A ile başlayan FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 13.371 başlık/FaRk ile birlikte,
13.371 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(13/55)
- A'LÂ[Ar.] ile FEVK[Ar.]
- ÂLÂ[Ar.] ile NİAM[Ar.]
- ALA ile SAMYELİ
( Ala hastalığında da lekeler vardır ancak kepeklenme yoktur. İLE Bazen beyazımsı, bazen de farklı tonlarda olabilir. Lekelerin üzerinde ince kepeklenme vardır. )
( Her yaş öbeğinde görülebilir. İLE Daha çok 15 ile 30 yaş aralığındakilerde görülür. )
( ... cum TINEA/PITYRIASIS VERSICOLOR )
- ÂLÂ[Ar.] ile/ve/||/<> VASAT[Ar.] ile/ve/||/<> EDNÂ[Ar.]
( En yüksek. İLE/VE/||/<> Orta. İLE/VE/||/<> En düşük. )
- ALA-[İt.] değil/yerine/= "YÖNTEMİNCE, BİÇİMİNDE" ANLAMI KATAN ÖN EK
- ALABALIK ile/değil DENİZALASI
( Alabalıkgillerden, soğuk ve duru sularda yaşayan, bir tatlı su balığı. İLE Kemikli balıklar takımının alabalıkgiller ailesinden, denizlerde yaşayan bir balık türü. )
( TRUTTA FARIS cum SALMO TRUTTA MARINA )
- ALABALIK ile GÖLALASI
( ... İLE Avrupa ve Anadolu göllerinde yaşayan, bir tür alabalık. )
( ... cum SAIMO LACUSTRIS )
- ALABANDA ile ALABANDA ATEŞ ile ALABANDA KÖŞKÜ ile ALABANDA KÜREK
- ALABAŞ ile ALABALIK ile ALABALIK YAĞI
- ALABASTRİT[Fr.] değil/yerine/= ALÇITAŞLI KAYMAKTAŞI
- ALABASTRON[Yun.] değil/yerine/= KULPSUZ, DAR BOYUNLU PARFÜM VAZOSU
- ALABİLİR ile/ve/||/<> ALLAH BİLİR
- ALABORA OLMAK ile ALABORA OLDU ile ALABORA OLMA
( CAPSIZE vs. CAPSIZED vs. CAPSIZING )
( چپه کردن ile وارونه شدن ile چپه )
( CHAPEH KARDAN ile VARONEH SHODAN ile CHAPEH )
- ALABORA[İt.] (OLMAK) değil/yerine/= TEPETAKLAK (OLMAK)
( Bir deniz teknesinin devrilecek kadar yan yatması ya da batması. )
- ALABORA[İt.] ile ALABORİNA[İt.]
( Bir deniz teknesinin devrilecek kadar yan yatması ya da batması. İLE Gemici düğümü. )
- ALABRİGAN[Yun.] değil/yerine/= HAYDUT YÖNTEMİNCE/TARZI
- ALABROS[Fr.] ile ALAGARSON[Fr.]
( Bir çeşit kısa saç traşı. İLE Kısa kesilmiş kadın saçı. )
- ALACA ile Alaca
( Birkaç rengin karışımından oluşan renk, ala. | İki ya da daha çok renkli. | Birkaç renkli iplikten yapılmış dokuma. | Ağaçta ilk olgunlaşan meyve. | Meyvelere, genellikle üzüme düşen ben. İLE Çorum iline bağlı ilçelerden biri. )
- ALACAKLI TEMERRÜDÜ ile BORÇLU TEMERRÜDÜ
- ALACAKLININ, ALACAĞINI, ALMAYA GİTMESİ değil/yerine BORÇLUNUN, VERECEĞİNİ, ALACAKLIYA GÖTÜRMESİ
- ALACAKLININ, ALACAĞINI, ALMAYA GİTMESİ değil/>< BORÇLUNUN, VERECEĞİNİ, ALACAKLIYA GÖTÜRMESİ
( Yanlışı. >< Doğrusu. )
- ALACALAMAK ile ALACALANMAK ile ALACALANDIRMAK ile ALACAKLANDIRMAK ile ALACA/LIK ile ALACAK ile ALACALI/LIK ile ALACA AŞ ile ALACAKLI/LIK ile ALACA BULACA ile ALACA KARANLIK ile ALACAK VERECEK ile ALACALI BULACALI
- ALACALI-BULACALI
- ALAÇIK:
ÇARDAK ile/ve/||/<> ÇADIR
( Tarla, bahçe vb. yerlerde ağaç dallarından örülmüş barınak; alaçık. | Asma vb. bitkilerin dallarını sardırmak için direklerle yapılmış yer. İLE/VE/||/<> Keçeden yapılan çadır. )
- A'LÂF[Ar. < ALEF] ile ÂLÂF[Ar. < ELF]
( Hayvan yemleri. | Otlar, samanlar. İLE Binler. )
- ALAFRANGA[Fr.] ile ALAFRANSEZ[Fr.] ile ALAGREK[Fr.] ile ALAJAPONE[Fr.] ile ALAMAROKEN[Fr.] ile ALAMERİKAN[Fr.] ile ALANGLEZ[Fr.] ile ALARUS[Fr.] ile ALATURKA[Fr.]
( Avrupa biçimi. İLE Fransız biçimi. İLE Yunan biçimi. İLE Japon biçimi. İLE Fas biçimi. İLE Amerika biçimi. İLE İngiliz biçimi. İLE Rus biçimi. İLE Türk biçimi. )
- ALAFRANGALAŞMAK ile ALAFRANGALAŞTIRMAK ile ALAFRANGA/LIK ile ALAFRANGACI/LIK ile ALAFRANGA SAAT ile ALAFRANGA MÜZİK ile ALAFRANGA TUVALET
- ALAGARSON[Fr. < À LA GARÇON] değil/yerine/= KISA KESİLMİŞ SAÇ
- ALAK[Ar.] ile ÂLÂK[Ar.]
( Pıhtılaşmış kan. | Sülük. İLE Sakız. )
- ALÂKA[Ar.] değil/yerine/= İLGİ
- ALÂKA değil/yerine/= İLGİ
- ALÂKA[Ar.] değil/yerine/= İLGİ, İLİŞKİ, İLİNTİ
- ALÂKA[Ar.] ile MÜNÂSEBET[Ar.]
- ALÂKADAR OLMAK değil/yerine/= İLGİLENMEK/İLGİ GÖSTERMEK
- ALÂKADAR değil/yerine/= İLGİLİ/İLİŞKİN
- ALAKALANMAK ile ALAKALANDIRMAK ile ALAKA ile ALAKALI/LIK ile ALAKASIZ/LIK ile ALAKASIZCA
- ALAKART[Fr. < À LA CARTE >< TABLDOT] değil/yerine/= SEÇMELİ YEMEK
- ALAKART[Fr.] değil/yerine/= SEÇİMLİ YEMEK
( Lokantada yemek dizininden seçilen yemek. )
- ALAKRİT[Fr.] değil/yerine/= İÇİNE TUNGSTEN VE KARBON DA KATILAN KOBALT VE KROM KARIŞIMI
- ALALADE[Ar.] değil ALELÂDE
- ALÂLÂDE ile HERHANGİ
- ALALEKSER değil/yerine/= ÇOĞUNLUKLA
- ALALİ/ALALIA[İng.] değil/yerine/= KONUŞMA YİTIMİ
- ALALİ[Yun.] değil/yerine/= SÖZ OLUŞTURMA YETİSİNİN YOK OLUŞU
- ALAMANA ile ALAMANA AĞI
- ALAMERİKAN[Fr. < À L'AMERICAIN] değil/yerine/= AMERİKAN YÖNTEMİ
- ALÂMET[Ar.] ile ÂYET[Ar.]
- ALÂMET[Ar.] ile DELÂLET[Ar.]
- ALÂMET[Ar.] ile EMÂRE[Ar.]
- ALÂMET[Ar.] ile ESER[Ar.]
- ALÂMET[Ar.] ile RESM[Ar.]
- ALÂMET[Ar.] ile SİMET[Ar.]
- ALAMETİFARİKA ile ALAMETİFARİKALI
- ALÂMETTE:
MAHZ ile/ve/||/<> İLLET ANLAMINDA ile/ve/||/<> ŞART MAKAMINDA ile/ve/||/<> MECÂZEN
- ALAMİNÜT[Fr. < A LA MINUTE] değil/yerine/= ÇARÇABUK, ANINDA
- ALAMİNÜT[Fr. < À LA MINUTE] değil/yerine/= ACELE, ÇABUK
- ALAMİNÜT YEMEK ile ALAMİNÜT
- ALAMİNÜT[Fr.] değil/yerine/= ÇABUK, ANINDA | KOLAY VE ÇABUK YAPILAN YEMEK
- ALAMOD[Fr.] değil/yerine/= MODAYA UYGUN
- ALAN -ile
( AS )
- FELDLINIE[Alm.] ile/değil/yerine/= ALAN ÇİZGİSİ
- FIELD EFFECT DIODE[İng.] / DIODE À EFFET DE CHAMP[Fr.] / FELDEFFEKTDIODE[Alm.] ile/değil/yerine/= ALAN ETKİLİ DİYOT
- FIELD EFFECT PHOTOTRANSISTOR[İng.] / PHOTOTRANSISTOR À EFFET DE CHAMP[Fr.] / FELDEFFEKT-FOTOTRANSISTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= ALAN ETKİLİ FOTOTRANSİSTÖR
- FIELD EFFECT CAPACITOR[İng.] / CAPACITEUR À L'EFFET DU CHAMP[Fr.] / FELDEFFEKTKAPAZITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= ALAN ETKİLİ SIĞAÇ
- FIELD EFFECT TRANSISTOR[İng.] / TRANSISTOR À EFFET DE CHAMP[Fr.] / FELDEFFEKTTRANSISTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= ALAN ETKİLİ TRANSİSTÖR
- AREA EFFECT[İng.] / EFFET DE DOMAINE[Fr.] / FELDEFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= ALAN ETKİSİ
- VELOCITY OF FIELD[İng.] / VITESSE DE CHAMP[Fr.] / FELDGESCHWINDIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= ALAN HIZI
- FIELD IONIZATION[İng.] / IONISATION PAR CHAMP[Fr.] / FELDIONISATION, FELDIONISIERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ALAN İYONLAŞMASI
- FIELD MAGNET[İng.] / AIMANT D'ESPACE[Fr.] / FELDMAGNET[Alm.] ile/değil/yerine/= ALAN MIKNATISI
- FELDEMISSION[Alm.] ile/değil/yerine/= ALAN SALIMI
- ALAN TALAN ile YALAN TALAN
( Karmakarışık, allak bullak, darmadağınık. )
- FIELD CHARGE[İng.] / FELDLADUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ALAN YÜKÜ
- ALAN ile/ve/||/<>/> ALAN ÖLÇÜMÜ
( 1 square kilometer [km2] = 1000000 square meter [m2]
1 square centimeter [cm2] = 0.0001 square meter [m2]
1 square millimeter [mm2] = 1.0E-6 square meter [m2]
1 square micrometer [µm2] = 1.0E-12 square meter [m2]
1 hectare [ha] = 10000 square meter [m2]
1 acre [ac] = 4046.8564224 square meter [m2]
1 square mile [mi2] = 2589988.110336 square meter [m2]
1 square yard [yd2] = 0.83612736 square meter [m2]
1 square foot [ft2] = 0.09290304 square meter [m2]
1 square inch [in2] = 0.00064516 square meter [m2]
1 square hectometer [hm2] = 10000 square meter [m2]
1 square dekameter [dam2] = 100 square meter [m2]
1 square decimeter [dm2] = 0.01 square meter [m2]
1 square nanometer [nm2] = 1.0E-18 square meter [m2]
1 are [a] = 100 square meter [m2]
1 barn [b] = 1.0E-28 square meter [m2]
1 square mile (US survey) = 2589998.4703195 square meter [m2]
1 square foot (US survey) = 0.0929034116 square meter [m2]
1 circular inch = 0.0005067075 square meter [m2]
1 township = 93239571.972096 square meter [m2]
1 section = 2589988.110336 square meter [m2]
1 acre (US survey) [ac] = 4046.8726098743 square meter [m2]
1 rood = 1011.7141056 square meter [m2]
1 square chain [ch2] = 404.68564224 square meter [m2]
1 square rod = 25.29285264 square meter [m2]
1 square rod (US survey) = 25.2929538117 square meter [m2]
1 square perch = 25.29285264 square meter [m2]
1 square pole = 25.29285264 square meter [m2]
1 square mil [mil2] = 6.4516E-10 square meter [m2]
1 circular mil = 5.067074790975E-10 square meter [m2]
1 homestead = 647497.027584 square meter [m2]
1 sabin = 0.09290304 square meter [m2]
1 arpent = 3418.8929236669 square meter [m2]
1 cuerda = 3930.395625 square meter [m2]
1 plaza = 6400 square meter [m2]
1 varas castellanas cuad = 0.698737 square meter [m2]
1 varas conuqueras cuad = 6.288633 square meter [m2]
1 Electron cross section = 6.6524615999999E-29 square meter [m2] )
- ALAN ile ALANLAR
( AREA vs. AREAS )
( عرصه ile ناحيه ile بلد ile منطقه ile ساحت ile حوزه ile مساحت ile محوطه ile زمينه ile سطح ile مناطق ile نواحي )
( ARSEH ile NAHYYEH ile BOLD ile MANTEGHEH ile SAHAT ile HOZEH ile MOSAHAT ile MAHVATEH ile ZAMYNAH ile SATH ile MENATEGH ile NAVAHY )
- ALAN ile/ve ÂLEM
- ALAN ile/ve/< ÂLEM ile/ve/< ŞUBE ile/ve/< SINIF ile/ve/< TAKIM ile/ve/< AİLE ile/ve/< CİNS ile/ve/< TÜR
( ZÜMRE[Ar.]: Alttakım. )
( LEOPAR: Eukarya alanının, Hayvan/Animalia âleminin, Chordata şubesinin, Memeli/Mammalia sınıfının, Etobur/Carnivora takımının, Felidae ailesinin, Panthera cinsinin, Panthera Pardus türündendir. )
( Taksonomi Nedir? Sınıflandırma Biliminin Temel Kuralları )
( DOMAIN vs./and/||/<>/< REGNUM vs./and/||/<>/< FILUM vs./and/||/<>/< CLASSIS vs./and/||/<>/< ORDO vs./and/||/<>/< FAMILIA vs./and/||/<>/< GENUS vs./and/||/<>/< SPECIES )
- ALAN ile/ve/||/<>/> BÖLGE
- ALAN ile/ve BOŞLUK
( İkisi arasındaki boşluk, köprünün kendidir. )
( The very gap between is the bridge. )
( FIELD vs./and CAVITY )
- ALAN ile/ve/||/<>/> MEKÂN
- ALAN ile SAHA BEKÇİSİ ile ÇALIŞMA ALANI ile SAHA OYUNCUSU
( FIELD vs. FIELD KEEPER vs. FIELD OF STUDY vs. FIELDER )
( دشت ile صحرا ile پايکار ile صحرايي ile ميدان ile دشتبان ile رشته ile صحرا نورد )
( DASHT ile SAHRA ile PAYKAR ile SAHRAYY ile MYDAN ile DASHTABAN ile RASHTEH ile SAHRA NORD )
- SAHA[Osm.] / FIELD/AREA[İng.] / CHAMP[Fr.] / FELD/FEINSAMEN[Alm.] ile/değil/yerine/= ALAN
- ALAN ve/<> YÖNTEM
( FIELD and/<> METHOD )
- ALÂNGIR ile/= GELENİ
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Küçük bir hayvan. )
- ALANINI TANIMAK ile/ve PAYLAŞIM
- ALANTOPU/TENİS ile SQUASH
- ALARA/AS LOW AS REASONABLY ACHIEVED[İng.] değil/yerine/= MANTIKEN GERÇEKLEŞTİRİLEBİLİR OLANIN EN AZI
- ALARM ile ALARMA
- ALARM değil/yerine/= UYARI/AYTAR
- ALARP/AS LOW AS REASONABLY PRACTICABLE[İng.] değil/yerine/= MANTIKEN UYGULANABİLİR OLANIN EN AZI
- ALAŞIM BİÇİM -ile
( PORTMANTEAU MORPH )
- ALLOY STEEL[İng.] / ACIER ALLIÉ[Fr.] / LEGIERUNGSSTAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= ALAŞIM ÇELİĞİ
- LEGIERUNGSÜBERGANG[Alm.] ile/değil/yerine/= ALAŞIM EKLEMİ
- ALAŞIM ile BAKIR İÇEREN ALAŞIM
( ALLOY vs. ALLOY CONTAINING COPPER )
( آميغ ile آلياژ ile مسوار )
( آميغ ile ALYAZH ile MOSVAR )
- HALÎTA[Osm.] / ALLOY[İng.] / ALLIAGE[Fr.] / LEGIERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ALAŞIM
- ALAŞIMLAMAK ile ALAŞIM ile ALAŞIM KOROZYONU
- ALLOY JUNCTION[İng.] / JONCTION PAR ALLIAGE[Fr.] ile/değil/yerine/= ALAŞIMLI EKLEM
- ALÂT-I CÜRMİYE değil/yerine/= SUÇ ELGESİ
- ALATURKA ile ALAFRANGA
- ALATURKALAŞMAK ile ALATURKALAŞTIRMAK ile ALATURKA/LIK ile ALATURKACI/LIK ile ALATURKA SAAT ile ALATURKA MÜZİK ile ALATURKA TUVALET
- ALAVALTER[Fr.] değil/yerine/= BİR TÜR KRAVAT BAĞLAMA
- ALÂVÂN ile/= TİMSAH
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
- ALAVERE DALAVERE
( ALAVERE: Bir şeyin elden ele geçmesi. | Bir şeyi elden ele vererek aktarma. | Kargaşalık. | Vapurlarda bu biçimde taşıma işi için bordalarda kurulan basamaklı iskele.
İLE
DALAVERE: Yalan dolanla gizlice görülen kötü iş, gizli oyun. )
- ALAVERE ile ALAVERECİ/LİK ile ALAVERE DALAVERE ile ALAVERE TULUMBASI
- ALAVİREJ[Fr.] değil/yerine/= MERYEM TARZINDA
- ALAVOTR SANTE[Fr.] değil/yerine/= SAĞLIĞINIZA! / ŞEREFE!
- ALAWILHELM[Fr.] değil/yerine/= ALMAN İMPARATORU WILHELM BİÇİMİNDE BIYIK
- ALAY EDİLECEK TUTUM/DURUM ile/değil/yerine MUHABBET
- ALAY (ETME) = DERISION[İng.] = DÉRISION[Fr.] = SPOTT[Alm.] = IRRISIO[Lat.]
- ALAY ETMEK ile ALAY ETMEK
( JEER vs. JEERING )
( هو کردن ile طنز )
( TEOO KARDAN ile TANZ )
- [ne yazık ki]
ALAY ETMEK ile/ve/||/<> DALGA GEÇMEK
- ALAY KÖŞKÜ -ile
( Sultanların, saraylardaki halkı selâmladığı ve törenleri izlediği köşkler. )
- ALAY KÖŞKÜ :
( Emirgan'dan İstinye'ye giderken Tokmakburnu mevkiinde bulunan Alay Köşkü, çok eski bir tarihi eser olmamasına rağmen sahibi Ulusal Kurtuluş Savaşı Komutanlarından Org. Fahrettin Altay olması nedeni ile önem kazandı. Bu köşk bir süre Billur Köşk Gazinosu olarak da kullanıldı. )
- ALAY ile ALAY
( Herhangi bir törende ya da gösteride yer alan kalabalık. | Çok kalabalık. | Tümü, hepsi. | Genel olarak üç tabur ve bunlara bağlı birliklerden oluşan asker topluluğu. İLE Ses tonu, söz, davranış gibi araçlarla, biriyle, bir şeyle/durumla eğlenme. )
( ... ile HEZEL )
- ALAY >< İMAN
( Alay edenin, nasibi kesilir. )
- ALAY ile İSTİHZA
( ... İLE Gizli ya da ince alay. )
- ALAY ile SOYTARI ile ŞAKA YAPMAK ile ŞAKA YOLLU
( JEST vs. JESTER vs. JESTING vs. JESTINGLY )
( ببازي گرفتن ile مزاح گفتن ile شوخي کردن ile هزل گو ile مطايبه ile هزلا )
( BEBAZY GARAFTAN ile MOZAH GOFTAN ile SHOOKHY KARDAN ile CPEHZEL GO ile مطايبه ile هزلا )
- ALAYCI TUTUM/LAR yerine SAYGI GÖSTERMEK
- ALAYCILIK ile/<>/> DIŞLAMAK
- ALAYİŞ ile ALAYİŞLİ
- ÂLÂYİŞ[Fars.] değil/yerine/= DEPDEBE, TANTANA, GÖRKEM, GÖSTERİŞ[bu anlamı, uydurma olmakla birlikte yaygındır]
- ALAYLI ile ALAYLI ile ALAYLI
( Erlikten yetişmiş, askerî okullarda okumadan başarı gösterip yükselen subay. | Gerekli okul eğitimini görmeden kendini yetiştirmiş olan kişi, [>< OKULLU/MEKTEPLİ] İLE Alay edici, küçümseyici, müstehzî. İLE Gösterişli, görkemli, debdebeli. )
- ALAYSILAMA/İRONİ ile ALAY
( Alay edenin, nasibi kesilir/kesiktir! )
( Sevgiliyle alay edilmez[edemezsin]. )
- ALAYSILAMA/İRONİ ile/değil/yerine/>< GÜLMECE/MİZAH
( Kişiye yönelik. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Durumla ilgili. )
- ALB-/ALBO- ile/||/<> LEUK-/LEUKO-/LEUC-/LEUCO-
( Beyaz, ak. İLE/||/<> Beyaz, renksiz, ak. )
- ALBASTER -ile
( [eskiden] Camlara renk vermek için ince kesit olarak kesilmiş renkli mineraller kullanılan yöntemin adı. )
- ALBATR[Fr. < ALBÂTRE] değil/yerine/= KAYMAK TAŞI
- ALBATR[Yun.] değil/yerine/= KAYMAK AŞI VE SU MERMERİ
- ALBATROS ile KARA AYAKLI ALBATROS
( ... İLE NTV - Yaşam Öyküsü 1. Bölüm (İlk Adımlar)[44:30 - 50:00 arası] )
- ALBATROS ile LAYSAN ALBATROSU
- TUĞGENERAL
ile
TUĞBAY
ile
ALBAY
( Tugay komutanı.
İLE
Tugay komutanlığı yapan albay.
İLE
Alay komutanı. )
- ALBAYRAK, ADNAN (OF, 1957) :
( İşadamı. Eğitimini tamamladıktan sonra kendi şirketlerinde müteahhitlik işkolundu çalışmaya başladı. Üyesi olduğu Sarıyer Spor Kulübünde iki dönem (2002 - 2004) yöneticim kurulu üyesi, bir dönem de (2004/2005) Kulüp Başkanı olarak görev yaptı. Kulübü TFF'nu nezdinde temsil etti federasyon toplantılarına delege olarak katıldı. )
- ALBEDO/METRE[Lat.] değil/yerine/= IŞIĞI YANSITAN BİR YÜZEYİN YANSITMA GÜCÜ / ARACI
- ALBEDO[İng.] / ALBEDO[Fr.] / ALBEDO[Alm.] ile/değil/yerine/= ALBEDO
- ALBENİ ile ALBENİLİ ile ALBENİSİZ/LİK
- ALBERT EINSTEIN ve/||/<> CHARLIE CHAPLIN
( Sanatınızda en çok takdir ettiğim şey, evrensellik. Tek bir söz bile kullanmıyorsunuz fakat tüm dünya sizi anlıyor. VE/||/<> Doğru. Sizin ününüz daha da yüce! Tüm dünya size hayranlık duyuyor fakat kimse, dediğiniz hiçbir şeyi anlamıyor. )
( What I admire most about your art is that it is universal. You don't say any word and the whole world understands you. AND/||/<> But your glory is greater. The world admires you while no one understands you. )
- ALBERT EINSTEIN ve/||/<> KARL SCHWARZSCHILD
- ALBERT MICHELSON ile/ve/||/<> EDWARD MORLEY
( Michelson–Morley deneyi, fizik tarihinin en önemli ve ünlü deneylerinden biridir. 1887'de, Case Western Reserve Universitesi'nde yapılan deney, genel olarak eter kuramına karşı en büyük kanıt olarak düşünülür. )
- ALBİKANS değil/yerine/= AK
- ALBİNİZM/ALBİNO[Fr. < Lat.] ile AKŞIN/LIK
( Saç, kirpik, kaş ve deride aşırı beyazlık hastalığı. (Soydan geçer.) )
- ALBİNİZM ile VİTİLİGO
( Melanin pigmentinin eksikliği nedeniyle deri, saç ve gözlerde renk kaybı. İLE Melanin üreten gözelerin kaybı nedeniyle deride beyaz lekeler oluşması. )
- ALBİNO[Fr. < ALBINOS] değil/yerine AKŞIN/ÇAPAR
( ... DEĞİL/YERİNE Kıllarında ve gözlerinde, kimi zaman da derisinde, doğuştan renklenme oluşmadığından dolayı her yeri ak/beyaz olan. )
- ALBİNOS[Fr. < ALBINOS] değil/yerine/= AKŞIN
- ALBUM :/yerine ALBÜM
- ALBÜM ile ALBÜMİN
( ALBUM vs. ALBUMEN )
( آلبوم ile آلبومين )
( ALBOM ile آلبومين )
- ALBÜM ile/değil/yerine/||/<>/> UZATMALI ÇALMA(EP[EXTENDED PLAY])
( ... İLE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> 4 - 6 arası şarkıdan oluşur. Farkı, albümden daha az şarkıdan oluşmasıdır. Süresi genel olarak 30 dakikayı geçmemektedir. )
- ALBÜMİN ile ALBÜMİNLİ ile ALBÜMİN İŞEME
- ZÂİF TAZYİK[Osm.] / LOW PRESSURE[İng.] / BASSE PRESSION[Fr.] ile/değil/yerine/= ALÇAK BASINÇ
- LOW FREQUENCY[İng.] / FRÉQUENCE BASSE[Fr.] ile/değil/yerine/= ALÇAK FREKANS
- LOW FREQUENCY CURRENT[İng.] / COURANT À BASSE FRÉQUENCE[Fr.] ile/değil/yerine/= ALÇAK FREKANSLI AKIM
- LOW VOLTAGE[İng.] / BASSE TENSION[Fr.] ile/değil/yerine/= ALÇAK GERİLİM
- [ne yazık ki]
ALÇAK/PESPAYE[Fars.] ile/ve/||/<> İLKESİZ
( Alçak, aşağılık. İLE/VE/||/<> Temel bilgisi ve düşüncesi olmayan. )
- ALÇAK ile/değil AŞAĞI
- ALÇAKGÖNÜLLÜ OLURSAK ... ve/||/<> ÇALIŞKAN OLURSAK ... ve/||/<> CÖMERT OLURSAK ... ve/||/<> NAZİK OLURSAK ... ve/||/<> MERAKLI OLURSAK ... ve/||/<> GÜVENİLİR OLURSAK ... ve/||/<> AFFEDİCİ OLURSAK ... ve/||/<> KENDİMİZ OLURSAK ... ve/||/<>
( Saygınlaşırız. VE/||/<> Nasipleniriz. VE/||/<> Rızıklanırız. VE/||/<> Anımsanırız. VE/||/<> Öğreniriz. VE/||/<> Değerleniriz. VE/||/<> Hafifleriz. VE/||/<> Mutlu oluruz. )
- Alçakgönüllülük için DİNLE!!!
- Alçakgönüllülük için SUS!!!
- ALÇAKGÖNÜLLÜLÜK(TEVÂZÛ GÖSTERMEK) ile/ve/<>/değil/yerine/hem de SUSMAK
- ALÇAKGÖNÜLLÜ/LÜK ve/||/<> BİLGE/LİK
( Kimseden daha iyi olmadığımızı anlayacak kadar. VE/||/<> Herkesten farklı olduğumuzu kavrayabilecek kadar. )
- ALÇAKGÖNÜLLÜLÜK ile CEHALET
( MODESTY vs. IGNORANCE )
- ALÇAKGÖNÜLLÜLÜK ile/ve HİKMET
( MODESTY vs./and WISDOM )
- ALÇAKGÖNÜLLÜLÜK = MODESTY[İng.] = MODESTIE[Fr.] = BESCHIEDENHEIT[Alm.] = MODESTIA[Lat.]
- ALÇAKGÖNÜLLÜLÜK ile/ve ŞANS
- ALÇAKGÖNÜLLÜ/LÜK ile/ve YÜCEGÖNÜLLÜ/LÜK
( MODESTY vs./and ... )
( MODESTIA cum/et GENEROSITAS )
- ALÇAKGÖNÜLLÜLÜK/TEVÂZÛ [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]
- ALÇAKGÖNÜLLÜLÜK/TEVÂZÛ ile/ve/değil/yerine YOK(LUK) BİLİNCİ/MAHVİYET
( Önceki alçakgönüllüklerin bellekte bulunduğu, anımsandığı alçakgönüllülük. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Önceki alçakgönüllüklerin bellekte bulundurulmadığı, unutulduğu alçakgönüllülük. )
( Takvâ. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Verâ. )
( Ebru sanatı )
- ALÇAKLAŞMAK ile ALÇAKLAŞTIRMAK ile ALÇAKLAŞABİLMEK ile ALÇAK/LIK ile ALÇAKÇA ile ALÇAK SES ile ALÇAK BASINÇ ile ALÇAK YAYLAK ile ALÇAK GERİLİM ile ALÇAK GÖNÜLLÜ/LÜK ile ALÇAK KABARTMA
- ALÇAKLIK ile ALÇAKÇA
( DASTARDLINESS vs. DASTARDLY )
( ناجوانمردي ile نامردانه )
( NAJAVANMARDY ile نامردانه )
- ALÇALMAK değil/yerine AÇ KALMAK
- ALÇALMAK ile ALÇALTMAK ile ALÇALTILMAK ile ALÇALABİLMEK ile ALÇALIVERMEK ile ALÇALTABİLMEK ile ALÇALTIVERMEK
- ALÇALMA/SI ile/değil AZALMA/SI
- ALÇALTI ile ALÇALTIŞ
- ALÇAK/ALÇAQ ile/||/<> AMUL
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Yumuşak huylu, uslu. İLE Herhangi bir şeyin hareketsiz[sâkin] olanı. | Yumuşak huylu. )
- ALÇI:
ADİ/STÜK ile ANHİDRİT ile DÖŞEME ile GÖZENEKLİ ile İNCE İNŞAAT ile KABA İNŞAAT ile KALIP ile KATKILI ile MERMER ile PARİS ile PİYASA ile SIVA ile ŞAPLI ile YÜKSEK DİRENÇLİ
( ANHİDRİT[Fr. < ANHYDRITE]: Genellikle kaya tuzu ve alçı taşıyla birlikte bulunan doğal, susuz kalsiyum sülfat. )
- ALÇI PENCERE/REVZEN[Fars.] ile KAFA PENCERESİ/REVZEN-İ MENKUŞ[Fars., Ar.]
( Camilerde, genellikle açıtların iç ve dış yüzlerine, birer revzen yerleştirilir. Bunlardan, nakışlı camlarla süslü olan içtekine, içlik; adi camlı olan dıştakine, dışlık adı verilir. İLE Nakışlı camlarla yapılmış alçı pencere, nakışlı revzen, vitray. )
- GYPSUM, CALCIUM SULFATE[İng.] / GYPSÉ, PLOTRE, SULFATE DE CALCIUM, PLÂTRE[Fr.] / GIPS, KALZIUMSULFAT[Alm.] ile/değil/yerine/= ALÇI TAŞI, KALSİYUM SÜLFAT
- ALÇI ile/ve/||/<> KARTONPİYER[Fr. < CARTON-PIERRE]
( ... İLE/VE/||/<> Çoğunlukla duvar ve tavan ara kesitleriyle tavan göbeklerinde süsleme amacıyla kullanılan sertleştirilmiş alçı. )
- ALÇI ile PARİS ALÇISI
( ... İLE Kırık-çıkıklarda kullanılan alçıdır. [Paris ve özellikle Montmartre'de bulunan killi toprağın alçıtaşında çok zengin olmasından] )
- ALÇILAMAK ile ALÇILANMAK ile ALÇILATMAK ile ALÇILAYABİLMEK ile ALÇI ile ALÇICI/LIK ile ALÇILI ile ALÇI TAŞI ile ALÇI KALIP ile ALÇI LEVHA ile ALÇILI SARGI
- ALÇITAŞI ile/değil KAYMAKTAŞI/SUMERMERİ/ALBATR[Fr.]
( Toprak içinde katman olarak bulunan ve pişirilip toz durumuna getirilerek alçı yapmaya yarayan, hidratlı kalsiyum sülfat. İLE/DEĞİL Parlatılmaya elverişli, yumuşak, beyaz, yarı saydam bir mermer türü. [Kar beyazı ve yarı şeffaftır.] [Heykel/büst ve vazo yapımında kullanılır.] )
( ... İLE/DEĞİL Yapay olarak boyanabilir. Pişirilerek mermere benzetilebilir. )
( JİPS avec ... )
- ALCOHOL :/yerine ALKOL
- ALDANAN ya da ALDATAN ile/ve/||/<> HEM ALDANAN, HEM ALDATAN
( Hayvan. İLE/VE/||/<> İnsan. )
- ALDANMA ile ALDANMAZ/LIK
- ALDANMA değil/yerine/>< AYDINLANMA
( Soytarılara kanarak. DEĞİL/YERİNE/>< Aydınları dinleyerek. )
- ALDANMA ile BİLEREK ALDANMA
( ... ile TAHADDU'[< HUD'A] )
- ALDANMA ve/<> KAYIP
- ALDANMA ile/ve SORUMLULUK
( Dünyayı bileceksin, aldanmamak için! Sonrayı/ahireti bileceksin, aldatmamak için! )
- ALDANMAK ile/ve/değil/yerine ADANMAK
- ALDANMAK ile ALDANABİLMEK ile ALDANIVERMEK ile ALDANÇ
- ALDANMAK ile ALDATMAK
( Aldattığını düşünen/zanneden, kimi aldatmıştır acaba? Sadece, Kendini! )
- ALDANMAK/KANMAK ile HÜSRAN
- Aldanmamak için DİNLE!!!
- ALDAR ile ALDATIR
( Aldatır. )
- ALDATANI:
ALDATMAK ile/değil/yerine "ATLATMAK"
- ALDATILABİLİR ile ALDATMAK ile ALDATICI ile ALDATICI
( DECEIVABLE vs. DECEIVE vs. DECEIVER vs. DECEIVING )
( فريب پذير ile گول زدن ile فريفتن ile مکر کردن ile نيرنگ زدن ile غافل کردن ile رنگ کردن ile گولزدن ile ريا کردن ile دغل کاري کردن ile تزوير کردن ile مغبون کردن ile تدليس کردن ile دغل بازي کردن ile مکر زدن ile تحميق کردن ile فريب دادن ile فريبده ile فريبکار ile غلط انداز ile غشاش ile سرتراشي )
( FARYBE PAZYR ile GOL ZADAN ile FARYFATAN ile MOKR KARDAN ile NEYRANG ZADAN ile GHAFEL KARDAN ile RANG KARDAN ile GOLZADAN ile RYA KARDAN ile DAGHEL KARY KARDAN ile TEZOYR KARDAN ile MOGHBOON KARDAN ile TADELYS KARDAN ile DAGHEL BAZY KARDAN ile MOKR ZADAN ile TAHAMYGH KARDAN ile FARYBE DADAN ile فريبده ile FARYBEKAR ile GHALT ANDAZ ile غشاش ile سرتراشي )
- ALDAT(IL)MAK ile/ve/değil/||/<>/< YANIL(T/IL)MAK
- ALDATMA ile ALDATICI
( DECEPTION vs. DECEPTIVE )
( تزوير ile نيرنگ ile اغفال ile فريب خوردگي ile فريب ile رياکاري ile فريبا ile فريب آميز ile گول زننده ile فريبنده )
( تزوير ile NEYRANG ile EGFAL ile FARYBE KHORDEGY ile FARYBE ile رياکاري ile FARYBA ile FARYBE AMYZ ile GOL ZANANDEH ile FARYBANDEH )
- ALDATMA ile ALDATICI ile ALDATICI KİŞİ ile ALDATICI BİR ŞEKİLDE ile DOLANDIRICILIK
( DECEIT vs. DECEITFUL vs. DECEITFUL PERSON vs. DECEITFULLY vs. DECEITFULNESS )
( فريبکاري ile مکر ile ريو ile خدعه ile شلتاق ile دغلي ile فريب ile غل ile دغل کردن ile فضاسازي ile حيله ile دغا ile گول ile پر حيله ile خدعه آميز ile فريبده ile رياکار ile پرنيرنگ ile جلب ile فريبنده ile عيار ile مکار ile مزور ile دغلباز ile دغل باز ile دغل ile فريب آميز ile مکر آميز ile مکارانه ile فريبکار ile مهرهباز ile مزورانه ile مهربازي ile عياري ile دوروئي )
( FARYBEKARY ile MOKR ile ريو ile KHODE ile SHALTAGH ile دغلي ile FARYBE ile GHEL ile DAGHEL KARDAN ile FAZASAZY ile HEYLAH ile دغا ile GOL ile پر حيله ile KHODE AMYZ ile فريبده ile رياکار ile پرنيرنگ ile JALAB ile FARYBANDEH ile EYAR ile MAKAR ile MOZOOR ile دغلباز ile DAGHEL BAZ ile DAGHEL ile FARYBE AMYZ ile MOKR AMYZ ile مکارانه ile FARYBEKAR ile مهرهباز ile MOZOORANEH ile MOTEORBAZY ile عياري ile دوروئي )
- ALDATMA ile ALDATMACA
- ALDATMA ile/değil/yerine PAYLAŞIM
- ALDATMA ile "TEZGÂH"
( Aldatmayın, incitmeyin! )
( Don't cheat, don't hurt! )
( TO CHEAT vs. "TO CONCOCT" )
- Aldatmak için DİNLE!!!
- ALDATMAK ile ALDATILDI ile DOLANDIRICI ile HİLE
( CHEAT vs. CHEATED vs. CHEATER vs. CHEATING )
( نيرنگ زدن ile کلاه برداري کردن ile خدعه کردن ile ارغه ile خدعه زدن ile دغل کردن ile دغل بازي کردن ile تقلب کردن ile جر زدن ile گولزدن ile مغبون کردن ile فريب ile مغبون ile بي کلاه ile متقلب ile فريبکار ile فريبده ile جر زن ile فريبکاري ile کلاه برداري ile گول زني ile جرزني ile تقلب )
( NEYRANG ZADAN ile KOLAH BARDARY KARDAN ile KHODE KARDAN ile ارغه ile KHODE ZADAN ile DAGHEL KARDAN ile DAGHEL BAZY KARDAN ile TAGHALAB KARDAN ile JAR ZADAN ile GOLZADAN ile MOGHBOON KARDAN ile FARYBE ile MOGHBOON ile BEY KOLAH ile MOTEGHALAB ile FARYBEKAR ile فريبده ile JAR ZAN ile FARYBEKARY ile KOLAH BARDARY ile GOL ZANY ile جرزني ile TAGHALAB )
- ALDATMAK ile ALDATILMAK ile ALDATABİLMEK ile ALDATIVERMEK
- ALDATMAK ile/değil ANLATAMAMAK
( [not] "TO CHEAT" vs./but NOT ABLE TO EXPLAIN )
- ALDATMAK ile KIRIŞTIRMAK
- ALDATMAK ile "NUMARA ÇEKMEK"
- Aldatmamak için DİNLE!!!
- ALDATMAQ[Azr.] = KANDIRMAK[Tr.]
- ALDEHYDE[İng.] / ALDEHYDE[Fr.] / ALDEHYD[Alm.] ile/değil/yerine/= ALDEHİT
- ALDEHİT ile FORMALDEHİT ile FORMOL
( Alkolleri, oksitlendirme ya da asitleri indirgeme yolu ile elde edilen uçucu bir sıvı. İLE Doymuş aldehitlerin ilk üyesi olan H-CHO formülündeki aldehit. İLE Formaldehidin %40'lık değişik sulu çözeltisine verilen ad. )
- ALDEHİT ile KETON
( Karbonil öbeğinin terminalde olduğu bileşikler. İLE Karbonil öbeğinin ortada olduğu bileşikler. )
- ALDEHİT ile/||/<> KETON
( Karbonil öbeğinin terminalde bulunduğu bileşikler. İLE/||/<> Karbonil öbeğinin zincir ortasında bulunduğu bileşikler. )
- ALDEHİT ile/||/<> KETON
( Aldehit uç karbonil İLE keton orta karbonildir )
( Formül: R-CHO İLE R-CO-R )
- ALDI BENİ ile/ve/||/<>/> YAKTI BENİ
( İki kaşın arası. İLE/VE/||/<>/> Gözlerinin karası. )
- ALDIM ile/ve/değil BULDUM
- ALDIRIŞ ile ALDIRIŞSIZ/LIK ile ALDIRIŞSIZCA
- ALDIRMA ile ALDIRMAZ/LIK
- ALDIRMAK ile ALDIRTMAK ile ALDIRILMAK ile ALDIRABİLMEK ile ALDIRTABİLMEK
- ALDIRMAMAK ile/ve/<> AFFETMEK
- ALDIRMAZ ile/ve/<> KALDIRMAZ
( Köleleştirince. İLE/VE/<> "Köle!" deyince. )
- ALDOL REAKSİYONU ile/||/<> CLAİSEN KONDENZASYONU
( Aldol aldehit/keton C-C bağı, Claisen ester kondenzasyonudur. )
( Formül: Enolat + karbonil )
- ALEGORİ[Fr. < ALLEGORIE | İng. < ALLEGORY] ile ANALOJİ[Fr./İng. < ANALOGIE | İng. < ANALOGY] ile METAFOR[Fr.]/MECAZ[Ar.]
( Soyut bir düşünceyi heykel ya da resimle anlatma. İLE Benzeşim.| Örnekseme. | Andırışma. İLE Bir ilgi ya da benzetme sonucu gerçek anlamından başka anlamda kullanılan söz. | Bir sözcüğü ya da kavramı kabul edilenin dışında başka anlamlara gelecek biçimde kullanma. )
- ALEGORİK ile ALEGORİK HALE GETİRMEK ile ALEGORİ
( ALLEGORICAL vs. ALLEGORIZE vs. ALLEGORY )
( مجازي ile تمثيلي ile مثل گفتن ile تمثيل نوشتن ile کنيه ile مجاز ile تمثيل )
( MOJAZY ile TAMSYLEY ile MOSL GOFTAN ile TAMSYLE NOSHTAN ile کنيه ile MOJAZ ile تمثيل )
- ALEH(İNE) değil ALEYH(İNE)
- ALEKO NİKOLADİS YALISI :
( Yeniköy'de vapur iskelesi yanındadır. 19. yy' da yapılmıştır. Yalı bir ara M. Levi tarafından otel olarak kullanıldı. Yalı Rum Parayia Kilisesi vakfına aittir. Halen Aleko'nun yeri ve diğer adıyla Deniz Park Restaurant olarak kullanılmaktadır. )
- ALEKSANDREN[Fr.] değil/yerine/= FRANSIZ ŞİİRİNDE BİR NAZIM BİÇİMİ
- ALEKSİ/ALEXIA[İng.] ile/ve/||/<> ALEKSİTİMİ/ALEXITHYMIA[İng.]
( Okuyamamazlık, okuma yitimi. İLE/VE/||/<> Duygu körlüğü. )
- ALEKSİ[Fr. < ALEXIE] değil/yerine/= OKUMA YİTİMİ
- ALEKSİ[Yun.] ile ALEKSİN[Yun.]/KOMPLİMAN[[Fr./İNG. < COMPLIMENT]/İLTİFAT[Ar.]
( Okuma yitimi. İLE Gönül okşayıcı, hoşa giden söz. | Koltuklama. )
- ALEKTOROPHOBIA[İng.] değil/yerine/= ALEKTOROFOBİ
( Tavuk, horoz korkusu olarak bilinen, Yunancada "horoz" anlamına gelen ἀλέκτωρ ("rooster") ve "korku" anlamına gelen φόβος ("phobos") kelimelerinden oluşan bir terim.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ALEL/ALLEL[İng.] değil/yerine/= GEN ÇİFTİ
- ALEL HESAP değil/yerine/= SAYIŞ ÜZERE
- ALEL ITLAK[Ar.] değil/yerine/= GENEL OLARAK / HİÇBİR KAYITLA KAYITLANMAMAK
- ALEL UMUM[Ar.] değil/yerine/= GENEL OLARAK, GENELLİKLE
- ALELUSUL değil/yerine/= GELİŞİGÜZEL/BAŞTAN SAVMA
- ALEL USÛL[Ar.] değil/yerine/= YÖNTEMİNCE, YÖNTEMLİ
( Yol yordam gereğince, kurala uygun bir biçimde. | Âdet yerini bulsun diye. )
- ALEL ile/||/<> ALEL DIŞLANMASI ile/||/<> ALELOPATİ
( Kromozom üzerinde belirli bir noktada bulunan, belirli bir genin bilinen farklı varyasyonlarından her birine verilen ad.[Bir genin değişik biçimleri olarak da tanımlanır. Aleller, genlerde aynı karakteristik özelliklerin ortaya çıkmasını sağlar. Kan öbeklerini belirleyen genlerin, A, B ve 0 olmak üzere üç farklı aleli vardır. Bunların farklı kombinasyonları ile farklı kan öbekleri oluşur.] İLE/||/<> Heterozigotluk durumunda bir genin bulunabileceği lokustaki iki alelden yalnızca birinin tanımlanması durumu.[İmmoglubulin ve T Gözesi Alıcılarını kodlayan genlerde bu durum görülür. T Gözelerinde sadece bir set TCR geni olarak tanımlanır.] İLE/||/<> Bir canlının salgıladığı kimyasallardan ötürü başka canlı üzerinde özellikle büyüme, yaşamda kalma ve üreme açılarından olumlu ya da olumsuz etkilere neden olması.[Genellikle bitkilerde, alglerde, bakterilerde, resiflerde ve mantarlarda görülür. Bu etkiye neden olan kimyasallara alelokimyasallar denir. Bunlar arasında karbonhidratlar, lipitler, alkaloidler, azot içerikli bileşikler, flavonoid fenolikler başta olmak üzere bazı öteki fenolikler ve terpenoidler bulunur. Çöllerde bulunan çalıların etrafının göreceli olarak çıplak olmasının nedeni, salgıladıkları alelokimyasallardır. Juglans nigra türü ceviz ağaçları, salgıladığı juglon adlı kimyasaldan ötürü çevresinde yaşayan bazı canlılara karşı alelopatiktir.] )
- ALEL değil/yerine/= TÜR GEN
- ALELÂDE[Ar.] ile FEVKALÂDE[Ar.] ile HARİKULÂDE[Ar.]
( Bayağı, sıradan; olağan, görülegelen. İLE Olağanüstü; güzel, duyulmadık, görülmedik. İLE Olağandışı, eşi görülmemiş; çok güzel, eşsiz. )
- ALELÂDE[Ar.] değil/yerine/= SIRADAN
- ALELUSUL değil/yerine/= YORDAMLICA
- ALEM İLE ŞUBE İLE SINIF İLE TAKIM İLE FAMİLYA ile/||/<> TAKSONOMİK HİYERARŞİ
( Canlı sınıflandırma seviyeleri. )
( Formül: Homo sapiens )
- ÂLEM(/KAPLAM) ile EVREN(/İÇLEM)
( Bilinebileceklerin, anlamlandırılabilenlerin tümü/tamamı. Kişinin bilmesine açık olan bütünlük. İLE Fizik yasalarına ait olanların tümü. )
( İlim, Âlem'i bilme işidir. )
( Anlamlandırılabilenlerin tümü. İLE Fizik yasalarına ait olanların tümü. )
( NOUS + KÂİNAT(VAROLANLARIN TÜMÜ) = ÂLEM )
- ÂLEM ile/ve/<> ÂDEM
( Her ne ki var âlemde,
Örneği var Âdem'de!
Her ne ki var Âdem'de,
Örneği var âlem'de! )
( Bir ağaçtır, bu âlem
Meyvesi olmuş, âdem
Maksûd olan, meyvedir
Sanma ki ağaç ola. )
( Mâdem ki ademliktir âhiri bu âlemin
Âlemde her kelâmın işitme sen âdemin
[Madem ki evrenin sonu yokluktur
Kişilerin sözlerini çok fazla duyma!] )
( Kâh çıkarım gökyüzüne, seyrederim âlemi
Kâh inerim yeryüzüne, seyreder âlem beni )
- ÂLEM ile/ve/değil/||/<>/< AİLEM
- ALEM ile ÂLEM
( Bayrak. | Minare, kubbe, sancak direği gibi yüksek şeylerin tepesinde bulunan, madenden yapılmış ay yıldız ya da lâle biçiminde süs. İLE Yeryüzü ve gökteki nesnelerin tümü, evren. | Dünya, acun, cihan. | Aynı konu ile ilgili kişiler ya da bu kişilerin uğraşlarının tümü. | Durum ve koşullar. | Herkes, başkaları. | Ortam, çevre. | Eğlence. | Kendine özgü, birçok nitelikleri bulunan şey ya da kişi. | Duygu, düşünce, düş gücü. )
- ALEM ile ALEMCİ/LİK
- ÂLEM ile/ve BAĞ
- ÂLEM ile/ve/<> BİLİNEN
( ÂLEM: Kendiyle başkasının bilindiği şey. )
(1996'dan beri)