Bugün[02 Ocak 2026]
itibarı ile 11.315 başlık/FaRk ile birlikte,
11.315 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(14/47)


- ALLOPATRİK TÜRLEŞME ile/||/<> SİMPATRİK TÜRLEŞME

( Allopatrik coğrafi izolasyon, simpatrik aynı bölgede )

( Formül: Coğrafi bariyer (allopatrik) İLE poliplodi (simpatrik) )


- ALLOPATRİK ile/||/<> SİMPATRİK

( Allopatrik coğrafi izolasyon İLE simpatrik aynı bölgede türleşmedir )

( Formül: Ayrı İLE birlikte )


- ALLOPOLYPLOİDİ ile/||/<> AUTOPOLYPLOİDİ

( Allopolyploidi farklı türlerden kromozom setiyken İLE autopolyploidi aynı türden çoklu kromozom setidir )

( Formül: Hibrit speciation )


- ALLOSTERİK ENZİM ile/||/<> MİCHAELİAN ENZİM

( Allosterik sigmoidal kooperatif, Michaelian hiperbolik basit. )

( Formül: Hill n>1 İLE n=1 )


- ALLOSTERİK ile/||/<> KOMPETİTİF

( Allosterik başka yere bağlanma İLE kompetitif aynı yerde yarışma. )

( Formül: Konformasyon İLE yarışma )


- ALLOTROP ile/||/<> İZOMER

( Allotroplar aynı elementin farklı formları, izomerler aynı formülün farklı yapıları )

( Berzelius tarafından 1838 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1779-1848) (Ülke: İsveç) (Alan: Kimya) (Önemli katkıları: Kimyasal semboller, kataliz) )


- ALLOW :/yerine İZİN VERMEK


- ALLUSION vs. CRITICISM


- ALLUSION vs. DELUSION


- ALLUSION vs. ILLUSION


- [not] ALLWAYS vs. TWO (TIMES)/TWICE


- ALLY :/yerine MÜTTEFİK


- ALMA MAZLUMUN AHINI ve/||/<>/> ÇIKAR AHESTE AHESTE


- ALMAK ile ALMANLAŞMAK ile ALMAZLANMAK ile ALMANLAŞTIRMAK ile ALMAN ile ALMAÇ ile ALMAŞ ile ALMANCA ile ALMANCI/LIK ile ALMAŞLI ile ALMAZLIK ile ALMAN USULÜ ile ALMAN GÜMÜŞÜ ile ALMAN PAPATYASI


- ALMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/> AŞMAK


- ALMAK ile EDİNMEK

( TO GET vs. TO OBTAIN )


- ALMAK ile/yerine EDİNMEK


- ALMAK ile/yerine EDİNMEK


- ALMAK ile/ve KABUL ETMEK

( TO GET vs./and TO ACCEPT )


- ALMAK ile/ve/<> ÖĞRENMEK


- ALMAK ile SATIN ALMAK

( ... ile ŞİRÂ' )

( TO TAKE vs. TO BUY )


- ALMAN BÜYÜKELÇİLİĞİ YAZLIĞI :

( Tarabya Yeniköy Caddesi üzerinde ve koyun Güneybatı tarafındadır. Elçilik yazlık binalarının bulunduğu alanda eskiden Sultan II. Selim'in (1566 - 1574) emri ile Sadrazam Sokulu Mehmet Paşa tarafından bir kasır yapılmış ve "Servi Çimenzari" ismi verilmiştir. Sultan II. Abdülmecid (1839 - 1861) bu kasırda kalmasına rağmen kasır yıktırılmıştır. Sultan II. Abdülhamid)1876 - 1909) yıktırılan kasrın yerini Almanlara verince Almanlar bu alan üzerine Elçiliklerinin yazlık binalarını yapmışlardır. )


- ALMAN BÜYÜKELÇİLİK YAZLIĞI :

( Tarabya plajı karşısındadır. 185 dönümlük bir koru içindedir. Zengin florası ile örnek bir koruluğa sahiptir. Üç bloktan oluşan yazlık binalar şale tipi ahşap bağdadi üslubunda 1887 yılında inşâ edildi. Bu koruluk içinde daha önceleri II, Mahmut'un kasrı bulunuyordu. Abdülmecit tarafından kasır yıktırıldı. Arazi daha sonraları II. Abdülhamit tarafından Alman İmparatorluğuna hediye edildi. Müştemilat binalarının yanında bir de küçük şapel ve mezarlık bulunmaktadır. Mezarlıkta Çanakkale ve II. Dünya savaşında ölen Alman askerleri için şehitlik var. Alman Mareşal Moltke'nin mezarı da buradadır. )


- ALMAN:
İDEALİZMİ ile ROMANTİZMİ


- ALMAN ŞEHİTLİĞİ :

( Almanya Büyükelçiliği Yazlık binalarının bahçesinde I. Dünya Savaşı ile II. Dünya Savaşında ölen Alman Subay ve askerleri için şehitlik yapılmıştır. Şehitlikte 265 Alman askeri gömülü bulunmaktadır. Alman Mareşal Goltz Paşa'da bu şehitlikte gömülüdür. )


- ALMANAK[İng. ALMANAC][Fr. < ALMANACH] değil/yerine/= YILLIK


- ALMANCA ile KIZAMIKÇIK ile GERMEN ile ALMANYA ile ALMANLAŞTIRMAK

( GERMAN vs. GERMAN MEASLES vs. GERMANIC vs. GERMANY vs. GERMANIZE )

( آلماني ile وابسته نزديک ile عمو زاده ile سرخجه آلماني ile ژرمني ile وابستهبهآلمان ile توتونيک ile آلماني ماب کردن ile آلمان )

( ALMANY ile VABASTEH NAZADYK ile AMO ZADEH ile SARKHJEH ALMANY ile ژرمني ile VABASTEHABEHMALMAN ile TOTONYK ile ALMANY MAB KARDAN ile ALMAN )


- ALMANDİN[Lat.] değil/yerine/= SEYLAN TAŞI


- ALMANYA, ... ve/||/<> İSPANYA, ...

( ... Hollanda'lıları denize doğru iterek, deniz üzerinden, öteki anakaradakileri sömürgeleştirmelerle ayakta kalmak zorunda bırakmıştır. VE/||/<> ... Portekiz'lileri denize doğru iterek, deniz üzerinden, öteki anakaradakileri sömürgeleştirmelerle ayakta kalmak zorunda bırakmıştır. )


- İLKOKUL FİŞLERİ:
ALMANYA'DA ile İNGİLTERE'DE ile JAPONYA'DA ile [ne yazık ki]
TÜRKİYE'DE

( Üretim ve yaşam, disiplinle başlar. İLE Geçmişini bilmeyen, geleceğini belirleyemez. İLE Yaşamak için üreteceksin. İLE Ali, ata bak! )


- ALMAŞIK/LIK ile ALMAŞIK YAPRAKLAR


- ALMAYA GELİNCE ile/değil/yerine VERMEYE GELİNCE

( Ortada. İLE/DEĞİL/YERİNE Ortalıkta yok. )


- ALMOST vs. NEARLY


- ALMOST :/yerine NEREDEYSE


- ALNAÇ/CEPHE -ile

( Bir şeyin ön tarafı/yüzü. )


- ALNI ile/ve KALBİ ile/ve KAPISI AÇIK OLMAK


- ALNIN ile/ve/||/<>/> GÖĞSÜN

( Ak. İLE/VE/||/<>/> Pak. )


- ALNINI "KARIŞTIRMAK" ile/ve/||/<> ALNINI KARIŞLAMAK


- ALO ile/ve/||/<> HELLO[İng.] ile/ve/||/<> MOSHI MOSHI[Jap.]


- ALOE VERA ile ALOE AĞACI

( ALOES vs. ALOESWOOD )

( چدروا ile عود )

( چدروا ile OUD )


- ALOESTEZİ[Fr.] değil/yerine/= DUYARLILIK BOZUKLUĞU


- ALOFENİK/HİBRİT/KİMERİK ile/||/<> ALOJENİK ile/||/<> ALOMETRİ ile/||/<> ALOMETRİ DENKLEMİ ile/||/<> ALOPATRİ ile/||/<> ALOPATRİK MODEL ile/||/<> ALOSTERİ ile/||/<> ALOSTERİK PROTEİN ile/||/<> ALOTANIMA ile/||/<> ALOZİM

( Gözelerinde birden fazla genotip bulunan organizmalar.[İki farklı türün çiftleşmesiyle oluşan döl olarak da bilinir. En bilinen örneği, at ile eşeğin çiftleşmesi ile oluşan katırdır.] İLE/||/<> Aynı türe ait olmasına karşın bireylerin genlerinin farklı olması.[Homo sapiens türünde, tek yumurta ikizleri dışındaki her birey, birbiriyle alojeniktir.] | Bir türün farklı üyelerinden elde edilen biyolojik nesnelerin bu türün başka bir üyesi için neyle karşılandığını tanımlar.[Alojenik kök göze] İLE/||/<> Gövde büyüklüğünün, gövdenin biçimine, anatomiye, fizyolojiye ve davranışa bağlı olan ilişkisini inceleyen bilim dalı.[Çoğu zaman, bir canlının gelişimi sırasında farklı parçalarının ya da boyutlarının farklı büyüme miktarı göstermesi için kullanılsa da sadece asimetrik büyüme çözümlemesini içermez. Bir organizmanın gövde biçimi, gelişim süresince farklı parçalarının oransal büyüme hızına bağlıdır. Gövdenin kendine özgü biçimini almasını sağlayan bu orantılı büyümeye alometrik büyüme denir.][Baş, insanın gelişimi sırasında gövdeye oranla daha yavaş, bacaklar ise daha hızlı gelişmektedir.] İLE/||/<> Genel formu y = bxa olan denklem.[y ve x karşılaştırılan iki değer, a ve b ise sabittir.[Büyüme, doğrusal/izometrik ise allometrik üstel "a" nın değeri 1'dir. a > 1 olduğunda, allometri pozitif, a < 1 olduğunda negatif olarak söylenir.] İLE/||/<> Farklı coğrafi alanlarda yaşamak ya da farklı bölgelerde yaşayan topluluklar. İLE/||/<> Bir popülasyonun yalıtıldığında seçilimin ve sürüklenmenin yalıtımının iki yanındaki popülasyonlara bağımsız olarak etki etmesi yoluyla türleşmenin gerçekleştiğini ileri süren varsayım.[Günümüzde bilimsel gerçek olarak görülmektedir.] İLE/||/<> Düzenleyici bir ligandın proteinin katalitik sahası dışındaki bir bölgeye bağlanması yoluyla ya da kovalent modifikasyon yoluyla bir proteinin konformasyonunun değişmesi yoluyla protein etkinliğinin değişmesi. İLE/||/<> En az iki farklı konformasyonu benimseyebilen ve bir ligandın bir bölgesine bağlanmasıyla oluşan konformasyonel değişikliğin proteinin ikinci bir bölgesindeki protein etkinliğini değiştirdiği proteinler. Bu proteinler, bir gözedeki bir molekülün başka bir türdeki bir molekülün yazgısını etkilemesine izin verir ve bu mekanizma enzim düzenlemesinde yaygın olarak kullanılır. İLE/||/<> Bir allojenik bireyin antijen sunan gözeler üzerindeki MHC moleküllerinin, T gözeleri tarafından tanınması.[In vivo ortamda allograf reddine ve karışık lenfosit reaksiyonuna[mixed lymphocyte reaction/MLR] neden olur.] İLE/||/<> Aynı lokusta bulunan farklı alellerden salgılanan farklı özellikteki enzimler. )


- ALOFTALMİ[Fr.] ile ALOKİNEZİ[Fr.] ile ALOMETRİ[Fr.] ile ALOPATİ[Yun.] ile ALOPESİ[Fr.] ile ALOTROFİ[Fr.] ile ALOTROPİ[Yun.] ile ALOZOM[Fr.]

( Gözün iris renginin değişikliği kusuru. İLE Gövdenin bir örgenini hareket ettirmek isteyince, onun yerine karşı yandaki örgenin hareket etmesi biçiminde beliren hareket bozukluğu. İLE Bir örgenin, gövdenin bütününe oranla daha hızlı gelişmesi bozukluğu. İLE Sayrıya verilen ilacın, sağlam biri üzerinde denendiğinde, sayrılığın belirtilerine karşıt belirtiler göstermesi. İLE Kıl ve saçların yokluğu ya da dökülmesi, kellik. İLE Çeşitli gıdalarla beslenme olanağı. İLE Bir nesnenin hiçbir kimyasal değişikli yokken ayrı özellikler gösterebilmesi. İLE Erillik/dişillik belirlenmesindeki kromozom. )


- ALOGAMİ[Fr.] değil/yerine/= TOZLAŞMA/TOZLANMA

( Eril örgenlerdeki çiçek tozunun, rüzgâr ya da böceklerin aracılığıyla çiçeklerin tepeciğine konması, döllenme. | Polen tanelerinin rüzgâr, böcek, su gibi etkenlerle dişi üreme gözelerine ulaşması. | Sporlaşma. )


- ALOGREFT/ALLOGRAFT[İng.] değil/yerine/= TÜRDEŞ YAMA


- ALOHA ile/ve BULA

( [Merhaba!] Hawaii'de. İLE/VE Fiji'de. )


- ALOJİ/ALOGIA[İng.] değil/yerine/= SÖZ YOKSULLUĞU


- ALONE :/yerine YALNIZ


- ALONG :/yerine BOYUNCA


- ALONJ değil/yerine/= EKÇE


- ALONJ[Fr.] değil/yerine/= KAMBİYO SENETLERİNİN ARKA YÜZÜNDE YER KALMAMASI DURUMUNDA EKLENEN KÂĞIT


- ALONZO CHURCH ve/||/<> ALLEN TURING


- ALOPECİA AREATA ile/||/<> TELOGEN EFFLUVİUM

( Bağışıklık düzeninin saç köklerine saldırması sonucu saç dökülmesi. İLE/||/<> Stres ya da hormonal değişiklikler nedeniyle saç dökülmesi. )


- ALOPESİ/ALOPECIA[İng.] değil/yerine/= SAÇ YA DA KIL DÖKÜLMESİ | SAÇSIZLIK KELLİK


- ALOSENSİTİZASYON/ALLOSENSITIZATION[İng.] değil/yerine/= TÜRDEŞ DUYARLILAŞMA


- ALOTRANSPLANTASYON/ALLOTRANSPLANTATION[İng.] değil/yerine/= TÜRDEŞ NAKİL


- ALOTROPİ -ile

( Ayrı biçimlenme. )


- ALP, AYCAN :

( Sarıyerli. Siyasete CHP de başladı ve 1994 - 1999 yerel seçimlerinde CHP listesinden hem İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve hem de Sarıyer Belediye Meclisine üye olarak seçildi. )


- ALP, CENGİZ DR. (ARGUVAN, 1957) :

( İlk ve Ortaokulu Ankara'da okudu. Atatürk Lisesi Parasız Devlet Okulundan mezun oldu. 1980'da Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun oldu. Malatya Arguvan Ermişlik Sağlık Ocağı tabibi olarak görev yaptı (1980 - 1981). İstanbul, Okmeydanı SSK Hastanesinde genel cerrahi ihtisası yaptı (1981 - 1985). Sarıyer'de 1983 yılından bu yana Özel Sarıyer Kliniği adı altında faaliyet gösteren kliniğin sahibi ve işletmecisidir. Ayrıca Özel Okmeydanı Hastanesinin sahibi ve işletmecisi olup; yiyecek, içecek ve sağlık sektöründe faaliyet gösteren çeşitli firmaların sahibidir. 1985 - 1999 yıllarında siyasetle ilgilendi ve SHP ve CHP İlçe Başkanlığı görevlerinde bulundu. 1991'de CHP den Milletvekili adayı oldu. 29 Mart 2009 yerel seçimlerinde DSP den Sarıyer Belediye Başkanı Adayı oldu. )


- ALP, KAYA (İST. 1936) :

( Yeşildirek'ten transfer edildi (1959) Bir sezon tescilli kaldı ve Sarıyer'in 9 lig maçında forma giydi. )


- ALP ile/||/<>/> ALPÂGUT
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Yiğit, kahraman, bahadır. İLE/||/<>/> Tek başına düşmana saldıran, hiçbir biçimde yakalanmayan yiğit. )


- ALP ile ALPU


- ALPASLAN İLKÖĞRETİM OKULU :

( Tarabya 51. İlkokul adıyla 1947/1948 ders yılında açılan okul 1961 ve 1981'de yeni ilavelerle büyütüldü. Okulun ismi de Alpaslan İlköğretim Okulu olarak değiştirildi. )


- ALPHA İLE BETA İLE GAMMA İLE NEUTRON ile/||/<> RADYASYON TÜRLERİ

( İyonlaştırıcı radyasyon çeşitleri. )

( Formül: α: 2p+2n )


- ALPHA İLE BETA İLE THETA İLE DELTA İLE GAMMA ile/||/<> BEYİN DALGALARI

( EEG frekans bantları. )

( Formül: f = 8-13 Hz (alpha) )


- ALPHORN ile DIDGERIDOO


- ALPİN[Fr.] ile ALPİNUM[Fr.]

( Dağların ağaç sınırının yukarısında kalan, sürekli yeşil çayırlar ile kaplı bölge. İLE Düzlüklerde, ovalarda Alp bitkileri yetiştirmek için kurulan botanik bahçeler. )


- ALPTEKİN, CEMAL ÜNAL PROF. DR. (MİLAS/SELİMİYE, 1950) :

( Büyükdere'de ikamet etmektedir. Milas Selimiye İlkokulu, Selçuk Ortaokulu ve Muğla Ticaret Lisesinden mezun oldu (1967). Yüksek öğrenimini İ.Ü. Orman Fakültesinde yaptı.1976 yılında Or. Gen. Müdürlüğü'nde mühendislik görevine başladı, Değişik bölgelerde görev yaptı. Askerlik görevini 1979 yılında tamamlayarak terhis oldu. Akademik hayatına İ. Ü. Orman Fakültesi Silvikültür Anabilim Dalı'nda asistan olarak başladı (1979). "Anadolu Karaçam'ının (Pinus nigra Arn. Ssp. Pallasina Lamb. Halmboe.) Coğrafik Varyasyonları" adlı doktora çalışması ile 1986 "Doktor", 1990 yılında Doçent unvanını aldı, 1998 yılında Profesör oldu. Yurtiçi ve yurtdışında araştırma ve incelemelerini sürdürdü. Panellere, sempozyumlara, kongre ve konferanslara katıldı. Rapor ve tebliğler sundu. Bilimsel rapor ve makaleleri değişik meslek yayınlarında yayımlandı. Silvikültür Anabilimdalı Başkanlığını, Süs Bitkileri Yetiştiriciliği Program Başkanlığını emekli olana kadar devam ettirdi. )


- ALPTÜRER, LÜTFÜ KÖKSAL (İST. 1938) :

( Sarıyerli, doktor. İlkokulu Kemerburgaz, Ortaokulu Sarıyer'de ve Liseyi Kabataş Lisesinde okudu. İ.Ü. Tıp Fakültesinden mezun oldu. Bolu Gerede'de hükümet Tabibi olarak görev yaptı. Haydarpaşa Numune Eğitim Hastanesinde ortopedi ve travmatoloji ihtisası yaptı. Sekiz yıl çeşitli hastanelerde çalıştıktan sonra Kocaeli Devlet Hastanesinde görev aldı ve Ortopedi ve Travmatoloji servisini kuranlardan biri oldu. 2003 yılında emekli oldu, Kocaeli'nde özel hastanelerde görev yapıyor. )


- ALPYILDIZI -ile

( Dağların çok yüksek yamaçlarında rastlanan bir çiçek.[Lat. PARADISIA LILIASTRUM] )


- ALREADY :/yerine ZATEN


- ALSANA ile AL SANA


- ALSANCAK (- İZMİR) = PUNTA


- ALŞİMİ ile ALŞİMİST


- ALSO :/yerine AYRICA


- ALT ÇENE DİŞLERİ ile/ve ÜST ÇENE DİŞLERİ

( ... İLE/VE Kökleri daha uzundur. [Yerçekimine karşı koymak üzere böyle olduğu biçiminde yorumlanmaktadır.] )


- ALT ÇENE ve ÜST ÇENE

( CÂM-I SÎM[gümüş kadeh][mecaz]: Sevgilinin çenesi. )

( )

( ZEKAN[çoğ. ZÜKUN] )

( ZENAH/DÂN )

( LOWER JAW/MANDIBLE and UPPER JAW/MAXILLA )


- ALT DEĞİŞKE ile/ve ÜST DEĞİŞKE


- ALT DUDAK = ŞEFE-İ SÜFLÂ = LÈVRE INFÉRIEURE


- ALT EKSTREMİTE/LOWER EXTREMITY[İng.] değil/yerine/= BACAK


- ALT ETMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< YENMEK


- ALT GEZEGENLER ile/ve/||/<> ÜST GEZEGENLER

( Merkür ve Venüs. İLE/VE/||/<> Mars, Jüpiter, Satürn. )


- ALT HAVA YUVARI ile GÖZ YUVARI ile HAVA YUVARI ile ISI/SICAK YUVARI(MAGMA KATMANI) ile IŞIK YUVARI ile İYON YUVARI ile RENK YUVARI ile SU YUVARI ile TAŞ YUVARI ile YER YUVARI

( ... İLE ... İLE ... İLE ... İLE ... İLE Yer gazyuvarındaki atom ve moleküllerin, güneş ışınlarıyla iyonlaştığı, 80-400 km. yükseklikler arasındaki katman. İLE ... İLE 12 km. İLE 150 km. İLE ... İLE 5000 km. )


- alt. hor.[Lat. < ALTERNIS HORIS] değil/yerine/= İKİ SAATTE BİR


- ALT KISIM = KIT'A SÜFLÂ = PARTIE INFÉRIEURE


- (ALT) MANTO -ile

( Yerkabuğunun altındaki 660. km.'de başlayan yarı erimiş devasa katman. [2002'de Science Dergisi'nde yayımlanan bir Japon deneyine göre, alt mantoda çözünmüş su, dünyanın yüzeyinden dolanan sudan 5 kat daha fazla olabilir.] )


- ALT SINIF ile ALT ŞUBE ile ALT TAKIM ile ALT TÜR


- ALT-ÜST ETMEK ile YERLE BİR ETMEK


- ALT ile ALT TARAFI ile DİPSİZ

( BOTTOM vs. BOTTOM OF vs. BOTTOMLESS )

( صميم ile غور ile بيخ ile کف ile ته ile ذيل ile غير محدود )

( صميم ile غور ile BEYKH ile KOF ile TAH ile ZEYLE ile غير محدود )


- ALTA SIRALAMA / ALT DİZİNLEME -ile

( SUBORDINATION )


- ALTAMİRA[İsp.] değil/yerine/= KUZEY İSPANYA'DA BULUNAN RESİMLİ MAĞARALAR VE BÖLGESİ | MAĞARA RESMİ


- ALTAR ile ALTAR[Yun.]

( Semâvî - Arzî buluşma noktası. İLE Sunak. )


- ALTAR ile SUNAKLAR

( ALTAR vs. ALTARS )

( محراب ile مجمره ile مذبح ile مبح ile مذابح )

( MAHRAB ile مجمره ile MAZBH ile مبح ile مذابح )


- ALTAŞ, RIFAT :

( Ekmekçi Rıfat olarak tanınır. Sarıyer'de bakkaldı ve Maden'de bir dönem muhtar olarak görev yaptı. )


- ALTAŞ, ZİHNİ (SARIYER, 1932 - 2005) :

( Yüksek Ticaret'ten mezun olduktan sonra İşletme İktisadı Enstitüsünde öğrenimini tamamladı. Sarıyer Spor Kulübü 2 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. Sarıyer Yoksulları Koruma Yurdu'nda Başkanlık yaptı. Sarıyer Spor Kulübü Divan Kurulu üyesiydi. )


- ALTAY, FAHRETTİN (İŞKODRA, 1880 - 1974) :

( Kurtuluş Savaşı komutanı ve kahramanlarındandır. Asker ve politikacı olarak tanınır. Başkomutanlık Meydan Savaşı'nda Yunan Ordusunu kovalayarak İzmir'e giren ilk Türk süvarilerinin komutanıdır. 1880'de Arnavutluk'un İşkodra kentinde doğdu. 1902'de Harp Akademisini bitirdi. Dersim'de sekiz yıl görev yaptı. 1913'te İkinci Balkan Savaşı'nda Edirne'ye kadar ilerleyen Bulgar ordusunu püskürttü. I. Dünya Savaşı sırasında 3. Kolordu Kumandanı idi. Ulusal Kurtuluş Savaşı boyunca 12. Kolordu Komutanı olarak Delibaş İsyanı'nın bastırılmasında, 1. ve 2. İnönü Savaşları'nda ve Sakarya Savaşı'nda görev aldı. 1921'de Tümgeneralliğe terfi etti ve Süvari Grup Komutanı oldu. Kurtuluş Savaşı sonlarına doğru Uşak, Afyon ve Alaşehir çevresindeki çarpışmalarda zor görevleri üstlendi. Kaçan Yunan Ordusu İzmir'e kadar kovaladı ve bu nedenle Korgeneralliğe terfi etti. 1934'te I. Ordu Komutanlığına getirildi. Aynı yıl İran - Afganistan arasındaki sınır anlaşmazlığında hakemlik yaptı. I. Dönem TBMM' de Mersin milletvekiliydi ve aynı zamanda asker olması nedeni ile devamlı cephede idi. II. Dönem TBMM de yine Mersin Milletvekili olarak yer aldı. Askerlik ile Milletvekilliğinin birlikte yürütmesi mümkün olmadığından Atatürk'ün isteği ile meclisten ayrıldı ve orduda kaldı. 1945'te yaş haddinden emekli oldu. Demokrat Parti'nin kuruluş çalışmalarına katıldı. 1946 - 1950 yılları arasında DP. den Burdur Milletvekilliği yaptı. 1950'den sonra siyasi hayattan çekildi ve Emirgan'a yerleşti. "Altay" soyadı kendisi yurtdışında (İran'da bulunduğu) sırada Atatürk tarafından kendisine verildi. Türkiye İstiklal Muhaberatında Süvari Kolordusu Harekatı, İstiklal Harbimizde Süvari Kolordusu, İslam Dini ve On Yıl Savaşı ve Sonrası 1912 - 1922 adlarını taşıyan eserleri vardır. )


- ALTAYCA ile ALTAYİST


- ALTBİÇİM -ile

( ALLOMORPH )


- ALTBİÇİMLİK -ile

( ALLOMORPHY )


- ALTER :/yerine DEĞİŞTİRMEK


- ALTERASYON ile/||/<> ALİTERASYON

( Değişiklik. İLE/||/<> Ses yinelemesi. )


- ALTERATION vs. IMMEDIATELY ALTERATION


- ALTERATION vs./and CHANGING THE SELF


- ALTERNAN değil/yerine/= DEĞİŞİMLİ


- ALTERNANS/ALTERNANS[İng.] değil/yerine/= DEĞİŞİMLİ


- ALTERNANS[Fr.] ile ALTERNATÖR[Fr.]

( Ard arda dönüp gelme, nöbetleşe gelme. İLE Dalgalı elektrik akımı veren üreteç. )


- ALTERNATE vs. ALTERNATIVE


- ALTERNATİF SPLİCİNG ile/||/<> POLİADENİLASYON

( Alternatif splicing çoklu mRNA İLE poliadenilasyon 3 kuyruk. )

( Formül: Multiple mRNAs İLE 3-prime processing )


- ALTERNATİF TIP yerine TAMAMLAYICI TIP


- ALTERNATİF[İng. < ALTERNATIVE] değil/yerine/= DALGALI


- ALTERNATİF ile DÖNÜŞÜMLÜ OLARAK ile ALTERNATİF ile MÜNAVEBE ile ALTERNATİF ile ALTERNATİF AKIM ile ALTERNATİF OLARAK ile ALTERNATÖR

( ALTERNATE vs. ALTERNATELY vs. ALTERNATING vs. ALTERNATION vs. ALTERNATIVE vs. ALTERNATIVE CURRENT vs. ALTERNATIVELY vs. ALTERNATOR )

( تناوب داشتن ile متناوب کردن ile تناوب کردن ile متناوب بودن ile غبا ile تناوبي ile متناوب ile تناوب ile يک درمياني ile جريان متناوب ile بنوبت ile به تناوب ile متناوبا ile تناوبگر ile متناوب ساز )

( TANAVEB DASHTAN ile MOTENAVEB KARDAN ile TANAVEB KARDAN ile MOTENAVEB BODAN ile غبا ile TANAVEBY ile MOTENAVEB ile TANAVEB ile YK DARAMYANY ile JARYAN MOTENAVEB ile بنوبت ile BAH TANAVEB ile MOTENAVBA ile تناوبگر ile MOTENAVEB SAZ )


- ALTERNATİF ile OLANAK

( ALTERNATIVE vs. POSSIBILITY )


- ALTERNATİF ile/ve/||/<> TEKABÜLİYET


- ALTERNATİF ile/ve/değil UZANIM


- ALTERNATİF/LİK ile ALTERNATİFLİ/LİK ile ALTERNATİFSİZ/LİK ile ALTERNATİF AKIM


- ALTERNATIVE vs. CHOICE


- ALTERNATIVE vs. POSSIBILITY


- ALTERNATIVE :/yerine ALTERNATİF


- ALTERNATÖR ile/||/<> DİNAMO (İKİLİ KARŞILAŞTIRMA)

( Alternatör AC, dinamo DC üretir )

( Formül: AC jeneratör İLE DC jeneratör )


- ALTES[İt.] değil/yerine/= PRENS VE PRENSESLERE VERİLEN ONURLAMA SANI


- ALTHOUGH vs. THOUGH


- ALTHOUGH :/yerine RAĞMEN


- ALTI NOKTA KÖRLER VAKFI :

( Reşit Paşa Altı Nokta Körler Vakfı mahalle içinde olup görme engellilere hizmet vermektedir. )


- ALTI ÜSTÜ


- ALTI ile ALTI

( Rakam. İLE Bir nesnenin tabanı. )

( SIX vs. SIX )


- ALTI[6] ile ARTI[+]


- ALTI ile ATLI

( 6 | Bir nesnenin/konumun altı. İLE ... )


- ALTIGEN ile ALTIGEN

( HEXAGON vs. HEXAGONAL )

( ششگوش ile شش سطحي ile شش بر )

( SHESHGUSH ile SHESH SATHY ile SHESH BAR )


- ALTIGEN ile/ve/<> DAİRE

( HEXAGON vs./and/<> CIRCLE )


- ALTİMETRE[Fr.] değil/yerine/= YÜKSEKLİKÖLÇER


- ALTIN KAPI ile GOLDEN GATE KÖPRÜSÜ ile ALTIN ile ALTIN VE GÜMÜŞ ile ALTIN ÇANTA ile KÜLÇE ALTIN ile ALTIN KUMAŞ ile ALTIN NAKIŞ ile ALTIN NAKIŞ ile ALTIN FOLYO ile ALTIN KAKMA ile ALTIN VARAK ile ALTIN SÜS ile ALTIN PLAKA ile ALTIN KAPLAMA ile ALTIN YIKAMA ile ALTIN YIKAMA ile ALTINA TAPAN ile ALTIN İBADETİ ile ALTIN ile JAPON BALIĞI ile KUYUMCU ile KUYUMCULUK

( GOLDEN GATE vs. GOLDEN GATE BRIDGE vs. GOLD vs. GOLD AND SILVER vs. GOLD BAG vs. GOLD BULLION vs. GOLD CLOTH vs. GOLD EMBROIDER vs. GOLD EMBROIDERY vs. GOLD FOIL vs. GOLD INLAID vs. GOLD LEAF vs. GOLD ORNAMENT vs. GOLD PLATE vs. GOLD PLATED vs. GOLD WASHER vs. GOLD WASHING vs. GOLD WORSHIPER vs. GOLD WORSHIPING vs. GOLDEN vs. GOLDFISH vs. GOLDSMITH vs. GOLDSMITHING )

( نخ زري ile طلا ile ذهب ile سکه زر ile زر ile سيم و زر ile زر و سيم ile بدره ile خشت زر ile زربفت ile زردوز ile زرکش ile زردوزي ile زرورق کلفت ile زرکوب ile زرورق نازک ile طلا آلات ile آبطلا کار ile آب طلا ile زراندود ile خاکشو ile طلاشويي ile زرپرست ile زرپرستي ile زري ile طلايي ile زرين ile گلدن گيت ile پل گلدن گيت ile ماهي طلايي ile ماهي قرمز ile زرگر ile طلا ساز ile گلدسميت ile گلد اسميت ile گلداسميت ile زرگري )

( NAKH ZARY ile TALA ile ذهب ile SAKEH ZAR ile ZAR ile SYM VE ZAR ile ZAR VE SYM ile BADREH ile KHSHT ZAR ile ZARBEFT ile زردوز ile ZARKESH ile زردوزي ile ZARVARGH KOLOFT ile ZARKUB ile ZARVARGH NAZAK ile TALA ALAT ile ABTALA KAR ile AB TALA ile زراندود ile KHAKESHO ile TALASHOYY ile ZARPAREST ile زرپرستي ile ZARY ile TALAYY ile ZARYNE ile GOLDAN GYT ile PEL GOLDAN GYT ile MAHY TALAYY ile MAHY GHARMAZ ile ZARGAR ile TALA SAZ ile GOLDASMYT ile GOLD ESMYT ile GOLDASMYT ile ZARGARY )


- ALTIN KAPLAMA ile ALTIN RENGİ

( GOLD-COATED vs. GOLD-COLORED )

( مطلي ile زرگون ile زرقون )

( مطلي ile ZARGON ile زرقون )


- ALTIN KAPLAMA ile LAKE


- ALTIN KÖKÜ ile BOYA KÖKÜ ile EĞİR KÖKÜ/OTU ile HELVACI KÖKÜ/ÇÖVEN ile MEYAN KÖKÜ ile EK KÖK ile SAÇAK KÖK ile YUMRU KÖK

( Güney Amerika'da yetişen, kusturucu niteliği olan bir kök, ipeka. İLE ... İLE Dere ve durgun su kenarlarında yetişen, 50-125 santimetre yüksekliğinde, çok yıllık ve otsu bir bitki, eğir kökü. İLE Kökü ve dalları, suyu sabun katılmış gibi köpürten, kir temizleyici bir bitki. İLE Fasulyegillerden, 30-60 santimetre yüksekliğinde, tüysü yapraklı, mavimsi, mor çiçekli, tatlı olan toprak altı bölümleri hekimlikte ve serinletici içeceklerin yapımında kullanılan, çok yıllık otsu bir bitki. İLE Sapın yanlarından çıkan ince kök. İLE Buğdayda olduğu gibi asıl kökün çevresindeki ek köklerin gelişmesiyle oluşan kök topluluğu. | Kök boğazının hemen alt kısmından başlayıp çok dallanmış olarak toprakta yüzeysel biçimde gelişen kök. İLE Patates, pancar, yer elması gibi yumru biçiminde olan kök. )

( CEPHAELIS IPECA CUANHA cum ... cum ACORUS CALAMUS cum SAPONARIA OFFICINALIS cum GLYCYRRHIZA GLABRA cum ... cum ... cum ... )


- ALTIN ORAN ve/<> FIBONACCI SAYILARI/DİZİSİ

( 1.6180339887 [φ = (1 + √5) / 2 = 1.6180339887498...] ve/<> 0, 1, 1, 2, 3, 5, 8, 13, 21, 34, 55, 89, 144, 233, 377, 610, 987 ... [son iki sayının toplamı alınarak devam edilir] )

( Dizideki ardışık iki sayının oranı, sayılar büyüdükçe Altın Oran'a yaklaşır. )

( MİMARLIK ÜZERİNE ON KİTAP - VITRUVIUS[Marcus Vitruvius Pollio, M.Ö. 80 ile 15] )

( Altin_Oran.mp4 [1] | Altin_Oran2.mp4 [2] )

( )

( Wikipedia'da... http://tr.wikipedia.org/wiki/Altin_oran )

( Okuduğunuz Herşeye İnanmayın: Salyangoz Kabukları ve Fibonacci Sayıları

Kişiler, mucizelere inanmak ister. Yaşamın tamamının mucizelerle dolu olmasını isterler. Her şeyin birbirine kusursuz bir biçimde oturmasını, olaylar, olgular ve sistemlerde hiçbir pürüz olmamasını isterler. Bu, insan türünün beyin yapısı ve çalışma ilkeleri düşünüldüğünde anlaşılırdır. Fakat yine de tanıdığımız en karmaşık yapı olan beynimizin, bu kadar basit hatalara düşebildiği gerçeğini göz önünde bulundurarak, etrafımızı incelerken çok daha dikkatli ve gerçekçi olmamız gerekmektedir. Burada, yardımımıza bilimsel yöntem ve analiz metotları koşmaktadır. Çünkü kişiler, kendilerini kandırmaya açıktır. Duygularına hemencecik yenik düşerler, bu bakımdan zaafları vardır. Söylediğimiz gibi, her şeyin büyüleyici, her şeyin sıradışı, her şeyin olağanüstü, her şeyin masalsı olmasını isteriz. Ancak doğa kusurludur. Bu kusurları görmemezlikten gelerek bilim üretemeyiz. Çünkü kusurlara bakarak, hataları anlayarak, eksiklikleri fark ederek sistemlerin nasıl çalıştığını, nasıl çalışmaları gerektiğini, neden kusursuz olamayacaklarını anlarız. Hatta bu sayede onları geliştiririz, doğadakilerden daha başarılı sistemler üretebiliriz.

HP, Apple, Netscape Communications gibi birçok büyük teknoloji firmasında yazılım mühendisi olarak görev almış olan, aynı zamanda astronomi, biyoloji, matematik gibi alanlarda araştırmalar yürüten, teknoloji ve bilim yazarlığı yapan, bilimin yayılması için konuşmalara katılan Akkana Peck, deniz kabuklarının matematiği ile ilgili bir araştırma yazısı üzerinde çalışırken ilginç bir gerçekle karşılaşmış. Hikayeyi bilirsiniz: doğada kusursuz bir matematik olduğu, ayçiçeklerinden salyangoz kabuklarına, kol uzunluğumuzdan çeşitli kentlerin bulunduğu coğrafi lokasyonlara kadar her şeyin "özel bir matematik" dahilinde olduğu iddia edilir. Hatta kimi zaman üniversitelerin animasyon birimleri ve grafikerleri bile bunu öyle bir göstermektelerdir ki, sanki doğada hakikaten tüm canlıların uyduğu bir matematiksel/geometrik düzen varmış gibi bir algı yaratılır. Kolumuzun toplam uzunluğunun dirseğimizden parmak ucuna kadar olan uzunluğa oranının "altın oran"a uymak zorunda olduğunu sanarız. Deniz kabuklarının ve deniz minarelerinin gerçekten de Fibonacci sayılarına mükemmel biçimde uyduğunu sanar, ayçiçeği tohumlarının kusursuz bir matematiği takip ettiğine inanırız. Bunların hepsi koca bir hatadır. Akkana Peck bu gerçekle yüzleşmesini şöyle anlatıyor:

"Bir arkadaşımın üniversitedeki matematik dersine Fibonacci sayılarıyla ilgili bilgi vermek üzere davet edilmiştim. Daha lisedeyken Fibonacci sayıları üzerine araştırmalar yapmaya başlamıştım ve onların büyüyen bir şehrin güç istasyonlarını planlamada nasıl kullanıldığını incelemiştim. Tüm bunları o derste anlatacaktım, dolayısıyla araştırmalarımda bulduğum tüm görselleri bulmaya ihtiyacım vardı. Bilirsiniz, çam kozalaklarındaki, çiçeklerin yapraklarındaki, ağaçlardaki dallanmalardaki matematiksel oranları, Altın Oran'ı, Fibonacci/Altın Spiralini, vb. doğadaki matematiği gösteren görsellere ihtiyacım vardı. Örneğin bir Nautilus kabuğunun nasıl harika bir biçimde Fibonacci sayılarına uyduğunu göstermeyi istiyordum.

Çam kozalaklarını topladım, bazı fotoğraflar çektim, slaytlar hazırladım ve iş, altın orana uyan spiralleri göstermeye geldi. Ufak bir GIMP metni hazırlayarak bilgisayarımın otomatik olarak Fibonacci spiralini oluşturmasını sağladım. Sonrasında, bir odacıklı Nautilus fotoğrafı aramaya başladım. Amacım, bu spirale ne kadar kusursuz biçimde uyduğunu göstermekti. Sonunda Wikipedia'dan harika bir örnek buldum. GIMP içerisine yapıştırdım ve üzerine altın spirali çizdim. Sonrasında ise birbirine uydurmak üzere boyutlarla oynamaya başladım. İmkansızdı. Hiçbir biçimde spiral, kabuğun biçimine uymuyordu!

Ne kadar çabalarsam çabalayayım, hiçbir biçimde kabuk ile spirali uyduramadım. Ben de Google Images'ı kullanarak daha fazla kabuk fotoğrafı bulmaya çalıştım. Bulduğum hiçbir kabuk spirale uymuyordu! Hatta Fibonacci sarmalına yaklaşamıyordum bile!"

Akkana Peck, bu konuda yalnız değildir. Başlangıçta sözünü ettiğimiz düşünceler, halk arasına o kadar yerleşmiştir ki, bizim matematiğimizden doğan bazı oranların doğada halikulade bir biçimde olması gerektiğini sanarız. Evet, bu oranlar kabaca doğadaki organizmaların yapılarında rastlanabilir. Aslında bunda şaşılacak bir şey yoktur. Örneğin Fibonacci sayıları dediğiniz sayılar, kademeli olarak bir önceki toplama eklenerek artan sayılardır. Bir deniz minaresi kabuğu da, bir önceki zaman diliminde üretilen kabuk miktarının üzerine konarak arttığı için, elbette, ister istemez Fibonacci sayıları dediğimiz sayıya uyacaktır. Bir ayçiçeğinin tohumları, merkezden başlayıp etrafa yayılır. Altın spiral de, belirli bir merkezden başlayıp etrafa yayılan çizgilerden elde edilir. Dolayısıyla ikisinin birbirine uyması kaçınılmazdır. Bizler bu oranları tanımlarız. Bu oranlar, gökten inmezler. Eğer doğada, bu oranları tanımladığımız temele uyan bazı sistemler varsa, o sistemlerin sonucunda yine bu oranları görmemiz son derece anlaşılırdır. Hatta bu, kaçınılmaz bir sonuçtur.

Daha açık bir örneği şöyle verebiliriz: tüm sayı sistemleri etrafımızda kendini tekrar eden objeleri kategorize ederek gelişmiştir. 1, 2, 3 gibi sayılar, aslında kategorizasyon amacı taşır. Tek olan bir olguya "1" deriz. Kendini tekrar ediyorsa, bu sayıyı arttırırız. Sayılar böyle oluşmuştur. Tüm matematik, bunun üzerine inşa edilmiştir. Dolayısıyla matematiği, doğadaki sistemleri tanımlamak için, doğadaki sistemlere bakarak geliştirdik. Örneğin matematikteki "türev" denen işlem, "değişim miktarını" verir. Dolayısıyla etrafımızda düzenli olarak değişen şeylere bakıp, türev hesabına uymalarına şaşıramayız. Ancak nedense bu matematiksel unsurların adı "altın oran" ya da "Fibonacci sayıları" gibi daha havalı isimler olunca, sanki özel bir anlamları varmış zannedilir. Halbuki tıpkı türev, integral, vb. matematiksel hesaplamalar gibi, bu oranlar da doğaya bakarak inşa ettiğimiz sistemlerin ürünüdür. Doğadaki sistemlerde bu matematiksel izleri görmemizde şaşılacak bir taraf yoktur.

Ancak sorun bu da değildir. Sorun, doğada bu oranlara uyduğu iddia edilen birçok sistemin, daha fazla sayıda veriyle gözden geçirildiğinde, bu oranlara hiç de uymadığını görmemizdir. Örneğin spesifik bir kişinin omuz-kol uzunluğunu, dirsek-kol uzunluğuna böldüğünüzde 1.618'e çok yakın bir sayı elde edebilirsiniz belki, ki bu "altın oran" olarak bilinir. Ancak 100 kişinin kolunu ölçtüğünüzde, bu orandan ciddi anlamda sapma olduğunu görürsünüz. Belki ortalamaları gene altın orana yakın olacaktır; ki bu son derece anlaşılırdır, çünkü bu oranların doğa yasalarının tanımından kaynaklandığı düşünülmektedir. Örneğin kütleçekiminin bir cismin yerden yüksekliğine etkisinin, ağırlıkla sınırlandırılmış olmasından ötürü birçok uzunluğun altın orana uymak zorunda olduğu düşünülmektedir ve bu konuda araştırmalar sürmektedir. Altın oran, sonradan keşfedilen bir özellik değildir. Doğada var olan oranlardan çıkarılan bir özelliktir. Eğer ki etrafımızda altın orana uyan obje sayısı gerçekten çok fazlaysa, beynimizin de bu oranı daha hoş görecek biçimde evrimleşmesi kaçınılmaz bir sonuçtur.

Science News'te yayınlanan bir makalede deniz kabuklarının spiralleri ele alınmıştır. 1999 yılında emekli matematikçi Clement Falbo San Francisco'da bulunan Kaliforniya Bilim Akademisi'nde bir dizi Nautilus kabuğunun ölçümünü yaptı. Bulguları ilginçti: evet, kabuklar altın spiral gibi logaritmik bir seriyi takip ediyordu. Ancak kabukların oranı 1.24 ila 1.43 arasında değişiyordu. Ortalama oranları ise 1.33'e 1'di! Bu, 1.618 civarında olması beklenen altın orana yakın bile değildi!

Sonradan, 2002 yılında aynı sorunu John Sharp da fark etti. Ancak matematikçilerin bu bulgularına rağmen halk arasında halen bu oranların canlıların yapısını %100 yönettiği ve bu canlıların gövdelerinin bu oranlara %100 uyduğu gibi saplantılı bir sanrı bulunmaktadır. Sharp şöyle söylüyor:

"Bu yanlış iddiayla ilgili en ilgi çekici olan şey, ne kadar yaygın olduğudur. Hatta bu konuları daha iyi bilmeleri gereken matematikçiler bile bu hataya düşmektelerdir. İşte bu, neden geometrinin daha geniş olarak ve sıradan olmayan bir biçimde öğretilmesi gerektiğini göstermektedir. Sadece geometri de değil, biçimler ve oranların görsel estetiği de düzgün öğretilmelidir."

Burada son olarak şu sorun doğmaktadır: bir sayı, bir diğerine ne kadar yakın olursa, tamamen uyduğu söylenilebilir? Yukarıdaki sayılar arasındaki fark matematiksel olarak barizdir. Dolayısıyla 1.33 sayısını gidip de "1.618'e çok yakın, dolayısıyla bu canlılar altın orana uyuyor." dememiz olanaklı değildir. Daha önce de söylediğimiz gibi, spirallerin büyüme tipinden ötürü buna benzer bir orana uyması kaçınılmazdır. Eğer doğadaki bir sistemin, belirli bir orana uyduğunu iddia edeceksek, ondalık basamağından sonraki en az 2-3 adet değerin o orana birebir uymasını bekleriz. Örneğin pi sayısını kullanırken 3.14 olarak almak yeterlidir. Daha fazlası hesaba dikkate değer bir katkı sağlamaz (ancak dahasını eklerseniz hesabınızın isabetliliği artar). Daha azı ise kabul edilmez, çünkü çok yüksek hata payı demektir. Benzer biçimde, Dünya'nın yerçekim ivmesini 9.81 almak kabul edilebilirdir; ancak 10'a yuvarlamak ilkokul düzeyinde bir hesap yapılmıyorsa kabul edilemez. Benzer biçimde, bir sistemin altın orana uyduğu iddia ediliyorsa, o sistemden aldığınız oran en azından 1.62 civarında olmaldır ki genelde doğrudan 1.618'e uyması beklenir. Ancak 1.3 gibi bir sayının 1.618'e yakın olduğunu, dolayısıyla sistemin "altın orana kusursuz biçimde uyduğunu" söylemek akıl, bilim ve gerçek dışıdır. )

( ... VE/<> Fn = Fn-1 + Fn-2 )

( GOLDEN PROPORTION/RATIO/MEAN/SECTION and/<> FIBONACCI NUMBERS/SERIAL )


- ALTIN ORAN ile/ve/||/<> [LUDOLPH]Pİ SAYISI

( 1.6180339887 ile/ve/||/<> 3.14...~ )


- ALTIN ORAN ve/||/<>/> TEKRARLAYAN ALTIN ORAN


- ALTIN ORAN ve YAŞAMSALLIK

( GOLDEN PROPORTION/RATIO/MEAN/SECTION and VITALITY )


- ALTIN:
SAF ile/ve/değil/<> SOM

( Sade(ce) altın. İLE/VE/DEĞİL/<> Altınla dolu. )


- ALTIN ZEHİRLİ OK KURBAĞASI ile ALTIN KURBAĞA

( bkz. 22307 İLE 1966'da, bilimkişilerince tanımlanmış bir kurbağadır. Soyu tükenmeden önce Kosta Rika'nın, Monteverdi ormanlarında sıklıkla bulunurlardı. Ne yazık ki, 1989'dan beri hiçbir yerde görülememiştir.[Yiyecek azlığı ve iklim değişikliklerinden dolayı yok oldukları düşünülüyor.] Bunlar da çok zehirli kurbağalardandı. )


- ALTIN ZEHİRLİ OK KURBAĞASI ile KARA AYAKLI OK KURBAĞASI

( Dünyanın en zehirli kurbağası. İLE Dünyanın ikinci en zehirli kurbağası. )

( Adını, zehirlerini kamışçıkların ucundaki oklara bulayan yerliler vermiştir. [Şişe kapağı kadar ölçüdeki zehirle 10 kişiyi/insanı ya da 20.000 fareyi öldürebilecek kadar zehirlidir] )

( Kimi zaman nane yeşili, kimi zaman sarıdır. İLE Parlak turuncu ya da sarı renkte bir gövdesi, deniz mavisi bacakları vardır. )

( Keşfeden, Kaptan James Cochrane. [1823] İLE ... )

( APOSEMATİZM: Uyarı işareti. [Kurbağa ne kadar güzelse o kadar tehlikelidir.] )

( PHYLLOBATES TERRIBILIS cum PHYLLOBATES BICOLOR )


- ALTIN ZEHİRLİ OK KURBAĞASI ile SEMENDER[Fars. < Yun.]/SALAMANDRA[Fr.]

( ... İLE Kurbağagillerin kuyruklu takımından bir hayvan. | Ateşte yaşar [ateşte yanmadığına hatta ateşi söndürdüğüne inanılan] bir masal hayvanı. )

( ... cum SALAMANDRA MACULOSA )


- ALTIN ile BUNDUKÎ[Fars.]

( ... İLE Bir altın para. [Türkçe'de "Fındık altını" denilen Bundukî adı, Venedik şehrinin Arapça adı olan Bundukiyye'den gelmiştir.] )


- ALTIN ve CIVA

( Civa, altının kardeşidir. )


- ALTIN ile/ve FLORİ[İt.]

( ... İLE/VE Altın para. )


- ALTIN ile GULDEN

( ... İLE Hollanda altını. )


- ALTIN ve GÜMÜŞ/FIDDA/SÎM/NUKRA

( Atom numarası 79, atomik kütlesi 196.97, ergime noktası 1064,76 ºC, kaynama noktası 2807 ºC, yoğunluğu 19.32 g/cm³, doğal olarak %100 bollukla 197 kütle numaralı [Au¹97;] kararlı izotopu biçiminde bulunan, 1.38MeV, ߯ ve 412keV gama ışınları yayınlayan, 2.7 gün yarılanma süreli 198 kütle numaralı radyoaktif izotopu [Au¹98;], tıpta, karaciğer sintigrafisinde kullanılan, havadan etkilenmeyen, sadece klor ve brom ile tepkimeye giren, dövülüp haddelenmesi kolay olduğundan dolayı kolay işlenebilen ve 10¯4 mm. kalınlığında yaprak haline getirilebilen, bazlarda ve hiçbir asitin tek başına etkileyemediği/çözündüremediği ancak hidroklorik ve nitrik asitlerin kral suyu denilen karışımında çözünen, yüksek değerli [1 ve 3 değerlikler alan], paslanmaz, parlak sarı renkli soy metal. [Au] VE Atom numarası 47, atomik kütlesi 107.88, yoğunluğu 10.5 g/cm³, ergime sıcaklığı 960ºC, kaynama sıcaklığı 1950ºC, kütle numarası 99-122 arasında yapay radyoaktif izotopları olan, ancak Ag¹07;[%51.35] ve Ag¹09;[%48.65] bolluk oranlarıyla doğal olarak bulunan, 107 ve 109 kütle numaralı kararlı izotopları, sırasıyla 30b ve 84b etki kesitleriyle nötron yakalayarak, kısa yarı ömürlü, ikisi de gama ve beta yayınlayarak bozunan Ag¹08; ve Ag¹10; radyoizotoplarına dönüştüğünden, nötron ölçümünde kullanılan fosfat camların etkinleştirilmesinde kullanılan, parlak, paslanmaz beyaz bir metal öğe. | En iyi iletkendir. )

( HACEREYN: İki taş. )

( ZEHEB, NAZAR/NAZÂRET / NADAR/MADÂRET ve FIDDA
NESÎK[: Altın. | Gümüş.] )

( ZER ve SÎM )

( GOLD and SILVER )

( L'OR et L'ARGENT )

( GOLD und SILBER )


- ALTIN ile/değil HELYODOR[Fr.]

( ... İLE/DEĞİL Altın sarısı renginde, berilden oluşan, kuyumculukta kullanılan bir taş. )


- ALTIN ile KOİNAJ

( ... İLE %90 Altın[Au] ve %10 Bakır[Cu] içerir. )


- ALTIN ile KREMİÇ

( ... İLE Avusturya altını. )


- ALTIN ile/değil PENES[Macarca]

( ... İLE Süs olarak kullanılan, ziynet altını taklidi, sarı tenekeden pul. )


- ALTIN yerine PUL(HİMÂRÎ MANIR)


- ALTIN ile/ve/||/<> SEZYUM

( GOLD vs./and/||/<> CESIUM )


- ALTIN(PARA) ile/ve/değil/yerine/||/<> SÖZ/KELÂM

( Doğada. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<> Kişide. )


- ALTIN ile TİBR

( Sikke haline sokulmamış altın ve gümüş. | Toz halinde altın. | Altın külçesi. )


- ALTIN ile TİLLE[Fars.]

( ... İLE İşlenmemiş altın. )


- ALTIN ile YALDIZ

( ... İLE Eşyaya, altın ya da gümüş görünüşü vermek için kullanılan, sıvı ya da yaprak durumundaki altın, gümüş ve bunların taklidi olan madde. | Bu madde ile eşyalara yapılan süs. | Aldatıcı dış görünüş, göz boyama. )


- ALTIN ile ZER-İ MAGRİBÎ[Fars.]

( ... İLE Saf/hâlis ve iyi altın. )


- ALTIN ile ZERİK

( Eski İran'da, Dariüs devrinde bastırılmış altın para. )


- ALTIN ile/ve/||/<>/> ZERRİN[Fars.]

( ... İLE/VE/||/<>/> Altından yapılmış olan. | Altın gibi sarı olan. | Parlak. | Fulya. )


- ALTINA SIÇMAK ile ALTINA SIÇMAK

( Dışkıyı tutamamak. İLE Altından yapılmış klozete/taşa dışkılamak. )


- ALTIN[Au] ile BAKIR[Cu]

( 118 Element Arasında Neden Altın Bu Kadar Değerli? )

( AURUM cum CUPRUM )


- ALTINDA EZİLMEK" ile "İÇİNDE BOĞULMAK"


- ALTINDA KALMAK ile/değil/yerine/< ALTINDAN KALKMAK


- [daha önce] "ALTINI ÇİZMEK(/ÇİZDİKLERİMİZİN)" ile/ve/değil/yerine/sonra/||/<>/< ÜSTÜNÜ ÇİZMEK


- ALTINKUM DZ. K. ÖZEL EĞT. MRK. TESİSLERİ :

( Rumelikavak Mahallesinde Altınkum ile Karataş mevkii arasındadır. Tesis askeriyeye ait olup, herkese açık değildir. Tesis içinde oteli, restaurantı, plajı ve piknik alanı bulunmaktadır. Halka açık değildir. Özel Eğitim Komutanlığı emrindedir. )


- ALTINKUM PLAJI :

( Rumelikavağı sınırları içindedir. Batı tarafında Elmaskum Plajı kuzeydoğu tarafından Altınkum Özel Eğitim Merkezi Komutanlığı lojmanları ve plajı var. Adliye Nazırı (Adalet Bakanı) Necmeddin Molla (Necmettin Kocataş) Fransa seyahati sırasında Manş kıyısında bir plaj görür. Adı "Sable d'or" dur. İsmin Türkçe karşılığı Altınkum'dur. Necmeddin Molla Türkiye'ye dönünce, yerini uygun gördüğü yerin plaj olarak açılmasını sağladı. Adını da Altınkum Plajı koydu. Aslında yeri adı antik çağ ve Bizanslar döneminde Chrysorrhoas idi. Bu kelimenin karşılığı da "Altınsu" idi. 1927'de plaj açıldı. Halkın plaja ilgi göstermesini temin için Şirket - i Hayriye tarafından buraya bir vapur iskelesi yapıldı. Plajın işletilmesi bir Rus'a verildi. 1929'da plaj kabinleri yapıldı. Altınkum Plajı değişiklikleri ile birlikte hala işlevini devam ettiriyor. Her yaz binlerce insan plaj ve tesislerinden yararlanmakta olup, giriş ücretlidir. )


- ALTINKUM PLAJI :

( Boğaziçi'nin doğal plajlarından biridir. Sahilinin önü deniz arka kısmı ormanla kaplıdır. Garipçe Köye bağlı olup, Çalıburnunun batısında yer alan koyu temiz, berrak ve ılıman deniz suyu ile çok beğenilen bir yerdir. Her ne kadar sahipliyse de halka açık hizmet vermektedir. Eski Adliye Nazırı Necmeddin Molla (Kocataş)' nın teşviki ile tanzim edilen ve 1927'de açılışı yapılan plajın ilgi görmesi için buraya bir iskele yapıldı. Şierket - i Hayriye tarafından da gemi tahsis edilerek ücretsiz yolcu taşındı. II. Dünya Savaşı çıkınca plaj kapatıldı ise de yıllar sonra tekrar açıldı ve halka açık olarak hizmet vermektedir. Ne var ki eskiden iskelesi, gişesi ve kabinleri varken halen bunlardan mahrumdur. Büyük ilgi gören bu plaja Sarıyer'den deniz motorları, sandallar ve kayıklarla gelinmektedir. )


- ALTINKUM VAPUR İSKELESİ :

( Boğaziçi'nin büyük doğal plajlarından biridir. Eski Adliye Nazırı Necmeddin Molla (Kocataş) tarafından teşvik edilerek açılan 1927 yılında açılan Plaja halkın ilgi göstermesi için vapur iskelesi yaptırıldı, sonra da Şirket - i Hayriye tarafından ücretsiz yolcu taşıyan yolcu gemileri tahsis edildi. II. Dünya Savaşı sırasında plaj kapatıldı ve iskelede yıkılıp gitti. )


- ALTINKUM YOLCU GEMİSİ :

( 74 baca No.lu ve Şirket - i Hayriye İşletmesine ait bu gemi 1929'da İskoçya, Glasgow'da Fairfield Shipb. Cop. Tezgâhlarında yolcu vapuru olarak inşâ edildi. 415 gros, 215 net tonluktu. Teknesi çelik saçtandı. Uzunluğu 46 metre, genişliği 7.6 metre, su kesimi 2.9 metre idi. Fairfeld Sb, yapımı 580 beygir gücünde, 2 adet tripil (3 silindirli) buhar makinesi vardı ve çift uskurluydu. 10 mil hız yapabilen bu gemi yazın 975, kışın 886 yolcu alabiliyordu. 1961'de yenilendi. 1984'te hizmet dışı bırakıldı. )


- ALTINSOY, MUZAFFER (HATAY, 1945) :

( İ. Ü. Orman Fakültesinden Orman Mühendisi olarak mezun oldu. Orman Teşkilatında çeşitli görevlerde bulundu. Sarıyer'de Lise öğretmenliği yaptı ve Orman İşletmesinden emekli oldu. Siyasete DYP saflarında başladı ve 1992 - 1994, 1994 - 1999 ve 1999 - 2004 dönemlerinde Bahçeköy Belediye Başkanı seçildi. 1994 - 1999 döneminde partisinden istifa edip ANAP'a geçti. Bahçeköy Spor Kulübü Başkanı olarak da görev yaptı, sosyal ve sportif amaçlı pek çok dernekte üyedir. )


- ALTINTAŞ SUYU :

( Şifa Suyu mesiresinden Çırçır mesiresine giderken sağda ve kayalıklar arasından çıkan mükemmel bir suydu. Yol genişletme sırasında ortadan kaldırıldı. )


- ALTINTOP ile ALTINTOP

( Greyfurt. İLE İki çeneklilerden, uzun dikenli ve kürecikler hâlinde çiçekleri olan bir tür kaktüs. )


- ALTIPARMAK ile ALTIPARMAK

( Bir tür iri palamut balığı. İLE Ayrı renkte altı yolu olan kumaş. | Bu kumaştan yapılan gelin giysisi. )


- ALTIPLANO:
BATI CORDILLERA ile/ve/<> DOĞU CORDILLERA

( Bolivya'nın Güneybatı'sındaki dağlık bölgede yer alan Altiplano, ülkenin Güneybatı'sı boyunca uzanarak, And Dağları'nı iki kola ayırmaktadır.[Rüzgâra açık, soğuk ve yüksek bir bölge olmasına karşın, ülke nüfusunun 3/4'ü bu bölgede yaşamaktadır.][Başkenti La Paz ve Oruro gibi ülkenin tüm büyük kentleri, bu bölgede kurulmuş.][Bolivya'ya, "Republica del Altiplano(Yüksek Plato Cumhuriyeti)" da denilmektedir.] )


- ALTIPLANO ile LA PAZ

( ... İLE Bolivya'nın başkenti La Paz, Altiplano'dan 434 m. düşük rakımda kurulmuş olması nedeniyle, soğuk dağ rüzgârlarına karşı nispeten daha korunaklıdır. )

( ... İLE Güney Amerika'nın, güneşe en yakın kenti ve dünyanın en yüksek başkentidir. )

( ... İLE Yüksek rakım nedeniyle, La Paz'a giden turistler halsizlik çekmektelerdir.[La Paz'a gidip de, yükseltinin yarattığı hastalıktan dolayı ölen diplomatların gömüldüğü bir "Büyükelçi Mezarlığı" da varmış.] )

( ... İLE Deniz seviyesinden yükseklik, kentin bir bölümünde 4000 m.'ye yakın, öbür bölümünde ise 3200 m. kadar. Yani, aradaki fark yaklaşık 1 km. Bu yüzden, sıcaklık ve bitki örtüsünde olduğu kadar, ekonomik ve toplumsal etkinliklerde de büyük farklar görülüyor. Düşük gelirli ailelerin yaşadığı mahalleler ve sanayi bölgesi, yüksek kesimlerde; orta halli ailelerin yerleşim bölgeleri ise daha alçak olan kesimde yer alıyor. Ama arada ters bir orantı var. Zenginlik arttıkça, "aşağılar" tercih ediliyor. La Paz'da, "yukarıdakiler"in sayısı, "aşağıdakiler"den çok fazla. Yani yoksulluk, "zirve"ye ulaşmış durumda. )


- ALTIPLANO ve/<> VALLES ve/<> ORIENTE

( Bolivya'nın, üç yerleşim bölgesi.[Dünyanın en yüksek yerleşim alanı.][3600 - 3800 m.] )


- ALTIŞAR ile ALTIŞARLI


- 6 yönden(/şeş cihetten) KONUŞ!!!


- Altına-Üstüne bak da KONUŞ!!!


- ALTJERİNGA = DÜŞLER ZAMANI


- ALTLI ÜSTLÜ

( FEVKANÎ TAHTÂNÎ )


- ALTLI ile ALTLIK ile ALTLI ÜSTLÜ


- 60 TABANLI SAYIDA:
DEĞER ve/= ŞEKİL/LER

( )


- ALTMIŞAR ile ALTMIŞARLI


- 69 ile 69 ile 69 ile 69

( Rakam/sayı. İLE Yengeç burcu. İLE Oral. İLE ... )


- 60'LARDA


- ALTO[İt.] ile ALTO[İt.]

( Çocuk ve kadın seleninde peslik. İLE Keman çeşidi. )


- ALTOBASO[İt.] değil/yerine/= YELKENİN ALT KENARI


- ALTRUİSM İLE KİN SELECTİON İLE RECİPROCAL ile/||/<> SOSYAL EVRİM

( İşbirliği evrimi. )

( Formül: Inclusive fitness )


- ALTSANMA ile/değil ALÇAKGÖNÜLLÜLÜK


- ALTTA (KALMAK) ile/değil AŞAĞIDA (BEKLEMEK)


- ALTTAN ALMAK ile/ve/||/<> GÖĞSÜNDE YUMUŞATMAK


- ALTTAN ALMAK ile/ve İDARE ETMEK


- ALTUN, HASAN :

( Ticaretle uğraşıyordu. Rumelikavağı'nda iki dönem muhtarlık yaptı. )


- ALTUN, TOLGA (...) :

( Uşakspor'dan transfer edildi (2006/2007) bir sezon oynadıktan sonra ayrıldı. 2010/2011 sezonunda bu kez Beykoz'dan transfer edildi ve bir sezon daha lacivert beyazlı formayı giydi. İki sezonda Sarıyer'in 74 lig ve 15 özel maç olmak üzere 89 müsabakasında yer aldı ve lig maçlarında 7 özel maçlarda 2 olmak üzere takımına 9 gol kazandırdı. )


- ALTÜST (ETMEK, OLMAK)


- ALTÜST ile ALTÜST BÖREĞİ


- ... değil ALTYAPI


- ALTYAPI ile ALTYAPISAL


- ALTYAPI ile/ve/||/<> SÜREÇ


- ALTYAPI ile/değil ÜSTYAPI

( Üstyapıyı biçimlendirir. İLE/DEĞİL Altyapıyı değiştirir. )


- ALUMEL[Fr.] değil/yerine/= ALÜMİNYUM, MANGANEZ VE SİLİSYUM İÇEREN NİKEL ALAŞIMI


- ALÜMİN[Fr. < ALUMINE] ile ALÜMİNYUM[Fr. < ALUMINIUM]

( Suda çözünmeyen, 2050 °C'de eriyen, beyaz bir toz olan alüminyum oksit. [Al2O3] İLE Atom numarası 13, atom ağırlığı 26,98 olan, 660 °C'de eriyen, gümüş parlaklığında, beyaz, hafif bir öğe. [simgesi: Al] )


- ALÜMİN ile ALÜMİNLİ


- ALUMİNA ile ALUMİNAT ile ALUMİNİT ile ALUNİT


- ALÜMİNYUM[Fr. < ALUMINIUM] ile ALPAKS[Fr. < ALPAX]

( Atom numarası 13, atom ağırlığı 26,98 olan, 660 °C'de eriyen, gümüş parlaklığında, beyaz, hafif bir öğe. [simgesi: Al] İLE Kolayca bükülebilen alüminyum ve silisyum karışımı. )


- ALÜMİNYUM FOSFAT ile PEGANİT[Fr.]

( ... İLE Hidratlı, doğal alüminyum fosfat. )


- ALÜMİNYUM ile ALÜMİNYUM TAŞI


- ALÜMİNYUM ile/değil GALYUM

( ... İLE/DEĞİL Çok seyrek bulunan, alüminyumu andıran, yoğunluğu 5.9, atom ağırlığı 69.72 olan, 29.8 °C'de ergiyen öğe. [simgesi: Ga] )


- ALÜMİNYUM ile/değil/yerine KARBON


- ALÜMİNYUMLU ile ALÜMİNYUM

( ALUMINIFEROUS vs. ALUMINUM )

( زاج دار ile آلومينيوم ile آلومينيومي )

( ZAJ DAR ile ALOMYNEYVAM ile ALOMYNEYVAMY )


- ALÜN[Fr.] değil/yerine/= ŞAP[Ar. < ŞABB]


- ALÜVYON ile ALÜVYON

( ALLUVIAL vs. ALLUVIUM )

( آبرفتي ile آبرفت ile ته نشين )

( ABRAFTY ile ABRAFT ile TAH NESHYNE )


- MİL[Yun.]/ALÜVYON[Fr.]["ALİVYON" değil!] değil LIĞ/BALÇIK


- ALVE- ile/||/<> ALVEOL-/ALVEO-

( Kanal, kavite. İLE/||/<> Alveolusla ilgili, küçük kavitelerle ilgili. )


- ALVEOL/ALVEOLUS[İng.] değil/yerine/= HAVA KESECİĞİ | DİŞ YUVASI


- ALVEOLAR ile/||/<> BRONŞİAL

( Alveolar gaz değişimi İLE bronşial hava taşıma. )

( Formül: Exchange İLE conduction )


- ALVEOL[US] ile/||/<> ALVEOLUS DENTİS

( Hava keseciği, petek, kovuk, çukur. İLE/||/<> Diş yuvası. )


- ALWAYS :/yerine HER ZAMAN


- ALYAN ile ALYANS ile ALYAN ANAHTARI


- ALYANS[Fr. < ALLIANCE] değil/yerine/= NİŞAN YÜZÜĞÜ


- ALZHEIMER ile/ve/||/<> BINSWANGER BELİRGESİ/SENDROMU


- ALZHEIMER ile KORSAKOFF SENDROMU


- ALZHEIMER ile/ve/||/<> PARKINSON

( 4 gen[1, 1, 14, 19, 21] + 7 gen. )

( ... İLE/VE/||/<> Beyinde dopamin üreten bölgedeki göze kaybı nedeniyle bu nesnenin az salınımı sonucu oluşur. )


- A.-G. (KONUŞMASI/SOHBETİ/"MUHABBETİ")


- AM[Ar.] ile ÂM[Ar. çoğ. A'VÂM] ile AMM[Ar. çoğ. AMMÂT] ile ÂMM[Ar. < UMÛM] ile HAMM[Ar.] ile HAM[Ar.]

( Sevgi. | İstek, istemek, istenilen. | Dişillik örgeni, vajina. İLE Yıl, sene. İLE Amca. İLE Genel/umûmî, herkese ait. İLE Şiddetli hararet. )


- A.M. ile/ve P.M.


- AM :/yerine SABAH


- ÂM[Ar.] ile SENE[Ar.]


- AMA NİYE? değil NİYE?


- AMA ÖYLE ile/ve/||/<>/> AMA BÖYLE


- AMA YİNE DE ... değil/yerine NEYSE Kİ ...


- AMA[Ar. < AMMA] ile AMA

( Bağlaç. İLE Dişilik örgenine ... )


- AMÂ[Ar.] ile A'MÂ[Ar.] ile AMA/AMMA[Ar.]

( Körlük, görmezlik, manevi körlük, bilgisizlik. | Yağmur bulutları. | Altında ve üstünde hava bulun(may)an bulut. İLE Kör. | Bilgisiz/cahil. İLE Bağlaç, fakat. )


- AMA ile ANCAK


- ... AMA ... ile/değil/yerine ... DOLAYISIYLA ...


- ... AMA ... ile/ve/<> KEŞKE ...

( Onu kaybettirir. İLE/VE/<> Kendini yok ettirir. )


- ÂMÂ ile KÖR

( Köre renk, sağıra ahenk olmaz! )

( DARÎR[çoğ. ADIRRÂ]: Doğuştan kör. )


- AMABİLE[İt.] ile SEVİMLİ ÇALINACAK

( Bir parçanın, sevimli ve cana yakın çalınacağını anlatır. )


- AMAÇ:
AYRICALIK değil/yerine HİZMET


- AMAÇ:
BİRLİK ve/<> BÜTÜNLÜK


- AMAÇ/HEDEF:
"DAĞIN DORUĞUNDA" değil DAĞIN ARDINDA

( Dorukta olursa gözünde büyür fakat ardında olursa o "zorlu süreç", aşılabilecek yola dönüşür dinleyen için. )


- KONU:
AMAÇ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< BAĞLAM/INDA

( )


- AMAÇ ile/= AMAÇ
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Amaç. İLE Saban, pulluk. )


- AMAÇ ile/ve/||/<> AMAÇLILIK

( ... mit ZWECKMÄßIGKEIT )


- AMAÇ ile/ve/değil/yerine ARAÇ

( Amaç, aracın/araçların devrede oluş süreçlerinin tamamlanmış olduğu sonuç. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Araç, amaca/sonuca yönelik çabanın içinde kullanılanların/ uygulananların her bir ayrı işlev parçası ve/ya da bütünü. )


- AMAÇ ve/||/<>/> BİLİM

( Anlam doğar. VE/||/<>~> Açıklama sunar. )


- AMAÇ ve COŞKU

( AIM and EXUBERANCE | EBULLIENCE )


- AMAÇ ve/||/<>/> DEĞER

( PURPOSE and/||/<>/> VALUE )