E ile biten FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 20.315 başlık/FaRk ile birlikte,
20.315 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(21/83)
- DOĞA ve/>/ve/<> İMGE ve/>/ve/<> SİMGE
( NATURE and/> IMAGE and/<> SYMBOL )
- NATURE[Fr.] / NATUR[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞA
- DOĞA = TABİAT = NATURE[İng., Fr.] = NATUR[Alm.] = NATURA[Lat.] = PHYSIS[Yun.] = NATURALEZA[İsp.]
- DOĞACILIK/"DOĞASEVERLİK":
[ne yazık ki]
BAHÇE/DE İSE ile/ve/değil/yerine/||/>< ORMAN/DA İSE
( Çoğunlukta. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/>< Azınlıkta. )
( Bilgisizlik ve bilinçsizlikte. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/>< Bilgi ve bilinçlilikte. )
- DOĞAL BESLENMEDE:
MESAFE ile/ve/||/<> ZAMANLAMA ile/ve/||/<> TOHUM ile/ve/||/<> KAYNAK ile/ve/||/<> İŞLEME ile/ve/||/<> SAĞLIK ile/ve/||/<> CANLILAR
( Yakın. İLE/VE/||/<> Döngüsel. İLE/VE/||/<> Yerli. İLE/VE/||/<> Aracısız. İLE/VE/||/<> Organik/zehirsiz. İLE/VE/||/<> Dirimsel çeşitlilik. )
- NATURAL WAVELENGTH[İng.] / LONGUEUR D'ONDE NATURELLE[Fr.] ile/değil/yerine/= DOĞAL DALGA BOYU
- FRÉQUENCE NATURELLE[Fr.] ile/değil/yerine/= DOĞAL FREKANS
- ZİYÂ-İ TABİÎ[Osm.] / NATURAL LIGHT[İng.] / LUMIÈRE NATURELLE[Fr.] ile/değil/yerine/= DOĞAL IŞIK
- DOĞAL KÜRESELLEŞME ile/ve/||/<> YÖNLENDİRİLEN KÜRESELLEŞME
- DOĞAL NESNE ile/ve YAPAY NESNE
- DOĞAL OLARAK ile/değil/yerine ARAYA, ZAMANIN GİRMESİ NEDENİYLE
- PÉRIODE NATURELLE[Fr.] ile/değil/yerine/= DOĞAL PERİYOT
- NATURAL RESONANCE[İng.] / RÉSONANCE NATURELLE[Fr.] ile/değil/yerine/= DOĞAL REZONANS
- DOĞAL SEÇİLİM ile/||/<> GENETİK SÜRÜKLENME
( Seçilim adaptif yönlü, drift rastgele. )
( Formül: Fitness İLE şans )
- DOĞAL SEMERE ile UYGAR/MEDENÎ SEMERE
( Doğal. İLE Antlaşma ya da yasalar ile belirlenmiş. )
( SEMERE: Meyve. | Yarar, verim. | Sonuç. | Bir şeyden elde edilen gelir. )
- DOĞAL/TABİÎ SİSTEM = KAİDE-İ TABÎÎYE = SYSTÈME NATUREL
- NATURAL CONVECTION[İng.] / CONVECTION NATURELLE[Fr.] ile/değil/yerine/= DOĞAL TAŞINIM/KONVEKSİYON
- PRODUIT NATUREL[Fr.] / NATÜRLICHER PRODUKT[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞAL ÜRÜN (NESNE)
- DOĞAN/ATMACA/SAKR[Ar.] ile ZAĞANOS/BÎSER/BÎSERE[Fars.]
- DOĞAN ile BÛHE[Ar. çoğ. BEVÂHE]
( ... İLE Çakır doğanlar. )
( ... İLE Manevra yeteneği en yüksek kuş. )
- Doğayı DİNLE!!!
- DOĞMAK ile DOĞMACA ile DOĞMA BÜYÜME
- DOGMATİK ile DOGMATİK FELSEFE
- DÖĞME ile/değil DÖVME
( Döğülüp kabuğu çıkartılmış buğday, yarma. | Kepeği alınan buğdaydan yapılan pilav. | Ahlat, armut gibi yemişlerin tokmakla ezilerek kurutulmuşu. | Ceviz, dut kurusu, fındık, pestil, şekeri birlikte döğerek yapılan yiyecek. | Kadınların yüzünün iki yanına takılan altın süs. | Buğdayın ıslatılarak taş altında kabuklarından ayırt edilen biçimi. | Dayanıklı odun, kaim odun. | Bakır ya da sarı levhaları çekiçle biçimlendirme işi. [Alm. getriebene Arbeit] İLE [ne yazık ki] Dövme durumu, vurma, "pataklama, sopalama". | Isıtılarak dövülerek biçim verilmiş metal nesne. | Dövülerek yapılan. | Yarma. )
- DOĞRU DÜŞÜNME ile/ve/<> DOĞRU İSTEME
( Kazandığın zaman pişman olacağın, kaybettiğin zaman üzüleceğin şeyleri isterken dikkatli olmak gerek. )
( Bir şey iyi olduğu için istenmez, istendiği için iyidir. )
( RIGHT THINKING vs./and/<> RIGHT REQUESTING )
- DOĞRU/YANLIŞ ile İYİ/KÖTÜ ile GÜZEL/ÇİRKİN/YÜCE
( Genelde kötü ve iyi, bir âdet ve gelenek meselesidir ve sözcüklerin nasıl kullanıldığına göre, ya sakınılır ya da hoş karşılanır. )
( Mükemmel olmayanı, mükemmel olan uğruna seve seve fedâ edersek, iyi ve kötü "tartışmaları" artık olmayacaktır. )
( Kötülük, hiçbir zaman hem iyiliği, hem de kendini tanıyamaz; iyilikse eğitildikçe zamanla hem kendine, hem de kötülüğe ilişkin bilgilerle donanır. )
( YÜCE: Fizik ya da metafizik güçlerden koruyan. )
( Usually the bad and the good are a matter of convention and custom and are shunned or welcomed, according to how the words are used. )
( RIGHT/WORNG vs. GOOD/BAD vs. NICE[/BEAUTIFUL]/UGLY )
- DOĞRU/YANLIŞ ile İYİ/KÖTÜ ile GÜZEL/ÇİRKİN/YÜCE
- DOĞRU ile DÜZELTME ile DÜZELTME TESİSİ ile DÜZELTİCİ ile DÜZELTİCİ BAKIM ile DOĞRU ŞEKİLDE ile DOĞRULUK ile DÜZELTİCİ
( CORRECT vs. CORRECTION vs. CORRECTION FACILITY vs. CORRECTIVE vs. CORRECTIVE MAINTENANCE vs. CORRECTLY vs. CORRECTNESS vs. CORRECTOR )
( تصحيح کردن ile صحيح ile سديد ile درست ile غلط گرفتن ile تصحيح ile اصلاح ile دار التاديب ile اصلاحي ile نگهداشت اصلاحي ile صحيحا ile درستي ile مصحح )
( TASHYHE KARDAN ile SAHYHE ile سديد ile DAREST ile GHALT GARAFTAN ile TASHYHE ile ESLAH ile DAR ELTADYBE ile ESLAHY ile NAGEIDASHT ESLAHY ile صحيحا ile DARESTY ile MOSAHH )
- DOĞRU ile/değil SABİT(E)
( [not] RIGHT vs./but CONSTANT )
- DOĞRU = TRUE[İng.] = VRAI[Fr.] = WAHR, RICHTIG[Alm.] = VERUS[Lat.] = VERDADERO[İsp.]
- DIRECT NUCLEAR REACTION[İng.] / RÉACTION NUCLÉAIRE DIRECTE[Fr.] / DIREKTE KERNREAKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRUDAN ÇEKİRDEK TEPKİMESİ/REAKSİYONU
- DIRECT POTENTIOMETRIC MEASUREMENT[İng.] ile/değil/yerine/= DOĞRUDAN POTANSİYOMETRİK ÖLÇME
- DOĞRUDAN ile DOĞRU AKIM ile DOĞRUDAN NESNE ile DOĞRUDAN ROTA ile DOĞRUDAN VERGİ ile YÖN ile YÖNLÜ ile YÖNSÜZ ile YOL TARİFİ ile DİREKTİF ile DOĞRUDAN ile DOĞRUDANLIK ile MÜDÜR ile MÜDÜRLÜK ile YÖNETMENLİK ile YÖNETMENLER ile MÜDÜRLÜK ile DİREKTRİX
( DIRECT vs. DIRECT CURRENT vs. DIRECT OBJECT vs. DIRECT ROUTE vs. DIRECT TAX vs. DIRECTION vs. DIRECTIONAL vs. DIRECTIONLESS vs. DIRECTIONS vs. DIRECTIVE vs. DIRECTLY vs. DIRECTNESS vs. DIRECTOR vs. DIRECTORATE vs. DIRECTORIAL vs. DIRECTORS vs. DIRECTORSHIP vs. DIRECTRIX )
( مستقيم ile بيواسطه ile مديريت کردن ile هدايت کردن ile کارگرداني کردن ile جريان مستقيم ile مفعول بي واسطه ile راه مستقيم ile ماليات مستقيم ile راستا ile جهت ile جانب ile مسير ile سوي ile سو ile هدايتي ile بي جهت ile جهات ile بخشنامه ile مستقيما ile يکراست ile يکسره ile سر راست ile بي واسطگي ile مديرعامل ile هدايت کننده ile مقام رياست ile مدير ile مفتش ile مديريتي ile سران ile رياست ile خط هادي )
( MOSTEGHYM ile بيواسطه ile MADYRYT KARDAN ile CPEHDAYT KARDAN ile KARGARDANY KARDAN ile JARYAN MOSTEGHYM ile MAFUL BEY VASETEH ile RAH MOSTEGHYM ile MALYAT MOSTEGHYM ile RASTA ile JOHAT ile جانب ile MOSYR ile SOY ile SO ile CPEHDAYTY ile BEY JOHAT ile JOHYAT ile BAKHSHENAMEH ile MOSTEGHYMA ile YKARAST ile YKASAREH ile SAR RAST ile BEY VOSTGY ile MADYROAMEL ile CPEHDAYT KONANDEH ile MOGHAM RYEST ile مدير ile مفتش ile MADYRYTY ile SARAN ile RYEST ile خط هادي )
- DOĞRULUK[İng. TRUTH] ile/||/<> EĞİM[İng. SLOPE] ile/||/<> EPİSTEMİK GEREKÇELENDİRME[İng. EPISTEMIC JUSTIFICATION] ile/||/<> EPİSTEMİK SORUMLULUK[İng. EPISTEMIC RESPONSIBILITY] ile/||/<> EPİSTEMOLOJİK BAŞARI[İng. EPISTEMOLOGICAL SUCCESS] ile/||/<> NORMATİF EPİSTEMOLOJİ[İng. NORMATIVE EPISTEMOLOGY]
( Doğruluk, gerekçelendirme ve inanç/kabul ile beraber bilginin doğasında yer aldığı düşünülen bir unsurdur. Doğru olmayan bir şey bilinebilir mi? Çoğu epistemolog bu soruya vereceğimiz hayır cevabının, doğruluk unsurunun epistemik önemine işaret edeceğini düşünmektedir. Doğruluk unsuru metafizik ve mantık ile ilişkili olup bilme sürecinin nesnel içeriğine denk düşmektedir. Aristoteles’in Metafizik (1011b25) kitabında şöyle söyler; “Var olanın ve meydana gelenin var olması ile var olmayanın ve meydana gelmeyen şeyin olmaması.” Bu haliyle doğruluk insan zihni dışındaki gerçekliğe işaret eder. @@ Matematikte bir doğru için dikey yönde değişimin yatay yönde değişime oranıdır. @@ Epistemik gerekçelendirme, doğru inancın bilgi haline gelme sürecinde, doğruluk ve inanç koşulları arasında rasyonel bir bağlantı kurmayı ifade etmektedir. Bu durumda gerekçelendirme ile epistemik gerekçelendirme kavramları arasındaki belirleyici unsur rasyonellik olmaktadır. Başka bir ifade ile gerekçelendirme, bir inancı biliyor olduğumuzu gösteren dayanakları ortaya koymak anlamına gelirken epistemik gerekçelendirme, söz konusu dayanakları ortaya koyarken öznenin, bilinçli bir biçimde hareket ettiğini ifade etmektedir. Bunun yanında gerekçelendirme kavramı, yalnızca epistemoloji içinde değil, ahlak felsefesi gibi alanlarda da kullanılan bir kavram olduğu için epistemik gerekçelendirme ile epistemik olmayan gerekçelendirme arasında ayrım yapılmaktadır. Epistemik gerekçelendirmedeki rasyonellik, bilginin şans eseri bir biçimde oluşmadığını, aksine belirli bilişsel koşullar, yani bilişsel başarı nedeniyle meydana geldiğini göstermektedir. Bilişsel başarı faktörü, bilen öznenin, biliyor olduğunu bilmesini, bunu farkında olmasını ve açıklamasını ifade etmektedir. Böylelikle inançla doğruluk arasındaki ilişki şans eseri değil, rasyonel ve bilinçli biçimde kurulmuş olmaktadır. Daha açık bir ifadeyle bir inancın bilen özne tarafından bilindiğinin iddia edilmesi için, bilen öznenin, söz konusu inancı nasıl bildiğini açıklaması gerekmektedir ki bu da epistemik gerekçelendirme koşulundaki bilişsel başarı faktörüne dayanarak yapılmaktadır. Dolayısıyla epistemik gerekçelendirme, bilişsel başarıyı gözeten ve şans faktörünü dışarıda tutan temel unsur konumundadır. @@ Epistemik sorumluluk, daha çok epistemik deontoloji gibi yaklaşımların savunduğu içselci düşünürler tarafından öne çıkarılmıştır. Bu yaklaşımlara göre gerekçelendirme, inancımızın doğruluğuna yönelik sağlam kanıtlar ortaya koyarak bu kanıtlara göre davranmayı gerektirmektedir. Bu bakımdan doğruluk kavramı ön plana çıkmaktadır. Bilen özne, doğruluğuna inandığı kanıtları kabul eder ve bu kanıtların gerektirdiği biçimde hareket ederek epistemik sorumluluğunu gerçekleştirmiş olur. Örneğin içselci bir düşünür olarak BonJour, sağlam kanıtlara dayanmaksızın inanılan bir inancın, epistemik açıdan sorumsuz bir tutum olduğunu belirtir. Epistemik sorumluluk düşüncesi, yalnızca inancın kanıtlarının doğruluğuna inanmayı değil, aynı zamanda doğru inançlara erişirken yapılması gerekenleri de ifade etmektedir. Dolayısıyla epistemik gerekçelendirmenin getirisi olarak epistemik sorumluluk, normatif bir yapıya sahiptir. Bu bağlamda epistemik sorumluluğa yönelik yapılması gerekenler, inançların doğruluğuna dair her kanıtın es geçilmeden değerlendirilmesi, güvenilir kanıtların kabul edilmesi ve buna göre davranılmasıdır. Bu düşünceyi savunanlara göre bilen öznenin bir inancı gerekçelendirmesi demek, o öznenin kendi inançlarından sorumlu olması anlamına gelmektedir. O halde epistemik sorumluluk, öznenin içsel süreçlerine ulaşabilmesini gerektirmektedir. Böylelikle özne, bilgi oluşturma sürecinde etkin bir rol oynamış olmaktadır. @@ Bilişsel başarı kavramı, Gettier problemi ile birlikte çağdaş epistemolojiye kazandırılmış olan yeni kavramlardan biridir. Bu kavram, bilen öznenin, bilgiyi meydana getiren unsurları farkında olmasını ve bilginin oluşma sürecindeki bilinçli rolünü ifade etmektedir. Başka bir deyişle bilişsel başarı, bilme araçları aracılığıyla meydana gelen doğru inançların, bilgiye dönüşmesinde zihnin aldığı rolü ortaya koymaktadır. Bu bağlamda bilişsel başarı, epistemik gerekçelendirme kavramıyla doğrudan ilişkilidir. Epistemik gerekçelendirme, bir inancın şans eseri doğru olmasını engelleyen koşuldur. Yani bilginin meydana gelmesi için, şans faktörünün dışarıda bırakılması gerekmektedir. Bu da inanç ile doğruluk arasında kurulan rasyonel bir bağlantıya işaret etmektedir. İnanç ile doğruluk arasındaki rasyonel bağlantının temeli ise bilişsel başarıdır. Bilen özne, sahip olduğu inancının doğruluğuna yönelik kanıtları ortaya koymuşsa, bilme araçlarından hareketle elde ettiği inancının meşruluğunu yeterli nedenlerle açıklamışsa, inancını güvenilir süreçlere dayanarak oluşturmuşsa ve doğru inancının bilgi haline gelebilmesi için geçerli gerekçeler sunmuşsa söz konusu doğru inanç, bilişsel başarı ile elde edilmiş demektir. Bu durumda özne, doğru inançlara sahip olması bakımından bilişsel başarıya sahip olmaktadır. O halde epistemik gerekçelendirme ile bilişsel başarının birlikte çalıştığını söylemek yanlış olmayacaktır. Bu bağlamda biliyor olduğumuzu iddia ettiğimiz doğru inanç, bilişsel başarı olmaksızın şans eseri oluşmuş olacaktır. @@ Normatif epistemoloji, bilginin doğasının ve sınırlarının nasıl olması gerektiğini araştıran alandır. Genellikle geleneksel epistemolojinin bir özelliği olarak kabul edilen normatiflik, bilginin a priori temellere dayanarak nasıl kurulacağını göstermektedir. Epistemolojik olarak doğru olanın ne olduğunu araştırmak ve yanlış olanı dışarıda bırakmaya çalışmak, normatif bir tavrın göstergesidir. Ancak epistemolojinin normatif tavrı, yalnızca geleneksel epistemolojide değil, çağdaş epistemolojide de karşımıza çıkmaktadır. Çağdaş epistemolojideki normatiflik, dışsalcılar tarafından eleştiriye tabi tutulurken içselciler tarafından benimsenen bir unsurdur. Söz konusu normatiflik, epistemik özneye sorumluluk yükler ve etkin olmasını gerektirir. Örneğin epistemik sorumluluk, epistemik suç ve gerekçelendirmenin kendisi başta olmak üzere bazı gerekçelendirme türleri normatiflik unsurunu içinde barındıran kavramlar olarak görülmüştür. Aynı biçimde içselcilerin geleneksel epistemolojiyi takip ederek kullandıkları gerekçelendirme kavramının, dışsalcılar tarafından normatif bir kavram olarak kabul edilip bunun yerine teminat kavramını kullanmalarının nedeni budur. Bu bağlamda Quine’ın doğallaştırılmış epistemolojiden hareketle normatif epistemoloji hakkındaki görüşlerine bakmak yararlı olacaktır. Quine, epistemolojinin normatif niteliğe sahip olması bakımından empirik ve betimsel olmadığını ileri sürmekte ve epistemolojinin gerekçelendirmeyi temel alarak daha fazla normatiflik barındırmaması gerektiğini savunmaktadır. Quine’ın bu görüşüne yönelik temel eleştirilerden biri ‘gerekçelendirme’, ‘doğruluk’ ve ‘rasyonellik’ gibi kavramların normatif olması açısından epistemolojinin en temelde normatif bir etkinlik olduğudur. Dolayısıyla gerekçelendirmeyi epistemolojinin inceleme alanından çıkarmak demek, epistemolojinin normatifliğini dışarıda bırakmak anlamına gelmektedir. Ancak Quine, epistemolojideki normatif unsurları tamamen dışarıda bırakmayıp epistemolojideki teorilerin yeniden gözden geçirilmesi ve yeni teoriler oluşturulması doğrultusunda normatif unsurları yönlendirici bir mekanizma olarak ele almıştır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- DOĞRULUK = HAKİKAT = TRUTH[İng.] = VÉRITÉ[Fr.] = WAHRHEIT, RICHIGKEIT[Alm.] = VERITAS[Lat.] = ALÉTHEIA[Yun.] = VERDAD[İsp.]
- BOLOMÉTER LINÉAIRE[Fr.] / LINEARES BOLOMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL BOLOMETRE
- RÉACTEUR CONTRÔLÉ LINÉAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL DENETİMLİ/KONTROLLÜ REAKTÖR
- LINEAR CIRCUIT[İng.] / CIRCUIT LINÉAIRE[Fr.] / LINEARER STROMKREIS[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL DEVRE
- LINEAR DIFFUSION[İng.] / DIFFUSION LINÉAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL DİFÜZYON
- LINEAR RECTIFIER[İng.] / REDRESSEUR LINÉAIRE[Fr.] / LINEARE GLEICHRICHTER[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL DOĞRULTUCU
- LINEAR INVERTER[İng.] / INVERSEUR LINÉAIRE[Fr.] / LINEARER INVERTER[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL EVİRİCİ
- LINEAR PHASE[İng.] / PHASE LINÉAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL EVRE
- LINEARE PHASE[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL FAZ
- LINEAR DILATATION, LINEAR EXPANSION[İng.] / DILATATION LINÉAIRE, EXPANSION LINÉAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL GENLEŞME
- CONTRAINTE LINÉAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL GERİLME
- LINEAR ACCELERATOR BREEDER, REGENERATING REACTOR WITH LINEAR ACCELERATOR[İng.] / RÉACTEUR RÉGÉNÉRATEUR À ACCÉLÉRATEUR LINÉAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL HIZLANDIRICILI ÜRETKEN TEPKİLEŞİM/REAKTÖR
- LINEAR SEGMENT CURVE[İng.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL KISIMLI EĞRİ
- LINEAR POLARIZATION[İng.] / POLARISATION LINÉAIRE[Fr.] / LINEARE POLARISATION[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL KUTUPLANMA
- LINEAR MOLECULE[İng.] / MOLÉCULE LINÉAIRE[Fr.] / LINEARES MOLEKÜL[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL MOLEKÜL
- DIFFUSION NON LINÉAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL OLMAYAN DİFÜZYON
- OPTIQUE NON LINÉAIRE[Fr.] / NICHTLINEARE OPTIK[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL OLMAYAN OPTİK
- LINEAR ABSORPTION COEFFICIENT[İng.] / COEFFICIENT DE L'ABSORPTION LINÉAIRE[Fr.] / LINEARER ABSORPTIONSKOEFFIZIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL SOĞURMA KATSAYISI
- LINEAR STARK EFFECT[İng.] / EFFET STARK LINÉAIRE[Fr.] / LINEARER WIRKUNG VON STARK[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL STARK ETKİSİ
- COEFFICIENT DE LA PROPAGATION LINÉAIRE[Fr.] / LINEARER AUSBREITUNGSKOEFFIZIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL YAYILMA KATSAYISI
- COEFFICIENT DE L'AFFAIBLISSEMENT LINÉAIRE, COEFFICIENT DE L'ATTÉNUATION LINÉAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL ZAYIFLAMA KATSAYISI
- DOĞRU/UYGUN BESLENME ve/<> BİSİKLET KULLANIMI
- Doğruysa DİNLE!!!
- Doğruyu DİNLE!!!
- DOĞU ile/ve KIBLE
( Kiliselerin yönü. İLE/VE Camilerin yönü. [GÜNEY GÜNEYDOĞU] )
- DOĞUM VE ÖLÜM:
BİRER KERE ile/ve/değil/<>/> İKİŞER KERE
( [doğum] Anadan. İLE/VE/DEĞİL/<>/> Babadan. )
( [ölüm] Ölünce. İLE/VE/DEĞİL/<>/> Ölmeden önce. )
( Beşer. İLE/VE/DEĞİL/<>/> İnsan. )
- DOĞUM ve/> BÜYÜME ve/> GELİŞİM
( Aşk ile. VE/> Şevkât ile. VE/> Muhabbet ile. )
( İSTİHLÂL[Ar. < HİLÂL]: Çocuğun doğar doğmaz ağlamaya başlaması. )
( TELAHHUM[Ar. < LAHM]: Semirme, etlenme. )
( TERBİYE[Ar.< RÜBÜV]: Besleyip büyütme, beslenip büyütülme. | Eğitim. | Görgü. | Alıştırma. | Hafif cezalandırma. | Bazı yemeklere konulan limon, sirke, salça gibi şeyler. | Alıştırma.[hayvan] | Tavsiye, kayırma, koruma. )
- DOĞUM ile TÜREME
- FERTILE MATERIAL[İng.] / MATIÈRE FERTILE[Fr.] / FRUCHTBARES MATERIAL[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞURGAN NESNE
- DOĞURTMA = İSTİLÂT, SANAT-I TEVLİT = MAIEUTICS[İng.] = MAIEUTIQUE[Fr.] = MAIEUTIK[Alm.] = MAIEUTIKE[Yun.]
- DOĞUŞTAN = VEHBİ, FITRİ = INNATE[İng.] = INNÉ[Fr.] = ANGEBOREN[Alm.]
- CAST-IRON[İng.] / FONTE[Fr.] / GURTBANDFÖRDERER[Alm.] ile/değil/yerine/= DÖKME DEMİR
- DOKTOR değil/yerine/= ÖKE
- DOKTRİN[Fr. < DOCTRINE] değil/yerine/= ÖĞRETİ
- TISSUE EQUIVALENT MATERIAL[İng.] / SUBSTANCE ÉQUIVALENTE AU TISSU[Fr.] / GEWEBEÄQUIVALENTES MATERIAL[Alm.] ile/değil/yerine/= DOKU EŞDEĞER NESNE
- NESİC[Osm.] / TISSUE, FABRIC[İng.] / TISSU[Fr.] / GEWEBE[Alm.] ile/değil/yerine/= DOKU, İPLİK
- TISSUE CULTURE[İng.] / CULTURE TISSULAIRE[Fr.] / GEWEBEKULTUR, ZELLZÜCHTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DOKU KÜLTÜRÜ
- DOKU[İng. TISSUE] ile/||/<> ADİPOZ DOKU[İng. ADIPOSE TISSUE] ile/||/<> ADVENTİSYA[İng. ADVENTITIA] ile/||/<> AKSONEM[İng. AXONEME] ile/||/<> AMFİZEM[İng. EMPHYSEMA] ile/||/<> BEYAZ ADİPOZ DOKU[İng. WHITE ADIPOSE TISSUE] ile/||/<> KAHVERENGİ ADİPOZ DOKU[İng. BROWN ADIPOSE TISSUE]
( Bitki ve hayvan organlarını meydana getiren, aynı görevi yapmak üzere bir arada bulunan, benzer göze topluluklarının gözeler arası maddeyle beraber oluşturdukları yapı. Dört temel doku: Epitel, bağ, kas, sinir dokusu. Yağ, kemik, kıkırdak, kan doku ise özelleşmiş bağ dokuları. @@ Yağı depolayan dokudur. İki tip adipoz doku bulunmaktadır: beyaz adipoz doku (uniloküler) ve kahverengi adipoz doku (multiloküler). @@ Bir iç organı ya da damarı dıştan çevreleyen katman. Sinirleri, bağ dokusunu, damar duvarına oksijen ve besin sağlamakla görevli daha küçük damarları içeren katman olarak bilinir. @@ Sil ve kamçının temel yapısıdır. Ortada bir mikrotübül çifti ve bunu çevreleyen dokuz mikrotübül çiftinden oluşur. Çevredeki mikrotübül çiftleri birbirlerine "nexin" adı verilen yapılar ile bağlanmaktadır. Mikrotübül çiftlerinde bulunan dynein kolları, yapının hareketini sağlar. @@ Dokularda normal durumların dışında hava bulunmasına bağlı genişleme. Genellikle akciğerde görülür. Özellikle KOAH hastalarında rastlanma sıklığı yüksektir. @@ Memelilerde bulunan iki tip adipoz dokudan birisidir. Yetişkinlerde bulunan ana adipoz dokudur. Enerji deposu olarak kullanılır. Kasa kıyasla termal geçirgenliği daha az olduğu için ısı kaybını büyük oranda engellemektedir. Vücut sıcaklığının korunmasına yardım eder. @@ Memelilerde bulunan iki tip adipoz dokudan birisidir. Neredeyse bütün memeli gözelerinde bulunmaktadır. Sinir bakımından, beyaz adipoz dokusuna göre daha zengindir. Yenidoğanlarda ve kış uykusuna yatan türlerde, ısı yalıtımı sağlamak için daha sık görüldüğü bilinmektedir. Beyaz adipoz doku, vücutta yaygın olarak bulunmaktadır fakat kahverengi adipoz bölge, vücutta daha spesifik bölgelerde bulunmaktadır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- LADLE[İng.] / POCHE DE COULÉE[Fr.] / GIESSPFANNE[Alm.] ile/değil/yerine/= DÖKÜM POTASI
- CASTING[İng.] / COULÉE, MOULAGE[Fr.] / GUSSEISEN[Alm.] ile/değil/yerine/= DÖKÜM
- DOKÜMAN[Fr. < DOCUMENT] değil/yerine/= BELGE
- DOKÜMANTASYON[Fr. < DOCUMENTATION] değil/yerine/= BELGELEME
- DOKÜMANTER[Fr. < DOCUMENTAIRE] değil/yerine/= BELGESEL
- DÖKÜMLÜ ile DÖKÜMHANE
( FOUNDROUS vs. FOUNDRY )
( لجن زار ile چدن ريزي )
( LAJAN ZAR ile CHODAN RYZY )
- DOKUNMA!:
ÖZELİNE ve/||/<> ÖZÜRÜNE ve/||/<> KUTSALINA
- dol. urg.[Lat. < DOLORE URGENTE] değil/yerine/= AĞRI SIKIŞTIRINCA
- DOLAPDERE -ile
( Akağalar Kavşağı - Ergenekon Caddesi arasındaki semt. )
- DOLAYISIYLA ile/ve/değil/yerine ARACILIĞIYLA/VESİLESİYLE
- DOLAYISIYLA ile BU/O NEDENLE
- DOLAYISIYLA ile ÖYLE İSE
- DOLAYISIYLA ile/ve/değil/||/<> SONUÇ İTİBARI İLE
- DOLAYLI ile DOLAYLI NESNE ile DOLAYLI ile DOLAYLI OLARAK
( INDIRECT vs. INDIRECT OBJECT vs. INDIRECTION vs. INDIRECTLY )
( غيرمستقيم ile غير صريح ile به طور غير مستقيم ile ناراسته ile مفعول باواسطه ile غير مستقيمي ile غائبانه )
( GHYRAMASTEGHYM ile غير صريح ile BAH TUR GHYR MOSTEGHYM ile ناراسته ile MAFUL BAVASETEH ile GHYR MOSTEGHYMY ile غائبانه )
- FILLER[İng.] / CHANGE, MASTIC[Fr.] / FÜLLMASSE, GRUNDMASSE[Alm.] ile/değil/yerine/= DOLGU NESNESİ
- DOLİKOSEFAL[Fr. < DOLICHOCÉPHALE] değil/yerine/= UZUN KAFALI
- DÖLLENME ile ÇİÇEKLERDE DÖLLENME
( INSEMINATION vs. POLLINATION )
- DÖLLENME ile DÖLLENMESİZ ile DÖLLENMESİZ ÜREME
- DÖLLENME = İLKÂH = FÉCONDATION
- DÖLLENME ile MAYALANMA
( ZYGOSIS vs. ZYMOSIS )
- FILLED BAND[İng.] / BANDE REMPLIE[Fr.] / GEFÜLLTES BAND[Alm.] ile/değil/yerine/= DOLU BANT
- DOLUKMAK ile DOLUŞMAK ile DOLU/LUK ile DOLUM ile DOLUŞ ile DOLU SERPME
- DOM/DOME[İng.] değil/yerine/= KUBBE
- DOMAIN ile DOMENE
( Bölge. İLE Almaç bölgesi. )
- DOMESTİK[İng./Fr. < DOMESTIC/DOMESTIQUE] değil/yerine/= YEREL/İÇ, ÜLKE İÇİ
- DÖMİFİNAL[Fr. < DEMIFINALE] değil/yerine/= YARI FİNAL
- DOMİNANS/DOMINANCE[İng.] değil/yerine/= BASKINLIK
- DOMİNANT[Fr. < DOMINANTE] değil/yerine/= BASKIN
- DOMINATE :/yerine HAKİM OLMAK
- DOMING[İng.] değil/yerine/= KUBBELEŞME
- DONAMAK ile DON ile DONE ile DON YAĞI ile DON GÖMLEK
- DONANMA ile/||/<> KARAKA ile/||/<> KARAVELA ile/||/<> KIRLANGIÇ ile/||/<> KÖKE ile/||/<> MALAYA ile/||/<> KAPTAN-I DERYÂ ile/||/<> LEVEND ile/||/<> TERSANELİ
( Osmanlı Donanması ya da eski adıyla Donanma-yı Hümâyûn, Osmanlı Devleti'nin deniz kuvvetleri. XIV. yüzyılda kuruldu. Osmanlı Devleti, 1323 yılında Karamürsel'i fethederek denize ulaştı, Karamürsel Bey komutasında ilk donanma oluşturuldu veKocaeli'nde yapılan savaşlarda denizden destek sağlandı. 1327 yılında Karamürsel'de ilk Osmanlı tersanesi kuruldu ve böylece deniz gücünün kurumsallaşma çalışmaları başladı. Osmanlı donanmasında sıradüzensel düzene geçildi. İlk Kaptan-ı Derya(Donanma Komutanı), Karamürsel Bey oldu. 1337 yılında Kocaeli ele geçirildi. Böylece 1353 yılında gerçekleşecek olan Rumeli'ye geçişin önü açıldı. Bundan sonra donanmanın merkezi sırasıyla İzmit, Gelibolu ve son olarak da İstanbul oldu. İLE/||/<> Donanma da kullanılan ve ana güvertesi ile iki alt güvertesinde top bataryaları bulunan bir kalyon türü. İLE/||/<> Donanmanın büyük gemileri. İLE/||/<> Donanmada kullanılan bir tür küçük savaş gemisi. İLE/||/<> Osmanlı Donanmasında kullanılmış bir tür savaş gemisi. İLE/||/<> Vahdettin'in sığındığı İngiliz zırhlısı. İLE/||/<> Donanma komutanı. İLE/||/<> Deniz askeri. İLE/||/<> Deniz subay ve erlerine verilen ad. )
- DÖNDERMEK"/DÖNDERE DÖNDERE değil DÖNDÜRMEK/DÖNDÜRE DÖNDÜRE
- DÖNDÜRME ile YUVARLAMA
- IRREVERSIBLE[İng.] ile/değil/yerine/= DÖNDÜRÜLEMEZ
- DONE[Fr. < DONNÉE] değil/yerine/= VERİ
- DÖNE[Tr.] ile/ve/||/<> DONE[Fr.]
( Ad. İLE )
- DONE ile DONÖR
( veri. İLE Verici. )
- DONE[Fr.] değil/yerine/= VERİ
- DÖNEK ile DÖNME
- DÖNELMEK ile DÖNENMEK ile DÖNELEMEK ile DÖNEBİLMEK ile DÖNEK/LİK ile DÖNEL ile DÖNEM ile DÖNER ile DÖNEÇ ile DÖNEKÇE ile DÖNENCE ile DÖNERCİ/LİK ile DÖNENCELİ ile DÖNER AYNA ile DÖNER KAPI ile DÖNER KULE ile DÖNER KEBAP ile DÖNER SAHNE ile DÖNER KAVŞAK ile DÖNER SERMAYE
- PERIOD[İng.] / PÉRIODE[Fr.] / ZEITRAUM[Alm.] ile/değil/yerine/= DÖNEM, PERİYOT/PERİYOD
- DÖNEM ile İLK ÇAĞ/ANTİKİTE[Fr. ANTIQUITÉ]
( ... İLE Antik devir, ilk/eski çağ. | Eski Yunan/Roma uygarlıkları. )
- DÖNEMLER ile SİLİNEBİLİR ile SİLGİ ile SİLME
( ERAS vs. ERASABLE vs. ERASER vs. ERASING )
( اعصار ile پاک شدني ile پاک کن ile مداد پاک کن ile مرکب پاک کن ile امحاء )
( ASAR ile PAK SHODANY ile PAK KON ile MADAD PAK KON ile MARKAB PAK KON ile EMHA )
- BLOOMERY FURNACE[İng.] ile/değil/yerine/= DÖNER DEĞİRMEN (FIRIN ANLAMINA UYMUYOR, GENELDE "ÇİÇEKLENME FIRINI")
- DREHBESCHELUNGENGECHO METHODE[Alm.] ile/değil/yerine/= DÖNER VURUŞLU YANKI YÖNTEMİ
- DEVİR[Osm.] / CYCLE[İng.] / CYCLE[Fr.] / KREISLAUF, KREISPROZESS, ZYKLUS[Alm.] ile/değil/yerine/= DÖNGÜ, ÇEVRİM
- DÖNGÜ ile DÜZEN/DİZGE
( CYCLE/CYCLONE vs. SYSTEM )
- FREEZING TEMPERATURE[İng.] ile/değil/yerine/= DONMA SICAKLIĞI
- ROTATIONAL TRANSFORMATION[İng.] / TRANSFORMATION ROTATIONNELLE[Fr.] / ROTATIONSTRANSFORMATION[Alm.] ile/değil/yerine/= DÖNME DÖNÜŞÜMÜ
- ROTATION AXIS[İng.] / AXE DE LA ROTATION[Fr.] / DREHACHSE, ROTATIONSACHSE[Alm.] ile/değil/yerine/= DÖNME EKSENİ
- ROTATIONAL CONSTANT[İng.] / CONSTANTE DE ROTATION[Fr.] / ROTATIONSKONSTANTE[Alm.] ile/değil/yerine/= DÖNME SABİTİ
- ROTATION-REFLECTION AXIS[İng.] / DREHSPIEGELACHSE[Alm.] ile/değil/yerine/= DÖNME-YANSIMA EKSENİ
- DÖNME ile "DÖNME"
- DÖNME ile MÜHTEDÎ
- ROTATION[İng.] / ROTATION[Fr.] / DREHUNG, ROTATION[Alm.] ile/değil/yerine/= DÖNME
- SPIN-DENSITY WAVE[İng.] ile/değil/yerine/= DÖNÜ-YOĞUNLUK DALGASI
- DÖNÜM/LÜK ile DÖNÜMLERCE ile DÖNÜM NOKTASI
- DÖNÜŞ ile/değil DÖNÜŞTÜRME
- DÖNÜŞTÜRME ile DEVŞİRME
- DÖNÜŞTÜRME ve/||/<>/< DÜŞÜNME
- DÖNÜŞTÜRME ile/ve/değil/yerine/||/<> UYARLAMA
- CONVERSION[İng.] / CONVERSION[Fr.] / UMRECHNUNGS[Alm.] ile/değil/yerine/= DÖNÜŞÜM/DÖNÜŞTÜRME
- TRANSFORMATION HEAT[İng.] / CHALEUR DE LA TRANSFORMATION[Fr.] / UMWANDLUNGSWÄRME[Alm.] ile/değil/yerine/= DÖNÜŞÜM ISISI
- COMPENSATION DU DOPAGE[Fr.] ile/değil/yerine/= DOPİNG GİDERME
- DOPPLER WIDTH[İng.] / LARGEUR DOPPLER[Fr.] / DOPPLERBREITE[Alm.] ile/değil/yerine/= DOPPLER GENİŞLİĞİ
- TERBÎ[Osm.] / QUADRATURE[İng.] / QUADRATURE[Fr.] / KUADRATUR[Alm.] ile/değil/yerine/= DÖRDÜN
- QUATERNARY STRUCTURE[İng.] ile/değil/yerine/= DÖRDÜNCÜL YAPI
- DÖRDÜZ ile DÖRDÜZLEME ile DÖRDÜZ YUMRUCUKLAR
- DORSAL ile/||/<> TEGMENTUM[İng. TEGMENTUM OF THE MIDBRAIN] ile/||/<> TRİKÜSPİT KAPAKÇIK[İng. TRICUSPID VALVE]
( Bir hayvanın ya da hayvanın bir parçasının üst yüzeyi; yerde yatay duran bir canlının üst yüzeyi. @@ Orta beyin, ventral kısım yani tegmentum ve dorsal kısım yani tektum olarak ayrılabilir. Tegmentum tüm beyin sapı boyunca uzanır, üst kısmıysa orta beynin bir parçasını oluşturur. Hareketlerin koordinasyonunda ve ağrı işlemlerinde yer alan çekirdekleri içerir. Orta beyindeki tegmentumsa uyanıklıkta anahtar rol oynayan retiküler oluşum için bağlantılara sahiptir. @@ Triküspit kapak (veya sağ atriyoventriküler kapak) memeli kalbinin sağ dorsal tarafında, sağ ventrikülün üst kısmında bulunur. Valfin işlevi, sağ ventrikül kasılması sırasında kanın sağ ventrikülden sağ atriyuma geri akışını (yetersizliğini) önlemektir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- DÖRT İSTEK:
AÇGÖZLÜLÜK ile/ve/||/<>/> ÇEKİŞME ile/ve/||/<>/> GÖSTERİŞ ile/ve/||/<>/> GÜÇ TUTKUSU
- FOUR-LAYER DEVICE[İng.] / VIERSCHICHTBAUELEMENT[Alm.] ile/değil/yerine/= DÖRT KATMANLI AYGIT
- FOUR-LAYER DIODE[İng.] / VIERSCHICHTDIODE[Alm.] ile/değil/yerine/= DÖRT KATMANLI DİYOT
- CHAMP QUADRIPOLAIRE[Fr.] / QUADRUPOLFELD[Alm.] ile/değil/yerine/= DÖRT KUTUPLU ALAN
- LENTILLE QUADRIPOLAIRE[Fr.] / QUADRUPOLLINSE[Alm.] ile/değil/yerine/= DÖRT KUTUPLU MERCEK
- AMPLIFICATEUR QUADRIPOLAIRE[Fr.] / QUADRUPOLVERSTÄRKER[Alm.] ile/değil/yerine/= DÖRT KUTUPLU YÜKSELTEÇ
- APPAREIL À QUATRE-COUCHE[Fr.] ile/değil/yerine/= DÖRT TABAKALI AYGIT/CİHAZ
- DÖRT TARAFI "DENİZLERLE" değil DENİZLE KAPLI
- QUADRUPOLE, FOUR ENDED[İng.] / QUADRIPÔLE[Fr.] / VIERPOL[Alm.] ile/değil/yerine/= DÖRT UÇLU/DÖRTUÇAY
- DÖRT UNSUR ve/||/<> DÖRT MELEK(E)
- DÖRT YETİ:
CÂZİBE ve/> MÂSIKA ve/> HÂZIMA ve/> LÂMİA
- SYMÉTRIE TÉTRAÉDRIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= DÖRT YÜZLÜ SİMETRİ
- TÉTRAÈDRE[Fr.] ile/değil/yerine/= DÖRT YÜZLÜ
- STRUCTURE TÉTRAGONALE[Fr.] ile/değil/yerine/= DÖRTGEN YAPI
- DÖRTLEMEK ile DÖRT/LÜK ile DÖRTLÜ ile DÖRT BİR ile DÖRT GÖZ ile DÖRT YOL ile DÖRT AYAK ile DÖRT KÖŞE ile DÖRT BUCAK ile DÖRT İŞLEM ile DÖRT KAŞLI ile DÖRT YÜZLÜ ile DÖRT DÖRTLÜK ile DÖRTLÜ FİNAL ile DÖRT YOL AĞZI ile DÖRTLÜ GANYAN ile DÖRT AYAKLILAR ile DÖRT BAŞI MAMUR
- QUADRUPLE POINT[İng.] / POINTE QUADRIPOLAIRE[Fr.] / QUADRUPOL PUNKT[Alm.] ile/değil/yerine/= DÖRTLÜ NOKTA
- QUADRUPOLE MOMENT[İng.] / MOMENT QUADRUPOLAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= DÖRTUCAY MOMENTİ
- DELTOÈDRE[Fr.] ile/değil/yerine/= DÖRTYÜZLÜ
- HIGH TENSION, HIGH VOLTAGE[İng.] / HAUTE TENSION[Fr.] / HOCHSPANNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DORUK/EN YÜKSEK GERİLİM
- DORUK/ZİRVE[Ar.] ile TEPE
( Dorukta, tüm yollar, aşağı doğru götürür. )
( From the summit all roads lead downwards. )
( EVC, ŞÂHİKA ile ... )
( BERMÂL ile ... )
( SUMMIT vs. HILL/TOP )
- DOS/DENIAL OF SERVICE[İng.] değil/yerine/= İŞGÖRÜ(HİZMET/SERVİS) REDDİ
- DOST OL(A)MAYAN/A ile/değil/yerine DOST (OLAN/A, OLABİLEN/E)
( Yol ver. İLE/DEĞİL/YERİNE "Yaşamını ver." )
( KIYIM-KIYIM, KIYIL Kİ, DOST ÖNÜNE ÇIK(ABİL) )
- DOSTUNA, HERŞEYİ/Nİ ANLATMA! ve DÜŞMANINA, BÜYÜK/FAZLA HAKARET ETME!
( [ileride] Düşmanın olabilir. VE Dostun olabilir. )
( ...nın, yarısını göster, yarısını gösterme! )
- DOT İLE CROSS İLE TRİPLE ile/||/<> VEKTÖR ÇARPIMLARI
( Vektör işlem türleri. )
( Formül: a×b = |a||b|sinθ n )
- DEUTERON CAPTURE[İng.] / CAPTURE DEUTÉRON[Fr.] / DEUTERONGEFANGENNAHME, DEUTERONEINFANG[Alm.] ile/değil/yerine/= DÖTERON YAKALANMASI
- DEUTERIUM DISCHARGE TUBE[İng.] ile/değil/yerine/= DÖTERYUM BOŞALMA TÜPÜ
- TUBE À DÉCHARGE DE DEUTÉRIUM[Fr.] / DEUTERIUM-ENTLADUNGSGEFASS/ENTLADUNGSRÖHRE[Alm.] ile/değil/yerine/= DÖTERYUM BOŞALMALI TÜP
- DEUTERIUM LAMP[İng.] / DEUTERIUM LAMPE[Alm.] ile/değil/yerine/= DÖTERYUM LAMBASI
- DOUBLE BUBBLE ile DOUBLE-BLİND
( Çift kabarcık. İLE Çift kör. )
- DOUBLE :/yerine ÇİFT
- DOUBT :/yerine ŞÜPHE
- DÖVİZ ile/ve/değil/||/<> DÖVİZ[Fr. < DEVISE]
( Yabancı ülke parası. @@ Herhangi bir konuyu tanıtma, duyurma, propaganda yapma amacıyla üzerine yazı yazılmış bez ya da karton. )
- DÖVMEK ile DÖVME ile SAHTE İMZA ile SAHTEKÂR ile DÖVME ile AFFETMEK ile BAĞIŞLAMA
( FORGE vs. FORGED vs. FORGED SIGNATURE vs. FORGER vs. FORGING vs. FORGIVE vs. FORGIVENESS )
( کوره قالگري ile آهنگري کردن ile کوره آهنگري ile قلب کردن ile مجعول ile جعل ile جعلي ile قلب ile امضاء جعلي ile جاعل ile سند ساز ile جعل کننده ile ساخته کار ile جعل سند ile مغفرت کردن ile عفو کردن ile آمرزيدن ile مغفرت ile غفران ile عفو ile بخشايندگي ile بخشايش ile آمرزيدگي ile بخشش ile آمرزش )
( KOREH GHALGARY ile AHANGARY KARDAN ile KOREH AHANGARY ile GHALAB KARDAN ile MAJUL ile JAL ile JALY ile GHALAB ile EMZA JALY ile JAL ile SAND SAZ ile JAL KONANDEH ile SAKHTEH KAR ile JAL SAND ile MOGHAFARAT KARDAN ile OFO KARDAN ile AMARZYDAN ile MOGHAFARAT ile GHAFARAN ile OFO ile بخشايندگي ile BAKHSHAYSH ile AMARZYDEGY ile BAKHSHESH ile AMARZESH )
- DOWN-REGULATION değil/yerine/= AZALTARAK DÜZENLEME
- MEŞBÛ MAHLÛL[Osm.] / SOLUTION SATURÉE[Fr.] / GESÄTTIGTE LÖSUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DOYGUN ÇÖZELTİ
- SATURATION[İng.] / SATURÉE[Fr.] / GESÄTTIG[Alm.] ile/değil/yerine/= DOYGUN/LUK
- SATURATION RESISTANCE[İng.] / RÉSISTANCE DE SATURATION[Fr.] / SÄTTIGUNGSWIDERSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= DOYMA DİRENCİ
- TEVETTÜR-İ İŞBÂ[Osm.] / SATURATION VOLTAGE[İng.] / TENSION DE SATURATION[Fr.] / SÄTTIGUNGSSPANNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DOYMA GERİLİMİ
- SATURATED VAPOR PRESSURE[İng.] / PRESSION DE VAPEUR SATURANTE[Fr.] / GESÄTTIGTEDAMPFESDRUCK[Alm.] ile/değil/yerine/= DOYMUŞ BUHAR BASINCI
- SATURATED DIODE[İng.] / DIODE SATURÉE[Fr.] / GESÄTTIGTEDIODE[Alm.] ile/değil/yerine/= DOYMUŞ DİYOT
- SATURATED CALOMEL ELECTRODE (SCE)[İng.] ile/değil/yerine/= DOYMUŞ KALOMEL ELEKTROT (DKE)
- SATURATED SPECIFIC HUMIDITY[İng.] / HUMIDITÉ SPÉCIFIQUE SATURÉE[Fr.] / GESÄTTIGTESPEZIFISCHEFEUCHTIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= DOYMUŞ ÖZGÜL NEM
- DOYMUŞ YAĞ ASİDİ(SATURE) ile/yerine DOYMAMIŞ YAĞ ASİDİ(UNSATURE)
( Karbon atomları, birbirine tek bağ ile bağlanmış ve hidrojenle doyurulmuş olan yağ asitleri. Hayvansal olan sert yağlarda oranı yüksektir. İLE/YERİNE Karbon atomlarının bazılarında çift bağ bulunan ve hidrojenle doyurulmamış yağ asitleri. Bitkisel sıvı yağlarda oranı yüksektir. )
- DOYURMAK ÜZERE ile/ve/değil/yerine HAREKETE GEÇİRMEK
- İŞBA ETMEK[Osm.] / TO SATURATE[İng.] / SÄTTIGEN[Alm.] ile/değil/yerine/= DOYURMAK
- DOSE EQUIVALENT[İng.] / ÉQUIVALENT DE DOSE[Fr.] / ÄQUIVALENTDOSIS[Alm.] ile/değil/yerine/= DOZ EŞDEĞERİ
- DOSE RATE[İng.] / VITESSE DE DOSE[Fr.] / DOSISGESCHWINDIGKEIT, DOSISLEISTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DOZ HIZI
- DOSE[İng.] / DOSE[Fr.] / DOSIS[Alm.] ile/değil/yerine/= DOZ
- DOZ ile DOZAJ ile DOZE ETMEK ile DOZİMETRE
( verit, ölçü. İLE Kullanım ölçüsü, düzem. İLE Ölçüsünü ayarlamak. İLE Işınölçer. )
- DOZ[İng. DOSE] ile DÜZE/SEVİYE
( DOSE vs. LEVEL )
- DOZAJ/DOSAGE[İng.] değil/yerine DOZLAMA/DÜZEM
( Bir bileşiğe ya da bir karışıma girecek madde miktarlarının belirtilmesi. )
- DOZEN :/yerine DÜZİNE
- DOSEMETER[İng.] / DOSIMÈTRE[Fr.] / DOSISMESSGERÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= DOZÖLÇER, DOZ ÖLÇÜM AYGITI
- DRAKE DENKLEMİ İLE FERMİ PARADOKSU İLE YAŞANABİLİR BÖLGE ile/||/<> DÜNYA DIŞI YAŞAM
( Evrendeki yaşam olasılığı kavramları. )
( Formül: N = R* × fp × ne × fl × fi × fc × L )
( Frank Drake tarafından 1961 yılında keşfedildi/formüle edildi. )
- DRAM[Fr. < DRAME]/DRAMA ile TRAJEDİ[Fr. < Yun. TRAGEDIE]
( Sahnede oynanmak için yazılmış oyun, drama. | Acıklı, üzüntülü olayları, bazen güldürücü yönlerini de katarak konu alan sahne oyunu ya da televizyon filmi. | Tiyatro yazını. | Acıklı olay. İLE Konusunu efsanelerden ya da tarihsel olaylardan alan, acıklı sonuçlarla bağlanan bir tür tiyatro yapıtı, facia. | Üzücü iki [ve üzeri] olmazın biraradalığı. )
- DRAMATICALLY :/yerine ÇARPICI BİÇİMDE
- DRAWBACK vs. INCONVENIENCE
- DRINKABLE vs. POTABLE
- DRIVE :/yerine SÜRMEK
- DROP vs. LEAVE
- DRUPA, TEK ÇEKİRDEKLİ ETLİ MEYVE = SİMÂR-I TUFFÂHÎYE-İ MÜLTEZİKATÜ'N-NEVÂT = MÉLONIDE À NUCULES, DRUPE
- DUA (İLE) ile/ve/değil/yerine/||/<>/< DOĞA (İLE)
- DUA:
MUHTAÇ ETME! ile/ve/değil/yerine/||/<> MAHÇUB ETME!
- DUA:
MUHTAÇ ETME! ile/ve/değil/yerine/||/<> YÜK ETME!
- DUA TEPE değil/< KEKİK TEPE
- DUÂ'[Ar.] ile MES'ELE[Ar.]
- DUA ve/||/<> YÖNELME
- DUAL SPACE ile/||/<> BİDUAL SPACE
( Dual X* linear functional, bidual X** double dual. )
( Formül: Linear functionals İLE double dual )
- DUAL SPACE ile/||/<> PRİMAL SPACE
( Dual V* lineer fonksiyonlar, primal V orijinal uzay. )
( Formül: Linear functionals İLE original )
- DUAL ile DUBLE ile DUPLİKASYON
( İkili. İLE Çift, iki kez, iki kat. İLE İkilenme. )
- DUAL/DUBLE ile/||/<> DUPLİKASYON ile/||/<> DİVALAN
( İkili/çift. İLE/VE/|| İkileşme. İLE/VE/|| İki değerli. )
- DÜALİST[Fr. < DUALISTE] değil/yerine/= İKİCİ
- DUALİTE değil/yerine/= EŞLEKLİK/İKİLİK/İKİLLİK/İKİLEM
- İKİLİK/İKİLEM/DUALİTE ile HİYERARŞİ
- DÜALİZM[Fr. < DUALISME] değil/yerine/= İKİCİLİK
- DUATEPE :
( Rumelihisar'ın üst kısımlarında bulunuyor. Boğaza hakim noktadadır. )
- DUBLE/DOUBLE[İng.] değil/yerine/= ÇİFT
- DUBLE ile DUBLE YOL ile DUBLE PAÇA ile DUBLE PAÇALI
- DUBLEKS ile DUBLEKS DAİRE
- DUDAK, DUDAKSI PETAL = ŞEFE = LÈVRE
- DUDAKLI KOROLLA = TÜVEYC-İ ŞEFEVÎ = COROLLE LABIÉE
- DÜDÜKLEMEK ile DÜDÜK ile DÜDÜKLÜ ile DÜDÜKÇÜ/LÜK ile DÜDÜK MAKARNASI ile DÜDÜKLÜ TENCERE
- DUE :/yerine VADESİ DOLMUŞ, NEDENİYLE
- DÜĞME ile/ve BENDENE[Fars.]
- DÜĞME ile/ve ÇITÇIT
- DÜĞME ile DÜĞMEYE BENZER ile DÜĞMELİ ile İLİK ile İLİK ile DÜĞMELİ
( BUTTON vs. BUTTON-LIKE vs. BUTTONED vs. BUTTONHOLE vs. BUTTONHOOK vs. BUTTONY )
( دکمه بستن ile تکمه انداختن ile تکمه کردن ile تکمه ile دکمه ile دکمه کردن ile دکمه اي ile دکمه دار ile دکمهدار ile مادگي ile سگک دکمه ile قلاب دکمه ile دکمهاي )
( DOKMEH BASTAN ile TAKMEH ANDAKHTAN ile TAKMEH KARDAN ile TAKMEH ile DOKMEH ile DOKMEH KARDAN ile DOKMEH AY ile DOKMEH DAR ile DOKMEHDAR ile مادگي ile SAGAK DOKMEH ile GHALAB DOKMEH ile DOKMEHYAY )
- DÜĞME ile KANCA/KOPÇA[Bulgarca]/AGRAF[Fr. < AGRAFE]
- NODAL PLANE[İng.] / KNOTEN FLÄCHE[Alm.] ile/değil/yerine/= DÜĞÜM DÜZLEMİ
- NODE[İng.] / NŒUD[Fr.] / KNOTEN[Alm.] ile/değil/yerine/= DÜĞÜM
- DÜĞÜN ÇİÇEĞİ/TURNAAYAĞI/SÜTLÜCE ile AVCI OTU
( Düğün çiçeğigillerin örnek bitkisi. İLE Düğün çiçeğigillerden, kokusuz, parlak zehirli bir bitki. )
( DÜĞÜNÇİÇEĞİGİLLER: İki çeneklilerden, bazı türleri süs bitkisi olarak kullanılan bir aile. )
( RANUNCULUS cum ADONIS )
- DUHULİYE ile DUHULİYE KARTI
- DUKKHA[Palice] -ile
( Acı, ıstırap, doğum, yaşlanma, hastalık, ölüm... Dört yüce gerçekten biri. Buda'nın öğretisiyle acı~ıstıraptan kurtulmanın yolu bulunabilir.
1. Dukha dukkha: Sıradan acı çekme.
2. Viparinama dukkha: Değişimlerden dolayı acı çekme.
3. Samkhara dukkha: Koşullanmalardan dolayı acı çekme. )
- DUMAN ile BUHÂR[: Buğu. Ar. çoğ. EBHİRE]
( Bir maddenin yanması ile çıkan ve içinde katı zerrelerle buğu bulunan kara ya da esmer renkli gaz. | Havalanan ince tozların ya da sisin havada oluşturduğu bulanıklık. İLE Bir kritik sıcaklığın altında gaz fazına geçen ve sıcaklığı düşürmeksizin, sadece basıncın artırılmasıyla sıvılaştırılabilen özdek/madde. )
( ... avec LA VAPEUR )
( ... mit DAMPF )
( SMOKE vs. STEAM )
- SMOKE[İng.] / FUMÉE[Fr.] / RAUCH, DUNST[Alm.] ile/değil/yerine/= DUMAN
- DÜMBÂL/E[Fars.] ile DÜNB/E[Fars.]
( Kuyruk. İLE Kuyruk. )
- DÜMDÜZ ile/ve/||/<> TEKDÜZE
- DÜNDEN ile DÜNDEN ÖLMÜŞ ile DÜNDEN BUGÜNE
- DÜNÜŞGE[Kençek] ile TERE
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Yabani tere. İLE ... )
- DÜNYA(") ile/ve/=/||/<>/> ÇEVRE
- DÜNYA ve/ TÜRKİYE ve/ İSTANBUL ve/ FATİH
( Gövde. VE Yüz. VE Göz. VE Gönül. )
- DÜNYA = WORLD[İng.] = MONDE[Fr.] = WELT[Alm.] = MUNDUS[Lat.] = MUNDO[İsp.]
- DÜNYANIN DÖNÜŞ HIZI:
KENDİ ÇEVRESİNDE ile/ve/||/<>/> GÜNEŞİN ÇEVRESİNDE
( [saatte] 1670 km. İLE/VE/||/<>/> 107.627 km. hızla [yılda 2.6 milyon km.] )
(1996'dan beri)