Bugün[05 Temmuz 2026]
itibarı ile 1.716 başlık/FaRk ile birlikte,
1.716 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(2/8)


- AKMA ile/||/<> AKMAK

( Düşük karbonlu çeliklerde görülen ye esneklik sınırına erişildiğinde birden beliren uzama olayı Düşük karbonlu çeliklerde görülen ve esneklik sınırına erişildiğinde birden beliren uzama olayı )

( YIELDING | FLOW )

( FLUAGE | YIELDING )

( FLIESS )


- AKREP ile/ve/||/<>/< YELKOVAN[< YELKEĞEN]

( Saati gösterir. İLE/VE/||/<>/< Dakikaları gösterir. )

( HOUR-HAND vs./and/||/<>/< MINUTE-HAND )

( GRANDE AIGUILLE avec/et/||/<>/< PETITE AIGUILLE )


- AKSESUAR ile/||/<> EKLENTİ

( eklenti Oyuncunun dekor gereğiyle kullandığı eşyalar dekora yardımcı olacak küçük parça eşyalar sahne takımları Donatım Kayaçlarda çok yaygın olarak bulunan mineraller 1 Kasaba ya da köy gibi küçük yerleşme yerlerini oluşturan kom oba adı da verilen uzak komşuluk birimlerinden her biri 2 Bir yapıya sonradan eklenmek üzere yapılan ve anayapıya bağlı olması her kez gerekmeyen yardımcı bölüm genel uygulayım Bir nesne araç aygıt vb bütünleyen parçalardan her biri yedek parça )

( PROPERTY )

( ACCESSOIRE )

( REQUISIT )


- AKSETTİRMEK, PROJEKTE ETMEK, PROJEKSİYON YAPMAK, GEÇMEK, FİLM GEÇMEK | GÖSTERMEK ile/||/<> GÖSTERME ile/||/<> GÖSTERMEK

( Sinema Bir filmi gösterici yardımıyla görüntülük üzerine yansıtarak izlenmesini sağlamak gösterimi gerçekleştirmek a adının yorumunda X nesnesini göstermesi X nesnesinin a adının yorumundaki kaplamı olması demektir )

( EXHIBIT, SCREEN, SHOW, PROJECT, PRESENT | DESIGNATION | INDICATE | POINT | SHOW )

( PROJETER, MONTRER, PRÉSENTER | DESIGNATION )

( PROJEZIEREN, VORFÜHREN, WIEDERGEBEN | BEGEICHNUNG )


- AKS-İ SEDA, EKO | YANKI ile/||/<> YANKI

( Sinema TV Ses dalgalarının çeperleri pek soğurucu olmayan bir yerde çarpıp geri dönmesi bu dönme sonunda sesin geride bıraktığı iz Ses dalgalarının ya da elektromagnetik dalgaların bir engele çarpıp geri dönmesi olayı çarpıp geri dönen dalgalar 1 fizik Sesin bir yere çarpıp geri dönmesiyle oluşan ikinci ses 2 televizyon Dolaysız dalgadan daha uzun bir yol alarak daha geç gelen dolaylı dalganın televizyon camında yaptığı parazit görüntü Bir dalganın bir engele vurarak aynı ortama geri dönmesi fizik )

( ECHO, REVERBERATION | ECHO )

( ÉCHO, RÉVERBÉRATION | ÉCHO )

( ECHO, HALL, NACHHALL, HALLIGKEIT | ECHO | WIDERHALL )


- AKTARICI ile AKTARICI ile AKTARICI ile AKTARICI

( Dam kiremitlerini aktarıp kırıkları yenileyen kişi. İLE Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyuran ve yayan kişi. İLE Görüntüyü bir bölgeden başka bir bölgeye ileten araç. İLE Bisiklette, zincirin çark geçişlerini sağlamaya yarayan parça. )


- ACOUSTOELECTRONICS[İng.] / ACUSTOELECTRONIQUE[Fr.] / AKUSTOELEKTRONIK[Alm.] ile/değil/yerine/= AKUSTOELEKTRONİK


- ALÂKA | İLGİ ile/||/<> İLGİ

( 1 Dikkati öncelikle belirli bir şey üzerinde toplama eğilimi 2 Belirli bir olay ya da etkinliğe yakınlık duyma ondan hoşlanma ve ona öncelik tanıma 1 Bir kimsenin bir etkinliğe kişiye ya da nesneye karşı kısıtlayıcı koşullar altında bile oldukça uzun süre devam eden bağlanma isteği ya da eğilimi 2 Seçme söz konusu olduğu zaman bir kimsenin benimsediği üstün tuttuğu durum düşünce ya da tutum Kimyasal koşullar eş ya da birbirine çok yakın olduğunda öğelerin birbirleriyle birleşmede gösterdikleri seçicilik 1 Teğel ipliği Uşak 2 Seyrek tutulan dikiş Yeniköy İnönü Eskişehir 3 Çengelliiğne Başkışla Karaman Konya 4 ilik I 1 5 Semere gerili deriyi geçici olarak tutturmaya yarayan ucu sivri demir araç Yalvaç Senirkent Isparta Söz sanatı terimi Bir kelimeyi gerçek anlamdan mecaz anlama geçirmek için bulunan ilişik kimya başvuru )

( INTEREST | AFFINITY )

( INTÉRÊT | AFFINITÉ )

( AFFINITÄT )


- ALÂMETİ FARİKA, MARKA | AYIRMAÇ ile/||/<> AYIRMAÇ

( Bir tecim eşyası ya da malın belirli bir işletmede yapılmış olduğunu göstermek ve bunları başka işletmelerce yapılan benzerlerinden ayırmak için bu mal ve özdek üzerine konulan özel ad resim damga ve benzeri gibi ayırıcı simgeler tanıtaç )

( TRADE MARK )

( MARQUE DE COMMERCE )


- FIELD EFFECT PHOTOTRANSISTOR[İng.] / PHOTOTRANSISTOR À EFFET DE CHAMP[Fr.] / FELDEFFEKT-FOTOTRANSISTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= ALAN ETKİLİ FOTOTRANSİSTÖR


- FIELD EFFECT TRANSISTOR[İng.] / TRANSISTOR À EFFET DE CHAMP[Fr.] / FELDEFFEKTTRANSISTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= ALAN ETKİLİ TRANSİSTÖR


- ALÇALMA/SI ile/değil AZALMA/SI


- ALEM ile/||/<> BAYRAK

( I 1 Uçurtma Akbaş Güdül Ankara II Bir kadın çorabı motifi Yenikent Aksaray Niğde botanik Hisse senedi teknik analizinde kullanılan fiyat grafiklerinde büyük bir düşüş veya artış sonrası fiyatların kararlı bir biçimde aynı oranlarda dalgalandığını gösteren şekil Çekme ağlarında ağız açıklığını sağlamak amacıyla torba ağın önüne yerleştirilen konik biçimli mantar ve kurşun yakada ayrı ayrı bulunmakta olup elle örülerek veya hazır ağlardan kesilerek çıkartılan ağ parçası Az bayrag bayrak ödül Türkmenler bayrak olarak baydak biçimini kullanırlar bayrak bayrak Orta Türkçede batrak olarak geçer Türkçe batır kökünden geldiği anlaşılıyor batır a k eki Türkçede batrak biçiminin badrak baδrak bayrak gelişmesi sonunda oluştuğu açıktır Eski Türkçe dlerin çağdaş diyalektlerde yye çevrilmesi yaygın bir ses kuralıdır Ancak badraktaki d eski bir tden gelişmiştir Diyalektlerde bayrak yanında kullanılan baydak biçimi çarpıcı ve düşündürücüdür Ligeti Tamura Arm 23 baydak biçimini bayrak ile birleştirmemiştir Buna karşılık Räsänen LTS 213 bayrak ile baydak biçimini birleştirmiştir ki yanlıştır Türkçeden Farsça Kürtçe Arapça gibi komşu dillere de geçmiştir Bulgarca Sırpça Arnavutça Rumca Rumence gibi Balkan dillerinde de Türkçeden kalma bir alıntı olarak kullanılır Özbekçeden Buhara Arapçasına da bayróq Fahne Flagge olarak geçmiştir Doerfer CAJ 12 301 Krt bayraq étandard drapeau du per بيراق JabaJusti 66 Eski Türkçede uruŋu sözünün bayrak olarak kullanıldığını görüyoruz Türkçe uruŋu Moğolcaya orungğa veya orongğa olarak geçmiştir Clauson StO 28 2 8 ED 236 Slavca xoro gy bayrak biçiminin Moğolcadan alındığı yolundaki eski sav tartışmaya açıktır Bu yolda daha çok bilgi edinmek için Ligeti ESR 2 4656 Orta Türkçede urgu biçimi de bayrak olarak kullanılır Eski Kıpçakçada ise urgu yerine urga biçimi geçer )

( FLAG )

( ÉTENDARD )

( BAYRAG[Az.]~BAYRAK[Tkm.]~BAYRAK[Nog.]~BAYRAK[Kklp.] )


- ALET | APARAT, CİHAZ | CİHAZ, APARAT | CİHAZ | EKİPMAN, APARAT | SANAT ile/||/<> SANAT ile/||/<> AYGIT

( İnsanoğlunun iç ve dış dünyasının etkisinde kalarak oluşturduğu duyulara yönelik beğenisel ve güzelduyusal estetik yönleri yararlı yönlerinden daha çok olan nesne ya da onun bir bölümü aygıt halk sanatı büyü din Bir duygunun bir tasarının bir düşüncenin ya da güzelliğin anlatımında kullanılan yöntemlerin tümü ve bunların sonunda erişilen üstün yaratıcılık Yaratıcı biçimlendirme eylemi tekhne ile eşanlamlı Yunanca tekhne sözcüğü ereği bir şey ortaya koyma olan yaratma olan doğru bir plana göre yönetilmiş bir davranış anlamına gelir Ancak tekhne sanatın yalnızca bir bölümünü karşılar 1 En geniş anlamıyle Belli bir yetkinliğe eriştirilmiş olma ör yemek pişirme sanatı 2 Bir şeyi kendi iç yasalarına göre özgürce biçimlendirme yeteneği 3İnsanın yarattığı yapıtlarla kendisini yücelten ve ölümsüzleştiren yaratıcı yeteneği Sanatın temel türleri mimarlık resim plastik sanatlar musiki sözyazı sanatı yazın sahne oyunu tiyatro ve dans Sanat sorunu ve sanatçının yaratmaları üzerine felsefe tarihinde çok çeşitli açıklamalar yapılmıştır yansılama mimesis Aristoteles fantazi romantikler oyun türünden biçimlendirme atılımı Schiller simgeleştirilmiş yaratma atılımı Alman idealizmi vb İnsanda estetik duyguyu heyecana getirecek eserler meydana getirme işi SANATÇI Artiste SANATÇA Artistique Bir toplumun üyesi olan bireyin amacını gerçekleştirmek için kullandığı doğal ya da yapay nesne halk sanatı sanat kültür halk kültürü Belli fiziksel ya da kimyasal özellik değişimlerini ölçmeye yarayan yalın ya da karmaşık ölçüm gereci Örn sıcaklıkölçer pHölçer genel uygulayım Bir işi işlemi deneyi gerçekleştirebilmek için kullanılması gereken araç ya da bunların birkaçından oluşan takım Deneylerin yapılmasını sağlayan takımlar dizgesi Elbise Tunçbilek Tavşanlı Kütahya Bir görüngüyü gerçekleştirmek gözlemlemek bir büyüklüğü ölçmek gibi etkinliklerde duyu ergenlerimizin algılama sınırlarını genişletmeye yarayan her çeşit düzenek biyoloji fizik zooloji kimya Bir işi görebilmek bir işlemi gerçekleştirebilmek ya da bir deneyi yapabilmek için kullanılan araç )

( ART )

( ART | İNG. ART )

( KUNST )

( ARS )


- ÂLET-İ MUSAVVAT | MİKROFON ile/||/<> MİKROFON ile/||/<> MİKROFON[Fr. < MICROPHONE]

( fizik )

( MICROPHONE )

( MICROPHONE )


- ALFABE | ABECE ile/||/<> ABECE

( Bir dilde kullanılan yazaçların sıralanmış tüm takımı 1 Bir dilin seslerini gösteren harflerin kararlaşmış bir sıraya göre dizilmiş takımı 2 Okuma öğreneceklere harfleri ve okuma yolunu gösteren kitap Biçimsel bir dilin tüm ilkel imlerinden oluşan küme )

( ALPHABET )

( ALPHABET )

( ALPHABET )


- ALGORİTMA/ALGORITHM[İng.] değil/yerine/= AKIŞ BASAMAKLARI


- ALGORİTMA ile/||/<> ALGORİTMA[Fr. < ALGORITHME]

( Bir sorunun çözümü için sonlu sayıda adım biçiminde iyice tanımlanmış sonlu bir kurallar kümesi örn sin x değerini belirtilmiş bir duyarlıkla hesaplamak için tümüyle belirlenmiş bir aritmetiksel yordam IX yüzyılda Orta Asyada Harizm bölgesinde yaşamış matematikçi Muhammed bin Musa AlHarizminin adından gelen terim İşlemler zinciri çözüm yolu )

( ALGORITHM )

( ALGORITHME )

( ALGORITHMUS )


- ALTERNATİF | DALGALI ile/||/<> DALGALI

( elektrik Belli bir süre içinde yön değiştiren akım gerilim )

( ALTERNATIVE | ALTERNATING )

( ALTERNATIF )


- ALTERNATIVE/ALTERNATEUR[Fr. < ALTERNATIF] değil/yerine/= ALTERNATIF

( bk. seçenek @@ @@ @@Bir soru çizinliği ya da ölçekte bir soru ya da sınarı izleyen ve verilebilecek olanaklı yanıtları gösteren almaşıklardan her biri. @@ (Lat. alter = ikiden biri) : 1. İki olanak arasında zorunlu bir seçme yapma durumu. Seçenekli önermeler: İkisinden birini kabul edince öteki dışarıda kalan, geçersiz sayılan önermeler. (Ör. Bir şey ya böyledir ya şöyledir. Bir şey böyledir veya böyle değildir.) 2. Seçilmesi gereken iki yoldan; iki olanaktan biri. @@ )


- ALTILI ile/||/<> ALTILI

( Altı ikili öğeden oluşan çoklu Altı kurşun atan el yapısı toplu tabanca Laçin Eskişehir Altı dizeli dönü veya kesek )

( SEXTET )

( SEXTET | SIXAIN )


- AMAM/ADOPTION MODEL FOR ANALYTICS MATURITY[İng.] değil/yerine/= ANALITİK OLGUNLUK BENIMSEME MODELİ


- AMAZON ile/ve/<> GOOGLE ile/ve/<> FACEBOOK ile/ve/<> MICROSOFT ile/ve/<> APPLE ile/ve/<> ORACLE

( )


- AMİL | ETMEN ile/||/<> ETMEN

( Belirli bir sonucu ortaya çıkarmak için ötekileriyle birlikte ya da yalnız başına etkili olan güçler ya da koşullardan birisi 1 Birlikte ya da ayrı ayrı etkisini gösteren ve belli bir sonuca götüren güçlerden koşullardan her biri 2 Zekâ ölçümünde uygulanan iki ya da daha çok sayıda testten elde edilen sonucu belirleyen ve etkileyen böylece ayrı test puanları arasında bağlılaşma sağlayan varsayımsal özellik yetenek ya da yetenek öğelerinden biri Bir koşul ya da bir durumun oluşumuna bir sürecin gidişine etkide bulunan öğe Etki yapan devindiren itici güç etkinlik iIkesi biyoloji Isıl işlem ve yüzey işlemlerde işlemin sonuçlanmasına yardım eden öğelerden her biri 1 Faktör 2 Etken )

( FACTOR | AGENT | FACTOR, AGENT )

( FACTEUR | AGENT )

( AGENS, DAS WIRKENDE | FAKTOR )

( AGENS )


- AMQP/ADVANCED MESSAGE QUEUING PROTOCOL[İng.] değil/yerine/= İLERİ MESAJ DİZİSİ PROTOKOLÜ


- AMUDU FIKARİ ile/||/<> OMURGA

( Sırt bölgede eğe kemikleri ile etraf iskeletini taşıyan ve omurlardan meydana gelen sütün 1 Çatı iskeletinin en üst kısmındaki yatay ağaç Ağıl Eğridir Isparta 2 Çatıdaki oluklu kiremitlerden oluşan sıralar Yukarıtırtar Yalvaç Ağıl Eğridir Isparta biyoloji Hayvanların sırt bölgesinde bulunan ve eğe kemikleri ile etraf iskeletini taşıyan omurlardan oluşan sütun Omurların oluşturduğu kolon anat Omur sütunu spondilos Eski kaynaklarda oŋurga olarak geçer Az onurga oŋurga omırtka omırtka omırtka omırtka süyek omurtka Alt Tel omurtka ōrtka oŋarga ōrga sȫgü uorğa Türkçede oŋurga biçimindeki ŋ sesinin mye çevrilmesi normaldir domuz Çağdaş diyalektlerde de ŋ sesinin mye çevrildiği göze çarpıyor Diyalektlerde omurtka omırtka ōrtka gibi biçimlerde gördüğümüz t sonradan türemiştir Türkçe omuz sözüyle birleştirilmesi düşünülemez omuz )

( BACKBONE | BACKBONE, VERTEBRAL COLUMN | COLUMNA VERTEBRALIS )

( COLONNE VERTÉBRALE | VERTÉBRALE (COLONNE) )

( WIRBELSÂULE | WIRBELSÄULE )

( VERTEBRAE )


- ANA ile/||/<> ANA

( I Pullukta oku gövdeye bağlayan demir kısım Kızılca Bor Niğde II Büyük kerpiç Yeniköy Aksaray Niğde ana kayıt temel )

( MAIN | MAJOR )


- ANAÇ ile/||/<> ANA

( ana tarım I Pullukta oku gövdeye bağlayan demir kısım Kızılca Bor Niğde II Büyük kerpiç Yeniköy Aksaray Niğde ana kayıt temel )

( SUJET )


- ANAHTAR SÖZCÜK ile/||/<> ANAHTAR SÖZCÜK

( Bir kitabın ya da yazının konusunu belirlemek için kullanılan ve addan seçilen önemli sözcük )

( KEYWORD, CATCHWORD | KEYWORD )


- ANALİZÖR | ÇÖZÜMLEYİCİ ile/||/<> ÇÖZÜMLEYİCİ

( Ucaylanmış ışık elde etmek için kalsitten yapılan özel bir prizma Polarizasyon mikroskobunda bunlardan bir çift kullanılır Işık kaynağından gelen ışığı ucaylandıran prizma polarizör dır Bundan çıkıp ince kesitten geçen polarize ışığın durumunu incelemek için kullanılan ikincisine analizör denir Polarizör ve analizörün asıl titreşim yüzeylerinin birbirlerine dik oldukları durumlarda analizörden hiç ışık geçmez Bu durumda nikoller çaprazdır kimya Bir olay yapı ya da dizgeyi çözümlemede kullanılan aygıt Süre genlik vb bir ya da daha fazla işaretin dağılım fonksiyonunu belirlemeye yarayan düzen )

( NICOL PRISM | ANALYZER | ANALYZER / ANALIZÖR )

( PRISME DE NICOL | ANALYSEUR )

( NIKOLISCHE PRISMENT | ANALYSATOR )


- ANALOG-DIGITAL CONVERTER[İng.] / CONVERTISSEUR ANALOGIQUE-NUMÉRIQUE[Fr.] / ANALOG-DIGITAL-UMSETZER[Alm.] ile/değil/yerine/= ANALOG-SAYISAL DÖNÜŞTÜRÜCÜ


- ANALOG ile DİJİTAL

( Sürekli değişen ve kesintisiz bir sinyal kullanır.[eski tip radyo dalgaları gibi] İLE Kesikli ve belirli aralıklarla değişen sinyaller kullanır.[bilgisayar verileri] )

( ANALOGUE vs. DIGITAL )


- ANAMORFOZ | SIKIŞTIRMA ile/||/<> SIKIŞTIRMA ile/||/<> SIKIŞTIRMAK

( Sinema 1 Bir merceğin kapsadığı alanın film boyu değişmediği halde artırılmasını sağlayan optik işlem 2 Sıkıştırmaca dayanan geniş görüntülük işlemlerinde konunun iki yandan basıklaştırılmış olarak filme görüntü vermesi Bir yarışçıyı türlü biçimde sıkıştırarak yarışlık kıyısına atma yasak davranışlardandır 1 mekanik Yapısındaki tanecikleri sıkılaştırarak bir özdeği daha küçük oyluma dönüştüren etki 2 metalbilim Katılaşma sırasında gaz kabarcıklarının çıkmasını köpürme önleyerek yürütülen çelik külçeler elde etme yöntemi 3 otomobil İki zamanlı motorlarda çevrimin birinci dört zamanlılarda ise ikinci evresi sıkı 1 Merkez bankasının paranın değerini artırmak amacıyla para sunumunu daraltması 2 Piyasalarda sunumun yeterli olmadığı durumda istem fazlasının yüksek fiyatlarla dengelendiği durum 3 Maliyetlerdeki artışların tüketiciye yansıtılamadığı ve dolayısıyla kârların azaldığı durum )

( 1. ANAMORPHOSIS, ANAMORPHIC PROCESS, 2. SQUEEZE, COMPRESSION, IMAGE COMPRESSION, ANA-MORPHIC COMPRESSION, HORIZONTAL COMPRESSION | COMPRESSION | SQUEEZE | COMPACTION | ZIP | COMPRESS | PACK )

( 1. ANAMORPHOSE, 2. COMPRESS/ON | TASSAGE | COMPRESSION )

( 1. ANAMORPHOSE, 2. KOMPRESSION )


- ANDROID[Fr./İng.] ile IOS

( )

( İnsan biçiminde otomat. | Telefon işletim düzeneği. İLE Apple telefon işletim düzeneği. )


- ANİMASYON | CANLANDIRMA ile/||/<> CANLANDIRMA ile/||/<> CANLANDIRMAK

( Sinema Tek tek resimleri ya da devinimsiz nesneleri gösterim sırasında devinim duygusu verebilecek biçimde düzenlemek ve filme aktarmak işi Her şeyi gözönünde imiş gibi gösteren canlı bir anlatış canlandırma politikası Durmuş olan kalbi ve solunumu yeniden çalıştırmak için yapılan tıbbi uygulamalar kardiyopulmoner resüsitasyon )

( ANIMATION | RESUSCITATION | ANIMATE )

( ANIMATION | HYPOTYPOSE | RÉSURRECTION )

( ANIMATION, FIGÜRLICHER TRICK | WIEDERBELEBUNG )


- ANKET ile/||/<> SORUŞTURU

( soruşturu Konuyla ilgili bilgilerin özgün yazılı sorular yoluyla ve bir mülakatçı aracılığıyla kişilerden elde edilmesi esasına dayalı bir veri toplama biçimi )

( POLL | QUESTIONNAIRE )

( ENQUÊTE )


- ANKOŞ | ÇENTİK ile/||/<> ÇENTİK

( Sinema Basım sırasında basım aygıtının diyaframını belirli bir açıklığa getirecek düzeni işletmek üzere filmin kenarına açılan oyuk Çarpı deneyi için metal örneklerin üzerine belirli boyda açılan girinti )

( NOTCH, NICK | NOTCH )

( ENCOCHE | ENTAILLE )

( KERBE )


- ANMA ile/||/<> ANMA

( Bilgi erişimde erişilen anlamlı belge sayısının derlemde bulunan toplam anlamlı belge sayısına oranı Daha önce öğrenilenin ya da yaşananın bilince çıkması ya da davranışta yerini alacak biçimde kendini ortaya koyması Bir sözedilen dil deyiminin dile getirdiği nesneden değil kendisinden sözetmek için bu deyimin sözeden dildeki bir adını kullanma Böyle bir ad deyimin kendisinden oluşabildiği gibi sözeden dilin özel bir deyiminden de oluşabilir Krş anma imleri kendini adlandırma kullanma Örn yes iki harfli değildir önermesinin tek tırnak içindeki ilk sözcüğü sözedilen dilin İngilizcenin anılan bir deyimidir )

( RECALL | REMEMBER | MENTION )

( FACTEUR D'UTILITÉ, TAUX DE COUPS | MENTION )

( ERWAEHNUNG )


- ANN/ARTIFICIAL NEURAL NETWORK[İng.] değil/yerine/= YAPAY SİNİR AĞI


- ANONYME/ASSOCIÉ/SOCIÉTÉ/COMMUNAUTÉ/COLLECTIVISME[Fr.] değil/yerine/= COMMUNITY/COLLECTIVISM[İng.] değil/yerine/= GEMEINSCHAFT[Alm.] değil/yerine/= ORTAK

( Bir tiyatro topluluğunda sermayesi olan kişi ya da oyuncu. Bu terim ilk kez (İngiltere'de) Elizabeth dönemi oyuncularınca kullanılmıştır. @@ Yeniçeri ocağından emekli olan kimse. @@ Bir ortaklığın pay belgiti iyesi olan kişi. @@ Şirket sermayesine katılan kişi. @@ @@ Eskiden aynı erkeğe varan kadınlara da ortak (veya kuma) adı verilirdi. ~ Az ortag 'birlikte görülen işin, özellikle de alışverişin iştirakçılarından her biri'. -Tkm ortak (ve ortaklık) 'birden çok kimseyi ilgilendiren'. -Nog ortak 'birden çok kimseyi ilgilendiren, birden çok kimsenin malı olan; birlikte, ortaklaşa'. -Krg ortok. 1. 'arkadaş'; 2. 'ortak olarak kullanılan'. -Kklp ortak 'birden çok kimseyi ilgilendiren; ortaklaşa'. -Kzk ortak. -Alt, Tel ortok 'birlik, ortaklık'. -TatK urtak 'ortak olarak kullanılan, yarı yarıya, ortak'. Tatarlar urtak yerine urtaş 'yarı yarıya, birlikte' biçimini de kullanırlar. Uygurcada ortuk olarak kullanıldığı anlaşılıyor. Buna karşılık Orta Türkçede ortak 'ortak' olarak geçer. Eski Kıpçakçada da ortak olarak saklanmıştır. Türkçe ortu (> orta) sözünden -k ekiyle yapılmış bir türev olduğu anlaşılıyor. Yalnız, normal olarak küçültme değerinde kullanılan ekin rolü özel olarak açıklanmaya değer. bk. Clauson. Sevortyan da bu yolda bir değerlendirme yapmıştır. Farsça ve Moğolcaya geçtiği gibi Balkan dillerinde de yaygın olarak kullanılır. )


- ANTEN[Fr. < ANTENNE] ile/ve UYDU ALICISI

( Boşluktaki elektromanyetik dalgaları alan, yayınlayan iletken araç. )


- ANTİLOGARİTMA | ÜSTEL ile/||/<> ÜSTEL

( Bir x sayısı ve a tabanı için a tabanına göre tersüsteli x sayısına eşit olan sayı Simgesi Bir sayının çeşitli düzeydeki katları matematik )

( ANTILOGARITHM | EXPONENTIAL )

( ANTILOGARITHME | EXPONENTIEL )

( ANTILOGRATIHMUS, NUMERUS )


- ANTRAKT | ARA ile/||/<> ARA

( Sinema Sinemalarda gösterim başlarında ya da ortalarında verilen ara iki kılıçoyuncusu arasında bulunması gereken en elverişli açıklık Bir ayaktopu oyununun 45er dakikalık iki dönemi arasında oyunculara verilen 15 dakikalık dinlenme süresi Takımların oyun arasında aldıkları birer dakikalık dinlenme ve yönelge alma süresi Bir takım bütün bir oyun süresince ancak dört ara alabilir Bu ara dakikaları oyun süresinin dışında kalır Bir oyunda dinlenme süresi Toplu cimnastik dizilmelerinde sıradakilerin birbirlerinden yanlamasına olan uzaklıkları Bir görüşmede yanıtlayıcının yorulduğu ya da ilgisinin dağıldığı durumlarda uyanıklığı sağlamak üzere sorulamayı geçici olarak durdurma ya da çeşitlendirme yoğulum İki odayı bağlıyan koridor Kandilli Bozüyük Bilecik aralık Tiyatro gösterisi sırasında seyircilerin dinlenmesi için verilen ara orta )

( INTERVAL, (ABD) INTERMISSION | DISTANCE | HALF-TIME | TIME-OUT | INTERVAL | INTERVAL | PAUSE | INTERVAL, INTERMISSION )

( ENTR'ACTE | DISTANCE | INTERVALLE | ENTRACTE )

( PAUSE | ZWISCHENRAUM )


- ANTRENMAN | ÇALIŞMA | ÇALIŞMA ile/||/<> ÇALIŞMA ile/||/<> ÇALIŞMAK

( Sinema TV Belirli bir düzenin belirli bir güçle işletilmesine dayanan araçlarda bu düzenin devinime geçmesi Oyuncuların ayaktopu oyununda gerekli olan kıvamı elde etmek ve korumak için gövdeleriyle ya da topla yaptıkları devinimler Bünyesindeki suyun azalması ya da çoğalması sonucu ağacın biçim ve boyutlarının değişmesi Emekçinin düşünsel veya bedensel gücünü bir mal veya hizmet üretim sürecinde kullanması emek Çalışmanın yapısı yapılan ölçümlerin seçimi ve onların sıklıkları dâhil verilerin toplanması olarak özetlenebilen bir çalışma tasarımının istatistiksel yönü )

( DRIVE, MOTION, MOVEMENT | TRAINING | WORKING, PRODUCTIVE WORK | RUN | WORK | STUDY )

( MARCHE )

( ANTRIEB | TRAINING | ARBEITEN DES HOLZES )


- ANTROPOZOİK[Fr.] ile/ve/||/<> ANTROPOTEKNİK[Fr.]

( İnsanın belirmesi ve yaygınlaşmasını niteleyen dönem. İLE/VE/||/<> Bir ya da daha çok işlemcinin çalıştığı kumanda ve yönlendirme düzenlerinde insanla makine arasında kurulabilecek en iyi dengeyi sağlamayı amaçlayan bilim. )


- AOI/AREA OF INTEREST[İng.] değil/yerine/= İLGİ ALANI


- APDEYT(UPDATE) ETMEK değil GÜNCELLEMEK


- API/APPLICATION PROGRAMMING INTERFACE[İng.] değil/yerine/= ARAYÜZ UYGULAMA PROGRAMI


- API ile API

( Amerikan Petrol Enstitüsü[American Petroleum Institute] İLE Uygulama Programlama Arayüzü[Application Programming Interface] )


- APLİKASYON/APPLICATION[İng.] ile/||/<> APLİKATÖR/APPLICATOR[İng.]

( Uygulama. | Bir kumaş üzerine başka bir kumaş parçası ya da bir dantel dikilerek yapılan süs. | Eldeki haritaya göre arazi üzerinde bir parseli kazıklarla belirtme. İLE/||/<> Uygulayıcı. )


- APOSIOPÈSE OU RÉTICENCE/CONCOURANT[Fr.] değil/yerine/= KESIŞIM

( 1. E kümesinin A, ,B altkümeleri için, (...)kümesi. Simgesi : (...)Anlamdaş. arakesit. 2. E kümesinin altkümelerinden oluşan bir (...)takımı için, (...)kümesi. Simgesi :Anlamdaş. Ara kesit. @@ (…) Anl. ara kesit. @@ (...) @@ )


- APP/EPLİKEYŞIN/APPLICATION[İng.] değil/yerine/= UYGULAMA


- APRE | DÜZGÜN ile/||/<> DÜZGÜN

( dokumacılık dericilik boyacılık 1 Düzgünleme sırasında kullanılan özdeklere verilen ad 2 Dokumaya sertlik vermek için kullanılan özdek Eşit aralıklı tekrarlamadan doğan taylam taylam matematik )

( SMOOTH )

( APRE | RYTHME RÉGULIER, ÉGAL OU UNIFORME | RÉGULIER )


- APU/AUXILIARY POWER UNIT[İng.] değil/yerine/= YARDIMCI GÜÇ ÜNİTESİ


- AR/AUGMENTED REALITY[İng.] değil/yerine/= ARTIRILMIŞ GERÇEKLİK


- AR ile/ve/||/<>/> VR ile/ve/||/<>/> MR

( Açıklamalarını burayı tıklayarak izleyebilirsiniz... )


- ARAMA ile/||/<> ARAMAK

( Bir öğeler kümesinin belirtilen bir özelliği taşıyan bir ya da birden çok öğenin bulunması amacıyla incelenmesi çağırmak )

( SEARCH, SEEK | SEARCH | SEEK )

( RECHERCHE )


- ARAPÇA'DA:
GÖZ ile/ve/||/<> KÖR

( )

( Bir noktanın eksikliği, gözü kör eder. )


- ARMA ile/||/<> ARMA[İt. < ARMA]

( Bir devletin bir soyun ya da bir kentin simgesi olarak bilinen im ikinci ad İtal Venedik arma rigging )

( BLAZON )

( BLASON )

( WAPPEN (SCHILD) )

( ARMA )


- ARPANET ile/ve/||/<>/> MILNET ile/ve/||/<>/> NSFNET ile/ve/||/<>/> INTERNET


- ARŞİV | BELGELİK ile/||/<> BELGELİK

( Sinema TV Filmlerin gereğinde çeşitli işlerde kullanılmak üzere belge olarak saklandığı yer Belgelerin ya da bunların mikrofiş mikrofilm ortamındaki kopyalarının saklandığı örgüt Belgelerin saklandığı yer Ferman berat mektup evrak vb yazılı belgelerin saklandığı yer Tarihsel belgelerle devlete ilişkin belgelerin korunduğu yer dosyaların saklandığı oda belgelik )

( FILM ARCHIVE, STOCK SHOT LIBRARY, LIBRARY OF STOCK SHOT | ARCHIVE | ARCHIVES | RECORDS )

( ARCHIVE (CINÉMATOGRAPHIQUE) | ARCHIVE | ARCHIVES )

( ARCHIV, FILMARCHIV | ARCHIV, URKUNDENHAUS )


- ARTIKLIK ile/||/<> EŞLİK İKİLİ

( Bir verinin doğruluğunun korunup korunmadığını sınama olanağı veren gereksiz olmakla birlikte veriyle tümleşmiş biçimde kullanılmak üzere eklenmiş veri öğesi eşlik ikili sağlama sayısı eşlik damgası artıklık )

( REDUNDANCY )

( REDONDANCE )


- ARTIRMA ile/||/<> ARTIRMAK

( Alıcıları ve satıcıları yarıştırarak satılacak malın değerini yükseltme ve alınacak malın değerini düşürme artım )

( BIDDING | INCREASE )


- AŞARİ | ONLU ile/||/<> ONLU

( 1 On tabanına dayalı olan 2 Onlu sayı dizgesine göre yazılmış 3 Onlu üleşke On dizeli dönü veya kesek On tabanına göre ifade edilmiş sayı Örneğin 275 2 102 7 101 5 10 200 70 5 ondalık )

( DECIMAL | DECIMAL NUMBER )

( DÉCIMALE | DIZAIN )

( DEZIMALE | DEZIMALBRUCH )

( DECIMCDIS )


- ASCII ile/değil/yerine/> ANSI ile/değil/yerine/> ISO-8859-1 ile/değil/yerine/> Unicode UTF-8

( Başlangıçta. İLE/DEĞİL/YERİNE/> Windows'ta. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/> HTML4'te. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/> HTML5'te. )


- ASDIC ile SONAR


- ASKI ile/||/<> ASKI

( Sinema Kurgu odasında üzerine film parçalarının asıldığı sıra çengeller Saz ozanları arasında yapılan yarışmada üstün gelene verilmek üzere duvara asılan tabanca kumaş vb ödüller I Kahvehanelerde kahve çay gazoz ve benzerlerini dağıtmakta kullanılan üst kısmındaki halkadan tutularak taşınan tepsi Yalvaç Senirkent Isparta II Üzerine lamba konan tahta lambalık Ballık İnönü Eskişehir III 1 Yayın kiraz ya da ardıçtan yapılan esnek kısmı Yalvaç Isparta 2 Hallaçtaki esnek eğri çubuk Bor Niğde 3 S harfi biçimindeki demir elbise asacağı Kandilli Bozüyük Bilecik Halk edebiyatı terimi Saz şâirleri arasında yapılan deyiş yarışında üstün gelene verilmek üzere duvara asılan tabanca kumaş gibi ödül ipek böceği tarım Her iki ucundan palangalar yoluyla yukarı çekilip aşağı indirilebilen ve üzerlerine pano ya da ışıldak asmaya yarayan demir boru ya da çubuk Yunak ya da sıvı ortamlı fırınlarda işleme sokulacak çeşitli parçaların asıldığı araç )

( CUT-OUT HANGER, EDITING RACK, RACK (FOR EDITING), CUTS RACK | HANGING IRON | RACK )

( SUPPORT DE FILM COUPÉ POUR MONTAGE, CHUTIER | CABANE | CROCHET )

( GALGEN | HAKEN | RAHMEN; ZAHNSTANGE )


- ASKIYA ALMAK ile/||/<> ASKIYA ALMAK

( Mimarlık Alt bölümlerinin onarılması gereken bir yapının üst bölümlerini alttan ağaç ayaklarla yerinde tutturma işi )

( TO PROP UP | SUSPEND )

( ÉTAYER, POSER DES ÉTAIS )

( STÜTZEN )


- .asp(x) ile/yerine .php

( Windows sunucularda. İLE/YERİNE Linux sunucularda. )


- ASSOSİYASYON | BİRLEŞME ile/||/<> BİRLEŞME ile/||/<> BİRLEŞMEK

( 1 Atom molekül ya da kimi özdeklerini görece güçsüz kimyasal bağlar ile geçici olarak daha karmaşık atom molekül ya da özdekler oluşturması 2 Belirli işlevlerin arasında bağlantı kurulması Yeni ve daha etkin bir yerel yönetim birimi oluşturmak için bir kentin bir başka kenti ya da kasabayı içine alması ya da iki ve daha çok sayıdaki kentin bir araya gelmesi kimya İki ya da daha çok öğenin bir bileşik vermek üzere birbiriyle kimyasal tepkimeye girmesi anlamdaş kavuşma karşılık konjugasyon cum beraber jugere boyunduruk takmak Birgözeli organizmaların ya da gametlerin geçici ya da devamlı olarak bir araya gelmesi astronomi kimya kimya kimyada kaynaşmak İki ya da daha çok ortaklığın bir araya gelmesi birleşerek bir ortaklık kurmaları İki firma ya da şirketin hukuki varlıklarını sona erdirerek yeni yasal unvan altında bir araya gelmeleri sonucu her türlü varlık ve yükümlülüklerin yeni oluşturulan firmaya devredilmesi ya da bu iki firmadan birinin diğerine katılması Bir hücreli organizmaların ya da gametlerinin geçici olarak ya da devamlı olarak bir araya gelmesi Konjugasyon )

( ASSOCIATION | AMALGAMATION | CONJUGATION | FUSION, MERGING, AMALGAMATION | MERGER, AMALGAMATION, ABSORBATION, FUSION | CONJUNCTION )

( ASSOCIATION | REGROUPEMENT DES COMMUNES, REMEMBEMENT DES COMMUNES) | COMBINAISON | CONJUGAISON | SYZYGIE | UNION | UNIR | FUSIONNEMENT )

( ASSOZIATION | CONJUGATION | KONJUGATION )

( CUM,JUGERE | CUM: BERABER; JUGARE: BOYUNDURUK TAKMAK )


- ATAMA ile/||/<> ATAMAK

( ASSIGNMENT | DESIGNATION | ASSIGN )


- ATMA ile/||/<> ATMAK

( Pantalonun ön kesiminde bulunan ve kemer görevi gören küçük atkı Tokat )

( DISCARD )


- ATOMİZASYON | ENJEKSİYON, PÜLVERİZASYON | PÜSKÜRTME ile/||/<> PÜSKÜRTME ile/||/<> PÜSKÜRTMEK

( Resim Bir püskürtücü ile suluboya püskürterek ara değerlerde yüzeyler elde etme tekniği bu teknikle yapılmış resim Sıvıları bir memeden püskürterek çok küçük tanelere bölüp sis benzeri bir fiziksel duruma geçirme 1 genel uygulayım tozalama 2 mekanik Motorlarda belli oranda hava ile karıştırılmış yakıtın yanma odalarına basınçla gönderilmesi olayı metal püskürtme )

( ATOMISATION, PULVERIS ATION | FUEL INJECTION | SPRAYING | SPRAY )

( ATOMISATION, PULVÉRISATION | PULVÉRISATION | ARROSAGE )

( ZERSTÄUBUNG | ABSPRITZEN )


- AYAKKABI / KALOŞ[Yun.]/GALOŞ

( Sağlık kurumları, müzeler vb. yerlerde özel bölümlere girerken ayakkabıya geçirilen ince ve şeffaf kılıf. | Tabanı tahtadan yapılmış deri ayakkabı. )


- AYARLAMA ile UYARLAMA


- AYRIK DÜZENLER/SİSTEMLER ile/ve/||/<>/> SÜREKLİ DÜZENLER/SİSTEMLER


- AYRIK ile/||/<> AYRIK

( Çocukların kuş avlamakta kullandıkları sapanın çatal bölümü İnönü Eskişehir )

( DISCRETE )


- AYRIŞTIRMAK ile/değil AYIRMAK

( Kişiler/topluluk arasında. @@ Nesneler, veri ya da kavramlar arasında. )


- AZA ile/||/<> ÜYE

( Özdeş bir oluşumun içinde bulunan altında ve üstünde kendi kayaç özellikleriyle ayrılarak oluşumun bir parçası olan kayaç katman birimi Biçim ruhbilimi Herhangi bir bütün içinde belirli bir görevi ve yeri olan parça 1 gibi sıralanmış bir nli dizgenin k ıncı üyesi ak nesnesidir Krş birinci üye ikinci üye 2 Bir dizinin k ıncı üyesi bu diziyi oluşturan izergenin k sıral sayısı için değeridir dizisinin k ıncı üyesi nesnesidir Dizge yan Bir söylemin meydana getirdiği bütünün birlik diye alınan bir parçası Koy Kaça uya 1 eklem 2 kuşak nesil üye 1 eklem oynak yeri boğum birleşim bağlantı 2 tabaka katman 3 çağ dönem 4 kuşak nesil Arapça kökenli uzuv ç aza ve Latin kökenli Fransızca organe karşılığında dil inkılabının ilk yıllarından başlayarak kullandığımız üye düşündürücü bir örnektir Bu karşılığın organlar vücut parçaları anlamının yanında herhangi bir topluluğu oluşturan bireylerden her biri aza olarak kullanıldığını biliyoruz Başlangıçta üye aza meclis azası olarak Fransızca membre karşılığında önerilmişti Uzuv olarak ise Fransızca organe örneğine dayanılarak örgen ve örge karşılıkları düşünülmüştü Ne var ki örgen ve örge uzun yaşamadı Osmanlıcadan Türkçeye Söz Karşılıkları Tarama Dergisi adlı sözlükte Arapça uzv olarak üyenin yanında öğe karşılığı da verilmişti Ayrıca öğe üğe öye üye biçimleri de vücudun uzuv ve mafsal gibi kısımları olarak yer almıştı Ancak Tarama Dergisini süzgeçten geçiren Cep Kılavuzu çalışma kolu öğe üğe öye biçimlerini göz ardı ederek Cep Kılavuzuna yalnız üye karşılığını uzuv organ aza olarak almıştı Cep Kılavuzu Çalışma Kolunun kılavuzda Türkçe köklerden geldiği sanılan karşılıklara yer verirken üye sözünün Türkçe olduğunu düşündükleri anlaşılıyor Bu sözün Wilhelm Radloffun anıtsal sözlüğünden alındığı anlaşılıyor Radloff Tarançi diyalektinde vücudun uzuv ve mafsal kısımlarına öğe üğe öye üye adının verildiğini bildirmişti Altay diyalektlerinde ise üye aza uzuv olarak yaygınlık kazanmıştır Diyalektlerde üye biçiminin yanında öye öğe üğe yan biçimlerinin kullanılması normaldir Türkçede söz içindeki ylerin ara sıra ğye çevrildiğini biliyoruz Örn binek hayvanlarının sırtına konulan oturmaya yarayan nesneye verdiğimiz eyer adı son yıllara değin eğer olarak yazılıyordu Eski Türkçede eder biçiminde geçen bu adın dilimizde eyer diye yazılması ve söylenmesi gerekiyordu Ana Türkçe ve Eski Türkçe dlerin dilimizde yye çevrildiğini biliyoruz Bu sözün yazımı sonradan eyer biçimine dönüştü Bu açıklamalardan sonra üye sözünün sanıldığı gibi Türk kökünden gelmediği anlaşılıyor Kâşgarlı Mahmudun anıtsal sözlüğünde üye sözünün geçmemesi düşündürücüdür Daha sonraki Türkçe Kıpçakça sözlüklerde de üyeye rastlanmaması ilginçtir Çağdaş diyalektlerimizin küçük bir bölümünde saklanmış olan bu sözün dilimizin eski bir ögesi olmadığı anlaşılıyor Üyenin kullanıldığı diyalektlerde Moğolca alıntıların büyük bir yer tuttuğunu görüyoruz Bu açıdan Moğolcada uzuv organ eklem nesil anlamındaki üyenin Türkçede bir alıntı olduğu gerçektir Räsänen önce Türk diyalektlerinde kullanılan verileri Moğolca üye ile karşılaştırmış LTS 134 sonra da étymologique sözlüğünde üyeyi Moğolca bir alıntı olarak göstermiştir Rassadin de Zaimstvovanija 68 Yakutçadaki üye ömür insan yaşamı süre zaman yüzyıl sözünün Moğolcadan geçtiğini bildirmiştir )

( MEMBER | MEMFAER | CO-ORDINATE )

( MEMBRE | NEMBRE )

( GLIED )

( ÜYE )


- ÂZAMİ İRTİFÂ ile/||/<> DORUK

( Bir kemer yapısının en yüksek kesimi Bir oyunun geriliminde en üst keskin nokta Bir dağın en yüksek yeri İşlev değerinin en büyük değişkene göre türevin sıfır olduğu Bir işlevin belirli bir noktada yakınlarına göre en büyük değerini aldığı nokta işlevin dorukta türevi sıfır olur coğrafya coğrafya İktisadi çevrimdeki genişlemenin en üst noktaya ulaşması diğer bir ifadeyle genişlemeden tekrar daralmaya geçişi gösteren dönüş noktası dip Sesin keskinliği yeğinliği duyulurluğu en yüksek olan kısmı bir hecenin vurgusu tonu ötümlülüğü TEK DORUKLU à sommet unique veya ÇİFTE DORUKLU à double sommet olabilir doruk Yerel ağızlarda doğruk biçimi de kullanılır Eski kaynaklarda doruk toruk yanında toru ve tora olarak da geçer Kökünü bilmiyoruz )

( STRUCTURAL HIGH, CULMINATION | CLIMAX | SUMMITS | MAXIMUM | PEAK )

( ZONE DE SURÉLEVATION | SOMMET | MAXIMUM | CIME | CRÊTE )

( KULMINATION, AUFWÖLBUNG | HÖHEPUNKT | GIPFEL | MAXIMUM | HÖHEPUKT )


- BAB | BÂB ile/||/<> KAPI ile/||/<> GÜMRÜK KAPISI

( gümrük kapısı Genel olarak yüksek düzeydeki hükümet dairesi Şeyhülislam Kapısı Serasker Kapısı biyoloji Bir ülkenin gümrük yasaları uyarınca mal ve yolcu giriş ve çıkışlarına izin verilmiş yerler a gümrük yolları Kara hava ve denizyolu ile ülkeye girecek veya ülkeden çıkacak yolcular ile eşyanın giriş ve çıkışlarının yapılması için belirlenen yerler Az gapı gapı kapı kapı Eski çağlardan başlayarak kullanılır kapığ Orta Türkçede kapuğ olarak geçer Eski Kıpçakçada kapu biçimi kullanılır Türkçe kap kapa kökünden geldiği açıktır Gabain AG 70 109 Brockelmann OGM 48 Ligeti MNy 63 431 MongStud 296298 Kononov GrJaTRP 106 3 Muhamedovanın Türkmence gap kökünü yap köküyle birleştirmesi yanlıştır Tİ 1976 156 Kıpçak diyalektlerinde kapka biçimi kullanılır kapka kåpka kapka Macarca kapu biçimi eski bir Türk dilinden kalma alıntıdır Gombocz BTLw 110 Ligeti MNy 30 200208 TörK 7778 256257 TESz 2 367 Doerferin Macarca kapu biçiminin Eski Osmanlıcadan geldiği yolundaki görüşü yanlıştır TMEN 1422 Farsça Tacikçe gibi komşu dillere de geçmiştir Doerfer TMEN 1422 TLT 427 Türkçe kapı kapu Balkan dillerinde de kullanılır kapìja Srp kàpija Rum căpie BER 2 220 Škaljić Turc 393 Skok EtRj 2 41 Türkçe kapının yerine diyalektlerde eşik sözü geçmiştir eşik Tuvaca xālga kapı Sagayca kālka die Tür in Märchen gibi biçimler Moğolcadan alınmıştır Doerfer TMEN 313 )

( GATE | PORT )

( PORTE )

( CĂPIE / căpie )

( GAPI[Az.]~GAPI[Tkm.]~KAPI[Nog.]~KAPI[Kklp.]~KÅPKA[Bşk.]~KAPKA[Krg.] )


- BAĞ TEŞKİLİ | İLTİHAK | BAĞLANMA ile/||/<> BAĞLANMA

( Hastanın kendisini sağaltmaya çalışan ruh hekimine karşı aşırı duygusal bağımlılık geliştirmesi Atom ya da atom kümelerinin bağımsız moleküller oluşturmak üzere birbirileriyle bağ yapmaları Bir kümenin bir topluluğun üyesi olma ya da davranış düzgülerini benimseme ayrılma Öğecikler arasında nicem yasalarına göre devinen eksiciklerin durularına dayalı kimyasal kuvvetler oluşması Virüs çoğalma döngüsünün ilk adımı virüsün hedef hücreye tutunduğu aşama )

( ANACLISIS | BONDING | AFFILIATION | LINKAGE | ATTACHMENT | RAPPORT )

( LIAISLON | COALESCENCE )

( BINDUNG | SCHMELZUNG )

( COMBINER (SE )

( ATTACCAMENTO )

( ΠΡΟΣΚΌΛΛΗΣΗ / προσκόλληση )


- BAĞIMSIZ ile/||/<> BAĞIMSIZ

( tek başına )

( INDEPENDENT | CONTEXT-FREE )


- BAĞIMSIZ/LIK ile/ve/||/<> TAM/LIK ile/ve/||/<> TUTARLI/LIK

( INDEPENDENT vs./and/||/<> COMPLETE vs./and/||/<> CONSISTANT )


- KNOTENPUNKTTRANSISTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= BAĞLANTI NOKTASI TRANSİSTÖRÜ


- BAKİYE | KALAN ile/||/<> KALAN

( matematik Bölme algoritmasındaki r sayısının adı )

( REMAINDER )

( RESTE )

( REST )


- BAKMA ile/||/<> BAKMAK

( başvurmak bakma )

( LOOKUP )


- BAKTERİ/YAL ile VİRÜS/VİRAL

( Virüsten farklı, yaklaşık 0,4-1,5 μm boyutunda, sert bir hücre duvarı ile hücre zarı ve sitoplazmaya sahip, çekirdek zarları olmadığından dolayı, DNA ve RNA'ları sitoplazma içinde bulunan, Enterobacteria sınıfından bir mikroorganizma. İLE Bakteri öldürücü madde. İLE Canlı hücrelerde yaşayan, metabolizmaları bulunmayan, oksijen kullanılmayan, makromoleküller oluşturmayan, büyümeyen ya da ölmeyen fakat sadece canlı hücrelerde üreyen, biçimleri bakterilerininkilere benzeyen, çoğu hastalığa yol açan, ancak elektron mikroskobunda belirlenebilecek kadar küçük olan, protein ve nükleik asitlerden oluşan, enfeksiyon yapan nesne. )

( Bazı FaRkLaR'ını daha okumak için burayı tıklayınız... )

( Canlıdır. İLE Canlı değildir[ölü de değildir].["Uygun koşullarda canlanabilen" bir varolandır.]

Bakteri, "fare" ise. İLE Virüs, "yumurta" gibidir.

Fare canlıdır. Yumurta canlı değildir. Ama döllenmişse, uygun sıcaklıkta, uygun sürede bekletilirse civcive dönüşür, yani bir canlı olur.

Yine fareye, yani bakteriye dönelim:
Fare, fare zehri ile öldürülebilir. İşte bu "antibiyotik"tir.

Fareye, fare zehiri verirsek ölür. Ama yumurtanın üstüne istediğimiz kadar fare zehiri dökelim, yumurtaya hiçbir şey olmaz; sadece çevreye zehir saçmış oluruz. Yani antibiyotikler, virüslere etki etmez; sadece bize yardım eden, bağışıklık sistemimizi güçlendiren yararlı bakterilerimizi öldürmüş oluruz.

Fareyi bir kutuya kapatıp aç-susuz bırakırsak ölür. İLE Yumurtayı bir kutuya kapatsak haftalarca bozulmadan durabilir.

Yani eğer bağışıklık sistemimiz güçlüyse belirli bir süre sonra bakteriler kendiliğinden ölecektir. Ama virüsler, her şeyin içinde ya da üzerinde, çok uzun süre bozulmadan yumurta gibi bekleyebilir ve gövdemize girdiği andan itibaren 4-14 gün içinde canlanır.

Bir diş macunu reklamını anımsayalım:
İki kap sirke içine iki yumurta koyuyorlardı, birini şu marka macunla fırçalıyorlardı, öteki yumurta eriyordu ama öteki macunla fırçalanan yumurta sağlamdı.

İşte o deneydeki sirke, yumurtanın kabuğundaki kalsiyumu çözündürüyordu. Elimizdeki virüsün kabuğunu çözündürebilen şey sirke değil "sabun"dur. Sabun, virüsün kabuğunu eritir. Kabuğu eriyen virüs, ölür. Sabunun, kabuğu eritebilmesi için en az bir dakika, kabukla temas etmesi gerekiyor. Süreyi anlamak için elimizi sabunlarken, iki kere "Dandini dandini dasdana" şarkısını söyleyelim. Süre bu kadar. Sıvı sabunlarda süre uzuyor. Daha iyisi, katı sabun.

Alkol de virüsün kabuğunu çözündürüyor ama sabundan farklı olarak; o boş kabuktan kurtulamıyoruz, elimize yapışık durumda kalır. Evet, artık zararsız ama yine de elimizde virüs kabuklarıyla dolaşmak istemeyiz. Örneğin, dışarıda alkolle elimizdeki virüsü öldürdük, ilk fırsatta yine sabunlamalıyız ki, su, kabukları da alıp götürsün. )

( )


- BAN/BODY AREA NETWORK değil/yerine/= GÖVDE ALAN AĞLARI


- BANT, FREKANS BANDI | MINTIKA | NESİL | BANT | MINTAKA | ŞERİT | BANDE[Fr. < BANDE] ile/||/<> BANT ile/||/<> KUŞAK

( kuşak Sinema 1 Boş film yapımında kullanılan üzeri duyarkatla örtülü çok geniş bir tabandan film boylarına göre istenilen ende kesilmiş parçalardan her biri 2 Bir filmin boşfilmden dolu filme kadarki bütün çeşitlerini anlatır genel terim 3 Henüz birleştirilmemiş ses ve görüntü taşıyan filmler 4 Kötü anlamda Dikkate değer hiç bir özellik taşımayan sıradan sinema yapıtı TV Televizyon yayınlarına ayrılan metrik ve desimetrik çok kısa elektromıknatıs dalga uzunluklarını kapsayan dalgaların bölündükleri yinelenim aralıkları Yeryüzünde ya da herhangi bir gökcisminde belli koşulları sağlayan bölge Zaman kuşakları iklim kuşakları vb Aba güreşinde bele bağlanan ve ancak buradan tutulması gereken yün kuşak Kristalin üzerindeki bir kenara koşut bütün yüzeylerin tümü Bir toparı kesen iki koşut düzlemin topar üzerinde belirlediği topar parçası Anlamdaş toparsal kuşak döl döl generatio generare doğurmak 1 Genellikle Aşağı yukarı aynı yıllarda doğmuş olup aynı çağın koşullarını dolayısıyle birbirine benzer sıkıntıları yazgıları yaşamış benzer ödevlerle yükümlü olmuş kişilerin topluluğu 2 Tarih felsefesinde ve kültür tarihinde Yeni bir anlayışta yeni bir yaşama duygusunda yeni biçimlerde birleşen eskiden belirgin çizgilerle ayrılan kişilerin topluluğu Düveni oluşturan iki tahtayı birbirine bağlayan ön ve arka ağaçlar Akçaşar Yalvaç Isparta Meyvebükü Güdül Yurtbeyi Çankaya Ankara Beyağıl Ulukışla Niğde Bir izgenin iki sıklık değeri arasında kalan ışınım bölgesi biyoloji coğrafya Az gurşag guşak Orta Türkçede kurşağ olarak geçer Türkçede kurşak yanında kur adı da geçer Kıpçakçada kur bel bağı olarak kullanılır Türkçe kur bel bağı adı uçkur biçiminde de geçer Bu biçim iç kur adından gelir Buna göre uçkur iç kuşak anlamındadır uçkur Türkçeden Farsçaya da geçmiştir Doerfer TMEN III 1565 )

( TAPE )

( BANDE )

( GURŞAG[Az.]~GUŞAK[Tkm.] )


- BASAMAKLI ile/||/<> BASAMAKLI

( fizik sıradüzensel )

( SCALAIRE )


- BAŞIN AĞIRLIĞINDA:
"ÖNE EĞİK BOYUNDA" ile/değil/yerine/>< DİK BOYUN

( )


- BASİRET | ÖNGÖRÜ ile/||/<> ÖNGÖRÜ

( Gelecekteki olayları önceden sezinleme bağlanım çözümlenmesi zaman dizileri Bir niceliğin zamanın gelecekteki bir noktasına ilişkin değerinin kestirimi Genellikle önkestirimle aynı anlamda kullanılır Bir olay durum ya da sonucu henüz gerçekleşmeden sağduyusal ya da sezgisel ipuçlarına dayanarak önceden kestirme yeteneği )

( FORESIGHT, FORETHOUGHT | FORECASTING | FORECAST | PREDICTION )

( VORHERSAGE )


- BAŞKASININ ARSASINA TECAVÜZ | TAŞMA ile/||/<> TAŞMA

( Bir aritmetik işlem sonucunda ayrılan yere sığmayacak büyüklükte bir sayının bulunması Bir yapının tümünün ya da bir bölümünün bir başkasının toprağına yerbölümüne olursuz olarak girmesi su basması )

( OVERFLOW | ENCROCHMENT )

( DÉBORDEMENT )


- BAŞLATMAK ile/||/<> BAŞLATMAK

( INITIATE | LAUNCH | START )


- BAŞLAT(RESET) ile AÇMA-KAPAMA(POWER)


- BAŞVURMAK ile/||/<> BAŞVURMAK

( REFER | APPLY )


- BAYT | BİNER | ÇİFT | MULTİPLET | İKLÎLÎ | BAYT ile/||/<> BAYT ile/||/<> ÇOKLU ile/||/<> İKİLİ

( Bir birim olarak işlem gören genellikle sözcükten daha kısa özellikle 8 öğeden oluşan ikili damga dizgisi çoklu sekizli Sekiz ikili öğeden oluşan çoklu bayt II 2 3 4 5 6 7 8 ya da n ikilden ya da İkili öğeden oluşan veri birimi Bir birim olarak işlem gören genellikle sözcükten daha kısa ikili damga dizgisi ikili II üçlü dörtlü beşli altılı yedili sekizli Çok yanaşık çizgilerden oluşan izge çizgisi 1 Birden fazla unsurdan oluşan birçok kısımlar gösteren 2 Birden fazla organı etkileyen değişik organlarda aynı anda oluşan I 0 ya da 1 gibi iki değer alabilen bir nesne ya da kavramın bu niteliği örn ikili sayı II İki ikilden eşdeyişle iki ikili öğeden oluşan çoklu İki öğeden oluşan küme ya da iki öğe Sıralanmış ya da sıralanmamış ikili İkili alaşımlar gibi iki birleşenden oluşan biyoloji çiftli )

( BYTE )

( MULTIPLET )


- BAZI DOSYA UZANTILARI

( Metin dosyaları: .TXT
RTF metin dosyası: .RTF
MS Word: .DOC
Wordperfect: .WP(+Sürüm No)
Workbook: .WKB
Lotus Tabloları: .WKE
Adres Defteri: .DBF
Evrak Çantası: .BRC
Zip Arşiv dosyaları: .ZIP/.RAR
MS PowerPoint: .PPT
MS Excel: .XLS
MS Access: .MDB
MS Project: .MPP
Resim/fotoğraf biçemleri: .TIF / .JPG / .BMP / .GIF
Filmler: .MPG / .MOV / .AVI
Ses Dosyaları: .WMV / .WAV
MP3: .MP3
CD-Image’ları: .NRG / .IMG / .C2D
Photoshop: .PSD
Oyun dosyaları: .SVG
Ayarlar: .CFG
Yapılandırma: .INI
)


- BD/BIG DATA değil/yerine/= BÜYÜK VERİ


- BDA/BIG DATA ANALYTICS değil/yerine/= BÜYÜK VERİ ÇÖZÜMLEMELERİ


- BDAP/BIG DATA APPLICATION PROVIDER değil/yerine/= BÜYÜK VERİ UYGULAMA SAĞLAYICISI


- BDE/BIG DATA ECOSYSTEM değil/yerine/= BÜYÜK VERİ EKOSİSTEMİ


- BDFP/BIG DATA FRAMEWORK PROVIDER değil/yerine/= BÜYÜK VERİ ÇERÇEVESİ SAĞLAYICISI


- BDHK/COMPUTER SUPPORT PATIENT REGISTRATION değil/yerine/= BİLGİSAYAR DESTEKLİ SAYRI KAYDI


- BDS/BIG DATA SETS değil/yerine/= BÜYÜK VERİ KÜMELERİ


- BEĞEN ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< SARIL

( Facebook'ta. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/< www.Good4Trust.org 'da. )


- BEKLEME ile/||/<> BEKLEMEK

( STANDBY | WAIT )


- BEKLETME ile/||/<> BEKLETME

( Isıl işlem gören parçayı istenilen sıcaklığa eriştikten sonra ısıl işlemin gerektirdiği sürece fırında tutma işlemi )

( HOLDING | SPOOLING )


- BELEK ile BELEK/BÖLEK ile BELEK ile BELEK/BELİK ile BELEK ile BELEK ile BELEK
ile/değil
BELLEK

( Çocuk bezi. | Kundak. | Beşiğe konulan yatak. İLE Armağan. | Düğün armağanı, çeyiz. | Kumaş, yazma. İLE Korku, korkak. İLE Alacalı, karışık renkli. İLE Üzerinden yol geçen tepe. İLE Saç örgüsü. İLE Antalya'nın bir ilçesi. İLE/DEĞİL Yaşantıları, öğrenilen konuları, bunların geçmişle ilişkisini, bilinçli olarak anlıkta saklama olanağı/gücü, hafıza. | Bir bilgisayarda, programı değişmeyen verileri, yapılacak iş için gerekli olan ara sonuçları toplayan bölüm. )


- BENT, KITA | BAĞLAM ile/||/<> BAĞLAM

( Birçok kesimlerden oluşan bir koşuğun her kesimi 1 Bir deyimin anlamını belirlemeye katkısı olan bu deyimi kapsayan daha geniş deyim Anl dilsel bağlam dizimsel bağlam 2 Bir deyimin anlamını belirlemeye katkısı olan dildışı etmenler deyimi kullanan kişi deyimin kullanım yeri ile anı konusundaki bilgiler Anl dildışı bağlam kullanımsal bağlam Bir olay ya da anlatımın anlamını belirten ve içerimlerini saptamaya yarayan olgusal kavramsal ya da dizgesel çerçeve demet cohaerentia cohaerare ile bağlı olmak Bir düşüncenin bir yapıtın bir öğretinin bölümleri arasındaki çelişmeye yer vermeyen bağlantı Taneciklerin aralarındaki fiziksel ya da kimyasal kuvvetlerle bir arada durması olayı Asma çubuklarından yapılan demet Yassıören Senirkent Isparta bağ bıçağı Bursa bıçkı 4 Bursa Gürünkaya Aksaray Niğde matematik Bazı yazılarda iki veya daha çok harfi bir arada göstermek üzere kullanılan şekil Bir cümlede bir konuşmada veya bir metin içinde yer alan herhangi bir kelimenin anlamının daha iyi belirlenebilmesi ve başka anlamlarından ayırt edilebilmesi için kendisini çevreleyen ve karşılıklı ilişkide bulunduğu öteki öge veya ögelerle oluşturduğu bütün Söz gelişi baş kelimesi Dün başım çok ağrıyordu ibaresinde insan başı anlamına geldiği hâlde Kumaşın iki başındaki eğrilik ibaresinde kumaşın uçları havuz başı ocak başı mangal başı sözlerinde bir şeyin yakını çevresi başı çekmek deyiminde bir işe önayak olmak öncülük etmek Her işin başı sağlıktır cümlesinde esas temel söz başı ay başı yıl başı kelime gruplarında başlangıç Bu çocukla baş edemiyorum cümlesinde ise hâkim olamama disiplin altına alamama anlamlarını vermektedir Baş kelimesinin sıralanan örneklerdeki bu birbirinden farklı anlamları ancak o cümleler içinde kendisini çevreleyen ve karşılıklı ilişkilerde bulunduğu diğer ögelerle oluşturduğu bütün yani bağlam sayesinde belirlenebilmektedir )

( CONTEXT | COHERENCE, CONSISTANEY | BINDING )

( STROPHE | CONTEXTE | COHÉRENCE | LIAGE | FAISCEAU | LIGATURE )

( ZUSAMMENHANG | ZUSAMMENHANG, KOHÄRENZ | BINDUNG, KLEMME | KONTEXT )

( COHAERENTIA )


- 5G ile/ve/||/<> WI-FI 6


- BEŞLİ ile/||/<> BEŞLİ

( Beş ikili öğeden oluşan çoklu Halk yazınında üçlemeli bir bağlama konu ile ilgili aynı ölçüde bir koşanın bağlanmasıyla oluşan koşuk Beş akçe ulufe alan görevi kılavuzluk yapmak ya da askere yol açmak olan yeniçeri Bir keçe türü Bor Niğde Halk edebiyatı terimi Konu ile ilgili ve bent ile aynı tartıda olan bir beyti bağlama olarak almış üçleme Beş dizeli dönü veya kesek 1 Bir gazelin her koşasının üstüne üçer dize ekleme Eklenenler koşanın birinci dizesiyle uyaklanır Eklenen dizeler asıl koşanın iki dizesi arasına alınırsa tanlı beşleme es t tahmisi mutarraf adını alır 2 beşli )

( QUINTET )

( QUINTET | QUINTAIN )


- BH/KNOWLEDGE MAPS değil/yerine/= BİLGİ HARİTALARI


- BHD/BIG HEALTHCARE DATA değil/yerine/= BÜYÜK SAĞLIK VERİSİ


- BHD/BSV BİG HEALTHCARE DATA değil/yerine/= BÜYÜK SAĞLIK VERİSİ


- BI/BIOMEDICAL INFORMATICS değil/yerine/= BİYOMEDİKAL BİLİŞİM


- BIG DATA değil/yerine/= BÜYÜK VERİ


- BİLGİ İŞLEM ile/||/<> BİLGİ İŞLEM

( Veri üzerinde işlemlerin düzenli biçimde yürütülmesi örn kişi eliyle ya da özellikle bilgisayar vb makinelerle yapılan bir işlem bir kütük birleştirme bir sıralama ya da bir hesaplama Veri işlem deyimi de kullanılır Bilginin herhangi bir yolla saptanması ve istendiğinde doğrudan ya da dolaylı bir yolla ve hızla yeniden elde edilmesi )

( DATA PROCESSING )

( TRAITEMENT DE L'INFORMATION )


- BİLGİ TAŞIYICISI OLMAK ile/değil/yerine/||/<>/>/< ÖĞRENMEYİ ÖĞRENMEK


- BİLGİ TEKNOLOJİLERİ ile/ve/+/||/<> BİYO TEKNOLOJİ


- BİLGİ ile/ve/||/<>/> PROMPTOKRASİ


- BİLGİ/VERİ ile/ve/değil/yerine YAKLAŞIK BİLGİ

( Ulaştıklarımız, bilgi değil ancak yaklaşık bilgidir. )


- BİLGİLENMEK ile/ve/değil/yerine BİLGİ İŞLEMEK


- VERİNİN/BİLİNİN/BİLGİNİN:
DAĞITIMI ile/ve/||/<> DENETİMİ


- BİLGİSAYAR:
TEKNOLOJİ + DİL


- BİLGİSAYAR:
VERİ ve/+ PROGRAM > ÇIKTI
ile/ve/değil/||/<>/>
VERİ ve/+ ÇIKTI > PROGRAM

( "Yapay zekâ"ya kadarki bilinç/yaklaşım/teknoloji. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/> "Yapay zekâ" bilinci/yaklaşımı/teknolojisi. )


- BİLGİSAYAR = COMPUTER[İng., İt.] = ORDINATEUR[Fr.] = COMPUTER/KOMPUTER[Alm.] = COMPUTADOR[İsp.]


- BİLGİSAYARDA, ZAMAN KAYDI BAŞLANGICI/MİLÂD(EPOCH & UNIX TIMESTAMP)

( 01 Ocak 1970 )


- BİLİNÇ "TAKLİDİ" "GÖRÜŞÜ" ile/değil BİLİNÇ "BENZERİ SÜREÇLER" GÖRÜŞÜ


- BİLİŞİM SUÇLARI ile/ve/||/<> ELEKTRONİK SUÇLAR ile/ve/||/<> DİJİTAL SUÇLAR ile/ve/||/<> BİLGİ TEKNOLOJİLERİ SUÇLARI


- BİLİŞİM TEKNOLOJİSİ ile/||/<> BİLİŞİM TEKNOLOJİSİ

( Bilişimde kullanılan bütün araç ve gereçlerin oluşturduğu sistem )

( INFORMATICS TECHNOLOGY, INFORMATICS APPLICATIONS | INFORMATION TECHNOLOGY )


- BİRLİKTELİK ile/||/<> BİRLİKTELİK

( Genel anlamda nicel ya da nitel olarak ölçülen iki ya da ikiden çok değişken arasındaki bağımlılığın derecesi Dar anlamda öznitelikler arasındaki ilişkiyi göstermek için kullanılır Banka ve şirket gibi birden fazla bağımsız kuruluşun büyük kaynak ve beceri gerektiren projeleri gerçekleştirmek ve veya fonlamak amacıyla oluşturduğu kuruluşlar birliği birlik birliktelik )

( ASSOCIATION | CONSORTIUM | SYNERGY )

( VERBUNDENHEIT )


- BIT/INFORMATION AND COMMUNICATION TECHNOLOGİES değil/yerine/= BİLİŞİM VE İLETİŞİM TEKNOLOJİLERİ


- BIT[b] ile/ve/||/<>/> BYTE[B]

( 0 ve 1'i simgeleyen her bir veri. İLE/VE/||/<>/> 8 bitlik veri. [8 bit = 1 byte] [1 GB = 1024 MB(Byte) = 8192 Mb(bit)] )

( 1 nibble = 4 bit [b]

1 byte [B] = 8 bit [b]

1 character = 8 bit [b]

1 word = 16 bit [b]

1 MAPM-word = 32 bit [b]

1 quadruple-word = 64 bit [b]

1 block = 4096 bit [b]

1 kilobit [kb] = 1024 bit [b]

1 kilobyte [kB] = 8192 bit [b]

1 kilobyte (10^3 bytes) = 8000 bit [b]

1 megabit [Mb] = 1048576 bit [b]

1 megabyte [MB] = 8388608 bit [b]

1 megabyte (10^6 bytes) = 8000000 bit [b]

1 gigabit [Gb] = 1073741824 bit [b]

1 gigabyte [GB] = 8589934592 bit [b]

1 gigabyte (10^9 bytes) = 8000000000 bit [b]

1 terabit [Tb] = 1099511627776 bit [b]

1 terabyte [TB] = 8796093022208 bit [b]

1 terabyte (10^12 bytes) = 8000000000000 bit [b]

1 petabit [Pb] = 1.1258999068426E+15 bit [b]

1 petabyte [PB] = 9.007199254741E+15 bit [b]

1 petabyte (10^15 bytes) = 8.0E+15 bit [b]

1 exabit [Eb] = 1.1529215046068E+18 bit [b]

1 exabyte [EB] = 9.2233720368548E+18 bit [b]

1 exabyte (10^18 bytes) = 8.0E+18 bit [b]

1 floppy disk (3.5", DD) = 5830656 bit [b]

1 floppy disk (3.5", HD) = 11661312 bit [b]

1 floppy disk (3.5", ED) = 23322624 bit [b]

1 floppy disk (5.25", DD) = 2915328 bit [b]

1 floppy disk (5.25", HD) = 9711616 bit [b]

1 Zip 100 = 803454976 bit [b]

1 Zip 250 = 2008637440 bit [b]

1 Jaz 1GB = 8589934592 bit [b]

1 Jaz 2GB = 17179869184 bit [b]

1 CD (74 minute) = 5448466432 bit [b]

1 CD (80 minute) = 5890233976 bit [b]

1 DVD (1 layer, 1 side) = 40372692582.4 bit [b]

1 DVD (2 layer, 1 side) = 73014444032 bit [b]

1 DVD (1 layer, 2 side) = 80745385164.8 bit [b]

1 DVD (2 layer, 2 side) = 146028888064 bit [b] )


- BIT ile/ve/||/<>/> QUBIT

( )

( Kutritler ile Üç Boyutlu Kuvantum Işınlama - Kozan Demircan )


- BITCOIN(BTC) ile/||/<> BITCOIN CASH(BCH)

( BCH, BTC’ye göre daha yeni ve daha günceldir. BCH’nin daha yeni ve güncel olması yatırımcıların odak noktası haline gelmesini sağlıyor.

BTC’de işlem yapabileceğimiz blok sınırı 1 MB’dır. Fakat BCH kripto para biriminde işlem yapabileceğimiz blok sınırı 8 MB’dır. Yani BTC ağında saniyede en fazla 7 işlem yapılabilir. Ancak BCH ağında bundan onlarca kat daha fazla işlem yapılabilir.

BCH, SegWit protokolünü kullanmazken; BTC'de, SegWit protokolü kullanılır. BCH, bu protokolü kullanmadığından, yapılan işlemler hiçbir biçimde yavaşlatılmaz. Bu sayede, işlemlerimiz hem daha hızlı gerçekleşir, hem de daha az maliyetle işlem yapılır.

BCH, BTC’ye göre hem daha hızlı, hem de daha ucuzdur. BCH üzerine yapacağımız yatırımlarımızda BTC’ye göre çok daha fazla kazanç elde edebiliriz. Bu yatırımlar sayesinde sürpriz kazançlar da elde edebiliriz. )


- BITCOIN ile/ve/||/<> ALTCOIN


- BITCOIN ve/||/<> BLOCKCHAIN


- BITCOIN değil/yerine/= DİJITAL PARA BİRİMİ


- BITCOIN ile ETHEREUM


- BIVAD/BIVENTRICULAR ASSIST DEVICE BIVENTRİKÜLER değil/yerine/= DESTEK AYGITI, İKİ KARINCIĞA DESTEK AYGITI


- BLAZMA ile PLAZMA

( Malawi'de, Malawi Gölü'nden, deri yoluyla bulaşan bu hastalık, daha sonra eklemlere yerleşiyormuş. İleri aşamalarında, sidikten, kan bile gelebiliyormuş. İnsanın fazla olduğu sahil şeridinde görülüyormuş. İLE Nesnenin dördüncü durumu. )


- BLOC[Fr. < BLOC] ile/||/<> BLOK ile/||/<> BLOK[Fr. < BLOC]

( Küçük çocukların yapım yaratma ve imgeleme güçlerini geliştirmeye yardımcı olmak üzere daha çok ana okullarında kullanılan ve genellikle tahtadan yapılan bir oyun aracı Işık ve elektron mikroskobunda incelemek üzere yumuşak biyolojik dokuların ince kesitlerinin alınabilmesi için tespit suyunu alma vb gibi çeşitli işlemlerden geçirildikten sonra parafin epon araldit vb gibi maddeler içinde hazırlanan kalıpları öbek Deneysel tasarımda amacı konu dışı tesadüfi nedenlerden meydana gelen değişkenliği saf dışı bırakmak ve gerekirse yok etmek böylece hatayı azaltmak olan deneysel birimleri bir örnek bir grupta toplama işlemi )

( BLOCK )

( BLOC )

( BLOCK )


- BLOCKCHAIN değil/yerine/= BLOK ZİNCİR


- BLOCUS (À-)/LIANE/ARALIACÉES/HELIX[Fr.] değil/yerine/= ARALIACEAE[Lat.] değil/yerine/= HELIX[İng.] değil/yerine/= HELIX[Alm.] değil/yerine/= SARMA

( Sinema/TV. Bir filmi ya da bir mıknatıslı kuşağı bir makaradan, bir göbekten öbür makaraya, göbeğe aktarma. @@ Karşı yarışmacının savutunu bir çelgi ile yakalayıp bırakmadan, çember eylemiyle geliştirilen dürtüşün uygulamasına verilen ad. @@ Üstteki güreşçinin, bir bacağını alttaki güreşçinin karnı altından bacakları arasına sokarak ayağını alttakinin baldırı üzerine koyup, ağırlığını onun beli üzerine yükledikten sonra alttakini dış tarafa doğru yayarak çevirme işlemi. @@ İki örtünün birlikte yeniden kıvrılması ya da yeni bir örtünün, daha eski örtünün çevresini sarması. @@ sinema, televizyon: Bir filmi ya da mıknatıslı kuşağı bir makaradan, bir göbekten öbür makaraya, göbeğe aktarma. @@ Yastık yüzüne iğne ve iplikle yapılan bir oya türü. (Uluğbey *Senirkent -Isparta) @@ @@ Erkek dansçının kadın dansçıyı kollarıyla sarması. @@ İşlem görmüş yüzeyleri dış etkenlerden korumak için, geçici olarak bez ya da kâğıtla kaplama. @@ @@ )


- BLOK | GRUP | SINIF | SET | ÖBEK ile/||/<> ÖBEK

( Genel olarak yaş kimyapı uzay dağılımları ve hızları bakımından benzer özellik gösteren dizgelere özellikle Samanyoluna ilişkin yıldızlar kümesi Öbek I yıldızları Samanyolu düzlemi yöresine dağılmış daha çok sarmalın spiral kollarında yığılmış yavaş yıldızlar Öbek II yıldızları Samanyolunun dışına doğru dağılmış dikeyhızları yüksek 50 km sn den fazla çoğu RR Lyr tipinde olan yıldızlardır Teknik ya da mantıksal nedenlerle bir birim gibi düşünülen ve işlem gören bir tutanak dizgisi sözcük dizgisi ya da damga dizgisi özellikle mıknatıslı kuşak üzerindeki bilginin kuşak deviniminin başlamasıyla durması arasında aralıksız bir seferde okunan kesimi mantıksal tutanak fiziksel tutanak Bir ya da birden çok Özellikleri ortak olan öğeler bireyler ya da gözlemler kümesi Tüm öğeleri tersinir olan tekçe Herhangi bir sayıda sıfır sonlu ya da sonsuz öğeden oluşan soyut nesne Ayırt edici kuralıyla ötekilerden ayrılan ve belli sayıda birimden oluşan nesneler ya da birimler topluluğu 1 Görülür bir biçimde birbiriyle az çok sıkı bağlılığı olan çokluk 2 Toplumbilimin temel kavramı olarak Toplumun en dar biçimine verilen ad Bir çarpım işlemi altında kapalı kalıp her öğesinin evriğini içeren birim işlerli öğeler kümesi I Ekmek Ahırlıkuyu Haymana Ankara II Saman yığını Üreğil Çankaya Ankara Her öğenin tersini ve öteki öğelerle birleşkesini kapsayan aynı yapıdaki öğeler topluluğu Kendileri esasen birim sayılan kelimelerin aralarında meydana getirdikleri ikinci dereceden birimlere denir Bu birimlerin dayanağı anlam kuruluş ses görünüşü taylam vurgu tartı ton olduğuna göre öbekler türlü adlar alır Anlam öbeği Sözdizimi öbeği Ses öbeği Sesli öbek Taylam öbeği Vurgu öbeği Tartı öbeği Ton öbeği Bu kelimelere bakınız grup kelime grubu )

( POPULATION | BLOCK | GROUP | CLASS | SET )

( POPULATION | BLOC | GROUPE | CLASSE | GROUPEMENT )

( POPULATION | GRUPPE | KLASSE )

( GRUPPO )


- BLOKAJ | MASKELEME | KAPAMA ile/||/<> KAPAMA ile/||/<> KAPAMAK

( 1 Cüppe gibi üste giyilen bir giysi 2 Yeniçeri ve medrese öğrencilerinin taşıdıkları giysi 1 elektrik Bir çevrimden akım geçmesine engel olma 2 otomobil Sert olarak yapılan yavaşlatma ya da durdurma yüzünden tekerleklerin arabanın savrulmasına yol açacak biçimde durması olayı Yüzey işlemi sırasında takılmayı önlemek üzere yüzey çukur ve deliklerini ya da seçmeli yüzey işlemi uygulamalarında yüzeyin kimi yerlerini uygun bir özdek ile doldurma ya da örtme işlemi )

( BLOCKING UP | MASKING | POWER OFF | SHUT DOWN | SWITCH OFF | TURN OFF )

( BLOCAGE )

( ÜBERDECKEN )


- BLUETOOTH'TA:
GFSK ile/ve/||/<> FHSS ile/ve/||/<> ISM

( Gauss Tipi Frekans Kayma Modeli. İLE/VE/||/<> Frekans Atlamalı Yayılmış Spektrum. İLE/VE/||/<> Endüstriyel Bilimsel Medikal Radyo Bandı. )

( Taşıma modülasyonu. İLE/VE/||/<> Radyo frekansı iletişim modülasyonu. İLE/VE/||/<> Veri alışverişi.[2.4 GHz frekanks bandında][lisans gerektirmez] )


- BLUTUT/BLUETOOTH BLUETOOTH değil/yerine/= YAKIN ALAN RADYO FREKANSI


- BN/BATCH NUMBER değil/yerine/= PARTİ NUMARASI


- BOLD[İng.] değil/yerine/= KOYU/KALIN


- BOOK/PAMPHLET/BIBELOT/BIBLIOPHILISM[İng.] değil/yerine/= KITAPLIK

( bk. yordamlık. @@ Kuruluş amaç ve görevine uygun kitap, film, plak vb. gibi her türlü düşünce ve sanat ürününü toplayan, düzenleyen ve genel olarak karşılık gözetmeden ve ayrım yapmadan okurların yararına sunan kurum. @@ İçinde, istenildiği zaman okunmak üzere, sınıflandırılmış, türlü konulara değgin birçok kitap bulunan yer. @@ )


- BOYUT ile/ve/değil/yerine/||/<>/< DEĞİŞKEN

( vs./and/||/<>/but/< VARIABLE
VARIABLE instead of DIMENSION )


- BOZUK ile/||/<> BOZUK

( 1 Biçimsel ve dilsel yanlışlıkları bulunan anlatım 2 Halk yazınında bağlamadan biraz büyük meydan sazından küçük en çoğu üçer üçer çekilmiş dokuz telli bir saz Tambur benzeri uzun saplı bağlama Seydömer Kütahya Halk edebiyatı terimi Türkü çeşitlerinden biri Bozulmaya uğramış olan )

( DISTORTED | DOWN )

( INCORRECT )


- BOZULMA ile/ve/||/<> YIKILMA


- BPM/BEAT PER MINUTE değil/yerine/= DAKİKA VURU SAYISI (KALP)


- BREAKWATER/RIPPLE[İng.] değil/yerine/= BRISE-IAMES/ONDULATION[Fr.] değil/yerine/= WELLIGKEIT[Alm.] değil/yerine/= DALGA

( Sinema/TV. Bir ortamda ya da uzayda, parçacıkların esnek kıpırdanmalarına yol açan dönemsel olay ya da sıcaklık, basınç, elektromıknatıs alan gücü, elektrik gücü gibi fiziksel niceliklerde dönemsel değişiklik. @@ Özdeğin, erke niteliğini taşımak ve alan görünümünde ortaya çıkmak koşuluyla, parçacıkların dönemli titreşimlerinden oluşan, yeğinlik ve uzanımı, bulundukları yer ve zamanın izleviyle belirlenen varlık türü. @@ Geniş su yüzeylerinde rüzgârla oluşan, sırt ve çukur bölümleriyle durgun su yüzünü pürüzlendirip bir salınım devinimiyle birbirini kovuşturarak ilerleyen dizilerden her biri. @@ Yeğinliği, genliği yer ile zamana göre düzenli biçimde yinelenerek değişen işlev ya da nicelik. @@ Defter yaprağı. (Deliilyas *Şarkışla -Sivas) @@ Kendisini zamanca ve uzayca düzenli olarak yineleyen ve bir ortamda değişmeden hızla ilerleyen bir salınım katarı. @@ (coğrafya) @@ (fizik) @@ @@Dalganın iki yanındaki çukurlar arasındaki yüksek kesimi, bk. dalga, dalga çukuru. )


- BT/COMPUTERIZED/COMPUTED TOMOGRAPHY TOMOGRAPHY | INFORMATION TECHNOLOGY değil/yerine/= BİLGİSAYARLI TOMOGRAFİ | BİLİŞİM TEKNOLOJİSİ


- BULMACA ile/||/<> BULMACA

( Saz ozanları arasında sürdürülen koşuldu bilmece Bir takım harf ve resimlerle meydana getirilen bilmece ki bu harf ve resimlerin isimleri söylenince meydana bilmecenin çözülüşü çıkar )

( PUZZLE )

( RÉBUS )


- BULUT BİLİŞİM'DE(CLOUD COMPUTING):
IAAS ile/ve/+/<>/> PAAS ile/ve/+/<>/> SAAS

( Infrastructure as a service. İLE/VE/+/<>/> Platform as a service. İLE/VE/+/<>/> Software as a service. )


- BULUT ve/||/<> BOYUT

( CLOUD and/||/<> DIMENSION )


- BÜNYE | YAPI ile/||/<> YAPI

( Kayaç kütlelerinin kıvrılma kırılma gibi biçim değiştirme olayları ve iç itim sonucu birbirleriyle ilgili durumları Canlı bir varlığın ruh ve beden özellikleri bütünlüğünün özellikle kalıtımla ilgili olan yönleri Bir örnekbiçimi oluşturan değişkenler arasındaki bağıntının örüntüsü Etken çözümlemesinde yapı değişkenler ve ortak etkenler arasındaki bağıntının örüntüsüdür Her değişken ortak etkenlerin tümüne bağlı değilse yapı yalındır Boş olmayan bir küme ile alanları bu küme içinde olan belli bağıntılardan oluşan dizge Mimarlık Genel olarak dülger ve duvarcıların birlikte yaptıkları örek Her tür dizge bileşik molekül atom ve çekirdekten bir araya gelen nesne ya da parçaların birbirine göre oluşturdukları düzenlenim Duvarlar ya da sütunlar üstüne oturtulmuş bir çatısı bulunan insanların hayvanların ve malların barınması ya da başka gereksinmeleri karşılamaları amacıyla yapılmış bir yapıtasarcılık ürünü Kayaçların ve onların oluşturdukları katmanlarında yerkabuğu içindeki düzeni durumu 1 genel uygulayım a Bir bütünü oluşturan parçaların düzenlenimi b Yapılış kuruluş oluş yaratış bunların biçimi 2 a fizik kimya Öğecik ve özdeciklerin eksiciklerden öğeciklerden oluşma biçimi b metalbilim 1 Genellikle içyapı yerine ve ona özdeş olarak kullanılan terim 2 Belirli bir düzen içinde yapılmış olan ürün yapım vb c yerbilim Kayaç kütlelerinin kıvrılma kırılma gibi biçim değiştirme olayları ve iç itim sonucu birbiriyle ilgili durumları 3 mimarlık bayındırlık Barınmak çalışmak ya da başka bir amaçla kullanılmak için yapılmış her türlü mimarlık bayındırlık yapıtı 4 işleyim a Yapma oluşturma b yapım Öğecik ile özdeciklerin eksicik ya da öğeciklerden oluşma biçimi Duvar Tavşanlı Kütahya botanik jeoloji kimya 1 Metabilimde genellikle içyapı yerine ve ona özdeş olarak kullanılan terim 2 Belirli bir düzen içinde yapılmış olan Belli bir dilin bölümlerini birbirine bağlayan ilişkiler bütünü Söz gelişi Türkçenin ses yapısı seslerin birbiri ile ilişkilerine şekil yapısı da ek ve köklerin karşılıklı ilişkilerine bağlı bir sistem bir bütündür )

( STRUCTURE | CONSTITUTION | BUILDING | BUILDING, STRUCTURE, CONSTRUCTION | 1, 2- STRUCTURE; 3- CONSTRUCTION, 4- MAKING )

( STRUCTURE | BÂTIMENT | BÂTIMENT, CONTSRUCTION | 1,2- STRUCTURE; 3- CONSTRUCTION, 4- PRODUCTION )

( STRUKTUR, GEBILDE | STRUKTUR | BAU | GEBÄUDE | GEOLOGISCHE STRUKTUR | STRUKTUR, AUFBAU, GEFÜGE | GEFÜGE )


- BUŞON, TAPA | VANA, SUPAP | SAMÂME ile/||/<> TIKAÇ

( Dikey biçimli yanardağ baca dolgusu 1 metalbilim Erimiş madeni kalıba akıtan deliği kapamada kullanılan parça 2 madencilik Su sızıntılarını önlemek için küçük delikleri kapamakta kullanılan ağaç kama 3döşem Akak ağım kapamaya yarayan çeşitli biçimde parça Genellikle bir boru içine ya da bir elektrik çevrimine yerleştirilen ve bir geçiti denetlemeye yarayan gereç yanardağ coğrafya biyoloji Az tıxac 1 şişe vb dar delikleri tıkamaya yarayan mantar cam tahta veya plastik tapa 2 trafiğin akışına hareketine engel olan durum trafik sıkışıklığı 3 petrol kuyularında borunun içinde toplanarak pompanın çalışmasına engel olan parafin benzeri katı şey tık a eki ç eki Kökü Orta Türkçede tık tıkarak doldurmak ayakla basarak doldurmak olarak geçer Diyalektlerde tıkaç için tık kökünden yapılan türevler kullanılır dıkı tıkaç tapa tıkkıç 1 tapa tıkaç 2 ağaç kabuğu tıkkıs tıkaç tığın tıkaç tapa mantar tıgın tıkaç tapa )

( NECK | PLUF | VALVE | PLUG )

( DIARTRÉME | BOUCHON | LEVÉE DE SOUPAPE | CULOT (-D'UN VOLCAN) | EMBOLIE )

( NECK, SCHLOTGANG | RÖHRE; VENTIL )

( TIXAC[Az.]~TIKKIÇ[Tatk.]~TIKKIS[Bşk.]~TIĞIN[Kzk.]~TIGIN[Krg.] )


- BÜTÜNLÜK ile/||/<> BÜTÜNLÜK

( Resim Heykel Mimarlık Resim heykel ve mimarlık yapıtlarında öğelerin uyumlu olarak bir araya gelmesi )

( INTEGRITY )

( ENSEMBLE )

( EINHEITLICHKEIT )


- BUUT | BUUD | BOYUT ile/||/<> BOYUT

( Yayılma Tiyatroda üç boyut kullanılır 1 Genişlik 2 Derinlik 3 Yükseklik Bu üç boyut oyuncu ve seyirci yerleri için de söz konusudur Bir dizgiyi oluşturan öğe sayısı doğrusal uzayının bir tabanının sayal sayısı Simgesi boy E Birbiriyle açık ya da örtük ilişkisi olan çeşitli tutum ve davranış görünüşlerine bir içbütünlük kazandıran temel öğe ya da bir ölçme aracının ölçtüğü konu matematik )

( DIMENSION )

( DIMENSION )

( DIMENTION, AUSDEHNUNG | DIMENSION )

( DIMENSIO )


- BÜYÜK HARF ile/||/<> BÜYÜK HARF

( CAPITAL (LETTER) | UPPERCASE )


- BÜYÜTME ile/||/<> BÜYÜTMEK

( Uzakta duran cisimlere ırakgörür ya da benzeri bir araçla bakıldığında cismi gören açının çıplak gözle bakıldığı zamanki açıya oranı yetiştirme İncelenen örneğin büyüklüğü ile mikroskopta elde edilen görüntünün büyüklüğü arasındaki oran Magnifikasyon yakınlaştırmak )

( MAGNIFYING POWER | MAGNIFICATION | UPSIZING | MAGNIFY | MAXIMIZE )

( GROSSISSEMENT | MAGNIFIÉ )

( VERGRÖSSERUNG )


- BVK/BIG DATA SETS değil/yerine/= BÜYÜK VERİ KÜMELERİ


- C# ile JAVA


- C ile/ve C++


- CA/CLUSTERING ANALYSIS değil/yerine/= KÜMELEME ÇÖZÜMLEMESİ


- CÂBLEAU/CÂBLISTE, "CABLEMAN"[Fr. < CÂBLEAU] değil/yerine/= CABLEMAN[İng.] değil/yerine/= KABELHILFE[Alm.] değil/yerine/= KABLO

( Sinema/TV. Elektrik akımı ileten, üzeri yalıtkanla örtülü, çeşitli boydaki madenden kalın tel. @@ Yüksek akımlı elektrik kordonu. @@ Yüksek akım çekebilen, telleri kalın bir yalıtkanla kaplı kordon. @@ @@ )


- CAD/COMPUTER AIDED DESIGN/MANUFACTURING değil/yerine/= BİLGİSAYAR DESTEKLİ TASARIM/ÜRETIM


- ÇAĞDAŞ ve/||/<>/< AĞDAŞ


- ÇAĞIRMA ile/||/<> ÇAĞIRMAK

( Bir izlencenin bir altyordama sapması Hayvan çağırmada simge )

( CALL | APPEAL )

( APPEL )

( APPELL )


- ÇAĞRI ile/||/<> ÇAĞRI

( 1 Oyuncunun sahneye çağrılması 2 Oyuncuların topluca çalışmaya çağrılması 3 Bir tiyatronun çağrılması Anonim şirket gibi sermaye şirketlerinde ortakların ödenmemiş sermayeyi tamamlamaya davet edilmeleri çağrı )

( CALI | CALLS | CALL )


- CAMÉRA[Fr. < CAMÉRA] ile/||/<> KAMERA ile/||/<> KAMERA[Fr. < CAMÉRA]

( anat Oda kamara )

( CAMERA )

( CAMÉRA )


- CAMİ ile/||/<> İLİŞKİ

( Eğretilemede gerçekle eğretilenen arasındaki ilgi Değişkenler arasında aynı ya da ters yönde karşılıklı bir ilginin bulunması Bu ilişki nedensonuç ilişkisi olabildiği gibi başka bir etkenin etkisi ile birlikte değişme ilişkisi de olabilir Birlikte oluşan ya da birlikte değişme gösteren olaylar arasında kavramsal olarak kurulan bağ birlik Yerel ağızlarda ilişgik irişgik ilişgin irişgin ilişgir irişgir ilişkin irişkin ilişkir irişkir gibi birçok yan biçim geçer Bunlardan başka ağızlarda erişgi erişki erişgin erişkin erişgil olarak da kullanılır Dar bir çevrede kullanılan lişkir biçimi de ilginç bir veridir Kökenini bilmiyoruz Ermeniceden geçtiği yolundaki sav yanlıştır Ağızlarda sucuk anlamındaki işgilik işkilik içgilik içkilik biçimi düşündürücüdür )

( CORRELATION | RELATION )

( KORRELATION )


- CANAL/CANALICULE/CANALISATION[Fr. < CANAL] değil/yerine/= KANAL

( Tahtanın ya da tablanın liflerine dik yönde, kenarları 70-80° eğiklikte ve kalınlığın 1-3 ü kadar derinlikte açılan kırlangıç kuyruğu biçimli girinti. @@ (biyoloji) @@ Dağıtımı yapılan bir mal ya da değerin izlediği olağan yol ya da yön. @@ < İtal (Venedik) canál 'channel'. )


- CANİBÎ | YAN ile/||/<> YAN

( Kuramsal istatistik evrendeğerinin kestiricisi için çıkarımı Bu çıkarım artı eksi ya da sıfır olabilir sıfır ise kestirici yansızdır ay bak yansız kestirici yanağacı biyoloji zooloji botanik Yanal )

( BIAS | LATERAL | SIDE )

( LATÉRAL )

( VERZERRUNG )


- ÇAPA ile/||/<> ÇAPA

( tarım İktisadi karar alma süreçlerinde referans olarak alınan kur faiz ve enflasyon oranı gibi makro iktisadi büyüklükler çengel )

( NOMINAL ANCHOR )

( HOUE )


- CAPR/COMPUTER AIDED PATIENT REGISTRATION değil/yerine/= BİLGİSAYAR DESTEKLİ SAYRI KAYDI


- ÇARPAN ile/değil/yerine/||/<>/< DEĞİŞKEN

( vs./and/||/<>/but/< VARIABLE
VARIABLE instead of MULTIPLIER )


- CARTE[Fr. < CARTE] ile/||/<> KART ile/||/<> KART[Fr. < CARTE]

( Üzerine bilgi ya da veri yazmak üzere kullanılan yazılık Eski Türkçede kart bejahrt olarak geçer Ramstedte göre Formenlehre 121 karı yaşlanmak fiilinden gelir Bu açıklamaya Räsänen de katılmıştır MTS 142 )

( CARD | BOARD )

( CARTE )


- CBCT/CONE BEAM COMPUTERIZED/COMPUTED TOMOGRAPHY değil/yerine/= KONİ IŞINLI BİLGİSAYARLI TOMOGRAFİ


- CBIRS/CONTENT-BASED IMAGE RETRIEVAL SYSTEM değil/yerine/= İÇERİK TABANLI GÖRÜNTÜ ERİŞİM SİSTEMİ


- CBS/GEOGRAPHIC INFORMATION SYSTEM değil/yerine/= COĞRAFİ BİLGİ DÜZENİ


- CC/CORRELATION COEFFICIENT | CLOUD COMPUTING değil/yerine/= KORELASYON KATSAYISI | BULUT BİLİŞİM


- CCTA/CORONARY COMPUTERIZED TOMOGRAPHY-ANGIOGRAHY, CORONARY COMPUTED TOMOGRAPHY-ANGIOGRAHY değil/yerine/= KORONER BİLGİSAYARLI TOMOGRAFİ ANJIOGRAFİ


- CD (SÜRÜCÜ) ile/||/<>/> DVD (SÜRÜCÜ) ile/||/<>/> BLUE-RAY (SÜRÜCÜ)

( ... İLE/||/<>/> kırmızı lazere maruz kalmaktadır. İLE/||/<>/> Mavi ve mor lazerler kullanılmaktadır. )

( 650 MB ile sınırlıdır. İLE/||/<>/> 4.7 GB ile sınırlıdır. İLE/||/<>/> 5 GB ile 100 GB arasında veri kaydedilebilir. )


- ÇEKMECE, GÖZ | ÇEKMECE ile/||/<> ÇEKMECE

( Mobilyada bırakılan boşluk içerisinde kendi kenarları ya da çıtalar üzerinde hareket eden üstü açık kutu denizkulağı Bulgur pilavı İncesu Susuz Eşmeyazı Kars )

( DRAWER )

( TIROIR )

( SCHUBLADE )


- CEP TEL'DA:
KULAKLIKSIZ KULLANMAK değil/yerine KULAKLIĞIYLA KULLANMAK

( [not] TO USE EARPHONELESS - TO USE WITH EARPHONE/WIRELESS :ON MOBILE PHONES) ( TO USE WITH EARPHONE/WIRELESS instead of TO USE EARPHONELESS :ON MOBILE PHONES )


- CEP TELEFONU'NDA:
SELÂMLAŞMA/HATIR yerine DOĞRUDAN KONUYU KONUŞMAK

( TO TALK DIRECTLY THE SUBJECT instead of TO GREET :ON MOBILE PHONES )


- CEREYAN | DEBİ | DEBİ, SARFİYAT | SARFİYAT | VERDİ ile/||/<> VERDİ ile/||/<> AKIM

( akım fizik Bir saniyede akan su ya da elektriğin oylumu niceliği fizik coğrafya Sinema TV Bir iletken boyunca elektronların deviniminden oluşan durum Bir akarsuyun belli bir noktadan zaman biriminde geçirdiği su Yazınsal yönelim ve yönsemelere verilen ad Resim Heykel Mimarlık İlk kez 19 y y ın birinci yarısında başlayan ve üslûp niteliğini taşımayan sanat görüşü Örn Gerçekçilik gerçeküstücülük gibi Elektrik yükünün aktarım hızı Bir akarsuyun herhangi bir kesiminde saniyede geçirdiği suyun oylumu m3 sn 1 genel uygulayım akıntı 2 fizik Birim zamanda dik bir kesitten geçen özdek elektrik yükü vb ilişkin nicelik Birim zamanda dik bir kesitten geçen özdek kıvıl yük vb ilişkin nicelik Bir iletken özdek içinde özgür eksiciklerin eksi ve artı üşerlerin elektriksel alan etkisi ile akışları Elektriğin bir yöne akışı akım )

( OUTPUT )

( DÉBIT )


- CETVEL ile/||/<> CETVEL[Ar. < CEDVEL]

( Yazma sayfaları ile levhaların kenarına yaldız ya da mürekkeple çekilen çizgi )

( RULER )


- CEVAP | YANIT ile/||/<> YANIT

( deneysel tasarım örnek Bir deneğin herhangi bir uyarıcıya tepkisi örneğin bir ilaca tepkisi bir soruya tepkisi Bir gözlem aracında yer alan sorulara ya da sınarlara alınan ve bir bilgi içeriği olan sözlü ya da eylemli karşılık karşılık )

( RESPONSE | RESPONSE, ANSWER | REPLY )

( WIRKUNG )


- ÇEVİRGE | MODEM ile/||/<> MODEM[Fr. < MO[DULATEUR] + DEM[ODULATEUR]]

( MODEM )

( MO[DULATEUR )


- ÇEVİRİCİ DİLİ ile/||/<> ÇEVİRİCİ DİLİ

( Makine dili komutlarının bellenir simgesel birer komutla deyimlendiği alçak düzeyli izlenceleme dili Simgesel dil adıyla da anılan çevirici diliyle yazılmış bir kaynak izlence çevirici adı verilen bir izlenceyle îlkin makine dilinde amaç izlenceye dönüştürülür bu sonuncusu uygulanır )

( ASSEMBLER LANGUAGE | ASSEMBLY LANGUAGE )

( LANGAGE ASSEMBLEUR )


- ÇEVRİMİÇİ" değil ÇEVRİM İÇİ


- CEZA TECİLİ | ERTELEME ile/||/<> ERTELEME ile/||/<> ERTELEMEK

( Verilen cezayı ikinci bir suç işlendiğinde verilecek cezaya eklenmek üzere geriye bırakma ertelenmiş borç )

( DEFER | POSTPONE )

( SURSIS )


- CEZİR, RADİKAL | CEZİR | CEZİR, CEZRÎ | CEZR | KÖK ile/||/<> KÖK

( kök Bir köksel sayılama dizgesinde bir basamağın ağırlığını elde etmek üzere bir alt sıradaki basamağın ağırlığının çarpılması gereken katsayı örn onlu sayılama dizgesinde her sayı yerinin kökü 10dur Taban sözcüğü örneği kayan ayrımlı gösterim dizgesinde görülen matematiksel kullanıma ayrılarak bu anlam için kullanılmamalıdır 1 Çok kısa yaşamlı olup başka kök ya da moleküllerle hızla tepkime veren ve tek sayılı elektron bulunduran atom ya da molekül Örn BrCH3 2 Olağan koşullarda çevresinden yalıtılamayan ancak birçok tepkimeden nitelik değiştirmeden geçebilen atom kümesi Örn NO3 köksel kimya biyoloji botanik matematik Sözcüğün ekleri ayrıldıktan sonra geriye kalan anlamlı bölümü Evlendirilmek sözcüğünün kökü ev başlatılmak sözcüğünün kökü baş yapılmalı sözcüğünün kökü yap vb 1 Bitkinin toprak altında gelişen topraktaki tuzları ve suyu emen bitkiyi toprağa bağlayan karbohidratları depo eden hormon sentezleyen ve yer çekimi doğrultusunda büyüyen yapısı 2 Dişin saçın tırnağın gömülü kısımları Bir kelimenin şekil öğeleri çıkarıldıktan sonra artık daha yalın bir hale konamıyan kısmı ki bir kelime ailesi üyelerinde ya değişiksiz veya değişik olarak görünür Gövde Köken Taban Bopptan beri kökleri ikiye ayırırlar bir şeyi gösterip belirtmeye yarayan GÖSTERMELİK veya ZAMİRLİK indicative ou pronominale kökler ile bunların dışında kalan ve bir şeyin niteliğini gösteren HABERLİK YÜKLEMLİK KAVRAMLIK véya FİİLLİK attributive predicative significative ou verbale kökler Kelimelerin bütün yapım ve çekim eklerini çıkardıktan sonra ayrılamayan ve esas temel anlamı taşıyan bölümü ye sor kış el elig al dur yol ver vb Azerbaycan Türkçesi kök Türkmen Türkçesi kök Gagauz Türkçesi kök Özbek Türkçesi ozak Uygur Türkçesi tomur yiltiz Tatar Türkçesi tamir tamir kisäk Başkurt Türkçesi tamir tamur Krç Malk tamir Nogay Türkçesi tamir Kazak Türkçesi tübir Kırgız Türkçesi ungu Alt tazıl Hakas Türkçesi töstîk Tuva Türkçesi tazıl Türkçesi tazıl Rusça koren hlk Eyer bağı )


- CHANDRIOME/SQUAMEUX[Fr.] değil/yerine/= CRUSTACEA[Lat.] değil/yerine/= KABUK

( Bir sıvı ya da gaz yuvarlağını dıştan saran sert katman; Yer'in kabuğu gibi. @@ 1. Bohr atom kuramına göre çekirdek çevresindeki elektronların durağan konumlarını belirleyen ve K, L, M...'simgeleriyle gösterilen eşözekli yuvarlar. 2— Bir metalin yenimi sırasında yüzeyinde oluşan kalın, görünebilen katman. 3. Bir ısı değiştiricinin gövdesi. @@ Toprak yüzünde, kimi madensel ve örgensel özdeklerin yığılıp sertleşmesiyle oluşan ince katman. @@ (anlamdaş. kavkı), Bir hayvanı dıştan örten, kitinli, kalkerli, silisli, kemiksi ya da boynuzsu bir örtü. @@ Öğecik, özdecik ya da çekin içinde, kimi nicem sayıları eş, erkeleri birbirine yakın eksicik, çekincik topluluğu. @@ Bir öğeciğin çekirdeği çevresinde dolanan eksiciklerin yerleştiği katmanlardan her biri. @@ (coğrafya) @@ (botanik, astronomi, jeoloji) @@ Bir hayvanın, meyvenin, bazı yumurtaların, kalkerli, silisli, keratinsi ya da kitinli sert dış örtüsü. Kavkı. @@ Çeliğin yüzeyinde, ısıl işlem sırasındaki yükseltgenme sonucu oluşan ince oksit katı ya da katları. @@ @@ 1. Yara yüzeyinde oluşan kabuk. 2. Yara kabuğuyla kaplanma. 3. Evcil hayvanlarda uyuz hastalığı. 4. Bitkisel ve hayvansal ürünlerin dış yüzeylerini örten sert, selülozlu veya kalkerli kısımları. )


- CHARGE WITH/PERSONNEL[İng.] değil/yerine/= CHARGER/PERSONNEL, GENS DE SERVICE[Fr.] değil/yerine/= GÖREV

( Bilgisayarda uygulanacak bir işi oluşturan öğelerden her biri; iş birimi. @@ 1. Bir nesnenin ya da bir kimsenin gördüğü iş, kendisinden beklenen eylem. 2. İş görme yetisi. 3. Belli bir değişkenle ilişkili olan herhangi bir matematiksel ifade. @@ (anlamdaş. fonksiyon) Bir organ ya da bölgeye özgü olan doğal çalışma. @@ (Lat. functio = yerine getirme, gerçekleştirme) : 1. Bir organın başarısı, gördüğü iş, etkinlik biçimi.(Ör. Görme gözün görevidir.) 2. Bir etkenin değişmesiyle öteki etkenin de değiştiği bağlılık ilişkisi; özellikle iki dizi arasındaki yasal bağlantı. @@ (zooloji) @@ Bir sözcüğün sözdiziminde belirttiği iş: Güzeller sevimli olur (ad görevinde sıfat) ; Arkadaşım güzel konuşur (belirteç görevinde sıfat) ; Okul kitabında yanlış kalmamalıdır (dolaylı tümleç görevinde tamlama) vb. @@ Bir organ ya da bölgeye özgü olan doğal faaliyet. Fonksiyon. )


- CHATBOT değil/yerine/= SOHBET ROBOTU


- CHATGPT ile/ve/||/<> GEMINI(GOOGLE) ile/ve/||/<> COPILOT(MICROSOFT) ile/ve/||/<> DEEPSEEK


- CHATGPT ile/ve/değil/yerine/||/<>/> TURGPT

( [Dil Desteği]
Çok sayıda dilde, metin anlama ve üretme yeteneğine sahip bir yapıdır. Ancak, özellikle İngilizce odaklıdır.[Öteki dillerdeki etkililiği, İngilizce kadar yüksek olmayabilir.]
İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>
Özellikle Türkçe dilinde üstün performans gösteren ve Türkçe içerik oluşturmak ve anlamak için odaklandırılmış bir yapıdır. )

( [Eğitim verileri ve kaynaklar]
Çok sayıda İngilizce metin kaynağından eğitilmiştir ve İngilizce'ye odaklanır.[Öteki dillerdeki veri kaynaklarına da erişimi vardır.]
İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>
Özellikle Türkçe içeriklerden eğitilmiş ve Türkçe'deki metinleri daha iyi anlayabilen ve yansıtabilen bir yapıdır. )

( [Türkçe kültür ve aktarım anlayışı]
Türk kültürü ve tanımları konusunda sınırlı bilgiye sahip olabilir ve bu nedenle Türkçe içerikleri daha az doğru biçimde işleyebilir.
İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>
Türk kültürünü ve tanımlarını daha iyi anlar ve bu nedenle Türkçe metinleri daha iyi işleyebilir. )

( [Uygulama Alanları]
Genel sohbet, metin oluşturma, soru-yanıt uygulamaları, metin tabanlı oyunlar ve daha fazlası gibi geniş bir uygulama yelpazesi için kullanılabilir.
İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>
Özellikle Türkçe içeriğe sahip web siteleri, müşteri hizmetleri botları, özel Türkçe metin oluşturma görevleri ve Türkçe'deki çeşitli uygulamalar için daha uygundur. )


- CHATGPT'de:
01[SIFIR BİR] değil o1[O BİR]


- CHATGPT'de:
40[DÖRT SIFIR] değil 4o[DÖRT O]


- CHOSE/OBJECTIVISM/OBJECTIVE/OBJECTIVATION[İng.] değil/yerine/= OBJECTIF/OBJECTIVATION[Fr.] değil/yerine/= OBJEKTIV/OBJEKTIVATION[Alm.] değil/yerine/= NESNE

( Doğal çevresinden olduğu gibi alınarak incelenmek üzere dersliğe ya da deney odasına getirilen herhangi bir konu. @@ Dilsel nesne ya da dildışı nesne. @@ Bir bilgi ya da yargının öznesi ya da bir yüklemin konusu. @@ (Lat. objectum = karşıda bulunan, karşıya konan) : 1. (Genellikle) Karşımızda bulunan şey. 2. Öznenin bağlılaşık kavramı olarak, özne ediminin, bilincin kendisine yöneldiği şey: a. Kendisine yönelinen, düşünülen, tasarlanan nesne, kendisine yönelen bir edim olmadan var olmayan şey; bilinçte, düşünme nesnesi (konu) olarak düşünme olayının karşısında bulunan şey; düşüncel (ideal) nesne. b. Özne ediminden, bilinçten, bağımsız olan gerçek (real) nesne; gerçeklik olarak, dışdünyanın bir parçası olarak bilincin karşısında duran şey. @@ İnsanın dışında kalan, görülebilen, dokunulabilen, bir ağırlığı ve kütlesi olan her türlü özdeksel varlık. @@ (Derleme., belirtili nesne, -i'li tümleç, -i'li nesne) Geçişli eylemi tümleyen yalın veya belirtme durumunda bulunan tümleç: Ali bir kitap almış; Öğrenci para bulmuş, sahibine vermiş; Öğretmen ders anlatıyor; Meseleyi çözmeden gitmeyin; Çocuklar annelerinin evde bulunmayışını fırsat bilirler; Ali evi sattı, bahçeyi bıraktı; Bazı insanlar okumayı sever, yazmayı sevmez; Kar bütün limanı sarmıştı vb. @@ bk. Fiil tümleci. @@ 1. Kategory kuramındaki temel öğelerden birisi. 2. Matematikte kullanılan yapılardan herhangi biri. @@ Cümlede öznenin, dolayısıyla fiili geçişli olan yüklemin etkilediği şahsı veya şeyi gösteren, yalın veya yükleme durumu eki almış kelime: Abdullah Efendi gecenin sükûneti içinde bu manzarayı doya doya seyretti (A. H. Tanpınar, Abdullah Efendinin Rüyaları, s. 52). Çiy, garip bir aydınlık onları içinden aydınlatıyor, çok müşahhas ve zalim bir macera sahibi yapıyordu (A. H. Tanpınar, göst. e., s. 53). Kadının yüzündeki solgunluğu merak etmese idi bunları ona soracaktı (A. H. Tanpınar, Yaz Yağmuru, s. 65). Beni başkalarının merhameti, inayeti, yahut keyif ve hevesi idare ediyordu (R. N. Güntekin, Acımak, s. 49). Sermed kendini yeniden dünyaya gelmiş sandı (S. Erol, Ülker Fırtınası, s. 70). Eve geldikleri vakit, teyzesi Müfid'e bir mektup uzattı (P. Safa, Şimşek, s. 178). Bir cürüm yaptığıma kani değilim. Hakarete uğradım ve cevabını verdim Siz de benim yerimde olsaydınız aynı şeyi yapardınız (P. Safa, Biz İnsanlar, s. 153). Minareyi çalan kılıfını hazırlar. Dünyayı unutmadık ne demek işte ben o gün orada anladım (K. Tahir, Esir Şehrin İnsanları, s. 201). Oğlum bana hediye göndermiş; sen bu konuda ne düşünüyorsun? Dün akşamki toplantıda gençler ilgi çekici sorular sordular vb. || Bir cümlenin nesnesini daha belirgin duruma getirmek, nitelendirmek veya pekiştirmek için nesneye, yine nesne durumunda olan açıklayıcı kelimeler eklenebilir: o kızı, o zengin kızı istiyorsun demek (H. Z. Uşaklıgil, Ferdi ve Şürekâsı, s. 107); Ben dedim, gölü görmeye gidiyorum, Karakurt gölünü (S. Faik, Bütün EserleriI: Semaver, Sarnıç: Hanımın Karısı, s. 180). İki ayaklıların dünyasını arıyor, kendi yaratacağı dünyayı (K. Tahir, Yol Ayrımı, s. 461) vb. Nesne türleri için bk. Açıklayıcı nesne, belirli nesne, belirsiz nesne. @@ Azerbaycan Türkçesi: tamamlıg; Türkmen Türkçesi: dooldurgıç; Gagauz Türkçesi: tamannık; Özbek Türkçesi: toldiruvçi; Uygur Türkçesi: (B.Uyg.) toluqturguçi ~ (D.Uyg.) toldurğuçi; Tatar Türkçesi: tämamlıq; Başkurt Türkçesi: tultırıwsı; Kmk: tolumluk; Krç.-Malk.: tolturuw(çu); Nogay Türkçesi: toltırgış; Kazak Türkçesi: tolıktawış; Kırgız Türkçesi: toluktooç; Alt:: toltıraaçı; Hakas Türkçesi: toldırıg;Tuva Türkçesi: nemelde; Şor Türkçesi: kojım; Rusça: dopolneniye @@ )


- CİDDİ | TEHLİKELİ | KRİTİK ile/||/<> KRİTİK ile/||/<> KRİTİK[Fr. < CRITIQUE]

( Çoğalma katsayısının k 1e eşit olması k 1 dönüşül )

( CRITICAL )

( CRITIQUE )

( KRISTISCH )


- CİDDİ | TEHLİKELİ | ÖNEMLİ ile/||/<> ÖNEMLİ ile/||/<> KRİTİK

( kritik önemli Çoğalma katsayısının k 1e eşit olması k 1 dönüşül )

( IMPORTANT | SIGNIFICANT )


- ÇİFT ADET | ÇİFT SAYI ile/||/<> ÇİFT SAYI

( matematik )

( EVEN NUMBER )

( NOMBRE PAIR )


- DOPPELTEGEDOPTETRANSISTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇİFT GEÇİTLİ TRANSİSTÖR


- DOUBLE DOPED TRANSISTOR[İng.] / TRANSISTOR À DOUBLE DOPAGE[Fr.] ile/değil/yerine/= ÇİFT KATKILI TRANSİSTÖR


- BIPOLAR TRANSISTOR[İng.] / TRANSISTOR BIPOLAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= ÇİFT KUTUPLU TRANSİSTÖR


- DOUBLE BASE JUNCTION TRANSISTOR[İng.] ile/değil/yerine/= ÇİFT TABANLI EKLEM TRANSİSTÖR


- TRANSISTOR À DOUBLE BASE[Fr.] ile/değil/yerine/= ÇİFT TABANLI TRANSİSTÖR


- DOPPELBASISFLÄCHENTRANSISTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇİFT TABANLI YÜZEY TRANSİSTÖRÜ


- DOPPELRICHTUNGSSTRANSISTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇİFT YÖNLÜ TRANSİSTÖR


- AVALANCHE TRANSISTOR[İng.] / TRANSISTOR À AVALANCHE[Fr.] / AVALANCHE-TRANSISTOR, LAWINENTRANSISTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇIĞ TRANSİSTORU


- CİHAZ, APAREY | DÜZENEK ile/||/<> DÜZENEK

( Üretim ya da deney yapmak amacıyla uygun biçimde bir araya getirilen aygıt araç ve gereçler topluluğu Bir oturum ve işlem sürecine ilişkin düzenleyici kurallar ya da bir gidiş biçiminin düzeni genel uygulayım 1 Belli bir sonuç yaratabilecek biçimde düzenlenmiş öğe parça ya da bölümlerin birleşimi 2 Araç gereç aygıt vb kuruluşu yapısal düzeni 3 Bu düzenin çalışmasını belirleyen özellik işleyiş biçimi 4 silah Ateşli silahların işlemesini sağlayan düzen Nesne dizge özdek ya da taneciklerin özelliklerini değişkenlerini yer ile zamana bağlı olarak türeten ana kural denklem fiziksel yasalar topluluğu nicem düzeneği Newton düzeneği sayıtım düzeneği gibi kurma )

( APPARATUS | PROCEEDING | MECHANISM | MECHANICS )

( APPAREIL | MÉCANISME | MÉCANIQUE )

( APPARAT | MECHANIK )


- CİHET | YÖN ile/||/<> YÖN

( fizik matematik Dansçının gövdesinin yönü )

( DIRECTION OF THE DANCER'S BODY | DIRECTION )

( SENS | DIRECTION )

( RICHTUNG )


- ÇIKARTMA ile/||/<> ÇIKARTMAK

( Evlerde ikinci katta bulunan çıkma oda Arslangörmüş Şarkikaraağaç Isparta 2 Balkon Tepecik Tavşanlı Kütahya Yurtbey Çankaya Ankara )

( EJECT | EXTRACT | STRIKE OUT )


- ÇIKTI ile/ve/||/<> SONUÇ


- CİLT ile/||/<> CİLT[Ar. < CİLD]

( 1 Kitaba geçirilen ve deri bez ya da kâğıtla kaplı bulunan mukavva kapak kap 2 Bir yapıtın ayrı kitap halinde basılan bölümlerinden her biri birim )

( BINDING )


- CIO/CHIEF INFORMATION OFFICER değil/yerine/= BİLİŞİM KURULU SORUMLUSU


- ÇİP[İng. CHIP] değil/yerine/= YONGA


- ÇİP[İng. < CHIP] değil/yerine/= KAMGA/YONGA

( Kesilen, yontulan ya da rendelenen bir şeyden çıkan parça. | Milimetrik yüzeyler üzerinde onbinlerce devre öğesinden oluşan ve son derece karmaşık elektronik devrelerin yerleştirildiği, genellikle silikon benzeri yarı iletken ürün. )


- CISO/CHIEF INFORMATION SECURITY OFFICER değil/yerine/= BİLGİ GÜVENLİĞİ SORUMLUSU


- ÇİZMEK ile/||/<> ÇİZME

( Bir çizge ya da eğriyi çizme eylemi matematik koncu diz kapaklarına kadar çıkan bir çeşit ayakkabı )

( PLOT | DRAW )

( TRACER | TRACER, CONSTRUIRE )

( AUFTRAGEN )


- CLASSIFICATION/PARTIAL[İng.] değil/yerine/= KLASSIFIKATION[Alm.] değil/yerine/= BÖLÜM

( Sinema Bir filmde birkaç ayrımdan oluşan, konunun ana parçalarından birini ortaya koyan bölük. @@ Çağkatman birimlerinden olan bir dizinin oluş süresi. @@ Bir oyunda konunun ana parçalarından her biri bk. perde. @@ 1. Bir okul ya da üniversitenin herhangi bir bilim ve uzmanlık dalında eğitim sağlayan alt-birimlerinden her biri. 2. Bir üniversite ya da yüksek okulu oluşturan başlıca yönetim birimlerinden her birine verilen ad. @@ 1. Bir betikte, uygun görülen düzen gereğince, başlık ya da sayılarla birbirinden ayrılan parçaların her biri. 2. Tiyatro oyunlarında konunun ana parçalarından her biri, perde. @@ Gözlemlerin bölümlendirildiği öbeklerin her biri. @@ Bir çokluğun bir ötekine bölünmesiyle oluşan çokluk. @@ Çiftekercilerin özenci, kazanççı ve bağımsız olarak ayrıldıkları bölümler. @@ Yazmaların kendi içinde bölünebildiği büyük ayırımlardan her biri. @@ (karşılık: divizyo), (Lat. divisio) Canlıların sınıflandırılmasında kullanılan bir terim olup filumların bir araya gelmesiyle meydana gelir. @@ (matematik) @@ 1. Bir kuruluşun çalışma dallarından birisi. 2. Kendisine ilişkin özellikleri kapsayan işleri yetenek ve yetkileri çevresi içinde düzenleyen ve yapan organ. 3. Genel kuruluşun belirli bir işiyle uğraşan kolu. @@ Bir tiyatro yapıtında olay dizisinin ana kesimlerini oluşturan ve kendi içinde bütünlüğü olan bölüm. @@ Filumların bir araya gelmesiyle teşekkül eden, canlıların sınıflandırılmasında kullanılan bir terim. Divizyo. @@ Canlı organizmaların sistematik sınıflandırılmasında şubelerin bir araya gelmesinden oluşan grup, divizyo. @@ Bölme algoritmasındaki q sayısının adı. @@ @@ @@ @@ @@ bk. bölme@@bk. bölüm. )


- CLOUD ile CLAUDE[ANTHROPIC]


- CLUSTER/ING değil/yerine/= KÜME/LEME


- CMR/CARDIAC MAGNETIC RESONANCE değil/yerine/= KARDİYAK MANYETİK REZONANS


- CMS/CONTENT MANAGEMENT SYSTEM değil/yerine/= İÇERİK YÖNETİM DÜZENİ


- CNC/COMPUTER NUMERICAL CONTROL değil/yerine/= BİLGİSAYAR SAYISAL DENETIMİ


- CNN/CONVOLUTIONAL NEURAL NETWORK değil/yerine/= EVRİŞİMSEL SİNİR AĞI


- COAP/CONSTRAINED APPLICATION PROTOCOL değil/yerine/= SINIRLI UYGULAMA PROTOKOLÜ


- ÇOCUKLARA/GENÇLERE CEP TELEFONU KULLANDIRTMAMALI!


- ÇÖKERTME ile/||/<> ÇÖKERTMEK

( Karşısındakini zorlayarak dizi ve elleri üzerine düşürme Saban ökçesi Aşağıdinek Şarkikaraağaç Isparta )

( COLLAPSE )


- COMMODORE ile AMIGA


- COMPUTE ile/ve/||/<>/> PROMPT


- CONGRESS/COMMITTEE/DRYING[İng.] değil/yerine/= CONGRÈS/COMITÉ/ÉTUVAGE; SÉCHAGE[Fr.] değil/yerine/= KONGRESS/AUSTROCKNUNG[Alm.] değil/yerine/= KURULUŞ

( Tümcelerde sözcüklerin düzeni, sıralanışı. @@ Kelimelerin ve tümcelerin cümle içindeki sıralanma tarzı. @@ Topluma hizmet amaç ve göreviyle kurulan kurum. @@ Kelimelerin ve tümcelerin cümle içindeki sıralanma tarzı. @@ @@ )


- CONSOLE[Fr. < CONSOLE] ile/||/<> KONSOL ile/||/<> SÜRESİZ TAHVİL

( süresiz tahvil işletmen uçbirimi )

( CONSOLE )


- CONTEXT[İng.] değil/yerine/= CONTEXTE/REFRAIN[Fr.] değil/yerine/= BAĞLAM

( 1. Bir sözcüğün, tümce içinde birlikte geçtiği ve anlamının belirmesi için incelenmesi gerekebilen tümce kesimleri. 2-Bir bilgisayar dizgesindeki görevlerin işletilebilmeleri için İşletim dizgesinin sağladığı ortam. )


- CONTROL/SUGGESTION/DIRIGISM[İng.] değil/yerine/= COMMANDE, CONTRÔLE[Fr.] değil/yerine/= GÜDÜM

( Bir olaylar dizisini, bir süreci ya da bir aracı yöneltme ve düzenlemeyle ilgili işlevlerin tümü. Sürmek, gütmek, yönetmek eylemleri artarak karmaşıklaşan, belirsizleşen birer işlevi adlandırır. Denetim kavramında, doğruluğunu sınamak, sağlamak işlevi ağır basar. )


- CONVEYÖR, | PORTÖR | KONVEYÖR | PORTÖR ile/||/<> PORTÖR ile/||/<> TAŞIYICI

( Taşıyıcı Hastalık etkenlerini vücutlarında barındıran ve çeşitli yollarla etrafa saçan hayvanlara verilen ad Kar Tasvirleri ustasının evinden alıp oyun yerine taşıyan çırak 1 bayındırlık işleyim Ray halat zincir vb üzerinde eşit aralıklarla yürüyen küçük araba kutu kepçe ya da şeritle sürekli taşıma yapan araç bu tür araçlardan kurulu taşıma düzeni 2 genel uygulayım Belli bir yol üzerinde yük ve gereç taşımaya yarayan araç aygıt vb Para karşılığında yük taşıyan kişi Gölge oyunu tasvirlerini vedonatımlıklarını taşıyan kişi Dans ederken bir kadın dansçıyı taşıyan erkek sanatçı 1 Kolon ya da piramitte üstündekileri taşıyan güçlü kişi 2 Trapez gösterisinde uçan trapezciyi tutup taşıyan cambaz Hastalık etkenini vücudunda taşıyan canlı portör 1 Özgün besin maddelerinin metabolitlerin iyonların veya proteinlerin zardan geçişini sağlamak için bir zara yerleşmiş olan proteinler 2 Çekinik bir karakter için heterozigot olan birey 3 Vitamin ve mineral gibi çok küçük miktarlardaki etkin maddelerin yemlere bağdaşık olarak karıştırılabilmesini kolaylaştırmak amacıyla kullanılan kepek nişasta gibi yenebilir dolgu maddeleri )

( PORTER )

( PORTEUR )


- ÇÖP ile/||/<> ÇÖP[Fars. < ÇŪB]

( Araba tekerleğindeki ipsitleri birbirine bağlayan parmak kalınlığındaki çivilerden herbiri Mudurnu Bolu Az çöp 1 tahta ağaç saman vb parçaları 2 vücudun bir yerine batmış olan kıymık diken vb 3 mikrop basil çöp 1 küçük sap 2 çöp 3 çalı çırpı şöp 1 bitki sapı 2 çöp süprüntü şöp şar çöp şöp şar şöp çöp söp çöp süprüntü çöp ot kuru ot çöp çar küçük ot döküntüsü çöp süprüntü Alt Tel çöp çöp süprüntü çer çöp çekirdek çüp çöp süp śüpĕ śüp süprüntü çöp Orta Türkçede çöp şarap tortusu çöküntü çöp olarak geçer Eski Kıpçakçada da çöp biçimi saklanmıştır Farsçadan geldiği yolundaki açıklama tartışmaya açıktır Son olarak Vásáry JoT 2 1994 273292 de çöpün kökeni üzerine durmuştur Eski ve yeni Türk diyalektlerinde yaygın olarak birçok türevinin geçtiğini vurgulayan Vásáry Farsçadan kökenlendiği savına karşı çıkmıştır Uygurcada Trübung olarak kullanılan çöbik biçimi çöp köküne i k küçültme ekinin getirilmesiyle oluşmuştur Gabain AG 57 Räsänen MTS 100 Bu türev Orta Türkçede şöbik yemiş yenildikten sonra kalan döküntü olarak geçer Bu türevde ç sesi şye çevrilmiştir Anadolu ağızlarında yünün kirli ve çöplü yerlerine verilen çöpük adı da çöp kökünün bir türevidir Ağızlarda çöpük yanında çöpür biçimi de kullanılır çöpür Çağdaş diyalektlerde çöp kökünden kalma bir türev daha vardır şöbrö tortu çöküntü çüpre maya süpre śĕpre maya Bu biçimlerin çöprekten geldiği anlaşılıyor Çağatayca şöprek lie levure tartre biçimi çöprek türevini doğrulayan bir tanıktır Macarcada maya olarak kullanılan seprő biçimi eski bir Türk dilinden kalma alıntıdır Ligeti TörK 77 Macarca seprő biçimi üzerinde Vásáry de durmuştur Ona göre cibre biçimi de Macarca seprőden kökenlenir cibre Az çöp 1 tahta ağaç saman vb parçaları 2 vücudun bir yerine batmış olan kıymık diken vb 3 mikrop basil çöp 1 küçük sap 2 çöp 3 çalı çırpı şöp 1 bitki sapı 2 çöp süprüntü şöp şar çöp şöp şar şöp çöp söp çöp süprüntü çöp ot kuru ot çöp çar küçük ot döküntüsü çöp süprüntü Alt Tel çöp çöp süprüntü çer çöp çekirdek çüp çöp süp śüpĕ śüp süprüntü çöp Orta Türkçede çöp şarap tortusu çöküntü çöp olarak geçer Eski Kıpçakçada da çöp biçimi saklanmıştır Farsçadan geldiği yolundaki açıklama tartışmaya açıktır Son olarak Vásáry JoT 2 1994 273292 de çöpün kökeni üzerine durmuştur Eski ve yeni Türk diyalektlerinde yaygın olarak birçok türevinin geçtiğini vurgulayan Vásáry Farsçadan kökenlendiği savına karşı çıkmıştır Uygurcada Trübung olarak kullanılan çöbik biçimi çöp köküne i k küçültme ekinin getirilmesiyle oluşmuştur Gabain AG 57 Räsänen MTS 100 Bu türev Orta Türkçede şöbik yemiş yenildikten sonra kalan döküntü olarak geçer Bu türevde ç sesi şye çevrilmiştir Anadolu ağızlarında yünün kirli ve çöplü yerlerine verilen çöpük adı da çöp kökünün bir türevidir Ağızlarda çöpük yanında çöpür biçimi de kullanılır çöpür Çağdaş diyalektlerde çöp kökünden kalma bir türev daha vardır şöbrö tortu çöküntü çüpre maya süpre śĕpre maya Bu biçimlerin çöprekten geldiği anlaşılıyor Çağatayca şöprek lie levure tartre biçimi çöprek türevini doğrulayan bir tanıktır Macarcada maya olarak kullanılan seprő biçimi eski bir Türk dilinden kalma alıntıdır Ligeti TörK 77 Macarca seprő biçimi üzerinde Vásáry de durmuştur Ona göre cibre biçimi de Macarca seprőden kökenlenir cibre )

( GARBAGE )

( ÇÖP[Az.]~ÇÖP[Tkm.]~ŞÖP[Nog.]~ŞÖP ŞAR[Kklp.]~ŞÖP ŞAR[Kzk.]~ŞÖP[Şor.]~SÖP[Sag.]~ÇÖP[Krg.]~ÇÖP[Alt.]~ÇÖP[Tel.]~ÇÜP[Tatk.]~SÜP[Bşk.]~ŚÜPĔ[Çuv.]~ŚÜP[Çuv.]~ÇÜPRE[Tatk.]~SÜPRE[Bşk.]~ŚĔPRE[Çuv.] )


- CPOE/COMPUTERIZED PHYSİCIAN ORDER ENTRY değil/yerine/= BİLGİSAYARDAN DOKTOR İSTEM GİRİŞİ