Bugün[03 Ocak 2026]
itibarı ile 11.754 başlık/FaRk ile birlikte,
11.754 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(15/48)


- ELİK/TECEN ile/ve ŞAMUA

( Dağ keçisi. İLE/VE Bir tür dağ keçisi. )


- ELİMGA ile YAZMAN/KÂTİP
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Hakanın mektuplarını Türk yazısıyla yazan yazman. İLE ... )


- ELİNİ/AYAĞINI/BAŞINI KIR fakat GÖNÜL KIRMA!


- el-Kânûn fi't-Tıbb ve/||/<>/< İbni Sinâ

( Su, yiyecek ve içeceklerin bir kısmı olarak alınan yegâne doğa elementidir. O, besin olarak alınmaz, fakat besin maddesine özel yapı kazandırır ve onun emilmesinde yardımcı olur. O, besleyici değildir; gövde örgenlerinin değil, ancak kanın biçimlenebilmesine yardımcı olan bir maddedir.

Bir bileşik içinde biçimlenmediği takdirde, su gibi bir cevherin kan gibi bir şey yapması olanaklı değildir. Şüphesiz ki su, besini sıvı hale getirmek ve onu kan damarları ve gövdenin öbür dar kanallarının emmesi ve onu nakletmesine uygun inceliği ona vermekle kendi görevini yapar. Suyun bu rolü, beslenme rolünden hiçbir biçimde daha az önemli değildir. Suyun çeşitli tipleri vardır. Bununla birlikte, bu çeşitli suların kendine özgü doğası farklıdır demek değildir. Onların karışımlarının tipleri ve kendi özel niteliklerinin fazlalığında fark vardır. En iyi su tipi saf ve anormal durum ve niteliklerden arınmış olan toprak üzerine yerleşmiş kaynaklardan gelen ve kayalık yerlerden çıkan ve böylece, saf topraktan gelen su kadar kolayca kokuşmayan sudur.

Ancak, saf topraktan kaynaklanan su, kayalık yerden gelen sudan daha iyidir. Sadece Güneş ve havaya maruz kalmış olan kaynaklar ve özellikle akan sular gerçekten en iyisidir. Durgun kaynaklardan gelen su havayla temas edince bozulur. Bundan dolayı, böyle kaynakların derinde ve kapalı kuyularda olması daha iyi olur. Alelâde toprak üzerinde akan su, kayalık yerlerden akan sudan iyi ve daha temizdir. Çünkü alelâde toprak, pislikleri kayalık yerlerden daha iyi süzer. Bu toprak şüphesiz gerçekten temiz olmalıdır ve de azotlu ve çamurlu olmamalıdır. İyi suyun öteki karakteristikleri, derinden alınması, çıkışının hızlı olması ve onun akış yönünün Güneş'e doğru, yani doğuya doğru olması ve özellikle de yaz-doğusuna doğru olması gerekir. Böyle suların kaynağın biraz uzağında alınması gerekir. Öteki en iyi su, kuzeye doğru akan sudur. Güneye ve doğuya doğru akan su, iyi nitelikte değildir ve özellikle, o güney rüzgârlarına açıksa, iyi nitelikte değildir. Sağlıklı olmayan su, eğer belli bir yükseklikten damlarsa, nispeten su daha iyi hale gelir.

 

İyi Suyun Özellikleri

İyi su, şu niteliklere sahiptir:
1. Onun karakteristik bir "tatlı" lezzeti vardır;
2. Hatta biraz alkolün zehirleyici etkisini azaltma özelliği taşır;
3. Hafiftir;
4. Nadir bulunur ve kolayca ısınır, kolayca soğur;
5. Kışın kolayca serinler, soğur; yazın kolayca ısınır;
6. Başkaca hiç bir lezzeti yoktur ve kokusuzdur;
7. Midede uzun süre kalmaz;
8. Pişirmesi kolay ve çabuk olur.

 

Suyun İncelenmesi

Suyun niteliğini tayin eden mükemmel bir yöntem onun ağırlığını ölçmektir. Hafif olan su, genellikle mükemmel bir sudur. Bundan dolayı, su şöyle incelenebilir:
a. Mikyal: Mahiyeti bilinmeyen suyun aynı miktarda bilinen suyun ağırlığı ile ölçülmesi. İki sudan daha hafif olanı, o sulardan daha iyi olanıdır.

b. Bilinen ve bilinmeyen suyun içine aynı miktarda keten ya da pamuklu parçası sokup, onları ıslatmak. Sonradan, iki sudan çıkarılan kumaş parçaları tamamen kurutulur ve birbirine nispetle ağırlıkları tespit edilir. Daha ağır olan, iki sudan daha iyi olandır.

 

Suyun Temizlenmesi

Su distilasyonla ya da tortusundan ayırmak için süzülerek saflaştırılır. Bu yöntemler, uygun değilse, uygulanamıyorsa, kaynatma yoluyla su saflaştırılabilir. Bu konuya daha iyi bilenlere göre, kaynamış su daha az şişkinlik yapar ve gövdeden daha çabuk geçip, dışarı atılır. Bazı cahil hekimler, kaynamış su içmenin hiç bir yararı olmadığını düşünürler ve kaynatmanın suyun daha hafif kısmını buharlaştırdığını ve arkada daha ağır olan kısmın kaldığını iddia ederler. Suyun bir element olduğu ve bir bileşik olmadığı akıldan çıkarılmamalıdır. O, aynı doğada ve eşit ağırlık ve yoğunluktaki parçacıklardan meydana gelir. Eğer su yoğun hale gelirse, bu ya fazla soğuktan ya da suyun yoğunluğuyla gösterdiği direnci yenmekle başarılı olmayan az miktarda fevkalâde küçük toprak parçacıklarının ona karışması ve böylece bir tortu olarak aşağıya inmemesinden dolayıdır.

Bu açıklamadan anlaşılacağı gibi, kaynama;
a. Aşağı derecelere göre yoğunluğu azaltarak,
b. Karışmış parçacıklarının çökelmesiyle, suyu hafifletir.

Bu tümcenin doğru olduğunu gösteren delil, uzun zaman için bile olsa, kendi haline bırakılan bulanık suyun, pek önemli tortu vermemesidir fakat o kaynağında çok miktarda tortu verir ve hafif ve içindeki partiküllerden arınmıştır. Ceyhun gibi nehirler ve maalesef onun kaynağından alınan su, bulanık ve çamurludur, fakat bir kuyuda bekletilirse, o temiz hale gelir; herhangi bir tortu bırakmaz. Bazı insanlar, Nil Nehri'ne dua ederler, çünkü;

a. Onun uzun yolu vardır;
b. O nispeten daha temiz topraklara doğru seyreder;
c. Onu hafif yapan akışının kuzeye doğru akışıdır;
d. Ancak, birçok nehir gibi o da çok derin olma özelliğine de sahiptir.

Eğer kirli su, yeni bir kap içinde sürekli bırakılırsa, muntazam bir biçimde taze bir tortu bırakır. Bununla birlikte, bu suyun uzun zaman bırakıldığında bile tamamen temizlenmez. Bunun nedeni, parçacıklarının ince, hafif ve yoğunluktan yoksul olan sıvıdan ve yoğun olan sıvıdan zorlukla ayrılmasıdır. Şüphesiz, kaynatma, suyu her durumda hafifletir; çalkalama ve sallama suyu arıtmanın başka bir yöntemidir.

 

Kar ve Buz

Eğer, onlar saf ve kirden yoksunsa, eritilebilir ve su eklenebilir ya da kalıplarla soğutmakta kullanılır. Bu su, genellikle yoğundur ve böylece baş ağrısından mustarip olanlar zararlıdır. Aslında kaynatma bu kusuru ortadan kaldırır. Kirli sudan yapılmış buz ve yerden toplanmış kar, soğutma kalıpları olarak kullanılabilir.

 

Soğuk Su

Kararınca içilen soğuk su, sağlıklı kişiler için iyidir. Ancak, o sinirleri harap eder ve karnın iltihaplı durumlarında köyü etki yaratır.

 

Sıcak Su

Sindirimi bozar; iştihayı keser ve susuzluğu gidermez; sık sık içildiğinde, o ascites phthisis'e zemin hazırlar ve gövdenin harap olmasına neden olur. Sıcak su bulantı yapar, fakat boş mideyle yudumlanan sıcak su mideyi temizler ve laksatif gibi hareket eder. Eğer sıcak su çok sık kullanılırsa, sindirimi zayıflatır. Bazen sıcak su kolikteki yeli dağıttığından çok yararlıdır. Ilık su, sarada, melankolide, soğuktan ortaya çıkan baş ağrısında ve göğüs hastalıkları ve incinmelerinde yararlıdır. O, diuretiktir ve mensturasyonu kolaylaştırır. O, aynı zamanda ağrı gidericidir.

 

Tuzlu Su

Deriyi inceltir ve kurutur. Rahatsız edici olarak diyareye neden olur, fakat kalıtsal kuruluğundan dolayı daha sonra peklik yapar; kanı rahatsız ederek, kaşıntı ve uyuza neden olur.

 

Bulanık Su

Taş gelişmesini teşvik eder, tıkanıklığın olası bir nedenidir. Böylece, sistemi temizlemek için, daha sonra bir diuretik alınmalıdır. Diyareden mustarip olanlar, ancak, aşağı doğru inişi yavaş olan ve alıkoymaya uygun yoğun ve ağır olan öteki sularla birlikte bulanık sulardan da yararlanırlar. Bulanık suları özellikle yağlar ve tatlılarla iyileştirmek olanaklıdır.

 

Amonyaklı Tuz İçeren Sular

Ağızdan alınsın ya da oturarak yapılan banyolarda ya da şırıngalarda kullanılsın, amonyak tuzu içeren tuzlar laksatif olarak hareket ederler. Şap içeren sular memorrhagi(normalden fazla adet kanaması), haematemesis(kan kusma) ve kanayan basurlara yararlıdır, fakat hummalara uygun zemin hazırlar. Demir içeren sular dalağın büyümesini yavaşlatır, eşeysel tonik olarak hareket eder. Bakır içeren sular, mizaç düzensizliklerinde yararlı bir etkiye sahiptir.

Suların iyi ve kötü tipleri birbirine karıştırılırsa, daha çok miktarda olan en etkilidir.


 

Gövdedeki su oranı yaşa, cinsiyete, şişmanlık ve zayıflık gibi çeşitli durumlara göre değişir. Yetişkinlerin gövde ağırlığının %50-65 kadarı sudur. Bebeklerde su oranı çok daha yüksektir; büyüdükçe bu oran düşer. Su oranı; şişman kimselerde yağ oranı yüksek olduğundan düşük; zayıf ve kasları gelişmiş kimselerde ise yüksektir. Gövde suyu sürekli yenilenir. Fazla su kaybına dayanılamaz. Gövdeden su kaybının karşılanması yaşam için bir zorunluluktur.

Suyun Gövdede Dağılımı

Su, canlıların yaşamının sürmesi için alınması zorunlu olan bir maddedir. Her canlının yapısında su bulunur. Canlıdaki su miktarı, canlının çeşidine, yapısına ve kısımlarına göre değişir.

İnsan gövdesinde en çok miktarda bulunan madde sudur. Su, gövdenin her yanına dağılmıştır. Organ ve dokuya göre su miktarı değişir. Su oranı; kas, karaciğer ve böbrek gibi organlarda yüksek, kemik ve dişlerde ise düşüktür. Gövdedeki suyun içinde çok çeşitli maddeler bulunur. Gerekli maddelerin taşınması, kullanılması ve gövdeden atılması gibi çok yönlü yaşamsal olay, suyun yardımıyla gerçekleşir. Gövdedeki suyu belirtmek için, gövde suyu yerine gövde sıvıları demek daha uygundur.

Gövde sıvısının %55-65'i hücre içinde, %35-45'i de hücre dışındadır. Hücredışı sıvılarının başlıcalarını kanın plazması, hücrelerarası boşlukları dolduran sıvı ve lenf oluşturur. Tükürük bezlerinin salgısı; safra, pankreas özsuyu, sindirim sistemindeki bezlerin salgıları da hücre dışı sıvısı sayılır. Hücre içi ve hücre dışı sıvıları hacim, yoğunluk ve başka yönlerden dengede tutulur. Bu dengenin sağlanmasında değişik sistemler ve organlar görev alır.


 

SU GEREKSİNİMİ

Suyun Gövdedeki Görevleri

Su iyi bir eritkendir. İçinde çok sayıda madde eriyebilir. Hücrenin sitoplazmasında hemen hemen tüm maddeler değişik derecelerde suda erimiş olarak bulunur. Hücre dıı sıvılarında da çok çeşitli maddeler su içinde erimiş durumdadır. Bu ve başka özellikleri nedeniyle su; besinlerin gövdeye alınması, sindirilmesi, besin öğelerinin emilmesi, hücrelere taşınması ve metabolizmasında görev yapar. Su, tepkimelerin oluşabileceği sıvı bir ortam hazırlar. Hücre çalışması su ve içinde çözünmüş maddelerle sürdürülür.

Metabolizma sonucu oluşan artık ürünlerin, zararlı maddelerin akciğerlere be böbreklere taşınarak gövdeden atılmasını da su sağlar.

Su, gövde sıcaklığının normal düzeyde ve iç sıcaklığının da dengelenmesinde görev yapar. Suyun buharlaşması için önemli miktarda ısı harcandığından, su buharlaşınca gövdeden ısı kaybı olur. Böylece gövde sıcaklığı normal derecede tutulmaya çalışılır. Su; akciğer ve deri yoluyla buharlaşır, terle de su kaybı olur.

Gövdeden Su Kaybı

Gövdeden sürekli su kaybı olur; bu kaybın karşılanarak su dengesinin sağlanması yaşamın sürmesi için zorunludur. Gövdeden su kaybı böbrek, deri, ter, dışkı ve akciğer yoluyla olur. Tükürük, gözyaşı, sümük ve üreme yollarıyla, emziklilikte sütle de su kaybedilir. Günlük su kayıp miktarı, yaşa, çevre sıcaklığına, hastalıklara ve bireyin başka özelliklerine göre değişir.

1. Böbreklerle Su Kaybı: Normal durumda en çok su kaybı böbreklerle olur. İdrarın %95 kadarı sudur. Yetişkinlerde, idrarla günde 40 gr. dolayında artık madde dışarı atılır. İdrarla atılan maddeler; üre, ürik asit, amonyak gibi azotlu metabolik artıklar, potasyum, klor ve başka metabolizma artık ürüleridir. Bu ve benzeri maddelerden gövdenin kurtulması için böbreklerle zorunlu olarak 500-900 ml. kadar su atılır. Ancak, normal durumda idrarla su kaybı yetişkinlerde günde 1200-1500 ml. dolayındadır.

Böbrekler; öteki düzenleyici ve koruyucu sistemlerin yardımıyla, gövde sıvılarının bileşimini, hacimini normal sınırlarda tutar; zararlı, gereksiz ve fazla maddeleri dışarı atar, gerekli maddeleri de geri emer. Böbreklere günde 150 litre dolayında kan gelir. Bunun içindeki gerekli maddeler ve suyun büyük bir bölümü geri emilir. Böbrekler saklayıcı, düzenleyici ve yönetici görev yapar. Artık maddelerin dışarı atılmasını sağlayacak kadar su, bu maddelerle birlikte dışarı atılır. Bunu karşılayacak miktarde su alınmazsa, artık maddelerin atımı için gerekli olan su, gövde suyundan karşılanır. Bu durum gövde sıvılarının dengesini, dolayısıyla gövde çalışmasını bozar, hayatı tehlikeye sokar.

Fazla protein ve tuz böbreklerden su kaybını artırıcı etki gösterir. Çeşitli hastalıklarda idrar artabilir ya da azalabilir. Bu durum böbreklerin çalışmasıyla ilgilidir.

2. Bağırsakların Su Kaybı: Tükürük, mide özsuyu, safra, pankreas ve incebağırsak özsuyu ile sindirim kanalına salgılanan sıvı miktarı günde 5-8 litre kadar tutar. Bunun büyük bir bölümü geri emilir. Günde 100-300 ml. kadarı da dışkıyla dışarı atılır. İshal, bağırsak yoluyla su kaybını artırır.

3. Solunumla ve Deri Yoluyla Su Kaybı: Akciğerlerde ve deriden günlük su kaybı 600-1000 ml. arasında değişir. Bunun 300-400 ml. kadarı soluk verilen hava içindedir. Kalanı, deriden gözle görülmeyen buharlaşma biçiminde ve terle olur. Sıcak, soğuk, fiziksel etkinlik derecesi bu yolla su kaybını artırır. Çevrenin sıcak olması, ağır fiziksel etkinlikler ve ateşki hastalıklarda terle fazla su kaybedilir. Çok sıcakta ağır iş yapan kişilerde terle günde 5-12 litreye varan miktarda su kaybı olduğu bildirilmiştir.

Normal koşullarda, yetişkinlerin günlük toplam su kaybı 2500-2750 ml. dolayındadır. Bu miktar, aşırı terleme, kusma, sürgün, emziklilik ve hastalık gibi durumlarda çoğalır. Kaybı karşılayacak miktarde su alınırsa gövdede su dengesi sağlanır.

Su Gereksiniminin Karşılanması

Günde ortalama 2500 ml. kadar su kaybı olduğuna göre su dengesinin sağlanması için bu miktarda suyun gövdeye alınması gerekir. Suya gereksinim olduğunda, sağlıklı bireyler susarlar ve su alarak yetersizliği karşılarlar. Bebekler ve hastalar, suya gereksinim olsa bile susuzluk duymayabilirler. O nedenle, bu durumlarda ve su kaybının çok olduğu bozukluklarda bu kaybın karşılanması zorunludur.

Su gereksinimi; içeceklerle, suyla, sulu-katı besinlerle ve metabolizma sonucu oluşan suyla karşılanır. Besinlerin ve yemeklerin türüne göre içerdiği su miktarı değişiktir. Karpuz, protakal gibi meyvelerde, taze sebzelerde su oranı çok yüksektir. Taze sebze ve meyve, sulu yemekler yendiğinde, su gereksiniminin çoğu karşılanır. Koyu ve katı besinler yenildiğinde ise su çok içilir. Normal durumda, gereksinim kolayca karşılanır ve yetersizlik görülmez.

Besin öğelerinin hücrelerde oksitlenmesi sonucu gövdede az miktarda su oluşur. Bu iç kaynaklı suya metabolik su ya da metabolizma suyu denir. Metabolik su miktarı; diyette enerji veren besin öğelerinin çeşit ve miktarlarına, dolayısıyla gövdede oluşan enerji miktarına göre değişir. Yağ asitlerinin yapısında çok hidrojen bulunduğu için, su en çok bunların oksitlenmesiyle oluşur. 100 gr. yağ gövdede oksitlenince 107 gr. su oluşur. Bu değerle karbonhidratlar için 56-60 gr., proteinler için ise 34-40 gramdır. Gövdede üretilen 100 kalorilik (0,418 MJ.) enerji karşılığında 10-15 ml. dolayında su oluşur.

Gövdeye alınan suyun çoğu incebağırsakta, az olarak da kalınbağırsakta emilir ve gövde sıvılarına katılır. Hücre içinde oluşan metabolik su da gövde sıvılarına geçer. Gövdedeki su sürekli olarak yenilenir. Toplam gövde suyunun yaklaşık yarısının ortalama 10 gün içinde dışarıdan alınan suyla değiştiği ortaya konmuştur. Suyun gövdedeki devir hızı günde yetişkinlerde yaklaşık %6, bebek ve çocuklarda ise %15'e yakındır. Bu yüzden gövde büyüklüğüne göre, bebek ve çocukların su gereksinimleri yetişkinlerden daha fazladır. Enerji harcamasına göre, her kalori için yetişkinlerin ortalama 1.0 ml., bebeklerin ise 1.5 ml. kadar su alması gerekir.

Fazla protein, tuz, kusma, ishal, terleme, ateşli hastalıklar, sıcak çevrede çalışmak gibi durumlar su gereksinimini artırır. Sağlıklı kimselerin su gereksinimini karşılaması kolaydır. Bunu karşılarken, besin değeri olmayan kolalı içecekler, çay ve benzerleri yerine; taze meyve suları içmek daha besleyicidir. İçilen suyun temiz ve mikropsuz olmasına özen gösterilmelidir. Su temiz görünse ve berrak olsa bile mikroplu olabilir. Mikroplu sularla çok çeşitli hastalıklar bulaşır. Bunun için, şehir suları klorlanarak güvenilir duruma getirilir. Şehirde su şebekesine bağlı olmayan, klorlanmayan, kırsal bölgelerdeki suların mikroplu olabileceği unulmamalıdır. "Akan su kir tutmaz" sözüne inanılmamalıdır. Akan su da hastalık yapıcı organizmaları taşır. Ülkemizde ishal ve bağırsak asalakları gibi çeşitli hastalıkların çok yaygın oluşunun en önemli nedenlerinden biri, su ve çevre kirliliğidir. Kirli çevrede temiz su bulmak zordur. Uygar insan çevresini evi gibi temiz tutar. Mikroplu olduğundan kuşku duyulan ve klorlanmamış sular 10-15 dakika kaynatıldıktan ya da klorlandıktan sonra kullanılmalıdır.

Evlerde suyu klorlamak için kireç kaymağı kullanılabilir. Kireç kaymağından 2.5 yemek kaşığı kadar alınıp bir litre suda (4.5 su bardağı) eritilip iyice dinlendirilir. Üstte kalan klorlu sıvı kısım renkli şişeye konup ağzı kapatılır ve 10 gün süreyle kullanılır. Kirlilik derecesine göre suyun bir litesine 5-10 damla damlatılır, 30-40 dakika bekletildikten sonra içilebilir.

Gövde su yetersizliğine çok dayanıksızdır. Hastalıklar ve su kaybının çok olduğu durumlarda, zamanında su verilmezse hayat tehlikeye girer. Su eksikliği ya da gövde suyunun azalması durumunda(dehidratasyon), su ve elektrolitler gerektiği gibi karşılanmazsa gövde çalışması bozulur. Gövde suyunun %5 kadarının kaybına dayanılabilir, bu kayıp %10-15'e çıkınca, yaşamsal olaylarda ciddi bozukluklar başgösterir. Durum sürerse ölümle sonuçlanır. Bebekler, küçük çocuklar ve yaşlılar susuzluğa çok duyarlıdır. Sürgün ve kusma gibi su kaybının arttığı durumlarda gövde suyunun azalmaması için su, tuzlu ayran ve sulu besinler verilmelidir. Şiddetli sürgünde ise su ve elektrolit dengesi tehlikeli olarak bozulabilir. Bu durumdaki hastanın hekim denetimine alınması gerekir.

Su ve besin kaynaklaırnın kısıtlı olduğu kaza ve doğal afet gibi tehlikeli durumlarda suya öncelik verilmelidir. Su kıtsa; fiziksel etkinlik azaltılmalı, terleme önlenmeli, enerji orta derecede karşılanmalı, idrarla su kaybını azaltmak için protein ve tuz az alınmalıdır. Fazla tuzlu su ya da deniz suyu içilmesi de susuzluğu artırır; su ve elektrolit dengesini bozar ve öldürücü olur. Deniz kazalarında deniz suyu ile susuzluğu gidermeye çalışanların daha da susayarak susuzluktan öldükleri bilinmektedir.

Suya göre sodyumun çok alınarak gövde sıvılarında çok tutulması ödem(şişlik) denilen duruma yol açar. Hücre dışı sıvısında sodyum yoğunluğu ile geçişme basıncı artar, dengenin sağlanması için, hücre içi sıvısı hücre dışına geçmeye başlar. Bunun sonucu, hücre içi sıvısı azalırken hücre dışı sıvısı artar ve ödem oluşur. Bu tür ödem çeşitli hastalıklarda ve deniz suyu içilmesi gibi durumlarda, su ile elektrolit dengesinin bozulması sonucu oluşur.

Plazma proteinlerinin, özellikle albümin düzeyinin düşmesi de ödeme yol açar. Plazmada protein düzeyi düşünce ya da kılcal damarların geçirgenliği artınca, plazmanın hücrelerarası sıvıya geçişi de hızlanır. Bunun sonucu, plazmanın geçişme basıncı düşer, hücrelerarası sıvıya süzülen plazma tekrar geri dönemez ve yavaş yavaş hücreler arasında birikmeye başlar. Hücrelerarası sıvı haciminin artması sonucu, gövdenin her yerinde ya da yüz ve bacak gibi kısımlarında daha belirgin olan ödem oluşur. Ödemli yere parmakla basınca hemen düzelmeyen çukur iz bırakır.

Su Kaynakları

Toprağa yağmur yağınca su nehirlerde, göllerde, rezervuarlarda toplanır, bir kısmı da toprağa nüfus eder, öbür kısmı da bitkiler tarafından emilir ya da buhar olur. Su nehirlerden, göllerden ya da rezervuarlardan sağlandığında "yüzeyden sağlama" diye tanımlanır.

Genellikle büyük şehirler bu yüzey kaynaklardan yararlanırlar. Ufak kasabalar ve endüstri kuruluşları ise yeraltı kaynaklarından yararlanırlar.

Kamu tarafından kullanılacak suda şu karakteristikler önemle aranır:

- Hastalığa neden olabilecek hiçbir organizma bulunmamalıdır.
- Renksiz ve parlak bir görünümü olmalıdır.
- Tadının iyi, kokulardan yoksun ve tercihen serin olması gereklidir.
- Çürütücü ve yüzeyde tabakalar oluşturan nitelikte olmalıdır.
- Mantıklı bir yumuşaklığı olmalıdır.
- Demir ve manganez gibi minarellerden ve hidrojen sulfat gibi istenmeyen gazlardan arınmış olmalıdır.
- Bol olması ve sağlanma maliyetinin düşük olması gereklidir.

 

Suyun Gıda Endüstrisinde Kullanılma Amaçları

Suyun gıda endüstrisinde kullanılma nedenleri şöyle gruplanabilir.

- Yiyecek maddelerinin yıkanması, temizlenmesi için gereklidir.
- Yiyeceğin beyazlatma işleminde yiyecek maddesinin sıcak suya ya da buhara batırılması. Ayrıca yiyeceğin pastörize edilmesinden de su aracı olarak kullanılır.
- Çeşitli maddelerin pişirilmesinde aracı olarak kullanılır.
- Yiyeceğin üretilmesinde kullanılan materyalin temizlenmesinde deterjanla ya da başka karışımlarla birlikte kullanılır.

 

Suyun Temizlenmesi

Su bulutları terk ettiği zaman damıtılmış su kadar temizdir. Fakat toprağa erişene kadar havadaki yabancı materyali bünyesine alır ve mikroorganizmaların gelişmesi için yararlı ortamı yaratır.

Şiddetli bir yağmurdan sonra nehir suları çok çamurlu bir hal alır. Çünkü mikro-biol. yapısı yüksek olan erimemiş topraklar nehire karışır.

Bu suyun bir kısmı da toprağa nüfus eder ve toprak tabakalarından geçerken erimemiş toprak maddeleri ile organizmalardan arınır. Dolayısıyla toprak filtrasyon görevini görmüş olur. Öbür taraftan topraktan, suda eriyen minerallerden, kalsiyum manganez ve demir tuzlarını da bünyesine alır. Kimyevi maddeler suya sert bir nitelik kazandırır. Su toprağın altında çürümüş ve kokmuş organik maddelerle de temas eder ve hoş olmayan tad ve kokuları da yapısına katar.

Suyu doğanın kirletmesinin yanısıra bir de insanlar kirletir. Endüstri artıkları ve kanalizasyonun yüzeydeki sulara akıtılması ve suyun her türlü mikro-organizma ile kirlenmesini sağlar.

 

Yeraltı Su Kaynakları

Yeraltı su kaynağı genellikle kuyu suyu olarak düşünülür. Bu kaynaktan sağlanan suların yüzey kaynaklarından elde edilen sulara oranla şu avantajları vardır:

- Genellikle daha temiz olur.
- Daha az bakteri bulunur.
- Hep aynı kuyudan sağlanan suyun mineral yapısı değişmez.
- Yaz aylarında sürekli ve düşük ısı derecesine sahip olurlar.

25 metreden alınan su, alındığı bölgenin ısısından çok farklı olmaz. Eğer 25 metreden daha yüksekten su sağlanırsa ısı derecesi alındığı bölgenin ısısından yaz aylarında biraz daha sıcak ve kış aylarında da biraz daha soğuk olur. 25 metreden daha derinden elde edilen suyun ısı derecesi bölgenin ısısından çok daha yüksek olur. Isı her 30 metrede ortalama olarak 1 derece yükselir.

Yeraltı su kaynaklarının bazı olumsuz yönleri şöyle özetlenebilir:

- Geniş tüketici kitleleri için yetersizdir.
- Emniyetli ve sürekli bir kaynak olarak benimsenmiştir.
- Aynı bölgede bulunan yüzey sulardan daha fazla kalsiyum ve manganez karışımları bulunur.
- Hidrojen sulfat genellikle mevcuttur.
- Kuyu suyunun pompa ile yer yüzeyine çıkartma maliyeti yüzey kaynaklardan su pompalamaktan daha pahalıya mal olur.
- Aynı bölgede bulunan iki kuyudan elde edilen suyun mineral terkibi tamamen birbirinden ayrı olabilir. )


- ELMA ile ARMUT[Fars. < EMRUD]

( Elmayı soy da ye, armudu say da ye.
[Elma, kabuğu soyularak, armut da aşırı gidilmeyerek, sayı ile yenilmelidir.] )

( Armudun önü, kirazın sonu. Armudu ilk çıktığı zaman, kirazı da biteceği zaman yemeli. )

( Her gün bir elma, doktor uzakta! )

( Elma, birçok uyarandan daha etkili bir uyku açıcıdır. )

( SİG: ELMA [Sevgilinin çenesi ve gabgabı sürekli elmayla betimlenir.] )

( Elmayı, ayışığı kızartır. )

( Gülgillerden, çiçekleri pembe ya da beyaz bir ağaç. | Bu ağacın kabuğu parlak, sert, kırmızı, sarı ve yeşil renkte, kokusu hoş, tadı ekşi ya da tatlı, dokusu gevrek, ufak çekirdekli meyvesi. İLE Gülgillerden, çiçekleri beyaz, Türkiye'nin her yerinde yetişen bir ağaç. | Bu ağacın tatlı ve sulu, yumuşak, ufak çekirdekli meyvesi. | Çok bön, çok aptal. )

( TÜFFÂH[çoğ. TEFÂFÎH] ile İCCÂS )

( APPLE vs. PEAR
ONE APPLE A DAY, KEEP DOCTOR AWAY! )

( PYRUS MALUS cum PIRUS COMMUNIS )


- ELMA ile ELMA SUYU ile ELMA AĞACI

( APPLE vs. APPLE JUICE vs. APPLE TREE )

( سيب ile مردمک چشم ile آب سيب ile درخت سيب )

( SYBE ile MARDMAK CHESHAM ile AB SYBE ile DARKHT SYBE )


- ELMA'/ELMAÎ[Ar.] ile ELMAH/ELMAHÎ[Ar.]

( Pek zeki, çok anlayışlı. İLE Her gördüğü şeyi, incelemeye/tetkike, araştırmaya meraklı. )


- ELMA ile FİLELMASI

( ... İLE Turunçgillerden, Hindistan'da yetişen bir ağaç. | Bu ağacın, yenilen meyvesi. )

( ... cum FERONIA ELEPHANTUM )


- ELMA değil HABBE


- ELMA ile/değil HÜNLAP


- ELMA ile İSVİÇRE ELMASI


- ELMA ile KAK


- ELMA ile KUBA ELMASI


- ELMA ile MİSKET (ELMASI)

( ... İLE Amasya ya da şeker elması. )


- ELMA/ALMA[Oğuz] ile/= ALMILA
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]


- ELMABAŞ PATKA ile/ve/|| ÜVEYİK

( Soyu, dünya ölçeğinde tehlikede olan, çok sayıda ülkede avı yasaklanan ve koruma çalışmaları başlatılan üveyik ve elmabaş patkanın "avı", ülkemizde ne yazık ki hâlâ yasal. Çoğu avcı, bu iki türün gerçekten yok olmanın eşiğinde olduğuna inanmak istemiyor. 11 Mayıs'ta toplanacak olan Merkez Av Komisyonu'nun bilimsel verilerle karar alması, üveyik ve elmabaş patkanın avının yasaklanması gerekiyor. )


- ELMAS'TA:
SIRÇA ile/ve KARAVANA ile/ve PERO ile/ve ROZA ile/ve CULLINAN

( Ham. İLE/VE Yassı ve ince. İLE/VE Armut biçiminde tek parça. İLE/VE Pembe. Hollanda taşı. İLE/VE Dünyanın en büyük elması. Afrika yıldızı. Yapuk. )


- ELSE :/yerine BAŞKA


- EM- ile/||/<> -EMİA/-AEMİA ile/||/<> AP-/APO-/APH- ile/||/<> HEM-/HEMA-/HEMAT-/HEMATA-/HEMATO-/HEMO- ile/||/<> SANGUİ-/SANGUİN- ile/||/<> -PLASMİA ile/||/<> THROMB-/THROMBO-

( Kan. İLE/||/<> Kan, kanla ilgili durum. İLE/||/<> Kan. İLE/||/<> Kan, kanla ilgili. İLE/||/<> Kan. İLE/||/<> Kan plazmasının özel bir durumu ile ilgili. İLE/||/<> Pıhtı ya da trombusla ilgili. )


- E-MAIL yerine E-POSTA


- EMAYE ile EMAYECİ ile EMAYE EŞYA

( ENAMEL vs. ENAMELLER vs. ENAMELWARE )

( لعاب دادن ile مينا ile لعاب ile ميناي دندان ile مينا ساختن ile ميناکاري کردن ile دواتگر ile ظروف لعابي )

( LOAB DADAN ile MYNA ile LOAB ile MYNAY DANDAN ile MYNA SAKHTAN ile MYNAKARY KARDAN ile DAVATEGAR ile ZAROF LOABY )


- EMBOLİZASYON/EMBOLIZATION[İng.] değil/yerine/= TIKAÇLA(N)MA


- EMEK ile/ve ÇABA

( Büyük çabalar harcamadıkça, çaba harcamanın bizi hiçbir yere götürmeyeceğini anlayamayız. )

( LABOUR vs./and EFFORT
Unless you make tremendous efforts, you will not be convinced that effort will take you nowhere. )

( ... ile/ve PRAYATNA )


- EMEZİS/EMESIS, VOMITING[İng.] değil/yerine/= KUSMA


- EMİNA ile/ve İZE

( Tahıllar için eski bir ağırlık ölçüsü. İLE/VE Bir tahıl ölçüsü. )


- EMİR ile EMİR ABBAS ile EMİR ALİ ile EMİR FARAJ ile EMİR GHOLİ ile EMİR HASAN ile EMİR HÜSEYİN ile EMİR MANSUR ile EMİR MEHDİ ile EMİR RIZA

( AMIR vs. AMIR ABBAS vs. AMIR ALI vs. AMIR FARAJ vs. AMIR GHOLI vs. AMIR HASAN vs. AMIR HOSEYN vs. AMIR MANSUR vs. AMIR MEHDI vs. AMIR REZA )

( امير ile اميرعباس ile اميرعلي ile اميرفرج ile اميرقلي ile اميرحسن ile اميرحسين ile اميرمنصور ile اميرمهدي ile اميررضا )

( AMYR ile اميرعباس ile AMYRALY ile اميرفرج ile اميرقلي ile AMYRAHSAN ile AMYRAHASYNE ile اميرمنصور ile اميرمهدي ile AMYRAREZA )


- EMİR-RİCA ile EMİR


- EMISSION :/yerine EMİSYON, YAYMA


- EMLÂ'[Ar. < MELÂ] ile EMLAH[Ar. < MELÎH] ile EMLÂH[Ar. < MİLH]

( Bölükler, kalabalıklar, cemaatler. İLE Son derece güzel, en melâhatli, pek melîh. İLE Tuzlar. )


- EMMEK ile EMMEÇ ile EMME BASMA TULUMBA


- EMPATİ ile SORGULAMA


- EMPATİK:
ANLAYIŞ ile/ve/||/<> DOĞRULAMA ile/ve/||/<> İRDELEME ile/ve/||/<> KATILIM ile/ve/||/<> YORUMLAMA


- EMPROVİZASYON değil/yerine/= DOĞAÇLAMA


- EMYÂH[Ar. < MÂ] ile EMYÂ/EMYÂN[Fars.]

( Sular. İLE Para kesesi/çantası. )


- EN AZ ile EN FAZLA

( MINIMUM vs. MAXIMUM )


- EN BAŞLANGIÇTA ile/değil (EN) BAŞINDA


- EN BÜYÜK AÇIK HAVA MÜZESİ:
PETRA

( Ürdün'ün başkenti Amman'a 350 km. uzaklıkta bulunmaktadır. )


- [ne yazık ki]
EN BÜYÜK BİLGİSİZLİK/CEHÂLET:
YAKINLARIMIZIN VE SEVDİKLERİMİZİN DEĞERİNİ BİLMEME/ANIMSAMAMA/"AZIMSAMA" ile/ve/||/<>/> BİZİ SEVENLERİN DEĞERİNİ BİLMEME/ANIMSAMAMA/"AZIMSAMA"


- EN BÜYÜK İN/MAĞARA -ile

( DEER CAVE ( Mulu - Borneo'da )


- EN BÜYÜK KUŞ HEYKELİ : JUDAYUPARA

( 61 m.[200 fit] uzunluğunda, 46 m.[150 fit] genişliğinde, 21 m.[70 fit] yüksekliğindedir ve 15.000 metrekarelik bir alanı kaplar. )

( )


- EN BÜYÜK SORUNLAR:
KENDİNDEN MEMNUN OL(A)MAMA ile/ve/||/<> TATMİN OL(A)MAMA


- EN BÜYÜK YUMURTA -ile

( BENEKLİ KÜÇÜK KİVİ KUŞU [Kendi ağırlığının %26'sı kadardır.]
Herhangi bir hayvan tarafından yumurtlanmış en büyük yumurta (dinozorlar da dahil) Madagaskar'da yaşayan Fil Kuşu[Lat. Aepyornis maximus]'na aitti. [Soyu 1700'de tükenmiştir] [9 litre hacminde, 180 tavuk yumurtasına denktir] )


- EN ESKİ AHŞAP BİNA -ile

( AMCZADE HÜSEYİN PAŞA KÜLLİYESİ'NDE [FATİH] [1700] )


- EN GENİŞ VE UZUN KABURGA -ile

( DÖRDÜNCÜ KABURGA )


- EN GÜNEY NOKTA:
USHUAIA

( [yerel dilde] "Batı'ya sokulan körfez" anlamına gelmektedir.[Arjantin][Öteki ucundaki Alaska'yla mesafesi, 18.649 km.dir.] )


- [ne yazık ki]
EN KÖTÜ HUY ile/ve/||/<> EN BÜYÜK HATA ile/ve/||/<> EN BÜYÜK SAFLIK

( Bazılarının karşısında bile iyi olmaktan vazgeçememek. İLE/VE/||/<> Herkesi, kendimiz gibi zannetmek. İLE/VE/||/<> Her bir kişiye güvenmek. )


- EN NİTELİKLİ (PANAMA) ŞAPKA -ile

( SUPERFINO [ Panama'ya özgü bir palmiye ağacının lifinden yapılır. Yapımı 5 ay sürebilir. ] )


- EN SESSİZ ODA

( Dünya'nın En Sessiz Odası )


- EN UC NOKTADA ile/ve EN SON NOKTADA

( IN EXTREMIS cum/et IN ULTIMUS )


- EN UC NOKTADA ile/ve EN SON NOKTADA


- EN UZUN/YÜKSEK BAYRAK DİREĞİ:
MARDEKA MEYDANI'NDA

( Dünyanın en uzunu/yükseği olduğu iddia edilen bayrak direği, Malezya'nın başkenti Kuala Lumpur'un özgürlük meydanı olan Mardeka Meydanı'ndadır. )


- EN YÜKSEK İBÂDET:
İNSAN(A)/KİŞİYE ve/=/<> HİZMET

( Bir çiçeği bile yetiştirsen, İNSAN'a hizmet etmiş olursun. )


- EN YÜKSEK İYİ = HAYR-İ ÂLÂ = SUMMUM BONUM[İng., Lat.] = LE SOUVERAIN BIEN[Fr.] = DAS HÖCHSTE GUT[Alm.]


- EN YÜKSEK YAPI:
BURJ KHALIFA

( 830 m. | Dubai - Birleşik Arap Emirlikleri )


- EN ... değil/yerine DAHA ...

( "Ya, ya da" düşüncesi/zannı/yüklemesi. DEĞİL/YERİNE "Hem, hem de | Ne, ne de" düşüncesiyle/mantığıyla. )

( Durağan. DEĞİL/YERİNE Hareketli. )

( Yapay. DEĞİL/YERİNE Doğal. )

( Sahte. DEĞİL/YERİNE Gerçek. )

( Konfor temelli/odaklı. DEĞİL/YERİNE Yaşam temelli/odaklı. )

( İnorganik. DEĞİL/YERİNE Organik. )


- ENDEMI/ENDEMIA[İng.] değil/yerine/= YÖRESEL SAYRILIK


- ENDONEZYA ile ENDONEZYA DİLİ

( INDONESIA vs. INDONESIAN )

( اندونزي ile اندونزيايي ile وابسته به اندونزي )

( ANDONZY ile ANDONZYAYY ile VABASTEH BAH ANDONZY )


- ENDPOİNT[İng.] değil/yerine/= SON NOKTA


- ENDÜKSİYON İNDUCTION[İng.] değil/yerine/= BAŞLATMA


- ENE ile/ve/değil/yerine/||/<>/> İNNÂ


- ENERGIA ile/ve/||/<> KINESIS

( Bilfiil. İLE/VE/||/<> Hareket. )


- ENERJİ DEPOLAMA ile/||/<> ENERJİ ÜRETİMİ

( Depolama batarya/pompalı talep, üretim anlık arz. )

( Formül: Zaman kaydırma İLE anlık )


- ENERJİ = ENERGY[İng.] = ÉNERGIE[Fr.] = ENERGIE[Alm.] = ENERGIA[İt.] = ENERGÍA[İsp.]


- ENFLAMASYON/INFLAMMATION[İng.] değil/yerine/= YANGI, YANGILANMA


- ENFORCEMENT :/yerine YÜRÜTME, UYGULAMA


- ENGELLEME/ENGELLENME ile/ve/||/<> DAĞITMA/DAĞILMA


- ENGRAFTMAN/ENGRAFTMENT[İng.] değil/yerine/= YAMA TUTMA | YAMALA(N)MA


- ENHÂ'[Ar. < NAHV] ile ENHÂR[Ar. < NEHR]

( Taraflar, yanlar, cihetler. | Yollar. İLE Irmaklar, çaylar. )


- ENİNDE-SONUNDA[değil ÖNÜNDE-SONUNDA] ile ENİNE BOYUNA


- ENİNDE SONUNDA değil ÖNÜNDE SONUNDA


- ENJEKSİYON/İNJECTION[İng.] değil/yerine/= İĞNE YAPMA


- ENKERE MİN-HU KEZÂ[Ar.] ile NEKAME MİN-HU KEZÂ[Ar.]


- ENSTRÜMANTASYON/INSTRUMENTATION[İng.] değil/yerine/= ÂLETLİ ÇALIŞMA


- ENTARİ ile/değil BABU/DERRA

( ... İLE/DEĞİL Moritanya'da kullanılan açık renkli entari. )


- ENTEGRE DEVRE değil/yerine/= YONGA


- ENTELEKHEIA = KEMÂL-İ EVVEL = ENTELECHY[İng.] = ENTÉLÉCHIE[Fr.] = ENTELECHIE[Alm.] = ENTELEKHEIA[Yun.]


- ENTRİKA ile ENTRİKACI/LIK


- ENTRİKACI ile MERAK UYANDIRICI ile ENTRİKA ile ENTRİKALAR

( INTRIGANT vs. INTRIGUANT vs. INTRIGUE vs. INTRIGUES )

( انتريک چي ile فتنه جو ile دوز و کلک زدن ile دوز و کلک چيدن ile دسائس )

( انتريک چي ile فتنه جو ile DOZ VE KOLK ZADAN ile DOZ VE KOLK CHYDAN ile دسائس )


- ENÜREZ/İS ile ENÜREZİS NOKTÜRNA

( Sidik kaçırma. İLE Gece işemesi, yatak ıslatma. )


- EPA ya da DHA ile/değil/yerine/>< ALA

( )


- EPİFİZ ile OM/OMA

( Kemik ucu. İLE Kemiklerin toparlak ucu. )


- EPİGENETİK İMZA ile/||/<> GENETİK MUTASYON

( Epigenetik imza DNA metilasyonu gibi kalıtsal değişiklikken, genetik mutasyon DNA dizisi değişikliğidir )

( Formül: CpG metilasyonu )


- EPİSTEME ile SOPHIA


- EPRİMEK : EKŞİYİP BOZULMA

( Ekşiyip bozulmak. | Yemişin dura dura olgunlaşması, yumuşaması. | Erimek. )


- EPS/ELECTRONIC PATIENT SYSTEM | ELECTROPHYSIOLOGY STUDY[İng.] değil/yerine/= ELEKTRONİK HASTA DÜZENİ | ELEKTROFİZYOLOJİK ÇALIŞMA


- ER ile/ve/||/<>/> ONBAŞI ile/ve/||/<>/> ÇAVUŞ ile/ve/||/<>/> YÜZBAŞI ile/ve/||/<>/> BİNBAŞI ile/ve/||/<>/> AĞA ile/ve/||/<>/> BAŞ AĞA[> PAŞA]


- ERA :/yerine ÇAĞ, DÖNEM


- ERADİKASYON/ERADICATION[İng.] değil/yerine/= KÖKÜNÜ KAZIMA


- ERBAA -ile

( DÖRT )


- ERBAÂ'[Ar.] ile ERBAA[Ar.]

( Çarşamba günü. İLE Dört. )


- ERBAA ile/||/<> ETRÂF-I ERBAASI

( Dört. İLE/||/<> Dört tarafı. )


- ERCÂ[Ar. < RECÂ] ile ERCÂ[Ar.] ile ERCAH[Ar. < RÂCİH]

( Taraflar, yönler. İLE Daha çok istenilen, ricâ edilen. İLE Üstün, uygun, tercihe uygun. )


- DOMATESTE:
ERCİK ile/ve/||/<> YUMURTALIK ile/ve/||/<> STİGMA ile/ve/||/<> DİŞİCİK

( Polen üreten eril üreme örgenidir. Domates çiçeklerinde altı eril örgeni bulunur. İLE/VE/||/<> Yumurta gözesi üreten dişil üreme örgenidir. Domates çiçeklerinde tek bir yumurtalık bulunur. İLE/VE/||/<> Yumurtalığın tepesinde bulunan ve poleni yakalayan yapıştırıcı bir yüzeye sahip bölümüdür. İLE/VE/||/<> Yumurtalığı ve stigmayı içeren dişil üreme örgenidir. )

( Domates çiçeği tozlaştığında, eril örgenlerden gelen polenler, dişil örgenlerdeki stigmaya yapışır. Polen tanesi, stigmaya yapıştıktan sonra polen tanesinden çıkan bir tüp, yumurtalığa kadar uzanır ve yumurta gözesiyle döllenme gerçekleşir. Bu döllenme sonucunda tohumlar oluşur.[Tohumlar, domatesin meyvesinin içinde bulunur. Tohumlar, domatesin yeni kuşağını oluşturmak için kullanılır.] )


- ERGOMANİ/ERGOMANIA[İng.] değil/yerine/= İŞKOLİKLİK


- ERİK/LİK ile ERİKA ile ERİK HOŞAFI ile ERİK RAKISI ile ERİK REÇELİ ile ERİK PESTİLİ ile ERİK MARMELADI ile ERİK KOMPOSTOSU


- ERİME ile/ve/||/<>/> BUHARLAŞMA

( Katıdan sıvıya geçiş. İLE/VE/||/<>/> Sıvıdan gaz haline geçiş. )


- ERİME ile ÇÖZÜNME ile YAYILMA


- ERİME ile/ve/değil/<> DAĞILMA


- ERKE = KUDRET = ENERGY[İng.] = ÉNERGIE[Fr.] = ENERGIE[Alm.] = ACTUS[Lat.] = ENERGEIA[Yun.] = ENERGÍA[İsp.]


- ERKEKLENMEK ile ERKEKLEŞMEK ile ERKEKLEŞTİRMEK ile ERKEK/LİK ile ERKEKLİ ile ERKEKÇE ile ERKEKSİZ/LİK ile ERKEK FİŞ ile ERKEK İŞİ ile ERKEK BAKIR ile ERKEK DEMİR ile ERKEK FATMA ile ERKEK ORGAN ile ERKEK ERKEĞE ile ERKEK ANAHTAR ile ERKEK BERBERİ ile ERKEK MİLLETİ ile ERKEK TERZİSİ ile ERKEKLER HAMAMI ile ERKEKLİ KADINLI ile ERKEKLİK ORGANI


- ERKEN ile ERKENCE ile ERKENCİ/LİK ile ERKEN TANI ile ERKEN BAHAR ile ERKEN UYARI ile ERKEN BUNAMA ile ERKEN BOŞALMA


- ERKEN ile ERKENCİ KUŞ ile ERKEN GELİYOR ile AKŞAMIN ERKEN SAATLERİ ile ERKEN MEYVELER ile SABAHIN ERKEN SAATLERİ ile ERKEN OLGUNLAŞMA ile ERKEN KALKMA ile ERKEN İLKBAHAR ile ERKEN UYARI

( EARLY vs. EARLY BIRD vs. EARLY COMING vs. EARLY EVENING vs. EARLY FRUITS vs. EARLY MORNING vs. EARLY RIPENING vs. EARLY RISING vs. EARLY SPRINGTIME vs. EARLY WARNING )

( سحري ile زودي ile عتيق ile زود ile سحرخيز ile زودرس ile دم شب ile نوبر ile صبحدم ile زودخيز ile زودخيزي ile نو بهار ile پيش آژير )

( SAHARY ile ZUDY ile ATYGH ile ZUD ile سحرخيز ile ZUDARS ile DAM SHAB ile NOBAR ile SOBHDOM ile زودخيز ile زودخيزي ile NO BACPEHAR ile PEYSH AZHYR )


- ERKENDEN ile/ve/değil/yerine/||/<>/> GENÇ YAŞTA


- ERMÂ'[Ar. < REMH] ile ERMÂH[Ar. < REMH]

( Çok güzel ve cilveli olan.[sevgili] İLE Vuruşlar, darbeler. | Mızraklar, süngüler.[< RUMH] )


- ERNESTO ile ERNESTO CHE GUEVARA

( ERNESTO vs. ERNESTO CHE GUEVARA )

( ارنستو ile ارنستو چه گوارا )

( ERNESTO ile ERNESTO CHEH GOVARA )


- EROR[İng. < ERROR] değil/yerine/= HATA


- SEVGİDE:
[Yun.] EROS ile/ve/||/<>/> PHILOS ile/ve/||/<>/> STORGE ile/ve/||/<>/> LUGUS ile/ve/||/<>/> MANIA ile/ve/||/<>/> PRAGMA ile/ve/||/<>/> PHILAUTIA ile/ve/||/<>/> AGAPE

( Eşeysellikteki sevgi. İLE/VE/||/<>/> Etkileyici sevgi, dostluk sevgisi. İLE/VE/||/<>/> Aile/akraba sevgisi. İLE/VE/||/<>/> Oyun sevgisi. İLE/VE/||/<>/> Takıntılı sevgi. İLE/VE/||/<>/> Kalıcı sevgi. İLE/VE/||/<>/> ["]Benlik["] sevgisi. İLE/VE/||/<>/> Tanrısal/Aşkın sevgi. )


- EROZYON ile KISIRLAŞMA


- ERROR :/yerine HATA


- ERTELEME ile BASKILAMA ile PLÂNLAMA ile İZLEM/STRATEJİ

( TO POSTPONE/DEFER vs. TO OPPRESS vs. PLANNING vs. STRATEGY )


- ERVA'[Ar.] ile ERVÂH[Ar. < RÛH]

( Çok güzel genç. | Son derece cesur ve yiğit. İLE Canlar, yaşamın cevher"ler"i. )


- ES-SURET'UL-HÂSILA ile HUSÛL'ÜS-SURET

( Bilgi(sonuç). İLE Bilme(süreç). )


- ES değil/yerine/= DURAKLAMA


- EŞADLI = HOMONYM[İng., Alm.] = HOMONYMIE[Fr.] = HOMONYMIA[Yun.]


- ESASINDA ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ESNASINDA


- ESASTA ile ESASTAN ile ESASTAN BOZMA


- EŞCA'[Ar. < ŞECÎ] ile EŞCÂR[Ar. < ŞECER]

( Daha şecâatli, en cesur ve yiğit. İLE Ağaçlar. )


- ... EŞEK DEĞİLSİN YA ... ile/yerine İSTER İSTEMEZ


- ESEME = MANTIK = LOGIC[İng.] = LOGIQUE[Fr.] = LOGIK[Alm.] = LOGIKE[Yun.] = LÓGICA[İsp.]


- ESERMEK ile ESER ile ESERSİZ/LİK ile ESER MİKTARDA


- EŞEYSEL BOŞALMA ile/ve HEYECANSAL BOŞALMA

( En doğal haliyle, gövdenin ve eşeysel örgenlerin fiziksel devinim ile gerçekleştiği yakınlık ve paylaşımın, titreme, sarsılma, penisten/vajinadan özel sıvının(belsuyu) dışarı çıkması gibi çeşitli dışavurumlar ve yoğunluklar yaşanması. İLE Bir düşüncenin/hayalin/projenin/işin gerçekleşmesi yönündeki enerjinin içinde bulunulan ana yaklaşması, geç kalma, bir aracı kaçırmada yaşanan heyecan gibi çok çeşitli özel durumlar ile yaşanabilen heyecanlar ve kendinden geçiş derecesindeki mutlulukların yaşanması durumu ve eşeysel uyarılma/yoğunluk ve boşalım deneyimi. )

( ŞEKKÂZ: İlişki sırasında girişten/duhûlden önce boşalan kişi. )

( SEXUAL EJACULATION vs./and EXCITABLE EJACULATION )


- KARIN/EŞEYSEL ÖRGEN/LER:
ARKA/DA ile/ve/değil/||/<> ÖN/DE

( Dört ayak üstündeyken/üstündeyse. İLE/VE/DEĞİL/||/<> İki ayak üstündeyken/üstündeyse. )

( Hayvanda ve insan gövdesinde. İLE/VE/DEĞİL/||/<> İnsan gövdesinde. )


- ESFÂ[Ar.] ile ESFÂR[Ar. < SEFER] ile ESFÂR[Ar. < SİFR]

( En saf/temiz. İLE Yolculuklar, yola gidişler. | Düşmana karşı gidişler. İLE Büyük kitaplar, ciltler. )


- ESHÂ'[Ar.] ile ESHÂ'[Ar. < SAHÎ]

( Rengârenk, türlü türlü. İLE Daha cömert, eli açık, sahî. )


- EŞHÂ[Ar. < ŞEHÎ] ile EŞHÂR[Fars.]

( En çok sevilen, sevilerek/istekle yenilen şey. İLE Kalye taşı denilen radyom hamızı. | Nişadır. )


- EŞİ-MENENDİ/MÂNENDİ (BULUNMAMA/OLMAMA)


- ESÎR[Ar. < Yun.] ile ESÎR[Ar. çoğ. ÜSERÂ]

( Evreni dolduran ve tüm cisimlere işleyen, fizikçilere ışık, harâret ve elektrik gibi şeylere aktarım aracılığı hizmeti gördüğü varsayılan, tartısız, esnek ve akıcı hafif bir cisim. İLE Savaşta düşman eline düşen kimse, tutsak. | Kul, köle. | Düşkün, vurgun. )


- ESİRMEK ile ESİR/LİK ile ESİRE ile ESİRCİ/LİK ile ESİR KAMPI ile ESİR ALMACA ile ESİR PAZARI


- EŞİT OLAMAMA ile/ve/||/<> TAYİN EDİLEMEME


- EŞİT OLMA ile/ve/||/<> EŞİT OLMAMA

( Yaşamda. İLE/VE/||/<> Doğa(l)da. )


- EŞİT OLMAYAN PETALLER = EVRÂK-I TÜVEYCÎYE-İ GAYR-İ MUNTAZAMA = PÉTALES IRRÉGULIERS


- EŞKA["ka" uzun okunur] ile EŞKAH[Ar.]

( Daha/en/pek şakî, haydut. İLE Al renkli at. | Kızıl donlu hayvan. | Kırmızı yüzlü adam. )


- ESKİ DURUMA DÖNME (RADÂ)


- ESKİ EŞYA ve/||/< ESKİ DÜŞÜNCE

( At! VE/||/<> At! )


- ESKİ OKKA[< ÜKİYYE / VÜKYE] ile YENİ OKKA

( 1283 gram olan [400 Dirhem] olan ağırlık ölçüsü. İLE 1000 gr. olan ağırlık ölçüsü.[Okka'nın %78'ini karşılar.] )

( Hesaplaması: 1 okka x 128 = 1 kg. x 78 )

( KIYYE-İ ATÎKA ile KIYYE-İ CEDÎDE )


- ESKİ PÜSKÜ (GİYİNMEK, EŞYA)


- ESKİME ile YIPRANMA


- ESKİMEK ile ESKİTMEK ile ESKİLEŞMEK ile ESKİTİLMEK ile ESKİTEBİLMEK ile ESKİYEBİLMEK ile ESKİ/LİK ile ESKİL ile ESKİZ ile ESKİCE ile ESKİCİ/LİK ile ESKİ ÇAĞ ile ESKİ KURT ile ESKİ YAZI ile ESKİ DÜNYA ile ESKİ PÜSKÜ ile ESKİ TÜFEK ile ESKİ KAFALI/LIK ile ESKİ TOPRAK ile ESKİ ESERLER ile ESKİ GÖZ AĞRISI


- ESKİMO ile ESKİMOCA


- EŞKIYÂ ile/değil/yerine/>< EVLİYÂ

( Eşkıyâ, bizi yolda görse, vicdâna gelmekten korkar. )


- EŞKIYA/LIK ile EŞKIYACA


- EŞLEME ile/ve/||/<>/> ROL DEĞİŞTİRME ile/ve/||/<>/> AYNA ile/ve/||/<>/> YARDIMCI TEKNİKLER


- EŞLEŞTİRME ile/değil/yerine KIYASLAMA


- ESMÂ'[Ar. < İSM] ile ESMÂ'[Ar. < SEM] ile ESMAH[Ar.]

( Adlar. İLE Kulaklar, kulak işitmeleri. İLE En semahatli, eli açık, pek cömert. )


- ESMÂ ile/ve/||/<> EŞRÂ/T


- ESMÂ ve/<> SIFAT


- ESNÂ'[Ar. < SİNY] ile ESNA'[Ar.] ile ESNÂH[Ar. < SİNH] ile ESNÂN[Ar. < SİNN]

( Ara, aralı, vakit, sıra. İLE "Efdal" gibi "bülent, yüksek". İLE Asıllar, kökler. İLE Dişler. )


- EŞNÂ[Ar. < ŞENÎ] ile EŞNA'[Fars.]

( Daha/pek şenî, fenâ, kötü ve çirkin. İLE Çok değerli mücevher. | Yüzgeç, yüzücü. )


- ESNA ile ESNAF/LIK ile ESNAF AĞZI ile ESNAF LONCASI


- ESNÂN-I HİLM ile ESNÂN-I KATIA ile ESNÂN-I NÂBİYE

( Akıl dişi, yirmi yaş dişi. İLE Kesici dişler. İLE Küçük azıdişleri. )


- ESNEK/ELASTİK ÇARPIŞMA ile/>< ESNEK OLMAYAN ÇARPIŞMA

( Toplam kinetik enerjinin korunduğu çarpışma. İLE/>< Toplam kinetik enerjinin korunmadığı çarpışma. )


- ESPRİ ve ŞAKA

( LÂTÎFE )

( LÂG )

( WIT and JOKE )


- EŞSÖZ = İADE-İ MÂNÅ = TAUTOLOGY[İng.] = TAUTOLOGIE[Fr., Alm.] = TAUTOLOGIA[Yun.] = COSA FINALIS


- EŞYA[Ar.] değil/yerine/= BUYUM, TÜYEK, ARIBERİ


- EŞYÂ'[Ar. < ŞEY] ile EŞYÂ'[Ar. < ŞÎA] ile EŞYÂH[Ar. < ŞEYH]

( Nesneler, varolanlar. | Çamaşır, yolcunun sandığı/bavulu/sepeti, evin masası, koltuğu, perdesi vb. nesneler. İLE Bölükler, yardımcılar, cemâatler. İLE Yaşlılar, ihtiyarlar. )


- EŞYA ile EŞYALI ile EŞYASIZ/LIK


- EŞYA KULLANMAK[VİTRİNDE/SANDIKTA/... TUTMAK/SAKLAMAK değil!]


- EŞYA ile MAL

( FURNITURE vs. PROPERTY )


- EŞYA[Ar.] ile MOBİLYA[İt.]/MÖBLE[Fr.]

( ... İLE Oturulan, yemek yenilen, çalışılan, yatılan yerlerin döşenmesine yarayan, taşınabilir eşyalara verilen genel ad. )


- EŞYA ile ZIMBIRTI/DIMBIRIT


- ETEK ile KENAR KIVIRMA

( HEM vs. HEMMING )

( کناره دار کردن ile لبه ile لبه دار کردن ile سينه صاف کردن ile لبه دوزي )

( KONAREH DAR KARDAN ile LABEH ile LABEH DAR KARDAN ile SYNAH SAF KARDAN ile LABEH DOZY )


- ETEK ile LAMPASA

( ... İLE Uzun yırtmaçlı etek. )


- ET(H)İK = İLM-İ AHLÂK = ETHICS[İng.] = ÉTHIQUE[Fr.] = ETHIK[Alm.] = ETHICA[Lat.] = ETHIKE[Yun.] = ÉTICA[İsp.]


- ETİKET ile PETEKA

( ... İLE Eşya üzerine ve kumaş topları arasına konulan fiyat etiketi. )


- ETİKET[Fr. < Alm.] ile/= YAFTA[Fars. < YAFTE]

( Bir malın, tür, miktar vb. niteliklerini ya da kitap, defter vb. şeylerin, kime ait olduğunu belirtmek, belirli kılmak için üzerlerine konulan küçük kâğıt. | Toplum içindeki davranışlarda izlenecek yol.TEŞRİFAT İLE/= Üzerine asıldığı ya da yapıştırıldığı şeylerle ilgili herhangi bir bilgi veren, yazılı kâğıt parçası. )


- ETİL = VOLGA
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Kıfçak ülkesinde akan, Bulgar denizine dökülen bir ırmağın adı. )


- ETİMOLOJİK MEŞRÛLAŞTIRMA ile MİMOLOJİK MEŞRÛLAŞTIRMA


- ETİYOPYA ile/ve/<> AMAHARİ

( ... İLE/VE/<> 83 farklı dilin konuşulduğu Etiyopya'da, resmî abece olarak kullanılmaktadır. )


- ETİYOPYA ile ETİYOPYA

( ETHIOPIA vs. ETHIOPIAN )

( اتيوپي ile حبشه ile حبشي )

( ATYVAPY ile HEBASHEH ile حبشي )


- ETKİ ile/ve/<>/> YANSIMA


- ETKİ/DÖNGÜ:
KUZEY KUTBUNDA ile/ve/||/<>/>< GÜNEY KUTBUNDA

( www.facebook.com/video.php?v=592603574202831 )


- ETKİLEMEK ile YAPMACIKLIK ile ETKİLENEN ile İLE ETKİLENDİ ile ALAKA ile ŞEFKATLİ ile SEVECEN

( AFFECT vs. AFFECTATION vs. AFFECTED vs. AFFECTED WITH vs. AFFECTION vs. AFFECTIONAL vs. AFFECTIONATE )

( تاثير گذاردن ile اثر کردن ile تصنع ile تصنعي ile مبتلا ile دچارعلت کردن ile مبتلا به ile عاطفه ile علاقه ile محبت ile عطوفت ile رافت ile عطف ile عطفي ile عاطف ile با محبت ile مهربان ile محبت آميز )

( TASYR GOZARDAN ile ASAR KARDAN ile تصنع ile تصنعي ile MOBTELA ile DOCHARALAT KARDAN ile MOBTELA BAH ile ATEFEH ile ALAGHEH ile MOHBAT ile OTUFT ile RAFT ile ATF ile ATFY ile عاطف ile BA MOHBAT ile MOTEORBAN ile MOHBAT AMYZ )


- ETKİLEŞME ile/ve KAYNAŞMA

( INTERACTION vs./and TO COMBINE )


- ETKİN TAŞIMA ile/ve/||/<>/>< EDİLGEN TAŞIMA

( Enerji tüketerek nesne geçişi. İLE/VE/||/<>/>< Enerji tüketmeden nesne geçişi. )


- ETNİK ile/||/<> ETNOGRAFYA

( Kavimle, ulusla ilgili. İLE/||/<> Kavimleri karşılaştırarak inceleyen, kültür oluşumlarını araştıran bilim, kavmiyat. )


- ETOPYA değil ETİYOPYA


- ETOPYA değil ETİYOPYA


- ETRA'[Ar.] ile ETRÂH[Ar. < TERAH]

( Dere gibi akan su. İLE/VE Kaygılar, tasalar, gamlar, kederler. )


- ETRAF ile ETRAFLI/LIK ile ETRAFLICA


- ETÜT/ETÜD[Fr. < ETUDE] değil/yerine/= ÇALIŞMA

( Herhangi bir konuda yapılan inceleme, araştırma. | Ön çalışma. | Belirli bir konuyu inceleyen, araştıran yapıt ya da yazı. | Öğrencilerin, bir belletmenin gözetimi, denetimi altında ders çalışması, mütalaa, müzakere. )


- ETVÂR-I SEB'A -ile

( NEFSİN YEDİ DERECESİNE GÖRE DEĞİŞEN HALLER )


- EULER METODU ile/||/<> RUNGE-KUTTA

( Euler 1. derece O(h), RK4 4. derece O(h⁴) hassas. )

( Formül: y_{n+1} = y_n + hf )

( Leonhard Euler tarafından 1750 yılında keşfedildi/formüle edildi. )


- EV ile LAGINA

( ... İLE Mali'de, menapoza girmiş kadınların yaşadığı evler. )


- EVAKÜASYON/EVACUATION[İng.] değil/yerine/= BOŞALTMA


- EVAPORASYON/EVAPORATION[İng.] değil/yerine/= BUHARLAŞ(TIR)MA


- EVCÂ'[Ar. < VECÂ] ile EVCÂR[Ar.]

( Ağrılar, sancılar, acılar, sızılar. İLE İçinde gizlenmek üzere oluşturulan çukurlar, siperler. )


- EVENTUALLY :/yerine EN SONUNDA


- EVER :/yerine HİÇ, DAİMA


- EVEREST ile SAGARMATHA/CHOMOLUNGMA

( ANA TANRIÇA/KRALİÇE/SAGARMATHA[Nepal dilinde]
CHOMOLUNGMA[Tibet dilinde] )

( "Bir Dağın Yüksekliği Matematik Yardımı İle Nasıl Ölçülür?" yazısını okumak için burayı tıklayınız... )


- EVET ile MUTLAKA

( YES vs. ABSOLUTELY )


- EVET = YES[İng.] = OUI[Fr.] = JA[Alm.] = SI[İt.] = SÍ[İsp.]


- EVETLEME, OLUMLAMA = İCAP, TASDİK = AFFIRMATION[İng., Fr.] = BEJAHUNG[Alm.] = AFFIRMATIO[Lat.] = AFIRMACIÓN[İsp.]


- EVHÂ[Ar.] ile VEHÂ[Ar.]


- EVİRMEK ile EVİNLENMEK ile EVİREBİLMEK ile EVİN ile EVİÇ ile EVİNLİ ile EVİNSİZ ile EVİ SIRTINDA


- EVLÂ' -ile

( DAHA UYGUN, DAHA İYİ )


- EVLA ile EVLAT/LIK ile EVLATLI ile EVLATSIZ/LIK ile EVLAT ACISI


- EVLİLİKTE/İLİŞKİDE:
(")KÜSME(") ve/<>/>/< (")BAĞIRMA(")


- EVLİYÂ ile/ve BEŞİK EVLİYÂSI


- EVRAK ile/||/<> VESİKA


- EVRÂK-I MÜSBİTE ile/||/<> ZABIT KAYITLARI ile/||/<> DÂİMİ KAYITLAR ile/||/<> YOKLAMA KAYITLARI ile/||/<> MAZBATA

( Tapu sicilini tamamlayan belgeler. İLE/||/<> Tapulama(kadastro) görmeden önce taşınmazlarla ilgili tutulan tapu kayıtları. İLE/||/<> Tapu Yönetimlerinde iş sahiplerinin başvurusu üzerine tutulan kayıtlar. İLE/||/<> Rumi 1288 - 1325 tarihleri arasında miri arazinin, yetkili memurlar tarafından mahalline gidilerek, yerinde görülüp incelenerek tutulan kayıtlar. İLE/||/<> Tutanak. )


- EVRAKLAR/LA değil EVRAK/LA

( "Evrak", varak[Ar. yaprak, yazılı kâğıt, varaka] sözcüğünün çoğulu olduğundan, çoğul olana bir "-ler" eki daha olmaz/kullanılamaz. )


- EVREN:
DÜNYA ile/ve/<>/> MUHÎD(OKYANUS/OCEAN)/ATLAS

( Hareket ve ağırlık merkezi. İLE/VE/<>/> En son felek. )


- EVREN/KÂİNAT ile DÜNYA

( Varolanların birlik ve bütünlüğü. ( UNIVERSE vs. EARTH )


- EVRENBİLİM = KEVNİYAT = COSMOLOGY[İng.] = COSMOLOGIE[Fr.] = KOSMOLOGIE[Alm.] = COSMOLOGIA[Lat.] = KOSMOLOGIA[Yun.]


- EVRENDOĞUM = KİYANİYAT, TEŞEKKÜL-İ ÂLEM = COSMOGONY[İng.] = COSMOGONIE[Fr.] = KOSMOGONIE[Alm.] = KOSMO-GONIA[Yun.]


- EVRENSELLEŞTİRME ile/ve SONSUZLAŞTIRMA

( UNIVERSALIZATION vs./and TO GET INFINITE )


- EVRENSELLEŞTİRME ile/ve SONSUZLAŞTIRMA

( UNIVERSALIZATION vs./and TO GET INFINITE )


- EVRİM/LEŞME ile/ve/değil/||/<>/< OLGUNLAŞMA


- EVSA'[Ar. < VÂSÎ] ile EVSÂH[Ar. < VESAH]

( Dahe/pek geniş/açık/enli/bol. İLE Kirler, pislikler. )


- EVVELA[Ar.] değil/yerine/= ÖNCE/İLKİN/ÖNCELİKLE/İLK ÖNCE


- EVZÂ'[Ar. < VAZ] ile EVZAH[Ar. < VÂZIH]

( Durumlar/haller, duruşlar, tavırlar, vaziyetler. İLE Çok açık. )


- EXCEPTION :/yerine İSTİSNA


- EXPLANATION :/yerine AÇIKLAMA


- EXPLOSION :/yerine PATLAMA


- EXPOSURE :/yerine MARUZ KALMA


- EXTRA :/yerine EKSTRA


- EYLE! ve/||/<> GÖSTER! ve/||/<> KANITLA!

( Konuşmak yerine. VE/||/<> Söylemek yerine. VE/||/<> Söz vermek yerine. )

( Instead of talk! AND/||/<> Instead of say! AND/||/<> Instead of promise! )

( ACT! and/||/<> SHOW! and/||/<> PROVE! )


- EYLEM/HAREKET ve/||/<>/>/< SAĞALTIM/TEDAVİ/ŞİFÂ


- EYLEM:
KARINCA[< KARIŞTIRARAK] ve/||/<> KARARINCA/KARARINDA


- EYLEM ile/ve UYGULAMA

( Doğruluk ve eylemin birliği! )

( Bencil olmayan ve arzudan arınmış eylem! )

( ACTION vs./and TO APPLY
Union of righteousness and action!
Unselfish and desireless action! )


- EYTİŞİM/DİYALEKTİK ile SAFSATACILIK/YANILTMACILIK/SOFİSTİKA

( Karşıt görüşlerin çatışması yoluyla gerçeğe ulaşma yöntemi. İLE İkna etmek amacıyla kanıtların retorik ve mantık hileleriyle kullanılması. )


- EZÂ ile/ve/||/<> CEZÂ


- EZA ile EZAN ile EZANCI ile EZANSIZ/LIK ile EZA CEFA ile EZAN SAATİ ile EZAN VAKTİ


- EZAN ile SALÂ

( Ezan, günde beş vakit olarak kılınan namaza davet içindir. Sabah ezanı Sabâ Dilkeşhâverân, öğle ve ikindi namazı Hicaz/Hüseynî, akşam namazı Rast, yatsı namazı ise Nevâ, Beyâti, Rast ya da Hicaz makamlarından biriyle okunur. )

( BÂNG-İ NEMÂZ ile ... )


- EZKÂ[Ar.] ile EZKÂ[Ar.]

( Daha/pek lekesiz, temiz, hâlis, erdemli. İLE Daha anlayışlı, çok zeki. )


- EZKİYÂ'[Ar. < ZEKÎ] ile EZKİYÂ[Ar. < ZEKÎ]

( Lekesizler, hâlisler, erdemliler. İLE Keskin fikirliler, anlayışlılar. )


- EZMEK ile EZME BOYA


- EZRA'[Ar.] ile EZRÂ'[Ar.]

( Pek düzgün/fasih. Sözü düzgün kişi. İLE Beyaz kulaklı siyah at. )


- EZZA değil ECZA


- F[Ar.] ve FÂ'[Ar.]

( Osmanlı abecesinin 23. harfidir. Ebced hesabında 80 sayısının karşılığıdır. İLE Atıf harfi olan. )


- F = m a


- F = ma

( Maxwell Denklemi )


- FÂ[Ar.] ile FÂ[Ar.]

( Şartın yanıtı olan. İLE Atıf harfi olan. )


- FA ile FA ANAHTARI


- FABRİKA ile FABRİKACI/LIK ile FABRİKASYON


- FABRİKA değil/yerine/= ÜRETİMLİK


- FAÇA ile FAÇALI


- FAÇA ile/değil PAÇA


- FAÇETA ile FAÇETALI ile FAÇETASIZ


- FACİALAŞMAK ile FACİALAŞTIRMAK ile FACİA ile FACİALI


- FACTORY :/yerine FABRİKA


- FAGOSİTOZ değil/yerine/= YUTMA


- FAHİŞE ile GEYŞA


- FAİZ ile/değil RİBÂ

( ... İLE/DEĞİL Tefecilikle alınan fahiş faiz. )


- FAİZ/NEMA[Ar.] değil/yerine/= GETİRİ/ÜREM


- FAKAT ile/yerine/değil AYNI ZAMANDA


- FAKAT değil AYNI ZAMANDA


- FAKİH ile İLMİHAL BİLEN/HOCA


- FAKÎR[< FAKR][çoğ. FUKARÂ] -ile

( DERVİŞ, ALÇAKGÖNÜLLÜ, DÜNYALIĞI AZ OLAN, YOKSUL, PARASIZ | ALÇAKGÖNÜLLÜLÜK GÖSTEREREK "BEN" ANLAMINA GELEN )


- FAKİRLEŞMEK ile FAKİRLEŞTİRMEK ile FAKİR/LİK ile FAKİRCE ile FAKİRİZM ile FAKİR CEVHER ile FAKİR FUKARA