi diğer elektromanyetik radyasyon biçimlerinin yanı sıra görünür ışık da yayar. Bunun nedeni, nesnenin yüksek sıcaklığının atomlarının ve moleküllerinin hızla titreşmesidir. Atomlar birbirleriyle çarpıştıklarında ya da uyarıldıktan sonra normal konumlarına döndüklerinde ışık yayabilirler.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- INCAPABLE vs. UNABLE
- İNCE DERİ, ZAR = ZAR = MEMBRANE
- THIN FILM CIRCUIT[İng.] / CIRCUIT À COUCHE MINCE[Fr.] / DÜNNFILMSTROMKREIS[Alm.] ile/değil/yerine/= İNCE FİLM DEVRESİ
- THIN FILM RESISTOR[İng.] / RÉSISTANCE EN FILM MINCE[Fr.] / DÜNNFILMWIDERSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= İNCE FİLM DİRENÇ
- THIN FILM TRANSDUCER[İng.] / TRANSDUCTEUR À COUCHE MINCE[Fr.] ile/değil/yerine/= İNCE FİLM DÖNÜŞTÜRÜCÜ
- THIN FILM CAPACITOR[İng.] / CONDENSATEUR DU FILM MINCE[Fr.] / DÜNNFILMKONDENSATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= İNCE FİLM SIĞASI
- THIN FILM TRANSISTOR[İng.] / TRANSISTOR EN COUCHE MINCE[Fr.] / DÜNNFILMTRANSISTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= İNCE FİLM TRANSİSTOR
- THIN FILM SEMICONDUCTOR[İng.] / SEMI-CONDUCTEUR EN COUCHE MINCE[Fr.] / DÜNNFILMHALBLEITER[Alm.] ile/değil/yerine/= İNCE FİLM YARI İLETKEN
- THIN FILM[İng.] / FILM MINCE[Fr.] / DÜNNFILM[Alm.] ile/değil/yerine/= İNCE FİLM
- İNCE ÜNLÜ/RAKİK/RİKKAT ile/||/<> KALIN ÜNLÜ/İŞBA ile/||/<> KALIN ÜNLÜYE EĞME/İŞBA ile/||/<> REF ile/||/<> ÜNLÜ ALAN ile/||/<> ÜNLÜ ALMAYAN ile/||/<> ÜNLÜLENME
( Ağız boşluğunun ön bölümünde oluşan ünlüler (e, i, d, ü). | Yuvarlama. İLE/||/<> Ağız boşluğunun art bölümünde oluşan ünlüler (a, ı, o, u). İLE/||/<> Vezin gerektirdiğinden, sözcüğe bir yazaç ekleyerek ya da yazacı eğerek uzatmak. İLE/||/<> Bir sözcüğü zammeli[ötre - yuvarlak ünlülü (o, ö, u, ü)] okuma. İLE/||/<> Sesçil imlerden birini alan yazaç. İLE/||/<> Sesçil im almamış yazaç. İLE/||/<> Vezinde söz konusu olan ünsüzler ve ünlüler dışında olan, okunuşta veznin içine katılan ve anlamı değiştiren bir dizi ünlünün eklenmesi. )
- FINE STRUCTURE CONSTANT[İng.] / CONSTANTE DE STRUCTURE FINE[Fr.] / FEINSTRUKTURFAKTOR, FEINSTRUKTURKONSTANTE[Alm.] ile/değil/yerine/= İNCE YAPI SABİTİ
- FINE STRUCTURE[İng.] / STRUCTURE FINE[Fr.] / FEINSTRUKTUR[Alm.] ile/değil/yerine/= İNCE YAPI
- İNCE ve/||/<> İNCİ
- İNCE ile/ve ÜST
( SUBTLE vs./and TOP )
- İNCE ile/ve/<> ZAYIF
- İNCEDEN ile İNCEDEN İNCEYE
- İNCELEMEK ile DENETLEME ile MÜFETTİŞ
( INSPECT vs. INSPECTION vs. INSPECTOR )
( تحت بررسي قرار دادن ile وارسي کردن ile تفتيش کردن ile سرکشي کردن ile بازرسي کردن ile سر کشيدن ile بازبين کردن ile تفتيش ile کنترل ile وارسي ile بازرسي ile بررسي ile معاينه ile بازرس ile بازپرس ile بازبيني کننده ile مفتش )
( TAHAT BARRESY GHARAR DADAN ile VARSY KARDAN ile TAFTYSH KARDAN ile SARKESHY KARDAN ile BAZORSY KARDAN ile SAR KESHYDAN ile BAZABYNE KARDAN ile تفتيش ile KONTERL ile VARSY ile BAZORSY ile BARRESY ile معاينه ile BAZORS ile BAZPORS ile BAZABYNEY KONANDEH ile مفتش )
- İNCELİK ve/||/<>/> İNCİNME
- İNCELİK ile NARİN ile NAZİKÇE
( DELICACY vs. DELICATE vs. DELICATELY )
( لطايف ile هوسانه ile ظريفي ile نازک بيني ile خوراک لذيذ ile نازک کاري ile ظريف ile نازک بين ile سيمتن ile لطيف ile ملوس ile باريک ile ظريفانه )
( لطايف ile هوسانه ile ZARYFEY ile NAZAK BEYNEY ile KHORAK LEZYZE ile NAZAK KARY ile ZARYFE ile NAZAK BEYNE ile سيمتن ile لطيف ile MOLOS ile BARYK ile ظريفانه )
- İNCE/LİK ile/ve/||/<> SEYREK/LİK
- İNCELME ile BİLLURLAŞMA
- İNCELME ile/ve/||/<>/> KESKİNLEŞME ile/ve/||/<>/> YETKİNLEŞME
- İNCELME ile/ve SEYRELME
- İNCELME ile/ve/<> SİLİKLEŞME
- İNCELTME (SİMGESİ) ile/ve/||/<>/< İNCELİK
( İzlemek için burayı tıklayınız... )
- İNCELTME ile İNCELTME İŞARETİ
- INCENTIVE :/yerine TEŞVİK
- İNCİR ile İNCİRSİ MEYVE
( ... İLE Gerçek bir meyve olmayan, yumurtalardan değil çiçeklikten oluşan, incire benzer meyve. )
- INCITEMENT vs. PROVOKE
- İNCİTME! ve/||/<>/> İNCİNME!
( Hz. Musa. VE/||/<>/> Hz. İsa. )
( İlk dersimiz. VE/||/<>/> Son dersimiz. )
- INCLUDE :/yerine DAHİL ETMEK
- INCLUSIVE[İng.] değil/yerine/= İÇLEYİCİ
- INCOME vs. INCREMENT vs. PROFIT vs. REVENUE
- INCOME :/yerine GELİR
- INCOMPLETE DOMINANCE[İng.] değil/yerine/= EKSİK BASKINLIK
( Bir alel ifade edilmezken öbür alelin normal bir biçimde ifade edilmesi sonucu fenotipin alellerden normalde olması gerektiğinden daha az dozda etkilenmesi.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- INCORPORATE :/yerine BİRLEŞTİRMEK
- INCREASE :/yerine ARTIRMAK
- INCREDIBLE vs. IMPLAUSIBLE vs. UNBELIEVABLE
- INCREDIBLE :/yerine İNANILMAZ
- INDACAINE[İng.] ile/değil/yerine/= İNDAKAİN
- INDAMINE[İng.] / INDAMINE[Fr.] / INDAMINE[Alm.] ile/değil/yerine/= İNDAMİNE
- INDANDIONE[İng.] ile/değil/yerine/= İNDANDİON
- INDANTHRENE[İng.] / INDANTRÈNE[Fr.] / INDANTHREN[Alm.] ile/değil/yerine/= İNDANTREN
- INDAZOLE[İng.] / INDAZOLE[Alm.] ile/değil/yerine/= İNDAZOL
- 'INDE[Ar.] ile MA'A[Ar.]
- İNDEKS VAKA/INDEX CASE[İng.] değil/yerine/= İLK GÖSTERGE OLGU
- İNDEKS ile İŞARET PARMAĞI ile DİZİN NUMARASI ile İNDEKSLEME
( INDEX vs. INDEX FINGER vs. INDEX NUMBER vs. INDEXING )
( فهرست کردن ile شاخص ile فهرست نامه ile نمايه ile فهرست ساختن ile انگشت نشان ile سبابه ile عدد شاخص ile فهرست سازي )
( FANPAREST KARDAN ile SHAKHS ile FANPAREST NAMEH ile NAMAYYEH ile FANPAREST SAKHTAN ile ENGASHT NESHAN ile SABABEH ile ADAD SHAKHS ile FANPAREST SAZY )
- İNDEKS/LEME / ENDEKS/LEME / INDEX[İng.] değil/yerine/= DİZİNLEME | LİSTE | İŞARET | GÖSTERGE
- INDENE[İng.] / INDÉNE[Fr.] / INDEN[Alm.] ile/değil/yerine/= İNDEN
- INDEPENDENCE :/yerine BAĞIMSIZLIK
- INDEPENDENCE ile/||/<> CORRELATION
( Independence P(A∩B)=P(A)P(B) İLE correlation linear ilişki. )
( Formül: Probability İLE linear relationship )
- INDEPENDENT VARIABLE[İng.] değil/yerine/= BAĞIMSIZ DEĞİŞKEN
- INDICATE :/yerine BELİRTMEK
- İNDİFA[Ar.] değil/yerine/= PÜSKÜRME
( Yanardağlardaki püskürme. | Kızamık, kızıl vb. sayrılıklarda, gövdede kırmızı lekeler görülmesi. )
(1996'dan beri)