Bugün[12 Nisan 2026]
itibarı ile 20.315 başlık/FaRk ile birlikte,
20.315 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(22/83)


- DURAN İLE İLERLEYEN İLE MODÜLE ile/||/<> DALGA FORMLARI

( Farklı dalga davranış biçimleri. )

( Formül: y = 2A cos(kx) cos(ωt) )


- DÜRDÂNE değil/yerine/= İNCİ TANESİ


- DURDURMA ile/ve/||/<> BERTARAF ETME


- STATIC PRESSURE[İng.] / RUHEDRUCK[Alm.] ile/değil/yerine/= DURGUN BASINÇ


- REST FRAME[İng.] ile/değil/yerine/= DURGUN ÇERÇEVE


- STATIONARY PHASE[İng.] ile/değil/yerine/= DURGUN FAZ


- REST MASS ENERGY[İng.] / ÉNERGIE DE MASSE AU REPOS[Fr.] / RUHEENERGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= DURGUN KÜTLE ENERJİSİ


- DURGUN KÜTLE ile/||/<> GÖRELİ KÜTLE

( Durgun kütle invariant m₀ İLE göreli kütle hızla artar m = γm₀. )

( Formül: m₀ İLE m = γm₀ )


- REST MASS[İng.] / MASSE AU REPOS[Fr.] / RUHEMASSE[Alm.] ile/değil/yerine/= DURGUN KÜTLE


- REST DENSITY[İng.] / DENSITÉ AU REPOS[Fr.] / RUHEDICHTE[Alm.] ile/değil/yerine/= DURGUN YOĞUNLUK


- STATIC CHARGE[İng.] / CHARGE STATIQUE[Fr.] / RUHELADUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DURGUN YÜK


- DURITE[İng.] ile/değil/yerine/= DURİT


- DÜRMEK ile DÜRMECE


- DÜRTME ile/ve/değil/||/<> SÜRTME


- DÜRTÜ = DRIVE, IMPULSE[İng.] = IMPULSION[Fr.] = TRIEB[Alm.] = IMPETUS[Lat.]


- DÜRTÜLER ile ACELECİLİK ile İVME

( IMPETUOS vs. IMPETUOSITY vs. IMPETUS )

( تهور آميز ile تهور ile نيروي جنبش )

( TEHOR AMYZ ile TEHOR ile NEYROY JONBASH )


- PRESSION STATIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= DURUK BASINÇ


- RELAXATION TIME[İng.] / TEMPS DE RELAXATION[Fr.] ile/değil/yerine/= DURULMA SÜRESİ


- ZUSTANDSGRÖSSE[Alm.] ile/değil/yerine/= DURUM BÜYÜKLÜĞÜ


- CHANGE OF STATE[İng.] / CHANGEMENT DE ÉTAT[Fr.] / ZUSTANDSÄNDERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DURUM DEĞİŞİMİ


- ZUSTANDSVARIABLE[Alm.] ile/değil/yerine/= DURUM DEĞİŞKENİ


- FUNCTION OF STATE[İng.] / FONCTION D'ÉTAT[Fr.] / ZUSTANDSFUNKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= DURUM İŞLEVİ/FONKSİYONU


- ZUSTANDSSUMME[Alm.] ile/değil/yerine/= DURUM TOPLAMI


- ZUSTANDSFLÄCHE[Alm.] ile/değil/yerine/= DURUM YÜZEYİ


- DURUM ile BADİRE

( ... İLE Birdenbire ortaya çıkan tehlikeli durum. )


- HÂL-İ MUVAKKAT[Osm.] / STATE[İng.] / ÉTAT[Fr.] / ZUSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= DURUM


- DURUM ile KOŞULLU ile KOŞULLU ATLAMA ile ŞARTLANDIRILMIŞ ile İKLİMLENDİRME ile KOŞULLAR

( CONDITION vs. CONDITIONAL vs. CONDITIONAL JUMP vs. CONDITIONED vs. CONDITIONING vs. CONDITIONS )

( وضع ile وضعيت ile حالت ile شايسته کردن ile حال ile شرط ile چوني ile شريطه ile شرطي ile مشروط ile جهش شرطي ile شايسته سازي ile اوضاع ile احوال ile شروط ile شقوق ile شرايط )

( VAZE ile VAZEYT ile HALT ile SHAYSETEH KARDAN ile HAL ile SHORT ile چوني ile شريطه ile SHORTY ile MOSHRUT ile JOHASH SHORTY ile SHAYSETEH SAZY ile OZA ile AHVAL ile SHRUT ile SHQUQ ile SHARAYT )


- DURUŞ ile/ve/||/<>/< İLKE


- DURUŞMA ile/ve/||/<> TENSİB DURUŞMASI/İSTİNÂBE

( ... İLE/VE/||/<> Davanın görülmekte olduğu mahkemeye gönderilmek için başka bir yerde bulunan bir tanığın, oradaki mahkemece ifadesinin alınması. )


- DÜRÜST OLMAK/OLMAM "GEREKİRSE" değil DÜRÜST OLMAK/OLMAM GEREKİR Kİ


- DÜRÜSTLÜKTE:
KOLAY İNCİNME ile/ve/||/<> KOLAY İNCİTME


- DUŞAMBE -ile

( Pazartesi. )


- DÜŞES[Fr. < DUCHESSE] değil/yerine/= DÜKÜN KARISI


- HOCHACHSE[Alm.] ile/değil/yerine/= DÜŞEY EKSEN


- VERTICAL POLARIZATION WAVE[İng.] ile/değil/yerine/= DÜŞEY KUTUPLANMA DALGASI


- ONDE À POLARISATION VERTICALE[Fr.] ile/değil/yerine/= DÜŞEY KUTUPLANMIŞ DALGA


- DÜŞLEM = HAYAL = FANTASY[İng.] = FANTAISIE[Fr.] = EINBILDUNG, PHANTASIE[Alm.] = PHANTASIA[Lat., Yun.] = FANTASÍA[İsp.]


- Düşmanın olsa bile DİNLE!!! -ile


- DUST vs. SMOKE


- LOW ENERGY ELECTRON DIFFRACTION[İng.] / DIFFRACTION D'ÉLECTRONS DE BASSE ÉNERGIE[Fr.] / NIEDRIGENERGIE-ELEKTRONENBEUGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DÜŞÜK ENERJİLİ ELEKTRON KIRINIMI


- LOW ENERGY N-P SCATTERING[İng.] / DISPERSION N-P À BASSE ÉNERGIE[Fr.] / NIEDRIGENERGIE-N-P-STREUUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DÜŞÜK ENERJİLİ N-P SAÇILMASI


- LOW ENERGY P-P SCATTERING[İng.] / DISPERSION P-P À BASSE ÉNERGIE[Fr.] / NIEDRIGENERGIE-P-P-STREUUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DÜŞÜK ENERJİLİ P-P SAÇILMASI


- Düşün ve DİNLE!!! -ve


- DÜŞÜNCE -ile

( 10¯³¹ jul )

( THOUGHT )


- DÜŞÜNCE/DÜŞÜNME ve/<> İMGELEM YETİSİ

( IDEA/TO THINK and/<> THE FACULTY OF IMAGINATION )


- DÜŞÜNCE/İLKE:
KURUCU ile/ve/||/<>/> DÜZENLEYİCİ


- DÜŞÜNCE/FİKİR ile/ve/<>/< BİLGİ/VERİ

( Amaca yönelik. İLE/VE/||/<>/< Nedene yönelik. )

( Entellektüel akıl. Amaçlı, evrensel düşünme. İLE/VE/||/<>/< Rasyonel akıl. )

( Gelecekte tutar, geleceğe yöneliktir. İLE/VE/||/<>/< Geçmişte tutar. )

( Bilgi/veri sahibi olmadan, düşünce/fikir sahibi olunmaz/olunmamalı! )

( Gelecek. İLE/VE/||/<>/< Şimdi. )

( IDEA/THOUGHT vs./and/||/<>/< KNOWLEDGE/DATA )


- DÜŞÜNCE ve/||/<> BİLGİ ve/||/<> BELLEK


- DÜŞÜNCE ile/ve/değil/||/<>/< ÇAĞRIŞIM


- DÜŞÜNCE ve/=/||/<>/< DEVİMİN/HAREKETİN DUYUMU/DUYUMSANMASI


- DÜŞÜNCE ile/ve/||/<>/>/< DİKKAT

( Düşünceler dedikleriniz, zihnin yüzeyindeki dalgacıklardır ancak. )

( Yaşamınızdaki en önemli şeye -kendinize-, bölünmez dikkatinizi verin. )

( Zorlamasız, kendi benliği ile kısıtlanmamış bir dikkat ve ilgi gerekir. )

( Olgun kişi, dikkatini içine yönelterek, meziyetlerini geliştirir. )

( Dikkat, Şimdi'ye geri getirir. )

( Dikkat, özgürleştirir. )

( Dikkatsizlik, tutsaklaştırır. )

( Dikkatsizlik, köreltir; dikkat, berraklaştırır. )

( Öteye ulaşmak için uyanık bir sükûnete ve sessiz dikkate gereksinimimiz vardır. )

( Dikkatsizliğiniz yüzünden kendi çevrenizde inşâ etmiş olduğunuz hapishaneyi inceleyin. )

( Başparmağınız işaret parmağınıza dokunuyor. İkisi de dokunuyor ve dokunuluyor. Dikkatinizi başparmağınızda topladığınız zaman başparmak hissedendir ve işaret parmağı da nesne. Dikkat odağını değiştirin, ilişki de tersine döner. )

( Attention liberates. )

( Inattention obscures, attention clarifies. )

( It needs effortless, un-self-conscious attention.
To go beyond, you need alert immobility, quiet attention.
Attention brings you back to the present.
Study the prison you have built around yourself by inadvertence.
Your thumb touches your forefinger. Both touch and are touched. When your attention; is on the thumb, the thumb is the feeler and the forefinger - the self. Shift the focus of attention and the relationship is reversed. )

( THOUGHT vs./and/||/<>/>/< ATTENTION )


- DÜŞÜNCE ile/ve/=/||/<>/> DÜŞÜNCENİN DÜŞÜNCESİ


- DÜŞÜNCE ile/ve/<> DUYGU

( THOUGHT vs./and/<> EMOTION )


- DÜŞÜNCE ile/ve/||/<> DUYGU ile/ve/||/<> DAVRANIŞ/TUTUM ile/ve/||/<> DENEYİM ile/ve/||/<> DEĞER ile/ve/||/<> DİL

( Akıl[doğru bağ/lar] ve ilim ile yapılandırılır. İLE/VE/||/<> Çeşitli fizyolojik ve psikolojik isteklerle ve eğlencelerle doyurulur. İLE/VE/||/<> Çalışarak, iş yaparak, kazanarak ve kazandırarak dengelenir. İLE/VE/||/<> ... İLE/VE/||/<> ... İLE/VE/||/<> ... )

( Düşünceler, duygulardan önce gelir. )

( %80 İLE/VE/||/<> %20 İLE/VE/||/<> ... İLE/VE/||/<> ... İLE/VE/||/<> ... İLE/VE/||/<> ... )

( Duygu yok fakat [çeşitli oranlarda/yoğunluklarda] etkisi olabilir. İLE/VE/||/<> Düşünce var. İLE/VE/||/<> Düşünce ve duygu var. İLE/VE/||/<> Öncenin, kendimizin ve başkalarının düşünceleri var. İLE/VE/||/<> Tümü var. )

( Saniyelerde. İLE/VE/||/<> Milisaniyelerde. İLE/VE/||/<> ... İLE/VE/||/<> ... İLE/VE/||/<> ... )

( Zihnimizin konuşma dili. İLE/VE/||/<> Gövdemizin konuşma dili. İLE/VE/||/<> ... İLE/VE/||/<> ... İLE/VE/||/<> ... İLE/VE/||/<> ... )


- DÜŞÜNCE ile/ve DÜZEN

( IDEA vs./and ORDER )


- DÜŞUNCE ile EDİM


- DÜŞÜNCE ile/değil/yerine FARKLARI BİRLİĞE GETİREN DÜŞÜNCE

( En ufak bir fark gördüğün müddetçe sen gerçeğe yabancısın demektir. )

( Kederin nedeni, farklar ve ayrımlar değildir. )

( [not] THOUGHT vs./but THE THOUGHT BRINGS THE DIFFERENCES IN UNITY
THE THOUGHT BRINGS THE DIFFERENCES IN UNITY instead of THOUGHT
As long as you see the least difference, you are a stranger to reality.
Differences and distinctions are not the causes of sorrow. )


- DÜŞÜNCE ile FARKLILIKLARI BİRLİĞE GETİREN DÜŞÜNCE


- DÜŞÜNCE ile/ve/<> FELSEFE

( ... İLE/VE/<> Düşüncenin hesabını verebilmek. )

( IDEA vs./and/<> PHILOSOPHY )


- DÜŞÜNCE = FİKİR, MİSAL = IDEA[İng.] = IDÉE[Fr.] = IDEE[Alm.] = IDEA < IDEIN[Yun.]


- DÜŞÜNCE = FİKİR = THOUGHT[İng.] = PENSÉE[Fr.] = GEDANKE[Alm.] = PENSAMIENTO[İsp.]


- DÜŞÜNCE ile/ve/değil/yerine HESABINI VEREBİLECEĞİN DÜŞÜNCE

( Her düşündüğünü seslendirmemeli/söylememelisin! )


- DÜŞÜNCE ile/ve/> İNANÇ

( İnandığınızı yapın ve yaptığınıza inanın. Başka her şey enerji ve zaman savurganlığıdır. )

( İNANÇ: Değişimi engelleme. )

( THOUGHT vs./and/> BELIEF/FAITH )

( ... ile/ve/> SRADDHA )


- DÜŞÜNCE ile/ve/+/<>/> İNANÇ ile/ve/+/<>/> İMAN

( Bilgi ve/+ yorum. [D] İLE/VE/+/<>/> Düşüncenin karesi. [D²] İLE/VE/+/<>/> Düşüncenin küpü. [D³] )

( [Kanıt gereksinimi] Vardır. İLE/VE/+/<>/> Daha çoktur. İLE/VE/+/<>/> Hem vardır, hem yoktur; ne vardır, ne de yoktur. )


- DÜŞÜNCE ve/||/<> IŞIK ve/||/<> KİŞİ ve/||/<> İLİŞKİ

( Her zaman, zemin ve koşulda, her yöne ilerleyebilirler. )


- DÜŞÜNCE ile/ve/||/<>/> İZLENİM

( David Hume )


- DÜŞÜNCE ile/ve/değil/yerine KENDİNİ OLUŞTURAN DÜŞÜNCE


- DÜŞÜNCE ve/||/<>/> KİP


- DÜŞÜNCE ile MİSAFİR-İ GAYBÎ

( ZAMAN ZAMAN İNSANIN AKLINA GELEN KÖTÜ DÜŞÜNCELER [GELİP GEÇİCİDİR!] )


- DÜŞÜNCE ile/ve TANRI

( IDEA vs./and THE GOD )


- DÜŞÜNCE ile TEKLİF

( IDEA, THOUGHT vs. PROPOSAL )


- DÜŞÜNCE ile/değil/yerine TÜREYEBİLİR/TÜRETİLEBİLİR DÜŞÜNCE

( İyi düşünceler, hormonların dengeli salgılanmasını sağlar. )

( Yüksek düşünceler, örnek kullanılmadan, hoşnut edici bir biçimde anlatılamaz. )

( Kötü düşünce, döner-dolaşır, ne yapar-eder size ulaşır! )

( Hakkımdaki yüksek düşünceniz, sadece sizin bir düşüncenizdir. [Onu herhangi bir anda değiştirebilirsiniz. Görüş ve kanılara nasıl/neden o kadar önem yüklenebilir?] )

( Your high opinion of me is your opinion only. [Any moment you may change it. How/why attach importance to opinions?] )


- DÜŞÜNCE ile/ve TUTKU

( IDEA vs./and PASSION )


- DÜŞÜNCE ile/ve/||/<> VARLIK

( ... İLE/VE/||/<> En temel düşünce. )


- DÜŞÜNCE ile/ve VARSAYIM

( IDEA vs./and HYPOTHESIS )


- DÜŞÜNCE ile/ve/değil/||/<> YİNELEME/TEKRAR


- DÜŞÜNCEDE ile/ve/||/<>/>/< EĞİTİMDE ile/ve/||/<>/>/< BİLİMDE

( Özgürlüğü. İLE/VE||/<>/>/< Çağdaşlığı. İLE/VE||/<>/>/< Evrenselliği. [yeğleyelim!] )


- Düşüncelerini DİNLE!!!


- Düşüncelerini dizginlemek için DİNLE!!!


- DÜŞÜNCEME" değil DÜŞÜNMEK


- DÜŞÜNCENİN, GELİŞİGÜZEL "KULLANILIŞI" ile/değil/yerine/>/>< FELSEFE


- DÜŞÜNME ile/ve AYIK DÜŞÜNME

( TO THINK vs./and SOBER THINKING )


- DÜŞÜNME ve/||/<>/= AYIRMA


- DÜŞÜNME ile/ve BÖLÜMLEME

( TO THINK vs./and CLASSIFICATION )


- DÜŞÜNME ile/ve/<> DENETLEME


- DÜŞÜNME ile/ve/<> DİL

( Düşünme, sözcüklerle gerçekleşmez. İLE/VE/<> Düşünme, sözcükleri kullanır! )

( Beyin-el ilişkisi ve zihin-dil ilişkisi sürekli akılda tutulmalı! )

( Bir şey ki, söylemesen de olur! SÖYLEME! )

( Düşünme/düşünce, dil kullanımıdır. )

( Kişi, dilinin ardında gizlidir. )

( İNTÂK[< NUTK]: Dile getirme, söyletme. | Akledilen şeyleri idrak etmek. )

( Türk dilinin kökenlerini araştırmanın birinci koşulu, sağlıklı bir dil felsefesi bilgisi edinmek, bu felsefenin ışığında yürümeyi bilmek, araştırılan sorunlara, bu felsefenin yöntemiyle yaklaşmaktır.

Bir topluluğun dilinde, o topluluğun yaşama anlayışını, yaşama biçimini, olaylara, doğaya bakışını yansıtmayan sözcüklerin hepsi yabancı kökenlidir.

Kavramlarını üretirken somuttan soyuta yönelmeyi başaramayan bir toplumun dilinde soyut var olanları içeren sözcüklerin bulunması bir olasılıktan öteye geçemez.

Bir toplumun düşünce ortamında bulunmayan şeyin, kavramı da yoktur.

Kavramlar, düşünsel içeriklerin taşıyıcısıdır.

Dilcinin, bilge olması kaçınılmazdır.

Dilin gerçeğini, ancak bilge dilci kavrayabilir.

Bir aydın, başka dillerden aldığı sözcüklerle düşünemez, üretemez, ancak aktarır, bellekten belleğe gönderir.

Doğal yapısı ağacın yetişmesine elverişli olmayan bir ülkede, orman ürünleriyle ilgili kavramlar üretilebilir mi? Kişi, bilmediği bir nesneye, bildiği bir adı verebilir mi?

Düşünsel alanda yeri olmayan bir kavram içeriğinin sözcüğe girmesi söz konusu değildir.

Soyut var olanlar üretemeyen bir topluluğun dilinde, soyutu yansıtan kavramın yeri yoktur.

Anlamsal içerik, o sözcüğü konuşan topluluğun düşünsel çevresiyle bağlantılıdır.

Bir dille konuşup yazmak, o dili bilmek değildir, önemli[öncelikli] olan, o dille düşünmek, üretmek, düşünsel bir alan oluşturmaktır.

Dilin yüzeysel özelliklerine bakarak kökenine inmeye çalışmak, yanıltıcıdır, saptırıcıdır. Kökte bulunmayan anlamı sözcükte aramak da dil bilincinden yoksunluk demektir.

Dilin ayakta durmasını, yaşamasını, yayılmasını sağlayan, yazıdır.

Dil, insan/kişi ile insan/kişi, dille vardır.

Dili yaşatan, geçmişten geleceğe taşıyan yazıdır. )

( TO THINK vs./and/<> LANGUAGE )


- DÜŞÜNME ile/ve/değil DOĞRU DÜŞÜNME

( Aklın bilinmeyenden bilinene doğru yaptığı hareket. İLE/VE/DEĞİL Aklın bilinenden bilinmeyene doğru yaptığı hareket. )

( Aklın bilinenle bilinmeyen arasındaki hareketi. İLE/VE/DEĞİL ... )

( Düşündüğün şeye bürünürsün/bulaşırsın. )


- DÜŞÜNME ile/ve/||/<>/> DÜŞÜNCE

( Yaşam. İLE/VE/||/<>/> Yaşam(/a/k). )

( Düşünce damlacıklarıyla doldurulan havuzda yüzmek. İLE/VE/||/<>/> Kişinin[düşünenin/düşünmesi gerekenin], suyun üstünde (yaşamda) kalmasını sağlayan kaldırma gücünü sağlayan yasa/zorunluluk/gereklilik. )

( Bilinenleri, bilinmeyenlere götürebilecek biçimde düzenlemek. )

( Sonsuz olanaklılıklar. )

( Her şey düşünce ile başlar. )

( Düşün-ce: Yukarıdan düşünce/inince sende ortaya çıkan. )

( Bir yerini/dizini incitmeyen düşünmeye başlamaz kolay kolay. )

( Düşünme ifade edilerek düşünce haline getirilmiş olur. )

( Aklın bilinen ile bilinmeyen arasındaki hareketidir. )

( Düşünme süreci tamamlandığında, yani anlamlı bir bütünlük oluşturulduğunda, soruya yanıt verilir. )

( Düşünmeyi kesmek zorunda değilsiniz, sadece ilgilenmeyi kesin. )

( Düşüncelerinizi gözleyin, düşüncelerinizi gözlemekte olan kendinizi gözleyin. )

( Düşüncelerinizi sokak trafiğini seyreder gibi seyredin. )

( Rüyanızda bir çölde susuzluktan ölmekte olduğunuzu görürken, başucunuzda duran bir bardak suyun size yararı olmadığı gibi. )

( Düşüncelere sarılmayın yeter. )

( Zihin fukara olunca, fikir ukala olur! )

( Tefekkür, müşâhede ile olur. )

( Kendi düşünce berraklığınıza, amaçtaki safiyetinize ve eylemdeki dürüstlüğünüze güvenin. )

( Düşünmenin hakkını verirsen, düşünme de senin hakkını sana teslim eder. )

( Düşünmek için sükûnete gereksinim vardır. )

( el-NAZAR: Düşünmek, aklın, bilinmeyenden bilinmeyene doğru yaptığı harekettir. )

( Düşüncenin nesnesi, düşüncenin içindedir. )

( Watch your thoughts and watch yourself watching the thoughts.
You need not stop thinking. Just cease being interested.
Watch your thoughts as you watch the street traffic.
Just like the glass of water near your bed if of no use to you, when you dream that you are dying of thirst in a desert.
Don't hold on, that is all.
Rely entirely on your clarity of thought, purity of motive and integrity of action. )

( DÜŞÜNCE ÜZERİNE BAZI SÖZLER

Her şey düşünce ile başlar.

O, gelecek kuşakların faydalanabilmesi için ağaç diker.

Düşünce, okumuş bireylerin çalışmasıdır. Hayal görmek ise onların zevki.

Düşünce karanlığına ışık tutanlara ne mutlu.
Düşünce yel, bilgi yelken, insanlık da kayığın kendisidir.

Düşünce ve pratik, yavaş yavaş her sanatı ilerletir.

Düşüncelerine hakim olamayanlar kısa zaman sonra davranışlarına da hakim olamazlar.

Düşüncelerini iyi kolla, onlar ağaçtaki kuşlar gibi sen farkında olmadan gelir ve sen her gün işinle meşgul olmaya devam ederken, geldikleri gibi sana haber vermeden gene kaybolurlar.

Düşüncelerinizi, kendi tercih ve kararınızla, hareket haline sokunuz.

Düşüncelerinizi yalnız siz seçiyorsunuz ve bu düşünceler hayatınızı biçimlendiriyor.

Düşüncenin kuvveti, zekanın sırrıdır.

Düşüncenin ortaya konulması, bireyi kölelikten kurtarıp özgürlüğe ulaştırır.

Düşünceye dalmış olan birini tembel biri sayma, çünkü bireylerin yaptığı bir görünen iş vardır, bir de görünmeyen.

Düşündüğünüz, inandığınız ve güvenle beklediğiniz her şey mutlaka gerçekleşir.

Düşünmeden konuşmanın cezası, sonradan düşünmeye mahkum olmaktır.

Düşünmeden okumak körletir, okumadan düşünmek yanıltır.

Düşünür, yeniden düşünen ve şimdiye kadar üzerinde düşünülmüş şeylerin asla yeterince düşünülmemiş olduğu kanısına varan kimsedir.

Ebedi olan şey yalnızca düşüncedir.

Işık gökgürültüsünden, düşünce de eylemden önce gelir.
Kendi düşünce biçiminden başka hiçbir şey sınırlayamaz seni !

Alçak gönüllü yüreklerde yaşayan düşünceler, en yüksek düşüncelerdir.

Çoğu kişi, belleği çok güçlü olduğundan, orijinal bir düşünücü olamaz.

Yaptığımız hataların çoğu, düşünmek gereken yerden duygularımızla, duyumsamamız gerektiği yerde düşüncelerimizle karar verdiğimizden ileri gelmiştir.

İyimser, yaranın üstünde kabuk; kötümser, kabuğun altında yara görür.

Her bakış bir gözlem, her gözlem bir düşünce, her düşünce bir bağlantı ve ilişki doğurur.

Düşünmekten utanmıyorsan, söylemekten de utanma.

Mantık eleştiri aracı, matematik ise buluş aracıdır.

Her problemin bir çözümü var ve bu çözüm her zaman içimde yatmakta.

Dünya ve içerdiği her şey düşüncenin ürünüdür.

Bağnazlıktan barbarlığa yalnız bir adım vardır.

Camdan evde oturanlar, başkalarına taş atmamalıdırlar.

Bir kere centilmen, her zaman centilmen.

Felsefe koşulsuz sorgulamadır.

Kişi, hangi konuda meyl ederse felsefeye girmiş olur.

Akıllı kişi, hem kitaplardan, hem de doğadan yararlanır.

Tüm bilimler, hergünkü düşüncenin mükemmel biçimde ıslah edilmesinden başka bir şey değildir.

Dişlerinin tümünü fırçalamana gerek yok. Sadece, ağzında kalmasını istediğin dişleri fırçala.

Bir düşünce eken bir eylem biçer
Bir eylem eken bir alışkanlık biçer
Bir alışkanlık eken bir karakter biçer
Bir karakter eken kaderini biçer.

Üzerinde yoğunlaşılması gereken düşünce, ŞU ANDA ve BURADA'dır.

İki tip birey var.
1. Etkin/pasif (a. Düşünmeyen, b. Düşünmüş)
2. Edilgen/aktif (Düşünen)


 

Düşüncenin Doğası

Düşünce, bilinçlilik alanındaki sakinliğin gerisinde akan şeydir. Düşünce bizim duygu ya da his diye adlandırdığımız şekle bürünebilir, fikir veya kavram formunu alabilir, yazı biçiminde veya sembolik olabilir. Düşüncenin geçmiş ve gelecek yaratma yeteneği vardır.

Düşünce nesne ve özne olmadan biçimlenemez. Düşünce zaman olmadan biçimlenemez. Düşünce hiçbir şeyi doğrudan deneyimleyemez. Düşünce kendisinin farkında olamaz.

Düşünce gerçekliktir. Düşünce olmadan gerçeklik yoktur. Bu düşün-gerçeklik, gerçek değildir ve doğasında şeylik veya madde yoktur.

Bölünmemiş olan yalnız düşünce ile bölünmüş görünür. Düşünce, şuna ya da buna ayırır.

Düşünce birlik taşıyamaz çünkü her zaman düşüncenin dışında olan vardır. Birlik düşünceyi kapsar çünkü birlik her şeyi kapsar.

Düşünce, bir düşüneni imler. Bir düşünenin düşüncesi olur. Düşünceler gözlemlenebilir. Düşünen ancak düşünce olarak gözlemlenebilir.

Düşünce, daraltır ve sınırlar. Bilinçlilik sınırsızdır. Düşüncenin bilinçliliğe gereksinimi vardır. Bilinçlilik düşünceye ihtiyaç duymaz.

 

 

Bu sözleri söyleyenlerin önemsiz olduğunu düşünmüyoruz. Esas olanın ve yoğunlaşılması gerekenin, sözü kimin söylediği değil söylenen sözün kendisi olduğuna inandığımızdan dolayı kimin söylediğine yer vermedik. Farklı kitap ve kaynaklardan kimin söylediğini bulabilirsiniz. (Yukarıdaki sözlerin tümü, tanınmış kişilerin söylemiş oldukları değildir.)

"Gerçek ve mantık tüm bireylere açıktır ve onları ilk söyleyen kişiye, onları yineleyene ait olduğundan daha fazla ait değildir."

"Sizi güldüren ya da ağlatan bir mektup alırsınız, bunun nedeni olan postacı değildir." )

( TO THINK vs./and/||/<>/> IDEA )

( COGITO cum/et/||/<>/> COGITATIO )


- DÜŞÜNME ile DÜŞÜNME YASALARI


- DÜŞÜNME ile DÜŞÜNMEYİ DÜŞÜNMEK


- DÜŞÜNME ile/ve/||/<>/>/< DUYUMSAMA


- DÜŞÜNME ile/ve/||/<>/> EYLEM


- DÜŞÜNME ile/ve/<> HESAPLAMA

( Düşünmeyi, yeteri kadar ve ancak gerektiği/gerektirdiği kadar sürdürmek gerek. )

( Ya hesap bilmiyorsun, ya da dayak yememişsin! )

( TO THINK vs./and/<> TO COMPUTE )


- DÜŞÜNME =/<> İÇ KONUŞMA

( İKİ BEN: İç konuşma, düşünme.
KONUŞMA: RUBÛBİYET )


- DÜŞÜNME ile/ve/değil İÇGÜDÜ

( Dolayımlı. İLE/VE/DEĞİL Dolayımsız, doğrudan. )

( Düşünmekten daha fazla olan neye sahibiz/sahip olabiliriz? )


- DÜŞÜNME ile/ve/||/<>/> İLERLEME


- DÜŞÜNME ile/ve/<> SİMGESEL DÜŞÜNME

( ... İLE/VE/<> Sayın Metin Bobaroğlu'nun, Simgesel Düşünme adlı kitabını okumanızı salık veririz. )


- DÜŞÜNME = TEFEKKÜR = THINK[İng.] = PENSÉE[Fr.] = DENKEN[Alm.] = COGITARE, COGITATIO[Lat.] = NOEIN, DIANOIA[Yun.] = PENSAR[İsp.]


- DÜŞÜNME ile/ve/değil/||/<>/< VERİ İŞLEME


- DÜŞÜNME ile/ve/<> YANSIMALI DÜŞÜNME

( TO THINK vs./and/<> REFLECTIVE THINKING )


- DÜŞÜNME ile YOĞUNLAŞMA/KONSANTRASYON


- Düşünmek için DİNLE!!!


- DÜŞÜNMEK/SORGULAMAK/BİLMEK/ARAŞTIRMAK/ÇALIŞMAK:
ANLATMAK İÇİN/ÜZERE ile/ve/değil/||/<>/< ANLAMAK İÇİN/ÜZERE


- DÜŞÜNMEK ile DÜŞÜNÜLMEK ile DÜŞÜNDÜRMEK ile DÜŞÜNEBİLMEK ile DÜŞÜNÜVERMEK ile DÜŞÜN ile DÜŞÜNCE ile DÜŞÜNSEL/LİK ile DÜŞÜNÜCÜ/LÜK ile DÜŞÜNCELİ/LİK ile DÜŞÜNCESİZ/LİK ile DÜŞÜNCESİZCE ile DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜ ile DÜŞÜNCE ALIŞVERİŞİ


- DÜŞÜNÜLEBİLİR ile/ve/||/<> BİLGİNİN KONUSU OL(A)MAMA ile/ve/||/<> DİLE GETİRİLEMEME


- DÜŞ(ÜR)ME ile/değil DEVİRME/DEVRİLME


- DUVAR ile/||/<> PERDE


- DÜVE ile DÜVEL ile DÜVEN ile DÜVER ile DÜVENCİ/LİK ile DÜVEN DİŞİ


- DÜVE ile GEVSÂLE[Fars.]

( Bir yaşını geçmiş, doğurmamış dana[dişi inek yavrusu]. İLE Bir yaşını geçmiş dana. )


- Duyabildiğini DİNLE!!!


- Duyabileceğini DİNLE!!!


- Duyamayanları anlamak için DİNLE!!!


- Duyamıyorsan DİNLE!!!


- DUYARGA ile KÜÇÜK DUYARGA/ANTEN[Fr. < ANTENNE]

( ANTENNA vs. ANTENNULE )


- SENSITIVE VOLUME[İng.] / VOLUME SENSIBLE[Fr.] ile/değil/yerine/= DUYARLI HACİM


- DUYARLILIK = HASSASİYET = SENSIBILITY[İng.] = SENSIBILITÉ[Fr.] = SENSIBILITÄT, SINNLICHKEIT[Alm.] = SENSIBILIDAD[İsp.]


- DUYARLILIK ile/ve/<> İÇSELLEŞTİRME


- DUYARLILIK ile/ve/||/<> İRKİLME ile/ve/||/<> ÜREME


- SENSITIVENESS, SENSITIVITY[İng.] / SENSIBILITÉ[Fr.] / EMPFINDLICHKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= DUYARLILIK


- DUYGU ODAKLI TERAPİDE:
DUYGU ŞEMALARI ile/ve/||/<> DUYGU DEĞERLENDİRME ile/ve/||/<> DUYGU DEĞİŞİM İLKELERİ


- DUYGU ile/ve/=/||/<> BULANIK DÜŞÜNCE


- DUYGUDAŞLIK = TECAZÜP = SYMPATHY[İng.] = SYMPATHIE[Fr., Alm.] = SYMPATHEIA[Yun.] = SIMPETIA[İsp.]


- DUYGULANMAK ile DUYGULANDIRMAK ile DUYGU ile DUYGUN/LUK ile DUYGUCA ile DUYGULU/LUK ile DUYGUSAL/LIK ile DUYGUSUZ/LUK ile DUYGU SÖMÜRÜSÜ ile DUYGUSAL DÜŞÜNME


- DUYGULARI:
ANLAMA BÜRÜME ile/ve/||/<>/> ANLAMLANDIRMA ile/ve/||/<>/> HUZUR


- DUYGUYU DÜZENLEME ile/ve/||/<>/> KİŞİYİ/DANIŞANI, DUYGUYA GETİRME


- Duymak için DİNLE!!!


- DUYMAK ile DİNLEYİCİ ile İŞİTME ile İŞİTME CİHAZI ile KULAKTAN DOLMA ile CENAZE ARABASI

( HEAR vs. HEARER vs. HEARING vs. HEARING AID vs. HEARSAY vs. HEARSE )

( خبر داشتن ile شنيدن ile استماع کردن ile شنودن ile شنفتن ile سميع ile شنونده ile سمع ile سماع ile محاکمه ile استماع دادرسي ile شنود ile سامعه ile شنوايي ile سمعک ile گوشيار ile افواهي ile افواه ile مرده کش )

( KHBAR DASHTAN ile SHENYDAN ile ESTEMA KARDAN ile SHNODAN ile SHNAFTAN ile سميع ile SHNVANDEH ile SAM ile SAMA ile MOHAKAMEH ile ESTEMA DADRESY ile SHNOD ile SAMEH ile SHNAVAYY ile SAMAK ile GUSHYAR ile افواهي ile AFVAH ile MARDEH KESH )


- Duymuyorsan DİNLE!!!


- DUYU ve/||/<>/> ALGI ve/||/<>/> BETİMLEME/TASVİR ve/||/<>/> TASARIM ve/||/<>/> TANIM ve/||/<>/> AD/SÖZCÜK ve/||/<>/> KAVRAM/SOYUTLAMA


- DUYU = HASSE = SENSE[İng.] = SENS[Fr.] = SINN/E[Alm.] = SENSUS[Lat.] = SENTIDO[İsp.]


- DUYULARDA:
| GÖRME, DUYMA ve DOKUNMA |
ile/ve/değil/||/<>
TATMA ve KOKLAMA


- DUYULARDA:
GÖRME VE DUYMA ile TATMA VE KOKLAMA VE DOKUNMA/LÂMİSE[Ar.]

( Temsil edilebilirlik sağlayan. İLE Temsil edilebilirlik sağlayamayan. )

( "Süreklilik" sağlar. İLE "Geçici"dir. )

( Duyulara açık olan, en örtük olandır! )


- Duyurmak için DİNLE!!!


- DUYURU ile MÜJDE NİTELİĞİNDE

( ANNUNCIATION vs. ANNUNCIATORY )

( تبشير ile بشارتي )

( تبشير ile بشارتي )


- DUYURU ile/ve ÜSTLENME

( ANNOUNCEMENT vs./and TO TAKE )


- DUYUSAL["SENSÜEL" değil!] = HİSSÎ = SENSITIVE[İng.] = SENSITIF[Fr.] = SENSITIV, EMPFINDLICH[Alm.] = SENSITIVO[İsp.]


- Duyuyorsan DİNLE!!!


- DÜZ ÇİZME ile/ve/yerine KÖRÜKLÜ ÇİZME


- DÜZ (DOKUNMUŞ) ile/ve SUMAK ile/ve CECİM/CİCİM ile/ve ZİLİ ile/ve HEYBE

( ... İLE/VE ... İLE/VE Nakışlı ve ince. Sivas/Divriği bölgesinde. İLE/VE Ağrı/Patnos, Çanakkale bölgelerinde. İLE/VE Urfa bölgesinde. )


- LINEAR CHAINED ALKANE[İng.] ile/değil/yerine/= DÜZ ZİNCİRLİ ALKAN


- DÜZCE ile DÜZCELİ/LİK


- DÜZEÇ ile DÜZEÇLEME


- DÜZELTME ile/ve/değil BİLGİLENDİRME

( [not] CORRECTION vs./and/but TO INFORM )


- DÜZELTME ile/ve/değil/yerine/||/<>/< CESÂRET VERME


- DÜZELTME ile DÜZELTİLEBİLİR

( CORRIGENDUM vs. CORRIGIBLE )

( اصلاحيه ile قابل تصحيح )

( ESLAHYYEH ile GHABEL TASHYHE )


- DÜZELTME ile DÜZELTMEN ile DÜZELTMECİ/LİK ile DÜZELTME İŞARETİ


- DÜZELTME ile/ve/değil/<>/> GELİŞTİRME


- DÜZELTME ile (")ÜTÜLEME(")


- DÜZELTME ile (YENİDEN) DÜZENLEME

( TO MAKE BETTER vs. (RE) ARRANGEMENT )


- DÜZELTME ile/değil/yerine ZENGİNLEŞTİRME


- Düzeltmeye çalışmadan DİNLE!!!


- DÜZEM ile DÜZEME


- DÜZEMEK ile DÜZ ile DÜZE ile DÜZİÇİ ile DÜZ FLÜT ile DÜZ PAÇA ile DÜZ RAKI ile DÜZ ÜNLÜ ile DÜZ BASKI ile DÜZ HEKİM/LİK ile DÜZ PAÇALI ile DÜZ TÜMLEÇ ile DÜZ BASKICI/LIK ile DÜZ KANATLILAR


- DÜZEN "BU/(B)ÖYLE" ile/ve/değil/yerine/<> ÇOĞUNLUK "(B)ÖYLE" OLDUĞUNDAN DOLAYI

( Çoğunluğun sürdürdüğü/uyduğu olgu/durum/tutum, düzenin öyle olduğu ya da olması gerektiği anlamına gelmez/getirilmemelidir! )


- DÜZEN ile/ve/||/<>/> BUNALIM ile/ve/||/<>/> DÜZELTME

( NİZAM ile/ve/||/<>/> BUHRAN ile/ve/||/<>/> ISLAHAT )

( SYSTEM vs./and/||/<>/> CRISIS vs./and/||/<>/> REFORM )


- DÜZEN ile/ve DENGE ile/ve UYUM

( Düzenli bir hayat yaşayın ama onu kendi içinde bir amaç haline getirmeyin. )

( SETTING/ORDER/REGULARITY vs. BALANCE
Live an orderly life, but don't make it a goal by itself. )


- DÜZEN ile DİZGE


- DÜZEN ile/ve/<> İLERLEME

( BREZİLYA ve TÜRKİYE )

( REGULARITY vs./and/<> PROGRESS )

( İTTİHAT ile/ve/<> TERAKKİ )


- DÜZEN ile İRÂDE

( REGULARITY vs. WILL )


- DÜZEN = NİZAM = ORDER[İng.] = ORDRE[Fr.] = ORDNUNG[Alm.] = ORDEN[İsp.] = ORDO[Lat.]


- DÜZENLEME ve/+/||/<>/> ANLAMA ve/+/||/<>/> DÖNÜŞTÜRME


- DÜZENLEME ile/ve/||/<>/< BİR ARAYA GETİRMEK


- DÜZENLEME ile TOPARLAMA

( TO ORGANIZE vs. SUMMARIZE )


- DÜZENLEME ile YAPI

( EDIFICATION vs. EDIFICE )

( تهذيب ile تهذيب اخلاق ile عمارت )

( TAHAZYBE ile TAHAZYBE AKHLAGH ile AMART )


- DÜZENLEMEK ile DÜZENLENDİ ile DÜZENLEME ile EDİTÖR ile BAŞ EDİTÖR ile EDİTORYAL ile YAYIN KURULU

( EDIT vs. EDITED vs. EDITING vs. EDITOR vs. EDITOR IN CHIEF vs. EDITORIAL vs. EDITORIAL BOARD )

( ويراستن ile ويراسته ile ويرايش ile ويراستار ile ويرايشگر ile سردبير ile سرمقاله ile هيئت تحريريه )

( VEYRASTAN ile VEYRASTEH ile VEYRAYSH ile VEYRASTAR ile VEYRAYSHGAR ile SARDABYR ile SARMAGHALEH ile YEHYET TAHARYRYYEH )


- DÜZENLEMEK ile DÜZENLENMEK ile DÜZENLETMEK ile DÜZENLENEBİLMEK ile DÜZENLETEBİLMEK ile DÜZENLEYEBİLMEK ile DÜZEN ile DÜZENCE ile DÜZENCİ/LİK ile DÜZENLİ/LİK ile DÜZENSİZ/LİK ile DÜZEN BAĞI ile DÜZEN TEKER ile DÜZENLEMECİ/LİK ile DÜZENLİ ORDU ile DÜZEN AÇIKLAMASI


- DÜZENLEMEK ile ODAYI DÜZENLE ile DÜZENLENMİŞ ile AYARLAMA

( ARRANGE vs. ARRANGE ROOM vs. ARRANGED vs. ARRANGEMENT )

( مقرر داشتن ile رديف کردن ile قرار گذاشتن ile ترتيب دادن ile چيدن ile مرتب کردن ile تنسيق کردن ile رديف شدن ile اتاق چيدن ile ممهد ile مقرر ile آراسته ile ترتيب ile نظامت ile تنسيق ile نسق )

( MOGHARAR DASHTAN ile RADYFE KARDAN ile GHARAR GOZASHTAN ile TARATYBE DADAN ile CHYDAN ile MORTAB KARDAN ile TANSYGH KARDAN ile RADYFE SHODAN ile OTAGH CHYDAN ile ممهد ile MOGHARAR ile ARASTEH ile TARATYBE ile نظامت ile تنسيق ile NESGH )


- Düzen/Sistem DİNLE!!!


- DÜZENTİ ile DÜZENTİLEME


- DÜZEY ile DERECE


- DÜZEY ile DÜZEYLİ/LİK ile DÜZEYSİZ/LİK ile DÜZEYSİZCE


- DÜZGÜ/NORM[Fr. < NORME] ile/||/<> BİÇİM/FORM[Fr. < NORME]

( Yargılama ve değerlendirmenin kendisine göre yapıldığı ölçüt, uyulması gereken kural. | Önceden belirlenmiş kalıp; düzgü. @@ Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü. | Bir şeyin istenilen ve olması gereken durumu. | İstenilen şeylerin yazılması, doldurulması için hazırlanmış basılı belge. )


- DÜZGÜ ile DÜZGÜN/LÜK ile DÜZGÜLÜ ile DÜZGÜNCE ile DÜZGÜNCÜ/LÜK ile DÜZGÜNLÜ ile DÜZGÜSEL ile DÜZGÜSÜZ ile DÜZGÜNSÜZ


- DÜZGÜ = KAİDE, NUMUNE = NORME[İng., Fr.] = NORM[Alm.] = NORMA[Lat.]


- UNIFORM FIELD[İng.] / CHAMP UNIFORME[Fr.] / GLEICHFÖRMIGES FELD[Alm.] ile/değil/yerine/= DÜZGÜN ALAN


- UNIFORM CIRCULAR MOTION[İng.] / MOUVEMENT CIRCULAIRE UNIFORME[Fr.] ile/değil/yerine/= DÜZGÜN DAİRESEL HAREKET


- UNIFORM LINEAR MOTION[İng.] / MOUVEMENT RECTILIGNE UNIFORME[Fr.] ile/değil/yerine/= DÜZGÜN DOĞRUSAL HAREKET


- UNIFORM PLANE WAVE[İng.] / ONDE PLANE UNIFORME[Fr.] / GLEICHFÖRMIGE EBENE WELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= DÜZGÜN DÜZLEM DALGA


- REGULAR REFLECTION[İng.] / RÉFLEXION RÉGULIÈRE[Fr.] ile/değil/yerine/= DÜZGÜN YANSIMA


- DÜZGÜN ile TERBİYELİ BİR ŞEKİLDE

( DECENT vs. DECENTLY )

( باحياء ile نجيب ile نجيبانه )

( باحياء ile نجيب ile نجيبانه )


- DÜZİNE ve GROSA

( Oniki. İLE Oniki düzine. )


- PLANE WAVE[İng.] / ONDE PLANE[Fr.] / EBENE WELLEN[Alm.] ile/değil/yerine/= DÜZLEM DALGA


- SURFACE PLANE RÉFRACTANTE[Fr.] ile/değil/yerine/= DÜZLEM KIRICI YÜZEY


- DÜZLEME/TESVİYE[Ar.]/AJÜSTAJ[Fr.] ile AJÜSTE[Fr.]

( Düzleme. İLE Pens ve büzgülerle gövdeye oturtulmuş giysi. )


- DÜZLEMEK ile DÜZLENMEK ile DÜZLETMEK ile DÜZLEŞMEK ile DÜZLEŞTİRMEK ile DÜZLEM ile DÜZLEMLİ ile DÜZLEMSEL/LİK ile DÜZLEK YAPI ile DÜZLEM KÜRE ile DÜZLEM GEOMETRİ


- DÜZLÜK ENGEBE

( FLATNESS
ROUGHNESS )


- DÜZÜŞME ile/ve/=/<> (ENERJETİK) SPOR


- DÜZÜŞME ile GİDİP GELME

( SCREW vs. OSCILLATION )


- DYNAMO vs. LOCOMOTIVE


- DYSBİOSİS İLE EUBİOSİS İLE RESİLİENCE ile/||/<> MİKROBİYOM DENGESİ

( Mikrobiyal topluluk sağlığı. )

( Formül: Shannon çeşitlilik )


- DYSMENORRHEA[İng.] değil/yerine/= DİSMENORE

( Âdet(regl) döneminde hissedilen şiddetli sancılar ya da ağrılı âdet dönemi. Günlük etkinlikleri engelleyecek derecede şiddetli sancılar için kullanılır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- DYSPNEA[İng.] değil/yerine/= DİSPNE

( Nefes darlığı olarak da bilinen yeterince hava alamama, göğüste sıkışma ya da nefes alırken zorlanma olarak tanımlanan tıbbi bir terim.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- NOYAU E[Fr.] ile/değil/yerine/= E ÇEKİRDEĞİ


- COURBURE EN E[Fr.] ile/değil/yerine/= E EĞRİLİĞİ


- E-CELL[İng.] / PILE E[Fr.] / E-ZELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= E-GÖZESİ/HÜCRESİ, E PİLİ


- E-CORE[İng.] ile/değil/yerine/= E ÖZDEK


- E-REÇETE/E-PRESCRIBING[İng.] değil/yerine/= ELEKTRONİK REÇETELEME


- E[Ar.] ile -E[Ar.]

( Elif harfinin üstün ve ince okunan biçimi. İLE Arapça sözcükleri dişil/müennes yapmaya yarar. )


- E ile KUMAŞ
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Turuncu renkte, süslü bir kumaş. İLE ... )


- E = mc²

( Enerji = Kütle[m] - Işık hızı[c]'nın karesi [3 x 1010 cm s-1] )


- EARNSHAW NAZARİYESİ[Osm.] / EARNSHAW THEORY[İng.] / THÉORIE D'EARNSHAW[Fr.] / EARNSHAW-THEOREM, EARNSHAWSCHE THEORIE[Alm.] ile/değil/yerine/= EARNSHAW KURAMI


- EASE :/yerine KOLAYLIK


- EB ile/||/<> EBEVEYN ile/||/<> EBEN AN CEDD ile/||/<> RABBE ile/||/<> ASABE-İ NESEBİYE/NESEBİYYE ile/||/<> MÜLTEKÂ-YI NESÂB ile/||/<> NESLEN BADE NESLİN ile/||/<> İRS

( Baba, ata. İLE/||/<> Ana, baba. İLE/||/<> Babadan oğula.[ebâ an cedd] İLE/||/<> Üvey ana. İLE/||/<> Kan ve soy yoluyla yakın/akraba. İLE/||/<> İki ya da daha çok kişinin kuşaklarının birleştiği kişi. İLE/||/<> Kuşaktan kuşağa. İLE/||/<> Soya çekim, verâset. )


- EBAD-I SELÂSE değil/yerine/= ÜÇ BOYUT


- EBE ile/ve/||/<> DOULA


- EBE ile EBET


- EBE[Oğuz] ile/= EPE[QARLUK]
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Ana. )


- EBNÂ ile/||/<> EBNÂ-YI EBNÂ ile/||/<> HAFÎD ile/||/<> MAHDÛM ile/||/<> ZÂDE ile/||/<> BENÛN ile/||/<> BİN ile/||/<> BİNT ile/||/<> ASLAH/ESLAH ile/||/<> EKBER ile/||/<> KEBÎR ile/||/<> KEBÎRE

( Oğullar. İLE/||/<> Kız ve erkek çocukları/torunları tanımlar. İLE/||/<> Torun. İLE/||/<> Oğul, çocuk. İLE/||/<> Oğul, çocuk. İLE/||/<> Üç ya da daha çok çocuk. İLE/||/<> Oğul. İLE/||/<> Kız. İLE/||/<> En uygun [vakfiyelerde en uygun oğul]. İLE/||/<> Daha/en/pek büyük. [vakfiyelerde geçer]. İLE/||/<> Yaşça büyük. İLE/||/<> Büyük kız çocuk [vakfiyelerde geçer]. )


- EBONITE[İng.] / ÉBONITE[Fr.] / EBONIT, HARTGUMMI[Alm.] ile/değil/yerine/= EBONİT


- EBTALE[Ar.] ile EDHAZA[Ar.]


- EBÜLYOSKOP[Yun. EBULLIRE -ile

( Kaynamak. | SKOPEIN ile ABCDEF ( Gözetlemek.] ile ABCDEF ( Nesnelerin kaynama sıcaklığını saptamaya yarayan aygıt. )


- EBULLIOSCOPY[İng.] / ÉBULLIOSCOPIE[Fr.] / EBULLIOSKOPIE[Alm.] ile/değil/yerine/= EBULYOSKOPİ


- ECE -ile

( Kraliçe, melike. | Güzel kadın. )


- ECE ile ECEL ile ECEL TERİ ile ECEL BEŞİĞİ ile ECEL ŞERBETİ


- EÇE/EKE/EZE ile EÇİ ile EKEÇ
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Yaşça büyük kız kardeş. İLE Yaşça büyük olan erkek kardeş. İLE Halkın kız kardeşi(uht-ul-kavm).[Bilgece davranan küçük kız çocuğu.] )


- ECİRGAT ile AMELE


- ECLIPTIC PLANE and TILT

( %23,5 and % 22 - 24,5 )


- ECOLOGICAL LIFE TIME değil/yerine/= ÇEVRESEL YAŞAM SÜRESİ


- ECT-/ECTO- ile/||/<> -ECTASİA/-ECTASİS ile/||/<> -ECTOMİZE ile/||/<> -ECTOMY ile/||/<> -CENOSİS ile/||/<> -STEREİSİS ile/||/<> ECTRO-

( Dış, dışta, olmaksızın. İLE/||/<> Dilatasyon, genişleme. İLE/||/<> Eksizyondan uğrama. İLE/||/<> Cerrahi olarak çıkarma. İLE/||/<> Akıntı, cerrahi olarak çıkarma. İLE/||/<> Bir bölümün cerrahi olarak çıkarılması, eksiklik. İLE/||/<> Doğuştan, konjenital olarak eksik. )


- ECZANE ile/değil APOTHEKE[Yun.]

( ... İLE/DEĞİL Eski Yunan ve Roma evlerinde, yiyecek ambarı ve özellikle şarap mahzeni. )


- ECZANE değil/yerine/= EMKEPİT


- EDB ve/||/<>/> İAE

( Elinde, diline ve beline sahip olmak. VE/||/<>/> İşine, aşına ve eşine sahip çıkmak. )


- EDEBİLMEK ile EDEPLENMEK ile EDEPLENDİRMEK ile EDEPSİZLEŞMEK ile EDE ile EDEP ile EDER ile EDEPLİ/LİK ile EDEPSİZ/LİK ile EDEP YERİ ile EDEPSİZCE ile EDEPLİ EDEPLİ


- EDGE ile/ve/||/<> FRINGE

( Eşik. İLE/VE/||/<> [Kuantum] Işık/parçacık yansımalarının arasındaki [0 | arasındaki] eşik. )


- EDGE :/yerine KENAR


- EDİLGİN = MÜNFAİL = PASSIVE[İng.] = PASSIF[Fr.] = PASSIV[Alm.] = PASSIVUS[Lat.] = PASIVO[İsp.]


- EDİM = FİİL, AMEL = ACT[İng.] = ACTE[Fr.] = AKT[Alm.] = ACTUS[Lat.] = ENERGEIA[Yun.] = ACTO[İsp.]


- EDİMSELLİK:
DOĞADA ve/||/<>/> TİNDE

( İkisinde de kuvvettir. )


- EDİMSEL/LİK = BİLFİİL = ACTUAL/ITY[İng.] = ACTUEL/ITÉ[Fr.] = AKTUELL, WIRKLICHKEIT[Alm.] = ACTUALITAS[Lat.] = EFECTIVO[İsp.]


- EDİNİLEBİLİR ile ELDE ETMEK ile BİLGİ EDİNMEK ile EDİNİLMİŞ ile KAZANILMIŞ BAĞIŞIKLIK ile EDİNME ile ALICI

( ACQUIRABLE vs. ACQUIRE vs. ACQUIRE KNOWLEDGE vs. ACQUIRED vs. ACQUIRED IMMUNITY vs. ACQUIREMENT vs. ACQUIRER )

( قابل حصول ile اندوختن ile علم اندوختن ile فرا گرفته ile مکتسب ile اکتسابي ile يمني اکتسابي ile فرا گيري ile اندوزنده )

( GHABEL HOSUL ile ANDOKHTAN ile ALAM ANDOKHTAN ile FARA GARAFTEH ile مکتسب ile اکتسابي ile يمني اکتسابي ile FARA GYRY ile اندوزنده )


- EDİN(İL)ME ile/ve/<> ERİŞ(İL)ME


- EDİNME ile İLERLEMEK ile KAFAYI BULMAK

( GETTING vs. GETTING AHEAD vs. GETTING HIGH )

( اکتساب ile جلو افتادن ile جلو زدن ile تخدير )

( EKTESAB ile JELO AFTADAN ile JELO ZADAN ile تخدير )


- EDİRNE ile EDİRNELİ/LİK


- EDİSYON/EDİT yerine DÜZENLEME


- ED'İYE[< DUÂ] ile/ve/<>/> HEDİYE

( Yalvarmalar, yakarmalar. İLE/VE/<>/> Armağan. )


- EDMUND HALLEY ile/ve/||/<> ROBERT HOOKE ile/ve/||/<> CRISTOPHER WREN


- EDUCATE :/yerine EĞİTMEK


- EFEMİNE[Fr. < EFFÉMINÉ] değil/yerine/= KADINSI


- EFEMİNE ile METROSEKSÜEL


- EFENDİLEŞMEK ile EFENDİ/LİK ile EFENDİM ile EFENDİCE ile EFENDİ EFENDİ


- BRAUSEND, SPRUDELND[Alm.] ile/değil/yerine/= EFERVESANT NESNE


- EFFECTIVE HALF-LIFE[İng.] değil/yerine/= ETKİN YARI ÖMÜR

( Radyoaktif maddenin vücutta etkili olduğu süre.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- EFFECTIVE vs. IMPRESSIVE


- EFFECTIVE :/yerine ETKİLİ


- EFFECTIVELY :/yerine ETKİLİ ŞEKİLDE


- EFRÂD-I ZİHNİYE ile EFRÂD-I HARİCİYE


- EFRİZ[Fr. < FRISE] değil/yerine/= FRİZ


- EFSANE ile/ve/||/<> ECZANE


- EFSÂNE CÛ/Y[Fars.] ile EFSÂNE GÛ/Y[Fars.]

( Efsâne arayan/arayıcı. Boş vakit geçirmek isteyen. İLE Masal söyleyen, saçmasapan söyleyen. )


- EFSANE ile EFSANEVİ ile EFSANELER

( LEGEND vs. LEGENDARY vs. LEGENDS )

( افسانه ile اسطوره ile اساطيري ile اساطير )

( AFSANEH ile OSTOREH ile ASATYRY ile ASATYR )