BA'dan BU'ya ilk iki yazacı aynı olan FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 3.095 başlık/FaRk ile birlikte,
3.095 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(8/14)
- BAŞKA'NIN ile BAŞKAN'IN
- BAŞKA/LIK ile FARK(LI/LIK)
- BAŞKA ile BAŞKA
( OTHER vs. ANOTHER )
- BAŞKA ile FARKLI
( ANOTHER vs. DIFFERENT )
- BAŞKA ile ÖTEKİ
- BAŞKA ile/ve/||/<>/> ÖZGÜRLEŞME
- BAŞKA ile/ve/değil/yerine/||/<>/< YENİ
- BAŞKALARI ...:
BİZİMLE YÜRÜYEBİLİR ve/fakat BİZİM İÇİN YÜRÜ(YE)MEYEBİLİR
- BAŞKALARI değil BAZILARI
- BAŞKALARINA "EFENDİLİK" ile/değil/yerine/>< KENDİMİZE EFENDİLİK
( "Güç" gerektirir. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Güçlü olmayı gerektirir. )
- BAŞKALARINI AFFETMEK ile/ve/||/<>/< KENDİNİ AFFETMEK
( Affetmek, bir mahkûmu serbest bırakmaktır ve o mahkûmun kendin olduğunu keşfetmektir. )
( AFFEDELİM!!!
Lise öğretmeni bir gün derste öğrencilerine bir teklifte bulunur:
"Bir yaşam deneyimine katılmak ister misiniz?"
Öğrenciler çok sevdikleri hocalarının bu teklifini tereddütsüz kabul
ederler. "O zaman" der öğretmen. "Bundan sonra ne dersem yapacağınıza da
söz verin"
Öğrenciler bunu da yapar. "Şimdi yarınki ödevinize hazır olun. Yarın
hepiniz birer plastik torba ve beşer kilo patates getireceksiniz!"
Öğrenciler, bu işten pek birşey anlamamışlardır. Ama ertesi sabah
hepsinin sıralarını üzerinde patatesler ve torbalar hazırdır. Kendine
meraklı gözlerle bakan öğrencilerine şöyle der öğretmen:
"Şimdi, bugüne dek affetmeyi reddettiğiniz her kişi için bir patates
alın,o kişinin adını o patatesin üzerine yazıp torbanın içine koyun."
Bazı öğrenciler torbalarına üçer-beşer tane patates koyarken, bazılarının
torbası neredeyse ağzına kadar dolmuştur. Öğretmen, kendine "Peki şimdi ne olacak?" der gibi bakan öğrencilerine
ikinci açıklamasını yapar:
"Bir hafta boyunca nereye giderseniz gidin, bu torbaları yanınızda taşıyacaksınız. Yattığınız yatakta, bindiğiniz
otobüste, okuldayken sıranızın üstünde? Hep yanınızda olacaklar."
Aradan bir hafta geçmiştir. Hocaları sınıfa girer girmez, denileni yapmış
olan öğrenciler şikâyete başlar:
"Hocam, bu kadar ağır torbayı her yere taşımak çok zor."
"Hocam, patatesler kokmaya başladı. Vallahi, kişiler, tuhaf bakıyor bana artık. Hem sıkıldık,
Hem yorulduk!"
Öğretmen gülümseyerek öğrencilerine şu dersi verir:
"Görüyorsunuz ki, affetmeyerek asıl kendimizi cezalandırıyoruz. Kendimizi ruhumuzda ağır
yükler taşımaya mahkum ediyoruz. Affetmeyi karşımızdaki kişiye bir ihsan olarak düşünüyoruz,
halbuki affetmek, en başta kendimize yaptığımız bir iyiliktir. )
( Kendini affetmeyen kişinin, tüm kusurları affedilebilir. )
( FORGIVE THE OHTERS vs./and/||/<>/< FORGIVE THE SELF )
- BAŞKALARINI ÇÖZMEYE ÇALIŞMAK ve/||/<>/> KENDİNİ DÜĞÜMLEMEK
- BAŞKALARINI DÜŞÜNMEK ile/değil/yerine BAŞKALARINI DA DÜŞÜNMEK
- BAŞKALARINI) SUÇLAYAN ile/||/<> KENDİNİ SUÇLAYAN | ile/||/<> KİMSEYİ SUÇLAMAYAN
( [Gidilecek yolu ...]
Çoktur. İLE/VE/||/<> Yarısı kalmıştır. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Çok azı kalmıştır. )
- BAŞKALARININ (")TERBİYESİZLİĞİ(") ile/değil/yerine/>< KENDİ TERBİYEN
- BAŞKALARIYLA KIYASLAMA ile/değil/yerine/>< BAŞKALARINI ÖRNEK ALMA
- Başkalarıyla da KONUŞ!!!
- BAŞKALAŞIM ile/ve/||/<> (")CANLANMA(")
- BAŞKALAŞIM ile/ve DEĞİŞİM
( METAMORPHISM vs./and ALTERATION )
( İSTİHÂLE ile/ve ... )
- BAŞKALAŞIM ile GELİŞİM
( METAMORPHISM vs. PROGRESS/DEVELOPMENT )
- BAŞKALAŞIM ile İÇBAŞKALAŞIM
( ... İLE Püskürük magmaların, soğurdukları kültelerin/kayaçların etkisi altında, bileşimlerinde oluşan başkalaşım. )
- BAŞKALAŞIM ile YARIBAŞKALAŞIM ile TÜMBAŞKALAŞIM
( ... İLE Böceklerde, kurtçuk evresi görülmeyen başkalaşma türü. İLE Böceklerde, kurtçuk ve koza evresi geçiren başkalaşma türü. )
- BAŞKALAŞMAK ile BAŞKALDIRMAK ile BAŞKALAŞTIRMAK ile BAŞKALAŞABİLMEK ile BAŞKA/LIK ile BAŞKAN/LIK ile BAŞKACA ile BAŞKA BİRİ ile BAŞKA BAŞKA ile BAŞKAN VEKİLİ ile BAŞKANLIK MAKAMI ile BAŞKAN YARDIMCISI ile BAŞKANLIK SİSTEMİ
- BAŞKALAŞTIRMA ile/ve/değil/yerine DÖNÜŞTÜRME
( [not] TO CHANGE vs./and/but TO TRANSFORM
TO TRANSFORM instead of TO CHANGE )
- BAŞKALDIRI ile/değil/yerine ELEŞTİRİ
- BAŞKALDIRTMAK ile BAŞKALDIRABİLMEK ile BAŞKALDIRI ile BAŞKALDIRICI/LIK
- BAŞKAN/SERVER[Fars.] ile PATRON
- BAŞKAN ile ASBAŞKAN
( ... İLE İkinci başkan. )
- BAŞKAN ile BAŞBUĞ
( ... İLE Eski Türklerde baş, başkan, komutan. | Osmanlı Devleti'nde savaş zamanı başka birliklerden ayrılıp bir araya getirilerek oluşturulan birliğin ya da milis güçlerinin komutanı. )
- BAŞKAN ile/ve/||/<> DANIŞMAN ile/ve/||/<> MUHTAR
( Dernek, vakıf, parti, enstitü, belediye, spor kulübü vb. gibi, "başkanlık" konumu ile sürdürülen kurum ve kuruluşlarda, "Başkan" olarak görev yapan kişinin, öteki yönetim kurulu üyelerinden hiçbir farkı, önceliği ya da üstünlüğü yoktur ve de ol(a)maz! Sadece, üstlenmiş olduğu geçici görevinde, biraz daha sorumluluk ve çok büyük bir fark ya da ayrıcalık oluşturmayacak bazı küçük ama önemli yetkileri bulunmaktadır. Bu, sınırsız ve sonsuz olmayan "yetkilerini" de, öncelikle ve tamamen, kurumun/kuruluşun ve yönetim kurulunun ne yapacakları değil ne gibi yanlışlıkların, eksikliklerin kalmaması, sorunların daha az çıkması yönünde, bilgi ve deneyim artılarını, kurum/kuruluş ve topluma sunacağı hizmeti amacıyla kullanmak durumundadır. Söz ya da karar verme makamı diye bir üstünlüğü de söz konusu değildir. Ortak alınmış/alınacak olan uygulama, yürütme kararlarında, oy fazlalığının bulunması, kişisel isteği ya da çıkarları yönünde değil sadece toplumun ortak çıkarları yönünde kullanılmak üzere, biraz daha fazla olan bilgi ve deneyimiyle, olası yanlış karar ve uygulamalara engel olabilmesi içindir. Dolayısıyla, bir şeyleri kendilerine sormak ya da izin istemek gibi bir üstünlükleri de söz konusu değildir. Fakat ne yazık ki, "Aman, işimiz ve aramız bozulmasın" kaygısıyla, kişiler, olması ve yapılması gereken süreçlerde sessiz kalır ve bu da başkanlık görevinde bulunan kişinin yetkilerini aşmasına, kötüye kullanmasına ve bu yanlışlara göz yumulmasına kadar gitmektedir. Bu tıkanıklığın giderilmesi için de başta, yönetim ve yürütme kurulu olmak üzere, tüm üyelerin ve vatandaşların, kişi değil kavram, kurum ve hizmet esaslı bir çalışma sürecinde olunduğunu anımsaması gerekmektedir.
İLE/VE/||/<>
Kişi, kurum ve kuruluşlara hizmet etmekte olan danışmanlar, kendilerine danışılan konuların uygulayıcısı durumunda değildir ve bu durumda bırakılamaz. Olası uygulamalardaki, girilmeyecek, sapılmayacak yönleri ve yolları işaret etmekle görevlilerdir. Ne yapılması hakkında, bilgi ve deneyim aktarımında bulunurlar fakat önerdikleri alanda daha fazla bilgili diye, işi ya da süreci, danışmana bırakmak gibi bir tutum ya da beklenti sergilenemez.
İLE/VE/||/<>
Halk tarafından seçilerek ve belirli bir dönem, koşul, sorumluluk, yetki ve görevlerle sınırlı kalmak üzere, yaşanılan bölgenin ilk yönetimsel yetkilisi olarak, bölgedeki ne yapılacaklarla değil ne yapılmayacaklarla, neyin, ne kadar süre ve koşulda, eksik ya da sorunlu kalmamasını sağlamak üzere, ihtiyâr heyeti desteği ile işbirliğinde bulunan kişidir. "Muhtar" sözcüğü, "Hayır!" kökünden gelerek, kendi ya da yakın çevresinin irâdesiyle değil ne yapılmayacağının ya da engel olunacağının bilgisine sahip olan kişi, ihtiyârını devrede tutan kişi anlamına gelmektedir. Fiziksel olarak yapılması gereken işlerde de belediye başkanını, güvenlik amacıyla da vali, kaymakam, polis, jandarma gibi ilgili kurum ve yetkililerle daha yakın ve doğrudan ilişki içinde olma görevindelerdir. Kaymakam ve valilerden daha alt bir yetki ve konumda olsalar da, belediye başkanından sonra değil önce gelirler. )
- BAŞKASI İLE GELEN MUTLULUK
ile/ve/değil/||/<>/>
BAŞKASI İLE GİDEN MUTLULUK
- BAŞKASINA SÖYLEDİĞİN/SÖYLEYEBİLDİĞİN ile ANCAK/SADECE KENDİNE SÖYLEYEBİLECEĞİN
( (ABLE) TO SAY/TELL SOMETHING TO OTHERS vs. ONLY ABLE TO SAY TO YOURSELF )
- BAŞKASINA:
BIRAKMA ile/ve/<> "YIKMA"
- BAŞKASINI "KANDIRMAK" değil KENDİNİ YADSIMAK
- BAŞKASININ SORUSU ile/değil/yerine KENDİ SORUN
- BAŞKASININ, BİZİ KEŞFETMESİ ile/ve/>/değil/yerine KENDİNİ KEŞFETME
( Beşer. İLE/VE/>/DEĞİL/YERİNE İnsan. )
- BAŞKASININ/BAŞKALARININ YANITLARI ile/ve/değil/yerine KENDİ(NİN) YANITLARI(N)
- BAŞKASIYLA PAYLAŞTIĞIN/PAYLAŞABİLDİĞİN ile ANCAK/SADECE KENDİN YAŞAYABİLECEĞİN
( (ABLE) TO SHARE WITH OTHERS vs. ONLY YOU ABLE TO EXPERIENCE )
- BAŞKENT/LİK ile BAŞKENTLİ/LİK
- BAŞKENT ile/ve/<> ÖTEKİ ŞEHİRLER
( Ankara[< ]
Ankyra
İLE/VE/<>
Anadolu[< Anatolia]
Amasya[< Amaseia]
Antakya[< Antiokheia]
Antalya[< Attaleia]
Bursa[< Prusa]
Çankırı[< Gangra]
Giresun[< Kerasus]
İzmir[< Smryna]
Kayseri[< Kaesarea]
Konya[< İkonion]
Ordu[< Kotyora]
İznik[< Nikea]
Malatya[< Meliddu]
Manisa[< Magnesia]
Maraş[< Markasi]
Mardin[< Marde]
Sinop[< Sinope]
Trabzon[< Trapezus] )
- BAŞKENT ile SERMAYE STOĞU ile KAPİTALİZM ile KAPİTALİST ile BÜYÜK HARFLE YAZMAK ile TESLİM OLMAK
( CAPITAL vs. CAPITAL STOCK vs. CAPITALISM vs. CAPITALIST vs. CAPITALIZE vs. CAPITATE )
( دست مايه ile دارالسلطنه ile دارالخلافه ile راسي ile مالالتجاره ile سرمايه ile کبيره ile سرلولهبخاري ile پايتخت ile سرستون ile سهام درآمده ile کاپيتاليسم ile سرمايهداري ile سرمايه داري ile سرمايه دار ile سرمايه گراي ile سرمايه جمع کردن ile مانند سر )
( DAST MAYYEH ile DAROSSALTANEH ile DAROLKHLAFEH ile راسي ile MALALTEJAREH ile SARMAYYEH ile KABYRAH ile سرلولهبخاري ile PAYTAKHT ile SARESTON ile SACPEHAM DARAMODEH ile KAPYTALYSAM ile SARMAYCPEHDARY ile SARMAYYEH DARY ile SARMAYYEH DAR ile SARMAYYEH GERAY ile SARMAYYEH JAM KARDAN ile MANAND SAR )
- BASKET ile BASKETÇİ/LİK
- BASKET :/yerine SEPET
- BASKETBALL :/yerine BASKETBOL
- BASKETBOL ile BASKETBOLCU/LUK
- BASKETBOL değil/yerine/= SEPETTOPU
- BASKETBOL ile/ve/değil/yerine/||/<>/> SİLEMBOL
( [not] BASKETBALL vs./and/but/||/<>/> SLAMBALL
SLAMBALL instead of BASKETBALL )
- BASKI (YAPMAK) ile AĞIRLIK (KOYMAK)
- BASKI ile/değil/yerine BAKIŞ
- BASKI ile/ve BASINÇ
( Tek bir yönden. İLE/VE Her yönden. )
( Baskı yapan şeyi/nesneyi gösterir/düşündürür. İLE/VE Baskı olunan şeyi/nesneyi/durumu gösterir/düşündürür. )
- BASKI ile/değil/yerine DENETİM
- BASKI ile/ve/değil/yerine/<> HAKİMİYET
- BASKI ile/ve/||/<>/> KORKU
- BASKI ile/ve/değil/||/<>/< REKABET
- BASKICI ile OTORİTER
( DOMINEER vs. DOMINEERING )
( تحکم کردن ile تحکمآميز )
( TAHKAM KARDAN ile TAHKAMAMYZ )
- BASKILAMA ile BASTIRMA
- BASKILAMAK ile BASKILANMAK ile BASKI/LIK ile BASKIN/LIK ile BASKICI/LIK ile BASKILI ile BASKINCI/LIK ile BASKISIZ/LIK ile BASKISIZCA ile BASKI GRUBU ile BASKI RESİM ile BASKI KALIBI ile BASKI SAYISI
- BASKILAYICI TUTUM ile/değil/yerine SINIRLAYICI TUTUM
- BASKIN GEN ile/ve/||/<> ALTGIN GEN
( DOMINANT GENE vs. RECESSIVE GENE )
- BASKIN YAPMAK ile TOY KUŞU
( BUST vs. BUSTARD )
( خرد گشتن ile ورشکست شدن ile ورشکست کردن ile مجسمه نيمتنه ile هوبره )
( KHARD GOSHTAN ile VARSHKAST SHODAN ile VARSHKAST KARDAN ile MOJASMEH NEYMOTANEH ile TEOOBREH )
- BASKIN/DOMİNANT ALEL ile EDİLGEN/RESESİF ALEL
( Bir genin iki kopyasının da aynı olması durumunda ortaya çıkan özellik. İLE Bir genin iki kopyasından sadece birinin olması durumunda ortaya çıkan özellik. )
- BASKIN/HAKİM GEN ile/ve/<> SAKLI GEN
( Kişinin geni olduğu gibi, dünyanın da geni, insandır. )
( DOMINANT GENE vs./and/<> RECESSIVE GENE )
- BASKIN ile BAŞAT
- BASKIN ile BASKILI
- BASKIN ile/ve/||/<> EGEMEN
- BASKIN ile/ve/değil/||/<> ÖNE ÇIKAN
- BASKIN ile/ve YAYGIN
- BASKIN ile YOĞUN
( DOMINANT vs. INTENSE )
- BASKİRYAN EPOKU[İng. BASHKIRIAN EPOCH] ile/||/<> BASKIN ALEL[İng. DOMINANT ALLELE] ile/||/<> BASKIN GENETİK VARYASYON[İng. DOMINANT GENETIC VARIATION] ile/||/<> BASKIN ÖLÜMCÜL ALEL[İng. DOMINANT LETHAL ALLELE]
( Günümüzden yaklaşık olarak 323.200.000 ile 315.200.000 yıl öncesi arasını kapsayan jeolojik zaman dilimidir. Bu zaman aralığı, çok önemli değişimler göstermemekle birlikte, farklı kaynaklarda biraz daha farklı olarak verilebilir. Kaynaklarda bir örneği görülebilir. @@ Çekinik alelin varlığını baskılayan alele. @@ Genlerin ekleyici etkisine bağlı olmaksızın popülasyondaki bireylerin birbirlerinden olan farklılıklarıdır. Baskınlık bunun bir örneğidir. @@ Belirli bir genin tek kopya olması durumunda ölümcül olması durumu. Bu tarz alelelere az rastlanır; çünkü bu alellerin popülasyonda varolması için hastalığı gösteren bireylerin ölümcül alelin etkilerini ortaya çıkarmasından önce üremesi gerekir.Huntington Hastalığı.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- BASKLARNET[Fr. < BASSECLARINETTE] değil/yerine/= KALIN SESLİ KLARNET
- BAŞKURT ile BAŞKURTÇA
- BAŞLAMA ile BAŞLAMA ATIŞI ile BAŞLAMA VURUŞU ile BAŞLAMA MERİDYENİ
- BAŞLAMAK İÇİN ile/ve/ne yazık ki/||/<>/> BAŞLAMAMAK/YAPMAMAK İÇİN
( "En" doğru zamanı beklemek. İLE/VE/||/<>/> [bazen/çoğunlukla] Olumsal/keyfî "bahane" (olabilir). )
- BAŞLAMAK-BİTİRMEK ile BAŞLAMAK-TAMAMLAMAK
( TO BEGIN-TO FINISH vs. TO BEGIN-TO COMPLETE )
- BAŞLAMAK ve/<> BAŞARMAK
( Başlamak, başarmanın yarısıdır. )
( Her iş, başlayana kadardır. )
- BAŞLAMAK ile BAŞLANMAK ile BAŞLATMAK ile BAŞLANILMAK ile BAŞLATILMAK ile BAŞLATTIRMAK ile BAŞLANABİLMEK ile BAŞLATABİLMEK ile BAŞLATIVERMEK ile BAŞLAYABİLMEK ile BAŞLAYIVERMEK
- BAŞLAMAK ile KONUŞMAYA BAŞLA ile İYİLEŞMEYE BAŞLA ile SÖYLEMEYE BAŞLA ile KONUŞMAYA BAŞLA ile KONUŞMAYA BAŞLA ile BAŞLANGIÇ ile ACEMİ ile BAŞLANGIÇ
( BEGIN vs. BEGIN SPEECH vs. BEGIN TO IMPROVE vs. BEGIN TO SAY vs. BEGIN TO SPEAK vs. BEGIN TO TALK vs. BEGINING vs. BEGINNER vs. BEGINNING )
( آغاز کردن ile شروع شدن ile ابتدا کردن ile شروع کردن ile بنا کردن ile آغاز گرديدن ile آغاز به کار کردن ile آغاز شدن ile آغاز نهادن ile زبان باز کردن ile رو ب بهبود گذاشتن ile لب تر کردن ile دهان باز کردن ile به زبان آمدن ile بادي ile نواموز ile آغازگر ile بدو ile اوايل ile شروع ile آغاز ile سرآغاز ile اول کار ile ابتدا ile بدايت )
( AGHAZ KARDAN ile SHRU SHODAN ile EBTEDA KARDAN ile SHRU KARDAN ile BENA KARDAN ile AGHAZ GARDYDAN ile AGHAZ BAH KAR KARDAN ile AGHAZ SHODAN ile AGHAZ NEHADAN ile ZABAN BAZ KARDAN ile RO BE BACPEHBUD GOZASHTAN ile LAB TAR KARDAN ile DEHAN BAZ KARDAN ile BAH ZABAN AMADAN ile BADY ile NAVAMOZ ile AGHAZGAR ile BEDO ile AVAYLE ile SHRU ile AGHAZ ile SARAGHAZ ile OL KAR ile EBTEDA ile BEDAYT )
- BAŞLANGIÇ
( BEGINNING )
- BAŞLANGIÇ (BİDÂYET)
- BAŞLANGIÇ MİT/LERİ ile/ve KURULUŞ MİT/LERİ ile/ve KURTULUŞ MİT/LERİ ile/ve KURTARICI MİT/LER ile/ve SON/KIYÂMET MİT/LERİ ile/ve YENİDEN DİRİLİŞ MİT/LERİ ile/ve GELECEK/ESKATOLOJİ MİT/LERİ ile/ve ÜTOPYA/CENNET MİT/LERİ ile/ve BAŞLANGIÇ/KOZMOGONİ MİT/LERİ ile/ve NEDENSELLİK/ETYOLOJİ MİT/LERİ ile/ve AHLÂK MİT/LERİ ile/ve PSİŞİK MİT/LER
- BAŞLANGIÇ:
EYLEM ile/ve/değil/||/<>/< ÖRTÜK EYLEM
- BAŞLANGIÇ/BASİT SIV ile/ve/||/<>/> SIV (EĞİTİMİ)
- BAŞLANGIÇ ile BAŞLANGIÇ
( INCEPT vs. INCEPTION )
( در خود گرفتن ile بنياد نهادن ile درجه گيري )
( DAR KHOD GARAFTAN ile BANYAD NEHADAN ile DARJEH GYRY )
- BAŞLANGIÇ ile BAŞLANGIÇ NOKTASI
- BAŞLANGIÇ ile/>< BİLİNÇ
( Başlangıca en yakın olan, bilince, en uzak olandır. )
- BAŞLANGIÇ ve/||/<> EMEK
- BAŞLANGIÇ ile/ve/değil EŞİK
- BAŞLANGIÇ ile/ve/||/<>/> GELİŞİM
- BAŞLANGIÇ ile/ve/değil KAYIT TARİHİ, RESMİYET KAZAN(DIR)MA
- BAŞLANGIÇ ile/ve/||/<> KÖKEN ile/ve/||/<> DOĞUM
- BAŞLANGIÇ ile MAYA
( BEGINNING vs. ORIGIN )
- BAŞLANGIÇ ile ÖNCE
( BEGINNING vs. BEFORE )
- BAŞLANGIÇ ile/ve/||/<>/> ORTA ile/ve/||/<>/> SON
- BAŞLANGIÇ ile ÖVGÜYE DEĞER ile ÖVGÜ ile ÖVEN ile KOMMENSAL ile ÖLÇÜLEBİLİRLİK ile YORUM ile YORUM KARTI ile YORUM ile YORUMCU
( COMMENCEMENT vs. COMMENDABLE vs. COMMENDATION vs. COMMENDATORY vs. COMMENSAL vs. COMMENSURABILITY vs. COMMENT vs. COMMENT CARD vs. COMMENTARY vs. COMMENTATOR )
( فتح ile قابل تعريف ile سفارش ile تقريظ ile تعريفي ile تقديري ile هم سفره ile هم مقياسي ile قابليت قياس ile هم اندازگي ile همپيمانگي ile گفتن ile نظر دادن ile آزادانه بيان کردن ile کارت توضيحي ile سفرنگ ile مفسر ile سفرنگ گر ile شارح )
( FATH ile GHABEL TARYFE ile SEFARSH ile تقريظ ile TARYFEY ile تقديري ile NPAM SAFAREH ile NPAM MOGHYASY ile GHABELYT GHYAS ile NPAM ANDAZGY ile NPAMPYMANGY ile GOFTAN ile NAZAR DADAN ile AZADANEH BEYAN KARDAN ile KART TOZYHEY ile SEFRANG ile MOFSAR ile SEFRANG GAR ile SHAREH )
- BAŞLANGIÇ ile/ve SÜREÇ(VETÎRE)
( ... İLE/VE Bir öncekini içeren, bir sonrakine yol açan gelişim. )
( Ancak başlangıçta sizin olan sonda da sizin olarak kalır. )
( Başlangıç ile son arasındaki fark ancak zihinde vardır. )
( Only what is your own at the start will remain your own in the end.
The difference between the beginning and the end lies only in the mind. )
( BEGINNING vs./and PROCESS )
- BAŞLANGIÇ ile/ve TÜRDEŞLİK
- BAŞLANGIÇ ve/=/||/<>/> VARSAYIM
- BAŞLANGIÇ ile/ve YENİLİK
( BEGINNING vs./and INNOVATION/REFORM/NEWNESS )
- BAŞLANGIÇ ile/ve/||/<> ZEMİN
- BAŞLAT(RESET) ile AÇMA-KAPAMA(POWER)
- BAŞLATICI/SI ile/değil/yerine/ BAŞLANGICI
- BAŞLAYASIYA KADAR değil BAŞLAYINCAYA KADAR
- BAŞLAYIŞ ile BAŞLAYICI/LIK
- BAŞLI BAŞINA (ELE ALMAK)
- BAŞLI BAŞINA ile/ve AYRI AYRI
- BAŞLI BAŞINA ile BAMBAŞKA
- BAŞLI BAŞINA ile TAMAMEN
- BAŞLI ile BAŞLIK ile BAŞLICA ile BAŞLIKLI ile BAŞLIKÇI ile BAŞLIKSIZ ile BAŞLI BAŞINA ile BAŞLIK PARASI
- BAŞLI ile BAŞLIK ile BAŞLIK ile BAŞSIZ ile KAFALAR ile TEPEDEN TIRNAĞA KAFALAR
( HEADED vs. HEADER vs. HEADING vs. HEADLESS vs. HEADS vs. HEADS OVER HEEL )
( سردار ile نوک دار ile روانه ile سرساز ile درساز ile شيرچه ile عنوان گذاري ile سرفصل ile سرنويس ile سرنامه ile بي سر ile رؤوس ile نا اميدانه )
( SARDAR ile NOK DAR ile RAVANEH ile SARSAZ ile DARSAZ ile SHYRECHEH ile ONVAN GOZARY ile SARFASL ile SARNOYS ile SARNAMEH ile BEY SAR ile رؤوس ile NA AMYDANEH )
- BAŞLIK PARASI ile/ve !DRAHOMA
( Erkek tarafı, gelin için verirdi. İLE/VE Kız tarafı, erkek için verirdi. [Musevilik'te.] )
- BAŞLIK ile BARATA[< İt.]
( ... İLE Osmanlı sarayında, genel olarak bostancıların, baltacı ve kapıcıların giydikleri, kırmızı çuhadan yapılmış başlık. )
- BAŞLIK ile IŞKIRLAK
( ... İLE Karagöz'ün başlığı. )
- BAŞLIK ile KUKULETA[İt. < COCOLETTA]
( ... İLE Yağmur, soğuk vb. dış etkilere karşı başa geçirilen, giysiye dikili ya da ayrı olarak kullanılan başlık. )
- BAŞLIK ile TAMLAMA
( TITLE vs. NOUN/PROPOSITIONAL PHRASE )
- BAŞLISU :
( İstinye sınırları içinden çıkan içimi çok iyi olan bir memba suyudur. )
- BAŞLU değil/yerine/= YARALI
- BASMA ile BASMA YAPIMI
( CHINTZ vs. CHINTZ MAKING )
( چيت ile چيت سازي )
( چيت ile چيت سازي )
- BASMA ile BASMAK
( Basmak eylemi. | Gazete, dergi, kitap vb. bası ile hazırlanmış yazılı şeyler, matbua. | İskambil kâğıdı ile oynanan bir oyun. | Üzerinde bası ile yapılmış renkli biçimler bulunan pamuklu kumaş. | Bu kumaştan yapılan. | Yerin alçalmasıyla bu yeri örten deniz sularının yükselmesi, çekilme karşıtı. | Basılmış, matbu. | Gübre, tezek. İLE Gövdenin ağırlığını verecek bir biçimde ayak tabanını bir yere ya da bir şeyin üzerine koymak. | Küçük çocuklar ayakta durabilmek. | Bir şeyi, üzerine kuvvet vererek itmek. | Sıkıştırarak yerleştirmek. | Bası işi yapmak, tabetmek. | Örtmek, bürümek, kaplamak. | Bir şey üzerinde kalıp, mühür vb.yle iz yapmak. | Baskın yapmak. | Yaş almak. | Dumanın, sisin vb. çevreyi kaplaması, çökmesi. | Basınç yaparak sıvı ve gazları itmek. | Kümes hayvanları kuluçkaya yatması. | Uygunsuz vaziyette yakalamak. | Bir şeyin etkisinde kalıp eziklik, üzüntü ve ağırlık duymak. )
- BASMAK" ile/ve "TEPELEMEK"
- BAŞMAK/BAŞMAQ[Oğuz] ile/||/<> BAŞNAK/BAŞNAQ/BAŞTAQ
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Çarık. İLE/||/<> Silahsız (kişi). )
- BAŞMAK/LIK ile BAŞMAKÇI/LIK
- BASMAK ile BASMACI/LIK ile BASMALI ile BASMALIK ile BASMA KALIBI
- BAŞMAK ile/ve/||/<> BAŞMAKLIK
( ... İLE Camide ayakkabı konulan yer. | Sultanın anne, kız kardeş, kız ve hasekilerine bağlanan ödenek, has. )
- BASMAKALIPLAŞMAK ile BASMAKALIP/LIK
- BAŞOĞLU, FERİT (KEFELİKÖY, 1958 - 2008) :
( Sarıyerli. Pertevniyal ilkokulundan sonra Tophane Sanat Okulundan mezun oldu. Elektrik teknisyeni olarak iş hayatına atıldı. Siyasete ANAVATAN saflarında başladı ve 1984 yerel seçimlerinden Anavatan partisinden Sarıyer Belediye Meclisine üye seçildi ve bir dönem (1984 - 1989) bu görevi yaptı. Sarıyer Spor Kulübü üyesidir. )
- BAŞOKÇU/İFFET HANIM YALISI :
( Rumelihisarı Baltalimanı Caddesi üzerindedir. Sultan II. Mahmut döneminde (1808 - 1839) yapılmıştır. 1988'de kagir olarak yeniden inşâ edildi ve üzeri ahşap kaplama ile kaplandı. )
- BAŞÖRTÜ ile BAŞÖRTÜLÜ/LÜK
- BASRA OKULU ile/ve/<> KÛFE OKULU
- BASS ile BASS
( Levrek. İLE Bas [ses/gitar vb.] )
- BAŞŞEHİR ile BAŞŞEHİRLİ/LİK
- BASSO[Jap.] ile BASSO[İt.]
( Çinli Zen ustası Ma-tsu'ya (709-788) Japonya'da verilen ad. İLE En kalın erkek sesi. | En kalın sesli orkestra çalgısı. )
- BAST -ile
( YAYMA, AÇMA )
- BAST (HALİ) ile/ve KABZ (HALİ)
( Kâmil kişinin ihtiyârındadır. )
- BAST-I ZAMAN ile TAYY-İ ZAMAN
( Zamanın uzamış gibi olması. İLE Zamanın kısalmış gibi olması. )
- BAŞTA ile/ve/değil BAŞINDA
- BAŞTA ile BAŞTAN ile BAŞTAN BAŞA ile BAŞTAN SONA ile BAŞTAN AŞAĞI ile BAŞTAN SAVMA ile BAŞTAN SAVMACI/LIK
- BAŞTACI değil BAŞ TÂCI
- BAŞTAN ANLATMAK ile/yerine SORULURSA ANLATMAK
( EXPLAINING AT THE BEGINNING vs. EXPLAINING IF SOMEBODY ASKS
EXPLAINING IF SOMEBODY ASKS instead of EXPLAINING AT THE BEGINNING )
- BAŞTAN AŞAĞI
- BAŞTAN AŞAĞIYA değil BAŞTAN AŞAĞI
- BAŞTAN BAŞA (SARMAK, DOLAŞMAK)
( SER-Â-PÂ, SER-TE-SER )
- BAŞTAN BAŞA ile BOYDAN BOYA
- BAŞTAN ÇIKARMAK ile/ve YOLDAN ÇIKARMAK
- BAŞTAN ÇIKMAK ile/ve/||/<>/> YOLDAN ÇIKMAK
- BAŞTAN DÜŞÜNMEK ile/ve/değil/yerine/||/<> ZAMANINDA DÜŞÜNMEK
- BAŞTAN SONA, SONDAN BAŞA ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SOLDAN SAĞA, SAĞDAN SOLA / YUKARIDAN AŞAĞI, AŞAĞIDAN YUKARI
- BAŞTAN SONA ile TÜMEVARIM
- BAŞTANKARA ile BAŞTAN KARA
( Kuş. İLE Gitmek, etmek. )
- BAŞTANKARA ile FANTA
( ... İLE Mevimsi yeşil renkli bir baştankara. )
- BAŞTANKARA ile MAVİ BAŞTANKARA
- BAŞTİMAR, BURHANETTİN (1912 - 1082) :
( Sarıyerlidir. Ticaretle iştigal etti. Uzun süre Sarıyer'i temsilen İstanbul Belediyesinde Belediye Meclis Üyesi olarak görev yaptı. )
- BASTIR(IL)MAK ile SİNDİR(İL)MEK
( TO (GET) SURPASS vs. TO (GET) CROUCH DOWN )
- BASTIRILMA ile/ve/<> DIŞLANMA
- BASTIRILMIŞ/LIK ile/ve VAZGEÇMİŞ/LİK
( Kişiler, neden/nasıl vazgeçerler?
( Why people give up? )
Hızlı sonuç beklediklerinden dolayı...
( Expect fast results... )
Kendilerine inançlarını kestiklerinden dolayı...
( Stop believing in themselves... )
Geçmişe saplanıp kalmalarından dolayı...
( Get stuck in the past... )
Hatalarında yaşadıklarından dolayı...
( Dwell on mistakes... )
Gelecekten korktuklarından dolayı...
( Fear the future... )
Değişime direndiklerinden dolayı...
( Resist the change/alteration... )
Güçlerinden vazgeçtiklerinden dolayı...
( Give up the power... )
Güçsüzlüklerine inandıklarından dolayı...
( Believe in their weaknesses... )
Dünyaya sahip oldukları zannından dolayı...
( Feel the world owes them something... )
Başarıyı istemekten çok, hata yapma korkularından dolayı...
( Fear failure more than desire success... )
Nelerin olanaklar içinde olduğunu görememelerinden dolayı...
( Never visualize what is possible... )
Kaybedecek şeylerinin çok olduğu zannından dolayı...
( Feel they have something to lose... )
Fazla çalışmaktan dolayı...
( Overwork... )
Sorunlarının sadece kendilerine özgü ve biricik olduğunu zannetmelerinden dolayı...
( Assume their problems are unique... )
Geri dönmenin ve geri dön işaretinin,
hata yaptıkları anlamına geldiğini zannetmelerinden dolayı...
( See failure as the signal to turn back... )
Kendilerini, üzgün, güçsüz, acınası hissetmelerinden dolayı...
( Feel sorry for themselves... )
)
- BASTIRILMIŞ ile/ve GİZLİ
- BASTIRMAK ile BASTIRILMAK ile BASTIRABİLMEK ile BASTIRIVERMEK ile BASTI ile BASTIK
- BASTIRMAK ile/ve/<> GÖZARDI ETMEK
- BASTIRMAK ile/ve/değil/||/<>/>/< TUTMAK
- BASTIRMAK ile ÜSTÜNÜ ÖRTMEK
- BASTIRMAK ile YATIŞTIRICI ile DEPRESİF ile DEPRESYON ile DEPRESİF
( DEPRESS vs. DEPRESSANT vs. DEPRESSED vs. DEPRESSION vs. DEPRESSIVE )
( دلسرد شدن ile افسردن ile دژم ساز ile فرورفته ile دژم ile افسرده ile غر ile ملول ile منکسر ile گود شدگي ile فرورفتگي ile پريشاني ile فرودافت ile افسرده کننده )
( DELSARD SHODAN ile AFSARDAN ile دژم ساز ile FARVARAFTEH ile دژم ile AFSARDEH ile GHAR ile MOLOL ile منکسر ile GOD SHODEGY ile FARVARAFTAGY ile پريشاني ile FORODAFT ile AFSARDEH KONANDEH )
- BASTON ile BASTONCU/LUK ile BASTONLU ile BASTONSUZ ile BASTON KİLİDİ ile BASTON KÖSTEĞİ ile BASTON FRANCALA
- BASTON ile DEĞNEK
- BAŞUCU ile BAŞ UCU
- BASUR OTU -ile
( Düğün çiçeğigillerden, nemli ormanlarda biten, köklerinde basur memelerine iyi gelen bir nesne bulunan, sarı çiçek açan küçük bir bitki. )
( RANUNCULUS FICARIA )
- BÂSÛR[Ar. çoğ. BEVÂSÎR] ile KANLI BÂSÛR/İSHAL/DİZANTERİ[Fr. < Yun.]
( Kalınbağırsakta ve makadın etrafındaki siyah kan damarlarının şişmesinden ve bazen iltihaplanmasından dolayı, makadın içinde ve dışında oluşan memeler yüzünden makattan kan ya da irin gelmesi. İLE Ağrılı ve kanlı ishalle beliren, bağırsakta yaralara yol açan, bulaşıcı, salgın sayrılık. )
- BÂSÛR[Ar. çoğ. BEVÂSÎR] değil/yerine/= MAYASIL
( Kalınbağırsakta ve makadın etrafındaki siyah kan damarlarının şişmesinden ve bazen iltihaplanmasından dolayı, makadın içinde ve dışında oluşan memeler yüzünden makattan kan ya da irin gelmesi. )
- BASUR ile BASURLU ile BASUR OTU ile BASUR MEMESİ
- BASUT ile BASUT
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Yardım. İLE Yardımcı, destekçi. )
- BAŞVURMAK ile BAŞVURULMAK ile BAŞVURDURMAK ile BAŞVURABİLMEK ile BAŞVURU ile BAŞVURUCU
- BAŞVURU ile İSTİKZÂ'
( ... İLE Birinin, hakkında karar verebilmek için başka birine başvurması. )
- BASYA[Lat. < BASIA] -ile
( Sapotgillerden, tohumlarından sabunculukta kullanılan bir yağ elde edilen, Asya'da yetişen bir ağaç. )
- BAT/BATH/EPRAH[İbr.] -ile
( Bir hacim ölçüsü. )
- BAT ile/||/<>/< HURMA
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Hurma ezildikten sonra geriye kalan posa. İLE/||/<>/< ... )
- BATA-ÇIKA (BUGÜNLERE GELMEK)
- BATABİLMEK ile BATAK/LIK ile BATAR ile BATAKÇI/LIK ile BATA ÇIKA ile BATAKLIK GAZI ile BATAKLIK ARDICI ile BATAKLIK KETENİ ile BATAKLIK BAYKUŞU ile BATAKLIK KUŞLARI ile BATAKLIK NERGİSİ ile BATAKLIK ÇULLUĞU ile BATAKLIK KIRLANGICI
- BATAĞAN ile KARA BOYUNLU BATAĞAN
(
)
( GREBE vs. BLACK-NECKED GREBE )
( PODICIPEDIDAE cum PODICEPS NIGRICOLLIS )
- BATAĞAN ile KÜÇÜK BATAĞAN
- BATAKLIK ve/||/<> BATAKÇIL
( ... VE/||/<> Bataklıkları seven, bataklıklarda yaşayan bitki ya da hayvan. )
- BATAKLIK ile KARAKURBAĞASI
( FEN vs. FENNY )
( سياه آب ile زمين آبگير ile لجن زار )
( SYAH AB ile ZAMYNE ABGYR ile LAJAN ZAR )
- BATAKLIK ile/||/<> KEÇİBOYNUZU
- BATAKLIKKETENİ -ile
( Papirüs ailesinden, bataklıklarda yetişen bir bitki, pamukotu. [Lat. ERIOPHORUM] )
- BATAKLIKTA SİNEK AVLAMAK değil/yerine BATAKLIĞI KURUTMAK
- BATARYA[İng. BATTERY] ile/||/<> ANOT[İng. ANODE] ile/||/<> ELEKTROLİT[İng. ELECTROLYTE] ile/||/<> ELEKTROT[İng. ELECTRODE] ile/||/<> KİMYASAL ENERJİ[İng. CHEMICAL ENERGY]
( Kimyasal enerjiyi doğrudan elektrik enerjisine dönüştüren cihaz. Her bataryanın bir adet katot adı verilen pozitif yüklü plakası ve bir adet anot adı verilen negatif yüklü plakası vardır. Bu elektrotlar, iyonların elektrotlar arasında geçişine izin veren bir elektrolit ile ayrılır. Enerji dönüşümü sırasında elektrokimyasal indirgenme-yükseltgenme (redoks) tepkimesi yoluyla elektronların bir elektrik devresi aracılığıyla bir malzemeden diğerine aktarılması sağlanır. @@ Yükseltgenme tepkimesinin meydana geldiği noktadır. Genel olarak bir anotta, elektrik potansiyeli nedeniyle negatif iyonlar ya da anyonlar reaksiyona girme ve elektron verme eğilimindedir. @@ Elektrolit, bir çözücüde pozitif ve negatif iyonları ayrıştırarak elektriksel iletkenliğe sahip olan ortamdır. Elektrolitlerin ölçüm birimi "Miliekivalan (mEq)"dır. Vücudumuzda kanda ve gözelerde bulunan elektrolitler vücut sıvılarını düzenleme görevi görürler. @@ Bir devrenin metalik olmayan bir parçasıyla (örneğin yarı iletken, elektrolit, vakum ya da hava) temas kurmak için kullanılan bir elektrik iletkenidir. Elektrotlar, pil tipine bağlı olarak çeşitli malzemelerden oluşabilen pillerin temel parçalarıdır. @@ Kimyasal enerji, bileşikleri oluşturan atomlar arası kimyasal bağlarda depolanan enerjidir. Kimyasal enerji, bir kimyasal tepkime sırasında ısı olarak açığa çıkabilir; bu tür tepkimeler, kimya biliminde "ekzotermik reaksiyon" olarak adlandırılır. Gıdalarda bulunan kimyasal enerji vücut tarafından mekanik enerjiye ve ısıya dönüştürülür. Veya pillerdeki kimyasal enerji elektrik enerjisine dönüştürülebilir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- BATARYA[İt. < BATTERIA] ile BATARYA[İt. < BATTERIA]
( En küçük topçu birliği. | Savaş gemilerinde borda topları ve bunların bulunduğu güverte parçası. İLE Pil. | Birkaç aygıtın bir araya getirilerek belirli bir biçimde eklenmesinden oluşan takım. )
- BATARYA[Osm.] / BATTERY, CELL[İng.] / BATTERIE, PILE[Fr.] / BATTERIE[Alm.] ile/değil/yerine/= BATARYA, PİL
- BATARYA ile BATARYALI ile BATARYA ATEŞİ ile BATARYA KUTUSU
- BATBATA[Ar.] -ile
( Kazın ötmesi. )
( Kazın suya dalışı. )
- BATCH PROCESS[İng.] / PROCESSUS INTERMITTENT[Fr.] ile/değil/yerine/= KESİKLİ İŞLEM
- BATEMAN EQUATIONS[İng.] / ÉQUATIONS DE BATEMAN[Fr.] / BATEMAN-GLEICHUNGEN[Alm.] ile/değil/yerine/= BATEMAN DENKLEMLERİ
- BATEMAN PRINCIPLE[İng.] değil/yerine/= BATEMAN PRENSİBİ
( Bu prensibe göre dişi bireyler yavru oluşumunda erkeklerden daha fazla enerji harcarlar. Bundan dolayı kadınların erkeklerle yarışında mecburi bir kısıtlama vardır. Yani erkekler enerjilerini daha farklı yerlere ayırabilirken,dişiler yavru bakımına daha fazla enerji ayırdıkları için farklı yerlere kısıtlı enerji ayırmak zorunda kalırlar. İngiliz genetikçi Angus John Bateman tarafından ifade edilmiştir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- BATERİ[Fr. < BATTERIE] değil/yerine/= DAVUL
( Orkestrada vurmalı çalgı takımı, davul. )
- BATERİ[İng. < BATTERY] değil/yerine/= PİL
- BATERİ ile BATERİCİ ile BATERİST
- BATHÂ'[Ar. çoğ. BİTÂH] ile BATÎHA[Ar.]
( Çakıl taşlı büyük dere. | Mekke'de dağ arasında bulunan bir dere. | Dağ arasındaki dere. | Mekke-i Mükerreme. İLE Sazlı, kamışlı dere. )
- BATHO-/BATHY- -ile/||/<>
( Derin. İLE/||/<> Derin. )
- BATHONIAN EPOCH[İng.] değil/yerine/= BATHONYAN EPOKU
( Günümüzden 168.300.000 ile 166.100.000 yıl öncesi arasını kapsayan jeolojik zaman dilimidir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- BATHROOM :/yerine BANYO
- BATI AVRUPA'DA AYDINLAR:
KİLİSE ile/ve/<> RAHİPLER
( Aydınlar, Batı Avrupa'da, dinî–ilmî-felsefî-siyasî bir dizge olarak Kilise'nin yerini alan kapitalist-emperyalist–pozitivist yaşam görüşünün rahipleri olarak yükselmişlerdir. )
- BATI FELSEFESİ ile/ve/yerine ZİHİN FELSEFESİ
( WEST PHILOSOPHY vs./and MIND PHILOSOPHY
MIND PHILOSOPHY instead of WEST PHILOSOPHY )
- BATI KÜLTÜRÜ ile/ve/<> DOĞU KÜLTÜRÜ
( Sağır. İLE/VE/<> Kör. )
( Sağır olduklarından dolayı birbiriyle [göstererek/işaret ederek] görsel dille iletişim ve paylaşımda bulunurlar. [Doğu'nun söylediklerini, anlattıklarını bilgeliklerini duyamazlar.] İLE/VE/<> Kör olduklarından dolayı birbiriyle [ses ile] sözel/şifai dille iletişim ve paylaşımda bulunurlar. [Batı'nın gösterdiklerini, tekniğini, bilimini göremezler.] )
( Anadolu Kültürü, hem Batı'nın, hem de Doğu'nun değerlerini/olanaklarını, körlük ya da sağırlık yaşamadan biraraya getirebilmiş ve getirebilecek nadir kültürlerdendir. )
( Sol beyin/yarımküre ağırlıklı. İLE/VE/<> Sağ beyin/yarımküre ağırlıklı. )
( Hermetik.[Mısır] İLE/VE/<> Sanskrit.[Hindistan] )
( KÜLTÜR: Üretim-Tüketim-Paylaşım )
( KÜLTÜR[< CULTURA < COLERE/CULTIVARE]: Toprağa işlemek, toprağın işlenmesi/sürülmesi. | Bakmak, yetiştirmek. )
( Karıştırmamak ve/fakat birleştirmek gerekir. )
( Not to confuse but also to merge.
Deaf. VS./AND/<> Blind. )
( WESTERN CULTURE vs./and/<> EAST CULTURE )
( XI XUE ile/ve/<> ... )
- BATI ROMA İMPARATORLUĞU ile/ve/değil DOĞU ROMA İMPARATORLUĞU
( ... İLE Fethedilmiş olan. )
- BATI-NIN ile BÂTIN-IN
- BATI'LILAŞMA ile/ve/değil/yerine MODERNLEŞME
- BATİ[Ar.] değil/yerine/= YAVAŞ, AĞIR
- BATI/GÜNİNDİ ile/ve DOĞU
( Güneşin battığı yön. İLE/VE Güneşin doğduğu yön. )
( GARB ile/ve ŞARK )
( WEST vs./and EAST )
- BATI/LI(coğrafya) = KEDİN, KURIYAKI = WEST/ERN[İng.] = OUEST, OCCIDENT/AL[Fr.] = DER WESTEN/WESTLICH[Alm.] = OCCIDENTE/OCCIDENTAL(E)[İt., İsp.] = OCCIDENS/OCCIDENTEM[Lat.] = HE DÜZIS/PROS HELION DÜZIN[Yun.] = el-ĞARB/ĞARBÎ[Ar.] = BÂKHTER/Î[Fars.] = HET WESTEN/WESTELIJK[Felm.]
- BATI/LI(uygarlık) = GARB/Î = OCCIDENT/AL[İng., Fr.] = DAS ABENDLAND/ABENDLÄNDISCH[Alm.] = OCCIDENTE/OCCIDENTAL(E)[İt., İsp.] = VESPER, OCCIDENS, TERRÆ OCCIDENTEM VERSUS SITÆ[Lat.] = HE PROS HELIOU DÜSMAS[Yun.] = el-MAĞRİB[Ar.] = GARBÎ[Fars.] = HET AVONDLAND/S[Felm.]
- BATI/LI ile BATI/LI
( Coğrafya. İLE Uygarlık. )
- BATI değil BATI/RDI/LAR
- BATİ ile BATİK
- BATICI ile/ve/değil/yerine/||/>< BATILI
- BATIG ile/||/=/<> DERİN
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Bir su yatağının, ırmağın derin yeri. İLE/||/<> ... )
- BATİK ile ÇİTENGE
( ... İLE Zambiya'da, 2 m.'lik, göz alıcı renklerle yapılan tek parçalı, pamuk batik. )
- BÂTIL[< BUTLÂN] değil/yerine/= BOŞ, BEYHÛDE | ÇÜRÜK | ZEMİNİ OLMAYAN
( BOŞ, BEYHÛDE | ÇÜRÜK | ZEMİNİ OLMAYAN )
- BÂTIL[< BUTLÂN] ile/değil/yerine/>< HAK
- BÂTIL ile/ve/||/<>/>/< BOŞ
- BÂTIL ile HURÂFE/SANAKA
( Vak'a'ya mutabık olmayan/olmama. İLE ... )
- BÂTIL ile/ve YANLIŞ
- BÂTIL ile ZULÜM
( Kendi dışında haklılık kabul etmeyen. İLE Sonuçları. )
- BATILILAŞMA ile "DEJENERASYON"
- BATİMETRE[Fr. < BATHYMÈTRE] değil/yerine/= DERİNLİKÖLÇER
- BATİMETRİ[Fr. < BATHYMÉTRIE] değil/yerine/= DERİNLİK ÖLÇÜMÜ
- BÂTIN:
UMÛMA GÖSTERİLİR ile/ve (fakat) UMUM YARARLANAMAZ
- BATIN/BATN[Ar. çoğ. BUTÛN, EBTÂN] ile BÂTIN[Ar. çoğ. BEVÂTIN] ile BATÎN[Ar.]
( Karın. | Nesil, soy. İLE İç. | İç yüz. | Gizli, görünmeyen nesne. | Tanrı. | İçteki. | Çukur, kuytu yer. İLE Büyük karınlı. | Uzak yer. )
- BATIN ile BÂTIN
( Karın[bağırsak bölgesi]. İLE İç; gizli. )
- BATIN ile BÂTIN
( Karın. | Soy, kuşak, nesil. İLE İç. | Gizli. | Gözle görülmeyen. )
- BÂTIN ve/<> EDEB
- BÂTINÎ >< ZÂHİRÎ değil/yerine/= İÇREK >< DIŞRAK
- BATINİ/EZOTERİK değil/yerine/= İÇREK
- BÂTINÎ/LİK = ESOTERIC/ISM[İng.] = ÉSOTÉRIQUE/ÉSOTÉRISME[Fr.] = ESOTERISCH/ESOTERISMUS[Alm.] = ESOTERISMO[İt., İsp.] = ESOTERICUS[Lat.] = ESOTERIKOS[Yun.] = BÂTİNİ/YYE, SİRRİ/YYE[Ar.] = BÂTİNÎ/GERÎ[Fars.] = ESOTERISCH/ESOTERISME[Felm.]
- BÂTINÎ ile/değil HERETİK
( Kendi dininin içindeki "sapmalar". İLE/DEĞİL Dinin dışına yönelik "sapmalar". )
( ... İLE/DEĞİL Ortodoksluk içinde ve sonrasında oluşmuşluğuyla ad bulmuştur. )
( [not] ESOTERIC vs./but HERETIC )
- BATÎR[Ar.] ile BÂTİR[Ar.] ile BÂTİR[Ar.]
( Nalbant. İLE Keskin kılıç. İLE Turna. )
- BATIRMAK ile BANDIRMAK
- BATIRMAK ile BATIRILMAK ile BATILILAŞMAK ile BATIRABİLMEK ile BATIRIVERMEK ile BATILILAŞTIRMAK ile BATILILAŞABİLMEK ile BATILILAŞTIRILMAK ile BATI ile BATIK ile BATIL/LIK ile BATIN ile BATIŞ ile BATICI/LIK ile BATILI/LIK ile BATILICA ile BATI BLOKU ile BATIL İNANÇ ile BATIL İTİKAT ile BATI TÜRKÇESİ ile BATILILAŞMACI/LIK
- BATIRMAK ile DALDIRMA
( IMMERSE vs. IMMERSION )
( غسل ارتماسي دادن ile زير آب گرفتن ile زير آب کردن ile غوطهوري )
( GHASL ERTAMASY DADAN ile ZYR AB GARAFTAN ile ZYR AB KARDAN ile GHUTEHORY )
- BATİSTA ile PATİSKA
( BATISTA vs. BATISTE )
( باتيستا ile پاتيس )
( باتيستا ile PATYS )
- BATIYOR ama ACITMIYOR
( YAŞAR )
( Senin sevdân! )
- BATKI, DÜŞ KIRIKLIĞI/HÜSRAN[Ar.] ile SUKÛT-U HAYAL
- BATKI/HÜSRAN[Ar.] ile/değil/yerine ŞAŞIRMA/ŞAŞKINLIK
- BATKI/HÜSRAN ile BUHRAN
- BATKI/HÜSRAN ile PİŞMANLIK
- BATKI/İFLÂS ile İSTİFA
( Kendi/ortak işimizde. İLE Çalıştığımız yerde. )
- BATKI/İFLAS ile KONKORDATO[İt. < CONCORDATO]
( Borçlarını ödeyemediği mahkeme kararı ile tespit ve ilân olunan iş adamının durumu. | Yenilgiye uğrama, değerini yitirme. | İşlevini ya DA görevini yapamama. İLE Antlaşmalı iflas. | Papalık makamıyla başka hükûmetler arasında yapılan antlaşma. )
- BATKI/SİTEM[Fars.] ile YAKINMA/SERZENİŞ[Fars.]
- BATKI ile BATKIN/LIK
- BATMADAN YÜZMEK ile YÜZER
( FLOAT vs. FLOATING )
( غوطهورساختن ile بهوا راندن ile شناور ساختن ile شناور شدن ile غوطهدادن ile غوطهوري ile شناور ile غوطه ور ile غوطهورسازي )
( GHUTEHORSAKHTAN ile BACPEHVA RANDAN ile SHENAVAR SAKHTAN ile SHENAVAR SHODAN ile غوطهدادن ile GHUTEHORY ile SHENAVAR ile GHUTEH VAR ile GHUTEHORSAZY )
- BATMAK ile BATMAN ile BATMANLI/LIK
- BATMAN -ile
( Miktarı, bölgelere ve tartılacak şeylere göre değişen, eski bir ağırlık ölçüsü. )
- BATMAN, YAVUZ (TAMZARA/ŞEBİNKARAHİSAR, 1843) :
( Reşitpaşa'da ikamet etmektedir. İlk ve Ortaokulu Şabinkarahisar'da okudu. İş hayatına atıldı ve CHP de siyasete atıldı (1968). 1999 yerel seçimlerinde CHP'den Sarıyer Belediye Meclis üyesi seçildi ve Meclis Başkanvekili seçildi, Ayrıca Belediye Başkan Vekili olarak da görev yaptı. Edebiyatla ilgileniyor ve şiir yazmaya devam ediyor. "Işığın Çocukları" adını taşıyan bir şiir kitabı var. )
- BATMAN ile
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Büyüklüğü bölgelere ve tartılacak nesneye göre değişen eski bir ağırlık ölçüsü. )
(1996'dan beri)