B ile başlayan FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 11.552 başlık/FaRk ile birlikte,
11.552 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(14/48)
- BELOW :/yerine AŞAĞIDA
- BELSOĞUKLUĞU ile GLANS[PENİS BAŞI] YANGISI(İLTİHABI)
( GONORE ile BALANİT )
- BELSUYU/ATMIK(MENİ) ile/ve/> DÖL
- BELSUYU/ERSUYU ile/ve/<> COWPER BEZİ SIVISI
( SEMİNAL VEZİKÜL: Spermleri besleyen ve üreme kanallarını kayganlaştıran, meni içindeki sıvıyı salgılayan bez. )
( MENÎ, SÂİL-İ MENEVÎ, HUVEYNÂT-I/HÜCEYRÂT-I MENEVİYYE ile/ve MEZİ/MEZİYY )
( Belsuyu/ersuyu, erilin/penisin boşaldığı(ejakülasyon) anda fışkırarak çıkan, koyu, süt rengine yakın, içinde sperm/ata bulunan sıvı/sekresyondur[gövde sıvılarının genel adı]. İLE/VE/<> Sevişme/düzüşme esnasında, boşalma öncesi penisten akan/akmaya devam eden şeffaf sıvı, Cowper Bezi ve birçok bileşimden gelen kaydırıcılığa/ıslaklığa yarayan/sağlayan sıvıdır. )
( MAĞZ-I PÜŞT ile/ve/<> ... )
- BELSUYU(MENİ) İZİ ile DİŞ MACUNU İZİ
- BELT :/yerine KEMER
- BELUC ile BELUCİ ile BELUCİSTAN
( BALUCH vs. BALUCHI vs. BALUCHISTAN )
( بلوچ ile زبان بلوچي ile بلوچستان )
( BELOCH ile ZABAN BELOCHY ile BELOCHASTAN )
- BELVÂZ[Fars.] -ile
( Çıkıntı, duvardan dışarı çıkan direk ucu. )
- BELVİRANLI, AHMET ZİYA (KONYA, 1948) :
( İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun oldu. Bir süre Vakıflar Bölge Müdürlüğünde çalıştı. Serbest avukatlık yaptı. Bir Dönem Milli Selamet partisi Sarıyer İlçe Başkanlığı yaptı. 1994'te Sarıyer Belediye Meclisi Üyeliğine seçildi ve Başkan Yardımcısı olarak görev yaptı. )
- BEMBEYAZ APAK
( ... İLE Bembeyaz. | Çok ak bir biçimde. )
- BEMM[Ar.] -ile
( Kanun, tambur gibi çalgılara takılan tel. | Pes perde. )
- BEMOL(b) ile DİEZ(#)
( Kalınlaştırır. İLE İnceltir. )
- BEN
- BEN -ile
( Kuşun yavrusuna taşıdığı yem. )
- BEN > BEDEN'E" ile/değil/yerine/>< BEDEN > BEN'E (UYDURULMALI)
- BEN - ben
- BEN/SEN BİLİNCİ ile/ve/<>/yerine BİZ BİLİNCİ
( Ben Var'ım!, Ben Tek'im!, Ben Anlamlı'yım! / Sen Var'sın!, Sen Tek'sin!, Sen Anlamlı'sın! İLE/YERİNE Biz Var'ız!, Biz Tek'iz!, Biz Anlamlı'yız! ( Hiçbir şey benim ya da sizin değildir - her şey bizimdir. )
( Nothing is mine or yours - everything is ours. )
( ME CONSCIOUSNESS/YOU CONSCIOUSNESS vs./and/<> WE/US CONSCIOUSNESS
WE/US CONSCIOUSNESS instead of ME CONSCIOUSNESS/YOU CONSCIOUSNESS )
- BEN, BİR BAŞKASIDIR ile/ve/||/<> BAŞKASI, BENDİR
- BEN DE SİZDENİM ve/||/<>/> BENİM GİBİ/DURUMUMDA OLAN BAŞKA BİRİ DAHA VAR MI?
( Çok sıradışı bir ortamda/bölgede/toplumda/durumda, kişinin ilk düşündükleri. )
- BEN İSTEDİM DİYE değil SEN İSTER İSEN
- BEN KİMİM Kİ/BİZ KİMİZ Kİ ile BEN KİMİM Kİ/BİZ KİMİZ Kİ
( Cahilin sözü. İLE Âlimin sözü. )
- Ben ol da bil, O ol da KONUŞ!!!
- BEN OLDUM DELİSİ OLMAK ile/yerine NE OLDUM DELİSİ OLMAK ile/yerine BEN/NE OLDUM DELİSİ OLMAMAK(/BU DURUMA DÜŞMEMEK)
- BEN OLMA GEREKSİNİMİ ile/ve/||/<>/> AİT OLMA GEREKSİNİMİ
( En temel/öncelikli gereksinimler. )
- BEN OLMAYAN ile/ve/<> ÖTEKİ(LEŞTİRME)
- BEN, SENİ ...-BEN DE SENİ ...
ile/ve/ne yazık ki/||/<>/>
BEN, SENİN ...-BEN DE SENİN ...
( [İlişkilerin] Başlangıcında. İLE/VE/NE YAZIK Kİ/||/<>/> Sürecinde ve/ya da sonunda. )
- BEN:
"ŞUYUM/BUYUM, BU/ŞU KADARIM!" ile/ve/değil/yerine/||/<>/></>/< BEN'İM
- BEN, UZAYDA ile/ve/değil/||/<>/>/< UZAY, BENDE
- BEN YAPTIM/BİLİYOR(D)UM" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< BİRİ UYARDI/ANIMSATTI
- BEN ... ile/ve/değil/yerine ADIM ...
( [not] "I AM ..." vs./and/but "MY NAME IS ..."
"MY NAME IS ..." instead of "I AM ..." )
- BEN ile/ve/değil/||/<>/< ben
( Başkalarının yanındaki. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Mutlak. )
- BEN ile/ve/<> BEN OLMAYAN
( Birlik. İLE/VE/<> Çokluk. )
- BEN[Ar.] ile BEN[Ar.] ile BEN[Ar.] ile BEN[Ar.]
( Çoğu doğuştan, tende bulunan, ufak, koyu renkli leke ya da kabartı. | En çok üzümde, olgunlaşma belirtisi. | Saçta, sakalda beliren beyazlık. İLE Kuşun, yavrusuna taşıdığı yem. İLE Kişi. | Birinci tekil kişiyi gösteren adıl. | Bireyi, öteki varolanlardan ayıran bilinç. | Bir kişinin, kişiliğini oluşturan temel öğe. İLE Harman, ekin. | Bağ. | Çitlenbik. )
- BEN[Fars.] ile BENG[Fars.]
( Harman, ekin. | Bağ. | Çitlenbik. İLE Küçük çitlenbik. )
- BEN ve/||/<>/> BEN'İ (NASIL KURTARABİLİRİM?)
- BEN ile/ve BEN-İM
( "Ben" düşüncesi ve duyumsaması, her zaman bizimledir. Ne var ki, ona "gövde, düşünceler, duygular, sahip olunan mal-mülk vb. bin türlü "ekleme ve yükleme"de bulunmuşuz. Kendimizi "özdeşleştirdiğimiz" tüm bu "eklemeler" yanıltıcıdır. Onlardan dolayı kendimizi, olmadığımız şeyler olarak sanmaktayız. )
( Sense "I am" is always with us. Only we have attached all kinds of things to it -body, thoughts, feelings, ideas, possessions etc.- All these self-identifications are misleading. Because of them, we take ourselves to be what we are not. )
( I/ME vs./and I AM )
- BEN ile BENT
- BEN ile/ve/||/<> BİLİNÇ
- BEN ile/ve/değil/yerine/||/<>/></< BİZ
( Biz, ancak birlikte (olarak) bir adam ediyoruz/ederiz. )
( Sorun. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>< Çözüm. )
( Ben'in yaratıcı gücü, başlangıçtır. )
( [not] ME vs./and/but/||/<>/>< WE/US
WE/US instead of ME )
- BEN ile/ve/<>/değil/yerine BİZ
- BEN ile/ve/<>/> BİZ ile/ve/<>/> KENDİ/LİK
- ben ile/değil EŞEYSEL ÖRGEN
- BEN ile/ve ET BENİ
( [Ar..] ŞÂME[çoğ. ŞÂM, ŞÂMÂT] ile/ve SÜÛL )
( HİND/HİNDÛ: Siyah ben. )
( HÂL, ŞÂM ile/ve BÂDÂME )
( MOLE vs./and ... )
- BEN değil/yerine FAKİR
- BEN ile KEŞKE
( I vs. I WISH )
( اينجانب ile بنده ile من ile کاش )
( AYNAJANAB ile BANDEH ile MAN ile KASH )
- ben = me[İng.] = JE[Fr.] = ICH[Alm.] = IO[İt.] = YO[İsp.] = EGO[Lat., Yun.] = ANÂ[Ar.] = MÄN[Fars.] = IK[Felm.]
- BEN ile/ve NEFS/NEFİS
( Nefsinin öğretmeni, vicdanının öğrencisi ol! )
- BEN ve/<> OLAN ve/<> BEN
( Halvetteki BEN. İLE/VE Celvetteki BEN. İLE/VE Celvetteki halvette olan BEN. )
( EHYE AŞER EHYE )
- BEN ile/ve/<> SEN
( Varlığım sensin, bilincin ben-im. )
( ME vs./and/<> YOU )
- BEN = ZÂT = I[İng.] = das SOSEIN[Alm.] = TO TI ESTIN, TO TI ÈN EINAI[Yun.] = ESSENTIA[Ortaçağ Lat.]
- BENÂM[Ar.] ile BENÂN[Ar.]
( Parmak ucu. İLE Parmaklar, parmak ucları. )
( SER-İ ENGÜŞT/SER-ENGÜŞT ile ... )
- BENÂT-I NÂŞ[Ar. < BİNT]/BENETNASH[Fr.]/ETA URSUS[Lat.]/ALKAID[İng.] -ile
( Dübb-i Ekber denilen yıldız kümesinin kuyruğunun ucunda bulunan kümenin en sönük yıldızı. )
- BENAYYAT, YILDIRIM (K. EREĞLİ, 1945) :
( Galatasaray'dan voleybolcu olarak transfer edildi (1970) ama futbolcu olarak profesyonel takımda 15 maç oynadı 4 gol attı. 1970/71 sezonu sonunda Galatasaray'a transfer oldu. )
- BENCE YAPMAKTA YARAR "OLABİLİR" değil "BENCE YAPMAKTA YARAR OLUR"
- BENCE ile/değil/yerine "BANA ÖYLE/ŞÖYLE GELİYOR Kİ ..."
- BENCE ile/ve/değil/yerine BENİM/SENİN İÇİN, BANA/SANA GÖRE
- BENCE ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KANAATİMCE
- BENCE/BANA GÖRE/BENİM İÇİN değil/yerine SANIRIM
- BENCH :/yerine BANKA (OTURULAN)
- BENCİ/LİK ile BENCİL/LİK
( Bencillik, parçanın adına ve bütünün zararına, açgözlülük etmek, ele geçirmek, biriktirmek demektir. )
( Kişi, iç gerçeklerini gözardı eder etmez bencilliğe sürüklenebilir. )
( Dar görüşlü, çiğ kişiler, varlığı bencilce kullanırken, büyük kişiler sahip olduklarını başkalarının yararına değerlendirirler. )
( Başkalarına yararlı olabilmek için esneklik, bencillikten kurtulmak ve insan doğasını anlamak gerekir. )
( Bencillik ıstırabın nedenidir. )
( Bencillik tüm kötülüklerin kaynağıdır. )
( Kendinin, gövde ve zihin olmadığını bilen bir kişi, bencil olamaz. Çünkü, bencillik nedeni olabilecek bir şeye sahip değildir. )
( Savunmak zorunda olduğunuz bir egonuz olduğu sürece şiddet kullanmak zorundasınız. )
( Tek kötülük, budalalık ve bencilliktir. )
( Bencillik merkezi yok olduğu zaman, tüm haz arzusu ve ıstırap korkusu biter. )
( Kişi, kendini sürekli yenilemeli ve başkalarını da meziyetiyle etkileyerek bencillikten uzaklaşmalıdır. )
( Selfishness is the source of all evil.
That as long as you have a self to defend, you must be violent. )
( SELF-SATISFIED(/SELF-SATISFACTION) vs. EGOIST(/EGOISM) / SELFISHNESS )
- [ne yazık ki]
!"BENCİL/LİK / BENCİL/LEŞMEK" ile/değil/yerine/||/<>/< BİREY/LİK / BİREY(SEL)LEŞMEK
- BENCİLLEŞMEK ile BENCİLLEŞEBİLMEK ile BENCİ/LİK ile BENCİL/LİK ile BENCİLCE
- BENCİL/LİK ile/değil/yerine BİREYSEL/LİK
- BENCİL/LİK ile ÇIKARCI/LIK
( AFERİST: Çıkarcı, vurguncu, dalavereci. )
- BENCİLLİK değil/yerine/>< DAYANIŞMA
- BENCİLLİK ile/>< ELEŞTİRİ
- BENCİLLİK ile/değil/>< KENDİNİ ÖNCELİKLENDİRMEK
( Gereksinimlerinin karşılanmasına alışık olmayana, kendini önceliklendirmek, "bencillik" gibi gelebilir. )
- [ne yazık ki]
BENCİLLİK ile/ve/değil/||/<>/< KEYFİLİK
- BENCİLLİK ile/değil/yerine KİŞİLİK/ŞAHSİYET
( Kişi, kendini dışarıdan/ötekinden koruyan değil dışarıyı/ötekini kendinden koruyan kişidir. )
- [ne yazık ki]
BENCİLLİK ile/ve/||/<>/> NEFRET VE DÜŞMANLIK
- BENCİL/LİK ile/ve/> SAHTEKÂR/LIK
- BENCİL/LİK ile/ve/> SORUMSUZ/LUK
- [ne yazık ki]
BENCİL/LİK ile/ve/<>/değil SORUMSUZ/LUK
- BİLİNÇ:
BENCİLLİKTEN değil BİRİKİMDEN
- BEND :/yerine EĞMEK
- BEND değil/yerine/= YASA ALT MADDESİ
- BENDAKA[Ar.] -ile
( Hiddetli bakma, sert bakış. | Bir şeyi fındık gibi ufalama. )
- BENDE KUSUR VAR değil BİR HATA YAPMIŞIM
- BENDE YOK, SENDE DE OLMASIN ile/değil/yerine SENDE VAR, BENDE DE OLSUN
- BENDE[Fars.] ile KUL, KÖLE, BAĞLI [bkz. ABD(Ar.)]
( KUL, KÖLE, BAĞLI [bkz. ABD] )
- BENDENE[Fars.] ile/ve BENDÎME/BENDÎNE[Fars.]
( Giysinin bazı yerlerine dikilen düğme, kopça. İLE/VE Düğme, ilik. | Giysi yakasına ve kollarına açılan ufak delik. )
- BENDENİZ ile BEN DENİZ
( Bende[: hizmetçi/köle]'niz. İLE Adım, Deniz'dir. )
- BENDEN/SENDEN ile/yerine BENİMLE/SENİNLE
( "FROM ME" vs. WITH ME/WITH YOU
WITH ME/WITH YOU instead of "FROM ME" )
- [ne yazık ki]
"BEN" DEYİP DURAN ile KENDİNİ/KENDİNDEKİNİ DAYATAN
- BEND-İ HİSÂR -ile
( Sûz-i dil, pûselik~sultânî yegâh makamlarından oluşmuştur. )
- BENDİŞ[Fars.] -ile
( Altın ve gümüş üzerine işlenilen nakış, savat. )
- BENDUKÎ[Ar.] -ile
( Keten bezinin en iyisi. )
- BENEATH :/yerine ALTINDA
- BENEDICK/BENEDICKSCHER EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= BENEDİCK ETKİSİ
- BENEDICKS EFFECT[İng.] / EFFET BENEDICKS[Fr.] ile/değil/yerine/= BENEDİCKS ETKİSİ
- BENEDICT SOLUTION/SOLUTION DE BENEDICT[İng.] / SOLUTION DE BENEDICT[Fr.] / BENEDICT-LÖSUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= BENEDİCT ÇÖZELTİSİ
- BENEFIT vs. PROFIT
- [not] BENEFIT vs. RECIPROCAL BENEFIT
- BENEFIT vs. TO GET/OBTAIN
- BENEFIT :/yerine FAYDA
- SPOT DISTORTION[İng.] / DÉFORMATION DE LA TACHE[Fr.] / FLECKVERZERRUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= BENEK BOZULMASI
- BENEK[Argu] ile BENEK
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Tahıl tanesi. İLE Bakır para. )
- BENEK ile AK BENEK
( ... İLE Gözün saydam tabakasında bir yara ya da çıban sonucunda oluşmuş, görmeyi derece derece azaltan beyaz benek. )
- BENEK[Ar.] ile BENEK[Tr.]
( Atlas zemin üzerine sırma işlemeli bir tür kumaş. İLE Herhangi bir şey üzerindeki ufak leke. )
- BENEK ile/değil ÇİL
( [not] FLECK vs./but FRECKLE )
- LEKE[Osm.] / SPOT[İng.] / TACHE[Fr.] / FLECK[Alm.] ile/değil/yerine/= BENEK
- BENEKLENMEK ile BENEKLEŞMEK ile BENEKLENEBİLMEK ile BENEK ile BENEKLİ/LİK ile BENEKLİ KÖPEK BALIĞI
- BENEKLİ GRİ ile BENEKLİ
( DAPPLE-GREY vs. DAPPLES )
( ابرش ile ابلق ile خالخال کردن )
( ابرش ile ABALGH ile KHALKHAL KARDAN )
- BENEKLİ KURBAĞA ile YILDIZLI CÜCE KURBAĞA
( İlk kez 2010'da, Batı Ghats dağlarındaki vahşi yaşamı araştırırken bir yaprak çöpünün altında karşılaşılmıştır. İLE Hint Sri Lanka'lı amfibi alt ailesinden gelen yepyeni bir tür olarak 2019'da keşfedilmiştir.[En son ortak atalarının 57 - 76 milyon yıl önce yaşadığı düşünülüyor.] )
( ... ile
)
( ... cum ASTROBATRACHUS KURICHIYANA )
- BENEKLİ YUNUS ile BÜYÜK ŞİŞE BURUNLU YUNUS
( Derinlerde avlanırlar. İLE/VE Sığ sularda avlanırlar. )
( ... İLE Karayipler'de yaşarlar. )
(
ile
)
( ... cum TURSIOPS TURUNCATUS )
- BENEKLİ YUNUS ile ESMER YUNUS
- BENGÂH -ile
( Keçeden yapılmış Türkmen evi. | Emirlere~yüksek rütbelilere ait özel çadır. )
- BENGAL KEDİSİ ile BALIKÇI KEDİ
( ... İLE Güneydoğu Asya'nın, tropik ve subtorpik bölgelerinde yaşayan, vahşi bir türdür. İnce uzun bir gövdesi, yapılı yüzü vardır. Genellikle dere kenarları ve bataklıklarda yaşarlar ve suya bayılırlar. Suyun içinde balık avlamasını kolaylaştıracak uzun parmaklı ve gelişmiş patileri vardır. Yaşam alanı çoğunlukla ormanlardır. Balıkçı olduğundan, sulak alanlarda da karşılaşmak olanaklıdır. Gövdeleri 80 cm., kuyrukları ise 30 cm. uzunluğundadır. )
- BENGAL ile BENGALCE
( BENGAL vs. BENGALESE )
( بنگاله ile بنگال ile بنگالي )
( BANGALEH ile BANGAL ile بنگالي )
- BENGİ ZAMAN ile/ve ARDIŞIK ZAMAN ile/ve DÖNGÜSEL/ÇEVRİMSEL ZAMAN
( Olguları verir. İLE/VE Tarihsel olguları verir. İLE/VE Kendini tekrarlayan olguları verir. Üretim birimleri sürecini gösterir.[doğa, mevsimler, ekip-biçme.] )
( Kıpı/an/şimdi. İLE/VE Geçmiş-Şimdi-Gelecek. İLE/VE ... )
( Kairos. İLE/VE Kronos. İLE/VE ... )
- BENGİ ile BENGİ
( Sonu olmayan, hep kalacak olan, ölümsüz, ebedî. İLE Ege ve Güney Marmara bölgesinin halk oyunlarından biri. )
- BENGİLEŞMEK ile BENGİLEŞTİRMEK ile BENGİ/LİK ile BENGİ SU
- BENHUR ve TITANIC ve YÜZÜKLERİN EFENDİSİ(YÜZÜK KARDEŞLİĞİ)
( Bugüne kadar sadece bu üç film, onbir dalda Oscar ödülü kazanmıştır. )
- BENÎ[Ar.] -ile
( OĞULLAR(/I) (BENÎ İSRÂİL )
- BENİ ANLAMADIN değil DEDİĞİMİ ANLAMADIN
- BENİ ANLAYIN ile/değil/yerine/< DEDİĞİMİ ANLAYIN
- BENİ/SENİ/ONU:
"ENTERESE ETMEZ" değil
(FAZLA/YETERİNCE) İLGİLENDİRMİYOR
- BENİ İLGİLENDİRMİYOR ile/ve/değil/yerine BENİ (ÇOK) (FAZLA) İLGİLENDİRMİYOR
- BENİ TUT! ile/ve/değil/<> BANA TUTUN!
- İYİCİL/BENIGN[İng.] ile/||/<> KÖTÜCÜL/HABİS[Ar.]/MALIGN/MALIGNANT[İng.]
( İyi huylu ve genellikle zararsız tümörler. İLE/||/<> Kötü huylu ve yayılma potansiyeli olan tümörler. )
- BENÎKA[Ar. | çoğ. BENÂYIK] -ile
( Giysinin koltukaltındaki parçası. )
- BEN-İM:
BENLİK ile/ve/değil ÖZNE
( Kendini merkeze koymak. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Başkalarından/ötekilerden ayrı olan. )
- BENİM BİLE ile/değil/yerine BENİM DE ...
- BENİM DE CANIM VAR, BEN DE İNSANIM ile/ve/||/<> BENİM CANIM YOK MU? BEN İNSAN DEĞİL MİYİM?
- BENİM İÇİN ile BENİM AÇIMDAN
- BENİM OL! değil KENDİ(N) OL(SUN)!
- BENİM YEĞLEDİĞİM/TERCİHİM ile/ve/değil/yerine/||/<> BİLİMİN YEĞLEDİĞİ/TERCİHİ
- BEN-İM ile BENİM
( "Benim" bir kişiye özgü, ötekileri hesaba katmayan ayrımcılık demektir. )
( BENİM!
Uzun boylu, ay yüzlü bir kız vardı kasabanın birinde. Onun sevgisiyle herkes yolunu yitirmişti. İşi gücü dilberlikti, bez yıkarken saçlarını çözer, eteğini beline toplar, âşıklarının gönüllerine ateş çalardı.
Kemâle ermiş, yaşını başını almış bir adam da âşık oldu ona ve tez vakitte kemâlini yitirdi, tecrübeli aklı deliliğe yaklaştı, yüzünün aşkıyla beli iki kat olup gönlü belâ zinciriyle bir girdapta kaldı. Sonunda dayanamadı, kendini ona vakfetti, her işi onun için, herşeyi onun adına yapmaya başladı. Ücretle iş yapsa kazancını ona sunar, eline altın geçse gider o gümüş gövdeliye verirdi. Bir gün genç kız kendine dedi ki:
- Yanışın her an biraz daha artmada ama aşkta masraf ziyâde gerek, sendeki sermaye yalnızca âşk olursa mutfak boş kalır, daha fazlaya gücün yetmezse geç bu sevdadan, davul dengi dengine demişler...
- Sevgili, dedi âşık, gövdemde bir avuç ilikten, bir parça deriden başka bir şey kalmadı yolunda harcayacak. Bari beni sat da elde ettiğinle bir müddet daha hoş ol.
- Genç kız âşığını derhal Mısır'a götürdü, orada bir kürsü kurmuşlar, âdet etmişler, satıcı kürsüye oturur, kölesi ayakta durup müşteri beklerdi. Bir müddet beklediler. Adam hiç üzüntü göstermiyor, hiç boynunu bükmüyor, hatta müşteri çıktığı vakit baş gösterecek ayrılığı da aklına getirmiyordu. Bir adam gelip genç kıza sordu:
- Şu ayakta bekleyen yaşlı adam senin kulun mu?
- Evet, benim kulumdur!...
O sırada, yaşlı adam, bayılıp düştü. Adam pazarlık ile onu satın aldı ve kendine geldiğinde şehrin dışında bir mezarlığa götürdü. Meğer o adamın babası ölmüş, o da babasının ruhu için bir köle azâd etmeyi ahdetmiş, yaşlı adamı satın alması bundanmış. Mezarın başında zavallı yaşlı adamı azâd edip cebini de altınla doldurduktan sonra gönlünü şâd etmek için dedi ki:
- Diliyorsan ey yaşlı adam. Mısır'da kal! Malın eksilmez, seni gözetirim. Dilersen de var git, çünkü artık özgürsün, kendinin sultanısın.
Yaşlı adam, teşekkür ederek genç kızın ardınca koşup yetişti ve altınları avucuna sayıp gönlünü alana yine gönlünü teslim etti. Dünyayı onun yüzünde apaydın görüyordu ve dedi ki:
- A sevgili! Şu gönül, senin için satılmaktan aldığı lezzeti bugüne dek hiçbir şeyden almadı. Hele "benim kulumdur" dediğin andaki saadetim, sanmam ki başka bir kimsede olsun!
Haydi yine beni pazara götürüp sat ki,
tekrar "Benim!" dediğini duyayım! )
( "Mine" implies exclusivity. )
( "Ben-im" bilinci bile, yararlı bir yön gösterici de olsa sürekli değildir.[Nerede aranması gerektiğini gösterir. Neyin aranması gerektiğini değil.] )
( Even the consiousness "I am" is not continuous, though it is a useful pointer.[It shows where to seek, but not what to seek.] )
( I AM vs. MINE/MY )
- BENİMDİR yerine YANIMDADIR
- ..., BENİM (EN) DEMOKRATİK HAKKIM(DIR)! değil HAKKIM(DIR)!
- BENİMSEME ile/ve/değil/yerine/<> İÇSELLEŞTİRME
- BENİMSEME ile KİŞİSELLEŞTİRME
- BENİMSEMEK ve/||/<> ANIMSAMAK
- BENİMSEMEK ile BENİMSENMEK ile BENİMSETMEK ile BENİMSETİLMEK ile BENİMSETTİRMEK ile BENİMSENEBİLMEK ile BENİMSENİVERMEK ile BENİMSETEBİLMEK ile BENİMSEYEBİLMEK ile BENİMSEYİVERMEK
- BENİMSEMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KABUL ETMEK
- BENİMSEMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/> KARŞI ÇIKABİLMEK
- BENİMSEMEK ile/ve/değil/yerine/<> ÖZÜMSEMEK
- BENİMSEMEK ile "SAHİP ÇIKMAK"
- BENİMSEMEK ile/ve/<> SAVUNMAK
- BENİMSEMEK ile "TUTMAK"
( TO ADOPT vs. "TO SUPPORT/LIKE" )
- BENİMSEMEK ile "TUTMAK"
- BENJAMIN ile BENJAMIN
( Walter Benjamin İLE Benjamin Franklin )
( 15 Temmuz 1892 - 26 Eylül 1940 İLE 17 Ocak 1706 - 17 Nisan 1790 )
( Alman edebiyat eleştirmeni, düşünür, kültür tarihçisi ve estetik kuramcısı. İLE Yayıncı, yazar, mucit, felsefeci, biliminsanı ve siyasetçi. )
- BENLE(N) değil BENİMLE
- BENLİ ile BENLİK ile BENLİKÇİ/LİK ile BENLİK DAVASI ile BENLİK YİTİMİ ile BENLİK ÇATIŞMASI ile BENLİK İKİLEŞMESİ
- BENLİĞİN, TASARIMSAL KOLU ile/ve/||/<> KENDİLİĞİN, UYGULAYICI KOLU
- BENLİK:
"HADDİ AŞMAK" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< BİLMEK
- BENLİK TUTUMUNDA:
KİM OLMADIĞIMIZ ile/ve KARŞIT OLDUKLARIMIZ
- BENLİK ile ZİHİN:
YER/MEKÂN ile/ve/||/<> AKTÖRE/AHLÂK ile/ve/||/<> DAVRANIŞ/TUTUM ile/ve/||/<> TÜZE/HUKUK
( [Gövdede yeri ...]
Yoktur. @@ Vardır. )
( [Aktöre/de / Ahlâk/ta ...]
Konu edilmez. @@ Konusudur. )
( [Tutum ...] Kabul ya da reddetmek. @@ Mantıklı/ölçülü söz söylemek. )
( [Tüze/hukuk ...] Uygulanır. @@ Uygulanmaz. )
( Benlik, zihin değildir. )
- BEN/LİK >< ALÇAKGÖNÜLLÜ/LÜK
( NEFS >< TEVÂZÛ )
- BEN/LİK ile/ve/<>/> KENDİ/LİK
- BENLİK/EGO ile/ve/||/<> KENDİLİK(BENLİK KİMLİĞİ)
- BENLİK ile/ve/||/<>/> ÖYKÜSEL BENLİK
- BENLİK ile/ve/değil/||/<> TANRI "DÜŞÜNCESİ"
- BENLİK ile/ve/değil/yerine/<>/>< VARLIK
- BENLİKTE ÖLMEK ve/||/<>/> HAKİKATTE DİRİLMEK
- BENLİKTEN/EGODAN VAZGEÇMEMEK ve/ne yazık ki/> KENDİNDEN VAZGEÇMEK
- BENLİZADE AHMET RAŞİT EFENDİ ÇEŞMESİ :
( Rumelihisarı'nda Hacı Kemalettin Camii bahçesi içinde ve batı kısımdadır (H.1191, M.1777). Çeşmeyi İstanbul ve Anadolu payelerini almış Müderris Ahmet Raşit Efendi yaptırmıştır. Bu şahsın Çamlıca ve Anadoluhisarı'nda yaptırdığı çeşmeler vardır. )
- BENMERKEZCİ/LİK ile/ve/değil/||/<> BENMERKEZLİ/LİK
- BENMERKEZCİ/LİK ile/değil/yerine/>< EVRENSELLİK
- BENNE[Ar. çoğ. BİNÂN] -ile
( Güzel koku. )
- BEN/SEN ile/ve/<>/değil/yerine O/BİZ
( Kıyameti koparttıracak olan. İLE/VE/<>/DEĞİL/YERİNE Birliğe getirecek/götürecek olan. )
- BEN-SEN-O ile/ve/||/<>/> BİZ-SİZ-ONLAR
( Tekil. İLE/VE/||/<>/> Çoğul. )
- BENSON, M. FİKRİ (ÜSKÜDAR, 1900 - 1977) :
( Sarıyerlidir. PTT Kurumu Posta Telgraf Kurumundan emekli oldu. Sarıyer Gençler Mahfili kurucularından biridir. Gençlik mahfilinde hem yönetici ve hem de sporcu olarak görev yaptı. Futbol, voleybol ve bisiklet dallarında faaliyet gösterdi. Altınordu (İstanbul) futbol oynadı. Sarıyer Spor Kulübü'nün 14 kurucusundan biridir. Kulüpte bir dönem (1946/1947) başkanlık yaptı. )
- BENT BAĞI ile/||/<> BANANA BAĞI
( Bent gergin halka siklopropan, banana çoklu bağ. )
( Formül: Walsh İLE Pauling )
- BENÛ/H[Fars.] ile BENÛ/N[Ar. < İBN]
( Yığın, küme. İLE Oğullar. )
- BENZEDRIN[Alm.] ile/değil/yerine/= BENZADRİN
- BENZALDEHYDE[İng.] / ALDÉHYDE BENZOÏQUE[Fr.] / BENZALDEHYD[Alm.] ile/değil/yerine/= BENZALDEHİT
- BENZANILIDE[İng.] / BENZANILIDE[Fr.] / BENZANILID[Alm.] ile/değil/yerine/= BENZANİLİT
- BENZEDRINE[İng.] / BENZADRINE[Fr.] ile/değil/yerine/= BENZEDRİN
- BENZEME ile BENZEMEZ/LİK
- BENZEMEK ile/ve ANDIRMAK
- BENZEMEK/LİK ile BENZETMEK ile BENZEŞMEK ile BENZETİLMEK ile BENZEŞTİRMEK ile BENZETEBİLMEK ile BENZEYEBİLMEK ile BENZERSİZLEŞMEK ile BENZEN ile BENZER/LİK ile BENZEŞ/LİK ile BENZERSİZ/LİK ile BENZER ŞEKİLLER
- BENZEMEZLİK ile/ve/||/<>/< BİRİCİKLİK
- BENZENE DISULFONIC ACID[İng.] / ACIDE M-BENZÈNE DISULFONIQUE[Fr.] / M-BENZOLDISULFONSÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= BENZEN DİSÜLFONİK ASİT
- BENZENE HEXACHLORIDE[İng.] / HEXAKLORURE DE BENZENE[Fr.] / BENZOLHEXACLORID[Alm.] ile/değil/yerine/= BENZEN HEKAZKLORÜR
- BENZENE MONOSULPHONIC ACID[İng.] / ACIDE BENZÈNE MONOSULFONIQUE[Fr.] / BENZOL MONOSÜLFONSÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= BENZEN MONOSÜLFONİK ASİT
- BENZENE SULPHINIC ACID[İng.] / ACIDE BENZÈNE- SULFONIQUE[Fr.] / BENZEN SÜLFON SÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= BENZEN SÜLFİNİK ASİT
- BENZEN ile/ve/||/<>/> ANİLİN[Fr. < ANILINE]
( ... İLE/VE/||/<>/> Benzenden türeyen bir amin. )
- BENZEN ile BENZEN DİSÜLFONİK ASİT ile BENZEN HEKZAKLORÜR ile BENZEN MONOSÜLFONİK ASİT ile BENZEN SÜLFİNİK ASİT ile BENZİDİN ile BENZİN
( Formülü, C6H6, k.n. 78 °C; e.n. 5 °C, mol kütlesi 78,11 g olan, doymamış bir bileşik olduğu halde bu tür bileşiklere özgü katılma tepkimelerini vermeyen; renksiz, suda çözünmeyip alkol, eter ve asetonda çözünen, organik sentezlerde, boya üretiminde çözücü olarak kullanılan ve yanıcı bir organik madde. İLE Formülü, C6H4(SO3, H)2, mol kütlesi 238,2 g olan ve organik sentezlerde kullanılan aromatik bir madde. İLE Formülü, C6H6Cl6, mol kütlesi 290,78 g, e.n. 229 °C olan, suda çözünen, beyaz ve katı bir madde. İLE Formülü, C6H5(SO3H), mol kütlesi 158,2 g olan, renksiz, suda çözünmeyen ve aminler için belirteç olarak kullanılan aromatik bir madde. İLE Formülü, C6H5SO3-OH, mol kütlesi 142,1 g, e.n. 83 °C, bozunma noktası 100 °C, benzensülfonil ile izomer olan ve renksiz prizma biçiminde katı bir madde. İLE Formülü NH2C6H4-C6H4-NH2, mol kütlesi 184,23 g, e.n. 127 °C olan, sülfatlar, kan ve yüksek değerlikli metallerin düşük miktarları için ayıraç olarak kullanılan, alkol ve asitte çözünüp, suda az çözünen ve kaynayan suda çözünen organik bir madde. İLE Ham petrolün damıtılmasıyla 40-200 °C'de elde edilen, hidrokarbonlardan oluşan ve ham petrolün yaklaşık %30'unu oluşturan, renksiz bir sıvı olup, suda çözünmeyen, organik çözücülerle karışan, yağlar, alkaloit ve lastik için çözücü, tekstil temizleyicisi ve başlıca oto yakıtı olmak üzere çeşitli sanayi ürünlerinde girdi ya da çözücü olarak kullanılan ve karbon sayısı 7-12 olan bir kısım. )
- BENZENE[İng.] / BENZOLE[Fr.] / BENZOL[Alm.] ile/değil/yerine/= BENZEN
- BENZEN[< Fr. < Ar.] ile BENZİN[< Fr. < Ar.]
( Madenkömürü katranından çıkarılan, C6H6 formulündeki hidrokarbonun bilimsel adı. İLE Petrolün damıtılması ile elde edilen, özgül ağırlığı, yaklaşık olarak 0,65 olan, renksiz, uçucu, kendine özgü kokusu olan bir sıvı. | Benzen. )
- BENZEN ile/||/<> HALKA
( Benzen halka yapısı İLE Kekulé yapısı )
( August Kekulé tarafından 1865 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1829-1896) (Ülke: Almanya) (Alan: Kimya) (Önemli katkıları: Benzen halka yapısı) )
- BENZER NESNELER ve/||/<> BENZER NESNELER
- BENZER ile AKIL
( SIMILAR vs. REASON )
- BENZER ile BENZERLİK
( ALIKE vs. ALIKENESS )
( يکجور ile همرنگ ile همشکل ile بتساوي ile همسان ile مانندهم ile يکجوري )
( YKOJUR ile CPEHMARANG ile CPEHMASHEKL ile بتساوي ile NPAMSAN ile MANANDEHAM ile يکجوري )
- BENZER ile BENZEŞEN ile BENZEŞİM ile BENZEŞLİK ile BENZEŞME ile BENZETİ ile BENZETME ile BENZEYİŞ
- BENZER/LİK ile/değil AYRIM/LAR
( Belirleyici olan/olması gereken benzerlik değil ayrımlardır! )
- BENZERLİK ile/ve/değil/||/<>/< DOLAYLILIK
- BENZERLİK ile "MODA"
- BENZER/LİK ile/ve/değil/||/<> PARALEL/LİK
- BENZER/LİK ile TUTARLI/LIK
- BENZER/LİK ile "YAKIN/LIK"
- BENZER/LİK ile/ve YAKLAŞIK/LIK
( SIMILAR/NESS vs./and APPROXIMATE/NESS )
- BENZERLİKLERİN BİRARAYA GETİRİLMESİ ile/ve/<> FARKLARIN/AYRIMLARIN ÖNE ÇIKARILMASI
- BENZERLİKTE:
AYNILIK ile/ve/||/<> FARKLILIK
- BENZERSİZLEŞTİRME ile/ve/<> BİRİCİKLEŞTİRME
- BENZERSİZLEŞTİRME ile/ve/değil/yerine "FARKLILIK"/"ÖZGÜNLÜK" ATFETMEK
- BENZEŞİM ile/değil BAKIŞIKLIK
- BENZEŞİM ile BENZEŞİM ORANI
- BENZEŞ/LİK ile EŞİT/LİK
( ASSIMILATION vs. EQUALITY )
- BENZEŞLİK ile ÖZDEŞLİK
( ASSIMILATION vs. IDENTITY )
- BENZEŞ/LİK ile ÖZDEŞ/LİK
( ASSIMILATION vs. IDENTITY )
- BENZEŞME ve AYRIŞMA
- BENZEŞME ile BENZEŞMEZLİK
- BENZETİLEBİLMEK ile BENZETİ ile BENZETİM ile BENZETİŞ ile BENZETİ RESSAMI ile BENZETİCİ RESSAM
- TEŞBİH[Osm.] / SIMULATION[İng.] / SIMULATION[Fr.] / SIMULATION[Alm.] ile/değil/yerine/= BENZETİM
- BENZETME:
AYRINTILI ile KISALTILMIŞ ile PEKİŞTİRİLMİŞ ile GÜZEL(BELİĞ)
( )
- ANALOGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= BENZETME/BENZEŞİM
- BENZETME ile "BENZETME"
- BENZETME ile BENZETMELİ
- BENZETME ile/||/<> ÇAĞRIŞIM
- BENZETME ile/ve/değil/||/<>/< "DOLAYLI (/KİŞİSEL/KEYFİ/ORANTISIZ) İLİŞKİ"
- BENZETME" ile/ve/değil/||/<>/< İLİŞKİ
- BENZETME ile/ve/değil/yerine/||/<>/< TANIM
( "Ağyârını câmî, efrâdını mânî." İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Ağyârını mânî, efrâdını câmî. )
- BENZETME değil YAKIŞTIRMA/N
- BENZETME ile/ve/değil/||/<>/< ZORLAMA
- BENZETMEK ile UZLAŞMAK
( TO SIMILE vs. TO COMPROMISE )
- BENZETMELERDE:
AT ile/ne yazık ki MAYMUN
( Duygu olarak. İLE/NE YAZIK Kİ Biçim olarak. )
- ÖZELLİKLERDE:
BENZEYEN ile/ve/<> BENZEMEYEN
- BENZEYİŞ ile BENZEYİŞSİZLİK
- BENZIDIOL[Fr.] / BENZHYDROL[Alm.] ile/değil/yerine/= BENZHİDROL
- BENZIDINE[İng.] / BENZIDINE[Fr.] / BENZIDIN[Alm.] ile/değil/yerine/= BENZİDİN
- BENZHYDROL[İng.] ile/değil/yerine/= BENZİDROL
- BENZYL ALCOHOL[İng.] / ALCOOL BENZYLIQUE[Fr.] / BENZYLALKOHOL[Alm.] ile/değil/yerine/= BENZİL ALKOL
- BENZYL CHLORIDE[İng.] / CHLORURE DE BENZYLE[Fr.] / BENZYLCHLORID[Alm.] ile/değil/yerine/= BENZİL KLORÜR
- BENZYL CINNAMATE[İng.] ile/değil/yerine/= BENZİL SİNAMAT
- BENZYL THIOCYANATE[İng.] / THIOCYANATE DE BENZYLE[Fr.] / BENZYLTHIOCYANAT[Alm.] ile/değil/yerine/= BENZİL TİYOSİYANAT
- BENZIL[İng.] / BENZILE[Fr.] / BENZIL[Alm.] ile/değil/yerine/= BENZİL
- BENZYLAMINE[İng.] ile/değil/yerine/= BENZİLAMİN
- BENZYLALANINE[Fr.] / BENZYLANILIN[Alm.] ile/değil/yerine/= BENZİLANİLİN
- ACETATE DE BENZYLE[Fr.] / BENZYLACETAT[Alm.] ile/değil/yerine/= BENZİLASETAT
- BENZYL BENZOATE[İng.] / BENZYLBENZOATE[Fr.] / BENZYLBENZOAT[Alm.] ile/değil/yerine/= BENZİLBENZOAT
- BENZYL BROMIDE[İng.] / BROMURE DE BENZYLE[Fr.] / BENZYLBROMID[Alm.] ile/değil/yerine/= BENZİLBROMÜR
- BENZILIC ACID[İng.] / ACIDE BENZILIQUE[Fr.] / BENZILSÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= BENZİLİK ASİT
- CINNAMATE DE BENZYLE[Fr.] / BENZYCINAMAT[Alm.] ile/değil/yerine/= BENZİLSİNAMNAT
- BENZINE[İng.] / BENZINE[Fr.] / BENZIN[Alm.] ile/değil/yerine/= BENZİN
- BENZİN ile BENZOL
( ... İLE Benzin ve tolüen karışımı bir akaryakıt. )
- BENZİN[Fr. < Ar.] ile MAZOT[Rusça]
( Petrolün damıtılması ile elde edilen, özgül ağırlığı, yaklaşık olarak 0,65 olan, renksiz, uçucu, kendine özgü kokusu olan bir sıvı. | Benzen. İLE Akaryakıt olarak kullanılan ham petrolün, damıtma ürünlerinden biri. )
- BENZİNLEMEK ile BENZİN/LİK ile BENZİNCİ/LİK ile BENZİNLİ ile BENZİN POMPASI ile BENZİN İSTASYONU ile BENZİN GÖSTERGESİ
- BENZOPHENONE[İng.] / BENZOPHÉNONE[Fr.] / BENZOPHENON[Alm.] ile/değil/yerine/= BENZOFENON
- BENZOİD AROMATİKLİK ile/||/<> NON-BENZOİD AROMATİKLİK
( Benzoid aromatiklik benzene benzeri halka yapısıyken, non-benzoid heteroatomlu halka sistemleridir )
( Formül: Hückel kuralı 4n+2 )
(1996'dan beri)