Bugün[09 Nisan 2026]
itibarı ile 8.042 başlık/FaRk ile birlikte,
8.042 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(22/34)


- EMEK ile/ve ÇABA

( Büyük çabalar harcamadıkça, çaba harcamanın bizi hiçbir yere götürmeyeceğini anlayamayız. )

( LABOUR vs./and EFFORT
Unless you make tremendous efforts, you will not be convinced that effort will take you nowhere. )

( ... ile/ve PRAYATNA )


- EMİSYON[Fr. < ÉMISSION] değil/yerine/= ÇIKARMA


- EMMEK ile/ve/||/<> ÇEKMEK


- EMPATİDE:
THEODOR REIK ile/ve/||/<>/> WILHELM FLIESS ile/ve/||/<>/> DONALD WINNICOTT ile/ve/||/<>/> HEINZ KOHUT ile/ve/||/<>/> CARL ROGERS


- IMPEDANCE COMPONENTS[İng.] / COMPOSANTES DE L'IMPÉDANCE[Fr.] ile/değil/yerine/= EMPEDANS BİLEŞENLERİ


- EMPLOYEE :/yerine ÇALIŞAN


- ENCOURAGE :/yerine CESARETLENDİRMEK


- ENDÜSTRİYEL ile ENDÜSTRİYEL YÖNETİM ile ENDÜSTRİ OKULU ile SANAYİ İŞÇİSİ ile SANAYİLEŞMEK ile ENDÜSTRİLER ile ÇALIŞKAN ile ENDÜSTRİ

( INDUSTRIAL vs. INDUSTRIAL MANAGEMENT vs. INDUSTRIAL SCHOOL vs. INDUSTRIAL WORKER vs. INDUSTRIALIZE vs. INDUSTRIES vs. INDUSTRIOUS vs. INDUSTRY )

( صنعتي ile اهل صنعت ile مديريت صنعتي ile مدرسهصنعتي ile صنعتکار ile صنعتي کردن ile صنايع ile زبر دست ile کار کن ile کوشارو ile صناعت ile صنعت )

( SANATY ile HAL SANAT ile MADYRYT SANATY ile مدرسهصنعتي ile صنعتکار ile SANATY KARDAN ile SANAYE ile ZABAR DAST ile KAR KON ile KOOSHARO ile SANAAT ile SANAT )


- CONVERSION D'ÉNERGIE[Fr.] / ENERGIEUMWANDLUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ENERJİ DÖNÜŞÜMÜ


- CONSERVATION OF ENERGY LAW[İng.] ile/değil/yerine/= ENERJİNİN KORUNUMU YASASI


- CONSERVATION DE L'ÉNERGIE[Fr.] / ENERGIEERHALTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ENERJİNİN KORUNUMU


- BARRIER LAYER[İng.] / COUCHE D'ARRÊT[Fr.] ile/değil/yerine/= ENGEL TABAKASI


- ENGEL ile/ve ÇENGEL


- ENSTRÜMAN değil/yerine/= ÇALGI


- ENSTRÜMAN[Fr.] değil/yerine/= ÇALGI/MÜZİK ARACI


- ENSTRÜMANTAL değil/yerine/= ÇALGISAL


- ENTER-/ENTERO- ile/||/<> COL-/COLİ-/COLO- ile/||/<> İLE-/İLEO-

( Bağırsak. İLE/||/<> Kalın bağırsak/kolon (ile ilgili), kolonik. İLE/||/<> İnce bağırsağın son bölümü ile ilgili. )


- ENVIRONMENT :/yerine ÇEVRE


- ENVIRONMENTAL[İng.] değil/yerine/= ÇEVRESEL


- ENVIRONMENTAL :/yerine ÇEVRESEL


- EÖTVÖS CONSTANT[İng.] / CONSTANTE D'EÖTVÖS[Fr.] / EÖTVÖSKONSTANTE, EÖTVÖSSCHE KONSTANTE[Alm.] ile/değil/yerine/= EÖTVÖS SABİTİ


- EPİKRİZ[Fr. < ÉPICRISE] değil/yerine/= ÇIKIŞ ÖZETİ


- EPİKRİZ/EPICRISIS[İng.] değil/yerine/= ÇIKIŞ ÖZETİ


- EPİKRİZ değil/yerine/= ÇIKIŞ ÖZETİ


- EPITAXIAL LAYER[İng.] / COUCHE ÉPITAXIALE[Fr.] ile/değil/yerine/= EPİTAKSİYEL KATMAN


- ER ile/ve/||/<>/> ONBAŞI ile/ve/||/<>/> ÇAVUŞ ile/ve/||/<>/> YÜZBAŞI ile/ve/||/<>/> BİNBAŞI ile/ve/||/<>/> AĞA ile/ve/||/<>/> BAŞ AĞA[> PAŞA]


- ERA :/yerine ÇAĞ, DÖNEM


- HARÂRET-İ TEMEYYÜ, ZEVEBAN HARARETİ[Osm.] / MELTING HEAT, HEAT OF FUSION[İng.] / CHALEUR DE LA FONTE, CHALEUR DE FUSION[Fr.] / SCHMELZWÄRME[Alm.] ile/değil/yerine/= ERGİME ISISI


- ERİK ile/ve/||/<>/> ÜZÜM ile/ve/||/<>/> CEVİZ/KOZ

( [Yenilebilen] Dışı. İLE/VE/||/<>/> Hem dışı, hem de içi. İLE/VE/||/<>/> İçi. )

( Ekşi/tatlı. İLE/VE/||/<>/> Tatlı. İLE/VE/||/<>/> [ince zarı/kabuğu soyulmazsa] hem acı, hem de tatlı | Ne acı[ince zarı/kabuğu soyulursa], ne de tatlı. )

( Şeriat. İLE/VE/||/<>/> Tarikat. İLE/VE/||/<>/> Hakikat. )

( Çıktım erik dalına
Anda yedim üzümü
Bostan ıssı kakıyıp
Der ne yersin kozumu

Yunus Emre )

( Niyâzî Mısrî'nin şerhini (de) okumanızı salık veririz. )


- ERİME ile ÇÖZÜNME ile YAYILMA


- EŞ ANLAMLI/LIK ile/ve ÇİFT ANLAMLI/LIK


- EŞ ANLAMLI/LIK ile/ve ÇOK ANLAMLI/LIK


- EŞ ile/ve ÇİFT

( BA'L )

( SPOUSE vs./and COUPLE )


- ESÂRET değil/yerine CESÂRET

( Cesâret yoksa esâret vardır/oluşur. )

( [not] CAPTIVITY but COURAGE
COURAGE instead of CAPTIVITY )


- EQUIVALENT CONDUCTANCE[İng.] / CONDUCTIVITÉ ÉQUIVALENTE[Fr.] / ÄQUIVALENTE LEITFÄHIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞDEĞER İLETKENLİK


- EŞEK ARISI ile ÇÖMLEKÇİ ARISI

( WASP vs. POTTER WASP )


- COAXIAL TRANSMISSION LINES[İng.] / LIGNES DE TRANSMISSION COAXIALES[Fr.] ile/değil/yerine/= EŞEKSENLİ İLETİM HATLARI


- ESEME/MANTIK ile/ve/> ÇIKARIM

( LOGIC vs./and/> INFERENCE )


- COHERENT SCATTERING[İng.] / DISPERSION COHÉRENTE[Fr.] ile/değil/yerine/= EŞEVRELİ SAÇILMA


- EŞEYSEL SEÇİLİM[İng. SEXUAL SELECTION] ile/||/<> BATEMAN EĞİMİ[İng. BATEMAN GRADIENT] ile/||/<> CİNSİYETLER ARASI SEÇİLİM[İng. INTERSEXUAL SELECTION] ile/||/<> İYİ GENLER HİPOTEZİ[İng. GOOD GENES HYPOTHESIS] ile/||/<> KAÇAK SEÇİLİM HİPOTEZİ[İng. RUNAWAY SELECTION HYPOTHESIS] ile/||/<> ÜREME BAŞARISI[İng. REPRODUCTIVE SUCCESS]

( Belirli bir fenotipe sahip bireylerin, diğer bireylere göre bu fenotipten ötürü üreme başarısının daha yüksek olması ve buna bağlı olarak bireyler arasında bir seçme ve elemenin oluşmasıdır. Genellikle bir cinsiyetin, karşıt cinsiyeti üreme öncesinde belirli özelliklere göre seçmesi olarak bilinir. @@ Üreme başarısının, eş bulma başarısıyla olan ilişkisini gösteren grafikteki en uyum doğrusunun (best fit line) eğimidir. Cinsel seçilimin gücünü ölçer. @@ Cinsel seçilimin alt başlıklarından biridir. Bir tür içerisinde, cinsel seçilimin etkisinin türün farklı cinsiyetleri arasındaki etkileşime bağlı olması durumudur. Birçok kuş türünde dişiler, erkekleri farklı tonlarda şarkı söyleme yetisi, simetrik ve düzgün yuvalar inşa etme kabiliyeti, vb. durumlara göre seçerler. Burada, farklı cinsiyetlerin cinsel seçilim ile olan ilişkisi görülmektedir. Yani bahsedilen, cinsiyetler arası seçilimdir. @@ Cinsel seçilim sürecinde dişi bireyin, evrimsel süreçte kendisine avantaj sağlayabilen genlere sahip olan erkekleri seçtiğini ileri süren açıklama. Bu açıklamaya göre dişiler, genetik kalitesi yüksek erkeklerle çiftleşmeyi tercih eder. Bunun sebebi erkek bireyin genetik kalitesinin yüksek olmasının oluşacak yavruların genetik kalitesinin de yüksek olmasını sağlaması ve dişinin üreme başarısını artırmasıdır. @@ Cinsel seçilim sürecinde dişi bireyin, diğer dişi bireylerin ilgisini çekebilecek özellikteki erkek bireyleri seçmesinden dolayı eşeyler arası bir cinsel görünüm farkının ortaya çıktığını ileri süren açıklama. Bu hipoteze göre dişi birey, diğer dişilerin ilgisini çekebilecek özellikteki erkekleri seçer, oluşan yavrulardan erkek olanlar bu özellikleri sergiler, dişi olanlar ise bu özellikleri seçer. Eşeyler arası görünüm ve davranış farkı giderek artar. Bu da zamanla çeşitli eşeysel farklılıklara neden olur. Görünüm ve davranış farklılıklarını açıklamak amacıyla Fisher tarafından ortaya atılmıştır. @@ Bir birey tarafından üretilen yaşayabilir ve verimli döl verebilir yavruların sayısıdır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- EŞEYSELLİK SORUNU / EŞEYSELLİK UYUMU


- ESİNLENME ile/ve/değil/||/<>/< ÇAĞRIŞIM


- EŞİT OLMASINA YAKIN TUTMAYA ...:
ÇALIŞMAK ve/||/<> ÇABALAMAK


- EŞİT ile ÇİFT ​​SAYILAR ile EŞİTLEMEK ile RAĞMEN ile AKŞAM ile AKŞAM PARTİSİ ile AKŞAM NAMAZI ile EŞİT OLARAK ile DÜZGÜNLÜK ile AKŞAM ŞARKISI

( EVEN vs. EVEN NUMBERS vs. EVEN OUT vs. EVEN THOUGH vs. EVENING vs. EVENING PARTY vs. EVENING PRAYER vs. EVENLY vs. EVENNESS vs. EVENSONG )

( تخت ile زوج ile حتي ile جفت ile اعداد جفت ile يکدست کردن ile يکنواخت کردن ile ولواينکه ile باوجوداينکه ile شام ile غروب ile غروبي ile شامگاه ile مسا ile سرشب ile عشا ile شامگاهي ile شب نشيني ile نماز مغرب ile به تساوي ile زوجيت ile سرود شامگاه )

( TAKHT ile ZOJ ile HATY ile JOFT ile EDAD JOFT ile YKODAST KARDAN ile YKONAVAKHT KARDAN ile ولواينکه ile باوجوداينکه ile SHAM ile GHROB ile غروبي ile SHAMGAH ile MOSA ile SARSHAB ile ESHA ile SHAMGAHY ile SHAB NESHYNEY ile NAMAZ MOGHARB ile BAH TASAVY ile ZOJYT ile SORUD SHAMGAH )


- COUPLED FIELD VECTORS[İng.] / VECTEURS DE CHAMP COUPLÉS[Fr.] / GEKOPPELTE FELDVEKTOREN[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞLENİK ALAN VEKTÖRLERİ


- COUPLED WAVES[İng.] / ONDES COUPLÉES[Fr.] / GEKOPPELTE WELLEN[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞLENİK DALGALAR


- COUPLED CIRCUITS[İng.] / GEKOPPELTE SCHALTUNGEN[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞLENİK DEVRELER


- CONJUGATE IMPEDANCE[İng.] / IMPÉDANCE CONJUGUÉE[Fr.] / KONJUGIERTE IMPEDANZ[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞLENİK EMPEDANS


- COUPLED MODES[İng.] / MODES COUPLÉS[Fr.] / GEKOPPELTE MODEN[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞLENİK KİPLER


- CONJUGATE PARTICLES[İng.] / PARTICULES CONJUGUÉES[Fr.] / KONJUGIERTE TEILCHEN[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞLENİK PARÇACIKLAR


- COUPLED OSCILLATOR[İng.] / OSCILLATEUR COUPLÉ[Fr.] ile/değil/yerine/= EŞLENİK SALINGAÇ


- COUPLED TRANSISTORS[İng.] / TRANSISTORS COUPLÉS[Fr.] / GEKOPPELTE TRANSISTOREN[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞLENİK TRANSİSTÖRLER


- CONJUGATE[İng.] / CONJUGUÉ[Fr.] / KONJUGIERT[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞLENİK


- ELASTIC COLLISION[İng.] / COLLISION ÉLASTIQUE[Fr.] / ELASTISCHER STOSS[Alm.] ile/değil/yerine/= ESNEK ÇARPIŞMA


- INELASTIC COLLISION[İng.] / COLLISION INÉLASTIQUE[Fr.] / UNELASTISCHER STOSS[Alm.] ile/değil/yerine/= ESNEK OLMAYAN ÇARPIŞMA


- ELASTICITY COEFFICIENT, ELASTICITY MODULUS, MODULUS OF ELASTICITY[İng.] / COEFFICIENT DE L'ÉLASTICITÉ[Fr.] / ELASTIZITÄTSKOEFFIZIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= ESNEKLİK KATSAYISI


- ESPİYONAJ[Fr. < ESPIONNAGE] değil/yerine/= CASUSLUK


- ESPİYONAJ değil/yerine/= CASUSLUK


- ESSEN COEFFICIENT[İng.] / COEFFICIENT D'ESSEN[Fr.] / ESSEN KOEFFIZIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= ESSEN KATSAYISI


- EŞSÖZ = İADE-İ MÂNÅ = TAUTOLOGY[İng.] = TAUTOLOGIE[Fr., Alm.] = TAUTOLOGIA[Yun.] = COSA FINALIS


- ISOCHRONOUS CIRCUIT[İng.] / CIRCUIT ISOCHRONE[Fr.] ile/değil/yerine/= EŞZAMANLI DEVRE


- ETÂ FULÂNUN[Ar.] ile CÂE FULÂNUN[Ar.]


- ETİÇ ile ÇUKUR
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Çocukların ceviz oyununda hedef olarak kullandığı çukur. İLE ... )


- ETİO- ile/||/<> RHİZ-/-RHİZA/RHİZO- ile/||/<> CARY-/CARYO-/KARY-/KARYO-

( Neden. İLE/||/<> Kök. İLE/||/<> Tane çekirdek. )


- ETKER NEDEN = EFFICIENT CAUSE[İng.] = CAUSE EFFICIENTE[Fr.] = WIRKENDE URSACHE[Alm.] = CAUSA EFFICIENS[Lat.]


- ETKİLEŞİM[İng. INTERACTION] ile/||/<> ASTROKİMYA[İng. ASTROCHEMISTRY] ile/||/<> BENCİLLİK[İng. SELFISHNESS] ile/||/<> BENLİK BİLİNCİ[İng. SELF-AWARENESS] ile/||/<> CİNSİYET İÇİ SEÇİLİM[İng. INTRASEXUAL SELECTION]

( Genetik biliminde, bir alelin fenotip üzerindeki etkisinin, aynı ya da farklı lokuslardaki diğer alellere bağlı olması durumudur. İstatistikte ise, bir yaklaşımın etkisinin, diğer yaklaşımlara bağlı olmasıdır. @@ Evrendeki molekülleri, Dünya dışında bulunan kimyasal elementleri, kimyasal maddeleri ve bunların etkileşimlerini geniş alanlarda, özellikle moleküler gaz bulutlarında inceleyen bilim dalı. Astronomi ve kimyanın ortak çalıştığı bir alandır. @@ Bir bireyin uyum başarısının arttığı, diğerinin ise azaldığı, bireyler arası etkileşimlerdir. @@ Kendimizle ilgili bütün düşünceler, algılamalar, duygular ve değerlendirmelerin tümünün etkileşiminin sonucunda doğan algıdır. @@ Cinsel seçilimin alt başlıklarından biridir. Bir türün üzerine etki eden cinsel seçilimin, türün aynı cinsiyetten bireyleri arasındaki ilişkilere ve etkileşime bağlı olması durumudur. Birçok türde erkekler, dişilere kendilerini beğendirebilmek için birbirleriyle dövüşürler ya da yarışırlar. Bu, üzerlerinde bir cinsiyet içi seçilim baskısı oluşturur.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- ETKİLEYİCİ ile/ve/||/<> "ÇARPICI"


- CEREYÂN-İ MÜESSİRE[Osm.] / EFFECTIVE CURRENT[İng.] / COURANT EFFICACE[Fr.] / EFFEKTIVER STROM/STRÖMUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ETKİN AKIM


- ACTIVE CURRENT[İng.] / COURANT ACTIF[Fr.] / AKTIVE-STROM[Alm.] ile/değil/yerine/= ETKİN/AKTİF AKIM


- ACTIVE COMPONENT[İng.] / COMPOSANT ACTIF[Fr.] / AKTIVE-KOMPONENTE[Alm.] ile/değil/yerine/= ETKİN/AKTİF BİLEŞEN


- COEFFICIENT D'ACTIVITÉ[Fr.] ile/değil/yerine/= ETKİNLİK KATSAYISI


- ETTINGSHAUSEN COEFFICIENT[İng.] / COEFFICIENT D'ETTINGSHAUSEN[Fr.] / ETTINGSHAUSEN KOEFFIZIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= ETTİNGSHAUSEN KATSAYISI


- ETTINGSHAUSEN-NERNST COEFFICIENT[İng.] / COEFFICIENT D'ETTINGSHAUSEN-NERNST[Fr.] / ETTINGSHAUSEN-NERNST-KOEFFIZIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= ETTİNGSHAUSEN-NERNST KATSAYISI


- ETÜK[dvnlgttrk] = ÇİZME
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]


- ETÜT/ETÜD[Fr. < ETUDE] değil/yerine/= ÇALIŞMA

( Herhangi bir konuda yapılan inceleme, araştırma. | Ön çalışma. | Belirli bir konuyu inceleyen, araştıran yapıt ya da yazı. | Öğrencilerin, bir belletmenin gözetimi, denetimi altında ders çalışması, mütalaa, müzakere. )


- EU- ile/||/<> COSM-

( İyi, güzel. İLE/||/<> Kozmetik, güzellik, düzenli. )


- EULER'S CORRELATION[İng.] / CORRÉLATION D'EULER[Fr.] / EULERSCHE KORRELATION[Alm.] ile/değil/yerine/= EULER BAĞINTISI


- EULER'S COORDINATES[İng.] / COORDONNÉES D'EULER[Fr.] / EULERSCHE KOORDINATEN[Alm.] ile/değil/yerine/= EULER KOORDİNATLARI


- EV:
HAZIRYAPIM(PREFABRİK) ile ÇELİK


- EV ile MEMLEKET ile EV ARAZİSİ ile ANA KONUM ile VATAN ile EVSİZ ile EVSİZ KİŞİ ile EVSİZLİK ile SADE ile SINIF ODASI ile EVLER ile VATAN HASRETİ ile VATAN HASRETİ ile SADE ile ÇİFTLİK EVİ ile EVE DOĞRU

( HOME vs. HOME COUNTRY vs. HOME LAND vs. HOME POSITION vs. HOMELAND vs. HOMELESS vs. HOMELESS PERSON vs. HOMELESSNESS vs. HOMELY vs. HOMEROOM vs. HOMES vs. HOMESICK vs. HOMESICKNESS vs. HOMESPUN vs. HOMESTEAD vs. HOMEWARD )

( اقامت گاه ile متبوع ile ماوا ile خانه ile سامان ile دولت متبوعه ile مرزوبوم ile موقعيت مبدا ile وطن ile بي ماوا ile بي خانه ile بي سر و سامان ile بي مسکن ile بي خانمان ile خيابانگرد ile بي سامان ile بيخانمان ile آسمان جل ile لامکان ile آواره ile دربدر ile خانه بدوش ile آدم دربدر ile بيخانماني ile خانه بدوشي ile آوارهبودن ile آوارگي ile فاقد جمال ile مثل خانه ile کلاس درس ile بيوتات ile غربت زده ile بيمار وطن ile احساس غربت ile بافت ميهني ile مزرعه رعيتي ile بطرف خانه )

( EGHAMET GAH ile MOTBOO ile MAVA ile KHANEH ile SAMAN ile DOLAT MOTBUE ile MARZOBOM ile MOQEYT MOBDA ile VATAN ile BEY MAVA ile BEY KHANEH ile BEY SAR VE SAMAN ile BEY MOSKAN ile BEY KHANEMAN ile KHYABANGARD ile BEY SAMAN ile BEYKHANEMAN ile ASMAN JEL ile لامکان ile AVAREH ile دربدر ile KHANEH BEDOOSH ile ADAM DARBADAR ile بيخانماني ile KHANEH BEDOOSHY ile AVAREABUDAN ile AVARGY ile FAGHAD JOMAL ile MOSL KHANEH ile KOLAS DARS ile بيوتات ile GHARBAT ZADEH ile BEYMAR VATAN ile EHSAS GHARBAT ile BAFT MYNPANY ile MAZRAEH RAYTY ile BETREF KHANEH )


- EVE'S CONSTANT[İng.] / CONSTANTE D'EVE[Fr.] / EVE-KONSTANTE[Alm.] ile/değil/yerine/= EVE SABİTİ


- EVİRME/EVİRTİM/YANSIMA = AKİS/İNİKÂS/İFRAĞ = CONVERSION[İng., Fr.] = KONVERSION[Alm.] = CONVERSIO[Lat.]


- EVLÂT[Ar.] değil/yerine/= ÇOCUKLAR


- EVOLUTİONARY DEVELOPMENTAL BİOLOGY ile/||/<> CLASSICAL DEVELOPMENT

( Evolutionary developmental biology gelişimin evrimsel kökenlerini incelerken İLE classical development sadece bireysel gelişim süreçlerini inceler )

( Formül: Evo-devo )


- EVREN = KÂİNAT = COSMOS[İng., Fr.] = KOSMOS[Alm.] = KOSMOS[Yun.]

( VAROLANLARIN HEPSİ | OLANLAR | AYALTI DÜNYA [olarak kabul edilirdi] )


- EVRENBİLİM = KEVNİYAT = COSMOLOGY[İng.] = COSMOLOGIE[Fr.] = KOSMOLOGIE[Alm.] = COSMOLOGIA[Lat.] = KOSMOLOGIA[Yun.]


- EVRENDOĞUM = KİYANİYAT, TEŞEKKÜL-İ ÂLEM = COSMOGONY[İng.] = COSMOGONIE[Fr.] = KOSMOGONIE[Alm.] = KOSMO-GONIA[Yun.]


- EVRENİN DIŞI" ile/<> "CENNET/CEHENNEM"

( İkisine de gidebilen ve dönebilen yoktur. )


- EVRİLME ile/ve/değil ÇEVRİLME


- EVRİM ile/ve/değil/||/<>/> ÇEŞİTLENDİRICİ/LIK


- EX VIVO[İng.] değil/yerine/= CANLI DIŞI


- EXIT[Tr.] değil/yerine/= ÇIKIŞ


- EYALET ile/ve/değil COMMONWEALTH

( ... İLE/VE/DEĞİL Ortak rızayla oluşturulmuş siyasi topluluk. ["İngiliz Uluslar Topluluğu" değil!] )

( Amerika'da 46 eyalet vardır. İLE/VE/DEĞİL Virginia, Kentucky, Pennsylvania ve Massachusetts birer Commonwealth'tir.
Virginia [(Virgin: Bakire) Kraliçe I. Elizabeth'ten] Amerika'nın kuruluşundaki 13 eyaletten [Amerikan bayrağındaki 13 çizgi] biriydi. Kendisini Commonwealth olarak ilân eden ilk bölgeydi. )


- EYTİŞİM(DİYALEKTİK) ile/ve/||/<> ÇEKİŞENLERİN EYTİŞİMİ(AMPHETESIS[Yun.])


- EYTİŞİM/DİYALEKTİK ile/ve/||/<>/> ÇOKLU EYTİŞİM


- EYTİŞİM/DİYALEKTİK ile/ve/değil/yerine ile/ve/değil/yerine ÇOKLU EYTİŞİM / POLİ-DİYALEKTİK


- EYTİŞİM/DİYALEKTİK ile/ve/||/<>/> ÇATIŞKI[ANTİNOMİ] (VE GELİŞTİRİLMESİ)


- EZÂ ile/ve/||/<> CEZÂ


- EZAN değil/yerine/= ÇAĞRAN


- EZİK ile ÇÜRÜK


- F CENTERS[İng.] / CENTRES-F[Fr.] ile/değil/yerine/= F MERKEZLERİ


- COUCHE F[Fr.] / F-SCHICHT[Alm.] ile/değil/yerine/= F TABAKASI


- F ve/||/<> S ve/||/<> T ve/||/<> K ve/||/<> Ç ve/||/<> Ş ve/||/<> H ve/||/<> P
[FISTIKÇI ŞAHAP]

( Bu harfler, ayrık de'lerin kullanımı dışında, ancak, buradaki öteki harflerle kullanılır.
Levent'te | Erdinç'te | Sınıfta | Geçitte, Geçişte | Sancak'ta | Sehpada | Edip'te | Sevinçte, Sevinç'te | Elektrikçi )


- FAHRENHEIT ile/ve/<> CELSIUS

( 1708 ile 1742 )


- FARADAY CAGE[İng.] / CAGE DE FARADAY[Fr.] / FARADAYSCHER KÄFIG[Alm.] ile/değil/yerine/= FARADAY KAFESİ


- FARADAY CYLINDER[İng.] / CYLINDRE DE FARADAY[Fr.] / FARADAYSCHER ZYLINDER[Alm.] ile/değil/yerine/= FARADAY SİLİNDİRİ


- FARADAY ile/||/<> COULOMB ile/||/<> AMPERE ile/||/<> ELEKTROKİMYA YASALARI

( Elektrik ve kimyasal değişim ilişkileri. )

( Formül: Q = nF )

( Michael Faraday tarafından 1831 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1791-1867) (Ülke: İngiltere) (Alan: Fizik, Kimya) (Önemli katkıları: Elektromanyetik indüksiyon, elektroliz) )


- FARADIC CURRENT[İng.] / COURANT FARADIQUE[Fr.] / FARADISCHER STROM, INDUKTIONSSTROM[Alm.] ile/değil/yerine/= FARADİK AKIM


- FARE ile ÇEKİRGE FARESİ


- FARE ile CÜCE FARE


- FARK:
CEM ÖNCESİ ile/ve/değil/yerine CEM ile/ve/değil/yerine CEM SONRASI

( Şirk. İLE/VE Zındıklık. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Tevhid. )


- FARK ile ÇELİŞKİ

( DIFFERENCE vs. DISCREPANCY )


- FARK ile/ve/<>/= CEM


- FARK ile/ve/<> CEM/TEVHİD

( Süreli. İLE/VE Süresiz. )

( Denize girip çıkar gibi sürekli denizde kal(a)madan kıyıda/farkta yaşarsın. [Yüzmeyi de bilmek gerek.] )


- FARKLI BAKIŞ/BAKMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ÇOK YÖNLÜ BAKIŞ/BAKMAK


- FARKLI FARKLI ile ÇEŞİT ÇEŞİT


- FARK/LI/LIK ile/ve/||/<> ÇEŞİT/Lİ/LİK


- FARM :/yerine ÇİFTLİK


- FARMER :/yerine ÇİFTÇİ


- FAURE CELL[İng.] / CELLULE DE FAURE[Fr.] ile/değil/yerine/= FAURE PİLİ


- FAZLA SAMİMİYET ile/ve/||/<> ÇOK SEVGİ ile/ve/||/<> ÇOK İYİLİK

( Saygıyı azaltır. İLE/VE/||/<> Nankörlük getirir ve sevileni uzaklaştırır. İLE/VE/||/<> Suistimal edilir. )


- FAZLA ile/ve ÇEŞİTLİ


- FAZLA ile ÇOK

( EXCESS vs. MANY )


- | FAZLALIK ve GEREKSİZ | ile/değil/yerine CANIMIZ

( Kenara çekilen. VE Ardımızda olan/kalan. İLE/DEĞİL/YERİNE Yanımızda olan, yanında olduğumuz. )


- FBI ile/ve/||/<> CIA

( Federal Bureau of Investigation İLE/VE/||/<> Central Intelligence Agency )


- FEDÂKÂR/LIK ile CÖMERT/LİK

( Yapayalnızken ya da birşeylerle, birileriyle çatışırken başkalarına karşı daha cömert olmalı ama birey olarak da kendine saygı duymalıdır. )

( Cömert cömert derler maldan ederler, yiğit yiğit derler candan ederler. )

( AKI / BÂSİK[Ar.]: Cömert. )


- FELSEFE:
"YETENEK/ZEKÂ" ile/ve/değil/||/<>/< ÇABA/EMEK


- FELSEFE:
ZORLAYICI değil ÇAĞIRICI


- FENCE :/yerine ÇİT


- FENOTİP[İng. PHENOTYPE] ile/||/<> ALBİNİZM[İng. ALBINISM] ile/||/<> BOMBAY FENOTİPİ[İng. BOMBAY PHENOTYPE] ile/||/<> BULMER ETKİSİ[İng. BULMER EFFECT] ile/||/<> CİNSEL ÇİFTBİÇİMLİLİK[İng. SEXUAL DIMORPHISM]

( Dışyapı. Genetik ve çevresel etkenlerin yarattığı özelliklerin canlının dış görünüşündeki yansımasıdır. Fenotip çoğunlukla genler tarafından belirlenir; ancak bazı koşullarda diğer etkenler, fenotipin genotipe yüzde yüz uymasını engelleyebilir (bkz: hipomorfizm). Fenotip, zaman içinde değişebilir. Birden çok genle kontrol edilen özelliklerin fenotipleri de karmaşıklık gösterir. Genlerin durumuna göre çeşitlilik gösteren fenotip sınıflarına pleiotropik fenotip adı verilir. Biyolojik sınıflandırmanın ilkel aşamasında kullanılan sınıflandırma yöntemi, canlıların görünüşleri; yani fenotipleri üzerine kurulmuştu. Ancak genetik biliminin gelişmesi sonucunda moleküler düzeyde sınıflandırmaya geçilmiştir. Ortak fenotipe sahip canlılar, her zaman evrimsel olarak ortak atadan gelmezler. Yakınsak evrim, fenotiplerin birbirine benzemesini doğurabilir. Modern genetik terminolojisinde, herhangi bir mutasyonun yarattığı değişime de mutant fenotip adı verilir. @@ Deri, saç ve gözlerdeki pigment eksikliğinden kaynaklanan ve kalıtsal bir hastalık. Bu özelliklere sahip kişilere albino denir. Albinizm geni resesif olduğu için fenotip sadece homozigot çekinik durumlarda gözlenir. Albinoların güneşe duyarlı deri ve gözleri vardır. Bu kişilerde göz ve deri kanseri oluşumu daha muhtemeldir. @@ ABO kan öbeği antijen sistemini etkileyen nadir bir durum. Bu fenotipi gösteren bireylerin genotipleri ifade edilememiş A ya da B allelerini bulunduruyor. Fakat kırmızı kan gözeleri bu antijeni göstermiyor, kan grupları O görünüyor. @@ Seçilim sürdükçe genetik çeşitlilik azalır, çünkü çeşitlilik doğa tarafından seçilip azaltılır. Bu azalma ebeveynlerin populasyona göre fenotip çeşitlilik miktarı ile doğru orantılıdır. Çeşitliliği artışı ise genetik mekanizmalar aracılığıyla sağlanır. @@ Bir popülasyon ya da tür içerisindeki bireylerin erkekleri ile dişileri arasındaki fenotipik özelliklerin farklılık göstermesi durumudur.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- FERMEJÜP[Fr. < FERMÉJUP] değil/yerine/= ÇITÇIT


- FERMI CONSTANT[İng.] / CONSTANTE DE FERMI[Fr.] / FERMI-KONSTANTE[Alm.] ile/değil/yerine/= FERMİ SABİTİ


- FERMION FIELD[İng.] / CHAMP DE FERMION[Fr.] / FERMIONENFELD/FERMIONSFELD[Alm.] ile/değil/yerine/= FERMİYON ALANI


- FERROELECTRIC CRYSTAL[İng.] / CRISTAL FERROÉLECTRIQUE[Fr.] / FERROELEKTRISCHER KRISTALL[Alm.] ile/değil/yerine/= FERROELEKTRİK KRİSTAL


- FERROMAGNETIC CRYSTAL[İng.] / CRISTAL FERROMAGNÉTIQUE[Fr.] / FERROMAGNETISCHER KRISTALL[Alm.] ile/değil/yerine/= FERROMANYETİK KRİSTAL


- FERYAT[Fars.]/SAYHA[Ar.]/VAVEYLA[Ar.] değil/yerine/= ÇIĞLIK/HAYKIRMA


- FEVKALÂDE/HARİKA değil/yerine/= ÇOK GÜZEL/OLAĞANÜSTÜ


- FİBRİLASYON/FİBRİLLATION[İng.] değil/yerine/= ÇIRPINTI


- FIÇI ile/değil ÇAPÇAK

( ... İLE/DEĞİL Ağaçtan, oyularak yapılmış su tası. | Ağzı açık fıçı. )


- Fİ'E[Ar.] ile CEMÂ'AT[Ar.]


- FİGAN[Fars.] değil/yerine/= ÇIĞLIK/HAYKIRIŞ; İNLEME


- FİKİR YÜRÜTMEK ile/ve ÇERÇEVE OLUŞTURMAK


- FIKRA HÜKMÜ değil/yerine/= ÇİZEY YARGI


- FIKRA değil/yerine/= ÇİZEY


- FİLİKA[İt. < FELUCA] ile ÇATANA[Çetene kasabasının adından]/İSTİMBOT[İng. < STEAMBOAT]

( Cankurtaran sandalı. İLE Filika büyüklüğünde, islimle işleyen deniz teknesi, küçük vapur. [Tuna kıyısındaki Çetene kentinden] )


- CEVHER[Osm.] / ORE DRESSING[İng.] / MINERAUX, MINERAI, PRÉPARATION MÉCANIQUE DES MINERAIS[Fr.] / ERZ[Alm.] ile/değil/yerine/= FİLİZ, CEVHER ÖN HAZIRLAMA İŞLEMİ


- FİLLER ve/||/<>/> ÇİMENLER

( Tepinir. VE/||/<>/> Ezilir. )


- FİLM/FİLİM değil/yerine/= ÇEL, YARGAK,(ZAR GİBİ İNCE) | ÇELKİ (ÜZERİNE GÖRÜNTÜ ÇEKİLMİŞ ÇEL)


- FİNANCIAL MATHEMATICS ile/||/<> CLASSICAL FINANCE

( Financial mathematics stochastic süreçlerle finansal araçları modellerken İLE classical finance geleneksel muhasebe ve yatırım analizi yapar )

( Formül: Black-Scholes model )


- FİNCAN ile/değil ÇAMÇAK


- FİRÂK <>/> VİSÂL
ve/||/<>
BELÂ <>/> ÂHİR
ve/||/<>
CEFÂ <>/> VEFÂ
ve/||/<>
GAM <>/> PÂYÂN


- FIRSAT ile/ve/<> CESÂRET


- BAKLAVA:
FISTIKLI yerine CEVİZLİ yerine FINDIKLI


- FİTNE ile/ve CEHALET


- FİZİK[İng. PHYSICS] ile/||/<> ALLOPATRİK TÜRLEŞME[İng. ALLOPATRIC SPECIATION] ile/||/<> AMPER[İng. AMPERE] ile/||/<> ANGSTRÖM[İng. ANGSTROM] ile/||/<> ANTROPOLOJİ[İng. ANTHROPOLOGY] ile/||/<> COULOMB ile/||/<> FARAD ile/||/<> SİMPATRİK TÜRLEŞME[İng. SYMPATRIC SPECIATION]

( Maddeyi, maddenin uzay-zaman boyunca hareketlerini ve davranışlarını, maddenin enerji ile olan etkileşimlerini deneye ve gözleme dayalı olarak inceleyen bilim dalı. Fizik; kuarklar, leptonlar ve bozonlar gibi temel parçacıklardan galaksi süperkümelerine kadar çok geniş bir yelpazede birçok fenomeni inceler. @@ Fiziksel bariyerler sebebiyle meydana gelen coğrafi ve cinsel izolasyon sonucu oluşan türleşmedir. @@ Uluslararası Birimler Sistemi'nde (SI) elektrik akımının birimidir. Akım şiddetinin birimi olan Amper, adını Fransız fizikçi André Marie Ampère'den almaktadır. @@ Bir metrenin on milyarda birine karşılık gelen uzunluk birimidir. Yani 1 Angström 0,0000000001 metredir. Matematiksel olarak 1*10-10 m ya da 1e-10 m biçiminde gösterilir. Işın dalga boyunun ölçülmesinde kullanılır. Sembolü "Å"'dır. Angström birimi, adını İsveçli fizikçi Anders Ångström’dan almaktadır. @@ İnsanlığın evrimsel kökenlerini, bir tür olarak diğer türlerden farklılığını, zaman içinde sosyal varoluş biçimlerimizdeki büyük çeşitliliği anlamak amacıyla insanlığın sistematik olarak incelenmesi. Fiziksel (biyoloji ve evrim), kültürel (etnoloji), sosyal, dilsel ve psikolojik antropoloji dallarından oluşur. @@ Uluslararası Birimler Sistemi'nde (SI) elektrik yükünün birimidir. C olarak kısaltılır. 1 Coulomb, 1 Amper şiddetindeki bir elektrik akımının iletken bir tel üzerinde 1 saniye boyunca akması durumunda taşınan elektrik yükü miktarıdır. Adını, Fransız fizikçi Charles Augustin de Coulomb'dan almıştır. 1 Coulomb yaklaşık 6,24*1024 elektrik yüküne eşittir. @@ Uluslararası Birimler Sistemi'nde (SI) kapasitansın birimidir ve 1 Coulomb/Volt'a tekabül eder. Adını İngiliz fizikçi Michael Faraday'dan almıştır. Farad, elektronik devreler için oldukça büyük bir birimdir, bu yüzden elektronik devrelerde kullanılan sığaçların kapasitansı mikrofarad (μF), nanofarad (nF) ve pikofarad (pF) gibi alt birimlerle ifade edilir. @@ Allopatrik türleşmenin aksine fiziksel bariyerlerle birbirlerinden ayrılmayan popülasyonlar içinde meydana gelen türleşmeye verilen addır. Genellikle çok-kromozomluluk (polyploidy) ya da zamansal bariyerler (çiftleşme dönemleri gibi) aracılığıyla meydana gelir. Türleşmenin coğrafi izolasyona bağlı olmaksızın, aynı coğrafya içerisinde, farklı tip izolasyonlar (zamansal, davranışsal, gametik, mekanik, vs.) sonucu oluşmasıdır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- CHIMIE PHYSIQUE[Fr.] / FIZIKOKIMYA[Alm.] ile/değil/yerine/= FİZİKOKİMYA


- FLEOL[Fr. < PHLÉOLE] değil/yerine/= ÇAYIR OTU


- FLORANSA ile ÇİÇEK

( FLORENCE vs. FLORAL )

( گلدار ile فلورانس )

( GOLDAR ile فلورانس )


- FLÖRT ile GÖSTERİŞ ile KOKET ile FLÖRT ile CİLVELİ

( COQUET vs. COQUETRY vs. COQUETTE vs. COQUETTING vs. COQUETTISH )

( عشوه گر ile عشوه گري کردن ile طنازي کردن ile عشوه ile زن لاسي ile عشوهگري ile اطواري )

( ESHOOH GAR ile ESHOOH GARY KARDAN ile TANAZY KARDAN ile ESHOOH ile ZAN LASY ile ESHVEHGARY ile اطواري )


- FLOW CYTOMETRY ile/||/<> CELL SORTİNG

( Flow cytometry hücre analiz tekniğiyken İLE cell sorting hücre ayırma tekniğidir )

( Formül: FACS )


- FLOWER :/yerine ÇİÇEK


- FLÜKTÜAN/FLUCTUANT[İng.] değil/yerine/= ÇALKANTILI


- FLÜKTÜASYON/FLUCTUATION[İng.] değil/yerine/= ÇALKALANIM


- FOKLARDA/DENİZKÖPEĞİGİLLER[PHOCIDAE]:
AKDENİZFOKU ile ÇİZGİLİFOK ile EDDELLFOKU ile HALKALI FOK[Kuzey kutbunda] ile HAWAII FOKU[MONACHUS SCHAUINSLANDI] ile PARS FOKU ile ROSS FOKU ile SAKALLI FOK

( MONACHUS MONACHUS cum ... cum ... cum ... cum ... cum ... cum ... cum ... )


- FORCİNG ile/||/<> CLASSICAL LOGİC

( Forcing küme kuramı tutarlılık ispatı tekniğiyken İLE classical logic standart mantıksal çıkarım sistemidir )

( Formül: Generic extension )


- FOSSA[İng.] değil/yerine/= ÇUKUR


- PHOTOELECTRIC CURRENT[İng.] / COURANT PHOTOÉLECTRIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= FOTOELEKTRİK AKIM


- FOTOELEKTRİK ETKİ ile/||/<> COMPTON SAÇILMASI

( Fotoelektrik elektron koparma, Compton foton saçılması )

( Formül: E = hf - W (fotoelektrik) İLE λ' - λ = h/(mc)(1-cosθ) (Compton) )


- FOTOELEKTRİK ETKİ ile/||/<> COMPTON SAÇILMASI (İKİLİ KARŞILAŞTIRMA)

( Fotoelektrik elektron koparma, Compton foton saçılmasıdır )

( Formül: E=hf-W İLE Δλ=h/mc(1-cosθ) )


- PHOTOELECTRIC CONSTANT[İng.] / CONSTANTE PHOTOVOLTAÏQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= FOTOELEKTRİK SABİTİ


- PHOTOCELL[İng.] / CELLULE PHOTOÉLECTRIQUE[Fr.] / FOTOSEL[Alm.] ile/değil/yerine/= FOTOGÖZE, FOTOSEL


- FOTOSENTEZ TEPKİMELERİ/FOTOSENTEZ REAKSİYONLARI ile CALVİN DÖNGÜSÜ

( Işık enerjisini kullanarak ATP ve NADPH üreten fotosentezin ilk aşaması. İLE Fotosentezin karanlık aşaması olarak bilinir ve ATP ve NADPH kullanılarak CO2'den glikoz üretilir. )


- FOTOSENTEZDE ETMENLER:
BİTKİSEL ile/ve/||/<> ÇEVRESEL

( )

( )


- PHOTOTUBE CATHODE[İng.] / CATHODE DU PHOTOTUBE[Fr.] ile/değil/yerine/= FOTOTÜP KATODU


- PHOTOVOLTAIC CELL[İng.] / CELLULE PHOTOVOLTAÏQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= FOTOVOLTAİK PİL


- FOURIER ile/ve/||/<>/> CAUCHY ile/ve/||/<>/> DIRICHLET

( 1807 ile/ve/||/<>/> 1853 ile/ve/||/<>/> 1859 )


- FOVEA[İng.] değil/yerine/= ÇUKURCUK


- FRAME :/yerine ÇERÇEVE


- FRAME[İng.] değil/yerine/= ÇERÇEVE, KARE KARE


- FRAUNHOFER CORONA[İng.] / COURONNE DE FRAUNHOFER[Fr.] ile/değil/yerine/= FRAUNHOFER TACI


- FREDHOLM OPERATOR ile/||/<> CLOSED OPERATOR

( Fredholm sonlu boyut çekirdek-cokernel, closed graph kapalı. )

( Formül: Finite dim kernel İLE closed graph )


- COUPURE DE FRÉQUENCE[Fr.] / FREQUENZABSCHALTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= FREKANS KESİLMESİ


- COEFFICIENT DU TRAÎNEMENT DE FRESNEL[Fr.] / FRESNEL-WIDERSTANDSBEIWERT/STRÖMUNGSWIDERSTANDSBEIWERT[Alm.] ile/değil/yerine/= FRESNEL SÜRÜKLENME KATSAYISI


- FUNCTION vs. CONFLUENT HYPERGEOMETRIC FUNCTION


- FUNDAMENTAL İLE HOMOLOGY İLE COHOMOLOGY ile/||/<> CEBİRSEL TOPOLOJİ

( Topolojik invaryantlar. )

( Formül: χ = Σ(-1)^i b_i )


- FUNERAL :/yerine CENAZE


- FÜNİKÜLER[Fr. < FUNICULAIRE] değil/yerine/= ÇEKMELİ VAGON


- FURŞET/FOURCHETTE[İng.] değil/yerine/= ÇATAL


- GADDAR ile CANİ


- GAEDE MOLECULAR AIR PUMP[İng.] / COMPRESSEUR MOLÉCULAIRE DE GAEDE[Fr.] / GAEDE-MOLEKULARLUFTPUMPE[Alm.] ile/değil/yerine/= GAEDE MOLEKÜLER HAVA POMPASI


- GAGA ile ÇENEK

( ... İLE Kuş gagasının alt ve üst bölümlerinin her biri. )


- GALILEO AÇMAZI ile/ve/||/<> HILBERT OTELİ AÇMAZI ile/ve/||/<> TRISTRAM SHANDY AÇMAZI ile/ve/||/<> CANTOR AÇMAZI


- GALTONIAN CURVE[İng.] / COURBE DE GALTON[Fr.] / GALTON-KURVE, GALTONSCHE KURVE[Alm.] ile/değil/yerine/= GALTON EĞRİSİ


- CEREYÂN-İ GALVÂNÎ[Osm.] / GALVANIC CURRENT[İng.] / COURANT GALVANIQUE[Fr.] / GALVANISCHER STROM, GALVANISCHER STROM[Alm.] ile/değil/yerine/= GALVANİK AKIM


- GALVANIC COUPLE[İng.] / COUPLE GALVANIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= GALVANİK ÇİFT


- GALVANOMETER CONSTANT[İng.] / CONSTANTE DU GALVANOMÈTRE[Fr.] / GALVANOMETERKONSTANTE[Alm.] ile/değil/yerine/= GALVANOMETRE SABİTİ


- GAMMA CAMERA[İng.] / CAMERA DE GAMMA[Fr.] / GAMMAKAMERA, GAMMA-KAMERA[Alm.] ile/değil/yerine/= GAMA KAMERASI


- GANG :/yerine ÇETE


- GANJ ile ÇETE ile BİR ARAYA GELMEK ile ÇETE ile GANGSTER ile İSKELE

( GANGES vs. GANG vs. GANG UP vs. GANGER vs. GANGSTER vs. GANGWAY )

( گام برداري ile گرد هم آمدن ile مسافر پياده ile گنگ ile اراذل ile گانگستر ile پل راهرو )

( GAM BARDARY ile GARD NPAM AMADAN ile MOSAFER PEYADEH ile GANG ile ARAZEL ile GANGSTER ile PEL RAORO )


- GARANTİ" ile/ve/değil/||/<>/< "CEPTE"


- GAUSSIAN CURVE[İng.] / COURBE DE GAUSS[Fr.] / GAUSSSCHE KURVE[Alm.] ile/değil/yerine/= GAUSS EĞRİSİ


- GAYRET[Ar.]/EFOR[Fr./İng. < EFFORT] (ETMEK) değil/yerine/= ÇABA/LAMAK


- GAYRETKÂR değil/yerine/= ÇABACIL


- GAS CURRENT[İng.] / COURANT GAZEUX[Fr.] / GASSTROM[Alm.] ile/değil/yerine/= GAZ AKIMI


- CINÉMATIQUE DU GAZ[Fr.] / GASKINEMATIK[Alm.] ile/değil/yerine/= GAZ KİNEMATİĞİ


- GAS CONSTANT[İng.] / CONSTANTE DU GAZ[Fr.] / GASKONSTANTE[Alm.] ile/değil/yerine/= GAZ SABİTİ


- GAZ ile ÇAMUR GAZI

( ... İLE Aktifleştirilmiş çamurlu arıtım sürecinde açığa çıkan %70 metan ve %30 karbondioksit karışımı bir gaz yakıt. )


- GAZÂ[Ar.] ile/||/<> CİHAD[Ar.]


- CERİDE[Ar.]/GAZETE[İt. < GAZZETTA] değil/yerine/= ÇAĞIM/ÇAVBET


- GAZETECİ değil/yerine/= ÇAĞIMCI, BİLDİRİCİ


- COEFFICIENT DE L'EXPANSION DES GAZ[Fr.] / GASEXPANTION-KOEEFIZIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= GAZLARIN GENLEŞME KATSAYISI


- CELLULE AU GAZ[Fr.] ile/değil/yerine/= GAZLI GÖZE/HÜCRE


- GAS CAPACITOR[İng.] / CONDENSATEUR AU GAZ[Fr.] / GASKONDENSATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= GAZLI SIĞAÇ


- GECE ve/||/<> ÇÖL

( İç. VE Dış. )


- RETARDED FIELDS[İng.] / CHAMPS RETARDÉS[Fr.] / VERZÖGERTE FELDER[Alm.] ile/değil/yerine/= GECİKMİŞ ALANLAR


- CRITICITÉ RETARDÉE[Fr.] / VERZÖGERTE KRITIKALITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= GECİKMİŞ KRİTİKLİK


- COÏNCIDENCE RETARDÉE[Fr.] ile/değil/yerine/= GECİKMİŞ RASTLANTI


- CIRCUIT À RETARD[Fr.] ile/değil/yerine/= GECİKTİRME DEVRESİ


- GEÇİM SIKINTISI ile/ve/> CAN SIKINTISI

( Geçim sıkıntısı olanların, can sıkıntısı yaşama fırsatları bulunmaz. )


- COMPATIBILITY, TOLERANCE[İng.] / COMPATIBILITÉ, TOLÉRANCE[Fr.] / VERTRÄGLICHKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= GEÇİMLİLİK, TOLERANS


- GATE CIRCUIT[İng.] / CIRCUIT À DÉCLENCHEMENT[Fr.] ile/değil/yerine/= GEÇİT DEVRESİ


- GEÇMEK ile ÇAPRAZ ÇUBUK ANAHTARI ile ÇAPRAZ ÇUBUK SİSTEMİ ile MEMLEKET BOYUNCA ile ŞAŞI ile ÇAPRAZ BESLEME ile ÇAPRAZ GÜBRELEME ile ÇAPRAZ İNDEKS ile GEÇİŞ NOKTASI ile ÇAPRAZ AMAÇ ile ÇAPRAZ REFERANS ile ENİNE KESİT ile ÇAPRAZ KESİM ile GEÇİŞ ile ÇAPRAZ OLARAK

( CROSS vs. CROSS BAR SWITCH vs. CROSS BAR SYSTEM vs. CROSS COUNTRY vs. CROSS EYED vs. CROSS FEED vs. CROSS FERTILIZATION vs. CROSS INDEX vs. CROSS OVER POINT vs. CROSS PURPOSE vs. CROSS REFER vs. CROSS SECTION vs. CROSSCUT vs. CROSSING vs. CROSSWISE )

( ضربدر ile خاج ile عبور کردن ile از هم گذشتن ile صليب ile چليپا ile چارميخ ile گزينه شطرنجي ile سيستم شطرنجي ile ورزش هاي ile چپ چشم ile خورد متقابل ile لقاح متقابل ile فهرست تقابلي ile شاخص متقابل ile نقطه همگذري ile قصد متقابل ile مراجعه متقابل کردن ile مقطع عرضي ile ميان بر ile محل تقاطع ile متقاطع ile گذرگاه ile همگذري ile از پهنا )

( ZARBADAR ile KHAJ ile OBUR KARDAN ile AZ NPAM GOZASHTAN ile SELYBE ile چليپا ile چارميخ ile GOZYNAH SHATRANJY ile SYSETAM SHATRANJY ile VARZESH CPEHAY ile CHAP CHESHAM ile KHORD MOTEGHABEL ile LAGHAH MOTEGHABEL ile FANPAREST TAQABELY ile SHAKHS MOTEGHABEL ile NAGHTEH CPEHMGOZARY ile GHSAD MOTEGHABEL ile MARAJEEH MOTEGHABEL KARDAN ile مقطع عرضي ile MYAN BAR ile MOHAL TAQATE ile MOTEQATE ile GOZARGAH ile CPEHMGOZARY ile AZ PPEHNA )


- GEIGER-MÜLLER COUNTER[İng.] / COMPTEUR DE GEIGER-MÜLLER[Fr.] / GELGER-MÜLLER-ZÄHLROHR[Alm.] ile/değil/yerine/= GEİGER-MÜLLER SAYACI


- GELECEĞE (BİR/KAÇ) ÇOCUK BIRAKMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ÇOCUK(LAR)A GELECEK BIRAKMAK


- GELENEK ile/ve/değil/<> ÇOĞUNLUK


- GELİŞİGÜZEL "ÇOK ANLAMLILIK" ile/değil/yerine ÇOK ANLAMLILIK


- GELİŞİMDE:
ZORUNLULUK ile/ve/||/<> CESÂRET


- GEMİ ile CÖNK[< Cava dili]

( ... İLE Büyük, yelkenli gemi. | Saz ozanlarının, kendilerinin ya da başkalarının koşuklarını derledikleri, uzunlamasına açılan defter. )


- GENDER :/yerine CİNSİYET


- GENEL ile/ve/yerine/değil ÇEŞİTLİ

( [not] GENERAL vs./and/but VARIOUS
VARIOUS instead of GENERAL )


- GENELLEME ile ÇIKARIM

( GENERALIZATION vs. INFERENCE )


- GENELLEME ile/ve/değil/||/<> ÇOĞALTMA


- GENELLEME ile/ve/<> İNDİRGEME ile/ve/<> SİLME ile/ve/<> ÇARPITMA


- GENERALIZED COORDINATES[İng.] / COORDONNÉES GÉNÉRALISÉES[Fr.] / VERALLGEMEINERTE KOORDINATEN[Alm.] ile/değil/yerine/= GENELLEŞTİRİLMİŞ KOORDİNATLAR


- GENELLİKLE ile ÇOĞUNLUKLA

( USUALLY vs. BY A MAJORITY )


- GENERAL ABDUL MALEK ile GENERAL ABDUL RAŞİD DUSTAM ile GENERAL ABDÜLKERİM ile GENERAL MÜŞERREF ile GENEL MOTORLAR ile ÜRETİLEBİLİR ile GENEL ile GENERAL NAZAR HAZARCI ile GENEL KABUL ile GENEL KURUL ile GENELKURMAY ile GENEL GREV ile GENELCİLİK ile GENELLİK ile GENELLEME ile GENELLEŞTİRMEK ile GENEL OLARAK ile GENERALLİK ile NESİL ile NESİLDEN NESİLE ile ÜRETKEN ile JENERATÖR ile CÖMERT

( GENERAL ABDUL MALEK vs. GENERAL ABDUL RASHID DUSTAM vs. GENERAL ABDUL KARIM vs. GENERAL MOSHARRAF vs. GENERAL MOTORS vs. GENERABLE vs. GENERAL vs. GENERAL NAZAR KHAZARJI vs. GENERAL ACCEPTATION vs. GENERAL ASSEMBLY vs. GENERAL STAFF vs. GENERAL STRIKE vs. GENERALISM vs. GENERALITY vs. GENERALIZATION vs. GENERALIZE vs. GENERALLY vs. GENERALSHIP vs. GENERATION vs. GENERATION AFTER GENERATION vs. GENERATIVE vs. GENERATOR vs. GENEROUS )

( زايش پذير ile جنرال ile ژنرال ile کلي ile عمومي ile عام ile ژنرال عبدالکريم ile ژنرال عبدالملک ile ژنرال عبد الرشيد دوستم ile اطلاق ile مجمع عمومي ile ژنرال مشرف ile جنرال موتورز ile جنرال نزار خزرجي ile ارکان حرب ile اعتصاب عمومي ile ژنراليسيم ile عموميت ile اصل کلي ile نکته کلي ile تعميم ile تعميم دادن ile تعميم کردن ile عمومي کردن ile کليت بخشيدن ile عموميت دادن ile عموما ile بطور اعم ile معمولا ile روي هم رفته ile سرتيپي ile سرلشکري ile علم لشکرکشي ile نسل ile ذريه ile توليد ile زاد ile پشت در پشت ile توليدي ile نسلي ile مولد ile لوطي ile نبيل ile کريم ile بي دريغ ile نظر بلند ile باسخاوت ile سخاوتمند ile حاتم ile راددست ile بزرگ منش ile با مروت ile عطابخش ile نيکمرد ile کرام ile صاحب کرم ile راد دست ile وهلب ile سخي )

( ZAYSH PAZYR ile JONARAL ile ZHNERAL ile KELY ile AMOMY ile عام ile ZHNERAL ABDOLKARYM ile ZHNERAL ABDOLMOLK ile ZHNERAL ABD ELERESHYD DOSTAM ile ETLAGH ile MAJMA AMOMY ile ZHNERAL MOSHARF ile جنرال موتورز ile JONARAL NEZAR KHZARJY ile ARKAN HARB ile ETESAB AMOMY ile ZHNERALYSYM ile AMOMYT ile ESL KELY ile NEKTEH KELY ile TAMYM ile TAMYM DADAN ile TAMYM KARDAN ile AMOMY KARDAN ile KELYT BAKHSHYDAN ile AMOMYT DADAN ile AMOMA ile BETOR AM ile MAMOLA ile ROY NPAM RAFTEH ile سرتيپي ile SARLASHKARY ile ALAM LASHKARKESHY ile NESEL ile ZARYYEH ile TOLYD ile ZAD ile POSHT DAR POSHT ile TOLYDY ile NESELY ile MOLD ile لوطي ile نبيل ile KARYM ile BEY DARYGH ile NAZAR BALAND ile BASOKHAVAT ile SOKHAVATMAND ile HATAM ile RADDAST ile BOZORG MONASH ile BA MOROT ile عطابخش ile نيکمرد ile کرام ile SAHEB KARAM ile RAD DAST ile وهلب ile سخي )


- GENETİK[İng. GENETICS] ile/||/<> ADAPTASYON[İng. ADAPTATION] ile/||/<> AMNİYOSENTEZ[İng. AMNIOCENTESIS] ile/||/<> ANNE ETKİSİ[İng. MATERNAL EFFECT] ile/||/<> APOPTOZ[İng. APOPTOSIS] ile/||/<> CAENORHABDİTİS ELEGANS ile/||/<> DOĞUM ÖNCESİ TANI[İng. PRENATAL DIAGNOSIS] ile/||/<> DOWN SENDROMU[İng. DOWN SYNDROME]

( Biyolojinin organizmalardaki kalıtım ve çeşitliliği inceleyen bilim dalıdır. "Genesis", yani "köken" sözcüğünden gelmektedir. Kalıtım bilimi olarak da bilinir. Biyolojinin bir alt dalı olup, canlı organizmalardaki kalıtım ve çeşitliliğin bilimidir. Canlıların özelliklerinin kalıtsal olduğunun bilinci ile, tarih öncesi çağlardan beri bitki ve hayvanlar ıslah edilmiştir. Bununla birlikte, kalıtımsal aktarım mekanizmalarını anlamaya çalışan modern genetik bilimi ancak 19. yüzyılın ortalarında, Gregor Mendel'in çalışmasıyla başlamıştır. Mendel, kalıtımın fiziksel temelini bilemediyse de, bu özelliklerin ayrık (kesikli) bir tarzda aktarıldığını gözlemlemiştir ve günümüzde bu kalıtım birimlerine "gen" adı verilmektedir. @@ Genetik dağılım üzerine uzun süreli etki eden doğal seçilim sonucunda, türlerin çevresel ihtiyaçlara uygun özellikler kazanması ya da var olan özelliklerin değişimidir. Örneğin, yassı balıkların atalarında, gözler çift taraflı simetriye uygun olarak gözün iki yanında bulunmaktayken balıkların nesiller boyunca okyanus tabanlarında ve yatay biçimde yaşamaya adapte olmaları nedeniyle gözlerden tabana bakan, vücudun diğer tarafında okyanusun içine bakan gözün yanına doğru kaymıştır. Yassı balıklar, okyanus tabanında yaşadıkları için sadece yukarıdan gelebilecek saldırılara karşı bu biçimde bir adaptasyon geçirmişlerdir. @@ Genellikle hamileliğin ikinci ya da üçüncü trimesterinde yapılan doğum öncesi test. Fetüsteki Down sendromu gibi genetik bozukluklar ya da kromozonal bir durum olup olmadığının teşhis edilebilmesi için kullanılır. Amniyosentez sırasında fetüsü çevreleyen amniyotik keseden az miktarda amniyotik sıvıyı çıkarmak için ince bir iğne kullanılır. Bu sıvı örneği daha sonra laboratuvarda test edilir. Hamilelik sırasında fetüs, amniyotik kesenin içinde büyür. Amniyotik sıvı, fetüsü çevreler ve korur. Ayrıca fetüsün bazı gözelerini de içerir. @@ Bireylerin sadece annelerinden kaynaklı, genetik olmayan etkilerden ötürü tür içinde çeşitliliğin oluşması durumudur. @@ Hücrelerin genetik olarak embroyonik morfogenez ve gelişim, metamorfoz ve imün sisteminin B ve T gözelerinin gelişimi sırasında, belirli zamanlarda programlı bir biçimde ölümü. Apoptozdaki bozukluklar, kanserle ilişkilendirilebilir. Anti-apoptoz proteinleri Bcl-2 ve HSP ailelerini kapsar. Apoptoz genellikle tümör nekroz etmen reseptör (TNFR) ailesine ait ölüm reseptörlerinin (DR) aktivasyonu ile tetiklenir. @@ Normalde kendi kendisini dölleyen, gelişim genetiği ayrıntılı olarak çalışılmış bir kara nematodu. Uzunluğu 1 mm kadardır. Mayotik ayrılma sırasında kaybolan X kormozomu erkeklerin olmuşmasına sebep olur. Apoptozun (planlı göze ölümü) genetik temelleri ilk defa 1986 yılında C.elegans üstünde gösterilmiştir. Eşit boyda 5 kromozomu bulunur ve 1998 yılında bütün genomu dizilmiştir. 97 Mbp uzunluğundaki genomu 19.000 gen bulundurur. İnsan geninin %74’ünün C.elegans genomunda homoloğu bulunur. @@ Tek gen hastalıkları ya da diğer genetik anormalliklerin görülme olasılığının yüksek olduğu gebeliklerde amniyosentez 16-18 haftalık gebelik ya da cvs, 10-12 haftalık gebelik hakkında elde edilen gözeleri DNA`yı kullanarak tanılama. @@ Ekstradan 21.kromozomun kalıtılmasıyla oluşan zihinsel özürlülüğe sebep olan genetik hastalık. Down sendromlu bireyler genelde; kısa ve uzuvları bodur olur. Geniş ve yuvarlak suratları, eyer biçimli burunları, genelde ağızlarından sarkan kalın dilleri vardır. Down sendromunun olasılığı annenin artan yaşı ile hızla artar, özellikle 40 yaşından sonra.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- GENİTAL ÜLSER (BEHÇET) ile/||/<> CİNSEL YOLLA BULAŞAN HASTALIK ÜLSERİ

( Behçet genital ülserleri steril İLE cinsel yolla bulaşan hastalık ülserleri mikroorganizma içerir. Behçet ülserleri ağrılı ve yara izi bırakır İLE herpes ülserleri veziküler başlar. Behçet sistemik hastalık belirtisi İLE cinsel hastalıklar enfeksiyon kaynaklıdır. )

( Hulusi Behçet tarafından 1937 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1889-1948) (Ülke: Türkiye) (Alan: Dermatoloji, İmmünoloji) (Önemli katkıları: Behçet hastalığını 1937 yılında tanımladı. Üçlü semptom kompleksini (ağız yaraları, genital yaralar, göz iltihabı) bir hastalık olarak ortaya koydu. İsmini taşıyan ilk Türk doktor.) )


- CIRCUIT À DÉCLENCHEMENT D'AMPLITUDE[Fr.] ile/değil/yerine/= GENLİK GEÇİT DEVRESİ


- GENOM[İng. GENOME] ile/||/<> BALON BALIĞI (PUFU)[İng. PUFFER FISH] ile/||/<> ÇİFT SARMALLI RNA[İng. DOUBLE-STRANDED RNA] ile/||/<> ENTREZ ile/||/<> EPİGENETİK[İng. EPIGENETICS]

( Bir organizmanın içerisindeki genetik materyalin tamamına verilen addır. Bir canlının (genellikle tek bir gözesinin) sahip olduğu bütün genetik kodu belirtir. @@ Balon balığı, Fugu rubripes, aslında insan genomuyla aynı sayıda gen içerir ama genomu insan genomundan sekiz kat daha kompakttır. (3 Gb'ye kıyasla yaklaşık 400 Mb). @@ Ökaryotlarda,yazılım sürecinde kaza ile oluşan bir üründür.Bu ürün belirli bir virüsün genomu olarak karşımıza çıkabilir ya da virüslerin çoğalması sırasında üretililip,v iral enfeksiyonun bir işareti olarak görülebilir. Çift sarmal RNA nın, sitokin üretimini artırdığı için, viral enfeksiyonunun genel semptomlarının sorumlusu olan zehirli bir madde olduğu düşünülüyor. Çift sarmal RNA, antivirus bağışıklık mekanizmasının ana maddesi olan PKR enziminin ana aktivatörüdür. @@ Kansere neden olan genlerin bulunduğu kromozomların, gen kitaplarının, genlerin ve genom gibi genetik materyale ait kaynaklara ulaşmayı sağlayan bir erişim sistemidir. @@ Hücrenin gelişimi ve sürekliliği çok sayıda kimyasal reaksiyon tarafından kontrol edilir. Bazı stratejik zamanlarda genomun bazı kısımları "kapatılır", diğer zamanlarda bu kısımlar "açılır". Epigenetik çalışma, bu reaksiyonları ve onları etkileyen etmenlerin araştırılmasıdır. Kısaca, genetik işlemlere sebep olacak tepkimelerin ve bu tepkimeleri kontrol eden biyokimyasal içeriğin araştırılması bilimidir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- GENTLEMAN :/yerine CENTİLMEN


- GEOMETRIC SATAKE ile/||/<> CLASSICAL SATAKE

( Geometric Satake geometrik temsil kuramı yaklaşımıyken İLE classical Satake harmonik analiz yaklaşımıdır )

( Formül: Perverse sheaves on affine Grassmannian )


- GERÇEKÇİ ile CİDDİ


- GEREKÇELENDİRME[İng. JUSTIFICATION] ile/||/<> ÇIKARIM[İng. INFERENCE] ile/||/<> DEGETTİERİZASYON[İng. DEGETTIERIZATION] ile/||/<> DEONTOLOJİK GEREKÇELENDİRME[İng. DEONTOLOGICAL JUSTIFICATION] ile/||/<> DİNİ EPİSTEMOLOJİ[İng. RELIGIOUS EPISTEMOLOGY] ile/||/<> GERİ GİDİŞ TEZİ[İng. REGRESS ARGUMENT] ile/||/<> GÜVENİLİRCİLİK[İng. RELIABILISM] ile/||/<> İNANÇ[İng. BELIEF] ile/||/<> TEMİNAT KOŞULU[İng. WARRANT CONDITION]

( “Meşrulaştırma” gibi kullanımı çok nadiren olsa da kullanımdadır. Sait Reçber gibi hocalarımızın ise “haklı çıkarım” olarak kullandığını bildiğimiz bu kavram Gettier’in etkisiyle çağdaş epistemolojinin en tartışmalı kavramlarından biri olmuştur. Doğru inancı bilgiye dönüştüren bir unsur olarak görülen bir kavram bilgiye epistemik sorumluluk ve güvence katan bir işleve sahiptir. Daha fazla bilgi için şu yazımızı okuyabilirsiniz. @@ Mevcut öncüller ile varılan sonuç. Çıkarım yapmak, mevcut kanıtlarla varılan sonuçlara atıfta bulunmak için kullanılır ve akıl yürütme ile bir sonuca varma süreci olarak da ifade edilir. Doğru öncüllerden doğru çıkarımlar yapılabileceği gibi doğru öncüllerden yanlış çıkarımlar yapmak ya da yanlış öncülden doğru çıkarımlar yapmak mümkündür. @@ Gettier’in ‘Gerekçelendirilmiş İnanç Bilgi Midir?’ adlı makalesinden sonra çağdaş epistemoloji, gerekçelendirme unsuruna odaklanmıştır. Bu makalesinde Gettier, geleneksel bilgi tanımında yer alan gerekçelendirme unsurunun, doğru inancın bilgi haline gelmesinde şans faktörünü dışarıda bırakamadığına yönelik eleştiriler yapmıştır. Bu da çağdaş epistemolojide gerekçelendirmenin doğasına yönelik sorgulamalara yol açmış ve Gettier sorunu olarak bilinen problemin üzerine yoğunlaşılmasına neden olmuştur. Degettierizasyon ise Gettier’in ortaya koyduğu problemin çözülmesi ve gerekçelendirme unsurunu sağlamlaştırma çabasını ifade etmektedir. @@ Epistemik olmayan gerekçelendirme türleri arasında yer alan deontolojik gerekçelendirme, çoğunlukla geleneksel epistemolojide kullanılsa da çağdaş epistemolojideki düşünürler tarafından da kullanılmıştır. Deontolojik gerekçelendirme, öznenin, bir önermeye inanma yükümlülüğünü ifade etmektedir. Bu da gerekçelendirmenin, normatif bir unsur olduğu anlamına gelmektedir. Başka bir deyişle öznenin, p önermesinin doğruluğuna inanması için yeterli ve geçerli kanıtlara sahipse bu önermeye inanması onun için bir yükümlülük haline gelmektedir. Öznenin p önermesine inanması, ahlaki bir yükümlülük olmaktadır. Dolayısıyla deontolojik gerekçelendirme, normatif unsurlara dayanmaktadır. Çağdaş epistemolojide deontolojik gerekçelendirmeye yönelik tutumlar, içselcilik ve dışsalcılık yaklaşımları altında çeşitlilik göstermektedir. Örneğin dışsalcı yaklaşım altında kuramlarını sınıflandırdığımız Goldman ve Plantinga gibi isimler, gerekçelendirme kavramının normatif özelliğinden kaçınmak adına teminat koşulu gibi ifadeleri daha uygun bulurlar. Ancak Chisholm ve Clifford gibi içselci yaklaşıma sahip isimler ise gerekçelendirmenin normatif bir unsur olduğunu ileri sürüp öznenin, bir inanca inanma yükümlülüğü olduğunu savunurlar. Bu bağlamda deontolojik gerekçelendirmenin iki çeşidi vardır: Kanıtlanmış bir inanca inanma yükümlülüğü ile inanılan önermeye göre davranmak. Bunlardan ilki, öznenin, herkesin ulaşabileceği türden kanıtlara dayanarak bir inancın gerekçelerini ortaya koyması ve bu inanca yönelik sağlam gerekçeleri bulunduğu için inanma yükümlülüğüne tabi olması biçiminde açıklanabilir. İkincisi ise Clifford’ın yaklaşımından hareketle savunulan radikal bir deontolojik gerekçelendirme türüdür. Buna göre gerekçelendirme, yalnızca inançlara dair sağlam nedenler ortaya koymak değil, söz konusu nedenlerden hareketle inançlara göre davranmayı da gerektirir. Yani öznenin, hem inançlarının kanıtlarına inanması hem de bu kanıtların gerektirdiği biçimde davranması ahlaki bir sorumluluktur. Bu da gerekçelendirmenin normatif bir unsur olduğunu gösteren yaklaşımlardan biridir. @@ Dini inançların da diğer inançlar gibi aynı epistemik statüye sahip olduğunu savunan dini epistemoloji, dini inançların rasyonelliğini gösterme çabasından çok bu inançlarında rasyonel olarak tartışılabileceği bir alandır. Dini Epistemoloji’nin en ünlü savunucularından biri Plantinga ve Swinburne’dur. Bu yaklaşım özünde Delilciliğe bir tepki niteliği taşır ve kökenleri John Calvin, Herman Bavinck ve Karl Barth gibi isimlerle ilişkilendirilir. Dini Epistemolojiyi, Reformcu Epistemoloji ile karıştırmamak önemlidir. Reformcu Epistemoloji’yi Dini Epistemoloji’nin alt alanı olarak görmek mümkündür., önermesel bir delile ihtiyacımız olmak zorunda değildir.” Reformist epistemoloji, delilcilik (evidentialism) ve klasik temelselcilik (classical foundationalism) yaklaşımlarına ateşli bir karşı çıkışa işaret eder ve bu sorulara Reformist Epistemoloji en temelde şöyle cevap verir; “Teistik inancın gerekçelendirilmesinde önermesel bir delile ihtiyacımız olmak zorunda değildir.” Birçok dini ve reformcu epistemolog için Tanrı inancı; rasyoneldir, gerekçelendirilebilir, epistemik olarak temeldir, gerekçelendirme için temeldir. Konuya dair şu, şu, şu, ve şu yazımızı okuyabilirsiniz. @@ Geri gidiş tezi, bir inancın gerekçelendirmesinin bir başka inanca dayanması nedeniyle sonsuza kadar geri gidebileceğini ileri süren kuşkucu yaklaşıma yönelik, temele güvenilir bir inanç koyarak bu gerilemeyi durdurmak anlamına gelmektedir. Descartes’tan bu yana temelciliğin esas noktası olan temel inançlar, kendinden gerekçeli ve doğruluğu başka bir inanca dayanmayan inançlar oldukları için, gerekçelendirmenin sonsuz geriye gidiş problemine bir çözüm olarak ileri sürülmüştür. Tüm inançlar, söz konusu temel inançlardan çıkarım yoluyla elde edilir. Böylelikle kuşkuculuğun sonsuz geriye gidiş eleştirilerine yönelik bir çözüm olarak temel inançları ortaya koyan temelciliğe göre, gerekçelendirme sonsuza kadar geriye gidemez. Çünkü her inanç, en nihayetinde, temel bir inançtan çıkarımla elde edilmiştir. Bir inancın temel inanç olması ise başka inançlara dayanmaksızın kendinden gerekçeli olması anlamına gelmektedir. Söz konusu geriye gidiş, temel inançlara ulaşıncaya dek devam etmektedir. Geri gidiş tezini benimsemiş olan temelciliğe yöneltilen itirazlar, temel inançların mahiyetine ilişkin olmakla birlikte, epistemik gerileme argümanı ve kavramsal gerileme argümanı olarak iki biçimde ifade edilebilir. (Ayrıntılı bilgi için bkz: Richard Fumerton, Gerekçelendirme Teorileri, Çev. Ayşenur Üngür Tabur.) @@ Dışsalcılığın ılımlı bir türü olan güvenilircilik, epistemik gerekçelendirme sorununa çözüm olarak ortaya atılan bir kuramdır. Bu kuram, bilme araçlarından hareketle elde ettiğimiz inançların, oluşturulma süreçlerinin güvenilirliğine odaklanır ve bilginin, bu sürecin güvenilirliği neticesinde meydana geldiğini ileri sürmektedir. Güvenilir süreçler, epistemik öznenin doğru inanç oluşturması için gerekli olan esas koşuldur. Söz konusu süreçlere özellikle duyum ve algıyı ekleyen güvenilircilik; dış koşulların uygun olması, olguların ve önceki inançların şu an oluşturulan inançla olan sebebe dayalı ilişkisinin sekteye uğramaması ve mantıksal çıkarım gibi koşulların da sürecin güvenilirliğinde önemli bir rol oynadığını ileri sürmektedir. Güvenilirciliğin dışsalcı olmasının nedeni, öznenin, güvenilir süreçleri farkında olmasını ya da bu süreçlere bilişsel erişimin olmasını gerekli görmemesidir. Burada önemli olan nokta, güvenilirliğin kendisidir. Ilımlı olmasının nedeni ise hem dışsal koşulları hem de öznenin bilişsel yetilerinin güvenilirliğini dikkate almasından kaynaklanmaktadır. Başka bir deyişle güvenilircilik, zihinsel faaliyetleri tamamen saf dışı bırakmamakla birlikte, bir inancı teminat altına alınmasını sağlayabilecek asıl unsurların dışsal koşullarda aranması gerektiğini ileri sürmektedir. Güvenilirciliğin kayda değer temsilcilerinden biri olan Alvin I. Goldman, ‘Gerekçelendirilmiş İnanç Nedir?’ ve ‘Bilgide Sebebe Dayanma Koşulu’ adlı makalelerinde, kuramın ana hatlarını belirtmiştir. Bu doğrultuda güvenilircilik, iki farklı teminat koşulu ortaya koymuştur: Sürecin güvenilirliği (Bkz: Güvenilirlik) ve sebebe dayanma. Sebebe dayanma koşulu, bilgiyi, ‘sebebe dayalı olarak gerekçelendirilmiş doğru inanç’ olarak tanımlar ve sınırlar. Goldman’a göre uygun sebebe dayalı süreçler, öznenin duyum, algı, çıkarım yapma, daha önceki inançları arasında değerlendirme yapma ve hatırlama gibi içsel durumların birbiriyle olan ilişkisini ifade etmektedir. Yani öznenin, fizik nesneleri duyumsarken ya da algılarken oluşturduğu inançları ile bu inançların oluşturulduğu kaynak olan fizik nesne arasındaki uyumluluk, uygun sebebe dayalı süreçlerden meydana gelmiştir. Dolayısıyla özne, söz konusu süreçlerin güvenilir olduğuna karar verirken yalnızca o anki deneyiminden değil, geçmiş deneyimlerinden de yararlanarak sürecin güvenilirliğini denetler. Söz konusu iki farklı teminat koşulu, birbirinden bağımsız olmanın aksine beraber çalıştıkları sürece bilginin meydana gelmesine olanak sağlamaktadır. O halde güvenilirciliğin ana hatları: Olgu ile inanç arasındaki karşılıklı ilişki, önceki inançlar ile sonraki inançlar arasında sebebe dayalı bir ilişki, inançları oluştururken güvenilir süreçlere dayanmak, inancı teminat altına alacak olan unsurların özenin dışında olması ve söz konusu sebebe dayanma koşulunu doğru bir biçimde yeniden inşa etme süreci olarak sıralayabiliriz. Daha fazla bilgi için şu yazımızı okuyabilirsiniz. @@ “Gerekçelendirilmiş doğru inanç” şeklindeki geleneksel üç parçalı bilgi tanımımızdaki inanç unsuru bilgi içerisindeki öznel ve psikoloji-zihin temelli unsura işaret eder. Burada inanç ifadesinden kastımız, kabul etmekle eşdeğerdir. S kişisinin, Q’ya inanması demek S’in Q’yu kabul ettiği anlamına gelir. Örneğin, elimi ileri ve yukarı doğru kaldırıp elimdeki kalemi bırakmayı planlıyorum. Bu durumda hem kalemin düşeceğine inanırım hem de düşeceğini kabul ederim. Türkçe’de inanma farklı anlam çağrışımlarına sebep olduğu için, inancı salt dini anlamda ya da dayanak sahibi olmaksızın kabul etme anlamında kullanmadığımızı belirtmek isteriz; kast ettiğimiz şey iman (faith) değildir. Diğer yandan, inanç kavramına dair önermesel olmayan inanç türünü işaret etmediğimizi eklemek isteriz; burada inanç derken önermesel olan ve kabule dayanan bir zihin halinden söz ediyoruz. Örneğin “Dünyanın düz olduğuna inanmıyorum.” ile “Dünyanın düz olduğunu kabul etmiyorum.” ifadeleri buradaki inanç tanımına göre eşdeğerdir. Böylece öznenin bir önermenin doğruluğunu tasdik etmeye dairi zihinsel durumuna inanç ya da kabul, bilgiye dair söz konusu koşula da İnanç/Kabul Koşulu ismini verebiliriz. Epistemoloji tarihinde birçok düşünür için inancın bilgiye kıyasla daha alt bir zihinsel durum biçimi olarak görüldüğünü eklemekte fayda var. Çünkü bilginin salt inanç sahipliğine kıyasla sahip olunması daha iyi ve tercih edilebilir olduğu kabul edilir. Önermesel inanç, bir önermenin içeriğinin doğruluğunu kabul etmeye dayanır. “İstanbul’daki seçimleri X’in kazanacağına inanıyorum.” ifadesinde, önermenin içeriğinin doğruluğuna inanmayı kast ediyoruz. Aynı zamanda, bu inanca yönelmemizde seçim anketleri, medyadaki etki ya da genel kamuoyu gibi bazı nedenler etkili olabilir. Kanıt ya da bilme araçlarının güvenilirliğine bağlı olarak inancı oluşturan koşullardaki değişim, inanç seviyesini de değiştirebilir. Diğer yandan, S’nin Q olduğunu bilmesi, S’nin Q olduğuna inanmasının bir türüyse; bu türü bizzat inancın kendisinden nasıl ayıracağız? S’in Q’ya dair sahip olduğu inançların doğru olması tek başına yeterli değildir. S kişisinin Q’ya dair doğru inancını oluştururken bu inancını gerekçelendirme biçimi, S’in Q’ya dair sahip olduğu bilgi için temeldir. @@ Teminat koşulu, bildiğini bilmeyi (knowing that one knows) sağlayan ve gerekçelendirmenin normatif anlamı nedeniyle dışsalcılar tarafından bir alternatif olarak sunulan dördüncü koşuldur. Dördüncü koşul, gerekçelendirmenin şans faktörünü engelleyememesi açısından bilgiyi koruma altına alacak olan koşul olarak düşünülmüştür. Bu bağlamda teminat koşulu, bir degettierizasyon çabası olarak karşımıza çıkmaktadır. Yani teminat koşulu ile amaçlanan şey, gerekçelendirmeyi sınırlamak ve bilginin üç koşulunun yetmediği durumlarda bilgiden emin olmayı sağlamaktır. Çağdaş epistemolojideki gerekçelendirme kuramlarını, dördüncü koşul üzerinden tanımlamak mümkündür. Örneğin içselcilik, geleneksel gerekçelendirme koşulunu benimseyerek öznenin bilişsel yetileri doğrultusunda teminat koşulunu ele alır. Başka bir ifadeyle içselcilik, epistemik öznenin bildiğinden emin olmasını sağlayacak unsurların, yine epistemik öznenin zihninde bulunacağını ve öznenin bu unsurlara erişimi olduğunu savunmaktadır. Bu doğrultuda teminat koşulunu sağlayan dördüncü koşullar; sarsılmazlık, sağlam dayanaklar, doğruluğa götüren nedenler ve olması gerektiği gibi çalışan bilişsel yetiler olarak sıralanabilir. Dışsalcıların teminat koşuluna yaklaşımı ise daha farklıdır. Gerekçelendirmenin normatif anlamından uzaklaşmak isteyen dışscalcılar, dördüncü koşul için teminat/güvence (warrant) ya da güvenilirlik unsurlarını gerekli görmüşlerdir. Örneğin Plantinga’nın uygun işlevselcilik kuramına göre teminat koşulu; epistemik öznenin bilişsel yetilerinin uygun çalışıyor olmasına ve bilişsel yetilerin uygun çalışması için uygun bir çevrenin olmasına dayanmaktadır. Burada önemli olan nokta, inançların kanıtlarının ya da gerekçelerinin zihnin dışında aranması ve inançlar ile olgu durumları arasında uyumluluk olmasıdır. Dolayısıyla içselcilerin teminat koşulunu epistemik öznenin zihninde aramasından farklı olarak dışsalcılar dördüncü koşulu, dışsal süreçlerin uygunluğuna ve güvenilirliğine dayandırmışlardır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- GEREKLİ/LİK ile ÇAĞRIŞIM/TEDÂÎ[Ar. < DA'VET]


- GEREKSİNİM ile/ve/||/<> ÇÖZÜMSÜZLÜK/ÇARESİZLİK


- CHUTE DU VOLTAGE[Fr.] ile/değil/yerine/= GERİLİM DÜŞMESİ


- VOLTAGE COEFFICIENT[İng.] / COEFFICIENT DU VOLTAGE[Fr.] / SPANNUNGSKOEFFIZIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= GERİLİM KATSAYISI


- GERMEN ile GERMEN[Lat.] ile CERMEN

( Kale, kermen, kirman. İLE Canlılarda, gametlere dayanan ve gametlerle taşınan üreme öğelerinin tümü. İLE Eskiden, bugünkü Almanya'yı, Bohemya ve Polonya'nın batı bölümünü kapsayan Cermanya'da oturan halk ya da bu halktan olan kişi. )


- GERMİYAN OĞULLARI ve AYDIN OĞULLARI ve CANDAR OĞULLARI

( Anadolu'da, Türk bilim hayatının oluşumuna büyük katkıda bulunmuşlardır. )