E ile biten FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 20.313 başlık/FaRk ile birlikte,
20.313 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(28/83)
- FELSEFE ile/ve/değil/<> EROSEFE
- FELSEFE ile FANTAZİ
- FELSEFE ile "FELSEFE"
( Kavramsal matematik. | Anlamanın, anlaşılmasının çabası. | Biçimselleştirilmiş mantığın doruğu. İLE ... )
- FELSEFE ile/ve/değil FELSEFE-BİLİM
- FELSEFE ile/ve FELSEFE ÜZERİNE FELSEFE
- FELSEFE ile FELSEFECİ/LİK
- FELSEFE ile "FELSEFELER"
- FELSEFE ile FELSEFENİN BİLGİSİ
- FELSEFE ile FELSEFÎ ÖYKÜ
- FELSEFE ile/ve/<> FİLOZOF
( Felsefe, filozofla konuşmaktır. )
- FELSEFE ile/ve GELENEK
- FELSEFE ile/ve/= HİKMET
( Hikmet teolojik, illet metafizik, sebep fizik nedenleri aramaktır. )
( Hikmet: Nasıl ise onu o biçimde bilmek. )
( Hikmet: Varolanların kendini nasılsa o biçimde tâkatı kadar bilmek. )
( Hikmet: Olgunlaşmayı istemek. )
( Hikmet: Doğada ve zamanda illetlendirmek. )
( Hikmet: Gizil halde, tüM erdemlerin hepsini içerir. )
( Hikmet Tanrısı: ENKİ )
( Hikmet: İstikmal el-Nefs. )
( Hikmet: "En Yüksek Hikmet". Onu kazanmış olmaya(onun iktinâ'ına) "'İlm", o ilme meleke kazanmış olmaya "Felsefe". )
( FELSEFE: KAVLÎ HİKMET )
( PHIL0-SOPHOS ile/ve SOPHOS )
( el-Hikmet: ilmun bi-a'yan'il-mevcudât alâ ma hiye fi'nefs'il emr bi-kaderi takat'il-beşeriyye )
- FELSEFE ile İDEOLOJİ
- FELSEFE ve/||/<>/> İDEOLOJİ ve/||/<>/> TÜZE
( Başlar. VE/||/<>/> Deneyimlenir. VE/||/<>/> Düzenlenir. )
- FELSEFE ile/ve/||/<> İNSAN
( vs./and/||/<> HUMAN/PERSON )
- FELSEFE ile/ve İNSAN BİLGİSİ
- FELSEFE ve/<> İNSAN-İNSAN İLİŞKİSİ
- FELSEFE ile/ve İSTATİSTİK
- FELSEFE ile İZLEM/STRATEJİ
- FELSEFE ile/ve KELÂM
( Kelâmın anlaşılmayanı kabuğu, anlaşılanı içidir. )
( PHILOSOPHY vs./and ISLAMIC THEOLOGY )
- FELSEFE ve KİŞİSEL YÖNETİM
- FELSEFE ile/ve KÜLTÜR
- FELSEFE ile/ve/değil/||/<>/< KURAM
( [not] PHILOSOPHY vs./and/but/||/<>/< THEORY )
- FELSEFE ile/ve KURAMSAL/TEORİK AKIL
- FELSEFE ile/değil/>< KUŞKU
( Felsefe, kuşkuyu yok eder/edendir. )
- FELSEFE ile/ve MACERA
( PHILOSOPHY vs./and ADVENTURE )
- FELSEFE ile/ve MATEMATİK
( Tekillerden tümeli görmeye çalışmak. İLE/VE Tekilde tümeli görmek esastır. )
( Felsefe, matematiğin çalışma odasını röntgen ışığıyla yansıtmaya çalışır. )
( Kavramlarla ilgili etkinlik. İLE/VE Kavram inşâ etmek. )
( PHILOSOPHY vs./and MATHEMATICS )
- FELSEFE ile/ve METAFİZİK ile/ve MİSTİSİZM["MİSTİZİM" değil!]
( ... İLE/VE Metafizik sözü ilk defa Peripatos'culardan Rodos'lu Andronikos (M.Ö. I. yy.) tarafından kullanıldığı öne sürülür. İLE/VE ... )
( METAFİZİK: BİLGİ - VARLIK - AHLÂK )
( MİSTİSİZM VE FELSEFE - WALTER T. STACE - İNSAN YAY.
PHILOSOPHY vs./and METAPHYSICS vs./and MYSTICISM )
( ... ile/ve XIN ER SHANG XUE ile/ve XUAN )
- FELSEFE ile/ve MÜZİK ile/ve FİZİK
- FELSEFE ile ÖĞRETİ
- FELSEFE ile ÖLÜ FELSEFE
- FELSEFE ve/||/<>/> ÖZBİLİNÇ
- FELSEFE ile PARADİGMA
- FELSEFE = PHILOSOPHY[İng.] = PHILOSOPHIE[Fr., Alm.] = PHILOSOPHIA(PHILIA:SEVGİ, SOPHIA:BİLGELİK)[Yun.] = FILOSOFIA[İsp.]
- FELSEFE ve PSİKOLOJİ
- FELSEFE ve SANAT ve GÖRELİLİK
- FELSEFE ve/||/<> SANAT ve/||/<> KEŞİF
( Soyutlayarak[tenzih ederek]. VE/||/<> Benzeterek[teşbih ederek]. VE/||/<> Bireştirerek[tevhîd ederek]. )
( Akıl ile. VE/||/<> Hayal ile. VE/||/<> Kalp ile. )
- FELSEFE ile/ve/||/<>/< ŞAŞMA/HAYRET
( Felsefenin başlangıcı, şaşmadır/hayrettir. )
( )
- FELSEFE ile/ve SAVAŞ TARİHİ
( Aristoteles. İLE/VE Büyük İskender. )
- FELSEFE ve SEVGİ
- FELSEFE ile/ve ŞİİR
- FELSEFE ile/ve SOHBET
- FELSEFE ile SPEKÜLASYON
- FELSEFE ile/ve/<> SÜREÇLİ FELSEFE
- FELSEFE ile/ve/<> TARİH
- FELSEFE ile/ve TASAVVUF
( Akla, biçim verir. İLE/VE Nefse, biçim verir.["Akıl kârı" değildir.] )
- FELSEFE ve/<> TASAVVUF
( Aklın hikmetli dilidir. VE/<> Ahlâkın hikmetli dilidir. )
- FELSEFE ile TEFELSÜF
- FELSEFE ve/<> TIP ve/<> TARİH
( Tabakât Literatürü Üzerine Bir İnceleme
[ www.klasikyayinlari.com/ebooks/default.aspx?kitapid=123 ] )
- FELSEFE ile/ve/||/<> TÜMEL/LİK
( FELSEFE: Tümel anlama ve açıklama. )
- FELSEFE ve/<> TUTKU
( Kişi, felsefeyi, ancak tutkuyla yaşama katar. )
( PHILOSOPHY and/<> PASSION )
- FELSEFE ve TÜZE(HUKUK)
( Yunan ökesi/dehası. VE Roma ökesi/dehası. )
- FELSEFE ile VARLIK
- FELSEFE ile/ve/||/<>/>/< YAKLAŞIM
- FELSEFE ile/ve/||/<> YORUMBİLİM
( Toplumu yapılandırır. İLE/VE/||/<> Bireyi yapılandırır. )
- FELSEFE ile/ve ZEN
( Zen is not about eliminating thoughts but illuminating them. )
( ZEN KİTAPLARI
ZEN BUDİZMİ
( İLHAN GÜNGÖREN - YOL )
ZEN
( ARMAĞAN BİRGİL - OKYANUS )
ZEN YOLU / TASAVVUF YOLU
( OSHO - BHAGWAN SHREE RAJNEESH
ÇEVİRİ:SERTAÇ KARTAL - OKYANUS )
ZEN ETİ, ZEN KEMİĞİ
( PAUL REPS - ÇEV: NEVZAT ERKMEN - YOL )
LİDERLİK SANATI ZEN DERSLERİ
( THOMAS CLEARY - ÇEV: ŞEN SÜER KAYA - ANAHTAR )
ZEN YOLU VE ZEN BUDİZM'İN İLKELERİ
( ALAN WATTS - ÇEV: SENA UĞUR - )
TAOCULUK, ZEN VE BATI KÜLTÜRÜ
( ALAN WATTS - ÇEV: İLHAN GÜNGÖREN - YOL )
GÜNDELİK YAŞAMDA ZEN
( ADELHEID MEUTES, JUDITH BASSERT - ÇEV: SEDA TOKSOY - OKYANUS )
ZEN BUDİZMİ YOLU
( PROF. EUGENE HERRIGEL - BİLYAY VAKFI )
ZEN VE NEY-ZEN
( ÖMER TULGAN - YOL )
ZEN ZİHNİ BAŞLANGIÇ ZİHNİDİR
( SHUNRYU SUZUKI - ÇEV: CEM ŞEN - DHARMA )
ZEN VE OKÇULUK
( EUGEN HERRIGEL - ÇEV: O. CEMAL GÜNGÖREN - YOL )
ZEN KAÇIKLARI
( JACK KEROUAC ÇEV: NEVZAT ERKMEN - SÖZ )
ZEN VE ÇİÇEK YOLU
( GUSTIE L. HERRIGEL - ÇEV: O. CEMAL GÜNGÖREN - YOL )
ZEN VE MOTOSİKLET BAKIM SANATI
( ROBERT M. PIRSIG - ÇEV: SÜHA SERTABİBOĞLU - AYRINTI )
DOLMUŞA BİNME VE DOLMUŞTAN İNME SANATINDA ZEN
( CEM ŞEN - DHARMA )
ZEN VE YARATICI YÖNETİCİLİK
( ALBERT COW - ÇEV: AHMET FETHİ - ETİ )
ZEN VE SAVAŞ SANATLARI
( JOE HYAMS - ÇEV: CEM ŞEN - YOL )
ZEN BAHÇESİ
( MUSTAFA YILAMAZER - DOST )
İKEBANA ZEN VE ÇİÇEK YOLU
( GUSTIE L. HERRIGEL - ÇEV: CEMAL GÜNGÖREN - YOL )
KARETEDE ZEN
( C.W. NICOL - ÇEV: CEMAL GÜNGÖREN - YOL )
TAOCULUK, ZEN VE BATI KÜLTÜRÜ
( İLHAN GÜNGÖREN - YOL )
KEDİLER İÇİN ZEN
( ALFRED BIRNBAUM, RIKU KANMEI - DHARMA )
BÜYÜK ZEN DÜĞÜNÜ
( CHARLES BUKOWSKI - ÇEV: AVİ PARDO - METİS )
ZEN WISDOM
( WIZARD & GENIUS, CHEERFUL JOYS )
)
- [FELSEFEDE/TASAVVUFTA] (BAZI/ÇOĞU) (ÖZEL ŞEY["AYRINTI/İÇERİK/DERİNLİK/YOĞUNLUK/KABALIK/İNCELİK"]):
"BAYIL" DİYE değil/yerine "AYIL!" DİYE
- FELSEFENİN GEÇMİŞİ ile GEÇMİŞTEKİ FELSEFE
- FELSEFESİZ SANAT ve FELSEFESİZ BİLİM ve FELSEFESİZ FELSEFE
( Zanaat. VE Teknokrasi, işçilik. VE İdeoloji. )
- FELSEFEYE/BİLİME/SANATA/DİLE/TARİHE/HUKUKA/DİNE ...:
"GÖRE" ... ile/değil -DE ...
( Alanlar ve kavramlar, kişi olmadığından, "... göre" sözcüğünün kullanımı burada yanlıştır. "Felsefede/bilimde/dilde/sanatta ..." biçiminde bulunma durumu["-de ..."] ile kullanılabilir. )
- FELSEFİ İLERLEME ile FELSEFİ DÖNGÜSELLİK
( İnsanlığın sürekli ilerlediğini savunan görüş. İLE Tarihin ve insanlığın döngüsel bir biçimde tekrar ettiğini savunan görüş. )
- FELSEFİ İLERLEME ile FELSEFİ DURUM/KONUM KORUMACILIK/STATÜKOCULUK
( İnsanlığın sürekli ilerlediğini savunan görüş. İLE Mevcut durumun korunmasını ve değişime karşı çıkılmasını savunan görüş. )
- FELSEFİ İLERLEME ile FELSEFİ GERİLEME
( İnsanlığın bilgi, ahlâk ve toplum açısından sürekli ilerlediğini savunan görüş. İLE İnsanlığın zamanla gerilediğini ve değerlerini kaybettiğini savunan görüş. )
- FELSEFÎ SORU/SORGULAMA ile/ve/= DEĞERLENDİRME
- FEMALE :/yerine KADIN, DİŞİ
- FENALAŞMAK ile FENALAŞTIRMAK ile FEN ile FENA/LIK ile FENT ile FEN BİLİMİ ile FENA HALDE ile FENA KALPLİ/LİK ile FEN BİLİMLERİ
- FENCE :/yerine ÇİT
- FENESTRASYON/FENESTRATION[İng.] değil/yerine/= PENCERELEME
- FENNİ ile FENNİ MUAYENE
- ASİT FENİK[Osm.] / PHENOL[İng.] / PHÉNOL, ACID PHENIQUE[Fr.] / PHENOL[Alm.] ile/değil/yerine/= FENOL
- PHENOLS[İng.] / PHENOLE[Alm.] ile/değil/yerine/= FENOLLER
- FENOLOJİ[Fr. < PHÉNOLOGIE] değil/yerine/= BELİRTİ BİLİMİ
- PHENOLOGY[İng.] / PHÉNOLOGIE[Fr.] / PHENOLOGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= FENOLOJİ
- FENOLOJİK[Fr. < PHÉNOLOGIQUE] değil/yerine/= BELİRTİ BİLİMSEL
- FENOMEN[Fr. < PHÉNOMÈNE] değil/yerine/= OLAY. | GÖRÜNGÜ
- FENOMENİST[Fr. < PHÉNOMÉNISTE] değil/yerine/= GÖRÜNGÜCÜ
- FENOMENİZM[Fr. < PHÉNOMÉNISME] değil/yerine/= GÖRÜNGÜCÜLÜK
- FENOMENOLOJİ[Fr. < PHÉNOMÉNOLOGIE] değil/yerine/= GÖRÜNGÜ BİLİMİ
- FENOMENOLOJİK[Fr. < PHÉNOMÉNOLOGIQUE] değil/yerine/= GÖRÜNGÜ BİLİMSEL
- FENOTİP[İng. PHENOTYPE] ile/||/<> ALBİNİZM[İng. ALBINISM] ile/||/<> BOMBAY FENOTİPİ[İng. BOMBAY PHENOTYPE] ile/||/<> BULMER ETKİSİ[İng. BULMER EFFECT] ile/||/<> CİNSEL ÇİFTBİÇİMLİLİK[İng. SEXUAL DIMORPHISM]
( Dışyapı. Genetik ve çevresel etkenlerin yarattığı özelliklerin canlının dış görünüşündeki yansımasıdır. Fenotip çoğunlukla genler tarafından belirlenir; ancak bazı koşullarda diğer etkenler, fenotipin genotipe yüzde yüz uymasını engelleyebilir (bkz: hipomorfizm). Fenotip, zaman içinde değişebilir. Birden çok genle kontrol edilen özelliklerin fenotipleri de karmaşıklık gösterir. Genlerin durumuna göre çeşitlilik gösteren fenotip sınıflarına pleiotropik fenotip adı verilir. Biyolojik sınıflandırmanın ilkel aşamasında kullanılan sınıflandırma yöntemi, canlıların görünüşleri; yani fenotipleri üzerine kurulmuştu. Ancak genetik biliminin gelişmesi sonucunda moleküler düzeyde sınıflandırmaya geçilmiştir. Ortak fenotipe sahip canlılar, her zaman evrimsel olarak ortak atadan gelmezler. Yakınsak evrim, fenotiplerin birbirine benzemesini doğurabilir. Modern genetik terminolojisinde, herhangi bir mutasyonun yarattığı değişime de mutant fenotip adı verilir. @@ Deri, saç ve gözlerdeki pigment eksikliğinden kaynaklanan ve kalıtsal bir hastalık. Bu özelliklere sahip kişilere albino denir. Albinizm geni resesif olduğu için fenotip sadece homozigot çekinik durumlarda gözlenir. Albinoların güneşe duyarlı deri ve gözleri vardır. Bu kişilerde göz ve deri kanseri oluşumu daha muhtemeldir. @@ ABO kan öbeği antijen sistemini etkileyen nadir bir durum. Bu fenotipi gösteren bireylerin genotipleri ifade edilememiş A ya da B allelerini bulunduruyor. Fakat kırmızı kan gözeleri bu antijeni göstermiyor, kan grupları O görünüyor. @@ Seçilim sürdükçe genetik çeşitlilik azalır, çünkü çeşitlilik doğa tarafından seçilip azaltılır. Bu azalma ebeveynlerin populasyona göre fenotip çeşitlilik miktarı ile doğru orantılıdır. Çeşitliliği artışı ise genetik mekanizmalar aracılığıyla sağlanır. @@ Bir popülasyon ya da tür içerisindeki bireylerin erkekleri ile dişileri arasındaki fenotipik özelliklerin farklılık göstermesi durumudur.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- FEODAL ile FEODALİZM ile FEODALİTE
( FEUDAL vs. FEUDALISM vs. FEUDALITY )
( ملوک الطوايفي ile ملوک الطوافي ile تيولي ile تيول )
( MOLOK OLTAVAYFEY ile MOLOK OLTAVAFY ile TYVELY ile TYVEL )
- FEODALİTE A[Fr. < FÉODALITÉ] değil/yerine/= DEREBEYLİK
- FEODALİTE değil/yerine/= DEREBEYLİK
- FEODALİZM[Fr. < FÉODALISME] değil/yerine/= DEREBEYLİK DÜZENİ
- FERÂCE ile TENNÛRE
( =KİSÂ=HIRKA=ABÂ=HULLE=BÜRDE=FERACÂ ile =KAMÎS=GÖMLEK=ENTÂRİ )
( ... İLE Mevlevî dervişlerinin, semâ âyini sırasında giydikleri geniş eteklik. )
- FERÂSE ile FERÂŞE/PERVÂNE[Fars.]/USKUR[< İng.]
( Kısrak. İLE Geceleri, ışığın etrafında dönen küçük kelebek. Fırıldak. | Çark. | Haberci, kılavuz. | Şems-i Tebrizi. )
- FERDA[Fars.] ile FERDE
( Gelecek zaman, yarın. İLE Küçük denk, top. )
- FERDINAND DE SAUSSURE
- FERDİYET-İ SELÂSE:
ZÂT ve/||/<>/> İHTİYÂR/İRÂDE ve/||/<>/> SÖZ/EYLEM
- FERFORJE[Fr. < FER FORGÉ] değil/yerine/= DÖKME DEMİR
( Kapılara, pencerelere ya da evlerin iç bölümlerine süsleme amacıyla yapılıp takılan dövme demir. )
- FERÎD/E[Ar.] ile FERÎDE[Ar.]
( Tek, eşsiz, eşi olmayan. Tasım/kıyas kabul etmez, ölçüsüz. Üstün. İLE Kendi oyuyla hareket eden, kibirli, gururlu. )
- FERİŞTAH[Fars. < FİRİŞTE] değil/yerine/= UZMAN / EN YETKİLİ
- FERMAN ile/||/<> PERVANE
( Buyruk, emir. İLE/||/<> Selçuklularda ve İlhanlılarda has, zeamet, tımar ile ilgili olarak verilen ferman. )
- FERMAT PRINCIPLE[İng.] / PRINCIPE DE FERMAT[Fr.] / FERMATSCHES PRINZIP[Alm.] ile/değil/yerine/= FERMAT İLKESİ
- FERMAT PRINCIPLE[İng.] değil/yerine/= FERMAT PRENSİBİ
( Geometrik optiğin bazı esas kanunları, bircins ortamda ışığın doğru yolla yayılması, iki ortamın sınırında ışığın kırılması ve ışığın yüzey sınırından yansıması eskiden beri bilinen bir gerçektir. Fakat ortamın kırılma indisi sabit kalmayıp sürekli değiştiğinde, ortamda ışığın nasıl yayılacağı açıklanamıyordu. Bunun cevabı 17. yüzyılda Fransız fizikçi Fermat tarafından verilmiştir. Fermat, ışık bir noktadan diğerine bu iki nokta arasında mümkün olan en kısa olanı seçerek yayılır prensibini ortaya koymuştur. Bu prensip, en küçük zaman prensibi ya da en kısa yol prensibi olarak da bilinir. Fermat prensibini tüm yüzeyler için genişleterek iki madde halinde verebiliriz:
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- FERMENE ile FERMENECİ/LİK ile FERMENELİ
- FERMI BETA DECAY THEORY[İng.] / THÉORIE DE LA DÉSINTÉGRATION BÊTA DE FERMI[Fr.] / FERMI-BETAZERFALLSTHEORIE[Alm.] ile/değil/yerine/= FERMİ BETA BOZUNUMU KURAMI
- FERMI HOLE[İng.] ile/değil/yerine/= FERMİ BOŞLUĞU
- FERMI-KURVE[Alm.] ile/değil/yerine/= FERMİ EĞRİSİ
- FERMI ENERGY[İng.] / ÉNERGIE DE FERMI[Fr.] / FERMI-ENERGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= FERMİ ENERJİSİ
- FERMI SPHERE[İng.] / SPHÈRE DE FERMI[Fr.] / FERMI-KUGEL[Alm.] ile/değil/yerine/= FERMİ KÜRESİ
- FERMI RESONANCE[İng.] / RÉSONANCE DE FERMI[Fr.] / FERMI-RESONANZ[Alm.] ile/değil/yerine/= FERMİ REZONANSI
- FERMI CONSTANT[İng.] / CONSTANTE DE FERMI[Fr.] / FERMI-KONSTANTE[Alm.] ile/değil/yerine/= FERMİ SABİTİ
- FERMI TEMPERATURE[İng.] / TEMPÉRATURE DE FERMI[Fr.] / FERMI-TEMPERATUR[Alm.] ile/değil/yerine/= FERMİ SICAKLIĞI
- FERMI AGE THEORY[İng.] / THÉORIE DE L'ÂGE DE FERMI[Fr.] / FERMI-ALTERSTHEORIE[Alm.] ile/değil/yerine/= FERMİ YAŞ KURAMI
- FERMI SURFACE[İng.] / SURFACE DE FERMI[Fr.] / FERMI-OBERFLÄCHE[Alm.] ile/değil/yerine/= FERMİ YÜZEYİ
- FERRIMAGNETISM[İng.] / FERRIMAGNÉTISME[Fr.] / FERRIMAGNETISMUS[Alm.] ile/değil/yerine/= FERRİMANYETİZMA
- FERROELECTRIC DOMAIN[İng.] / DOMAINE FERROÉLECTRIQUE[Fr.] / FERROELEKTRISCHER BEREICH[Alm.] ile/değil/yerine/= FERROELEKTRİK BÖLGE/BÖLÜT
- BOUCLE D'HYSTÉRÉSISSE FERROELECTRIQUE[Fr.] / FERROELEKTRISCHE HYSTERESESCHLEIFE[Alm.] ile/değil/yerine/= FERROELEKTRİK HİSTEREZİS ÇEVRİMİ
- FERROELEKTRISCHE HYSTERESEKURVE[Alm.] ile/değil/yerine/= FERROELEKTRİK HİSTEREZİS EĞRİSİ
- OBTURATEUR FERROÉLECTRIQUE[Fr.] / FERROELEKTRISCHER VERSCHLUSS[Alm.] ile/değil/yerine/= FERROELEKTRİK KESİCİ
- FERROELECTRIC CRYSTAL[İng.] / CRISTAL FERROÉLECTRIQUE[Fr.] / FERROELEKTRISCHER KRISTALL[Alm.] ile/değil/yerine/= FERROELEKTRİK KRİSTAL
- MATÉRIAU FERROÉLECTRIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= FERROELEKTRİK MALZEME
- FERROELEKTRISCHES MATERIAL[Alm.] ile/değil/yerine/= FERROELEKTRİK NESNE
- FERROELECTRIC SUBSTANCE[İng.] ile/değil/yerine/= FERROELEKTRİK ÖZDEK
- FERROELECTRIC[İng.] / FERROÉLECTRIQUE[Fr.] / FERROELEKTRIK[Alm.] ile/değil/yerine/= FERROELEKTRİK
- FERROELECTRICITY[İng.] / FERROÉLECTRICITÉ[Fr.] / FERROELEKTRIZITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= FERROELEKTRİKLİK
- FERROCHROMIUM[İng.] / FERROCHÔME[Fr.] / FERMENT[Alm.] ile/değil/yerine/= FERROKROM
- FERROMANGANESE[İng.] / FERROMANGANÈSE[Fr.] / FERROCHROM[Alm.] ile/değil/yerine/= FERROMANGAN
- FERROMAGNETIC DOMAIN[İng.] / DOMAINE FERROMAGNÉTIQUE[Fr.] / FERROMAGNETISCHE DOMÄNE, FERROMAGNETISCHER BEREICH[Alm.] ile/değil/yerine/= FERROMANYETİK BÖLGE/BÖLÜT
- FERROMAGNETIC CRYSTAL[İng.] / CRISTAL FERROMAGNÉTIQUE[Fr.] / FERROMAGNETISCHER KRISTALL[Alm.] ile/değil/yerine/= FERROMANYETİK KRİSTAL
- MATÉRIAU FERROMAGNÉTIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= FERROMANYETİK MALZEME
- FERROMAGNETISCHES MATERIAL[Alm.] ile/değil/yerine/= FERROMANYETİK NESNE
- FERROMAGNETIC SUBSTANCE[İng.] ile/değil/yerine/= FERROMANYETİK ÖZDEK
- FERROMAGNETIC, FERROMAGNETICS[İng.] / FERROMAGNÉTIQUE[Fr.] / FERROMAGNETIK[Alm.] ile/değil/yerine/= FERROMANYETİK
- FERROMAGNETISM[İng.] / FERROMAGNÉTISME[Fr.] ile/değil/yerine/= FERROMANYETİZMA
- FERROMOLYBDÈNE[Fr.] ile/değil/yerine/= FERROMOLYBDÈNE
- FERSUDE[Fars.] değil/yerine/= ESKİMİŞ, YIPRANMIŞ, AŞINMIŞ
- Feryâdı DİNLE!!!
- FERZÂNE ile FERZÂNE
( Hâkim, bilgili, filozof kişi. İLE Nefsânî bağlantılardan sıyrılmış olan derviş. )
- FETHA ile/ve/<> KESRE/ESRE/HAFZ ile/ve/<> HEMZE ile/ve/<> ÖTRE/ZAMME ile/ve/<> ŞEDDE/TEŞDÎD ile/ve/<> TENVÎN ile/ve/<> NASB ile/ve/<> REF ile/ve/<> İLLET ile/ve/<> MEDD/E ile/ve/<> MEDD-İ LÎN ile/ve/<> LÎN ile/ve/<> VAV-I ATIFA
( a ya da e [düz ve geniş ünlü] okutan üstün imi. İLE/VE/||/<> ı ya da i [düz ve dar ünlü] okutan im. İLE/VE/||/<> Elif, vav, ye, he üzerine konan işaret - gırtlak vuruşu; elifin adı. İLE/VE/||/<> o, ö, u, ü [yuvarlak ünlü] okutan ötre imi. İLE/VE/||/<> Bir yazacı çift okutan ve şedde denilen im. İLE/VE/||/<> Sözcüğün sonunu, nun gibi okutmak üzere konan iki üstün[-en], iki esre[-in], iki ötre[-ün]. İLE/VE/||/<> Yazacın etha'lıymış gibi a ya da e'yle okunması. İLE/VE/||/<> Bir sözcüğü zammeli[ötre - yuvarlak ünlülü (o, ö, u, ü)] okuma. İLE/VE/||/<> Çeker harfleri[matres lectionis] elif, vav, ye yazaçlarından biri. İLE/VE/||/<> elif, vav, y e'yi çekerek uzatma. İLE/VE/||/<> vav ile ye sesçil imsiz[harekesiz] olup kendinden önceki yazaç üstün imi almışsa medd-i lîn olur. İLE/VE/||/<> Yumuşatarak çekme. İLE/VE/||/<> Atıf vavı. Bağlaç. Arapça ya da Farsça iki sözcüğü birbirine bağlarken, ilk sözcük ünsüzle bitmişse bu yazacı ü gibi okutur [ilim ve irfan~ilm ü irfan], ünlüyle bitmişse iki sözcüğü bağlayan vav, vü biçiminde okunur [kaza ve kader / kaza vü kader]. )
- FETTANLAŞMAK ile FETTAN/LIK ile FETTANE ile FETTANCA
- FEV/FORCED EXPIRATORY VOLUME[İng.] değil/yerine/= ZORLU SOLUK VERME OYLUMU
- FEVER vs. TEMPERATURE
- FEVKÂLÂDE ile/ve HARİKULÂDE
( FEVK' el-ÂDE(T) ile/ve HARİK'UL ÂDE(T) )
( Doğanın ötesi. İLE/VE Doğanın dışı. )
- FEVT ile/||/<> MEMÂT ile/||/<> MATÛH/E
( Ölüm. İLE/||/<> Ölüm. İLE/||/<> Bunamış, bunak. | Sakat, kötürüm, amelmânde. )
- FEYNMAN-SUPRAFLÜSSIGKEITSTHEORIE[Alm.] ile/değil/yerine/= FEYNMAN SÜPERAKIŞKAN KURAMI
- FEZLEKE[Ar.] değil/yerine/= ÖZETÇE
( Bir kararın kısaca yazılması. | Özet. )
- FFP/FRESH FROZEN PLASMA | FİLTERING FACE PİECE[İng.] değil/yerine/= TAZE DONMUŞ PLAZMA | YÜZE SÜZGEÇLENEN PARÇA
- FFP2 MASKE/FFP2 MASK[İng.] değil/yerine/= N95 MASKE
- FFR/FRACTIONAL FLOW RESERVE[İng.] değil/yerine/= ORANSAL AKIM YEDEĞİ
- FHYTOPHAGE[İng.] değil/yerine/= FİTOFAG
( Yalnızca bitkilerle beslenen canlılara verilen isimdir. Fitofag böceklerin 500.000'den fazla olduğu düşünülmektedir. Bu sayı bilinen çok gözeli canlıların yaklaşık olarak %25'ine denk gelmektedir. Orthoptera, lepidoptera, coleoptera, heteroptera, hymenoptera ve diptera fitofag böcek takımları arasındadır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- FİBER ile FİBRİL ile FİBRÖZ ile FİLAMENT ile FİLAMENTÖZ ile FİLİFORM ile FİLUM ile FİLUM TERMİNALE
( Lif, iplik. İLE Lifçik, iplikçik. İLE Lifli, ipliksi. İLE İplik, tel. İLE İpliksi. İLE İpliksi. İLE İplik, budun. İLE Uç iplik. )
- FİDAN ile BEYÂRE[Ar.]
( ... İLE Kısa, boysuz/bodur olarak yerde yetişen fidan, sebze, meyve. )
- FİDANLIK ile/ve KERDE
( ... İLE Sebze fideliği. )
- FİDE ile FİLİZ
( Yastıklarda tohumdan yetiştirilip başka yerlere dikilmek üzere hazırlanan sebze ya da körpe çiçek. İLE Yeni sürmüş körpe ve küçük dal ya da yaprak. )
- FİDEİST[Fr. < FIDÉISTE] değil/yerine/= İNANCI
- FİDEİZM[Fr. < FIDÉISME] değil/yerine/= İNANCILIK
- FİDYE[Ar.] değil/yerine/= KURTULMALIK
- Fİ'E[Ar.] ile CEMÂ'AT[Ar.]
- FİĞ ile BEZELYE
( Hayvanlara yedirilir. İLE Kişiler yer. )
( Baklagillerden, hayvan yemi olarak yetiştirilen bir bitki. İLE ... )
( VICIA SATIVA cum PISUM SATIVUM )
- FİGAN[Fars.] değil/yerine/= ÇIĞLIK/HAYKIRIŞ; İNLEME
- FIGHT vs. ARGUE
- FİGÜR = FIGURE[İng., Fr.] = FIGURA[Lat., İsp.]
- FİGÜRASYON[Fr. < FIGURATION] değil/yerine/= BİÇİMLEME
- FIGURE :/yerine ŞEKİL, RAKAM
- FİİLEN/BİLFİİL değil/yerine/= EYLEMLİ OLARAK/EDİMLİCE
- FİKİR/İDE/İDEA/MÜTALAA değil/yerine/= DÜŞÜNCE
- FİKİR değil/yerine/= DÜŞÜNCE
- FIKRA değil/yerine/= BÖLÜMCE
- FIKRA değil/yerine/= GÜLDÜRMECE
- FİKS[İng. < FIX] değil/yerine/= DURAĞAN/DEĞİŞMEZ, SABİT
- FİLARMONİ[Fr. < PHILHARMONIE] değil/yerine/= GÜÇLÜ MÜZİK SEVGİSİ
- FİLATELİ[Fr. < PHILATÉLIE] değil/yerine/= PULCULUK
- FİLATELİST[Fr. < PHILATÉLISTE] değil/yerine/= PULCU
- FILE :/yerine DOSYA
- FİLİGRAN[Fr. < FILIGRANE] değil/yerine/= SUYOLU
- FİLİPİNCE ile FİLİPİNLİ
- FİLİZLEMEK ile FİLİZLENME ile FİLİZLENMEK ile TOMURMAK
( Bitkilerin, gereğinden çok olan filizlerini kırmak. İLE Yumruların üzerinde, ince uzun filizlerin belirmesi biçiminde görülen patates hastalığı. İLE Filiz vermek. | Gelişmeye, büyümeye başlamak. İLE Ağacı dibinden kesmek. | Ağaç ve asmalarda filiz vermek üzere gözler kabarmak, tomurcuklanmak. | Şişip kabarmak. )
- FILM[İng.] / PELLICULE, FEUILLE[Fr.] / FILAMENT[Alm.] ile/değil/yerine/= FİLM
- FİLMLEŞTİRMEK ile FİLMLEŞTİRİLMEK ile FİL ile FİLE ile FİLM ile FİLO ile FİLMCİ/LİK ile FİL DİŞİ ile FİL ELMASI ile FİL FARESİ ile FİLM MÜZİĞİ ile FİL YÜRÜYÜŞÜ ile FİLE BEKÇİSİ ile FİLM YILDIZI ile FİL DİŞİ KULE ile FİL HASTALIĞI ile FİLE BEKÇİLİĞİ ile FİL DİŞİ KARASI
- FİLOGENEZ[Fr. < PHYLOGENÈSE] değil/yerine/= SOY OLUŞ
- FİLOLOG[Fr. < PHILOLOGUE] değil/yerine/= DİL BİLİMCİ
- FİLOLOJİK[Fr. < PHILOLOGIQUE] değil/yerine/= DİL BİLİMSEL
- FİLOZOF ile BİLGE
- FİLTRASYON/FILTRATION[İng.] değil/yerine/= SÜZME | SÜZÜLME
- FİLTRASYON ile FİLTRAT ile FİLTRE
( Süzme, süzülme. İLE Süzüntü. İLE Süzgeç, süzek. )
- FİLTRAT/FILTRATE[İng.] değil/yerine/= SÜZÜNTÜ
- FİLTRE[Fr. < FILTRE] değil/yerine/= SÜZGEÇ, SÜZEK
- FİLTRE[Fr. FILTRE / İng. FILTER < Lat. ] değil/yerine/= ELEK/SÜZGEÇ/SÜZEK
- FİLTRE ile/ve/değil EŞİK
- FİLTRE ile FİLTRE YATAĞI ile FİLTRE SİGARA ile FİLTRELENEBİLİR ile FİLTRELENMİŞ ile FİLTRELEME
( FILTER vs. FILTER BED vs. FILTER CIGARETTE vs. FILTERABLE vs. FILTERED vs. FILTERING )
( پالايه ile مشتوک ile پالودن ile پالاينده ile پالونه ile صافي شني ile سيگار مشتوکدار ile سيگار فيلتردار ile صافي کردني ile صاف کرده ile فيلتري )
( PALAYYEH ile مشتوک ile PALODAN ile PALAYNADEH ile پالونه ile SAFY SHENY ile SYGAR MOSHTOKDAR ile SYGAR FEYLATARDAR ile SAFY KARDANY ile SAF KARDEH ile FEYLATARY )
- FİLTRE ile FİLTRELİ ile FİLTRESİZ
- FİLTRELENEBİLİR ile FİLTRELEME
( FILTRABLE vs. FILTRATION )
( صافي کردني ile پالايش )
( SAFY KARDANY ile PALAYSH )
- FİNALİZM[Fr. < FINALISME] değil/yerine/= EREKÇİLİK
- FINANCE :/yerine FİNANS
- FİNANCIAL MATHEMATICS ile/||/<> CLASSICAL FINANCE
( Financial mathematics stochastic süreçlerle finansal araçları modellerken İLE classical finance geleneksel muhasebe ve yatırım analizi yapar )
( Formül: Black-Scholes model )
- FİNCAN ile PİYALE
( ... İLE Kulpsuz, büyük fincan. )
- FINE :/yerine İYİ, PARA CEZASI
- FİNİKE ile FİNİKE PORTAKALI
- FIRE :/yerine ATEŞ, YANGIN
- FİRE değil/yerine/= EKSİNTİ
- FİRE ile FIRE[İng.]
( Ağırlık yitimi. | Bir iş yapılırken çıkan artık parça. | Eksik, noksan olan. İLE Ateş. )
- FİRE ile FİREZ
- FIRILDAKBAHÇE :
( Yenimahalle Pazarbaşı mevkiinde ve Necip Akar bağının yanında ve bulunan bir mesiredir. Boğaza tepeden bakan bu mesire daha ziyade edebiyatçı ve sanatçıların çok ilgi gösterdikleri bir yerdi. İçimi çok iyi olan bir de memba suyu vardı ama 1960 sonrası mesire kapatıldı. )
- FIRKA-İ NÂCİYE ve/<> NECÂT
- FİRKETELEMEK ile FİRKETE
- FIRSAT ile/ve/||/<> BAHANE
- FIRSAT ile/ve VESİLE
( OPPORTUNITY vs./and CAUSE )
- FİRST COUNTABLE ile/||/<> SECOND COUNTABLE
( First her nokta sayılabilir basis, second uzay sayılabilir basis. )
( Formül: Local İLE global countable basis )
- FIRTINA DERE ve İKİZDERE
( Sal Yaylası - Çamlıhemşin - Rize )
( Rafting yapılabilir. VE ... )
( 6 km.lik güzergâh [herkese yönelik] VE 12 km.lik güzergâh [uzmanlara yönelik] )
- FIRTINA[İt. < FORTUNALE] ile AYANDON[Yun.]
( Rüzgâr çizelgesinde hızı 34-40 deniz mili olan ve kuvveti 8 ile gösterilen, yağmur ve kasırga getiren çok güçlü rüzgâr. | Bu rüzgârın denizde ya da kum çöllerinde yarattığı dalgalanma. | Güç atlatılan kötü durum. | Karşıt düşünce ya da durumların yarattığı karışıklık, sıkıntı. İLE 28 Ocak'ta başlayan bir fırtına. )
- FIRTINA[İt. < FORTUNALE] ile KASIRGA
( Rüzgâr çizelgesinde hızı 34-40 deniz mili olan ve kuvveti 8 ile gösterilen, yağmur ve kasırga getiren çok güçlü rüzgâr. | Bu rüzgârın denizde ya da kum çöllerinde yarattığı dalgalanma. | Güç atlatılan kötü durum. | Karşıt düşünce ya da durumların yarattığı karışıklık, sıkıntı. İLE Rüzgâr çizelgesinde hızı 64 ya da daha fazla deniz mili olan ve kuvveti 12 ile gösterilen rüzgâr. | Duyguların patlak verişi, büyük heyecan, coşku. )
( ÂSIFE ile İ'SÂR )
( ... ile BÂD-GERD )
( STORM vs. HURRICANE )
- FİRÛZE[Ar.]/PİRÛZE[Fars.] -ile
( Nişabur'da çıkarılan açık mavi renkli bir mücevher. )
- FİŞ ile FİŞE
- FISH/FLUORESCEİN İN SITU HYBRİDIZATION[İng.] değil/yerine/= FLORESAN İN SITU HİBRİDİZASYON, FLORESANLA YERİNDE MELEZLEME
- FISSILE[İng.] / KERNSÄULUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= FİSİL
- FİSKE ile TİTREME ile TİTREK
( FLICK vs. FLICKER vs. FLICKERING )
( تلنگر ile سوسو زدن ile سوسو ile سوسوزن )
( TALANGAR ile SOSO ZADAN ile SOSO ile SOSOZAN )
- FİSKELEMEK ile FİSKE
- FIŞKIR(T)MA/ATTIRMA ile/ve/değil PÜSKÜR(T)ME
- FİSKİYE değil FISKIYE
- FİŞLE(N)ME ile/değil/yerine/||/<>/< İŞLE(N)ME
- FISTIK/PİSTE[Fars.] ile/ve/< YERFISTIĞI/ARAŞİT[Fr.(< Yun.)]
( ... cum ARACHIS HYPOGAEA )
- FİSTÜL[Fr. < FISTÜLE] değil/yerine/= AKARCA
- FİSYON ile/||/<> FÜZYON ile/||/<> RADYOAKTİVİTE ile/||/<> NÜKLEER SÜREÇLER
( Çekirdek enerjisi açığa çıkaran süreçler. )
( Formül: E = Δmc² )
( Henri Becquerel tarafından 1896 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1852-1908) (Ülke: Fransa) (Alan: Fizik) (Önemli katkıları: Radyoaktivitenin keşfi) (Nobel: 1903) )
- FITIK/DEBE/KAVLIÇ[yerel]/ÜDRE[Ar.]/HERNIE[Fars.] değil/yerine/= KASIK YARIĞI/ÇATLAĞI
- FİTNE ile/ve CEHALET
- FİTNE[Ar. çoğ. FİTEN] ile FİTEN[Ar. < FİTNE]
( Belâ, mihnet, sıkıntı. | Ayartma, azdırma. | Fesat, arabozma, karışıklık, ihtilâl. | Dinsizlik, canilik. | Cezâ. | Delilik. | Güzel yüz, güzel göz, güzel kadın. | Ara bozan, karıştırıcı. İLE Fitneler, ayartmalar, azdırmalar, ara bozmalar. )
( Türkiye'yi Kasıp Kavuran Fitne - Burhanettin Can )
- FİTNE ile/değil/yerine/>< FİTRE
- FİTNE[Ar.] ile İHTİBÂR[Ar.]
- FİTNE[Ar.] değil/yerine/= KARGAŞA
- FİTNE ve KİBİR
- FİTNE ile/ve TEŞVİŞ
- FİTNE ile/ve/=/||/<> ZAAF
- FİTOPATOLOJİK[Fr. < PHYTOPATHOLOGIQUE] değil/yerine/= FİTOPATOLOJİ İLE İLGİLİ
- FİTRE ile/ve/||/<> FİDYE
- FİTRE ile/ve SADAKA
( Ramazan ayı boyunca. [Bayram namazına kadar] İLE/VE Ramazan ayı dışında. )
( ... İLE/VE Tüm nesne/bitki/hayvan ve hizmetler. )
- FIVE :/yerine BEŞ
- FİXED POİNT İLE LİMİT CYCLE İLE TORUS İLE STRANGE ile/||/<> ATTRAKTOR TÜRLERİ
( Dinamik sistem çekicileri. )
( Formül: dim(Lorenz) ≈ 2.06 )
- FİYASKO[İt. FIASCO < Cerm.] ile/ve SKANDAL[Fr. < SCANDALE]
( Bir girişimde, gülünç ve başarısız sonuç. İLE/VE Ayıp sayılacak bir durumun çıkaracağı gürültü. | Büyük yankı uyandıran, utanç verici ya da küçük düşürücü olay. )
( Böyle kuşun, böyle kuyruğu olur. )
( FIASCO vs./and SCANDAL )
- FİZİBİLİTE ile FİZİBİLİTE ile MÜMKÜN
( FEASIBILITY vs. FEASIBILTY vs. FEASIBLE )
( شدني بودن ile عملي بودن ile صورت پذير ile شدني )
( SHODANY BODAN ile AMELY BODAN ile SORT PAZYR ile SHODANY )
- FİZİBİLİTE değil/yerine/= UYGULANIRLIK
- FİZİBİLİTE değil/yerine/= YAPILABİLİRLİK/UYGULANABİLİRLİK
- FİZİK[İng. PHYSICS] ile/||/<> ALLOPATRİK TÜRLEŞME[İng. ALLOPATRIC SPECIATION] ile/||/<> AMPER[İng. AMPERE] ile/||/<> ANGSTRÖM[İng. ANGSTROM] ile/||/<> ANTROPOLOJİ[İng. ANTHROPOLOGY] ile/||/<> COULOMB ile/||/<> FARAD ile/||/<> SİMPATRİK TÜRLEŞME[İng. SYMPATRIC SPECIATION]
( Maddeyi, maddenin uzay-zaman boyunca hareketlerini ve davranışlarını, maddenin enerji ile olan etkileşimlerini deneye ve gözleme dayalı olarak inceleyen bilim dalı. Fizik; kuarklar, leptonlar ve bozonlar gibi temel parçacıklardan galaksi süperkümelerine kadar çok geniş bir yelpazede birçok fenomeni inceler. @@ Fiziksel bariyerler sebebiyle meydana gelen coğrafi ve cinsel izolasyon sonucu oluşan türleşmedir. @@ Uluslararası Birimler Sistemi'nde (SI) elektrik akımının birimidir. Akım şiddetinin birimi olan Amper, adını Fransız fizikçi André Marie Ampère'den almaktadır. @@ Bir metrenin on milyarda birine karşılık gelen uzunluk birimidir. Yani 1 Angström 0,0000000001 metredir. Matematiksel olarak 1*10-10 m ya da 1e-10 m biçiminde gösterilir. Işın dalga boyunun ölçülmesinde kullanılır. Sembolü "Å"'dır. Angström birimi, adını İsveçli fizikçi Anders Ångström’dan almaktadır. @@ İnsanlığın evrimsel kökenlerini, bir tür olarak diğer türlerden farklılığını, zaman içinde sosyal varoluş biçimlerimizdeki büyük çeşitliliği anlamak amacıyla insanlığın sistematik olarak incelenmesi. Fiziksel (biyoloji ve evrim), kültürel (etnoloji), sosyal, dilsel ve psikolojik antropoloji dallarından oluşur. @@ Uluslararası Birimler Sistemi'nde (SI) elektrik yükünün birimidir. C olarak kısaltılır. 1 Coulomb, 1 Amper şiddetindeki bir elektrik akımının iletken bir tel üzerinde 1 saniye boyunca akması durumunda taşınan elektrik yükü miktarıdır. Adını, Fransız fizikçi Charles Augustin de Coulomb'dan almıştır. 1 Coulomb yaklaşık 6,24*1024 elektrik yüküne eşittir. @@ Uluslararası Birimler Sistemi'nde (SI) kapasitansın birimidir ve 1 Coulomb/Volt'a tekabül eder. Adını İngiliz fizikçi Michael Faraday'dan almıştır. Farad, elektronik devreler için oldukça büyük bir birimdir, bu yüzden elektronik devrelerde kullanılan sığaçların kapasitansı mikrofarad (μF), nanofarad (nF) ve pikofarad (pF) gibi alt birimlerle ifade edilir. @@ Allopatrik türleşmenin aksine fiziksel bariyerlerle birbirlerinden ayrılmayan popülasyonlar içinde meydana gelen türleşmeye verilen addır. Genellikle çok-kromozomluluk (polyploidy) ya da zamansal bariyerler (çiftleşme dönemleri gibi) aracılığıyla meydana gelir.
Türleşmenin coğrafi izolasyona bağlı olmaksızın, aynı coğrafya içerisinde, farklı tip izolasyonlar (zamansal, davranışsal, gametik, mekanik, vs.) sonucu oluşmasıdır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- FİZİK YASALARI:
BİRİNCİ DERECE ile/ve/||/<>/> İKİNCİ DERECE
( "İleri-geri gitmenin" yanıtı yoktur. )
- FİZİK ve/||/<>/>/< DÜŞÜNCE ve/||/<>/>/< FİZİK
( PHYSICS THOUGHT PHYSICS )
(1996'dan beri)