E ile biten FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 20.315 başlık/FaRk ile birlikte,
20.315 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(19/83)
- DERECE ile/ve DEĞER/LENDİRME
( DEGREE vs./and VALUE/EVALUATION )
- DERECE ile DERECE
( DEGREE vs. DEGREES )
( پايه ile زينه ile درجه ile درجه زاويه ile مدرک ile مدارج )
( PAYYEH ile زينه ile DARJEH ile DARJEH ZAVYYEH ile MADRAK ile MADARJ )
- DERECE ile/ve DEREKE
- DERECE ile/ve/değil EŞİK
- GRAD[Alm.] ile/değil/yerine/= DERECE
- DERECE ile GRADO[İt.]
( ... İLE Bir sıvının içindeki alkol derecesi. )
- DERECE ile KERE/KEZ
( DEGREE vs. TIMES )
- DERECE ile SEVİYE
( DEGREE vs. LEVEL )
- DERECELENDİRME ile SEVİYE
( GRADATION vs. GRADE )
( درجه بندي ile نمره دادن ile دانشپايه ile پايه ile درجه بندي کردن ile نمره )
( DARJEH BANDY ile NAMREH DADAN ile DANESHPAYYEH ile PAYYEH ile DARJEH BANDY KARDAN ile NAMREH )
- CALIBRATED PIPET[İng.] / PIPETT JAUGÉE[Fr.] / MESS PIPETTE[Alm.] ile/değil/yerine/= DERECELİ PİPET
- DERECE/TERMOMETRE değil/yerine/= DİZİLGE/SICAKLIKÖLÇER
- DEREPRES(S)E ile DEREPRESYON
( Baskıdan kurtulmuş. İLE Baskının kalkması. )
- DERGİ ile/ve/||/<>/> DÜŞÜNCE
- DERİ ile DERİ ÇANTA ile DERİ ile DERİ ÇANTA ile DERİ ŞİŞE ile DERİ MASA
( LEATHER vs. LEATHER BAG vs. LEATHERN vs. LEATHERN BAG vs. LEATHERN BOTTLE vs. LEATHERN TABLE )
( قيش چرمي ile چرمي کردن ile چرم ile بند چرمي ile کيسه چرمي ile چرمينه ile بشکل چرم ile انبانه ile مشک ile نطع )
( GHYSH CHARAMY ile CHARAMY KARDAN ile CHARAM ile BAND CHARAMY ile KYSEH CHARAMY ile CHARAMYNAH ile BESHEKL CHARAM ile انبانه ile MOSHK ile نطع )
- DERİN DÜŞÜNME ve/<> TAHAMMÜL
( CONTEMPLATION and/<> ENDURANCE )
- DERİNDEN ile DERİNDEN DERİNE
- DERİNLEŞME ile/ve/||/<> KALICILAŞMA
- DERİNLEŞTİRME ile/ve/||/<> DUYARLILAŞTIRMA
- DERİNLETMEK ile DERİNLEŞMEK ile DERİNLEŞTİRMEK ile DERİNLEŞEBİLMEK ile DERİNLEŞTİRİLMEK ile DERİNLEŞTİRİLEBİLMEK ile DERİN/LİK ile DERİNCE ile DERİN UYKU ile DERİNLİKLİ ile DERİN DERİN ile DERİNLİKSİZ ile DERİN DEVLET ile DERİN SOĞUTMA ile DERİN SOĞUTUCU ile DERİN DONDURUCU ile DERİNLİK ÖLÇÜMÜ ile DERİNLİK KAYAÇLARI
- Derinliği DİNLE!!!
- DERİNLİK ile/ve/değil EVRE
- KESİF[Osm.] / CONCENTRATED[İng.] / CONCENTRÉ[Fr.] / KONZENTRIERT[Alm.] ile/değil/yerine/= DERİŞİK
- CONCENTRATION GRADIENT[İng.] / GRADIENT DE CONCENTRATION[Fr.] / KONZENTRATIONSGEFÄLLE[Alm.] ile/değil/yerine/= DERİŞİM GRADYANI
- KESÂFET[Osm.] / DENSITY[İng.] / CONCENTRATION, DENSITÉ[Fr.] / KONZENTRATION[Alm.] ile/değil/yerine/= DERİŞİM, YOĞUNLUK, KONSANTRASYON
- CONCENTRER[Fr.] / KONZENTRIEREN[Alm.] ile/değil/yerine/= DERİŞTİRME
- DERİVASYON/DERIVATION[İng.] değil/yerine/= ELEKTRİK GERILIM FARKI | TÜRETME
- DERİVASYON ile DERİVATİF/DERİVE
( Türev, türeme, türetme, köken. İLE Türev, türemiş. )
- DERİVATİF/DERIVATIVE[İng.] değil/yerine/= TÜREMIŞ
- DERIVE :/yerine TÜRETMEK, ALMAK
- DERLEME ile DERLEMECİ/LİK
- DERLEME ile DERLEMEK ile DERLEYİCİ ile DERLEYİCİ DİREKTİFİ ile DERLEYİCİ OLUŞTURUCU ile DERLEYİCİ DİLİ ile DERLEME
( COMPILATION vs. COMPILE vs. COMPILER vs. COMPILER DIRECTIVE vs. COMPILER GENERATOR vs. COMPILER LANGUAGE vs. COMPILING )
( تدوين ile همگرداني ile همگرادني کردن ile مدون کردن ile مولف ile همگردان ile رهنمود همگرداني ile مولد همگردان ile زبان همگرداني ile تاليف )
( TADOYNE ile CPEHMGARDANY ile CPEHMGARADANY KARDAN ile MODON KARDAN ile MOLF ile CPEHMGARDAN ile RAYANEMUD CPEHMGARDANY ile MOLD CPEHMGARDAN ile ZABAN CPEHMGARDANY ile TALYFE )
- DERLEME ile KOLAJ
- DERMATOLOG[Fr. < DERMATOLOGUE] değil/yerine/= CİLDİYECİ
- DERMATOLOJİ[Fr. < DERMATOLOGIE] değil/yerine/= CİLDİYE
- DERMATOLOJİK[Fr. < DERMATOLOGIQUE] değil/yerine/= DERMATOLOJİ İLE İLGİLİ
- DERMİS ile/||/<> EPİDERMİS ile/||/<> HİPODERMİS[İng. HYPODERMIS] ile/||/<> MELANOSİT[İng. MELANOCYTE] ile/||/<> PETEŞİ[İng. PETECHIA]
( Epidermisin altında bulunan ve gerçek deriyi oluşturan; kılcal kan damarları, sinir uçları, ter bezleri, kıl folikülleri ve diğer yapıları içeren kalın canlı doku tabakası. @@ Cildin gözle görülebilen ve vücut için koruma sağlamaya çalışan ince, dış tabakasıdır. Derinin bu kısmı herhangi bir kan damarı içermez ve bu nedenle, besinlere erişim sağlamak ve atıkları atmak için doğrudan epidermisin altında bulunan derinin tabakası olan dermise bağımlıdır. @@ Deri altı katı. Dermis katının altındaki yağ dokudan zengin gevşek bağ dokudan yapılmış kat. @@ Epidermis katmanı gözeleri arasında melanin pigmenti içeren ve derinin rengini veren gözeler. @@ Epidermisin altında küçük kan sızıntısının neden olduğu ufak benek, nokta.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- DERSHANE ile DERSHANECİ/LİK
- DERT ile/ve/yerine NEŞE
( Paylaştıkça, azalır. İLE/VE Paylaştıkça, artar. )
- DERTLERİNİ PAYLAŞMAK ile TAZİYE ile KOMİSER ile KOMİSERLİK ile KOMİSYON ile KOMİSYON ÜCRETİ ile ARABULUCULUK ile ORTAK
( COMMISERATE vs. COMMISERATION vs. COMMISSAR vs. COMMISSARIAT vs. COMMISSION vs. COMMISSION FEE vs. COMMISSURE vs. COMMISURAL )
( اظهار تاسف کردن ile اظهارتاسف ile کميسر ile کميساريا ile کميسيون ile حقالعمل کار ile کارمزد ile ماموريت دادن ile حقالعمل ile محل تلاقي ile درزي )
( EZEHAR TASEF KARDAN ile EZEHARTASEF ile KAMYSAR ile کميساريا ile KAMYSYVAN ile HAGHALEMAL KAR ile KARAMZAD ile MAMORYT DADAN ile HAGHALEMAL ile MOHAL TALAGHY ile درزي )
- DERT/LEŞME ile/ve "DERS" (ÇIKARMAK)
- DER-UHDE[Fars.] değil/yerine/= ÜSTÜNE ALMA, YÜKLENME
- Dervişlik için DİNLE!!!
- DERVİŞ/LİK ile DERVİŞÇE
- Dervişlikte DİNLE!!!
- DERZLEME ile/ve/değil/||/<> İNCE DERZLEME
- DEŞARJ[Fr. < DÉCHARGE] değil/yerine/= BOŞALMA. | RAHATLAMA
- DEŞARJ/DISCHARGE[İng.] değil/yerine/= BOŞALIM
- DESCARTES ile/ve/||/<>/< VIETE
( ... İLE/VE/||/<>/< Descartes'in hocası. )
- DESCRIBE :/yerine TANIMLAMAK
- DESCRIPTIVE KNOWLEDGE[İng.] değil/yerine/= BETİMLEME BİLGİSİ
( Betimleme yoluyla edinilen bilgi ile tanışıklık yoluyla edinilen bilgi, Russell’ın yaptığı bir ayrım olmakla birlikte kendi felsefesinde de önemli bir konumdadır. Betimleme bilgisi, fizik nesneye yönelik deneyimin dolaylı olması bakımından edinilen bilgiyi ifade etmektedir. Deneyimlediğimiz fizik nesneye yönelik duyu verilerini, çevredeki başka nesnelerin duyu verileriyle birlikte, belirli bir dolayımın içinde alımlarız. Böylelikle çeşitli duyu verilerinin işlenmesi sonucunda fizik nesneyi kurarız. Örneğin masa, belirli duyu verilerinin işlenmesi doğrultusunda elde edilen bir fizik nesne olarak karşımıza çıkmaktadır. Bunu söylemenin olanağı da betimleme yoluyla edinilen bilgiden geçmektedir. Herhangi bir fizik nesneyle ilgili bilgiye sahip olmak için, tanışıklık yoluyla edindiğimiz bilgilerden hareketle, onun diğer nesnelerle bağlantısını kurarız. Bu bağlamda fizik nesnenin bilgisi, dolaysız bir biçimde ulaşılabilen bir bilgi değildir. Fizik nesneye dair bilgimiz, deneyimlerimize dayanmaktadır. Bu nedenle Russell, fizik nesnenin ‘gerçekte’ ne olduğunu bilemeyeceğimizi ancak betimleme bilgisine sahip olduğumuzu dile getirmektedir. Bu durumda betimleme bilgisi, fizik nesneye yönelik dolaylı bilgiyi ifade etmektedir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- DESEN ile/ve DAİRE/GEOMETRİ/NESNE
( NOKTA-ÇİZGİ ile/ve NOKTA-ALAN )
- DESERVE :/yerine HAK ETMEK
- DECIBELMETER[İng.] / DÉCIBELMÈTRE[Fr.] / DEZIBELMESSER[Alm.] ile/değil/yerine/= DESİBELÖLÇER
- DEŞİFRE değil/yerine/= GİZİ ÇÖZÜLMÜŞ
- HOLE TRAP[İng.] / PIÈGE À TROUS[Fr.] / BOHRUNG-FALLE[Alm.] ile/değil/yerine/= DEŞİK TUZAĞI
- DESICCATOR[İng.] / DESSICCATEUR[Fr.] / EXPONENTIELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= DESİKATÖR
- DESIRE :/yerine ARZU, İSTEMEK
- DESKUAMASYON değil/yerine/= DÖKÜLME
- DESPERATE :/yerine ÇARESİZ
- DESPITE :/yerine RAĞMEN
- DESPOTİK[Fr. < DESPOTIQUE] değil/yerine/= DESPOTÇA
- DESPOTİZM[Fr. < DESPOTISME] değil/yerine/= DESPOTLUK, İSTİBDAT
- DESTÂN[Fars.]/EPOPE[Fr. < Yun.] değil/yerine/= OZYIR
- DESTE ile DÜZİNE
( 10 ile 12 )
- SUPPORTING ELECTROLYTE[İng.] / ÉLECTROLYTE SUPPORT[Fr.] / LEITSÄTZE[Alm.] ile/değil/yerine/= DESTEK ELEKTROLİTİ
- DESTEKLEME ile/ve/||/<>/> BÜTÜNLEŞTİRME
- DESTEKLEME ile/ve/||/<> DENGELEME
- DESTEKLEME ile/ve/||/<> KOLLAMA
- DESTEKLEME ile ÖNCELLEME
( TO SUPPORT vs. TO PRECEDE )
- DESTELEMEK ile DESTEKLEMEK ile DESTELENMEK ile DESTELETMEK ile DESTEKLENMEK ile DESTEKLETMEK ile DESTEKLEŞMEK ile DESTELEYEBİLMEK ile DESTEKLENEBİLMEK ile DESTEKLEYEBİLMEK ile DESTE ile DESTEK ile DESTECİ/LİK ile DESTEKLİ/LİK ile DESTEKÇİ/LİK ile DESTEKSİZ/LİK ile DESTEK DOKU ile DESTEK OYUN ile DESTEKLİ BÜTÇE ile DESTEKLEME ALIMI
- DESTINY vs./and COINCIDENCE
- DESTRÜKTİF/DESTRUCTIVE[İng.] değil/yerine/= YIKICI
- DETAIL vs. NUANCE
- DETANT[Fr. < DÉTENTE] değil/yerine/= YUMUŞAMA
- DETERIORATE vs. DEGENERATE
- DETERMİNAN/T ile DETERMİNASYON ile DETERMİNE ile DETERMİNE ETMEK
( Belirleyen, belirleyici. İLE Belirlenim, belirleme, belirleyicilik. İLE Belirlenmiş, belirli. İLE Belirlemek. )
- DETERMİNANT ile/||/<> TRACE
( Determinant hacim çarpan İLE trace köşegen toplamı. )
( Formül: det(A) İLE tr(A) )
- DETERMİNASYON/DETERMINATION[İng.] değil/yerine/= BELİRLEME
- DETERMINATION vs. INSISTENCE
- DETERMINE :/yerine BELİRLEMEK
- DETERMİNİZM[Fr. < DÉTERMINISME] değil/yerine/= BELİRLENİMCİLİK
- DETONE[Fr. < DÉTONNÉ] değil/yerine/= KUSURLU
- DETONE ile/ve/değil SURTONE
( Eşik altına düşürmek. İLE/VE/DEĞİL Eşik üstüne çıkarmak. )
- DEVALÜASYON/DEVALUATION[İng.] değil/yerine/= DEĞERSİZLEŞTİRME
- DEVALÜE ile DEVALÜASYON
- DEVAM ETMELİ!
YAŞAMAYA ve/||/<>/> SEVMEYE ve/||/<>/> GÜLMEYE :)
- DEVAM ETTİRME ile SÜREKLİLİK
- DEVAMEN değil/yerine/= SÜREYİNDE
- DEVE ile ÂNİS[Ar.]
( ... İLE Büyük ve şişman deve. [Yaşlı kız. | Yaşlı bekâr.] )
- DEVE ve AT
( HUFF Ü HÂFİR )
- DEVE/TEVE[dvnlgttrk] ile BERCÎS[Ar./Fars.]/BİRCÎS[Ar.]
( ... İLE Sütü çok olan deve. | Müşterî[Sakıt, Erendiz, Jüpiter, Mars] denilen yıldız. )
- DEVE ile DEHN
( ... İLE Az süt veren deve. )
- DEVE ile DEVE SÜRÜCÜSÜ
( CAMEL vs. CAMEL DRIVER )
( سار ile اشتر ile هيون ile جمل ile شتر ile ساربان )
( SAR ile ESHTAR ile هيون ile JOML ile SHTAR ile SARBAN )
- DEVE ile ENBÜRE
( ... İLE Tüyü dökülmüş deve. )
- DEVE ile GUNAKO
( ... İLE Patagonya devesi. )
- DEVE ile/ve/değil HALAT
- DEVE ile KAYGIN
( ... İLE Gebe deve. )
- DEVE ile LÛK[Fars.]
( ... İLE Kısa tüylü, yük devesi. )
- DEVE ile/ve MUT
( 20 Teneke. İLE/VE 20 Kile. 50 şiniklik[8 kilo] tahıl ölçeği. )
( ... İLE/VE MÜDD: Mut, kara mut, batman türünden bir ölçek. )
- DEVE ile NÂB[Ar.]
( ... İLE Yaşlı deve. )
- DEVE ile SÂİBE[Ar.]
( ... İLE Başıboş bırakılmış hayvan, dişil deve. )
- DEVE ile SAMBURU DEVESİ
- DEVE ile TÜLÜ
( ... İLE Güreşçi eril deve. )
( Afrika ve Arap çöllerinin simgeleri olsa da deve, Amerika kökenlidir. Atlar ve köpekler gibi, develer de 20 milyon yıl önce Amerika'nın otlaklarında evrildi. Bu hayvanlar, o zamanlar, bildiğimiz haliyle hörgüçlü yük hayvanları olmaktan çok zürafaya ya da ceylana benziyordu. Bering kara köprüsünden Asya'ya 4 milyon yıl önce geçtiler. )
( CAMELUS cum ... )
- DEVEKUŞUNA:
UÇ! DENİLİNCE ve/||/<> KOŞ! DENİLİNCE
( Ben, "deveyim" demiş. VE/||/<> Ben, "kuşum" demiş. )
( "İşimize geldiği gibi yaşama"nın, zavallılık seviyesindeki yansıması. )
- DEVELOPMENT :/yerine GELİŞME
- DEVICE vs. DEVISE
- DEVICE :/yerine CİHAZ
- DEVİM/HAREKET:
NESNEDE ile/ve/||/<>/> ZİHİNDE ile/ve/||/<>/> HEM, HEM DE | NE, NE DE (NESNEDE/ZİHİNDE)
- DYNAMIC FLUIDITY[İng.] / FLUIDITÉ DYNAMIQUE[Fr.] / DYNAMISCHE FLIESSFÄHIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= DEVİNBİLİM/DİNAMİK AKIŞKANLIK
- NESNE/İLKE:
DEVİNEN ile/ve/||/<> DEVİNDİREN
- DYNAMIC SYMMETRY[İng.] / SYMÉTRIE DYNAMIQUE[Fr.] / DYNAMISCHES SYMMETRIE[Alm.] ile/değil/yerine/= DEVİNGEN/DİNAMİK BAKIŞIM/SİMETRİ
- DYNAMIC PRESSURE[İng.] / PRESSION DYNAMIQUE[Fr.] / DYNAMISCHER DRUCK[Alm.] ile/değil/yerine/= DEVİNGEN/DİNAMİK BASINÇ
- DYNAMIC SIMILARITY[İng.] / SIMILARITÉ DYNAMIQUE[Fr.] / DYNAMISCHE ÄHNLICHKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= DEVİNGEN/DİNAMİK BENZERLİK
- DYNAMIC ANALOGY[İng.] / ANALOGIQUE DYNAMIQUE[Fr.] / DYNAMISCHES ANALOGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= DEVİNGEN/DİNAMİK BENZETME/BENZEŞİMİ
- DYNAMIC VARIABLE[İng.] / VARIABLE DYNAMIQUE[Fr.] / DYNAMISCHE VARIABLE[Alm.] ile/değil/yerine/= DEVİNGEN/DİNAMİK DEĞİŞKEN
- DYNAMIC RESISTANCE[İng.] / RÉSISTANCE DYNAMIQUE[Fr.] / DYNAMISCHER WIDERSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= DEVİNGEN/DİNAMİK DİRENÇ
- DYNAMIC SENSITIVITY[İng.] / SENSIBILITÉ DYNAMIQUE[Fr.] / DYNAMISCHE EMPFINDLICHKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= DEVİNGEN/DİNAMİK DUYARLILIK
- DYNAMIC REGULATOR[İng.] / RÉGULATEUR DYNAMIQUE[Fr.] / DYNAMISCHER REGLER[Alm.] ile/değil/yerine/= DEVİNGEN/DİNAMİK DÜZENLEYİCİ
- DYNAMIC IMPEDANCE[İng.] / IMPÉDANCE DYNAMIQUE[Fr.] / DYNAMISCHE SCHEINWIDERSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= DEVİNGEN/DİNAMİK EMPEDANS
- DYNAMIC CHARACTERISTIC[İng.] / CARACTÉRISTIQUE DYNAMIQUE[Fr.] / DYNAMISCHE CHARAKTERISTIK[Alm.] ile/değil/yerine/= DEVİNGEN/DİNAMİK KARAKTERİSTİĞİ
- DYNAMIC METER[İng.] / MÈTRE DYNAMIQUE[Fr.] / DYNAMISCHE METER[Alm.] ile/değil/yerine/= DEVİNGEN/DİNAMİK METRE
- MEBHAS-ÜL HAREKÂT[Osm.] / DYNAMIQUE[Fr.] / BEWEGUNGSLEHRE[Alm.] ile/değil/yerine/= DEVİNGEN/DİNAMİK
- KINEMATICS[İng.] / CINÉMATIQUE[Fr.] / KINEMATIK[Alm.] ile/değil/yerine/= DEVİNİM BİLGİSİ, KİNEMATİK
- KUDRET-İ HAREKÂT[Osm.] / KINETIC ENERGY[İng.] / ÉNERGIE CINÉTIQUE[Fr.] / KINETISCHE ENERGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= DEVİNİM ENERJİSİ/KİNETİK ENERJİ
- KINETIC PRESSURE[İng.] ile/değil/yerine/= DEVİNİMSEL BASINÇ
- DEVİNME ile DEVİNME OLAYI
- PRECESSION[İng.] ile/değil/yerine/= DEVİNME
- DEVİR değil/yerine/= GEÇİRİLME
- DEVİR ile SİLSİLE
- DEVİRLER:
GELİŞME ve OLGUNLUK ve ORTA YAŞLILIK ve YAŞLILIK
( Yaklaşık 30 yaşa kadar olan devir. VE Yaklaşık 35'lerden 40'a kadar olan devir. VE Yaklaşık 60 yaşlarına kadar uzanan devir. VE Hayat merkezlerinin tedricen zayıflamaya başladığı ölüme kadarki devir. )
- DEVLET/TOPLUM:
[ya]İSTİKLÂL ya da CUMHUR (ÜZERE)
- DEVLET ile/ve/<> BAHÇE
- DEVLET ile/ve/||/<> YÖNETİM/İDÂRE
- DEVLET-İ OSMÂNİYE ile/ve/||/<> KAVÂİD-İ OSMÂNİYE
( Osmanlı Devleti. İLE/VE/||/<> Osmanlı Türkçesi dilbilgisi. )
- DEVLETİN/DİN'İN:
SAĞLADIKLARI VE KORUDUKLARI
ve/+/||/<>/>/<
TEMEL GÜVENCELERİ
( * CAN GÜVENLİĞİ
* AKIL SAĞLIĞI
* NESİL SÜREKLİLİĞİ
* MAL GÜVENLİĞİ
* DİN GÜVENCESİ
ve/+/||/<>/>
* SAĞLIK GÜVENCESİ
* EĞİTİM GÜVENCESİ
* GÜVENLİK GÜVENCESİ
* YARGI GÜVENCESİ )
( Giderdim, gönülden kini,
Kini olanın, olmaz dini! )
( ZARÛRİYÂT-I DİNİYYE / MAKÂSID-I HAMSE )
- DEVOTE :/yerine ADAMAK
- CIRCUIT[Fr.] ile/değil/yerine/= DEVRE
- DEVRE ile DEVRE ile DOLAMBAÇLI
( CIRCUIT vs. CIRCUITRY vs. CIRCUITY )
( مدار ile مدارگزيني ile مدارات ile مدار حرکت )
( MADAR ile MADARGOZYNEY ile مدارات ile MADAR HARKAT )
- DEVREDİLME ile DEVREDİLMEZLİK
- DEVRE-İ FERŞİYE ile DEVRE-İ ARŞİYE
( Topraktan toprağa. İLE Manâdan manâya. )
- DEVRETME ile/ve/||/<> EL DEĞİŞTİRME
- DEVRETMEK ile DEVREDİLMEK ile DEVRE ile DEVREK ile DEVREN ile DEVRE DIŞI ile DEVRE MÜLK ile DEVRE ARASI ile DEVRE KESİCİ ile DEVRE VOLTAJI ile DEVRE POTANSİYELİ
- DEVREYE GİRME ile GÜNDEME GELME
- DEVREYE SOKMAK ile İNDÜKTİL ile ENDÜKTİF ile TÜMEVARIMSAL AKIL YÜRÜTME
( INDUCT vs. INDUCTILE vs. INDUCTIVE vs. INDUCTIVE REASONING )
( گماشتن بر ile دراز نشو ile استنتاجي ile استقرائي ile قياس استقرائي )
( GOMASHTAN BAR ile DARAZ NESHO ile استنتاجي ile ESTEGHARAYEY ile قياس استقرائي )
- DEVRİK TÜMCE/CÜMLE ile/ve/yerine (DÜZGÜN/DOĞRU) TÜMCE/CÜMLE
- DEVRİK TÜMCE(/CÜMLE) ile/değil PARANTEZ BİLGİ
- DEVRİLE DEVRİLE ile/değil/yerine/||/<>/></> EVRİLE EVRİLE
- DEVRİLEBİLMEK ile DEVRİLİVERMEK ile DEVRİ ile DEVRİK/LİK ile DEVRİM ile DEVRİMCİ/LİK ile DEVRİK CÜMLE ile DEVRİK TÜMCE
- DEVRİM ile/ve/değil DARBE
- DEVRİYE değil/yerine/= GEZENKOL
- DEVRİYE değil/yerine GEZGE
- DEVŞİRME ile/||/<>/> CİVELEK ile/||/<>/> ÇERİ ile/||/<>/> YENİÇERİ/SOLAK ile/||/<>/> CERRAH ile/||/<>/> BAŞESKİ ile/||/<>/> EŞKİNCİ ile/||/<>/> KETHÜDA ile/||/<>/> ODABAŞI ile/||/<>/> TURNACIBAŞI ile/||/<>/> ULÛFECİ ile/||/<>/> ASÂKİR-İ MANSURE
( Asker yetiştirilmek üzere Yeniçeri ocağına alınacak çocukları seçip toplama işi. İLE/||/<>/> Yeniçeri ocağına yeni girmiş delikanlı. İLE/||/<>/> Asker. İLE/||/<>/> Piyade askeri. İLE/||/<> Yeniçeri ordusunda görevli hekim. İLE/||/<> Yeniçeri bölüklerinin en kıdemsiz subayı ve erlerinin en kıdemlisi. İLE/||/<>/> Osmanlı sultanı ya da serdar ile savaşa giden ve ordunun vurucu gücünü oluşturan yeniçeri askerleri. İLE/||/<>/> Yeniçeri Ocağı'nda, Yeniçeri Ağası'ndan sonra gelen en yüksek subay. İLE/||/<>/> Yeniçeri kuruluşunda görevi alaylarda selâm törenlerini düzenlemek ve yönetmek olan subay. İLE/||/<> Yeniçeri Ocağı'nda bir bölüğünün komutanı. Son dönemde mübaşirlik yapanlara verilmiştir. İLE/||/<> Yeniçerilikte bir sınıf süvari askeri. İLE/||/<> İkinci Mahmut döneminde, yeniçeri ocağı kaldırıldıktan sonra kurulan yeni ordunun adı. )
( FERİK: Tümgeneral ya da korgeneral.
HASSA ORDUSU: Hükümdarı ve sarayı korumakla görevli askeri sınıf.
KAPIKULU: Ücretli Osmanlı askeri.
KARAKULAK: Emir çavuşu ya da haberci.
LAĞIMCILAR: Kapıkulu Ordusu'nda düşman kalesini yıkmak için tünel kazan askeri birlik.
LEVEND: Deniz askeri.
LİKATOR: Bulgarlar'dan oluşan Voynuk Teşkilatındaki küçük rütbeli subaylar.
LİVA: İki alaydan oluşan askeri birlik. | İlden küçük, ilçeden büyük olan yönetim bölgesi.
MALKOÇ: Akıncılar ocağının komutanı.
PENCİK: Asker yetiştirilmek için, savaş tutsaklarından beşte bir oranında ayrılan acemioğlan adayları.
PEYK: Postacılık, taşımacılık ve korumacılık yapan, törenlerde yer alan asker sınıfı.
REDİF: Son dönem Osmanlı ordusunda askerlik görevini bitirdikten sonra yedeğe ayrılan er.
REİS-ÜL KÜTTAB: XVII. Yüzyıla kadar Osmanlılarda Sultan divanı katiplerinin başı.
RİKABİYE: Sadrazam, vezir gibi devlet adamları tarafından devlet adamlarına verilen ad.
RİYALA: Tümgenerale eşit bir rütbe.
SAKA: Eyalet askerlerine bağlı bir sınıf.
SALMA: Osmanlı Devleti'nde kol gezen kolluk eri.
SARICA: Eyalet valilerinin buyruğundaki başıbozuk asker.
SEKBAN: Eyalet paşaları ve sancak beylerine bağlı olarak görev yapan bir sınıf asker. | Sınır boylarında görev yapan asker sınıfı.
SERASKER: Kara ordusu komutan. | Sadrazamlık görevi ile yükümlü olmayan ve Osmanlı ordusunun komutanlığını yapan vezirin ünvanı.
SİPAHİ: Osmanlılarda tımar sahibi atlı grup.
ÜMERA: Bey, amir, üst düzey subay.
VELEDEŞ: Kapıkulu süvarilerinin oğullarına verilen ad.
VÜZERA: Vezirler.
YASAVUL: İlhanlılarda ordu müfettişine verilen ad. )
- DEVŞİRME ile DEVŞİRMECİ/LİK
- DEVŞİRME ile/değil/yerine ÖZÜMSEME
- DEZAVANTAJ[Fr. < DÉSAVANTAGE] değil/yerine/= AVANTAJLI OLMAMA DURUMU
- DEZENFEKTE[Fr. < DÉSINFECTÉ] değil/yerine/= MİKROPLARDAN TEMİZLENMİŞ
- DFT İLE MD İLE MONTE CARLO İLE PHASE FİELD ile/||/<> HESAPLAMALI MALZEME
( Malzeme modelleme yöntemleri. )
( Formül: E[ρ] = T[ρ] + V[ρ] + U[ρ] )
- DG/DIRECT RADIOGRAPHY[İng.] değil/yerine/= DİREKT GRAFİ, DOĞRUDAN X-IŞINLI GÖRÜNTÜLEME
- DHARMA[Sansk.] = DHAMMMA[Palice] = FA[Çince]
( 1) Evrensel Kanun.(Hakikat, öğreti, doğruluk, bir şeyin doğası.)
2) Yöntem ve yol.
3) Herhangi bir şey, fikir, nesne, kavram.
4) Buda'nın öğretisi.
5) Evreni yöneten ilke.
6) Zen yaşantısının özü.
7) Sözcüklerle iletilmesi olanaksız olan iç öğreti.
8) Sezgisel, doğrudan doğruya kavranan ve kişisel olarak deneyimlenen aydınlanmanın özü. | Adâlet, dürüstlük. )
- DİADELF, İKİ DEMET HALİNDE BİRLEŞİK = SÜNÂİYÜ'L-IHVE = DIADELPHE
- DİAGONAL ile/||/<> SİDE
( Diagonal köşe-köşe bağlantı İLE side yan kenar. )
( Formül: Vertex connection İLE boundary )
- DIALOGUE :/yerine DİYALOG
- DIAMINE[İng.] ile/değil/yerine/= DİAMİN
- DIACETYLMORPHINE[İng.] / DIACETYLMORPHINE[Fr.] / DIACETYLMORPHIN[Alm.] ile/değil/yerine/= DİASETİL MORFİN
- DIACÉTINE[Fr.] / DIACETIN[Alm.] ile/değil/yerine/= DİASETİN
- DIACETONE ACRYLAMIDE[İng.] ile/değil/yerine/= DİASETON AKRİLAMİT
- DİASPOR ile/||/<> ZULTANİTE
( Işık altında renk değiştiren bir mineral. İLE/||/<> Türkiye'de çıkarılan ve diasporun tecimsel adı. )
- DİASTOLIC BLOOD PRESSURE[İng.] değil/yerine/= GEVŞEM KAN BASINCI
- DİBA ile DİBACE
- DİBÂCE[Ar.] değil/yerine/= BAŞLANGIÇ, ÖNSÖZ
- BIBASIC[İng.] / BIBASIQUE[Fr.] / ZWEIBASISCH[Alm.] ile/değil/yerine/= DİBAZİK
- DİBİNDE ile YANINDA
- DIBORANE[İng.] ile/değil/yerine/= DİBORAN
- DİCLE ile FIRAT
- DICOM/DIGITAL IMAGING AND COMMUNICATIONS IN MEDICINE[İng.] değil/yerine/= TIPTA SAYISAL GÖRÜNTÜLEME VE İLETİŞİM
- DİDAKTİK[Fr. < DIDACTIQUE] değil/yerine/= ÖĞRETİCİ
- DÎDÂR ile YÜZ, ÇEHRE
( YÜZ, ÇEHRE )
- DÎDE[Fars.] ile -DÎDE[Fars.]
( Göz. | Gözcü. | Gözbebeği. | Gözucu. | Gözün nuru. İLE Görmüş, görülmüş.[LÜTUF-DÎDE: Lütuf/incelik görmüş.] )
- DİDEK ile PERDE
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Tahtırevan perdesi. İLE ... )
- DİDİŞME ile DİDİŞİM
( El ya da sözle birbirini hırpalamak. | Geçimini sağlamak amacıyla güç koşullarda çalışmak, uğraşmak. İLE Konuşma ve tartışmayı, bir araç değil bir amaç sayan felsefe yöntemi. )
( ... avec ERİSTİK[< Yun.] )
- DİDİŞME ile/değil/yerine/>< TARTIŞMA
- DIE vs. DICE
( Zar. VS. Zarlar. )
- DIE :/yerine ÖLMEK
- ANTENNE DIÉLECTRIQUE[Fr.] / DIELEKTRISCHE ANTENNE[Alm.] ile/değil/yerine/= DİELEKTRİK ANTEN
- GUIDE D'ONDES DIÉLECTRIQUE[Fr.] / DIELEKTRISCHE WELLENQUIDES, DIELEKTRISCHER WELLENLEITER[Alm.] ile/değil/yerine/= DİELEKTRİK DALGA KILAVUZU
- RIGIDITÉ DIÉLECTRIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= DİELEKTRİK DAYANIMI
- DIELEKTRISCHER DURCHSCHLAG[Alm.] ile/değil/yerine/= DİELEKTRİK DELİNME
- FILM DIÉLECTRIQUE[Fr.] / DIELEKTRISCHE FILM/FOLIE[Alm.] ile/değil/yerine/= DİELEKTRİK FİLM
- FACTEUR DE PUISSANCE DIÉLECTRIQUE[Fr.] / DIELEKTRISCHE LEISTUNGSFAKTOR/POTENZFAKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= DİELEKTRİK GÜÇ ETMENİ/FAKTÖRÜ
- HYSTÉRÉSIS DIÉLECTRIQUE[Fr.] / DIELEKTRISCHE HYSTERESE[Alm.] ile/değil/yerine/= DİELEKTRİK HİSTEREZİS
- CHAUFFAGE DIÉLECTRIQUE[Fr.] / DIELEKTRISCHE HEIZUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DİELEKTRİK ISITMA
- PERTE DIÉLECTRIQUE[Fr.] / DIELEKTRISCHER VERLUST[Alm.] ile/değil/yerine/= DİELEKTRİK KAYBI/KAYIP
- ANGLE DE LA PERTE DIÉLECTRIQUE[Fr.] / DIELEKTRISCHER VERLUSTWINKEL[Alm.] ile/değil/yerine/= DİELEKTRİK KAYIP AÇISI
- FACTEUR DE PERTE DIÉLECTRIQUE[Fr.] / DIELEKTRISCHE VERLUSTFAKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= DİELEKTRİK KAYIP ETMENİ/FAKTÖRÜ
- CLAQUAGE DIÉLECTRIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= DİELEKTRİK KESİLME
- CRISTAL DIÉLECTRIQUE[Fr.] / DIELEKTRISCHER KRISTALL[Alm.] ile/değil/yerine/= DİELEKTRİK KRİSTAL
- LENTILLE DIÉLECTRIQUE[Fr.] / DIELEKTRISCHES LINSE[Alm.] ile/değil/yerine/= DİELEKTRİK MERCEK
- DIÉLECTRIQUE[Fr.] / DIELEKTRIKUM[Alm.] ile/değil/yerine/= DİELEKTRİK, YALITKAN
- DIETERICI EQUATION OF STATE[İng.] / ÉQUATION D'ÉTAT DE DIETERICI[Fr.] / DIETERICISCHES ZUSTANDES GLEICHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DİETERİCİ HAL DENKLEMİ
- DIPHENYLTHIOCARBAZIDE[İng.] ile/değil/yerine/= DİFENİLTİYOKARBAZİT
- DİFERANSİYASYON ile/||/<> DİFERANSİYE
( Farklılaşma. İLE/VE/|| Farklılaşmış. )
- DİFERANSİYASYON ile DİFERANSİYE ile DİFFERANSİYEL Dİ(Y)AGNOZ
( Ayrımlaşma, farklılaşma. İLE Ayrımlaşmış, farklılaşmış. İLE Ayırıcı tanı. )
- DIFFERENTIALSCHMELZMETALLE[Alm.] ile/değil/yerine/= DİFERANSİYEL ERGİMİŞ METAL
- GALVANOMÈTRE DIFFÉRENTIEL[Fr.] / DIFFERENTIAL-GALVANOMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= DİFERANSİYEL GALVANOMETRE
- PERMÉABILITÉ DIFFÉRENTIELLE[Fr.] / DIFFERENTIAL-PERMEABILITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= DİFERANSİYEL GEÇİRGENLİK
- GAIN DE TENSION DIFFÉRENTIELLE[Fr.] / DIFFERENTIAL-SPANNUNGSGEWINN[Alm.] ile/değil/yerine/= DİFERANSİYEL GERİLİM KAZANCI
- RÉSISTANCE D'ENTRÉE DIFFÉRENTIELLE[Fr.] / DIFFERENTIALEINGANGWIDERSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= DİFERANSİYEL GİRİŞ DİRENCİ/EMPEDANSI
- IMPÉDANCE D'ENTRÉE DIFFÉRENTIELLE[Fr.] ile/değil/yerine/= DİFERANSİYEL GİRİŞ EMPEDANSI
- MESURE D'ENTRÉE DIFFÉRENTIELLE[Fr.] / DIFFERENTIALEINGANGMESSEN[Alm.] ile/değil/yerine/= DİFERANSİYEL GİRİŞ ÖLÇÜMÜ
- ENTRÉE DIFFÉRENTIELLE[Fr.] / DIFFERENTIALEINGANG[Alm.] ile/değil/yerine/= DİFERANSİYEL GİRİŞ
- DIFFERENTIAL-THERMOANALYSE[Alm.] ile/değil/yerine/= DİFERANSİYEL ISIL ÇÖZÜMLEME
- POULIE DIFFÉRENTIELLE[Fr.] ile/değil/yerine/= DİFERANSİYEL MAKARA
- RELAIS DIFFÉRENTIEL[Fr.] / DIFFERENTIAL-RELAIS[Alm.] ile/değil/yerine/= DİFERANSİYEL RÖLE
- DIFFERENTIAL-VOLTMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= DİFERANSİYEL VOLTMETRE
- DIFFERENCE :/yerine FARK
- DIFFERENCY vs. PRIVILEGE
- DIFFERENT vs. ASSERTIVE
- DIFFERENTLY :/yerine FARKLI ŞEKİLDE
- DIFFICULT vs. IMPOSSIBLE
- DİFTERİ[Fr. < DIPHTÉRIE] değil/yerine/= KUŞPALAZI
- DİFTONG[Fr. < DIPHTONGUE] değil/yerine/= İKİZ ÜNLÜ
- DİFÜZ/DIFFUSE[İng.] değil/yerine/= YAYGIN
- DIFFUSION CLOUD CHAMBER[İng.] / CHAMBRE DU NUAGE DIFFUSÉ[Fr.] ile/değil/yerine/= DİFÜZYON BULUT ODASI
- DIFFUSION CAPACITANCE[İng.] / CAPACITÉ DE LA DIFFUSION[Fr.] ile/değil/yerine/= DİFÜZYON SIĞASI
- DIFFUSED JUNCTION RECTIFIER[İng.] / REDRESSEUR À JONCTION DIFFUSÉE[Fr.] / GESTREUTE VERBINDUNG GLEICHRICHTER[Alm.] ile/değil/yerine/= DİFÜZYONLU EKLEM DOĞRULTUCU
- DIFFUSED JUNCTION TRANSISTOR[İng.] / TRANSISTOR À JONCTION DIFFUSÉE[Fr.] / GESTREUTE VERBINDUNG TRANSISTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= DİFÜZYONLU EKLEM TRANSİSTÖR
- DIFFUSED JUNCTION[İng.] / JONCTION DIFFUSÉE[Fr.] / GESTREUTE-VERBINDUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DİFÜZYONLU EKLEM
- TRANSISTOR À BASE DIFFUSÉE[Fr.] ile/değil/yerine/= DİFÜZYONLU TABANLI TRANSİSTÖR
- DIGITAL SIGNATURE[İng.] değil/yerine/= DİJİTAL İMZA
- DİJİTAL ile/||/<> DEVRE
( Boolean cebiri ile dijital devre tasarımı )
( Claude Shannon tarafından 1937 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1916-2001) (Ülke: ABD) (Alan: Matematik, Elektronik) (Önemli katkıları: Bilgi teorisi, dijital devre tasarımı) )
- DİK GÖVDE = SÂK-I MÜSTAKÎM = TIGE DROITE
- ORTHOGONAL MATRIX[İng.] / MATRICE ORTHOGONALE[Fr.] ile/değil/yerine/= DİK MATRİS
- DİK ÜÇGEN ile/ve/||/<>/> CEBİRSEL DÜŞÜNME
- DİK ile DİKİCİ/LİK ile DİKİLİ ile DİK AÇI ile DİK ALASI ile DİK BİÇME ile DİK YAMUK ile DİK ÜÇGEN ile DİK RÜZGAR ile DİKİLİ TAŞ ile DİK AÇIKLIK ile DİK DURUŞLU/LUK ile DİK SİLİNDİR
- DİKDÖRTGEN ile DİKDÖRTGENSEL ile DİKDÖRTGENSEL BÖLGE
- DİKENLEŞMEK ile DİKEN/LİK ile DİKENCE ile DİKENLİ ile DİKENSİZ ile DİKENLİCE ile DİKEN DUTU ile DİKEN DİKEN ile DİKENLİ TEL ile DİKENLİ YOL ile DİKENLİ BALIK ile DİKENLİ MEYAN ile DİKENLİ SALYANGOZ ile DİKENLİ BALIKGİLLER ile DİKENLİ YÜZGEÇLİLER
- DİKENLİ FARE ile/ve ANADOLU DİKENLİ FARESİ
- DİKİNE ile DİKİNE TIRAŞ
- DİKİŞ:
EL İLE ile/ve/değil/yerine/||/<>/> MAKİNE İLE
- DİKKAT ÇEKME ile/ve/||/<> SORUMLULUK
- DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN:
HAVADA ile/ve/||/<> KİŞİDE
( Sislisine. İLE/VE/||/<> Sinsisine. )
- DİKKAT:
KENDİMİZE ile/ve/||/<> SÖZÜMÜZE
( Yalnızken. İLE/VE/||/<> Yalnız değilken. )
- DİKKAT ile CAUTİONARY ile DİKKATLİ ile DİKKATLE
( CAUTION vs. CAUTIONARY vs. CAUTIOUS vs. CAUTIOUSLY )
( زنهار ile احتياط ile مبالات ile تحذير ile عبرتآور ile اخطارآميز ile محتاط ile محترز ile از روياحتياط )
( ZANEHAR ile EHTYAT ile MOBALAT ile تحذير ile EBRATAVAR ile اخطارآميز ile MOHTAT ile محترز ile AZ ROYEHTYAT )
- DİKKAT ile DİKKATLİ/LİK ile DİKKATSİZ/LİK ile DİKKATLİCE ile DİKKATSİZCE ile DİKKAT TOPLAŞIMI
- DİKKAT ile/ve/||/<>/>/< ÖNEMSEME
- DİKKATE ALMAK ile ÖNEMLİ OLDUĞUNU DÜŞÜNMEK ile HATIRI SAYILIR ile DÜŞÜNCELİ ile DÜŞÜNCE ile DİKKATE ALINAN ile GÖZ ÖNÜNDE BULUNDURARAK
( CONSIDER vs. CONSIDER IMPORTANT vs. CONSIDERABLE vs. CONSIDERATE vs. CONSIDERATION vs. CONSIDERED vs. CONSIDERING )
( درنظر گرفتن ile دانستن ile رعايت ile مراعات کردن ile درنظر داشتن ile در نظر گرفتن ile در نظر داشتن ile منظور کردن ile مرععي داشتن ile مد نظر داشتن ile با اهميت خواندن ile معتني به ile کلي ile قابل ملاحظه ile محتاط ile باملاحظه ile ملاحظه ile مراعات ile مطالعه ile تامل ile توجه ile ملحوظ ile مرعي ile مطرح شده ile با توجه به اين که ile با توجه به ile با ملاحظه به )
( DARNAZAR GARAFTAN ile DANSTAN ile ROAYT ile MARAAT KARDAN ile DARNAZAR DASHTAN ile DAR NAZAR GARAFTAN ile DAR NAZAR DASHTAN ile MANZUR KARDAN ile MORAEAY DASHTAN ile MAD NAZAR DASHTAN ile BA HAMYT KHANDAN ile MOTANY BAH ile KELY ile GHABEL MOLAHEZEH ile MOHTAT ile باملاحظه ile MOLAHEZEH ile MARAAT ile MOTALEH ile TAMEL ile TOJEH ile ملحوظ ile مرعي ile MOTRH SHODEH ile BA TOJEH BAH AYNE KEH ile BA TOJEH BAH ile BA MOLAHEZEH BAH )
- DİKOTOMİ[Fr. < DICHOTOMIE] değil/yerine/= İKİLEŞİM
- DİKOTOMİK[Fr. < DICHOTOMIQUE] değil/yerine/= İKİLEŞİK
- DİKTATÖR/LÜK ile DİKTATÖRCE
- DİKTE ile DİKTE ile DİKTATÖR ile DİKTATÖRCE ile DİKTATÖRLÜK
( DICTATE vs. DICTATION vs. DICTATOR vs. DICTATORIAL vs. DICTATORSHIP )
( تلقين کردن ile ديکته کردن ile ديکته ile تلقين ile املاء ile فرمانرواي مطلق ile ديکتاتور ile استبدادي ile ديکتاتور وار ile ديکتاتوري ile استبداد )
( TALGHYNE KARDAN ile DYKETEH KARDAN ile DYKETEH ile TALGHYNE ile EMLA ile FARMANARVAY MOTALGH ile DYKETATOR ile ESTABDADY ile DYKETATOR VAR ile DYKETATORY ile ESTABDAD )
(1996'dan beri)