A ile başlayan FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 11.315 başlık/FaRk ile birlikte,
11.315 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(44/47)
- SPİNA BİFİDA ile/||/<> ANENSEFALİ
( Omurga ve omuriliğin doğumsal bir defekti. İLE/||/<> Beynin ve kafatasının doğumsal bir defekti. )
- SPLITTING[İng.] değil/yerine/= AYIRMA/AYRIŞTIRMA
- SSRI İLE MAOI İLE TCA İLE SNRI ile/||/<> ANTİDEPRESAN SINIFLARI
( Depresyon tedavi ilaçları. )
( Formül: 5-HT reuptake block )
- ST. ANSELM ile/ve/||/<>/> ABELARD
( 1033 - 1109 ile/ve/||/<>/> 1079 - 1142 )
- STADION ile ATİNA STADIONU
( 185 metre. İLE 77,6 metre. [600 ayak.] )
- STAND :/yerine AYAKTA DURMAK
- STANDART MODEL ve/||/<> ATOM ALTI PARÇACIKLAR
(
)
( İlgili yazı ve ayrıntıları için burayı tıklayınız... )
- STANDING :/yerine AYAKTA, İTİBARLI
- STATİK ile/>< ANTİSTATİK[Fr.]
( ... İLE/>< Statik elektrik yüklerinin birikimini azaltmak ya da engellemek için kullanılan nesneler. )
- STEP :/yerine ADIM
- SİTEP/STEP[İng.] değil/yerine/= ADIM
- STM ile/||/<> AFM
( STM tünelleme akımı iletken İLE AFM kuvvet tüm yüzeyler. )
( Formül: I_tünel İLE F_vdW )
- STREAM :/yerine AKARSU, AKIŞ
- STUNNING[İng.] değil/yerine/= AFALLAMA
- STUPID :/yerine APTAL
- SU BUFALOSU ile/ve AFRİKA BUFALOSU
( BUBALUS cum/et SYNCEROS )
- SU EKSİKLİĞİ:
KANDA ile/ve/<> OMURLARDA ile/ve/<> KEMİKLERDE ile/ve/<>
AKCİĞERDE ile/ve/<> PANKREASTA ile/ve/<>
MİDEDE ile/ve/<> BAĞIRSAKLARDA ile/ve/<> GÖZEDE
( Yüksek tansiyona neden olur. İLE/VE/<> Bel/boyun fıtığına neden olur. İLE/VE/<> Gut/artrit gibi romatizmal hastalıklara neden olur. İLE/VE/<> Astıma neden olur. İLE/VE/<> Şeker hastalığına neden olur. İLE/VE/<> Ülsere neden olur. İLE/VE/<> Kabızlığa ve kolon kanserine yakalanma olasılığına neden olur. İLE/VE/<> Su eksikliği nedeniyle, beynimiz, hücreye oksijen göndermeyi keserse, oksijen kesilmesi sonucunda da hücre, kanserleşme sürecine girer! )
- SU:
ŞEFFAF değil AÇIK MAVİ
- SU ile AĞIR SU
( ... İLE Bazı nükleer reaktör tiplerinde nötron yavaşlatıcısı olarak kullanılan, içinde hidrojen atomları yerine döteryum izotopları bulunması sonucu oluşan su. )
- SU ve/||/<> KARBONDİOKSİT ve/||/<> AZOT
( Oksijenin, hidrokarbonlarla yaptığı tepkime sonucunda, karbondioksit ve su oluşur. VE/||/<> Sudan sonra, yeryüzünün üst katmanlarında en çok bulunan uçucu bileşenlerden öteki ise karbondioksittir. [Bu gaz, Mars'ın ve Venüs'ün atmosferlerindeki baskın gazdır.][Jeolojik süreçler, dünyanın, atmosferindeki karbondioksitin neredeyse tümünün atmosferden çıkarak katı durumdaki yeryüzüne, kabuktaki karbona minerallerinin bileşeni olarak girmesine neden olmuştur.][Kabuktaki karbondioksit kütlesi, okyanustaki su kütlesinin, yaklaşık üçte biri kadar büyüklüğe sahiptir.][Göktaşlarında, karbonat minearallerine son derece ender rastlanmakta olup bunların, güneş nebulasında oluştukları düşünülmemektedir.][Yerin, karbondioksiti, karbon mineralleri durumunda biriktirmediği açıkça anlaşılmaktadır. Karbon, belirli bir olasılıkla hidrokarbon olarak hidrojenle birlikte birikmiştir.] VE/||/<> Dünya atmosferinin baskın bileşenidir. Kabuktaki karbonat göz önünde bulundurulduğunda, karbondioksitten yaklaşık yüz kat daha az oranda bulunur. Dünyadaki azotun hemen hemen hepsi atmosferde bulunur. Azotun, güneş nebulasında katı bileşikler oluşturduğu düşünülmemekte, ayrıca, göktaşlarında da azota hemen hemen hiç rastlanmamaktadır. Azotun, yerin üst katmanlarını oluşturan katı nesnenin küçük bir kirleticisi olarak biriktiği anlaşılmaktadır. Dünyada, azotun varoluşunun güneş nebulasında meydana gelen kimyasal süreçteki ve yoğunlaşma sürecindeki kusurlardan kaynaklanmış olması olasıdır. Bir azot ve hidrojen bileşiği olan amonyak, bir amonyak molekülünün ve bir potasyum atomunun neredeyse aynı büyüklükte olması nedeniyle zaman zaman silikat minerallerinin kristal dokularındaki potasyumun yerine geçer. )
- SU = WATER[İng.] = EAU[Fr.] = WASSER[Alm.] = ACQUA[İt.] = AGUA[İsp.]
( DOĞA KOŞULLARINDA/KAMPTA SU - TEMEL HAYATTA KALMA TEKNİKLERİ
Su Arıtma
Su, tablet, pompalama gibi birçok farklı biçimde arıtılabilir. Bir hayatta kalma çantasında su arıtma amacıyla 50 adet tablet bulundurulmalıdır. Tablet hem hafif hem de kullanımı hızlı ve etkin bir malzemedir. Keskin bir klor tadı bırakmasına karşın, bir tablet bir litre kadar suyu arıtabilir. Tabletler suyu temizleyemez, içindeki pisliği yok edemez ama içimi güvenli hale getirir.
Su Saklama
Yağsız, dayanıklı bir prezervatif, bir çorap ya da gömlek kolunun içine sarılarak mükemmel bir su taşıma aracı olabilir. Prezervatifi doldururken, suya daldırmak yerine içinde su boşaltma yöntemi tercih edilmelidir. Su dolarken sallanarak esnemesi ve açılması sağlanabilir. Bu biçimde doldurulan bir prezervatif, 1.5 lt. kadar su alabilir.
Yaşam mücadelesinde havadan sonra en önemli faktör sudur. Yaklaşık %90 oranında sudan oluşan insan gövdesi, sıcak iklimlerde 3, soğuk iklimlerde ise 12 günden fazla susuzluğa dayanamaz.
Ilıman iklim şartlarında, normal faaliyetlerini sürdüren bir insanın günde 2.5 litre sıvı alması gerekir. Bu gereksinim, nem oranı, ısı ve fiziksel faaliyet düzeyine göre değişiklik gösterir. Gövde etkinliğinin korunabilmesi ve hayatta kalma şansının devam ettirilebilnmesi için, günlük asgari su miktarının sağlanması şarttır. Ayrıca suyun sadece miktarının değil, niteliğinin de önemli olduğu unutulmamalıdır. Kirli ya da saf olmayan sular yarardan çok zarar getirecek, hem sıvı kaybını hem de ciddi hastalıklara yakalanma riskini artıracaktır.
Su Kaybı
Gövdemiz idrar ve dışkılama, terleme ve soluk alma gibi normal işlevleri nedeniyle sürekli su kaybeder. Terlemeyle kaybedilen su miktarı, sıcak iklim koşullarında ve fiziksel faaliyetler sırasında önemli ölçüde artar. Kaybedilen suyun mutlaka geri alınması gerekir. Ancak elinizdeki su miktarı asgari düzeydeyse, öncelik su kaybının azaltılması olmalıdır.
Su Kaybının Önlenmesi
- Dehidrasyon(gövdenin aşırı su kaybı) çabuk öldürür ama kirli su içmek daha hızlı öldürür ve daha çok acı çektirir.
- Olası tüm su kaynaklarını araştırın.
- Su stoğunuzu iyi hesaplayın ve disiplinli kullanın.
- Gövdenizin açıkta kalan yerlerini örtmek su kaybını azaltır.
- Terlemeyi azaltmak için gövdenizi serinletin. Kendinizi yelpazeleyin, denizdeyseniz, giysilerinizi suyla ıslatın.
- Sıcak günlerde hareketlerinizi asgariye indirin, geceleri çalışın ya da yol alın ve gereksiz çabalardan kaçının.
- Ağzınızı kapatıp burnunuzdan soluk alın.
- Olabildiğince yemek yememeye çalışın.
- Su içmek için günün en serin saatlerini bekleyin. Küçük yudumlar alın.
- Alkol tüketimi ve sigara içmek dehidrasyonu artırır.
İçme Suyu Kaynakları
Tüm önlemleri alsanız bile, iyi bir su kaynağı bulamadığınız sürece hayatta kalma sürenizi ancak birkaç gün uzatabilirsiniz. Herhangi bir kaynaktan su bulmanız ya da çıkarmanız ve bu suyu titizlikle filtreleyip arıtmanız, hayatta kalmanızın tek şartıdır. Sudan kaynaklanan hastalıklar ve suda yaşayan parazitler sağlık açısından büyük bir risk taşısa da, bu riskin, susuzluktan ölme tehlikesiyle dengelenmesi gerekmektedir.
Dünyadaki içme suyunun büyük bölümünü yağmur, kaynaklar ve ırmaklar sağlar ama buna ulaşmak daima kolay olmayabilir.
Hayvan ve böcekler çevredeki su kaynaklarına ilişkin ipuçları verebilir. Sabahın ilk saatlerinde ya da gün batımında otlayan havranları izleyin; bu saatler suya gidecekleri zamanlardır. Yüzeyde suya rastlamıyorsanız, vadilerin çanaklarında bitki örtüsü olan yerlerde toprağı kazın. Su, bazen de dağ tepelerinde, yağmurun ve buğulardan kaynaklanan suların toplandığı doğal sarnıçlarda bulunabilir. Ne yüzeyde, ne de yeraltında kaynak bulamazsanız, suyu başka yollardan elde etmeye çalışabilirsiniz.
Hayvanları izleyerek suya ulaşabilirsiniz ama hayvanların içtiği durgun su kaynaklarından siz de su içmeyin! İdrar ya da dışkının karıştığı bu sular, çeşitli zararlı parazitlere yuva olabilir. Leptospirosis, bilharzia ve dizanteri pis sulardan bulaşan hastalıklardan sadece birkaçıdır.
- Durgun su kaynaklarının yakınlarında hayvan kemikleri varsa, su zehirli olabilir.
- Küçük göllerden aldığınız suyu mutlaka sterilize edin ve mümkünse damıtın.
- Su kaynaklarına dikkatle yaklaşın; birçok hayvan aynı kaynaktan su içmeye gelebilir ve bunlardan bazıları avlanmaya daima istekli ve iri dişli türlerden olabilir!
Bitkisel Kaynaklar
Birçok bitkiden su elde edilebilir. Örneğin, canlı asmalar su içerir ve kaktüsten su çıkarılabilir.
Bitkilerin üstünü şeffaf politen bir torbayla sarıp nem biriktirme, su elde etmenin en kolay yollarından biridir. Bu yöntemle suyu gerçek anlamda yerden pompalamış olursunuz. Her türlü bitki, suya topraktan alıp yapraklarına dağıtır ve yapraklardaki su, solunum sürecinin bir parçası olarak tekrar açığa çıkar. Diri bir bitkinin en sağlıklı yapraklarına torbanızı geçirip ağzını alttan bitkinin gövdesine bağlayın. Bitkinin yanıbaşında yoğunlaşacak nem için bir toplama noktası oluşturmak üzere plastiği çukura bastırıp yerleştirin.
Bitkilerin sap ve yapraklarında bulunan nem de aynı biçimde çıkartılabilir. Baharda huş ağacı gibi bazı ağaçların gövdelerinde delikler açarak içilebilir bir özsuyu toplayabilirsiniz. Ağacın gövdesinde, yerden 1 m. yukarıda, yaklaşık 5 cm. derinliğinde ve hafifçe yukarı eğimli bir delik açın. Deliğe bir kazık saplayın ve kabınızı aşağısına yerleştirin. Yirmidört saatte 2 lt. özsuyu toplayabilirsiniz. İçiminin daha lezzetli olabilmesi için, buharlaştırmamaya dikkat ederek bu özsuyunu kaynatın. Bir hayatta kalma mücadelesinde başka ağaçları da deneyebilirsiniz; ama sütlü veya renkli özsuların zehirli olabileceğini unutmayın.
Çiy
Başta çimenler olmak üzere pek bitkinin üzerinde, sabahın erken saatlerinde bol miktarda çiy bulunur. Çiy, özellikle yaralı ve hareket kabiliyeti kısıtlı kazazedeler açısından yararlıdır. Bir bez ıslak bitkilerin üzerinde hafifçe gezdirilip çiy tanecikleri emdirilir ve daha sonra bez sıkılarak su çıkarılır. Bu yöntemle 1 saatten kısa bir sürede en az 1 lt. su toplanabilir ve bu su sterilize edilmeden içilebilecek kadar saftır.
Filtreleme
Filtreleme, sudaki çamur zerrelerini, yaprakları ve küçük canlıları ayıklar. Bunu, temiz bir çorap, gömlek kolu, pet şişe ya da bir bambu parçasıyla yapabilirsiniz. Filtre olarak kullanacağınız malzemeyi bir kat taze çimen ya da yosunla doldurun; sonra ya güneşte kurutulmuş kum, ya da eski bir ateşten kalan odun kömürü ekleyin. Bu filtreye dökeceğiniz kirli su, alttan nispeten temizlenmiş olarak akacaktır. Özellikle odun kömürü ya da turba kullanıyorsanız, suyun renklenmesine aldırmayın; bunun bir zararı olmaz.
Filtreleme Oyuğu
Ağaçların su içinde büyüdüğü bataklık türü yerlerde bir filtreleme oyuğu yapabilirsiniz. Yüzeyi örten bitkileri temizledikten sonra, su çizgisinin hemen üzerinde, yaklaşık 30 cm. çapında ve 30 cm. derinliğinde bir oyuk kazın. Oyuğun içine sızan su koyu renkte olabilir; ama bunun herhangi bir yan etkisi yoktur. Yine de sızan su daha sonra bakteri ve virüslerden temizlenmek üzere kaynatılmalıdır. Eğer kazma işinde kullanılabilecek gereçleriniz yoksa, büyük bir taş parçası ya da kütüğü yerinden kaldırın; böylece açılan çukur suyla dolacaktır.
Sterilizasyon ve Damıtma
Suyu filtreledikten sonra sterilize etmelisiniz. Su, en az 10 dk. kaynatılarak sterilize edilir. Isının eşit dağıldığından emin olun ve suyu olabildiğince yüksek ısıda, fokurdatarak kaynatın.
Kirli su, idrar ve deniz suyu, damıtılarak içme suyu haline getirilebilir. Bu yöntemde, kirli su kaynatılarak buhara dönüştürülür. Ortaya çıkan buhar daha sonra yoğunlaştırılarak iyi içme suyuna dönüştürülür. Damıtma işlemi ateşle ya da ateş olmaksızın gerçekleştirilebilir ama mutlaka bir ısı kaynağı gereklidir.
Başka bir basit yöntem, klor temelli tabletleri, potasyum permanganat ya da iyot kullanarak kimyasal sterilizasyondur. Sterilizasyon işlemi sırasında kullanma talimatlarına uymaya dikkat ediniz.
Kimyasal sterilizasyon suda kötü bir tat ve koku bırakır. Ayrıca gerek iyot, gerekse potasyum, suyu pembeye boyayacaktır. İçmeden 1 saat önce suya küçük odun kömürü kırıntıları atmak bu durumun önüne geçebilir.
Suyun Taşınması
Suyun bol olduğu bölgelerde bile yanınızda bir miktar su bulundurmalısınız. Hayatta kalma mücadelesinde yalnızken, düşebilir, yaralanabilir ve yürüyemeyecek duruma gelebilirsiniz. Su taşımada herhangi bir kap kullanılsa da, ideali vidalı kapaklı termos türü gereçlerdir. Her tür şişe, su geçirmez giysiler, prezervatif, hayvan bağırsağı ve bambu çubuklar da su taşımada kullanılabilir.
Tuz
Sudan sonra gereksinim duyulan en önemli madde, gövdedeki sıvı dengesini düzenleyen tuzdur. Yeterli miktarda tuz alınmaması, kas kramplarına, sıcaktan kaynaklanan bitkinliğe ve sıcak çarpmasına yol açabilir. İnsan gövdesi, terle kaybedilen miktarın geri alınabilmesi için günde ortalama 10 gr. tuza gereksinim duyar. Gövdedeki tuz oranı normal düzeyin altına indiğinde ilk belirtiler, ani bitkinlik, kas krampları, sersemleme, mide bulantısı ve tüm gövdede hissedilecek bir ısınma ve kuruma olarak ortaya çıkar.
Bu tür belirtiler görüldüğü takdirde durup dinlenin ve en kolay ve hızlı tedavi yöntemi olarak bir bardak suya bir tutam tuz atıp için.
Kurak iklim ya da tropikal şartlarda, gövdede tuz eksikliği sık görülen bir durumdur. Bu nedenle, böyle şartlarda içeceklere bir miktar tuz katılmalıdır. Bu tür yerlere seyahat ederken ek önlem olarak hayatta kalma çantasına tuz tabletleri eklenmesi akıllıca olacaktır.
)
( ÇOK BASİT, HEM DE ÇOK MÜKEMMEL - 107 KİMYA ÖYKÜSÜ
Savaştan önce "Volga, Volga" isimli sevimli bir komedi oynardı. Filmde neşeli bir saka bir yandan uyuşuk atını kırbaçlar, bir yandan da şarkı söylerdi.
"Suyu her yerde kullanırız. Onsuz biz ne buradayız ne de oradayız..."
Şarkı çok büyük bir başarı kazandı, sözleri hâlâ bugün bile söylenen bir özdeyiş haline geldi.
Bu basit şarkının içinde önemli bir gerçek saklıdır. Çünkü su yaşantımızın gerçekten bir numaralı maddesidir. H2O. Bir atom oksijen iki atom Hidrojen. Öğrendiğimiz ilk kimyasal formüllerden biri sudur herhalde. Şimdi su birdenbire yok olsa gezegenimizin nasıl bir durum alacağını düşünmeye çalışın.
...Denizlerin ve okyanusların yerinde kenarları kalın tuz katmanları ile kaplı ürkütücü dipsiz" çukurlar". Kuru ırmak yatakları, bir daha asla kabarmayacak kaynaklar. Toz olmuş kayalar. Tüm bu sayılanların ana bileşenlerinden biri sudur.
Ne bir fidan ne bir çiçek, ölü yeryüzünde herşey cansız. Bunların üstünde ürpertici renkte bulutsuz bir gökyüzü.
Çok basit bir madde, ama henüz su olmadan zekası olan ya da olmayan bir canlının varlığı olası değildir.
Niçin? Çünkü, her şeyden önce dünyadaki en şaşırtıcı kimyasal madde sudur.
Celsius, termometresini yarattığında, aletini iki değere ya da iki sabite dayandırdı. Suyun kaynama noktası ve donma noktası. Birinciyi 100°C' ye, ikinciyi sıfıra eşit kabul etti ve bunları arasında 100 bölmeye ayırdı. Böylece sıcaklık ölçmeye yarayan ilk alet ortaya çıktı.
Acaba Celsius, gerçekte suyun ne tümüyle sıfırda donduğunu ne de 100°'de kaynayamayacağını bilseydi ne düşünecekti?
Günümüzde bilim adamaları suyun büyük bir dolandırıcı olduğu görüşünde birleşirler. Yerkürenin en kural dışı maddesi sudur.
Bilim adamları suyun 180° daha düşük bir sıcakta yani eksi 80°'de kaynayabileceğini öne sürmektedirler. Her nasılsa, Periyodik Sistemde gerekli olan kurallar suyun böylesine düşük bir sıcaklıkta kaynamasını sağlayabilmektedir.
Periyodik Sistemin herhangi bir gurubundaki elementlerin özellikleri hafif elementlerden ağırlara doğru, oldukça düzenli bir biçimde değişmektedir. Örneğin kaynama noktasını ele alın.
Bileşiklerin özelliklerinin değişimi gelişigüzel değil, moleküller de dahil olmak üzere elementlerin Mendeleyev Çizelgesi'ndeki yerleşimine bağlıdır. Özellikle hidrojen bileşikleri yani aynı gruptan elementlerin hidridleri için bu durum geçerlidir.
Suya, oksijen hidrid denilebilir. Oksijen altıncı grubun üyesidir. Bu grupta ayrıca kükürt, selenyum, telluriyum ve polonyum yer alır. Bu elementlerin hidridleri su molekülü ile aynı molekülsel yapıya sahiptir: H2S, H2Se, H2Te ve H2Po. Bu bileşiklerin kaynama noktaları kükürtten başlayarak daha ağır kardeşlere doğru düzenli olarak değişir ve umulmadık bir biçimde suyun kaynama noktasının bu dizinin dışına çıktığını görürüz. Olması gerekenden daha yüksek bir sıcaklıktır bu. Su, Periyodik çizelgedeki davranış kurallarına ilişkin bilgiyi reddeder ve gaz evreye geçişini 180° erteler. Bu, suyun yalnızca ilk şaşırtıcı kural dışılığıdır.
İkinci tuhaflığı donma noktasına ilişkindir. Periyodik Sistem yasaları, suyun sıfırın altında 100° sıcaklıkta katılaşabileceğini öngörür. Su, bu önermeyi insafsızca bozar ve sıfırda buz haline gelir.
Suyun bu inadından sıvı ve katı evrelerinin yeryüzüne göre anormal olduğu anlaşılmaktadır.
Kurallara göre suyun dünyada yalnızca buhar olarak bulunması gerekmektedir. Şimdi, suyun özelliklerinin Periyodik Sistemin katı kuralları ile uyum içinde olduğu bir dünya hayal edin. Bilim-kurgu yazarları için böyle eşsiz bir görüntü, eğlendirici roman ve öyküler hazırlanmasında mükemmel bir temel oluşturabilir. Ama bu bizim için ve bilim adamları için daha değişik bir anlam taşır. Periyodik Çizelgenin yapısı ilk görünüşünden çok daha karmaşıktır. İçinde barınanların kişilikleri belirli sınırlar içerisinde tutamadığımız insanlarınkinden çok fazla benzemektedir. Su inatçı bir kişiliğe sahiptir.
Peki niçin?
Çünkü su molekülleri özgül bir düzenleme içindedir ve bu nedenle birbirlerini etkilemek gibi belirgin bir yetenek gösterirler. Bir bardak suyun içinde tek bir su molekülünü aramak boşunadır. Moleküller, bilim adamlarının birlikler adını verdikleri gruplar oluştururlar ve "n" simgesi birlikteki molekül sayısını göstermek üzere suyun formülünün(H2O)n biçiminde yazılması daha doğru olur. Su molekülleri arasındaki birleştirici bağların kırılması çok güçtür. Suyun, beklenenden daha yüksek sıcaklıklarda donmasının ve kaynamasının nedeni de budur.
107 KİMYA ÖYKÜSÜ
(L. VLASOV, D. TRIFONOV
ÇEV: NİHAL SARIER - TÜBİTAK) )
( KÜÇÜK SOĞUK IRMAKTA BUZ HENÜZ DONMAMIŞ - 107 KİMYA ÖYKÜSÜ
1912'te büyük bir facia haberi tüm dünyaya yayıldı. Dev bir okyanus gemisi olan "Titanik"
buzul dağına çarpmış ve batmıştı. Uzmanlar bu felakete ilişkin çeşitli nedenler öne
sürdüler. Sis yüzünden, kaptanın yüzen büyük buz dağını zamanında göremediği ve
geminin buzdağına çarparak yok olduğu söylendi.
Bu acı olayı bir kimyacının bakış açısından ele alacak olursak, umulmadık bir sonuca
ulaşırız. "Titanik", suyun bir başka kuraldışılığının kurbanı olmuştur.
Korkunç buz dağları -buzullar- onbinlerce ton ağırlığında olduğu halde, suyun yüzeyinde
mantar gibi yüzerler.
Bu, yalnızca buzun sudan daha hafif olması nedeniyle olanaklıdır.
Herhangi bir metali eritip, içine bir parça katı metal atmayı deneyin: Katı olan hemen
batar. Bir maddenin katı evredeki yoğunluğu sıvısından daha büyüktür. Buz ve su bu
kuralın şaşırtıcı birer istisnasıdır. Ama bu istisna olmasaydı, orta enlemlerde kışın tüm
su kütlesi dibe doğru donar ve o bölgede yaşayan canlılar ölürlerdi.
Nekrasov bir şiirinde:
"Küçük, soğuk ırmakta buz henüz donmamış
Eriyen şeker gibi parça parça dağılmış" der.
Soğuklar geldiğinde buz sertleşir. Öyle ki ırmağın üstüne yol bile yapılabilir. Ancak, bu
kalın buz katmanının altında su önceden olduğu gibi akmaya devam eder. Irmak hiçbir
zaman dibine kadar donmaz.
Suyun katı evresi buz, çok özel bir maddedir. Buzun pek çok türü vardır. Bunlardan
doğada bulunanı sıfır derecede (Celsius ölçeklemesin göre) erir. Bunun dışında bilim
adamları yüksek basınçta çalışarak laboratuvarda altı çeşit buz elde etmişlerdir. Bunların
en ilginç olanı (buz VII), 21700 atmosferden yüksek basınçlarda oluşur ve kızıl buz adını
alır. 32000 atmosfer basınçta sıfırın üstünde 192 ºC'ta erir.
Buzun eriyişi kadar tanıdık bir manzara yok gibidir. Ama bu arada pek çok şaşırtıcı olay olur!
Her katı eridikten sonra genleşmeye başlar. Oysa buzun erimesi ile oluşan su oldukça
farklı bir davranış gösterir: Erirken hacmi küçülür, sıcaklık yükselmeye devam ederse
ancak o zaman genleşmeye başlar. Yine bu durum da, su moleküllerinin birbirlerini etkileme
yeteneğinden kaynaklanmaktadır. Sıfırın üstünde dört derecede bu yetenek özellikle
belirginleşir, böylece bu sıcaklıkta suyun yoğunluğu en yüksek değerine ulaşır: En soğuk
havalarda bile ırmaklarımızın, havuzlarımızın ve göllerimizin dibine kadar donmasının
nedeni budur. İlkbaharın gelişi herkesi mutlu kılar; sonbaharın altın günlerinde hepimizi
bir sakinlik kaplar. İlkbaharda buzların erimesinin sevinci ve sonbaharda ağaçların kırmızıya
bürünmesi. İşte yine suyun anormal bir özelliğinin sonucu!
Buzun erimesi için çok büyük miktarda ısı gerekir. Bu ısı, aynı miktarda birkaç maddenin
erimesi için gerekenden çok daha fazladır.
Su donarken bu ısıyı dışarıya verir. Bu nedenle buz ve kar yeryüzünü ve havayı ısıtır.
Karakışa keskin geçişi yumuşatır ve sonbaharın haftalarca saltanatını sürdürmesini
sağlarlar. Bunun tersine baharda buzların eriyişi havanın ısınmasını bir süre erteler.
107 KİMYA ÖYKÜSÜ
(L. VLASOV, D. TRIFONOV
ÇEV: NİHAL SARIER - TÜBİTAK) )
( YERYÜZÜNDE KAÇ SU VARDIR? - 107 KİMYA ÖYKÜSÜ
Bilim adamları doğada üç hidrojen izotopu bulmuşlardır. Bunların her biri oksijen ile
birleşebilmektedir. O halde suyun üç farklı türünden söz edilebilir: Protiyum, döteryum
ve tritiyum suyu. Sırası ile H2O, D2O ve T2O.
Ayrıca, moleküllerinde bir atom protiyum ve bir atom döteryum ya da bir atom döteryum
ve bir tritiyum bulunan "karışık" sular da olabilir... Böylece su çeşitleri artar: HDO, HTO
ve DTO.
Öte yandan suyun içerdiği oksijen de üç izotopun bir karışımıdır: Oksijen-16, oksijen-17
ve oksijen-18. En çok birinci izotopa rastlanır.
Oksijenin bu çeşitliliği dikkate alındığında, listeye daha 12 tane olası su eklenebilir. Bir
göl ya da ırmaktan bir bardak su aldığınızda, bardağınızda onsekiz farklı su türü bulunduğunu
asla düşünemezsiniz.
O halde su, kaynağı ne olursa olsun farklı moleküllerin bir karışımıdır. Bunlardan en hafifi
H2O16 ve en ağırı T2O18'dir. Kimyacılar bu onsekiz çeşit suyun her birini saf olarak
hazırlayabilmektedirler.
Hidrojen izotopları özellikleri bakımından birbirlerinden belirgin bir biçimde farklıdır. Peki,
acaba suyun farklı türleri için durum nasıldır? Onlar da bazı noktalarda birbirilerinden
ayrılırlar. Örneğin, yoğunlukları, donma ve kaynama noktaları farklıdır.
Yine doğada farklı su çeşitlerinin bağıl miktarı her yerde ve her zaman farklıdır.
Örneğin, bir ton çeşme suyunda 150 gram ağır döteryum suyu D2O bulunur. Pasifik
Okyanusu'nda bu miktar çok daha fazladır: Yaklaşık 165 gram. Caucasian buzul dağlarından
alınan bir ton buz 7 gram ağır su içerir, bu miktar bir metreküp nehir suyunda bulunandan
daha çoktur. Kısacası suyun izotop bileşimi yerine göre değişir. Bunun nedeni, doğada
çok sayıda izotop yer değiştirme işleminin sürekli olarak gerçekleşmesidir. Farklı hidrojen
ve oksijen izotopları çeşitli koşullar altında sürekli birbirlerinin yerlerini alırlar.
Bu kadar çok çeşitte başka bir doğal bileşik bulunabilir mi? Hayır yoktur.
Tabii ki, en çok protiyum suyu ile ilgileniriz. Ama suyun öbür türleri de gözardı edilemez.
Bazıları ve özellikle ağır su D2O pratikte geniş uygulama alanı bulur. Nükleer reaktörlerde,
uranyum parçalanmasına neden olan nötronların yavaşlamasını sağlamak için ağır su
kullanılır. Bunun dışında, bilim insanları çeşitli su türlerini izotop kimyası alanındaki
araştırmalarında kullanırlar.
Acaba onsekiz çeşitten fazlası da var mıdır acaba? Gerçekten, suyun çeşitleri çok daha
fazla olabilir. Doğal izotoplarının dışında oksijenin yapay radyoaktif izotopları da vardır.
Oksijen-14, oksijen-15, oksijen-19 ve oksijen-20 gibi. Ayrıca son yıllarda hidrojen izotoplarının
sayısı da artmıştır. H4 ve H5'i örnek verebiliriz.
Böylece, hidrojen ve oksijenin yapay izotoplarını da dikkate alırsak olası su listesi 100'ü
aşar. Tam olarak kaç tane olduğunu kendiniz de kolaylıkla sayabilirsiniz...
107 KİMYA ÖYKÜSÜ
(L. VLASOV, D. TRIFONOV
ÇEV: NİHAL SARIER - TÜBİTAK) )
( YAŞAM SUYU, CANVEREN, HER YERDE HAZIR OLAN SU - 107 KİMYA ÖYKÜSÜ
Pek çok halk öyküsü, "yaşam suyu" efsanesine dayanır: Yaraları iyileştiren, ölüyü dirilten.
Yüreksizi yüreklü kılan, yiğitlerin gücünü yüz kat artıran.
İnsanın suya böyle büyülü özellikler yakıştırması raslantı değildir. Yeryüzünde yaşamamız,
yeşil ağaçlarla ve çiçekli topraklarla çevrelenmemiz, sandalla gezebilmemiz, yazın yağmurda
su gölcüklerinin üstünden atlamamız, kışın kayak ve paten yapmaya gitmemiz tümü ile
su sayesinde gerçekleşir. Daha açık belirtmek gerekirse tümü su moleküllerinin birbirlerini
etkileme ve birlikler oluşturma yeteneğine dayanmaktadır. Gezegenimizde yaşamın başlaması
ve gelişmesi için gerekli olan koşullardan birisi budur.
Yeryüzü tarihi suyun tarihidir denilebilir. Su gezegenimizin yüzünü değiştirmiş ve değiştirmeyi
sürdürmektedir.
Dünyadaki en büyük kimyacı sudur. Hiçbir dağla işlem onsuz olamaz. Ne yeni bir mineral,
yeni bir kaya oluşumu gerçekleşebilir, ne de bitki ve hayvan organizmalarındaki karmaşık
biyokimyasal tepkimeler oluşabilir.
Kimyacılar laboratuvarda su olmadan pek birşey yapamazlar. Maddelerin özelliklerini,
dönüşümlerini incelerken ve yeni bileşikler elde ederken çok ender olarak susuz
çalışabilirler. Bilinen en iyi çözücülerden biri sudur. Pek çok madde su içindeki çözeltileri
hazırlandıktan sonra tepkimeye sokulabilir.
Bir madde çözündüğünde neler olur? Yüzeyindeki moleküller arası ve atomlar arası
etkileşim kuvvetleri su içinde yüzlerce kez zayıflar ve sonuçta yüzeyden koparak suya
geçerler. Bir bardak çayın içindeki bir şeker parçası moleküllerine ayrılır. Sofra tuzu sodyum
ve klordan oluşan iyonlarına ayrışır. Kendi özgül yapısına uygun olarak su molekülü,
çözünen kütlenin atom ve moleküllerini etkileyebilen büyük bir yetenek gösterir. Bu açıdan
öteki birçok çözücü suya göre yetersizdir.
Yeryüzünde suyun parçalayıcı etkisine karşı duyabilecek bir kaya yoktur. Granitler bile
yavaş yavaş ama mutlaka parçalanırlar. Su, çözdüğü maddeleri denizlere ve okyanuslara
taşır. Yüzmilyonlaraca yıl önce taze su içeren büyük su kütleleri bu nedenle tuzlanmıştır...
107 KİMYA ÖYKÜSÜ
(L. VLASOV, D. TRIFONOV
ÇEV: NİHAL SARIER - TÜBİTAK) )
( BUZ SAÇAĞININ SIRLARI - 107 KİMYA ÖYKÜSÜ
Küçük çocuklar buz saçaklarıyla oynamaya bayılırlar. Bunlar, çok sevimli parıltılı şeylerdir.
Çocuk kimseye göstermeden buz parçasını ağzına atar. Bu kadar mı lezzetli? Ondan geri
almaya çalışın görürsünüz.
Eğlendirici, çocuksu bir istek mi? Hayır, durum çok daha ciddidir.
Civcivler üzerinde yapılmış bir deney vardır. Bir gruba içmeleri için normal su verilirken,
ötekilerine içinde buz parçaları yüzen erimiş kar suyu içirilmişti. Bundan daha kolay bir
deney olamazdı. Ancak sonuçlar şaşırtıcıydı. Normal su içen civcivler oldukça sakindi ve
hiç huysuzlanmıyorlardı. Oysa leğen dolusu erimiş kar suyu daima korkunç bir savaş
alanına dönüyordu. Değişik bir tadı varmış gibi civcivler açgözlülükle suyu yutuyorlardı.
Birbuçuk ay sonra denek civcivleri tarttılar. Erimiş kar suyu verilenler çok daha ağırdı.
Normal su içen civcivlere göre daha fazla kilo almışlardı.
Uzun sözün kısası, erimiş kar suyu belirgin ve harikulade özellikler göstermekteydi.
Canlı varlıklar için çok yararlıydı. Peki, bunun nedeni neydi?
Başlangıçta, erimiş suda döteryum miktarının daha fazla olmasından dolayı diye düşünüldü.
Ağır suyun küçük derişimleri canlı varlıkların gelişimini hızlanıyordu. Ancak bu, yalnızca
kısmen doğruydu...
Şimdi, gerçek nedenin erime olayından başka bir yerde oldığına inanılıyor.
Buz kristal bir yapıya sahiptir. Ancak genel bir deyişle, su da sıvı bir kristaldir. Molekülleri
tamamen düzensiz değildir, tam bir kafes iskelet oluşturur. Ama doğal olarak yapısı
buzunkinden farklıdır.
Buz eridiğinde uzun bir süre yapısını korur. Öteki bir deyişle erimiş su sıvı olmakla birlikte,
molekülleri "buz düzeni"nde kalır. Bu nedenle erimiş suyun kimyasal etkinliği normal sudan
daha yüksektir. Biyokimyasal işlemler dizinine kolayca katılır. Organizmada çeşitli
maddelerle normal suya göre çok daha hızlı birleşir.
Bilim insanları organizma içinde suyun yapısının büyük ölçüde buzun yapısına benzediğine
inanmaktadırlar. Organizma normal suyu özümlediğinde suyun yapısı yeniden düzenlenir.
Erimiş su zaten istenen yapıda olduğundan, moleküllerinin yeniden düzenlenmesi için
organizmanın fazladan enerji harcamasına gerek yoktur.
Görüldüğü gibi, erimiş suyun yaşamdaki rolü çok büyüktür.
107 KİMYA ÖYKÜSÜ
(L. VLASOV, D. TRIFONOV
ÇEV: NİHAL SARIER - TÜBİTAK) )
( SU, NE RENKTİR? - CAHİLLİKLER KİTABI
Alışıldık yanıt suyun rengi olmadığıdır: su "şeffaf" ya da "saydam"dır ve denizin mavi görünmesinin tek nedeni gökyüzünün denizin üzerine yansımasıdır.
Yanlış! Su aslında mavidir. Son derece soluk bir tonudur fakat mavidir. Bunu doğada, kardaki derin bir deliğe ya da donmuş bir şelâlenin kalın buzlarının içine baktığınızda görebilirsiniz. Çok büyük ve çok derin beyaz bir havuzu suyla doldurup içine batığınızda, su mavi görünecektir.
Bu soluk mavi ton, suyun içine değil fakat suya baktığımızda, bazen neden şaşırtıcı bir biçimde mavi renk aldığını açıklamaz. Gökyüzünden yasıyan renk kesinlikle önemli bir rol oynar. Bulutlu bir günde deniz tam olarak mavi görünmez.
Gördüğümüz ışığın tamamı suyun yüzeyinden yansımaz; bu ışığın bir bölümü yüzeyin altından gelir. Sun ne kadar bulanıksa, o kadar çok renk yansıtır.
Denizler ve göller gibi büyük su kütleleri genellikle son derece yoğun bir biçimde mikroskobik bitki ve su yosunu içerir. Irmaklar ve göletler son derece yoğun bir biçimde toprak ve öteki katı asıltıları içerir.
Tüm bu parçacıklar, suyun yüzeyine geri dönen ışığı yansıtıp dağıtarak gördüğümüz renklerde büyük sapmalara neden olurlar. Parlak mavi bir gökyüzünün altında bazen göz kamaştırıcı yeşil bir Akdeniz görmemizin nedeni budur.
)
( DÜNYANIN NE KADARI SUDUR? - CAHİLLİKLER KİTABI
Dünya yüzeyinin %70'i suyla kaplı olabilir ama su, gezegenin kütlesinin 5000'de birinden daha azına tekabül eder.
Dünya oldukça büyüktür; 6 milyon milyar milyar kg. gelir. Bunun yarısı alt mantoda (yerkabuğunun altındaki 660. km.'de başlayan yarı erimiş devasa katman) bulunur. Görünüşe göre sulu olan yerkabuğunda bile, kara kütlesi okyanuslarınkinden 40 kat daha fazladır.
2002'de Science Dergisi'nde yayımlanan bir Japon deneyine göre, alt mantoda çözünmüş su, dünyanın yüzeyinde dolanan sudan beş kat daha fazla olabilir.
Araştırmacılar cm.'ye 200.000 kg.lık basınç ve 1600 C'lik sıcaklık altında, alt mantoda bulunanlara benzeyen dört mineral bileşik oluşturdular. Daha sonra buna su ekleyip bu suyun ne kadarının emildiğini ölçtüler.
Eğer Japonlar haklıysa dünyadaki su oranı gözden geçirilerek daha yüksek belirtilmelidir: % 0,1.
)
( SU VE TUZ - PETER FERREIRA
(WATER & SALT)
Su, uzun zamandır artık H2O olarak, tuz da NaCl olarak tanımlanmamaktadır. Gerçekten bunların arkasında daha fazla şeyler vardır.
Benim adım Peter Ferreira ve biyofizikçi olarak "Institute of Biophysical Research" (Biyofiziksel Araştırmalar Enstitüsü) adlı bir Amerikan Araştırma Enstitüsünün yöneticisiyim. Almanya'daki temsilcisiyim. Ve bir araştırma çerçevesinde kendimizi biyofiziksel bakış açısından "Su ve
Tuz" konusuna adadık. Biyofizikçi olarak bitkiler, hayvanlar ya da insandaki canlılığı araştırıyoruz.
İlk etapta bizi ilgilendiren şey madde değil, saf enerjidir. Su ve tuzu seçmemizin nedeni bedenimizin önemli oranda su ve tuzdan oluşmasıdır. Öncelikle biyofiziğe kısa bir giriş yapmak istiyorum. Konunun sadece su ve tuz olmadığını bilgi (enformasyon) ve bilinçlilik olduğunu çok hızlı bir biçimde anlayacaksınız. Tüm düşünceleriniz ve bunların kaynağı, su ve tuza bağlıdır. Burada daha
sağlıklı olmak için değil, daha bilinçli olmak için belirli bir suyu içmeniz veya tuzu yemeniz söz konusudur, çünkü bilinçli olursanız, otomatik olarak daha sağlıklı olursunuz.
Biyofizik, fiziğin bölümlerindendir. Fiziğe tam olarak baktığımızda, fiziğin doğa bilimi olmadığını görürüz, çünkü fizik ilk etapta mekanikle ilgilidir, tekerleğin mekaniği, daire üzerindeki tekerlek, ve daireye aynı sonuca ulaşmak için sonsuz tekrarlanabilirlik için gereksinim duyarız. Eğer tek ve aynı deneyi 100 defa yaparsak ve aynı sonuca ulaşırsak, o zaman bilimsel olarak "Bu objektiftir, bu
bilimsel olarak ispatlanabilir" deriz. Bu ölü şeylerde çok iyi fonksiyon görmektedir, peki ya canlılarda?
Doğada daire olan hiçbir şey tanımıyoruz, her şey spiraldir, yani aynı noktaya tekrar geri geliriz, fakat yine de bambaşka bir düzlemde. Ortalama olarak 40.000 farklı hastalık tanıyoruz, bunlar için 58.000 farklı alopatik ilacımız var ve tüm bu 40.000 farklı hastalıkla uğraşan yaklaşık 1.200 farklı tıp alanı var.
Biyofizikte "Hastalık" sözcüğünü biz enerjideki bir açıklık, eksiklik olarak tanımlıyoruz. Burada eksik bir şeyler vardır ve eğer bunun nedenlerine inersek, o zaman belirtiler kendiliklerinden ortadan
kalkacaklardır. Çünkü eğer sadece belirtileri tedavi edersek, büyük olasılıkla alopatik ilaçlarla, o zaman belirtiyi bastırmış ve sonuç olarak bir şeyleri bloke etmiş oluruz. Hastalıklarla mücadele etmek yerine, onları tanımalıyız, çünkü hastalık çok iyi bir arkadaş olabilir, çünkü hastalık bize bir şeyler söylemeye çalışır, bizi farklı bir yöne sevk etmek için bizi değiştirir.
Eğer bunu sadece bloke eder ve bastırırsak, çünkü bu daha rahat bir yoldur, o zaman bu aynen arabanızla tatile gidersiniz ve bir süre sonra kırmızı uyarı lambanız yanar, çünkü motorda yağ kalmamıştır, bu sizi rahatsız ettiği için de lambanızın üzerine sakız yapıştırıp kapatmanıza benzer ve en geç birkaç kilometre sonra motoru sararsınız ve tüm arabayı bozarsınız. Bedenimizi de bu biçimde görmeliyiz.
Son yıllarda çok fazla kimyasal olarak yönlendirildik. Endüstrileştik ve kimyasallaştık. Yemek yerken neye dikkat ediyorsunuz? Vitaminlere, minerallere, öbür elementlere, içinde ne kadar enzim olduğuna, hangi albümin yapılarının ve benzerlerinin olduğuna ve sonuçta bunlar sadece kimyanın konusudur.
"Yaşamsal gıda" sözcükleriyle başlayalım. "Yaşamsal gıda" demek, yaşam aracı demektir, yaşamın kendisini ortaya koymaz, onun saklayıcısıdır. Fakat eğer biz aracı olunacak bir şey kalmayacak biçimde işlemlerle bütünlüğünü bozarsak, o zaman yaşamsal gıdadan da söz edemeyiz, o zaman buna "ölümcül gıda" demeliyiz. Bu bizim maddeci düşüncemizden dolayıdır, çünkü her şeyi maddeyle ilişkilendiririz, yani kimya ile. Kimyanın maddeyi saptamasına, fiziğin ise, değiştirmesine rağmen. Burada söz konusu
olan enerjidir ve enerji, bilgiden(enformasyon) başka bir şey değildir ve biz fiziksel açıdan biliyoruz ki, enerji asla yok edilemez. Eğer enerji, yaşamla özdeşleştirilirse, o zaman bu yaşamın yok edilemeyeceği anlamına gelmektedir.
Burada yaşamın amacını da düşünmeye başlamak zorundayız. Prensipte hepimiz kendimizi erçekleştirmek, bilincimizi genişletmek için buradayız. Burada gerçek doğa bilimine, yani matematiğe geliyoruz. Bunun adı neden "Matematik"tir. "Ma" madde, "te" tanrısal, "mati" ruhsallık. Bu mükemmel bir üçgen ortaya koymaktadır. Bu matematik, henüz bilim tanrısal öğretiden ayrılmadığı zaman ortaya çıkmıştır oluşmuştur. Eğer enerjiyi hayat ile özdeşleştirirsek, ki öyledir; o zaman bu, hayatı da yok edemeyeceğimiz anlamına gelir. Bu üçlü birlik, oluşuma kadar geri gitmektedir ve matematiğin bu üçlü birliği polarize olmak, maddeleşmek için yakaladığı yer, hepimizin bildiği gibi her şeyin başlangıcı olduğu yerdir. Ve yaşamın amacı, bu birliğe geri dönmektir.
Bu yol için enerjiye gereksinimimiz vardır. Herkesin bedeninde 100 Watt'lık bir lambayı yakacak kadar çok akım, elektrik vardır. Biz bu elektrikle ilgilenmekteyiz. 1984 yılında İsviçreli Atom Fizikçisi Dr. Carlos Rieball, matematiksel olarak hesaplanabilen Naturhoustaute'yi(doğal sabite oranını) keşfederek Nobel Ödülü almıştır ki, biz bununla enerji ve madde arasındaki ilişkiyi matematiksel olarak hesaplayabilmekteyiz. Yani herhangi bir şeyin maddeleşebilmesi için ne kadar enerjiye gereksinimi vardır? Madde titreşen enerjiden başka bir şey değildir. Bu enerji kendisini o kadar çok yavaşlatmıştır ki, maddeleşmiştir. Ancak eğer en derindeki çekirdeğe atoma ulaşabilseydik, o zaman dokunulacak hiçbir şeyin olmadığını her bir hareketin var olduğunu saptardık.
Her şey her an hareket halindedir, bu mantıkla enerji kendini hareket ettirmektedir ve maddeleşmesini sağlamaktadır. Bunun için doğal bir oran vardır, bu yaklaşık olarak 1:1 Milyardır. Buradaki 1 Milyar ölçülebilir enerjinin sadece tek bir birimi, maddeyi maddeleştirebilmek için bulunur. Şimdi bu ne demektir? Bu, bireylerin sadece gerçeğin bir milyarda biri ile uğraştığı anlamına gelmektedir, yani sadece dokunabildiğimizle. Bizler kalite yerine sadece miktarla uğraşıyoruz. Bu biçimde her şeyde canlılığa dikkat etmeyi unutuyoruz. Örneğin henüz yeni bir yavru dünyaya getirmiş ineğin sütünü ele alalım. Sütü alalım ve pastorize edelim ki dayanıklı olsun ve 2 saat sonra bu pastorize edilmiş
sütü yavru ineğe içirelim. Bunu yapmadan önce tabii ki sütü biyokimyagerlere inceletelim. Bu pastorize işlemi ile hiçbir şey kaybetmediğimizi saptarız, aynı miktarda kalsiyum ve aynı miktarda albümin vardır içinde ve bu nedenle de ambalaj üzerine her zaman bu yazılır. Şimdi eğer bu inek yavrusu bundan içerse, o zaman bu yavru ilginç bir biçimde 21 gün içinde ölmüş olacaktır. Bu nasıl olur? Her şey içinde,
kimyasal-analitik olarak hiçbir şey değişmedi. Peki değişen ne? Sütü pastorize ederek, canlılığını aldık, sütteki molekül yapısını bozduk, sütün geometrisini bozduk. Maddesel olarak baktığımızda sütte her ne kadar hiçbir şey eksik olmasa da, bizim ?yaşamsal gıda? dediğimiz ayırıcı özellik eksiktir, artık o "yaşamsal gıda" değildir. Kendimize ne kadar yaşamsal gıda aldığımızı sormamız gerekir ve eğer miktara dikkat etmektense kaliteye dikkat ederseniz, organizmanın ne kadar az gıdaya gereksinimi olduğunu
saptarsınız Amerika'da "junk-food sendromu" vardır, burada bireyler bir masaya oturmak için bile kendilerine zaman ayırmazlar, ya arabada oturarak ya da bir Mc Donalds'dan öbürüne giderek yemek yerler ve bu biçimde günden güne şişmanladıkça şişmanlarlar. Her iki saatte bir aynı açlık duygusu oluşur, çünkü beden alması gerekeni almamıştır.
Eğer biz canlılık almazsak, evrim almazsak, o zaman beynimiz haberci maddeler salgılar. Bu haberci maddeler, bizim gıda almamız gerektiğini bize hatırlatırlar. Aldığımız gıdada canlılık eksikse, o zaman en geç besin değişiminden sonra yine acıkırsınız. Şimdi enerji bile almadınız, tam tersine enerji çaldınız. Çünkü ölü gıdayı hazmetmeniz için ölçülebilir enerjiye gereksiniminiz vardır. Bir de bunları hazmetmeniz için şöyle bir uzanmalısınız, aynı aslanlar gibi, çünkü ayağa kalkmak için artık enerjiniz kalmamıştır. Sadece bir elma yeseydiniz, o zaman ayık olurdunuz, canlı olurdunuz. Beden neye gereksinimi varsa, onu öz olarak ortaya çıkarıp alır. Elmayı sadece canlılığa ulaşmak için kullanır. Eğer içinde canlılık yoksa, o zaman elmaya gereksinimimiz yoktur.
70'li yılların sonunda İngiltere'de mikrodalga ile ilgili olarak ev kedilerinde tanınmış Oxford incelemesi yapılmıştır. Lütfen evinizde bunu kendi kedinize yapmayınız. Burada mikrodalganın besinlere etkisi test edilmiştir. Gıdalar mikrodalgalarla kimyasal-analitik olarak ne derecede değişmekteydiler. Kimyasal-analitik olarak hiçbir şeyin değişmediği saptandı ve bu daha sonraları mikrodalganın güçlü bir biçimde propagandasına yol açtı. Hatta mikrodalga işleminden sonra vitamin içeriği, yemeğinizi
pişirdiğinizdekinden daha çoktur. Fakat vitamindeki enformasyon içeriği hâlâ korunuyor mu, bunun içinde hâlâ canlılık var mı? Bunu kritik olarak bir defa incelemeliyiz. Burada kediler haftalarca sadece mikrodalgadan geçmiş gıdalarla beslendiler, bu deneme kapalı ortamlarda yapıldı. Çünkü; yanlış değerlendirmemeliyiz ki, biz önemli ölçüde gıdayı solar frekanslarından alırız, yani güneşten her gün dalga boylarıyla enerji, evet canlılık alırız. Katı besinler bu gıda zincirinin en sonunda bulunurlar. Bizler her zaman yemek yemenin en önemli şey olduğunu düşünürüz, oysa en önemsizidir. Bu deneyde hayvanların güneşten gıda almalarına izin verilmedi ve normal katı gıdalarını yemeden kısa süre önce bunlar olağan mikrodalgadan geçiriliyordu, aynı biçimde hayvanların içtikleri su da mikrodalgadan geçiriliyordu. Kediler istedikleri yemeği yiyebiliyordu, her şey serbestti. 2-3 hafta sonra bile kedilerin doğallıklarını kaybettikleri saptandı. İlk etapta homoseksüel davranışlar ortaya koydular ve 4-5 hafta sonra da öldüler. 8000 kedi, kimyasal-analitik olarak gıdalarda her şey var olmasına rağmen öldü, hem de sürekli olarak yemelerine rağmen açlıktan öldüler.
Şimdi Kızılderilileri bir hatırlayalım; onlar bize 350 yıl öncesinin bir atasözünde, dolu tabaklarımız olacağını, ama yine de yiyecek bir şeyimizin olmayacağı günleri yaşayacağımızı söylemişlerdi. Onların beyaz adamla savaşmasına gerek yoktu. Onlar zaten kendi kendilerini yok edeceklerdi. Şimdi herkes kendi kendine sormalıdır, ne kadar gıda alıyorum? Bir gıdanın kalitesi nerede sağlanmıştır?
Burada çok önemli bir gıdadan bahsedeceğiz. Su'dan. Su kimyacıların severek tanımladıkları gibi sadece H2O değildir. Bunun ispatı için matematiğin bir kolu olan geometriye gereksinimimiz vardır. Adı, Geo:Dünya, Metri:Ölçü, Dünya ölçüsünden geliyor. Bunun arkasında tanrısal bir dünya ölçüsü vardır. Biz bunlara, kendilerini her zaman tekrar aynı mükemmel geometri ile yapılandıran, platonik yapılar diyoruz. İkisi de aynı olan hiçbir dağ kristalinin var olmadığını biliyoruz, fakat hepsi tamamen aynı yapıya, yani aynı altı köşeli geometriye sahiptir. Eğer böyle bir kristali fiziksel olarak incelersek, o zaman içlerinde elektrik olduğunu, yani gerçekten ölçülebilen elektrik olduğunu saptarız, biz bunu Pizoelektrik olarak tanımlıyoruz. Elektrik, enerjidir. şimdi enerjiyi bir tarafta enformasyon (bilgi), öteki tarafta canlılık olarak tanıdık. "Enformasyon" sözcüğünü bir düşünün: bir şeyi tekrar kendi asli formuna döndürmek/getirmek, bir geometriyi tekrar yapılandırmak. Hiç bilgisayarınızın ana parçasının ne olduğunu düşündünüz mü? Bilgisayarınızdaki bu çok küçük mikro chipi ? Bir kuvars kristali. Bu kristalin geometrisi, enformasyonlarınızın orada hafızalandırılmasını sağlar. Bu kristaller sadece silikon üzerine basınç ile üretilir, bunlar doğal dağ kristalleri değildir. Ancak sonuçta burada söz konusu olan sadece
geometridir, buradaki durumda kuvarstaki altı köşeli yapı ve sudaki davranışı da hiç farklı değildir. Mısırlıların piramitlerde sadece geometrik yapı ile inisiyasyon amacı için kendini kullandıran enerji alanları kurduklarını biliyoruz.
Şimdi küçük bir deney yapalım: Burada küçük bir bakır piramit bulunuyor, aslında bunu doğru yönlere, yani kuzey ve güneye yöneltmeliydik, ancak açı derecesini Keops piramidine uygun yaptık,
geometrik açıdan Keops piramidi ile aynı. Şimdi bir parça et alalım ve bunu ortadan ikiye ayıralım. Bir yarısını piramidin altına koyalım, öbür yarısını da sadece yaklaşık 20 cm yanına koyalım. Birkaç gün sonra piramidin yanındaki etin çürüdüğünü, piramidin altındaki etin ise sadece kuruduğunu saptarsınız. Bu nasıl olanaklı olabilir? Burada sadece 8 bakır çubuk olmasına rağmen, nasıl oluyor da başka enerji yasaları geçerli olabiliyor. Bu "Geometri" dir.
Kör bir traş bıçağını piramidin altına koysak ve yaklaşık 60 saat bekletsek tekrar keskinleşir. Bu, büyü değildir, bu elektromanyetik alanların yönlendirilmesidir. Bunlar geometri ile oluşur ve bu biçimde
dünyadaki her şey ot sapına kadar geometriye göre kurulmuştur, yani platonik yapılardan ve platonik yapıların kendilerini sınıflandırmalarına göre hiçlikten enerji alanları kendilerini yapılandırırlar.
"Christos" sözcüğünü biliyorsunuz, "bilinç" demektir ve kristalde bu da vardır. Christ/Krist: bilinç, all: All (her şey), Allbewußtsein (Tam bilinçlilik). Bu, insanda da böyledir, sağlıklı ve güzel olduğu sürece
neden böyle göründükleri, nasıl göründükleri gibi hiçbir şeyle ilgilenmiyorlar, ancak daha burunları akmaya başladığında hemen kendileri ile ilgili bilgi almaya başlarlar, başkalarıyla konuşurlar, sebebini
öğrenmeye çalışırlar, vs. Bunu neden yapıyorlar? Çünkü bu bir basınç yapmıştır. Peki kristaller nasıl büyürler? Basınç geometrinin oluşmasını sağlar. Sıradan bir karbon alın ve yeteri kadar basınç uygulayın, o zaman mükemmel bir geometrisi olan mükemmel bir elmasa sahip olursunuz. İnsanda da aynı biçimdedir, çünkü eğer gönüllü olarak yoldan gidilmezse, acı formunda bir basınç, hastalık formunda bir basınç alırlar, ki bu daha sonra sizin sonunda bilincinizi genişletmeye başlamanızı sağlar.
Bunun için yaşamsal gıdaya gereksiniminiz vardır. Sadece tabaktaki veya camdaki gıdaya değil, burada daha fazlası var, çünkü her konuşulan sözcük süptil(latif) maddesel düzlemde bir gıdadır. Konuştuğunuz her sözcüğü
önceden düşünmüş olmalısınız. Bu düşünceniz bir dalga boyu üretir. Her şey her zaman sadece bu dalga boylarıdır. Fizikte ve aynı zamanda biyofiziksel mantıkta, eğer farklı kaynaktan iki aynı dalga boyu girişim yaparsa, birdenbire yeni enerji alanları oluştuğunu biliyoruz. Biz bu biçimde sadece yaşam (enerji) elde etmez, aynı zamanda yeni enerji formları da inşa ederiz. Kimyada biz bunu molekül evliliği olarak tanımlarız. Ve biz insanda bu evliliktir (düğündür). Bireylerin düğününde ne oluyor, aşık olduğunuz zamanı bir düşünün. Birden bire o bireyi, çok kısa bir süre önce tanımanıza karşın, tanıdığınızı düşünürsünüz. Bunu yalnızca bir duygu nedeniyle yaparsınız ve bu duygu sevgidir ve sevgi enerjidir, bu aynı elektromanyetik bir içtepidir, bu sizi mıknatıs gibi çeker. Gençler bunu birbirlerinin gözlerine derin derin baktıklarında, bir güven hissettiklerinde yapıyorlar. Sonra ne oluyor? Karıncalanmalar başlıyor, bedeninizdeki elektrik etkinleşiyor. Bunu kendinize açıklayamazsınız ve karıncalanmaları olan kişilere ne söylersiniz? Kimyaları uyuyor, o benimle aynı dalga boyunda. O gerçekten de sizinle aynı
dalga boyundadır. Ve eğer o sizinle aynı dalga boyundaysa, eğer bu karşılanırsa, o zaman canlılık içeren ve yeni canlar inşa eden en önemli şey ortaya çıkar: Rezonans! Rezonans etkiyle tekrar düzen durumları
sağlayabiliriz, orada geometri oluşur, orada enformasyon oluşur. Nerede bu sevgi sağlanamazsa, orada dizonans oluşur ve dizonans oluşan bu kişiler kendi içlerinde mahvolurlar. Bu kişiler kendilerini iyi
besleyebilirler, ama buna rağmen güçleri ve enerjileri yoktur ve muhtemelen bu kişiler o anda artık yaşamın mantığını da görmezler. Bu elektriğe, bu akıma dikkat edin!
Her su molekülünün, her H2O molekülünün birbirinden farklı olması ve her zaman tekrar aynı tam mükemmel geometriyi ortaya koymaları ilginç değil mi? Çünkü bir su molekülü 104,7 derecelik bir açıyla mükemmel bir Tetraeder'den (dört kenarlı) başka bir şey değildir. Eğer bu biçimdeki 4 Tetraeder'i birleştirirsek, o zaman bir piramit elde ederiz. Mısırlıların muhtemelen bunu piramitleri inşa ederken düşünmüş olabilecekleri ve tam da 4 su Tetraederinin bir piramidi temsil etmesi ve bugüne kadar
ki tüm matematiksel, fiziksel, astronomik ve astrolojik bilgilerimizi bu geometrik yapılardan yaratmamız ilginç değil mi? Tüm bunlar orada derin bir sır olarak durmaktadır. Şimdi bizim zamanımızda tekrar
bütünsel düşünce ile bu eski bilgiye ulaşıldı, bu yeni bir bilgi değildir. Eğer bilincimizi tekrar genişletirsek, o zaman biz bu bağlantıları tekrar anlayacağız, yani bu yaşamsal gıdayı, yaşamı oluşturmayı. Bu nedenle bu kadar çok kimyasal düşünmemeliyiz.
Mesela elinize bir kitap versem, örneğin Almanya Tarihi hakkında ve bu kitabı okuldaki bilim adamlarına incelemeleri için versek, ne de olsa madde çok önemli! Sonuçlardan ne elde ederdik? Bir süre sonra bu
kitabın en derin kimyasal analizini bilirdik, DIN normunu bilirdik, ağırlığını bilirdik, tutkal hakkındaki her şeyi bilirdik, bu tutkalın oluştuğu kimyasal bağlantıları bilirdik, baskısını, bunun kimyasallarını, hatta araştırmacı bir biyolog belki de bu kağıtların hangi ağaçtan geldiğini bile ortaya çıkarabilirdi; ancak bir şeyi bilemezdiniz: Almanya'nın Tarihi hakkında hiçbir şey bilmezdiniz, oysa bu kitabı alma nedeniniz buydu. Eğer içinde hiçbir şey yoksa, maddenin değeri ne kadardır ? Hepinizin bir televizyonu var, neden televizyon seyrediyorsunuz? Tabii ki bunu enformasyon içerdiğinden yapıyorsunuz. Eğitim nedenlerinden olsun, eğlence nedenlerinden olsun, bilgilenmek istiyorsunuz, tek neden bilgiye dayanmaktadır. Bilginin her formu bilincinizin genişlemesine neden olur. Şimdi bu dolabınızın üzerinde duran kutuya, televizyona mı bağlıdır, yoksa bu televizyondan yayılan dalga boylarına mı ? Çünkü eğer ben çatınıza tırmansam ve anteninizi sadece 2 cm oynatsam, ekranınız karıncalanır ve bu kutu değersiz olur. Burada söz konusu olan gerçekten de uzaydan uydular vasıtasıyla atmosfere ve oradan oturma odanıza giren bu dalga boylarıdır. Bunlar bir cihazla izleyebileceğiniz biçimde değiştirilirler. Bu nedenle hiçbir zaman vasıta olan aracıyı değil, bilakis buna bağlı olan saf enerjiyi, dalga boyunu, bu elektriksel frekans örneğini düşünün. Eğer bunlar yoksa, o zaman madde size yardım edemez.
Bunlar sadece taşıyıcı malzemelerdir, bilgi taşıyıcıları. Bu biçimde yaşamsal gıda da sadece bilgi taşıyıcıdır.
Buna benzer başka bir basit örnek daha verebiliriz: Bir fobiniz olduğunu düşünün. Akşamları sokağa
çıkamayacak kadar karanlıktan korkuyorsunuz. Ne yapıyorsunuz? Kendinize bir psikolog buluyorsunuz ve eğer terapiye başlarsanız, o size daha önce sahip olmadığınız bilgiler veriyor, bilincinizi genişletiyor. Hatta büyük bir olasılıkla sizi çocukluğunuza geri götürüyor ve daha önce bilmediklerinizi bilmenizi sağlıyor. Bağlantıların bilinçli olarak bilincinize yukarı gelmesine izin verdiğinizde, artık fobiniz kalmıyor. Ve şimdi psikoloğunuzun ölümcül bir kazaya kurban gittiğini ve sizin aslında bir sonraki hasta olduğunuzu düşünün. Ve şimdi bilim adamlarının ölen psikoloğu evinizin içine taşıdıklarını düşünün, çünkü eksik bir tarafı yok, tüm kemikleri orada ve öteki her şeyi. Tabii ki siz onun ölü olduğunu söyleyeceksiniz, ama bilim adamları da size ölü ya da diri, ne fark eder, biz size bilimsel olarak onun aynı kemiklere, aynı organlara sahip olduğunu kanıtlayabiliriz, derler. O zaman kendinize onun size
nasıl yardım edebileceğini sorarsınız. Bir psikoloğa mı gereksiniminiz vardı, yoksa psikoloğun bilgisine mi? Çünkü artık ölü olduğundan bilgiye ulaşamıyorsunuz. Bunun aynısı gıda maddelerimiz için de geçerlidir.
Çünkü sizin gereksiniminiz olan aslında bilgidir, bilgiyi taşıyan değil. Tam tersine şimdi psikolog size yük olmaya başlar, çünkü şimdi kokmaya ve çürümeye başlamıştır ve siz kendinizi ondan kurtarmak istersiniz ve bu ölü psikoloğun bağırsaklarınızda bulunan ölü gıda olduğunu düşünün. Eğer siz canlı gıda yerine ölü gıdayı kendinize alırsanız, size yük olmaya başlar, kendi kendinizden enerji çalarsınız.
Örneğin bir elmayı ele aldığınızda da bunu görüyoruz; elmayı önce kimyasal analitik ve biyolojik inceleyelim, o zaman bunun doğal bir yapısı olduğunu görürüz, şimdi de sadece 15 saniye mikrodalgaya sokalım, incelediğgimizde tüm vitamin ve öbür minerallerin henüz var olduğunu görürüz, fakat şimdi
anorganik karakter ortaya koyar. Daha önce elmada bulunanlar nötr iken, şimdi asit oluşturucudurlar, sadece 15 saniye bir elmayı 180 derece ters yüz etmeye yetmiştir ve biyofiziksel açıdan frekans örnekleri artık yoktur. Daha önce elmayı elma yapan, elektromanyetik içtepi, canlılık artık
elmada yoktur. Ve şimdi suya geliyoruz, çünkü her molekül bir Tetraeder'dir. Bu geometridir ve geometri molekülde var olduğundan, suyun çok belirli frekans örneği vardır. Bir su molekülü çift
kutupludur, aynı gezegenimiz Dünyanın Kuzey ve Güney kutbu gibi. Bu biçimde her bir su molekülünün de bir elektromanyetik kuşakla çevrelenmiş bir eksi ve bir artı kutbu vardır. Gezegenimiz Dünyada, su gezegeninde yaklaşık %70 su vardır ve ilginçtir ki yetişkin bir bedende de %70 su vardır.
Her bir hücrede de %70 su bulunması ilginç değil midir? Astronotların uzaydan çektikleri Dünya fotoğraflarının mikroskopla çekilen hücre fotoğraflarıyla benzer olması da ilginç değil midir? Makro kozmosda mikro kozmos.
http://micro.magnet.fsu.edu/primer/java/s cienceopticsu/powersof10/index.html
Su iki kutuplu olduğundan belirli yerçekimi ve kaldırma kuvvetlerine tabidir. Suda gravitasyon, yerçekimi gücü vardır. Bunu çok kolay benimseyebilirsiniz, su yukarıdan aşağıya doğru akar. Çok az kişi suyun kimyasal materyal olarak yukarıdan aşağıya akarken, tekrar aşağıdan yukarıya aktığını ve hatta saf ışık enerjisi olarak aktığını bilir. Eğer biz böyle bir suyu laboratuvar şartları altında incelersek, o zaman daha 18 molekül ve öteki 15 iyon bağlantısını saptarız. 33 farklı bağlantı yapılanması, sadece saf H2O olmasına rağmen. Bunun dışında bir milyar biyofotondan fazlası. Biyofotonlar nedir? Işık kuantları, saf ışık enerjisi. Bunu artık bugün dijital teknikte biyofoton emisyon ölçümleriyle
ispatlayabiliyoruz. Prof. Popp(Pope)'un getirdiği ispat şöyledir, maddenin tüm formları donmuş ışık veya yavaşlamış enerjiden başka bir şey değildir. Sadece maddeden daha çok, enerji formları üzerinde
düşünmeliyiz. Sonuç olarak maddeyi enerji oluşturur, tersi değil. Şayet maddenin herhangi bir formu kendini değiştirirse, (örn. bir organ, o zaman aslında organı düşünmemelisiniz, tersine aslında organınız kendini değiştirmeden önce) önce kendisini değiştirmek zorunda olan enerjiyi düşünmelisiniz. Bu biçimde çaresi olmayan hiçbir hastalık yoktur. Doktor, okul bilgileriyle ve tecrübeleriyle daha fazla yardım edecek durumda olmadığını prensipte söyleyebilir. Ancak hiçbirimiz, temelde bir hastalığın çaresi olmadığını söyleyemeyiz. Eğer biz bir problem ortaya çıktığında enerjiyi tekrar asli durumuna geri dönüştürebilirsek, o zaman buna otomatik olarak madde de uyacaktır ve bu işlemektedir, hem de bedeninizi oluşturan elementlerle, su ve tuz ile. Her banyo kültürünün temelinde su ve tuz vardır. Tüm bunlar hiç de yeni değildir. Birçok kür misafiri, Bad Reichenhall'a "Sole" (su ve Himalayalar'dan getirilen, içinde 27 ayrı elementin olduğu söylenen tuzun karışımını içmek için gidiyor ve tıbbi olarak da kanıtlanmış olarak kullanıyor. Buna rağmen maalesef tıbbi mantıkla hâlâ semptom tedavisi yoluna gidiyoruz. Ancak şimdi bir fikir değişimi var. Tüm bunlar bilinç durumunuza bağlıdır.
Yaşadığınız hayat daha önce oynamış bir filmden başka bir şey değildir. Siz bu filmin prodüktörüsünüz, rejisörüsünüz. Eğer bu filmde artık hoşunuza gitmeyen bir şey varsa, bu filmi kimin çevirdiğinizi düşünün, bu kişi sizsiniz, başkalarına kızamazsınız. O zaman filmi tekrar yazmanın, yeni bir film çevirmenin zamanı gelmiştir. Bu sizden başlar ve bunun için geliştirilmiş bilince gereksiniminiz var. Buna ilk etapta bu su ile, geometri ile, platonik yapılarla ulaşırsınız. Suyun içinde zaten enerjiyi sağlayan Tetraeder vardır. Bedende suyumuzun günlük olarak aşağı ve yukarı aktığı, içinde gizli canlı güç olan yaklaşık 90.000 km. sıvı bant vardır. Prof. Carol, doğru olarak bakılması(beslenmesi) koşuluyla ilkece insan gözesinin ölümsüz olduğunu kanıtlamış ve bunun için Nobel Ödülü almıştır. Fakat buna karşın biliyoruz ki, yaşlanma sürecine tâbiyiz ve yaşlanıyoruz. Bu neden oluyor? Neden bu gözeler ölüyor ve yenilenmeleri gerektiği gibi yenilenmiyor? Bu gözeden mi kaynaklanıyor, yoksa gözeyi çevreleyen göze suyundan mı kaynaklanıyor? Canlılık için önemli olanın göze suyu olduğunu çok hızlı anlayacağız. Aynı Carol(Prof.), kalbimizin aslında kendi motoruyla çalışan bir pompa olmadığını kanıtlamıştır. Okulda kalbimizin en önemli organımız olduğunu öğrendik. 24 saat, bir yaşam boyu sürekli aşağı ve yukarı kan pompalaması gerektiğini. Tam olarak gözlendiğinde kalbin aslında kendi motoru olmadığını bu nedenle de kalbi bir pompa olarak görmemizin yanlış olduğunu anlarız. Aslında kalp tam olarak gözlendiğinde bir tribündür. Bu tribün canlı bir güç tarafından, yani bedeninizdeki sıvılar tarafından işletilir. Bu her hücre suyunda, (ta kanımıza kadar) kendi hareketi saklıdır. Bu işletilen tribün bir ritim sağlar, kalp atışını bu kalp atışı, beyin akışımızın da bağımlı olduğu elektriği
üretir. Beyin akışımızın tekrar dünya gezegenindeki atmosfer değeri ile karşılaştırılabilir olması ilginçtir. Atmosferimizin bir rezonans değeri vardır, bu Schumann-Rezonans frekansıdır, 8 Hertz'lik bir direnç değeridir. Ve prensipte beynin de aynı değeri ortaya koyması ilginç değil midir? Eğer inanmıyorsanız, bir doktora beyin akımınızı EEG cihazıyla ölçtürün. Doğa ile aynı frekanstadır, yani 8-10 Hertz. Eğer bu ritmin dengesi bozulursa, eğer siz bu ahengi terk ederseniz, o zaman suda
bulunan önemli yasaları da terk etmiş olursunuz, gravitasyon ve levitasyon artık aynı oranda bulunmaz. Su, sarmal biçimde hareket eder, hiçbir zaman lineer değildir. Banyoda bir bakın, su girdap formunda hareket eder. Spiral oluşturan suyun hareketinin, genetik kalıtım bilgilerini içeren bedenimizdeki DNA ile tam olarak aynı olması ilginç değil midir?
Tam olarak nasıl aşağıya doğru akıyorsa, yukarıya doğru da akıyor, bunu çift helezon olarak adlandırıyoruz ve yerde ayaklarınızın üzerinde durmanızı sağlayan da budur, yerçekimi gücü. Öteki taraftan da her gün yukarı çıkmak istiyorsunuz, bir şeylere ulaşmak istiyorsunuz, sabahları
ayağa kalkıyorsunuz, bu levitasyon gücüdür, bilincinizi genişletmek için, içinizdeki su kristalini bilgilendirmek için bu sizi her zaman tekrar yeniye, yukarıya çeker ve eğer bu denge bozulursa, içinizde bir canlılık kalmaz, o zaman bu sizi sözcüğün tam anlamıyla yere çeker ve büyük olasılıkla
kendinizi yatağa atarsınız, çünkü hasta olmuşsunuzdur. Bedenimizin zeki fonksiyonu, molekül hareketini canlandırmamız gerektiğini hatırlatır. Bunu örneğin grip olduğunuzda anlayabilirsiniz. Hiç kendinize neden 37 derecelik bir beden sıcaklığınızın olduğunu sordunuz mu? Neden tam olarak 37 derece Sıcaklık nedir? Sıcaklık, moleküllerin hareket enerjisinden başka bir şey değildir. Neden bunun arkasında hep 37 derece sıcaklığımızın olmasını sağlayan aynı enerji bulunur? Eğer bizdeki denge
bozulursa, neden sıcaklık birdenbire yükselir ve neden moleküller daha hızlı hareket ederler? Moleküller, tekrar yapı oluşturmak için düzen durumunu tekrar yapılandırmak için uğraşırlar. Çünkü nerede yapı varsa, orada yapı çerçevesi vardır, nerede yapı çerçevesi varsa, orada geometri vardır, nerede geometri varsa, orada bilgi vardır. Ondan sonra artık bakteriler, mikroplar ve virüsler çoğalamazlar. Tazelenmeye, iyileşmeye başlarız ve birdenbire tekrar gücümüzü buluruz, tekrar ayağa
kalkmak isteriz.
Bu su hakkında düşünmelisiniz. Beyin suyunuz çok yüksek derecede kristal yapılanmadır, saf küçük kristaller, biz buna Molekül-Cluster adını veriyoruz. Birbirine bağlanmış olarak ve bu biçimde geometri olduğu için belirli bilgileri iletebilen bu yapıyı suda da buluyoruz. Bu sürekli olarak değişir. Düşünceleriniz nereden geliyor? Kimyasallarla suyun basitçe etkilenebileceğini biliyor musunuz? Bu suyu içtiğinizde düşünceleriniz değiştirilebilir. Klorun materyal düşünce yapılarının taşınmasını sağladığını biliyor muydunuz? Amerika'da yapıldığı gibi klorlu su içtiğinizi düşünün, orada yüzeyi %100 örten klorlu su içilir ve buna eğer flüor katarsanız, çünkü bunun dişler için iyi geldiği söylenir, ve
ben size flüorun frekans örneğini ölçsem, o zaman size bu flüorun artık hiçbir isteğinizin kalmayacağı kadar beyin fonksiyonlarınız üzerinde uyumsuzluk yarattığını kanıtlayabilirim. İsteksiz olursunuz. Düşünün bunu iki jenerasyon boyunca tüm halka yaptılar. O zaman ne elde ederim? İsteksiz materyalistlerle dolu bir halk, bunlar o zaman her şeyi ben nasıl istersem, öyle yapacaklardır. Buna su ile ulaşılabilir. Bu yüzden neden böyle düşündüğünüz önemlidir ve suyun sizin için ne kadar
önemli olabileceği önemlidir. 37 derecelik bir beden sıcaklığında beyin suyunuz buzlanmış bir durum alır. Bu jöleye benzer yüksek dereceli bir yapıdır. Bu yapıya mikro dalga uygulandığında, beyninizin kan bariyerinden aslında normal koşullarda kanınızda bulunup da ayrıştırılamayan hayvansal albümin geçtiğinde ve beyninize girdiğinde birden kristaller yapılarını değiştirmeye başlar ve sıvılaşır, beyninizin suyu sıvılaşacaktır. Nedenini iyi incelemeliyiz, nedeni daima geometride gizlidir. Örneğin suyun çeşitli hallerini ele alalım, gaz olarak buhar biçiminde, sıvı olarak su biçiminde ve katı olarak buz biçiminde görüyoruz.
Eğer suyu ısıtırsak ve su buharı elde edersek, o zaman su havada süptil bir formda olur. Peki biz ne soluyoruz? Tabii ki sadece oksijen değil. Tam olarak bakıldığında biz suyun en süptil formunu soluyoruz, bu nedenle bunu solumazsak sadece 3-4 dakika yaşayabiliriz. Aylarca yemek
yemeyebiliriz, bu bize bir şey yapmaz, hatta 3-4 gün suyu içmezsek de dayanabiliriz, ama sadece birkaç dakika soluk almamamız ölmemiz için yeterlidir. Bu kristalleri, örneğin kar tanelerini soluyoruz. Suyun katı hali olan kar tanelerinin bir elektron mikroskobuyla fotoğrafı çekilmiştir. Burada çok küçük Tetraederlerin mükemmel bir düzeni vardır. İki aynı kar tanesinin hiçbir zaman birbirine benzememesi çok ilginçtir. Bu, bu maddeyi zaten oluşturan ışık kuantlarının düzenine
dayanmaktadır. Kendini kristalize edebilmesi için her su molekülünde bir milyardan fazla biyofoton çalışır ve bunlar kendilerini sürekli olarak tekrar düzenlerler. Bu biçimde her su molekülü öbürlerinden farklıdır, her su molekülünün kendi kimliği vardır, aynı sizler gibi. Eğer kimyacılarımızı uzaya çıkarsak ve onların dünyaya bakmasını sağlasak, hepimizi aynı tutarlardı, sonuç itibarı ile hepimiz insanız, ama siz onlara "Hayır, ben değil, ben şuradakinden farklıyım" diye bağırırdınız. İşte kimyasal açıdan suya bu biçimde bakıyoruz, sadece H2O olarak, buna rağmen hiçbir zaman aynı olan iki kar tanesi yoktur. Şimdi bir deney yapalım ve kar tanesini doğal şartlarda eritelim ve bundan tekrar su yapalım, sonra da tekrar
donduralım, tekrar tam olarak aynı kar tanesini elde ederiz. Bu nasıl olanaklı oluyor? Çünkü kim olduğunu hatırlayabiliyor. Suyun hafızası vardır, su bir bilgi taşıyıcısıdır. Maddeleşmeye sebep olan enerjinin formunu değiştirmediğimiz zaman, madde de değişmeyecektir. Çünkü o kim olduğunu biliyor. Bu olay sizin organizmanız için de geçerlidir. Bilim adamları suyun doğal bir homoöpatik olduğunu ve bizim su vasıtasıyla bizde eksik olan dalga boylarını alabileceğimizi kanıtlamışlardır. Bu biçimde kaybettiğimiz her şeyi dengeleyebiliriz. İtalya'dan Enza Enstitüsü'nden Dr. Cicollo, son yirmi yıl içinde tüm dünyadaki şifalı suları incelemiş ve şifalı suların öteki normal sulardan kimyasal yapıları aynı olsa da biyofizikzel açıdan farklı olduklarını tespit etmiştir. Yıllardır şifalı suları için Lourdes'a 6 milyon, Fatima'ya 2 milyon kişi, Medjegorye'ye, Sandamniano'ya ve benzeri yerlere gitmektedir.
Bunun arkasında sadece dinsel değil de başka sebepler olamaz mı? Eskiden bu mucizeler açıklanamıyordu ve bu suların arkasında sevgili Tanrı'nın olduğu düşünülerek kutsal sular olarak anılıyordu. Aslında bu
böyledir de, bunun arkasında sevgili Tanrı, doğa, bütünlük yatmaktadır. Onun vasıtasıyla bu olgun, canlı kaynak suyu bize ulaşmaktadır. Şimdi bu mucize suları inceleyebiliyoruz ve bu karakteristikleri gösteren sular gerçekten de kutsal kaynaklardır. Bir Japon bilim adamı olan Dr. Masaru Emoto, suyu sözcüklerle değiştirebilecek durumda olduğumuzu fotoğraf çekerek 10.000 deneyle kanıtlamıştır. Burada sözcüklerin gücünü düşünün, çünkü her sözcük önceden düşünülmüştür. Bu elektriktir, bu dalga
boylarıdır. Bunlarla düzen, entropi, yani kaos yaratabilirsiniz. Her hangi birine aşırı derecede canlılık duygusu ve bağlantıları anlayacağı için yaşama gücü veya uyuyamayacak kadar korku verebilirsiniz. Sadece konuşulan sözcüklerle. Bu sıvı kristal yapının birdenbire tamamen değişmeye başlaması ilginç değil midir? Bunu Masaru Emoto mükemmel bir biçimde kanıtlamıştır. Sıvı nötr suyu alıp sözcüklerle yani bilgiyle yükleyerek ?4 derecede dondurmuş ve elektron mikroskobuyla
fotoğraflarını çekmiştir. "Beni hasta ediyorsun" mesajı ile yüklediği suyun görüntüsünün aynı kanserli hücre yapısını ortaya koyduğunu tespit
etmiştir.
http://www.hado.net
Burada gıdalarınıza ne kadar dikkat etseniz de çevrenizdeki kişilerin size yüklediği negatiflikler sizin yapınızı bozabilir ve hasta edebilir. Kristalleriniz parçalanır. Fakat yine de bedenlerimiz kendini mükemmel bir biçimde yenileyebilir, bedenimiz aynı bir akü gibi algılanmalıdır. Ancak bedenimiz şarj edilmelidir, insan bedeninin bu doğal regülasyon işlemine homoöstaz diyoruz. Dünyada hiçbir doktor, var olan 58.000 alopatik ilaçlardan hiçbiri tedavi edemez. Biliyor musunuz sizi kim tedavi eder? Kendiniz! Ve iyi bir doktor bunu size iyileşmeniz için gereksiniminiz olan bilgiyi tekrar vererek ve bu biçimde size destek olarak bu homoöstazı tekrar oluşturmanıza yardım ederek yapar. Bu
nedenle "bağışıklık sistemi" sözcüğü yanlıştır. Tam olarak bakıldığında bizim bağışıklık sistemimiz yoktur, bizim entegrasyon sistemimiz vardır. Gerekli enerjiye sahip olduğumuz sürece bedenimiz zararlı maddelerle gerektiği gibi başa çıkabilir ve eğer çevremizde her zaman bize karşı negatif kişiler bulunuyorsa, buna karşın aktivitelerimizle ve pozitifliğimizle kendimizi koruyabiliriz. Ama eğer siz her gün negatifliğin içinde bulunursanız ve kendinizi korumazsanız, o zaman bu sizi en sonunda yapısı bozuk hücre formu olan kansere kadar götürebilir. Normal durumda hasta ve zayıf bireylerin sağlıklı olanlara oranla daha çok hasta ve zayıf çocukları olduğunu biliyoruz. Bedenimizdeki her bir hücrede de
bu durum aynıdır. Tüm bu hücreler, hücre suyunuzun canlılığıyla bir geometriye, bir yapıya bağlıdırlar. Sizin için her şeyden önemlisi, hücre suyunuzun her alanındaki bu kristalleri tekrar yapılandırmak olmalıdır. Şimdi yeni bir deney yapabiliriz, bozuk, hasta bir suyu alalım
ve sıvılaştırarak tek bir sözcük olan "Sevgi" sözcüğüyle yeni bir bilgi verelim. Bunu tekrar ?5 derecede donduralım ve elektron mikroskobuyla fotoğrafını çekelim. Birdenbire bu mükemmel kristali, mükemmel
geometriyi elde ederiz. Bu deneyi tersten ve yüzden 10.000 defa yapabiliriz, bilimsel ve objektif olarak suyun düşünceyle ne kadar etkilenebileceğini yine kanıtlamış oluruz. Bedeninizin %70'i sudan oluştuğundan bu sizin için önemlidir. Kalitenin yanı sıra miktara da dikkat etmelisiniz,
çünkü çok az su içiyorsunuz. Mükemmel organize olmuş bir beden oluşturmak için günlük en azından 2 litre su içmelisiniz. Eğer bireyle çok kahve, çok limonata ve benzeri içtiğini düşünüyorsa, o zaman bu çözüm değil, çünkü çamaşırlarınızı kahveyle yıkayamazsınız. Su mükemmel bir çözelti maddesidir ve her şeyi kendine bağlayabilecek durumdadır. Bu nedenle su içmek gerçekten çok önemlidir. Bedenimiz çok iyi bir biçimde kendi kendini iyileştirebilir. Çoğu kişi de bunu oruç kürleri vasıtasıyla, bunları bıçaksız ameliyat olarak da adlandırabiliriz, yaparlar. Bedeninizin tekrar temizlenmesini sağlayın. Sanayi tarzda gıdaların işlenmesiyle bedeninize almış olduğunuz inorganik maddelerden kurtulun. Bunun için de bunları çözen bir şeye gereksiniminiz var. Ve bu da su; su bunu başarır. Ve artık biyofiziksel olarak da kanıtlayabildiğimiz gibi, su yüksek derecede bir yapıya sahip. Ve bu yapılardan dolayı bedenimizdeki benzer titreşimleri içererek bir çok hastalıkları, Alzheimer rahatsızlığına kadar, ve beyinlerimizin kıvrımlarına yerleşmiş olan hafif ve ağır metal tortularını bile sökebilir. İsrail'de
bir doktora gittiğinizde, orada bir gelenek vardır, hangi rahatsızlıktan dolayı gitmiş olursanız olun, sizi önce tekrar bekleme odasına yollayıp, yarım saat içinde içmek üzere size 2 Litre su verilir. Ve siz bu
suyu içtikten sonra hâlâ şikayetleriniz varsa bundan sonra sizi muayeneye kabul ediyorlar. Birden beliren hastalıkların % 80'ini sadece su içerek iyileştirilebileceğini görmüşler ve bunun sadece suyun kalitesine bağlı olmadığı da tespit edilmiş. Bunun için su çözelti maddesi olarak biriken tüm atıkları dışarı taşımak için kullanılıyor. Örneğin burnunuz aktığında neler oluyor? Bedeninizde daha önceleri birikmiş olan zararlı maddelerin nötralize edilerek dışarı atılabilmesi için salgılar oluşuyor ve burnunuzdan dışarı çıkıyor. Aynı olay cildiniz için de geçerli olduğundan, bedeninize girmiş olan zararlı tüm maddeler cildiniz vasıtasıyla da ifraz edilir. Tüm problem aslında içeride, oraya girmemesi
gereken maddeleri su yine dışarı taşıma kapasitesine sahip. Burada suyun miktarı kadar kalitesi de tabii ki önemli.
Artık bildiğimiz gibi su, 80 metrelik bir boru sisteminden geçtiğinde, canlılığını kaybediyor. Bu da borunun kötü olmasından dolayı değil de borudaki basınçdan oluşuyor. Suyun evlerimize kadar taşınabilmesi için gerekli olan basınç, suyun kendi hareketliliğini bozuyor. Suda çift helix biçiminde spiral hareket var, bu da suyun kristalinin oluşmasını sağlıyor. Suyun spiral hareketine zarar verildiğinde, kristal yapısı da bozuluyor ve kristal biçim olmayan yerde geometri de yoktur ve böylece enformasyon da oluşamaz ve neticede canlılık da yok olur. Ve neticede bu biçimde sadece 80 metre boru hattı ile suyun canlılığını almış oluyoruz. Şimdi ayrıca kimyasal-analitik olarak açıklamamız gereken şeyler var.
Yasaları koyanlar, su kimyasal olarak temiz oldukça belli değerler çerçevesinde bulunmasını şart koşuyorlar. Ve bu sınır değerleri de istedikleri gibi zaman zaman aşağıya veya yukarıya çekebiliyorlar. Halen tarım sektöründe 300 çeşitten fazla inorganik kimyasal yapıya sahip tarım ilacı kullanıldığını ve bunların neredeyse 280'i kanserojen olduğunu biliyor muydunuz? Kanser nedir? Kanser kaos'tur. Kaos'u düzeltin, entropinin oluşmasını, yani tekrar düzenin oluşmasını sağlayın. Ve tüm bu inorganik bileşimler, bu pestisidler tam tersinin oluşmasını sağlıyorlar.
Tarımda kullanılan ilaçlar yer altı sularına karıştığından tekrar bize çeşmelerimize geliyor. İlginç olan, 1992'ye kadar yasayı koyanlar bu 300 tarım ilacından sadece 63'ünün analiz edilme zorunluluğunu
getirmiştir. 280 ilacın kanserojen olarak bilinmesine rağmen sadece 63'ünün ölçülmesi sanki bunların yokmuş gibi varsayılması ilginç değil mi, kalanların isimleri bile bilinmiyor ve bunlar için hiç bir sınır değer konulmamış. Ve zamanla bu ölçülen 63 ilacın değerleri yükseldikçe, tolerans değerleri de yükseltilmiş. Suyun kalitesini düzelteceğine içindeki maddelerin tolerans değerleri ile oynanmakta. Aksi takdirde bu suyu size satmamaları gerekir. 1992'den beri de zaten bu 300 tarım ilacından sadece
18'i ölçülmekte. Ve böylece aslında neler içtiğinizi düşünebilirsiniz.
Örneğin bunların içinden birini çıkaralım: Mesela Nitrat kanserojendir. Sadece kimyasal olarak bir zehir olmasından dolayı değil sebebi çok daha başka. Nitrat, bir kimyasal yapı olarak belli bir dalga boyuna
sahip, dolayısıyla bir elektromanyetik kuvvete? Bedeninize Nitrat girdiğinde rezonans yerine disonans oluşur, çünkü bedenimiz Nitrat içermediği için bu madde ile rezonansa geçemiyor. Oluşan disonans bedende kaos oluşturuyor ve birden, bazı hücre grupları dejenere olmaya başlıyor, çünkü
sürekli bir elektromanyetik içtepiye maruz kalıyorlar. Aslında bedenimiz kendini tekrar rejenere edebilir fakat her gün aynı içtepilere maruz kaldığında, artık Nitrat'ın miktarının da önemi kalmıyor, tekrar eski yapısını koruyamıyor. Örneğin suya bir taş atıyorsunuz, bir dalganın, dalga boyunun oluşmasına sebep oluyorsunuz. Suya sadece içine taşı atarak bir enformasyon vermiş oluyorsunuz böylece. Aynı anda taşı derhal çıkarsanız bile oradaki dalgayı yaratmış oluyorsunuz. Konu oradaki
kimyasal yapıyı değil de negativiteyi yaratan disonans dalga boyunu nasıl çıkarabilirsiniz? Bizim de artık biyofiziksel olarak kanıtlayabileceğimiz gibi bu işlemi yapmak için ?suyu canlandırma cihazları? vardır.
En iyi içebileceğiniz su, doğal temiz kaynak suları, artezyen suları, agratopejik artezyen kaynakları. Agratopejler, yeraltından kendi güçleriyle yukarı çıkan yer altı artezyen sularıdır, çünkü suyun da kendine has bir olgunluk derecesi vardır. Su, yağmur olarak yere indiğinde bunu "juvinil" su olarak adlandırırız. Bu suda solar frekanslar ölçülebiliyor fakat jeomanyetik frekansların da oluşabilmesi için su yerin çok altına inmesi gerekiyor, ?toprağın kanı? haline gelmesi gerekiyor.
Yeraltında tamamen olgunlaşan ve tüm jeomanyetik frekans desenlerini içine alan ?toprağın kanı?, kendi başına 1000'lerce metre derinliklerden girdap biçiminde yukarı çıkabilecek güce ve enerjiye sahip oluyor.
Siz şişeden mineral suyu içtiğinizde bunu bedeniniz alamaz, işleyemez, çünkü mineral suyundaki mineraller inorganik yapıya sahipler. Bunlar zararlı değiller fakat hücreler için kullanılabilir değiller. Böylece kanınıza kadar giren kalsiyumun hücrelerinizde özümsenemediği için hiçbir faydası olamaz. Burada konu Kalite'ye geliyor. Su, kristal gibi basınç ile elementlerin koloidal oluşmasını sağlayamadığından elementler inorganik kalıyor ve bu yüzden bedeniniz de bunları alamıyor. Bazıları,
bunların bir kısımları belki alınabilir diye düşünse de bu kesinlikle olanaklı değil. Bunu kahvaltıda tabağınıza bir çubuk demir koymuş gibi de düşünebilirsiniz. Sudaki mineralleri alabilirseniz, çubuktaki
demirleri de yiyebilirsiniz. Bu da olanaklı olmadığı için suyun hangi mineralleri içerdiği de önemli değil. Önemli olan, suda hangi frekans desenleri var, bu mineraller halen iyonize durumda mı ve etrafları su kılıfı ile çevrili mi? Çünkü biz bu suyun yapısını bozduğumuzda, içindeki iyonize ve suya elektromanyetik dalga boyları veren elementlerin başka elementlerle birleşmesini sağlamış oluruz. Bu da genellikle boru basıncı veya suya katılan karbon diyoksitlerle yapılır, böylece suyun doğal oksijeni alınıp, nitrojen katılır, halbuki bizim amacımız bedenden nitrojeni uzaklaştırıp oksijen verebilmek olmalıdır. Böylece oluşan ?molekül evliliklerinde?, örneğin pozitif yüklü kalsiyum ile negatif yüklü hidrojenkarbonatlar birleşirler. Aslında, bunlar su canlı olduğu sürece, yani bir yapıya sahip olduğu sürece, aralarında su bir duvar gibi olduğu için iyonal yapılarından dolayı birleşemezler ve bedene zararlı hale gelemezler. Kalsiyum ve hidrojen karbonat örneğinde yeni oluşum kalsiyum bikarbonattır, yani kısacası kireç oluşur. Ve siz de bunu evinizin borularından dışarı atabilmek için en pahalı cihazları
kullanırsınız. Bunu yaparken kendi bedeninizdeki kireçlenen borularınızı/damarlarınızı hiç düşünmezsiniz. Yaşlandıkça damarlarımız ve beynimizdeki sinir iletişim bağları dahil kireçleniyor ve doğal olarak enformasyonu iletmek için köprü kurulamadığından unutkanlık başlıyor. Burada oluşan
kireçleri çözebilmek için canlılığa, enformasyona veya yapıya gereksiniminiz var. Suyun geometrisine gereksiniminiz var. O zaman, oluşan molekül birleşimlerini de kırabilirsiniz.
Biz, araştırmalarımız çerçevesinde, segmanter diyagnostik ve organometri ile, medes diye adlandırdığımız, enerjetik seviyede ölçüm yapabilen bilimsel bir cihaz sayesinde, organizmadaki patolojik rahatsızlıkların bile sadece su ile rejenere edilebileceğini kanıtlayabiliyoruz. Uzun yıllar boyunca teşhis amaçlı takip altında bulundurduğumuz hastalar var.
Bizler, doktor değil de sadece biyofizikçi olduğumuzdan bizim kendi kendimizi rejenere ettiğimizi, doğanğn iyileştirdiğini biliyoruz. Örneğin bir hastamızı segmanter diyagnostik ile değerlendirdik, bunun için bedenine 1,2 V doğru akım vererek direnç değerlerini değerlendirdik ve böylece bir organın elemansel titreşim karakterinin hücre bazına kadar nasıl değiştiğini inceledik. Bedeninizdeki organlar maddeden oluştukları ve çeşitli element bileşimleri içerdikleri için, her bir organın ayrı titreşim karakteri vardır. Örneğin bir akciğerin doğal durumdaki titreşimi yaklaşık 40 Hrtz civarındadır. Her gün içki alıyor ve ciğerlerinizi yıpratıyorsanız, zorlanmadan dolayı neredeyse 58 Hertz'e kadar yüksek
titreşecektir. Bu da, eğer ciğerin enerji seviyesini 40'tan 58 Hertz'e yükseltirsek, organın maddesel yapısının da değişmesi söz konusudur ve bu da organda bir dejenerasyona sebep olacaktır. Bu olay da aynı kanserde olduğu gibi birden oluşmayacak, yıllarca organın maruz kaldıklarının sonucu olarak ortaya çıkacaktır. En başında enerji seviyesinin değiştiğini unutmayalım. Mesela bir hastamızın beyninin sağında bir tümör var. Tümör, organ seviyesinde kırmızımsı olarak görülmektedir. Bunu
enerjetik seviyede ölçtüğümüzde, ki bu ölçümü kanser organ üzerinde görülmeden çok önce yaptığımızda hastayı uyarabiliriz, beyninde tümör olan hastaya bedeninde eksik olan frekansları içeren bir su içirdiğimizde (zarar görmüş olan yerler: epifiz, hipofiz, merkezi sinir sitemi vs.) çok
farklı bir tablo ile karşılaşıyoruz, sadece 17 dak. sonra değişiklik oluyor.
Fakat bu kadar kolay olamayacağını siz de tahmin edebilirsiniz, tüm bir ömür boyunca yanlış yaşayıp mucize suyu içerek iyileşebileceğinizi sanmayın. Bu hasta tabiiki tekrar eski yapısına düşecektir, çünkü artık organ seviyesinde destrüktürasyon başlamıştır. Beden kendini bu negatif duruma o kadar alıştırmıştır ki 2-3 saat içinde eski patolojik tabloya geri döner. Fakat bunun bize gösterdiği, suyun içinde öyle bir enerji var ki, eksik olan tekrar yerine getirilebiliyor ve rejenerasyon
gerçekleşebiliyor. Bu hastaya belki her gün 2'şer litre bu sudan içirsek ve birkaç yıl devam etsek, bedendeki her yapıyı değiştirebiliriz. Bu yüzden tedavi edilemez hiçbir hastalık yoktur. Her biçimi
değiştirebilirsiniz. Bedenlerimiz morfojenik bir alandan oluşuyor. Bizlerin bu bedenlerin biçimlerini oluşturan neticede enerjidir.
Örn. bir hastanın ayağını kestiğimizde ayak parmağını algılayabiliyor, çünkü enerjetik seviyede o enerji var, buna da fantom ağrıları deniyor. Bu kişinin aurası, yani enerji seviyesi ölçülebilir durumda.
Çalışmalarımız kapsamında hastalarını su ve tuz ile iyileştiren 65 doktor, 150'ye yakın icazetsiz pratik hekim ve çeşitli klinikler var. Bunların sayıları günden güne çoğalıyor. Bireylerin sadece çok basit
araçlarla en ağır hastalıklardan bile nasıl iyileştirilebileceğini görmenizi istiyoruz, bunun olanaklı olduğunu bilmenizi istiyoruz. Bu sadece bu yılın moda tıbbı değil, bunlar en doğal maddeler, suyunuzu doğadan almaya çalışın, has su içmeye çalışın. Günlük gereksiniminiz olan 2 Ltr. İçin. Güzel bir kaynak bulup, kimyasal analizini yaptırma gayretine girin, çünkü zararlı kimyasal madde olmayan yerde, yapı var olduğu için mikrop da oluşamaz. Böylece bu suyun canlılık içerdiğine dair elinizde bir garanti olur. Alabalıkların yaşadıkları akarsular kesin temiz olur, çünkü alabalıklar çok hassas balıklardır, suyun içinde gravitasyon ve levitasyon dengesi bozulduğunda suyun kalitesi bozulur ve alabalıklar bunu derhal algılar. Bu balıklar suyun içinde başka güçlerin de var olduğunun farkındalar, levitasyon gücünü kullanarak suyun içinde durabiliyorlar ve suyun içsel gücü olan saf ışık enerjisini kullanarak akım
yönünün tersine yüzebiliyor. Bu kaynaklardan beslenen sulardan faydalanmalıyız. Bu tip sular sadece geçen hafta yağmur yağarak orada birikmiş değil yıllarca 100-200-300 yaşında olabiliyor ve radyometrik ölçümlerle bunu tespit edebiliyoruz. Bazı fosil sular vardır ki bunlar toprağın
kanı olarak 6, 7, veya 8000 yıl yeraltında beklemiş ve oluşmuşlardır. Bu suları bulup kullanmalıyız ve bunu sadece bencil olarak sağlığınız için değil de bilinçlenmeniz için, bilinçli biri olmak için yapın.
Sağlığınıza kavuşmanız bunun yan etkisi olarak yaşamınıza girecektir.
Yaşamınızda bilinçli tüketin, sadece reklâmı yapıldığı için ve aslında gereksiniminiz olmadığı bir şeyi almayın. Reklâmlar da zaten gereksiniminiz olmayan ürünler için yapılır, yoksa siz hiç havuç reklâmı gördünüz mü? Onu zaten alacaksınız. Bu yüzden daha güzel, daha sağlıklı, daha mutlu olabilmeniz için sizin aslında pek de gereksiniminiz olmayan şeyleri satın almanızın teşviki için reklâmlar yapılır ve siz böylece ticari anlamda bağımlı kalırsınız. Aksi takdirde, örneğin gereksiniminiz olan her şeyi
kendi kaynaklarınızdan karşılıyor olabilseniz ve daha az çalışmanız gerekse, zamanınız kalacak ve siz kendinizi geliştirmek için eylemde bulunacaksınız ve bilinçleneceksiniz. Ve tüm bunların gerçekleşmemesi için sürekli çalışmanız gereklidir, ki böylece kendinize zaman kalmasın ve
aslında nelerin olup bittiğinin farkına varmayasınız diye. Ve 65 yaşında emekli olana kadar çalışır ve pillerinizi tüketirsiniz. Burada sadece sistemin suçu yok, biz değil miyiz kimyasal temizliği, daha ucuz
ürünleri vs. talep eden? Biz değil miyiz, nicel düşünen? Sanayi sadece taleplerimize cevap veriyor. Bizler daha bilinçli olmaya başlamalıyız, satın alma fanatizminden vazgeçmeliyiz, kendimize karşı daha radikal olmalıyız, radikal sözcüğü Latince'den radikus : kök'ten geliyor. Köklerimize geri dönmeliyiz, yaşamlarımızın amacını görmeliyiz ve bunu doğal canlı su ile başarabiliriz. Artezyen suyu bulduysanız mutlaka cam şişelere koyun. Bu sulara ulaşamayanlar Suyu canlandırıcı cihazlar
kullanabilirler. Bu cihazlar, borulardaki basınçtan dolayı bozulan suyun yapısını tamir ediyorlar. Böylece, kristalline yapısı olmayan, yani yapı ve böylece enformasyonu içermeyen suyu fiziksel bir yöntem ile tekrar canlandırabiliriz, enerji verebiliriz. Bunun için değişik yöntemler var, örn. levitasyon(Hachening'e göre anafor yapma), kristalizasyon, manyetizm, canlandırma. Prensipte tüm yöntemler suya tekrar bir frekans desenini yüklemeye çalışıyorlar. Laboratuvar şartları altında bunu
yüzey gerilimi ile tespit etmemiz olanaklı. Çeşme suyunun yüzey gerilimi daima 73 Dune'dur. İyi bir kaynak suyun gerilimi 58, 60, 62 Dune olabilir. Bizim kanımızın değeri 42 ve 44 Dune civarındadır. Gıdaları özümlememiz için bu değerin kan değerimize en yakın olması daha uygun. Ve bizim için en uygun olan taze sıkılmış meyve suyudur. Taze meyve suyunun yapısı o kadar uygun ki, yüzey gerilimi aynı kanımızın değeri gibidir. Bunu tuzlu su ile (buna ?sole? diyoruz) de yapabiliriz. Doğal bir Sole'den bir bardak doğal suya 1 çay kaşığı ilave ettiğinizde izotonik bir çözelti elde edersiniz. Bu çözeltinin değeri de aynı kanımızın değerindedir, çünkü mükemmel bir yapıya sahiptir. Kaynak/Artezyen suyu da bu değere çok yakın. Su, suyu canlandırma cihazlarından çok hızlı geçtiğinden çok kalıcı bir biçimde onarılamıyor. Bunun için su ile temas etmesi gerekmeden, sadece fiziksel bir metotla frekans değişimi sağlanıyor. Fakat bu cihazlar pek de ucuz sayılmaz. Bu cihazlarla suyun kimyasal yapısı değişmez, örn. suyunuzda nitratlar varsa, onlar arındırılmaz. Suyunuzdaki kimyasalları çıkarmak için ters osmozlu cihazlar kullanmalısınız, zararlı elementler bunların zarlarından ölçülerinden dolayı geçemez ve süzülürler. Kimyasallarınızı arıtan cihazların sonucunda kimyasallardan arınmış fakat cansız su elde
edersiniz. Suyu canlandırma cihazları da çok pahalı olduğundan bunun yerine bir avuç kuvars kristalini temiz kaynak suyuna koyarak cam sürahi içinde bekletirseniz, kuvars kristalin hexagonal yapısından dolayı, geometrisi var olduğu için pizoelektrik içerdiğinden suyu canlandıracaktır.
Kristalin pizoelektriği suyun tetraeder-yapısını tekrar yerine getirebiliyor. Bunun için herhangi bir kristali kullanabilirsiniz, gül kuvarsı, ametist vs. önemli olan hexagonal biçimli olması. Bu kristallerin
birini bir cam sürahiye koyup ertesi gün içtiğinizde, gerçekten canlı su elde etmiş oluyorsunuz. Kesinlikle plastik kavanoz kullanmayın, çünkü dizonans titreşimler yüklersiniz. Camın yapısı kuvars tozu
içerdiğinden zaten bir hexagonal şekle sahip ve içine konulanı etkileyecektir. Ertesi gün suyunuzu içtiğinizde koyduğunuz kuvars kristali biçimini hiç değiştirmemesine rağmen, siz de tadındaki yumuşaklığı fark edeceksiniz. Biz, size bilimsel olarak kristallerle suyun canlandırılmasında suyu canlandırma cihazlarıyla kıyaslandığında yüzey gerilim değerleri aynı veya daha iyi olduğunu kanıtlayabiliriz. Bu cihazların çoğu kuvars kristali içeriyor.
Peter Ferreira )
- SUBAKUT/SUBACUTE[İng.] değil/yerine/= AZ IVEGEN
- SUBSEQUENT :/yerine ARDINDAN GELEN
- SUBTİP/SUBTYPE[İng.] değil/yerine/= ALT TİP
- SUÇ ile YANLIŞ(HATÂ) ile KABAHAT/KUSUR ile AYIP
( CRIME vs. MISTAKE )
- SUÇLAMA ile/ve/değil/||/<> AYIPLAMA
- SUDDEN :/yerine ANİ
- SUDDENLY :/yerine ANİDEN
- ..., ŞUDUR/ŞÖYLEDİR ile/ve/değil/yerine ..., AYNI ZAMANDA ŞUDUR/ŞÖYLEDİR
- SUFFER :/yerine ACI ÇEKMEK
- SÛFÎ ile ÂRİF
( Her ârif, sûfî fakat her sûfî, ârif değildir. )
( Kendi zevkini bulabilmiş kişi. İLE ... )
- SÛFİ'NİN BİLGİSİ ile ÂLİM'İN BİLGİSİ
( Hudûrî. İLE Husûlî. )
- SUFİ'NİN BİLGİSİ ile ÂLİM'İN BİLGİSİ
( Huduri. İLE Husuli. )
- SÛFÎ'NİN BİLGİSİ ile ÂLİM'İN BİLGİSİ
( Hudûrî. İLE Husûlî. )
- SÜFLÎ[Ar.] değil/yerine/= AŞAĞIDA BULUNAN | ALÇAK, BAYAĞI
( AŞAĞIDA BULUNAN | ALÇAK, BAYAĞI )
- SUGİLİT ile/||/<> AMETİST
( Mor renkli nadir bir mineral. İLE/||/<> Mor renkte bir kuvars türü. )
- ŞU'LE[Ar.] değil/yerine/= ALEV, ATEŞ ALEVİ | IŞIK | ATLARDA BEYAZ TÜYLERDEN OLUŞAN BENEKLER
- SÜLEYMAN ve/<> SUNULLAH ve/<> FEYZULLAH ve/<> ÂLÎ ve/<> PÎRÎ ve/<> NEV'Î
( Kanûni Sultan Süleyman. VE/<> Sunullah Efendi. VE Feyzullah Efendi. VE Gelibolu'lu Âlî. VE Piri Reis. VE Yahya Efendi. )
( Sultan. VE/<> Şeyhülislâm. VE Muhaddis. VE Tarihçi. VE Denizci. VE Şair. )
( Kanûni Sultan Süleyman ve/<> sınıf arkadaşları. )
- SÜLFÜRİK ile/||/<> ASİT
( Sülfürik asit üretimi )
( Razi tarafından 880 yılında keşfedildi/formüle edildi. (854-925) (Ülke: Rey) (Alan: kimya) (Önemli katkıları: Alkol damıtması, sülfürik asit, tıp ve kimya) )
- SÜLÜN ile ALTIN SÜLÜN
- SUMRU ile AK KANATLI SUMRU ile KARA GAGALI SUMRU
- SÜNBÜL ile ÂLE[Fars.]/HİNT SÜNBÜLÜ
( ... İLE İlâç için kullanılan bir çiçek. )
- SÜNEPE/LİK ile/değil/yerine ALÇAKGÖNÜLLÜ/LÜK
- SÜNNET ile/ve/=/değil/yerine ÂDÂB
- SUNTA ile/ve/<> MDF ile/ve/<> AHŞAP
( )
- SUNUŞ ile/ve ANLATMAK
( PRESENTATION vs./and TO TELL/TO EXPLAIN/TO DESCRIBE )
- SÜR'AT[Ar.] ile ÂCELE["ACALE" değil!]
- SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK ve/||/<> AKILLANDIRMA ve/||/<> SÜRTÜNMESİZLİK
- SÛRE ile/ve ÂYET
- SÜREÇ ile/ve AKIBET
- SÜREÇ ile/ve AKIŞ
( PROCESS vs./and FLOW )
- SÜREÇ ile/ve AŞAMA
( PROCESS vs./and PHASE/GRADE )
- SÜREÇ ile/ve/<> AŞAMALI BİRLİK
- SÜREÇTE (OLMAK) ve/||/<> AKIŞTA (OLMAK)
- SÜREĞEN SİNÜZİT ile/||/<> İVEĞEN SİNÜZİT
( Uzun süreli sinüs yangısı. İLE/||/<> Kısa süreli sinüs yangısı. )
- SÜREKLİ ile/ve/değil/yerine ARALIKSIZ
( [not] CONTINUOUS vs./and/but NONSTOP
NONSTOP instead of CONTINUOUS )
- SÜREKLİ ile/ve/değil ARKA ARKAYA
- SÜREKLİ/DAİMA ile/ve/||/<> AŞIRI/LIK
- SÜREKLİLİK ile/ve/<> AKTARIM
- SÜREKLİ/LİK ile/ve/||/<> ARDIŞIK/LIK
- SURGERY :/yerine AMELİYAT
- SÜRMEK ile ARABAYLA UZAKLAŞMAK ile KABACA SÜRMEK ile KABA BİR ŞEKİLDE SÜRMEK ile TAHRİK MİLİ ile SÜRÜLEBİLİR ile SÜRÜCÜ ile ARABA KULLANMAK ile SÜRÜŞ TESTİ
( DRIVE vs. DRIVE AWAY vs. DRIVE ROUGHLY vs. DRIVE ROUGLY vs. DRIVE SHAFT vs. DRIVEABLE vs. DRIVER vs. DRIVING vs. DRIVING TEST )
( رانندگي کردن ile راندن ile چخ کردن ile خرکي رفتن ile محور محرک ile راندني ile راننده ile شوفر ile گاريچي ile ماشين ران ile اتومبيل راندن ile اتوموبيل راني ile سوق ile رانندگي ile امتحان رانندگي )
( RANANDEGY KARDAN ile RANDAN ile CHAKH KARDAN ile KHRAKY RAFTAN ile MAHVAR MAHRAK ile راندني ile RANANDEH ile SHOOFER ile GARYCHY ile MASHYNE RAN ile OTOMBYLE RANDAN ile OTOMOBYLE RANY ile SOGH ile RANANDEGY ile EMTAHAN RANANDEGY )
- SÜRÜCÜ KARINCA ile/ve/||/<> ASKER SÜRÜCÜ KARINCA
( ... İLE/VE/||/<> Sürücü karıncaların, 3 katı büyüklüktelerdir. )
- SÜRÜCÜ ARAÇ
- SÜRÜDEN:
AYRILAN ile/değil/yerine/>< AYRI OLAN
( Kurt kapar. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Kurtulur. )
- SÜRVEY/SURVEY[İng.] değil/yerine/= ANKET, TARAMA
- SURVEY :/yerine ANKET, ARAŞTIRMA
- SUSABİLMEK ile/ve/||/<> ANLAŞMAK
( Susmak, anlaşmak değildir. Ancak, [gerektiğinde/gerektiği kadar] susabiliyor olmak, anlaşmayı sağla(tı)r. )
- SUSAMURU ile AVRASYA SUSAMURU
- SU/SIVI DOLU ŞİŞEYİ, ÇANTAYA ...:
YAN/TERS KOYMAK değil/yerine/>< AĞZI, YUKARI GELECEK ŞEKİLDE DİK KOYMAK
- SUSMA HAKKI ve/||/<> ÂDİL YARGILANMA HAKKI ve/||/<> KENDİNE YÜKLENİLEN SUÇU ÖĞRENME HAKKI ve/||/<> SAVUNMA HAKKI ve/||/<> İFADE SERBESTLİĞİ ve/||/<> MASUMİYET GÖSTERGESİ ve/||/<> SİLAHLARIN EŞİTLİĞİ ve/||/<> AVUKAT YARDIMI ve/||/<> AYDINLATMA YÜKÜMLÜLÜĞÜ ve/||/<> HUKUK DEVLETİ İLKESİ
- SUSMA HAKKI ve/||/<>/< ALEYHİNE KULLANMAMA
( Suç kuşkusu altında bulunan kişinin, hem soruşturma, hem de yargılama sırasında işlediği iddia edilen suçla ilgili olarak, kendine sorulan sorulara yanıt vermeye, bu yolda kanıt göstermeye zorlanamaması ve bu durumun, kişi aleyhine yorumlanamaması olarak ifade edilebilir. VE/||/<>/< ... )
- SÜSPANSİYON/SUSPENSION[İng.] değil/yerine/= ASILTILI ÇÖZELTİ
- SÜSPANSİYON[Fr.] değil/yerine/= ASILTI
- SÜT ile AĞIZ
( Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. )
- SÜTUN[Fars.] ile/ve/<> ANTE[Lat.]
( ... İLE/VE/<> Eski Yunan ve Roma mimarlıklarında, bir duvarın köşesinde ya da ucunda yer alan sütun ya da duvar ayağı. )
- SUYUNA GİTMEK ile/ve/<>/değil/yerine AYAK UYDURMAK
- SWITCH VARIABLE[İng.] değil/yerine/= ANAHTARLAMA DEĞİŞKENİ
- SWITCH[İng.] değil/yerine/= ANAHTAR
- SYMBİOSİS ile/||/<> ANTİ-SYMBİOSİS
( Symbiosis benzer ligand güçlendirme, anti zıt zayıflatma. )
( Formül: Soft-soft İLE hard-soft )
- SYNTHETİC GEOMETRY ile/||/<> ANALYTİC GEOMETRY
( Synthetic koordinatsız, analytic koordinat sistemi. )
( Formül: Coordinate-free İLE coordinate system )
- TAASSUB ile AKIL TUTULMASI
- TAAYYÜN-Ü SÂNİ ile ANASIR-I ERBAA ile MEVALİD-İ SELÂSE
- TABAK ile BULAŞIK MAKİNESİ ile UYUMSUZ ile UYUMSUZ ile AHENKSİZLEŞMEK ile UYUMSUZLUK ile BULAŞIKLAR ile PATLICAN YEMEKLERİ
( DISH vs. DISH WASHER vs. DISHARMONIC vs. DISHARMONIOUS vs. DISHARMONIZE vs. DISHARMONY vs. DISHES vs. DISHES OF EGGPLANTS )
( ظرف ile ديس ile نواله ile بشقاب ile غذا ile ضرف شويي ile غيرمتجانس ile ناهمساز ile ناموزون ile ناموزون شدن ile ناموزون کردن ile عدم توافق ile ناسازي ile ناموزوني ile ظروف ile ضروف ile مسما )
( ZARF ile ديس ile نواله ile BESHGHAB ile GHZA ile ZARF SHOYY ile غيرمتجانس ile NANPAMSAZ ile NAMOZON ile NAMOZON SHODAN ile NAMOZON KARDAN ile ADAM TAVAFEGH ile ناسازي ile NAMOZONY ile ZAROF ile ضروف ile MASMA )
- TAB-I MÜSTAKÎM ve/||/<> AKL-I SELÎM
- TABİB ile/ve/<>/< ÂLİM
( Âlim olmadan, tabib olamazsınız(olunmaz/dı da).
[Osmanlı dönemindeki öğrenim ve eğitimde geçerliydi. Bugün de, Osmanlı bilgi ve deneyimini önemseyen, derinlikli/kapsamlı tutumunu devam ettiren Amerika'da, tıp ve hukuk bölümünden önce, üniversitede bir bölüm tamamlamış olma gerekliliği/zorunluluğu bulunmaktadır.]
[Umarız, bir gün, bizim öğrenim/eğitim düzenimiz/bilincimiz de aynı çizgiye yüksel(til)ecektir!] )
( İster tabip/hekim, ister hakim/avukat ya da herhangi bir alanda ilerlemek/yürümek ve derinleşmek için, önce, düşünme nedir?, nasıl düşünülür?, kavramlar nasıl tanımlanır, nasıl birbirine eklemlenir? önermeler nasıl kurulur? gibi temel, mantık ve usûl ile ilgili altyapı ve bilgi/ler oluşturulmalıdır ki, daha sonra, esasa ve ayrıntılara geçilebilsin. )
- TABİP/TABİB[Ar.] ile/ve/değil ALYENİST[Fr.]
( Hekim. İLE/VE/DEĞİL Deliler hekimi. )
- TABÎ'Î ile AKLÎ ile MANTIKÎ
( Küllîlerin çokluk öncesinde Tabî'î. İLE Çokluk halinde Aklî. İLE Çokluktan sonra da Mantıkî. )
- TABİÎ ile/ve MANTIKSAL ile/ve AKLÎ
- TADA'DU'[< Dİ'DA] değil/yerine/= ALÇAKGÖNÜLLÜLÜK GÖSTERME | HOR OLMA | VÎRÂN OLMA | "AKLINI KAYBETME"
- TAFSÎLÂT[Ar. < TAFSÎL < FASL] ile/ve/< AÇIKLAMA
( ... İLE/VE Etraflıca, uzun uzun açıklamalar. )
- TAGAMGUM[< Ar. GAMGAMA] değil/yerine/= ANLAŞILMAZ SÖZ
- TAHAMMÜL EDEMEMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< ALIŞAMAMAK
- TAHIL ile ALAZA
( .... İLE Dökülen tohumlarla ertesi yıl çıkan tahıl. )
- TAHIL ile/ve ALAZA
( ... İLE/VE Dökülen tohumlarla ertesi yıl çıkan tahıl. )
- TAHIL ile TANE TANE TANE TANE ile TAHIL TARLASI ile ARPA TANESİ ile TANE PASI ile TAHILLAR
( GRAIN vs. GRAIN BY GRAIN vs. GRAIN FIELD vs. GRAIN OF BARLEY vs. GRAIN RUST vs. GRAINS )
( چينه ile حبه ile دان ile دانه کردآن ile دانه زدن ile دانه دانه کردن ile دانه ile خميره ile دانه دانه ile گندم زار ile جو دانه ile زنگ حبوبات ile حبوبات ile غلات )
( CHYNAH ile HEBEH ile DAN ile DANEH KARDAN ile DANEH ZADAN ile DANEH DANEH KARDAN ile DANEH ile خميره ile DANEH DANEH ile GANDAM ZAR ile جو دانه ile ZANG HEBOOBAT ile HEBOOBAT ile GHLAT )
- TAHLİL ile AYARCI ile TAHLİL
( ASSAY vs. ASSAYER vs. ASSAYING )
( عيارگري ile محک زدن ile عيار ile عيار گرفتن ile عيارگير ile عيارسنج ile عيارگيري ile عيارسنجي )
( EYORGARY ile MOHAK ZADAN ile EYAR ile EYAR GARAFTAN ile عيارگير ile عيارسنج ile EYORGYRY ile عيارسنجي )
- TAHRİK OLMAK ile AZMAK
( EXCITATION vs. TO EXCITE )
- TAHTA ile/<> ABANOZ[Lat.]
( ... İLE/<> Sıcak iklimlerde yetişen bir ağaç türünden elde edilen sert koyu renkli tahta. )
- TAHTA[Fars.] ile AHŞAP[Ar.]
( Çeşitli işlerde kullanılmak üzere düz, enlice, uzun ve az kalın biçimde işlenmiş ağaç parçası. | Bu ağaçtan yapılmış olan. | Bu malzemeden oluşmuş yüzey, döşeme, ağaç. | Sebze bahçelerinde ayrılan küçük yer. | Kara tahta. | Çimlenen tohumlar için bahçede hazırlanan uzun tarh. İLE Ağaçtan, tahtadan yapılmış. | Ağaçtan, tahtadan yapılmış nesne. )
- TAKANAK değil/yerine/= ALACAK/BORÇ | İLİŞKİ
- TAKAV ile AT NALI | NALBANT
- TAKDİR EDİLMEK ile/ve/<>/değil/yerine ANLAŞILMAK
- TAKDİRE ŞAYAN ile AMİRAL ile AMİRALLİK ile HAYRANLIK ile BEĞENMEK ile HAYRAN
( ADMIRABLE vs. ADMIRAL vs. ADMIRALTY vs. ADMIRATION vs. ADMIRE vs. ADMIRER )
( ستودني ile هژير ile پسنديده ile قابل تحسين ile قابل پسند ile درياسالار ile دريابيگي ile درياسالاري ile تحسين ile پسند ile پسنديدن ile متعجب ساختن ile تحسين کردن ile ستينده ile تحسينکننده ile ستيشگر )
( SETODANY ile هژير ile پسنديده ile GHABEL TAHASYNE ile GHABEL PASAND ile DARYASALAR ile DARYABYGY ile DARYASALARY ile تحسين ile پسند ile PASANDYDAN ile MOTAJAB SAKHTAN ile TAHASYNE KARDAN ile ستينده ile TAHASYNAKONANDEH ile ستيشگر )
- TAKE :/yerine ALMAK
- TAKIK ile/değil/yerine ÂŞIK
- TAKİN/KEÇİ ANTİLOBU ile ALTIN TAKİN
( 
)
( Afrika antilobunun boynuzlarına, Mus geyiğinin burnuna, ayının kuyruğuna ve bir bizonun gövdesine sahip iri, kaslı, toynaklı hayvan, keçi ve antiloba benzeyen özelliklerinden dolayı yer yer "keçi antilobu" olarak da adlandırılır. )
- TAKINTI ile/değil/yerine ALERJİ
- TAKLİT ile ÂDET
( COPYING vs. CUSTOM/HABIT )
- TAKLİT ile/ve/||/<> AKTARIM ile/ve/||/<> KALIT/MİRAS
- TAKLİT[Ar. < TAKLİD] ile/değil/yerine/>< ASIL[Ar. < ASL]
( Bir şeyin en ileri zıddı, taklididir. )
( Belirli bir örneğe benzemeye ya da benzetmeye çalışma, öykünme. | Birinin davranışlarını, konuşmasını tekrarlayarak eğlenme. | Benzetilerek yapılmış şey, imitasyon. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Bir şeyin kendi, örnek, kopya karşıtı. | Kök, köken, kaynak. | Gerçeklik. | Soy, nesep. | Gerçek, esas. | Bir şeyin temelini oluşturan, ana. | Aranılan nitelikleri en çok kendinde toplamış olan. | Bir görevde sürekli bulunan, yedek karşıtı. | Gerçekten, gerçek olarak. )
- TAKLİT ile/ve/değil/yerine/||/<>/> AYNALAMA
- TAKMA AD/MAHLAS/MÜSTEÂR[Ar. < ÂRİYYET]/NICK NAME[İng.] ile/ve AYANÎ
( ... İLE/VE Divan Şiiri'nde takma ad. )
- TALEP ETMEK ile BİR AÇIKLAMA TALEP EDİYORUM ile ADALET TALEP ETMEK ile TALEP KANITI ile TALEPKAR ile TALEP EDİLDİ
( DEMAND vs. DEMAND AN EXPLANATION vs. DEMAND JUSTICE vs. DEMAND PROOF vs. DEMANDANT vs. DEMANDED )
( مطالبه ile تقاضا ile خواستار شدن ile خواستار بودن ile اقتضاء ile خواهان بودن ile مطالبه کردن ile ايجاب ile طلب ile توضيح خواستن ile تظلم کردن ile اثبات لازم داشتن ile طلب کننده ile درخواست کننده ile مطلوب )
( MOTALEBEH ile TAQAZA ile KHASTAR SHODAN ile KHASTAR BODAN ile اقتضاء ile KHAEHAN BODAN ile MOTALEBEH KARDAN ile AYJAB ile TALAB ile TOZYHE KHASTAN ile TAZLOM KARDAN ile ESBAT LAZM DASHTAN ile TALAB KONANDEH ile DARKHAST KONANDEH ile MOTLUB )
- TALİMAT VERMEK ile TALİMAT ile ÖĞRETİCİ ile ÖĞRETİCİ ile EĞİTMEN ile ENSTRÜMAN ile ENSTRÜMANTAL ile ALETLERİ
( INSTRUCT vs. INSTRUCTION vs. INSTRUCTIONAL vs. INSTRUCTIVE vs. INSTRUCTOR vs. INSTRUMENT vs. INSTRUMENTAL vs. INSTRUMENTS )
( آموزاندن ile تعليم دادن ile آموختن به ile آموختن ile دستورالعمل ile آموزش ile دستور ile تعليم ile تدريس ile درس ile دستورگان ile آموزگاري ile ياد دهنده ile آموختار ile آموزنده ile آموزگار ile آلت ile ابزار ile وسيله ile اسباب ile اوزار ile قابل استفاده ile وسيله ساز ile سازي ile ادوات ile آلات )
( AMOZANDAN ile TAELYM DADAN ile AMUKHTAN BAH ile AMUKHTAN ile DASTOROLAMEL ile AMUZESH ile DASTOR ile تعليم ile TADARYS ile DARS ile DASTORGAN ile AMUZGARY ile YAD DAHANDEH ile AMUKHTAR ile AMUZANDEH ile AMUZGAR ile ALT ile ABZAR ile VESYLAH ile ASBAB ile اوزار ile GHABEL ESTEFADEH ile VESYLAH SAZ ile SAZY ile EDVAT ile ALAT )
- TAM ALGI = İDRAK-İ DAKİK = APPERCEPTION[İng., Fr., Alm.] = PERCIPERE[Lat.]
- TAM GÖLGE ile/ve ALA GÖLGE
- TAM ile/ve/değil/||/<>/< AÇIK/NET
- TANDEM MASS SPEKTROMETRİ/TANDEM MASS SPECTROMETRY[İng.] değil/yerine/= ARDIŞIK KÜTLE İZGE ÖLÇÜMÜ
- TANIMA:
ERKEK ve/||/<> KADIN ve/||/<> ÇOCUK ve/||/<> KARDEŞ ve/||/<> ARKADAŞ ve/||/<> DOST
( Toklukta. VE/||/<> Yoklukta. VE/||/<> Yaşlılıkta. VE/||/<> Mirasta. VE/||/<> Yolculukta. VE/||/<> Zor durumda. [GÖRÜLÜR / BELİRLİ/BELİRGİN OLUR] )
- TANIMA ile/ve/<> ANIMSAMA
( Tanıma, size verilen bir uyarıcıyla daha önce karşılaşıp karşılaşmadığınıza karar vermenizi gerektirir. )
( Tanıma durumunda daha fazla sayıda "ara-bul-geri getir" ipucu bulunduğundan, belleğimiz ipuclarının hepsini ya da çoğunu kullanır ve bizi anımsama durumuna taşır. )
( Ne kadar çok ara-bul-geriye getir ipucu varsa, anımsama da o derece iyi olur. )
( Anımsamayla ilgili araştırmalarda, ara-bul-geriye getir ipucları kaybolmasının, anımsayamama olayının en belirli başlı nedenlerinden biri olduğunu gösterir. )
( Kodlama sırasında kullanılan örgütleme düzeni, ara-bul-geriye getir anında ipucu olarak kullanılır. )
( Örgütleme düzenini, büyüdüğünüz ve iyi bildiğiniz bir mahalleye benzetebiliriz. Kodlama sırasında bu mahallenin belirli sokaklarını ve bu sokaklarda daha önceden bildiğiniz evleri ziyaret eder ve size verilen, yeni bilgileri bu evlere bırakırsınız. Sizden bilgiler yeniden geri istendiğinde, başka bir deyişle anımsama sırasında, yerlerini çok iyi bildiğiniz evleri yeniden sırayla ziyaret eder ve bırakmış olduğunuz bilgilere ulaşırsınız. )
( Her olay bir bağlam içinde oluşur. Öğrenme anındaki bağlam, anımsama anındaki bağlama ne kadar benzerse, anımsama o kadar kolay olur. -örnek ise- Sınav ortamına benzer bir ortamda bilgi öğrenilirse, sınavda anımsanması daha kolay olur. Neşeliyken öğrendiğiniz bir şiiri, üzüntülü bir hal içindeyken anımsamanız zorlaşır. Hüzünlü bir ortamda öğrenilen bilgiler hüzünlü bir ortamda; sevinçli ve mutlu bir haldeyken öğrenilen bilgiler ya da meydana gelen olaylar sevinçli ve mutlu durumlarda daha kolay anımsanır. )
( Anımsanması istenen şeyleri örgütleyerek ara-bul-geriye getir ipucunun verimliliği artırılabilir. )
( CODING vs./and/<> STORAGE vs./and/<> RETRIEVAL )
- TANIMA ile/<> AYRILMA
( Kişilerin birbirini tanıması için en iyi zaman, ayrılmalarına en yakın zamandır. )
- TANIMLANABİLİR ile BETİMLEMEK ile TARİF EDİLDİ ile TANIMLAYICI ile TANIM ile AÇIKLAMALAR ile TANIMLAYICI ile TANIMLAYICI
( DESCRIBABLE vs. DESCRIBE vs. DESCRIBED vs. DESCRIBER vs. DESCRIPTION vs. DESCRIPTIONS vs. DESCRIPTIVE vs. DESCRIPTOR )
( قابل تعريف ile وصف پذير ile تعريف کردن ile توصيف کردن ile ترسيم نمودن ile وصف کردن ile شرح دادن ile توصيف شده ile موصوف ile توصيف گر ile واصف ile توصيف ile وصف ile مشخصات ile اوصاف ile توصيفي ile ترسيمي ile وصفي ile تعريفي ile تشريحي ile شرحي )
( GHABEL TARYFE ile VASF PAZYR ile TARYFE KARDAN ile TOSYFE KARDAN ile TARSYM NEMUDAN ile VASF KARDAN ile SHARH DADAN ile TOSYFE SHODEH ile MOSOF ile TOSYFE GAR ile واصف ile TOSYFE ile VASF ile MOSHKHSAT ile OSAF ile TOSYFEY ile ترسيمي ile VASFY ile TARYFEY ile TASHARYHEY ile SHARHY )
- TANRI/OĞAN = ALLAH = GOD[İng.] = DIEU[Fr.] = GOTT[Alm.] = DEUS[Lat.] = THEOS[Yun.] = DIOS[İsp.]
- TAPINAK ile ANFİPROSTİL[Yun.]
( ... İLE Ön ve arka yüzleri sütunlu, Eski Yunan tapınağı. )
- TAPINAKLARDA:
GÖBEKLİTEPE ve/||/<> NEVALİ-ÇORİ ve/||/<> JERF EL AHMAR ve/||/<> ARKAİM ve/||/<> GİLGAL ve/||/<> MALTA ADASI ve/||/<> CUICUILCO ve/||/<> KURGANLAR ve/||/<> SOLOVETSY ADALARI ve/||/<> STONEHENGE ve/||/<> AVEBURRY ve/||/<> CASTLERIGG ve/||/<> NEWGRANGE
( Urfa'da. VE/||/<> Urfa'da. VE/||/<> Suriye'de. VE/||/<> Rusya'da[Kazakistan'ın kuzeyinde]. VE/||/<> Golan tepelerinde.[İsrail'in doğusu] VE/||/<> Malta'da. VE/||/<> Meksika'da. VE/||/<> Altay Dağları'nda. VE/||/<> Rusya'da. VE/||/<> İngiltere'de VE/||/<> İngiltere'de VE/||/<> İngiltere'de VE/||/<> İrlanda'da. )
- TAPINMA ile/ve/<>/> ADANMA
( Dinde. İLE/VE/<>/> Sanatta. )
- TARİH BİLGİSİNDE:
USÛL ve/||/<>/> KAVÂRİN ve/||/<>/> AHVAL ve/||/<>/> HAVÂDİS
( Yöntemler. VE/||/<>/> Yasalar. VE/||/<>/> Durumlar. VE/||/<>/> Haberler. )
- TARİH (YAZIMI), ...:
PLANSIZ ve/||/<> AMAÇSIZ (OLMALI!)
- TARİH ile/ve/<> ANLAM
( Kişinin, eylemlerinin incelenmesi. )
( HISTORY vs./and/<> MEAN )
- TARİH ve/||/=/<> ARKEOLOJİ
- TARİHSEL ile AŞKIN
- TARİHSİZLİK ile/ve/<> ALDIRMAZLIK
( "HISTORICALESSNESS" vs./and/<> INDIFFERENCE )
- TARİKAT ile/ve/değil AKIM
- TARİKA(T) ve/<> AŞK
( Çeperden merkeze. VE/<> Merkezden çepere. )
- TA'RÎZ'DE:
ALAY[İSTİHZÂ] ile ALAYLI EĞLENME[TEHEKKÜM]
( Dokunaklı olanlar. İLE Acı ve ağır bir alayı içerenler. )
- TARLA ile/ve AN
( ... İLE/VE Tarla sınırı. )
- TARLA ile/değil ANIZ/LIK
( ... İLE Ekin biçildikten sonra toprakta kalan köklü sap. | Ekin biçildikten sonra sürülmemiş tarla. )
- TARTIŞILABİLİR ile TARTIŞMAK ile ARGÜMAN ile ARGÜMAN İLİŞKİSİ
( ARGUABLE vs. ARGUE vs. ARGUMENT vs. ARGUMENT ASSOCIATION )
( مستدل ile دليل آوردن ile مشاجره داشتن ile مشاجره کردن ile در افتادن ile محاجه کردن ile نزاع کردن ile بحث وجدل ile بحث ile جستار ile جر و بحث ile نشانوند ile حجت ile جدال ile دعوا ile وابسته سازي نشانوند )
( MOSTEDEL ile DELYLE AVARDAN ile MOSHAJEREH DASHTAN ile MOSHAJEREH KARDAN ile DAR AFTADAN ile MOHAJEH KARDAN ile NEZA KARDAN ile BAHS VAJDEL ile BAHS ile JASTAR ile JAR VE BAHS ile NESHANAVAND ile HOJAT ile JEDAL ile DAVA ile VABASTEH SAZY NESHANAVAND )
- TARTIŞMA" KONUSU ile/ve/değil/yerine/||/<>/> ARAŞTIRMA KONUSU
- TARTIŞMA ile/ve/değil/yerine ATIŞMA
- TARTIŞMALI ile TARTIŞMACI ile TARTIŞMA ile ANLAŞMAZLIK
( DISPUTABLE vs. DISPUTANT vs. DISPUTATION vs. DISPUTE )
( مجادلهاي ile مباحثه پذير ile قابل بحث ile قابل مباحثه ile منازعهکننده ile مباحه ile جدل کردن ile جدال ile جدال کردن ile مناظره ile مکابره کردن ile مباحصه کردن ile چونوچرا ile جنجال ile ماجرايي ile جر ile دعوا ile مباحهکردن ile جر و بحث ile تنازع ile معارضه ile مرافعه ile مناقشه کردن ile غرغشه ile منازعه کردن ile مجادله ile مرافعه کردن ile نزاع ile مجادله پرداختن ile مشاجره ile ستيزه ile مکابره ile مناقشه ile مجادلهکردن ile منازعه )
( MOJADELEYAY ile MOBAHESEH PAZYR ile GHABEL BAHS ile GHABEL MOBAHESEH ile MENAZEAKONANDEH ile MOBAHEH ile JODEL KARDAN ile JEDAL ile JEDAL KARDAN ile MENAZEREH ile MAKABREH KARDAN ile MOBAHESEH KARDAN ile چونوچرا ile JANJAL ile MAJERAYY ile JAR ile DAVA ile MOBAHEKKARDAN ile JAR VE BAHS ile تنازع ile معارضه ile مرافعه ile MENAGHSHEH KARDAN ile غرغشه ile MENAZEH KARDAN ile MOJADELEH ile MARAFEH KARDAN ile NEZA ile MOJADELEH PARDAKHTAN ile MOSHAJEREH ile SETYZAH ile MAKABREH ile MENAGHSHEH ile MOJADELEHKARDAN ile MENAZEH )
- ... TARTIŞMASI" ile/değil ... AYRIMI
- TÂR U PÛD[Ar.] değil/yerine/= ARIŞ[Fars. < ERŞ/EREŞ] İLE ARGAÇ[Ar.]
( İplik ve atkı. )
( TÂR: İplik, tel. | PÛD: Argaç, dokumada, enlemesine atılan atkı. )
- TARZ ile/değil ALIŞKANLIK
- TAŞ ile/ve ALAMA
( ... ile/ve Taş parçası. )
( STONE vs./and ROCK )
- TAŞ ile/değil/yerine/||/<>/>< AŞ
( Sana taş atana, aş at! )
- TAS ile BİR KASE AFYON ile ATICI
( BOWL vs. BOWL OF OPIUM vs. BOWLER )
( کاس ile کاسه ile حقه وافور ile قدح ساز ile مشروب خوارافراطي )
( KAS ile KASEH ile HAGHEH VAFOR ile GHADH SAZ ile MOSHROB KHARAFRATY )
- TAŞAK/HAYA/BİLLUR[Ar.]/TESTİS[İng. < TESTICLE] ile/ve/||/<> ANTER
( Hayvan ve insanda. İLE/VE/||/<> Bitkide.[Çiceklerin tohum taşıyan torbaları] )
- TASANNU değil/yerine/= ABARTI, YAPMACIK
( Bir şeyi olduğundan daha değerli gösterme. )
- TASARLAMAK ile AYARLAMAK
( TO PROJECT vs. TO ARRANGE )
- TASARRUF[< SARF] değil/yerine/= ARTIRIM | KULLANIM
( SAHİP OLMA | İDÂRE İLE KULLANMA, TUTUM, EKONOMİ | ARTIRMA, ARTIRILMA )
- TASAVVUF ve/<> AHLÂK
( Tasavvufun ilk basamağı ahlâktır. )
( Tasavvuf, korku halini aşk ahlâkına dönüştürme uğraşıdır. )
( Kim ahlâkını temizlerse, o insandır. )
( İnsan varlığının tüm değeri ahlâkındadır. )
( Allah'a ait olanların toplamı. )
( TASAVVUF: Ahlâk mâbedinin bireysel inşâsı. )
- TASAVVUF ve ANADOLU BİLGELİĞİ
- TASIM ile ASTASIM
( ... İLE Öncüllerinden biri önceki tasımın vargısı durumunda olan bir ek tasım. )
- TAŞIMA ile TAŞIMA KONTROLÜ ile ARABA SÜRÜCÜSÜ ile TAŞIMA DÖNÜŞÜ
( CARRIAGE vs. CARRIAGE CONTROL vs. CARRIAGE DRIVER vs. CARRIAGE RETURN )
( درشکه ile کجاوه ile کالسکه ile کنترل نورد ile سورچي ile سر سطر رفتن )
( DARSHKEH ile KOJAVEH ile KALESKEH ile KONTERL NORD ile سورچي ile SAR SATAR RAFTAN )
- TAŞIMA ile YÜRÜTMEK ile AĞIRLIK TAŞIMAK
( CARRYING vs. CARRYING OUT vs. CARRYING WEIGHTS )
( حامل ile اجراء ile حمالي )
( HAMEL ile EJRA ile حمالي )
- TAŞIN AYAĞA TAKILMASI ile/ve/değil/||/<> AYAĞIN TAŞA TAKILMASI
- TAŞKIN/LIK ile/ve/değil/yerine AŞKIN/LIK
- TAŞKIN/LIK ile AZGIN/LIK
- TAŞPAMUĞU/KAYA LİFİ/ASBEST[Yun.] ile AMYANT[Fr. < Yun. AMIANTE]
( Lifli, az çok yumuşak ve ateşte niteliği değişmeyen bir mineral silikat olup tremolitin bozulmasından oluşur ve kayalıklarda damarlar halinde bulunur. İki çeşidi vardır. Birincisi esnektir, kolayca eğilip bükülebilen tellerden meydana gelir, birkaç santimetrelik tellere ve ince parçacıklara ayrılabilir. 1500 °C'de ergir. İkincisi, kısa tellidir, daha az ayrılabilir, asitlere karşı daha dayanıklıdır, 1100-1300 °C'de ergir. Asbest, lifler halinde ayrılabilen başlıca mineraldir. Solunum yoluyla kanser yapıcı etkisi nedeniyle yapıdaki kullanımı azalmış, çoğu ülkede de yasaklanmıştır. İLE Kolayca bükülen ve ateşe dayanan liflerden oluşmuş, bir çeşit ak asbest. Hidrate olmuş, lifli yapıda, doğal kalsiyum ve magnezyum silikatıdır. | Doğal magnezyum kalsiyum silkatın, ak-gri renkte sıcaklık ve aside dayanıklı, iplikli yapıda madde. Çeşitli oranlarda kireçle karışık mineralleri, ip, keçe, katman biçimlerinde ısı yalıtımı ya da sızma önleyici olarak kullanılır. | Kolayca bükülen ve ateşe dayanan, liflerden oluşmuş, bir tür ak asbest. )
- TATİL ile ADLÎ TATİL
( ... İLE Yasada belirlenen durumların dışında, hiçbir adlî işlemin yapılmadığı süre. )
- TATİL/TÂ'TÎL ile ATÂLET
( ATÂLET )
- TATMİN OL(MA)MA ile/ve/||/<>/< ANLA(MA)MA
- TAVASSUT[Ar.] değil/yerine/= ARACILIK, ARA BULMA, ARACILIK ETME
- TAVIR ile/ve/değil/||/<>/< AKIL
( Tavrının olması için aklın olması gerekmez. )
- TAVŞAN ile AMERİKA TAVŞANI/ŞİNŞİLA
( ... İLE Kemiricilerden, arka ayakları çok uzun, küçük bir memeli hayvan. )
( RABBIT vs. JACK RABBIT )
( LEPUS EUROPAEUS cum ERIOMYS CHINCILLA )
- TAVUK ile AYAM CEMANİ
( ... İLE Endonezya tavuğu. Renginin tamamen siyah olması, en büyük özelliğidir. Sadece tüyleri değil, eti ve kemiği de siyahtır. Yetişkinlerinin ağırlığı ortalama 2 kilo, horozları ise 2.5 - 3 kilo civarındadır. )
- TAYİN[Ar.] değil/yerine/= ATAMA
- TCP/TRANSMİSSION CONTROL PROTOCOL[İng.] değil/yerine/= AKTARIM KATMANI GEÇİŞ DENETIM PROTOKOLÜ
- TEÂKUP[Ar.] değil/yerine/= ART ARDA GELME
- TEBEŞİR ile/değil ALÇITAŞI
( Kalsiyum karbonat. İLE/DEĞİL Kalsiyum sülfat dihidrat. )
( ... İLE/DEĞİL En az 4000 yıldır çıkarılmaktadır. Çıkarılan tüm alçıtaşının %75'i alçı ve ondan yapılan kartonpiyer, fayans ve ortopedide kullanılır. )
( ... İLE/DEĞİL Çimentonun çok önemli bir bileşenidir. Gübre, kağıt ve kumaş üretiminde de kullanılmaktadır. )
( Piramit'lerin içindeki sıvalar alçıtaşıyla yapılmıştır. Bina sıvaları da alçıtaşındandır. )
( GYPSOS[Yun.] > GYPSUM[İng.] )
- TECAVÜZ değil/yerine/>< ANLAMA (ÇABASI)
( Tecavüz eden, anlayamaz ve anla(/ya)mamıştır. )
- TECESSÜS[Ar. < CESS] değil/yerine/= ANLAMA MERAKI
( OLAĞAN/BASİT MERAK | YOKLAMA, ARAŞTIRMA, DİKKAT VE GAYRETLE ARAŞTIRMA | BİR ŞEYİN İÇ YÜZÜNÜ ARAŞTIRIP SIRRINI ÇÖZMEYE ÇALIŞMA | GÖZETLEME | MERAK )
- TEDBİR ile/ve/değil/yerine/>/< AKIL
( Dışarıda. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/>/< İçeride. )
( Bilgisizde. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/>/< Düşünende. )
( "Gelecekte." İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/>/< Şu anda ve burada. )
( Nesne. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/>/< Kavram. )
- TEFCİR[Ar.]/DRENAJ[Fr.] değil/yerine/= AKAÇLAMA
( Toprakta bitkilerin yetişmesine zararlı olan fazla suların akıtılması. | Yarada biriken sıvıyı akaçla boşaltma. )
- TEFEKKÜR ile ASLINA DÖNDÜREN TEFEKKÜR
( CONTEMPLATION vs. CONTEMPLATION IN WHICH GET TURNS TO THE BASE )
- TEFEKKÜR ile/ve ASLINA DÖNDÜREN TEFEKKÜR
- TEFEKKÜR ile DALGIN ile ÇAĞDAŞLIK ile ÇAĞDAŞ ile MODERN ile KÜÇÜMSEME ile AŞAĞILIK ile AŞAĞILAYICI
( CONTEMPLATION vs. CONTEMPLATIVE vs. CONTEMPORANEITY vs. CONTEMPORANEOUS vs. CONTEMPORARY vs. CONTEMPT vs. CONTEMPTIBLE vs. CONTEMPTUOUS )
( غور ile تفکري ile معقول ile معاصر بودن ile همزماني ile هم عصر ile معاصر ile هم دوره ile همزمان ile استحقار ile خواري ile حقارت ile استهزاء آميز ile قابل تحقير )
( غور ile تفکري ile MAGHOL ile MOASER BODAN ile CPEHMAZMANY ile NPAM ASR ile MOASER ile NPAM DOREH ile CPEHMAZMAN ile ESTAHGHAR ile KHARY ile HAGHART ile ESTEHAZA AMYZ ile GHABEL TAHGHYR )
- TEGAFÜL[Ar.] değil/yerine/= ANLAMAMAZLIKTAN GELME
- TEGU/LAGARTO[İsp.] ile KIRMIZI TEGU ile ALTIN/SİYAH TEGU/KAPLAN KERTENKELE
( Teiidae ailesindeki bir kertenkele türüdür. İLE Batı Arjantin, Bolivya ve Paraguay'a özgü bir kertenkele. İLE Bir tegu türüdür. )
( SALVATOR MERIANAE cum TUPINAMBIS RUFESCENS cum TUPINAMBIS TUGUIXIN/TUPINAMBIS NIGROPUNCTATUS )
( TEGU vs. RED TEGU vs. GOLD TEGU )
- [ne yazık ki]
TEHDİT ETMEK ile/ve/değil/||/<>/< "ABA ALTINDAN SOPA GÖSTERMEK"
- TEK TİPLEŞTİRME" ile/değil ASGARİ KOŞULLAR
- TE'KHNÉ ile/ve ALÊTHEIA
( Zanaat, Sanat. İLE/VE Bir şeyin içinde olanın âşikâr olması. )
- TEKİL ile/ve/||/<>/< AYRI
- TEKKE ile/ve ÂS(İ)TÂNE
- TEKRAR ile/ve/değil/yerine AKTARIM
( [not] REPETITION vs./and/but SHARING/TRANSMISSION
SHARING/TRANSMISSION instead of REPETITION )
- TEKRAR ile AYKIRI
( AGAIN vs. AGAINST )
( ديگر بار ile دو مرتبه ile مجددا ile مکرراً ile دومرتبه ile دوباره ile باز ile باز هم ile ازنو ile خلاف ile عليه ile بر ضد ile بخلاف ile در برابر ile برضد ile برخلاف ile بر خلاف ile در مقابل ile روبروي ile مقابل ile بر عليه )
( DYGAR BAR ile DO MORTABEH ile MOJADDA ile MAKARRAN ile DOMERTABEH ile DOBAREH ile BAZ ile BAZ NPAM ile AZNO ile KHLAF ile عليه ile BAR ZED ile بخلاف ile DAR BARABAR ile BARZED ile BARKHLAF ile BAR KHLAF ile DAR MOGHABEL ile ROBROY ile MOGHABEL ile بر عليه )
- GÖRÜŞ/ANLAYIŞ/TELÂKKİ[Ar.] ile SAYMAK/ADDETMEK[Ar.]
- TEL'ÎN[Ar.] değil/yerine ANLAYIŞ/HOŞGÖRÜ
- TELKİH[Ar.] değil/yerine/= AŞILAMA
- TELKİN ETMEK ile AŞILAMA
( INCULCATE vs. INCULCATION )
( تلقين کردن ile پا گذاشتن ile تلقين )
( TALGHYNE KARDAN ile PA GOZASHTAN ile TALGHYNE )
- TEMBELLİK ile/ve/değil ALIŞKANLIK
- TEMBELLİK ile/ve/<> ART NİYET
- TEMBEL/LİK ile/ve/<> ATÂLET
- TEMBEL/LİK ile/ve/<> AYLAK/LIK
( TENBEL[Fars.]: Tembel, üşengeç, ağır davranan. )
( Tembele iş emredersin, ahmağa söz söylersin, o da sana hemen akıl verir. )
- TEMEL BÜYÜKLÜKLER:
KÜTLE ile/ve/||/<> IŞIK ile/ve/||/<> SICAKLIK ile/ve/||/<> AKIM ile/ve/||/<>
MOL ile/ve/||/<> UZUNLUK ile/ve/||/<> ZAMAN
- TEMEL İLKE/LER ile/ve/değil/yerine ANAHTAR KAVRAM/LAR
( [not] "BASIC PRINCIPLE/S" vs./and/but "SWITCH/KEY CONCEPT/S"
"SWITCH/KEY CONCEPT/S" instead of "BASIC PRINCIPLE/S" )
- TEMEL ile/ve/||/<> ALTYAPI
- TEMEL ile TEMEL ADRES ile TABAN PARÇASI ile TEMEL KAYIT ile BEYZBOL ile TEMELSİZ ile ASILSIZLIK ile BODRUM ile ALÇAKLIK
( BASE vs. BASE ADDRESS vs. BASE PIECE vs. BASE REGISTER vs. BASEBALL vs. BASELESS vs. BASELESSNESS vs. BASEMENT vs. BASENESS )
( پايگاه ile دني الطبع ile پست فطرت ile فرومايه ile لئيم ile پايه ستون ile نشاني پايه ile توپ مبنا ile ثبات پايه ile بيسبال ile بي اساس ile بي ماخذ ile بي پايه ile بي اساسي ile زير زمين ile زيرزمين ile سرداب ile دوني ile پست فطرتي ile فرومايگي ile دنائت )
( PAYGAH ile دني الطبع ile PAST FETRAT ile فرومايه ile لئيم ile PAYYEH SETON ile NESHANY PAYYEH ile TOP MOBNA ile SOBAT PAYYEH ile BEYSABAL ile BEY ASAS ile BEY MAKHZ ile BEY PAYYEH ile BEY ASASY ile ZYR ZAMYNE ile ZYRAZMYNE ile SARDAB ile DONY ile PAST FETRATY ile FOROMAYGY ile DANAET )
- TEMELE ALMA" ve/<> AMAÇ
- TEMELLENME ile/ve/||/<>/> AÇIĞA ÇIKMAK
- TEMİZLEMEK ile BOĞAZINI TEMİZLE ile NET YAZI ile GÜMRÜKLEME ile TEMİZLENDİ ile TAKAS ile AÇIKLIK
( CLEAR vs. CLEAR THE THROAT vs. CLEAR WRITING vs. CLEARANCE vs. CLEARED vs. CLEARING vs. CLEARNESS )
( عيان ile مبرهن ile صاف ile ساطع ile صاف کردن ile معلوم ile نامبهم ile ناب ile واضح ile ترخيص کردن ile غيرمبهم ile مشهود ile متجلي ile منجلي ile گويا ile جلي ile صريح ile مبين ile شفاف ile بيضاء ile فصيح ile زلال ile روشن ile سينه ساف کردن ile خط واضح ile برائت ذمه ile مفاصا ile زدوده ile منقي ile مکان مسطح ile روشني ile عياني ile صافي )
( عيان ile MOBREAN ile SAF ile SATE ile SAF KARDAN ile MALUM ile نامبهم ile NAB ile VAZEH ile TARKHYSE KARDAN ile غيرمبهم ile MOSHEHOD ile MOTEJELY ile منجلي ile GOYA ile جلي ile SARYHE ile MOBYNE ile SHAFAF ile بيضاء ile FASYHE ile ZELAL ile ROSHEN ile SYNAH SAF KARDAN ile KHAT VAZEH ile BARAET ZEMEH ile MOFASA ile ZADUDEH ile منقي ile MAKAN MOSATH ile روشني ile عياني ile SAFY )
- TEMYİZ KUDRETİ/HUKUKİ EHLİYET/CIVIL RESPONSIBILITY[İng.] değil/yerine/= AYIRTIM GÜCÜ
- TENEZZÜH[< NÜZHET] ve/||/<>/> ARABA
( Eskiden, arabalara, tenezzüh denilirdi. Sadece hekimler kullanırdı. Hekim dışındakilerin araba kullanması ayıptı ve görgüsüzlüktü. )
- TENVİR[Ar.] değil/yerine/= AYDINLATMA | BİLGİ VERME
- TEOGONİ ile/ve KOZMOGONİ ile/ve ANTROPOGONİ ile/ve ESKATOLOJİ(MEAD)
- TEOKRASİ ile/ve/||/<> ARİSTOKRASİ ile/ve/||/<> MONARŞİ ile/ve/||/<> ANARŞİ
- TEOLOJİ:
ATLAS FELEĞİNİN İÇ BÜKEYİ ile/ve AY FELEĞİNİN DIŞ BÜKEYİNİN ARASI/NDAKİ/LER
( THEOLOGY: ATLAS FELEGININ INNER CONCAVE vs./and AY FELEGININ OUTER CONVEX ARASI/NDAKI/LER )
- TEPE ile ARAFAT
( ... İLE Hacıların, Yakınlık/Yakınlaşma[Kurbiyet] Bayramı'nın arife günü toplandıkları, Mekke'nin doğusundaki tepe. )
- TEPELEMEK yerine ANLAŞMAK VE/> ANTLAŞMAK
- TERİM = TERM[İng.] = TERME[Fr.] = AUSDRUCK[Alm.] = TERM[Lat.]
- TERK ETMEK/EDİLMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< AYRILMAK
- TERK ile/ve OLMAMALI
- TERMİNOLOJİ ile AKSİYOM/ATİK
( Terimler dizgesi. | Terim bilimi. İLE Kendiliğinden apaçık ve bundan dolayı öteki önermelerin ön dayanağı sayılan temel önerme, mütearife, belit. )
- TERS-DÜZ OLMAK/ETMEK ile ALT-ÜST OLMAK/ETMEK
- TERS ile AYKIRI
( "OPPOSITE" vs. INCONGRUOUS )
- TERVİYE ile/ve/<>/> AREFE ile/ve/<>/> NEHÂR
( [Zilhicce'nin] 8. günü. İLE/VE/<>/> 9. günü. İLE/VE/<>/> 10. günü.[Bayram] )
- TEŞEKKÜR ile/ve ALLAH'A ŞÜKÜR
- TESELLÎ[Ar.] değil/yerine/= AVUNÇ
- TESLİMİYET:
BOYUN EĞMEK değil ANLAMAK
- TESLİMİYET ile/ve/||/<> ADÂLET
- TESLİMİYET ile/ve/> AŞK
( SUBMISSION vs./and/> FALL IN LOVE )
- TESMİYE[Ar. < İSM] ile ADLANDIRMA, AD VERME/KOYMA
( AD KOYMA, ADLANDIRMA, İSİM VERME | BESMELE ÇEKME )
- İCTİHÂD:
TEŞRÎ ile/ve/||/<> ADLÎ
- TEST ile/ve ANALİZ
( TEST vs./and ANALYSIS )
- TEST ile ANALİZ TEST vs. ANALYSIS
( TEST ile ANALİZ TEST )
- TESTERE ile ALÇI TESTERESİ
( )
- TESTİ ile ALBASTRA/ALBASTRON[Yun.]
( ... İLE İçine güzel kokular konulan, armut biçimli, Eski Yunan ya da Roma testisi. [Bu küçük testiler, çoğunlukla, albatr denilen, yumuşak, beyaz mermerden yapıldıklarından bu adı almışlardır.] [Bunların, camdan, pişmiş topraktan, madenden yapılmış olanları da vardır.] )
- TESTİ[Fars. < DESTİ] ile/ve/< AMFORA/AMFOR[Lat./Fr. < Yun.]
( Geniş gövdeli, dar boğazlı, emzikli ya da emziksiz olabilen, toprak, cam, metal vb. nesnelerden yapılan su kabı. | Bu kabın alabileceği miktarda olan. İLE/VE İki kulplu, dibi sivri, dar boyunlu, karnı geniş testi. )
(
)
- TESTİ ile/değil ANFORA[İt. < Lat.]
( ... İLE/DEĞİL İki kulplu, yumurta biçiminde, dibi çoğunlukla sivri olan ya da bir ayakla biten antik toprak kap. Eskiden, sıvıları ve tahılı korumak ve taşımakta ya da ölülerin küllerini saklamakta kullanılırdı. Dipleri sivri anforalar, kuma oturtulurdu. )
- TEVÂZU'[< VAZ (çoğ. TEVÂZUÂT)] değil/yerine/= ALÇAKGÖNÜLLÜLÜK (GÖSTERME)
( ALÇAKGÖNÜLLÜLÜK (GÖSTERME) )
- TEVEKKÜL ve/||/<> AŞK
- TEVFİK FİKRET ile/ve/||/<>/> ATATÜRK
( Kimseden ümmîd-i feyz etmem, dilenmem perr-ü-bâl
Kendi cevvim, kendi eflâkimde kendim tâirim,
İnhinâ tavk-ı esâretten girandır boynuma;
Fikri hür, irfanı hür, vicdânı hür bir şâirim.
(Kimseden bir yarar ummam ben, dilenmem kol kanat.
Kendi boşluk, kendi gökkubbemde kendim gezginim.
Bir eğik baş, bir boyunduruktan ağırdır boynuma;
Fikri hür, irfânı hür, vicdanı hür bir şairim.)
Tevfik Fikret )
( )
- TEVHİD:
ŞEYLERİN AKLI değil AKLIN AKLI
- TEVHÎD ve/< ADÂLET ve/< MUHABBET
- TEVHİD ile/ve AMEL
( İlimlerin amacı. İLE/VE Amellerin amacı. )
( Amellerin en hayırlısı, az da olsa sürekli olandır. )
( Tevhid insan üzerinedir. )
- TEVRİYE'DE:
YALIN[MÜCERRET] ile/<> TERBİYE EDİLMİŞ[MÜREŞŞAH] ile/<> AÇIKLANMIŞ[MÜBEYYEN] ile/<> HAZIRLANMIŞ[MÜHEYYÎ] ile/<> ÎHÂM-I KABÎH
( [beyitte] Sözcüğün, uzak anlamıyla kullanıldığını gösterir bir ipucu bulunmayan. İLE/<> Sözcüğün, yakın anlamıyla ilgili bir ipucu bulunan. İLE/<> Sözcüğün, uzak anlamıyla ilgili bir ipucu bulunan. İLE/<> Tevriyeye konu olan sözcüğün, başka sözler yardımıyla anlaşılması. İLE Sözcük, müstehcen bir anlam içeriyorsa. )
- TEYZE / KÜKÜ/Y[dvnlgttrk] ile/ve/||/<> ANNE
( [Biyolojik açıdan] Anneyle kardeşlik bağlantısı olan dişil gövdeli kişi/ye verilen ad. İLE/VE/||/<> Yaşama, karnında(uterus'ta/rahim'de) gelişerek başlanılan kişi. )
( AUNT vs./and MOTHER )
- TEZ ile/||/<> ANTİTEZ-SENTEZ
( Diyalektik yöntem )
( Georg Wilhelm Friedrich Hegel tarafından 1807 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1770-1831) (Ülke: Almanya) (Alan: Felsefe) (Önemli katkıları: Diyalektik, mutlak idealizm) )
- SAV/TEZ ile/ve/||/<>/> | ÖNSAV/HİPOTEZ ile/ve/||/<>/> KARŞISAV/ANTİTEZ | ile/ve/||/<>/> BİREŞİM/SENTEZ
( Sav. İLE/VE/||/<>/> | Varsayım[ispatta geçici olarak kabul edilen doğrular][faraziye]. İLE/<> Karşı Sav. | İLE/VE/||/<>/> Bireşim. )
- TEZAD ile ABES
- TEZAD ile AKS
- THALES ve/||/<>/> ANAKSİMANDROS/ANAKSİMENDER
( ...[M.Ö. 624 - 546] VE/||/<>/> Thales'in öğrencisi.[M.Ö. 610 - 546/545] )
( Anaksimandros, dünyanın tepsi gibi değil küre gibi olduğundan ilk kuşkulanmış kişidir.[Dünyanın eğimini bile ölçmüştür.] )
( [2. | 3. | 4. | 5. | 6. | 7. dersler...] )
- THE TRUMAN SHOW ve/<>/> ASCENSION
( Film.[Jim Carrey] VE/<> Dizi.[3 bölüm] )
- THROW :/yerine ATMAK, FIRLATMAK
- TİCARET:
T ile/ve/||/<> İ ile/ve/||/<> C ile/ve/||/<> A ile/ve/||/<> R ile/ve/||/<> E ile/ve/||/<> T
( Tecrübe/deneyim. İLE/VE/||/<> İtibar/saygınlık. İLE/VE/||/<> Cesaret. İLE/VE/||/<> Risk. İLE/VE/||/<> Emek. İLE/VE/||/<> Tedbir. )
- TİN/AN = SPIRIT[İng.] = ESPRIT[Fr.] = GEIST[Alm.] = SPIRITUS[Lat.] = PNEUMA, NOUS[Yun.] = ALIENTO[İsp.]
- TİNDALİZASYON/TYNDALLIZATION[İng.] değil/yerine/= AŞAMALI MİKROPSUZLAŞTIRMA
- TİNSEL BENLİK ile/ve/<> AŞKIN BENLİK
( SPIRITUAL SELF vs./and/<> TRANSCENDENTAL SELF )
( JINGSHEN ZIWO ile/ve/<> CHAOYUE ZIWO )
(1996'dan beri)