Bugün[11 Nisan 2026]
itibarı ile 20.315 başlık/FaRk ile birlikte,
20.315 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(11/83)


- BIKE :/yerine BİSİKLET


- Bil ki, DİNLE!!!


- BİLÂ ile/||/<> BİLÂ-ZEVC ile/||/<> BİLÂ-ZEVCE ile/||/<> BİLÂ-VELED ile/||/<> BİLÂ-EBEVEYN

( -sız ekinin görevinde olmak üzere Arapça sözcüklerin başına getirilerek sıfat yapar ve bitişik yazılır. İLE/||/<> Kocasız, kocası sağ olmadığı halde. İLE/||/<> Karısız, karısı sağ olmadığı halde. İLE/||/<> Çocuksuz, çocuğu olmayan. İLE/||/<> Anası ve babası olmayan. )


- BİLÂD-I AŞERE ile BİLÂD-I ERBAA ile BİLÂDI-I İSNÂ AŞER

( 10 şehir. [İzmir, Eyüp, Kandiye, Halep, Selânik, Sofya, Trabzon, Galata, Kudüs, Lârisa] İLE 4 şehir. [Edirne, Bursa, Şam, Kahire] İLE 12 şehir. [Adana, Erzurum, Bağdat, Beyrut, Diyarbakır, Rusçuk, Bosnasaray, Sivas, Maraş, Trablusgarp, Antep, Çankırı] )


- BİLÂD-I AŞERE ile BİLÂD-I ERBAA ile BİLÂDI-I İSNÂ AŞER

( 10 şehir. [İzmir, Eyüp, Kandiye, Halep, Selânik, Sofya, Trabzon, Galata, Kudüs, Lârisa] İLE 4 şehir. [Edirne, Bursa, Şam, Kahire] İLE 12 şehir. [Adana, Erzurum, Bağdat, Beyrut, Diyarbakır, Rusçuk, Bosnasaray, Sivas, Maraş, Trablusgarp, Antep, Çankırı] )


- BİLÂD-I SELÂSE ile VİLÂYAT-I SELÂSE

( Üç şehir. İLE Üç vilâyet. )

( * Üsküdar, Galata, Eyüp.
* İstanbul, Edirne, Bursa.
İLE
Selânik, Manastır, Yanya. )


- BİLÂHARE[Ar.]["BİLÂHERE" değil!] değil/yerine/= SONRADAN/DAHA SONRA/SONRALARI


- BİLÂSEBEP değil/yerine/= NEDENSİZCE


- BİLATERAL ile BİLATERALİTE

( İki taraflı. İLE İki taraflılık. )


- BİL/BEYYİNE değil/yerine/= KANITLIK/LA


- Bildiği bir şey vardır! de DİNLE!!!


- BİLDİRGE ile/ve/değil PAYLAŞIM

( [not] DECLARATION vs./and/but TO SHARE )


- Bildirişim için DİNLE!!!


- BİLDİRME ile BİLDİRME EKİ ile BİLDİRME KİPİ ile BİLDİRME CÜMLESİ


- BİLDİRME ile/değil/yerine ÇEKME/ÇEKİM(CÂZİBE)


- BİLDİRME ile/ve/değil/yerine/<> ÖNERME


- Bildirmek için DİNLE!!!


- BİLE[Ar.] ile BÎLE[Ar.]

( Birlikte. | Aynı zamanda. | Üstelik. İLE Ada. | Yanak. | Yan. | "Kesme" denilen küçük bahçıvan beli biçimindeki ok temreni. | Kayık küreği, gönderi. )


- ... BİLE ile/değil/yerine/||/<> ... DA


- BİLE değil/yerine/= İLE


- BİLEMEK ile BİLENMEK ile BİLETMEK ile BİLEŞMEK ile BİLEBİLMEK ile BİLETİLMEK ile BİLEYLEMEK ile BİLEŞTİRMEK ile BİLENEBİLMEK ile BİLETEBİLMEK ile BİLEYEBİLMEK ile BİLEYİVERMEK ile BİLE ile BİLEK/LİK ile BİLET ile BİLETLİ ile BİLETÇİ/LİK ile BİLETSİZ ile BİLE BİLE ile BİLEK SAATİ ile BİLEK DAMARI ile BİLEK GÜREŞİ


- BİLEN" değil ... BİLE


- BİLENE" değil BİLE


- Bileni DİNLE!!!


- Bilenin yanında DİNLE!!!


- BİLEREK/BİLE BİLE ile İNADINA


- BİLEREK ile BİLE BİLE

( PURPOSELY vs. DELIBERATELY )


- BİLEREK ile BİLE BİLE


- BİLEREK ile BİLE BİLE


- BİLEŞEN ile BİLEŞİK ile BİLEŞİM ile BİLEŞKE

( Fizikte ve dilde. İLE Kimyada, doğada, dilde, felsefede. İLE Kimyada. İLE Fizikte. )

( Bir bileşke oluşturan güçlerin her biri. | Bir bileşiğin molekülündeki ögeler ya da alt öbeklerden her biri. | Bir karışımın ögeleri. | Bileşim yoluyla bir sözcüğün yapısına giren sözcük. [örn. sivrisinek] İLE Bileşerek oluşmuş, basit olmayan, mürekkep. | Kİmyasal tepkimeler sonucunda, iki ya da daha çok öğeden oluşan ve bunlardan bağımsız, fiziksel, kimyasal nitelikler gösteren özdek/madde. [örn. su] | Ses ve görüntünün birlikte yer aldığı film parçası. İLE İki ya da daha çok ögenin biraraya gelerek yeni bir öğe oluşturması, terkip. | İki ya da daha fazla nesnenin belirli oranlarda tepkimeye girerek oluşturduğu ve özellikleri kendini oluşturan nesnelerden farklı ve bileşenlerinin fiziksel yollarla birbirinden ayrılamadığı nesne. | Bir nesnenin, hangi kimyasal türlerden oluştuğun belirleyen verilerin tümü. | Bileşme sonucu oluşan nesne. İLE Bir nesneye uygulanan birkaç gücün toplam etkisine eşit olan tek güç. | Bir nesneyi oluşturan ögeler ya da bileşikler. )

( CONSTITUENT, COMPONENT vs. COMPOUND vs. COMPOSITION vs. ... )


- MÜREKKİB[Osm.] / COMPONENT, CONSTITUENT[İng.] / COMPOSANT[Fr.] / KOMPONENTE[Alm.] ile/değil/yerine/= BİLEŞEN


- COMPOUND NUCLEUS[İng.] / NOYAU COMPOSÉ[Fr.] ile/değil/yerine/= BİLEŞİK ÇEKİRDEK


- BİLEŞİK ÇİÇEK DURUMU, KAPİTULUM = EZHÂR-I MÜREKKEBE = CALATHIDE, CAPITULE


- COMPOUND MACHINE[İng.] / MACHINE COMPOUND[Fr.] / COMPOUNDMASCHINE[Alm.] ile/değil/yerine/= BİLEŞİK MAKİNE


- ADESE-İ MÜREKKEB[Osm.] / COMPOUND LENS[İng.] / LENTILLE COMPOSÉE[Fr.] / COMPOUNDLINSE[Alm.] ile/değil/yerine/= BİLEŞİK MERCEK


- COMPOUND MICROSCOPE[İng.] / MICROSCOPE COMPOSÉ[Fr.] / COMPOUNDMIKROSKOP[Alm.] ile/değil/yerine/= BİLEŞİK MİKROSKOP


- COMPOUND PENDULUM[İng.] / PENDULE COMPOSÉ[Fr.] ile/değil/yerine/= BİLEŞİK SARKAÇ


- BİLEŞİK ŞEMSİYE/UMBELLA = EZHÂR-I SAYVÂNÎYE-İ MÜREKKEBE = OMBELLE COMPOSÉE


- MÜREKKEB, TERKİB[Osm.] / COMPOSITE, COMPOUND[İng.] / COMPOSÉ[Fr.] / COMPOUND[Alm.] ile/değil/yerine/= BİLEŞİK


- BİLEŞİK/LİK ile BİLEŞİK KAP ile BİLEŞİK FAİZ ile BİLEŞİK KESİR ile BİLEŞİK KAPLAR ile BİLEŞİK ÖNERME


- TERKİP[Osm.] / SYNTHESIS, SYNTHESIZE, COMPOSITION[İng.] / COMPOSITION, SYNTHÉSE[Fr.] / SYNTHESE, SYNTHESIEREN, ZUSAMMENSETZUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= BİLEŞİM, SENTEZ/LEMEK


- KUVVE-İ MUHASSALA[Osm.] / RESULTANT FORCE[İng.] / FORCE RÉSULTANTE[Fr.] / RESULTIERENDE KRAFT[Alm.] ile/değil/yerine/= BİLEŞKE KUVVET


- BİLEŞKE ile/ve/||/<> TOPLAM


- BİLET ile DAVETİYE

( TICKET vs. INVITATION )


- BİLGE ve/||/<> ALÇAKGÖNÜLLÜ

( Herkesten farklı olduğumuzu kavrayabilecek kadar. VE/||/<> Kimseden daha iyi olmadığımızı sürekli anımsayabilecek kadar. )

( ÂRİF ve/||/<> MÜTEVÂZI )

( WISE and/||/<> MODESTY )


- BİLGE/ÂRİF ile BİLİM İNSANI/ÂLİM ile AYDINLANMIŞ ile CAHİL ile AHMAK

( İzler/seyreder. İLE Söz söyler, konuşur. İLE Susar. İLE İnat eder. İLE Laklak eder. )

( Âlimler, mesafe/menzil alır; cahiller, yolun başında birinin gelip kendini götürmesini bekler. )

( Cahilin kalbi, dudağında; âlimin/ârifin ağzı/dili, kalbindedir. )

( Âlimin sözü incidir; cahilin sözü, günde, bin can incitir. )

( Asıl güneş, âşıkların, âriflerin kalplerinden, gözlerinden doğan güneştir. )

( Bilen/bilge kişi konuşur, çünkü söyleyebileceği bir şeyleri vardır. Cahil kişi konuşur, çünkü "bir şeyler söylemek zorundadır". )

( Wise people talk, because they have something to say; fools talks, because they "have to say something". )

( [hatasını gösterdiğimizde] Teşekkür eder. İLE Anlayışla kabul eder ve gülümser. İLE Yararlanır. İLE Küfür/hakaret eder. İLE ... bile görmez. )

( Akıllı, şakadan bile öğüt alır; ahmak, her öğüdü, şaka sanar. )

( Ancak yaşadıklarına/deneyimleyebildiklerine hükm eder. İLE Yaşamadıklarına da hükm eder ya da etmeye çabalar. İLE ... İLE ... İLE ... )

( Bilenle ya da bilmeyenle tartışılabilir. Fakat bildiğini sananla tartışmak, ahmaklıktır. )


- BİLGE ile/ve İLERİ GELEN

( el-HUKEMÂ ile/ve er-RUESÂ )


- BİLGELEŞMEK ile BİLGELEŞTİRMEK ile BİLGELEŞEBİLMEK ile BİLGE/LİK ile BİLGECE


- BİLGİ SAHİBİ OLMA ile/ve/||/<>/> GEÇERLİ YARGILAMA/YORUMLAMA(MEŞRÛ MUHAKEME)


- BİLGİ ve/||/<>/> BİLİM ve/||/<>/> DAYANÇ(SABIR) ve/||/<>/> YETİNME

( Anamal/sermaye. VE/||/<>/> Silah. VE/||/<>/> Giysi. VE/||/<>/> Kazanç. )


- BİLGİ ile/ve/<> BİLME

( Dışarıdan. İLE/VE/<> İçeriden. )

( Hem desteklenebilen hem çürütülebilen iki yaklaşım vardır. [İkisinden birini tercih etmek değil ikisinin de aynı anda ve ayrı ayrı etkin olabileceği ve değerlendirilmesi gerektiği üzerinden yaklaşılmalıdır.] 1. Bilginin dışarıdan alınarak edinildiği. [TABULARASA] 2. Dışarıdan almaya gerek olmadan tüm bilgilerin kişide/özde [çekirdek/tohum gibi] bulunduğu. )

( INFORMATION vs./and TO KNOW )


- BİLGİ ile/ve DÜŞÜNCE


- BİLGİ ile/ve/||/<> GÜÇ/İKTİDAR ile/ve/||/<> ÖZNE


- BİLGİ = KNOWLEDGE, COGNITION[İng.] = CONNAISSANCE[Fr.] = die ERKENNTNIS, die KENNTNIS[Alm.] = COGNITIO[Lat.] = HË GNÕSIS[Yun.] = CONOCIMIENTO[İsp.]


- BİLGİÇ ile/ve/değil/yerine/||/<>/> BİLGİN ile/ve/değil/yerine/||/<>/> BİLGE

( Bildiğini zannetme, gereksiz/yararsız/yersiz bilgi sahibi olma, zamansız/bağlantısız paylaşma çabası. Bilgi obezi.[Malûmat-füruş/luk] İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Âlim. Derin ve geniş bilgilere sahip olan. )

( [Söz(cük)lerin...] Gerçek anlamlarını kullanarak anlaşırlar. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Mecaz anlamlarıyla anlaşırlar. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Kinâye yoluyla anlaşırlar. )

( Bilge olmaya cesaret et![Sapere aude!] / Aklını kullanma cesaretini göster! )

( PEDANT vs. SCHOLAR )


- BİLGİLEN(DİR)ME ile/ve/<> EĞİTİM

( Kanuni Sultan Süleyman döneminde eğitim bütçesi toplam bütçenin dörtte biri kadardı. )

( TO (GET) INFORM(ATION) vs./and/<> EDUCATION )


- BİLGİLEN(DİR)ME ile/ve/<> ÖĞREN(/T)İM

( Düşünmeden öğrenmek, yitirilmiş bir emektir. )

( Öğrenensiniz, yapansınız, öğretensiniz. )

( TO (GET) INFORM(ATION) vs./and/<> TO TEACH/LEARN )


- BİLGİLENME ile/ve/> AİDİYET


- BİLGİLENME ve ÖZGÜRLÜK

( TO GET INFORM(ATION) and FREEDOM )


- BİLGİLENMEK ile BİLGİNLEŞMEK ile BİLGİLENDİRMEK ile BİLGİSİZLEŞMEK ile BİLGİLENEBİLMEK ile BİLGİ/LİK ile BİLGİN/LİK ile BİLGİÇ/LİK ile BİLGİCE ile BİLGİCİ/LİK ile BİLGİLİ/LİK ile BİLGİNCE ile BİLGİSİZ/LİK ile BİLGİSİZCE ile BİLGİ İŞLEM ile BİLGİ KURAMI ile BİLGİ ŞÖLENİ ile BİLGİ TOPLUMU ile BİLGİ ÇARPITMA ile BİLGİ TEKNOLOJİLERİ


- BİLGİLİK = KAMUS = ENCYCLOPEDIA[İng.] = ENCYLOPÉDIE[Fr.] = ENZYKLOPÄDIE[Alm.] = ENCICLOPEDIA[İsp.]


- BİLGİN ile/ve/değil/<>/> BİLGE

( Âlim. İLE/VE/DEĞİL/<>/> Ârif. )

( Bilge, kendi bilincinde, insan doğasının sezgisel bilgi ve uygulayımsal bilgisini birleştirmiş kişidir. )

( Bilge kişi yaşamını, bir çiçeğin özünü alıp onun kokusuna ve güzelliğine zarar vermeksizin uçup giden bir arı gibi sürdürür. )

( Bilge kişi tedbirli, içine kapanık ve ölçülüdür. )

( Su yolları yapan kişiler, o suları kontrolleri altına alır; marangozlar, ağaçlardan nasıl yararlanacaklarını bilir; bilge kişiler de aynı biçimde kendi zihnini kontrol eder. )

( Karşılaştığı konuları bir acelecilik içinde değerlendirmeye ve çözümlemeye çalışan kişi, doğruluk yolunda değildir. Bilge kişi, herşeyi acele etmeden huzur içinde düşünür ve değerlendirir. Bu kişi, Gerçek'i korur, Gerçek de onu. )

( Çok konuşan kişiye değil huzur içinde korkusuzca konuşan kişiye "Bilge" adı verilir. )

( BİLGE: Seni, sana bildiren. )

( Bilgin ol ki, kişileri, "büyük" görme. İLE/VE/DEĞİL/<>/> Bilge ol ki, kişileri, "küçük" görme. )

( [not] SCHOLAR vs./and/but/<>/> WISE )


- HARDWARE[İng.] ile/değil/yerine/= BİLGİSAYAR DONANIMI


- COMPUTER[İng.] / ORDINATEUR[Fr.] / COMPUTER, DATENVERARBEITUNGSANLAGE[Alm.] ile/değil/yerine/= BİLGİSAYAR


- COMPUTERIZED TOMOGRAPHY EQUIPMENT[İng.] / ÉQUIPEMENT DE TOMOGRAPHIE AUTOMATISÉE[Fr.] ile/değil/yerine/= BİLGİSAYARLI TOMOGRAFİ AYGITI/CİHAZI


- COMPUTERTOMOGRAPHIE[Alm.] ile/değil/yerine/= BİLGİSAYARLI TOMOGRAFİ


- BİLGİTEY(LİSE) ile/ve/<>/> BİLİMTEY(ÜNİVERSİTE)


- BİLHASSA/MAHSUS değil/yerine/= ÖZELLİKLE


- BİLHASSA[Ar.] ile BİLAHARE[Ar. < Bİ'L-ÂHİRE]["BİLÂHERE" değil!]

( Özellikle. İLE Sonra, sonradan, daha sonra, sonraları. )


- BİLİM DEĞERLERİNDE:
GÖZLEM/VERİ/OLGU ÖBEĞİNDE DESTEKLENME ve/||/<>/> DENEYE DUYARLILIK ve/||/<>/> KURAMA DUYARLILIK ve/||/<>/> MATEMATİKSELLİK ve/||/<>/> YARARLILIK-İŞLEVSELLİK ve/||/<>/> GERÇEKLİĞİ BETİMLEYEBİLME


- BİLİM[İng. SCIENCE] ile/||/<> ADEN- ile/||/<> AERODİNAMİK[İng. AERODYNAMICS] ile/||/<> ALOMETRİ[İng. ALLOMETRY] ile/||/<> ALOPATRİK MODEL[İng. ALLOPATRIC MODEL] ile/||/<> ANATOMİ[İng. ANATOMY] ile/||/<> ETOLOJİ[İng. ETHOLOGY] ile/||/<> FİZYOLOJİ[İng. PHYSIOLOGY]

( Evrendeki doğal olguları deney ve gözlemlerden elde edilen verilerle sistematik bir biçimde inceleyerek açıklamaya çalışan entelektüel ve pratik disiplin. Natüralist bir metodoloji ile doğru bilgiye ulaşmayı amaçlar. Bu alandaki araştırmacılara "bilim insanı" denir. Fizik, kimya, biyoloji ve jeoloji gibi çeşitli dalları bulunur. Bu alanda elde edilen bilgiler zaman içinde güncel veriler ışığında değişebilir, genişletilebilir ya da çürütülebilir. @@ "Bez" anlamına gelen bir ön ektir. Örneğin, "adenoloji" sözcüğü "bez bilimi" anlamına gelmektedir. @@ Hareket halinde olan bir cisim üzerinde havanın yarattığı etkileri inceleyen bilim dalıdır. Genellikle akışkanların ve spesifik olarak gazların hareketini inceler. @@ Vücut büyüklüğünün vücudun şekline, anatomiye, fizyolojiye ve davranışa bağlı olan ilişkisini inceleyen bilim dalıdır. Çoğu zaman, bir canlının gelişimi sırasında farklı parçalarının ya da boyutlarının farklı büyüme miktarı göstermesi için kullanılsa da sadece asimetrik büyüme analizini içermez. Bir organizmanın vücut biçimi, gelişim süresince farklı parçalarının oransal büyüme hızına bağlıdır. Vücudun kendine özgü şeklini almasını sağlayan bu orantılı büyümeye alometrik büyüme denir. Örneğin baş; insanın gelişimi sırasında vücuda oranla daha yavaş, bacaklar ise daha hızlı gelişmektedir. @@ Bir popülasyonun izole olduğunda seçilimin ve sürüklenmenin izolasyonun iki yanındaki popülasyonlara bağımsız olarak etki etmesi yoluyla türleşmenin gerçekleştiğini ileri süren hipotezdir. Günümüzde bilimsel gerçek olarak görülmektedir. @@ Canlıların vücut yapısını ve düzenlerini tanımlayan ve inceleyen bilim dalıdır. @@ Hayvan davranışlarını inceleyen zooloji alt dalıdır. Davranışçılık akımından farklı olarak, hayvanların doğal ortamlarında gözlenmesi gerektiği ekolüne sahiptirler; ancak artık ikisini de kapsayıcı bir çatı olarak görülmektedir. Etoloji, özellikle evrim, nöroanatomi ve ekoloji gibi bazı bilim dallarıyla sıkı işbirliği içinde yürütülen, laboratuvar ve alan çalışmalarını kapsar. Etolojinin amacı belirli bir hayvan grubunu değil, onların davranışlarını incelemektir ve çoğu kez tek bir davranış kalıbının, örneğin saldırganlığın değişik hayvanlarda nasıl ortaya çıktığını araştırır. Nöroetoloji olarak ayrılmış, sinirbilimin daha aktif dahil olduğu bir dalı bulunur. Özellikle etoloji üzerinde çalışan zoologlara etolog adı verilir.Modern etolojinin 1930 senesinde Hollandalı Nikolaas Tinbergen ile Avusturyalı etologlar Konrad Lorenz ve Karl von Frisch'in çalışmalarıyla başladığı kabul edilmektedir. Üçlü, yaptıkları çalışmalardan ötürü 1973 Nobel Fizyoloji Ödülü'nü paylaşmışlardır. @@ Canlı organizmaları ve sistemlerinin parçalarının işlevlerini inceleyen bilim dalıdır. Organizmaların, organ sistemlerinin, organların, gözelerin ve biyomoleküllerin canlı sistemi içinde işlevlerini nasıl yerine getirdiklerini ve birbirleriyle olan ilişkilerini kapsar.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- BİLİM ile/ve/<> FELSEFE

( Şey üzerine düşünme. İLE/VE/<> Düşünme üzerine düşünme. )

( Şeylerin/eşyanın zihinde/akılda oluşan sûreti/bilinci. İLE/VE/<> Bilincin bilinci. )

( Dış/zahir. İLE/VE/<> İç/bâtın. )

( Açık-seçik kavramların bilinci[< bilgisi]. )

( Nesne, olay/olgu ya da durumlara, nesnelerle bakar. İLE/VE/<> Kavramlara, kavramlarla bakar. )

( FELSEFE: Varolanı açıklama bilimi. )

( Uygulayıcı. İLE/VE/<> Sorgulayıcı. )

( Süreci araştırmak. İLE/VE/<> Başı, süreci ve sonu araştırmak. )

( [başlangıç] Vardır. İLE/VE/||/<>/>< Yoktur. )

( SCIENCE vs./and/<> PHILOSOPHY )


- BİLİM ve/||/<> FELSEFE ve/||/<> DİN

( Zihnin yürüyüşü. VE/||/<> Aklın yürüyüşü. VE/||/<> Özün/ruhun yürüyüşü. )


- İLİM[Osm.] / SCIENCE[İng.] / SCIENCE[Fr.] / WISSENSCHAFT[Alm.] ile/değil/yerine/= BİLİM


- BİLİM = İLİM = SCIENCE[İng., Fr.] = WISSENSCHAFT[Alm.] = SCIENZA[İt.] = CIENCIA[İsp.]


- BİLİM ile/ve/<> SANAT (VE HAYAL ETME (YETİSİ)[MUHAYYİLE])

( Olanı kavramak. İLE/VE/<> "Olmayanı" getirmek. )


- BİLİM ile/ve/||/<> SANAT ile/ve/||/<> FELSEFE

( İnsan olmayan her şeyden söz eder. İLE/VE/||/<> İnsanı anlatır. İLE/VE/||/<> Kişinin varoluşunu anlatır. )

( Varolan. İLE/VE/||/<> Var olması gereken. İLE/VE/||/<> Hayal ettiğini/n gerçekleştir(il)me(si). )

( Herhangi bir işi: Bilimsellikle başlat, sanatsallıkla destekle, felsefeyle tamamla! )

( Sanatın özü, içsel bir deneyimi iletebilmek için dış formları kullanmaktır. )

( Sanatı olmayan millet, her zaman dilencidir. )

( Sanat: Mekânı/zamanı iyi kullanmak. | Görüp göstermek. )

( Birleştirmek/birlikte tutmak gerekiyor. )

( MİFTÂHÜ'S-SAÂDE ve MİSBÂHÜ'S-SİYÂDE )

( FELSEFE: Aklı kullanma sanatı. )

( The essence of art is to use the outer form to convey an inner experience. )

( Sanat, dekoltedir. )

( Sanatın yolu, sanattır. )

( SANAT: Ben'in, yaratıcı gücünü keşfetmek. )

( Sanat, bir şeyi, başka bir şey olarak görme çabasıdır. | Başka bir şey olma olanağı tanımaktır. )

( Felsefe, kimsenin, itibar edip etmemesine, itibar etmeyendir/etmemektir. )

( Felsefe, olan ile olması gereken arasındaki kavramsal düzendir. )

( Felsefe, düşüncenin merdiveni ve mirâcıdır. )

( Felsefe, ekinin/kültürün bilincine varmaktır. )

( ya, ya da[0 / I] İLE/VE/||/<> hem, hem de İLE/VE/||/<> hem, hem de | ne, ne de )

( "Öğrenilmiş sanat" olmaz! )

( Felsefenin en büyük özelliği, hakikat dışındaki herşeyden uzak tutabilmesidir. )

( Felsefe, üçlülük üzerinedir/üzerindendir. )

( Felsefe, mantık bilimidir. )

( FELSEFE = MUHABBET'ÜL/İSÂR'ÜL HİKMET )

( BİLİM~FELSEFE~SANAT )

( PHILO SOPHOS:
BİLGELİĞİ SEVMEK değil TANRI'YI SEVMEK )

( Her şeyi kaybetmiş sayılmayız. Her şeyi gösteren müziğimizi/sanatımızı kaybetmediğimiz sürece... )

( Verinin/bilinin/bilginin iyileşmesi/iyileştirilmesi/geliştirilmesi. İLE/VE/||/<> Zekânın iyileşmesi/iyileştirilmesi/geliştirilmesi. İLE/VE/||/<> Aklın iyileşmesi/iyileştirilmesi/geliştirilmesi. )

( SCIENCE vs./and/||/<> PHILOSOPHY vs./and/||/<> ART )


- BİLİMCİ ile/ve/<>/> ÖKE ile/ve/<>/> BİLGER ile/ve/<>/> BİLGEN ile/ve/<>/> BİLMEN ile/ve/<>/> YETİLBEY ile/ve/<>/> BİLİMBEY

( Biliminsanı, akademisyen. İLE/VE/<>/> Doktor. İLE/VE/<>/> Yardımcı doçent. İLE/VE/<>/> Doçent. İLE/VE/<>/> Profesör. İLE/VE/<>/> Dekan. İLE/VE/<>/> Rektör. )


- BİLİM'DE ...

( * OLGU VE OLAYLARDA TUTARLILIK ORANININ FAZLALIĞI
* DAHA FAZLA OLAYI AÇIKLAYAN/KUŞATAN KURAMLAR
* DOĞAL SÜREÇLERDEKİ ÖNGÖRÜSÜ YÜKSEK OLAN KURAMLAR
* BİR BİLİMSEL KURAM İNŞA EDİLDİĞİNDE, VAROLAN KURAMLARIN AÇIKLAYAMADIĞI OLGULARI AÇIKLAMA GÜCÜ GÖSTERİYORSA VAROLAN KURAMLARIN YERİNE YEĞLENİR
* İSTİSNALARI AZ OLAN KURAMLAR ÖTEKİLERE YEĞLENİR
* DAHA AZ KARMAŞIK VE BASİT OLAN KURAMLAR YEĞLENİR
* ÖNGÖRÜSÜ YÜKSEK KURAMLAR YEĞLENİR
* KURAMIN YENİ ARAŞTIRMALARA OLANAK SUNMASI ARANIR )


- BİLİMDE ve ADÂLETTE

( Doğrulanabilirlik değil yanlışlanabilirlik esastır. VE Şüpheden, sanık yararlanır. )


- BİLİMİN GELİŞİMİNDE:
AKADEMİLER ve ARAŞTIRMA MERKEZLERİ ve MÜZELER(KÜLLİYE)


- BİLİMSEL BİLDİRİ ile MAKALE


- BİLİMSEL BİLGİ ile/ve/değil/||/<>/< BİLİMSEL DÜŞÜNCE/DÜŞÜNME


- BİLİMSEL DEVRİM:
KOPERNİK ve/<> BRAHE ve/<> KEPLER ve/<> GALILEO ve/<> NEWTON

( KOPERNİK: "Modern astronominin ilk temsilcisi" DEĞİL Antik evren anlayışının son temsilcisi. )

( KEPLER YASALARI (EPITOME | 1618 - 1621) )


- BİLİMSEL İLETİŞİM ile BİLİMSEL ELEŞTİREL DÜŞÜNME

( Bilimsel bulguların ve fikirlerin etkili bir biçimde aktarılması ve paylaşılması. İLE Bilimsel bilgilere karşı eleştirel bir bakış açısıyla yaklaşmayı ve bu bilgileri değerlendirmeyi gerektirir. )


- BİLİMTEY = MEDRESE = UNIVERSITY[İng.] = UNIVERSITÉ[Fr.] = UNIVERSITÄT[Alm.] = UNIVERSITÀ[İt.] = UNIVERSIDAD[İsp.]


- Bilinç için DİNLE!!!


- BİLİNÇ ile/ve/<> DENEYİM/TECRÜBE

( CONSCIOUSNESS vs./and/<> EXPERIENCE )


- BİLİNÇ = ŞUUR = CONSCIOUSNESS[İng.] = CONSCIENCE[Fr.] = BEWUSSTSEIN[Alm.] = CONSCIENTIA[Lat.] = SYNEIDESIS[Yun.] = CONCIENCIA[İsp.]


- BİLİNÇLENME ile/ve KORUNUM/KORUMA

( CONSCIOUSNESS vs./and PRESERVATION/CONSERVATION/PROTECTION )


- BİLİNÇLENME ve VAROLUŞ

( TO BECOME CONSCIOUS and EXISTENCE )


- Bilinçlenmek için DİNLE!!!


- BİLİNÇLENMEK ile BİLİNÇLENDİRMEK ile BİLİNÇSİZLEŞMEK ile BİLİNÇLENEBİLMEK ile BİLİNÇSİZLEŞEBİLMEK ile BİLİNÇ ile BİLİNÇLİ/LİK ile BİLİNÇSİZ/LİK ile BİLİNÇ DIŞI ile BİLİNÇSİZCE ile BİLİNÇ AKIŞI ile BİLİNÇ KAYBI


- BİLİNÇLİ MAKİNE ile VİCDAN ile VİCDANLI ile MAKUL BİR ŞEKİLDE ile BİLİNÇLİ ile BİLİNÇ

( CONSCIOUS MACHINE vs. CONSCIENCE vs. CONSCIENTIOUS vs. CONSCIONABLY vs. CONSCIOUS vs. CONSCIOUSNESS )

( وجدان ile باطن ile ضمير ile ذمير مستشعر ile ضمير مستشعر ile وجداني ile وظيفه شناس ile باوجدان ile وجداناً ile ملتفت ile بهوش ile واقف ile هوشيا ile ماشين آگاه ile هوش ile ضمير خودآگاه ile هوشياري )

( VAJDAN ile BATAN ile ZAMYR ile ذمير مستشعر ile ضمير مستشعر ile VAJDANY ile VAZYFAH SHENAS ile BAVOJDAN ile VAJDANAN ile MOLTEFT ile BACPEHOSH ile VAGHOF ile TEOOSHYA ile MASHYNE AGAH ile TEOOSH ile ZAMYR KHODAGAH ile TEOOSHYARY )


- BİLİNÇLİ" YEĞLEME/TERCİH ile/değil/yerine YEĞLEME/TERCİH

( Bağlam, "bilinçli" olup olmamak üzerinden değil bir karar ya da davranışın/tutumun, "yönelimli, amaçlı, kasıtlı" olduğunu belirtmek üzere "yeğlemek" tek başına bunu karşıladığından, yeterli ve geçerli olduğundan, farkındalık yansıttığından, "yeğlemenin/tercihin" önüne yeğlemeyi "güçlendireceği/destekleyeceği" varsayılan/sanılan bir sözcük daha gerekmemektedir/kullanılmamalıdır. )


- BİLİNÇSİZ(CE) ile/ve/değil KONTROLDIŞI


- BİLİNÇ'TE:
SÖZCÜK ve/<> İMGE

( Bilinç, sözcüklerle imgenin buluşmasıdır. )

( WORD and/<> IMAGE :ON CONSCIOUSNESS )


- BİLİNME ile BİLİNMEZ/LİK


- BILIRUBIN[İng.] / BILIRUBINE[Fr.] / BILIRUBIN[Alm.] ile/değil/yerine/= BİLİRUBİN


- BİLİŞME ve/=/<> BULUŞMA


- BILIVERDINE[Fr.] ile/değil/yerine/= BİLİVEREDİN


- BİLKUVVE ile/ve BİLFİİL

( DUNAMEIS ile/ve ENERGEIAI )


- BİLL CLİNTON ile FATURA ile FATURA ÇİZİMİ ile BOŞANMA BELGESİ ile MAL FATURASI ile SAĞLIK FATURASI ile İDDİANAME ile KONŞİMENTO ile FATURALANDIRMA ile MİLYAR ile FATURALAR ile KAMBİYO SENETLERİ

( BILL CLINTON vs. BILL vs. BILL DRAWING vs. BILL OF DIVORCE vs. BILL OF GOODS vs. BILL OF HEALTH vs. BILL OF INDICTMENT vs. BILL OF LADING vs. BILLING vs. BILLION vs. BILLS vs. BILLS OF EXCHANGE )

( فاکتور ile لايحه ile اسکناس ile سياهه ile صورت کردن ile بارنامه ile صورت حساب ile بيل کلينتون ile برات کشي ile طلاق نامه ile فهرست تجارتي ile گواهي بهداشت ile کيفر خواست ile ستمي کشتي ile صدور صورتحساب ile بيليون ile ميليارد ile لوايح ile بروات )

( FAKTOR ile LAYHEH ile ESKENAS ile سياهه ile SORT KARDAN ile BARNAMEH ile SORT HASAB ile BEYLE KELYNETON ile BARAT KESHY ile TALAGH NAMEH ile FANPAREST TAJARTY ile GOVAHY BACPEHDASHT ile KYFAR KHAST ile SETAMY KESHTY ile SADVAR SORTAHSAB ile بيليون ile MYLEYORD ile LAVAYHE ile BARVAT )


- BILLET SPLIT LENS[İng.] / LENTILLE À FENTE DE BILLET[Fr.] / BILLET-SPALTLINSE[Alm.] ile/değil/yerine/= BİLLET YARIK MERCEĞİ


- BİLLY ile TEKE

( BILLY vs. BILLY GOAT )

( مخفف نام ile توشتر )

( MOKHAFFF NAM ile TOOSHTAR )


- BİLME/"BİLEBİLME":
(")UYKUDA(") DA ile/ve/||/<> "HAYVANSAL DÜRTÜLERDE(") DE


- BİLME ve/> ANLAMA ve/> YORUMLAMA

( Yapabilmek. VE/> Varolmak. VE/> ... )

( ... VE/> Kişiye, tarihe, topluma, kültüre ait her şeye bakarak, kişiden hareketle kişiye/kişilere bakarak kavrama yöntemi. VE/> ... )

( Bilen kişi, varolanı savunur; cahil kişi, cesur olur. )


- BİLMEK ile/ve/||/<>/>/< DENEYİMLEMEK

( TO KNOW vs./and/||/<>/>/< TO EXPERIENCE )

( ERKENNEN mit/und/||/<> ERFAHRUNG )


- BİLME ile/= EYLEME ile/= SEYİR(TEMÂŞÂ)

( Tanrı'yı seyir = İrfan; - Evren'i seyir = Estetik )


- BİLME ile/ve/||/<>/> ÖRTÜK BİLME/SEZGİ


- BİLMECE ile/ve/değil/yerine/<> BULMACA


- [bilmecede] HECE:
"GECE" ile/değil/yerine/>< "GÜNDÜZ"

( Çözemeyene. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Çözene. )


- Bilmediğinden DİNLE!!!


- BİLMEK:
FİZİK'TE ile/ve MANTIK'TA

( Nedenleri bilmek. İLE/VE Orta terimi bilmek. )

( TO KNOW: ON PHYSICS vs./and ON LOGIC )


- Bilmek için DİNLE!!!


- Bilmek için DİNLE!!!


- BİLMEK(İLİM):
DİL ile/ve/||/<> KALP ile/ve/||/<> GÖVDE

( Zikreden. İLE/VE/||/<> Şükreden. İLE/VE/||/<> Sabreden. )


- BİLMEK ile BİLMEZLEMEK ile BİLMEZLENMEK ile BİLMECE ile BİLMECELİ ile BİLMEZLİK


- BİLMEK ve/||/<>/>< MESAFE

( and DISTANCE )


- BİLMEME BİLGİSİ = DOCTA IGNORANTIA[Lat.] (SCIO ME NIHIL SCIRE = EN İYİ BİLDİĞİM ŞEY, HİÇBİR ŞEY BİLMEDİĞİM)


- Bilmiyorsan DİNLE!!!


- BİLMÜZÂKERE[Ar.] değil/yerine/= GÖRÜŞLEŞEREK


- BİLYE ile BİLYELİ ile BİLYELİ YATAK


- BIMANUAL değil/yerine/= İKİ ELLE


- b.i.n.[Lat. < BIS IN NOCTE] değil/yerine/= GECEDE İKİ DEFA


- BİN ile BİNA ile BİNİ ile BİNİCİ/LİK ile BİN KEZ ile BİN KERE ile BİN TÜRLÜ ile BİN ÇEŞİT


- BİNDİRME ile BİNDİRME KİLİT


- BINOCULAR değil/yerine/= ÇİFT GÖZLE


- BINOCULAR[İng.] / BINOCULARICE[Fr.] / BEIDÄUGIG[Alm.] ile/değil/yerine/= BİNOKÜLER


- BINOMIAL DISTRIBUTION[İng.] / DISTRIBUTION BINOMIALE[Fr.] / BINOMIALE-VERTEILUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= BİNOM DAĞILIMI


- BİNYE[Ar.] ile TE'LÎF[Ar.]


- BİOBRİCK İLE GİBSON İLE GOLDEN GATE ile/||/<> DNA ASSEMBLY

( DNA parçalarını birleştirme teknikleri. )

( Formül: RFC[10]: Standard )


- BİODİVERGİTE ile/||/<> GEODİVERGİTE

( Biodivergite yaşam çeşitliliğiyken İLE geodivergite jeolojik çeşitliliktir )

( Formül: Shannon indeksi )


- BİOMETEOROLOJİK[Fr. < BIOMÉTÉOROLOGIQUE] değil/yerine/= BİYOMETEOROLOJİ İLE İLGİLİ


- BIOSPHERE[İng.] değil/yerine/= CANLIKÜRE

( Dünya üzerindeki bütün ekosistemlerin toplamıdır. Kendi kendini idare eden, Dünya üzerindeki canlılığın olduğu her bölgenin toplamı olarak da düşünülebilir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- (BİR AÇIKLAMADAN/DURUMDAN SONRA KULLANILAN) "HAYIR ..." yerine İYİ DE/OLABİLİR DE ...


- BİR ADIM (İLE) ile/ve/<> BİR "SÖZ"(ÜN) (İLE)

( Karşına geçer/geçebilir. İLE/VE/<> Düşmanın olabilir. )


- BİR AN EVVEL/BİR AN ÖNCE değil/yerine/= KIPICAK


- BİR ARAYA GELME ile/ve/değil/||/<>/< TAŞINMA


- BİR BİÇİMDE ile/ve/||/<> BENZER BİÇİMDE


- BİR DE ile HEM DE


- BİR DÖNEM/KOŞUL İÇİN:
(")FAHİŞE(") ile (")EŞKIYÂ(")

( Azize'ye dönüşebilir. İLE Zamanın sahibi olabilir. )


- BİR GÜN(DE) ile AYNI GÜN(DE)

( [IN] ONE DAY vs. [IN] SAME DAY )


- BİR KERE/DE ile BİR ÇIRPIDA


- BİR KEZ DE ile BİR KEZ DAHA


- BİR KISIM ile/ve BELİRLİ BİR SEVİYE


- Bir mecliste bulun DİNLE!!!


- BİR MUKABELE değil BİL-MUKABELE


- BİR NEBZE ile BİR MİKDAR


- BİR NEBZE ile/ve/<> NİSPETEN


- BİR ŞEYE/ŞEYLERE) KARŞI OLMAK İÇİN/ÜZERE ile/ve/değil/yerine (BİR/BİRÇOK) YANLIŞA İŞARET ETMEK İÇİN/ÜZERE


- BİR ŞEYE:
YOK DEME! ve KENDİNE BENZETME!


- BİR ŞEYİ ...:
YAPARKEN ile/değil YAPMADAN ÖNCE


- Bir yerde ya da birinde "hata" "görürsen", 70 neden ara! Bulamazsan, "Bilemediğim, 71. neden var olabilir." de! -ile/ve/||/<>/>


- BİR ile SADECE

( UNIQUE vs. ONLY )


- BİR(1) TANE ile/değil TEK


- BİRAHANE ile BİRAHANECİ/LİK


- SAYGI/İLGİ/YAKINLIK:
BİRBİRİMİZE ile/ve/değil Bİ(RBİRİMİ)ZDEKİ HAKK'A


- BİRBİRİNLE(N) değil BİRBİRİYLE


- BİRBİRLERİYLE ile/değil BİRBİRİYLE


- BİRDEN BİRE ile/değil BİRDENBİRE/ANSIZIN/TINGADAK/FÜC'ETEN, Fİ-L-HÂL[Ar.]


- BİRDENBİRE

( FÜC'EH, FÜCÂEH )


- BİRDENBİRE ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ZAMANLA

( Çok az şey. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Çoğu şey. )


- BİRE BİR AYNI ile KESİNLİK ile KESİNLİKLE

( EXACT vs. EXACTION vs. EXACTLY )

( عيني ile سخت گيري ile بي کم و زياد ile صحيحا ile بعينه ile عينا ile بدرستي ile دقيقا )

( EYNEY ile SOKHT GYRY ile BEY KAM VE ZYAD ile صحيحا ile بعينه ile EYNA ile BADRESTY ile DAGHYGHA )


- BİREŞİM/TEVHİD["TEHVİD" değil!] ve İLKE

( UNITY and PRINCIPLE )


- BİREŞİM ile/ve/||/<> DENGE

( UNIFICATION vs./and/||/<> BALANCE )


- BİREŞİM/TEVHİD:
AMAÇTA ile/ve/||/<> KİMLİKTE ile/ve/||/<> EYLEMDE

( Sıfat. İLE/VE/||/<> Zât. İLE/VE/||/<> Ef'al. )


- BİREYLEŞTİRMEK ile BİREYSELLEŞMEK ile BİREYLEŞEBİLMEK ile BİREYSELLEŞTİRMEK ile BİREYSELLEŞTİRİLMEK ile BİREY/LİK ile BİREYCİ/LİK ile BİREYSEL/LİK ile BİREY OLUŞ ile BİREYLEŞME ile BİREYSEL EMEKLİLİK


- BİREYSEL ile BİREYSEL HAKLAR ile BİREYCİLİK ile BİREYCİ ile BİREYSELLİK ile KİŞİSELLEŞTİRMEK ile BİREYSEL OLARAK ile BİREYLER ile BİREYSEL ile BİREYLEŞME ile BÖLÜNMEZ

( INDIVIDUAL vs. INDIVIDUAL RIGHTS vs. INDIVIDUALISM vs. INDIVIDUALIST vs. INDIVIDUALITY vs. INDIVIDUALIZE vs. INDIVIDUALLY vs. INDIVIDUALS vs. INDIVIDUATE vs. INDIVIDUATION vs. INDIVISIBLE )

( شخص ile متعلق بفرد ile انفرادي ile منحصر بفرد ile آزادي فردي ile تکروي ile تکرو ile فرد گراي ile وجود فردي ile فرديت ile منفرد ذکر کردن ile تک قرار دادن ile بطور انفرادي ile افراد ile انفرادي کردن ile يکايکي ile فرد سازي ile فرد پرستي ile لايتجزا )

( SHKHS ile MOTALGH BEFARD ile انفرادي ile MONHESR BEFARD ile AZADY FARDY ile TAKROY ile TAKRO ile FARD GERAY ile VOJUD FARDY ile FARDYT ile MONFARD ZEKAR KARDAN ile TAK GHARAR DADAN ile BETOR ENFARADY ile AFRAD ile ENFARADY KARDAN ile يکايکي ile FARD SAZY ile FARD PARESTY ile لايتجزا )


- BİREYSELLEŞME ile/ve/değil/<> BİREYLEŞME

( Toplumda. İLE/VE/DEĞİL/<> Psikolojide. )

( Bütünden/toplumdan/idealden pay alarak. İLE/VE/DEĞİL/<> Kişide[parçada]. )


- BİREYSELLİK, DEĞİŞMEZ/DE ile/ve/||/<> DEĞİŞMEZ, BİREYSELLİK/TE


- BİRİKİM ile/ve/||/<>/> BİRLEŞTİRME


- BİRİKME ile BİRİKME HAVZASI


- ACCUMULATED DOSE[İng.] / DOSE ACCUMULÉE[Fr.] / AKKUMULIERENDE DOSIS[Alm.] ile/değil/yerine/= BİRİKMİŞ DOZ


- BİRİKTİRME ile/yerine AKIM

( TO SAVE UP vs. MOVEMENT
MOVEMENT instead of TO SAVE UP )


- UNIT CELL[İng.] / CELLULE DE L'UNITÉ[Fr.] / MASSEINHEIT ZELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= BİRİM GÖZE/HÜCRE


- UNIT POLE[İng.] / PÔLE UNITAIRE[Fr.] / EINHEITSPOL[Alm.] ile/değil/yerine/= BİRİM KUTUP


- UNIT VECTOR[İng.] / VECTEUR UNITAIRE[Fr.] / EINHEITSVEKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= BİRİM VEKTÖR


- 1. CEMRE ile/ve/||/<>/> 2. CEMRE ile/ve/||/<>/> 3. CEMRE

( Havaya düşer. [20 Şubat] İLE/VE/||/<>/> Suya düşer. [27 Şubat] İLE/VE/||/<>/> Toprağa düşer. [06 Mart] )

( CEMRE: Yanmış kömür parçası[kor], ateş/kor/köz. | Ufak çakıl taşı. | İltihaplı çıban, kara kabarcık. | Toprakta yedişer gün arayla meydana gelen sıcaklık yükselmesi. )

( CEMRE-İ ÛLÂ[fi-l-hevâ] ile/ve CEMRE-İ SÂNİYE[fi-l-mâ] ile/ve CEMRE-İ SÂLİS[fi-l-türâb] )


- FIRST CLASS CURRENT[İng.] / COURANT DE PREMIÈRE CLASSE[Fr.] ile/değil/yerine/= BİRİNCİ SINIF AKIM


- BİRİNCİ ile İLK SEBEP ile BİRİNCİ SINIF ile İLK VİTES ile ÜSTEĞMEN ile ÖNCELİKLE ile BİRİNCİ SINIF ile İLK DİZE ile AKLIMA İLK GELEN ŞEY ile İLK ELDEN ile İLK ÖNCE

( FIRST vs. FIRST CAUSE vs. FIRST CLASS vs. FIRST GEAR vs. FIRST LIEUTENANT vs. FIRST OF ALL vs. FIRST RATE vs. FIRST STRING vs. FIRST THING COMING TO MIND vs. FIRSTHAND vs. FIRSTLY )

( نخستين ile اولي ile اولين ile اول ile نخست ile اول آنکه ile ابتدا ile نزست ile علت اوليه ile درجهاول ile دنده يک ile ناوبان يکم ile اولاً ile درجه اول ile درجه يک ile متبادر بذهن ile دست اول ile درمرحله اول )

( NAKHASTYNE ile OLY ile OLYNE ile OL ile NAKHAST ile OL ANKEH ile EBTEDA ile نزست ile ALAT OLYYEH ile DARJEKAVEL ile DANDEH YK ile ناوبان يکم ile OLAN ile DARJEH OL ile DARJEH YK ile MOTBADAR BEZEAN ile DAST OL ile DARMARHALEH OL )


- PRIMARY BATTERY[İng.] / BATTERIE PREMIÈRE[Fr.] / PRIMÄRBATTERIE[Alm.] ile/değil/yerine/= BİRİNCİL BATARYA


- PRIMARY FISSION PRODUCTS[İng.] / PRODUITS DE FISSION PRIMAIRES[Fr.] / PRIMÄRE SPALTAUSBEUTE[Alm.] ile/değil/yerine/= BİRİNCİL BÖLÜNME VERİMİ/ÜRÜNLERİ


- PRIMARY DOSE LIMITS[İng.] / LIMITES DE DOSE PRIMAIRE[Fr.] / PRIMÄRDOSISGRENZE[Alm.] ile/değil/yerine/= BİRİNCİL DOZ SINIRLARI


- PRIMÄRZELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= BİRİNCİL GÖZE/HÜCRE


- FAISCEAU DE RAYONNEMENT PRIMAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= BİRİNCİL IŞIN DEMETİ


- PRIMARY RADIATION[İng.] / RAYONNEMENT PRIMAIRE[Fr.] / PRIMÄRE STRAHLUNG, PRIMÄRSTRAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= BİRİNCİL IŞINIM


- PRIMARY PROTECTIVE SHIELDING[İng.] / CUIRASSE PROTECTRICE PRIMAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= BİRİNCİL KORUYUCU PERDELEME/ZIRH


- PRIMARY CELL[İng.] / PILE PRIMAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= BİRİNCİL PİL


- PRIMARY EMISSION[İng.] / ÉMISSION PRIMAIRE[Fr.] / PRIMÄREMISSION[Alm.] ile/değil/yerine/= BİRİNCİL SALIM/YAYIM


- BİRİYLE YAKIN OLABİLMEK/KALABİLMEK İÇİN:
KELEPÇE ile/değil/yerine KANAT

( O kişinin/kişilerin uçabilmesine karşın yanına konuyor(lar)sa seninle birliktedir. )


- BİRKAÇ SAATLİĞİNE ile/değil BİRKAÇ SAAT İÇİN


- BİRLE ile/> İLE
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]


- UNIFIED FIELD THEORY[İng.] / THÉORIE DU CHAMP UNIFIÉ[Fr.] / EINHEITLICHE FELDTHEORIE[Alm.] ile/değil/yerine/= BİRLEŞİK ALAN KURAMI


- COMPOUND VESSELS[İng.] / VASES COMMUNICANTS[Fr.] / KOMMUNIZIERENDE GEFÄSSE[Alm.] ile/değil/yerine/= BİRLEŞİK KAPLAR


- BİRLEŞİK PETALLİ KOROLLA, GAMOPETAL KOROLLA, SİNPETAL KOROLLA = TÜVEYC-İ ÂHÂDÎYÜ'L-VARAK = COROLLE MONOPÉTALE, COROLLE GAMOPÉTALE


- BİRLEŞİK SEPALLİ KALİKS, GAMOSEPAL KALİKS, SİNSEPAL KALİKS = KE'S-İ ÂHÂDÎYÜ'L-VARAK = CALYCE MONOSÉPALE, CALICE GAMOSÉPALE


- BİRLEŞİK TÜMCE -ile

( COORDINATE SENTENCE )


- BİRLEŞİK ile KONJUGE ile ÇEKİM

( CONJUGATE vs. CONJUGATED vs. CONJUGATION )

( درهم آميختن ile گشنيدن ile توام کردن ile توام ile گشنگيري )

( DAREAM AMYKHTAN ile GOSHENYDAN ile TAVAM KARDAN ile TAVAM ile GOSHANGYRY )


- BİRLEŞİK/LİK ile BİRLEŞİK AD ile BİRLEŞİK KAP ile BİRLEŞİK FİİL ile BİRLEŞİK İSİM ile BİRLEŞİK CÜMLE ile BİRLEŞİK TÜMCE ile BİRLEŞİK ZAMAN ile BİRLEŞİK KAPLAR ile BİRLEŞİK KELİME ile BİRLEŞİK OTURUM ile BİRLEŞİK OY PUSULASI


- BİRLEŞME


- BİRLEŞME ile/ve BAĞDAŞMA


- BİRLEŞME/VAHDANİYET ile BİLEŞME/SENTEZ ile BİREŞME/TEVHİD

( Mekanik. İLE Kimyasal. İLE Organik. )

( (SYNTACTIC) COMPOUNDING vs. (LEXICAL) COMPOUNDING vs. UNITY )


- BİRLEŞME ile BİRLEŞME DEĞERİ


- COMBINATION[İng.] / COMBINATION[Fr.] / VERBINDEN[Alm.] ile/değil/yerine/= BİRLEŞME


- BİRLEŞME/KONJÜGASYON/CONJUGATION[İng.] ile/ve/||/<> DÖNÜŞÜM/TRANSFORMASYON

( Bakteriler arasında doğrudan genetik nesne aktarımı. İLE/VE/||/<> Bakterilerin, çevresel DNA'yı alması. )


- BİRLEŞME ile/||/<> ERİME


- BİRLEŞME ve/||/<> ORTAKLAŞMA


- BİRLEŞME ile/ve/> YOĞUNLAŞMA


- BİRLEŞTİRİLEBİLİRLİK ile KOMBİNASYON ile KOMBİNE ile BİRLEŞTİRİCİ ile BİRLEŞTİRME

( COMBINABILITY vs. COMBINATION vs. COMBINED vs. COMBINER vs. COMBINING )

( قابليت ترکيب ile ترکيب ile اختلاط ile آميخته ile تلفيق کننده ile تلفيقي ile تلفيق )

( GHABELYT TARKYBE ile TARKYBE ile AKHTELAT ile AMYKHTEH ile TALFYGH KONANDEH ile TALFYGHY ile TALFYGH )


- BİRLEŞTİRME ve/||/<>/> AYDINLATMA


- BİRLEŞTİRME ile/değil BİRLİK


- BİRLEŞTİRME ile/ve/||/<>/> DERLEME


- BİRLEŞTİRME ile/ve/<> OLUŞTURMA


- BİRLEŞTİRMEK ile BİLEŞİK NESNE ile BİLEŞİK PARFÜM ile BİLEŞİK CÜMLE

( COMPOUND vs. COMPOUND OBJECT vs. COMPOUND PERFUME vs. COMPOUND SENTENCE )

( مرکب ile ترکيبي ile جسم مرکب ile عبير ile عنبر ile جمله مرکب )

( MARKAB ile TARKYBEY ile JASM MARKAB ile عبير ile ANBAR ile JOMLEH MARKAB )


- BİRLİK DİRENCİ[İng. ASSOCIATIONAL RESISTANCE] ile/||/<> BİRLİK HASSASLIĞI[İng. ASSOCIATIONAL SUSCEPTIBILITY]

( Bir bitkinin farklı bir bitki türüyle yakın konumsal birlik içinde bulunması nedeniyle edindiği savunma faydaları. @@ Bir bitkinin farklı bir bitki türüyle yakın konumsal birlik içinde bulunması sonucunda daha fazla otçulluğa maruz kalması.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- BİRLİK ile/ve CEZBE


- BİRLİK ile/ve/||/<>/>/< DENGE


- BİRLİK = VAHDET = UNITY[İng.] = UNITÉ[Fr.] = EINHEIT[Alm.] = UNITAS< UNUS[Lat.] = UNIDAD[İsp.]


- BİRLİKTE ÇÖKME ile BİTİM NOKTASI

( Aslında çözünür olan türlerin, çökmekte olan katının yüzeyinde ya da onunla birlikte sürüklenerek taşınması. İLE Titrasyonda son bir damlanın tepkimeyi tamamladığı, fiziksel değişmelere bakılarak titrasyonun son erdirildiği durum. )

( COPRECIPITATION vs. END POINT )

( KOPREZIPITATION mit ENDPUNKT )


- COPRECIPITATION[İng.] / KOPREZIPATION[Alm.] ile/değil/yerine/= BİRLİKTE ÇÖKME


- BİRLİKTE OLMAYALIM!:
SEVMEDİKLERİMİZLE ve/||/<> "UNUTAMADIKLARIMIZLA"


- BİRLİKTE ile/ve BİRLİK'TE


- BİRLİKTE ile/ve/değil KARŞILIKLI


- BİSE ile/>< NİME
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Kötüleme. İLE/>< Övme. )


- BİSİKLET ve/<> AİLE


- BİSİKLET ve/<> CAMBAZLIK/AKROBASİ[Fr. < ACROBATIE]


- BİSİKLET ve/<> DENGE


- BİSİKLET ve/<> DİL/ABECE


- BİSİKLET ve/<> EĞLENCE


- BİSİKLET ve/<> GÜLÜMSEME


- BİSİKLET ve/<> HABERLEŞME


- BİSİKLET ve/<> YÜRÜME


- BİSİKLETTE:
AYNA ile/ve RUBLE

( Göbekte/pedalların yanında bulunan büyük vites çark(lar)ı. İLE/VE/<> Arka tekerleğin üzerinde bulunan küçük vites çark(lar)ı. )


- BİŞNEV[Fars.] değil/yerine/= DİNLE!


- BİSTRO[Fr. < BISTRO] değil/yerine/= İÇKİ İÇİLEN KAHVE


- BİSÜLFAT[Fr. < BISULFATE] değil/yerine/= HİDROJENLİ SÜLFATLAR


- BISULPHITE[İng.] / BISULFITE[Fr.] / BISÜLFIT[Alm.] ile/değil/yerine/= BİSÜLFİT


- BİT ile KABUKLU BİT/KIRMIZ BÖCEĞİ/KOŞNİL[Fr. < COCHENILLE]

( ... cum COCCUS COETI )


- BİT yerine KEHLE


- BİT ile KENE/SAKIRGA/SAKARGA ile MAYT ile GÜVE

( Bilinen, 866 tür kene vardır. )

( ... ile SIFÂR ile ... ile ... )

( ... ile KENE ile ... ile BÎV, PÎVE, SÛS )

( LOUSE vs. TICK/ACARID vs. MITE vs. MOTH )

( PEDICULUS cum TRICHODECTES CAMELI[Deve kenesi]/HAEMATOPINUS PILIFERUS[Köpek kenesi]/TRICHODECTES OVIS[Koyun kenesi] cum ... cum TINEA PELLIONELLA )


- BİT ile/ve/değil YAVŞAK/SİRKE

( ... İLE/VE/DEĞİL Bit yumurtası. )


- BÎTE[Ar.] ile BÎTET[Ar.]

( Geceleme, geceleyiş. )


- BITE :/yerine ISIRMAK


- BİTEK ile BİTELGE

( Bol ve iyi bitki yetiştiren, verimli toprak. İLE Toprağın bitki yetiştirme gücü. )


- BİTİRME ile BİTİRME FİİLİ


- BİTİŞİK "DE/DA" ile AYRIK "DE/DA"

( Yer, yön, nesne ya da kişi belirtiyorsa. İLE Yer, yön, nesne ya da kişi belirtmiyorsa. | Bir koşul ve/ya da durum belirtiyorsa. )

( ÖRNEKLER: Arabada, evde, odada, sinemada, yerde, havada, İstanbul'da, orada/burada, köyde, kentte, bittiğinde, yediğinde, sonuçta. İLE Oda da, sen de, o da, bu da, öyle de, şöyle de, bilse de, bitse de, olsa da, düşünse de, yapsa da, sonuç da.



)

( Ayrık ve bitişik 'de/da'ları, 'ki'leri, "mi'leri, gerektiği gibi yaz(a)mayan/yayınlamayanların, okuyuculara ve dilimize saygısı olmayanların "tutumu", beyaz donla denize girenlerin neden olduğu görüntü kirliliği gibidir. Evet! İstediği biçimde yazmak, beyaz donla girmeyi yanlış gör(e)meyen herkesin hakkıdır. Fakat daha az görüntü kirliliği yaratmak varken, ıslakken üzerlerine yapışan kumaşın ve tutmayan lastiklerinin anlamsızlığını, yetersizliğini ve yanlışlığını görememek de bir kader değil orantısızlığını/ölçüsüzlüğünü bilebilecek kadardır.

)

( )

( )

( )

( )

( )

( )

( )

( )

( Avrupa Yakası'ndaki bölümü izlemek için burayı tıklayınız... )


- BİTİŞİK/LİK ile BİTİŞİK KELİME ile BİTİŞİK TAÇ YAPRAKLILAR ile BİTİŞİK ÇANAK YAPRAKLILAR


- NEBAT[Osm.] / PLANT[İng.] / PFANZZE[Alm.] ile/değil/yerine/= BİTKİ


- BİTKİ = NEBÂT = PLANTE