E ile başlayan FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 7.961 başlık/FaRk ile birlikte,
7.961 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(27/33)
- KÂMİL/MUKAYYEDÂT ile EKSİK/MUTLÂKÂT
( Vurmalı sazlar dışındaki telli ve nefesli sazlar için geçerlidir. )
- CHANNEL EFFECT[İng.] / EFFET DE CANAL[Fr.] ile/değil/yerine/= KANAL ETKİSİ
- KANTARIN TOPUZUNU KAÇIRMAK ile EŞEĞİN ..INA SU KAÇIRMAK
- KAPAK ile/ve/değil EŞİK
- KAPI ile/ve ENGİN KAPI
- KAPI ile/ve/değil EŞİK
- KAPILAR:
İKİ MENTEŞELİ değil/yerine (EN AZ) ÜÇ MENTEŞELİ
- KAPİTULUM = EZHÂR-I KIMMÎYE = CAPITULE
- KAPSAM = ŞÜMUL = EXTENTION[İng., Fr.] = UMFANG, EXTENTION[Alm.] = EXTENTIO[Lat.] = EXTENSIÓN[İsp.]
- KÂR ETMEK ile ENAYİ YERİNE KOYMAK
- KAR ile EBEBULGURU
( ... İLE Bulgur iriliğinde yağan kar. )
- KARA DELİK ile/ve/değil EŞİK
- KARACA ile EBBÂZ
( ... İLE Sıçrayıp atlayan karaca. )
- KARAKAFES = EŞEKKULAĞI
( Sığırdiligillerden, çiçekleri beyaz ve menekşeye çalan kırmızı renkte, eczacılıkta kullanılan bir bitki. )
- CHARACTERISTIC EQUATIONS[İng.] / ÉQUATIONS CARACTÉRISTIQUES[Fr.] / CHARAKTERISTISCHE GLEICHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KARAKTERİSTİK DENKLEMLER
- KARALAMA ile/değil/yerine ELEŞTİREL
- KARANLIK MADDE İLE KARANLIK ENERJİ İLE BARYON ile/||/<> EVREN BİLEŞENLERİ
( Evrenin üç temel bileşeni. )
( Formül: Ω_total = Ω_b + Ω_DM + Ω_Λ = 1 )
- KARAR = DECISION[İng.] = DÉCISION[Fr.] = ENTSCHEIDUNG[Alm.] = DECISIÓN[İsp.]
- KARAR ile/ve/değil EŞİK
- MÜSTAKARR MUVÂZENE[Osm.] / STABLE EQUILIBRIUM[İng.] / ÉQUILIBRE STABLE[Fr.] / BESTÄNDIGES GLEICHGEWICHT[Alm.] ile/değil/yerine/= KARARLI DENGE
- STABLE STATE[İng.] / ETAT STABLE[Fr.] ile/değil/yerine/= KARARLI HAL
- İSTİKRARSİZ MUVÂZENE[Osm.] / UNSTABLE EQUILIBRIUM[İng.] / ÉQUILIBRE INSTABLE[Fr.] / INSTABILES GLEICHGEWICHT[Alm.] ile/değil/yerine/= KARARSIZ DENGE
- KARBOKSİLİK ASİT ile ESTER
( -COOH öbeğine sahip organik asitler. İLE -COOR öbeğine sahip organik bileşikler. )
- KARBOLİK ASİT UYGULAMASI ile/||/<> EL YIKAMA (SEMMELWEİS)
( Lister karbolik asit ile yara ve aletleri dezenfekte etti İLE Semmelweis klorlu kireç ile el yıkamayı başlattı. İkisi de Pasteur mikrop kuramınden etkilendi İLE cerrahi enfeksiyonları azalttı. Lister cerrahide İLE Semmelweis doğum kliniğinde uyguladı. )
( Joseph Lister tarafından 1867 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1827-1912) (Ülke: İngiltere) (Alan: Cerrahi, Antisepsi) (Önemli katkıları: Antiseptik cerrahi teknikleri, karbolik asit kullanımı, Pasteur mikrop teorisini cerrahiye uyguladı) )
- KARDEŞ ile EMİŞ/RADÎ'[Ar.]
( ... İLE Süt kardeş. )
- KARDEŞSİNİZ":
KAVGADA ile EVLİLİKTE
- KARGA ile EKİNKARGASI
( ... İLE Tüyleri parlak, kara ve erguvani parıltılı bir tür karga. )
( ... cum CORVUS FRUGILEUGUS )
- KARGODA:
HASARLI MAL ile EKSİK MAL
- KARI-KOCA yerine EŞ
- KARI-KOCA yerine EŞ
- KARINCA ile ET KARINCASI
( ANT vs. MEAT ANT )
- KARINCAYİYEN/KİRPİ/ORNİTORENG ile EKİDNE
( ... İLE Kuşlar gibi gagası, kirpiler gibi dikenleri, kertenkele gibi yumurtaları, keseli hayvanlarınki gibi torbası bulunan ve dört başlı bir penise sahip bir hayvandır. )
( ... İLE Avustralya ve çevresindeki adalarda yaşarlar. )
( ... İLE Dikenlerinden başka bir yanları görünmeyecek biçimde toprağı kazarak gizlenebilirler ya da top gibi bir görüntüye bürünerek kapanabilirler. )
( ... İLE Dişil ekidnenin meme başı olmadığından dolayı yavru, annesinin meme bezlerinden sızan sütü yalayarak beslenir. )
( ... İLE Boşaltım ve üremeleri aynı tek delikten(kloak) gerçekleşir. [MONOTREM: Tek delikli] )
( Karıncayiyenlerde olduğu gibi ekidnelerde de uzun yapışkan bir dil ve güçlü ön bacaklar bulunur. )
( Ornitorenglerle birlikte dört ekidne türünün 180 milyon yıl önce süperkıta Pangae'nin parçalanıp kuzeydeki muadillerinden ayrılan güney memelilerinden geriye kalan tek torunları olduğu düşünülmektedir. [Yaşayan en eski, memeli grubudur.] )
(
ile
|
)
( Ornitorengler, su altında, 10 dk. kadar havasız kalabilirler. )
( ... vs. ECHIDNA/E )
( ... cum TACHYGLOSSUS )
- ENTROPY OF MIXTURE[İng.] / ENTROPIE DE MÉLANGE[Fr.] ile/değil/yerine/= KARIŞIM ENTROPİSİ
- KARIŞIM ile/ve/||/<> ERİYİK
- KARIŞTIRMAK ile/ve/değil/ve (en az) 2 (ve üzeri) İLİŞKİSİZİ/OLMAZI YAN YANA GETİRMEK/KOYMAK
- KARIŞTIRMAK ile/ve/<>/değil/yerine EŞELEMEK
- KARİZMA[Fr. < CHARISME] değil/yerine/= ETKİLEYİCİLİK
- KARİZMATİK[Fr. < CHARISMATIQUE] değil/yerine/= ETKİLEYİCİ
- KARNAVAL ile ETOBUR ile ETOBUR
( CARNIVAL vs. CARNIVORE vs. CARNIVOROUS )
( کارناول ile کارناوال ile کاروان شادي ile گوشتخوار )
( KARNAVEL ile KARNAVAL ile KARVAN SHADY ile GUSHTKHAR )
- KARPUZ ile EBU CEHİL KARPUZU
( ... İLE Zehirlidir. )
- KARŞI ÇIKMAK ile/değil/yerine ELEŞTİRMEK
- ELECTRODE DE RÉFÉRENCE[Fr.] ile/değil/yerine/= KARŞILAŞTIRMA ELEKTRODU
- KARŞITLIK ile/değil/yerine/>< EYTİŞİM
( Uzlaşmaz karşıtlıklara düşkünlük, zekânın zayıflığındandır. )
- KATALİTİK KİMYA ile/||/<> ENZİM KİMYASI
( Katalizörlerin kimyasını inceleyen bilim dalı. İLE/||/<> Enzimlerin kimyasını inceleyen bilim dalı. )
- KATALİZÖR KİMYASI ile/||/<> ENZİM KİNETİĞİ
( Katalizörlerin kimyasını inceleyen bilim dalı. İLE Enzimlerin hızlarını ve mekanizmalarını inceleyen bilim dalı. )
- ANAYASA:
KATI ile/ve/değil/yerine/<> ESNEK
- SULBİYET[Osm.] / SOLID STATE[İng.] / ÉTAT SOLIDE[Fr.] / FESTKÖR[Alm.] ile/değil/yerine/= KATI HÂL
- SOLIDIFICATION CURVE[İng.] / COURBE DE SOLIDIFICATION[Fr.] / ERSTARRUNGSKURVE[Alm.] ile/değil/yerine/= KATILAŞMA EĞRİSİ
- SOLIDIFY[İng.] / ERMÜDUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KATILAŞMAK
- KATILIM ile/ve ERGİNLENME/İNTİSAB/İNİSİYASYON
( ... İLE/VE Perdenin arkasına geçmek/geçebilmek. | İç âlemine yolculuk. )
( Katılım, nefsani arzulardan uzaklaşmakla başlar. )
- KATIR ile ESTER
( Eril eşek ve dişil atın[kısrağın] çiftleşmesiyle. İLE Eril at ve dişil eşeğin çiftleşmesiyle. )
( Katırın üreyememesinin nedeni kromozom sayısının [63] tek olmasıdır. [Eşek ve atların kromozomları 62'dir.] )
( ESTER-İ EBTER: Kuyruksuz katır. )
( MULE vs. HINNY )
- KATKI YAPMAK ile KATKI ile KATKIDA BULUNAN ile PİŞMANLIK DUYMAK ile ENTRİKA ile ENTRİKACI
( CONTRIBUTE vs. CONTRIBUTION vs. CONTRIBUTOR vs. CONTRITE vs. CONTRIVANCE vs. CONTRIVER )
( همکاري و کمک کردن ile هم بخشي کردن ile اعانه ile هم بخشي ile همکاري وکمک ile کمک ile مقاله نويس ile هم بخشگر ile اعانه دهنده ile توبه کار ile تمهيد ile کوشا وزرنگ ile طرح ريز )
( NPAMKARY VE KAMAK KARDAN ile NPAM BAKHSHY KARDAN ile EANEH ile NPAM BAKHSHY ile NPAMKARY VOKMAK ile KAMAK ile MOGHALEH NOYS ile NPAM BAKHSHGAR ile EANEH DAHANDEH ile TOBEH KAR ile TAMEHYD ile KOOSHA VAZRANG ile TARH RYZ )
- KATKIDA "BULUNMAK/BULUNMASI" ile/değil "ETKİ ETMEK/ETMESİ"
- EXTRINSIC PHOTOEMISSION[İng.] / PHOTOÉMISSION EXTRINSÈQUE[Fr.] / STÖRSTELLEN-PHOTOEMISSION[Alm.] ile/değil/yerine/= KATKILI FOTO SALIM/YAYINI
- EXTRINSIC PHOTOCONDUCTIVITY[İng.] / PHOTOCONDUCTIVITÉ EXTRINSÈQUE[Fr.] / STÖRSTELLEN-PHOTOLEITFÄHIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= KATKILI FOTOİLETKENLİK
- EXTRINSIC SEMICONDUCTOR[İng.] / SEMI-CONDUCTEUR DOPÉ[Fr.] / STÖRSTELLENHALBLEITER[Alm.] ile/değil/yerine/= KATKILI YARI İLETKEN
- EIGENE MOBILITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= KATKISIZ DEVİMLİLİK
- EIGENE BARRIERDIODE[Alm.] ile/değil/yerine/= KATKISIZ ENGELLİ DİYOT
- EIGENE BARRIERTRANSISTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= KATKISIZ ENGELLİ TRANSİSTOR
- EIGENE PHOTOLEITFÄHIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= KATKISIZ FOTO İLETKENLİK
- COUCHE INTRINSÈQUE[Fr.] / EIGENSCHICHT[Alm.] ile/değil/yerine/= KATKISIZ TABAKA
- EIGENKONTAKTE POTENTIALDIFFERENZ[Alm.] ile/değil/yerine/= KATKISIZ TEMAS POTANSİYEL FARKI
- KATMAN ile/ve/değil EŞİK
- LAMINAR FLOW[İng.] / ÉCOULEMENT LAMINAIRE[Fr.] / LAMINARE STRÖMUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KATMANLI/LAMİNER AKIŞ/AKIM
- CATHODE DARK SPACE[İng.] / ESPACE SOMBRE CATHODIQUE[Fr.] / KATHODENDUNKELRAUM[Alm.] ile/değil/yerine/= KATOT KARANLIK BÖLGESİ
- KAUÇUK[Fr. < CAOUTCHOUC] ile EBONİT
( Gövdesi odunsu, öz suyu yapışkan, süt kıvamında, yaprakları oval biçimli, parlak ve kalın, sıcak ülke bitkisi, lastik ağacı, kauçuk. | Amerika, Asya ve Afrika'nın çeşitli ağaçlarından, özellikle lastik ağacından ya da bazı petrol artıklarının birleşiminden elde edilen, dayanıklı ve esnek nesne. | Bu nesneden yapılmış olan. İLE Yüz bölüm kauçuğun, otuziki bölüm kükürtle işlenmesinden elde edilen plastik nesne. )
- KAVAF[Ar. < HAFFÂF] ile/değil/yerine/>< ESNAF[çoğ. Ar. < SINIF]
( Ucuz, özenmeden ve bayağı cins ayakkabı, kemer, cüzdan yapan ya da satan esnaf. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Küçük sermaye ve zanaat sahibi. | [mecaz] Başlıca düşüncesi, mesleğinin tüm inceliklerinden yararlanıp bunları karşısındakinin zararına kullanarak ve meslekte kötü örnek oluşturarak çok para kazanan kişi. )
- KAVİS[Ar.]/KURVATÜR/CURVATURE[İng.] değil/yerine EĞMEÇ/YAY
( Yay ya da buna benzer şeylerin biçimi. | Bir eğrinin sınırlı bir bölümü. )
- KAVRAM ile/ve/değil EŞİK
- KAVRAYABİLME ve/||/<>/> ESNEKLİK ve/||/<>/> YARATICILIK
- KAYGI ile ENDİŞELİ ile İLİŞKİN ile HEPSİYLE İLGİLİ ile KONSER ile UYUMLU
( CONCERN vs. CONCERNED vs. CONCERNING vs. CONCERNING ALL vs. CONCERT vs. CONCERTED )
( مربوط بودن ile پروا ile علاقهمند ile راجع به ile راجعبه ile اعم ile هم آهنگي ile کنسرت ile هم نوا )
( MARBUT BODAN ile PARVA ile ALAGHESMAND ile RAJE BAH ile راجعبه ile AM ile NPAM AHANGY ile KONSARAT ile NPAM NAVA )
- INDIFFERENT EQUILIBRIUM[İng.] / ÉQUILIBRE INDIFFÉRENT[Fr.] ile/değil/yerine/= KAYITSIZ DENGE
- SHEARING STRESS[İng.] / EFFORT DE CISAILLEMENT, TENSION DE CISAILLEMENT[Fr.] / SCHERBEANSPRUCHUNG, SCHERSPANNUNG, SCHUBSPANNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KAYMA GERİLMESİ
- KAYNAK/MEMBA ile/ve/||/<> EŞİK
- KAYNAMA NOKTASI ile/||/<> ERİME NOKTASI
( Kaynama sıvı-gaz, erime katı-sıvı geçiş sıcaklığıdır )
( Formül: Tb İLE Tm )
- KAYNAMA NOKTASI ile/ve/değil EŞİK
- GALEYAN[Osm.] / BOILING[İng.] / ÉBULLITION[Fr.] / KOCHEN[Alm.] ile/değil/yerine/= KAYNAMA
- KAZAN ile/ve/<> ESKİ KAZAN
( Kazanka Irmağı'nın bir büklüm yaparak Volga'ya karıştığı topraklarda kurulmuştur. İLE/VE/<> Bölgeyi ikiye bölen Kazanka Irmağı'nın 45 km. kuzeyinde yer alıyordu. )
( Türk geleneklerine göre, Kazan, "Birleşme"yi simgeler. )
- KAZANIM ile/ve ELDE EDİŞ
( BENEFIT vs./and TO GET/OBTAIN )
- KAZANMA ile EDİNİMCİ
( ACQUISITION vs. ACQUISITIVE )
( فراگيري ile تحصيل ile فرا گيري ile حصول ile اکتساب ile اکتساب کننده )
( FARAGYRY ile TAHSYLE ile FARA GYRY ile HOSUL ile EKTESAB ile EKTESAB KONANDEH )
- KAZANMAK ile/ve ELDE ETMEK
( İKTİSAB[< KESB] ile/ve ... )
( TO EARN/WIN vs./and TO OBTAIN )
- KAZANMAK ile ZAFER KAZANMAK ile KABUL GÖRMEK ile ERİŞİM KAZANMAK ile YÜKSEKLİK KAZANMAK ile SAYGI KAZANMAK ile KİLO ALMAK
( GAIN vs. GAIN A VICTORY vs. GAIN ACCEPTANCE vs. GAIN ACCESS vs. GAIN HEIGHT vs. GAIN RESPECT vs. GAIN WEIGHT )
( انتفاع ile راه يافتن ile جلب کردن ile بدست آوردن ile به دست آوردن ile نفع کردن ile نفع بردن ile بهره تقويت ile ضفر يافتن ile جلب موافقت ile تقرب جستن ile دست يافتن ile ارتفاع يافتن ile آبرو يافتن ile وزن زياد کردن ile چربيدن ile حال آمدن )
( ENTEFA ile RAH YAFTAN ile JALAB KARDAN ile BADAST AVARDAN ile BAH DAST AVARDAN ile NAF KARDAN ile NAF BARDAN ile BACPAREH TAGHOYT ile ZAFAR YAFTAN ile JALAB MOVAFEGHT ile TAGHARB JASTAN ile DAST YAFTAN ile ERTAFA YAFTAN ile ABRO YAFTAN ile VAZAN ZYAD KARDAN ile CHARBYDAN ile HAL AMADAN )
- KAZINMA ile EZİLME
- KAZMAK ile KAZI ile KAZILAR ile EKSKAVATÖR
( EXCAVATE vs. EXCAVATION vs. EXCAVATIONS vs. EXCAVATOR )
( حفر کردن ile ازخاک درآوردن ile گودبرداري ile کاوش ile حفاري ile خاک برداري ile حفريات ile حفر کننده ile حفار )
( HAFAR KARDAN ile AZKHAK DARAVARDAN ile GODBARDARY ile KAVESH ile HAFARY ile KHAK BARDARY ile حفريات ile HAFAR KONANDEH ile HAFAR )
- KEÇİ ile ERKEÇ
( ... İLE Eril keçi. )
- KEFEN KUMAŞINI:
MAKASLA KESMEK değil ELLE YIRTMAK
- KELLOGG EQUATION[İng.] / ÉQUATION DE KELLOGG[Fr.] / KELLOGG-GLEICHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KELLOGG DENKLEMİ
- KELVIN TEMPERATURE SCALE[İng.] / ÉCHELLE THERMOMÉTRIQUE KELVIN[Fr.] / KELVIN TEMPERATURSKALA, KELVIN-SKALA[Alm.] ile/değil/yerine/= KELVİN SICAKLIK ÖLÇEĞİ
- KEMAN ile/ve ERHU
( ... İLE/VE Çin kemanı. )
- KEMER[Fars.] değil/yerine/= EĞME/TÜMSEKLİ
- KEMİK YANGISI ile/ve KIKIRDAK DOKUSU YANGISI ile/ve EKLEM YANGISI ile/ve EKLEM SIVISI İÇEREN KESELERİN YANGISI
( OSTEOMİYELİT ile/ve POLİKONDRİT ile/ve ARTRİT ile/ve BURŞİT )
- KENDİLİĞİNDENLİK = TAVİYET = SPONTANEITY[İng.] = SPONTANÉITÉ[Fr.] = SPONTANEITÄT[Alm.] = SPONTANEUS[Lat.] = ESPONTANEIDAD[İsp.] = TZU-JAN[Çince]
- [ne yazık ki]
"KENDİNDE":
!AYRICALIK/ÖNCELİK ("ARAMAK"/"BULMAK") ile !"ÖLÜMSÜZLÜK" ZANNETMEK ile !EGEMENLİK "KURMAK"
( Adâletten en uzakta olanların, en bilgisiz olanların ve kendinin en yüksekte olduğunu zannedenlerin, "kabul" ya da dayatmaları... )
- KENDİNDE = BİZATİHİ = IN-ITSELF[İng.] = EN SOI[Fr.] = AN SICH[Alm.] = IN SE[Lat.] = KATH'HAUTO[Yun.]
- KENDİNE YAPILAN ile EŞİNE/ÇOCUĞUNA YAPILAN
( Affedebilirsin. İLE [pek/kolay kolay] Affetmezsin. )
- KENGEL/KENGER[Fars.] = EŞEK DİKENİ
( Birleşikgillerden, yaprakları dikenli yaban bir bitki. )
( CYNARA CARDUNCULUS )
- KERR EFFECTS[İng.] / EFFETS KERR[Fr.] / KERR-EFFEKTE[Alm.] ile/değil/yerine/= KERR ETKİLERİ
- EFFET KERR MAGNÉTO-OPTIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= KERR MANYETO-OPTİK ETKİSİ
- KESİK/Lİ ile EKSİK/Lİ
- KESİNLİK ile/ve/||/<> ELE AVUCA SIĞMAMA
- KESİNTİ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< EŞİK
- KEŞKE ile EN AZINDAN/BARİ[Fars.]
( ... ile LÂ-AKALL )
( I WISH vs. AT LEAST )
- KESMEK ile KESİLMİŞ VE KURUTULMUŞ ile KES VE KURUT ile ELMAS KESTİ ile SAÇ KESMEK ile KESMEK ile İKİYE BÖLDÜM ile KATMANLAR HALİNDE KESİLMİŞ ile PARÇALARA AYIRMAK ile AYIRMAK ile KESMEK
( CUT vs. CUT AND DRIED vs. CUT AND DRY vs. CUT DIAMOND vs. CUT HAIR vs. CUT IN vs. CUT IN HALF vs. CUT INTO LAYERS vs. CUT INTO PIECES vs. CUT OFF vs. CUT OUT )
( جر ile گسيختگي ile گسستگي ile برش ile شکاف ile جراحت ile بريدگي ile دريدگي ile شکافتن ile مقطع ile خراش ile بريدن ile شکافدار ile گسيخته ile تراش دار ile بريده ile تکه کردن ile پاره کردن ile گسسته ile تراشه کردن ile قطعه کردن ile تراش دادن ile شکافته ile پارهکردن ile تقطيع کردن ile تقطيع ile شسته وروفته ile الماس تراشيده ile مو زدن ile چاک خورده ile شقه کردن ile ورقه ورقه کردن ile قطعه قطعه کردن ile ريزريز کردن ile قطع کردن ile منقطع ساختن ile بريده شده ile منقطع کردن ile منقطع ile برش دادن ile قطع جريان )
( JAR ile GOSYKHTGY ile گسستگي ile BARSH ile SHKAF ile JARAHAT ile BARYDEGY ile دريدگي ile SHKAFTAN ile MOGHATE ile KHARASH ile BARYDAN ile SHKAFDAR ile GOSYKHTEH ile TARASH DAR ile BARYDAH ile TAKEH KARDAN ile PAREH KARDAN ile GOSESTEH ile TARASHEH KARDAN ile GHATE KARDAN ile TARASH DADAN ile SHKAFTEH ile PARECKARDAN ile TAGHATYE KARDAN ile تقطيع ile SHASTEH VARVAFTEH ile OLMAS TARASHYDAH ile MO ZADAN ile CHAK KHORDEH ile SHGHEH KARDAN ile VARGHEH VARGHEH KARDAN ile GHATE GHATE KARDAN ile RYZARYZ KARDAN ile GHATE KARDAN ile MONAGHATE SAKHTAN ile BARYDAH SHODEH ile MONAGHATE KARDAN ile MONAGHATE ile BARSH DADAN ile قطع جريان )
- [ne yazık ki]
"KEYFİNİ SÜRMEK" ile/ve/||/<>/> EZBERİNİ YAŞAMAK/DAYATMAK
- KƏL[Azr.] = ERKEK CAMIŞ[Tr.]
- KHAOS ve GAIA ve EROS
- KIBLE ile/ve/değil EŞİK
- KILCAL DAMAR[İng. CAPILLARY VESSEL] ile/||/<> ALVEOL[İng. PULMONARY ALVEOLUS] ile/||/<> ERİTEM[İng. ERYTHEMA]
( Vücuttaki en küçük kan damarlarıdır. Çapları yaklaşık 5 ile 10 mikrometre arasında değişmektedir. Kılcal damarların içinde diğer kan damalarına kıyasla dolaşım hızı ve basınç düşüktür. Duvar yapıları tek bir göze tabakasından oluşur. @@ Havayı kılcal damarlara geçmeden önce temizleyen yapı. Hava, nefes alındığında burun, yutak, gırtlak, soluk borusu, akciğerler, bronşlar, bronşçuklar ve alveoller biçiminde bir yol izler. @@ Kılcal kan damarlarının genişlemesine neden olan yaralanma ya da tahriş sonucu cildin genellikle benekler halinde yüzeysel olarak kızarması.
Kılcal damar tıkanıklığı nedeniyle ciltte ya da mukoza zarında ortaya çıkan anormal kızarıklık (inflamasyonda olduğu gibi).
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- KILIÇ ile EPE[Fr.]
( ... İLE Kılıç sporunda kullanılan bir tür kılıç. | Bu kılıç kullanılarak gerçekleşen kılıç sporu. )
- KILIÇOYUNUNDA/ESKRİMDE:
FLÖRE ile EPE
- KİMLİK (KARTI)/KAFA KÂĞIDI ile EHLİYET
( IDENTITY (CARD) vs. DRIVING LICENCE )
- KİMYA/GER ile SİMYA/GER ile el-KİMYA
( Nesneleri yapılandırma/dönüştürme. İLE Bilinci/kendini yapılandırma/dönüştürme. İLE ... )
( Söylediklerine göre, Avusturya'da bir altın simyacısına türbe yapmışlar. Türbenin yanında da bir kütüphane varmış. Altın yapmak için uğraşıp da başarılı olamayan simyacılar, yarım kalan eserlerini o kütüphaneye bırakırmış. )
- CHEMICAL EQUILIBRIUM[İng.] / EQUILIBRE CHIMIQUE[Fr.] / CHEMISCHE GLEICHGEWICHT[Alm.] ile/değil/yerine/= KİMYASAL DENGE
- MUADELE-İ KİMYEVİYE[Osm.] / CHEMICAL EQUATION[İng.] / ÉQUATION CHIMIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= KİMYASAL DENKLEM
- ÉLECTROCAPILLAIREMÉTRE[Fr.] ile/değil/yerine/= KİMYASAL ELEKTROMETRE
- CHEMICAL ENERGY[İng.] / ÉNERGIE CHIMIQUE[Fr.] / CHEMISCHE ENERGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= KİMYASAL ENERJİ
- ÉLAN CINÉTIQUE[Fr.] / KINETISCHES MOMENTUM[Alm.] ile/değil/yerine/= KİNETİK MOMENTUM
- MODULATOR ELECTRODE[İng.] / ÉLECTRODE MODULATRICE[Fr.] ile/değil/yerine/= KİPLEYİCİ ELEKTROT
- KIRCHHOFF'S EQUATIONS[İng.] / ÉQUATIONS DE KIRCHHOFF[Fr.] / KIRCHHOFF-GLEICHUNGEN, KIRCHHOFFSCHES GLEICHUNGEN[Alm.] ile/değil/yerine/= KİRCHHOFF DENKLEMLERİ
- KIRIK ile/ve/||/<> BÜKÜK ile/ve/||/<> EĞİK
- KIRILMA ile/ve/değil EŞİK
- KIRILMA ile/ve/||/<> EVRİLME
- KIR(IL)MAK ile/değil/yerine/>< EĞ(İL)MEK
( Komik değildir. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Komiktir. )
- YAŞ:
40 ile/ve/> 50
( Gençliğin, yaşlılığı. İLE/VE/> Yaşlılığın, gençliği. )
- 40'LI YAŞLAR ile/ve/||/<>/> 50'Lİ YAŞLAR
( Gençliğin yaşlılığı. İLE/VE/||/<>/> Yaşlılığın gençliği. )
- KİRLENMEKTEN KORUNMA ve/<> ERDEM
- KİRLİ SU ile EPRİK
( ... İLE Çamaşırın az kirli suyu. )
- KİROTERAPİ/CHIROTHERAPY[İng.] değil/yerine/= ELLE SAĞALTIM
- KİRPİ ile EKİDNE
- KISA BİLGİ ile KISA VE ÖZ ile EVRAK ÇANTASI ile KISACA ile KISACA ile KISALIK
( BRIEF vs. BRIEF AND TO THE POINT vs. BRIEFCASE vs. BRIEFLESS vs. BRIEFLY vs. BRIEFNESS )
( کوتاهمدت ile مختصر ile مجمل ile موجز ile مفيد آند مختصر ile مختصر و مفيد ile کيف ile بي مراجعه ile مختصرا ile مجملاً ile بطور مجمل ile بالاجمال ile عليالاجمال ile ايجاز ile مختصري )
( KOTANPAMDAT ile MOKHTASR ile MAJMEL ile MOJEZ ile MOFYD AND MOKHTASR ile MOKHTASR VE MOFYD ile KYFE ile BEY MARAJEEH ile MOKHTASRA ile مجملاً ile BETOR MAJMEL ile بالاجمال ile عليالاجمال ile AYJAZ ile MOKHTASRY )
- KİŞİ:
ŞER ile/değil/yerine/>< ER
- KİŞİ[Azr.] = ERKEK[Tr.]
- KİŞİ ile/ve/<>/değil EVRENSEL İLKE
- KİŞİ/İNSAN ve/<> EYLEM
( Ayinesi iştir kişinin, lâfına bakılmaz! )
( Kişinin "büyüklüğü", başkası/başkaları için de yapabildikleriyle orantılıdır. )
( İnsana özgü/dair hiçbir şey bana/sana yabancı değildir. )
- KİŞİLER:
(")AKILLI(") ile/ve/||/<> (")DUYARLI(") ile/ve/||/<> (")ETKİLİ(")
( Duygusuz. İLE/VE/||/<> Etkisiz. İLE/VE/||/<> Akılsız. )
- KISKANÇLIK = JEALOUSY[İng.] = JALOUSIE[Fr.] = EIFERSUCHT[Alm.] = ZELOTYPIA[Lat.]
- KİSVE[Ar.] ile/ve/||/<> LİBÂS[Ar.] ile/ve/||/<> ESVÂB[Ar. < SEVB]
( Kisvet. | Giysi/giyecek. | Özel giysi/giyecek. | Kisbet, yağlı güreş yapan pehlivanların giydiği dar paçalı, meşin pantolon. | Birinin ya da bir şeyin dış görünüşü. )
( Giyecek, kılık kıyafet. | Hacıların Kâbe'de giydiği beyaz üstlük. İLE/VE/||/<> Biçim verilmiş giyecek. İLE/VE/||/<> Gövdeyi örten herhangi bir giyecek. )
- KİTAP:
ÂFAK'TA ile/ve/<> ENFÜS'TE
( İspat, ayet, delil. İLE/VE/<> Nefs. )
- KİTAP HEDİYE ETMEK ve EHLİNE ve İSTEKLİSİNE
- KİTAP ile/yerine/değil YAPIT/ESER
( ... İLE/YERİNE/DEĞİL Bir şeyin varlığına delâlet eden başka bir şeyin hasıl olması. Sonuç. )
( [not] BOOK vs./but WORK
WORK instead of BOOK )
- ÉCLATEUR, SPARK GAP[İng.] / ÉCLATEUR, ESPACE D'ÉTINCELLE[Fr.] ile/değil/yerine/= KIVILCIM ARALIĞI
- SPARK[İng.] / ÉTINCELLE[Fr.] / FUNKEN[Alm.] ile/değil/yerine/= KIVILCIM
- KIYMET-İ HARBİYE değil/yerine/= ETKİSİ DEĞERİ
- KIZIL KRALİÇE ETKİSİ[İng. RED QUEEN HYPOTHESIS] ile/||/<> EVRİMSEL SİLAHLANMA YARIŞI[İng. EVOLUTIONARY ARMS RACE]
( Evrimsel silahlanma yarışının (en temel manada, bir av ve bir avcının arasındaki rekabetin) doğasını açıklamakta kullanılan bir hipotez. Herhangi bir tür için, hayatta kalmaya gereken donanım, doğal seçilimle ne denli karmaşıklaşsa ve üstünleşse dahi rakip türün bir biçimde buna aynı seçilimle karşılık vererek rekabete devam etmesi ve bunun sonucunda donanımdaki artışın ve uzmanlaşmanın rakip türlerden herhangi biri için net bir kâra dönüşememesi olarak özetlenebilir. Kavram aynı türe mensup bireyler arasında belirli bir kaynak için (ışık, besin, eşi yaşam alanı) yapılan rekabetlerde de kullanılabilir. @@ Bir türün (örneğin parazitin) edindiği özelliklerden ötürü bir diğer türün (örneğin konak canlının) evrimsel başarısını düşürmesidir. Bu sebeple, birinci türün özelliklerini egale edecek ya da geçecek "karşı adaptasyonların" evrimsel süreçte desteklenmesidir. Buna karşılık olarak ilk tür de, ikinci türün (konağın) geliştirdiği "karşı adaptasyonlara" karşı "karşı-karşı adaptasyonlar" geliştirecektir ve bu böyle gidecektir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- EINSCHLUSSVERBINDUNGEN[Alm.] ile/değil/yerine/= KLAR AT BİLEŞİKLERİ
- KLİNOMETRE[Fr.] değil/yerine EĞİMÖLÇER
( Bir yüzey, düzlem, yol ya da aygıtın, yatay düzleme oranla eğimini ölçen araç. )
- KLON değil/yerine/= EŞÇE
- CHLORINE WATER[İng.] / EAU DE CHLORE[Fr.] / CHLOR WASSER[Alm.] ile/değil/yerine/= KLORLU SU
- KNUDSEN'S EQUATION[İng.] / ÉQUATION DE KNUDSEN[Fr.] / KNUDSEN-GLEICHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KNUDSEN DENKLEMİ
- KOASERVAT ile/||/<> EN İLKİN FORM[İng. PROGENOTE]
( Hidrofobik kuvvetler tarafından bir arada tutulan ve çeşitli organik moleküllerden oluşan (özellikle lipit molekülleri) küçük, küresel damlacık. Canlılığın cansızlıktan evrimindeki ilk adım olarak görülmekte. Tıpkı virüsler gibi, "canlılığın eşiğinde" olan yapılar olarak görülebilir. İlk bakterilerin, koaservatların farklılaşmasıyla oluştuğu düşünülmekte. @@ Kimyasal dönüşümlerden ötürü kendisini kopyalayabilen ve doğal seçilimin etkisi altında evrimleşebilen ilk canlılardır. Diğer tüm canlılar, bu ilkin canlı formlarından evrimleşmiştir. "Koaservatlar" olarak da bilinirler.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- COBALTOUS ACETATE[İng.] / ACETATE COBALTLEX[Fr.] / ESSIG SÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= KOBALT(II) ASETAT
- KOÇ ile ECEMME[Ar.]
( ... İLE Boynuzsuz koç. )
- KOD ile/ve/değil EŞİK
- KOENFEKSİYON/COINFECTION[İng.] değil/yerine/= EŞBULAŞ, BİRLİKTE BULAŞ
- KOENZİM/COENZYME[İng.] değil/yerine/= EŞENZİM
- KOHERANS/COHERENCE[İng.] değil/yerine/= EŞ EVRELİLİK | TUTARLILIK
- KOINSIDANS/COINCIDENCE[İng.] değil/yerine/= EŞ RASTLANTI
- KOINSIDENTAL/COINCIDENTAL[İng.] değil/yerine/= EŞ RASTLANTISAL
- KÖK HÜCRE:
FARKLILAŞMA ÖZELLİKLERİNE GÖRE ile/ve/||/<> ELDE EDİLDİKLERİ YERE GÖRE
(
)
- KÖK HÜCRE KAYNAKLARINDA:
EMBRİYONİK ile/ve/||/<> FETAL ile/ve/||/<> ERİŞKİN
- KOLAY (OLAN) ile/ve/değil/yerine ETKİLİ (OLAN)
- KOLAY ile/ve EKONOMİK
( EASY vs./and ECONOMICAL/LY )
- KOLAY ile/ve/değil EN KOLAY
( Doğa, kolayı değil en kolayı tercih eder. )
( [not] EASY vs./and/but THE EASIEST
Nature prefers the easiest, not the easy one! )
- KÖLE ile/>< EFENDİ
( Köleler, efendilerine olan sadakati, efendilerini köleleştirmek için yapar. )
- KOLLOİD KİMYA ile/||/<> EMÜLSİYON KİMYASI
( Kolloid sistemlerin kimyasını inceleyen bilim dalı. İLE/||/<> Emülsiyonların kimyasını inceleyen bilim dalı. )
- KOMBİNE ile/ve/||/<> ENTEGRE
- KOMORBİDİTE/COMORBIDITY[İng.] değil/yerine/= EŞSAYRILIK
- KÖMÜR ile/ve/||/<>/> ELMAS
( FaRkLaR'ı, bulundukları derinlikleri itibariyle maruz kaldıkları basınçtadır. )
- KONGRÜENS değil/yerine/= EŞLEŞİM
- KONKOMITAN/CONCOMITANT[İng.] değil/yerine/= EŞLİK EDEN
- KONSANTRASYON ile KONSANTRE OLMAK ile KONSANTRE ile YOĞUNLAŞTIRICI ile EŞMERKEZLİ
( CONCENT vs. CONCENTRATE vs. CONCENTRATED vs. CONCENTRATOR vs. CONCENTRIC )
( توافق ile هم آهنگي ile تغليظ کردن ile تغليظي ile تنگاب ile متمرکز ile متمرکز کننده ile هم مرکز ile متحد المرکز ile متحدالمرکز )
( TAVAFEGH ile NPAM AHANGY ile TAGHELYZ KARDAN ile تغليظي ile TANGAB ile MATMARKZ ile MATMARKZ KONANDEH ile NPAM MARKZ ile متحد المرکز ile MOTEHADOLMORKZ )
- KONSANTRİK/CONCENTRIC[İng.] değil/yerine/= EŞMERKEZLİ
- KONUŞ ve/||/<>/> EĞLEN ve/||/<>/> TARTIŞ ve/||/<>/> KORU
( Arkadaş gibi. VE/||/<>/> Çocuk gibi. VE/||/<>/> Eş gibi. VE/||/<>/> Kardeş gibi. )
- KONUŞMAK ve EYLEM
( Kişi, konuşmadan önce eyleme geçer ve [ancak] daha sonra eylemine göre konuşur. )
( Düşünce goncadır, dil tomurcuk, eylem ise bunların ardındaki meyve. )
( TO TALK and ACTION )
- KOORDİNASYON/COORDİNATION[İng.] değil/yerine/= EŞGÜDÜM
- KOORDİNATÖR/COORDİNATOR[İng.] değil/yerine/= EŞGÜDER, EŞGÜDÜMCÜ
- KOORDİNE ETMEK değil/yerine/= EŞGÜDÜMLEMEK
- KOORDİNE değil/yerine/= EŞGÜDÜMLÜ
- KOORDİNE[Fr. < COORDINNE] değil/yerine/= EŞGÜDÜMLÜ
- KÖPRÜ ile/ve/değil EŞİK
- KOPYA[İng. < COPY]/NÜSHA[Ar.] değil/yerine/= EŞLEM
- KOPYA değil/yerine EŞLEM
- KOPYA değil/yerine/= EŞLEME
- KÖR NOKTA ile/ve/değil EŞİK
- KORKU ve/> BERRAKLIK ve/> ERK(GÜÇ) ve/> YAŞLILIK
( BİLGİ KİŞİSİ
Görüşmelerimiz sırasında, ... tutarlı bir biçimde, "bilgi kişisi" sözcüklerini kullanıyor ya da bu kavrama göndermeler yapıyordu. Ama bununla ne demek istediğini hiç açıklamamıştı. Bunu, ona sordum.
"Bilgi kişisi, öğrenimin zorluklarına katlanmayı göze almış kişidir," diye yanıtladı. "Acele etmeden, bocalamadan, erk ve bilgi gizlerinin sökülmesi, çözülmesi yolunda, gidebileceği son aşamaya varmış olan bir kişidir."
"Her isteyen, bilgi kişisi olabilir mi?"
"Hayır, herkes olamaz."
"Bilgi kişisi olmak için insan ne yapmalıdır öyleyse?"
"Dört doğal düşmanına meydan okuyup onları yenmelidir."
"O dört düşmanını yenen bir kişi, bilgi kişisi olur mu?"
"Evet. Ancak, dört düşmanının her birini yenebilen kişiye, 'bilgi kişisi' denir."
"Bu düşmanları yenen herkes, 'bilgi kişisi' olur mu?"
"Hepsini yenen herkes, 'bilgi kişisi' olur."
"Bu düşmanlarla savaşıma geçmeden önce, yapılması gereken başka şeyler yok mudur?"
"Yoktur. Her isteyen, bilgi kişisi, olmayı deneyebilir ama çok azı gerçekten başarır bu işi -doğal bir şey bu-. Bilgi kişisi olma yolunda karşılaşılan düşmanlar, gerçekten korkunç şeylerdir; çoğu kişi, yenik düşer onlara."
"Nasıl düşmanlar bunlar, ... ?
Düşmanlar konusunda konuşmak istemedi. Bu konuyu anlamam için daha çok zaman olduğunu söyledi. Sözü değiştirmemek amacıyla benim bir bilgi kişisi olup olamayacağımı sordum. Bunu kimsenin kestiremeyeceğini bildirdi. Ama bir bilgi kişisi olup olamayacağımı gösteren herhangi bir ipucu bulunup bulunmadığını ısrarla sorunca, bunun, o dört düşmanla savaşımımın sonucuna bağlı olduğunu -onları yenebiliyor muyum yoksa onlara yeniliyor muyum- ama o savaşımın sonucunu şimdiden bilmesinin olanaksızlığını belirtti.
"Savaşımın sonucunu görebilmek için büyü yapmak ya da fala bakmak olanaklı mıdır?" diye sordum. Hiçkimsenin, ne araç kullanırsa kullansın, bu savaşımın sonucunu önceden bilemeyeceğini, kesin bir dille anlattı. Neden olarak da bilgi kişisi olmanın, geçici bir şey olduğunu gösterdi. Bu noktayı açıklamasını istediğimde, yanıtı şöyle oldu:
"Bilgi kişisi olmak sürekli değildir! Bir kişi, tam olarak bilgi insanı olamaz. Ancak, çok kısa bir an için olunuverir. Dört düşmanı yendikten sonra!"
"Söylesene, nasıl düşmanlar bunlar?"
Yanıt vermedi. Yine üsteledim ama konuyu değiştirdi ve başka şeyler anlatmaya başladı.
( Ertesi gün... )
Gitmeye hazırlanıyorken, birden, bilgi kişinin düşmanlarını yine sormak geldi içimden. Uzun süre uzakta kalacağımı, söyleyeceklerini yazarsam, bu konuları düşünme fırsatını bulabileceğimi anlatarak onu ikna etmeye çalıştım.
Bir süre, ikircikli, bekledi; sonra konuşmaya başladı:
"Bir kişi, öğrenmeye başlayınca, amaçlarının neler olduğunu kesin olarak bilmez. Başka bir niyeti vardır, amaçları belirgin değildir. Hiçbir zaman gerçekleşemeyecek ödüller ummaktadır. Çünkü, öğrenmenin "zorluklarını" bilmiyordur henüz."
"Yavaş yavaş öğrenmeye başlar -önceleri azar azar, sonra da büyük parçalar halinde-. Çok geçmeden, düşünceleri çatışır. Öğrendiği şey, umduğu, düşlediği gibi çıkmamıştır; bu durum, onu korkutur. Öğrenim, hiç de beklendiği gibi olmamıştır. Öğreniminin her adımı, yepyeni görevler yükler kişiye; kişinin korkuları, acımasızca birikir, baş kaldırır. Bir savaş alanına döner yaşamı.
"İşte, doğal düşmanların birincisiyle böyle karşılaşılır: Korkuyla! Yenmesi güç, hain, korkunç bir düşmandır korku. Tüm yol boyunca saklanır, ummadığın yerlerde, sinsi sinsi bekler seni. Eğer, onu karşında gördüğün zaman, kaçmaya başlarsan, unut artık bilgiye ulaşmayı."
"Korkup kaçan kişiye ne olur?"
"Bir şey olmaz. Ama öğrenemez bir daha. Korkusunu göğüslemesi, korkusuna karşın, öğrenme yolunda, bir adım daha ilerlemeyi göze alması gerekir. Bir adım daha, bir adım daha. Korkuyla dolmalı... Evet! Ama korksa da ilerlemeyi sürdürmeli, durmamalı! Bu işin yöntemi böyledir! Bu birinci düşmanın, pes edeceği bir an gelecektir. Kişiye, güven gelir. Niyeti daha da güçlenir. Öğrenmeyi, öyle korkutucu bir şey gibi görmez artık."
"Bu sevinçli an gelince, birinci doğal düşmanını yendiğini çok iyi bilir kişi."
"Hemen mi olur bu, yoksa, azar azar mı?
"Azar azar olur ama korkusunun kaybolması çabuk olur. Birdenbire olur."
"Ama yeni bir şeyler gelirse başına, yine korkmaz mı kişi?"
"Hayır. Korkusunu, bir kez yitirmeyegörsün. Kişi, artık yaşamında korku nedir bilmez. Korkunun yerini, zihin berraklığı alır -korkuyu silen bir zihin berraklığı-. Artık, o kişi, ne istediğini biliyordur; o isteklerini nasıl doyuracağını da biliyordur. Yeni öğrenimleri kazanmak için adımlarını nasıl atması gerektiğini sezer; her şey apaçık çıkmıştır ortaya. Artık, hiçbir şey saklı değildir bu kişiden."
"Bu da, ikinci düşmanın karşısına çıkarır onu: Berraklık! Ulaşılması, o denli zor olan zihin berraklığı, korkuyu kovar ama kör eder insanı aynı zamanda."
"Kişinin, kendinden kuşku duymasına yol açar, istediği şeyi yapabileceği inancını verir ona. Çünkü, o kişi, artık, herşeyi apaçık görebilmektedir. Berraklığın yüreklendirdiği kişi, bir türlü durmak bilmez. Ama büyük bir hata yapmaktadır. Bu işin, bir eksik yanı vardır. Kişi, kendini bu sözde erke bırakırsa, ikinci düşmanına boyun eğmiş sayılır. Ve öğrenme diye bir şey kalmaz. Sabırlı olması gereken yerde aceleci olacak ya da acele edilmesi gereken yerde sabırlı olmayı yeğleyecektir. Zaman gelecek, artık, yeni bir şey öğrenme yetisini yitirecektir."
"Bu tür bir yenilgiye uğrayan kişiye ne olur? Ölür mü?"
"Hayır, ölmez. İkinci düşmanı, bu kişinin, bir bilgi insanı olma çabasını kösteklemiştir; artık, bu kişi, bilgi insanı olmayı istemek yerine, devingen, kıvrak bir savaşçı olmayı yeğleyebilir. Ya da soytarı olmayı. Ne var ki, kendine pek pahalıya mal olan o berraklık, hiçbir zaman karanlığa ve korkuya dönüşmeyecektir. Yaşam boyunca, her şeyi açıkça görecektir ama yeni bir şey öğrenemeyecektir, öğrenme özlemi çekmeyecektir."
"Ama yenilmemek için yapabileceği bir şey yok mudur?"
"Korkuyu nasıl aşmışsa yine öyle yapmalıdır. Berraklığa, meydan okumalıdır. Elde ettiği berraklığı, önünü daha iyi görüp yeni adımlarını ona göre atmak için kullanmalıdır. En önemlisi de, berraklığının, bir yanlışlık sonucu ortaya çıktığını düşünmelidir. Ve öyle bir an gelecektir ki, bu berraklığın, gözleri önündeki bir noktadan başka bir şey olmadığını anlayacaktır. Böylece, ikinci düşmanını da yenmiş olacaktır. Artık, hiçbir şeyin, ona zarar veremeyeceği bir yere ulaşacaktır. Bu, bir hata olmayacaktır. Bu, gerçek bir erk(güç) olacaktır."
"Bu yere ulaşınca, ardından koştuğu erke, sonunda kavuştuğunu bilecektir. Ne isterse yapar artık bu erkle. Dostu, onun buyruğundadır artık. Ne isterse, yasa odur. Çevresinde ne varsa görmektedir. Ne var ki, üçüncü düşman dikiliverir karşısına: Erk!
"Düşmanların en güçlüsüdür erk. En doğal şey, ona boyun eğmektir. Öyle ya... O kişinin buyruğunda değil midir erk!? Buyurur; kimi sakıncaları göze ala ala, kendi yasalarını, kendi yapar. Çünkü, buyruk ondadır."
"Bu durumdaki biri, yaklaşmakta olan üçüncü düşmanın, pek farkına varmaz. Bir bakmışsın, birdenbire, haberi bile olmadan yitivermiş savaşımı. Düşmanı, onu, kıyıcı, tutarsız bir adam haline getirivermiş..."
"Erkini yitirir mi?"
"Hayır, berraklığını da erkini de hiçbir zaman yitirmez."
"Bilgi kişinindan farkı nedir, öyleyse?"
"Kendi erkine yenilen bir kişi, onu, doğru dürüst yönlendiremeden ölür gider. Yazgısının üstüne, yük gibi biner erki. Böyle biri, kendini yönetemez ve bilmez erkini, ne zaman ya da nasıl kullanması gerektiğini."
"Bu düşmanlardan birine yenilirsen, bu kesin bir yenilgi mi demektir?"
"Evet, kesin yenilgi olur bu. Bu düşmanlardan biri, insanı yenmeyegörsün, artık yapılabilecek bir şey kalmaz."
"Örneğin, erke yenilen bir kişi, yanlışını görerek, durumu düzeltebilir mi?"
"Düzeltemez. Bir kere yenilmeyegörsün, işi bitmiştir artık."
"Ya geçiciyse erke aldanması; ya erki teperse zamanında?"
"Savaşım sürüyor sayılır o durumda. Hâlâ 'bilgi insanı' olmaya çalışıyor demektir bu. Artık, hiç çabalamıyorsa, kendini koyuverirse yenilmiş olur bu kişi ancak."
"Ama bir insan yıllarca korkuya yenik düşebilir ve sonunda korkusunu yenebilir."
"Hayır, doğru değildir bu. Korkuya kapılırsan, korkuyu yenemezsin; çünkü, öğrenmekten ürküyorsundur, öğrenmek için çaba göstermiyorsundur. Ama korkusunun içinde yıllar boyunca sürdürürse öğrenme çabasını, ola ki, korkusunu yenebilir. Çünkü, kendini, korkuya tümüyle bırakmamıştır."
"Üçüncü düşmanı nasıl yeneriz?"
"Ona karşı çıkarak. Bile bile... Kendimizin olmadığını kavrayarak. Tüm öğrendiklerimizi, dikkatle ve inançla kullanarak, sürekli olarak sınırlarımızı zorlamayarak... Kendimizi denetleme durumunda, berraklığın ve erkin, hatalardan da kötü olduğunu görebilirsek, her şeyi denetimimiz altında bulundurduğumuz bir noktaya erişebiliriz. İşte, o noktada, erkimizi nasıl ve ne zaman kullanabileceğimizi biliriz. Üçüncü düşmanı böylece yenmiş oluruz."
"Bu da kişiyi, öğrenim yolculuğunun sonuna getirir. Bir de ne görürsün! Sonuncu düşman, karşına dikilmiş durmaktadır: Yaşlılık! Düşmanların en acımasızıdır bu. Hiçbir zaman, tümüyle yenemeyeceğimiz bir düşman... Sürekli olarak savaşıp uzak tutmaya çalışmaktan başka yapılacak bir şey yoktur."
"İşte, bu dönemde, kişi, hiçbir şeyden korkmaz; zihni berraktır, sabırsız değildir -tüm erkleri denetimi altındadır-. Ne var ki, bu dönem, aynı zamanda, boyun eğmeyen bir dinlenme isteğinin ortaya çıktığı bir dönemdir. Bir yere uzanmak, unutmak isteğine bırakırsa kendini; yorulur yorulmaz, sürdürdüğü çabayı bırakırsa, son olanağını kaybetmiş olur. Titrek, yaşlı bir yaratık durumuna sokuverir onu düşmanı. Çekilme arzusu, tüm berraklığını, erkini ve bilgisini bastırır."
"Ama kişi, silkinir de yorgunluğundan sıyrılır, yaşamının gereklerini sürdürürse, bu son yenilmez düşmanıyla savaşımda bir an bile olsa başarılı olursa, işte o zaman 'bilgi insanı' olmuş demektir. Berraklığın, erkin ve bilginin egemen olduğu bu an, yeterlidir onun için." )
- CONSERVATION PROPERTY[İng.] / PROPRIÉTÉ DE CONSERVATION[Fr.] / ERHALTUNGSGRÖSSE, ERHALTUNG EIGENSCHAFT[Alm.] ile/değil/yerine/= KORUNUM ÖZELLİĞİ
- TEHÂFFUZ KANÛNU[Osm.] / CONSERVATION LAW[İng.] / LOI DE CONSERVATION[Fr.] / ERHALTUNGSSATZ, ERHALTUNGSESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= KORUNUM YASASI/KANUNU
- KÖRV[İng. < CURVE] değil/yerine/= EĞRİ
- KOŞUK ile EGLOG[Yun.]
( ... İLE Kısa, kır koşuğu. )
- KOŞUL ile/ve/değil/||/<> ETMEN
- KOŞULSUZ) SEVGİ:
(EN BÜYÜK) ZAAF ve ERDEM
- KOYUN ile EKTİ
( ... İLE Her yiyeceği canı çeken. | Asalak, tufeyli. | Anası ölüp başka bir koyuna alıştırılan ya da elle beslenen koyun. )
- KOZMİK MADDE değil/yerine/= EVRENÖZDEK
- KOZMİK değil/yerine/= EVRENSEL
- KOZMİK değil/yerine/= EVRENSEL
- KOZMOGONİ değil/yerine/= EVRENDOĞUM
- KOZMOGONİK değil/yerine/= EVRENDOĞUMSAL
- KOZMOLOG değil/yerine/= EVRENBİLİMCİ
- KOZMOLOJİ değil/yerine/= EVRENBİLİM
- KOZMOLOJİK değil/yerine/= EVRENBİLİMSEL
- KOZMOS değil/yerine/= EVREN
- AQUA REGIA[İng.] / EAU RÈGLE[Fr.] / KÖNIGSWASSER[Alm.] ile/değil/yerine/= KRAL SUYU
- KRİBRİFORM/CRİBRİFORM[İng.] değil/yerine/= ELEKSİ
- WATER OF CRYSTALLIZATION[İng.] / EAU DE CRISTALLISATION[Fr.] / KRISTALLWASSER[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİSTAL SUYU
- ÉCOULEMENT CRITIQUE[Fr.] / KRITISCHER FLUSS[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİTİK AKIŞ
- ÉTAT CRITIQUE[Fr.] / KRITISCHER ZUSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİTİK DURUM
- EXTINCTION CRITIQUE[Fr.] / KRITISCHE LÖSCHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİTİK SÖNÜM
- EXPOSANT CRITIQUE[Fr.] / KRITISCHE HOCHZAHL, KRITISCHER EXPONENT[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİTİK ÜS
- KRİTİK[Fr./İng. < CRITIQUE] değil/yerine/= ELEŞTİRİ
- EXPÉRIENCE DE CRITICALITÉ[Fr.] / KRITIKALITÄTSEXPERIMENT[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİTİKLİK DENEYİ
- ÉQUATION DE LA CRITICALITÉ[Fr.] / KRITIKALITÄTSGLEICHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİTİKLİK DENKLEMİ
- ENROULEMENT CRYOGÉNIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= KRİYOJENİK SARGI
- KRİZ[Yun.] ile/=/||/<>/< EŞİK
- XENON EFFECT[İng.] / EFFET XÉNON[Fr.] / XENON-EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= KSENON ETKİSİ
- QUANTUM ELECTRODYNAMICS[İng.] / ÉLECTRODYNAMIQUE QUANTIQUE[Fr.] / QUANTENELEKTRODYNAMIK[Alm.] ile/değil/yerine/= KUANTUM ELEKTRODİNAMİĞİ
- QUANTUM ELECTRONICS[İng.] / ÉLECTRONIQUE QUANTIQUE[Fr.] / QUANTENELEKTRONIK[Alm.] ile/değil/yerine/= KUANTUM ELEKTRONİĞİ
- KUANTUM ile/||/<> ELEKTRODİNAMİK
( QED kuramınin geliştirilmesi )
( Richard Feynman tarafından 1949 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1918-1988) (Ülke: ABD) (Alan: Fizik) (Önemli katkıları: Kuantum elektrodinamiği, Feynman diyagramları) (Nobel: 1965) )
- KUBBE ile YEREL ile EVCİMENLİK
( DOME vs. DOMESTIC vs. DOMESTICITY )
( قلعه گرد ile گنبد زدن ile گنبد ile اهلي ile داخلي ile خانگي ile خانوادگي ile زندگاني خانگي )
( GHALE GARD ile GONBAD ZADAN ile GONBAD ile HALY ile DAKHALY ile KHANGY ile KHANAVADEGY ile ZANDEGANY KHANGY )
- KUDRET ile/ve EDEB
- KUDRET ile/ve ENERJİ
( CAPABLE vs./and ENERGY )
- KUDRET değil/yerine/= ERKÜÇ
- KULLUK ile ESÂRET
- KÜLTÜR değil/yerine/= EKİN, ÖZGEN
- KÜLTÜREL(DÖNEMSEL) "DEĞER YARGILARI"NI "ÖĞRETMEK" değil/yerine/>< EĞİTİLENİ, DEĞER(LER)İN DÜŞÜNSEL BİLGİSİYLE DONATMAK
- KÜLTÜREL[İng. < CULTURAL] değil/yerine/= EKİNSEL
- ÉLECTRODE DE CONTRÔLE[Fr.] ile/değil/yerine/= KUMANDA ELEKTRODU
- KUMAŞ ile EMTİA[Ar. < METÂ]
( ... İLE Ticaretin konusu olan her türlü taşınır mallar. Satılacak şeyler. | Kumaşlar. )
- KUMAŞ ile KUMAŞ TİCARETİ ile ELBİSE ASKISI ile KUMAŞ DÜKKANI ile KIYAFETLER ile ELBİSE ASKISI ile GİYSİ RAFI ile ASKILIK ile ELBİSE ASKISI ile ELBİSE FIRÇASI ile ÇAMAŞIR İPİ ile GİYİM ile GİYİM MAĞAZASI
( CLOTH vs. CLOTH DEALING vs. CLOTH HANGER vs. CLOTH SHOP vs. CLOTHES vs. CLOTHES HANGER vs. CLOTHES RACK vs. CLOTHES TREE vs. CLOTHES-RACK vs. CLOTHESBRUSH vs. CLOTHESLINE vs. CLOTHING vs. CLOTHING STORE )
( پارچه ile بزازي ile جالباسي ile تن پوش ile ملبوس ile رخت ile جارختي ile جا لباسي ile جا رختي ile رخت آويز ile چوب رخت ile ماهوت پاک کن ile ماهوت پاک ک ile رجه ile پوشاک ile پوشيدني ile لباس ile پوشاکي ile لباس فروشي )
( PARCHEH ile BOZAZY ile JALBASY ile TAN PUSH ile ملبوس ile RAKHT ile جارختي ile JA LABASY ile JA RAKHTY ile RAKHT AVYZ ile CHUB RAKHT ile MAHOUT PAK KON ile MAHOUT PAK K ile رجه ile PUSHAK ile PUSHYDANY ile LABAS ile پوشاکي ile LABAS FOROSHY )
- KUMKAPI NİŞANCASI ile/ve FATİH NİŞANCASI ile/ve EYÜP NİŞANCASI
- KURAMSAL BİLGİ ile/ve ESTETİK BİLGİ ile/ve DEĞER/AKSİYOLOJİK[Fr.] BİLGİ
( THEORICAL KNOWLEDGE vs./and AESTHETICAL KNOWLEDGE vs./and AXIOLOGICAL KNOWLEDGE )
- KÜRE ile/değil ELİPS
( [not] SPHERE vs./and/||/<>/but/< ELLIPSE
ELLIPSE instead of SPHERE )
- EBÂD-İ KÜREVÎ[Osm.] ile/değil/yerine/= KÜRESEL BOYUTLAR
- KÜRESELLEŞ(TİR)MEK ile/ve/değil/yerine EVRENSELLEŞ(TİR)MEK
( )
- KURGUDA:
KESMEK ile/ve/||/<>/> YONTMAK ile/ve/||/<>/> EKLEMEK
- KURGUSAL TARİH FELSEFESİ ile/ve ELEŞTİREL TARİH FELSEFESİ
- KURT ile ETİYOPYA KURDU
- ESCAPING VELOCITY[İng.] / VITESSE DE LIBÉRATION[Fr.] / ENTWEICHGESCHWINDIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= KURTULMA HIZI
- KUŞKONMAZ ile ENİŞ
( Tarlada yetiştirilen. İLE Dağlarda yetişen. )
- KUŞKU ile/ve/değil/yerine/||/<>/>< EMİN OLMA[İMAN]
- EMETIC, TARTAR EMETIC[İng.] / ÉMÉTIQUE, TARTRE ÉMÉTIQUE[Fr.] / BRECHMITTEL[Alm.] ile/değil/yerine/= KUSTURUCU
- KUSURLARI/NI ÖRTMEK ve/||/<> EKSİKLERİ/Nİ TAMAMLAMAK
( 54097, 54098 )
- KUSURSUZ DİL ile/ve EVRENSEL DİL
( Nesnelerin doğasını yansıtabilecek bir dil aramak. İLE/VE Herkesin konuşabildiği ve konuşmak zorunda olduğu bir dil aramak. )
( Kusursuz bir dili az sayıda kişinin kullanmaması ve evrensel olarak kullanılan bir dilin kusurlu olmaması için hiçbir neden yoktur. )
- KUTİKULA ile EPİDERMİS
( Bitkilerin yapraklarında su kaybını önleyen mumlu tabaka. İLE Bitkilerin ve hayvanların dış yüzeyini kaplayan göze tabakası. )
- MASS FLOW[İng.] / ÉCOULEMENT DE MASSE[Fr.] / MASSENFLUSS[Alm.] ile/değil/yerine/= KÜTLE AKIŞI
- KÜTLE ÇEKİMİ
ile/ve/+/||/<>
ELEKROMANYETİK ETKİLEŞİM
ile/ve/+/||/<>
GÜÇLÜ ÇEKİRDEK ETKİLEŞİMİ
ile/ve/+/||/<>
ZAYIF ÇEKİRDEK ETKİLEŞİMİ
( )
(
)
( Nesneler arasındaki kütlesel çekim gücü, aralarındaki uzaklığın karesiyle ters orantılı olarak değişir. )
( )
- KÜTLE ile/ve/||/<> ELEKTRİK YÜKÜ ile/ve/||/<> AKIM/SPIN
( p = 0
ile/ve/||/<>
J = 0 )
- KÜTLE ve/||/<> ERİM/ETKİ ALANI
- KÜTLE ile/ve/||/<> UZAY-ZAMAN ile/ve/||/<> EĞİM
- GRAVITATIONAL POTENTIAL ENERGY[İng.] / ÉNERGIE POTENTIELLE GRAVITATIONNELLE[Fr.] / GRAVITATIONSPOTENTIELLE ENERGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= KÜTLEÇEKİM POTANSİYEL ENERJİSİ
- KÜTLEÇEKİM ile ELEKTROSTATİK
( Kütlelerin birbirine uyguladığı çekim gücü. İLE Elektrik yüklerinin birbirine uyguladığı çekim ya da itme gücü. )
(1996'dan beri)