Bugün[28 Mart 2026]
itibarı ile 1.791 başlık/FaRk ile birlikte,
1.791 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(3/9)


- CÂHİL ile/ve/değil/||/<> GENÇ

( ... İLE/VE/DEĞİL/||/<> Cahil, [daha çok] bilmeyen değil davranış ve tutumuna sahip olamayan demektir. Gençlerin/gençliğin de sorunu, bilgili ya da bilgisizlikleri değil davranışlarında aşırıya kaçabilmeleridir. )


- CAHİL ile/ve KABA

( Kişiyi/cahili, bilgili ya da bilgisizliğinden değil yaklaşımından tanırsınız/anlarsınız! )

( Erkeğin okumuşu Kâdı, kadının okumuşu cadı olurmuş. )

( IGNORANT vs./and RUDE
You recognize the person/ignorant by his/her approach but also not by knowledge, nor ignorance. )


- CÂHİL ile KÂMİL

( Uzak ol/dur! İLE Yakın ol/dur! )


- CAHİL ile NÂDÂN[Fars.]


- CAHİL ile ÜMMÎ

( ... İLE Okumamış, öğrenim görmemiş kişi. )


- CÂHİL ile/ve/<> ZÂLİM

( Sorgulamayan. İLE/VE/<> Sorgulatmayan. )

( Hiçbir şey, eyleme geçen cahillik kadar korkunç olamaz. )


- CAHİLİN AĞLAYIŞI ile/değil/yerine ÂLİMİN AĞLAYIŞI


- CAHİLİN YAŞADIĞI/"DÜŞÜNDÜĞÜ" CEHALET ile BİLENİN YAŞADIĞI/"DÜŞÜNDÜĞÜ", ZANNETTİĞİ CEHÂLET

( Bilgisiz kişiye, hikmet dolu sözlerin yararı nedir? Kör bir kişiye, bir lambanın yararı nedir? )


- CAHİLİN, CEHALETİNE SUSMASI ile/= ÂLİMİN, İLMİNİ SAKLAMASI

( İkisi de kabul edilebilir ve doğru değildir! )


- CAHİLİYET ile CAHİLİYE DÖNEMİ


- CAHİLLER ile ZEKİLER

( Kendilerini, mükemmel görmeye eğilimlilerdir. İLE Yeteneklerini, hafife almaya eğilimlilerdir. )


- CAHİLLEŞMEK ile CAHİLLEŞEBİLMEK ile CAHİL/LİK ile CAHİLCE


- Cahilliğin yüzünden DİNLE!!!


- Cahilliğin yüzünden SUS!!!


- CAHİLLİKTE ile/değil/yerine/></> BİLGELİKTE

( Bilgisizlik/deneyimsizlik, bir yerlere düşürür ya da "çıkarır/taşır". İLE/DEĞİL/YERİNE/> Varolmak, tek başına ve sürekli olarak yeterlidir. )

( [Gösterge] Kavrayamadığın şeyin "doğruluğuna inanmak". İLE/DEĞİL/YERİNE/> Kavrayamadığı şeyin cahili olduğunu bilmek. )

( Kin çoğalır. İLE/DEĞİL/YERİNE/> Sevgi çoğalır. )


- CAHÎM[Ar.] ile NÂR[Ar.] ile SA'ÎR[Ar.] ile HARÎK[Ar.]


- CÂHİZ[Ar.] ile CAHİZ/CAFİZ[Ar.]

( Cesaretli, gözüpek. İLE Katılar için kullanılan hacim ölçüsü. )


- CÂİL[Ar. < CEVELÂN] ile CÂİL[Ar.]

( Dönüp dolaşan, cevelân eden. İLE İşleyen, yapan, eden, yaratan. )


- CÂİL[Ar.] ile CÂHİL[Ar. < CEHL]

( ... İLE Bilmeyen, bilgisiz. | Genç, tecrübesiz, toy. )


- CAILLETEAN AND MATHIAS LAW[İng.] ile/değil/yerine/= CAİLLETET VE MATHİAS YASASI


- CAILLETET ve MATHIAS YASASI

( Bir sıvının ve doygun buharının, ortalama yoğunluk değerinin, sıcaklıkla doğrusal değiştiğini ifade eden yasa. )


- CÂİZ[Ar. < CEVAZ] değil/yerine/= UYGUN / OLABİLİR, OLUR


- CAİZ ile CAİZE


- CAİZE -ile

( Lâyık olana vermek. )


- CAJOLE vs. CANVASS vs. COAX vs. CONVINCE vs. PERSUADE vs. WHEEDLE


- ÇAK/ÇAQ ile ÇAK ÇOK/ÇAQ ÇOQ
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Bir şeyin kesin ve öz durumu. İLE Odun ve ceviz gibi şeylerin kırılması sırasında çıkan çatırdama sesi. )


- ÇAK ile ÇAĞ ile ÇAKI ile ÇAKICI/LIK ile ÇAKILI ile ÇAKISIZ ile ÇAĞ DIŞI/LIK


- ÇAKAL ÇUKAL -ile


- ÇAKAL/KURT/KÖPEK ile/değil ÇAKUPEK

( İlgili açıklamaları okumak için burayı tıklayınız... )


- ÇAKAL ile ÇAKAL ERİĞİ ile ÇAKAL ARMUDU ile ÇAKAL YAĞMURU


- CAKALANMAK ile CAKA ile CAKACI/LIK ile CAKALI ile CAKASIZ


- ÇAKALBOĞAN -ile

( Kırlarda rastlanan bir bitki. )


- ÇAKALDERE SUYU ÇEŞMESİ (ŞİFA SUYU) :

( Kireçburnu ile Kefeliköy arasındadır (1337, M. 1921). Çeşmenin Çakaldere olan ismi 1969 yılında onarım gördükten sonra Şifa Suyu olarak değiştirilmiştir. Memba suyu akarı vardır. Kitabesi şöyledir: Bu su, her derde devadır Hak deyip içene şifadır. Halil Çağlayan (1337)" Onarımdan sonra ikinci bir kitabe konulmuştur. Bu kitabede şöyle yazmaktadır:"Bu çeşmenin onarımı T. Anıtlar Derneği, Kireçburnu Camii Kolu ve Sular İdaresiyle hayırsever halkımızın müştereken yardımları sayesinde yapılmıştır" (1969). )


- ÇAKALOZ[Yun.] ile ÇAKANOZ[Yun.]

( Çakıl taşı atan bir tür savaş topu. İLE Bir tür şapka. )


- CAKE[İng.] / SE GRUMELER[Fr.] / KLUMPEN[Alm.] ile/değil/yerine/= KEK


- CAKE :/yerine KEK


- ÇAKIL ile ÇAKILLI

( GRAVEL vs. GRAVELED )

( شن ile سنگريزه ile شن پاشيدن ile خرده سنگ ile حصات ile ريگ ile شن دار ile سنگ مثانه ile ريگي )

( SHEN ile SANGARYZAH ile SHEN PASHYDAN ile KHARDEH SANG ile حصات ile RYG ile SHEN DAR ile SANG MASANEH ile RYGY )


- ÇAKIL ile KAYDIRAK

( Çakıl taşı. İLE Yassı, kaygan çakıl taş. | Çocukların, kaydırılan bir taşı ayakla kaydırarak oynadıkları oyun. | Çocuk bahçelerinde, çocukların oturup kayarak eğlendikleri oyun aracı. | Tomrukların kolay taşınması için dağdan kaydırıldığı yer. )


- ÇAKILDAMAK ile ÇAKILDATMAK ile ÇAKILDAK


- ÇAKILIŞ ile/değil/yerine/>< ÇIKIŞ


- ÇAKILMAK ile ÇAKILABİLMEK ile ÇAKILIVERMEK ile ÇAKIL/LIK ile ÇAKILLI ile ÇAKIL YOL ile ÇAKIL KUŞU ile ÇAKIL TAŞI ile ÇAKIL ÇUKUL


- CAKING[İng.] / S'AGGLOMÉRER[Fr.] / ZUSAMMENBACKEN, FESTBACKEN[Alm.] ile/değil/yerine/= KEKLEŞME


- ÇAKINTI ile ÇAKINTILI ile ÇAKINTISIZ


- ÇAKIR, HÜSNÜ (KARAMÜRSEL, 1931) :

( Öğrenimini takiben sahibi olduğu Boğaziçi Değirmencilik Şirketinde iş hayatına atıldı. Sarıyer Spor Kulübü'nde 1 dönem yönetim kurul üyesi olarak görev yaptı. Kulübün Divan Kurulu Üyesidir. )


- ÇAKIR, KAMİL (İST. 1972) :

( Çorluspor'dan transfer edildi (1995) iki sezonda 54 Lig, 6 Kupa maçı olmak üzere 60 resmi ve 26 özel maçla birlikte 86 maçta forma giydi. Lig maçlarında 21, özel maçlarda 7 olmak üzere 28 gol kaydetti. Antalyaspor'a transfer ederek Sarıyer'den ayrıldı. )


- ÇAKIR, VEYSEL (TEKİRDAĞ, 1947) :

( Yüksek Öğrenimini tamamladıktan sonra mali müşavir olarak iş hayatına atıldı. Sarıyer Spor Kulübü'nde 1 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. )


- ÇAKIR/ÇAQIR = MAVİ
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]


- ÇAKIR ile ÇAKIR

( Mavi hareli elâ göz. | Çakırdoğan. İLE Şarap. )


- ÇAKIRLAŞMAK ile ÇAKIR ile ÇAKIRCI/LIK ile ÇAKIR AYAZ ile ÇAKIR PENÇE/LİK ile ÇAKIR ÇUKUR


- ÇAKIROĞLU, BİLGİN (SARIYER, 1960) :

( Çiftçi. İlkokul ve ortaokulu Sarıyer'de okuduktan sonra Sarıyer Vehbi Koç Vakfı Lisesinden mezun oldu. Sarıyer Ziraat Odasına 1980'da kayıt oldu. Yönetim kuruluna seçildi ve Başkan yardımcısı olarak görev yaptı (2007). 2015'te Sarıyer Ziraat Odası Başkanlığına seçildi (2019 itibariyle devam ediyor). İstanbul İl Koordinasyon Başkan Vekili olup aynı zamanda Genel merkez (Ankara) delegesidir. )


- ÇAKIROĞLU, ŞEMS (SARIYER, 1971) :

( İlk, orta ve Liseyi Sarıyer'de okudu. K.T.Ü. İktisat Fakültesinde öğrenim gördükten sonra Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü "Din Sosyolojisi" Bölümünde "Din Sosyolojisi Açısından Avrupa Birliğinin Türkiye'den Beklentileri" teziyle yüksek lisans öğrenimini tamamladı. İş hayatına 1994'te Sarıyer Belediyesinde başladı. Bilahare İETT ye geçti ve Özel Kalem Şube Müdürü olarak görev yaptı. İstanbul Büyükşehir Belediyesinin BİMTAŞ ve BELTUR şirketlerinde yönetim kurulu üyesi olarak bulundu. Bilahare Sarıyer Belediyesine döndü ve Başkan yardımcısı olarak görev yaptı (2004 - 2009). Daha sonra Beyoğlu Belediyesinde Başkan Yardımcısı olarak görev üstlendi. Bilahare Devlet Demir Yolları Genel Müdürlüğünde Daire başkanlığı görevine getirildi. Üyesi olduğu Sarıyer Spor kulübünde iki dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. )


- ÇAKIŞ(TIR)MAK ile/ve/değil/||/<>/< ÖRTÜŞ(TÜR)MEK


- ÇAKIŞMA ile ÇAKIŞMALI


- ÇAKIŞMAK ile ÇAKIŞTIRMAK ile ÇAKIŞABİLMEK ile ÇAKIŞTIRILMAK ile ÇAKIŞ


- ÇAKIŞMAK ile DENK GELMEK ile TESADÜF ile TESADÜFİ ile ÇAKIŞAN

( COINCIDE vs. COINCIDE WITH vs. COINCIDENCE vs. COINCIDENT vs. COINCIDING )

( مصادف شدن ile منطبق شدن ile متصادف بودن ile باهم رويدادن ile تصادف ile همرويده ile منطبق ile مصادف ile متصادف )

( MOSADEF SHODAN ile MANTABAGH SHODAN ile MOTESADEF BODAN ile BANPAM ROYDADAN ile TASADEF ile NPAMROYDAH ile MANTABAGH ile MOSADEF ile MOTESADEF )


- ÇAKMA ile KAÇAK


- ÇAKMAK ÇAKMAK (BAKMAK)


- ÇAKMAK TAŞI ile/ve/||/<> DÜVEN

( Demir ya da çeliğe sürtüldüğünde kıvılcım çıkartan bir kuvars türü. | Düvenlerin altına çakılan küçük ve kesici taş. İLE/VE/||/<> Harmanda ekinlerin sapı ve tanelerini ayırmak için kullanılan, önüne koşulan hayvanlarla çekilen, alt yüzünde keskin çakmak taşları dikine çakılı bulunan, kızak biçiminde araç: )


- ÇAKMAK, FEVZİ (İST. 1876 - 1950) :

( Anadolukavağı'nda doğdu. Kavaklı Fevzi olarak tanınır. Rumelikavağı'nda oturmuşlar ve ilk tahsiline buradaki Sadık Hoca'nın mahalle mektebinde başlamış iki yıl sonra Sarıyer'de Hakkı Paşa Konağında eğitim veren "Özel Hayriye Okulu"nda okumuştur. 1893'te Harp Okuluna girmiş ve 1986'da Piyade Teğmen olarak mezun oldu. 1898'de ise Erkan - ı Harbiye'yi Kurmay Yüzbaşı rütbesi ile bitirdi. 1907'da Albay oldu. 1910'da Kosova Kolordusu, 1911'de Garp Ordusunun Kurmay Başkanlığı ile görevlendirildi. 1913'te 5. Kolordu Kumandanlığına atandı. 1915'te Tuğgeneral oldu. I. Dünya Savaşı'nda Çanakkale, Kafkasya, Suriye ve Filistin Cephelerinde savaştı. 1918 yılında Korgeneralliğe terfi etti. 14 Mayıs 1918'den 1919'a kadar Korgeneral rütbesi ile Osmanlı Devleti Erkan - ı Harbiye Reisi (Genel Kurmay Başkanlığı) olarak görev yaptı. I. Ordu Müfettişliği, Askeri Şura Üyeliği, Ali Rıza ve Salih Hulusi Paşa kabinelerinde Harbiye Nazırlığı yaptı. İstanbul'un işgalini takiben Ankara'ya gitti (Nisan 1920) ve Kozan milletvekili olarak meclise girdi. 26.05.1920'de İstanbul hükümeti tarafından, ulusal mücadelenin önderlerinden biri olarak rütbelerinin kaldırılmasına, nişanlarının geri alınmasına ve idamına karar verildi. 03.05.1920'de Milli Savunma Bakanlığına, 1921&de Başbakanlığa getirildi. 03.04.1921'de Orgeneralliğe yükseldi. Temmuz 1921'de Genel Kurmay Başkanlığına getirildi. Ağustos 1921'de Başbakanlık, Milli Savunma Bakanlığı ve Genel Kurmay Başkanlığı görevlerini birlikte üstlendi. 14.01.1922'de Milli Savunma Bakanlığı, 09.07.1922'de Başbakanlık görevlerinden ayrıldı. Başkomutanlık Meydan Savaşının kazanılması üzerine (30.08.1922) 31.08.1922'de Başkomutan Mustafa Kemal'in önerisi üzerine Mareşalliğe yükseltildi. Cumhuriyetin ilanından sonra Türkiye Cumhuriyetinin ilk Genel Kurmay Başkanı olarak görevlendirildi. Milletvekilliği görevini 30.10.1924 yılına kadar devam ettirdi. 31.10.1924'te Milletvekilliğinden istifa etti. Genel Kurmay Başkanlığı görevini 23 yıl yaptıktan sonra 1944'te emekliye ayrıldı. 1946'da Demokrat Parti listesinden bağımsız olarak VIII. Dönem İstanbul Milletvekili seçildi. 19.07.1948'da Millet Partisinin kurucularından biri oldu. 10.04.1950'de vefât etti. )


- ÇAKMAK" ile/ve/||/<>/> "ÇAKOZLAMAK"


- ÇAKMAK/LIK ile ÇAKMAKLAMAK ile ÇAKMAKLAŞMAK ile ÇAKMAK ÇAKMAK ile ÇAKMACI/LIK ile ÇAKMAKLI ile ÇAKMAKÇI/LIK ile ÇAKMAKSIZ ile ÇAKMA KAPI ile ÇAKMAK TAŞI


- ÇAKMAK ile ÇAKMAK ile ÇAKMAK

( Taşa vurulup kıvılcım çıkarılan çelik parçası. | Çelik, taş ve tutuşacak maddeden yapılmış tutuşturma aygıtı. İLE Kuruyunca, kalın kabuk bağlayan, kabarcıklarla beliren ve genellikle yüzde çıkan bir deri hastalığı. İLE Vurarak sokup yerleştirmek. | Çivi ile tutturmak. | [argo] Kabul edilmeyecek bir şeyi, kurnazlıkla kabul ettirmek. | Vurmak. | Bir şeyi, başka bir şeye sürtmek, vurmak ya da çarpmak. | Sezinlemek. | İçki içmek. | Parıldamak, ışık vermek. )


- ÇAKMAKÇI DERESİ :

( Rumelifener sınırları içinde olup, Ketendere'ye en üst noktadan akış veren deredir. )


- ÇAKMAKTAŞI ile ÇAKMAKTAŞI CAM

( FLINT vs. FLINT GLASS )

( سنگ فندک ile چخماق ile آتش زنه ile ظرف بلور )

( SANG FANDAK ile CHAKHMAGH ile ATASH ZANEH ile ZARF BELOR )


- ÇAKŞIR ile ÇAKŞIRLI ile ÇAKŞIRSIZ


- ÇAKTIRMA(MA)K ile/ve RENK VERMEMEK


- ÇAKTIRMAK ile ÇAKTIRILMAK ile ÇAKTIRABİLMEK


- ÇAKTIRMAMAK ile/ve/||/<> KAKTIRMAK


- ÇAL KOY/ÇAL QOY ile KOYUN
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Alacalı koyun. )


- ÇAL(IN)MA ile/değil KAÇIR(IL)MA

( Nesneler için geçerlidir. İLE/DEĞİL Canlılar[insan ve/ya da hayvan] için geçerlidir. )


- CALABİ-YAU MANİFOLDU ile/||/<> KÄHLER MANİFOLDU

( Calabi-Yau manifoldu özel metrik özelliklerine sahipken İLE Kähler manifoldu genel kompleks yapı taşır )

( Formül: Ricci-flat metric )


- ÇALABİLMEK ile ÇALAP


- CALAMINE, ZINC CARBONATE[İng.] / CALAMINE, CARBONATE DE ZINC[Fr.] / GALMEI, ZINKSPAT, KOHLENSÄURES ZINK[Alm.] ile/değil/yerine/= KALAMİN, ÇİNKO KARBONAT


- ÇALANG = GEVEZE, KONUŞKAN
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]


- ÇALAP -ile

( Allah. )


- ÇALARMAK ile ÇALAR ile ÇALAR SAAT


- CALAVERITE[İng.] / CALAVÉRITE[Fr.] / CALAVERIT, TELLURGOLD[Alm.] ile/değil/yerine/= KALAVERİT, TELLÜR ALTIN


- CALC- ile/||/<> CALCİ- ile/||/<> CALCANO- ile/||/<> -LİTH-/LİTHO-

( Kalsiyum, taş, topuk. İLE/||/<> Kalsiyum, kireç. İLE/||/<> Topuk. İLE/||/<> Taş, sertleşmiş birikinti. )


- CALCAREOUS[İng.] / CALCAIRÉ[Fr.] / KALKIG, KALKHALTIG[Alm.] ile/değil/yerine/= KALKERLİ


- CALCEIN[İng.] ile/değil/yerine/= KALSEİN


- CALCIFEROL, VITAMIN D2[İng.] / CALCIFEROL VOIR VITAMINE D2[Fr.] / CALCIFEROL, VITAMIN D2[Alm.] ile/değil/yerine/= KALSİFEROL, VİTAMİN D2


- CALCINATION[İng.] / CALCINATION[Fr.] / KALZIERUNG, CALCINIERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KALSİNASYON


- CALCINE[İng.] / CALCINER[Fr.] / KALZINIEREN, ROSTEN, BRENNEN[Alm.] ile/değil/yerine/= KALSİNE ETMEK


- CALCINING FURNACE[İng.] ile/değil/yerine/= KALSİN FIRINI


- CALCITE, CALCSPAR[İng.] / CALCITE[Fr.] / KALZIT, KALKSPAT[Alm.] ile/değil/yerine/= KALSİT


- CALCIUM ACETATE[İng.] / ACETATE DE CALCIUM[Fr.] / KALZIUMAZETAT, ESSIGSÄURESKALZIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= KALSİYUM ASETAT


- CALCIUM ACRYLATE[İng.] / ACRILATE DE CALCIUM[Fr.] ile/değil/yerine/= KALSİYUM AKRİLAT


- CALCIUM ARSENATE[İng.] / ARSÉNATE DE CALCIUM[Fr.] / TRIKALZIUMMORTHOARSENAT, KALZIUM ARSENAT[Alm.] ile/değil/yerine/= KALSİYUM ARSENAT


- CALCIUM ARSENITE[İng.] / ARSÉNIATE DE CALCIUM[Fr.] / CALSIYUM ARSENIT[Alm.] ile/değil/yerine/= KALSİYUM ARSENİT


- CALCIUM CARBIDE[İng.] / CARBURE DE CALCIUM[Fr.] / CALCIUMCARBIT[Alm.] ile/değil/yerine/= KARPİT


- CALCIUM CARBONATE, CHALK[İng.] / VOIR CARBONATE DE CALCIUM, CRAIE, BLANCHE DE CRAIE[Fr.] / CALCIUM KARBONAT, KREIDE, CALCIUMKARBONAT[Alm.] ile/değil/yerine/= KALSİYUM KARBONAT, TEBEŞİR


- CALCIUM CHLORIDE[İng.] / CHLORURE DE CALCIUM[Fr.] / KALZIUMCHLORID, CHLORKALZIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= KALSİYUM KLORÜR


- CALCIUM CHROMATE[İng.] / CHROMATE DE CALCIUM[Fr.] / CALCIUMCHROMAT[Alm.] ile/değil/yerine/= KALSİYUM KROMAT


- CALCIUM CITRATE[İng.] / CITRATE DE CALCIUM[Fr.] / KALZIUMSITRAT[Alm.] ile/değil/yerine/= KALSİYUM SİTRAT


- CALCIUM CYANIDE[İng.] / CYANURE DE CALCIUM[Fr.] / KALZIUMCYANIDE[Alm.] ile/değil/yerine/= KALSİYUM SİYANÜR


- CALCIUM CYCLAMATE[İng.] ile/değil/yerine/= KALSİYUM SİKLAMAT


- CALCIUM FLUORIDE[İng.] / FLORURE DE CALCIUM[Fr.] / KALZIUMFLUORID, FLUORCALCIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= KALSİYUM FLORÜR


- CALCIUM GLUCONATE[İng.] / GLUCONATE DE CALCIUM[Fr.] / CALCIUMGLUCONAT[Alm.] ile/değil/yerine/= KALSİYUM GLUKONAT


- CALCIUM HYDRIDE[İng.] / HYDRURE DE CALCIUM[Fr.] / KALZIUM HYDRID[Alm.] ile/değil/yerine/= KALSİYUM HİDRÜR


- CALCIUM HYPOCHLORITE[İng.] / KALZIUMHYPOCHLORIT[Alm.] ile/değil/yerine/= KALSİYUM HİPOKLORİT


- CALCIUM IODIDE[İng.] / IODURE DE CALCIUM[Fr.] / CALCIUMJODID[Alm.] ile/değil/yerine/= KALSİYUM İYODÜR, KALSİYUM İYODÜR


- CALCIUM IODOBEHENATE[İng.] ile/değil/yerine/= KALSİYUM İYODOBEHENAT


- CALCIUM LACTATE[İng.] / LACTATE DE CALCIUM[Fr.] / KALZIUMLACTAT, MILCHHÄURER KALK[Alm.] ile/değil/yerine/= KALSİYUM LAKTAT


- CALCIUM NAPHTHENATE[İng.] / NAPHTÉNATE DE CALCIUM[Fr.] / CALCIUMNAPHTHATEN[Alm.] ile/değil/yerine/= KALSİYUM NAFTENAT


- CALCIUM NITRATE[İng.] / NITRATE DE CALCIUM, NITRATE DE CHAUX[Fr.] / KALZIUM NITRAT, SALPETERSÄURES KALZIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= KALSİYUM NİTRAT


- CALCIUM OXIDE[İng.] / OXYDE DE CALCIUM, CHAUX VIVE[Fr.] / KALZIUMOXYD, GEBRANNTER KALK, ÄTZKALK[Alm.] ile/değil/yerine/= KALSİYUM OKSİT


- CALCIUM PANTOTHENATE[İng.] / PANTOTHÉNATE[Fr.] / CALCIUMPENTOTHENAT[Alm.] ile/değil/yerine/= KALSİYUM PANTOTENAT


- CALCIUM PEROXIDE[İng.] / PEROXYDE DE CALCIUM[Fr.] / KALZIUM PEROXYD, CALCIUM PEROXYD[Alm.] ile/değil/yerine/= KALSİYUM PEROKSİT


- CALCIUM PHOSPHATE[İng.] / PHOSPHATE DE CALCIUM[Fr.] ile/değil/yerine/= KALSİYUM FOSFAT


- CALCIUM PHOSPHIDE[İng.] / PHOSPHURE DE CALCIUM[Fr.] / CALCIUM PHOSPHID, PHOSPHORCALCIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= KALSİYUM FOSFÜR


- CALCIUM PLUMBATE[İng.] / PLOMBATE DE CALCIUM[Fr.] / CALCIUM PLUMBAT[Alm.] ile/değil/yerine/= KALSİYUM PLUMBAT


- CALCIUM POLYSULPHIDE[İng.] / KALZIUMPOLYSULFID, KALKSCHWEFELLEBER[Alm.] ile/değil/yerine/= KALSİYUM POLİSÜLFÜR


- CALCIUM PYROPHOSPHATE[İng.] / PYROPHOSPHATE DE CALCIUM[Fr.] / CALCIUMPYROPHOSPHAT[Alm.] ile/değil/yerine/= KALSİYUM PİROFOSFAT


- CALCIUM RESINATE[İng.] / RÉSINÉATE DE CALCIUM[Fr.] / CALCIUMRESINAT[Alm.] ile/değil/yerine/= KALSİYUM RESİNAT


- CALCIUM SULFATE[İng.] / SULFATE DE CALCIUM, PLÂTRE[Fr.] / KALZIUMSULFAT, GIPS[Alm.] ile/değil/yerine/= KALSİYUM SÜLFAT


- CALCIUM TUNGSTATE[İng.] / TUNGSTATE DE CALCIUM[Fr.] / KALZIUM WOLFROMAT[Alm.] ile/değil/yerine/= KALSİYUM TUNGSTAT


- CALCIUM-45[İng.] / CALCIUM-45[Fr.] / CALCIUM-45[Alm.] ile/değil/yerine/= KALSİYUM-45


- CALCIUM[İng.] / CALCIUM[Fr.] / CALCIUM, KALZIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= KALSİYUM


- CALCIUMCYANAMIDE[İng.] / CYANAMIDE CALCIQUE[Fr.] / CALCIUMCYANAMID[Alm.] ile/değil/yerine/= KALSİYUM SİYANAMİT


- CALCIUMMOLYBDATE[Alm.] ile/değil/yerine/= KALSİYUM MOLİBDAT


- CALCOCITE, CHALCOCITE[İng.] ile/değil/yerine/= KALKOSİT


- CALCOGENE[İng.] ile/değil/yerine/= KALKOJEN


- CALCOURANITE[İng.] / KALKURONIIT, AUTUNIT[Alm.] ile/değil/yerine/= KALKURANİT


- CALCULATE :/yerine HESAPLAMAK


- CALCULUS OF PROBABILITY[İng.] / CALCUL DES PROBABILITÉS[Fr.] ile/değil/yerine/= OLASILIK HESABI


- ÇALDIRMAK ile ÇALDIRILMAK ile ÇALDIRABİLMEK


- ÇALGAY ile KANAT
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Kuş kanadının ucları. )


- ÇALGI ile ÇALGIN ile ÇALGIÇ ile ÇALGICI/LIK ile ÇALGILI ile ÇALGISAL ile ÇALGISIZ ile ÇALGI ALETİ ile ÇALGI ORAĞI ile ÇALGICI OTU ile ÇALGI ÇAĞANAK ile ÇALGICI BÖCEK ile ÇALGILI ÇAĞANAKLI


- ÇALGICI ile ENSTRÜMANTASYON

( INSTRUMENTALIST vs. INSTRUMENTATION )

( ساز زن ile استعمال آلت ile تنظيم آهنگ )

( SAZ ZAN ile ESTEMAL ALT ile TANZYM AHANG )


- ÇALI BEBEĞİ ile AY AY


- ÇALI DİKENİ ile DEMİR DİKENİ ile DEVE DİKENİ ile EŞEK DİKENİ ile GEYİK DİKENİ

( MÜŞVİKE: Dikenli ağaç. )

( HÂR )


- ÇALI-ÇIRPI (TOPLAMAK)


- CÂLÎ[Ar.] ile CÂLİ'[Ar.] ile CA'LÎ[Ar.] ile CÂL/CÂLÎ[Ar.]

( Parlayan, cilâlı. | Cilâlayan, parlatan, temizleyen. | Sürgün eden. İLE Açık-saçık hanım. | Utanması kıt adam. İLE Sahte, yapmacıklı, düzme. | [Felsefe'de] Yapma. [ARTIFICE(Fr.)] İLE Tuzak. | Misvak ağacı. )


- ÇALI ile ÇIKRA

( ... İLE Sık çalı. )


- ÇALI ile KARDİKENİ

( Böğürtlen, ahududu gibi küçük, dalları dibinden çatallanan ve sapları odunsu bitki: İLE Dişotugillerden, pembe çiçekli bir tür çalı. )

( ... cum ACANTHOLIMON ECHINUS )


- ÇALI ile KATMERİBADEM


- ÇALI ile/ve LİMONOTU

( ... İLE/VE Çokyıllık bir çalı. )


- ÇALI ile PIRNAL[Yun.]

( ... İLE Bir tür yeşil meşe çalısı. )


- ÇALI ile SARIÇALI/KADINTUZLUĞU


- ÇALI ile SINCAN

( ... İLE Sakızlı, bir tür dikenli çalı. )

( ... cum ASTRAGALUS )


- CALIBRATED PIPET[İng.] / PIPETT JAUGÉE[Fr.] / MESS PIPETTE[Alm.] ile/değil/yerine/= DERECELİ PİPET


- CALIBRATION[İng.] / ÉTALONNAGE[Fr.] / EICHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= AYARLAMAK


- ÇALIBURNU :

( Garipçe köyü sınırları içindedir. Büyükliman Plajı ve koyunun burun başına Çalıburnu denilmektedir. Bir diğer ismi de Büyükliman Burnu'dur. )


- CALIFORNIUM[İng.] / CALIFORNIUM[Fr.] / KALIFORNIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= KALİFORNİYUM


- ÇALIG ile ÇALING ile ÇALING
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Kayıp, başıboş hayvan. İLE Sanki yanmış gibi çorak ve siyah olan, ot bitmeyen yer. İLE Bir Çin kâsesi. )


- ÇALIK ile ÇALIK KAVAK


- ÇALIKUŞU -ile

( WREN )


- ÇALILANDIRMAK ile ÇAL ile ÇALI/LIK ile ÇALILI ile ÇALISIZ ile ÇALI KUŞU ile ÇALI ÇIRPI ile ÇALI DİKENİ ile ÇALI HOROZU ile ÇALI KAKICI ile ÇALI BÜLBÜLÜ ile ÇALI FASULYESİ ile ÇALI SÜPÜRGESİ ile ÇALI KUŞUGİLLER


- ÇALIM/CAKA[İt. < GIACCA] ile ÇALIM

( Gösteriş, karşıdakini etkileme amacıyla yapılan davranış, kurum. İLE Kılıcın keskin yanı. | Bir şeyin, erebileceği uzaklık, erim. | Biraz benzeme, andırma. | Bir oyuncunun, topu, ayağından kaçırmadan, karşısındaki oyuncuları kıvrak hareketlerle aldatıp geçmesi. | Geminin su kesiminden aşağı bölümünün, baş ve kıç bodoslamasına doğru darlaşması. )


- ÇALIMLAMAK ile ÇALIMLANMAK ile ÇALIMLAYABİLMEK ile ÇALIM/LIK ile ÇALIMCI ile ÇALIMLI/LIK ile ÇALIMSIZ/LIK ile ÇALIMLI ÇALIMLI


- ÇALINMAK ile ÇALINABİLMEK ile ÇALINIVERMEK


- ÇALINMASIN DİYE değil/yerine SAHİP ÇIKMAK ÜZERE


- ÇALINTI ile/değil ALINTI


- ÇALIP-ÇIRPMAK


- CÂLİS[Ar. < CÜLÛS] ile CÂLİŞ[Fars.]

( Oturan, oturucu, tahta çıkan, cülûs eden. İLE Çiftleşme. | Naz ve gamze ile salınan. )


- ÇALIŞ = GÜREŞ
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]


- ÇALIŞARAK ÇALIŞMAMAK ile/ve/||/<> ÇALIŞMAYARAK ÇALIŞMAK


- ÇALIŞKAN, ADİL (MERSİN, 1959) :

( Büyükdereli, İ.Ü. Orman Fakültesi Öğretim Üyesi. İ.Ü. Orman Fakültesinden Orman Mühendisi olarak mezun oldu. Karabük - Büyükdüz Araştırma Ormanında Sarıçam - Göknar - Kayın Karışık Meşçerelerinde Büyüme İlişkileri ve Gerekli Silvikültürel İşlemler" tezi ile "Doktor" unvanını aldı. İ.Ü. Orman Fakültesinde "Dekan Yardımcısı" ve değişik idari görevler yaptı. )


- ÇALIŞKAN, BEYHAN (FİLİBE, BULGARİSTAN, 1960) :

( Bursaspor'dan transfer edildi ve bir sezon (1993/94) forma giydi. 16 Lig, 3 Kupa olmak üzere 19 resmi ve 14 özel maçla birlikte 33 maçta oynadı. Takımı adına 3 gol kaydetti. Futbol yaşamında 1 kez A, 8 kez Amatör olmak üzere 9 kez milli Takımda yer aldı. )


- ÇALIŞKAN, RAMİZ (RİZE, 1938 - 1998) :

( Sarıyerli, ticaret ile ilgilenir. Siyasete CHP saflarında atıldı. Çeşitli kademelerde görev yaptı. CHP kapatılınca SODEP' e geçti ve 1984 yerel seçimlerinde SODEP ‘ten den Sarıyer Belediye Meclisine üye seçildi ve bir dönem 1984/1989 görev yaptı. )


- ÇALIŞKAN/LIK ile/ve/> ZEKİ/LİK

( Çalışkan ve alçakgönüllü kişiler, şansı yakalayacaktır. )

( Çalışan kişi, sürekli saf; tembel ise hilekârdır. )

( ... ile/ve/> BÂZIK )

( DILIGENCE vs./and/> TO BE INTELLIGENT )


- ÇALIŞKAN ile/ve/değil (İYİ) ÇALIŞAN

( [not] DILIGENT vs./and/but (WELL) WORKER )


- ÇALIŞKANLIK/SANAT ÜRETİMİ ile/ve/değil/||/<>/< İÇİNDEKİ "CANAVARI" GİZLEYEN UYGARLIK MASKESİ


- ÇALIŞKANLIK ile GAYRETLİ

( ASSIDUITY vs. ASSIDUOUS )

( مواظبت ile مستدام ile عاکف )

( MOVAZEBAT ile MOSTEDAM ile AKOF )


- ÇALIŞKANLIK ile GAYRETLİ

( DILIGENCE vs. DILIGENT )

( پشت کار ile جد و جهد ile سختکوش ile پشتکار دار ile کوشا ile ساعي ile مجدانه ile جاهد ile سخت کوش ile کوشنده ile مجد ile پشت کاردار )

( POSHT KAR ile جد و جهد ile SOKHTAKOOSH ile POSHTEKAR DAR ile KOOSHA ile SAEY ile MOJDANEH ile JANPAND ile SOKHT KOOSH ile KOOSHANDEH ile MOJAD ile POSHT KARDAR )


- ÇALIŞMA SÜRESİ/SAATİ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< EMEK YOĞUNLUĞU/NİTELİĞİ


- ÇALIŞMA:
TOPLUM İÇİN ile/ve/||/<> İNSAN/LIK İÇİN


- ÇALIŞMA/MESAİ SAATLERİ:
20 ile 30 YAŞ ARASI ile/ve/||/<>/> 30 ile 40 YAŞ ARASI ile/ve/||/<>/> 40 ile 50 YAŞ ARASI ile/ve/||/<>/> 50 ile 60 YAŞ ARASI ile/ve/||/<>/> 60 ile 70 YAŞ ARASI

( 8 saat. İLE/VE
7 saat. + 1 saat. İLE/VE
6 saat. + 2 saat. İLE/VE
5 saat. + 3 saat. İLE/VE
4 saat. + 4 saat. İLE/VE
2 saat. + 4 saat. )

( Zorunlu ve fiziksel. İLE/VE
Zorunlu ve fiziksel. + Gönüllü ve zihinsel/toplumsal.
İLE/VE
Zorunlu ve yönetimsel. + Gönüllü ve toplumsal/eğitsel.
İLE/VE
Zorunlu ve yönetimsel. + Gönüllü ve toplumsal/eğitsel.
İLE/VE
Zorunlu ve yönetimsel. + Gönüllü ve eğitsel. )


- ÇALIŞMA ile/ve/değil ARINMA


- ÇALIŞMA ile ÇALIŞMACI/LIK ile ÇALIŞMA GÜNÜ ile ÇALIŞMA İZNİ ile ÇALIŞMA KAMPI ile ÇALIŞMA ODASI ile ÇALIŞMA SAATİ ile ÇALIŞMA BARIŞI ile ÇALIŞMA DOLABI ile ÇALIŞMA GEZİSİ ile ÇALIŞMA HAYATI ile ÇALIŞMA BELGESİ ile ÇALIŞMA KARNESİ ile ÇALIŞMA RUHSATI ile ÇALIŞMA YÖNTEMİ


- ÇALIŞMA ile/ve/||/<>/< ELE ALMA


- ÇALIŞMA ile ETKİN-LİK/FAALİYET

( Çalışma, bütün tarafından bütün içindir. İLE Etkin-lik, ego tarafından ego içindir. )

( WORKING vs. ACTIVITY/ACTIVE-NESS
Work is by the whole for the whole, activity is by oneself for oneself. )


- ÇALIŞMA ile SALT ETKİN-LİK

( WORKING vs. PURE ACTIVITY/ACTIVE-NESS )


- ÇALIŞMA ile/ve UĞRAŞMA

( Uğraşmak gerçek doğanızdır. )

( Sonuç beklemeden uğraşın, hırstan yoksun bir çaba gösterin. )

( WORKING vs. STRIVING
Striving itself is your real nature.
Strive without seeking, struggle without greed. )


- ÇALIŞMA ile/ve ÜRETİM

( Siz çalışmayı sürdürün, tüm evren sizinle birlikte çalışacaktır. )

( İyi olanı isteyin, o zaman tüm evren sizinle birlikte çalışacaktır. )

( Çalışma ve bilgi elele yürümelidir. )

( Kişinin tek kazancı, çalıştığıdır. )

( Çalışan kişinin kimseye zararı dokunmadığı gibi, ondan hem milleti, hem de insanlık yararlanır. )

( Ya dünyayı bir oyun gibi görün ya da onun üzerinde var gücünüzle çalışın. Ya da ikisini de yapın. )

( Çalışmak zordur, gereksiz çalışmalardan kaçınmak ise daha da zordur. )

( Neye gereksiniminiz olduğunu en iyi siz bilirsiniz. )

( LABORARE ESTORARE: ÇALIŞMAK İBADETTİR! )

( WORKING vs./and PRODUCTION
Work on, and the universe will work vs. you.
You know best what you need!
Work and knowledge should go hand in hand.
Desire the good of all and the universe will work vs. you. )


- ÇALIŞMA ile/ve/<> VERİMLİLİK

( ONGUN: Çok verimli olan. | Yarar duruma gelmiş. | Mutlu. | Kutlu. | Totem. | Arma. )

( WORKING vs./and/<> PRODUCTIVITY )


- ÇALIŞMADA (KENDİNDEN/İŞLERİNDEN) ÖDÜN VERMEK ile/ve/<>/değil/yerine ÖZVERİLİ ÇALIŞMAK


- ÇALIŞMAK GEREK:
UNUTABİLMEK İÇİN ve/||/<> BOŞ BOŞ DÜŞÜNMEMEK İÇİN ve/||/<> DALIP DALIP GİTMEMEK İÇİN


- ÇALIŞMAK İÇİN DİNLENMEK ile/ve/<>/değil/yerine ÇALIŞTIKTAN SONRA DİNLENMEK


- ÇALIŞMAK:
HİÇ ERİŞEMEYECEKMİŞİZ GİBİ ile/ve/ya da/||/<> HERŞEYİ YİTİRECEKMİŞİZ GİBİ


- ÇALIŞMAK/ÇALIŞAN ve/||/<>/> SESSİZ/LİK

( Çalışanın sesi çıkmaz. )


- ÇALIŞMAK ile/ve/değil/||/<>/< AKILLICA ÇALIŞMAK

( )


- ÇALIŞMAK ile/ve BAŞLAMAK

( Her iş, başlayana kadardır! )


- ÇALIŞMAK ile ÇALIŞILMAK ile ÇALIŞTIRMAK ile ÇALIŞABİLMEK ile ÇALIŞTIRILMAK ile ÇALIŞ


- ÇALIŞMAK ve/=/||/<> DUA/İBÂDET

( LABORARE EST ORARE: Çalışmak, duadır/ibâdettir. )


- ÇALIŞMAK ile/ve/||/<>/< KAPILANMAK

( ... İLE/VE/||/<>/< Bir işe girmek ve o işte devam etmek. | Bir işe girmek. )


- ÇALIŞMAK ve/<> KAZANMAK

( KÂSİB[< KESB]: Çalışıp kazanan. )


- ÇALIŞMAK ile/ve TEMBELLİK SONRASI ÇALIŞMAK

( ... İLE/VE Olumlu bir yaklaşımla, daha dönüştürücü, üretken bir çalışmaya dönüştürülebilir. )


- ÇALIŞMALARI:
YOĞUNLAŞTIRMA ile/ve DERİNLEŞTİRME


- ÇALIŞMALARI:
YÜRÜTMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/> SÜRDÜRMEK


- ÇALIŞMALI!


- ÇALIŞMAMAK değil/yerine/>< (B)AĞ KURMAK

( [not] NOT WORKING but NETWORKING
NETWORKING instead of NOT WORKING )


- ÇALIŞMANIN SAĞLADIKLARI/KORUDUKLARI:
CAN SIKINTISINDAN ve/||/<> KÖTÜ ALIŞKANLIKLARDAN ve/||/<> YOKSULLUKTAN


- ÇALIŞMAYA ALIŞMAK ile/ve/||/<>/> ALIŞMAYA ÇALIŞMAK

( Okulda. İLE/VE/||/<> Yaşamda. )


- ÇALIŞMAYA ÇALIŞMAK:
ÇALIŞMAK ile/ve/||/<>/< ÇALIŞMAK

( Yapılan ya da yapılması beklenilen iş. @@ Emek, çaba. )


- ÇALIŞTIĞIN YERİ/İŞİ SEVMEK ile/ve/ya da/||/<> SEVDİĞİN YERDE/İŞTE ÇALIŞMAK

( Sevdiğin işi yaparsan, çalışmış sayılmazsın. )


- ÇALIŞTIRICI/ANTRENÖR SPORCU


- ÇALIŞTIRILABİLİR ile UYGULAMAK ile ATEŞ EDEREK İDAM ETMEK ile UYGULANMIŞ ile UYGULAMAK ile İDAM MANGASI TARAFINDAN İNFAZ ile CEZANIN İNFAZI ile YÜRÜTME SÜRESİ ile CELLAT ile YÖNETİCİ ile İCRA MEMURU ile YÜRÜTME GÜCÜ ile VASİ ile YÖNETİCİ

( EXECUTABLE vs. EXECUTE vs. EXECUTE BY SHOOTING vs. EXECUTED vs. EXECUTION vs. EXECUTION BY FIRING SQUAD vs. EXECUTION OF SENTENCE vs. EXECUTION TIME vs. EXECUTIONER vs. EXECUTIVE vs. EXECUTIVE OFFICER vs. EXECUTIVE POWER vs. EXECUTOR vs. EXECUTRIX )

( قابل اجرا ile اعدام کردن ile جاري ساختن ile تيرباران کردن ile اجراء کردن ile اعدام شده ile گردن زني ile اجرا ile اعدام ile اجراء ile تير باران ile تيرباران ile اجراي حکمء ile اجراء حکم ile هنگام اجرا ile دژخيم ile مجري ile اجرايي ile ضابط ile قوه مجريه ile اجراکننده ile مامور اجرا ile وصي ile وصيه ile زن اجراکننده )

( GHABEL EJRA ile EDAM KARDAN ile JARY SAKHTAN ile TYRABARAN KARDAN ile EJRA KARDAN ile EDAM SHODEH ile GARDAN ZANY ile EJRA ile EDAM ile EJRA ile TYR BARAN ile TYRABARAN ile EJRAY HOKMEYE ile اجراء حکم ile NPANGAM EJRA ile دژخيم ile MOJRY ile EJRAYY ile ضابط ile GHOOH MOJRYYEH ile EJRAKONANDEH ile MAMOR EJRA ile VASY ile وصيه ile ZAN EJRAKONANDEH )


- ÇALIŞTIRMA ile AKTÜATÖR

( ACTUATION vs. ACTUATOR )

( بکار اندازي ile بکار اندازنده )

( BEKAR ANDAZY ile BEKAR ANDAZANDEH )


- ÇALIŞTIRTMAK ile ÇALIŞTIRABİLMEK ile ÇALIŞTIRIVERMEK ile ÇALIŞTIRICI/LIK ile ÇALIŞTIRICILI ile ÇALIŞTIRICISIZ/LIK


- Çalışabilmek için SUS!!!


- Çalışanları DİNLE!!!


- ÇALKALA(N)MAK ile/ve/<>/değil SALLA(N)MAK


- ÇALKALAMAK ile HEYECANLI ile AJİTASYON ile KARIŞTIRICI

( AGITATE vs. AGITATED vs. AGITATION vs. AGITATOR )

( بر آشفتن ile سرآسيمه کردن ile آشفته کردن ile مشوش کردن ile آشفته ile متلاطم ile مشوش ile خلجان ile آشفتگي ile تلاطم ile آشوبگر )

( BAR ASHOFTAN ile SARASYMAH KARDAN ile ASHOFTEH KARDAN ile MOSHOSH KARDAN ile ASHOFTEH ile MOTELATEM ile MOSHOSH ile خلجان ile ASHOFTAGY ile TALATEM ile ASHUBGAR )


- ÇALKAMAK ile ÇALKANMAK ile ÇALKATMAK ile ÇALKALAMAK ile ÇALKALANMAK ile ÇALKALATMAK ile ÇALKANABİLMEK ile ÇALKALANABİLMEK ile ÇALKALAYABİLMEK ile ÇALKAK ile ÇALKAR


- ÇALKAN/ÇALQAN = ...
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Sayrılığın gövdedeki bir noktadan başka noktalara yayılması. )


- ÇALKANTI ile ÇALKANTILI ile ÇALKANTISIZ ile ÇALKANTI SACI


- ÇALKANTI ile GULGULE

( Deniz ve gölde dalgalanma. | Çalkalanmış nesne. | Kalbur yardımıyla ayrılan çer çöp. | Coşku. | Kargaşa ve bunalımın yol açtığı düzensiz, karışık, sıkıntılı durum. İLE Her ağızdan bir ses çıkmasından meydana gelen, dalga dalga ortalığa yayılan karışık gürültü. )


- CALL CENTER[İng.] değil ÇAĞRI MERKEZİ


- CALL :/yerine ARAMAK, ÇAĞIRMAK


- ÇALMA ile ÇALPANG ile ÇALPAK/ÇALPAQ
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Kesek/tezek, kurutulmuş hayvan dışkısı. İLE Çamur. İLE Kir, pislik. )


- ÇALMA ile/değil ÖYKÜNME


- ÇALMAK ile/değil/yerine/>< ÇALIŞMAK

( image )


- ÇALMAK ile ÇALMAÇ ile ÇALMACI/LIK


- ÇALMAK ile/ve/||/<>/> ÇAR ÇUR ETMEK


- CALMNESS vs. QUIETNESS


- CALOMEL ELECTRODE[İng.] / ÉLECTRODE AU CALOMEL[Fr.] / KALOMEL ELECTRODE, KALOMEL ZELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= KALOMEL ELEKTROT


- CALOMEL PASTE[İng.] / CALOMEL P'TE[Fr.] / KALOMEL PASTE[Alm.] ile/değil/yerine/= KALOMEL PASTASI


- CALOMEL[İng.] / CALOMEL, CHLORURE MERCUREUX[Fr.] / KALOMEL, QUECKSILBER (I)-CHLORID, MERKUROLCHLORID[Alm.] ile/değil/yerine/= KALOMEL, CIVA(I)KLORÜR


- CALORIMETER[İng.] / CALORIMÉTRE, CALORIMÉTRIE[Fr.] / KALORIMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= ISIÖLÇER, KALORİMETRE


- ÇALPUŞ = MEYVE ÖZÜ
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Meyvelerin yapışkan özü. )


- CALSIUM CARBÜR[Alm.] ile/değil/yerine/= KALSİYUM KARBÜR


- CALUTRON[İng.] / CALUTRON[Fr.] / KALUTRON[Alm.] ile/değil/yerine/= KALUTRON


- CALYC-/-CALYX ile/||/<> -CELE/-COELE ile/||/<> -RRHEXIS ile/||/<> -COELEİ ile/||/<> CAV- ile/||/<> STEN-/STENO-/-STENOSİS ile/||/<> DOLİCH-/DOLİCHO-

( Kaliks, fincan biçiminde oluşum ya da yapı. İLE/||/<> Tümör, herni. bkz. fıtık. İLE/||/<> Fıtık, rüptür. İLE/||/<> Kavite, ventrikül, bölme, oyuk, gövde bölmesi. İLE/||/<> Kavite, oyuk, lezyon. İLE/||/<> Dar, daralma, bir açıklık ya da kavitenin daralması, sıkışma. İLE/||/<> Uzun, dar. )


- ÇAM "DEVİRMEK" ile/ve/<> "CEVİZ KIRMAK"


- CAM | CAMDAN YAPILMIŞ değil/yerine/= SIRÇA


- ÇAM AĞACI/KÖKNAR ile/ve SÖĞÜT AĞACI ile/ve KAVAK AĞACI

( Sağlığı simgeler. İLE/VE ... İLE/VE ... )

( ... ile/ve BÎD ile/ve ... )

( FIR vs./and WILLOW vs./and POPLAR )

( ABIES cum/et SALIX cum/et POPULUS )


- CAM BARDAK'A, SICAK/KAYNAR İÇECEK DOLDURURKEN...

( Metal bir kaşık koyarak camın çatlaması/kırılması önlenebilir. )


- ÇAM BÖCEĞİ ile GÜNEY ÇAM BÖCEĞİ


- CAM DİRENÇ ile/||/<> CAM FİBER

( Üzeri helezonî bir karbon direnç elemanıyla kaplanmış bir cam tüp. İLE Ses, ısı ve elektrik yalıtımında kullanılan 25nm'den daha ince seyrek yapıdaki bir cam lif. )

( GLASS RESiSTOR VS. GLASSY FıBRE )

( LA RESiSTANCE / VERRE AVEC LA FiBRE VERRE )

( GLASNiDERSTAND MiT GLASFASER, GLASFASERSTOFF )


- CAM GEÇİŞ SICAKLIĞI ile/||/<> ERİME SICAKLIĞI

( Tg amorf sertleşme, Tm kristal erime. )

( Formül: Tg < Tm )


- CAM KENARI değil PENCERE KENARI


- ÇAM, HAMDİ (TURHAL, 1969) :

( Eyüp Spor kulübünden transfer edildi (1989) ve iki sezon Sarıyer'de oynadı. Bu süre içinde 48 Lig, 3 Kupa ve 4 Turnuva maçı olmak üzere 55 resmi ve 35 özel maçla birlikte 90 maçta forma giydi. Lig maçlarında 6, Turnuva maçlarında 1 ve özel maçlarda 9 olmak üzere 16 gol kaydetti. 5 kez Ümit ve 1 kez de Olimpik Milli takım formasını giydi. Aydınspor'a transfer ederek Sarıyer'den ayrıldı. )


- ÇAM ile ALAÇAM

( Çamgillerin örnek bitkisi olan çok çeşitli türleri yurdumuzda yetişen bir orman ağacı. İLE Rengi kızıla yakın bir çam türü. )

( PINUS cum PICEA EXCELSA )


- ÇAM ile ÇAMELİ ile ÇAMOLUK ile ÇAM BALI ile ÇAM SAKIZI ile ÇAM YEŞİLİ ile ÇAM BÖLMESİ ile ÇAM FISTIĞI ile ÇAM YARMASI


- CAM ile CAMİ ile CAM GÖZ ile CAM KAYA ile CAM LİFİ ile CAM SUYU ile CAM YÜNÜ ile CAM RESİM ile CAM ELYAFI ile CAM MACUNU ile CAM MOZAİK ile CAM YUVASI ile CAM ÇİVİSİ ile CAM KANATLILAR


- CAM ile/değil CAN

( Yüzünü görmek isteyenin baktığı. İLE/DEĞİL Özünü görmek isteyenin baktığı. )

( [not] GLASS vs./but LIFE/SOUL )


- CAM ile İNCİTAŞI

( ... İLE Feldispat cinsinden, suyu az ve eridiği zaman inciye benzeyen taneleri olan, yanardağ kaynaklı cam. )


- ÇAM ile KATRANÇAMI

( Çamgillerin örnek bitkisi olan, dört mevsim yeşil kalabilen, iğne yapraklı, yurdumuzda birçok türü yetişen bir orman ağacı. İLE Gemilerde kullanılan katranın çıkarıldığı bir tür çam. )

( PINUS cum PINUS RIGIDA )


- CAM ile/ve/||/<> KELEBEK CAMI

( ... İLE/VE/||/<> Otomobilde ön kapı penceresinde ekseni çevresinde dönerek açılabilen ya da sabit bulunan küçük cam. )


- ÇAM ile/ve LADİN

( ... İLE 50-60 metre yüksekliği olan ağaç. )


- CAM ile/değil MÜZE CAMI

( ... İLE/DEĞİL Çok daha az yansıma yapar. )


- CAM ile PAYREKS[İng.]

( ... İLE Sıcaklığa ve kimyasal etkilere dayanıklı bir tür cam. )


- CAMAAT[Azr.] = AHÂLİ/TOPLULUK[Tr.]


- CAMADAN[Fars.] ile CAMADAN[Fars.]

( Çapraz düğmeli, işlemeli, bir tür kısa yelek. İLE Dört köşe yelkenleri, boğarak, yüzeylerini küçültme. )


- CAMADAN ile CAMADANLI


- ÇAMAŞIR DERESİ :

( Rumelifener sınırları içindedir. Dere mahallesinden denize akar. Derenin üst kısımlarında, köy kadınlarının çamaşır yıkamaları nedeniyle dereye Çamaşır deresi denilmektedir. )


- ÇAMAŞIR SUYU ile KEZZAP[< Fars. TÎZ-ÂB(TÎZ: Tez, çabuk. | Keskin. | Sık.)]

( Sodyum hipoklorit. [NaClO] İLE Nitrik asit. [HNO3] )


- ÇAMAŞIR YIKAMADA:
RENKLİLER ile BEYAZLAR


- ÇAMAŞIR/LIK ile ÇAMAŞIRCI/LIK ile ÇAMAŞIR İPİ ile ÇAMAŞIR SUYU ile ÇAMAŞIR İPEĞİ ile ÇAMAŞIR AZGINI ile ÇAMAŞIR DOLABI ile ÇAMAŞIR KAZANI ile ÇAMAŞIR LEĞENİ ile ÇAMAŞIR SABUNU ile ÇAMAŞIR SEPETİ ile ÇAMAŞIR SODASI ile ÇAMAŞIR TAKIMI ile ÇAMAŞIR MANDALI ile ÇAMAŞIR MAKİNESİ ile ÇAMAŞIR DETERJANI