A ile biten FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 11.754 başlık/FaRk ile birlikte,
11.754 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(12/48)
- DÂMİA[Ar.] ile DAMİYE[Ar.]
( Damla damla kan sızdıran yara. İLE Kanı akan yara. )
- DAMITMA ile/||/<> SAFLAŞTIRMA
( Damıtma yöntemleri ve saflaştırma teknikleri )
( Cabir bin Hayyan tarafından 790 yılında keşfedildi/formüle edildi. (721-815) (Ülke: İran) (Alan: kimya) (Önemli katkıları: Kimyanın babası, damıtma, kristalizasyon, asit keşfi) )
- DAMITMAK ile DAMITMA ile DAMITILMIŞ ile DAMITILMIŞ SU ile DAMITICI ile İÇKİ FABRİKASI
( DISTILL vs. DISTILLATION vs. DISTILLED vs. DISTILLED WATER vs. DISTILLER vs. DISTILLERY )
( تقطير کردن ile عرق گرفتن از ile عصارهگيري ile تقطير ile شيرهکشي ile عرقکشي ile مقطر ile چکيده ile آب مقطر ile عرق کش ile تقطير کننده ile شيرک چي ile شيرک خانه ile رسومات )
( TAGHATYR KARDAN ile ARAGH GARAFTAN AZ ile ASAREAGYRY ile TAGHATYR ile SHYRECKESHY ile ARAGHAKESHY ile MOGHATAR ile CHAKYDAH ile AB MOGHATAR ile ARAGH KESH ile TAGHATYR KONANDEH ile شيرک چي ile SHYRAK KHANEH ile RESOMAT )
- DAMLA ile/ve/<> DERYA
( Deryanın damlaya gereksinimi yoktur fakat damlayı kurtardım diye sevinir. )
( DAMLAMIZ DERYAYA SALDIK BİZ BUGÜN
DAMLA NİCE ANLAR
DERYA OLAN ANLAR
HAYVAN NİCE ANLAR
HAYRAN OLAN ANLAR )
- DAMLA ile/ve/||/<>/> GUTASYON
( ... İLE/VE/||/<>/> Bitkilerde su basıncının arttığı zamanlarda yapraklarda "hidadot" denilen özel yapılardan, ksilem özsuyunun damlalar durumunda dışarı çıkması. )
(
)
- DAMLA/NİKRİS[Ar.]/GUT[Fr.] ile/ve/<> KURUL
( Organizmadaki ürik asidin atılmayarak gövdenin bazı yerlerinde, özellikle ayak başparmağında, topuk ve ekleme yerlerinde birikmesinden kaynaklanan, ağrı ve şişlerle ortaya çıkan sayrılık. İLE/VE/<> İnsan eti yemekten kaynaklanan bir hastalık.[En son, 1979'da, Papua Yeni Gine'de rastlanmıştır.] )
- DAMLA ile SU
( Küçük bir kürecik içinde toplanmış, boyutları akışkanın özelliklerine ve fizikî koşullarına bağlı olarak değişen, çok küçük miktardaki sıvı. İLE ... )
- DAMLAMA ile DAMLAYAN ile DAMLAYAN
( DRIP vs. DRIPPING vs. DRIPPY )
( چکه کردن ile چکاچک کردن ile چکيدن ile چکاندن ile جزغال ile هواي گرفته ile کسل کننده )
( CHEKEH KARDAN ile CHEKACHAK KARDAN ile CHAKYDAN ile CHEKANDAN ile جزغال ile NPAVAY GARAFTEH ile KASL KONANDEH )
- DAMLAMAK ile DAMLATMAK ile DAMLATILMAK ile DAMLATABİLMEK ile DAMLATIVERMEK ile DAMLAYABİLMEK ile DAMLAYIVERMEK ile DAMLA/LIK ile DAMLA TAŞ ile DAMLA TAŞI ile DAMLA DAMLA ile DAMLA SAKIZI ile DAMLA HASTALIĞI
- ...DAN ÖNCE ile/ve/değil ... YANISIRA
- DANA[Ar. IJL] ile DANA ile DÂNÂ[Fars.]
( İneğin, sütten kesildikten sonra bir yaşına kadar olan yavrusu. İLE Vakıf ve hayır için yapılan sadaka ya da benzerleri. | Terketme, bırakma. İLE Bilen. )
- DANA ile DANE ile DANG ile DANK ile DANS ile DANACI ile DANSLI ile DANSÇI/LIK ile DAN DAN ile DAN DUN ile DANSSIZ ile DANA ETİ ile DANA DERİSİ ile DANS SALONU ile DANA HUMMASI
- DANGALAKLAŞMAK ile DANGALAK/LIK ile DANGALAKÇA
- DANIŞMA ile DANIŞMA
( CONSULTATION vs. CONSULTATIVE )
( رايزني ile مشاوره ile مشورت ile صوابديد ile شور ile کنگاش ile کنکاش ile مشاورهاي ile کنکاشي ile مشورتي )
( RAYZANY ile MOSHAVAREH ile MOSHORT ile صوابديد ile SHOR ile KANGASH ile KONKASH ile MOSHAVAREHYAY ile کنکاشي ile MOSHORTY )
- DANIŞMA ile DANIŞMAN/LIK ile DANIŞMA BÜROSU ile DANIŞMA MECLİSİ
- DANIŞMA ve/||/<>/> DAYANIŞMA
( Bin bilsek de bir bilene danışmak gerek. )
- DANIŞMAN ile DANIŞMA
( ADVISOR vs. ADVISORY )
( مستشار ile مشاور ile استاد راهنما ile مشورتي ile نصيحت آميز ile نصيحتي )
( MOSTESHAR ile MOSHAVAR ile ESTAD RANPANNAMA ile MOSHORTY ile NASYHAT AMYZ ile نصيحتي )
- DANS ile HABANERA
( ... İLE Çok kıvrak bir Küba dansı. | Bu dansın müziği. )
- DANS ile HULA
- DANS ile KAZASKA[Rusça]
( ... İLE Kaynağı Kafkasya olan ve hızlı oynanılan bir halk dansı. | Bu dansın müziği. )
- DANS ile MAZURKA[Slavca]
( ... İLE Polonya kökenli bir dans. | Bu dansın müziği. )
- DAR ile DARA ile DARP ile DARU ile DARI ile DARICA ile DAR AÇI ile DAR HAT ile DARASIZ ile DAR PAÇA ile DAR ÜNLÜ ile DARA DAR ile DAR BOĞAZ ile DAR VAKİT ile DAR ZAMAN ile DAR ARALIK ile DAR DARINA ile DAR KAFALI/LIK ile DAR GELİRLİ/LİK ile DAR GÖRÜŞLÜ/LÜK ile DARI DARINA
- DARALMA ile/ve/<> BUNALMA
- DARALMA ile DARLAMA
- DARALMA ile/ve/||/<> SIKILAŞMA
( CONTRACTION vs. ... )
- DARALMA" ile/ve/<> SIKILMA
- DARALTMA ile İNDİRGEME
( TO NARROW vs. REDUCTION )
- DARALTMA ile SIKIŞTIRMA
- DARBE ile ETKİLENDİ ile ÇARPMA
( IMPACT vs. IMPACTED vs. IMPACTION )
( اثابت ile اصابت کردن ile اثر شديد ile تماس ile بهم فشردن ile بهم چسبيده ile گير افتادگي ile بهم فشردگي )
( ASABAT ile ESABAT KARDAN ile ASAR SHODYD ile TAMAS ile BACPAM FESHARDAN ile BACPAM CHASBYDAH ile GYR AFTADEGY ile BACPAM FESHARDEGY )
- DARBE ve/||/<>/>/< ZORBA
- DARBUKA ile/değil BONGO
- DARBUKA ile/değil ÇİFTENAĞRA
( ... İLE/DEĞİL Birbirine bağlı, küçük iki dümbelekten oluşan çalgı. )
- DARBUKA ile DARBUKACI/LIK
- DARBUKA'DA:
MADENİ DARBUKA ile/ve KÜP(SERAMİK) DARBUKA
- DARI DARINA
- DARI ile/değil DARA
- DARILMA ile DARILMACA
- DARILMA ile/değil/yerine/>< DAYANMA
- DARR[Ar.] ile DARRÂ'[Ar.]
- DARRÂ[Ar.] ile BE'SÂ'[Ar.]
- DARRÂ ile DARRE
( Mihnet, keder. Şiddet. Belâ. İLE Kuma. )
- DARRÂ[Ar.] ile MENFAAT[Ar.]
( Mihnet, keder. Şiddet. Belâ. İLE Yarar, kâr, çıkar. )
- DÂR-ÜL ACEZE ile/||/<> DÂR-ÜL BEDÂYİ ile/||/<> DÂR-ÜL ELHAN ile/||/<> DÂR-ÜL FÜNÛN ile/||/<> DÂR-ÜL MUALLİMAT ile/||/<> DÂR-ÜL MUALLİMİN ile/||/<> DARÜŞŞAFAKA ile/||/<> DARÜŞŞİFA
( Düşkünler evi.[1895] İLE/||/<> İstanbul Belediyesi'ne ait ilk tiyatro.[1913] İLE/||/<> İstanbul'da kurulan ilk müzik okulu.[1917] İLE/||/<> Üniversite, fenler evi.[1845] İLE/||/<> İstanbul'da kurulan ilk kız öğretmen okulu.[1869] İLE/||/<> İstanbul Fatih'te kurulan erkek öğretmen okulu.[1848] İLE/||/<> İstanbul Fatih'te, Abdülaziz'in desteğiyle kurulan yoksul, öksüz ve yetimlere ait yatılı lise. İLE/||/<> Sağlık yurdu. )
- DARUMA[Jap.] -ile
( Zen'in kurucusu ve pirler dizisinin 28.'si. Çin'deki birinci pir olarak kabul edilen Bodhi Dharma'ya Japonca'da verilen ad. )
- DARVAN ile/ve/<> SANÂ
( Sanâ'ya 2 fersah mesafede. [Yemen] )
- DATA[İng.] değil/yerine/= VERİ
- DATA :/yerine VERİ
- DATÇA[< DADIA/DADYA] ile/ve/değil/||/<>/> BETÇE[< BEDIA/BEDYA]
- DATCHA ile DATÇA
( Rusya'da, hafta sonu evleri. İLE Türkiye'nin Muğla ilinde bulunan, Marmaris'ten 65 km. sonra ulaşılabilen bir ilçe. )
- DATE :/yerine TARİH, BULUŞMA
- DA'VÂ[Ar.] ile DÂV[Ar.]
( Şikâyetçi olarak mahkemeye başvurma. | Sorun, mesele. | Bir konu/sorun üzerinde özel bir düşünce sahibi olma, iddia. İLE Satranç, dama, tavla gibi oyunlarda tutulan sıra, nöbet. | Oyunda sürülen para. | Sövme. | Dâvâ. | Duvar sırası. )
- DAVA ile DAVA
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Ilgın ağacının meyvesi.[Bitkisel boya yapımında kullanılır.] İLE Bükülerek halka biçimine sokulup el ile dirsek arasına geçirilen ve buradan eğrilen yumak. )
- DÂVÂ ile/ve/||/<>/< DÂVET
( TRIAL vs./and SUMMON/SUMMONS )
- DÂVÂ ile/ve DELİL ile/ve İSPAT
( BEYYİNE: Bir olayın doğruluğunu ortaya koyabilen yöntem. | Duruşma sırasında bir savı gerçekleştirmek için başvurulan belge, tanıt, tutamak, delil. )
( TRIAL vs./and PROOF vs./and TO PROVE )
- DAVÂ ile/ve/||/<>/> DEVÂ
- DAVÂ ile/ve/||/<>/> DURUŞMA
( CASE vs./and/||/<>/> TRIAL )
- DAVÂ ile/ve/değil/yerine HİZMET
- DAVA ile KASA BIÇAĞI ile VAKA ÇALIŞMASI ile VAKALAR
( CASE vs. CASE KNIFE vs. CASE STUDY vs. CASES )
( جعبه ile غلاف ile محفظه ile قضيه ile مورد ile مطلب ile حالت ile پرونده ile چاقوي بزرگ ile بررسي موردي ile مراتب ile مواردي ile موارد ile قضايا )
( JABEH ile GHLAF ile MOHFEZEH ile GHZYYEH ile MOORD ile MOTLAB ile HALT ile PRONDEH ile CHAGHOY BOZORG ile BARRESY MOORDY ile MARATAB ile MOVARDY ile MOVARD ile قضايا )
- DAVÂ[Azr.] = KAVGA[Tr.]
- DAVÂ ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< MÂNÂ
( Bilmezler mânâsını, ederler dâvâsını. )
- DAVÂ ile ŞEKVÂ
( ... İLE Şikâyetin, mahkemelik olmadan, dava haline getirilmesi. )
- DAVÂ değil/yerine/>< TERK-İ DAVÂ
- DAVLUMBAZ/TAVLUMBAZ/DAVLUNBAZ[Ar. TABL + Fars. -BÂZ]/KÜLÂH[Fars. < KULAH: Şapka.] değil/yerine/= TÜMSEK/ÇIKINTI
( Mutfak duvarlarında ocak, fırın vb.nin dumanını toplayıp bacaya vermeye yarayan emici ile donatılmış, piramidimsi biçimde çıkıntı. | Ocağın üzerinde, eşya koymaya yarayan raf. | Üzeri oymalı, işlemeli, birkaç gözü olan bir çeşit dolap. | Yandan çarklı vapurların çarklarını örten yarım daire biçimindeki kapak. | Otomobillerin tekerleklerini örten yarım daire biçimindeki kapak. | Kaptan köşkü, gemilerdeki yönetim yeri. | Aralık, antre. | Gözenek. | Yüksek. )
- DAVRANIŞ ve TUTUMLAR'DA
- DAVUL'DA:
MEYDAN DAVULU ile/ve KOLTUK DAVULU ile/ve NAĞARA
( TABL )
( DÜHÜL )
- DAYAK ile/ve/||/<>/< DAYATMA
- DAYAMA ile DAYATMA
( Nesnelerde. İLE "Davranış ve tutumlarda". )
- DAYANAK ile DAYANAKÇA
- DAYANÇ/SABIR:
EMEK/ÇABA ve/+/||/<>/> SÜREKLİLİK
- DAYANÇ/SABIR ve DOĞRU (ZAM)ANLAMA
( PATIENCE and TIMING )
- DAYANÇ/SABIR ile/ve/<> RIZÂ
- DAYANÇ'TA/SABIR'DA:
METÂNET ile HOŞGÖRÜ ile DUA ile GÖZYAŞI ile HASRET ile AŞK
( Acıya sabredersek. İLE Kişilere sabredersek. İLE Dileğe sabredersek. İLE Duygulara sabredersek. İLE Özleme sabredersek. İLE Sevgiye sabredersek. )
( Madem görüyorsunuz... O zaman, hoşgörün!
[Âşık Veysel] )
- DAYANIKLILIK ile/ve DAYANIŞMA
( ENDURANCE vs./and/<> SOLIDARITY )
- DAYANILMAZLAŞMAK ile DAYANILMA ile DAYANILMAZ/LIK
- DAYANIŞMA ile DAYANIŞMACI/LIK ile DAYANIŞMALI
- DAYANIŞMA ile/ve/<> GÜVEN
( Kişiler, kendilerine değil birbiriyle dayanışma içindelerse güven duyabilir ve yansıtabilir. [özellikle de eşler ve ortaklar!] )
( Aslanlar [ve birçok güçlü görünen hayvan] bile tek başına yeterli güçte değildir. Ancak birlikte ve dayanışmayla ayakta kalırlar. )
( Loncaları inceleyiniz. )
( SOLIDARITY vs./and/<> TRUST/CONFIDENCE )
- DAYANMA:
AÇLIĞA ile/ve/||/<>/> SUSUZLUĞA ile/ve/||/<>/> HAVASIZLIĞA
( 60 gün. İLE/VE/||/<>/> 6 gün. İLE/VE/||/<>/> 6 dk. )
- DAYANMA ile DAYANMA GÜCÜ ile DAYANMA ÖMRÜ
- DAYANMA ile KATLANMA
- DAYATMA ile/ve/= ARKASINDAN İŞ ÇEVİRMEK
- DAYATMA ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/< BASKI
- DAYATMA ile BASTIRMA
- DAYATMA ile/ve/</değil "BİLDİĞİNİ OKUMA"
- DAYATMA değil/yerine/>< DAYANIŞMA
- DAYATMA ile DAYATMACI/LIK
- DAYATMA değil/yerine ESİNLENME
( [not] TO INSIST but TO BE INSPIRED
TO BE INSPIRED instead of TO INSIST )
- DAYATMA ve GASP
- [ne yazık ki]
DAYATMA ile/ve/||/<>/> İSYAN
( Etki. İLE/VE/||/<>/> Tepki. )
- DAYATMA ile/ve/değil/||/<>/< KURAMCILIK
- DAYATMA ile/değil/yerine ÖĞRETME[ANLATMA/GÖSTERME]
- DAYATMA ile/değil/||/</>< ÖZEN/BAKIM
- DAYATMA ile SAHTEKAR ile SAHTEKAR ile SAHTEKARLIK
( IMPOST vs. IMPOSTER vs. IMPOSTOR vs. IMPOSTURE )
( تعرفهبندي کردن ile غاصب ile وانمود کننده ile طرار ile عيار ile شيادي ile طراري ile شياد ile عياري )
( TARAFEHABANDY KARDAN ile GHASEB ile VANEMUD KONANDEH ile طرار ile EYAR ile شيادي ile طراري ile SHYAD ile عياري )
- DAYATMA ile/ve/değil/yerine SINIRLAMA
- DAYATMA ile/ve/değil/||/<>/>/< YAPTIRIM
- DAYATMA ile YAPTIRIMLARIN UYGULANMASI
( IMPOSITION vs. IMPOSITION OF SANCTIONS )
( تحميل ile اعمال تحريم )
( تحميل ile EMAL TAHARYM )
- DAYATMA ile/ve/değil/||/<>/>/< YAYGINLIK
- DAYATMA ile/ve/değil/||/<>/< YÖNLENDİRME
- [ne yazık ki]
DAYATMA ve/||/+/<>/> ZORBALIK
- DAYATMA ile/ve/</değil ZORUNDA BIRAKMA
- DAYATMA ile/değil/yerine ZORUNLULUK
- DAYILANMA/DAYILIK ile/ve/değil/||/<>/< SAYGISIZLIK
- DEBATE :/yerine TARTIŞMA
- DEBDEBE[Fars.] değil/yerine/= GÜRÜLTÜ/PATIRTI/TANTANA
( Ululuk, haşmet, büyük bir gösteriş. | Gürültü, tantana. )
- DEBRİDMAN değil/yerine/= ÖLÜ DOKU TEMİZLİĞİ, KAZIMA
- DEBYE İLE LARMOR İLE PLAZMA ile/||/<> KARAKTERİSTİK UZUNLUKLAR
( Plazmadaki temel uzunluk ölçekleri. )
( Formül: λ_D = √(ε₀kT/ne²) )
- DECREASE :/yerine AZALMA
- ... DE/DA ile ... VE ...
- DEDE[Oğuz] ile/= BABA
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
- DEDİKODU ile/değil/yerine HATA
( Çalışmayanın "yaptığı". İLE/DEĞİL/YERİNE Çalışanın yaptığı. )
- [ne yazık ki]
DEDİKODU ile/ve/değil/||/<>/>/< İFTİRA
- DEF ile DEFA ile DEFİ ile DEFO ile DEFOLU ile DEFOSUZ ile DEFALARCA ile DEFLASYON
- DEFALARCA DEFALARCA değil DEFALARCA
( Fazla tekrarın, ne anlatım niteliği, ne mantığı, ne işlevi, ne de gerekliliği vardır! )
- DEFEKASYON değil/yerine/= DIŞKILAMA
- DEFENSE :/yerine SAVUNMA
- DEGAJ ile DEGAJE ile DEGAJE YAKA
- DEĞER BAHA değil/yerine/= DEĞER EDER
- DEĞER/İNİ BİLMEK:
SAHİP OLMADAN ÖNCE ile SAHİP İKEN ile KAYBETTİKTEN SONRA
(
)
(
)
(
)
(
)
- DEĞERLEMEK ile DEĞERLENMEK ile DEĞERLENDİRMEK ile DEĞERSİZLEŞMEK ile DEĞERLENEBİLMEK ile DEĞERSİZLEŞTİRMEK ile DEĞERSİZLEŞEBİLMEK ile DEĞER ile DEĞERLİ/LİK ile DEĞERSİZ/LİK ile DEĞER KATMA ile DEĞER DÜŞÜMÜ ile DEĞER KURAMI ile DEĞER ANALİZİ ile DEĞER ARTIRMA ile DEĞER DÜŞÜRME ile DEĞER YARGISI ile DEĞERLİ KAĞIT ile DEĞER DÜŞÜRÜMÜ ile DEĞERLER DİZİSİ
- DEĞERLENDİRME ile/ve/> ANLAMLANDIRMA
- DEĞERLENDİRME ile HESAPLAMA
( TO ESTIMATE vs. TO RECKON )
- [ne yazık ki]
DEĞERSİZLEŞTİRME ile/ve/||/<> AŞAĞILAMA ile/ve/||/<> SUÇLAMA
- DEĞİL ile OLMAMA
( NOT vs. NON-BEING )
- DEĞİŞİM:
ESMA'DA değil ESMA'NIN MÂNÂ'SINDA
- DEĞİŞİM:
KIRILINCA ile/ve/||/<> KANDIRILINCA ile/ve/||/<> ÇOK FAZLA ŞEY ÖĞRENİNCE ile/ve/||/<> ÂŞIK OLUNCA ile/ve/||/<> ZORDA/ZORUNDA KALINCA
- DEĞİŞİM:
UZAYDA ile/ve DÜNYADA
( Tekil. İLE/VE Türsel. )
- DEĞİŞİM VE DÖNÜŞÜM:
ZORLUKTA VE ZORLANDIĞIMIZDA ile/ve/||/<> YETERİNCE GÖRDÜĞÜMÜZDE ile/ve/||/<> İSTEYECEK KADAR ÖĞRENDİĞİMİZDE ile/ve/||/<> YAPABİLECEK KADAR ALDIĞIMIZDA
- DEĞİŞİM ile/değil MAYALANMA
- DEĞİŞKEN AYIRMA ile/||/<> PERTÜRBASYON KURAMSİ
( Değişken ayırma tam çözüm, pertürbasyon yaklaşık seri. )
( Formül: Ψ = R(r)Θ(θ)Φ(φ) İLE ε^n )
- DEĞİŞKEN ile DALGALANMA ile DALGALANAN ile DALGALANMA
( FLUCTUANT vs. FLUCTUATE vs. FLUCTUATING vs. FLUCTUATION )
( نوساني ile نوسان کردن ile نوسان داشتن ile مواج ile نوسان )
( نوساني ile NOSAN KARDAN ile NOSAN DASHTAN ile MOVAJ ile NOSAN )
- DEĞİŞME ile/ve/değil BİR BAŞKA OLMA
( Sizi, eskisi gibi kullanamadıklarında, değiştiğinizi "söylerler". )
( [not] ALTERATION vs./and/but BEING AN OTHER )
- DEĞNEK yerine ÂSÂ
- DEĞNEK ile/değil ISTAKA/İSTAKA[İt. < Cerm.]
( ... İLE/DEĞİL Bilardo oyununda kullanılan değnek. | Basımevlerinde, kitap formalarını kırmak, katlamak için kullanılan, tahtadan yapılmış küçük araç. )
- DEĞNEK ile SOPA
( ... İLE Kalın değnek. )
- DEH ile DEHA
- DEHÂ ile/ve/||/<>/>< DELİLİK
( İkisinin arasında, çok ince bir çizgi, aralık vardır. )
- DEHÂ ile/ve/değil/||/<> ODAKLANMA GÜCÜ
- DEHÂ =/||/<> RAB
- DEHÂ ile/ve/değil TUTKU
( [not] GENIUS vs./and/but PASSION )
- DEHİSANS/DEHISCENCE[İng.] değil/yerine/= DOKU AYRILIM | AYRILMA
- DEHLİZLİ KİLİSELER ile/||/<> DİLİMLİ KUBBE ile/||/<> KUBBELİ BAZİLİKA
( Son Bizans devrinde ortaya çıkmış bir kilise biçimi. Kubbe kasnağı yüksek, kubbeli mekânın üç tarafından başka bir dehliz çevrilir. Ayrıca bu tip kiliselerde binanın cephesine çok önem verilmiştir. Tüm örneklerde çok süslü bir cephe görülür. İLE/||/<> İçi yarım yuvarlak, dışı dilimli olan kubbe. | Tonoz parçalarından oluşan kubbe. İLE/||/<> Bazilika ile merkezi planlı tiptin birleşmesinden oluşan yapı. )
- DEKOLMAN değil/yerine/= AYRILMA
- DEKOMPANZASYON/DECOMPENSATION[İng.] değil/yerine/= DENGELENEMEME | DAĞILMA
- DELİ ile GÖZÜKARA
- DELİCE ile/ve/değil/||/<>/< ÇOCUKÇA
- DELİKANLILAŞMAK ile DELİKANLI/LIK ile DELİKANLICA
- DELTA ile DELTA KASI
- DELTA ile DELTAİK
( DELTA vs. DELTAIC )
( مصب ile آب بخشان ile دلتا ile دلتائي )
( MASB ile AB BAKHSHAN ile DELTA ile دلتائي )
- DEM[Ar. çoğ. DİMÂ'] ile DEM'[Ar.] ile DEM[Ar.]
( Kan. İLE Gözyaşı. Gözyaşı dökme. İLE Soluk/nefes. | İçki. | An, vakit, saat, zaman. )
- DEMİR KİLİSE:
İSTANBUL'DA ile/ve/<> ARJANTİN'DE ile/ve/<> AVUSTURYA'DA
- DEMİR ile HERDA
( ... İLE Hurda demir. )
- DEMLENME ile "TATLANMA"
- DEMOKRASİ ile/ve/değil !SIRA
- DENEME-YANILMA ile/ve/bazen/ne yazık ki DENEME-"YAMULMA"
- DENEME-YANILMA değil/yerine YAŞANMIŞLIKLARDAN DERS ALMAK
- DENEME ile/ve/değil SAĞLAMA
( [not] TO TEST vs./and/but TO CHECK )
- DENEME ile/ve/||/<> YANILMA
- DENEY = TECRÜBE = EXPERIENCE, EXPERIMENT[İng.] = EXPÉRIENCE[Fr.] = ERFAHRUNG[Alm.] = EXPERIENTIA[Lat.] = EMPEIRIA[Yun.] = EXPERIENCIA[İsp.]
- DENEY ve YASA
( EXPERIMENT and LAW )
- DENEYİM ve ANIMSATMA
( Deneyimi aktaramazsınız fakat yol gösterebilir ve anımsatabilirsiniz. )
( EXPERIENCE and REMIND )
- DENEYİM = TECRİP = EXPERIMENT, EXPERIENCE[İng.] = ERFAHRUNG, EXPERIMENT[Alm.] = EXPÉRIMENTATION, EXPÉRIENCE[Fr.] = EXPERIENTIA
- DENGE ve/||/<>/> KONFOR[=> ÇÜRÜME] ve/||/<>/> SORUN ve/||/<>/> KARMAŞA ve/||/<>/> ÇÖZÜMLER/ÇARELER
( En "dengeli" ya da eşit durum, ölümdür. VE/||/<>/> En konforlu durum, çürümedir ve mezarlıktadır. VE/||/<>/> En büyük/ciddi "sorunlar" ile harekete geçilir. VE/||/<>/> En hareketli ortamlarda karmaşa ve kargaşa oluşur. VE/||/<>/> Daha iyi/nitelikli/isabetli çözümler oluş(tur)maya başlarız. )
- DENGEYİ SAĞLAMAK ile DENGELENMİŞ ile EŞGÜÇLÜ ile EŞİT AĞIRLIKTA ile EŞİT AĞIRLIKTA OLMAK ile EŞİT GÜCE SAHİP ile EŞPOTANSİYEL
( EQUIPOISE vs. EQUIPOISED vs. EQUIPOLLENT vs. EQUIPONDERANT vs. EQUIPONDERATE vs. EQUIPOTENT vs. EQUIPOTENTIAL )
( متوازن کردن ile متعادل ساختن ile دنگادنگ ile هم نيرو ile هم معني ile هم قوه ile هم وزن ile همسنگ ile هم وزن کردن ile هم طرفيت ile هماثر ile هم اثر ile هم مقام ile هم ظرفيت )
( MOTVAZAN KARDAN ile MOTAADEL SAKHTAN ile DANGADANG ile NPAM NEYRO ile NPAM MANY ile NPAM GHOOH ile NPAM VAZAN ile NPAMSANG ile NPAM VAZAN KARDAN ile NPAM TARFYT ile هماثر ile NPAM ASAR ile NPAM MOGHAM ile NPAM ZARFYT )
- DENGİ ile/ve GUARDIA
( Sivrisinekten geçer. İLE/VE Sudan geçen bir parazit. [Bağırsaklara yerleşiyor. 3-4 gün ateş yapıyor. İshal ve gaz çıkışı en önemli işaretleri. Bir hapla bu parazitin yok edilmesi gerekiyor.]
[Papua Yeni Gine'de sıkça karşılaşılan hastalıklar] )
- DENİZ BÖRÜLCESİ PİŞİRMEK/KAYNATMAK:
SOĞUK SUDA değil KAYNAR SUDA
( Fokurdayan kaynar suda, ateşi ve haşlama süresini iyi ayarlamak, yumuşamasını sürekli takip etmek gerekir. Saplarından da titizlikle sıyırmayı gerektirir. Üzerine de (sızma) zeytinyağı ve limon sıkarak yemeye hazırdır. [Bitkinin kendi tuzlu olduğundan dolayı da, tuz atmamak gerekir.] )
- DENİZ KAPLUMBAĞALARI ALT SINIFLARINDA:
SİNİ ile D.KAPLUMBAĞASIGİLLER ile ZEYTİN RENKLİ ile ARCHELON ile PROTOSTEGA ile TOXOCHELYIDAE ile THALASSEMYDIDAE ile PROTOSTEGIDAE
( İki yılda bir çiftleşirler.[Altı yuvaya kadar, her yuvaya yüzden fazla yumurta bırakabilir.][Yavrular, yaklaşık altmış günde yumurtalarından çıkar.] İLE ... İLE ... İLE ... İLE ... İLE ... İLE ... )
- DENİZ TARAĞI ile RUTUBETLİ ile YAYGARA ile GÜRÜLTÜCÜ
( CLAM vs. CLAMMY vs. CLAMOR vs. CLAMOROUS )
( گوشت صدف ile بي حرارت ile سرد ومرطوب ile سروصدا ile غريو کشيدن ile مصرانه تقاضا کردن ile بجوش وخروش آمدن ile سروصدا راه انداختن ile خروشان ile پرخروش ile غوغائي ile جيغ ودادکن )
( GUSHT SADF ile BEY HARART ile SARD VEMORTUB ile SOROSEDA ile GHARYVE KESHYDAN ile MASRANEH TAQAZA KARDAN ile BEJOOSH VAKHROSH AMADAN ile SOROSEDA RAH ANDAKHTAN ile KHROSHAN ile PORKHROSH ile غوغائي ile JYGH VADADKON )
- DENİZ ve/||/<> DALGA
( Enerji. VE Etki eden enerji. )
( SEA and/||/<> WAVE )
- DENİZAYGIRI/MORS[Laponca] ile FOK
( ... İLE Tüm memeliler arasında, sütü, en yağlı olandır. [Yavrusunun hızlı büyümesinin zorunluluğundan dolayı][Birkaç hafta içinde sütten kesilirler] )
(
ile
)
( ... ile FUKME )
( WALRUS vs. SEAL[< Sami dilinden] )
( ODOBENUS ROSMARUS cum PHOCA )
( LA MORSA con ... )
- DENİZLİ[< DONGUZLU] ile/ve VAN ile/ve MALATYA ile/ve NİĞDE ile/ve UŞAK ile/ve ISPARTA
- DENKLEMLERDE EŞİKLER:
PİSAGOR ile/ve/||/<>/> LOGARİTMA ile/ve/||/<>/> TÜREV ile/ve/||/<>/> KARMAŞIK SAYI
(
)
( )
- DEPLAZMOLİZ değil/yerine/= SU ALMA/YUTMA
- DEPO ile DEPOLAMA ile DEPOZİT
( Uzun salımlı [ilaç], ambar, yığım. İLE Yığma. İLE Birikinti, çökelti, kalıntı. )
- DEPOLARİZASYON/DEPOLARIZATION[İng.] değil/yerine/= KUTUPSUZLAŞMA
- DEPOLARİZASYON değil/yerine/= KUTUPSUZLAŞMA
- DEPRESYON ile MUTSUZ OLMA
( )
- DERÂ[Fars.] ile -DERÂ/DERÂY[Fars.]
( Çan, çıngırak. İLE "Durmadan söylenen" anlamına sıfat yapar.[HERZE-DERÂY/YÂVE-DERÂY: Saçma sapan şeyler söyleyen.] )
- DERDE DEVÂ ile/ve/değil DERDE TESELLİ
- DERDE:
DEVÂ ile/ve/değil/yerine/<> TESELLİ
( Gövdede. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/<> Zihinde. )
- DERDİN DERMANI(NA) ile KALBİN FERMANI(NIN YETME[ME]Sİ)
- DERİ KAYDIRMA/GREFT ile/ve/||/<> DOKU KAYDIRMA/FLEP
( Kan dolaşımsız, damarsız. İLE/VE/||/<> Kan dolaşımlı, damarlı. )
- DERİ ile DERİ ÇANTA ile DERİ ile DERİ ÇANTA ile DERİ ŞİŞE ile DERİ MASA
( LEATHER vs. LEATHER BAG vs. LEATHERN vs. LEATHERN BAG vs. LEATHERN BOTTLE vs. LEATHERN TABLE )
( قيش چرمي ile چرمي کردن ile چرم ile بند چرمي ile کيسه چرمي ile چرمينه ile بشکل چرم ile انبانه ile مشک ile نطع )
( GHYSH CHARAMY ile CHARAMY KARDAN ile CHARAM ile BAND CHARAMY ile KYSEH CHARAMY ile CHARAMYNAH ile BESHEKL CHARAM ile انبانه ile MOSHK ile نطع )
- DERİNLEŞME ile/ve/||/<> KALICILAŞMA
- DERİNLEŞTİRME ile/ve/||/<> DUYARLILAŞTIRMA
- DERİNLETMEK ile DERİNLEŞMEK ile DERİNLEŞTİRMEK ile DERİNLEŞEBİLMEK ile DERİNLEŞTİRİLMEK ile DERİNLEŞTİRİLEBİLMEK ile DERİN/LİK ile DERİNCE ile DERİN UYKU ile DERİNLİKLİ ile DERİN DERİN ile DERİNLİKSİZ ile DERİN DEVLET ile DERİN SOĞUTMA ile DERİN SOĞUTUCU ile DERİN DONDURUCU ile DERİNLİK ÖLÇÜMÜ ile DERİNLİK KAYAÇLARI
- DERLEYİP TOPARLAMA ile/ve/<> ANIMSATMA
- DERMAN ile ŞİFÂ
- DERMANSIZLAŞMAK ile DERMAN ile DERMANSIZ/LIK ile DERMANSIZCA
- DERM-/DERMA-/DERMAT-/DERMATO-/-DERM/-DERMA/-DERMATOUS/-DERMİA/-DERMİS/DERMO- ile/||/<> CUTİ- ile/||/<> -PHYMA
( Deri, deri ile ilgili, deriye uygulanan, derinin durumu ve tipi, deri tabakası, doku tabakası. İLE/||/<> Deri. İLE/||/<> Derinin bir bölümünün şişmesi, tümör. )
- DERS ile/ve MÜTÂLAA
( Camide. İLE/VE Medresede. )
- DERS ile/ve MÜTÂLAA
- DERT ile/ve ADANMA
- DERT[Fars. < DERD] ile TASA
( Dert icat etmek zorunda değiliz! )
( Üzüntü. | Hastalık. | Ağrı. | Sorun, kaygı. | Ur. İLE Üzüntülü düşünce durumu, kaygı, endişe, gam. | Tatmin edici olmayan ya da tedirgin eden durumların ortaya çıkmasını önleyebilmede, güvensizlik içinde bulunulduğunda duyulan tedirgin edici düşünce ve duygu. )
( ... ile TÂSE )
( We need not invent trouble. )
- DERVÂ/DERVÂH[Fars.] ile DERVÂ[Fars.]
( Şaşkın, hayran. | Başaşağı asılmış, ters. | Gerekli/lâzım, zorunlu/zarûrî. İLE Hastalıktan yeni kurtulup yeterince kendine gelemeyen. | Sağlam, muhkem. | Doğru, gerçek. | Ayıp, utanma. | Cesâret, şecâat. | Sertlik, kabalık. )
- DERVİŞ:
DÜNYA ve/||/<> İKİYÜZLÜLÜK ve/||/<> VARLIK ve/||/<> YALAN ve/||/<> KÖSNÜ/ŞEHVET
( DERVİŞ: DAL ve/||/<> RA ve/||/<> VAV ve/||/<> YE ve/||/<> ŞIN )
- DESCRIPTION :/yerine AÇIKLAMA
- DESELERASYON/DECELERATION[İng.] değil/yerine/= YAVAŞLAMA
- DESELERASYON değil/yerine/= YAVAŞLAMA
- DESENLEMEK ile DESEN ile DESENCİ/LİK ile DESENLİ ile DESENSİZ ile DESENLİ KAPLAMA
- DESENSİTİZASYON/DESENSITIZATION[İng.] değil/yerine/= DUYARSIZLAŞTIRMA
- DESENSİTİZASYON değil/yerine/= DUYARSIZLAŞMA, DUYARSIZLAŞTIRMA
- DESK :/yerine MASA
- DESPOTLAŞMAK ile DESPOTLAŞABİLMEK ile DESPOT/LUK ile DESPOTÇA ile DESPOTİZM
- DESTAN[Fars.] ile KISSA[Ar.]
- DESTEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< DAYANAKÇA
- DESTEK ile/ve/<> DAYANIŞMA
( SUPPORT vs./and/<> SOLIDARITY )
- DESTEKLEME ile/ve/||/<> KOLLAMA
- DETAŞMAN/DETACHMENT[İng.] değil/yerine/= AYRILMA
- DETAYLANDIRMAK ile AYRINTILI ÇALIŞMA
( ELABORATE vs. ELABORATE WORK )
( با دقت شرح دادن ile بهزحمت ساختن ile نازک کاري ile ريزهکاري )
( BA DAGHT SHARH DADAN ile BACPEHZAHMAT SAKHTAN ile NAZAK KARY ile ريزهکاري )
- DETAYLANDIRMAK ile DETAY ile DETAYLI/LIK ile DETAYSIZ/LIK ile DETAYSIZCA
- DETOKSİFİKASYON/DETOXIFICATION[İng.] değil/yerine/= ARINDIRMA
- DEV KAPLUMBAĞA ile ALDABRA KAPLUMBAĞASI
( 20 türü bulunur. [Yok olma tehlikesi altındalardır.] [1750'lerde ise 250 tür bulunuyordu.] İLE Toplam dev kaplumbağa nüfusunun %90'ıdır. [Günümüzde 152.000 civarındalardır.] )
( ... İLE Her 10 yumurtadan sadece biri erişkinliğe ulaşır. )
( ... İLE Eşeysel olgunluğa ulaşmaları 30 yıldır. )
( ... İLE 250 kg. ağırlıkları vardır. )
( ... İLE "Adwaitya" adlı Aldabra kaplumbağası, 2006 yılına kadar 255 yıl yaşamıştır. )
( COLOSSOSCHELYS ATLAS cum GEOCHELONE GIGANTES )
- DEVA -ile
( Doğaüstü güçleri olan varlık. Tanrıların egemen olduğu alan. Bir göksel varlık. Deity. )
- DEVÂ ile DERMAN
- DEVAKANYA -ile
( İkinci dereceli bir dişi tanrıça. )
- DEVAM ETMELİ!
YAŞAMAYA ve/||/<>/> SEVMEYE ve/||/<>/> GÜLMEYE :)
- DEVAM ile DEVAMLI/LIK ile DEVAMSIZ/LIK ile DEVAMLI OTLATMA
- DEVASA ile DEVASA
( GARGANTUA vs. GARGANTUAN )
( غول پيکر ile عظيم الجثه )
( GHUL PEYKAR ile AZYM OLJOSEH )
- DEVASA ile DEVLER
( GIANT vs. GIANTS )
( قوي هيکل ile نرهغول ile غول ile غول آسا ile غيلان )
( GHOY YEHYKEL ile نرهغول ile GHUL ile GHUL ASA ile غيلان )
- DEVETÜYÜ ile MANDA
( BUFF vs. BUFFALO )
( چرم گاوميش ile گاو وحشي ile زرد نخودي ile گاوميش ile بوفالو )
( CHARAM GAVAMYSH ile GAV VAHSHY ile ZARD NAKHODY ile GAVAMYSH ile BOFALO )
- DEVİYASYON değil/yerine/= SAPMA
- DEVLETLEŞTİRMEK ile DEVLETLEŞTİRİLMEK ile DEVLET ile DEVLETLİ ile DEVLETÇİ/LİK ile DEVLET BABA ile DEVLET DİLİ ile DEVLET KUŞU ile DEVLET ADAMI ile DEVLET SIRRI ile DEVLET BAKANI ile DEVLET KAPISI ile DEVLET NİŞANI ile DEVLET BANKASI ile DEVLET BAŞKANI ile DEVLET DÜŞKÜNÜ ile DEVLET TAHVİLİ ile DEVLETLER ARASI ile DEVLET SANATÇISI
- DEVRİLMEK ile DEV ile DEVA ile DEVE/LİK ile DEVECİ/LİK ile DEVELİ ile DEVASIZ/LIK ile DEV ANASI ile DEV DALGA ile DEVE DİŞİ ile DEVE KİNİ ile DEVE KOLU ile DEVE KUŞU/LUK ile DEVE TÜYÜ ile DEVE YÜKÜ ile DEV AYNASI ile DEVE DÖŞLÜ ile DEVE DİKENİ ile DEVE HAMURU ile DEVE TIMARI ile DEVE YÜREKLİ/LİK ile DEVECİ ARMUDU ile DEV KÖPEK BALIĞIGİLLER
- DEVŞİRME ile/||/<>/> CİVELEK ile/||/<>/> ÇERİ ile/||/<>/> YENİÇERİ/SOLAK ile/||/<>/> CERRAH ile/||/<>/> BAŞESKİ ile/||/<>/> EŞKİNCİ ile/||/<>/> KETHÜDA ile/||/<>/> ODABAŞI ile/||/<>/> TURNACIBAŞI ile/||/<>/> ULÛFECİ ile/||/<>/> ASÂKİR-İ MANSURE
( Asker yetiştirilmek üzere Yeniçeri ocağına alınacak çocukları seçip toplama işi. İLE/||/<>/> Yeniçeri ocağına yeni girmiş delikanlı. İLE/||/<>/> Asker. İLE/||/<>/> Piyade askeri. İLE/||/<> Yeniçeri ordusunda görevli hekim. İLE/||/<> Yeniçeri bölüklerinin en kıdemsiz subayı ve erlerinin en kıdemlisi. İLE/||/<>/> Osmanlı sultanı ya da serdar ile savaşa giden ve ordunun vurucu gücünü oluşturan yeniçeri askerleri. İLE/||/<>/> Yeniçeri Ocağı'nda, Yeniçeri Ağası'ndan sonra gelen en yüksek subay. İLE/||/<>/> Yeniçeri kuruluşunda görevi alaylarda selâm törenlerini düzenlemek ve yönetmek olan subay. İLE/||/<> Yeniçeri Ocağı'nda bir bölüğünün komutanı. Son dönemde mübaşirlik yapanlara verilmiştir. İLE/||/<> Yeniçerilikte bir sınıf süvari askeri. İLE/||/<> İkinci Mahmut döneminde, yeniçeri ocağı kaldırıldıktan sonra kurulan yeni ordunun adı. )
( FERİK: Tümgeneral ya da korgeneral.
HASSA ORDUSU: Hükümdarı ve sarayı korumakla görevli askeri sınıf.
KAPIKULU: Ücretli Osmanlı askeri.
KARAKULAK: Emir çavuşu ya da haberci.
LAĞIMCILAR: Kapıkulu Ordusu'nda düşman kalesini yıkmak için tünel kazan askeri birlik.
LEVEND: Deniz askeri.
LİKATOR: Bulgarlar'dan oluşan Voynuk Teşkilatındaki küçük rütbeli subaylar.
LİVA: İki alaydan oluşan askeri birlik. | İlden küçük, ilçeden büyük olan yönetim bölgesi.
MALKOÇ: Akıncılar ocağının komutanı.
PENCİK: Asker yetiştirilmek için, savaş tutsaklarından beşte bir oranında ayrılan acemioğlan adayları.
PEYK: Postacılık, taşımacılık ve korumacılık yapan, törenlerde yer alan asker sınıfı.
REDİF: Son dönem Osmanlı ordusunda askerlik görevini bitirdikten sonra yedeğe ayrılan er.
REİS-ÜL KÜTTAB: XVII. Yüzyıla kadar Osmanlılarda Sultan divanı katiplerinin başı.
RİKABİYE: Sadrazam, vezir gibi devlet adamları tarafından devlet adamlarına verilen ad.
RİYALA: Tümgenerale eşit bir rütbe.
SAKA: Eyalet askerlerine bağlı bir sınıf.
SALMA: Osmanlı Devleti'nde kol gezen kolluk eri.
SARICA: Eyalet valilerinin buyruğundaki başıbozuk asker.
SEKBAN: Eyalet paşaları ve sancak beylerine bağlı olarak görev yapan bir sınıf asker. | Sınır boylarında görev yapan asker sınıfı.
SERASKER: Kara ordusu komutan. | Sadrazamlık görevi ile yükümlü olmayan ve Osmanlı ordusunun komutanlığını yapan vezirin ünvanı.
SİPAHİ: Osmanlılarda tımar sahibi atlı grup.
ÜMERA: Bey, amir, üst düzey subay.
VELEDEŞ: Kapıkulu süvarilerinin oğullarına verilen ad.
VÜZERA: Vezirler.
YASAVUL: İlhanlılarda ordu müfettişine verilen ad. )
- DEZENFEKSİYON/DISINFECTION[İng.] değil/yerine/= BULAŞ SAVMA
- DEZENFORMASYON değil/yerine/= BİLGİ ÇARPITMA
- DEZENTEGRASYON/DISİNTEGRATION[İng.] değil/yerine/= PARÇALANMA | BENLİK DAĞILMA
- DHARMA[Sansk.] = DHAMMMA[Palice] = FA[Çince]
( 1) Evrensel Kanun.(Hakikat, öğreti, doğruluk, bir şeyin doğası.)
2) Yöntem ve yol.
3) Herhangi bir şey, fikir, nesne, kavram.
4) Buda'nın öğretisi.
5) Evreni yöneten ilke.
6) Zen yaşantısının özü.
7) Sözcüklerle iletilmesi olanaksız olan iç öğreti.
8) Sezgisel, doğrudan doğruya kavranan ve kişisel olarak deneyimlenen aydınlanmanın özü. | Adâlet, dürüstlük. )
- DHARMA-KAYA -ile
( Dharma Elbisesi/Gövdesi. Buda'nın yasa gövdesi. Budaların ve Aydınlanmış kişilerin birliğini ya da bölünemezliğini gösteren Nihai Gerçeklik ve Mutlak. Ebedi Buda. Tam olan özgün insan. Tek elin sesi. Theravada Budistleri, Sidhartha Gautama üzerinde, Mahayana Budistleri Budalık üzerinde yoğunlaşırlar. Her varlığın özü. Göksel Buda. )
- DHYANA[Sansk.] = CH'AN[Çince] = ZEN[Jap.]
- DİA ile DİA-
( Saydam [fotoğraf]. İLE İçinden, arasından. )
- DİASPORA[Fr.] değil/yerine/= KOPUNTU | AZINLIK
( Herhangi bir ulusun ya da inanç mensuplarının ana yurtları dışında azınlık olarak yaşadıkları yer. | Herhangi bir ulusun yurdundan ayrılmış kolu, kopuntu. | Yahudilerin ana yurtlarından ayrılarak yabancı ülkelerde yerleşen kolları. | Kopmuş parça. )
- DİBA ile DİBACE
- DİBİNDE ile YANINDA
- DİDİŞME ile/değil/yerine/>< TARTIŞMA
- DİDON ile DİDONA ile DİDON SAKAL ile DİDON SAKALLI ile DİDONA SAKALLI
- DİFERANSİYASYON/DIFFERENTIATION[İng.] değil/yerine/= FARKLILAŞMA
- DİFÜZYON ile/||/<> AKTİF TAŞIMA
( Difüzyon pasif gradyan İLE aktif taşıma ATP karşı gradyan. )
( Formül: Fick yasası İLE pompa )
- DIGAMBARA ile/ve/||/<> SVETAMBARA
( Dünyadan tamamen el etek çekerek gerçek bir münzevî olmak için tamamen çıplak olunması gerektiği üzerinde dururlar. Bu görüştekiler, Mahavira'nın tamamen çıplak olduğuna ve basit bir giysi de içinde olmak üzere kişinin sahip olduğu her tür malın, gurur, kibir ve utanç kaynağı olduğuna inanmaktadır. Giysi giymek, süs eşyası bulundurmak, kişinin kurtuluşa ulaşamadığının göstergesidir. İLE/VE/||/<> Beyaz giysiler giyinmeyi, manastır yaşamının kurallarının çiğnenmesi olarak görmezler. Kadınların da züht ve riyazat yaşantısına girebileceğini, Angalar ve onların yorumu niteliğindeki öteki yazılı metinlerin kutsal metinler olduğunu kabul ederler. )
( Hava giyinenler.[Çıplak, gökyüzünün yönleri ile giyinmiş.] İLE/VE/||/<> Beyaz Giyinenler. )
- DİĞER değil/yerine/= ÖTEKİ/ÖTE/ÖBÜR/BAŞKA
- DIGITAL SIGNATURE[İng.] değil/yerine/= DİJITAL İMZA
- PARA:
DİJİTAL ile/ve/||/<> KRİPTO ile/ve/||/<> SANAL
- DİJİTAL değil/yerine/= SAYISAL | PARMAKLA
- DİJITALİZASYON/DIGITALIZATION[İng.] değil/yerine/= SAYISALLAŞTIRMA
- DİKA -ile
( Afrika'ya özgü bir ağaç. )
- DİKEN ile OMÇA
( ... İLE Kalın ve enli diken. | Bağ kütüğü. | Kalça kemiğinin bir bölümü. )
- DİKİLİ KAYA :
( Rumelikavağı vapur iskelesinin 300 metre açığında bulunan fenere Dikilikaya denildiği gibi, Dikili Feneri de denilmektedir. Bu fener önceleri Sarıyer Mesarburnu mevkiinde iken 19. yy. da şimdiki yerine nakledildi. )
- DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN:
HAVADA ile/ve/||/<> KİŞİDE
( Sislisine. İLE/VE/||/<> Sinsisine. )
- DİKKATİNİ DAĞITMAK ile DİKKATİ DAĞILMIŞ ile DİKKAT DAĞITMA ile ALIKOYMAK ile HACİZ
( DISTRACT vs. DISTRACTED vs. DISTRACTION vs. DISTRAIN vs. DISTRAINT )
( پريشانکردن ile واله ile حواس پرت ile پريشاني ile گروه بندي ile ضبط اموال ile گروو کشيدن ile گروکشي ile توقيف اموال )
( پريشانکردن ile VALEH ile HAVAS PORT ile پريشاني ile GARVEH BANDY ile ضبط اموال ile GARVO KESHYDAN ile GEROKESHY ile توقيف اموال )
- DİKKATSİZLİK ile KASITSIZ ile YANLIŞLIKLA
( INADVERTENCE vs. INADVERTENT vs. INADVERTENTLY )
( غير عمدي ile عدمتعمد ile ندانستگي ile ندانسته )
( غير عمدي ile عدمتعمد ile NADANSTGY ile NADANSTEH )
- DİKOSTERİA -ile
( Eski Yunan'da halk mahkemesi. )
(1996'dan beri)