Bugün[10 Nisan 2026]
itibarı ile 13.053 başlık/FaRk ile birlikte,
13.053 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(32/54)


- LEM'A[Ar.] ile/ve BALG/BALK

( Parıltı, parlayış. İLE/VE Ufukta görülen parıltı. )


- LEMEÂT[Ar. < LEM'A] ile LEMEHÂT[Ar.]

( Parıltılar, parlayışlar. İLE Bir kezlik bakışlar, bir göz atışlar. )


- LEMMÂ[Ar.] ile LEM[Ar.]


- -LEMMA ile/||/<> MENİNG-/MENİNGO- ile/||/<> -PHYLAC/PHYLACT-

( Kılıf, koruyucu zar, membran. İLE/||/<> Membran, meningsler. İLE/||/<> Korunma, savunma. )


- LEMUR ile MİRZA


- LEMUR ile SİFAKA

( ... İLE Sifakalar, primatlar takımının lemur ailesindendir. Lemurlar, dünyada sadece Madagaskar adasında yaşarlar. Lemur, Latince'de, "hayalet" demektir. Madagaskar yerlileri, lemurların, ölmüş kişilerin hayaletleri olduğuna inanır. Lemurların ortak özelliği, gövdelerinin maymuna, yüzlerinin ise köpeğe benzemesidir. Sifakalar, otoburdur. Sifakaların da içinde bulunduğu indrigiller alt ailesinin ortak özelliği, bu hayvanların dikey tırmanıcı ve atlayıcı[vertical clinger and leaper] olmasıdır.

İndrigillerin hepsi, çok iyi birer sıçrayıcıdır. 15 metre kadar ileri sıçrayabilirler. Sıçrarken arka ayaklarını kullanırlar ve yine arka ayakları üzerine iniş yaparlar. İndrigiller, yerde arka ayakları üzerinde zıplayarak ilerler.

Hiçbir maymun türü, indrigiller kadar sıçrayamaz. İndrigillerin kollarında, dirseklerinden bellerine kadar uzanan deriden kanatçıkları vardır. Bu, onların havada süzülmelerine ve yön değiştirmelerine yardımcı olur.

Sifakalar, indrigiller arasında en ünlü olanıdır ve en iyi sıçrayandır. Sifakaların boyları, ayağa kalktığı zaman 50-60 cm.yi bulur. Ağaçtan ağaca, uçarcasına hareket ederler. Madagaskar'da, hiçbir yırtıcı hayvan onları yakalayamaz. )

( )


- LEMUR ile SPAKA


- LENDUHA ile ...

( Çok iri ve kaba şey. )


- LENF ile LENFA


- LENFATİK SİSTEM[İng. LYMPHATIC SYSTEM] ile/||/<> EŞ ANLAMLAR: FİL HASTALIĞI[İng. LYMPHEDEMA]

( Vücuttaki doku sıvısının (lenf) dolaşımını sağlayan bir ağ sistemidir. Lenf; dokulardaki gözeler tarafından üretilen atık maddeler, fazla sıvı ve bağışıklık gözelerini içeren bir sıvıdır. Lenfatik sistem; lenf damarları, lenf düğümleri ve lenfoid organlardan oluşur. @@ Latince Lymphedema Almanca Lymphödem Fransızca Lymphœdème Lenfödem ya da Fil Hastalığı, lenfatik sistemi oluşturan lenf damarlarının tıkanması ya da hasar görmesi sonucu lenf sıvılarını boşaltmaması ya da biriken sıvıların drene edilememesi sonucu oluşan doku şişmesidir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- LENGALENGA ile ...

( Muz, patates ve Burundi ıspanağı ile hazırlanan bir lapa. [Burundi'nin en tipik yemeği] )


- LEPTONIC DECAY[İng.] / DÉSINTÉGRATION LEPTONIQUE[Fr.] / LEPTONISCHER ZERFALL[Alm.] ile/değil/yerine/= LEPTONİK BOZUNUM/BOZUNMA


- LEŞÇİL ile LEŞÇİL AKBABA


- LESEPASE ile/ve PRATİKA

( Sınırı geçmek için verilen yazılı izin. İLE/VE Gemilere verilen giriş ve çıkış izni. )


- LETARJİ ile LİOPELMA


- LEV ile LEVA

( Romanya para birimi. İLE Bulgar para birimi. )


- LEVHA[Ar.]/TABELA[İt. < TABELLA] ile ARMADURA[İt. < ARMATURA]

( Bir yere asılmak için yazılmış yazı, safiha. Üzerinde tanıtıcı, belirtici bir yazı, açıklama, işaret ya da resim bulunan, tahta ya da sac parçası. | Hastahane, yatılı okul, askerî birlik gibi toplu yemek verilen yerlerde, günlük yemek için çıkarılan erzakın türünü, miktarını gösteren çizelge. | Hastahanelerde her hastanın gündelik yemek ve ilacının yazıldığı kâğıt. İLE Gemide direklere takılı halatları bağlamak için küpeştenin iç tarafında bulunan delikli ve çubuklu levha. )


- LEVHA ile ...

( Levha, serlevha, başlık. Küçüğüne kıt'a. )


- LEVHA[Ar.] ile ANTERLİN/ENTERLİN[Fr.]

( ... İLE Basımcılıkta, satır aralarını denkleştiren ince kurşun levha. )


- LEVHA ile LEVHACI/LIK


- LEYL ile LEYL-İ SECÂ

( Gece. İLE Tam kararmış gece. )


- LEYLÂ LEYLÂ ve/> MEVLÂ MEVLÂ


- LEYLÂ'[Ar.] ile Leylâ'[Ar.]

( Çok karanlık gece. | Arabî ayların son gecesi. İLE Leylâ ile Mecnûn öyküsünün kadın kahramanı. )


- LEYLÂ ile/ve/||/<>/> MEVLÂ


- LEYLEK ile TURNA

( ... İLE Japon kültüründe, 1000 yıllık uzun bir yaşamı simgeler. )

( LAKLAK ile ... )

( LEGLEG ile BÂTİR )

( STORK vs. CRANE )

( CICONIA CICONIA cum GRUS GRUS )


- LİBÂ = ELBİSE | HIRKA

( ELBİSE | HIRKA )


- LIXIVIATION; LEACHING[İng.] ile/değil/yerine/= LİÇ, YIKAMA


- LİF ile SUNTA ile LİFLEŞTİRMEK

( FIBER vs. FIBERBOARD vs. FIBERIZE )

( ليف الياف ile ليفک ile الياف پارچه ile ورقه فيبر ile فيبر کردن ile ليفي کردن )

( LEYFE ALYAF ile LEYFAK ile ALYAF PARCHEH ile ورقه فيبر ile FEYBAR KARDAN ile LEYFEY KARDAN )


- LİG ile LİGA


- LİGATURA/LİKADURA ile ...

( Gemide kullanılan bir ip. )


- LİHÂ'[Ar.] ile LİHÂ[Ar. < LİHYE] ile LİHÂ[Ar. < LEHÂT]

( Ağaç kabuğu. İLE Sakallar. İLE Küçük diller. )


- LİKA' ile ...

( GÖRME, RASTGELİP KAVUŞMA, YÜZ YÜZE GELME | YÜZ, ÇEHRE )


- LİKA'["ka" uzun okunur] ile LÎKA[Ar.]

( Görme, rastgelip kavuşma. | Yüz, çehre. İLE Mürekkep hokkalarına konulan ham ipek, lök. )


- LİKOPEN:
DOMATESTE ile/ve/||/<>/> KAN VE DOKULARDA

( All-trans izomeri(all E-izomeri)[%90'a yakın oranda]. İLE/VE/||/<>/> Cis-izomeri(Z-izomeri). )

( Çiğ domateste bulunan likopen molekülü, "çizgi" biçimindedir. [Likopenin bağırsaklardan emilmesi ve kana geçmesi için uygun değildir.] İLE/VE/||/<>/> Kanda dolaşan likopen molekülü, "bükük" biçimdedir. )

( [Likopenin ...] Çizgisel biçimi, kümelenme ve kristalleşme eğilimi gösterir.[Emilmesini azaltır.] İLE/VE/||/<>/> Bükük biçimi, bağırsaklarda oluşan misellere kolayca geçer.[Emilimi daha fazla olur.] )

( [Miseller, yağların bağırsaklarda daha kolay emilmelerini sağlayan küçük damlacıklar biçimindeki oluşumlardır. Bağırsak gözeleri tarafından kolaylıkla alınır, şilomikron biçiminde paketlenir ve böylece kan dolaşımına geçerler.] )

( Domatesin pişirilmesi ve özellikle de bu işlem sırasında yağın da bulunması, çizgi biçimindeki moleküllerin bükük biçime dönüşmelerini kolaylaştırır.

Yapılan bir araştırmada, domatesin yağla beraber işlenmesiyle elde edilen domates sosu (cis-izomeri) yiyenlerin kanlarında, çiğ domates yiyenlere (all E-izomeri) göre daha fazla likopen bulunduğu tespit edilmiştir.

Z-izomerlerinin antioksidan etkileşimi de laboratuvar koşullarında all E-izomer biçimine göre çok daha yüksektir yani sağlığa daha yararlıdır. )

( Daha fazla likopen alabilmek için domatesin çiğ değil yağ ile birlikte pişirilmesi gerekiyor.
[Pişirme işlemi, başta C vitamini olmak üzere çoğu besin öğesinin de etkisinin azalmasına neden olur.]

Domatesin çiğ yenilmesi, hem de yemeklerle birlikte pişirilerek tüketilmesinde yarar vardır.
[Endüstri ürünü markalı sos, ketçap ya da salça kullanmamalıyız.] )


- LYCRA[İng.] ile/değil/yerine/= LİKRA


- LİKYA ile ...

( IŞIK ÜLKESİ )


- LİLA ile ...

( Oyun, şaka, bir ilâhi oyun olarak bakılan kozmos. Lila, Brahman'ın Mutlak gerçeğini temsil etmez. O ancak kısmi gerçektir ki gerçek olmayandan farklı değildir. Örneğin, buz kimilerine göre su, kimilerine göre ise buhar olarak tanımlanır fakat iki beyan da kısmen doğrudur. )


- LIMITASYON/LIMITATION[İng.] değil/yerine/= SINIRLAMA | KISITLAMA


- LIMITATION :/yerine SINIRLAMA


- LİMONATA ile LİMONATACI/LIK ile LİMONATA BARDAĞI


- LİMONLAMAK ile LİMON/LUK ile LİMONİ ile LİMONCU/LUK ile LİMONLU ile LİMON OTU ile LİMON SUYU ile LİMON TOZU ile LİMON TUZU ile LİMON ASİDİ ile LİMON RENGİ ile LİMONİ HAVA ile LİMON ESANSI ile LİMON KABUĞU ile LİMON SARISI ile LİMON BAHÇESİ


- LİNÇ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< İFŞÂ


- LIPPICH PRISM[İng.] / PRISME DE LIPPICH[Fr.] / LIPPICHSCHES PRISMA[Alm.] ile/değil/yerine/= LİPPİCH PRİZMASI


- LİR ile/ve KİTARA


- LİRA ile LİRA[< İt. Altın para]

( Telli bir çalgı. @@ Yüz kuruş değerinde, Türkiye para birimi. )


- LISA İLE PULSAR TİMİNG İLE KAGRA ile/||/<> GRAVİTASYONEL DALGA DEDEKTÖRLERİ

( Yerçekimi dalgası gözlem sistemleri. )

( Formül: h ~ 10⁻²¹ )


- LITHINE[Fr.] / LITHION[Alm.] ile/değil/yerine/= LİTHİA


- LİTOGRAFYA ile LİTOGRAFYACI/LIK ile LİTOGRAFYA TAŞI


- LITTROW PRISM[İng.] / PRISME DE LITTROW[Fr.] / LITTROWSCHLES PRISMA[Alm.] ile/değil/yerine/= LİTTROW PRİZMASI


- LITHIA MICA[İng.] ile/değil/yerine/= LİTYA MİKA


- LITHIA[İng.] ile/değil/yerine/= LİTYA


- LİVA ile LİVAR ile LİVARLI ile LİVARLI TEKNE


- LİVÂ ile/||/<> MUTASARRIF

( Sancak. | Osmanlı döneminde, sancak olarak tanımlanan yönetim birimi.[Başında sancakbeyi bulunurdu. Tanzimat sonrası dönemde, livânın başında bulunan görevliye mutasarrıf da denilmiştir.] İLE/||/<> Tasarruf hakkı ve salâhiyeti olan kişi. | Bir malın sahibi. | Eskiden vilâyetten küçük olan sancak ya da öteki adı ile livânın yöneticisi. | Mîrî ya da vakıf araziye tasarruf eden kişi. )


- LİYOFİLİZASYON/LYOPHILIZATION[İng.] değil/yerine/= DONDURARAK KURUTMA


- l/L ile L ile La ile la[İt.]

( Türk abecesinin on beşinci yazacı/harfi. Sesbilim bakımından, dişeti ünsüzlerinin ötümlüsüdür. İLE Romen rakamları dizisinde, 50 rakamını gösterir. İLE [kimya] Lantan'ın simgesi. İLE [müzik] Gam (ll) dizisinde, "sol" ile "si" arasındaki ses. | Bu sesi gösteren nota imi. )


- LOBELYA[Lat. LOBELIA] ile ...

( Salkım durumunda, mavi çiçekleri bulunan, bir ya da çok yıllık, Kuzey Amerika bitkisi. )


- LOGARITHM[İng.] / LOGARITHMIC[Fr.] ile/değil/yerine/= LOGARİTMA


- LOGARİTMA ile LOGARİTMA TABLOSU


- LOGARİTMA ile/||/<> ÜSTEL FONKSİYON

( Logaritma ve Üstel Fonksiyon arasındaki ilişki )


- LOGARITHMIC DECREMENT[İng.] / DÉCROISSANCE LOGARITHMIQUE[Fr.] / LOGARITHMISCHE VERMINDERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= LOGARİTMİK AZALMA


- LOGICAL FALLACY[İng.] değil/yerine/= SAFSATA

( Akıl yürütürken yapılan hatalar. Mantık hatası ya da mantıksal yanılgı biçiminde de anılır. Safsata içeren argüman ya da düşünceler, dikkatlice incelenmediğinde oldukça ikna edici ve mantıksal olarak güçlü görünebilir ancak aslında öncüller ve sonuçlar arasında kurulan bağlantı geçersiz, zayıf ya da hatalıdır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- LOKAL ANESTEZİ değil/yerine/= SINIRLI UYUŞTURMA


- LOKANTA ile LOKANTACI/LIK ile LOKANTALI


- LOKANTA ile LOSTARYA

( ... İLE Küçük lokanta. )


- LOKANTA ile/ve RESTORAN

( [İt.] TRATTORIA ile RISTORANTE )


- LOKMA ile/ve/> KİMÜS

( ... İLE/VE/> Yemeklerin mide özsuyuyla karıştıktan sonra aldığı durum. )

( İSTİHLÂB[Ar.]: Yemeğin, bağırsaklarda sindirilmek üzere yoğun sıvı kıvamına geçmesi. )

( PEPSIN: Mide özsuyunun hazmı kolaylaştıran bir maddesi. )

( TEKEYLÜS: Yiyeceklerin midede ve bağırsaklarda ezilerek lenf damarları tarafından emilmeye elverişli duruma gelmesi. )

( BOLUS vs./and/> CHYME )


- LOKMA ile LOKMACI/LIK ile LOKMA GÖZ ile LOKMA GÖZLÜ ile LOKMAN RUHU ile LOKMAN HEKİM ile LOKMA ANAHTAR ile LOKMA BAŞLIĞI ile LOKMA TATLISI


- LOKMA ile/ve/> MEBLÛ/A

( ... İLE/VE/> Yutulmuş, bel olunmuş. )


- LOKMA ile/ve/<> RIZÂ


- LONCA ile LONCACILIK ile LONCA USTASI


- LONCA ile LONCALAR

( GUILD vs. GUILDS )

( صنف ile سنخ ile صنوف )

( SANF ile SANAKH ile SANOF )


- LONGITÜDİNAL ÇALIŞMA/LONGITUDİNAL STUDY[İng.] değil/yerine/= ZAMANA YAYILI ÇALIŞMA


- LONGITÜDİNAL/LONGITUDİNAL[İng.] değil/yerine/= UZUN EKSENDE, UZUNLAMASINA


- LOP ile LOP ET ile LOP LOP ile LOP İNCİR ile LOP YUMURTA


- LOPHOTROCHOZOA[İng.] değil/yerine/= LOFOTROKOZOA

( Lofofor isimli beslenme uzantısının bulunduğu, protostom hayvanların bir alt soyudur.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- LÖSEMİ ile/||/<> LENFOMA

( Kemik iliğinde olağandışı beyaz kan gözelerinin çoğalması ile ilişkili bir kanser türü. İLE/||/<> Lenfatik düzende olağandışı göze büyümesi ile ilişkili bir kanser türü. )


- LOSTRA[İt.] ile ...

( Ayakkabı boyama. )


- LOSTRA ile LOSTRACI/LIK ile LOSTRA SALONU


- LOT :/yerine ÇOK, ARSA


- LOT ile LOTA


- LOTARYA ile LOTARYACI/LIK


- LÜFER ile/değil AKYA


- LÜFER ile/değil/<> SIRTIKARA

( ... İLE/DEĞİL/<> Lüferin bir türü. )


- LUKATA ile ...

( Buluntu mal. )


- LURIANİK KABALA ile/ve GELENEKSEL KABALA

( Isaac Luria. İLE/VE Isaac the Blind. )


- LÜTÛFKÂR/ÂNE değil/yerine/= KAYRALI/CA


- LÜZUM ile LÜZUCİ ile LÜZUMLU/LUK ile LÜZUMSUZ/LUK ile LÜZUMSUZCA ile LÜZUMSUZ ADAM ile LÜZUMSUZ YERE ile LÜZUMLU LÜZUMSUZ


- MÂ LEKE LÂ TEF'ALU KEZÂ[Ar.] ile LİME LÂ TEF'ALU[Ar.]

( Sana ne oluyor böyle yapmıyorsun? İLE Neden yapmıyorsun? )


- MÂ'[Ar. çoğ. MİYÂH] ile MÂ-[Ar.] ile MA'/MAA[Ar.] ile MÂ[Ar.]

( Su. İLE O şey ki, şu nesne, ...daki. | Olumsuzlama/nefi edatı. İLE İle, beraber, birlikte. İLE Biz. )


- MÂ ile ...

( BİZ )


- -MA ile MA/MAH ile MA
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Buyrum kipindeki eylemlere gelen ve olumsuzluk bildiren bir ilgeç. İLE "İşte! | Al!" anlamına gelen bir ilgeç. İLE Oğlak ve kuzu sesinin bir yansıması. )


- MA'A[Ar.] ile 'INDE[Ar.]


- MAALESEF[Ar.]["MALESEF" değil!]/DERDÂ[Fars.] değil/yerine/= NE YAZIK Kİ


- MAÇ[Fr. < MATCH] değil/yerine/= KARŞILAŞMA


- MAÇ ile MAÇA ile MAÇO/LUK ile MAÇ MAÇ ile MAÇA BEYİ ile MAÇA KIZI


- MACARCA ile ASILI ile MACARİSTAN ile AÇLIK ile AÇLIK GREVİ

( HUNGARIAN vs. HUNG vs. HUNGARY vs. HUNGER vs. HUNGER STRIKE )

( آويخته ile مجار ile مجارستاني ile مجاري ile مجارستان ile هونگاري ile مجاعه ile جوع ile قحط ile گرسنگي ile گرسنه کردن ile اعتصاب غذا )

( AVYKHTEH ile MOJAR ile MOJARESTANY ile MOJARY ile MOJARESTAN ile هونگاري ile مجاعه ile JAVO ile قحط ile GARSANGY ile GARSANEH KARDAN ile ETESAB GHZA )


- MACAR/LIK ile MACARCA ile MACAR İNEĞİ ile MACAR BİBERİ ile MACAR SALAMI


- MACCULLAGH'S FORMULA[İng.] / FORMULE DE MACCULLAGH[Fr.] / MACCULLAGH-FORMEL[Alm.] ile/değil/yerine/= MACCULLAGH FORMÜLÜ


- MACERA[Ar.]/SERÜVEN[Fars. SERVAN]/SERGÜZEŞT[Fars.]/AVANTÜR[Fr. AVENTURE | İng. ADVENTURE] değil/yerine/= OLAYCA


- MACERA ile MACERACI/LIK ile MACERALI ile MACERASIZ


- MADÂ/MAZÂ[Ar.] ile MÂ-ADÂ[Ar.]

( Geçti. İLE Başka, fazla, gayrı. )


- MADALYA ile MADALYALI ile MADALYASIZ/LIK ile MADALYA TÖRENİ


- MADALYA[İt.] ile MADALYON[İt.]

( Yararlık gösterenlere, yarışlarda ve sergilerde derece alanlara ödül, bazen de önemli bir olay dolayısıyla, ilgililere, andaç olarak verilen metal nişan. İLE İçine küçük resim, saç teli gibi andaçlar konulan, bona zincirle asılan, genellikle değerli metalden yapılmış, türlü biçimde süs eşyası. )


- MADAM ile MADAMA


- MADDE ile/ve MÂNÂ

( Mânânın kesifleşmiş hali. İLE/VE Seni senden soyan. )

( Verdikçe "azalan". İLE/VE Verdikçe artan/artar. )

( Mânânın hakimiyeti madde sayesinde olur. )


- MADDELEMEK ile MADDELEŞMEK ile MADDELEŞTİRMEK ile MADDE/LİK ile MADDECİ/LİK ile MADDESEL/LİK ile MADDE BAŞI ile MADDE MADDE ile MADDESEL NOKTA


- MADEM Kİ ÖYLE "SÖYLÜYORSA/YAPIYORSA" değil MADEM Kİ ÖYLE SÖYLÜYOR/YAPIYOR


- MADENİ PARA ile MADENİ PARA ile PARA BASMA ile EŞ GÜVENCE

( COIN vs. COINAGE vs. COINING vs. COINSURANCE )

( سکه ile سکه زدن ile ابداع واژه ile مسکوکات ile ضرب ile بيمه مشترک )

( SAKEH ile SAKEH ZADAN ile EBDA VAZHEH ile MOSKOKAT ile ZAB ile BEYMAH MOSHTARK )


- MADENSELLEŞMEK ile MADEN ile MADENİ ile MADENCİ/LİK ile MADENSEL ile MADEN GAZI ile MADEN SUYU ile MADEN YÜNÜ ile MADENİ YAĞ ile MADENİ YÜN ile MADEN DEVRİ ile MADEN OCAĞI ile MADENİ PARA ile MADEN BİLİMİ ile MADEN DAMARI ile MADEN FİLİZİ ile MADEN KİRASI ile MADEN KUYUSU ile MADEN KÖMÜRÜ ile MADEN MAVİSİ ile MADEN SODASI ile MADEN YATAĞI ile MADEN CEVHERİ ile MADEN BİLİMSEL


- MAFYA ile/ve/||/<> CUNTA


- MAFYA ile/ve/<> (")HÜKÜMET(")

( FaRkLaR'ı değil önemli bir ortak yanları vardır. İkisinde de haktan, hukuktan eser yoktur ve/ya da olmayabilir (ne yazık ki[hükümet için]). )


- MAGANDA ile MAÇO


- MAĞARA ile/ve/||/<>/> BARAKA


- MAĞARA[Ar.] değil/yerine/= İN

( Bir yamaca ya da kaya içine doğru uzanan, barınak olarak kullanılabilen yer kovuğu. | Karst bölgelerinde, kireçtaşlarının erimesiyle oluşan, büyük, birbirine koridorlarla bağlı yeraltı kovukları. )


- MAĞARA ile İTİRAZCI ile SIZLANMA

( CAVIL vs. CAVILLER vs. CAVILLING )

( عيبجوئي کردن ile عيب گو ile خردهگير ile عيبجوئي ile عيب گوئي ile خردهگيري )

( EYBEJOYEY KARDAN ile EYBE GO ile KHARDEGGYR ile عيبجوئي ile EYBE GOIY ile خردهگيري )


- MAĞARA ile KAVERNÖZ

( CAVERN vs. CAVERNOUS )

( غار ile حفره ile غاردار ile غاري ile مغاري ile غارمانند )

( GHAR ile HAFAREH ile غاردار ile غاري ile مغاري ile غارمانند )


- MAĞARA ile MAĞARA ADAMI

( CAVE vs. CAVEMAN )

( زاغه ile مغاره ile مجوف کردن ile کهف ile غار ile غارنشين )

( ZAGHEH ile MOGHAREH ile MOJOOF KARDAN ile KONPAF ile GHAR ile غارنشين )


- MAĞARA ile MAĞARA SESİ ile MAĞARA RESMİ ile MAĞARA BİLİMİ ile MAĞARA BİLİMCİ


- MAĞARA ve/> MAĞAZA


- MAĞARA ile/ve/||/<> YERALTI

( Platon. İLE/VE/||/<> Dostoyevski. )


- MAĞAZA değil/yerine/= KEPİTEY


- MAĞAZA ile MAĞAZACI/LIK


- MAĞAZA ile/ve/<> REYON[Fr. < RAYON]

( ... İLE/VE/<> Bir mağazanın yalnız bir tür eşya satılan bölümü. )


- MAGMA[Yun.] değil/yerine/= ISI/SICAK YUVARI

( Yerin içinde, sıvı ya da hamur kıvamında, uçucu gazlarla doymuş olarak bulunan eriyik. )


- MAGMA ile MAGMASAL


- MILK OF MAGNESIA[İng.] / MAGNÉSIE BLANCHE, MAGNÉSIE ANGLAISE[Fr.] / MAGNESIUMALCH[Alm.] ile/değil/yerine/= MAGNEZYA SÜTÜ


- MAGNESIA[İng.] / MAGNÉTO CHIMIQUE[Fr.] / MAGNESIA, MAGNESIUMOXYD[Alm.] ile/değil/yerine/= MAGNEZYA


- MAGRİB-İ AKSÂ[Ar.] ile MAGRİB-İ EDNÂ[Ar.] ile MAGRİB-İ ESVÂT[Ar.] ile MAGRİB OCAKLARI[Ar.]

( Fas, Marakeş. İLE Trablus ve Berberiye. İLE Tunus, Cezâyir. İLE Trablus, Tunus ve Cezâyir. )


- MAĞRURLANMAK ile MAĞRUR/LUK ile MAĞRURCA


- MAGZÂ[Ar.] ile MAGZÂ[Ar. çoğ. MAGAZÎ]

( Amaç, istek, meram. İLE Gazâ, savaş öyküleri. | Savaş. )


- MAHABHARATA ile/||/<> UPANİŞADLAR ile/||/<> PALİ

( Kutsal sayılan bir Hint Destanı. Kötü ruhlar ile iyi ruhlar arasındaki çatışma üzerine dayalıdır. @@ Hindu felsefesinin kaynaklarından sayılan Sanskritçe yazılar. @@ Hindistan'ın kuzeyinde konuşulan ve Sakyamuni Buda'nın anadili olan dil. )


- MAHA-KARTA ile/||/<> MAHA-KASYAPA ile/||/<> MAHA-MANTRA ile/||/<> BİJA-MANTRA

( Büyük yapıcı. Zihin büyük yapıcıdır, her zaman bir şeyle meşguldür. @@ Buda'nın müritlerinden biri ve Dharma Lambası'nı ilk alan kişi. @@ Büyük büyü, efsun, sihir. @@ Tohum mantrası ya da tek kelimeden oluşan bir güç çığlığı. )


- MAHAL ile/||/<> MÂFEVK ile/||/<> EMÂKİN ile/||/<> HÂNE ile/||/<> MESKEN ile/||/<> MINTIKA ile/||/<> SÜKNÂ

( Yer. İLE/||/<> Üst mahal. İLE/||/<> Mahaller, mekanlar, mevkiler, yerler. İLE/||/<> Ev. İLE/||/<> Kişinin fiilen oturduğu yer, konut. İLE/||/<> Bölge, yer, mahal. İLE/||/<> Oturma [oturulacak yer]. )


- MAHA-MAYA ile/||/<> LİLA

( Büyük İllüzyon. Gerçekdışılık. Maya Gerçek'i örtüp gizleyen aldatıcı güçtür. @@ Oyun, şaka, bir ilâhi oyun olarak bakılan kozmos. )


- MAHAPARİNİRVANA ile/||/<> BRAHMANİRVANA

( Sonsal Nirvana. Nirvana'ya bu yaşamda erişilebilir, ölümü Sonsal Nirvana takip eder. @@ En üst varlığın içinde erimek, yok olmak. Tasavvuf'taki karşılığı "Fenafillah". )


- MAHA-SATTVA ile/||/<> MAHA-TATTVA ile/||/<> SATYAM-SHİVAM-SUNDARAM

( En Yüce Uyum. @@ Büyük Gerçek, En Yüce Bilinç. @@ Doğru, iyi, güzel. Satyam(doğruluk), shivam(lütufkâr), sundaram(güzel). )


- MAHA-VAKYA ile/||/<> AHAM BRAHMASMİ ile/||/<> BRAHMASMİ ile/||/<> SOHAM ile/||/<> TAT-SAT

( Yüce söz. En üstün Vedanta gerçeklerini ifade eden dört Upanişad. @@ Ben Brahma'yım. @@ Ben En Yüce'yim. Saf bilincin ifadesi. @@ Ben O'yum. @@ Gerçek O'dur. )


- MÂHÂZÂ/MAAHÂZÂ değil/yerine/= BUNUNLA BİRLİKTE, BÖYLEYKEN, BÖYLE İSE DE


- MAHCUP/LUK ile MAHCUPÇA


- MAHFAZA[Ar.] değil/yerine/= KORUNCAK


- MAHFAZA değil/yerine/= KORUNCAK


- MAHFAZA ile MAHFAZALI ile MAHFAZASIZ


- MAHFİL-İ KAZÂ değil/yerine/= ADÂLET MEYDANI


- MAHİYET ile/ve/||/<> MUHTEVÂ


- MAHREC değil/yerine/= PAYDA


- MAHRÛT ile/||/<> MAHRÛT KÂİM ile/||/<> MAHRÛT MÂİL ile/||/<> MAHRÛT MUDALLA ile/||/<> MAHRÛT NÂKIS

( Koni. İLE/||/<> Dik koni. İLE/||/<> Eğik koni. İLE/||/<> Çokgen koni. İLE/||/<> Kesik koni. )


- MAHSUBEN[Ar.] değil/yerine/= SAYILCA


- MAHSÛSA ile KÜLLİYYE MÜSEVVERE ile CÜZ'İYYE MÜSEVVERE ile MÜHMELE


- MÂHYA ile MÂHYA

( Ramazan gecelerinde, camilerde, iki minare arasına gerilen ipler üzerine kandil ya da elektrik ampulleriyle yazılan yazı ya da yapılan resim. İLE Çatılarda, iki eğik yüzeyin birleştiği bölüm. )


- MAHZUNLAŞMAK ile MAHZUN/LUK ile MAHZUNCA


- ENGEL/SAKINCA/MAHZUR[Ar.] ile ENGEL/SAKINCA/BEİS[Ar.]


- MÂ-İ CÂRİ ile/||/<> MÂ-İ LEZÎZ ile/||/<> LEB-İ DERYA

( Akarsu. İLE/||/<> İçilecek su, lezzetli su, memba suyu. İLE/||/<> Deniz kenarı, sahil. )


- MAIL :/yerine POSTA, E-POSTA


- MAIN :/yerine ANA


- MAINLY :/yerine BAŞLICA


- MAJOR CROSS MATCH[İng.] değil/yerine/= MAJOR ÇAPRAZ KARŞILAŞTIRMA


- MAJORANA FORCE[İng.] / FORCE DE MAJORANA[Fr.] / MAJORANA-KRAFT[Alm.] ile/değil/yerine/= MAJORANA KUVVETİ


- MAJORANA NEUTRINO[İng.] / NEUTRINO DE MAJORANA[Fr.] / MAJORANA-NEUTRINO[Alm.] ile/değil/yerine/= MAJORANA NÖTRİNOSU


- MAKARA-KUKARA


- MAKARA ile ÇARK

( PULLEY vs. WHEEL )


- MAKARA ile MAKARALI ile MAKARALI KUŞ


- MAKARA ile MANDAR[Yun.]

( ... İLE Gemilerde kullanılan küçük makara. )


- RIEMENSCHEIBE, ROLLE[Alm.] ile/değil/yerine/= MAKARA


- MAKARA değil/yerine/= SARDIRAÇ


- MAKARA ile TURNO[İt. ]

( ... İLE Tek dilli, bir tekerlekli makara. )


- MAKARNA ile ERİŞTE


- MAKARNA ile MAKARNACI/LIK


- MAKARON[Azr.] = MAKARNA[Tr.]


- MAKEDON ile MAKEDONCA


- MAKİNE ile/ve/değil MEKANİZMA


- MAKİNE'DE:
DÖRT AŞAMA ve/||/<>/> DÖRT KİŞİ

( )


- MAKİNELEŞMEK ile MAKİNELEŞTİRMEK ile MAKİNE ile MAKİNECİ/LİK ile MAKİNELİ ile MAKİNE GÜCÜ ile MAKİNE YAĞI ile MAKİNE ODASI ile MAKİNE PARKI ile MAKİNE DOLABI ile MAKİNELİ TÜFEK ile MAKİNELİ TABANCA


- MAKİNELEŞ(TİR)ME ile/ve/||/<> YABANCILAŞ(TIR)MA


- MAKRO- ile MEGA- ile MİKRO-

( İri, büyük. İLE Büyük, -milyon. İLE Küçük .... )


- MAKROCYCLİC KİMYA ile/||/<> CROWN ETHER KİMYASI

( Makrocyclic kimya büyük halka yapıları genel olarak incelerken İLE crown ether kimyası spesifik iyon bağlama halka yapılarını inceler )

( Formül: Makrocycle )


- MAKSAT ile MAKSATLI/LIK ile MAKSATSIZ/LIK ile MAKSATLICA ile MAKSATSIZCA


- MAKTA ile/ve HÜSN-Ü MAKTA

( Kasîde ya da gazelin ilk beyiti. İLE/VE Kasîde ya da gazelin sondan bir önceki beyiti. [yazarın mahlası makta beyitinde değilse bu beyittedir] )


- MAKTA'[Ar. < KIYÂS] ile MAKTAA[Ar.]

( Kesilen yer, bir şeyin kesildiği yer, eski kamış kalemlerin, yontulduktan sonra üzerine yatırılıp uclarının kesildiği, sert ağaçtan ya da kemikten yapılan alet. | [mat.] Kesit. | Bir gazel ya da kasîdenin son beyti. İLE Üzerinde kamış kalemin ucu kesilerek düzeltilen kemik, şimşir ya da madenden yapılmış alet. )


- MAKYAJ ile/ve/değil BOYA

( [not] MAKE-UP vs./and PAINT )


- MAKYAJ[Fr.] değil/yerine SÜSLEM / YÜZ BOYAMA


- MAKYAJLAMAK ile MAKYAJ ile MAKYAJCI/LIK ile MAKYAJLI ile MAKYAJSIZ/LIK ile MAKYAJSIZCA ile MAKYAJ ODASI ile MAKYAJ TAKIMI


- MAL/META ile/değil/yerine CAN


- MAL ile/ve/||/<> EMTİA

( Birinin, tüzel kişinin sahip olduğu, taşınır ya da taşınmaz varolanların tümü. İLE/VE/||/<> Alınıp satılabilen, her türlü tecim nesnesi. )


- MAL ile MARDA[Yun.]

( ... İLE Değerini kaybetmiş[ıskarta(İt.)] mal. )


- MALA[Fars.] değil/yerine/= SÜRGÜ

( Harç alıp sürmeye yarayan, çoğu üçgen biçiminde, yassı, demirden, tahta saplı, duvarcı ve sıvacı aracı. )


- MALAK/BALAK ile/ve/||/<>/> MANDA

( Manda yavrusu. İLE/VE/||/<>/> ... )


- MALALAMAK ile MALTLANMAK ile MAL ile MALA ile MALİ ile MALT ile MALÇ ile MAL MÜLK ile MALİ YIL ile MALI TAŞI ile MAL BEYANI ile MAL SAHİBİ ile MALİ BELGE ile MALİ CEBİR ile MALİ SENET ile MAL BİRLİĞİ ile MAL CANLISI ile MAL SANDIĞI ile MAL VARLIĞI ile MALİ ANALİST ile MAL BİLDİRİMİ


- MALAMAT ile/ve/||/<> MADARA[Fars.]

( Alçak, aşağılık, rezil. @@ Kötü, sevimsiz. )


- MALATYA ile MALATYALI/LIK


- MÂLÂYÂNÎ ile/ve "KELLİM KELLİM LÂ YENFÂ'"


- MALEZYA ve/<> KUALA LUMPUR

( ... VE/<> Malezya'nın başkenti. )

( ... VE/<> Malayca'da, "Çamurlu Irmağın Ağzı"[< Kuala: Ağız. | Lumpu: Çamur] anlamına gelmektedir. )


- MALEZYA ve/<> PALMİYELER

( İlk kez, 1860'da, Sri Lanka'dan getirilerek yetiştirilmeye başlanılan Palmiyeler, Malezya'nın en önemli ihraç kalemlerindendir.[Bir yıl içinde, 2 milyon hektar alandan, 7 milyon ton palmiye yağı elde edilmektedir.] )


- MALEZYACA ile MALEZYALI


- MALİNKA" değil KAMALİN[Rusça]


- MALKAR ile MALKARA ile MALKARCA


- MALPRACTICE[İng.] değil/yerine/= HATALI UYGULAMA

( Bilgisizlik, deneyimsizlik ya da ilgisizlik nedeni ile bir hastanın zarar görmesi, hekimliğin kötü uygulanmasıdır, hekim hatasıdır. Hekimin tedavi sırasında standart, güncel uygulamayı yapmaması, beceri eksikliği ya da hastaya tedavisini vermemesiyle oluşan hasardır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- MALPRAKTİS/MALPRACTICE[İng.] değil/yerine/= HATALI TIBBİ UYGULAMA


- MAMA ile MAMMA[İt.]

( Bebek için hazırlanan yiyeceklerin genel adı. İLE Abla. )


- MAMMALİA ile/||/<> AVES

( Mammalia memeli süt İLE aves kuş tüy uçma. )

( Formül: Milk İLE feathers/flight )


- MAMOGRAFİ ÇEKİMİ!:
YILDA BİR KEZ ve/<> ÂDET SONRASINDA

( Kanser durumunda/olasılığında, tedavi süresinin yeterli olabilmesi için 40 yaşından sonra her yıl çekilmesinde yarar vardır.[Kişisel/yetersiz yorum, "ağrı" ya da radyasyon nedeniyle çektirmeme tutumu yersizdir/isabetsizdir.] VE/<> Âdet öncesi ya da süresince çektirmek yerine âdet sonrasında, olası "ağrı/acı" daha azdır ve bu dönem daha uygundur. )


- MÂNÂ ile ...

( SENİ SENDEN TAMAMIYLA SOYAN )


- MÂNÂ[Ar.] değil/yerine/= ANLAM


- MÂNÂ[Ar. < A'NÎ] ve/||/<>/< KASD[Ar.]


- MÂNÂ ile/ve MADDE

( Seni senden soyan. İLE/VE ... )


- MÂNÂ ile/ve/> MAHMUL ile/ve/> HADD ile/ve/> RÂBITA ile/ve/> İLLET


- MÂNÂ ile MÂKULÂT


- MA'NÂ[Ar. çoğ. MAÂNÎ] ile MÂNÂ[Ar.]

( Anlam. | İç, iç yüz. | Düş/rüya. | Akla yakın neden. İLE Eş, benzer. )


- MA'NÂ[Ar.] ile MEVSÛF[Ar.]


- MANALANDIRMAK ile MANA ile MANAS ile MANAT ile MANAV/LIK ile MANACA ile MANALI/LIK ile MANASIZ/LIK ile MANALICA ile MANASIZCA


- MANANA ile ...

( Meditasyon, tefekkür. )


- MANCA/RE[İt.] ile MANGIA/RE[İt.]

( MANCA: Fiiil çekimi. ([o] eksik/yok.) [Zaman eksik.(Manca il tempo.)]
MANCARE: Mastar fiil. eksik olmak / özlemek vb. [Voglio mancare di nulla["Hiçbir şeyden yoksun kalmak istemiyorum." ("Her şeyim olsun istiyorum." / "Hiçbir eksik istemiyorum.")]

İLE

MANGIARE: "Yemek yemek" fiili.
MANGIA: [o] yer/yiyor [anlamında çekimi] )


- MANCELINA[İsp.]

( Sütleğengilleren, Antil Adaları'nda yetişen, çok zehirli bir ağaç. )

( MANZENILLA )


- MANÇU ile MANÇUCA


- MANDA ile AFRİKA MANDASI


- MANDA ile/ve KORABO

( ... İLE/VE Malezya'da yaşar. )


- MANDA/CAMIZ/CAMIŞ ile/ve/<> MALAK ile/ve/<> YAŞAR ile/ve/<> EVERE

( ... İLE/<>/> Manda yavrusu. İLE/<>/> Genç manda. İLE/<>/> Dört yaşına kadar dişil manda. )

( CAMIZ ile ... )

( MAHISHA ile/<>/> BAHINS KA BACHCHA ile/<>/> DO SAAL KA GAAY/BAIL ile/<>/> PARPOTA/PARPOTI )


- MANDA ile MANDA[Fr. < MANDATAIRE | İng. MANDATE/R]

( Susığırı. İLE Birinci Dünya SAvaşı'ndan sonra, bazı azgelişmiş ülkeleri, kendilerini yönetebilecek bir düzeye eriştirip, bağımsızlığa kavuşturuncaya kadar Uluslar Birliği adına yönetmek için bazı büyük devletlere verilen vekillik. )


- MANDA ile/ve/||/<> MANDA/T[Fr.]

( Su sığırı, camız/camış, dombay, kömüş. İLE Bir görevi emanet etme, vekâlet verme. )


- MANDALİNA ile PORTAKAL

( Kabuğu soyulduktan sonra meyvenin etrafındaki/üstündeki ince kabuk "kalıntılarını"(/beyaz lifleri) soymadan, birlikte yemekte yarar vardır! )

( [kökeni/etimolojisi] MANDARİN PORTAKALI: Mandarin denen ülkede yetişen yemişli ağaç. İLE ... )

( TANGERINE vs. ORANGE )

( CITRUS NOBILIS cum CITRUS AURANTIUM )

( MANDARINA con ... )

( ÇİN TURUNCU ile ... )


- MANDALİNADA:
SATSUMA ile AKDENİZ ile KRAL ile NORMAL

( 10 ay boyunca bakım gerektirir. İnce kabuklu, sulu ve çekirdeksizdir. Kuytu bölgelerde yetişir. Edremit'te 240.000 ağacı bulunur. Ülkemizde Satsuma mandalina, adıyla bilinen Owari çeşidi ilk kezJaponya'dan, Batum yolu ile Doğu Karadeniz bölgesine gelmiş ve buradan Ege Bölgesi ve öteki bölgere yayılmıştır. Meyve kabuğu, hasat döneminde açık sarı portakal renginde ve hafif pürüzlüdür. Kabuğun meyve etine bağlılığı gevşektir. Depolamaya, taşımaya elverişli bir çeşittir. Olgunlaştıktan sonra kabuğun meyve etinden ayrılması yani putlaşmaya eğilimi oldukça fazladır. Orta büyüklükte, basık biçimlidir. Meyve eti, koyu portakal rengindedir. Meyveler, aromalı, yüksek nitelikli ve çekirdeksizdir. Bu gibi özelliklerinden dolayı mandalina çeşitleri arasında en çok yeğlenendir. İLE ... İLE ... İLE ... )

( Mandalina[mandarin], Rutaceae ailesinin, Aurantioideae alt ailesinde, Citrus cinsi içinde yer alan bir türdür. )

( CITRUS UNSHIU, MARC vs. CITRUS DELICIOSA vs. CITRUS NOBILIS vs. CITRUS RETICULATA BLANCO )


- MANDALLAMAK ile MANDALLANMAK ile MANDA ile MANDAL ile MANDAR ile MANDACI/LIK ile MANDALLI ile MANDALSIZ


- MANDIRA ile MANDIRACI/LIK


- MANEVRA[Fr.] değil/yerine/= DÖNÜŞ/HAREKET

( Bir aygıtın işleyişini düzenleme, yönetme eylemi ya da biçimi. | Geminin bir yere yanaşmak ya da bir yerden çıkmak için yaptığı hareket. | Lokomotifin, katar katmak ya da katar dağıtmak için ileri geri giderek hattan hasa geçmesi. | Hareket, gidiş-geliş. | Asker birliklerini, savaşa hazırlamak amacıyla, arazi üzerinde yapılan geniş ölçüde savaş denemesi, tatbikat. | İstenilen amaca ulaşmak için tutulması gereken yol. )


- MANEVRA ile MANEVRALI ile MANEVRASIZ ile MANEVRA FİŞEĞİ


- MANGA ile MANGAL ile MANGAN ile MANGAL YAĞI ile MANGAL KÖMÜRÜ ile MANGAL YÜREKLİ/LİK


- MANGA ile/ve/||/<>/> TAKIM ile/ve/||/<>/> BÖLÜK ile/ve/||/<>/> TABUR ile/ve/||/<>/> ALAY ile/ve/||/<>/> TUGAY/LİVA ile/ve/||/<>/> TÜMEN/FIRKA ile/ve/||/<>/> KOLORDU ile/ve/||/<>/> ORDU ile/ve/||/<>/> KUVVETLER ile/ve/||/<>/> GENEL KURMAY

( Onbaşı/çavuş/asteğmen/teğmen yönetiminde. İLE/VE/||/<>/> Üstteğmen yönetiminde. İLE/VE/||/<>/> Yüzbaşı yönetiminde. İLE/VE/||/<>/> Binbaşı/yarbay yönetiminde. İLE/VE/||/<>/> Albay yönetiminde. İLE/VE/||/<>/> Tuğgeneral yönetiminde. İLE/VE/||/<>/> Tümgeneral yönetiminde. İLE/VE/||/<>/> Korgeneral yönetiminde. İLE/VE/||/<>/> Orgeneral yönetiminde. İLE/VE/||/<>/> Orgeneraller yönetiminde. İLE/VE/||/<>/> Genel Kurmay Başkanı yönetiminde. )

( 10 er. İLE/VE/||/<>/> Birkaç[4/5] manga. İLE/VE/||/<>/> Birkaç takım. İLE/VE/||/<>/> Birkaç[dört] bölük. | Küme, yığın, grup. İLE/VE/||/<>/> Birkaç tabur. İLE/VE/||/<>/> Birkaç alay. İLE/VE/||/<>/> Birkaç tugay. İLE/VE/||/<>/> Birkaç tümen. İLE/VE/||/<>/> Birkaç kolordu. İLE/VE/||/<>/> Birkaç ordu. İLE/VE/||/<>/> Birkaç kuvvet. )

( [OSMANLI'da] Mülâzım-ı Sânî yönetiminde. İLE/VE/||/<>/> Mülâzım-ı Evvel yönetiminde. İLE/VE/||/<>/> Yüzbaşı yönetiminde. İLE/VE/||/<>/> Kolağası yönetiminde. İLE/VE/||/<>/> Binbaşı yönetiminde. İLE/VE/||/<>/> Kaymakam yönetiminde. İLE/VE/||/<>/> Miralay yönetiminde. İLE/VE/||/<>/> Mirliva yönetiminde. İLE/VE/||/<>/> Mirliva/Ferik yönetiminde. İLE/VE/||/<>/> Ferik yönetiminde. İLE/VE/||/<>/> yönetiminde. İLE/VE/||/<>/> Birinci Ferik yönetiminde. İLE/VE/||/<>/> Birinci Ferikler yönetiminde. İLE/VE/||/<>/> Genel Kurmay Başkanı yönetiminde. )

( SECOND LIEUTENANT vs./and/||/<>/> (FIRST) LIEUTENANT vs./and/||/<>/> CAPTAIN vs./and/||/<>/> MAJOR/COMMANDANT vs./and/||/<>/> LIEUTENANT COLONEL vs./and/||/<>/> COLONEL vs./and/||/<>/> BRIGADIER GENERAL vs./and/||/<>/> MAJOR GENERAL vs./and/||/<>/> LIEUTENANT GENERAL vs./and/||/<>/> GENERAL vs./an/||/<>/> GENERALS vs./and/||/<>/> HEAD OFFICER )

( II. Dünya Savaşı "WEHRMACHT", Kara Kuvvetleri (HEER), Deniz Kuvvetleri (KRIEGSMARINE), Hava Kuvvetleri (LUFTWAFFE) ve Özel "SS" Birlikler'inden oluşuyordu. )

( RİYALA[İt.]: Osmanlı donanmasında, Tümgeneral'e eş bir rütbe. )


- MÂNİ'[Ar. < MEN | çoğ. MENEA] ile MA'NÎ/MÂNÂ[Fars.] ile Mânî[Fars.] ile MANİ[Ar.]

( Geri bırakan, alıkoyan, engel olan, men eden. | Engel, özür. İLE Eş, benzer. İLE Ünlü Çin'li nakkaşın adı. Behram Şâpûr zamanında İran'a gelip Zerdüşt ve Îsâ dinlerinin karışımı olan bâtıl mezhebini yaymaya başlamış olmasından dolayı idam edilmiştir. [Erteng/Erjeng adlı yapıtı ünlüdür.] )


- MÂNİ/MÂNİA[Ar.] ile MÂNİ[Ar.] ile MANİ[Fr. < Yun. MANİA]

( Engel. İLE 1.,2. ve 4. mısraları uyaklı(kâfiyeli) halk şiiri. İLE Tutku, düşkünlük, saplantı, taşkınlık. )


- MANİ ile MANİA ile MANİCİ/LİK ile MANİALI ile MANİASIZ


- MANİFATURA[İt. < Lat.] değil/yerine/= KUMAŞ/DOKUMA

( Fabrika yapımı her türlü kumaş ve bez gibi dokumalar. )


- MANİFATURA ile MANİFATURACI/LIK


- MANİFEST ile/||/<> MANANA ile/||/<> SMARANA

( Meditasyon, tefekkür. @@ Anımsama, zihinsel ezber. )


- MANİKA[İt. < MANICA] değil/yerine/= BACA[Fars. < BÂCE]

( Gemilerde, ambarlara ve makine bölümüne hava vermek için güverteye açılan baca. )


- MANİPÜLASYON/MANİPULATION[İng.] değil/yerine/= YÖNLENDİRME | GÜDÜMLEME | HİLEYLE YÖNLENDİRME | KARŞIDAKİYLE OYNAMA, KARŞIDAKINİ ÇIKARI İÇİN KULLANMA. | ELLE KULLANMA


- MANİSA ile MANİSALI/LIK ile MANİSA KEBABI ile MANİSA LALESİ


- MANİTA[İt., argo] ile MANİTA[Yun., argo < MANTENUTA]

( Tanışıyormuş gibi yaparak para sızdırma. | Dolandırıcı. İLE Sevgili. )


- MANİTA ile MANİTACI/LIK


- MANİVELA ile MANİVELALI


- MANKURTLAŞMA ile/<> KÖZ/KÖS-KAMANLAŞMA ile/<> KANARALAŞMA

( MANKURT EFSANESİ

Efsaneye göre, Kazakistan'ın uçsuz-bucaksız Sarı-Özek bozkırının yerlisi olan Kazaklar, eski tarihlerde, onların su kuyularına ve otlaklarına göz diken Juan-Juanlar'ın zaman zaman baskınlarına maruz kalmaktalardır. Baskınlarda bazen Kazaklar, bazen de Juan-Juanlar gâlip gelmektedir. Juan-Juanlar savaşı kazandıklarında, alıp götürdükleri esirlerin bazılarını başka kabilelere satmaktalardır ki bunlar oldukça şanslı sayılırlar. Çünkü hiç olmazsa, köle olarak da olsa, sağ kalmaktalardır. Güçlü kuvvetli esirleri ise satmamakta, akıl almaz işkencelerle, belleklerini kaybettirerek, adeta delirtmekte ve onları, kendilerinin sadık köleleri olarak en önemli işlerde çalıştırmaktalardır.

Juan-Juanlar'ın işkencesini dinlemek bile acı vericidir: Önce, esirin başını, bir tane bile saç bırakmamacasına tamamen tıraş etmektelerdir. Hemen o anda, bir deve kesmekte, devenin derisinin en kalın yeri olan boynundan parçalar keserek, kanlı kanlı, esirin tıraşlı başına sımsıkı sarmaktalardır. -Aytmatov, bu deri başlığı, bugün yüzme sporunda kafaya takılan kauçuk başlığa benzetmektedir.-

Bu işkenceye maruz kalan esir, bazen acılar içinde kıvranarak ölmektedir (ki onlar da şanslı sayılmalıdır!), ölmeyenlerin boynuna, kafasını yerlere sürtmesin diye bir boyunduruk takılmaktadır. Bu haliyle esiri götürüp, çığlıklarının da duyulmayacağı ıssız bir yere, elleri kolları bağlı, aç ve susuz, kızgın güneşin altında günlerce bırakmaktalardır. Tabiî, güneşte kavrulan deri kurudukça, kafayı bir mengene gibi sıkmakta, işkence, dayanılmaz hale gelmektedir. Fakat işkenceyi asıl dayanılmaz yapan, sadece bu değildir. Kafadaki saçlar, bir taraftan uzamaya çalışmaktadır. Fakat dışarıya doğru büyüyemediği için, kafa derisinin içine doğru büyümeye çalışmaktadır. Sonunda esir, aklını yitirmekte, belleği iyice sıfırlanmaktadır. Adeta, içine saman doldurulmuş bir post (korkuluk) haline gelmektedir. İşkencenin beşinci günü Juan-Juanlar gelip sağ kalan esirleri almakta, boynundaki engeli çıkarmakta, kendine yiyecek-içecek vermektelerdir. Böylece, köle, beden gücünü yeniden toplayıp kendine gelmektedir. Fakat bundan böyle o normal bir insan değildir, o artık bir mankurttur!

Böyle bir mankurt, köle pazarlarında, güçlü-kuvvetli on esirin fiyatına satılabilmektedir. Eğer aralarındaki bir savaşta bir mankurt öldürülürse, Juan-Juanlar karşılık olarak, hür bir kişinin bedelinin üç katını almaktalardır. Bir mankurtu, ailesinden birileri gerek kaçırmak, gerekse fidye vermek suretiyle vb. geri almak istemezmiş. Çünkü o artık aileden biri değildir, aksine, zararlı biri olmuştur. Belleği iyice boşaltılan mankurt, babasını, çocukluğunu vs. asla anımsamamakta, hatta insan olduğunu bile bilmemektedir. Yani ağzı var ama dili yoktur. Efendisine mutlak koşulda itaat eden, gayet evcil bir hayvana benzemektedir. Kaçmayı bilmediği için böyle bir riski de yoktur mankurtun... Sadece karnının acıktığını hissetmekte o kadar...

Efendisinin emir ve komutlarına bir köpek sadakatiyle bağlıdır. Mankurtlaşan köleler, en kötü ve en zor işleri gık demeden yapmaktalardır. Sarı-Özek'in ucsuz-bucaksız çöllerinde, kavurucu sıcak altında deve sürüleri otlatmak ancak onların yapabileceği bir iştir. Ölmeyecek kadar yiyecek, donmayacak kadar giysi vermek yeterlidir onlar için.

İşte, Juan-Juanlar, tutsak kişilere, bu en ağır işkenceyi, belleğini yitirme, anılarını elinden alma, kimliğini unutturma işkencesini tatbik etmektelerdir. Nayman Ana öyküsü, oğlu Colaman böyle bir mankurtlaşmaya maruz kalan bir ananın dramıdır.

Nayman Ana, oğlu Kolaman [Colaman: Yol aydınlığı.] kaçırıldıktan sonra yıllarca ondan hiçbir haber alamamıştır. Öldü mü, kaldı mı, mankurt mu yapıldı, bilmemektedir. Derken, bir gün, Naymanlar bölgesine gelen tüccarlar, Juan-Juanlar'ın, su kuyuları yanından geçerken, deve sürüleri güden genç bir çobanla karşılaştıklarından söz eder. Çobanın hiçbir şey anımsamadığını, sorulan sorulara 'evet' ya da 'hayır' gibi kısa yanıtlar verdiğini vs. anlatırlar. Tüccarlar, onunla biraz da alay etmişlerdir. Nayman Ana, anlatılanları sessizce dinlemiş, fakat hiç oralı olmamış, sanki bir şey duymamış gibi davranmıştır. Fakat birden içine bir kor düşmüştür; sanki bu anlatılanın, oğlu Kolaman olduğuna dair birden bir aydınlık belirmiştir içinde. Tabiî aydınlıkla beraber de bir korku...

Nayman Ana, gördüğü böyle bir ışık karşısında daha fazla duramaz, derhal hazırlıklara koyulur, hiçkimseye sezdirmeden, devesine biner ve sabahın erken saatinde, çobanların söz ettiği, Juan-Juanlar'ın su kuyularına doğru yola koyulur. Kilometrelerce gider Sarı-Özek bozkırında ve binbir türlü korkunun sarmalında, sonunda, oğlunu bulur. Evet, Nayman Ana, deve sürüsünün başında, oğlu Kolaman'ı, başındaki deri şapkasıyla yapayalnız bulur. Herşeye karşın oğlunu tanımakta zorlanmaz.

Kolaman, gözlerine kadar indirdiği şapkasının altından durgun gözlerle anasına bakmaktadır. Sanki, o ıssız çölde, yanına bir kişinin gelmiş olması, onu, hiç ama hiç ilgilendirmemektedir. Hiçbir heyecan, depreşme, o geleni bilme, tanıma arzusu görülmemektedir. Kolaman'a, oğluna yaklaşan Nayman Ana, gerçeği artık iyice anlamıştır: Hıçkırıklar arasında varır sarılır oğlunun boynuna. "Oğlum, oğlum Kolaman! Benim, bak ben geldim, ben annen, Nayman Ana! Sen benim oğlumsun!" derse de, bu sözler, Kolaman için hiçbir anlam ifade etmemektedir. Nayman Ana, tekrar tekrar dener, kendini oğluna tanıtabilmeyi, ondan bir söz olsun yanıt alabilmeyi; adının Kolaman olduğunu anımsamasını, kendi memleketini, babasını, anasını anımsasın ister ama heyhât...

Kolaman, boş ve anlamsız gözlerle bakmaktadır. Karşısındaki kadının niçin ağladığını, neden burada, bu ıssız çölde, karşısında bulunduğunu, ondan ne istediğini hiç mi hiç düşünemiyor, hiçbir şey hissetmiyordur. Anası, bir girişim daha yapar ve bu sefer, Kolaman, adının 'Mankurt' olduğunu söyler. Anası çırpınmakta, hüngür hüngür ağlamakta, bir taraftan da bu zulmü yapanların akıllarına nasıl olup da böyle işkence yöntemlerini getirdiği için Tanrı'ya sitem etmektedir...

Nayman Ana, Sarı-Özek'te söylenen bir ağıdı anımsar:
"Ben, öldürülen, derisine saman doldurulan yavru devenin anasıyım. Buraya, saman dolu yavrumun tulumunu koklamaya, yavrumun kokusunu almaya geldim."

Nayman Ana, tekrar tekrar oğluna bir mankurt olmadığını, kendinin bir Nayman, asıl adının, Colaman olduğunu söylerse de sonuç alamaz. O anda, uzaktan gelen bir Juan-Juan'ı fark eder ve kaçar. Juan-Juan da onu fark etmiştir fakat Nayman Ana gizlenir ve Juan-Juan'ın eline geçmekten kurtulur. Nayman Ana geceyi orada geçirir. Sabahleyin etrafı kolaçan ederek yeniden sokulur, "içine saman doldurulan yavrusunun tulumunun" yanına...

Kararı, ne pahasına olursa olsun oğlunu alıp buralardan götürmek, onu kaçırmaktır. Bu sefer yine Juan-Juanlar gelmektelerdir, o yine kaçar. Juan-Juanlar kadının kim olduğunu öğrenmek için Kolaman'ı iyice sorguya çekerler. Tabiî ki konuyu anlamışlardır ve Kolaman'a emir verir, o kadın yine gelirse, onu öldürmesini sıkı sıkıya tembihlerler.

Kolaman'ın efendileri gittikten sonra son bir ümitle yanına gelen annesi bir an oğlunu göremez. Göremez, çünkü o anda, Kolaman, bir devenin arkasına sinmiş, elindeki oku annesine nişan almakla meşguldür. Annesi, oğlunu fark ettiğinde ok yaydan çıkmıştır ve öldürücü darbeyle Nayman Ana, devesinden yere yığılır. Düşerken, son sözleri, "Adını anımsa, adını anımsa!" olmuştur.

Kolaman, yani Mankurt, öz anasını düşman evinde, düşmanın sürüsünün başında ve düşmanın talimatına bağlı kalarak öldürmüştür. Nayman Ana'nın düşüp öldüğü bu yere, "Ana-Beyit Mezarlığı" denilmiştir. Yani "Ana'nın yattığı yer"...

İLE/<>

KÖZKAMANLAŞMAK

Destana göre, Manas, Alma Ata ıramağının gözesinde, Sungur'da oturan, hiç oğlu olmamış Yakup (Cakıp) Han'ın, duasından sonra Tanrı'nın verdiği yiğit oğludur. Manas birçok olağanüstülükler göstermiş, İslâm yolunda mücadele etmiş biri olarak takdim edilmektedir. Manas'ın, küçükken Kalmuklar'a esir düşen ve Moğolistan'a götürülüp orada büyütülen Köz-Kaman adında bir amcası vardır. Köz-Kaman, Moğolistan'da, Kalmuklar arasında büyütülür, bir Kalmuk kızıyla evlendirilir, oğulları olur ve bir gün oğullarıyla birlikte ata yurduna geri döner. Fakat o artık Kalmukça konuşmaktadır. Manas, daha önce amcasını hiç görmemiştir, dolayısıyla onu tanımamaktadır. Üstelik de Kalmukça konuştuğu için, amcasını casus zannetmektedir. Manas amcasını yakalar ve zincire vurur. Bu arada Manas, babasına mektup yazarak, amcası hakkında bilgi sağlar. Babası, amcasına iyi davranmasını söyler. Manas, babasının sözüne uyarak amcasını salıverir. Hatta bir de onun onuruna şölen verir fakat işte Köz-Kaman'lık gerçek yüzünü ortaya koymuştur: Köz-Kaman'ın oğulları şölende arbede çıkarır ve Manas'ı döver. Manas, ileride Kalmuklar'a karşı sefere çıktığında da Köz-Kaman ve oğullarının ihanetinden kurtulamaz.

[Manas Destanı ve Köz-Kaman: Köz-Kaman, Manas Destanı, kahramanlarından birinin adıdır. Adını, bir Kırgız yiğidinden alan, 400 bin dizelik Manas Destanı, bir Kırgız destanı olup, Müslüman Kırgızlar'la, putperest Kalmuklar arasındaki mücadeleyi anlatmaktadır. Manas'ın tarihî bir kişilik olmadığını ileri sürenler varsa da, onun bir Kırgız beyi ya da bir Kırgız yiğidi olma olasılığı yüksektir. Bu destanda, Kırgızlar'ın tüm örf-âdet ve gelenekleri, inanç ve dünya görüşleri işlenmiştir.]

İLE/<>

KANARALAŞMAK

Bir köyde, yaşlı bir adam ve oğulları yaşamaktadır. Bir gün, adamın sürüsünden esrarengiz bir biçimde koyunlar eksilmeye başlar. Oğullar, eksilen koyunların ölüsünü ya da dirisini aramadık yer bırakmazlar ama ne yazık ki bulunamamaktadır. Babaları, bu duruma epeyce kafa yormakta fakat akıl erdirememektedir. Adamın, en sonunda aklına yatan düşünce şudur: Koyunları evin köpekleri, yani bizzat sürüyü korumakla görevli olan "bekçi" köpekler yemektelerdir. Bu demektir ki, köpekler kanaralaşmıştır!

Yaşlı adam, çocuklarına talimat verir, der ki, "Gidin, evdeki tüm köpekleri öldürün. Hiçbir eniği de sağ bırakmayın! Daha sonra başka köylerden yeni enikler bulur getirir ve onları yeni baştan eğitirsiniz."

Oğullar, babalarının dediği gibi yapar ve fakat birkaç yıl sonra yine aynı durum görülmeye başlanır. Bu sefer, adam, çocuklarını başına toplar ve onlara, birkaç yıl önce kendilerine verdiği talimatı aynen yapıp yapmadıklarını sorar. Küçük oğul, o gün küçük bir eniği, acıdığı için öldürmemiş olduğunu itiraf eder. Evet, konu anlaşılmıştır: O küçük enik, anasından-babasından kanaralaşmayı öğrenmiştir, kanaralaşmak bir biçimde ona da bulaşmıştır. Büyüdükçe o da bu "ahlâkı" öteki köpeklere öğretmiştir. )


- MANSÛS/A ile ...

( Kur'ân-ı Kerîm'de, açıkça anlatılmış, hakkında âyet bulunan. )


- MANTAR ile PERONOSPORA[Yun.]

( ... İLE Patates, pancar, asma ve daha başka bitkilerde, milduyuya yol açan mikroskobik mantar. )


- MANTAR[Azr.] = TIPA[Tr.]


- MANTARLAMAK ile MANTARLAŞMAK ile MANTAR/LIK ile MANTARCI/LIK ile MANTARLI ile MANTARLAR ile MANTAR ÖZÜ ile MANTAR KAYA ile MANTAR KENT ile MANTAR AĞACI ile MANTAR BİLİMİ ile MANTAR MEŞESİ ile MANTAR BİLİMCİ ile MANTAR ÇORBASI ile MANTAR TABAKASI ile MANTAR HASTALIĞI ile MANTAR TABANCASI


- MANTI ile MANTIK ile MANTICI/LIK ile MANTIKLI/LIK ile MANTIKÇA ile MANTIKÇI/LIK ile MANTIKSAL/LIK ile MANTIKSIZ/LIK ile MANTIKLICA ile MANTIK DIŞI ile MANTIKSIZCA ile MANTIK ÖNCESİ


- MANTIK ve/||/<>/> FİZİK ve/||/<>/> ETİK

( Bahçenin sınırı/duvarı/çiti. VE/||/<>/> Bahçedeki ağaç. VE/||/<>/> Bahçedeki ağacın meyvesi. )

( )


- MANTIK ve İBNİ SİNÂ


- MANTIK ile/ve/||/<> İDEA ile/ve/||/<> DOĞA


- MANTIK(/... MANTIĞI)" ile/değil SIĞINMA


- MANTIK ile/değil/yerine UYGULAMA


- MANTIK'TA:
ARİSTOTELES ile/ve/değil KANADA

( Yunan. İLE/VE/DEĞİL Hint. )