E ile biten FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 20.315 başlık/FaRk ile birlikte,
20.315 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(10/83)
- BELİRLEME ile YADSIMA
( TO DETERMINE vs. TO DENY )
- BELİRLENİM ile/değil İLKE
( ... İLE/DEĞİL Farkları birliğe getirici olan. )
( Birliğe getiren herşey ilkedir. )
( [not] DESIGNATION vs./but PRINCIPLE )
- BELİRLE(N)ME ile/ve/||/<> ETKİLE(N)ME
- BELİRLİ BİR:
SÜREYLE ile/ve/||/<>/>/< SIRAYLA
- BELİRLİ OLMA ile/ve/||/<> FİLİZ VERME
- BELİRME ile/ve/<> TAŞMA
- BELİRSİZ SÖZ/MUĞLAK İFADE ile/değil/yerine KAVRAM
- BELİRSİZLİK /= TEHLİKE:
EN KÖTÜ ile/ve/||/<>/> EN İYİ ile/ve/||/<>/> EN OLASI
- UNCERTAINTY PRINCIPLE[İng.] / PRINCIPE D'INDÉTERMINATION[Fr.] / UNBESTIMMTHEITSPRINZIP[Alm.] ile/değil/yerine/= BELİRSİZLİK İLKESİ
- BELİRTEÇ ile GÖSTERGE
- BELİRTİLEBİLMEK ile BELİRTİ ile BELİRTİK ile BELİRTİŞ ile BELİRTİLİ/LİK ile BELİRTİSİZ/LİK ile BELİRTİ BİLİMİ ile BELİRTİLİ NESNE ile BELİRTİ BİLİMSEL ile BELİRTİSİZ NESNE ile BELİRTİLİ TAMLAMA ile BELİRTİSİZ TAMLAMA
- BELİRTİLERİ BASKILAMA ile/değil/yerine/>< İYİLEŞTİRME
- BELİRTKE ile BELİRTKEN ile BELİRTKE TABLOSU
- BELİRTKE ile BELİTKE
( Bir özlü sözle birlikte kullanılan im. | Soyut bir şeyin, bir kavramın simgesi olan varolan ya da eşya. AMBLEM | Gösterge. İLE Belitler dizgesi. [BELİT/AKSİYOM: Kendiliğinden, apaçık olan ve böyle olduğundan dolayı öteki önermelerin ön dayanağı olan temel önerme.] )
- BELİRTME ile BELİRTME GRUBU ile BELİRTME DURUMU ile BELİRTME SIFATI
- BELİRTME ile BİLDİRME
( TO STATE vs. TO NOTIFY )
- BELİRTME ile ORTAYA KOYMA
( TO STATE vs. TO EXPOSE )
- BELİT/AKSİYOM(ATİK) = AXIOM[İng.] = AXIOME/AXIOMATIQUE[Fr.] = AXIOM, GRUNDWAHRHEIT[Alm.] = ASSIOMA[İt.] = AXIOMA[İsp.] = PRONUNTIATUM[Lat.] = AKS.OMA[Yun.] = BEDÎHİYYE, MÜSELLEM[Ar.] = ASLÎ MUTEÂREF[Fars.] = AXIOMA[Felm.]
- Belki dinleyemiyorsundur fakat DİNLE!!!
- BELLEK[İng. MEMORY] ile/||/<> AMNEZİ[İng. AMNESIA] ile/||/<> BİLİŞSEL YETİLER[İng. COGNITIVE FACULTIES] ile/||/<> DOĞUŞTAN GELEN BAĞIŞIKLIK[İng. INNATE IMMUNITY] ile/||/<> FRONTAL LOB[İng. FRONTAL LOBE] ile/||/<> ÖN LOB[İng. FRONTAL LOBE] ile/||/<> PAPEZ HALKASI[İng. PAPEZ CIRCUIT]
( Öğrenilen bilgileri depolamaya ve istenildiği zaman kullanmaya olanak sağlayan yetenektir. @@ Beyinde meydana gelen hasarın bir sonucu olarak ortaya çıkan hafıza kaybı. Kazalardan sonra ortaya çıkabildiği gibi bastırma türünde bir savunma mekanizması ile de ortaya çıkabilir. @@ Bilişsel yetiler, doğru inançların bilgiye dönüşmesi için, epistemik güven ve değer içeren unsurlardır. Bu yetilere hafıza, algı, dikkat, farkındalık, kavrayış, odaklanma, sezgi ve muhakeme örnek verilebilir. Sosa gibi erdem epistemologları için en değerli bilişsel yetilerden biri entelektüel erdemdir. Ona göre kişi sahip olduğu erdem gibi yetiler yoluyla bilgiye ulaşabilir. @@ Yok sayılabilecek kadar düşük hafızaya sahip, daha önceden varolan ve özgül olmayan savunma sistemi. Genetik kökenli olması açısından ebeveynlerden yavrulara aktarılır. @@ Beynin duygusal ifade, problem çözme, hafıza, dil, yargı ve cinsel davranışlar gibi önemli bilişsel becerileri kontrol eden kısmıdır. Beynin en büyük kortikal bölgesidir ve serebral korteksin yaklaşık %40'ını oluşturur. Ön lob ya da alın lobu da denir. @@ Frontal Lob da denir. Beynin en büyük kortikal bölgesidir ve serebral korteksin yaklaşık %40'ını oluşturur. Beynin duygusal ifade, problem çözme, hafıza, dil, yargı ve cinsel davranışlar gibi önemli bilişsel becerileri kontrol eden kısmıdır. Özünde, kişiliğimizin ve iletişim yeteneğimizin "kontrol paneli"dir. Lobdaki her alan belirli bir işlevden (örn: motor, konuşma, yürütme işlevi) ve davranıştan sorumludur. Frontal lob ile beynin diğer kısımları arasındaki kapsamlı bağlantı ağı, frontal lob işlevlerini ve işlev bozukluklarını anlamayı zorlaştırır. @@ Duyguların deneyimlenmesi, etiketlenmesi ve ifade edilmesinde Papez halkası rol oynar. Ön talamik çekirdekler, lateral dorsal çekirdek ve medial dorsal çekirdekten oluşan ve uzaysal oryantasyon ve epizodik hafıza için merkez görevi gören limbik talamus, Papez halkasına bağlıdır. Papez halkası Alzheimer, Parkinson, Korsakoff sendromu, semantik bunama ve global amnezi ile ilişkilendirilir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- BELLEK[İng. MEMORY] ile/||/<> ARA-BUL-GERİYE GETİR[İng. SEARCH-FIND-RETRIEVE] ile/||/<> BELLEĞE YARDIMCI TEKNİKLER[İng. MNEMONIC TECHNIQUES] ile/||/<> BELLEK GENİŞLİĞİ[İng. MEMORY SPAN] ile/||/<> EPİSTEMİK MANTIK[İng. EPISTEMIC LOGIC]
( Öğrenilen bilgileri depolamaya ve istenildiği zaman kullanmaya yarayan yetenektir. @@ Bellekte depolanmış olan bir bilgiye ulaşıp onu hatırlama işlemidir. @@ Bildiğimiz materyallerle yeni öğrenmekte olduğumuz materyali ilişki içine sokarak bellekte daha iyi tutmaya yardımcı olan tekniklerdir. @@ Bir tek takdimden sonra bireyin tekrar edebildiği maddelerin (harf, sayı, kelime) sayısıdır. Ortalama bellek genişliğinin 5-9 arasında olduğu kabul edilmektedir.İ @@ Önermesel bilgi söz konusu olduğu zaman, bilgi ile ilgili önemli bir ayrım dikkati çeker. Bu ayrım Bertrand Russell tarafından yapılmıştır. Russell şeylerin bilgisi ve şeyler hakkında bilgi arasında bir ayrım yapar. İlki, herhangi bir nesne ya da kişiyi tanıma anlamında bilgiye, ikincisi ise, doğrunun elde edilmesi anlamında bilgiye işaret eder. Şeylerin bilgisi söz konusu olduğunda, bilginin nesnesi şeylerin kendisi ya da varlığın doğrudan kendisidir. Öznenin doğrudan farkında olduğu, tanıdığı şeyler buraya dâhil edilir. Duyu verileri, bellek aracılığıyla hatırlanan şeyler, içgözlem aracılığıyla doğrudan fark edilen zihinsel durumlar ve kavrama ile farkında olunan tümeller söz konusu nesneleri oluşturur. Bu türden bir bilgi, dolayımsız bir bilgidir ve bu dolayımsızlık durumu aklın hiçbir neden ya da gerekçeye başvurmadan doğruyu kavraması olarak düşünülmelidir. Şeyler hakkında bilgi söz konusu olduğunda ise, bilginin nesnesi doğru ve yanlış yüklemlerin taşıyıcısı olan önermelerdir. Dolayısıyla bu bağlamda herhangi bir şeyi bilmek demek, o şey hakkındaki belirli bir önermenin doğru olduğunu bilmek anlamına gelir. Bu anlamda, Türkiye’nin başkentinin Ankara olduğunu bilmek demek, bunu ifade eden “Türkiye’nin başkenti Ankara’dır” önermesini bilmek demektir. Cümleler aracılığıyla ifade edilen bu tür önermeler bilginin nesnesini oluşturur. Epistemik mantık, Hintikka’ya dayandırılır. Özellikle onun Knowledge and Belief metnine atıfta bulunulur. En genel anlamda bilgi hakkındaki tartışılanları formalize etme girişimleri içeriğini oluşturur. “S’ p’yi bilir.”, “S, p’yi bilmez.”, “S, p’ye inanır.”
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- BELLEK SİLME ile/ve/||/<>/< PROPAGANDA
( ... İLE/VE/||/<>/< Bir öğreti, düşünce ya da inancı başkalarına tanıtma, benimsetme ve yayma amacıyla söz, yazı gibi yollarla gerçekleştirilen çalışma. )
- BELLEK = HÂFIZA = MEMORY[İng.] = MÉMOIRE[Fr.] = GEDÄCHTNIS[Alm.] = MEMORIA[dissil/f.]/RECUERDO[eril/m.][İsp.]
- BELLEK-GÖVDE(/NEDENSEL-GÖVDE) ile/ve/değil/yerine/< GÖVDE
- BELLEME(EZBERLEME) ile/yerine ÖĞRENME
( TO MEMORIZE vs. TO LEARN
TO LEARN instead of TO MEMORIZE )
- BELLETME ile BELLETMEN
- BEN > BEDEN'E" ile/değil/yerine/>< BEDEN > BEN'E (UYDURULMALI)
- BEN İSTEDİM DİYE değil SEN İSTER İSEN
- BEN OLMAYAN ile/ve/<> ÖTEKİ(LEŞTİRME)
- BEN, UZAYDA ile/ve/değil/||/<>/>/< UZAY, BENDE
- BEN ile KEŞKE
( I vs. I WISH )
( اينجانب ile بنده ile من ile کاش )
( AYNAJANAB ile BANDEH ile MAN ile KASH )
- ben = me[İng.] = JE[Fr.] = ICH[Alm.] = IO[İt.] = YO[İsp.] = EGO[Lat., Yun.] = ANÂ[Ar.] = MÄN[Fars.] = IK[Felm.]
- BENCE ile/değil/yerine "BANA ÖYLE/ŞÖYLE GELİYOR Kİ ..."
- BENCE ile/ve/değil/yerine BENİM/SENİN İÇİN, BANA/SANA GÖRE
- BENCE ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KANAATİMCE
- [ne yazık ki]
!"BENCİL/LİK / BENCİL/LEŞMEK" ile/değil/yerine/||/<>/< BİREY/LİK / BİREY(SEL)LEŞMEK
- BENCİLLEŞMEK ile BENCİLLEŞEBİLMEK ile BENCİ/LİK ile BENCİL/LİK ile BENCİLCE
- BENDE[Fars.] ile KUL, KÖLE, BAĞLI [bkz. ABD(Ar.)]
( KUL, KÖLE, BAĞLI [bkz. ABD] )
- BENDENE[Fars.] ile/ve BENDÎME/BENDÎNE[Fars.]
( Giysinin bazı yerlerine dikilen düğme, kopça. İLE/VE Düğme, ilik. | Giysi yakasına ve kollarına açılan ufak delik. )
- BENDEN/SENDEN ile/yerine BENİMLE/SENİNLE
( "FROM ME" vs. WITH ME/WITH YOU
WITH ME/WITH YOU instead of "FROM ME" )
- SPOT DISTORTION[İng.] / DÉFORMATION DE LA TACHE[Fr.] / FLECKVERZERRUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= BENEK BOZULMASI
- LEKE[Osm.] / SPOT[İng.] / TACHE[Fr.] / FLECK[Alm.] ile/değil/yerine/= BENEK
- BENGAL ile BENGALCE
( BENGAL vs. BENGALESE )
( بنگاله ile بنگال ile بنگالي )
( BANGALEH ile BANGAL ile بنگالي )
- BEN-İM:
BENLİK ile/ve/değil ÖZNE
( Kendini merkeze koymak. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Başkalarından/ötekilerden ayrı olan. )
- BENİM BİLE ile/değil/yerine BENİM DE ...
- BENİMSEME ile/ve/değil/yerine/<> İÇSELLEŞTİRME
- BENİMSEME ile KİŞİSELLEŞTİRME
- BENZALDEHYDE[İng.] / ALDÉHYDE BENZOÏQUE[Fr.] / BENZALDEHYD[Alm.] ile/değil/yerine/= BENZALDEHİT
- BENZANILIDE[İng.] / BENZANILIDE[Fr.] / BENZANILID[Alm.] ile/değil/yerine/= BENZANİLİT
- BENZEDRINE[İng.] / BENZADRINE[Fr.] ile/değil/yerine/= BENZEDRİN
- BENZEME ile BENZEMEZ/LİK
- BENZENE DISULFONIC ACID[İng.] / ACIDE M-BENZÈNE DISULFONIQUE[Fr.] / M-BENZOLDISULFONSÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= BENZEN DİSÜLFONİK ASİT
- BENZENE HEXACHLORIDE[İng.] / HEXAKLORURE DE BENZENE[Fr.] / BENZOLHEXACLORID[Alm.] ile/değil/yerine/= BENZEN HEKAZKLORÜR
- BENZENE MONOSULPHONIC ACID[İng.] / ACIDE BENZÈNE MONOSULFONIQUE[Fr.] / BENZOL MONOSÜLFONSÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= BENZEN MONOSÜLFONİK ASİT
- BENZENE SULPHINIC ACID[İng.] / ACIDE BENZÈNE- SULFONIQUE[Fr.] / BENZEN SÜLFON SÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= BENZEN SÜLFİNİK ASİT
- BENZENE[İng.] / BENZOLE[Fr.] / BENZOL[Alm.] ile/değil/yerine/= BENZEN
- BENZER ile BENZEŞEN ile BENZEŞİM ile BENZEŞLİK ile BENZEŞME ile BENZETİ ile BENZETME ile BENZEYİŞ
- BENZERSİZLEŞTİRME ile/ve/<> BİRİCİKLEŞTİRME
- BENZERSİZLEŞTİRME ile/ve/değil/yerine "FARKLILIK"/"ÖZGÜNLÜK" ATFETMEK
- BENZEŞME ve AYRIŞMA
- BENZEŞME ile BENZEŞMEZLİK
- ANALOGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= BENZETME/BENZEŞİM
- BENZETME ile "BENZETME"
- BENZETME ile BENZETMELİ
- BENZETME ile/||/<> ÇAĞRIŞIM
- BENZETME ile/ve/değil/||/<>/< "DOLAYLI (/KİŞİSEL/KEYFİ/ORANTISIZ) İLİŞKİ"
- BENZETME" ile/ve/değil/||/<>/< İLİŞKİ
- BENZETME ile/ve/değil/yerine/||/<>/< TANIM
( "Ağyârını câmî, efrâdını mânî." İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Ağyârını mânî, efrâdını câmî. )
- BENZETME değil YAKIŞTIRMA/N
- BENZETME ile/ve/değil/||/<>/< ZORLAMA
- ÖZELLİKLERDE:
BENZEYEN ile/ve/<> BENZEMEYEN
- BENZIDINE[İng.] / BENZIDINE[Fr.] / BENZIDIN[Alm.] ile/değil/yerine/= BENZİDİN
- BENZYL ALCOHOL[İng.] / ALCOOL BENZYLIQUE[Fr.] / BENZYLALKOHOL[Alm.] ile/değil/yerine/= BENZİL ALKOL
- BENZYL CHLORIDE[İng.] / CHLORURE DE BENZYLE[Fr.] / BENZYLCHLORID[Alm.] ile/değil/yerine/= BENZİL KLORÜR
- BENZYL CINNAMATE[İng.] ile/değil/yerine/= BENZİL SİNAMAT
- BENZYL THIOCYANATE[İng.] / THIOCYANATE DE BENZYLE[Fr.] / BENZYLTHIOCYANAT[Alm.] ile/değil/yerine/= BENZİL TİYOSİYANAT
- BENZIL[İng.] / BENZILE[Fr.] / BENZIL[Alm.] ile/değil/yerine/= BENZİL
- BENZYLAMINE[İng.] ile/değil/yerine/= BENZİLAMİN
- BENZYLALANINE[Fr.] / BENZYLANILIN[Alm.] ile/değil/yerine/= BENZİLANİLİN
- ACETATE DE BENZYLE[Fr.] / BENZYLACETAT[Alm.] ile/değil/yerine/= BENZİLASETAT
- BENZYL BENZOATE[İng.] / BENZYLBENZOATE[Fr.] / BENZYLBENZOAT[Alm.] ile/değil/yerine/= BENZİLBENZOAT
- BENZYL BROMIDE[İng.] / BROMURE DE BENZYLE[Fr.] / BENZYLBROMID[Alm.] ile/değil/yerine/= BENZİLBROMÜR
- BENZILIC ACID[İng.] / ACIDE BENZILIQUE[Fr.] / BENZILSÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= BENZİLİK ASİT
- CINNAMATE DE BENZYLE[Fr.] / BENZYCINAMAT[Alm.] ile/değil/yerine/= BENZİLSİNAMNAT
- BENZINE[İng.] / BENZINE[Fr.] / BENZIN[Alm.] ile/değil/yerine/= BENZİN
- BENZOPHENONE[İng.] / BENZOPHÉNONE[Fr.] / BENZOPHENON[Alm.] ile/değil/yerine/= BENZOFENON
- BENZOIC ACID[İng.] / ACID BENZOIQUE[Fr.] / BENZOESÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= BENZOİK ASİT
- CHLORURE DE BENZOYLE[Fr.] / BENZOYLCHLORID[Alm.] ile/değil/yerine/= BENZOİL KLORÜR
- BENZOYL PEROXIDE[İng.] / BENZOYLPEROXYD[Alm.] ile/değil/yerine/= BENZOİL PEROKSİT
- BENZOINOXIME[İng.] / BENZOINOXIM[Alm.] ile/değil/yerine/= BENZOİNOKSİM
- BENZOQUINONE[İng.] ile/değil/yerine/= BENZOKİNON
- BENZOQUINONE[Fr.] ile/değil/yerine/= BENZOKİON
- PEROXYDE DE BENZOYLE[Fr.] ile/değil/yerine/= BENZOLL PEROKSİT
- BENZONITRILE[İng.] / BENZONITRILE[Fr.] / BENZONITRIL[Alm.] ile/değil/yerine/= BENZONİTRİL
- CHLORE DE BENÉRYLE[Fr.] / BENZOTRICHLORID[Alm.] ile/değil/yerine/= BENZOTRİKLORÜR
- BENZOTHIOCARBIDE[İng.] ile/değil/yerine/= BENZOTRİOKLORÜR
- BERABERCE değil BİRLİKTE
- BERABER/LİK ile BERABERCE ile BERABERLİK MÜZİĞİ
- BERÂH[Ar.]:
Açık, işlenmemiş ve ağaçsız bölge. -ve
- BERÂRÎ[< Ar. BERRİYYE] ile ÇÖLLER, SAHRALAR
( Çöller, sahralar. )
- BER-BÂD[Ar.] ile BER-BATT[Ar., Fars. YELDE]
( Perîşan, harap, viran. | Pis, fenâ, kirli. İLE Kaz göğüslü. | Lavuta/lavta adlı bir çalgı.[LYRE(Fr.)] )
- BERBAH[Ar.]/ÉPIDIDYME ile ERBEZİ ÜSTÜ
( Erbezi üstü. )
- BERBÂR/E[Fars.] ile CİHÂN-NÜMÂ[Fars.]
( Çardak, sundurma. | Tahtaboş. | Kameriye. | Evin damında bulunan oda. İLE Çatının üstünde her yanı gören taraça. | Dünyayı gösteren harita. | Kâtip Çelebi'nin kaleme aldığı Asya coğrafyası.[1654] [basım 1732, İbrahim Müteferrika] )
- BERBERINE[İng.] / BERBÉRINE[Fr.] / BERBERIN[Alm.] ile/değil/yerine/= BERBERİN
- BERBER/LİK ile BERBERİ ile BERBERİCE ile BERBER BALIĞI ile BERBER SALONU ile BERBER KOLTUĞU
- BERDE[Ar.] ile BERDE/BENDE[Ar.]
( Mide dolgunluğu. İLE Tutsak, esir, köle, karavaş. )
- BERE ile BERE[Fars.] ile BERE[Fr. < BERET]
( Vurma ve incitme sonucunda, gövdenin herhangi bir yerinde oluşan çürük. | Herhangi bir şeyde görülen çizik, ezik. İLE Kuzu. İLE Yuvarlak, yassı ve sipersiz başlık. )
- BERE ile BERTİK
( Vurma ve incitme sonucunda, gövdenin herhangi bir yerinde oluşan çürük. | Herhangi bir şeyde görülen çizik, ezik. İLE Yara, bere. | İncinmiş, burkulmuş. | Deride mor leke, çürük. )
- BERE ile ŞAPKA
- BEREHREHE[Ar.] -ile
( Çok güzel hanım. )
- BERELEMEK ile BERELENMEK ile BERELENEBİLMEK ile BERELEYEBİLMEK ile BERE ile BERELİ
- BERGE ile BERGÜ/BERİM
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Değnek. İLE Borç. )
- BERGMANN'S RULE[İng.] değil/yerine/= BERGMANN YASASI
( Şekil olarak benzer iki gövdeden daha büyüğünün hacim başına daha düşük yüzey alanına sahip olduğunu ve bu nedenle kütle başına ısı kaybının daha az olduğunu; böylece büyük gövdelilerin daha soğuk iklimlerde, küçük gövdelilerin ise daha sıcak iklimlerde bulunma eğiliminde olduğunu ifade eden kural. Alman biyolog Carl Bergmann tarafından ileri sürülmüştür. Genelde sıcakkanlı hayvanlarla sınırlandırılsa da, modern bilimde soğukkanlı hayvanlar için de geçerli olabileceği görülmüştür.Sıcakkanlı bir hayvan olan insan türünün, kutuplara yakın yerlerde yaşayan Inuit, Aleut ve Sami kabileleri, orta enlemlerde yaşayan insanlara göre ortalama bazında daha ağırdırlar.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- BERHANE[Ar.] ile/ve/||/<> METRUK[Ar.]
- BERİL ile BERİLYUM[Be]
( Doğada, altıgen billurlar durumunda bulunan, saydam, çoğu yeşil renkli berilyum ve alüminyum silikat. iLE Atom sayısı 4, yoğunluğu 1.73 olan, zümrüt gibi kimi taşların bileşiminde bulunan, havanın etkisine karşı ince bir oksit tabakasıyla kaplı öğe/element. )
- BERYLLIUM ACETATE[İng.] / ACETATE DE BÉRYLLIUM[Fr.] / BERYLLIUM ACETAT[Alm.] ile/değil/yerine/= BERİLYUM ASETAT
- BERYLLIUM BROMIDE[İng.] / BROMURE DE BÉRYLLIUM[Fr.] / BERYLLIUM BROMID[Alm.] ile/değil/yerine/= BERİLYUM BROMÜR
- BERYLLIUM CARBONATE[İng.] / CARBONATE DE BERYLLIUM[Fr.] / BERYLLIUMKARBONAT[Alm.] ile/değil/yerine/= BERİLYUM KARBONAT
- BERYLLIUM CHLORIDE[İng.] / CHLORURE DE BERYLLIUM[Fr.] / BERYLLIUM CHLORID[Alm.] ile/değil/yerine/= BERİLYUM KLORÜR
- BERİT/MENZİL ile/ve MERHALE
( 4 Fersah. İLE/VE 2 Berit.[8 Fersah] )
- BERİYYE -ile
( ÇÖL, KIR, SAHRÂ | HALK, BİREYLER )
- BERİYYE[Ar.] ile NÂS[Ar.]
- BERKOVİCH SPACE ile/||/<> FORMAL SCHEME
( Berkovich space non-archimedean analitik geometriyken İLE formal scheme formsal tamamlanma geometrisidir )
( Formül: Berkovich spectrum )
- BERLIN BLUE[İng.] / BLUE DE PRUSSE[Fr.] / BERLINER BLAU[Alm.] ile/değil/yerine/= BERLİN MAVİSİ
- BER-MÛCEB-İ ÂTÎ ile/||/<> BER-MUTÂD ile/||/<> BU DAHİ ile/||/<> BEYNİNDE ile/||/<> MÜTESÂVİYEN
( Aşağıda geleceği gibi, aşağıda ifade olunacağı üzere. İLE/||/<> Alışılageldiği üzere, devamlı yapılagelen yönteme göre. İLE/||/<> Bu da bir öncesi gibi, yukarıda geçenin aynısı. İLE/||/<> Arasında, aralarında. İLE/||/<> Eşit olarak. )
- BERNOULLİ NAZARİYESİ[Osm.] / BERNOULLI THEORY[İng.] / THÉORIE DE BERNOULLI[Fr.] / BERNOULLISCHE THEORIE[Alm.] ile/değil/yerine/= BERNOULLİ KURAMI
- BERRÜSTE[Fars.] -ile
( Kavun, karpuz, çayır, çimen gibi dal budak salıp yükselmeyen bitkiler. )
- BERTHELOT'S EQUATION OF STATE[İng.] / ÉQUATION D'ÉTAT DE BERTHELOT[Fr.] / BERTHELOTSCHE ZUSTANDSGLEICHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= BERTHELOT HAL DENKLEMİ
- BERTHELOT-THOMSEN PRINCIPLE[İng.] / PRINCIPE DE BERTHELOT-THOMSEN[Fr.] ile/değil/yerine/= BERTHELOT-THOMSEN İLKESİ
- BERTRAND LENS[İng.] / LENTILLE DE BERTRAND[Fr.] / BERTRAND-LINSE[Alm.] ile/değil/yerine/= BERTRAND MERCEĞİ
- BERVÂZE[Fars.] ile BESÎM[Fars.]
( Gezinti için tertiplenen yemek. İLE Hazırlık, yol/sefer hazırlığı. | Yol azığı. )
- BERVECH-İ ÂDE ile/ve/||/<> BERVECH-İ ÂTÎ/ZÎR ile/ve/||/<> BERVECH-İ BÂLÂ ile/ve/||/<> BERVECH-İ MÂRUZ ile/ve/||/<> BERVECH-İ PEŞİN
( Âdet olduğu üzere. İLE/VE/||/<> Aşağıda olduğu gibi, aşağıda görüleceği üzere. İLE/VE/||/<> Yukarıda olduğu gibi, yukarıda görüldüğü üzere. İLE/VE/||/<> Bildirildiği gibi, arz olunduğu üzere. İLE/VE/||/<> Peşin olarak. )
- BEŞ VAKİT:
SABAH ve/ ÖĞLE ve/ İKİNDİ ve/ AKŞAM ve/ YATSI
- PENTAVALENTE[Fr.] / FÜNFWERTIG[Alm.] ile/değil/yerine/= BEŞDEĞERLİKLİ
- BEŞERE[Ar.] -ile
( İnsan derisinin dış tabakası. )
- BESIDE :/yerine YANINDA
- BESİDOKU, ENDOSPERMA = SÜVEYDÂ = ENDOSPERME
- BEŞİK/LİK ile BEŞİKÇİ/LİK ile BEŞİK ÖLÜMÜ ile BEŞİK KERTME ile BEŞİK KERTİĞİ ile BEŞİK SALINCAK
- BESİN ile BESLENMEYLE İLGİLİ ile BESLENME
( ALIMENT vs. ALIMENTAL vs. ALIMENTARY )
( قوت ليموت ile غذا دهنده ile رزقي )
( قوت ليموت ile GHZA DAHANDEH ile رزقي )
- ZUFUHR[Alm.] ile/değil/yerine/= BESLEME
- BESLEMEK ile YEM TORBASI ile BESLENMEK ile GERİ BİLDİRİM ile BESLEYİCİ ile BESLEME
( FEED vs. FEED BAG vs. FEED ON vs. FEEDBACK vs. FEEDER vs. FEEDING )
( تغذيه کردن ile خوراک دادن ile عليق دادن ile غذا دادن ile سير کردن ile خوراندن ile توبره ile خوراک کردن ile پس خوراند ile سوخت رسان ile خوراک دهنده ile اطعام )
( TAGHZYYEH KARDAN ile KHORAK DADAN ile ALYGH DADAN ile GHZA DADAN ile SYR KARDAN ile KHORANDAN ile TOBREH ile KHORAK KARDAN ile PES KHORAND ile SOKHT RESAN ile KHORAK DAHANDEH ile ATAM )
- BESLENME VE ÇİĞNEME SÜRESİ/SAYISI:
YANLIŞSA/EKSİKSE değil/yerine/>< DOĞRUYSA/YERİNDEYSE/YETERİNCEYSE
( [İlâcın] Yararı yok. DEĞİL/YERİNE/>< Gerek yok. )
- BESLENME ile BESLENME ODASI ile BESLENME SAATİ ile BESLENME SORUNU ile BESLENME UZMANI ile BESLENME EĞİTİMİ ile BESLENME ÇANTASI ile BESLENME BOZUKLUĞU ile BESLENME EĞİTİMCİSİ ile BESLENME YETERSİZLİĞİ
- BESLENME ile/ve/||/<> DEMLENME
- BESLENME = NUTRITION[İng.] = NOURRIR[Fr.] = VERPFLEGEN[Alm.] = NUTRIRE[İt.] = NUTRIR[İsp.]
- BESLE(N)ME ve/> SESLE(N)ME
( Ancak, hem zihinsel, hem fiziksel olanakları karşılanan kişi bir şey söylemeye, seslenmeye, hakkını aramaya olanak(güç/fırsat) bulur. )
- BESLENME = TAGADDİ, TAĞDİYE, İGTİDÂ'[< GIDÂ] = NUTRITION
- BESLENME ve/||/<> TRİGLİSERİT
- BESLENME ile TUTUNMA
- BESLEYİCİ MADDELER, GIDA MADDELERİ = ECZA-İ GIZÂÎYE = PRINCIPES ALIMENTAIRES
- BESMELE:
113 SUREDE ile/ve/<> 1 SUREDE
- BESMELE ile BESMELESİZ
- BESMELE ile/ve/<> HAMDELE ile/ve/<> SALVELE
- BESMELE ile/ve/değil/> ZAMAN/FIRSAT/BOŞLUK
( Herhangi bir eylem öncesinde kullanılan Besmele sadece bir söz değil günlük hayattaki (zihinsel) koşuşturmanın içinde küçük aralar vererek kontrollü/farkındalıklı olmayı, kendine/zihnine ve olaya/olguya [birkaç salise/saniye olsa bile] fırsat/zaman/boşluk sunmayı sağlar. )
- BEŞPARMAK/BEŞPENÇE ile BEŞPARMAKOTU
( Derisidikenlilerden, beş ışınlı yıldız biçiminde bir deniz canlısı. | Beş renkte dokunmuş, çubuklu kumaş. İLE Gülgillerden, yol kıyılarında ve çayırlarda yetişen, sürgüne karşı kullanılan bir bitki, kurtpençesi. )
( URASTER cum POTENTILLA REPTANS )
- BESTE ile FÜG
( ... İLE Çoksesli müzikte bir beste. )
- BESTE[Fars.] değil/yerine/= KÜĞ
( Farsça'da, "kapalı" ve "paket" demektir. )
- BESTE ve/<>/> OPUS[Lat.]
( ... VE/<>/> Besteleniş sırasına göre numaralanmış müzik yapıtı. )
- BESTE ile/ve/değil/||/<>/< SÖZ
- BETA PARTICLE, SS-PARTICLE[İng.] / PARTICULE BÊTA[Fr.] / BETA PARTICULE[Fr.] / BETA-TEILCHEN, Β TEILCHEN[Alm.] ile/değil/yerine/= BETA PARÇACIĞI/TANECİĞİ
- BETA SPECTROMETER[İng.] / SPECTRE BÊTA[Fr.] / BETASPEKTROMETRIE[Alm.] ile/değil/yerine/= BETA TAYFÖLÇERİ/SPEKTROMETRESİ
- BETAINE[İng.] / BÉTAUNE[Fr.] / BETAINE[Alm.] ile/değil/yerine/= BETAİN
- BETHE LAW[İng.] / LOI DE BETHE[Fr.] / BETHE-GESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= BETHE YASASI
- BETİK:
"SATILSIN DİYE" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< OKUNSUN DİYE
- BETİK = KİTAP = BOOK[İng.] = LIVRE[Fr.] = BUCH[Alm.] = LIBRO[İt., İsp.]
- BETÎL[Ar.] ile BETÎLE[Ar.]
( ... İLE Ayrılmış hurma fidanı. )
- BETİM, BETİMLEME = TASVİR, TAVSİF = DESCRIPTION[İng., Fr.] = BESCHREIBUNG[Alm.] = DESCRIPTIO[Lat.] = DESCRIPCIÓN[İsp.]
- BETİM, BETİMLEME = TAVSÎF = DESCRIPTION
- BETİMLEME ile/ve BEKLENTİ
( DESCRIPTION vs./and EXPECTATION )
- BETİMLEME ile/ve/||/<> DEĞER VERME/YÜKLEME
- BETİMLEME ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KAVRAM
( CONCEPT vs./and/<> TO DESCRIBE )
- BETİMLEME ile/ve/değil/yerine/||/<>/< TANIMLAMA
- BETİMLEMELİ/TASAVVURLU DÜŞÜNME ile BETİMLEMESİZ/TASAVVURSUZ DÜŞÜNME
- BETON[Fr.] ile BETONARME[Fr.]
( Çimentonun su yardımıyla kum, çakıl vb. nesnelerle karışması sonucu oluşan sert, dayanıklı, bağlayıcı yapı malzemesi. | Bu malzemeden yapılmış. İLE Yapıda gücü, esnekliği artırmak için metal ve çimentodan yararlanma yöntemi, demirli beton. 2. sıfat Bu yöntemle yapılmış. )
- CONCRETE[İng.] / BÉTON[Fr.] / BETON[Alm.] ile/değil/yerine/= BETON
- BETONİYER[Fr. < BÉTONNIÈRE] değil/yerine/= BETONKARAR
- BEVÂDÎ[Ar. < BÂDİYE] ile BEVÂDÎR[Ar. < BÂDİRE]
( Çöller/sahralar, kırlar. İLE Olagelen olaylar/hadiseler. )
- BEVÂRÎ[Ar. < BÂRİYÂ, BÂRİYYE/BÂRİYY] ile BEVÂRİH[Ar. < BÂRİH]
( Hasırlar, ince kamıştan örülen hasırlar. İLE Samyeli denilen sıcaklar ve şiddetli rüzgârlar. )
- BEVLİYE ile BEVLİYECİ/LİK
- BEYÂN[Ar.] ile FÂİDE[Ar.]
- BEYÂNNÂME değil/yerine/= BİLDİRİ/BİLDİRGE
- GEZEGENLER:
BEYAZ CÜCE ile KARA CÜCE
( ... İLE Henüz görülememiştir. [Sönebilmesi için yeterli sürenin geçmemiş olduğundan görülememektedir.] )
- BEYAZ CÜCE ile/||/<> KIRMIZI DEV
( Beyaz cüce küçük sıcak yoğun İLE kırmızı dev büyük soğuk seyrek )
( Formül: M < 1.4 M☉ (Chandrasekhar limiti) )
- BEYAZ KARE ile SİYAH KARE
- HORSEPOWER[İng.] / PUISSANCE EN CHEVAUX[Fr.] / PFERDESTÄRKE[Alm.] ile/değil/yerine/= BEYGİR GÜCÜ
- BEYHÛDE değil/yerine/= BOŞUNA
- BEYHÛDE[Fars. < BİHÛDE] ile/ve/||/<> NÂFİLE ile/ve/||/<> FUZÛLÎ
( Yararsız. | Boşuna. İLE/VE/||/<> Gerekli değilken yapılan iş. | Farzların dışında kılınan namaz. | Boşuna, gereksiz. İLE/VE/||/<> Erdemli/faziletli. | Gerekli, yersiz, boşuna. )
- BEYHUDELEŞMEK ile BEYHUDELEŞTİRMEK ile BEYHUDE/LİK ile BEYHUDE YERE
- BEYİN OMURİLİK SIVISI[İng. BRAIN SPINAL CORD FLUID] ile/||/<> SUBARAKNOİD ARALIK[İng. SUBARACNOID SPACE]
( Beyin ve omurilik etrafında bulunan şeffaf bir sıvıdır. Beyin ventriküllerinde üretilir ve beyinle omurilik arasında dolaşarak bu dokuları darbelere karşı korur, besin ve oksijen taşır, metabolik atıkları uzaklaştırır ve bağışıklık gözelerini taşır. @@ Beyin ve omurilik etrafında bulunan bir boşluktur ve beyin omurilik sıvısının dolaştığı alanı ifade eder. BOS, ventriküllerden çıkarak subaraknoid aralığa ulaşır ve beyinle omurilik etrafında dolaşır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- BEYİN ile BEYİNLİ ile BEYİNSEL/LİK ile BEYİNSİZ/LİK ile BEYİN GÖÇÜ ile BEYİN GÜCÜ ile BEYİN ZARI ile BEYİNSİZCE ile BEYİN KABUĞU ile BEYİN TAKIMI ile BEYİN ÜÇGENİ ile BEYİN CERRAHI ile BEYİN YANGISI ile BEYİN ZARLARI ile BEYİN ÇİZGESİ ile BEYİN KANAMASI ile BEYİN CERRAHİSİ ile BEYİN FIRTINASI ile BEYİN JİMNASTİĞİ ile BEYİN KARINCIKLARI ile BEYİN OMURİLİK SIVISI ile BEYİN ÇİZGESİ YÖNTEMİ
- BEYİN ile/ve/<> BOZMADDE
( ... İLE/VE/<> Sinir gözelerinden oluşan, beyinde dış, omurilikte iç tabaka. )
- BEYİN ile/ve/değil/yerine/||/<>/< MİDE
( [boş olunca sahibini ...]
Uyarmaz. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Uyarır. )
( [not] BRAIN vs./and/but/||/<>/< STOMACH
STOMACH instead of BRAIN )
- BEYNE BEYNE[Ar.]
( Ne iyi, ne kötü. İkisinin ortası. )
- BEYNE[Ar.] ile VASAT[Ar.]
- BEYNİN/ZİHNİN GELİŞİMİNDE:
SAĞ YARIMKÜRE ve/||/<>/> SOL YARIMKÜRE (ÖZELLİKLERİ)
( İlk iki yılda. VE/||/<>/> İkinci iki yılda. )
- BEYNİN RENGİNDE:
PEMBE ile/ve/||/<> GRİ
( Yaşam süresince, oksijenli taze kan ile pembe renktedir. İLE/VE/||/<> Öldükten sonra ya da çıkarıldığında, griye döner. )
- BEYOND :/yerine ÖTESİNDE
- BEYZÂR[Ar.] ile BEYZÂR/E[Ar.]
( Tenâsül âleti, penis. İLE Geveze, çalçene. )
- BEZ BEZE[Ar.] ile BEZBEZE[Ar.]
( Zafer, üstünlük, galebe. İLE Hızlı yürüme, kaçma. | Şiddetli sarsma, depretme. )
- BEZ ile BEZE
- BEZ =/> BEZE
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Deri ile et arasında oluşan yumru. )
- BEZ[Ar. < BEZZ] ile/||/<> PEÇETE[İt. < PEZZETTA] ile/||/<> PEŞKİR[Fars. < PİŞGİR]
( Pamuk ya da keten ipliğinden üretilen bir tür dokuma, çaput. | Pamuktan, düz dokuma. | Herhangi bir cins kumaş. | Kumaş parçası; çaput. | Kumaş ya da dokumadan yapılmış olan. @@ Yemek yerken, sofra örtüsünü ya da giysiyi korumak, ağız kurulamak için kullanılan küçük kâğıt ya da kumaş parçası. @@ Genellikle pamuk ipliğinden dokunmuş ince havlu. | Peçete. )
- BEZE[Ar.] ile BEZE[Ar.] ile BEZE[Ar.] ile BEZE[Ar.]
( Fakir, miskin. İLE Günah, hata, suç, kabahat. İLE Hamur topağı, pazı. İLE Yara ya da çıban nedeniyle gövdenin herhangi bir yerinde oluşan şişkinlik. )
- BEZE ile BEZECİK
( Kolda bir çıban çıksa, koltuğumuzun altında bir beze meydana gelir. Bu beze, gövdenin kendini korumak için oluşturduğu kaledir. Beze ya da bezeler mikropları tutup onların kana karışmasını ve tüm gövdeyi işgal etmesini engellemeye çalışır. )
( NODE vs. NODULE )
- BEZEK =/> BOYAMA/SÜSLEME
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
- BEZELYE ile ARAKA
( [Bazı kültürlerde] En dış kabuğuyla birlikte yenene verilen ad. İLE Bezelyenin tanelerine verilen ad. | İri taneli bezelye. )
( PISUM SATIVUM cum ... )
- BEZELYE ile DELİ BEZELYE
- BEZEME ile/||/<> ARABESK[Fr.]
( ... İLE/||/<> Plastik sanatlarda geometrik görünüşte biçimlerden oluşan bezeme çizgileri, girişik bezeme. | Bir müzik türü. )
- BEZEME ile BEZEMECİ/LİK ile BEZEMELİ
- BEZEMEK ile BEZELEMEK ile BEZ ile BEZE ile BEZM ile BEZELİ ile BEZ TÜYLER
- BEZGİNLEŞMEK ile BEZGİ ile BEZGİN/LİK ile BEZGİNCE
- BEZLİ MİDE ile/ve TAŞLI MİDE
( TAŞLIK, KONSA, KATI: Kuşların sindirim kesesi. )
- BEZME[Ar.] ile BEZME[Ar.] ile BEZME/K[Tr.]/BİZÂR
( Gündüz yenilen bir öğün yemek. İLE Sohbet ve muhabbet meclisinin bir köşesi. İLE Yaşama ya da iş görme isteğini yitirme ya da yitirmiş bir biçimde. | Devingenliğini/canlılığını yitirme. )
- BİAS ile/||/<> VARİANCE
( Bias E[θ̂]-θ sistematik hata İLE variance E[(θ̂-E[θ̂])²]. )
( Formül: Systematic error İLE random error )
- bib.[Lat. < BIBE] değil/yerine/= İÇİNİZ
- BİBİ ile BİBİ HAMİD ile BİBİ NAHİD ile BİBİ NAJME ile BİBİ ZAHRA ile BİBİ ZAKİYE
( BIBI vs. BIBI HAMIDE vs. BIBI NAHID vs. BIBI NAJME vs. BIBI ZAHRA vs. BIBI ZAKIYE )
( بيبي ile بيبيحميده ile بيبيناهيد ile بيبينجمه ile بيبيزهرا ile بيبيزکيه )
( بيبي ile بيبيحميده ile بيبيناهيد ile بيبينجمه ile بيبيزهرا ile BEYBEYZAKYYEH )
- BIBLE :/yerine İNCİL
- BİBLİYOFİL[Fr. < BIBLIOPHILE] değil/yerine/= KİTAPSEVER
- BİBLİYOGRAFİ[Fr. < BIBLIOGRAPHIE] değil/yerine/= KAYNAKÇA
- BİBLİYOGRAFİK[Fr. < BIBLIOGRAPHIQUE] değil/yerine/= KAYNAKÇAYLA İLGİLİ
- BİBLİYOMAN[Fr. < BIBLIOMANE] değil/yerine/= KİTAP DÜŞKÜNÜ
- BİBLİYOMANİ[Fr. < BIBLIOMANIE] değil/yerine/= KİTAP DÜŞKÜNLÜĞÜ
- BİBLİYOTEK[Fr. < BIBLIOTHÈQUE] değil/yerine/= KİTAPLIK
- BİCÂD[Ar.] ile BİCÂD/E[Ar.]
( Yol yol, çizgili olarak dokunulmuş kilim, halı, aba. | Hz. Abdullah'ın takma adı. İLE Kehribar gibi saman çöpünü kendine çeken, yâkuttan daha az değerli kırmızı bir taş. | Kırmızı dudak. )
- BIÇAK ile FALÇETA/FALÇETE[İt.]
( ... İLE Eğri, kunduracı bıçağı. )
- BÎ-ÇÂRE değil/yerine/= ÇARESİZ, ZAVALLI
- TAGAYYÛR[Osm.] / DEFORMATION[İng.] / DÉFORMATION[Fr.] / DEFORMATION, VERZERRUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= BİÇİM BOZULMASI/DEĞİŞTİRME
- TAGAYYÛR MÜNHANÎSİ[Osm.] / DEFORMATIONDIAGRAMM, DEFORMATIONKURVE, VERZERRUNGSKURVE[Alm.] ile/değil/yerine/= BİÇİM BOZULMASI EĞRİSİ
- VERZERRUNGSENERGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= BİÇİM BOZULMASI ENERJİSİ
- DEFORMATION CURVE[İng.] ile/değil/yerine/= BİÇİM DEĞİŞTİRME EĞRİSİ
- DEFORMATION ENERGY[İng.] / ÉNERGIE DE DÉFORMATION[Fr.] / DEFORMATIONSSENERGIE, UMFORMUNGSENERGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= BİÇİM DEĞİŞTİRME ENERJİSİ
- BİÇİM ile NASIR OLUŞTURMAK ile APSE OLUŞTURMAK ile BİR İZLENİM OLUŞTURMAK ile KORKUNÇ BİÇİM ile RESMİ ile BİÇİMSEL MANTIK ile FORMALİTELER ile FORMALİTE ile RESMEN ile FORMASYON ile ÖNCEKİ ile ESKİ SOVYETLER BİRLİĞİ ile ESKİDEN ile FORMİK KOL ile RESMİ EVRAK
( FORM vs. FORM A CALLUS vs. FORM AN ABSCESS vs. FORM AN IMPRESSION vs. FORM FRIGHTFUL vs. FORMAL vs. FORMAL LOGIC vs. FORMALITIES vs. FORMALITY vs. FORMALLY vs. FORMATION vs. FORMER vs. FORMER SOVIET UNION vs. FORMERLY vs. FORMICARM vs. FORMICARY )
( فرم ile تشکيل يافتن ile تشکيل دادن ile ورقه ile سرشتن ile شکل گرفتن ile صيغه ile شکل ile شکل دادن ile وجه ile پينه زدن ile پيله کردن ile نقش بستن ile وهم کردن ile رسمي ile مجلسي ile تشريفاتي ile قرار دادي ile منطق رمزي ile تشريفات ile تکلف ile رسميت ile رسما ile تشکل ile تشکيل ile تکون ile قالب گير ile سابقي ile اسبق ile پيشين ile سابق ile شوروي سابق ile سابقا ile پيشتر ile لانه مور )
( FARAM ile TASHKYLE YAFTAN ile TASHKYLE DADAN ile VARGHEH ile سرشتن ile SHEKL GARAFTAN ile SEYGHEH ile SHEKL ile SHEKL DADAN ile VAJEH ile PEYNAH ZADAN ile PEYLAH KARDAN ile NAQSH BASTAN ile VAHAM KARDAN ile RASMY ile MOJALSY ile TASHARYFATY ile GHARAR DADY ile منطق رمزي ile TASHARYFAT ile TAKOLF ile RASMYT ile RASMA ile TASHEKL ile TASHKYLE ile TAKON ile GHALEB GYR ile سابقي ile ASBAGH ile PEYSHYNE ile SABAGH ile SHOROY SABAGH ile سابقا ile PEYSHTAR ile LANEH MOOR )
- ŞEKİL[Osm.] / FORMAT[İng.] / FORME[Fr.] / FORM[Alm.] ile/değil/yerine/= BİÇİM
- BİÇİM = SÛRET = FORM[İng.] = FORME[Fr.] = FORM[Alm.] = FORMA[Lat.] = MORPHE, EIDOS[Yun.] = FORMA[İsp.]
- BİÇİMLEMEK ile BİÇİMLENMEK ile BİÇİMLENDİRMEK ile BİÇİMSİZLEŞMEK ile BİÇİMLENEBİLMEK ile BİÇİMSELLEŞTİRMEK ile BİÇİMSİZLEŞTİRMEK ile BİÇİMSİZLEŞEBİLMEK ile BİÇİMSİZLEŞTİRİLMEK ile BİÇİM ile BİÇİMCE ile BİÇİMCİ/LİK ile BİÇİMLİ/LİK ile BİÇİMSEL/LİK ile BİÇİMSİZ/LİK ile BİÇİMSİZCE ile BİÇİM BİLİMİ ile BİÇİM BİRİMİ
- BİÇİMLENDİRME ile/ve/<> İLİŞKİLENDİRME
( TO GIVE SHAPE vs./and/<> TO GET RELATION )
- BİÇİMLENME ile/ve/<> BELİRLENME
- b.i.d.[Lat. < BIS IN DIE] değil/yerine/= GÜNDE İKİ DEFA
- BİD'AT HASENE ile BİD'AT-I KERAHA
- BİD'AT ile HURÂFE
- BİD'AT-I KABÎHA ile/değil/yerine BİD'AT-I HASENE
- BİD'AT-I SEİYYE ile/ve/değil/yerine BİD'AT-I HASENE
- BİDÂYET ile/||/<> MEBDE
( Başlangıç. İLE/||/<> Başlangıç. )
- BİDİSTİLE ile BİFAZİK ile BİFİD ile BİFOKAL ile BİFÜRKASYO/N ile BİGEMİNE ile BİKÜSPİT ile BİLATERAL ile BİMANUEL ile BİMODAL ile BİNOKÜLER ile BİPARTİT/E ile BİPEDAL ile BİPOLAR ile BİVALAN
( İkil damıtık. İLE İki evreli. İLE Ayrık, çatallı, yarık. İLE İki odaklı. İLE Çatallanım, çatallanma. İLE Eş, çift, ikiz. İLE İkili kapakçık. İLE İki yanlı/taraflı. İLE İki/çift elle. İLE İki tepeli. İLE İki bakarlı. İLE İki parçalı. İLE İki ayaklı. İLE İki kutuplu. İLE İki değerli. )
- BİFİT ile/||/<> BİFOKAL ile/||/<> BİFÜRKASYON ile/||/<> BİGEMİNE ile/||/<> BİKÜSPİDASYON ile/||/<> BİKÜSPİT ile/||/<> BİLATERAL ile/||/<> BİPLAN ile/||/<> BİPOLAR ile/||/<> BİVALAN
( Ayrık. İLE/VE/|| İki odaklı. İLE/VE/|| Çatal. | Çatallanma. İLE/VE/|| İkiye bir. | İkiz. İLE/VE/|| İkili yapraklanma. İLE/VE/|| İki yapraklı. İLE/VE/|| İki yanlı. İLE/VE/|| İki kutuplu. İLE/VE/|| İki düzlemli. İLE/VE/|| İki değerlikli. )
- BİG BANG ile/||/<> STEADY STATE
( Big Bang genişleyen sıcak başlangıç İLE steady state sürekli yaratım. )
( Formül: CMB kanıt İLE reddedildi )
- BÎ-GÂNE değil/yerine/= KAYITSIZ, İLGİSİZ
- BİHASEBİL VERASE değil/yerine/= KALITÇILIK NEDENİYLE
- BİHİM[Ar.] ile BİHÎN/E[Ar.]
( O, onları, onlara, onlardan, onlarla. İLE Pek/en iyi, seçkin. | Hallaç. )
(1996'dan beri)